(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 CİLT: 64 YASAMA YTLT: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  75 ' i nc i B i r l e ş i m  7* Mart 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 191  II. - GELEN KÂĞITLAR 193  III. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 195,201  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 195:200,201  1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, küçük esnaf ve  sanayicinin vergi ve sigorta borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin  gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı 195:197  2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, Elâzığ'daki  depreme ve depremin meydana getirdiği sorunlara ilişkin gündem dışı  konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı 198:199,201  3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, demokrasinin geliştirilmesinin  işsizlik ve açlığın giderilmesinin üzerindeki etkilerine ilişkin gündem dışı  konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Annç'ın cevabı 199:200,201
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 CİLT: 64 YASAMA YTLT: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  75 ' i nc i B i r l e ş i m  7* Mart 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 191  II. - GELEN KÂĞITLAR 193  III. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 195,201  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 195:200,201  1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, küçük esnaf ve  sanayicinin vergi ve sigorta borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin  gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı 195:197  2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, Elâzığ'daki  depreme ve depremin meydana getirdiği sorunlara ilişkin gündem dışı  konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı 198:199,201  3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, demokrasinin geliştirilmesinin  işsizlik ve açlığın giderilmesinin üzerindeki etkilerine ilişkin gündem dışı  konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Annç'ın cevabı 199:200,201  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  IV.- AÇIKLAMALAR 201,201  1.- Yozgat Milletvekili Osman Coşkun'un, 18 Mart Şehitleri Anma  Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması  ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı 201,201:204  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, 18 Mart Şehitleri  Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin  açıklaması 204:205  3.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı'nın, 18 Mart Şehitleri Anma  Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 205  4.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü  ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 205  5.- Diyarbakır Milletvekili Akın BirdaPın, 18 Mart Şehitleri Anma  Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 206  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 206  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 206:213  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  ana dilinde eğitim konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/627) 206:208  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  toplumsal olaylar sonucu cezaevinde bulunan çocukların sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/628) 208:209  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefetten dolayı tutuklu bulunan çocuklann  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/629) 209:211  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki kadın intiharlarının araştmlarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/630) 211:213  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 213  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 213:264  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 213  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 213  - 1 8 8 -
Sayfa 3 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  IV.- AÇIKLAMALAR 201,201  1.- Yozgat Milletvekili Osman Coşkun'un, 18 Mart Şehitleri Anma  Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması  ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı 201,201:204  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, 18 Mart Şehitleri  Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin  açıklaması 204:205  3.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı'nın, 18 Mart Şehitleri Anma  Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 205  4.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü  ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 205  5.- Diyarbakır Milletvekili Akın BirdaPın, 18 Mart Şehitleri Anma  Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 206  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 206  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 206:213  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  ana dilinde eğitim konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/627) 206:208  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  toplumsal olaylar sonucu cezaevinde bulunan çocukların sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/628) 208:209  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefetten dolayı tutuklu bulunan çocuklann  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/629) 209:211  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki kadın intiharlarının araştmlarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/630) 211:213  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 213  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 213:264  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 213  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 213  - 1 8 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası  Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 213  4.- Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve  Sosyal İşler, Avrupa Birliği Uyum ile Tanm, Orman ve Köyişleri Komisyonlan  Raporlan (1/789) (S. Sayısı: 473) 213:264  5.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786) (S. Sayısı: 460) 264  6.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tanm, Orman ve  Köyişleri Komisyonlan Raporları (2/325) (S. Sayısı: 417) 264  VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 265  1.- İstanbul Milletvekili Necla Arat'ın, SHÇEK'in bir merkezinden  kaçan öğrencilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın  cevabı (7/11862) (Ek cevap) 265:268  2.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, kapatılan Bilgi İşlem Daire  Başkanlığına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11933) 269:271  3.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in, AB'nin yaş sebze ve meyve  ihracatındaki denetimlerine,  - Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, Çukurova Bölgesindeki  toprak kullanımına,  Adana'da üretilen ürünlerin değerlendirilmesine,  Adana'da sulanamayan tanm alanlanna,  İlişkin somları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12508), (7/12509), (7/12510), (7/12511) 272:279  4.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Atatürk Orman Çiftliği  yönetimi ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan somları ve Tarım ve  Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12591) 280:283  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, çilek fidesi desteğine,  - Edime Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, İpsala'daki arazi dağıtım  projesine,  İlişkin somlan ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12629), (7/12630) 284:289  - 1 8 9 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası  Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 213  4.- Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve  Sosyal İşler, Avrupa Birliği Uyum ile Tanm, Orman ve Köyişleri Komisyonlan  Raporlan (1/789) (S. Sayısı: 473) 213:264  5.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786) (S. Sayısı: 460) 264  6.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tanm, Orman ve  Köyişleri Komisyonlan Raporları (2/325) (S. Sayısı: 417) 264  VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 265  1.- İstanbul Milletvekili Necla Arat'ın, SHÇEK'in bir merkezinden  kaçan öğrencilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın  cevabı (7/11862) (Ek cevap) 265:268  2.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, kapatılan Bilgi İşlem Daire  Başkanlığına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11933) 269:271  3.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in, AB'nin yaş sebze ve meyve  ihracatındaki denetimlerine,  - Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, Çukurova Bölgesindeki  toprak kullanımına,  Adana'da üretilen ürünlerin değerlendirilmesine,  Adana'da sulanamayan tanm alanlanna,  İlişkin somları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12508), (7/12509), (7/12510), (7/12511) 272:279  4.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, Atatürk Orman Çiftliği  yönetimi ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan somları ve Tarım ve  Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12591) 280:283  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, çilek fidesi desteğine,  - Edime Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, İpsala'daki arazi dağıtım  projesine,  İlişkin somlan ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12629), (7/12630) 284:289  - 1 8 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  6.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kırmızı et sektöründeki  sorunlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet  Mehdi Eker'in cevabı (7/12643) 290:293  7.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, Sivas'ın bir proje  kapsamına alınmamasına,  - İsparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, Eğirdir'deki elma üreticilerinin  sorunlarına,  İlişkin sorulan ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12684), (7/12685) 294:299  8.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, Adana'nın sosyo-ekonomik  sorunlanna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın  cevabı (7/12708) 300:304  9.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, askerî uçak ve helikopterlerin  yerleşim yerlerinde alçaktan uçtuğu iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve  Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül'ün cevabı (7/12816) 305:306  10.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, İzmir'de sosyal amaçlı  bazı merkezlerin kapanmasına,  - Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kadın intiharlarına ve şüpheli  ölümlere,  Kadın intiharlarına,  İlişkin somlan ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/12834),  (7/12835), (7/12836) 307:328  11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un, et fiyatlanndaki  artışa,  - İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Gediz Nehri'nin tasmasıyla  oluşan zararların karşılanmasına,  - Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, pancar kotasına,  - Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki hayvan varlığına ve  destekleme ödemelerine,  - Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı  Destekleme Kurumunun hizmet binasına,  İlişkin somları ve Tanm ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12853), (7/12854), (7/12855), (7/12856), (7/12857) 329:338  •  - 1 9 0 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  6.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kırmızı et sektöründeki  sorunlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet  Mehdi Eker'in cevabı (7/12643) 290:293  7.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, Sivas'ın bir proje  kapsamına alınmamasına,  - İsparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, Eğirdir'deki elma üreticilerinin  sorunlarına,  İlişkin sorulan ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12684), (7/12685) 294:299  8.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, Adana'nın sosyo-ekonomik  sorunlanna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın  cevabı (7/12708) 300:304  9.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, askerî uçak ve helikopterlerin  yerleşim yerlerinde alçaktan uçtuğu iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve  Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül'ün cevabı (7/12816) 305:306  10.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, İzmir'de sosyal amaçlı  bazı merkezlerin kapanmasına,  - Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kadın intiharlarına ve şüpheli  ölümlere,  Kadın intiharlarına,  İlişkin somlan ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/12834),  (7/12835), (7/12836) 307:328  11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un, et fiyatlanndaki  artışa,  - İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Gediz Nehri'nin tasmasıyla  oluşan zararların karşılanmasına,  - Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, pancar kotasına,  - Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki hayvan varlığına ve  destekleme ödemelerine,  - Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı  Destekleme Kurumunun hizmet binasına,  İlişkin somları ve Tanm ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in  cevabı (7/12853), (7/12854), (7/12855), (7/12856), (7/12857) 329:338  •  - 1 9 0 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak altı oturum yaptı.  Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale  Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne,  Muğla Milletvekili Gürol Ergin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bazı  uygulamalarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Elâzığ Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya'nın, 8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ'da meydana  gelen depreme ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne  ilişkin gündem dışı konuşmasına, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Elâzığ Milletvekili  Faruk Septioğlu, Bingöl Milletvekili Kâzım Ataoğlu, Edirne Milletvekili Rasim Çakır ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Ufuk Uras'ın aynı konudaki açıklamalarına Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek cevap verdi.  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, 8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ'da meydana gelen  depreme ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne;  Elâzığ Milletvekili Faruk Septioğlu,  Bingöl Milletvekili Kâzım Ataoğlu,  8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ'da meydana gelen depreme;  Edirne Milletvekili Rasim Çakır,  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras,  18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne;  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, eczacıların sorunları ile ilaç  sektöründeki sorunların (10/623),  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 20 milletvekilinin, Kastamonu ilinin sorunlarının  (10/624),  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 19 milletvekilinin, camilerin ve din  görevlilerinin sorunlarının (10/625),  BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Batman Milletvekili Bengi Yıldız ve Batman  Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Mıhellemilerin sorunlarının (10/626),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanlığının, (1/821) esas numaralı Maden Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın, esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii  Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna, tali komisyonlar olarak Plan ve Bütçe Komisyonu ile  Çevre Komisyonuna havale edildiğine, söz konusu kanun tasansının orman sayılan alanlarda yapılacak  maden arama ve işletme faaliyetleri ile ilgili hükümler sebebiyle, İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi  uyannca kendi komisyonlarında görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasına ilişkin tezkeresi  okundu; Tanm, Orman ve Köyişleri Komisyonunun talebi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar,  Bilgi ve Teknoloji Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istemin İç Tüzük'ün 34'üncü  maddesinin dördüncü fıkrası uyannca Başkanlıkça yerine getirileceği Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin'in, beraberinde bir Parlamento heyetiyle,  Fas Parlamentosu Temsilciler Meclisi Başkanı Mustafa Mansouri'nin vaki davetine icabetle Fas'a,  - 1 9 1 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak altı oturum yaptı.  Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale  Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne,  Muğla Milletvekili Gürol Ergin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bazı  uygulamalarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Elâzığ Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya'nın, 8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ'da meydana  gelen depreme ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne  ilişkin gündem dışı konuşmasına, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Elâzığ Milletvekili  Faruk Septioğlu, Bingöl Milletvekili Kâzım Ataoğlu, Edirne Milletvekili Rasim Çakır ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Ufuk Uras'ın aynı konudaki açıklamalarına Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek cevap verdi.  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, 8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ'da meydana gelen  depreme ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne;  Elâzığ Milletvekili Faruk Septioğlu,  Bingöl Milletvekili Kâzım Ataoğlu,  8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ'da meydana gelen depreme;  Edirne Milletvekili Rasim Çakır,  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras,  18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95'inci yıl dönümüne;  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, eczacıların sorunları ile ilaç  sektöründeki sorunların (10/623),  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 20 milletvekilinin, Kastamonu ilinin sorunlarının  (10/624),  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 19 milletvekilinin, camilerin ve din  görevlilerinin sorunlarının (10/625),  BDP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Batman Milletvekili Bengi Yıldız ve Batman  Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Mıhellemilerin sorunlarının (10/626),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanlığının, (1/821) esas numaralı Maden Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın, esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii  Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna, tali komisyonlar olarak Plan ve Bütçe Komisyonu ile  Çevre Komisyonuna havale edildiğine, söz konusu kanun tasansının orman sayılan alanlarda yapılacak  maden arama ve işletme faaliyetleri ile ilgili hükümler sebebiyle, İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi  uyannca kendi komisyonlarında görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasına ilişkin tezkeresi  okundu; Tanm, Orman ve Köyişleri Komisyonunun talebi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar,  Bilgi ve Teknoloji Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istemin İç Tüzük'ün 34'üncü  maddesinin dördüncü fıkrası uyannca Başkanlıkça yerine getirileceği Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin'in, beraberinde bir Parlamento heyetiyle,  Fas Parlamentosu Temsilciler Meclisi Başkanı Mustafa Mansouri'nin vaki davetine icabetle Fas'a,  - 1 9 1 - T B M M B: 75 18 .3 . 2010  Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir Parlamento heyetinin, Rusya Federasyonu Federal Meclisi  Tanm ve Gıda Politikası ve Balık Kompleksi Komisyonunun vaki davetine icabetle Rusya Federasyonu'na,  Resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.  İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna  düşen 1 üyeliğe Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Ankan,  Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyeliğe  Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu,  Seçildiler.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 9l ' inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 9l ' inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Biyogüvenlik Kanunu Tasansı ile Çevre,  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler, Avrupa Birliği Uyum ile Tanm, Orman ve Köyişleri Komisyonlan  Raporlarının (1/789) (S. Sayısı: 473) birinci bölümünün 6'ncı maddesine kadar kabul edildi.  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın temel kanun  olduğuna dair gündemde bir açıklama bulunmadığına, temel kanun olarak 471 sıra sayılı Kanun  Tasarısı'nın gözüktüğüne, dolayısıyla 473 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın temel kanun olarak  görüşülemeyeceğine ilişkin bir açıklamada bulundu.  18 Mart 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.01'de son verildi.  Şükran Güldal MUMCU  Başkan Vekili  Yusuf COŞKUN Fatih METİN  Bingöl Bolu  Kâtip Üye Kâtip Üye  Murat ÖZKAN  Giresun  Kâtip Üye  - 1 9 2 -
Sayfa 7 -
T B M M B: 75 18 .3 . 2010  Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir Parlamento heyetinin, Rusya Federasyonu Federal Meclisi  Tanm ve Gıda Politikası ve Balık Kompleksi Komisyonunun vaki davetine icabetle Rusya Federasyonu'na,  Resmî ziyarette bulunmalarına ilişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.  İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna  düşen 1 üyeliğe Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Ankan,  Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyeliğe  Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu,  Seçildiler.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 9l ' inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 9l ' inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Biyogüvenlik Kanunu Tasansı ile Çevre,  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler, Avrupa Birliği Uyum ile Tanm, Orman ve Köyişleri Komisyonlan  Raporlarının (1/789) (S. Sayısı: 473) birinci bölümünün 6'ncı maddesine kadar kabul edildi.  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın temel kanun  olduğuna dair gündemde bir açıklama bulunmadığına, temel kanun olarak 471 sıra sayılı Kanun  Tasarısı'nın gözüktüğüne, dolayısıyla 473 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın temel kanun olarak  görüşülemeyeceğine ilişkin bir açıklamada bulundu.  18 Mart 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.01'de son verildi.  Şükran Güldal MUMCU  Başkan Vekili  Yusuf COŞKUN Fatih METİN  Bingöl Bolu  Kâtip Üye Kâtip Üye  Murat ÖZKAN  Giresun  Kâtip Üye  - 1 9 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  No.: 103  I I . - G E L E N K Â Ğ I T L A R  18 Mart 2010 Perşembe  Tasarı  1.- Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/833) (Milli Eğitim; Anayasa ile Plan ve Bütçe  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.3.2010)  Raporlar  1.- Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (GÜNDEME)  2.-Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Dağıtma tarihi:  18.3.2010) (GÜNDEME)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, ana dilinde eğitim  konusunun araştınlması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/627) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.2.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, toplumsal olaylar sonucu  cezaevinde bulunan çocukların sorunlarının araştınlarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyannca bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/628) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.2.2010)  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Terörle Mücadele  Kanununa muhalefetten dolayı tutuklu bulunan çocuklann sorunlannın araştınlarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/629) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.2.2010)  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu  Anadolu'daki kadın intiharlannın araştınlarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/630) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.2.2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, bir hidroelektrik santralinin çevreye etkilerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11681)  2.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, HSYK'da bekleyen atama kararnamesine  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11755)  3.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, Yargıtay üyeliği seçimlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı  soru önergesi (7/11810)  - 1 9 3 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  No.: 103  I I . - G E L E N K Â Ğ I T L A R  18 Mart 2010 Perşembe  Tasarı  1.- Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/833) (Milli Eğitim; Anayasa ile Plan ve Bütçe  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.3.2010)  Raporlar  1.- Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (GÜNDEME)  2.-Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Dağıtma tarihi:  18.3.2010) (GÜNDEME)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, ana dilinde eğitim  konusunun araştınlması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/627) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.2.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, toplumsal olaylar sonucu  cezaevinde bulunan çocukların sorunlarının araştınlarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyannca bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/628) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.2.2010)  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Terörle Mücadele  Kanununa muhalefetten dolayı tutuklu bulunan çocuklann sorunlannın araştınlarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/629) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.2.2010)  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu  Anadolu'daki kadın intiharlannın araştınlarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/630) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.2.2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, bir hidroelektrik santralinin çevreye etkilerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11681)  2.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, HSYK'da bekleyen atama kararnamesine  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11755)  3.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, Yargıtay üyeliği seçimlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı  soru önergesi (7/11810)  - 1 9 3 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  - 1 9 4 - 4.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, özürlü istihdamına ilişkin Adalet Bakanından yazılı  soru önergesi (7/11814)  5.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, çocuk istismarına ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12136)  6.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/12137)  7.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, kayıp çocuklara ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12414)  8.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, bir yargı kararının uygulanmadığı iddiasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12487)  9.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, Cemil Çiçek'in oğlunun atandığı yönetim kurulu  üyeliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12488)  10.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, çocuk gelişimi bölümü ön lisans öğrencilerine  lisans tamamlama hakkı verilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12489)  11.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Cemil Çiçek'in oğlunun TEKEL yönetim kumlunda  görevlendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12491)  12.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, Oymapınar HES'e ve enerji piyasasına ilişkin Enerji  ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12500)  13.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Adana'da düzenlenen "Demokratik Açılım" konulu  konferansa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12502)  14.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, özel güvenlik şirketlerine ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12503)  15.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, bir belediye başkanına yapıldığı iddia edilen bir  uygulamaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12504)  16.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Bodrum'daki ecrimisil uygulamalarına ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12505)  17.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, yurt dışında varlıkları bulunan Türk vatandaşlarına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12506)  18.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu'nun, tabii afete uğrayan belediyelere yardım  yapılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12507)  19.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Gölbaşı ilçesinde başarılı öğrencilere dağıtılan bir  hediyeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12512)  20.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, personel alımına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk  Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/12522)
Sayfa 9 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  - 1 9 4 - 4.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, özürlü istihdamına ilişkin Adalet Bakanından yazılı  soru önergesi (7/11814)  5.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, çocuk istismarına ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12136)  6.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/12137)  7.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, kayıp çocuklara ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12414)  8.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, bir yargı kararının uygulanmadığı iddiasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12487)  9.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, Cemil Çiçek'in oğlunun atandığı yönetim kurulu  üyeliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12488)  10.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, çocuk gelişimi bölümü ön lisans öğrencilerine  lisans tamamlama hakkı verilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12489)  11.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Cemil Çiçek'in oğlunun TEKEL yönetim kumlunda  görevlendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12491)  12.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, Oymapınar HES'e ve enerji piyasasına ilişkin Enerji  ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12500)  13.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Adana'da düzenlenen "Demokratik Açılım" konulu  konferansa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12502)  14.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, özel güvenlik şirketlerine ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12503)  15.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, bir belediye başkanına yapıldığı iddia edilen bir  uygulamaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12504)  16.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Bodrum'daki ecrimisil uygulamalarına ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12505)  17.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, yurt dışında varlıkları bulunan Türk vatandaşlarına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12506)  18.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu'nun, tabii afete uğrayan belediyelere yardım  yapılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12507)  19.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Gölbaşı ilçesinde başarılı öğrencilere dağıtılan bir  hediyeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12512)  20.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, personel alımına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk  Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/12522)  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  18 Mart 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Yusuf COŞKUN (Bingöl)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz küçük esnaf ve sanayicinin vergi ve sigorta borçlarının yeniden yapılandı­ rılmasına ilişkin söz isteyen Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na aittir. (CHP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I.-Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, küçük esnaf ve sanayicinin vergi ve sigorta  borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıl­ dırım 'ın cevabı  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; ben, üretenden, ekmek verenden, aş verenden, özel­ likle Anadolu'daki illerimizde 3 kişiye, 5 kişiye, 10 kişiye ekmek veren insanlardan bahsediyorum.  Değerli arkadaşlanm, bu illerimizde binlerce insan sokakta gezerken sokakta gezmeyen insan­ lara bir lokma ekmek veren, onları çalıştıran, onlara iş veren insanların önünde saygıyla eğiliyorum.  Değerli arkadaşlar, bu insanlann işlerini yürütürken ne kadar zorlandığını ama hafta sonları ve  ay sonlarında o insanların maaşlarını verirken yaşadıklan hazzın önünde saygıyla, bir kez daha eği­ liyorum.  Değerli arkadaşlanm, 2009 yılının Ağustosuna gidelim. "Hepimiz bugünleri yaşadık, geldi geçti."  demeyin, deldi geçti, hâlâ delip geçen birtakım sorunlar esnaf ve sanatkânn üzerinde kaldı arkadaşlar.  Değerli arkadaşlarım, her şey durdu, ihracat durdu, satış durdu, insanlar iş yapamaz hâle geldi  ama bu kişiler, esnafımız, küçük sanayicimiz, ekmek verdiği insanlan işinden çıkarmamak için her  türlü zorluğa göğüs gerdi. Ama, yine o dönemi hatırlayalım, bankalann çoğu -bazı bankalann önünde  saygıyla eğiliyorum, bazılarının, ama bu üç beştir- ama, anlı şanlı, işte "3 milyar kâr ettim." diyen  "Şu kadar kâr ettim." diyen bazılan ise esnafın, küçük sanayicinin, sanayicinin kredilerini kestiği  gibi, kredileri geri çağırdı.  Böyle bir konumda esnaf, böyle bir durumda esnaf ve küçük sanayici ve sanayici, işlerini yü­ rütmeye çalıştılar ama içlerinden önemli bir kısmı, vergi ve sigorta borçlannı ödeyemez hâle geldi­ ler ama aş verdi, ekmek verdi, aş vermeye, ekmek vermeye devam eni arkadaşlar. Ben, bu ülkede kim  aş ve ekmek veriyorsa bir kez daha önlerinde saygıyla eğiliyorum.  - 1 9 5 -
Sayfa 10 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  18 Mart 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Yusuf COŞKUN (Bingöl)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz küçük esnaf ve sanayicinin vergi ve sigorta borçlarının yeniden yapılandı­ rılmasına ilişkin söz isteyen Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na aittir. (CHP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I.-Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, küçük esnaf ve sanayicinin vergi ve sigorta  borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıl­ dırım 'ın cevabı  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; ben, üretenden, ekmek verenden, aş verenden, özel­ likle Anadolu'daki illerimizde 3 kişiye, 5 kişiye, 10 kişiye ekmek veren insanlardan bahsediyorum.  Değerli arkadaşlanm, bu illerimizde binlerce insan sokakta gezerken sokakta gezmeyen insan­ lara bir lokma ekmek veren, onları çalıştıran, onlara iş veren insanların önünde saygıyla eğiliyorum.  Değerli arkadaşlar, bu insanlann işlerini yürütürken ne kadar zorlandığını ama hafta sonları ve  ay sonlarında o insanların maaşlarını verirken yaşadıklan hazzın önünde saygıyla, bir kez daha eği­ liyorum.  Değerli arkadaşlanm, 2009 yılının Ağustosuna gidelim. "Hepimiz bugünleri yaşadık, geldi geçti."  demeyin, deldi geçti, hâlâ delip geçen birtakım sorunlar esnaf ve sanatkânn üzerinde kaldı arkadaşlar.  Değerli arkadaşlarım, her şey durdu, ihracat durdu, satış durdu, insanlar iş yapamaz hâle geldi  ama bu kişiler, esnafımız, küçük sanayicimiz, ekmek verdiği insanlan işinden çıkarmamak için her  türlü zorluğa göğüs gerdi. Ama, yine o dönemi hatırlayalım, bankalann çoğu -bazı bankalann önünde  saygıyla eğiliyorum, bazılarının, ama bu üç beştir- ama, anlı şanlı, işte "3 milyar kâr ettim." diyen  "Şu kadar kâr ettim." diyen bazılan ise esnafın, küçük sanayicinin, sanayicinin kredilerini kestiği  gibi, kredileri geri çağırdı.  Böyle bir konumda esnaf, böyle bir durumda esnaf ve küçük sanayici ve sanayici, işlerini yü­ rütmeye çalıştılar ama içlerinden önemli bir kısmı, vergi ve sigorta borçlannı ödeyemez hâle geldi­ ler ama aş verdi, ekmek verdi, aş vermeye, ekmek vermeye devam eni arkadaşlar. Ben, bu ülkede kim  aş ve ekmek veriyorsa bir kez daha önlerinde saygıyla eğiliyorum.  - 1 9 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli arkadaşlanm, bu insanlar çok zor bir süreçten geçti ama geçemedi, hâlâ daha üzerlerinde  vergi ve sigorta yükü duruyor, diğer sorunlan devam ettiği gibi, ama Demokles'in kılıcı gibi duru­ yor. Tabii, bu ülkede her vatandaş vergisini... Vergi ödemek kutsal bir görevdir ama bu kutsal gör­ evin yanında, aş vermek, ekmek vermek de en az onun kadar değerlidir.  Değerli arkadaşlanm, bu insanların işlerini daha iyi yürütmeleri için, esnafımızın, küçük sana­ yicimizin işlerinin önünü açmamız için, bu süreçte çok büyük ölçüde mağdur olan bu insanların vergi  ve sigorta borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma yapmak zorundayız.  Değerli arkadaşlarım, " a f demiyorum bakın, dikkatinizi çekerim, "yeniden yapılandırma"  yapmak zorundayız. Daha önce hep yeniden yapılandırma yapıldı ama esnafın ve küçük sanayicinin  gerçeği dışında yapıldı. Yani, bazı esnaf "Her ay öde." dersen yapılandırmayı ödeyemez, bazıları  ancak yaz sezonunda öder, bazıları belli ürünün hasılatından sonra ödeyebilir. Gelin, artık bu sefer  bir elastiki ödeme planı çıkaralım, esnaf ve sanatkâr gerçeğine uygun. O esnaf ve sanatkâr "Ben  borcumu ödeyeceğim, borç benim borcum." diyorsa, gelin "Her ay ödeyin." demeyin bu insanlara;  gelin "Kardeşim, hangi ay, nasıl ödeyebilirsin? Hangi elastiki planla, hangi değişim planıyla ödeyebilirsin?"  deyip bu insanlardan... Önemli olan ödeme değil mi?  Değerli arkadaşlarım, dönün, son on yıla bakın. Yapılan yapılandırma bu şekilde yapıldığı için  yani esnaf gerçeğine, piyasa gerçeğine aykırı yapıldığı için, çoğu yapılandırma ilk ay suya düşmüştür  ve bir sürü insan borcunu ödeyememiştir. Gelin, esnaftan alın. "Arkadaş, borcunu nasıl ödeyebileceksin?  Hangi ay, ne kadar ödeyeceksin, ne kadar sürede ödeyeceksin?" Eğer biz bu gerçeğe gitmezsek,  değerli arkadaşlarım, esnafımızı ve küçük sanayicimizi çok zor günler bekliyor.  Değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanı on beş gün önce şu ifadeyi kullandı: "Esnaf ve  sanayicimizin sosyal güvenlik primlerinin yeniden yapılandınlması çalışmamız var." dedi. Bir şeyi  söylediğin zaman eğer bunun ardı arkası gelmiyorsa o işte sorun başlar ve şu anda Sayın Maliye  Bakanı bunu dedikten sonra ve...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - ...herhangi bir şekilde gerisi gelmediği için,  piyasada esnaf, sanatkâr ve sanayici de bir şekilde "ödeyelim mi? Ödemeyelim mi? Af mı gelecek?"  şeklinde bir piyasa kaosu başladı. Dürüst, namuslu ve şerefli esnaf, vergiyi ve sigorta primini ödemeyi  bir kutsal görev olarak sayar ama değerli arkadaşlanm, bu görevi yerine getirirken onların içinde  olduğu koşulları, onların ödeme koşullannı dikkate almak zorundayız.  Bu nedenle, süre çok geçmeden, bu esnaf ve sanatkânn daha çok mağdur olmaması için ve kısa  sürede onların piyasa gerçeği ve onların ödeme gerçeği dikkate alınarak yeni bir yapılandırma planı  hazırlanıp bir an önce uygulamaya geçilmelidir değerli arkadaşlanm. Aksi hâlde Anadolu'da 3 kişiye,  5 kişiye ekmek veren insanlan kaybetmek zorunda kalınz.  Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.  Hükümet adına Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım cevap verecektir.  Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  - 1 9 6 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli arkadaşlanm, bu insanlar çok zor bir süreçten geçti ama geçemedi, hâlâ daha üzerlerinde  vergi ve sigorta yükü duruyor, diğer sorunlan devam ettiği gibi, ama Demokles'in kılıcı gibi duru­ yor. Tabii, bu ülkede her vatandaş vergisini... Vergi ödemek kutsal bir görevdir ama bu kutsal gör­ evin yanında, aş vermek, ekmek vermek de en az onun kadar değerlidir.  Değerli arkadaşlanm, bu insanların işlerini daha iyi yürütmeleri için, esnafımızın, küçük sana­ yicimizin işlerinin önünü açmamız için, bu süreçte çok büyük ölçüde mağdur olan bu insanların vergi  ve sigorta borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma yapmak zorundayız.  Değerli arkadaşlarım, " a f demiyorum bakın, dikkatinizi çekerim, "yeniden yapılandırma"  yapmak zorundayız. Daha önce hep yeniden yapılandırma yapıldı ama esnafın ve küçük sanayicinin  gerçeği dışında yapıldı. Yani, bazı esnaf "Her ay öde." dersen yapılandırmayı ödeyemez, bazıları  ancak yaz sezonunda öder, bazıları belli ürünün hasılatından sonra ödeyebilir. Gelin, artık bu sefer  bir elastiki ödeme planı çıkaralım, esnaf ve sanatkâr gerçeğine uygun. O esnaf ve sanatkâr "Ben  borcumu ödeyeceğim, borç benim borcum." diyorsa, gelin "Her ay ödeyin." demeyin bu insanlara;  gelin "Kardeşim, hangi ay, nasıl ödeyebilirsin? Hangi elastiki planla, hangi değişim planıyla ödeyebilirsin?"  deyip bu insanlardan... Önemli olan ödeme değil mi?  Değerli arkadaşlarım, dönün, son on yıla bakın. Yapılan yapılandırma bu şekilde yapıldığı için  yani esnaf gerçeğine, piyasa gerçeğine aykırı yapıldığı için, çoğu yapılandırma ilk ay suya düşmüştür  ve bir sürü insan borcunu ödeyememiştir. Gelin, esnaftan alın. "Arkadaş, borcunu nasıl ödeyebileceksin?  Hangi ay, ne kadar ödeyeceksin, ne kadar sürede ödeyeceksin?" Eğer biz bu gerçeğe gitmezsek,  değerli arkadaşlarım, esnafımızı ve küçük sanayicimizi çok zor günler bekliyor.  Değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanı on beş gün önce şu ifadeyi kullandı: "Esnaf ve  sanayicimizin sosyal güvenlik primlerinin yeniden yapılandınlması çalışmamız var." dedi. Bir şeyi  söylediğin zaman eğer bunun ardı arkası gelmiyorsa o işte sorun başlar ve şu anda Sayın Maliye  Bakanı bunu dedikten sonra ve...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - ...herhangi bir şekilde gerisi gelmediği için,  piyasada esnaf, sanatkâr ve sanayici de bir şekilde "ödeyelim mi? Ödemeyelim mi? Af mı gelecek?"  şeklinde bir piyasa kaosu başladı. Dürüst, namuslu ve şerefli esnaf, vergiyi ve sigorta primini ödemeyi  bir kutsal görev olarak sayar ama değerli arkadaşlanm, bu görevi yerine getirirken onların içinde  olduğu koşulları, onların ödeme koşullannı dikkate almak zorundayız.  Bu nedenle, süre çok geçmeden, bu esnaf ve sanatkânn daha çok mağdur olmaması için ve kısa  sürede onların piyasa gerçeği ve onların ödeme gerçeği dikkate alınarak yeni bir yapılandırma planı  hazırlanıp bir an önce uygulamaya geçilmelidir değerli arkadaşlanm. Aksi hâlde Anadolu'da 3 kişiye,  5 kişiye ekmek veren insanlan kaybetmek zorunda kalınz.  Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.  Hükümet adına Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım cevap verecektir.  Buyurunuz efendim. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  - 1 9 6 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  - 1 9 7 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekilimiz Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun  küçük sanayici ve esnafın vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Vergi ve sosyal güvenlik primi.  ULAŞTIRMA BAKANI BİNALI YILDIRIM (Devamla) - Vergi ve sosyal güvenlik borçlarının  yeniden yapılandırılmasına yönelik gündem dışı konuşma için söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum.  Tabii, vergi borcu, sigorta borcu, kamuya olan diğer borçlarını, zaman zaman ödeme güçlüğü  nedeniyle gerek kamu idareleri, gerek özel sektör, esnafın bu taahhütlerini yerine getirmekte  zorlandıkları bilinen bir gerçektir ancak bu durum krizlerle de doğrudan orantılıdır. Kriz dönemlerinde  iç piyasadaki daralma, talepteki daralma ve buna bağlı etkenlerden dolayı buna benzer sorunlar  yaşanmaktadır. Hatta bireylerin, gerçek kişilerin kredi borçlan için de aynı şey söz konusu olmaktadır.  İşte, bu dönemlerde borçlann ertelenmesi veya affedilmesi veya kamuda "tahkim" diye adlandınlan  borçların mahsup suretiyle silinmesi gibi konular, bir anlamda rahatlatma getirmekle beraber, bir  anlamda da kamuya olan vecibelerini eksiksiz yerine getiren mükelleflerle bu konuda daha gevşek  davrananlar arasında da bir adaletsizliğe sebep olduğu da aynca bir gerçektir.  Bütün bunlara rağmen, Maliye Bakanlığı, 6183 sayılı Amme Alacaklannm Tahsil Usulü Hakkındaki  Kanun hükümlerine göre alacaklannı takip ve tahsil konusunda görevli ve sorumludur. Eğer bu borçlar  vaktinde ödenmezse veya haczin tatbiki veya haczolunmuş mallann paraya çevrilmesi amme borçlusunu  zor duruma düşürecek ise borçlunun yazılı talebi üzerine faizi alınmak suretiyle amme alacağı otuz altı  aya kadar yeniden yapılandırılabilmektedir. Bu çerçevede, Maliye Bakanlığı, borçlannı vaktinde  ödeyemeyen esnaf, sanayici, küçük girişimcilere ödemede kolaylık sağlamak maksadıyla 30 Ekim 2008  tarih 27039 sayılı Resmî Gazete'de yayımladığı Seri:B Genel Tebliği ile 6183 sayılı Amme Alacaklan  Kanunu'nun 48'inci maddesindeki taksitlendirme müessesesinden zor durumda olan mükelleflerin  yararlanmasını sağlamak amacıyla bir düzenleme yapmış, 1 Eylül 2008 tarihi itibanyla da vadesi gelmiş  olduğu hâlde ödenmeyen ve devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip ve tahsil  edilen 2008 yılı gelir ve kazançlan için tahakkuk eden geçici vergi ve bu vergiyle birlikte ödenmesi  gereken damga vergisinden olan amme alacaklan dışındaki tüm alacaklan yüzde 3 tecil faizi ödenmek  suretiyle -yıllık bazda- on sekiz ayda on sekiz eşit taksitte ödenmesine imkân sağlamıştır. Bu çerçevede  yeniden yapılandınlan borçlann tahsilat süresi devam etmektedir.  Teşekkür ederim. Böylece bu konuda bir nebze olsun küçük esnaf ve sanatkârın bu yükümlülüklerini  yerine getirememelerinden doğan sıkıntılan, taksitlendirme suretiyle giderilmiş bulunmaktadır.  Tabii, esnaf ve sanatkânmıza yaptığımız destekler bunlarla sınırlı değildir. Biliyorsunuz Kredi  Garanti Fonu marifetiyle verilen teminat açıklarına yönelik destekler, ayrıca KOBİ'lere sağlanan  KOSGEB destekleri ve muhtelif kalemlerde yapılan destekler de hâlen devam etmektedir.  Teşekkür ederim, saygılar sunanm. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldınm.  Gündem dışı ikinci söz Elâzığ'daki deprem ve sorunlan hakkında söz isteyen Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'na aittir.  Buyurunuz Sayın Serdaroğlu. (MHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 12 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  - 1 9 7 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekilimiz Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun  küçük sanayici ve esnafın vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Vergi ve sosyal güvenlik primi.  ULAŞTIRMA BAKANI BİNALI YILDIRIM (Devamla) - Vergi ve sosyal güvenlik borçlarının  yeniden yapılandırılmasına yönelik gündem dışı konuşma için söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum.  Tabii, vergi borcu, sigorta borcu, kamuya olan diğer borçlarını, zaman zaman ödeme güçlüğü  nedeniyle gerek kamu idareleri, gerek özel sektör, esnafın bu taahhütlerini yerine getirmekte  zorlandıkları bilinen bir gerçektir ancak bu durum krizlerle de doğrudan orantılıdır. Kriz dönemlerinde  iç piyasadaki daralma, talepteki daralma ve buna bağlı etkenlerden dolayı buna benzer sorunlar  yaşanmaktadır. Hatta bireylerin, gerçek kişilerin kredi borçlan için de aynı şey söz konusu olmaktadır.  İşte, bu dönemlerde borçlann ertelenmesi veya affedilmesi veya kamuda "tahkim" diye adlandınlan  borçların mahsup suretiyle silinmesi gibi konular, bir anlamda rahatlatma getirmekle beraber, bir  anlamda da kamuya olan vecibelerini eksiksiz yerine getiren mükelleflerle bu konuda daha gevşek  davrananlar arasında da bir adaletsizliğe sebep olduğu da aynca bir gerçektir.  Bütün bunlara rağmen, Maliye Bakanlığı, 6183 sayılı Amme Alacaklannm Tahsil Usulü Hakkındaki  Kanun hükümlerine göre alacaklannı takip ve tahsil konusunda görevli ve sorumludur. Eğer bu borçlar  vaktinde ödenmezse veya haczin tatbiki veya haczolunmuş mallann paraya çevrilmesi amme borçlusunu  zor duruma düşürecek ise borçlunun yazılı talebi üzerine faizi alınmak suretiyle amme alacağı otuz altı  aya kadar yeniden yapılandırılabilmektedir. Bu çerçevede, Maliye Bakanlığı, borçlannı vaktinde  ödeyemeyen esnaf, sanayici, küçük girişimcilere ödemede kolaylık sağlamak maksadıyla 30 Ekim 2008  tarih 27039 sayılı Resmî Gazete'de yayımladığı Seri:B Genel Tebliği ile 6183 sayılı Amme Alacaklan  Kanunu'nun 48'inci maddesindeki taksitlendirme müessesesinden zor durumda olan mükelleflerin  yararlanmasını sağlamak amacıyla bir düzenleme yapmış, 1 Eylül 2008 tarihi itibanyla da vadesi gelmiş  olduğu hâlde ödenmeyen ve devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip ve tahsil  edilen 2008 yılı gelir ve kazançlan için tahakkuk eden geçici vergi ve bu vergiyle birlikte ödenmesi  gereken damga vergisinden olan amme alacaklan dışındaki tüm alacaklan yüzde 3 tecil faizi ödenmek  suretiyle -yıllık bazda- on sekiz ayda on sekiz eşit taksitte ödenmesine imkân sağlamıştır. Bu çerçevede  yeniden yapılandınlan borçlann tahsilat süresi devam etmektedir.  Teşekkür ederim. Böylece bu konuda bir nebze olsun küçük esnaf ve sanatkârın bu yükümlülüklerini  yerine getirememelerinden doğan sıkıntılan, taksitlendirme suretiyle giderilmiş bulunmaktadır.  Tabii, esnaf ve sanatkânmıza yaptığımız destekler bunlarla sınırlı değildir. Biliyorsunuz Kredi  Garanti Fonu marifetiyle verilen teminat açıklarına yönelik destekler, ayrıca KOBİ'lere sağlanan  KOSGEB destekleri ve muhtelif kalemlerde yapılan destekler de hâlen devam etmektedir.  Teşekkür ederim, saygılar sunanm. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldınm.  Gündem dışı ikinci söz Elâzığ'daki deprem ve sorunlan hakkında söz isteyen Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'na aittir.  Buyurunuz Sayın Serdaroğlu. (MHP sıralarından alkışlar)  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 9 8 - 2. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu 'nun, Elâzığ 'daki depreme ve depremin meydana  getirdiği sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Teşekkür ederim.  Değerli Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Elâzığ depremi vesilesiyle düşüncelerimi sizlerle  paylaşmak üzere gündem dışı söz aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.  Öncelikle, depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet ve tüm halkımıza baş­ sağlığı diliyorum.  2 dedemin de şehit olduğu 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümünde tüm şehitlerimizi  minnetle anıyorum.  Mehmet Akif in şu mısralarıyla duygularımı özetlemek istiyorum:  "Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana,  Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana."  Değerli milletvekilleri, hemen belirtmeliyim ki deprem sonrasında yaşanan, yetkililerin neden  olduğu trajikomik vakalar, ne olayın ciddiyetiyle ne devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığı gibi, bu halka  reva da değildir. Ölü sayısının bile belirlenememesi kelimenin tam anlamıyla bir skandaldir. 41 tane  cenazeyi sayamayan bir irade koskoca bir devleti nasıl yönetir? Şu ufacık depremde bile ölüsünü  sayamayan bir iktidarın dirisine faydası ne olur diye de insan düşünmeden geçemiyor.  Değerli milletvekilleri, iktidann beceriksizliklerini hangi örneklerle açıklayacağımızı şaşırmaktayız  ancak Elâzığ Valisinin depreme müdahale konusunda gösterdiği beceriksizliğe ne demeli? Bu, "one  minute"sever Vali, kırk beş haneli Köklüce köyüne ilk iki gün boyunca yetkili ve yardım gönderemezken  depremden üç gün sonra Sayın Başbakanın geçeceği yollara asfalt dökerek bu beceriksizliğini örtbas  etmekle meşguldü. Bu da gösteriyor ki AKP İktidarı ve onun bürokrasisi, üç köyün deprem enkazının  altında ezilmiştir. Göçük altında kalan aslında iktidar ve zihniyeti olmuştur. Elâzığ kırsalında  gerçekleşen depremde üç köyün enkazının altında kalan iktidarın İstanbul gibi büyükşehirlerimizde  deprem yaşanması durumunda düşeceği aczi vann siz düşünün.  Değerli milletvekilleri, başta büyükşehir olmak üzere İstanbul'da belediyelerin büyük bir bölümüne  sahip olan iktidar, 2002'den bu yana İstanbul depremi için bir önlem alamadı. İstanbul'da olası bir  depremde 100 binlerin hayatını kaybedeceği, farklı bölgelerde her 3 binadan l'inin yıkılacağı ifade  edilirken iktidar ve İstanbul'daki yerel yönetimleri -hadi on altı demeyeyim ama- sekiz yıldır yan gelip  yatıyorlar. 1994'ten bu yana on altı yıldır İstanbul'u yöneten iktidar ve mensuplan asayişiyle, ulaşımıyla,  deprem riski ve benzerleriyle İstanbul'u yaşanabilir şehir olmaktan maalesef çıkartmıştır. Olası  depremde hayatını kaybedecek insanlann vebalini, günahını nasıl çekeceksiniz? Hesabı adaletin önünde  de mutlaka vereceksiniz. İktidar, olası bir İstanbul depremi için önlemlerini şimdiden süratle almalıdır.  Değerli milletvekilleri, AKP Hükümetinin bir depreme nasıl müdahale edileceğini öğrenebilmesi  için bugünkü depremden yüzlerce kat daha fazla yıkıma neden olan 99 Marmara depremine dönemin  koalisyon Hükümetinin nasıl müdahale ettiğine lütfen bakmalıdır ve bundan ders almalıdır. Asrın  depremi olarak bilinen ve şehirlerin yerle bir olduğu 99 yılı Marmara depreminde her türlü iletişim,  ulaşımın kesildiği, hangi enkaza müdahale edileceğinin bile şaşıldığı bir büyük deprem yaşanmıştır.  Buna rağmen, dönemin Hükümeti ve Bayındırlık Bakanlığı tarih belirleyip taahhüde girerek kısa  sürede binlerce insanımızı çadırlara ve prefabrik konutlara yerleştirmişlerdir ve büyük bir destan  yazmışlardır. O gün 165 bin cadın on beş gün içinde, 44 bin prefabrik konutu üç ay içinde kurup  insanları içine yerleştirirken, bugün AKP İktidarı 4 cadın kırsalda kurmayı maalesef becerememiştir.
Sayfa 13 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 9 8 - 2. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu 'nun, Elâzığ 'daki depreme ve depremin meydana  getirdiği sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Teşekkür ederim.  Değerli Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Elâzığ depremi vesilesiyle düşüncelerimi sizlerle  paylaşmak üzere gündem dışı söz aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.  Öncelikle, depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet ve tüm halkımıza baş­ sağlığı diliyorum.  2 dedemin de şehit olduğu 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümünde tüm şehitlerimizi  minnetle anıyorum.  Mehmet Akif in şu mısralarıyla duygularımı özetlemek istiyorum:  "Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana,  Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana."  Değerli milletvekilleri, hemen belirtmeliyim ki deprem sonrasında yaşanan, yetkililerin neden  olduğu trajikomik vakalar, ne olayın ciddiyetiyle ne devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığı gibi, bu halka  reva da değildir. Ölü sayısının bile belirlenememesi kelimenin tam anlamıyla bir skandaldir. 41 tane  cenazeyi sayamayan bir irade koskoca bir devleti nasıl yönetir? Şu ufacık depremde bile ölüsünü  sayamayan bir iktidarın dirisine faydası ne olur diye de insan düşünmeden geçemiyor.  Değerli milletvekilleri, iktidann beceriksizliklerini hangi örneklerle açıklayacağımızı şaşırmaktayız  ancak Elâzığ Valisinin depreme müdahale konusunda gösterdiği beceriksizliğe ne demeli? Bu, "one  minute"sever Vali, kırk beş haneli Köklüce köyüne ilk iki gün boyunca yetkili ve yardım gönderemezken  depremden üç gün sonra Sayın Başbakanın geçeceği yollara asfalt dökerek bu beceriksizliğini örtbas  etmekle meşguldü. Bu da gösteriyor ki AKP İktidarı ve onun bürokrasisi, üç köyün deprem enkazının  altında ezilmiştir. Göçük altında kalan aslında iktidar ve zihniyeti olmuştur. Elâzığ kırsalında  gerçekleşen depremde üç köyün enkazının altında kalan iktidarın İstanbul gibi büyükşehirlerimizde  deprem yaşanması durumunda düşeceği aczi vann siz düşünün.  Değerli milletvekilleri, başta büyükşehir olmak üzere İstanbul'da belediyelerin büyük bir bölümüne  sahip olan iktidar, 2002'den bu yana İstanbul depremi için bir önlem alamadı. İstanbul'da olası bir  depremde 100 binlerin hayatını kaybedeceği, farklı bölgelerde her 3 binadan l'inin yıkılacağı ifade  edilirken iktidar ve İstanbul'daki yerel yönetimleri -hadi on altı demeyeyim ama- sekiz yıldır yan gelip  yatıyorlar. 1994'ten bu yana on altı yıldır İstanbul'u yöneten iktidar ve mensuplan asayişiyle, ulaşımıyla,  deprem riski ve benzerleriyle İstanbul'u yaşanabilir şehir olmaktan maalesef çıkartmıştır. Olası  depremde hayatını kaybedecek insanlann vebalini, günahını nasıl çekeceksiniz? Hesabı adaletin önünde  de mutlaka vereceksiniz. İktidar, olası bir İstanbul depremi için önlemlerini şimdiden süratle almalıdır.  Değerli milletvekilleri, AKP Hükümetinin bir depreme nasıl müdahale edileceğini öğrenebilmesi  için bugünkü depremden yüzlerce kat daha fazla yıkıma neden olan 99 Marmara depremine dönemin  koalisyon Hükümetinin nasıl müdahale ettiğine lütfen bakmalıdır ve bundan ders almalıdır. Asrın  depremi olarak bilinen ve şehirlerin yerle bir olduğu 99 yılı Marmara depreminde her türlü iletişim,  ulaşımın kesildiği, hangi enkaza müdahale edileceğinin bile şaşıldığı bir büyük deprem yaşanmıştır.  Buna rağmen, dönemin Hükümeti ve Bayındırlık Bakanlığı tarih belirleyip taahhüde girerek kısa  sürede binlerce insanımızı çadırlara ve prefabrik konutlara yerleştirmişlerdir ve büyük bir destan  yazmışlardır. O gün 165 bin cadın on beş gün içinde, 44 bin prefabrik konutu üç ay içinde kurup  insanları içine yerleştirirken, bugün AKP İktidarı 4 cadın kırsalda kurmayı maalesef becerememiştir.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  - 1 9 9 - Yine, o dönem, dünyada ilk defa 60 bin kalıcı konut bir yıl içinde tamamlanarak sahiplerine tes­ lim edilmiştir.  Değerli milletvekilleri, 99 depreminden sonra, iletişimden şans oyunlarına kadar, on bir yıldır  vatandaşımız deprem vergisi ödedi ve ödemeye de devam ediyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) - Bugüne kadar 30 katrilyon lira para toplanmıştır bu  fonda. Bu paralar nereye harcandı, kalan para nerede? Bunu kimse maalesef bilmiyor. Büyük  ihtimalle deprem vergilerini delik bütçelerinize yama yaptığınız konuşuluyor.  Ey, cefakâr Türk milleti, sen on bir yıldır deprem vergisi ödüyorsun, ödediğin 30 katrilyon lira  maalesef ortada yok.  Bu parayı buhar eden AKP maalesef hâlâ iktidarda diyor, hepinize bir kez daha saygılar  sunuyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Serdaroğlu.  Gündem dışı üçüncü söz, açlık, işsizlik ve demokrasi hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili  Ali Rıza Öztürk'e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Öztürk.  3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, demokrasinin geliştirilmesinin işsizlik ve açlığın  giderilmesinin üzerindeki etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç 'ın cevabı  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizlik, açlık ve  demokrasi üzerine gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Konuşmama başlamadan önce, Çanakkale Zaferi'mizin 95'inci yıl dönümünü Cumhuriyet Halk  Partisi olarak saygıyla kutluyoruz, ölen şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.  Değerli milletvekilleri, demokrasi ile açlık ve işsizliğin ne bağlantısı var, bu da nereden çıktı?  Demokrasi ile işsizlik, açlık, yokluk ve yoksulluk bir bütündür. Demokrasi mücadelesi, aynı zamanda  işsizlik, açlık, yokluk ve yoksullukla mücadeleyi de beraberinde getirir çünkü demokrasiyi savunmak  demek, hakkı ve hukuku savunmak demektir. Hak ve hukuk savunulmadan demokrasinin gerçekleştirilmesi  mümkün değildir. İnsanlan aç olmayan, insanlannın gerçekten geçim derdi, yaşama derdi olmayan, sırtlan  giyinik olan toplumlar ile gerçekten çöplükten ekmek toplayan memuru olan, emeklisi olan bir ülkenin  demokrasi seviyesi aynı değildir. Demokrasi seviyesinin yükselebilmesi için insanlann gelirlerinin yüksek,  gelecek kaygısından uzak, gerçekten özgür ve mutlu bir şekilde yaşamalan gerekir. Aç insanın özgürlüğü  olmaz. Aç insanın demokrasi anlayışıyla gerçekten mutlu insanın demokrasi anlayışı arasında fark vardır.  Fransa'nın Champs Elysees'sinde gezen bir Fransız yurttaşı ile İspanya'da yaşayan bir yurttaşın demokrasi  anlayışı, yine Türkiye'de yaşayan bir insanın demokrasi anlayışı, hatta Afrika ülkelerinde yaşayan  insanlann demokrasi anlayışlan ve demokrasi seviyeleri farklı farklıdır.  Demokrasiyi gerçekten geliştirmek istiyorsak öncelikle millî geliri artırmamız lazım, toplumun  refah düzeyini yükseltmemiz lazım ve millî gelir dağılımındaki adaletsizliği önlememiz lazım;  insanların evlerine yiyecek, içecek götürebilecekleri bir gelir elde etmelerini sağlayacak bir iş  bulmamız lazım; işsizlikle mücadele etmemiz lazım, açlıkla mücadele etmemiz lazım, yoklukla ve  yoksullukla mücadele etmemiz lazım çünkü bu kavramlar gerçekten demokrasi ve hukuku zaafa  uğratan kavramlardır.
Sayfa 14 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  - 1 9 9 - Yine, o dönem, dünyada ilk defa 60 bin kalıcı konut bir yıl içinde tamamlanarak sahiplerine tes­ lim edilmiştir.  Değerli milletvekilleri, 99 depreminden sonra, iletişimden şans oyunlarına kadar, on bir yıldır  vatandaşımız deprem vergisi ödedi ve ödemeye de devam ediyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) - Bugüne kadar 30 katrilyon lira para toplanmıştır bu  fonda. Bu paralar nereye harcandı, kalan para nerede? Bunu kimse maalesef bilmiyor. Büyük  ihtimalle deprem vergilerini delik bütçelerinize yama yaptığınız konuşuluyor.  Ey, cefakâr Türk milleti, sen on bir yıldır deprem vergisi ödüyorsun, ödediğin 30 katrilyon lira  maalesef ortada yok.  Bu parayı buhar eden AKP maalesef hâlâ iktidarda diyor, hepinize bir kez daha saygılar  sunuyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Serdaroğlu.  Gündem dışı üçüncü söz, açlık, işsizlik ve demokrasi hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili  Ali Rıza Öztürk'e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Öztürk.  3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, demokrasinin geliştirilmesinin işsizlik ve açlığın  giderilmesinin üzerindeki etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç 'ın cevabı  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizlik, açlık ve  demokrasi üzerine gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Konuşmama başlamadan önce, Çanakkale Zaferi'mizin 95'inci yıl dönümünü Cumhuriyet Halk  Partisi olarak saygıyla kutluyoruz, ölen şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.  Değerli milletvekilleri, demokrasi ile açlık ve işsizliğin ne bağlantısı var, bu da nereden çıktı?  Demokrasi ile işsizlik, açlık, yokluk ve yoksulluk bir bütündür. Demokrasi mücadelesi, aynı zamanda  işsizlik, açlık, yokluk ve yoksullukla mücadeleyi de beraberinde getirir çünkü demokrasiyi savunmak  demek, hakkı ve hukuku savunmak demektir. Hak ve hukuk savunulmadan demokrasinin gerçekleştirilmesi  mümkün değildir. İnsanlan aç olmayan, insanlannın gerçekten geçim derdi, yaşama derdi olmayan, sırtlan  giyinik olan toplumlar ile gerçekten çöplükten ekmek toplayan memuru olan, emeklisi olan bir ülkenin  demokrasi seviyesi aynı değildir. Demokrasi seviyesinin yükselebilmesi için insanlann gelirlerinin yüksek,  gelecek kaygısından uzak, gerçekten özgür ve mutlu bir şekilde yaşamalan gerekir. Aç insanın özgürlüğü  olmaz. Aç insanın demokrasi anlayışıyla gerçekten mutlu insanın demokrasi anlayışı arasında fark vardır.  Fransa'nın Champs Elysees'sinde gezen bir Fransız yurttaşı ile İspanya'da yaşayan bir yurttaşın demokrasi  anlayışı, yine Türkiye'de yaşayan bir insanın demokrasi anlayışı, hatta Afrika ülkelerinde yaşayan  insanlann demokrasi anlayışlan ve demokrasi seviyeleri farklı farklıdır.  Demokrasiyi gerçekten geliştirmek istiyorsak öncelikle millî geliri artırmamız lazım, toplumun  refah düzeyini yükseltmemiz lazım ve millî gelir dağılımındaki adaletsizliği önlememiz lazım;  insanların evlerine yiyecek, içecek götürebilecekleri bir gelir elde etmelerini sağlayacak bir iş  bulmamız lazım; işsizlikle mücadele etmemiz lazım, açlıkla mücadele etmemiz lazım, yoklukla ve  yoksullukla mücadele etmemiz lazım çünkü bu kavramlar gerçekten demokrasi ve hukuku zaafa  uğratan kavramlardır.  TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 0 : 1  Değerli arkadaşlarım, bu çerçevede, Türkiye'deki tabloya baktığımız zaman işsizlik oranı yüzde  16'lara gitmiş. Memurlara verilen zam sadece ocak ve şubat ayındaki enflasyon ile eriyip götürülmüş.  Türkiye, gerçekten, dünyada İspanya'dan sonra işsizlik oranı bakımından 2'nci sırada. Çalışabilir  her 4 gençten 1 tanesi işsiz. Asgari ücret açlık sınırının altında. Yani, bir insanın yaşaması için, 2  çocuklu bir ailenin, 4 kişilik bir ailenin yaşaması için, sadece yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu  olan gıda harcamalarını karşılayabilecek zorunlu asgari geçim rakamının çok altında asgari ücret.  Yine, çalışmaya hazır iş gücünün yansı asgari ücretin altında çalışmaya hazır. Yine, Türkiye'de  çalışan insanların yüzde 45'i kayıt dışı olarak çalıştınlmakta. Yine, işsizlerin yüzde 45'e, 50'ye varan  oranı asgari ücretin altında çalışmaya hazır.  Yine, Türkiye, yatırım yapılabilir ülkeler arasında dünyada 160 ülkeden 124'üncü sırada.  Türkiye'de insan haklan ihlali ise, insan haklanna baktığımız zaman, bugün yayınlanan haberlerde,  en çok hak ihlal edilen ülke, dünyada 2'nci sırada Türkiye, 1 'inci sırada Rusya.  Yine, adil yargılanma hakkının en fazla ihlal edildiği ülke bakımından Türkiye birinci sırada.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosyaların yüzde 10'dan fazlası Türkiye'ye ait. Avrupa İnsan  Haklan Mahkemesinde verilen ihlal kararlannın yüzde 18'den fazlası Türkiye'ye ait. Türkiye, Rusya,  Ukrayna ve Romanya gibi ülkelerle hak ihlalleri bakımından aynı seviyede.  Türkiye'de hukuksuzluk, adaletsizlik ve keyfîlik almış başını gidiyor ve her konuda olağan bir  yönetim biçimi, egemen bir yönetim anlayışı hâline gelmiştir.  Türkiye'deki bu haksızlıkların, hukuksuzlukların çok olmasına baktığımız zaman, hak  ihlallerinin neden bu kadar çok olduğuna baktığımız zaman, bunun temeline bakmak lazım. Çünkü  hukuk, demokrasi kavranılan aslında bir toplumda üst kurum kavramlandır. Toplumun alt kurumu  ekonomik temelleridir. Eğer bu ülkede gerçekten insanların çalışabileceği bir işi yok ise, gerçekten  akşam evine gider iken yiyecek ekmeğin parasını elde edebilecek bir iş sahibi değilse, gerçekten bu  ülkenin emekli memurlan ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyorsa, pazar yerlerinden pazar artıklannı  toplamak zorunda kalıyorsa siz bu ülkede soyut demokrasi ve hukuk mücadelesinden  bahsedemezsiniz. Mücadelelerin somut içeriği olması lazım. Eğer gerçekten biz ülkemizde demokrasi  açığını kapatmak istiyor isek...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - ...demokrasinin gelişmişlik düzeyini gerçekten yükseltmek  istiyorsak, öncelikle toplumun refah düzeyini artırmamız lazım, toplumun gelir düzeyini yükseltmemiz  lazım ve fertlerin millî gelirden aldıkları pay oranlannın artınlması lazım.  Her kötülüğün belası, anası işsizliktir. İşsizlik, sadece maddi bakımdan değil, aynı zamanda  moral değerleri bakımından da bir insanı yiyip, bitirip, tüketen bir olgudur. İşsiz insanın ruh hâlini  düşündüğümüzde, bu insanın her türlü suçu işlemeye müsait olduğunu da unutmamamız gerekir.  O nedenle, gerçekten bu ülkede demokrasi, hak ve hukuk mücadelesi vermek istiyor isek  öncelikle, insanlanmızın geçinebilecekleri, insan onuruna yakışır bir yaşam düzeyi sağlamamız lazım.  Bu da işsizliğe, yokluğa, yoksulluğa ve yolsuzluğa karşı mücadele etmeyi gerektiren bir anlayıştır  diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Sayın Coşkun, sisteme girmişsiniz, ne için acaba?  OSMAN COŞKUN (Yozgat) - Çanakkale Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla...  BAŞKAN - Buyurunuz efendim.  - 2 0 0 -
Sayfa 15 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 0 : 1  Değerli arkadaşlarım, bu çerçevede, Türkiye'deki tabloya baktığımız zaman işsizlik oranı yüzde  16'lara gitmiş. Memurlara verilen zam sadece ocak ve şubat ayındaki enflasyon ile eriyip götürülmüş.  Türkiye, gerçekten, dünyada İspanya'dan sonra işsizlik oranı bakımından 2'nci sırada. Çalışabilir  her 4 gençten 1 tanesi işsiz. Asgari ücret açlık sınırının altında. Yani, bir insanın yaşaması için, 2  çocuklu bir ailenin, 4 kişilik bir ailenin yaşaması için, sadece yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu  olan gıda harcamalarını karşılayabilecek zorunlu asgari geçim rakamının çok altında asgari ücret.  Yine, çalışmaya hazır iş gücünün yansı asgari ücretin altında çalışmaya hazır. Yine, Türkiye'de  çalışan insanların yüzde 45'i kayıt dışı olarak çalıştınlmakta. Yine, işsizlerin yüzde 45'e, 50'ye varan  oranı asgari ücretin altında çalışmaya hazır.  Yine, Türkiye, yatırım yapılabilir ülkeler arasında dünyada 160 ülkeden 124'üncü sırada.  Türkiye'de insan haklan ihlali ise, insan haklanna baktığımız zaman, bugün yayınlanan haberlerde,  en çok hak ihlal edilen ülke, dünyada 2'nci sırada Türkiye, 1 'inci sırada Rusya.  Yine, adil yargılanma hakkının en fazla ihlal edildiği ülke bakımından Türkiye birinci sırada.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosyaların yüzde 10'dan fazlası Türkiye'ye ait. Avrupa İnsan  Haklan Mahkemesinde verilen ihlal kararlannın yüzde 18'den fazlası Türkiye'ye ait. Türkiye, Rusya,  Ukrayna ve Romanya gibi ülkelerle hak ihlalleri bakımından aynı seviyede.  Türkiye'de hukuksuzluk, adaletsizlik ve keyfîlik almış başını gidiyor ve her konuda olağan bir  yönetim biçimi, egemen bir yönetim anlayışı hâline gelmiştir.  Türkiye'deki bu haksızlıkların, hukuksuzlukların çok olmasına baktığımız zaman, hak  ihlallerinin neden bu kadar çok olduğuna baktığımız zaman, bunun temeline bakmak lazım. Çünkü  hukuk, demokrasi kavranılan aslında bir toplumda üst kurum kavramlandır. Toplumun alt kurumu  ekonomik temelleridir. Eğer bu ülkede gerçekten insanların çalışabileceği bir işi yok ise, gerçekten  akşam evine gider iken yiyecek ekmeğin parasını elde edebilecek bir iş sahibi değilse, gerçekten bu  ülkenin emekli memurlan ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyorsa, pazar yerlerinden pazar artıklannı  toplamak zorunda kalıyorsa siz bu ülkede soyut demokrasi ve hukuk mücadelesinden  bahsedemezsiniz. Mücadelelerin somut içeriği olması lazım. Eğer gerçekten biz ülkemizde demokrasi  açığını kapatmak istiyor isek...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - ...demokrasinin gelişmişlik düzeyini gerçekten yükseltmek  istiyorsak, öncelikle toplumun refah düzeyini artırmamız lazım, toplumun gelir düzeyini yükseltmemiz  lazım ve fertlerin millî gelirden aldıkları pay oranlannın artınlması lazım.  Her kötülüğün belası, anası işsizliktir. İşsizlik, sadece maddi bakımdan değil, aynı zamanda  moral değerleri bakımından da bir insanı yiyip, bitirip, tüketen bir olgudur. İşsiz insanın ruh hâlini  düşündüğümüzde, bu insanın her türlü suçu işlemeye müsait olduğunu da unutmamamız gerekir.  O nedenle, gerçekten bu ülkede demokrasi, hak ve hukuk mücadelesi vermek istiyor isek  öncelikle, insanlanmızın geçinebilecekleri, insan onuruna yakışır bir yaşam düzeyi sağlamamız lazım.  Bu da işsizliğe, yokluğa, yoksulluğa ve yolsuzluğa karşı mücadele etmeyi gerektiren bir anlayıştır  diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Sayın Coşkun, sisteme girmişsiniz, ne için acaba?  OSMAN COŞKUN (Yozgat) - Çanakkale Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla...  BAŞKAN - Buyurunuz efendim.  - 2 0 0 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 1 - IV.- AÇIKLAMALAR  /.- Yozgat Milletvekili Osman Coşkun'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi 'nin 95 'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı  OSMAN COŞKUN (Yozgat) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Bugün, bildiğiniz gibi, 18 Mart Çanakkale Şehitlerimizi Anma Günü. Ben bu vesileyle, tarihin  en büyük destanını yazan ecdadımıza, tüm şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve şükranlarımı  sunuyorum, hepsini rahmetle anıyorum. Bu vesileyle, tüm ahirete intikal eden yakınlarımızı da  rahmetle anıyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Coşkun.  Gündem dışı son iki konuşmaya cevap vermek üzere Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,  Hükümet adına söz talebinde bulunmuştur.  Buyurunuz Sayın Arınç. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  IIL- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu 'nun, Elâzığ 'daki depreme ve depremin meydana  getirdiği sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı (Devam)  3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Oztürk'ün, demokrasinin geliştirilmesinin işsizlik ve açlığın  giderilmesinin üzerindeki etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç 'ın cevabı (Devam)  IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)  /.- Yozgat Milletvekili Osman Coşkun 'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi 'nin 95 'inciyıl dönümüne ilişkin açıklaması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı (Devam)  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın  Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Gündem dışı üç konuşmacı arkadaşımıza çok teşekkür ederim. Sayın Aslanoğlu, esnaf, küçük  sanayiciler ve bunlarla ilişkili sorunlar; Sayın Serdaroğlu, Elâzığ depremi ve sorunlan; Sayın Öztürk  de açlık, işsizlik ve demokrasi konulannda konuşmalar yaptılar.  Özellikle Sayın Serdaroğlu ve Sayın Öztürk'e ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü ben bugün  nöbetçi bakan olarak burada bulunuyorum, gündem dışı konuşmalarda, hangi arkadaşımız hangi  konularda konuşma yapacak diye incelediğimde bu konuları gördüm. Aslında, biraz önce bir  arkadaşımız da yerinden konuşma yaptılar. Bugün Çanakkale Zaferi'mizin 95'inci yıl dönümü. Bunu  büyük bir coşku ve heyecanla kutluyoruz. Böyle özel günlerde, yazılı bir kural olmasa bile  milletvekili arkadaşlanmızdan mutlaka bu konu üzerinde söz alan olur ve coşkumuzu dile getirir.  Konulara baktığım zaman bunu görememiştim ama inanıyorum ki her arkadaşımızın gönlünde  Çanakkale Zaferi'mizin 95'inci yıl dönümü ve buna ilişkin duygu ve düşüncelerimiz yatmaktadır.  Sayın Aslanoğlu da şüphesiz bunun dışında değil. Ben, konuşmalanmı...
Sayfa 16 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 1 - IV.- AÇIKLAMALAR  /.- Yozgat Milletvekili Osman Coşkun'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi 'nin 95 'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı  OSMAN COŞKUN (Yozgat) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Bugün, bildiğiniz gibi, 18 Mart Çanakkale Şehitlerimizi Anma Günü. Ben bu vesileyle, tarihin  en büyük destanını yazan ecdadımıza, tüm şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve şükranlarımı  sunuyorum, hepsini rahmetle anıyorum. Bu vesileyle, tüm ahirete intikal eden yakınlarımızı da  rahmetle anıyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Coşkun.  Gündem dışı son iki konuşmaya cevap vermek üzere Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,  Hükümet adına söz talebinde bulunmuştur.  Buyurunuz Sayın Arınç. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  IIL- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu 'nun, Elâzığ 'daki depreme ve depremin meydana  getirdiği sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı (Devam)  3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Oztürk'ün, demokrasinin geliştirilmesinin işsizlik ve açlığın  giderilmesinin üzerindeki etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç 'ın cevabı (Devam)  IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)  /.- Yozgat Milletvekili Osman Coşkun 'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi 'nin 95 'inciyıl dönümüne ilişkin açıklaması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç 'ın cevabı (Devam)  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Sayın  Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Gündem dışı üç konuşmacı arkadaşımıza çok teşekkür ederim. Sayın Aslanoğlu, esnaf, küçük  sanayiciler ve bunlarla ilişkili sorunlar; Sayın Serdaroğlu, Elâzığ depremi ve sorunlan; Sayın Öztürk  de açlık, işsizlik ve demokrasi konulannda konuşmalar yaptılar.  Özellikle Sayın Serdaroğlu ve Sayın Öztürk'e ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü ben bugün  nöbetçi bakan olarak burada bulunuyorum, gündem dışı konuşmalarda, hangi arkadaşımız hangi  konularda konuşma yapacak diye incelediğimde bu konuları gördüm. Aslında, biraz önce bir  arkadaşımız da yerinden konuşma yaptılar. Bugün Çanakkale Zaferi'mizin 95'inci yıl dönümü. Bunu  büyük bir coşku ve heyecanla kutluyoruz. Böyle özel günlerde, yazılı bir kural olmasa bile  milletvekili arkadaşlanmızdan mutlaka bu konu üzerinde söz alan olur ve coşkumuzu dile getirir.  Konulara baktığım zaman bunu görememiştim ama inanıyorum ki her arkadaşımızın gönlünde  Çanakkale Zaferi'mizin 95'inci yıl dönümü ve buna ilişkin duygu ve düşüncelerimiz yatmaktadır.  Sayın Aslanoğlu da şüphesiz bunun dışında değil. Ben, konuşmalanmı...  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 2 - FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, dün konuştuk bunlan Sayın Bakanım,  Çanakkale Zaferi'ni dün konuştuk.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - İyi oldu,  çünkü bugün 18 Martın kendisi, törenler bugün yapılıyor, biz de tekrar burada konuşmuş olalım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 20 arkadaşımız da bugün orada Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Sayın  Aslanoğlu, eksik olmayın.  Dün, depremle ilgili konuda Sayın Çetinkaya'nın gündem dışı konuşmasına Sayın Bakanımız  cevap vermişlerdi ama konu önemli olduğu için Sayın Serdaroğlu bugün yine aynı konuda konuşma  yapıyor. Yani ben, bir kınama, bir serzeniş, bir dargınlık işareti olarak değil, ama 8 Mart Dünya  Kadınlar Günü'nde bu konunun konuşulduğu, filan ilimizin kurtuluş törenlerinde mutlaka o ilimizden  bir milletvekili arkadaşımızın hissiyatlannı dile getirdiği bir Mecliste isterdim ki başlı başına 18 Mart  Çanakkale Zaferi'mizle ilgili bir konuşma yapılabilsin. Arkadaşlanmız hem konularına girdiler hem  de bu konuyu dile getirdiler. Ben, onlara teşekkür babında bu ifadeleri yöneltmek istiyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sizin de üyeleriniz var, onlar yapsaydı.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Depremle ilgili...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sizin üyeleriniz yapsaydı...  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Bu,  tartışılacak bir şey değil. Ben, lütfen, yani konuşma özgürlüğümde de buna herhalde imkânım var diye  düşünüyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Ama suçluyorsunuz.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Ayrıca,  konuyu gündeme getiren arkadaşlanma da teşekkür ettim Sayın Hüseyin Bey.  Değerli arkadaşlar, depremle ilgili Sayın Serdaroğlu'nun dile getirdiği konular, üzerinde  durulması gerekli konulardır. Dün de, özellikle bu konuyla doğrudan ilgili Sayın Bakanımız, depremle  ilgili hem gözlemlerini hem de sayısal biçimde verileri ortaya koydu. Şüphesiz, bununla ilgili yaraları  sarmak, halkımızın karşılaştığı bu elim olay karşısında Hükümet olarak, Parlamento olarak neler  yapabileceğimiz konusunda incelemeler, araştırmalar ve bunu yerine getirecek eylemler yapmalıyız.  Parlamentoda ben biliyorum ki geçmiş dönemlerden bugüne deprem ve sonuçlarıyla ilgili veya olası  bir deprem karşısında yapılması gerekli neler var diye araştırma komisyonları kuruldu ve çok önemli  çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalar rapor hâline getirildi, Genel Kurulda tartışıldı ve maalesef raflara  konuldu çünkü araştırma komisyonlanmızın hazırladığı raporlar icrai nitelikte değil. Bunlan mutlaka  ilgili kurumların takip etmesi, Parlamentonun da bu araştırma komisyonu raporlarının nasıl takip  edildiği konusunda zaman zaman bilgilendirilmesi gerekli. Bu bir İç Tüzük değişikliğine bağlı.  Araştırma komisyonlarına çok emek veriyoruz, pek çok arkadaşımız bu konuda özveriyle  çalışıyor, Meclisimiz bu konu üzerinde hassasiyetini gösteriyor ama yapılan incelemelerin, çalışmalann  nasıl bir fonksiyona kavuşacağı konusunda çok fazla ümitli olamıyoruz.  Tabii, 99'da binlerce insanımızın vefatı, yüz milyarlarca liralık kayıplarımızın karşısında büyük  acı yaşamıştık. O gün karşılaştığımız üzüntülerden bir tanesi de ya ulaşım imkânlarının yeterli  olmaması veya bir ihmal sebebiyle -ben o zaman Parlamentodaydım- biz bu depremi ancak akşama  doğru haber alabilmiştik, yani yanm günlük bir gecikmeyle depremin olduğunu biz ancak duyabilmiştik.  Burada kimin kusuru vardı, hatası vardı, bunlar hep tartışılır ama deprem ve sonrası, zaman zaman  siyasette hep tartışmalı oldu. Buna rağmen o hükümetlerin de, ondan sonra gelen hükümetlerin de bu  depremin yaralannı sarma konusunda yaptığı çalışmalan her zaman takdirle karşılıyoruz; eksikler varsa  bunlan eleştirmek ve takip etmek gerektiğine de inanıyoruz.
Sayfa 17 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 2 - FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, dün konuştuk bunlan Sayın Bakanım,  Çanakkale Zaferi'ni dün konuştuk.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - İyi oldu,  çünkü bugün 18 Martın kendisi, törenler bugün yapılıyor, biz de tekrar burada konuşmuş olalım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 20 arkadaşımız da bugün orada Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Sayın  Aslanoğlu, eksik olmayın.  Dün, depremle ilgili konuda Sayın Çetinkaya'nın gündem dışı konuşmasına Sayın Bakanımız  cevap vermişlerdi ama konu önemli olduğu için Sayın Serdaroğlu bugün yine aynı konuda konuşma  yapıyor. Yani ben, bir kınama, bir serzeniş, bir dargınlık işareti olarak değil, ama 8 Mart Dünya  Kadınlar Günü'nde bu konunun konuşulduğu, filan ilimizin kurtuluş törenlerinde mutlaka o ilimizden  bir milletvekili arkadaşımızın hissiyatlannı dile getirdiği bir Mecliste isterdim ki başlı başına 18 Mart  Çanakkale Zaferi'mizle ilgili bir konuşma yapılabilsin. Arkadaşlanmız hem konularına girdiler hem  de bu konuyu dile getirdiler. Ben, onlara teşekkür babında bu ifadeleri yöneltmek istiyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sizin de üyeleriniz var, onlar yapsaydı.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Depremle ilgili...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sizin üyeleriniz yapsaydı...  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Bu,  tartışılacak bir şey değil. Ben, lütfen, yani konuşma özgürlüğümde de buna herhalde imkânım var diye  düşünüyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Ama suçluyorsunuz.  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) - Ayrıca,  konuyu gündeme getiren arkadaşlanma da teşekkür ettim Sayın Hüseyin Bey.  Değerli arkadaşlar, depremle ilgili Sayın Serdaroğlu'nun dile getirdiği konular, üzerinde  durulması gerekli konulardır. Dün de, özellikle bu konuyla doğrudan ilgili Sayın Bakanımız, depremle  ilgili hem gözlemlerini hem de sayısal biçimde verileri ortaya koydu. Şüphesiz, bununla ilgili yaraları  sarmak, halkımızın karşılaştığı bu elim olay karşısında Hükümet olarak, Parlamento olarak neler  yapabileceğimiz konusunda incelemeler, araştırmalar ve bunu yerine getirecek eylemler yapmalıyız.  Parlamentoda ben biliyorum ki geçmiş dönemlerden bugüne deprem ve sonuçlarıyla ilgili veya olası  bir deprem karşısında yapılması gerekli neler var diye araştırma komisyonları kuruldu ve çok önemli  çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalar rapor hâline getirildi, Genel Kurulda tartışıldı ve maalesef raflara  konuldu çünkü araştırma komisyonlanmızın hazırladığı raporlar icrai nitelikte değil. Bunlan mutlaka  ilgili kurumların takip etmesi, Parlamentonun da bu araştırma komisyonu raporlarının nasıl takip  edildiği konusunda zaman zaman bilgilendirilmesi gerekli. Bu bir İç Tüzük değişikliğine bağlı.  Araştırma komisyonlarına çok emek veriyoruz, pek çok arkadaşımız bu konuda özveriyle  çalışıyor, Meclisimiz bu konu üzerinde hassasiyetini gösteriyor ama yapılan incelemelerin, çalışmalann  nasıl bir fonksiyona kavuşacağı konusunda çok fazla ümitli olamıyoruz.  Tabii, 99'da binlerce insanımızın vefatı, yüz milyarlarca liralık kayıplarımızın karşısında büyük  acı yaşamıştık. O gün karşılaştığımız üzüntülerden bir tanesi de ya ulaşım imkânlarının yeterli  olmaması veya bir ihmal sebebiyle -ben o zaman Parlamentodaydım- biz bu depremi ancak akşama  doğru haber alabilmiştik, yani yanm günlük bir gecikmeyle depremin olduğunu biz ancak duyabilmiştik.  Burada kimin kusuru vardı, hatası vardı, bunlar hep tartışılır ama deprem ve sonrası, zaman zaman  siyasette hep tartışmalı oldu. Buna rağmen o hükümetlerin de, ondan sonra gelen hükümetlerin de bu  depremin yaralannı sarma konusunda yaptığı çalışmalan her zaman takdirle karşılıyoruz; eksikler varsa  bunlan eleştirmek ve takip etmek gerektiğine de inanıyoruz.  TBMM B : 7 5 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 3 - Sayın Öztürk'ün açlık, işsizlikle demokrasi arasında bağlantı kuran konuşmasına da çok teşekkür  ediyorum. Bunlar doğrudur. Meclisimizde her zaman bu konular üzerinde de görüşmeler yapılıyor. Hatta  görüştüğümüz konular biyoenerji, biyogüvenlik veya buna bağlı Tanm Bakanlığını ilgilendiren konular  olsa bile biz yine açlığı, yine işsizliği ve hiçbir zaman vazgeçmediğimiz demokrasi konusunu gündeme  getiriyoruz. Bugün de ayn, özel bir başlık altında bu konunun tartışılmış olmasını faydalı görüyorum.  Değerli arkadaşlarım, Çanakkale Deniz Zaferi ile ilgili Hükümetimiz adına da müsaade ederseniz  birkaç cümleyle konuşmak istiyorum. Bunun 95'inci yıl dönümünü bugün büyük bir coşkuyla  kutlarken, ölümsüz kahramanlarımızı ve bize bu destansı mücadeleyi yaratan aziz şehitlerimizi  saygıyla anıyor, kendilerine milletimiz adına şükranlanmızı sunuyor, yüce Allah'tan rahmet diliyoruz.  Çanakkale Zaferi, milletimizin tarih sayfalanna silinmez harflerle kazıdığı en parlak zaferlerden  birisidir.  Çanakkale'de verilen mücadele, yokluklar ve imkânsızlıklar içerisindeki bir milletin yüksek ruh ve  sarsılmaz inancıyla işgale, sömürüye, yağmaya ve talana karşı vermiş olduğu kutsal bir varoluş destanıdır.  Her türlü modem silahlardan yoksun, ayağı çarıklı, midesi doymamış Anadolu insanı, dünyanın  en donanımlı ordulanna karşı yüreklerini ortaya koyarak savaştı.  Bu savaş, yürekteki iman ile eldeki silahın karşı karşıya geldiği bir savaştır.  Bu zafer, Urfa'daki Halil İbrahim ile Diyarbakırlı Mehmet'in, Trabzon'daki Temel ile Balkanlardaki  Aliş'in, Manisa'daki Ahmet'in omuz omuza verdiği, bu milletin yüreklerinin çarpıntısının bir zaferidir;  kısacası, birlik ve beraberliğin vermiş olduğu gücün zaferidir.  Anaların gözünden bile sakındığı kınalı kuzular, Çanakkale'de tarihi yeniden yazmışlar,  işgalcilerin kafalarına yeryüzündeki hiçbir silahın vatan sevgisine, millet sevgisine karşı zafer  kazanamayacağını göstermişlerdir.  Bu açıdan, Çanakkale Zaferi, bütün milletler için, bütün insanlık için bir onur mücadelesinin de  sembolü olmuştur. Bütün dünyaya bir toprak parçasının nasıl yurt kılındığını, nasıl vatana  dönüştürüldüğünü Çanakkale'deki milletimizin bu büyük ruh hâli gösterilmiştir.  Çanakkale'de verilen bu benzersiz mücadele, şüphesiz ki milletimizin küllerinden doğduğu  İstiklal Savaşı'mızın ve büyük zaferimizin de müjdecisi olmuştur.  Çanakkale'den ilham alan ecdadımız, aynı destansı mücadeleyi, dört bir yanı işgal eden düşmana  bir kez de İstiklal Savaşı'nda göstermiştir.  Bugün o eşsiz ecdadımızdan devraldığımız ülkemiz böylesine sağlam birlik ve beraberlik  temelleri üzerine kurulmuştur. Bu birlik ve beraberlik ruhunun bizleri ebediyete kadar götüreceğinden  de kimsenin kuşkusu olmasın.  Ecdadımızın uğruna can verdiği bu mukaddes topraklar üzerinde ay yıldızlı bayrağımız ilelebet  dalgalanacaktır. Çanakkale'nin bizlere öğretmiş olduğu en büyük ders ve bırakmış olduğu en büyük  miras işte budur: Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu. Biz de Hükümetimiz olarak bu ruhun yaşatılması,  insanımızın bundan yararlanması için iktidara geldiğimiz günden bugüne, bu destansı kahramanlığın  verildiği Çanakkale ilimize ve çevremize bir dizi faaliyette bulunduk. İstedik ki Çanakkale'yi bir açık  hava müzesine dönüştürelim, çocuklarımız ve gençlerimiz ecdadının vermiş olduğu bu kahramanlık  hikâyesine yakından şahitlik etsinler, Çanakkale'deki bu ibret tabloları onlann ruhuna işlesin. Millî  Eğitim Bakanlığımız bu amaçla 2004 yılından itibaren 18 Mart Çanakkale eğitim gezileri başlatmıştır.  Bu gezilere 2004'ten bu yana 2009 sonu itibanyla 58.671 öğrenci ve 2.987 öğretmen katılmıştır.  Geçtiğimiz yıl uluslararası bir projeyle daha da ileri bir boyuta kavuşturulmuş, Gürcistan, Romanya,  Libya, Azerbaycan ve Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti'nden dedeleri Çanakkale'de şehit düşen  öğrenciler de 18 Martta şehitliğimizi ziyaret etmiştir.
