(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 CİLT: 61 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  63'üncü Birleşim  18 Şubat 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 121  II. - GELEN KÂĞITLAR 122  III. - YOKLAMA 171  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 128  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 128:133  1.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu'nun, Van ilindeki enerji ya­ tırımlarına ilişkin gündem dışı konuşması 128:130  2.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, Türk Medeni Kanu- nu'nun kabulünün 84'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 130:131  3.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün, kömür, doğal gaz veya tüp gaz  ile kullanılan soba, şofben, benzeri eşya kaynaklı gaz zehirlenmesinden mey­ dana gelen ölüm olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması 132:133  V- AÇIKLAMALAR 133,223  1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya-Balıkesir hanında çalı­ şan posta treninin kaldırılması sonucunda Tavşanlı ilçesine bağlı Balıköy  beldesi ve civarındaki otuz beş köyün mağduriyetine ve Dumlupınar Üni­ versitesi Tıp Fakültesine YÖK tarafından akademik ve idari kadro verilme­ mesine ilişkin açıklaması 133
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 CİLT: 61 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  63'üncü Birleşim  18 Şubat 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 121  II. - GELEN KÂĞITLAR 122  III. - YOKLAMA 171  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 128  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 128:133  1.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu'nun, Van ilindeki enerji ya­ tırımlarına ilişkin gündem dışı konuşması 128:130  2.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, Türk Medeni Kanu- nu'nun kabulünün 84'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 130:131  3.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün, kömür, doğal gaz veya tüp gaz  ile kullanılan soba, şofben, benzeri eşya kaynaklı gaz zehirlenmesinden mey­ dana gelen ölüm olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması 132:133  V- AÇIKLAMALAR 133,223  1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya-Balıkesir hanında çalı­ şan posta treninin kaldırılması sonucunda Tavşanlı ilçesine bağlı Balıköy  beldesi ve civarındaki otuz beş köyün mağduriyetine ve Dumlupınar Üni­ versitesi Tıp Fakültesine YÖK tarafından akademik ve idari kadro verilme­ mesine ilişkin açıklaması 133  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  Sayfa  9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bir gölet ve sulama projesine iliş­ kin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/11884) 254:255  10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bir caminin bazı eksikliklerine  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı (7/11963) 256:259  11.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tarsus ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11990) 260:261  12.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Erdemli ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11991) 262:263  13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Anamur ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11992) 264:265  14.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Çamlıyayla ilçesindeki su­ lama yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/11994) 266:267  15.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Gülnar ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11995) 268:269  16.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Mersin'in bazı ilçelerindeki su­ lama yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/11996) 270:272  17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Silifke ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11997) 273:275  18.- İsparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, muhtar maaşlarına ilişkin  sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/12023) 276:277  19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un, Türkiye Di­ yanet Vakfının kurban kesimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in  cevabı(7/12125) 278:282  20.- izmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, Cumhurbaşkanlığı forsun- daki değişikliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/12239) 283:285  - 1 2 0 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  Sayfa  9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bir gölet ve sulama projesine iliş­ kin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/11884) 254:255  10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bir caminin bazı eksikliklerine  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı (7/11963) 256:259  11.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tarsus ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11990) 260:261  12.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Erdemli ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11991) 262:263  13.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Anamur ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11992) 264:265  14.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Çamlıyayla ilçesindeki su­ lama yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/11994) 266:267  15.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Gülnar ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11995) 268:269  16.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Mersin'in bazı ilçelerindeki su­ lama yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/11996) 270:272  17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Silifke ilçesindeki sulama  yatırımlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun ce­ vabı (7/11997) 273:275  18.- İsparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, muhtar maaşlarına ilişkin  sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/12023) 276:277  19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un, Türkiye Di­ yanet Vakfının kurban kesimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in  cevabı(7/12125) 278:282  20.- izmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, Cumhurbaşkanlığı forsun- daki değişikliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/12239) 283:285  - 1 2 0 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak altı oturum yaptı.  İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişci'nin, İzmir İktisat Kongresi'nin 87'nci yıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşmasına Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz cevap verdi.  Muğla Milletvekili Fevzi Topuz, Muğla Milas ilçesi Güllük beldesi Dalyan bölgesinde balıkçılık  sektöründe yaşanan sorunlara,  Bayburt Milletvekili Ülkü Gökalp Güney, Bayburt'un düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci  yıl dönümüne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu;  İzmir Milletvekilleri:  İbrahim Hasgür,  Kamil Erdal Sipahi,  Mehmet Ali Susam,  İzmir İktisat Kongresi'nin;  Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Bayburt'un düşman işgalinden kurtuluşunun;  Yıl dönümüne ilişkin birer açıklamada bulundular.  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin:  Yatılı ilköğretim bölge okullarındaki sorunların (10/575),  Okula gidemeyen ilköğretim çağındaki çocukların sorunlarının (10/576),  Tütün üreticiliğindeki sorunların (10/578);  Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 milletvekilinin, yapımı tamamlanamayan kültür  merkezleri sorununun (10/577);  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Kamu  Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri  Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 383) görüşmeleri tamamlanarak elektronik cihazla yapılan  açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.  - 1 2 1 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak altı oturum yaptı.  İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişci'nin, İzmir İktisat Kongresi'nin 87'nci yıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşmasına Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz cevap verdi.  Muğla Milletvekili Fevzi Topuz, Muğla Milas ilçesi Güllük beldesi Dalyan bölgesinde balıkçılık  sektöründe yaşanan sorunlara,  Bayburt Milletvekili Ülkü Gökalp Güney, Bayburt'un düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci  yıl dönümüne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu;  İzmir Milletvekilleri:  İbrahim Hasgür,  Kamil Erdal Sipahi,  Mehmet Ali Susam,  İzmir İktisat Kongresi'nin;  Tokat Milletvekili Reşat Doğru, Bayburt'un düşman işgalinden kurtuluşunun;  Yıl dönümüne ilişkin birer açıklamada bulundular.  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin:  Yatılı ilköğretim bölge okullarındaki sorunların (10/575),  Okula gidemeyen ilköğretim çağındaki çocukların sorunlarının (10/576),  Tütün üreticiliğindeki sorunların (10/578);  Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 milletvekilinin, yapımı tamamlanamayan kültür  merkezleri sorununun (10/577);  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Kamu  Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri  Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 383) görüşmeleri tamamlanarak elektronik cihazla yapılan  açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.  - 1 2 1 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  Samsun Milletvekili Suat Kılıç:  İzmir Milletvekili Şenol Bal'm,  Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in;  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın;  Grubuna sataşması;  İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, ileri sürmüş oldukları  görüşten farklı bir görüşü kendilerine atfetmesi;  Nedeniyle birer konuşma yaptılar.  Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal "Orduya sığınanlar, böyle, ordunun darbe artığı,  Parlamentoda hâlâ yer alanlardır." ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.  18 Şubat 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  19.23'te son verildi.  Nevzat PAKDİL  Başkan Vekili  Yusuf COŞKUN Yaşar TUZUN  Bingöl Bilecik  Kâtip Üye Kâtip Üye  Harun TÜFEKÇİ  Konya  Kâtip Üye  No.: 83  II.- GELEN KAĞITLAR  18 Şubat 2010 Perşembe  Raporlar  1.- Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve  Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'ın; Tebligat Kanunu ile Karayolları Trafik Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742, 2/546) (S. Sayısı:  474) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (GÜNDEME)  2.- Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporu (1/773) (S. Sayısı: 475) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (GÜNDEME)  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesindeki bir binanın Gazi Osman Paşa Üni­ versitesine devredilmesine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1841) (Başkanlığa geliş  tarihi: 05/02/2010)  - 1 2 2 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  Samsun Milletvekili Suat Kılıç:  İzmir Milletvekili Şenol Bal'm,  Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in;  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Samsun Milletvekili Suat Kılıç'ın;  Grubuna sataşması;  İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, ileri sürmüş oldukları  görüşten farklı bir görüşü kendilerine atfetmesi;  Nedeniyle birer konuşma yaptılar.  Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal "Orduya sığınanlar, böyle, ordunun darbe artığı,  Parlamentoda hâlâ yer alanlardır." ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.  18 Şubat 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  19.23'te son verildi.  Nevzat PAKDİL  Başkan Vekili  Yusuf COŞKUN Yaşar TUZUN  Bingöl Bilecik  Kâtip Üye Kâtip Üye  Harun TÜFEKÇİ  Konya  Kâtip Üye  No.: 83  II.- GELEN KAĞITLAR  18 Şubat 2010 Perşembe  Raporlar  1.- Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve  Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'ın; Tebligat Kanunu ile Karayolları Trafik Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742, 2/546) (S. Sayısı:  474) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (GÜNDEME)  2.- Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporu (1/773) (S. Sayısı: 475) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (GÜNDEME)  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesindeki bir binanın Gazi Osman Paşa Üni­ versitesine devredilmesine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1841) (Başkanlığa geliş  tarihi: 05/02/2010)  - 1 2 2 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesindeki bazı binaların Adalet Bakanlığına  devredilmesine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1842) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesinde köprülü kavşak ve sinyalizasyon ya­ pılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1843) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesine sabit araç muayene istasyonu açılmasına  ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1844) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  5.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir yol yapımındaki istimlak bedellerine ilişkin Ulaş­ tırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1845) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Türkiye'de kaçak olarak bulunan yabancılara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12523) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, küçük esnaf ve sanatkarın korunmasına iliş­ kin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12524) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, özelleştirme sonrası Türk Telekomun duru­ muna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12525) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  4.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Manisa TOKİ-3. Etap konutlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12526) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, TOKİ uygulamalarındaki sorunlara ilişkin Başbakan­ dan yazılı soru önergesi (7/12527) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, alışveriş merkezlerine yönelik düzenleme yapılmasına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12528) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  7.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, bir basın toplantısında TRT muhabirinin yönelttiği  bir soruyla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12529) (Başkanlığa geliş ta­ rihi: 05/02/2010)  8.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, dinleme ve takiple ilgili bazı iddialara ilişkin Başba­ kandan yazılı soru önergesi (7/12530) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  9.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edilen İzmir met­ rosu ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12531) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  10.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, Hacettepe Tıp Fakültesindeki bir tedavi  ünitesinin durumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12532) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  11.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, üniversite öğrencilerinin barınma durumuna ilişkin Baş­ bakandan yazılı soru önergesi (7/12533) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  12.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, Dışişleri Bakanlığı konutuna ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/12534) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  13.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, eşinin GATA ziyareti girişimine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12535) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  - 1 2 3 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesindeki bazı binaların Adalet Bakanlığına  devredilmesine ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1842) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesinde köprülü kavşak ve sinyalizasyon ya­ pılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1843) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa ilçesine sabit araç muayene istasyonu açılmasına  ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1844) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  5.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir yol yapımındaki istimlak bedellerine ilişkin Ulaş­ tırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1845) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Türkiye'de kaçak olarak bulunan yabancılara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12523) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, küçük esnaf ve sanatkarın korunmasına iliş­ kin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12524) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, özelleştirme sonrası Türk Telekomun duru­ muna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12525) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  4.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Manisa TOKİ-3. Etap konutlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12526) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  5.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, TOKİ uygulamalarındaki sorunlara ilişkin Başbakan­ dan yazılı soru önergesi (7/12527) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, alışveriş merkezlerine yönelik düzenleme yapılmasına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12528) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  7.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, bir basın toplantısında TRT muhabirinin yönelttiği  bir soruyla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12529) (Başkanlığa geliş ta­ rihi: 05/02/2010)  8.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, dinleme ve takiple ilgili bazı iddialara ilişkin Başba­ kandan yazılı soru önergesi (7/12530) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  9.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edilen İzmir met­ rosu ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12531) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  10.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, Hacettepe Tıp Fakültesindeki bir tedavi  ünitesinin durumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12532) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  11.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, üniversite öğrencilerinin barınma durumuna ilişkin Baş­ bakandan yazılı soru önergesi (7/12533) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  12.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, Dışişleri Bakanlığı konutuna ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/12534) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  13.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, eşinin GATA ziyareti girişimine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12535) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  - 1 2 3 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  14.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın, TMSF'nin satışlarına ve özelleştirmelere ilişkin Başba­ kandan yazılı soru önergesi (7/12536) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  15.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, Pendik ilçesinin bazı köylerindeki imar soru­ nuna ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/12537) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  16.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Antalya'daki belediyelerin İller Bankasına olan  borçlarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/12538) (Başkanlığa geliş  tarihi: 05/02/2010)  17.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, özürlü istihdamındaki teşvik uygulamasına ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12539) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  18.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, İŞKUR'un İstanbul'daki özürlü istihdamına ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12540) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  19.- Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin, SGK müfettişlerine yönelik uygulamalara ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12541) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  20.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Şehir Merkezi Yağmur Suyu Toplama Pro­ jesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12542) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  21.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Çamlık Milli Parkının geliştirilmesine iliş­ kin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12543) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  22.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Musabeyli Barajı Projesine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12544) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  23.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Yuvarlakçay'a kurulacak hidroelektrik santralinin çev­ reye etkilerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12545) (Başkanlığa geliş  tarihi: 05/02/2010)  24.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın, Ergene Havzasındaki çevre sorunlarına ilişkin Çevre  ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12546) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  25.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim'in, Giresun'daki HES projelerine ilişkin Çevre ve  Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12547) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  26.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, kaçak akaryakıt denetimine ilişkin Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12548) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  27.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim'in, bazı enerji politikalarına ilişkin Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12549) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  28.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz'ün, muhtarların ekonomik sorunlarına ilişkin İçişleri Ba­ kanından yazılı soru önergesi (7/12550) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  29.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Antalya'daki belediyelerin denetimlerine ilişkin İç­ işleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12551) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  - 1 2 4 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  14.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın, TMSF'nin satışlarına ve özelleştirmelere ilişkin Başba­ kandan yazılı soru önergesi (7/12536) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  15.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, Pendik ilçesinin bazı köylerindeki imar soru­ nuna ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/12537) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  16.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Antalya'daki belediyelerin İller Bankasına olan  borçlarına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/12538) (Başkanlığa geliş  tarihi: 05/02/2010)  17.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, özürlü istihdamındaki teşvik uygulamasına ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12539) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  18.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, İŞKUR'un İstanbul'daki özürlü istihdamına ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12540) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  19.- Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin, SGK müfettişlerine yönelik uygulamalara ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12541) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  20.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Şehir Merkezi Yağmur Suyu Toplama Pro­ jesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12542) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  21.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Çamlık Milli Parkının geliştirilmesine iliş­ kin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12543) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  22.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Musabeyli Barajı Projesine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12544) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  23.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Yuvarlakçay'a kurulacak hidroelektrik santralinin çev­ reye etkilerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12545) (Başkanlığa geliş  tarihi: 05/02/2010)  24.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın, Ergene Havzasındaki çevre sorunlarına ilişkin Çevre  ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12546) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  25.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim'in, Giresun'daki HES projelerine ilişkin Çevre ve  Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12547) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  26.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, kaçak akaryakıt denetimine ilişkin Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12548) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  27.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim'in, bazı enerji politikalarına ilişkin Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12549) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  28.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz'ün, muhtarların ekonomik sorunlarına ilişkin İçişleri Ba­ kanından yazılı soru önergesi (7/12550) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  29.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Antalya'daki belediyelerin denetimlerine ilişkin İç­ işleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12551) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  - 1 2 4 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  30.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Antalya'daki belediyelerin atık altyapısına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12552) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  31.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, terör zararlarının tazminine ilişkin İçişleri Bakanın­ dan yazılı soru önergesi (7/12553) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  32.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in, bir teröristin cesedinin teslimine ilişkin İçişleri Baka­ nından yazılı soru önergesi (7/12554) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  33.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, Adıyaman-Kahta'da öldürülen kız çocuğuna  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12555) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  34.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, ABD'li bir generalin Türkiye ziyaretine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12556) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  35.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, TEKEL işçilerinin eylemine ilişkin İçişleri Baka­ nından yazılı soru önergesi (7/12557) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  36.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, yerel eşitlik birimi kadrosuna ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12558) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  37.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, illerde toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonu ku­ rulmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12559) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  38.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, TEKEL işçilerinin eylemine ilişkin İçişleri Baka­ nından yazılı soru önergesi (7/12560) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  39.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, Batman-Beşiri Belediyesinde işten çıkarılan işçi­ lerin mağduriyetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12561) (Başkanlığa geliş ta­ rihi: 08/02/2010)  40.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Yuvarlakçay'a yapılacak hidroelektrik santralinin ta­ biat varlıklarına etkilerine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12562) (Baş­ kanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  41.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, bir tiyatroya yardım yapılıp yapılmadığına  ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12563) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  42.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Defterdarlık Hizmet binasının yıkım işine  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12564) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  43.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, TEKEL işçilerine yönelik çözüm önerilerine ve işçi­ lerin banka hesaplarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12565) (Başkanlığa geliş  tarihi: 08/02/2010)  44.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, sözleşmeli personelin özür grubu atamalarına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12566) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  45.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bir öğretmene verilen ceza ve ödüllere ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12567) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  46.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in, dershanelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12568) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  - 1 2 5 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  30.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Antalya'daki belediyelerin atık altyapısına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12552) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  31.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, terör zararlarının tazminine ilişkin İçişleri Bakanın­ dan yazılı soru önergesi (7/12553) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  32.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in, bir teröristin cesedinin teslimine ilişkin İçişleri Baka­ nından yazılı soru önergesi (7/12554) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  33.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, Adıyaman-Kahta'da öldürülen kız çocuğuna  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12555) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  34.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, ABD'li bir generalin Türkiye ziyaretine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12556) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  35.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, TEKEL işçilerinin eylemine ilişkin İçişleri Baka­ nından yazılı soru önergesi (7/12557) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  36.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, yerel eşitlik birimi kadrosuna ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12558) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  37.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, illerde toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonu ku­ rulmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12559) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  38.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, TEKEL işçilerinin eylemine ilişkin İçişleri Baka­ nından yazılı soru önergesi (7/12560) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  39.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, Batman-Beşiri Belediyesinde işten çıkarılan işçi­ lerin mağduriyetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12561) (Başkanlığa geliş ta­ rihi: 08/02/2010)  40.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Yuvarlakçay'a yapılacak hidroelektrik santralinin ta­ biat varlıklarına etkilerine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12562) (Baş­ kanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  41.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, bir tiyatroya yardım yapılıp yapılmadığına  ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12563) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  42.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Defterdarlık Hizmet binasının yıkım işine  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12564) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  43.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, TEKEL işçilerine yönelik çözüm önerilerine ve işçi­ lerin banka hesaplarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12565) (Başkanlığa geliş  tarihi: 08/02/2010)  44.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, sözleşmeli personelin özür grubu atamalarına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12566) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  45.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bir öğretmene verilen ceza ve ödüllere ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12567) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  46.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in, dershanelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12568) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  - 1 2 5 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  47.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Şevket Yılmaz Devlet Hastanesindeki yanık üni­ tesinin kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12569) (Başkanlığa geliş ta­ rihi: 05/02/2010)  48.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, İstanbul'da sağlık ocağı bulunmayan köylere  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12570) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  49.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, çocuk aşılarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru  önergesi (7/12571) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  50.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, mesai dışı poliklinik uygulamasına ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12572) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  51.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, domuz gribi aşısına ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12573) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  52.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat'ta tarımın desteklenmesine ilişkin Tarım ve  Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12574) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  53.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat'ta bazı tarımsal uygulama çalışmalarına iliş­ kin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12575) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  54.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Yuvarlakçay'a kurulacak hidroelektrik santralinin ta­ rıma etkilerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12576) (Başkanlığa  geliş tarihi: 05/02/2010)  55.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarına  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12577) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  56.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un, hayvancılıktaki hibe desteklerine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12578) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  57.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, hayvancılık sektöründeki teşviklere ilişkin Tarım  ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12579) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  58.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Eğribel Geçidine tünel yapımına ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12580) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  59.- Samsun Milletvekili Suat Binici'nin, Vezirköprü-Durağan karayolundaki trafik güvenliğine  ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12581) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  60.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, yüksek hızlı trenin sefer güvenliğine iliş­ kin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12582) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  61.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, bazı ulaşım projelerinin güzergahlarına ilişkin Ulaş­ tırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12583) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  62.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Türk Telekomun gayrimenkullerine ve STK'lara ve­ rilen arazilere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12584) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  63.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, Sri Lanka'da gözlem altında bulunan iki kaptana  ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12585) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  - 1 2 6 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  47.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Şevket Yılmaz Devlet Hastanesindeki yanık üni­ tesinin kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12569) (Başkanlığa geliş ta­ rihi: 05/02/2010)  48.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, İstanbul'da sağlık ocağı bulunmayan köylere  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12570) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  49.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, çocuk aşılarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru  önergesi (7/12571) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  50.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, mesai dışı poliklinik uygulamasına ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12572) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  51.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, domuz gribi aşısına ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12573) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  52.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat'ta tarımın desteklenmesine ilişkin Tarım ve  Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12574) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  53.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat'ta bazı tarımsal uygulama çalışmalarına iliş­ kin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12575) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  54.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Yuvarlakçay'a kurulacak hidroelektrik santralinin ta­ rıma etkilerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12576) (Başkanlığa  geliş tarihi: 05/02/2010)  55.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarına  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12577) (Başkanlığa geliş tarihi:  05/02/2010)  56.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un, hayvancılıktaki hibe desteklerine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12578) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  57.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, hayvancılık sektöründeki teşviklere ilişkin Tarım  ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12579) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  58.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Eğribel Geçidine tünel yapımına ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12580) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  59.- Samsun Milletvekili Suat Binici'nin, Vezirköprü-Durağan karayolundaki trafik güvenliğine  ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12581) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  60.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, yüksek hızlı trenin sefer güvenliğine iliş­ kin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12582) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  61.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, bazı ulaşım projelerinin güzergahlarına ilişkin Ulaş­ tırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12583) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  62.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Türk Telekomun gayrimenkullerine ve STK'lara ve­ rilen arazilere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12584) (Başkanlığa geliş tarihi:  08/02/2010)  63.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, Sri Lanka'da gözlem altında bulunan iki kaptana  ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12585) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  - 1 2 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  64.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, bazı denetim faaliyetlerine ilişkin Sanayi ve  Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12586) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  65.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kadına yönelik bazı şiddet vakalarına ilişkin Devlet  Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/12587) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  66.- Zonguldak Milletvekili Ali KoçaPın, TRT'nin izlenilirlik ölçüm sisteminden çekilmesine  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12588)  (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  67.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, Abdullah Öcalan'la ilgili basında çıkan bazı iddialara iliş­ kin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12589) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  68.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Afganistan'daki Türk birliklerinin görevlerine ilişkin  Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12590) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  69.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Atatürk Orman Çiftliği yönetimi ile ilgili iddialara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12591) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  Gensoru Önergesi  1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un; demok-ratik  açılım olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü mensupları  hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında Anayasanın 99  uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Baş­ kanlığa geliş tarihi: 17/02/2010) (Dağıtma tarihi: 18/02/2010)  No.; 83'e Ek  18 Şubat 2010 Perşembe  Meclis Araşt ırması Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 Milletvekilinin, TOKİ projelerinde yaşanan sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/579) (Başkanlığa  geliş tarihi: 18.1.2010)  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 21 Milletvekilinin, Tokat esnafının sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/580) (Başkanlığa  geliş tarihi: 20.1.2010)  3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 Milletvekilinin, Gaziantep'te göç alımından  doğan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98  inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/581) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.1.2010)  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ve 19 Milletvekilinin, asgari ücret uygulamasının  doğurduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın  98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/582) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2010)  - 1 2 7 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  64.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, bazı denetim faaliyetlerine ilişkin Sanayi ve  Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12586) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  65.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kadına yönelik bazı şiddet vakalarına ilişkin Devlet  Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/12587) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  66.- Zonguldak Milletvekili Ali KoçaPın, TRT'nin izlenilirlik ölçüm sisteminden çekilmesine  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12588)  (Başkanlığa geliş tarihi: 05/02/2010)  67.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, Abdullah Öcalan'la ilgili basında çıkan bazı iddialara iliş­ kin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12589) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  68.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Afganistan'daki Türk birliklerinin görevlerine ilişkin  Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12590) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  69.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Atatürk Orman Çiftliği yönetimi ile ilgili iddialara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12591) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/02/2010)  Gensoru Önergesi  1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un; demok-ratik  açılım olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü mensupları  hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında Anayasanın 99  uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Baş­ kanlığa geliş tarihi: 17/02/2010) (Dağıtma tarihi: 18/02/2010)  No.; 83'e Ek  18 Şubat 2010 Perşembe  Meclis Araşt ırması Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 Milletvekilinin, TOKİ projelerinde yaşanan sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/579) (Başkanlığa  geliş tarihi: 18.1.2010)  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 21 Milletvekilinin, Tokat esnafının sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/580) (Başkanlığa  geliş tarihi: 20.1.2010)  3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 Milletvekilinin, Gaziantep'te göç alımından  doğan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98  inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/581) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.1.2010)  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ve 19 Milletvekilinin, asgari ücret uygulamasının  doğurduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın  98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/582) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2010)  - 1 2 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 2 8 - 18 Şubat 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşimini açı­ yorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  İlk söz, Van ilindeki enerji yaUnmlan hakkında söz isteyen Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu'na  aittir.  Sayın Türkmenoğlu, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Süreniz beş dakika.  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu 'nun, Van ilindeki enerji yatırımlarına ilişkin gündem  dışı konuşması  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Van ilinde enerji  yatırımlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, yaşamımızın her alanında hissettiğimiz enerjiyle ilgili problemlerimiz bir­ çoğumuz tarafından bu kürsüde dile getirilmiştir. Haliyle Doğu Anadolu Bölgemizin bütün şehirleri  nadide, güzel şehirlerdir ama tabii ki cazibe merkezi olarak Van ilini biz en iyi noktaya getirmek için  çaba sarf ediyoruz.  Elektrik bir entegre sistemi hâlinde çalışır değerli milletvekilleri: Üretim, iletim, dağıtım. Eğer  üretiminiz yoksa iletiminizin bir anlamı yoktur; iletiminiz varsa üretiminiz yoksa onun da bir anlamı  yoktur; üretim, iletim var da dağıtımınızda sıkıntı varsa onun da bir anlamı yoktur.  Son yıllarda özellikle ilimizde üretim konusunda çok büyük atılımlar gerçekleştirdik. Aşağı yu­ karı altı taneye yakın HES santrali, bir de organize sanayi bölgesinde 80 megavat gücünde bir mobil  santral devreye girdi. Üretim her alanımızda, özellikle de hidroelektrik santrallerinde belirli bir aşama  kaydetmiştir.  İlimiz, iletimle ilgili de birçok yatırıma sahne olmuş ve iletimle ilgili de özellikle, Türkiye'nin  bütün illerine baktığınızda, genelde 380 kilovat enerji iletim hatlarını görürsünüz ama sadece Hak­ kâri ve Van ilinde bu iletim hatlarımız 154 kilovattır.  Bunun için, son beş yıl içerisinde bir çalışma sergilenmiş ve Van ilinin, Van-Batman, Van-Ağrı  illerinden gelen nakil hatlarımızın ÇED raporları, kamulaştırması bitmiştir, tesis ihalesi önümüzdeki  günlerde yapılacaktır. Bu da iletimle ilgili iyileştirmenin Türkiye'nin en ücra noktasına kadar gitti­ ğinin bir ifadesidir.
Sayfa 11 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 2 8 - 18 Şubat 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşimini açı­ yorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  İlk söz, Van ilindeki enerji yaUnmlan hakkında söz isteyen Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu'na  aittir.  Sayın Türkmenoğlu, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Süreniz beş dakika.  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu 'nun, Van ilindeki enerji yatırımlarına ilişkin gündem  dışı konuşması  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Van ilinde enerji  yatırımlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, yaşamımızın her alanında hissettiğimiz enerjiyle ilgili problemlerimiz bir­ çoğumuz tarafından bu kürsüde dile getirilmiştir. Haliyle Doğu Anadolu Bölgemizin bütün şehirleri  nadide, güzel şehirlerdir ama tabii ki cazibe merkezi olarak Van ilini biz en iyi noktaya getirmek için  çaba sarf ediyoruz.  Elektrik bir entegre sistemi hâlinde çalışır değerli milletvekilleri: Üretim, iletim, dağıtım. Eğer  üretiminiz yoksa iletiminizin bir anlamı yoktur; iletiminiz varsa üretiminiz yoksa onun da bir anlamı  yoktur; üretim, iletim var da dağıtımınızda sıkıntı varsa onun da bir anlamı yoktur.  Son yıllarda özellikle ilimizde üretim konusunda çok büyük atılımlar gerçekleştirdik. Aşağı yu­ karı altı taneye yakın HES santrali, bir de organize sanayi bölgesinde 80 megavat gücünde bir mobil  santral devreye girdi. Üretim her alanımızda, özellikle de hidroelektrik santrallerinde belirli bir aşama  kaydetmiştir.  İlimiz, iletimle ilgili de birçok yatırıma sahne olmuş ve iletimle ilgili de özellikle, Türkiye'nin  bütün illerine baktığınızda, genelde 380 kilovat enerji iletim hatlarını görürsünüz ama sadece Hak­ kâri ve Van ilinde bu iletim hatlarımız 154 kilovattır.  Bunun için, son beş yıl içerisinde bir çalışma sergilenmiş ve Van ilinin, Van-Batman, Van-Ağrı  illerinden gelen nakil hatlarımızın ÇED raporları, kamulaştırması bitmiştir, tesis ihalesi önümüzdeki  günlerde yapılacaktır. Bu da iletimle ilgili iyileştirmenin Türkiye'nin en ücra noktasına kadar gitti­ ğinin bir ifadesidir.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  Aşağı yukarı, iletimle ilgili, şehrimizde dört adet trafo merkezimiz vardır. 470 megavat gücünde  kurulu gücümüz var. Bunun dışında iletim hatlarımızın uzunluğu 454 kilometredir.  Bizim en büyük sıkıntımız, en büyük problemlerimizden birisi de şehrimizin yoğun göç alması.  Yani demin ifade ettim, Van cazibe merkezidir, son derece yoğun göç alan bir şehirdir. 16 tane Doğu  Anadolu Bölgesi ilinin içerisinde nüfus itibarıyla Van ili 1 'inci sıradadır. 1 milyon 22 bine ulaştık.  İnşallah, hedefimiz, 2015-2020 yılında büyükşehir yapacağız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Van Belediyesini konuşsana.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Şimdi, burada haliyle 220 bine yakın abonemiz var  değerli milletvekillerimiz. Biz bir taraftan enerjide kayıp/kaçağı önleme çalışması yaparken, diğer ta­ raftan eskimiş, geri kalmış dağıtım trafolarımızı yenileştirme çabası içerisindeyiz ancak bu konuda,  dağıtım konusunda, çok da başarılı olduğumuzu da ifade edemeyeceğim. Sonuçta, bizim çıkarmış ol­ duğumuz master plan projelerimizin çok kısıtlı imkânlarla desteklendiğini görmekteyiz. Bu konuda  Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi TEDAŞ'ımızı özellikle bölgemiz konusunda hassasiyete  davet ediyorum.  Değerli arkadaşlar, yüzde 70 olan kayıp/kaçağımızı biz yüzde 57'ye indirdik, bugün İstanbul'da  kayıp/kaçağı yüzde 11. Şimdi, bazı, bu kayıp/kaçakla ilgili çalışmalar tabii ki bizim ilgili kurumu­ muzun asli görevidir. Yani, bazı gerekçelerle enerjiyle ilgili, özellikle voltaj düşüklüğü ve kesintileri  kayıp/kaçağa yönlendirmek de doğru değildir. Ona bakacak olsak İstanbul'un kayıp/kaçağı da yüzde  11'ler civarındadır.  Biz bu konuda, aşağı yukarı, Van ilinde Özalp ilçemiz, Saray ilçemiz, Muradiye ilçemiz, Çal­ dıran ilçemiz, Başkale ilçe merkezlerimizi iyileştirme çalışmalarıyla bir noktaya getirdik. Aşağı yu­ karı yedi yüz otuz sekiz tane köyde çalışmalarımızı yaptık, yedi yüz otuz sekiz köyün trafoları  yenilendi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Türkmenoğlu, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Buna mukabil, verimli enerji kullanabilmemiz için  222 bin tane de enerji lambası dağıtıldı.  Ben şunu söylemek istiyorum: Tabii ki, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsünün yapmış olduğu  çalışmalar, BOTAŞ'ın yapmış olduğu doğal gaz çalışması enerji yatırımlarımızın farklı bir bölümünü  oluşturuyor. Bunlarla ilgili ciddi anlamda bir yol aldık. Biliyorsunuz, AK PARTİ İktidarı göreve gel­ dikten sonra dokuz ilde kullanılan doğal gaz altmış küsur ile çıktı. Bunlardan birisi de, en şanslı il­ lerimizden birisi de Van'dır.  Bir de şunu söylemek istiyorum değerli milletvekili arkadaşlarımız ve bizi kamuoyundan izle­ yen değerli hemşehrilerimiz: Van cazibe merkezidir. Van, enerjide de, sanayide de, turizmde de, hay­ vancılıkta da her zaman bir cazibe merkezi olduğunu kanıtlamıştır. Bunun için Van'a gelecek olan  tüm yatırımlar, getirecek olan kişi tarafından...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Türkmenoğlu, teşekkür ederim.  Efendim, arkadaşlar -lütfen teşekkür cümlenizi alayım- konuşmalarımızı ona göre ayarlayalım  daha önceden.  Buyurun efendim, teşekkür cümlenizi alayım.  - 1 2 9 -
Sayfa 12 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  Aşağı yukarı, iletimle ilgili, şehrimizde dört adet trafo merkezimiz vardır. 470 megavat gücünde  kurulu gücümüz var. Bunun dışında iletim hatlarımızın uzunluğu 454 kilometredir.  Bizim en büyük sıkıntımız, en büyük problemlerimizden birisi de şehrimizin yoğun göç alması.  Yani demin ifade ettim, Van cazibe merkezidir, son derece yoğun göç alan bir şehirdir. 16 tane Doğu  Anadolu Bölgesi ilinin içerisinde nüfus itibarıyla Van ili 1 'inci sıradadır. 1 milyon 22 bine ulaştık.  İnşallah, hedefimiz, 2015-2020 yılında büyükşehir yapacağız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Van Belediyesini konuşsana.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Şimdi, burada haliyle 220 bine yakın abonemiz var  değerli milletvekillerimiz. Biz bir taraftan enerjide kayıp/kaçağı önleme çalışması yaparken, diğer ta­ raftan eskimiş, geri kalmış dağıtım trafolarımızı yenileştirme çabası içerisindeyiz ancak bu konuda,  dağıtım konusunda, çok da başarılı olduğumuzu da ifade edemeyeceğim. Sonuçta, bizim çıkarmış ol­ duğumuz master plan projelerimizin çok kısıtlı imkânlarla desteklendiğini görmekteyiz. Bu konuda  Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi TEDAŞ'ımızı özellikle bölgemiz konusunda hassasiyete  davet ediyorum.  Değerli arkadaşlar, yüzde 70 olan kayıp/kaçağımızı biz yüzde 57'ye indirdik, bugün İstanbul'da  kayıp/kaçağı yüzde 11. Şimdi, bazı, bu kayıp/kaçakla ilgili çalışmalar tabii ki bizim ilgili kurumu­ muzun asli görevidir. Yani, bazı gerekçelerle enerjiyle ilgili, özellikle voltaj düşüklüğü ve kesintileri  kayıp/kaçağa yönlendirmek de doğru değildir. Ona bakacak olsak İstanbul'un kayıp/kaçağı da yüzde  11'ler civarındadır.  Biz bu konuda, aşağı yukarı, Van ilinde Özalp ilçemiz, Saray ilçemiz, Muradiye ilçemiz, Çal­ dıran ilçemiz, Başkale ilçe merkezlerimizi iyileştirme çalışmalarıyla bir noktaya getirdik. Aşağı yu­ karı yedi yüz otuz sekiz tane köyde çalışmalarımızı yaptık, yedi yüz otuz sekiz köyün trafoları  yenilendi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Türkmenoğlu, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Buna mukabil, verimli enerji kullanabilmemiz için  222 bin tane de enerji lambası dağıtıldı.  Ben şunu söylemek istiyorum: Tabii ki, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsünün yapmış olduğu  çalışmalar, BOTAŞ'ın yapmış olduğu doğal gaz çalışması enerji yatırımlarımızın farklı bir bölümünü  oluşturuyor. Bunlarla ilgili ciddi anlamda bir yol aldık. Biliyorsunuz, AK PARTİ İktidarı göreve gel­ dikten sonra dokuz ilde kullanılan doğal gaz altmış küsur ile çıktı. Bunlardan birisi de, en şanslı il­ lerimizden birisi de Van'dır.  Bir de şunu söylemek istiyorum değerli milletvekili arkadaşlarımız ve bizi kamuoyundan izle­ yen değerli hemşehrilerimiz: Van cazibe merkezidir. Van, enerjide de, sanayide de, turizmde de, hay­ vancılıkta da her zaman bir cazibe merkezi olduğunu kanıtlamıştır. Bunun için Van'a gelecek olan  tüm yatırımlar, getirecek olan kişi tarafından...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Türkmenoğlu, teşekkür ederim.  Efendim, arkadaşlar -lütfen teşekkür cümlenizi alayım- konuşmalarımızı ona göre ayarlayalım  daha önceden.  Buyurun efendim, teşekkür cümlenizi alayım.  - 1 2 9 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 3 0 - KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum efendim.  Evet, kamuoyu aracılığıyla, Meclis kanalı aracılığıyla bütün yatırımcıları Van'a davet ediyorum.  Yüce heyeti saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Türkmenoğlu.  Gündem dışı ikinci söz, Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün yıl dönümü münasebetiyle söz is­ teyen Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'a aittir.  Sayın Erbatur, buyurun efendim.  2.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur 'un, Türk Medeni Kanunu 'nun kabulünün 84 'üncüyü  dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  NEVİN GAYE ERBATUR (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 Şubat Türk Medeni  Kanunu'nun kabulünün 84'üncü yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygıyla selamlarım.  Türk Medeni Kanunu, Atatürk devrimlerinin, evrensel hukuk anlayışının Türkiye Cumhuriyeti'ne  getirilmesinin temel aracı olması ve yeniden var olmaya çalışan bir ulusun toplumsal hayatına  ilişkin önemli ve çağdaş düzenlemeler getirmesi sebebiyle tarihimizin aydınlık noktalarından birini  oluşturmaktadır.  Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün Türk devrimleri açısından önemini, dönemin Adalet Ba­ kanı Mahmut Esat Bozkurt'un kanun için yazdığı gerekçede görebiliriz. Gerekçede şöyle deniliyor:  "İnsan yaşamı her gün hatta her an esaslı değişikliklerle karşı karşıyadır. Bu değişiklikleri, bu yürü­ yüşü değişmez kurallar çevresinde saptayıp doldurmak mümkün değildir. Kanunları dine dayalı dev­ letler kısa zaman sonra ülke ve ulusun ihtiyaç ve taleplerini karşılayamazlar çünkü dinler değişmez  hükümler belirtirler. Yaşam yürür, ihtiyaçlar hızla değişir. Değişmemek dinler için bir zorunluluktur.  Bu bakımdan dinlerin sadece bir vicdan işi olarak kalması günümüz uygarlığının esaslarından biri­ sidir. Yüzyılımız uygarlığına mensup devletlerin ilk ayırıcı nitelikleri, din ile dünyayı ayrı görmele­ ridir. Bunun tersi, devletin kabul ettiği din esaslarını kabul etmeyen kişilerin vicdanlarını baskı altına  almak olur. Bunu yüzyılımızın devlet anlayışı kabul edemez. Din, devlet gözünde vicdanlarda kal­ dıkça saygındır. Dinin hüküm hâlinde kanunlara girmesi, tarihin akışında çoğu kez hükümdarların,  zorbaların, güçlülerin keyif ve isteklerini tatmin aracı olması sonucunu getirmiştir. Dini dünyadan  ayırmakla yüzyılımızın devleti insanlığı tarihin bu sıkıntısından kurtarmış ve dine gerçek ve sonsuz  bir taht olan vicdanı ayırmıştır. Özellikle çeşitli dinlere mensup uyruklara sahip devletlerde tek bir  kanunun bütün toplumda uygulanma yetkinliğini kazanabilmesi için bunun dinle ilişkisini kesmesi,  ulus egemenliği için de bir zorunluluktur."  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mahmut Esat Bozkurt'un söylediği gibi, "Her devrim  hukuk devrimini de içerir ve her devletin hukuk sistemi o devletin temeline uymak zorundadır." Ata­ türk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, ulusal egemenlik temeline dayandırılmıştır. Ege­ menliğini ulustan alan bir devlette dine dayanan hukuk sistemi uygulanmayacağından, hukuk devrimi  yapılmış ve din esaslarına dayalı hukuk sistemi terk edilerek, yerine laik hukuk düzeni kurmak üzere  Kara Avrupası hukuk sistemi benimsenmiştir. Bu sistemin temelinde de yurttaşlar arasında eşitlik  temel ilke olarak kabul edilmiştir. Yurttaşlar arasında dil, din, ırk ve cinsiyet ya da başka herhangi bir  temele dayanan ayırım yapılmaması esastır.
Sayfa 13 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 3 0 - KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum efendim.  Evet, kamuoyu aracılığıyla, Meclis kanalı aracılığıyla bütün yatırımcıları Van'a davet ediyorum.  Yüce heyeti saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Türkmenoğlu.  Gündem dışı ikinci söz, Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün yıl dönümü münasebetiyle söz is­ teyen Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'a aittir.  Sayın Erbatur, buyurun efendim.  2.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur 'un, Türk Medeni Kanunu 'nun kabulünün 84 'üncüyü  dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  NEVİN GAYE ERBATUR (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 Şubat Türk Medeni  Kanunu'nun kabulünün 84'üncü yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygıyla selamlarım.  Türk Medeni Kanunu, Atatürk devrimlerinin, evrensel hukuk anlayışının Türkiye Cumhuriyeti'ne  getirilmesinin temel aracı olması ve yeniden var olmaya çalışan bir ulusun toplumsal hayatına  ilişkin önemli ve çağdaş düzenlemeler getirmesi sebebiyle tarihimizin aydınlık noktalarından birini  oluşturmaktadır.  Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün Türk devrimleri açısından önemini, dönemin Adalet Ba­ kanı Mahmut Esat Bozkurt'un kanun için yazdığı gerekçede görebiliriz. Gerekçede şöyle deniliyor:  "İnsan yaşamı her gün hatta her an esaslı değişikliklerle karşı karşıyadır. Bu değişiklikleri, bu yürü­ yüşü değişmez kurallar çevresinde saptayıp doldurmak mümkün değildir. Kanunları dine dayalı dev­ letler kısa zaman sonra ülke ve ulusun ihtiyaç ve taleplerini karşılayamazlar çünkü dinler değişmez  hükümler belirtirler. Yaşam yürür, ihtiyaçlar hızla değişir. Değişmemek dinler için bir zorunluluktur.  Bu bakımdan dinlerin sadece bir vicdan işi olarak kalması günümüz uygarlığının esaslarından biri­ sidir. Yüzyılımız uygarlığına mensup devletlerin ilk ayırıcı nitelikleri, din ile dünyayı ayrı görmele­ ridir. Bunun tersi, devletin kabul ettiği din esaslarını kabul etmeyen kişilerin vicdanlarını baskı altına  almak olur. Bunu yüzyılımızın devlet anlayışı kabul edemez. Din, devlet gözünde vicdanlarda kal­ dıkça saygındır. Dinin hüküm hâlinde kanunlara girmesi, tarihin akışında çoğu kez hükümdarların,  zorbaların, güçlülerin keyif ve isteklerini tatmin aracı olması sonucunu getirmiştir. Dini dünyadan  ayırmakla yüzyılımızın devleti insanlığı tarihin bu sıkıntısından kurtarmış ve dine gerçek ve sonsuz  bir taht olan vicdanı ayırmıştır. Özellikle çeşitli dinlere mensup uyruklara sahip devletlerde tek bir  kanunun bütün toplumda uygulanma yetkinliğini kazanabilmesi için bunun dinle ilişkisini kesmesi,  ulus egemenliği için de bir zorunluluktur."  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mahmut Esat Bozkurt'un söylediği gibi, "Her devrim  hukuk devrimini de içerir ve her devletin hukuk sistemi o devletin temeline uymak zorundadır." Ata­ türk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, ulusal egemenlik temeline dayandırılmıştır. Ege­ menliğini ulustan alan bir devlette dine dayanan hukuk sistemi uygulanmayacağından, hukuk devrimi  yapılmış ve din esaslarına dayalı hukuk sistemi terk edilerek, yerine laik hukuk düzeni kurmak üzere  Kara Avrupası hukuk sistemi benimsenmiştir. Bu sistemin temelinde de yurttaşlar arasında eşitlik  temel ilke olarak kabul edilmiştir. Yurttaşlar arasında dil, din, ırk ve cinsiyet ya da başka herhangi bir  temele dayanan ayırım yapılmaması esastır.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 3 1 - 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu'nda, evlilik boyunca edinilen mallarla il­ gili mal ayrımı rejimi geçerlidir. 21 'inci Dönemde yapılan 4722 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu'nda  da bu hüküm kaldırılarak mal ortaklığı rejimi geçerli kılınmıştır. Ancak bu Yasa'nın bu rejim kısmı,  yürürlüğe giriş tarihi olan 1 Ocak 2002'den önceki evlilikler için geçerli değildir. Yasa, bu tarihten  sonraki evlilikler ve daha sonra edinilen mallar için geçerlidir. Bu da 17 milyon evli çifte yapılan bir  haksızlık ve bir ayrımcılıktır. Kaldı ki, Anayasa'mızın 10'uncu maddesi: "Kadın ve erkek eşittir.  Devlet bu eşitliği sağlamakla yükümlüdür." demektedir. Dolayısıyla 4722 sayılı Yasa'da var olan bu  eşitsizliği değiştirmek Parlamentomuzun bir görevidir.  Sayın Meclis Başkanımız, bu Yasa çıkarken Parlamentomuzda bir muhalefet milletvekiliydi ve  o dönemde bu Yasa'nın bu şekilde çıkmasına muhalefet şerhi koymuştu. Kendisi daha sonra, 22'nci  Dönemde spordan sorumlu Devlet Bakanı oldu. Kendisine burada yaptığım konuşmalarda konuyu ha­ tırlattım. Bununla ilgili çalışma yapılması gerektiğini dile getirdi ancak kendisinin yetkili olmadığını  söyledi. Arkasından Sayın Bakan Adalet Bakanı oldu. Bu kürsüden gene dile getirdim. Sayın Ada­ let Bakanından, bu haksızlığın giderilmesi için, muhalefet şerhinde söylediği hükümleri iktidarken,  Adalet Bakanı iken bunu değiştirmesini kendisinden talep ettim. Ancak Sayın Bakanımız o zaman,  yetkisi olmadığını söyledi. Şimdi Sayın Mehmet Ali Şahin Meclis Başkanımızdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Erbatur, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Şimdi tekrar ediyorum, Sayın Mehmet Ali Şahin'den bir Meclis Başkanı olarak, benim verdi­ ğim, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük 10'uncu maddesindeki "Eşler arasındaki mal re­ jimi" başlıklı dördüncü bölümünün hükümlerinin değiştirilmesiyle ilgili kanun teklifimin bir an önce  Meclis gündemine gelmesini ve Sayın Başkanın da desteğiyle bu durumun düzeltilmesini istiyorum.  Bunu istiyorum çünkü bu Mecliste gördüğüm bütün erkek milletvekillerimiz, kadınların, eşlerinin  kendilerinin başlarının tacı olduğunu, kendilerinin sultanı olduğunu, evlerindeki en önemli kişi ol­ duğunu dile getiriyorlar. Hatta evdeki bütün sorumlulukların eşlerinde olduğunu söylüyorlar ama her  nedense edinilen malları eşlerinin üzerine yapmıyorlar. Çünkü ülkemizdeki malların, gayrimenkul- lerin yüzde 92'si erkeklerin üzerine.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla) - Sayın Başkanım, izin verirseniz bitireyim, çok kısa.  BAŞKAN- Sayın Erbatur, teşekkür cümlenizi alayım efendim.  Buyurun.  NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Dolayısıyla bu Parlamentodaki erkek arkadaşlarımın bu yasaya destek vereceğini ve gerçekten  başlarının tacı olan eşlerinin hak ettiği durumu alacağını ümit ediyor ve yüce Meclisi saygıyla se­ lamlıyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündem dışı üçüncü söz, soba ve şofben zehirlenmelerinin sebep olduğu ölüm vakalarıyla ilgili  söz isteyen Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'e aittir.  Sayın Tüzün, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 14 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 3 1 - 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu'nda, evlilik boyunca edinilen mallarla il­ gili mal ayrımı rejimi geçerlidir. 21 'inci Dönemde yapılan 4722 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu'nda  da bu hüküm kaldırılarak mal ortaklığı rejimi geçerli kılınmıştır. Ancak bu Yasa'nın bu rejim kısmı,  yürürlüğe giriş tarihi olan 1 Ocak 2002'den önceki evlilikler için geçerli değildir. Yasa, bu tarihten  sonraki evlilikler ve daha sonra edinilen mallar için geçerlidir. Bu da 17 milyon evli çifte yapılan bir  haksızlık ve bir ayrımcılıktır. Kaldı ki, Anayasa'mızın 10'uncu maddesi: "Kadın ve erkek eşittir.  Devlet bu eşitliği sağlamakla yükümlüdür." demektedir. Dolayısıyla 4722 sayılı Yasa'da var olan bu  eşitsizliği değiştirmek Parlamentomuzun bir görevidir.  Sayın Meclis Başkanımız, bu Yasa çıkarken Parlamentomuzda bir muhalefet milletvekiliydi ve  o dönemde bu Yasa'nın bu şekilde çıkmasına muhalefet şerhi koymuştu. Kendisi daha sonra, 22'nci  Dönemde spordan sorumlu Devlet Bakanı oldu. Kendisine burada yaptığım konuşmalarda konuyu ha­ tırlattım. Bununla ilgili çalışma yapılması gerektiğini dile getirdi ancak kendisinin yetkili olmadığını  söyledi. Arkasından Sayın Bakan Adalet Bakanı oldu. Bu kürsüden gene dile getirdim. Sayın Ada­ let Bakanından, bu haksızlığın giderilmesi için, muhalefet şerhinde söylediği hükümleri iktidarken,  Adalet Bakanı iken bunu değiştirmesini kendisinden talep ettim. Ancak Sayın Bakanımız o zaman,  yetkisi olmadığını söyledi. Şimdi Sayın Mehmet Ali Şahin Meclis Başkanımızdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Erbatur, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Şimdi tekrar ediyorum, Sayın Mehmet Ali Şahin'den bir Meclis Başkanı olarak, benim verdi­ ğim, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük 10'uncu maddesindeki "Eşler arasındaki mal re­ jimi" başlıklı dördüncü bölümünün hükümlerinin değiştirilmesiyle ilgili kanun teklifimin bir an önce  Meclis gündemine gelmesini ve Sayın Başkanın da desteğiyle bu durumun düzeltilmesini istiyorum.  Bunu istiyorum çünkü bu Mecliste gördüğüm bütün erkek milletvekillerimiz, kadınların, eşlerinin  kendilerinin başlarının tacı olduğunu, kendilerinin sultanı olduğunu, evlerindeki en önemli kişi ol­ duğunu dile getiriyorlar. Hatta evdeki bütün sorumlulukların eşlerinde olduğunu söylüyorlar ama her  nedense edinilen malları eşlerinin üzerine yapmıyorlar. Çünkü ülkemizdeki malların, gayrimenkul- lerin yüzde 92'si erkeklerin üzerine.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla) - Sayın Başkanım, izin verirseniz bitireyim, çok kısa.  BAŞKAN- Sayın Erbatur, teşekkür cümlenizi alayım efendim.  Buyurun.  NEVİNGAYE ERBATUR (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Dolayısıyla bu Parlamentodaki erkek arkadaşlarımın bu yasaya destek vereceğini ve gerçekten  başlarının tacı olan eşlerinin hak ettiği durumu alacağını ümit ediyor ve yüce Meclisi saygıyla se­ lamlıyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündem dışı üçüncü söz, soba ve şofben zehirlenmelerinin sebep olduğu ölüm vakalarıyla ilgili  söz isteyen Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'e aittir.  Sayın Tüzün, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 3 2 - 3.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün 'ün, kömür, doğal gaz veya tüp gaz ile kullanılan soba, şof­ ben, benzeri eşya kaynaklı gaz zehirlenmesinden meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin gündem dışı  konuşması  YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kömür, doğal gaz  veya tüp gaz ile kullanılan soba, şofben, benzeri eşya kaynaklı gaz zehirlenmesinden meydana gelen  ölüm olayları üzerine, başta sizlerin, yetkililerin ve toplumun dikkatini çekmek amacıyla gündem  dışı söz almış bulunuyorum.  Değerli arkadaşlarım, içinde bulunduğumuz soğuk kış günlerinde sobadan sızan karbonmo- noksit gazından, doğal gaz kaçağından ve yılın her zamanı şofbenlerden kaynaklanan talihsiz ölüm  haberlerini sıkça okuyor, izliyor ve görüyoruz. Ortam ısıtmada kullanılan kömür sobası, doğal gaz  sobası, kombi, katalitik soba, kapalı yerde yakılan mangal ve su ısıtmada kullanılan şofbenlerin neden  olduğu kazalar şimdiye kadar çok sayıda vatandaşımızın canına kıymıştır. Aynı aileden bile birkaç  ferdinin, bazen tamamının soba zehirlenmesinden ölüp gitmesi çok çarpıcıdır. Ses soluk çıkmayınca  kapısı kırılan, pencereden girilen evlerde karşılaşılan görüntüler yürek yaralayıcıdır. Bu tür olayları  örneklendirmek hiç de zor olmamakta, gazete ve televizyon haberlerinde trafik kazaları gibi artık sı- radanlaşan ve olağanlaşan bir duyuru hâline gelmektedir. Bir gece sert bir lodos esmeye görsün, çok  sayıda zehirlenme vakası bildirilmektedir, yayınlanmaktadır.  Son uykusuna yattığının farkında olmadan yaktığı sobadan yayılan zehirli gazdan yatağında ölü- veren, yıkandığı banyosunda şofbenden sızan gazdan hayatını kaybeden insanlarımızın ölüm haberle­ rini üzülerek öğreniyoruz. Ateş düştüğü yeri yaksa da, sevdiklerini apansız kaybeden insanlarımızın  acısı bizlerin de vicdanını sızlatmaktadır. Bu tip ölüm olaylarının üçte 2'sinin kaynağı kömür sobası- dır. Maalesef doğal gazın pahalı olması nedeniyle, altyapısı olduğu hâlde doğal gaz kullanamayıp kömür  yakan ve kömür sobasından sızan karbonmonoksitten zehirlenerek ölen vatandaşlarımızın sayısı ol­ dukça fazladır. Isıtmada kullandıkları eşyalardan sızan zehirli gazdan hayatını kaybeden insanlarımızın  dramatik sonlarına "kader" deyip geçecek ve "kader" kavramını yine yanlış mı değerlendireceğiz?  Değerli milletvekilleri, "Doğal gaz adam öldürür mü?", "Tüp gaz can alır mı?", "Sobadan katil  olur mu?" Ne yazık ki gaz zehirlenmesi neticesi ölüm olaylarının nedeni, bilgisizlik ve ihmalle gelen  yanlış kurulum ve kullanımdır. Teknolojinin bu kadar ilerlediği, "bilgi ve iletişim" adını verdiği bir  çağda insanlarımızın bu şekilde ölüp gitmesi acı olduğu kadar düşündürücüdür. Üreticisinden satıcı­ sına, montaj ve tamirini yapan servise, kullanıcıdan ilgili kamu kuruluşlarına ve medya ve sivil top­ lum örgütlerine kadar herkes bunda sorumluluğunun olduğunu bilmeli ve gereğini yerine getirmelidir.  Sanayicilerimiz doğal gaz kaçağı veya zehirli gaz oluşmaya başladığında kombinin, şofbenin gaz  kaynağıyla bağlantısını otomatik olarak kesecek sensörleri, aygıtları takmadan üretiyorlarsa, bu ci­ hazların kurulumu ve bakımını yapan firma ve servislerin teknik yeterlilikleri tartışmalı ve verdik­ leri hizmetlerin standartlara uygunluğu su götürüyorsa, evleri yapan, maalesef, müteahhitler maliyeti  düşürmek için baca sistemini doğru dürüst kurmuyorlarsa, evleri kullananlar her yıl bacalarını, soba,  kombi ve şofbenlerinin bakımlarını zamanında yaptırmıyorlarsa acılar başımıza geliveriyor.  Değerli arkadaşlarım, bu konuda Bayındırlık Bakanlığına büyük görev düşmektedir. Bayındır­ lık Bakanlığının 19 Aralık 2007 tarihli ve 26.735 sayı ile Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe  giren genelgesinde, konutlarda olası zehirleyici gazların birikmesinin durumunu ve yangınları erken  tespit edip gerekli uyarıları ve kontrolleri yapacak düzeneklerin yapılması maalesef yer almamakta­ dır. Dolayısıyla, öncelikle Bayındırlık Bakanlığının bu yönetmeliği değiştirmesini, Elektrik Mü­ hendisleri Odasının, Makine Mühendisleri Odasının, Mimar ve Mühendisler odalarının bizzat  belirttiği gibi bu tür donanımların mutlaka ve mutlaka...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 15 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 3 2 - 3.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün 'ün, kömür, doğal gaz veya tüp gaz ile kullanılan soba, şof­ ben, benzeri eşya kaynaklı gaz zehirlenmesinden meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin gündem dışı  konuşması  YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kömür, doğal gaz  veya tüp gaz ile kullanılan soba, şofben, benzeri eşya kaynaklı gaz zehirlenmesinden meydana gelen  ölüm olayları üzerine, başta sizlerin, yetkililerin ve toplumun dikkatini çekmek amacıyla gündem  dışı söz almış bulunuyorum.  Değerli arkadaşlarım, içinde bulunduğumuz soğuk kış günlerinde sobadan sızan karbonmo- noksit gazından, doğal gaz kaçağından ve yılın her zamanı şofbenlerden kaynaklanan talihsiz ölüm  haberlerini sıkça okuyor, izliyor ve görüyoruz. Ortam ısıtmada kullanılan kömür sobası, doğal gaz  sobası, kombi, katalitik soba, kapalı yerde yakılan mangal ve su ısıtmada kullanılan şofbenlerin neden  olduğu kazalar şimdiye kadar çok sayıda vatandaşımızın canına kıymıştır. Aynı aileden bile birkaç  ferdinin, bazen tamamının soba zehirlenmesinden ölüp gitmesi çok çarpıcıdır. Ses soluk çıkmayınca  kapısı kırılan, pencereden girilen evlerde karşılaşılan görüntüler yürek yaralayıcıdır. Bu tür olayları  örneklendirmek hiç de zor olmamakta, gazete ve televizyon haberlerinde trafik kazaları gibi artık sı- radanlaşan ve olağanlaşan bir duyuru hâline gelmektedir. Bir gece sert bir lodos esmeye görsün, çok  sayıda zehirlenme vakası bildirilmektedir, yayınlanmaktadır.  Son uykusuna yattığının farkında olmadan yaktığı sobadan yayılan zehirli gazdan yatağında ölü- veren, yıkandığı banyosunda şofbenden sızan gazdan hayatını kaybeden insanlarımızın ölüm haberle­ rini üzülerek öğreniyoruz. Ateş düştüğü yeri yaksa da, sevdiklerini apansız kaybeden insanlarımızın  acısı bizlerin de vicdanını sızlatmaktadır. Bu tip ölüm olaylarının üçte 2'sinin kaynağı kömür sobası- dır. Maalesef doğal gazın pahalı olması nedeniyle, altyapısı olduğu hâlde doğal gaz kullanamayıp kömür  yakan ve kömür sobasından sızan karbonmonoksitten zehirlenerek ölen vatandaşlarımızın sayısı ol­ dukça fazladır. Isıtmada kullandıkları eşyalardan sızan zehirli gazdan hayatını kaybeden insanlarımızın  dramatik sonlarına "kader" deyip geçecek ve "kader" kavramını yine yanlış mı değerlendireceğiz?  Değerli milletvekilleri, "Doğal gaz adam öldürür mü?", "Tüp gaz can alır mı?", "Sobadan katil  olur mu?" Ne yazık ki gaz zehirlenmesi neticesi ölüm olaylarının nedeni, bilgisizlik ve ihmalle gelen  yanlış kurulum ve kullanımdır. Teknolojinin bu kadar ilerlediği, "bilgi ve iletişim" adını verdiği bir  çağda insanlarımızın bu şekilde ölüp gitmesi acı olduğu kadar düşündürücüdür. Üreticisinden satıcı­ sına, montaj ve tamirini yapan servise, kullanıcıdan ilgili kamu kuruluşlarına ve medya ve sivil top­ lum örgütlerine kadar herkes bunda sorumluluğunun olduğunu bilmeli ve gereğini yerine getirmelidir.  Sanayicilerimiz doğal gaz kaçağı veya zehirli gaz oluşmaya başladığında kombinin, şofbenin gaz  kaynağıyla bağlantısını otomatik olarak kesecek sensörleri, aygıtları takmadan üretiyorlarsa, bu ci­ hazların kurulumu ve bakımını yapan firma ve servislerin teknik yeterlilikleri tartışmalı ve verdik­ leri hizmetlerin standartlara uygunluğu su götürüyorsa, evleri yapan, maalesef, müteahhitler maliyeti  düşürmek için baca sistemini doğru dürüst kurmuyorlarsa, evleri kullananlar her yıl bacalarını, soba,  kombi ve şofbenlerinin bakımlarını zamanında yaptırmıyorlarsa acılar başımıza geliveriyor.  Değerli arkadaşlarım, bu konuda Bayındırlık Bakanlığına büyük görev düşmektedir. Bayındır­ lık Bakanlığının 19 Aralık 2007 tarihli ve 26.735 sayı ile Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe  giren genelgesinde, konutlarda olası zehirleyici gazların birikmesinin durumunu ve yangınları erken  tespit edip gerekli uyarıları ve kontrolleri yapacak düzeneklerin yapılması maalesef yer almamakta­ dır. Dolayısıyla, öncelikle Bayındırlık Bakanlığının bu yönetmeliği değiştirmesini, Elektrik Mü­ hendisleri Odasının, Makine Mühendisleri Odasının, Mimar ve Mühendisler odalarının bizzat  belirttiği gibi bu tür donanımların mutlaka ve mutlaka...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 3 3 - BAŞKAN - Buyurun Sayın Tüzün, konuşmanızı tamamlayınız.  YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Bu genelgenin değişikliğini ve az önce de söylediğim gibi, bu  odaların taleplerini bu genelgeye yerleştirmelerini talep ediyorum. Eğer olmadığı takdirde, daha dün  İstanbul'umuzun Çekmeköy ilçesinde 22 ve 28 yaşındaki vatandaşlarımızın zehirlendiğini görüyo­ ruz ve gazetelerden okuyoruz. Dolayısıyla, başta yerel yönetimlere, sanayicilerimize, ürettikleri ürün­ lerde mutlaka alarm cihazının kurulması ve montajını yapan firmaların da bu konuda yeterlilik  belgesini almasını ve yeterlilik belgesi olmayan firmalara, belediyenin gerekli iskân iznini vermemesi  gerektiğini söylüyorum.  Bu tür olayların yaşanmamasını temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tüzün.  Sayın Işık...  V.- AÇIKLAMALAR  /.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya-Balıkesir hattında çalışan posta treninin kaldı­ rılması sonucunda Tavşanlı ilçesine bağlı Balıköy beldesi ve civarındaki otuz beş köyün mağduriye­ tine ve Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesine YÖK tarafından akademik ve idari kadro  verilmemesine ilişkin açıklaması  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Bir buçuk ayı aşkın süredir, Kütahya'mız için önemli iki konuda gündem dışı söz talebinde bu­ lunmama rağmen bir türlü bu sözü alamadığımı başta belirterek, bu iki konuyu yüce Meclisin tak­ dirlerine sunuyorum.  Konunun birisi, diğer illerde de olduğu gibi, Kütahya-Balıkesir hattında çalışan posta treninin  kaldırılması sonucunda, özellikle ilimiz Tavşanlı ilçesine bağlı Balıköy beldesi ve civarındaki otuz  beş köy mağdur durumdadır. Bu mağduriyetin mutlaka giderilmesi konusunda, Devlet Demiryol­ ları Genel Müdürlüğü ve Ulaştırma Bakanının bir çözüm önerisinde bulunması gerektiğini ifade  ediyorum.  İkinci konu da, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinde ihtiyaç duyulan akademik ve idari  kadrolar, bir buçuk yıla yakın süredir kadro kanunu çıkmış olmasına rağmen, YÖK tarafından özel­ likle verilmemektedir. Şu anda açılmış olan fakültenin kapanma noktasına geldiğini yüce Meclisle  paylaşıyorum. Tüm Kütahyalı hemşehrilerimi, böyle bir konuda pazarlık hâline getirilen kadro ko­ nusunun alınması için hak mücadelesine davet ediyorum.  Çok teşekkür ediyorum size de.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:
Sayfa 16 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 3 3 - BAŞKAN - Buyurun Sayın Tüzün, konuşmanızı tamamlayınız.  YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Bu genelgenin değişikliğini ve az önce de söylediğim gibi, bu  odaların taleplerini bu genelgeye yerleştirmelerini talep ediyorum. Eğer olmadığı takdirde, daha dün  İstanbul'umuzun Çekmeköy ilçesinde 22 ve 28 yaşındaki vatandaşlarımızın zehirlendiğini görüyo­ ruz ve gazetelerden okuyoruz. Dolayısıyla, başta yerel yönetimlere, sanayicilerimize, ürettikleri ürün­ lerde mutlaka alarm cihazının kurulması ve montajını yapan firmaların da bu konuda yeterlilik  belgesini almasını ve yeterlilik belgesi olmayan firmalara, belediyenin gerekli iskân iznini vermemesi  gerektiğini söylüyorum.  Bu tür olayların yaşanmamasını temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tüzün.  Sayın Işık...  V.- AÇIKLAMALAR  /.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya-Balıkesir hattında çalışan posta treninin kaldı­ rılması sonucunda Tavşanlı ilçesine bağlı Balıköy beldesi ve civarındaki otuz beş köyün mağduriye­ tine ve Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesine YÖK tarafından akademik ve idari kadro  verilmemesine ilişkin açıklaması  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Bir buçuk ayı aşkın süredir, Kütahya'mız için önemli iki konuda gündem dışı söz talebinde bu­ lunmama rağmen bir türlü bu sözü alamadığımı başta belirterek, bu iki konuyu yüce Meclisin tak­ dirlerine sunuyorum.  Konunun birisi, diğer illerde de olduğu gibi, Kütahya-Balıkesir hattında çalışan posta treninin  kaldırılması sonucunda, özellikle ilimiz Tavşanlı ilçesine bağlı Balıköy beldesi ve civarındaki otuz  beş köy mağdur durumdadır. Bu mağduriyetin mutlaka giderilmesi konusunda, Devlet Demiryol­ ları Genel Müdürlüğü ve Ulaştırma Bakanının bir çözüm önerisinde bulunması gerektiğini ifade  ediyorum.  İkinci konu da, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinde ihtiyaç duyulan akademik ve idari  kadrolar, bir buçuk yıla yakın süredir kadro kanunu çıkmış olmasına rağmen, YÖK tarafından özel­ likle verilmemektedir. Şu anda açılmış olan fakültenin kapanma noktasına geldiğini yüce Meclisle  paylaşıyorum. Tüm Kütahyalı hemşehrilerimi, böyle bir konuda pazarlık hâline getirilen kadro ko­ nusunun alınması için hak mücadelesine davet ediyorum.  Çok teşekkür ediyorum size de.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  Adı Soyadı: Seçim Çevresi:  1. Halil Ünlütepe Afyonkarahisar  2. Kutbettin Arzu Diyarbakır  3. Süreyya Sadi Bilgiç İsparta  4. Gürcan Dağdaş Kars  5. Zeki Karabayır Kars  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Bir gensoru önergesi vardır.  Önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  B) GENSORU ÖNERGELERİ  L- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol 'un "Demokratik  Açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü mensup­ ları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Dış güç merkezlerinin de desteği ile siyasi iktidarca "Demokratik Açılım" olarak adlandırılan bir  proje ortaya konulmuştur. Ancak, proje ile nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların yapıl­ dığı, bu kapsamda kimlere ne sözler verildiği ve nelerin hayata geçirilmesinin planlandığı hakkında  ne TBMM'ye ne de kamuoyuna inandırıcı hiçbir açıklama yapılmamıştır. Sonucu belli olmayan,  amaçları netlik kazanmamış, hiçbir yasal dayanağı oluşturulmamış, ucu açık bir süreç AKP Hükü­ meti eliyle Türkiye'ye dayatılmak istenmiştir.  - 1 3 4 - VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- italya Temsilciler Meclisi Başkanı Gianfranco Fini 'nin davetine icabet edecek olan Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin 'in beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak  üzere siyasi parti gruplarınca ismi bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1097)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin'in, İtalya Temsilciler Meclisi  Başkanı Sayın Gianfranco Fini'nin davetine icabet etmek üzere, beraberindeki bir Parlamento heye­ tiyle 2-5 Mart 2010 tarihleri arasında İtalya'ya resmî ziyarette bulunması TBMM Genel Kurulunun  26 Ocak 2010 tarih ve 52. Birleşiminde kabul edilmiştir.  Anılan Kanun'un 2. maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bil­ dirilen isimler Genel Kurulun bilgisine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı
Sayfa 17 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  Adı Soyadı: Seçim Çevresi:  1. Halil Ünlütepe Afyonkarahisar  2. Kutbettin Arzu Diyarbakır  3. Süreyya Sadi Bilgiç İsparta  4. Gürcan Dağdaş Kars  5. Zeki Karabayır Kars  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Bir gensoru önergesi vardır.  Önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  B) GENSORU ÖNERGELERİ  L- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol 'un "Demokratik  Açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü mensup­ ları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Dış güç merkezlerinin de desteği ile siyasi iktidarca "Demokratik Açılım" olarak adlandırılan bir  proje ortaya konulmuştur. Ancak, proje ile nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların yapıl­ dığı, bu kapsamda kimlere ne sözler verildiği ve nelerin hayata geçirilmesinin planlandığı hakkında  ne TBMM'ye ne de kamuoyuna inandırıcı hiçbir açıklama yapılmamıştır. Sonucu belli olmayan,  amaçları netlik kazanmamış, hiçbir yasal dayanağı oluşturulmamış, ucu açık bir süreç AKP Hükü­ meti eliyle Türkiye'ye dayatılmak istenmiştir.  - 1 3 4 - VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- italya Temsilciler Meclisi Başkanı Gianfranco Fini 'nin davetine icabet edecek olan Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin 'in beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak  üzere siyasi parti gruplarınca ismi bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1097)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin'in, İtalya Temsilciler Meclisi  Başkanı Sayın Gianfranco Fini'nin davetine icabet etmek üzere, beraberindeki bir Parlamento heye­ tiyle 2-5 Mart 2010 tarihleri arasında İtalya'ya resmî ziyarette bulunması TBMM Genel Kurulunun  26 Ocak 2010 tarih ve 52. Birleşiminde kabul edilmiştir.  Anılan Kanun'un 2. maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bil­ dirilen isimler Genel Kurulun bilgisine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  TBMM B: 63 18 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Bu kapsamda ortaya konulan projenin ilk eş zamanlı fiili adımı, 17 Ekim 2009 tarihinde gizli gö­ rüşme sonrası atılmış, 19 Ekim 2009 tarihinde de uygulamaya konulmuştur.  Mahmur Kampından hareket eden 26 kişilik grup ile Kandil Dağından hareket eden 8 kişilik  terör örgütü üyesine, 19 Ekim 2009 tarihinde Habur Sınır kapısından Türkiye'ye giriş yaptırılmıştır.  Grubun Türkiye'ye ulaşmasından önce, Habur gümrük sahasında mobil mahkeme salonu hazırlanmış,  aralarında İçişleri Bakanlığı Müsteşarının da bulunduğu üst düzey kamu görevlilerinin hazır bulun­ duğu karşılama için, bir düzen kurulmuştur. Habur'da yaşanan süreci, siyasi iktidar ile terör örgütü  mensuplarının birlikte planladıkları, üzerinde anlaştıkları ve hayata geçirmek üzere eş zamanlı ola­ rak harekete geçtikleri tartışmasız olarak gözler önüne serilmiştir.  Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından özel yetkili savcılar; 34 kişinin dört saat gibi kısa bir  sürede ifadelerini alarak, bunlardan 29'unu serbest bırakmıştır. 5 kişi ise Türk Ceza Kanununun 314.  maddesi uyarınca terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk  edilmiş, aynı gün bu beş kişi de serbest bırakılmıştır.  Kandil'den gelen terör örgütü üyelerinden birisinin, "terör örgütü elebaşının çağrısı üzerine gel­ diklerini, barış için talepleri olduğunu, kendilerinin barışsever olduklarını" söylediği Anadolu Ajansı  bültenine yansımıştır. Türk Ceza Kanunun Etkin Pişmanlık başlıklı 221. maddesinin 2. fıkrasında,  "Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gö­ nüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolun- maz." hükmüne yer verilmiştir. Kandil'den gelenler mahkemenin hemen ardından yaptığı  açıklamalarda terör örgütünden ayrılmadıklarını ifade etmişlerdir. Habur'da serbest bırakılan terör  örgütü üyelerinin, TCK'nın 221. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinden nasıl yarar­ landırdıkları sorusunun yanıtı, yargı üzerinde yapılan ayarı gözler önüne sermektedir.  "Demokratik Açılım" olarak adlandırılan süreç, müzakere yürüten tarafların anlaşamamasından  değil, Habur'da ortaya çıkan görüntünün ardından, halkın tepkisi nedeniyle başarıya ulaşamamıştır.  "Onları Emniyet, yargı karşılayacaktı, ondan sonra gereken yapılacak, karar verilecek, sonra herkes gi­ deceği yere gidecekti," şeklinde formüle edilen mutabakat süreci halkın bu tepkisi ile boşa çıkmıştır.  Açılım projesinin kurgusu, Sayın Tayyip Erdoğan ve Sayın Beşir Atalay tarafından uygulamaya  sokulmuştur. Sayın Atalay her seferinde bu süreci şef-faf bir şekilde yürüttüklerini söyleme ihtiyacı  duymuş, ancak her seferinde de, eski bir milletvekilinin itirafında olduğu gibi, devleti taahhüt altına  sokan gizli görüşmeler içinde bulunduğu ortaya çıkmıştır. Habur'da 19 Ekim 2009 tarihin-de ortaya  çıkan kurgu, 17 Ekim 2009 tarihinde Atatürk Orman Çiftliği'nde Beşir Atalay tarafından müzakere  edilmiştir. Atatürk Orman Çiftliği toplantısı gizli tu-tulmuş, 23 Ekim 2009 tarihinde basın mensup­ larının sorusu üzerine Sayın Ba-kan tarafından açıklanmak zorunda kalınmıştır. Hukuk devletlerinde  Bakanlar, terör örgütünü muhatap alan, yasal olmayan taahhütler içeren gizli görüşmeler yapamaz­ lar. Hukuk devletlerinde herkes için ayrı yargı düzeni kurulamaz.  Sözde "Demokratik Açılım" diye adlandırılan proje kapsamında, terör örgütü mensuplarının  yargı sürecini etkileyen, bu konuda özel yargılama düze-ni sağlamak için devletin olanaklarını se­ ferber eden, terör örgütü mensupları-nın tutuklanmaması için hukuku çiğneyip, yargıyı yönlendiren  pazarlıktan ya-pan, bu amaçla gizli müzakereler yürüten İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay hakkında  Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri gere-ğince gensoru açılmasını say­ gılarımızla arz ve teklif ederiz.  Hakkı Suha Okay  Ankara  CHP Grup Başkan Vekili  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  CHP Grup Başkan Vekili CHP Grup Başkan Vekili  Kemal Anadol  İzmir  - 1 3 5 -
Sayfa 18 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Bu kapsamda ortaya konulan projenin ilk eş zamanlı fiili adımı, 17 Ekim 2009 tarihinde gizli gö­ rüşme sonrası atılmış, 19 Ekim 2009 tarihinde de uygulamaya konulmuştur.  Mahmur Kampından hareket eden 26 kişilik grup ile Kandil Dağından hareket eden 8 kişilik  terör örgütü üyesine, 19 Ekim 2009 tarihinde Habur Sınır kapısından Türkiye'ye giriş yaptırılmıştır.  Grubun Türkiye'ye ulaşmasından önce, Habur gümrük sahasında mobil mahkeme salonu hazırlanmış,  aralarında İçişleri Bakanlığı Müsteşarının da bulunduğu üst düzey kamu görevlilerinin hazır bulun­ duğu karşılama için, bir düzen kurulmuştur. Habur'da yaşanan süreci, siyasi iktidar ile terör örgütü  mensuplarının birlikte planladıkları, üzerinde anlaştıkları ve hayata geçirmek üzere eş zamanlı ola­ rak harekete geçtikleri tartışmasız olarak gözler önüne serilmiştir.  Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından özel yetkili savcılar; 34 kişinin dört saat gibi kısa bir  sürede ifadelerini alarak, bunlardan 29'unu serbest bırakmıştır. 5 kişi ise Türk Ceza Kanununun 314.  maddesi uyarınca terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk  edilmiş, aynı gün bu beş kişi de serbest bırakılmıştır.  Kandil'den gelen terör örgütü üyelerinden birisinin, "terör örgütü elebaşının çağrısı üzerine gel­ diklerini, barış için talepleri olduğunu, kendilerinin barışsever olduklarını" söylediği Anadolu Ajansı  bültenine yansımıştır. Türk Ceza Kanunun Etkin Pişmanlık başlıklı 221. maddesinin 2. fıkrasında,  "Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gö­ nüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolun- maz." hükmüne yer verilmiştir. Kandil'den gelenler mahkemenin hemen ardından yaptığı  açıklamalarda terör örgütünden ayrılmadıklarını ifade etmişlerdir. Habur'da serbest bırakılan terör  örgütü üyelerinin, TCK'nın 221. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinden nasıl yarar­ landırdıkları sorusunun yanıtı, yargı üzerinde yapılan ayarı gözler önüne sermektedir.  "Demokratik Açılım" olarak adlandırılan süreç, müzakere yürüten tarafların anlaşamamasından  değil, Habur'da ortaya çıkan görüntünün ardından, halkın tepkisi nedeniyle başarıya ulaşamamıştır.  "Onları Emniyet, yargı karşılayacaktı, ondan sonra gereken yapılacak, karar verilecek, sonra herkes gi­ deceği yere gidecekti," şeklinde formüle edilen mutabakat süreci halkın bu tepkisi ile boşa çıkmıştır.  Açılım projesinin kurgusu, Sayın Tayyip Erdoğan ve Sayın Beşir Atalay tarafından uygulamaya  sokulmuştur. Sayın Atalay her seferinde bu süreci şef-faf bir şekilde yürüttüklerini söyleme ihtiyacı  duymuş, ancak her seferinde de, eski bir milletvekilinin itirafında olduğu gibi, devleti taahhüt altına  sokan gizli görüşmeler içinde bulunduğu ortaya çıkmıştır. Habur'da 19 Ekim 2009 tarihin-de ortaya  çıkan kurgu, 17 Ekim 2009 tarihinde Atatürk Orman Çiftliği'nde Beşir Atalay tarafından müzakere  edilmiştir. Atatürk Orman Çiftliği toplantısı gizli tu-tulmuş, 23 Ekim 2009 tarihinde basın mensup­ larının sorusu üzerine Sayın Ba-kan tarafından açıklanmak zorunda kalınmıştır. Hukuk devletlerinde  Bakanlar, terör örgütünü muhatap alan, yasal olmayan taahhütler içeren gizli görüşmeler yapamaz­ lar. Hukuk devletlerinde herkes için ayrı yargı düzeni kurulamaz.  Sözde "Demokratik Açılım" diye adlandırılan proje kapsamında, terör örgütü mensuplarının  yargı sürecini etkileyen, bu konuda özel yargılama düze-ni sağlamak için devletin olanaklarını se­ ferber eden, terör örgütü mensupları-nın tutuklanmaması için hukuku çiğneyip, yargıyı yönlendiren  pazarlıktan ya-pan, bu amaçla gizli müzakereler yürüten İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay hakkında  Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri gere-ğince gensoru açılmasını say­ gılarımızla arz ve teklif ederiz.  Hakkı Suha Okay  Ankara  CHP Grup Başkan Vekili  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  CHP Grup Başkan Vekili CHP Grup Başkan Vekili  Kemal Anadol  İzmir  - 1 3 5 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Mehmet Şandır (Mersin)  3) S. Nevzat Korkmaz (İsparta)  4) Erkan Akçay (Manisa  5) Alim Işık (Kütahya)  6) Muharrem Varlı (Adana)  7) Yılmaz Tankut (Adana)  8) Hüseyin Yıldız (Antalya)  9) H. Hamit Homriş (Bursa)  10) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)  11) Hasan Çalış (Karaman)  12) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  13) Osman Ertuğrul (Aksaray)  14) Akif Akkuş (Mersin)  15)Recep Taner (Aydın)  16) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  17) Mümin İnan (Niğde)  18) Necati Özensoy (Bursa)  19) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)  20) Hasan Özdemir (Gaziantep)  Gerekçe:  Kuruluşundan itibaren ülkemizde yerleşim ve konut politikalarının belirlenmesi ve uygulan­ masında en önemli kurum olan TOKİ, 1984 yılında 2985 sayılı Kanunla, Genel Bütçe dışında, özel  fonu ile ve özerk yapısıyla Başbakanlığa bağlı, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı  ismi ile kurulmuş ve ana işlevleri;  . Hızlı artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanması ve  . Türkiye'de konut üretim sektörünün teşvik edilerek ekonominin canlandırılması olarak be­ lirlenmiştir.  - 1 3 6 - BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşme günü, Danışma Kurulunda  daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır. Önergeleri ayrı ayrı okutuyorum:  C) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  I.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, TOKİ projelerinde yaşanan sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına iliş­ kin önergesi (10/579)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  TOKİ' nin ülkemizde yapmış konut projeleri ile sosyal donatıların yapım ve teslimatı aşamasında  yaşanan sıkıntıların araştırılarak, alınması gereken tedbirler konusunda Anayasanın 98. İçtüzüğün
Sayfa 19 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Mehmet Şandır (Mersin)  3) S. Nevzat Korkmaz (İsparta)  4) Erkan Akçay (Manisa  5) Alim Işık (Kütahya)  6) Muharrem Varlı (Adana)  7) Yılmaz Tankut (Adana)  8) Hüseyin Yıldız (Antalya)  9) H. Hamit Homriş (Bursa)  10) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)  11) Hasan Çalış (Karaman)  12) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  13) Osman Ertuğrul (Aksaray)  14) Akif Akkuş (Mersin)  15)Recep Taner (Aydın)  16) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  17) Mümin İnan (Niğde)  18) Necati Özensoy (Bursa)  19) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)  20) Hasan Özdemir (Gaziantep)  Gerekçe:  Kuruluşundan itibaren ülkemizde yerleşim ve konut politikalarının belirlenmesi ve uygulan­ masında en önemli kurum olan TOKİ, 1984 yılında 2985 sayılı Kanunla, Genel Bütçe dışında, özel  fonu ile ve özerk yapısıyla Başbakanlığa bağlı, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı  ismi ile kurulmuş ve ana işlevleri;  . Hızlı artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanması ve  . Türkiye'de konut üretim sektörünün teşvik edilerek ekonominin canlandırılması olarak be­ lirlenmiştir.  - 1 3 6 - BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşme günü, Danışma Kurulunda  daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır. Önergeleri ayrı ayrı okutuyorum:  C) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  I.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, TOKİ projelerinde yaşanan sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına iliş­ kin önergesi (10/579)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  TOKİ' nin ülkemizde yapmış konut projeleri ile sosyal donatıların yapım ve teslimatı aşamasında  yaşanan sıkıntıların araştırılarak, alınması gereken tedbirler konusunda Anayasanın 98. İçtüzüğün  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Emlak Bankasının bankacılık dışındaki faaliyetlerinin de TOKİ'ye devredilmesiyle İdarenin yet­ kileri ve çalışma alanları daha da artmıştır.  Başlangıçta Konut üretimi ile ilgili olarak çalışmalarını başarılı olarak sürdüren TOKİ, ilerleyen  dönemlerde kuruluş amaçlarının dışına çıkarak konut dışında sosyal tesisler de inşa etmeye başlaması  ve tüm ülke sathına açılması nedeniyle denetim ve yönetim işlevlerinde zafiyetler baş göstermiştir.  Kuruluş, hazine arazileri üzerinde arsa üretimi gerçekleştirdiği için, çok cüzi miktarda arsa ma­ liyeti yapmakta bunun karşılılığında yüksek maliyetle satışlar yapmaktadır.  TOKİ tarafından yapılan konutlarla ilgili olarak, inşaatların kalitesi, zamanında bitirilemediği,  teslim edilen konutlarda hala büyük oranda eksiklikler bulunduğu tespit edilmektedir. Giriş aidatla­ rının ve taksit ödemelerinin yüksek olması zaten ekonomik olarak zor durumda olan halkımızın büt­ çesini çok zorlamaktadır.  Hak edişlerini alamadıkları gerekçesiyle müteahhitlik yapan firmaların bazılarının battığı veya  çok zor durumda oldukları kamuoyunda anlatılmaktadır.  Müteahhitlik firmalarının bazılarının batması ile beraber, iş yaptıkları firmalar da batmış, konut  sektörüne malzeme sağlayan birçok esnaf mağdur olmuştur.  Ortaya çıkan bu durumun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması, bu durumdaki  esnaf ve müteahhitler ile hak sahiplerinin ekonomik sıkıntılarının bertaraf edilmesi, aynı zamanda  TOKİ'nin daha özenli çalışması yönünde katkı sağlaması düşünülmektedir. Araştırma önergemiz bu  amaçla hazırlanmıştır.  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 21 milletvekilinin, Tokat esnafının sorunlarının araştırı­ larak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/580)  Tokat ilinde faaliyet gösteren esnafın sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirler ko­ nusunda Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması yapılması hu­ susunu arz ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  D  2)  3)  4)  5)  6)  7)  8)  Kamil Erdal Sipahi  Atila Kaya  9) Ali Uzumrmak  10) İsmet Büyükataman  11) Mustafa Enöz  12)Recep Taner  13) Osman Ertuğrul  Yılmaz Tankut  Hasan Çalış  Mehmet Şandır  Şenol Bal  Cemaleddin Uslu  Reşat Doğru  (Karaman)  (Mersin)  (İzmir)  (Adana)  (İzmir)  (İstanbul)  (Aydın)  (Bursa)  (Manisa)  (Aydın)  (Tokat)  (Edirne)  (Aksaray)  - 1 3 7 -
Sayfa 20 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Emlak Bankasının bankacılık dışındaki faaliyetlerinin de TOKİ'ye devredilmesiyle İdarenin yet­ kileri ve çalışma alanları daha da artmıştır.  Başlangıçta Konut üretimi ile ilgili olarak çalışmalarını başarılı olarak sürdüren TOKİ, ilerleyen  dönemlerde kuruluş amaçlarının dışına çıkarak konut dışında sosyal tesisler de inşa etmeye başlaması  ve tüm ülke sathına açılması nedeniyle denetim ve yönetim işlevlerinde zafiyetler baş göstermiştir.  Kuruluş, hazine arazileri üzerinde arsa üretimi gerçekleştirdiği için, çok cüzi miktarda arsa ma­ liyeti yapmakta bunun karşılılığında yüksek maliyetle satışlar yapmaktadır.  TOKİ tarafından yapılan konutlarla ilgili olarak, inşaatların kalitesi, zamanında bitirilemediği,  teslim edilen konutlarda hala büyük oranda eksiklikler bulunduğu tespit edilmektedir. Giriş aidatla­ rının ve taksit ödemelerinin yüksek olması zaten ekonomik olarak zor durumda olan halkımızın büt­ çesini çok zorlamaktadır.  Hak edişlerini alamadıkları gerekçesiyle müteahhitlik yapan firmaların bazılarının battığı veya  çok zor durumda oldukları kamuoyunda anlatılmaktadır.  Müteahhitlik firmalarının bazılarının batması ile beraber, iş yaptıkları firmalar da batmış, konut  sektörüne malzeme sağlayan birçok esnaf mağdur olmuştur.  Ortaya çıkan bu durumun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması, bu durumdaki  esnaf ve müteahhitler ile hak sahiplerinin ekonomik sıkıntılarının bertaraf edilmesi, aynı zamanda  TOKİ'nin daha özenli çalışması yönünde katkı sağlaması düşünülmektedir. Araştırma önergemiz bu  amaçla hazırlanmıştır.  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 21 milletvekilinin, Tokat esnafının sorunlarının araştırı­ larak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/580)  Tokat ilinde faaliyet gösteren esnafın sorunlarının araştırılarak, alınması gereken tedbirler ko­ nusunda Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması yapılması hu­ susunu arz ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  D  2)  3)  4)  5)  6)  7)  8)  Kamil Erdal Sipahi  Atila Kaya  9) Ali Uzumrmak  10) İsmet Büyükataman  11) Mustafa Enöz  12)Recep Taner  13) Osman Ertuğrul  Yılmaz Tankut  Hasan Çalış  Mehmet Şandır  Şenol Bal  Cemaleddin Uslu  Reşat Doğru  (Karaman)  (Mersin)  (İzmir)  (Adana)  (İzmir)  (İstanbul)  (Aydın)  (Bursa)  (Manisa)  (Aydın)  (Tokat)  (Edirne)  (Aksaray)  - 1 3 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  16)  17)  18)  19)  20)  21)  15)  14) Akif Akkuş  Ertuğrul Kumcuoğlu  Erkan Akçay  Sabahattin Çakmakoğlu  Beytullah Asil  Alim Işık  Mustafa Kemal Cengiz  (Mersin)  (Aydın)  (Manisa)  (Kayseri)  (Eskişehir)  (Kütahya)  (Çanakkale)  S. Nevzat Korkmaz (İsparta)  (İstanbul) 22) D. Ali Torlak  Gerekçe:  Tokat ili Orta Karadeniz bölgesinde bulunan ve büyük şehirlere ve denizlere, hava, deniz ve  demir yolları ile bağlantısının olmadığı bir ilimizdir.  Genelde tarım ve hayvancılığın yapıldığı Tokat ilinde, işsizliği büyük ölçüde engelleyen ve ül­ kemize ekonomik girdi sağlayan fabrikaları ya kapatılmış ya da özelleştirme adı altında satışa çıka­ rılarak büyük bir gelir kaybı yaşanmıştır. Aynı şekilde diğer ilçelerimizde faaliyet gösteren işletmeler  de ekonomik kriz nedeniyle ya kapanmak ya da işçi çıkarmak zorunda kalmışlardır.  Bu durum çalışanları ve aileleri sıkıntıya soktuğu gibi ekonomik hayatın temel taşlarından biri  olan esnafları da zarara sokmuştur. Kapanan iş yerleri çevresinde bulunan esnaflar iş yapamaz hâle  gelmiş, ekonomik krizin de etkisiyle siftah yapamadan kepenk kapatmışlardır.  Yine ülkemizde faaliyet gösteren süpermarket ve hipermarketler il merkezi ve ilçelerde şubeler  açmış bu da haksız rekabeti körüklemiştir. Açılan bu büyük marketler başta bakkallar olmak üzere  hemen hemen bütün iş kollarındaki esnaf ve sanatkârın işlerini aksatmış, rekabet gücünü kırmıştır.  Çünkü günlük promosyonlar ve geç saatlere kadar çalışma düzenine esnaflarımız ayak uydurama­ mıştır. Bu nedenle esnaf ve sanatkârımız üretim ve hizmet sektöründe yok olma tehlikesiyle karşı kar­ şıya kalmıştır.  AB ülkelerinde esnaf ve sanatkâr ile küçük girişimciyi koruyan birçok mevzuat vardır. Tür­ kiye Cumhuriyeti Anayasası 'nda "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu, destekleyici tedbirleri  alır." şeklinde bir hüküm bulunmasına rağmen şu ana kadar koruyucu ve kollayıcı bir tedbir alın­ mamıştır.  Uygulamalar böyle devam ettiği sürece her geçen gün daha çok esnafımız kepenk indirecek,  bu durum oligopol piyasalarda görülen, kontrolün birkaç büyük firmanın elinde bulunduğu bir or­ tama dönüşecektir. Bu durumda zaten ulaşım ve pazarlama yönünden sıkıntı çeken Tokat ilinde  daha çok esnaf iş yerini kapatmak zorunda kalacak, işsizlik ve ekonomik kriz daha çok hissedi­ lecektir.  Konunun bir kez de Meclis tarafından araştırılarak esnaf ve sanatkârımızın bu sorunlarının gi­ derilmesi konusunda gerekli çalışmaların yapılması yerinde olacaktır.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  - 1 3 8 -
Sayfa 21 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  16)  17)  18)  19)  20)  21)  15)  14) Akif Akkuş  Ertuğrul Kumcuoğlu  Erkan Akçay  Sabahattin Çakmakoğlu  Beytullah Asil  Alim Işık  Mustafa Kemal Cengiz  (Mersin)  (Aydın)  (Manisa)  (Kayseri)  (Eskişehir)  (Kütahya)  (Çanakkale)  S. Nevzat Korkmaz (İsparta)  (İstanbul) 22) D. Ali Torlak  Gerekçe:  Tokat ili Orta Karadeniz bölgesinde bulunan ve büyük şehirlere ve denizlere, hava, deniz ve  demir yolları ile bağlantısının olmadığı bir ilimizdir.  Genelde tarım ve hayvancılığın yapıldığı Tokat ilinde, işsizliği büyük ölçüde engelleyen ve ül­ kemize ekonomik girdi sağlayan fabrikaları ya kapatılmış ya da özelleştirme adı altında satışa çıka­ rılarak büyük bir gelir kaybı yaşanmıştır. Aynı şekilde diğer ilçelerimizde faaliyet gösteren işletmeler  de ekonomik kriz nedeniyle ya kapanmak ya da işçi çıkarmak zorunda kalmışlardır.  Bu durum çalışanları ve aileleri sıkıntıya soktuğu gibi ekonomik hayatın temel taşlarından biri  olan esnafları da zarara sokmuştur. Kapanan iş yerleri çevresinde bulunan esnaflar iş yapamaz hâle  gelmiş, ekonomik krizin de etkisiyle siftah yapamadan kepenk kapatmışlardır.  Yine ülkemizde faaliyet gösteren süpermarket ve hipermarketler il merkezi ve ilçelerde şubeler  açmış bu da haksız rekabeti körüklemiştir. Açılan bu büyük marketler başta bakkallar olmak üzere  hemen hemen bütün iş kollarındaki esnaf ve sanatkârın işlerini aksatmış, rekabet gücünü kırmıştır.  Çünkü günlük promosyonlar ve geç saatlere kadar çalışma düzenine esnaflarımız ayak uydurama­ mıştır. Bu nedenle esnaf ve sanatkârımız üretim ve hizmet sektöründe yok olma tehlikesiyle karşı kar­ şıya kalmıştır.  AB ülkelerinde esnaf ve sanatkâr ile küçük girişimciyi koruyan birçok mevzuat vardır. Tür­ kiye Cumhuriyeti Anayasası 'nda "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu, destekleyici tedbirleri  alır." şeklinde bir hüküm bulunmasına rağmen şu ana kadar koruyucu ve kollayıcı bir tedbir alın­ mamıştır.  Uygulamalar böyle devam ettiği sürece her geçen gün daha çok esnafımız kepenk indirecek,  bu durum oligopol piyasalarda görülen, kontrolün birkaç büyük firmanın elinde bulunduğu bir or­ tama dönüşecektir. Bu durumda zaten ulaşım ve pazarlama yönünden sıkıntı çeken Tokat ilinde  daha çok esnaf iş yerini kapatmak zorunda kalacak, işsizlik ve ekonomik kriz daha çok hissedi­ lecektir.  Konunun bir kez de Meclis tarafından araştırılarak esnaf ve sanatkârımızın bu sorunlarının gi­ derilmesi konusunda gerekli çalışmaların yapılması yerinde olacaktır.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  - 1 3 8 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Saygılarımızla.  1) Hasan Özdemir (Gaziantep)  2) Hasan Çalış (Karaman)  3) Oktay Vural (İzmir)  4) Murat Özkan (Giresun)  5) Rıdvan Yalçın (Ordu)  6) D. Ali Torlak (İstanbul)  7) Cemaleddin Uslu (Edirne)  8) H. Hamit Homriş (Bursa)  9) Kürşat Atılgan (Adana)  10) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  11)Recep Taner (Aydın)  12) Akif Akkuş (Mersin)  13) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)  14) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  15) Yılmaz Tankut (Adana)  16) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  17) Reşat Doğru (Tokat)  18) Mehmet Günal (Antalya)  19) Cumali Durmuş (Kocaeli)  20) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  21) Ali Uzunırmak (Aydın)  Gerekçe:  Gaziantep ili ekonomik gelişmişliğine paralel olarak ekonomik gelişmişlik değerlendirmele­ rinde üst sıralarda yer almaktadır. Gaziantep'in bu ekonomik gelişmişliğinin sosyal alana da olumlu  yansımaları olmuştur ve Gaziantep ili yaşam standartları açısından Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin  en öne çıkan kenti olmuştur. 2008 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi rakamlarına göre Gaziantep'in  il merkezi nüfusu 1.252.329'dur. Aynı verilerle Gaziantep'in toplam nüfusu ise 1.612.223'tür.  - 1 3 9 - 3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 milletvekilinin, Gaziantep'te göç alımından  doğan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/581)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gaziantep ili yıllık ortalama yüzde 7'ye yaklaşan göç oranı ile ciddi sosyal olayların yaşanması  tehlikesi ile karşı karşıyadır. Nitekim uyuşturucu madde kullanımı, asayiş olayları ve işsizlik ra­ kamlarındaki artış bu gerçekliğe işaret etmektedir. Bu bağlamda Gaziantep ilinde göçün uyuşturucu  madde kullanımı, asayiş olayları ve işsizlik rakamlarına etkilerinin araştırılarak alınacak önemleri tes­ pit etmek üzere Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması  açılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 22 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Saygılarımızla.  1) Hasan Özdemir (Gaziantep)  2) Hasan Çalış (Karaman)  3) Oktay Vural (İzmir)  4) Murat Özkan (Giresun)  5) Rıdvan Yalçın (Ordu)  6) D. Ali Torlak (İstanbul)  7) Cemaleddin Uslu (Edirne)  8) H. Hamit Homriş (Bursa)  9) Kürşat Atılgan (Adana)  10) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  11)Recep Taner (Aydın)  12) Akif Akkuş (Mersin)  13) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)  14) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  15) Yılmaz Tankut (Adana)  16) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  17) Reşat Doğru (Tokat)  18) Mehmet Günal (Antalya)  19) Cumali Durmuş (Kocaeli)  20) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  21) Ali Uzunırmak (Aydın)  Gerekçe:  Gaziantep ili ekonomik gelişmişliğine paralel olarak ekonomik gelişmişlik değerlendirmele­ rinde üst sıralarda yer almaktadır. Gaziantep'in bu ekonomik gelişmişliğinin sosyal alana da olumlu  yansımaları olmuştur ve Gaziantep ili yaşam standartları açısından Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin  en öne çıkan kenti olmuştur. 2008 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi rakamlarına göre Gaziantep'in  il merkezi nüfusu 1.252.329'dur. Aynı verilerle Gaziantep'in toplam nüfusu ise 1.612.223'tür.  - 1 3 9 - 3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 milletvekilinin, Gaziantep'te göç alımından  doğan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/581)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gaziantep ili yıllık ortalama yüzde 7'ye yaklaşan göç oranı ile ciddi sosyal olayların yaşanması  tehlikesi ile karşı karşıyadır. Nitekim uyuşturucu madde kullanımı, asayiş olayları ve işsizlik ra­ kamlarındaki artış bu gerçekliğe işaret etmektedir. Bu bağlamda Gaziantep ilinde göçün uyuşturucu  madde kullanımı, asayiş olayları ve işsizlik rakamlarına etkilerinin araştırılarak alınacak önemleri tes­ pit etmek üzere Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması  açılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Gaziantep ilinin ekonomik ve sosyal gelişmişliği kente göçle gelen nüfusun artışında da belir­ leyici olmuştur. Nitekim Gaziantep, 2000-2009 yıllarında Türkiye'nin en fazla göç alan ikinci kenti  olmuştur. Yıllık göç oranı yüzde 7'ye yaklaşan Gaziantep, 2000-2008 yılları arasında % 25'lik göç  oranı ile Türkiye'nin ikinci büyük göç alan kenti olmuştur. 2008-2009 yıllarında etkili olan ve etki­ lerini halen devam ettiren ekonomik kriz nedeniyle göçle gelen vatandaşlarımıza istihdam sağla­ makla ciddi sorunlar yaşamaktadır. Hükümetin ekonomik krizle mücadele programı çerçevesinde  belirlediği politikalar da Gaziantep'te göçün de etkisiyle artış gösteren işsizlik rakamlarında herhangi  bir iyileştirme ortaya koyamamıştır.  Göçün bu anlamda ilk sonucu işsizlik rakamlarında etkisini göstermektedir. Gaziantep, teş­ vik politikalarındaki yanlış stratejiler nedeniyle yeterli ve gerekli yatırımı alamamaktadır. Böy­ lece işsizlik rakamlarında ciddi artışlar olmaktadır. Ekonomik kriz ve göçün etkisiyle 2009'un ilk  3 ayında Gaziantep İŞKUR'a başvuru yapan kamu ve özel sektörden işsiz sayısı 8.251'e ulaş­ mıştır. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine ait verilerle karşılaştırıldığında % 50'lik bir artışı  ifade etmektedir. 2009 yılının Ocak-Şubat döneminde 19 işyerinin son toplu çıkardığı işçi sayısı  ise 2.690 kişidir. Yine 2009'un Mart ayı sonu itibariyle Gaziantep'te İŞKUR'a kayıtlı işsiz sayısı  26.126 kişiye ulaşmıştır.  Bugün ülkemizde göç'ün artık ekonomik saiklerle yapıldığı dikkate alındığında ekonomik  beklentileri karşılanamayan vatandaşlarımız, toplumun huzur ve güvenliğini de olumsuz etkile­ yebilmektedir. Sosyal alanda göçün etkileri iki alanda belirgindir: Asayiş olaylarında gözlenen ar­ tışlar ve uyuşturucu madde kullanım oranı ve uyuşturucu madde kullanımından kaynaklanan  ölümlerin artışı.  Gerek asayiş olayları gerekse de uyuşturucu madde kullanım değerlendirmeleri dikkate alındı­ ğında Gaziantep sosyal bir çöküşün eşiğindedir. Örneğin, asayiş olayları değerlendirmesinde Gazi­ antep'te 2007 yılında 15.242 olay yaşanırken 2008 yılında bu rakam 20.585 olmuş; 2009 yılının ilk  9 aylık döneminde ise 17.051 olarak gerçekleşmiştir. Görüldüğü gibi Gaziantep'te asayiş olayları de­ vamlı bir artış eğilimindedir. Üstelik bu rakamlara intihar ve intihara teşebbüs suçları dâhil değildir.  Gaziantep, göç alan İstanbul, Mersin, Adana gibi diğer illerde de görüldüğü gibi özellikle göç alan  mahallelerde bölücü terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen molotoflu saldırı ve terör ör­ gütü eylemleriyle toplumsal alanda huzursuzluklara sebep olmaktadır.  Uyuşturucu madde kullanımında da benzer eğilimler ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Türkiye Uyuş­ turucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) koordinesinde farklı kurumlardan alı­ nan verilerle hazırlanan ve 31 Aralık 2009'da yayımlanan Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla  Mücadele 2009 Türkiye Ulusal Raporunda, uyuşturucu madde kullanımından kaynaklanan ölüm  olaylarında Gaziantep Türkiye değerlendirmesinde ikinci sırada yer almaktadır. Yine aynı raporda  uyuşturucu kullanımı nedeniyle tedavi gören şahısların ikamet ettikleri illere göre yapılan tabloda Ga­ ziantep 2008 yılı rakamlarına göre 4'üncü sırada yer almaktadır.  Asayiş olayları, uyuşturucu madde kullanımı ve işsizlik rakamları ile Gaziantep, toplumsal bir  geçiş dönemi yaşamaktadır. Bu geçiş döneminde ise göçle gelen nüfusun yoğunluğu etkilidir. Buna  göre, göçle gelen nüfusun asayiş olayları, uyuşturucu madde kullanımı ve işsizlik rakamlarına etki­ lerinin araştırılarak bu sorunlara karşı çözümlerin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.  - 1 4 0 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Gaziantep ilinin ekonomik ve sosyal gelişmişliği kente göçle gelen nüfusun artışında da belir­ leyici olmuştur. Nitekim Gaziantep, 2000-2009 yıllarında Türkiye'nin en fazla göç alan ikinci kenti  olmuştur. Yıllık göç oranı yüzde 7'ye yaklaşan Gaziantep, 2000-2008 yılları arasında % 25'lik göç  oranı ile Türkiye'nin ikinci büyük göç alan kenti olmuştur. 2008-2009 yıllarında etkili olan ve etki­ lerini halen devam ettiren ekonomik kriz nedeniyle göçle gelen vatandaşlarımıza istihdam sağla­ makla ciddi sorunlar yaşamaktadır. Hükümetin ekonomik krizle mücadele programı çerçevesinde  belirlediği politikalar da Gaziantep'te göçün de etkisiyle artış gösteren işsizlik rakamlarında herhangi  bir iyileştirme ortaya koyamamıştır.  Göçün bu anlamda ilk sonucu işsizlik rakamlarında etkisini göstermektedir. Gaziantep, teş­ vik politikalarındaki yanlış stratejiler nedeniyle yeterli ve gerekli yatırımı alamamaktadır. Böy­ lece işsizlik rakamlarında ciddi artışlar olmaktadır. Ekonomik kriz ve göçün etkisiyle 2009'un ilk  3 ayında Gaziantep İŞKUR'a başvuru yapan kamu ve özel sektörden işsiz sayısı 8.251'e ulaş­ mıştır. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine ait verilerle karşılaştırıldığında % 50'lik bir artışı  ifade etmektedir. 2009 yılının Ocak-Şubat döneminde 19 işyerinin son toplu çıkardığı işçi sayısı  ise 2.690 kişidir. Yine 2009'un Mart ayı sonu itibariyle Gaziantep'te İŞKUR'a kayıtlı işsiz sayısı  26.126 kişiye ulaşmıştır.  Bugün ülkemizde göç'ün artık ekonomik saiklerle yapıldığı dikkate alındığında ekonomik  beklentileri karşılanamayan vatandaşlarımız, toplumun huzur ve güvenliğini de olumsuz etkile­ yebilmektedir. Sosyal alanda göçün etkileri iki alanda belirgindir: Asayiş olaylarında gözlenen ar­ tışlar ve uyuşturucu madde kullanım oranı ve uyuşturucu madde kullanımından kaynaklanan  ölümlerin artışı.  Gerek asayiş olayları gerekse de uyuşturucu madde kullanım değerlendirmeleri dikkate alındı­ ğında Gaziantep sosyal bir çöküşün eşiğindedir. Örneğin, asayiş olayları değerlendirmesinde Gazi­ antep'te 2007 yılında 15.242 olay yaşanırken 2008 yılında bu rakam 20.585 olmuş; 2009 yılının ilk  9 aylık döneminde ise 17.051 olarak gerçekleşmiştir. Görüldüğü gibi Gaziantep'te asayiş olayları de­ vamlı bir artış eğilimindedir. Üstelik bu rakamlara intihar ve intihara teşebbüs suçları dâhil değildir.  Gaziantep, göç alan İstanbul, Mersin, Adana gibi diğer illerde de görüldüğü gibi özellikle göç alan  mahallelerde bölücü terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen molotoflu saldırı ve terör ör­ gütü eylemleriyle toplumsal alanda huzursuzluklara sebep olmaktadır.  Uyuşturucu madde kullanımında da benzer eğilimler ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Türkiye Uyuş­ turucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) koordinesinde farklı kurumlardan alı­ nan verilerle hazırlanan ve 31 Aralık 2009'da yayımlanan Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla  Mücadele 2009 Türkiye Ulusal Raporunda, uyuşturucu madde kullanımından kaynaklanan ölüm  olaylarında Gaziantep Türkiye değerlendirmesinde ikinci sırada yer almaktadır. Yine aynı raporda  uyuşturucu kullanımı nedeniyle tedavi gören şahısların ikamet ettikleri illere göre yapılan tabloda Ga­ ziantep 2008 yılı rakamlarına göre 4'üncü sırada yer almaktadır.  Asayiş olayları, uyuşturucu madde kullanımı ve işsizlik rakamları ile Gaziantep, toplumsal bir  geçiş dönemi yaşamaktadır. Bu geçiş döneminde ise göçle gelen nüfusun yoğunluğu etkilidir. Buna  göre, göçle gelen nüfusun asayiş olayları, uyuşturucu madde kullanımı ve işsizlik rakamlarına etki­ lerinin araştırılarak bu sorunlara karşı çözümlerin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.  - 1 4 0 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ve 19 milletvekilinin, asgari ücret uygulamasının do­ ğurduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araş­ tırması açılmasına ilişkin önergesi (10/582)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Asgari ücretin yaratmış olduğu adaletsiz durumu ortadan kaldırmak ve toplumda bugüne kadar  yaratmış olduğu maddi ve manevi tahribatları telafi etmeye yönelik gereken tedbir ve önlemlerin  alınması ve somut çözümleri için, Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca  bir Meclis araştırması için gereğini arz ve talep ederiz.  1) Sevahir Bayındır (Şırnak)  (Muş)  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Mardin)  2) M. Nuri Yaman  3) Gültan Kışanak  4) Selahattin Demirtaş  5) Emine Ayna  6) Akın Birdal (Diyarbakır)  7) Ayla Akat Ata (Batman)  8) Bengi Yıldız (Batman)  9) Fatma Kurtulan (Van)  10) Hasip Kaplan (Şırnak)  11) Hamit Geylani (Hakkâri)  12) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  13) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  14) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  15) Osman Özçelik (Siirt)  16)ÖzdalÜçer (Van)  17) Pervin Buldan (İğdır)  18) Sebahat Tuncel (İstanbul)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Ülkemiz, yapısal ekonomik sorunlarından kaynaklı bir çok sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlarla yüz  yüze kalmıştır. Bu sorunlarının nedenleri ve doğru çözüm modelleri doğru oluşturulamadığı için yoksul­ luk ülkemizin en önemli ve çözümü aciliyet bekleyen sorunu olarak gündemdeki yerini almaktadır.  Ülkemizdeki genel yoksulluk ve işsizlik sorunlarına çözüm amaçlı geliştirilen önlemlerden biri as­ gari ücret uygulamasıdır. Ülkemizde yaklaşık 5 buçuk milyon insan asgari ücretle bir çok iş kolunda is­ tihdam edilmektedir. Bu çalışanlar aileleriyle beraber yaklaşık 22 milyonluk bir nüfusu oluşturmaktadırlar.  Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını  sağlaması gereken bir ücrettir. Bu yönüyle asgari ücret, bir üretim faktörü olarak emeğin bedeli ol­ manın ötesinde, insanın yaşaması, varlığını sürdürmesi için gerekli gelir kaynağıdır.  - 1 4 1 -
Sayfa 24 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ve 19 milletvekilinin, asgari ücret uygulamasının do­ ğurduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araş­ tırması açılmasına ilişkin önergesi (10/582)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Asgari ücretin yaratmış olduğu adaletsiz durumu ortadan kaldırmak ve toplumda bugüne kadar  yaratmış olduğu maddi ve manevi tahribatları telafi etmeye yönelik gereken tedbir ve önlemlerin  alınması ve somut çözümleri için, Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca  bir Meclis araştırması için gereğini arz ve talep ederiz.  1) Sevahir Bayındır (Şırnak)  (Muş)  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Mardin)  2) M. Nuri Yaman  3) Gültan Kışanak  4) Selahattin Demirtaş  5) Emine Ayna  6) Akın Birdal (Diyarbakır)  7) Ayla Akat Ata (Batman)  8) Bengi Yıldız (Batman)  9) Fatma Kurtulan (Van)  10) Hasip Kaplan (Şırnak)  11) Hamit Geylani (Hakkâri)  12) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  13) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  14) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  15) Osman Özçelik (Siirt)  16)ÖzdalÜçer (Van)  17) Pervin Buldan (İğdır)  18) Sebahat Tuncel (İstanbul)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Ülkemiz, yapısal ekonomik sorunlarından kaynaklı bir çok sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlarla yüz  yüze kalmıştır. Bu sorunlarının nedenleri ve doğru çözüm modelleri doğru oluşturulamadığı için yoksul­ luk ülkemizin en önemli ve çözümü aciliyet bekleyen sorunu olarak gündemdeki yerini almaktadır.  Ülkemizdeki genel yoksulluk ve işsizlik sorunlarına çözüm amaçlı geliştirilen önlemlerden biri as­ gari ücret uygulamasıdır. Ülkemizde yaklaşık 5 buçuk milyon insan asgari ücretle bir çok iş kolunda is­ tihdam edilmektedir. Bu çalışanlar aileleriyle beraber yaklaşık 22 milyonluk bir nüfusu oluşturmaktadırlar.  Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını  sağlaması gereken bir ücrettir. Bu yönüyle asgari ücret, bir üretim faktörü olarak emeğin bedeli ol­ manın ötesinde, insanın yaşaması, varlığını sürdürmesi için gerekli gelir kaynağıdır.  - 1 4 1 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 4 2 - Asgari ücret çok yaygın bir çalışan kesiminin gelir düzeyini oluşturmaktadır. Bu nedenle, gelir  dağılımındaki etkisi önem kazanmaktadır.  TÜİK'in resmi verilerine göre, Türkiye'de yoksulluk sınırı 767 Türk lirası olarak belirlenmiştir.  Ancak işçi sendikalarının yapmış oldukları araştırmalar, bu yoksulluk sınırının çok daha yüksek ol­ duğunu da göstermektedir. Hatta asgari ücreti düzeyinin açlık sınırını dahi aşamadığı ifade edilmek­ tedir. Asgari ücretin düzeyi ve yoksulluk alt sınırı kıyaslandığında milyonlarca insanımız yoksulluk  sınırının altında bir maaşla çalıştırılmaktadırlar. Bu çalışanlar aileleriyle beraber 20 milyonu aşan bir  yoksul kitleyi oluşturmaktadır.  Türkiye'de şu an yürürlükte olan Anayasa'nın 55. maddesinde yer alan "çalışanların yaptıkları  işe uygun adaletli bir ücret elde etme ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli ted­ birleri alma" durumunu mevcut asgari ücret karşılamamaktadır. Ayrıca Türkiye'nin taraf olduğu ulus­ lararası anlaşmalardaki kriterleri de karşılamamaktadır.  Ülkemizdeki genel yoksulluk ve işsizlik sorunlarına çözüm amacıyla geliştirilen asgari ücretle  çalıştırma anlayışı, ne yazık ki bu sorunlara çözüm olamamış, beraberinde getirdiği emek sömürü dü­ zeyiyle gelir uçurumunu daha da derinleştirmiş, sosyal adaletsizliği had safhaya çıkarmıştır. Türki­ ye'de adaletsiz gelir dağılımının ve yoksulluğun neden olduğu bu uygulamalar toplumsal travmalara  dönüşmüş ve onarılamaz toplumsal yaraları da beraberinde getirmiştir.  Asgari ücret, ülkemizde yaşayan tüm emekçilerin yaşamlarını etkileyen göz ardı edilemez bir  sorundur. Bu nedenle, asgari ücretin yaratmış olduğu adaletsiz durumu ortadan kaldırmak, toplumda  bugüne kadar yaratmış olduğu maddi ve manevi tahribatları telafi etmek ve Türkiye'de var olan  açlık ve yoksulluk sorunlarına sosyal ve ekonomik adaletsizliği derinleştirmeyen daha uygun al­ ternatifler oluşturmak için anayasanın 98. ve içtüzüğün 104 ve 105. maddelerine göre meclis araş­ tırması açılmalıdır.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.  VII.- SEÇİMLER  A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ  /.- (10/333, 334, 335-3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi  BAŞKAN - Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve  5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak  benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Genel Ku­ rulun 2/2/2010 tarihli 55'inci Birleşiminde yeniden kurulan (10/333, 334, 335-3/1090) esas numa­ ralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi  bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.  Şimdi listeyi okutup oylarınıza sunacağım.
Sayfa 25 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 4 2 - Asgari ücret çok yaygın bir çalışan kesiminin gelir düzeyini oluşturmaktadır. Bu nedenle, gelir  dağılımındaki etkisi önem kazanmaktadır.  TÜİK'in resmi verilerine göre, Türkiye'de yoksulluk sınırı 767 Türk lirası olarak belirlenmiştir.  Ancak işçi sendikalarının yapmış oldukları araştırmalar, bu yoksulluk sınırının çok daha yüksek ol­ duğunu da göstermektedir. Hatta asgari ücreti düzeyinin açlık sınırını dahi aşamadığı ifade edilmek­ tedir. Asgari ücretin düzeyi ve yoksulluk alt sınırı kıyaslandığında milyonlarca insanımız yoksulluk  sınırının altında bir maaşla çalıştırılmaktadırlar. Bu çalışanlar aileleriyle beraber 20 milyonu aşan bir  yoksul kitleyi oluşturmaktadır.  Türkiye'de şu an yürürlükte olan Anayasa'nın 55. maddesinde yer alan "çalışanların yaptıkları  işe uygun adaletli bir ücret elde etme ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli ted­ birleri alma" durumunu mevcut asgari ücret karşılamamaktadır. Ayrıca Türkiye'nin taraf olduğu ulus­ lararası anlaşmalardaki kriterleri de karşılamamaktadır.  Ülkemizdeki genel yoksulluk ve işsizlik sorunlarına çözüm amacıyla geliştirilen asgari ücretle  çalıştırma anlayışı, ne yazık ki bu sorunlara çözüm olamamış, beraberinde getirdiği emek sömürü dü­ zeyiyle gelir uçurumunu daha da derinleştirmiş, sosyal adaletsizliği had safhaya çıkarmıştır. Türki­ ye'de adaletsiz gelir dağılımının ve yoksulluğun neden olduğu bu uygulamalar toplumsal travmalara  dönüşmüş ve onarılamaz toplumsal yaraları da beraberinde getirmiştir.  Asgari ücret, ülkemizde yaşayan tüm emekçilerin yaşamlarını etkileyen göz ardı edilemez bir  sorundur. Bu nedenle, asgari ücretin yaratmış olduğu adaletsiz durumu ortadan kaldırmak, toplumda  bugüne kadar yaratmış olduğu maddi ve manevi tahribatları telafi etmek ve Türkiye'de var olan  açlık ve yoksulluk sorunlarına sosyal ve ekonomik adaletsizliği derinleştirmeyen daha uygun al­ ternatifler oluşturmak için anayasanın 98. ve içtüzüğün 104 ve 105. maddelerine göre meclis araş­ tırması açılmalıdır.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.  VII.- SEÇİMLER  A) KOMİSYONLARA ÜYE SEÇİMİ  /.- (10/333, 334, 335-3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi  BAŞKAN - Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve  5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak  benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Genel Ku­ rulun 2/2/2010 tarihli 55'inci Birleşiminde yeniden kurulan (10/333, 334, 335-3/1090) esas numa­ ralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesi  bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.  Şimdi listeyi okutup oylarınıza sunacağım.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 Kişinin  Hayatını Kaybettiği Helikopter Kazası ve Kurtarma Çalışmalarının Tüm Yönleriyle Araştırılarak  Benzer Durumların Yaşanmaması İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Yeniden  Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi  (10/333,334,335-3/1090)  Adı Soyadı  Necdet Ünüvar  Mehmet Erdem  Yılmaz Tunç  Fazilet Dağcı Çığlık  Veysi Kaynak  Hakkı Köylü  Hasan Angı  Mustafa Kabakçı  Selami Uzun  Mustafa Çetin  Tacidar Seyhan  Malik Ecder Özdemir  Osman Coşkunoğlu  Kürşat Atılgan  Hasan Özdemir  AK PARTİ (10)  CHP (3)  MHP (2)  Seçim Çevresi  Adana  Aydın  Bartın  Erzurum  Kahramanmaraş  Kastamonu  Konya  Konya  Sivas  Uşak  Adana  Sivas  Uşak  Adana  Gaziantep  BAŞKAN - Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Oylamaya geçtik Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istedim Sayın Başkan!  BAŞKAN - "Kabul edenler" dedikten sonra istediniz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Demeden, efendim!  BAŞKAN - Lütfen bağırmayınız, istirham ederim ya! Yakışmıyor!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Siz oraya hiç yakışmıyorsunuz! Bu AKP'nin militanı olmayın! Ne  biçim Başkansın sen yahu! Hep böyle yapıyorsunuz ya! Bu kadar taraflı olmak sana yakışıyor mu!  BAŞKAN - Sayın Genç, her şeyi vaktinde isteyeceksiniz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Vaktinde istedim, sen görmedin.  - 1 4 3 -
Sayfa 26 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 Kişinin  Hayatını Kaybettiği Helikopter Kazası ve Kurtarma Çalışmalarının Tüm Yönleriyle Araştırılarak  Benzer Durumların Yaşanmaması İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Yeniden  Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Üyelikleri Aday Listesi  (10/333,334,335-3/1090)  Adı Soyadı  Necdet Ünüvar  Mehmet Erdem  Yılmaz Tunç  Fazilet Dağcı Çığlık  Veysi Kaynak  Hakkı Köylü  Hasan Angı  Mustafa Kabakçı  Selami Uzun  Mustafa Çetin  Tacidar Seyhan  Malik Ecder Özdemir  Osman Coşkunoğlu  Kürşat Atılgan  Hasan Özdemir  AK PARTİ (10)  CHP (3)  MHP (2)  Seçim Çevresi  Adana  Aydın  Bartın  Erzurum  Kahramanmaraş  Kastamonu  Konya  Konya  Sivas  Uşak  Adana  Sivas  Uşak  Adana  Gaziantep  BAŞKAN - Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Oylamaya geçtik Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istedim Sayın Başkan!  BAŞKAN - "Kabul edenler" dedikten sonra istediniz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Demeden, efendim!  BAŞKAN - Lütfen bağırmayınız, istirham ederim ya! Yakışmıyor!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Siz oraya hiç yakışmıyorsunuz! Bu AKP'nin militanı olmayın! Ne  biçim Başkansın sen yahu! Hep böyle yapıyorsunuz ya! Bu kadar taraflı olmak sana yakışıyor mu!  BAŞKAN - Sayın Genç, her şeyi vaktinde isteyeceksiniz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Vaktinde istedim, sen görmedin.  - 1 4 3 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Beni buraya ilgili grup seçmiş ve Meclisin Genel Kurulunun onayıyla burada otu­ ruyorum. Sizin onayınıza tabi değildir bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu kadar taraflı olamazsın ya!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Siz devam edin Sayın Başkan.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Utanma denilen bir duygu var! Her gün sizinle sinir harbi mi ya­ pacağız!  BAŞKAN - Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 18/2/2010  Perşembe günü (bugün) saat 17.00'de, B Blok, 2'nci Kat, 4'üncü Banko, 10 numaralı Meclis Araş­ tırması Komisyonları Toplantı Salonu'nda toplanarak başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçi­ mini yapmalarını rica ediyorum.  Komisyonun toplantı yer ve saati ayrıca plazma ekranda ilan edilmiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu kadar da taraflı olunmaz ki!  BAŞKAN - Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kıs­ mına geçiyoruz.  l'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  /.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekili­ nin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Rapo­ ru'nun görüşmelerine başlayacağız.  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (x)  (x) 455 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 1 4 4 -
Sayfa 27 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Beni buraya ilgili grup seçmiş ve Meclisin Genel Kurulunun onayıyla burada otu­ ruyorum. Sizin onayınıza tabi değildir bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu kadar taraflı olamazsın ya!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Siz devam edin Sayın Başkan.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Utanma denilen bir duygu var! Her gün sizinle sinir harbi mi ya­ pacağız!  BAŞKAN - Meclis Araştırması Komisyonuna seçilmiş bulunan sayın üyelerin, 18/2/2010  Perşembe günü (bugün) saat 17.00'de, B Blok, 2'nci Kat, 4'üncü Banko, 10 numaralı Meclis Araş­ tırması Komisyonları Toplantı Salonu'nda toplanarak başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçi­ mini yapmalarını rica ediyorum.  Komisyonun toplantı yer ve saati ayrıca plazma ekranda ilan edilmiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu kadar da taraflı olunmaz ki!  BAŞKAN - Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kıs­ mına geçiyoruz.  l'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  /.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekili­ nin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Rapo­ ru'nun görüşmelerine başlayacağız.  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (x)  (x) 455 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 1 4 4 - TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 4 5 - BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Komisyon raporu 455 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.  Tasarının tümü üzerinde -şu ana kadar gelen- Milliyetçi Hareket Partisi adına Emin Haluk Ayhan,  Denizli Milletvekili.  Şahısları adına söz isteyen milletvekilleri için biraz sonra arkadaşlarımız kura çekeceklerdir.  Evet, gruplar adına başka söz talebi yok. İlk talep Emin Haluk Ayhan'a aittir.  Sayın Ayhan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında  Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hare­ ket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi say­ gıyla selamlıyorum.  Konut politikalarının oluşturulmasında mevcut durumun detaylı bir analizini yapan, geleceğe yö­ nelik bir politika oluşmasında önceliklerin belirlenmesine yardımcı olacak çalışmalar maalesef ye­ tersizdir. "Konut ihtiyacı", "konut arzı", "konut talebi" gibi kavramlar yanlış ifade edildiği gibi farklı  anlamlarda da kullanılmaktadır.  Türkiye İstatistik Kurumunun 2000 yılı bina inşaat istatistiklerine göre, Türkiye'de 16,2 milyon  konut stoku bulunmaktadır. Kentlerdeki konut stoku ise 13,6 milyondur. 2000 yılı itibarıyla il ve il­ çelerdeki konutların yüzde 62'si inşaat ruhsatına, yüzde 33'ü de yapı kullanım iznine sahiptir. Diğer  bir ifadeyle, il ve ilçelerdeki konutların ancak üçte 1 'i yasal olarak kullanılabilir niteliktedir. Yapı kul­ lanım izni olan konutların tamamının da oturabilirliğinin olmadığı geçmişte yaşadığımız deprem­ lerle test edilmiştir. İl ve bölge bazında konutların gerek fiziksel gerekse sayısal olarak yeterli olup  olmadığına ilişkin araştırmaların da yeterince yapılmadığı bir gerçektir.  Kuşkusuz, konut ihtiyacı belirlenirken yapılan tahminlerde birtakım öngörüler ve değişkenlerin dik­ kate alınması gereklidir. Ülkedeki nüfus ve nüfus hareketlerinin bölge ve iller üzerinde yaratacağı etki­ ler, tarım, sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesi, hangi bölgelerde yoğunlaşacağı, dönüşüm ve yenileme  ihtiyaçları, hane halkı büyüklükleri gibi parametreler dikkate alınarak politika oluşturulması gereklidir.  Hükümetin konut politikasında böyle bir husus maalesef bulunmamaktadır. AKP döneminde  imar planları yamalı bohçaya dönmüştür. Maliyet artış oranları enflasyonun çok üzerinde bulun­ maktadır. Kentlerde yaşayan hane halkının yüzde 70'i, sosyal konutun ayda 1 metrekaresini -altyapı  ve arsa maliyeti hariç- bile satın alamayacak durumdadır. AKP Hükümeti, bu durumu iyileştirebile­ cek hiçbir gelişme sağlayamamıştır.  Türkiye İstatistik Kurumunun 2003 yılı bütçe anketi sonuçlarına göre kentlerde gelirin yüzde  30'uyla aylık 1.375 TL ödeyebilen hane halkı sayısı 534 bin düzeyindedir. Aylık 300 TL ve daha fazla  ödeyebilen hane halkı sayısı ise 3 milyon 206 bin düzeyindedir. 3 milyon 206 bin hane halkı, Türki­ ye'de kentlerde yaşayan 10 milyon 686 bin 860 hanenin yüzde 30'unu teşkil etmektedir.  2003 yılı inşaat birim fiyatlarına göre, konutun ayda 1 metrekaresini satın alabilecek, kentlerde  yaşayan hane halkı sayısının 3 milyon 206 bin olduğu görülmektedir. Ayrıca ödeme gücü olan hane  halklarının büyük bir bölümünün konuta da ihtiyacı yoktur. Aynı hususa tersinden bakıp durumu  ifade etmek gerekirse, kentlerde yaşayan 10 milyon 686 bin hane halkından yüzde 70'i ayda sosyal  konutun 1 metrekaresini -altyapı ve arsa maliyeti hariç- bile satın alamayacak durumdadır.
Sayfa 28 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 4 5 - BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Komisyon raporu 455 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.  Tasarının tümü üzerinde -şu ana kadar gelen- Milliyetçi Hareket Partisi adına Emin Haluk Ayhan,  Denizli Milletvekili.  Şahısları adına söz isteyen milletvekilleri için biraz sonra arkadaşlarımız kura çekeceklerdir.  Evet, gruplar adına başka söz talebi yok. İlk talep Emin Haluk Ayhan'a aittir.  Sayın Ayhan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında  Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hare­ ket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi say­ gıyla selamlıyorum.  Konut politikalarının oluşturulmasında mevcut durumun detaylı bir analizini yapan, geleceğe yö­ nelik bir politika oluşmasında önceliklerin belirlenmesine yardımcı olacak çalışmalar maalesef ye­ tersizdir. "Konut ihtiyacı", "konut arzı", "konut talebi" gibi kavramlar yanlış ifade edildiği gibi farklı  anlamlarda da kullanılmaktadır.  Türkiye İstatistik Kurumunun 2000 yılı bina inşaat istatistiklerine göre, Türkiye'de 16,2 milyon  konut stoku bulunmaktadır. Kentlerdeki konut stoku ise 13,6 milyondur. 2000 yılı itibarıyla il ve il­ çelerdeki konutların yüzde 62'si inşaat ruhsatına, yüzde 33'ü de yapı kullanım iznine sahiptir. Diğer  bir ifadeyle, il ve ilçelerdeki konutların ancak üçte 1 'i yasal olarak kullanılabilir niteliktedir. Yapı kul­ lanım izni olan konutların tamamının da oturabilirliğinin olmadığı geçmişte yaşadığımız deprem­ lerle test edilmiştir. İl ve bölge bazında konutların gerek fiziksel gerekse sayısal olarak yeterli olup  olmadığına ilişkin araştırmaların da yeterince yapılmadığı bir gerçektir.  Kuşkusuz, konut ihtiyacı belirlenirken yapılan tahminlerde birtakım öngörüler ve değişkenlerin dik­ kate alınması gereklidir. Ülkedeki nüfus ve nüfus hareketlerinin bölge ve iller üzerinde yaratacağı etki­ ler, tarım, sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesi, hangi bölgelerde yoğunlaşacağı, dönüşüm ve yenileme  ihtiyaçları, hane halkı büyüklükleri gibi parametreler dikkate alınarak politika oluşturulması gereklidir.  Hükümetin konut politikasında böyle bir husus maalesef bulunmamaktadır. AKP döneminde  imar planları yamalı bohçaya dönmüştür. Maliyet artış oranları enflasyonun çok üzerinde bulun­ maktadır. Kentlerde yaşayan hane halkının yüzde 70'i, sosyal konutun ayda 1 metrekaresini -altyapı  ve arsa maliyeti hariç- bile satın alamayacak durumdadır. AKP Hükümeti, bu durumu iyileştirebile­ cek hiçbir gelişme sağlayamamıştır.  Türkiye İstatistik Kurumunun 2003 yılı bütçe anketi sonuçlarına göre kentlerde gelirin yüzde  30'uyla aylık 1.375 TL ödeyebilen hane halkı sayısı 534 bin düzeyindedir. Aylık 300 TL ve daha fazla  ödeyebilen hane halkı sayısı ise 3 milyon 206 bin düzeyindedir. 3 milyon 206 bin hane halkı, Türki­ ye'de kentlerde yaşayan 10 milyon 686 bin 860 hanenin yüzde 30'unu teşkil etmektedir.  2003 yılı inşaat birim fiyatlarına göre, konutun ayda 1 metrekaresini satın alabilecek, kentlerde  yaşayan hane halkı sayısının 3 milyon 206 bin olduğu görülmektedir. Ayrıca ödeme gücü olan hane  halklarının büyük bir bölümünün konuta da ihtiyacı yoktur. Aynı hususa tersinden bakıp durumu  ifade etmek gerekirse, kentlerde yaşayan 10 milyon 686 bin hane halkından yüzde 70'i ayda sosyal  konutun 1 metrekaresini -altyapı ve arsa maliyeti hariç- bile satın alamayacak durumdadır.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 4 6 - Bölgelere ve illere göre farklılıklar göstermekle birlikte, kentlerde aylık gelirin yüzde 30'u ile  konutun 1 metrekaresini satın alabilen hane halkı kentlerdeki toplam hane halkının yüzde 30'u iken,  bu oran kırsal kesimde yüzde 15'ler düzeyinde kalmaktadır.  Hâl böyle iken, makroekonomik dengeler ile sektördeki malzemelerin arz talep dengesinden ha­ berdar olmayan Hükümet, çimento ve demir üreticilerine bürokratlar aracılığı ile âdeta beddua ettir­ mekten imtina göstermemektedir.  Konut ihtiyacının belirlenmesi, konut probleminin çözümü için yeterli de değildir. Konut arz ve ta­ lebinin oluşmasında ise hane halkı ödeme gücü önemli bir unsurdur. Konut ödenebilirliği ile ilgili ya­ pılan çalışmalar, Türkiye'de, 2003 yılı için aylık gelirin yüzde 30'u ile 300 YTL aylık taksit  ödeyebilecek hane halkının toplam hane halkı içindeki payının yüzde 20'ler düzeyinde olduğunu gös­ termektedir. Yüzde 20'lik bu grubun konut talebinin sınırlı olması da kaçınılmazdır. Çünkü bu grubun  önemli bir kısmı konuta sahiptir. Üst gelir grupları konut ihtiyaçlarını piyasa mekanizması içinde her­ hangi bir şekilde çözmektedirler. Önemli olan husus, dar gelirlilerin problemlerine yardımcı olmaktır.  Kentlerde hane halkı gelirinin yüzde 30'unun konut finansmanına ayrılması durumunda, en  iyimser tahminle toplam hane halkının yüzde 30'u aylık 300 TL ödeyebilmektedir. Kırsal kesimde  ise hane halkı aylık gelirinin yüzde 30'unun konut finansmanına ayrılması durumunda, toplam hane  halklarının ancak yüzde 15'i 300 TL ödeyebilmektedir.  Son yıllarda kamu ve özel sektör eliyle üretilen konut projelerine bakıldığında, bu projelerin  yaklaşık yüzde 90'ının orta ve üst gelir grubunu hedeflediği, kentsel alanda sınırsızca yayılıp üst öl­ çekli politikalardan bağımsızca yer seçtiği, her gün birbiriyle yarışan bir başka projenin daha hayata  geçtiği görülmektedir. Türkiye'nin ihtiyacı olan konut politikası, bu tür gelişmeyi öngören değil, alt,  alt orta ve orta gelirliyi hedefleyen bir konut üretimi ve kira denetimi sorunuyla başa çıkmayı he­ defleyen bir yaklaşıma odaklanmalıdır.  Talep konusu... Talep fazlası konut yapımı sürmekte, bunun önemli bir bölümü kurumsal ol­ mayan kesimlerce karşılanmaya çalışılmakta, kredilendirme de kontrolsüz bir şekilde yapılmakta,  sektörde veya makroekonomide meydana gelen veya gelebilecek gelişmelerin büyük problemler or­ taya çıkarabilecek nitelikte olduğu da görülmektedir. Dolayısıyla şimdiden birtakım tedbirlerin alın­ ması zorunludur, mutlaktır.  Konut finansmanıyla ilgili olarak yapılan düzenlemeler, mevcut sistemi kurumsal bir yapıya ka­ vuşturmaktan çok uzaktır. Yıllardır özel sektör tarafından ihraç imkânı olmasına rağmen ihraç edi­ lemeyen varlığa dayalı menkul kıymetlerin bir nevi alternatifi olarak ihraç edilecek ipoteğe dayalı  menkul kıymetlerle konut finansmanının sağlanmasını beklemek de doğru bir yaklaşım değildir. Ku­ rulduğu düşünülen bir sistemin dar gelirlilere ucuz konut temin etmesi de mevcut ekonomik koşul­ larda maalesef mümkün gözükmemektedir.  Konut finansmanında güçlü birinci el piyasası olmadan sağlıklı bir ikinci el piyasasının oluşması  da mümkün değildir. Birinci el piyasada ipotek kredilerinin standartlarının belirlenmemesi hâlinde  ikinci el piyasada alım satım işlemlerinin yapılması, bunlara dayalı menkul kıymet ihracı zorlaşa­ caktır. Konut için yüksek meblağlarda kredi açılabilmesi için ikinci el piyasalardan düzenli bir şekilde  fon akışının sağlanması, bunun için de birinci el piyasalarda standart özellikleri ihtiva eden yüksek  meblağlarda kredinin verilmesi gerekmektedir.  Konut finansman sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapan kanun incelendiğinde, pi­ yasa mekanizması içinde kurumsal bir konut finansman sisteminin kurulması yönünden doğru yapı­ landırılmış bir sistem olduğunu söylemek de mümkün değildir, çünkü konut için oluşturulacak  finansman piyasasının düzenlenmesini, koordine edilmesini, ikinci el ipotek piyasasının garantörlü­ ğünü de kapsayan bir merkezî kurumsal yapı hâlâ oluşturulamamıştır.
Sayfa 29 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 4 6 - Bölgelere ve illere göre farklılıklar göstermekle birlikte, kentlerde aylık gelirin yüzde 30'u ile  konutun 1 metrekaresini satın alabilen hane halkı kentlerdeki toplam hane halkının yüzde 30'u iken,  bu oran kırsal kesimde yüzde 15'ler düzeyinde kalmaktadır.  Hâl böyle iken, makroekonomik dengeler ile sektördeki malzemelerin arz talep dengesinden ha­ berdar olmayan Hükümet, çimento ve demir üreticilerine bürokratlar aracılığı ile âdeta beddua ettir­ mekten imtina göstermemektedir.  Konut ihtiyacının belirlenmesi, konut probleminin çözümü için yeterli de değildir. Konut arz ve ta­ lebinin oluşmasında ise hane halkı ödeme gücü önemli bir unsurdur. Konut ödenebilirliği ile ilgili ya­ pılan çalışmalar, Türkiye'de, 2003 yılı için aylık gelirin yüzde 30'u ile 300 YTL aylık taksit  ödeyebilecek hane halkının toplam hane halkı içindeki payının yüzde 20'ler düzeyinde olduğunu gös­ termektedir. Yüzde 20'lik bu grubun konut talebinin sınırlı olması da kaçınılmazdır. Çünkü bu grubun  önemli bir kısmı konuta sahiptir. Üst gelir grupları konut ihtiyaçlarını piyasa mekanizması içinde her­ hangi bir şekilde çözmektedirler. Önemli olan husus, dar gelirlilerin problemlerine yardımcı olmaktır.  Kentlerde hane halkı gelirinin yüzde 30'unun konut finansmanına ayrılması durumunda, en  iyimser tahminle toplam hane halkının yüzde 30'u aylık 300 TL ödeyebilmektedir. Kırsal kesimde  ise hane halkı aylık gelirinin yüzde 30'unun konut finansmanına ayrılması durumunda, toplam hane  halklarının ancak yüzde 15'i 300 TL ödeyebilmektedir.  Son yıllarda kamu ve özel sektör eliyle üretilen konut projelerine bakıldığında, bu projelerin  yaklaşık yüzde 90'ının orta ve üst gelir grubunu hedeflediği, kentsel alanda sınırsızca yayılıp üst öl­ çekli politikalardan bağımsızca yer seçtiği, her gün birbiriyle yarışan bir başka projenin daha hayata  geçtiği görülmektedir. Türkiye'nin ihtiyacı olan konut politikası, bu tür gelişmeyi öngören değil, alt,  alt orta ve orta gelirliyi hedefleyen bir konut üretimi ve kira denetimi sorunuyla başa çıkmayı he­ defleyen bir yaklaşıma odaklanmalıdır.  Talep konusu... Talep fazlası konut yapımı sürmekte, bunun önemli bir bölümü kurumsal ol­ mayan kesimlerce karşılanmaya çalışılmakta, kredilendirme de kontrolsüz bir şekilde yapılmakta,  sektörde veya makroekonomide meydana gelen veya gelebilecek gelişmelerin büyük problemler or­ taya çıkarabilecek nitelikte olduğu da görülmektedir. Dolayısıyla şimdiden birtakım tedbirlerin alın­ ması zorunludur, mutlaktır.  Konut finansmanıyla ilgili olarak yapılan düzenlemeler, mevcut sistemi kurumsal bir yapıya ka­ vuşturmaktan çok uzaktır. Yıllardır özel sektör tarafından ihraç imkânı olmasına rağmen ihraç edi­ lemeyen varlığa dayalı menkul kıymetlerin bir nevi alternatifi olarak ihraç edilecek ipoteğe dayalı  menkul kıymetlerle konut finansmanının sağlanmasını beklemek de doğru bir yaklaşım değildir. Ku­ rulduğu düşünülen bir sistemin dar gelirlilere ucuz konut temin etmesi de mevcut ekonomik koşul­ larda maalesef mümkün gözükmemektedir.  Konut finansmanında güçlü birinci el piyasası olmadan sağlıklı bir ikinci el piyasasının oluşması  da mümkün değildir. Birinci el piyasada ipotek kredilerinin standartlarının belirlenmemesi hâlinde  ikinci el piyasada alım satım işlemlerinin yapılması, bunlara dayalı menkul kıymet ihracı zorlaşa­ caktır. Konut için yüksek meblağlarda kredi açılabilmesi için ikinci el piyasalardan düzenli bir şekilde  fon akışının sağlanması, bunun için de birinci el piyasalarda standart özellikleri ihtiva eden yüksek  meblağlarda kredinin verilmesi gerekmektedir.  Konut finansman sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapan kanun incelendiğinde, pi­ yasa mekanizması içinde kurumsal bir konut finansman sisteminin kurulması yönünden doğru yapı­ landırılmış bir sistem olduğunu söylemek de mümkün değildir, çünkü konut için oluşturulacak  finansman piyasasının düzenlenmesini, koordine edilmesini, ikinci el ipotek piyasasının garantörlü­ ğünü de kapsayan bir merkezî kurumsal yapı hâlâ oluşturulamamıştır.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Memleketin bütün varlıklarını "Özelleştiriyorum" diye satan Hükümet, özel sektörün dünyayla  rekabet edebileceği en önde gelen inşaat sektörümüzde neden kamu kuruluşlarıyla faaliyet göster­ mekte ısrarcı davranmaktadır? Ben bu kürsüden bütçe konuşmaları esnasında bürokratken görevli gel­ miş dinlerken, Sayın Erbakan'ın "Bu baleye bu kadar parayı ayırıyorsunuz, bunu niye  özelleştirmiyorsunuz?" dediğini duyar gibi oluyorum. Fakat şimdi özellikle AKP Hükümetine ifade  etmek istiyorum, söylemek istediğim şudur: Siz liberal sistemi benimsediğinizi ifade ediyorsunuz, her  şeyi özelleştiriyorsunuz, satıyorsunuz fakat bu konut meselesini özelleştirmekten niye kaçmıyorsu­ nuz? Bunun sebebi nedir? Bunu Hükümetin gelip burada izah etmesi lazımdır. Aksi takdirde Hükü­ metin gerçekçi bir konut politikası uyguladığını söylemesi mümkün değildir.  Şimdi, âdeta padişah yetkisi verilen kamu kurumları, bugün belediyelerin imar yetkilerini gas- betmektedirler. Son görüştüğümüz tasarı da buna benzer farklı bir düşüncenin ürünüdür.  TOKİ'den sorumlu Hükümet, acil olarak, gelecek beş yılı içeren, hâlen, mevcut gelir-gider tab­ losunu aylık bazda, proje bazında kamuoyuna çok şeffaf bir şekilde açıklamalıdır.  Bakın, bu Hükümetin elinin altında bir program, geldiğinde yoktu. 2003 yılı programına bakın,  2003 yıl programında Toplu Konut İdaresi eliyle yapılacağı ifade edilen bir konut politikası belirtil­ memiştir, sadece finansmanın önemli olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla o gün gelindiği noktayla  bugün söylenilen ve icra edilen hadisenin çok farklı olduğunu söylemek mümkündür.  Şimdi bu Hükümet geldiğinde, Sayın Ergezen buradaysa ifade etsin, Bakan olduğunda önüne  2010 yılı projeksiyonunu koyduk. On sekiz ilin acil konut ihtiyacı olduğunu ifade ettik. Önce, ger­ çekten oralardan başlandı fakat oralarda problem olduğu için, finansman açısından nema getirmediği  için terk edildi, vazgeçildi. Şimdi bir bakan imzasıyla konut fiyatlarını belirlemeye çalışıyorsunuz.  AKP döneminde uygulanan konut politikasının rakamsal tezahürünü değerlendirmek gerekirse,  2003 yılıyla 2009'un dokuz aylık döneminde 3 milyon 78 bin dairenin inşaat, ruhsat izni aldığını  söyleyebiliriz. Toplam 3 milyon 78 bin daireden yüzde 40'ının üç büyük ilde, geri kalanının, yüzde  60'ının ise üç büyük il dışındaki illerde olduğu görülmektedir.  AKP'nin iktidarda olduğu 2003-2009'un ilk dokuz ayını kapsayan dönemde, daire inşaat ruh­ sat izinlerinin yüzde 40'ını oluşturan 1 milyon 241 bin dairenin yüzde 56'sı İstanbul dindedir. Bu oran  2008 yılında yüzde 64'tür. Bunun anlamı, Türkiye'de inşaat ruhsatı alan dairelerin yüzde 25'inin İs­ tanbul'da olduğudur. Yine, AKP dönemini kapsayan 2003-2009 ilk dokuz aylık dönemde toplam  yapı kullanım izni alan daire sayısı 1 milyon 837 bindir. Bunların yüzde 30'u üç büyük ilde, yüzde  70'i diğer illerdedir. Diğer bir ifadeyle, yapı kullanım izni alan 1 milyon 837 bin dairenin 558 bini  üç büyük ilde, 1 milyon 279 bin daireyse diğer illerdedir. Türkiye'de bu dönemde yapı kullanım izni  alan daire toplamının yüzde 17'si Ankara'da, yaklaşık yüzde 7'şeri İstanbul ve İzmir'dedir. Aynı  dönem içinde üç büyük ilde yapı kullanım izni alan 558 bin dairenin ise yüzde 54'ü yani yarıdan  fazlası Ankara'dadır, kalan kısmın yarısı İstanbul'da, yarısı İzmir'dedir.  Burada bir değerlendirme yapmak gerekirse, inşaat ruhsatı alan dairelerin yüzde 40'ı üç büyük  ildeyken, yapı kullanım izni alan dairelerin yüzde 30'u üç büyük ildedir. Üç büyük ilde inşaat ruh­ satı alan dairelerin yüzde 56'sı İstanbul'dayken, yapı kullanım izni alan dairelerin ancak yüzde 7'si  İstanbul'dadır. Üç büyük ilde yapı inşaat ruhsatı alan dairelerin yüzde 33'ü Ankara'dayken, yapı kul­ lanım izni alan dairelerin yüzde 54'ü Ankara'dadır. Yine, AKP döneminde yapı kullanım izninin in­ şaat ruhsatlarına oranları incelendiğinde kabaca başlama-bitiş oranının yüzde 60 düzeyinde olduğu  görülmektedir. Tabii ki, bu değerlendirmelerde 2003 yılından önce inşaat ruhsatı izni alıp daha sonra  yapı kullanım izni alan daireler de dikkate alınmıştır. Bu daireler değerlendirme dışı tutulduğunda  yüzde 60'lık oranın çok daha aşağılarda olacağı muhakkaktır.  - 1 4 7 -
Sayfa 30 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Memleketin bütün varlıklarını "Özelleştiriyorum" diye satan Hükümet, özel sektörün dünyayla  rekabet edebileceği en önde gelen inşaat sektörümüzde neden kamu kuruluşlarıyla faaliyet göster­ mekte ısrarcı davranmaktadır? Ben bu kürsüden bütçe konuşmaları esnasında bürokratken görevli gel­ miş dinlerken, Sayın Erbakan'ın "Bu baleye bu kadar parayı ayırıyorsunuz, bunu niye  özelleştirmiyorsunuz?" dediğini duyar gibi oluyorum. Fakat şimdi özellikle AKP Hükümetine ifade  etmek istiyorum, söylemek istediğim şudur: Siz liberal sistemi benimsediğinizi ifade ediyorsunuz, her  şeyi özelleştiriyorsunuz, satıyorsunuz fakat bu konut meselesini özelleştirmekten niye kaçmıyorsu­ nuz? Bunun sebebi nedir? Bunu Hükümetin gelip burada izah etmesi lazımdır. Aksi takdirde Hükü­ metin gerçekçi bir konut politikası uyguladığını söylemesi mümkün değildir.  Şimdi, âdeta padişah yetkisi verilen kamu kurumları, bugün belediyelerin imar yetkilerini gas- betmektedirler. Son görüştüğümüz tasarı da buna benzer farklı bir düşüncenin ürünüdür.  TOKİ'den sorumlu Hükümet, acil olarak, gelecek beş yılı içeren, hâlen, mevcut gelir-gider tab­ losunu aylık bazda, proje bazında kamuoyuna çok şeffaf bir şekilde açıklamalıdır.  Bakın, bu Hükümetin elinin altında bir program, geldiğinde yoktu. 2003 yılı programına bakın,  2003 yıl programında Toplu Konut İdaresi eliyle yapılacağı ifade edilen bir konut politikası belirtil­ memiştir, sadece finansmanın önemli olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla o gün gelindiği noktayla  bugün söylenilen ve icra edilen hadisenin çok farklı olduğunu söylemek mümkündür.  Şimdi bu Hükümet geldiğinde, Sayın Ergezen buradaysa ifade etsin, Bakan olduğunda önüne  2010 yılı projeksiyonunu koyduk. On sekiz ilin acil konut ihtiyacı olduğunu ifade ettik. Önce, ger­ çekten oralardan başlandı fakat oralarda problem olduğu için, finansman açısından nema getirmediği  için terk edildi, vazgeçildi. Şimdi bir bakan imzasıyla konut fiyatlarını belirlemeye çalışıyorsunuz.  AKP döneminde uygulanan konut politikasının rakamsal tezahürünü değerlendirmek gerekirse,  2003 yılıyla 2009'un dokuz aylık döneminde 3 milyon 78 bin dairenin inşaat, ruhsat izni aldığını  söyleyebiliriz. Toplam 3 milyon 78 bin daireden yüzde 40'ının üç büyük ilde, geri kalanının, yüzde  60'ının ise üç büyük il dışındaki illerde olduğu görülmektedir.  AKP'nin iktidarda olduğu 2003-2009'un ilk dokuz ayını kapsayan dönemde, daire inşaat ruh­ sat izinlerinin yüzde 40'ını oluşturan 1 milyon 241 bin dairenin yüzde 56'sı İstanbul dindedir. Bu oran  2008 yılında yüzde 64'tür. Bunun anlamı, Türkiye'de inşaat ruhsatı alan dairelerin yüzde 25'inin İs­ tanbul'da olduğudur. Yine, AKP dönemini kapsayan 2003-2009 ilk dokuz aylık dönemde toplam  yapı kullanım izni alan daire sayısı 1 milyon 837 bindir. Bunların yüzde 30'u üç büyük ilde, yüzde  70'i diğer illerdedir. Diğer bir ifadeyle, yapı kullanım izni alan 1 milyon 837 bin dairenin 558 bini  üç büyük ilde, 1 milyon 279 bin daireyse diğer illerdedir. Türkiye'de bu dönemde yapı kullanım izni  alan daire toplamının yüzde 17'si Ankara'da, yaklaşık yüzde 7'şeri İstanbul ve İzmir'dedir. Aynı  dönem içinde üç büyük ilde yapı kullanım izni alan 558 bin dairenin ise yüzde 54'ü yani yarıdan  fazlası Ankara'dadır, kalan kısmın yarısı İstanbul'da, yarısı İzmir'dedir.  Burada bir değerlendirme yapmak gerekirse, inşaat ruhsatı alan dairelerin yüzde 40'ı üç büyük  ildeyken, yapı kullanım izni alan dairelerin yüzde 30'u üç büyük ildedir. Üç büyük ilde inşaat ruh­ satı alan dairelerin yüzde 56'sı İstanbul'dayken, yapı kullanım izni alan dairelerin ancak yüzde 7'si  İstanbul'dadır. Üç büyük ilde yapı inşaat ruhsatı alan dairelerin yüzde 33'ü Ankara'dayken, yapı kul­ lanım izni alan dairelerin yüzde 54'ü Ankara'dadır. Yine, AKP döneminde yapı kullanım izninin in­ şaat ruhsatlarına oranları incelendiğinde kabaca başlama-bitiş oranının yüzde 60 düzeyinde olduğu  görülmektedir. Tabii ki, bu değerlendirmelerde 2003 yılından önce inşaat ruhsatı izni alıp daha sonra  yapı kullanım izni alan daireler de dikkate alınmıştır. Bu daireler değerlendirme dışı tutulduğunda  yüzde 60'lık oranın çok daha aşağılarda olacağı muhakkaktır.  - 1 4 7 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 4 8 - 2003-2009 ilk dokuz aylık döneminde yapı kullanım izinlerinin yapı inşaat ruhsatlarına oranı İz­ mir'de yüzde 99, Ankara'da yüzde 73, İstanbul'da ise yüzde 18'dir; diğer iller toplamında ise yüzde  70'tir. Üç büyük ilde yapı inşaat ruhsatı alan dairelerin ortalama büyüklükleri 150 metrekarenin üze­ rindedir. 2002 yılında yapı inşaat ruhsatı alan daire değeri 39 bin TL iken, bu rakam 2008 yılında 85  bin TL'ye yükselmiştir. Yani fiyat artışı yüzde 118'dir. Aynı dönemde metrekare değeri, 246 metre- kare/TL'den 571 metrekare/TL'ye yükselmiştir. Bu, yüzde 132,1 artışa tekabül etmektedir. Bunlar  bile beyan edilen değerlerdir.  AKP'nin uyguladığı ekonomi politikaları, konut sektörünün yönlendirilmesinde önemli yanlış­ lıklar olduğunu göstermektedir. Artan talebi var olan arz karşılayamadığı için fiyatlar önemli ölçüde,  yüzde 100'ü aşan oranlarda artmıştır. Daire başlama-bitiş süreleri özellikle İstanbul'da yüzde 20'ler  düzeyindedir. Yapılan konutların yarısına yakını üç büyük ilde, onun da yarısından fazlası İstan­ bul'da başlatılmıştır. Krizin başlamasıyla sektör çok büyük sıkıntılar içine girmiştir. TOKİ'nin yan­ lış konut politikası, serbest piyasa mekanizmasının çalışmasını engellemiştir. Sektör  kamulaştırılmıştır. 2009 yılının ilk dokuz ayında, daire inşaat ruhsat izni bir önceki yılın aynı döne­ mine göre yüzde 17 azalırken, üçüncü çeyrekte yüzde 25'leri aşmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten TOKİ'nin yaptığı ifade edilen konutlarda, TO­ Kİ'nin yoksullara yapacağı ifade edilen konutlarda bu sene yapılacak ihaleler dâhil yetkililerin ifade  ettiği rakam maalesef 30 bindir. Bütün koparılan fırtına, gürültü buradadır.  Bir diğer hadise, Toplu Konut İdaresi önemli ölçüde kredi kullanmaktadır. Gerçekten, biz, Toplu  Konut İdaresinin kullandığı kredileri ilgili Sayın Başbakan Yardımcısına sorduğumuzda, bize gelen ce­ vapta, özel bilgi olduğu için Türk Ticaret Kanunu'na göre veremeyeceklerini beyan etmişlerdir. Bu  sefer Toplu Konutun bağlı olduğu Sayın Başbakana aynı soruyu sormuşuzdur; Toplu Konuttan bilgiyi  alabilmemiz mümkün iken, kayıtlar burada olmasına rağmen, maalesef aynı cevabı bir başka sayın baş­ bakan yardımcısından Başbakan adına almışızdır. Hâlbuki Toplu Konut İdaresinin yaptığı yayında  bunlar vardır. Maalesef, Hükümet burnunun ucunu görmemektedir, ne yaptığını da bilmemektedir.  Gerçekten, Toplu Konut İdaresi... Sayın Millî Eğitim Bakanı geliyor komisyona "Çok özel bir  proje geliştirdik TOKİ'yle." diyor, Sağlık Bakanı geliyor "Çok özel bir proje geliştirdik." Karakol ya­ pımı, vesaire... Baktığınız zaman, devletin bu işlerle görevli Bayındırlık ve İskân Bakanlığı orada,  bütün tecrübeli personel orada, çalıştırmıyorsunuz, Toplu Konut İdaresine yaptırıyorsunuz. Bunun  mantığı neresinde? Kaldırın o kurumu o zaman. Niye ayakta tutuyorsunuz o Bakanlığı? Bunun bir  anlamı var mıdır? Ve açık finansman buradan sağlanmaktadır, bütçede yatırım olarak gözükmemek­ tedir. Bakın, komşu ülkelerde kayıt dışı yapılan yatırımlar o ülkelerin başına bugün bela olmuştur,  ekonomik problem olarak önümüze çıkmıştır. Bakın, bizim başımıza da aynı şeyler gelir. Orada, dik­ kat edin, bütçe dışında yaptığınız harcamalara bir bakmanız gerekiyor.  Bunun dışında, binlerce kişi, Bayındırlık Bakanlığında çalışmadan, çalıştırılmadan insanlar ne  yapıyor; sıkıntılı bir şekilde orada oturuyor, o görevi 400 kişiyle Toplu Konut İdaresinde yapmaya  çalışıyorsunuz. Bu problemlerin aşılması lazım.  Bunun dışında, bakın, dün Kanal 24'te gördüm, uyguladığınız konut politikasıyla İstanbul'da  400 bin boş, kiralık ev olduğu ifade ediliyor. Şimdi, bu ne olmuştur? Millî servet, ülkenin katma de­ ğeri orada atıl bir şekilde yatıyor. Ondan sonra ne yapıyorsunuz? "Artı 4 büyüyeceğiz." diyorsunuz,  negatif 6 büyüyorsunuz! Bu, ekonomiyi makroekonomik anlamda doğru yönettiğinizi mi gösterir?  Maalesef, durum budur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 31 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 4 8 - 2003-2009 ilk dokuz aylık döneminde yapı kullanım izinlerinin yapı inşaat ruhsatlarına oranı İz­ mir'de yüzde 99, Ankara'da yüzde 73, İstanbul'da ise yüzde 18'dir; diğer iller toplamında ise yüzde  70'tir. Üç büyük ilde yapı inşaat ruhsatı alan dairelerin ortalama büyüklükleri 150 metrekarenin üze­ rindedir. 2002 yılında yapı inşaat ruhsatı alan daire değeri 39 bin TL iken, bu rakam 2008 yılında 85  bin TL'ye yükselmiştir. Yani fiyat artışı yüzde 118'dir. Aynı dönemde metrekare değeri, 246 metre- kare/TL'den 571 metrekare/TL'ye yükselmiştir. Bu, yüzde 132,1 artışa tekabül etmektedir. Bunlar  bile beyan edilen değerlerdir.  AKP'nin uyguladığı ekonomi politikaları, konut sektörünün yönlendirilmesinde önemli yanlış­ lıklar olduğunu göstermektedir. Artan talebi var olan arz karşılayamadığı için fiyatlar önemli ölçüde,  yüzde 100'ü aşan oranlarda artmıştır. Daire başlama-bitiş süreleri özellikle İstanbul'da yüzde 20'ler  düzeyindedir. Yapılan konutların yarısına yakını üç büyük ilde, onun da yarısından fazlası İstan­ bul'da başlatılmıştır. Krizin başlamasıyla sektör çok büyük sıkıntılar içine girmiştir. TOKİ'nin yan­ lış konut politikası, serbest piyasa mekanizmasının çalışmasını engellemiştir. Sektör  kamulaştırılmıştır. 2009 yılının ilk dokuz ayında, daire inşaat ruhsat izni bir önceki yılın aynı döne­ mine göre yüzde 17 azalırken, üçüncü çeyrekte yüzde 25'leri aşmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten TOKİ'nin yaptığı ifade edilen konutlarda, TO­ Kİ'nin yoksullara yapacağı ifade edilen konutlarda bu sene yapılacak ihaleler dâhil yetkililerin ifade  ettiği rakam maalesef 30 bindir. Bütün koparılan fırtına, gürültü buradadır.  Bir diğer hadise, Toplu Konut İdaresi önemli ölçüde kredi kullanmaktadır. Gerçekten, biz, Toplu  Konut İdaresinin kullandığı kredileri ilgili Sayın Başbakan Yardımcısına sorduğumuzda, bize gelen ce­ vapta, özel bilgi olduğu için Türk Ticaret Kanunu'na göre veremeyeceklerini beyan etmişlerdir. Bu  sefer Toplu Konutun bağlı olduğu Sayın Başbakana aynı soruyu sormuşuzdur; Toplu Konuttan bilgiyi  alabilmemiz mümkün iken, kayıtlar burada olmasına rağmen, maalesef aynı cevabı bir başka sayın baş­ bakan yardımcısından Başbakan adına almışızdır. Hâlbuki Toplu Konut İdaresinin yaptığı yayında  bunlar vardır. Maalesef, Hükümet burnunun ucunu görmemektedir, ne yaptığını da bilmemektedir.  Gerçekten, Toplu Konut İdaresi... Sayın Millî Eğitim Bakanı geliyor komisyona "Çok özel bir  proje geliştirdik TOKİ'yle." diyor, Sağlık Bakanı geliyor "Çok özel bir proje geliştirdik." Karakol ya­ pımı, vesaire... Baktığınız zaman, devletin bu işlerle görevli Bayındırlık ve İskân Bakanlığı orada,  bütün tecrübeli personel orada, çalıştırmıyorsunuz, Toplu Konut İdaresine yaptırıyorsunuz. Bunun  mantığı neresinde? Kaldırın o kurumu o zaman. Niye ayakta tutuyorsunuz o Bakanlığı? Bunun bir  anlamı var mıdır? Ve açık finansman buradan sağlanmaktadır, bütçede yatırım olarak gözükmemek­ tedir. Bakın, komşu ülkelerde kayıt dışı yapılan yatırımlar o ülkelerin başına bugün bela olmuştur,  ekonomik problem olarak önümüze çıkmıştır. Bakın, bizim başımıza da aynı şeyler gelir. Orada, dik­ kat edin, bütçe dışında yaptığınız harcamalara bir bakmanız gerekiyor.  Bunun dışında, binlerce kişi, Bayındırlık Bakanlığında çalışmadan, çalıştırılmadan insanlar ne  yapıyor; sıkıntılı bir şekilde orada oturuyor, o görevi 400 kişiyle Toplu Konut İdaresinde yapmaya  çalışıyorsunuz. Bu problemlerin aşılması lazım.  Bunun dışında, bakın, dün Kanal 24'te gördüm, uyguladığınız konut politikasıyla İstanbul'da  400 bin boş, kiralık ev olduğu ifade ediliyor. Şimdi, bu ne olmuştur? Millî servet, ülkenin katma de­ ğeri orada atıl bir şekilde yatıyor. Ondan sonra ne yapıyorsunuz? "Artı 4 büyüyeceğiz." diyorsunuz,  negatif 6 büyüyorsunuz! Bu, ekonomiyi makroekonomik anlamda doğru yönettiğinizi mi gösterir?  Maalesef, durum budur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 4 9 - BAŞKAN - Sayın Ayhan, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Buyurun.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Alınıp satılan konutların neden artıp azaldığını Hükümet ifade etmekte acz içindedir. Tapu ka­ yıtlarında aniden bir fırlama oluyor, kimse izah edemiyor; sadece yorumlarla ifade edilmeye çalışı­ lıyor. Yazıktır.  Bir diğer şey, Toplu Konut İdaresi, 1 milyona yakın konutu AKP gelmeden önceki dönemde  kredilendirerek yapmıştır, ihale yaparak değil. Bunu da ihmal etmemek lazım.  Bir diğer hadise, gerçekten nerelerin ne kadar konuta ihtiyacı olduğunu çok iyi tespit edecek  araştırmaları yapmak lazımdır. Bugün Hükümetin konut politikasında söylediklerini gerçekten mev­ simsel ve takvimsel etkilerden arındırdığınızda ne olur? Lafügüzaftır. Hepsi 30 bin konutun içinde  yoksula döner, onun da daha yarısını ihale etmemiş durumdasınız.  Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil.  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; görüşülmekte olan 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Tabii, bu tasarının buraya gelişi, son şeklini alışı önemli, uzun bir hikâyeyi de beraberinde taşı­ yor. Önce, Sayın Recai Berber'in vermiş olduğu bir kanun teklifi bu konuyla ilgili olarak gündeme  geldi ve o kanun teklifi içerisindeki gerekçeyle, yine Hükümet tarafından verilen tasarının gerekçe­ sini karşılaştırdığımız zaman inanılmaz benzerlikler, sadece rakamsal olarak baktığımızda 2009 Şubat  ayı ve 2009 ortalarını dile getiren rakamsal değişimler kendini gösteriyor. Ama ilk düzenlemeye bak­ tığınızda ve içeriğinde imzaları olan teklif sahibi milletvekillerinin hiçbiri kıyı kentlerinde yaşama­ malarına, kıyı kentleri milletvekil olmamalarına rağmen, kıyı kentlerindeki planlamalardan ruhsatlara  kadar olan aşamayı bir ana merkez hâlinde merkezî yönetime dönüştürmeye çalışan bir teklif veri­ yorlar. Arkasından oluşan tepkiler ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na karşı ortaya çıkmış olan ay­ kırılıklar dile getirildiğinde ve bununla beraber, yapılması düşünülen bir kendi içinde idari birim  arayışları başlıkları önemli eleştiriler olarak ortaya çıktı.  Daha sonra Hükümetimizden bir taslak geldi, gerekçe aynıydı dediğim gibi ve ondan sonraki aşa­ mada bu taslağı da değerlendirirken gördük ki İstanbul içerisinde belirlenmiş otuz dokuz ilçe var; hadi  bunların içerisinden biz öyle bir idari birim yaratalım ki tüm yetkisi bizde olsun, belli ölçütler vere­ lim, bu ölçütlere göre birleştirelim, biz buraya istediğimiz başlığı koyarak bir de merkezî yapı oluş­ turalım ve bunun idaresi artık ilçede değil, o idari yapı değil, TOKİ'nin elinde olsun!  Bu amaçla giden, bu yapıyı oluşturan düzenleme... Neyse ki komisyon aşamalarında gördük ki  o ilgili madde -direkt adı ilk teklifte verilmişti ama tasarıda saklanmıştı- Ataşehir'le ilgili düzenle­ nen madde Komisyonda çekildi. Yani "Halkın seçmen olarak verdiği oyla kazanılamayan yetkiyi  yasa yaparak alacağız." mantığıyla giden bu yaklaşımlar hiçbir zaman kabul görmez. Yasayı, tem­ silî iradenin, demokrasinin ana merkezi olan yerel yönetimlerin oluşumundaki seçmen iradesinin üs­ tünde kullanarak orada yetki gaspı içine girmek imkânını hiçbir hukuk devletinde göremezsiniz. Hoş,  tabii, hukuk devleti anlayışınız ve bunu değerlendirmenizin de yaşanan son olaylarla çok önemli sor­ gulamalara ihtiyacı olduğunu görüyoruz ama her düzenlemenizin de bu bağlamda gerçekleşmesin­ den gerçekten üzüntü duyuyoruz.
Sayfa 32 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 4 9 - BAŞKAN - Sayın Ayhan, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Buyurun.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Alınıp satılan konutların neden artıp azaldığını Hükümet ifade etmekte acz içindedir. Tapu ka­ yıtlarında aniden bir fırlama oluyor, kimse izah edemiyor; sadece yorumlarla ifade edilmeye çalışı­ lıyor. Yazıktır.  Bir diğer şey, Toplu Konut İdaresi, 1 milyona yakın konutu AKP gelmeden önceki dönemde  kredilendirerek yapmıştır, ihale yaparak değil. Bunu da ihmal etmemek lazım.  Bir diğer hadise, gerçekten nerelerin ne kadar konuta ihtiyacı olduğunu çok iyi tespit edecek  araştırmaları yapmak lazımdır. Bugün Hükümetin konut politikasında söylediklerini gerçekten mev­ simsel ve takvimsel etkilerden arındırdığınızda ne olur? Lafügüzaftır. Hepsi 30 bin konutun içinde  yoksula döner, onun da daha yarısını ihale etmemiş durumdasınız.  Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil.  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; görüşülmekte olan 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Tabii, bu tasarının buraya gelişi, son şeklini alışı önemli, uzun bir hikâyeyi de beraberinde taşı­ yor. Önce, Sayın Recai Berber'in vermiş olduğu bir kanun teklifi bu konuyla ilgili olarak gündeme  geldi ve o kanun teklifi içerisindeki gerekçeyle, yine Hükümet tarafından verilen tasarının gerekçe­ sini karşılaştırdığımız zaman inanılmaz benzerlikler, sadece rakamsal olarak baktığımızda 2009 Şubat  ayı ve 2009 ortalarını dile getiren rakamsal değişimler kendini gösteriyor. Ama ilk düzenlemeye bak­ tığınızda ve içeriğinde imzaları olan teklif sahibi milletvekillerinin hiçbiri kıyı kentlerinde yaşama­ malarına, kıyı kentleri milletvekil olmamalarına rağmen, kıyı kentlerindeki planlamalardan ruhsatlara  kadar olan aşamayı bir ana merkez hâlinde merkezî yönetime dönüştürmeye çalışan bir teklif veri­ yorlar. Arkasından oluşan tepkiler ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na karşı ortaya çıkmış olan ay­ kırılıklar dile getirildiğinde ve bununla beraber, yapılması düşünülen bir kendi içinde idari birim  arayışları başlıkları önemli eleştiriler olarak ortaya çıktı.  Daha sonra Hükümetimizden bir taslak geldi, gerekçe aynıydı dediğim gibi ve ondan sonraki aşa­ mada bu taslağı da değerlendirirken gördük ki İstanbul içerisinde belirlenmiş otuz dokuz ilçe var; hadi  bunların içerisinden biz öyle bir idari birim yaratalım ki tüm yetkisi bizde olsun, belli ölçütler vere­ lim, bu ölçütlere göre birleştirelim, biz buraya istediğimiz başlığı koyarak bir de merkezî yapı oluş­ turalım ve bunun idaresi artık ilçede değil, o idari yapı değil, TOKİ'nin elinde olsun!  Bu amaçla giden, bu yapıyı oluşturan düzenleme... Neyse ki komisyon aşamalarında gördük ki  o ilgili madde -direkt adı ilk teklifte verilmişti ama tasarıda saklanmıştı- Ataşehir'le ilgili düzenle­ nen madde Komisyonda çekildi. Yani "Halkın seçmen olarak verdiği oyla kazanılamayan yetkiyi  yasa yaparak alacağız." mantığıyla giden bu yaklaşımlar hiçbir zaman kabul görmez. Yasayı, tem­ silî iradenin, demokrasinin ana merkezi olan yerel yönetimlerin oluşumundaki seçmen iradesinin üs­ tünde kullanarak orada yetki gaspı içine girmek imkânını hiçbir hukuk devletinde göremezsiniz. Hoş,  tabii, hukuk devleti anlayışınız ve bunu değerlendirmenizin de yaşanan son olaylarla çok önemli sor­ gulamalara ihtiyacı olduğunu görüyoruz ama her düzenlemenizin de bu bağlamda gerçekleşmesin­ den gerçekten üzüntü duyuyoruz.  TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 5 0 - Değerli arkadaşlar, bu son gelen arsa üretimi kanunu ve içeriğine baktığınızda, "Gerçekten arsa  üretimini amaçlayan ve arsa üretimiyle beraber, anayasal barınma hakkıyla beraber, kişilerin, yok­ sulların, dar gelirlilerin daha çok barınma hakkına kavuşacağı, TOKİ'nin kuruluş amaçlarını ortaya  koyacağı bir düzenleme mi yapılıyor?" diye baktığımızda, ne yazık ki bu taslağı incelediğimizde,  mali durumu büyük bir problem içinde olan TOKİ'yi kurtarma, aynı zamanda TOKİ'nin iştiraki olan  ve son olarak büyük bir övünçle "Biz, KEY ödemelerini gerçekleştirdik, hak sahiplerine ödeme yap­ tık." dediğiniz Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının yüzde 61 hissesine sahip olan ve oradaki  hakları karşılığı ödemeleri yapılan kişilere karşı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının hukuksal sorum­ luluklarını düzenleyen, onları belli akitsel sorumluluktan kurtarmayı hedefleyen ve bununla beraber,  devletin arsa ve arazileriyle yetinilmeyen o güzel portföy yapılarına bir de binalarını ekleyerek bir  güç oluşturmayı hedefleyen bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Ha bunun ötesinde bir de akitler ve  yasal sürecin devam ettiği bir hukuk devletinde, yargı sürecinin işlediği bir süreçte, yasayla yargının  etkisini ortadan kaldırma hedefinde olan bir tasarıyla karşı karşıyayız.  Değerli arkadaşlar, buradan TOKİ'yi yani bu yasayı anlatırken TOKİ'yi ve TOKİ'nin geçmiş yıl­ larda, özellikle 2003 yılından itibaren ortaya koyduğu faaliyetlerle ilgili birkaç başlığı ve o geniş pa­ dişah, bir imparatorluk yapısındaki yasal zeminini de sizlere hatırlatmayı ve değerli halkımıza  hatırlatmayı görev sayıyorum. Biliyorsunuz 1984 tarihinde dar gelirlilere artan nüfusa ve düzensiz  yapılanmaya karşı bir hedefle, orta ve alt gelir sahiplerini mülk sahibi yapabilmek amacıyla TOKİ  kurulmuştu. Ancak daha sonra, TOKİ, 2002 yılında, AKP'nin iktidarından sonra yani çizilmiş olan  görevleri, yetkileri, bağlı olduğu merkezî birim açısından baktığınızda büyük bir değişim yaşadı ve  bu değişim neyi getirdi? Tek hâkim konut sektörünün devletin tek gücü hâlindeki hesap vermeyen,  hesap sorulamayan yapısı hâline dönüştü.  Değerli arkadaşlar, bu düzenlemeleri şöyle bir hatırlayalım: Bakınız -TOKİ açısından- 2004 yı­ lında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır ve bütün yetkileriyle beraber ve varlıklarıyla bera­ ber TOKİ'ye devredilmiştir. Daha sonra, bu Arsa Ofisinin çok çok önemli olan miktarındaki  gayrimenkullerinin üzerinde de her ölçekte imar yetkisi TOKİ'ye verilmiştir. 2008 yılında, yine geçen  bir kanunla imar planı... Yani bu torba yasalar var, her torba yasa zaten geldiğinde, özellikle de yaz  ayı olduğu zaman "İçinden hangi TOKİ maddesi çıkacak?" diye bekler olduk. Bunlardan bir tanesi  de, 2008 Temmuz ayında TOKİ'nin dönüşüm alanlarını oluşturma dışında, gecekondu ve dönüşüm  alanları dışında mülkiyeti kendisine ait taşınmazlarla ilgili imar planı yapmak yetkisi geliştirildi.  Aynı zamanda sadece konutla ilgili değil, iş yeriyle ilgili de plan yapma yetkisi verildi. Biz öyle bir  planlama mantığı yaşıyoruz ki değerli arkadaşlar, önüne gelen plan yapıyor. Bugün baktığınızda, Ka­ rayolları plan yapıyor, Devlet Demiryolları plan yapıyor, Bayındırlık Bakanlığı plan yapıyor, Kültür  Bakanlığı plan yapıyor, İstanbul'un üzerinde hepsi birden plan yapıyor, İstanbul, plansızlıktan yaşa­ dığı sorunlarla karşı karşıya kalarak, işte sel felaketinin sonucu, işte ulaşımın sonucu ortaya çıkan ger­ çeklerle karşı karşıya kalıyor.  Şimdi, bakıyoruz, biliyorsunuz, 5018 sayılı, kamu mali yönetimiyle ve denetimiyle ilgili bir  Yasa var. Yine Toplu Konut İdaresi, ilk başta, bu Yasa'yla ilgili süreç işlemeye başladığında bunun  içinde sayılıyor ama daha sonra, ne hikmetse tam 2006 yılında fiilen uygulanmaya başlanacağı zaman,  2005 yılının sonunda bu Kanun kapsamından dışarı çıkarılıyor. Yani "bütçe hakkı" denilen "kamu ya­ pılanımı" denilen ve hesap verme sorumluluğunu getiren denetim mekanizmasının, ne hikmetse,  TOKİ için uygulanmaması kararı alınıyor! Türk Dil Kurumu hesap veriyor, Türk Tarih Kurumu hesap  veriyor, Karun gibi zengin, mükemmel geniş yetkilerle donatılmış TOKİ hesap vermiyor.
Sayfa 33 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 5 0 - Değerli arkadaşlar, bu son gelen arsa üretimi kanunu ve içeriğine baktığınızda, "Gerçekten arsa  üretimini amaçlayan ve arsa üretimiyle beraber, anayasal barınma hakkıyla beraber, kişilerin, yok­ sulların, dar gelirlilerin daha çok barınma hakkına kavuşacağı, TOKİ'nin kuruluş amaçlarını ortaya  koyacağı bir düzenleme mi yapılıyor?" diye baktığımızda, ne yazık ki bu taslağı incelediğimizde,  mali durumu büyük bir problem içinde olan TOKİ'yi kurtarma, aynı zamanda TOKİ'nin iştiraki olan  ve son olarak büyük bir övünçle "Biz, KEY ödemelerini gerçekleştirdik, hak sahiplerine ödeme yap­ tık." dediğiniz Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının yüzde 61 hissesine sahip olan ve oradaki  hakları karşılığı ödemeleri yapılan kişilere karşı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının hukuksal sorum­ luluklarını düzenleyen, onları belli akitsel sorumluluktan kurtarmayı hedefleyen ve bununla beraber,  devletin arsa ve arazileriyle yetinilmeyen o güzel portföy yapılarına bir de binalarını ekleyerek bir  güç oluşturmayı hedefleyen bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Ha bunun ötesinde bir de akitler ve  yasal sürecin devam ettiği bir hukuk devletinde, yargı sürecinin işlediği bir süreçte, yasayla yargının  etkisini ortadan kaldırma hedefinde olan bir tasarıyla karşı karşıyayız.  Değerli arkadaşlar, buradan TOKİ'yi yani bu yasayı anlatırken TOKİ'yi ve TOKİ'nin geçmiş yıl­ larda, özellikle 2003 yılından itibaren ortaya koyduğu faaliyetlerle ilgili birkaç başlığı ve o geniş pa­ dişah, bir imparatorluk yapısındaki yasal zeminini de sizlere hatırlatmayı ve değerli halkımıza  hatırlatmayı görev sayıyorum. Biliyorsunuz 1984 tarihinde dar gelirlilere artan nüfusa ve düzensiz  yapılanmaya karşı bir hedefle, orta ve alt gelir sahiplerini mülk sahibi yapabilmek amacıyla TOKİ  kurulmuştu. Ancak daha sonra, TOKİ, 2002 yılında, AKP'nin iktidarından sonra yani çizilmiş olan  görevleri, yetkileri, bağlı olduğu merkezî birim açısından baktığınızda büyük bir değişim yaşadı ve  bu değişim neyi getirdi? Tek hâkim konut sektörünün devletin tek gücü hâlindeki hesap vermeyen,  hesap sorulamayan yapısı hâline dönüştü.  Değerli arkadaşlar, bu düzenlemeleri şöyle bir hatırlayalım: Bakınız -TOKİ açısından- 2004 yı­ lında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır ve bütün yetkileriyle beraber ve varlıklarıyla bera­ ber TOKİ'ye devredilmiştir. Daha sonra, bu Arsa Ofisinin çok çok önemli olan miktarındaki  gayrimenkullerinin üzerinde de her ölçekte imar yetkisi TOKİ'ye verilmiştir. 2008 yılında, yine geçen  bir kanunla imar planı... Yani bu torba yasalar var, her torba yasa zaten geldiğinde, özellikle de yaz  ayı olduğu zaman "İçinden hangi TOKİ maddesi çıkacak?" diye bekler olduk. Bunlardan bir tanesi  de, 2008 Temmuz ayında TOKİ'nin dönüşüm alanlarını oluşturma dışında, gecekondu ve dönüşüm  alanları dışında mülkiyeti kendisine ait taşınmazlarla ilgili imar planı yapmak yetkisi geliştirildi.  Aynı zamanda sadece konutla ilgili değil, iş yeriyle ilgili de plan yapma yetkisi verildi. Biz öyle bir  planlama mantığı yaşıyoruz ki değerli arkadaşlar, önüne gelen plan yapıyor. Bugün baktığınızda, Ka­ rayolları plan yapıyor, Devlet Demiryolları plan yapıyor, Bayındırlık Bakanlığı plan yapıyor, Kültür  Bakanlığı plan yapıyor, İstanbul'un üzerinde hepsi birden plan yapıyor, İstanbul, plansızlıktan yaşa­ dığı sorunlarla karşı karşıya kalarak, işte sel felaketinin sonucu, işte ulaşımın sonucu ortaya çıkan ger­ çeklerle karşı karşıya kalıyor.  Şimdi, bakıyoruz, biliyorsunuz, 5018 sayılı, kamu mali yönetimiyle ve denetimiyle ilgili bir  Yasa var. Yine Toplu Konut İdaresi, ilk başta, bu Yasa'yla ilgili süreç işlemeye başladığında bunun  içinde sayılıyor ama daha sonra, ne hikmetse tam 2006 yılında fiilen uygulanmaya başlanacağı zaman,  2005 yılının sonunda bu Kanun kapsamından dışarı çıkarılıyor. Yani "bütçe hakkı" denilen "kamu ya­ pılanımı" denilen ve hesap verme sorumluluğunu getiren denetim mekanizmasının, ne hikmetse,  TOKİ için uygulanmaması kararı alınıyor! Türk Dil Kurumu hesap veriyor, Türk Tarih Kurumu hesap  veriyor, Karun gibi zengin, mükemmel geniş yetkilerle donatılmış TOKİ hesap vermiyor.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 1 - Değerli arkadaşlar, bütün bu uygulamalar yetmiyor, Türkiye'de inşaat sektörü içindeki payı git­ tikçe artan TOKİ'ye yapı denetim açısından baktığınızda da bir ayrıcalık içerisinde olduğunu görü­ yoruz. 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu'ndaki l ' inci maddenin ikinci paragrafında yapılan  değişiklikle, on dokuz pilot ilde yapılan yapı denetim uygulamaları TOKİ'de gerçekleşmiyor ve so­ rumluluğu alıyor. Bununla beraber TOKİ'ye o kadar yetkiler veriliyor ki değerli arkadaşlar, bunun  içerisinde yapı kullanım izinlerinin alınmasından tutun planların valilik veyahut belediyelerin itirazı  bile olsa üç ay içinde resen uygulanmasına, etkisine kadar vardıran geniş yetkilerle donatılıyor.  Peki, bütün bu yetkiler veriliyor, bütün bu uygulamalar yapılıyor, ne hatalar oluşuyor? Sayın  Başkan -ben açıklamalarını takip ediyorum- diyor ki: "Planlamalarla ilgili, yapılacak çalışmalarla  ilgili akademisyenlere, halka, çevrecilere, plancılara soracağız, beraber karar vereceğiz." Sayın Baş­ kan, siz bunları söylerken size karşı dava açan Mimarlar Odasına veya dava açanları genel değer­ lendirirken "Rüşvet için dava açılıyor." gibi bir söylem size yakışıyor mu? Veyahut Harita  Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası geçen sene "TOKİ Gerçeği" diye bir panel yapıyor, bunun  içeriğindeki sonuç bildirgesinin yayınlanmaması için oraya yazılı başvuru içinde olmak size yakışı­ yor mu? Yani toplumsal katılım, değerlendirme içerisinde yapılacak bir çalışmayı böyle bir baskı  içine sokmak o genel yönetim anlayışının herhalde yansıması olarak değerlendirilmesi gerekiyor.  Bakınız, Bayındırlık Bakanlığı bünyesindeki TOKİ direkt Sayın Başbakana bağlanıyor. Neden?  Bayındırlık Bakanlığının TOKİ'yle ilgili işlemleri takip edecek yeterli eğitimli denetim elemanları  yok mu? Bayındırlık Bakanlığı yetersiz mi bu konuda? Neden Başbakana bağlanıyor? Çok eğitimli  olduğu ve belki de Başkanla İstanbul Belediyesinde olan uzun yıllardır beraber çalışmalarının da et­ kisi vardır diye düşünülüyor!  Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, TOKİ'yi Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetliyor  ve çıkan raporlar var ve bu çıkan raporların içerisinde, alıp baktığınızda gerek 2004 gerek 2007 yıl­ larıyla ilgili çok önemli tespitler var. Bu tespitlerin içerisinde özellikle yapılan işlemlerle ve Emlak  Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle ilgili iddialar var. "Bu iddialar  araştırıldı tekrar." deniliyor ama çok önemli iddialar ve o iddialardan bir tanesinde deniyor ki: "Bu  hasılat paylaşımı modelinin uygulandığı yerlerde arsaların rayiç değerlerinin..." Çünkü hasılat pay­ laşımı şöyle: Siz ayni sermayenizi koyuyorsunuz belli bir değerden, ekspertiz değerinden, yapacak  olan kişi de maliyet hesabı yapıyor, bir ortaklık oluşturup ondan sonra, satıştan sonra paylaşım or­ taya çıkıyor. Siz 100 birimlik yeri 80 olarak veya 40 olarak gösterirseniz, ortaklık payınız düşer.  Ha, bununla ilgili, TOKİ'nin sitesine bakıyorsunuz ve o sitede bir metin karşınıza çıkıyor, İngilizce  bir metin ve o metin içerisinde de görüyorsunuz ki böyle bir değerlendirmenin olduğunu ama bununla  ilgili olarak yapılan fiyaflandırma açısından -bu hasılat yöntemi anlatılırken- tercih edildiğinin ve  bunun bu şekilde uygulandığının netice beyanıyla karşı karşıyasımz. İnternet sitesinden de bunu  bulma imkânı çok rahat ortada.  Şimdi, kanunun içeriğine geldiğimizde -süremiz çok uzun değil- Gayrimenkul Yatırım Ortaklı­ ğının unutulmaması gereken bir özelliği var, Sermaye Piyasası Kanunu'nun geçerliliği içerisindedir.  Sermaye Piyasası Kanunu içerisinde o dönemde yapılan işlemlerin de hesabının zaten sorulması ge­ rekir ama ona kalmayacak, bu dönemde yapılanlar var.  Bakın, şimdi bu kanun içerisinde "Taşınmazlar"ı tanımlarken içine binalar da konuyor. Yani  okullar, her türlü kamu binası bunun içerisinde satılabilir. Bu nedir biliyor musunuz aslında? Bu,  hem TOKİ'ye kaynak yaratma hem de kamunun mallarını 2886 sayılı İhale Kanunu dışında değer­ lendirmeye çalışmaktır. Hatırlayın, bir Karayolları binası vardı. O zaman o bu madde, ilgili İhale  Kanunu kapsamında satılmamak için Tekele devredilmiş, ondan sonra tekrar Özelleştirme İdaresinin  yetkileriyle satılmıştı.
Sayfa 34 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 1 - Değerli arkadaşlar, bütün bu uygulamalar yetmiyor, Türkiye'de inşaat sektörü içindeki payı git­ tikçe artan TOKİ'ye yapı denetim açısından baktığınızda da bir ayrıcalık içerisinde olduğunu görü­ yoruz. 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu'ndaki l ' inci maddenin ikinci paragrafında yapılan  değişiklikle, on dokuz pilot ilde yapılan yapı denetim uygulamaları TOKİ'de gerçekleşmiyor ve so­ rumluluğu alıyor. Bununla beraber TOKİ'ye o kadar yetkiler veriliyor ki değerli arkadaşlar, bunun  içerisinde yapı kullanım izinlerinin alınmasından tutun planların valilik veyahut belediyelerin itirazı  bile olsa üç ay içinde resen uygulanmasına, etkisine kadar vardıran geniş yetkilerle donatılıyor.  Peki, bütün bu yetkiler veriliyor, bütün bu uygulamalar yapılıyor, ne hatalar oluşuyor? Sayın  Başkan -ben açıklamalarını takip ediyorum- diyor ki: "Planlamalarla ilgili, yapılacak çalışmalarla  ilgili akademisyenlere, halka, çevrecilere, plancılara soracağız, beraber karar vereceğiz." Sayın Baş­ kan, siz bunları söylerken size karşı dava açan Mimarlar Odasına veya dava açanları genel değer­ lendirirken "Rüşvet için dava açılıyor." gibi bir söylem size yakışıyor mu? Veyahut Harita  Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası geçen sene "TOKİ Gerçeği" diye bir panel yapıyor, bunun  içeriğindeki sonuç bildirgesinin yayınlanmaması için oraya yazılı başvuru içinde olmak size yakışı­ yor mu? Yani toplumsal katılım, değerlendirme içerisinde yapılacak bir çalışmayı böyle bir baskı  içine sokmak o genel yönetim anlayışının herhalde yansıması olarak değerlendirilmesi gerekiyor.  Bakınız, Bayındırlık Bakanlığı bünyesindeki TOKİ direkt Sayın Başbakana bağlanıyor. Neden?  Bayındırlık Bakanlığının TOKİ'yle ilgili işlemleri takip edecek yeterli eğitimli denetim elemanları  yok mu? Bayındırlık Bakanlığı yetersiz mi bu konuda? Neden Başbakana bağlanıyor? Çok eğitimli  olduğu ve belki de Başkanla İstanbul Belediyesinde olan uzun yıllardır beraber çalışmalarının da et­ kisi vardır diye düşünülüyor!  Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, TOKİ'yi Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetliyor  ve çıkan raporlar var ve bu çıkan raporların içerisinde, alıp baktığınızda gerek 2004 gerek 2007 yıl­ larıyla ilgili çok önemli tespitler var. Bu tespitlerin içerisinde özellikle yapılan işlemlerle ve Emlak  Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle ilgili iddialar var. "Bu iddialar  araştırıldı tekrar." deniliyor ama çok önemli iddialar ve o iddialardan bir tanesinde deniyor ki: "Bu  hasılat paylaşımı modelinin uygulandığı yerlerde arsaların rayiç değerlerinin..." Çünkü hasılat pay­ laşımı şöyle: Siz ayni sermayenizi koyuyorsunuz belli bir değerden, ekspertiz değerinden, yapacak  olan kişi de maliyet hesabı yapıyor, bir ortaklık oluşturup ondan sonra, satıştan sonra paylaşım or­ taya çıkıyor. Siz 100 birimlik yeri 80 olarak veya 40 olarak gösterirseniz, ortaklık payınız düşer.  Ha, bununla ilgili, TOKİ'nin sitesine bakıyorsunuz ve o sitede bir metin karşınıza çıkıyor, İngilizce  bir metin ve o metin içerisinde de görüyorsunuz ki böyle bir değerlendirmenin olduğunu ama bununla  ilgili olarak yapılan fiyaflandırma açısından -bu hasılat yöntemi anlatılırken- tercih edildiğinin ve  bunun bu şekilde uygulandığının netice beyanıyla karşı karşıyasımz. İnternet sitesinden de bunu  bulma imkânı çok rahat ortada.  Şimdi, kanunun içeriğine geldiğimizde -süremiz çok uzun değil- Gayrimenkul Yatırım Ortaklı­ ğının unutulmaması gereken bir özelliği var, Sermaye Piyasası Kanunu'nun geçerliliği içerisindedir.  Sermaye Piyasası Kanunu içerisinde o dönemde yapılan işlemlerin de hesabının zaten sorulması ge­ rekir ama ona kalmayacak, bu dönemde yapılanlar var.  Bakın, şimdi bu kanun içerisinde "Taşınmazlar"ı tanımlarken içine binalar da konuyor. Yani  okullar, her türlü kamu binası bunun içerisinde satılabilir. Bu nedir biliyor musunuz aslında? Bu,  hem TOKİ'ye kaynak yaratma hem de kamunun mallarını 2886 sayılı İhale Kanunu dışında değer­ lendirmeye çalışmaktır. Hatırlayın, bir Karayolları binası vardı. O zaman o bu madde, ilgili İhale  Kanunu kapsamında satılmamak için Tekele devredilmiş, ondan sonra tekrar Özelleştirme İdaresinin  yetkileriyle satılmıştı.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 2 - Ha, bir de TOKİ'nin tabii, ihaleler açısından bağlı olduğu kamu ihalesi açısından da bazı ger­ çekler var, yapılar var, onları da size hatırlatayım: Toplu Konut İdaresi 2886 sayılı Devlet İhale Ka- nunu'na tabi değil. 4734 sayılı Kamu İhale Yasası'nda da önemli ayrıcalıkları var yani ÇED Raporu  belgesi alması gerekmiyor, ödeneği olmayan iş ihaleye çıkılmaz, onun için geçerli değil. Onun ya­ nında, yine arsa temini, yani 62'nin (a) ve (b) bentleri ve (c) bentleri de yine TOKİ için geçerli değil.  Onun yanında, ihale sözleşmesi içinde de TOKİ için düzenlemeler var ve burada Bakanlar Kuruluna  bazı yetkiler vererek özel sözleşme esasları belirleniyor ve ondan sonra da bir özel sözleşme yapısı  ortaya çıkıyor. Diğer taraftan, yine, TOKİ'nin bu hisse paylaşımlı, gelir paylaşımlı yöntemiyle ilgili  olarak ortaya çıkan tebliğin de Danıştay açısından değerlenmesi ve sonuçları ortada.  Şimdi, böyle bir süreç işler iken bir bakıyorsunuz, devletin, kamunun okulları, hastaneleri bu birim  tarafından yapılıyor. O zaman aklınıza şu geliyor: Yani onlar 2886'ya tabi. TOKİ çok rahat. Ondan mı  oraya geliyor? Şimdi, binaların satışı için de yine böyle bir imkân ve unutulmaması gereken, bu kanun  içerisinde, biliyorsunuz, TOKİ, emlak vergileriyle ilgili yerel belediyelere ödemesi gereken vergilerden  de ayrı tutuluyor, muaf tutuluyor. Bu ne? İşte biz daha çok bina yapacağız... Yani o da şuna geliyor:  "Biz normal bütçede yatırım harcaması oluşturamıyoruz. Onun için, yerel yönetimler, sizin elektrikten  payınızı kestik, şimdi de emlak vergisinden keseriz. Biz ona göre, devlet olarak, kamu olarak, Hükü­ met olarak bütçede tutturamadığımızı bu yoldan yaparız." Bir de işin bu mantığı var.  Diğer taraftan, Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı tarafında -tekrar altını çiziyorum- 8,5 mil­ yon -yani yüzde 61 'ine sahip- KEY hak sahiplerine 3 milyar civarında bir para ödeniyor.  Değerli arkadaşlar, bu para 86 yılından itibaren, ta 99 yılında yapının oluşması ve Emlak Ban­ kasının tasfiyesi sırasında buradaki varlıkların Emlak Konuta devri daha sonra Gayrimenkul Yatırım  Ortaklığı olması ve bunun içerisinde yapılan değerlendirmeler sonucunda o hissedar yani yüzde 61 his­ sedarın hakları var, uygulamalardan payı var. Sadece o dönemki rakamı bugüne adat hesabıyla geti­ rirsek 10 milyar civarında bir para tutuyor. Unutmayın, burada şimdi çıkartılan o 3'üncü ve 4'üncü  maddelerdeki yasal yükümlülüklerden koruyucu yasa bir taraftan da bunun için çıkartılıyor. Yani daha  önceden sadece ve sadece bu varlıklar üzerinden ortaya çıkan akitler ve hak arayışlarında bir örnek ver­ mişlerdi komisyonda, onunla değil, bu aynı zamanda Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının yöne­ timinin başında olan yüzde 39 hissesiyle bugüne kadar yönetimin sorumluluğunu alanların da Sermaye  Piyasası Kanunu dâhilinde sorumluluklarının olduğunun altını çizmek gerektiğini düşünüyorum.  Değerli arkadaşlar, o kadar çok şey var ki anlatılacak ama yasal olarak baktığınızda bu yasanın  içeriğinde yürümekte olan davalardan korunmak ve kaçınmak için çıkartılan bir yasa maddesiyle de  karşı karşıya kalıyoruz. Bu da nedir? Yargı kararları rejimine ve Anayasa'daki kuvvetler ayrılığı il­ kesine yapılan bir karşı harekettir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Tamaylıgil, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun efendim.  BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla) - Buradaki amaç aslında, tabii, ne olacaktır? Şirketin pa­ sifleri ile aktifleri arasında devir sırasında oluşan denge bozulacak ve alacaklı olanlar o bozulan den­ geyle karşı karşıya bırakılacaklardır.  Şimdi, bir de TOKİ'nin Emlak Bankası yani tasfiye hâlindeki Emlak Bankasıyla ilgili bir ödeme  süreci var yani aldığı 1,3 milyar liralık bilanço değeriydi o da ve karşısında özel tertip senetlerin ve  sıfır faizli senetlerin, devlet borçlanma senetlerinin verdiği bir ödeme süreci var. Önce üç yıl öde­ mesiz, sonra beş yıl ödemesiz... Zaten ödeyemedim, taa geldik 2009 Ağustosta ilk taksit ödemesine.  Bütün bunların aşamaları çok uzun, vaktim yok.
Sayfa 35 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 2 - Ha, bir de TOKİ'nin tabii, ihaleler açısından bağlı olduğu kamu ihalesi açısından da bazı ger­ çekler var, yapılar var, onları da size hatırlatayım: Toplu Konut İdaresi 2886 sayılı Devlet İhale Ka- nunu'na tabi değil. 4734 sayılı Kamu İhale Yasası'nda da önemli ayrıcalıkları var yani ÇED Raporu  belgesi alması gerekmiyor, ödeneği olmayan iş ihaleye çıkılmaz, onun için geçerli değil. Onun ya­ nında, yine arsa temini, yani 62'nin (a) ve (b) bentleri ve (c) bentleri de yine TOKİ için geçerli değil.  Onun yanında, ihale sözleşmesi içinde de TOKİ için düzenlemeler var ve burada Bakanlar Kuruluna  bazı yetkiler vererek özel sözleşme esasları belirleniyor ve ondan sonra da bir özel sözleşme yapısı  ortaya çıkıyor. Diğer taraftan, yine, TOKİ'nin bu hisse paylaşımlı, gelir paylaşımlı yöntemiyle ilgili  olarak ortaya çıkan tebliğin de Danıştay açısından değerlenmesi ve sonuçları ortada.  Şimdi, böyle bir süreç işler iken bir bakıyorsunuz, devletin, kamunun okulları, hastaneleri bu birim  tarafından yapılıyor. O zaman aklınıza şu geliyor: Yani onlar 2886'ya tabi. TOKİ çok rahat. Ondan mı  oraya geliyor? Şimdi, binaların satışı için de yine böyle bir imkân ve unutulmaması gereken, bu kanun  içerisinde, biliyorsunuz, TOKİ, emlak vergileriyle ilgili yerel belediyelere ödemesi gereken vergilerden  de ayrı tutuluyor, muaf tutuluyor. Bu ne? İşte biz daha çok bina yapacağız... Yani o da şuna geliyor:  "Biz normal bütçede yatırım harcaması oluşturamıyoruz. Onun için, yerel yönetimler, sizin elektrikten  payınızı kestik, şimdi de emlak vergisinden keseriz. Biz ona göre, devlet olarak, kamu olarak, Hükü­ met olarak bütçede tutturamadığımızı bu yoldan yaparız." Bir de işin bu mantığı var.  Diğer taraftan, Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı tarafında -tekrar altını çiziyorum- 8,5 mil­ yon -yani yüzde 61 'ine sahip- KEY hak sahiplerine 3 milyar civarında bir para ödeniyor.  Değerli arkadaşlar, bu para 86 yılından itibaren, ta 99 yılında yapının oluşması ve Emlak Ban­ kasının tasfiyesi sırasında buradaki varlıkların Emlak Konuta devri daha sonra Gayrimenkul Yatırım  Ortaklığı olması ve bunun içerisinde yapılan değerlendirmeler sonucunda o hissedar yani yüzde 61 his­ sedarın hakları var, uygulamalardan payı var. Sadece o dönemki rakamı bugüne adat hesabıyla geti­ rirsek 10 milyar civarında bir para tutuyor. Unutmayın, burada şimdi çıkartılan o 3'üncü ve 4'üncü  maddelerdeki yasal yükümlülüklerden koruyucu yasa bir taraftan da bunun için çıkartılıyor. Yani daha  önceden sadece ve sadece bu varlıklar üzerinden ortaya çıkan akitler ve hak arayışlarında bir örnek ver­ mişlerdi komisyonda, onunla değil, bu aynı zamanda Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının yöne­ timinin başında olan yüzde 39 hissesiyle bugüne kadar yönetimin sorumluluğunu alanların da Sermaye  Piyasası Kanunu dâhilinde sorumluluklarının olduğunun altını çizmek gerektiğini düşünüyorum.  Değerli arkadaşlar, o kadar çok şey var ki anlatılacak ama yasal olarak baktığınızda bu yasanın  içeriğinde yürümekte olan davalardan korunmak ve kaçınmak için çıkartılan bir yasa maddesiyle de  karşı karşıya kalıyoruz. Bu da nedir? Yargı kararları rejimine ve Anayasa'daki kuvvetler ayrılığı il­ kesine yapılan bir karşı harekettir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Tamaylıgil, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun efendim.  BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla) - Buradaki amaç aslında, tabii, ne olacaktır? Şirketin pa­ sifleri ile aktifleri arasında devir sırasında oluşan denge bozulacak ve alacaklı olanlar o bozulan den­ geyle karşı karşıya bırakılacaklardır.  Şimdi, bir de TOKİ'nin Emlak Bankası yani tasfiye hâlindeki Emlak Bankasıyla ilgili bir ödeme  süreci var yani aldığı 1,3 milyar liralık bilanço değeriydi o da ve karşısında özel tertip senetlerin ve  sıfır faizli senetlerin, devlet borçlanma senetlerinin verdiği bir ödeme süreci var. Önce üç yıl öde­ mesiz, sonra beş yıl ödemesiz... Zaten ödeyemedim, taa geldik 2009 Ağustosta ilk taksit ödemesine.  Bütün bunların aşamaları çok uzun, vaktim yok.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 3 - Şimdi ben soruyorum Başkana: Bu ilk taksiti ödediniz mi, ödeyecek misiniz yoksa, yine iddia  ettiğim gibi, -buradan doğan bir varlık yükümlülüğüdür- yine bu maddeler içerisinde, ödememek  üzere bir düzenleme içine gidilecek midir?  Değerli arkadaşlar, keşke burada görüştüğümüz TOKİ'yle ilgili yasa, arsa üretimi, konut edinilmesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Tamaylıgil, mikrofon kapandı, teşekkür cümlenizi alayım.  BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla) - Bitiriyorum.  ...konutun Türkiye'deki ihtiyaca göre gerçekleşmesi açısından bir plan, bir program olsaydı ve  keşke konut ihtiyacında olan dar gelirlilerin beklentilerine hizmet eden bir konut oluşturma anlayışı,  Robin Hood'luk başlığıyla gidip, sadece miting organizasyonlarının temeli olma noktasına varmasaydı.  Ben yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve Türkiye açısından, ülkemiz açısından, hakların ve  hukukun işlediği günlerin çok uzakta olmadığını diliyorum.  Hoşça kalın. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim.  AHMET YENİ (Samsun) - 60'a göre kısa bir açıklama yapmak istiyorum.  BAŞKAN - Arkadaşlar, görüşmeler devam ediyor, şimdi 60'ın sırası değil. Lütfen... Daha  sonra...  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.  Buyurun efendim.  BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tür­ kiye gibi genç ve gelişen bir nüfus yapısına sahip olan ülkelerde... 72,5 milyon olduk son açıkla­ malarla, TÜİK'in belirttiği rakamlara göre. Çok ciddi konut sorunu yaşayan bir ülkeyiz. Özellikle  metropol kentlerde konut sıkıntısı o kadar çok fazladır ki kiraların durmadan yükselmesi, bir asgari  ücret düzeyinin üstünde olması bir aylık kiranın; çalışanların, memurların, işçilerin, dar gelirlilerin  çok ciddi konut taleplerinin söz konusu olması karşısında, 99 depremini yaşamış ülkemizde, ora­ daki, deprem kuşağı bölgelerdeki yeni konutların yapılmasında ve daha birçok alanda yeni yerleşim,  sosyal yerleşimlere, sitelere geçilmesi, işte, zaman zaman iyileştirme adı altında kentsel dönüşüm  projelerinin yapılması, bütün bu ihtiyaçlar bir gerçek. Bu ihtiyaçlar karşısında biz Barış ve Demok­ rasi Partisi adına burada Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun üzerine, 455 sayılı  Kanun Teklifi üzerine görüşlerimizi açıklarken aynı zamanda TOKİ'nin ve konut anlayışının sorgu­ lanması bakımından da birkaç noktaya değinme gereğini duyuyoruz.  Bilmiyorum, gezen, gidenleriniz vardır; Paris'in etrafında banliyöler görürsünüz, yüksek apart­ manlardan oluşmuştur, belde belediyelerinde. Sorarsınız: "Nedir bu binalar?" "Belediyelerin yaptır­ dığı sosyal binalar." derler. İlginçtir ve orada, dar gelirli insanların yaşadığı yerlerde banliyöler  yapılmış. Geçen, bir görüşme nedeniyle Marsilya'da, kıyı şeridinde bulunduğumuz bir yerde çok  güzel bloklar vardı deniz kenarında, bunun ne olduğu sordum. Bunlar, dediler, buradaki belediyenin  -sosyalist bir belediye- seçim programında vardı ve seçildikten sonra bu sosyal konutlar yapıldı,  halka verildi. Şimdi, bunun benzeri örnekleri Bulgaristan'da, Romanya'da birçok ülkede görürüz bir  devlet politikası olarak. Sağlık, eğitim, konut öncelikli sıradadır ve devlet politikalarında bunlara  özel bir ağırlık verilmiştir.
Sayfa 36 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 3 - Şimdi ben soruyorum Başkana: Bu ilk taksiti ödediniz mi, ödeyecek misiniz yoksa, yine iddia  ettiğim gibi, -buradan doğan bir varlık yükümlülüğüdür- yine bu maddeler içerisinde, ödememek  üzere bir düzenleme içine gidilecek midir?  Değerli arkadaşlar, keşke burada görüştüğümüz TOKİ'yle ilgili yasa, arsa üretimi, konut edinilmesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Tamaylıgil, mikrofon kapandı, teşekkür cümlenizi alayım.  BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla) - Bitiriyorum.  ...konutun Türkiye'deki ihtiyaca göre gerçekleşmesi açısından bir plan, bir program olsaydı ve  keşke konut ihtiyacında olan dar gelirlilerin beklentilerine hizmet eden bir konut oluşturma anlayışı,  Robin Hood'luk başlığıyla gidip, sadece miting organizasyonlarının temeli olma noktasına varmasaydı.  Ben yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve Türkiye açısından, ülkemiz açısından, hakların ve  hukukun işlediği günlerin çok uzakta olmadığını diliyorum.  Hoşça kalın. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim.  AHMET YENİ (Samsun) - 60'a göre kısa bir açıklama yapmak istiyorum.  BAŞKAN - Arkadaşlar, görüşmeler devam ediyor, şimdi 60'ın sırası değil. Lütfen... Daha  sonra...  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.  Buyurun efendim.  BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tür­ kiye gibi genç ve gelişen bir nüfus yapısına sahip olan ülkelerde... 72,5 milyon olduk son açıkla­ malarla, TÜİK'in belirttiği rakamlara göre. Çok ciddi konut sorunu yaşayan bir ülkeyiz. Özellikle  metropol kentlerde konut sıkıntısı o kadar çok fazladır ki kiraların durmadan yükselmesi, bir asgari  ücret düzeyinin üstünde olması bir aylık kiranın; çalışanların, memurların, işçilerin, dar gelirlilerin  çok ciddi konut taleplerinin söz konusu olması karşısında, 99 depremini yaşamış ülkemizde, ora­ daki, deprem kuşağı bölgelerdeki yeni konutların yapılmasında ve daha birçok alanda yeni yerleşim,  sosyal yerleşimlere, sitelere geçilmesi, işte, zaman zaman iyileştirme adı altında kentsel dönüşüm  projelerinin yapılması, bütün bu ihtiyaçlar bir gerçek. Bu ihtiyaçlar karşısında biz Barış ve Demok­ rasi Partisi adına burada Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun üzerine, 455 sayılı  Kanun Teklifi üzerine görüşlerimizi açıklarken aynı zamanda TOKİ'nin ve konut anlayışının sorgu­ lanması bakımından da birkaç noktaya değinme gereğini duyuyoruz.  Bilmiyorum, gezen, gidenleriniz vardır; Paris'in etrafında banliyöler görürsünüz, yüksek apart­ manlardan oluşmuştur, belde belediyelerinde. Sorarsınız: "Nedir bu binalar?" "Belediyelerin yaptır­ dığı sosyal binalar." derler. İlginçtir ve orada, dar gelirli insanların yaşadığı yerlerde banliyöler  yapılmış. Geçen, bir görüşme nedeniyle Marsilya'da, kıyı şeridinde bulunduğumuz bir yerde çok  güzel bloklar vardı deniz kenarında, bunun ne olduğu sordum. Bunlar, dediler, buradaki belediyenin  -sosyalist bir belediye- seçim programında vardı ve seçildikten sonra bu sosyal konutlar yapıldı,  halka verildi. Şimdi, bunun benzeri örnekleri Bulgaristan'da, Romanya'da birçok ülkede görürüz bir  devlet politikası olarak. Sağlık, eğitim, konut öncelikli sıradadır ve devlet politikalarında bunlara  özel bir ağırlık verilmiştir.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 5 4 - Şimdi, yakın zamanda Emlak Bankasında -ki Emlak Bankasının tasfiyesi işlemleriyle TOKİ'ye  geçiş aşamasında yaşanan yolsuzluklara hepimiz tanık olduk- 2001 krizinde neler yaşandığını da bi­ liyoruz. Kimlerin, ne kadar para batırdığını, bu paraların vatandaşın vergisinden, hazineden nasıl  karşılandığını biliyoruz.  Şimdi, konut hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8'inci maddesinde kişiye bağlı doku­ nulmaz ve devredilmez hakların içinde yer alıyor. Bu anlayışla baktığımız zaman dar gelirliye, ihti­ yacı olan insanlara konut yapmaktan daha kutsal bir görev, hele hele siyasiler için, olamaz. Yani  siyasiler eğer bir hayırlı iş yapmak istiyorlarsa gerçekten, bu kışta, karda başını sokamayacağı evi,  iki göz bir evi olmayan ve aldığı asgari ücretle, 550 lira maaşla kirasını, yakıtını ödeyemeyen bütün  çalışanlarımıza, dar gelirlilere, insanlarımıza konut yapması doğrudur. Bu doğru yaklaşıma inanın hiç­ birimizin söyleyecek tek sözü olmaz.  TOKİ'nin 2004'lerden itibaren başlangıçtaki birkaç örnek versiyonuna da bakıldığı zaman, vak­ tinde yapılan, süresinde teslim edilen binalar da gördük ama bu iş yaygınlaştıkça, büyüdükçe, ra­ kamlar büyüdükçe kokular da büyüdü, tartışmalar, yolsuzluklar da büyüdü. Yani konut demek  müteahhitlik demek, müteahhitlik demek çimento demek, harç demek, demir demek, inşaat demek,  inşaat kalitesi demek, bütün bunlar ama sadece bu alanlarıyla sorunun tartışılır olur noktaya gelmesi  değil. Bir kere Başbakanlığa bağlı TOKİ'nin bütçesini eğer Meclisimiz görüşemiyorsa -bu çok  önemli bir nokta- Sayıştay da denetleyemiyorsa, milyar liralar da harcanıyorsa, burada kim her şeyin  doğru yapıldığını söyleyebilir?  HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - KİT Komisyonu denetliyor.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Şimdi, KİT Komisyonu Meclis adına denetim yapmış sayılmaz  çünkü KİT Komisyonunun kendi iç denetimi olarak yapılan bir denetimdir. Bu denetimin bizatihi  Meclise gelmesi, harcamaların, gelirlerinin bütününün rakamsal olarak konulması gerekir ve Mecli­ sin de bunu denetlemesi gerekir fakat bu yapılamıyor. Yani bu KİT'in yapmış olması, bunun bir de­ netim, sağlıklı bir denetim, bütçe denetimi olduğu anlamına gelmiyor.  Şimdi, böyle olunca, bakıyoruz yasa teklifinde, hemen 2009 yılı Temmuz ayı itibarıyla 367.355  konuttan bahsediliyor, 251 bin adedinin tamamlandığından. Şimdi, bu konutlarla birlikte sosyal do­ natılardan bahsediliyor. Bu çok ilginç. Deniliyor ki: Bu sosyal donatıların içinde işte şu kadar okul,  516 tane ilköğretim ve lise, toplam 15 bin derslik, 487 adet spor salonu. Şimdi, site olarak yapılan  yerleşim konutlarını, site projelerini mimar-mühendis odalarına sorduğunuz zaman, bu sitelerin içinde  okulun, sağlık ocaklarının, spor alanlarının, çevre düzenlemesinin sitenin vazgeçilmez parçalarını  olduğunu görürsünüz. Şimdi, burada, TOKİ'nin "Ev yapıyorum ama bununla beraber de sosyal do­ natılan yapıyorum" demesi, bu şekilde kamuoyuna yansıması yanlıştır; mecburidir, sitelerin kendine  göre standartları vardır.  Şimdi, TOKİ'deki yolsuzluk konuları, sosyal dokuyu da etkileyen önemli konuları da gündeme  getirdi. Sulukule'deki kentsel dönüşüm projesinin tartışmaları Meclise kadar geldi, bunun araştırma  komisyonu kurulması konusunda da önergeler verildi. Birçok ilde, ilçede de TOKİ'nin başlattığı ve  süresi içinde bitirilmesi gereken konutların, aradan bir yıl, iki yıl geçtiği hâlde sahiplerine teslim  edilmediğini görüyoruz. Örneğin Siirt'teki TOKİ konutlarındaki kokular, yanlışlıklar, partizanlıklar,  kayırmalar ve TOKİ'nin faturasını oradaki belediye başkanına çıkardı ve belediye başkanı sonuçta  seçim kaybetti. Bunu hepimiz biliyoruz. Çünkü TOKİ konutlarının yüz tanesinin, yüz elli tanesinin  kendi akrabalanna satışı yapıldığı zaman büyük bir il merkezinde hemen göze çarpıyor; kimler yaptı,  nasıl yaptı, hemen ortaya çıkıyor.
Sayfa 37 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 5 4 - Şimdi, yakın zamanda Emlak Bankasında -ki Emlak Bankasının tasfiyesi işlemleriyle TOKİ'ye  geçiş aşamasında yaşanan yolsuzluklara hepimiz tanık olduk- 2001 krizinde neler yaşandığını da bi­ liyoruz. Kimlerin, ne kadar para batırdığını, bu paraların vatandaşın vergisinden, hazineden nasıl  karşılandığını biliyoruz.  Şimdi, konut hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8'inci maddesinde kişiye bağlı doku­ nulmaz ve devredilmez hakların içinde yer alıyor. Bu anlayışla baktığımız zaman dar gelirliye, ihti­ yacı olan insanlara konut yapmaktan daha kutsal bir görev, hele hele siyasiler için, olamaz. Yani  siyasiler eğer bir hayırlı iş yapmak istiyorlarsa gerçekten, bu kışta, karda başını sokamayacağı evi,  iki göz bir evi olmayan ve aldığı asgari ücretle, 550 lira maaşla kirasını, yakıtını ödeyemeyen bütün  çalışanlarımıza, dar gelirlilere, insanlarımıza konut yapması doğrudur. Bu doğru yaklaşıma inanın hiç­ birimizin söyleyecek tek sözü olmaz.  TOKİ'nin 2004'lerden itibaren başlangıçtaki birkaç örnek versiyonuna da bakıldığı zaman, vak­ tinde yapılan, süresinde teslim edilen binalar da gördük ama bu iş yaygınlaştıkça, büyüdükçe, ra­ kamlar büyüdükçe kokular da büyüdü, tartışmalar, yolsuzluklar da büyüdü. Yani konut demek  müteahhitlik demek, müteahhitlik demek çimento demek, harç demek, demir demek, inşaat demek,  inşaat kalitesi demek, bütün bunlar ama sadece bu alanlarıyla sorunun tartışılır olur noktaya gelmesi  değil. Bir kere Başbakanlığa bağlı TOKİ'nin bütçesini eğer Meclisimiz görüşemiyorsa -bu çok  önemli bir nokta- Sayıştay da denetleyemiyorsa, milyar liralar da harcanıyorsa, burada kim her şeyin  doğru yapıldığını söyleyebilir?  HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - KİT Komisyonu denetliyor.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Şimdi, KİT Komisyonu Meclis adına denetim yapmış sayılmaz  çünkü KİT Komisyonunun kendi iç denetimi olarak yapılan bir denetimdir. Bu denetimin bizatihi  Meclise gelmesi, harcamaların, gelirlerinin bütününün rakamsal olarak konulması gerekir ve Mecli­ sin de bunu denetlemesi gerekir fakat bu yapılamıyor. Yani bu KİT'in yapmış olması, bunun bir de­ netim, sağlıklı bir denetim, bütçe denetimi olduğu anlamına gelmiyor.  Şimdi, böyle olunca, bakıyoruz yasa teklifinde, hemen 2009 yılı Temmuz ayı itibarıyla 367.355  konuttan bahsediliyor, 251 bin adedinin tamamlandığından. Şimdi, bu konutlarla birlikte sosyal do­ natılardan bahsediliyor. Bu çok ilginç. Deniliyor ki: Bu sosyal donatıların içinde işte şu kadar okul,  516 tane ilköğretim ve lise, toplam 15 bin derslik, 487 adet spor salonu. Şimdi, site olarak yapılan  yerleşim konutlarını, site projelerini mimar-mühendis odalarına sorduğunuz zaman, bu sitelerin içinde  okulun, sağlık ocaklarının, spor alanlarının, çevre düzenlemesinin sitenin vazgeçilmez parçalarını  olduğunu görürsünüz. Şimdi, burada, TOKİ'nin "Ev yapıyorum ama bununla beraber de sosyal do­ natılan yapıyorum" demesi, bu şekilde kamuoyuna yansıması yanlıştır; mecburidir, sitelerin kendine  göre standartları vardır.  Şimdi, TOKİ'deki yolsuzluk konuları, sosyal dokuyu da etkileyen önemli konuları da gündeme  getirdi. Sulukule'deki kentsel dönüşüm projesinin tartışmaları Meclise kadar geldi, bunun araştırma  komisyonu kurulması konusunda da önergeler verildi. Birçok ilde, ilçede de TOKİ'nin başlattığı ve  süresi içinde bitirilmesi gereken konutların, aradan bir yıl, iki yıl geçtiği hâlde sahiplerine teslim  edilmediğini görüyoruz. Örneğin Siirt'teki TOKİ konutlarındaki kokular, yanlışlıklar, partizanlıklar,  kayırmalar ve TOKİ'nin faturasını oradaki belediye başkanına çıkardı ve belediye başkanı sonuçta  seçim kaybetti. Bunu hepimiz biliyoruz. Çünkü TOKİ konutlarının yüz tanesinin, yüz elli tanesinin  kendi akrabalanna satışı yapıldığı zaman büyük bir il merkezinde hemen göze çarpıyor; kimler yaptı,  nasıl yaptı, hemen ortaya çıkıyor.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 5 - Bizim TOKİ'yle ilgili burada asıl tartışılması gereken -yasada da var- bu arsaların üretimi ve de­ ğerlendirilmesi. Peki, arsalar maliye hazinesine ait. Maliye hazinesinin malı olan okul, karakol, sağ­ lık ocağı binası üzerinde olan olmayan bu arsaları, TOKİ, şehir planlamasını, oradaki dokuyu, oranın  yapısını, mimar-mühendis odalarının durumunu, hiçbirini dikkate almadan alıyor ve bakıyorsunuz,  hemen bitişiğindeki arsaya 5 kat sınırı getiren bir düzenleme, TOKİ 25 kat çıkıyor. Çevre alanına,  yeşil alana bakıyorsunuz, yeşil alan üzerinde yüzde 20-25 olması gereken inşaat hakkının, TOKİ söz  konusu olduğu zaman tamamen kaldırıldığını ve bu konuda bir sorgu yapılmadığını görüyoruz.  Enteresan olan bir şey daha: Biliyorsunuz emlaklar için emlak vergisi ödenir belediyelere. Be­ lediyelerin de tek geliri budur. Şimdi diyoruz ki: "Büyük kentlere, Diyarbakır'a, İstanbul'a mega  kentler yaptı TOKİ." TOKİ'nin yaptığı bu binaların da ödenen emlak vergisinden muaf olduğunu  görüyoruz. Bu ne demek? Yani TOKİ bina yaptığı zaman o belediyeden hizmet almayacak mı? Yol  gitmeyecek mi? Sokağı temizlenmeyecek mi? Su, elektrik ve diğer hizmetlerden çöp toplamaya  kadar bundan yararlanmayacak mı? O konutta yaşayan insanlar da o şehrin insanları değil mi? O ko­ nutun, TOKİ konutu olduğu için belediye gelirlerinin dışına çıkarılmasının doğru olmadığını söy­ lemek istiyoruz.  Yine, arsa üretimi ve değerlendirmesi konusu şu tereddüdü de dile getiriyor: Bugün AK PARTİ  iktidar. Yarın iktidarlar el değiştirebilir, değiştiriyor da. Zaten hiç kimseye tapulu mülk değil hiçbir  koltuk, hiçbir makam. Peki, Yap-İşlet-Devret Yasası çerçevesinde bu denetim olmazsa, bu kontrol ol­ mazsa, belediyelerin de bu konuda hiçbir müdahalesi olmazsa her iktidar kendine göre, istediği şe­ kilde ihaleye verir çünkü bakıyoruz, Devlet İhale Kanunu'na da tabi değil. Şimdi Devlet İhale  Kanunu'na da tabi olmayınca, Başbakanlığa direkt bağlı olması onun KİK mevzuatı çerçevesindeki  denetimini yeterli kılmıyor. Buradan yerel belediyelere ödenen emlak vergisinden TOKİ'nin muafi­ yeti kabul edilemez bir eşitsizliktir.  Burada dikkat edin, ilginç şeyler var TOKİ'yle ilgili; son zamanlarda birçok binanın zamanında  yapılmadığı görülüyor. Mesela, 2006'daki bir sözleşmede "Yirmi dört ay içinde dairenizi teslim ede­ ceğim." diyen TOKİ, sonra, vatandaşa, hak sahibine "Git, 2009'da gel." diyor ve daha sonra teslim  ettiğinde gecikme süresi tam on altı ayı buluyor. Şimdi, ne olacak bu vatandaşın mağduriyeti? Gidi­ yor bankadan kredi alıyor, peşinat ödüyor, teslim ediyor, "Bu aydan sonra kira ödemeyeceğim." diyor  ve böyle, o dar gelirliyi iki yıla yakın bir süre bir başka konutta kira ödemeye zorlayabiliyorsunuz.  Yine geç teslimlerle ilgili farklı farklı örnekler var ama bunların içinde en ilginci, daha bitme­ den teslim edilen TOKİ binalarında bir de imza alınıyor alıcılardan, ileride altyapı, peyzaj, düzenleme  gibi taahhütlerden muaf tutuluyor TOKİ. Şimdi, bunu müteahhitlerde anlarız da devlet, Başbakan  yapıyorsa "Bu neden böyle oluyor?" diye gerçekten sormak gerekiyor.  Şimdi, tarihî kentlerimiz var, kıyı kentlerimiz var, güzel yerler var. Şimdi, okul, karakol, iba­ dethane, sağlık tesisleri, spor tesisleri, postane, çocuk parkları, benzeri tesisler... Yani konut sektö­ rünün sanayisini teşvik için yatırım ve işletme kredisi verilmesi konusunda TOKİ kaynakları,  TOKİ'nin, amaçları dikkate alındığı zaman farklı bir alana girdiğini görüyoruz. Peki, o zaman, eğer  gerçekten TOKİ'nin konut yapma konusunda bütün bunlara ihtiyacı varsa, elbette ki bir bina için ne  gerekiyorsa kapıdan tutun altyapısından ince malzemelerine kadar hepsinin fabrikasını kursun o  zaman, üretimini yapsın, kendisi gelsin yapsın, diyebiliriz ama bu öyle bir şey değil. Burada, denet­ lenemeyen, müteahhitlere verilen, müteahhitlerden taşeronlara verilen ortalıkta kalan işler söz konusu.  Birçok yerde var, yok müteahhit vefat etmiş, yok iflas etmiş, yok işleri düz gitmiyor diye söylenen  durumlar var.