Sayfa 18 -
TBMM B : 7 5 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 3 - Sayın Öztürk'ün açlık, işsizlikle demokrasi arasında bağlantı kuran konuşmasına da çok teşekkür  ediyorum. Bunlar doğrudur. Meclisimizde her zaman bu konular üzerinde de görüşmeler yapılıyor. Hatta  görüştüğümüz konular biyoenerji, biyogüvenlik veya buna bağlı Tanm Bakanlığını ilgilendiren konular  olsa bile biz yine açlığı, yine işsizliği ve hiçbir zaman vazgeçmediğimiz demokrasi konusunu gündeme  getiriyoruz. Bugün de ayn, özel bir başlık altında bu konunun tartışılmış olmasını faydalı görüyorum.  Değerli arkadaşlarım, Çanakkale Deniz Zaferi ile ilgili Hükümetimiz adına da müsaade ederseniz  birkaç cümleyle konuşmak istiyorum. Bunun 95'inci yıl dönümünü bugün büyük bir coşkuyla  kutlarken, ölümsüz kahramanlarımızı ve bize bu destansı mücadeleyi yaratan aziz şehitlerimizi  saygıyla anıyor, kendilerine milletimiz adına şükranlanmızı sunuyor, yüce Allah'tan rahmet diliyoruz.  Çanakkale Zaferi, milletimizin tarih sayfalanna silinmez harflerle kazıdığı en parlak zaferlerden  birisidir.  Çanakkale'de verilen mücadele, yokluklar ve imkânsızlıklar içerisindeki bir milletin yüksek ruh ve  sarsılmaz inancıyla işgale, sömürüye, yağmaya ve talana karşı vermiş olduğu kutsal bir varoluş destanıdır.  Her türlü modem silahlardan yoksun, ayağı çarıklı, midesi doymamış Anadolu insanı, dünyanın  en donanımlı ordulanna karşı yüreklerini ortaya koyarak savaştı.  Bu savaş, yürekteki iman ile eldeki silahın karşı karşıya geldiği bir savaştır.  Bu zafer, Urfa'daki Halil İbrahim ile Diyarbakırlı Mehmet'in, Trabzon'daki Temel ile Balkanlardaki  Aliş'in, Manisa'daki Ahmet'in omuz omuza verdiği, bu milletin yüreklerinin çarpıntısının bir zaferidir;  kısacası, birlik ve beraberliğin vermiş olduğu gücün zaferidir.  Anaların gözünden bile sakındığı kınalı kuzular, Çanakkale'de tarihi yeniden yazmışlar,  işgalcilerin kafalarına yeryüzündeki hiçbir silahın vatan sevgisine, millet sevgisine karşı zafer  kazanamayacağını göstermişlerdir.  Bu açıdan, Çanakkale Zaferi, bütün milletler için, bütün insanlık için bir onur mücadelesinin de  sembolü olmuştur. Bütün dünyaya bir toprak parçasının nasıl yurt kılındığını, nasıl vatana  dönüştürüldüğünü Çanakkale'deki milletimizin bu büyük ruh hâli gösterilmiştir.  Çanakkale'de verilen bu benzersiz mücadele, şüphesiz ki milletimizin küllerinden doğduğu  İstiklal Savaşı'mızın ve büyük zaferimizin de müjdecisi olmuştur.  Çanakkale'den ilham alan ecdadımız, aynı destansı mücadeleyi, dört bir yanı işgal eden düşmana  bir kez de İstiklal Savaşı'nda göstermiştir.  Bugün o eşsiz ecdadımızdan devraldığımız ülkemiz böylesine sağlam birlik ve beraberlik  temelleri üzerine kurulmuştur. Bu birlik ve beraberlik ruhunun bizleri ebediyete kadar götüreceğinden  de kimsenin kuşkusu olmasın.  Ecdadımızın uğruna can verdiği bu mukaddes topraklar üzerinde ay yıldızlı bayrağımız ilelebet  dalgalanacaktır. Çanakkale'nin bizlere öğretmiş olduğu en büyük ders ve bırakmış olduğu en büyük  miras işte budur: Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu. Biz de Hükümetimiz olarak bu ruhun yaşatılması,  insanımızın bundan yararlanması için iktidara geldiğimiz günden bugüne, bu destansı kahramanlığın  verildiği Çanakkale ilimize ve çevremize bir dizi faaliyette bulunduk. İstedik ki Çanakkale'yi bir açık  hava müzesine dönüştürelim, çocuklarımız ve gençlerimiz ecdadının vermiş olduğu bu kahramanlık  hikâyesine yakından şahitlik etsinler, Çanakkale'deki bu ibret tabloları onlann ruhuna işlesin. Millî  Eğitim Bakanlığımız bu amaçla 2004 yılından itibaren 18 Mart Çanakkale eğitim gezileri başlatmıştır.  Bu gezilere 2004'ten bu yana 2009 sonu itibanyla 58.671 öğrenci ve 2.987 öğretmen katılmıştır.  Geçtiğimiz yıl uluslararası bir projeyle daha da ileri bir boyuta kavuşturulmuş, Gürcistan, Romanya,  Libya, Azerbaycan ve Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti'nden dedeleri Çanakkale'de şehit düşen  öğrenciler de 18 Martta şehitliğimizi ziyaret etmiştir.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 0 4 - Hükümetimiz bölgenin imarına özel önem vermiş, tarihî eserlerimizin, anıtların ve şehitliğin  restorasyonu için hiçbir masraftan kaçınmamıştır. 2003 yılından bugüne kadar merkezî bütçeden ve  yerel kaynaklardan bölgeye 40 milyon lira kaynak aktarılmıştır. Aktarılan bu parayla tamamen  şehitliklerin, anıtların restorasyonunun yanı sıra yeni müze onarımları, yeni yolların açılması ve  mevcut yolların asfaltlanması çalışmaları, tabyaların, feribot iskelesinin tamiri, yeni tanıtım  merkezleri ve ziyaretçiler için modem tesisler ile sağlık tesislerinin inşası yapılmıştır. Gerçekleştirilen  projelerle bölge bir açık hava müzesi hâline dönüşmüştür. Bu konuda en prestijli projenin de  "Panorama 1453" adıyla İstanbul'da yaptırılan ve herkesin beğenisini kazanan açık hava müzesi  diyebileceğimiz gösteri yerini şimdi "Panorama 1915" ismiyle o bölgeye yaptırmaktayız.  Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü de Çanakkale iline özel bir önem vermiş,  bugüne kadar yaklaşık 6,5 milyon liralık harcama yaparak onlarca tarihî eseri restore ettirmiştir. Bunlann  içerisinde Gelibolu Mevlevihanesi, Sanıca Paşa Türbesi, Gazi Süleyman Paşa Camii, Kadı İskelesi,  Hallacı Mansur ve Çardakhan restore edilen eserlerimizden bazılarıdır. Bu bölgeye yatırımlanmız  artarak devam edecektir çünkü Çanakkale'nin iman kendi ruh ve düşüncelerimizin de iman demektir.  O eşsiz şehitlerin aziz hatıralan için bir şeyler yapıyor olmak bizim için bir gurur vesilesidir.  Sayın Başkan, sözlerimi bitirmeden önce bir kez daha şehitlerimizin aziz hatırası önünde  saygıyla eğiliyor, Cenabıallah'tan kendilerine rahmet diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK  PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Annç.  Sayın Özkan, sisteme girmişsiniz, ne için acaba?  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Çanakkale için.  BAŞKAN - Buyurunuz efendim.  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan 'ın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale  Deniz Zaferi 'nin 95 'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Teşekkür ederim.  Millî ve birlik ve beraberliğimizin en büyük örneklerinden birinin yaşandığı Ulu Önder Mustafa  Kemal Atatürk'ün tarih sahnesinden zaferle çıktığı Çanakkale Zaferi'nin bugünkü cumhuriyetimizin  kurulmasındaki katkısı çok büyüktür.  Çanakkale savaşları dünya savaş tarihinin benzersiz örneklerinden biri olması yanı sıra sonuçlan  itibarıyla Türkiye ve dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Kutsal vatan topraklan için canlannı  seve seve vererek bir ulusun kaderini değiştiren vatanımızı, istiklalimizi, sarsılmaz inançları, eşsiz  cesaretlerine borçlu olduğumuz aziz şehitlerimiz dünyada eşi benzeri olmayan bir destan yazmıştır;  ruhları şad olsun.  Çanakkale Zaferi'nin 95'inci yıl dönümünü kutluyorum. Geçmişi kahramanlıklarla dolu Türk  ulusu, Çanakkale şehitlerimizin bıraktığı zafer meşalesini daha da yükseklere taşıyarak kendisine  verilen her türlü görevi başanyla yerine getirmek azmi ve gayreti içerisindedir. Türk askeri bugün ve  yann da Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük güvencesi ve koruyucusu olmaya devam edecektir. Bu  vesileyle vatanımızın bütünlüğü ve bağımsızlığı için gencecik yaşamlarını feda eden değerli  şehitlerimizi, genç dedelerimizi gurur, özlem ve rahmetle anıyor, bu güzel ülkemizde birlik ve  beraberlik içinde yaşamamızı sağlayan Çanakkale şehitlerimizin aziz hatıraları önünde bir kez daha  minnet ve saygıyla eğiliyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özkan.
Sayfa 19 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 0 4 - Hükümetimiz bölgenin imarına özel önem vermiş, tarihî eserlerimizin, anıtların ve şehitliğin  restorasyonu için hiçbir masraftan kaçınmamıştır. 2003 yılından bugüne kadar merkezî bütçeden ve  yerel kaynaklardan bölgeye 40 milyon lira kaynak aktarılmıştır. Aktarılan bu parayla tamamen  şehitliklerin, anıtların restorasyonunun yanı sıra yeni müze onarımları, yeni yolların açılması ve  mevcut yolların asfaltlanması çalışmaları, tabyaların, feribot iskelesinin tamiri, yeni tanıtım  merkezleri ve ziyaretçiler için modem tesisler ile sağlık tesislerinin inşası yapılmıştır. Gerçekleştirilen  projelerle bölge bir açık hava müzesi hâline dönüşmüştür. Bu konuda en prestijli projenin de  "Panorama 1453" adıyla İstanbul'da yaptırılan ve herkesin beğenisini kazanan açık hava müzesi  diyebileceğimiz gösteri yerini şimdi "Panorama 1915" ismiyle o bölgeye yaptırmaktayız.  Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü de Çanakkale iline özel bir önem vermiş,  bugüne kadar yaklaşık 6,5 milyon liralık harcama yaparak onlarca tarihî eseri restore ettirmiştir. Bunlann  içerisinde Gelibolu Mevlevihanesi, Sanıca Paşa Türbesi, Gazi Süleyman Paşa Camii, Kadı İskelesi,  Hallacı Mansur ve Çardakhan restore edilen eserlerimizden bazılarıdır. Bu bölgeye yatırımlanmız  artarak devam edecektir çünkü Çanakkale'nin iman kendi ruh ve düşüncelerimizin de iman demektir.  O eşsiz şehitlerin aziz hatıralan için bir şeyler yapıyor olmak bizim için bir gurur vesilesidir.  Sayın Başkan, sözlerimi bitirmeden önce bir kez daha şehitlerimizin aziz hatırası önünde  saygıyla eğiliyor, Cenabıallah'tan kendilerine rahmet diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK  PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Annç.  Sayın Özkan, sisteme girmişsiniz, ne için acaba?  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Çanakkale için.  BAŞKAN - Buyurunuz efendim.  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan 'ın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale  Deniz Zaferi 'nin 95 'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Teşekkür ederim.  Millî ve birlik ve beraberliğimizin en büyük örneklerinden birinin yaşandığı Ulu Önder Mustafa  Kemal Atatürk'ün tarih sahnesinden zaferle çıktığı Çanakkale Zaferi'nin bugünkü cumhuriyetimizin  kurulmasındaki katkısı çok büyüktür.  Çanakkale savaşları dünya savaş tarihinin benzersiz örneklerinden biri olması yanı sıra sonuçlan  itibarıyla Türkiye ve dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Kutsal vatan topraklan için canlannı  seve seve vererek bir ulusun kaderini değiştiren vatanımızı, istiklalimizi, sarsılmaz inançları, eşsiz  cesaretlerine borçlu olduğumuz aziz şehitlerimiz dünyada eşi benzeri olmayan bir destan yazmıştır;  ruhları şad olsun.  Çanakkale Zaferi'nin 95'inci yıl dönümünü kutluyorum. Geçmişi kahramanlıklarla dolu Türk  ulusu, Çanakkale şehitlerimizin bıraktığı zafer meşalesini daha da yükseklere taşıyarak kendisine  verilen her türlü görevi başanyla yerine getirmek azmi ve gayreti içerisindedir. Türk askeri bugün ve  yann da Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük güvencesi ve koruyucusu olmaya devam edecektir. Bu  vesileyle vatanımızın bütünlüğü ve bağımsızlığı için gencecik yaşamlarını feda eden değerli  şehitlerimizi, genç dedelerimizi gurur, özlem ve rahmetle anıyor, bu güzel ülkemizde birlik ve  beraberlik içinde yaşamamızı sağlayan Çanakkale şehitlerimizin aziz hatıraları önünde bir kez daha  minnet ve saygıyla eğiliyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özkan.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  - 2 0 5 - HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Akıncı sisteme giremiyor, kısa bir söz  talebi var.  BAŞKAN - Tamam.  Buyurun; lütfen, çok kısa...  3.-Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı 'nın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi'nin 95'inciyıl dönümüne ilişkin açıklaması  ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Çanakkale  Savaşı'nın, o büyük zaferin yıl dönümü nedeniyle bir iki şey söylemek istiyorum.  Öncelikle, hiç kuşkusuz o büyük zaferi yaratmış olan ulusumuzun şehit verdiğimiz evlatlarını  bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz. Kuşkusuz böyle büyük bir zaferi hatırlarken, yad ederken  hiç unutmamamız gereken bir şey de o Çanakkale savaşlarının aynı zamanda, bu büyük ulusun, o  büyük kurtuluş mücadelesinin liderini de ortaya çıkaran savaş olduğu gerçeğidir.  Sayın Başbakan Yardımcımızın konuşmasında da zaten Çanakkale savaşlarının aynı zamanda bu  büyük ulusal kurtuluş savaşının müjdecisi olduğu, öncüsü olduğu belirtilmiştir ama üzülerek ve  dikkatle izledim ki dün konuşmalar yapılmış olmasına rağmen ve birçok milletvekili arkadaşımız  Çanakkale'deki anma toplantılarına, yurdun dört bir yanındaki anma toplantılarına katılmış olmasına  rağmen, milletvekillerinden bir tekinin bile bugün gündem dışı söz istememiş olmasını haklı bir  eleştiri konusu yapan Sayın Başbakan Yardımcımız, o uzun konuşmasında ne Çanakkale Savaşı'nı  değerlendirirken ne onun sonucunda ortaya çıkan büyük ulusal kurtuluş mücadelemizi değerlendirirken  bir tek kez olsun Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğini, mücadelesini, örgütleyiciliğini, yiğitliğini,  hatırlama ya da hatırlatma ihtiyacı duymamıştır.  Sayın Başbakan Yardımcımız gündem dışı söz alınmamış olunmasından duyduğu üzüntüyü ifade  ediyor. Ben de bir kez daha Çanakkale Savaşı'nı anımsarken, Mustafa Kemal Atatürk'ü unutturmaya  çalışanların başarılı olamayacaklarını, Mustafa Kemal Atatürksüz bir Çanakkale Savaşı ve ulusal  kurtuluş mücadelesi değerlendirmesinin eksik olacağını, hatta olamayacağını yüce ulusumuzun ve  Meclisimizin dikkatine sunuyor, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akıncı.  Sayın Tankut...  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, ben de Çanakkale'yle ilgili...  BAŞKAN - Buyurunuz.  4.-Adana Milletvekili Yılmaz Tankut 'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi 'nin  95 'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak Çanakkale Zaferi'nin 95'inci yılını kutluyoruz ancak bu  konuyla ilgili dün Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Mustafa Kemal Cengiz çok anlamlı bir konuşma  yaptığını da burada hatırlatmak istiyorum. Bu manada, Çanakkale'de şehadet şerbetini içen aziz  şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor ve ruhları şad olsun diyoruz ve yine genç Türkiye  Cumhuriyeti'mizin ön sözünün yazıldığı Çanakkale destanının bu yıl dönümü münasebetiyle de  Türkiye Cumhuriyeti devletinin ebet müddet devam edeceğini bir kez daha hatırlatıyor, teşekkür  ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tankut.  Son olarak Sayın Birdal, buyurunuz.
Sayfa 20 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  - 2 0 5 - HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Akıncı sisteme giremiyor, kısa bir söz  talebi var.  BAŞKAN - Tamam.  Buyurun; lütfen, çok kısa...  3.-Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı 'nın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi'nin 95'inciyıl dönümüne ilişkin açıklaması  ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Çanakkale  Savaşı'nın, o büyük zaferin yıl dönümü nedeniyle bir iki şey söylemek istiyorum.  Öncelikle, hiç kuşkusuz o büyük zaferi yaratmış olan ulusumuzun şehit verdiğimiz evlatlarını  bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz. Kuşkusuz böyle büyük bir zaferi hatırlarken, yad ederken  hiç unutmamamız gereken bir şey de o Çanakkale savaşlarının aynı zamanda, bu büyük ulusun, o  büyük kurtuluş mücadelesinin liderini de ortaya çıkaran savaş olduğu gerçeğidir.  Sayın Başbakan Yardımcımızın konuşmasında da zaten Çanakkale savaşlarının aynı zamanda bu  büyük ulusal kurtuluş savaşının müjdecisi olduğu, öncüsü olduğu belirtilmiştir ama üzülerek ve  dikkatle izledim ki dün konuşmalar yapılmış olmasına rağmen ve birçok milletvekili arkadaşımız  Çanakkale'deki anma toplantılarına, yurdun dört bir yanındaki anma toplantılarına katılmış olmasına  rağmen, milletvekillerinden bir tekinin bile bugün gündem dışı söz istememiş olmasını haklı bir  eleştiri konusu yapan Sayın Başbakan Yardımcımız, o uzun konuşmasında ne Çanakkale Savaşı'nı  değerlendirirken ne onun sonucunda ortaya çıkan büyük ulusal kurtuluş mücadelemizi değerlendirirken  bir tek kez olsun Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğini, mücadelesini, örgütleyiciliğini, yiğitliğini,  hatırlama ya da hatırlatma ihtiyacı duymamıştır.  Sayın Başbakan Yardımcımız gündem dışı söz alınmamış olunmasından duyduğu üzüntüyü ifade  ediyor. Ben de bir kez daha Çanakkale Savaşı'nı anımsarken, Mustafa Kemal Atatürk'ü unutturmaya  çalışanların başarılı olamayacaklarını, Mustafa Kemal Atatürksüz bir Çanakkale Savaşı ve ulusal  kurtuluş mücadelesi değerlendirmesinin eksik olacağını, hatta olamayacağını yüce ulusumuzun ve  Meclisimizin dikkatine sunuyor, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akıncı.  Sayın Tankut...  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, ben de Çanakkale'yle ilgili...  BAŞKAN - Buyurunuz.  4.-Adana Milletvekili Yılmaz Tankut 'un, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi 'nin  95 'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak Çanakkale Zaferi'nin 95'inci yılını kutluyoruz ancak bu  konuyla ilgili dün Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Mustafa Kemal Cengiz çok anlamlı bir konuşma  yaptığını da burada hatırlatmak istiyorum. Bu manada, Çanakkale'de şehadet şerbetini içen aziz  şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor ve ruhları şad olsun diyoruz ve yine genç Türkiye  Cumhuriyeti'mizin ön sözünün yazıldığı Çanakkale destanının bu yıl dönümü münasebetiyle de  Türkiye Cumhuriyeti devletinin ebet müddet devam edeceğini bir kez daha hatırlatıyor, teşekkür  ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tankut.  Son olarak Sayın Birdal, buyurunuz.  TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 1  5.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'ın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi'nin 95'inciyıl dönümüne ilişkin açıklaması  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Biz de Barış ve Demokrasi Partisi Grubu olarak Çanakkale Deniz Zaferi'nde yaşamını yitirmiş  şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.  Şimdi, ben de gezdim, gerçekten orada anıt taşlarında bu coğrafyada yaşayan halklarımızın  kardeşliğini sembolize eden, her dilden, kimlikten insan yatıyor ve birlikte kazanılmış bu zafer Kürt,  Türk, Ermeni, Rum ve şimdi bu Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümünde gerçekten bu coğrafyada  yaşayan halklarımızın kardeşliğinin, birliğinin o abidesi bize bir yol gösterici olmalıdır. Ama ben  bugünlerde görüyorum ki yine bu coğrafyada yaşayan, farklı kimlikte olan ama Türkiye Cumhuriyeti  yurttaşı olanlarımızın üzerinde yine kardeşliğimizi, birliğimizi tehdit eden siyasi argümanlar yapılıyor  ve bunu insan hakları ve birliğimiz, kardeşliğimiz açısından doğru görmüyorum. O nedenle  Çanakkale Abidesi'nin gerçekten bizim ihtiyacımız olan birliğimizin ve kardeşliğimizin abidesi  olmasını diliyorum ve yeniden saygıyla anıyorum.  Teşekkür ederim efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Birdal.  Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, ana dilinde eğitim  konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/627)  Anadilde eğitim yasağının, çocukların zekâ gelişimi, derslerdeki ve sınavlardaki başarısı, anlama  yeteneği, iletişim kurma yeteneği, zihinsel dünyaları üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin bütün  boyutlan ile araştınlarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzüğün  104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  8) Hasip Kaplan  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet Ufuk Uras  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  (Sımak)  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  (Siirt)  - 2 0 6 - 14) Osman Özçelik
Sayfa 21 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 1  5.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'ın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz  Zaferi'nin 95'inciyıl dönümüne ilişkin açıklaması  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Biz de Barış ve Demokrasi Partisi Grubu olarak Çanakkale Deniz Zaferi'nde yaşamını yitirmiş  şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.  Şimdi, ben de gezdim, gerçekten orada anıt taşlarında bu coğrafyada yaşayan halklarımızın  kardeşliğini sembolize eden, her dilden, kimlikten insan yatıyor ve birlikte kazanılmış bu zafer Kürt,  Türk, Ermeni, Rum ve şimdi bu Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümünde gerçekten bu coğrafyada  yaşayan halklarımızın kardeşliğinin, birliğinin o abidesi bize bir yol gösterici olmalıdır. Ama ben  bugünlerde görüyorum ki yine bu coğrafyada yaşayan, farklı kimlikte olan ama Türkiye Cumhuriyeti  yurttaşı olanlarımızın üzerinde yine kardeşliğimizi, birliğimizi tehdit eden siyasi argümanlar yapılıyor  ve bunu insan hakları ve birliğimiz, kardeşliğimiz açısından doğru görmüyorum. O nedenle  Çanakkale Abidesi'nin gerçekten bizim ihtiyacımız olan birliğimizin ve kardeşliğimizin abidesi  olmasını diliyorum ve yeniden saygıyla anıyorum.  Teşekkür ederim efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Birdal.  Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, ana dilinde eğitim  konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/627)  Anadilde eğitim yasağının, çocukların zekâ gelişimi, derslerdeki ve sınavlardaki başarısı, anlama  yeteneği, iletişim kurma yeteneği, zihinsel dünyaları üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin bütün  boyutlan ile araştınlarak, alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzüğün  104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  8) Hasip Kaplan  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet Ufuk Uras  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  (Sımak)  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  (Siirt)  - 2 0 6 - 14) Osman Özçelik  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sırrı Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  (Tunceli)  Kürt vatandaşlarımız, ilkokuldan başlamak üzere, anadilleri dışında tek resmi dil olan Türkçe ile  eğitim gördükleri için, eğitim hayatları boyunca, bütün hayatlarını olumsuz etkileyecek bir anlama  zorluğu yaşarlar. Okullarda, anadili Türkçe olan öğrenciler kendi dillerinde eğitim görürken; anadili  Kürtçe olan öğrencilere ise anadillerini unutma, anadilde konuşmama zorunluluğu getirilmektedir.  Anayasa'nın 42. maddesinde belirtilen "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim  kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" ibaresi halen  varlığını korurken, anadilde eğitim hakkı talebi ile sokaklara dökülen Kürtler, suçlu sayıldı, baskılara  maruz kaldı, yüzlerce vatandaşımız bunun için tutuklandı, onlarca öğrenci bu yüzden okuldan  uzaklaştırıldı.  Dil ile zihinsel gelişim arasında sıkı bir paralellik olduğu uzmanların görüşleri çerçevesinde ifade  edilmektedir. Bebek, anne karnından başlayıp doğduğu günden itibaren seslere karşı sürekli bir  duyarlılık içindedir. Annesinin sesini diğer seslerden ayırt etmesi gibi. Bilimsel bir çalışma sonucunda,  bebeklerin kendi dillerine ait sözleri yabancı dilden ayırt edebildikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla  kişi ile anadili arasındaki duygusal ilişki, yaşam boyu sürecek kadar derin bağlarla örülmektedir.  Çocuk, okul çağına gelinceye kadar temel dil yeteneklerini kazanır. Edindiği sözcüklerle düşünür, dış  dünya ile bağlantısını sözcüklerle kurar. Yani gelişimi ve iletişimi; anlaşması, anlaşılması bu zihinsel  süreç ve de buna aracılık eden dil ile ortaya dökülür. Okula başladığında, anadili dışında farklı bir dile  dayalı eğitim çocuğun gelişimini alt-üst ederek bocalamasına, çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip  kendinden kaçmasına neden olur. Dolayısıyla başarısızlık kaçınılmazdır.  Anadilde eğitim yasağı, ÖSS ve benzer sınavlarda Kürt öğrencilerin çoğunlukta olduğu illerin  alt sıralarda yer alması, olumsuz eğitim koşullarının yanında en önemli nedenlerinden biri  sayılmaktadır. Yine araştırmalar göstermiştir ki anadili Kürtçe olan öğrencilerin, en başarısız oldukları  dersler sözel dersler olurken, sayısal derslerde bu yönlü bir zorlanma yoktur. Sözel puan türü  başarısının son sıralarda olmasının, sonradan öğrenilmiş bir dilin sınavda kullanılmasının etkisinin  olduğu göz ardı edilmemelidir. Doğuştan itibaren öğrenilen ve sınava kadar ki bütün öğretim  aşamalannda kullanılacak anadilin, sınavlarda kullanılması durumunda özellikle sözel puan türlerinde  yaşanan sıkıntıyı azaltacağı-gidereceği pedagojik bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.  Anadilde eğitimin önemi sadece eğitim bilimciler tarafından ortaya konmakla da kalmaz,  dünyaca genel kabul görmüş temel bir insan hakkı olarak kayıtlara geçirilmiştir. Hükümet, dünyadaki  uluslar, azınlıklar ve özellikle Türk azınlıklar için anadilde eğitim hakkının en hararetli savunucusu  kesilirken; Türkiye'deki Kürt'lere bu hakkı tanımamak/kullandırmamak için aynı derecede karşı bir  tutum içine girmektedir. Türkiye'nin, onaylamış olduğu İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi, Avrupa  İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal  Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi en temel  belgeler uyannca anadil hakkını tanıması ve uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. Anadilde eğitim,  çocuğun sağlıklı gelişimi açısından vazgeçilmez öneme sahiptir.  - 2 0 7 -
Sayfa 22 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sırrı Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  (Tunceli)  Kürt vatandaşlarımız, ilkokuldan başlamak üzere, anadilleri dışında tek resmi dil olan Türkçe ile  eğitim gördükleri için, eğitim hayatları boyunca, bütün hayatlarını olumsuz etkileyecek bir anlama  zorluğu yaşarlar. Okullarda, anadili Türkçe olan öğrenciler kendi dillerinde eğitim görürken; anadili  Kürtçe olan öğrencilere ise anadillerini unutma, anadilde konuşmama zorunluluğu getirilmektedir.  Anayasa'nın 42. maddesinde belirtilen "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim  kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" ibaresi halen  varlığını korurken, anadilde eğitim hakkı talebi ile sokaklara dökülen Kürtler, suçlu sayıldı, baskılara  maruz kaldı, yüzlerce vatandaşımız bunun için tutuklandı, onlarca öğrenci bu yüzden okuldan  uzaklaştırıldı.  Dil ile zihinsel gelişim arasında sıkı bir paralellik olduğu uzmanların görüşleri çerçevesinde ifade  edilmektedir. Bebek, anne karnından başlayıp doğduğu günden itibaren seslere karşı sürekli bir  duyarlılık içindedir. Annesinin sesini diğer seslerden ayırt etmesi gibi. Bilimsel bir çalışma sonucunda,  bebeklerin kendi dillerine ait sözleri yabancı dilden ayırt edebildikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla  kişi ile anadili arasındaki duygusal ilişki, yaşam boyu sürecek kadar derin bağlarla örülmektedir.  Çocuk, okul çağına gelinceye kadar temel dil yeteneklerini kazanır. Edindiği sözcüklerle düşünür, dış  dünya ile bağlantısını sözcüklerle kurar. Yani gelişimi ve iletişimi; anlaşması, anlaşılması bu zihinsel  süreç ve de buna aracılık eden dil ile ortaya dökülür. Okula başladığında, anadili dışında farklı bir dile  dayalı eğitim çocuğun gelişimini alt-üst ederek bocalamasına, çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip  kendinden kaçmasına neden olur. Dolayısıyla başarısızlık kaçınılmazdır.  Anadilde eğitim yasağı, ÖSS ve benzer sınavlarda Kürt öğrencilerin çoğunlukta olduğu illerin  alt sıralarda yer alması, olumsuz eğitim koşullarının yanında en önemli nedenlerinden biri  sayılmaktadır. Yine araştırmalar göstermiştir ki anadili Kürtçe olan öğrencilerin, en başarısız oldukları  dersler sözel dersler olurken, sayısal derslerde bu yönlü bir zorlanma yoktur. Sözel puan türü  başarısının son sıralarda olmasının, sonradan öğrenilmiş bir dilin sınavda kullanılmasının etkisinin  olduğu göz ardı edilmemelidir. Doğuştan itibaren öğrenilen ve sınava kadar ki bütün öğretim  aşamalannda kullanılacak anadilin, sınavlarda kullanılması durumunda özellikle sözel puan türlerinde  yaşanan sıkıntıyı azaltacağı-gidereceği pedagojik bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.  Anadilde eğitimin önemi sadece eğitim bilimciler tarafından ortaya konmakla da kalmaz,  dünyaca genel kabul görmüş temel bir insan hakkı olarak kayıtlara geçirilmiştir. Hükümet, dünyadaki  uluslar, azınlıklar ve özellikle Türk azınlıklar için anadilde eğitim hakkının en hararetli savunucusu  kesilirken; Türkiye'deki Kürt'lere bu hakkı tanımamak/kullandırmamak için aynı derecede karşı bir  tutum içine girmektedir. Türkiye'nin, onaylamış olduğu İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi, Avrupa  İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal  Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi en temel  belgeler uyannca anadil hakkını tanıması ve uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. Anadilde eğitim,  çocuğun sağlıklı gelişimi açısından vazgeçilmez öneme sahiptir.  - 2 0 7 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  1 - Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2- Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3- Ayla Akat Ata (Batman)  4- Bengi Yıldız (Batman)  5- Akın Birdal (Diyarbakır)  6- Emine Ayna (Mardin)  7- Fatma Kurtulan (Van)  8- Hasip Kaplan (Sımak)  9- Hamit Geylani (Hakkâri)  10- İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11 - M. Nuri Yaman (Muş)  12- Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13- Mehmet Uruk Uras (İstanbul)  14- Osman Özçelik (Siirt)  15- Özdal Üçer (Van)  16- Pervin Buldan (İğdır)  17- Sebahat Tuncel (İstanbul)  18- Sevahir Bayındır (Şırnak)  19- Sun Sakık (Muş)  20- Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Bugün Türkiye'de taş attıkları gerekçesiyle gözaltına alınan, tutuklanan ve onlarca yıl hapis  cezası ile yargılanan çocuklar adına tam bir dram (trajedi) yaşanmaktadır.  - 2 0 8 - Bu nedenlerden dolayı Hint-Avrupa Dil Ailesinin İranî Kolunun Kuzey-Batı İrani grubuna giren;  Kürtçe anlamına gelen Kurdî genel tanımlaması ile Kurmanci başta olmak üzere Sorani, Gorani ve  Zazaki (Dimilki) lehçeleri bulunan; Türkiye, Suriye, İran, Irak ve dünyanın bir çok yerinde 40  milyonun üzerinde insanın anadili, dünyanın en zengin, en eski dillerinden biri olan Kürtçe üzerindeki  baskıların kaldırılarak, asimilasyon politikalarına son verilmesi; anadilde eğitim yasağının kaldırılarak  devletin bu alandaki yükümlülüğünü yerine getirmesi doğrultusunda, devlet okullarında anadilde  eğitimin önünü açacak düzenlemelerin yapılması için gerekli araştırmaları yapacak bir Meclis  Araştırma Komisyonu kurulmasını gerekli bulmaktayız.  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, toplumsal olaylar sonucu  cezaevinde bulunan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/628)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Kamuoyunda "taş atan çocuklar" olarak bilinen, Terörle Mücadele Yasası mağduru çocukların  yaşadıkları fiziki ve psikolojik travmalar ile tutuklu bulundukları cezaevlerinde uğradıkları işkence  ve kötü muamelenin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105.  maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu'nun kurulmasını saygılarımla arz ederim.
Sayfa 23 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  1 - Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2- Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3- Ayla Akat Ata (Batman)  4- Bengi Yıldız (Batman)  5- Akın Birdal (Diyarbakır)  6- Emine Ayna (Mardin)  7- Fatma Kurtulan (Van)  8- Hasip Kaplan (Sımak)  9- Hamit Geylani (Hakkâri)  10- İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11 - M. Nuri Yaman (Muş)  12- Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13- Mehmet Uruk Uras (İstanbul)  14- Osman Özçelik (Siirt)  15- Özdal Üçer (Van)  16- Pervin Buldan (İğdır)  17- Sebahat Tuncel (İstanbul)  18- Sevahir Bayındır (Şırnak)  19- Sun Sakık (Muş)  20- Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Bugün Türkiye'de taş attıkları gerekçesiyle gözaltına alınan, tutuklanan ve onlarca yıl hapis  cezası ile yargılanan çocuklar adına tam bir dram (trajedi) yaşanmaktadır.  - 2 0 8 - Bu nedenlerden dolayı Hint-Avrupa Dil Ailesinin İranî Kolunun Kuzey-Batı İrani grubuna giren;  Kürtçe anlamına gelen Kurdî genel tanımlaması ile Kurmanci başta olmak üzere Sorani, Gorani ve  Zazaki (Dimilki) lehçeleri bulunan; Türkiye, Suriye, İran, Irak ve dünyanın bir çok yerinde 40  milyonun üzerinde insanın anadili, dünyanın en zengin, en eski dillerinden biri olan Kürtçe üzerindeki  baskıların kaldırılarak, asimilasyon politikalarına son verilmesi; anadilde eğitim yasağının kaldırılarak  devletin bu alandaki yükümlülüğünü yerine getirmesi doğrultusunda, devlet okullarında anadilde  eğitimin önünü açacak düzenlemelerin yapılması için gerekli araştırmaları yapacak bir Meclis  Araştırma Komisyonu kurulmasını gerekli bulmaktayız.  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, toplumsal olaylar sonucu  cezaevinde bulunan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/628)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Kamuoyunda "taş atan çocuklar" olarak bilinen, Terörle Mücadele Yasası mağduru çocukların  yaşadıkları fiziki ve psikolojik travmalar ile tutuklu bulundukları cezaevlerinde uğradıkları işkence  ve kötü muamelenin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105.  maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu'nun kurulmasını saygılarımla arz ederim.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  BM Çocuk Haklan Sözleşmesi'ne imza atan Türkiye için ise, tam bir hukuk skandali yaşanmaktadır.  Bu çocuklar dünyanın hiçbir yerinde olmayan hukuksuz, adaletsiz ve insan haklanna aykın yasalarla  yargılanmaktadır. Hepinizin de bildiği gibi bu yasaların başında ise, TMK gelmektedir. Geçtiğimiz  günlerde Diyarbakır Barosu bir araştırma ile ilginç sonuçlar ortaya çıkardı. Araştırmanın sonuçlarına  göre, Diyarbakır'da, 1984-1997 yıllannda DGM'lerde 2 bin 601 yargılanırken, DGM'lerin kapatılmasından  sonra yerlerine kurulan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nde ise sadece son dört yılda 2 bin 400  çocuğun yargılandığı ortaya çıktı.  Daha önce Adalet Komisyonu'na havale edilen ve TMK'da değişiklik yapılmasını öngören kanun  tasarısı, bilinçli bir şekilde belirsiz bir tarihe ertelenmiştir. Çocukların cezaevinde yaşadığı trajedi  görmezden gelinmektedir. Şu an binlerce çocuk taş attıkları ya da slogan attıkları gerekçesiyle  gözaltına alınmakta, tutuklanmakta ve yaşlarından büyük ceza istemiyle yargılanmaktadırlar. Bu  çocukların tüm bu olumsuz süreçlerde karşı karşıya kaldıklan durumlar nedeniyle fiziksel ve  psikolojik olarak sağlıkları bozulmakta, gelişimleri engellenmektedir. Bu çocuklann manız kaldığı  en büyük sorunlardan bir tanesi de, eğitim ve öğrenimlerinden yoksun kalmalarıdır. Bu çocukların  yaşadıklan sorunların sosyolog, psikolog, pedagog gibi konusunda uzmanların da bulunduğu kişiler  tarafından derhal araştınlarak rehabilite edilmeleri gerekmektedir.  Toplumsal olaylarda gözaltına alınan çocuklann, yaşlanndan büyük ceza istemi ile yargılandıklan,  tutuklandıkları ve mahkum edildikleri yetmiyormuş gibi, bir de tutulduklan cezaevlerinde işkence ve  kötü muamelelere maruz kalmaktadırlar. Adana Pozantı M Tipi Cezaevi'nde bulunan 32 çocuğa  işkence ve kötü muamele yapıldığı, daha sonra da Diyarbakır Cezaevinde bulunan çocuklara da aynı  uygulamaların yapıldığı aileleri ile yaptıklan görüşmelerin ardından ortaya çıkmıştı. Bu olayların  üzerinde daha bir ay bile geçmemişken, çocuklara yönelik hak ihlallerine bir yenisi daha eklendi. Bitlis  E Tipi Cezaevi'ndeki 26 tutuklu çocuğun kaldığı koğuşa 27 Ocak'ta arama yapılacağı gerekçesiyle  jandarma ve cezaevi idaresi tarafından baskın düzenlendi. 5 Şubat'ta aileleriyle yaptıkları görüşmenin  ardından ortaya çıkan olay, bir insan haklan ve hukuk skandalidir. Ailelerin anlatımlanna göre, arama  gerekçesiyle çocuklar koğuştan çıkarılmış daha sonra, jandarmanın bulduğunu iddia ettiği san, kırmızı  ve yeşil renkli bezin PKK bayrağı iddiasıyla çocuklan darp etmiş ve çocuklan "Siz teröristsiniz. Burada  barındırmayız sizi" şeklinde tehdit etmişlerdir. Yine ailelerinin anlatımlanna göre, çocuklardan A.N.,  J.A. ve Y.K.'nin vücutlannda halen darp izlerinin olduğu saptanmıştır. Olayın ardından ise, çocuklara  15 gün boyunca tüm etkinliklerden men cezası verilmiş, bunun üzerine de çocuklar da olayla ilgili  Cezaevi Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuşlardır.  Cezaevlerinde şu an tutuklu bulunan binlerce çocuğun yaşadığı psikolojik travmaya, yenileri  eklenmektedir. Küçük yaşlarına rağmen, sırf taş ya da slogan attıklan gerekçesiyle eğitimlerinden ve  ailelerinden kopan ve demir parmaklıklarla tanışan bu çocukların gerek gözaltına alınırken ve  yargılanırken, gerekse de cezaevinde yaşadıkları sorunların araştınlması kaçınılmaz olmuştur. Bu  amaçla bir araştırma komisyonunun kurularak, meclisin duruma el atması gerekmektedir.  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Terörle Mücadele  Kanunu 'na muhalefetten dolayı tutuklu bulunan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/629)  Cezaevlerinde tutuklu bulunan çocuklann işkence ve kötü muamele yaşadıklanna dair iddiaların  araştınlması için Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını  arz ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  - 2 0 9 -
Sayfa 24 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  BM Çocuk Haklan Sözleşmesi'ne imza atan Türkiye için ise, tam bir hukuk skandali yaşanmaktadır.  Bu çocuklar dünyanın hiçbir yerinde olmayan hukuksuz, adaletsiz ve insan haklanna aykın yasalarla  yargılanmaktadır. Hepinizin de bildiği gibi bu yasaların başında ise, TMK gelmektedir. Geçtiğimiz  günlerde Diyarbakır Barosu bir araştırma ile ilginç sonuçlar ortaya çıkardı. Araştırmanın sonuçlarına  göre, Diyarbakır'da, 1984-1997 yıllannda DGM'lerde 2 bin 601 yargılanırken, DGM'lerin kapatılmasından  sonra yerlerine kurulan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nde ise sadece son dört yılda 2 bin 400  çocuğun yargılandığı ortaya çıktı.  Daha önce Adalet Komisyonu'na havale edilen ve TMK'da değişiklik yapılmasını öngören kanun  tasarısı, bilinçli bir şekilde belirsiz bir tarihe ertelenmiştir. Çocukların cezaevinde yaşadığı trajedi  görmezden gelinmektedir. Şu an binlerce çocuk taş attıkları ya da slogan attıkları gerekçesiyle  gözaltına alınmakta, tutuklanmakta ve yaşlarından büyük ceza istemiyle yargılanmaktadırlar. Bu  çocukların tüm bu olumsuz süreçlerde karşı karşıya kaldıklan durumlar nedeniyle fiziksel ve  psikolojik olarak sağlıkları bozulmakta, gelişimleri engellenmektedir. Bu çocuklann manız kaldığı  en büyük sorunlardan bir tanesi de, eğitim ve öğrenimlerinden yoksun kalmalarıdır. Bu çocukların  yaşadıklan sorunların sosyolog, psikolog, pedagog gibi konusunda uzmanların da bulunduğu kişiler  tarafından derhal araştınlarak rehabilite edilmeleri gerekmektedir.  Toplumsal olaylarda gözaltına alınan çocuklann, yaşlanndan büyük ceza istemi ile yargılandıklan,  tutuklandıkları ve mahkum edildikleri yetmiyormuş gibi, bir de tutulduklan cezaevlerinde işkence ve  kötü muamelelere maruz kalmaktadırlar. Adana Pozantı M Tipi Cezaevi'nde bulunan 32 çocuğa  işkence ve kötü muamele yapıldığı, daha sonra da Diyarbakır Cezaevinde bulunan çocuklara da aynı  uygulamaların yapıldığı aileleri ile yaptıklan görüşmelerin ardından ortaya çıkmıştı. Bu olayların  üzerinde daha bir ay bile geçmemişken, çocuklara yönelik hak ihlallerine bir yenisi daha eklendi. Bitlis  E Tipi Cezaevi'ndeki 26 tutuklu çocuğun kaldığı koğuşa 27 Ocak'ta arama yapılacağı gerekçesiyle  jandarma ve cezaevi idaresi tarafından baskın düzenlendi. 5 Şubat'ta aileleriyle yaptıkları görüşmenin  ardından ortaya çıkan olay, bir insan haklan ve hukuk skandalidir. Ailelerin anlatımlanna göre, arama  gerekçesiyle çocuklar koğuştan çıkarılmış daha sonra, jandarmanın bulduğunu iddia ettiği san, kırmızı  ve yeşil renkli bezin PKK bayrağı iddiasıyla çocuklan darp etmiş ve çocuklan "Siz teröristsiniz. Burada  barındırmayız sizi" şeklinde tehdit etmişlerdir. Yine ailelerinin anlatımlanna göre, çocuklardan A.N.,  J.A. ve Y.K.'nin vücutlannda halen darp izlerinin olduğu saptanmıştır. Olayın ardından ise, çocuklara  15 gün boyunca tüm etkinliklerden men cezası verilmiş, bunun üzerine de çocuklar da olayla ilgili  Cezaevi Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuşlardır.  Cezaevlerinde şu an tutuklu bulunan binlerce çocuğun yaşadığı psikolojik travmaya, yenileri  eklenmektedir. Küçük yaşlarına rağmen, sırf taş ya da slogan attıklan gerekçesiyle eğitimlerinden ve  ailelerinden kopan ve demir parmaklıklarla tanışan bu çocukların gerek gözaltına alınırken ve  yargılanırken, gerekse de cezaevinde yaşadıkları sorunların araştınlması kaçınılmaz olmuştur. Bu  amaçla bir araştırma komisyonunun kurularak, meclisin duruma el atması gerekmektedir.  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Terörle Mücadele  Kanunu 'na muhalefetten dolayı tutuklu bulunan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/629)  Cezaevlerinde tutuklu bulunan çocuklann işkence ve kötü muamele yaşadıklanna dair iddiaların  araştınlması için Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını  arz ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  - 2 0 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 0 : 1  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  8) Hasip Kaplan  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet Ufuk Uras  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sim Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  (Şırnak)  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  (Siirt)  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  (Tunceli)  Ülkemizde 15 ile 18 yaş arasındaki çocuklar, Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefetten dolayı  gözaltına alınmış, kötü muamele ve işkence görmüş, ağır ceza mahkemelerinde yargılanmış ve  tutuklanmışlardır.  Türkiye'de toplumsal olaylarda gözaltına alınan ve haklarında "slogan atmak", "taş atmak",  "örgüt bayrağı önünde durmak", "halay çekmek" iddialarıyla yaşlarından büyük ceza istemi ile  yargılanmaktadır. Kamuoyunda "TMK mağduru çocuklar" olarak bilinen çocukların serbest  bırakılmaları için çağrılar sürerken, Adana ve birçok cezaevinde tutuklu bulunan çocuklara korkunç  işkenceler uygulandığı iddiası aileleri aracılığıyla basma ve kamuoyuna yansıtılmıştır.  Bir süreden bu yana özellikle siyasi tutuklu çocuklara yönelik keyfi uygulamaları ile gündeme  gelen Pozantı M Tipi Cezaevi'nde bulunan 32 çocuğun aileleri aracılığıyla kamuoyuna aktardığı  bilgilere göre, Cezaevi Müdürü ve gardiyanlar tarafından üzerlerine soğuk su dökülüp sonrasında  plastik su borusu ile dövüldükleri ve daha sonra da vücutlarında açılan yaralara tuz basılarak  işkenceye maruz kaldıkları iddia edilmektedir. Yine cezaevindeki işkence iddialarının yanı sıra  cezaevinde iken 18 yaşını dolduran çocukların ise başka cezaevlerine gönderilmek yerine aynı  cezaevinde tek kişilik hücrelere konulduğu belirtilmektedir. Tutuklu bulunan çocukların aileleri,  çocuklarının üzerlerindeki baskıların giderek artmasından kaygı duyduklarını ifade etmektedir.  İnsan Hakları Demeklerinin raporlarına göre, Adana Pozantı Cezaevi başta olmak üzere Adana  Kürkçüler Cezaevi ve Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevlerinde infaz koruma memurları tarafından  çocuklara psikolojik baskı yapıldığı, kaba dayak uygulandığı, coplarla ağır bir şekilde dövüldüğü ve  sonrasında üzerlerine soğuk su döküldüğü ileri sürülmektedir.  Tutuklu bulunan çocukların cezaevi içerisinde işkence ve kötü muamele görme iddialarının yanı  sıra, siyasi koğuşlarda kalan çocukların adliyeye gidiş-gelişlerinde ring aracı içerisinde fiziki ve  psikolojik şiddete maruz kaldıkları belirtilmektedir.  - 2 1 0 -
Sayfa 25 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 0 : 1  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  8) Hasip Kaplan  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet Ufuk Uras  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sim Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  (Şırnak)  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  (Siirt)  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  (Tunceli)  Ülkemizde 15 ile 18 yaş arasındaki çocuklar, Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefetten dolayı  gözaltına alınmış, kötü muamele ve işkence görmüş, ağır ceza mahkemelerinde yargılanmış ve  tutuklanmışlardır.  Türkiye'de toplumsal olaylarda gözaltına alınan ve haklarında "slogan atmak", "taş atmak",  "örgüt bayrağı önünde durmak", "halay çekmek" iddialarıyla yaşlarından büyük ceza istemi ile  yargılanmaktadır. Kamuoyunda "TMK mağduru çocuklar" olarak bilinen çocukların serbest  bırakılmaları için çağrılar sürerken, Adana ve birçok cezaevinde tutuklu bulunan çocuklara korkunç  işkenceler uygulandığı iddiası aileleri aracılığıyla basma ve kamuoyuna yansıtılmıştır.  Bir süreden bu yana özellikle siyasi tutuklu çocuklara yönelik keyfi uygulamaları ile gündeme  gelen Pozantı M Tipi Cezaevi'nde bulunan 32 çocuğun aileleri aracılığıyla kamuoyuna aktardığı  bilgilere göre, Cezaevi Müdürü ve gardiyanlar tarafından üzerlerine soğuk su dökülüp sonrasında  plastik su borusu ile dövüldükleri ve daha sonra da vücutlarında açılan yaralara tuz basılarak  işkenceye maruz kaldıkları iddia edilmektedir. Yine cezaevindeki işkence iddialarının yanı sıra  cezaevinde iken 18 yaşını dolduran çocukların ise başka cezaevlerine gönderilmek yerine aynı  cezaevinde tek kişilik hücrelere konulduğu belirtilmektedir. Tutuklu bulunan çocukların aileleri,  çocuklarının üzerlerindeki baskıların giderek artmasından kaygı duyduklarını ifade etmektedir.  İnsan Hakları Demeklerinin raporlarına göre, Adana Pozantı Cezaevi başta olmak üzere Adana  Kürkçüler Cezaevi ve Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevlerinde infaz koruma memurları tarafından  çocuklara psikolojik baskı yapıldığı, kaba dayak uygulandığı, coplarla ağır bir şekilde dövüldüğü ve  sonrasında üzerlerine soğuk su döküldüğü ileri sürülmektedir.  Tutuklu bulunan çocukların cezaevi içerisinde işkence ve kötü muamele görme iddialarının yanı  sıra, siyasi koğuşlarda kalan çocukların adliyeye gidiş-gelişlerinde ring aracı içerisinde fiziki ve  psikolojik şiddete maruz kaldıkları belirtilmektedir.  - 2 1 0 - TBMM B : 75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Sımak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Sımak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Kadına yönelik şiddetin 2009 yılında da devam etmesi kadın intiharlarının arttığını göstermektedir.  Kadın ölümlerinin ve intiharlarının önüne geçilememesi, zamanında ve yeterli tedbirler alınmaması,  kadınların töre nedeniyle öldürülmesinin ve intihara sürüklendiğini göstermektedir. Kadın cinayetleri,  kadına yönelik şiddet, intihar, berdel, başlık parası ve zorla evlilik gibi somnlar giderilmedikçe devam  edecektir.  - 2 1 1 - Tutuklu olarak bulunan çocukların Türkiye genelinde cezaevlerinde yaşadığı kötü muamele ve  işkence olayları insanlık dışı ve vahim bir hal almıştır. Şiddetin, hakaretin ve hak gasplarının yoğun  olarak yaşandığı iddia edilen cezaevlerine ilişkin gerekli incelemeler bir an önce yapılmalı ve  olaylarla ilgisi bulunan kişilerin cezalandırılması gerekmektedir. Bugüne kadar cezaevlerinde yaşanan  bu iddialara ilişkin Mecliste bir araştırma komisyonu kurulup gerekli incelemeler yapılmalıdır.  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu  Anadolu 'daki kadın intiharlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/630)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özellikle son zamanlarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerimizde artış gösteren  kadın intiharlarının nedenlerinin araştırılması, gereken önlem ve tedbirlerin alınması için Anayasanın  98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
Sayfa 26 -
TBMM B : 75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Sımak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Sımak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Kadına yönelik şiddetin 2009 yılında da devam etmesi kadın intiharlarının arttığını göstermektedir.  Kadın ölümlerinin ve intiharlarının önüne geçilememesi, zamanında ve yeterli tedbirler alınmaması,  kadınların töre nedeniyle öldürülmesinin ve intihara sürüklendiğini göstermektedir. Kadın cinayetleri,  kadına yönelik şiddet, intihar, berdel, başlık parası ve zorla evlilik gibi somnlar giderilmedikçe devam  edecektir.  - 2 1 1 - Tutuklu olarak bulunan çocukların Türkiye genelinde cezaevlerinde yaşadığı kötü muamele ve  işkence olayları insanlık dışı ve vahim bir hal almıştır. Şiddetin, hakaretin ve hak gasplarının yoğun  olarak yaşandığı iddia edilen cezaevlerine ilişkin gerekli incelemeler bir an önce yapılmalı ve  olaylarla ilgisi bulunan kişilerin cezalandırılması gerekmektedir. Bugüne kadar cezaevlerinde yaşanan  bu iddialara ilişkin Mecliste bir araştırma komisyonu kurulup gerekli incelemeler yapılmalıdır.  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu  Anadolu 'daki kadın intiharlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/630)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özellikle son zamanlarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerimizde artış gösteren  kadın intiharlarının nedenlerinin araştırılması, gereken önlem ve tedbirlerin alınması için Anayasanın  98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.  TBMM B : 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 1 2 - Türkiye'de cinsiyete dayalı ayrımcılık ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin henüz devlet  politikası hâline gelmemesi ve daha etkin politikalar üretilmemesi sonucu kadınlar ölmeye ve  öldürülmeye devam edecektir.  Doğu ve Güneydoğu illerimizde çok fazla görülen kadın intiharları, bu bölgelerimizde kalıcı  demokratik çözümler üretilmediği sürece şiddetlenerek artacağı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.  Özellikle Batman ili ile daha görünür hâle gelen kadın intiharlarının dünya ve Türkiye ortalamasının  çok üstünde olması, bu konunun önemle üzerinde durulmasını zorunlu kılmaktadır. Yapılan araştırmalann  ortaya koyduğu; çatışmalı ortam, zorunlu göç, şiddet, yoğun ekonomik sorunlar, insan haklarının  uygulanmaması, eşitsizlikler, sürgünler ve eğitim seviyesinin düşüklüğü gibi sebeplerin intihara yol  açtığı yönündedir.  1990'lı yıllardan itibaren günümüze kadar devam eden çatışmalı ortam ve kırsal kesimlerde  yaşayan insanlarımızın zorunlu göçe tabi tutulmaları, diğer sebepleri de kaçınılmaz olarak yaratıp  kadın intiharlarına zemin hazırlamıştır. Bölgedeki feodal geleneklere karşı kadının toplumsal rolünü  etkinleştiren bir zihniyetin geliştirilmemesi ve erkek egemen toplum zihniyetinde ısrar edilmesi bu  ölümleri besleyen en önemli anlayış olmuştur. Kadın ölümlerinin ortadan kaldırılması veya en aza  indirilmesi için hem sıralanan sebeplerin ortadan kaldırılması hem de mevcut erkek egemen toplum  anlayışının değiştirilmemesi, devletin konuyla ilgili ne yazık ki etkin politikalarının olmaması  sebebiyle kadın intiharlarının yoğun bir şekilde devam ettiği görülmektedir.  Son aylarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölge illerinde basına yansıyan kadın intiharları;  13 Şubat 2010 tarihinde Muş'un Bulanık ilçesinde 14 yaşındaki Havva Üzüm adlı genç kız,  yatak odasının tavanına bağladığı iple yaşamına son verdi.  12 Şubat 2010 tarihinde Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde 16 yaşındaki A.A. adlı genç kız köy  korucusu olan babasına ait kalaşnikof silahla intihar edip yaşamına son verdi.  10 Şubat 2010 tarihinde Uıfa'nın Akçakale ilçesinde 16 yaşındaki Zülfıye Uğur adlı genç bir kız  intihar edip yaşamına son verdi.  08 Şubat 2010 tarihinde Şırnak'ın Cizre ilçesinde 20 yaşındaki 2 aylık kadın evinin tavanında  asılı halde bulundu.  01 Şubat 2010 tarihinde Van'ın Özalp İlçesi'nde Yünkuşak Köyü'nde Fatma Uçan (21) adlı genç  kadın intihar ederek yaşamına son verdi.  26 Ocak 2010 tarihinde Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde, 16 yaşındaki B.Ç. adlı genç kız, silahla  başına ateş ederek yaşamına son verdi.  19 Ocak 2010 tarihinde Batman'da 14 yaşındaki kız çocuğu intihar ederek yaşamına son verdi.  14 Ocak 2010 tarihinde Siirt'in Kurtalan İlçesinde 3 çocuk annesi Sabriye Aydoğdu (32) adlı  kadın intihar ederek yaşamına son verdi.  06 Aralık 2009 tarihinde Batman'ın Kozluk ilçesi Kumlupınar köyüne bağlı Kocabey mezrasında  oturan 22 yaşındaki H.E (22) adlı bir genç kadın intihar ederek yaşamına son verdi.  Bölgede sıkça yaşanan ve kamuoyunda yer alan kadın intiharlarının nedenlerinin araştınlması,  gereken tedbir ve önlemlerin alınması için bir Meclis araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayfa 27 -
TBMM B : 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 1 2 - Türkiye'de cinsiyete dayalı ayrımcılık ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin henüz devlet  politikası hâline gelmemesi ve daha etkin politikalar üretilmemesi sonucu kadınlar ölmeye ve  öldürülmeye devam edecektir.  Doğu ve Güneydoğu illerimizde çok fazla görülen kadın intiharları, bu bölgelerimizde kalıcı  demokratik çözümler üretilmediği sürece şiddetlenerek artacağı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.  Özellikle Batman ili ile daha görünür hâle gelen kadın intiharlarının dünya ve Türkiye ortalamasının  çok üstünde olması, bu konunun önemle üzerinde durulmasını zorunlu kılmaktadır. Yapılan araştırmalann  ortaya koyduğu; çatışmalı ortam, zorunlu göç, şiddet, yoğun ekonomik sorunlar, insan haklarının  uygulanmaması, eşitsizlikler, sürgünler ve eğitim seviyesinin düşüklüğü gibi sebeplerin intihara yol  açtığı yönündedir.  1990'lı yıllardan itibaren günümüze kadar devam eden çatışmalı ortam ve kırsal kesimlerde  yaşayan insanlarımızın zorunlu göçe tabi tutulmaları, diğer sebepleri de kaçınılmaz olarak yaratıp  kadın intiharlarına zemin hazırlamıştır. Bölgedeki feodal geleneklere karşı kadının toplumsal rolünü  etkinleştiren bir zihniyetin geliştirilmemesi ve erkek egemen toplum zihniyetinde ısrar edilmesi bu  ölümleri besleyen en önemli anlayış olmuştur. Kadın ölümlerinin ortadan kaldırılması veya en aza  indirilmesi için hem sıralanan sebeplerin ortadan kaldırılması hem de mevcut erkek egemen toplum  anlayışının değiştirilmemesi, devletin konuyla ilgili ne yazık ki etkin politikalarının olmaması  sebebiyle kadın intiharlarının yoğun bir şekilde devam ettiği görülmektedir.  Son aylarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölge illerinde basına yansıyan kadın intiharları;  13 Şubat 2010 tarihinde Muş'un Bulanık ilçesinde 14 yaşındaki Havva Üzüm adlı genç kız,  yatak odasının tavanına bağladığı iple yaşamına son verdi.  12 Şubat 2010 tarihinde Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde 16 yaşındaki A.A. adlı genç kız köy  korucusu olan babasına ait kalaşnikof silahla intihar edip yaşamına son verdi.  10 Şubat 2010 tarihinde Uıfa'nın Akçakale ilçesinde 16 yaşındaki Zülfıye Uğur adlı genç bir kız  intihar edip yaşamına son verdi.  08 Şubat 2010 tarihinde Şırnak'ın Cizre ilçesinde 20 yaşındaki 2 aylık kadın evinin tavanında  asılı halde bulundu.  01 Şubat 2010 tarihinde Van'ın Özalp İlçesi'nde Yünkuşak Köyü'nde Fatma Uçan (21) adlı genç  kadın intihar ederek yaşamına son verdi.  26 Ocak 2010 tarihinde Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde, 16 yaşındaki B.Ç. adlı genç kız, silahla  başına ateş ederek yaşamına son verdi.  19 Ocak 2010 tarihinde Batman'da 14 yaşındaki kız çocuğu intihar ederek yaşamına son verdi.  14 Ocak 2010 tarihinde Siirt'in Kurtalan İlçesinde 3 çocuk annesi Sabriye Aydoğdu (32) adlı  kadın intihar ederek yaşamına son verdi.  06 Aralık 2009 tarihinde Batman'ın Kozluk ilçesi Kumlupınar köyüne bağlı Kocabey mezrasında  oturan 22 yaşındaki H.E (22) adlı bir genç kadın intihar ederek yaşamına son verdi.  Bölgede sıkça yaşanan ve kamuoyunda yer alan kadın intiharlarının nedenlerinin araştınlması,  gereken tedbir ve önlemlerin alınması için bir Meclis araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  (x) 473 S. Sayılı Basmayazı 17/3/2010 tarihli 74 'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 2 1 3 - Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Sayın milletvekilleri, şimdi gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen  Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanun Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Biyogüvenlik Kanunu Tasansı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal  İşler, Avrupa Birliği Uyum ile Tarım, Orman ve Köyişleri komisyonlan raporlannın görüşmelerine  başlayacağız.  4.- Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler, Avrupa Birliği  Uyum ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları Raporları (1/789) (S. Sayısı: 473) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasannın  birinci bölümünde yer alan 5'inci madde kabul edilmişti.  Şimdi 6'ncı madde üzerinde görüşmelere devam ediyoruz.  6'ncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:
Sayfa 28 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 1  (x) 473 S. Sayılı Basmayazı 17/3/2010 tarihli 74 'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 2 1 3 - Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Sayın milletvekilleri, şimdi gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen  Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanun Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Biyogüvenlik Kanunu Tasansı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal  İşler, Avrupa Birliği Uyum ile Tarım, Orman ve Köyişleri komisyonlan raporlannın görüşmelerine  başlayacağız.  4.- Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler, Avrupa Birliği  Uyum ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları Raporları (1/789) (S. Sayısı: 473) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasannın  birinci bölümünde yer alan 5'inci madde kabul edilmişti.  Şimdi 6'ncı madde üzerinde görüşmelere devam ediyoruz.  6'ncı madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 0 : 1  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 6 ıncı maddesinin 2 inci  fıkrasının "d" bendinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz  Zeki Ertugay Yılmaz Tankut Muharrem Varlı  Erzurum Adana Adana  Sabahattin Çakmakoğlu Kürşat Atılgan  Kayseri Adana  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 6. maddesinin 3. fıkrasının "Bu maddeninin  uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar öncelikle çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklinde  değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Osman Kaptan  Malatya Tokat Antalya  R. Kerim Özkan Rasim Çakır Ergün Aydoğan  Burdur Edime Balıkesir  Zekeriya Akıncı Tayfur Süner  Ankara Antalya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkanım, benim de burada bir önergem var. MHP ile  CHP'nin önergelerini grup önergeleri olarak alıp işleme koyabilirsiniz, dolayısıyla o, milletvekili  önergesi değil grup önergesi olarak verilmiş, bizim önergemize sıra gelmedi efendim. Yani gruplar  ayrı ayn önerge vermiş...  BAŞKAN - Bir dakika Sayın Genç.  Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.10  •  - 2 1 4 -
Sayfa 29 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 0 : 1  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 6 ıncı maddesinin 2 inci  fıkrasının "d" bendinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz  Zeki Ertugay Yılmaz Tankut Muharrem Varlı  Erzurum Adana Adana  Sabahattin Çakmakoğlu Kürşat Atılgan  Kayseri Adana  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 6. maddesinin 3. fıkrasının "Bu maddeninin  uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar öncelikle çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklinde  değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Osman Kaptan  Malatya Tokat Antalya  R. Kerim Özkan Rasim Çakır Ergün Aydoğan  Burdur Edime Balıkesir  Zekeriya Akıncı Tayfur Süner  Ankara Antalya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkanım, benim de burada bir önergem var. MHP ile  CHP'nin önergelerini grup önergeleri olarak alıp işleme koyabilirsiniz, dolayısıyla o, milletvekili  önergesi değil grup önergesi olarak verilmiş, bizim önergemize sıra gelmedi efendim. Yani gruplar  ayrı ayn önerge vermiş...  BAŞKAN - Bir dakika Sayın Genç.  Sayın milletvekilleri, on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.10  •  - 2 1 4 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  473 sıra sayılı Tasan'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  6'ncı madde üzerinde görüşmeleri yapıyorduk.  6'ncı madde üzerinde üç önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra  aykırılık sırasına göre de işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 6 nci maddesinin 2 inci  fıkrasının "d" bendinin metinden çıkanlmasını arz ve teklif ederiz.  Zeki Ertugay Yılmaz Tankut Muharrem Varlı  Erzurum Adana Adana  Sabahattin Çakmakoğlu Kürşat Atılgan  Kayseri Adana  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasansının 6. maddesinde geçen "yönetmelik" ifadesinin  "tüzük" olarak değiştirilmesini arz ederiz.  Kamer Genç Harun Öztürk Orhan Ziya Diren  Tunceli İzmir Tokat  Vahap Seçer Yaşar Ağyüz Derviş Günday  Mersin Gaziantep Çorum  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 6. maddesinin 3. fıkrasının "Bu maddenin  uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar öncelikle çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklinde  değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılanmızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Osman Kaptan  Malatya Tokat Antalya  R. Kerim Özkan Rasim Çakır Ergün Aydoğan  Burdur Edime Balıkesir  Zekeriya Akıncı Tayfur Süner  Ankara Antalya  - 2 1 5 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.40  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)
Sayfa 30 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  473 sıra sayılı Tasan'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  6'ncı madde üzerinde görüşmeleri yapıyorduk.  6'ncı madde üzerinde üç önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra  aykırılık sırasına göre de işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 6 nci maddesinin 2 inci  fıkrasının "d" bendinin metinden çıkanlmasını arz ve teklif ederiz.  Zeki Ertugay Yılmaz Tankut Muharrem Varlı  Erzurum Adana Adana  Sabahattin Çakmakoğlu Kürşat Atılgan  Kayseri Adana  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasansının 6. maddesinde geçen "yönetmelik" ifadesinin  "tüzük" olarak değiştirilmesini arz ederiz.  Kamer Genç Harun Öztürk Orhan Ziya Diren  Tunceli İzmir Tokat  Vahap Seçer Yaşar Ağyüz Derviş Günday  Mersin Gaziantep Çorum  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 6. maddesinin 3. fıkrasının "Bu maddenin  uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar öncelikle çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklinde  değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılanmızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Osman Kaptan  Malatya Tokat Antalya  R. Kerim Özkan Rasim Çakır Ergün Aydoğan  Burdur Edime Balıkesir  Zekeriya Akıncı Tayfur Süner  Ankara Antalya  - 2 1 5 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.40  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 2  - 2 1 6 - BAŞKAN - Komisyon bu son okutulan önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Son okunana  katılmıyoruz.  BAŞKAN - Kim konuşacak efendim?  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Ergün Aydoğan konuşacaklar.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Erdoğan.  ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte  olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nın 6'ncı maddesinde verilen önerge üzerine söz  almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum ve tasarının 6'ncı maddesi üzerinde  verdiğimiz önergemizin kabul edilmesini diliyorum.  Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz genetiği değiştirilmiş organizmalar yasası çıkarılmadan  yönetmelik çıkarıldı. Her zaman olduğu gibi, Hükümetiniz bu süreci de maalesef doğru yönetemedi.  Halk tedirgin edildi. Korkuyla sebze meyve tüketimi... Maalesef, insanlar tüketemez hâle geldi, kaygıyla  yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Genetiği değiştirilmiş ürünlerin insanlarda alerjilere yol açtığı, hayvan  deneylerinin çok olumsuz olduğu iddia edilmektedir. Bunlar bilimsel araştırmalar. Yine, Avusturya Tanm  ve Sağlık Bakanlığının, Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada, GDO'lu gıdalarla  beslenen farelerin otuz dört nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini kaybettiği anlaşılmıştır.  Yine, GDO'lu bitkilerin kullanıldığı ülkelerde, ilaç kullanımının Arjantin'de 14 kat arttığı ve  GDO'lu ürünlerin verim artışının da doğru olmadığı, son yapılan araştırmada, Hindistan'da GDO'lu  pamukta dönüm başına 370 kilogram verim alınacağı yönündeki görüşün doğru olmadığı ve 50  kilogram olduğu anlaşıldı ve bugüne kadar tüketilen 25 milyon ton GDO'lu ürünün sorumlusu tabii  ki Hükümettir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gıda güvenliği kadar elbette toprak güvenliği ve su  güvenliği de önemlidir. Yağışların bol olduğu bu yıl, maalesef, Hükümet, tanmı ihmal ettiği gibi aşırı  yağışlardan etkilenen çiftçiyi ve Balıkesir'i, Marmara Bölgesi'ni de yok saymıştır. Yıl içinde üst üste  aşın yağışlar olmuş, önceki zararlar tazmin edilmemiş, son olarak Manyas bölgesinde 7 bin dönüm  ekilebilir, 5 bin dönüm ekili arazi sular altında kalmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette, güvenli gıda ürününü sağlamakla birlikte toprak  ve su güvenliğini sağlamak da en temel görevlerden birisidir. Bu yaşanan, doğal afet değildir,  önlenebilir doğal olaydır. Manyas Gölü'nde var olan drenaj çalışmamıştır, var olan dört pompadan  birisi çalışmamış, ayrıca dört pompa da maalesef yeterli değildir. Pompalar 1984 yılında kurulmuş,  1996 yılından bu yana da bakımı yapılmamıştır. Yine burada bu afete neden olan Karadere ıslah  çalışması da 1996 yılından beri yapılmamıştır. Burada var olan eksiklik, enerji maliyeti yüksek diye  pompalann çalıştınlmadığı. Toprak güvenliğini sağlayamayan gıda güvenliğini nasıl sağlayacak?  2009 yılı Ekim ayında Bandırma, Manyas, Gönen, Erdek selden etkilenmiş, bu yok sayılmış,  Ocak 2010'da da Manyas, Hamamlı, Kocagöl, Salur ve Akçaova sel felaketinden zarar görmüştür.  Zarar gören çiftçilerin zaran giderilmediği gibi sular altında kalan 7 bin dönüm toprak yakın zamanda  çoraklaştığında güvenli gıda üretimini nasıl sağlayacağız?
Sayfa 31 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 2  - 2 1 6 - BAŞKAN - Komisyon bu son okutulan önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Son okunana  katılmıyoruz.  BAŞKAN - Kim konuşacak efendim?  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Ergün Aydoğan konuşacaklar.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Erdoğan.  ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte  olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nın 6'ncı maddesinde verilen önerge üzerine söz  almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum ve tasarının 6'ncı maddesi üzerinde  verdiğimiz önergemizin kabul edilmesini diliyorum.  Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz genetiği değiştirilmiş organizmalar yasası çıkarılmadan  yönetmelik çıkarıldı. Her zaman olduğu gibi, Hükümetiniz bu süreci de maalesef doğru yönetemedi.  Halk tedirgin edildi. Korkuyla sebze meyve tüketimi... Maalesef, insanlar tüketemez hâle geldi, kaygıyla  yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Genetiği değiştirilmiş ürünlerin insanlarda alerjilere yol açtığı, hayvan  deneylerinin çok olumsuz olduğu iddia edilmektedir. Bunlar bilimsel araştırmalar. Yine, Avusturya Tanm  ve Sağlık Bakanlığının, Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada, GDO'lu gıdalarla  beslenen farelerin otuz dört nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini kaybettiği anlaşılmıştır.  Yine, GDO'lu bitkilerin kullanıldığı ülkelerde, ilaç kullanımının Arjantin'de 14 kat arttığı ve  GDO'lu ürünlerin verim artışının da doğru olmadığı, son yapılan araştırmada, Hindistan'da GDO'lu  pamukta dönüm başına 370 kilogram verim alınacağı yönündeki görüşün doğru olmadığı ve 50  kilogram olduğu anlaşıldı ve bugüne kadar tüketilen 25 milyon ton GDO'lu ürünün sorumlusu tabii  ki Hükümettir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gıda güvenliği kadar elbette toprak güvenliği ve su  güvenliği de önemlidir. Yağışların bol olduğu bu yıl, maalesef, Hükümet, tanmı ihmal ettiği gibi aşırı  yağışlardan etkilenen çiftçiyi ve Balıkesir'i, Marmara Bölgesi'ni de yok saymıştır. Yıl içinde üst üste  aşın yağışlar olmuş, önceki zararlar tazmin edilmemiş, son olarak Manyas bölgesinde 7 bin dönüm  ekilebilir, 5 bin dönüm ekili arazi sular altında kalmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette, güvenli gıda ürününü sağlamakla birlikte toprak  ve su güvenliğini sağlamak da en temel görevlerden birisidir. Bu yaşanan, doğal afet değildir,  önlenebilir doğal olaydır. Manyas Gölü'nde var olan drenaj çalışmamıştır, var olan dört pompadan  birisi çalışmamış, ayrıca dört pompa da maalesef yeterli değildir. Pompalar 1984 yılında kurulmuş,  1996 yılından bu yana da bakımı yapılmamıştır. Yine burada bu afete neden olan Karadere ıslah  çalışması da 1996 yılından beri yapılmamıştır. Burada var olan eksiklik, enerji maliyeti yüksek diye  pompalann çalıştınlmadığı. Toprak güvenliğini sağlayamayan gıda güvenliğini nasıl sağlayacak?  2009 yılı Ekim ayında Bandırma, Manyas, Gönen, Erdek selden etkilenmiş, bu yok sayılmış,  Ocak 2010'da da Manyas, Hamamlı, Kocagöl, Salur ve Akçaova sel felaketinden zarar görmüştür.  Zarar gören çiftçilerin zaran giderilmediği gibi sular altında kalan 7 bin dönüm toprak yakın zamanda  çoraklaştığında güvenli gıda üretimini nasıl sağlayacağız?  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; güvenli gıda öncesinde öncelikle hiçbir zaman yerine  ikame edilemeyen toprak güvenliği çok daha önemlidir. Tanmda destek çeşitlerinin artması değil,  miktannın artmasının önemli olduğu, şu anda verilen tanmda destek çeşidinin arttığı doğru olmakla birlikte  miktar olarak doğru olmadığı... Yasada öngörülmesine rağmen gayrisafi millî hasılanın ancak yüzde  yanını verilmektedir; oysa, yasada bunun yüzde 1 olması gerektiği çok açık. Tanmda uygulanan politikalar  doğru olsaydı zaten şu anda birçok tanm ürününü ithal etmek durumunda kalmazdık değerli arkadaşlar.  İktidar sözcüleri tanma verilen desteğin çeşidinin arttığını elbette söylemekle birlikte -biraz  önce ifade ettiğim- şu anda tarıma verilen desteğin yasada öngörülen miktan kadar verilmediği çok  açıktır değerli arkadaşlar. Tabii bu iktidarın tanmı ihmal ettiğinin çok açık bir göstergesi de geçtiğimiz  günlerde Eskişehir'de...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ERGÜN AYDOĞAN (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.  ...komisyonla yaptığımız çalışmada kaldığımız otel geçtiğimiz dönemlerde Toprak Mahsulleri  Ofisinin bir yeri, şu anda yabancı markalı bir otel hâline dönüştürülmüş. Yine bu çalışmalarda ve  bölgede yaptığımız çalışmada, şu anda köylünün toprağa küstüğü, üretmekten vazgeçtiği ve köyünü  terk etmek zorunda kaldığını görüyoruz.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; tabii ki gıda güvenliğiyle birlikte toprak güvenliğinin  de önemli olduğunu söylemiştim. Elbette tohum güvenliği de son derece önemli. Bu dönemde tohum  üretme çiftlikleri maalesef kapatıldı. Gıda güvenliği sağlanamadığı gibi güvenli tohum bulma olanağı  da maalesef kalmamıştır.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; ülkemizin kalkınmasının en önemli yollanndan birisi  tanma verilen desteğin çoğaltılması ve tanmın kalkındırılmasıdır.  Bu duygu ve düşüncelerle önergemizin kabul edilmesini diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydoğan.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 6. maddesinde geçen "yönetmelik" ifadesinin  "tüzük" olarak değiştirilmesini arz ederiz.  Kamer Genç (Tunceli) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN-Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Siz mi konuşacaksınız?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Evet.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Genç  - 2 1 7 -
Sayfa 32 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; güvenli gıda öncesinde öncelikle hiçbir zaman yerine  ikame edilemeyen toprak güvenliği çok daha önemlidir. Tanmda destek çeşitlerinin artması değil,  miktannın artmasının önemli olduğu, şu anda verilen tanmda destek çeşidinin arttığı doğru olmakla birlikte  miktar olarak doğru olmadığı... Yasada öngörülmesine rağmen gayrisafi millî hasılanın ancak yüzde  yanını verilmektedir; oysa, yasada bunun yüzde 1 olması gerektiği çok açık. Tanmda uygulanan politikalar  doğru olsaydı zaten şu anda birçok tanm ürününü ithal etmek durumunda kalmazdık değerli arkadaşlar.  İktidar sözcüleri tanma verilen desteğin çeşidinin arttığını elbette söylemekle birlikte -biraz  önce ifade ettiğim- şu anda tarıma verilen desteğin yasada öngörülen miktan kadar verilmediği çok  açıktır değerli arkadaşlar. Tabii bu iktidarın tanmı ihmal ettiğinin çok açık bir göstergesi de geçtiğimiz  günlerde Eskişehir'de...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ERGÜN AYDOĞAN (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.  ...komisyonla yaptığımız çalışmada kaldığımız otel geçtiğimiz dönemlerde Toprak Mahsulleri  Ofisinin bir yeri, şu anda yabancı markalı bir otel hâline dönüştürülmüş. Yine bu çalışmalarda ve  bölgede yaptığımız çalışmada, şu anda köylünün toprağa küstüğü, üretmekten vazgeçtiği ve köyünü  terk etmek zorunda kaldığını görüyoruz.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; tabii ki gıda güvenliğiyle birlikte toprak güvenliğinin  de önemli olduğunu söylemiştim. Elbette tohum güvenliği de son derece önemli. Bu dönemde tohum  üretme çiftlikleri maalesef kapatıldı. Gıda güvenliği sağlanamadığı gibi güvenli tohum bulma olanağı  da maalesef kalmamıştır.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; ülkemizin kalkınmasının en önemli yollanndan birisi  tanma verilen desteğin çoğaltılması ve tanmın kalkındırılmasıdır.  Bu duygu ve düşüncelerle önergemizin kabul edilmesini diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydoğan.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 6. maddesinde geçen "yönetmelik" ifadesinin  "tüzük" olarak değiştirilmesini arz ederiz.  Kamer Genç (Tunceli) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN-Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Siz mi konuşacaksınız?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Evet.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Genç  - 2 1 7 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 8 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 473 sıra sayılı Yasa Tasansı'nın  6'ncı maddesinde geçen "yönetmelik" ibaresinin "tüzük" olarak değiştirilmesi konusunda verdiğim  önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, aslında bu kanunda çok değişik ifadeler kullanılmış. Kullanılan ifadeleri  anlamak mümkün değil. Mesela bu maddenin (2) no.lu fıkrasında "Basitleştirilmiş işleme müracaat  esnasında Bakanlık tarafından belirlenecek diğer hususlar dışında aşağıdaki şartların karşılanması  zorunludur." O kadar kanşık bir cümle ki.  Peki, Bakanlık, belirlenecek hususlarda herhangi bir kurala riayet etmeyecek mi? Hiç buradaki  a, b, c, d diye gidenlere riayet etmeyecek mi? Böyle yani ne yazıldığı belli olmayan, enine boyuna  komisyonlarda tartışılmayan kanun tasanlan buraya geliyor, gidiyor.  Şimdi, biliyorsunuz, Anayasa'mızda hem "yönetmelik" var hem "tüzük" var. 115'inci maddede  tüzük var, 124'üncü maddede yönetmelik var. Tüzüğü çıkarma yetkisi Bakanlar Kumluna aittir ve  Danıştayın denetiminden geçiyor. Yönetmelik çıkarma yetkisi de bakanlıklara aittir.  Bana göre burada çıkarılması gereken düzenleyici işlemin tüzük olması lazım. Çünkü bu konu,  gıda vatandaşı çok yakından ilgilendiren bir konudur. Bunun enine boyuna tartışılması ve Danıştayın  denetiminden geçmesi gerekirken özellikle AKP iktidara geldiği günden bugüne kadar hiçbir kanun  teklifinde ve tasarısında, hiçbir yerde "tüzük" kelimesini kullanmamıştır. Bu nedir biliyor musunuz?  İşte, AKP İktidannın zihniyetidir.  AKP yargıdan çekiniyor, yargıya müracaatı istemiyor. Hatta Tayyip Bey "Yargının kararları  ciğerimizi kararttı." diyor. Yani bu o kadar çok ağır bir ifadedir ki bunu hiçbir -bırakınız o makamda  olan insanlann kullanması- yargıya saygılı olan, hukuk bilgisi olan ilkokul öğrencisi bile bu lafları  kullanamaz. Ne diyor Tayyip Bey? "Danıştay gelsin, yönetsin." diyor. Yahu sen şimdi yürütmesin,  anayasal bir sistem var. Anayasa'da her gücün, her erkin yetkileri belirtilmiştir. Sen kim oluyorsun da...  Efendim, AKP Grup Başkan Vekili çıkıyor: "Anayasa Mahkemesi Meclis darbesi yapmıştır." Bu  kadar ilkel, gerçekten -yani aslında hak edilmesi gereken ifadeyi kullanmak da istemiyorum ama- bu  kadar ilkel bir ifade kullanılabilir mi? Son derece şikâyetçiler yargıdan. Peki, yani o zaman Tayyip  Bey burada oturacak, Anayasa Mahkemesi üyelerini atayacak, Hâkimler Savcılar Kurulu üyelerini  atayacak, kendisini yargılayacak hâkimleri atayacak, oh ne âlâ memleket! Zaten milletvekillerinin  550'sini o atıyor, zaten bakanlan o atıyor. Peki, sen kimsin be kardeşim ya? Geçen gün deprem  olmuştu, Tunceli'ye gittim. Bir tane Hükümet yetkilisi Tunceli'ye gelmemişti. Bir baktım, Tayyip  Bey'in uçağı gelmiş, Başbakanlık uçağı Türk Hava Yollannın 200 kişilik uçağından daha büyük.  Ondan sonra... Yahu böyle bir israf olur mu? Bakın, maalesef Abdullah Bey bir tarafa gidiyor, Tayyip  Bey bir tarafa gidiyor, her gün dışarıdalar. Yahu Kamerun'a gidip de Abdullah Bey ne yapacaksın  kardeşim, sen Kamerun'dan ne getireceksin? Bütün mesele israf. Bunlar canları sıkılınca eşlerine  diyorlar ki "Hadi çıkalım, bir dünya turuna çıkalım." Yahu, böyle bir devlet yönetilmez. Bu ne İslam'a  sığar ne bu Allah'ın kabul ettiği bir şey. Bu memlekette bu insanlar bu kadar açlık, işsizlik altında  inim inim inlerken peki sizin vicdanınız nasıl kabul ediyor da son model uçaklarla, ondan sonra her  yurt dışına gittiklerinde en azından 25-30 tane korumalarla yine böyle bu devleti bu kadar israfa  sokuyorsunuz? Soruları soruyoruz. Maalesef, Mehmet Ali Şahin de gelmiş, bu Hükümeti yaptığın  suiistimalleri korumak için gönderdiğimiz soru önergelerini geri çeviriyor. Yahu, ne yapacağız  arkadaşlar? Yani biz milletvekili olarak burada çok sıkıntı içindeyiz.