Sayfa 38 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 5 - Bizim TOKİ'yle ilgili burada asıl tartışılması gereken -yasada da var- bu arsaların üretimi ve de­ ğerlendirilmesi. Peki, arsalar maliye hazinesine ait. Maliye hazinesinin malı olan okul, karakol, sağ­ lık ocağı binası üzerinde olan olmayan bu arsaları, TOKİ, şehir planlamasını, oradaki dokuyu, oranın  yapısını, mimar-mühendis odalarının durumunu, hiçbirini dikkate almadan alıyor ve bakıyorsunuz,  hemen bitişiğindeki arsaya 5 kat sınırı getiren bir düzenleme, TOKİ 25 kat çıkıyor. Çevre alanına,  yeşil alana bakıyorsunuz, yeşil alan üzerinde yüzde 20-25 olması gereken inşaat hakkının, TOKİ söz  konusu olduğu zaman tamamen kaldırıldığını ve bu konuda bir sorgu yapılmadığını görüyoruz.  Enteresan olan bir şey daha: Biliyorsunuz emlaklar için emlak vergisi ödenir belediyelere. Be­ lediyelerin de tek geliri budur. Şimdi diyoruz ki: "Büyük kentlere, Diyarbakır'a, İstanbul'a mega  kentler yaptı TOKİ." TOKİ'nin yaptığı bu binaların da ödenen emlak vergisinden muaf olduğunu  görüyoruz. Bu ne demek? Yani TOKİ bina yaptığı zaman o belediyeden hizmet almayacak mı? Yol  gitmeyecek mi? Sokağı temizlenmeyecek mi? Su, elektrik ve diğer hizmetlerden çöp toplamaya  kadar bundan yararlanmayacak mı? O konutta yaşayan insanlar da o şehrin insanları değil mi? O ko­ nutun, TOKİ konutu olduğu için belediye gelirlerinin dışına çıkarılmasının doğru olmadığını söy­ lemek istiyoruz.  Yine, arsa üretimi ve değerlendirmesi konusu şu tereddüdü de dile getiriyor: Bugün AK PARTİ  iktidar. Yarın iktidarlar el değiştirebilir, değiştiriyor da. Zaten hiç kimseye tapulu mülk değil hiçbir  koltuk, hiçbir makam. Peki, Yap-İşlet-Devret Yasası çerçevesinde bu denetim olmazsa, bu kontrol ol­ mazsa, belediyelerin de bu konuda hiçbir müdahalesi olmazsa her iktidar kendine göre, istediği şe­ kilde ihaleye verir çünkü bakıyoruz, Devlet İhale Kanunu'na da tabi değil. Şimdi Devlet İhale  Kanunu'na da tabi olmayınca, Başbakanlığa direkt bağlı olması onun KİK mevzuatı çerçevesindeki  denetimini yeterli kılmıyor. Buradan yerel belediyelere ödenen emlak vergisinden TOKİ'nin muafi­ yeti kabul edilemez bir eşitsizliktir.  Burada dikkat edin, ilginç şeyler var TOKİ'yle ilgili; son zamanlarda birçok binanın zamanında  yapılmadığı görülüyor. Mesela, 2006'daki bir sözleşmede "Yirmi dört ay içinde dairenizi teslim ede­ ceğim." diyen TOKİ, sonra, vatandaşa, hak sahibine "Git, 2009'da gel." diyor ve daha sonra teslim  ettiğinde gecikme süresi tam on altı ayı buluyor. Şimdi, ne olacak bu vatandaşın mağduriyeti? Gidi­ yor bankadan kredi alıyor, peşinat ödüyor, teslim ediyor, "Bu aydan sonra kira ödemeyeceğim." diyor  ve böyle, o dar gelirliyi iki yıla yakın bir süre bir başka konutta kira ödemeye zorlayabiliyorsunuz.  Yine geç teslimlerle ilgili farklı farklı örnekler var ama bunların içinde en ilginci, daha bitme­ den teslim edilen TOKİ binalarında bir de imza alınıyor alıcılardan, ileride altyapı, peyzaj, düzenleme  gibi taahhütlerden muaf tutuluyor TOKİ. Şimdi, bunu müteahhitlerde anlarız da devlet, Başbakan  yapıyorsa "Bu neden böyle oluyor?" diye gerçekten sormak gerekiyor.  Şimdi, tarihî kentlerimiz var, kıyı kentlerimiz var, güzel yerler var. Şimdi, okul, karakol, iba­ dethane, sağlık tesisleri, spor tesisleri, postane, çocuk parkları, benzeri tesisler... Yani konut sektö­ rünün sanayisini teşvik için yatırım ve işletme kredisi verilmesi konusunda TOKİ kaynakları,  TOKİ'nin, amaçları dikkate alındığı zaman farklı bir alana girdiğini görüyoruz. Peki, o zaman, eğer  gerçekten TOKİ'nin konut yapma konusunda bütün bunlara ihtiyacı varsa, elbette ki bir bina için ne  gerekiyorsa kapıdan tutun altyapısından ince malzemelerine kadar hepsinin fabrikasını kursun o  zaman, üretimini yapsın, kendisi gelsin yapsın, diyebiliriz ama bu öyle bir şey değil. Burada, denet­ lenemeyen, müteahhitlere verilen, müteahhitlerden taşeronlara verilen ortalıkta kalan işler söz konusu.  Birçok yerde var, yok müteahhit vefat etmiş, yok iflas etmiş, yok işleri düz gitmiyor diye söylenen  durumlar var.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 6 - Şimdi, piyasaya baktığımız zaman rakamlar yüksek, 2,5-3 milyar civarında bir harcamanın ol­ duğu TOKİ gibi bir bütçe -ki çok ciddi bir bütçedir- eğer Meclise gelse, bunun planlaması, Türki­ ye'nin çıkarları, Türkiye'nin gerçek ihtiyaçları belirlense, kentlerden kentlere kimin daha çok ihtiyacı  var... Örneğin, gidin Şırnak iline Emniyet lojmanlarına bakın, otuz senedir duvarlarına daha badana  çekilmemiş, badanası yok, lojman zaten yok. Mahalle içlerine girin, iç içe bütün görevliler, memur­ lar orada ev kiralıyor. Şimdi, eğitimci evsiz orada, sağlıkçı evsiz, polis evsiz, oraya giden doktor ev  bulamıyor. Şimdi, böylesi ihtiyaç alanları, çokça ihtiyaç hissedilen ve konumu gereği çokça görev­ linin gittiği yerlerde TOKİ neden bir öncelikler dizisi çıkarıp öncelikli ihtiyaçları karşılama gibi bir  politika izlemiyor? İzlemiyor, çünkü Başbakan kendisine bağlı olan bu idarede istediği gibi istedi­ ğini yapıyor. Meclise getirip Mecliste: "Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yüce Meclis bu ko­ nuda, Türkiye'nin konut politikası nasıl olsun diye düşünüyor; nasıl bir kalite olsun, nasıl bir kontrol  olsun, nasıl bir şeffaflık olsun, nasıl bir katılımcılık olsun, halkımızı çok yakından ilgilendiren bu ko­ nuda ne düşünüyorsunuz..." Vallahi buna hiç ihtiyaç duymuyorsunuz.  Ben de bir konuyu itiraf edeceğim: TOKİ, milletvekillerine konut yapma-ya karar verdi ya, üç  defa broşür gönderdiler. Vallahi ben milletvekili olarak güvenip girmedim. Açık söylüyorum, bakın,  şimdi, Başbakana bağlı TOKİ Mecliste milletvekillerine konut yapacak, ben milletvekiliyim ve gü­ venip gir-miyorum. O zaman burada bir problem var; arkadaşlar, burada çok ciddi bir problem var.  Bu TOKİ.. . Arsaları değerlendirebilirsiniz. 2011'de seçim, 2011'de veya 2015'te diyelim. Şimdi,  bu arsalara, tarihî kentlerimizdeki ar-salara, hepsine TOKİ el atarsa... Maliye Bakanlığına bağlı olan  bu arsaların elden çıkarılması, TOKİ'ye devredilmesi, el değiştirmesi, genel bütçenin içinde görü­ şülmesi gereken konulardır bunlar. Diyemezsiniz "İşte, Millî Eğitim Bakanlığının okulunun bulun­ duğu Beşiktaş semtindeki, şuradaki arsa 5 dönüm, üstünde de bir ilkokul var; aldım, TOKİ'ye  verdim." Bu böyle olmayacağına göre burada bir şeffaflık gerekiyor, bir katılımcılık gerekiyor. Eğer  biz milletvekili olarak bu konuda tereddüt yaşıyorsak vatandaşın haydi haydi yaşaması lazım. Zaman  zaman, bu kaygılarımızı soru önergeleriyle sunmuşuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kaplan, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bağlıyorum.  Örneğin deprem alanlarında, deprem gören yerlerdeki konutlarla ilgili, çok ciddi sıkıntılarla ilgili  soru önergelerimiz olmuş. Yine, TOKİ'nin Diyarbakır'da yürüttüğü faaliyetlerle ilgili çalışmalar oldu.  Ben buradan sesleniyorum: Sayın Bakan, bizim ilçede de TOKİ inşaat yapıyor, iki senedir ne mü­ teahhit geliyor ne gidiyor. Ne yapıyor, kimdir, kimin nesidir? Ona bir el atsanız, rica etsem.  Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.  AK PARTİ Grubu adına Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN FEHMİ KiNAY (Kütahya) - Sayın Başkan, muhterem  milletvekilleri; Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Tasarı ve Plan ve Bütçe Komisyonu ra­ porları üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla  selamlıyorum.  Sözlerimin başında bu tasarıya katkı sağlayan iktidar ve muhalefet partisine mensup tüm mil­ letvekili arkadaşlarıma teşekkürlerimi arz ediyorum.
Sayfa 39 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 6 - Şimdi, piyasaya baktığımız zaman rakamlar yüksek, 2,5-3 milyar civarında bir harcamanın ol­ duğu TOKİ gibi bir bütçe -ki çok ciddi bir bütçedir- eğer Meclise gelse, bunun planlaması, Türki­ ye'nin çıkarları, Türkiye'nin gerçek ihtiyaçları belirlense, kentlerden kentlere kimin daha çok ihtiyacı  var... Örneğin, gidin Şırnak iline Emniyet lojmanlarına bakın, otuz senedir duvarlarına daha badana  çekilmemiş, badanası yok, lojman zaten yok. Mahalle içlerine girin, iç içe bütün görevliler, memur­ lar orada ev kiralıyor. Şimdi, eğitimci evsiz orada, sağlıkçı evsiz, polis evsiz, oraya giden doktor ev  bulamıyor. Şimdi, böylesi ihtiyaç alanları, çokça ihtiyaç hissedilen ve konumu gereği çokça görev­ linin gittiği yerlerde TOKİ neden bir öncelikler dizisi çıkarıp öncelikli ihtiyaçları karşılama gibi bir  politika izlemiyor? İzlemiyor, çünkü Başbakan kendisine bağlı olan bu idarede istediği gibi istedi­ ğini yapıyor. Meclise getirip Mecliste: "Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yüce Meclis bu ko­ nuda, Türkiye'nin konut politikası nasıl olsun diye düşünüyor; nasıl bir kalite olsun, nasıl bir kontrol  olsun, nasıl bir şeffaflık olsun, nasıl bir katılımcılık olsun, halkımızı çok yakından ilgilendiren bu ko­ nuda ne düşünüyorsunuz..." Vallahi buna hiç ihtiyaç duymuyorsunuz.  Ben de bir konuyu itiraf edeceğim: TOKİ, milletvekillerine konut yapma-ya karar verdi ya, üç  defa broşür gönderdiler. Vallahi ben milletvekili olarak güvenip girmedim. Açık söylüyorum, bakın,  şimdi, Başbakana bağlı TOKİ Mecliste milletvekillerine konut yapacak, ben milletvekiliyim ve gü­ venip gir-miyorum. O zaman burada bir problem var; arkadaşlar, burada çok ciddi bir problem var.  Bu TOKİ.. . Arsaları değerlendirebilirsiniz. 2011'de seçim, 2011'de veya 2015'te diyelim. Şimdi,  bu arsalara, tarihî kentlerimizdeki ar-salara, hepsine TOKİ el atarsa... Maliye Bakanlığına bağlı olan  bu arsaların elden çıkarılması, TOKİ'ye devredilmesi, el değiştirmesi, genel bütçenin içinde görü­ şülmesi gereken konulardır bunlar. Diyemezsiniz "İşte, Millî Eğitim Bakanlığının okulunun bulun­ duğu Beşiktaş semtindeki, şuradaki arsa 5 dönüm, üstünde de bir ilkokul var; aldım, TOKİ'ye  verdim." Bu böyle olmayacağına göre burada bir şeffaflık gerekiyor, bir katılımcılık gerekiyor. Eğer  biz milletvekili olarak bu konuda tereddüt yaşıyorsak vatandaşın haydi haydi yaşaması lazım. Zaman  zaman, bu kaygılarımızı soru önergeleriyle sunmuşuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kaplan, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bağlıyorum.  Örneğin deprem alanlarında, deprem gören yerlerdeki konutlarla ilgili, çok ciddi sıkıntılarla ilgili  soru önergelerimiz olmuş. Yine, TOKİ'nin Diyarbakır'da yürüttüğü faaliyetlerle ilgili çalışmalar oldu.  Ben buradan sesleniyorum: Sayın Bakan, bizim ilçede de TOKİ inşaat yapıyor, iki senedir ne mü­ teahhit geliyor ne gidiyor. Ne yapıyor, kimdir, kimin nesidir? Ona bir el atsanız, rica etsem.  Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.  AK PARTİ Grubu adına Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN FEHMİ KiNAY (Kütahya) - Sayın Başkan, muhterem  milletvekilleri; Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Tasarı ve Plan ve Bütçe Komisyonu ra­ porları üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla  selamlıyorum.  Sözlerimin başında bu tasarıya katkı sağlayan iktidar ve muhalefet partisine mensup tüm mil­ letvekili arkadaşlarıma teşekkürlerimi arz ediyorum.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 7 - Tabii şu ana kadar üç grup adına milletvekili arkadaşlarımız söz aldılar, birtakım değerlendir­ meler yaptılar ama 410 bin konut yapımına girişmiş, cumhuriyet tarihimizde böylesine büyük bir  konut hamlesini gerçekleştirmek üzere yoğun bir mücadele veren TOKİ için, en azından bir dakika  dahi, kendilerinden teşekkür veya takdir duygularını almak isterdik ama ne yazık ki bunu çok gör­ düler. Tabii ki bizim AK PARTİ Grubu olarak, TOKİ'yi ilgilendiren bir yasada söz almanın bahti­ yarlığı içerisinde olduğumuzu öncelikle ifade etmek istiyorum.  Şüphesiz biz siyasiler -biraz evvel Sayın Kaplan'ın da ifade ettiği gibi- özellikle yoksul vatan­ daşlarımızı ilgilendiren birtakım kalıcı hizmetleri ortaya koydukça bunun erdemini, bunun mutlulu­ ğunu yaşıyoruz. Tabii ki bu her siyasiye nasip olmayabilir değerli arkadaşlar. Her şeyden önce hem  bir fırsatı yakalamanız hem de kendinizde bir gücü bulabilmeniz lazım. Çok şükür milletimizden  almış olduğumuz gücü fırsata çevirdiğimiz önemli bir toplu konut hamlesini müzakere ediyoruz.  AK PARTİ olarak TOKİ'ye yüklediğimiz işlevler sonucu halkımızın bizden beklediği planlı  kentleşme ve konut üretim seferberliğini başarıyla gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. TOKİ'yi  müzakere ettiğimiz şu dakikalarda bile eserlerimiz halkımıza sözlerimizden çok daha somut olarak  ulaşmaktadır.  Değerli milletvekilleri, zenginden alıp yoksula veren bir siyaset anlayışını benimsemiş bir siyasi  partiyiz. Bunun tezahürü olarak, halka hizmeti Hakk'a hizmet olarak düşünüyoruz. İşte, böylesine  büyük bir konut hamlesini halkımızın hizmetine sunmanın gururunu yaşıyoruz. Yükselen her toplu  konut, her TOKİ konutu aynı zamanda, milletimizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartan  bir büyük hizmettir. Biz, böylece, Mustafa Kemal Atatürk'ün özlemini de gerçekleştirdiğimizi düşü­ nüyoruz. İktidarımızın en anlamlı ve en büyük icraatlarından biri toplu konut alanında yapılan ham­ ledir. Şüphesiz, dünyaya örnek teşkil eden bu atılımın Türkiye'de özellikle dar gelirliler için taşıdığı  anlam büyüktür. TOKİ, dar gelirli vatandaşlarımız için ev sahibi olmayı hayal olmaktan çıkarmıştır.  Değerli arkadaşlar, bu gerçeği, çoğu sosyal demokratların bu hakkımızı teslim ettiğine tanık olu­ yoruz, böylesine başarılı toplu konut uygulamalarını gerçekleştirdiğimiz için bizleri takdir ettiğini,  tebrik ettiğini görüyoruz. Aslında, aynı zamanda "Bu projeleri sosyal demokratlar olarak Türkiye'de  biz gerçekleştirmeliydik." diye hayıflandıklarını da biliyoruz ve belki de, bu sevincimizi, bu guru­ rumuzu daha da artırmaya vesile oluyor.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Evveliyatını araşünrsan görürsün, Ankara'da Baükent'te görürsün.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Siz, biz fark etmez değerli arkadaşlarım. Önemli olan, bu  çalışmaları gerçekleştirebilmektir. Siz, bizlere takdir duygularınızı, teşekkürlerinizi iletin, bu da kâfidir.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Onu bilmen lazım. Ankara'da Batıkent'i görmen lazım, Aktaş'ı  görmen lazım. Öyle boş konuşmakla olmuyor.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Ben, şimdi, biraz sonra bahsedeceğim, Ankara'dan bah­ sedeceğim, Ankara'da yaptığımız uygulamalardan bahsedeceğim.  Bakın, madem açtınız, hemen ifade edeyim. Keşke, Sayın Kılıçdaroğlu -bu gecekonduları  dolaşıyor- şu Ankara Kuzey Kent Girişi Protokol Yolu üzerinde yapılan yaklaşık 10.488 konutu,  Mamak Yatıkmusluk mevkisindeki 732 konutu, Altındağ Aktaş Doğantepe'deki 1.160 konutu, yine Gül- tepe'deki 784 konutu, Yenimahalle Demetevler'deki 740 konutu, Macunköy Pamuklar'ı dolaşsa. Bütün  bunları değerlendirirsek Ankara'da toplam yapttğımız kentsel dönüşüm, yani gecekondudan çağdaş, ya­ şanabilir mekânlara dönüşümle ilgili 15.398 konuna lütfen Sayın Kılıçdaroğlu ve sizler gidip ziyaret edin,  orada bu hizmetlerden, bu konut hamlesinden yararlanan vatandaşlarımızın düşüncelerini alın.
Sayfa 40 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 7 - Tabii şu ana kadar üç grup adına milletvekili arkadaşlarımız söz aldılar, birtakım değerlendir­ meler yaptılar ama 410 bin konut yapımına girişmiş, cumhuriyet tarihimizde böylesine büyük bir  konut hamlesini gerçekleştirmek üzere yoğun bir mücadele veren TOKİ için, en azından bir dakika  dahi, kendilerinden teşekkür veya takdir duygularını almak isterdik ama ne yazık ki bunu çok gör­ düler. Tabii ki bizim AK PARTİ Grubu olarak, TOKİ'yi ilgilendiren bir yasada söz almanın bahti­ yarlığı içerisinde olduğumuzu öncelikle ifade etmek istiyorum.  Şüphesiz biz siyasiler -biraz evvel Sayın Kaplan'ın da ifade ettiği gibi- özellikle yoksul vatan­ daşlarımızı ilgilendiren birtakım kalıcı hizmetleri ortaya koydukça bunun erdemini, bunun mutlulu­ ğunu yaşıyoruz. Tabii ki bu her siyasiye nasip olmayabilir değerli arkadaşlar. Her şeyden önce hem  bir fırsatı yakalamanız hem de kendinizde bir gücü bulabilmeniz lazım. Çok şükür milletimizden  almış olduğumuz gücü fırsata çevirdiğimiz önemli bir toplu konut hamlesini müzakere ediyoruz.  AK PARTİ olarak TOKİ'ye yüklediğimiz işlevler sonucu halkımızın bizden beklediği planlı  kentleşme ve konut üretim seferberliğini başarıyla gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. TOKİ'yi  müzakere ettiğimiz şu dakikalarda bile eserlerimiz halkımıza sözlerimizden çok daha somut olarak  ulaşmaktadır.  Değerli milletvekilleri, zenginden alıp yoksula veren bir siyaset anlayışını benimsemiş bir siyasi  partiyiz. Bunun tezahürü olarak, halka hizmeti Hakk'a hizmet olarak düşünüyoruz. İşte, böylesine  büyük bir konut hamlesini halkımızın hizmetine sunmanın gururunu yaşıyoruz. Yükselen her toplu  konut, her TOKİ konutu aynı zamanda, milletimizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartan  bir büyük hizmettir. Biz, böylece, Mustafa Kemal Atatürk'ün özlemini de gerçekleştirdiğimizi düşü­ nüyoruz. İktidarımızın en anlamlı ve en büyük icraatlarından biri toplu konut alanında yapılan ham­ ledir. Şüphesiz, dünyaya örnek teşkil eden bu atılımın Türkiye'de özellikle dar gelirliler için taşıdığı  anlam büyüktür. TOKİ, dar gelirli vatandaşlarımız için ev sahibi olmayı hayal olmaktan çıkarmıştır.  Değerli arkadaşlar, bu gerçeği, çoğu sosyal demokratların bu hakkımızı teslim ettiğine tanık olu­ yoruz, böylesine başarılı toplu konut uygulamalarını gerçekleştirdiğimiz için bizleri takdir ettiğini,  tebrik ettiğini görüyoruz. Aslında, aynı zamanda "Bu projeleri sosyal demokratlar olarak Türkiye'de  biz gerçekleştirmeliydik." diye hayıflandıklarını da biliyoruz ve belki de, bu sevincimizi, bu guru­ rumuzu daha da artırmaya vesile oluyor.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Evveliyatını araşünrsan görürsün, Ankara'da Baükent'te görürsün.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Siz, biz fark etmez değerli arkadaşlarım. Önemli olan, bu  çalışmaları gerçekleştirebilmektir. Siz, bizlere takdir duygularınızı, teşekkürlerinizi iletin, bu da kâfidir.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Onu bilmen lazım. Ankara'da Batıkent'i görmen lazım, Aktaş'ı  görmen lazım. Öyle boş konuşmakla olmuyor.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Ben, şimdi, biraz sonra bahsedeceğim, Ankara'dan bah­ sedeceğim, Ankara'da yaptığımız uygulamalardan bahsedeceğim.  Bakın, madem açtınız, hemen ifade edeyim. Keşke, Sayın Kılıçdaroğlu -bu gecekonduları  dolaşıyor- şu Ankara Kuzey Kent Girişi Protokol Yolu üzerinde yapılan yaklaşık 10.488 konutu,  Mamak Yatıkmusluk mevkisindeki 732 konutu, Altındağ Aktaş Doğantepe'deki 1.160 konutu, yine Gül- tepe'deki 784 konutu, Yenimahalle Demetevler'deki 740 konutu, Macunköy Pamuklar'ı dolaşsa. Bütün  bunları değerlendirirsek Ankara'da toplam yapttğımız kentsel dönüşüm, yani gecekondudan çağdaş, ya­ şanabilir mekânlara dönüşümle ilgili 15.398 konuna lütfen Sayın Kılıçdaroğlu ve sizler gidip ziyaret edin,  orada bu hizmetlerden, bu konut hamlesinden yararlanan vatandaşlarımızın düşüncelerini alın.  TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 5 8 - Tabii ki değerli arkadaşlarım, böylesine önemli bir başarı, özellikle Sayın Başbakanımızın ve şu  anda TOKİ Başkanlığını yürütmekte olan Sayın Bayraktar'ın toplu konutla ilgili İstanbul'da yapmış  olduğu, Büyükşehir Belediyesi döneminde gerçekleştirdikleri deneyimin bir tezahürüdür.  Şimdi belki bir başka değerlendirmeyi de ortaya koymak lazım: Tabii ki 2002 şartlarında de­ ğiliz. 2002 şartlarına döndüğümüzde gecelik yüzde 7 bin faizlerle hazinenin bir yıldan daha kısa sü­ rede borçlanabildiği, ancak buna imkân bulabildiği bir dönemi geride bıraktık. Şimdi, o dönemlerde,  düşünelim, on yıl, on beş yıl, yirmi yıl vadeli konut satacaksınız ve bütçeden herhangi bir destek al­ madan satacaksınız. Şimdi Türkiye'nin 2010 yılında özellikle konut piyasasında bir taraftan TOKİ  tarafından diğer taraftan bankacılık sektörünün de konut sektörüne vermiş olduğu destekle faizle­ rin yüzde 1 'in altına düştüğü, vadelerin on yıl ve üzerine çıktığı bir dönemi yaşıyoruz. Aslında, fo­ toğrafın tümüne baktığımızda Türkiye'nin nasıl baştan başa büyük bir şantiyeye dönüştüğünü çok  daha iyi algılarız.  Değerli arkadaşlar, Anayasa'ya döndüğümüzde, yasalarımıza döndüğümüzde aslında bu konut  hamlesinin şu andaki ihtiyaçları yıllar itibarıyla çoktan giderdiğini görmemiz gerekirdi. Bakın,  TOKİ 1984 yılında kurulmuş. Eğer hız kesmeden devam etmiş olsaydı rahmetli Özal döneminde  1984-89 yılları arasında, yine buna benzer, Türkiye'de, TOKİ tarafından, bu şekilde değil ama, fon  vermek suretiyle, kooperatiflere kredi kullandırmak suretiyle 400 bin civarında bir konut gerçek­ leştirilmiş. Ancak, 1990 ve 2002 yılları arasında, ne yazık ki, toplu konutla ilgili geliştirilen poli­ tika maalesef göz ardı edilmiş, gerektiği gibi desteklenmemiş ve bu on iki yıllık süre içerisinde 400  bin civarında konut üretimi TOKİ'nin aracılığıyla gerçekleştirilebilmiş. Oysa, ülkemizdeki hızlı  kentleşme ve ruhsatsız yapılaşma eğilimi devam ediyordu, gecekondu dönüşümü ve kentsel yeni­ leme ihtiyacı artmıştı, deprem riski doğmuştu. Alt gelir grubu ve yoksul vatandaşlarımızın konut ih­ tiyacı ve mevcut konut stokunun yaşlanması ve niteliğinin yetersizliğine rağmen konut seferberliği  maalesef hız kesmiştir bu dönemde, bunu giderecek bir siyasal zihniyet ve konut finansman olanağı  maalesef sağlanamamıştır.  Şimdi, daha dramatik olan, 2001 yılı itibarıyla, biliyorsunuz, fon tamamen ortadan kaldırıldı ve  TOKİ kendi kaderine terk edildi. Anayasa'mıza baktığımızda, devlete, şehirlerin özelliklerini ve  çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alması ve  ayrıca toplu konut teşebbüslerini desteklemesi vazediliyor. Ama, bu Anayasa'daki hükme rağmen  maalesef, 2001 yılı itibarıyla, Türkiye'de konut politikası, özellikle TOKİ tarafından yürütülmekte  olan konut politikası büyük ölçüde akamete uğratılmıştır.  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Türkiye'de yapılan HABİTAT toplantıları, bütün bunlar,  Türkiye'de TOKİ'nin varlığını gerekli kılan ve toplu konutun kendi projeksiyonu içerisinde yürü­ tülmesini ihtiyaç olarak vurgulayan değerlendirmelerle doludur.  Değerli arkadaşlar, şu tespiti de paylaşmama izin veriniz: AK PARTİ İktidarı döneminde, Ana- yasa'da devlete verilen birçok görev, insan hakları ve uluslararası kuruluşların vazettiği kurallar ve  kuruluşlar mücerret olmaktan çıkmış, müşahhas -elle tutulur- hâle gelmiştir.  TOKİ, şüphesiz, istek ve inancın, ayrıca da istikrarın eseridir.  Birincisi, istek. Sayın Başbakanımızın ve onunla birlikte mesai harcayan tüm arkadaşlarımızın  ortak paydasında milletimize hizmet etme isteği yer almaktadır.  İkincisi, inanç. Büyük bir inanç taşıyacaksınız; ülkenize, milletinize inanacaksınız.  Ve en önemlisi, üçüncüsü, istikrar. Şimdi, istikrar içerisinde bir ekonomi olmasaydı...
Sayfa 41 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 5 8 - Tabii ki değerli arkadaşlarım, böylesine önemli bir başarı, özellikle Sayın Başbakanımızın ve şu  anda TOKİ Başkanlığını yürütmekte olan Sayın Bayraktar'ın toplu konutla ilgili İstanbul'da yapmış  olduğu, Büyükşehir Belediyesi döneminde gerçekleştirdikleri deneyimin bir tezahürüdür.  Şimdi belki bir başka değerlendirmeyi de ortaya koymak lazım: Tabii ki 2002 şartlarında de­ ğiliz. 2002 şartlarına döndüğümüzde gecelik yüzde 7 bin faizlerle hazinenin bir yıldan daha kısa sü­ rede borçlanabildiği, ancak buna imkân bulabildiği bir dönemi geride bıraktık. Şimdi, o dönemlerde,  düşünelim, on yıl, on beş yıl, yirmi yıl vadeli konut satacaksınız ve bütçeden herhangi bir destek al­ madan satacaksınız. Şimdi Türkiye'nin 2010 yılında özellikle konut piyasasında bir taraftan TOKİ  tarafından diğer taraftan bankacılık sektörünün de konut sektörüne vermiş olduğu destekle faizle­ rin yüzde 1 'in altına düştüğü, vadelerin on yıl ve üzerine çıktığı bir dönemi yaşıyoruz. Aslında, fo­ toğrafın tümüne baktığımızda Türkiye'nin nasıl baştan başa büyük bir şantiyeye dönüştüğünü çok  daha iyi algılarız.  Değerli arkadaşlar, Anayasa'ya döndüğümüzde, yasalarımıza döndüğümüzde aslında bu konut  hamlesinin şu andaki ihtiyaçları yıllar itibarıyla çoktan giderdiğini görmemiz gerekirdi. Bakın,  TOKİ 1984 yılında kurulmuş. Eğer hız kesmeden devam etmiş olsaydı rahmetli Özal döneminde  1984-89 yılları arasında, yine buna benzer, Türkiye'de, TOKİ tarafından, bu şekilde değil ama, fon  vermek suretiyle, kooperatiflere kredi kullandırmak suretiyle 400 bin civarında bir konut gerçek­ leştirilmiş. Ancak, 1990 ve 2002 yılları arasında, ne yazık ki, toplu konutla ilgili geliştirilen poli­ tika maalesef göz ardı edilmiş, gerektiği gibi desteklenmemiş ve bu on iki yıllık süre içerisinde 400  bin civarında konut üretimi TOKİ'nin aracılığıyla gerçekleştirilebilmiş. Oysa, ülkemizdeki hızlı  kentleşme ve ruhsatsız yapılaşma eğilimi devam ediyordu, gecekondu dönüşümü ve kentsel yeni­ leme ihtiyacı artmıştı, deprem riski doğmuştu. Alt gelir grubu ve yoksul vatandaşlarımızın konut ih­ tiyacı ve mevcut konut stokunun yaşlanması ve niteliğinin yetersizliğine rağmen konut seferberliği  maalesef hız kesmiştir bu dönemde, bunu giderecek bir siyasal zihniyet ve konut finansman olanağı  maalesef sağlanamamıştır.  Şimdi, daha dramatik olan, 2001 yılı itibarıyla, biliyorsunuz, fon tamamen ortadan kaldırıldı ve  TOKİ kendi kaderine terk edildi. Anayasa'mıza baktığımızda, devlete, şehirlerin özelliklerini ve  çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alması ve  ayrıca toplu konut teşebbüslerini desteklemesi vazediliyor. Ama, bu Anayasa'daki hükme rağmen  maalesef, 2001 yılı itibarıyla, Türkiye'de konut politikası, özellikle TOKİ tarafından yürütülmekte  olan konut politikası büyük ölçüde akamete uğratılmıştır.  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Türkiye'de yapılan HABİTAT toplantıları, bütün bunlar,  Türkiye'de TOKİ'nin varlığını gerekli kılan ve toplu konutun kendi projeksiyonu içerisinde yürü­ tülmesini ihtiyaç olarak vurgulayan değerlendirmelerle doludur.  Değerli arkadaşlar, şu tespiti de paylaşmama izin veriniz: AK PARTİ İktidarı döneminde, Ana- yasa'da devlete verilen birçok görev, insan hakları ve uluslararası kuruluşların vazettiği kurallar ve  kuruluşlar mücerret olmaktan çıkmış, müşahhas -elle tutulur- hâle gelmiştir.  TOKİ, şüphesiz, istek ve inancın, ayrıca da istikrarın eseridir.  Birincisi, istek. Sayın Başbakanımızın ve onunla birlikte mesai harcayan tüm arkadaşlarımızın  ortak paydasında milletimize hizmet etme isteği yer almaktadır.  İkincisi, inanç. Büyük bir inanç taşıyacaksınız; ülkenize, milletinize inanacaksınız.  Ve en önemlisi, üçüncüsü, istikrar. Şimdi, istikrar içerisinde bir ekonomi olmasaydı...  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 9 - Vatandaşlarımız tarafından finanse ediliyor... On yıllık vadelerle de olsa vatandaşlarımız tara­ fından finanse edilen ve ayrıca, geliştirilen gelir paylaşımı modeliyle finanse edilen, evet, birtakım  arazilerin değerlendirilerek zenginden alınıp yoksula verildiği, transfer edildiği bir politikanın, bir  gelir imkânının ortaya koyduğu bir noktadır. Bu doğrultuda uzun vadeli kaynak ve satış vadesini sağ­ lamak amacıyla elbette ki ihtiyaç duyacağınız en önemli şey, ülkede ekonomik istikran sağlamaktır.  İşte, AK PARTİ İktidarı tüm bunlan bir araya getirebildiği için bugün biz dört yüz on bin konutu ger­ çekleştiriyoruz ve ben bu yöndeki çabalarıyla ülkemize, yoksul vatandaşlanmıza hizmet veren...  Burada bazı değerlendirmeler yapıldı, işte, yoksulu ilgilendiren 30 bin konuttan bahsedildi. De­ ğerli arkadaşlar, onlar yoksulun yoksulu, dar gelirlinin en dar gelirlisi. O 30 bin konuttan bahsettiği­ mizde on beş-yirmi yıl vadelerden söz ediyoruz, ayda 100 liralık taksitle ev sahibi olmaktan  bahsediyoruz. Oysa dar gelirli olan kesimler birçok -belki de- işçi arkadaşımızdır.  Bırakın bunlarla ilgili mülahazaları, biz seçim bölgelerimize gittiğimizde, seçim bölgelerine  giden bütün milletvekili arkadaşlarımız, gerek iktidar partisine gerekse muhalefet partisine mensup  milletvekillerimiz, muhalefete mensup belediye başkanlarımız, TOKİ'nin önünde, hepimiz kuyruk  oluyoruz, "İlçelerimize toplu konut yapınız, ilimize bir etap daha toplu konut gerçekleştiriniz." diye  hepimiz TOKİ Başkanından sürekli talepte bulunuyoruz.  Değerli arkadaşlar, şimdi, Türkiye'nin, şu anda, bugün itibarıyla 3 milyon konuta ihtiyacı var ve  özellikle 2013 yılma kadar her yıl yaklaşık 600 bin konuta ihtiyacı var. Yani, TOKİ'yle ilgili çalış­ manın devam etmesi gerekir.  Ha, şunu da ifade edelim: Bu ihtiyacın tamamını TOKİ mi karşılıyor? Hayır. Yaklaşık yüzde 5 ila  10 civarında, TOKİ buna imkân bulabiliyor.  Bakınız, ruhsat alan inşaat sayısı 2006 yılı itibarıyla 566 binden... Kamu bunun sadece yüzde  4,7'lik kısmını tamamlayabilmiş, özel sektör yüzde 87'sini, kooperatifler de yüzde 8,1 'ini. Yani, ka­ munun üretebildiği bütün konut yüzde 5 ila 10 civannda gerçekleşmektedir.  Evet, süremizin de azaldığını dikkate alarak, bazı detaylı bilgileri, tabii ki, ne yazık ki burada ak- taramıyorum.  Bugün geldiğimiz noktada, 1 Şubat 2010 itibanyla 81 il ve 750 ilçede 1.600 şantiyede inşaatı  başlatılan konut sayısı 410 bindir. 410 bin konut, altyapısı ve sosyal donatılarıyla birlikte, nüfusu  100 bini aşkın 16 şehir demektir.  Bakın, değerli arkadaşlar, ortalama 100 bin civarında nüfusa sahip -merkez ilçeler itibanyla ifade  edeyim- Giresun gibi, Ordu gibi, Kütahya gibi 16 tane ili yan yana getirin, baştan sona, TOKİ, bu kadar  nüfusa konut imkânı sağlamış. Diğer taraftan, yapılan konutlann yüzde 85'i orta ve alt gelir grubuna  ve yoksullara yöneliktir, yani 296 bini tamamen orta ve alt gelir grubuna yönelik olarak gerçekleştiril­ miştir. Kaynak geliştirme uygulamalan kapsamında 56 bin konut üretimi gerçekleştirilmiştir.  Şimdi, bu 410 bin konut da yeterli midir? TOKİ'nin yaptığı bu kadar büyük bir konut hamlesi  -temel işlevi bu, görevi bu- bundan ibaret midir? Hayır. Ne yazık ki muhalefete mensup milletvekili  arkadaşlanmız tenkit ediyorlar "TOKİ neden okul yapıyor?" diye. Şimdi, 584 tane anaokulu, ilköğ­ retim okulu ve lise; toplam 17.498 derslik gerçekleştirilmiş. Şimdi, bunların birçoğu o TOKİ bünye­ sinde yapılan okullardır. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığıyla yapılan protokoller var, Millî Savunma  Bakanlığıyla yapılan protokoller var, Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokoller var. Bu konuda hazine­ den tek bir kuruş almadan, sadece gelir paylaşımı modellerini bir finansman imkânı olarak görerek  TOKİ aynca bunlan yapıyor. Yani ihtiyacımız aslında TOKİ'ye bir kat daha artıyor değerli arkadaşlanm.
Sayfa 42 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 5 9 - Vatandaşlarımız tarafından finanse ediliyor... On yıllık vadelerle de olsa vatandaşlarımız tara­ fından finanse edilen ve ayrıca, geliştirilen gelir paylaşımı modeliyle finanse edilen, evet, birtakım  arazilerin değerlendirilerek zenginden alınıp yoksula verildiği, transfer edildiği bir politikanın, bir  gelir imkânının ortaya koyduğu bir noktadır. Bu doğrultuda uzun vadeli kaynak ve satış vadesini sağ­ lamak amacıyla elbette ki ihtiyaç duyacağınız en önemli şey, ülkede ekonomik istikran sağlamaktır.  İşte, AK PARTİ İktidarı tüm bunlan bir araya getirebildiği için bugün biz dört yüz on bin konutu ger­ çekleştiriyoruz ve ben bu yöndeki çabalarıyla ülkemize, yoksul vatandaşlanmıza hizmet veren...  Burada bazı değerlendirmeler yapıldı, işte, yoksulu ilgilendiren 30 bin konuttan bahsedildi. De­ ğerli arkadaşlar, onlar yoksulun yoksulu, dar gelirlinin en dar gelirlisi. O 30 bin konuttan bahsettiği­ mizde on beş-yirmi yıl vadelerden söz ediyoruz, ayda 100 liralık taksitle ev sahibi olmaktan  bahsediyoruz. Oysa dar gelirli olan kesimler birçok -belki de- işçi arkadaşımızdır.  Bırakın bunlarla ilgili mülahazaları, biz seçim bölgelerimize gittiğimizde, seçim bölgelerine  giden bütün milletvekili arkadaşlarımız, gerek iktidar partisine gerekse muhalefet partisine mensup  milletvekillerimiz, muhalefete mensup belediye başkanlarımız, TOKİ'nin önünde, hepimiz kuyruk  oluyoruz, "İlçelerimize toplu konut yapınız, ilimize bir etap daha toplu konut gerçekleştiriniz." diye  hepimiz TOKİ Başkanından sürekli talepte bulunuyoruz.  Değerli arkadaşlar, şimdi, Türkiye'nin, şu anda, bugün itibarıyla 3 milyon konuta ihtiyacı var ve  özellikle 2013 yılma kadar her yıl yaklaşık 600 bin konuta ihtiyacı var. Yani, TOKİ'yle ilgili çalış­ manın devam etmesi gerekir.  Ha, şunu da ifade edelim: Bu ihtiyacın tamamını TOKİ mi karşılıyor? Hayır. Yaklaşık yüzde 5 ila  10 civarında, TOKİ buna imkân bulabiliyor.  Bakınız, ruhsat alan inşaat sayısı 2006 yılı itibarıyla 566 binden... Kamu bunun sadece yüzde  4,7'lik kısmını tamamlayabilmiş, özel sektör yüzde 87'sini, kooperatifler de yüzde 8,1 'ini. Yani, ka­ munun üretebildiği bütün konut yüzde 5 ila 10 civannda gerçekleşmektedir.  Evet, süremizin de azaldığını dikkate alarak, bazı detaylı bilgileri, tabii ki, ne yazık ki burada ak- taramıyorum.  Bugün geldiğimiz noktada, 1 Şubat 2010 itibanyla 81 il ve 750 ilçede 1.600 şantiyede inşaatı  başlatılan konut sayısı 410 bindir. 410 bin konut, altyapısı ve sosyal donatılarıyla birlikte, nüfusu  100 bini aşkın 16 şehir demektir.  Bakın, değerli arkadaşlar, ortalama 100 bin civarında nüfusa sahip -merkez ilçeler itibanyla ifade  edeyim- Giresun gibi, Ordu gibi, Kütahya gibi 16 tane ili yan yana getirin, baştan sona, TOKİ, bu kadar  nüfusa konut imkânı sağlamış. Diğer taraftan, yapılan konutlann yüzde 85'i orta ve alt gelir grubuna  ve yoksullara yöneliktir, yani 296 bini tamamen orta ve alt gelir grubuna yönelik olarak gerçekleştiril­ miştir. Kaynak geliştirme uygulamalan kapsamında 56 bin konut üretimi gerçekleştirilmiştir.  Şimdi, bu 410 bin konut da yeterli midir? TOKİ'nin yaptığı bu kadar büyük bir konut hamlesi  -temel işlevi bu, görevi bu- bundan ibaret midir? Hayır. Ne yazık ki muhalefete mensup milletvekili  arkadaşlanmız tenkit ediyorlar "TOKİ neden okul yapıyor?" diye. Şimdi, 584 tane anaokulu, ilköğ­ retim okulu ve lise; toplam 17.498 derslik gerçekleştirilmiş. Şimdi, bunların birçoğu o TOKİ bünye­ sinde yapılan okullardır. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığıyla yapılan protokoller var, Millî Savunma  Bakanlığıyla yapılan protokoller var, Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokoller var. Bu konuda hazine­ den tek bir kuruş almadan, sadece gelir paylaşımı modellerini bir finansman imkânı olarak görerek  TOKİ aynca bunlan yapıyor. Yani ihtiyacımız aslında TOKİ'ye bir kat daha artıyor değerli arkadaşlanm.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 0 - 592 tane spor salonu gerçekleşmiş, 36 tane kütüphane, 62 tane hastane, 81 sağlık ocağı, 14 tane en­ gelsiz yaşam merkezi... Bakın, engelli vatandaşlarımıza bir sosyal politika aracı olarak TOKİ kuru­ munu kullanabilmişiz. Bunların bence ifade edilmesi -hadi çok detaylı olarak değil- detaylı olarak  iktidar partisine mensup olarak bizler aktaracağız ama kısa da olsa bunlardan dolayı TOKİ'ye, çalı­ şan arkadaşlarımızı teşvik etmek amacıyla, küçük de olsa bir teşekkür bekliyorduk değerli arkadaşlar.  Şimdi bakın, bazı örnekler vermek istiyorum: Vatandaşlarımız TOKİ'yle ilgili olarak neler söylü­ yor? Trabzon Zağnos Vadisi Gecekondu Dönüşüm Uygulamasıyla ilgili, hurdacılık yapan ve doğma bü­ yüme Zağnoslu olan kırk sekiz yaşındaki İsmet Gedik şunu söylemiş: "Trabzon için çok güzel bir hizmet  oldu. Şimdi o bölge çok güzel oldu. Şehrin göbeğinde yeşil bir alan neredeydi?" diyor. Yine devam  ediyor: "TOKİ garibanlar için çok iyidir. Parası olmayan insanlar TOKİ konutlarından yararlanıyor.  TOKİ elinde 5-10 bin lira parası olup da ev almak isteyen için büyük bir imkân sunuyor. Hataları ola­ bilir ama yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım. TOKİ'nin faydası yok diyen yalan söyler." demiş.  Yine -bakın bu da çok ilginç, bunu da paylaşayım lütfen- bir başka arkadaşımız: "Toplu konut­ lar suç oranını yüzde 90 düşürüyor. Yine, toplu konutlarda her çocuk okur çünkü ortam aileyi ve ço­ cuğu okumaya, okutmaya teşvik ediyor. Toplu konut uygulamaları sayesinde halkın eğitim ve refah  seviyesi yükseliyor. Gecekondularda suç oranı fazla, suçluyu takip etmek zor. Toplu konutlar için bu  söz konusu değil."  Bizim tabii ki seçim bölgemizden de vatandaşlarımızın çok sayıda teşekkürünü de buradan ifade  edeyim. Özellikle işçi arkadaşlarımız "Biz, TOKİ sayesinde ev sahibi olduk." diyorlar. Onu duyan  bir başka arkadaşımız "Sayın Vekilim, yeni bir TOKİ, yeni bir etap başlayacak mı TOKİ'de, biz kuy­ rukta bekliyoruz." diyor. Yıllarca ev sahibi olamayan, hatta ömrünü kiralarda geçirmiş vatandaşları­ mız elli-altmış yaşından sonra ev sahibi olmanın büyük bir gururunu, memnuniyetini yaşıyorlar.  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Vekilim, TOKİ'de kaç tane Kütahyalı çalıştı?  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - TOKİ'de çalışan, değerli arkadaşlarımız, hepimizin mem­ leketinden.  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Kütahyalı kaç tane çalıştı?  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Şimdi, Kütahyalı da çalışıyor TOKİ'de, Afyonlu da çalı­ şıyor, Yozgatlı da çalışıyor, Nevşehirli de çalışıyor. Bu bizim ülkemizin insanı yani şimdi, biz, bakınız...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Kütahya'daki inşaatları diyorum, onlarda kaç tane Kütahyalı çalıştı?  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Biz, Türkiye'nin fotoğrafını değerlendiriyoruz, Toplu  Konutun genel politikasını değerlendiriyoruz. Buradan şimdi kalkıp tartışmayı oradaki çalışan işçi­ nin nereli olduğuna getirirsek bu Meclise yakışmaz değerli arkadaşlarım.  Evet, burada, tabii ki biraz evvel de ifade ettiğimiz gibi, Türkiye genelinde, birçok bakanlık ta­ rafından, TOKİ büyük bir beklenti içerisinde çalışmalarını sürdürecek. TOKİ'ye olan ihtiyacımız her  geçen gün daha da artacak. Biz, iyi ki varsın TOKİ diyoruz İktidar Partisi Grubu olarak ve Sayın  Erdoğan Bayraktar Başkanlığında bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Sayın Başbakanımıza min­ net duygularıyla, vatandaşlarımızdan gelen minnet duygularıyla burada teşekkürü iletiyoruz. Bu kadar  anlamlı bir çalışmanın inşallah bu yasayla birlikte çok daha ciddi noktaya taşınacağını düşünüyoruz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakanı unuttun, Sayın Bakanı.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Sayın Bakanımızı tabii ki, Faruk Özak Bakanımızı da  buradan tebrik ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 43 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 0 - 592 tane spor salonu gerçekleşmiş, 36 tane kütüphane, 62 tane hastane, 81 sağlık ocağı, 14 tane en­ gelsiz yaşam merkezi... Bakın, engelli vatandaşlarımıza bir sosyal politika aracı olarak TOKİ kuru­ munu kullanabilmişiz. Bunların bence ifade edilmesi -hadi çok detaylı olarak değil- detaylı olarak  iktidar partisine mensup olarak bizler aktaracağız ama kısa da olsa bunlardan dolayı TOKİ'ye, çalı­ şan arkadaşlarımızı teşvik etmek amacıyla, küçük de olsa bir teşekkür bekliyorduk değerli arkadaşlar.  Şimdi bakın, bazı örnekler vermek istiyorum: Vatandaşlarımız TOKİ'yle ilgili olarak neler söylü­ yor? Trabzon Zağnos Vadisi Gecekondu Dönüşüm Uygulamasıyla ilgili, hurdacılık yapan ve doğma bü­ yüme Zağnoslu olan kırk sekiz yaşındaki İsmet Gedik şunu söylemiş: "Trabzon için çok güzel bir hizmet  oldu. Şimdi o bölge çok güzel oldu. Şehrin göbeğinde yeşil bir alan neredeydi?" diyor. Yine devam  ediyor: "TOKİ garibanlar için çok iyidir. Parası olmayan insanlar TOKİ konutlarından yararlanıyor.  TOKİ elinde 5-10 bin lira parası olup da ev almak isteyen için büyük bir imkân sunuyor. Hataları ola­ bilir ama yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım. TOKİ'nin faydası yok diyen yalan söyler." demiş.  Yine -bakın bu da çok ilginç, bunu da paylaşayım lütfen- bir başka arkadaşımız: "Toplu konut­ lar suç oranını yüzde 90 düşürüyor. Yine, toplu konutlarda her çocuk okur çünkü ortam aileyi ve ço­ cuğu okumaya, okutmaya teşvik ediyor. Toplu konut uygulamaları sayesinde halkın eğitim ve refah  seviyesi yükseliyor. Gecekondularda suç oranı fazla, suçluyu takip etmek zor. Toplu konutlar için bu  söz konusu değil."  Bizim tabii ki seçim bölgemizden de vatandaşlarımızın çok sayıda teşekkürünü de buradan ifade  edeyim. Özellikle işçi arkadaşlarımız "Biz, TOKİ sayesinde ev sahibi olduk." diyorlar. Onu duyan  bir başka arkadaşımız "Sayın Vekilim, yeni bir TOKİ, yeni bir etap başlayacak mı TOKİ'de, biz kuy­ rukta bekliyoruz." diyor. Yıllarca ev sahibi olamayan, hatta ömrünü kiralarda geçirmiş vatandaşları­ mız elli-altmış yaşından sonra ev sahibi olmanın büyük bir gururunu, memnuniyetini yaşıyorlar.  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Vekilim, TOKİ'de kaç tane Kütahyalı çalıştı?  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - TOKİ'de çalışan, değerli arkadaşlarımız, hepimizin mem­ leketinden.  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Kütahyalı kaç tane çalıştı?  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Şimdi, Kütahyalı da çalışıyor TOKİ'de, Afyonlu da çalı­ şıyor, Yozgatlı da çalışıyor, Nevşehirli de çalışıyor. Bu bizim ülkemizin insanı yani şimdi, biz, bakınız...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Kütahya'daki inşaatları diyorum, onlarda kaç tane Kütahyalı çalıştı?  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Biz, Türkiye'nin fotoğrafını değerlendiriyoruz, Toplu  Konutun genel politikasını değerlendiriyoruz. Buradan şimdi kalkıp tartışmayı oradaki çalışan işçi­ nin nereli olduğuna getirirsek bu Meclise yakışmaz değerli arkadaşlarım.  Evet, burada, tabii ki biraz evvel de ifade ettiğimiz gibi, Türkiye genelinde, birçok bakanlık ta­ rafından, TOKİ büyük bir beklenti içerisinde çalışmalarını sürdürecek. TOKİ'ye olan ihtiyacımız her  geçen gün daha da artacak. Biz, iyi ki varsın TOKİ diyoruz İktidar Partisi Grubu olarak ve Sayın  Erdoğan Bayraktar Başkanlığında bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Sayın Başbakanımıza min­ net duygularıyla, vatandaşlarımızdan gelen minnet duygularıyla burada teşekkürü iletiyoruz. Bu kadar  anlamlı bir çalışmanın inşallah bu yasayla birlikte çok daha ciddi noktaya taşınacağını düşünüyoruz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakanı unuttun, Sayın Bakanı.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Sayın Bakanımızı tabii ki, Faruk Özak Bakanımızı da  buradan tebrik ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 1 - BAŞKAN - Sayın Kinay, konuşmanızı tamamlar mısınız efendim.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Hemen tamamlıyorum.  Efendim, şimdi burada geldik, TOKİ denetleniyor mu? Efendim, Meclis tarafından denetlenen,  KİT Komisyonumuz tarafından denetlenen bir kurumdan bahsediyoruz. Yani bunu en başta millet­ vekili arkadaşlarımızın bilmesi lazım. KİT Komisyonu -alt komisyonlar da dâhil- buradaki mevcut  grubu olan bütün partilere mensup milletvekili arkadaşlarımız tarafından teşekkül ettirilmiştir ve de­ netlenmektedir. Ayrıca, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarıyla bu denetim imkânını bu  arkadaşlarımız bulmaktadır.  Ben, tekrar bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. Tasannın ülkemize, TOKİ'ye  hayırlar getirmesini temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Kanun  Tasarısı'yla alakalı olarak huzurunuzdayım. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Konut hakkı" başlıklı 57'nci maddesi  "Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını  karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler." ifadesiyle en temel yasal çer­ çeveyi oluşturmuştur. Diğer yandan, İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi "Herkesin kendisinin ve ai­ lesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim ve konut hakkı vardır." ifadesiyle konut hakkını yaşamsal  haklar arasında saymıştır. Diğer yandan, 1996 yılında İstanbul'da yapılan HABİTAT II Konferansı da  herkes için yeterli konut temin etme ve insan yerleşimlerini daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşanabilir,  sürdürülebilir ve üretken yapma hususlannı evrensel hedefler olarak ortaya koymuştur. Uzun lafın kı­ sası, Türkçemizde bir tekerleme vardır: "Dünyada mekân, ahirette iman." Eski kanunlanmızda iki kav­ ram hep yan yana kullanılır: "İaşe-ibate." Yani beslenme ve konut, beslenme ve bannma hiç birbirinden  aynlmamıştır. Yani yaşama hakkının vazgeçilmez alt unsuru beslenme ve bannmadır, bu kadar önemli  bir konudur. Bu sebeple, hiçbir yasama dönemi ve hiçbir hükümet, hiçbir kurucu Meclis, ülkenin ge­ cekondu sorunu, konut açığı ve nitelikli konut üretimi konularına ilgisiz kalamamıştır, kalmamıştır.  Değerli arkadaşlar, konut hakkının gerçekleşmesinde ana bileşenler nelerdir diye baktığımızda,  konut talepçileri yani vatandaşlarımız var, konutla ilgili kurumlarımız var, konutun finansman mo­ delleri var, konutu üretecek birimler var. Devlete yönelik konut talebi nereden ortaya çıkıyor? Orta  ve alt gelir gruplarından, uzun vadeli finansman talebi olan gruplardan geliyor konut talebi.  Değerli arkadaşlar, konut finansmanında kaynaklar uzun vadeli olmalıdır, kısa vadede konut fi­ nansmanı gerçekleştirmek mümkün olamamaktadır ve her dönemde farklı finansman modelleri, kay­ nakları ve kurumları gündeme gelmiştir. Yani sabit ve üstünde mutabakat sağlanmış bir model ve  yöntem bulunmamaktadır. Konunun çözümü tek bir modele, tek bir yönteme indirgenememiştir. Her  kurumun, her düzenlemenin muhatap kitlesi değişmekle birlikte muhatap kitle içinde alt gelir grup­ ları öne çıkmıştır. Hepimiz hatırlarız, eski yıllarda Sosyal Sigortalar Kurumu işçi yapı kooperatifle­ rine kredi desteği sağlamıştı ve birçok şehrimizde Sigorta mahalleleri mevcuttur.  Değerli arkadaşlar, bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Devletimizde mükener örgütlenme­ lerden bahsedilir, yani aynı işi yapan birden fazla kurumdan bahsedilir. Mükenerliğin en fazla olduğu  konuların başında konut üretimiyle alakalı kurumlar gelir, en fazla mükenerlik burada yer almıştır.
Sayfa 44 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 1 - BAŞKAN - Sayın Kinay, konuşmanızı tamamlar mısınız efendim.  HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Hemen tamamlıyorum.  Efendim, şimdi burada geldik, TOKİ denetleniyor mu? Efendim, Meclis tarafından denetlenen,  KİT Komisyonumuz tarafından denetlenen bir kurumdan bahsediyoruz. Yani bunu en başta millet­ vekili arkadaşlarımızın bilmesi lazım. KİT Komisyonu -alt komisyonlar da dâhil- buradaki mevcut  grubu olan bütün partilere mensup milletvekili arkadaşlarımız tarafından teşekkül ettirilmiştir ve de­ netlenmektedir. Ayrıca, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarıyla bu denetim imkânını bu  arkadaşlarımız bulmaktadır.  Ben, tekrar bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. Tasannın ülkemize, TOKİ'ye  hayırlar getirmesini temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Kanun  Tasarısı'yla alakalı olarak huzurunuzdayım. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Konut hakkı" başlıklı 57'nci maddesi  "Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını  karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler." ifadesiyle en temel yasal çer­ çeveyi oluşturmuştur. Diğer yandan, İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi "Herkesin kendisinin ve ai­ lesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim ve konut hakkı vardır." ifadesiyle konut hakkını yaşamsal  haklar arasında saymıştır. Diğer yandan, 1996 yılında İstanbul'da yapılan HABİTAT II Konferansı da  herkes için yeterli konut temin etme ve insan yerleşimlerini daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşanabilir,  sürdürülebilir ve üretken yapma hususlannı evrensel hedefler olarak ortaya koymuştur. Uzun lafın kı­ sası, Türkçemizde bir tekerleme vardır: "Dünyada mekân, ahirette iman." Eski kanunlanmızda iki kav­ ram hep yan yana kullanılır: "İaşe-ibate." Yani beslenme ve konut, beslenme ve bannma hiç birbirinden  aynlmamıştır. Yani yaşama hakkının vazgeçilmez alt unsuru beslenme ve bannmadır, bu kadar önemli  bir konudur. Bu sebeple, hiçbir yasama dönemi ve hiçbir hükümet, hiçbir kurucu Meclis, ülkenin ge­ cekondu sorunu, konut açığı ve nitelikli konut üretimi konularına ilgisiz kalamamıştır, kalmamıştır.  Değerli arkadaşlar, konut hakkının gerçekleşmesinde ana bileşenler nelerdir diye baktığımızda,  konut talepçileri yani vatandaşlarımız var, konutla ilgili kurumlarımız var, konutun finansman mo­ delleri var, konutu üretecek birimler var. Devlete yönelik konut talebi nereden ortaya çıkıyor? Orta  ve alt gelir gruplarından, uzun vadeli finansman talebi olan gruplardan geliyor konut talebi.  Değerli arkadaşlar, konut finansmanında kaynaklar uzun vadeli olmalıdır, kısa vadede konut fi­ nansmanı gerçekleştirmek mümkün olamamaktadır ve her dönemde farklı finansman modelleri, kay­ nakları ve kurumları gündeme gelmiştir. Yani sabit ve üstünde mutabakat sağlanmış bir model ve  yöntem bulunmamaktadır. Konunun çözümü tek bir modele, tek bir yönteme indirgenememiştir. Her  kurumun, her düzenlemenin muhatap kitlesi değişmekle birlikte muhatap kitle içinde alt gelir grup­ ları öne çıkmıştır. Hepimiz hatırlarız, eski yıllarda Sosyal Sigortalar Kurumu işçi yapı kooperatifle­ rine kredi desteği sağlamıştı ve birçok şehrimizde Sigorta mahalleleri mevcuttur.  Değerli arkadaşlar, bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Devletimizde mükener örgütlenme­ lerden bahsedilir, yani aynı işi yapan birden fazla kurumdan bahsedilir. Mükenerliğin en fazla olduğu  konuların başında konut üretimiyle alakalı kurumlar gelir, en fazla mükenerlik burada yer almıştır.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 2 - Hafızalarımızı tazeleyelim, mülga kurumlarımız neler, konut üretimiyle alakalı devletimizin ör­ gütlediği ve sonra kaldırdığı kurumlar nelerdir: Sosyal Sigortalar Kurumu -kendisiyle beraber mülga  oldu- konut bölümü, Emlak Bankası, Emlak Konut Anonim Şirketi, göçmen konutları ve Ahıska  Türkleri koordinatörlükleri, Arsa Ofisi, Bayındırlık Bakanlığı Mesken İşleri, Başbakanlık Proje Uy­ gulama Birimi, Toplu Konut Fonu ve aynı, eş zamanlı olarak Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İda­ resi, Konut Müsteşarlığı; bunlar, hepsi görevlerini ifa ettiler ve mülga hâle geldiler. Hâlen ise  bildiğimiz gibi Toplu Konut İdaresi, belediyeler, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı konut  üretimi sahasında faaliyetini sürdürüyor.  Değerli milletvekilleri, Toplu Konut İdaresi finansman modelleri ve öğretim modellerinden de  bahsetmiştik değişiklik gösteriyor diye. Toplu Konut İdaresi, Toplu Konut Fonu zamanında yoğun  olarak kooperatifleri kredilendirdi, yakın geçmişten bu yana ise alt yükleniciler eliyle doğrudan konut  üretip bireyleri kredilendirmektedir ve gördüğümüz, yaşadığımız kadarıyla da son derece başarılı bir  şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Yuvarlak hesap 400 bin konuta başlanmış, bunun 300 bine ya­ kını tamamlanmış ve kalanı da tamamlanma aşamasındadır.  Yine, konut finansmanı anlamında Mortgage Kanunu 'nu çıkardık ama küresel kriz nedeniyle yü­ rürlüğe giremedi, devreye giremedi.  Demek ki beslenme kadar önemli olan, giyinme kadar önemli olan barınma ihtiyacı için bütün  ülke, bütün yönetimler, bütün hükümetler kafa yormuştur, faaliyette bulunmuştur ve bulunmaya da  devam edecektir. Temenni ederiz ki nitelikli konut ihtiyacımız çok kısa sürede tamamlanır ve bütün  yurttaşlarımız sağlıklı konutlara sahip olur, anayasal konut görevi de yerine getirilmiş olur.  Yasanın hayırlı olmasını diliyor, Toplu Konut İdaresine ve bütün kurumlarımıza başarılar dili­ yorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi  ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, konut projeleri neye göre üretiliyor, neden bunlara ihtiyaç duyuluyor? Tabii,  özellikle büyük şehirlere müthiş derecede bir göç akışı yaşandı ve büyük şehirlerde maalesef çarpık  kentleşme ve gecekondu olaylarıyla karşı karşıya kaldık. O günün şartlarında yöneticilerimiz bunlara  yetişemedi ve bu sıkıntılı tablo karşımıza çıktı. O yüzden, öncelikle gecekonduların dönüşümü ve  kentsel yenileme adına konut projelerinin üretilmesi gerekiyordu.  Yine, ülkemiz, deprem kuşağında, deprem riskiyle karşı karşıya. Dolayısıyla bu gibi olan alan­ larda da bir dönüşüme, bir değişime, sağlıklı bir yapılaşmaya ve sağlam bir yapılaşmaya ihtiyacımız  var. Dolayısıyla bu da kentsel dönüşümün farklı bir gerekçesi.  Yine, alt gelir grupları var, yoksul vatandaşlarımız var, bunların konut ihtiyaçları var ve bunla­ rın konut sahibi olma hayalleri var. Çok uzun yıllar bu hayallerini gerçekleştiremediler. O yüzden on­ ların taleplerine bizim cevap vermemiz lazım, sadece bizim değil bütün hükümetlerin, bütün  yöneticilerin bu konuda çalışma yapması lazım.  Yine, mevcut konut stokunun yaşı ve niteliği de konut projelerinin üretilmesi için başka bir ge­ rekçedir. Tabii ki, nüfus artışı, şehirlerdeki göç ve hane halkı sayısında azalma ile hane sayısındaki  artıştan dolayı da bir konut üretimi, konut seferberliği başlaması gerekiyordu.
Sayfa 45 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 2 - Hafızalarımızı tazeleyelim, mülga kurumlarımız neler, konut üretimiyle alakalı devletimizin ör­ gütlediği ve sonra kaldırdığı kurumlar nelerdir: Sosyal Sigortalar Kurumu -kendisiyle beraber mülga  oldu- konut bölümü, Emlak Bankası, Emlak Konut Anonim Şirketi, göçmen konutları ve Ahıska  Türkleri koordinatörlükleri, Arsa Ofisi, Bayındırlık Bakanlığı Mesken İşleri, Başbakanlık Proje Uy­ gulama Birimi, Toplu Konut Fonu ve aynı, eş zamanlı olarak Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İda­ resi, Konut Müsteşarlığı; bunlar, hepsi görevlerini ifa ettiler ve mülga hâle geldiler. Hâlen ise  bildiğimiz gibi Toplu Konut İdaresi, belediyeler, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı konut  üretimi sahasında faaliyetini sürdürüyor.  Değerli milletvekilleri, Toplu Konut İdaresi finansman modelleri ve öğretim modellerinden de  bahsetmiştik değişiklik gösteriyor diye. Toplu Konut İdaresi, Toplu Konut Fonu zamanında yoğun  olarak kooperatifleri kredilendirdi, yakın geçmişten bu yana ise alt yükleniciler eliyle doğrudan konut  üretip bireyleri kredilendirmektedir ve gördüğümüz, yaşadığımız kadarıyla da son derece başarılı bir  şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Yuvarlak hesap 400 bin konuta başlanmış, bunun 300 bine ya­ kını tamamlanmış ve kalanı da tamamlanma aşamasındadır.  Yine, konut finansmanı anlamında Mortgage Kanunu 'nu çıkardık ama küresel kriz nedeniyle yü­ rürlüğe giremedi, devreye giremedi.  Demek ki beslenme kadar önemli olan, giyinme kadar önemli olan barınma ihtiyacı için bütün  ülke, bütün yönetimler, bütün hükümetler kafa yormuştur, faaliyette bulunmuştur ve bulunmaya da  devam edecektir. Temenni ederiz ki nitelikli konut ihtiyacımız çok kısa sürede tamamlanır ve bütün  yurttaşlarımız sağlıklı konutlara sahip olur, anayasal konut görevi de yerine getirilmiş olur.  Yasanın hayırlı olmasını diliyor, Toplu Konut İdaresine ve bütün kurumlarımıza başarılar dili­ yorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi  ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, konut projeleri neye göre üretiliyor, neden bunlara ihtiyaç duyuluyor? Tabii,  özellikle büyük şehirlere müthiş derecede bir göç akışı yaşandı ve büyük şehirlerde maalesef çarpık  kentleşme ve gecekondu olaylarıyla karşı karşıya kaldık. O günün şartlarında yöneticilerimiz bunlara  yetişemedi ve bu sıkıntılı tablo karşımıza çıktı. O yüzden, öncelikle gecekonduların dönüşümü ve  kentsel yenileme adına konut projelerinin üretilmesi gerekiyordu.  Yine, ülkemiz, deprem kuşağında, deprem riskiyle karşı karşıya. Dolayısıyla bu gibi olan alan­ larda da bir dönüşüme, bir değişime, sağlıklı bir yapılaşmaya ve sağlam bir yapılaşmaya ihtiyacımız  var. Dolayısıyla bu da kentsel dönüşümün farklı bir gerekçesi.  Yine, alt gelir grupları var, yoksul vatandaşlarımız var, bunların konut ihtiyaçları var ve bunla­ rın konut sahibi olma hayalleri var. Çok uzun yıllar bu hayallerini gerçekleştiremediler. O yüzden on­ ların taleplerine bizim cevap vermemiz lazım, sadece bizim değil bütün hükümetlerin, bütün  yöneticilerin bu konuda çalışma yapması lazım.  Yine, mevcut konut stokunun yaşı ve niteliği de konut projelerinin üretilmesi için başka bir ge­ rekçedir. Tabii ki, nüfus artışı, şehirlerdeki göç ve hane halkı sayısında azalma ile hane sayısındaki  artıştan dolayı da bir konut üretimi, konut seferberliği başlaması gerekiyordu.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 3 - Bugün, geldiğimiz noktada, şubat 2010 tarihi itibanyla yaklaşık 412 bin konut üretilmiştir, bun­ lardan 300 bin tanesi tamamlanmıştır.  Hepimizin bildiği gibi, 1984 yılında 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'yla Toplu Konut İdaresi  kurulmuştur ve ben baktım, 1984 ile 2002 yılları arasında 43.145 tane konut üretilmiş bu ülkede ama  daha sonraki dönemde, yedi-sekiz senelik dönem içerisinde 300 bin konut tamamlanmış, 412 bin  konut çalışmasına başlanılmış. Şunu gördüm: Bizden önceki dönemde yılda ortalama 2.500 tane  konut üretiliyormuş. Ortalama 2.500 tane konut üretimiyle de Türkiye'de dönüşüm yapmak, değişim  yapmak, konut açığını kapatmanın mümkün olmadığı çok açık ama bugün geldiğimiz noktada, yılda  ortalama 50 bin tane konut üreten bir Toplu Konut İdaresi var. Gerçekten 2.500 konuttan 50 bin ko­ nuta geçiş bana göre takdir edilmesi, teşekkür edilmesi gereken bir çalışmadır. Ben de burada, bu hiz­ metlerinden dolayı Toplu Konut İdaresine huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.  Değerli arkadaşlar, bu konutların yüzde 85'i sosyal konut niteliğindedir ve kira öder gibi ev sa­ hibi yapmaktadır vatandaşlanmızı, on yıl, on beş yıl, yirmi yıl vadelerle. Ve bunların içerisinde şu da  çok önemli diye düşünüyorum: İhtiyaç sahibi birisi hem kira ödeyecek hem ev sahibi olacak, bu  mümkün değil. O yüzden Toplu Konut diyor ki: Ben sana konutumu yapayım, teslim edeyim, sen de  kira ödemelerine evine geçtikten sonra başla. Yani kiranı ödemeye devam et, ama bana taksit ödeme,  ne zaman ev sahibi olursun, hayallerini gerçekleştirirsin, evinin içine girersin, oraya ödeyeceğin ki­ rayı gel bana öde ve böylelikle ev sahibi ol. Gerçekten, gezdiğimiz yerlerde bu durumda ev sahibi  olan vatandaşlarımızdan aldığımız memnuniyeti de burada ifade etmek isterim.  Bir başka konu var. Bakın, ben bundan iki üç ay önce, Bursa'da, bir gece saat yarımda, birde bir  bankanın önünden geçerken, gecenin yarımında, birinde, baktım ki bankada müthiş kuyruk var.  Merak ettim, durdum, dedim ki: "Gecenin bu saatinde siz bu kuyrukta niye bekliyorsunuz?" Dedi­ ler ki: "Yarından itibaren TOKİ satışları başlıyor, ev satışlan başlıyor, biz de geceden sıraya girdik  ki bir an önce peşinatımızı yatıralım ve ev alma hayalimizi gerçekleştirelim."  Ben, o zaman gerçekten çok teşekkür ettim, çok şükran duydum, çok sevindim. Önceden va­ tandaş ucuz ekmek kuyruğuna giriyordu, şimdi AK PARTİ İktidarı gelmiş ev alma kuyruğuna giri­ yor. Bu ne kadar memnuniyet verici bir durum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani bazıları  insanları ucuz ekmek alma kuyruğuna soktu, bu iktidar döneminde insanlar ev alır hâle geldi, ev  alma kuyruğuna girer hâle geldi, bundan dolayı son derece mutlu oldum. Ben arzu ederim ki bütün  arkadaşlarım da bundan mutlu olsun.  Yine, bir müteahhit arkadaşımı ziyaret etmiştim geçtiğimiz günlerde. Müteahhit arkadaşım dedi ki:  "Bu krize rağmen, ben 2 bin tane ev başladım ve bunlann hepsini sattım." "Nasıl sattın?" "Vadelerle sat­ tım ve ben de kira almıyorum, evi teslim ettikten sonra o üyelerden para alacağım." dedi. "Ya, sen bunu  nereden öğrendin?" dedim. Dedi ki: "Ben bunu TOKİ'den öğrendim." Demek ki, Toplu Konut İdaresi­ nin bu noktada hem özel sektöre hem bu dar gelirli vatandaşlanmıza sağladığı çok büyük katkılar var.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Siz de aldınız mı ev?  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Başka bir konu değerli arkadaşlarım, afet konutu... Bakın,  9.910 tane, deprem, sel gibi afete uğramış insanlar için konutlar üretilmiş. Ben, bu ülkede afetten  sonra, maalesef, hükümetlerin, yöneticilerin gidip "Sizin ihtiyaçlannızı karşılayacağız." diye söz  verip, yirmi sene, otuz sene, kırk sene o afet konutunu yapamadığını bilen bir kardeşinizim. Ama  bakın, en basit örneğini veriyorum: Bursa'da, Mustafakemalpaşa-Karaköy'de bir yangın yaşanmıştı.  Burada 85 tane kardeşimizin evi yanarak kül olmuştu ve Toplu Konut İdaresi, Bakanımız Sayın Özak  da o zaman Bayındırlık Bakanıydı, bir senede bu insanları evlerine yerleştirdi, teslim etti. Demek ki,  afetlerle ilgili yapılan bu çalışma da gerçekten çok önemli. Bu anlamdaki hızından dolayı da büyük  bir çalışma olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum.
Sayfa 46 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 3 - Bugün, geldiğimiz noktada, şubat 2010 tarihi itibanyla yaklaşık 412 bin konut üretilmiştir, bun­ lardan 300 bin tanesi tamamlanmıştır.  Hepimizin bildiği gibi, 1984 yılında 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'yla Toplu Konut İdaresi  kurulmuştur ve ben baktım, 1984 ile 2002 yılları arasında 43.145 tane konut üretilmiş bu ülkede ama  daha sonraki dönemde, yedi-sekiz senelik dönem içerisinde 300 bin konut tamamlanmış, 412 bin  konut çalışmasına başlanılmış. Şunu gördüm: Bizden önceki dönemde yılda ortalama 2.500 tane  konut üretiliyormuş. Ortalama 2.500 tane konut üretimiyle de Türkiye'de dönüşüm yapmak, değişim  yapmak, konut açığını kapatmanın mümkün olmadığı çok açık ama bugün geldiğimiz noktada, yılda  ortalama 50 bin tane konut üreten bir Toplu Konut İdaresi var. Gerçekten 2.500 konuttan 50 bin ko­ nuta geçiş bana göre takdir edilmesi, teşekkür edilmesi gereken bir çalışmadır. Ben de burada, bu hiz­ metlerinden dolayı Toplu Konut İdaresine huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.  Değerli arkadaşlar, bu konutların yüzde 85'i sosyal konut niteliğindedir ve kira öder gibi ev sa­ hibi yapmaktadır vatandaşlanmızı, on yıl, on beş yıl, yirmi yıl vadelerle. Ve bunların içerisinde şu da  çok önemli diye düşünüyorum: İhtiyaç sahibi birisi hem kira ödeyecek hem ev sahibi olacak, bu  mümkün değil. O yüzden Toplu Konut diyor ki: Ben sana konutumu yapayım, teslim edeyim, sen de  kira ödemelerine evine geçtikten sonra başla. Yani kiranı ödemeye devam et, ama bana taksit ödeme,  ne zaman ev sahibi olursun, hayallerini gerçekleştirirsin, evinin içine girersin, oraya ödeyeceğin ki­ rayı gel bana öde ve böylelikle ev sahibi ol. Gerçekten, gezdiğimiz yerlerde bu durumda ev sahibi  olan vatandaşlarımızdan aldığımız memnuniyeti de burada ifade etmek isterim.  Bir başka konu var. Bakın, ben bundan iki üç ay önce, Bursa'da, bir gece saat yarımda, birde bir  bankanın önünden geçerken, gecenin yarımında, birinde, baktım ki bankada müthiş kuyruk var.  Merak ettim, durdum, dedim ki: "Gecenin bu saatinde siz bu kuyrukta niye bekliyorsunuz?" Dedi­ ler ki: "Yarından itibaren TOKİ satışları başlıyor, ev satışlan başlıyor, biz de geceden sıraya girdik  ki bir an önce peşinatımızı yatıralım ve ev alma hayalimizi gerçekleştirelim."  Ben, o zaman gerçekten çok teşekkür ettim, çok şükran duydum, çok sevindim. Önceden va­ tandaş ucuz ekmek kuyruğuna giriyordu, şimdi AK PARTİ İktidarı gelmiş ev alma kuyruğuna giri­ yor. Bu ne kadar memnuniyet verici bir durum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani bazıları  insanları ucuz ekmek alma kuyruğuna soktu, bu iktidar döneminde insanlar ev alır hâle geldi, ev  alma kuyruğuna girer hâle geldi, bundan dolayı son derece mutlu oldum. Ben arzu ederim ki bütün  arkadaşlarım da bundan mutlu olsun.  Yine, bir müteahhit arkadaşımı ziyaret etmiştim geçtiğimiz günlerde. Müteahhit arkadaşım dedi ki:  "Bu krize rağmen, ben 2 bin tane ev başladım ve bunlann hepsini sattım." "Nasıl sattın?" "Vadelerle sat­ tım ve ben de kira almıyorum, evi teslim ettikten sonra o üyelerden para alacağım." dedi. "Ya, sen bunu  nereden öğrendin?" dedim. Dedi ki: "Ben bunu TOKİ'den öğrendim." Demek ki, Toplu Konut İdaresi­ nin bu noktada hem özel sektöre hem bu dar gelirli vatandaşlanmıza sağladığı çok büyük katkılar var.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Siz de aldınız mı ev?  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Başka bir konu değerli arkadaşlarım, afet konutu... Bakın,  9.910 tane, deprem, sel gibi afete uğramış insanlar için konutlar üretilmiş. Ben, bu ülkede afetten  sonra, maalesef, hükümetlerin, yöneticilerin gidip "Sizin ihtiyaçlannızı karşılayacağız." diye söz  verip, yirmi sene, otuz sene, kırk sene o afet konutunu yapamadığını bilen bir kardeşinizim. Ama  bakın, en basit örneğini veriyorum: Bursa'da, Mustafakemalpaşa-Karaköy'de bir yangın yaşanmıştı.  Burada 85 tane kardeşimizin evi yanarak kül olmuştu ve Toplu Konut İdaresi, Bakanımız Sayın Özak  da o zaman Bayındırlık Bakanıydı, bir senede bu insanları evlerine yerleştirdi, teslim etti. Demek ki,  afetlerle ilgili yapılan bu çalışma da gerçekten çok önemli. Bu anlamdaki hızından dolayı da büyük  bir çalışma olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 4 - Değerli arkadaşlarım, Toplu Konut İdaresi 412 bin tane konut inşaatı başlatmış, eğitimden spora,  sağlığa, birçok konuda da yine bu ülkenin hizmetinde olmuş bir idaredir. Bakın, 584 tane okul yapmış  bugüne kadar, yani 17.500 dersliği millî eğitimimize kazandırmış, eğitim camiamıza, öğrencilerimize,  öğretmenlerimize, eğitim gönüllülerimize böyle büyük bir hizmeti de gerçekleştirmiş. 592 tane spor  salonunu yapmış, 36 tane kütüphaneyi, 62 tane hastaneyi, 81 tane sağlık ocağını, 362 tane ticaret mer­ kezini ve 12.476 kişilik yurt ve pansiyonu, 18 tane sevgi evi, 321 tane bina, yani özürlü çocuklarımı­ zın hizmetinde de bir Toplu Konut İdaresi görüyoruz, 321 tane binayı kazandırmış. 171 binadan teşekkül  14 tane engelsiz yaşam merkezini de özürlü kardeşlerimize ve ilgili bakanlıklara teslim etmiş.  Ayrıca, kanalizasyon gibi, elektrik altyapısı gibi, asfalt gibi, yol gibi, yeşil alan gibi birçok altyapı  hizmetini de -Toplu Konut İdaresi- gerçekleştirirken, doğu ve güneydoğuda Silahlı Kuvvetlerimizin  ihtiyacı olan 170 karakol inşaatının 111 tanesini ihale etmiş, 59 tanesini de ihale aşamasına getirmiş.  Tabii, şunu da özellikle ifade etmek istiyorum: Emlak vergisi gelirleriyle ilgili de birçok konu  gündeme getiriliyor. Aslında Toplu Konut İdaresi genelde hazineden, hazine arsalarını, hazine ara­ zilerini alıyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kızılcıklı buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Hazine arazileri zaten emlak vergisinden muaf. Dolayısıyla  Toplu Konut İdaresi bu araziyi almasa, değerlendirmese zaten o belediyelerimizin emlak vergisi al­ ması mümkün değil, birincisi.  İkincisi, Toplu Konut İdaresi bunu alıyor ve hemen bina yapıyor. Buraya yerleşen vatandaşlar  tapularını aldıktan sonra bina vergisi ödemek suretiyle, o arazi arsadan üretilecek vergiden çok daha  fazla vergi belediyelere kazandırılıyor. Toplu Konut İdaresi bu muafiyetle, aslında 1.250 tane vatan­ daşımıza daha ev yapma şansı elde etmiş oluyor ve toplam yatırım bugüne kadar 35 katrilyondur.  Değerli arkadaşlarım, 35 katrilyonluk, konuta yapılan toplam yatırımı da önemsemek gerekir  diye düşünüyorum, tıpkı 24 katrilyonluk duble yol gibi. Sadece yola ve konuta 60 katrilyon hizmet  etmeyi başarmış bir iktidar var karşınızda.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kızılcıklı, teşekkür ederim.  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Teşekkür etmek için söz verir misiniz.  BAŞKAN - Teşekkür cümlesi için buyurun.  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Evet, bu güzel hizmetleri yapan herkese teşekkür ediyorum,  Yasanın hayırlı olması temennisiyle saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kızılcıklı.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Benim sorum şudur: TOKİ müteahhitleri istihkakları zamanında alamamaları, çok kırmaları ve­ saire nedenlerle batmaktadırlar. Onların batmasıyla beraber de oralarda TOKİ müteahhitlerine iş  yapan esnaflar da yine onların kendilerine para ödeyememesi neticesinde de büyük bir batma duru­ muyla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Devlet olarak veyahut da Hükümet olarak acaba bu batan in­ sanlara, esnaflarımıza -hatta bazıları bunların içerisinde intihar bile etmişlerdir- herhangi bir  iyileştirme, bir şey yapabilir miyiz? Sorum bu.  Teşekkür ederim.
Sayfa 47 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 4 - Değerli arkadaşlarım, Toplu Konut İdaresi 412 bin tane konut inşaatı başlatmış, eğitimden spora,  sağlığa, birçok konuda da yine bu ülkenin hizmetinde olmuş bir idaredir. Bakın, 584 tane okul yapmış  bugüne kadar, yani 17.500 dersliği millî eğitimimize kazandırmış, eğitim camiamıza, öğrencilerimize,  öğretmenlerimize, eğitim gönüllülerimize böyle büyük bir hizmeti de gerçekleştirmiş. 592 tane spor  salonunu yapmış, 36 tane kütüphaneyi, 62 tane hastaneyi, 81 tane sağlık ocağını, 362 tane ticaret mer­ kezini ve 12.476 kişilik yurt ve pansiyonu, 18 tane sevgi evi, 321 tane bina, yani özürlü çocuklarımı­ zın hizmetinde de bir Toplu Konut İdaresi görüyoruz, 321 tane binayı kazandırmış. 171 binadan teşekkül  14 tane engelsiz yaşam merkezini de özürlü kardeşlerimize ve ilgili bakanlıklara teslim etmiş.  Ayrıca, kanalizasyon gibi, elektrik altyapısı gibi, asfalt gibi, yol gibi, yeşil alan gibi birçok altyapı  hizmetini de -Toplu Konut İdaresi- gerçekleştirirken, doğu ve güneydoğuda Silahlı Kuvvetlerimizin  ihtiyacı olan 170 karakol inşaatının 111 tanesini ihale etmiş, 59 tanesini de ihale aşamasına getirmiş.  Tabii, şunu da özellikle ifade etmek istiyorum: Emlak vergisi gelirleriyle ilgili de birçok konu  gündeme getiriliyor. Aslında Toplu Konut İdaresi genelde hazineden, hazine arsalarını, hazine ara­ zilerini alıyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kızılcıklı buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Hazine arazileri zaten emlak vergisinden muaf. Dolayısıyla  Toplu Konut İdaresi bu araziyi almasa, değerlendirmese zaten o belediyelerimizin emlak vergisi al­ ması mümkün değil, birincisi.  İkincisi, Toplu Konut İdaresi bunu alıyor ve hemen bina yapıyor. Buraya yerleşen vatandaşlar  tapularını aldıktan sonra bina vergisi ödemek suretiyle, o arazi arsadan üretilecek vergiden çok daha  fazla vergi belediyelere kazandırılıyor. Toplu Konut İdaresi bu muafiyetle, aslında 1.250 tane vatan­ daşımıza daha ev yapma şansı elde etmiş oluyor ve toplam yatırım bugüne kadar 35 katrilyondur.  Değerli arkadaşlarım, 35 katrilyonluk, konuta yapılan toplam yatırımı da önemsemek gerekir  diye düşünüyorum, tıpkı 24 katrilyonluk duble yol gibi. Sadece yola ve konuta 60 katrilyon hizmet  etmeyi başarmış bir iktidar var karşınızda.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kızılcıklı, teşekkür ederim.  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Teşekkür etmek için söz verir misiniz.  BAŞKAN - Teşekkür cümlesi için buyurun.  SEDAT KIZILCIKLI (Devamla) - Evet, bu güzel hizmetleri yapan herkese teşekkür ediyorum,  Yasanın hayırlı olması temennisiyle saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kızılcıklı.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Benim sorum şudur: TOKİ müteahhitleri istihkakları zamanında alamamaları, çok kırmaları ve­ saire nedenlerle batmaktadırlar. Onların batmasıyla beraber de oralarda TOKİ müteahhitlerine iş  yapan esnaflar da yine onların kendilerine para ödeyememesi neticesinde de büyük bir batma duru­ muyla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Devlet olarak veyahut da Hükümet olarak acaba bu batan in­ sanlara, esnaflarımıza -hatta bazıları bunların içerisinde intihar bile etmişlerdir- herhangi bir  iyileştirme, bir şey yapabilir miyiz? Sorum bu.  Teşekkür ederim.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 5 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğru.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, maalesef hep bize karşı keyfi davranıyorsunuz. Dün gruptan bize bir sürü haka­ retler edildi. Bundan sonra eğer bu keyfîlikler içinde olursanız, sizin İstanbul Belediye Başkanıyken  hakkınızda dokunulmazlığınızın kaldırılmasıyla ilgili ithamlar var, o ithamlarla size hitap edeceğim.  Sorum şu: Bizim Çemişgezek ilçesinde doksan dokuz konutluk, 16 trilyon 250 milyar liralık bir  ihale yapılmış, Makro İnşaata verilmiş, bu, davetiye usulüyle verilmiş. Yani bir konutun maliyeti  162 milyar civarında bir para tutuyor. Burada, normal olarak, başka -yapılan- yerlerdeki arsa be­ dava, doğru dürüst maliyet de yok; acaba doksan dokuz yerine, orada, Çemişgezek'te bir sürü muh­ taç vatandaşlar var, onlara, her birisine 40-50 milyar maliyetli bir inşaat yapılamaz mıydı?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Ağyüz...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  TOKİ elbette ki görevlendirildiği konularda işlevini yerine getirmek zorunda ama yasalara, ku­ rallara, ihalenin şeffaflığına uymak zorunluluğu da var. Bizim eleştirdiğimiz, yapılan işlerin büyük­ lüğü değil, yapılan işlerin niteliksizliği, ihalelerin katılımcı, saydam ve şeffaf olmaması.  Ayrıca, TOKİ Başkanı, rüşvet karşılığı dava açmakla sivil toplum örgütlerini neden suçlama ce­ saretini gösteriyor?  Ayrıca, Yüksek Denetleme Kurulunun üst üste eleştirdiği konular var, geçen yıl ve bu yıl. Niye  bunları yerine getirmemek için direniyorsunuz? Mesela, hasılat paylaşımı konusunda "Nitelikli ve  mali ve teknik yeterliliği olan kurumlara vermiyorsunuz." diyor ama siz hâlâ ısrar ediyorsunuz. Bunun  nedeni ne? Bizim kaygılarımız bu. İhaleleriniz şeffaf değil, katılımcı değil, saydam değil ve inşaat­ larınız niteliksiz. Siz, inşaat sektörünün önünü tıkıyorsunuz bu kriz ortamında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Oztürk...  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Sayın Bakan, TOKİ'nin konut teslimlerinde otuz  aya varan gecikmeler olduğu ifade edilmektedir. Bu gecikmeler nedeniyle 2009 yılı sonu itibarıyla  TOKİ aleyhine ne kadar tazminat davası açılmıştır? Ne kadarı sonuçlanmıştır? Ne kadar tazminat öde­ meye mahkûm oldunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) Sayın Başkan, Sayın Bakan; TOKİ genellikle kamu arazileri üze­ rinde ucuz konutlar inşa ederek konut ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Ancak, bazı yörelerimizde  konutlar kasaba ve şehirlerin oldukça dışına yapılmakta ve âdeta tecrit alanı hâline gelmektedir. Bu  cümleden olmak üzere, Mersin Anamur ilçesine 4-5 kilometre uzakta yapılmış olan dokuz yüz adet­ lik konut siteleri bir türlü yüzde 100 doluluk kapasitesine ulaşamamaktadır. Bugün itibarıyla bu ko­ nutlardan kaç tanesi satılmış, kaç tanesi geriye devredilmiş ve kaç tanesi boştur?
Sayfa 48 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 5 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğru.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, maalesef hep bize karşı keyfi davranıyorsunuz. Dün gruptan bize bir sürü haka­ retler edildi. Bundan sonra eğer bu keyfîlikler içinde olursanız, sizin İstanbul Belediye Başkanıyken  hakkınızda dokunulmazlığınızın kaldırılmasıyla ilgili ithamlar var, o ithamlarla size hitap edeceğim.  Sorum şu: Bizim Çemişgezek ilçesinde doksan dokuz konutluk, 16 trilyon 250 milyar liralık bir  ihale yapılmış, Makro İnşaata verilmiş, bu, davetiye usulüyle verilmiş. Yani bir konutun maliyeti  162 milyar civarında bir para tutuyor. Burada, normal olarak, başka -yapılan- yerlerdeki arsa be­ dava, doğru dürüst maliyet de yok; acaba doksan dokuz yerine, orada, Çemişgezek'te bir sürü muh­ taç vatandaşlar var, onlara, her birisine 40-50 milyar maliyetli bir inşaat yapılamaz mıydı?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Ağyüz...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  TOKİ elbette ki görevlendirildiği konularda işlevini yerine getirmek zorunda ama yasalara, ku­ rallara, ihalenin şeffaflığına uymak zorunluluğu da var. Bizim eleştirdiğimiz, yapılan işlerin büyük­ lüğü değil, yapılan işlerin niteliksizliği, ihalelerin katılımcı, saydam ve şeffaf olmaması.  Ayrıca, TOKİ Başkanı, rüşvet karşılığı dava açmakla sivil toplum örgütlerini neden suçlama ce­ saretini gösteriyor?  Ayrıca, Yüksek Denetleme Kurulunun üst üste eleştirdiği konular var, geçen yıl ve bu yıl. Niye  bunları yerine getirmemek için direniyorsunuz? Mesela, hasılat paylaşımı konusunda "Nitelikli ve  mali ve teknik yeterliliği olan kurumlara vermiyorsunuz." diyor ama siz hâlâ ısrar ediyorsunuz. Bunun  nedeni ne? Bizim kaygılarımız bu. İhaleleriniz şeffaf değil, katılımcı değil, saydam değil ve inşaat­ larınız niteliksiz. Siz, inşaat sektörünün önünü tıkıyorsunuz bu kriz ortamında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Oztürk...  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Sayın Bakan, TOKİ'nin konut teslimlerinde otuz  aya varan gecikmeler olduğu ifade edilmektedir. Bu gecikmeler nedeniyle 2009 yılı sonu itibarıyla  TOKİ aleyhine ne kadar tazminat davası açılmıştır? Ne kadarı sonuçlanmıştır? Ne kadar tazminat öde­ meye mahkûm oldunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) Sayın Başkan, Sayın Bakan; TOKİ genellikle kamu arazileri üze­ rinde ucuz konutlar inşa ederek konut ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Ancak, bazı yörelerimizde  konutlar kasaba ve şehirlerin oldukça dışına yapılmakta ve âdeta tecrit alanı hâline gelmektedir. Bu  cümleden olmak üzere, Mersin Anamur ilçesine 4-5 kilometre uzakta yapılmış olan dokuz yüz adet­ lik konut siteleri bir türlü yüzde 100 doluluk kapasitesine ulaşamamaktadır. Bugün itibarıyla bu ko­ nutlardan kaç tanesi satılmış, kaç tanesi geriye devredilmiş ve kaç tanesi boştur?  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 6 6 - İki: Tarsus Belediyesi tarafından TOKİ'ye şehir içinde uygun arsalar tahsis edilmesine rağmen,  Tarsus'ta konut inşaatları bir türlü başlamamıştır. Çalışmalar niçin başlayamamaktadır? Buradaki  çalışmaların ne zaman başlayacağı hakkında bilgi verebilir misiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Paksoy...  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, TOKİ konutlarından, inşaatı tamamlanıp da satılamayan kaç konut vardır?  Bir de seçim bölgem Kahramanmaraş'ta yapılan toplu konut sayısı ne kadardır? 2010 yılı içe­ risinde yapılması planlanan konutlar var mıdır? Ayrıca, TOKİ konutlarında, inşaatların kalitesizli­ ğinden yakınmalar ve şikâyetler artmaktadır. Bu konudaki müteahhitlerin inşaatları daha kalitesiz  yaptığı iddia edilmektedir. Bu konudaki denetimleriniz konusunda bilgi verir misiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, Toplu Konut İdaresinin yaptığı işlerde bazı müteahhitlere olağanüstü imkânlar  sağlarken bazılarını batırdığı yönünde iddialar var. Bu konuda ne diyorsunuz?  İkinci sorum: Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin varlıkları TOKİ'ye devredildi. Bu var­ lıklardan doğan her türlü hukuki ve mahkemeyle ilgili hususlardan TOKİ'yi sorumsuz hâle getiri­ yorsunuz ama bu kurumun her türlü mal varlığında da hak sahibi oluyorsunuz. Bunu nasıl izah  ediyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Orhan...  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, 29 Mart 2009 mahallî seçimlerinde TOKİ yaptığı açılış törenleriyle de gündemi  geniş olarak işgal etti. Türk kamuoyunun hafızasında... Başbakanın katıldığı gösterişli açılış tören­ leri yapıldı. Bu törenleri idareniz mi finanse etmiştir, yoksa başkaları tarafından mı finanse edilmiş­ tir? Bu 29 Mart seçimleri öncesinde, AKP mitingleriyle neredeyse örtüşen bu törenlerde kullanılan  bütçe ne kadardır?  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yıldız...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Teşekkürler Sayın Başkan.  İki üç sorum var Sayın Başkanım.  Birincisi: Batman'da yapılmak istenen bir toplu konut projesinde memur sendikaları arasında bir  ayrım yapılıp sadece -ismini anmayacağım ama- bir memur sendikası üyesi olan öğretmen arkadaş­ larımıza müracaat hakkı tanınıyor. Bu, bizce hem Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır hem de öğ­ retmen arkadaşlar arasında bir ayrım yapmaya tekabül ediyor. Sayın Bakan bu konuda ne düşünüyor?
Sayfa 49 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 6 6 - İki: Tarsus Belediyesi tarafından TOKİ'ye şehir içinde uygun arsalar tahsis edilmesine rağmen,  Tarsus'ta konut inşaatları bir türlü başlamamıştır. Çalışmalar niçin başlayamamaktadır? Buradaki  çalışmaların ne zaman başlayacağı hakkında bilgi verebilir misiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Paksoy...  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, TOKİ konutlarından, inşaatı tamamlanıp da satılamayan kaç konut vardır?  Bir de seçim bölgem Kahramanmaraş'ta yapılan toplu konut sayısı ne kadardır? 2010 yılı içe­ risinde yapılması planlanan konutlar var mıdır? Ayrıca, TOKİ konutlarında, inşaatların kalitesizli­ ğinden yakınmalar ve şikâyetler artmaktadır. Bu konudaki müteahhitlerin inşaatları daha kalitesiz  yaptığı iddia edilmektedir. Bu konudaki denetimleriniz konusunda bilgi verir misiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, Toplu Konut İdaresinin yaptığı işlerde bazı müteahhitlere olağanüstü imkânlar  sağlarken bazılarını batırdığı yönünde iddialar var. Bu konuda ne diyorsunuz?  İkinci sorum: Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin varlıkları TOKİ'ye devredildi. Bu var­ lıklardan doğan her türlü hukuki ve mahkemeyle ilgili hususlardan TOKİ'yi sorumsuz hâle getiri­ yorsunuz ama bu kurumun her türlü mal varlığında da hak sahibi oluyorsunuz. Bunu nasıl izah  ediyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Orhan...  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, 29 Mart 2009 mahallî seçimlerinde TOKİ yaptığı açılış törenleriyle de gündemi  geniş olarak işgal etti. Türk kamuoyunun hafızasında... Başbakanın katıldığı gösterişli açılış tören­ leri yapıldı. Bu törenleri idareniz mi finanse etmiştir, yoksa başkaları tarafından mı finanse edilmiş­ tir? Bu 29 Mart seçimleri öncesinde, AKP mitingleriyle neredeyse örtüşen bu törenlerde kullanılan  bütçe ne kadardır?  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yıldız...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Teşekkürler Sayın Başkan.  İki üç sorum var Sayın Başkanım.  Birincisi: Batman'da yapılmak istenen bir toplu konut projesinde memur sendikaları arasında bir  ayrım yapılıp sadece -ismini anmayacağım ama- bir memur sendikası üyesi olan öğretmen arkadaş­ larımıza müracaat hakkı tanınıyor. Bu, bizce hem Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır hem de öğ­ retmen arkadaşlar arasında bir ayrım yapmaya tekabül ediyor. Sayın Bakan bu konuda ne düşünüyor?  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 7 - İkincisi: Batman'da iki alanda toplu konut yapıldı. Birincisi Kuyubaşı'nda. Bu, belediyeyle bir­ likte yapılmadığı için tabii hem su problemi hem de çöp toplama problemi yaşandı ve bize müracaat  ettiler. Bu problemlerin yaşanmaması için Sayın Bakanlık bu konuda bir çalışma yapacak mı diye sor­ mak istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yaman...  M. NURİ YAMAN (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Alt gelir grubuna ve yoksullara yönelik sosyal konut üretme temel amacı olan Toplu Konut İda­ resinin ne yazık ki bugüne kadar Muş ilinde bu amacını gerçekleştirmediği ve bunu zaman zaman KİT  Komisyonunda da dile getirmeme rağmen hâlen bir sürü projenin yarım kaldığı bir gerçektir. Örne­ ğin Malazgirt ilçesinde iki yüz elli konutluk başvurunun bugüne kadar henüz projesinin dahi yapıl­ maması bunlara en güzel örneklerden biridir.  Yine Bulanık, yüz yataklı devlet hastanesi; Varto, seksen adetlik toplu konut projesi; Muş Mer­ kez, toplum merkezi inşaatı; Merkez Dere Mahallesi, yirmi dört derslikli ilköğretim okulu ve Bula­ nık Güllüova'da yapılması düşünülen on altı derslik inşaatlarının, acaba bu sene Toplu Konut  İdaresince gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğini öğrenmek istiyorum.  BAŞKAN-Say ın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından TOKİ Başkanlığına devredi­ len varlıklarla ilgili olarak TOKİ ve ortaklarına karşı açılmış dava sayısı ne kadardır? Tasarıyla ya­ pılacak düzenlemeyle bu davalardan dolayı oluşacak mağduriyetlerin giderilmesi açısından  Hükümetinizce ne tür tedbirler alınmış ya da alınacaktır?  İkinci sorum da: Hükümetleriniz döneminde TOKİ'den ihale alan müteahhitlerin sayısı ve bağlı  bulundukları illere göre dağılımları nasıldır? Bu müteahhitlerin belirli illerin müteahhitleri olduğu ve  Anadolu'dan çıkan bir müteahhidin, AKP'ye yakın bazı müteahhitlerin müsaadesi olmadan ihale al­ masının mümkün olmadığı iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Evet, 1 arkadaşımız kaldı, onu da alalım.  Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, TOKİ 2.500 ayrı ihale yapmış, 30 milyar büyüklüğünde bir iş hacmine sahip,  karakoldan hastaneye farklı alanlarda imalatlar yapan bir kurum. İktidarınızın uygulamaları sonucu  Bayındırlık Bakanlığının da içi boşaltıldı, en son Afet İşleri de Başbakanlığa bağlandı.  Şunu merak ediyorum: İktidar döneminizde Bayındırlık personeli atıl bekletilirken denetim  adına müşavir firmalara verdiğiniz paranın rakamsal karşılığı nedir?  Çok teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, buyurun.
Sayfa 50 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 7 - İkincisi: Batman'da iki alanda toplu konut yapıldı. Birincisi Kuyubaşı'nda. Bu, belediyeyle bir­ likte yapılmadığı için tabii hem su problemi hem de çöp toplama problemi yaşandı ve bize müracaat  ettiler. Bu problemlerin yaşanmaması için Sayın Bakanlık bu konuda bir çalışma yapacak mı diye sor­ mak istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yaman...  M. NURİ YAMAN (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Alt gelir grubuna ve yoksullara yönelik sosyal konut üretme temel amacı olan Toplu Konut İda­ resinin ne yazık ki bugüne kadar Muş ilinde bu amacını gerçekleştirmediği ve bunu zaman zaman KİT  Komisyonunda da dile getirmeme rağmen hâlen bir sürü projenin yarım kaldığı bir gerçektir. Örne­ ğin Malazgirt ilçesinde iki yüz elli konutluk başvurunun bugüne kadar henüz projesinin dahi yapıl­ maması bunlara en güzel örneklerden biridir.  Yine Bulanık, yüz yataklı devlet hastanesi; Varto, seksen adetlik toplu konut projesi; Muş Mer­ kez, toplum merkezi inşaatı; Merkez Dere Mahallesi, yirmi dört derslikli ilköğretim okulu ve Bula­ nık Güllüova'da yapılması düşünülen on altı derslik inşaatlarının, acaba bu sene Toplu Konut  İdaresince gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğini öğrenmek istiyorum.  BAŞKAN-Say ın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından TOKİ Başkanlığına devredi­ len varlıklarla ilgili olarak TOKİ ve ortaklarına karşı açılmış dava sayısı ne kadardır? Tasarıyla ya­ pılacak düzenlemeyle bu davalardan dolayı oluşacak mağduriyetlerin giderilmesi açısından  Hükümetinizce ne tür tedbirler alınmış ya da alınacaktır?  İkinci sorum da: Hükümetleriniz döneminde TOKİ'den ihale alan müteahhitlerin sayısı ve bağlı  bulundukları illere göre dağılımları nasıldır? Bu müteahhitlerin belirli illerin müteahhitleri olduğu ve  Anadolu'dan çıkan bir müteahhidin, AKP'ye yakın bazı müteahhitlerin müsaadesi olmadan ihale al­ masının mümkün olmadığı iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Evet, 1 arkadaşımız kaldı, onu da alalım.  Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, TOKİ 2.500 ayrı ihale yapmış, 30 milyar büyüklüğünde bir iş hacmine sahip,  karakoldan hastaneye farklı alanlarda imalatlar yapan bir kurum. İktidarınızın uygulamaları sonucu  Bayındırlık Bakanlığının da içi boşaltıldı, en son Afet İşleri de Başbakanlığa bağlandı.  Şunu merak ediyorum: İktidar döneminizde Bayındırlık personeli atıl bekletilirken denetim  adına müşavir firmalara verdiğiniz paranın rakamsal karşılığı nedir?  Çok teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, buyurun.  TBMM B : 6 3 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 6 8 - DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili  arkadaşlar; sorularınıza zamanım yettiği müddetçe cevap vermeye çalışacağım.  Evvela, Çemişgezek'te yapılan inşaatlarla ilgili maliyet artışından bahsetti Sayın Genç. Doğru­ dur, buradaki maliyet inşaatın kendisiyle ilgili değil, altyapı ve yolla ilgilidir. Onu belirtmek istiyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Orada boş yer çoktu Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - İkincisi, Sayın Doğru'nun söylediği  doğru. TOKİ müteahhitlere, kırma, batması, esnaflarla ilgili sorunlar... Bu konuda birtakım sorun­ lar yaşandığı doğru. Bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda da ben söylemiştim. Hatta bana da şikâyet  eden bazı arkadaşlar oldu. Bazı taşeronlar bundan zarar gördü. Bazı inşaat malzemesi satışlarında so­ runlar oldu. Bunlara Hükümet olarak yapılacak herhangi bir şey yok ancak TOKİ Başkanımıza biz­ zat müracaat ederek...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - İntiharlar oldu Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - İstisnalar olacak tabii. Bu kadar bü­ yüklük içerisinde müteahhidin yanlış teklif vermesinden kaynaklanan sorunlar olabilmiştir. Bir dö­ nemde demir artışı oldu biliyorsunuz, sonradan o normale indi, o arada fiyat farkı verildi. Burada,  Sayın Başkan -ben şahidim- bizzat müteahhitlerle ve müteahhitten ve taşerondan alacaklılarla ilgi­ lendi. Bu konular az da olsa var, doğrudur.  Bir kere şunu söylemek lazım: Kamunun inşaat yükünün tamamını aldığı iddia ediliyor. Hayır,  kamunun, TOKİ'nin yüzde 7'dir inşaattaki payı, bunu kabul etmek lazım. Yani, on dörtte 1 'idir konut  inşaatında TOKİ'nin üstlendiği oran. Onu söylemek istiyorum.  Şimdi, Batman'da sel olmuştu, biz, oraya Sayın Başbakanımız ve 4 bakanımızla gittik. Sayı ola­ rak belki çok azdı ama biz 1.200 tanesini hemen orada, genel hayata etkili olur ilan ederek, çok kısa  bir sürede TOKİ'yle yapılarak oradaki vatandaşlarımızın mağduriyetini önledik ve çağdaş binalarda  oturmalarını sağladık ama diğer konuda, burada su ve çöp problemi varsa onu da ben Sayın Baş­ kandan not alıp arkadaşımıza ilave etmek istiyorum. Katiyen bir ayrım yapılmaz.  Bir kere, şu söylendi: "Denetim dışı. . ." Hayır. KİT denetliyor, Başbakanlık Yüksek Denetleme  Kurulu tarafından ve gerektiğinde Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından, Bayındırlık Bakanlığı Tef­ tiş Kurulu tarafından denetlenmektedir. Bunu söylemek lazım.  Ayrıca "İhale Yasası'nın dışındadır..." Hayır, 4734'e tabi bir kuruluşumuzdur TOKİ. Bunun bi­ linmesini istiyorum.  "Dava sayısı ne kadardır?" Onları tabii ki öğrenip size bildireceğiz, onu söylemek istiyorum.  "Müteahhit, kitaplar..." Bizim dağıttığımız kitaplarda müteahhitlerin de ismi var. Her şey şef­ faf olmaktadır.  Bir başka konuyu, bu Emlak Konutla ilgili şeyi burada söylediler. Bu ilgili olanlar Emlak Ban­ kasından talep edebilecekler çünkü Emlak Bankası hâlen tasfiye hâlinde ve borçlarını ödeyebilecek  varlığı da sahip.  Bir de şu var: Biraz evvel burada konuşuldu, özellikle emlak vergisinden muaf olması TOKİ'nin  vergi ödememesi anlamına gelmiyor. Biliyorsunuz, yapmış olduğu inşaatlarla ilgili 4-5 kat daha fazla  vergi veriyor. Ayrıca, TOKİ tapuyu tam vermeden bütün bu gayrimenkuller üzerinde olduğu için be­ lediyeler çok daha fazla vergi alabilmekteler. Onu söylemek istiyorum.
Sayfa 51 -
TBMM B : 6 3 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 6 8 - DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili  arkadaşlar; sorularınıza zamanım yettiği müddetçe cevap vermeye çalışacağım.  Evvela, Çemişgezek'te yapılan inşaatlarla ilgili maliyet artışından bahsetti Sayın Genç. Doğru­ dur, buradaki maliyet inşaatın kendisiyle ilgili değil, altyapı ve yolla ilgilidir. Onu belirtmek istiyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Orada boş yer çoktu Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - İkincisi, Sayın Doğru'nun söylediği  doğru. TOKİ müteahhitlere, kırma, batması, esnaflarla ilgili sorunlar... Bu konuda birtakım sorun­ lar yaşandığı doğru. Bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda da ben söylemiştim. Hatta bana da şikâyet  eden bazı arkadaşlar oldu. Bazı taşeronlar bundan zarar gördü. Bazı inşaat malzemesi satışlarında so­ runlar oldu. Bunlara Hükümet olarak yapılacak herhangi bir şey yok ancak TOKİ Başkanımıza biz­ zat müracaat ederek...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - İntiharlar oldu Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - İstisnalar olacak tabii. Bu kadar bü­ yüklük içerisinde müteahhidin yanlış teklif vermesinden kaynaklanan sorunlar olabilmiştir. Bir dö­ nemde demir artışı oldu biliyorsunuz, sonradan o normale indi, o arada fiyat farkı verildi. Burada,  Sayın Başkan -ben şahidim- bizzat müteahhitlerle ve müteahhitten ve taşerondan alacaklılarla ilgi­ lendi. Bu konular az da olsa var, doğrudur.  Bir kere şunu söylemek lazım: Kamunun inşaat yükünün tamamını aldığı iddia ediliyor. Hayır,  kamunun, TOKİ'nin yüzde 7'dir inşaattaki payı, bunu kabul etmek lazım. Yani, on dörtte 1 'idir konut  inşaatında TOKİ'nin üstlendiği oran. Onu söylemek istiyorum.  Şimdi, Batman'da sel olmuştu, biz, oraya Sayın Başbakanımız ve 4 bakanımızla gittik. Sayı ola­ rak belki çok azdı ama biz 1.200 tanesini hemen orada, genel hayata etkili olur ilan ederek, çok kısa  bir sürede TOKİ'yle yapılarak oradaki vatandaşlarımızın mağduriyetini önledik ve çağdaş binalarda  oturmalarını sağladık ama diğer konuda, burada su ve çöp problemi varsa onu da ben Sayın Baş­ kandan not alıp arkadaşımıza ilave etmek istiyorum. Katiyen bir ayrım yapılmaz.  Bir kere, şu söylendi: "Denetim dışı. . ." Hayır. KİT denetliyor, Başbakanlık Yüksek Denetleme  Kurulu tarafından ve gerektiğinde Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından, Bayındırlık Bakanlığı Tef­ tiş Kurulu tarafından denetlenmektedir. Bunu söylemek lazım.  Ayrıca "İhale Yasası'nın dışındadır..." Hayır, 4734'e tabi bir kuruluşumuzdur TOKİ. Bunun bi­ linmesini istiyorum.  "Dava sayısı ne kadardır?" Onları tabii ki öğrenip size bildireceğiz, onu söylemek istiyorum.  "Müteahhit, kitaplar..." Bizim dağıttığımız kitaplarda müteahhitlerin de ismi var. Her şey şef­ faf olmaktadır.  Bir başka konuyu, bu Emlak Konutla ilgili şeyi burada söylediler. Bu ilgili olanlar Emlak Ban­ kasından talep edebilecekler çünkü Emlak Bankası hâlen tasfiye hâlinde ve borçlarını ödeyebilecek  varlığı da sahip.  Bir de şu var: Biraz evvel burada konuşuldu, özellikle emlak vergisinden muaf olması TOKİ'nin  vergi ödememesi anlamına gelmiyor. Biliyorsunuz, yapmış olduğu inşaatlarla ilgili 4-5 kat daha fazla  vergi veriyor. Ayrıca, TOKİ tapuyu tam vermeden bütün bu gayrimenkuller üzerinde olduğu için be­ lediyeler çok daha fazla vergi alabilmekteler. Onu söylemek istiyorum.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 9 - Ayrıca şu var, Emlak Bankasıyla ilgili yine şunu söyleyeyim: Bir kere, TOKİ, Emlak Banka­ sından para karşılığı bu gayrimenkulleri aldı. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamu kurumları  arasındaki devirlerde kanuni bir düzenlemeyle kurumun borçlardan sorumlu tutulmamasmın müm­ kün ve hukuka uygun olduğu kararını verdi. Başbakanlık Teftiş Kurulu ve Yüksek Denetleme Ku­ rulu raporlarıyla da Emlak Bankası döneminde yapılan bazı sözleşmelerden doğan borçların TOKİ  tarafından üstlenilmemesi hususunda raporlar mevcut. Bunu da belirtmek istiyorum. Yani bu ala­ caklıların mutlaka alacağı devam edecek ve karşılarında da bir kurum var.  TOKİ'yle, açılış törenleriyle ilgili şunu söyleyeyim: Katiyen TOKİ'nin kendi açtığı bu şey­ lere. .. Bunu, kendi tören yapıyorsa onlar ödüyorlar ama biz siyasetçiler olarak bir propaganda dö­ neminde onu bizzat bizler ödüyoruz ve il başkanlarımız beraber para toplayarak onları ödüyoruz.  Onu da belirtmek istiyorum.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Parti mitingi yapıyorsunuz resmen Sayın Bakan, lütfen yapmayın.  Siz bari söylemeyin.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Kalitede bazı sıkıntılar olduğu doğru­ dur. İlk başlarda çok düşük fiyatlarla alan müteahhitlerimizin sıkıntı yaşadığı doğrudur ama daha  sonra bunlarda iyileştirme olduğu da görülmektedir.  "Batman'da zaten Memur-Sen konutlarında bir ayrım yapılıyor." Hayır, bunu yapmayacağız,  bunu söylemek lazım. Kuyubaşı'nda ve su problemi ve yolu... Anlaştık, bunu çözmeye çalışacağız.  Alt gelir grubuna yönelik konut yapılması için, gene "Muş'ta yapılmadı." deniyor. Muş'ta üç yüz  yataklı devlet hastanesi ihalesi 8 Martta. Muş'ta 448 konut yapıldı -304'ü alt gelir, 144'ü afet konutu- 2 adet okul, 2 spor salonu, 1 cami, 1 ticaret merkezi, 1 hastane başladı.  Maraş'ta 648 konut, 6 okul, 7 spor salonu, 4 cami, 4 ticaret merkezi yapıldı.  Özellikle.. .Başka cevap vermediğim var mı, bilmiyorum.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Müşavir firmalara ödenen rakamı sormuştum.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Bakanım, benim de bir sorum vardı.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Müşavir firmalara...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Müşavir firmalara ödenen rakamları sormuştum.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Müşavirsiz zaten bu işleri yapmak  mümkün değil. Biraz evvel yapı denetimden de burada bahsedildi. Ama zaten on dokuz ilde yapı de­ netim var. Müşavirsiz bu işleri yapmamız mümkün değil. TOKİ müşavirle çalışıyor. "Ne kadar  ödendi?" ona belki yazılı cevap verilebilir, şu anda ona cevap vermek mümkün değil. Ama müşavirli  yapmamız, güvenli yapmamız ve sizin eleştirdiğiniz konuları asgariye indirmemiz açısından zaten ge­ rekli. Onu söyleyeyim.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Bakanım, Tarsus'a TOKİ yapılacak mı?  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Tarsus'la ilgili... Doğru, ona baka­ lım. Sayın Başkanımızın söylediği "Tarsus'ta ihale yakında yapılacak." diyor.  M. NURİ YAMAN (Muş) - Malazgirt'teki iki yüz elli konutla ilgili hiçbir proje çalışması ya­ pılmamıştır.
Sayfa 52 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 9 - Ayrıca şu var, Emlak Bankasıyla ilgili yine şunu söyleyeyim: Bir kere, TOKİ, Emlak Banka­ sından para karşılığı bu gayrimenkulleri aldı. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamu kurumları  arasındaki devirlerde kanuni bir düzenlemeyle kurumun borçlardan sorumlu tutulmamasmın müm­ kün ve hukuka uygun olduğu kararını verdi. Başbakanlık Teftiş Kurulu ve Yüksek Denetleme Ku­ rulu raporlarıyla da Emlak Bankası döneminde yapılan bazı sözleşmelerden doğan borçların TOKİ  tarafından üstlenilmemesi hususunda raporlar mevcut. Bunu da belirtmek istiyorum. Yani bu ala­ caklıların mutlaka alacağı devam edecek ve karşılarında da bir kurum var.  TOKİ'yle, açılış törenleriyle ilgili şunu söyleyeyim: Katiyen TOKİ'nin kendi açtığı bu şey­ lere. .. Bunu, kendi tören yapıyorsa onlar ödüyorlar ama biz siyasetçiler olarak bir propaganda dö­ neminde onu bizzat bizler ödüyoruz ve il başkanlarımız beraber para toplayarak onları ödüyoruz.  Onu da belirtmek istiyorum.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Parti mitingi yapıyorsunuz resmen Sayın Bakan, lütfen yapmayın.  Siz bari söylemeyin.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Kalitede bazı sıkıntılar olduğu doğru­ dur. İlk başlarda çok düşük fiyatlarla alan müteahhitlerimizin sıkıntı yaşadığı doğrudur ama daha  sonra bunlarda iyileştirme olduğu da görülmektedir.  "Batman'da zaten Memur-Sen konutlarında bir ayrım yapılıyor." Hayır, bunu yapmayacağız,  bunu söylemek lazım. Kuyubaşı'nda ve su problemi ve yolu... Anlaştık, bunu çözmeye çalışacağız.  Alt gelir grubuna yönelik konut yapılması için, gene "Muş'ta yapılmadı." deniyor. Muş'ta üç yüz  yataklı devlet hastanesi ihalesi 8 Martta. Muş'ta 448 konut yapıldı -304'ü alt gelir, 144'ü afet konutu- 2 adet okul, 2 spor salonu, 1 cami, 1 ticaret merkezi, 1 hastane başladı.  Maraş'ta 648 konut, 6 okul, 7 spor salonu, 4 cami, 4 ticaret merkezi yapıldı.  Özellikle.. .Başka cevap vermediğim var mı, bilmiyorum.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Müşavir firmalara ödenen rakamı sormuştum.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Bakanım, benim de bir sorum vardı.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Müşavir firmalara...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Müşavir firmalara ödenen rakamları sormuştum.  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Müşavirsiz zaten bu işleri yapmak  mümkün değil. Biraz evvel yapı denetimden de burada bahsedildi. Ama zaten on dokuz ilde yapı de­ netim var. Müşavirsiz bu işleri yapmamız mümkün değil. TOKİ müşavirle çalışıyor. "Ne kadar  ödendi?" ona belki yazılı cevap verilebilir, şu anda ona cevap vermek mümkün değil. Ama müşavirli  yapmamız, güvenli yapmamız ve sizin eleştirdiğiniz konuları asgariye indirmemiz açısından zaten ge­ rekli. Onu söyleyeyim.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Bakanım, Tarsus'a TOKİ yapılacak mı?  DEVLET BAKANI FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Tarsus'la ilgili... Doğru, ona baka­ lım. Sayın Başkanımızın söylediği "Tarsus'ta ihale yakında yapılacak." diyor.  M. NURİ YAMAN (Muş) - Malazgirt'teki iki yüz elli konutla ilgili hiçbir proje çalışması ya­ pılmamıştır.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 7 0 - DEVLET BAKANİ FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Bir de şunu söyleyeyim: TOKİ'nin uy­ gulaması şöyle; TOKİ, talep alımı yaparak ihaleye çıkıyor, ilk başlarda, özellikle küçük yerlerde. O  bakımdan, TOKİ'nin yapıp satamadığı çok az konut olduğunu ben biliyorum ve şu anda talep alıyor  ve ondan sonra yapıyor. O sistemi getirdi. O sistem her açıdan iyi, hem alıcı hem satıcı açısından iyi.  Malazgirt'le ilgili sanırım, Sayın Başkan yakında başlayacağımızı söylüyor. O konuda size ya­ zılı bilgi verebilir. Eğer cevaplamadığımız varsa bunları da yazılı olarak söyleyebiliriz.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, süre var mı?  BAŞKAN - Süre var, bir arkadaşımız girmiş, ben ona bir söz vereyim, onunla tamamlayalım.  Sayın Koca, buyurun.  AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Değerli Başkanım, delaletinizle Sayın Bakanıma teşekkür  ederek sözlerime başlıyorum.  Değerli Bakanım, Türkiye'mizde olduğu gibi Afyonkarahisar'da da devlet hastanesiyle, tarım  köyleriyle, konutlarıyla, okullarıyla ve ibadethaneleriyle hakikaten yaşanabilir pek çok birimler oluş­ turuldu. Türkiye'nin dört bir yanındaki bu destansı hizmetlerinizden dolayı teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, Afyonkarahisar ili Bolvadin ilçesinde de toplu konutumuz bitti. İnsanlarımız şu  anda yerleşik vaziyette. Fakat oranın ibadethane ve okul konusu... İbadethanemizi bir hayırsever ar­ kadaşımız yaptıracak ama o yerleşim biriminde okul hakikaten büyük bir sorun. Bolvadin toplu konut  alanında okul inşaatı ne zaman başlayacak? Bu konuda sizden bilgi almak isterim.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım -süremiz dolduğu için- onu size yazılı olarak bildirir Sayın Koca.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Maddelerine geçilmesinin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır.  Şimdi yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımın isimlerini okuyup burada bulunup bulunma­ dıklarını arayacağım:  Sayın Kılıçdaroğlu? Burada.  Sayın Hamzaçebi? Burada.  Sayın Tamaylıgil? Burada.  Sayın Aslanoğlu? Burada.  Sayın Demirel? Burada.  Sayın Ekici? Burada.  Sayın Çakır? Burada.  Sayın Köse? Burada.  Sayın Arat? Burada.  Sayın Arıtman? Burada.  Sayın Özer? Burada.
Sayfa 53 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 7 0 - DEVLET BAKANİ FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Bir de şunu söyleyeyim: TOKİ'nin uy­ gulaması şöyle; TOKİ, talep alımı yaparak ihaleye çıkıyor, ilk başlarda, özellikle küçük yerlerde. O  bakımdan, TOKİ'nin yapıp satamadığı çok az konut olduğunu ben biliyorum ve şu anda talep alıyor  ve ondan sonra yapıyor. O sistemi getirdi. O sistem her açıdan iyi, hem alıcı hem satıcı açısından iyi.  Malazgirt'le ilgili sanırım, Sayın Başkan yakında başlayacağımızı söylüyor. O konuda size ya­ zılı bilgi verebilir. Eğer cevaplamadığımız varsa bunları da yazılı olarak söyleyebiliriz.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, süre var mı?  BAŞKAN - Süre var, bir arkadaşımız girmiş, ben ona bir söz vereyim, onunla tamamlayalım.  Sayın Koca, buyurun.  AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Değerli Başkanım, delaletinizle Sayın Bakanıma teşekkür  ederek sözlerime başlıyorum.  Değerli Bakanım, Türkiye'mizde olduğu gibi Afyonkarahisar'da da devlet hastanesiyle, tarım  köyleriyle, konutlarıyla, okullarıyla ve ibadethaneleriyle hakikaten yaşanabilir pek çok birimler oluş­ turuldu. Türkiye'nin dört bir yanındaki bu destansı hizmetlerinizden dolayı teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, Afyonkarahisar ili Bolvadin ilçesinde de toplu konutumuz bitti. İnsanlarımız şu  anda yerleşik vaziyette. Fakat oranın ibadethane ve okul konusu... İbadethanemizi bir hayırsever ar­ kadaşımız yaptıracak ama o yerleşim biriminde okul hakikaten büyük bir sorun. Bolvadin toplu konut  alanında okul inşaatı ne zaman başlayacak? Bu konuda sizden bilgi almak isterim.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım -süremiz dolduğu için- onu size yazılı olarak bildirir Sayın Koca.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Maddelerine geçilmesinin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır.  Şimdi yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımın isimlerini okuyup burada bulunup bulunma­ dıklarını arayacağım:  Sayın Kılıçdaroğlu? Burada.  Sayın Hamzaçebi? Burada.  Sayın Tamaylıgil? Burada.  Sayın Aslanoğlu? Burada.  Sayın Demirel? Burada.  Sayın Ekici? Burada.  Sayın Çakır? Burada.  Sayın Köse? Burada.  Sayın Arat? Burada.  Sayın Arıtman? Burada.  Sayın Özer? Burada.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 7 1 - Sayın Kocal? Burada.  Sayın Paçarız? Burada.  Sayın Yazar? Burada.  Sayın Baratalı? Burada.  Sayın Öztrak? Burada.  Sayın Susam? Burada.  Sayın Kesici? Burada.  Sayın Sönmez? Burada.  Sayın Ertemür? Burada.  III.- Y O K L A M A  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini  başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyen­ ler. .. Kabul edilmiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.03  •
Sayfa 54 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 1  - 1 7 1 - Sayın Kocal? Burada.  Sayın Paçarız? Burada.  Sayın Yazar? Burada.  Sayın Baratalı? Burada.  Sayın Öztrak? Burada.  Sayın Susam? Burada.  Sayın Kesici? Burada.  Sayın Sönmez? Burada.  Sayın Ertemür? Burada.  III.- Y O K L A M A  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini  başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyen­ ler. .. Kabul edilmiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.03  •  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 16.18  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  455 sıra sayılı Tasarı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Sayın Komisyon? Burada.  Sayın Hükümet? Burada.  1 'inci maddeyi okutuyorum:  ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI  KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI  MADDE 1- 29/4/1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Ka­ nunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Hazineye ait arsa ve ara­ ziler ve Hazine adına tescil edilecek arsa ve arazilerin mülkiyeti" ibaresi "Hazineye ait taşınmazlar  ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti" şeklinde değiştirilmiştir.  BAŞKAN - Madde üzerinde ilk konuşmacı Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Mil­ letvekili Erkan Akçay.  Sayın Akçay, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  455 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın 1 'inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) 1984 yılında ihtiyaç sahibi dar gelirli va­ tandaşları kira öder gibi uzun vadeli taksitlerle ev sahibi yapmak için kurulmuş bir kamu kuruluşu­ dur fakat AKP döneminde TOKİ işlevini büyük ölçüde değiştirmiştir. Kamu arazilerine sosyal  konutlar yapmak yerine, kâr getirecek alanlara lüks konutlar, alışveriş merkezleri, tarihî eser resto­ rasyonu ve kamu hizmet binaları yapmaya başlamıştır. Bugün, TOKİ, özel bir ticari şirket gibi işle­ tilerek hedef kitlesini değiştirmiş, kamu arazileri üzerinden rant aktaran taşeron bir kuruluş hâline  gelmiştir. Çeşitli yasalar çıkarılarak geniş imar yetkileriyle, TOKİ imtiyazlarla donatılmıştır.  TOKİ, artık günümüzde kalitesiz konutun markası hâline gelmiştir. Gerek konutların yapılacağı  bölgelerin fizibilite çalışmalarının yetersiz olması gerekse inşaat aşamasında yeterli kontrolün ol­ mayışı nedeniyle, evler teslim edildikten sonra birçok sorun yaşanmaktadır. TOKİ'nin her konut in­ şasından sonra, Sayın Başbakan tarafından yapılan gösterişli törenlerin ardından bazı hüsranlar da  yaşanmaktadır. Şatafatlı anahtar teslim törenleriyle bir kısım vatandaşlarımıza evleri verilirken büyük  bir kısmı ise hayal kırıklığı yaşamaktadır. Teslim edilen bazı konutların damlarının aktığı, yer döşe­ melerinin çöktüğü, kapı ve pencerelerinin kırık olarak takıldığı, sularının aktığı, dairelerin iç boya­ larının kötü yapıldığı ve döküldüğü, müteahhidin borcundan dolayı elektrik bağlanamadığı, altyapı  ve çevre düzenlemesinin bitmediği yönünde çok çeşitli şikâyetler vardır.  - 1 7 2 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 16.18  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  455 sıra sayılı Tasarı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Sayın Komisyon? Burada.  Sayın Hükümet? Burada.  1 'inci maddeyi okutuyorum:  ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI  KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI  MADDE 1- 29/4/1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Ka­ nunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Hazineye ait arsa ve ara­ ziler ve Hazine adına tescil edilecek arsa ve arazilerin mülkiyeti" ibaresi "Hazineye ait taşınmazlar  ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti" şeklinde değiştirilmiştir.  BAŞKAN - Madde üzerinde ilk konuşmacı Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Mil­ letvekili Erkan Akçay.  Sayın Akçay, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  455 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın 1 'inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) 1984 yılında ihtiyaç sahibi dar gelirli va­ tandaşları kira öder gibi uzun vadeli taksitlerle ev sahibi yapmak için kurulmuş bir kamu kuruluşu­ dur fakat AKP döneminde TOKİ işlevini büyük ölçüde değiştirmiştir. Kamu arazilerine sosyal  konutlar yapmak yerine, kâr getirecek alanlara lüks konutlar, alışveriş merkezleri, tarihî eser resto­ rasyonu ve kamu hizmet binaları yapmaya başlamıştır. Bugün, TOKİ, özel bir ticari şirket gibi işle­ tilerek hedef kitlesini değiştirmiş, kamu arazileri üzerinden rant aktaran taşeron bir kuruluş hâline  gelmiştir. Çeşitli yasalar çıkarılarak geniş imar yetkileriyle, TOKİ imtiyazlarla donatılmıştır.  TOKİ, artık günümüzde kalitesiz konutun markası hâline gelmiştir. Gerek konutların yapılacağı  bölgelerin fizibilite çalışmalarının yetersiz olması gerekse inşaat aşamasında yeterli kontrolün ol­ mayışı nedeniyle, evler teslim edildikten sonra birçok sorun yaşanmaktadır. TOKİ'nin her konut in­ şasından sonra, Sayın Başbakan tarafından yapılan gösterişli törenlerin ardından bazı hüsranlar da  yaşanmaktadır. Şatafatlı anahtar teslim törenleriyle bir kısım vatandaşlarımıza evleri verilirken büyük  bir kısmı ise hayal kırıklığı yaşamaktadır. Teslim edilen bazı konutların damlarının aktığı, yer döşe­ melerinin çöktüğü, kapı ve pencerelerinin kırık olarak takıldığı, sularının aktığı, dairelerin iç boya­ larının kötü yapıldığı ve döküldüğü, müteahhidin borcundan dolayı elektrik bağlanamadığı, altyapı  ve çevre düzenlemesinin bitmediği yönünde çok çeşitli şikâyetler vardır.  - 1 7 2 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Vatandaş, evini TOKİ'ye sipariş ediyor, parasını TOKİ'ye yatırıyor ama teslim alacağı zaman  karşısına müteahhit firma çıkıyor. TOKİ, paralarını aldığı bu insanların sorunlarıyla ilgilenmeyip  müteahhitlerin insafına terk etmektedir. Vatandaş, derdini anlatacak, sorununu çözecek bir merci bu­ lamamaktadır. 2009 yılında TOKİ tarafından satışı yapılan 44 bin konutun 8 bini iade edilmiştir. Bu  iadelerin en önemli gerekçesi konutların kalitesiz oluşudur. TOKİ ihalelerini alan bazı art niyetli mü­ teahhitler, servetlerine servet katabilmek için Anadolu'daki esnafı ve işçiyi dolandırmakta ve bunu  TOKİ idaresinin yarattığı boşluktan yararlanarak yapmaktadır. Bunun bir örneği de Manisa Akhi­ sar'da yaşanmıştır. Manisa Akhisar örneğini özellikle anlatıyorum. Aslında buna "TOKİ modeli" de  demek mümkündür değerli milletvekilleri çünkü TOKİ'de bu bir model hâline gelmiştir.  Şöyle ki: Manisa'nın Akhisar ilçesindeki TOKİ inşaatını yüklenen A firması yüklendiği işi ta­ şeron B firmasına devretmiştir. A firması alımlarının tamamına yakınını taşeron B firması üzerinden  yapmıştır ancak taşeron B firması malzeme ve bir kısım işçilik bedellerini ödememiştir. Taşeron B  firması, alacaklı firmaların alacaklarını hukuki yollardan tahsil etmesini engellemek için de hisse de­ ğişikliği yapmıştır. Daha sonra, alacaklı firmaların haciz koymasını engellemek için A firması B fir­ masıyla arasındaki sözleşmeyi iptal ederek, B firmasının yakınlarına C adlı bir şirket kurdurularak  işe devam ettirilmiştir. Böylece çok sayıda alacaklı kişi ve firma, taşeron firmanın TOKİ'ye kaydı ya­ pılmadığı için -oysa taşeron firmaların da TOKİ'ye kaydının yapılması gerekmektedir- B firmasının  içi boşaltılıp hisse devri de yapıldığından, A firmasından hukuk yoluyla alacaklarını tahsil imkânı yok  edilmiştir. Ancak bütün bu olan bitenlere rağmen, vatandaşlara borçlarını ödemeyen bu şirketler ve  kişiler aynı işlerine hâlen devam etmektedirler ve TOKİ'den de hak edişlerini tıkır tıkır almaktadır­ lar. TOKİ'nin emeği ve alın teriyle geçinen esnafın ve işçinin dolandırılmasına müsaade etmemesi  ve dolandırıcılık faaliyetlerine müdahale etmesi gerekirken, maalesef, bu olaylar karşısında TOKİ ida­ resi sessiz ve kayıtsız kalmaktadır.  TOKİ Başkanı bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında, 9 Aralık 2009 ta­ rihinde yaptığı konuşmada, TOKİ ihaleleriyle ilgili olarak "Ben de tanıdıklarımı arıyorum. Doğru­ dur bu. 15 tane tanıdığım yüksek müteahhit varsa 'Bu ihaleye gelin, biraz kıymetli arsadır, para  kazanırsınız.' diyorum. Maltepe Belediye Başkanına da dedim, hemşehrimizdir, 'Yahu Başkan bu­ rası sana yakışır, burayı sen al.' dedim." diyor.  Tabii, TOKİ Başkanının tutanaklara giren bu ifadelerini hayretler içerisinde dinledik. Acaba  bütün ihale usulleri böyle midir, yoksa TOKİ Başkanının yasalar üstünde bir konumu, verilmiş bir  misyonu mu vardır?  "Tanıdıklarımızı arıyoruz." diyor Başkan. Peki, tanımadıklarınızın hukuku ne olacak? İhale mev­ zuatında ilanların nasıl yapılacağı, ihaleye nasıl girileceği, satışın nasıl yapılacağı bellidir. Yani bir  kurum başkanının telefona sarılıp dostlarını, hemşehrilerini arayıp onların yararını gözetmesi fevka­ lade yanlıştır. TOKİ ihale mevzuatında "eşit muamele ilkesi" diye bir ilke var. Eşit muamele bunun  neresinde? TOKİ yöneticileri dostlarına telefon açıp ihaleye davet edeceklerine, hakkı, hukuku yenen  TOKİ mağdurlarının hukukunu korusunlar.  Değerli milletvekilleri, AKP ile birlikte artık ülkemizde kötü bir anlayış yerleşmiştir. Ülkesini  pazarlamakla sorumlu olduğunu söyleyerek nükleer santral işini ihalesiz, doğrudan yabancı bir ülkeye  vermek için anlaşma yapan bir Başbakanın hazineye intikal eden bir Tekel sigara fabrikasını yandaş  firmalara kiralamaya çalışan milletvekiline, işçi alımlarını teşkilatlarında talep formu doldurtarak or­ ganize eden AKP ilçe başkanlarına ve dostlarına ihale pazarlamakla görevli bir bürokratına şaşma­ mak gerekir. Bu manzara içinde bulunduğumuz hazin durumun bir fotoğrafıdır.  - 1 7 3 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Vatandaş, evini TOKİ'ye sipariş ediyor, parasını TOKİ'ye yatırıyor ama teslim alacağı zaman  karşısına müteahhit firma çıkıyor. TOKİ, paralarını aldığı bu insanların sorunlarıyla ilgilenmeyip  müteahhitlerin insafına terk etmektedir. Vatandaş, derdini anlatacak, sorununu çözecek bir merci bu­ lamamaktadır. 2009 yılında TOKİ tarafından satışı yapılan 44 bin konutun 8 bini iade edilmiştir. Bu  iadelerin en önemli gerekçesi konutların kalitesiz oluşudur. TOKİ ihalelerini alan bazı art niyetli mü­ teahhitler, servetlerine servet katabilmek için Anadolu'daki esnafı ve işçiyi dolandırmakta ve bunu  TOKİ idaresinin yarattığı boşluktan yararlanarak yapmaktadır. Bunun bir örneği de Manisa Akhi­ sar'da yaşanmıştır. Manisa Akhisar örneğini özellikle anlatıyorum. Aslında buna "TOKİ modeli" de  demek mümkündür değerli milletvekilleri çünkü TOKİ'de bu bir model hâline gelmiştir.  Şöyle ki: Manisa'nın Akhisar ilçesindeki TOKİ inşaatını yüklenen A firması yüklendiği işi ta­ şeron B firmasına devretmiştir. A firması alımlarının tamamına yakınını taşeron B firması üzerinden  yapmıştır ancak taşeron B firması malzeme ve bir kısım işçilik bedellerini ödememiştir. Taşeron B  firması, alacaklı firmaların alacaklarını hukuki yollardan tahsil etmesini engellemek için de hisse de­ ğişikliği yapmıştır. Daha sonra, alacaklı firmaların haciz koymasını engellemek için A firması B fir­ masıyla arasındaki sözleşmeyi iptal ederek, B firmasının yakınlarına C adlı bir şirket kurdurularak  işe devam ettirilmiştir. Böylece çok sayıda alacaklı kişi ve firma, taşeron firmanın TOKİ'ye kaydı ya­ pılmadığı için -oysa taşeron firmaların da TOKİ'ye kaydının yapılması gerekmektedir- B firmasının  içi boşaltılıp hisse devri de yapıldığından, A firmasından hukuk yoluyla alacaklarını tahsil imkânı yok  edilmiştir. Ancak bütün bu olan bitenlere rağmen, vatandaşlara borçlarını ödemeyen bu şirketler ve  kişiler aynı işlerine hâlen devam etmektedirler ve TOKİ'den de hak edişlerini tıkır tıkır almaktadır­ lar. TOKİ'nin emeği ve alın teriyle geçinen esnafın ve işçinin dolandırılmasına müsaade etmemesi  ve dolandırıcılık faaliyetlerine müdahale etmesi gerekirken, maalesef, bu olaylar karşısında TOKİ ida­ resi sessiz ve kayıtsız kalmaktadır.  TOKİ Başkanı bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında, 9 Aralık 2009 ta­ rihinde yaptığı konuşmada, TOKİ ihaleleriyle ilgili olarak "Ben de tanıdıklarımı arıyorum. Doğru­ dur bu. 15 tane tanıdığım yüksek müteahhit varsa 'Bu ihaleye gelin, biraz kıymetli arsadır, para  kazanırsınız.' diyorum. Maltepe Belediye Başkanına da dedim, hemşehrimizdir, 'Yahu Başkan bu­ rası sana yakışır, burayı sen al.' dedim." diyor.  Tabii, TOKİ Başkanının tutanaklara giren bu ifadelerini hayretler içerisinde dinledik. Acaba  bütün ihale usulleri böyle midir, yoksa TOKİ Başkanının yasalar üstünde bir konumu, verilmiş bir  misyonu mu vardır?  "Tanıdıklarımızı arıyoruz." diyor Başkan. Peki, tanımadıklarınızın hukuku ne olacak? İhale mev­ zuatında ilanların nasıl yapılacağı, ihaleye nasıl girileceği, satışın nasıl yapılacağı bellidir. Yani bir  kurum başkanının telefona sarılıp dostlarını, hemşehrilerini arayıp onların yararını gözetmesi fevka­ lade yanlıştır. TOKİ ihale mevzuatında "eşit muamele ilkesi" diye bir ilke var. Eşit muamele bunun  neresinde? TOKİ yöneticileri dostlarına telefon açıp ihaleye davet edeceklerine, hakkı, hukuku yenen  TOKİ mağdurlarının hukukunu korusunlar.  Değerli milletvekilleri, AKP ile birlikte artık ülkemizde kötü bir anlayış yerleşmiştir. Ülkesini  pazarlamakla sorumlu olduğunu söyleyerek nükleer santral işini ihalesiz, doğrudan yabancı bir ülkeye  vermek için anlaşma yapan bir Başbakanın hazineye intikal eden bir Tekel sigara fabrikasını yandaş  firmalara kiralamaya çalışan milletvekiline, işçi alımlarını teşkilatlarında talep formu doldurtarak or­ ganize eden AKP ilçe başkanlarına ve dostlarına ihale pazarlamakla görevli bir bürokratına şaşma­ mak gerekir. Bu manzara içinde bulunduğumuz hazin durumun bir fotoğrafıdır.  - 1 7 3 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli milletvekilleri, teslim tarihi yılan hikâyesine dönen Manisa TOKİ 3. Etap konutları hâlâ  tamamlanamamıştır. 3. Etap konutlarının 2009 yılı Ağustos ayında teslim edileceği söylenirken, tes­ lim tarihi önce Ekim 2009'a uzatılmış, daha sonra da 2009 yılı sonunda teslim edileceği söylenmiş­ tir. 2010 yılının ikinci ayına girmiş olmamıza rağmen konutlar hâlâ teslim edilmemiştir.  Burada çalışan işçiler, 19 Ağustos 2009 ve 14 Aralık 2009 tarihlerinde, alacaklarını alamadık­ ları için iş bırakma eylemi yapmışlardır. 14 Aralık 2009'dan beri bu inşaatlara bir tek çivi bile ça­ kılmamıştır.  Konutlar zamanında teslim edilemediği için hem kaldığı evin kirasını ödeyen hem de TOKİ ai­ datlarını ödemek zorunda kalan hak sahiplerinin mağduriyetleri katlanarak artmaktadır. Manisa TOKİ  3. Etaptan daire alan bazı vatandaşlarımız, bu nedenle dairelerini iade etmişlerdir. TOKİ tarafından  dairele-rinin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle birçok projede taksit ödemelerinin durdurul­ duğunu biliyoruz. Bu kapsamda Manisa 3. Etaptan konut alanların taksit ödemeleri teslim tarihine  kadar dondurularak mağduriyetleri bir nebze olsun hafifletilmelidir. Ayrıca TOKİ 3. Etap konutları­ nın bir an önce bitirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.  AKP Hükümeti ne bulursa satıyor, kapatıyor, özelleştiriyor. Bu kadar özelleştirme tutkunu olan  Sayın Başbakan ve Hükümet inşaat sektörünü devletleştiriyor! "Devlet konut yapmaz." diye Emlak  Bankasını kapatan bir zihniyet, "Devlet üretmez." diye Sümerbank'ı, Tekel'i kapatan, diğer kamu ku­ rumlarını özelleştiren bir anlayış, neden sosyal konut dışında inşaatlar yapmaktadır? Üstelik de bunun  en önemli kurumu olan TOKİ, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı-na bağlıyken neden Başbakanlığa bağ­ lanmıştır? Sosyal konut politikası devletin politikası olmalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Akçay, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  ERKAN AKÇAY (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan  Ona hiç kimse itiraz edemez ama TOKİ'nin imar yetkileriyle birlikte büyük rantlar oluşturarak  lüks konutlar üretmesinin bir anlamı yoktur. Fakir fukaraya, dar gelirliye yapılacak konutlara her  zaman destek olur, teşvik ederiz ancak lütfen tutarlı olunuz. Amaç konut açığını kapatmaksa, neden,  inşaat sektörüne destek vermek, ucuz konut arsaları üretmek veya kooperatifleri özendirecek çalış­ malar yapılmamaktadır? Tüm bu soruların cevabı TOKİ'nin dev bütçesinde yatmaktadır. TOKİ, arsa  payı olmadan, tüm çevre düzenlemeleri ve sosyal donatılar dâhil 100 metrekarelik bir konum en fazla  35-40 bin liraya mal ederken piyasadaki normal fiyatlarla satmaktadır, böylece konut başına kârlılık  en az yüzde 100'lerden fazla olmaktadır. Sayın Başbakanın korumasında olan bu kapalı kutunun  AKP'nin siyasi rant kaynaklarından olduğu şüphesizdir.  Bu düşüncelerle, sözlerime burada son veriyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sırala­ rından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi.  Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli mil­ letvekilleri; tasarın 1 'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözle­ rimin başlangıcında sizi saygıyla selamlıyorum.  - 1 7 4 -
Sayfa 57 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli milletvekilleri, teslim tarihi yılan hikâyesine dönen Manisa TOKİ 3. Etap konutları hâlâ  tamamlanamamıştır. 3. Etap konutlarının 2009 yılı Ağustos ayında teslim edileceği söylenirken, tes­ lim tarihi önce Ekim 2009'a uzatılmış, daha sonra da 2009 yılı sonunda teslim edileceği söylenmiş­ tir. 2010 yılının ikinci ayına girmiş olmamıza rağmen konutlar hâlâ teslim edilmemiştir.  Burada çalışan işçiler, 19 Ağustos 2009 ve 14 Aralık 2009 tarihlerinde, alacaklarını alamadık­ ları için iş bırakma eylemi yapmışlardır. 14 Aralık 2009'dan beri bu inşaatlara bir tek çivi bile ça­ kılmamıştır.  Konutlar zamanında teslim edilemediği için hem kaldığı evin kirasını ödeyen hem de TOKİ ai­ datlarını ödemek zorunda kalan hak sahiplerinin mağduriyetleri katlanarak artmaktadır. Manisa TOKİ  3. Etaptan daire alan bazı vatandaşlarımız, bu nedenle dairelerini iade etmişlerdir. TOKİ tarafından  dairele-rinin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle birçok projede taksit ödemelerinin durdurul­ duğunu biliyoruz. Bu kapsamda Manisa 3. Etaptan konut alanların taksit ödemeleri teslim tarihine  kadar dondurularak mağduriyetleri bir nebze olsun hafifletilmelidir. Ayrıca TOKİ 3. Etap konutları­ nın bir an önce bitirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.  AKP Hükümeti ne bulursa satıyor, kapatıyor, özelleştiriyor. Bu kadar özelleştirme tutkunu olan  Sayın Başbakan ve Hükümet inşaat sektörünü devletleştiriyor! "Devlet konut yapmaz." diye Emlak  Bankasını kapatan bir zihniyet, "Devlet üretmez." diye Sümerbank'ı, Tekel'i kapatan, diğer kamu ku­ rumlarını özelleştiren bir anlayış, neden sosyal konut dışında inşaatlar yapmaktadır? Üstelik de bunun  en önemli kurumu olan TOKİ, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı-na bağlıyken neden Başbakanlığa bağ­ lanmıştır? Sosyal konut politikası devletin politikası olmalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Akçay, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  ERKAN AKÇAY (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan  Ona hiç kimse itiraz edemez ama TOKİ'nin imar yetkileriyle birlikte büyük rantlar oluşturarak  lüks konutlar üretmesinin bir anlamı yoktur. Fakir fukaraya, dar gelirliye yapılacak konutlara her  zaman destek olur, teşvik ederiz ancak lütfen tutarlı olunuz. Amaç konut açığını kapatmaksa, neden,  inşaat sektörüne destek vermek, ucuz konut arsaları üretmek veya kooperatifleri özendirecek çalış­ malar yapılmamaktadır? Tüm bu soruların cevabı TOKİ'nin dev bütçesinde yatmaktadır. TOKİ, arsa  payı olmadan, tüm çevre düzenlemeleri ve sosyal donatılar dâhil 100 metrekarelik bir konum en fazla  35-40 bin liraya mal ederken piyasadaki normal fiyatlarla satmaktadır, böylece konut başına kârlılık  en az yüzde 100'lerden fazla olmaktadır. Sayın Başbakanın korumasında olan bu kapalı kutunun  AKP'nin siyasi rant kaynaklarından olduğu şüphesizdir.  Bu düşüncelerle, sözlerime burada son veriyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sırala­ rından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi.  Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli mil­ letvekilleri; tasarın 1 'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözle­ rimin başlangıcında sizi saygıyla selamlıyorum.  - 1 7 4 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı, TOKİ'ye ilişkin olarak çeşitli kanunlarda değişik­ lik yapılmasını düzenliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 yılı sonunda hükümet olduktan bu yana  tam on bir kez değişiklik yapmıştır TOKİ Kanunu'nda. Şimdi, bu görüştüğümüz tasarı yasalaştığı tak­ dirde, TOKİ'nin görev alanına ilişkin olarak yapılacak on ikinci değişiklik olacaktır. Tabii ki Türkiye'nin  nüfusu artıyor, yüzde 1,1 Tik bir nüfus artış hızı var Türkiye'de ama kentsel nüfus artış hızı daha fazla  yani kentlere göç olgusunu yaşıyoruz, bu da doğal olarak konut ihtiyacını artırıyor. Konut ihtiyacı­ nın karşılanmasını tamamen piyasaya bırakmak mümkün değil, piyasa bunu karşılayamaz, özellikle  dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konut ihtiyacını piyasa şartlarında karşılamaları mümkün değil,  bu nedenle devletin piyasada yer alması gerekiyor. Tabii ki ilk başta TOKİ Yasası'nda yapılan on iki  değişikliğin, dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konut ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan de­ ğişiklik olduğu izlenimi doğuyor. Evet, TOKİ'nin yaptığı konut sayısında bir artış var, bunu hiç kimse  inkâr etmiyor ama bu artış nedeniyle ortaya çıkan konutlar kaliteli konutlar mıdır, vatandaşımızın pa­ rasını vermesi karşılığında o paranın karşılığı olan konutlar mıdır, hak ettiği konutlar mıdır, bu konut  ihaleleri düzgün yapılmış mıdır, kimler yapmıştır, vatandaş aldığı konutlara taşınacağı zaman ilave  bir onarım ihtiyacı çıkmakta mıdır? Bütün bunların üzerinde durmak gerekiyor.  TOKİ'ye bugüne kadar yapılan değişikliklerle piyasada olağanüstü imtiyazlı bir konum sağ­ lanmıştır. Örnek veriyorum: TOKİ'ye 2004 yılında yapılan bir değişiklikle gecekondu alanları ile  toplu konut alanları dışında mülkiyeti kendisine ait olan arazi ve arsalarda da imar planı yapma yet­ kisi verilmiştir. Bu son derece sakıncalı bir yetkidir, TOKİ'yi amacından uzaklaştırıp onu başka yer­ lere götüren, rant projeleri inşa etmeye götüren bir yetkidir.  RECEP KORAL (İstanbul) - Şahıslar da yapıyor, kendi arsasına plan yaptırıp veriyor.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, söylediğimi, imar planı  mevzuatına, imar mevzuatına vâkıf olanlar gayet iyi anlayacaktır. TOKİ'ye böyle bir alanda yani ge­ cekondu dönüşüm alanında imar planı yetkisi verebilirsiniz, toplu konut alanında imar planı yetkisi  verebilirsiniz ama TOKİ'nin kendi arsa arazisi üzerinde buraya bir ticari proje, bir rant projesi yapma  yetkisi verirseniz TOKİ, vatandaşa konut üretme ihtiyacının dışında başka bir yere doğru gider, başka  amaçlara doğru gider.  Ne yapılmıştır daha sonra? Daha sonra vergi teşvikleri verilmiştir, bu tasarıyla da veriliyor.  Şimdi, TOKİ'ye ait arazi ve arsalarda emlak vergisi muafiyeti getiriliyor. Harç muafiyeti vardır,  damga vergisi muafiyeti vardır, KDV muafiyeti vardır; bir yandan TOKİ'nin zaten bedelsiz olarak  devraldığı çok büyük bir hazine arazisi stoku vardır. Arsa Ofisi 2004 yılında kapatıldı, bütün mal  varlığı TOKİ'ye devredildi. Ankara'da, Ankara'nın yakınlarında binlerce dönüm arazi TOKİ'ye dev­ redildi, diğer illerde devredildi. Bu kadar büyük bir arazi stoku var yani arazi maliyeti sıfır, üstüne  vergi teşvikleri veriyorsunuz, üstüne başka teşvikler veriyorsunuz, üstüne imar planı yetkisi veri­ yorsunuz, istediği gibi imar yoğunluğunu ayarlayabiliyor, maliyeti istediği gibi düşürebiliyor -bu  imar yoğunluğun artışının çevreye verdiği etki, zarar, kent yaşamında yarattığı güçlükler bir yana- bütün bunlarla da piyasadaki müteahhitlerin yarışmasını istiyorsunuz, mümkün değil. Bunları doğru  bulmuyoruz. Ayrıca, TOKİ amacına uygun da çalışmıyor.  Bakın, 1 'inci madde neyi getiriyor? Şimdi görüştüğümüz 1 'inci madde... TOKİ'ye hazine arazi  ve arsaları Başbakanın onayıyla bedelsiz olarak devredilebiliyor. 1 'inci maddeyle şimdi deniliyor  ki "Hazineye ait binalar da devredilsin." Aslında, binadan kasıt, tabii üstünde bina var, tapu kaydı  bina ama hedef onun arazisidir. Örnek veriyorum yani bu vardır demiyorum. Akmerkez'in hemen  yakınında, 20 dönüm civarında, üzerinde okul olan bir arazi vardır, bunun tapu kaydı binadır.  - 1 7 5 -
Sayfa 58 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı, TOKİ'ye ilişkin olarak çeşitli kanunlarda değişik­ lik yapılmasını düzenliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 yılı sonunda hükümet olduktan bu yana  tam on bir kez değişiklik yapmıştır TOKİ Kanunu'nda. Şimdi, bu görüştüğümüz tasarı yasalaştığı tak­ dirde, TOKİ'nin görev alanına ilişkin olarak yapılacak on ikinci değişiklik olacaktır. Tabii ki Türkiye'nin  nüfusu artıyor, yüzde 1,1 Tik bir nüfus artış hızı var Türkiye'de ama kentsel nüfus artış hızı daha fazla  yani kentlere göç olgusunu yaşıyoruz, bu da doğal olarak konut ihtiyacını artırıyor. Konut ihtiyacı­ nın karşılanmasını tamamen piyasaya bırakmak mümkün değil, piyasa bunu karşılayamaz, özellikle  dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konut ihtiyacını piyasa şartlarında karşılamaları mümkün değil,  bu nedenle devletin piyasada yer alması gerekiyor. Tabii ki ilk başta TOKİ Yasası'nda yapılan on iki  değişikliğin, dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konut ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan de­ ğişiklik olduğu izlenimi doğuyor. Evet, TOKİ'nin yaptığı konut sayısında bir artış var, bunu hiç kimse  inkâr etmiyor ama bu artış nedeniyle ortaya çıkan konutlar kaliteli konutlar mıdır, vatandaşımızın pa­ rasını vermesi karşılığında o paranın karşılığı olan konutlar mıdır, hak ettiği konutlar mıdır, bu konut  ihaleleri düzgün yapılmış mıdır, kimler yapmıştır, vatandaş aldığı konutlara taşınacağı zaman ilave  bir onarım ihtiyacı çıkmakta mıdır? Bütün bunların üzerinde durmak gerekiyor.  TOKİ'ye bugüne kadar yapılan değişikliklerle piyasada olağanüstü imtiyazlı bir konum sağ­ lanmıştır. Örnek veriyorum: TOKİ'ye 2004 yılında yapılan bir değişiklikle gecekondu alanları ile  toplu konut alanları dışında mülkiyeti kendisine ait olan arazi ve arsalarda da imar planı yapma yet­ kisi verilmiştir. Bu son derece sakıncalı bir yetkidir, TOKİ'yi amacından uzaklaştırıp onu başka yer­ lere götüren, rant projeleri inşa etmeye götüren bir yetkidir.  RECEP KORAL (İstanbul) - Şahıslar da yapıyor, kendi arsasına plan yaptırıp veriyor.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, söylediğimi, imar planı  mevzuatına, imar mevzuatına vâkıf olanlar gayet iyi anlayacaktır. TOKİ'ye böyle bir alanda yani ge­ cekondu dönüşüm alanında imar planı yetkisi verebilirsiniz, toplu konut alanında imar planı yetkisi  verebilirsiniz ama TOKİ'nin kendi arsa arazisi üzerinde buraya bir ticari proje, bir rant projesi yapma  yetkisi verirseniz TOKİ, vatandaşa konut üretme ihtiyacının dışında başka bir yere doğru gider, başka  amaçlara doğru gider.  Ne yapılmıştır daha sonra? Daha sonra vergi teşvikleri verilmiştir, bu tasarıyla da veriliyor.  Şimdi, TOKİ'ye ait arazi ve arsalarda emlak vergisi muafiyeti getiriliyor. Harç muafiyeti vardır,  damga vergisi muafiyeti vardır, KDV muafiyeti vardır; bir yandan TOKİ'nin zaten bedelsiz olarak  devraldığı çok büyük bir hazine arazisi stoku vardır. Arsa Ofisi 2004 yılında kapatıldı, bütün mal  varlığı TOKİ'ye devredildi. Ankara'da, Ankara'nın yakınlarında binlerce dönüm arazi TOKİ'ye dev­ redildi, diğer illerde devredildi. Bu kadar büyük bir arazi stoku var yani arazi maliyeti sıfır, üstüne  vergi teşvikleri veriyorsunuz, üstüne başka teşvikler veriyorsunuz, üstüne imar planı yetkisi veri­ yorsunuz, istediği gibi imar yoğunluğunu ayarlayabiliyor, maliyeti istediği gibi düşürebiliyor -bu  imar yoğunluğun artışının çevreye verdiği etki, zarar, kent yaşamında yarattığı güçlükler bir yana- bütün bunlarla da piyasadaki müteahhitlerin yarışmasını istiyorsunuz, mümkün değil. Bunları doğru  bulmuyoruz. Ayrıca, TOKİ amacına uygun da çalışmıyor.  Bakın, 1 'inci madde neyi getiriyor? Şimdi görüştüğümüz 1 'inci madde... TOKİ'ye hazine arazi  ve arsaları Başbakanın onayıyla bedelsiz olarak devredilebiliyor. 1 'inci maddeyle şimdi deniliyor  ki "Hazineye ait binalar da devredilsin." Aslında, binadan kasıt, tabii üstünde bina var, tapu kaydı  bina ama hedef onun arazisidir. Örnek veriyorum yani bu vardır demiyorum. Akmerkez'in hemen  yakınında, 20 dönüm civarında, üzerinde okul olan bir arazi vardır, bunun tapu kaydı binadır.  - 1 7 5 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi, bu arazi, üzerindeki binasıyla beraber, Başkanının onayıyla TOKİ'ye devredilebilecektir.  TOKİ, orada, kim bilir nasıl bir ihale yapacaktır -nasıl bir ihaleyle diyorum, bunu biraz sonra aça­ cağım, gelişigüzel kullanmıyorum bu ifadeyi- bir rant projesini kim bilir kimlere verecektir veya  belki Halkalı Ziraat Mektebi'ni verecektir. Belki, daha sonra bir değişiklik getireceklerdir buraya;  Halkalı Ziraat Mektebi'nin mülkiyeti şimdi hazineden Vakıflara geçti, Vakıflardaki bu araziyi almak  için belki "Vakıfları da buraya katalım." diyeceklerdir. "Vakıf arazilerini de TOKİ'ye verelim." di­ yebilir Hükümet, ona da hiç şaşırmam.  Değerli milletvekilleri, tablo budur. TOKİ'ye olağanüstü imtiyazlar verilmiştir. Bunlardan bi­ rincisi, bir kere Parlamento denetiminin dışındadır. Sayın Bakan burada açıklama yaptı "Parlamento  denetimine tabidir."  Değerli arkadaşlar, KİT Komisyonunun yaptığı bir denetim vardır, onun sonuçları farklıdır; Plan  ve Bütçe Komisyonunun yaptığı denetim vardır, bunun sonuçları farklıdır. 2003 yılı sonunda Adalet  ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin oylarıyla kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yö­ netimi ve Kontrol Kanunu kapsamına TOKİ'yi de almıştı. TOKİ de diğer kurumlar gibi bütçesi Par­ lamentoya gelecek olan bir kurumdu, kesin hesap kanunu Parlamentoya gelecekti ve harcamaları  Sayıştay tarafından denetlenecekti. Parlamento denetimi budur; Parlamento adına harcamaların Sa­ yıştay tarafından denetlenmesi, bütçesinin Meclis tarafından yapılması, kesin hesap kanunlarının da  Meclis tarafından görüşülmesidir. KİT Komisyonunun yaptığı denetim, Parlamento denetimi anla­ mında, biraz önce ifade ettiğim, denetim değildir. Sayıştay denetim yapmamaktadır. TOKİ, Sayıştay  denetimi dışına çıkarılmak suretiyle harcamaları konusunda bir zırha sahip kılınmıştır. Sorgu sual  edilememektedir TOKİ hakkında. Bakın, Yüksek Denetleme Kurulunun TOKİ Hakkındaki 2007 Yılı  Raporu. Burada sayısız usulsüzlük var. Bunların anlatılması maalesef bu zamana sığacak ölçüde  değil ama bazı örneklerini daha sonra söz alan arkadaşlarımız verecekler.  Şimdi, TOKİ'nin ihalelerinden söz ederken kim bilir nasıl bir ihale yapacağını söylemiştim.  TOKİ'nin yapmaya teşebbüs ettiği bir ihale konusunda sizlere bilgi vermek istiyorum: TOKİ, 2007  yılının Mart ayında Ataköy'deki Galleria Alışveriş Merkezinin, oradaki otellerin, yat limanlarının ol­ duğu arazinin çıplak mülkiyetini satışa çıkardı. İlan tarihiyle, ihalenin gazetelerde yayınlandığı tarih  ile ihale tarihi arasında sadece yedi günlük bir süre vardı. Yedi günde yatırımcılar hazırlığını yapa­ cak, girecekler. Neye girecekler? Bu arazinin çıplak mülkiyetini satın almaya girecekler. Yani arazi­ nin kullanım hakkı, üst hakkı orada başka şirketlerin. Bu şirketler kimin? Denizcilik sektörünün  Özelleştirme İdaresinden mülkiyetini satın aldığı şirketlerin; yani üst hakkı kırk dokuz yıllığına - ihale tarihi itibanyla kırk dokuzun on altı yılı gitmiş, otuz üç yılı kalmış, otuz üç yılı o şirketlere ait- denizcilik sektörünün sahibi olduğu şirketlere ait. Onun çıplak mülkiyetini otuz üç yıllığına satışa çı­ karıyorsunuz. Bu ihaleyi kim alır? Elbette o denizcilerin şirketi, DATİ şirketi alır. Başka biri alırsa  otuz üç yıl çivi çakamayacak buraya.  Bu, adrese teslim bir ihalenin tam kendisidir. Yedi günlük bir zaman da verilmek suretiyle iha­ leye DATİ şirketi dışında bir başka şirketin girmesinin de önü kapatılmıştır. Ne olur ne olmaz diye  o da ihmal edilmemiş.  Tabii ki soru önergesi verdim, gündeme getirdim. TOKİ Başkanını aradım ama benim telefo­ numla ikna olması tabii ki mümkün değildi. Soru önergesi verdim...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim.  - 1 7 6 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi, bu arazi, üzerindeki binasıyla beraber, Başkanının onayıyla TOKİ'ye devredilebilecektir.  TOKİ, orada, kim bilir nasıl bir ihale yapacaktır -nasıl bir ihaleyle diyorum, bunu biraz sonra aça­ cağım, gelişigüzel kullanmıyorum bu ifadeyi- bir rant projesini kim bilir kimlere verecektir veya  belki Halkalı Ziraat Mektebi'ni verecektir. Belki, daha sonra bir değişiklik getireceklerdir buraya;  Halkalı Ziraat Mektebi'nin mülkiyeti şimdi hazineden Vakıflara geçti, Vakıflardaki bu araziyi almak  için belki "Vakıfları da buraya katalım." diyeceklerdir. "Vakıf arazilerini de TOKİ'ye verelim." di­ yebilir Hükümet, ona da hiç şaşırmam.  Değerli milletvekilleri, tablo budur. TOKİ'ye olağanüstü imtiyazlar verilmiştir. Bunlardan bi­ rincisi, bir kere Parlamento denetiminin dışındadır. Sayın Bakan burada açıklama yaptı "Parlamento  denetimine tabidir."  Değerli arkadaşlar, KİT Komisyonunun yaptığı bir denetim vardır, onun sonuçları farklıdır; Plan  ve Bütçe Komisyonunun yaptığı denetim vardır, bunun sonuçları farklıdır. 2003 yılı sonunda Adalet  ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin oylarıyla kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yö­ netimi ve Kontrol Kanunu kapsamına TOKİ'yi de almıştı. TOKİ de diğer kurumlar gibi bütçesi Par­ lamentoya gelecek olan bir kurumdu, kesin hesap kanunu Parlamentoya gelecekti ve harcamaları  Sayıştay tarafından denetlenecekti. Parlamento denetimi budur; Parlamento adına harcamaların Sa­ yıştay tarafından denetlenmesi, bütçesinin Meclis tarafından yapılması, kesin hesap kanunlarının da  Meclis tarafından görüşülmesidir. KİT Komisyonunun yaptığı denetim, Parlamento denetimi anla­ mında, biraz önce ifade ettiğim, denetim değildir. Sayıştay denetim yapmamaktadır. TOKİ, Sayıştay  denetimi dışına çıkarılmak suretiyle harcamaları konusunda bir zırha sahip kılınmıştır. Sorgu sual  edilememektedir TOKİ hakkında. Bakın, Yüksek Denetleme Kurulunun TOKİ Hakkındaki 2007 Yılı  Raporu. Burada sayısız usulsüzlük var. Bunların anlatılması maalesef bu zamana sığacak ölçüde  değil ama bazı örneklerini daha sonra söz alan arkadaşlarımız verecekler.  Şimdi, TOKİ'nin ihalelerinden söz ederken kim bilir nasıl bir ihale yapacağını söylemiştim.  TOKİ'nin yapmaya teşebbüs ettiği bir ihale konusunda sizlere bilgi vermek istiyorum: TOKİ, 2007  yılının Mart ayında Ataköy'deki Galleria Alışveriş Merkezinin, oradaki otellerin, yat limanlarının ol­ duğu arazinin çıplak mülkiyetini satışa çıkardı. İlan tarihiyle, ihalenin gazetelerde yayınlandığı tarih  ile ihale tarihi arasında sadece yedi günlük bir süre vardı. Yedi günde yatırımcılar hazırlığını yapa­ cak, girecekler. Neye girecekler? Bu arazinin çıplak mülkiyetini satın almaya girecekler. Yani arazi­ nin kullanım hakkı, üst hakkı orada başka şirketlerin. Bu şirketler kimin? Denizcilik sektörünün  Özelleştirme İdaresinden mülkiyetini satın aldığı şirketlerin; yani üst hakkı kırk dokuz yıllığına - ihale tarihi itibanyla kırk dokuzun on altı yılı gitmiş, otuz üç yılı kalmış, otuz üç yılı o şirketlere ait- denizcilik sektörünün sahibi olduğu şirketlere ait. Onun çıplak mülkiyetini otuz üç yıllığına satışa çı­ karıyorsunuz. Bu ihaleyi kim alır? Elbette o denizcilerin şirketi, DATİ şirketi alır. Başka biri alırsa  otuz üç yıl çivi çakamayacak buraya.  Bu, adrese teslim bir ihalenin tam kendisidir. Yedi günlük bir zaman da verilmek suretiyle iha­ leye DATİ şirketi dışında bir başka şirketin girmesinin de önü kapatılmıştır. Ne olur ne olmaz diye  o da ihmal edilmemiş.  Tabii ki soru önergesi verdim, gündeme getirdim. TOKİ Başkanını aradım ama benim telefo­ numla ikna olması tabii ki mümkün değildi. Soru önergesi verdim...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim.  - 1 7 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - .. .Sayın Genel Başkanımız bunu grup konuşma­ sında ifade etti, hemen ihale iptal edildi. Ama zannedersiniz ki efendim, ihale iptal edilince TOKİ  doğruyu fark etti, doğru şeyler yapacak. Aradan bir yıl, on dört ay kadar bir zaman geçtikten sonra  TOKİ aynı araziyi bir kez daha ihaleye çıkardı, aynı şekilde. Ama ne görüyoruz? Burada 100 bin met­ rekare bir ilave inşaat alanı varmış meğerse. Bu inşaat alanı var, öncekinde de var ama ilk ihalenin  ilanında belirtilmiyor bu; yani saklanmış, gizlenmiş bir inşaat alanı var burada. Tabii, tekrar soru  önergesi verdim, tekrar iptal edildi.  Bakın, bu adrese teslim ihalenin kendisidir. Eğer herhangi bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi  tarafından fark edilip soru önergelerine konu edilmeseydi bu adrese teslim ihale gerçekleşmişti.  Bugün, TOKİ, ihaleleriyle, saydam olmayan bir yapıya kavuşmuştur, bürünmüştür, vatandaşın  güvenini kaybetmiştir, kalitesizliğin sembolü hâline gelmiştir, ismi TOKİ'nin önünde giden birkaç  müteahhidin projesi dışında kalitesizliğin sembolü hâline gelmiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, teşekkür cümlenizi alabilir miyim.  Buyurun.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Son cümlelerim Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  1984 yılında kurulduğunda kalite sembolü olan TOKİ, bugün kalitesiz inşaatın sembolü olmuştur.  Bunu daha sonra diğer maddelerde de örnekleriyle, tasarı maddelerini de değerlendirmek sure­ tiyle sizlerin bilgisine sunacağız.  Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Akın Birdal.  Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  tasarının 1 'inci maddesindeki değişiklik üzerinde söz almış bulunuyorum. Barış ve Demokrasi Par­ tisi adına hepinizi saygıyla selamlarım.  Şimdi, tabii, bu tartışılan konuyu yine insan haklarının alanı içerisinde ele almak gerekir. İnsan  haklarının öznesi herkestir ve herkesin haklardan ve özgürlüklerden eşit ve özgür yararlanması esas­ tır, burada ayrımcılık yapılmaz ve insanın doğuştan kazandığı haklar vardır, devredilmez, vazgeçil­ mez, yok edilmez ve sonra bu haklar ve özgürlükler de bir hukuka bağlanınca onu hukuka bağlayan  devletin adı da "sosyal devlet", "sosyal hukuk devleti" olur.  Şimdi, gerçekten, sosyal hukuk devleti, kişisel, siyasal haklar ve özgürlüklerle birlikte ekono­ mik, sosyal hakları ve kültürleri güvence altına alan devlettir.  Şimdi, burada, aslında, bu TOKİ, sosyal devlet olamayışımızın bir sonucudur, çünkü aslında,  özgür konutlara, özgür kentlere, özgür yurttaşlarla ulaşılır. Örneğin, "Asıl olan vatandır, gerisi te­ ferruattır." sözünü şimdi "asıl olan bu ülkede özgürlüklerdir, korkudan ve yoksulluktan kurtulmuş de­ mokratik bir toplumdur."  - 1 7 7 -
Sayfa 60 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - .. .Sayın Genel Başkanımız bunu grup konuşma­ sında ifade etti, hemen ihale iptal edildi. Ama zannedersiniz ki efendim, ihale iptal edilince TOKİ  doğruyu fark etti, doğru şeyler yapacak. Aradan bir yıl, on dört ay kadar bir zaman geçtikten sonra  TOKİ aynı araziyi bir kez daha ihaleye çıkardı, aynı şekilde. Ama ne görüyoruz? Burada 100 bin met­ rekare bir ilave inşaat alanı varmış meğerse. Bu inşaat alanı var, öncekinde de var ama ilk ihalenin  ilanında belirtilmiyor bu; yani saklanmış, gizlenmiş bir inşaat alanı var burada. Tabii, tekrar soru  önergesi verdim, tekrar iptal edildi.  Bakın, bu adrese teslim ihalenin kendisidir. Eğer herhangi bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi  tarafından fark edilip soru önergelerine konu edilmeseydi bu adrese teslim ihale gerçekleşmişti.  Bugün, TOKİ, ihaleleriyle, saydam olmayan bir yapıya kavuşmuştur, bürünmüştür, vatandaşın  güvenini kaybetmiştir, kalitesizliğin sembolü hâline gelmiştir, ismi TOKİ'nin önünde giden birkaç  müteahhidin projesi dışında kalitesizliğin sembolü hâline gelmiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, teşekkür cümlenizi alabilir miyim.  Buyurun.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Son cümlelerim Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  1984 yılında kurulduğunda kalite sembolü olan TOKİ, bugün kalitesiz inşaatın sembolü olmuştur.  Bunu daha sonra diğer maddelerde de örnekleriyle, tasarı maddelerini de değerlendirmek sure­ tiyle sizlerin bilgisine sunacağız.  Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Akın Birdal.  Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  tasarının 1 'inci maddesindeki değişiklik üzerinde söz almış bulunuyorum. Barış ve Demokrasi Par­ tisi adına hepinizi saygıyla selamlarım.  Şimdi, tabii, bu tartışılan konuyu yine insan haklarının alanı içerisinde ele almak gerekir. İnsan  haklarının öznesi herkestir ve herkesin haklardan ve özgürlüklerden eşit ve özgür yararlanması esas­ tır, burada ayrımcılık yapılmaz ve insanın doğuştan kazandığı haklar vardır, devredilmez, vazgeçil­ mez, yok edilmez ve sonra bu haklar ve özgürlükler de bir hukuka bağlanınca onu hukuka bağlayan  devletin adı da "sosyal devlet", "sosyal hukuk devleti" olur.  Şimdi, gerçekten, sosyal hukuk devleti, kişisel, siyasal haklar ve özgürlüklerle birlikte ekono­ mik, sosyal hakları ve kültürleri güvence altına alan devlettir.  Şimdi, burada, aslında, bu TOKİ, sosyal devlet olamayışımızın bir sonucudur, çünkü aslında,  özgür konutlara, özgür kentlere, özgür yurttaşlarla ulaşılır. Örneğin, "Asıl olan vatandır, gerisi te­ ferruattır." sözünü şimdi "asıl olan bu ülkede özgürlüklerdir, korkudan ve yoksulluktan kurtulmuş de­ mokratik bir toplumdur."  - 1 7 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi bugünkü tartışmalara bakıyoruz, gerçekten kim söyleyebilir bir hukuk devleti olduğu­ muzu? Örneğin, herkesin kendine göre bir hukuku olmaz ve herkes kendine göre bir hukuk yarata­ maz. Dünden beri tartışmaların aslı esası, bugün herkes kendine göre hukuk adına kendi yargısını  yaratmak İstemektedir. Örneğin, biz, 12 Eylül sonrası, gerçekten bu 12 Eylül vesayetinin, Anayasa- sı'nın ve ondan kaynaklanan yasaların hak ve özgürlüklere karşı olduğunu, merkezî, militer ve oto­ riter sistem yarattığını ve bir hukuk devleti olmaktan Türkiye'yi çıkardığını söylüyorduk. 12 Eylül  askerî darbesinin getirdiği bu anayasal sistemin kişisel, siyasal, ekonomik, toplumsal hak ve özgür­ lüklerin önünde de bir engel oluşturduğunu söylüyorduk.  Şimdi, örneğin dünden beri sayın yetkililer yargıda bir reform yapılması gerektiğini söylüyor­ lar. Neden 12 Eylül Anayasası'nı ve yasalarını değiştirme konusunda duyulan gereksinmelere karşı­ lık verilmeyip de bugün böyle bir reformdan söz edilmektedir ve neden yüce Meclise yaklaşık sekiz  yıldır getirilmemiştir ve bu dönemde getirilememiştir? Evrensel hukuk normlarına bağlı bir hukuk  sisteminin oluşturulmasının ya da oluşturulamamasının ne yazık ki sonucudur.  Şimdi, değerli milletvekilleri, aslında birtakım olgular var, örneğin kuvvetler ayrılığı ilkesi yargı,  yasama, yürütme açısından bu ilkelerin birbirine karıştırıldığını ve birbirinin üzerinde hegemonya  sağlanmak istenildiğini görüyoruz ve bu hukuksuzluk doğrudan kendi iktidar alanlarını yaratmak is­ teyişinden kaynaklanmaktadır. Örneğin, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bir iktidar alanı ol­ muştur, Anayasa Mahkemesi bir iktidar alanı olmuştur; Yargıtay, Danıştay bir iktidar alanı olmuştur,  Türkiye Büyük Millet Meclisi bir iktidar alanıdır, hatta Genelkurmay bir iktidar alanıdır.  Şimdi, bu ülkede bu iktidar alanları arasında bir hukuk yaratılabilir mi? Çünkü herkes kendi hu­ kukunu kendisi yaratmak istiyor. Ölçüsü nedir? Kendi otoritesidir ve kendi iktidarıdır.  Şimdi, örneğin "Yerel yönetimlerde demokratik dönüşümü gerçekleştireceğiz." deniliyor fakat  ne yazık ki halkın doğrudan söz, yetki ve karar sahibi olması hem yerel yönetimlerde hem de sivil  alanda engelleniyor. Günümüzde can güvenliği, barınma, beslenme, sağlık ve eğitim haklarından  yoksun kitlesel ve sistematik insan haklan ihlalleriyle karşı karşıyayız.  Şimdi, Demokritus'un bir sözü var "Çoğu insan en çirkin şeyleri yapar fakat en güzel sözleri söy­ ler." diye. Biraz hâlimiz buna benzemiştir ya da 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar  Jose Saramago "Bu gökyüzünün altında her şey söylenmiştir. Önemli olan bunun anlatım gücü ve ya­ pabilme iradesidir." diyor.  Arkadaşlar, artık bir evrensel dil var. Demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan, adaletten, hu­ kuktan yana bu kürsüde gerçekten -tutanaklar incelendiği zaman- çok güçlü sözler söylenmiştir ama  yapılan nedir? Aynıdır. Yapılmak istenen nedir? Aynıdır ya da Aristotales'in "Kendinizi kandırma­ yın, sürekli yaptığınız şey ne ise osunuz..."  Şimdi, bu, doğrusu, sözlere denk düşüyor. Temel kent hizmetlerini piyasalaştıran ya da bu konut  alanında taşeronlaştıran, özelleştiren ve parası olanın hizmet alacağı bir yönetim anlayışı egemen kı­ lınmıştır. Emekçi mekânları, yerlerinden zorla göç ettirilip kentte sürgün hayatı yaşayan varoşlar  yerel yönetim bütçesinden hak ettikleri payı alabilmekte midirler ya da gerçekten bu alanda yaratıl­ mış birikimden paylarını alabilmekte midirler?  Şimdi, Sakarya'da yine bu alanda ciddi bir sorun yaşanmıştır. Biliyorsunuz, 1999 büyük deprem  felaketi üzerine Irak, o günkü dönem Saddam yönetimi, 10 milyon dolarlık petrol vermiştir ve bunun  karşılığında Kocaeli'nde konut yapılması öngörülmüştür. Bu konutlar yapılmıştır ama ne yazık ki  daha sonra ortak giderler payı ödenmediği gerekçesiyle depremzedeler konutlanndan atılmışlardır.  - 1 7 8 -
Sayfa 61 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi bugünkü tartışmalara bakıyoruz, gerçekten kim söyleyebilir bir hukuk devleti olduğu­ muzu? Örneğin, herkesin kendine göre bir hukuku olmaz ve herkes kendine göre bir hukuk yarata­ maz. Dünden beri tartışmaların aslı esası, bugün herkes kendine göre hukuk adına kendi yargısını  yaratmak İstemektedir. Örneğin, biz, 12 Eylül sonrası, gerçekten bu 12 Eylül vesayetinin, Anayasa- sı'nın ve ondan kaynaklanan yasaların hak ve özgürlüklere karşı olduğunu, merkezî, militer ve oto­ riter sistem yarattığını ve bir hukuk devleti olmaktan Türkiye'yi çıkardığını söylüyorduk. 12 Eylül  askerî darbesinin getirdiği bu anayasal sistemin kişisel, siyasal, ekonomik, toplumsal hak ve özgür­ lüklerin önünde de bir engel oluşturduğunu söylüyorduk.  Şimdi, örneğin dünden beri sayın yetkililer yargıda bir reform yapılması gerektiğini söylüyor­ lar. Neden 12 Eylül Anayasası'nı ve yasalarını değiştirme konusunda duyulan gereksinmelere karşı­ lık verilmeyip de bugün böyle bir reformdan söz edilmektedir ve neden yüce Meclise yaklaşık sekiz  yıldır getirilmemiştir ve bu dönemde getirilememiştir? Evrensel hukuk normlarına bağlı bir hukuk  sisteminin oluşturulmasının ya da oluşturulamamasının ne yazık ki sonucudur.  Şimdi, değerli milletvekilleri, aslında birtakım olgular var, örneğin kuvvetler ayrılığı ilkesi yargı,  yasama, yürütme açısından bu ilkelerin birbirine karıştırıldığını ve birbirinin üzerinde hegemonya  sağlanmak istenildiğini görüyoruz ve bu hukuksuzluk doğrudan kendi iktidar alanlarını yaratmak is­ teyişinden kaynaklanmaktadır. Örneğin, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bir iktidar alanı ol­ muştur, Anayasa Mahkemesi bir iktidar alanı olmuştur; Yargıtay, Danıştay bir iktidar alanı olmuştur,  Türkiye Büyük Millet Meclisi bir iktidar alanıdır, hatta Genelkurmay bir iktidar alanıdır.  Şimdi, bu ülkede bu iktidar alanları arasında bir hukuk yaratılabilir mi? Çünkü herkes kendi hu­ kukunu kendisi yaratmak istiyor. Ölçüsü nedir? Kendi otoritesidir ve kendi iktidarıdır.  Şimdi, örneğin "Yerel yönetimlerde demokratik dönüşümü gerçekleştireceğiz." deniliyor fakat  ne yazık ki halkın doğrudan söz, yetki ve karar sahibi olması hem yerel yönetimlerde hem de sivil  alanda engelleniyor. Günümüzde can güvenliği, barınma, beslenme, sağlık ve eğitim haklarından  yoksun kitlesel ve sistematik insan haklan ihlalleriyle karşı karşıyayız.  Şimdi, Demokritus'un bir sözü var "Çoğu insan en çirkin şeyleri yapar fakat en güzel sözleri söy­ ler." diye. Biraz hâlimiz buna benzemiştir ya da 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar  Jose Saramago "Bu gökyüzünün altında her şey söylenmiştir. Önemli olan bunun anlatım gücü ve ya­ pabilme iradesidir." diyor.  Arkadaşlar, artık bir evrensel dil var. Demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan, adaletten, hu­ kuktan yana bu kürsüde gerçekten -tutanaklar incelendiği zaman- çok güçlü sözler söylenmiştir ama  yapılan nedir? Aynıdır. Yapılmak istenen nedir? Aynıdır ya da Aristotales'in "Kendinizi kandırma­ yın, sürekli yaptığınız şey ne ise osunuz..."  Şimdi, bu, doğrusu, sözlere denk düşüyor. Temel kent hizmetlerini piyasalaştıran ya da bu konut  alanında taşeronlaştıran, özelleştiren ve parası olanın hizmet alacağı bir yönetim anlayışı egemen kı­ lınmıştır. Emekçi mekânları, yerlerinden zorla göç ettirilip kentte sürgün hayatı yaşayan varoşlar  yerel yönetim bütçesinden hak ettikleri payı alabilmekte midirler ya da gerçekten bu alanda yaratıl­ mış birikimden paylarını alabilmekte midirler?  Şimdi, Sakarya'da yine bu alanda ciddi bir sorun yaşanmıştır. Biliyorsunuz, 1999 büyük deprem  felaketi üzerine Irak, o günkü dönem Saddam yönetimi, 10 milyon dolarlık petrol vermiştir ve bunun  karşılığında Kocaeli'nde konut yapılması öngörülmüştür. Bu konutlar yapılmıştır ama ne yazık ki  daha sonra ortak giderler payı ödenmediği gerekçesiyle depremzedeler konutlanndan atılmışlardır.  - 1 7 8 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Atılanların yerine de bize verilen bilgilere göre... Ki bu depremzedeler heyetler hâlinde geldiler. Başta  İktidar Partisi AKP, ana muhalefet partisi CHP ve MHP ve sonra da Barış ve Demokrasi Partisine so­ runlarını ilettiler. Hepimiz bu konuyu bildiğimiz hâlde ortak bu soruna bir çözüm getirme -ne yazık  ki- kaygısını duymadık. Gözaltılar, tutuklamalar yani insanlar çoluk çocuğuyla evinden atılıyor, buna  sessiz kalınması isteniliyor. İtiraz edildiği zaman da gözaltına alınıyor veya tutuklanıyor.  Şimdi, yeni planla yağma alanlarına yeni eklemeler de yapılmaktadır. İptal edilen planda, örne­ ğin, konut alanı olan -İstanbul'dan örnek verecek olursak- Ataşehir'in batı yakası, yeni planda ki bu  planı biliyorsunuz, 1/1.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı... Başbakan Sayın Recep Tayyip Er­ doğan'ın da İstanbul Belediye Başkanı gibi son yerel seçimlerde ilgi alanına girmiş olması... Nitekim,  bu proje karşılığında İstanbul'da 40-50 milyar doların yaratıldığı, böyle bir rant yaratıldığı söyleniyor,  galiba bu ranttan ötürü Sayın Başbakanın da ilgi alanına giriyor. Ki bu, TMMOB'a bağlı meslek oda­ larınca iptal davaları açılmış, iptal edilmişti ama sonradan yeni Büyükşehir Belediye Başkanlığı bunu  yeniden Belediye Meclisinden geçirdi, kentsel proje adı altında. Bu yeni planla Ataşehir'in batı yakası,  birinci derece ticaret ve hizmet merkezine dönüştürülmüştür. Ataşehir'in batı yakası, fınans merkezi  olarak açıklanmış ve TOKİ devreye sokularak planlama kararı değiştirilmiştir.  Yeni planda Küçükçekmece, içme suyu havzası olmaktan çıkarılmıştır. Havza alanlarında ya­ şanan yoğun yapılanmada yapılaşma su kaynaklarını tüketmiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Birdal, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun efendim.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sermayenin "kentsel dönüşüm projeleri" olarak adlandırılan  ve 650 binden fazla evin yıkımına, 3 milyon insanın yerinden edilmesine de neden olan bir projeyle karşı  karşıyayız. Burada emekçilerin, ezilenlerin hem mekândaki birlikteliği dağıtılmakta hem de bu me­ kânlar sermayenin yeni birikim alanları hâline getirilmektedir. Kuşkusuz bu TOKİ yapılaşmaları sıra­ sında doğal, tarih, kültür mirasları da yerle bir edilmektedir ve burada da yine "üçüncü kuşak" diye  adlandırdığımız kolektif ve dayanışma haklan olan tarih ve kültür miraslarının yok edilmesine neden  olunmaktadır. O nedenle, biz bu değişikliğe karşı çıkıyoruz ve hepinizi saygıyla selamlıyoruz.  BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Birdal.  Şahsı adına, Çorum Milletvekili Cahit Bağcı.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CAHİT BAĞCI (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi  ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlarım.  Değerli arkadaşlar, ülkemizde çok önemli boyutlara ulaşmış bulunan konut ve kentleşme sorun­ larının çözülmesi ile üretimin artırılarak işsizliğin azaltılması amacıyla planlı kentleşme ve konut üre­ timi programı kapsamında TOKİ tarafından sürdürülen çalışmalarda karşılaşılan bazı sorunların aşılması  ya da hukuki sorunların, sıkıntıların giderilmesi amacına yönelik bir tasan bugün gündemimizdedir.  1 Şubat 2010 itibarıyla TOKİ'nin 81 il merkezinde ve 750 ilçede 1.600'e yakın şantiyede 410  bine yakın konut üretimi gerçekleştirdiği ve bu konutlann da 300 bininin tamamlandığı bilinmekte­ dir. Konutlarla beraber sosyal donatılar kapsamında okul, spor salonu, hastane, sağlık ocağı, ticaret  merkezi ve cami yapımı gerçekleştirilmektedir.  - 1 7 9 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Atılanların yerine de bize verilen bilgilere göre... Ki bu depremzedeler heyetler hâlinde geldiler. Başta  İktidar Partisi AKP, ana muhalefet partisi CHP ve MHP ve sonra da Barış ve Demokrasi Partisine so­ runlarını ilettiler. Hepimiz bu konuyu bildiğimiz hâlde ortak bu soruna bir çözüm getirme -ne yazık  ki- kaygısını duymadık. Gözaltılar, tutuklamalar yani insanlar çoluk çocuğuyla evinden atılıyor, buna  sessiz kalınması isteniliyor. İtiraz edildiği zaman da gözaltına alınıyor veya tutuklanıyor.  Şimdi, yeni planla yağma alanlarına yeni eklemeler de yapılmaktadır. İptal edilen planda, örne­ ğin, konut alanı olan -İstanbul'dan örnek verecek olursak- Ataşehir'in batı yakası, yeni planda ki bu  planı biliyorsunuz, 1/1.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı... Başbakan Sayın Recep Tayyip Er­ doğan'ın da İstanbul Belediye Başkanı gibi son yerel seçimlerde ilgi alanına girmiş olması... Nitekim,  bu proje karşılığında İstanbul'da 40-50 milyar doların yaratıldığı, böyle bir rant yaratıldığı söyleniyor,  galiba bu ranttan ötürü Sayın Başbakanın da ilgi alanına giriyor. Ki bu, TMMOB'a bağlı meslek oda­ larınca iptal davaları açılmış, iptal edilmişti ama sonradan yeni Büyükşehir Belediye Başkanlığı bunu  yeniden Belediye Meclisinden geçirdi, kentsel proje adı altında. Bu yeni planla Ataşehir'in batı yakası,  birinci derece ticaret ve hizmet merkezine dönüştürülmüştür. Ataşehir'in batı yakası, fınans merkezi  olarak açıklanmış ve TOKİ devreye sokularak planlama kararı değiştirilmiştir.  Yeni planda Küçükçekmece, içme suyu havzası olmaktan çıkarılmıştır. Havza alanlarında ya­ şanan yoğun yapılanmada yapılaşma su kaynaklarını tüketmiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Birdal, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun efendim.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sermayenin "kentsel dönüşüm projeleri" olarak adlandırılan  ve 650 binden fazla evin yıkımına, 3 milyon insanın yerinden edilmesine de neden olan bir projeyle karşı  karşıyayız. Burada emekçilerin, ezilenlerin hem mekândaki birlikteliği dağıtılmakta hem de bu me­ kânlar sermayenin yeni birikim alanları hâline getirilmektedir. Kuşkusuz bu TOKİ yapılaşmaları sıra­ sında doğal, tarih, kültür mirasları da yerle bir edilmektedir ve burada da yine "üçüncü kuşak" diye  adlandırdığımız kolektif ve dayanışma haklan olan tarih ve kültür miraslarının yok edilmesine neden  olunmaktadır. O nedenle, biz bu değişikliğe karşı çıkıyoruz ve hepinizi saygıyla selamlıyoruz.  BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Birdal.  Şahsı adına, Çorum Milletvekili Cahit Bağcı.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CAHİT BAĞCI (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi  ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlarım.  Değerli arkadaşlar, ülkemizde çok önemli boyutlara ulaşmış bulunan konut ve kentleşme sorun­ larının çözülmesi ile üretimin artırılarak işsizliğin azaltılması amacıyla planlı kentleşme ve konut üre­ timi programı kapsamında TOKİ tarafından sürdürülen çalışmalarda karşılaşılan bazı sorunların aşılması  ya da hukuki sorunların, sıkıntıların giderilmesi amacına yönelik bir tasan bugün gündemimizdedir.  1 Şubat 2010 itibarıyla TOKİ'nin 81 il merkezinde ve 750 ilçede 1.600'e yakın şantiyede 410  bine yakın konut üretimi gerçekleştirdiği ve bu konutlann da 300 bininin tamamlandığı bilinmekte­ dir. Konutlarla beraber sosyal donatılar kapsamında okul, spor salonu, hastane, sağlık ocağı, ticaret  merkezi ve cami yapımı gerçekleştirilmektedir.  - 1 7 9 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  - 1 8 0 - Değerli arkadaşlar, yıllardır toplumumuzda başını sokacak bir yeri olsun arzusuyla çalışan, ça­ balayan ve hayal kuran insanlarımıza TOKİ aracılığıyla üretilen konutların tesliminde yaşadığımız  heyecanı, coşkuyu hep beraber görüyoruz, görmekteyiz.  Ülkemizin en önemli sorunlarından gecekondulaşma konusunda da TOKİ tarafından ve yerel yö­ netimlerle müştereken başlatılan büyük kapsamlı kentsel yenileme programları doğrultusunda 148 be­ lediye ile toplam 163 bin konutluk gecekondu dönüşüm veyahut da kentsel dönüşüm çalışmaları  yapılmakta ve 90 bölgede 46 bin konutluk uygulama başlatılmış bulunmaktadır.  TOKİ'nin tüm bu uygulamalarla beraber afet konutları, tarım köyleri, göçmen konutları, resto­ rasyon uygulamaları, altyapı ve peyzaj çalışmaları da yaparak sadece konut değil, aynı zamanda çağ­ daş yaşam alanları da oluşturduğu görülmektedir.  TOKİ'nin bu faaliyetleriyle son altı yılda 35 milyar TL'yi aşan yatırım harcaması yapması, 800  bin kişilik istihdam sağlamış olması ve en önemlisi de ekonominin, inşaat sektörünün büyümesi ve  dolayısıyla ekonomik büyümeye katkısı görülmektedir.  Bu yatırımların aksamadan istenen kalitede ve vatandaşlarımıza maksimum fayda sağlayacak şe­ kilde, ucuz bir şekilde sunulabilmesi için uygulamada ortaya çıkan bazı sorunları gidermek amacıyla  bu kanun tasarısı yüce Meclisin gündemine getirilmiştir.  Madde 1 'de hazineden TOKİ Başkanlığına, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hak­ kında Kanun uyarınca yapılan taşınmaz devirlerini düzenleyen maddede "arsa ve arazi" ibaresi kul­ lanılmıştır. Bu arazi ve arsalar üzerinde bina bulunması durumunda yapılacak işlemler bakımından  bazı tereddütler oluşmaktadır. Bu tereddütleri ortadan kaldırmak için "arsa ve arazi" ibaresi yerine  arsa, arazi, bina ve benzeri yapıların tümünü kapsayacak şekilde "taşınmaz" ibaresinin kullanılması  öngörülmektedir.  28/12/1960 tarihli ve 189 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar ile herhangi bir kamu hizmetine  tahsis edilmiş arazi ve arsalar hariç olmak üzere, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi, Maliye  ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarının müşterek teklifi ve Başbakanın onayıyla belirlenen arsa üre­ tim alanlarında bulunan hazineye ait arsa ve araziler ve hazine adına tescil edilecek arsa ve arazile­ rin mülkiyeti Toplu Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devredilmektedir. Kamu hizmetlerine  ayrılan yerler ile Maliye Bakanlığınca değişik ihtiyaçlarla talep edilen taşınmazlar bedelsiz olarak ha­ zineye iade edilmektedir.  Değerli arkadaşlar, bu madde, esas olarak TOKİ'nin diğer kamu kurumlarına yaptığı işler kar­ şılığında almış olduğu arsaların pek çoğu üzerinde bulunan ve ömrünü tamamlamış binaların devri­ nin getirdiği sıkıntıları aşmaya yönelik olarak düzenlenmiştir.  Sözlerimi tamamlarken kanunun ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Osman Demir, Tokat Milletvekili.  Sayın Demir, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OSMAN DEMİR (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selam­ lıyorum. Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 1 'inci maddesi üzerine şahsım adına  söz aldım.
Sayfa 63 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  - 1 8 0 - Değerli arkadaşlar, yıllardır toplumumuzda başını sokacak bir yeri olsun arzusuyla çalışan, ça­ balayan ve hayal kuran insanlarımıza TOKİ aracılığıyla üretilen konutların tesliminde yaşadığımız  heyecanı, coşkuyu hep beraber görüyoruz, görmekteyiz.  Ülkemizin en önemli sorunlarından gecekondulaşma konusunda da TOKİ tarafından ve yerel yö­ netimlerle müştereken başlatılan büyük kapsamlı kentsel yenileme programları doğrultusunda 148 be­ lediye ile toplam 163 bin konutluk gecekondu dönüşüm veyahut da kentsel dönüşüm çalışmaları  yapılmakta ve 90 bölgede 46 bin konutluk uygulama başlatılmış bulunmaktadır.  TOKİ'nin tüm bu uygulamalarla beraber afet konutları, tarım köyleri, göçmen konutları, resto­ rasyon uygulamaları, altyapı ve peyzaj çalışmaları da yaparak sadece konut değil, aynı zamanda çağ­ daş yaşam alanları da oluşturduğu görülmektedir.  TOKİ'nin bu faaliyetleriyle son altı yılda 35 milyar TL'yi aşan yatırım harcaması yapması, 800  bin kişilik istihdam sağlamış olması ve en önemlisi de ekonominin, inşaat sektörünün büyümesi ve  dolayısıyla ekonomik büyümeye katkısı görülmektedir.  Bu yatırımların aksamadan istenen kalitede ve vatandaşlarımıza maksimum fayda sağlayacak şe­ kilde, ucuz bir şekilde sunulabilmesi için uygulamada ortaya çıkan bazı sorunları gidermek amacıyla  bu kanun tasarısı yüce Meclisin gündemine getirilmiştir.  Madde 1 'de hazineden TOKİ Başkanlığına, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hak­ kında Kanun uyarınca yapılan taşınmaz devirlerini düzenleyen maddede "arsa ve arazi" ibaresi kul­ lanılmıştır. Bu arazi ve arsalar üzerinde bina bulunması durumunda yapılacak işlemler bakımından  bazı tereddütler oluşmaktadır. Bu tereddütleri ortadan kaldırmak için "arsa ve arazi" ibaresi yerine  arsa, arazi, bina ve benzeri yapıların tümünü kapsayacak şekilde "taşınmaz" ibaresinin kullanılması  öngörülmektedir.  28/12/1960 tarihli ve 189 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar ile herhangi bir kamu hizmetine  tahsis edilmiş arazi ve arsalar hariç olmak üzere, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi, Maliye  ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarının müşterek teklifi ve Başbakanın onayıyla belirlenen arsa üre­ tim alanlarında bulunan hazineye ait arsa ve araziler ve hazine adına tescil edilecek arsa ve arazile­ rin mülkiyeti Toplu Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devredilmektedir. Kamu hizmetlerine  ayrılan yerler ile Maliye Bakanlığınca değişik ihtiyaçlarla talep edilen taşınmazlar bedelsiz olarak ha­ zineye iade edilmektedir.  Değerli arkadaşlar, bu madde, esas olarak TOKİ'nin diğer kamu kurumlarına yaptığı işler kar­ şılığında almış olduğu arsaların pek çoğu üzerinde bulunan ve ömrünü tamamlamış binaların devri­ nin getirdiği sıkıntıları aşmaya yönelik olarak düzenlenmiştir.  Sözlerimi tamamlarken kanunun ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Osman Demir, Tokat Milletvekili.  Sayın Demir, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OSMAN DEMİR (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selam­ lıyorum. Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 1 'inci maddesi üzerine şahsım adına  söz aldım.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlar, söz konusu olan inşaat sektörüdür ve ülkemizin gözde bir kurumu TOKİ'dir  yani nasıl bir piyasa üzerine konuşuyor olduğumuzun farkında olmamız lazım. Henüz dünya ekono­ milerinin kurtulamadığı bir küresel kriz yaşanıyor. 2008'de başladı, 2009'da en ağır şekilde hissedildi,  2010'da da bütün dünya ülkeleri bu krizden kurtulmak için azami gayret gösteriyor. Bu krizin sebebi  konut sektörü olarak gösterildi. Burası çok önemlidir. İşte, Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan,  gayrimenkullerin menkulleşmesi sonucu fınansal piyasalarda şişkinlik olduğu, faiz oranlarının düşük  olması sebebiyle konut kredilerinin alabildiğine arttığı, tabii, konuta olan talebin artmasından dolayı  konut fiyatlarının da arttığı ancak daha sonra konut kredilerinin geri dönmesinde yaşanan bir tıkanma­ dan dolayı bankaların fınansal darboğaza girdiği bir sürecin sonucu olarak bir küresel kriz yaşadık.  Değerli arkadaşlar, buradaki süreç önemlidir. Bakın, önce uzun vadeli kredi faiz oranları düşük  kalıyor. Kredi talebi artıyor, kredi talebinin artması tabii, aynı zamanda konut talebinin artması an­ lamına geliyor ve konut fiyatları artıyor ama konut kredilerinin geri dönmesindeki bir tıkanıklık se­ bebiyle bankalar fınansal darboğaza düşüyor. Sonra konut sahipleri, yani taksitle konut edinmek  isteyen aileler konutlarını satışa çıkarıyorlar, ama konut fiyatları bu kez dip yapıyor, düşüyor. Di­ yorlar ki: "Konutlarımızı madem paraya çeviremiyoruz, biz borçlarımızı da ödeyemiyoruz, borçla­ rımızı ödemek yerine, al (x) bankası, benim konutum zaten hacizlidir, senin olsuıi." Dolayısıyla,  dünya ekonomileri böyle bir küresel kriz, tıkanıklık yaşadı.  Şimdi, bakıyorsunuz, Türkiye'de bu yaşanmıyor ama, konut kredilerinin geri dönüşünde bir tı­ kanıklık yok. Biz, bunda en önemli belirleyici faktörün TOKİ olduğuna inanıyoruz, çünkü TOKİ'nin  felsefesi dünyadaki uygulamalardan farklı.  Nedir dünyadaki uygulamalar? Önce öde, sonra otur. Önce taksitlerinizi ödeyeceksiniz, ödeye­ ceksiniz, bedelini ödedikten sonra konutunuz yapılmış olacak ve gelip oturacaksınız. Bizdeki TO­ Kİ'nin uygulaması, önce otur, sonra öde. Yani kira öder gibi taksit öde.  Arkadaşlar, Türkiye'ye özgün bir modeldir ve Türkiye'de eğer konut kredilerinin geri dönüşünde  bir tıkanıklık yaşanmamışsa, inanın TOKİ'nin bu formülünün çok büyük payı vardır, TOKİ'nin bu­ rada çok büyük katkısı vardır.  Niye biliyor musunuz? Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uygulamada, alacak senetlerini, banka,  garantisiyle pazarlıyor. Bakın, banka, alacaklı olduğu senetleri, kredi vererek alacaklı olduğu senet­ leri kendi garantisiyle pazarlıyor, ipotek ettiği gayrimenkulleri de kendi garantisiyle pazarlıyor,  ee,bunlar dönmediği zaman ister istemez banka fınansal darboğaza giriyor.  TOKİ'nin formülünde alacakların banka garantisiyle pazarlanması diye bir şey söz konusu değil.  Daha doğrusu TOKİ senet düzenlemiyor, tamamen bir sözleşmeyle alacaklarını tahsil ediyor.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - Edemedikleri ne oluyor?  OSMAN DEMİR (Devamla) - TOKİ konutlarının yapıldığı gayrimenkuller TOKİ'ye ait olduğu  için, yani arsa TOKİ'ye ait olduğu için bir ipotek de söz konusu değil, dolayısıyla ipotek senetleri­ nin pazarlanması da burada söz konusu değil.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Madem her şey çok güzel krize niye girdik?  OSMAN DEMİR (Devamla) - Arkadaşlar, gördüğünüz gibi, böylesine gözde bir kurumun faa­ liyetlerinden söz ediyoruz ve küresel krizde ekonomimiz açısından ne denli önemli bir rol oynadı­ ğını burada yakinen görmüş oluyoruz.  Aynı zamanda, sosyal amaç, devletin sosyal yönünü güçlendiren...  - 1 8 1 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 64 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlar, söz konusu olan inşaat sektörüdür ve ülkemizin gözde bir kurumu TOKİ'dir  yani nasıl bir piyasa üzerine konuşuyor olduğumuzun farkında olmamız lazım. Henüz dünya ekono­ milerinin kurtulamadığı bir küresel kriz yaşanıyor. 2008'de başladı, 2009'da en ağır şekilde hissedildi,  2010'da da bütün dünya ülkeleri bu krizden kurtulmak için azami gayret gösteriyor. Bu krizin sebebi  konut sektörü olarak gösterildi. Burası çok önemlidir. İşte, Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan,  gayrimenkullerin menkulleşmesi sonucu fınansal piyasalarda şişkinlik olduğu, faiz oranlarının düşük  olması sebebiyle konut kredilerinin alabildiğine arttığı, tabii, konuta olan talebin artmasından dolayı  konut fiyatlarının da arttığı ancak daha sonra konut kredilerinin geri dönmesinde yaşanan bir tıkanma­ dan dolayı bankaların fınansal darboğaza girdiği bir sürecin sonucu olarak bir küresel kriz yaşadık.  Değerli arkadaşlar, buradaki süreç önemlidir. Bakın, önce uzun vadeli kredi faiz oranları düşük  kalıyor. Kredi talebi artıyor, kredi talebinin artması tabii, aynı zamanda konut talebinin artması an­ lamına geliyor ve konut fiyatları artıyor ama konut kredilerinin geri dönmesindeki bir tıkanıklık se­ bebiyle bankalar fınansal darboğaza düşüyor. Sonra konut sahipleri, yani taksitle konut edinmek  isteyen aileler konutlarını satışa çıkarıyorlar, ama konut fiyatları bu kez dip yapıyor, düşüyor. Di­ yorlar ki: "Konutlarımızı madem paraya çeviremiyoruz, biz borçlarımızı da ödeyemiyoruz, borçla­ rımızı ödemek yerine, al (x) bankası, benim konutum zaten hacizlidir, senin olsuıi." Dolayısıyla,  dünya ekonomileri böyle bir küresel kriz, tıkanıklık yaşadı.  Şimdi, bakıyorsunuz, Türkiye'de bu yaşanmıyor ama, konut kredilerinin geri dönüşünde bir tı­ kanıklık yok. Biz, bunda en önemli belirleyici faktörün TOKİ olduğuna inanıyoruz, çünkü TOKİ'nin  felsefesi dünyadaki uygulamalardan farklı.  Nedir dünyadaki uygulamalar? Önce öde, sonra otur. Önce taksitlerinizi ödeyeceksiniz, ödeye­ ceksiniz, bedelini ödedikten sonra konutunuz yapılmış olacak ve gelip oturacaksınız. Bizdeki TO­ Kİ'nin uygulaması, önce otur, sonra öde. Yani kira öder gibi taksit öde.  Arkadaşlar, Türkiye'ye özgün bir modeldir ve Türkiye'de eğer konut kredilerinin geri dönüşünde  bir tıkanıklık yaşanmamışsa, inanın TOKİ'nin bu formülünün çok büyük payı vardır, TOKİ'nin bu­ rada çok büyük katkısı vardır.  Niye biliyor musunuz? Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uygulamada, alacak senetlerini, banka,  garantisiyle pazarlıyor. Bakın, banka, alacaklı olduğu senetleri, kredi vererek alacaklı olduğu senet­ leri kendi garantisiyle pazarlıyor, ipotek ettiği gayrimenkulleri de kendi garantisiyle pazarlıyor,  ee,bunlar dönmediği zaman ister istemez banka fınansal darboğaza giriyor.  TOKİ'nin formülünde alacakların banka garantisiyle pazarlanması diye bir şey söz konusu değil.  Daha doğrusu TOKİ senet düzenlemiyor, tamamen bir sözleşmeyle alacaklarını tahsil ediyor.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - Edemedikleri ne oluyor?  OSMAN DEMİR (Devamla) - TOKİ konutlarının yapıldığı gayrimenkuller TOKİ'ye ait olduğu  için, yani arsa TOKİ'ye ait olduğu için bir ipotek de söz konusu değil, dolayısıyla ipotek senetleri­ nin pazarlanması da burada söz konusu değil.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Madem her şey çok güzel krize niye girdik?  OSMAN DEMİR (Devamla) - Arkadaşlar, gördüğünüz gibi, böylesine gözde bir kurumun faa­ liyetlerinden söz ediyoruz ve küresel krizde ekonomimiz açısından ne denli önemli bir rol oynadı­ ğını burada yakinen görmüş oluyoruz.  Aynı zamanda, sosyal amaç, devletin sosyal yönünü güçlendiren...  - 1 8 1 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Sayın Demir, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  OSMAN DEMİR (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Devletin sosyal fonksiyonunu yerine getiren böylesine gözde, güzide bir kurumu, değerli arka­ daşlar, AK PARTİ İktidarı döneminde başarılı oluyor diye mi eleştiriyoruz? Fark etmez, iktidarda olan  parti ha AK PARTİ olmuş ha bir başka parti olmuş, önemli olan, kurumun başarılı olmasıdır.  Bakın, bizim dışımızda da iktidarlar geldi, keşke onların zamanında da bu kurumlar bu şekilde  başarılı hizmetler yerine getirmiş olsaydı. Neticede, ülkemiz kazanmış oluyor. Neticede, bizim va­ tandaşlarımız kazanmış oluyor. TOKİ'nin ürettiği konutların yüzde 86'sı sosyal konuttur. Lütfen,  buraya dikkat edelim. Böylesine başarılı bir kurumumuzu yıpratıcı konuşmalardan da üzüntü duy­ duğumu ifade edeyim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yolsuzluk varsa konuşmayacak mıyız? Usulsüzlük  varsa konuşmayacak mıyız?  OSMAN DEMİR (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum,  bu düzenlemenin kurumumuz için hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Asil...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, Eskişehir'de Sıraevler adıyla toplu konut inşaatları yapıldı. İnşaatlar vaat edilen  tarihten üç yılı aşkın süre sonra ancak teslim edilebildi. Müteahhit iflas etti, Eskişehir esnafına olan  borcunu ödeyemedi, pek çok esnaf mağdur oldu. Bu nedenle, evlerde taahhüt edilenler noksan ola­ rak teslim edildi. En sonunda, tapu verilmesi vaadiyle paralan peşin olarak tahsil edildi. Bu tahsil ta­ rihi 2008. Ancak bugüne kadar tapular teslim edilemedi. Sıraevler'in tapuları ne zaman teslim  edilecek? Bu konuda bilgi verir misiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Tokat Erbaa, Reşadiye ilçelerine TOKİ inşaat yapacak mıdır?  Ankara Yenimahalle konutları ne zaman bitecek ve teslim edilecektir?  Birçok yerde olduğu gibi Tokat merkez ve ilçelerinde yapılan TOKİ konutlarında sıvalar dökük,  su kaçakları var, yollar kasislerle doludur. Şikâyetler de giderek artmaktadır.  Tabii, insanlar soruyor: "Acaba inşaatlar kalitesiz mi yapılmıştır? Kontroller yetersiz miydi?" So­ nuçta halka ne tavsiye ediyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Ağyüz...  - 1 8 2 -
Sayfa 65 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Sayın Demir, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  OSMAN DEMİR (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Devletin sosyal fonksiyonunu yerine getiren böylesine gözde, güzide bir kurumu, değerli arka­ daşlar, AK PARTİ İktidarı döneminde başarılı oluyor diye mi eleştiriyoruz? Fark etmez, iktidarda olan  parti ha AK PARTİ olmuş ha bir başka parti olmuş, önemli olan, kurumun başarılı olmasıdır.  Bakın, bizim dışımızda da iktidarlar geldi, keşke onların zamanında da bu kurumlar bu şekilde  başarılı hizmetler yerine getirmiş olsaydı. Neticede, ülkemiz kazanmış oluyor. Neticede, bizim va­ tandaşlarımız kazanmış oluyor. TOKİ'nin ürettiği konutların yüzde 86'sı sosyal konuttur. Lütfen,  buraya dikkat edelim. Böylesine başarılı bir kurumumuzu yıpratıcı konuşmalardan da üzüntü duy­ duğumu ifade edeyim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yolsuzluk varsa konuşmayacak mıyız? Usulsüzlük  varsa konuşmayacak mıyız?  OSMAN DEMİR (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum,  bu düzenlemenin kurumumuz için hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Asil...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, Eskişehir'de Sıraevler adıyla toplu konut inşaatları yapıldı. İnşaatlar vaat edilen  tarihten üç yılı aşkın süre sonra ancak teslim edilebildi. Müteahhit iflas etti, Eskişehir esnafına olan  borcunu ödeyemedi, pek çok esnaf mağdur oldu. Bu nedenle, evlerde taahhüt edilenler noksan ola­ rak teslim edildi. En sonunda, tapu verilmesi vaadiyle paralan peşin olarak tahsil edildi. Bu tahsil ta­ rihi 2008. Ancak bugüne kadar tapular teslim edilemedi. Sıraevler'in tapuları ne zaman teslim  edilecek? Bu konuda bilgi verir misiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Tokat Erbaa, Reşadiye ilçelerine TOKİ inşaat yapacak mıdır?  Ankara Yenimahalle konutları ne zaman bitecek ve teslim edilecektir?  Birçok yerde olduğu gibi Tokat merkez ve ilçelerinde yapılan TOKİ konutlarında sıvalar dökük,  su kaçakları var, yollar kasislerle doludur. Şikâyetler de giderek artmaktadır.  Tabii, insanlar soruyor: "Acaba inşaatlar kalitesiz mi yapılmıştır? Kontroller yetersiz miydi?" So­ nuçta halka ne tavsiye ediyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Ağyüz...  - 1 8 2 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  YAŞAR AGYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  TOKİ tarafından uygulama imar planı hatta 1/5.000'lik nazım imar planı bile olmadan yapım iha­ lesi yaptığınız toplu konut inşaatı projeleri var mıdır?  Müşavir ve tanıtım firmalarının AKP'nin mitinglerini organize eden şirketlerden seçildiği  doğru mudur?  Sayın Bakanım, şu anda Toplu Konut Yasası görüşülürken siz Hükümeti temsil ediyorsunuz.  Birkaç gün önce Gaziantep'teydiniz. Keşke muhalefete çatacağınıza Beylerbeyi konutlarına gitsey- diniz de akan konutları, sosyal donatısı yapılmayan konutları görseydiniz. Muhalefetle uğraşmaktan  eliniz değmiyor herhalde bu tür incelemeleri yapmaya.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkürler.  Sayın Bakan, biraz önceki soruma cevap alamadığım için tekrar soruyorum.  Tasfiye hâlindeki Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından TOKİ Başkanlığına dev­ redilen varlıklar ve bu varlıklar nedeniyle doğan yükümlülükler nedeniyle TOKİ Başkanlığından ve  ortaklıklarından hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, açılmış davaların ve uygulanan icrala­ rın hükümsüz hâline geldiği, bu tasarıyla güvence altına alınmaktadır.  Bu durum, hak iddia eden şahıslar ya da kurumlar açısından hukuksuz bir durum değil midir? Sayın  Başbakanın tabiriyle, maç devam ederken kural değiştirmek değil midir? Bunu nasıl izah ediyorsunuz?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, şimdiye kadar TOKİ'ye olan borçlarını zamanında ödeyemedikleri için konudan elin­ den alınan vatandaşlanmızın sayısı ne kadardır? Bu durumda olan vatandaşlanmızın mağduriyetinin ön­ lenmesi amacıyla Hükümetinizce yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa, çalışmanın içeriği nasıldır?  İkinci soru: TOKİ tarafından yaptırılan konutlann hak sahiplerine teslim edildikten sonra site yö­ netiminin, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de iştirakiyle kurulmuş şirket ya da şirketlere verildiği  iddiaları, bugün AKP'nin kurmuş olduğu bir saadet zincirinin halkası olduğu yönünde yapılmakta­ dır. Bu iddialar doğru mudur? Doğruysa, bu anlayışı değiştirmek için bir...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım -Sayın TOKİ Başkanımız hatırlayacaklar, kendilerini yazılı ve sözlü bu konuda  uyarmıştım- Ordu'da bir memur sendikası, 1.400 civarı vatandaşımızdan, memurumuzdan para top­ lamasına rağmen, yarı oranında konut yapabilmeyi ancak başarabilmiştir. Geçenlerde milletvekille- rinizin de katıldığı bir kura töreni yapılmış ve bodrum katlar dahi bu kuralara dâhil edilmiştir. Yönetici  sınıfının da yüksek katlar için ayrı bir kuraya tabi tutulduğu basına yansımıştır ve kura töreni çevik  kuvvetin müdahalesiyle bitmiştir. Sayın Bakanım, TOKİ gibi bir kurumun isminin böyle bir istismar  aracı olarak kullanılmasına neden müsaade edilmektedir?  - 1 8 3 -
Sayfa 66 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  YAŞAR AGYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  TOKİ tarafından uygulama imar planı hatta 1/5.000'lik nazım imar planı bile olmadan yapım iha­ lesi yaptığınız toplu konut inşaatı projeleri var mıdır?  Müşavir ve tanıtım firmalarının AKP'nin mitinglerini organize eden şirketlerden seçildiği  doğru mudur?  Sayın Bakanım, şu anda Toplu Konut Yasası görüşülürken siz Hükümeti temsil ediyorsunuz.  Birkaç gün önce Gaziantep'teydiniz. Keşke muhalefete çatacağınıza Beylerbeyi konutlarına gitsey- diniz de akan konutları, sosyal donatısı yapılmayan konutları görseydiniz. Muhalefetle uğraşmaktan  eliniz değmiyor herhalde bu tür incelemeleri yapmaya.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkürler.  Sayın Bakan, biraz önceki soruma cevap alamadığım için tekrar soruyorum.  Tasfiye hâlindeki Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından TOKİ Başkanlığına dev­ redilen varlıklar ve bu varlıklar nedeniyle doğan yükümlülükler nedeniyle TOKİ Başkanlığından ve  ortaklıklarından hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, açılmış davaların ve uygulanan icrala­ rın hükümsüz hâline geldiği, bu tasarıyla güvence altına alınmaktadır.  Bu durum, hak iddia eden şahıslar ya da kurumlar açısından hukuksuz bir durum değil midir? Sayın  Başbakanın tabiriyle, maç devam ederken kural değiştirmek değil midir? Bunu nasıl izah ediyorsunuz?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, şimdiye kadar TOKİ'ye olan borçlarını zamanında ödeyemedikleri için konudan elin­ den alınan vatandaşlanmızın sayısı ne kadardır? Bu durumda olan vatandaşlanmızın mağduriyetinin ön­ lenmesi amacıyla Hükümetinizce yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa, çalışmanın içeriği nasıldır?  İkinci soru: TOKİ tarafından yaptırılan konutlann hak sahiplerine teslim edildikten sonra site yö­ netiminin, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de iştirakiyle kurulmuş şirket ya da şirketlere verildiği  iddiaları, bugün AKP'nin kurmuş olduğu bir saadet zincirinin halkası olduğu yönünde yapılmakta­ dır. Bu iddialar doğru mudur? Doğruysa, bu anlayışı değiştirmek için bir...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım -Sayın TOKİ Başkanımız hatırlayacaklar, kendilerini yazılı ve sözlü bu konuda  uyarmıştım- Ordu'da bir memur sendikası, 1.400 civarı vatandaşımızdan, memurumuzdan para top­ lamasına rağmen, yarı oranında konut yapabilmeyi ancak başarabilmiştir. Geçenlerde milletvekille- rinizin de katıldığı bir kura töreni yapılmış ve bodrum katlar dahi bu kuralara dâhil edilmiştir. Yönetici  sınıfının da yüksek katlar için ayrı bir kuraya tabi tutulduğu basına yansımıştır ve kura töreni çevik  kuvvetin müdahalesiyle bitmiştir. Sayın Bakanım, TOKİ gibi bir kurumun isminin böyle bir istismar  aracı olarak kullanılmasına neden müsaade edilmektedir?  - 1 8 3 - TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 2  - 1 8 4 - İkinci bir sorum: Bu bahsettiğiniz inşaat payı içerisindeki yüzde 7 hangi orana göredir? Yani  Türkiye'de yapılan toplam inşaatlara göre midir, taahhüt usulü yapılan inşaatlara göre midir yüzde 7  pazar payınız?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yalçın.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, soru soran saygıdeğer mil- letvekillerimize teşekkür ediyorum, katkıda bulananlara da teşekkür ediyorum.  Şimdi, Eskişehir Sıraevler'de feshedildiği söylenilen projeyle ilgili, maalesef oradaki müteah­ hidin vefat ettiği ve bu yüzden projenin tamamlanmadığıyla ilgili TOKİ Başkanımızdan bilgi aldık.  Tokat Erbaa'ya... Konutla ilgili bazı şikâyetler olmuş. O şikâyetlerin gereği yapılmış. TOKİ o  konuda gerekli çalışmaları yapıyor. Hatta, oradan teşekkür mektupları bizzat TOKİ Başkanımıza  gönderilmiş, mağdur arkadaşlarımızın...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Erbaa'da TOKİ yok ama...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Teşekkür mektupları gönderildiği söyleniyor.  Bu arada Eskişehir'de...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Bakan, Erbaa'da TOKİ yok, TOKİ'nin binası yok. Nasıl  teşekkür edecek?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Tokat'taki TOKİ. . . Erbaa'da inşallah  başlayacak.  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, Erbaa'da olmadığı için mi teşekkür...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu arada, Sayın Doğru'nun da ev aldığının  haberini öğrendiğimiz Yenimahalle'deki inşaat da, TOKİ inşaatı da inşallah nisan ayında tamamla­ nacak. Mayıs ayından itibaren huzur içerisinde orada oturmanızı temenni ediyoruz, güle güle oturun.  Bu arada, "5.000'de 1 planı olmayan inşaat var mıdır?" diye bir soru oldu. Tasfiye... Emlak  Bankası ve devredilen mallarla ilgili alacaklar tahsil edilemez ama Emlak Bankasından TOKİ'ye  devredilen varlıklarla ilgili alacakları olanlar Emlak Bankasından talep edebileceklerdir. Emlak Ban­ kası hâlen tasfiye halindedir ve borçlarını ödeyebilecek varlığa da sahiptir.  Yine, Ordu Memur Sendikası talebinin yanı sıra ev yapıldı. Orada kuralar iptal edildi, yeniden  yapılacak, yeniden kura çekilme olacak. Onunla ilgili bilgiyi de saygıdeğer milletvekillerimizle pay­ laşmak istiyorum.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - TOKİ başka nerede kurayla dağıtım yapıyor?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Gaziantep'le ilgili bir soru vardı. Gerçekten,  Gaziantep'e gittiğim zaman -iki gün evvel- ben çok duygulandım. Bu, Gaziantep'e ilk gidişim de­ ğildi, daha evvel de defalarca gitmiştim. Gaziantep'e her gittiğimde Gaziantep'te çok ciddi bir konut  sorunu olduğunu görüyordum. Maalesef şehrin içinde, şehrin göbeğinde hayvan ahırlarının olduğunu  görüyordum. Ama orada beni çok duygulandıran, o ahırların yerini TOKİ'nin yapmış olduğu modern  konutların almış olması; insanların insan hakları gözetilerek modern standartlar çerçevesinde konut­ larda yaşamaya başlamış olduklarını görmek beni çok duygulandırdı. Ayrıca şehrin merkezindeki ta­ rihî ecdat yadigârı bazı hanların yine TOKİ'nin katkılarıyla, hatta Avrupa Birliği fonlarının da  kullanılarak yeniden imar edildiği ve bu tarihî zenginliklerin ortaya çıkmış olmaları beni çok duygu­ landırdı. Gerçekten, Gaziantep'te son altı yılda belediyecilik adına Türkiye'ye ilham kaynağı olabile­ cek, örnek olabilecek birçok projenin gelişmekte olduğunu gördüm. Bu vesileyle bütün Gaziantep  milletvekillerimizi kutluyorum. Onlann da eminim bu çabalarda çok önemli katkıları vardır.