Sayfa 33 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 8 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 473 sıra sayılı Yasa Tasansı'nın  6'ncı maddesinde geçen "yönetmelik" ibaresinin "tüzük" olarak değiştirilmesi konusunda verdiğim  önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, aslında bu kanunda çok değişik ifadeler kullanılmış. Kullanılan ifadeleri  anlamak mümkün değil. Mesela bu maddenin (2) no.lu fıkrasında "Basitleştirilmiş işleme müracaat  esnasında Bakanlık tarafından belirlenecek diğer hususlar dışında aşağıdaki şartların karşılanması  zorunludur." O kadar kanşık bir cümle ki.  Peki, Bakanlık, belirlenecek hususlarda herhangi bir kurala riayet etmeyecek mi? Hiç buradaki  a, b, c, d diye gidenlere riayet etmeyecek mi? Böyle yani ne yazıldığı belli olmayan, enine boyuna  komisyonlarda tartışılmayan kanun tasanlan buraya geliyor, gidiyor.  Şimdi, biliyorsunuz, Anayasa'mızda hem "yönetmelik" var hem "tüzük" var. 115'inci maddede  tüzük var, 124'üncü maddede yönetmelik var. Tüzüğü çıkarma yetkisi Bakanlar Kumluna aittir ve  Danıştayın denetiminden geçiyor. Yönetmelik çıkarma yetkisi de bakanlıklara aittir.  Bana göre burada çıkarılması gereken düzenleyici işlemin tüzük olması lazım. Çünkü bu konu,  gıda vatandaşı çok yakından ilgilendiren bir konudur. Bunun enine boyuna tartışılması ve Danıştayın  denetiminden geçmesi gerekirken özellikle AKP iktidara geldiği günden bugüne kadar hiçbir kanun  teklifinde ve tasarısında, hiçbir yerde "tüzük" kelimesini kullanmamıştır. Bu nedir biliyor musunuz?  İşte, AKP İktidannın zihniyetidir.  AKP yargıdan çekiniyor, yargıya müracaatı istemiyor. Hatta Tayyip Bey "Yargının kararları  ciğerimizi kararttı." diyor. Yani bu o kadar çok ağır bir ifadedir ki bunu hiçbir -bırakınız o makamda  olan insanlann kullanması- yargıya saygılı olan, hukuk bilgisi olan ilkokul öğrencisi bile bu lafları  kullanamaz. Ne diyor Tayyip Bey? "Danıştay gelsin, yönetsin." diyor. Yahu sen şimdi yürütmesin,  anayasal bir sistem var. Anayasa'da her gücün, her erkin yetkileri belirtilmiştir. Sen kim oluyorsun da...  Efendim, AKP Grup Başkan Vekili çıkıyor: "Anayasa Mahkemesi Meclis darbesi yapmıştır." Bu  kadar ilkel, gerçekten -yani aslında hak edilmesi gereken ifadeyi kullanmak da istemiyorum ama- bu  kadar ilkel bir ifade kullanılabilir mi? Son derece şikâyetçiler yargıdan. Peki, yani o zaman Tayyip  Bey burada oturacak, Anayasa Mahkemesi üyelerini atayacak, Hâkimler Savcılar Kurulu üyelerini  atayacak, kendisini yargılayacak hâkimleri atayacak, oh ne âlâ memleket! Zaten milletvekillerinin  550'sini o atıyor, zaten bakanlan o atıyor. Peki, sen kimsin be kardeşim ya? Geçen gün deprem  olmuştu, Tunceli'ye gittim. Bir tane Hükümet yetkilisi Tunceli'ye gelmemişti. Bir baktım, Tayyip  Bey'in uçağı gelmiş, Başbakanlık uçağı Türk Hava Yollannın 200 kişilik uçağından daha büyük.  Ondan sonra... Yahu böyle bir israf olur mu? Bakın, maalesef Abdullah Bey bir tarafa gidiyor, Tayyip  Bey bir tarafa gidiyor, her gün dışarıdalar. Yahu Kamerun'a gidip de Abdullah Bey ne yapacaksın  kardeşim, sen Kamerun'dan ne getireceksin? Bütün mesele israf. Bunlar canları sıkılınca eşlerine  diyorlar ki "Hadi çıkalım, bir dünya turuna çıkalım." Yahu, böyle bir devlet yönetilmez. Bu ne İslam'a  sığar ne bu Allah'ın kabul ettiği bir şey. Bu memlekette bu insanlar bu kadar açlık, işsizlik altında  inim inim inlerken peki sizin vicdanınız nasıl kabul ediyor da son model uçaklarla, ondan sonra her  yurt dışına gittiklerinde en azından 25-30 tane korumalarla yine böyle bu devleti bu kadar israfa  sokuyorsunuz? Soruları soruyoruz. Maalesef, Mehmet Ali Şahin de gelmiş, bu Hükümeti yaptığın  suiistimalleri korumak için gönderdiğimiz soru önergelerini geri çeviriyor. Yahu, ne yapacağız  arkadaşlar? Yani biz milletvekili olarak burada çok sıkıntı içindeyiz.  T B M M B: 75 18.3 .2010 O: 2  Yani, bakın, benim en azından gördüğüm manzara şu: Tamam, Tayyip Bey bir grubunu toplamış,  getirmiş. Ondan sonra bir Elâzığ'ın köylerine gidiyor, orada deprem var; Tunceli'de de var, gitmiyor,  kimse gitmiyor oraya. Yahu orası da Türkiye Cumhuriyeti devletinin memleketi değil mi, vatan değil  mi, ili değil mi? Peki, o insanlara niye gidip şey etmiyorsunuz? Ha, ancak kendi yandaşlarının...  Orada büyük bir rant kaynağı varsa ufak tefek bazı yerlere, işte TOKİ'nin yaptığı gibi Çemişgezek  merkezinde 50 milyara ev yapar ama gider bir başka köyde 162 milyara ev yapar, büyük rant var. En  azından 10 trilyon havadan cebe giren paralar var. Bu gibi yerlere gidiyorlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Öte tarafta, vatandaşın normal olarak hakkı olan, hukuku olan  işlerini yapamıyorlar. Bir yandan yargıdan şikâyetçi. Efendim, diyorlar ki. . . Yani, böyle bir şey olur  mu değerli milletvekilleri? Bir memlekette yargıdan bu kadar şikâyet edilebilir mi? Sonra sizin ne  hukuk bilginiz var, ne hukukla ilgili şeyiniz var? Hukuk devleti nedir bilir misiniz? Bunlan bilmezsiniz.  Ee, ben efendim her şeyi yapanm, benim yaptığım... Yaptım oldu meselesi olur mu? Yani Anayasa  Mahkemesini yok sayacaksınız, Danıştayı yok sayacaksınız. Sizin üzerine yemin ettiğiniz Anayasa'da  diyor ki: İdarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetime tabidir. E, demiyor ki "Yargının işlemleri  Meclisin denetimine, Tayyip Bey'in denetimine tabidir." Böyle bir ibare yok. O zaman, sen bu Anayasa  üzerine yemin ettiğine göre, arkadaş, bu Anayasa'nın hükümlerine riayet etmeye çalış.  Şimdi, memlekette işsizlik almış gitmiş, insanlar aç, birbirlerini boğazlıyor, Tayyip Bey şimdi  çıkmış anayasa değişikliğini ortaya atıyor. Yahu, sen sekiz senedir neredeydin, uykuda miydin? Yeni  mi uyandın, yani yeni mi aklın başına geldi? Maalesef Türkiye böyle, hiç sorunlarla, halkın  sorunlanyla ilgilenmeyen insanlar tarafından yönetiliyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.56  - 2 1 9 -
Sayfa 34 -
T B M M B: 75 18.3 .2010 O: 2  Yani, bakın, benim en azından gördüğüm manzara şu: Tamam, Tayyip Bey bir grubunu toplamış,  getirmiş. Ondan sonra bir Elâzığ'ın köylerine gidiyor, orada deprem var; Tunceli'de de var, gitmiyor,  kimse gitmiyor oraya. Yahu orası da Türkiye Cumhuriyeti devletinin memleketi değil mi, vatan değil  mi, ili değil mi? Peki, o insanlara niye gidip şey etmiyorsunuz? Ha, ancak kendi yandaşlarının...  Orada büyük bir rant kaynağı varsa ufak tefek bazı yerlere, işte TOKİ'nin yaptığı gibi Çemişgezek  merkezinde 50 milyara ev yapar ama gider bir başka köyde 162 milyara ev yapar, büyük rant var. En  azından 10 trilyon havadan cebe giren paralar var. Bu gibi yerlere gidiyorlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Öte tarafta, vatandaşın normal olarak hakkı olan, hukuku olan  işlerini yapamıyorlar. Bir yandan yargıdan şikâyetçi. Efendim, diyorlar ki. . . Yani, böyle bir şey olur  mu değerli milletvekilleri? Bir memlekette yargıdan bu kadar şikâyet edilebilir mi? Sonra sizin ne  hukuk bilginiz var, ne hukukla ilgili şeyiniz var? Hukuk devleti nedir bilir misiniz? Bunlan bilmezsiniz.  Ee, ben efendim her şeyi yapanm, benim yaptığım... Yaptım oldu meselesi olur mu? Yani Anayasa  Mahkemesini yok sayacaksınız, Danıştayı yok sayacaksınız. Sizin üzerine yemin ettiğiniz Anayasa'da  diyor ki: İdarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetime tabidir. E, demiyor ki "Yargının işlemleri  Meclisin denetimine, Tayyip Bey'in denetimine tabidir." Böyle bir ibare yok. O zaman, sen bu Anayasa  üzerine yemin ettiğine göre, arkadaş, bu Anayasa'nın hükümlerine riayet etmeye çalış.  Şimdi, memlekette işsizlik almış gitmiş, insanlar aç, birbirlerini boğazlıyor, Tayyip Bey şimdi  çıkmış anayasa değişikliğini ortaya atıyor. Yahu, sen sekiz senedir neredeydin, uykuda miydin? Yeni  mi uyandın, yani yeni mi aklın başına geldi? Maalesef Türkiye böyle, hiç sorunlarla, halkın  sorunlanyla ilgilenmeyen insanlar tarafından yönetiliyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.56  - 2 1 9 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter  sayısı aranmıştı ve bulunamamıştı.Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı  arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Elektronik cihazla oylama yapacağım.  İki dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 6 nci maddesinin 2 nci  fıkrasının "d" bendinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Zeki Ertugay (Erzurum) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılıyoruz Sayın  Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Varlı konuşacak efendim.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)  MUHARREM VARLI (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Hükümete ve  Komisyona önergemize katıldıkları için teşekkür ediyorum.  Bu önerge, görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nın 6'ncı maddesinin  2'nci fıkrasının (d) bendi, "Genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların çevreye yayılma risklerinin  bulunmaması." diye verilmişti. Bu, Hükümetin ve Komisyonun kabulü, sizlerin de inşallah biraz  sonra oylarıyla kabul edilecek.  Tabii, bugün, yine Türk milletinin çok önemli günlerinden bir tanesi, 18 Mart Çanakkale Deniz  Savaşı'nın 95'inci yıl dönümü; birçok etkinliklerle bugün kutlanıyor.  Tabii, Çanakkale Savaşı denilince böyle birkaç kelimeyle geçmek, birkaç kelimeyle atlamak  mümkün değil. 250 bin insanımızı, kuzeyden güneye, doğudan batıya, her bölgeden 250 bin insanımızı  orada şehit vermişiz ama müstevlilerin ülkemize sızmalarına, ülkemizi işgal etmelerine de engel olmuşuz.  - 2 2 0 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 15.09  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)
Sayfa 35 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter  sayısı aranmıştı ve bulunamamıştı.Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı  arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Elektronik cihazla oylama yapacağım.  İki dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 6 nci maddesinin 2 nci  fıkrasının "d" bendinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Zeki Ertugay (Erzurum) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılıyoruz Sayın  Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Varlı konuşacak efendim.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)  MUHARREM VARLI (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Hükümete ve  Komisyona önergemize katıldıkları için teşekkür ediyorum.  Bu önerge, görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nın 6'ncı maddesinin  2'nci fıkrasının (d) bendi, "Genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların çevreye yayılma risklerinin  bulunmaması." diye verilmişti. Bu, Hükümetin ve Komisyonun kabulü, sizlerin de inşallah biraz  sonra oylarıyla kabul edilecek.  Tabii, bugün, yine Türk milletinin çok önemli günlerinden bir tanesi, 18 Mart Çanakkale Deniz  Savaşı'nın 95'inci yıl dönümü; birçok etkinliklerle bugün kutlanıyor.  Tabii, Çanakkale Savaşı denilince böyle birkaç kelimeyle geçmek, birkaç kelimeyle atlamak  mümkün değil. 250 bin insanımızı, kuzeyden güneye, doğudan batıya, her bölgeden 250 bin insanımızı  orada şehit vermişiz ama müstevlilerin ülkemize sızmalarına, ülkemizi işgal etmelerine de engel olmuşuz.  - 2 2 0 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 15.09  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)  T B M M B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Biraz ö n c e B a ş b a k a n Yardımcıs ı Sayın A r ı n ç ' ı n bu rada Ç a n a k k a l e savaş la r ıy la ilgili b i r beyan ı  o ldu , h içbir mi l le tveki l in in b u k o n u d a söz a lmadığ ın ı söyledi . As l ında dün Say ın Mus ta fa K e m a l  Ceng iz , Ç a n a k k a l e Mi l l e tvek i l imiz bu konuy la alakal ı çok güze l bir k o n u ş m a yapmış t ı . Herhalde  Sayın Ar ınç Mec l i s gündemin i takip e tmemiş o lmal ı ki bu k o n u ş m a y ı g ö r m e m i ş .  Y ine , b u g ü n 10 t ane mi l le tvek i l i a r k a d a ş ı m ı z Say ın G e n e l B a ş k a n Y a r d ı m c ı m ı z l a b e r a b e r e  Ç a n a k k a l e ' d e bu etkinl iklere katı l ıyorlar. B iz , tabii Sayın A n n ç ' t a n şunu bek le rd ik , bu hassas iyet i  bek le rd ik : K e ş k e Ç a n a k k a l e D e n i z Za fe r i ' n i b u r a y a H ü k ü m e t o la rak ge t i r se le rd i , b u r a d a  konuşulsaydı , her gruba da bu k o n u d a gö rüşme , k o n u ş m a fırsatı d ü ş m ü ş olsaydı , onlar da bu konular ı  g ü n d e m e get i rseler ve konuşsa la rd ı çok daha iyi o lu rdu d iye d ü ş ü n ü y o r u m .  Yine , g ö r m e k i s ted iğ imiz bir şey vardı . H ü k ü m e t i n " a ç ı l ı m " dey ip bir tür lü adını k o y a m a d ı ğ ı  k o n u l a r d a Say ın Ar ınç g ö z yaş l a r ına m e n d i l ye t i ş t i r emezken , b u g ü n 2 5 0 b in şeh id imiz i a n a r k e n  y a p m ı ş o lduğu k o n u ş m a d a ne yaz ık ki gözler i bi le n e m e r m e d i , nemerd iğ in i gö remed ik . Biz , tabii  Sayın Ar ınç b i raz da burada ağlas ın isterdik a m a gözler i b i le n e m e r m e d i .  H A L U K İ P E K (Ankara ) - Hang i k o n u y a ağlayacaklar ın ı söyle de ona ağlas ınlar!  M U H A R R E M VARLI ( D e v a m l a ) - Al ıngan l ık gös te rmey in Sayın Mi l le tvek i l im. Yani , Sayın  A r ı n ç a ğ l a m a y a ç o k merak l ı a m a b u g ü n , 2 5 0 b in şeh i t ten b a h s e d e r k e n ne y a z ı k ki göz le r i b i le  n e m e r m e d i . B i z im bek len t imiz buydu sadece . O n u be l i r tmek istedik.  Ü N A L K A Ç I R (İs tanbul) - Sen de gü lüyorsun . G ü l ü n e c e k bir şey m i var!  M U H A R R E M VARLI ( D e v a m l a ) - Sizin lafınızın üzer ine g ü l d ü m Sayın Mi l le tveki l im, sizin  lafınızın üzer ine . Elbet te ki gü lünecek bir şey yok .  Tabii , Çanakka le savaşlar ı deni l ince, Çanakka l e ' y i görenler bilirler, orada bir de Truva atı vardır,  b ü y ü k bir T ruva atı. Mi l le t imiz in hafızaları tazelensin, ha t ı ra lar ından s i l inmesin d iye bu k o n u d a n da  b i raz bahse tmek is t iyorum.  Truva atı , b i ld iğiniz gibi T ruva ' y ı içer iden fe thetmek için Yunanl ı lar ın kul landığ ı m e ş h u r b i r  t ah tadan attır. O kadar güç lü b i r kale , o kadar güç lü b i r ordu karş ıs ında bir tür lü elde ed i l emeyen  T r u v a ' y ı T ruva atı ku l l an ı l a rak içer iden fethetmişlerdir . B u g ü n de Truva at ları vardır , o l m a y a da  d e v a m edecektir . Mi l le t imiz in de bunla ra d ikka t e tmes i gerekt iğini d ü ş ü n ü y o r u m .  Hep in i ze saygı lar s u n u y o r u m . ( M H P sıralar ından alkışlar)  B A Ş K A N - Teşekkür ed iyo ruz Sayın Varlı.  Önergey i oylar ın ıza s u n u y o r u m : Kabu l eden le r . . . Kabu l e tmeyen le r . . . Ö n e r g e kabul edilmişt ir .  K a b u l edi len bu önerge doğru l tusunda 6 'nc ı m a d d e y i o y l a n n ı z a s u n u y o r u m : Kabu l e d e n l e r . . .  K a b u l e t m e y e n l e r . . . Kabu l edilmiştir .  7 ' nc i m a d d e üze r inde iki öne rge vardır , o k u t u y o r u m :  G ö r ü ş ü l m e k t e o lan 4 7 3 s ı ra sayıl ı y a s a tasar ı s ın ın 7. m a d d e s i n i n 7. f ıkras ının " m a d d e n i n  u y g u l a n m a s ı n a i l işkin u su l v e esas la r önce l ik l e ç ıkar t ı lacak y ö n e t m e l i k l e d ü z e n l e n i r " ş ek l i nde  değiş t i r i lmesini arz ederiz .  Saygı lar ımız la .  T B M M Başkan l ığ ına  Se lçuk Ayhan  İzmir  O s m a n Kap tan  Anta lya  Feri t M e v l ü t As lanoğ lu  Ma la tya  R. K e r i m Ö z k a n  B u r d u r  Orhan Z i y a Di ren  Toka t  R a s i m Çakı r  Ed i rne  E rgün Aydoğan  Bal ıkes i r  Zeker iya Akıncı  Anka ra  - 2 2 1 -
Sayfa 36 -
T B M M B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Biraz ö n c e B a ş b a k a n Yardımcıs ı Sayın A r ı n ç ' ı n bu rada Ç a n a k k a l e savaş la r ıy la ilgili b i r beyan ı  o ldu , h içbir mi l le tveki l in in b u k o n u d a söz a lmadığ ın ı söyledi . As l ında dün Say ın Mus ta fa K e m a l  Ceng iz , Ç a n a k k a l e Mi l l e tvek i l imiz bu konuy la alakal ı çok güze l bir k o n u ş m a yapmış t ı . Herhalde  Sayın Ar ınç Mec l i s gündemin i takip e tmemiş o lmal ı ki bu k o n u ş m a y ı g ö r m e m i ş .  Y ine , b u g ü n 10 t ane mi l le tvek i l i a r k a d a ş ı m ı z Say ın G e n e l B a ş k a n Y a r d ı m c ı m ı z l a b e r a b e r e  Ç a n a k k a l e ' d e bu etkinl iklere katı l ıyorlar. B iz , tabii Sayın A n n ç ' t a n şunu bek le rd ik , bu hassas iyet i  bek le rd ik : K e ş k e Ç a n a k k a l e D e n i z Za fe r i ' n i b u r a y a H ü k ü m e t o la rak ge t i r se le rd i , b u r a d a  konuşulsaydı , her gruba da bu k o n u d a gö rüşme , k o n u ş m a fırsatı d ü ş m ü ş olsaydı , onlar da bu konular ı  g ü n d e m e get i rseler ve konuşsa la rd ı çok daha iyi o lu rdu d iye d ü ş ü n ü y o r u m .  Yine , g ö r m e k i s ted iğ imiz bir şey vardı . H ü k ü m e t i n " a ç ı l ı m " dey ip bir tür lü adını k o y a m a d ı ğ ı  k o n u l a r d a Say ın Ar ınç g ö z yaş l a r ına m e n d i l ye t i ş t i r emezken , b u g ü n 2 5 0 b in şeh id imiz i a n a r k e n  y a p m ı ş o lduğu k o n u ş m a d a ne yaz ık ki gözler i bi le n e m e r m e d i , nemerd iğ in i gö remed ik . Biz , tabii  Sayın Ar ınç b i raz da burada ağlas ın isterdik a m a gözler i b i le n e m e r m e d i .  H A L U K İ P E K (Ankara ) - Hang i k o n u y a ağlayacaklar ın ı söyle de ona ağlas ınlar!  M U H A R R E M VARLI ( D e v a m l a ) - Al ıngan l ık gös te rmey in Sayın Mi l le tvek i l im. Yani , Sayın  A r ı n ç a ğ l a m a y a ç o k merak l ı a m a b u g ü n , 2 5 0 b in şeh i t ten b a h s e d e r k e n ne y a z ı k ki göz le r i b i le  n e m e r m e d i . B i z im bek len t imiz buydu sadece . O n u be l i r tmek istedik.  Ü N A L K A Ç I R (İs tanbul) - Sen de gü lüyorsun . G ü l ü n e c e k bir şey m i var!  M U H A R R E M VARLI ( D e v a m l a ) - Sizin lafınızın üzer ine g ü l d ü m Sayın Mi l le tveki l im, sizin  lafınızın üzer ine . Elbet te ki gü lünecek bir şey yok .  Tabii , Çanakka le savaşlar ı deni l ince, Çanakka l e ' y i görenler bilirler, orada bir de Truva atı vardır,  b ü y ü k bir T ruva atı. Mi l le t imiz in hafızaları tazelensin, ha t ı ra lar ından s i l inmesin d iye bu k o n u d a n da  b i raz bahse tmek is t iyorum.  Truva atı , b i ld iğiniz gibi T ruva ' y ı içer iden fe thetmek için Yunanl ı lar ın kul landığ ı m e ş h u r b i r  t ah tadan attır. O kadar güç lü b i r kale , o kadar güç lü b i r ordu karş ıs ında bir tür lü elde ed i l emeyen  T r u v a ' y ı T ruva atı ku l l an ı l a rak içer iden fethetmişlerdir . B u g ü n de Truva at ları vardır , o l m a y a da  d e v a m edecektir . Mi l le t imiz in de bunla ra d ikka t e tmes i gerekt iğini d ü ş ü n ü y o r u m .  Hep in i ze saygı lar s u n u y o r u m . ( M H P sıralar ından alkışlar)  B A Ş K A N - Teşekkür ed iyo ruz Sayın Varlı.  Önergey i oylar ın ıza s u n u y o r u m : Kabu l eden le r . . . Kabu l e tmeyen le r . . . Ö n e r g e kabul edilmişt ir .  K a b u l edi len bu önerge doğru l tusunda 6 'nc ı m a d d e y i o y l a n n ı z a s u n u y o r u m : Kabu l e d e n l e r . . .  K a b u l e t m e y e n l e r . . . Kabu l edilmiştir .  7 ' nc i m a d d e üze r inde iki öne rge vardır , o k u t u y o r u m :  G ö r ü ş ü l m e k t e o lan 4 7 3 s ı ra sayıl ı y a s a tasar ı s ın ın 7. m a d d e s i n i n 7. f ıkras ının " m a d d e n i n  u y g u l a n m a s ı n a i l işkin u su l v e esas la r önce l ik l e ç ıkar t ı lacak y ö n e t m e l i k l e d ü z e n l e n i r " ş ek l i nde  değiş t i r i lmesini arz ederiz .  Saygı lar ımız la .  T B M M Başkan l ığ ına  Se lçuk Ayhan  İzmir  O s m a n Kap tan  Anta lya  Feri t M e v l ü t As lanoğ lu  Ma la tya  R. K e r i m Ö z k a n  B u r d u r  Orhan Z i y a Di ren  Toka t  R a s i m Çakı r  Ed i rne  E rgün Aydoğan  Bal ıkes i r  Zeker iya Akıncı  Anka ra  - 2 2 1 - TBMM B:75 18 .3 . 2010 0 : 3  - 2 2 2 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 7 inci maddesinin 3 üncü  fıkrasının üçüncü cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "Kayıt altına alınan GDO ve ürünlerine ilişkin belgelerin 20 yıl süreyle saklanması zorunludur."  Zeki Ertugay Ahmet Orhan Şenol Bal  Erzurum Manisa İzmir  Hüseyin Yıldız M. Akif Paksoy Yılmaz Tankut  Antalya Kahramanmaraş Adana  BAŞKAN - Komisyon son okunan önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Son önergeye  katılıyoruz.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyomm:  Gerekçe:  GDO'lu bitkilerden ileri gelebilecek riskler üç ana grup altında toplanmaktadır. Bunlar; insan  sağlığına etkileri; (Toksik ve alerjik etkileri, Bakteriyel ve viral DNA'nın yenmesi, Yatay gen geçişi)  Çevreye etkileri ve Mevcut tarım sistemine etkileridir.  GDO'lu ürünlerin yapabileceği olumsuz etkilerin tam olarak neler olacağı, ne zaman ortaya  çıkacağı gibi konular bilimin tam olarak üzerinde uzlaşamadığı konulardır. Bu sebeple kayıt altına  alman GDO ve ürünlerine ait belgelerin en az 20 yıl saklanması ileride karşılaşılacak olumsuzlukların  değerlendirilmesinde bir veri tabanı oluşturacak çözümü noktasında da katkı sağlayacaktır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyomm:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 7. maddesinin 7. fıkrasının "maddenin  uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar öncelikle çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklinde  değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN ve KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?
Sayfa 37 -
TBMM B:75 18 .3 . 2010 0 : 3  - 2 2 2 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 7 inci maddesinin 3 üncü  fıkrasının üçüncü cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "Kayıt altına alınan GDO ve ürünlerine ilişkin belgelerin 20 yıl süreyle saklanması zorunludur."  Zeki Ertugay Ahmet Orhan Şenol Bal  Erzurum Manisa İzmir  Hüseyin Yıldız M. Akif Paksoy Yılmaz Tankut  Antalya Kahramanmaraş Adana  BAŞKAN - Komisyon son okunan önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Son önergeye  katılıyoruz.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyomm:  Gerekçe:  GDO'lu bitkilerden ileri gelebilecek riskler üç ana grup altında toplanmaktadır. Bunlar; insan  sağlığına etkileri; (Toksik ve alerjik etkileri, Bakteriyel ve viral DNA'nın yenmesi, Yatay gen geçişi)  Çevreye etkileri ve Mevcut tarım sistemine etkileridir.  GDO'lu ürünlerin yapabileceği olumsuz etkilerin tam olarak neler olacağı, ne zaman ortaya  çıkacağı gibi konular bilimin tam olarak üzerinde uzlaşamadığı konulardır. Bu sebeple kayıt altına  alman GDO ve ürünlerine ait belgelerin en az 20 yıl saklanması ileride karşılaşılacak olumsuzlukların  değerlendirilmesinde bir veri tabanı oluşturacak çözümü noktasında da katkı sağlayacaktır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyomm:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 7. maddesinin 7. fıkrasının "maddenin  uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar öncelikle çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir" şeklinde  değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN ve KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TBMM B:75 18.3.2010 0 : 3  - 2 2 3 - TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Ayhan...  BAŞKAN - Sayın Ayhan, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz  Biyogüvenlik Yasa Tasansı'nın birinci bölüm 7'nci maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik  önergesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, ilgili yasa, GDO'lu ürünlerin ithalatı, güvenlikli kullanımı, denetimini  kapsayan bir tasarı. Bu konuda bilim çevrelerinin çok ciddi tartışmaları var, gerek çevreye gerek  insan sağlığına zararlanyla ilgili oldukça önemli bulgular var, bunun ithalatını, ekimini, kullanılmasını  yasaklayan ülkeler var.  Şimdi, bunun denetimiyle ilgili elbette ki bir düzenleme yapmaya çalışıyoruz ama bizim Adli  Tıp Kurumunun bile saçma sapan hükümler verebildiği veya Dünya Sağlık Örgütünün ilaç tröstlerinin  baskısı altında kalarak domuz gribi aşısını bizim gibi ülkelere pazarladığı bir dünyada bu güvenliği  ne kadar sağlayabiliriz, bu bizim için kuşku taşıyan bir nokta. Artı, kayıt dışı ekonominin bu kadar  yaygın olduğu bir ülkede ve yolsuzlukların at koşturduğu bir ülkede bu denetimle ilgili raporların ne  şekilde oluşacağı konusunda da ciddi endişelerimiz var.  Ama her şeye karşın tarımın genel durumuna baktığımızda buna benzer daha çok yasalar  çıkaracağımızı, birçok gıda ürününün, tohumunun ithalatını özendireceğimizi hatta Türkiye'de ekimin  giderek yok edileceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Hepinizin bildiği gibi Hükümetiniz  döneminde 2,5 milyon insan tarımda işsiz kaldı ve bugün, sadece kendi bölgemde dolaştığımda, aynı  köyden -hem Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğine hem Ziraat Bankasına hem TEDAŞ'a hem de  Türk ortaklı yabancı bankalara- haciz şoku yaşayan, bu nedenle kendi araçlarıyla ana yollara bile  inemeyen yurttaşlarla karşılaşıyorum. Üretici birliklerinin durumu ortada. En son, TARİŞ İplik  Fabrikası işçilerini işten çıkarmak zorunda kaldı ve onların yasal alacaklannı bile ödeyemez  pozisyona düşürüldü. Sulak alanlanmız daraltıldı, ekili alanlarımız daraltıldı. Hububat ekimi yüzde  30 mertebesinde eksildi. Pamuk ekiminde dünya 13'üncülüğüne geriledik. Zeytinyağında ve zeytin  üretiminde dünya 5'inciliğine düştük. Giderek çiftçiyi, üretim yapamaz, hareketsiz, karnını  doyuramaz insanlar konumuna düşürmeye devam ediyoruz. Şimdi, bu koşullarda, buna benzer daha  çok yasa çıkaracağımızdan hiçbir kuşkumuz yok. Bir an evvel kendi tarımımızı toparlamamız, üç  yıldır cari açık veren tarım konusunda ülkemizi yeniden canlandırmamız ve ülkemizi, tanmda ihracatı  artıran bir ülke konuma getirmemiz, teknolojik tanmı artırmamız gerekiyor.  Değerli arkadaşlar, ben dolaştığım köylerde, 3 kuruşa üreticiden salatalığın çıktığına tanık  oldum; 50 kuruşa mal olan ayşekadın fasulyenin tüccara 40 kuruşa verildiğine tanık oldum; bizim  Küçük Menderes bölgesinin dağlıklarındaki kestanelerimizin altı yıldır kanserle boğuştuğuna ve  hiçbir tedbir alınamadığına tanık oldum. Tüm bu gerçeklere baktığımızda gidişatımızın iyi olmadığını  söylemek zorundayız ve bunları kabullenmek zorundayız. Yani gerçekleri görmeyerek, farklı  senaryolar üreterek, Türkiye'yi güllük gülistanlık göstererek bir yere varmamız mümkün değil.  "Allah hepinizin sonunu hayır etsin." diyorum. (MHP sıralarından "Amin" sesleri) Amin için de  teşekkür ediyorum. Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.
Sayfa 38 -
TBMM B:75 18.3.2010 0 : 3  - 2 2 3 - TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Ayhan...  BAŞKAN - Sayın Ayhan, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz  Biyogüvenlik Yasa Tasansı'nın birinci bölüm 7'nci maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik  önergesi üzerine söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, ilgili yasa, GDO'lu ürünlerin ithalatı, güvenlikli kullanımı, denetimini  kapsayan bir tasarı. Bu konuda bilim çevrelerinin çok ciddi tartışmaları var, gerek çevreye gerek  insan sağlığına zararlanyla ilgili oldukça önemli bulgular var, bunun ithalatını, ekimini, kullanılmasını  yasaklayan ülkeler var.  Şimdi, bunun denetimiyle ilgili elbette ki bir düzenleme yapmaya çalışıyoruz ama bizim Adli  Tıp Kurumunun bile saçma sapan hükümler verebildiği veya Dünya Sağlık Örgütünün ilaç tröstlerinin  baskısı altında kalarak domuz gribi aşısını bizim gibi ülkelere pazarladığı bir dünyada bu güvenliği  ne kadar sağlayabiliriz, bu bizim için kuşku taşıyan bir nokta. Artı, kayıt dışı ekonominin bu kadar  yaygın olduğu bir ülkede ve yolsuzlukların at koşturduğu bir ülkede bu denetimle ilgili raporların ne  şekilde oluşacağı konusunda da ciddi endişelerimiz var.  Ama her şeye karşın tarımın genel durumuna baktığımızda buna benzer daha çok yasalar  çıkaracağımızı, birçok gıda ürününün, tohumunun ithalatını özendireceğimizi hatta Türkiye'de ekimin  giderek yok edileceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Hepinizin bildiği gibi Hükümetiniz  döneminde 2,5 milyon insan tarımda işsiz kaldı ve bugün, sadece kendi bölgemde dolaştığımda, aynı  köyden -hem Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğine hem Ziraat Bankasına hem TEDAŞ'a hem de  Türk ortaklı yabancı bankalara- haciz şoku yaşayan, bu nedenle kendi araçlarıyla ana yollara bile  inemeyen yurttaşlarla karşılaşıyorum. Üretici birliklerinin durumu ortada. En son, TARİŞ İplik  Fabrikası işçilerini işten çıkarmak zorunda kaldı ve onların yasal alacaklannı bile ödeyemez  pozisyona düşürüldü. Sulak alanlanmız daraltıldı, ekili alanlarımız daraltıldı. Hububat ekimi yüzde  30 mertebesinde eksildi. Pamuk ekiminde dünya 13'üncülüğüne geriledik. Zeytinyağında ve zeytin  üretiminde dünya 5'inciliğine düştük. Giderek çiftçiyi, üretim yapamaz, hareketsiz, karnını  doyuramaz insanlar konumuna düşürmeye devam ediyoruz. Şimdi, bu koşullarda, buna benzer daha  çok yasa çıkaracağımızdan hiçbir kuşkumuz yok. Bir an evvel kendi tarımımızı toparlamamız, üç  yıldır cari açık veren tarım konusunda ülkemizi yeniden canlandırmamız ve ülkemizi, tanmda ihracatı  artıran bir ülke konuma getirmemiz, teknolojik tanmı artırmamız gerekiyor.  Değerli arkadaşlar, ben dolaştığım köylerde, 3 kuruşa üreticiden salatalığın çıktığına tanık  oldum; 50 kuruşa mal olan ayşekadın fasulyenin tüccara 40 kuruşa verildiğine tanık oldum; bizim  Küçük Menderes bölgesinin dağlıklarındaki kestanelerimizin altı yıldır kanserle boğuştuğuna ve  hiçbir tedbir alınamadığına tanık oldum. Tüm bu gerçeklere baktığımızda gidişatımızın iyi olmadığını  söylemek zorundayız ve bunları kabullenmek zorundayız. Yani gerçekleri görmeyerek, farklı  senaryolar üreterek, Türkiye'yi güllük gülistanlık göstererek bir yere varmamız mümkün değil.  "Allah hepinizin sonunu hayır etsin." diyorum. (MHP sıralarından "Amin" sesleri) Amin için de  teşekkür ediyorum. Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ayhan.  TBMM B : 7 5 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 4 - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Böylece birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.  Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 8 ila 18'inci maddeleri  kapsamaktadır.  İkinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili  Mehmet Akif Paksoy söz istemiştir.  Buyurun Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi  Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler Günü vesilesiyle vatanı  uğruna, bayrağı uğruna, milleti uğruna gözünü kırpmadan destan yazarak, canla başla çarpışarak  şehit düşen bütün evlatlarımızı rahmetle anıyor, gazilerimiz ve yakınlarına uzun ömürler diliyoruz.  Sayın milletvekilleri, ülkemizin acilen bir biyogüvenlik kanununa ihtiyacı olduğu bir gerçektir  ve doğrudur. Bugün dünyada geliştirilen birçok bitki çeşidinin genetik yapısında bizim bitkisel  kaynaklarımızın genleri vardır. Bu açıdan konuya yaklaştığımızda bugün bu kanun tasarısını zevkle,  şevkle tartışmamız gerekirdi, ancak karamsarız, mutlu değiliz, umutlu hiç değiliz. Üzülerek ifade  edeyim ki AKP İktidarı bu konunun öneminin farkında bile değil.  Değerli milletvekilleri, belki bir çoğunuz hiç hatırlamayacaktır. AKP iktidara geldiği ilk günlerde  halkımız ile bir sözleşme anlamını taşıyan Acil Eylem Planı hazırladı. Burada bir biyogüvenlik kanun  tasansı hazırlanacağı vadedilmemişti. Ancak 3 Ocak 2003 tarihinde yayınlanan Acil Eylem Planı'nda  EDP-80 kod ile "Transgenik yani GDO'lu bitkilerin üretim, tüketim ve ticareti konulannı içeren AB  ile uyumlu bir yönetmelik hazırlanacaktır." denilmekte ve bu işlemin en geç on iki ay içinde  bitirileceği belirtilmekteydi ancak bu yapılmamıştır.  Daha sonra -sanırım 2004 yılıydı- bir Ulusal Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı hazırlandığını  duyduk. Kurumlann görüşleri alındı. Hepimiz, bu önemli bir konu, kısa zamanda Meclis gündemine  hemen getirilir diye bekledik ancak hepimiz yanıldık, bu kanun tasarısı bir türlü Meclis gündemine  gelmedi. Derken, 26 Ekim 2009 tarihinde Bakanlık tarafından ani bir kararla bir yönetmelik çıkartıldı.  Kapalı kapılar ardında apar topar çıkanlan bu yönetmelik kimseyi memnun etmedi, kamuoyunda  kıyamet koptu. Çünkü daha önceki teamüllere aykırı olarak, yönetmeliğin içeriğinin bırakın sivil  toplum örgütleriyle paylaşılmasını, Bakanlığın ilgili birimleri dahi bu yönetmelikten bihaberdi. Hatta  bazı sivil toplum örgütü başkanlan, bu yönetmeliğin taslağını ilk defa ABD Büyükelçiliğinden temin  ederek inceleme fırsatı bulduklannı ifade ettiler. Kamuoyunda, bu yönetmeliğin gündem değiştirmek  amacıyla çıkarıldığı yönünde yaygın bir kanaat oluştu. Hükümet, insan sağlığı ile ilgili çok önemli  bir konuyu, gündemi değiştirmek için kullanmaktan çekinmedi.  Sayın milletvekilleri, yönetmelik ile ilgili yasal süreci hepimiz biliyoruz. Geçen süre içinde  yönetmelik birkaç defa değiştirildi. Nihayet bugün, her ne kadar 2004 yılında hazırlanan kanun  tasarısından içeriği çok farklı da olsa ve artık başından "ulusal" kelimesi de çıkarılan Biyogüvenlik  Kanunu Tasarısı Meclis gündemimize geldi.
Sayfa 39 -
TBMM B : 7 5 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 4 - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Böylece birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.  Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 8 ila 18'inci maddeleri  kapsamaktadır.  İkinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili  Mehmet Akif Paksoy söz istemiştir.  Buyurun Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi  Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler Günü vesilesiyle vatanı  uğruna, bayrağı uğruna, milleti uğruna gözünü kırpmadan destan yazarak, canla başla çarpışarak  şehit düşen bütün evlatlarımızı rahmetle anıyor, gazilerimiz ve yakınlarına uzun ömürler diliyoruz.  Sayın milletvekilleri, ülkemizin acilen bir biyogüvenlik kanununa ihtiyacı olduğu bir gerçektir  ve doğrudur. Bugün dünyada geliştirilen birçok bitki çeşidinin genetik yapısında bizim bitkisel  kaynaklarımızın genleri vardır. Bu açıdan konuya yaklaştığımızda bugün bu kanun tasarısını zevkle,  şevkle tartışmamız gerekirdi, ancak karamsarız, mutlu değiliz, umutlu hiç değiliz. Üzülerek ifade  edeyim ki AKP İktidarı bu konunun öneminin farkında bile değil.  Değerli milletvekilleri, belki bir çoğunuz hiç hatırlamayacaktır. AKP iktidara geldiği ilk günlerde  halkımız ile bir sözleşme anlamını taşıyan Acil Eylem Planı hazırladı. Burada bir biyogüvenlik kanun  tasansı hazırlanacağı vadedilmemişti. Ancak 3 Ocak 2003 tarihinde yayınlanan Acil Eylem Planı'nda  EDP-80 kod ile "Transgenik yani GDO'lu bitkilerin üretim, tüketim ve ticareti konulannı içeren AB  ile uyumlu bir yönetmelik hazırlanacaktır." denilmekte ve bu işlemin en geç on iki ay içinde  bitirileceği belirtilmekteydi ancak bu yapılmamıştır.  Daha sonra -sanırım 2004 yılıydı- bir Ulusal Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı hazırlandığını  duyduk. Kurumlann görüşleri alındı. Hepimiz, bu önemli bir konu, kısa zamanda Meclis gündemine  hemen getirilir diye bekledik ancak hepimiz yanıldık, bu kanun tasarısı bir türlü Meclis gündemine  gelmedi. Derken, 26 Ekim 2009 tarihinde Bakanlık tarafından ani bir kararla bir yönetmelik çıkartıldı.  Kapalı kapılar ardında apar topar çıkanlan bu yönetmelik kimseyi memnun etmedi, kamuoyunda  kıyamet koptu. Çünkü daha önceki teamüllere aykırı olarak, yönetmeliğin içeriğinin bırakın sivil  toplum örgütleriyle paylaşılmasını, Bakanlığın ilgili birimleri dahi bu yönetmelikten bihaberdi. Hatta  bazı sivil toplum örgütü başkanlan, bu yönetmeliğin taslağını ilk defa ABD Büyükelçiliğinden temin  ederek inceleme fırsatı bulduklannı ifade ettiler. Kamuoyunda, bu yönetmeliğin gündem değiştirmek  amacıyla çıkarıldığı yönünde yaygın bir kanaat oluştu. Hükümet, insan sağlığı ile ilgili çok önemli  bir konuyu, gündemi değiştirmek için kullanmaktan çekinmedi.  Sayın milletvekilleri, yönetmelik ile ilgili yasal süreci hepimiz biliyoruz. Geçen süre içinde  yönetmelik birkaç defa değiştirildi. Nihayet bugün, her ne kadar 2004 yılında hazırlanan kanun  tasarısından içeriği çok farklı da olsa ve artık başından "ulusal" kelimesi de çıkarılan Biyogüvenlik  Kanunu Tasarısı Meclis gündemimize geldi.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 3  - 2 2 5 - Şimdi ben soruyorum:  1) Bu mevzuatın düzenlenmesi için neden yedi yıl beklenildi?  2) Bu beklemede, Bakanlar Kurulunda etkin görev yapan bakanların çocuklarının GDO'lu ürün  ithalatı yapmalarının etkisi var mıdır?  3) Geçen bu yedi yıllık süre içinde bazı bakanların ve üst makamların çocuklarının alışveriş  merkezlerinde GDO'lu mısırları bardak bardak satarken herhangi bir tedbir alınmış mıdır? Bu  GDO'lu ürünleri, bu ürünlerin tehlikesinden habersiz bir şekilde halkımıza, çocuklarımıza satıp  yedirenlerin vicdanları rahat mıdır? Bu sayın büyüklerimizin çocukları, eğer bu yasa 2004 yılında  çıkarılmış olsaydı bardak mısır işine girerler miydi?  4) 2004 yılından beri Biyogüvenlik Kanun Tasarısı hazırken, bu kanun tasarısını Meclise  getirmek yerine, ani bir kararla, 26 Ekim 2009 tarihinde bir yönetmelikle düzenleme niçin yapıldı?  Bu ani düzenlemede, gündemi değiştirme yanında, AKP içinde Başbakanla arası açılan ve Başbakanı  kızdıran bir eski bakana ve üst makama ders vermek amacı var mıdır? Çıkarılan bu yönetmelikle,  artan soya fiyatlarıyla kimler köşeyi dönmüştür?  Sayın milletvekilleri, bu soruları daha da artırmak mümkündür. Biyogüvenlik kanunuyla ilgili  süreç kötü yönetilmiştir. Hükümet, birçok konuda olduğu gibi bu kanun tasarısını da bir rant ve  hesaplaşma vasıtası olarak görmüştür. Bu yaklaşımlar yanlıştır. Zaten yasa tasarısı da, ülkemizin  sahip olduğu zengin biyoçeşitliliğimizi, insan ve çevre sağlığımızı korumaktan uzaktır. Tasarı,  biyogüvenlik kanunu olmaktan çıkıp bir GDO'lu ürünler mevzuatına dönüşmüştür.  Sayın milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, biyoteknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir.  Ülkemiz bu gelişmelere yabancı kalamaz, kalmamalıdır da. Yine hepimizin bildiği gibi, özellikle  bitkisel biyoçeşitlilik bakımından ülkemiz çok zengindir. Her türlü stres koşullarına dayanıklı onlarca  bitki türümüz vardır. GDO teknolojisinde şimdiye kadar kullanılan genler daha çok bakteri kökenlidir.  Hâlbuki ülkemizde yetişen bazı bitki türlerinin sahip olduğu genler ile modern teknoloji yöntemleri  kullanılarak hastalık ve zararlılara dayanıklı yeni çeşitler geliştirmemiz mümkündür. Bu bitki  türlerinin sahip olduğu genler üzerinde çalışmayı ve onlardan faydalanmamızı bekliyorlar. Diğer  yandan biz ülke olarak gerek tohumluk için gerekse bitki hastalık ve zararlılan için kullandığımız zirai  mücadele ilaçlarına her yıl binlerce dolar ödüyoruz. Kültürel tedbirler için yaptığımız harcamalar  ayrı bir maliyet. Hâlbuki, sahip olduğumuz bu zengin kaynağı ve modern biyoteknolojiyi kullanarak  olumsuz toprak ve iklim koşullarına dayanıklı çeşitler geliştirmemiz mümkündür.  Her ne kadar İktidar bunun farkında değilse de bu çalışmaları yapacak kalite ve kapasitede insan  kaynağımız ve altyapımız vardır. Bütün mesele organizasyon ve bütçedir. Bu yasa tasarısı ile biz bu  düzenlemelerin yapılmasını beklerdik. Bu yasa tasansının amacı, mevcut biyolojik kaynaklarımızı  korumak, sahiplenmek, geliştirmek, yönetmek ve onları insanımızın faydasına kullanılabilir hâle  getirmek olmalı idi. Bu yapılmamıştır. Mevcut yasa tasarısı ile biyolojik kaynaklarımızı korumak  belki mümkün olabilecektir ancak modern biyoteknolojiyi kullanarak yeni çeşitler geliştirmemiz bu  tasannın kanunlaşmasından sonra daha da zor olacaktır. Biz Hükümeti defalarca uyarmamıza rağmen  önerilerimizi kabul etmemiştir. Bundan sonra üniversitelerimizin, araştırma kuruluşlarımızın  dışarıdan araştırma materyali temini daha zor olacaktır. Bu yasa tasansı, söz konusu bu araştırma  kuruluşlarımız için ilave bir kaynak da yaratmadığı gibi yeni bir düzenleme ve organizasyon da  oluşturmamaktadır.
Sayfa 40 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 3  - 2 2 5 - Şimdi ben soruyorum:  1) Bu mevzuatın düzenlenmesi için neden yedi yıl beklenildi?  2) Bu beklemede, Bakanlar Kurulunda etkin görev yapan bakanların çocuklarının GDO'lu ürün  ithalatı yapmalarının etkisi var mıdır?  3) Geçen bu yedi yıllık süre içinde bazı bakanların ve üst makamların çocuklarının alışveriş  merkezlerinde GDO'lu mısırları bardak bardak satarken herhangi bir tedbir alınmış mıdır? Bu  GDO'lu ürünleri, bu ürünlerin tehlikesinden habersiz bir şekilde halkımıza, çocuklarımıza satıp  yedirenlerin vicdanları rahat mıdır? Bu sayın büyüklerimizin çocukları, eğer bu yasa 2004 yılında  çıkarılmış olsaydı bardak mısır işine girerler miydi?  4) 2004 yılından beri Biyogüvenlik Kanun Tasarısı hazırken, bu kanun tasarısını Meclise  getirmek yerine, ani bir kararla, 26 Ekim 2009 tarihinde bir yönetmelikle düzenleme niçin yapıldı?  Bu ani düzenlemede, gündemi değiştirme yanında, AKP içinde Başbakanla arası açılan ve Başbakanı  kızdıran bir eski bakana ve üst makama ders vermek amacı var mıdır? Çıkarılan bu yönetmelikle,  artan soya fiyatlarıyla kimler köşeyi dönmüştür?  Sayın milletvekilleri, bu soruları daha da artırmak mümkündür. Biyogüvenlik kanunuyla ilgili  süreç kötü yönetilmiştir. Hükümet, birçok konuda olduğu gibi bu kanun tasarısını da bir rant ve  hesaplaşma vasıtası olarak görmüştür. Bu yaklaşımlar yanlıştır. Zaten yasa tasarısı da, ülkemizin  sahip olduğu zengin biyoçeşitliliğimizi, insan ve çevre sağlığımızı korumaktan uzaktır. Tasarı,  biyogüvenlik kanunu olmaktan çıkıp bir GDO'lu ürünler mevzuatına dönüşmüştür.  Sayın milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, biyoteknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir.  Ülkemiz bu gelişmelere yabancı kalamaz, kalmamalıdır da. Yine hepimizin bildiği gibi, özellikle  bitkisel biyoçeşitlilik bakımından ülkemiz çok zengindir. Her türlü stres koşullarına dayanıklı onlarca  bitki türümüz vardır. GDO teknolojisinde şimdiye kadar kullanılan genler daha çok bakteri kökenlidir.  Hâlbuki ülkemizde yetişen bazı bitki türlerinin sahip olduğu genler ile modern teknoloji yöntemleri  kullanılarak hastalık ve zararlılara dayanıklı yeni çeşitler geliştirmemiz mümkündür. Bu bitki  türlerinin sahip olduğu genler üzerinde çalışmayı ve onlardan faydalanmamızı bekliyorlar. Diğer  yandan biz ülke olarak gerek tohumluk için gerekse bitki hastalık ve zararlılan için kullandığımız zirai  mücadele ilaçlarına her yıl binlerce dolar ödüyoruz. Kültürel tedbirler için yaptığımız harcamalar  ayrı bir maliyet. Hâlbuki, sahip olduğumuz bu zengin kaynağı ve modern biyoteknolojiyi kullanarak  olumsuz toprak ve iklim koşullarına dayanıklı çeşitler geliştirmemiz mümkündür.  Her ne kadar İktidar bunun farkında değilse de bu çalışmaları yapacak kalite ve kapasitede insan  kaynağımız ve altyapımız vardır. Bütün mesele organizasyon ve bütçedir. Bu yasa tasarısı ile biz bu  düzenlemelerin yapılmasını beklerdik. Bu yasa tasansının amacı, mevcut biyolojik kaynaklarımızı  korumak, sahiplenmek, geliştirmek, yönetmek ve onları insanımızın faydasına kullanılabilir hâle  getirmek olmalı idi. Bu yapılmamıştır. Mevcut yasa tasarısı ile biyolojik kaynaklarımızı korumak  belki mümkün olabilecektir ancak modern biyoteknolojiyi kullanarak yeni çeşitler geliştirmemiz bu  tasannın kanunlaşmasından sonra daha da zor olacaktır. Biz Hükümeti defalarca uyarmamıza rağmen  önerilerimizi kabul etmemiştir. Bundan sonra üniversitelerimizin, araştırma kuruluşlarımızın  dışarıdan araştırma materyali temini daha zor olacaktır. Bu yasa tasansı, söz konusu bu araştırma  kuruluşlarımız için ilave bir kaynak da yaratmadığı gibi yeni bir düzenleme ve organizasyon da  oluşturmamaktadır.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 6 - Sayın milletvekilleri, biraz da tarımın genel durumuna değinmek istiyorum. Burada Sayın Bakanı  ve İktidar sözcülerini dinledik. Elbette yaptıklarını anlatacaklar. Bunları yadırgamıyoruz. Burada  tarımda yapılanları yeterli bulmayan İktidara mensup milletvekillerinin varlığını da biliyorum. Tarım  can çekişiyor. Köyler boşalıyor. Çiftçilerimiz üretimden kopuyor. Ama siz öyle abartılı rakamlar  veriyorsunuz ki mevcut durum ile çizdiğiniz resim arasındaki tenakuzu anlamakta zorluk çekiyoruz.  Sayın milletvekilleri, 2002 yılı sizin miladınız oldu ya, bende 2002 ile 2008 yılı destekleme  rakamları... Ki 2002 yılı için Bakanlığın üç ayrı yayınında üç ayn rakam var: Birinde 1,8 milyar TL  (bu, 2008 yılı Bakanlık Faaliyet Raporu'nda), birinde 2,8 milyar TL (bu, 2004 yılı Tarım Şûrası'nda),  birinde ise 3,1 milyar TL (2005 yılı Bakanlık Faaliyet Raporu'nda). Doğal olarak Sayın Bakan en  küçük rakamı kullanıyor. Ben, Bakanlığın rakamlarını değil, Ziraat Odalarının rakamını kullanarak  size bir oran vereyim, siz de gidin kontrol edin hangisi doğru.  Biz 2002 yılında 2,28 milyar TL destek vermişiz. Siz 2008 yılında 5,4 milyar TL destek vermişsiniz.  Diyeceksiniz ki: "Sizin 2 katınızdan fazla destek vermişiz." Çıkıp övüneceksiniz. Hakkınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Sayın milletvekilleri, bir de konuya çiftçinin alım gücü  açısından bakalım: 2002 yılında bir çiftçimiz, 1 litre mazot almak için 2,5 kilogram buğday satması  gerekiyordu, 2009 yılında ise ancak 6 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabiliyor. Bu  karşılaştırmaları diğer ürünler için de yapabiliriz, isteyene bu rakamları ben de verebilirim.  Değerli milletvekilleri, bu kanun da dâhil birçok mevzuatı AB'ye uydurmaya çalışıyoruz. Gelin,  tarım politikalarında da AB'yi örnek alalım. AB yıllarca tarımını destekledi. Üretim çok arttı. Sonra  üretimi kısmak için destekleri yönlendirdiler. Zamanı geldi, tarımla uğraşan sayısı çok düştü. Şimdi  gençleri çiftçilik yapmaları için destekliyorlar. Bunlar bizim önümüzde örnek. Buradan ders alalım.  Çiftçimiz tarımdan kaçıyor. Yakın gelecekte çiftçilik yapacak insanı bulamayacağız. Gelin, gerçek  anlamda ve ciddi desteklemeleri yapalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Bağlıyorum.  Köylülerimizi, çiftçilerimizi doğduklan yerlerden koparmayalım, doğdukları yerde doyuralım  diyor, yasanın ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Paksoy.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Burdur Milletvekili Kerim Özkan.  Buyurunuz Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; Biyogüvenlik Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 41 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 6 - Sayın milletvekilleri, biraz da tarımın genel durumuna değinmek istiyorum. Burada Sayın Bakanı  ve İktidar sözcülerini dinledik. Elbette yaptıklarını anlatacaklar. Bunları yadırgamıyoruz. Burada  tarımda yapılanları yeterli bulmayan İktidara mensup milletvekillerinin varlığını da biliyorum. Tarım  can çekişiyor. Köyler boşalıyor. Çiftçilerimiz üretimden kopuyor. Ama siz öyle abartılı rakamlar  veriyorsunuz ki mevcut durum ile çizdiğiniz resim arasındaki tenakuzu anlamakta zorluk çekiyoruz.  Sayın milletvekilleri, 2002 yılı sizin miladınız oldu ya, bende 2002 ile 2008 yılı destekleme  rakamları... Ki 2002 yılı için Bakanlığın üç ayrı yayınında üç ayn rakam var: Birinde 1,8 milyar TL  (bu, 2008 yılı Bakanlık Faaliyet Raporu'nda), birinde 2,8 milyar TL (bu, 2004 yılı Tarım Şûrası'nda),  birinde ise 3,1 milyar TL (2005 yılı Bakanlık Faaliyet Raporu'nda). Doğal olarak Sayın Bakan en  küçük rakamı kullanıyor. Ben, Bakanlığın rakamlarını değil, Ziraat Odalarının rakamını kullanarak  size bir oran vereyim, siz de gidin kontrol edin hangisi doğru.  Biz 2002 yılında 2,28 milyar TL destek vermişiz. Siz 2008 yılında 5,4 milyar TL destek vermişsiniz.  Diyeceksiniz ki: "Sizin 2 katınızdan fazla destek vermişiz." Çıkıp övüneceksiniz. Hakkınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Sayın milletvekilleri, bir de konuya çiftçinin alım gücü  açısından bakalım: 2002 yılında bir çiftçimiz, 1 litre mazot almak için 2,5 kilogram buğday satması  gerekiyordu, 2009 yılında ise ancak 6 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabiliyor. Bu  karşılaştırmaları diğer ürünler için de yapabiliriz, isteyene bu rakamları ben de verebilirim.  Değerli milletvekilleri, bu kanun da dâhil birçok mevzuatı AB'ye uydurmaya çalışıyoruz. Gelin,  tarım politikalarında da AB'yi örnek alalım. AB yıllarca tarımını destekledi. Üretim çok arttı. Sonra  üretimi kısmak için destekleri yönlendirdiler. Zamanı geldi, tarımla uğraşan sayısı çok düştü. Şimdi  gençleri çiftçilik yapmaları için destekliyorlar. Bunlar bizim önümüzde örnek. Buradan ders alalım.  Çiftçimiz tarımdan kaçıyor. Yakın gelecekte çiftçilik yapacak insanı bulamayacağız. Gelin, gerçek  anlamda ve ciddi desteklemeleri yapalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Bağlıyorum.  Köylülerimizi, çiftçilerimizi doğduklan yerlerden koparmayalım, doğdukları yerde doyuralım  diyor, yasanın ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Paksoy.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Burdur Milletvekili Kerim Özkan.  Buyurunuz Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; Biyogüvenlik Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 O: 3  Biyogüvenlik denince akla gıdalar geliyor, yani önce insan geliyor, önce ahlak geliyor. Niçin  önce insan? Çünkü bütün doğa insanlar için yaratılmış (hayvanlar, bitkiler) ve bu insanlann sağlıklı  gıdayla beslenmesi gerekiyor. Bu sağlıklı gıda nasıl olmalı? Ahlaklı olmalı. Hile olmamalı. Genetiği  değiştirilmemeli. Doğal yapısıyla insanlarla buluşturulmalı. Onun için önce insan, önce ahlak diyoruz  değerli arkadaşlanm.  Hayvanlarımızın kullandığı değerler var, yemler var. Bunlar nedir? Kaba yemdir, konsantre  yemlerdir. Bunları kimler, nasıl kullanır? Bunlan, keçi, koyun, inek, balık ve kanatlılar... Bunların  nasıl olması gerekir? Bunların, gerçekten bu hayvanlar için sağlıklı olması ve onların genlerinde de  bir değişim yapmaması gerekir. Onun için GDO'lu gıdalara karşı olduğumuzu belirtiyoruz. Çünkü  onlar kimler için vardır? İnsanlar için.  Yine, insanlar için gerekli olan gıdalar, nedir bunlar? Bunlar mantardan başlar, sebze ve  meyveler, et ve süt ürünleri, balık ve deniz ürünleri, yani, su ürünleri. Sebze ve meyveler deyince akla,  maruldan tutun, patlıcandan tutun, domatesten, biberden, fasulyeden tüm aldığımız gıdalar akla gelir.  Bunlar ülkemizde nasıl üretiliyor? Hibrit ve seleksiyon usulü. O atalarımızın yaptığı, çıkınlannda  sakladığı geleneksel tohum yöntemleriyle ve hibrit yöntemleriyle. Bunlarda GDO ile ilgili bir sıkıntı  var mı? Hayır, yok ülkemizde ama dikkat çekiyoruz, çünkü diğer ülkelerde var, bizim de ülkemize  gelmemesini diliyoruz çünkü hakkında çok büyük dedikodular var. Daha bilimsel olarak, bunlann  insanlarda ne gibi hastalıklar yapacağı, neler yapacağı, gelecekte nelerle karşılaşacağımız henüz  netleşmiş değil. Onun için, biz, hem Bakanlığımızı uyarıyoruz hem üreticilerimizi ve tüketicilerimizi  uyanyoruz, dikkat çekiyoruz.  Bu ürünlerden, bizim kullandığımız ürünlerden nede GDO var? Yani genetiği değiştirilmiş  organizmalar neler? Soya, mısır, kanola, pamuk. Bunlar ülkemizde yetiştiriliyor mu? Hayır,  yetiştirilmiyor. Kullanılıyor mu? Kullanılıyor. Niçin kullanılıyor? Gerekli arz-talep dengesini hâlâ  sağlayamadığımız için. Ülkemizde yeterli kaynağımız, elektriğimiz, suyumuz, toprağımız, tarlamız  olmasına rağmen, arz-talep dengesini sağlayamadığımız için soya üretimimiz yeterli değil, mısır  üretimimiz yeterli değil, kanola üretimimiz yeterli değil. Bundan dolayı Amerika'dan, Arjantin'den,  Brezilya'dan bu ürünleri almak ve üreticilerimize, tüketicilerimize kullandırmak zorunda kalıyoruz.  Ne yapmamız gerekiyor? Kontrol altına almamız gerekiyor. Şu andaki yasayla bunlann kontrol altına  alındığını söylüyoruz ama acil görevimiz ne olmalı? Bu ülkede gerçekten GDO'suz, doğal kanolayla,  pamukla, soyayla, mısırla üreticimizi buluşturmak ana hedefimiz olmalı.  Bunun için ne yapmamız gerekiyor değerli arkadaşlanm? Bunun için bu ülkede kesinlikle  elektrikte, mazotta ve -suyla buluşuyor biliyorsunuz- gübrede KDV'yi yüzde 18'den 1 'e çekmemiz  gerekiyor. Bunu çekmediğimiz sürece üreticimiz bunları pahalıya mal ediyor. Onun için, arz-talep  dengesi bozulduğundan dolayı ithalat zorunlu hâle geliyor. Bu ithalatı kesmemiz gerekiyor. Ancak  üreticinin kullandığı mazotu, gübreyi ve mazottaki ÖTV'yi almadığımız sürece bu üretici bunlan  ucuza mal edecektir ve GDO'lu ürünleri kullanmama durumunda kalacaktır.  Tarıma destek nasıl, üretime ve ürüne destek? Tanmsal amaçlı sulamada elektriği daha ucuza  vermek. Amaç, kendi ihtiyacımız olan pamuğu, kanolayı, soyayı, mısırı daha ucuza mal edip  tüketicimizin etini, sütünü, yumurtasını, yaş meyve ve sebzesini daha ucuza mal ettirmek. Bunun  sonucu dışarının muzunu değil, yerli golden elmamızı yemek, dışarının bademini değil, yerli  bademimizi yemek, dışarının karpuzunu değil, elmasını değil, yerli ürünlerimizi kullanmak daha  ucuz olduğu için daha yeterli olacaktır diye düşünüyorum.  - 2 2 7 -
Sayfa 42 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 O: 3  Biyogüvenlik denince akla gıdalar geliyor, yani önce insan geliyor, önce ahlak geliyor. Niçin  önce insan? Çünkü bütün doğa insanlar için yaratılmış (hayvanlar, bitkiler) ve bu insanlann sağlıklı  gıdayla beslenmesi gerekiyor. Bu sağlıklı gıda nasıl olmalı? Ahlaklı olmalı. Hile olmamalı. Genetiği  değiştirilmemeli. Doğal yapısıyla insanlarla buluşturulmalı. Onun için önce insan, önce ahlak diyoruz  değerli arkadaşlanm.  Hayvanlarımızın kullandığı değerler var, yemler var. Bunlar nedir? Kaba yemdir, konsantre  yemlerdir. Bunları kimler, nasıl kullanır? Bunlan, keçi, koyun, inek, balık ve kanatlılar... Bunların  nasıl olması gerekir? Bunların, gerçekten bu hayvanlar için sağlıklı olması ve onların genlerinde de  bir değişim yapmaması gerekir. Onun için GDO'lu gıdalara karşı olduğumuzu belirtiyoruz. Çünkü  onlar kimler için vardır? İnsanlar için.  Yine, insanlar için gerekli olan gıdalar, nedir bunlar? Bunlar mantardan başlar, sebze ve  meyveler, et ve süt ürünleri, balık ve deniz ürünleri, yani, su ürünleri. Sebze ve meyveler deyince akla,  maruldan tutun, patlıcandan tutun, domatesten, biberden, fasulyeden tüm aldığımız gıdalar akla gelir.  Bunlar ülkemizde nasıl üretiliyor? Hibrit ve seleksiyon usulü. O atalarımızın yaptığı, çıkınlannda  sakladığı geleneksel tohum yöntemleriyle ve hibrit yöntemleriyle. Bunlarda GDO ile ilgili bir sıkıntı  var mı? Hayır, yok ülkemizde ama dikkat çekiyoruz, çünkü diğer ülkelerde var, bizim de ülkemize  gelmemesini diliyoruz çünkü hakkında çok büyük dedikodular var. Daha bilimsel olarak, bunlann  insanlarda ne gibi hastalıklar yapacağı, neler yapacağı, gelecekte nelerle karşılaşacağımız henüz  netleşmiş değil. Onun için, biz, hem Bakanlığımızı uyarıyoruz hem üreticilerimizi ve tüketicilerimizi  uyanyoruz, dikkat çekiyoruz.  Bu ürünlerden, bizim kullandığımız ürünlerden nede GDO var? Yani genetiği değiştirilmiş  organizmalar neler? Soya, mısır, kanola, pamuk. Bunlar ülkemizde yetiştiriliyor mu? Hayır,  yetiştirilmiyor. Kullanılıyor mu? Kullanılıyor. Niçin kullanılıyor? Gerekli arz-talep dengesini hâlâ  sağlayamadığımız için. Ülkemizde yeterli kaynağımız, elektriğimiz, suyumuz, toprağımız, tarlamız  olmasına rağmen, arz-talep dengesini sağlayamadığımız için soya üretimimiz yeterli değil, mısır  üretimimiz yeterli değil, kanola üretimimiz yeterli değil. Bundan dolayı Amerika'dan, Arjantin'den,  Brezilya'dan bu ürünleri almak ve üreticilerimize, tüketicilerimize kullandırmak zorunda kalıyoruz.  Ne yapmamız gerekiyor? Kontrol altına almamız gerekiyor. Şu andaki yasayla bunlann kontrol altına  alındığını söylüyoruz ama acil görevimiz ne olmalı? Bu ülkede gerçekten GDO'suz, doğal kanolayla,  pamukla, soyayla, mısırla üreticimizi buluşturmak ana hedefimiz olmalı.  Bunun için ne yapmamız gerekiyor değerli arkadaşlanm? Bunun için bu ülkede kesinlikle  elektrikte, mazotta ve -suyla buluşuyor biliyorsunuz- gübrede KDV'yi yüzde 18'den 1 'e çekmemiz  gerekiyor. Bunu çekmediğimiz sürece üreticimiz bunları pahalıya mal ediyor. Onun için, arz-talep  dengesi bozulduğundan dolayı ithalat zorunlu hâle geliyor. Bu ithalatı kesmemiz gerekiyor. Ancak  üreticinin kullandığı mazotu, gübreyi ve mazottaki ÖTV'yi almadığımız sürece bu üretici bunlan  ucuza mal edecektir ve GDO'lu ürünleri kullanmama durumunda kalacaktır.  Tarıma destek nasıl, üretime ve ürüne destek? Tanmsal amaçlı sulamada elektriği daha ucuza  vermek. Amaç, kendi ihtiyacımız olan pamuğu, kanolayı, soyayı, mısırı daha ucuza mal edip  tüketicimizin etini, sütünü, yumurtasını, yaş meyve ve sebzesini daha ucuza mal ettirmek. Bunun  sonucu dışarının muzunu değil, yerli golden elmamızı yemek, dışarının bademini değil, yerli  bademimizi yemek, dışarının karpuzunu değil, elmasını değil, yerli ürünlerimizi kullanmak daha  ucuz olduğu için daha yeterli olacaktır diye düşünüyorum.  - 2 2 7 - TBMM B:75 18 . 3 . 2010 0 : 3  - 2 2 8 - Değerli arkadaşlanm, gerçekten bir atasözü vardır: "Bağı bellemesini bilmeyen âşık, üzümün  kıymetini bilmez." Yani bağı bellemesini bilmeyen, o bağda çalışmamış, o üzümü budamamış, o  tarlada ter dökmemiş insan üzümün kıymetini anlamaz. Bugün çiftçi bir çilkim düşürse tarlasında, o  çilkimi alır, besmeleyi çeker ağzına atar. Ama o eziyeti görmeyen insanlar, üzüm değil, ekmeği  çiğneyerek geçer. Çünkü onun nasıl yetiştirildiğini, nasıl emekle, o emeklerin nelere katıldığını, nasıl  emek emek tarladan sofraya getirildiğini bilmez.  Bu yasanın ana amaçlanndan biri de, çiftlikten çatala gıda güvenliğini sağlamak değerli arkadaşlanm.  Burada veteriner hekimler görev alıyor, gıda mühendisleri görev alıyor, ziraat mühendisleri görev alıyor.  Bu gıda güvenliği konusunda onlann gerçekten Bakanlık kontrolü altında düzgün bir şekilde çalıştınlması,  laboratuvarlannın, laboratuvar olanaklannın sağlanması gerekmektedir.  Sağlıklı ürün diyoruz. Sağlıklı ürünlerin arasında eti, sütü, yumurtayı saydık. Bakın bugün  ülkemizde ette bir spekülasyon... Et fıyatlan üretici lehine bir trend gösterdi ancak tüketici şu anda  mağdur oldu. Üretici de şunu söylüyor: "Bu fiyatlarda sürdürülebilir bir hayvancılık yapabilir miyim,  sürdürülebilir besi bağlayabilir miyim?" Çünkü önünü görmüyor. Bizim devlet olarak üreticiye  güvence vermemiz gerekiyor. Güvence... Benim üretim maliyetim, fiyatım şu. Bunun altına düştüğü  zaman "Ben devlet olarak hem sütte hem ette hem de yumurtada sübvanse uygulayacağım." deme  zorunluluğumuz vardır. Bunu yapmadığımız için bugün tüketici 30 YTL'den et yemek zorunda kalıyor.  Sütün şu anda fiyatlannda bir yükseliş sergilendi ama sürdürülebilir değil. Fiyatlarda yine  aşağıya doğru bir çekme eğilimi şekillendi. Bu konuda, örneğin sütün üretim maliyeti 70 kuruşsa, şu  anda 85 kuruşla süt alım fiyatları var, 1 liraya kadar süt satılabiliyor. Burada biz Tarım Bakanlığı  olarak, sütün üretim maliyeti 60 kuruş "Ne olursa olsun ben 80 kuruşa sütü alıyorum." taahhüdünü  yapmak zorundayız. Bunu yapmadığımız sürece, geçen dönemde yaşadığımız gibi süt hayvanları  kesime gidiyor değerli arkadaşlarım.  Bakın, şu anda ülke genelinde, Burdur'umuzun Bucak'ında Tefenni'sinde, Antalya'mızın  Korkuteli'nde Elmalı'sında, Denizli'nin Çivril'inde, İsparta'nın Gelendost'unda Eğirdir'inde soğuk  hava depoları, değerli arkadaşlanm, elmayla dolu, elma çürümeye terk edildi. Vatandaş Ankara'da,  İstanbul'da, İzmir'de, Erzurum'da, Kars'ta, Hakkâri'de elmayla buluşamıyor, ama bu elma üretim  merkezlerinde soğuk hava depolan elmayla dolu, kasası 5 lira, ama büyük kentlerde bunu kilosu 2  liraya 2,5 liraya alamıyorsunuz. Bu elmanın mutlaka tüketiciyle buluşturulması gerekiyor.  Dünyanın üçüncü büyük tohum bankası kuruldu ülkemizde. Defalarca söyledik, dedik ki:  Türkiye'nin kurtuluşu doğal üretimden değerli arkadaşlarım. Bizim Brezilya'yla, Amerika'yla,  Arjantin'le... Tarım alanları büyük, tanm alanları geniş, artık bizim gibi 5 dönümde, 10 dönümde  çiftçilik yapmıyor, 100 dönümlerde, 200 dönümlerde, bin dönümlerde çiftçilik yapıyor, onlarla rekabet  etme şansımız yok. Bizim doğal üretime, doğal kaynaklara dönmemiz gerekiyor. Dünya buna mutlaka  ve mutlaka dönecektir. Onun için bizim tohum bankasının kurulmasını gerçekten kutluyoruz, ancak  bu tohumun bankada olması yeterli değil. Bu tohumun toprakla, çiftçiyle, suyla buluşması ve üretime  dönmesi gerekiyor. Bu tohumu üretime döndüremediğiniz zaman, o tohum bankalarında tohumun  bekletilmesinin, tohumun o bankalarda saklanmasının da bir anlamı yok, mutlaka ve mutlaka toprakla  buluşması gerekiyor, suyla buluşması gerekiyor, çiftçiyle buluşması gerekiyor, bunun sonucunda da  tüketiciyle buluşması gerekiyor. Bu konuda uluslararası şirketler, değerli arkadaşlarım, bir çıkın  domates tohumuna bir bilgisayar hediye ediyor. Düşünün, onlar bu doğallığın kıymetini biliyor. Bir  çıkın, bir kese domates tohumuna, biber tohumuna, acur tohumuna, salatalık tohumuna bir bilgisayar  veriyor. Neden? Çünkü o gen kaynaklan korunmuş, o doğal, o her şeyiyle, kokusuyla, tadıyla, rengiyle  gerçekten o bitkinin, o meyvenin özelliklerini taşıyor, o tadı taşıyor, o lezzeti taşıyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 43 -
TBMM B:75 18 . 3 . 2010 0 : 3  - 2 2 8 - Değerli arkadaşlanm, gerçekten bir atasözü vardır: "Bağı bellemesini bilmeyen âşık, üzümün  kıymetini bilmez." Yani bağı bellemesini bilmeyen, o bağda çalışmamış, o üzümü budamamış, o  tarlada ter dökmemiş insan üzümün kıymetini anlamaz. Bugün çiftçi bir çilkim düşürse tarlasında, o  çilkimi alır, besmeleyi çeker ağzına atar. Ama o eziyeti görmeyen insanlar, üzüm değil, ekmeği  çiğneyerek geçer. Çünkü onun nasıl yetiştirildiğini, nasıl emekle, o emeklerin nelere katıldığını, nasıl  emek emek tarladan sofraya getirildiğini bilmez.  Bu yasanın ana amaçlanndan biri de, çiftlikten çatala gıda güvenliğini sağlamak değerli arkadaşlanm.  Burada veteriner hekimler görev alıyor, gıda mühendisleri görev alıyor, ziraat mühendisleri görev alıyor.  Bu gıda güvenliği konusunda onlann gerçekten Bakanlık kontrolü altında düzgün bir şekilde çalıştınlması,  laboratuvarlannın, laboratuvar olanaklannın sağlanması gerekmektedir.  Sağlıklı ürün diyoruz. Sağlıklı ürünlerin arasında eti, sütü, yumurtayı saydık. Bakın bugün  ülkemizde ette bir spekülasyon... Et fıyatlan üretici lehine bir trend gösterdi ancak tüketici şu anda  mağdur oldu. Üretici de şunu söylüyor: "Bu fiyatlarda sürdürülebilir bir hayvancılık yapabilir miyim,  sürdürülebilir besi bağlayabilir miyim?" Çünkü önünü görmüyor. Bizim devlet olarak üreticiye  güvence vermemiz gerekiyor. Güvence... Benim üretim maliyetim, fiyatım şu. Bunun altına düştüğü  zaman "Ben devlet olarak hem sütte hem ette hem de yumurtada sübvanse uygulayacağım." deme  zorunluluğumuz vardır. Bunu yapmadığımız için bugün tüketici 30 YTL'den et yemek zorunda kalıyor.  Sütün şu anda fiyatlannda bir yükseliş sergilendi ama sürdürülebilir değil. Fiyatlarda yine  aşağıya doğru bir çekme eğilimi şekillendi. Bu konuda, örneğin sütün üretim maliyeti 70 kuruşsa, şu  anda 85 kuruşla süt alım fiyatları var, 1 liraya kadar süt satılabiliyor. Burada biz Tarım Bakanlığı  olarak, sütün üretim maliyeti 60 kuruş "Ne olursa olsun ben 80 kuruşa sütü alıyorum." taahhüdünü  yapmak zorundayız. Bunu yapmadığımız sürece, geçen dönemde yaşadığımız gibi süt hayvanları  kesime gidiyor değerli arkadaşlarım.  Bakın, şu anda ülke genelinde, Burdur'umuzun Bucak'ında Tefenni'sinde, Antalya'mızın  Korkuteli'nde Elmalı'sında, Denizli'nin Çivril'inde, İsparta'nın Gelendost'unda Eğirdir'inde soğuk  hava depoları, değerli arkadaşlanm, elmayla dolu, elma çürümeye terk edildi. Vatandaş Ankara'da,  İstanbul'da, İzmir'de, Erzurum'da, Kars'ta, Hakkâri'de elmayla buluşamıyor, ama bu elma üretim  merkezlerinde soğuk hava depolan elmayla dolu, kasası 5 lira, ama büyük kentlerde bunu kilosu 2  liraya 2,5 liraya alamıyorsunuz. Bu elmanın mutlaka tüketiciyle buluşturulması gerekiyor.  Dünyanın üçüncü büyük tohum bankası kuruldu ülkemizde. Defalarca söyledik, dedik ki:  Türkiye'nin kurtuluşu doğal üretimden değerli arkadaşlarım. Bizim Brezilya'yla, Amerika'yla,  Arjantin'le... Tarım alanları büyük, tanm alanları geniş, artık bizim gibi 5 dönümde, 10 dönümde  çiftçilik yapmıyor, 100 dönümlerde, 200 dönümlerde, bin dönümlerde çiftçilik yapıyor, onlarla rekabet  etme şansımız yok. Bizim doğal üretime, doğal kaynaklara dönmemiz gerekiyor. Dünya buna mutlaka  ve mutlaka dönecektir. Onun için bizim tohum bankasının kurulmasını gerçekten kutluyoruz, ancak  bu tohumun bankada olması yeterli değil. Bu tohumun toprakla, çiftçiyle, suyla buluşması ve üretime  dönmesi gerekiyor. Bu tohumu üretime döndüremediğiniz zaman, o tohum bankalarında tohumun  bekletilmesinin, tohumun o bankalarda saklanmasının da bir anlamı yok, mutlaka ve mutlaka toprakla  buluşması gerekiyor, suyla buluşması gerekiyor, çiftçiyle buluşması gerekiyor, bunun sonucunda da  tüketiciyle buluşması gerekiyor. Bu konuda uluslararası şirketler, değerli arkadaşlarım, bir çıkın  domates tohumuna bir bilgisayar hediye ediyor. Düşünün, onlar bu doğallığın kıymetini biliyor. Bir  çıkın, bir kese domates tohumuna, biber tohumuna, acur tohumuna, salatalık tohumuna bir bilgisayar  veriyor. Neden? Çünkü o gen kaynaklan korunmuş, o doğal, o her şeyiyle, kokusuyla, tadıyla, rengiyle  gerçekten o bitkinin, o meyvenin özelliklerini taşıyor, o tadı taşıyor, o lezzeti taşıyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B:75 18.3 . 2010 0 : 3  - 2 2 9 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Bizim bu dünyaya ülkemizde yapacağımız en  önemli şey, en önemli katkı, organik tarıma, organik ürüne sahip çıkıyor olmaktır. Buna sahip  çıktığımız sürece Türkiye tanmı da Türkiye üreticisi de gerçekten hem ekonomik olarak parayla  buluşacaktır hem de ülkemiz dünya ülkeleri arasında tarım ve hayvancılıkta, su ürünlerinde,  balıkçılıkta lider ülke olma konumunu sürdürecektir.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özkan.  Banş ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal.  Buyurunuz Sayın Birdal.  BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanun Tasansı'nın ikinci  bölümü üzerine Banş ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla  selamlanm.  Şimdi tabii, ekonomik bir alanın boyutunu burada konuşuyoruz ama öncelikle ekonomiyi  demokrasiyle ilişkilendirmeden ve güncel demokratik sorunlara değinmeden bu yasadan da beklenen  elde edilemez. İzninizle, ben güncel birkaç konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.  Şimdi, bir yandan demokratikleşme adına, işte, örneğin bugün Anayasa Komisyonunda Hükümetçe  getirilen bir yasa teklifi üzerinde görüşüldü, Adalet Komisyonunda Terörle Mücadele Yasası üzerinde,  taş atan, slogan atan çocukların durumu üzerine görüşüldü ve bir alt komisyon oluşturuldu. Öte  yandan, ayrımcılığa karşı eşitlik kurumu, bir kurum oluşturulması gündemde, ama öte yandan da,  bakıyorsunuz, tam bunun karşıtı uygulamalar ve söylemler oluyor. Örneğin, Sayın Başbakanın, hangi  ruh haliyle ve saikle söylediyse, işte bu Ermeni meselesine ilişkin alınan kararlara dair "Bizi  kızdırmayın, 100 bin kaçak Ermeni var, kapı dışan ederiz..."  Şimdi, değerli milletvekilleri, gerçekten bu talihsiz konuşma nasıl açıklanır? Şimdi bir yandan  ayrımcılığa karşı olduğumuzu söyleyeceğiz ve insanın insan olmaktan kaynaklanan devredilmez,  vazgeçilmez hak ve özgürlüklerini böyle bir hukuk bütünlüğü içinde savunacağız ve insanlık ailesinde  itibarlı yerimizi alacağımızı söyleyeceğiz, vesayetçi bir rejimden kurtulmak gerektiğini söyleyeceğiz  hem de ayrımcı, gerçekten -yine yineliyorum- talihsiz bir söyleme tanık oluyoruz. Ne demek yani  şimdi "100 bin Ermeni'yi kapı dışan ederiz..." 1915'in ayıbını hep birlikte silmeye çalışırken şimdi  yeni bir ayıp işliyoruz. Şimdi bunu nasıl açıklayacağız? Örneğin insan hakları açısından uluslararası  platformlarda gerçekten buna açıklık getirilmesi gerekir. Kaldı ki, 100 bin değil yani şimdi kayıtlı  örneğin 6 bin küsur kişi -girenler belli- ve kayıtsız da olduğu kabul edilse en fazla 10 ile 15 bin  göçmen Ermeni olduğu tespit edilmiş ve bunların yüzde 90'ı üniversite mezunu, yüzde 72'si  gerçekten, kolay, emek yoğun işlerde, hizmet sektöründe çalışıyorlar; hasta bakıcılığı evde, tezgâhtar  ve benzeri şeyler. Şimdi, peki, bize de dönüp derlerse ki yarın bu siyasi polemiklerden ötürü  "Avrupa'da bulunan 3,5 milyon Türkiyeliyi kapı dışarı ederiz..."  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ne alakası var? Kaçak onlar.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Neden 0 Biz de de, bizden de, bizde de var.
Sayfa 44 -
TBMM B:75 18.3 . 2010 0 : 3  - 2 2 9 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Bizim bu dünyaya ülkemizde yapacağımız en  önemli şey, en önemli katkı, organik tarıma, organik ürüne sahip çıkıyor olmaktır. Buna sahip  çıktığımız sürece Türkiye tanmı da Türkiye üreticisi de gerçekten hem ekonomik olarak parayla  buluşacaktır hem de ülkemiz dünya ülkeleri arasında tarım ve hayvancılıkta, su ürünlerinde,  balıkçılıkta lider ülke olma konumunu sürdürecektir.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özkan.  Banş ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal.  Buyurunuz Sayın Birdal.  BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanun Tasansı'nın ikinci  bölümü üzerine Banş ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla  selamlanm.  Şimdi tabii, ekonomik bir alanın boyutunu burada konuşuyoruz ama öncelikle ekonomiyi  demokrasiyle ilişkilendirmeden ve güncel demokratik sorunlara değinmeden bu yasadan da beklenen  elde edilemez. İzninizle, ben güncel birkaç konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.  Şimdi, bir yandan demokratikleşme adına, işte, örneğin bugün Anayasa Komisyonunda Hükümetçe  getirilen bir yasa teklifi üzerinde görüşüldü, Adalet Komisyonunda Terörle Mücadele Yasası üzerinde,  taş atan, slogan atan çocukların durumu üzerine görüşüldü ve bir alt komisyon oluşturuldu. Öte  yandan, ayrımcılığa karşı eşitlik kurumu, bir kurum oluşturulması gündemde, ama öte yandan da,  bakıyorsunuz, tam bunun karşıtı uygulamalar ve söylemler oluyor. Örneğin, Sayın Başbakanın, hangi  ruh haliyle ve saikle söylediyse, işte bu Ermeni meselesine ilişkin alınan kararlara dair "Bizi  kızdırmayın, 100 bin kaçak Ermeni var, kapı dışan ederiz..."  Şimdi, değerli milletvekilleri, gerçekten bu talihsiz konuşma nasıl açıklanır? Şimdi bir yandan  ayrımcılığa karşı olduğumuzu söyleyeceğiz ve insanın insan olmaktan kaynaklanan devredilmez,  vazgeçilmez hak ve özgürlüklerini böyle bir hukuk bütünlüğü içinde savunacağız ve insanlık ailesinde  itibarlı yerimizi alacağımızı söyleyeceğiz, vesayetçi bir rejimden kurtulmak gerektiğini söyleyeceğiz  hem de ayrımcı, gerçekten -yine yineliyorum- talihsiz bir söyleme tanık oluyoruz. Ne demek yani  şimdi "100 bin Ermeni'yi kapı dışan ederiz..." 1915'in ayıbını hep birlikte silmeye çalışırken şimdi  yeni bir ayıp işliyoruz. Şimdi bunu nasıl açıklayacağız? Örneğin insan hakları açısından uluslararası  platformlarda gerçekten buna açıklık getirilmesi gerekir. Kaldı ki, 100 bin değil yani şimdi kayıtlı  örneğin 6 bin küsur kişi -girenler belli- ve kayıtsız da olduğu kabul edilse en fazla 10 ile 15 bin  göçmen Ermeni olduğu tespit edilmiş ve bunların yüzde 90'ı üniversite mezunu, yüzde 72'si  gerçekten, kolay, emek yoğun işlerde, hizmet sektöründe çalışıyorlar; hasta bakıcılığı evde, tezgâhtar  ve benzeri şeyler. Şimdi, peki, bize de dönüp derlerse ki yarın bu siyasi polemiklerden ötürü  "Avrupa'da bulunan 3,5 milyon Türkiyeliyi kapı dışarı ederiz..."  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ne alakası var? Kaçak onlar.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Neden 0 Biz de de, bizden de, bizde de var.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 0 - NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Aynı şey değil...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, kaçak maçak, bakın...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yasal olarak çalışan işçilerle nasıl aynı kefeye koyarsınız?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bakın, şimdi, kaçak falan meselesi değil. İzin verin...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kaçakları söylüyor...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, bakın, uluslararası hukuk var. "Kaçak" ya da "göçmen" ya  da "mülteci" diye adlandıramazsınız.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yasalara aykırı bir şekilde çalışıyorlar. Onu aynı kefeye  koyabilir misiniz? Aynı hassasiyeti Ermeni diasporası için niye göstermiyorsunuz?  AKIN BİRDAL (Devamla) - İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 14'üncü maddesiyle  başlayan ve daha sonra da sığınma ve uyrukluk hakkıyla güvence altına alınmış haklar var. Herkesin  sığınma hakkı vardır, bunu nasıl reddediyorsunuz? İşinize geldiği zaman "insan hakları", gelmediği  zaman "kaçak" diyorsunuz.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Peki, bu milletin tarihine küfretme hakkı var mı? Bu millete  haksız bir şekilde soykırım iddiasında bulunma hakkı var mı? Bunlan niye söylemiyorsunuz? Ermeni  diasporasını niye eleştirmiyorsunuz?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, şimdi bunlar emekçi insanlar, iş ve ekmek için gelmişler.  Tarihsel birtakım konukseverliğimizden sırası geldiği zaman söz ediyoruz. Niye bunu reddediyoruz?  Evet, bunu bence belki burada tartışmaktan imtina edebilirsiniz ama kendi grup toplantınızda bunu  tartışabilirsiniz ve bunu yanlış yaptığınızı söyleyebilirsiniz.  ASIM AYKAN (Trabzon) - Kürsüde kayda geçirmeyin bunu, yanlış olur.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Peki, geçirmeyelim ama siz kendi aranızda tartışın o zaman, bunu  lütfen açıklayın.  Şimdi, arkadaşlar, bakın, 1964'te de yine öyle bir tehcir yaşandı ve gerçekten şimdi Türkiye  Cumhuriyeti dönemine girerken 300 bin Ermeni vardı, şimdi sayıları 50 bin; Rum, yine Türkiye  Cumhuriyeti yurttaşı, şimdi sayılanna bakın; bunlar olmaz. O nedenle, insan haklan derken, gerçekten,  çoğunluğa karşı azınlığın haklannı korumak ve gözetmek demokratlığın ilk adımıdır ve demokrasinin  de olmazsa olmazıdır. Yoksa siz istediğiniz kadar insan haklarından, özgürlüklerden söz edin.  Şimdi, örneğin bu kültür, bu anlayış ne yazık ki hayatın, Türkiye'nin her alanına yansıyor. Bakın  şimdi iki gündür tanık olduğumuz şeylere. Örneğin öğrencinin birini arkadaşlannın sıra dayağından  geçiriyor öğretmen; öğrenci duruyor ve tokatlıyor bütün arkadaşları. Dün yine İstanbul'da  Büyükçekmece Mehmetçik Lisesinde 200 öğrenci -ki, bu Tekel işçilerinin sorunlan bir demokrasi  sorunu değil mi, bir hak sorunu değil mi?- ve ne kadar anlamlı, öğrenciler, Tekel işçilerine dayanışma  duygusuyla slogan atıyorlar ve destek veriyorlar.  CELAL ERBAY (Düzce) - Ne alakası var?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bakın, izin verin, ne alakasının olduğunu söyleyeceğim. Dün 24  öğrencinin okuldan çıkmasına karar verildi, tasdikname verildi. Şimdi sizin Sayın Millî Eğitim Bakanı  derhâl bunu durdurmaya muktedir değil mi? Ne alakası olacak? Demokrasiyi konuşuyoruz burada.  Olur mu? İnsan haklannı konuşuyoruz ve 24 çocuk... Gerçekten bir demokrasi, bir dayanışma, bir  emek bilincini bu kadar ağır cezalandınyoruz. Şimdi bunları burada konuşmayacak mıyız?