Sayfa 67 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 2  - 1 8 4 - İkinci bir sorum: Bu bahsettiğiniz inşaat payı içerisindeki yüzde 7 hangi orana göredir? Yani  Türkiye'de yapılan toplam inşaatlara göre midir, taahhüt usulü yapılan inşaatlara göre midir yüzde 7  pazar payınız?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yalçın.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, soru soran saygıdeğer mil- letvekillerimize teşekkür ediyorum, katkıda bulananlara da teşekkür ediyorum.  Şimdi, Eskişehir Sıraevler'de feshedildiği söylenilen projeyle ilgili, maalesef oradaki müteah­ hidin vefat ettiği ve bu yüzden projenin tamamlanmadığıyla ilgili TOKİ Başkanımızdan bilgi aldık.  Tokat Erbaa'ya... Konutla ilgili bazı şikâyetler olmuş. O şikâyetlerin gereği yapılmış. TOKİ o  konuda gerekli çalışmaları yapıyor. Hatta, oradan teşekkür mektupları bizzat TOKİ Başkanımıza  gönderilmiş, mağdur arkadaşlarımızın...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Erbaa'da TOKİ yok ama...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Teşekkür mektupları gönderildiği söyleniyor.  Bu arada Eskişehir'de...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Bakan, Erbaa'da TOKİ yok, TOKİ'nin binası yok. Nasıl  teşekkür edecek?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Tokat'taki TOKİ. . . Erbaa'da inşallah  başlayacak.  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, Erbaa'da olmadığı için mi teşekkür...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu arada, Sayın Doğru'nun da ev aldığının  haberini öğrendiğimiz Yenimahalle'deki inşaat da, TOKİ inşaatı da inşallah nisan ayında tamamla­ nacak. Mayıs ayından itibaren huzur içerisinde orada oturmanızı temenni ediyoruz, güle güle oturun.  Bu arada, "5.000'de 1 planı olmayan inşaat var mıdır?" diye bir soru oldu. Tasfiye... Emlak  Bankası ve devredilen mallarla ilgili alacaklar tahsil edilemez ama Emlak Bankasından TOKİ'ye  devredilen varlıklarla ilgili alacakları olanlar Emlak Bankasından talep edebileceklerdir. Emlak Ban­ kası hâlen tasfiye halindedir ve borçlarını ödeyebilecek varlığa da sahiptir.  Yine, Ordu Memur Sendikası talebinin yanı sıra ev yapıldı. Orada kuralar iptal edildi, yeniden  yapılacak, yeniden kura çekilme olacak. Onunla ilgili bilgiyi de saygıdeğer milletvekillerimizle pay­ laşmak istiyorum.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - TOKİ başka nerede kurayla dağıtım yapıyor?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Gaziantep'le ilgili bir soru vardı. Gerçekten,  Gaziantep'e gittiğim zaman -iki gün evvel- ben çok duygulandım. Bu, Gaziantep'e ilk gidişim de­ ğildi, daha evvel de defalarca gitmiştim. Gaziantep'e her gittiğimde Gaziantep'te çok ciddi bir konut  sorunu olduğunu görüyordum. Maalesef şehrin içinde, şehrin göbeğinde hayvan ahırlarının olduğunu  görüyordum. Ama orada beni çok duygulandıran, o ahırların yerini TOKİ'nin yapmış olduğu modern  konutların almış olması; insanların insan hakları gözetilerek modern standartlar çerçevesinde konut­ larda yaşamaya başlamış olduklarını görmek beni çok duygulandırdı. Ayrıca şehrin merkezindeki ta­ rihî ecdat yadigârı bazı hanların yine TOKİ'nin katkılarıyla, hatta Avrupa Birliği fonlarının da  kullanılarak yeniden imar edildiği ve bu tarihî zenginliklerin ortaya çıkmış olmaları beni çok duygu­ landırdı. Gerçekten, Gaziantep'te son altı yılda belediyecilik adına Türkiye'ye ilham kaynağı olabile­ cek, örnek olabilecek birçok projenin gelişmekte olduğunu gördüm. Bu vesileyle bütün Gaziantep  milletvekillerimizi kutluyorum. Onlann da eminim bu çabalarda çok önemli katkıları vardır.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Reklamı bırak da sorularıma cevap ver!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, Gaziantep'teki bir muhtardan gelen  bir not var: "Önceden köy görünümü vardı, şimdi mahallenin şekli şemali değişti. Ev kiraları, TOKİ  olmasaydı 300 liradan aşağı ev bulamazdınız. Antep'e giden gelenler için bu protokol yolu güzel bir  görünüme kavuştu, daha önce çok çirkin bir görüntüsü vardı." Gerçekten de bu mektupta söylendiği  gibi çirkin bir görüntüyle karşı karşıya kalınıyordu. "Köyün yine ağaçları var, burada o da yoktu.  Şimdi, çimlendirildi buralar, binaların etrafı yeşillendirildi. Gecekonduda oturan bir çocuğun yetiş- mesiyle apartmanda oturan bir çocuğun yetişmesinin bir olması mümkün değil. Çocuğun konuşması,  hareket tarzı çok farklı oluyor." diyor bir muhtarımız. Bir postacımız "Şahinbey'de kentsel dönü­ şüm olmadan önce de bu mahallenin postacısıydım. Buranın her şeyini bilirim." diye yazmış.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, yüzde 7.. .  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Mektup okuyor Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Daha önce gecekonduda oturuyordum. So­ balı evde hepimiz bir odada oturmak zorunda kalıyorduk. Her odaya bir soba kurma imkânımız yok."  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Neye göre yüzde 7?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Ama şimdiki evimizde durum farklı. So­ balı evle kaloriferli ev bir değil. Kendi odamda ben televizyon seyrediyorum, çocuklar kendi odala­ rında ders çalışıyor. Sobalı olsa evimiz, işten geldiğimde istediğim gibi dinlenemezdim." diye...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakanım, soruya cevap ver!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, bu, Türkiye'ye hizmet veren bir pos­ tacının sözü.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Soruya cevap ver, soruya!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın milletvekilleri, milletin sesine kulak verin.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, nasıl bir ciddiyettir bu Sayın Başkan!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok özür dilerim. Sayın bakanların doğru  dürüst yanıt vermesi lazım. Yani burası mektup okunacak yer mi?  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, süre doldu, ben de kestim efendim.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, yüzde 7 neye göre, cevap verir misiniz?  BAŞKAN - Evet, Sayın Sevigen, Sayın Özkan ve Sayın Bulut'a söz veremedim süre bittiği  için. Onun için bağışlasınlar. İnşallah bir dahaki maddede...  Evet, teşekkür ediyorum.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yani Sayın Bakan, sizin elinize kâğıt veriyorlar, oku­ mak zorunda değilsiniz ki.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Sayın Bakan, sorularımız cevaplandırılmadı.  BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, madde üzerinde dört adet önerge vardır. Öner­ geleri sırasıyla okutacağım. 2, 3 ve 4'üncü sırada okutacağım önergeler aynı mahiyette olduğundan  birlikte işleme alacağım ve önerge sahiplerine, istemleri hâlinde ayrı ayrı söz vereceğim.  Önergeleri okutuyorum:  - 1 8 5 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Reklamı bırak da sorularıma cevap ver!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, Gaziantep'teki bir muhtardan gelen  bir not var: "Önceden köy görünümü vardı, şimdi mahallenin şekli şemali değişti. Ev kiraları, TOKİ  olmasaydı 300 liradan aşağı ev bulamazdınız. Antep'e giden gelenler için bu protokol yolu güzel bir  görünüme kavuştu, daha önce çok çirkin bir görüntüsü vardı." Gerçekten de bu mektupta söylendiği  gibi çirkin bir görüntüyle karşı karşıya kalınıyordu. "Köyün yine ağaçları var, burada o da yoktu.  Şimdi, çimlendirildi buralar, binaların etrafı yeşillendirildi. Gecekonduda oturan bir çocuğun yetiş- mesiyle apartmanda oturan bir çocuğun yetişmesinin bir olması mümkün değil. Çocuğun konuşması,  hareket tarzı çok farklı oluyor." diyor bir muhtarımız. Bir postacımız "Şahinbey'de kentsel dönü­ şüm olmadan önce de bu mahallenin postacısıydım. Buranın her şeyini bilirim." diye yazmış.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, yüzde 7.. .  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Mektup okuyor Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Daha önce gecekonduda oturuyordum. So­ balı evde hepimiz bir odada oturmak zorunda kalıyorduk. Her odaya bir soba kurma imkânımız yok."  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Neye göre yüzde 7?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Ama şimdiki evimizde durum farklı. So­ balı evle kaloriferli ev bir değil. Kendi odamda ben televizyon seyrediyorum, çocuklar kendi odala­ rında ders çalışıyor. Sobalı olsa evimiz, işten geldiğimde istediğim gibi dinlenemezdim." diye...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakanım, soruya cevap ver!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, bu, Türkiye'ye hizmet veren bir pos­ tacının sözü.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Soruya cevap ver, soruya!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın milletvekilleri, milletin sesine kulak verin.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, nasıl bir ciddiyettir bu Sayın Başkan!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok özür dilerim. Sayın bakanların doğru  dürüst yanıt vermesi lazım. Yani burası mektup okunacak yer mi?  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, süre doldu, ben de kestim efendim.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, yüzde 7 neye göre, cevap verir misiniz?  BAŞKAN - Evet, Sayın Sevigen, Sayın Özkan ve Sayın Bulut'a söz veremedim süre bittiği  için. Onun için bağışlasınlar. İnşallah bir dahaki maddede...  Evet, teşekkür ediyorum.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yani Sayın Bakan, sizin elinize kâğıt veriyorlar, oku­ mak zorunda değilsiniz ki.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Sayın Bakan, sorularımız cevaplandırılmadı.  BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, madde üzerinde dört adet önerge vardır. Öner­ geleri sırasıyla okutacağım. 2, 3 ve 4'üncü sırada okutacağım önergeler aynı mahiyette olduğundan  birlikte işleme alacağım ve önerge sahiplerine, istemleri hâlinde ayrı ayrı söz vereceğim.  Önergeleri okutuyorum:  - 1 8 5 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde de­ ğiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Harun Öztürk  İzmir  Madde 1- 29.4.1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanu­ nun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "28.12.1960 tarihli ve 189 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar ile her hangi bir kamu hizmetine  tahsis edilmiş taşınmazlar hariç olmak üzere Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi, Maliye ve Ba­ yındırlık ve İskân bakanlarının müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile belirlenen arsa üretim alan­ larında bulunan Hazineye ait taşınmazlar ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti Toplu  Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devredilir. Kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile Maliye  Bakanlığınca değişik ihtiyaçlarla talep edilen taşınmazlar bedelsiz olarak Hazineye iade edilir."  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı yasa tasarı/teklifinin birinci maddesinin teklif metninden çı­ karılmasını arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1 'inci maddesinin kanun tasan metninden  çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Osman Durmuş Alim Işık Mustafa Kalaycı  Kırıkkale Kütahya Konya  Reşat Doğru Emin Haluk Ayhan Kürşat Atılgan  Tokat Denizli Adana  Ertuğrul Kumcuoğlu  Aydın  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 'inci maddesinin Tasarı metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  M. Akif Hamzaçebi  Trabzon  Ergün Aydoğan  Balıkesir  Fehmi Murat Sönmez  Eskişehir  Engin Altay  Sinop  Yaşar Tüzün  Bilecik  Hüseyin Unsal  Amasya  Akif Ekici  Gaziantep  Hulusi Güvel  Adana  - 1 8 6 -
Sayfa 69 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde de­ ğiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Harun Öztürk  İzmir  Madde 1- 29.4.1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanu­ nun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "28.12.1960 tarihli ve 189 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar ile her hangi bir kamu hizmetine  tahsis edilmiş taşınmazlar hariç olmak üzere Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi, Maliye ve Ba­ yındırlık ve İskân bakanlarının müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile belirlenen arsa üretim alan­ larında bulunan Hazineye ait taşınmazlar ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti Toplu  Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devredilir. Kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile Maliye  Bakanlığınca değişik ihtiyaçlarla talep edilen taşınmazlar bedelsiz olarak Hazineye iade edilir."  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı yasa tasarı/teklifinin birinci maddesinin teklif metninden çı­ karılmasını arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1 'inci maddesinin kanun tasan metninden  çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Osman Durmuş Alim Işık Mustafa Kalaycı  Kırıkkale Kütahya Konya  Reşat Doğru Emin Haluk Ayhan Kürşat Atılgan  Tokat Denizli Adana  Ertuğrul Kumcuoğlu  Aydın  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 'inci maddesinin Tasarı metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  M. Akif Hamzaçebi  Trabzon  Ergün Aydoğan  Balıkesir  Fehmi Murat Sönmez  Eskişehir  Engin Altay  Sinop  Yaşar Tüzün  Bilecik  Hüseyin Unsal  Amasya  Akif Ekici  Gaziantep  Hulusi Güvel  Adana  - 1 8 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Murat Bey konuşacaklar.  BAŞKAN - Sırasıyla söz vereceğim.  İlk olarak Sayın Genç konuşacaklar.  Buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Yasa Tasarı- sı'nın l'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz  almış bulunuyorum. Saygılar sunuyorum.  Bu madde şu: Eskiden hazine adına kayıtlı arsa ve arazilerin mülkiyeti TOKİ'ye veriliyordu.  Şimdi o arsa ve araziler yeterli sayılmamış; bu, gayrimenkul olarak değiştirilmiş. Gayrimenkul olunca  da tabii bunun hedefi, üzerindeki binadır.  Biliyorsunuz, Türkiye'de çok kıymetli binalar vardır: Okul binaları vardır, camiler vardır, askerî  alanlar vardır, kamu hizmetine tahsisli çok kıymetli binalar vardır.  Şimdi, TOKİ, Türkiye'de çok imtiyazlı bir kurum hâline geldi. Şimdi burada arkadaşlar çok da  methettiler. Elbette ki evi olmayan insanlara ev vermek, onlara sosyal konut yapmak devletin temel  görevidir. Devlet her imkândan yararlanarak, bu temel görevini yaparak... Evsiz insanları eve ka­ vuşturmak devletin birinci görevidir. Yani gecekondudan insanları kurtarmak, onları çağdaş, sosyal  bir konuta kavuşturmak en onurlu ve en soylu girişim ve görevdir.  Ama, değerli milletvekilleri, öyle bir kurumla karşı karşıyayız ki, vergiden muaf, kendisine imar  yetkisi verilmiş, istediği yerde imar planını istediği şekilde yapıyor -devletin diğer kurumları böyle  değil- istediği yerde devletin arazisine el koyuyor, istediği gibi imar tadilatı yapıyor, Türkiye'nin en  kıymetli yerlerini gidip alıyor ve orada istediği gibi tasarrufta bulunuyor ve korkunç da rant sağla­ nıyor bunda. Şimdi, ben bunu belirttikten sonra...  Şimdi, bakın, ben soru sordum: Çemişgezek ilçemizde, İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş özel  bir girişim içinde gitmiş, orada 16 trilyon 251 milyara 99 konut ihalesini yapmış. Bir de köy konağı  var, küçük de bir dükkân yapacak. Tanesi 162 milyar liraya geliyor arkadaşlar, 162 milyar lira. Bu  inşaatı alan, Makro İnşaat, AKP Küçükçekmece Belediye Meclis Üyesi, imar komisyonu... Şimdi,  bakın, neyle alıyor? Davetiye usulüyle alıyor. Ben biraz önce soruyorum... Böyle bir Hükümet olur  mu ya! Milletvekiline doğru dürüst cevap verin ya! Burada hangi sıfatla oturuyorsunuz siz ya! Doğru  dürüst cevap verin. Yalan söylemenin artık bu Hükümet için bir utanç meselesi olduğunu herkesin  bilmesi lazım. Sorumuza cevap vermiyor.  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Sensin, sen!  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu sorularımıza cevap vermek...  Peki, arkadaşlar, bakın, TOKİ'de eğer arkanız yoksa iflasa gidersiniz ama AKP'li olanlara... Bakın,  listesi şurada. Şu listede hangi inşaat şirketinin AKP'nin yandaşı olduğu, ne ihaleler verildiği burada. Kat­ rilyonluk ihaleler var ve bunlar davetiye usulüyle veriliyor. Ya nasıl veriyorsun sen? Nasıl veriyorsun?  Aç kardeşim, ihale sistemine göre ver bunlan. Yani, burada korkunç rant var arkadaşlar. Denetim yok.  Siz ne denetlediniz arkadaşlar? İhale sisteminde denetim yok, istediği adamı çağırıyor ihaleyi veriyor.  - 1 8 7 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Murat Bey konuşacaklar.  BAŞKAN - Sırasıyla söz vereceğim.  İlk olarak Sayın Genç konuşacaklar.  Buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Yasa Tasarı- sı'nın l'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz  almış bulunuyorum. Saygılar sunuyorum.  Bu madde şu: Eskiden hazine adına kayıtlı arsa ve arazilerin mülkiyeti TOKİ'ye veriliyordu.  Şimdi o arsa ve araziler yeterli sayılmamış; bu, gayrimenkul olarak değiştirilmiş. Gayrimenkul olunca  da tabii bunun hedefi, üzerindeki binadır.  Biliyorsunuz, Türkiye'de çok kıymetli binalar vardır: Okul binaları vardır, camiler vardır, askerî  alanlar vardır, kamu hizmetine tahsisli çok kıymetli binalar vardır.  Şimdi, TOKİ, Türkiye'de çok imtiyazlı bir kurum hâline geldi. Şimdi burada arkadaşlar çok da  methettiler. Elbette ki evi olmayan insanlara ev vermek, onlara sosyal konut yapmak devletin temel  görevidir. Devlet her imkândan yararlanarak, bu temel görevini yaparak... Evsiz insanları eve ka­ vuşturmak devletin birinci görevidir. Yani gecekondudan insanları kurtarmak, onları çağdaş, sosyal  bir konuta kavuşturmak en onurlu ve en soylu girişim ve görevdir.  Ama, değerli milletvekilleri, öyle bir kurumla karşı karşıyayız ki, vergiden muaf, kendisine imar  yetkisi verilmiş, istediği yerde imar planını istediği şekilde yapıyor -devletin diğer kurumları böyle  değil- istediği yerde devletin arazisine el koyuyor, istediği gibi imar tadilatı yapıyor, Türkiye'nin en  kıymetli yerlerini gidip alıyor ve orada istediği gibi tasarrufta bulunuyor ve korkunç da rant sağla­ nıyor bunda. Şimdi, ben bunu belirttikten sonra...  Şimdi, bakın, ben soru sordum: Çemişgezek ilçemizde, İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş özel  bir girişim içinde gitmiş, orada 16 trilyon 251 milyara 99 konut ihalesini yapmış. Bir de köy konağı  var, küçük de bir dükkân yapacak. Tanesi 162 milyar liraya geliyor arkadaşlar, 162 milyar lira. Bu  inşaatı alan, Makro İnşaat, AKP Küçükçekmece Belediye Meclis Üyesi, imar komisyonu... Şimdi,  bakın, neyle alıyor? Davetiye usulüyle alıyor. Ben biraz önce soruyorum... Böyle bir Hükümet olur  mu ya! Milletvekiline doğru dürüst cevap verin ya! Burada hangi sıfatla oturuyorsunuz siz ya! Doğru  dürüst cevap verin. Yalan söylemenin artık bu Hükümet için bir utanç meselesi olduğunu herkesin  bilmesi lazım. Sorumuza cevap vermiyor.  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Sensin, sen!  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu sorularımıza cevap vermek...  Peki, arkadaşlar, bakın, TOKİ'de eğer arkanız yoksa iflasa gidersiniz ama AKP'li olanlara... Bakın,  listesi şurada. Şu listede hangi inşaat şirketinin AKP'nin yandaşı olduğu, ne ihaleler verildiği burada. Kat­ rilyonluk ihaleler var ve bunlar davetiye usulüyle veriliyor. Ya nasıl veriyorsun sen? Nasıl veriyorsun?  Aç kardeşim, ihale sistemine göre ver bunlan. Yani, burada korkunç rant var arkadaşlar. Denetim yok.  Siz ne denetlediniz arkadaşlar? İhale sisteminde denetim yok, istediği adamı çağırıyor ihaleyi veriyor.  - 1 8 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi Tayyip Bey görmüş ki İstanbul'da bazı alanlar var çok büyük rant sağlıyor. Yahu, bu  kanun değişikliğini de yapalım, onları alalım. Ben şimdi Tayyip Bey'e bir teklifte bulunuyorum: Ya  Tayyip Bey, Allah'ını seversen, şu Türkiye'nin neresini beğeniyorsan hepsini sana verelim, ondan  sonra bu devleti dürüst yönetin kardeşim ya. Ya de ki: Tamam, ben şu şu şu şeyleri alıyorum, artık  bunları aldıktan sonra doyuyorum arkadaşlar. Ben bundan sonra bu devleti hukuk sistemi içinde, hu­ kuka uygun olarak, dürüstlük kuralları içinde yönetirim.  Şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, ben burada daha önce de söyledim, insanları hukuka, doğ­ ruluğa iten iki tane şey var: Bir, din korkusudur, Allah korkusudur, bir de kanun korkusudur. Yani din  korkusunun, Allah korkusunun pek kimsede kalmadığı ortada.  KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Sen de var mı!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ama kanun korkusunu da kaldırıyorsunuz, çünkü denetimi kaldı­ rıyorsunuz denetimi, denetimi. Yani bir kişi eğer bir işin başında bulunursa onun sütüne göre... Yahu  arkadaşlar, yapılan ihaleler ortada. Şimdi gidin bakın, bizim Çemişgezek ilçemizde -Tunceli'de de  birçok şey var- orada çok konutsuz insan var, evsiz insanlar var. Yani getirip de o Çemişgezek'e, o  köyüne yarın işte doksan dokuz ev yapacaklar, seçimde getirecekler her eve 20 tane adam yerleşti­ recekler Elâzığ'dan, Malatya'dan. Neymiş, orada 2 bin tane oy alacaklar! Yaptıkları bu. Yahu onu ya­ pacağına arkadaş, getir dürüst bir ihale yap.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Çemişgezek'e gelmeyiz Kamer Bey! Merak etme,  biz gelmeyiz!  BAŞKAN - Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Devamla) - O Çemişgezek'te, Tunceli'nin birçok yerinde o kadar evsiz in­ sanlarımız var ki, evin tanesini getir 40 milyara yap, 50 milyara yap. Yani 100 kişiye yapacağına 300  kişiye, 500 kişiye yap. Yani bu böyle olur mu değerli arkadaşlar? Niye? Kendi yandaşına getiriyor- sun rant sağlıyorsun. Bu devletin kesesinden kazanılan bu paralar haramdır haram, adamın burnun­ dan getirirler, adamın burnundan fitil fitil getirirler. Onun için, yani böyle keyfî bir devlet, çiftlik...  Devletin her tarafını çiftliğe çeviriyorsunuz.  Şimdi TOKİ'nin başındaki arkadaş istediği adama istediği ihaleyi veriyor, istediği gibi orada at  da oynatıyor. Böyle şey olur mu sayın milletvekilleri? Denetimin olmadığı bir yerde... Yani dünya­ nın en ilkel toplumlarında, krallıklarda böyle sizin bu saltanatınız yok yahu! Yani bu kadar sorum­ suz olan kurum olur mu?  "Efendim, denetim..." Denetim diye bir şey yok. Var mı şimdiye kadar çıkan ortaya? İşte ben  diyorum bakın, burada listeler var; AKP'lilerin ortak olduğu şirketlere davetiye usulüyle veriyor.  İnsan utanır yahu, yani utanır.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Kamer, kaç tane dairen var?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bak, sataşırsa bana, bana cevap verme hakkı...  - 1 8 8 - MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan...
Sayfa 71 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi Tayyip Bey görmüş ki İstanbul'da bazı alanlar var çok büyük rant sağlıyor. Yahu, bu  kanun değişikliğini de yapalım, onları alalım. Ben şimdi Tayyip Bey'e bir teklifte bulunuyorum: Ya  Tayyip Bey, Allah'ını seversen, şu Türkiye'nin neresini beğeniyorsan hepsini sana verelim, ondan  sonra bu devleti dürüst yönetin kardeşim ya. Ya de ki: Tamam, ben şu şu şu şeyleri alıyorum, artık  bunları aldıktan sonra doyuyorum arkadaşlar. Ben bundan sonra bu devleti hukuk sistemi içinde, hu­ kuka uygun olarak, dürüstlük kuralları içinde yönetirim.  Şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, ben burada daha önce de söyledim, insanları hukuka, doğ­ ruluğa iten iki tane şey var: Bir, din korkusudur, Allah korkusudur, bir de kanun korkusudur. Yani din  korkusunun, Allah korkusunun pek kimsede kalmadığı ortada.  KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Sen de var mı!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ama kanun korkusunu da kaldırıyorsunuz, çünkü denetimi kaldı­ rıyorsunuz denetimi, denetimi. Yani bir kişi eğer bir işin başında bulunursa onun sütüne göre... Yahu  arkadaşlar, yapılan ihaleler ortada. Şimdi gidin bakın, bizim Çemişgezek ilçemizde -Tunceli'de de  birçok şey var- orada çok konutsuz insan var, evsiz insanlar var. Yani getirip de o Çemişgezek'e, o  köyüne yarın işte doksan dokuz ev yapacaklar, seçimde getirecekler her eve 20 tane adam yerleşti­ recekler Elâzığ'dan, Malatya'dan. Neymiş, orada 2 bin tane oy alacaklar! Yaptıkları bu. Yahu onu ya­ pacağına arkadaş, getir dürüst bir ihale yap.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Çemişgezek'e gelmeyiz Kamer Bey! Merak etme,  biz gelmeyiz!  BAŞKAN - Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Devamla) - O Çemişgezek'te, Tunceli'nin birçok yerinde o kadar evsiz in­ sanlarımız var ki, evin tanesini getir 40 milyara yap, 50 milyara yap. Yani 100 kişiye yapacağına 300  kişiye, 500 kişiye yap. Yani bu böyle olur mu değerli arkadaşlar? Niye? Kendi yandaşına getiriyor- sun rant sağlıyorsun. Bu devletin kesesinden kazanılan bu paralar haramdır haram, adamın burnun­ dan getirirler, adamın burnundan fitil fitil getirirler. Onun için, yani böyle keyfî bir devlet, çiftlik...  Devletin her tarafını çiftliğe çeviriyorsunuz.  Şimdi TOKİ'nin başındaki arkadaş istediği adama istediği ihaleyi veriyor, istediği gibi orada at  da oynatıyor. Böyle şey olur mu sayın milletvekilleri? Denetimin olmadığı bir yerde... Yani dünya­ nın en ilkel toplumlarında, krallıklarda böyle sizin bu saltanatınız yok yahu! Yani bu kadar sorum­ suz olan kurum olur mu?  "Efendim, denetim..." Denetim diye bir şey yok. Var mı şimdiye kadar çıkan ortaya? İşte ben  diyorum bakın, burada listeler var; AKP'lilerin ortak olduğu şirketlere davetiye usulüyle veriyor.  İnsan utanır yahu, yani utanır.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Kamer, kaç tane dairen var?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bak, sataşırsa bana, bana cevap verme hakkı...  - 1 8 8 - MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan...  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  - 1 8 9 - BAŞKAN - Efendim?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Konuşmacı, Hükümetin manevi şahsiyetine "Bu Hükümet yalan  söylüyor." diyerek hakaret etti.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Burada Bakan var ya, sen Hükümet değilsin ki.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Aynı zamanda, Sayın Genel Başkanımız hakkında "Al istedi­ ğin arsaları, ne kadar arsa almak istiyorsan al, gözün doysun, daha sonra bu milleti dürüst yönet."  dedi, hakaret etti. Lütfen, konuşmama izin veriniz.  BAŞKAN - Buyurun.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Başbakanın kendisi gelsin.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Elitaş, Hükümet adına konuşamazsınız.  BAŞKAN - Grup adına konuşacak, Hükümet adına değil; Hükümet adına konuşacaksa Sayın  Bakan konuşacak.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Grup adına konuşması lazım, Hükümet burada çünkü.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Elitaş.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, grubuna sataş­ ması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Dün, Değerli Grup Başkan Vekilimiz yine burada hakikaten hakaret edip ve huzur bozucu bir  konuşmayı alışkanlık hâline getirmiş milletvekiline cevap verirken, İç Tüzük'ün 67'nci maddesini  okudu. Başkanlık makamının bu konuda dikkatli olması gerektiği kanaatindeyim, çünkü açıkçası  hem bir hükümeti yalancılıkla itham edip aynı zamanda bu Hükümetin Başbakanı, Partimizin Genel  Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili "Gel, hangi araziyi istiyorsan, nereyi istiyorsan biz  sana bunu verelim, gözün doysun." şeklindeki ifadesinin açıkçası İç Tüzük 67'nci maddeye aykırı bir  konuşma tarzı, üslubu olduğunu, Meclis Başkanlığının bu konuda 67'nci maddedeki kendilerine ve­ rilen yetkiyi kullanmaları gerektiğini ifade ediyorum.  Bakınız, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti bütçelerindeki yapılan yatırıma ayrılmış harcama­ larla bizden önceki yedi yıllık yatırıma ayrılmış harcamaları hakikaten samimi bir şekilde araştırıp in­ celeyin. O günden bugüne kadar yapılan yatırım harcamaları ne kadarsa yedi yıllık süre içerisindeki  yapılan yatırım harcamalan da aynıdır, ama Türkiye'deki son yedi yıldaki gelişme, Türkiye'deki refah  düzeyindeki artma ve tüyü bitmedik yetimin hakkını koruyan, kollayan bir hükümetin yaptığı yatırımla  birlikte Türkiye'deki alın terinin işçinin, memurun, çalışanın, esnafın, sanayicinin biriktirdiği parala­ rın millete hizmet olarak, kaynak olarak nasıl iyi bir şekilde geri döndüğünü görebilirsiniz.  Dün, Değerli Grup Başkan Vekilimizin söylediği, Mevlânâ'nın çok güzel bir sözü var: Her söze  cevabımız var, doğru, ama önce lafa bakarım laf mı diye, sonra adama bakarım adam mı diye. Maa­ lesef onu göremiyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, söz istiyorum sataşmadan dolayı.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkan...
Sayfa 72 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  - 1 8 9 - BAŞKAN - Efendim?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Konuşmacı, Hükümetin manevi şahsiyetine "Bu Hükümet yalan  söylüyor." diyerek hakaret etti.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Burada Bakan var ya, sen Hükümet değilsin ki.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Aynı zamanda, Sayın Genel Başkanımız hakkında "Al istedi­ ğin arsaları, ne kadar arsa almak istiyorsan al, gözün doysun, daha sonra bu milleti dürüst yönet."  dedi, hakaret etti. Lütfen, konuşmama izin veriniz.  BAŞKAN - Buyurun.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Başbakanın kendisi gelsin.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Elitaş, Hükümet adına konuşamazsınız.  BAŞKAN - Grup adına konuşacak, Hükümet adına değil; Hükümet adına konuşacaksa Sayın  Bakan konuşacak.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Grup adına konuşması lazım, Hükümet burada çünkü.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Elitaş.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, grubuna sataş­ ması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Dün, Değerli Grup Başkan Vekilimiz yine burada hakikaten hakaret edip ve huzur bozucu bir  konuşmayı alışkanlık hâline getirmiş milletvekiline cevap verirken, İç Tüzük'ün 67'nci maddesini  okudu. Başkanlık makamının bu konuda dikkatli olması gerektiği kanaatindeyim, çünkü açıkçası  hem bir hükümeti yalancılıkla itham edip aynı zamanda bu Hükümetin Başbakanı, Partimizin Genel  Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili "Gel, hangi araziyi istiyorsan, nereyi istiyorsan biz  sana bunu verelim, gözün doysun." şeklindeki ifadesinin açıkçası İç Tüzük 67'nci maddeye aykırı bir  konuşma tarzı, üslubu olduğunu, Meclis Başkanlığının bu konuda 67'nci maddedeki kendilerine ve­ rilen yetkiyi kullanmaları gerektiğini ifade ediyorum.  Bakınız, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti bütçelerindeki yapılan yatırıma ayrılmış harcama­ larla bizden önceki yedi yıllık yatırıma ayrılmış harcamaları hakikaten samimi bir şekilde araştırıp in­ celeyin. O günden bugüne kadar yapılan yatırım harcamaları ne kadarsa yedi yıllık süre içerisindeki  yapılan yatırım harcamalan da aynıdır, ama Türkiye'deki son yedi yıldaki gelişme, Türkiye'deki refah  düzeyindeki artma ve tüyü bitmedik yetimin hakkını koruyan, kollayan bir hükümetin yaptığı yatırımla  birlikte Türkiye'deki alın terinin işçinin, memurun, çalışanın, esnafın, sanayicinin biriktirdiği parala­ rın millete hizmet olarak, kaynak olarak nasıl iyi bir şekilde geri döndüğünü görebilirsiniz.  Dün, Değerli Grup Başkan Vekilimizin söylediği, Mevlânâ'nın çok güzel bir sözü var: Her söze  cevabımız var, doğru, ama önce lafa bakarım laf mı diye, sonra adama bakarım adam mı diye. Maa­ lesef onu göremiyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, söz istiyorum sataşmadan dolayı.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkan...  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 0 - BAŞKAN - Buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, adam olup olmadığımı...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Genc'in konuşmasında gündeme ge­ tirdiği bazı konularla ilgili sayın milletvekillerini bilgilendirmek...  BAŞKAN - Sayın Bakanım, bu, sataşma gerektiren... İsterseniz kürsüye buyurun da kürsüden  konuşun, daha uygun olur.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, şimdi bana...  BAŞKAN - Sayın Genç, Hükümet adına Sayın...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, bana sataştı, ben de ona cevap vereyim efendim.  BAŞKAN - Hayır, Hükümet adına bir konuşma yapılacak, ondan sonra.  Buyurun Sayın Bakanım.  2.- Devlet Bakanı Egemen Bağış 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Hükümete sataşması  nedeniyle konuşması  DEVLET BAKANİ EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, rahmetli Uğur Mumcu'nun  sıkça söylediği gibi, Türkiye'de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok kişi var. Onun için, bazen  bilmeden fikirlerini dile getirme özgürlüklerine saygı duysak bile, en azından cevap vermemiz, on­ ların bilgisizliklerini, bizim bilgiyle cevaplandırmamız ve ortadan kaldırmamız gerekmektedir.  Bazı milletvekillerimiz TOKİ'nin denetlenmediğini iddia ettiler. TOKİ Başbakanlık Yüksek Denet­ leme Kurulu tarafından denetlenir, Meclis KİT Komisyonu tarafından denetlenir, gerektiği zaman Baş­ bakanlık Teftiş Kurulu tarafından denetlenir, Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından denetlenir...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Maliye niye denetlemiyor?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - . . .Sayıştay tarafından denetlenir ve Devlet  Denetleme Kurulu tarafından da denetlenebilir.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Bilmiyorsun, bilmiyorsun!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - TOKİ'nin birçok projesi İhale Kanunu'na  tabidir.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Bilmiyorsan kanuna bak.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Şimdi, AK PARTİ'lilerin TOKİ'den iş al­ dığı iddiasında bulunuldu.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Bilgin eksik senin, bilgin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Burada bütün milletvekillerimize daha evvel  gönderilen bir kitapçık var. Bu kitapçıkta TOKİ'nin hangi projesini hangi firmanın yaptığının listesi  var. Şuna eğer bakma zahmetinde bulunsalardı saygıdeğer milletvekilleri görürlerdi ki, geçtiğimiz yıl  içerisinde altı yüz on altı değişik firma TOKİ'den iş almış ve iş yapmış. Bunların içerisinde muhale­ fet milletvekillerimizin şirketleri de var, yakınlarının, akrabalarının şirketleri de var. İzmir Milletve­ kilimiz Sayın Kart'ın kardeşinin şirketinin dört ayrı proje aldığını ben burada görüyorum. Demek ki,  TOKİ'de, şirketin sahibinin siyasi görüşüne değil yaptığı işin kalitesine bakılıyor, verdiği fiyatın hal­ kımız için, milletimiz için, devletimiz için ne kadar makul olup olmadığına bakılıyor.  Şimdi, Çemişgezek'ten bahsedildi. Ben Çemişgezek'e otuz yıl aradan sonra giden ilk devlet ba­ kanı oldum. Gittiğim zaman ilin milletvekili bana "hoş geldin" demek yerine "Senin burada ne işin  var?" dedi.
Sayfa 73 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 0 - BAŞKAN - Buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, adam olup olmadığımı...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Genc'in konuşmasında gündeme ge­ tirdiği bazı konularla ilgili sayın milletvekillerini bilgilendirmek...  BAŞKAN - Sayın Bakanım, bu, sataşma gerektiren... İsterseniz kürsüye buyurun da kürsüden  konuşun, daha uygun olur.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, şimdi bana...  BAŞKAN - Sayın Genç, Hükümet adına Sayın...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, bana sataştı, ben de ona cevap vereyim efendim.  BAŞKAN - Hayır, Hükümet adına bir konuşma yapılacak, ondan sonra.  Buyurun Sayın Bakanım.  2.- Devlet Bakanı Egemen Bağış 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Hükümete sataşması  nedeniyle konuşması  DEVLET BAKANİ EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, rahmetli Uğur Mumcu'nun  sıkça söylediği gibi, Türkiye'de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok kişi var. Onun için, bazen  bilmeden fikirlerini dile getirme özgürlüklerine saygı duysak bile, en azından cevap vermemiz, on­ ların bilgisizliklerini, bizim bilgiyle cevaplandırmamız ve ortadan kaldırmamız gerekmektedir.  Bazı milletvekillerimiz TOKİ'nin denetlenmediğini iddia ettiler. TOKİ Başbakanlık Yüksek Denet­ leme Kurulu tarafından denetlenir, Meclis KİT Komisyonu tarafından denetlenir, gerektiği zaman Baş­ bakanlık Teftiş Kurulu tarafından denetlenir, Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından denetlenir...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Maliye niye denetlemiyor?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - . . .Sayıştay tarafından denetlenir ve Devlet  Denetleme Kurulu tarafından da denetlenebilir.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Bilmiyorsun, bilmiyorsun!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - TOKİ'nin birçok projesi İhale Kanunu'na  tabidir.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Bilmiyorsan kanuna bak.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Şimdi, AK PARTİ'lilerin TOKİ'den iş al­ dığı iddiasında bulunuldu.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Bilgin eksik senin, bilgin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - Burada bütün milletvekillerimize daha evvel  gönderilen bir kitapçık var. Bu kitapçıkta TOKİ'nin hangi projesini hangi firmanın yaptığının listesi  var. Şuna eğer bakma zahmetinde bulunsalardı saygıdeğer milletvekilleri görürlerdi ki, geçtiğimiz yıl  içerisinde altı yüz on altı değişik firma TOKİ'den iş almış ve iş yapmış. Bunların içerisinde muhale­ fet milletvekillerimizin şirketleri de var, yakınlarının, akrabalarının şirketleri de var. İzmir Milletve­ kilimiz Sayın Kart'ın kardeşinin şirketinin dört ayrı proje aldığını ben burada görüyorum. Demek ki,  TOKİ'de, şirketin sahibinin siyasi görüşüne değil yaptığı işin kalitesine bakılıyor, verdiği fiyatın hal­ kımız için, milletimiz için, devletimiz için ne kadar makul olup olmadığına bakılıyor.  Şimdi, Çemişgezek'ten bahsedildi. Ben Çemişgezek'e otuz yıl aradan sonra giden ilk devlet ba­ kanı oldum. Gittiğim zaman ilin milletvekili bana "hoş geldin" demek yerine "Senin burada ne işin  var?" dedi.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 1 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Sen hak ettin de onun için.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - "Niye davet edildin?" dedi. Çemişgezek  Belediyesi orada dut festivali yapıyor, devletin bakanı oraya gidip halkımızın moral ihtiyacına cevap  vermek için, onlarla birlikte hemhal olmak için, onlarla kucaklaşmak için gidiyor, ilin milletvekili  "Sen niye geldin?" diyor. Yani, bunun... Şimdi, burada, elimizi uzatıyoruz, "Elinizi sıkmam." diyor.  Ben orada temsil ettiğiniz millet adına elinizi sıkmak istedim, yoksa elinizi sıkmaya çok da meraklı  değilim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama mademki Tunceli halkı sizi vekil seçmiş, onlara say­ gımdan dolayı o eli sıkacaktım; çok da önemli değil.  Sayın Başkan, başlangıçta da söylediğim gibi, Çemişgezek'teki konutların da maliyeti normalde  diğer Anadolu ilçelerindekinden farklı değildir. Ama Çemişgezek'te yol sorunu olduğu için konut­ ların fiyatı biraz daha artmıştır. Onunla ilgili de Sayın Vekil isterse...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür cümlenizi alalım lütfen.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - ...TOKİ Başkanlığımız kendilerine yazılı  bilgi gönderebilir.  Ben hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, hem Bakan bana sataştı hem Mustafa Elitaş sataştı.  (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın milletvekilleri... Arkadaşlar, lütfen.  Sayın Genç, bakınız, biraz önce ben sizin sözünüzü falan kesmedim. Ama, sataşma gerekçe­ siyle söz alan Grup Başkan Vekili olan arkadaşımız, İktidarın Grup Başkan Vekili olan arkadaşımız  İç Tüzük'ün 67'nci maddesini hatırlatarak, yani lisanı münasiple "Sayın Başkan, görevini yap." gibi  bir ifade kullandı.  ŞENOL BAL (İzmir)- Yapmıyorsunuz.  BAŞKAN-Hayı r , hayır...  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, İç Tüzük 67'inci maddesi...  BAŞKAN - Sayın Ekici, Sayın Genç kendi meramını ifade eder, saygıdeğer hemşehrim.  Şimdi, burada, Sayın Bakanla da isminiz geçti; ben iki dakikalık bir süre vereyim. Ama bura­ daki mesele şu: İncitmeden birbirimize hitap edersek kimse bu işten sıkılmaz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben zaten kimseyi incitmiyorum.  BAŞKAN - Buyurun, ben size iki dakikalık süre vereceğim ama sataşma olmasın, güzel bir şe­ kilde anlaşalım. Sayın Genç, konuşa konuşa anlaşılmayacak hiçbir şey yok.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, Sayın Bakana da bir kısa cevap vereyim. Çemişgezek  meselesinde elini sıkmayan benim. Beni kastettiği için hem ona hem de Mustafa Bey'e cevap ver­ mek istiyorum.  BAŞKAN - Tamam işte, iki dakikalık süre vereyim, buyurun, konuşmayı cevaplayın.  KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Sayın Başkan, kimse ona sataşmadı ki! Neye göre söz  veriyorsunuz? İsminden bahsetmedi.
Sayfa 74 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 1 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Sen hak ettin de onun için.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - "Niye davet edildin?" dedi. Çemişgezek  Belediyesi orada dut festivali yapıyor, devletin bakanı oraya gidip halkımızın moral ihtiyacına cevap  vermek için, onlarla birlikte hemhal olmak için, onlarla kucaklaşmak için gidiyor, ilin milletvekili  "Sen niye geldin?" diyor. Yani, bunun... Şimdi, burada, elimizi uzatıyoruz, "Elinizi sıkmam." diyor.  Ben orada temsil ettiğiniz millet adına elinizi sıkmak istedim, yoksa elinizi sıkmaya çok da meraklı  değilim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama mademki Tunceli halkı sizi vekil seçmiş, onlara say­ gımdan dolayı o eli sıkacaktım; çok da önemli değil.  Sayın Başkan, başlangıçta da söylediğim gibi, Çemişgezek'teki konutların da maliyeti normalde  diğer Anadolu ilçelerindekinden farklı değildir. Ama Çemişgezek'te yol sorunu olduğu için konut­ ların fiyatı biraz daha artmıştır. Onunla ilgili de Sayın Vekil isterse...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür cümlenizi alalım lütfen.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (Devamla) - ...TOKİ Başkanlığımız kendilerine yazılı  bilgi gönderebilir.  Ben hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, hem Bakan bana sataştı hem Mustafa Elitaş sataştı.  (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın milletvekilleri... Arkadaşlar, lütfen.  Sayın Genç, bakınız, biraz önce ben sizin sözünüzü falan kesmedim. Ama, sataşma gerekçe­ siyle söz alan Grup Başkan Vekili olan arkadaşımız, İktidarın Grup Başkan Vekili olan arkadaşımız  İç Tüzük'ün 67'nci maddesini hatırlatarak, yani lisanı münasiple "Sayın Başkan, görevini yap." gibi  bir ifade kullandı.  ŞENOL BAL (İzmir)- Yapmıyorsunuz.  BAŞKAN-Hayı r , hayır...  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, İç Tüzük 67'inci maddesi...  BAŞKAN - Sayın Ekici, Sayın Genç kendi meramını ifade eder, saygıdeğer hemşehrim.  Şimdi, burada, Sayın Bakanla da isminiz geçti; ben iki dakikalık bir süre vereyim. Ama bura­ daki mesele şu: İncitmeden birbirimize hitap edersek kimse bu işten sıkılmaz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben zaten kimseyi incitmiyorum.  BAŞKAN - Buyurun, ben size iki dakikalık süre vereceğim ama sataşma olmasın, güzel bir şe­ kilde anlaşalım. Sayın Genç, konuşa konuşa anlaşılmayacak hiçbir şey yok.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, Sayın Bakana da bir kısa cevap vereyim. Çemişgezek  meselesinde elini sıkmayan benim. Beni kastettiği için hem ona hem de Mustafa Bey'e cevap ver­ mek istiyorum.  BAŞKAN - Tamam işte, iki dakikalık süre vereyim, buyurun, konuşmayı cevaplayın.  KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Sayın Başkan, kimse ona sataşmadı ki! Neye göre söz  veriyorsunuz? İsminden bahsetmedi.  T B M M B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Devlet Bakanı Egemen Bağış ve Kayseri Milletvekili  Mustafa Elitaş 'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi sana "Adam değilsin." deyince sataşma var mı yok mu?  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  Kamer Bey, siz Genel Kurula hitap edin.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çemişgezek'te dut festiva­ linin yaratıcısı benim. O ilde devamlı dut festivali yapıyoruz uzun zamandan beri. Sizin bir Belediye  Başkanınız var, beni davet etmemişti bu sene. Kendisi oradadır. Bakan Bey de gelmişti oraya. Beni  oraya davet etmemişti. Ben buna rağmen gittim. Orada halkın arasında dikildim, tam bir saat. İşte,  Egemen Bey de oradaydı, çıktı, kürsüde konuştu, hep AKP'yi övdü. Demedi ki: "Ya, Kamer Bey  -bana bir yer de göstermediler- arkadaş, sen milletvekilisin, gel otur." Bu hareketi yaparken hiç utanma  duygusunu duymadınız mı? Ondan sonra, ben gittim, Vali yeni gelmişti, "Sayın Valim, hoş geldiniz  ama beni buraya davet etmedikleri için gidiyorum." dedim. Egemen Bey elini bana uzattı. Dedim ki:  "Ben senin elini sıkmam, çünkü sen beni bir milletvekili olarak orada görüyorsun. 'Ya, Kamer Bey,  gel burada otur.' demiyorsun. Ondan sonra senin Belediye Başkanın beni şey etmiyor."  Şimdi, dün ve bugün AKP'li grup başkan vekilleri diyorlar ki: "Ben söze bakarım, söyleyen de  adama bakarım." Şimdi, benim adam olduğumu anlamak için adam olmak lazım. Adam değilse  benim adamlığımdan anlamaz ki.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Seninle aynı terazide tartılmak istemem, seninle aynı teraziye  girmek istemem.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, bir de şunu söyleyeyim: Benim kaba ve ya­ ralayıcı söz söylediğimi söyleyen bu grup başkan vekilleri benden sonra çıkıp da bu kadar ağır ha­ karetler yaptığına göre, evvela sizin onlara o Tüzük şeyini hatırlatmanız gerekmiyor mu? Demek ki  yani siz, iktidar partisi olarak evvela bu Meclisi çalışılmaz hâle getiriyorlardı.  Vallahi Mustafa Bey, seninle uğraşacağım. Kayserilileri çok seviyorum ama seni o Kayserili­ lerden hesap soracak hâle getireceğim. Bak sen, Kayseri Şeker Fabrikası için bana getirecektin, belge  verecektin ama baktın ki pabuç pahalı, getirip vermedin.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Mahkemede, mahkemede...  KAMER GENÇ (Devamla) - Sözünde dur.  Saygılar sunuyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sapla samanı karıştırma, mahkemede onlar.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer arkadaşlarım, bu vesileyle bir kere daha şunu hatırlatmak, heyetinize arz etmek is­ tiyorum: Hakikaten, ister birbirimizle ilgili konuşalım, ister sayın bakanlarla, başbakanlarla veya  Sayın Cumhurbaşkanıyla ilgili konuşalım, daha nazik, daha kibar ifadeler kullanırsak hiç birbirimizi  incitmemiş oluruz. Bu hepimiz için geçerlidir. İnşallah bundan sonra böylesi olaylar olmaz.  KADİR URAL (Mersin) - İki gündür sizi de uyarıyorlar Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Ural, olabilir.  KADİR URAL (Mersin) - Ona da bir cevap verin Sayın Başkan. Ben sizin adınıza cevap vere­ yim efendim.  BAŞKAN - Hayır... Ben Sayın Şandır'a dün söyledim, öyle dedi. Ben de dedim ki, daha hafif  sesle konuşayım dedim.  - 1 9 2 -
Sayfa 75 -
T B M M B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Devlet Bakanı Egemen Bağış ve Kayseri Milletvekili  Mustafa Elitaş 'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi sana "Adam değilsin." deyince sataşma var mı yok mu?  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  Kamer Bey, siz Genel Kurula hitap edin.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çemişgezek'te dut festiva­ linin yaratıcısı benim. O ilde devamlı dut festivali yapıyoruz uzun zamandan beri. Sizin bir Belediye  Başkanınız var, beni davet etmemişti bu sene. Kendisi oradadır. Bakan Bey de gelmişti oraya. Beni  oraya davet etmemişti. Ben buna rağmen gittim. Orada halkın arasında dikildim, tam bir saat. İşte,  Egemen Bey de oradaydı, çıktı, kürsüde konuştu, hep AKP'yi övdü. Demedi ki: "Ya, Kamer Bey  -bana bir yer de göstermediler- arkadaş, sen milletvekilisin, gel otur." Bu hareketi yaparken hiç utanma  duygusunu duymadınız mı? Ondan sonra, ben gittim, Vali yeni gelmişti, "Sayın Valim, hoş geldiniz  ama beni buraya davet etmedikleri için gidiyorum." dedim. Egemen Bey elini bana uzattı. Dedim ki:  "Ben senin elini sıkmam, çünkü sen beni bir milletvekili olarak orada görüyorsun. 'Ya, Kamer Bey,  gel burada otur.' demiyorsun. Ondan sonra senin Belediye Başkanın beni şey etmiyor."  Şimdi, dün ve bugün AKP'li grup başkan vekilleri diyorlar ki: "Ben söze bakarım, söyleyen de  adama bakarım." Şimdi, benim adam olduğumu anlamak için adam olmak lazım. Adam değilse  benim adamlığımdan anlamaz ki.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Seninle aynı terazide tartılmak istemem, seninle aynı teraziye  girmek istemem.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, bir de şunu söyleyeyim: Benim kaba ve ya­ ralayıcı söz söylediğimi söyleyen bu grup başkan vekilleri benden sonra çıkıp da bu kadar ağır ha­ karetler yaptığına göre, evvela sizin onlara o Tüzük şeyini hatırlatmanız gerekmiyor mu? Demek ki  yani siz, iktidar partisi olarak evvela bu Meclisi çalışılmaz hâle getiriyorlardı.  Vallahi Mustafa Bey, seninle uğraşacağım. Kayserilileri çok seviyorum ama seni o Kayserili­ lerden hesap soracak hâle getireceğim. Bak sen, Kayseri Şeker Fabrikası için bana getirecektin, belge  verecektin ama baktın ki pabuç pahalı, getirip vermedin.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Mahkemede, mahkemede...  KAMER GENÇ (Devamla) - Sözünde dur.  Saygılar sunuyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sapla samanı karıştırma, mahkemede onlar.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer arkadaşlarım, bu vesileyle bir kere daha şunu hatırlatmak, heyetinize arz etmek is­ tiyorum: Hakikaten, ister birbirimizle ilgili konuşalım, ister sayın bakanlarla, başbakanlarla veya  Sayın Cumhurbaşkanıyla ilgili konuşalım, daha nazik, daha kibar ifadeler kullanırsak hiç birbirimizi  incitmemiş oluruz. Bu hepimiz için geçerlidir. İnşallah bundan sonra böylesi olaylar olmaz.  KADİR URAL (Mersin) - İki gündür sizi de uyarıyorlar Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Ural, olabilir.  KADİR URAL (Mersin) - Ona da bir cevap verin Sayın Başkan. Ben sizin adınıza cevap vere­ yim efendim.  BAŞKAN - Hayır... Ben Sayın Şandır'a dün söyledim, öyle dedi. Ben de dedim ki, daha hafif  sesle konuşayım dedim.  - 1 9 2 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.-Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut  Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayındırlık, imar, Ulaştırma  ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475) (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Sayın Sönmez, buyurun efendim.  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı  Arsa Üretimi ve Değerlendirmesiyle İlgili Yasa Tasansı'nın l'inci maddesine yönelik vermiş oldu­ ğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Son sözleriniz için teşekkür ediyorum. Tabii, burada hepimiz belirli kurallar içinde konuşmamız  lazım, birbirimize saygı göstermemiz lazım. Tabii, en büyük, kurallara uymayı da daha üst kademedeki  arkadaşlarımızdan, yetkililerimizden bekliyoruz. Soru-cevap bölümlerinde, verilen sorulara cevap yerine,  reklam kokan mektuplar okunmasını değil, televizyondan seyreden vatandaşlarımız o soruların cevap­ larını beklemekte. Örneğin birkaç defadır da sorduğumuz, mesela "TOKİ'nin İstanbul'da site yönetim­ lerini Büyükşehre veriyor musunuz, vermiyor musunuz?" diye sorunun da cevabını hâlâ bekliyoruz.  Hazineye ait arsa ve araziler TOKİ'ye bedelsiz olarak devredilmektedir. Getirilen tasarıyla, sa­ dece arsa ve araziler değil, artık binalar da bedelsiz olarak TOKİ'ye devredilecektir, bunun yolu açıl­ maktadır. Yani orada esas hedeflenen bina değil tabii ki onların, altın gibi, şehrin merkezlerinde olan  arsalarıdır çünkü devredilen arsa ve araziler artık şehir kenarlarında kalmıştır ama merkezî yerlerde  çok değerli arsaların üzerinde binalar bulunmaktadır ve bu binaların da ve arsaların da artık ele geçi­ rilme zamanı geldi diye düşünüyorsunuz herhalde. Böylece ülkenin en değerli arsaları üzerinde Hü­ kümete ve yakınlara yönelik projeler yapma şansları doğacak. TOKİ, toplu konut alanı ve gecekondu  dönüşüm alanları imar planlan yaparken, artık mülkiyetleri kendilerine ait olan yerlerde de imar planı  yapabilmektedir. Maalesef imar planı yaparken de şehre ne kattığını, nüfus yoğunluğunu nasıl etkile­ diğini, ulaşımı nasıl etkilediğini, altyapı gibi sorunlarla karşı karşıya bırakıp bırakmadığını düşünme­ den ama sadece o arsalardan nasıl rant elde edileceğini düşünen bir anlayış hâkim olmaktadır.  Ben, sadece, bu konunun dışında, bu fırsatı ele geçirmişken, TOKİ'nin Anadolu'daki şehirlerde  yaptığı çalışmalar sırasında birtakım olumsuzluklar yaşanmaktadır, onları da dile getirmek istiyo­ rum. Biliyorsunuz, artık amacı sadece sıkıntı içerisindeki vatandaşları ev sahibi yapmak olması ge­ rekirken TOKİ lüks konutlara da el atmıştır. Belki haklısınızdır, yapması da gerekiyordur diye  düşünüyorsunuzdur ama Anadolu'da zaten bu sayı azdır ve bu inşaatları yapan müteahhitler TO­ Kİ'nin yaptığı lüks inşaatlar sayesinde artık iş yapamaz hâle gelmiştir. Yapmasınlar diyelim, önemli  değil ama o müteahhitlerin çalıştırdığı işçiler de artık iş bulamaz hâle gelmiştir çünkü verilen ihale­ ler de demin belirtildiği gibi çok saydam olmayınca belirli kişiler TOKİ'nin ihalelerini almakta ve  Anadolu'daki o şehrin müteahhitleri bu ihaleleri alamamaktadır ve alan müteahhit işçisini, kendi  hemşehrisini getirerek çalıştırmaktadır ve o Anadolu şehrinin işçisi, demircisi, kalıpçısı maalesef  işsiz kalmaktadır. Ayrıca, o Anadolu şehrinde yaşayan mimarları, mühendisleri düşünecek olursak,  - 1 9 3 -
Sayfa 76 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 2  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.-Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut  Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayındırlık, imar, Ulaştırma  ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475) (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Sayın Sönmez, buyurun efendim.  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı  Arsa Üretimi ve Değerlendirmesiyle İlgili Yasa Tasansı'nın l'inci maddesine yönelik vermiş oldu­ ğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Son sözleriniz için teşekkür ediyorum. Tabii, burada hepimiz belirli kurallar içinde konuşmamız  lazım, birbirimize saygı göstermemiz lazım. Tabii, en büyük, kurallara uymayı da daha üst kademedeki  arkadaşlarımızdan, yetkililerimizden bekliyoruz. Soru-cevap bölümlerinde, verilen sorulara cevap yerine,  reklam kokan mektuplar okunmasını değil, televizyondan seyreden vatandaşlarımız o soruların cevap­ larını beklemekte. Örneğin birkaç defadır da sorduğumuz, mesela "TOKİ'nin İstanbul'da site yönetim­ lerini Büyükşehre veriyor musunuz, vermiyor musunuz?" diye sorunun da cevabını hâlâ bekliyoruz.  Hazineye ait arsa ve araziler TOKİ'ye bedelsiz olarak devredilmektedir. Getirilen tasarıyla, sa­ dece arsa ve araziler değil, artık binalar da bedelsiz olarak TOKİ'ye devredilecektir, bunun yolu açıl­ maktadır. Yani orada esas hedeflenen bina değil tabii ki onların, altın gibi, şehrin merkezlerinde olan  arsalarıdır çünkü devredilen arsa ve araziler artık şehir kenarlarında kalmıştır ama merkezî yerlerde  çok değerli arsaların üzerinde binalar bulunmaktadır ve bu binaların da ve arsaların da artık ele geçi­ rilme zamanı geldi diye düşünüyorsunuz herhalde. Böylece ülkenin en değerli arsaları üzerinde Hü­ kümete ve yakınlara yönelik projeler yapma şansları doğacak. TOKİ, toplu konut alanı ve gecekondu  dönüşüm alanları imar planlan yaparken, artık mülkiyetleri kendilerine ait olan yerlerde de imar planı  yapabilmektedir. Maalesef imar planı yaparken de şehre ne kattığını, nüfus yoğunluğunu nasıl etkile­ diğini, ulaşımı nasıl etkilediğini, altyapı gibi sorunlarla karşı karşıya bırakıp bırakmadığını düşünme­ den ama sadece o arsalardan nasıl rant elde edileceğini düşünen bir anlayış hâkim olmaktadır.  Ben, sadece, bu konunun dışında, bu fırsatı ele geçirmişken, TOKİ'nin Anadolu'daki şehirlerde  yaptığı çalışmalar sırasında birtakım olumsuzluklar yaşanmaktadır, onları da dile getirmek istiyo­ rum. Biliyorsunuz, artık amacı sadece sıkıntı içerisindeki vatandaşları ev sahibi yapmak olması ge­ rekirken TOKİ lüks konutlara da el atmıştır. Belki haklısınızdır, yapması da gerekiyordur diye  düşünüyorsunuzdur ama Anadolu'da zaten bu sayı azdır ve bu inşaatları yapan müteahhitler TO­ Kİ'nin yaptığı lüks inşaatlar sayesinde artık iş yapamaz hâle gelmiştir. Yapmasınlar diyelim, önemli  değil ama o müteahhitlerin çalıştırdığı işçiler de artık iş bulamaz hâle gelmiştir çünkü verilen ihale­ ler de demin belirtildiği gibi çok saydam olmayınca belirli kişiler TOKİ'nin ihalelerini almakta ve  Anadolu'daki o şehrin müteahhitleri bu ihaleleri alamamaktadır ve alan müteahhit işçisini, kendi  hemşehrisini getirerek çalıştırmaktadır ve o Anadolu şehrinin işçisi, demircisi, kalıpçısı maalesef  işsiz kalmaktadır. Ayrıca, o Anadolu şehrinde yaşayan mimarları, mühendisleri düşünecek olursak,  - 1 9 3 - TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 2  - 1 9 4 - bir bakın, inceleyin, hangisinin mimarı, mühendisi o TOKİ konut projelerini çizebilmiştir? Hayır.  Hepsi belirli adreslere verilmiş ve onlar tarafından çizilmiştir ve büyük bir haksızlık yaşanmaktadır  o şehirlerdeki mimar ve mühendisler açısından ve en üzücü yanı ise, artık Türkiye'nin hangi şehrine  giderseniz gidin, Ankara'nın kenarından geçin, Eskişehir'in kenarından geçin, Kayseri'ye, Konya'ya,  farklı bir şehirde olduğunuzu bile anlayamamaktasınız, çünkü aynı elden çıkan tek tip projeler sa­ yesinde bütün şehirlerin kimlikleri benzer yapılardan oluşmuştur ve şehirlerin artık kimlikleri kal­ mamıştır, birbirine benzeyen şehirler hâline gelmiştir.  Bunun yanında, bu alışverişi yaparken kim o ihalede tabii ki yardımcı olduysa bu ihalenin alın­ masında, ister istemez müteahhit de o inşaatlara ait malzemeleri, o kendisine yardım eden şahıslara  yakın insanlardan tedarik etme yoluna gitmektedir ve bu yüzden de o şehrin esnafı maalesef iş ya­ pamamaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Sönmez, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Buyurun.  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Devamla) - Hiçbir ihtiyaç malzemesini o şehrin esnafından kar­ şılamamakta ve gene belli kişilerin cebine giden bir proje hâline gelmektedir ve eğer o şehrin için­ den de malzeme alınıyorsa artık esnaf şundan korkmaktadır, demin Eskişehir Milletvekilimizin  sorduğu gibi: "Acaba dolandırılacak mıyım? Niye aklına geldi de bizden aldı bu firma?" diye. Ay­ rıca, denetimsizlik yüzünden konutlar artık insanların ihtiyaçlarına cevap verecek kalitede değildir.  Ben, rant peşinde koşmak yerine, sizleri, bitmiş olan TOKİ konutlarını gidip bir kere kontrol et­ meye davet ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Doğru, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 455 sıra sayılı kanunun 1 'inci  maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Tasarının l'inci maddesiyle, arsa üretim alanında bulunan hazineye ait arsa ve arazilerin ya­ nında hazineye ait bina ve yapılar da TOKİ'ye bedelsiz olarak devredilebilecektir. Bu düzenlemede  arsa, arazi, bina ve benzeri kavramların "taşınmaz" kavramıyla ifade edilmesi ve madde kapsamına  sadece hazine adına tescil edilen taşınmazların değil, tescil edilecek taşınmazların dâhil edilmesi,  hiç tahmin edilmeyecek yanlış uygulamalara, hukuksuzluğa ve hazine zararına yol açabilecektir,  hatta sınırını nasıl tespit edeceğinizi de merak ediyoruz.  Hazine malları mevzuatında özel kanunlarla hüküm altına alınmış çok sayıda düzenleme vardır.  Bu tasarı ileride doğabilecek sakıncaları dikkate almamıştır. Bu tasarı yukarıda belirtilen uyarılan dik­ kate almadığından kanun tasarısı metninden 1 'inci maddesinin çıkarılmasını uygun görüyoruz.  Kuruluşundan itibaren ülkemizde yerleşim ve konut politikalarının belirlenmesi, uygulanma­ sında en önemli kurum olan TOKİ, 1984 yılında 2985 sayılı Kanun'la kurulmuştur. Başlangıçta konut  üretimiyle ilgili olarak çalışmalarını başarılı olarak sürdüren TOKİ, ilerleyen dönemlerde kuruluş  amaçlannın dışına çıkarak konut dışında sosyal tesisler de inşa etmeye başlaması ve tüm ülke sathına  açılması nedeniyle denetim ve yönetim işlevlerinde zafiyetler de baş göstermiştir.
Sayfa 77 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 2  - 1 9 4 - bir bakın, inceleyin, hangisinin mimarı, mühendisi o TOKİ konut projelerini çizebilmiştir? Hayır.  Hepsi belirli adreslere verilmiş ve onlar tarafından çizilmiştir ve büyük bir haksızlık yaşanmaktadır  o şehirlerdeki mimar ve mühendisler açısından ve en üzücü yanı ise, artık Türkiye'nin hangi şehrine  giderseniz gidin, Ankara'nın kenarından geçin, Eskişehir'in kenarından geçin, Kayseri'ye, Konya'ya,  farklı bir şehirde olduğunuzu bile anlayamamaktasınız, çünkü aynı elden çıkan tek tip projeler sa­ yesinde bütün şehirlerin kimlikleri benzer yapılardan oluşmuştur ve şehirlerin artık kimlikleri kal­ mamıştır, birbirine benzeyen şehirler hâline gelmiştir.  Bunun yanında, bu alışverişi yaparken kim o ihalede tabii ki yardımcı olduysa bu ihalenin alın­ masında, ister istemez müteahhit de o inşaatlara ait malzemeleri, o kendisine yardım eden şahıslara  yakın insanlardan tedarik etme yoluna gitmektedir ve bu yüzden de o şehrin esnafı maalesef iş ya­ pamamaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Sönmez, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Buyurun.  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Devamla) - Hiçbir ihtiyaç malzemesini o şehrin esnafından kar­ şılamamakta ve gene belli kişilerin cebine giden bir proje hâline gelmektedir ve eğer o şehrin için­ den de malzeme alınıyorsa artık esnaf şundan korkmaktadır, demin Eskişehir Milletvekilimizin  sorduğu gibi: "Acaba dolandırılacak mıyım? Niye aklına geldi de bizden aldı bu firma?" diye. Ay­ rıca, denetimsizlik yüzünden konutlar artık insanların ihtiyaçlarına cevap verecek kalitede değildir.  Ben, rant peşinde koşmak yerine, sizleri, bitmiş olan TOKİ konutlarını gidip bir kere kontrol et­ meye davet ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Doğru, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 455 sıra sayılı kanunun 1 'inci  maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Tasarının l'inci maddesiyle, arsa üretim alanında bulunan hazineye ait arsa ve arazilerin ya­ nında hazineye ait bina ve yapılar da TOKİ'ye bedelsiz olarak devredilebilecektir. Bu düzenlemede  arsa, arazi, bina ve benzeri kavramların "taşınmaz" kavramıyla ifade edilmesi ve madde kapsamına  sadece hazine adına tescil edilen taşınmazların değil, tescil edilecek taşınmazların dâhil edilmesi,  hiç tahmin edilmeyecek yanlış uygulamalara, hukuksuzluğa ve hazine zararına yol açabilecektir,  hatta sınırını nasıl tespit edeceğinizi de merak ediyoruz.  Hazine malları mevzuatında özel kanunlarla hüküm altına alınmış çok sayıda düzenleme vardır.  Bu tasarı ileride doğabilecek sakıncaları dikkate almamıştır. Bu tasarı yukarıda belirtilen uyarılan dik­ kate almadığından kanun tasarısı metninden 1 'inci maddesinin çıkarılmasını uygun görüyoruz.  Kuruluşundan itibaren ülkemizde yerleşim ve konut politikalarının belirlenmesi, uygulanma­ sında en önemli kurum olan TOKİ, 1984 yılında 2985 sayılı Kanun'la kurulmuştur. Başlangıçta konut  üretimiyle ilgili olarak çalışmalarını başarılı olarak sürdüren TOKİ, ilerleyen dönemlerde kuruluş  amaçlannın dışına çıkarak konut dışında sosyal tesisler de inşa etmeye başlaması ve tüm ülke sathına  açılması nedeniyle denetim ve yönetim işlevlerinde zafiyetler de baş göstermiştir.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Kuruluş, hazine arazileri üzerinde arsa üretimi gerçekleştirdiği için çok cüzi miktarda arsa ma­ liyeti yapmakta, bunun karşılığında yüksek maliyetler, satışlar yapmaktadır.  TOKİ tarafından yapılan konutlarla ilgili olarak inşaatların kalitesi, zamanında bitirilemediği,  teslim edilen konutlarda hâlâ büyük oranda eksiklikler bulunduğu tespit edilmektedir. Bazı TOKİ  binalarında yıkılma, dökülme tehlikesi de vardır.  Giriş aidatlarının ve taksit ödemelerinin yüksek olması, zaten ekonomik olarak zor durumda  olan halkımızın bütçesini çok zorlamaktadır.  Hak edişlerini alamadıkları gerekçesiyle müteahhitlik yapan firmaların bazılarının battığı  veya çok zor durumda oldukları kamuoyunda da bilinmektedir. Müteahhitlik firmalarının bazı­ ların batmasıyla beraber iş yaptıkları firmalar da batmış, konut sektörüne malzeme sağlayan bir­ çok esnaf maalesef mağdur olmuştur. Hatta bu esnaflar içerisinde intihar eden insanlar bile  bulunmaktadır.  Tokat ili ve ilçelerinde TOKİ konutlar yapmıştır. Konutları yapan müteahhit Tokat ili dışın­ daki firmalardır. Müteahhitler, taşeronlar dahil, inşaatta kullanılan bütün malzemeleri Tokat dı­ şından getirmişlerdir. Hâlbuki Tokat esnafı, inşaatlar başlayınca, kullanılacak malzemeleri biz  karşılayacağız diye çok sevinmişlerdi ancak ekmek ve su hariç her şey Tokat dışından getiril­ miştir. Çalışan işçisinden mühendisine kadar da bölge dışından gelmesi, ilimize sadece konut ka­ zandırmanın dışında hiçbir faydası olmamıştır. Bu inşaatla devletin sahip olduğu konutlar da  yapıldığına göre, inşaat yapılan bölgenin esnafı, işsiz insanları buralardan neden faydalandırıl­ mıyor? İhaleler yapılırken "inşaat yapılan bölgelerdeki firmalardan inşaat malzemeleri ve işçilik  de yine aynı bölgeden karşılanır" diye bir madde konulması acaba uygun olmaz mı diye de dü­ şünüyoruz.  Biraz önce sormuş olduğum soruda, Tokat merkez ve ilçelerindeki TOKİ konutlarının bazıları­ nın sıvalarının dökülmekte olduğunu, su kaçakları ve yolların kasislerle dolu olduğunu ifade etmiş­ tim. Sayın Bakan da vermiş olduğu yanıtta "Oradan teşekkür mektupları geldi." diyor. Tabii teşekkür  mektupları gelecektir, insanlar ev sahibi oluyor. Benim buradaki amacım oradaki eksikliklerin ta- mamlanmasıydı. Yani orada, şu anda ciddi manada, TOKİ konutlarında kalan insanlarımız tarafın­ dan şikâyetler vardır. O şikâyetleri dile getirmek de bizim görevimiz değil midir?  Sayın milletvekilleri, diğer bir konu da TOKİ müteahhitlerinden bazıları faaliyetlerini durdur­ muş veya batmışlardır. Bunun neticesinde de ülkemizde mal varlığını kaybeden, ekmeğe muhtaç  olan insanlar grubunu da artırmışlardır. Bu insanların problemleri dağları aşmıştır. Devlet olarak,  mağdur olan bu insanlara nasıl yardımcı olunacaktır? Batsınlar mı diyeceğiz?  Bakın, bugün şu anda Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi yine Tokat ilinde de Tokat Si­ gara Fabrikasının satılması, akabinde de şimdi Turhal Şeker Fabrikasının özelleştirme kapsamı  içerisinde satılmaya girmiş olması, insanlar arasında çok büyük bir tedirginlik yaratmıştır. Tur­ hal Şeker Fabrikasının satılması, hem işçiler üzerinde hem de çiftçilerimiz üzerinde çok büyük  sıkıntı yaratırken, Turhal esnafı da acaba Tokat esnafının durumuna gelecek miyim diye düşün­ mektedir.  - 1 9 5 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 78 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Kuruluş, hazine arazileri üzerinde arsa üretimi gerçekleştirdiği için çok cüzi miktarda arsa ma­ liyeti yapmakta, bunun karşılığında yüksek maliyetler, satışlar yapmaktadır.  TOKİ tarafından yapılan konutlarla ilgili olarak inşaatların kalitesi, zamanında bitirilemediği,  teslim edilen konutlarda hâlâ büyük oranda eksiklikler bulunduğu tespit edilmektedir. Bazı TOKİ  binalarında yıkılma, dökülme tehlikesi de vardır.  Giriş aidatlarının ve taksit ödemelerinin yüksek olması, zaten ekonomik olarak zor durumda  olan halkımızın bütçesini çok zorlamaktadır.  Hak edişlerini alamadıkları gerekçesiyle müteahhitlik yapan firmaların bazılarının battığı  veya çok zor durumda oldukları kamuoyunda da bilinmektedir. Müteahhitlik firmalarının bazı­ ların batmasıyla beraber iş yaptıkları firmalar da batmış, konut sektörüne malzeme sağlayan bir­ çok esnaf maalesef mağdur olmuştur. Hatta bu esnaflar içerisinde intihar eden insanlar bile  bulunmaktadır.  Tokat ili ve ilçelerinde TOKİ konutlar yapmıştır. Konutları yapan müteahhit Tokat ili dışın­ daki firmalardır. Müteahhitler, taşeronlar dahil, inşaatta kullanılan bütün malzemeleri Tokat dı­ şından getirmişlerdir. Hâlbuki Tokat esnafı, inşaatlar başlayınca, kullanılacak malzemeleri biz  karşılayacağız diye çok sevinmişlerdi ancak ekmek ve su hariç her şey Tokat dışından getiril­ miştir. Çalışan işçisinden mühendisine kadar da bölge dışından gelmesi, ilimize sadece konut ka­ zandırmanın dışında hiçbir faydası olmamıştır. Bu inşaatla devletin sahip olduğu konutlar da  yapıldığına göre, inşaat yapılan bölgenin esnafı, işsiz insanları buralardan neden faydalandırıl­ mıyor? İhaleler yapılırken "inşaat yapılan bölgelerdeki firmalardan inşaat malzemeleri ve işçilik  de yine aynı bölgeden karşılanır" diye bir madde konulması acaba uygun olmaz mı diye de dü­ şünüyoruz.  Biraz önce sormuş olduğum soruda, Tokat merkez ve ilçelerindeki TOKİ konutlarının bazıları­ nın sıvalarının dökülmekte olduğunu, su kaçakları ve yolların kasislerle dolu olduğunu ifade etmiş­ tim. Sayın Bakan da vermiş olduğu yanıtta "Oradan teşekkür mektupları geldi." diyor. Tabii teşekkür  mektupları gelecektir, insanlar ev sahibi oluyor. Benim buradaki amacım oradaki eksikliklerin ta- mamlanmasıydı. Yani orada, şu anda ciddi manada, TOKİ konutlarında kalan insanlarımız tarafın­ dan şikâyetler vardır. O şikâyetleri dile getirmek de bizim görevimiz değil midir?  Sayın milletvekilleri, diğer bir konu da TOKİ müteahhitlerinden bazıları faaliyetlerini durdur­ muş veya batmışlardır. Bunun neticesinde de ülkemizde mal varlığını kaybeden, ekmeğe muhtaç  olan insanlar grubunu da artırmışlardır. Bu insanların problemleri dağları aşmıştır. Devlet olarak,  mağdur olan bu insanlara nasıl yardımcı olunacaktır? Batsınlar mı diyeceğiz?  Bakın, bugün şu anda Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi yine Tokat ilinde de Tokat Si­ gara Fabrikasının satılması, akabinde de şimdi Turhal Şeker Fabrikasının özelleştirme kapsamı  içerisinde satılmaya girmiş olması, insanlar arasında çok büyük bir tedirginlik yaratmıştır. Tur­ hal Şeker Fabrikasının satılması, hem işçiler üzerinde hem de çiftçilerimiz üzerinde çok büyük  sıkıntı yaratırken, Turhal esnafı da acaba Tokat esnafının durumuna gelecek miyim diye düşün­ mektedir.  - 1 9 5 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Sayın Doğru, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Ayrıca, hepimizin bildiği gibi, Tekel işçileri şu anda çok büyük bir sıkıntı içerisindedir. Bun­ ların içerisinde bin kişiye yakın Tokat'tan gelen işçi kardeşimiz vardır. Altmış altı günden beri süren  bu eylemin sesini sayın milletvekilleri mutlaka duymalıyız. Tabii diyeceksiniz ki, bazı iyileştirme­ ler yapılıyor. İyileştirmeler yapılıyor ama o işçi kardeşlerimizin özlük haklarının verilmediğini de  hep beraber görüyoruz. Öyleyse bu insanları tekrar dinlemek mecburiyetindeyiz. Altmış altı gün­ den beri, kar demeden, kış demeden, soğuk demeden bu insanlar burada mücadele veriyorlar. Önü­ müzdeki günler içerisinde tahmin ediyorum ki daha birçok problemle karşılaşılacağı da  görülmektedir, yani eylem süratli bir şekilde devam etmektedir. Lütfen bu insanların sesini duya­ lım. İnsanların derken çocuklarının sesini duyalım, ailelerinin sesini duyalım, annelerin sesini du­ yalım diye ifade etmek istiyorum.  Tekrar, bu kanun inşallah hayırlı olur, insanlarımıza faydalı olur düşüncesiyle sizlere teşekkür­ lerimi arz ediyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Önergelerin oylanmasında karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 17.52  - 1 9 6 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Sayın Doğru, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Ayrıca, hepimizin bildiği gibi, Tekel işçileri şu anda çok büyük bir sıkıntı içerisindedir. Bun­ ların içerisinde bin kişiye yakın Tokat'tan gelen işçi kardeşimiz vardır. Altmış altı günden beri süren  bu eylemin sesini sayın milletvekilleri mutlaka duymalıyız. Tabii diyeceksiniz ki, bazı iyileştirme­ ler yapılıyor. İyileştirmeler yapılıyor ama o işçi kardeşlerimizin özlük haklarının verilmediğini de  hep beraber görüyoruz. Öyleyse bu insanları tekrar dinlemek mecburiyetindeyiz. Altmış altı gün­ den beri, kar demeden, kış demeden, soğuk demeden bu insanlar burada mücadele veriyorlar. Önü­ müzdeki günler içerisinde tahmin ediyorum ki daha birçok problemle karşılaşılacağı da  görülmektedir, yani eylem süratli bir şekilde devam etmektedir. Lütfen bu insanların sesini duya­ lım. İnsanların derken çocuklarının sesini duyalım, ailelerinin sesini duyalım, annelerin sesini du­ yalım diye ifade etmek istiyorum.  Tekrar, bu kanun inşallah hayırlı olur, insanlarımıza faydalı olur düşüncesiyle sizlere teşekkür­ lerimi arz ediyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Önergelerin oylanmasında karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 17.52  - 1 9 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.08  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  455 sıra sayılı Tasarı'nın 1 'inci maddesi üzerinde verilen, Komisyon ve Hükümetin katılmadığı  üç önergenin birlikte yapılan oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul eden­ ler. .. Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.  Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde de­ ğiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Harun Öztürk  İzmir  Madde 1- 29.4.1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanu­ nun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "28.12.1960 tarihli ve 189 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar ile her hangi bir kamu hizmetine  tahsis edilmiş taşınmazlar hariç olmak üzere Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi, Maliye ve Ba­ yındırlık ve İskân bakanlarının müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile belirlenen arsa üretim alan­ larında bulunan Hazineye ait taşınmazlar ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti Toplu  Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devredilir. Kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile Maliye  Bakanlığınca değişik ihtiyaçlarla talep edilen taşınmazlar bedelsiz olarak Hazineye iade edilir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurun efendim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Kanun Ta- sarısı'nın l'inci maddesiyle ilgili vermiş olduğum değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Bu vesi­ leyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyo-rum.  Değerli milletvekilleri, öncelikle Hükümetin bir çelişkisine işaret ederek sözlerime başlamak  istiyorum: Hükümet bir taraftan ekonomide kamu ağırlığını azaltma gerekçesiyle özelleştirme uy­ gulamalarına ağırlık verirken, diğer taraftan konut sektöründe özel sektörün karşısına her türlü hak­ sız rekabet koşullarını yaratarak TOKİ'yi çıkarmıştır.  - 1 9 7 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.08  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  455 sıra sayılı Tasarı'nın 1 'inci maddesi üzerinde verilen, Komisyon ve Hükümetin katılmadığı  üç önergenin birlikte yapılan oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul eden­ ler. .. Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.  Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde de­ ğiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Harun Öztürk  İzmir  Madde 1- 29.4.1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanu­ nun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "28.12.1960 tarihli ve 189 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar ile her hangi bir kamu hizmetine  tahsis edilmiş taşınmazlar hariç olmak üzere Toplu Konut İdaresi Başkanlığının talebi, Maliye ve Ba­ yındırlık ve İskân bakanlarının müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile belirlenen arsa üretim alan­ larında bulunan Hazineye ait taşınmazlar ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti Toplu  Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devredilir. Kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile Maliye  Bakanlığınca değişik ihtiyaçlarla talep edilen taşınmazlar bedelsiz olarak Hazineye iade edilir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurun efendim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Kanun Ta- sarısı'nın l'inci maddesiyle ilgili vermiş olduğum değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Bu vesi­ leyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyo-rum.  Değerli milletvekilleri, öncelikle Hükümetin bir çelişkisine işaret ederek sözlerime başlamak  istiyorum: Hükümet bir taraftan ekonomide kamu ağırlığını azaltma gerekçesiyle özelleştirme uy­ gulamalarına ağırlık verirken, diğer taraftan konut sektöründe özel sektörün karşısına her türlü hak­ sız rekabet koşullarını yaratarak TOKİ'yi çıkarmıştır.  - 1 9 7 - TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 1 9 8 - Değerli milletvekilleri, TOKİ geçtiğimiz yıllarda vatandaşlara verdiği sözü zamanında yerine ge­ tirmekle haklı bir üne kavuşmuştu ancak bugün geldiğimiz noktada aynı şeyleri söylemek ne yazık ki  mümkün değildir. Bugün TOKİ gerek konutlardaki nitelik kaybı gerekse geç teslimler nedeniyle va­ tandaşlarımız nezdinde bir itibar kaybına uğramıştır. Evlerini zamanında teslim alabilecekleri güven­ cesiyle bankalardan ve çevresinden borç alarak ve birikimlerini zorlayarak TOKİ'den daire alan  vatandaşlarımız, TOKİ'nin sözleşmelere uygun olarak zamanında taahhüdünü yerine getirememesi  nedeniyle büyük bir sıkıntı içine düşürülmüşlerdir. Vatandaşların verilen süreler içinde evlerini teslim  almaları ve bir an önce kira ödemekten kurtulmaları umutları ne yazık ki suya düşürülmüştür. Söz­ leşmeyle verilen sürenin üzerinden otuz ay geçmiş olmasına rağmen evlerini teslim alamayan hak sa­ hipleri vardır. Geç teslimler nedeniyle, TOKİ, itibar kaybının yanı sıra tazminat ödeme yükümlüğüyle  de karşı karşıya kalmaktadır. İktidar ve TOKİ yönetimi kamu zararına yol açmaktadır.  Değerli milletvekilleri, sizlere gecikmelerle ilgili olarak Ankara Turkuaz Vadisi'ndeki TOKİ  konutları uygulamasından birkaç örnek vermek istiyorum:  Örnek bir: TOKİ Haziran 2006'da yaptığı bir sözleşmede "Yirmi dört ay içinde dairenizi teslim ede­ ceğim." şeklinde taahhütte bulunuyor. Vatandaş da yirmi dört ay sonra kira ödemekten kurtulacağı umu­ duyla hesabını yapıyor, belli bir peşinatı ödeyerek taksitle bir daire almaya karar veriyor ve sözleşmeyi  imzalıyor. TOKİ söz konusu daireyi Aralık 2009'da hak sahibine teslim ediyor. Gecikme on alü aydır.  Örnek iki: TOKİ Nisan 2007'de yaptığı bir başka sözleşmede daireleri on altı ay içinde bitire­ ceğini taahhüt ediyor. Vatandaş da verilen sürede kiradan kurtulacağını düşünerek konut bedelinin ta­ mamını bankadan borçlanarak peşin ödüyor. Ne var ki, TOKİ, konutu hak sahibine önce Aralık 2009  içinde teslim edeceğini bildiriyor ve daha sonra teslim süresini Mart 2010'a erteliyor. Bu daire Mart  2010'da teslim edilebildiği takdirde gecikme on dokuz ay olacaktır.  Değerli milletvekilleri, tasarının geneli üzerindeki görüşlerimi ifade etme fırsatı bulabildiğim  takdirde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.  Değerli milletvekilleri, önergeyle ilgili olarak düşüncelerime gelmek istiyorum. Çerçeve 1 'inci  maddeyle, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un ek 4'üncü maddesinde  yer alan "hazineye ait arsa ve araziler" ibaresi "hazineye ait taşınmazlar" şeklinde değiştirilerek, TO­ Kİ'ye devredilen hazineye ait arsa ve araziler üzerinde bina varsa bunların da bedelsiz devredilmesine  imkân sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak değişiklik yapılan ek madde 4'ün tamamına baktığımızda,  TOKİ'ye hazineye ait bir arazi ve arsanın devredilebilmesi için bu arsa ve arazilerin herhangi bir kamu  hizmetine tahsisli olmaması koşulunun arandığı görülecektir. Bunu sağlayan anılan fıkranın başındaki  "herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmiş arazi ve arsalar hariç olmak üzere" ibaresidir. Çerçeve  1 'inci maddeyle bu cümlede "Herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar hariç olmak  üzere." şeklinde bir değişiklik yapılmadığı takdirde, herhangi bir kamu hizmetine tahsisli olsalar da  hazineye ait binalar bu düzenlemeden sonra TOKİ'ye bedelsiz olarak devredilebilecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, prensip olarak bu maddenin tasandan çıkarılması gerektiğini ben de dü­ şünüyorum ancak tasannın getirilişinin ana amaçlanndan birinin bu madde olduğunun da farkındayım.  Hiç değilse herhangi bir kamu hizmetine tahsisli binalann da bedelsiz devrine imkân verilmemesi için  değişiklik önergemin kabulünü arz ediyor, yüce heyetinizi bu vesileyle tekrar saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 81 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 1 9 8 - Değerli milletvekilleri, TOKİ geçtiğimiz yıllarda vatandaşlara verdiği sözü zamanında yerine ge­ tirmekle haklı bir üne kavuşmuştu ancak bugün geldiğimiz noktada aynı şeyleri söylemek ne yazık ki  mümkün değildir. Bugün TOKİ gerek konutlardaki nitelik kaybı gerekse geç teslimler nedeniyle va­ tandaşlarımız nezdinde bir itibar kaybına uğramıştır. Evlerini zamanında teslim alabilecekleri güven­ cesiyle bankalardan ve çevresinden borç alarak ve birikimlerini zorlayarak TOKİ'den daire alan  vatandaşlarımız, TOKİ'nin sözleşmelere uygun olarak zamanında taahhüdünü yerine getirememesi  nedeniyle büyük bir sıkıntı içine düşürülmüşlerdir. Vatandaşların verilen süreler içinde evlerini teslim  almaları ve bir an önce kira ödemekten kurtulmaları umutları ne yazık ki suya düşürülmüştür. Söz­ leşmeyle verilen sürenin üzerinden otuz ay geçmiş olmasına rağmen evlerini teslim alamayan hak sa­ hipleri vardır. Geç teslimler nedeniyle, TOKİ, itibar kaybının yanı sıra tazminat ödeme yükümlüğüyle  de karşı karşıya kalmaktadır. İktidar ve TOKİ yönetimi kamu zararına yol açmaktadır.  Değerli milletvekilleri, sizlere gecikmelerle ilgili olarak Ankara Turkuaz Vadisi'ndeki TOKİ  konutları uygulamasından birkaç örnek vermek istiyorum:  Örnek bir: TOKİ Haziran 2006'da yaptığı bir sözleşmede "Yirmi dört ay içinde dairenizi teslim ede­ ceğim." şeklinde taahhütte bulunuyor. Vatandaş da yirmi dört ay sonra kira ödemekten kurtulacağı umu­ duyla hesabını yapıyor, belli bir peşinatı ödeyerek taksitle bir daire almaya karar veriyor ve sözleşmeyi  imzalıyor. TOKİ söz konusu daireyi Aralık 2009'da hak sahibine teslim ediyor. Gecikme on alü aydır.  Örnek iki: TOKİ Nisan 2007'de yaptığı bir başka sözleşmede daireleri on altı ay içinde bitire­ ceğini taahhüt ediyor. Vatandaş da verilen sürede kiradan kurtulacağını düşünerek konut bedelinin ta­ mamını bankadan borçlanarak peşin ödüyor. Ne var ki, TOKİ, konutu hak sahibine önce Aralık 2009  içinde teslim edeceğini bildiriyor ve daha sonra teslim süresini Mart 2010'a erteliyor. Bu daire Mart  2010'da teslim edilebildiği takdirde gecikme on dokuz ay olacaktır.  Değerli milletvekilleri, tasarının geneli üzerindeki görüşlerimi ifade etme fırsatı bulabildiğim  takdirde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.  Değerli milletvekilleri, önergeyle ilgili olarak düşüncelerime gelmek istiyorum. Çerçeve 1 'inci  maddeyle, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un ek 4'üncü maddesinde  yer alan "hazineye ait arsa ve araziler" ibaresi "hazineye ait taşınmazlar" şeklinde değiştirilerek, TO­ Kİ'ye devredilen hazineye ait arsa ve araziler üzerinde bina varsa bunların da bedelsiz devredilmesine  imkân sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak değişiklik yapılan ek madde 4'ün tamamına baktığımızda,  TOKİ'ye hazineye ait bir arazi ve arsanın devredilebilmesi için bu arsa ve arazilerin herhangi bir kamu  hizmetine tahsisli olmaması koşulunun arandığı görülecektir. Bunu sağlayan anılan fıkranın başındaki  "herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmiş arazi ve arsalar hariç olmak üzere" ibaresidir. Çerçeve  1 'inci maddeyle bu cümlede "Herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar hariç olmak  üzere." şeklinde bir değişiklik yapılmadığı takdirde, herhangi bir kamu hizmetine tahsisli olsalar da  hazineye ait binalar bu düzenlemeden sonra TOKİ'ye bedelsiz olarak devredilebilecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, prensip olarak bu maddenin tasandan çıkarılması gerektiğini ben de dü­ şünüyorum ancak tasannın getirilişinin ana amaçlanndan birinin bu madde olduğunun da farkındayım.  Hiç değilse herhangi bir kamu hizmetine tahsisli binalann da bedelsiz devrine imkân verilmemesi için  değişiklik önergemin kabulünü arz ediyor, yüce heyetinizi bu vesileyle tekrar saygıyla selamlıyorum.  TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 1 9 9 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  2'nci maddeyi okutuyorum:  MADDE 2- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin bi­ rinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.  "i) Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait arazi ve arsalar."  BAŞKAN - Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Er- tuğrul Kumcuoğlu.  Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; müsaade ederseniz, önce usul hakkında bir iki noktaya  temas etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, Mevlânâ Celâleddin Rûmî, insancıl yaklaşımıyla, derin insan sevgisiyle ve  üstün hoşgörüsüyle temayüz etmiş, sadece Türkçe ve Farsça konuşan dünyalarda değil bütün dünyada  bu yönleriyle temayüz etmiş, yüceltilmiş bir kişidir. Dolayısıyla ona atfedilen bir söylemin hakaret ama­ cıyla kullanılmasını sadece karşı tarafı hırpalayan bir yaklaşım olarak değil, aynı zamanda Mevlânâ'nın  bu yönünü hırpalayan bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Onun için, istirham ediyorum sizlerden,  bir daha, bu sözü bir başkasını hırpalamak için kullanmayalım, Mevlânâ buna üzülür.  İkincisi, biraz önce, bu kürsüde Hükümet adına konuşan Devlet Bakanı TOKİ'nin Sayıştay de­ netimine tabi olduğunu açıkça söyledi fakat arkadaşlar, değil. Şimdi, Bakanı oradaki bürokratlar ya­ nılttı. Beyefendiler, değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, Sayın Başkan; ben senelerce bu devlete  hizmet ettim, bürokratların temel görevlerinden birisi bakanlarına zarar vermek değil, yardımcı ol­ maktır. Onun için, konuya zaten yakından muttali olmayan Bakanın önüne yanlış bilgi kondurup bu  kutsal kürsüden onların gerçeklere aykırı beyanlarda bulunmasına sebep olamazsınız. Bir daha bu ko­ nuda dikkatli olmalarını bürokrat arkadaşlarımdan rica ediyorum. Tenkit etmiyorum, uyarıyorum.  Bu kürsü mukaddestir. Bu kürsüden gerçeklere aykırı beyanlarda bulunulması hoş değil.  Değerli arkadaşlarım, TOKİ meselesini konuşurken iktidar partisi adına konuşan değerli söz­ cülerin ağzından bal damladı, bal damladı, bal! Ne güzel şeyler yapmışsınız! Peki, bu kadar güzel şey­ ler yapıyorsunuz da, bir de kanun yapmayı doğru dürüst becerebilseniz ne olur! Çünkü iyi kanun  yapamayan bir hükümet devleti iyi idare edemez, devleti iyi idare edemeyen bir hükümet adına bina  yapan bir kurumun da doğru dürüst bina yapacağını tahmin etmiyorum, olmaz, çünkü bu, bileşik  kaplar ilkesinden gelir; bir yerde bir şey yanlışsa, bir yerde bir şey kötüyse her yerde o emsallerine  göre değerlenir her şey.  Dolayısıyla, bu kanuna baktığınız zaman, alelacele kaleme alındığı anlaşılıyor, eğer kasıt yoksa.  Şimdi, bakıyorsunuz, kanunun 4'üncü maddesinde diyor ki: "Efendim, bunu arazi ve arsa olmaktan  çıkaralım.", "Ne yapalım?", "Binaları da dâhil edelim." Burada iyi niyetle yorumladığınız zaman  "Efendim, kocaman bir arsa var, üstünde bir bina var. Dolayısıyla o bina sebebiyle onu devredemi­ yoruz, bunu aşmak istedik." diyorsunuz ama ek 4'üncü maddenin başlangıcında "herhangi bir kamu  hizmetine tahsis edilmiş arazi ve arsalar hariç olmak üzere" tabiri "taşınmazlar" şeklinde değiştiril­ mediği için bakın ne olur ben size söyleyeyim: Şimdiki gibi tek başına bir iktidar olmaz. Ne olur?
Sayfa 82 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 1 9 9 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  2'nci maddeyi okutuyorum:  MADDE 2- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin bi­ rinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.  "i) Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait arazi ve arsalar."  BAŞKAN - Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Er- tuğrul Kumcuoğlu.  Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; müsaade ederseniz, önce usul hakkında bir iki noktaya  temas etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, Mevlânâ Celâleddin Rûmî, insancıl yaklaşımıyla, derin insan sevgisiyle ve  üstün hoşgörüsüyle temayüz etmiş, sadece Türkçe ve Farsça konuşan dünyalarda değil bütün dünyada  bu yönleriyle temayüz etmiş, yüceltilmiş bir kişidir. Dolayısıyla ona atfedilen bir söylemin hakaret ama­ cıyla kullanılmasını sadece karşı tarafı hırpalayan bir yaklaşım olarak değil, aynı zamanda Mevlânâ'nın  bu yönünü hırpalayan bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Onun için, istirham ediyorum sizlerden,  bir daha, bu sözü bir başkasını hırpalamak için kullanmayalım, Mevlânâ buna üzülür.  İkincisi, biraz önce, bu kürsüde Hükümet adına konuşan Devlet Bakanı TOKİ'nin Sayıştay de­ netimine tabi olduğunu açıkça söyledi fakat arkadaşlar, değil. Şimdi, Bakanı oradaki bürokratlar ya­ nılttı. Beyefendiler, değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, Sayın Başkan; ben senelerce bu devlete  hizmet ettim, bürokratların temel görevlerinden birisi bakanlarına zarar vermek değil, yardımcı ol­ maktır. Onun için, konuya zaten yakından muttali olmayan Bakanın önüne yanlış bilgi kondurup bu  kutsal kürsüden onların gerçeklere aykırı beyanlarda bulunmasına sebep olamazsınız. Bir daha bu ko­ nuda dikkatli olmalarını bürokrat arkadaşlarımdan rica ediyorum. Tenkit etmiyorum, uyarıyorum.  Bu kürsü mukaddestir. Bu kürsüden gerçeklere aykırı beyanlarda bulunulması hoş değil.  Değerli arkadaşlarım, TOKİ meselesini konuşurken iktidar partisi adına konuşan değerli söz­ cülerin ağzından bal damladı, bal damladı, bal! Ne güzel şeyler yapmışsınız! Peki, bu kadar güzel şey­ ler yapıyorsunuz da, bir de kanun yapmayı doğru dürüst becerebilseniz ne olur! Çünkü iyi kanun  yapamayan bir hükümet devleti iyi idare edemez, devleti iyi idare edemeyen bir hükümet adına bina  yapan bir kurumun da doğru dürüst bina yapacağını tahmin etmiyorum, olmaz, çünkü bu, bileşik  kaplar ilkesinden gelir; bir yerde bir şey yanlışsa, bir yerde bir şey kötüyse her yerde o emsallerine  göre değerlenir her şey.  Dolayısıyla, bu kanuna baktığınız zaman, alelacele kaleme alındığı anlaşılıyor, eğer kasıt yoksa.  Şimdi, bakıyorsunuz, kanunun 4'üncü maddesinde diyor ki: "Efendim, bunu arazi ve arsa olmaktan  çıkaralım.", "Ne yapalım?", "Binaları da dâhil edelim." Burada iyi niyetle yorumladığınız zaman  "Efendim, kocaman bir arsa var, üstünde bir bina var. Dolayısıyla o bina sebebiyle onu devredemi­ yoruz, bunu aşmak istedik." diyorsunuz ama ek 4'üncü maddenin başlangıcında "herhangi bir kamu  hizmetine tahsis edilmiş arazi ve arsalar hariç olmak üzere" tabiri "taşınmazlar" şeklinde değiştiril­ mediği için bakın ne olur ben size söyleyeyim: Şimdiki gibi tek başına bir iktidar olmaz. Ne olur?  TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 0 0 - Bir koalisyon hükümeti olur. Bu koalisyon hükümetinde Maliye Bakanıyla Bayındırlık Bakanı bir  karar hazırlarlar, Başbakan imzalar. Aa, bir bakar ki Adalet Bakanının oturduğu bina artık kendisine  tahsisli değil! Buna imkân veriyorsunuz. 2 Bakan ve Başbakanın imzasıyla Millî Savunma Bakanı­ nın haberi olmadan Selimiye Kışlası'nı TOKİ'ye verebiliyorsunuz bu kanuna göre veyahut da Mec­ lis Başkanının haberi olmadan arkada oturduğumuz odacıklar var ya onları da TOKİ'ye  verebiliyorsunuz! Yetki var, yetkiyi verdiniz. Neden? Çünkü bir defa bu kürsüden ısrarla ifade edi­ yorum "Ne olur dikkatli olun kanun kaleme alırken." diye.  Şimdi yine bu noktadan hareket ettiğimizde gelelim 2'nci maddeye. 2'nci maddede diyorsunuz  ki: Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait arazi ve arsalar emlak vergisinden muaf. Beyefendiler, bu  çatının adı, bu Meclisin adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi" buraya küçük konular getirilmez. Ne  olur? TOKİ milyarlarca lira para şey yapıyor. 30 milyar liralık iş yapmışsınız. Muhtemelen ödedik­ ler emlak vergisi 30 milyon lirayı geçmez, binde 1 ' ini. . . Ondan sonra, illa -böyle adettir- bürokrat­ lar bir şeyden muaf olmak isterler, ellerinden gelse maaşlarını da gelir vergisinden muaf tutmak  isterler de bunu siyasiler yutmayacak. Böyle küçük meseleleri buraya getirmeyeceksiniz. Getirince  ne olur? Bak, böyle alelusul, gelişigüzel, iyi düşünülmemiş madde getirilince ne olur? Şöyle olur:  Adaletsiz davranırsınız. Çünkü emlak vergisi merkezî hükümete gitmiyor, mahallî yönetimlere gi­ diyor. Vurduğunuz darbe belediyelere. Ee, her yerde de yapmıyorsunuz bu işi. Yani Türkiye'nin sek­ sen bir vilayetinde, bütün şeylerde yapı yapıyor olsanız, TOKİ binası yapıyor olsanız anlarım ama  yapmıyorsunuz, belli yerlerde yapıyorsunuz. Dolayısıyla bir dengesizliğe ve adaletsizliğe meydan ve­ riyorsunuz. Ayrıca, zaten sıkıntı içinde olan yerel yönetimleri de bu vergiden mahrum kılıyorsunuz.  "Canım, AKP'li belediyelerin zararlarını biz telafi ederiz." Ee AKP'li olmayan belediyeler? Canı  cehenneme! Yapmayın bunları, yani bunları yapmayın, bunlar doğru şeyler değil.  Ayrıca, yine bu maddeye baktığım vakit -çünkü buna profesyonel gözle bakmak zorundasınız- Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait arazi ve arsalar... Toplu Konut araziyi aldı, üstüne binayı yaptı,  satışa çıkardı. Arada üç aylık bir süre var. Ruhsat aldığı tarihten itibaren bina vergisi vermesi lazım.  Üç ay sonra da yeni müşterisinin, sahibinin bina vergisi vermesi lazım. Yani, yukarıda madem "ta­ şınmazlar" dediniz, burada da "taşınmazlar" deseydiniz. Onu dediniz, ek 4'üncü maddenin hemen gi­ rişindeki "arazi ve arsalar" ibaresini niye "taşınmazlar" olarak değiştirmediniz? Dikkatsizlik,  laubalilik, devlet yönetimine gelişigüzel yaklaşma tavırlarıdır bunlar, bunu hoş göremiyorum.  Ayrıca, ileride çok karmaşık durumlara sebep olursunuz, devlet yönetimini güçleştirirsiniz. Dev­ leti iyi idare edersiniz edemezsiniz, biz muhalefete göre siz devleti iyi idare edemiyorsunuz, size  göre fevkalade iyi idare ediyorsunuz. Tamam, yanlış yaparsınız, yapma hakkınız var fakat devleti yö­ netmeyi güçleştirmeye hakkınız yok. Devleti körü yönetebilirsiniz fakat devletin iyi yönetilmesini  güçleştirmeye hakkınız yok. Bu konuda da dikkatli olmayı tavsiye ediyorum.  Ayrıca, değerli arkadaşlar, bazı yerlerde, TOKİ yirmi katlı bina yapıyor. Şimdi, "O binaları da ucuz  fiyata sattık." diyorsunuz. Peki, o binanın, yirmi katlı binanın asansörünün aylık masrafı ne olacak?  O binaya dar gelirli bir vatandaşı yerleştirdiğiniz zaman "Biz ayda 100 milyon lira taksitle bina satı­ yoruz." Ama, binayı idame etmenin, o binada yaşamının aylık gideri de 150 milyon liraysa ne olacak?  ALİ İHSAN MERDANOĞLU (Diyarbakır) - Onlar beş katlı, beş katlı!  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) - Ben görüyorum burada, havaalanına giderken gö­ rüyorum neler olduğunu.  Şimdi, dolayısıyla Türkiye'de madem arsa yaratıyoruz -Türkiye geniş bir ülke- burada çok katlı bi­ nalardan sakınmak lazım. Ben bunu bir öneri olarak getiriyorum, Sayın Başkan burada değerlendirirler.
Sayfa 83 -
TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 0 0 - Bir koalisyon hükümeti olur. Bu koalisyon hükümetinde Maliye Bakanıyla Bayındırlık Bakanı bir  karar hazırlarlar, Başbakan imzalar. Aa, bir bakar ki Adalet Bakanının oturduğu bina artık kendisine  tahsisli değil! Buna imkân veriyorsunuz. 2 Bakan ve Başbakanın imzasıyla Millî Savunma Bakanı­ nın haberi olmadan Selimiye Kışlası'nı TOKİ'ye verebiliyorsunuz bu kanuna göre veyahut da Mec­ lis Başkanının haberi olmadan arkada oturduğumuz odacıklar var ya onları da TOKİ'ye  verebiliyorsunuz! Yetki var, yetkiyi verdiniz. Neden? Çünkü bir defa bu kürsüden ısrarla ifade edi­ yorum "Ne olur dikkatli olun kanun kaleme alırken." diye.  Şimdi yine bu noktadan hareket ettiğimizde gelelim 2'nci maddeye. 2'nci maddede diyorsunuz  ki: Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait arazi ve arsalar emlak vergisinden muaf. Beyefendiler, bu  çatının adı, bu Meclisin adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi" buraya küçük konular getirilmez. Ne  olur? TOKİ milyarlarca lira para şey yapıyor. 30 milyar liralık iş yapmışsınız. Muhtemelen ödedik­ ler emlak vergisi 30 milyon lirayı geçmez, binde 1 ' ini. . . Ondan sonra, illa -böyle adettir- bürokrat­ lar bir şeyden muaf olmak isterler, ellerinden gelse maaşlarını da gelir vergisinden muaf tutmak  isterler de bunu siyasiler yutmayacak. Böyle küçük meseleleri buraya getirmeyeceksiniz. Getirince  ne olur? Bak, böyle alelusul, gelişigüzel, iyi düşünülmemiş madde getirilince ne olur? Şöyle olur:  Adaletsiz davranırsınız. Çünkü emlak vergisi merkezî hükümete gitmiyor, mahallî yönetimlere gi­ diyor. Vurduğunuz darbe belediyelere. Ee, her yerde de yapmıyorsunuz bu işi. Yani Türkiye'nin sek­ sen bir vilayetinde, bütün şeylerde yapı yapıyor olsanız, TOKİ binası yapıyor olsanız anlarım ama  yapmıyorsunuz, belli yerlerde yapıyorsunuz. Dolayısıyla bir dengesizliğe ve adaletsizliğe meydan ve­ riyorsunuz. Ayrıca, zaten sıkıntı içinde olan yerel yönetimleri de bu vergiden mahrum kılıyorsunuz.  "Canım, AKP'li belediyelerin zararlarını biz telafi ederiz." Ee AKP'li olmayan belediyeler? Canı  cehenneme! Yapmayın bunları, yani bunları yapmayın, bunlar doğru şeyler değil.  Ayrıca, yine bu maddeye baktığım vakit -çünkü buna profesyonel gözle bakmak zorundasınız- Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait arazi ve arsalar... Toplu Konut araziyi aldı, üstüne binayı yaptı,  satışa çıkardı. Arada üç aylık bir süre var. Ruhsat aldığı tarihten itibaren bina vergisi vermesi lazım.  Üç ay sonra da yeni müşterisinin, sahibinin bina vergisi vermesi lazım. Yani, yukarıda madem "ta­ şınmazlar" dediniz, burada da "taşınmazlar" deseydiniz. Onu dediniz, ek 4'üncü maddenin hemen gi­ rişindeki "arazi ve arsalar" ibaresini niye "taşınmazlar" olarak değiştirmediniz? Dikkatsizlik,  laubalilik, devlet yönetimine gelişigüzel yaklaşma tavırlarıdır bunlar, bunu hoş göremiyorum.  Ayrıca, ileride çok karmaşık durumlara sebep olursunuz, devlet yönetimini güçleştirirsiniz. Dev­ leti iyi idare edersiniz edemezsiniz, biz muhalefete göre siz devleti iyi idare edemiyorsunuz, size  göre fevkalade iyi idare ediyorsunuz. Tamam, yanlış yaparsınız, yapma hakkınız var fakat devleti yö­ netmeyi güçleştirmeye hakkınız yok. Devleti körü yönetebilirsiniz fakat devletin iyi yönetilmesini  güçleştirmeye hakkınız yok. Bu konuda da dikkatli olmayı tavsiye ediyorum.  Ayrıca, değerli arkadaşlar, bazı yerlerde, TOKİ yirmi katlı bina yapıyor. Şimdi, "O binaları da ucuz  fiyata sattık." diyorsunuz. Peki, o binanın, yirmi katlı binanın asansörünün aylık masrafı ne olacak?  O binaya dar gelirli bir vatandaşı yerleştirdiğiniz zaman "Biz ayda 100 milyon lira taksitle bina satı­ yoruz." Ama, binayı idame etmenin, o binada yaşamının aylık gideri de 150 milyon liraysa ne olacak?  ALİ İHSAN MERDANOĞLU (Diyarbakır) - Onlar beş katlı, beş katlı!  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) - Ben görüyorum burada, havaalanına giderken gö­ rüyorum neler olduğunu.  Şimdi, dolayısıyla Türkiye'de madem arsa yaratıyoruz -Türkiye geniş bir ülke- burada çok katlı bi­ nalardan sakınmak lazım. Ben bunu bir öneri olarak getiriyorum, Sayın Başkan burada değerlendirirler.  TBMM B : 6 3 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 0 1 - Şimdi, bir de, bakın arkadaşlar, bu işlerde kalite önemli. Sizin yaptığınız ve burada öve öve bi­ tiremediğiniz hizmetlerin hangi ölçüde doğru olduğu beş sene sonra anlaşılacak. Beş sene sonra o bi­ naların damları akmaya başlarsa, beş sene sonra o binaların tuğlaları dökülmeye başlarsa...  MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Dökülüyor zaten. Herkes terk etmiş.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) - .. .beş sene sonra onların kapılarının, pencerelerinin  içinden yel üfürür, sel götürür, efendim, böyle üfürmeye başlarsa o zaman size kim dua edecek? Kim  dua edecek?  "Kaliteli değil yaptığınız binalar." diyorlar arkadaşlar, çırpınıyorlar. Niye kaliteli değil? Siz Tür­ kiye'de bütün iktisadi devlet teşekküllerini iyi hizmet veremiyorlar diye özelleştirmediniz mi? Onlar  iyi hizmet veremiyorlar da çok istisnai şekilde şurada oturan TOKİ nasıl iyi hizmet veriyor? Vermi­ yor işte. Vatandaşlar şikâyet ediyorlar TOKİ binalarından. Aydın'daki de bir felaket, hâlâ çözüle­ medi problem. Her gün gazetelerde TOKİ binalarıyla ilgili şikâyet, her gün bize telefon TOKİ  binalarıyla ilgili olarak.  Dolayısıyla bu memlekette eğer devlet bazı hizmetleri iyi göremiyorsa bazı hizmetleri iyi görür.  Hangi alanda? Ticari alanda. Hangi alanda? Sanayide. Hangi alanda? İnşaatta. Hayır, bu tutarlı değil,  bu tutarlı bir yaklaşım değil.  Onun için, bırakalım, oyunu kuralına göre oynayalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kumcuoğlu, buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) - Oyunu kuralına göre oynayalım ki yarın sistem ça­ lışmaya devam etsin, ileride aksamasın, belli sıkıntılara sebep olmasın.  Efendim, hepinizi saygıyla selamlıyorum. İnşallah hayırlı olur çünkü hayırlı olmasını temenni  ediyorum. Onun için de TOKİ yönetiminin, bugün Sayın Bakana yaptırdığı hatadan başlayarak hata  yapmamaya özen göstermesini özellikle istirham ediyorum.  Sağ olun, var olun.  Saygılar. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kumcuoğlu.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, bir söz alabilir miyim?  Yerimden de olur.  BAŞKAN - Buyurun.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Sayın Milletvekilimiz hata yaptığımı söyledi ama herhalde kendisini düzeltmemde fayda var.  Şimdi, TOKİ Kanunu'na göre, TOKİ Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denet­ leniyor. Yüksek Denetleme Kurulu, denetleme ihtiyacı duyduğu zaman, Sayıştaydan, Başbakanlık  Teftiş Kurulundan ve Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulundan uzmanları görevlendiriyor...  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Hayır, hayır...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Görevlendiremez efendim.  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Görevlendiremez.