Sayfa 45 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 0 - NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Aynı şey değil...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, kaçak maçak, bakın...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yasal olarak çalışan işçilerle nasıl aynı kefeye koyarsınız?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bakın, şimdi, kaçak falan meselesi değil. İzin verin...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kaçakları söylüyor...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, bakın, uluslararası hukuk var. "Kaçak" ya da "göçmen" ya  da "mülteci" diye adlandıramazsınız.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yasalara aykırı bir şekilde çalışıyorlar. Onu aynı kefeye  koyabilir misiniz? Aynı hassasiyeti Ermeni diasporası için niye göstermiyorsunuz?  AKIN BİRDAL (Devamla) - İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 14'üncü maddesiyle  başlayan ve daha sonra da sığınma ve uyrukluk hakkıyla güvence altına alınmış haklar var. Herkesin  sığınma hakkı vardır, bunu nasıl reddediyorsunuz? İşinize geldiği zaman "insan hakları", gelmediği  zaman "kaçak" diyorsunuz.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Peki, bu milletin tarihine küfretme hakkı var mı? Bu millete  haksız bir şekilde soykırım iddiasında bulunma hakkı var mı? Bunlan niye söylemiyorsunuz? Ermeni  diasporasını niye eleştirmiyorsunuz?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, şimdi bunlar emekçi insanlar, iş ve ekmek için gelmişler.  Tarihsel birtakım konukseverliğimizden sırası geldiği zaman söz ediyoruz. Niye bunu reddediyoruz?  Evet, bunu bence belki burada tartışmaktan imtina edebilirsiniz ama kendi grup toplantınızda bunu  tartışabilirsiniz ve bunu yanlış yaptığınızı söyleyebilirsiniz.  ASIM AYKAN (Trabzon) - Kürsüde kayda geçirmeyin bunu, yanlış olur.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Peki, geçirmeyelim ama siz kendi aranızda tartışın o zaman, bunu  lütfen açıklayın.  Şimdi, arkadaşlar, bakın, 1964'te de yine öyle bir tehcir yaşandı ve gerçekten şimdi Türkiye  Cumhuriyeti dönemine girerken 300 bin Ermeni vardı, şimdi sayıları 50 bin; Rum, yine Türkiye  Cumhuriyeti yurttaşı, şimdi sayılanna bakın; bunlar olmaz. O nedenle, insan haklan derken, gerçekten,  çoğunluğa karşı azınlığın haklannı korumak ve gözetmek demokratlığın ilk adımıdır ve demokrasinin  de olmazsa olmazıdır. Yoksa siz istediğiniz kadar insan haklarından, özgürlüklerden söz edin.  Şimdi, örneğin bu kültür, bu anlayış ne yazık ki hayatın, Türkiye'nin her alanına yansıyor. Bakın  şimdi iki gündür tanık olduğumuz şeylere. Örneğin öğrencinin birini arkadaşlannın sıra dayağından  geçiriyor öğretmen; öğrenci duruyor ve tokatlıyor bütün arkadaşları. Dün yine İstanbul'da  Büyükçekmece Mehmetçik Lisesinde 200 öğrenci -ki, bu Tekel işçilerinin sorunlan bir demokrasi  sorunu değil mi, bir hak sorunu değil mi?- ve ne kadar anlamlı, öğrenciler, Tekel işçilerine dayanışma  duygusuyla slogan atıyorlar ve destek veriyorlar.  CELAL ERBAY (Düzce) - Ne alakası var?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bakın, izin verin, ne alakasının olduğunu söyleyeceğim. Dün 24  öğrencinin okuldan çıkmasına karar verildi, tasdikname verildi. Şimdi sizin Sayın Millî Eğitim Bakanı  derhâl bunu durdurmaya muktedir değil mi? Ne alakası olacak? Demokrasiyi konuşuyoruz burada.  Olur mu? İnsan haklannı konuşuyoruz ve 24 çocuk... Gerçekten bir demokrasi, bir dayanışma, bir  emek bilincini bu kadar ağır cezalandınyoruz. Şimdi bunları burada konuşmayacak mıyız?  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Değerli milletvekilleri, belki dikkatinizi çekiyor ya da gazetelerde sabahleyin okuyup akşama  -o gün- unutuyoruz. Bu son günlerde, özellikle son aylarda sıkça, kışladaki intiharlar... Bugün Meclis  araştırma komisyonunun oluşturulması için BDP adına bir öneri verdik: Bölgemizdeki intiharlar...  Ve bugün de Erzincan Üniversitesi Rektörünün intihar ettiğini öğreniyoruz. Şimdi, bu son günlerde,  bu yoğunlaşan intihar olayları bize bir şeyleri düşündürmesi gerekmez mi? Örneğin, biz son günlerde,  son aylarda, son bir yıldaki sayısını da çıkardık, Sayın Başbakana soru önergesi verdik: Kışladaki  intiharlar... Son bir yıldır kaç kişi intihar etmiştir, er, erbaş ve rütbeli? Ve Sayın Başbakan adına  Millî Savunma Bakanlığından yanıt geldi: "Devlet sırrı gerekçesiyle açıklayamayacağız." Şimdi,  bunun neresi devlet sırn ya da neyin devlet sun olup olmadığına kim karar verecek? İç Tüzük'ün ilgili  maddesi var ve bunu değiştiririz, her şeyi konuşabiliriz. Örneğin, gerçekten bu askerler neden intihar  ediyorlar? Daha önce intihar etmek için yeri, arkadaşlar, devrimci demokratik muhalefette hep  öğrenciler, emekçiler, işçiler karakollan seçerlerdi intihar için. Öyle denilirdi, işkenceyle öldürülürdü  ve sonra da "İntihar etti." denilir, ailesine teslim edilirdi. Şimdi de kışlalar intihar yeri olarak  seçilmeye başlandı. Bunun anlamı nedir? Bu bizi ilgilendirmiyor mu, Parlamentoyu? Ve neden intihar  ediyor insanlar gerçekten? Örneğin, son günlerdeki rütbeli subaylar neden intihar ediyorlar? Bunu,  Millî Savunma Bakanının gelip burada açıklaması gerekmez mi? Ki, biz bu konuda da yine bir Meclis  araştırma önergesi veriyoruz ve gerçekten, bu tartışılsın.  Örneğin, sayın milletvekilleri, yine dikkatinize sunup bir şeyi paylaşmak istiyomm, okuyorsunuz  siz de. Elbette ki, biz kamu adına burada görev yapıyoruz. Örneğin, 28 Şubat döneminin patronları,  gazete patronlarının itiraflarını okuyorsunuz değil mi? Gazete patronlarının genel yayın  yönetmenleriyle olan ilişkilerini okuyorsunuz ve izliyorsunuz. Peki, biz bunu herhangi bir sıradan  yurttaş gibi okuyup geçecek miyiz, yoksa ona parmak basıp, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu  yüce Meclisin çatısı altına getirip bunu tartışacak mıyız ya da tartışmayacak mıyız? Onu da  getiriyomz, yüksek kumlumuza getireceğiz. Gerçekten ibretle izliyomz şimdi 28 Şubat döneminin  medya patronlarının 28 Şubat süreciyle ilişkilenmesini, patronların genel yayın yönetmenleriyle  ilişkilerini ve nasıl bir andıçlı demokrasiyi bize reva gördüklerini. Bunlan konuşup tartışmayacak  mıyız? Ve yeniden medyanın kendisini sorgulamasına, yüzleşmesine... Biz bu zemini burada tartışıp  onlara böyle bir zemini gerçekten fırsat yaratmayacak mıyız? Yoksa, böyle, onlar yönetmeye mi  kalkışacaklar? O nedenle, arkadaşlar, bunlann da görüşülmesi gerektiğini düşünüyomz.  Ve gerçekten dün Yüksekova'da, yüz binlerce insan katıldı, banşçıl bir toplantı "nevroz" kutlandı.  Orta Doğu halklanmızın barış ve kardeşlik günü olarak UNESCO da kabul etti bunu ve bunu da  yüksek kumlunuza, 21 Martın "Nevroz" günü...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözleriniz tamamlayınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkan.  .. .barış ve kardeşlik günü olarak tatil günü kabul edilmesi yolunda da bir yasa teklifimiz olacak.  Yüce kumlunuzun da bunu değerlendireceğini umuyorum ve Biyogüvenlik Yasa Tasansı da böyle bir  demokrasi perspektifi içinde ele alınırsa da en iyi şekilde sonuçlanacağını düşünüyomm. Hepinizi bu  umutla saygıyla selamlıyorum.  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Birdal.  Şahsı adına Mersin Milletvekili Mehmet Şandır.  Buyurunuz Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  - 2 3 1 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Değerli milletvekilleri, belki dikkatinizi çekiyor ya da gazetelerde sabahleyin okuyup akşama  -o gün- unutuyoruz. Bu son günlerde, özellikle son aylarda sıkça, kışladaki intiharlar... Bugün Meclis  araştırma komisyonunun oluşturulması için BDP adına bir öneri verdik: Bölgemizdeki intiharlar...  Ve bugün de Erzincan Üniversitesi Rektörünün intihar ettiğini öğreniyoruz. Şimdi, bu son günlerde,  bu yoğunlaşan intihar olayları bize bir şeyleri düşündürmesi gerekmez mi? Örneğin, biz son günlerde,  son aylarda, son bir yıldaki sayısını da çıkardık, Sayın Başbakana soru önergesi verdik: Kışladaki  intiharlar... Son bir yıldır kaç kişi intihar etmiştir, er, erbaş ve rütbeli? Ve Sayın Başbakan adına  Millî Savunma Bakanlığından yanıt geldi: "Devlet sırrı gerekçesiyle açıklayamayacağız." Şimdi,  bunun neresi devlet sırn ya da neyin devlet sun olup olmadığına kim karar verecek? İç Tüzük'ün ilgili  maddesi var ve bunu değiştiririz, her şeyi konuşabiliriz. Örneğin, gerçekten bu askerler neden intihar  ediyorlar? Daha önce intihar etmek için yeri, arkadaşlar, devrimci demokratik muhalefette hep  öğrenciler, emekçiler, işçiler karakollan seçerlerdi intihar için. Öyle denilirdi, işkenceyle öldürülürdü  ve sonra da "İntihar etti." denilir, ailesine teslim edilirdi. Şimdi de kışlalar intihar yeri olarak  seçilmeye başlandı. Bunun anlamı nedir? Bu bizi ilgilendirmiyor mu, Parlamentoyu? Ve neden intihar  ediyor insanlar gerçekten? Örneğin, son günlerdeki rütbeli subaylar neden intihar ediyorlar? Bunu,  Millî Savunma Bakanının gelip burada açıklaması gerekmez mi? Ki, biz bu konuda da yine bir Meclis  araştırma önergesi veriyoruz ve gerçekten, bu tartışılsın.  Örneğin, sayın milletvekilleri, yine dikkatinize sunup bir şeyi paylaşmak istiyomm, okuyorsunuz  siz de. Elbette ki, biz kamu adına burada görev yapıyoruz. Örneğin, 28 Şubat döneminin patronları,  gazete patronlarının itiraflarını okuyorsunuz değil mi? Gazete patronlarının genel yayın  yönetmenleriyle olan ilişkilerini okuyorsunuz ve izliyorsunuz. Peki, biz bunu herhangi bir sıradan  yurttaş gibi okuyup geçecek miyiz, yoksa ona parmak basıp, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu  yüce Meclisin çatısı altına getirip bunu tartışacak mıyız ya da tartışmayacak mıyız? Onu da  getiriyomz, yüksek kumlumuza getireceğiz. Gerçekten ibretle izliyomz şimdi 28 Şubat döneminin  medya patronlarının 28 Şubat süreciyle ilişkilenmesini, patronların genel yayın yönetmenleriyle  ilişkilerini ve nasıl bir andıçlı demokrasiyi bize reva gördüklerini. Bunlan konuşup tartışmayacak  mıyız? Ve yeniden medyanın kendisini sorgulamasına, yüzleşmesine... Biz bu zemini burada tartışıp  onlara böyle bir zemini gerçekten fırsat yaratmayacak mıyız? Yoksa, böyle, onlar yönetmeye mi  kalkışacaklar? O nedenle, arkadaşlar, bunlann da görüşülmesi gerektiğini düşünüyomz.  Ve gerçekten dün Yüksekova'da, yüz binlerce insan katıldı, banşçıl bir toplantı "nevroz" kutlandı.  Orta Doğu halklanmızın barış ve kardeşlik günü olarak UNESCO da kabul etti bunu ve bunu da  yüksek kumlunuza, 21 Martın "Nevroz" günü...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözleriniz tamamlayınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkan.  .. .barış ve kardeşlik günü olarak tatil günü kabul edilmesi yolunda da bir yasa teklifimiz olacak.  Yüce kumlunuzun da bunu değerlendireceğini umuyorum ve Biyogüvenlik Yasa Tasansı da böyle bir  demokrasi perspektifi içinde ele alınırsa da en iyi şekilde sonuçlanacağını düşünüyomm. Hepinizi bu  umutla saygıyla selamlıyorum.  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Birdal.  Şahsı adına Mersin Milletvekili Mehmet Şandır.  Buyurunuz Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  - 2 3 1 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 3  - 2 3 2 - Biyogüvenlik yasası, insan sağlığıyla da çok yakından ilgili, ülkemizin tarımıyla çok yakından  ilgili, geç kalmış, çok da gerekli bir yasayı çıkartıyoruz. Bu yasaya Milliyetçi Hareket Partisi Grubu  olarak alt komisyonda, Komisyonda çok yoğun katkılar verdik; çok yeterli bulmadık, birtakım  önergelerle bazı hususların kabul edilmesini istedik. Sayın Bakan birkaç hususu kabul etti -önergeler  geçiyor- bunu da teşekkürle karşılıyorum. Ancak gerçekten önemini tekrar vurgulamak istiyorum.  Biyogüvenlik yasası, bugüne kadar çıkartılması gereken, özellikle günümüz dünyasında  verimliliğin, maliyetin çok önemli olduğu bir süreçte verimliliği artan ve bazı konularda biyogüvenlik  üzerinden, genetik kodlar üzerinden alınan tedbirlerle oluşturulan bu sürecin güvenliğini, kontrolünü  temin etmemiz gerekiyordu. Bu noktada uygulama sürecinde de çıkacak birtakım eksiklikleri ileri  zaman içerisinde yeniden değerlendirerek tamamlamak kaydıyla bu yasanın ülkemize, insanımıza,  tarımımıza hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyor, emeği geçen tüm arkadaşlarımıza da teşekkür  ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.  Şahsı adına İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız.  Buyurunuz Sayın Yıldız. (CHP sıralanndan alkışlar)  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasansı'nm ikinci bölümü üzerinde  şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, 18 Martta Çanakkale Savaşı'nda bu ülke için şehit olanları ve  gazilerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyorum.  Gündem dışı konuşmalara cevap verirken, Meclisin açılışında, Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Annç "Kimse bu konuda konuşmadı, ben Çanakkale konusunda Hükümet adına  konuşmak üzere söz aldım." dediğinde Mustafa Kemal'den hiç bahsetmediğine bir arkadaşımız  değinmişti, ben de kayıtlara geçmesi için bunu tekrar vurguluyorum. On beş dakikalık konuşma  süresince, Mustafa Kemal'in tarih sayfasına çıktığı ve "Anafartalar Kahramanı" olarak nitelendirildiği  bu savaşta, adından hiç bahsedilmemiş olmasını esefle karşılıyorum.  Aynca, bu savaşta henüz tıp fakültesinin l'inci sınıfında olan, 1915'te İstanbul Darülfünun Tıp  Fakültesinin l'inci sınıfında olan bütün doktor adaylan, hekim adaylan Çanakkale'de tümüyle  kaybedilmişti, onlan rahmetle anıyorum. 1921 senesinde İstanbul Tıp Fakültesi hiç mezun verememişti.  Daha sonra, Atatürk, Çanakkale'ye gittiğinde "Biz burada Darülfünunu gömdük." cümlesini kullanmışür.  Değerli arkadaşlar, bu Tasarı Sağlık Komisyonuna görüşmelerden bir gün evvel akşamüzeri  geldi, ertesi gün sabah 10.00'da toplanıldı. O sıralarda da, ocak ayının ortalannda da Genel Kurulda  Tam Gün Yasası görüşmeleri devam etmekteydi. Onun için, bu, Sağlık Komisyonunda yeterli olarak  tartışılmadı, diğer tasarılarda da olduğu gibi alelacele geldi, yeterli olarak tartışılmadı, bunu da  değerlendirmenize sunuyorum.  Genetiği değiştirilmiş organizmalar, yani GDO'lu ürünler, doğal yollarla asla oluşmayacak, bitkisel  ya da hayvansal mutasyonlarla genetiği değiştirilmiş organizmalardır yani laboratuvar ortamında  değiştirilen ürünlerdir. Bir başka deyişle, GDO'lu ürünler, bir türe başka bir türden gen aktanlarak doğal  yapısının değiştirilmesiyle yeni genetik özellikler kazandınlmasıdır. Doğal yapısı değiştirilmiş bu  ürünler ise insana olduğu kadar bitkilere, hayvanlara ve çevreye de oldukça zarar vermektedir; çünkü  bu ürünler toksik maddeler üretmekte, bu toksik maddeler de toprağa bulaşarak ekolojik dengeyi  bozmaktadır. GDO ticaretinin yüzde 99'u dört tohumla yapılmaktadır; pamuk, mısır, kanola ve soyadır.  Şimdilerde, mısır, soya ve pamuk üretiminde giderek daha fazla GDO esaslı tohum kullanılmaktadır.
Sayfa 47 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 3  - 2 3 2 - Biyogüvenlik yasası, insan sağlığıyla da çok yakından ilgili, ülkemizin tarımıyla çok yakından  ilgili, geç kalmış, çok da gerekli bir yasayı çıkartıyoruz. Bu yasaya Milliyetçi Hareket Partisi Grubu  olarak alt komisyonda, Komisyonda çok yoğun katkılar verdik; çok yeterli bulmadık, birtakım  önergelerle bazı hususların kabul edilmesini istedik. Sayın Bakan birkaç hususu kabul etti -önergeler  geçiyor- bunu da teşekkürle karşılıyorum. Ancak gerçekten önemini tekrar vurgulamak istiyorum.  Biyogüvenlik yasası, bugüne kadar çıkartılması gereken, özellikle günümüz dünyasında  verimliliğin, maliyetin çok önemli olduğu bir süreçte verimliliği artan ve bazı konularda biyogüvenlik  üzerinden, genetik kodlar üzerinden alınan tedbirlerle oluşturulan bu sürecin güvenliğini, kontrolünü  temin etmemiz gerekiyordu. Bu noktada uygulama sürecinde de çıkacak birtakım eksiklikleri ileri  zaman içerisinde yeniden değerlendirerek tamamlamak kaydıyla bu yasanın ülkemize, insanımıza,  tarımımıza hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyor, emeği geçen tüm arkadaşlarımıza da teşekkür  ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.  Şahsı adına İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız.  Buyurunuz Sayın Yıldız. (CHP sıralanndan alkışlar)  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasansı'nm ikinci bölümü üzerinde  şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, 18 Martta Çanakkale Savaşı'nda bu ülke için şehit olanları ve  gazilerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyorum.  Gündem dışı konuşmalara cevap verirken, Meclisin açılışında, Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Annç "Kimse bu konuda konuşmadı, ben Çanakkale konusunda Hükümet adına  konuşmak üzere söz aldım." dediğinde Mustafa Kemal'den hiç bahsetmediğine bir arkadaşımız  değinmişti, ben de kayıtlara geçmesi için bunu tekrar vurguluyorum. On beş dakikalık konuşma  süresince, Mustafa Kemal'in tarih sayfasına çıktığı ve "Anafartalar Kahramanı" olarak nitelendirildiği  bu savaşta, adından hiç bahsedilmemiş olmasını esefle karşılıyorum.  Aynca, bu savaşta henüz tıp fakültesinin l'inci sınıfında olan, 1915'te İstanbul Darülfünun Tıp  Fakültesinin l'inci sınıfında olan bütün doktor adaylan, hekim adaylan Çanakkale'de tümüyle  kaybedilmişti, onlan rahmetle anıyorum. 1921 senesinde İstanbul Tıp Fakültesi hiç mezun verememişti.  Daha sonra, Atatürk, Çanakkale'ye gittiğinde "Biz burada Darülfünunu gömdük." cümlesini kullanmışür.  Değerli arkadaşlar, bu Tasarı Sağlık Komisyonuna görüşmelerden bir gün evvel akşamüzeri  geldi, ertesi gün sabah 10.00'da toplanıldı. O sıralarda da, ocak ayının ortalannda da Genel Kurulda  Tam Gün Yasası görüşmeleri devam etmekteydi. Onun için, bu, Sağlık Komisyonunda yeterli olarak  tartışılmadı, diğer tasarılarda da olduğu gibi alelacele geldi, yeterli olarak tartışılmadı, bunu da  değerlendirmenize sunuyorum.  Genetiği değiştirilmiş organizmalar, yani GDO'lu ürünler, doğal yollarla asla oluşmayacak, bitkisel  ya da hayvansal mutasyonlarla genetiği değiştirilmiş organizmalardır yani laboratuvar ortamında  değiştirilen ürünlerdir. Bir başka deyişle, GDO'lu ürünler, bir türe başka bir türden gen aktanlarak doğal  yapısının değiştirilmesiyle yeni genetik özellikler kazandınlmasıdır. Doğal yapısı değiştirilmiş bu  ürünler ise insana olduğu kadar bitkilere, hayvanlara ve çevreye de oldukça zarar vermektedir; çünkü  bu ürünler toksik maddeler üretmekte, bu toksik maddeler de toprağa bulaşarak ekolojik dengeyi  bozmaktadır. GDO ticaretinin yüzde 99'u dört tohumla yapılmaktadır; pamuk, mısır, kanola ve soyadır.  Şimdilerde, mısır, soya ve pamuk üretiminde giderek daha fazla GDO esaslı tohum kullanılmaktadır.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 3 - İkinci sorun, bu tohumlarla üretilen mısır, soya ve pamuğun yağı değişik gıda ürünlerinde, özellikle  de çocuk mamalarında kullanıldığında insan vücudunun dengesini bozmakta ve bir anlamda insanı  zehirlemektedir. Bebek mamalannda GDO'lu organizmaların ve ürünlerinin kullanılmayacağı söylense  de bu organizmalar anne sütüyle bebeğe geçmektedir, bu Fransa'da yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.  Mısır özü yağının büyük bir bölümü GDO'ludur. GDO'lu gıdalardan korunmak için hazır gıda  tüketiminden kaçınmak gerekmektedir. Şu anda, bakkallarda ve marketlerde satılan hazır çorbaların  içinde mısır ve soya varsa o ürünlerin GDO'lu olma ihtimali çok yüksektir.  GDO'lu ürünlerin insan sağlığı açısından zararları saymakla bitmez değerli arkadaşlar. İnsanlarda  alerjilere yol açtığı doğrudan izlenmektedir. Normal soya fasulyesine alerjisi olmayan bir insanda  genetiği değiştirilmiş soyaya karşı alerji görülebilmektedir.  Hayvan deneyleri çok olumsuzdur. İskoçya Rowet Enstitüsünde GDO'lu patatesle beslenen  farelerin tümünün iç organlarında küçülme, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma  görülmüştür. Rusya Bilim Akademisinde GDO'lu gıdalarla beslenen farelerin yavrularının yüzde  56'sı doğumdan üç hafta sonra ölmüştür. Avusturya Tanm ve Sağlık Bakanlığının finansmanıyla  Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise, GDO'lu gıdalarla beslenen farelerin büyük  ölçüde üreme yeteneklerini kaybettikleri belirlenmiştir ve insanlarda da bu üreme yetenekleri ileride  kaybolabilir çünkü insanlarda denenmemiş, insanlar kullanmamış, nasıl olacağını bilemiyoruz. Çocuk  sahibi olmaya çok özen gösteren Başbakan acaba bu konuda ne diyecektir merak ediyorum.  Diğer taraftan, üretim tekniği nedeniyle genetiği değiştirilmiş bu ürünlere, bu tohumlara  antibiyotik direnç geni de yerleştirilmiştir. Dolayısıyla biz bu bitkileri yediğimizde antibiyotiklere  direnç oluşacak ve bazı enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek için elimizde antibiyotik kalmayacak.  Bir hekim olarak söylüyorum, zaten gün geçtikçe antibiyotiklere direnç oluşmakta, GDO'lu  ürünlerden sonra daha da yaygınlaşacaktır bu direnç.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bunlar insan üzerinde etkileridir fakat yan etki bir ayda ya da bir yılda çıkmak zorunda değildir,  on yılda da veya daha uzun yıllarda da çıkabilmektedir değerli arkadaşlar.  Değerli milletvekilleri, sağlıklı yeni nesiller yetiştirmek ve sağlıklı bir toplum olabilmek için  gıdaya gereğinden fazla önem verilmelidir. Üretilen gıdaların mutlaka sağlıklı ortamlarda ve doğaya  zarar vermeyecek yöntemlerle üretilmesi ve bunların denetim altında yapılması büyük önem  taşımaktadır. İnsan sağlığı açısından bilinen ve bilinmeyen birçok riski beraberinde getirecek olması,  biyolojik çeşitliliğe zarar vermesi ve doğanın dengesini bozması gibi olumsuzluktan vardır. Tohumlar  birkaç şirketin mülkü hâline getirilerek insanlık bu şirketlerin insafına bırakılmak istenmektedir.  Bir diğer şey de, bu üreme durumundan bahsettiğimde bir diğer konuyu da dikkatlerinize sunmak  istiyorum değerli milletvekilleri. Son günlerde, daha 6 Martta bir yönetmelik yayınladı Sağlık  Bakanlığı. Sperm bankalan ve yumurtalık bankalanndan gebe kalınması konusunu yasakladı, yurt  dışında da yasakladı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.
Sayfa 48 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 3 - İkinci sorun, bu tohumlarla üretilen mısır, soya ve pamuğun yağı değişik gıda ürünlerinde, özellikle  de çocuk mamalarında kullanıldığında insan vücudunun dengesini bozmakta ve bir anlamda insanı  zehirlemektedir. Bebek mamalannda GDO'lu organizmaların ve ürünlerinin kullanılmayacağı söylense  de bu organizmalar anne sütüyle bebeğe geçmektedir, bu Fransa'da yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.  Mısır özü yağının büyük bir bölümü GDO'ludur. GDO'lu gıdalardan korunmak için hazır gıda  tüketiminden kaçınmak gerekmektedir. Şu anda, bakkallarda ve marketlerde satılan hazır çorbaların  içinde mısır ve soya varsa o ürünlerin GDO'lu olma ihtimali çok yüksektir.  GDO'lu ürünlerin insan sağlığı açısından zararları saymakla bitmez değerli arkadaşlar. İnsanlarda  alerjilere yol açtığı doğrudan izlenmektedir. Normal soya fasulyesine alerjisi olmayan bir insanda  genetiği değiştirilmiş soyaya karşı alerji görülebilmektedir.  Hayvan deneyleri çok olumsuzdur. İskoçya Rowet Enstitüsünde GDO'lu patatesle beslenen  farelerin tümünün iç organlarında küçülme, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma  görülmüştür. Rusya Bilim Akademisinde GDO'lu gıdalarla beslenen farelerin yavrularının yüzde  56'sı doğumdan üç hafta sonra ölmüştür. Avusturya Tanm ve Sağlık Bakanlığının finansmanıyla  Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise, GDO'lu gıdalarla beslenen farelerin büyük  ölçüde üreme yeteneklerini kaybettikleri belirlenmiştir ve insanlarda da bu üreme yetenekleri ileride  kaybolabilir çünkü insanlarda denenmemiş, insanlar kullanmamış, nasıl olacağını bilemiyoruz. Çocuk  sahibi olmaya çok özen gösteren Başbakan acaba bu konuda ne diyecektir merak ediyorum.  Diğer taraftan, üretim tekniği nedeniyle genetiği değiştirilmiş bu ürünlere, bu tohumlara  antibiyotik direnç geni de yerleştirilmiştir. Dolayısıyla biz bu bitkileri yediğimizde antibiyotiklere  direnç oluşacak ve bazı enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek için elimizde antibiyotik kalmayacak.  Bir hekim olarak söylüyorum, zaten gün geçtikçe antibiyotiklere direnç oluşmakta, GDO'lu  ürünlerden sonra daha da yaygınlaşacaktır bu direnç.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bunlar insan üzerinde etkileridir fakat yan etki bir ayda ya da bir yılda çıkmak zorunda değildir,  on yılda da veya daha uzun yıllarda da çıkabilmektedir değerli arkadaşlar.  Değerli milletvekilleri, sağlıklı yeni nesiller yetiştirmek ve sağlıklı bir toplum olabilmek için  gıdaya gereğinden fazla önem verilmelidir. Üretilen gıdaların mutlaka sağlıklı ortamlarda ve doğaya  zarar vermeyecek yöntemlerle üretilmesi ve bunların denetim altında yapılması büyük önem  taşımaktadır. İnsan sağlığı açısından bilinen ve bilinmeyen birçok riski beraberinde getirecek olması,  biyolojik çeşitliliğe zarar vermesi ve doğanın dengesini bozması gibi olumsuzluktan vardır. Tohumlar  birkaç şirketin mülkü hâline getirilerek insanlık bu şirketlerin insafına bırakılmak istenmektedir.  Bir diğer şey de, bu üreme durumundan bahsettiğimde bir diğer konuyu da dikkatlerinize sunmak  istiyorum değerli milletvekilleri. Son günlerde, daha 6 Martta bir yönetmelik yayınladı Sağlık  Bakanlığı. Sperm bankalan ve yumurtalık bankalanndan gebe kalınması konusunu yasakladı, yurt  dışında da yasakladı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 4 - Buyurunuz.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Az bir şey kaldı Sayın Başkanım.  Oysaki hiç çocuğu olmamış insan için bunlar çok önemli. Yurt dışında birçok merkezde bu  yapılmaktadır. Bu da bir yönetmelikle düzenlendi nedense. Bu GDO da ilk kez biliyorsunuz  yönetmelikle düzenlenmişti, büyük tepkiler üzerine bu yasa geldi. Böyle önemli bir konuda, bir sperm  bankası ve yumurtalık bankası konusunda da yönetmelikten ziyade yasaya ihtiyaç vardır. Bunun da  hukuksal sorunları vardır, tıbbi sorunları vardır, etik sorunlan vardır, dinsel sorunlan vardır. Bunun  da öncelikle yasayla düzenlenmesi lazım çünkü çok kimse mağdur olmaktadır.  Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap bölümüne geçiyoruz.  Sayın Tankut, Sayın Özdemir, Sayın Doğru, Sayın Yıldız, Sayın Seçer, Sayın Orhan, Sayın  Aslanoğlu, Sayın Ersin, Sayın Çalış, Sayın Ergin sisteme girmişlerdir.  Süremizin yettiği ölçüde herkese söz hakkı vermek istiyorum. Bir dakika süremiz, biliyorsunuz,  onun için çok kısa bir şekilde sormanızı rica edeceğim.  Buyurunuz Sayın Tankut.  YILMAZ TANKUT (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, tarımla ilgili güzel sözler söylüyor ve güzel tablolar çiziyorsunuz ancak bugün  çiftçinin hayatından hiç memnun olmadığını hatırlatmak istiyorum. Girdilerin arttığını ama ürünlerini  yeterli fiyattan satamadıklarını söylüyorlar, biz de buna katılıyoruz. Mesela, ekim zamanı gübre  fiyatları aniden yükseliyor. Bakanlık olarak gübre kartellerine gerekli denetimleri yapamıyor  musunuz?  Yine, süt fiyatları üreticinin aleyhine aniden düşüyor. Bakanlığa bağlı olarak piyasayı regüle  edecek bir kurumun yokluğundan dolayı mı üreticiler süt fabrikatörlerinin insafına bırakılıyor? Bu  konularda üreticilerimizin lehine ne gibi önlem ve düzenlemeler yapmayı düşünüyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Tankut.  Sayın Özdemir...  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana soruyorum: Bugün belli ki GDO'lu olan soya bakımından Türkiye dışanya  bağımlı hâldedir. Her yıl 1,5-2 milyon ton ithalat yapıyorsunuz. Türkiye'nin yerli üretimini artırarak  -ki 5 milyon ton soya üretim kapasitesi vardır ülkemizde, bizim çiftçimiz bunu üretir- en son ithalattan  vazgeçmeyi ne zaman düşünüyorsunuz? Yani soya ithalatına ne zamana kadar devam edeceksiniz?  İkinci sorum: Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı  işlemleriyle ilgili, 26 Ekim 2009 tarihinden günümüze kadar kontrol belgesi alınan ürün miktarı ne  kadardır? Bunların ürün dağılımı nasıldır? Bu ürünleri kimler, nasıl ithal etmiştir? GDO analizi  konusunda akredite edilen kaç tane özel kuruluş vardır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özdemir.
Sayfa 49 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 4 - Buyurunuz.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Az bir şey kaldı Sayın Başkanım.  Oysaki hiç çocuğu olmamış insan için bunlar çok önemli. Yurt dışında birçok merkezde bu  yapılmaktadır. Bu da bir yönetmelikle düzenlendi nedense. Bu GDO da ilk kez biliyorsunuz  yönetmelikle düzenlenmişti, büyük tepkiler üzerine bu yasa geldi. Böyle önemli bir konuda, bir sperm  bankası ve yumurtalık bankası konusunda da yönetmelikten ziyade yasaya ihtiyaç vardır. Bunun da  hukuksal sorunları vardır, tıbbi sorunları vardır, etik sorunlan vardır, dinsel sorunlan vardır. Bunun  da öncelikle yasayla düzenlenmesi lazım çünkü çok kimse mağdur olmaktadır.  Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap bölümüne geçiyoruz.  Sayın Tankut, Sayın Özdemir, Sayın Doğru, Sayın Yıldız, Sayın Seçer, Sayın Orhan, Sayın  Aslanoğlu, Sayın Ersin, Sayın Çalış, Sayın Ergin sisteme girmişlerdir.  Süremizin yettiği ölçüde herkese söz hakkı vermek istiyorum. Bir dakika süremiz, biliyorsunuz,  onun için çok kısa bir şekilde sormanızı rica edeceğim.  Buyurunuz Sayın Tankut.  YILMAZ TANKUT (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, tarımla ilgili güzel sözler söylüyor ve güzel tablolar çiziyorsunuz ancak bugün  çiftçinin hayatından hiç memnun olmadığını hatırlatmak istiyorum. Girdilerin arttığını ama ürünlerini  yeterli fiyattan satamadıklarını söylüyorlar, biz de buna katılıyoruz. Mesela, ekim zamanı gübre  fiyatları aniden yükseliyor. Bakanlık olarak gübre kartellerine gerekli denetimleri yapamıyor  musunuz?  Yine, süt fiyatları üreticinin aleyhine aniden düşüyor. Bakanlığa bağlı olarak piyasayı regüle  edecek bir kurumun yokluğundan dolayı mı üreticiler süt fabrikatörlerinin insafına bırakılıyor? Bu  konularda üreticilerimizin lehine ne gibi önlem ve düzenlemeler yapmayı düşünüyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Tankut.  Sayın Özdemir...  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana soruyorum: Bugün belli ki GDO'lu olan soya bakımından Türkiye dışanya  bağımlı hâldedir. Her yıl 1,5-2 milyon ton ithalat yapıyorsunuz. Türkiye'nin yerli üretimini artırarak  -ki 5 milyon ton soya üretim kapasitesi vardır ülkemizde, bizim çiftçimiz bunu üretir- en son ithalattan  vazgeçmeyi ne zaman düşünüyorsunuz? Yani soya ithalatına ne zamana kadar devam edeceksiniz?  İkinci sorum: Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı  işlemleriyle ilgili, 26 Ekim 2009 tarihinden günümüze kadar kontrol belgesi alınan ürün miktarı ne  kadardır? Bunların ürün dağılımı nasıldır? Bu ürünleri kimler, nasıl ithal etmiştir? GDO analizi  konusunda akredite edilen kaç tane özel kuruluş vardır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özdemir.  TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 3  Sayın Doğm.. .  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim.  Sayın Bakan, ülkemizin her tarafında olduğu gibi, Tokat ilindeki Kazova, Kelkit, Artova, Zile  ovaları çiftçileri 2009 yılında ürünlerinin yeterli para yapmaması neticesi büyük borç batağına  saplandılar, evlerine icralar geliyor. 2010 yılı Ekim döneminde de çok büyük sıkıntılarla karşı  karşıyalar; bu yıl da üretimlerinden yeterli geliri elde edemezlerse tamamen bitmiş olacaklar.  Hükümet olarak, bankalar, tarım kredi kooperatifleri özellikle özel sektörle ilgili borçlarının yeniden  yapılandırılmasını bekliyorlar, bu konuda bir çalışma yapacak mısınız?  İkinci som olarak: Tokat ili Reşadiye ilçesinde RESÜT (Reşadiye Süt Endüstrisi) üretimini  durdurmuştur. Bölge insanının kaynaklarının oluşturmuş olduğu bu tesisin yeniden çalıştırılması  noktasında, hayvancılığın desteklenmesiyle beraber bir çalışma yapılacak mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğm.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkan.  Sayın Bakan, GDO'lu ürünler, üretilmeye başlandığı 1996 yılından bu yana, GDO'lu ürün üreten  ABD, Arjantin ve Brezilya'dan soya, mısır, pamuk, kanola hangi yıllarda, ne kadar ithal edilmiştir?  İthalat hâlâ yapılmakta mıdır?  Tanmsal ürün ihracatımızda, özellikle yaş sebze meyve ihracatımızla ilgili en önemli pazanmız  Rusya ve Avmpa Birliği ülkeleridir bildiğimiz gibi, Avmpa Birliği ülkelerinde transgenik ürünlerin  üretimine pek sıcak bakılmadığı da bilinmektedir. Zaman zaman yaşadığımız ihracat soranlarımızda  GDO ile ilgili bir sıkıntı yaşanmakta mıdır yaşanmamakta mıdır bunu öğrenmek istiyomm.  Teşekkür ediyomm Sayın Başkan.  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Yıldız.  Sayın Seçer...  VAHAP SEÇER (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, 2004 yılında Mersin'in Silifke ilçesi, Tarsus ilçesi ve Mersin merkezde meydana  gelen sel afetinden, dolu afetinden sonra 2090 sayılı Yasa kapsamında üreticilere yardımda  bulunulmuş ancak daha sonra üreticiler -bilinçli ya da bilinçsiz- bu Yasa kapsamına aykırılık içeren  bir şekilde zirai kredi kullanmışlar. 2009 yılı sonunda 82 tane üreticiye, aldıkları yardımın faiziyle  geri ödenmesi şeklinde il ve ilçe tanm müdürlükleri tarafından tebligatlar yapılmış. Netice itibanyla,  üreticiler bu anlamda mağduriyet yaşıyorlar. Bunun önüne geçilmesi mümkün mü?  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Seçer.  Sayın Orhan...  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm ülkelerde organik tarım ürünlerine ve  onlardan elde edilen ürünlere talep artmaya devam etmekte. Bu çerçevede olmak üzere organik  pamuktan üretilen tekstil ürünleri de giderek artan oranda talep görüyor. Muhtemelen, organik tekstil  ürünleri, zor günler geçiren Türk tekstili için de bir çıkış yolu olabilecektir. Bu sebeple, ülkemizde  üretilen organik pamuk miktan nedir? Bu miktann artınlması için Bakanlığınızın yürüttüğü herhangi  bir çalışma var mıdır?  - 2 3 5 -
Sayfa 50 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 3  Sayın Doğm.. .  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim.  Sayın Bakan, ülkemizin her tarafında olduğu gibi, Tokat ilindeki Kazova, Kelkit, Artova, Zile  ovaları çiftçileri 2009 yılında ürünlerinin yeterli para yapmaması neticesi büyük borç batağına  saplandılar, evlerine icralar geliyor. 2010 yılı Ekim döneminde de çok büyük sıkıntılarla karşı  karşıyalar; bu yıl da üretimlerinden yeterli geliri elde edemezlerse tamamen bitmiş olacaklar.  Hükümet olarak, bankalar, tarım kredi kooperatifleri özellikle özel sektörle ilgili borçlarının yeniden  yapılandırılmasını bekliyorlar, bu konuda bir çalışma yapacak mısınız?  İkinci som olarak: Tokat ili Reşadiye ilçesinde RESÜT (Reşadiye Süt Endüstrisi) üretimini  durdurmuştur. Bölge insanının kaynaklarının oluşturmuş olduğu bu tesisin yeniden çalıştırılması  noktasında, hayvancılığın desteklenmesiyle beraber bir çalışma yapılacak mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğm.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkan.  Sayın Bakan, GDO'lu ürünler, üretilmeye başlandığı 1996 yılından bu yana, GDO'lu ürün üreten  ABD, Arjantin ve Brezilya'dan soya, mısır, pamuk, kanola hangi yıllarda, ne kadar ithal edilmiştir?  İthalat hâlâ yapılmakta mıdır?  Tanmsal ürün ihracatımızda, özellikle yaş sebze meyve ihracatımızla ilgili en önemli pazanmız  Rusya ve Avmpa Birliği ülkeleridir bildiğimiz gibi, Avmpa Birliği ülkelerinde transgenik ürünlerin  üretimine pek sıcak bakılmadığı da bilinmektedir. Zaman zaman yaşadığımız ihracat soranlarımızda  GDO ile ilgili bir sıkıntı yaşanmakta mıdır yaşanmamakta mıdır bunu öğrenmek istiyomm.  Teşekkür ediyomm Sayın Başkan.  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Yıldız.  Sayın Seçer...  VAHAP SEÇER (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, 2004 yılında Mersin'in Silifke ilçesi, Tarsus ilçesi ve Mersin merkezde meydana  gelen sel afetinden, dolu afetinden sonra 2090 sayılı Yasa kapsamında üreticilere yardımda  bulunulmuş ancak daha sonra üreticiler -bilinçli ya da bilinçsiz- bu Yasa kapsamına aykırılık içeren  bir şekilde zirai kredi kullanmışlar. 2009 yılı sonunda 82 tane üreticiye, aldıkları yardımın faiziyle  geri ödenmesi şeklinde il ve ilçe tanm müdürlükleri tarafından tebligatlar yapılmış. Netice itibanyla,  üreticiler bu anlamda mağduriyet yaşıyorlar. Bunun önüne geçilmesi mümkün mü?  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Seçer.  Sayın Orhan...  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm ülkelerde organik tarım ürünlerine ve  onlardan elde edilen ürünlere talep artmaya devam etmekte. Bu çerçevede olmak üzere organik  pamuktan üretilen tekstil ürünleri de giderek artan oranda talep görüyor. Muhtemelen, organik tekstil  ürünleri, zor günler geçiren Türk tekstili için de bir çıkış yolu olabilecektir. Bu sebeple, ülkemizde  üretilen organik pamuk miktan nedir? Bu miktann artınlması için Bakanlığınızın yürüttüğü herhangi  bir çalışma var mıdır?  - 2 3 5 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 6 - Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Orhan.  Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, TARSİM sigorta etmiyorsa ve bir  yıllık ürünümüz yandıysa, bir yıllık ekmeğimiz yandıysa, 2090 sayılı Tabii Afetler Kanunu'nu  çalıştırmıyorsanız biz ne yiyeceğiz? Benim çiftçim ne yiyecek? Bir yıl bu insanlar aç mı kalacak?  2090 sayılı Tabii Afetler Kanunu'nu çalıştırıp Malatya'da donan kayısıya, maalesef iki gündür  Tarım İl Müdürlüğü daha şu anda hiçbir tespit yapmamıştır. Bugün de donarsa biz aç kalacağız. 2090  sayılı Kanun'u çalıştıracak mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aslanoğlu.  Sayın Ersin...  AHMET ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Tasannın 9'uncu maddesinde, Biyogüvenlik Kurulu maddesinde, 9 üyeden oluşan Biyogüvenlik  Kumlunun 7 üyesinin bakanlıklarca tespit edileceği, 1 'er üyenin de üniversite ve meslek kuruluşlanndan  alınacağı belirtilmiş. Kumlun Başkanı da Tarım Bakanı tarafından atanıyor.  Şimdi, böyle bir kumlun bağımsızlığından söz edilebilir mi? Tam tersini yapsanız yani siyasetten  ve yürütmeden bağımsız olarak bilim adamlanndan oluşan bir kurul oluştursanız daha yararlı olmaz mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ersin.  Sayın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkür ediyomm.  Sayın Bakan, çiftçilerimizin MED AŞ'a ve Tarım Krediye olan borçları gerçekten içinden  çıkılmaz bir hâle gelmiştir. Çiftçilerimizin bu iki kuruma olan borçlarının faizlerini silerek ana parayı  yapılandırmayı düşünüyor musunuz?  Bir diğer sorum ise: GDO'lu ürünlerin en çok kullanıldığı alan hayvan yemidir ve burada da en  çok soya fasulyesi ve mısır kullanılıyor. GDO'lu ürünlerle beslenen hayvanlar ve dolayısıyla bu etleri  yiyen insanların sağlığı üzerinde GDO'lu ürünlerin zararlarıyla ilgili herhangi bir araştırma yapılmış  mıdır? Yapılmamışsa Hükümet olarak yaptırmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çalış.  Son olarak Sayın Ergin...  GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Benim de Sayın Bakana bir sorum var.  Tarımda yabancı ot savaşımında kullanılan "Atrazin" adlı aktif madde Avrupa Birliğinde 2003  yılında yasaklanmış olup yasaklandığı tarihten itibaren AB ülkelerinde kullanılmamaktadır. Atrazin  maddesi 31/8/2009'da Türkiye'de de yasaklanmış ancak raf ömrü dikkate alınarak 31/8/2011 tarihine  kadar kullanılabileceği şeklinde izin verilmiştir. "Atrazin" denen maddenin insan sağlığına çok zararlı  olduğu kesin olarak belirlendiği, bu nedenle kullanımına yasak getirildiği hâlde bu etkin maddenin  siz nasıl olur da iki yıl daha kullanılmasına izin verirsiniz? Bunu öğrenmek istiyorum.
Sayfa 51 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 6 - Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Orhan.  Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, TARSİM sigorta etmiyorsa ve bir  yıllık ürünümüz yandıysa, bir yıllık ekmeğimiz yandıysa, 2090 sayılı Tabii Afetler Kanunu'nu  çalıştırmıyorsanız biz ne yiyeceğiz? Benim çiftçim ne yiyecek? Bir yıl bu insanlar aç mı kalacak?  2090 sayılı Tabii Afetler Kanunu'nu çalıştırıp Malatya'da donan kayısıya, maalesef iki gündür  Tarım İl Müdürlüğü daha şu anda hiçbir tespit yapmamıştır. Bugün de donarsa biz aç kalacağız. 2090  sayılı Kanun'u çalıştıracak mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aslanoğlu.  Sayın Ersin...  AHMET ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Tasannın 9'uncu maddesinde, Biyogüvenlik Kurulu maddesinde, 9 üyeden oluşan Biyogüvenlik  Kumlunun 7 üyesinin bakanlıklarca tespit edileceği, 1 'er üyenin de üniversite ve meslek kuruluşlanndan  alınacağı belirtilmiş. Kumlun Başkanı da Tarım Bakanı tarafından atanıyor.  Şimdi, böyle bir kumlun bağımsızlığından söz edilebilir mi? Tam tersini yapsanız yani siyasetten  ve yürütmeden bağımsız olarak bilim adamlanndan oluşan bir kurul oluştursanız daha yararlı olmaz mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ersin.  Sayın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkür ediyomm.  Sayın Bakan, çiftçilerimizin MED AŞ'a ve Tarım Krediye olan borçları gerçekten içinden  çıkılmaz bir hâle gelmiştir. Çiftçilerimizin bu iki kuruma olan borçlarının faizlerini silerek ana parayı  yapılandırmayı düşünüyor musunuz?  Bir diğer sorum ise: GDO'lu ürünlerin en çok kullanıldığı alan hayvan yemidir ve burada da en  çok soya fasulyesi ve mısır kullanılıyor. GDO'lu ürünlerle beslenen hayvanlar ve dolayısıyla bu etleri  yiyen insanların sağlığı üzerinde GDO'lu ürünlerin zararlarıyla ilgili herhangi bir araştırma yapılmış  mıdır? Yapılmamışsa Hükümet olarak yaptırmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çalış.  Son olarak Sayın Ergin...  GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Benim de Sayın Bakana bir sorum var.  Tarımda yabancı ot savaşımında kullanılan "Atrazin" adlı aktif madde Avrupa Birliğinde 2003  yılında yasaklanmış olup yasaklandığı tarihten itibaren AB ülkelerinde kullanılmamaktadır. Atrazin  maddesi 31/8/2009'da Türkiye'de de yasaklanmış ancak raf ömrü dikkate alınarak 31/8/2011 tarihine  kadar kullanılabileceği şeklinde izin verilmiştir. "Atrazin" denen maddenin insan sağlığına çok zararlı  olduğu kesin olarak belirlendiği, bu nedenle kullanımına yasak getirildiği hâlde bu etkin maddenin  siz nasıl olur da iki yıl daha kullanılmasına izin verirsiniz? Bunu öğrenmek istiyorum.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ergin.  Buyurunuz Sayın Bakan.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Teşekkür  ediyorum Sayın Başkan.  Süt fiyatlarıyla ilgili bir denetim olup olmadığından bahsetti. Tabii, biliyorsunuz Türkiye'de süt  fiyatları serbest piyasada şekilleniyor, üreticiler ihalelerde alıcılarla karşı karşıya geliyor. Fakat bir  şeyi ifade etmem lazım: Türkiye, dünyadaki, ABD'deki ve Avrupa Birliğindeki çok düşük süt  fıyatlanna rağmen... Örneğin, ABD'de 18 euro sent, Avrupa Birliğinde ise 20 euro sent civarındayken  sütün litresi, Türkiye'de hâlihazırda 85 kuruş civannda. Tabii, bizim verdiğimiz destekler ilave olarak  devam ediyor. Burada bizim aslında şu anda gerek üreticilerden gerek bu konuyla ilgili hayvan  yetiştiricilerinden aldığımız tepkiler de son derece olumlu, hepsi de bu fiyat düzeyinden son derece  memnunlar. Geçen sene süt fiyatlarında bir düşüş yaşandı ve o düşüşte biz birtakım tedbirler aldık. O  tedbirlerimiz de çalıştı, örneğin süt tozuna bunların çevrilmesiyle ilgili tedbir aldık.  Yine, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nda özellikle gıda yardımı paketlerine sütün  ilave edilmesi suretiyle hem süt tüketiminin artırılması hem üreticilere destek sağlanması yönünde  alınan tedbirler işe yaradı ve süt fiyatları belli bir noktaya geldi. Bizim gayemiz şimdilik bu fiyat  seviyesini muhafaza edecek veya üreticinin en azından belli bir fiyatın altına düşmeyecek şekilde  tedbirleri sürdürmektir; bizim almak istediğimiz, yapmak istediğimiz husus budur. Bu da tabii süt  tozunun işlenmesi hususu -dediğim gibi- geçen sene başlattığımız ve hâlen devam eden bir husus.  "Soya bakımından kendimize yeterli hâle gelmek için neler yapılıyor?" denildi. Tabii dün da  aslında başka vesilelerle bu konuya birtakım açıklamalar getirdim. Yağlı tohumlar konusu, öteden beri  Türkiye'nin dışa bağımlı olduğu bir alandır. Yani, Türkiye soyaya, pamuğa, mısıra, ayçiçeğine, ham  yağa çok eskiden beri Türkiye ithalat yoluyla bunu yapıyor. Yani bundan on sene önce de böyleydi,  yirmi sene önce de böyleydi, otuz sene önce de böyleydi ama bu dönem içerisinde örneğin mısırda biz  çok ciddi mesafe kat ettik; yani üretim 5 milyon tonlara çıktı mısırda. Ne bileyim, soyada, ayçiçeğinde,  diğer ürünlerde... Soyada azalma var, doğrudur. Çünkü daha ucuz görüyor, daha kârlı görüyor. Yani  ithalatçı işte bu aslında kanunla getirilecek olan birtakım kısıtlamalar, birtakım düzenlemeler ithalatı  zorlaştıracağından ötürü bizim vereceğimiz desteklerle de, ki yüksek destek veriyoruz, 275 bin lira  -eski parayla- soyaya prim desteği veriyoruz ve yüzde 40'ın üzerinde maliyetin, biz destek olarak  çiftçiye üreticiye ödüyoruz. Bütün yağlı tohumlarda böyle. Pamukta da, ayçiçeğinde de, soyada da  bütün yağlı tohumlarda biz yüksek düzeyde destekleme sağlıyoruz ve aynca yeni çeşitler geliştirdik.  Mesela soyayla ilgili olarak -dün de rakamlannı söyledim- altı tane yüksek verimli yeni çeşit geliştirdik  2002-2008 arasında. Mısırda koçan kurduna... İşte biraz önce konuşuluyor, efendim, koçan kurduna  karşı genetiği değiştirilmiş mısır vesaire. Biz aslında bunların tohumlarını kendimiz geliştiriyoruz.  Buna karşı yedi tane çeşit geliştirdik biz. Koçan kurduna ve sap kurduna dayanıklı, mukavim 2005-2007  arasında yedi tane mısır çeşidi geliştirdi Türkiye, Türkiye'nin Tarım Bakanlığının araştırma enstitüleri.  Elbette bu çalışmalar sürüyor, bundan sonra da devam edecek.  Şimdi, Tokat'la ilgili özel yani borçlann yapılandınlmasıyla ilgili hususlar soruldu. Bu vesileyle şunu  söyleyeyim: Tabii, tanm kredi kooperatifleri bir çiftçi kuruluşu ve Tanm Bakanlığının ne idaresi altında ne  de oranın yönetimine Tanm Bakanlığı kanşıyor. Onlar bütünüyle çiftçi kumlusu ve ortaklannın çiftçi olduğu  bir kuruluş olması, bir kredi kooperatifi olması hasebiyle hükümet sadece onlar üzerinden, onlar aracılığıyla  çiftçilere ucuz kredi temini veya girdi temini yönünde kredi faiz sübvansiyonu uyguluyor. Onlann  uygulamalan normalde, özel bir hüküm olmadığı sürece, kendi düzenlemelerini kendileri yapıyorlar.  - 2 3 7 -
Sayfa 52 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ergin.  Buyurunuz Sayın Bakan.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Teşekkür  ediyorum Sayın Başkan.  Süt fiyatlarıyla ilgili bir denetim olup olmadığından bahsetti. Tabii, biliyorsunuz Türkiye'de süt  fiyatları serbest piyasada şekilleniyor, üreticiler ihalelerde alıcılarla karşı karşıya geliyor. Fakat bir  şeyi ifade etmem lazım: Türkiye, dünyadaki, ABD'deki ve Avrupa Birliğindeki çok düşük süt  fıyatlanna rağmen... Örneğin, ABD'de 18 euro sent, Avrupa Birliğinde ise 20 euro sent civarındayken  sütün litresi, Türkiye'de hâlihazırda 85 kuruş civannda. Tabii, bizim verdiğimiz destekler ilave olarak  devam ediyor. Burada bizim aslında şu anda gerek üreticilerden gerek bu konuyla ilgili hayvan  yetiştiricilerinden aldığımız tepkiler de son derece olumlu, hepsi de bu fiyat düzeyinden son derece  memnunlar. Geçen sene süt fiyatlarında bir düşüş yaşandı ve o düşüşte biz birtakım tedbirler aldık. O  tedbirlerimiz de çalıştı, örneğin süt tozuna bunların çevrilmesiyle ilgili tedbir aldık.  Yine, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nda özellikle gıda yardımı paketlerine sütün  ilave edilmesi suretiyle hem süt tüketiminin artırılması hem üreticilere destek sağlanması yönünde  alınan tedbirler işe yaradı ve süt fiyatları belli bir noktaya geldi. Bizim gayemiz şimdilik bu fiyat  seviyesini muhafaza edecek veya üreticinin en azından belli bir fiyatın altına düşmeyecek şekilde  tedbirleri sürdürmektir; bizim almak istediğimiz, yapmak istediğimiz husus budur. Bu da tabii süt  tozunun işlenmesi hususu -dediğim gibi- geçen sene başlattığımız ve hâlen devam eden bir husus.  "Soya bakımından kendimize yeterli hâle gelmek için neler yapılıyor?" denildi. Tabii dün da  aslında başka vesilelerle bu konuya birtakım açıklamalar getirdim. Yağlı tohumlar konusu, öteden beri  Türkiye'nin dışa bağımlı olduğu bir alandır. Yani, Türkiye soyaya, pamuğa, mısıra, ayçiçeğine, ham  yağa çok eskiden beri Türkiye ithalat yoluyla bunu yapıyor. Yani bundan on sene önce de böyleydi,  yirmi sene önce de böyleydi, otuz sene önce de böyleydi ama bu dönem içerisinde örneğin mısırda biz  çok ciddi mesafe kat ettik; yani üretim 5 milyon tonlara çıktı mısırda. Ne bileyim, soyada, ayçiçeğinde,  diğer ürünlerde... Soyada azalma var, doğrudur. Çünkü daha ucuz görüyor, daha kârlı görüyor. Yani  ithalatçı işte bu aslında kanunla getirilecek olan birtakım kısıtlamalar, birtakım düzenlemeler ithalatı  zorlaştıracağından ötürü bizim vereceğimiz desteklerle de, ki yüksek destek veriyoruz, 275 bin lira  -eski parayla- soyaya prim desteği veriyoruz ve yüzde 40'ın üzerinde maliyetin, biz destek olarak  çiftçiye üreticiye ödüyoruz. Bütün yağlı tohumlarda böyle. Pamukta da, ayçiçeğinde de, soyada da  bütün yağlı tohumlarda biz yüksek düzeyde destekleme sağlıyoruz ve aynca yeni çeşitler geliştirdik.  Mesela soyayla ilgili olarak -dün de rakamlannı söyledim- altı tane yüksek verimli yeni çeşit geliştirdik  2002-2008 arasında. Mısırda koçan kurduna... İşte biraz önce konuşuluyor, efendim, koçan kurduna  karşı genetiği değiştirilmiş mısır vesaire. Biz aslında bunların tohumlarını kendimiz geliştiriyoruz.  Buna karşı yedi tane çeşit geliştirdik biz. Koçan kurduna ve sap kurduna dayanıklı, mukavim 2005-2007  arasında yedi tane mısır çeşidi geliştirdi Türkiye, Türkiye'nin Tarım Bakanlığının araştırma enstitüleri.  Elbette bu çalışmalar sürüyor, bundan sonra da devam edecek.  Şimdi, Tokat'la ilgili özel yani borçlann yapılandınlmasıyla ilgili hususlar soruldu. Bu vesileyle şunu  söyleyeyim: Tabii, tanm kredi kooperatifleri bir çiftçi kuruluşu ve Tanm Bakanlığının ne idaresi altında ne  de oranın yönetimine Tanm Bakanlığı kanşıyor. Onlar bütünüyle çiftçi kumlusu ve ortaklannın çiftçi olduğu  bir kuruluş olması, bir kredi kooperatifi olması hasebiyle hükümet sadece onlar üzerinden, onlar aracılığıyla  çiftçilere ucuz kredi temini veya girdi temini yönünde kredi faiz sübvansiyonu uyguluyor. Onlann  uygulamalan normalde, özel bir hüküm olmadığı sürece, kendi düzenlemelerini kendileri yapıyorlar.  - 2 3 7 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 8 - Meyve sebze ihracatında GDO açısından herhangi bir sıkıntı yok. Çünkü Türkiye'de GDO'lu bir  ürün üretimi söz konusu değil arkadaşlar. Bunu dün de söyledim, bugün bir daha söylüyorum, sebze  meyvede asla, hiçbir zaman olmadı ve olmuyor ve olmayacak. Çünkü biz getirdiğimiz tasanyla da  zaten Türkiye'de GDO'lu üretimin olmasına -bu tasarıda da zaten- asla izin vermiyoruz. Türkiye'nin  özel şartlarını burada dikkate alıyoruz. Bundan sonra da bu şekilde devam edecek.  Mersin'le ilgili söylenen, daha önce vuku bulan sel felaketi, alınan paralar, bunların geri tahsil  edilmesi. Bu tabii inceleyeceğimiz bir konu. Onun da ayrıca size detayları hakkında bilgi veririz.  Atrazin hâlâ, Sayın Ergin'in, ilacın kullanıldığı hususu... Bunun kullanımı yasak, reçeteyle  yazılması yasak. Biz bir reçete uygulaması getirdik biliyorsunuz zirai ilaçlarla ilgili, daha önceden  olmayan bir husustu bu, bu dönemde getirilen. Fakat pratik uygulama açısından yani bunlann tabii  belli bir süre imhası vesairesi ayrı bir problem teşkil edeceğinden dolayı teknik olarak bunlar...  Avrupa Birliğiyle birlikte 127 tane -sadece bu ilaç değil, 127 tane- ilacın kullanımına yasak getirildi.  Bunlar artık yeni ithal edilmiyor, ancak mevcutlar, belirli bir kontrol ve denetim altında bunların  tüketimi sonlanıncaya kadar bunlar devam edecek.  GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Bakan, zehrin "belli bir kontrol altında tüketimi" diye bir şey  olur mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Şimdi, bunlar  zaten reçeteyle söyleniyor.  Laboratuvarlarla ilgili olarak da 8 tane laboratuvarda GDO analizi yapılabilmektedir, Sayın  Özdemir soru sormuştu. Bunlann tümü tarama analizi yapabiliyor, 5 tane laboratuvar da -eğer var ise,  tespit edilebilmişse- miktar analizi de yapabiliyor. Bunlar bizim Ulusal Gıda Referans Laboratuvanmız  ki bu dönemde yeni açılan, yeni yapılan bir laboratuvar.  ŞENOL BAL (İzmir) - Kaç tanesi akredite oldu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - İstanbul İl  Kontrol, Ankara İl Kontrol, Bursa Gıda Araştırma, TÜBİTAK laboratuvarlan tarama ve miktar analizi  yapabiliyor. Bunun dışında 2 tane özel laboratuvar da GDO analizi için yetkilendirme aşamasındadır.  Dolayısıyla bu haliyle de bu laboratuvarların kapasitesi Türkiye'de yeterli. Ulusal Gıda Referans  Laboratuvanmız bu konudaki en yetkin ve uluslararası ölçekte değerlendirme yapabilecek donanıma,  altyapıya sahiptir.  Kurulun bağımsız -bu haliyle- olmayacağı yönünde Sayın Ersin'in endişesini ihtiva eden bir  soru oldu. Aslında Kurul görevini yaparken Kurulun bağımsız olduğu, hiçbir organ, makam, merci  ve kişinin Kurula emir ve talimat veremeyeceği burada zaten madde hükmünde yer alıyor. Ayrıca  teknik komiteleri oluşturan uzmanlar listesi, üniversiteler ve TÜBİTAK'ta çalışanlar arasından  seçiliyor, dolayısıyla bunlann da Kurul tarafından seçiliyor. Yine Kurul başkan ve üyelerinin -bu,  aslında onlara en büyük güvenceyi sağlayan hususlardan bir tanesi- görevlerine son verilemiyor.  Dolayısıyla bağımsız bir şekilde görev ifa etmeleri için bunlar yeterlidir.  Tabii, başka bazı hususlar da bu arada dile getirildi. Yani şunu da hem yüce Meclisin üyelerinin  tamamının bilmesini hem de kamuoyunun bilmesini arzu ediyomm: Şimdi, GDO'nun, serbestleştirilmesi  aslında kavram itibanyla çok doğru bir ifade değildir, neden? Çünkü, burada risk değerlendirmesi  yapılacak ve eğer bir risk varsa zaten, ne suretle olursa olsun bunun ithaline, Türkiye'de kullanımına  zaten izin verilmeyecek. Dolayısıyla komiteler, bilimsel komiteler, Biyogüvenlik Kumlu, vesaire, bunlar  risk değerlendirmelerini ne yönde yapacak? İnsan sağlığı, hayvan sağlığı, çevre sağlığı ve sosyoekonomik  risk değerlendirmesini yaptıktan sonra, eğer bütün bunlara rağmen yani bütün bunlarda herhangi bir risk,  en ufak bir şüphe yoksa, o takdirde kullanımına, tercih hakkı tüketicinin kullanılmak suretiyle, o da  etikette de belirtilmek suretiyle kullanımına izin verilir ki, Avrupa Birliğinde de uygulama bu şekilde.
Sayfa 53 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 8 - Meyve sebze ihracatında GDO açısından herhangi bir sıkıntı yok. Çünkü Türkiye'de GDO'lu bir  ürün üretimi söz konusu değil arkadaşlar. Bunu dün de söyledim, bugün bir daha söylüyorum, sebze  meyvede asla, hiçbir zaman olmadı ve olmuyor ve olmayacak. Çünkü biz getirdiğimiz tasanyla da  zaten Türkiye'de GDO'lu üretimin olmasına -bu tasarıda da zaten- asla izin vermiyoruz. Türkiye'nin  özel şartlarını burada dikkate alıyoruz. Bundan sonra da bu şekilde devam edecek.  Mersin'le ilgili söylenen, daha önce vuku bulan sel felaketi, alınan paralar, bunların geri tahsil  edilmesi. Bu tabii inceleyeceğimiz bir konu. Onun da ayrıca size detayları hakkında bilgi veririz.  Atrazin hâlâ, Sayın Ergin'in, ilacın kullanıldığı hususu... Bunun kullanımı yasak, reçeteyle  yazılması yasak. Biz bir reçete uygulaması getirdik biliyorsunuz zirai ilaçlarla ilgili, daha önceden  olmayan bir husustu bu, bu dönemde getirilen. Fakat pratik uygulama açısından yani bunlann tabii  belli bir süre imhası vesairesi ayrı bir problem teşkil edeceğinden dolayı teknik olarak bunlar...  Avrupa Birliğiyle birlikte 127 tane -sadece bu ilaç değil, 127 tane- ilacın kullanımına yasak getirildi.  Bunlar artık yeni ithal edilmiyor, ancak mevcutlar, belirli bir kontrol ve denetim altında bunların  tüketimi sonlanıncaya kadar bunlar devam edecek.  GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Bakan, zehrin "belli bir kontrol altında tüketimi" diye bir şey  olur mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Şimdi, bunlar  zaten reçeteyle söyleniyor.  Laboratuvarlarla ilgili olarak da 8 tane laboratuvarda GDO analizi yapılabilmektedir, Sayın  Özdemir soru sormuştu. Bunlann tümü tarama analizi yapabiliyor, 5 tane laboratuvar da -eğer var ise,  tespit edilebilmişse- miktar analizi de yapabiliyor. Bunlar bizim Ulusal Gıda Referans Laboratuvanmız  ki bu dönemde yeni açılan, yeni yapılan bir laboratuvar.  ŞENOL BAL (İzmir) - Kaç tanesi akredite oldu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - İstanbul İl  Kontrol, Ankara İl Kontrol, Bursa Gıda Araştırma, TÜBİTAK laboratuvarlan tarama ve miktar analizi  yapabiliyor. Bunun dışında 2 tane özel laboratuvar da GDO analizi için yetkilendirme aşamasındadır.  Dolayısıyla bu haliyle de bu laboratuvarların kapasitesi Türkiye'de yeterli. Ulusal Gıda Referans  Laboratuvanmız bu konudaki en yetkin ve uluslararası ölçekte değerlendirme yapabilecek donanıma,  altyapıya sahiptir.  Kurulun bağımsız -bu haliyle- olmayacağı yönünde Sayın Ersin'in endişesini ihtiva eden bir  soru oldu. Aslında Kurul görevini yaparken Kurulun bağımsız olduğu, hiçbir organ, makam, merci  ve kişinin Kurula emir ve talimat veremeyeceği burada zaten madde hükmünde yer alıyor. Ayrıca  teknik komiteleri oluşturan uzmanlar listesi, üniversiteler ve TÜBİTAK'ta çalışanlar arasından  seçiliyor, dolayısıyla bunlann da Kurul tarafından seçiliyor. Yine Kurul başkan ve üyelerinin -bu,  aslında onlara en büyük güvenceyi sağlayan hususlardan bir tanesi- görevlerine son verilemiyor.  Dolayısıyla bağımsız bir şekilde görev ifa etmeleri için bunlar yeterlidir.  Tabii, başka bazı hususlar da bu arada dile getirildi. Yani şunu da hem yüce Meclisin üyelerinin  tamamının bilmesini hem de kamuoyunun bilmesini arzu ediyomm: Şimdi, GDO'nun, serbestleştirilmesi  aslında kavram itibanyla çok doğru bir ifade değildir, neden? Çünkü, burada risk değerlendirmesi  yapılacak ve eğer bir risk varsa zaten, ne suretle olursa olsun bunun ithaline, Türkiye'de kullanımına  zaten izin verilmeyecek. Dolayısıyla komiteler, bilimsel komiteler, Biyogüvenlik Kumlu, vesaire, bunlar  risk değerlendirmelerini ne yönde yapacak? İnsan sağlığı, hayvan sağlığı, çevre sağlığı ve sosyoekonomik  risk değerlendirmesini yaptıktan sonra, eğer bütün bunlara rağmen yani bütün bunlarda herhangi bir risk,  en ufak bir şüphe yoksa, o takdirde kullanımına, tercih hakkı tüketicinin kullanılmak suretiyle, o da  etikette de belirtilmek suretiyle kullanımına izin verilir ki, Avrupa Birliğinde de uygulama bu şekilde.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  GDO'lu mısır ve soyadan elde edilen yağın -ki bu dile getirildi, soruda da soruldu- hem yemde,  yem yoluyla hem yağ yoluyla bunların bu ürünlere geçmediğine dair en son Haziran 2009'da -dokuz  ay önce- EFSA, yani Avrupa Birliğinin gıda güvenliği otoritesinin resmî raporu, bilimsel raporu bu  yöndedir. Bu nedenle, yani yemde kullanılan, GDO'lu olsa bile yem amacıyla kullanılan, tavuklarda  kullanılan veya büyükbaş hayvanlarda kullanılan veya yağ yapımında kullanılan bitkilerin o arada  genetik DNA zinciri bozulduğundan dolayı işlem esnasında, dolayısıyla canlılara bir zarar  vermediğine dair Avrupa Birliğinin bu konuda yayınlanmış raporları var ve o nedenle de Avrupa  Birliğine 35 milyon ton soya ithal ediliyor ve kullanılıyor. Bizim de standartlarımız zaten Avrupa  Birliğinin standartları olacak.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Eker.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Bakan, ithalatı sormuştum, yazılı mı cevap vereceksiniz?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan  sonra, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.  8'inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 8. maddesinin 4. fıkrasının sonundaki  "ihtiyati" ibaresinin "tüm" şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Osman Kaptan  Malatya Tokat Antalya  Rasim Çakır Zekeriya Akıncı R. Kerim Özkan  Edirne Ankara Burdur  Ergün Aydoğan Tansel Barış  Balıkesir Kırklareli  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 Sıra Sayılı Biyogüvenlik yasa tasansının 8. Maddesinin birinci fıkrasının  (h) bendinin "kurulun görüşleri doğrultusunda GDO ve Ürünlerinin Özelliklerine göre 'eşik değerini'  belirlemek" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Zeki Ertugay Mehmet Şandır Ahmet Orhan  Erzurum Mersin Manisa  Şenol Bal Mustafa Kalaycı  İzmir Konya  BAŞKAN - Komisyon son önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.  - 2 3 9 -
Sayfa 54 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  GDO'lu mısır ve soyadan elde edilen yağın -ki bu dile getirildi, soruda da soruldu- hem yemde,  yem yoluyla hem yağ yoluyla bunların bu ürünlere geçmediğine dair en son Haziran 2009'da -dokuz  ay önce- EFSA, yani Avrupa Birliğinin gıda güvenliği otoritesinin resmî raporu, bilimsel raporu bu  yöndedir. Bu nedenle, yani yemde kullanılan, GDO'lu olsa bile yem amacıyla kullanılan, tavuklarda  kullanılan veya büyükbaş hayvanlarda kullanılan veya yağ yapımında kullanılan bitkilerin o arada  genetik DNA zinciri bozulduğundan dolayı işlem esnasında, dolayısıyla canlılara bir zarar  vermediğine dair Avrupa Birliğinin bu konuda yayınlanmış raporları var ve o nedenle de Avrupa  Birliğine 35 milyon ton soya ithal ediliyor ve kullanılıyor. Bizim de standartlarımız zaten Avrupa  Birliğinin standartları olacak.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Eker.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Bakan, ithalatı sormuştum, yazılı mı cevap vereceksiniz?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan  sonra, ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.  8'inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 8. maddesinin 4. fıkrasının sonundaki  "ihtiyati" ibaresinin "tüm" şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Osman Kaptan  Malatya Tokat Antalya  Rasim Çakır Zekeriya Akıncı R. Kerim Özkan  Edirne Ankara Burdur  Ergün Aydoğan Tansel Barış  Balıkesir Kırklareli  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 Sıra Sayılı Biyogüvenlik yasa tasansının 8. Maddesinin birinci fıkrasının  (h) bendinin "kurulun görüşleri doğrultusunda GDO ve Ürünlerinin Özelliklerine göre 'eşik değerini'  belirlemek" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Zeki Ertugay Mehmet Şandır Ahmet Orhan  Erzurum Mersin Manisa  Şenol Bal Mustafa Kalaycı  İzmir Konya  BAŞKAN - Komisyon son önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.  - 2 3 9 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 0 - BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Son önergeye  katılıyoruz.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ahmet Orhan konuşacak.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Orhan. (MHP sıralarından alkışlar)  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın 8'inci maddesinin 1 'inci  fıkrasının (h) bendinde yapılmasını istediğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.  Yüce heyetinizi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.  Konuyla ilgili sözlerime geçmeden yüce Türk milletini yok etmeye ve Türk vatanını istilaya  kalkışan dönemin en güçlü devletlerine karşı büyük Türk milletinin ve kahraman ordumuzun  Çanakkale'de vermiş olduğu eşsiz mücadelenin ve kazandığımız muazzam zaferin 95'inci yıl  dönümünü kutluyorum.  Bu ves i leyle , yüzyıllarca hüküm sürdüğümüz coğrafyalarda varlığını feda ederek huzur içinde  yatan meçhul kahramanları, vatanı ve bayrağı için gözünü kırpmadan şehit olarak bugün Türkiye  Cumhuriyeti'nde hayat ve vücut bulmamızı sağlayan aziz şehitlerimizi, kahraman ecdadımızı bir kez  daha minnetle ve şükranla anıyorum.  Değerli milletvekilleri, vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle eşik değeri çalışmalarını,  tamamen bilimsel esaslara göre yürütmesi öngörülen Kurulun belirlemesinin daha doğru olacağı  mütalaa edilmiştir. Bu konudaki murat ettiğimiz görüşlerle aynı doğrultuda görüşleri paylaşan Sayın  Bakana ve Komisyon üyelerine teşekkürlerimi bu vesileyle sunmak isterim.  Ayrıca, Türk milletinin evlatlarını ve tamamını gelecekte sağlıklarım tehdit etmeden, teknolojik  gelişmelere de açık bir şekilde gelişmesini temin ederek, sağlığının güvence altına alınması yolunda  bu kanunun beklenen ve umulan faydayı sağlamasını temenni ediyorum.  Burada, bir hususa da kısaca yeniden değinmek istiyorum. Çekirdeksiz üzüm üreticileri yıllardan  beri görülmeyen şiddet ve yaygınlıktaki don felaketiyle karşı karşıya kalmış, ocaklarına, maalesef,  ateş düşmüş durumdadır. Sayın Bakandan yüzde 80'leri aşan oranda zarar gören çiftçilere destek  olunması için gerekenin yapılmasını, başta Bağcılar olmak üzere, Türk çiftçileri adına bekliyor ve  yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Orhan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 8. maddesinin 4. fıkrasının sonundaki  "ihtiyati" ibaresinin "tüm" şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
Sayfa 55 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 0 - BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Son önergeye  katılıyoruz.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ahmet Orhan konuşacak.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Orhan. (MHP sıralarından alkışlar)  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı'nın 8'inci maddesinin 1 'inci  fıkrasının (h) bendinde yapılmasını istediğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.  Yüce heyetinizi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.  Konuyla ilgili sözlerime geçmeden yüce Türk milletini yok etmeye ve Türk vatanını istilaya  kalkışan dönemin en güçlü devletlerine karşı büyük Türk milletinin ve kahraman ordumuzun  Çanakkale'de vermiş olduğu eşsiz mücadelenin ve kazandığımız muazzam zaferin 95'inci yıl  dönümünü kutluyorum.  Bu ves i leyle , yüzyıllarca hüküm sürdüğümüz coğrafyalarda varlığını feda ederek huzur içinde  yatan meçhul kahramanları, vatanı ve bayrağı için gözünü kırpmadan şehit olarak bugün Türkiye  Cumhuriyeti'nde hayat ve vücut bulmamızı sağlayan aziz şehitlerimizi, kahraman ecdadımızı bir kez  daha minnetle ve şükranla anıyorum.  Değerli milletvekilleri, vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle eşik değeri çalışmalarını,  tamamen bilimsel esaslara göre yürütmesi öngörülen Kurulun belirlemesinin daha doğru olacağı  mütalaa edilmiştir. Bu konudaki murat ettiğimiz görüşlerle aynı doğrultuda görüşleri paylaşan Sayın  Bakana ve Komisyon üyelerine teşekkürlerimi bu vesileyle sunmak isterim.  Ayrıca, Türk milletinin evlatlarını ve tamamını gelecekte sağlıklarım tehdit etmeden, teknolojik  gelişmelere de açık bir şekilde gelişmesini temin ederek, sağlığının güvence altına alınması yolunda  bu kanunun beklenen ve umulan faydayı sağlamasını temenni ediyorum.  Burada, bir hususa da kısaca yeniden değinmek istiyorum. Çekirdeksiz üzüm üreticileri yıllardan  beri görülmeyen şiddet ve yaygınlıktaki don felaketiyle karşı karşıya kalmış, ocaklarına, maalesef,  ateş düşmüş durumdadır. Sayın Bakandan yüzde 80'leri aşan oranda zarar gören çiftçilere destek  olunması için gerekenin yapılmasını, başta Bağcılar olmak üzere, Türk çiftçileri adına bekliyor ve  yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Orhan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 8. maddesinin 4. fıkrasının sonundaki  "ihtiyati" ibaresinin "tüm" şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Tansel Barış efendim.  BAŞKAN - Buyurunuz, Sayın Barış.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 473 sıra sayılı  Biyogüvenlik Kanun Tasansı'nın ikinci bölüm 8'inci maddesiyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesi  üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kumlu saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı'mızın fitilinin ateşlendiği  Çanakkale Zaferi'mizin bugün 95'inci yılı. Bu vesileyle, Çanakkale Zaferi'mizi kutluyomm.  Çanakkale Zaferi'nin destanını yazan Mustafa Kemal Atatürk'ü, 10 binlerce şehidimizi ve vatanı  uğmna canlanm veren nice isimsiz kahramanlarımızı huzurlarınızda bir kez daha rahmetle anıyor,  önlerinde saygıyla eğiliyomm.  Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Annç'ın Çanakkale Zaferi konuşmasında Mustafa Kemal  Atatürk'ün adını zikretmemesini... Umanm bir unutkanlık olmuştur. Ben de, tabii ki, unutkanlık  olduğuna inanmak istiyomm.  RASİM ÇAKIR (Edime) - Çarpılır diye adını ağzına almıyor.  MURAT YILDIRIM (Çomm) - Ufak hesaplar peşinde koşuyorsunuz.  TANSEL BARIŞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, on yıllık geçmişi olan genetiği değiştirilmiş  organizmalann insan sağlığına zarar verdiği konusunda çok net bilgilere sahip değiliz ancak insan  sağlığına zarar vermediği konusunda da net bir şey söylemek mümkün değildir. Özellikle fareler  üzerinde yapılan araştırmalarda zararları konusunda çok net bilgiler ortaya çıkmıştır ve gerçekten  ürkütücü sonuçlar ortaya çıkmıştır. Her ne kadar bu ürünleri üretenler "Herhangi bir zararı yok." dese  de bu konuda inandırıcı olmak söz konusu değildir, hele hele on beş-yirmi yıl sonra bu konuda ortaya  çıkabilecek olan somnlan şimdiden yok saymanın, gerçekten hem bizlere hem de geleceğimize zarar  verebileceği kanısındayım. İnsana genetiği değiştirilmiş gıda verip 3'üncü jenerasyona bakmak  mümkün değildir ve ucube insanların da ortaya çıkmayacağına dair bir garantimiz maalesef yoktur  arkadaşlar. Otizm son on yılda 10 kat artmıştır ve alerji son on yılda 5 kat artmıştır arkadaşlar.  Bilim insanlarının fareler üzerinde yapmış olduğu araştırmalar sonucu, genetiği değiştirilmiş  ürünlerin fareler üzerinde toksik etki yaptığı, bağışıklık sistemini çökerttiği ve viral enfeksiyonlara  neden olduğu ortaya konulmuştur.  Yine, Amerika Birleşik Devletleri'nde triptofan adlı ürünü kullanan kişilerin sinir sistemleri  olumsuz olarak etkilenmiş, kas ağrısı ve miyalji ortaya çıkmıştır. Bu sorunların, bu besin takviyesini  kullanan insanlarda kalıcı hasar meydana getirdiği, birçok kişinin de bu nedenle hayatını kaybettiği  görülmüştür.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; süt verimini artırmak için genetiği değiştirilmiş ürünler  verilen ineklerin sağlıklannın bozulduğu, meme enfeksiyonlan, sindirim sistemi hastalıklan görüldüğü  ve gebelik oranlarının düştüğü de tespit edilmiştir.  - 2 4 1 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Tansel Barış efendim.  BAŞKAN - Buyurunuz, Sayın Barış.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 473 sıra sayılı  Biyogüvenlik Kanun Tasansı'nın ikinci bölüm 8'inci maddesiyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesi  üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kumlu saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı'mızın fitilinin ateşlendiği  Çanakkale Zaferi'mizin bugün 95'inci yılı. Bu vesileyle, Çanakkale Zaferi'mizi kutluyomm.  Çanakkale Zaferi'nin destanını yazan Mustafa Kemal Atatürk'ü, 10 binlerce şehidimizi ve vatanı  uğmna canlanm veren nice isimsiz kahramanlarımızı huzurlarınızda bir kez daha rahmetle anıyor,  önlerinde saygıyla eğiliyomm.  Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Annç'ın Çanakkale Zaferi konuşmasında Mustafa Kemal  Atatürk'ün adını zikretmemesini... Umanm bir unutkanlık olmuştur. Ben de, tabii ki, unutkanlık  olduğuna inanmak istiyomm.  RASİM ÇAKIR (Edime) - Çarpılır diye adını ağzına almıyor.  MURAT YILDIRIM (Çomm) - Ufak hesaplar peşinde koşuyorsunuz.  TANSEL BARIŞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, on yıllık geçmişi olan genetiği değiştirilmiş  organizmalann insan sağlığına zarar verdiği konusunda çok net bilgilere sahip değiliz ancak insan  sağlığına zarar vermediği konusunda da net bir şey söylemek mümkün değildir. Özellikle fareler  üzerinde yapılan araştırmalarda zararları konusunda çok net bilgiler ortaya çıkmıştır ve gerçekten  ürkütücü sonuçlar ortaya çıkmıştır. Her ne kadar bu ürünleri üretenler "Herhangi bir zararı yok." dese  de bu konuda inandırıcı olmak söz konusu değildir, hele hele on beş-yirmi yıl sonra bu konuda ortaya  çıkabilecek olan somnlan şimdiden yok saymanın, gerçekten hem bizlere hem de geleceğimize zarar  verebileceği kanısındayım. İnsana genetiği değiştirilmiş gıda verip 3'üncü jenerasyona bakmak  mümkün değildir ve ucube insanların da ortaya çıkmayacağına dair bir garantimiz maalesef yoktur  arkadaşlar. Otizm son on yılda 10 kat artmıştır ve alerji son on yılda 5 kat artmıştır arkadaşlar.  Bilim insanlarının fareler üzerinde yapmış olduğu araştırmalar sonucu, genetiği değiştirilmiş  ürünlerin fareler üzerinde toksik etki yaptığı, bağışıklık sistemini çökerttiği ve viral enfeksiyonlara  neden olduğu ortaya konulmuştur.  Yine, Amerika Birleşik Devletleri'nde triptofan adlı ürünü kullanan kişilerin sinir sistemleri  olumsuz olarak etkilenmiş, kas ağrısı ve miyalji ortaya çıkmıştır. Bu sorunların, bu besin takviyesini  kullanan insanlarda kalıcı hasar meydana getirdiği, birçok kişinin de bu nedenle hayatını kaybettiği  görülmüştür.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; süt verimini artırmak için genetiği değiştirilmiş ürünler  verilen ineklerin sağlıklannın bozulduğu, meme enfeksiyonlan, sindirim sistemi hastalıklan görüldüğü  ve gebelik oranlarının düştüğü de tespit edilmiştir.  - 2 4 1 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 2 - Genetiği değiştirilen ürünlerin en büyük tehditlerinden biri de sadece verimli ve dayanıklı birkaç  ürün yetiştirmek amacıyla yola çıkarak gen çeşitliliğinin yok olmasıyla birlikte, insanları da tek tip  gıda almak zorunda bırakmaktadır. Tek tip gıdalar insan sağlığını olumsuz yönde etkilerken dengeli  beslenmeyi de engelleyecektir. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, sayısız hastalık demektir;  insanlığın ortak mülkü kabul edilen tohumlan tekel durumundaki küresel güçlerin insafına terk etmek  demektir; bağımsızlığımızın tehlikeye girmesi, atalarımızdan aldığımız emanete ihanet etmek  demektir; dünyayı yaşanamaz hâle getirmek demektir.  Değerli arkadaşlar, genetiği değiştirilmiş organizmalara karşı durmamız gerekiyor. Niçin?  Geleceğimiz için. Çünkü, bilinmeyenli bir denklem söz konusudur. On yıllık geçmişi olan GDO'ların  gelecekte nelere gebe olduğunu kimse bilmiyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  TANSEL BARIŞ (Devamla) - Yirmi otuz yıl sonra ortaya çıkabilecek olumsuz tablolar  karşısında yapılabilecek fazla bir şey kalmayacaktır veya çok geç kalınabilecektir. Bu nedenle,  GDO'lu ürünlerin "Evet, bu ürünlerin gerçekten insan sağlığına zararı yoktur." kesinliği ortaya çıkana  kadar bu ürünlerin ithalatı, kullanılması ve üretimi kesin olarak yasaklanmalıdır diyoruz.  Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Banş.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Karar yetersayısının aranmasını istiyorum.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım efendim.  Önergeyi oylannıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.42  •
Sayfa 57 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 2 - Genetiği değiştirilen ürünlerin en büyük tehditlerinden biri de sadece verimli ve dayanıklı birkaç  ürün yetiştirmek amacıyla yola çıkarak gen çeşitliliğinin yok olmasıyla birlikte, insanları da tek tip  gıda almak zorunda bırakmaktadır. Tek tip gıdalar insan sağlığını olumsuz yönde etkilerken dengeli  beslenmeyi de engelleyecektir. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, sayısız hastalık demektir;  insanlığın ortak mülkü kabul edilen tohumlan tekel durumundaki küresel güçlerin insafına terk etmek  demektir; bağımsızlığımızın tehlikeye girmesi, atalarımızdan aldığımız emanete ihanet etmek  demektir; dünyayı yaşanamaz hâle getirmek demektir.  Değerli arkadaşlar, genetiği değiştirilmiş organizmalara karşı durmamız gerekiyor. Niçin?  Geleceğimiz için. Çünkü, bilinmeyenli bir denklem söz konusudur. On yıllık geçmişi olan GDO'ların  gelecekte nelere gebe olduğunu kimse bilmiyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  TANSEL BARIŞ (Devamla) - Yirmi otuz yıl sonra ortaya çıkabilecek olumsuz tablolar  karşısında yapılabilecek fazla bir şey kalmayacaktır veya çok geç kalınabilecektir. Bu nedenle,  GDO'lu ürünlerin "Evet, bu ürünlerin gerçekten insan sağlığına zararı yoktur." kesinliği ortaya çıkana  kadar bu ürünlerin ithalatı, kullanılması ve üretimi kesin olarak yasaklanmalıdır diyoruz.  Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Banş.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Karar yetersayısının aranmasını istiyorum.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım efendim.  Önergeyi oylannıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.42  •  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.57  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin Dördüncü  Oturumunu açıyorum.  Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı  bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylannıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Kabul edilmiş önergeyle birlikte 8'inci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  9'uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan Biyogüvenlik yasa tasansının 9. maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Vahap Seçer Ferit Mevlüt Aslanoğlu Şevket Köse  Mersin Malatya Adıyaman  Metin Arifağaoğlu Rasim Çakır Orhan Ziya Diren  Artvin Edime Tokat  2. Kuml, Bakanlıkça iki, Çevre ve Orman Bakanlığı'nca iki, Sağlık Bakanlığı'nca bir, Sanayi ve  Ticaret Bakanlığı'nca bir ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, üniversitelerden iki, TÜBİTAK'dan bir,  konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalanndan birer üye olmak üzere, üç yıllık süre için  ilgili bakanlar tarafından belirlenen toplam on iki üyeden oluşur. Kuml Başkanı kuml üyeleri  tarafından seçilir. Kuml başkanı yokluğunda yerine vekâlet etmek üzere bir üyeyi tayin eder.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasansının 9 uncu maddesinin 2 inci ve  3 üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Prof. Dr. Zeki Ertugay Mehmet Şandır Prof. Dr. Abdulkadir Akçan  Erzurum Mersin Afyonkarahisar  Prof. Dr. Alim Işık Yılmaz Tankut  Kütahya Adana  2) "Kuml, Bakanlıkça üç, Çevre ve Orman Bakanlığınca bir, Sağlık Bakanlığınca bir, Sanayi ve  Ticaret Bakanlığınca bir, Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, Meslek Örgütlerince bir, Gıda ve Yem  Sanayi Sivil Toplum Kuruluşlannca bir ve Yüksek Öğretim Kurumu, TÜBİTAK ile Üniversitelerden  altı üye olmak üzere dört yıllık süre için belirlenen toplam onbeş üyeden oluşur. Kuml üyelerinden  Bakanlıkça tespit edilenler ilgili Bakanlar tarafından atanır. Diğer üyeler ise ilgili kuruluşlar tarafından  seçilir. Kural Başkanı üyeler tarafından seçimle belirlenir. Kural Başkanı yokluğunda yerine vekâlet  etmek üzere bir üyeyi tayin eder."  3) "Kural başkanı ve kural üyeleri en fazla bir dönem için görevlendirilir."  - 2 4 3 -
Sayfa 58 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.57  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin Dördüncü  Oturumunu açıyorum.  Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı  bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylannıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Kabul edilmiş önergeyle birlikte 8'inci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  9'uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan Biyogüvenlik yasa tasansının 9. maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Vahap Seçer Ferit Mevlüt Aslanoğlu Şevket Köse  Mersin Malatya Adıyaman  Metin Arifağaoğlu Rasim Çakır Orhan Ziya Diren  Artvin Edime Tokat  2. Kuml, Bakanlıkça iki, Çevre ve Orman Bakanlığı'nca iki, Sağlık Bakanlığı'nca bir, Sanayi ve  Ticaret Bakanlığı'nca bir ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, üniversitelerden iki, TÜBİTAK'dan bir,  konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalanndan birer üye olmak üzere, üç yıllık süre için  ilgili bakanlar tarafından belirlenen toplam on iki üyeden oluşur. Kuml Başkanı kuml üyeleri  tarafından seçilir. Kuml başkanı yokluğunda yerine vekâlet etmek üzere bir üyeyi tayin eder.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasansının 9 uncu maddesinin 2 inci ve  3 üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Prof. Dr. Zeki Ertugay Mehmet Şandır Prof. Dr. Abdulkadir Akçan  Erzurum Mersin Afyonkarahisar  Prof. Dr. Alim Işık Yılmaz Tankut  Kütahya Adana  2) "Kuml, Bakanlıkça üç, Çevre ve Orman Bakanlığınca bir, Sağlık Bakanlığınca bir, Sanayi ve  Ticaret Bakanlığınca bir, Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, Meslek Örgütlerince bir, Gıda ve Yem  Sanayi Sivil Toplum Kuruluşlannca bir ve Yüksek Öğretim Kurumu, TÜBİTAK ile Üniversitelerden  altı üye olmak üzere dört yıllık süre için belirlenen toplam onbeş üyeden oluşur. Kuml üyelerinden  Bakanlıkça tespit edilenler ilgili Bakanlar tarafından atanır. Diğer üyeler ise ilgili kuruluşlar tarafından  seçilir. Kural Başkanı üyeler tarafından seçimle belirlenir. Kural Başkanı yokluğunda yerine vekâlet  etmek üzere bir üyeyi tayin eder."  3) "Kural başkanı ve kural üyeleri en fazla bir dönem için görevlendirilir."  - 2 4 3 - TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 O: 4  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Tankut konuşacak efendim.  BAŞKAN - Sayın Tankut, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Biyogüvenlik Kanunu  Tasansı'nın 9'uncu maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz  almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla ilgili söz alan arkadaşlarımızın hemen hemen büyük bir kısmı,  tasarının mevcut haliyle yeterli olmadığının önemle altını çizdiler. Gerçekten de başta insan olmak  üzere, bitki, hayvan sağlığını doğrudan ilgilendiren, çevre ve ekosistemlerimizin devamını önemli  ölçüde etkileyecek olan böylesine önemli bir tasarının çok daha fazla bir titizlik içerisinde ve  hassasiyetle ele alınması gerekmekteydi. Ancak, her zaman olduğu gibi, toplumumuzun hemen her  kesimini doğrudan ilgilendiren ve kamuoyunun çok hassas bir şekilde takip etmekte olduğu  biyogüvenlik ile ilgili bu yasa tasansı da AKP Hükümetinin "Ben ne istersem o olur." anlayışı içerisinde,  üzerinde toplumsal bir uzlaşma sağlanmadan, iyice araştınlıp incelenmesine fırsat verilmeden ve yeterli  kamuoyu desteği oluşturulmadan Genel Kurula getirilmiş bulunmaktadır.  Hem komisyonlarda hem de Genel Kurulda ne yazık ki muhalefetin çok samimi olarak, bilimsel  ve toplumsal ölçütleri dikkate alarak katkı sağlamak amacıyla vermiş olduğu önergeler, AKP  tarafından, çoğu zaman dinleyip anlamaya bile tenezzül edilmeden reddedilmektedir. Ancak, her  şeye rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi olarak toplumumuzun bütün kesimini ilgilendiren bu tasanya  da katkı sağlayıcı önergelerimizi sunmaya ve kabul edilmediği takdirde de haklı olarak AKP  Hükümetini milletimize şikâyet etmeye devam edeceğiz.  Değerli arkadaşlar, tasarı bu haliyle gerçekten de yetersizdir ve birçok maddeleri eksiktir. Kanun  tasarısından çok bir yönetmeliği çağnştıran tasarı, tam anlaşılır değildir ve içeriği, insan, bitki, hayvan  sağlığı ve çevrenin korunmasıyla ilgili endişeleri de gidermekten yoksundur. Biyogüvenliğin  sağlanması hususunda, üzerinde uzun ve titiz çalışmalann yapıldığı, sağlam temeller üzerine oturmuş  bir yasaya ihtiyaç olduğu bugün herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu çerçevede, geneli itibanyla  bu yasa gerekli ve önemli olmakla birlikte ortaya konulan eksikliklerin giderilerek yeniden tanzim  edilmesi çok önemlidir ve mutlaka gerçekleştirilmelidir. İşte, vermiş olduğumuz bu değişiklik  önergesi bu endişelerden birisinin giderilmesine hizmet edecektir. Bu kapsamda, önergemizin  gerekçesinde de belirtmeye çalıştığımız gibi tasarı içerisinde yer alan Biyogüvenlik Kumlunun  bilimsel esaslara göre daha objektif ve tarafsız bir şekilde çalışması amaçlanmaktadır.  Değerli arkadaşlar, Biyogüvenlik Kumlunun kumlması elbette gereklidir ancak tasarıdaki  mevcut haliyle tarafsızlığı, güvenilir olabilmesi pek mümkün değildir. Bu haliyle kurulduğu takdirde,  bu Kuml, bilimsel esaslardan uzak bir şekilde siyasi iktidarın tasallutu altına girebilecek ve  kamuoyunda, meslek örgütlerinde, sivil toplum kuruluşlarında ve tüketicilerde oluşmuş ve oluşacak  olan endişeleri de gideremeyecektir.  - 2 4 4 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 O: 4  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Tankut konuşacak efendim.  BAŞKAN - Sayın Tankut, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Biyogüvenlik Kanunu  Tasansı'nın 9'uncu maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz  almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla ilgili söz alan arkadaşlarımızın hemen hemen büyük bir kısmı,  tasarının mevcut haliyle yeterli olmadığının önemle altını çizdiler. Gerçekten de başta insan olmak  üzere, bitki, hayvan sağlığını doğrudan ilgilendiren, çevre ve ekosistemlerimizin devamını önemli  ölçüde etkileyecek olan böylesine önemli bir tasarının çok daha fazla bir titizlik içerisinde ve  hassasiyetle ele alınması gerekmekteydi. Ancak, her zaman olduğu gibi, toplumumuzun hemen her  kesimini doğrudan ilgilendiren ve kamuoyunun çok hassas bir şekilde takip etmekte olduğu  biyogüvenlik ile ilgili bu yasa tasansı da AKP Hükümetinin "Ben ne istersem o olur." anlayışı içerisinde,  üzerinde toplumsal bir uzlaşma sağlanmadan, iyice araştınlıp incelenmesine fırsat verilmeden ve yeterli  kamuoyu desteği oluşturulmadan Genel Kurula getirilmiş bulunmaktadır.  Hem komisyonlarda hem de Genel Kurulda ne yazık ki muhalefetin çok samimi olarak, bilimsel  ve toplumsal ölçütleri dikkate alarak katkı sağlamak amacıyla vermiş olduğu önergeler, AKP  tarafından, çoğu zaman dinleyip anlamaya bile tenezzül edilmeden reddedilmektedir. Ancak, her  şeye rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi olarak toplumumuzun bütün kesimini ilgilendiren bu tasanya  da katkı sağlayıcı önergelerimizi sunmaya ve kabul edilmediği takdirde de haklı olarak AKP  Hükümetini milletimize şikâyet etmeye devam edeceğiz.  Değerli arkadaşlar, tasarı bu haliyle gerçekten de yetersizdir ve birçok maddeleri eksiktir. Kanun  tasarısından çok bir yönetmeliği çağnştıran tasarı, tam anlaşılır değildir ve içeriği, insan, bitki, hayvan  sağlığı ve çevrenin korunmasıyla ilgili endişeleri de gidermekten yoksundur. Biyogüvenliğin  sağlanması hususunda, üzerinde uzun ve titiz çalışmalann yapıldığı, sağlam temeller üzerine oturmuş  bir yasaya ihtiyaç olduğu bugün herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu çerçevede, geneli itibanyla  bu yasa gerekli ve önemli olmakla birlikte ortaya konulan eksikliklerin giderilerek yeniden tanzim  edilmesi çok önemlidir ve mutlaka gerçekleştirilmelidir. İşte, vermiş olduğumuz bu değişiklik  önergesi bu endişelerden birisinin giderilmesine hizmet edecektir. Bu kapsamda, önergemizin  gerekçesinde de belirtmeye çalıştığımız gibi tasarı içerisinde yer alan Biyogüvenlik Kumlunun  bilimsel esaslara göre daha objektif ve tarafsız bir şekilde çalışması amaçlanmaktadır.  Değerli arkadaşlar, Biyogüvenlik Kumlunun kumlması elbette gereklidir ancak tasarıdaki  mevcut haliyle tarafsızlığı, güvenilir olabilmesi pek mümkün değildir. Bu haliyle kurulduğu takdirde,  bu Kuml, bilimsel esaslardan uzak bir şekilde siyasi iktidarın tasallutu altına girebilecek ve  kamuoyunda, meslek örgütlerinde, sivil toplum kuruluşlarında ve tüketicilerde oluşmuş ve oluşacak  olan endişeleri de gideremeyecektir.  - 2 4 4 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 5 - Netice olarak, Biyogüvenlik Kurulunun yapısının ve görev süresinin düzenlenmesine hizmet  edecek olan bu önergemizin kabulü ile seçilmiş üyelerin bir kez daha seçilme beklentisi taşımadan  alacağı kararlar daha objektif olabilecek ve Kurulun tamamen bağımsız olarak çalışabilmesi  sağlanacaktır. Bu nedenle, önergemize söz konusu olan Kurulun ilgili bakanlıklar, TÜBİTAK,  üniversite ve diğer kuruluşlardan dört yıllığına bir defalık 15 üyenin seçimiyle oluşturulması önemli  bir eksikliği de gidermiş olacaktır.  Sayın milletvekilleri, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak toplumumuzun çok hassas bir şekilde  takip ettiğini bildiğimiz bu tasarıyla ilgili olarak insanlarımızın, özellikle GDO'lu ürünler  konusundaki haklı endişelerini gidermek istiyoruz. Bunun için de bu endişeleri giderecek  tekliflerimizi samimi olarak Hükümete sunmaya çalışıyoruz ve temennimiz odur ki AKP Grubunun  her zaman yaptığı gibi sayısal çoğunluklarının verdiği bir şımarıklık ve taassup içerisine girmeden  iyi dinleyip anlayarak samimiyetle verdiğimiz önergeleri desteklemesidir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı ülke tarımımız ile de doğrudan ilgilidir ve tanm  bütün ülkeler için çok önemli ve vazgeçilmez stratejik bir sektördür. Ülkemizde tarım sektöründe  yıllardır duyulan ilgi eksikliği ve doğru tarım politikalarının etkin olarak uygulanmaması tanmdaki  sorunların artarak devam etmesine yol açmıştır. Ülkemiz, özellikle son altı yedi yıldır, tarımda  sorunların temeline inebilen, sermayesi kuvvetli, sürdürülebilir ve rekabetçi politikalar yerine köklü  çözümler üretmeyen yanlış ve günübirlik politikalar ile idare edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle de  Türk tarımı ve çiftçisi dünya ölçeğinde geri kalmıştır. Bu geri kalma süreci sonucunda da ne yazık  ki Türk çiftçisi özellikle AKP döneminde üretemez bir hâle gelerek âdeta göz göre göre tasfiye  sürecine sokulmuştur.  AKP Hükümetinin bugün çıkarmaya çalıştığı bu ve benzer yasa tasarıları, eğer köylümüz,  üreticimiz gerçek manada üretim yapar hâle getirilip desteklenmez ise hiçbir anlam ifade  etmeyecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  YILMAZ TANKUT (Devamla) - Dolayısıyla, bugün sekiz yıldır tek başına ülkeyi yöneten AKP  İktidarı, ülke tarımını ve çiftçisini doğru politikalar ile yönlendirmeli, destekleme politikalarını Türk  tarımının durumunu dikkate alarak uygulamalı, çiftçimizin ve ürünlerimizin dünya ile rekabet  edebilirliğini sağlamalıdır. "Çiftçiye şu kadar destek veriyoruz, şöyle yapıyoruz" gibi içi boş ve hamasi  sözler yerine, onun üretim yapabilmesi için öncelikle girdi fiyatlarını -başta mazot ve gübre olmak üzere- mutlaka ucuzlatacak önlemleri almalıdır. 2002 yılı ile de kıyaslama yaparken çiftçilerimizi aldatmadan,  onlann alın teriyle yetiştirdiği mahsullere gerçek değerini vermelidir. Çiftçimizin 2002 yılında 2,5-3 kilogram  buğday satarak 1 litre mazot aldığını, bugün ise 6-7 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabildiğini  unutmadan taban ve diğer destekleme fiyatlannı belirlemelidir diyor ve bu duygu ve düşüncelerle  önergelerimizi takdirlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tankut.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:
Sayfa 60 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 5 - Netice olarak, Biyogüvenlik Kurulunun yapısının ve görev süresinin düzenlenmesine hizmet  edecek olan bu önergemizin kabulü ile seçilmiş üyelerin bir kez daha seçilme beklentisi taşımadan  alacağı kararlar daha objektif olabilecek ve Kurulun tamamen bağımsız olarak çalışabilmesi  sağlanacaktır. Bu nedenle, önergemize söz konusu olan Kurulun ilgili bakanlıklar, TÜBİTAK,  üniversite ve diğer kuruluşlardan dört yıllığına bir defalık 15 üyenin seçimiyle oluşturulması önemli  bir eksikliği de gidermiş olacaktır.  Sayın milletvekilleri, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak toplumumuzun çok hassas bir şekilde  takip ettiğini bildiğimiz bu tasarıyla ilgili olarak insanlarımızın, özellikle GDO'lu ürünler  konusundaki haklı endişelerini gidermek istiyoruz. Bunun için de bu endişeleri giderecek  tekliflerimizi samimi olarak Hükümete sunmaya çalışıyoruz ve temennimiz odur ki AKP Grubunun  her zaman yaptığı gibi sayısal çoğunluklarının verdiği bir şımarıklık ve taassup içerisine girmeden  iyi dinleyip anlayarak samimiyetle verdiğimiz önergeleri desteklemesidir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı ülke tarımımız ile de doğrudan ilgilidir ve tanm  bütün ülkeler için çok önemli ve vazgeçilmez stratejik bir sektördür. Ülkemizde tarım sektöründe  yıllardır duyulan ilgi eksikliği ve doğru tarım politikalarının etkin olarak uygulanmaması tanmdaki  sorunların artarak devam etmesine yol açmıştır. Ülkemiz, özellikle son altı yedi yıldır, tarımda  sorunların temeline inebilen, sermayesi kuvvetli, sürdürülebilir ve rekabetçi politikalar yerine köklü  çözümler üretmeyen yanlış ve günübirlik politikalar ile idare edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle de  Türk tarımı ve çiftçisi dünya ölçeğinde geri kalmıştır. Bu geri kalma süreci sonucunda da ne yazık  ki Türk çiftçisi özellikle AKP döneminde üretemez bir hâle gelerek âdeta göz göre göre tasfiye  sürecine sokulmuştur.  AKP Hükümetinin bugün çıkarmaya çalıştığı bu ve benzer yasa tasarıları, eğer köylümüz,  üreticimiz gerçek manada üretim yapar hâle getirilip desteklenmez ise hiçbir anlam ifade  etmeyecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  YILMAZ TANKUT (Devamla) - Dolayısıyla, bugün sekiz yıldır tek başına ülkeyi yöneten AKP  İktidarı, ülke tarımını ve çiftçisini doğru politikalar ile yönlendirmeli, destekleme politikalarını Türk  tarımının durumunu dikkate alarak uygulamalı, çiftçimizin ve ürünlerimizin dünya ile rekabet  edebilirliğini sağlamalıdır. "Çiftçiye şu kadar destek veriyoruz, şöyle yapıyoruz" gibi içi boş ve hamasi  sözler yerine, onun üretim yapabilmesi için öncelikle girdi fiyatlarını -başta mazot ve gübre olmak üzere- mutlaka ucuzlatacak önlemleri almalıdır. 2002 yılı ile de kıyaslama yaparken çiftçilerimizi aldatmadan,  onlann alın teriyle yetiştirdiği mahsullere gerçek değerini vermelidir. Çiftçimizin 2002 yılında 2,5-3 kilogram  buğday satarak 1 litre mazot aldığını, bugün ise 6-7 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabildiğini  unutmadan taban ve diğer destekleme fiyatlannı belirlemelidir diyor ve bu duygu ve düşüncelerle  önergelerimizi takdirlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tankut.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 6 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan Biyogüvenlik yasa tasarısının 9. maddesinin 2.fıkrasınm aşağıdaki şekilde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Vahap Seçer (Mersin) ve arkadaşları  2. Kurul, Bakanlıkça iki, Çevre ve Orman Bakanlığı'nca iki, Sağlık Bakanlığı'nca bir, Sanayi ve  Ticaret Bakanlığı'nca bir ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, üniversitelerden iki, TÜBİTAK'dan bir,  konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalarından birer üye olmak üzere, üç yıllık süre için  ilgili bakanlar tarafından belirlenen toplam on iki üyeden oluşur. Kurul Başkanı kurul üyeleri  tarafından seçilir. Kurul başkanı yokluğunda yerine vekâlet etmek üzere bir üyeyi tayin eder.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  ORHAN ZİYA DİREN (Tokat) - Ben konuşacağım Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Diren, buyurunuz.  ORHAN ZİYA DİREN (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Biyogüvenlik Yasa  Tasansı'nın 9'uncu maddesi 2'nci fıkrası hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu  değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Çanakkale'yi geçilmez kılan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve  silah arkadaşlanm, kahraman şehit ve gazilerimizi saygı ve şükranla anıyorum.  Sayın milletvekilleri, biyoteknolojik yöntemlerle elde edilen genetiği değiştirilmiş organizmalar ve  bunlan yapılannda içeren tanm ve gıda ürünlerinin üretim, tüketim ve ticaretinin, insan, hayvan, bitki ve  çevre sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği, bu bakımdan tüketici kaygılan da göz önüne  alınarak risklerin tespiti ve kontrol edilmesi için yasal bir düzenlemenin yapılması zorunlu olmuştur.  GDO'lu ürünler, gen teknolojisi ile kendi türü haricinde bir türden bitkisel veya bakteri kökenli  bir gen aktanlarak elde edilen ürünlerdir. Bahsettiğimiz ürünler, doğal yollarla oluşması mümkün  olmayan ürünlerdir. Dünyada GDO'lu ürün üretimine karşı önemli tepkiler oluşmuştur. Bu haklı  tepkilerdeyse, ürünlerin henüz yeterli bilimsel çalışma ve araştırma yapılmadan ticarete konu olması,  çevreye zarar vermesi, gıda güvenliğini olumsuz etkilemesi, tohum şirketlerinin tekelleşmesi, ekonomik  dışa bağımlılığa neden olması, tanmsal ilaç ve gübre kullanımının sanılanın aksine azaltılamaması ve  biyoterörizme yol açabileceği olasılıklan ön plana çıkmaktadır.  Sayın milletvekilleri, Türkiye'ye getirildiği tahmin edilen GDO'lu tohumlann hiçbir denetime  tabi tutulmadan ekilerek ürüne dönüştürüldüğü yönünde önemli bulgular ve kaygılar bulunmaktadır.  Yapılan çalışmalarda, domates, patates, mısır ve soya tohumlarında GDO varlığına dair bulgular  tespit edilmiştir. Ancak, rutin kontroller, sistematik araştırmalar ve yayınlar bulunmadığından ve  henüz analiz laboratuvarlarının yeterince yaygın ve donanımlı olmaması ve bu kontrollerin çok  maliyetli olması sebebiyle bu konuda yeterli veri bulunmamaktadır. Bu noktada da tasarıda,  Bakanlığın, GDO ile ilgili araştırma, deneme, kontrol, izleme ve denetleme gibi hususların hangi  ilgili kurum aracılığıyla bu görev ve yetkilerini kullanacağı açıkça belirtilmemiştir.