Sayfa 84 -
TBMM B : 6 3 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 0 1 - Şimdi, bir de, bakın arkadaşlar, bu işlerde kalite önemli. Sizin yaptığınız ve burada öve öve bi­ tiremediğiniz hizmetlerin hangi ölçüde doğru olduğu beş sene sonra anlaşılacak. Beş sene sonra o bi­ naların damları akmaya başlarsa, beş sene sonra o binaların tuğlaları dökülmeye başlarsa...  MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Dökülüyor zaten. Herkes terk etmiş.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) - .. .beş sene sonra onların kapılarının, pencerelerinin  içinden yel üfürür, sel götürür, efendim, böyle üfürmeye başlarsa o zaman size kim dua edecek? Kim  dua edecek?  "Kaliteli değil yaptığınız binalar." diyorlar arkadaşlar, çırpınıyorlar. Niye kaliteli değil? Siz Tür­ kiye'de bütün iktisadi devlet teşekküllerini iyi hizmet veremiyorlar diye özelleştirmediniz mi? Onlar  iyi hizmet veremiyorlar da çok istisnai şekilde şurada oturan TOKİ nasıl iyi hizmet veriyor? Vermi­ yor işte. Vatandaşlar şikâyet ediyorlar TOKİ binalarından. Aydın'daki de bir felaket, hâlâ çözüle­ medi problem. Her gün gazetelerde TOKİ binalarıyla ilgili şikâyet, her gün bize telefon TOKİ  binalarıyla ilgili olarak.  Dolayısıyla bu memlekette eğer devlet bazı hizmetleri iyi göremiyorsa bazı hizmetleri iyi görür.  Hangi alanda? Ticari alanda. Hangi alanda? Sanayide. Hangi alanda? İnşaatta. Hayır, bu tutarlı değil,  bu tutarlı bir yaklaşım değil.  Onun için, bırakalım, oyunu kuralına göre oynayalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kumcuoğlu, buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) - Oyunu kuralına göre oynayalım ki yarın sistem ça­ lışmaya devam etsin, ileride aksamasın, belli sıkıntılara sebep olmasın.  Efendim, hepinizi saygıyla selamlıyorum. İnşallah hayırlı olur çünkü hayırlı olmasını temenni  ediyorum. Onun için de TOKİ yönetiminin, bugün Sayın Bakana yaptırdığı hatadan başlayarak hata  yapmamaya özen göstermesini özellikle istirham ediyorum.  Sağ olun, var olun.  Saygılar. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kumcuoğlu.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, bir söz alabilir miyim?  Yerimden de olur.  BAŞKAN - Buyurun.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Sayın Milletvekilimiz hata yaptığımı söyledi ama herhalde kendisini düzeltmemde fayda var.  Şimdi, TOKİ Kanunu'na göre, TOKİ Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denet­ leniyor. Yüksek Denetleme Kurulu, denetleme ihtiyacı duyduğu zaman, Sayıştaydan, Başbakanlık  Teftiş Kurulundan ve Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulundan uzmanları görevlendiriyor...  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Hayır, hayır...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Görevlendiremez efendim.  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Görevlendiremez.  TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 0 2 - DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayıştay uzmanları, gidip TOKİ'yi bugüne  kadar defalarca denetlediler.ve Meclisin KİT Komisyonu tarafından da bu rapor görüşülüyor. O yüz­ den, ben... (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)  Eğer konuşmama dikkat ederseniz...  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, yanlış bilgi veriyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, ben dinledim, müsaade edin, bitire­ yim, ondan sonra siz de beni düzeltirsiniz.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Dediğim zaman... (CHP ve MHP sırala­ rından gürültüler)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yapmayın Allah aşkına!  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ya, dinlemeyi öğrenirsek... Türkiye'nin ba­ şına ne geldiyse dinlememekten geliyor.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Maksat, düzeltmek.  BAŞKAN - Sayın Kaçır... Sayın Kaçır, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bir dinleyin, hatam varsa düzeltin.  Ben dedim ki konuşmamda dikkatli dinlediyseniz: "Gerektiği zamanlarda Sayıştay tarafından..."  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Gerektiğinde de olmaz.  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Gerektiğinde de olmaz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Tabii ki Sayıştaydaki uzmanlar da Devlet  Denetleme Kurulunun verdiği görevler...  Bir düzeltmeye daha ihtiyaç var Sayın Milletvekilimizin sözlerinde. Şimdi, TOKİ, sanki hiçbir  kurumda olmayan bir şeyi istiyormuş gibi bir intiba var. Hâlbuki, TOKİ'nin burada istediği, bazı ara­ zilerde vergilerden muafiyet.  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, Amerika değil burası!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ama birçok kurumumuz -bunlar arasında  Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve ileri teknoloji enstitüleri, Savunma Sanayii Müsteşarlığı,  Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, TÜBİTAK, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Dev­ let Tiyatroları, Orman Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi birçok kurum- hem arazi  hem de yapı üzerindeki emlak vergilerinden muaf tutulmuş. TOKİ diyor ki: "Sadece arazi üzerindeki  emlaktan biz muaf tutulalım, arazinin üzerine binayı inşa ettikten sonra çok daha fazla vergi geliri,  devlete, hazineye kazandıralım." Bu da ülke için faydalıdır.  Onun için Sayın Milletvekilim, gerçekten, Mevlânâ'yı üzmeyelim, burada daha dikkatli olalım!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sen dikkat et!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer arkadaşlarım, bir doğruyu...  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Benim söz hakkım yok değil mi Sayın Başkan?
Sayfa 85 -
TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 0 2 - DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayıştay uzmanları, gidip TOKİ'yi bugüne  kadar defalarca denetlediler.ve Meclisin KİT Komisyonu tarafından da bu rapor görüşülüyor. O yüz­ den, ben... (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)  Eğer konuşmama dikkat ederseniz...  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, yanlış bilgi veriyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, ben dinledim, müsaade edin, bitire­ yim, ondan sonra siz de beni düzeltirsiniz.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Dediğim zaman... (CHP ve MHP sırala­ rından gürültüler)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yapmayın Allah aşkına!  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ya, dinlemeyi öğrenirsek... Türkiye'nin ba­ şına ne geldiyse dinlememekten geliyor.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Maksat, düzeltmek.  BAŞKAN - Sayın Kaçır... Sayın Kaçır, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bir dinleyin, hatam varsa düzeltin.  Ben dedim ki konuşmamda dikkatli dinlediyseniz: "Gerektiği zamanlarda Sayıştay tarafından..."  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Gerektiğinde de olmaz.  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Gerektiğinde de olmaz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Tabii ki Sayıştaydaki uzmanlar da Devlet  Denetleme Kurulunun verdiği görevler...  Bir düzeltmeye daha ihtiyaç var Sayın Milletvekilimizin sözlerinde. Şimdi, TOKİ, sanki hiçbir  kurumda olmayan bir şeyi istiyormuş gibi bir intiba var. Hâlbuki, TOKİ'nin burada istediği, bazı ara­ zilerde vergilerden muafiyet.  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, Amerika değil burası!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ama birçok kurumumuz -bunlar arasında  Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve ileri teknoloji enstitüleri, Savunma Sanayii Müsteşarlığı,  Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, TÜBİTAK, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Dev­ let Tiyatroları, Orman Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi birçok kurum- hem arazi  hem de yapı üzerindeki emlak vergilerinden muaf tutulmuş. TOKİ diyor ki: "Sadece arazi üzerindeki  emlaktan biz muaf tutulalım, arazinin üzerine binayı inşa ettikten sonra çok daha fazla vergi geliri,  devlete, hazineye kazandıralım." Bu da ülke için faydalıdır.  Onun için Sayın Milletvekilim, gerçekten, Mevlânâ'yı üzmeyelim, burada daha dikkatli olalım!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sen dikkat et!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer arkadaşlarım, bir doğruyu...  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Benim söz hakkım yok değil mi Sayın Başkan?  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Sayın Kumcuoğlu, bir doğruyu bulmaya çalışıyoruz. Siz Maliye Bakanlığının, tabii,  en yetkili makamında bulundunuz. Biraz sonra da zaten Sayın Akif Hamzaçebi konuşacak. Ben ken­ disini de biliyorum, o da bu konunun tam merkezinde görev yapan arkadaşlarımızdan birisi, geç­ mişten beri tanıyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Şimdi, Sayın Başkanım, Sayıştay denetimi ayrı bir hadise, Sa­ yıştaydan uzman alarak denetim yapmak ayrı bir hadise.  BAŞKAN - Anladım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - TOKİ'nin Sayıştay denetimi yok.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ben de onu düzeltmek için söz istedim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Hayır, ama yok yani!  BAŞKAN - Sayın Şandır, bir de şimdi Sayın Hamzaçebi'yi dinleyelim bakalım konunun uzmanı  birisi olarak. Tamam efendim.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Akif Hamzaçebi, Trabzon Milletvekili.  Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, sayın mil­ letvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.  l ' inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi ifade ederken TO­ Kİ'nin Sayıştay karşısındaki konumunu açıklamıştım. Sayın Bakan sanıyorum o zaman burada yoktu,  Sayın Faruk Özak Bakanımız vardı, belki benim açıklamalarımı Sayın Bakan kaçırmış olabilir, daha  doğrusu burada olmadığı için doğal olarak dinlemedi ama biraz önce de Sayıştayla ilgili, Sayıştayın  TOKİ'yle ilişkisi konusunda Sayın Bakan bazı açıklamalar yapınca ben tekrar bu konuda bir açık­ lama yapma ihtiyacı duyuyorum.  2002 sonunda o zamanki Parlamentonun yani Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk  Partisinden oluşan Parlamentonun kabul ettiği 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu  ile TOKİ kanun kapsamına alınmıştı. Kanun kapsamına alınmış olması nedeniyle Parlamento dene­ timine tabi olacaktı. Yani, bu denetim nedir?  TOKİ'nin bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonundan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçe­ cek, TOKİ'nin harcamalarının sonuçlarını içeren kesin hesap kanunları Plan ve Bütçe Komisyonun­ dan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçecekti. Parlamentonun bir kere bütçe denetimi olacaktı.  İkinci olarak: Sayıştay TOKİ'nin harcamalarını denetleyecekti. Sayıştay denetimi Anayasa'nın  160'ıncı maddesinde düzenlenmiştir, KİT Komisyonunun yaptığı denetim ise Anayasa'nın 166'ncı  maddesinde düzenlenmiştir; ikisi birbirinden tamamen farklıdır. Şu an KİT Komisyonu TOKİ'nin he­ saplarını denetliyor ama Sayıştay denetleyemiyor. Sayıştay, harcamaları denetlediği zaman sorum­ luların hesaplarını kesin hükme bağlar. Sayıştay, bir hesap mahkemesidir.  Şimdi, Hükümetin 2002 sonundaki bu yasa hükmüne rağmen iki yıl sonra yaptığı bir yasa de­ ğişikliğiyle TOKİ'yi Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamından çıkarmasının nedeni,  onu bütçe denetiminin dışına çıkarmak ve Sayıştay denetiminin dışına çıkarmaktır.  Şimdi, bu denetim budur. Şu an TOKİ bu nedenle Sayıştay denetimine tabi değildir. TOKİ eğer  Sayıştay denetimine tabi olsaydı benim ifade ettiğim o adrese teslim ihaleyi Sayıştay denetleyecekti,  o ihale teşebbüsünü. Hâlâ TOKİ belki niyetli o adrese teslim ihaleyi yapmakta ama onlar raporlara  konu olacaktı. Bugün, KİT Komisyonunun TOKİ hakkında düzenlediği rapor var, dünya kadar usul­ süzlük var. Sonuç nedir? Sonuç yok. KİT Komisyonu o raporları görüşüyor mu, görüşmüyor mu? gö­ rüşse bile ibra ediyor, Hükümetin kontrolünde bir KİT Komisyonunun yapacağı hiçbir şey yoktur.  - 2 0 3 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Sayın Kumcuoğlu, bir doğruyu bulmaya çalışıyoruz. Siz Maliye Bakanlığının, tabii,  en yetkili makamında bulundunuz. Biraz sonra da zaten Sayın Akif Hamzaçebi konuşacak. Ben ken­ disini de biliyorum, o da bu konunun tam merkezinde görev yapan arkadaşlarımızdan birisi, geç­ mişten beri tanıyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Şimdi, Sayın Başkanım, Sayıştay denetimi ayrı bir hadise, Sa­ yıştaydan uzman alarak denetim yapmak ayrı bir hadise.  BAŞKAN - Anladım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - TOKİ'nin Sayıştay denetimi yok.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ben de onu düzeltmek için söz istedim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Hayır, ama yok yani!  BAŞKAN - Sayın Şandır, bir de şimdi Sayın Hamzaçebi'yi dinleyelim bakalım konunun uzmanı  birisi olarak. Tamam efendim.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Akif Hamzaçebi, Trabzon Milletvekili.  Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, sayın mil­ letvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.  l ' inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi ifade ederken TO­ Kİ'nin Sayıştay karşısındaki konumunu açıklamıştım. Sayın Bakan sanıyorum o zaman burada yoktu,  Sayın Faruk Özak Bakanımız vardı, belki benim açıklamalarımı Sayın Bakan kaçırmış olabilir, daha  doğrusu burada olmadığı için doğal olarak dinlemedi ama biraz önce de Sayıştayla ilgili, Sayıştayın  TOKİ'yle ilişkisi konusunda Sayın Bakan bazı açıklamalar yapınca ben tekrar bu konuda bir açık­ lama yapma ihtiyacı duyuyorum.  2002 sonunda o zamanki Parlamentonun yani Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk  Partisinden oluşan Parlamentonun kabul ettiği 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu  ile TOKİ kanun kapsamına alınmıştı. Kanun kapsamına alınmış olması nedeniyle Parlamento dene­ timine tabi olacaktı. Yani, bu denetim nedir?  TOKİ'nin bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonundan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçe­ cek, TOKİ'nin harcamalarının sonuçlarını içeren kesin hesap kanunları Plan ve Bütçe Komisyonun­ dan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçecekti. Parlamentonun bir kere bütçe denetimi olacaktı.  İkinci olarak: Sayıştay TOKİ'nin harcamalarını denetleyecekti. Sayıştay denetimi Anayasa'nın  160'ıncı maddesinde düzenlenmiştir, KİT Komisyonunun yaptığı denetim ise Anayasa'nın 166'ncı  maddesinde düzenlenmiştir; ikisi birbirinden tamamen farklıdır. Şu an KİT Komisyonu TOKİ'nin he­ saplarını denetliyor ama Sayıştay denetleyemiyor. Sayıştay, harcamaları denetlediği zaman sorum­ luların hesaplarını kesin hükme bağlar. Sayıştay, bir hesap mahkemesidir.  Şimdi, Hükümetin 2002 sonundaki bu yasa hükmüne rağmen iki yıl sonra yaptığı bir yasa de­ ğişikliğiyle TOKİ'yi Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamından çıkarmasının nedeni,  onu bütçe denetiminin dışına çıkarmak ve Sayıştay denetiminin dışına çıkarmaktır.  Şimdi, bu denetim budur. Şu an TOKİ bu nedenle Sayıştay denetimine tabi değildir. TOKİ eğer  Sayıştay denetimine tabi olsaydı benim ifade ettiğim o adrese teslim ihaleyi Sayıştay denetleyecekti,  o ihale teşebbüsünü. Hâlâ TOKİ belki niyetli o adrese teslim ihaleyi yapmakta ama onlar raporlara  konu olacaktı. Bugün, KİT Komisyonunun TOKİ hakkında düzenlediği rapor var, dünya kadar usul­ süzlük var. Sonuç nedir? Sonuç yok. KİT Komisyonu o raporları görüşüyor mu, görüşmüyor mu? gö­ rüşse bile ibra ediyor, Hükümetin kontrolünde bir KİT Komisyonunun yapacağı hiçbir şey yoktur.  - 2 0 3 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - CHP'li arkadaşlar var, üyeler var, olur mu canım!  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ama Sayıştay, Parlamento adına denetim yapan  özerk bir kurumdur, Parlamento adına denetim yapar.  Şimdi, haftaya bir Sayıştay yasa teklifini de görüşeceğiz. Parlamento adına denetim yapan bu  özerk yapıyı da Hükümet bir şekilde kontrolüne almak istiyor. Onun teşebbüsünü de önümüzdeki  hafta Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşeceğiz.  Şimdi, bu madde neyi getiriyor? Bu madde, TOKİ'nin arazilerini emlak vergisinden muaf tutuyor.  Sayın Bakanın açıklamalarını dinledim. Tabii ki Sayın Bakan, bir başka Sayın Bakanın yerine oturdu,  kendisine ilgili bürokratların verdiği bilgiyi bize aktardı. Şimdi, ilgili bürokratların verdiği bilgiler ya­ nıltıcı, değerli arkadaşlar. 1 'inci maddede konuşurken o zaman oturan Sayın Faruk Özak Bakanımızın  bir açıklaması olmuştu. Ben cevap vermedim Sayın Faruk Özak Bakanımıza. Dedi ki Sayın Faruk Özak  tümü üzerindeki eleştirileri cevaplarken: "Efendim, Yüksek Denetleme Kurulunun raporları var." Hangi  konuda? "Bu tasarının 3'üncü ve 4'üncü maddeleriyle yapılan düzenleme konusunda." 3'üncü ve  4'üncü maddeler biraz sonra görüşülecek. O maddeler, hâlen mahkemelerde devam eden bir davaya mü­ dahale ederek TOKİ'yi davalı konumdan çıkarıyor. Bu, hukuk devletine aykırı. O maddelerde bunu  görüşeceğiz. TOKİ davalı konumdan çıkıyor. Sayın Faruk Özak Bakanımız dedi ki: "Bunlarla ilgili  Yüksek Denetleme Kurulu raporu var." Ben kendisine not gönderdim. "Sayın Bakanım, bu açıklamayı  siz ilgili bürokratın yani TOKİ Başkanının size verdiği not üzerine yapıyorsunuz. Aynı açıklamayı Plan  ve Bütçe Komisyonunda da yaptınız." Ben, o zaman da sordum: "Bu Yüksek Denetleme Kurulu raporu  nerede? Bana onu gönderir misiniz, bekliyorum." Sayın Bakan daha sonra dedi ki: "Ya, o rapor yok."  Yok... Ama TOKİ Başkanı, Sayın Faruk Özak'a, Bakana burada yanlış bilgiyi Parlamentoya verdirt­ mekten kaçınmıyor. Üstelik bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda ben uyarmışım.  Şimdi, bu maddeye dönersek Sayın Bakan diyor ki: "Birçok kurum emlak vergisinden muaf."  Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; o kurumların hepsi kamu hizmeti sunan merkezî yönetim  kapsamındaki kurumlar; üniversiteler, diğer özel bütçeli idareler. Bunların emlak vergisi tabii ki ol­ mayacaktır, bunlar emlak vergisinden tabii ki muaf olacaktır. Siz, emlak vergisinin muafiyetler mad­ desine bakın, son derece sınırlı muafiyetler vardır. TOKİ emlak vergisinden muaf olmamalı. Neden  olmamalı? TOKİ piyasada konut üretiyor. Evet, bir kamu kurumu. Kamu kurumu TOKİ diyor ki:  "Efendim, ben muaf olursam buradan 1,2 milyon TL bir tasarrufum olacak. Bununla şu kadar daha  sosyal konut üreteceğim." Şimdi, bu mantığın sonu yoktur. O zaman TOKİ çalışanlarının ücretlerini  de emlak vergisinden muaf tutalım, daha çok kaynak elde etsin, daha çok konut yapsın. Bu, Anaya- sa'nın eşitlik ilkesine aykırı.  Şimdi düzenleme... Düzenleme doğru değil, TOKİ maalesef çok sayıda -çok sayıda konut üret­ mesine maalesef demiyorum, yanlış bir izlenim vermeyeyim- konut üretiyor, doğru. Biz arzu ediyo­ ruz ki bu çok sayıda konutu kaliteli üretsin ve ihaleleri herhangi bir şaibeye konu olmasın, şaibeden  uzak olsun ama böyle bir yapı yok TOKİ'de. TOKİ'nin yayınladığı kitap ihalelerde hiçbir şey ol­ madığı sonucunu göstermiyor, öyle bir durum söz konusu değil. Biraz önce 1 'inci maddede verdi­ ğim adrese teslim ihale teşebbüsüne TOKİ'nin yapabileceği hiçbir açıklama yoktur.  Bakın, TOKİ plan yetkisini de olağanüstü kötü kullanıyor. Örnek veriyorum: İstanbul Ataşehir.  Ataşehir 90'lı yıllarda Uluslararası Habitat Ödülü'nü alan bir konut yerleşiminin olduğu bir beldeydi,  90'h yıllarda böylesine modern bir yerleşimin konu olduğu bir yerdi. TOKİ'yle ne oldu? Daha doğ­ rusu AKP İktidarı dönemindeki TOKİ'yle ne oldu Ataşehir yerleşimi?  - 2 0 4 -
Sayfa 87 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - CHP'li arkadaşlar var, üyeler var, olur mu canım!  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ama Sayıştay, Parlamento adına denetim yapan  özerk bir kurumdur, Parlamento adına denetim yapar.  Şimdi, haftaya bir Sayıştay yasa teklifini de görüşeceğiz. Parlamento adına denetim yapan bu  özerk yapıyı da Hükümet bir şekilde kontrolüne almak istiyor. Onun teşebbüsünü de önümüzdeki  hafta Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşeceğiz.  Şimdi, bu madde neyi getiriyor? Bu madde, TOKİ'nin arazilerini emlak vergisinden muaf tutuyor.  Sayın Bakanın açıklamalarını dinledim. Tabii ki Sayın Bakan, bir başka Sayın Bakanın yerine oturdu,  kendisine ilgili bürokratların verdiği bilgiyi bize aktardı. Şimdi, ilgili bürokratların verdiği bilgiler ya­ nıltıcı, değerli arkadaşlar. 1 'inci maddede konuşurken o zaman oturan Sayın Faruk Özak Bakanımızın  bir açıklaması olmuştu. Ben cevap vermedim Sayın Faruk Özak Bakanımıza. Dedi ki Sayın Faruk Özak  tümü üzerindeki eleştirileri cevaplarken: "Efendim, Yüksek Denetleme Kurulunun raporları var." Hangi  konuda? "Bu tasarının 3'üncü ve 4'üncü maddeleriyle yapılan düzenleme konusunda." 3'üncü ve  4'üncü maddeler biraz sonra görüşülecek. O maddeler, hâlen mahkemelerde devam eden bir davaya mü­ dahale ederek TOKİ'yi davalı konumdan çıkarıyor. Bu, hukuk devletine aykırı. O maddelerde bunu  görüşeceğiz. TOKİ davalı konumdan çıkıyor. Sayın Faruk Özak Bakanımız dedi ki: "Bunlarla ilgili  Yüksek Denetleme Kurulu raporu var." Ben kendisine not gönderdim. "Sayın Bakanım, bu açıklamayı  siz ilgili bürokratın yani TOKİ Başkanının size verdiği not üzerine yapıyorsunuz. Aynı açıklamayı Plan  ve Bütçe Komisyonunda da yaptınız." Ben, o zaman da sordum: "Bu Yüksek Denetleme Kurulu raporu  nerede? Bana onu gönderir misiniz, bekliyorum." Sayın Bakan daha sonra dedi ki: "Ya, o rapor yok."  Yok... Ama TOKİ Başkanı, Sayın Faruk Özak'a, Bakana burada yanlış bilgiyi Parlamentoya verdirt­ mekten kaçınmıyor. Üstelik bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda ben uyarmışım.  Şimdi, bu maddeye dönersek Sayın Bakan diyor ki: "Birçok kurum emlak vergisinden muaf."  Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; o kurumların hepsi kamu hizmeti sunan merkezî yönetim  kapsamındaki kurumlar; üniversiteler, diğer özel bütçeli idareler. Bunların emlak vergisi tabii ki ol­ mayacaktır, bunlar emlak vergisinden tabii ki muaf olacaktır. Siz, emlak vergisinin muafiyetler mad­ desine bakın, son derece sınırlı muafiyetler vardır. TOKİ emlak vergisinden muaf olmamalı. Neden  olmamalı? TOKİ piyasada konut üretiyor. Evet, bir kamu kurumu. Kamu kurumu TOKİ diyor ki:  "Efendim, ben muaf olursam buradan 1,2 milyon TL bir tasarrufum olacak. Bununla şu kadar daha  sosyal konut üreteceğim." Şimdi, bu mantığın sonu yoktur. O zaman TOKİ çalışanlarının ücretlerini  de emlak vergisinden muaf tutalım, daha çok kaynak elde etsin, daha çok konut yapsın. Bu, Anaya- sa'nın eşitlik ilkesine aykırı.  Şimdi düzenleme... Düzenleme doğru değil, TOKİ maalesef çok sayıda -çok sayıda konut üret­ mesine maalesef demiyorum, yanlış bir izlenim vermeyeyim- konut üretiyor, doğru. Biz arzu ediyo­ ruz ki bu çok sayıda konutu kaliteli üretsin ve ihaleleri herhangi bir şaibeye konu olmasın, şaibeden  uzak olsun ama böyle bir yapı yok TOKİ'de. TOKİ'nin yayınladığı kitap ihalelerde hiçbir şey ol­ madığı sonucunu göstermiyor, öyle bir durum söz konusu değil. Biraz önce 1 'inci maddede verdi­ ğim adrese teslim ihale teşebbüsüne TOKİ'nin yapabileceği hiçbir açıklama yoktur.  Bakın, TOKİ plan yetkisini de olağanüstü kötü kullanıyor. Örnek veriyorum: İstanbul Ataşehir.  Ataşehir 90'lı yıllarda Uluslararası Habitat Ödülü'nü alan bir konut yerleşiminin olduğu bir beldeydi,  90'h yıllarda böylesine modern bir yerleşimin konu olduğu bir yerdi. TOKİ'yle ne oldu? Daha doğ­ rusu AKP İktidarı dönemindeki TOKİ'yle ne oldu Ataşehir yerleşimi?  - 2 0 4 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Bugün o sitelerden ana yola ulaşmak için trafik yoğunluğunun yaşandığı bir yer oldu, birincisi  bu. İki: Yoğunluk olağanüstü artırıldı. Bunlar bir başarı olarak sunuluyor. Yoğunluk olağanüstü artı­ rıldı, başka müteahhitlerin yapacağı inşaatlarda yoğunluğu artırma şansları yok ama TOKİ sınırsız  bir şekilde artırabiliyor. Âdeta müteahhide ve projeye göre yasalar değiştirildi. 2008 yılında TEM yo­ lunun, yani Anadolu Otoyolu'nun kuzeyinde bir plan değişikliği yapmak suretiyle TOKİ orayı mer­ kezî iş alanına dönüştürdü. Yine aynı yıl TEM yolunun güneyindeki yerleşim alanını yine merkezî  iş alanına, bir müteahhidin projesine yönelik olarak değiştirerek orada yoğunluğu artırdı. Peki, yeşil  alanlar nerede? Bugün "Yeşil alanlar da yaratıyoruz." diyen TOKİ burada yeşil alan yaratmış mıdır?  Planlara baktığımızda yeşil alanlar otoyolların çekme mesafelerindedir, yüksek gerilim hatlarının al­ tındadır, İSKİ, isale hatlarının, kanalizasyon hatlarının üstündedir veya refüjlerin ortasındaki o böl­ gededir. Yani fiilen vatandaşın kullanmasının mümkün olmayacağı alanlar planlarda yeşil alan olarak  gösterilmiştir. Şimdi, TOKİ bununla övünüyor. Yeşil alanlar kâğıt üzerindedir. Maalesef böyle bir in­ şaat anlayışıyla TOKİ, Türkiye'nin kentleşmesine katılmak istiyor. Bugün Türkiye'de TOKİ sayesinde  kentler özelliğini kaybetmiştir. Her yerde aynı blok mimariyi görürsünüz.  Ya kardeşim, değerli arkadaşlar -yani projeyi yapanlar için söylüyorum- Karadeniz'de bu in­ şaat teknolojisi, yalıtımı farklı olmalı, Orta Anadolu'da farklı olmalı, Akdeniz Bölgesi'nde farklı ol­ malı, İstanbul'da farklı olmalı ama...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - .. .bakıyorsunuz TOKİ sayesinde tek tip bir blok  inşaatımız oldu. Ankara'nın Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi de öyledir. Bugün övü­ nülüyor, evet, gecekondu olmaması tabii ki iyi bir şey ama başkent Ankara'ya çok daha güzel bir pro­ jeyi yaratamaz mıydık? Neden bütün projeler hep birbirinin tekrarı olmak zorundadır?  Değerli arkadaşlar, durum budur.  TOKİ, ayrıca kamunun inşaat birimine dönüşmüştür. Bütün kamu kurumları, bakanlıklar inşa­ atlarını TOKİ'ye yaptırıyor. Şimdi, TOKİ, dar ve orta gelirliye konut üretecek bir kurumdu, bunun  için kurulmuştu. Kamunun inşaatlarını yapmayla ne işi var? Hastane yapıyor, stadyum yapıyor, efen­ dim, yol yapıyor, hizmet binaları yapıyor. TOKİ, dönsün, dönsün de konut yapsın, şu yurt dışı çıkış  harcını amacına uygun kullansın, o harçtaki kaçakları önlesin ve memleket konut açısından ciddi  adımlar görsün ama bu yaklaşımı maalesef göremiyoruz, görme şansımız da yok çünkü TOKİ, kötü  ellerdedir, kötü yönetilmektedir.  Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sırrı Sakık, Muş Milletvekili.  Sayın Sakık, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Biz, sadece, Barış ve Demokrasi Partisi, muhalefet adına... Yani doğru bir şey yapılıyorsa Allah  adına destekleriz ama yanlış bir şey de yapılıyorsa yakasına da yapışırız. Şimdi, bu konuda doğru bir  şey varsa biz doğrunun yanında oluruz. Mağdurlar bir şey yani bir mal-mülk sahibi olacaksa biz bunun  yanında yer alırız ama toplumun gerçekten buna ihtiyacı var. "Toplu konut" diyoruz ama bir taraftan  da hâlen toplu mezarlarla dün karşılaştık. Yani ülkenin bir tarafında 1998'de 30 tane PKK'li militanı  katleden ve topluca oraya gömen bir anlayış da var. Şimdi, biz, eğer ülkemizde gerçekten iç barışımızı  sağlamadığımız müddetçe, bizim konutlarımız, köşklerimiz, saraylarımız da olsa hiçbir şey ifade etmez.  - 2 0 5 -
Sayfa 88 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Bugün o sitelerden ana yola ulaşmak için trafik yoğunluğunun yaşandığı bir yer oldu, birincisi  bu. İki: Yoğunluk olağanüstü artırıldı. Bunlar bir başarı olarak sunuluyor. Yoğunluk olağanüstü artı­ rıldı, başka müteahhitlerin yapacağı inşaatlarda yoğunluğu artırma şansları yok ama TOKİ sınırsız  bir şekilde artırabiliyor. Âdeta müteahhide ve projeye göre yasalar değiştirildi. 2008 yılında TEM yo­ lunun, yani Anadolu Otoyolu'nun kuzeyinde bir plan değişikliği yapmak suretiyle TOKİ orayı mer­ kezî iş alanına dönüştürdü. Yine aynı yıl TEM yolunun güneyindeki yerleşim alanını yine merkezî  iş alanına, bir müteahhidin projesine yönelik olarak değiştirerek orada yoğunluğu artırdı. Peki, yeşil  alanlar nerede? Bugün "Yeşil alanlar da yaratıyoruz." diyen TOKİ burada yeşil alan yaratmış mıdır?  Planlara baktığımızda yeşil alanlar otoyolların çekme mesafelerindedir, yüksek gerilim hatlarının al­ tındadır, İSKİ, isale hatlarının, kanalizasyon hatlarının üstündedir veya refüjlerin ortasındaki o böl­ gededir. Yani fiilen vatandaşın kullanmasının mümkün olmayacağı alanlar planlarda yeşil alan olarak  gösterilmiştir. Şimdi, TOKİ bununla övünüyor. Yeşil alanlar kâğıt üzerindedir. Maalesef böyle bir in­ şaat anlayışıyla TOKİ, Türkiye'nin kentleşmesine katılmak istiyor. Bugün Türkiye'de TOKİ sayesinde  kentler özelliğini kaybetmiştir. Her yerde aynı blok mimariyi görürsünüz.  Ya kardeşim, değerli arkadaşlar -yani projeyi yapanlar için söylüyorum- Karadeniz'de bu in­ şaat teknolojisi, yalıtımı farklı olmalı, Orta Anadolu'da farklı olmalı, Akdeniz Bölgesi'nde farklı ol­ malı, İstanbul'da farklı olmalı ama...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - .. .bakıyorsunuz TOKİ sayesinde tek tip bir blok  inşaatımız oldu. Ankara'nın Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi de öyledir. Bugün övü­ nülüyor, evet, gecekondu olmaması tabii ki iyi bir şey ama başkent Ankara'ya çok daha güzel bir pro­ jeyi yaratamaz mıydık? Neden bütün projeler hep birbirinin tekrarı olmak zorundadır?  Değerli arkadaşlar, durum budur.  TOKİ, ayrıca kamunun inşaat birimine dönüşmüştür. Bütün kamu kurumları, bakanlıklar inşa­ atlarını TOKİ'ye yaptırıyor. Şimdi, TOKİ, dar ve orta gelirliye konut üretecek bir kurumdu, bunun  için kurulmuştu. Kamunun inşaatlarını yapmayla ne işi var? Hastane yapıyor, stadyum yapıyor, efen­ dim, yol yapıyor, hizmet binaları yapıyor. TOKİ, dönsün, dönsün de konut yapsın, şu yurt dışı çıkış  harcını amacına uygun kullansın, o harçtaki kaçakları önlesin ve memleket konut açısından ciddi  adımlar görsün ama bu yaklaşımı maalesef göremiyoruz, görme şansımız da yok çünkü TOKİ, kötü  ellerdedir, kötü yönetilmektedir.  Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sırrı Sakık, Muş Milletvekili.  Sayın Sakık, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Biz, sadece, Barış ve Demokrasi Partisi, muhalefet adına... Yani doğru bir şey yapılıyorsa Allah  adına destekleriz ama yanlış bir şey de yapılıyorsa yakasına da yapışırız. Şimdi, bu konuda doğru bir  şey varsa biz doğrunun yanında oluruz. Mağdurlar bir şey yani bir mal-mülk sahibi olacaksa biz bunun  yanında yer alırız ama toplumun gerçekten buna ihtiyacı var. "Toplu konut" diyoruz ama bir taraftan  da hâlen toplu mezarlarla dün karşılaştık. Yani ülkenin bir tarafında 1998'de 30 tane PKK'li militanı  katleden ve topluca oraya gömen bir anlayış da var. Şimdi, biz, eğer ülkemizde gerçekten iç barışımızı  sağlamadığımız müddetçe, bizim konutlarımız, köşklerimiz, saraylarımız da olsa hiçbir şey ifade etmez.  - 2 0 5 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 0 6 - Bakın, iki gündür Türkiye'de bir fırtına esiyor. Yargıya nasıl müdahale edildiğini hep birlikte gö­ rüyoruz ama toplumun büyük bir kısmı, Parlamentonun büyük bir kısmı sanki bu olup bitenlerden  hiç haberdar değil. Olup bitenler bizi ilgilendirmiyor, bu olup bitenlerin geleceğimizi kararttığını  görmüyoruz. Oysaki bunlar daha önce yapılmıştı, bu uygulamalar daha önce de birkaç kez yapıldı.  Biz bir bütün olarak seyirci kaldık. Şemdinli'den başlayan bir hukuksuzluk. Aslında hukuksuzluk  uzun yıllardır, bu ülkenin kuruluşundan bugüne kadar hayatın her alanında var. 12 Eylül ve sonrası  12 Eylül Anayasası'yla idare ediliyor ülkemiz. Biz buna seyirci kalıyoruz ve Şemdinli'de başlayan  ve yargıya müdahale olduğu dönemde iktidar buna seyirci kaldı. Şemdinli'de suçüstü yakalanan ka­ tiller "iyi çocuktur" dendiği zaman, apoletliler emretti, bunlar yargıdan aklanarak çıktı.  Oysaki ne olmuştu Şemdinli'de? Umut Kitabevine bu katiller gidip bomba koymuştu, orada in­ sanlar yaşamını yitirmişti ve katiller suçüstü yakalandı. Halk bunları alıp linç edebilirdi. Ne yaptı  halk? Alıp götürdü, inandı, devlete, hukuka teslim etti. Hukuk ne yaptı? Aldı katilleri serbest bıraktı  ve o iddianameyi hazırlayan savcı mesleğinden edildi.  Şimdi, geldiğimiz bu noktada, bakın, dün Erzurum ve Erzincan'da olup bitenleri hep birlikte  gördük. Yani eğer birileri suça bulaşmışsa, mevkisi, makamı, rütbesi, üniforması ne olursa olsun,  yargıda, yargının karşısında hesap verebilmelidir ama orada bir başsavcıyla ilgili bir soruşturma baş­ ladı, kıyametler koptu. Hâkimler ve Savcılar Üst Kurulu alelacele toplandı. Ne yaptı? Orada 4 sav­ cıyı etkisiz hâle getirmek ve şimdi de hâlen ne olacağı belli değil.  Şimdi, bu Hâkimler ve Savcılar Kurulunda görevli olan bir zatla ilgili birkaç şeyi sizlerle pay­ laşmak istiyorum. Bu, daha önce bilinen Ali Suat Ertosun. Bunun döneminde, hepimiz biliriz, 19  Aralık 2000 yılında cezaevlerinde nasıl bir katliam yapıldığım, bizzat mimarın kendisi olduğunu da  hepimiz biliyoruz. Orada 32 tane insan yaşamını yitirdi. Aynı gece bir operasyonla 20 cezaevine...  Bir ülke kendi cezaevine tank, topla saldırabilir mi? Bizim ülkemizde yaşandı ve masum çocuklar,  yani bu Hükümetin, bu devletin güvencesi altında olan tutuklu ve hükümlüler katledildi. Katledilen  bu devletin hukukuydu, adaletiydi ama hepimiz birlikte buna seyirci kaldık.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Devlet de hapishanelere giremiyordu ama.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, siz oradan bağırmayın. Ben sizin ne olduğunuzu biliyorum.  Dün, kalkıp burada Millî Güvenlik Kurulunu savunan birisiniz. Utanç duydum siz bunları söylerken.  (BDP sıralarından alkışlar) Millî Güvenlik Kurulunu... İktidarı şeyle suçluyordunuz, diyordunuz ki:  "Millî Güvenlik Kurulunu etkisiz hâle getirmeye çalışıyorsunuz." Demokratik bir ülkede Millî Gü­ venlik Kurulu olur mu?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Türk Silahlı Kuvvetlerini de silahlarından terhis edelim, değil mi?  BAŞKAN - Sayın Sakık... Sayın Öztürk...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Türk Silahlı Kuvvetleri yasalar içerisinde kaldığı müddetçe hepi­ mizin sahip çıktığı bir kurumdur. Ama yasayı ve hukuku ihlal ettiği zaman hukukun önünde de hesap  vermek zorundadır.  Şimdi, bu zat, bu ülkede bunların, bu 32 insanın katilidir. 19 Aralık 2002; evet, o gece Ulu- canlar'da kara kan karıştı, 11 insan katledildi; İstanbul'da yine aynı şekilde ve Diyarbakır'da da  aynı şekilde ve bu adam, bu ülkede ulaşabileceği en üst noktaya kadar ulaştı. Bunda sizin de o  kadar çok günahınız, payınız var ki. Bu adama, getirdiniz, burada, Meclisin ödül, onur bilmem  neyini verdiniz. Sonra ne yaptınız? Başbakan ve Hükümet ortak bir kararla yine buna ödül verdiniz.  Ödülü veren de Sayın Cemil Çiçek, ödülü veren de yine Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç. Bu  insan, eğer bu kadar eli kanla ve ismi kanla anılıyorsa bu Meclisin ona ödül vermeye hakkı yoktur.
Sayfa 89 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 0 6 - Bakın, iki gündür Türkiye'de bir fırtına esiyor. Yargıya nasıl müdahale edildiğini hep birlikte gö­ rüyoruz ama toplumun büyük bir kısmı, Parlamentonun büyük bir kısmı sanki bu olup bitenlerden  hiç haberdar değil. Olup bitenler bizi ilgilendirmiyor, bu olup bitenlerin geleceğimizi kararttığını  görmüyoruz. Oysaki bunlar daha önce yapılmıştı, bu uygulamalar daha önce de birkaç kez yapıldı.  Biz bir bütün olarak seyirci kaldık. Şemdinli'den başlayan bir hukuksuzluk. Aslında hukuksuzluk  uzun yıllardır, bu ülkenin kuruluşundan bugüne kadar hayatın her alanında var. 12 Eylül ve sonrası  12 Eylül Anayasası'yla idare ediliyor ülkemiz. Biz buna seyirci kalıyoruz ve Şemdinli'de başlayan  ve yargıya müdahale olduğu dönemde iktidar buna seyirci kaldı. Şemdinli'de suçüstü yakalanan ka­ tiller "iyi çocuktur" dendiği zaman, apoletliler emretti, bunlar yargıdan aklanarak çıktı.  Oysaki ne olmuştu Şemdinli'de? Umut Kitabevine bu katiller gidip bomba koymuştu, orada in­ sanlar yaşamını yitirmişti ve katiller suçüstü yakalandı. Halk bunları alıp linç edebilirdi. Ne yaptı  halk? Alıp götürdü, inandı, devlete, hukuka teslim etti. Hukuk ne yaptı? Aldı katilleri serbest bıraktı  ve o iddianameyi hazırlayan savcı mesleğinden edildi.  Şimdi, geldiğimiz bu noktada, bakın, dün Erzurum ve Erzincan'da olup bitenleri hep birlikte  gördük. Yani eğer birileri suça bulaşmışsa, mevkisi, makamı, rütbesi, üniforması ne olursa olsun,  yargıda, yargının karşısında hesap verebilmelidir ama orada bir başsavcıyla ilgili bir soruşturma baş­ ladı, kıyametler koptu. Hâkimler ve Savcılar Üst Kurulu alelacele toplandı. Ne yaptı? Orada 4 sav­ cıyı etkisiz hâle getirmek ve şimdi de hâlen ne olacağı belli değil.  Şimdi, bu Hâkimler ve Savcılar Kurulunda görevli olan bir zatla ilgili birkaç şeyi sizlerle pay­ laşmak istiyorum. Bu, daha önce bilinen Ali Suat Ertosun. Bunun döneminde, hepimiz biliriz, 19  Aralık 2000 yılında cezaevlerinde nasıl bir katliam yapıldığım, bizzat mimarın kendisi olduğunu da  hepimiz biliyoruz. Orada 32 tane insan yaşamını yitirdi. Aynı gece bir operasyonla 20 cezaevine...  Bir ülke kendi cezaevine tank, topla saldırabilir mi? Bizim ülkemizde yaşandı ve masum çocuklar,  yani bu Hükümetin, bu devletin güvencesi altında olan tutuklu ve hükümlüler katledildi. Katledilen  bu devletin hukukuydu, adaletiydi ama hepimiz birlikte buna seyirci kaldık.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Devlet de hapishanelere giremiyordu ama.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, siz oradan bağırmayın. Ben sizin ne olduğunuzu biliyorum.  Dün, kalkıp burada Millî Güvenlik Kurulunu savunan birisiniz. Utanç duydum siz bunları söylerken.  (BDP sıralarından alkışlar) Millî Güvenlik Kurulunu... İktidarı şeyle suçluyordunuz, diyordunuz ki:  "Millî Güvenlik Kurulunu etkisiz hâle getirmeye çalışıyorsunuz." Demokratik bir ülkede Millî Gü­ venlik Kurulu olur mu?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Türk Silahlı Kuvvetlerini de silahlarından terhis edelim, değil mi?  BAŞKAN - Sayın Sakık... Sayın Öztürk...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Türk Silahlı Kuvvetleri yasalar içerisinde kaldığı müddetçe hepi­ mizin sahip çıktığı bir kurumdur. Ama yasayı ve hukuku ihlal ettiği zaman hukukun önünde de hesap  vermek zorundadır.  Şimdi, bu zat, bu ülkede bunların, bu 32 insanın katilidir. 19 Aralık 2002; evet, o gece Ulu- canlar'da kara kan karıştı, 11 insan katledildi; İstanbul'da yine aynı şekilde ve Diyarbakır'da da  aynı şekilde ve bu adam, bu ülkede ulaşabileceği en üst noktaya kadar ulaştı. Bunda sizin de o  kadar çok günahınız, payınız var ki. Bu adama, getirdiniz, burada, Meclisin ödül, onur bilmem  neyini verdiniz. Sonra ne yaptınız? Başbakan ve Hükümet ortak bir kararla yine buna ödül verdiniz.  Ödülü veren de Sayın Cemil Çiçek, ödülü veren de yine Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç. Bu  insan, eğer bu kadar eli kanla ve ismi kanla anılıyorsa bu Meclisin ona ödül vermeye hakkı yoktur.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Ben bir parlamenter olarak, bir an önce, o ödülün Parlamentoya iade edilmesini istiyorum ve burada,  bu masum insanların kanına giren bir insanı ödüllendirmek hiç kimsenin haddi de değildir hakkı da  değildir. Böyle bir coğrafyada yaşıyoruz. Biz biliriz, yani filler kavga edince çimenler ezilir, yine fil­ ler sevişince de çimenlerin ezildiğini de biliriz. Biz, bu ülkenin mağdurlarıyız. Asıl, bu ülkede belli  bir grup var kendisini ülkenin sahibi görür, iktidar olur olmaz, halktan onay alır almaz, barajın altında  da kalırsa... Yani yetkili makam kendisidir. Kendisini cumhuriyetin sahibi görüyorlar. Onun için  kimsenin çıkıp katilleri savunmaya hakkı yoktur.  Şimdi, bugün üzülerek tekrar bir şeyi söylemek istiyorum: Buradan, ana muhalefet partisinden 3  milletvekilinin gidip bir başsavcıyı -bir sürü iddia vardır- ziyaret etmek demokrasi adına utanç verici­ dir. Eğer... Daha önce de aynı şeyi yapan bu ana muhalefet partisi gidip MİT elemanlarını ziyaret etti.  Peki, Allah rızası için halkın oylarıyla seçilen ve ellerine kelepçe vurulan -dün bir arkadaşımız  çıktı, çok güzel şeyler söyledi- gidip bir gün de onları ziyaret etseydiniz. O halkın eline, iradesine ke­ lepçe vurulduğunda yoksunuz ama nerede karanlık işler varsa onların arkasında ve onların yanında  yer alıyorsunuz.  Bu hakkım var çünkü size emek sarf ettim; yıllarca bir arada olduk, gençlik kollarınızda yer  aldım. Ama biz o mücadeleyi sürdürürken faşizme karşı, bu despot yönetimlere karşı bir birlik oluş­ turuyorduk. Ama bugün eğer bu noktada isek hepimizin oturup yeniden kendimizi gözden geçirme­ miz gerekir. Yani yargı hepimiz için gerekli, hukuk hepimiz için gerekli. Burada sadece Adalet ve  Kalkınma Partisi kendisine göre bir yargı, siz kendinize göre bir yargı... Hayır, ülkemizde 72 mil­ yon insana ortak bir yargı istiyoruz, ortak bir hukuk istiyoruz. Hukukun ve huzurun ülkesini birlikte  oluşturmak zorundayız. Buradaki bütün siyasi partilere bu konuda sorumluluklar ve görevler düşü­ yor. Eğer bunu yapamazsak, gerçekten dönüp baktığımızda, arkamızda kimseyi görmeyeceğiz.  Onun için böyle önemli bir süreçte herkes, hep de söylüyoruz kendi kimliğimizi aşarak, ülke­ mizin geleceği, halkımızın geleceği için bir birlik oluşturmak zorundayız. Bazen buradan bir şeyler  söyleyince sesimiz yükseliyor, arkadaşlarımız laf atıyor. Dün de söyledim, biri hemen yapıştı. Teh­ likeleri görüyoruz, duyumlarımız var. Yeniden çatışmalı bir ortama doğru Türkiye sürüklenmek is­ teniyor. Belli güçler, çatışmadan, şiddetten pay aldığı için, oradan beslendiği için halkı tetikliyorlar.  Biz bu duyumları alıyoruz ve sizinle paylaşıyoruz. Bir milletvekili bunu Parlamentoya taşıyorsa bu­ radan oturup "Ya, ne oluyor?"u sormak lazım. Gelip bize cevap verin. Ey kardeşlerim, diyalog kurun.  Ne oluyor, nereye doğru gidiyoruz? Çünkü hep birlikte, siz ne kadar...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Sakık, hukuk hassasiyetinizi, diğer şeyleri anlıyorum ama tabii, şunu bilmek  lazım: Kendisini savunması mümkün olmayan, belirli kurumlarda görev yapmış veya geçmişte görev  yapmış olan insanlar kabahatlidir, değildir; bu, hukuk mercilerinin halledeceği bir iştir. Onlara da bir  yargısız infaz noktasına gitmeyelim.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, benim söylediğim...  BAŞKAN - Hukuk bize de lazımdır, onlara da lazımdır; onu söylüyorum.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Hepimize lazım. Hukuku katledenler için söylüyorum.  Ama ikide birde, ben kürsüye çıktığımda siz de onlara sözcülük yaptığınızda da üzülüyorum  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  - 2 0 7 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Ben bir parlamenter olarak, bir an önce, o ödülün Parlamentoya iade edilmesini istiyorum ve burada,  bu masum insanların kanına giren bir insanı ödüllendirmek hiç kimsenin haddi de değildir hakkı da  değildir. Böyle bir coğrafyada yaşıyoruz. Biz biliriz, yani filler kavga edince çimenler ezilir, yine fil­ ler sevişince de çimenlerin ezildiğini de biliriz. Biz, bu ülkenin mağdurlarıyız. Asıl, bu ülkede belli  bir grup var kendisini ülkenin sahibi görür, iktidar olur olmaz, halktan onay alır almaz, barajın altında  da kalırsa... Yani yetkili makam kendisidir. Kendisini cumhuriyetin sahibi görüyorlar. Onun için  kimsenin çıkıp katilleri savunmaya hakkı yoktur.  Şimdi, bugün üzülerek tekrar bir şeyi söylemek istiyorum: Buradan, ana muhalefet partisinden 3  milletvekilinin gidip bir başsavcıyı -bir sürü iddia vardır- ziyaret etmek demokrasi adına utanç verici­ dir. Eğer... Daha önce de aynı şeyi yapan bu ana muhalefet partisi gidip MİT elemanlarını ziyaret etti.  Peki, Allah rızası için halkın oylarıyla seçilen ve ellerine kelepçe vurulan -dün bir arkadaşımız  çıktı, çok güzel şeyler söyledi- gidip bir gün de onları ziyaret etseydiniz. O halkın eline, iradesine ke­ lepçe vurulduğunda yoksunuz ama nerede karanlık işler varsa onların arkasında ve onların yanında  yer alıyorsunuz.  Bu hakkım var çünkü size emek sarf ettim; yıllarca bir arada olduk, gençlik kollarınızda yer  aldım. Ama biz o mücadeleyi sürdürürken faşizme karşı, bu despot yönetimlere karşı bir birlik oluş­ turuyorduk. Ama bugün eğer bu noktada isek hepimizin oturup yeniden kendimizi gözden geçirme­ miz gerekir. Yani yargı hepimiz için gerekli, hukuk hepimiz için gerekli. Burada sadece Adalet ve  Kalkınma Partisi kendisine göre bir yargı, siz kendinize göre bir yargı... Hayır, ülkemizde 72 mil­ yon insana ortak bir yargı istiyoruz, ortak bir hukuk istiyoruz. Hukukun ve huzurun ülkesini birlikte  oluşturmak zorundayız. Buradaki bütün siyasi partilere bu konuda sorumluluklar ve görevler düşü­ yor. Eğer bunu yapamazsak, gerçekten dönüp baktığımızda, arkamızda kimseyi görmeyeceğiz.  Onun için böyle önemli bir süreçte herkes, hep de söylüyoruz kendi kimliğimizi aşarak, ülke­ mizin geleceği, halkımızın geleceği için bir birlik oluşturmak zorundayız. Bazen buradan bir şeyler  söyleyince sesimiz yükseliyor, arkadaşlarımız laf atıyor. Dün de söyledim, biri hemen yapıştı. Teh­ likeleri görüyoruz, duyumlarımız var. Yeniden çatışmalı bir ortama doğru Türkiye sürüklenmek is­ teniyor. Belli güçler, çatışmadan, şiddetten pay aldığı için, oradan beslendiği için halkı tetikliyorlar.  Biz bu duyumları alıyoruz ve sizinle paylaşıyoruz. Bir milletvekili bunu Parlamentoya taşıyorsa bu­ radan oturup "Ya, ne oluyor?"u sormak lazım. Gelip bize cevap verin. Ey kardeşlerim, diyalog kurun.  Ne oluyor, nereye doğru gidiyoruz? Çünkü hep birlikte, siz ne kadar...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Sakık, hukuk hassasiyetinizi, diğer şeyleri anlıyorum ama tabii, şunu bilmek  lazım: Kendisini savunması mümkün olmayan, belirli kurumlarda görev yapmış veya geçmişte görev  yapmış olan insanlar kabahatlidir, değildir; bu, hukuk mercilerinin halledeceği bir iştir. Onlara da bir  yargısız infaz noktasına gitmeyelim.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, benim söylediğim...  BAŞKAN - Hukuk bize de lazımdır, onlara da lazımdır; onu söylüyorum.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Hepimize lazım. Hukuku katledenler için söylüyorum.  Ama ikide birde, ben kürsüye çıktığımda siz de onlara sözcülük yaptığınızda da üzülüyorum  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  - 2 0 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yani benim söylediğim, belgelerle... 32 insan yaşamım yitirmişse  burada bir kusur yok mudur?  Şimdi, sevgili arkadaşlar, Sayın Başkan müdahale edince tabii...  Ben tekrar hepinize teşekkür ediyorum. (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Belki insicamınız bozuldu ama benim demek istediğim: Bütün bu işlerin hukuk sistemi içeri­ sinde, hukukun mantığı içerisinde halledilmesi lazım. Zaman zaman hep bunu söylüyoruz ya "Hukuk  hepimize her zaman lazım olabilir." diye; bunu kulağımıza küpe edelim, ben ettim şahsen.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun efendim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Hatip kürsüde konuşurken...  BAŞKAN - Evet, grubunuzla ilgili bir kısım ifadelerde bulundu  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Evet, izin verirseniz...  BAŞKAN - Buyurun.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  4.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, grubuna sa­ taşması nedeniyle konuşması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, Sayın Hatibin şu sözüne katı­ lıyorum: Hukuk hepimiz için geçerlidir, hepimizin mutlaka ama mutlaka üzerinde titrememiz gere­ ken bir alandır.  Bu kürsüye çıkarken de henüz daha yargılama aşaması devam eden insanları "karanlık insanlar",  "karanlık adamlar" diye suçlamanın da doğru olmadığı kanısındayım. Biz, hiçbir zaman ve hiçbir  yerde, hiçbir ortamda, hiçbir CHP milletvekili, yargılama süreci devam ederken insanları "karanlık  insanlar" olarak adlandırmadık ve söylemedik, bu kürsüde de ifade etmedik ama eğer bu kürsüye  gelip savunma hakkı olmayan insanları burada suçlarsak demokrasi işte o zaman aksamış olur, de­ mokrasiyi o zaman işte biz aksatmış olabiliriz.  Yine, bu kürsüde bir garip yapıyı da dile getirmek isterim. Sayın Hatip konuşurken Millî Gü­ venlik Kurulunu da kötüledi, AKP Grubundan arkadaşlar alkışladılar; doğrusunu isterseniz şaşırdım.  Onun Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan orada...  SIRRI SAKIK (Muş) - Demokratik ülkelerde Millî Güvenlik Kurulu yok, yok...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Demek ki bu Güvenlik Kurulu nasıl bir güvenlik ku­ rulu ki AKP bile bundan memnun değil. O zaman, getirin, Millî Güvenlik Kurulunu kaldırın. Sayın  Hatip konuşurken dedi ki: "Hangi demokratik ülkede Millî Güvenlik Kurulu vardır?" Allah aşkına, Al­ manya'yı alın, Fransa'yı alın, Japonya'yı alın. Kim dedi "olmayacak" diye? Bütün mesele şu: O Ku­ rulun, hukukun üstünlüğüne inanarak çalışması lazım, hukukun üstünlüğünü egemen kılması lazım.  Elbette ki bunlar olacaktır ama biz, hukuku her yerde isteriz. Eli kelepçeli arkadaşları biz...  Doğru olmadığını bu kürsüde biz söyledik.  SIRRI SAKIK (Muş) - Gidin oraya da, Erzurum'a gidiyorsunuz, Erzincan'a gidiyorsunuz, Si­ livri'ye gidiyorsunuz, oraya da gidin!  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Sen de bir şehit cenazesine git!  - 2 0 8 -
Sayfa 91 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yani benim söylediğim, belgelerle... 32 insan yaşamım yitirmişse  burada bir kusur yok mudur?  Şimdi, sevgili arkadaşlar, Sayın Başkan müdahale edince tabii...  Ben tekrar hepinize teşekkür ediyorum. (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Belki insicamınız bozuldu ama benim demek istediğim: Bütün bu işlerin hukuk sistemi içeri­ sinde, hukukun mantığı içerisinde halledilmesi lazım. Zaman zaman hep bunu söylüyoruz ya "Hukuk  hepimize her zaman lazım olabilir." diye; bunu kulağımıza küpe edelim, ben ettim şahsen.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun efendim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Hatip kürsüde konuşurken...  BAŞKAN - Evet, grubunuzla ilgili bir kısım ifadelerde bulundu  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Evet, izin verirseniz...  BAŞKAN - Buyurun.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  4.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, grubuna sa­ taşması nedeniyle konuşması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, Sayın Hatibin şu sözüne katı­ lıyorum: Hukuk hepimiz için geçerlidir, hepimizin mutlaka ama mutlaka üzerinde titrememiz gere­ ken bir alandır.  Bu kürsüye çıkarken de henüz daha yargılama aşaması devam eden insanları "karanlık insanlar",  "karanlık adamlar" diye suçlamanın da doğru olmadığı kanısındayım. Biz, hiçbir zaman ve hiçbir  yerde, hiçbir ortamda, hiçbir CHP milletvekili, yargılama süreci devam ederken insanları "karanlık  insanlar" olarak adlandırmadık ve söylemedik, bu kürsüde de ifade etmedik ama eğer bu kürsüye  gelip savunma hakkı olmayan insanları burada suçlarsak demokrasi işte o zaman aksamış olur, de­ mokrasiyi o zaman işte biz aksatmış olabiliriz.  Yine, bu kürsüde bir garip yapıyı da dile getirmek isterim. Sayın Hatip konuşurken Millî Gü­ venlik Kurulunu da kötüledi, AKP Grubundan arkadaşlar alkışladılar; doğrusunu isterseniz şaşırdım.  Onun Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan orada...  SIRRI SAKIK (Muş) - Demokratik ülkelerde Millî Güvenlik Kurulu yok, yok...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Demek ki bu Güvenlik Kurulu nasıl bir güvenlik ku­ rulu ki AKP bile bundan memnun değil. O zaman, getirin, Millî Güvenlik Kurulunu kaldırın. Sayın  Hatip konuşurken dedi ki: "Hangi demokratik ülkede Millî Güvenlik Kurulu vardır?" Allah aşkına, Al­ manya'yı alın, Fransa'yı alın, Japonya'yı alın. Kim dedi "olmayacak" diye? Bütün mesele şu: O Ku­ rulun, hukukun üstünlüğüne inanarak çalışması lazım, hukukun üstünlüğünü egemen kılması lazım.  Elbette ki bunlar olacaktır ama biz, hukuku her yerde isteriz. Eli kelepçeli arkadaşları biz...  Doğru olmadığını bu kürsüde biz söyledik.  SIRRI SAKIK (Muş) - Gidin oraya da, Erzurum'a gidiyorsunuz, Erzincan'a gidiyorsunuz, Si­ livri'ye gidiyorsunuz, oraya da gidin!  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Sen de bir şehit cenazesine git!  - 2 0 8 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bizim nereye gideceğimize, kusura bakmayın, siz  karar vermezsiniz! Bizim neyi eleştireceğimize siz karar vermezsiniz!  SIRRI SAKIK (Muş) - Siz ana muhalefet partisisiniz, böyle bir hakkım var.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Biz hukukun üstünlüğünü her yerde savunuruz ve her  ortamda savunuruz. Bu kürsüde savunuruz biz. Eğer hukukun üstünlüğüne inanıyorsak onu "Bizden  yana olanlar ve olmayanlar." diye ayırmadan savunmak zorundayız.  EYÜP AYAR (Kocaeli) - Sizin yaptığınız üstünlerin hukukunu savunmak, hukukun üstünlü­ ğünü savunmak değil!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - "Bizden yana olanlar ve olmayanlar." diye ayırırsak  doğru yapmamış oluruz. Bizim inandığımız, söylediğim... İnanarak söylüyoruz. (AK PARTİ sırala­ rından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım lütfen.  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Darbecileri savunun, Ergenekonculan savunun!  BAŞKAN - Sayın Lütfı Bey...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Darbecileri... Bu kürsüde söyledim, bir daha söyle­ yeyim: Darbecileri... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Eğer bu ülkede demokrasi ve hukukun üs­ tünlüğüne inanıyorsak... Darbecileri savunan bir insan hukukun üstünlüğüne inanmayan bir insandır.  Darbecileri savunan bir insan, bırakın hukukun üstünlüğüne inanmayı, demokrasiye inanmayan ve  demokrasiyi savunmayan insan demektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun konuşmanızı tamamlayınız efendim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bağlıyorum efendim. (Gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar, sakin olalım.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ama bakın, darbe edebiyatı yapıp, hayatı boyunca bir  arada olmayan insanları aynı potanın içine koyup suçlamak doğru değildir, işte biz buna karşıyız. Eğer  bunu yaparsanız, bu doğru bir uygulama değildir. Bütün mesele şu: Hukukun üstünlüğünü samimiyetle  her yerde ve her ortamda savunmamız gerekiyor. Eğer biz bunu savunursak meseleyi çözmüş oluruz.  Ama hukukun üstünlüğünü, "benden yana olan ve benden yana olmayan"a göre tavır alırsak işte orada  da yanlış yapmış oluruz. Bu kürsüye gelenler elbette ki bizi de eleştireceklerdir, elbette ki bizim ken­ dilerine göre yanlışlarımız varsa burada söyleyeceklerdir. Her türlü eleştiriye saygı gösteririz ama bu  kürsüye gelen insanlar şu anda gözaltında olan insanları "karanlık insanlar" olarak tanımlarlarsa buna  bizim kadar sizlerin de itiraz etmesi lazım. Zaten ortak bir paydayı hukukun üstünlüğü bağlamında  oluşturabilirsek demokrasiyi de yüceltmiş oluruz, Parlamentonun saygınlığını da yüceltmiş oluruz.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer arkadaşlarım, hepimiz bir yasama organının üyesiyiz, milletimizin temsilcileriyiz.  Dolayısıyla gerçek anlamda bir hukuk devletini ortaya çıkarmak hepimizin üzerine düşen bir so­ rumluluktur ve görevdir. Hepimiz, inşallah bundan sonraki süre içerisinde bu görevimizi layıkı veç­ hile yerine getirir ve Türkiye'yi gerçek anlamda bir hukuk devleti yapar, birbirimizin de hakkına  hukukuna gerçek anlamda riayet ederiz temennimi sizlerle paylaşmak istiyorum.  - 2 0 9 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bizim nereye gideceğimize, kusura bakmayın, siz  karar vermezsiniz! Bizim neyi eleştireceğimize siz karar vermezsiniz!  SIRRI SAKIK (Muş) - Siz ana muhalefet partisisiniz, böyle bir hakkım var.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Biz hukukun üstünlüğünü her yerde savunuruz ve her  ortamda savunuruz. Bu kürsüde savunuruz biz. Eğer hukukun üstünlüğüne inanıyorsak onu "Bizden  yana olanlar ve olmayanlar." diye ayırmadan savunmak zorundayız.  EYÜP AYAR (Kocaeli) - Sizin yaptığınız üstünlerin hukukunu savunmak, hukukun üstünlü­ ğünü savunmak değil!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - "Bizden yana olanlar ve olmayanlar." diye ayırırsak  doğru yapmamış oluruz. Bizim inandığımız, söylediğim... İnanarak söylüyoruz. (AK PARTİ sırala­ rından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım lütfen.  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Darbecileri savunun, Ergenekonculan savunun!  BAŞKAN - Sayın Lütfı Bey...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Darbecileri... Bu kürsüde söyledim, bir daha söyle­ yeyim: Darbecileri... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Eğer bu ülkede demokrasi ve hukukun üs­ tünlüğüne inanıyorsak... Darbecileri savunan bir insan hukukun üstünlüğüne inanmayan bir insandır.  Darbecileri savunan bir insan, bırakın hukukun üstünlüğüne inanmayı, demokrasiye inanmayan ve  demokrasiyi savunmayan insan demektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun konuşmanızı tamamlayınız efendim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bağlıyorum efendim. (Gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar, sakin olalım.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ama bakın, darbe edebiyatı yapıp, hayatı boyunca bir  arada olmayan insanları aynı potanın içine koyup suçlamak doğru değildir, işte biz buna karşıyız. Eğer  bunu yaparsanız, bu doğru bir uygulama değildir. Bütün mesele şu: Hukukun üstünlüğünü samimiyetle  her yerde ve her ortamda savunmamız gerekiyor. Eğer biz bunu savunursak meseleyi çözmüş oluruz.  Ama hukukun üstünlüğünü, "benden yana olan ve benden yana olmayan"a göre tavır alırsak işte orada  da yanlış yapmış oluruz. Bu kürsüye gelenler elbette ki bizi de eleştireceklerdir, elbette ki bizim ken­ dilerine göre yanlışlarımız varsa burada söyleyeceklerdir. Her türlü eleştiriye saygı gösteririz ama bu  kürsüye gelen insanlar şu anda gözaltında olan insanları "karanlık insanlar" olarak tanımlarlarsa buna  bizim kadar sizlerin de itiraz etmesi lazım. Zaten ortak bir paydayı hukukun üstünlüğü bağlamında  oluşturabilirsek demokrasiyi de yüceltmiş oluruz, Parlamentonun saygınlığını da yüceltmiş oluruz.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer arkadaşlarım, hepimiz bir yasama organının üyesiyiz, milletimizin temsilcileriyiz.  Dolayısıyla gerçek anlamda bir hukuk devletini ortaya çıkarmak hepimizin üzerine düşen bir so­ rumluluktur ve görevdir. Hepimiz, inşallah bundan sonraki süre içerisinde bu görevimizi layıkı veç­ hile yerine getirir ve Türkiye'yi gerçek anlamda bir hukuk devleti yapar, birbirimizin de hakkına  hukukuna gerçek anlamda riayet ederiz temennimi sizlerle paylaşmak istiyorum.  - 2 0 9 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 0 - VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Evet şahsı adına Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  EYÜP AYAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve  Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasa­ rısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'de hem konut açığı var hem de kırsaldan şehirlere yoğun göç var.  Ayrıca, insanlarımız bir evi olsun, çoluk çocuğuyla kendi evinde otursun, kiradan kurtulsun ister. Biz  muhafazakâr bir partiyiz, aile bizim için gerçekten çok önemli. Huzurlu ve mutlu bir yuvada yetişen  çocukların, gençlerin daha sağlıklı ve başarılı olacakları muhakkak. İnsanın kendi evinde oturması­ nın keyfi de tabii ki daha bir başka.  TOKİ'ye baktığımız zaman, 1984 yılında kurulan TOKİ 2002 yılına kadar 43.135 konut ürete­ bilmiş, 1984'ten 2002 yılma kadar. 2002-2010 arasında ise 410 bin civarındaki konutun 300 binini  tamamlamış. TOKİ sadece konut yapmıyor, okul yapıyor, sağlık ocağı yapıyor, cami yapıyor, hasılı,  ticaret merkezi yapıyor yani bir konut yaptığı zaman, o konutla ilgili, oradaki insanların yaşayabile­ ceği tüm sosyal donatı alanlarını da birlikte yapıyor; güzel ve kaliteli yaşam merkezleri ortaya çıkı­ yor. TOKİ 81 ilde konut yapıyor, 700 ilçede şantiyesi var ve bu konutların da yüzde 85'li dar gelirli  ve orta gelirli gruplara ait.  Şimdi, TOKİ son yıllardaki faaliyetleriyle beraber gerçekten çok büyüdü. Son altı yılda 35 mil­ yar TL -eski parayla katrilyon- yatırım yapmış, 800 bin kişiye istihdam sağlamış, inşaat sektörünün  büyümesine, dolayısıyla ekonominin de büyümesine büyük katkı sağlamıştır.  Burada 2'nci maddede, hazinedeyken alınmayan ancak TOKİ'ye geçtikten sonra alınan arsa ve  arazi, emlak vergilerinin muaf tutulması düzenleniyor. Yani burada, Arsa Ofisinin bütün gayrimen- kulleri TOKİ'ye devredilirken... Şimdi, Arsa Ofısindeyken emlak vergisi ödemeyenler TOKİ'ye  geçtiği zaman, TOKİ bunlar için emlak vergisi ödemeye başlıyor.  Yine konuşmacıların da söylediği gibi, bu konularda sadece TOKİ örnek değil, birçok muafi­ yetlerle ilgili Türkiye'de birçok örnekler var. Bunlardan dolayı ödenen emlak vergisi de bendeki ra­ kamlara göre 20 milyon TL. Şimdi, TOKİ bir yerde arsaları alınca inşaat yapıyor burada; inşaatları  yaptığı zaman hak sahipleri, oradaki konutlar sahiplerine teslim edildiği zaman bu sefer bina vergisi,  emlak vergisi tekrar ödemeye başlayacaklar. Yani belediyelerin belki iki üç yıl bundan dolayı gelir  kaybı olabilir ama konutlar bittikten sonra belediyeler, bu arsalardan almış olduğu vergilerin, emlak  vergilerinin en az 5-10 katı daha fazla gelire de kavuşmuş olacak.
Sayfa 93 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 0 - VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Evet şahsı adına Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  EYÜP AYAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve  Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasa­ rısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'de hem konut açığı var hem de kırsaldan şehirlere yoğun göç var.  Ayrıca, insanlarımız bir evi olsun, çoluk çocuğuyla kendi evinde otursun, kiradan kurtulsun ister. Biz  muhafazakâr bir partiyiz, aile bizim için gerçekten çok önemli. Huzurlu ve mutlu bir yuvada yetişen  çocukların, gençlerin daha sağlıklı ve başarılı olacakları muhakkak. İnsanın kendi evinde oturması­ nın keyfi de tabii ki daha bir başka.  TOKİ'ye baktığımız zaman, 1984 yılında kurulan TOKİ 2002 yılına kadar 43.135 konut ürete­ bilmiş, 1984'ten 2002 yılma kadar. 2002-2010 arasında ise 410 bin civarındaki konutun 300 binini  tamamlamış. TOKİ sadece konut yapmıyor, okul yapıyor, sağlık ocağı yapıyor, cami yapıyor, hasılı,  ticaret merkezi yapıyor yani bir konut yaptığı zaman, o konutla ilgili, oradaki insanların yaşayabile­ ceği tüm sosyal donatı alanlarını da birlikte yapıyor; güzel ve kaliteli yaşam merkezleri ortaya çıkı­ yor. TOKİ 81 ilde konut yapıyor, 700 ilçede şantiyesi var ve bu konutların da yüzde 85'li dar gelirli  ve orta gelirli gruplara ait.  Şimdi, TOKİ son yıllardaki faaliyetleriyle beraber gerçekten çok büyüdü. Son altı yılda 35 mil­ yar TL -eski parayla katrilyon- yatırım yapmış, 800 bin kişiye istihdam sağlamış, inşaat sektörünün  büyümesine, dolayısıyla ekonominin de büyümesine büyük katkı sağlamıştır.  Burada 2'nci maddede, hazinedeyken alınmayan ancak TOKİ'ye geçtikten sonra alınan arsa ve  arazi, emlak vergilerinin muaf tutulması düzenleniyor. Yani burada, Arsa Ofisinin bütün gayrimen- kulleri TOKİ'ye devredilirken... Şimdi, Arsa Ofısindeyken emlak vergisi ödemeyenler TOKİ'ye  geçtiği zaman, TOKİ bunlar için emlak vergisi ödemeye başlıyor.  Yine konuşmacıların da söylediği gibi, bu konularda sadece TOKİ örnek değil, birçok muafi­ yetlerle ilgili Türkiye'de birçok örnekler var. Bunlardan dolayı ödenen emlak vergisi de bendeki ra­ kamlara göre 20 milyon TL. Şimdi, TOKİ bir yerde arsaları alınca inşaat yapıyor burada; inşaatları  yaptığı zaman hak sahipleri, oradaki konutlar sahiplerine teslim edildiği zaman bu sefer bina vergisi,  emlak vergisi tekrar ödemeye başlayacaklar. Yani belediyelerin belki iki üç yıl bundan dolayı gelir  kaybı olabilir ama konutlar bittikten sonra belediyeler, bu arsalardan almış olduğu vergilerin, emlak  vergilerinin en az 5-10 katı daha fazla gelire de kavuşmuş olacak.  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Şimdi, denetimlerle ilgili burada bir tartışmadır yaşanıyor. Ben daha önce KİT Komisyonun- daydım, bu dönem de Plan ve Bütçe Komisyonundayım. KİT Komisyonundayken, gerçekten, orada  bütün grupların temsilcileri milletvekillerinin oluşturduğu KİT Komisyonu ciddi denetimler yapı­ yor. Buraya da raporlar geliyor, bu raporları da Yüksek Denetleme Kurulu hazırlıyor. Orada bunlar,  milletvekilleri tarafından inceleniyor. Ayrıca, ben o komisyondayken, TOKİ'nin bulunduğu binaya  da gidip ayrıca değişik şekilde insanın aklına gelen her şeyi sorarak orada da yine bir denetim de ya­ pılabiliyor milletvekilleri tarafından. Şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonunda da Sayıştaydan gelen kesin  raporların sonuçları var ama yani sadece bir tarafta Sayıştaydan gelen raporlar var, bir tarafta Yük­ sek Denetleme Kurulundan gelen raporlar var. Şimdi "TOKİ denetim dışı" demek yanlış olur. Yani  TOKİ'nin bir yanlışlığı varsa, bir haksızlığı varsa bu da burada ortaya konulabilir.  Yine, Akif Hamzaçebi Bey "Bazı şeyler kâğıt üzerinde kalıyor." dedi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  EYÜP AYAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın konuşmanızı.  EYÜP AYAR (Devamla) - Ben, Trabzon'a 1970 yılında beri ara ara giderim. Şimdi, kâğıt üze­ rinde değil, o Zağnos Vadisi gerçekten çok güzel olmuş. Yani oradaki o yeşillik, o düzenleme TOKİ  tarafından yapıldı. Orada hastaneler yapıyor; iyi ki de yapıyor. Devletin işleyiş tarzı belli. İhalelerle  bir sürü uğraşmaktansa üç, beş, on yılda biten... Yirmi yılda bitmeyen hastaneler vardı. 1991 yılında,  1992 yılında başlayan hastaneyi biz 2006 yılında ancak bitirebildik Kocaeli'de.  Şimdi, gerçekten güzel...  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Ataşehir...  EYÜP AYAR (Devamla) - Ataşehir'den de biraz sonra bahsedeceğiz.  Ben 4'üncü maddede konuşurken, oradaki bankalarla ilgili, bankalar... Ataşehir'de nasıl yap­ mış o zamanki Emlak Bankası? Yani Emlak Bankası 400 milyon zarar etmiş oradan, ortakları kâr  etmiş. Onlardan da size bahsedeceğim, Ataşehir'den de bahsedeceğim, Emlak Bankasından da.  Ancak, gerçekten TOKİ Türkiye'de güzel işler yapıyor, güzel faaliyetlerde bulunuyor. Kendi­ lerini tebrik ediyorum.  Bu yasanın da hayırlı olmasını dileyerek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Yüksel, buyurun efendim. (AK PARTİ sırala­ rından alkışlar)  MEHMET YÜKSEL (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; 455 sıra sa­ yılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Tabii, bütün partilerimizin konuşmacıları aynı konu üzerinde konuşunca bana da pek fazla bir söz  düşmüyor ama ben yine de hazırladığım konuşma metninden bazı notları size aktarmaya çalışacağım.  - 2 1 1 -
Sayfa 94 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Şimdi, denetimlerle ilgili burada bir tartışmadır yaşanıyor. Ben daha önce KİT Komisyonun- daydım, bu dönem de Plan ve Bütçe Komisyonundayım. KİT Komisyonundayken, gerçekten, orada  bütün grupların temsilcileri milletvekillerinin oluşturduğu KİT Komisyonu ciddi denetimler yapı­ yor. Buraya da raporlar geliyor, bu raporları da Yüksek Denetleme Kurulu hazırlıyor. Orada bunlar,  milletvekilleri tarafından inceleniyor. Ayrıca, ben o komisyondayken, TOKİ'nin bulunduğu binaya  da gidip ayrıca değişik şekilde insanın aklına gelen her şeyi sorarak orada da yine bir denetim de ya­ pılabiliyor milletvekilleri tarafından. Şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonunda da Sayıştaydan gelen kesin  raporların sonuçları var ama yani sadece bir tarafta Sayıştaydan gelen raporlar var, bir tarafta Yük­ sek Denetleme Kurulundan gelen raporlar var. Şimdi "TOKİ denetim dışı" demek yanlış olur. Yani  TOKİ'nin bir yanlışlığı varsa, bir haksızlığı varsa bu da burada ortaya konulabilir.  Yine, Akif Hamzaçebi Bey "Bazı şeyler kâğıt üzerinde kalıyor." dedi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  EYÜP AYAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın konuşmanızı.  EYÜP AYAR (Devamla) - Ben, Trabzon'a 1970 yılında beri ara ara giderim. Şimdi, kâğıt üze­ rinde değil, o Zağnos Vadisi gerçekten çok güzel olmuş. Yani oradaki o yeşillik, o düzenleme TOKİ  tarafından yapıldı. Orada hastaneler yapıyor; iyi ki de yapıyor. Devletin işleyiş tarzı belli. İhalelerle  bir sürü uğraşmaktansa üç, beş, on yılda biten... Yirmi yılda bitmeyen hastaneler vardı. 1991 yılında,  1992 yılında başlayan hastaneyi biz 2006 yılında ancak bitirebildik Kocaeli'de.  Şimdi, gerçekten güzel...  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Ataşehir...  EYÜP AYAR (Devamla) - Ataşehir'den de biraz sonra bahsedeceğiz.  Ben 4'üncü maddede konuşurken, oradaki bankalarla ilgili, bankalar... Ataşehir'de nasıl yap­ mış o zamanki Emlak Bankası? Yani Emlak Bankası 400 milyon zarar etmiş oradan, ortakları kâr  etmiş. Onlardan da size bahsedeceğim, Ataşehir'den de bahsedeceğim, Emlak Bankasından da.  Ancak, gerçekten TOKİ Türkiye'de güzel işler yapıyor, güzel faaliyetlerde bulunuyor. Kendi­ lerini tebrik ediyorum.  Bu yasanın da hayırlı olmasını dileyerek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Yüksel, buyurun efendim. (AK PARTİ sırala­ rından alkışlar)  MEHMET YÜKSEL (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; 455 sıra sa­ yılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Tabii, bütün partilerimizin konuşmacıları aynı konu üzerinde konuşunca bana da pek fazla bir söz  düşmüyor ama ben yine de hazırladığım konuşma metninden bazı notları size aktarmaya çalışacağım.  - 2 1 1 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 2 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  Bütün arkadaşlarımızın da söylediği gibi, 1984 yılında 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile  Toplu Konut Fonu oluşturulmuş, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.  1993 yılında genel bütçe kapsamına alınan Toplu Konut Fonu 2001'in sonunda tamamen kaldırıl­ mıştır. Ülkemizde hızla kentleşme ve ruhsatsız yapılaşma eğiliminin devam etmesi ve dar, orta ge­ lirli vatandaşlarımızın da nitelikli konut ihtiyacının artması sonucunda, 2003 yılında yapılan bir dizi  yasal düzenlemeyle, planlı kentleşme ve konut atağı başlatılmıştır.  TOKİ tarafından, ilgili bakanlıklarımızla yapılan protokollerle, sadece konut değil, konut dı­ şında -diğer arkadaşlarımızın bahsettiği gibi- okullar, yurtlar, sevgi evlerinin yanında askerî tesisler,  karakollar, emniyet binaları, kamu kurum hizmet binaları gibi diğer binaların inşaatları da üstlenil­ miş; ayrıca, yine TOKİ, afet konutları, tarım köyleri, göçmen konutları, restorasyon uygulamaları, alt­ yapı ve peyzaj çalışmalarını da bunların yanına dâhil etmiştir.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; son altı-yedi yılda TOKİ, malum olduğu üzere,  35 milyar TL'ye varan bir yatırım harcamasının yanında 800 bin kişilik de bir istihdam yaratmıştır.  TOKİ bu çalışmalarıyla inşaat sektöründe çıta yükseltmiş, inşaat sektöründeki firmalarımızla da birle­ şerek hedef büyütmüşler, daha kaliteli, kısa sürede daha çok inşaatı tamamlayabilme kapasitesine ka­ vuşmuşlardır. Bunun sonucu olarak da, dünya müteahhitlik hizmetlerinde Türk müteahhitleri Amerika  Birleşik Devletleri ve Çin'den sonra 8'inci sıradan 3'üncü sıraya yerleşmişler; geçtiğimiz yıl da bu sı­ ralama yine değişmiş, yine Türk müteahhitleri inşaat sektöründe dünyada 2'nci sıraya yerleşmişlerdir.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, tabii, bu uygulamada, TOKİ uygulamalarında yüzde 86'sının  yani 410 bin konuttan 350 bin konutun sosyal konutlar olduğu görülmekte, TOKİ mülkiyetinde bu­ lanan arsa ve araziler ise bu sosyal konut projelerinde kullanılmaktadır.  TOKİ sosyal konutlarının maliyetlerinin daha da aşağıya indirilmesi hedeflenmiş, bunun için  de bazı çalışmalar başlatılmış, bu yasadaki 2'nci madde de bunlardan bir tanesidir. Hazineden  TOKİ'ye geçen arsa ve araziler hazinedeyken emlak vergisinden muaf olduğu hâlde, TOKİ'ye geç­ tiğinde emlak vergisine tabi olmaktadır. Bu konu da proje maliyetlerini artırmaktadır. Böylece TOKİ  her yıl emlak vergisine ödediği miktarla 1.250 yoksul konum üretmeye ayırabilecek bir kaynağı  emlak vergisi olarak vermektedir. Bundan kurtulabilmek anlamında, Emlak Vergisi Kanunu'nda,  sosyal niteliği dikkate alınarak pek çok kurum ve kuruluşa arsa ve arazilerde emlak vergisi muafi­ yeti getirilmiştir. Yapılan bu değişiklikle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na  ekli (II) sayılı Cetvel'de sayılan merkezî yönetim kapsamındaki özel bütçeli idarelerin tamamına ait  bina ve araziler de daimi olarak bina ve arazi vergisinden muaf tutulmuştur.  Burada özellikle bizim söylemek istediğimiz konu şu: Bu arazilerin üzerinde binalar yapıldığı  zaman dört beş kat daha yüksek emlak vergilerini belediyelerimizin alabileceğidir. Çünkü burada  önemli olan nokta şudur: Sadece TOKİ mülkiyetindeki arsa ve araziler için bu indirim düşünülmek­ tedir, muafiyet düşünülmektedir. O arsa ve arazilerin üzerinde yapılacak binalar üzerinden emlak  vergileri yine devam edecektir.  Tabii, bizim için burada muhalefet partisinden bazı arkadaşlarımızın da eleştirileri oldu. Eleş­ tirdikleri konularda mutlaka haklılık payı olanlar da var. Bunların başında, ihalenin sonucunda iha­ lenin yapıldığı ildeki inşaatlarda bazen müteahhitlerimizin veya taşeronların inşaat malzemelerini  aldıkları fırmala-ra borçlarını ödememe gibi bazı sıkıntılar yaşanmış, işçilerin parasının öden-memesi  gibi sıkıntılar yaşanmıştır. Bunlar vardır çünkü her inşaat sektöründe bunlar yaşanabilmektedir...
Sayfa 95 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 2 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  Bütün arkadaşlarımızın da söylediği gibi, 1984 yılında 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile  Toplu Konut Fonu oluşturulmuş, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.  1993 yılında genel bütçe kapsamına alınan Toplu Konut Fonu 2001'in sonunda tamamen kaldırıl­ mıştır. Ülkemizde hızla kentleşme ve ruhsatsız yapılaşma eğiliminin devam etmesi ve dar, orta ge­ lirli vatandaşlarımızın da nitelikli konut ihtiyacının artması sonucunda, 2003 yılında yapılan bir dizi  yasal düzenlemeyle, planlı kentleşme ve konut atağı başlatılmıştır.  TOKİ tarafından, ilgili bakanlıklarımızla yapılan protokollerle, sadece konut değil, konut dı­ şında -diğer arkadaşlarımızın bahsettiği gibi- okullar, yurtlar, sevgi evlerinin yanında askerî tesisler,  karakollar, emniyet binaları, kamu kurum hizmet binaları gibi diğer binaların inşaatları da üstlenil­ miş; ayrıca, yine TOKİ, afet konutları, tarım köyleri, göçmen konutları, restorasyon uygulamaları, alt­ yapı ve peyzaj çalışmalarını da bunların yanına dâhil etmiştir.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; son altı-yedi yılda TOKİ, malum olduğu üzere,  35 milyar TL'ye varan bir yatırım harcamasının yanında 800 bin kişilik de bir istihdam yaratmıştır.  TOKİ bu çalışmalarıyla inşaat sektöründe çıta yükseltmiş, inşaat sektöründeki firmalarımızla da birle­ şerek hedef büyütmüşler, daha kaliteli, kısa sürede daha çok inşaatı tamamlayabilme kapasitesine ka­ vuşmuşlardır. Bunun sonucu olarak da, dünya müteahhitlik hizmetlerinde Türk müteahhitleri Amerika  Birleşik Devletleri ve Çin'den sonra 8'inci sıradan 3'üncü sıraya yerleşmişler; geçtiğimiz yıl da bu sı­ ralama yine değişmiş, yine Türk müteahhitleri inşaat sektöründe dünyada 2'nci sıraya yerleşmişlerdir.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, tabii, bu uygulamada, TOKİ uygulamalarında yüzde 86'sının  yani 410 bin konuttan 350 bin konutun sosyal konutlar olduğu görülmekte, TOKİ mülkiyetinde bu­ lanan arsa ve araziler ise bu sosyal konut projelerinde kullanılmaktadır.  TOKİ sosyal konutlarının maliyetlerinin daha da aşağıya indirilmesi hedeflenmiş, bunun için  de bazı çalışmalar başlatılmış, bu yasadaki 2'nci madde de bunlardan bir tanesidir. Hazineden  TOKİ'ye geçen arsa ve araziler hazinedeyken emlak vergisinden muaf olduğu hâlde, TOKİ'ye geç­ tiğinde emlak vergisine tabi olmaktadır. Bu konu da proje maliyetlerini artırmaktadır. Böylece TOKİ  her yıl emlak vergisine ödediği miktarla 1.250 yoksul konum üretmeye ayırabilecek bir kaynağı  emlak vergisi olarak vermektedir. Bundan kurtulabilmek anlamında, Emlak Vergisi Kanunu'nda,  sosyal niteliği dikkate alınarak pek çok kurum ve kuruluşa arsa ve arazilerde emlak vergisi muafi­ yeti getirilmiştir. Yapılan bu değişiklikle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na  ekli (II) sayılı Cetvel'de sayılan merkezî yönetim kapsamındaki özel bütçeli idarelerin tamamına ait  bina ve araziler de daimi olarak bina ve arazi vergisinden muaf tutulmuştur.  Burada özellikle bizim söylemek istediğimiz konu şu: Bu arazilerin üzerinde binalar yapıldığı  zaman dört beş kat daha yüksek emlak vergilerini belediyelerimizin alabileceğidir. Çünkü burada  önemli olan nokta şudur: Sadece TOKİ mülkiyetindeki arsa ve araziler için bu indirim düşünülmek­ tedir, muafiyet düşünülmektedir. O arsa ve arazilerin üzerinde yapılacak binalar üzerinden emlak  vergileri yine devam edecektir.  Tabii, bizim için burada muhalefet partisinden bazı arkadaşlarımızın da eleştirileri oldu. Eleş­ tirdikleri konularda mutlaka haklılık payı olanlar da var. Bunların başında, ihalenin sonucunda iha­ lenin yapıldığı ildeki inşaatlarda bazen müteahhitlerimizin veya taşeronların inşaat malzemelerini  aldıkları fırmala-ra borçlarını ödememe gibi bazı sıkıntılar yaşanmış, işçilerin parasının öden-memesi  gibi sıkıntılar yaşanmıştır. Bunlar vardır çünkü her inşaat sektöründe bunlar yaşanabilmektedir...  TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 1 3 - BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.  MEHMET YÜKSEL (Devamla) - TOKİ'nin verdiği ihalelerde de bunların olması kaçınılmaz­ dır. Temennimiz olmamasıdır. Bu anlamda da TOKİ İdaremizin ihalelerini alan firmalarımızın gerek  bu ödemeleri konusunda gerekse yanlarında çalıştırdıkları işçilerin ücretlerinin ödenmesi konusunda  daha titiz davranacağını ümit ediyorum. Bu konuda, inşallah, önümüzdeki günlerde TOKİ'nin yapı­ lanmasında bu çıkacak yasalarla daha iyi hizmetler verir diye düşünüyor, hepinizi sevgi ve saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Yüksel, teşekkür ediyorum.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Şandır, buyurun efendim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.  l'inci maddenin görüşmelerinde burada bir yanlış anlama oldu, Toplu Konut İdaresinin Sayış­ tay denetimine tabi olduğu söylendi. Düzeltilmesi açısından bir fırsat olarak tekrar söylüyorum. Toplu  Konut İdaresi Kanunu'na göre, 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun denetimine tabi midir, değil midir?  Birincisi bu.  İkinci sorum: Bu 1 'inci maddede "hazineye ait arsa ve araziler" ibaresinin "hazineye ait taşın­ mazlar" olarak değiştirilmesinin gerekçesi nedir, niye böyle bir gereklilik görüyorsunuz?  Bir diğer husus: "Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar." Hazine adına tescil edilecek taşın­ mazın belirlenmesinde kriter nedir, ne kadardır? Hangi kriterlere uygun olduğu takdirde hazine adına  tescil edilecek taşınmazları belirleyeceksiniz? Bir yönetmelik mi çıkartacaksınız? Bu tescil edilmeyi  hangi kritere bağlı kalarak yapacaksınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, inşaatı bitmiş olan TOKİ binalarına yer­ leşen mülk sahiplerinden sonra bir yönetim atanıyor. Bu yönetim, TOKİ idaresi tarafından ve iki yıl  süreliğine atanmaktadır. Bunlar maaş almakta mıdırlar? İstanbul bağlantılı Boğaziçi Şirketler Grubu  adına aidat toplanmaktadır. İki yıl geçtiği hâlde hâlâ yönetimi orada kalanlara teslim etmeyen yerler  bulunmaktadır. Bu konuda bilginiz var mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çelik...  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  TOKİ'nin lüks konut üretmesi sosyal devlet ilkesiyle bağdaşıyor mu?  İnşaat sektörünün gelişmiş olduğu ülkemizde devletin sosyal konut dışında sektörde faaliyet  göstermesi haksız rekabet sağlamıyor mu?  Bir de yine Akkuş ifade etmişti, Sayın Bakana bunu yöneltmek istiyorum: Mersin Anamur Ören bel­ desinde yapılan konutlar maalesef işlerliğini sağlayamamıştır ve altyapısı yok, buradaki kültür doku­ sunu da olumsuz etkilemiştir. Bu konuda altyapı ve kanalizasyon için ne gibi çalışma düşünüyorsunuz?  Teşekkür ederim.
Sayfa 96 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 1 3 - BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.  MEHMET YÜKSEL (Devamla) - TOKİ'nin verdiği ihalelerde de bunların olması kaçınılmaz­ dır. Temennimiz olmamasıdır. Bu anlamda da TOKİ İdaremizin ihalelerini alan firmalarımızın gerek  bu ödemeleri konusunda gerekse yanlarında çalıştırdıkları işçilerin ücretlerinin ödenmesi konusunda  daha titiz davranacağını ümit ediyorum. Bu konuda, inşallah, önümüzdeki günlerde TOKİ'nin yapı­ lanmasında bu çıkacak yasalarla daha iyi hizmetler verir diye düşünüyor, hepinizi sevgi ve saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Yüksel, teşekkür ediyorum.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Şandır, buyurun efendim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.  l'inci maddenin görüşmelerinde burada bir yanlış anlama oldu, Toplu Konut İdaresinin Sayış­ tay denetimine tabi olduğu söylendi. Düzeltilmesi açısından bir fırsat olarak tekrar söylüyorum. Toplu  Konut İdaresi Kanunu'na göre, 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun denetimine tabi midir, değil midir?  Birincisi bu.  İkinci sorum: Bu 1 'inci maddede "hazineye ait arsa ve araziler" ibaresinin "hazineye ait taşın­ mazlar" olarak değiştirilmesinin gerekçesi nedir, niye böyle bir gereklilik görüyorsunuz?  Bir diğer husus: "Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar." Hazine adına tescil edilecek taşın­ mazın belirlenmesinde kriter nedir, ne kadardır? Hangi kriterlere uygun olduğu takdirde hazine adına  tescil edilecek taşınmazları belirleyeceksiniz? Bir yönetmelik mi çıkartacaksınız? Bu tescil edilmeyi  hangi kritere bağlı kalarak yapacaksınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, inşaatı bitmiş olan TOKİ binalarına yer­ leşen mülk sahiplerinden sonra bir yönetim atanıyor. Bu yönetim, TOKİ idaresi tarafından ve iki yıl  süreliğine atanmaktadır. Bunlar maaş almakta mıdırlar? İstanbul bağlantılı Boğaziçi Şirketler Grubu  adına aidat toplanmaktadır. İki yıl geçtiği hâlde hâlâ yönetimi orada kalanlara teslim etmeyen yerler  bulunmaktadır. Bu konuda bilginiz var mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çelik...  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  TOKİ'nin lüks konut üretmesi sosyal devlet ilkesiyle bağdaşıyor mu?  İnşaat sektörünün gelişmiş olduğu ülkemizde devletin sosyal konut dışında sektörde faaliyet  göstermesi haksız rekabet sağlamıyor mu?  Bir de yine Akkuş ifade etmişti, Sayın Bakana bunu yöneltmek istiyorum: Mersin Anamur Ören bel­ desinde yapılan konutlar maalesef işlerliğini sağlayamamıştır ve altyapısı yok, buradaki kültür doku­ sunu da olumsuz etkilemiştir. Bu konuda altyapı ve kanalizasyon için ne gibi çalışma düşünüyorsunuz?  Teşekkür ederim.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 4 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan daha önce sorduğum ama cevap alamadığım birkaç soruyu tekrarlamak istiyorum  size çünkü Bakan da değişti.  Bir: Şimdiye kadar TOKİ'den ev sahibi olup da borcunu zamanında ödemediği gerekçesiyle evi elin­ den alınan vatandaşlarımız var mıdır? Varsa bunların sayısı nedir? Bu tür vatandaşlarımızın mağduriye­ tinin giderilmesi konusunda Bakanlık ya da Hükümet olarak nasıl bir tedbir aldınız ya da alacaksınız?  İki: Şimdiye kadar TOKİ'den en fazla miktarda ve değerde ihale alan, örneğin ilk on müteah­ hitlik şirketi hangi illere kayıtlıdır? Bu şirketler devlete ne kadar vergi ödemişlerdir?  Son sorum da hâlen TOKİ'nin mahkemelik olduğu firmalar var mıdır? Varsa bu firmalarla en  fazla mahkemelik dava konuları hangileridir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Meclis lojmanlarının boşaltılması ve TOKİ'ye devri sırasında, dört buçuk yıl so­ nunda, hazine yaklaşık 32 milyon 670 bin TL zarara uğramıştır. TOKİ buraya herhangi bir inşaat  yapmamış ve kat karşılığı Mesa'ya devretmiştir. Bugün buraya fahiş fiyatla satışa sunulan yüksek  katlı konutlar yapılmaktadır. TOKİ bu devirden ne kazanmıştır? Mesa ne kazanacaktır? Bu nasıl  garip gurebanın hakkının korunmasıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Son olarak Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sorumu yöneltiyorum.  Az önce Sayın Akif Hamzaçebi, Sayın TOKİ Başkanının Bakanı nasıl yanılttığını ve Genel Ku­ rula Bakanın nasıl yanlış bilgi verdiğini açık ve seçik bir şekilde anlattı. Şimdi, Sayın Bakana soru­ yorum: Bir Bakanı ve Genel Kurulu yanıltan bir bürokratın yanınızda oturmasını içinize sindirebiliyor  musunuz? Bu, Genel Kurula karşı asgari ölçüde bir saygısızlık değil midir?  İkinci sorum: Silifke-Taşucu arasında Burunucu köyü mevkisinde yapılan Silifke Devlet Has­ tanesi inşaatını TOKİ neyin karşılığı yapmaktadır ya da hangi bedelle yapmaktadır ve hangi koşul­ larda yapmaktadır, ne zaman bitirecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Değerli arkadaşlar, soruların  içinde yazılı cevap verilecek nitelikte sorular da var ancak şunu açıkça ifade edeyim: Toplu Konut  İdaresinin Sayıştay denetimine tabi olması doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan bir konu değil­ dir. Toplu Konut İdaresi Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından denetlenmektedir. Dolayısıyla, bu de­ netimler sırasında Devlet Denetleme Kurulunun da denetimi olabilir. Eğer ayrıca Sayıştay denetimine
Sayfa 97 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 4 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan daha önce sorduğum ama cevap alamadığım birkaç soruyu tekrarlamak istiyorum  size çünkü Bakan da değişti.  Bir: Şimdiye kadar TOKİ'den ev sahibi olup da borcunu zamanında ödemediği gerekçesiyle evi elin­ den alınan vatandaşlarımız var mıdır? Varsa bunların sayısı nedir? Bu tür vatandaşlarımızın mağduriye­ tinin giderilmesi konusunda Bakanlık ya da Hükümet olarak nasıl bir tedbir aldınız ya da alacaksınız?  İki: Şimdiye kadar TOKİ'den en fazla miktarda ve değerde ihale alan, örneğin ilk on müteah­ hitlik şirketi hangi illere kayıtlıdır? Bu şirketler devlete ne kadar vergi ödemişlerdir?  Son sorum da hâlen TOKİ'nin mahkemelik olduğu firmalar var mıdır? Varsa bu firmalarla en  fazla mahkemelik dava konuları hangileridir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Meclis lojmanlarının boşaltılması ve TOKİ'ye devri sırasında, dört buçuk yıl so­ nunda, hazine yaklaşık 32 milyon 670 bin TL zarara uğramıştır. TOKİ buraya herhangi bir inşaat  yapmamış ve kat karşılığı Mesa'ya devretmiştir. Bugün buraya fahiş fiyatla satışa sunulan yüksek  katlı konutlar yapılmaktadır. TOKİ bu devirden ne kazanmıştır? Mesa ne kazanacaktır? Bu nasıl  garip gurebanın hakkının korunmasıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Son olarak Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sorumu yöneltiyorum.  Az önce Sayın Akif Hamzaçebi, Sayın TOKİ Başkanının Bakanı nasıl yanılttığını ve Genel Ku­ rula Bakanın nasıl yanlış bilgi verdiğini açık ve seçik bir şekilde anlattı. Şimdi, Sayın Bakana soru­ yorum: Bir Bakanı ve Genel Kurulu yanıltan bir bürokratın yanınızda oturmasını içinize sindirebiliyor  musunuz? Bu, Genel Kurula karşı asgari ölçüde bir saygısızlık değil midir?  İkinci sorum: Silifke-Taşucu arasında Burunucu köyü mevkisinde yapılan Silifke Devlet Has­ tanesi inşaatını TOKİ neyin karşılığı yapmaktadır ya da hangi bedelle yapmaktadır ve hangi koşul­ larda yapmaktadır, ne zaman bitirecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Değerli arkadaşlar, soruların  içinde yazılı cevap verilecek nitelikte sorular da var ancak şunu açıkça ifade edeyim: Toplu Konut  İdaresinin Sayıştay denetimine tabi olması doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan bir konu değil­ dir. Toplu Konut İdaresi Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından denetlenmektedir. Dolayısıyla, bu de­ netimler sırasında Devlet Denetleme Kurulunun da denetimi olabilir. Eğer ayrıca Sayıştay denetimine  TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 1 5 - tabi tutulması gereken konular varsa bu teftiş raporları çerçevesinde Sayıştayca denetlenebilir ancak  kanun doğrudan doğruya Sayıştay denetimini öngörmemektedir. Dolayısıyla, buna böyle bir açıklık  getirmiş olalım. Bu nedenle, Toplu Konut İdaresi Başkanının Sayın Bakana ifade etmiş olduğu konu  da Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporundaki konulardır. Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporunda  da Emlak Bankasından TOKİ'ye devredilen arazilerle ilgili Emlak Bankası alacaklılarının bir hak  talep etmesinin doğru olmadığı, bunların yanlış olduğu bu denetim raporlarında ortaya çıkmış bir me­ seledir, yoksa Devlet Denetleme Kurulu raporları değildir, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarıdır.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Ama Sayın Bakan "Yüksek Denetleme Kurulu" dedi.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Belki takdiminde bu tür bir an­ laşılma söz konusu olmuş olabilir.  Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarının öngörmüş olduğu hususlar burada ifade edilmiştir. Bu dü­ zeltmeyi yapmak istedim, sizin sorunuzda da vardı zaten, arkadaşımızın sorusunda.  Ayrıca, "Toplu Konut İdaresi lüks konut üretimi yapıyor. Bu, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşıyor  mu?" diye bir soru vardı. Toplu Konut İdaresinin temel amacı lüks konut yapmak değil; temel amacı  sosyal konut yapmak, sağlıklı konutlar yapmak, sağlıklı kentleşmeye öncülük etmek ve kritik dö­ nemlerde de konut sektörünün önünün açılmasına katkı sağlamaktır, temel amaç budur ancak fi­ nansman yöntemleri itibarıyla, lüks konutlar sosyal konutların finansmanına katkı sağlayan  unsurlardır, sosyal projelere destek vermek amacıyla lüks konut üretimi yapılmaktadır. Yoksa Toplu  Konut İdaresinin temel amacı lüks konut yapmak değildir, temel amaç sosyal konutlar yapmaktır, in­ şaat sektörünün önünü açmaktır, sağlıklı kentleşmeye katkı sağlamaktır, altyapıları yapılmış olan  kentler, yerleşim mekânları oluşturmaktır. Bu konuda çok acı örnekler olmuştur geçmiş yıllarda.  Özellikle kooperatiflerin çok etkili olduğu dönemde de konut sektöründe önemli ilerlemeler kayde­ dildi ancak kooperatifçilikte sistem şöyleydi: Siz ödemeye başlıyorsunuz, beş yıl, on yıl boyunca  ödüyorsunuz, sonunda bir konut sahibi oluyorsunuz ama inşaat kalitesi konusunda ciddi sıkıntıları  olan, altyapısı olmayan, okulu, yolu, suyu ve benzeri sorunları bir türlü halledilememiş olan konut­ lara on yıl, on beş yıl sonra sahip olabiliyorsunuz, böyle bir sistem de işledi Türkiye'de. Hâlbuki  şimdi Toplu Konut İdaresi vasıtasıyla şöyle bir sistem işlemektedir: Siz konutunuza hemen sahip  oluyorsunuz. Üstelik okulu olan, sağlık ocağı olan, gerektiği yerde hastanesi olan, camisi olan bir sos­ yal yaşam merkezinde konut sahibi oluyorsunuz, altyapısı hazırlanmış bir mahallede konut sahibi  oluyorsunuz. Bunlara hemen sahip oluyorsunuz ama beş yılda, on yılda, on beş yılda ödemeyi yapı­ yorsunuz. Böyle bir sistemle, Türkiye'de insanların konut sahibi olmasının, sosyal konut sahibi ol­ masının ve sağlıklı kentleşme imkânlarına kavuşmanın yolu açılmış bulunuyor.  "Bu aynca bir haksız rekabet oluşturmuyor mu?" diye ifade edebilirsiniz. Türkiye'de konut ih­ tiyacının artan nüfus karşısında, genç nüfus karşısında, aile yapısının küçülmesi karşısında -artık çe­ kirdek aile Türkiye'de yaygın- geniş ailelerden ziyade çekirdek aile yapısının oluşması karşısında,  konut ihtiyacı devam edecek olan bir ihtiyaçtır, kentsel dönüşüm devam etmesi gereken bir ihtiyaç­ tır. Bu kentsel dönüşüm, bu genç nüfus, bu çekirdek aile yapısı, bizde özel sektörün de konut üret­ mesi için ciddi manada fırsatlar doğuran bir tablodur. Bu fırsatlar varken bunu bir haksız rekabet  unsuru olarak değerlendirmek bence doğru bir değerlendirme olmayacaktır diye düşünüyorum.  En fazla ihale alan 10 müteahhit, TOKİ'nin mahkemelik olduğu kişiler, borcunu ödemeyip geri  alınan ev sayıları gibi sorular da var. Bu sorular, sanırım daha sağlıklı bir şekilde ortaya koymak açı­ sından yazılı olarak cevap verilmesi gereken sorular olabilecektir.  Teşekkür ederim.