Sayfa 61 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 6 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan Biyogüvenlik yasa tasarısının 9. maddesinin 2.fıkrasınm aşağıdaki şekilde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Vahap Seçer (Mersin) ve arkadaşları  2. Kurul, Bakanlıkça iki, Çevre ve Orman Bakanlığı'nca iki, Sağlık Bakanlığı'nca bir, Sanayi ve  Ticaret Bakanlığı'nca bir ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, üniversitelerden iki, TÜBİTAK'dan bir,  konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalarından birer üye olmak üzere, üç yıllık süre için  ilgili bakanlar tarafından belirlenen toplam on iki üyeden oluşur. Kurul Başkanı kurul üyeleri  tarafından seçilir. Kurul başkanı yokluğunda yerine vekâlet etmek üzere bir üyeyi tayin eder.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  ORHAN ZİYA DİREN (Tokat) - Ben konuşacağım Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Diren, buyurunuz.  ORHAN ZİYA DİREN (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Biyogüvenlik Yasa  Tasansı'nın 9'uncu maddesi 2'nci fıkrası hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu  değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Çanakkale'yi geçilmez kılan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve  silah arkadaşlanm, kahraman şehit ve gazilerimizi saygı ve şükranla anıyorum.  Sayın milletvekilleri, biyoteknolojik yöntemlerle elde edilen genetiği değiştirilmiş organizmalar ve  bunlan yapılannda içeren tanm ve gıda ürünlerinin üretim, tüketim ve ticaretinin, insan, hayvan, bitki ve  çevre sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği, bu bakımdan tüketici kaygılan da göz önüne  alınarak risklerin tespiti ve kontrol edilmesi için yasal bir düzenlemenin yapılması zorunlu olmuştur.  GDO'lu ürünler, gen teknolojisi ile kendi türü haricinde bir türden bitkisel veya bakteri kökenli  bir gen aktanlarak elde edilen ürünlerdir. Bahsettiğimiz ürünler, doğal yollarla oluşması mümkün  olmayan ürünlerdir. Dünyada GDO'lu ürün üretimine karşı önemli tepkiler oluşmuştur. Bu haklı  tepkilerdeyse, ürünlerin henüz yeterli bilimsel çalışma ve araştırma yapılmadan ticarete konu olması,  çevreye zarar vermesi, gıda güvenliğini olumsuz etkilemesi, tohum şirketlerinin tekelleşmesi, ekonomik  dışa bağımlılığa neden olması, tanmsal ilaç ve gübre kullanımının sanılanın aksine azaltılamaması ve  biyoterörizme yol açabileceği olasılıklan ön plana çıkmaktadır.  Sayın milletvekilleri, Türkiye'ye getirildiği tahmin edilen GDO'lu tohumlann hiçbir denetime  tabi tutulmadan ekilerek ürüne dönüştürüldüğü yönünde önemli bulgular ve kaygılar bulunmaktadır.  Yapılan çalışmalarda, domates, patates, mısır ve soya tohumlarında GDO varlığına dair bulgular  tespit edilmiştir. Ancak, rutin kontroller, sistematik araştırmalar ve yayınlar bulunmadığından ve  henüz analiz laboratuvarlarının yeterince yaygın ve donanımlı olmaması ve bu kontrollerin çok  maliyetli olması sebebiyle bu konuda yeterli veri bulunmamaktadır. Bu noktada da tasarıda,  Bakanlığın, GDO ile ilgili araştırma, deneme, kontrol, izleme ve denetleme gibi hususların hangi  ilgili kurum aracılığıyla bu görev ve yetkilerini kullanacağı açıkça belirtilmemiştir.  TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 4  Biyogüvenlik konusunda Bakanlık bünyesinde yetkin personel yapısına sahip yeni bir kurumun  kurulması gerekliliği elbette ki vardır.  Avrupa ülkelerinde o ülkeye özgü endemik bitki türü sayısı 3 bin kadar olduğu hâlde, ülkemizde  bu sayı 3.500'ler civarındadır. Biyolojik çeşitlilik açısından çok önemli bir potansiyele sahip olan  ülkemizde bu anlamda tarımsal üretimde yetersizlik gibi bir sorun yaşanmamaktadır.  Tarımsal üretimimizi artırmak için yapmamız gereken, topraksız köylümüze toprak verip onu  üretici durumuna getirmeli, susuz topraklarımızı suyla buluşturacak çalışmaları da süratle yapmalıyız.  Tarımla uğraşan kesimin örgütlenmesi yeterince teşvik edilmeli ve böylece serbest piyasa  ekonomisindeki rekabetçi ve karar verici gücü ve ortamı yaratılmalıdır.  Önemli bir husus da gen kaynaklarımızın korunmasına yönelik çalışmalar etkin şekilde  sürdürülmeli, ülke gen kaynaklarımızın devamlılığı açısından yeterli tohumlarımız Türk malı olarak  tescil edilmelidir.  Ülkemizin Avrupa Birliği gibi GDO'ya mesafeli bir pazara önemli ölçüde ürün satıyor olması,  ülkemizin GDO'lu tarımsal ürün ve nihai ürün üretimi ve ticaretine mesafeli durması zorunluluğunu  doğurmaktadır. Bu manada, yakın bir zamanda açılmış bulunan tohumculukla ilgili koruma ve  saklama çalışmalarını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.  Sayın milletvekilleri, tasarıda, önergemize konu GDO ve ürünleriyle ilgili yapılan başvuruların  değerlendirilmesi ve kendisine yüklenen diğer görevleri yapması amacıyla Biyogüvenlik Kurulu  kurulmasına karar verilmiştir. Ancak, Kurulun yapısına baktığımızda, sivil toplum örgütlerine, meslek  odalarına ve üniversitelere yeterince yer verilmediği öngörülmekte, Kurul Başkanının Bakan  tarafından seçileceği hükmü yer almaktadır. Biyogüvenlik Kurulunun etkin ve bağımsız bir çalışma  ortaya koyabilmesi için bahsini yaptığımız kurumlardan daha fazla temsilci alınarak Kurul üye  sayısının artırılması ve Kurul Başkanının Kurul üyeleri tarafından seçilmesi daha uygun olacaktır.  Hükümet iradesinin bu kadar egemen olduğu bir yapıda Kurulun tarafsızlığı ve güvenirliği,  bilimsel çalışmalann etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi mümkün olamayacaktır. Hükümetin de  zaman zaman dile getirdiği gibi, kurullann Hükümet iradesinden bağımsız olması gerekliliği tasanda  gözetilmemiştir.  Bu nedenle, önergemiz doğrultusunda Biyogüvenlik Kurulunun üye yapısını belirleyen 9'uncu  maddesinin 2'nci fıkrasının "Bakanlıkça iki, Çevre ve Orman Bakanlığınca iki, Sağlık Bakanlığınca  bir, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca bir, Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, üniversitelerden iki,  TÜBİTAK'tan bir ve konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalarından birer üye olmak  üzere üç yıllık süre için ilgili Bakanlar tarafından belirlenen toplam on iki üyeden oluşur. Kurul  Başkanı üyeler tarafından seçilir. Kurul Başkanı yokluğunda vekâleten bir üyeyi tayin eder" şeklinde  değiştirilmesiyle bilimsel ve toplumsal alandan katılımı sağlayacak Kurulun daha etkin ve bağımsız  çalışmasının önünü açacaktır.  Bu düşüncelerle önergemize destek vereceğinizi umuyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Diren.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  9'uncu maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 9'uncu madde  kabul edilmiştir.  10'uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  - 2 4 7 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 4  Biyogüvenlik konusunda Bakanlık bünyesinde yetkin personel yapısına sahip yeni bir kurumun  kurulması gerekliliği elbette ki vardır.  Avrupa ülkelerinde o ülkeye özgü endemik bitki türü sayısı 3 bin kadar olduğu hâlde, ülkemizde  bu sayı 3.500'ler civarındadır. Biyolojik çeşitlilik açısından çok önemli bir potansiyele sahip olan  ülkemizde bu anlamda tarımsal üretimde yetersizlik gibi bir sorun yaşanmamaktadır.  Tarımsal üretimimizi artırmak için yapmamız gereken, topraksız köylümüze toprak verip onu  üretici durumuna getirmeli, susuz topraklarımızı suyla buluşturacak çalışmaları da süratle yapmalıyız.  Tarımla uğraşan kesimin örgütlenmesi yeterince teşvik edilmeli ve böylece serbest piyasa  ekonomisindeki rekabetçi ve karar verici gücü ve ortamı yaratılmalıdır.  Önemli bir husus da gen kaynaklarımızın korunmasına yönelik çalışmalar etkin şekilde  sürdürülmeli, ülke gen kaynaklarımızın devamlılığı açısından yeterli tohumlarımız Türk malı olarak  tescil edilmelidir.  Ülkemizin Avrupa Birliği gibi GDO'ya mesafeli bir pazara önemli ölçüde ürün satıyor olması,  ülkemizin GDO'lu tarımsal ürün ve nihai ürün üretimi ve ticaretine mesafeli durması zorunluluğunu  doğurmaktadır. Bu manada, yakın bir zamanda açılmış bulunan tohumculukla ilgili koruma ve  saklama çalışmalarını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.  Sayın milletvekilleri, tasarıda, önergemize konu GDO ve ürünleriyle ilgili yapılan başvuruların  değerlendirilmesi ve kendisine yüklenen diğer görevleri yapması amacıyla Biyogüvenlik Kurulu  kurulmasına karar verilmiştir. Ancak, Kurulun yapısına baktığımızda, sivil toplum örgütlerine, meslek  odalarına ve üniversitelere yeterince yer verilmediği öngörülmekte, Kurul Başkanının Bakan  tarafından seçileceği hükmü yer almaktadır. Biyogüvenlik Kurulunun etkin ve bağımsız bir çalışma  ortaya koyabilmesi için bahsini yaptığımız kurumlardan daha fazla temsilci alınarak Kurul üye  sayısının artırılması ve Kurul Başkanının Kurul üyeleri tarafından seçilmesi daha uygun olacaktır.  Hükümet iradesinin bu kadar egemen olduğu bir yapıda Kurulun tarafsızlığı ve güvenirliği,  bilimsel çalışmalann etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi mümkün olamayacaktır. Hükümetin de  zaman zaman dile getirdiği gibi, kurullann Hükümet iradesinden bağımsız olması gerekliliği tasanda  gözetilmemiştir.  Bu nedenle, önergemiz doğrultusunda Biyogüvenlik Kurulunun üye yapısını belirleyen 9'uncu  maddesinin 2'nci fıkrasının "Bakanlıkça iki, Çevre ve Orman Bakanlığınca iki, Sağlık Bakanlığınca  bir, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca bir, Dış Ticaret Müsteşarlığınca bir, üniversitelerden iki,  TÜBİTAK'tan bir ve konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalarından birer üye olmak  üzere üç yıllık süre için ilgili Bakanlar tarafından belirlenen toplam on iki üyeden oluşur. Kurul  Başkanı üyeler tarafından seçilir. Kurul Başkanı yokluğunda vekâleten bir üyeyi tayin eder" şeklinde  değiştirilmesiyle bilimsel ve toplumsal alandan katılımı sağlayacak Kurulun daha etkin ve bağımsız  çalışmasının önünü açacaktır.  Bu düşüncelerle önergemize destek vereceğinizi umuyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Diren.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  9'uncu maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 9'uncu madde  kabul edilmiştir.  10'uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:  - 2 4 7 - T B M M B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 8 - TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 10. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "eşleri,  evlatlıkları ve üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımlarıyla," ibaresinden sonra gelmek üzere  "bunların kurdukları ve görev yaptıkları şirketlerle" ibaresinin eklenmesini arz ederiz.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Rasim Çakır  Malatya Tokat Edirne  Zekeriya Akıncı Ergün Aydoğan R. Kerim Özkan  Ankara Balıkesir Burdur  Osman Kaptan  Antalya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 10 uncu maddesinin 3 üncü  fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "(3) Kurul en az yedi üyenin hazır bulunması ile toplanır. Kurul kararları oy birliği ile alınır.  Kurul kararı tutanakla tespit edilir ve imza altına alınır."  Prof. Dr. Zeki Ertugay Şenol Bal Ahmet Orhan  Erzurum İzmir Manisa  Yılmaz Tankut M. Akif Paksoy  Adana Kahramanmaraş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Şenol Bal konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Bal, buyurunuz efendim. (MHP sıralanndan alkışlar)  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 473 sıra sayılı  Biyogüvenlik Kanunu Tasansı'nın 10'uncu maddesinin 3'üncü fıkrasında değişiklik yapan önergemiz  hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, taslağa göre Biyogüvenlik Kurulu, bilimsel komitelerden gelen risk ve  sosyoekonomik değerlendirme raporlannı dikkate alarak Kurul kararlannı oluşturan, izleme raporlarına  dayanarak kararın kısmen veya tamamen iptali ile yasaklama, toplatma, imha ve benzeri yaptınmlara  ilişkin kararlannı Bakanlığa sunan birimdir. İnsan, hayvan, çevre, biyolojik çeşitlilik üzerinde GDO'lu  ürünlerden kaynaklanabilecek muhtemel zararlı bir etkinin çıkabileceği bir durumda bu ürünlerin  risk ve sosyoekonomik değerlendirmesini yapacak Kurulun aldığı kararın sağlıklı ve net olarak ortaya  konması çok önemlidir.
Sayfa 63 -
T B M M B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 8 - TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 10. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "eşleri,  evlatlıkları ve üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımlarıyla," ibaresinden sonra gelmek üzere  "bunların kurdukları ve görev yaptıkları şirketlerle" ibaresinin eklenmesini arz ederiz.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Rasim Çakır  Malatya Tokat Edirne  Zekeriya Akıncı Ergün Aydoğan R. Kerim Özkan  Ankara Balıkesir Burdur  Osman Kaptan  Antalya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının 10 uncu maddesinin 3 üncü  fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "(3) Kurul en az yedi üyenin hazır bulunması ile toplanır. Kurul kararları oy birliği ile alınır.  Kurul kararı tutanakla tespit edilir ve imza altına alınır."  Prof. Dr. Zeki Ertugay Şenol Bal Ahmet Orhan  Erzurum İzmir Manisa  Yılmaz Tankut M. Akif Paksoy  Adana Kahramanmaraş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Şenol Bal konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Bal, buyurunuz efendim. (MHP sıralanndan alkışlar)  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 473 sıra sayılı  Biyogüvenlik Kanunu Tasansı'nın 10'uncu maddesinin 3'üncü fıkrasında değişiklik yapan önergemiz  hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, taslağa göre Biyogüvenlik Kurulu, bilimsel komitelerden gelen risk ve  sosyoekonomik değerlendirme raporlannı dikkate alarak Kurul kararlannı oluşturan, izleme raporlarına  dayanarak kararın kısmen veya tamamen iptali ile yasaklama, toplatma, imha ve benzeri yaptınmlara  ilişkin kararlannı Bakanlığa sunan birimdir. İnsan, hayvan, çevre, biyolojik çeşitlilik üzerinde GDO'lu  ürünlerden kaynaklanabilecek muhtemel zararlı bir etkinin çıkabileceği bir durumda bu ürünlerin  risk ve sosyoekonomik değerlendirmesini yapacak Kurulun aldığı kararın sağlıklı ve net olarak ortaya  konması çok önemlidir.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  9 üyeden meydana gelen ve en az 7 üyeyle toplanan Biyogüvenlik Kurulunun alacağı kararlann  oy birliğiyle alınması son derece önemlidir ve şarttır. Aksi takdirde, oy çokluğuyla alınan kararla  GDO'lu ürünlerin piyasaya sürülmesi kabul edilemez. En küçük bir şüphe ve endişenin ortaya  çıkması, konuyla ilgili Kurul üyeleri arasında bir çelişki yaşanması hâlinde bu ürünün ithali şaibe  kazanır, şüphe yaratır. Bütün üyelerin ithal edilecek GDO'lu ürün konusunda zararsız olduğuna dair  fikir birliği ortaya çıkmadan ithal gerçekleşirse güvenlik ve çalışma ahengi tartışma konusu hâline  gelir ki böyle bir ortamda sağlıklı karar alınamaz. Bu yüzden, 10'uncu maddenin 3'üncü fıkrası  "Kurul en az yedi üyenin hazır bulunması ile toplanır. Kurul kararları oy birliğiyle alınır. Kurul karan  tutanakla tespit edilir ve imza altına alınır." şeklinde düzeltilmelidir.  Sayın milletvekilleri, tarım ve gıda günümüzün en önemli silahlarındandır. Hatırlayınız, ABD  eski Dışişleri Bakanı Kissinger 1970'lerde "Petrolün kontrolüyle bütün bölge ve kıtaları, gıdanın  kontrolüyle tüm insanlan kontrol edebilirsiniz." demişti. Son zamanlarda ister hibrit ister GDO'lu ve  yine mutagenez ile kendi genleriyle oynanan tohumlar olsun, yani genel anlamda tohumculuk stratejik  güvenlik açısından değerlendirilmesi gereken bir alandır. Biyoteknolojide ve genetik mühendisliğinde  baş döndürücü hızlı gelişmeler göz önüne alındığında yakın gelecekte nelerle karşılaşacağımızı iyi  hesap edebilmeliyiz. Önlemlerimizi hiç vakit geçirmeden almak mecburiyetimiz var. Daha önce  konuşmalarımda da bahsetmiştim, emin olunuz ki, bu gelişmeler göz önüne alındığında ve bu  teknolojiyi elinde tutan ve geliştiren ülkelerin hâkimiyet alanlarını genişletmek için gerektiğinde bu  gücü biyolojik silahlara dönüştürmesi dünya tarihi gerçeklerine yabancı değil. Yakın zamanda,  hepimiz biliyoruz, kuş gribi, domuz gribi gibi bir tecrübe yaşadık. Dünyada yaşanan bu panikten  faydalanan çok uluslu şirketler kazançlı çıktı.  Yine hatırlayın, küresel ekonomik kriz çerçevesinde en önemli tartışma konularından biri gıda  kriziydi. Paranın baronları petrol ve madenlere saldırırken diğer yandan gıdanın çok önemli olduğunu  gördüler. O krizde buğday, mısır ve pirinç üzerinde spekülasyonlar başladı, fiyatlar arttı, yoksullar  sokağa döküldü ve bu fiyat oyunlarıyla bazı gıda şirketleri üç ayda kârlarını ikiye katladılar.  Gelişmekte olan ve az gelişmiş ve geri kalmış olan ülkelerde büyük çaplı araziler kapatılıyor, ülkelerin  tarım politikaları çok uluslu şirketlerce belirleniyor, onlarca bitki çeşidi özelleştirilip patentleniyor.  Sayın milletvekilleri, GDO'lu tohumlar, hibrit tohumlar, gübre, zirai ilaçlar bu şirketlerin tekelinde  ve kontrolünde. Bu yüzden Türkiye'nin bu kritik dönemde köklü bir tanm stratejisini geliştirmesi ve  çok dikkatli olması gerekiyor. GDO'lu ürünler riskli olmadığı ispat edilse bile ekonomik bağımlılığını  göz önüne almamız ve çok ihtiyatlı davranmamız ve ithal etmekten kaçınmamız gerekli. Şu anda  GDO'lu soyanın yerini bir şekilde GDO'suz üretim yaparak doldurma potansiyelini ortaya çıkarmak  zorundayız Sayın Bakan. Kendi biyoteknolojik altyapımızdaki eksiklikleri bir an evvel gidermek,  biyoteknolojik ve genetik mühendisliği çalışmalarımıza hız vererek...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlar mısınız.  ŞENOL BAL (Devamla) - ...ARGE çalışmalanna önemli kaynaklar ayırmak mecburiyetimiz  var ve kendi ürettiğimiz biyoteknolojik ürünlerin patentlerini almamız gerekiyor.  Sayın milletvekilleri, bu kanunun adı daha önce birinci hazırlanmış olan taslakta Ulusal  Biyogüvenlik Yasası'ydı, şimdi sadece "Biyogüvenlik Yasası" olarak ifade ediliyor. Bu değişikliğin  sebebinin ne olduğunu bilemiyorum ama gelin bu yasayı "Millî Biyogüvenlik Yasası" olarak ifade  edelim. Böylelikle toplumsal bir hassasiyeti de ortaya koyalım.  Önergemizi desteklemeniz temennisiyle saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 2 4 9 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  9 üyeden meydana gelen ve en az 7 üyeyle toplanan Biyogüvenlik Kurulunun alacağı kararlann  oy birliğiyle alınması son derece önemlidir ve şarttır. Aksi takdirde, oy çokluğuyla alınan kararla  GDO'lu ürünlerin piyasaya sürülmesi kabul edilemez. En küçük bir şüphe ve endişenin ortaya  çıkması, konuyla ilgili Kurul üyeleri arasında bir çelişki yaşanması hâlinde bu ürünün ithali şaibe  kazanır, şüphe yaratır. Bütün üyelerin ithal edilecek GDO'lu ürün konusunda zararsız olduğuna dair  fikir birliği ortaya çıkmadan ithal gerçekleşirse güvenlik ve çalışma ahengi tartışma konusu hâline  gelir ki böyle bir ortamda sağlıklı karar alınamaz. Bu yüzden, 10'uncu maddenin 3'üncü fıkrası  "Kurul en az yedi üyenin hazır bulunması ile toplanır. Kurul kararları oy birliğiyle alınır. Kurul karan  tutanakla tespit edilir ve imza altına alınır." şeklinde düzeltilmelidir.  Sayın milletvekilleri, tarım ve gıda günümüzün en önemli silahlarındandır. Hatırlayınız, ABD  eski Dışişleri Bakanı Kissinger 1970'lerde "Petrolün kontrolüyle bütün bölge ve kıtaları, gıdanın  kontrolüyle tüm insanlan kontrol edebilirsiniz." demişti. Son zamanlarda ister hibrit ister GDO'lu ve  yine mutagenez ile kendi genleriyle oynanan tohumlar olsun, yani genel anlamda tohumculuk stratejik  güvenlik açısından değerlendirilmesi gereken bir alandır. Biyoteknolojide ve genetik mühendisliğinde  baş döndürücü hızlı gelişmeler göz önüne alındığında yakın gelecekte nelerle karşılaşacağımızı iyi  hesap edebilmeliyiz. Önlemlerimizi hiç vakit geçirmeden almak mecburiyetimiz var. Daha önce  konuşmalarımda da bahsetmiştim, emin olunuz ki, bu gelişmeler göz önüne alındığında ve bu  teknolojiyi elinde tutan ve geliştiren ülkelerin hâkimiyet alanlarını genişletmek için gerektiğinde bu  gücü biyolojik silahlara dönüştürmesi dünya tarihi gerçeklerine yabancı değil. Yakın zamanda,  hepimiz biliyoruz, kuş gribi, domuz gribi gibi bir tecrübe yaşadık. Dünyada yaşanan bu panikten  faydalanan çok uluslu şirketler kazançlı çıktı.  Yine hatırlayın, küresel ekonomik kriz çerçevesinde en önemli tartışma konularından biri gıda  kriziydi. Paranın baronları petrol ve madenlere saldırırken diğer yandan gıdanın çok önemli olduğunu  gördüler. O krizde buğday, mısır ve pirinç üzerinde spekülasyonlar başladı, fiyatlar arttı, yoksullar  sokağa döküldü ve bu fiyat oyunlarıyla bazı gıda şirketleri üç ayda kârlarını ikiye katladılar.  Gelişmekte olan ve az gelişmiş ve geri kalmış olan ülkelerde büyük çaplı araziler kapatılıyor, ülkelerin  tarım politikaları çok uluslu şirketlerce belirleniyor, onlarca bitki çeşidi özelleştirilip patentleniyor.  Sayın milletvekilleri, GDO'lu tohumlar, hibrit tohumlar, gübre, zirai ilaçlar bu şirketlerin tekelinde  ve kontrolünde. Bu yüzden Türkiye'nin bu kritik dönemde köklü bir tanm stratejisini geliştirmesi ve  çok dikkatli olması gerekiyor. GDO'lu ürünler riskli olmadığı ispat edilse bile ekonomik bağımlılığını  göz önüne almamız ve çok ihtiyatlı davranmamız ve ithal etmekten kaçınmamız gerekli. Şu anda  GDO'lu soyanın yerini bir şekilde GDO'suz üretim yaparak doldurma potansiyelini ortaya çıkarmak  zorundayız Sayın Bakan. Kendi biyoteknolojik altyapımızdaki eksiklikleri bir an evvel gidermek,  biyoteknolojik ve genetik mühendisliği çalışmalarımıza hız vererek...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlar mısınız.  ŞENOL BAL (Devamla) - ...ARGE çalışmalanna önemli kaynaklar ayırmak mecburiyetimiz  var ve kendi ürettiğimiz biyoteknolojik ürünlerin patentlerini almamız gerekiyor.  Sayın milletvekilleri, bu kanunun adı daha önce birinci hazırlanmış olan taslakta Ulusal  Biyogüvenlik Yasası'ydı, şimdi sadece "Biyogüvenlik Yasası" olarak ifade ediliyor. Bu değişikliğin  sebebinin ne olduğunu bilemiyorum ama gelin bu yasayı "Millî Biyogüvenlik Yasası" olarak ifade  edelim. Böylelikle toplumsal bir hassasiyeti de ortaya koyalım.  Önergemizi desteklemeniz temennisiyle saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 2 4 9 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 5 0 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasansının 10. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Eşleri,  evlatlıkları ve üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlanyla" ibaresinden sonra gelmek üzere  "bunlann kurdukları ve görev yaptıkları şirketlerle" ibaresinin eklenmesini arz ederiz.  Osman Kaptan (Antalya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Kaptan buyurunuz.  OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Biyogüvenlik  Kanunu Tasarısı'nın 10'uncu maddesi için verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, tasannın 10'uncu maddesi Biyogüvenlik Kurulunun çalışma esaslarını  belirlemektedir. Tasanda "Kural görevini yaparken bağımsızdır." deniyor. Oysaki hemen hemen  üyelerinin tümü bakanlıklar tarafından atanan ve Başkanını da Tarım Bakanının belirlediği bir kurulun  bağımsız olması mümkün müdür?  Yine tasanya göre "Bu Kurala hiçbir organ, makam, merci ve kişi emir ve talimat veremez." deniyor.  Sayın milletvekilleri, Kuraldaki bu kişiler zaten bakanlıklardan geldiği için, bakanlıklann  personeli olduğu için o bakanlann telkini ya da direktifi dışında kalmalan mümkün müdür? Değildir.  Eğer bağımsız, tarafsız, bilimsel bir kural oluşturmak istiyorsak bu Kurulun bakanlıklar dışından,  konunun gerçek uzmanı olan kişilerden oluşması gerekmektedir. Onu, Kurulun başkanını da Kurulun  bizatihi kendisinin seçmesi gerekmektedir, zorunludur.  Sayın arkadaşlarım, Avrupa Birliğinde "GDO politikalan" bağımsız bir kuruluş tarafından  değerlendirilmektedir. Avrupa'da bağımsız bilim adamlarından oluşan Avrupa Gıda Güvenliği  Otoritesi (EFSA) 27 ülkeden 200 kadar bilim insanıyla tarafsız bir biçimde, sadece bilimsel  çerçevelerde araştırma ve çalışmalar yaparak bir ürünün tüketiminin insan sağlığı açısından ve tanmsal  üretim açısından zararlı olup olmayacağına karar vermeye çalışırken Türkiye'de bakanlıklann atadığı  9 üyeli, başkanını da Tanm Bakanının belirlediği bir kural bu işi yapacaktır. Yani bilimsel olmayacaktır,  yani tarafsız olmayacaktır, bakanlann emir ve komutasında olacaktır, Avrupa Birliği ile de taban tabana  zıt olacaktır. Yanlış olan bu madde AB normlanna göre yeniden düzenlenmelidir.  Sayın milletvekilleri, tüm Avrupa'nın sadece birkaç ülkesinde GDO'lu tohumla üretim yapılmaktadır.  Avrupa halkının yüzde 71'i GDO'lu gıdalar tüketmek istememektedir. Avusturya, Fransa, Yunanistan,  Macaristan, Almanya ve Lüksemburg'da GDO'lu ürün üretimi ve satışları yasaklanmıştır. GDO'lu  ürünlerin ithali, tüketimi ve üretimi yoğun ve sıkı bir denetimden geçmektedir. Birçok AB ülkesinde  ulusal biyogüvenlik sisteminden sorumlu merkezi devlet otoriteleri oluşturulmuştur. Bu merkezler  bağımsız, bilimsel kuramlar olarak çalışmaktadır; bizde de öyle olmalıdır.
Sayfa 65 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 5 0 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasansının 10. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Eşleri,  evlatlıkları ve üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlanyla" ibaresinden sonra gelmek üzere  "bunlann kurdukları ve görev yaptıkları şirketlerle" ibaresinin eklenmesini arz ederiz.  Osman Kaptan (Antalya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Kaptan buyurunuz.  OSMAN KAPTAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Biyogüvenlik  Kanunu Tasarısı'nın 10'uncu maddesi için verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, tasannın 10'uncu maddesi Biyogüvenlik Kurulunun çalışma esaslarını  belirlemektedir. Tasanda "Kural görevini yaparken bağımsızdır." deniyor. Oysaki hemen hemen  üyelerinin tümü bakanlıklar tarafından atanan ve Başkanını da Tarım Bakanının belirlediği bir kurulun  bağımsız olması mümkün müdür?  Yine tasanya göre "Bu Kurala hiçbir organ, makam, merci ve kişi emir ve talimat veremez." deniyor.  Sayın milletvekilleri, Kuraldaki bu kişiler zaten bakanlıklardan geldiği için, bakanlıklann  personeli olduğu için o bakanlann telkini ya da direktifi dışında kalmalan mümkün müdür? Değildir.  Eğer bağımsız, tarafsız, bilimsel bir kural oluşturmak istiyorsak bu Kurulun bakanlıklar dışından,  konunun gerçek uzmanı olan kişilerden oluşması gerekmektedir. Onu, Kurulun başkanını da Kurulun  bizatihi kendisinin seçmesi gerekmektedir, zorunludur.  Sayın arkadaşlarım, Avrupa Birliğinde "GDO politikalan" bağımsız bir kuruluş tarafından  değerlendirilmektedir. Avrupa'da bağımsız bilim adamlarından oluşan Avrupa Gıda Güvenliği  Otoritesi (EFSA) 27 ülkeden 200 kadar bilim insanıyla tarafsız bir biçimde, sadece bilimsel  çerçevelerde araştırma ve çalışmalar yaparak bir ürünün tüketiminin insan sağlığı açısından ve tanmsal  üretim açısından zararlı olup olmayacağına karar vermeye çalışırken Türkiye'de bakanlıklann atadığı  9 üyeli, başkanını da Tanm Bakanının belirlediği bir kural bu işi yapacaktır. Yani bilimsel olmayacaktır,  yani tarafsız olmayacaktır, bakanlann emir ve komutasında olacaktır, Avrupa Birliği ile de taban tabana  zıt olacaktır. Yanlış olan bu madde AB normlanna göre yeniden düzenlenmelidir.  Sayın milletvekilleri, tüm Avrupa'nın sadece birkaç ülkesinde GDO'lu tohumla üretim yapılmaktadır.  Avrupa halkının yüzde 71'i GDO'lu gıdalar tüketmek istememektedir. Avusturya, Fransa, Yunanistan,  Macaristan, Almanya ve Lüksemburg'da GDO'lu ürün üretimi ve satışları yasaklanmıştır. GDO'lu  ürünlerin ithali, tüketimi ve üretimi yoğun ve sıkı bir denetimden geçmektedir. Birçok AB ülkesinde  ulusal biyogüvenlik sisteminden sorumlu merkezi devlet otoriteleri oluşturulmuştur. Bu merkezler  bağımsız, bilimsel kuramlar olarak çalışmaktadır; bizde de öyle olmalıdır.  TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 4  - 2 5 1 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu arada kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve sebze  meyve üreticilerinin mağdur edilmemesi açısından bir hususa daha değinmek istiyorum.  Televizyonlardaki GDO'lu ürün tartışmalarında arka planda sürekli sebze ve meyve gösterilmesi,  sanki sebze ve meyvelerin GDO'lu olduğu imajını, izlenimini vermektedir. Bu, ne kadar yanlış bir  olaydır. Tüketiciler korkutuluyor, üreticilerin malı da satılmıyor, ihracat da yoksa çiftçinin domatesi,  biberi, patlıcanı, portakalı, elması elinde kalıyor.  Sayın arkadaşlanm, ülkemizde tüm üretim bölgelerinde, örneğin Antalya'nın Kumluca'sında,  Finike'sinde, Demre'sinde, Kaş'ın Ova'sında, Kınık'ında, Kemer'de, Serik'te, Manavgat'ta, Alanya'da  Gazipaşa'daki seralarda, Elmalı ve Korkuteli'nin elma ve armut bahçelerinde yetiştirilen hiçbir sebze  ve meyve genetiği değiştirilmiş organizma değildir, yani GDO'lu değildir. Bu konuda, hiç kimse,  üreticilerimizi zan altında bırakacak, sıkıntıya sokacak yanlış görüntü ve ifadelerde bulunmamalıdır.  Sayın arkadaşlanm, hibrit tohum ile GDO'lu tohum birbirine kanştınlmamalıdır, ilaç kalıntısıyla  da karıştırılmamalıdırlar. Hibrit tohum doğal yollarla yapılan melezleme çalışmalarıyla elde  edilmektedir. Çevreye ve insan sağlığına en ufak bir zaran yoktur. GDO'lu tohum ise doğal olmayan  yollardan, bir böcekten, virüsten ya da mikroorganizmadan alınan genin bitki ve hayvanlara  aktanlmasıyla elde edilmektedir ve kesinlikle doğal olmayan bir üründür.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, yani hibrit tohuma evet diyoruz, GDO'lu  tohuma da kesinlikle hayır diyoruz. Ülkemizde hukukun da, adaletin de, siyasetin de genetiğinin  değiştirilmesine, AKP'üleştirilmesine de hayır diyoruz. Arabistan'da ve İran'da başta kadınlar ve  insanlar Türkiye'ye imrenmekte, özenmekte iken Türkiye'yi yönetenlerin Arabistan'a ve İran'a  özenmesini de şaşırtıcı bir durum olarak görüyoruz. Bu gidişe dur demek için ulusal birliğimizin,  bütünlüğümüzün, laik cumhuriyet ve ulusal değerlerimizin, üniter devlet yapımızın genetiğinin  değiştirilmemesi için AKP'nin ilk seçimde iktidarının değiştirilmesi gerekmektedir.  Önergemizin kabulünü diler, yüce Meclise saygılar sunanm. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - 10'uncu maddeyi oylarken karar yeter sayısı da arayacağım.  Oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 17.29  •
Sayfa 66 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 4  - 2 5 1 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu arada kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve sebze  meyve üreticilerinin mağdur edilmemesi açısından bir hususa daha değinmek istiyorum.  Televizyonlardaki GDO'lu ürün tartışmalarında arka planda sürekli sebze ve meyve gösterilmesi,  sanki sebze ve meyvelerin GDO'lu olduğu imajını, izlenimini vermektedir. Bu, ne kadar yanlış bir  olaydır. Tüketiciler korkutuluyor, üreticilerin malı da satılmıyor, ihracat da yoksa çiftçinin domatesi,  biberi, patlıcanı, portakalı, elması elinde kalıyor.  Sayın arkadaşlanm, ülkemizde tüm üretim bölgelerinde, örneğin Antalya'nın Kumluca'sında,  Finike'sinde, Demre'sinde, Kaş'ın Ova'sında, Kınık'ında, Kemer'de, Serik'te, Manavgat'ta, Alanya'da  Gazipaşa'daki seralarda, Elmalı ve Korkuteli'nin elma ve armut bahçelerinde yetiştirilen hiçbir sebze  ve meyve genetiği değiştirilmiş organizma değildir, yani GDO'lu değildir. Bu konuda, hiç kimse,  üreticilerimizi zan altında bırakacak, sıkıntıya sokacak yanlış görüntü ve ifadelerde bulunmamalıdır.  Sayın arkadaşlanm, hibrit tohum ile GDO'lu tohum birbirine kanştınlmamalıdır, ilaç kalıntısıyla  da karıştırılmamalıdırlar. Hibrit tohum doğal yollarla yapılan melezleme çalışmalarıyla elde  edilmektedir. Çevreye ve insan sağlığına en ufak bir zaran yoktur. GDO'lu tohum ise doğal olmayan  yollardan, bir böcekten, virüsten ya da mikroorganizmadan alınan genin bitki ve hayvanlara  aktanlmasıyla elde edilmektedir ve kesinlikle doğal olmayan bir üründür.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  OSMAN KAPTAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, yani hibrit tohuma evet diyoruz, GDO'lu  tohuma da kesinlikle hayır diyoruz. Ülkemizde hukukun da, adaletin de, siyasetin de genetiğinin  değiştirilmesine, AKP'üleştirilmesine de hayır diyoruz. Arabistan'da ve İran'da başta kadınlar ve  insanlar Türkiye'ye imrenmekte, özenmekte iken Türkiye'yi yönetenlerin Arabistan'a ve İran'a  özenmesini de şaşırtıcı bir durum olarak görüyoruz. Bu gidişe dur demek için ulusal birliğimizin,  bütünlüğümüzün, laik cumhuriyet ve ulusal değerlerimizin, üniter devlet yapımızın genetiğinin  değiştirilmemesi için AKP'nin ilk seçimde iktidarının değiştirilmesi gerekmektedir.  Önergemizin kabulünü diler, yüce Meclise saygılar sunanm. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - 10'uncu maddeyi oylarken karar yeter sayısı da arayacağım.  Oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 17.29  •  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 17.42  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  10'uncu maddenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi yeniden  oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  11 'inci madde üzerinde bir önerge vardır.  T.B.M.M Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 11. maddesinin (c) fıkrasının "Her bir başvuru  için konuyla ilgili uzmanlar listesinden bilimsel komiteleri oluşturmak" şeklinde değiştirilmesini arz  ederiz.  Saygılarımızla  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren R. Kerim Özkan  Malatya Tokat Burdur  Rasim Çakır Ergün Aydoğan Zekeriya Akıncı  Edirne Balıkesir Ankara  Osman Kaptan Gürol Ergin  Antalya Muğla  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; biraz  önce Sayın Bakana soru sordum: Ekmeği olmayan insanın genetiği bozulmaz mı? Şimdi, biz burada  genetik, bitki, insan, genetiği değiştirilmiş ürünlerden bahsediyoruz ama insanın genetiği bozuluyor,  Sayın Bakan ilgisiz kalıyor, soruma cevap bile vermiyor.  Değerli arkadaşlarım, gene söylüyorum, bir yıllık ürünü yok olan insan, tüm ekmeği yok olan  insan ne yapar arkadaşlar, genetiği bozulmaz mı? Bu insan çoluk çocuğuna karşı, bu insan ailesine  karşı, bu insan çevresine karşı onurunu, şerefini, haysiyetini nasıl koruyacak ekmeği olmazsa?  - 2 5 2 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 17.42  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75'inci Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  10'uncu maddenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi yeniden  oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  11 'inci madde üzerinde bir önerge vardır.  T.B.M.M Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 11. maddesinin (c) fıkrasının "Her bir başvuru  için konuyla ilgili uzmanlar listesinden bilimsel komiteleri oluşturmak" şeklinde değiştirilmesini arz  ederiz.  Saygılarımızla  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren R. Kerim Özkan  Malatya Tokat Burdur  Rasim Çakır Ergün Aydoğan Zekeriya Akıncı  Edirne Balıkesir Ankara  Osman Kaptan Gürol Ergin  Antalya Muğla  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; biraz  önce Sayın Bakana soru sordum: Ekmeği olmayan insanın genetiği bozulmaz mı? Şimdi, biz burada  genetik, bitki, insan, genetiği değiştirilmiş ürünlerden bahsediyoruz ama insanın genetiği bozuluyor,  Sayın Bakan ilgisiz kalıyor, soruma cevap bile vermiyor.  Değerli arkadaşlarım, gene söylüyorum, bir yıllık ürünü yok olan insan, tüm ekmeği yok olan  insan ne yapar arkadaşlar, genetiği bozulmaz mı? Bu insan çoluk çocuğuna karşı, bu insan ailesine  karşı, bu insan çevresine karşı onurunu, şerefini, haysiyetini nasıl koruyacak ekmeği olmazsa?  - 2 5 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  Değerli arkadaşlarım, bu ülkede 2090 saydı bir Tabii Afet Yasası var. Ben merak ediyorum, bu  yasa nerede kullanılıyor? Diyor ki Tabii Afet Yasası... Ben ülkemizin hiçbir yerinde tabii afet  olmasını dilemem, Allah korusun ama olduğu zaman da bu yasanın işlemesi lazım. Sekiz yıldır  söylüyorum, Sayın Bakandan önce de, diyorum ki: Bu Tabii Afet Yasası değişmeli. Yarın, hangi  ilimizde, hangi ilçemizde bir afet olacağını bilmiyoruz. Diyor ki Tabii Afet Yasası: "Mal varlığının  yüzde 40'ını kaybetmek." Ya, biz sizin elinize bir anahtar vermek istiyoruz, biz sizin elinize  kullanacağınız en iyi anahtarı vermek istiyoruz. Gelin, bu Tabii Afet Yasası'nı değiştirelim. Mal  varlığının yüzde 40'ını değil, ürününün, o yılki ürününün yüzde 50'sini kaybederse bu çiftçiyi veya  bu afet gören kişiyi, kimseyi afet kapsamına alalım.  Şimdi, ben mal varlığımın hepsini kaybedeceğim, tüm mal varlığımı, evimi barkımı, hayvanımı,  bitkimi kaybedeceğim yüzde 40'ını, ondan sonra tabii afete tabi tutacaksınız. Böyle şey mi olur  arkadaşlar? Önce, ben ne yiyeceğim arkadaşlar?  Şimdi, dün gece Malatya'nın üçte 2Tik kısmında don olayı oldu. Çiftçinin tek geliri var  arkadaşlar, kayısı, dondu gitti. Ha, diyoruz ki gel, bunu sigorta kapsamına al. Hani çıkarmıştık ya  tarım sigortası! Diyor ki: "Her şeyi yaparım ancak hava açacak, güneşler doğacak, soğuk olmayacak,  dona karşı, çağla olunca alacağım." diyor. O zaman niye sigorta yapıyorsun? Çiftçi sigorta yaptırmış,  "Vallahi, çiçek dönemini ben kabul etmem, donsa bile ben tazminat vermem." diyor. Yahu arkadaş,  sigorta yapmıyorsun, yapıyorsun çiçek dönemini almıyorsun. Dünyanın her tarafında sigortanın belli  riskleri vardır. Çiçek döneminin riski başkadır, çağla zamanı riski başkadır, prim oranları farklıdır.  Gel, çiçek dönemini de, o riski de al, ondan sonra biz burada 2090 sayılı Yasa'yı konuşmayalım.  Çiçek dönemini sigortaya kabul etmiyorsun. Ancak havalar açacak, güneş doğacak, daha soğuk  olmayacak, 10 derece olacak hava, dona karşı beni sigorta yapacaksın. Ne anlamı var arkadaşlar?  Değerli arkadaşlarım, ekmeğimiz yok olmuştur. Sayın Bakan, bu gece de eksi 6 ve eksi 7 derece  olacak. Üçte 2'mizi kaybettik, üçte Timizi de kaybedersek hepten aç kalacağız. Lütfen, istirham  ediyorum, tarım il müdürlüğüne talimat verin...  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Aslanoğlu, Mersin'e de baksan.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - ...tüm yanan bölgelerde, donan bölgelerde hasar  tespitinin öncelikle yapılıp, 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası'nın hükümete verdiği bir yetki var, bunu  işletip hasar bedellerimizin hemen ödenmesi gerekiyor.  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sel, taşkın...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Aksi hâlde açlığımıza çareyi nasıl bulacaksınız?  Ben bu kadar dile getiriyorum, bu kadar insanımın ekmeği için bu konuşmayı yapıyorum. Bunun  hiçbir siyasi yönü yoktur, ekmeksiz kalınmıştır, insanlar ağlıyor. Sayın milletvekilim de burada, o da  söylesin, sabahtan beri gelen telefonların haddi hesabı yoktur. Ama lütfen, 2090 sayılı Yasa'nın  Bakanlar Kumluna verdiği yetkiye göre Malatya'da hasar tespitinin öncelikle yapılması...  Duyuyorum ki fındıkta da don olmuş bazı yörelerimizde, onlara da aynı şeyi yapın, nerede donduysa.  Ekmeğin siyaseti olmaz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Toparlıyorum.  AHMET ORHAN (Manisa) - Üzüm. üzüm...  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Seçer demin söyledi, örneğin Mersin'de  de olmuş galiba.  - 2 5 3 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  Değerli arkadaşlarım, bu ülkede 2090 saydı bir Tabii Afet Yasası var. Ben merak ediyorum, bu  yasa nerede kullanılıyor? Diyor ki Tabii Afet Yasası... Ben ülkemizin hiçbir yerinde tabii afet  olmasını dilemem, Allah korusun ama olduğu zaman da bu yasanın işlemesi lazım. Sekiz yıldır  söylüyorum, Sayın Bakandan önce de, diyorum ki: Bu Tabii Afet Yasası değişmeli. Yarın, hangi  ilimizde, hangi ilçemizde bir afet olacağını bilmiyoruz. Diyor ki Tabii Afet Yasası: "Mal varlığının  yüzde 40'ını kaybetmek." Ya, biz sizin elinize bir anahtar vermek istiyoruz, biz sizin elinize  kullanacağınız en iyi anahtarı vermek istiyoruz. Gelin, bu Tabii Afet Yasası'nı değiştirelim. Mal  varlığının yüzde 40'ını değil, ürününün, o yılki ürününün yüzde 50'sini kaybederse bu çiftçiyi veya  bu afet gören kişiyi, kimseyi afet kapsamına alalım.  Şimdi, ben mal varlığımın hepsini kaybedeceğim, tüm mal varlığımı, evimi barkımı, hayvanımı,  bitkimi kaybedeceğim yüzde 40'ını, ondan sonra tabii afete tabi tutacaksınız. Böyle şey mi olur  arkadaşlar? Önce, ben ne yiyeceğim arkadaşlar?  Şimdi, dün gece Malatya'nın üçte 2Tik kısmında don olayı oldu. Çiftçinin tek geliri var  arkadaşlar, kayısı, dondu gitti. Ha, diyoruz ki gel, bunu sigorta kapsamına al. Hani çıkarmıştık ya  tarım sigortası! Diyor ki: "Her şeyi yaparım ancak hava açacak, güneşler doğacak, soğuk olmayacak,  dona karşı, çağla olunca alacağım." diyor. O zaman niye sigorta yapıyorsun? Çiftçi sigorta yaptırmış,  "Vallahi, çiçek dönemini ben kabul etmem, donsa bile ben tazminat vermem." diyor. Yahu arkadaş,  sigorta yapmıyorsun, yapıyorsun çiçek dönemini almıyorsun. Dünyanın her tarafında sigortanın belli  riskleri vardır. Çiçek döneminin riski başkadır, çağla zamanı riski başkadır, prim oranları farklıdır.  Gel, çiçek dönemini de, o riski de al, ondan sonra biz burada 2090 sayılı Yasa'yı konuşmayalım.  Çiçek dönemini sigortaya kabul etmiyorsun. Ancak havalar açacak, güneş doğacak, daha soğuk  olmayacak, 10 derece olacak hava, dona karşı beni sigorta yapacaksın. Ne anlamı var arkadaşlar?  Değerli arkadaşlarım, ekmeğimiz yok olmuştur. Sayın Bakan, bu gece de eksi 6 ve eksi 7 derece  olacak. Üçte 2'mizi kaybettik, üçte Timizi de kaybedersek hepten aç kalacağız. Lütfen, istirham  ediyorum, tarım il müdürlüğüne talimat verin...  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Aslanoğlu, Mersin'e de baksan.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - ...tüm yanan bölgelerde, donan bölgelerde hasar  tespitinin öncelikle yapılıp, 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası'nın hükümete verdiği bir yetki var, bunu  işletip hasar bedellerimizin hemen ödenmesi gerekiyor.  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sel, taşkın...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Aksi hâlde açlığımıza çareyi nasıl bulacaksınız?  Ben bu kadar dile getiriyorum, bu kadar insanımın ekmeği için bu konuşmayı yapıyorum. Bunun  hiçbir siyasi yönü yoktur, ekmeksiz kalınmıştır, insanlar ağlıyor. Sayın milletvekilim de burada, o da  söylesin, sabahtan beri gelen telefonların haddi hesabı yoktur. Ama lütfen, 2090 sayılı Yasa'nın  Bakanlar Kumluna verdiği yetkiye göre Malatya'da hasar tespitinin öncelikle yapılması...  Duyuyorum ki fındıkta da don olmuş bazı yörelerimizde, onlara da aynı şeyi yapın, nerede donduysa.  Ekmeğin siyaseti olmaz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Toparlıyorum.  AHMET ORHAN (Manisa) - Üzüm. üzüm...  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Seçer demin söyledi, örneğin Mersin'de  de olmuş galiba.  - 2 5 3 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 5  - 2 5 4 - Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, istirham ediyorum, bölgede oluşan hasarın -bundan,  hakikaten, hepimizin Yüce Allah canını korusun ama ekmek için felakettir- bu felaketin önlenmesi  için her türlü önlemin alınması gerekiyor.  Hepinize teşekkür ediyomm.  Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Aslanoğlu.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  11'inci maddeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 11'inci madde  kabul edilmiştir.  12'nci madde üzerinde bir önerge vardır.  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 12. maddesinin (3). fıkrasına aşağıdaki bendin  eklenmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Ergün Aydoğan  Malatya Tokat Balıkesir  Gürol Ergin Rasim Çakır R. Kerim Özkan  Muğla Edime Burdur  Zekeriya Akıncı  Ankara  (e) Hazırlanan bilimsel raporları ve bilimsel değerlendirmeleri yayımlamak.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Çakır, buyurunuz.  RASİM ÇAKIR (Edime) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlanm; bugün yüce Parlamentoda, burada, 18 Mart  Çanakkale Savaşı ile ilgili bir Sayın Bakanın yaptığı konuşmada, tarihe not düşecek, ibret alınacak veya  önemli bir ders çıkarılacak olaya şahit olduk hep beraber. Çanakkale Savaşı'nın özünde, bu büyük  milletin makûs talihini yendiği, bir devrin kapandığı bir devrin açıldığı ve bütün dünya silahlı kuvvetleri  tarafından bir askerî deha olarak, bir taktik dehası olarak kabul edilen Anafartalar kara savaşı ve o  Anafartalar'ın kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ismi hiç anılmadan, Çanakkale Savaşı'nın...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - İstismarcılık yapmayın! Ayıp ya! Bugünde bunu yapmayın  hiç olmazsa ya! Ayıp ya!
Sayfa 69 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 5  - 2 5 4 - Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, istirham ediyorum, bölgede oluşan hasarın -bundan,  hakikaten, hepimizin Yüce Allah canını korusun ama ekmek için felakettir- bu felaketin önlenmesi  için her türlü önlemin alınması gerekiyor.  Hepinize teşekkür ediyomm.  Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Aslanoğlu.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  11'inci maddeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 11'inci madde  kabul edilmiştir.  12'nci madde üzerinde bir önerge vardır.  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı yasa tasarısının 12. maddesinin (3). fıkrasına aşağıdaki bendin  eklenmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Orhan Ziya Diren Ergün Aydoğan  Malatya Tokat Balıkesir  Gürol Ergin Rasim Çakır R. Kerim Özkan  Muğla Edime Burdur  Zekeriya Akıncı  Ankara  (e) Hazırlanan bilimsel raporları ve bilimsel değerlendirmeleri yayımlamak.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Çakır, buyurunuz.  RASİM ÇAKIR (Edime) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlanm; bugün yüce Parlamentoda, burada, 18 Mart  Çanakkale Savaşı ile ilgili bir Sayın Bakanın yaptığı konuşmada, tarihe not düşecek, ibret alınacak veya  önemli bir ders çıkarılacak olaya şahit olduk hep beraber. Çanakkale Savaşı'nın özünde, bu büyük  milletin makûs talihini yendiği, bir devrin kapandığı bir devrin açıldığı ve bütün dünya silahlı kuvvetleri  tarafından bir askerî deha olarak, bir taktik dehası olarak kabul edilen Anafartalar kara savaşı ve o  Anafartalar'ın kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ismi hiç anılmadan, Çanakkale Savaşı'nın...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - İstismarcılık yapmayın! Ayıp ya! Bugünde bunu yapmayın  hiç olmazsa ya! Ayıp ya!  TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 O: 5  RASİM ÇAKIR (Devamla) - ...hurafelere dayandırılarak, hurafelerin desteğiyle bir başarının  elde edildiği izlenimi verilerek... Kaldı ki Gelibolu'da yapılan yatırımlarla ilgili de bilgi verildi;  burada da eğer gider görürseniz, geçen 22'nci Dönem Parlamentosunda bir komisyon olarak bizler  gittik gördük. Çanakkale savaşlarının, Türk askerinin, Mehmetçik'inin ve komutanlarının bir dehası  olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir dehası olarak özellikle gösterilmeyip, 2003'te Çanakkale'de  yapılan törenlerde aynı konuşmayı, Mustafa Kemal Atatürk'ün hiç isminin geçmediği konuşmayı  Sayın Başbakan Çanakkale'de yapmıştı. Özellikle Çanakkale savaşları konuşulurken...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Bugün dinleseydin onu, çok güzel konuştu.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .Mustafa Kemal Atatürk'ün en küçük, bir isminin anılmadan bu  savaşların anlatılıyor olması, değerli arkadaşlarım, gerçekten bizleri şu Parlamentoda otururken  derinden yaralamıştır.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Gündemle ne alakası var bunun?  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sayın Bakan bilmelidir ki eğer bugün bu Parlamentoda görev  yapıyorsa, eğer bugün Bakanlık koltuğunda oturuyorsa, eğer bugün Bülent Arınç olarak şu milletin  kürsüsünden, çıkıp dilediği gibi konuşabilme demokratik hakkına ve özgürlüğüne sahipse bilmelidir  ki ona bu hakkı ve özgürlüğü veren işte o Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.  FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Sana da o özgürlüğü verdi.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Belki o Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk  olmasaydı, o başarıyı elde etmeseydi, o gün bu büyük millet makûs talihini Anafartalar'da yenmemiş  olsaydı, Sayın Bülent Arınç'ın ismi belki "Bülent" olurdu ama soyadı ne olurdu onu bilemiyorum.  Bu duygu ve düşünceyle, yapılan bu kasıtlı ve bilinçli konuşmanın...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Yazık ya!  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .bu yüce Meclis tarafından...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Yazık ya!  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .tasvip edilmediği ve Sayın Bakanın da...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Biraz yüzünüz kızarsın.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Benim yüzüm hiç kızarmaz.  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Kızarsın yüzünüz. Yazık! İftira ediyorsun!  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Yüzü kızarması gerekenler Mustafa Kemal Atatürk'ü bu ülkede  yok saymaya çalışanlardır. Senin yüzün kızarsın.  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Bırak sen! Bırak, bırak!  AHMET YENİ (Samsun) - İstismardan vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Yüce Parlamentonun bu yapılan bilinçli yanlışlığı tashih etmesi...  AHMET YENİ (Samsun) - İstismar sona erdi, bitti o işler.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .ve Sayın Bakanın yeniden bu kürsüye gelip, yaptığı konuşmada  bir art niyet olmadığını yüce Parlamentoya ve büyük Türk milletine izah etmesi gerekmektedir.  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismar ederek konuşmayın.  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Sağ olsaydı sizin yüzünüze bakmazdı.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Bu duygu ve düşünceyle değerli arkadaşlanm...  - 2 5 5 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 .2010 O: 5  RASİM ÇAKIR (Devamla) - ...hurafelere dayandırılarak, hurafelerin desteğiyle bir başarının  elde edildiği izlenimi verilerek... Kaldı ki Gelibolu'da yapılan yatırımlarla ilgili de bilgi verildi;  burada da eğer gider görürseniz, geçen 22'nci Dönem Parlamentosunda bir komisyon olarak bizler  gittik gördük. Çanakkale savaşlarının, Türk askerinin, Mehmetçik'inin ve komutanlarının bir dehası  olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir dehası olarak özellikle gösterilmeyip, 2003'te Çanakkale'de  yapılan törenlerde aynı konuşmayı, Mustafa Kemal Atatürk'ün hiç isminin geçmediği konuşmayı  Sayın Başbakan Çanakkale'de yapmıştı. Özellikle Çanakkale savaşları konuşulurken...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Bugün dinleseydin onu, çok güzel konuştu.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .Mustafa Kemal Atatürk'ün en küçük, bir isminin anılmadan bu  savaşların anlatılıyor olması, değerli arkadaşlarım, gerçekten bizleri şu Parlamentoda otururken  derinden yaralamıştır.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Gündemle ne alakası var bunun?  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sayın Bakan bilmelidir ki eğer bugün bu Parlamentoda görev  yapıyorsa, eğer bugün Bakanlık koltuğunda oturuyorsa, eğer bugün Bülent Arınç olarak şu milletin  kürsüsünden, çıkıp dilediği gibi konuşabilme demokratik hakkına ve özgürlüğüne sahipse bilmelidir  ki ona bu hakkı ve özgürlüğü veren işte o Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.  FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Sana da o özgürlüğü verdi.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Belki o Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk  olmasaydı, o başarıyı elde etmeseydi, o gün bu büyük millet makûs talihini Anafartalar'da yenmemiş  olsaydı, Sayın Bülent Arınç'ın ismi belki "Bülent" olurdu ama soyadı ne olurdu onu bilemiyorum.  Bu duygu ve düşünceyle, yapılan bu kasıtlı ve bilinçli konuşmanın...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Yazık ya!  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .bu yüce Meclis tarafından...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Yazık ya!  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .tasvip edilmediği ve Sayın Bakanın da...  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Biraz yüzünüz kızarsın.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Benim yüzüm hiç kızarmaz.  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Kızarsın yüzünüz. Yazık! İftira ediyorsun!  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Yüzü kızarması gerekenler Mustafa Kemal Atatürk'ü bu ülkede  yok saymaya çalışanlardır. Senin yüzün kızarsın.  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Bırak sen! Bırak, bırak!  AHMET YENİ (Samsun) - İstismardan vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Yüce Parlamentonun bu yapılan bilinçli yanlışlığı tashih etmesi...  AHMET YENİ (Samsun) - İstismar sona erdi, bitti o işler.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .ve Sayın Bakanın yeniden bu kürsüye gelip, yaptığı konuşmada  bir art niyet olmadığını yüce Parlamentoya ve büyük Türk milletine izah etmesi gerekmektedir.  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismar ederek konuşmayın.  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Sağ olsaydı sizin yüzünüze bakmazdı.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Bu duygu ve düşünceyle değerli arkadaşlanm...  - 2 5 5 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 5  - 2 5 6 - AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismar etmekten vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Biz hiçbir şeyi istismar etmiyoruz.  AHMET YENİ (Samsun) - Hep istismar ediyorsunuz.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Hiç bir şeyi istismar etmiyoruz.  AHMET YENİ (Samsun) - İstismar ediyorsunuz.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Ama biz bir tarihî gerçeği sizin ve bu milletin gözünün önüne  koymak da mecburiyetindeyiz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Yeni... Sayın Yeni...  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sizler yok sayıyorsunuz  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Yeni, sen de mi inkâr ediyorsun?  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ahmet Yeni, siz de mi inkâr ediyorsunuz? Bülent Arınç'la  aynı düşüncede misiniz?  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sizler Anafartalar'ı yok sayıyorsunuz. Sizler Gazi Mustafa  Kemal'i . . . (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismardan vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sizler laik cumhuriyeti yok sayıyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın Çakır, lütfen Genel Kurulu selamlayınız.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Bilinçli bir şekilde, burada Mustafa Kemal Atatürk'ün ismini  anmadan...  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ün arkasına sığınmayın, vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .bir Çanakkale Savaşı'nı anlatabilme becerisini gösteriyorsunuz.  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismardan vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Bu duygu ve düşünceyle yüce heyeti ve büyük Türk milletini  saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - İstismar size yakışıyor! İstismar dönemi bitti.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çakır.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  B A Ş K A N - 12'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 12'nci  madde kabul edilmiştir.  13'üncü madde üzerinde önerge yoktur.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  14'üncü madde üzerinde bir önerge vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının dördüncü bölüm Hukuki  Sorumluluk, idari yaptırımlar ve Ceza hükümleri başlıklı Sorumluluğa ilişkin temel ilkeler 14 üncü  maddesinin 6 nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Sayfa 71 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 0 : 5  - 2 5 6 - AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismar etmekten vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Biz hiçbir şeyi istismar etmiyoruz.  AHMET YENİ (Samsun) - Hep istismar ediyorsunuz.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Hiç bir şeyi istismar etmiyoruz.  AHMET YENİ (Samsun) - İstismar ediyorsunuz.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Ama biz bir tarihî gerçeği sizin ve bu milletin gözünün önüne  koymak da mecburiyetindeyiz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Yeni... Sayın Yeni...  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sizler yok sayıyorsunuz  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Yeni, sen de mi inkâr ediyorsun?  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ahmet Yeni, siz de mi inkâr ediyorsunuz? Bülent Arınç'la  aynı düşüncede misiniz?  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sizler Anafartalar'ı yok sayıyorsunuz. Sizler Gazi Mustafa  Kemal'i . . . (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismardan vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Sizler laik cumhuriyeti yok sayıyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın Çakır, lütfen Genel Kurulu selamlayınız.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Bilinçli bir şekilde, burada Mustafa Kemal Atatürk'ün ismini  anmadan...  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ün arkasına sığınmayın, vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - .. .bir Çanakkale Savaşı'nı anlatabilme becerisini gösteriyorsunuz.  AHMET YENİ (Samsun) - Atatürk'ü istismardan vazgeçin.  RASİM ÇAKIR (Devamla) - Bu duygu ve düşünceyle yüce heyeti ve büyük Türk milletini  saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - İstismar size yakışıyor! İstismar dönemi bitti.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çakır.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  B A Ş K A N - 12'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 12'nci  madde kabul edilmiştir.  13'üncü madde üzerinde önerge yoktur.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  14'üncü madde üzerinde bir önerge vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Yasa Tasarısının dördüncü bölüm Hukuki  Sorumluluk, idari yaptırımlar ve Ceza hükümleri başlıklı Sorumluluğa ilişkin temel ilkeler 14 üncü  maddesinin 6 nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  6) "GDO'lan muameleye tabi tutanlar, muamele nedeniyle çevrede zararın meydana gelmemesi  veya meydana gelen zararın sonuçlarının ağırlaşmaması için risk değerlendirmesine göre belirlenen  tedbirlerin masraflarını karşılamakla yükümlüdür."  Prof. Dr. Zeki Ertugay Mehmet Şandır Prof. Dr. Abdülkadir Akçan  Erzurum Mersin Afyonkarahisar  Muharrem Varlı Prof. Dr. Alim Işık M. Akif Paksoy  Adana Kütahya Kahramanmaraş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Muharrem Varlı konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Varlı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MUHARREM VARLI (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz  önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Şimdi, bu yasada Komisyon üyemiz ve parti grubumuz olarak birçok önerge verdik, tabii bir  kısmı dikkate alındı, birçoğu da dikkate alınmadı. Etkin bir şekilde bu yasaya katkıda bulunmak  istiyoruz ama birçoğu göz ardı edildi. İnşallah bu önergemiz dikkate alınır diye düşünüyorum.  Tabii, önerge üzerinde konuşurken... Özellikle Sayın Bakanın açıklamalarına baktığımızda,  Sayın Bakan konuşurken, kürsüden dinlediğimizde, o kadar güzel, tozpembe tablolar çiziliyor ki, o  kadar güzel, çiftçinin durumu, tanmın durumu o kadar iyi ki Türkiye'de, her şey mükemmel. Aksaklık  nerede o zaman, problem nerede, sıkıntı nerede? Çiftçi perişan, sıkıntı içerisinde, tarlasını ekebilecek  durumda değil. Her yıl yeni krediler alarak tarlasını ekmek mecburiyetinde kalıyor. Allah'tan, kredi  alabiliyor, yani tarlayı ipotek veriyor veya bir başka şeyi ipotek veriyor, kredi alabiliyor, yoksa kredi  alamazsa tarlasını da ekemeyecek. Peki, aksaklık nerede, bunu bulmak lazım Sayın Bakan.  İşte, mısır üretiminin 5 milyon ton olduğunu söylüyorsunuz. Doğru, yani şu anda mısır üretimi  Türkiye'nin ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde ancak mısır üretimi sizin başarınızdan 5 milyon tona  ulaşmadı. Mısır üretimi, pamuk alanlannın ekimi bittiği için, pamuk ekim alanları bittiği için 5 milyon  tona ulaştı. Bugün, pamuk ekim alanlannın teşvikini yapın, Türkiye'de pamuk ekim alanları çoğalsın,  o zaman 5 milyon ton mısırı yakalayabiliyor muyuz? Yakalayamayız çünkü verim kalitesi, dekar  başına verim kalitesi arttığı için mısırda 5 milyon tonu yakalamadık, hem soya fasulyesinde hem  pamukta ekim alanları azaldığı için 5 milyon ton mısır olmuştur. Olsun, isterse 6 milyon ton olsun,  7 milyon ton olsun, Türkiye'nin mısır fazlası olsun ama siz yine de dışarıdan mısır getirmeye devam  ediyorsunuz. Her yıl, özellikle hasat döneminde 2 milyon ton, 3 milyon ton mısır giriyor ülkeye. Ne  oluyor hasat döneminde mısır girince? Haliyle, çiftçinin ürettiği mısır piyasada değer kaybediyor,  değer kaybettiği için de satılamıyor, işte çiftçi sıkıntıyı buradan yaşıyor. Sizin vermiş olduğunuz 25  bin liralık prim çiftçiyi kurtarmaz ki. Çiftçinin mısırı para etsin, pamuğu para etsin, buğdayı para  etsin, biz sizin priminizi istemiyoruz, yeter ki çiftçinin malı para etsin ama çiftçinin malı para etmiyor,  özellikle de hasat döneminde para etmiyor. Aha bugünlerde mısır yine dip yaptı. Yani, sizin konuşmalannıza  - 2 5 7 -
Sayfa 72 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  6) "GDO'lan muameleye tabi tutanlar, muamele nedeniyle çevrede zararın meydana gelmemesi  veya meydana gelen zararın sonuçlarının ağırlaşmaması için risk değerlendirmesine göre belirlenen  tedbirlerin masraflarını karşılamakla yükümlüdür."  Prof. Dr. Zeki Ertugay Mehmet Şandır Prof. Dr. Abdülkadir Akçan  Erzurum Mersin Afyonkarahisar  Muharrem Varlı Prof. Dr. Alim Işık M. Akif Paksoy  Adana Kütahya Kahramanmaraş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Muharrem Varlı konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Varlı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MUHARREM VARLI (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz  önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Şimdi, bu yasada Komisyon üyemiz ve parti grubumuz olarak birçok önerge verdik, tabii bir  kısmı dikkate alındı, birçoğu da dikkate alınmadı. Etkin bir şekilde bu yasaya katkıda bulunmak  istiyoruz ama birçoğu göz ardı edildi. İnşallah bu önergemiz dikkate alınır diye düşünüyorum.  Tabii, önerge üzerinde konuşurken... Özellikle Sayın Bakanın açıklamalarına baktığımızda,  Sayın Bakan konuşurken, kürsüden dinlediğimizde, o kadar güzel, tozpembe tablolar çiziliyor ki, o  kadar güzel, çiftçinin durumu, tanmın durumu o kadar iyi ki Türkiye'de, her şey mükemmel. Aksaklık  nerede o zaman, problem nerede, sıkıntı nerede? Çiftçi perişan, sıkıntı içerisinde, tarlasını ekebilecek  durumda değil. Her yıl yeni krediler alarak tarlasını ekmek mecburiyetinde kalıyor. Allah'tan, kredi  alabiliyor, yani tarlayı ipotek veriyor veya bir başka şeyi ipotek veriyor, kredi alabiliyor, yoksa kredi  alamazsa tarlasını da ekemeyecek. Peki, aksaklık nerede, bunu bulmak lazım Sayın Bakan.  İşte, mısır üretiminin 5 milyon ton olduğunu söylüyorsunuz. Doğru, yani şu anda mısır üretimi  Türkiye'nin ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde ancak mısır üretimi sizin başarınızdan 5 milyon tona  ulaşmadı. Mısır üretimi, pamuk alanlannın ekimi bittiği için, pamuk ekim alanları bittiği için 5 milyon  tona ulaştı. Bugün, pamuk ekim alanlannın teşvikini yapın, Türkiye'de pamuk ekim alanları çoğalsın,  o zaman 5 milyon ton mısırı yakalayabiliyor muyuz? Yakalayamayız çünkü verim kalitesi, dekar  başına verim kalitesi arttığı için mısırda 5 milyon tonu yakalamadık, hem soya fasulyesinde hem  pamukta ekim alanları azaldığı için 5 milyon ton mısır olmuştur. Olsun, isterse 6 milyon ton olsun,  7 milyon ton olsun, Türkiye'nin mısır fazlası olsun ama siz yine de dışarıdan mısır getirmeye devam  ediyorsunuz. Her yıl, özellikle hasat döneminde 2 milyon ton, 3 milyon ton mısır giriyor ülkeye. Ne  oluyor hasat döneminde mısır girince? Haliyle, çiftçinin ürettiği mısır piyasada değer kaybediyor,  değer kaybettiği için de satılamıyor, işte çiftçi sıkıntıyı buradan yaşıyor. Sizin vermiş olduğunuz 25  bin liralık prim çiftçiyi kurtarmaz ki. Çiftçinin mısırı para etsin, pamuğu para etsin, buğdayı para  etsin, biz sizin priminizi istemiyoruz, yeter ki çiftçinin malı para etsin ama çiftçinin malı para etmiyor,  özellikle de hasat döneminde para etmiyor. Aha bugünlerde mısır yine dip yaptı. Yani, sizin konuşmalannıza  - 2 5 7 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  baktığımız zaman, her şey tozpembe, çok güzel. E pamuk... Pamuk bitti ya Çukurova'da. Ben Adana  Milletvekiliyim. Çukurova'da pamuk bitti. Biz, her yıl en az 500 dönüm pamuk ekerdik, iki yıldır, üç  yıldır pamuk ekmiyoruz. Niye ekmiyoruz? Para kazanamıyoruz çünkü. Para kazanamadığımız şeyi  niye ekelim, nasıl ekelim? Pamuk, hem işçi istihdamı açısından da çok önemli. Yani, bugün siz  köylerden insanların şehir merkezine taşındığını, çiftçi oranının düştüğünü söylüyorsunuz. Yani bu da  mı sizin başarınız veya çiftçi oranının düşmesi sizin başarınız mı? Hayır, asla. Çiftçi para kazanamadığı  için, tarlasını ekemediği için ya satıyor ya kiraya veriyor, terk ediyor toprağını, gidiyor, şehrin  varoşlarına yerleşiyor. Orada da ya iş buluyor ya iş bulamıyor. Aç, sefil, sizin vereceğiniz makama  torbalarına, kömür torbalarına bakar hâle geldi çiftçi. Yani, bunlan düzeltmemiz lazım.  İşte, kanatlı hayvan besiciliğinde soya fasulyesi çok önemli. Soya fasulyesi olmasa kanatlı  hayvan besiciliği belki gerçekleştirilemeyecek, yapılamayacak ama bizim soya fasulyesi üretimimiz,  ihtiyacımızın yüzde 1 'i değil değerli arkadaşlarım, ihtiyacımızın yüzde 1 'i değil. 5 milyon ton soyaya  ihtiyacımız var, 35 bin ton, 40 bin ton, bilemediniz en fazla 50 bin ton soya üretebiliyoruz. Bugün  biz soyayı kendimiz üretebilsek, kanatlı hayvan besiciliği yapanlann ihtiyacını karşılayabilsek, daha  ucuza mal etsek... İşte, burnumuzun dibinde Rusya, Türk cumhuriyetleri, Yakın Doğu'daki ülkeler,  gidip ta okyanus ötesinden kanatlı hayvan eti ithal ediyorlar, getiriyorlar. Biz niye vermeyelim? Biz  satalım bunlara. Daha ucuza mal edelim, daha ucuza mal ettiğimiz ürünü de biz satalım bunlara.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  MUHARREM VARLI (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.  İşte, onun için, çiftçinin durumu iyi değil, çiftçinin durumu çok kötü Sayın Bakan. Bunlan,  muhalefet yapmak açısından veya sizi zora sokmak açısından söylemiyorum. Ben kendim çiftçiyim,  başka geçim kaynağım da yok. Hakikaten çiftçinin durumu çok kötü. Yani siz rakamlarla  konuşuyorsunuz, ben bu işin içerisinde yaşayan, bizzat bu işi yapan bir insan olarak konuşuyorum.  Lütfen bu konuda daha üretken, daha verimli bir şeyler elde etmek adına uğraş verelim.  Hepinize saygılar sunuyomm. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Varlı.  Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  14'üncü maddeyi oylannıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 14'üncü madde  kabul edilmiştir.  15'inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyomm:  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Kanun Tasarısının 15. maddesinin 5. fıkrasına "bu tüzel  kişiye" ibaresinden önce gelmek üzere "buna neden olanlara beş yıldan on iki yıla kadar hapis,"  ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  TBMM Başkanlığı 'na  Harun Öztürk  İzmir  Sacid Yıldız  İstanbul  Rasim Çakır  Edime  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Süleyman Yağız  İstanbul  - 2 5 8 -
Sayfa 73 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  baktığımız zaman, her şey tozpembe, çok güzel. E pamuk... Pamuk bitti ya Çukurova'da. Ben Adana  Milletvekiliyim. Çukurova'da pamuk bitti. Biz, her yıl en az 500 dönüm pamuk ekerdik, iki yıldır, üç  yıldır pamuk ekmiyoruz. Niye ekmiyoruz? Para kazanamıyoruz çünkü. Para kazanamadığımız şeyi  niye ekelim, nasıl ekelim? Pamuk, hem işçi istihdamı açısından da çok önemli. Yani, bugün siz  köylerden insanların şehir merkezine taşındığını, çiftçi oranının düştüğünü söylüyorsunuz. Yani bu da  mı sizin başarınız veya çiftçi oranının düşmesi sizin başarınız mı? Hayır, asla. Çiftçi para kazanamadığı  için, tarlasını ekemediği için ya satıyor ya kiraya veriyor, terk ediyor toprağını, gidiyor, şehrin  varoşlarına yerleşiyor. Orada da ya iş buluyor ya iş bulamıyor. Aç, sefil, sizin vereceğiniz makama  torbalarına, kömür torbalarına bakar hâle geldi çiftçi. Yani, bunlan düzeltmemiz lazım.  İşte, kanatlı hayvan besiciliğinde soya fasulyesi çok önemli. Soya fasulyesi olmasa kanatlı  hayvan besiciliği belki gerçekleştirilemeyecek, yapılamayacak ama bizim soya fasulyesi üretimimiz,  ihtiyacımızın yüzde 1 'i değil değerli arkadaşlarım, ihtiyacımızın yüzde 1 'i değil. 5 milyon ton soyaya  ihtiyacımız var, 35 bin ton, 40 bin ton, bilemediniz en fazla 50 bin ton soya üretebiliyoruz. Bugün  biz soyayı kendimiz üretebilsek, kanatlı hayvan besiciliği yapanlann ihtiyacını karşılayabilsek, daha  ucuza mal etsek... İşte, burnumuzun dibinde Rusya, Türk cumhuriyetleri, Yakın Doğu'daki ülkeler,  gidip ta okyanus ötesinden kanatlı hayvan eti ithal ediyorlar, getiriyorlar. Biz niye vermeyelim? Biz  satalım bunlara. Daha ucuza mal edelim, daha ucuza mal ettiğimiz ürünü de biz satalım bunlara.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  MUHARREM VARLI (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.  İşte, onun için, çiftçinin durumu iyi değil, çiftçinin durumu çok kötü Sayın Bakan. Bunlan,  muhalefet yapmak açısından veya sizi zora sokmak açısından söylemiyorum. Ben kendim çiftçiyim,  başka geçim kaynağım da yok. Hakikaten çiftçinin durumu çok kötü. Yani siz rakamlarla  konuşuyorsunuz, ben bu işin içerisinde yaşayan, bizzat bu işi yapan bir insan olarak konuşuyorum.  Lütfen bu konuda daha üretken, daha verimli bir şeyler elde etmek adına uğraş verelim.  Hepinize saygılar sunuyomm. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Varlı.  Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  14'üncü maddeyi oylannıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 14'üncü madde  kabul edilmiştir.  15'inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyomm:  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Kanun Tasarısının 15. maddesinin 5. fıkrasına "bu tüzel  kişiye" ibaresinden önce gelmek üzere "buna neden olanlara beş yıldan on iki yıla kadar hapis,"  ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  TBMM Başkanlığı 'na  Harun Öztürk  İzmir  Sacid Yıldız  İstanbul  Rasim Çakır  Edime  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Süleyman Yağız  İstanbul  - 2 5 8 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 5  - 2 5 9 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurunuz efendim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 15'inci maddesi  üzerinde vermiş olduğumuz bir önerge üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek  riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması,  sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla biyogüvenlik sisteminin kurulmasını amaçlayan bu tasan bu  alanda bir boşluğun doldurulması açısından önemlidir.  Değerli milletvekilleri, ceza hükümlerinin yer aldığı 15'inci maddenin 5'inci fıkrasında maddede  yer alan suçların tüzel kişiler tarafından işlenmesi hâlinde sadece idari para cezası öngörülmektedir.  Tüzel kişiler maddede belirtilen suçlan tüzel kişi adına hareket eden birilerinin karar ve eylemleriyle  işleyebilmektedir. Bu nedenle tüzel kişinin suç işlemesine neden olanlar için hapis cezası öngörülmemiş  olması, kanuna muhalefette gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında eşitsizliğe yol açacaktır. Bu eşitsizliği  ortadan kaldırmak ve tüzel kişi adına suç işleyenleri cezasız bırakmamak için iş bu değişiklik önergesi  verilmiştir.  Değerli milletvekilleri, tasannın 3'üncü maddesinin 6'ncı fıkrasında karar alma süresi,  başvurunun kabulünden itibaren iki yüz yetmiş gün olarak öngörüldüğü hâlde, 16'ncı fıkrada verilmiş  izin sürelerinin uzatılmasında başvurudan itibaren bir yıl içinde karar verilmez ise karar verilinceye  kadar izin süresinin uzayacağı hükme bağlanmaktadır. 16'ncı fıkra gereği uzatma karan verilirken  kesin bir süre öngörülmemesi, fiiliyatta önceki izinlerin ileriye yönelik sınırsız bir şekilde uzatılması  sonucunu doğurabilecektir. Sayın Bakanın, kazanılmış hakların korunması amacıyla bu şekilde  düzenleme yaptıkları yönündeki savunmasını kabul edilebilir bulmak mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, tasarının 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında "Basitleştirilmiş işleme  müracaat esnasında Bakanlık tarafından belirlenecek diğer hususlar dışında aşağıdaki şartların  karşılanması zorunludur." denilmektedir. Bu fıkrada öncelikle yasa ile öngörülen koşullann  belirlenmesi, yasanın öngördüğü koşullarla benzerlik arz eden ilave koşullann Bakanlık tarafından  getirilebileceğine dair yetki verilmesi daha uygun olurdu diye düşünüyorum. Zira, bu düzenleme  Bakanlığa basitleştirilmiş işlemle ilgili her türlü koşulu belirleme yetkisi verdiği için yasama  organının bu alanda aynca norm ortaya koymasına da ihtiyaç bulunmamaktadır.  Değerli milletvekilleri, tasannın karar sonrası yapılacak işlemlerin düzenlendiği 7'nci maddesinin  l'inci fıkrasında ithalatçılar kontrol ve denetim işlemleriyle ilgili olarak Bakanlığın talep edeceği  hususlan yerine getirmekle yükümlü tutulurken GDO ve ürünlerini yurt içinde geliştiren gerçek ve  tüzel kişiler için böyle bir yükümlülük öngörülmemesi de yine bir eksikliktir diyor, tasannın hayırlı  olması dileğiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  15'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 15'inci madde  kabul edilmiştir.  16'ncı madde üzerinde bir önerge vardır.
Sayfa 74 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 5  - 2 5 9 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurunuz efendim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 15'inci maddesi  üzerinde vermiş olduğumuz bir önerge üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek  riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması,  sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla biyogüvenlik sisteminin kurulmasını amaçlayan bu tasan bu  alanda bir boşluğun doldurulması açısından önemlidir.  Değerli milletvekilleri, ceza hükümlerinin yer aldığı 15'inci maddenin 5'inci fıkrasında maddede  yer alan suçların tüzel kişiler tarafından işlenmesi hâlinde sadece idari para cezası öngörülmektedir.  Tüzel kişiler maddede belirtilen suçlan tüzel kişi adına hareket eden birilerinin karar ve eylemleriyle  işleyebilmektedir. Bu nedenle tüzel kişinin suç işlemesine neden olanlar için hapis cezası öngörülmemiş  olması, kanuna muhalefette gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında eşitsizliğe yol açacaktır. Bu eşitsizliği  ortadan kaldırmak ve tüzel kişi adına suç işleyenleri cezasız bırakmamak için iş bu değişiklik önergesi  verilmiştir.  Değerli milletvekilleri, tasannın 3'üncü maddesinin 6'ncı fıkrasında karar alma süresi,  başvurunun kabulünden itibaren iki yüz yetmiş gün olarak öngörüldüğü hâlde, 16'ncı fıkrada verilmiş  izin sürelerinin uzatılmasında başvurudan itibaren bir yıl içinde karar verilmez ise karar verilinceye  kadar izin süresinin uzayacağı hükme bağlanmaktadır. 16'ncı fıkra gereği uzatma karan verilirken  kesin bir süre öngörülmemesi, fiiliyatta önceki izinlerin ileriye yönelik sınırsız bir şekilde uzatılması  sonucunu doğurabilecektir. Sayın Bakanın, kazanılmış hakların korunması amacıyla bu şekilde  düzenleme yaptıkları yönündeki savunmasını kabul edilebilir bulmak mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, tasarının 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında "Basitleştirilmiş işleme  müracaat esnasında Bakanlık tarafından belirlenecek diğer hususlar dışında aşağıdaki şartların  karşılanması zorunludur." denilmektedir. Bu fıkrada öncelikle yasa ile öngörülen koşullann  belirlenmesi, yasanın öngördüğü koşullarla benzerlik arz eden ilave koşullann Bakanlık tarafından  getirilebileceğine dair yetki verilmesi daha uygun olurdu diye düşünüyorum. Zira, bu düzenleme  Bakanlığa basitleştirilmiş işlemle ilgili her türlü koşulu belirleme yetkisi verdiği için yasama  organının bu alanda aynca norm ortaya koymasına da ihtiyaç bulunmamaktadır.  Değerli milletvekilleri, tasannın karar sonrası yapılacak işlemlerin düzenlendiği 7'nci maddesinin  l'inci fıkrasında ithalatçılar kontrol ve denetim işlemleriyle ilgili olarak Bakanlığın talep edeceği  hususlan yerine getirmekle yükümlü tutulurken GDO ve ürünlerini yurt içinde geliştiren gerçek ve  tüzel kişiler için böyle bir yükümlülük öngörülmemesi de yine bir eksikliktir diyor, tasannın hayırlı  olması dileğiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  15'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 15'inci madde  kabul edilmiştir.  16'ncı madde üzerinde bir önerge vardır.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  TBMM Başkanlığına  - 2 6 0 - Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısının 16. maddesinde geçen "üç  ay" ibaresinin "bir ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.  Yılmaz Tankut Mehmet Şandır Hüseyin Yıldız  Adana Mersin Antalya  Hasan Çalış Ahmet Orhan Muharrem Varlı  Karaman Manisa Adana  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Yıldız...  BAŞKAN - Sayın Yıldız, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesi üzerinde vermiş  olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Sayın Bakan, bu kanun tasarısının görüşülmesi sırasında alt, üst komisyonlarda gerekli görüşmeleri  yaptınız. Buradaki belirttiğiniz yönetmelikleri de sanıyorum düzenlemiş olmanız gerekiyor. Zaman  kaybını önleme açısından bu değişiklik önergesini vermiştim. Sorularıma cevap vermediğiniz gibi  önergemi de kabul etmiyorsunuz. Dolayısıyla o sorumda da şunu ifade etmeye çalışmıştım:  Hepimizin bildiği gibi, Akdeniz Bölgesi sebze üretimi ve ihracatıyla ilgilidir. Burada ihraç etmiş  olduğumuz ürünlerimizde, vatandaşlarımızın aklında GDO'lu bir üretim kalmasın, bunun yanı sıra  da Amerika'dan, Arjantin'den, Kanada'dan ithal etmiş olduğumuz ürünlerde de GDO'lu ürünlerin  olabilme ihtimaline karşı vatandaşlarımızı uyarma amaçlı söylemiştim o ne kadar ithal edildiğini  ama sanıyorum zaman sıkışıklığından vermemiş Sayın Bakan cevabı. Cevabı yazılı olarak da  vereceğini tahmin ediyorum. İnşallah öyle olur.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Vereceğim.  HÜSEYİN YILDIZ (Devam) - Değerli milletvekilleri, Hükümet bu yasayla, GDO ürünlerinin  ithalatı, ihracatı, kullanımı, insan, hayvan ve bitki sağlığı ve biyolojik çeşitliliğin korunması, çevrenin  ekolojik dengesinin korunması, tüketicinin korunacağını ve pek çok oluşabilecek sorunların önüne  geçebileceğini, geçileceğini ifade etmektedir. Evet, yasa eksiklerine, yanlışlarına rağmen GDO'lu  ürünleri düzenleyecektir. Keşke bu yasayı yedi yıl önce çıkarabilseydiniz, öngörünüz olsaydı da bu  yedi yıllık vakit geçmemiş olsaydı, muhalefet partilerinin uyarı ve önerilerini dikkate alarak daha  sağlıklı bir yasayı hep beraber düzenlemiş olsaydık.  Sayın Bakan konuşmasında ve somlara verdiği cevaplarda, ticaretin serbest olduğunu, engellenemeyeceğini  ifade ederek sekiz yıllık iktidarları döneminde GDO'lu ürünlerin ülkemize girdiğini, hâlen de kullanıldığını  kabullenmiştir. "Mısır ve buğdayı da kendimize yetecek kadar üretiyoruz." diyor ancak GDO'lu mısır  ve buğday ithalatını, serbest ticaret gerekçesiyle engelleyemeyeceklerini kabul etmektedir.
Sayfa 75 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  TBMM Başkanlığına  - 2 6 0 - Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Biyogüvenlik Kanunu Tasarısının 16. maddesinde geçen "üç  ay" ibaresinin "bir ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.  Yılmaz Tankut Mehmet Şandır Hüseyin Yıldız  Adana Mersin Antalya  Hasan Çalış Ahmet Orhan Muharrem Varlı  Karaman Manisa Adana  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ERDOĞAN  (Adıyaman) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Yıldız...  BAŞKAN - Sayın Yıldız, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Görüşülmekte olan 473 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesi üzerinde vermiş  olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Sayın Bakan, bu kanun tasarısının görüşülmesi sırasında alt, üst komisyonlarda gerekli görüşmeleri  yaptınız. Buradaki belirttiğiniz yönetmelikleri de sanıyorum düzenlemiş olmanız gerekiyor. Zaman  kaybını önleme açısından bu değişiklik önergesini vermiştim. Sorularıma cevap vermediğiniz gibi  önergemi de kabul etmiyorsunuz. Dolayısıyla o sorumda da şunu ifade etmeye çalışmıştım:  Hepimizin bildiği gibi, Akdeniz Bölgesi sebze üretimi ve ihracatıyla ilgilidir. Burada ihraç etmiş  olduğumuz ürünlerimizde, vatandaşlarımızın aklında GDO'lu bir üretim kalmasın, bunun yanı sıra  da Amerika'dan, Arjantin'den, Kanada'dan ithal etmiş olduğumuz ürünlerde de GDO'lu ürünlerin  olabilme ihtimaline karşı vatandaşlarımızı uyarma amaçlı söylemiştim o ne kadar ithal edildiğini  ama sanıyorum zaman sıkışıklığından vermemiş Sayın Bakan cevabı. Cevabı yazılı olarak da  vereceğini tahmin ediyorum. İnşallah öyle olur.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Vereceğim.  HÜSEYİN YILDIZ (Devam) - Değerli milletvekilleri, Hükümet bu yasayla, GDO ürünlerinin  ithalatı, ihracatı, kullanımı, insan, hayvan ve bitki sağlığı ve biyolojik çeşitliliğin korunması, çevrenin  ekolojik dengesinin korunması, tüketicinin korunacağını ve pek çok oluşabilecek sorunların önüne  geçebileceğini, geçileceğini ifade etmektedir. Evet, yasa eksiklerine, yanlışlarına rağmen GDO'lu  ürünleri düzenleyecektir. Keşke bu yasayı yedi yıl önce çıkarabilseydiniz, öngörünüz olsaydı da bu  yedi yıllık vakit geçmemiş olsaydı, muhalefet partilerinin uyarı ve önerilerini dikkate alarak daha  sağlıklı bir yasayı hep beraber düzenlemiş olsaydık.  Sayın Bakan konuşmasında ve somlara verdiği cevaplarda, ticaretin serbest olduğunu, engellenemeyeceğini  ifade ederek sekiz yıllık iktidarları döneminde GDO'lu ürünlerin ülkemize girdiğini, hâlen de kullanıldığını  kabullenmiştir. "Mısır ve buğdayı da kendimize yetecek kadar üretiyoruz." diyor ancak GDO'lu mısır  ve buğday ithalatını, serbest ticaret gerekçesiyle engelleyemeyeceklerini kabul etmektedir.  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  Ancak Sayın Bakan, pamuk ve tütün üretimini, narenciye üretimini bitirdiğini, Karadeniz'in en  önemli üretimi fındık olan üreticisini kaderine ve acımasız serbest ticaret piyasasının insafına terk  ettiğini bahsetmiyorsunuz. Pamuk hasadı döneminde üretim yapılan bölgelerden geçerken bembeyaz  pamuk tarlaları, çalışan insanlar görülürdü. Ben de Antalya milletvekiliyim. Antalya'da da bol  miktarda pamuk ekilirdi. Artık maalesef Antalya'mızda pamuk ekimini görememekteyiz. Görebilen  var mı pamuk ekimini, onu bilemiyorum. Şimdi ise ithal etmiş olduğunuz pamukları taşıyan gemileri  ve tırları görüyoruz.  Şimdiye kadar olduğu gibi sizi ve diğer konuşmacıları dikkatle dinliyorum. Dikkatle dinlediğim  için de hatiplerinizin yanlış ve kasıtlı değerlendirmelerinize, sizin hoşunuza gitse de gitmese de Türk  milletinden aldığımız yetkiyle gerek itirazlarımla gerek sorularımla gerekse de konuşmalarımla Türk  milletinin çıkarları doğrultusunda doğruları söylemeye devam edeceğim.  Siz de 23'üncü Dönemin başlarında Hükümet kurulduktan sonra "AKP olarak milletten yüzde  47,5 oy aldık, halkımız AKP'nin politikalarını beğenmeseydi yüzde 47,5 oyla bizi tekrar iktidar eder  miydi?" diye soruyordunuz. Muhalefet partilerine de "Siz de aldığınız oy kadar konuşun."  diyordunuz. Artık yüzde 47,5 oylardan bahsedemiyorsunuz, oyunuzun düştüğünü görüyor ama  inanmak istemiyorsunuz. Adalet ve Kalkınma Partisi de ilk yapılacak seçimlerde sizden önceki bir  daha gitmemek üzere geldiğini sanan tek başına hükümetlerin başına gelenlerle karşılaşınca uykudan  uyanacak, kaçınılmaz sonunuzla yüzleşeceksiniz. Bu sonuç, AKP'nin sonunun, Türk milletinin  kurtuluşunun başlangıcı olacaktır.  Sayın Bakan, AKP'nin tarım politikalarının doğruluğunu, sekiz yıllık iktidarlarınız döneminde  Türk çiftçisinin en büyük destekleri aldığını, Türk çiftçisinin yüzünün güldüğünü, Türk çiftçisinin  nereden nereye geldiğini, Türk çiftçisinin altın çağını yaşadığını her fırsat ve ortamda anlatmaktasınız.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz de Türk çiftçisi ve tarımıyla ilgili söylediklerinizin doğru  olmadığını, Türk tarımının sekiz yıllık AKP iktidarları döneminde en az desteklenen sektör olduğunu,  Türk çiftçisinin zor durumda olduğunu, tarlasını ekip ekmemek arasında tereddüt ettiğini, bir umut  ve çaresizlik arasında ekim yaptığını...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  ...kötü kaderiyle baş başa bırakıldığını, önlem alınmazsa 16 bin bitki türünün yaşadığı bu  coğrafyada sebze ve meyveleri yurt dışından ithal etmek zorunda kalacağımızı, milyonlarca çiftçimizi  yoksulluğun ve işsizliğin acımasızlığına terk edeceğinizi söylemekteyiz.  Gelin, siz mi doğru söylüyorsunuz biz mi doğru söylüyoruz yerinde görelim. Çok tanınan bir bakan  değilsiniz. İnsanlar sizi görünce "Tarım Bakanımız" diyemezler. Ben de çok tanınan bir milletvekili  değilim. Gelin, beraber Antalya'ya gidelim, portakal, limon üreticisiyle, muz üreticisiyle, pamuk  üreticisiyle, örtü altı üretimi yapan domates, salatalık, biber, patlıcan üreticisiyle bire bir görüşelim,  bunlan kayıt altına alalım. Sekiz yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi döneminden memnun olup olmadığını  çiftçilerimize soralım, kayıt altına alalım, birlikte basın önünde paylaşalım, milletvekillerimize arz  edelim. Cesaretiniz varsa birlikte görelim. Var mısınız, yok musunuz Sayın Bakan?  Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  16'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 16'ncı madde kabul  edilmiştir.  - 2 6 1 -
Sayfa 76 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  Ancak Sayın Bakan, pamuk ve tütün üretimini, narenciye üretimini bitirdiğini, Karadeniz'in en  önemli üretimi fındık olan üreticisini kaderine ve acımasız serbest ticaret piyasasının insafına terk  ettiğini bahsetmiyorsunuz. Pamuk hasadı döneminde üretim yapılan bölgelerden geçerken bembeyaz  pamuk tarlaları, çalışan insanlar görülürdü. Ben de Antalya milletvekiliyim. Antalya'da da bol  miktarda pamuk ekilirdi. Artık maalesef Antalya'mızda pamuk ekimini görememekteyiz. Görebilen  var mı pamuk ekimini, onu bilemiyorum. Şimdi ise ithal etmiş olduğunuz pamukları taşıyan gemileri  ve tırları görüyoruz.  Şimdiye kadar olduğu gibi sizi ve diğer konuşmacıları dikkatle dinliyorum. Dikkatle dinlediğim  için de hatiplerinizin yanlış ve kasıtlı değerlendirmelerinize, sizin hoşunuza gitse de gitmese de Türk  milletinden aldığımız yetkiyle gerek itirazlarımla gerek sorularımla gerekse de konuşmalarımla Türk  milletinin çıkarları doğrultusunda doğruları söylemeye devam edeceğim.  Siz de 23'üncü Dönemin başlarında Hükümet kurulduktan sonra "AKP olarak milletten yüzde  47,5 oy aldık, halkımız AKP'nin politikalarını beğenmeseydi yüzde 47,5 oyla bizi tekrar iktidar eder  miydi?" diye soruyordunuz. Muhalefet partilerine de "Siz de aldığınız oy kadar konuşun."  diyordunuz. Artık yüzde 47,5 oylardan bahsedemiyorsunuz, oyunuzun düştüğünü görüyor ama  inanmak istemiyorsunuz. Adalet ve Kalkınma Partisi de ilk yapılacak seçimlerde sizden önceki bir  daha gitmemek üzere geldiğini sanan tek başına hükümetlerin başına gelenlerle karşılaşınca uykudan  uyanacak, kaçınılmaz sonunuzla yüzleşeceksiniz. Bu sonuç, AKP'nin sonunun, Türk milletinin  kurtuluşunun başlangıcı olacaktır.  Sayın Bakan, AKP'nin tarım politikalarının doğruluğunu, sekiz yıllık iktidarlarınız döneminde  Türk çiftçisinin en büyük destekleri aldığını, Türk çiftçisinin yüzünün güldüğünü, Türk çiftçisinin  nereden nereye geldiğini, Türk çiftçisinin altın çağını yaşadığını her fırsat ve ortamda anlatmaktasınız.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz de Türk çiftçisi ve tarımıyla ilgili söylediklerinizin doğru  olmadığını, Türk tarımının sekiz yıllık AKP iktidarları döneminde en az desteklenen sektör olduğunu,  Türk çiftçisinin zor durumda olduğunu, tarlasını ekip ekmemek arasında tereddüt ettiğini, bir umut  ve çaresizlik arasında ekim yaptığını...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  ...kötü kaderiyle baş başa bırakıldığını, önlem alınmazsa 16 bin bitki türünün yaşadığı bu  coğrafyada sebze ve meyveleri yurt dışından ithal etmek zorunda kalacağımızı, milyonlarca çiftçimizi  yoksulluğun ve işsizliğin acımasızlığına terk edeceğinizi söylemekteyiz.  Gelin, siz mi doğru söylüyorsunuz biz mi doğru söylüyoruz yerinde görelim. Çok tanınan bir bakan  değilsiniz. İnsanlar sizi görünce "Tarım Bakanımız" diyemezler. Ben de çok tanınan bir milletvekili  değilim. Gelin, beraber Antalya'ya gidelim, portakal, limon üreticisiyle, muz üreticisiyle, pamuk  üreticisiyle, örtü altı üretimi yapan domates, salatalık, biber, patlıcan üreticisiyle bire bir görüşelim,  bunlan kayıt altına alalım. Sekiz yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi döneminden memnun olup olmadığını  çiftçilerimize soralım, kayıt altına alalım, birlikte basın önünde paylaşalım, milletvekillerimize arz  edelim. Cesaretiniz varsa birlikte görelim. Var mısınız, yok musunuz Sayın Bakan?  Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  16'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 16'ncı madde kabul  edilmiştir.  - 2 6 1 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 5  - 2 6 2 - 17'nci madde üzerinde önerge yoktur.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 17'nci madde kabul edilmiştir.  18'inci madde üzerinde önerge yoktur.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 18'inci madde kabul edilmiştir.  Böylece ikinci bölümde yer alan maddelerin oylaması tamamlanmıştır.  Şimdi oyunun rengini belli etmek üzere Mersin Milletvekili aleyhte Vahap Seçer konuşacaktır.  Buyurunuz Sayın Seçer. (CHP sıralanndan alkışlar)  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Uzun süredir bu düzenlemenin tüm ulus olarak bir an önce yüce Meclisten çıkartılması için  çalışmalar yapılıyordu ve bugün bunu neticelendiriyoruz. Tabii ki bizim talep ettiğimiz, arzu ettiğimiz  bir düzenleme olmadığını buradan sizlerle paylaşmak istiyorum.  Elbette ki biyogüvenlik konusu, tüm dünyada olduğu gibi bizde de önemli bir konuydu ve son  yıllarda biyoteknoloji konusundaki gelişmelerin ortaya çıkarttığı bu ihtiyacı da ülkemizin doğan bu  mevzuat boşluğunu doldurma açısından bu yasal düzenlemeyi yapma ihtiyacı olduğunu hepimiz  biliyorduk.  Değerli arkadaşlarım, bu yasal düzenleme içerisinde genetiği değiştirilmiş organizmalar ve  ürünlerinin ülkemiz içerisinde üretilmesinin yasak olması elbette bizim de arzu ettiğimiz bir durumdu  ancak özellikle bu ürünlerin, koşul ve sebepler ne olursa olsun, yurt dışından ithal edilmesinin, bu  ürünlerin ülkemizde işlenmesinin, gıda maddesi olarak ya da yem sanayisinde yem üretiminde  kullanılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz.  Bu çalışmalar sırasında kürsüde söz alan hatipler, genetiği değiştirilmiş organizmalar ve  ürünlerinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insan sağlığı açısından, hayvan sağlığı açısından,  çevre açısından çok önemli endişeler içerdiğini, bunlann belki bu süreç içerisinde yakın vadede değil  ama orta ve uzun vadede önemli birtakım geri dönüşümü olmayan sorunlara sebep olacağı endişelerini  bu kürsüden dile getirdiler. Ben de bu endişeleri taşıyarak bu yasal düzenlemede gerçekten ülkemizde  belki de önümüzdeki yıllarda -eğer bu yasa kabul edilirse- önemli sorunlara neden olabileceğimizi  düşünüyorum.  Değerli arkadaşlanm, aslında hem Sayın Bakan hem bizim Tanm Komisyonumuzun Değerli  Başkanı komisyon çalışmalan sırasında bu endişelerini kendileri de dile getirdiler. Aslında ülkemizde  genetiği değiştirilmiş organizmaların hem üretiminin hem de tüketilmesinin ya da ticaretinin  yapılmasının uygun olmadığını, bunun belki de bu süreç içerisinde kısa vadede sorun olmayacağını  ama ileride sorun olabileceği endişesini kendilerinin de taşıdıklarını, bir tercih yapması gerektikleri  zaman genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini mi yoksa konvansiyonel yöntemlerle, doğal  yöntemlerle üretilen ürünleri mi tüketeceği noktasında bir ayrıma gittikleri zaman, elbette ki doğal  yöntemlerle üretilen ürünleri değerlendireceklerini, dolayısıyla GDO'lu ürünlere karşı olduklarını  itiraf etmişlerdi.  Ama ben sanıyorum, Türkiye'nin, özellikle genetiği değiştirilmiş organizmalar olarak dünyada  ticarete konu olan dört tane önemli tanm ürünü konusunda açığı var ve eğer ki bu yasal düzenlemede  genetiği değiştirilmiş organizmalann ticaretinin, ithalatının önü kapanırsa Türkiye'nin özellikle yem  sanayisinin ve gıda sanayisinin büyük kriz içerisine gireceklerini ve bu anlamda, bu düşünceler  içerisinde, bu endişeler içerisinde, bu ürünlerin Türkiye'ye ithalatının yasak edilmesinin cesaretini  gösteremediklerini ben buradan görüyorum.
Sayfa 77 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2010 0 : 5  - 2 6 2 - 17'nci madde üzerinde önerge yoktur.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 17'nci madde kabul edilmiştir.  18'inci madde üzerinde önerge yoktur.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 18'inci madde kabul edilmiştir.  Böylece ikinci bölümde yer alan maddelerin oylaması tamamlanmıştır.  Şimdi oyunun rengini belli etmek üzere Mersin Milletvekili aleyhte Vahap Seçer konuşacaktır.  Buyurunuz Sayın Seçer. (CHP sıralanndan alkışlar)  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Uzun süredir bu düzenlemenin tüm ulus olarak bir an önce yüce Meclisten çıkartılması için  çalışmalar yapılıyordu ve bugün bunu neticelendiriyoruz. Tabii ki bizim talep ettiğimiz, arzu ettiğimiz  bir düzenleme olmadığını buradan sizlerle paylaşmak istiyorum.  Elbette ki biyogüvenlik konusu, tüm dünyada olduğu gibi bizde de önemli bir konuydu ve son  yıllarda biyoteknoloji konusundaki gelişmelerin ortaya çıkarttığı bu ihtiyacı da ülkemizin doğan bu  mevzuat boşluğunu doldurma açısından bu yasal düzenlemeyi yapma ihtiyacı olduğunu hepimiz  biliyorduk.  Değerli arkadaşlarım, bu yasal düzenleme içerisinde genetiği değiştirilmiş organizmalar ve  ürünlerinin ülkemiz içerisinde üretilmesinin yasak olması elbette bizim de arzu ettiğimiz bir durumdu  ancak özellikle bu ürünlerin, koşul ve sebepler ne olursa olsun, yurt dışından ithal edilmesinin, bu  ürünlerin ülkemizde işlenmesinin, gıda maddesi olarak ya da yem sanayisinde yem üretiminde  kullanılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz.  Bu çalışmalar sırasında kürsüde söz alan hatipler, genetiği değiştirilmiş organizmalar ve  ürünlerinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insan sağlığı açısından, hayvan sağlığı açısından,  çevre açısından çok önemli endişeler içerdiğini, bunlann belki bu süreç içerisinde yakın vadede değil  ama orta ve uzun vadede önemli birtakım geri dönüşümü olmayan sorunlara sebep olacağı endişelerini  bu kürsüden dile getirdiler. Ben de bu endişeleri taşıyarak bu yasal düzenlemede gerçekten ülkemizde  belki de önümüzdeki yıllarda -eğer bu yasa kabul edilirse- önemli sorunlara neden olabileceğimizi  düşünüyorum.  Değerli arkadaşlanm, aslında hem Sayın Bakan hem bizim Tanm Komisyonumuzun Değerli  Başkanı komisyon çalışmalan sırasında bu endişelerini kendileri de dile getirdiler. Aslında ülkemizde  genetiği değiştirilmiş organizmaların hem üretiminin hem de tüketilmesinin ya da ticaretinin  yapılmasının uygun olmadığını, bunun belki de bu süreç içerisinde kısa vadede sorun olmayacağını  ama ileride sorun olabileceği endişesini kendilerinin de taşıdıklarını, bir tercih yapması gerektikleri  zaman genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini mi yoksa konvansiyonel yöntemlerle, doğal  yöntemlerle üretilen ürünleri mi tüketeceği noktasında bir ayrıma gittikleri zaman, elbette ki doğal  yöntemlerle üretilen ürünleri değerlendireceklerini, dolayısıyla GDO'lu ürünlere karşı olduklarını  itiraf etmişlerdi.  Ama ben sanıyorum, Türkiye'nin, özellikle genetiği değiştirilmiş organizmalar olarak dünyada  ticarete konu olan dört tane önemli tanm ürünü konusunda açığı var ve eğer ki bu yasal düzenlemede  genetiği değiştirilmiş organizmalann ticaretinin, ithalatının önü kapanırsa Türkiye'nin özellikle yem  sanayisinin ve gıda sanayisinin büyük kriz içerisine gireceklerini ve bu anlamda, bu düşünceler  içerisinde, bu endişeler içerisinde, bu ürünlerin Türkiye'ye ithalatının yasak edilmesinin cesaretini  gösteremediklerini ben buradan görüyorum.  TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 5  Türkiye'nin bu tarımsal ürünlerdeki açığını gidermesi için, elbette ki mevcut tarımsal  politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Eğer bu anlayışla devam edersek, yani Türkiye'de eğer  tarımın yapısal sorunlarını çözmezsek, modem tanm için belirli yatınmlar yapmazsak, sulanabilir  ancak şu anda sulayamadığımız alanlara sulama yatırımları yapmazsak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  VAHAP SEÇER (Devamla) - ...su bekleyen 1,5 milyon hektar Güneydoğu Anadolu  Bölgemizdeki GAP Projesi'ni gerçekleştiremezsek, Türkiye'nin tanmsal üretimde, tanmsal ürünlerde  dış ticaret açığı devam edecektir, bugün ithal etmek zorunda kaldığımız bu ürünlerin ithalatı devam  edecektir, dolayısıyla önümüzdeki süreçte de tanm sektöründe yaşanan bu sorunlar sürüp gidecektir.  Değerli arkadaşlarım, bizim bu yasa tasarısına ret oyu vereceğimizi buradan ifade etmek  istiyorum. Toplumumuzun sağlığını tehlikeye atmama adına, yabancı ülke çiftçilerinin ürünlerine  Türkiye'yi bir pazar hâline getirmemek için, halk sağlığımız için, Türk çiftçisinin ürünlerine...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  VAHAP SEÇER (Devamla) - ... yabancı ülke çiftçilerinin ürünlerini ithal ederek bir rakip  yaratmamak için, her şeyden önemlisi gelecek kuşaklara, çocuklarımıza, torunlarımıza sağlıklı bir  çevre, sağlıklı bir toplum devredebilme adına bu yasal düzenlemeye ret oyu kullanacağımızı ifade  ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Seçer.  Sayın milletvekilleri, böylece tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.  Tasarının tümünü oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul  edilmiştir ve kanunlaşmıştır.  Sayın Bakan kısa bir teşekkür konuşması yapacaktır.  Buyurunuz Sayın Eker. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan,  yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye, biraz önce oylanan ve kabul edilen bu tasanyla önemli bir  somn alanında bir mevzuata kavuşmuştur ilk defa ve bu, inşallah, Türkiye için, tanm sektörü için ve  tüm toplumumuz için hayırlı, uğurlu olacak.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz tabii bu Kanun'un hazırlığı safhasında birçok kişiden  katkı aldık, destek aldık, birçok kuruluştan katkı aldık, destek aldık. 55 farklı kurum ve kuruluştan  85 kişi toplantılar yaptı, 36 tane toplantı yapıldı. Biz, bu tasanyı hazırlarken toplumun ilgili tüm  kurum ve kuruluşlanndan ve tüm kesimlerinden görüş aldık, hepsinden destek aldık, katkı aldık.  Ben, hepsine huzurunuzda teşekkür ediyomm. 4 tane komisyonda görüşüldü, Çevre Komisyonunda,  AB Uyum Komisyonunda, Sağlık, Aile, Sosyal İşler Komisyonunda ve kuşkusuz Tarım, Orman ve  Köyişleri Komisyonunda, bir de alt komisyonda. Burada, gerek muhalefet partilerimizin değerli  milletvekillerine, değerli üyelerine gerek iktidar partimizin değerli üyelerine, hepsine huzurunuzda  çok teşekkür ediyomm. Türkiye, bu şekilde günün ihtiyaçlarına cevap verecek, Avrupa Birliği  standartlannda, Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu bir mevzuata bu alanda kavuşmuş oldu. Onu  özellikle huzurunuzda vurgulamak istiyomm.  - 2 6 3 -
Sayfa 78 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010 O: 5  Türkiye'nin bu tarımsal ürünlerdeki açığını gidermesi için, elbette ki mevcut tarımsal  politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Eğer bu anlayışla devam edersek, yani Türkiye'de eğer  tarımın yapısal sorunlarını çözmezsek, modem tanm için belirli yatınmlar yapmazsak, sulanabilir  ancak şu anda sulayamadığımız alanlara sulama yatırımları yapmazsak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  VAHAP SEÇER (Devamla) - ...su bekleyen 1,5 milyon hektar Güneydoğu Anadolu  Bölgemizdeki GAP Projesi'ni gerçekleştiremezsek, Türkiye'nin tanmsal üretimde, tanmsal ürünlerde  dış ticaret açığı devam edecektir, bugün ithal etmek zorunda kaldığımız bu ürünlerin ithalatı devam  edecektir, dolayısıyla önümüzdeki süreçte de tanm sektöründe yaşanan bu sorunlar sürüp gidecektir.  Değerli arkadaşlarım, bizim bu yasa tasarısına ret oyu vereceğimizi buradan ifade etmek  istiyorum. Toplumumuzun sağlığını tehlikeye atmama adına, yabancı ülke çiftçilerinin ürünlerine  Türkiye'yi bir pazar hâline getirmemek için, halk sağlığımız için, Türk çiftçisinin ürünlerine...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  VAHAP SEÇER (Devamla) - ... yabancı ülke çiftçilerinin ürünlerini ithal ederek bir rakip  yaratmamak için, her şeyden önemlisi gelecek kuşaklara, çocuklarımıza, torunlarımıza sağlıklı bir  çevre, sağlıklı bir toplum devredebilme adına bu yasal düzenlemeye ret oyu kullanacağımızı ifade  ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Seçer.  Sayın milletvekilleri, böylece tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.  Tasarının tümünü oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul  edilmiştir ve kanunlaşmıştır.  Sayın Bakan kısa bir teşekkür konuşması yapacaktır.  Buyurunuz Sayın Eker. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan,  yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye, biraz önce oylanan ve kabul edilen bu tasanyla önemli bir  somn alanında bir mevzuata kavuşmuştur ilk defa ve bu, inşallah, Türkiye için, tanm sektörü için ve  tüm toplumumuz için hayırlı, uğurlu olacak.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz tabii bu Kanun'un hazırlığı safhasında birçok kişiden  katkı aldık, destek aldık, birçok kuruluştan katkı aldık, destek aldık. 55 farklı kurum ve kuruluştan  85 kişi toplantılar yaptı, 36 tane toplantı yapıldı. Biz, bu tasanyı hazırlarken toplumun ilgili tüm  kurum ve kuruluşlanndan ve tüm kesimlerinden görüş aldık, hepsinden destek aldık, katkı aldık.  Ben, hepsine huzurunuzda teşekkür ediyomm. 4 tane komisyonda görüşüldü, Çevre Komisyonunda,  AB Uyum Komisyonunda, Sağlık, Aile, Sosyal İşler Komisyonunda ve kuşkusuz Tarım, Orman ve  Köyişleri Komisyonunda, bir de alt komisyonda. Burada, gerek muhalefet partilerimizin değerli  milletvekillerine, değerli üyelerine gerek iktidar partimizin değerli üyelerine, hepsine huzurunuzda  çok teşekkür ediyomm. Türkiye, bu şekilde günün ihtiyaçlarına cevap verecek, Avrupa Birliği  standartlannda, Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu bir mevzuata bu alanda kavuşmuş oldu. Onu  özellikle huzurunuzda vurgulamak istiyomm.  - 2 6 3 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuyla ilgili, müsaade ederseniz, birkaç cümle de bu  alandaki politikamızı söylemek istiyorum: Biz gıda güvenliği ve güvenilirliğini bir bütün olarak ele aldık,  ele alıyoruz. Üretimi artırmak bizim politikamızın bir parçası ve bu alanda önemli mesafeler katedildi  ama bunun dışında, sağlıklı ve güvenilir gıdaya vatandaşın ulaşması alanında da bir dizi yeni tedbir alındı.  Reçeteli satış uygulamasından tutun bitkisel ilaçların, ilaç bayilikleri alanında aktif maddelerin  yasaklanması, metil bromürün yasaklanması, uçakla havadan ilaçlamanın yasaklanması, GDO'lu ürünlerle  ilgili en son düzenleme, ARGE konusunda yapılan, araştırma geliştirme konusunda yapılan çalışmalar ve  gen bankasının kurulması bütün bu zincirin, bu çerçevede yapılan faaliyetlerin sadece birkaçını oluşturuyor.  Bizim tabii amacımız, Türkiye'de yeterli, sağlıklı, dengeli bir beslenmeyi temin etmek, bunun  mümkün olanlarının Türkiye içerisinde üretilmesini, mümkün olmayanların da tedarik etmek suretiyle  vatandaşlarımızın bunlara ulaşmasını temin etmektir. Bunun için çalışıyoruz, bunun için bundan  sonra da bu yönde çalışacağız.  Ben tekrar bu kanunun hazırlanmasında, tasannın hazırlanmasında ve oylanmasında emeği geçen  başta siz değerli milletvekilleri olmak üzere herkese huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.  Kanunun hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, don zararlarını ödeyecek misiniz,  don zararlarını? Haber bekliyorlar...  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Eker.  Sayın milletvekilleri, şimdi 5'inci sırada yer alan Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının  Ana Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786) (S. Sayısı: 460)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  6'ncı sırada yer alan Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek Madde  Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları'nı görüşeceğiz.  6.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu 'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek Madde Eklenmesi Hakkında  Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları Raporları (2/325) (S. Sayısı: 417)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  Grupların ortak kararıyla birlikte çalışmamızı sona erdirdik.  Böylece, sözlü soru önergeleri ile alınan karar gereğince "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile  Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"i sırasıyla görüşmek için 23 Mart 2010 Salı günü saat 15.00'te  toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 18.28  - 2 6 4 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0 O: 5  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuyla ilgili, müsaade ederseniz, birkaç cümle de bu  alandaki politikamızı söylemek istiyorum: Biz gıda güvenliği ve güvenilirliğini bir bütün olarak ele aldık,  ele alıyoruz. Üretimi artırmak bizim politikamızın bir parçası ve bu alanda önemli mesafeler katedildi  ama bunun dışında, sağlıklı ve güvenilir gıdaya vatandaşın ulaşması alanında da bir dizi yeni tedbir alındı.  Reçeteli satış uygulamasından tutun bitkisel ilaçların, ilaç bayilikleri alanında aktif maddelerin  yasaklanması, metil bromürün yasaklanması, uçakla havadan ilaçlamanın yasaklanması, GDO'lu ürünlerle  ilgili en son düzenleme, ARGE konusunda yapılan, araştırma geliştirme konusunda yapılan çalışmalar ve  gen bankasının kurulması bütün bu zincirin, bu çerçevede yapılan faaliyetlerin sadece birkaçını oluşturuyor.  Bizim tabii amacımız, Türkiye'de yeterli, sağlıklı, dengeli bir beslenmeyi temin etmek, bunun  mümkün olanlarının Türkiye içerisinde üretilmesini, mümkün olmayanların da tedarik etmek suretiyle  vatandaşlarımızın bunlara ulaşmasını temin etmektir. Bunun için çalışıyoruz, bunun için bundan  sonra da bu yönde çalışacağız.  Ben tekrar bu kanunun hazırlanmasında, tasannın hazırlanmasında ve oylanmasında emeği geçen  başta siz değerli milletvekilleri olmak üzere herkese huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.  Kanunun hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, don zararlarını ödeyecek misiniz,  don zararlarını? Haber bekliyorlar...  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Eker.  Sayın milletvekilleri, şimdi 5'inci sırada yer alan Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının  Ana Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786) (S. Sayısı: 460)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  6'ncı sırada yer alan Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek Madde  Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları'nı görüşeceğiz.  6.- Uşak Milletvekili Nuri Uslu 'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek Madde Eklenmesi Hakkında  Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları Raporları (2/325) (S. Sayısı: 417)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  Grupların ortak kararıyla birlikte çalışmamızı sona erdirdik.  Böylece, sözlü soru önergeleri ile alınan karar gereğince "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile  Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"i sırasıyla görüşmek için 23 Mart 2010 Salı günü saat 15.00'te  toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 18.28  - 2 6 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- İstanbul Milletvekili Necla Arat'ın, SHÇEK'in bir merkezinden kaçan öğrencilere ilişkin  sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/11862) (Ek cevap) (*)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yer alan sorularımı, Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye  KAVAF'IN yazılı olarak yanıtlamasını saygılanmla arz ederim.  06.01.2010  1. Bakanlığınıza bağlı SHÇEK Çiğli Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon  merkezinden kaçan kız öğrencilere ilişkin basmda yer alan "merkez  yöneticilerinden farklı boyutlarda şiddet gördüklerine; eğitimleri ile  ilgilenilmediğine; bazı öğrencilerin internet . üzerinden fuhuş  yaptıklarına" dair vahim iddialar konusunda Bakanlığınızca ne gibi bir  işlem yapılmaktadır?  2. Yurttan kaçan 13 kız çocuğundan birinin Muğla'da bir pavyon  işletmecisinin yanında bulunduğu doğru mudur?  3. Halen kayıp olan kız çocuklarının bulunması ve Merkez'in daha  verimli ve etkin çalışması için yeni önlemler düşünülmekte midir?  (*) 7/11862 esas numaralı soru önergesinin ilk cevabı 9/2/2010 tarihli 58. Birleşim Tutanak Dergisine  Prof. Dr. Necla ARAT  CHP İstanbul Milletvekili  eklidir.  - 2 6 5 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- İstanbul Milletvekili Necla Arat'ın, SHÇEK'in bir merkezinden kaçan öğrencilere ilişkin  sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/11862) (Ek cevap) (*)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yer alan sorularımı, Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye  KAVAF'IN yazılı olarak yanıtlamasını saygılanmla arz ederim.  06.01.2010  1. Bakanlığınıza bağlı SHÇEK Çiğli Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon  merkezinden kaçan kız öğrencilere ilişkin basmda yer alan "merkez  yöneticilerinden farklı boyutlarda şiddet gördüklerine; eğitimleri ile  ilgilenilmediğine; bazı öğrencilerin internet . üzerinden fuhuş  yaptıklarına" dair vahim iddialar konusunda Bakanlığınızca ne gibi bir  işlem yapılmaktadır?  2. Yurttan kaçan 13 kız çocuğundan birinin Muğla'da bir pavyon  işletmecisinin yanında bulunduğu doğru mudur?  3. Halen kayıp olan kız çocuklarının bulunması ve Merkez'in daha  verimli ve etkin çalışması için yeni önlemler düşünülmekte midir?  (*) 7/11862 esas numaralı soru önergesinin ilk cevabı 9/2/2010 tarihli 58. Birleşim Tutanak Dergisine  Prof. Dr. Necla ARAT  CHP İstanbul Milletvekili  eklidir.  - 2 6 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/2?/  KONU :Yazılı Soru önergesi  'zL/.&/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi BaskanlığYnın 20.01.20lOtorih ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/11862-18987/40316  sayılı yazısı.  b) 04.022010 tarih ve B.02.0.007.00/118 sayılı yazımız.  İlgi (a) yazı ekinde Bakanlığıma gönderilen İstanbul Milletvekili Sayın Necla ARAT'a ait  7/11862 esas nolu yazılı soru önergesi hakkındaki bilgileri içeren cevap ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakam  Ek: 1 Yazı  - 2 6 6 -
Sayfa 81 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/2?/  KONU :Yazılı Soru önergesi  'zL/.&/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi BaskanlığYnın 20.01.20lOtorih ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/11862-18987/40316  sayılı yazısı.  b) 04.022010 tarih ve B.02.0.007.00/118 sayılı yazımız.  İlgi (a) yazı ekinde Bakanlığıma gönderilen İstanbul Milletvekili Sayın Necla ARAT'a ait  7/11862 esas nolu yazılı soru önergesi hakkındaki bilgileri içeren cevap ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakam  Ek: 1 Yazı  - 2 6 6 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SAYIN PROF.DR.NECLA ARAT'IN  7 /11862 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  SORU 1 :  Bakanlığınıza bağlı SHÇEK Çiğli Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon  merkezinden kaçan kız öğrencilere ilişkin basında yer alan "merkez  yöneticilerinden farklı boyutlarda şiddet gördüklerine; eğitimleri ile  ilgilenilmediğine; bazı öğrencilerin internet üzerinden fuhuş yaptıklarına" dair  vahim iddialar konusunda Bakanlığınızca ne gibi bir işlem yapılmaktadır?  CEVAP 1 :  D.Ç. isimli kız çocuğunun 06.01.2010 tarihli Zaman Gazetesinde yayımlanan  beyanlarından bazılarını Müfettişliğe verdiği ifadede doğrulamaması, bazı olayları  duyduğu halde bunları yaşamış ve görmüş gibi gazeteciye söylediği, ancak bu  olaylara şahit olmadığı, bu durumun sık sık kuruluştan izinsiz ayrılması nedeniyle  psikiyatrik tedavisinin tamamlanmamasından kaynaklandığı, kuruluşta görevli  öğretmen ve diğer personelin çocukları dövmediği, şiddet uygulamadığı, 01- 28.12.2009 tarihleri arasında kuruluştan izinsiz ayrılan çocukların kuruluşta  öğretmenler tarafından dövülmeleri ve şiddet uygulanması nedeniyle kuruluştan  izinsiz ayrılmadıkları, büyük çoğunluğunun kuruluştan izinsiz ayrılmayı alışkanlık  haline getirdiği, kuruluşta çocukların internet kullanmadığı, dolayısıyla bazı kızların  internet üzerinden fuhuş yapması ve bu durumun kuruluş yöneticileri tarafından  bilinmemesinin söz konusu olmadığı, kuruluşta çocuklarla ilgilenildiği hususu alınan  ifadeler, incelenen belgeler ve D.Ç.'nin ifadesinden anlaşıldığından herhangi bir kişi  hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.  SORU 2 :  Yurttan kaçan 13 kız çocuğundan birinin Muğla'da bir pavyon  işletmecisinin yanında bulunduğu doğru mudur?  CEVAP 2 :  2009 yılı Aralık ayının çeşitli tarihlerinde kuruluştan izinsiz ayrılan ve geri  dönmeyen 13 kız çocuğunun durumunun Emniyet Birimlerine değişik tarihlerde  bildirildiği, Emniyet Birimlerince bulunan çocuklann İzmir Bakım ve Sosyal  Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğüne ya da bulundukları ildeki sosyal hizmet  kuruluşuna teslim edildiği, dolayısıyla aynı anda 13 çocuğun kuruluşu terk ettiği ve  akıbetlerinin gerçeği yansıtmadığı gibi sorunun Emniyet Müdürlüğü ve kuruluş  arasındaki prosedürden kaynaklandığı ve yapılan işlemlerde herhangi bir görevlinin  kasıt ve kusuru olmadığından işlem yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.  - 2 6 7 -
Sayfa 82 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SAYIN PROF.DR.NECLA ARAT'IN  7 /11862 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  SORU 1 :  Bakanlığınıza bağlı SHÇEK Çiğli Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon  merkezinden kaçan kız öğrencilere ilişkin basında yer alan "merkez  yöneticilerinden farklı boyutlarda şiddet gördüklerine; eğitimleri ile  ilgilenilmediğine; bazı öğrencilerin internet üzerinden fuhuş yaptıklarına" dair  vahim iddialar konusunda Bakanlığınızca ne gibi bir işlem yapılmaktadır?  CEVAP 1 :  D.Ç. isimli kız çocuğunun 06.01.2010 tarihli Zaman Gazetesinde yayımlanan  beyanlarından bazılarını Müfettişliğe verdiği ifadede doğrulamaması, bazı olayları  duyduğu halde bunları yaşamış ve görmüş gibi gazeteciye söylediği, ancak bu  olaylara şahit olmadığı, bu durumun sık sık kuruluştan izinsiz ayrılması nedeniyle  psikiyatrik tedavisinin tamamlanmamasından kaynaklandığı, kuruluşta görevli  öğretmen ve diğer personelin çocukları dövmediği, şiddet uygulamadığı, 01- 28.12.2009 tarihleri arasında kuruluştan izinsiz ayrılan çocukların kuruluşta  öğretmenler tarafından dövülmeleri ve şiddet uygulanması nedeniyle kuruluştan  izinsiz ayrılmadıkları, büyük çoğunluğunun kuruluştan izinsiz ayrılmayı alışkanlık  haline getirdiği, kuruluşta çocukların internet kullanmadığı, dolayısıyla bazı kızların  internet üzerinden fuhuş yapması ve bu durumun kuruluş yöneticileri tarafından  bilinmemesinin söz konusu olmadığı, kuruluşta çocuklarla ilgilenildiği hususu alınan  ifadeler, incelenen belgeler ve D.Ç.'nin ifadesinden anlaşıldığından herhangi bir kişi  hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.  SORU 2 :  Yurttan kaçan 13 kız çocuğundan birinin Muğla'da bir pavyon  işletmecisinin yanında bulunduğu doğru mudur?  CEVAP 2 :  2009 yılı Aralık ayının çeşitli tarihlerinde kuruluştan izinsiz ayrılan ve geri  dönmeyen 13 kız çocuğunun durumunun Emniyet Birimlerine değişik tarihlerde  bildirildiği, Emniyet Birimlerince bulunan çocuklann İzmir Bakım ve Sosyal  Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğüne ya da bulundukları ildeki sosyal hizmet  kuruluşuna teslim edildiği, dolayısıyla aynı anda 13 çocuğun kuruluşu terk ettiği ve  akıbetlerinin gerçeği yansıtmadığı gibi sorunun Emniyet Müdürlüğü ve kuruluş  arasındaki prosedürden kaynaklandığı ve yapılan işlemlerde herhangi bir görevlinin  kasıt ve kusuru olmadığından işlem yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.  - 2 6 7 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  SORU 3:  Halen kayıp olan kız çocuklarının bulunması ve Merkez'in daha verimli ve  etkin çalışması için yeni önlemler düşünülmekte midir?  CEVAP 3 :  Kurumumuza bağtı hizmet veren kuruluşlarda korunma ve bakım altında  bulunan ve kuruluştan izinsiz ayrılan çocuklar hakkında yapılacak her türlü iş ve  işlemlere ilişkin hususlar 'Kuruluştan İzinli ve İzinsiz Olarak Ayrılan Çocuklar ve  Ziyaretçiler" konulu genelge ile düzenlenmiştir. Kuruluştan izinsiz ayrılan çocukların  durumları en kısa zamanda kolluk kuvvetlerine bildirilmekte, bu durumda bulunan  çocuklarımızın eşgali, kimlik bilgileri ve gidebileceği adresler belirtilmektedir.  Kuruluştan izinsiz ayrılan çocuklarla kuruluşa döndükten sonra meslek elemanları  tarafından mesleki çalışmalar yapılmaktadır.  Ayrıca, bakım ve sosyal rehabilitasyon merkezlerimizde görevli meslek  elemanlarına, bu merkezlerimizde bakım altında bulunan çocuklarla çalışma yöntem  ve teknikleri konusunda eğitim verilmektedir.  Saygılarımla.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakanı  - 2 6 8 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  SORU 3:  Halen kayıp olan kız çocuklarının bulunması ve Merkez'in daha verimli ve  etkin çalışması için yeni önlemler düşünülmekte midir?  CEVAP 3 :  Kurumumuza bağtı hizmet veren kuruluşlarda korunma ve bakım altında  bulunan ve kuruluştan izinsiz ayrılan çocuklar hakkında yapılacak her türlü iş ve  işlemlere ilişkin hususlar 'Kuruluştan İzinli ve İzinsiz Olarak Ayrılan Çocuklar ve  Ziyaretçiler" konulu genelge ile düzenlenmiştir. Kuruluştan izinsiz ayrılan çocukların  durumları en kısa zamanda kolluk kuvvetlerine bildirilmekte, bu durumda bulunan  çocuklarımızın eşgali, kimlik bilgileri ve gidebileceği adresler belirtilmektedir.  Kuruluştan izinsiz ayrılan çocuklarla kuruluşa döndükten sonra meslek elemanları  tarafından mesleki çalışmalar yapılmaktadır.  Ayrıca, bakım ve sosyal rehabilitasyon merkezlerimizde görevli meslek  elemanlarına, bu merkezlerimizde bakım altında bulunan çocuklarla çalışma yöntem  ve teknikleri konusunda eğitim verilmektedir.  Saygılarımla.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakanı  - 2 6 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  2.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız 'ın, kapatılan Bilgi İşlem Daire Başkanlığına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11933)  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda belirtilmiş olan sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 7.01.2010  Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınız Bilgi işlem Daire Başkanlığı neden kapatılmıştır?  2. İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığına bağlı olarak hizmete devam eden Bilgi işlem  Şubesi ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nın görev ve sorumlulukları aym mıdır?  3. Bilgi İşlem Daire Başkanlığında çalışan personel şu anda Bilgi İşlem Şubesi'nde mi  görevlidirler?  4. Bilgi İşlem Şube Müdürü bu göreve getirilmeden önce hangi görevde idi?  5. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda görev yapan daire başkanı, yardımcıları ve  danışmanları şu anda hangi görevdedirler?  6. Bilgi İşlem Daire Başkanlığında görev yapan kişilerden yolsuzlukla yargılanan var  mıdır?  - 2 6 9 -
Sayfa 84 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  2.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız 'ın, kapatılan Bilgi İşlem Daire Başkanlığına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11933)  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda belirtilmiş olan sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 7.01.2010  Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ile ilgili olarak;  1. Bakanlığınız Bilgi işlem Daire Başkanlığı neden kapatılmıştır?  2. İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığına bağlı olarak hizmete devam eden Bilgi işlem  Şubesi ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nın görev ve sorumlulukları aym mıdır?  3. Bilgi İşlem Daire Başkanlığında çalışan personel şu anda Bilgi İşlem Şubesi'nde mi  görevlidirler?  4. Bilgi İşlem Şube Müdürü bu göreve getirilmeden önce hangi görevde idi?  5. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda görev yapan daire başkanı, yardımcıları ve  danışmanları şu anda hangi görevdedirler?  6. Bilgi İşlem Daire Başkanlığında görev yapan kişilerden yolsuzlukla yargılanan var  mıdır?  - 2 6 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı: B.IO.O.SOB.00.00.00.0/ «Manamı  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 25.01.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19042 sayılı yazınız.  Antalya Milletvekili Hüseyin YILDIZ tarafından verilen "Kapatılan Bilgi İşlem Daire  Başkanlığına ilişkin" 7/11933 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof.p/.ReNjepAKpAĞ  SağlrîcBakanı ı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 7 0 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı: B.IO.O.SOB.00.00.00.0/ «Manamı  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 25.01.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19042 sayılı yazınız.  Antalya Milletvekili Hüseyin YILDIZ tarafından verilen "Kapatılan Bilgi İşlem Daire  Başkanlığına ilişkin" 7/11933 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof.p/.ReNjepAKpAĞ  SağlrîcBakanı ı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 7 0 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Antalya Milletvekili Hüseyin YILDIZ tarafından verilen "Kapatılan Bilgi İşlem  Daire Başkanlığına ilişkin" 7/11933 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ite ilgili olarak;  SORU 1- Bakanlığımız Bilgi İşlem Daire Başkanlığı neden kapatılmıştır?  CEVAP 1- Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı 20.07.1995 tarihinde Bakan  Oluru ile kurulmuş olup harcamaları İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bütçesi altında yer  almaktaydı. Bu durum, Bilgi İşlem Dairesi tarafından yürütülen hizmetlerde çeşitli sıkıntılar  yaşanmasına sebep olmuştur. Bu zorlukların kısa vadede aşılması maksadıyla, Bakanlığımızın  yeniden yapılanma çalışmaları tamamlanıncaya kadar, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı,  Koordinatörlük olarak İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bünyesine katılmıştır.  SORU 2- İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı'na bağlı olarak hizmete devam eden  Bilgi İşlem Şubesi ile Bilgi işlem Daire Başkanlığının görev ve sorumlulukları aynı mıdır?  CEVAP 2- Kapatılan Bilgi İşlem Daire Başkanlığının görev ve sorumlulukları ile  İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Bilgi İşlem  Koordinatörlüğünün görev ve sorumlulukları aynıdır.  SORU 3 - Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda çalışan personel şu anda Bilgi İşlem  Şubesinde mi görevlidirler? *•  CEVAP 3- Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda çalışan personel, İdari ve Mali İşler  Dairesi Başkanlığı Bilgi İşlem Koordinatörlüğünde görevlerine devam etmektedirler.  SORU 4- Bilgi İşlem Şube Müdürü bu göreve getirilmeden önce hangi görevde idi?  CEVAP 4- Bakanlığımız İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı Bilgi İşlem  Koordinatörü, Koordinatörlük görevine atanmadan önce Bilgi İşlem Daire Başkanlığında  Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı.  SORU 5- Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda görev yapan daire başkanı, yardımcıları ve  danışmanları şu anda hangi görevdedirler?  CEVAP 5- Bakanlığımız Bilgi İşlem Dairesi Başkanı şu anda, İdari ve Mali İşler  Dairesi Başkanlığı görevini; Bilgi İşlem Daire Başkan Yardımcıları, İdari ve Mali İşler  Dairesi Başkanlığı Koordinatörlük ve Koordinatör Yardımcılığı görevlerini; danışmanlar ise  İdari ve Malt İşler Dairesi Başkanlığı Bilgi İşlem Koordinatörlüğü danışmanlık görevlerini  yürütmektedirler.  SORU 6- Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda görev yapan kişilerden yolsuzlukla  yargılanan var mıdır?  CEVAP 6- Bizzat verdiğim talimat ile Bakanlığımız Teftiş Kumlu tarafından  yürütülen bir inceleme sonucunda hazırlanan rapor ile bu dairede çalışan bazı görevliler  hakkında, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Konu yargıya intikal etmiş  olup, yargılama safahatı devam etmektedir.  Konuya göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.  - 2 7 1 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Antalya Milletvekili Hüseyin YILDIZ tarafından verilen "Kapatılan Bilgi İşlem  Daire Başkanlığına ilişkin" 7/11933 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ite ilgili olarak;  SORU 1- Bakanlığımız Bilgi İşlem Daire Başkanlığı neden kapatılmıştır?  CEVAP 1- Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı 20.07.1995 tarihinde Bakan  Oluru ile kurulmuş olup harcamaları İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bütçesi altında yer  almaktaydı. Bu durum, Bilgi İşlem Dairesi tarafından yürütülen hizmetlerde çeşitli sıkıntılar  yaşanmasına sebep olmuştur. Bu zorlukların kısa vadede aşılması maksadıyla, Bakanlığımızın  yeniden yapılanma çalışmaları tamamlanıncaya kadar, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı,  Koordinatörlük olarak İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bünyesine katılmıştır.  SORU 2- İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı'na bağlı olarak hizmete devam eden  Bilgi İşlem Şubesi ile Bilgi işlem Daire Başkanlığının görev ve sorumlulukları aynı mıdır?  CEVAP 2- Kapatılan Bilgi İşlem Daire Başkanlığının görev ve sorumlulukları ile  İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Bilgi İşlem  Koordinatörlüğünün görev ve sorumlulukları aynıdır.  SORU 3 - Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda çalışan personel şu anda Bilgi İşlem  Şubesinde mi görevlidirler? *•  CEVAP 3- Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda çalışan personel, İdari ve Mali İşler  Dairesi Başkanlığı Bilgi İşlem Koordinatörlüğünde görevlerine devam etmektedirler.  SORU 4- Bilgi İşlem Şube Müdürü bu göreve getirilmeden önce hangi görevde idi?  CEVAP 4- Bakanlığımız İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı Bilgi İşlem  Koordinatörü, Koordinatörlük görevine atanmadan önce Bilgi İşlem Daire Başkanlığında  Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı.  SORU 5- Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda görev yapan daire başkanı, yardımcıları ve  danışmanları şu anda hangi görevdedirler?  CEVAP 5- Bakanlığımız Bilgi İşlem Dairesi Başkanı şu anda, İdari ve Mali İşler  Dairesi Başkanlığı görevini; Bilgi İşlem Daire Başkan Yardımcıları, İdari ve Mali İşler  Dairesi Başkanlığı Koordinatörlük ve Koordinatör Yardımcılığı görevlerini; danışmanlar ise  İdari ve Malt İşler Dairesi Başkanlığı Bilgi İşlem Koordinatörlüğü danışmanlık görevlerini  yürütmektedirler.  SORU 6- Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nda görev yapan kişilerden yolsuzlukla  yargılanan var mıdır?  CEVAP 6- Bizzat verdiğim talimat ile Bakanlığımız Teftiş Kumlu tarafından  yürütülen bir inceleme sonucunda hazırlanan rapor ile bu dairede çalışan bazı görevliler  hakkında, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Konu yargıya intikal etmiş  olup, yargılama safahatı devam etmektedir.  Konuya göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.  - 2 7 1 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  3.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner 'in, AB 'nin yaş sebze ve meyve ihracatındaki denetimlerine,  - Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, Çukurova Bölgesindeki toprak kullanımına,  Adana 'da üretilen ürünlerin değerlendirilmesine,  Adana 'da sulanamayan tarım alanlarına,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12508),  (7/12509), (7/12510), (7/12511)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın M.Mehdi  EKER tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla  arz ederim. ^ — v  Avrupa Birliği, kabak., domates, armut ve biberdeki yüksek ilaç  kalıntısını gerekçe göstererek Türk ürünlerine daha sıkı denetim getirmiştir.  Dünya standartlarında denetim oranı yüzde 1-2 iken, AB tarafından  yayınlanan yeni denetim yönetmeliği ile birlikte, Türk ürünlerini taşıyan her  10 TIR'dan biri denetime tabi tutulacaktır. Buna göre fırlarımız Bulgaristan  gümrüklerinde en az 3 gün bekletilecek, kalıntı çıkan ürün imha edilecektir.  SORU 1 : Ülkemiz yaş meyve ve sebze ihracatının büyük bir bölümünün  AB ülkelerine yapıldığı göz önüne alındığında, böyle adaletsiz bir  yönetmeliğe karşı Bakanlığınız ne gibi girişimlerde bulunmuştur?  SORU 2 : Tırlarımızın Bulgaristan gümrüğünde 3 gün bekletilmesi sizce ne  kadar doğrudur? Denetimler sonucu ürünler temiz çıksa dahi 3 günlük  sürede zarar görmesi muhtemel değil midir? Numune alınan araçların  Bulgar gümrüklerinde beklemek yerine ihracatı yapılacak ülkenin  gümrüğüne kadar yoluna devam etmesi daha uygun olmaz mıdır?  SORU 3 : Yaş sebze ve meyve ihracatındaki en önemli rakiplerimizden olan  İspanya, Fas ve Kuzey Afrika ülkeleri neden bu yönetmeliğin dışında  kalmışlardır? Bu durum ihracatta rakiplerimize karşı elimizi zayıflatmaz mı?  SORU 4 : Yaş sebze ve meyve konusunda ülkemizdeki denetimleri ve  laboratuarları artırmak adına ne gibi çalışmalar yapmaktasınız?  SORU 5 : Yaş sebze ve meyve ihracatında her ülke ile ayrı sözleşme  yapılması daha uygun olmaz mıdır?  T^rffuV SÜrjlER  Antalya Milletvekili  - 2 7 2 -
Sayfa 87 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  3.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner 'in, AB 'nin yaş sebze ve meyve ihracatındaki denetimlerine,  - Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, Çukurova Bölgesindeki toprak kullanımına,  Adana 'da üretilen ürünlerin değerlendirilmesine,  Adana 'da sulanamayan tarım alanlarına,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12508),  (7/12509), (7/12510), (7/12511)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın M.Mehdi  EKER tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla  arz ederim. ^ — v  Avrupa Birliği, kabak., domates, armut ve biberdeki yüksek ilaç  kalıntısını gerekçe göstererek Türk ürünlerine daha sıkı denetim getirmiştir.  Dünya standartlarında denetim oranı yüzde 1-2 iken, AB tarafından  yayınlanan yeni denetim yönetmeliği ile birlikte, Türk ürünlerini taşıyan her  10 TIR'dan biri denetime tabi tutulacaktır. Buna göre fırlarımız Bulgaristan  gümrüklerinde en az 3 gün bekletilecek, kalıntı çıkan ürün imha edilecektir.  SORU 1 : Ülkemiz yaş meyve ve sebze ihracatının büyük bir bölümünün  AB ülkelerine yapıldığı göz önüne alındığında, böyle adaletsiz bir  yönetmeliğe karşı Bakanlığınız ne gibi girişimlerde bulunmuştur?  SORU 2 : Tırlarımızın Bulgaristan gümrüğünde 3 gün bekletilmesi sizce ne  kadar doğrudur? Denetimler sonucu ürünler temiz çıksa dahi 3 günlük  sürede zarar görmesi muhtemel değil midir? Numune alınan araçların  Bulgar gümrüklerinde beklemek yerine ihracatı yapılacak ülkenin  gümrüğüne kadar yoluna devam etmesi daha uygun olmaz mıdır?  SORU 3 : Yaş sebze ve meyve ihracatındaki en önemli rakiplerimizden olan  İspanya, Fas ve Kuzey Afrika ülkeleri neden bu yönetmeliğin dışında  kalmışlardır? Bu durum ihracatta rakiplerimize karşı elimizi zayıflatmaz mı?  SORU 4 : Yaş sebze ve meyve konusunda ülkemizdeki denetimleri ve  laboratuarları artırmak adına ne gibi çalışmalar yapmaktasınız?  SORU 5 : Yaş sebze ve meyve ihracatında her ülke ile ayrı sözleşme  yapılması daha uygun olmaz mıdır?  T^rffuV SÜrjlER  Antalya Milletvekili  - 2 7 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M Î L L E T M E C L Î S İ B A Ş K A N L I Ğ I ' N A  Aşağıda yer alan soruların Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mehdi E K E R tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Prof. Dr. Nevin Gaye E R B A T U R  C H P Adana Milletvekili  Ü l k e m i z i n v e r i m l i b ö l g e l e r i n d e n Ç u k ü l o v a ' d a b i r inc i s ın ı f t a r ı m a l an l a r ın ın  y e r l e ş i m a lan la r ı v e s anay i UtfUİusları i le y o k ed i lmes i v e b u d u r u m u n h ız l ı nü fus ar t ı ş ı ,  g ö ç , k ı rsa l nü fusun k e n t e d ü z e n s i z v e k o n t r o l s ü z ye r l e ş imi ile h ı z l a n m a s ı A d a n a t a r ımın ı  o l u m s u z e t k i l e m e k t e d i r . B u ç e r ç e v e d e ;  1. A d a n a ' d a v e r i m l i t a r ı m t o p r a k l a r ı n ı n t a r ı m dışı a l an la r l a k u l l a n ı m ı n ı n ö n l e n m e s i  iç in a l ı nan t edb i r l e r n e l e r d i r ?  2. A d a n a v e c i v a r ı n d a t a r ım d ı ş ı bö lge l e r in tespi t i v e t a r ı m a r a z i l e r i n d e  ge r çek l e ş t i r i l en y a p ı v e b e n z e r i f aa l iye t l e r in bu a l a n a k a y d ı r ı l m a s ı için y a p ı l a n  ç a l ı ş m a l a r n e l e r d i r ?  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I ' N A  A ş a ğ ı d a y e r alan so ru l a r ı , T a r ı m v e K ö y İşleri Bakan ı S a y ı n M e h d i E K E R ta ra f ından  yaz ı l ı o l a r a k yan ı t l anmas ın ı a r z e d e r i m .  Prof. D r . N e v i n G a y e E R B A T U R  C H P A d a n a Mi l l e tvek i l i  A d a n a b ö l g e s i n d e ü re t i l en kal i te l i ü rün le r in gen i ş b i r tüke t ic i k i t l e s ine u laş t ı r ı lmas ı ve  b u y o l l a ü re t i c in in e m e ğ i n i n ka r ş ı l ığ ım a l ab i lmes inde ü rün le r in paza r 1 a n m a s ı ö n e m l e e le  a l ı n m a s ı g e r e k e n b i r sü reç t i r . B u b a ğ l a m d a ;  1. A d a n a y ö r e s i n d e ü r e t i l e n ü rün le r in t an ı t ımı v e paza r l anmas ı iç in y a p ı l a n ça l ı şma la r  n e l e r d i r ?  2. A d a n a ' d a üre t i len ü r ü n l e r i n ih raca t ına yöne l ik n e g ibi t e ş v i k tedbi r le r i  u y g u l a n m a k t a d ı r ?  3. A d a n a ' d a ü rün le r in s a k l a n m a s ı n ı ko lay laş t ı r acak si lo v e d e p o y a p ı m ı iç in yap ı l an  ç a l ı ş m a l a r ne le rd i r ?  - 2 7 3 -
Sayfa 88 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M Î L L E T M E C L Î S İ B A Ş K A N L I Ğ I ' N A  Aşağıda yer alan soruların Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mehdi E K E R tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Prof. Dr. Nevin Gaye E R B A T U R  C H P Adana Milletvekili  Ü l k e m i z i n v e r i m l i b ö l g e l e r i n d e n Ç u k ü l o v a ' d a b i r inc i s ın ı f t a r ı m a l an l a r ın ın  y e r l e ş i m a lan la r ı v e s anay i UtfUİusları i le y o k ed i lmes i v e b u d u r u m u n h ız l ı nü fus ar t ı ş ı ,  g ö ç , k ı rsa l nü fusun k e n t e d ü z e n s i z v e k o n t r o l s ü z ye r l e ş imi ile h ı z l a n m a s ı A d a n a t a r ımın ı  o l u m s u z e t k i l e m e k t e d i r . B u ç e r ç e v e d e ;  1. A d a n a ' d a v e r i m l i t a r ı m t o p r a k l a r ı n ı n t a r ı m dışı a l an la r l a k u l l a n ı m ı n ı n ö n l e n m e s i  iç in a l ı nan t edb i r l e r n e l e r d i r ?  2. A d a n a v e c i v a r ı n d a t a r ım d ı ş ı bö lge l e r in tespi t i v e t a r ı m a r a z i l e r i n d e  ge r çek l e ş t i r i l en y a p ı v e b e n z e r i f aa l iye t l e r in bu a l a n a k a y d ı r ı l m a s ı için y a p ı l a n  ç a l ı ş m a l a r n e l e r d i r ?  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I ' N A  A ş a ğ ı d a y e r alan so ru l a r ı , T a r ı m v e K ö y İşleri Bakan ı S a y ı n M e h d i E K E R ta ra f ından  yaz ı l ı o l a r a k yan ı t l anmas ın ı a r z e d e r i m .  Prof. D r . N e v i n G a y e E R B A T U R  C H P A d a n a Mi l l e tvek i l i  A d a n a b ö l g e s i n d e ü re t i l en kal i te l i ü rün le r in gen i ş b i r tüke t ic i k i t l e s ine u laş t ı r ı lmas ı ve  b u y o l l a ü re t i c in in e m e ğ i n i n ka r ş ı l ığ ım a l ab i lmes inde ü rün le r in paza r 1 a n m a s ı ö n e m l e e le  a l ı n m a s ı g e r e k e n b i r sü reç t i r . B u b a ğ l a m d a ;  1. A d a n a y ö r e s i n d e ü r e t i l e n ü rün le r in t an ı t ımı v e paza r l anmas ı iç in y a p ı l a n ça l ı şma la r  n e l e r d i r ?  2. A d a n a ' d a üre t i len ü r ü n l e r i n ih raca t ına yöne l ik n e g ibi t e ş v i k tedbi r le r i  u y g u l a n m a k t a d ı r ?  3. A d a n a ' d a ü rün le r in s a k l a n m a s ı n ı ko lay laş t ı r acak si lo v e d e p o y a p ı m ı iç in yap ı l an  ç a l ı ş m a l a r ne le rd i r ?  - 2 7 3 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yer alan soruların Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mehdi EKER tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Adana Ticaret Odası bünyesinde gerçekleştirilen çeşitli çalışmalar sonucunda elde  edilen kimi veriler, ülkemizin verimli tanm alanlarından olan Adana'nın ilgisizlik ve  yanlış yönlendirilme gibi olumsuz tutumlar sonucunda giderek daha kötü bir hal aldığını  göstermiştir, örneğin elde edilen verilere gore Adana ilinde 527.000 hektar sulanabilir  alan var iken bu alanlardan ancak 217.000 hektar alan sulanabilmekte, 310.000 hektar  alan sulanamamaktadır. Sulanamayan alanların sulanması durumunda Adana tarımından  elde edilen verimin 4-5 kata kadar çıkacağı açıktır. Bu çerçevede;  1. Adana tarımını kalkındırmak için yukarıda değinilen 310.000 hektar alanın  sulama imkanına kavuşturulabilmesi için ne gibi bir çalışma yapılmaktadır?  2. Adana tarımından elde edilen verimi artırmak için 310.000 hektarlık alan sulama  imkanına tam olarak ne zaman eriştirilecektir?  Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR  CHP Adana Milletvekili  - 2 7 4 -
Sayfa 89 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yer alan soruların Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mehdi EKER tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Adana Ticaret Odası bünyesinde gerçekleştirilen çeşitli çalışmalar sonucunda elde  edilen kimi veriler, ülkemizin verimli tanm alanlarından olan Adana'nın ilgisizlik ve  yanlış yönlendirilme gibi olumsuz tutumlar sonucunda giderek daha kötü bir hal aldığını  göstermiştir, örneğin elde edilen verilere gore Adana ilinde 527.000 hektar sulanabilir  alan var iken bu alanlardan ancak 217.000 hektar alan sulanabilmekte, 310.000 hektar  alan sulanamamaktadır. Sulanamayan alanların sulanması durumunda Adana tarımından  elde edilen verimin 4-5 kata kadar çıkacağı açıktır. Bu çerçevede;  1. Adana tarımını kalkındırmak için yukarıda değinilen 310.000 hektar alanın  sulama imkanına kavuşturulabilmesi için ne gibi bir çalışma yapılmaktadır?  2. Adana tarımından elde edilen verimi artırmak için 310.000 hektarlık alan sulama  imkanına tam olarak ne zaman eriştirilecektir?  Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR  CHP Adana Milletvekili  - 2 7 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610- ICÛS  Konu : Soru Önergeleri  {% .03/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16.02.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19957 sayılı yazınız.  İlgi yazı ekinde alman, Antalya Milletvekili Tayfur SÜNER'e ait 7/12508 esas nolu,  Adana Milletvekili Nevin Gaye ERBATUR*a ait 7/12509 esas nolu, 7/12510 esas nolu, ve  7/12511 esas nolu, yazılı soru önergelerine ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1. Görüş 7/12508  2. Görüş 7/12509  3. Görüş 7/12510  4. Görüş 7/12511  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  - 2 7 5 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610- ICÛS  Konu : Soru Önergeleri  {% .03/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16.02.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-19957 sayılı yazınız.  İlgi yazı ekinde alman, Antalya Milletvekili Tayfur SÜNER'e ait 7/12508 esas nolu,  Adana Milletvekili Nevin Gaye ERBATUR*a ait 7/12509 esas nolu, 7/12510 esas nolu, ve  7/12511 esas nolu, yazılı soru önergelerine ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1. Görüş 7/12508  2. Görüş 7/12509  3. Görüş 7/12510  4. Görüş 7/12511  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  - 2 7 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Tayfur SÜNER  Antalya Milletvekili  Esas No : 7/12508  Avrupa Birliği, kabak, domates, armut ve biberdeki yüksek ilaç kalıntısını gerekçe göstererek  Türk ürünlerine daha sıkı denetim getirmiştir. Dünya standartlarında denetim oranı yüzde 1-2  iken, AB tarafından yayınlanan yeni denetim yönetmeliği ile birlikte, Türk Ürünlerini taşıyan  her 10 TIR'dan biri denetime tabi tutulacaktır. Buna göre Urlarımız Bulgaristan gümrüklerinde  en az 3 gün bekletilecek, kalıntı çıkan ürün imha edilecektir.  SORU l)Ülkemiz yaş meyve ve sebze ihracatının büyük bir bölümünün AB ülkelerine  yapıldığı göz önüne alındığında, böyle adaletsiz bir yönetmeliğe karşı Bakanlığınız ne gibi  girişimlerde bulunmuştur?  CEVAP 1) Ülkemiz menşeli ürünlerin AB'ye ithalatını düzenleyen söz konusu Yönetmelikte,  kontrol ve denetim sıklıkları, Komisyon tarafından her 3 aylık risk değerlendirmesi  sonucunda yeniden değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmelerde; AB Gıda ve Veterinerlik  Ofisi (FVO) raporları, AB Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) bildirimleri, Üye  Ülke Raporlamaları yanında, ülkemizin bahse konu ürünlere yönelik gerçekleştirdiği denetim  ve kontrol sonuçlan ile hata kaynağının tespitinin ardından aldığı önlemler, geçmiş kayıtlar ve  bu konuda düzenlenecek raporlar da dikkate alınmaktadır.  Bakanlığımız, yaş sebze ve meyve gibi çabuk bozulabilen ürünlerin ihracatlarında alman  tedbirler ve söz konusu yönetmeliğin ülkemiz ile ilgili konulara yönelik taleplerimiz, AB  Komisyonu'na ve Dünya Ticaret örgütü (DTÖ) SPS önlemleri Komitesi'ne iletmiştir.  SORU 2) Tırlarımızın Bulgaristan gümrüğünde 3 gün bekletilmesi sizce ne kadar doğrudur?  Denetimler sonucu ürünler temiz çıksa dahi 3 günlük sürede zarar görmesi muhtemel değil  inidir? Numune alınan araçların Bulgar gümrüklerinde beklemek yerine ihracatı yapılacak  ülkenin gümrüğüne kadar yoluna devam etmesi daha uygun olmaz mıdır?  CEVAP 2) İlgili Yönetmelikte tüm sevkıyatların doküman kontrollerinin, Topluluğa giriş  noktasına varış zamanını takip eden 2 iş günü içerisinde yapılacağı belirtilmekte ve ayniyat ile  fiziksel denetimlerin tanımlanmasına ilişkin bir süre kısıtlanmasına yer verilmemektedir.  Ancak, AB Komisyonu, kontrolü gerçekleştiren belirlenmiş giriş noktası tarafından gerekli  altyapının güçlendirilerek ithal edilen ürünün herhangi bir zarar görmemesi için her türlü  önlemin alınması gerektiğini de belirtmektedir.  Ülkemizin karayoluyla Afi'ye girişi, Bulgaristan giriş noktasından yapılmaktadır. Ancak,  sınır kapılarımızdan geçişlerde bir yığılma olmamaktadır.  SORU 3) Yaş sebze ve meyve ihracatındaki en önemli rakiplerimizden olan İspanya, Fas ve  Kuzey Afrika ülkeleri neden bu yönetmeliğin dışında kalmışlardır? Bu durum ihracatta  rakiplerimize karşı elimizi zayıflatmaz mı?  SORU 4) Yaş sebze ve meyve konusunda Ülkemizdeki denetimleri ve laboratuarları artırmak  adına ne gibi çalışmalar yapmaktasınız?  - 2 7 6 -
Sayfa 91 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Tayfur SÜNER  Antalya Milletvekili  Esas No : 7/12508  Avrupa Birliği, kabak, domates, armut ve biberdeki yüksek ilaç kalıntısını gerekçe göstererek  Türk ürünlerine daha sıkı denetim getirmiştir. Dünya standartlarında denetim oranı yüzde 1-2  iken, AB tarafından yayınlanan yeni denetim yönetmeliği ile birlikte, Türk Ürünlerini taşıyan  her 10 TIR'dan biri denetime tabi tutulacaktır. Buna göre Urlarımız Bulgaristan gümrüklerinde  en az 3 gün bekletilecek, kalıntı çıkan ürün imha edilecektir.  SORU l)Ülkemiz yaş meyve ve sebze ihracatının büyük bir bölümünün AB ülkelerine  yapıldığı göz önüne alındığında, böyle adaletsiz bir yönetmeliğe karşı Bakanlığınız ne gibi  girişimlerde bulunmuştur?  CEVAP 1) Ülkemiz menşeli ürünlerin AB'ye ithalatını düzenleyen söz konusu Yönetmelikte,  kontrol ve denetim sıklıkları, Komisyon tarafından her 3 aylık risk değerlendirmesi  sonucunda yeniden değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmelerde; AB Gıda ve Veterinerlik  Ofisi (FVO) raporları, AB Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) bildirimleri, Üye  Ülke Raporlamaları yanında, ülkemizin bahse konu ürünlere yönelik gerçekleştirdiği denetim  ve kontrol sonuçlan ile hata kaynağının tespitinin ardından aldığı önlemler, geçmiş kayıtlar ve  bu konuda düzenlenecek raporlar da dikkate alınmaktadır.  Bakanlığımız, yaş sebze ve meyve gibi çabuk bozulabilen ürünlerin ihracatlarında alman  tedbirler ve söz konusu yönetmeliğin ülkemiz ile ilgili konulara yönelik taleplerimiz, AB  Komisyonu'na ve Dünya Ticaret örgütü (DTÖ) SPS önlemleri Komitesi'ne iletmiştir.  SORU 2) Tırlarımızın Bulgaristan gümrüğünde 3 gün bekletilmesi sizce ne kadar doğrudur?  Denetimler sonucu ürünler temiz çıksa dahi 3 günlük sürede zarar görmesi muhtemel değil  inidir? Numune alınan araçların Bulgar gümrüklerinde beklemek yerine ihracatı yapılacak  ülkenin gümrüğüne kadar yoluna devam etmesi daha uygun olmaz mıdır?  CEVAP 2) İlgili Yönetmelikte tüm sevkıyatların doküman kontrollerinin, Topluluğa giriş  noktasına varış zamanını takip eden 2 iş günü içerisinde yapılacağı belirtilmekte ve ayniyat ile  fiziksel denetimlerin tanımlanmasına ilişkin bir süre kısıtlanmasına yer verilmemektedir.  Ancak, AB Komisyonu, kontrolü gerçekleştiren belirlenmiş giriş noktası tarafından gerekli  altyapının güçlendirilerek ithal edilen ürünün herhangi bir zarar görmemesi için her türlü  önlemin alınması gerektiğini de belirtmektedir.  Ülkemizin karayoluyla Afi'ye girişi, Bulgaristan giriş noktasından yapılmaktadır. Ancak,  sınır kapılarımızdan geçişlerde bir yığılma olmamaktadır.  SORU 3) Yaş sebze ve meyve ihracatındaki en önemli rakiplerimizden olan İspanya, Fas ve  Kuzey Afrika ülkeleri neden bu yönetmeliğin dışında kalmışlardır? Bu durum ihracatta  rakiplerimize karşı elimizi zayıflatmaz mı?  SORU 4) Yaş sebze ve meyve konusunda Ülkemizdeki denetimleri ve laboratuarları artırmak  adına ne gibi çalışmalar yapmaktasınız?  - 2 7 6 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  CKVAJ* 3-4) İlgili Yönetmenle sadece Türkiye menşeli ürünler için kontrol sıklıklarını  belirlememekte, Arjantin, Brezilya, Çin, Gana, Hindistan, Nijerya, Özbekistan, Vietnam,  Pakistan, Dominik Cumhuriyeti ile Tayland'dan ithal edilen çeşitli ürünlerde % 10-50 arasında  sıklıkla belirlenmiş giriş noktalarında da denetim ve kontrolleri içermektedir.  AB Gıda ve Veterinerlik Ofisi (FVO) raporları, AB Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi  (RASFF) bildirimleri ile Üye Ülke Raporlamaları gibi hususlar göz önünde bulundurulup,  AB'ye ihracatta bulunan ülkeler ve bu ihraç edilen ürünlerdeki riskler değerlendirilerek  kontrol sıklıkları belirlenmektedir.  Bakanlığımızca hata kaynağının tespitine yönelik çalışmalar yapılarak gerekli önlemler  alınmış ve AB'nin ilgili kurumuna önlemler paketi bildirilmiştir.  Bakanlığımızca, "Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinde Bulunmasına İzin Verilen  Pestisitlerin Maksimum • Kalıntı Limitleri Tebliği" kapsamında kalıntı kontrolleri  yapılmaktadır. Kalıntı limitlerinin üzerinde pestisit kalıntısı çıkması halinde, ürünler imha  edilmekte, üreticisi veya dağıtıcısına idari para cezası uygulanmaktadır. Bakanlığımızda 2002  yılında 1.500 olan denetçi sayısı 2009 yılında 5000'e yükseltilmiştir. Yapılan denetimler  sonucu kayıtlı işyeri sayısında artış olduğu tespit edilmiştir. Ulusal Gıda Referans Laboratuarı  ile Alo Gıda hattının (174) kurulması ve Veteriner Sınır Kontrol Noktalarının oluşturulması  sonucunda daha etkin gıda denetimleri yapılmaktadır. Ülkemizde 41 kamu 55 özel olmak  üzere toplam 96 adet gıda laboratuarı bulunmaktadır. 2010 yılında da laboratuarlarımızın  analiz kapasiteleri dikkate alınarak 10.605 adet numune alınması planlanmış olup gıda  güvenilirliğini sağlamaya yönelik çalışmalar artarak devam edecektir.  SORU 5)Yaş sebze ve meyve ihracatında her ülke ile ayrı sözleşme yapılması daha uygun  olmaz mıdır?  CEVAP 5) AB ülkeleri ve diğer ülkelere yapılan ihracatta hali hazırda geçerli olan mevzuat  kapsamında alıcı ülkenin talebi doğrultusunda uygulama yapılmaktadır. Aynca alıcı ülkelerle  imzalanan memorandum çerçevesinde gıda güvenilirliği alanında işbirliği çalışmalarımız  devam etmektedir.  Ülkemizin verimli bölgelerinden Çukurova'da birinci sınıf tarım alanlarının yerleşim alanlan  ve sanayi kuruluşları ile yok edilmesi ve bu durumda hızlı nüfus artışı, göç, kırsal nüfusun  kente göre düzensiz ve kontrolsüz yerleşimi ile hızlanması Adana tarımını olumsuz  etkilemektedir. Bu çerçevede;  SORU 1-Adana'da verimli tarım topraklarının tarım dışı alanlarla kullanımının önlenmesi  için alınan tedbirler nelerdir?  SORU 2-Adana ve civarında tanm dışı bölgelerin tespiti ve tanm arazilerinde gerçekleştirilen  yapı ve benzeri faaliyetlerin bu alana kaydınlması için yapılan çalışmalar nelerdir?  CEVAP 1-2-5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 14 üncü maddesi,  tanmsal potansiyeli yüksek büyük ovaların belirlenmesi ve korunması ile ilgili iş ve işlemleri  düzenlemektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, Adana İl Müdürlüğümüzün 03.11.2009 tarih  ve 6954/11892 sayılı yazı ekinde bulunan Toprak Koruma Kumlu kararında, Çukurova'nın  Bakanlar Kurulunca tanmsal potansiyeli yüksek büyük ova ilan edilmesi yönünde tavsiye  karan alınmıştır. Bakanlığımızca bu çalışmalann usul ve esaslannı belirlemeye yönelik teknik  talimat çalışmalarına başlanmış olup, bu çalışma sonuçlandıktan sonra, Çukurova'nın anılan  mevzuat kapsamında tanmsal potansiyeli yüksek büyük ova ilan edilmesi ile ilgili çalışmalara  başlanacaktır.  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :Nevin Gaye ERBATUR  Adana Milletvekili  :7/12509 Esas No  277