Sayfa 98 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 1 5 - tabi tutulması gereken konular varsa bu teftiş raporları çerçevesinde Sayıştayca denetlenebilir ancak  kanun doğrudan doğruya Sayıştay denetimini öngörmemektedir. Dolayısıyla, buna böyle bir açıklık  getirmiş olalım. Bu nedenle, Toplu Konut İdaresi Başkanının Sayın Bakana ifade etmiş olduğu konu  da Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporundaki konulardır. Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporunda  da Emlak Bankasından TOKİ'ye devredilen arazilerle ilgili Emlak Bankası alacaklılarının bir hak  talep etmesinin doğru olmadığı, bunların yanlış olduğu bu denetim raporlarında ortaya çıkmış bir me­ seledir, yoksa Devlet Denetleme Kurulu raporları değildir, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarıdır.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Ama Sayın Bakan "Yüksek Denetleme Kurulu" dedi.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Belki takdiminde bu tür bir an­ laşılma söz konusu olmuş olabilir.  Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarının öngörmüş olduğu hususlar burada ifade edilmiştir. Bu dü­ zeltmeyi yapmak istedim, sizin sorunuzda da vardı zaten, arkadaşımızın sorusunda.  Ayrıca, "Toplu Konut İdaresi lüks konut üretimi yapıyor. Bu, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşıyor  mu?" diye bir soru vardı. Toplu Konut İdaresinin temel amacı lüks konut yapmak değil; temel amacı  sosyal konut yapmak, sağlıklı konutlar yapmak, sağlıklı kentleşmeye öncülük etmek ve kritik dö­ nemlerde de konut sektörünün önünün açılmasına katkı sağlamaktır, temel amaç budur ancak fi­ nansman yöntemleri itibarıyla, lüks konutlar sosyal konutların finansmanına katkı sağlayan  unsurlardır, sosyal projelere destek vermek amacıyla lüks konut üretimi yapılmaktadır. Yoksa Toplu  Konut İdaresinin temel amacı lüks konut yapmak değildir, temel amaç sosyal konutlar yapmaktır, in­ şaat sektörünün önünü açmaktır, sağlıklı kentleşmeye katkı sağlamaktır, altyapıları yapılmış olan  kentler, yerleşim mekânları oluşturmaktır. Bu konuda çok acı örnekler olmuştur geçmiş yıllarda.  Özellikle kooperatiflerin çok etkili olduğu dönemde de konut sektöründe önemli ilerlemeler kayde­ dildi ancak kooperatifçilikte sistem şöyleydi: Siz ödemeye başlıyorsunuz, beş yıl, on yıl boyunca  ödüyorsunuz, sonunda bir konut sahibi oluyorsunuz ama inşaat kalitesi konusunda ciddi sıkıntıları  olan, altyapısı olmayan, okulu, yolu, suyu ve benzeri sorunları bir türlü halledilememiş olan konut­ lara on yıl, on beş yıl sonra sahip olabiliyorsunuz, böyle bir sistem de işledi Türkiye'de. Hâlbuki  şimdi Toplu Konut İdaresi vasıtasıyla şöyle bir sistem işlemektedir: Siz konutunuza hemen sahip  oluyorsunuz. Üstelik okulu olan, sağlık ocağı olan, gerektiği yerde hastanesi olan, camisi olan bir sos­ yal yaşam merkezinde konut sahibi oluyorsunuz, altyapısı hazırlanmış bir mahallede konut sahibi  oluyorsunuz. Bunlara hemen sahip oluyorsunuz ama beş yılda, on yılda, on beş yılda ödemeyi yapı­ yorsunuz. Böyle bir sistemle, Türkiye'de insanların konut sahibi olmasının, sosyal konut sahibi ol­ masının ve sağlıklı kentleşme imkânlarına kavuşmanın yolu açılmış bulunuyor.  "Bu aynca bir haksız rekabet oluşturmuyor mu?" diye ifade edebilirsiniz. Türkiye'de konut ih­ tiyacının artan nüfus karşısında, genç nüfus karşısında, aile yapısının küçülmesi karşısında -artık çe­ kirdek aile Türkiye'de yaygın- geniş ailelerden ziyade çekirdek aile yapısının oluşması karşısında,  konut ihtiyacı devam edecek olan bir ihtiyaçtır, kentsel dönüşüm devam etmesi gereken bir ihtiyaç­ tır. Bu kentsel dönüşüm, bu genç nüfus, bu çekirdek aile yapısı, bizde özel sektörün de konut üret­ mesi için ciddi manada fırsatlar doğuran bir tablodur. Bu fırsatlar varken bunu bir haksız rekabet  unsuru olarak değerlendirmek bence doğru bir değerlendirme olmayacaktır diye düşünüyorum.  En fazla ihale alan 10 müteahhit, TOKİ'nin mahkemelik olduğu kişiler, borcunu ödemeyip geri  alınan ev sayıları gibi sorular da var. Bu sorular, sanırım daha sağlıklı bir şekilde ortaya koymak açı­ sından yazılı olarak cevap verilmesi gereken sorular olabilecektir.  Teşekkür ederim.  TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın milletvekilleri, 2'nci madde üzerinde 7 adet önerge vardır. Önergeleri sırasıyla okutaca­ ğım, ilk 5 önerge ve son 2, yani 6 ve 7 numaralı önergeler aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme  alacağım.  Buyurun efendim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mül­ kiyetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yılmaz Tunç  Bartın  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mül­ kiyetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mül­ kiyetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mülki­ yetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  İkram Dinçer  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mülki­ yetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli
Sayfa 99 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 1 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın milletvekilleri, 2'nci madde üzerinde 7 adet önerge vardır. Önergeleri sırasıyla okutaca­ ğım, ilk 5 önerge ve son 2, yani 6 ve 7 numaralı önergeler aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme  alacağım.  Buyurun efendim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mül­ kiyetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yılmaz Tunç  Bartın  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mül­ kiyetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mül­ kiyetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mülki­ yetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  İkram Dinçer  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mülki­ yetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2'nci maddesinin Tasarı metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  F. Murat Sönmez Yaşar Tüzün  Eskişehir Bilecik  Akif Ekici Şevket Köse  Gaziantep Adıyaman  Ergün Aydoğan Hulusi Güvel  Balıkesir Adana  Mehmet Sevigen  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2'inci maddesinin kanun tasarı metninden  çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Mustafa Kalaycı  Konya  M. Akif Hamzaçebi  Trabzon  Engin Altay  Sinop  Hüseyin Unsal  Amasya  Emin Haluk Ayhan  Denizli  Kürşat Atılgan  Adana  Osman Durmuş  Kırıkkale  Alim Işık  Kütahya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılamıyoruz efendim.  BAŞKAN - Önerge sahipleri adına, Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık. (MHP sıralarından  alkışlar)  Buyurun efendim.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra  sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılma­ sına Dair Kanun Tasarısı'nın 2'nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz bir değişiklik önergesi hak­ kındaki görüşlerimi belirtmek üzere söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Maddenin geneli hakkında gerek partimizin gerekse diğer partilerin görüşlerini ifade eden de­ ğerli sözcülerin de ifade ettiği gibi, bu madde eğer bu haliyle geçecek olur ise hem bir taraftan ser­ best piyasa koşullarına uygun rekabet ortamını ortadan kaldıracak hem de asıl amacı sosyal konut  üretmek olan TOKİ'ye haksız muafiyetler getirecektir. Dolayısıyla, önergemiz bu maddenin tasarı  metninden çıkarılmasını amaçlamaktadır çünkü tasarının bu maddesiyle, TOKİ'ye ait arazi ve arsa­ lara emlak vergisi muafiyeti getirilmektedir.  - 2 1 7 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2'nci maddesinin Tasarı metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  F. Murat Sönmez Yaşar Tüzün  Eskişehir Bilecik  Akif Ekici Şevket Köse  Gaziantep Adıyaman  Ergün Aydoğan Hulusi Güvel  Balıkesir Adana  Mehmet Sevigen  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2'inci maddesinin kanun tasarı metninden  çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Mustafa Kalaycı  Konya  M. Akif Hamzaçebi  Trabzon  Engin Altay  Sinop  Hüseyin Unsal  Amasya  Emin Haluk Ayhan  Denizli  Kürşat Atılgan  Adana  Osman Durmuş  Kırıkkale  Alim Işık  Kütahya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılamıyoruz efendim.  BAŞKAN - Önerge sahipleri adına, Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık. (MHP sıralarından  alkışlar)  Buyurun efendim.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra  sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılma­ sına Dair Kanun Tasarısı'nın 2'nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz bir değişiklik önergesi hak­ kındaki görüşlerimi belirtmek üzere söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Maddenin geneli hakkında gerek partimizin gerekse diğer partilerin görüşlerini ifade eden de­ ğerli sözcülerin de ifade ettiği gibi, bu madde eğer bu haliyle geçecek olur ise hem bir taraftan ser­ best piyasa koşullarına uygun rekabet ortamını ortadan kaldıracak hem de asıl amacı sosyal konut  üretmek olan TOKİ'ye haksız muafiyetler getirecektir. Dolayısıyla, önergemiz bu maddenin tasarı  metninden çıkarılmasını amaçlamaktadır çünkü tasarının bu maddesiyle, TOKİ'ye ait arazi ve arsa­ lara emlak vergisi muafiyeti getirilmektedir.  - 2 1 7 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Bilindiği gibi, 1319 saydı Emlak Vergisi Kanunu'nun 14'üncü maddesinde, özellikle devletin  asli ve sürekli kamu hizmetlerini yerine getiren kamu kurum ve kuruluşlarına emlak vergisi muafi­ yeti söz konusudur. Oysa, TOKİ iktisadi bir kuruluş olup konut yapıp satmanın dışında, arsa ve arazi  de satmaktadır. Kuruluş amacındaki dar gelirli vatandaşlara konut yapmanın ötesinde lüks sayılabi­ lecek konutlar da yapan TOKİ, bu düzenlemeyle, haksız rekabete yol açacak önemli imtiyazlara  sahip olacaktır. Aynca, tasannın bu maddesinin kanunlaşması hâlinde özel sektörün serbest piyasa  koşulları içinde TOKİ'yle rekabet etme şansı da neredeyse kalmayacaktır.  Diğer yandan, taşandaki bu düzenleme Anayasa'mızın "Vergi ödevi" başlıklı 73'üncü madde­ sine de aykırı olmaktadır. Bu maddenin bazı fıkraları, bilindiği gibi "Herkes, kamu giderlerini kar­ şılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür." ve "Vergi yükünün adaletli ve dengeli  dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır." şeklinde hükümlere sahiptir, dolayısıyla bu hüküm­ lere de ters bir düzenleme getirilmiş olacaktır.  O nedenle bu maddenin tasarı metninden çıkarılması yerinde olacaktır. Umarım yüce Meclisin  siz değerli Genel Kurul üyeleri bu önerimizi yerinde bulursunuz.  Bu vesileyle, Sayın Bakan Egemen Bağış kendisine sorulan soruları cevaplarken süresini TO­ Kİ'ye övgüler yağdıran mektuplar içerisinden seçtiği bir muhtarın mektubunu bizlere okuyarak kul­ lanmayı tercih etti. Ben de bu vesileyle bizlere ve Meclisin siz değerli milletvekillerine de ulaşan,  TOKİ'yi ve uygulamalarını eleştiren çok sayıdaki mektuplardan birisini özetle paylaşmak istiyorum:  Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından Kütahya Merkez İnköy 2. Etap Toplu Konut  Uygulaması Alt Gelir Grubu Projesi kapsamında yapımı tamamlanan konutlardan yüz seksen daire­ nin 5-14 Ekim 2009 tarihleri arasında TOKİ aracılığıyla hak sahiplerine teslimi yapılmıştır. Ancak  bu dairelerin tesliminin hemen ardından dairelere yerleşen hak sahipleri dairelerinde elektriğin ol­ madığını, suyun olmadığını, kaloriferlerin yanmadığını, asansörlerin çalışmadığını, yağmur sulannın  duvarlardan akarak evde oturulmaz bir ortamın oluştuğunu bizlere ilettiler. Bunun dışında TOKİ ta­ rafından -biraz önce Sayın Bulut tarafından da dile getirildi- sitenin idaresi Boğaziçi Konut AŞ isimli  bir firmaya bırakılıyor. Firmanın site yöneticisi hiçbir hak sahibini muhatap kabul etmiyor ve "Sizin  muhatabınız TOKİ. Gidin şikâyetlerinizi TOKİ'ye bildirin." diyerek âdeta Ali kıran baş kesen bir yö­ netim anlayışıyla orayı yönetmeye kalkıyor. Ben de bu vesileyle bu ve benzeri problemleri Sayın  TOKİ Başkanının da burada olmasını fırsat bilerek kendisine iletiyorum ve soruyorum: Kütahya Ata- kent Toplu Yapı Sitesi Alt Gelir Grubu 2. Etap, yüz seksen dairelik sitenin yönetiminin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Işık, konuşmanızı tamamlar mısınız.  ALİM IŞIK (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  ...Boğaziçi Konut AŞ'ye verilmesinin gerekçesi nedir? Bu şirket İstanbul Büyükşehir Beledi­ yesinin de iştirakiyle kurulmuş ve AKP'nin saadet zincirini sürdürmeye devam eden bir halkanın  devamı ve son halkası olduğu iddialarını nasıl düzelteceksiniz?  Tekrar bu vesileyle bu sitede yaşanan sorunlan Sayın Başkanın ve Bakanın dikkatlerine sunu­ yor, önergemizin kabulü temennisiyle sizleri saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Hamzaçebi, gerekçeyi mi okutayım, bir arkadaş konuşacak mı? Bir önergeniz vardı sizin.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Engin Altay...  - 2 1 8 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Bilindiği gibi, 1319 saydı Emlak Vergisi Kanunu'nun 14'üncü maddesinde, özellikle devletin  asli ve sürekli kamu hizmetlerini yerine getiren kamu kurum ve kuruluşlarına emlak vergisi muafi­ yeti söz konusudur. Oysa, TOKİ iktisadi bir kuruluş olup konut yapıp satmanın dışında, arsa ve arazi  de satmaktadır. Kuruluş amacındaki dar gelirli vatandaşlara konut yapmanın ötesinde lüks sayılabi­ lecek konutlar da yapan TOKİ, bu düzenlemeyle, haksız rekabete yol açacak önemli imtiyazlara  sahip olacaktır. Aynca, tasannın bu maddesinin kanunlaşması hâlinde özel sektörün serbest piyasa  koşulları içinde TOKİ'yle rekabet etme şansı da neredeyse kalmayacaktır.  Diğer yandan, taşandaki bu düzenleme Anayasa'mızın "Vergi ödevi" başlıklı 73'üncü madde­ sine de aykırı olmaktadır. Bu maddenin bazı fıkraları, bilindiği gibi "Herkes, kamu giderlerini kar­ şılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür." ve "Vergi yükünün adaletli ve dengeli  dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır." şeklinde hükümlere sahiptir, dolayısıyla bu hüküm­ lere de ters bir düzenleme getirilmiş olacaktır.  O nedenle bu maddenin tasarı metninden çıkarılması yerinde olacaktır. Umarım yüce Meclisin  siz değerli Genel Kurul üyeleri bu önerimizi yerinde bulursunuz.  Bu vesileyle, Sayın Bakan Egemen Bağış kendisine sorulan soruları cevaplarken süresini TO­ Kİ'ye övgüler yağdıran mektuplar içerisinden seçtiği bir muhtarın mektubunu bizlere okuyarak kul­ lanmayı tercih etti. Ben de bu vesileyle bizlere ve Meclisin siz değerli milletvekillerine de ulaşan,  TOKİ'yi ve uygulamalarını eleştiren çok sayıdaki mektuplardan birisini özetle paylaşmak istiyorum:  Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından Kütahya Merkez İnköy 2. Etap Toplu Konut  Uygulaması Alt Gelir Grubu Projesi kapsamında yapımı tamamlanan konutlardan yüz seksen daire­ nin 5-14 Ekim 2009 tarihleri arasında TOKİ aracılığıyla hak sahiplerine teslimi yapılmıştır. Ancak  bu dairelerin tesliminin hemen ardından dairelere yerleşen hak sahipleri dairelerinde elektriğin ol­ madığını, suyun olmadığını, kaloriferlerin yanmadığını, asansörlerin çalışmadığını, yağmur sulannın  duvarlardan akarak evde oturulmaz bir ortamın oluştuğunu bizlere ilettiler. Bunun dışında TOKİ ta­ rafından -biraz önce Sayın Bulut tarafından da dile getirildi- sitenin idaresi Boğaziçi Konut AŞ isimli  bir firmaya bırakılıyor. Firmanın site yöneticisi hiçbir hak sahibini muhatap kabul etmiyor ve "Sizin  muhatabınız TOKİ. Gidin şikâyetlerinizi TOKİ'ye bildirin." diyerek âdeta Ali kıran baş kesen bir yö­ netim anlayışıyla orayı yönetmeye kalkıyor. Ben de bu vesileyle bu ve benzeri problemleri Sayın  TOKİ Başkanının da burada olmasını fırsat bilerek kendisine iletiyorum ve soruyorum: Kütahya Ata- kent Toplu Yapı Sitesi Alt Gelir Grubu 2. Etap, yüz seksen dairelik sitenin yönetiminin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Işık, konuşmanızı tamamlar mısınız.  ALİM IŞIK (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  ...Boğaziçi Konut AŞ'ye verilmesinin gerekçesi nedir? Bu şirket İstanbul Büyükşehir Beledi­ yesinin de iştirakiyle kurulmuş ve AKP'nin saadet zincirini sürdürmeye devam eden bir halkanın  devamı ve son halkası olduğu iddialarını nasıl düzelteceksiniz?  Tekrar bu vesileyle bu sitede yaşanan sorunlan Sayın Başkanın ve Bakanın dikkatlerine sunu­ yor, önergemizin kabulü temennisiyle sizleri saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Hamzaçebi, gerekçeyi mi okutayım, bir arkadaş konuşacak mı? Bir önergeniz vardı sizin.  MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Engin Altay...  - 2 1 8 - TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 1 9 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Altay, buyurun efendim. (CHP sıralanndan alkışlar)  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Görüşmekte olduğumuz 455 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 2'nci maddesinde verdiğimiz deği­ şiklik önergesi hakkında görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınızdayım.  Bugün burada, bu çatı altında TOKİ'yi konuşuyoruz. Geçen hafta bu Mecliste CHP Zonguldak  Milletvekili Arkadaşımız Ali Kocal "Memlekette hırsızlık yapılıyor, memleket soyuluyor." dediği  zaman, AKP grup başkan vekili "somut konuş" dedi, "belgeli konuş" dedi. Ben de şimdi bu ortamı  fırsat bildim, çok somut, çok belgeli olarak Hükümetinizin yetim hakkı yediğini, kul hakkı yediğini  size ispat etmek için buradayım.  Değerli milletvekilleri, öncelikle şunun bilinmesi lazım ki TOKİ'nin niye doğrudan doğruya Baş­ bakanlığa bağlı olduğu başlı başına düşündürücü bir iştir yani 70 milyonluk ülkenin Başbakanının  bunca işi arasında TOKİ'yle bizzat meşgul olması başlı başına herkesin midesini bulandıran bir iştir.  Bakın, bu yolsuzluğu anlatmadan önce, TOKİ'yle ilgili, arkadaşlarımız burada övgüler düzdü­ ler, keşke ben de düzebilsem. Sinop'ta iki yüz doksan yedi konutluk bir hizmet yapıldı. Sözüm ona  hizmet, bana göre tam bir garabet. Şimdi, Sinop TOKİ konutlarında hiçbiriniz çizmesiz bir evden, bir  bloktan bir bloğa gidemezsiniz.  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Doğru değil!  ENGİN ALTAY (Devamla) - Sinop TOKİ konutlarında şu anda, orada yapılan okulun çatısı uçtu.  Sayın TOKİ Başkanı, bu çağda -milletin gecekondularını, evini su bastığı zaman işte eskiden ya­ pıldı, şu oldu, bu oldu- sizin yaptığınız okulun çatısı nasıl uçar? Daha vahim bir şey söyleyeyim: Alt  katları, TOKİ konutlarının alt katlarını yağmur yağdığı zaman su basıyor. Çatlakları patlakları say­ mıyorum, bir utanç ve ibret manzarasıdır. Gidin, Sinop iki yüz doksan yedi konutluk TOKİ sahasını  bir inceleyin Sayın Milletvekili.  Şimdi, bakın, TOKİ, Sinop Boyabat Yukarı Seyircek köyünde kırk dokuz, Durağan Ortaköy'de  yirmi beş adet afet evi yapacak, ihale yapıyor. Birinci ihale 2/12/2008'de. Ben bu iş için TOKİ Baş­ kanını aradığımda bana bir bilgi notu göndermiş. Burada nedense bu 2/12/2008'deki ihaleden bah­ setmiyor bile, diyor ki: "Şu tarihte bir ihale yapıldı, bir firma girdi." Olay şu, hırsızlık şu:  2/12/2008'de bir ihale yapılıyor. Muhammen bedel 6 trilyon 913 milyar lira. Bir firma 5 trilyon 200  milyar veriyor, bir firma 5 trilyon 700 milyar veriyor, "Biz bunu bu paraya yaparız." diyor. Hayır  olmaz, ihale iptal. 2/7/2009'da bir ihale daha. Bir firma katılıyor, 4 trilyon 887 milyar veriyor. Efen­ dim, olmaz, vermiyoruz... Yapılacak iş afet evidir yani altı ahır, 75 metrekare, kalorifersiz köy evi­ dir. Çıkardığınız maliyet, Sayın TOKİ Başkanı, 92 milyar. Bu evin metrekare maliyeti 650 liraya  gelir. 450 liraya bu ülkede asansörlü, kaloriferli apartman dairesi yapmak mümkün. Şimdi, afet evi­ nin maliyeti 37 milyar ve tanesi 92 milyara daha sonra davetle, ihalesiz olarak Bitlis'ten bir firmaya  veriliyor. Hani Başbakanınız diyor ya "O nere, bu nere." Bitlis nere, Sinop nere... Sinop'ta bu iha­ leyi vermediği, TOKİ'nin vermediği firmalardan bir tanesi, Sinop'un değil Türkiye'nin en önemli de  firmalarından, Sinop'un çocuğu. Bu adam Sinop Emniyet Müdürlüğünü yapmış, Türkiye'nin en gü­ zide emniyet müdürlüğü hizmet binası, yanında poliseviyle beraber. Emniyet Müdürlüğünü yapan fir­ maya "Sen bunu yapamazsın." Diyorsun. Neyi? Altı ahır, üstü konut köy evini.  Şimdi ben soruyorum Sayın Bakana da TOKİ Başkanına da: Siz bu Bitlisli firmaya Sinop'taki  arkadaşların, Sinop'taki müteahhitlerin "4 trilyon 887 milyara yaparız." dediği işi 6 trilyon 800 mil­ yara niye verdiniz? Aradaki 2 trilyon.  Sayın milletvekilleri, bu afet evleri de millete bedava verilmiyor, geri ödemeli.
Sayfa 102 -
TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 1 9 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Altay, buyurun efendim. (CHP sıralanndan alkışlar)  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Görüşmekte olduğumuz 455 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 2'nci maddesinde verdiğimiz deği­ şiklik önergesi hakkında görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınızdayım.  Bugün burada, bu çatı altında TOKİ'yi konuşuyoruz. Geçen hafta bu Mecliste CHP Zonguldak  Milletvekili Arkadaşımız Ali Kocal "Memlekette hırsızlık yapılıyor, memleket soyuluyor." dediği  zaman, AKP grup başkan vekili "somut konuş" dedi, "belgeli konuş" dedi. Ben de şimdi bu ortamı  fırsat bildim, çok somut, çok belgeli olarak Hükümetinizin yetim hakkı yediğini, kul hakkı yediğini  size ispat etmek için buradayım.  Değerli milletvekilleri, öncelikle şunun bilinmesi lazım ki TOKİ'nin niye doğrudan doğruya Baş­ bakanlığa bağlı olduğu başlı başına düşündürücü bir iştir yani 70 milyonluk ülkenin Başbakanının  bunca işi arasında TOKİ'yle bizzat meşgul olması başlı başına herkesin midesini bulandıran bir iştir.  Bakın, bu yolsuzluğu anlatmadan önce, TOKİ'yle ilgili, arkadaşlarımız burada övgüler düzdü­ ler, keşke ben de düzebilsem. Sinop'ta iki yüz doksan yedi konutluk bir hizmet yapıldı. Sözüm ona  hizmet, bana göre tam bir garabet. Şimdi, Sinop TOKİ konutlarında hiçbiriniz çizmesiz bir evden, bir  bloktan bir bloğa gidemezsiniz.  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Doğru değil!  ENGİN ALTAY (Devamla) - Sinop TOKİ konutlarında şu anda, orada yapılan okulun çatısı uçtu.  Sayın TOKİ Başkanı, bu çağda -milletin gecekondularını, evini su bastığı zaman işte eskiden ya­ pıldı, şu oldu, bu oldu- sizin yaptığınız okulun çatısı nasıl uçar? Daha vahim bir şey söyleyeyim: Alt  katları, TOKİ konutlarının alt katlarını yağmur yağdığı zaman su basıyor. Çatlakları patlakları say­ mıyorum, bir utanç ve ibret manzarasıdır. Gidin, Sinop iki yüz doksan yedi konutluk TOKİ sahasını  bir inceleyin Sayın Milletvekili.  Şimdi, bakın, TOKİ, Sinop Boyabat Yukarı Seyircek köyünde kırk dokuz, Durağan Ortaköy'de  yirmi beş adet afet evi yapacak, ihale yapıyor. Birinci ihale 2/12/2008'de. Ben bu iş için TOKİ Baş­ kanını aradığımda bana bir bilgi notu göndermiş. Burada nedense bu 2/12/2008'deki ihaleden bah­ setmiyor bile, diyor ki: "Şu tarihte bir ihale yapıldı, bir firma girdi." Olay şu, hırsızlık şu:  2/12/2008'de bir ihale yapılıyor. Muhammen bedel 6 trilyon 913 milyar lira. Bir firma 5 trilyon 200  milyar veriyor, bir firma 5 trilyon 700 milyar veriyor, "Biz bunu bu paraya yaparız." diyor. Hayır  olmaz, ihale iptal. 2/7/2009'da bir ihale daha. Bir firma katılıyor, 4 trilyon 887 milyar veriyor. Efen­ dim, olmaz, vermiyoruz... Yapılacak iş afet evidir yani altı ahır, 75 metrekare, kalorifersiz köy evi­ dir. Çıkardığınız maliyet, Sayın TOKİ Başkanı, 92 milyar. Bu evin metrekare maliyeti 650 liraya  gelir. 450 liraya bu ülkede asansörlü, kaloriferli apartman dairesi yapmak mümkün. Şimdi, afet evi­ nin maliyeti 37 milyar ve tanesi 92 milyara daha sonra davetle, ihalesiz olarak Bitlis'ten bir firmaya  veriliyor. Hani Başbakanınız diyor ya "O nere, bu nere." Bitlis nere, Sinop nere... Sinop'ta bu iha­ leyi vermediği, TOKİ'nin vermediği firmalardan bir tanesi, Sinop'un değil Türkiye'nin en önemli de  firmalarından, Sinop'un çocuğu. Bu adam Sinop Emniyet Müdürlüğünü yapmış, Türkiye'nin en gü­ zide emniyet müdürlüğü hizmet binası, yanında poliseviyle beraber. Emniyet Müdürlüğünü yapan fir­ maya "Sen bunu yapamazsın." Diyorsun. Neyi? Altı ahır, üstü konut köy evini.  Şimdi ben soruyorum Sayın Bakana da TOKİ Başkanına da: Siz bu Bitlisli firmaya Sinop'taki  arkadaşların, Sinop'taki müteahhitlerin "4 trilyon 887 milyara yaparız." dediği işi 6 trilyon 800 mil­ yara niye verdiniz? Aradaki 2 trilyon.  Sayın milletvekilleri, bu afet evleri de millete bedava verilmiyor, geri ödemeli.  TBMM B : 6 3 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 0 - BAŞKAN - Sayın Altay, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Köylüden, benim Boyabatlı, Durağanlı köylümden de devlet pa­ rayı geri alacak.  4 trilyona yapana değil, ta Bitlis'ten Sinop'a 6 trilyon 800'e davetle iş veriliyor. Bunun adı hır­ sızlıktır, bunun adı eşkıyalıktır, bunun adı soygunculuktur. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  Bu bir örnekti, bu kitapta böyle yüzler var. Kitabın adı: "AKP'nin Müteahhitleri." Eksik.  "AKP'nin müteahhitleri Türkiye'nin vampirleri" diye bu kitabın üçüncü basımında yazana önerece­ ğim ve düzelttireceğim.  MEHMET NİL HIDIR (Muğla) - Ayıp, ayıp!  ENGİN ALTAY (Devamla) - Silivri Cezaevi Türkiye'ye bir kere daha lazım olacak. Bu kitapta  adı geçenlerin ve buna sebep olanların gideceği yerdir Silivri Cezaevi.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Nerede, nerede?  ENGİN ALTAY (Sinop) - Burada, burada... Emin, al, al, bak, bu belgedir. Öyle şey olur mu?  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Sana yakışmıyor.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Onlar mahkeme ilamı mı?  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Ayıp, ayıp!  ENGİN ALTAY (Sinop) - Yani içiniz elveriyor mu ya? 2 trilyon... 2 trilyon hırsızlığı belgeli­ yorum ben burada. Ayıptır ya!  BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın Altay, lütfen...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Mahkeme ilamı mı?  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Arkadaşlar, hırsızlığı mı savunuyorsunuz? Çok ayıp ya!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  Arkadaşlar, Grup Başkan Vekiliniz söz talep ediyor, cevap verecektir. Sayın milletvekilleri, lütfen...  Sayın Elitaş, açıklama için söz istiyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Evet.  BAŞKAN - Buyurun, sataşma gerekçesiyle... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay 'ın, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Bugüne kadar TOKİ'nin yaptıklarından gurur duymak yerine, yapılan işleri, hakikaten, özellikle  ihale alan müteahhitleri vampir gibi tanımlayıp, onları hırsız gibi göstermek gerçekten haksızlık.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Biz söylemiyoruz, kitap söylüyor.
Sayfa 103 -
TBMM B : 6 3 1 8 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 0 - BAŞKAN - Sayın Altay, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Köylüden, benim Boyabatlı, Durağanlı köylümden de devlet pa­ rayı geri alacak.  4 trilyona yapana değil, ta Bitlis'ten Sinop'a 6 trilyon 800'e davetle iş veriliyor. Bunun adı hır­ sızlıktır, bunun adı eşkıyalıktır, bunun adı soygunculuktur. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  Bu bir örnekti, bu kitapta böyle yüzler var. Kitabın adı: "AKP'nin Müteahhitleri." Eksik.  "AKP'nin müteahhitleri Türkiye'nin vampirleri" diye bu kitabın üçüncü basımında yazana önerece­ ğim ve düzelttireceğim.  MEHMET NİL HIDIR (Muğla) - Ayıp, ayıp!  ENGİN ALTAY (Devamla) - Silivri Cezaevi Türkiye'ye bir kere daha lazım olacak. Bu kitapta  adı geçenlerin ve buna sebep olanların gideceği yerdir Silivri Cezaevi.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Nerede, nerede?  ENGİN ALTAY (Sinop) - Burada, burada... Emin, al, al, bak, bu belgedir. Öyle şey olur mu?  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Sana yakışmıyor.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Onlar mahkeme ilamı mı?  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Ayıp, ayıp!  ENGİN ALTAY (Sinop) - Yani içiniz elveriyor mu ya? 2 trilyon... 2 trilyon hırsızlığı belgeli­ yorum ben burada. Ayıptır ya!  BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın Altay, lütfen...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Mahkeme ilamı mı?  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Arkadaşlar, hırsızlığı mı savunuyorsunuz? Çok ayıp ya!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  Arkadaşlar, Grup Başkan Vekiliniz söz talep ediyor, cevap verecektir. Sayın milletvekilleri, lütfen...  Sayın Elitaş, açıklama için söz istiyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Evet.  BAŞKAN - Buyurun, sataşma gerekçesiyle... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay 'ın, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Bugüne kadar TOKİ'nin yaptıklarından gurur duymak yerine, yapılan işleri, hakikaten, özellikle  ihale alan müteahhitleri vampir gibi tanımlayıp, onları hırsız gibi göstermek gerçekten haksızlık.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Biz söylemiyoruz, kitap söylüyor.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, "AK PARTİ'nin müteahhitleri" diye söylediğiniz şa­ hıslar arasında şu anda sizin bir milletvekiliniz olan arkadaşımızın Konya'da ve İzmir'de 275 ko­ nutluk ihalesi var. O ihaleyi... (CHP sıralarından gürültüler) Atilla Kart Bey'in kardeşinin yaptığı 75  konut Konya'da, 200 konut İzmir'de var. Bu vampirlerin içerisinde, Atilla Bey'e sorun, o kan emici  vampirlerin başında o mu geliyor, gelmiyor mu diye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Ne alakası var! Sen soruya cevap ver, soruya!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Lütfen, değerli arkadaşlar, yapılan ihaleleri ihale şartları çerçeve­ sinde değerlendirin, bununla ilgili, şu anda TOKİ'nin yaptığı müteahhitlerle konuşun. TOKİ'nin yaptığı  işler minimum seviyede maliyetle yapılan ve hakikaten dar gelirli vatandaşlarımıza imkân sağlayan bir iş.  Lütfen, burada konuşurken ölçülü konuşmaya gayret edelim.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Ölçülü konuştu, ölçülü.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - 300 bine yakın yapılan konutu dar gelirli insanlarımıza, sabit  gelirli insanlarımıza bu dünyada mekân olarak sunan TOKİ'ye ve 1984 yılında kurulmuş bu İdare­ nin 2003 yılına kadar işlevini hiç yapmayıp, kapanma noktasına geldiği ama 2003 yılından itibaren  çok önemli ataklar yapan bu İdarenin yaptığı hizmetleri lütfen, alkışlamasanız bile, hiç değilse tah­ rik etmeyin, tahkir etmeyin, onları, yapılan işleri... Ve burada bin küsur tane müteahidin var olduğu  söyleniyor. Hangi partinin, hangi partiliye oy verdiğini de bilmiyoruz.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Bu Meclis hırsızlığı alkışlamaz Sayın Başkan.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Eğer bugün, Türkiye'de yaşayan 2 kişiden 1 'i AK PARTİ'ye  oy vermişse müteahhitlerin de 2'sinden İM AK PARTİ'ye oy vermiştir.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - O eskidendi eskiden.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisine oy veren arkadaşlarımız da bu­ rada, TOKİ'de müteahhitlik yapıyorlar.  Hiç kimseye haksızlık yapmayın, iftira etmeyin. Lütfen, TOKİ'nin başarısını kabul etmeseniz,  size zor gelse bile, en azından sessiz kalın, bu başarıyı engellemeyin.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Şimdi, Sayın Başkan, konuşmalarıma atfen, gösterdiğim kitapla ilgili,  konuşmamla ilgili, Milletvekilimiz Atilla Kart'ın kardeşinden örnek verdi. Bir dakika söz istiyorum.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sahte kitap o, sahte!  BAŞKAN - Şimdi, Sayın Altay, bir dakikalık söz vereyim. Şu var: İnsanlar bir kitap yayınla­ yabilir, başka bir şekilde yayınlayabilir. Herkes şimdi yayınlanmış olan bir kitabı alıp burada bir  kısım gerekçe olarak gösterirse bu işin içerisinden çıkamayız. Lütfen...  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkanım, bir dakika, bir.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Yasak o kitap, yasak!  BAŞKAN - Bak, şimdi şunu diyorum Sayın Altay: Bir dakika mühim değil. Bakınız, oradaki  ifadeleriniz hakikaten şık olmamıştır. Ben karışmak istemiyorum. Şunu diyorum, bakınız...  ENGİN ALTAY (Sinop) - Başkanım, 6 trilyon 800 milyar nere, 4 trilyon 800 milyar nere? 2 trilyon...  BAŞKAN - Hayır, o ayrı.  - 2 2 1 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, "AK PARTİ'nin müteahhitleri" diye söylediğiniz şa­ hıslar arasında şu anda sizin bir milletvekiliniz olan arkadaşımızın Konya'da ve İzmir'de 275 ko­ nutluk ihalesi var. O ihaleyi... (CHP sıralarından gürültüler) Atilla Kart Bey'in kardeşinin yaptığı 75  konut Konya'da, 200 konut İzmir'de var. Bu vampirlerin içerisinde, Atilla Bey'e sorun, o kan emici  vampirlerin başında o mu geliyor, gelmiyor mu diye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Ne alakası var! Sen soruya cevap ver, soruya!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Lütfen, değerli arkadaşlar, yapılan ihaleleri ihale şartları çerçeve­ sinde değerlendirin, bununla ilgili, şu anda TOKİ'nin yaptığı müteahhitlerle konuşun. TOKİ'nin yaptığı  işler minimum seviyede maliyetle yapılan ve hakikaten dar gelirli vatandaşlarımıza imkân sağlayan bir iş.  Lütfen, burada konuşurken ölçülü konuşmaya gayret edelim.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Ölçülü konuştu, ölçülü.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - 300 bine yakın yapılan konutu dar gelirli insanlarımıza, sabit  gelirli insanlarımıza bu dünyada mekân olarak sunan TOKİ'ye ve 1984 yılında kurulmuş bu İdare­ nin 2003 yılına kadar işlevini hiç yapmayıp, kapanma noktasına geldiği ama 2003 yılından itibaren  çok önemli ataklar yapan bu İdarenin yaptığı hizmetleri lütfen, alkışlamasanız bile, hiç değilse tah­ rik etmeyin, tahkir etmeyin, onları, yapılan işleri... Ve burada bin küsur tane müteahidin var olduğu  söyleniyor. Hangi partinin, hangi partiliye oy verdiğini de bilmiyoruz.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Bu Meclis hırsızlığı alkışlamaz Sayın Başkan.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Eğer bugün, Türkiye'de yaşayan 2 kişiden 1 'i AK PARTİ'ye  oy vermişse müteahhitlerin de 2'sinden İM AK PARTİ'ye oy vermiştir.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - O eskidendi eskiden.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisine oy veren arkadaşlarımız da bu­ rada, TOKİ'de müteahhitlik yapıyorlar.  Hiç kimseye haksızlık yapmayın, iftira etmeyin. Lütfen, TOKİ'nin başarısını kabul etmeseniz,  size zor gelse bile, en azından sessiz kalın, bu başarıyı engellemeyin.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Şimdi, Sayın Başkan, konuşmalarıma atfen, gösterdiğim kitapla ilgili,  konuşmamla ilgili, Milletvekilimiz Atilla Kart'ın kardeşinden örnek verdi. Bir dakika söz istiyorum.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sahte kitap o, sahte!  BAŞKAN - Şimdi, Sayın Altay, bir dakikalık söz vereyim. Şu var: İnsanlar bir kitap yayınla­ yabilir, başka bir şekilde yayınlayabilir. Herkes şimdi yayınlanmış olan bir kitabı alıp burada bir  kısım gerekçe olarak gösterirse bu işin içerisinden çıkamayız. Lütfen...  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkanım, bir dakika, bir.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Yasak o kitap, yasak!  BAŞKAN - Bak, şimdi şunu diyorum Sayın Altay: Bir dakika mühim değil. Bakınız, oradaki  ifadeleriniz hakikaten şık olmamıştır. Ben karışmak istemiyorum. Şunu diyorum, bakınız...  ENGİN ALTAY (Sinop) - Başkanım, 6 trilyon 800 milyar nere, 4 trilyon 800 milyar nere? 2 trilyon...  BAŞKAN - Hayır, o ayrı.  - 2 2 1 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  ENGİN ALTAY (Sinop) - Bu, bizim vatandaşın cebinden çıkacak Başkanım. Bu Meclis soyguna  göz yumar mı? Böyle şey olur mu?  BAŞKAN - Şimdi, Sayın Altay...  MEHMET DANİŞ (Çanakkale) - Gitsin Kamu İhale Kurumuna. Sana ne oluyor?  BAŞKAN - Sayın Altay, sakin olun efendim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sana ne oluyor? Konuşma, konuşma! Ben milletin hakkını savunu­ yorum burada. Artist!  MEHMET DANİŞ (Çanakkale) - Ne şov yapıyorsun? Şovmensin sen!  BAŞKAN - Sayın Daniş, lütfen...  MEHMET DANİŞ (Çanakkale) - Bana bak, edepli ol! Hadi git be!  ENGİN ALTAY (Sinop) - Gel, gel... Artistlik yapma. Başkanı var, grup başkan vekili var, sana ne?  Başkanım, bu kitapta Atilla Kart'ın kardeşinin adı yok.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kitap değil o, kitap değil!  BAŞKAN - Lütfen... Arkadaşlar, lütfen sakin olalım.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Bunlar Boğaz Köprüsü'ne de karşı çıkmıştı.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, istirham ediyorum. Ben sadece...  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, şunu ifade ediyorum: Bakınız, sizler hakikaten... Yani o kelime­ ler belki -şimdi Genel Kurulda kullanacağım- yanlış anlaşılabilir. Suhulet içerisinde Meclisin çalışma­ larını hep beraber yönetiyoruz ama burada, dediğim gibi, kastı aşan cümleler oluyor, diğer şeyler oluyor,  hakikaten diğer grupların konuşmasına cevap verme durumu hasıl oluyor, belki Sayın Bakan da vere­ bilirdi. Ama şunu diyorum: Yani haksızlıklar varsa Türkiye'nin hukuk kurumlan var, biraz önce siz de  söylediniz burada, buralara müracaat edilir, yapılır. Onlar dile getirilir ama belirli bir üslup içerisinde...  Buyurun.  6.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Az önce grubumuza mensup milletvekilimiz çıktı, firmalan belirtti, rakamlan belirtti. Aslında buna  yanıt vermesi gereken Sayın Bakandı. Sayın Elitaş'ın tabii, bu olaydan ne kadar bilgisi var, onu bilmi­ yorum. Eğer bilgisi varsa, memnun oluruz, o bilgiyi çıkar burada anlatır. Yani nasıl oluyor da 4 trilyon  teklif veren birisinin teklifi kabul edilmiyor ama gidiliyor, daha başka bir yerden bir müteahhide ihale­ siz 6 trilyona iş veriliyor. Arada 2 trilyon rakam var ve bu arkadaşımızın da bunu sorgulama hakkı var.  Şimdi, siz, bakın, ilk çıktınız konuşmaya buraya, Sayın Elitaş, dediniz ki: "Kul hakkı yemiyo- ruz, yedirmeyeceğiz, izin vermeyeceğiz."  Allah aşkına söyler misiniz, bu 4 trilyon ile 6 trilyon arasındaki 2 trilyon farkı siz Sinoplu köy­ lüden alırsanız, bu kul hakkı yemenin ne olduğunu bana bir anlatır mısınız? Böyle bir şey olabilir mi?  (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralanndan "doğru değil" sesleri)  Değerli arkadaşlar, doğru değilse, bakın Sayın Bakan buradadır, çıkar der ki: "Bir dakika arka­ daşlar, öyle bir şey yoktur. 4 trilyon dediğiniz rakam budur, 6 trilyon dediğiniz budur, firma dediği­ niz budur, arkadaş da Parlamentoyu yanıltmıştır."  - 2 2 2 -
Sayfa 105 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  ENGİN ALTAY (Sinop) - Bu, bizim vatandaşın cebinden çıkacak Başkanım. Bu Meclis soyguna  göz yumar mı? Böyle şey olur mu?  BAŞKAN - Şimdi, Sayın Altay...  MEHMET DANİŞ (Çanakkale) - Gitsin Kamu İhale Kurumuna. Sana ne oluyor?  BAŞKAN - Sayın Altay, sakin olun efendim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sana ne oluyor? Konuşma, konuşma! Ben milletin hakkını savunu­ yorum burada. Artist!  MEHMET DANİŞ (Çanakkale) - Ne şov yapıyorsun? Şovmensin sen!  BAŞKAN - Sayın Daniş, lütfen...  MEHMET DANİŞ (Çanakkale) - Bana bak, edepli ol! Hadi git be!  ENGİN ALTAY (Sinop) - Gel, gel... Artistlik yapma. Başkanı var, grup başkan vekili var, sana ne?  Başkanım, bu kitapta Atilla Kart'ın kardeşinin adı yok.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kitap değil o, kitap değil!  BAŞKAN - Lütfen... Arkadaşlar, lütfen sakin olalım.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Bunlar Boğaz Köprüsü'ne de karşı çıkmıştı.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, istirham ediyorum. Ben sadece...  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, şunu ifade ediyorum: Bakınız, sizler hakikaten... Yani o kelime­ ler belki -şimdi Genel Kurulda kullanacağım- yanlış anlaşılabilir. Suhulet içerisinde Meclisin çalışma­ larını hep beraber yönetiyoruz ama burada, dediğim gibi, kastı aşan cümleler oluyor, diğer şeyler oluyor,  hakikaten diğer grupların konuşmasına cevap verme durumu hasıl oluyor, belki Sayın Bakan da vere­ bilirdi. Ama şunu diyorum: Yani haksızlıklar varsa Türkiye'nin hukuk kurumlan var, biraz önce siz de  söylediniz burada, buralara müracaat edilir, yapılır. Onlar dile getirilir ama belirli bir üslup içerisinde...  Buyurun.  6.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Az önce grubumuza mensup milletvekilimiz çıktı, firmalan belirtti, rakamlan belirtti. Aslında buna  yanıt vermesi gereken Sayın Bakandı. Sayın Elitaş'ın tabii, bu olaydan ne kadar bilgisi var, onu bilmi­ yorum. Eğer bilgisi varsa, memnun oluruz, o bilgiyi çıkar burada anlatır. Yani nasıl oluyor da 4 trilyon  teklif veren birisinin teklifi kabul edilmiyor ama gidiliyor, daha başka bir yerden bir müteahhide ihale­ siz 6 trilyona iş veriliyor. Arada 2 trilyon rakam var ve bu arkadaşımızın da bunu sorgulama hakkı var.  Şimdi, siz, bakın, ilk çıktınız konuşmaya buraya, Sayın Elitaş, dediniz ki: "Kul hakkı yemiyo- ruz, yedirmeyeceğiz, izin vermeyeceğiz."  Allah aşkına söyler misiniz, bu 4 trilyon ile 6 trilyon arasındaki 2 trilyon farkı siz Sinoplu köy­ lüden alırsanız, bu kul hakkı yemenin ne olduğunu bana bir anlatır mısınız? Böyle bir şey olabilir mi?  (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralanndan "doğru değil" sesleri)  Değerli arkadaşlar, doğru değilse, bakın Sayın Bakan buradadır, çıkar der ki: "Bir dakika arka­ daşlar, öyle bir şey yoktur. 4 trilyon dediğiniz rakam budur, 6 trilyon dediğiniz budur, firma dediği­ niz budur, arkadaş da Parlamentoyu yanıltmıştır."  - 2 2 2 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Sayın Bakan duruyor, hiçbir yanıt vermiyor; TOKİ Başkanı orada, o da orada duruyor, onların  yanıt vermesi gerekirken, bizim yasama organı olarak bu işi sorgulama hakkımız varken, biz bırakı­ yoruz sorgulama hakkını, yürütme organının yaptığı bir eylemi burada savunuyoruz. Niye savuna­ lım? Çıksın kendileri burada kendilerini savunsunlar. Bakan da orada, TOKİ Başkam da orada.  Alırlar, derler ki: "Bu yanlıştır."  Ve siz Atilla Kart'ın kardeşinden örnek veriyorsunuz. Biz bütün müteahhitleri suçlamıyoruz  Sayın Elitaş.  Bakın, o kitapta...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Öyle dedi ama, "hepsi" dedi!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır, hayır, hepsi değil. O kitapta... (AK PARTİ sı­ ralarından gürültüler) Bir dakika arkadaşlar, bir dakika... O kitapta, "AKP'nin Müteahhitleri" diye,  TOKİ'den ihale alanlar, bakın, Sayın Unsal duruyor orada, daha ona da konuşma sırası gelecek.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Kılıçdaroğlu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.  Sayın Bakan buraya geldi, bir kitaptan bahsetti, broşürden. Dedi ki: "Bu broşürü okusaydınız,  TOKİ'den kaç müteahhidin ihale aldığını görecektiniz." Eğer Sayın Bakan o kitabı göstermeseydi,  broşürü, Sayın Altay da burada o kitabı göstermeyecekti.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne alakası var!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - O kitapta bütün müteahhitlerin listesi var ama o mü­ teahhitlerden yüzde kaçı kaç trilyonun üstünde iş almış, onu da Sayın Unsal anlatacak size, hiç me­ raklanmayın.  Ben hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.  Evet, saygıdeğer arkadaşlarım, Sayın Bakan konuya bir açıklık getireceklerdir.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  2.- Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün 'ün, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun sa­ taşma nedeniyle yaptığı konuşmasında geçen iddialara ilişkin açıklaması  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli millet­ vekilleri; bazı konuları uzun uzun tartışmaya gerek yok. Bir ihale yapılmış. Bir yanlış varsa bu iha­ lede, Kamu İhale Kurumu var, ilgili firmalar Kamu İhale Kurumuna itiraz ederler...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Yetkilerini aldınız, Kamu İhale Kurumunun yetkilerini aldınız.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - .. .haklarını ararlar, arıyorlar.  Birçok yanlış olan ihale Kamu İhale Kurumundan dönüyor. Bunu görüyoruz.  Bu bahsi geçen yerde Kamu İhale Kurumuna böyle bir müracaat olmuş, ilgili firmalar...  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, 17 kez değiştirdiniz kanunu.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - "Biz bu işi yapacaktık ama  bize bu işi vermediler." diye bir şikâyetleri var mı? Yok. Neden? Çünkü yeterliliği yok, belgeleri  düzgün değil. Dolayısıyla, bu ihalenin bu firmalara...  - 2 2 3 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010 O: 3  Sayın Bakan duruyor, hiçbir yanıt vermiyor; TOKİ Başkanı orada, o da orada duruyor, onların  yanıt vermesi gerekirken, bizim yasama organı olarak bu işi sorgulama hakkımız varken, biz bırakı­ yoruz sorgulama hakkını, yürütme organının yaptığı bir eylemi burada savunuyoruz. Niye savuna­ lım? Çıksın kendileri burada kendilerini savunsunlar. Bakan da orada, TOKİ Başkam da orada.  Alırlar, derler ki: "Bu yanlıştır."  Ve siz Atilla Kart'ın kardeşinden örnek veriyorsunuz. Biz bütün müteahhitleri suçlamıyoruz  Sayın Elitaş.  Bakın, o kitapta...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Öyle dedi ama, "hepsi" dedi!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır, hayır, hepsi değil. O kitapta... (AK PARTİ sı­ ralarından gürültüler) Bir dakika arkadaşlar, bir dakika... O kitapta, "AKP'nin Müteahhitleri" diye,  TOKİ'den ihale alanlar, bakın, Sayın Unsal duruyor orada, daha ona da konuşma sırası gelecek.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Kılıçdaroğlu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.  Sayın Bakan buraya geldi, bir kitaptan bahsetti, broşürden. Dedi ki: "Bu broşürü okusaydınız,  TOKİ'den kaç müteahhidin ihale aldığını görecektiniz." Eğer Sayın Bakan o kitabı göstermeseydi,  broşürü, Sayın Altay da burada o kitabı göstermeyecekti.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne alakası var!  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - O kitapta bütün müteahhitlerin listesi var ama o mü­ teahhitlerden yüzde kaçı kaç trilyonun üstünde iş almış, onu da Sayın Unsal anlatacak size, hiç me­ raklanmayın.  Ben hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.  Evet, saygıdeğer arkadaşlarım, Sayın Bakan konuya bir açıklık getireceklerdir.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  2.- Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün 'ün, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun sa­ taşma nedeniyle yaptığı konuşmasında geçen iddialara ilişkin açıklaması  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli millet­ vekilleri; bazı konuları uzun uzun tartışmaya gerek yok. Bir ihale yapılmış. Bir yanlış varsa bu iha­ lede, Kamu İhale Kurumu var, ilgili firmalar Kamu İhale Kurumuna itiraz ederler...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Yetkilerini aldınız, Kamu İhale Kurumunun yetkilerini aldınız.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - .. .haklarını ararlar, arıyorlar.  Birçok yanlış olan ihale Kamu İhale Kurumundan dönüyor. Bunu görüyoruz.  Bu bahsi geçen yerde Kamu İhale Kurumuna böyle bir müracaat olmuş, ilgili firmalar...  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Bakan, 17 kez değiştirdiniz kanunu.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - "Biz bu işi yapacaktık ama  bize bu işi vermediler." diye bir şikâyetleri var mı? Yok. Neden? Çünkü yeterliliği yok, belgeleri  düzgün değil. Dolayısıyla, bu ihalenin bu firmalara...  - 2 2 3 - TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 2 4 - ENGİN ALTAY (Sinop) - Emniyet Müdürlüğü binası yapan müteahhit köy evini yapamaz mı  Sayın Bakan? Rica ederim ya!  BAŞKAN - Sayın Altay, lütfen...  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Efendim, şimdi, bu ihale başka  bir ihale, senin söylediğin beş sene evvelki bir başka iş. Dosyasına...  ENGİN Altay (Sinop) - İki sene önce Emniyet Müdürlüğü binası işi. Başka yalan söyleyin bari!  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Eğer böyle bir şey varsa bu firma  Kamu İhale Kurumuna gider hakkını alırdı. Kamu İhale Kurumu birçok firmanın hakkını veriyor.  Ayrıca...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Kamu İhale Kurumunun ne olduğunu biliyoruz Sayın Bakan.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Tamam. Böyle bir şey olmamış.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Kamu İhale Kurumunun iptal ettiği kararı da biliyoruz.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Böyle bir şey olmadığına göre,  demek ki, bu firmalar, bu ihaleyi alan firmalar Kamu İhale Kurumuna gidip de haklarını "Bizim hak­ kımız yendi." diye aramamışlar, hakları da yenmemiş ayrıca.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Kara listeye girmemek için, kara listeye!  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Daha sonra, altyapı projeleri de  yapıldığı için ihalede, altyapı farkı da... 2 trilyonluk rakamın açıklaması altyapı maliyetlerindeki artışla  ilgili bir konudur. Altyapı projelerini de bu projeye dâhil ettiğiniz zaman 2 trilyonluk farkı bulursunuz.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Olmaz, gene olmaz.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bütün ihalelerde Kamu İhale  Kurumu varken niye şimdi böyle bir ithamda bulunuyoruz? Bu itham doğru değil.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - O mümkün değil.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Daha önce veren altyapıyı düşünmüyor mu Sayın Bakan?  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu itham doğru değil. Varsa  hâlâ bir şikâyet, olabilir...  BEKİR BOZDAĞ - Savcı orada!  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu rakam bir insanın hakkını  yeme, bir yetimin hakkını yeme, bir Sinoplunun hakkını yeme anlamına geliyorsa, gelin beraber ara­ yalım arkadaş, hakkınızı.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Bakan, 4'mü büyük, 6'mı büyük, onu söyleyin bize.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Buradan bağırıp çağırmaya  gerek yok.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Bakan, 4'mü büyük, 6'mı büyük, onu söyleyin bize. Hikâye  anlatmayın.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Gelirsiniz hakkınızı beraber  ararız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yerler var, makamlar var, mevkiler var, kurumlar var. Burada  bağırıp çağırmaya hiç gerek yok değerli arkadaşlar. Gelin, hakkı beraber arayalım varsa bir yanlış.  Evet, hepinize çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayfa 107 -
TBMM B : 6 3 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 2 4 - ENGİN ALTAY (Sinop) - Emniyet Müdürlüğü binası yapan müteahhit köy evini yapamaz mı  Sayın Bakan? Rica ederim ya!  BAŞKAN - Sayın Altay, lütfen...  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Efendim, şimdi, bu ihale başka  bir ihale, senin söylediğin beş sene evvelki bir başka iş. Dosyasına...  ENGİN Altay (Sinop) - İki sene önce Emniyet Müdürlüğü binası işi. Başka yalan söyleyin bari!  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Eğer böyle bir şey varsa bu firma  Kamu İhale Kurumuna gider hakkını alırdı. Kamu İhale Kurumu birçok firmanın hakkını veriyor.  Ayrıca...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Kamu İhale Kurumunun ne olduğunu biliyoruz Sayın Bakan.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Tamam. Böyle bir şey olmamış.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Kamu İhale Kurumunun iptal ettiği kararı da biliyoruz.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Böyle bir şey olmadığına göre,  demek ki, bu firmalar, bu ihaleyi alan firmalar Kamu İhale Kurumuna gidip de haklarını "Bizim hak­ kımız yendi." diye aramamışlar, hakları da yenmemiş ayrıca.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Kara listeye girmemek için, kara listeye!  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Daha sonra, altyapı projeleri de  yapıldığı için ihalede, altyapı farkı da... 2 trilyonluk rakamın açıklaması altyapı maliyetlerindeki artışla  ilgili bir konudur. Altyapı projelerini de bu projeye dâhil ettiğiniz zaman 2 trilyonluk farkı bulursunuz.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Olmaz, gene olmaz.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bütün ihalelerde Kamu İhale  Kurumu varken niye şimdi böyle bir ithamda bulunuyoruz? Bu itham doğru değil.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - O mümkün değil.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Daha önce veren altyapıyı düşünmüyor mu Sayın Bakan?  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu itham doğru değil. Varsa  hâlâ bir şikâyet, olabilir...  BEKİR BOZDAĞ - Savcı orada!  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Bu rakam bir insanın hakkını  yeme, bir yetimin hakkını yeme, bir Sinoplunun hakkını yeme anlamına geliyorsa, gelin beraber ara­ yalım arkadaş, hakkınızı.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Bakan, 4'mü büyük, 6'mı büyük, onu söyleyin bize.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Buradan bağırıp çağırmaya  gerek yok.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Bakan, 4'mü büyük, 6'mı büyük, onu söyleyin bize. Hikâye  anlatmayın.  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Devamla) - Gelirsiniz hakkınızı beraber  ararız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yerler var, makamlar var, mevkiler var, kurumlar var. Burada  bağırıp çağırmaya hiç gerek yok değerli arkadaşlar. Gelin, hakkı beraber arayalım varsa bir yanlış.  Evet, hepinize çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 2 5 - ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Bakan, cevap vermiş mi oldunuz?  BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler  kabul edilmemiştir.  Arkadaşlar, beş önerge aynı mahiyettedir, aynı metne sahiptir. Birisini okutup, diğerlerinin isim­ lerini okutacağım sadece.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mülki­ yetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Diğer önerge sahipleri: Van Milletvekili İkram Dinçer, Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak,  İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılamıyoruz efendim.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Önerilen ibarenin daha uygun olacağı düşünülmüştür.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler  kabul edilmemiştir.  2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, çalışma süremizin bitimine çok az kalmıştır. Bunu dikkate  alarak, sözlü soru önergeleri ile alınan karar gereğince "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlar­ dan Gelen İşler"i sırasıyla görüşmek için 23 Şubat 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere bir­ leşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 19.52
Sayfa 108 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010 0 : 3  - 2 2 5 - ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Bakan, cevap vermiş mi oldunuz?  BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler  kabul edilmemiştir.  Arkadaşlar, beş önerge aynı mahiyettedir, aynı metne sahiptir. Birisini okutup, diğerlerinin isim­ lerini okutacağım sadece.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının çerçeve 2 nci maddesiyle 1319 sayılı kanunun 14 üncü  maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentte geçen "Başkanlığına ait" ibaresinin "Başkanlığın mülki­ yetinde olan" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Diğer önerge sahipleri: Van Milletvekili İkram Dinçer, Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak,  İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katıla­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılamıyoruz efendim.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Önerilen ibarenin daha uygun olacağı düşünülmüştür.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler  kabul edilmemiştir.  2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, çalışma süremizin bitimine çok az kalmıştır. Bunu dikkate  alarak, sözlü soru önergeleri ile alınan karar gereğince "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlar­ dan Gelen İşler"i sırasıyla görüşmek için 23 Şubat 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere bir­ leşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 19.52  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, diyabetli çocukların eğitimindeki sorunlara iliş­ kin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11063)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI'NA  Aşağıda yer alan soruların Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arzederim.  Ülkemizde 5 milyona yakın diyabet hastası olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastaların  bir kısmını da çocuk yastaki diyabetliler oluşturmaktadır. Diyabet hastalığı .zaten zor bir  yaşam süreci demek iken, çocuk yaşta diyabetli olmak, bu zorluğu daha da artıran bir  husustur. Bu nedenle diyabetli çocuklarımızın hayata umutla bakabilmesini sağlamak için  devlete, eğitimcilere büyük görev düşmektedir. Ancak kamuoyunda zaman zaman yankı  bulan diyabetli çocukların velilerinin şikayetlerine göre, eğitimciler diyabetli çocuğun  sorumluluğunu almak istemedikleri için çocukların okula kaydında büyük zorluk  yaşanmaktadır. Bir velinin bu konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı'na yazdığı dilekçesine  cevaben MEB, konuyla Sağlık Bakanlığı'nın ilgilenmesi gerektiğini söylerken, Sağlık  Bakanlığı da konunun kendi alanlarındaki bilgi ve belgelere dayanmadığını gerekçe  göstererek cevap vermemiştir. Yani diyabetli bir çocuğun eğitim hayatına nasıl dahil  olabileceği ve eğitim hayatında zorlukla karşılaşmadan nasıl okuyabileceği konusunda  Türkiye'de kurumlar arasında bir ortak görüş belirlenebilmiş değildir, sonuçta çaresiz  durumda olan diyabetli çocuklar ve ailelerinin sorunlarının çözümü için kurumlar arası bir  işbirliği ve kamuoyunu aydınlatıcı bir çalışmanın yapılması yararlı olacaktır. Bu çerçevede;  1. 'Diyabetli çocukların okul öncesi eğitime dahil olması ve ilköğretim ve sonrasında  eğitim hayatlarında zorlukla karşılaşmamaları için devlete büyük sorumluluk  düşmektedir. Bu sebeple kurumlar arası bir işbirliği oluşturabilmek ve konuyu net bir  biçimde ele alabilmek için bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?  2. Diyabetli çocukların sorumluluğunu almamak için okula kabul edilmedikleri iddiaları  üzerine bir araştırma yapılması düşünülmekte midir?  Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR  CHP Adana Milletvekili  - 2 2 6 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, diyabetli çocukların eğitimindeki sorunlara iliş­ kin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11063)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI'NA  Aşağıda yer alan soruların Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arzederim.  Ülkemizde 5 milyona yakın diyabet hastası olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastaların  bir kısmını da çocuk yastaki diyabetliler oluşturmaktadır. Diyabet hastalığı .zaten zor bir  yaşam süreci demek iken, çocuk yaşta diyabetli olmak, bu zorluğu daha da artıran bir  husustur. Bu nedenle diyabetli çocuklarımızın hayata umutla bakabilmesini sağlamak için  devlete, eğitimcilere büyük görev düşmektedir. Ancak kamuoyunda zaman zaman yankı  bulan diyabetli çocukların velilerinin şikayetlerine göre, eğitimciler diyabetli çocuğun  sorumluluğunu almak istemedikleri için çocukların okula kaydında büyük zorluk  yaşanmaktadır. Bir velinin bu konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı'na yazdığı dilekçesine  cevaben MEB, konuyla Sağlık Bakanlığı'nın ilgilenmesi gerektiğini söylerken, Sağlık  Bakanlığı da konunun kendi alanlarındaki bilgi ve belgelere dayanmadığını gerekçe  göstererek cevap vermemiştir. Yani diyabetli bir çocuğun eğitim hayatına nasıl dahil  olabileceği ve eğitim hayatında zorlukla karşılaşmadan nasıl okuyabileceği konusunda  Türkiye'de kurumlar arasında bir ortak görüş belirlenebilmiş değildir, sonuçta çaresiz  durumda olan diyabetli çocuklar ve ailelerinin sorunlarının çözümü için kurumlar arası bir  işbirliği ve kamuoyunu aydınlatıcı bir çalışmanın yapılması yararlı olacaktır. Bu çerçevede;  1. 'Diyabetli çocukların okul öncesi eğitime dahil olması ve ilköğretim ve sonrasında  eğitim hayatlarında zorlukla karşılaşmamaları için devlete büyük sorumluluk  düşmektedir. Bu sebeple kurumlar arası bir işbirliği oluşturabilmek ve konuyu net bir  biçimde ele alabilmek için bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?  2. Diyabetli çocukların sorumluluğunu almamak için okula kabul edilmedikleri iddiaları  üzerine bir araştırma yapılması düşünülmekte midir?  Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR  CHP Adana Milletvekili  - 2 2 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  ilgi: 10.12.2009 tarihli ve KAN.KARmA01.0.Cm0.10.00.<^ yazınız.  Adana Milletvekili Sayın Nevin Gaye ERBATUR tararından, Sayın Başbakana tevcih  edilip, Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip kılınan "Diyabet hastası  çocukların sorunlarına ilişkin" 7/11063 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ilişikte  sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAO  Sağlık Bakanı  F.KI.F.R •  1-önerge cevabı  - 2 2 7 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  ilgi: 10.12.2009 tarihli ve KAN.KARmA01.0.Cm0.10.00.<^ yazınız.  Adana Milletvekili Sayın Nevin Gaye ERBATUR tararından, Sayın Başbakana tevcih  edilip, Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip kılınan "Diyabet hastası  çocukların sorunlarına ilişkin" 7/11063 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ilişikte  sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAO  Sağlık Bakanı  F.KI.F.R •  1-önerge cevabı  - 2 2 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , Adana Milletvekili Sayın Nevin Gaye ERBATUR tarafından, Sayın Başbakana tevcih  edilip, Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandınlması tensip kılınan "Diyabet hastası  çocukların sorunlarına ilişkin" 7/11063 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Ülkemizde 5 milyona yakın diyabet hastası olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastaların  bir kısmını da çocuk yaştaki diyabetliler oluşturmaktadır. Diyabet hastalığı zaten zor bir  yaşam süreci demek iken, çocuk yaşta diyabetli olmak, bu zorluğu daha da artıran bir  husustur. Bu nedenle diyabetli çocuklarımızın hayata umutla bakabilmesini sağlamak için  devlete, eğitimcilere büyük görev düşmektedir. Ancak kamuoyunda zaman zaman yankı  bulan diyabetli çocukların velilerinin şikâyetlerine göre, eğitimciler diyabetli çocuğun  sorumluluğunu almak istemedikleri için çocukların okula kaydında büyük zorluk  yaşanmaktadır. Bir velinin bu konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığına yazdığı dilekçesine  cevaben MEB, konuyla Sağlık Bakanlığının ilgilenmesi gerektiğini söylerken, Sağlık  Bakanlığı da konunun kendi alanlarındaki bilgi ve belgelere dayanmadığını gerekçe  göstererek cevap vermemiştir. Yani diyabetli bir çocuğun eğitim hayatına nasıl dâhil  olabileceği ve eğitim hayatında zorlukla karşılaşmadan nasıl okuyabileceği konusunda  Türkiye'de kurumlar arasında bir ortak görüş belirlenebilmiş değildir. Sonuçta çaresiz  durumda olan diyabetli çocuklar ve ailelerinin sorunlarının çözümü için kurumlar arası bir  işbirliği ve kamuoyunu aydınlatıcı bir çalışmanın yapılması yararlı olacaktır. Bu çerçevede;  SORU 1- Diyabetli çocukların okul öncesi eğitime dâhil olması ve ilköğretim ve  sonrasında eğitim hayatlarında zorlukla karşılaşmamaları için devlete büyük sorumluluk  düşmektedir. Bu sebeple kurumlar arası bir işbirliği oluşturabilmek ve konuyu net bir  biçimde ele alabilmek için bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?  SORU 2- Diyabetli çocukların sorumluluğunu almamak için okula kabul edilmedikleri  iddiaları üzerine bir araştırma yapılması düşünülmekte midir?  CEVAP 1-2: Şeker hastalığı (diyabet), çocukluk dönemi dâhil hayatın her döneminde  ortaya çıkabilen bulaşıcı olmayan hastalıklardandır. Hayat boyu devam etmekte ve bu sebeple  toplumun her kesiminden insanların sağlığını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir,  özellikle okul öncesi ve ilköğretim çağındaki şeker hastalarının eğitim süreçlerinde çeşitli  sıkıntılarla karşılanabildiklerine dair duyumlar alınmaktadır. Zaman zaman bu hastalara, okul  idarecileri ve eğitimcilerin ya da diğer öğrencilerin bilgi eksikliğinden kaynaklanan olumsuz  yaklaşımları olabilmektedir, özellikle insülin tedavisi almakta olan, farklı bir beslenme  programı uygulaması gereken diyabetli çocuk, akranlarından belirgin olarak farklılaşmakta,  uygun şartlan bulamayabilmekte, hatta aynmcıhğa maruz kalabilmektedir. Diyabetli bir  çocuğun okula kabul edilmediğine dair doğrudan Bakanlığımıza ulasan bir şikâyete  rastlanmamakla beraber, konu tarafımızca değerlendirilmektedir.  Bakanlığımız, şeker hastalığı ile ilgili duyarlılığı artırmak, yanlış tutum ve davranışlan en  aza indirmek üzere "Türkiye Diyabet Kontrol Programı" hazırlamaktadır. Belirtilen sorunlar  programda 7. Bölüm olarak düzenlenmiş bulunan "Diyabet Bakımının Geliştirilmesinde  Çocukluk Çağına özel Yaklaşımlar" başlığı altında ele alınmaktadır. Paydaşlan arasında  Milli Eğitim Bakanlığı'nın da bulunacağı, Ülkemizin resmi, çok sektörlü ve ileriye dönük  diyabet stratejisi eylem planlan belgesinin 2010 yılı Nisan ayında yayına hazır hale gelmesi  hedeflenmektedir.  Konuya gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim.  - 2 2 8 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , Adana Milletvekili Sayın Nevin Gaye ERBATUR tarafından, Sayın Başbakana tevcih  edilip, Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandınlması tensip kılınan "Diyabet hastası  çocukların sorunlarına ilişkin" 7/11063 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Ülkemizde 5 milyona yakın diyabet hastası olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastaların  bir kısmını da çocuk yaştaki diyabetliler oluşturmaktadır. Diyabet hastalığı zaten zor bir  yaşam süreci demek iken, çocuk yaşta diyabetli olmak, bu zorluğu daha da artıran bir  husustur. Bu nedenle diyabetli çocuklarımızın hayata umutla bakabilmesini sağlamak için  devlete, eğitimcilere büyük görev düşmektedir. Ancak kamuoyunda zaman zaman yankı  bulan diyabetli çocukların velilerinin şikâyetlerine göre, eğitimciler diyabetli çocuğun  sorumluluğunu almak istemedikleri için çocukların okula kaydında büyük zorluk  yaşanmaktadır. Bir velinin bu konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığına yazdığı dilekçesine  cevaben MEB, konuyla Sağlık Bakanlığının ilgilenmesi gerektiğini söylerken, Sağlık  Bakanlığı da konunun kendi alanlarındaki bilgi ve belgelere dayanmadığını gerekçe  göstererek cevap vermemiştir. Yani diyabetli bir çocuğun eğitim hayatına nasıl dâhil  olabileceği ve eğitim hayatında zorlukla karşılaşmadan nasıl okuyabileceği konusunda  Türkiye'de kurumlar arasında bir ortak görüş belirlenebilmiş değildir. Sonuçta çaresiz  durumda olan diyabetli çocuklar ve ailelerinin sorunlarının çözümü için kurumlar arası bir  işbirliği ve kamuoyunu aydınlatıcı bir çalışmanın yapılması yararlı olacaktır. Bu çerçevede;  SORU 1- Diyabetli çocukların okul öncesi eğitime dâhil olması ve ilköğretim ve  sonrasında eğitim hayatlarında zorlukla karşılaşmamaları için devlete büyük sorumluluk  düşmektedir. Bu sebeple kurumlar arası bir işbirliği oluşturabilmek ve konuyu net bir  biçimde ele alabilmek için bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?  SORU 2- Diyabetli çocukların sorumluluğunu almamak için okula kabul edilmedikleri  iddiaları üzerine bir araştırma yapılması düşünülmekte midir?  CEVAP 1-2: Şeker hastalığı (diyabet), çocukluk dönemi dâhil hayatın her döneminde  ortaya çıkabilen bulaşıcı olmayan hastalıklardandır. Hayat boyu devam etmekte ve bu sebeple  toplumun her kesiminden insanların sağlığını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir,  özellikle okul öncesi ve ilköğretim çağındaki şeker hastalarının eğitim süreçlerinde çeşitli  sıkıntılarla karşılanabildiklerine dair duyumlar alınmaktadır. Zaman zaman bu hastalara, okul  idarecileri ve eğitimcilerin ya da diğer öğrencilerin bilgi eksikliğinden kaynaklanan olumsuz  yaklaşımları olabilmektedir, özellikle insülin tedavisi almakta olan, farklı bir beslenme  programı uygulaması gereken diyabetli çocuk, akranlarından belirgin olarak farklılaşmakta,  uygun şartlan bulamayabilmekte, hatta aynmcıhğa maruz kalabilmektedir. Diyabetli bir  çocuğun okula kabul edilmediğine dair doğrudan Bakanlığımıza ulasan bir şikâyete  rastlanmamakla beraber, konu tarafımızca değerlendirilmektedir.  Bakanlığımız, şeker hastalığı ile ilgili duyarlılığı artırmak, yanlış tutum ve davranışlan en  aza indirmek üzere "Türkiye Diyabet Kontrol Programı" hazırlamaktadır. Belirtilen sorunlar  programda 7. Bölüm olarak düzenlenmiş bulunan "Diyabet Bakımının Geliştirilmesinde  Çocukluk Çağına özel Yaklaşımlar" başlığı altında ele alınmaktadır. Paydaşlan arasında  Milli Eğitim Bakanlığı'nın da bulunacağı, Ülkemizin resmi, çok sektörlü ve ileriye dönük  diyabet stratejisi eylem planlan belgesinin 2010 yılı Nisan ayında yayına hazır hale gelmesi  hedeflenmektedir.  Konuya gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim.  - 2 2 8 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı  Recep Akdağ'ın cevabı (7/11233)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  Son günlerde domuz gribi virüsüne karşı aşı ile ilgili tam bir kaos  yaşanmaktadır. Devleti yönetenlerin yaptığı açıklamalar, herkesin kafasını  karıştırmaktadır. Sağlık Bakanı aşı olması gerektiğini açıklarken Başta Sayın  Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere bazı bakanlar domuz gribi aşısı  olmayacaklarını açıklamışlardır. Bu da kafaları tam karıştırmıştır. Domuz gribi aşısı  ithal edilmiş ancak aşı yapılıp yapılmayacağı konusundaki kafa karışıklığı nedeni ile  aşı olanların sayısı son derece düşüktür. Aşının virüsten daha tehlikeli olduğu, aşıyı  kullananların felçten ölüme kadar olan yan etkilerinin bulunduğu, Merkezi Sinir  Sistemi tahribatı ve onunla gelen bedensel bozukluklar, damar iltihaplanmaları, felç,  anafilaktik şok ve ölüme gibi son derece tehlikeli sonuçlarının bulunduğu uzmanlarca  tartışılan konulardır. Bu çerçevede;  1- Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'ın Domuz gribi aşısı  olmayacaklarını açıklamalarından sonra domuz gribi aşısı olmayanların ve  olmayacaklarını söyleyenlerin sayısı çok yüksektir. Toplum sağlığı açısından son  derece tehlike oluşturan bu durumun ortadan kaldırılması için Bakanlık olarak ne gibi  çalışmalar yapılmaktadır?  2- Türkiye'nin ithal ettiği ve halen kullanmakta olduğu domuz gribi aşısı başka  hangi ülkelerde uygulanmaktadır? Uygulama sonuçları ne olmuştur? Ne gibi yan  etkileri olmuştur?  3- Bu güne kadar aşı yaptıran kişi sayısının son derece düşük olmasının ve  aşı yaptırmayacaklarını söyleyenlerin sayısının son derece yüksek olmasının  nedenleri nelerdir? Bu durum, halkın domuz gribi aşısını güvenmemesinden mi yoksa  halkın domuz gribi tehlikesini ciddiye almamasından mı kaynaklanmaktadır?  4- Domuz gribi aşısı yaptıranların sayısının son derece az olmasında,  insanların aşı yaptırmakta isteksiz davranmasında başta Sayın Cumhurbaşkanı ve  Başbakan olmak üzere kimi bakanların aşı olmayacakları yönünde yaptıkları  açıklamaların etkisi olduğu düşünülmekte midir?  5- Halkın domuz gribi aşısına karşı aşırı bir güvensizliğin nedeni nedir? Bu  güvensizliği nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?  6- Türkiye, bu güne kadar ne kadar domuz gribi aşısı ithal etmiştir? İthal ettiği  aşılar için ne kadar ödeme yapmıştır? Daha ne kadar aşı ithal edilecektir? Ne kadar  ödenecektir?  7- Domuz gribi ile mücadelenin kişi başına maliyeti nedir? Domuz gribine karşı  mücadele, aşı maliyetleri dâhil Türkiye'ye kaça mal olacaktır?  8- Domuz gribi virüsü vakalarına karşı aşılama çalışmalarının dışında başka  ne gibi önlemler alınmıştır?  - 2 2 9 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı  Recep Akdağ'ın cevabı (7/11233)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  Son günlerde domuz gribi virüsüne karşı aşı ile ilgili tam bir kaos  yaşanmaktadır. Devleti yönetenlerin yaptığı açıklamalar, herkesin kafasını  karıştırmaktadır. Sağlık Bakanı aşı olması gerektiğini açıklarken Başta Sayın  Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere bazı bakanlar domuz gribi aşısı  olmayacaklarını açıklamışlardır. Bu da kafaları tam karıştırmıştır. Domuz gribi aşısı  ithal edilmiş ancak aşı yapılıp yapılmayacağı konusundaki kafa karışıklığı nedeni ile  aşı olanların sayısı son derece düşüktür. Aşının virüsten daha tehlikeli olduğu, aşıyı  kullananların felçten ölüme kadar olan yan etkilerinin bulunduğu, Merkezi Sinir  Sistemi tahribatı ve onunla gelen bedensel bozukluklar, damar iltihaplanmaları, felç,  anafilaktik şok ve ölüme gibi son derece tehlikeli sonuçlarının bulunduğu uzmanlarca  tartışılan konulardır. Bu çerçevede;  1- Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'ın Domuz gribi aşısı  olmayacaklarını açıklamalarından sonra domuz gribi aşısı olmayanların ve  olmayacaklarını söyleyenlerin sayısı çok yüksektir. Toplum sağlığı açısından son  derece tehlike oluşturan bu durumun ortadan kaldırılması için Bakanlık olarak ne gibi  çalışmalar yapılmaktadır?  2- Türkiye'nin ithal ettiği ve halen kullanmakta olduğu domuz gribi aşısı başka  hangi ülkelerde uygulanmaktadır? Uygulama sonuçları ne olmuştur? Ne gibi yan  etkileri olmuştur?  3- Bu güne kadar aşı yaptıran kişi sayısının son derece düşük olmasının ve  aşı yaptırmayacaklarını söyleyenlerin sayısının son derece yüksek olmasının  nedenleri nelerdir? Bu durum, halkın domuz gribi aşısını güvenmemesinden mi yoksa  halkın domuz gribi tehlikesini ciddiye almamasından mı kaynaklanmaktadır?  4- Domuz gribi aşısı yaptıranların sayısının son derece az olmasında,  insanların aşı yaptırmakta isteksiz davranmasında başta Sayın Cumhurbaşkanı ve  Başbakan olmak üzere kimi bakanların aşı olmayacakları yönünde yaptıkları  açıklamaların etkisi olduğu düşünülmekte midir?  5- Halkın domuz gribi aşısına karşı aşırı bir güvensizliğin nedeni nedir? Bu  güvensizliği nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?  6- Türkiye, bu güne kadar ne kadar domuz gribi aşısı ithal etmiştir? İthal ettiği  aşılar için ne kadar ödeme yapmıştır? Daha ne kadar aşı ithal edilecektir? Ne kadar  ödenecektir?  7- Domuz gribi ile mücadelenin kişi başına maliyeti nedir? Domuz gribine karşı  mücadele, aşı maliyetleri dâhil Türkiye'ye kaça mal olacaktır?  8- Domuz gribi virüsü vakalarına karşı aşılama çalışmalarının dışında başka  ne gibi önlemler alınmıştır?  - 2 2 9 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/ 233  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSt BAŞKANLIĞINA  İlgi: 14/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-17931 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Domuz gribi aşısına  ilişkin" 7/11233 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EjÇLER:  1-Önerge cevabı  - 2 3 0 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/ 233  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSt BAŞKANLIĞINA  İlgi: 14/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-17931 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Domuz gribi aşısına  ilişkin" 7/11233 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EjÇLER:  1-Önerge cevabı  - 2 3 0 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen, "Domuz gribi aşısına  ilişkin" 7/11233 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Son günlerde domuz gribi virüsüne karşı aşı ile ilgili tam bir kaos yaşanmaktadır.  Devleti yönetenlerin yaptığı açıklamalar, herkesin kafasını karıştırmaktadır. Sağlık Bakam aşı  olması gerektiğini açıklarken Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak Üzere bazı  bakanlar domuz gribi aşısı olmayacaklarını açıklamışlardır. Bu da kafaları tam karıştırmıştır.  Domuz gribi aşısı ithal edilmiş ancak aşı yapılıp yapılmayacağı konusundaki kafa karışıklığı  nedeni ile aşı olanların sayısı son derece düşüktür. Aşımn virüsten daha tehlikeli olduğu, aşıyı  kullananların felçten ölüme kadar olan yan etkilerinin bulunduğu, merkezi sinir sistemi  tahribatı ve onunla gelen bedensel bozukluklar, damar iltihaplanmaları, felç, anafilaktik şok  ve Ölüm gibi son derece tehlikeli sonuçlarının bulunduğu uzmanlarca tartışılan konulardır.  Bu çerçevede;  SORU 1-Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'm domuz gribi aşısı  olmayacaklarını açıklamalarından sonra domuz gribi aşısı olmayanların ve olmayacaklarım  söyleyenlerin sayısı çok yüksektir. Toplum sağlığı açısından son derece tehlike oluşturan bu  durumun ortadan kaldırılması için Bakanlık olarak ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?  SORU 3- Bugüne kadar aşı yaptıran kişi sayısının son derece düşük olmasının ve aşı  yaptırmayacaklarını söyleyenlerin sayısının son derece yüksek olmasının nedenleri nelerdir?  Bu durum, halkın domuz gribi aşısına güvenmemesinden mi yoksa halkın domuz gribi  tehlikesini ciddiye almamasından mf kaynaklanmaktadır?  SORU 5- Halkın domuz gribi aşısına karşı aşın bir güvensizliğin nedeni nedir? Bu  güvensizliği nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?  CEVAP 1, 3, 5- Pandemik grip konusunda, tüm dünyada olduğu gibi; ülkemizde de  asılsız haberler, konunun uzmanı olmayan bilim adamları tarafından ortaya atılan ve bilimsel  dayanağı olmayan kafa karıştırıcı iddialar sebebiyle ortaya çıkan bilgi kirliliği,  vatandaşlanmızın aşı talebini olumsuz yönde etkilemiştir.  Konunun uzmanı olan bilim adamları ile beraber konu hakkında doğru  bilgilendirmeleri yapmaya devam etmekteyiz.  SORU 2- Türkiye'nin ithal ettiği ve halen kullanmakta olduğu domuz gribi aşısı başka  hangi ülkelerde uygulanmaktadır? Uygulama sonuçlan ne olmuştur? Ne gibi yan etkileri  olmuştur?  CEVAP 2- Ülkemizde kullanılan aşılar, Hollanda, İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan,  İsveç, İsviçre, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Kanada, İngiltere, İrlanda, Almanya, Suudi  Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hırvatistan, Slovenya, İsrail, Lüksemburg, Umman,  Portekiz, Belçika ve Japonya'da halen kullanılmakta olan aşılardır.  Dünya Sağlık örgütü'ne yapılan bildirimlere göre; 100 milyon dozun üzerinde  pandemik grip aşısı kullanıldığı ve aşının mevsimsel grip aşısı kadar güvenli olduğu ortaya  çıkmıştır.  SORU 4- Domuz gribi aşısı yaptıranlann sayısının son derece az olmasında, insanların  aşı yaptırmakta isteksiz davranmasında başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere  kimi bakanların aşı olmayacaktan yönünde yaptıklar, açıklamalann etkisi olduğu  düşünülmekte midir?  CEVAP 4- Sayın Cumhurbaşkanımız ve Saym Başbakanımız, Pandemi İzleme Bilim  Kurulu tarafından belirlenen risk grubunda yer almamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve  Başbakanımızın riskli grupların aşılanması aleyhine beyanlan olmamıştır.  - 2 3 1 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen, "Domuz gribi aşısına  ilişkin" 7/11233 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Son günlerde domuz gribi virüsüne karşı aşı ile ilgili tam bir kaos yaşanmaktadır.  Devleti yönetenlerin yaptığı açıklamalar, herkesin kafasını karıştırmaktadır. Sağlık Bakam aşı  olması gerektiğini açıklarken Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak Üzere bazı  bakanlar domuz gribi aşısı olmayacaklarını açıklamışlardır. Bu da kafaları tam karıştırmıştır.  Domuz gribi aşısı ithal edilmiş ancak aşı yapılıp yapılmayacağı konusundaki kafa karışıklığı  nedeni ile aşı olanların sayısı son derece düşüktür. Aşımn virüsten daha tehlikeli olduğu, aşıyı  kullananların felçten ölüme kadar olan yan etkilerinin bulunduğu, merkezi sinir sistemi  tahribatı ve onunla gelen bedensel bozukluklar, damar iltihaplanmaları, felç, anafilaktik şok  ve Ölüm gibi son derece tehlikeli sonuçlarının bulunduğu uzmanlarca tartışılan konulardır.  Bu çerçevede;  SORU 1-Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'm domuz gribi aşısı  olmayacaklarını açıklamalarından sonra domuz gribi aşısı olmayanların ve olmayacaklarım  söyleyenlerin sayısı çok yüksektir. Toplum sağlığı açısından son derece tehlike oluşturan bu  durumun ortadan kaldırılması için Bakanlık olarak ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?  SORU 3- Bugüne kadar aşı yaptıran kişi sayısının son derece düşük olmasının ve aşı  yaptırmayacaklarını söyleyenlerin sayısının son derece yüksek olmasının nedenleri nelerdir?  Bu durum, halkın domuz gribi aşısına güvenmemesinden mi yoksa halkın domuz gribi  tehlikesini ciddiye almamasından mf kaynaklanmaktadır?  SORU 5- Halkın domuz gribi aşısına karşı aşın bir güvensizliğin nedeni nedir? Bu  güvensizliği nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?  CEVAP 1, 3, 5- Pandemik grip konusunda, tüm dünyada olduğu gibi; ülkemizde de  asılsız haberler, konunun uzmanı olmayan bilim adamları tarafından ortaya atılan ve bilimsel  dayanağı olmayan kafa karıştırıcı iddialar sebebiyle ortaya çıkan bilgi kirliliği,  vatandaşlanmızın aşı talebini olumsuz yönde etkilemiştir.  Konunun uzmanı olan bilim adamları ile beraber konu hakkında doğru  bilgilendirmeleri yapmaya devam etmekteyiz.  SORU 2- Türkiye'nin ithal ettiği ve halen kullanmakta olduğu domuz gribi aşısı başka  hangi ülkelerde uygulanmaktadır? Uygulama sonuçlan ne olmuştur? Ne gibi yan etkileri  olmuştur?  CEVAP 2- Ülkemizde kullanılan aşılar, Hollanda, İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan,  İsveç, İsviçre, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Kanada, İngiltere, İrlanda, Almanya, Suudi  Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hırvatistan, Slovenya, İsrail, Lüksemburg, Umman,  Portekiz, Belçika ve Japonya'da halen kullanılmakta olan aşılardır.  Dünya Sağlık örgütü'ne yapılan bildirimlere göre; 100 milyon dozun üzerinde  pandemik grip aşısı kullanıldığı ve aşının mevsimsel grip aşısı kadar güvenli olduğu ortaya  çıkmıştır.  SORU 4- Domuz gribi aşısı yaptıranlann sayısının son derece az olmasında, insanların  aşı yaptırmakta isteksiz davranmasında başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere  kimi bakanların aşı olmayacaktan yönünde yaptıklar, açıklamalann etkisi olduğu  düşünülmekte midir?  CEVAP 4- Sayın Cumhurbaşkanımız ve Saym Başbakanımız, Pandemi İzleme Bilim  Kurulu tarafından belirlenen risk grubunda yer almamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve  Başbakanımızın riskli grupların aşılanması aleyhine beyanlan olmamıştır.  - 2 3 1 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , SORU 6- Türkiye, bu güne kadar ne kadar domuz gribi aşısı ithal etmiştir? ithal ettiği'  aşılar için ne kadar ödeme yapmıştır? Daha ne kadar aşı ithal edecektir? Ne kadar  ödenecektir?  CEVAP 6- Sipariş edilen 43 milyon doz aşının sipariş bedeli yaklaşık 220 milyon  Avro'dur. Aşının doz fiyatı 4,74-6,0 avro arasında olup ortalama doz fiyatı 5,2 avrodur.  Bugüne kadar yaklaşık 8 milyon doz aşı ülkemize getirilmiştir. Yapılan sözleşmeye göre; 43  milyon dozun tamamını alma zorunluluğumuz bulunmamaktadır. Alınacak doz miktarı  ihtiyaca göre belirlenecek ve toplam maliyet temin edilecek aşı miktarına bağlı olarak  değişecektir.  SORU 7-Domuz gribi ile mücadelenin kişi başına maliyeti nedir? Domuz gribine karşı  mücadele, aşı maliyetleri dâhil Türkiye'ye kaça mal olacaktır?  CEVAP 7-Halen pandemi devam ettiğinden; toplam maliyeti ve kişi başına maliyeti  hesaplamak bugün için mümkün değildir. Maliyeti etkileyen faktörler; hastalanan kişi sayısı,  polikliniğe başvuru hızı, hastaneye yatış hızı, kişi başına yapılan tedavi harcamaları ve  aşılama hızıdır.  SORU 8- Domuz gribi virüsü vakalarına karşı aşılama çalışmalarının dışında başka ne  gibi önlemler alınmıştır?  CEVAP 8-Grip pandemisine karşı en etkili korunma yöntemi aşılanmadır. Aşıyı temin  ederek vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Aşı dışında aşağıda bir kısmını sayacağımız çok  sayıda faaliyet yürütmekteyiz:  El yıkamak, hasta kişilerle korunmasız temastan kaçınmak, öksürük ve hapşırma  esnasında tek kullanımlık mendil kullanmak, mendile ulaşılamayan hallerde kol içine  hapşırmak gibi kişisel korunma tedbirlerini vatandaşlarımıza tüm iletişim kanallarında  aktarıyoruz. Okullarda öğrencilere yoğun bilgilendirme yapıyor ve okul hijyeni programlan  yürütüyoruz.  Pandemi Ulusal Faaliyet Planımız gereğince, antiviral ilaç ile personel koruyucu  malzeme stokuna sahibiz. Hastanelerimizin yoğun bakım kapasitelerini pandemi ye cevap  verecek şekilde geliştirdik. Hastanelerimizde grip poliklinikleri açtık. 2004 yılından beri  "Ulusal Grip Sürveyansı" yapıyor, dolaşımdaki virüsleri takip ediyoruz. Laboratuvar  altyapımızı önceden pandemiye hazır hale getirmiştik. Diğer kurumlarla koordinasyon içinde  gerekli diğer tedbirleri almaya devam etmekteyiz.  Pandemi riski ortaya çıktığından bu yana, tüm iletişim kanallarında, hastalık  konusundaki bilgi ve uyarılan kamuoyu ile paylaştık. Basın toplantılan, basın bildirileri,  televizyon ve radyo programlan, bilim kurulu üyelerimizce yapılan açıklamalar, gazete  ilanlan, web sayfası ve internet, okul eğitimleri, halka yönelik olarak afiş, poster, broşür  basım ve dağıtımı gibi faaliyetlerle halkımıza korunma ve aşılanmanın önemi hususunda  gerekli bilgilendirmeleri yaptık. Bakanlığımızın bu konuda vatandaşlarımızı bilgilendirme  çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürülmektedir.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 2 3 2 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , SORU 6- Türkiye, bu güne kadar ne kadar domuz gribi aşısı ithal etmiştir? ithal ettiği'  aşılar için ne kadar ödeme yapmıştır? Daha ne kadar aşı ithal edecektir? Ne kadar  ödenecektir?  CEVAP 6- Sipariş edilen 43 milyon doz aşının sipariş bedeli yaklaşık 220 milyon  Avro'dur. Aşının doz fiyatı 4,74-6,0 avro arasında olup ortalama doz fiyatı 5,2 avrodur.  Bugüne kadar yaklaşık 8 milyon doz aşı ülkemize getirilmiştir. Yapılan sözleşmeye göre; 43  milyon dozun tamamını alma zorunluluğumuz bulunmamaktadır. Alınacak doz miktarı  ihtiyaca göre belirlenecek ve toplam maliyet temin edilecek aşı miktarına bağlı olarak  değişecektir.  SORU 7-Domuz gribi ile mücadelenin kişi başına maliyeti nedir? Domuz gribine karşı  mücadele, aşı maliyetleri dâhil Türkiye'ye kaça mal olacaktır?  CEVAP 7-Halen pandemi devam ettiğinden; toplam maliyeti ve kişi başına maliyeti  hesaplamak bugün için mümkün değildir. Maliyeti etkileyen faktörler; hastalanan kişi sayısı,  polikliniğe başvuru hızı, hastaneye yatış hızı, kişi başına yapılan tedavi harcamaları ve  aşılama hızıdır.  SORU 8- Domuz gribi virüsü vakalarına karşı aşılama çalışmalarının dışında başka ne  gibi önlemler alınmıştır?  CEVAP 8-Grip pandemisine karşı en etkili korunma yöntemi aşılanmadır. Aşıyı temin  ederek vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Aşı dışında aşağıda bir kısmını sayacağımız çok  sayıda faaliyet yürütmekteyiz:  El yıkamak, hasta kişilerle korunmasız temastan kaçınmak, öksürük ve hapşırma  esnasında tek kullanımlık mendil kullanmak, mendile ulaşılamayan hallerde kol içine  hapşırmak gibi kişisel korunma tedbirlerini vatandaşlarımıza tüm iletişim kanallarında  aktarıyoruz. Okullarda öğrencilere yoğun bilgilendirme yapıyor ve okul hijyeni programlan  yürütüyoruz.  Pandemi Ulusal Faaliyet Planımız gereğince, antiviral ilaç ile personel koruyucu  malzeme stokuna sahibiz. Hastanelerimizin yoğun bakım kapasitelerini pandemi ye cevap  verecek şekilde geliştirdik. Hastanelerimizde grip poliklinikleri açtık. 2004 yılından beri  "Ulusal Grip Sürveyansı" yapıyor, dolaşımdaki virüsleri takip ediyoruz. Laboratuvar  altyapımızı önceden pandemiye hazır hale getirmiştik. Diğer kurumlarla koordinasyon içinde  gerekli diğer tedbirleri almaya devam etmekteyiz.  Pandemi riski ortaya çıktığından bu yana, tüm iletişim kanallarında, hastalık  konusundaki bilgi ve uyarılan kamuoyu ile paylaştık. Basın toplantılan, basın bildirileri,  televizyon ve radyo programlan, bilim kurulu üyelerimizce yapılan açıklamalar, gazete  ilanlan, web sayfası ve internet, okul eğitimleri, halka yönelik olarak afiş, poster, broşür  basım ve dağıtımı gibi faaliyetlerle halkımıza korunma ve aşılanmanın önemi hususunda  gerekli bilgilendirmeleri yaptık. Bakanlığımızın bu konuda vatandaşlarımızı bilgilendirme  çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürülmektedir.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 2 3 2 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  3.- istanbul Milletvekili Sacid Yıldız 'ın, Başbakanın grip aşısıyla ilgili açıklamasına ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11234)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak cevaplan­ dırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Sayın Başbakan 03.11.2009 tarihli grup toplantısında domuz gribi aşısı konusunda  şahsınızla aynı fikirde olmadığını drle getirerek aşı yaptırmayacağını söylemiştir. Siz ise  bizzat basının karşısında; "vatandaşım yarın bana gelse, 'falanca vatandaşı seyrettim, ısrarla  aşı yaptırmayın dedi bende yaptırmadım, çocuğumu kaybettim.' dese ben Sağlık Bakanı  olarak suç duyurusunda bulunacağım. Bunu şimdiden ilan ediyorum." şeklinde bir açıklamada  bulunmuştunuz.  Bu nedenle;  1- Başbakan'ın grup toplantısında yapmış olduğu açıklamalar halkı domuz gribi  aşısından soğutmayacak mıdır?  2- Başbakan'ın aşı konusundaki açıklamalarından etkilenme sonucu aşı  yaptırmayarak hastalıktan komnamayarak ve hayatını kaybeden insanlar söz  konusu olduğunda, sözünü ettiğiniz suç duyurusu mekanizması işletilecek midir?  3- Başbakan bile aşı konusunda ikna olmadığına göre bir ülkenin halkın aşıya ikna  olması için ne gibi tedbirler alınacaktır?  4- Her gün farklı hastalıklar nedeniyle onlarca ölüm yaşanırken yalnızca domuz  gribinden ölenlerin basında vurgulanması halk sağlığı konusunda panik havası  yaratmayacak mıdır? Bu tür haber ve yayınlara yönelik olarak Bakanlığınızın  girişimleri söz konusu mudur?  Prof. Dr. Sacid YILDIZ  CHP İstanbul Milletvekili  - 2 3 3 -
Sayfa 116 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  3.- istanbul Milletvekili Sacid Yıldız 'ın, Başbakanın grip aşısıyla ilgili açıklamasına ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11234)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak cevaplan­ dırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Sayın Başbakan 03.11.2009 tarihli grup toplantısında domuz gribi aşısı konusunda  şahsınızla aynı fikirde olmadığını drle getirerek aşı yaptırmayacağını söylemiştir. Siz ise  bizzat basının karşısında; "vatandaşım yarın bana gelse, 'falanca vatandaşı seyrettim, ısrarla  aşı yaptırmayın dedi bende yaptırmadım, çocuğumu kaybettim.' dese ben Sağlık Bakanı  olarak suç duyurusunda bulunacağım. Bunu şimdiden ilan ediyorum." şeklinde bir açıklamada  bulunmuştunuz.  Bu nedenle;  1- Başbakan'ın grup toplantısında yapmış olduğu açıklamalar halkı domuz gribi  aşısından soğutmayacak mıdır?  2- Başbakan'ın aşı konusundaki açıklamalarından etkilenme sonucu aşı  yaptırmayarak hastalıktan komnamayarak ve hayatını kaybeden insanlar söz  konusu olduğunda, sözünü ettiğiniz suç duyurusu mekanizması işletilecek midir?  3- Başbakan bile aşı konusunda ikna olmadığına göre bir ülkenin halkın aşıya ikna  olması için ne gibi tedbirler alınacaktır?  4- Her gün farklı hastalıklar nedeniyle onlarca ölüm yaşanırken yalnızca domuz  gribinden ölenlerin basında vurgulanması halk sağlığı konusunda panik havası  yaratmayacak mıdır? Bu tür haber ve yayınlara yönelik olarak Bakanlığınızın  girişimleri söz konusu mudur?  Prof. Dr. Sacid YILDIZ  CHP İstanbul Milletvekili  - 2 3 3 - T B M M B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı .B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 14/12/2009 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-17931 sayılı yazınız.  İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Başbakan'm grip  aşısıyla ilgili açıklamasına ilişkin" 7/11234 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte  sunulmaktadır.  Arz ederim. / \  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER.;  1-önerge cevabı ı  - 2 3 4 -
Sayfa 117 -
T B M M B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı .B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 14/12/2009 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-17931 sayılı yazınız.  İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Başbakan'm grip  aşısıyla ilgili açıklamasına ilişkin" 7/11234 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte  sunulmaktadır.  Arz ederim. / \  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER.;  1-önerge cevabı ı  - 2 3 4 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Başbakan'ın grip  aşısıyla ilgili açıklamasına ilişkin" 7/11234 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Sayın Başbakan 03.11.2009 tarihli grup toplantısında, domuz gribi aşısı konusunda  şahsınızla aynı fikirde olmadığını dile getirerek aşı yaptırmayacağım söylemiştir. Siz ise  bizzat basının karşısında; "vatandaşım yarın bana gelse, 'falanca vatandaşı seyrettim, ısrarla  aşı yaptırmayın dedi, ben de yaptırmadım, çocuğumu kaybettim' dese ben Sağlık Bakanı  olarak suç duyurusunda bulunacağım, Bunu şimdiden ilan ediyorum" şeklinde bir açıklamada  bulunmuştunuz. Bu nedenle:  SORU 1- Başbakanın grup toplantısında yapmış olduğu açıklamalar halkı domuz gribi  aşısından soğutmayacak mıdır?  SORU 2- Başbakanın aşı konusundaki açıklamalardan etkilenmesi sonucu aşı  yaptırmayarak hastalıktan korunamayarak ve hayatını kaybeden insanlar söz konusu  olduğunda, sözünü ettiğiniz suç duyurusu mekanizması işletilecek midir?  CEVAPLAR 1-2- Bakanlığımın herkesin aşı olması gerektiği şeklinde bir beyanatı  olmamıştır. Risk grubunda olanların aşılanması tavsiye edilmektedir. Aşı uygulamasında  mecburiyet bulunmayıp gönüllülük esasına göre aşı uygulanmaktadır. Sayın Başbakan, risk  grubunda bulunmadığı için aşı yaptırmayacağını ifade etmiştir.  SORU 3- Başbakan bile aşı konusunda ikna olmadığına göre; bir ülkenin halkın aşıya  ikna olması için ne gibi tedbirler alınacaktır?  CEVAP 3- Pandemi riski ortaya çıktığından beri aşı konusundaki bilgi ve uyarıları  tüm iletişim mecralarını kullanarak kamuoyu ile paylaştık. Basın toplantıları, basın bildirileri,  televizyon ve radyo programlan, Bilim Kurulu üyelerimizce yapılan açıklamalar, gazete  ilanlan, web sayfası ve internet, okul eğitimleri, halka yönelik olarak afiş, poster, broşür  basım ve dağıtımı gibi faaliyetlerle halkımıza aşılamanın önemi hususunda gerekli  bilgilendirmeleri yaptık. Bakanlığım aşımn koruyuculuğu ile ilgili olarak vatandaşlarımızı  bilgilendirme çalışmalannı yoğun bir şekilde sürdürmüştür.  SORU 4- Her gün farklı hastalıklar nedeniyle onlarca ölüm yaşanırken yalnızca  domuz gribinden ölenlerin basında vurgulanması halk sağlığı konusunda panik havası  yaratmayacak mıdır? Bu tür haber ve yayınlara yönelik olarak Bakanlığınızın girişimleri söz  konusu mudur?  CEVAP 4- Bakanlığım, bilimsel kurullar ve bilimsel verilerle hareket etmekte ve bu  platformlarda birçok görüş tartışıldıktan sonra kararlar alınmaktadır. Bu hususta, panik  oluşturmadan, vatandaşlarımızda hastalık ile ilgili farkındalık oluşmasını amaçlıyoruz.  Vatandaşlanmızın kişisel korunma tedbirlerine gereken önemi vermelerini istedik ve  pandemiye karşı en etkili korunma yöntemi olan aşıya ulaşabilmelerini sağladık.  Pandemik grip nedeniyle tedavi altında tutulan ve hayatını kaybeden vatandaşlarımızla  ilgili özet bilgiler kamuoyunu bilgilendirme amacıyla basında duyurulmuştur.  Aşı konusunda basında yer alan gerçeği yansıtmayan iddialar Bakanlığım tarafından  titizlikle takip edilmekte olup gereken durumlarda kamuoyumuz aydınlatılmaktadır.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 2 3 5 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Başbakan'ın grip  aşısıyla ilgili açıklamasına ilişkin" 7/11234 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Sayın Başbakan 03.11.2009 tarihli grup toplantısında, domuz gribi aşısı konusunda  şahsınızla aynı fikirde olmadığını dile getirerek aşı yaptırmayacağım söylemiştir. Siz ise  bizzat basının karşısında; "vatandaşım yarın bana gelse, 'falanca vatandaşı seyrettim, ısrarla  aşı yaptırmayın dedi, ben de yaptırmadım, çocuğumu kaybettim' dese ben Sağlık Bakanı  olarak suç duyurusunda bulunacağım, Bunu şimdiden ilan ediyorum" şeklinde bir açıklamada  bulunmuştunuz. Bu nedenle:  SORU 1- Başbakanın grup toplantısında yapmış olduğu açıklamalar halkı domuz gribi  aşısından soğutmayacak mıdır?  SORU 2- Başbakanın aşı konusundaki açıklamalardan etkilenmesi sonucu aşı  yaptırmayarak hastalıktan korunamayarak ve hayatını kaybeden insanlar söz konusu  olduğunda, sözünü ettiğiniz suç duyurusu mekanizması işletilecek midir?  CEVAPLAR 1-2- Bakanlığımın herkesin aşı olması gerektiği şeklinde bir beyanatı  olmamıştır. Risk grubunda olanların aşılanması tavsiye edilmektedir. Aşı uygulamasında  mecburiyet bulunmayıp gönüllülük esasına göre aşı uygulanmaktadır. Sayın Başbakan, risk  grubunda bulunmadığı için aşı yaptırmayacağını ifade etmiştir.  SORU 3- Başbakan bile aşı konusunda ikna olmadığına göre; bir ülkenin halkın aşıya  ikna olması için ne gibi tedbirler alınacaktır?  CEVAP 3- Pandemi riski ortaya çıktığından beri aşı konusundaki bilgi ve uyarıları  tüm iletişim mecralarını kullanarak kamuoyu ile paylaştık. Basın toplantıları, basın bildirileri,  televizyon ve radyo programlan, Bilim Kurulu üyelerimizce yapılan açıklamalar, gazete  ilanlan, web sayfası ve internet, okul eğitimleri, halka yönelik olarak afiş, poster, broşür  basım ve dağıtımı gibi faaliyetlerle halkımıza aşılamanın önemi hususunda gerekli  bilgilendirmeleri yaptık. Bakanlığım aşımn koruyuculuğu ile ilgili olarak vatandaşlarımızı  bilgilendirme çalışmalannı yoğun bir şekilde sürdürmüştür.  SORU 4- Her gün farklı hastalıklar nedeniyle onlarca ölüm yaşanırken yalnızca  domuz gribinden ölenlerin basında vurgulanması halk sağlığı konusunda panik havası  yaratmayacak mıdır? Bu tür haber ve yayınlara yönelik olarak Bakanlığınızın girişimleri söz  konusu mudur?  CEVAP 4- Bakanlığım, bilimsel kurullar ve bilimsel verilerle hareket etmekte ve bu  platformlarda birçok görüş tartışıldıktan sonra kararlar alınmaktadır. Bu hususta, panik  oluşturmadan, vatandaşlarımızda hastalık ile ilgili farkındalık oluşmasını amaçlıyoruz.  Vatandaşlanmızın kişisel korunma tedbirlerine gereken önemi vermelerini istedik ve  pandemiye karşı en etkili korunma yöntemi olan aşıya ulaşabilmelerini sağladık.  Pandemik grip nedeniyle tedavi altında tutulan ve hayatını kaybeden vatandaşlarımızla  ilgili özet bilgiler kamuoyunu bilgilendirme amacıyla basında duyurulmuştur.  Aşı konusunda basında yer alan gerçeği yansıtmayan iddialar Bakanlığım tarafından  titizlikle takip edilmekte olup gereken durumlarda kamuoyumuz aydınlatılmaktadır.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 2 3 5 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk 'ün, domuz gribine karşı dezenfektan olarak kullanılan bir  ilaca ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11235)  T Ü R K İ Y E BÜYÜK MİLLETMECLİS İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim. 23 .11 .2009  31 Ekim 2 0 0 9 tarihli Milliyet gazetesi 17 nci sayfasında "Domuz Gribi" başlığı  altında D H A muhabiri Sn. Serkan Akkoç imzalı "Beyoğlu'nda dumanlamayla  dezenfeksiyon" alt başlıklı yazıda; "domuz" gribine karşı ilçe okulları ve servis  araçlarında dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyon yapıldığı ve bu amaçla kullanılan  ilacının etken maddesinin "orthopbenylphenol" olduğu ve satıcı firma yetkililerinin bu  maddeyi taşıyan ilacın Sağlık Bakanlığından ruhsatlı olduğu belirtilmektedir. Konunun  uzmanları; ilacın etken maddesi olan "orthophenylphenol"in; kansere, genetik  değişime ve ana karnındaki yavrunun zehirlenmesine neden olan üst düzeyde  tehlikeli bir kimyasal olduğu nedenle Avrupa Birliği tarafından yasaklandığını  belirterek AB 1 9 0 7 / 2 0 0 6 sayılı R E A C H Tüzüğü Ek 17 ve 1.2.3.4,5ve 6 ncı  soneklerinin (Appendices) incelenmesini önermektedir. Ayrıca ortofenilfenolün  farelerde mesane tümörlerine neden olduğunu belirtmektedirler. Bu çerçevede;  1 - ) "Domuz gribine" karşı okullarda, toplu taşıma araçlarında ve benzeri  yerlerde dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan ilacın etken maddesi  "orthophenylphenol" midir?  2-) İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenorin; kansere, genetik  değişime ve ana karnındaki yavrunun zehirlenmesine neden olan üst düzeyde  tehlikeli bir kimyasal olduğu iddiaları doğru mudur?  3-) İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenol"in Avrupa Birliği tarafından  yasaklanmış bir m a d d e olduğu doğru mudur?  4-) "orthophenylphenol" adlı etken maddeyi içeren ilaca; Sağlık Bakanlığı  ruhsat vermiş midir?  5-) "orthophenylphenol" adlı madde, iddia edildiği üzere AB tarafından  kullanımı yasaklanmış üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal madde ise ve Bakanlık  gerçekten bu maddenin etken olduğu ilaca ruhsat vermişse; neden ruhsat vermiştir?  AB'nin kullanımını yasakladığı bir maddeyi içeren ilacın Türkiye'de kullanımı neden  serbesttir?  6-) "Domuz" gribine karşı dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan  ilaçtaki "orthophenylphenol adlı etken madde konusunda ilaçlamayı yapan  Belediyeler bilgili midirler?  7-) Gerçekten domuz gribine karşı dezenfeksiyonda etken maddesi, üst  düzeyde tehlikeli bir kimyasal olan "orthophenylphenol" olan bir ilaç kullanılması,  insanlarımızı "domuz gribinden" korumaya çalışırken insanlarımızın kanser tehlikesi  ile karşı karşıya kalacağı hususu düşünülmüş müdür?  Ali Rıza Ö Z T Ü R K  Mersin Milletvekili.  - 2 3 6 -
Sayfa 119 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk 'ün, domuz gribine karşı dezenfektan olarak kullanılan bir  ilaca ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11235)  T Ü R K İ Y E BÜYÜK MİLLETMECLİS İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim. 23 .11 .2009  31 Ekim 2 0 0 9 tarihli Milliyet gazetesi 17 nci sayfasında "Domuz Gribi" başlığı  altında D H A muhabiri Sn. Serkan Akkoç imzalı "Beyoğlu'nda dumanlamayla  dezenfeksiyon" alt başlıklı yazıda; "domuz" gribine karşı ilçe okulları ve servis  araçlarında dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyon yapıldığı ve bu amaçla kullanılan  ilacının etken maddesinin "orthopbenylphenol" olduğu ve satıcı firma yetkililerinin bu  maddeyi taşıyan ilacın Sağlık Bakanlığından ruhsatlı olduğu belirtilmektedir. Konunun  uzmanları; ilacın etken maddesi olan "orthophenylphenol"in; kansere, genetik  değişime ve ana karnındaki yavrunun zehirlenmesine neden olan üst düzeyde  tehlikeli bir kimyasal olduğu nedenle Avrupa Birliği tarafından yasaklandığını  belirterek AB 1 9 0 7 / 2 0 0 6 sayılı R E A C H Tüzüğü Ek 17 ve 1.2.3.4,5ve 6 ncı  soneklerinin (Appendices) incelenmesini önermektedir. Ayrıca ortofenilfenolün  farelerde mesane tümörlerine neden olduğunu belirtmektedirler. Bu çerçevede;  1 - ) "Domuz gribine" karşı okullarda, toplu taşıma araçlarında ve benzeri  yerlerde dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan ilacın etken maddesi  "orthophenylphenol" midir?  2-) İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenorin; kansere, genetik  değişime ve ana karnındaki yavrunun zehirlenmesine neden olan üst düzeyde  tehlikeli bir kimyasal olduğu iddiaları doğru mudur?  3-) İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenol"in Avrupa Birliği tarafından  yasaklanmış bir m a d d e olduğu doğru mudur?  4-) "orthophenylphenol" adlı etken maddeyi içeren ilaca; Sağlık Bakanlığı  ruhsat vermiş midir?  5-) "orthophenylphenol" adlı madde, iddia edildiği üzere AB tarafından  kullanımı yasaklanmış üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal madde ise ve Bakanlık  gerçekten bu maddenin etken olduğu ilaca ruhsat vermişse; neden ruhsat vermiştir?  AB'nin kullanımını yasakladığı bir maddeyi içeren ilacın Türkiye'de kullanımı neden  serbesttir?  6-) "Domuz" gribine karşı dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan  ilaçtaki "orthophenylphenol adlı etken madde konusunda ilaçlamayı yapan  Belediyeler bilgili midirler?  7-) Gerçekten domuz gribine karşı dezenfeksiyonda etken maddesi, üst  düzeyde tehlikeli bir kimyasal olan "orthophenylphenol" olan bir ilaç kullanılması,  insanlarımızı "domuz gribinden" korumaya çalışırken insanlarımızın kanser tehlikesi  ile karşı karşıya kalacağı hususu düşünülmüş müdür?  Ali Rıza Ö Z T Ü R K  Mersin Milletvekili.  - 2 3 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 14/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-17931 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Domuz gribine karşı  dezenfektan olarak kullanılan bir ilaca ilişkin" 7/11235 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı  ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. RVce^AK  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 3 7 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 14/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-17931 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Domuz gribine karşı  dezenfektan olarak kullanılan bir ilaca ilişkin" 7/11235 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı  ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. RVce^AK  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 3 7 - TBMM 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Domuz gribine karşı  dezenfektan olarak kullanılan bir ilaca ilişkin" 7/11235 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  31 Ekim 2009 tarihli Milliyet gazetesi 17 nci sayfasında "Domuz Gribi" başlığı altında  DHA muhabiri Sn. Serkan Akkoç imzalı "Beyoğlu'nda dumanlamayla dezenfeksiyon" alt  başlıklı yazıda; "domuz" gribine karşı ilçe okulları ve servis araçlarında dumanlama  yöntemiyle dezenfeksiyon yapıldığı ve bu amaçla kullanılan ilacının etken maddesinin  "oıthophenylphenol" olduğu ve satıcı firma yetkililerinin bu maddeyi taşıyan ilacın Sağlık  Bakanlığından ruhsatlı olduğu belirtilmektedir. Konunun uzmanları; ilacın etken maddesi olan  "orthophenylphenoF'in; kansere, genetik değişime ve ana karnındaki yavrunun  zehirlenmesine neden olan üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal olduğu nedenle Avrupa Birliği  tarafından yasaklandığım belirterek AB 1907/2006 sayılı REACH Tüzüğü Ek 17 ve 1.2.3.4.ve  6'ncı soneklerinin (Appendices) incelenmesini önermektedir. Ayrıca ortofenilfenolün  farelerde mesane tümörlerine neden olduğunu belirtmektedirler.  Bu çerçevede;  SORU 1- "Domuz gribine" karşı okullarda, toplu taşıma araçlarında ve benzeri  yerlerde dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan ilacın etken maddesi  "orthophenylphenol" midir?  CEVAP 1- Bakanlığımızca münhasıran domuz gribine karşı kullanılmak üzere  izinlendirilmiş bir ürün bulunmamakla birlikte, söz konusu aktif maddeyi içeren, boş hacim  dezenfektanı olarak izinlendirilmiş ürün bulunmaktadır.  SORU 2- İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenol" in kansere, genetik değişime  ve ana karnındaki yavrunun zehirlenmesine neden olan üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal  olduğu iddiaları doğru mudur?  CEVAP 2- Adı geçen ilacın etken maddesi olan "orthophenylphenol"ün toksik etkileri  doza bağımlıdır.  SORU 3- İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenol" in Avrupa Birliği tarafından  yasaklanmış bir madde olduğu doğru mudur?  CEVAP 3- Avrupa Birliğinin 98/8/EC sayılı Direktifi doğrultusunda Avrupa  Kimyasallar Bürosu tarafından 2000 yılından itibaren kimyasal aktif maddeler ve biyolojik  ürünler toksikolojik ve ekotoksikolojik açıdan insan sağlığı, hedef organizmalar ile diğer  canlılara olan etkileri bakımından ciddi bilimsel araştırmalara tabi tutulmuştur.  "Orthophenylphenol" isimli kimyasal madde, yasaklı aktif kimyasallar içinde yer almamakta  olup 1. ana grup Dezenfektanlar ve Genel Biyosidal Ürünler Kapsamında  değerlendirilmektedir.  SORU 4- "Orthophenylphenol" adlı etken maddeyi içeren ilaca Sağlık Bakanlığı  ruhsat vermiş midir?  CEVAP 4- "Orthophenylphenol" etken maddeli ürüne, boş hacim yüzey dezenfektanı  olarak izin verilmiştir.  - 2 3 8 -
Sayfa 121 -
TBMM 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Domuz gribine karşı  dezenfektan olarak kullanılan bir ilaca ilişkin" 7/11235 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  31 Ekim 2009 tarihli Milliyet gazetesi 17 nci sayfasında "Domuz Gribi" başlığı altında  DHA muhabiri Sn. Serkan Akkoç imzalı "Beyoğlu'nda dumanlamayla dezenfeksiyon" alt  başlıklı yazıda; "domuz" gribine karşı ilçe okulları ve servis araçlarında dumanlama  yöntemiyle dezenfeksiyon yapıldığı ve bu amaçla kullanılan ilacının etken maddesinin  "oıthophenylphenol" olduğu ve satıcı firma yetkililerinin bu maddeyi taşıyan ilacın Sağlık  Bakanlığından ruhsatlı olduğu belirtilmektedir. Konunun uzmanları; ilacın etken maddesi olan  "orthophenylphenoF'in; kansere, genetik değişime ve ana karnındaki yavrunun  zehirlenmesine neden olan üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal olduğu nedenle Avrupa Birliği  tarafından yasaklandığım belirterek AB 1907/2006 sayılı REACH Tüzüğü Ek 17 ve 1.2.3.4.ve  6'ncı soneklerinin (Appendices) incelenmesini önermektedir. Ayrıca ortofenilfenolün  farelerde mesane tümörlerine neden olduğunu belirtmektedirler.  Bu çerçevede;  SORU 1- "Domuz gribine" karşı okullarda, toplu taşıma araçlarında ve benzeri  yerlerde dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan ilacın etken maddesi  "orthophenylphenol" midir?  CEVAP 1- Bakanlığımızca münhasıran domuz gribine karşı kullanılmak üzere  izinlendirilmiş bir ürün bulunmamakla birlikte, söz konusu aktif maddeyi içeren, boş hacim  dezenfektanı olarak izinlendirilmiş ürün bulunmaktadır.  SORU 2- İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenol" in kansere, genetik değişime  ve ana karnındaki yavrunun zehirlenmesine neden olan üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal  olduğu iddiaları doğru mudur?  CEVAP 2- Adı geçen ilacın etken maddesi olan "orthophenylphenol"ün toksik etkileri  doza bağımlıdır.  SORU 3- İlacın etken maddesi olan "orthophenylphenol" in Avrupa Birliği tarafından  yasaklanmış bir madde olduğu doğru mudur?  CEVAP 3- Avrupa Birliğinin 98/8/EC sayılı Direktifi doğrultusunda Avrupa  Kimyasallar Bürosu tarafından 2000 yılından itibaren kimyasal aktif maddeler ve biyolojik  ürünler toksikolojik ve ekotoksikolojik açıdan insan sağlığı, hedef organizmalar ile diğer  canlılara olan etkileri bakımından ciddi bilimsel araştırmalara tabi tutulmuştur.  "Orthophenylphenol" isimli kimyasal madde, yasaklı aktif kimyasallar içinde yer almamakta  olup 1. ana grup Dezenfektanlar ve Genel Biyosidal Ürünler Kapsamında  değerlendirilmektedir.  SORU 4- "Orthophenylphenol" adlı etken maddeyi içeren ilaca Sağlık Bakanlığı  ruhsat vermiş midir?  CEVAP 4- "Orthophenylphenol" etken maddeli ürüne, boş hacim yüzey dezenfektanı  olarak izin verilmiştir.  - 2 3 8 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , SORU 5- "Orthophenylphenol" adlı madde, iddia edildiği üzere AB tarafından  kullanımı yasaklanmış üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal madde ise ve Bakanlık gerçekten bu  maddenin etken olduğu ilaca ruhsat vermişse; neden ruhsat vermiştir? AB'nin kullanımını  yasakladığı bir maddeyi içeren ilacın Türkiye'de kullanımı neden serbesttir?  CEVAP 5- Avrupa Birliğinin 98/8/EC sayılı Direktifi doğrultusunda yapılan  çalışmalar sonuçlanıncaya kadar ürünlerin ruhsat işlemleri devam etmektedir. Çalışmaların  sonuçlan açıklandığında AB'de yasaklanan ürünler ülkemizde de yasaklanacaktır. Ülkemizde  hâlihazırda kullanımı yasaklanan maddeler Bakanlığımız internet sitesinde ilan edilmektedir.  SORU 6- "Domuz" gribine karşı dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan  ilaçtaki "orthophenylphenol" adlı etken madde konusunda ilaçlamayı yapan Belediyeler  bilgili midirler?  CEVAP 6- Bakanlığımız tarafından izinlendirilen dezenfektanlann, Belediyeler ve  diğer kullanıcılar tarafından nasıl kullanılacağı, ürünlerin kullanma talimatında belirlenmiş  olup, bu talimata uygun olarak kullanılması gerekmektedir.  SORU 7- Gerçekten domuz gribine karşı dezenfeksiyonda etken maddesi, üst düzeyde  tehlikeli bir kimyasal olan "orthophenylphenol" olan bir ilacın kullanılması insanlanmızı  "domuz gribinden" korumaya çalışırken insanlarımızın kanser tehlikesi ile karşı karşıya  kalacağı hususu düşünülmüş müdür'!'  CEVAP 7- "Orthophenylphenol" isimli kimyasal hâlen yasaklı kimyasal aktif  maddeler listesinde yer almamaktadır. Domuz gribine karşı dezenfeksiyon için Bakanlığımız  tarafından izin verilmiş herhangi bir ürün yoktur. Dezenfektan amaçlı uygulamalarda  Bakanlığımız tarafından izinlendirilmiş dezenfektanlann kullanılması önerilmekte, bu öneri  doğrultusunda Belediyeler ve diğer kurumlar kendi ihtiyaçlannı belirlemektedirler.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 2 3 9 -
Sayfa 122 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  , SORU 5- "Orthophenylphenol" adlı madde, iddia edildiği üzere AB tarafından  kullanımı yasaklanmış üst düzeyde tehlikeli bir kimyasal madde ise ve Bakanlık gerçekten bu  maddenin etken olduğu ilaca ruhsat vermişse; neden ruhsat vermiştir? AB'nin kullanımını  yasakladığı bir maddeyi içeren ilacın Türkiye'de kullanımı neden serbesttir?  CEVAP 5- Avrupa Birliğinin 98/8/EC sayılı Direktifi doğrultusunda yapılan  çalışmalar sonuçlanıncaya kadar ürünlerin ruhsat işlemleri devam etmektedir. Çalışmaların  sonuçlan açıklandığında AB'de yasaklanan ürünler ülkemizde de yasaklanacaktır. Ülkemizde  hâlihazırda kullanımı yasaklanan maddeler Bakanlığımız internet sitesinde ilan edilmektedir.  SORU 6- "Domuz" gribine karşı dumanlama yöntemiyle dezenfeksiyonda kullanılan  ilaçtaki "orthophenylphenol" adlı etken madde konusunda ilaçlamayı yapan Belediyeler  bilgili midirler?  CEVAP 6- Bakanlığımız tarafından izinlendirilen dezenfektanlann, Belediyeler ve  diğer kullanıcılar tarafından nasıl kullanılacağı, ürünlerin kullanma talimatında belirlenmiş  olup, bu talimata uygun olarak kullanılması gerekmektedir.  SORU 7- Gerçekten domuz gribine karşı dezenfeksiyonda etken maddesi, üst düzeyde  tehlikeli bir kimyasal olan "orthophenylphenol" olan bir ilacın kullanılması insanlanmızı  "domuz gribinden" korumaya çalışırken insanlarımızın kanser tehlikesi ile karşı karşıya  kalacağı hususu düşünülmüş müdür'!'  CEVAP 7- "Orthophenylphenol" isimli kimyasal hâlen yasaklı kimyasal aktif  maddeler listesinde yer almamaktadır. Domuz gribine karşı dezenfeksiyon için Bakanlığımız  tarafından izin verilmiş herhangi bir ürün yoktur. Dezenfektan amaçlı uygulamalarda  Bakanlığımız tarafından izinlendirilmiş dezenfektanlann kullanılması önerilmekte, bu öneri  doğrultusunda Belediyeler ve diğer kurumlar kendi ihtiyaçlannı belirlemektedirler.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 2 3 9 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  Selçuk AYHAN  İzmir Milletvekili  Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2008'te çıkarılan Çevre Denetimi  Yönetmeliği, 1 Ocak 2009'da yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin son haline göre, çevre  mühendislerine "Çevre Görevlisi Sertifikası" alması mecburiyeti getirilmektedir.  Bununla birlikte söz konusu düzenleme ile çevre görevlisi sertifikasının çevre  mühendisliği bölümleri dışında, bazı meslek gruplarına verilmesine olanak  tanınmaktadır.  Yapılan değişiklikle, dört yıl okuyup "çevre mühendisi" unvanını hak edenlerle,  çevre mühendisliği dışındaki bazı alanlardan mezun olan kişiler, Çevre ve Orman  Bakanlığı tarafından verilen iki haftalık bir eğitimle "çevre görevlisi sertifikası" alarak  aynı işi yapabilme olanağı getirilmektedir.  Çevre konusu Dünya'nın ve ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Çevre  ve çevre kirliliği konusunda yeterli ve etkin önlemler alınmaması, kalıcı politikalar  üretilememesi, artan doğal afetler, can ve mal kayıpları olarak toplumlara geri  dönmektedir. Çevre uzmanlık isteyen bir alandır. Çevre gibi önemü bir konuda imza  yetkisinin kısa süreli kurslarda diploma almış kişilere verilmesi, hem çevre  mühendisliği mesleği ve hem de çevre gibi insan ve toplum sağlığını doğrudan  etkileyen bir alanda ciddi sıkıntılara neden olacaktır.  Konuyla ilgili olarak;  1- Söz konusu yönetmelikte yapılan değişikliğe neden gerek duyulmuştur? Bu  değişiklik yapılırken ilgili oda ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmış  mıdır?  2- Ülkemizde çevre mühendisliği eğitimi veren fakülte sayısı nedir? Bu  fakültelerden her yıl mezun olanların sayısı nedir? Bunlardan kaçı iş  bulabilmektedir? İş arayan çevre mühendislerinin sayısının yüksek olması  da dikkate alındığında yapılan bu düzenlemenin bir anlamı var mıdır?  3- Kamuoyunda bu düzenlemeye, çevre konusunda uygun raporu alamayan  girişim ve yatırımların önünü açmak amacıyla gidildiği iddiaları yoğunluk  kazanmaktadır? Bu iddialar doğru mudur?  4- Kısa süreli seminerlerle imza yetkisi verilen mesleki uzmanlığı olmayan  kişilerin atacağı imzalar nedeniyle, yaşanacak çevre kirliliği ve doğal afetler  sonucu yaşanacak can ve ma! kayıplarının sorumlusu kim olacaktır?  - 2 4 0 - 5.-İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan 'ın, Çevre Denetimi Yönetmeliği 'ndeki değişikliğe ilişkin Baş­ bakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/11738)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.  Saygılarımla.