Sayfa 92 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  CKVAJ* 3-4) İlgili Yönetmenle sadece Türkiye menşeli ürünler için kontrol sıklıklarını  belirlememekte, Arjantin, Brezilya, Çin, Gana, Hindistan, Nijerya, Özbekistan, Vietnam,  Pakistan, Dominik Cumhuriyeti ile Tayland'dan ithal edilen çeşitli ürünlerde % 10-50 arasında  sıklıkla belirlenmiş giriş noktalarında da denetim ve kontrolleri içermektedir.  AB Gıda ve Veterinerlik Ofisi (FVO) raporları, AB Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi  (RASFF) bildirimleri ile Üye Ülke Raporlamaları gibi hususlar göz önünde bulundurulup,  AB'ye ihracatta bulunan ülkeler ve bu ihraç edilen ürünlerdeki riskler değerlendirilerek  kontrol sıklıkları belirlenmektedir.  Bakanlığımızca hata kaynağının tespitine yönelik çalışmalar yapılarak gerekli önlemler  alınmış ve AB'nin ilgili kurumuna önlemler paketi bildirilmiştir.  Bakanlığımızca, "Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinde Bulunmasına İzin Verilen  Pestisitlerin Maksimum • Kalıntı Limitleri Tebliği" kapsamında kalıntı kontrolleri  yapılmaktadır. Kalıntı limitlerinin üzerinde pestisit kalıntısı çıkması halinde, ürünler imha  edilmekte, üreticisi veya dağıtıcısına idari para cezası uygulanmaktadır. Bakanlığımızda 2002  yılında 1.500 olan denetçi sayısı 2009 yılında 5000'e yükseltilmiştir. Yapılan denetimler  sonucu kayıtlı işyeri sayısında artış olduğu tespit edilmiştir. Ulusal Gıda Referans Laboratuarı  ile Alo Gıda hattının (174) kurulması ve Veteriner Sınır Kontrol Noktalarının oluşturulması  sonucunda daha etkin gıda denetimleri yapılmaktadır. Ülkemizde 41 kamu 55 özel olmak  üzere toplam 96 adet gıda laboratuarı bulunmaktadır. 2010 yılında da laboratuarlarımızın  analiz kapasiteleri dikkate alınarak 10.605 adet numune alınması planlanmış olup gıda  güvenilirliğini sağlamaya yönelik çalışmalar artarak devam edecektir.  SORU 5)Yaş sebze ve meyve ihracatında her ülke ile ayrı sözleşme yapılması daha uygun  olmaz mıdır?  CEVAP 5) AB ülkeleri ve diğer ülkelere yapılan ihracatta hali hazırda geçerli olan mevzuat  kapsamında alıcı ülkenin talebi doğrultusunda uygulama yapılmaktadır. Aynca alıcı ülkelerle  imzalanan memorandum çerçevesinde gıda güvenilirliği alanında işbirliği çalışmalarımız  devam etmektedir.  Ülkemizin verimli bölgelerinden Çukurova'da birinci sınıf tarım alanlarının yerleşim alanlan  ve sanayi kuruluşları ile yok edilmesi ve bu durumda hızlı nüfus artışı, göç, kırsal nüfusun  kente göre düzensiz ve kontrolsüz yerleşimi ile hızlanması Adana tarımını olumsuz  etkilemektedir. Bu çerçevede;  SORU 1-Adana'da verimli tarım topraklarının tarım dışı alanlarla kullanımının önlenmesi  için alınan tedbirler nelerdir?  SORU 2-Adana ve civarında tanm dışı bölgelerin tespiti ve tanm arazilerinde gerçekleştirilen  yapı ve benzeri faaliyetlerin bu alana kaydınlması için yapılan çalışmalar nelerdir?  CEVAP 1-2-5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 14 üncü maddesi,  tanmsal potansiyeli yüksek büyük ovaların belirlenmesi ve korunması ile ilgili iş ve işlemleri  düzenlemektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, Adana İl Müdürlüğümüzün 03.11.2009 tarih  ve 6954/11892 sayılı yazı ekinde bulunan Toprak Koruma Kumlu kararında, Çukurova'nın  Bakanlar Kurulunca tanmsal potansiyeli yüksek büyük ova ilan edilmesi yönünde tavsiye  karan alınmıştır. Bakanlığımızca bu çalışmalann usul ve esaslannı belirlemeye yönelik teknik  talimat çalışmalarına başlanmış olup, bu çalışma sonuçlandıktan sonra, Çukurova'nın anılan  mevzuat kapsamında tanmsal potansiyeli yüksek büyük ova ilan edilmesi ile ilgili çalışmalara  başlanacaktır.  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :Nevin Gaye ERBATUR  Adana Milletvekili  :7/12509 Esas No  277  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :Nevin Gaye ERBATUR  Esas No  Adana Milletvekili  :7/12510  Adana bölgesinde üretilen kaliteli ürünlerin geniş bir tüketici kitlesine ulaşması ve bu yolla üreticinin  emeğinin karşılığını alabilmesinde ürünlerin pazarlanması önemle ele alınması gereken süreçtir. Bu  bağlamda;  SORU 1-Adana yöresinde üretilen ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması için yapılan çalışmalar nelerdir?  SORU 2-Adana'da üretilen ürünlerin ihracatına yönelik ne gibi teşvik tedbirleri uygulanmaktadır?  CEVAP 1-2-Otkemizde tarım ürünlerine yönelik teşvikler tarım ürünlerinin ticaretini uluslararası  kurallara bağlayan Dünya Ticaret örgütü (DTÖ) Tarım Anlaşması çerçevesinde sağlanmaktadır.  Bu kapsamda, Tarımsal Ürünlerde İhracat ladesi Yardımları, Bakanlar Kurulu'nun 27/12/1994 tarihli  ve 94/6401 sayılı "İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kararı"na dayanılarak Para-Kredi ve  Koordinasyon Kurulu'nca (P-KKK) alınan Kararlar doğrultusunda uygulanmaktadır.  İhraç ürünlerimize dünya piyasalarında rekabet gücü kazandırmak ve ihraç ürünlerimizi  çeşitlendirmek amacıyla ihracatçılarımızın, dünya piyasa fiyatlarından gümrük muafiyetti olarak ve  ticaret politikası önlemlerine tabi olmaksızın hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul ile  ambalaj ve işletme malzemeleri ithaline imkan veren Dakilde İşleme Rejimi Sistemi ile de  ihracatçılarımız desteklenmektedir.  Buna ilave olarak, ilgili mevzuat ile belirlenmiş ihracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler  ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler de bazı vergi, resim ve harçlardan müstesna kılınmıştır.  Bu çerçevede, ihracata yönelik teşvik tedbirleri genel olarak uygulanmakta olup, Adana ilimizde  üretilen ürünlerin tanıtım, pazarlama ve ihracına yönelik farklı bir teşvik tedbiri bulunmamaktadır.  SORU 3- Adana'da ürünlerin saklanmasını kolaylaştıracak silo ve depo yapımı için yapılan çalışmalar  nelerdir?  CEVAP 3- Tarıma dayalı yatınmlann desteklenmesi amacıyla 81 ilimizde uygulanan Kırsal Kalkınma  Yatınmlannın Desteklenmesi Programı 5.Etap proje başvuruları değerlendirmeye alınmıştır.  Programın önceki etaplarında Adana lli'nden soğuk hava deposu yapımı için gelen 3 projeye 597.150  TL, Silo kurulumu için gelen 5 projeye 1.170.250 TL. hibe desteği verilmiştir.  Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı'nın bundan sonra uygulamaya konulacak  etaplarında bütçe olanakları çerçevesinde yatırımcıların soğuk hava deposu ve silo projeleri  değerlendirmeye alınacaktır.  Adana ilinde, Toprak Mahsulleri Ofisine ait 49.400 tonluk çelik silo, 176.000 ton yatay depo olmak  üzere toplam 225.400 ton kurulu depo kapasitesi mevcut olup depo kapasitesinin yoğun olduğu  illerimiz içerisinde yer almaktadır. Buna rağmen alım yoğunluğuna bağlı olarak depo kapasitesinin  yetersiz kaldığı yıllarda özel sektörden depo kiralaması yapılmakta veya boş deposu bulunan  işyerlerine sevkıyat yapılarak alımlar aksatılmadan sürdürülmektedir.  Aynı kapsamda depo yaptırma çalışmaları devam etmekte olup Adana İti de bu proje içinde  değerlendirilecektir.  - 2 7 8 -
Sayfa 93 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :Nevin Gaye ERBATUR  Esas No  Adana Milletvekili  :7/12510  Adana bölgesinde üretilen kaliteli ürünlerin geniş bir tüketici kitlesine ulaşması ve bu yolla üreticinin  emeğinin karşılığını alabilmesinde ürünlerin pazarlanması önemle ele alınması gereken süreçtir. Bu  bağlamda;  SORU 1-Adana yöresinde üretilen ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması için yapılan çalışmalar nelerdir?  SORU 2-Adana'da üretilen ürünlerin ihracatına yönelik ne gibi teşvik tedbirleri uygulanmaktadır?  CEVAP 1-2-Otkemizde tarım ürünlerine yönelik teşvikler tarım ürünlerinin ticaretini uluslararası  kurallara bağlayan Dünya Ticaret örgütü (DTÖ) Tarım Anlaşması çerçevesinde sağlanmaktadır.  Bu kapsamda, Tarımsal Ürünlerde İhracat ladesi Yardımları, Bakanlar Kurulu'nun 27/12/1994 tarihli  ve 94/6401 sayılı "İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kararı"na dayanılarak Para-Kredi ve  Koordinasyon Kurulu'nca (P-KKK) alınan Kararlar doğrultusunda uygulanmaktadır.  İhraç ürünlerimize dünya piyasalarında rekabet gücü kazandırmak ve ihraç ürünlerimizi  çeşitlendirmek amacıyla ihracatçılarımızın, dünya piyasa fiyatlarından gümrük muafiyetti olarak ve  ticaret politikası önlemlerine tabi olmaksızın hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul ile  ambalaj ve işletme malzemeleri ithaline imkan veren Dakilde İşleme Rejimi Sistemi ile de  ihracatçılarımız desteklenmektedir.  Buna ilave olarak, ilgili mevzuat ile belirlenmiş ihracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler  ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler de bazı vergi, resim ve harçlardan müstesna kılınmıştır.  Bu çerçevede, ihracata yönelik teşvik tedbirleri genel olarak uygulanmakta olup, Adana ilimizde  üretilen ürünlerin tanıtım, pazarlama ve ihracına yönelik farklı bir teşvik tedbiri bulunmamaktadır.  SORU 3- Adana'da ürünlerin saklanmasını kolaylaştıracak silo ve depo yapımı için yapılan çalışmalar  nelerdir?  CEVAP 3- Tarıma dayalı yatınmlann desteklenmesi amacıyla 81 ilimizde uygulanan Kırsal Kalkınma  Yatınmlannın Desteklenmesi Programı 5.Etap proje başvuruları değerlendirmeye alınmıştır.  Programın önceki etaplarında Adana lli'nden soğuk hava deposu yapımı için gelen 3 projeye 597.150  TL, Silo kurulumu için gelen 5 projeye 1.170.250 TL. hibe desteği verilmiştir.  Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı'nın bundan sonra uygulamaya konulacak  etaplarında bütçe olanakları çerçevesinde yatırımcıların soğuk hava deposu ve silo projeleri  değerlendirmeye alınacaktır.  Adana ilinde, Toprak Mahsulleri Ofisine ait 49.400 tonluk çelik silo, 176.000 ton yatay depo olmak  üzere toplam 225.400 ton kurulu depo kapasitesi mevcut olup depo kapasitesinin yoğun olduğu  illerimiz içerisinde yer almaktadır. Buna rağmen alım yoğunluğuna bağlı olarak depo kapasitesinin  yetersiz kaldığı yıllarda özel sektörden depo kiralaması yapılmakta veya boş deposu bulunan  işyerlerine sevkıyat yapılarak alımlar aksatılmadan sürdürülmektedir.  Aynı kapsamda depo yaptırma çalışmaları devam etmekte olup Adana İti de bu proje içinde  değerlendirilecektir.  - 2 7 8 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  Önerge Sahibi :Nevin Gaye ERBATUR  Adana Milletvekili  :7/12511 Esas No  Adana Ticaret Odası bünyesinde gerçekleştirilen çeşitli çalışmalar sonucunda elde edilen kimi veriler,  ülkemizin verimli tarım alanlarından olan Adana'nın ilgisizlik ve yanlış yönlendirme gibi olumsuz  tutumlar sonucunda giderek daha kötü bir hal aldığını göstermiştir, örneğin elde edilen verilere göre  Adana ilinde 527.000 hektar sulanabilir alan var iken bu alanlardan ancak 217.000 hektar alan  sulanabilmekte, 310.000 hektar alan sul an anlamaktadır. Sulanamayan alanların sulanması durumunda  Adana tarımından elde edilen verimin 4-5 katına kadar çıkacağı açıktır. Bu çerçevede;  SORU 1-Adana tarımını kalkındırmak için yukarıda değinilen 310.000 hektar alanın sulama imkanına  kavuşturulabilmesi için ne gibi bir çalışma yapılmaktadır?  SORU 2- Adana tarımından elde edilen verimi artırmak için 310.000 hektarlık alan sulama imkanına  tam olarak ne zaman eriştirilecektir?  CEVAP 1-1-3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun  amaçlan doğrultusunda arazi parçalılığının asgari düzeye indirilmesi, her parselin yola ve sulama  kanalına irtibatlandırılması, işletme masraflarının maliyetinin düşürülmesi, sulama randımanının  artırılması ve dağınık Hazine arazilerinin birleştirilmesi amacıyla arazi toplulaştırma çalışmaları  yapılmaktadır.  Bu kapsamda; Tanm Reformu Genel Müdürlüğünce Adana Yumurtalık İlçesi ve Adana Yüreğir Ovası  Projeleri Aralık 2009 tarihinde ihale edilmiş olup ihale sonucuna müteakiben yüklenici firmalara iş  yeri teslimleri yapılarak çalışmalar başlatılacaktır.  Adana ilinde DSİ tarafından ekonomik olarak sulamaya açılacak arazi miktan 127 000 hektar olarak  tespit edilmiştir. Buna göre;  40.665 hektar alana sulama hizmet verecek olan Aşağı Seyhan 4. Merhale Sulaması ve Drenajı Projesi  kapsamında sulama inşaatları devam etmekte olup, 2013 yılında tamamlanması planlanmıştır.  1.870 hektar alam sulayacak olan Adana Çatalan Çiçekli Sulama Şebekesi 2010 yılı yatırım  programına alınmış ve ihalesi yapılacaktır.  1.816 hektar alana sulayacak olan Adana Çatalan Sağ Sağil Kırıklı Sulaması 2010 yılı yatırım  programına alınmış ve ihalesi yapılacaktır.  75.000 hektar alana hizmet edecek olan Aşağı Seyhan Yedigöze İmamoğlu Projesinin 4.652 hektarlık  kısmı 2009 yılında yatınm programına alınmış olup, Kanun gereği işin toplam keşif bedelinin %10  kadar ödenek temin edildiği taktirde ihalesi yapılabilecektir.  6.000 hektar alana sulama hizmet verecek olan Misis II. Merhale Cazibe Sulamasının 2008 yılında  proje yapımı ihale edilmiş ve çalışmaları devam edilmekte olup, 2010 yılında bitirilmesi planlanmıştır.  3.750 hektar alana sulayacak olan Cevdet iye Sağ Sahil Pompaj Sulaması (Yumurtalık Pompaj  Sulaması) inşaatı 2006 yılında ihale edilmiş ve 2010 yılında bitirilmesi planlanmıştır.  4.000 hektar alana sulama hizmet verecek olan Cevdetiye Sol Sahil Sulaması 3.Kısım (Sanmazı  Dokuztekne Pompaj Sulaması) İnşaatı 2009 yılında ihale edilmiş ve 2012 yılında tamamlanması  planlanmıştır  848 hektar alana sulama hizmet verecek olan Adana-Kızıldere Pompaj Sulaması Şebeke İnşaatı 2008  yılında ihale edilmiş ve 2010 yılında tamamlanması planlanmıştır.  2013 yılı sonu itibarı ile Adana İlinde 67.592 hektar, 2014 sonrası 50.541 hektar olmak üzere toplam  118.133 hektar sahanın sulanması hedeflenmiştir.  - 2 7 9 -
Sayfa 94 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  Önerge Sahibi :Nevin Gaye ERBATUR  Adana Milletvekili  :7/12511 Esas No  Adana Ticaret Odası bünyesinde gerçekleştirilen çeşitli çalışmalar sonucunda elde edilen kimi veriler,  ülkemizin verimli tarım alanlarından olan Adana'nın ilgisizlik ve yanlış yönlendirme gibi olumsuz  tutumlar sonucunda giderek daha kötü bir hal aldığını göstermiştir, örneğin elde edilen verilere göre  Adana ilinde 527.000 hektar sulanabilir alan var iken bu alanlardan ancak 217.000 hektar alan  sulanabilmekte, 310.000 hektar alan sul an anlamaktadır. Sulanamayan alanların sulanması durumunda  Adana tarımından elde edilen verimin 4-5 katına kadar çıkacağı açıktır. Bu çerçevede;  SORU 1-Adana tarımını kalkındırmak için yukarıda değinilen 310.000 hektar alanın sulama imkanına  kavuşturulabilmesi için ne gibi bir çalışma yapılmaktadır?  SORU 2- Adana tarımından elde edilen verimi artırmak için 310.000 hektarlık alan sulama imkanına  tam olarak ne zaman eriştirilecektir?  CEVAP 1-1-3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun  amaçlan doğrultusunda arazi parçalılığının asgari düzeye indirilmesi, her parselin yola ve sulama  kanalına irtibatlandırılması, işletme masraflarının maliyetinin düşürülmesi, sulama randımanının  artırılması ve dağınık Hazine arazilerinin birleştirilmesi amacıyla arazi toplulaştırma çalışmaları  yapılmaktadır.  Bu kapsamda; Tanm Reformu Genel Müdürlüğünce Adana Yumurtalık İlçesi ve Adana Yüreğir Ovası  Projeleri Aralık 2009 tarihinde ihale edilmiş olup ihale sonucuna müteakiben yüklenici firmalara iş  yeri teslimleri yapılarak çalışmalar başlatılacaktır.  Adana ilinde DSİ tarafından ekonomik olarak sulamaya açılacak arazi miktan 127 000 hektar olarak  tespit edilmiştir. Buna göre;  40.665 hektar alana sulama hizmet verecek olan Aşağı Seyhan 4. Merhale Sulaması ve Drenajı Projesi  kapsamında sulama inşaatları devam etmekte olup, 2013 yılında tamamlanması planlanmıştır.  1.870 hektar alam sulayacak olan Adana Çatalan Çiçekli Sulama Şebekesi 2010 yılı yatırım  programına alınmış ve ihalesi yapılacaktır.  1.816 hektar alana sulayacak olan Adana Çatalan Sağ Sağil Kırıklı Sulaması 2010 yılı yatırım  programına alınmış ve ihalesi yapılacaktır.  75.000 hektar alana hizmet edecek olan Aşağı Seyhan Yedigöze İmamoğlu Projesinin 4.652 hektarlık  kısmı 2009 yılında yatınm programına alınmış olup, Kanun gereği işin toplam keşif bedelinin %10  kadar ödenek temin edildiği taktirde ihalesi yapılabilecektir.  6.000 hektar alana sulama hizmet verecek olan Misis II. Merhale Cazibe Sulamasının 2008 yılında  proje yapımı ihale edilmiş ve çalışmaları devam edilmekte olup, 2010 yılında bitirilmesi planlanmıştır.  3.750 hektar alana sulayacak olan Cevdet iye Sağ Sahil Pompaj Sulaması (Yumurtalık Pompaj  Sulaması) inşaatı 2006 yılında ihale edilmiş ve 2010 yılında bitirilmesi planlanmıştır.  4.000 hektar alana sulama hizmet verecek olan Cevdetiye Sol Sahil Sulaması 3.Kısım (Sanmazı  Dokuztekne Pompaj Sulaması) İnşaatı 2009 yılında ihale edilmiş ve 2012 yılında tamamlanması  planlanmıştır  848 hektar alana sulama hizmet verecek olan Adana-Kızıldere Pompaj Sulaması Şebeke İnşaatı 2008  yılında ihale edilmiş ve 2010 yılında tamamlanması planlanmıştır.  2013 yılı sonu itibarı ile Adana İlinde 67.592 hektar, 2014 sonrası 50.541 hektar olmak üzere toplam  118.133 hektar sahanın sulanması hedeflenmiştir.  - 2 7 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  4.-Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş 'in, Atatürk Orman Çiftliği yönetimi ile ilgili iddialara ilişkin  Başbakandan soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker 'in cevabı (7/12591)  Aşağıdak i sorularımın Say ın B a ş b a k a n tarafından yazılı olarak yanıt lanmasını  arz eder im.  Saygılar ımla. \  Atatürk O r m a n Çiftçiliği Atatürk'ün Türk çiftçisine Anakara lılara bıraktığı  önemli miras ve emanetlerden biridir. Bu çiftlik aynı zamanda modern tarım kuruluşu  olarak dünya ülkelerine de uzun yıllar örnek olmuştur. Atatürk orman çiftliği sahip  olduğu yeşil alanlar ile Ankara'nın akciğeri olma özelliğine sahiptir.  Bu önemli kuruluşumuz son yıllarda talan ve yolsuzluk iddiaları ile sık sık  g ü n d e m e gelmektedir. S o n olarak da Atatürk O r m a n Çiftliği'nde görev yapan ve  hakkında soruşturma açı lan memurlar üst görevlere getirildiği, bunun yanında üst  düzey yöneticilerin çiftliğin olanaklarını şahsi çıkarları için kullandığı yönünde ciddi  iddialar bulunmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  1- Atatürk O r m a n Çiftliği'nde üretim yapan birimler hangileridir? Buralarda  hangi ürünler üretilmektedir? 2002-2010 yılları arasında yılara göre ürün ve  elde edilen gelir miktarı nedir?  2- Atatürk O r m a n Çiftliği Müdürünün, göreve geldikten sonra değişik  alanlardan sorumlu olan müdür ve müdür yardımcılarının yetkisini  sınırladığı bütün yetkileri kendinde topladığı iddiası doğru mudur? Yapı lan  bu uygulama kamu yönetimi kurallarına uygun mudur? Niçin böyle bir  uygulamaya gidilmiştir? Bir takım usulsüzlük ve yolsuzlukların üzerimi  örtülmek istenmektedir?  3- Atatürk O r m a n Çiftliği tesislerinde İçişleri Bakanı ve eski D T P G e n e l  Başkanı Ahmet T Ü R K arasında yapılan görüşmenin b a s m a s ızmas ından  sonra bu kurumda görev yapan güvenlik elemanlarının işte çıkartıldığı  iddiası doğru mudur?  4- Atatürk O r m a n Çiftliği müdürünün ikamet ettiği konutun sit alanı olduğu  buna karşın koruma kurulundan izin a l ınmadan tadilat yapıldığı, bu tadilat  için 100 bin T L harcama yapıldığı iddiası doğru mudur? Bu harcama hangi  ödenek kaleminden, neye göre yapılmıştır?  5- Atatürk O r m a n Çiftliği tarafından 2008 yılında, şarap yap ımında kullanılmak  üzere al ınan 50 ton üzümden üretilen yaklaşık 10 ton şarabın ç ö p e atıldığı  iddiası doğru mudur? Atatürk Orman Çiftliği tesislerinde 2002-2009 yaları  arasında ne kadar şarap üretilmiştir? Yıllara göre dağıl ımı nedir? Bir  aza lma varsa sebebi nedir? Bu aza lma A K P ' n i n dünya görüşünden mi  kaynaklanmaktadır?  6- Atatürk O r m a n Çiftliği bulunan hayvanat bahçesinin 2010 yılı içinde Ankara  Büyükşehir Belediyesine devredileceği iddiası doğru mudur? Ankara  Büyükşehir Belediyesi'nin benzeri uygulamaları d a dikkate al ındığında,  yapı lacak bu devir, Atatürk O r m a n Çiftliğinin geleceği aç ıs ından bir tehdit  yaratmayacak mıdır?  7- Atatürk'ün mirası olan manevi değerinin yanında Türk çiftçisine yol  gösteren Atatürk O r m a n Çiftliği'nde yaşananlar kamuoyunun vicdanında  ciddi rahatsızlığa neden olmaktadır. Bu kurumumuzda uzun yıllardır  y a ş a n a n sorunları da dikkate alarak daha etkin ve kalıcı ne gibi önlemler  almayı düşünüyorsunuz?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 2 8 0 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  4.-Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş 'in, Atatürk Orman Çiftliği yönetimi ile ilgili iddialara ilişkin  Başbakandan soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker 'in cevabı (7/12591)  Aşağıdak i sorularımın Say ın B a ş b a k a n tarafından yazılı olarak yanıt lanmasını  arz eder im.  Saygılar ımla. \  Atatürk O r m a n Çiftçiliği Atatürk'ün Türk çiftçisine Anakara lılara bıraktığı  önemli miras ve emanetlerden biridir. Bu çiftlik aynı zamanda modern tarım kuruluşu  olarak dünya ülkelerine de uzun yıllar örnek olmuştur. Atatürk orman çiftliği sahip  olduğu yeşil alanlar ile Ankara'nın akciğeri olma özelliğine sahiptir.  Bu önemli kuruluşumuz son yıllarda talan ve yolsuzluk iddiaları ile sık sık  g ü n d e m e gelmektedir. S o n olarak da Atatürk O r m a n Çiftliği'nde görev yapan ve  hakkında soruşturma açı lan memurlar üst görevlere getirildiği, bunun yanında üst  düzey yöneticilerin çiftliğin olanaklarını şahsi çıkarları için kullandığı yönünde ciddi  iddialar bulunmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  1- Atatürk O r m a n Çiftliği'nde üretim yapan birimler hangileridir? Buralarda  hangi ürünler üretilmektedir? 2002-2010 yılları arasında yılara göre ürün ve  elde edilen gelir miktarı nedir?  2- Atatürk O r m a n Çiftliği Müdürünün, göreve geldikten sonra değişik  alanlardan sorumlu olan müdür ve müdür yardımcılarının yetkisini  sınırladığı bütün yetkileri kendinde topladığı iddiası doğru mudur? Yapı lan  bu uygulama kamu yönetimi kurallarına uygun mudur? Niçin böyle bir  uygulamaya gidilmiştir? Bir takım usulsüzlük ve yolsuzlukların üzerimi  örtülmek istenmektedir?  3- Atatürk O r m a n Çiftliği tesislerinde İçişleri Bakanı ve eski D T P G e n e l  Başkanı Ahmet T Ü R K arasında yapılan görüşmenin b a s m a s ızmas ından  sonra bu kurumda görev yapan güvenlik elemanlarının işte çıkartıldığı  iddiası doğru mudur?  4- Atatürk O r m a n Çiftliği müdürünün ikamet ettiği konutun sit alanı olduğu  buna karşın koruma kurulundan izin a l ınmadan tadilat yapıldığı, bu tadilat  için 100 bin T L harcama yapıldığı iddiası doğru mudur? Bu harcama hangi  ödenek kaleminden, neye göre yapılmıştır?  5- Atatürk O r m a n Çiftliği tarafından 2008 yılında, şarap yap ımında kullanılmak  üzere al ınan 50 ton üzümden üretilen yaklaşık 10 ton şarabın ç ö p e atıldığı  iddiası doğru mudur? Atatürk Orman Çiftliği tesislerinde 2002-2009 yaları  arasında ne kadar şarap üretilmiştir? Yıllara göre dağıl ımı nedir? Bir  aza lma varsa sebebi nedir? Bu aza lma A K P ' n i n dünya görüşünden mi  kaynaklanmaktadır?  6- Atatürk O r m a n Çiftliği bulunan hayvanat bahçesinin 2010 yılı içinde Ankara  Büyükşehir Belediyesine devredileceği iddiası doğru mudur? Ankara  Büyükşehir Belediyesi'nin benzeri uygulamaları d a dikkate al ındığında,  yapı lacak bu devir, Atatürk O r m a n Çiftliğinin geleceği aç ıs ından bir tehdit  yaratmayacak mıdır?  7- Atatürk'ün mirası olan manevi değerinin yanında Türk çiftçisine yol  gösteren Atatürk O r m a n Çiftliği'nde yaşananlar kamuoyunun vicdanında  ciddi rahatsızlığa neden olmaktadır. Bu kurumumuzda uzun yıllardır  y a ş a n a n sorunları da dikkate alarak daha etkin ve kalıcı ne gibi önlemler  almayı düşünüyorsunuz?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 2 8 0 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı :B.12.0.SGB.0.03-610-IOSÎ  Konu : Soru önergesi lg .03.2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) 18.02.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/12591-20120/42201 sayılı yazı,  b) 22.02.2010 tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-189-73/744 sayılı yazı.  İlgi (a) kayıtlı yazı ve Başbakanlığa gönderilen İlgi (b) kayıtlı yazı ile Başbakanlıktan  Bakanlığımıza gönderilen yazı ekinde yer alan Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ'e ait  7/12591 esas nolu yazılı soru önergesine ilişkin Bakanlığımız görüşü ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1-Görüş 7/12591  - 2 8 1 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı :B.12.0.SGB.0.03-610-IOSÎ  Konu : Soru önergesi lg .03.2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) 18.02.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/12591-20120/42201 sayılı yazı,  b) 22.02.2010 tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-189-73/744 sayılı yazı.  İlgi (a) kayıtlı yazı ve Başbakanlığa gönderilen İlgi (b) kayıtlı yazı ile Başbakanlıktan  Bakanlığımıza gönderilen yazı ekinde yer alan Ankara Milletvekili Yılmaz ATEŞ'e ait  7/12591 esas nolu yazılı soru önergesine ilişkin Bakanlığımız görüşü ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1-Görüş 7/12591  - 2 8 1 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :Y ılmaz ATEŞ  Ankara Milletvekili  :7/12591 Esas No  Atatürk Orman Çiftçiliği Atatürk'ün Türk çiftçisine Anakara'lılara bıraktığı önemli miras ve  emanetlerden biridir. Bu çiftlik aynı zamanda modem tarım kumlusu olarak dünya ülkelerine  de uzun yıllar örnek olmuştur. Atatürk orman çiftliği sahip olduğu yeşil alanlar ile Ankara'nın  akciğeri olma özelliğine sahiptir.  Bu önemli kuruluşumuz son yıllarda talan ve yolsuzluk iddiaları ile sık sık gündeme  gelmektedir. Son olarak da Atatürk Orman Çiftliği'nde görev yapan ve hakkında soruşturma  açılan memurlar üst görevlere getirildiği, bunun yanında üst düzey yöneticilerin çiftliğin  olanaklarım şahsi çıkarları için kullandığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  Soru 1) Atatürk Orman Çiftliği'nde üretim yapan birimler hangileridir? Buralarda hangi  ürünler üretilmektedir? 2002-2010 yılları arasında yılara göre ürün ve elde edilen gelir miktarı  nedir?  Cevap 1) Atatürk Orman Çiftliği'nde (AOÇ); Bağ Bahçe Kültürleri Müdürlüğü, Tarla  Kültürleri Müdürlüğü, Mayalandırma Sanatları Fabrikası ve Süt ve Süt Ürünleri Fabrikası gibi  çeşitli birimlerimizde üretim yapılmaktadır.  Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu önerileri doğrultusunda AOÇ arazilerinin Belediye  mücavir alanlan içerisinde kalması nedeniyle hayvancılık (Süt Hayvancılığı) faaliyetlerine  2008 yılında son verilmiştir.  Soru 2) Atatürk Orman Çiftliği Müdürünün, göreve geldikten sonra değişik alanlardan  sorumlu olan müdür ve müdür yardımcılannın yetkisini sınırladığı bütün yetkileri kendinde  topladığı iddiası doğru mudur? Yapılan bu uygulama kamu yönetimi kurallanna uygun  mudur? Niçin böyle bir uygulamaya gidilmiştir? Bir takım usulsüzlük ve yolsuzlukların üzeri  mi örtülmek istenmektedir?  Cevap 2) AOÇ'nin 24/03/1950 tarih ve 5659 saydı kuruluş kanunda Müdür Yardımcılığı  kadrosu tek olup Kurum Müdürü, Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Şube Müdür yardımcılan  yetki ve sorumlulukları 5659 sayılı Kanunun ilgili yönetmelikleriyle belirlenmiştir. Bu  nedenle yetki ve sorumlulukların kurum Müdürünün yetkisinde toplanması mümkün değildir.  Soru 3) Atatürk Orman Çiftliği tesislerinde İçişleri Bakam ve eski DTP Genel Başkanı  Ahmet TÜRK arasında yapılan görüşmenin basına sızmasından sonra bu kurumda görev  yapan güvenlik elemanlarının işten çıkartıldığı iddiası doğru mudur?  Cevap 3) AOÇ güvenlik hizmetini ihale yoluyla taşeron firmadan almaktadır. Güvenlik,  hizmet alımı şeklinde yapıldığından güvenlik elemanlarının işten çıkarılması ve işe  başlatılması şirketin yetki ve sorumluluğundadır.  Soru 4) Atatürk Orman Çiftliği müdürünün ikamet ettiği konutun sit alanı olduğu buna karşın*  koruma kurulundan izin alınmadan tadilat yapıldığı, bu tadilat için 100 bin TL harcama  yapıldığı iddiası doğm mudur? Bu harcama hangi ödenek kaleminden, neye göre yapılmıştır?  - 2 8 2 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :Y ılmaz ATEŞ  Ankara Milletvekili  :7/12591 Esas No  Atatürk Orman Çiftçiliği Atatürk'ün Türk çiftçisine Anakara'lılara bıraktığı önemli miras ve  emanetlerden biridir. Bu çiftlik aynı zamanda modem tarım kumlusu olarak dünya ülkelerine  de uzun yıllar örnek olmuştur. Atatürk orman çiftliği sahip olduğu yeşil alanlar ile Ankara'nın  akciğeri olma özelliğine sahiptir.  Bu önemli kuruluşumuz son yıllarda talan ve yolsuzluk iddiaları ile sık sık gündeme  gelmektedir. Son olarak da Atatürk Orman Çiftliği'nde görev yapan ve hakkında soruşturma  açılan memurlar üst görevlere getirildiği, bunun yanında üst düzey yöneticilerin çiftliğin  olanaklarım şahsi çıkarları için kullandığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  Soru 1) Atatürk Orman Çiftliği'nde üretim yapan birimler hangileridir? Buralarda hangi  ürünler üretilmektedir? 2002-2010 yılları arasında yılara göre ürün ve elde edilen gelir miktarı  nedir?  Cevap 1) Atatürk Orman Çiftliği'nde (AOÇ); Bağ Bahçe Kültürleri Müdürlüğü, Tarla  Kültürleri Müdürlüğü, Mayalandırma Sanatları Fabrikası ve Süt ve Süt Ürünleri Fabrikası gibi  çeşitli birimlerimizde üretim yapılmaktadır.  Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu önerileri doğrultusunda AOÇ arazilerinin Belediye  mücavir alanlan içerisinde kalması nedeniyle hayvancılık (Süt Hayvancılığı) faaliyetlerine  2008 yılında son verilmiştir.  Soru 2) Atatürk Orman Çiftliği Müdürünün, göreve geldikten sonra değişik alanlardan  sorumlu olan müdür ve müdür yardımcılannın yetkisini sınırladığı bütün yetkileri kendinde  topladığı iddiası doğru mudur? Yapılan bu uygulama kamu yönetimi kurallanna uygun  mudur? Niçin böyle bir uygulamaya gidilmiştir? Bir takım usulsüzlük ve yolsuzlukların üzeri  mi örtülmek istenmektedir?  Cevap 2) AOÇ'nin 24/03/1950 tarih ve 5659 saydı kuruluş kanunda Müdür Yardımcılığı  kadrosu tek olup Kurum Müdürü, Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Şube Müdür yardımcılan  yetki ve sorumlulukları 5659 sayılı Kanunun ilgili yönetmelikleriyle belirlenmiştir. Bu  nedenle yetki ve sorumlulukların kurum Müdürünün yetkisinde toplanması mümkün değildir.  Soru 3) Atatürk Orman Çiftliği tesislerinde İçişleri Bakam ve eski DTP Genel Başkanı  Ahmet TÜRK arasında yapılan görüşmenin basına sızmasından sonra bu kurumda görev  yapan güvenlik elemanlarının işten çıkartıldığı iddiası doğru mudur?  Cevap 3) AOÇ güvenlik hizmetini ihale yoluyla taşeron firmadan almaktadır. Güvenlik,  hizmet alımı şeklinde yapıldığından güvenlik elemanlarının işten çıkarılması ve işe  başlatılması şirketin yetki ve sorumluluğundadır.  Soru 4) Atatürk Orman Çiftliği müdürünün ikamet ettiği konutun sit alanı olduğu buna karşın*  koruma kurulundan izin alınmadan tadilat yapıldığı, bu tadilat için 100 bin TL harcama  yapıldığı iddiası doğm mudur? Bu harcama hangi ödenek kaleminden, neye göre yapılmıştır?  - 2 8 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Cevap 4) AOÇ arazileri birinci derece SİT alanıdır, bu nedenle AOÇ binalarının onarımı ve  arazilerin kiralamaları Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun izni alınarak  yapılmaktadır.  AOÇ'ne ait lojmanlar 50-60 yıllık olup 1 ve 2 katlı basit yapı özelliği taşımaktadır. Birçoğu  farklı amaçlar için (depo, hayvan barınağı, vb.) kullanılırken lojmana dönüştürülmüştür. Uzun  yıllar lojmanlara bakım ve onarım yapılmadığından Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara  Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 02/06/1992 tarih ve 3436 sayılı "Bina  içinde ve dışında basit onarım kapsamındaki bakımlarının yapılmasının uygun olduğu" karan  gereği çeşitli basit onarım ve bakım çalışması yapılmaktadır. Yapılan onarımlar Bina Bakım  ve Onarım giderlerinden harcanmıştır.  Soru 5) Atatürk Orman Çiftliği tarafından 2008 yılında, şarap yapımında kullanılmak üzere  alınan 50 ton üzümden üretilen yaklaşık 10 ton şarabın çöpe atıldığı iddiası doğru mudur?  Atatürk Orman Çiftliği tesislerinde 2002-2009 yıllan arasında ne kadar şarap üretilmiştir?  Yıllara göre dağılımı nedir? Bir azalma varsa sebebi nedir? Bu azalma AKP'nin dünya  görüşünden mi kaynaklanmaktadır?  Cevap 5)  Yıllar işlenen Üzüm Üretilen Şarap  ( kg > ( İ t )  2 0 0 2 28 080 15 .800  2 0 0 3 17 .270 11 .226  2 0 0 4 133 .820 7 6 . 1 5 5  2 0 0 8 34 .870 19 .000  2 0 0 9 6 7 . 8 9 0 4 3 . 7 5 0  Şaraplık özelliğini yitiren üzümler sirkelik olarak kullanılmaktadır.  Soru 6 ) Atatürk Orman Çiftliğinde bulunan Hayvanat Bahçesinin 2010 yılı içinde Ankara  Büyükşehir Belediyesine devredileceği iddiası doğru mudur? Ankara Büyükşehir  Belediyesi'nin benzeri uygulamaları da dikkate alındığında, yapılacak bu devir, Atatürk  Orman Çiftliğinin geleceği açısından bir tehdit yaratmayacak mıdır?  Cevap 6 ) 8 Temmuz 2006 tarih ve 26222 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5524 sayılı  Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Kanunun 3. fıkrasında; "Tanm ve Köyişleri Bakanlığı'nın uygun görüşü ile Atatürk Orman  Çiftliği arazilerinin onaylı imar planında görülen Hayvanat Bahçesi 10 yılı aşmamak üzere  herhangi bir şekilde "Tanm ve Köyişleri Bakanlığı ile Atatürk Orman Çiftliği tüzel kişiliğine  bir külfet ve yükümlülük getirmemesi kaydı ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara  Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokolle Ankara Büyükşehir  Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilebilir." hükmü yer almaktadır. Ancak henüz, Ankara  Büyükşehir Belediyesine ilgili mer'i mevzuat uyarınca öncelikle üst Ölçekli plan ve koruma  amaçlı imar planı ve bunlara uygun her türlü imar planını yapmak ve yaptırma yetkisi  verilmiş olup, Belediye tarafından 1/25.000 ve 1/10.000 ölçekli planlar hazırlanmış, Ankara  Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun onayından geçmiş, Tanm ve Köyişleri  Bakanlığı'nın görüşleri alınmıştır. Ancak bu işlemlerin iptali için Ankara 13. İdare  Mahkemesinde, Ankara Barosu ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından davalar  açıldığından planlar yürürlüğe konulamamıştır. Dava neticesinde iptal kararı verilmiş olup,  temyiz aşamasındadır.  Hayvanat Bahçesiyle ilgili Kanunun öngördüğü gibi Belediyeye intifa hakkı tesisi  gerçekleşmemiştir.  Soru 7) Atatürk'ün mirası olan manevi değerinin yanında Türk çiftçisine yol gösteren Atatürk  Orman Çiftliği'nde yaşananlar kamuoyunun vicdanında ciddi rahatsızlığa neden olmaktadır.  Bu kurumumuzda uzun yıllardır yaşanan sorun lan da dikkate alarak daha etkin ve kalıcı ne  gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?  Cevap 7) AOÇ için; Ağaçlandırma, Bitkisel Üretim, Milli Botanik Bahçesi, Marka Tescili,  Süt ve Süt ürünleri Fabrikası, Mayalandırma Sanatları Fabrikası, Hayvanat Bahçesi,  Rehebilitasyon, Sosyal ve Kültürel Faaliyetler gibi konularda çalışmalanmız devam  etmektedir.  - 2 8 3 -
Sayfa 98 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Cevap 4) AOÇ arazileri birinci derece SİT alanıdır, bu nedenle AOÇ binalarının onarımı ve  arazilerin kiralamaları Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun izni alınarak  yapılmaktadır.  AOÇ'ne ait lojmanlar 50-60 yıllık olup 1 ve 2 katlı basit yapı özelliği taşımaktadır. Birçoğu  farklı amaçlar için (depo, hayvan barınağı, vb.) kullanılırken lojmana dönüştürülmüştür. Uzun  yıllar lojmanlara bakım ve onarım yapılmadığından Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara  Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 02/06/1992 tarih ve 3436 sayılı "Bina  içinde ve dışında basit onarım kapsamındaki bakımlarının yapılmasının uygun olduğu" karan  gereği çeşitli basit onarım ve bakım çalışması yapılmaktadır. Yapılan onarımlar Bina Bakım  ve Onarım giderlerinden harcanmıştır.  Soru 5) Atatürk Orman Çiftliği tarafından 2008 yılında, şarap yapımında kullanılmak üzere  alınan 50 ton üzümden üretilen yaklaşık 10 ton şarabın çöpe atıldığı iddiası doğru mudur?  Atatürk Orman Çiftliği tesislerinde 2002-2009 yıllan arasında ne kadar şarap üretilmiştir?  Yıllara göre dağılımı nedir? Bir azalma varsa sebebi nedir? Bu azalma AKP'nin dünya  görüşünden mi kaynaklanmaktadır?  Cevap 5)  Yıllar işlenen Üzüm Üretilen Şarap  ( kg > ( İ t )  2 0 0 2 28 080 15 .800  2 0 0 3 17 .270 11 .226  2 0 0 4 133 .820 7 6 . 1 5 5  2 0 0 8 34 .870 19 .000  2 0 0 9 6 7 . 8 9 0 4 3 . 7 5 0  Şaraplık özelliğini yitiren üzümler sirkelik olarak kullanılmaktadır.  Soru 6 ) Atatürk Orman Çiftliğinde bulunan Hayvanat Bahçesinin 2010 yılı içinde Ankara  Büyükşehir Belediyesine devredileceği iddiası doğru mudur? Ankara Büyükşehir  Belediyesi'nin benzeri uygulamaları da dikkate alındığında, yapılacak bu devir, Atatürk  Orman Çiftliğinin geleceği açısından bir tehdit yaratmayacak mıdır?  Cevap 6 ) 8 Temmuz 2006 tarih ve 26222 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5524 sayılı  Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Kanunun 3. fıkrasında; "Tanm ve Köyişleri Bakanlığı'nın uygun görüşü ile Atatürk Orman  Çiftliği arazilerinin onaylı imar planında görülen Hayvanat Bahçesi 10 yılı aşmamak üzere  herhangi bir şekilde "Tanm ve Köyişleri Bakanlığı ile Atatürk Orman Çiftliği tüzel kişiliğine  bir külfet ve yükümlülük getirmemesi kaydı ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara  Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokolle Ankara Büyükşehir  Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilebilir." hükmü yer almaktadır. Ancak henüz, Ankara  Büyükşehir Belediyesine ilgili mer'i mevzuat uyarınca öncelikle üst Ölçekli plan ve koruma  amaçlı imar planı ve bunlara uygun her türlü imar planını yapmak ve yaptırma yetkisi  verilmiş olup, Belediye tarafından 1/25.000 ve 1/10.000 ölçekli planlar hazırlanmış, Ankara  Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun onayından geçmiş, Tanm ve Köyişleri  Bakanlığı'nın görüşleri alınmıştır. Ancak bu işlemlerin iptali için Ankara 13. İdare  Mahkemesinde, Ankara Barosu ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından davalar  açıldığından planlar yürürlüğe konulamamıştır. Dava neticesinde iptal kararı verilmiş olup,  temyiz aşamasındadır.  Hayvanat Bahçesiyle ilgili Kanunun öngördüğü gibi Belediyeye intifa hakkı tesisi  gerçekleşmemiştir.  Soru 7) Atatürk'ün mirası olan manevi değerinin yanında Türk çiftçisine yol gösteren Atatürk  Orman Çiftliği'nde yaşananlar kamuoyunun vicdanında ciddi rahatsızlığa neden olmaktadır.  Bu kurumumuzda uzun yıllardır yaşanan sorun lan da dikkate alarak daha etkin ve kalıcı ne  gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?  Cevap 7) AOÇ için; Ağaçlandırma, Bitkisel Üretim, Milli Botanik Bahçesi, Marka Tescili,  Süt ve Süt ürünleri Fabrikası, Mayalandırma Sanatları Fabrikası, Hayvanat Bahçesi,  Rehebilitasyon, Sosyal ve Kültürel Faaliyetler gibi konularda çalışmalanmız devam  etmektedir.  - 2 8 3 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, çilek fidesi desteğine,  - Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu 'nun, İpsala 'daki arazi dağıtım projesine,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakam Mehmet Mehdi Eker 'in cevabı (7/12629), (7/12630)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın M.Mehdi Eker tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Ülkemizde başta Silifke, Anamur olmak üzere pek çok yerde çok geniş alanlarda  Çilek meyvesi üretimi yapılmaktadır. Pek çok kişi geçimini çilek meyvesi üretiminde  sağlamaktadır.Sertifikalı Tohum Kullanımı ve sertifikalı Tohum Üretimini  Desteklemesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararına ilişkin her yıl "Yurtiçi Sertifikalı Tohum  Kullanımı Desteklemesi Hakkında Tebliğ" yayınlanmakta ve bu tebliğde; destekleme  yapılacak çiftçiler, ödemeler, Tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre destekleme  yapılacak sertifikalı ürün türleri belirtilmektedir. Bu kapsamda her yıl yayınlanmakta olan  sertifikalı tohum kullanımı ve sertifikalı meyve/asma fidanı /çilek fidesi ile kapama bağ,  bahçe tesisi desteklemeleri hakkındaki tebliğ uyarınca çilek üreticileri,ilçe Tarım  Müdürlüğüne başvurarak destekleme ödemesi almakta idi. Fakat 31 aralık 2009  tarihinde 27449 sayı numarası ile yayımlanan resmi gazetede yayınlanan tebliğde  desteklenecek ürünler listesinde çilek fidesinin bulunmadığı için çilek üreticilerinin  desteklemelerden faydalanamamaktadır.Sertifikalı çilek fidesi, sağlıklı ve kaliteli bir  üretim için büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle Silifke-Anamur yöresindeki çilek  üreticileri, çilek meyve üretiminde tohumluk olarak sertifikalı çilek fidesi kullanmaktadır.  Bu çerçevede;  1- Geçmiş yıllarda bulunmasına karşın son yayınlanan "Sertifikalı Tohum  Kullanımı Desteklemesi Hakkında Tebliğinde destekleme yapılacak ürün türleri  arasında çilek fidesi neden çıkarılmıştır?  Sertifikalı Tohum Kullanımı ve sertifikalı Tohum Üretimini Desteklemesi kapsamında  geçmiş yıllarda çilek üreticilerine her yıl yapılmakta olan çilek fidesi desteklemesinin bu  yıl verilmemesinin nedeni nedir?  2- Çilek üreticisinin bu yüzden uğradığı mağduriyeti gidermeyi düşünüyor  musunuz? Çilek fidesine destekleme yardımını yeniden başlatacak mısınız?  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 2 8 4 -
Sayfa 99 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, çilek fidesi desteğine,  - Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu 'nun, İpsala 'daki arazi dağıtım projesine,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakam Mehmet Mehdi Eker 'in cevabı (7/12629), (7/12630)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın M.Mehdi Eker tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Ülkemizde başta Silifke, Anamur olmak üzere pek çok yerde çok geniş alanlarda  Çilek meyvesi üretimi yapılmaktadır. Pek çok kişi geçimini çilek meyvesi üretiminde  sağlamaktadır.Sertifikalı Tohum Kullanımı ve sertifikalı Tohum Üretimini  Desteklemesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararına ilişkin her yıl "Yurtiçi Sertifikalı Tohum  Kullanımı Desteklemesi Hakkında Tebliğ" yayınlanmakta ve bu tebliğde; destekleme  yapılacak çiftçiler, ödemeler, Tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre destekleme  yapılacak sertifikalı ürün türleri belirtilmektedir. Bu kapsamda her yıl yayınlanmakta olan  sertifikalı tohum kullanımı ve sertifikalı meyve/asma fidanı /çilek fidesi ile kapama bağ,  bahçe tesisi desteklemeleri hakkındaki tebliğ uyarınca çilek üreticileri,ilçe Tarım  Müdürlüğüne başvurarak destekleme ödemesi almakta idi. Fakat 31 aralık 2009  tarihinde 27449 sayı numarası ile yayımlanan resmi gazetede yayınlanan tebliğde  desteklenecek ürünler listesinde çilek fidesinin bulunmadığı için çilek üreticilerinin  desteklemelerden faydalanamamaktadır.Sertifikalı çilek fidesi, sağlıklı ve kaliteli bir  üretim için büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle Silifke-Anamur yöresindeki çilek  üreticileri, çilek meyve üretiminde tohumluk olarak sertifikalı çilek fidesi kullanmaktadır.  Bu çerçevede;  1- Geçmiş yıllarda bulunmasına karşın son yayınlanan "Sertifikalı Tohum  Kullanımı Desteklemesi Hakkında Tebliğinde destekleme yapılacak ürün türleri  arasında çilek fidesi neden çıkarılmıştır?  Sertifikalı Tohum Kullanımı ve sertifikalı Tohum Üretimini Desteklemesi kapsamında  geçmiş yıllarda çilek üreticilerine her yıl yapılmakta olan çilek fidesi desteklemesinin bu  yıl verilmemesinin nedeni nedir?  2- Çilek üreticisinin bu yüzden uğradığı mağduriyeti gidermeyi düşünüyor  musunuz? Çilek fidesine destekleme yardımını yeniden başlatacak mısınız?  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 2 8 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak cevaplanmasını arz ederim. 09/02/2010  Tarım Reformu Edirne Bölge Müdürlüğü tarafından İpsala İlçemizde  uygulanan Arazi Dağıtım Projesine 601 vatandaşımız müracaatta bulunmuş olup,  bunlardan takriben 130-140 tanesinin arazi dağıtımından yararlanabileceği  hazırlanan geçici hak sahipliği listelerinden anlaşılmaktadır.Yaşanmakta olan  ekonomik krizin etkisinin vatandaşlarımız tarafından katlanılamaz hale geldiği ve  işsizliğin büyük oranda arttığı bir dönemde bu dağıtımın hak sahibi olan  vatandaşlarımıza katkı sağlayacağı muhakkaktır.Ancak;  1-Yaşanan kriz ortamı ve işsizlik rakamları dikkate alındığında dağıtımın dayanağını  oluşturan mevzuatta bir değişiklik yapılarak daha fazla vatandaşımızın bu arazi  dağıtımından faydalandırılması daha doğru olmaz mıydı?Daha çok vatandaşımızın  yaralanması için bu konuda niçin bir düzenleme yapmadınız?  2-Arazi dağıtımında uygulanan puanlama ve kriterler, bölge ve günümüz gerçeklerine  uymakta mıdır? Bu uygulamaları yürüten Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nü  başarısız bulduğunuz için mi yeni tasarıda kaldırmayı teklif ediyorsunuz?  3-Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Edirne'de yürütülmekte olan diğer  projeler nelerdir? Bu projelerin geldiği aşama ve son durum nedir?  GemaleddlnUSÜJ  Edirne Milletvekili  - 2 8 5 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak cevaplanmasını arz ederim. 09/02/2010  Tarım Reformu Edirne Bölge Müdürlüğü tarafından İpsala İlçemizde  uygulanan Arazi Dağıtım Projesine 601 vatandaşımız müracaatta bulunmuş olup,  bunlardan takriben 130-140 tanesinin arazi dağıtımından yararlanabileceği  hazırlanan geçici hak sahipliği listelerinden anlaşılmaktadır.Yaşanmakta olan  ekonomik krizin etkisinin vatandaşlarımız tarafından katlanılamaz hale geldiği ve  işsizliğin büyük oranda arttığı bir dönemde bu dağıtımın hak sahibi olan  vatandaşlarımıza katkı sağlayacağı muhakkaktır.Ancak;  1-Yaşanan kriz ortamı ve işsizlik rakamları dikkate alındığında dağıtımın dayanağını  oluşturan mevzuatta bir değişiklik yapılarak daha fazla vatandaşımızın bu arazi  dağıtımından faydalandırılması daha doğru olmaz mıydı?Daha çok vatandaşımızın  yaralanması için bu konuda niçin bir düzenleme yapmadınız?  2-Arazi dağıtımında uygulanan puanlama ve kriterler, bölge ve günümüz gerçeklerine  uymakta mıdır? Bu uygulamaları yürüten Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nü  başarısız bulduğunuz için mi yeni tasarıda kaldırmayı teklif ediyorsunuz?  3-Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Edirne'de yürütülmekte olan diğer  projeler nelerdir? Bu projelerin geldiği aşama ve son durum nedir?  GemaleddlnUSÜJ  Edirne Milletvekili  - 2 8 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610-1&9* Jg.03/2010  Konu : Som Önergeleri  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 22.02.2010 tarih ve A.OI.O.GNS.0.10.00.02-20183 sayılı yazınız.  İlgi yazı ekinde alman, Mersin Milletvekili Ali Rıza ÖZTÜRK'e ait 7/12629 esas  nolu, Edime Milletvekili Cemaleddin USLU'ya ait 7/12630 esas nolu yazılı soru önergelerine  ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1. Görüş 7/12629  2. Görüş 7/12630  - 2 8 6 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610-1&9* Jg.03/2010  Konu : Som Önergeleri  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 22.02.2010 tarih ve A.OI.O.GNS.0.10.00.02-20183 sayılı yazınız.  İlgi yazı ekinde alman, Mersin Milletvekili Ali Rıza ÖZTÜRK'e ait 7/12629 esas  nolu, Edime Milletvekili Cemaleddin USLU'ya ait 7/12630 esas nolu yazılı soru önergelerine  ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1. Görüş 7/12629  2. Görüş 7/12630  - 2 8 6 - T B M M B : 7 5 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  Esas No : 7/12629  Ülkemizde başta Silifke, Anamur olmak üzere pek çok yerde çok geniş alanlarda çilek  meyvesi üretimi yapılmaktadır. Pek çok kişi geçimini çilek meyvesi üretiminden  sağlamaktadır. Sertifikalı Tohum Kullanımı ve sertifikalı Tohum Üretiminin Desteklemesine  ilişkin Bakanlar Kurulu Kararına ilişkin her yıl "Yurtiçi Sertifikalı Tohum Kullanımı  Desteklemesi Hakkında Tebliğ" yayınlanmakta ve bu tebliğde; destekleme yapılacak çiftçiler,  ödemeler, Tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre destekleme yapılacak sertifikalı ürün  türleri belirtilmektedir. Bu kapsamda her yıl yayınlanmakta olan sertifikalı tohum kullanımı  ve sertifikalı meyve/asma fidanı ve çilek fidesi ile kapama bağ, bahçe tesisi desteklemeleri  hakkındaki tebliğ uyarınca çilek üreticileri, İlçe Tanm Müdürlüğüne başvurarak destekleme  ödemesi almakta idi. Fakat 31 Aralık 2009 tarihinde 27449 sayı numarası ile yayımlanan  Resmi Gazetede yayınlanan Tebliğde desteklenecek ürünler listesinde çilek fidesi  bulunmadığı için çilek üreticileri desteklemelerden faydalanamamaktadır. Sertifikalı çilek  fidesi, sağlıklı ve kaliteli bir üretim için büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle Silifke- Anamur yöresindeki çilek üreticileri, çilek meyvesi üretiminde tohumluk olarak sertifikalı  çilek fidesi kullanmaktadır. Bu çerçevede;  SORU 1) Geçmiş yıllarda bulunmasına karşın son yayınlanan "Sertifikalı Tohum Kullanımı  Desteklemesi Hakkında Tebliğinde destekleme yapılacak ürün türleri arasından çilek fidesi  neden çıkarılmıştır? Sertifikalı Tohum Kullanımı ve Sertifikalı Tohum Üretiminin  Desteklenmesi kapsamında geçmiş yıllarda çilek üreticilerine her yıl yapılmakta olan çilek  fidesi desteklemesinin bu yıl verilmemesinin nedeni nedir?  SORU 2) Çilek üreticisinin bu yüzden uğradığı mağduriyeti gidermeyi düşünüyor musunuz?  Çilek fidesine destekleme yardımım yemden başlatacak mısınız?  CEVAP 1-2) Sertifikalı fidan kullanımının destekleme miktarlan, her yıl 5488 sayılı Tanm  Kanunu'na göre yetkilendirilen Tanmsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu tarafından  bütçe imkanlan çerçevesinde belirlenmektedir.  Tanmsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu'nun 2010 yılı tanmsal desteklemeleri ile ilgili  13.01.2010 tarih ve 2010/1 nolu Karan ile sertifikalı çilek fidesi kullanım desteği tekrar  uygulamaya konulmuştur.  Hazırlanan ve imzaya sunulan Bakanlar Kurulu Kararının açıklanması ile 2010 yılında  sertifikalı çilek fidesi kullanarak bahçe tesis eden çiniler, dekar başına 200 TL. destekleme  ödemesinden yararlanacaklardır.  - 2 8 7 -
Sayfa 102 -
T B M M B : 7 5 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  Esas No : 7/12629  Ülkemizde başta Silifke, Anamur olmak üzere pek çok yerde çok geniş alanlarda çilek  meyvesi üretimi yapılmaktadır. Pek çok kişi geçimini çilek meyvesi üretiminden  sağlamaktadır. Sertifikalı Tohum Kullanımı ve sertifikalı Tohum Üretiminin Desteklemesine  ilişkin Bakanlar Kurulu Kararına ilişkin her yıl "Yurtiçi Sertifikalı Tohum Kullanımı  Desteklemesi Hakkında Tebliğ" yayınlanmakta ve bu tebliğde; destekleme yapılacak çiftçiler,  ödemeler, Tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre destekleme yapılacak sertifikalı ürün  türleri belirtilmektedir. Bu kapsamda her yıl yayınlanmakta olan sertifikalı tohum kullanımı  ve sertifikalı meyve/asma fidanı ve çilek fidesi ile kapama bağ, bahçe tesisi desteklemeleri  hakkındaki tebliğ uyarınca çilek üreticileri, İlçe Tanm Müdürlüğüne başvurarak destekleme  ödemesi almakta idi. Fakat 31 Aralık 2009 tarihinde 27449 sayı numarası ile yayımlanan  Resmi Gazetede yayınlanan Tebliğde desteklenecek ürünler listesinde çilek fidesi  bulunmadığı için çilek üreticileri desteklemelerden faydalanamamaktadır. Sertifikalı çilek  fidesi, sağlıklı ve kaliteli bir üretim için büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle Silifke- Anamur yöresindeki çilek üreticileri, çilek meyvesi üretiminde tohumluk olarak sertifikalı  çilek fidesi kullanmaktadır. Bu çerçevede;  SORU 1) Geçmiş yıllarda bulunmasına karşın son yayınlanan "Sertifikalı Tohum Kullanımı  Desteklemesi Hakkında Tebliğinde destekleme yapılacak ürün türleri arasından çilek fidesi  neden çıkarılmıştır? Sertifikalı Tohum Kullanımı ve Sertifikalı Tohum Üretiminin  Desteklenmesi kapsamında geçmiş yıllarda çilek üreticilerine her yıl yapılmakta olan çilek  fidesi desteklemesinin bu yıl verilmemesinin nedeni nedir?  SORU 2) Çilek üreticisinin bu yüzden uğradığı mağduriyeti gidermeyi düşünüyor musunuz?  Çilek fidesine destekleme yardımım yemden başlatacak mısınız?  CEVAP 1-2) Sertifikalı fidan kullanımının destekleme miktarlan, her yıl 5488 sayılı Tanm  Kanunu'na göre yetkilendirilen Tanmsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu tarafından  bütçe imkanlan çerçevesinde belirlenmektedir.  Tanmsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu'nun 2010 yılı tanmsal desteklemeleri ile ilgili  13.01.2010 tarih ve 2010/1 nolu Karan ile sertifikalı çilek fidesi kullanım desteği tekrar  uygulamaya konulmuştur.  Hazırlanan ve imzaya sunulan Bakanlar Kurulu Kararının açıklanması ile 2010 yılında  sertifikalı çilek fidesi kullanarak bahçe tesis eden çiniler, dekar başına 200 TL. destekleme  ödemesinden yararlanacaklardır.  - 2 8 7 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Cemaleddin USLU  Edirne Milletvekili  Esas No : 7/12630  Tanm Reformu Edime Bölge Müdürlüğü tarafından İpsala İlçemizde uygulanan Arazi  Dağıtım Projesine 601 vatandaşımız müracaatta bulunmuş olup, bunlardan takriben 130-140  tanesinin arazi dağıtımından yararlanabileceği hazırlanan geçici hak sahipliği listelerinden  anlaşılmaktadır. Yaşanmakta olan ekonomik krizin etkisinin vatandaşlarımız tarafından  katlanılanı az hale geldiği ve işsizliğin büyük oranda arttığı bir dönemde bu dağıtımın hak  sahibi olan vatandaşlarımıza katkı sağlayacağı muhakkaktır. Ancak;  SORU 1) Yaşanan kriz ortamı ve işsizlik rakamları dikkate alındığında dağıtımın dayanağını  oluşturan mevzuatta bir değişiklik yapılarak daha fazla vatandaşımızın bu arazi dağıtımından  faydalandırılması daha doğru olmaz mıydı? Daha çok vatandaşımızın yaralanması için bu  konuda niçin bir düzenleme yapmadınız?  CEVAP 1) 3083 Sayılı Yasanın Arazi Dağıtımı ile ilgili 8. Maddesinde; "Dağıtımdan  faydalanacaklara verilecek toprak büyüklüğü, iklim ve toprak özellikleri ile bölge için  öngörülen tanmsal işletme tipleri de göz önünde bulundurularak, 1984 yılı toptan eşya  fiyatları endeksine göre yıllık tanmsal işletme geliri bir milyon liradan aşağı olmamak kaydı  ile bulunacak miktardır. Bu miktar, uygulayıcı kuruluş tarafından hesap edilerek uygulamanın  duyurulması ile birlikte dağıtılacak "Toprak Normu" Bakanlar Kurulunca tespit edilerek  Resmi Gazete'de yayımlanır" hükümleri yer almaktadır.  Bölge için tespit edilen kum arazide 101 dekar, sulu arazide 32 dekar dağıtım normu  27.12.1992 tarihi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dağıtım çalışmalan da  tespit edilen bu miktarlar üzerinden yürütülmektedir.  SORU 2) Arazi dağıtımında uygulanan puanlama ve kriterler, bölge ve günümüz gerçeklerine  uymakta mıdır? Bu uygulamalan yürüten Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nü başansız  bulduğunuz için mi yeni tasanda kaldırmayı teklif ediyorsunuz?  CEVAP 2) Tanm Reformu Genel Müdürlüğünce yürütülen hazine arazisi dağıtımdan, 3083  Sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinin "Hak Sahipliğinin Tespitinde Aranacak Şartlar"  başlıklı 36. maddesinde belirtilen şartlan taşıyanlar yararlanmaktadır. Toprak.dağıtımında,  "Toprak Dağıtımında Hak Sahipliği Sırası" başlığı altındaki 37. maddede belirtildiği üzere;  sahip olunan arazi miktarı, tahsil dununu, zirai eğitim, yaş durumu, medeni hali ve çocuk  sayısı, bölgede oturma süresi, bölgede oturacak konutunun bulunması, üretim araçlarına sahip  olması, müstakil İşletme kurabilme şartlarına sahip olması gibi hususlar ile uygulama  bölgesinin şartlan da dikkate alınarak, teknik talimatla belirlenen puanlama sistemine göre  hak sahipliği sırası tespit edilmektedir.  SORU 3) Tanm Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Edirne'de yürütülmekte olan diğer  projeler nelerdir? Bu projelerin geldiği aşama ve son durum, nedir?  - 2 8 8 -
Sayfa 103 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Cemaleddin USLU  Edirne Milletvekili  Esas No : 7/12630  Tanm Reformu Edime Bölge Müdürlüğü tarafından İpsala İlçemizde uygulanan Arazi  Dağıtım Projesine 601 vatandaşımız müracaatta bulunmuş olup, bunlardan takriben 130-140  tanesinin arazi dağıtımından yararlanabileceği hazırlanan geçici hak sahipliği listelerinden  anlaşılmaktadır. Yaşanmakta olan ekonomik krizin etkisinin vatandaşlarımız tarafından  katlanılanı az hale geldiği ve işsizliğin büyük oranda arttığı bir dönemde bu dağıtımın hak  sahibi olan vatandaşlarımıza katkı sağlayacağı muhakkaktır. Ancak;  SORU 1) Yaşanan kriz ortamı ve işsizlik rakamları dikkate alındığında dağıtımın dayanağını  oluşturan mevzuatta bir değişiklik yapılarak daha fazla vatandaşımızın bu arazi dağıtımından  faydalandırılması daha doğru olmaz mıydı? Daha çok vatandaşımızın yaralanması için bu  konuda niçin bir düzenleme yapmadınız?  CEVAP 1) 3083 Sayılı Yasanın Arazi Dağıtımı ile ilgili 8. Maddesinde; "Dağıtımdan  faydalanacaklara verilecek toprak büyüklüğü, iklim ve toprak özellikleri ile bölge için  öngörülen tanmsal işletme tipleri de göz önünde bulundurularak, 1984 yılı toptan eşya  fiyatları endeksine göre yıllık tanmsal işletme geliri bir milyon liradan aşağı olmamak kaydı  ile bulunacak miktardır. Bu miktar, uygulayıcı kuruluş tarafından hesap edilerek uygulamanın  duyurulması ile birlikte dağıtılacak "Toprak Normu" Bakanlar Kurulunca tespit edilerek  Resmi Gazete'de yayımlanır" hükümleri yer almaktadır.  Bölge için tespit edilen kum arazide 101 dekar, sulu arazide 32 dekar dağıtım normu  27.12.1992 tarihi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dağıtım çalışmalan da  tespit edilen bu miktarlar üzerinden yürütülmektedir.  SORU 2) Arazi dağıtımında uygulanan puanlama ve kriterler, bölge ve günümüz gerçeklerine  uymakta mıdır? Bu uygulamalan yürüten Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nü başansız  bulduğunuz için mi yeni tasanda kaldırmayı teklif ediyorsunuz?  CEVAP 2) Tanm Reformu Genel Müdürlüğünce yürütülen hazine arazisi dağıtımdan, 3083  Sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinin "Hak Sahipliğinin Tespitinde Aranacak Şartlar"  başlıklı 36. maddesinde belirtilen şartlan taşıyanlar yararlanmaktadır. Toprak.dağıtımında,  "Toprak Dağıtımında Hak Sahipliği Sırası" başlığı altındaki 37. maddede belirtildiği üzere;  sahip olunan arazi miktarı, tahsil dununu, zirai eğitim, yaş durumu, medeni hali ve çocuk  sayısı, bölgede oturma süresi, bölgede oturacak konutunun bulunması, üretim araçlarına sahip  olması, müstakil İşletme kurabilme şartlarına sahip olması gibi hususlar ile uygulama  bölgesinin şartlan da dikkate alınarak, teknik talimatla belirlenen puanlama sistemine göre  hak sahipliği sırası tespit edilmektedir.  SORU 3) Tanm Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Edirne'de yürütülmekte olan diğer  projeler nelerdir? Bu projelerin geldiği aşama ve son durum, nedir?  - 2 8 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  CEVAP 3) Edirne İlimizde; Arazi Toplulaştırma Projeleri, Hamzadere Barajı Sulama  Projeleri ve hazine arazilerinin Dağıtım Projeleri uygulanmaktadır.  Arazi Toplulaştırma Projelerinden Edime İli Merkez İlçe Elcili Köyünde Arazi Toplulaştırma  Projesi, 1 304 ha. arazi toplulaştırma ve 25 km. tarla içi yol yapımını kapsamaktadır. Projenin  2009 yılında parselasyon planlaması onaylanarak geçici yer teslimleri yapılmıştır. Projenin  aplikasyonu ve teknik dosya hazırlama çalışmalan devam etmekte olup proje alanında  yaklaşık 17 km stabilize yol inşası yapılmış kalan 8 km yolda çalışmalar devam etmektedir.  İlin 2. Arazi Toplulaştırma Projesi, Merkez Doyran ve Hüyüklütatar Köyleri Arazi  Toplulaştırma Projesi olup, 3 649 ha. alanda arazi toplulaştırması ve 80,11 km. tarla içi yol  yapımım içermektedir. Projenin 2009 yılında Doyran köyü parselasyon planlaması  onaylanarak geçici yer teslimleri yapılmıştır. Projenin aplikasyonu ve teknik dosya hazırlama  çalışmalan devam etmektedir. Proje alanında yaklaşık 75 km stabilize yol inşası yapılmış  kalan 35 km yolda çalışmalar devam etmektedir. Hüyüklütatar köyü parselasyon planı 1. İlana  çıkarılarak maliklerce projeye yapılan itirazlar değerlendirilmiş 2. İlan hazırlıkları devam  etmektedir.  Hamzadere Barajı Sulama Sahası A.T. ve T.İ.G.H. I. Kısım ve II. Kısım Projelerinde; I.Kısım  Proje alanı 15 köyde 22 000 Ha.araziyi; II. Kısım Proje ise 9 köyde 28 600 Ha.araziyi  kapsamakta olup her iki projenin ihaleleri yapılmıştır.  Dağıtım Projeleri kapsamında, İpsala İlçesi, Balanacık Köyü, Mercan Köyü ,Y.Karpuzlu  Beldesi, Paşaköy Köyü ile Uzunköprü İlçesi Kırcasalih Beldesinde 1999-2007 yıllan arasında  45.000 dekar hazine arazisinin 1.338 çiftçi ailesine dağıtımına ilişkin çalışmalar  tamamlanmıştır. İpsala İlçesi, Ahırköy, Tevfıkiye ve Karaağaç köylerinde ise arazi dağıtım  projeleri uygulanmış, projelerin son aşamasına gelinmiştir.  Aynca, İpsala İlçesi, Sultan Beldesi, Koyuntepe Köyünde, Enez İlçesi Işıklı Köyünde, Keşan  İlçesi Akhoca Köyünde, Büyük Doğanca, Gündüzler, Kılıçköy, Kocahıdır, Kumdere,  Örhaniye ve Siiğli Köylerinde hazine arazilerinin topraksız ve az topraklı çiftçi ailelerine  dağıtılmasına yönelik olarak toplulaştırma çalışmalan ile paralel olarak çalışmalar  yapılacaktır.  - 2 8 9 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  CEVAP 3) Edirne İlimizde; Arazi Toplulaştırma Projeleri, Hamzadere Barajı Sulama  Projeleri ve hazine arazilerinin Dağıtım Projeleri uygulanmaktadır.  Arazi Toplulaştırma Projelerinden Edime İli Merkez İlçe Elcili Köyünde Arazi Toplulaştırma  Projesi, 1 304 ha. arazi toplulaştırma ve 25 km. tarla içi yol yapımını kapsamaktadır. Projenin  2009 yılında parselasyon planlaması onaylanarak geçici yer teslimleri yapılmıştır. Projenin  aplikasyonu ve teknik dosya hazırlama çalışmalan devam etmekte olup proje alanında  yaklaşık 17 km stabilize yol inşası yapılmış kalan 8 km yolda çalışmalar devam etmektedir.  İlin 2. Arazi Toplulaştırma Projesi, Merkez Doyran ve Hüyüklütatar Köyleri Arazi  Toplulaştırma Projesi olup, 3 649 ha. alanda arazi toplulaştırması ve 80,11 km. tarla içi yol  yapımım içermektedir. Projenin 2009 yılında Doyran köyü parselasyon planlaması  onaylanarak geçici yer teslimleri yapılmıştır. Projenin aplikasyonu ve teknik dosya hazırlama  çalışmalan devam etmektedir. Proje alanında yaklaşık 75 km stabilize yol inşası yapılmış  kalan 35 km yolda çalışmalar devam etmektedir. Hüyüklütatar köyü parselasyon planı 1. İlana  çıkarılarak maliklerce projeye yapılan itirazlar değerlendirilmiş 2. İlan hazırlıkları devam  etmektedir.  Hamzadere Barajı Sulama Sahası A.T. ve T.İ.G.H. I. Kısım ve II. Kısım Projelerinde; I.Kısım  Proje alanı 15 köyde 22 000 Ha.araziyi; II. Kısım Proje ise 9 köyde 28 600 Ha.araziyi  kapsamakta olup her iki projenin ihaleleri yapılmıştır.  Dağıtım Projeleri kapsamında, İpsala İlçesi, Balanacık Köyü, Mercan Köyü ,Y.Karpuzlu  Beldesi, Paşaköy Köyü ile Uzunköprü İlçesi Kırcasalih Beldesinde 1999-2007 yıllan arasında  45.000 dekar hazine arazisinin 1.338 çiftçi ailesine dağıtımına ilişkin çalışmalar  tamamlanmıştır. İpsala İlçesi, Ahırköy, Tevfıkiye ve Karaağaç köylerinde ise arazi dağıtım  projeleri uygulanmış, projelerin son aşamasına gelinmiştir.  Aynca, İpsala İlçesi, Sultan Beldesi, Koyuntepe Köyünde, Enez İlçesi Işıklı Köyünde, Keşan  İlçesi Akhoca Köyünde, Büyük Doğanca, Gündüzler, Kılıçköy, Kocahıdır, Kumdere,  Örhaniye ve Siiğli Köylerinde hazine arazilerinin topraksız ve az topraklı çiftçi ailelerine  dağıtılmasına yönelik olarak toplulaştırma çalışmalan ile paralel olarak çalışmalar  yapılacaktır.  - 2 8 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  6.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kırmızı et sektöründeki sorunlara ilişkin Başbakandan  sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12643)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSÎ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. 10.02.2010  Saygılarımla.  Yanlış politikalar ve zamanında alınmayan önlemler nedeniyle Türkiye'de  hayvancılık tükenme noktasına ulaşmış ve geçen yıla göre yüzde 120 artışla'kilosu  24 TL'ye ulaşan kırmızı eti vatandaş yiyemez duruma gelmiştir. Kırmizı etin fiyatının  bu kadar artmasının nedeni, nüfusu ve dolayısıyla kırmızı et ihtiyacı hızla artan  Türkiye'de küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısının gitgide azalmasıdır. Kırmızı et  konusunda kendi ihtiyacını karşılayamayan Türkiye, sağlıksız ve kaçak kırmızı et  tehlikesi ile karşı karşıyadır.  Nitekim sadece son iki ayda Gaziantep, Hakkâri, Van, Şırnak ve Hatay illerimizde  yakalanan kaçak bufalo eti ve sağlıksız et miktarı 100 tonun üzerindedir. Ayrıca, et  fiyatlarındaki fahiş artışlar merdiven altı üretim yapan, kötü niyetli firmaların at ve  eşek eti kullanmalarına neden olmakta ve bu durum halk sağlığını tehlikeye  atmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  1. Şu anda Türkiye'nin yıllık kırmızı et ihtiyacı ne kadardır? Türkiye'deki mevcut  büyükbaş ve küçükbaş sayısı ne kadardır? Bu, kırmızı et ihtiyacının ne  kadarını karşılayabilmektedir?  2. Ülkemize hangi ülkelerden canlı hayvan ve et ithalatı yapılmaktadır? Son bir  yılda yapılan toplam ithalat miktarı nedir? İthalatı yapılan canlı hayvan ve etin  kilosuna ne kadar ödenmektedir?  3. Et fiyatlarındaki artış nedeniyle kaçak ve sağlıksız et kullanımına yönelme  eğilimi bulunan restaurant, yemekhane, imalathane gibi yerlere yapılan  denetim sayısı arttırılmış mıdır? Bu gibi yerlere hangi sıklıkta ekip  gönderilmektedir?  4. Son bir yıl içinde kaçak ve sağlıksız et kullandığı tespit edildiği için ceza  kesilen işyeri sayısı kaçtır?  5. Kaçak etin önüne geçmek, et fiyatındaki artışı durdurmak ve hayvancılığı  canlandırmak için alınan önlemler nelerdir?  - 2 9 0 -
Sayfa 105 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  6.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kırmızı et sektöründeki sorunlara ilişkin Başbakandan  sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12643)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSÎ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim. 10.02.2010  Saygılarımla.  Yanlış politikalar ve zamanında alınmayan önlemler nedeniyle Türkiye'de  hayvancılık tükenme noktasına ulaşmış ve geçen yıla göre yüzde 120 artışla'kilosu  24 TL'ye ulaşan kırmızı eti vatandaş yiyemez duruma gelmiştir. Kırmizı etin fiyatının  bu kadar artmasının nedeni, nüfusu ve dolayısıyla kırmızı et ihtiyacı hızla artan  Türkiye'de küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısının gitgide azalmasıdır. Kırmızı et  konusunda kendi ihtiyacını karşılayamayan Türkiye, sağlıksız ve kaçak kırmızı et  tehlikesi ile karşı karşıyadır.  Nitekim sadece son iki ayda Gaziantep, Hakkâri, Van, Şırnak ve Hatay illerimizde  yakalanan kaçak bufalo eti ve sağlıksız et miktarı 100 tonun üzerindedir. Ayrıca, et  fiyatlarındaki fahiş artışlar merdiven altı üretim yapan, kötü niyetli firmaların at ve  eşek eti kullanmalarına neden olmakta ve bu durum halk sağlığını tehlikeye  atmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  1. Şu anda Türkiye'nin yıllık kırmızı et ihtiyacı ne kadardır? Türkiye'deki mevcut  büyükbaş ve küçükbaş sayısı ne kadardır? Bu, kırmızı et ihtiyacının ne  kadarını karşılayabilmektedir?  2. Ülkemize hangi ülkelerden canlı hayvan ve et ithalatı yapılmaktadır? Son bir  yılda yapılan toplam ithalat miktarı nedir? İthalatı yapılan canlı hayvan ve etin  kilosuna ne kadar ödenmektedir?  3. Et fiyatlarındaki artış nedeniyle kaçak ve sağlıksız et kullanımına yönelme  eğilimi bulunan restaurant, yemekhane, imalathane gibi yerlere yapılan  denetim sayısı arttırılmış mıdır? Bu gibi yerlere hangi sıklıkta ekip  gönderilmektedir?  4. Son bir yıl içinde kaçak ve sağlıksız et kullandığı tespit edildiği için ceza  kesilen işyeri sayısı kaçtır?  5. Kaçak etin önüne geçmek, et fiyatındaki artışı durdurmak ve hayvancılığı  canlandırmak için alınan önlemler nelerdir?  - 2 9 0 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı :B.12.0.SGB.0.03-610/<G8Ö J&.03.2010  Konu : Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) 23.02.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12643-20241/42379 sayılı yazı,  b) 24.02.2010 tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-191-5/793 sayılı yazı  ligi (a)'da kayıtlı yazınız ile Başbakanlığa gönderilen ve İlgi (b)'de kayıtlı yazı ile  Başbakanlıktan Bakanlığımıza gönderilen yazı ekinde yer alan Gaziantep Milletvekili Akif  EKÎCİ'ye ait 7/12643 esas nolu yazılı soru önergesine ilişkin Bakanlığımız görüşü ekte  sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1-Görüş 7/12643  - 2 9 1 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı :B.12.0.SGB.0.03-610/<G8Ö J&.03.2010  Konu : Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) 23.02.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12643-20241/42379 sayılı yazı,  b) 24.02.2010 tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-191-5/793 sayılı yazı  ligi (a)'da kayıtlı yazınız ile Başbakanlığa gönderilen ve İlgi (b)'de kayıtlı yazı ile  Başbakanlıktan Bakanlığımıza gönderilen yazı ekinde yer alan Gaziantep Milletvekili Akif  EKÎCİ'ye ait 7/12643 esas nolu yazılı soru önergesine ilişkin Bakanlığımız görüşü ekte  sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1-Görüş 7/12643  - 2 9 1 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :A  kif EKİCİ  Gaziantep Milletvekili  ı7/12643 Esas No  Yanlış politikalar ve zamanında alınmayan önlemler nedeniyle Türkiye'de hayvancılık  tükenme noktasına ulaşmış ve geçen yıla göre yüzde 120 artışla kilosu 2 4 TL'ye ulaşan  kırmızı eti vatandaş yiyemez duruma gelmiştir. Kırmızı etin fiyatının bu kadar artmasının  nedeni, nüfusu ve dolayısıyla kırmızı et ihtiyacı hızla artan Türkiye'de küçükbaş ve büyükbaş  hayvan sayısının gitgide azalmasıdır. Kırmızı et konusunda kendi ihtiyacını karşılayamayan  Türkiye, sağlıksız ve kaçak kırmızı et tehlikesi ile karşı karşıyadır.  Nitekim sadece son iki ayda Gaziantep, Hakkâri, Van, Şırnak ve Hatay illerimizde yakalanan  kaçak bufalo eti ve sağlıksız et miktarı 100 tonun üzerindedir. Aynca, et fiyatlarındaki fahiş  artışlar merdiven altı üretim yapan, kötü niyetli f i rmalar ın at ve eşek eti kullanmalarına neden  olmakta ve bu durum halk sağlığını tehlikeye atmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  Soru 1) Şu anda Türkiye'nin yıllık kırmızı et ihtiyacı ne kadardır? Türkiye'deki mevcut  büyükbaş ve küçükbaş sayısı ne kadardır? Bu, kırmızı et ihtiyacının ne kadarını  karşılayabilmektedir?  Cevap 1) Hayvan sayıları için 2 0 0 9 yılı TÜİK verileri güncelleme çalışmalan devam etmekte  olup, TÜİK 2 0 0 8 yılı verilerine göre Büyükbaş Hayvan (Sığır, Manda) toplamı 1 0 . 9 4 6 . 2 3 9 ,  Küçükbaş Hayvan toplamı ise (Koyun, Keçi) 2 9 . 5 6 8 . 1 5 2 adettir.  Et sektöründe son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine Tanm ve Köyişleri Bakanlığımızca  yapılan çalışmalar sonucunda besideki güncel sığır sayısının 2.1 milyon baş olduğu tespit  edilmiştir. Ülkemizde kesilen s ığ ı r lar ın ortalama karkas ağırlığının ortalama 2 1 5 kg olduğu  dikkate alındığında et ihtiyacımızı karşılayacak düzeydedir.  Soru 2) Ülkemize hangi ülkelerden canlı hayvan ve et ithalatı yapılmaktadır? Son bir yılda  yapılan toplam İthalat miktan nedir? İthalatı yapılan canlı hayvan ve etin kilosuna ne kadar  ödenmektedir?  Cevap 2: Hayvan hastalıktan nedeniyle birçok ülkeden canlı hayvan ithalatına kısıtlamalar  getirilmiştir. Ülkemize sadece damızlık hayvan ithalatına izin verilmektedir. Damızlık  büyükbaş hayvan ithalatı hayvan hastalıkları nedeniyle kısıtlama getirilmeyen Avustralya,  Yeni Zelanda, Uruguay ve A.B.D. (Alabama, Texas Eyaleti ve Washington Eyaleti orijinli  ve/veya çıkışlı olmaması)'den yapılmaktadır.  Aynca, Bakanlığımızca, asgari 100 baş kapasiteli işletmelerde gerekli inşaat, makine ve diğer  yatırımlarını tamamlamaları halinde damızlık sığır ihtiyaçlarını karşılamak için S yıl süreyle  satmamak şartı ile damızlık hayvan ithalatına mevzuatı kapsamında özel izin verilmektedir.  Kasaplık ve Besilik büyükbaş ve küçükbaş hayvan ve et ithalatı yapılmamaktadır.  Soru 3) Et fiyatlanndaki artış nedeniyle kaçak ve sağlıksız et kullanımına yönelme eğilimi  bulunan restaurant, yemekhane, imalathane gibi yerlere yapılan denetim sayısı arttırılmış  mıdır? Bu gibi yerlere hangi sıklıkta ekip gönderilmektedir?  Cevap 3: Ülkemizde denetim ve kontroller; kontrol programlan ile çok yıllık ulusal kontrol  planlarının yani sıra şüphe, şikayet, inceleme, izlenebilirliğin sağlanması, izleme, gözetim ve  tetkik amaçlan ile de gerçekleştirilmektedir.  Et ve Et Ürünleri de dahil olmak üzere, gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve  malzemelerin gıda güvenliği ve insan sağlığına yönelik denetim ve kontrolleri 5 1 7 9 sayılı  Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde 81 ildeki ll/tlçe Tanm Müdürlüklerince  denetimler sıkı bir şekilde sürdürülmektedir. Mevzuata aykın durumlarda ise, derhal ilgili  kişi/işyeri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması sureti ile gerekli  cezai müeyyidelerin uygulanması sağlanmaktadır  - 2 9 2 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :A  kif EKİCİ  Gaziantep Milletvekili  ı7/12643 Esas No  Yanlış politikalar ve zamanında alınmayan önlemler nedeniyle Türkiye'de hayvancılık  tükenme noktasına ulaşmış ve geçen yıla göre yüzde 120 artışla kilosu 2 4 TL'ye ulaşan  kırmızı eti vatandaş yiyemez duruma gelmiştir. Kırmızı etin fiyatının bu kadar artmasının  nedeni, nüfusu ve dolayısıyla kırmızı et ihtiyacı hızla artan Türkiye'de küçükbaş ve büyükbaş  hayvan sayısının gitgide azalmasıdır. Kırmızı et konusunda kendi ihtiyacını karşılayamayan  Türkiye, sağlıksız ve kaçak kırmızı et tehlikesi ile karşı karşıyadır.  Nitekim sadece son iki ayda Gaziantep, Hakkâri, Van, Şırnak ve Hatay illerimizde yakalanan  kaçak bufalo eti ve sağlıksız et miktarı 100 tonun üzerindedir. Aynca, et fiyatlarındaki fahiş  artışlar merdiven altı üretim yapan, kötü niyetli f i rmalar ın at ve eşek eti kullanmalarına neden  olmakta ve bu durum halk sağlığını tehlikeye atmaktadır.  Konuyla ilgili olarak;  Soru 1) Şu anda Türkiye'nin yıllık kırmızı et ihtiyacı ne kadardır? Türkiye'deki mevcut  büyükbaş ve küçükbaş sayısı ne kadardır? Bu, kırmızı et ihtiyacının ne kadarını  karşılayabilmektedir?  Cevap 1) Hayvan sayıları için 2 0 0 9 yılı TÜİK verileri güncelleme çalışmalan devam etmekte  olup, TÜİK 2 0 0 8 yılı verilerine göre Büyükbaş Hayvan (Sığır, Manda) toplamı 1 0 . 9 4 6 . 2 3 9 ,  Küçükbaş Hayvan toplamı ise (Koyun, Keçi) 2 9 . 5 6 8 . 1 5 2 adettir.  Et sektöründe son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine Tanm ve Köyişleri Bakanlığımızca  yapılan çalışmalar sonucunda besideki güncel sığır sayısının 2.1 milyon baş olduğu tespit  edilmiştir. Ülkemizde kesilen s ığ ı r lar ın ortalama karkas ağırlığının ortalama 2 1 5 kg olduğu  dikkate alındığında et ihtiyacımızı karşılayacak düzeydedir.  Soru 2) Ülkemize hangi ülkelerden canlı hayvan ve et ithalatı yapılmaktadır? Son bir yılda  yapılan toplam İthalat miktan nedir? İthalatı yapılan canlı hayvan ve etin kilosuna ne kadar  ödenmektedir?  Cevap 2: Hayvan hastalıktan nedeniyle birçok ülkeden canlı hayvan ithalatına kısıtlamalar  getirilmiştir. Ülkemize sadece damızlık hayvan ithalatına izin verilmektedir. Damızlık  büyükbaş hayvan ithalatı hayvan hastalıkları nedeniyle kısıtlama getirilmeyen Avustralya,  Yeni Zelanda, Uruguay ve A.B.D. (Alabama, Texas Eyaleti ve Washington Eyaleti orijinli  ve/veya çıkışlı olmaması)'den yapılmaktadır.  Aynca, Bakanlığımızca, asgari 100 baş kapasiteli işletmelerde gerekli inşaat, makine ve diğer  yatırımlarını tamamlamaları halinde damızlık sığır ihtiyaçlarını karşılamak için S yıl süreyle  satmamak şartı ile damızlık hayvan ithalatına mevzuatı kapsamında özel izin verilmektedir.  Kasaplık ve Besilik büyükbaş ve küçükbaş hayvan ve et ithalatı yapılmamaktadır.  Soru 3) Et fiyatlanndaki artış nedeniyle kaçak ve sağlıksız et kullanımına yönelme eğilimi  bulunan restaurant, yemekhane, imalathane gibi yerlere yapılan denetim sayısı arttırılmış  mıdır? Bu gibi yerlere hangi sıklıkta ekip gönderilmektedir?  Cevap 3: Ülkemizde denetim ve kontroller; kontrol programlan ile çok yıllık ulusal kontrol  planlarının yani sıra şüphe, şikayet, inceleme, izlenebilirliğin sağlanması, izleme, gözetim ve  tetkik amaçlan ile de gerçekleştirilmektedir.  Et ve Et Ürünleri de dahil olmak üzere, gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve  malzemelerin gıda güvenliği ve insan sağlığına yönelik denetim ve kontrolleri 5 1 7 9 sayılı  Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde 81 ildeki ll/tlçe Tanm Müdürlüklerince  denetimler sıkı bir şekilde sürdürülmektedir. Mevzuata aykın durumlarda ise, derhal ilgili  kişi/işyeri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması sureti ile gerekli  cezai müeyyidelerin uygulanması sağlanmaktadır  - 2 9 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Yine bu kapsamda, Bakanlığımız tl Müdürlükleri tarafından yürütülen "Et ve Et Ürünleri  Denetim Programı" kapsamında özellikle turistik tesisleri kapsayacak şekilde taklit ve tağşişe  açık hazır yemek, hazır kıyma, sosis, salam, sucuk, pastırma gibi et ve et ürünlerinde tür  tayini ile ilgili denetim ve kontroller titizlikle yürütülmektedir.  Denetim ve kontroller, uygun sıktıkta ve gıda maddesinin taşıdığı riskle orantılı  yapılmaktadır. Yıllık olarak hazırlanan denetim programlarında, gıda ve gıda ile temasta  bulunan madde ve malzemeler grubunun risk durumu, önceki kontrollerden edinilen bilgi ve  deneyimler, gıda işletmecilerinin uyguladıkları incelemelerin sonuçlan göz önünde  bulundurulmaktadır.  Soru 4) Son bir yıl içinde kaçak ve sağlıksız et kullandığı tespit edildiği için ceza kesilen  işyeri sayısı kaçtır?  Soru 5)Kaçak etin önüne geçmek, et fiyatındaki artışı durdurmak ve hayvancılığı  canlandırmak için alınan önlemler nelerdir?  Cevap 4,5) 05.06.2004 tarih ve 25483 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5179 sayılı  "Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin  Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki Kanun"un 4. maddesi gereği gıda maddeleri ve gıda ile  temas eden madde ve malzemeleri üreten işyerleri, bu konuda Bakanlıkça çıkarılacak  yönetmelikte öngörülen asgarî teknik ve hijyenik şartlara uyarak gıda işyeri çalışma izni ve  sicil numarası ile ürettikler ürünler için üretim izni almak zorundadır. Yine 7. Madde  kapsamında piyasaya arz edilecek gıda ürünlerinin gıda mevzuatına uygun olması zorunludur.  4. maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptırmadan üretime geçen ve/veya bu ürünleri  mübadele konusu yapan gerçek veya tüzel kişiler ile üretim izni alınmamış gıda ve gıda ile  temasta bulunan madde ve malzemeleri satan veya miadı dolmuş gıda maddelerini satan  işyerleri hakkında Kanunim 29/a maddesi ile; Kanunun 7. maddesinde belirtilen gıda  kodeksine uygun faaliyet göstermeyen gerçek ve tüzel kişiler-hakkında ise Kanunun 29/d  maddesi ile düzenleme getirilmiştir. Kanunun 18. maddesine muhalefet eden işyerleri  hakkında ise Kanunun 29/ı maddesi çerçevesinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmaktadır.  Bu kapsamda 2009 yılında denetlenen 5828 adet et ve et ürünleri üreten işyerinden 470 adet  işyerine Kanunun 29. maddesinin (a) ve (d) bentleri kapsamında idari para cezası (İPC)  uygulanmış, 47 adet işyeri hakkında ise savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Yine 2009  yılında denetlenen et ve et ürünleri satış yerlerinden 337 adet işyerine aynı hükümlerden  dolayı İPC uygulanmış olup, 10 tanesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.  Ülkemiz hayvancılığının geliştirilmesi, hayvansal üretimin artırılması ve kayıt altına alınması  amacıyla;  a) Anaç sığır- manda, suni tohumlamadan doğan buzağı, damızlık koyun- keçi, tiftik,  çiğ süt, ipek böceği, an ve su ürünleri yetiştiriciliği, kaba yem üretimi, tazminatlı hayvan  hastalıkları, hastalıktan ari işletme, hayvan hastalıkları ile mücadele, programlı aşı  uygulamaları, akredite veteriner hekim konulan ile kırmızı et konularında destekleme  ödemeleri yapılmaktadır.  b) Ziraat Bankası ve Tanm Kredi Kooperatifleri aracılığı ile hayvancılık yapan  yetiştiricilere düşük faizli işletme ve yatınm kredisi kullandırılmaktadır. Faiz indirim oranlan;  süt sığırcılığı, damızlık düve yetiştiriciliği faaliyetlerinde %60, küçükbaş ve büyükbaş hayvan  yetiştiriciliği, damızlık etçi sığır yetiştiriciliği, büyükbaş ve küçükbaş besiciliği faaliyetlerinde  ise %50 olarak uygulanmaktadır.  c) Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki illerde (16 il) etçi ve kombine ırklarla,  Güneydoğu Anadolu Projesi Eylem Planı kapsamındaki illerde (9 il) ise sütçü ırklarla  kurulacak damızlık işletmelerine inşaat için %30, sağım ünitesi ve soğutma tankı ile damızlık  hayvan alımı için de %40 oranında hibe desteği uygulanmaktadır.  - 2 9 3 -
Sayfa 108 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Yine bu kapsamda, Bakanlığımız tl Müdürlükleri tarafından yürütülen "Et ve Et Ürünleri  Denetim Programı" kapsamında özellikle turistik tesisleri kapsayacak şekilde taklit ve tağşişe  açık hazır yemek, hazır kıyma, sosis, salam, sucuk, pastırma gibi et ve et ürünlerinde tür  tayini ile ilgili denetim ve kontroller titizlikle yürütülmektedir.  Denetim ve kontroller, uygun sıktıkta ve gıda maddesinin taşıdığı riskle orantılı  yapılmaktadır. Yıllık olarak hazırlanan denetim programlarında, gıda ve gıda ile temasta  bulunan madde ve malzemeler grubunun risk durumu, önceki kontrollerden edinilen bilgi ve  deneyimler, gıda işletmecilerinin uyguladıkları incelemelerin sonuçlan göz önünde  bulundurulmaktadır.  Soru 4) Son bir yıl içinde kaçak ve sağlıksız et kullandığı tespit edildiği için ceza kesilen  işyeri sayısı kaçtır?  Soru 5)Kaçak etin önüne geçmek, et fiyatındaki artışı durdurmak ve hayvancılığı  canlandırmak için alınan önlemler nelerdir?  Cevap 4,5) 05.06.2004 tarih ve 25483 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5179 sayılı  "Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin  Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki Kanun"un 4. maddesi gereği gıda maddeleri ve gıda ile  temas eden madde ve malzemeleri üreten işyerleri, bu konuda Bakanlıkça çıkarılacak  yönetmelikte öngörülen asgarî teknik ve hijyenik şartlara uyarak gıda işyeri çalışma izni ve  sicil numarası ile ürettikler ürünler için üretim izni almak zorundadır. Yine 7. Madde  kapsamında piyasaya arz edilecek gıda ürünlerinin gıda mevzuatına uygun olması zorunludur.  4. maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptırmadan üretime geçen ve/veya bu ürünleri  mübadele konusu yapan gerçek veya tüzel kişiler ile üretim izni alınmamış gıda ve gıda ile  temasta bulunan madde ve malzemeleri satan veya miadı dolmuş gıda maddelerini satan  işyerleri hakkında Kanunim 29/a maddesi ile; Kanunun 7. maddesinde belirtilen gıda  kodeksine uygun faaliyet göstermeyen gerçek ve tüzel kişiler-hakkında ise Kanunun 29/d  maddesi ile düzenleme getirilmiştir. Kanunun 18. maddesine muhalefet eden işyerleri  hakkında ise Kanunun 29/ı maddesi çerçevesinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmaktadır.  Bu kapsamda 2009 yılında denetlenen 5828 adet et ve et ürünleri üreten işyerinden 470 adet  işyerine Kanunun 29. maddesinin (a) ve (d) bentleri kapsamında idari para cezası (İPC)  uygulanmış, 47 adet işyeri hakkında ise savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Yine 2009  yılında denetlenen et ve et ürünleri satış yerlerinden 337 adet işyerine aynı hükümlerden  dolayı İPC uygulanmış olup, 10 tanesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.  Ülkemiz hayvancılığının geliştirilmesi, hayvansal üretimin artırılması ve kayıt altına alınması  amacıyla;  a) Anaç sığır- manda, suni tohumlamadan doğan buzağı, damızlık koyun- keçi, tiftik,  çiğ süt, ipek böceği, an ve su ürünleri yetiştiriciliği, kaba yem üretimi, tazminatlı hayvan  hastalıkları, hastalıktan ari işletme, hayvan hastalıkları ile mücadele, programlı aşı  uygulamaları, akredite veteriner hekim konulan ile kırmızı et konularında destekleme  ödemeleri yapılmaktadır.  b) Ziraat Bankası ve Tanm Kredi Kooperatifleri aracılığı ile hayvancılık yapan  yetiştiricilere düşük faizli işletme ve yatınm kredisi kullandırılmaktadır. Faiz indirim oranlan;  süt sığırcılığı, damızlık düve yetiştiriciliği faaliyetlerinde %60, küçükbaş ve büyükbaş hayvan  yetiştiriciliği, damızlık etçi sığır yetiştiriciliği, büyükbaş ve küçükbaş besiciliği faaliyetlerinde  ise %50 olarak uygulanmaktadır.  c) Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki illerde (16 il) etçi ve kombine ırklarla,  Güneydoğu Anadolu Projesi Eylem Planı kapsamındaki illerde (9 il) ise sütçü ırklarla  kurulacak damızlık işletmelerine inşaat için %30, sağım ünitesi ve soğutma tankı ile damızlık  hayvan alımı için de %40 oranında hibe desteği uygulanmaktadır.  - 2 9 3 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  7.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir 'in, Sivas 'ın bir proje kapsamına alınmamasına,  - İsparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, Eğirdir'deki elma üreticilerinin sorunlarına,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12684), (7/12685)  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köy İşleri Bakanı, Sayın Mehmet Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını, saygılanmla arz ederim. 10.02.2010  Tanm ve Köy İşleri Bakanlığınca 5yü önce yayımlanan, 'Hayvancılık Stratejisi 2005  2013' başlıklı bildiride, ülkemizin 8 yıllık hayvancılık politikası hedefleri ilan edilmişti. 8  yıllık süre sonunda vanİması planlanan hedeflerin bir kısmı şunlardı:  1 — Kültür ırkı sağmal inek sayısı, 4,6 milyon baştan, 6 milyon başa çıkanlacak,  2 - Çiğ süt üretimi, 10 milyon tondan, 23 milyon tona ulaşacak,  3 - Kişi başı süt tüketimi, 150 Kg'dan 250 Kg'a çıkanlacak,  4 - Kişi başına düşen kırmızı et tüketimi 10 Kg'dan 16 Kg'a çıkanlacaktı.  On görülen 8 yılın 5 yılı geride kalmasına karşın, yukarıda hedeflenen rakamlara  ulaşılamadığı gibi bu rakamlann gerisine düşülmüştür, örneğin 2005'te 11 milyon 108 bin ton  olan çiğ süt üretimi, 2008'de 7 milyon 723 bin tona gerilemiştir. Kırmızı et tüketiminin  artması, uygulanan politikalarla olası görülmemektedir. Bugün dünyada en pahalı kırmızı eti  tüketen ülke durumundayız.  Son olarak Bakanlığınızca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerini kalkındırmak  amacıyla 'Süt Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projeleri' açıklanmıştır. Bu proje  kapsamına sadece doğu illerini almakla kalınmamış, Karadeniz Bölgesinde bulunan  Gümüşhane ve Bayburt ileri de dâhil edilmiştir. Sivas, 1234 köyü ile köy sayısı bakımından  Türkiye'nin birinci, yüz ölçümü açısından ise ikinci en büyük ili olma özelliğini taşımaktadır.  Sivas'ta işgücünün % 61,6'sı tanm sektöründe çalışmaktadır. Köylerde yaşayan nüfusun  geçim kaynağı tanm ve hayvancılıktır. Daha önce açıklanan Destekleme Projelerinde, Sivas  Pilot Bölge seçilirken, açıklanan bu projede yer almaması, Sivas ekonomisini olumsuz yönde  etkileyecektir.  Konuyla ilgili olarak;  1 - 2005 yılında hazırlanan 'Hayvancılık Stratejisi' planında, hedeflenen miktarlara  ulaşmak için hangi kriterler baz alınmıştır? Bu hedeflere bugün ne kadar yaklaşılmıştır? Süt  Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projesi kapsamına giren iller, hangi kriterlere göre  belirlenmiştir?  2 - Sivas'ın yüz ölçümü bakımından, Türkiye'nin ikinci büyük ili olması, tarım ve  hayvancılıkla uğraşan nüfusun, %61,6 ya denk gelmesi bu proje kapsamına alınması için  yeterli değil midir?  3 - İşsizliğin en büyük nedeni olan göçün, Anadolu'dan Büyükşehirlere artarak devam  ediyor olması, Sivas'ın bu proje kapsamına alınmasını gerektirmiyor mu?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Malik EcdeV ÖZÎ  Sivas Milletvekili  - 2 9 4 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  7.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir 'in, Sivas 'ın bir proje kapsamına alınmamasına,  - İsparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, Eğirdir'deki elma üreticilerinin sorunlarına,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12684), (7/12685)  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köy İşleri Bakanı, Sayın Mehmet Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını, saygılanmla arz ederim. 10.02.2010  Tanm ve Köy İşleri Bakanlığınca 5yü önce yayımlanan, 'Hayvancılık Stratejisi 2005  2013' başlıklı bildiride, ülkemizin 8 yıllık hayvancılık politikası hedefleri ilan edilmişti. 8  yıllık süre sonunda vanİması planlanan hedeflerin bir kısmı şunlardı:  1 — Kültür ırkı sağmal inek sayısı, 4,6 milyon baştan, 6 milyon başa çıkanlacak,  2 - Çiğ süt üretimi, 10 milyon tondan, 23 milyon tona ulaşacak,  3 - Kişi başı süt tüketimi, 150 Kg'dan 250 Kg'a çıkanlacak,  4 - Kişi başına düşen kırmızı et tüketimi 10 Kg'dan 16 Kg'a çıkanlacaktı.  On görülen 8 yılın 5 yılı geride kalmasına karşın, yukarıda hedeflenen rakamlara  ulaşılamadığı gibi bu rakamlann gerisine düşülmüştür, örneğin 2005'te 11 milyon 108 bin ton  olan çiğ süt üretimi, 2008'de 7 milyon 723 bin tona gerilemiştir. Kırmızı et tüketiminin  artması, uygulanan politikalarla olası görülmemektedir. Bugün dünyada en pahalı kırmızı eti  tüketen ülke durumundayız.  Son olarak Bakanlığınızca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerini kalkındırmak  amacıyla 'Süt Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projeleri' açıklanmıştır. Bu proje  kapsamına sadece doğu illerini almakla kalınmamış, Karadeniz Bölgesinde bulunan  Gümüşhane ve Bayburt ileri de dâhil edilmiştir. Sivas, 1234 köyü ile köy sayısı bakımından  Türkiye'nin birinci, yüz ölçümü açısından ise ikinci en büyük ili olma özelliğini taşımaktadır.  Sivas'ta işgücünün % 61,6'sı tanm sektöründe çalışmaktadır. Köylerde yaşayan nüfusun  geçim kaynağı tanm ve hayvancılıktır. Daha önce açıklanan Destekleme Projelerinde, Sivas  Pilot Bölge seçilirken, açıklanan bu projede yer almaması, Sivas ekonomisini olumsuz yönde  etkileyecektir.  Konuyla ilgili olarak;  1 - 2005 yılında hazırlanan 'Hayvancılık Stratejisi' planında, hedeflenen miktarlara  ulaşmak için hangi kriterler baz alınmıştır? Bu hedeflere bugün ne kadar yaklaşılmıştır? Süt  Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projesi kapsamına giren iller, hangi kriterlere göre  belirlenmiştir?  2 - Sivas'ın yüz ölçümü bakımından, Türkiye'nin ikinci büyük ili olması, tarım ve  hayvancılıkla uğraşan nüfusun, %61,6 ya denk gelmesi bu proje kapsamına alınması için  yeterli değil midir?  3 - İşsizliğin en büyük nedeni olan göçün, Anadolu'dan Büyükşehirlere artarak devam  ediyor olması, Sivas'ın bu proje kapsamına alınmasını gerektirmiyor mu?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Malik EcdeV ÖZÎ  Sivas Milletvekili  - 2 9 4 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Tarım Bakanı Sayın Mehdi EKER tarafından yazılı  olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Eğirdir ilçemiz Boğaz Ova Bölgesi'nde bulunan köylerimizdeki arazilerde'  değişik cins miktarda elma yetiştirilmekte ve depo edilmektedir 2009 sezonunda  bölgedeki yetersiz tarım politikası, mevsimsel etkiler, bilinçsiz sulama ve ilaçlama gibi  sebeplerin de etkin olmasıyla elmalarda kara leke ve benzer hastalıklara rastlamıştır.  Zarar %70 civarındadır. Bu haldeki elmaların depolara konması da mümkün değildir.  Bu sezondaki elmanın bahsi geçen sorunlar neticesinde satılamaması ile  çiftçimizin Ziraat Bankası'na var olan borcu ve kooperatiflere ait Soğuk Hava  Depolarının kredi borçları da ödenemeyecektir.  Çiftçimiz içinde bulunduğu bu zor dönemi atlatabilmek için çareler ararken söz  konusu sıkıntı sebebiyle borçların ertelenmesi hususunda Ziraat Bankası'na da  başvurmuştur. Bu başvuruya istinaden gelen cevapta ise borçların erteleme kararının  alınması için bakanlığınız Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünce ilgili yönetmelik  kapsamında hasar tespiti yapılması, bundan sonra Bankalar Kurulu'nun karara  varacağı bildirilmektedir. Çiftçimiz ciddi sıkıntı içindedir ve acil çözüm beklemektedir.  Aylar öncesinden ortaya çıkan, araştırma önergesi ve Genel Kurul  Konuşmalarım ile de TBMM gündemine sık sık taşıdığım İsparta İlimizdeki elma  üreticisinin bu sorununa bugüne kadar neden etkili bir çözüm getirilmemiş, çiftçimizin  mağduriyeti neden giderilmemiştir?  Çiftçilerimizin ve Soğuk Hava Depolarımızın içinde bulunduğu bu sorunda  borçlarının ertelenmesi ya da yeniden düzenlenmesi için Ziraat Bankası'mn cevabı  kapsamında bahsi geçen Genel Müdürlüğünüzce bir an önce hasar tespiti yapılması  mümkün değil midir? Bugüne kadar ilgili genel müdüdük neden bu konuda etkin bir  çalışma yapmamıştır?  Elmadaki hastalığın cinsi, oluşturduğu sorun, ticari kayıpların tespiti ve çözüm  yolları ile çiftçilerimizin şimdiye kadar düştüğü durumu düzeltmek adına ilgili bakanlık  olarak neler yapmayı düşünüyorsunuz?  Mevlüt COŞKUNER  CHP İSPARTA MİLLETVEKİLİ  SORU 1:  SORU 2:  SORU 3:  - 2 9 5 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Tarım Bakanı Sayın Mehdi EKER tarafından yazılı  olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Eğirdir ilçemiz Boğaz Ova Bölgesi'nde bulunan köylerimizdeki arazilerde'  değişik cins miktarda elma yetiştirilmekte ve depo edilmektedir 2009 sezonunda  bölgedeki yetersiz tarım politikası, mevsimsel etkiler, bilinçsiz sulama ve ilaçlama gibi  sebeplerin de etkin olmasıyla elmalarda kara leke ve benzer hastalıklara rastlamıştır.  Zarar %70 civarındadır. Bu haldeki elmaların depolara konması da mümkün değildir.  Bu sezondaki elmanın bahsi geçen sorunlar neticesinde satılamaması ile  çiftçimizin Ziraat Bankası'na var olan borcu ve kooperatiflere ait Soğuk Hava  Depolarının kredi borçları da ödenemeyecektir.  Çiftçimiz içinde bulunduğu bu zor dönemi atlatabilmek için çareler ararken söz  konusu sıkıntı sebebiyle borçların ertelenmesi hususunda Ziraat Bankası'na da  başvurmuştur. Bu başvuruya istinaden gelen cevapta ise borçların erteleme kararının  alınması için bakanlığınız Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünce ilgili yönetmelik  kapsamında hasar tespiti yapılması, bundan sonra Bankalar Kurulu'nun karara  varacağı bildirilmektedir. Çiftçimiz ciddi sıkıntı içindedir ve acil çözüm beklemektedir.  Aylar öncesinden ortaya çıkan, araştırma önergesi ve Genel Kurul  Konuşmalarım ile de TBMM gündemine sık sık taşıdığım İsparta İlimizdeki elma  üreticisinin bu sorununa bugüne kadar neden etkili bir çözüm getirilmemiş, çiftçimizin  mağduriyeti neden giderilmemiştir?  Çiftçilerimizin ve Soğuk Hava Depolarımızın içinde bulunduğu bu sorunda  borçlarının ertelenmesi ya da yeniden düzenlenmesi için Ziraat Bankası'mn cevabı  kapsamında bahsi geçen Genel Müdürlüğünüzce bir an önce hasar tespiti yapılması  mümkün değil midir? Bugüne kadar ilgili genel müdüdük neden bu konuda etkin bir  çalışma yapmamıştır?  Elmadaki hastalığın cinsi, oluşturduğu sorun, ticari kayıpların tespiti ve çözüm  yolları ile çiftçilerimizin şimdiye kadar düştüğü durumu düzeltmek adına ilgili bakanlık  olarak neler yapmayı düşünüyorsunuz?  Mevlüt COŞKUNER  CHP İSPARTA MİLLETVEKİLİ  SORU 1:  SORU 2:  SORU 3:  - 2 9 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610- lOfcO  Konu : Som önergeleri {l .03/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 23.02.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20208 sayılı yazı.  ilgi yazı ekinde alınan, Sivas Milletvekili Malik Ecder ÖZDEMİR'e ait 7/12684 ve  İsparta Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'e ait 7/12685 esas nolu yazılı soru önergelerine  ilişkin Bakanlığımız görüşü ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1. Görüş 7/12684  2. Görüş 7/12685  - 2 9 6 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610- lOfcO  Konu : Som önergeleri {l .03/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 23.02.2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20208 sayılı yazı.  ilgi yazı ekinde alınan, Sivas Milletvekili Malik Ecder ÖZDEMİR'e ait 7/12684 ve  İsparta Milletvekili Mevlüt COŞKUNER'e ait 7/12685 esas nolu yazılı soru önergelerine  ilişkin Bakanlığımız görüşü ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  EKLER:  1. Görüş 7/12684  2. Görüş 7/12685  - 2 9 6 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi : Malik Ecder ÖZDEMİR  Sivas Milletvekili  Esas No : 7/12684  Tanm ve Köyişleri Bakanlığınca 5yıl Önce yayımlanan, 'Hayvancılık Stratejisi 2005 - 2013' başlıklı bildiride, Ülkemizin 8 yıllık hayvancılık politikası hedefleri ilan edilmişti. 8  yıllık süre sonunda varılması planlanan hedeflerin bir kısmı şunlardı:  1 - Kültür ırkı sağmal inek sayısı, 4,6 milyon baştan, 6 milyon başa çıkarılacak,  2 - Çiğ süt üretimi, 10 milyon tondan, 23 milyon tona ulaşacak,  3 - Kişi başı süt tüketimi, 150 Kg'dan 250 Kg'a çıkarılacak,  4 - Kişi başına düşen kırmızı et tüketimi 10 Kg'dan 16 Kg'a çıkanlacaktı.  ön görülen 8 yılın 5 yılı geride kalmasına karşın, yukanda hedeflenen rakamlara  ulaşılamadığı gibi bu rakamların gerisine düşülmüştür, örneğin 2005'te 11 milyon 108 bin ton  olan çiğ süt üretimi, 2008'de 7 milyon 723 bin tona gerilemiştir. Kırmızı et tüketiminin  artması, uygulanan politikalarla olası görülmemektedir. Bugün dünyada en pahalı kırmızı eti  tüketen Ülke durumundayız.  Son olarak Bakanlığınızca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerini kalkındırmak  amacıyla 'Süt Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projeleri' açıklanmıştır. Bu proje  kapsamına sadece doğu illerini almakta kalınmamış, Karadeniz Bölgesinde bulunan  Gümüşhane ve Bayburt illeri de dâhil edilmiştir. Sivas, 1234 köyü ile köy sayısı bakımından  Türkiye'nin birinci, yüz ölçümü açısından ise ikinci en büyük ili olma özelliğini taşımaktadır.  Sivas'ta işgücünün % 61,6'sı tanm sektöründe çalışmaktadır. Köylerde yaşayan nüfusun  geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Daha önce açıklanan Destekleme Projelerinde, Sivas  pilot bölge seçilirken, açıklanan bu projede yer almaması, Sivas ekonomisini olumsuz yönde  etkileyecektir.  Konuyla ilgili olarak;  SORU 1) 2005 yılında hazırlanan Hayvancılık Stratejisi' planında, hedeflenen miktarlara  ulaşmak için hangi kriterler baz alınmıştır? Bu hedeflere bugün ne kadar yaklaşılmıştır? Süt  Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projesi kapsamına giren iller, hangi kriterlere göre  belirlenmiştir?  SORU 2) Sivas'ın yüz ölçümü bakımından, Türkiye'nin ikinci büyük ili olması, tanm ve  hayvancılıkla uğraşan nüfusun, %61,6 ya denk gelmesi bu proje kapsamına alınması için  yeterli değil midir?  SORU 3) İşsizliğin en büyük nedeni olan göçün, Anadolu'dan büyükşehirlere artarak devam  ediyor olması, Sivas'ın bu proje kapsamına alınmasını gerektirmiyor mu?  CEVAP 1-2-3) GAP Eylem Planı kapsamındaki illerde süt sığırcılığı yatmmlannın  desteklenmesine ilişkin 2009/15498 sayılı Bakanlar Kurulu Karan 31 Ekim 2009 tarih ve  27392 sayılı Resmi Gazete'de, Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki illerde etçi ve kombine  ırklarla kurulacak damızlık sığır işletmesi yatırımlarının destekJerimesine ilişkin 2010/34  sayılı Bakanlar Kurulu Karan ise, 22 Ocak 2010 tarih ve 27470 Resmi Gazete'de  yayımlanmıştır. Söz konusu, destekleme uygulamaları, sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik  konulan içeren eylem planı kapsamında o bölgelere özgü olarak yapılan uygulamalardır.  - 2 9 7 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi : Malik Ecder ÖZDEMİR  Sivas Milletvekili  Esas No : 7/12684  Tanm ve Köyişleri Bakanlığınca 5yıl Önce yayımlanan, 'Hayvancılık Stratejisi 2005 - 2013' başlıklı bildiride, Ülkemizin 8 yıllık hayvancılık politikası hedefleri ilan edilmişti. 8  yıllık süre sonunda varılması planlanan hedeflerin bir kısmı şunlardı:  1 - Kültür ırkı sağmal inek sayısı, 4,6 milyon baştan, 6 milyon başa çıkarılacak,  2 - Çiğ süt üretimi, 10 milyon tondan, 23 milyon tona ulaşacak,  3 - Kişi başı süt tüketimi, 150 Kg'dan 250 Kg'a çıkarılacak,  4 - Kişi başına düşen kırmızı et tüketimi 10 Kg'dan 16 Kg'a çıkanlacaktı.  ön görülen 8 yılın 5 yılı geride kalmasına karşın, yukanda hedeflenen rakamlara  ulaşılamadığı gibi bu rakamların gerisine düşülmüştür, örneğin 2005'te 11 milyon 108 bin ton  olan çiğ süt üretimi, 2008'de 7 milyon 723 bin tona gerilemiştir. Kırmızı et tüketiminin  artması, uygulanan politikalarla olası görülmemektedir. Bugün dünyada en pahalı kırmızı eti  tüketen Ülke durumundayız.  Son olarak Bakanlığınızca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerini kalkındırmak  amacıyla 'Süt Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projeleri' açıklanmıştır. Bu proje  kapsamına sadece doğu illerini almakta kalınmamış, Karadeniz Bölgesinde bulunan  Gümüşhane ve Bayburt illeri de dâhil edilmiştir. Sivas, 1234 köyü ile köy sayısı bakımından  Türkiye'nin birinci, yüz ölçümü açısından ise ikinci en büyük ili olma özelliğini taşımaktadır.  Sivas'ta işgücünün % 61,6'sı tanm sektöründe çalışmaktadır. Köylerde yaşayan nüfusun  geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Daha önce açıklanan Destekleme Projelerinde, Sivas  pilot bölge seçilirken, açıklanan bu projede yer almaması, Sivas ekonomisini olumsuz yönde  etkileyecektir.  Konuyla ilgili olarak;  SORU 1) 2005 yılında hazırlanan Hayvancılık Stratejisi' planında, hedeflenen miktarlara  ulaşmak için hangi kriterler baz alınmıştır? Bu hedeflere bugün ne kadar yaklaşılmıştır? Süt  Sığırcılığı ve Hayvancılığı Destekleme Projesi kapsamına giren iller, hangi kriterlere göre  belirlenmiştir?  SORU 2) Sivas'ın yüz ölçümü bakımından, Türkiye'nin ikinci büyük ili olması, tanm ve  hayvancılıkla uğraşan nüfusun, %61,6 ya denk gelmesi bu proje kapsamına alınması için  yeterli değil midir?  SORU 3) İşsizliğin en büyük nedeni olan göçün, Anadolu'dan büyükşehirlere artarak devam  ediyor olması, Sivas'ın bu proje kapsamına alınmasını gerektirmiyor mu?  CEVAP 1-2-3) GAP Eylem Planı kapsamındaki illerde süt sığırcılığı yatmmlannın  desteklenmesine ilişkin 2009/15498 sayılı Bakanlar Kurulu Karan 31 Ekim 2009 tarih ve  27392 sayılı Resmi Gazete'de, Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki illerde etçi ve kombine  ırklarla kurulacak damızlık sığır işletmesi yatırımlarının destekJerimesine ilişkin 2010/34  sayılı Bakanlar Kurulu Karan ise, 22 Ocak 2010 tarih ve 27470 Resmi Gazete'de  yayımlanmıştır. Söz konusu, destekleme uygulamaları, sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik  konulan içeren eylem planı kapsamında o bölgelere özgü olarak yapılan uygulamalardır.  - 2 9 7 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Ancak hayvancılığın geliştirilmesi, hayvansal üretimin artırılması ve kayıt altına alınması  amacıyla ülke genelinde uygulanan ve Bakanlığımızca hazırlanan, hayvancılığın geliştirilmesi  ve desteklenmesine yönelik olarak, 14 Nisan 2009 tarih ve 27200 sayılı Resmi Gazete'de  2009/14850 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmıştır. Bu destekleme Kararnamesi  kapsamında; Yem Bitkileri Üretim, Anaç Sığır-Manda, Anaç Koyun- Keçi, An, Su Ürünleri,  İpek Böceği, Tiftik Keçisi Yetiştiriciliği, Suni Tohumlamadan Doğan Buzağı, Hayvan Gen  Kaynaklarının Korunması, Hayvan Hastalıkları Tazminat, Programlı Aşılamalarda  Uygulayıcı, Hayvan Hastalıklan ile Mücadele ve Süt konularına karşılıksız olarak destek  verilmiştir. 2010 yılı içerisinde de söz konusu desteklemelerin verilmesine yönelik çalışmalar  yürütülmektedir.  Aynca, hayvancılık kredileri ile ilgili olarak; 29/01/2010 tarih ve 27477 sayılı Resmi  Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2010/6 sayılı Bakanlar Kurulu Karan kapsamında,  T.C.Ziraat Bankası ve Tanm Kredi Kooperatiflerinin kredi kullanımına ilişkin usul, esas ve  kıstaslarına uygun olmak koşuluyla; cari faiz oranlarından süt sığırcılığında % 60, damızlık  etçi sığır yetiştiriciliğinde % 50, damızlık düve yetiştiriciliğinde % 60, büyükbaş hayvan  yetiştiriciliğinde % 50, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde % 50, büyükbaş hayvan  besiciliğinde */• 50, küçükbaş hayvan besiciliğinde % 50 ve diğer konularda % 25 oranında  indirimli işletme ve yatınm kredisi kullandınlmaktadır.  Bakanlığımızca, Tanmsal Amaçlı Kooperatifler, Tanmsal Üretici Birlikleri ve  Yetiştirici Birliklerine yönelik örgütlenme çalışmalan teşvik edilmekte, kooperatifler yatınm  programına girdikleri takdirde düşük faizli kredilerle desteklenmektedirler.  Diğer taraftan, illere yönelik Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı  kapsamında tarımsal ürünlerin işleme, paketleme, ambalajlama, depolanmasına ve makine- ekipman alımı gibi yatırımlar yapan girişimciler ve üreticiler için % 50 hibe, toplu basınçlı  sulama sitemlerine ise % 75 hibe desteği olarak program kaynaklarından karşılanmaktadır.  Sivas İlinde kurulan tanmsal amaçlı kooperatiflere 2003-2009 yıllan arasında; süt  sığırcılığı ve damızlık sığır yetiştiriciliği projesinden 36 adet, mandıra, koyun vb. projelerden  ise 18 adet kooperatifin proje konusu, Bakanlığımız bütçe imkânları ve kooperatiflerin  talepleri doğrultusunda değerlendirilmeye alınarak desteklenmiştir.  - 2 9 8 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Ancak hayvancılığın geliştirilmesi, hayvansal üretimin artırılması ve kayıt altına alınması  amacıyla ülke genelinde uygulanan ve Bakanlığımızca hazırlanan, hayvancılığın geliştirilmesi  ve desteklenmesine yönelik olarak, 14 Nisan 2009 tarih ve 27200 sayılı Resmi Gazete'de  2009/14850 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmıştır. Bu destekleme Kararnamesi  kapsamında; Yem Bitkileri Üretim, Anaç Sığır-Manda, Anaç Koyun- Keçi, An, Su Ürünleri,  İpek Böceği, Tiftik Keçisi Yetiştiriciliği, Suni Tohumlamadan Doğan Buzağı, Hayvan Gen  Kaynaklarının Korunması, Hayvan Hastalıkları Tazminat, Programlı Aşılamalarda  Uygulayıcı, Hayvan Hastalıklan ile Mücadele ve Süt konularına karşılıksız olarak destek  verilmiştir. 2010 yılı içerisinde de söz konusu desteklemelerin verilmesine yönelik çalışmalar  yürütülmektedir.  Aynca, hayvancılık kredileri ile ilgili olarak; 29/01/2010 tarih ve 27477 sayılı Resmi  Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2010/6 sayılı Bakanlar Kurulu Karan kapsamında,  T.C.Ziraat Bankası ve Tanm Kredi Kooperatiflerinin kredi kullanımına ilişkin usul, esas ve  kıstaslarına uygun olmak koşuluyla; cari faiz oranlarından süt sığırcılığında % 60, damızlık  etçi sığır yetiştiriciliğinde % 50, damızlık düve yetiştiriciliğinde % 60, büyükbaş hayvan  yetiştiriciliğinde % 50, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde % 50, büyükbaş hayvan  besiciliğinde */• 50, küçükbaş hayvan besiciliğinde % 50 ve diğer konularda % 25 oranında  indirimli işletme ve yatınm kredisi kullandınlmaktadır.  Bakanlığımızca, Tanmsal Amaçlı Kooperatifler, Tanmsal Üretici Birlikleri ve  Yetiştirici Birliklerine yönelik örgütlenme çalışmalan teşvik edilmekte, kooperatifler yatınm  programına girdikleri takdirde düşük faizli kredilerle desteklenmektedirler.  Diğer taraftan, illere yönelik Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı  kapsamında tarımsal ürünlerin işleme, paketleme, ambalajlama, depolanmasına ve makine- ekipman alımı gibi yatırımlar yapan girişimciler ve üreticiler için % 50 hibe, toplu basınçlı  sulama sitemlerine ise % 75 hibe desteği olarak program kaynaklarından karşılanmaktadır.  Sivas İlinde kurulan tanmsal amaçlı kooperatiflere 2003-2009 yıllan arasında; süt  sığırcılığı ve damızlık sığır yetiştiriciliği projesinden 36 adet, mandıra, koyun vb. projelerden  ise 18 adet kooperatifin proje konusu, Bakanlığımız bütçe imkânları ve kooperatiflerin  talepleri doğrultusunda değerlendirilmeye alınarak desteklenmiştir.  - 2 9 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :1 : Mevlüt COŞKUNER  İsparta Milletvekili  :7/12685 Esas No  Eğirdir İlçemiz Boğaz Ova Bölgesi'nde bulunan köylerimizdeki arazilerde değişik cins  miktarda elma yetiştirilmekte ve depo edilmektedir. 2009 sezonunda bölgedeki yetersiz tarım  politikası, mevsimsel etkiler, bilinçsiz sulama ve ilaçlama gibi sebeplerin de etkin olmasıyla  elmalarda kara leke ve benzer hastalıklara rastlanmıştır. Zarar %70 civarındadır. Bu haldeki  elmaların depolara konması da mümkün değildir.  Bu sezondaki elmanın bahsi geçen sorunlar neticesinde satılamaması ile çiftçimizin  Ziraat Bankası'na var olan borcu ve kooperatiflere ait Soğuk Hava Depolarının kredi borçlan  da ödenemeyecektir.  Çiftçimiz içinde bulunduğu bu zor dönemi atlatabilmek için çareler ararken söz konusu  sıkıntı sebebiyle borçların ertelenmesi hususunda Ziraat Bankası'na da başvurmuştur. Bu  başvuruya istinaden gelen cevapta ise borçların erteleme kararının alınması için Bakanlığınız  Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünce ilgili yönetmelik kapsamında hasar tespiti yapılması,  bundan sonra Bankalar Kurulu'nun karara varacağı bildirilmektedir. Çiftçimiz ciddi sıkıntı  içindedir ve acil çözüm beklemektedir.  SORU 1) Aylar öncesinden ortaya çıkan, araştırma önergesi ve Genel Kurul Konuşmalarım  ile de TBMM gündemine sık sık taşıdığım İsparta İlimizdeki elma üreticisinin bu sorununa  bugüne kadar neden etkili bir çözüm getirilmemiş, çiftçimizin mağduriyeti neden  giderilmemiştir?  SORU 2) Çiftçilerimizin ve Soğuk Hava Depolarımızın içinde bulunduğu bu sorunda  borçlarının ertelenmesi ya da yeniden düzenlenmesi için Ziraat Bankası'nın cevabı  kapsamında bahsi geçen Genel Müdürlüğünüzce bir an önce hasar tespiti yapılması mümkün  değil midir? Bugüne kadar ilgili Genel Müdürlük neden bu konuda etkin bir çalışma  yapmamıştır?  SORU 3) Elmadaki hastalığın cinsi, oluşturduğu sorun, ticari kayıpların tespiti ve çözüm  yollan ile çiftçilerimizin şimdiye kadar düştüğü durumu düzeltmek adına ilgili Bakanlık olarak  neler yapmayı düşünüyorsunuz?  CEVAP 1-2-3) Elma Karalekesi Hastalığı ile mücadele kapsamında İsparta ilinde meyvecilik  yapılan köylerde yıllardır gerekli tarımsal eğitim çalışmaları yapılmaktadır.  2009 yılında da İsparta ili. Eğirdir ilçesinde, bitki hastalık ve zararlıları, faydalı  böcekler, entegre mücadele konularında toplam 348 üreticimiz eğitilmiştir.  2010 yılında elma üreticiliğinin yapıldığı köylerde de şu ana kadar 113 üreticimizin  katıldığı eğitimler düzenlenmiştir.  Bölgede Elma Karalekesi Hastalığı ile mücadelede; hastalıgık görülmeden önce  tahmin yapabilmek ve mücadelede başarılı olabilmek için üç adet Tahmin ve Erken Uyarı  İstasyonu (Serpil, Balkırı, Yukangökdere) ve bunlarla bağlantılı çalışan Tahmin ve Erken  Uyarı Merkezi bulunmaktadır. Bu merkezden gerekli yönlendirmeler yapılmaktadır.  2009 yılında üreticilerimize Elma Kara leke mücadelesinde ilaçlama zamanı için  duyurular yapılmış, bu duyurulan dikkate alan bilinçli elma üreticilerimiz zamanında ilaçlama  yapmışlardır. İl Müdürlüklerimizin teknik tavsiyelerini dikkate alan, ilaçlama zamanı ile ilgili  duyurulan takip eden üreticilerimiz herhangi bir sorunla karşılaşmamıştır.  Bununla beraber, 2010 yılında elma üreticilerimize yönelik olarak eğitimler devam  edecektir. Tahmin Erken Uyarı çalışmaları kapsamında hastalık ve zararlıların mücadelesinde  ilaçlama zamanı ile ilgili duyurular yapılacaktır. Ayrıca, kültür bitkilerinde zararlı türlerin  popülasyon dinamikleri ve çevre ile ilişkileri dikkate alınarak, uygun olan bütün mücadele  metotları ve teknikleri uyumlu bir şekilde kullanılarak, zararlıların popülasyonlannı ekonomik  zarar seviyesinin altında tutmayı amaçlayan Entegre Mücadele programı kapsamında elmada  5.000 dekar alanda mücadele programa alınmıştır.  Konuyla ilgili olarak T.C. Ziraat Bankası A.S. Genel Müdürlüsünden alınan cevabi  görtts aşağıda ver almaktadır.  22.03.2009 tarih ve 27177 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren  2009/14804 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile; Ziraat Bankasınca 2005/8378, 2005/9839,  2006/9994, 2006/11199, 2006/11201, 2007/12339, 2007/13045, 2008/13881 ve 2008/14489  sayılı Kararnameler kapsamında kullandırılan ve/veya ertelenen düşük faizli kredilerin  vadesinin, işletme kredilerinde 24 ayı, yatınm kredilerinde ise 7 yılı aşmayacak şekilde  yeniden belirlenebileceği hükme bağlanmış olup, bu kapsama giren üreticilerin Bankaya olan  tarımsal kredi borçlarının vadesi, başvurulan halinde indirimli faiz oranlan üzerinden  uzatılabilmektedir.  - 2 9 9 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  önerge Sahibi :1 : Mevlüt COŞKUNER  İsparta Milletvekili  :7/12685 Esas No  Eğirdir İlçemiz Boğaz Ova Bölgesi'nde bulunan köylerimizdeki arazilerde değişik cins  miktarda elma yetiştirilmekte ve depo edilmektedir. 2009 sezonunda bölgedeki yetersiz tarım  politikası, mevsimsel etkiler, bilinçsiz sulama ve ilaçlama gibi sebeplerin de etkin olmasıyla  elmalarda kara leke ve benzer hastalıklara rastlanmıştır. Zarar %70 civarındadır. Bu haldeki  elmaların depolara konması da mümkün değildir.  Bu sezondaki elmanın bahsi geçen sorunlar neticesinde satılamaması ile çiftçimizin  Ziraat Bankası'na var olan borcu ve kooperatiflere ait Soğuk Hava Depolarının kredi borçlan  da ödenemeyecektir.  Çiftçimiz içinde bulunduğu bu zor dönemi atlatabilmek için çareler ararken söz konusu  sıkıntı sebebiyle borçların ertelenmesi hususunda Ziraat Bankası'na da başvurmuştur. Bu  başvuruya istinaden gelen cevapta ise borçların erteleme kararının alınması için Bakanlığınız  Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünce ilgili yönetmelik kapsamında hasar tespiti yapılması,  bundan sonra Bankalar Kurulu'nun karara varacağı bildirilmektedir. Çiftçimiz ciddi sıkıntı  içindedir ve acil çözüm beklemektedir.  SORU 1) Aylar öncesinden ortaya çıkan, araştırma önergesi ve Genel Kurul Konuşmalarım  ile de TBMM gündemine sık sık taşıdığım İsparta İlimizdeki elma üreticisinin bu sorununa  bugüne kadar neden etkili bir çözüm getirilmemiş, çiftçimizin mağduriyeti neden  giderilmemiştir?  SORU 2) Çiftçilerimizin ve Soğuk Hava Depolarımızın içinde bulunduğu bu sorunda  borçlarının ertelenmesi ya da yeniden düzenlenmesi için Ziraat Bankası'nın cevabı  kapsamında bahsi geçen Genel Müdürlüğünüzce bir an önce hasar tespiti yapılması mümkün  değil midir? Bugüne kadar ilgili Genel Müdürlük neden bu konuda etkin bir çalışma  yapmamıştır?  SORU 3) Elmadaki hastalığın cinsi, oluşturduğu sorun, ticari kayıpların tespiti ve çözüm  yollan ile çiftçilerimizin şimdiye kadar düştüğü durumu düzeltmek adına ilgili Bakanlık olarak  neler yapmayı düşünüyorsunuz?  CEVAP 1-2-3) Elma Karalekesi Hastalığı ile mücadele kapsamında İsparta ilinde meyvecilik  yapılan köylerde yıllardır gerekli tarımsal eğitim çalışmaları yapılmaktadır.  2009 yılında da İsparta ili. Eğirdir ilçesinde, bitki hastalık ve zararlıları, faydalı  böcekler, entegre mücadele konularında toplam 348 üreticimiz eğitilmiştir.  2010 yılında elma üreticiliğinin yapıldığı köylerde de şu ana kadar 113 üreticimizin  katıldığı eğitimler düzenlenmiştir.  Bölgede Elma Karalekesi Hastalığı ile mücadelede; hastalıgık görülmeden önce  tahmin yapabilmek ve mücadelede başarılı olabilmek için üç adet Tahmin ve Erken Uyarı  İstasyonu (Serpil, Balkırı, Yukangökdere) ve bunlarla bağlantılı çalışan Tahmin ve Erken  Uyarı Merkezi bulunmaktadır. Bu merkezden gerekli yönlendirmeler yapılmaktadır.  2009 yılında üreticilerimize Elma Kara leke mücadelesinde ilaçlama zamanı için  duyurular yapılmış, bu duyurulan dikkate alan bilinçli elma üreticilerimiz zamanında ilaçlama  yapmışlardır. İl Müdürlüklerimizin teknik tavsiyelerini dikkate alan, ilaçlama zamanı ile ilgili  duyurulan takip eden üreticilerimiz herhangi bir sorunla karşılaşmamıştır.  Bununla beraber, 2010 yılında elma üreticilerimize yönelik olarak eğitimler devam  edecektir. Tahmin Erken Uyarı çalışmaları kapsamında hastalık ve zararlıların mücadelesinde  ilaçlama zamanı ile ilgili duyurular yapılacaktır. Ayrıca, kültür bitkilerinde zararlı türlerin  popülasyon dinamikleri ve çevre ile ilişkileri dikkate alınarak, uygun olan bütün mücadele  metotları ve teknikleri uyumlu bir şekilde kullanılarak, zararlıların popülasyonlannı ekonomik  zarar seviyesinin altında tutmayı amaçlayan Entegre Mücadele programı kapsamında elmada  5.000 dekar alanda mücadele programa alınmıştır.  Konuyla ilgili olarak T.C. Ziraat Bankası A.S. Genel Müdürlüsünden alınan cevabi  görtts aşağıda ver almaktadır.  22.03.2009 tarih ve 27177 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren  2009/14804 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile; Ziraat Bankasınca 2005/8378, 2005/9839,  2006/9994, 2006/11199, 2006/11201, 2007/12339, 2007/13045, 2008/13881 ve 2008/14489  sayılı Kararnameler kapsamında kullandırılan ve/veya ertelenen düşük faizli kredilerin  vadesinin, işletme kredilerinde 24 ayı, yatınm kredilerinde ise 7 yılı aşmayacak şekilde  yeniden belirlenebileceği hükme bağlanmış olup, bu kapsama giren üreticilerin Bankaya olan  tarımsal kredi borçlarının vadesi, başvurulan halinde indirimli faiz oranlan üzerinden  uzatılabilmektedir.  - 2 9 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  5.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut 'un, Adana 'nın sosyo-ekonomik sorunlarına ilişkin Başbakandan  sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın cevabı (7/12708)  12/02/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını; Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygılarımla arz  ederim.  Adana ilimiz bir taraftan iller arasında en yüksek işsizlik oranına sahip iken aynı zamanda  sosyal alanda adeta cinnet geçirme noktasına gelmiştir. Hemen her gün boşanmalar, silahlı, bıçaklı,  satirli cinayet ve yaralamaların meydana geldiği ilimizde, geçen yıla oranla çok az da olsa enerji  tüketiminin artmış olmasına rağmen kentin sanayi alanında da ciddi sorunları bulunmaktadır.  Tarımın can çekiştiği Adana'daki bu olumsuz tablo esnafa da yansımakta, cadde ve kaldınmlarm  işporta tezgâhları ile dolması sonucu, esnaflarımız çok büyük sıkıntıya düşmektedir.  Böyle bir gerçek ışığında Partinizin Adana Milletvekilleri, kentin gerçek gündeminden  ziyade farklı gündemlerle Adana için pembe tablo çizmeye devam etmektedirler. Adana Sanayici  ve İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir toplantıda konuşan bir milletvekilinizin, "Karamsar  olmayalım. Adana'nın geleceği karanlık değil, oldukça parlaktır" diyerek Adana'nın finans  merkezi olacağını söyleyip umut dağıtmıştır.  Bu bilgiler çerçevesinde;  1- Adana'nın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik sorunlar hakkında bilginiz var mıdır?  2- Milletvekillerinizin Adana için sergilediği pembe tablolar gerçek midir?  3- Adana'nın finans merkezi olacağı sözüne katılıyor musunuz?  4- Katılıyorsanız bu konu ile ilgili elinizde hangi araştırma ve bulgular vardır açıklar  mısınız?  5- Adana'nın geleceği gerçekten parlak mıdır? Parlak ise ne zaman Adana'lı  vatandaşlanmıza bu parlak durum yansıyacaktır? Bir tarih verebilir misiniz?  - 3 0 0 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  5.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut 'un, Adana 'nın sosyo-ekonomik sorunlarına ilişkin Başbakandan  sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın cevabı (7/12708)  12/02/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını; Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygılarımla arz  ederim.  Adana ilimiz bir taraftan iller arasında en yüksek işsizlik oranına sahip iken aynı zamanda  sosyal alanda adeta cinnet geçirme noktasına gelmiştir. Hemen her gün boşanmalar, silahlı, bıçaklı,  satirli cinayet ve yaralamaların meydana geldiği ilimizde, geçen yıla oranla çok az da olsa enerji  tüketiminin artmış olmasına rağmen kentin sanayi alanında da ciddi sorunları bulunmaktadır.  Tarımın can çekiştiği Adana'daki bu olumsuz tablo esnafa da yansımakta, cadde ve kaldınmlarm  işporta tezgâhları ile dolması sonucu, esnaflarımız çok büyük sıkıntıya düşmektedir.  Böyle bir gerçek ışığında Partinizin Adana Milletvekilleri, kentin gerçek gündeminden  ziyade farklı gündemlerle Adana için pembe tablo çizmeye devam etmektedirler. Adana Sanayici  ve İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir toplantıda konuşan bir milletvekilinizin, "Karamsar  olmayalım. Adana'nın geleceği karanlık değil, oldukça parlaktır" diyerek Adana'nın finans  merkezi olacağını söyleyip umut dağıtmıştır.  Bu bilgiler çerçevesinde;  1- Adana'nın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik sorunlar hakkında bilginiz var mıdır?  2- Milletvekillerinizin Adana için sergilediği pembe tablolar gerçek midir?  3- Adana'nın finans merkezi olacağı sözüne katılıyor musunuz?  4- Katılıyorsanız bu konu ile ilgili elinizde hangi araştırma ve bulgular vardır açıklar  mısınız?  5- Adana'nın geleceği gerçekten parlak mıdır? Parlak ise ne zaman Adana'lı  vatandaşlanmıza bu parlak durum yansıyacaktır? Bir tarih verebilir misiniz?  - 3 0 0 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  Sayı :B.02.0.011/OS2.2 19-/03/2010  Konu: Yazılı Soru Önergesi 7/12708  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 01/03/2010 tarihli ve  KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12708-20358/42608 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 03 Mart 2010  tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-192-46/925 sayılı yazısı.  İlgi (a)'da kayıtlı yazıyla Başbakanlığa iletilen, ilgi (b)'de kayıtlı yazıyla  Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması talep edilen Adana Milletvekili Sayın  Yılmaz TANKUT'un Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/12708 esas sayılı yazılı soru  önergesinde yer alan hususlar ile ilgili bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Dr. Cevdet YILMAZ  Devlet Bakanı  EKLER:  1) Soru Önergesine ilişkin cevap  - 3 0 1 -
Sayfa 116 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  Sayı :B.02.0.011/OS2.2 19-/03/2010  Konu: Yazılı Soru Önergesi 7/12708  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 01/03/2010 tarihli ve  KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12708-20358/42608 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 03 Mart 2010  tarihli ve B.02.0.KKG.0.12/106-192-46/925 sayılı yazısı.  İlgi (a)'da kayıtlı yazıyla Başbakanlığa iletilen, ilgi (b)'de kayıtlı yazıyla  Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması talep edilen Adana Milletvekili Sayın  Yılmaz TANKUT'un Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/12708 esas sayılı yazılı soru  önergesinde yer alan hususlar ile ilgili bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Dr. Cevdet YILMAZ  Devlet Bakanı  EKLER:  1) Soru Önergesine ilişkin cevap  - 3 0 1 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  BAŞBAKANLIK  DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI  Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü  ] 5 m a n  SAYİ : B.02.1.DPT.0.10.03-4H-\C4  KONU : Yazılı Som önergesi  DEVLET BAKANLIĞINA  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  İlgi: 04.03.2010 tarih ve B.02.0.011/0417 sayılı yazı.  İlgide kayıtlı yazı ile Adana Milletvekili Sayın Yılmaz TANKUT'un Adana ilinin  sosyo-ekonomik durumuna ilişkin yazılı som Önergesi iletilmiştir. Som önergesinde yer alan  somlar cevaplandırılmış olarak ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  Müsteşar  Ek: Yazılı Som önergesine İlişkin Cevaplar  - 3 0 2 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  BAŞBAKANLIK  DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI  Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü  ] 5 m a n  SAYİ : B.02.1.DPT.0.10.03-4H-\C4  KONU : Yazılı Som önergesi  DEVLET BAKANLIĞINA  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  İlgi: 04.03.2010 tarih ve B.02.0.011/0417 sayılı yazı.  İlgide kayıtlı yazı ile Adana Milletvekili Sayın Yılmaz TANKUT'un Adana ilinin  sosyo-ekonomik durumuna ilişkin yazılı som Önergesi iletilmiştir. Som önergesinde yer alan  somlar cevaplandırılmış olarak ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  Müsteşar  Ek: Yazılı Som önergesine İlişkin Cevaplar  - 3 0 2 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  EK: YAZILI SORU ÖNERGESt CEVAPLARI  1. Adana'nın içtnde bulunduğu sosyo-ekonomik sorunlar hakkında bilginiz var mıdır?  2. Milletvekillerinizin Adana için sergilediği pembe tablolar gerçek midir?  5. Adana'nın geleceği gerçekten parlak mıdır? Parlak ise ne zaman Adanalı  vatandaşlarımıza bu parlak durum yansıyacaktır? Bir tarih verebilir misiniz?  1,2 VE 5 NUMARALI SORULARIN CEVAPLARI:  İllerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında Adana, Akdeniz Bölgesinin birinci,  ülkemizin sekizinci gelişmiş ili olup, ilköğretim okullaşma oranında dokuzuncu, kişi başına  düşen hekim sayısında yedinci sırada gelmektedir. Ülkemizin toplam nüfusunun %2,73'ünü  barındırmakta ve gayri safı yurtiçi hasılasının %3,05'ini üretmektedir.  Adana ve Mersin illerini kapsayan Çukurova Bölgesi Türkiye içerisinde en doğudaki  en gelişmiş bölge ve metropolitan merkez olma özellikleri ve Türkiye geneline göre daha  uygun hava koşulları ve doğal kaynaklarıyla az gelişmiş pek çok bölgeden göç almaktadır.  Bölge, doğudan niteliksiz göçün bir kısmının ilk durak noktası, bir kısmının da yerleştiği bir  merkez olma konumuna gelmiştir. Bu çerçevede Çukurova Bölgesi, pek çok yönden bir geçiş  bölgesi ve bölgesel bir çekim merkezi olma özelliği göstermektedir. Bunun da etkisiyle bölge  Türkiye'nin yüksek işsizlik rakamlarına sahip bölgelerinden biri olmuştur.  Çukurova Bölgesi bu anlamda Türkiye'deki metropolitan bölgelerin genel gelişme  dokusuna benzerlik göstermektedir. Halihazırda Çukurova Bölgesi, nüfus yoğunluğu  açısından Türkiye içerisinde İstanbul'un ardından ikinci sırada yer almaktadır. Bu durum,  ekonomik yoğunlaşmanın sağladığı pek çok avantajdan yararlanılmasının yanısıra bölgedeki  sosyal sorunların önemli bir kısmının da temelini teşkil etmektedir.  Adana'da sanayinin çevre illere yayılması ve hizmet sektörünün yükseliş göstermesi  İstanbul, Ankara ve İzmir'deki ekonomik yapı ve gidişat ile benzerlik göstermektedir.  Çukurova Bölgesi, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı ve Ceyhan-Kırıkkale Ham  Petrol Boru Hattının kesiştiği, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'nın sonlandığı, sıvılaştırılmış  doğalgaz terminalleri ve rafinerilerin yer aldığı gerek Türkiye gerekse çevre ülkeler için  stratejik öneme sahip bir bölgedir. Bölge hidrolik, rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir  enerji kaynakları açısından yüksek potansiyele sahiptir. Bu potansiyeli değerlendirebilmek  için Adana'nın Ceyhan ilçesinde Türkiye'nin ilk enerji ihtisas endüstri bölgesi kurulması  çalışmaları devam etmektedir. 2010 yılı yatırım programında 168.440.000 TL proje bedeli ve  15.200.000 TL kamulaştırma ödeneği ile yer alan Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi  Projesi tamamlandığında bölge, petrol rafinerileri ve termik santraller için bir üretim üssü  haline gelecektir.  Çukurova Kalkınma Ajansı tarafından Gerçekleştirilen Faaliyetler:  2006 yılında Adana ve Mersin illerini kapsayan Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA)  kurulmuştur.  Halihazırda ÇKA tarafından bölgenin iş ve yatınm imkanlarının yurtdışında tanıtımına  ilişkin faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Bu sayede bölgeye yabancı yatınm çekilmesi  sürecinin hızlanması öngörülmektedir. Ayrıca yatınmcılann izin ve ruhsat işlemlerinin tek  elden takibini gerçekleştirmek ve yatırımcıları bilgilendimıek üzere her iki ilde yatınm destek  ofisi kurulmuştur. Bu sayede Adana ilinin yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yeni  yatırımlarla hem Adana ilinin ekonomik yapısının güçlendirilmesi hem de yaratılacak yeni  - 3 0 3 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  EK: YAZILI SORU ÖNERGESt CEVAPLARI  1. Adana'nın içtnde bulunduğu sosyo-ekonomik sorunlar hakkında bilginiz var mıdır?  2. Milletvekillerinizin Adana için sergilediği pembe tablolar gerçek midir?  5. Adana'nın geleceği gerçekten parlak mıdır? Parlak ise ne zaman Adanalı  vatandaşlarımıza bu parlak durum yansıyacaktır? Bir tarih verebilir misiniz?  1,2 VE 5 NUMARALI SORULARIN CEVAPLARI:  İllerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında Adana, Akdeniz Bölgesinin birinci,  ülkemizin sekizinci gelişmiş ili olup, ilköğretim okullaşma oranında dokuzuncu, kişi başına  düşen hekim sayısında yedinci sırada gelmektedir. Ülkemizin toplam nüfusunun %2,73'ünü  barındırmakta ve gayri safı yurtiçi hasılasının %3,05'ini üretmektedir.  Adana ve Mersin illerini kapsayan Çukurova Bölgesi Türkiye içerisinde en doğudaki  en gelişmiş bölge ve metropolitan merkez olma özellikleri ve Türkiye geneline göre daha  uygun hava koşulları ve doğal kaynaklarıyla az gelişmiş pek çok bölgeden göç almaktadır.  Bölge, doğudan niteliksiz göçün bir kısmının ilk durak noktası, bir kısmının da yerleştiği bir  merkez olma konumuna gelmiştir. Bu çerçevede Çukurova Bölgesi, pek çok yönden bir geçiş  bölgesi ve bölgesel bir çekim merkezi olma özelliği göstermektedir. Bunun da etkisiyle bölge  Türkiye'nin yüksek işsizlik rakamlarına sahip bölgelerinden biri olmuştur.  Çukurova Bölgesi bu anlamda Türkiye'deki metropolitan bölgelerin genel gelişme  dokusuna benzerlik göstermektedir. Halihazırda Çukurova Bölgesi, nüfus yoğunluğu  açısından Türkiye içerisinde İstanbul'un ardından ikinci sırada yer almaktadır. Bu durum,  ekonomik yoğunlaşmanın sağladığı pek çok avantajdan yararlanılmasının yanısıra bölgedeki  sosyal sorunların önemli bir kısmının da temelini teşkil etmektedir.  Adana'da sanayinin çevre illere yayılması ve hizmet sektörünün yükseliş göstermesi  İstanbul, Ankara ve İzmir'deki ekonomik yapı ve gidişat ile benzerlik göstermektedir.  Çukurova Bölgesi, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı ve Ceyhan-Kırıkkale Ham  Petrol Boru Hattının kesiştiği, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'nın sonlandığı, sıvılaştırılmış  doğalgaz terminalleri ve rafinerilerin yer aldığı gerek Türkiye gerekse çevre ülkeler için  stratejik öneme sahip bir bölgedir. Bölge hidrolik, rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir  enerji kaynakları açısından yüksek potansiyele sahiptir. Bu potansiyeli değerlendirebilmek  için Adana'nın Ceyhan ilçesinde Türkiye'nin ilk enerji ihtisas endüstri bölgesi kurulması  çalışmaları devam etmektedir. 2010 yılı yatırım programında 168.440.000 TL proje bedeli ve  15.200.000 TL kamulaştırma ödeneği ile yer alan Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi  Projesi tamamlandığında bölge, petrol rafinerileri ve termik santraller için bir üretim üssü  haline gelecektir.  Çukurova Kalkınma Ajansı tarafından Gerçekleştirilen Faaliyetler:  2006 yılında Adana ve Mersin illerini kapsayan Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA)  kurulmuştur.  Halihazırda ÇKA tarafından bölgenin iş ve yatınm imkanlarının yurtdışında tanıtımına  ilişkin faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Bu sayede bölgeye yabancı yatınm çekilmesi  sürecinin hızlanması öngörülmektedir. Ayrıca yatınmcılann izin ve ruhsat işlemlerinin tek  elden takibini gerçekleştirmek ve yatırımcıları bilgilendimıek üzere her iki ilde yatınm destek  ofisi kurulmuştur. Bu sayede Adana ilinin yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yeni  yatırımlarla hem Adana ilinin ekonomik yapısının güçlendirilmesi hem de yaratılacak yeni  - 3 0 3 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  istihdam kapasitesi ile sosyal sorunların bir çoğunun sebebi olan işsizliğin azaltılması  hedeflenmektedir.  ÇKA tarafından teklif çağrısı mekanizması ile bölgenin yerel dinamiklerinin ve içsel  potansiyellerinin desteklenerek kalkınmanın yerel düzeyden koordinasyonu ve sosyal  sorunların çözümüne ilişkin faaliyetlere başlanılmıştır. Bu kapsamda 2008 ve 2010 yılı mali  destek programlan uygulamaya konulmuştur. 2008 Yılı Mali Destek Programları kapsamında  iktisadi kalkınma, sosyal kalkınma, kırsal kalkınma ve küçük ölçekli altyapı bileşenlerinde 94  projeye toplam 16.500.000 TL kaynak tahsisi gerçekleştirilmektedir. 2010 Yılı Mali Destek  Programları kapsamında iktisadi kalkınma, sosyal kalkınma ve küçük ölçekli altyapı  bileşenlerinde değerlendirme sonucu başarılı görülecek projelere toplam 25.000.000 TL tahsis  edilmesi öngörülmektedir.  Adana İlinde Gerçekleştirilen Kamu Yatırımları:  2009 yılında Adana iline 134.732.000 TL kamu yatınmı yapılmıştır. Sosyal  entegrasyonun sağlanarak göç nedeniyle ortaya çıkan sorunların hafifletilmesi ve dar gelirli  grupların uzun vadede ekonomik entegrasyonunun sağlanması için toplam yatırımların  42 552 000 TL'si eğitim sektörüne gerçekleştirilmiştir.  Bölgenin önemli sektörleri arasında yer alan ve bölgenin toplam istihdamı içerisinde  önemli bir yer tutan tarım sektöründe toplam 18.270.000 TL yatırım gerçekleştirilmiştir.  3. Adana'nın flnans merkezi olacağı sözüne katılıyor musunuz?  4. Katılıyorsanız bu konu ile ilgili elinizde hangi araştırma ve bulgular vardır açıklar  mısınız?  3 VE 4 NUMARALI SORULARIN CEVAPLARI:  Adana İli'nin fınans merkezi olması yönünde bir çalışma bulunmamaktadır.  - 3 0 4 -
Sayfa 119 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  istihdam kapasitesi ile sosyal sorunların bir çoğunun sebebi olan işsizliğin azaltılması  hedeflenmektedir.  ÇKA tarafından teklif çağrısı mekanizması ile bölgenin yerel dinamiklerinin ve içsel  potansiyellerinin desteklenerek kalkınmanın yerel düzeyden koordinasyonu ve sosyal  sorunların çözümüne ilişkin faaliyetlere başlanılmıştır. Bu kapsamda 2008 ve 2010 yılı mali  destek programlan uygulamaya konulmuştur. 2008 Yılı Mali Destek Programları kapsamında  iktisadi kalkınma, sosyal kalkınma, kırsal kalkınma ve küçük ölçekli altyapı bileşenlerinde 94  projeye toplam 16.500.000 TL kaynak tahsisi gerçekleştirilmektedir. 2010 Yılı Mali Destek  Programları kapsamında iktisadi kalkınma, sosyal kalkınma ve küçük ölçekli altyapı  bileşenlerinde değerlendirme sonucu başarılı görülecek projelere toplam 25.000.000 TL tahsis  edilmesi öngörülmektedir.  Adana İlinde Gerçekleştirilen Kamu Yatırımları:  2009 yılında Adana iline 134.732.000 TL kamu yatınmı yapılmıştır. Sosyal  entegrasyonun sağlanarak göç nedeniyle ortaya çıkan sorunların hafifletilmesi ve dar gelirli  grupların uzun vadede ekonomik entegrasyonunun sağlanması için toplam yatırımların  42 552 000 TL'si eğitim sektörüne gerçekleştirilmiştir.  Bölgenin önemli sektörleri arasında yer alan ve bölgenin toplam istihdamı içerisinde  önemli bir yer tutan tarım sektöründe toplam 18.270.000 TL yatırım gerçekleştirilmiştir.  3. Adana'nın flnans merkezi olacağı sözüne katılıyor musunuz?  4. Katılıyorsanız bu konu ile ilgili elinizde hangi araştırma ve bulgular vardır açıklar  mısınız?  3 VE 4 NUMARALI SORULARIN CEVAPLARI:  Adana İli'nin fınans merkezi olması yönünde bir çalışma bulunmamaktadır.  - 3 0 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  9.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, askerî uçak ve helikopterlerin yerleşim yerlerinde  alçaktan uçtuğu iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül un  cevabı (7/12816)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanının Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından Anayasa'nın  98. ve Meclis tçtüzüğü'nün 99. maddesi gereğince yazılı olarak cevaplandınlmasını  saygılarımla arz ederim.  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir çok ilde alçak uçuş yapan savaş uçakları,  bölge halkını tedirgin etmekte ve halkın psikolojik sağlığım bozmaktadır, özellikle  Diyarbakır'dan kalkan F-16 tipi jetler, alçak uçuş yaparak halka korku ve panik  yaşatmaktadır. Hakkari gibi sınıra yakın bölgelerde ise, neredeyse her gün bu uçuşlar  gerçekleşmekte ve halkta büyük bir rahatsızlık yaratmaktadır. Yapılan bu uçuşlar neticesinde  özellikle küçük yaştaki çocuklar psikolojik travma yaşamakta ve uçuşlann gerçekleştiği  dakikalarda çocukların kulaklarını ve gözlerini kapatarak, kendilerine sığınacak yer aradıkları  birçok kişi tarafından gözlemlenmiştir. Bu uçakların hangi nedenle bu kadar sık  havalandıkları ve neden bu kadar alçaktan uçtuklan konusunda yurttaşlar bunu anlamakta  zorlanıyorlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışındaki yerlerde, bu tür alçak uçuşlann  olmaması da dikkat çeken ayrı bir mevzudur.  Yine özellikle 21 Mart Newroz Bayramlarında olduğu gibi, halkın yoğun katılımıyla  gerçekleşen demokratik bir hak olarak miting, yürüyüş, kitlesel basın açıklamaları ve cenaze  törenlerinin yaşandığı saatlerde savaş uçakları ve helikopterler hemen havalanarak, kitle  üzerinden büyük bir gürültüyle alçak uçuş yapmaları büyük anlam ifade etmektedir. Bu bir  demokratik eylem hakkının gaspıdır. Yurttaşa gözdağı verir gibi yapılan bu alçak uçuşların,  demokratik bir hukuk devletiyle bağdaşmadığını söylemeye bile gerek yoktur. Halkın  güvenliğini sağlamakla görevli kolluk kuvvetlerinin ve birimlerinin halkı korkutmak ve  sindirmek için gerçekleştirdiği her tür eylemler hukuk dışıdır.  Ayrıca bu kadar sık havalanan ve çok fazla yakıt harcadıkları herkesçe bilinen bu uçakların  yarattığı maddi külfet de değerlendirilmesi gereken ayrı bir konudur.  Bu bağlamda;  1- Savaş uçakları ve helikopterler hangi gerekçeyle Doğu ve Güneydoğu Bölgelerindeki  yerleşim yerleri üzerinde alçak uçuş gerçekleştirmektedirler?  2- Jetlerin şehir merkezleri üzerinde alçak uçuş yapmalarının hukuki dayanağı var mıdır?  3- Savaş uçakları hangi amaçlarla bu kadar sık havalanmaktadırlar?  4- Başbakanlığınızın savaş uçaklannın bölgede gerçekleştirdikleri alçak uçuşlarla ilgili  bilgisi var mı?  5- Savaş uçaklan eğitimlerini nerede ve ne kadar süreyle gerçekleştirmektedirler?  6- Yerleşim yerleri üzerindeki hava sahası eğitim için kullanılan alanlara giriyor mu?  7- Bir F-16 tipi savaş uçağının havalanmasının maliyeti nedir?  8- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde savaş uçaklannın yaptıklan uçuşlar  neticesinde bir yıllık maliyeti ne kadardır?  9- Başta Newrozlar olmak üzere bölgede toplanan halk kitleleri üzerinde jetlerin alçak  uçuş yapmalarının gerekçesi nedir?  10-Bu tür kutlama ve mitinglerde gerçekleşen uçuşlar hangi birimlerin insiyatifîyle  yapılmaktadır?  11-Halkın sağlığını, moral ve psikolojini tehdit eden, ülke ekonomisini de olumsuz  etkileyen bu uçuşlann sonlandınlması için insani ve hukuki gereğini yapacak mısınız?  Hamit GEYLANÎ  Hakkari Milletvekili  - 3 0 5 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  9.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, askerî uçak ve helikopterlerin yerleşim yerlerinde  alçaktan uçtuğu iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül un  cevabı (7/12816)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanının Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından Anayasa'nın  98. ve Meclis tçtüzüğü'nün 99. maddesi gereğince yazılı olarak cevaplandınlmasını  saygılarımla arz ederim.  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir çok ilde alçak uçuş yapan savaş uçakları,  bölge halkını tedirgin etmekte ve halkın psikolojik sağlığım bozmaktadır, özellikle  Diyarbakır'dan kalkan F-16 tipi jetler, alçak uçuş yaparak halka korku ve panik  yaşatmaktadır. Hakkari gibi sınıra yakın bölgelerde ise, neredeyse her gün bu uçuşlar  gerçekleşmekte ve halkta büyük bir rahatsızlık yaratmaktadır. Yapılan bu uçuşlar neticesinde  özellikle küçük yaştaki çocuklar psikolojik travma yaşamakta ve uçuşlann gerçekleştiği  dakikalarda çocukların kulaklarını ve gözlerini kapatarak, kendilerine sığınacak yer aradıkları  birçok kişi tarafından gözlemlenmiştir. Bu uçakların hangi nedenle bu kadar sık  havalandıkları ve neden bu kadar alçaktan uçtuklan konusunda yurttaşlar bunu anlamakta  zorlanıyorlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışındaki yerlerde, bu tür alçak uçuşlann  olmaması da dikkat çeken ayrı bir mevzudur.  Yine özellikle 21 Mart Newroz Bayramlarında olduğu gibi, halkın yoğun katılımıyla  gerçekleşen demokratik bir hak olarak miting, yürüyüş, kitlesel basın açıklamaları ve cenaze  törenlerinin yaşandığı saatlerde savaş uçakları ve helikopterler hemen havalanarak, kitle  üzerinden büyük bir gürültüyle alçak uçuş yapmaları büyük anlam ifade etmektedir. Bu bir  demokratik eylem hakkının gaspıdır. Yurttaşa gözdağı verir gibi yapılan bu alçak uçuşların,  demokratik bir hukuk devletiyle bağdaşmadığını söylemeye bile gerek yoktur. Halkın  güvenliğini sağlamakla görevli kolluk kuvvetlerinin ve birimlerinin halkı korkutmak ve  sindirmek için gerçekleştirdiği her tür eylemler hukuk dışıdır.  Ayrıca bu kadar sık havalanan ve çok fazla yakıt harcadıkları herkesçe bilinen bu uçakların  yarattığı maddi külfet de değerlendirilmesi gereken ayrı bir konudur.  Bu bağlamda;  1- Savaş uçakları ve helikopterler hangi gerekçeyle Doğu ve Güneydoğu Bölgelerindeki  yerleşim yerleri üzerinde alçak uçuş gerçekleştirmektedirler?  2- Jetlerin şehir merkezleri üzerinde alçak uçuş yapmalarının hukuki dayanağı var mıdır?  3- Savaş uçakları hangi amaçlarla bu kadar sık havalanmaktadırlar?  4- Başbakanlığınızın savaş uçaklannın bölgede gerçekleştirdikleri alçak uçuşlarla ilgili  bilgisi var mı?  5- Savaş uçaklan eğitimlerini nerede ve ne kadar süreyle gerçekleştirmektedirler?  6- Yerleşim yerleri üzerindeki hava sahası eğitim için kullanılan alanlara giriyor mu?  7- Bir F-16 tipi savaş uçağının havalanmasının maliyeti nedir?  8- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde savaş uçaklannın yaptıklan uçuşlar  neticesinde bir yıllık maliyeti ne kadardır?  9- Başta Newrozlar olmak üzere bölgede toplanan halk kitleleri üzerinde jetlerin alçak  uçuş yapmalarının gerekçesi nedir?  10-Bu tür kutlama ve mitinglerde gerçekleşen uçuşlar hangi birimlerin insiyatifîyle  yapılmaktadır?  11-Halkın sağlığını, moral ve psikolojini tehdit eden, ülke ekonomisini de olumsuz  etkileyen bu uçuşlann sonlandınlması için insani ve hukuki gereğini yapacak mısınız?  Hamit GEYLANÎ  Hakkari Milletvekili  - 3 0 5 - T B M M B: 75 18.3.2010  T.C.  MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI  ANKARA  MAİY : 2010/7019/Kan. ve Kar.D.Yasama IşI.Koor.ve Takip Ş. fî- Mart 2010  KONU : Yazılı Soru önergesi.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İLGİ: Başbakanlığın 03 Mart 2010 tarihli, B.02.0.KKG.0.12/106-193-14/930 sayılı ve "Yazılı Soru  önergesi" konulu yazısı.  İlgi yazı ile, Hakkâri Milletvekili Hamit GEYLANl'nin Başbakana tevcih ettiği ve Millî Savunma  Bakanı tarafından cevap verilmesi tensip edilen, 7/12816 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı  EK-A'da sunulmuştur.  EK-A (Yazılı Soru önergesinin  Cevabı)  HAKKARİ MİLLETVEKİLİ HAMİT GEYLANİ TARAFINDAN VERİLEN  7/12816 SAYILI YAZILI SORU ÖNERGESİNİN CEVABI  Soru önergenizle aynı soruları İçeren 03 Ağustos 2009 tarihli ve 7/9549 sayılı yazılı soru  önergenize 11 Kasım 2009 tarihinde cevap verilmiştir.  Bilgilerinize sunarım.  Arz ederim.  - 3 0 6 -
Sayfa 121 -
T B M M B: 75 18.3.2010  T.C.  MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI  ANKARA  MAİY : 2010/7019/Kan. ve Kar.D.Yasama IşI.Koor.ve Takip Ş. fî- Mart 2010  KONU : Yazılı Soru önergesi.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İLGİ: Başbakanlığın 03 Mart 2010 tarihli, B.02.0.KKG.0.12/106-193-14/930 sayılı ve "Yazılı Soru  önergesi" konulu yazısı.  İlgi yazı ile, Hakkâri Milletvekili Hamit GEYLANl'nin Başbakana tevcih ettiği ve Millî Savunma  Bakanı tarafından cevap verilmesi tensip edilen, 7/12816 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı  EK-A'da sunulmuştur.  EK-A (Yazılı Soru önergesinin  Cevabı)  HAKKARİ MİLLETVEKİLİ HAMİT GEYLANİ TARAFINDAN VERİLEN  7/12816 SAYILI YAZILI SORU ÖNERGESİNİN CEVABI  Soru önergenizle aynı soruları İçeren 03 Ağustos 2009 tarihli ve 7/9549 sayılı yazılı soru  önergenize 11 Kasım 2009 tarihinde cevap verilmiştir.  Bilgilerinize sunarım.  Arz ederim.  - 3 0 6 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  10.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, İzmir'de sosyal amaçlı bazı merkezlerin  - Van Milletvekili Fatma Kurtulan 'ın, kadın intiharlarına ve şüpheli ölümlere,  Kadın intiharlarına,  İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/12834), (7/12835), (7/12836)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki soruların Devlet Bakanı SayınV S.Aliye KAVAF tarafından  İZMİR'de EGE Üniversitesi