Sayfa 123 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  Selçuk AYHAN  İzmir Milletvekili  Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2008'te çıkarılan Çevre Denetimi  Yönetmeliği, 1 Ocak 2009'da yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin son haline göre, çevre  mühendislerine "Çevre Görevlisi Sertifikası" alması mecburiyeti getirilmektedir.  Bununla birlikte söz konusu düzenleme ile çevre görevlisi sertifikasının çevre  mühendisliği bölümleri dışında, bazı meslek gruplarına verilmesine olanak  tanınmaktadır.  Yapılan değişiklikle, dört yıl okuyup "çevre mühendisi" unvanını hak edenlerle,  çevre mühendisliği dışındaki bazı alanlardan mezun olan kişiler, Çevre ve Orman  Bakanlığı tarafından verilen iki haftalık bir eğitimle "çevre görevlisi sertifikası" alarak  aynı işi yapabilme olanağı getirilmektedir.  Çevre konusu Dünya'nın ve ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Çevre  ve çevre kirliliği konusunda yeterli ve etkin önlemler alınmaması, kalıcı politikalar  üretilememesi, artan doğal afetler, can ve mal kayıpları olarak toplumlara geri  dönmektedir. Çevre uzmanlık isteyen bir alandır. Çevre gibi önemü bir konuda imza  yetkisinin kısa süreli kurslarda diploma almış kişilere verilmesi, hem çevre  mühendisliği mesleği ve hem de çevre gibi insan ve toplum sağlığını doğrudan  etkileyen bir alanda ciddi sıkıntılara neden olacaktır.  Konuyla ilgili olarak;  1- Söz konusu yönetmelikte yapılan değişikliğe neden gerek duyulmuştur? Bu  değişiklik yapılırken ilgili oda ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmış  mıdır?  2- Ülkemizde çevre mühendisliği eğitimi veren fakülte sayısı nedir? Bu  fakültelerden her yıl mezun olanların sayısı nedir? Bunlardan kaçı iş  bulabilmektedir? İş arayan çevre mühendislerinin sayısının yüksek olması  da dikkate alındığında yapılan bu düzenlemenin bir anlamı var mıdır?  3- Kamuoyunda bu düzenlemeye, çevre konusunda uygun raporu alamayan  girişim ve yatırımların önünü açmak amacıyla gidildiği iddiaları yoğunluk  kazanmaktadır? Bu iddialar doğru mudur?  4- Kısa süreli seminerlerle imza yetkisi verilen mesleki uzmanlığı olmayan  kişilerin atacağı imzalar nedeniyle, yaşanacak çevre kirliliği ve doğal afetler  sonucu yaşanacak can ve ma! kayıplarının sorumlusu kim olacaktır?  - 2 4 0 - 5.-İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan 'ın, Çevre Denetimi Yönetmeliği 'ndeki değişikliğe ilişkin Baş­ bakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/11738)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.  Saygılarımla.  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  5- Ülkemizde 2002-2010 yılları arasında meydana gelen doğal afet sayısı  nedir? Bu olaylarda kaç vatandaşımız hayatını kaybetmiştir? Yaşanan mal  kaybının tutarı nedir? Ortaya çıkan bu afetlerin nedeni araştırılmış mıdır?  Alınan önlemler nelerdir? Doğal afet ve can kaybı sayısı neden her geçen  yıl artmaktadır?  6- Çevre konusunda yaşanan olumsuz tablo ortadayken, neden bu tür riskli  düzenlemelere gidilmektedir?  7- 2002-2010 yılları arasında çevre mevzuatlarına uymadığı gerekçesiyle  ceza kesilen kurum, kuruluş ve işletme sayısı nedir? İllere göre dağılımı  nedir?  8- Bu yönetmelik değişikliği sonrasında, büyük ölçüde işlevini yitirecek çevre  mühendisliği fakültelerini kapatmayı ya da bu yönetmelikle yapılan  düzenlemelerden geri adım atmayı düşünüyor musunuz?  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı :B.18.O.BHİ.0.OO.0O/610.01-/5/ /?„.M/20\Q  Konu : Yazılı Soru önergesi  9533  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  tlgi : Başbakanlığın 21.01.2009 tarih ve B.02.0.KKG.0.12-232 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, İzmir Milletvekili Selçuk AYHAN' m, 7/11738 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  Cevabi yazı  - 2 4 1 -
Sayfa 124 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  5- Ülkemizde 2002-2010 yılları arasında meydana gelen doğal afet sayısı  nedir? Bu olaylarda kaç vatandaşımız hayatını kaybetmiştir? Yaşanan mal  kaybının tutarı nedir? Ortaya çıkan bu afetlerin nedeni araştırılmış mıdır?  Alınan önlemler nelerdir? Doğal afet ve can kaybı sayısı neden her geçen  yıl artmaktadır?  6- Çevre konusunda yaşanan olumsuz tablo ortadayken, neden bu tür riskli  düzenlemelere gidilmektedir?  7- 2002-2010 yılları arasında çevre mevzuatlarına uymadığı gerekçesiyle  ceza kesilen kurum, kuruluş ve işletme sayısı nedir? İllere göre dağılımı  nedir?  8- Bu yönetmelik değişikliği sonrasında, büyük ölçüde işlevini yitirecek çevre  mühendisliği fakültelerini kapatmayı ya da bu yönetmelikle yapılan  düzenlemelerden geri adım atmayı düşünüyor musunuz?  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı :B.18.O.BHİ.0.OO.0O/610.01-/5/ /?„.M/20\Q  Konu : Yazılı Soru önergesi  9533  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  tlgi : Başbakanlığın 21.01.2009 tarih ve B.02.0.KKG.0.12-232 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, İzmir Milletvekili Selçuk AYHAN' m, 7/11738 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  Cevabi yazı  - 2 4 1 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYIN SELÇUK AYHAN' IN  7/11738 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Söz konusu yönetmelikte yapılan değişikliğe neden gerek duyulmuştur? Bu  değişiklik yapılırken ilgili oda ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmış mıdır?  CEVAP 1. Çevre Denetimi Yönetmeliğinin; ek-1 ve ek-2 listesinde yer alan  sektörlerde yaklaşık 60-70.000 civarında faaliyet ve tesis bulunmaktadır. Bakanlıkça  yetkilendirilmiş firmalardan bu maksatla çevre yönetim hizmeti satın almak ihtiyacı  doğmuştur. Çevre konusu disiplinlerarası bir faaliyeti kapsadığından diğer meslek gruplarının  da konu içerisinde olması ve birbirleri ile işbirliği içerisinde çalışmaları gerekmektedir.  SORU 2. Ülkemizde çevre mühendisliği eğitimi veren fakülte sayısı nedir? Bu  fakültelerden her yıl mezun olanların sayısı nedir? Bunlardan kaçı iş bulabilmektedir? İş  arayan çevre mühendislerinin sayısının yüksek olması da dikkate alındığında yapılan bu  düzenlemenin bir anlamı var mıdır?  CEVAP 2. Ülkemizde Çevre Mühendisliği eğitimi veren fakülte sayısı 32'dir. Bu  eğitimi veren üniversitelerin bazıları henüz mezun vermemişlerdir, bazıları ise lisansüstü ve  doktora düzeyinde eğitim vermektedirler. Bugüne kadar üniversitelerin Çevre Mühendisliği  Bölümlerinden mezun olanların sayısı; Mersin Üniversitesi 338, Çukurova Üniversitesi 488,  Akdeniz Üniversitesi 204, İstanbul Üniversitesi 894, Atatürk Üniversitesi 715, Fırat  Üniversitesi 560, Aksaray Üniversitesi 385, Yıldız Üniversitesi 672, Selçuk Üniversitesi 554,  Uludağ Üniversitesi 367, İTÜ 1.449, Süleyman Demirci Üniversitesi 387, Harran Üniversitesi  363, 19 Mayıs Üniversitesi 1.427, Anadolu Üniversitesi 165, ODTÜ 1.154, Namık Kemal  Üniversitesi 372, Marmara Üniversitesi 320, Fatih Üniversitesi 92, 9 Eylül Üniversitesi 981,  olmak üzere toplam 11.887* dir.  Çevre danışmanlık firmaları, mevzuat hükmü doğrultusunda, bünyelerinde en az bir  çevre mühendisini çalıştırmak zorunda kalacaktır. Aksi takdirde bakanlıktan Yeterlik Belgesi  alamayacaklardır.  SORU 3. Kamuoyunda bu düzenlemeye, çevre konusunda uygun raporu alamayan  girişim ve yatırımların önünü açmak amacıyla gidildiği iddiaları yoğunluk kazanmaktadır?  Bu iddialar doğru mudur?  CEVAP 3. Söz konusu iddia doğru olmayıp haksız bir ithamdır.  SORU 4. Kısa süreli seminerlerle imza yetkisi verilen mesleki uzmanlığı olmayan  kişilerin atacağı imzalar nedeniyle, yaşanacak çevre kirliliği ve doğal afetler sonucu  yaşanacak can ve mal kayıplarının sorumlusu kim olacaktır?  CEVAP 4. Çevre kirliliğini önlemede yöntem; öncelikle atık oluşumunu kaynağında  önlemek, önlenemiyorsa atık oluşumunu azaltarak veya bertaraf ederek kirlenmeyi azaltmak,  kontrolünü sağlamak, kirleticileri bir ortamdan diğerine aktarmaksızın alıcı ortama (toprağa,  havaya ve/veya suya) salman kirleticileri en aza indirgeyen veya bertaraf eden birçoklu ortam  yaklaşımıdır. Bu nedenle kirliliğin önlenmesi, geleneksel yaklaşım olan atık antması/bertarafı  veya "boru sonu" işlemlerinden aktif kirlilik önleme tekniklerinin araştırılmasına doğru ciddi  bir değişimi temsil etmektedir.  Mevcut durumda Bakanlığımızca yapılan denetimlerde tesislere çevre mevzuatım  bilen elemanın bulunamayışı uygulamada sıkıntılara sebep olmaktadır. Çevre görevlisi  uygulaması ile çevre için büyük bir tehlike yaratabilecek bu sorunun önüne geçilmesi  amaçlanmaktadır.  - 2 4 2 -
Sayfa 125 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYIN SELÇUK AYHAN' IN  7/11738 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Söz konusu yönetmelikte yapılan değişikliğe neden gerek duyulmuştur? Bu  değişiklik yapılırken ilgili oda ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmış mıdır?  CEVAP 1. Çevre Denetimi Yönetmeliğinin; ek-1 ve ek-2 listesinde yer alan  sektörlerde yaklaşık 60-70.000 civarında faaliyet ve tesis bulunmaktadır. Bakanlıkça  yetkilendirilmiş firmalardan bu maksatla çevre yönetim hizmeti satın almak ihtiyacı  doğmuştur. Çevre konusu disiplinlerarası bir faaliyeti kapsadığından diğer meslek gruplarının  da konu içerisinde olması ve birbirleri ile işbirliği içerisinde çalışmaları gerekmektedir.  SORU 2. Ülkemizde çevre mühendisliği eğitimi veren fakülte sayısı nedir? Bu  fakültelerden her yıl mezun olanların sayısı nedir? Bunlardan kaçı iş bulabilmektedir? İş  arayan çevre mühendislerinin sayısının yüksek olması da dikkate alındığında yapılan bu  düzenlemenin bir anlamı var mıdır?  CEVAP 2. Ülkemizde Çevre Mühendisliği eğitimi veren fakülte sayısı 32'dir. Bu  eğitimi veren üniversitelerin bazıları henüz mezun vermemişlerdir, bazıları ise lisansüstü ve  doktora düzeyinde eğitim vermektedirler. Bugüne kadar üniversitelerin Çevre Mühendisliği  Bölümlerinden mezun olanların sayısı; Mersin Üniversitesi 338, Çukurova Üniversitesi 488,  Akdeniz Üniversitesi 204, İstanbul Üniversitesi 894, Atatürk Üniversitesi 715, Fırat  Üniversitesi 560, Aksaray Üniversitesi 385, Yıldız Üniversitesi 672, Selçuk Üniversitesi 554,  Uludağ Üniversitesi 367, İTÜ 1.449, Süleyman Demirci Üniversitesi 387, Harran Üniversitesi  363, 19 Mayıs Üniversitesi 1.427, Anadolu Üniversitesi 165, ODTÜ 1.154, Namık Kemal  Üniversitesi 372, Marmara Üniversitesi 320, Fatih Üniversitesi 92, 9 Eylül Üniversitesi 981,  olmak üzere toplam 11.887* dir.  Çevre danışmanlık firmaları, mevzuat hükmü doğrultusunda, bünyelerinde en az bir  çevre mühendisini çalıştırmak zorunda kalacaktır. Aksi takdirde bakanlıktan Yeterlik Belgesi  alamayacaklardır.  SORU 3. Kamuoyunda bu düzenlemeye, çevre konusunda uygun raporu alamayan  girişim ve yatırımların önünü açmak amacıyla gidildiği iddiaları yoğunluk kazanmaktadır?  Bu iddialar doğru mudur?  CEVAP 3. Söz konusu iddia doğru olmayıp haksız bir ithamdır.  SORU 4. Kısa süreli seminerlerle imza yetkisi verilen mesleki uzmanlığı olmayan  kişilerin atacağı imzalar nedeniyle, yaşanacak çevre kirliliği ve doğal afetler sonucu  yaşanacak can ve mal kayıplarının sorumlusu kim olacaktır?  CEVAP 4. Çevre kirliliğini önlemede yöntem; öncelikle atık oluşumunu kaynağında  önlemek, önlenemiyorsa atık oluşumunu azaltarak veya bertaraf ederek kirlenmeyi azaltmak,  kontrolünü sağlamak, kirleticileri bir ortamdan diğerine aktarmaksızın alıcı ortama (toprağa,  havaya ve/veya suya) salman kirleticileri en aza indirgeyen veya bertaraf eden birçoklu ortam  yaklaşımıdır. Bu nedenle kirliliğin önlenmesi, geleneksel yaklaşım olan atık antması/bertarafı  veya "boru sonu" işlemlerinden aktif kirlilik önleme tekniklerinin araştırılmasına doğru ciddi  bir değişimi temsil etmektedir.  Mevcut durumda Bakanlığımızca yapılan denetimlerde tesislere çevre mevzuatım  bilen elemanın bulunamayışı uygulamada sıkıntılara sebep olmaktadır. Çevre görevlisi  uygulaması ile çevre için büyük bir tehlike yaratabilecek bu sorunun önüne geçilmesi  amaçlanmaktadır.  - 2 4 2 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  SORU 5. Ülkemizde 2002-2010 yılları arasında meydana gelen doğal af el sayısı  nedir? Bu olaylarda kaç vatandaşımız hayatını kaybetmiştir? Yaşanan mal kaybının tutarı  nedir? Ortaya çıkan bu afetlerin nedeni araştırılmış mıdır? Alınan önlemler nelerdir? Doğal  afet ve can kaybı sayısı neden her geçen yıl artmaktadır?  CEVAP 5. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının kayıtlarına göre; Ülkemizde  2002-2010 yılları arasında meydana gelen deprem, heyelan, orman yangını, kaya düşmesi, su  baskını vb.7269 sayılı yasa kapsamına giren 462 adet afet olayları sebebiyle; 578 kişi ölü,  974 kişi yaralı ve 19.221 kişinin etkilendiği tespit edilmiştir.  SORU 6. Çevre konusunda yaşanan olumsuz tablo ortadayken, neden bu tür riskli  düzenlemelere gidilmektedir?  CEVAP. 6. Düzenlemenin maksadı çevre ile alakalı riski azaltmaktır.  SORU 7. 2002-2010 yılları arasında çevre mevzuatlarına uymadığı gerekçesiyle ceza  kesilen kurum, kuruluş ve işletme sayısı nedir? İllere göre dağılımı nedir?  CEVAP 7. Bakanlığımız tarafından uygulanan idari cezalar; 2006 yılında  12.215.700TL, 2007 yılında 34.973.809TL, 2008 yılında ise 35.843.846TL' dir.  Uygulanan Para Cezaları (TL)  İL ADI 2006 2007 2008 *2009  ADANA 1.254.235 1.303.210 1.417.159  ADIYAMAN 143 0 69.336  AFYONKARAHİSAR 102 109 104  AĞRI 0 175.368 0 31.062  AKSARAY 0 0 0 99.149  AMASYA 6.560 196.365 52.443 52.530  ANKARA 2.243.812 2.848.009 2.660.865 1.870.175  ANTALYA 0 568.817 953.019 572.108  ARDAHAN 0 25.872 35.585 52.490  ARTVİN 0 0 0  AYDIN 795.000 TL 104.665 TL 19.556 TL 967.913  BALIKESİR 331.625 84.000 339.745 465.931  BARTIN 0 0 98.612  BATMAN . 62.400 11.676 117.671 7.764  BAYBURT 0 0 0  BÎLEClK 24.785 25.872 141.897 121.511  BİNGÖL 26.156 0 11.556 15.526  BİTLİS 12.76L 25.872 99.805  BOLU 44.100 111.236 33.962 92.086  BURDUR 60.300 25.872 5.193 13.694  BURSA 353.751 2.748.410 1.175.573  ÇANAKKALE 8.085 785.000 73.867 562.037  ÇANKIRI 7.850 0 69.336 57.971  ÇORUM 69.681 670.876 258.577 132.010  DENİZLİ 18.252,50 0 131.736  DİYARBAKIR 11.075 181.104 55.464  DÜZCE 36.420 207.915 660.634 458.078  EDİRNE 440.500 347.232 104.117  ELAZIĞ 53.181 110.273 764.642 184.930  - 2 4 3 -
Sayfa 126 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  SORU 5. Ülkemizde 2002-2010 yılları arasında meydana gelen doğal af el sayısı  nedir? Bu olaylarda kaç vatandaşımız hayatını kaybetmiştir? Yaşanan mal kaybının tutarı  nedir? Ortaya çıkan bu afetlerin nedeni araştırılmış mıdır? Alınan önlemler nelerdir? Doğal  afet ve can kaybı sayısı neden her geçen yıl artmaktadır?  CEVAP 5. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının kayıtlarına göre; Ülkemizde  2002-2010 yılları arasında meydana gelen deprem, heyelan, orman yangını, kaya düşmesi, su  baskını vb.7269 sayılı yasa kapsamına giren 462 adet afet olayları sebebiyle; 578 kişi ölü,  974 kişi yaralı ve 19.221 kişinin etkilendiği tespit edilmiştir.  SORU 6. Çevre konusunda yaşanan olumsuz tablo ortadayken, neden bu tür riskli  düzenlemelere gidilmektedir?  CEVAP. 6. Düzenlemenin maksadı çevre ile alakalı riski azaltmaktır.  SORU 7. 2002-2010 yılları arasında çevre mevzuatlarına uymadığı gerekçesiyle ceza  kesilen kurum, kuruluş ve işletme sayısı nedir? İllere göre dağılımı nedir?  CEVAP 7. Bakanlığımız tarafından uygulanan idari cezalar; 2006 yılında  12.215.700TL, 2007 yılında 34.973.809TL, 2008 yılında ise 35.843.846TL' dir.  Uygulanan Para Cezaları (TL)  İL ADI 2006 2007 2008 *2009  ADANA 1.254.235 1.303.210 1.417.159  ADIYAMAN 143 0 69.336  AFYONKARAHİSAR 102 109 104  AĞRI 0 175.368 0 31.062  AKSARAY 0 0 0 99.149  AMASYA 6.560 196.365 52.443 52.530  ANKARA 2.243.812 2.848.009 2.660.865 1.870.175  ANTALYA 0 568.817 953.019 572.108  ARDAHAN 0 25.872 35.585 52.490  ARTVİN 0 0 0  AYDIN 795.000 TL 104.665 TL 19.556 TL 967.913  BALIKESİR 331.625 84.000 339.745 465.931  BARTIN 0 0 98.612  BATMAN . 62.400 11.676 117.671 7.764  BAYBURT 0 0 0  BÎLEClK 24.785 25.872 141.897 121.511  BİNGÖL 26.156 0 11.556 15.526  BİTLİS 12.76L 25.872 99.805  BOLU 44.100 111.236 33.962 92.086  BURDUR 60.300 25.872 5.193 13.694  BURSA 353.751 2.748.410 1.175.573  ÇANAKKALE 8.085 785.000 73.867 562.037  ÇANKIRI 7.850 0 69.336 57.971  ÇORUM 69.681 670.876 258.577 132.010  DENİZLİ 18.252,50 0 131.736  DİYARBAKIR 11.075 181.104 55.464  DÜZCE 36.420 207.915 660.634 458.078  EDİRNE 440.500 347.232 104.117  ELAZIĞ 53.181 110.273 764.642 184.930  - 2 4 3 - T B M M B : 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  ERZİNCAN 2.333 1.244 39.635 43.755  ERZURUM 60.714 92.003 346.694  ESKİŞEHİR 111.122 122.951 164.092 221.155  GAZtANTEP 267.217 10.255 1.437.777 281.905  GİRESUN 24.100 0 5.078 142.285  GÜMÜŞHANE 1.000 10.780 11.556 0  HAKKARİ 0 0 0  HATAY 164.267 43.184 380.142  İĞDIR 0 7.405 81.893 0  İSPARTA 74.145 258.720 277.340  İSTANBUL 6.692.024,06 10.166.429,22 4.476.367 2.385.466  İZMİR 1.343.995 1.772.669 2.198.705 2.218.884  KAHRAMANMARAŞ 4.783 302.270 663.730  KARABÜK 0 47.432 11.556  KARAMAN 0 0 6.933 0  KARS 63.000 49.946 126.534 7.764  KASTAMONU 1.256 11.422 36.161 141.414  KAYSERİ 0 239.858 61.238 248.429  KIRIKKALE 16.799 77.346 209.878 67.946  KIRKLARELİ 96.858 1.261.065 789.768 186.360  KIRŞEHİR 360.300 17.569 176.334 124.620  KİLİS 0 0 436.195  KOCAELİ 3.121.641 7.442.268 4.866.282 1.446.722  KONYA 204.000 422.567 445.991 235.209  KÜTAHYA 85.800 81.988 519.944 83.476  MALATYA 10.205,00 0 55.469 TL 197.250  MANİSA 24.000 189.728 257.274 227.893  MARDİN 300 136.583 19.177 349.768  MERSİN 24.431,84 2.923.536 116.809 517.700  MUĞLA 7.905 1.463.924 127.653  MUŞ 0 10.887 81.781  NEVŞEHİR 27.502 18.468 89.134 59.730  NİĞDE 6.200 87.437 58.811  ORDU 0 0 82.120 328.062  OSMANİYE 0 17.874 52.223  RİZE 36.000 42.542 441.573 264.670  SAKARYA 439.058 806.507 2.586.635  SAMSUN 90.582 667.030 1.899.895  SİİRT 0 1.940 12.133  SİNOP 0 0 0  SİVAS 0 77.616 30.871 275.083  ŞANLIURFA 32.886 7.474 274.434 163.605  "ŞIRNAK 0 0 0 214J>23_  TEKİRDAĞ 264.925 2.797.020 733.197  TOKAT 131.800 189.567 55.637 259.560  TRABZON 226.118 303.132 112.667  TUNCELİ 0 0 0 0  - 2 4 4 -
Sayfa 127 -
T B M M B : 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  ERZİNCAN 2.333 1.244 39.635 43.755  ERZURUM 60.714 92.003 346.694  ESKİŞEHİR 111.122 122.951 164.092 221.155  GAZtANTEP 267.217 10.255 1.437.777 281.905  GİRESUN 24.100 0 5.078 142.285  GÜMÜŞHANE 1.000 10.780 11.556 0  HAKKARİ 0 0 0  HATAY 164.267 43.184 380.142  İĞDIR 0 7.405 81.893 0  İSPARTA 74.145 258.720 277.340  İSTANBUL 6.692.024,06 10.166.429,22 4.476.367 2.385.466  İZMİR 1.343.995 1.772.669 2.198.705 2.218.884  KAHRAMANMARAŞ 4.783 302.270 663.730  KARABÜK 0 47.432 11.556  KARAMAN 0 0 6.933 0  KARS 63.000 49.946 126.534 7.764  KASTAMONU 1.256 11.422 36.161 141.414  KAYSERİ 0 239.858 61.238 248.429  KIRIKKALE 16.799 77.346 209.878 67.946  KIRKLARELİ 96.858 1.261.065 789.768 186.360  KIRŞEHİR 360.300 17.569 176.334 124.620  KİLİS 0 0 436.195  KOCAELİ 3.121.641 7.442.268 4.866.282 1.446.722  KONYA 204.000 422.567 445.991 235.209  KÜTAHYA 85.800 81.988 519.944 83.476  MALATYA 10.205,00 0 55.469 TL 197.250  MANİSA 24.000 189.728 257.274 227.893  MARDİN 300 136.583 19.177 349.768  MERSİN 24.431,84 2.923.536 116.809 517.700  MUĞLA 7.905 1.463.924 127.653  MUŞ 0 10.887 81.781  NEVŞEHİR 27.502 18.468 89.134 59.730  NİĞDE 6.200 87.437 58.811  ORDU 0 0 82.120 328.062  OSMANİYE 0 17.874 52.223  RİZE 36.000 42.542 441.573 264.670  SAKARYA 439.058 806.507 2.586.635  SAMSUN 90.582 667.030 1.899.895  SİİRT 0 1.940 12.133  SİNOP 0 0 0  SİVAS 0 77.616 30.871 275.083  ŞANLIURFA 32.886 7.474 274.434 163.605  "ŞIRNAK 0 0 0 214J>23_  TEKİRDAĞ 264.925 2.797.020 733.197  TOKAT 131.800 189.567 55.637 259.560  TRABZON 226.118 303.132 112.667  TUNCELİ 0 0 0 0  - 2 4 4 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  UŞAK 36.942 106.718 55.206 7.891  VAN 204.300 92.703 98.784,74  YALOVA 0 32.340 148.029 532.749  YOZGAT 2.681 7.400 2.050  ZONGULDAK 15.972 521.481 124.324 563.814  TOPLAM 12.191.684 33.283.627 34.423.601 19.070.825  *2009 yılı verileri illerden gelmeye devam etmektedir.  SORU 8. Bu yönetmelik değişikliği sonrasında, büyük ölçüde işlevini yitirecek çevre  mühendisliği fakültelerini kapatmayı ya da bu yönetmelikle yapılan düzenlemelerden geri  adım atmayı düşünüyor musunuz?  CEVAP 8. Dünyada çevre konularına ilgi giderek artmaktadır. Bu sebeple ülkemizin  çevre mühendisine olan ihtiyacı giderek artmaktadır.  6. - istanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, tersane yatırımlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı  Mehmet Şimşek'in cevabı (7/11779)  T.B.M.M BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı Sayın Mehmet ŞİMŞEK tarafından  yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim. ;  Durmuşali TORLAK  İstanbul Milletvekili  Bilindiği üzere tersaneler; emek yoğun yapıya sahip, her tür, nitelik ve  kapasitedeki deniz araçlarının inşa, bakım ve onarım faaliyetlerinin  yapılmasına uygun olarak donatılmış teknik, idari ve sosyal alt yapıya  sahip tesisler ile bunların bütünleyicisi olan her türlü kıyı yapılarını ve  bunlara yönelik yan sanayi tesislerinden oluşmaktadır.  Ülkemizde, Hazine Arazilerinin Tersane Yatırımlarına Tahsisinde  Uygulanacak Esas Ve Usullere İlişkin Tebliğ gereği yatırımcılardan izin ve  yatırım aşamalarında ön İzin bedeli, kullanma izni bedeli, irtifak hakkı  bedeli gibi yüksek ücretler alınmaktadır. Ülkemizde kıyı yapıları kanunu ve  2886 sayılı devlet ihale kanunu kapsamında 68 faal çalışır durumda, 60'ıda  yatırım aşamasında olmak üzere 128 tersane bulunmaktadır.  Bununla birlikte, denizcilik faaliyetlerinin önemli bir bölümünü teşkil eden  Türk gemi İnşa sanayi, yeterince teşvik ve devlet desteği alamadığı İçin,  uzun vadeli ve İstikrarlı bağımsız bir gelişme politikasına sahip değildir.  - 2 4 5 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  UŞAK 36.942 106.718 55.206 7.891  VAN 204.300 92.703 98.784,74  YALOVA 0 32.340 148.029 532.749  YOZGAT 2.681 7.400 2.050  ZONGULDAK 15.972 521.481 124.324 563.814  TOPLAM 12.191.684 33.283.627 34.423.601 19.070.825  *2009 yılı verileri illerden gelmeye devam etmektedir.  SORU 8. Bu yönetmelik değişikliği sonrasında, büyük ölçüde işlevini yitirecek çevre  mühendisliği fakültelerini kapatmayı ya da bu yönetmelikle yapılan düzenlemelerden geri  adım atmayı düşünüyor musunuz?  CEVAP 8. Dünyada çevre konularına ilgi giderek artmaktadır. Bu sebeple ülkemizin  çevre mühendisine olan ihtiyacı giderek artmaktadır.  6. - istanbul Milletvekili D. Ali Torlak'ın, tersane yatırımlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı  Mehmet Şimşek'in cevabı (7/11779)  T.B.M.M BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı Sayın Mehmet ŞİMŞEK tarafından  yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim. ;  Durmuşali TORLAK  İstanbul Milletvekili  Bilindiği üzere tersaneler; emek yoğun yapıya sahip, her tür, nitelik ve  kapasitedeki deniz araçlarının inşa, bakım ve onarım faaliyetlerinin  yapılmasına uygun olarak donatılmış teknik, idari ve sosyal alt yapıya  sahip tesisler ile bunların bütünleyicisi olan her türlü kıyı yapılarını ve  bunlara yönelik yan sanayi tesislerinden oluşmaktadır.  Ülkemizde, Hazine Arazilerinin Tersane Yatırımlarına Tahsisinde  Uygulanacak Esas Ve Usullere İlişkin Tebliğ gereği yatırımcılardan izin ve  yatırım aşamalarında ön İzin bedeli, kullanma izni bedeli, irtifak hakkı  bedeli gibi yüksek ücretler alınmaktadır. Ülkemizde kıyı yapıları kanunu ve  2886 sayılı devlet ihale kanunu kapsamında 68 faal çalışır durumda, 60'ıda  yatırım aşamasında olmak üzere 128 tersane bulunmaktadır.  Bununla birlikte, denizcilik faaliyetlerinin önemli bir bölümünü teşkil eden  Türk gemi İnşa sanayi, yeterince teşvik ve devlet desteği alamadığı İçin,  uzun vadeli ve İstikrarlı bağımsız bir gelişme politikasına sahip değildir.  - 2 4 5 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  1-Değişik İsimler altında ve oldukça yüksek miktarda ön izin bedeli,  kullanma izni bedeli, İrtifak hakkı bedeli gibi yüksek ücretler alınması;  tersane yatırımlarının teşviki ve gemi İnşanın geliştirilmesi kapsamında  Hükümet politikanız ile çelişmekte midir? Hükümet politikanız ile çeliştiğini  düşünüyorsanız bu konuda her hangi bir çalışmanız var mı? Varsa  nelerdir?  2-Yatırım aşamasında olup da 5084 sayılı kanun kapsamında bilabedel  verilen tersane alanı var mıdır? Varsa hangi bölgelerde ne kadar alandır?  Kimlere verilmiştir?  T.C.  MALİYE BAKANLIĞI  Milli Emlak Genel Müdürlüğü  Sayı :B.07.0.MEG.0.09.00.00/3100-2215  Konu :Yazılı Soru önergesi 0 0 6 6 2 5 1 7.02. 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  (Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)  îlgi :19/01/2010 tarihli ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-18913 sayılı yazınız.  istanbul Milletvekili Durmuşali TORLAK tarafından Başkanlığınıza verilen ve  tarafımızdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen ilgi yazınız eki 7/11779 Esas No.lu soru  önergesi incelenmiştir.  Yazılı soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır:  1-3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe  uygun olarak kullanılmak ve ilgili kuruluşlardan izin alınmak suretiyle; kıyıda deniz turizmi  tesisleri, tersane, liman, barınak, iskele, yanaşma yeri, rıhtım ve benzeri türde tesis yapan  yatırımcılara, Bakanlığımızca bedeli karşılığında azami kırkdokuz yıla kadar kullanma izni  verilmekte ya da irtifak hakkı tesis edilmektedir.  2-Kıyılarda yatırımcılar tarafından bedeli karşılığında tersane yapılmak amacıyla  kullanma izni/irtifak hakkı/ön izin verilmesinin talep edilmesi halinde, Hazine Arazilerinin  Tersane Yatırımlarına Tahsisinde Uygulanacak Esas ve Usullere İlişkin Tebliğ ve Hazine  Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre işlem tesis edilmektedir.  3-14/03/2009 tarihli ve 27169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hazine  Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile;  -"Kullanma izni veya irtifak hakkı kurulmasında ilk yıl için, taşınmazın .emlak  vergisine esas asgari metrekare birim değerinin yüzde birinden az olmamak üzere tespit ve  takdir edilir.",  - 2 4 6 - Bu kapsamda;
Sayfa 129 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  1-Değişik İsimler altında ve oldukça yüksek miktarda ön izin bedeli,  kullanma izni bedeli, İrtifak hakkı bedeli gibi yüksek ücretler alınması;  tersane yatırımlarının teşviki ve gemi İnşanın geliştirilmesi kapsamında  Hükümet politikanız ile çelişmekte midir? Hükümet politikanız ile çeliştiğini  düşünüyorsanız bu konuda her hangi bir çalışmanız var mı? Varsa  nelerdir?  2-Yatırım aşamasında olup da 5084 sayılı kanun kapsamında bilabedel  verilen tersane alanı var mıdır? Varsa hangi bölgelerde ne kadar alandır?  Kimlere verilmiştir?  T.C.  MALİYE BAKANLIĞI  Milli Emlak Genel Müdürlüğü  Sayı :B.07.0.MEG.0.09.00.00/3100-2215  Konu :Yazılı Soru önergesi 0 0 6 6 2 5 1 7.02. 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  (Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı)  îlgi :19/01/2010 tarihli ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-18913 sayılı yazınız.  istanbul Milletvekili Durmuşali TORLAK tarafından Başkanlığınıza verilen ve  tarafımızdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen ilgi yazınız eki 7/11779 Esas No.lu soru  önergesi incelenmiştir.  Yazılı soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır:  1-3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe  uygun olarak kullanılmak ve ilgili kuruluşlardan izin alınmak suretiyle; kıyıda deniz turizmi  tesisleri, tersane, liman, barınak, iskele, yanaşma yeri, rıhtım ve benzeri türde tesis yapan  yatırımcılara, Bakanlığımızca bedeli karşılığında azami kırkdokuz yıla kadar kullanma izni  verilmekte ya da irtifak hakkı tesis edilmektedir.  2-Kıyılarda yatırımcılar tarafından bedeli karşılığında tersane yapılmak amacıyla  kullanma izni/irtifak hakkı/ön izin verilmesinin talep edilmesi halinde, Hazine Arazilerinin  Tersane Yatırımlarına Tahsisinde Uygulanacak Esas ve Usullere İlişkin Tebliğ ve Hazine  Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre işlem tesis edilmektedir.  3-14/03/2009 tarihli ve 27169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hazine  Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile;  -"Kullanma izni veya irtifak hakkı kurulmasında ilk yıl için, taşınmazın .emlak  vergisine esas asgari metrekare birim değerinin yüzde birinden az olmamak üzere tespit ve  takdir edilir.",  - 2 4 6 - Bu kapsamda;  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  -"ön izin bedeli, irtifak hakkı veya kullanma izni ihale bedelinin yüzde yirmisidir.  Fiili kullanım olması halinde ön izin bedeli, irtifak hakkı veya kullanma izni ihale bedelidir.",  -"Uzatılan süreye ilişkin ön izin bedeli, bir önceki yıl ön izin bedelinin Türkiye  İstatistik Kurumunca yayımlanan Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE - bir önceki yılın aynı ayına  göre yüzde değişim) oranında artırılması suretiyle tespit edilen bedeldir.",  -"İrtifak hakkı ve kullanma izinlerinde ilk yıl bedeli ihale bedeline, ikinci ve üçüncü  yıl bedelleri ise sözleşmeleri gereğince tespit edilecek bedellere yüzde yetmiş indirim  uygulanarak tahsil edilir.",  -"İrtifak hakkı lehtan veya kullanma izni sahibinin kusuru dışında kamudan  kaynaklanan, hakkın tamamen kullanılmasını ve işin yürütülmesini en az otuz gün süreyle  engelleyen hukukî veya fiilî bir imkânsızlık durumunun ortaya çıkması ya da mücbir  sebeplerin varlığı halinde, irtifak hakkı lehtan veya kullanma izni sahibinin talebi üzerine  irtifak hakkı veya kullanma izni süresi, kamudan kaynaklanan fiili veya hukuki imkânsızlık  durumunun veya mücbir sebeplerin ortadan kalkmasına kadar geçecek süre kadar dondurulur.  Dondurulan süre için bedel alınmaz. Sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte alınacak  bedel, dondurulan yıl bedelinin geçen süre kadar sözleşmesinde belirtilen oranda artırılması  suretiyle tespit edilir. Ancak, dondurulan yıl için ödenmiş olan bedelin dondurulan süreye  isabet eden kısmı sözleşmesinde belirtilen oranda artırılmak suretiyle yeni tespit edilen  bedelden mahsup edilir. Dondurulan süre sözleşme süresine eklenir.",  -"14/03/2009 tarihinden önce verilen ancak sözleşmesinde taahhüt edilen yatırımı  tamamlanmamış olan irtifak hakkı ve kullanma izinlerinde hak lehtannın talep etmesi halinde,  iki yıl süreyle sözleşmelerine göre tespit edilecek bedel yüzde elli indirimli tahsil edilir.",  Hükümlerini içeren yeni düzenlemeler yapılmıştır.  Yapılan bu yeni düzenlemeler ile kıyıda tersane, liman, iskele vb. yatırım yapmak  isteyen yatırımcılara, gerek yatırım döneminde gerekse yatırımın faaliyete geçirildiği  dönemde büyük kolaylıklar getirilmiştir.  4-Aynca, 5084 sayılı Yatırım ve İstihdamların Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre tersane yapılmak amacıyla yatırımcılara verilen  yerleri ve miktarı gösteren listenin bir örneği ilişikte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  Maliye Bakanı  EK: Liste  - 2 4 7 -
Sayfa 130 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  -"ön izin bedeli, irtifak hakkı veya kullanma izni ihale bedelinin yüzde yirmisidir.  Fiili kullanım olması halinde ön izin bedeli, irtifak hakkı veya kullanma izni ihale bedelidir.",  -"Uzatılan süreye ilişkin ön izin bedeli, bir önceki yıl ön izin bedelinin Türkiye  İstatistik Kurumunca yayımlanan Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE - bir önceki yılın aynı ayına  göre yüzde değişim) oranında artırılması suretiyle tespit edilen bedeldir.",  -"İrtifak hakkı ve kullanma izinlerinde ilk yıl bedeli ihale bedeline, ikinci ve üçüncü  yıl bedelleri ise sözleşmeleri gereğince tespit edilecek bedellere yüzde yetmiş indirim  uygulanarak tahsil edilir.",  -"İrtifak hakkı lehtan veya kullanma izni sahibinin kusuru dışında kamudan  kaynaklanan, hakkın tamamen kullanılmasını ve işin yürütülmesini en az otuz gün süreyle  engelleyen hukukî veya fiilî bir imkânsızlık durumunun ortaya çıkması ya da mücbir  sebeplerin varlığı halinde, irtifak hakkı lehtan veya kullanma izni sahibinin talebi üzerine  irtifak hakkı veya kullanma izni süresi, kamudan kaynaklanan fiili veya hukuki imkânsızlık  durumunun veya mücbir sebeplerin ortadan kalkmasına kadar geçecek süre kadar dondurulur.  Dondurulan süre için bedel alınmaz. Sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte alınacak  bedel, dondurulan yıl bedelinin geçen süre kadar sözleşmesinde belirtilen oranda artırılması  suretiyle tespit edilir. Ancak, dondurulan yıl için ödenmiş olan bedelin dondurulan süreye  isabet eden kısmı sözleşmesinde belirtilen oranda artırılmak suretiyle yeni tespit edilen  bedelden mahsup edilir. Dondurulan süre sözleşme süresine eklenir.",  -"14/03/2009 tarihinden önce verilen ancak sözleşmesinde taahhüt edilen yatırımı  tamamlanmamış olan irtifak hakkı ve kullanma izinlerinde hak lehtannın talep etmesi halinde,  iki yıl süreyle sözleşmelerine göre tespit edilecek bedel yüzde elli indirimli tahsil edilir.",  Hükümlerini içeren yeni düzenlemeler yapılmıştır.  Yapılan bu yeni düzenlemeler ile kıyıda tersane, liman, iskele vb. yatırım yapmak  isteyen yatırımcılara, gerek yatırım döneminde gerekse yatırımın faaliyete geçirildiği  dönemde büyük kolaylıklar getirilmiştir.  4-Aynca, 5084 sayılı Yatırım ve İstihdamların Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre tersane yapılmak amacıyla yatırımcılara verilen  yerleri ve miktarı gösteren listenin bir örneği ilişikte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  Maliye Bakanı  EK: Liste  - 2 4 7 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  ı ı  1  o  U  O UJ  Z - I  >: o <  z  _ <  Si  _ı ı  O !  N  3  9  ti 1  û  OT  İli .  5 <3; 5  3  5  11  <  1  U g  OT  O  CJ  E  O  tlt: 1  - 2 4 8 -
Sayfa 131 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  ı ı  1  o  U  O UJ  Z - I  >: o <  z  _ <  Si  _ı ı  O !  N  3  9  ti 1  û  OT  İli .  5 <3; 5  3  5  11  <  1  U g  OT  O  CJ  E  O  tlt: 1  - 2 4 8 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  7.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk 'ün, tıp hatalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11781)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'ın yanıtlaması istemi ile 12 .10 .2009 tarih  7/ 10386 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt a lamadım. Bu durum.Anayasanın ve meclis içtüzüğünün yüklediği görevin  yapı lmayarak milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın ihlalini  oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı,sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 12 .10 .2009 tarih 7 /10386 sayılı Önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  " . . .Gerek özel gerekse resmi hastanelerde oluşan Tıp hataları nedeni  meydana gelen ölüm ve sakat kalanların sayısında son günlerde giderek  artışlar vardır.Bu konudaki şikayetler artmaktadır.Bu çerçevede;  1-) Bakanlığınızın T ıp hataları konusunda herhangi bir çalışması  var mıdır? Yoksa, böyle bir çal ışma başlatacak mısınız?  2-)Türkiye'de Tıp hatalarının meydana gelmesinin nedenleri nelerdir? En sık  görülen tıp hataları nelerdir?  3-) T ıp hataları nedeniyle son 5 yılda yıllar itibarı ile meydana gelen bilinen  vaka sayısı kaçtır? Bu vakalarda kaç kişi ölmüş, kaç kişi sakat kalmış? Kayda  geçmeyen gizlenen vaka sayıları tahmini ne kadar?  4-) Son beş yılda tıp hatalarının yıllar itibarı ile oranı nedir? Bunun Yüzde  kaç'ı ölüm, yüzde kaç'ı sakatlıkla sonuçlanmıştır?  5-) Son yıllarda Tıp hatalarında artış olmasının nedenleri nelerdir?  6-) T ıp Hatalarının artmasında; uygulanan sağlık politikalarının ne ölçüde etkisi  vardır? Doktor ve diğer sağlık personelinin soruşturma geçirme ya da mahkemeye  verilme korkusu ve baskısının tıp hataların artmasında etkisi var mıdır? Doktor ve  Sağlık personeline uygulanan ücret ve özlük haklarına ilişkin politikaların tıp  hatalarının artmasında ne ölçüde etkisi vardır?  7-) Tıbbi hataları ön lemek için nasıl bir sistem uyguluyorsunuz? Tıbbi hataların  tekrarını önlemek için ne yapıyorsunuz? ,  8-) Ölüm veya diğer olumsuz sonuçlara yol açan tıp hataları konusunda bilgi  toplamak Türkiye çapında zorunlu hata bildirim sistemi var mıdır? Yoksa Sağlık  Bakanlığı olarak inisiyatifi e le alıp ulusal çapta bir kontrol ve bildirim sistemi kurmayı  düşünüyor musunuz?  9-) Bu güne kadar Tıbbi hataları yüzünden haklarında soruşturma açılan yar"da'  ceza davası açılan doktor ya da sağlık personeli sayısı kaçtır? Bunlardan kaç tanesi  ceza almıştır?  10-) Tıp hatalarının meydana gelmesinde ve her geçen gün sayısının  artmasında Sağlık Bakanlığı olarak sorumluluğunuzun olduğunu kabul ediyor  musunuz?..."  - 2 4 9 -
Sayfa 132 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  7.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk 'ün, tıp hatalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11781)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'ın yanıtlaması istemi ile 12 .10 .2009 tarih  7/ 10386 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt a lamadım. Bu durum.Anayasanın ve meclis içtüzüğünün yüklediği görevin  yapı lmayarak milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın ihlalini  oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı,sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 12 .10 .2009 tarih 7 /10386 sayılı Önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  " . . .Gerek özel gerekse resmi hastanelerde oluşan Tıp hataları nedeni  meydana gelen ölüm ve sakat kalanların sayısında son günlerde giderek  artışlar vardır.Bu konudaki şikayetler artmaktadır.Bu çerçevede;  1-) Bakanlığınızın T ıp hataları konusunda herhangi bir çalışması  var mıdır? Yoksa, böyle bir çal ışma başlatacak mısınız?  2-)Türkiye'de Tıp hatalarının meydana gelmesinin nedenleri nelerdir? En sık  görülen tıp hataları nelerdir?  3-) T ıp hataları nedeniyle son 5 yılda yıllar itibarı ile meydana gelen bilinen  vaka sayısı kaçtır? Bu vakalarda kaç kişi ölmüş, kaç kişi sakat kalmış? Kayda  geçmeyen gizlenen vaka sayıları tahmini ne kadar?  4-) Son beş yılda tıp hatalarının yıllar itibarı ile oranı nedir? Bunun Yüzde  kaç'ı ölüm, yüzde kaç'ı sakatlıkla sonuçlanmıştır?  5-) Son yıllarda Tıp hatalarında artış olmasının nedenleri nelerdir?  6-) T ıp Hatalarının artmasında; uygulanan sağlık politikalarının ne ölçüde etkisi  vardır? Doktor ve diğer sağlık personelinin soruşturma geçirme ya da mahkemeye  verilme korkusu ve baskısının tıp hataların artmasında etkisi var mıdır? Doktor ve  Sağlık personeline uygulanan ücret ve özlük haklarına ilişkin politikaların tıp  hatalarının artmasında ne ölçüde etkisi vardır?  7-) Tıbbi hataları ön lemek için nasıl bir sistem uyguluyorsunuz? Tıbbi hataların  tekrarını önlemek için ne yapıyorsunuz? ,  8-) Ölüm veya diğer olumsuz sonuçlara yol açan tıp hataları konusunda bilgi  toplamak Türkiye çapında zorunlu hata bildirim sistemi var mıdır? Yoksa Sağlık  Bakanlığı olarak inisiyatifi e le alıp ulusal çapta bir kontrol ve bildirim sistemi kurmayı  düşünüyor musunuz?  9-) Bu güne kadar Tıbbi hataları yüzünden haklarında soruşturma açılan yar"da'  ceza davası açılan doktor ya da sağlık personeli sayısı kaçtır? Bunlardan kaç tanesi  ceza almıştır?  10-) Tıp hatalarının meydana gelmesinde ve her geçen gün sayısının  artmasında Sağlık Bakanlığı olarak sorumluluğunuzun olduğunu kabul ediyor  musunuz?..."  - 2 4 9 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) 19/01/2010 tarihli ve B.10.0.THG.0.10.00.02/090-01-2390 sayılı yazımız,  b) 19/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18913 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Tıp hatalarına ilişkin"  7/11781 sayılı yazılı soru önergesi ile aynı sorulan ihtiva eden ve aynı Milletvekili tarafından  verilen 7/10386 sayılı yazılı soru önergesine Bakanlığımızın 19/01/2010 tarihli ve 2390  sayılı yazısı ile cevap verilmiştir. ^  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  - 2 5 0 -
Sayfa 133 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) 19/01/2010 tarihli ve B.10.0.THG.0.10.00.02/090-01-2390 sayılı yazımız,  b) 19/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18913 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Tıp hatalarına ilişkin"  7/11781 sayılı yazılı soru önergesi ile aynı sorulan ihtiva eden ve aynı Milletvekili tarafından  verilen 7/10386 sayılı yazılı soru önergesine Bakanlığımızın 19/01/2010 tarihli ve 2390  sayılı yazısı ile cevap verilmiştir. ^  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  - 2 5 0 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Gediz ilçesindeki sulama projelerine ilişkin soruları ve  Çevre ve Orman Bakanı VeyselEroğlu'nun cevabı (7/11815), (7/11888)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,  Aşağıda belirtilen soruların Çevre ve Orman Bakanı Sayın Prof.Dr. Veysel EROĞLU  tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Kütahya ili Gediz ilçesi mevcut su kaynaklarının değerlendirilmesi ve sulama yatırımlarının  geliştirilmesiyle ilgili 15.05.2008 tarih ve 6/763 esas numaralı soru önergeme, Bakanlığınızca  verilen 27.06.2008 tarih ve 604 sayılı cevabi yazıda; "Kütahya-Gediz Gümele göleti  rezervuar kapasitesinin artırılmasına yönelik etüt çalışmalarının devam ettiği, Kütahya- Gediz Gümüşlü Sulaması Proje Yapımının DSİ Genel Müdürlüğümüzün yatırım  programında 150.000 YTL keşif bedelle yer aldığı ve Bütçe Kanunu gereğince toplam keşif  bedelinin %10'u kadar ödeneğin' temin edilmesi durumunda ihalesinin yapılabileceği,  Kütahya-Gediz Muhipler Guletinin Planlama Revizyonu çalışmalarının devam ettiği ve  toplam 200.000 YTL keşif bedelle Kütahya-Gediz Muhipler Göleti ve Sulaması Proje Yapımı  DSİ Genel Müdürlüğümüzün Yatırım Programında yer aldığı" belirtilmiştir. İlçe tarımı ve  ekonomisi için oldukça önem taşıyan bu projeler ve diğer sulama yatırımı projeleriyle ilgili  olarak;  1. Gediz-Gümele göleti rezervuar kapasitesinin artırılmasına yönelik etüt çalışması ne  aşamadadır? Bu konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi  sonuçlar elde edilmiştir?  2. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi planlanmıştır?  3. Gediz-Gümüşlü sulaması proje yapımı çalışmaları ne durumdadır? Bu konuyla ilgili  olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  4. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi planlanmıştır?  5. Gediz-Muhipler göleti planlama revizyon çalışmaları ne aşamadadır? Bu konuyla  ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  6. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi planlanmıştır?  7. Bakanlığınızın Gediz ilçemizdeki diğer sulama yatırımlarına ilişkin 2010 yılı çalışma  programı nasıldır? Bu yatırımlar için ne kadar bütçe ayrılmıştır?  MHP Kütahya Milletvekili  - 2 5 1 -
Sayfa 134 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Gediz ilçesindeki sulama projelerine ilişkin soruları ve  Çevre ve Orman Bakanı VeyselEroğlu'nun cevabı (7/11815), (7/11888)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,  Aşağıda belirtilen soruların Çevre ve Orman Bakanı Sayın Prof.Dr. Veysel EROĞLU  tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Kütahya ili Gediz ilçesi mevcut su kaynaklarının değerlendirilmesi ve sulama yatırımlarının  geliştirilmesiyle ilgili 15.05.2008 tarih ve 6/763 esas numaralı soru önergeme, Bakanlığınızca  verilen 27.06.2008 tarih ve 604 sayılı cevabi yazıda; "Kütahya-Gediz Gümele göleti  rezervuar kapasitesinin artırılmasına yönelik etüt çalışmalarının devam ettiği, Kütahya- Gediz Gümüşlü Sulaması Proje Yapımının DSİ Genel Müdürlüğümüzün yatırım  programında 150.000 YTL keşif bedelle yer aldığı ve Bütçe Kanunu gereğince toplam keşif  bedelinin %10'u kadar ödeneğin' temin edilmesi durumunda ihalesinin yapılabileceği,  Kütahya-Gediz Muhipler Guletinin Planlama Revizyonu çalışmalarının devam ettiği ve  toplam 200.000 YTL keşif bedelle Kütahya-Gediz Muhipler Göleti ve Sulaması Proje Yapımı  DSİ Genel Müdürlüğümüzün Yatırım Programında yer aldığı" belirtilmiştir. İlçe tarımı ve  ekonomisi için oldukça önem taşıyan bu projeler ve diğer sulama yatırımı projeleriyle ilgili  olarak;  1. Gediz-Gümele göleti rezervuar kapasitesinin artırılmasına yönelik etüt çalışması ne  aşamadadır? Bu konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi  sonuçlar elde edilmiştir?  2. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi planlanmıştır?  3. Gediz-Gümüşlü sulaması proje yapımı çalışmaları ne durumdadır? Bu konuyla ilgili  olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  4. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi planlanmıştır?  5. Gediz-Muhipler göleti planlama revizyon çalışmaları ne aşamadadır? Bu konuyla  ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  6. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi planlanmıştır?  7. Bakanlığınızın Gediz ilçemizdeki diğer sulama yatırımlarına ilişkin 2010 yılı çalışma  programı nasıldır? Bu yatırımlar için ne kadar bütçe ayrılmıştır?  MHP Kütahya Milletvekili  - 2 5 1 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı :B.18.0.BHİ.O.OO.OO/610.01-/5'^ //?...#2/2010  Konu : Yazılı Soru önergesi  9531  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  tlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  ilgi yazı ekinde alman, Kütahya Milletvekili Alim IŞIK' m 7/11815, 7/11888 esas  sayılı yazılı soru önergeleri Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  Cevabi yazı  - 2 5 2 -
Sayfa 135 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı :B.18.0.BHİ.O.OO.OO/610.01-/5'^ //?...#2/2010  Konu : Yazılı Soru önergesi  9531  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  tlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  ilgi yazı ekinde alman, Kütahya Milletvekili Alim IŞIK' m 7/11815, 7/11888 esas  sayılı yazılı soru önergeleri Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  Cevabi yazı  - 2 5 2 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ SAYİN ALİM İŞIK' IN  7/11815,7/11888 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGELERİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Gediz Gümeîe Göîeti rezervuar kapasitesinin arttırılmasına yönelik etüt  çalışması ne aşamadadır? Bu konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve  hangi sonuçlar elde edilmiştir?  SORU 2. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi  amaçlanmıştır?  CEVAP 1,2. Gediz Gümele Göleti rezervuar kapasitesinin arttırılmasına yönelik etüt  çalışması, Eskişehir 3. Bölge Müdürlüğümüzce yapılmıştır. Ancak İzmir 2. Bölge  Müdürlüğümüzce söz konusu Gölete gelen kaynaklardan, Uşak İline içmesuyu temin maksatlı  proje olduğu belirtilmiş olup, bu sebeple rezervuar kapasitesinin arttırılmasına yönelik  çalışmalar yapılamamıştır.  SORU 3. Gediz Gümüşlü Sulaması, proje yapım çalışmaları ne durumdadır? Bu  konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde  edilmiştir?  SORU 4. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi  planlanmıştır?  CEVAP 3,4. Gediz Gümüşlü Sulaması Projesine ilişkin; mevcut regülâtörün  membasmda Gölet veya Baraj yapılması için etüt çalışmaları yapılacak olup, söz konusu  çalışma "2010 Yılı Etüt Çalışma Programına" alınmıştır. Aynca, Gölet veya Baraj yeri için  uygun bir yer bulunduğu takdirde "2010 Yılı ön İnceleme Programına" alınacaktır.  SORU 5. Gediz Muhipler Göleti planlama revizyon çalışmaları ne aşamadadır? Bu  konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde  edilmiştir?  SORU 6. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi  planlanmıştır?  CEVAP 5,6. Gediz Muhipler Göleti, planlama raporu; 2002 yılında DSl Genel  Müdürlüğümüzce tasdik edilmiştir. Ancak, ekonomik yönden uygun bulunmamıştır. Muhipler  Gölet aksının yan havzasmda Gediz Göleti adı altında yeni bir planlama çalışmasına  başlanmış olup, 2010/Nisan-Mayıs ayları içerisinde bitirilerek incelenmek ve tasdik edilmek  üzere Bölgesi tarafından Genel Müdürlüğümüze gönderilecektir.  SORU 7. Bakanlığınızın, Gediz İlçemizdeki diğer sulama yatırımlarıyla ilişkin  2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu yatırımlar için ne kadar bütçe ayrılmıştır?  CEVAP 7. 2010 yılı yatınm programında, Gediz Göleti Proje Yapımı için 30.000-TL,  Gediz Yağmurlar Göleti Proje Yapımı için ise 30.000-TL ödenek aynlmışür.  - 2 5 3 -
Sayfa 136 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ SAYİN ALİM İŞIK' IN  7/11815,7/11888 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGELERİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Gediz Gümeîe Göîeti rezervuar kapasitesinin arttırılmasına yönelik etüt  çalışması ne aşamadadır? Bu konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve  hangi sonuçlar elde edilmiştir?  SORU 2. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi  amaçlanmıştır?  CEVAP 1,2. Gediz Gümele Göleti rezervuar kapasitesinin arttırılmasına yönelik etüt  çalışması, Eskişehir 3. Bölge Müdürlüğümüzce yapılmıştır. Ancak İzmir 2. Bölge  Müdürlüğümüzce söz konusu Gölete gelen kaynaklardan, Uşak İline içmesuyu temin maksatlı  proje olduğu belirtilmiş olup, bu sebeple rezervuar kapasitesinin arttırılmasına yönelik  çalışmalar yapılamamıştır.  SORU 3. Gediz Gümüşlü Sulaması, proje yapım çalışmaları ne durumdadır? Bu  konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde  edilmiştir?  SORU 4. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi  planlanmıştır?  CEVAP 3,4. Gediz Gümüşlü Sulaması Projesine ilişkin; mevcut regülâtörün  membasmda Gölet veya Baraj yapılması için etüt çalışmaları yapılacak olup, söz konusu  çalışma "2010 Yılı Etüt Çalışma Programına" alınmıştır. Aynca, Gölet veya Baraj yeri için  uygun bir yer bulunduğu takdirde "2010 Yılı ön İnceleme Programına" alınacaktır.  SORU 5. Gediz Muhipler Göleti planlama revizyon çalışmaları ne aşamadadır? Bu  konuyla ilgili olarak 2009 yılında hangi çalışmalar yapılmış ve hangi sonuçlar elde  edilmiştir?  SORU 6. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla ilgili olarak 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ne kadar ödenek ayrılmıştır? Projenin ne zaman bitirilmesi  planlanmıştır?  CEVAP 5,6. Gediz Muhipler Göleti, planlama raporu; 2002 yılında DSl Genel  Müdürlüğümüzce tasdik edilmiştir. Ancak, ekonomik yönden uygun bulunmamıştır. Muhipler  Gölet aksının yan havzasmda Gediz Göleti adı altında yeni bir planlama çalışmasına  başlanmış olup, 2010/Nisan-Mayıs ayları içerisinde bitirilerek incelenmek ve tasdik edilmek  üzere Bölgesi tarafından Genel Müdürlüğümüze gönderilecektir.  SORU 7. Bakanlığınızın, Gediz İlçemizdeki diğer sulama yatırımlarıyla ilişkin  2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu yatırımlar için ne kadar bütçe ayrılmıştır?  CEVAP 7. 2010 yılı yatınm programında, Gediz Göleti Proje Yapımı için 30.000-TL,  Gediz Yağmurlar Göleti Proje Yapımı için ise 30.000-TL ödenek aynlmışür.  - 2 5 3 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bir gölet ve sulama projesine ilişkin sorusu ve Çevre ve  Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11884)  Aşağıda belirtilen soruların Çevre ve Orman Bakanı Sayın Prof.Dr. Veysel EROĞLU  tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Kütahya ili Hisarcık-Güldüren Göleti projesiyle ilgili çalışmaların uzun yıllardır  sürdürülmesine rağmen önemli bir gelişmenin olmadığı ve gölet inşaatına başlanamadığı  yönündeki yakınmalar yöre halkı tarafından dile getirilmektedir. İlçe ve yöre halkının  ekonomik durumunun iyileşmesine önemli katkılar sağlayacağı bilinen Güldüren Göleti ve  sulama projesiyle ilgili olarak;  1. Hisarcık ilçesi Güldüren göleti projesiyle ilgili çalışmalar ne aşamadadır? Gölet  projesinin ihalesi yapılmış mıdır? Yapıldı ise projenin teknik özellikleri ve  tamamlanma tarihi nasıldır?  2. Söz konusu proje ile ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi çalışmalar  yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  3. Güldüren göleti ve sulama projesine ilişkin 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ayrılan 2010 yılı ödeneği ne kadardır?  4. Güldüren göleti inşaatı ve sulama projesi tamamlandığında proje ile ne kadar alanın  sulanması planlanmıştır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,  Prof.Dr. Alim IŞIK  MHP Kütahya Milletvekili  - 2 5 4 -
Sayfa 137 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bir gölet ve sulama projesine ilişkin sorusu ve Çevre ve  Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11884)  Aşağıda belirtilen soruların Çevre ve Orman Bakanı Sayın Prof.Dr. Veysel EROĞLU  tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Kütahya ili Hisarcık-Güldüren Göleti projesiyle ilgili çalışmaların uzun yıllardır  sürdürülmesine rağmen önemli bir gelişmenin olmadığı ve gölet inşaatına başlanamadığı  yönündeki yakınmalar yöre halkı tarafından dile getirilmektedir. İlçe ve yöre halkının  ekonomik durumunun iyileşmesine önemli katkılar sağlayacağı bilinen Güldüren Göleti ve  sulama projesiyle ilgili olarak;  1. Hisarcık ilçesi Güldüren göleti projesiyle ilgili çalışmalar ne aşamadadır? Gölet  projesinin ihalesi yapılmış mıdır? Yapıldı ise projenin teknik özellikleri ve  tamamlanma tarihi nasıldır?  2. Söz konusu proje ile ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi çalışmalar  yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  3. Güldüren göleti ve sulama projesine ilişkin 2010 yılı çalışma programı nasıldır? Bu  amaçla ayrılan 2010 yılı ödeneği ne kadardır?  4. Güldüren göleti inşaatı ve sulama projesi tamamlandığında proje ile ne kadar alanın  sulanması planlanmıştır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,  Prof.Dr. Alim IŞIK  MHP Kütahya Milletvekili  - 2 5 4 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı :B.18.0.BHÎ.O.OO.OO/610.01- /<C##201Ö  Konu : Yazılı Soru önergesi 93 2 8  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : TBMM'nin 25.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19042 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Kütahya Milletvekili Alim IŞIK' m 7/11884 esas sayılı yazılı  soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte gönderilmektedir.  Arz ederim.  Cevabi yazı  KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ SAYIN ALİM IŞIK* IN  7/11884 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Hisarcık İlçesi Güldüren Göleti projesiyle ilgili çalışmalar ne aşamadadır?  Gölet projesinin ihalesi yapılmış mıdır? Yapıldı ise projenin teknik özellikleri ve tamamlanma  tarihi nasıldır?  SORU 2. Söz konusu proje ile ilgili Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi çalışmalar  yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  SORU 3. Güldüren Göleti ve sulama projesine ilişkin 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ayrılan 2010 yılı ödeneği ne kadardır?  CEVAP 1,23. Söz konusu Proje; 10.04.2003 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğümüzce  onaylanmıştır. Projenin Yapımı 2010 yılı çalışma programında yer almakta olup, yılı ödeneği  ise 25.000-TL'dir. 2010 yılında proje yapım çalışmasının tamamlanmasına müteakip, İnşaat  yapım ihalesi 2011 yılında yatırım programına alınması teklif edilecektir.  SORU 4. Güldüren Göleti inşaatı ve sulama projesi tamamlandığında proje ile ne  kadar alanın sulanması planlanmıştır?  CEVAP 4. Güldüren Göleti ve Sulaması 58,4 hektar alam kapsamaktadır.  - 2 5 5 -
Sayfa 138 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı :B.18.0.BHÎ.O.OO.OO/610.01- /<C##201Ö  Konu : Yazılı Soru önergesi 93 2 8  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : TBMM'nin 25.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19042 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Kütahya Milletvekili Alim IŞIK' m 7/11884 esas sayılı yazılı  soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte gönderilmektedir.  Arz ederim.  Cevabi yazı  KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ SAYIN ALİM IŞIK* IN  7/11884 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Hisarcık İlçesi Güldüren Göleti projesiyle ilgili çalışmalar ne aşamadadır?  Gölet projesinin ihalesi yapılmış mıdır? Yapıldı ise projenin teknik özellikleri ve tamamlanma  tarihi nasıldır?  SORU 2. Söz konusu proje ile ilgili Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi çalışmalar  yapılmış ve hangi sonuçlar elde edilmiştir?  SORU 3. Güldüren Göleti ve sulama projesine ilişkin 2010 yılı çalışma programı  nasıldır? Bu amaçla ayrılan 2010 yılı ödeneği ne kadardır?  CEVAP 1,23. Söz konusu Proje; 10.04.2003 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğümüzce  onaylanmıştır. Projenin Yapımı 2010 yılı çalışma programında yer almakta olup, yılı ödeneği  ise 25.000-TL'dir. 2010 yılında proje yapım çalışmasının tamamlanmasına müteakip, İnşaat  yapım ihalesi 2011 yılında yatırım programına alınması teklif edilecektir.  SORU 4. Güldüren Göleti inşaatı ve sulama projesi tamamlandığında proje ile ne  kadar alanın sulanması planlanmıştır?  CEVAP 4. Güldüren Göleti ve Sulaması 58,4 hektar alam kapsamaktadır.  - 2 5 5 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt un, bir caminin bazı eksikliklerine ilişkin sorusu ve Dev­ let Bakanı Faruk Çelik'in cevabı (7/11963)  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk ÇELİK tarafından yazılı olarak  cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 6.162010  Ardahan Merkeze bağlı Hoçivari Hasköy 21 pare köyün merkezi durumundadır.köyde  bulunan caminin iç ve dış bakımı yapılmadığından kışın camiye giden hemşerilerimiz  soğuktan üşümektedirler. Caminin hocasının kalacağı imam evi bulunmamaktadır.  1- Ardahan Merkeze Bağlı Hoçivan Hasköy 21 köyün merkezi durumundadır. Köyün  camisinin dış ve iç onarımı yapılacakmı, köy imam evinin yapılmasına acil ihtiyaç  bulunmaktadır. Köy imamı hergen Ardahan'a gidip gelmek durumunda kalmaktadır.  - 2 5 6 -
Sayfa 139 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt un, bir caminin bazı eksikliklerine ilişkin sorusu ve Dev­ let Bakanı Faruk Çelik'in cevabı (7/11963)  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk ÇELİK tarafından yazılı olarak  cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 6.162010  Ardahan Merkeze bağlı Hoçivari Hasköy 21 pare köyün merkezi durumundadır.köyde  bulunan caminin iç ve dış bakımı yapılmadığından kışın camiye giden hemşerilerimiz  soğuktan üşümektedirler. Caminin hocasının kalacağı imam evi bulunmamaktadır.  1- Ardahan Merkeze Bağlı Hoçivan Hasköy 21 köyün merkezi durumundadır. Köyün  camisinin dış ve iç onarımı yapılacakmı, köy imam evinin yapılmasına acil ihtiyaç  bulunmaktadır. Köy imamı hergen Ardahan'a gidip gelmek durumunda kalmaktadır.  - 2 5 6 - TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  Sayı :B.02.0.009/031M*U | V 5772010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  tlgi: a) 25.01.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/11963-19150/40570 sayılı yazı.  b) 11.02.2010 tarih ve B.02.I.DİB.0.74.01-610-1154 sayılı yazı.  Ardahan Milletvekili Sayın Ensar ÖĞÜT tararından cevaplandırılması istenen 7/11963  esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak Bakanlığım bağlı kuruluşu Diyanet İşleri  Başkanlığından alınan ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  Devlet Bakanı  E K L E R :  1-İlgi (b) yazı ve eki  - 2 5 7 - T.C.  DEVLET BAKANLIĞI
Sayfa 140 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  Sayı :B.02.0.009/031M*U | V 5772010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  tlgi: a) 25.01.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/11963-19150/40570 sayılı yazı.  b) 11.02.2010 tarih ve B.02.I.DİB.0.74.01-610-1154 sayılı yazı.  Ardahan Milletvekili Sayın Ensar ÖĞÜT tararından cevaplandırılması istenen 7/11963  esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak Bakanlığım bağlı kuruluşu Diyanet İşleri  Başkanlığından alınan ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  Devlet Bakanı  E K L E R :  1-İlgi (b) yazı ve eki  - 2 5 7 - T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  TBMM B:63 18 . 2 . 2010  T.C.  BAŞBAKANLIK  Diyanet İşleri Başkanlığı  Sayı :B.02.1.DİB.0.74.0İ-610  Konu : Hoçivan Hasköy Cami ve Lojmanı. 1 1.02.2010* 1154  DEVLETBAKANLIĞINA  İliği: 25/10/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00,02-7/11963-19150/40570 sayılı yaa.  Ardahan İli Merkez Hoçivan Köyü Camii balam onarımı ve imam evi yapılması talebiyle  alakalı Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT' ün ügi yazı eki 7/11963 sayılı yazdı soru  önergesine verilecek cevaba esas olmak üzere hazırlanan bilgiler ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinize saygılarımla arz ederim.  Eki:  Yazılı Soru Önergesi  - 2 5 8 -
Sayfa 141 -
TBMM B:63 18 . 2 . 2010  T.C.  BAŞBAKANLIK  Diyanet İşleri Başkanlığı  Sayı :B.02.1.DİB.0.74.0İ-610  Konu : Hoçivan Hasköy Cami ve Lojmanı. 1 1.02.2010* 1154  DEVLETBAKANLIĞINA  İliği: 25/10/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00,02-7/11963-19150/40570 sayılı yaa.  Ardahan İli Merkez Hoçivan Köyü Camii balam onarımı ve imam evi yapılması talebiyle  alakalı Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT' ün ügi yazı eki 7/11963 sayılı yazdı soru  önergesine verilecek cevaba esas olmak üzere hazırlanan bilgiler ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinize saygılarımla arz ederim.  Eki:  Yazılı Soru Önergesi  - 2 5 8 - TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  Önergeyi Veren Milletvekili rEnsarööÜf  Ardahan Milletvekili  önergenin Konusu : Ardahan merkeze bağlı Hoçivan Hasköy camisinin  onarımı ve köye imam evi yapılması  önerge Esas No :„7/lİ963  SORU ;  Ardahan İli, Merkeze bağlı Hoçivan Hasköy ;İ21 köyün merkezi durumundadır. Köyün  camisinin dış ve iç onarımı yapılacak mı, köy imam evinin yapılmasına acil İhtiyaç  bulunmaktadır: Köy imamı her gün Ardahan'a gidip gelmek durumunda kalmaktadır.  CEVAP :  1- Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine lojman yapımı ile ilgili ödenek konulmadığından, bu  konuda bir çalışma yapılamamaktadır.  Ancak, cami bakım ve onarımı için Dernek, Vakıf, Birlik, Kuram, Kuruluş, Sandık Ve  Benzeri Teşekküllere Diyanet İşleri Başkanlığı .'Bütçesinden Yardım Yapılması'Hakkında  Yönerge gereğince, aşağıdaki belgelerini (ı1.07,2010 tarihine kadar hazırlanarak,  Başkanlığımıza ilgili müftülük kanalıyla gönderil nesi halinde ilgili caminin bakım ye onarımı  için imkanlar nispetinde yardım yapma hususu değerlendirilebilecektir.  Yardım Talep Formu İle Birlikte İstenen Belgeler :  1-Teşekkül ile imzalanan protokol (İlgili müftülük den temin edilecek),  2-2010 yılına ait Bayındırlık Birim fiyatlarıyla hazırlanan keşif raporu,  3-Onarım yapılacak binanın dört cepheden çekilmiş fotoğrafı,  4- Onanm yapılacak yere ait tapu /tahsis belgesi veya Valilik izni,  5-Daha Önce yardım alınmış ise tarihi ve miktarını gösterir belge,  6-Demeğin senet tüzük veya teşekkülün'hıdcukî statüsünü gösterenbelgenin-onaylı bir sureti,  7-Demeğin fiilen faaliyet gösterdiğine dair mülkî idare amirliğinden alınacak belge (2010  yılma ait olacak),  8-înşaat ruhsatı veya onarım izni;  9-Derneğin Banka hesap numarası ve vergi no'sui  - 2 5 9 - TJBM.M.  YAZILI SORU ÖNERGELERİNE İLİŞKİN BİLGİ NOTU
Sayfa 142 -
TBMM B:63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  Önergeyi Veren Milletvekili rEnsarööÜf  Ardahan Milletvekili  önergenin Konusu : Ardahan merkeze bağlı Hoçivan Hasköy camisinin  onarımı ve köye imam evi yapılması  önerge Esas No :„7/lİ963  SORU ;  Ardahan İli, Merkeze bağlı Hoçivan Hasköy ;İ21 köyün merkezi durumundadır. Köyün  camisinin dış ve iç onarımı yapılacak mı, köy imam evinin yapılmasına acil İhtiyaç  bulunmaktadır: Köy imamı her gün Ardahan'a gidip gelmek durumunda kalmaktadır.  CEVAP :  1- Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine lojman yapımı ile ilgili ödenek konulmadığından, bu  konuda bir çalışma yapılamamaktadır.  Ancak, cami bakım ve onarımı için Dernek, Vakıf, Birlik, Kuram, Kuruluş, Sandık Ve  Benzeri Teşekküllere Diyanet İşleri Başkanlığı .'Bütçesinden Yardım Yapılması'Hakkında  Yönerge gereğince, aşağıdaki belgelerini (ı1.07,2010 tarihine kadar hazırlanarak,  Başkanlığımıza ilgili müftülük kanalıyla gönderil nesi halinde ilgili caminin bakım ye onarımı  için imkanlar nispetinde yardım yapma hususu değerlendirilebilecektir.  Yardım Talep Formu İle Birlikte İstenen Belgeler :  1-Teşekkül ile imzalanan protokol (İlgili müftülük den temin edilecek),  2-2010 yılına ait Bayındırlık Birim fiyatlarıyla hazırlanan keşif raporu,  3-Onarım yapılacak binanın dört cepheden çekilmiş fotoğrafı,  4- Onanm yapılacak yere ait tapu /tahsis belgesi veya Valilik izni,  5-Daha Önce yardım alınmış ise tarihi ve miktarını gösterir belge,  6-Demeğin senet tüzük veya teşekkülün'hıdcukî statüsünü gösterenbelgenin-onaylı bir sureti,  7-Demeğin fiilen faaliyet gösterdiğine dair mülkî idare amirliğinden alınacak belge (2010  yılma ait olacak),  8-înşaat ruhsatı veya onarım izni;  9-Derneğin Banka hesap numarası ve vergi no'sui  - 2 5 9 - TJBM.M.  YAZILI SORU ÖNERGELERİNE İLİŞKİN BİLGİ NOTU  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  //.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tarsus ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin so­ rusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/11990)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın, Veysel ERÖĞLU taranndari  yazılı olarak cevaplandırılmasına müsaadelerinizi arz ederim. 137Öİ/2Öİ0  Mersin ili Tarsus ilçesi 2008 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 303.6^1  olarak belirlenmiş, Akdeniz kıyılarından başlayarak Torosİar'm; ziryMerine kadar yayılmış  geniş bir yerleşim yerine sahip şirin bir ilçemizdir.  Ekonomisi ve istihdamı ağırlıklı olarak tarıma ve hayvancılığa dayanan ;Üçemiz4£  üzüm, incir, mısır, buğday ve elma örie çıkan ürünlerdir. Gerek m'e^e' gerekse tarnrîsaî  üretimler için büyük önem arz eden sulama yabnrnlafıhın diğer ilçelerimizle birlikte bü.,  ilçemizde de arttınlması gerekmektedir. İlçede sulama yâunmİarı ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen Tarsus ilçesi Dadalı Eİelrirajpömfyaj Sulama Tesisi, KütükTÜ  Elektropompaj Sulama tesisi, Dedeler-Sanveliler-Sarikdy-Kermilef Sulama Tesisiİ/e  Cınköy-Çakırlı-Karadiken-Taşkuyu-Tepeköy Elektropompaj Sulama Tesisi projeleri  ne aşamadadır?  2. Tarsus ilçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi  çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Tarsus ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı nedir?  Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  - 2 6 0 - 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak ,bu projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?
Sayfa 143 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  //.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tarsus ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin so­ rusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/11990)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın, Veysel ERÖĞLU taranndari  yazılı olarak cevaplandırılmasına müsaadelerinizi arz ederim. 137Öİ/2Öİ0  Mersin ili Tarsus ilçesi 2008 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 303.6^1  olarak belirlenmiş, Akdeniz kıyılarından başlayarak Torosİar'm; ziryMerine kadar yayılmış  geniş bir yerleşim yerine sahip şirin bir ilçemizdir.  Ekonomisi ve istihdamı ağırlıklı olarak tarıma ve hayvancılığa dayanan ;Üçemiz4£  üzüm, incir, mısır, buğday ve elma örie çıkan ürünlerdir. Gerek m'e^e' gerekse tarnrîsaî  üretimler için büyük önem arz eden sulama yabnrnlafıhın diğer ilçelerimizle birlikte bü.,  ilçemizde de arttınlması gerekmektedir. İlçede sulama yâunmİarı ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen Tarsus ilçesi Dadalı Eİelrirajpömfyaj Sulama Tesisi, KütükTÜ  Elektropompaj Sulama tesisi, Dedeler-Sanveliler-Sarikdy-Kermilef Sulama Tesisiİ/e  Cınköy-Çakırlı-Karadiken-Taşkuyu-Tepeköy Elektropompaj Sulama Tesisi projeleri  ne aşamadadır?  2. Tarsus ilçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi  çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Tarsus ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı nedir?  Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  - 2 6 0 - 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak ,bu projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?  TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı  Konu  : B.18.O.BHİ.O.OO.00/610.O1-/S"?  : Yazılı Soru önergesi  //...M/2010  9577  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' ın 7/11990 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET ŞANDIR» IN  7/11990 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen Tarsus İlçesi Dadalı Elektropompaj Sulama Tesisi,  Kütüklü Elektropompaj Sulama Tesisi, Dedeler-Sarıveliler-Sarıköy-Kerimler Sulama Tesisi ve  Cmköy-Çakırlı-Karadiken-Taşkuyu-Tepeköy Elektropompaj Sulama Tesisi Projeleri ne  aşamadadır?  CEVAP 1. Söz konusu projeler; Bakanlığımız sorumluluk alanında bulunmamaktadır.  SORU 2. Tarsus İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı  içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  SORU 3. Bakanlığınızın, Tarsus İlçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  SORU 4. İlçenin sosyo-ekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır?  CEVAP 2,3, 4. Mersin İli ve Tarsus İlçesinin ilave içmesuyu ihtiyacım karşılayacak  olan Pamukluk Barajı inşaat yapım ihalesi; 05.11.2009 tarihinde yapılmış ve  12.01.2010 tarihinde işe başlanmıştır. 2010 yılı için projeye 21.700.000-TL ödenek temin  edilmiştir. Sözleşmeye göre iş bitim tarihi 22.12.2013' tür.  Arz ederim.  EK  Cevabi yazı Bakan  - 2 6 1 -
Sayfa 144 -
TBMM B: 63 18 . 2 . 2010  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı  Konu  : B.18.O.BHİ.O.OO.00/610.O1-/S"?  : Yazılı Soru önergesi  //...M/2010  9577  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' ın 7/11990 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET ŞANDIR» IN  7/11990 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen Tarsus İlçesi Dadalı Elektropompaj Sulama Tesisi,  Kütüklü Elektropompaj Sulama Tesisi, Dedeler-Sarıveliler-Sarıköy-Kerimler Sulama Tesisi ve  Cmköy-Çakırlı-Karadiken-Taşkuyu-Tepeköy Elektropompaj Sulama Tesisi Projeleri ne  aşamadadır?  CEVAP 1. Söz konusu projeler; Bakanlığımız sorumluluk alanında bulunmamaktadır.  SORU 2. Tarsus İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı  içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  SORU 3. Bakanlığınızın, Tarsus İlçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  SORU 4. İlçenin sosyo-ekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır?  CEVAP 2,3, 4. Mersin İli ve Tarsus İlçesinin ilave içmesuyu ihtiyacım karşılayacak  olan Pamukluk Barajı inşaat yapım ihalesi; 05.11.2009 tarihinde yapılmış ve  12.01.2010 tarihinde işe başlanmıştır. 2010 yılı için projeye 21.700.000-TL ödenek temin  edilmiştir. Sözleşmeye göre iş bitim tarihi 22.12.2013' tür.  Arz ederim.  EK  Cevabi yazı Bakan  - 2 6 1 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  12.-Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Erdemli ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin so­ rusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11991)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLİĞİNA  Aşağıdaki somlarımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel EROĞLU tarafindari  yazılı olarak cevaplandınlmasıha müsaadelerinizi arz ederim. T5/01/2010  Mersin ili Erdemli ilçesi 2008 yılı adrese dayalı nüfus kayit sistemi yeri tabahmagöre  nüfusu 125.081 olarak belirlenmiş, Akdeniz kıyılarından başlayarak Toroslar'm zirvelerine  kadar uzanan geniş bir yerleşim alanına kurulmuş şirin bir ilçemizdir.  Ekonomisi ve istihdamı ağırlıklı olarak tarıma dayanan bir ilçemizdir. Portakal, limon,  domates, fasulye, elma, brokoli, biber, patlıcan, çilekyt\\]0^''€^ S !^İâi'')İı^^^i  sebzelerdir. ' : : ' ' ...  Gerek meyve gerekse diğer tarımsal ürünler için büyük önem arz eden sulama  yatırımlarının diğer ilçelerimizle birlikte bu ilçemizde de arttırılması gerekmektedir. İlçede,  sulama yatrrrmlan ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen Erdemli ilçesi Sıraç Sulama Tesisi, Akpihar Gölet Sulaant  Tesisi, Karacaöğlan Sulama Göleti, Tozlu Göleti. Suîarna Tesisi, Aydınlar Sulama  Göleti, Güzeloluk Sulama Göleti ve Elvanh-Haci Halil Ârpaç Sulama Tesisi projeleri  ne aşamadadır?  2. Erdemli ilçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi  çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Erdemli ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı  nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  - 2 6 2 - 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?
Sayfa 145 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  12.-Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Erdemli ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin so­ rusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11991)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLİĞİNA  Aşağıdaki somlarımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel EROĞLU tarafindari  yazılı olarak cevaplandınlmasıha müsaadelerinizi arz ederim. T5/01/2010  Mersin ili Erdemli ilçesi 2008 yılı adrese dayalı nüfus kayit sistemi yeri tabahmagöre  nüfusu 125.081 olarak belirlenmiş, Akdeniz kıyılarından başlayarak Toroslar'm zirvelerine  kadar uzanan geniş bir yerleşim alanına kurulmuş şirin bir ilçemizdir.  Ekonomisi ve istihdamı ağırlıklı olarak tarıma dayanan bir ilçemizdir. Portakal, limon,  domates, fasulye, elma, brokoli, biber, patlıcan, çilekyt\\]0^''€^ S !^İâi'')İı^^^i  sebzelerdir. ' : : ' ' ...  Gerek meyve gerekse diğer tarımsal ürünler için büyük önem arz eden sulama  yatırımlarının diğer ilçelerimizle birlikte bu ilçemizde de arttırılması gerekmektedir. İlçede,  sulama yatrrrmlan ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen Erdemli ilçesi Sıraç Sulama Tesisi, Akpihar Gölet Sulaant  Tesisi, Karacaöğlan Sulama Göleti, Tozlu Göleti. Suîarna Tesisi, Aydınlar Sulama  Göleti, Güzeloluk Sulama Göleti ve Elvanh-Haci Halil Ârpaç Sulama Tesisi projeleri  ne aşamadadır?  2. Erdemli ilçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi  çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Erdemli ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı  nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  - 2 6 2 - 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı : B.18.0.BHİ.0.00.00/610.01- / J f J ^ . . # # 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' ın 7/11991 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir. jp  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET ŞANDIR' IN 7/11991 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞFNIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen Erdemli İlçesi Sıraç Sulama Tesisi, Akpınar Gölet  Sulama Tesisi, Karacaoğlan Sulama Göleti, Tozlu Göleti Sulama Tesisi, Aydınlar Sulama  Göleti, Güzeloluk Sulama Göleti ve Elvanlı-Hacı Halil Arpaç Sulama Tesisi projeleri ne  aşamadadır?  CEVAP 1. Söz konusu projeler; Mersin İl özel İdaresi tarafından yürütülmektedir. SORU 2. Erdemli İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı  içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  CEVAP 2. Bahse konu hususlara ilişkin olarak; "Erdemli Arpaçbahşiş Deresi Taşkın  Koruma İnşaatı" işi ile "Aksıfat Barajı Planlama ve Mühendislik Hizmetleri" işi 2009 yılında  tamamlanmıştır. Ayrıca, "Sorgun Barajı Planlama ve Mühendislik Hizmetleri ve Proje  Yapım" işi ise 2010 yılında çalışmalara devam edilecek olup, 2009 yılında toplam  295.901-TL harcama gerçekleşmiştir. SORU 3. Bakanlığınız Erdemli ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle İlgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır? SORU 4. İlçenin sosyo-ekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır? CEVAP 3,4. 2010 Yılı Yatırım ve Uygulama Planı, Küçük Su İşleri kapsamında;  "Erdemli İlçesi Kocahasanlı-Çaltılı ve Mutlubucak Dereleri Islahı ile Tömük Deresi Islahı"  işleri yer almakta olup, 2010 Yılı Yatırım ve Uygulama Planında toplam 926.055-TL ödenek  ayrılmıştır.  Ayrıca, 2010 Yılı Yatırım Programına "Lamas Çayı Islahı ve Arpaçbahşiş Deresi  2. Kısım" işine 2010 yılında ihale edilmesi için 80.000-TL ödenek tefrik edilmiştir.  EK  Cevabi yazı  Arz ederim.  - 2 6 3 -
Sayfa 146 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı : B.18.0.BHİ.0.00.00/610.01- / J f J ^ . . # # 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' ın 7/11991 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir. jp  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET ŞANDIR' IN 7/11991 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞFNIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen Erdemli İlçesi Sıraç Sulama Tesisi, Akpınar Gölet  Sulama Tesisi, Karacaoğlan Sulama Göleti, Tozlu Göleti Sulama Tesisi, Aydınlar Sulama  Göleti, Güzeloluk Sulama Göleti ve Elvanlı-Hacı Halil Arpaç Sulama Tesisi projeleri ne  aşamadadır?  CEVAP 1. Söz konusu projeler; Mersin İl özel İdaresi tarafından yürütülmektedir. SORU 2. Erdemli İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı  içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  CEVAP 2. Bahse konu hususlara ilişkin olarak; "Erdemli Arpaçbahşiş Deresi Taşkın  Koruma İnşaatı" işi ile "Aksıfat Barajı Planlama ve Mühendislik Hizmetleri" işi 2009 yılında  tamamlanmıştır. Ayrıca, "Sorgun Barajı Planlama ve Mühendislik Hizmetleri ve Proje  Yapım" işi ise 2010 yılında çalışmalara devam edilecek olup, 2009 yılında toplam  295.901-TL harcama gerçekleşmiştir. SORU 3. Bakanlığınız Erdemli ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle İlgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır? SORU 4. İlçenin sosyo-ekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır? CEVAP 3,4. 2010 Yılı Yatırım ve Uygulama Planı, Küçük Su İşleri kapsamında;  "Erdemli İlçesi Kocahasanlı-Çaltılı ve Mutlubucak Dereleri Islahı ile Tömük Deresi Islahı"  işleri yer almakta olup, 2010 Yılı Yatırım ve Uygulama Planında toplam 926.055-TL ödenek  ayrılmıştır.  Ayrıca, 2010 Yılı Yatırım Programına "Lamas Çayı Islahı ve Arpaçbahşiş Deresi  2. Kısım" işine 2010 yılında ihale edilmesi için 80.000-TL ödenek tefrik edilmiştir.  EK  Cevabi yazı  Arz ederim.  - 2 6 3 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  13.-Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Anamur ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin so­ rusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11992)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorülanmırı Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel EkÖĞLU tarafından;  yazılı olarak cevaplandınlmâsınamûsaadelerirü2İ_arz 13?0İ/2Ö1Ö. 1 - Mersin ili Anarnür iİçesi 2008 ^l ı adrese dayalı nüfus;s>yıîrîında.hûrusu;03 011  olarak belirlenmiş, Akdeniz kumsallarından başlayarak Toroslar1!!! zirvelerme kadar olan Bir  alanda yerleşmiş şirin bir ilçemizdir.  Ekonomisi ağırlıklı olarak tanma dayanan ilçelerimiz araaîtid^ır%.<"Çilek,'_rri^,'  domates, salatalık, patlıcan, fasulye, portakal ve limon Öne çıkan meyve ve sebzelerdir. Gerek,  meyve gerekse tanmsal üretimler için büyük önem arz eden sulama yatırifnlarmiin di  ilçelerimizle birlikte bu ilçemizde de arttırılması gerekmektedir. İlçede sulama yaürimlari ile  ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen projesi hazır veya proje; aşamasında olan Çukurabanoz  Göleti Sulama Tesisi, Nasrettin GÖİeti Sulama Tesisi, Örtaköy Göleti, Çanklar';GÖleti,:  Halkalı (Evcili-Ardıçlıpınar) Sulama Göleti, Güneybahşiş Sulama Tesisi, Güngören  Sulama Tesisi ve Çarrilıptnar Sulama tesisi projeleri ne aşamadadır?  2. Anamur ilçesi sulama yatınmlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi  çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Anamur ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı  nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  - 2 6 4 - 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak' bü projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?
Sayfa 147 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  13.-Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Anamur ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin so­ rusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11992)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorülanmırı Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel EkÖĞLU tarafından;  yazılı olarak cevaplandınlmâsınamûsaadelerirü2İ_arz 13?0İ/2Ö1Ö. 1 - Mersin ili Anarnür iİçesi 2008 ^l ı adrese dayalı nüfus;s>yıîrîında.hûrusu;03 011  olarak belirlenmiş, Akdeniz kumsallarından başlayarak Toroslar1!!! zirvelerme kadar olan Bir  alanda yerleşmiş şirin bir ilçemizdir.  Ekonomisi ağırlıklı olarak tanma dayanan ilçelerimiz araaîtid^ır%.<"Çilek,'_rri^,'  domates, salatalık, patlıcan, fasulye, portakal ve limon Öne çıkan meyve ve sebzelerdir. Gerek,  meyve gerekse tanmsal üretimler için büyük önem arz eden sulama yatırifnlarmiin di  ilçelerimizle birlikte bu ilçemizde de arttırılması gerekmektedir. İlçede sulama yaürimlari ile  ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen projesi hazır veya proje; aşamasında olan Çukurabanoz  Göleti Sulama Tesisi, Nasrettin GÖİeti Sulama Tesisi, Örtaköy Göleti, Çanklar';GÖleti,:  Halkalı (Evcili-Ardıçlıpınar) Sulama Göleti, Güneybahşiş Sulama Tesisi, Güngören  Sulama Tesisi ve Çarrilıptnar Sulama tesisi projeleri ne aşamadadır?  2. Anamur ilçesi sulama yatınmlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde hangi  çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Anamur ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı  nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  - 2 6 4 - 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak' bü projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?  TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Konu : Yazılı Soru önergesi  Sayı : B.18.0.BHİ.O.OO.OO/610.01-/^  931 9  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi ; TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' ın 7/11992 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET Ş AND AR' IN  7/11992 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen projesi hazır veya proje aşamasında olan  Çukurabanoz Göleti Sulama Tesisi, Nasrettin Göleti Sulama Tesisi, Ortaköy Göleti, Çarıklar  Göleti, Halkalı (Evclli-Ardıçlıpınar) Sulama Göleti, Güneybahşiş Sulama Tesisi, Güngören  Sulama Tesisi ve Çamlıpınar Sulama Tesisi projeleri ne aşamadadır?  SORU 2. Anamur İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı  içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  SORU 3. Bakanlığınızın Anamur ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  SORU 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır?  CEVAP 1,23,4. Söz konusu projeler; Mersin İl özel İdaresi tarafından  yürütülmektedir. DSİ Genel Müdürlüğümüzce Anamur ilçesine ilişkin olarak, 2010 Yılı  Yatırım Programı ve Uygulama Planında devam eden veya tamamlanacak proje yer  almamaktadır.  Bakan  EK  Cevabi yazı  - 2 6 5 -
Sayfa 148 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Konu : Yazılı Soru önergesi  Sayı : B.18.0.BHİ.O.OO.OO/610.01-/^  931 9  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi ; TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' ın 7/11992 esas sayılı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET Ş AND AR' IN  7/11992 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen projesi hazır veya proje aşamasında olan  Çukurabanoz Göleti Sulama Tesisi, Nasrettin Göleti Sulama Tesisi, Ortaköy Göleti, Çarıklar  Göleti, Halkalı (Evclli-Ardıçlıpınar) Sulama Göleti, Güneybahşiş Sulama Tesisi, Güngören  Sulama Tesisi ve Çamlıpınar Sulama Tesisi projeleri ne aşamadadır?  SORU 2. Anamur İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı  içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  SORU 3. Bakanlığınızın Anamur ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  SORU 4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak bu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır?  CEVAP 1,23,4. Söz konusu projeler; Mersin İl özel İdaresi tarafından  yürütülmektedir. DSİ Genel Müdürlüğümüzce Anamur ilçesine ilişkin olarak, 2010 Yılı  Yatırım Programı ve Uygulama Planında devam eden veya tamamlanacak proje yer  almamaktadır.  Bakan  EK  Cevabi yazı  - 2 6 5 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  14.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Çamlıyayla ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin  sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11994)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanının Çevre ve Orman Bakanı Sayırt Veysel ERÖĞLÜ tarafından  yazılı olarak cevaplandırmasına müsaadelerinizi arz ederim. 13/0İ/2Ö1Ö  Mersin ili Çamlıyayla ilçesi, ekonomisi ve istidamı ağırlıklı olarak tarım ve  hayvancılığa dayanan, Toroslar'm zirvesinde şirin bir ilçemizdir.  Üzüm, domates, salatalık, kiraz, elma, nar ve hurma öne çıkan meyve ve Sebzelericiir.  Gerek meyve gerekse diğer tarımsal ürünler için büyük Önem aıfr edeil S^S^^tiil^t^^.  diğer ilçelerimizle birlikte bu ilçemizde de arttonlması ğefekrriektedir. İlçede sulama'  yatrnmlan ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen Çamlıyayla ilçesi Fakılar Sulama Tesisi projesi ne  aşamadadır?  2. Çamlıyayla ilçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde  hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Çamlıyayla ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı  nedir? Bu faaliyetler için ne kadar Ödenek ayrılmıştır?  4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili Olarak bu projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?  - 2 6 6 -
Sayfa 149 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  14.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Çamlıyayla ilçesindeki sulama yatırımlarına ilişkin  sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 'nun cevabı (7/11994)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanının Çevre ve Orman Bakanı Sayırt Veysel ERÖĞLÜ tarafından  yazılı olarak cevaplandırmasına müsaadelerinizi arz ederim. 13/0İ/2Ö1Ö  Mersin ili Çamlıyayla ilçesi, ekonomisi ve istidamı ağırlıklı olarak tarım ve  hayvancılığa dayanan, Toroslar'm zirvesinde şirin bir ilçemizdir.  Üzüm, domates, salatalık, kiraz, elma, nar ve hurma öne çıkan meyve ve Sebzelericiir.  Gerek meyve gerekse diğer tarımsal ürünler için büyük Önem aıfr edeil S^S^^tiil^t^^.  diğer ilçelerimizle birlikte bu ilçemizde de arttonlması ğefekrriektedir. İlçede sulama'  yatrnmlan ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca yürütülen Çamlıyayla ilçesi Fakılar Sulama Tesisi projesi ne  aşamadadır?  2. Çamlıyayla ilçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009 yılı içinde  hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama yapılmıştır?  3. Bakanlığınızın Çamlıyayla ilçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma programı  nedir? Bu faaliyetler için ne kadar Ödenek ayrılmıştır?  4. İlçenin sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili Olarak bu projelerin  gerçekleşme takvimi nasıldır?  - 2 6 6 - TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı  Konu  : B.18.0.BHİ.0.00.00/610.01- / 5 " * /  : Yazılı Soru önergesi  #../<£/2010  9579  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  îlgi : TBMM'nin 26.01.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19236 sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde alınan, Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR' m 7/11994 esas sayıîı  yazılı soru önergesi Bakanlığımızca incelenmiş olup, cevabi yazımız ilişikte  gönderilmektedir.  Arz ederim.  MERSİN MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET ŞANDIR' IN  7/11994 ESAS NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİ HAKKINDA  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN CEVABI  SORU 1. Bakanlığınızca yürütülen Çamlıyayla İlçesi Fakılar Sulama Tesisi projesi ne  aşamadadır.  SORU 2. Çamlıyayla İlçesi sulama yatırımlarıyla ilgili olarak Bakanlığınızca 2009  yılı içinde hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir? Bu çalışmalar için ne kadar harcama  yapılmıştır?  SORU 3. Bakanlığınızın Çamlıyayla İlçemizde 2010 yılı faaliyetleriyle ilgili çalışma  programı nedir? Bu faaliyetler için ne kadar ödenek ayrılmıştır?  SORU 4. İlçenin sosyo-ekonomik durumunun iyileştirilmesiyle ilgili olarak hu  projelerin gerçekleşme takvimi nasıldır?  CEVAP 1,2,3,4. Söz konusu projeler; Bakanlığımız sorumluluk alanında  bulunmamaktadır.  Bakan  EK  Cevabi yazı  - 2 6 7 -
Sayfa 150 -
TBMM B: 63 1 8 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği - Bilgi Edinme Birimi  Sayı  Konu  : B.18.0.BHİ.0.00.00/610.01- / 5 " * /  : Yazılı Soru önergesi  #../<£/2010  9579  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET M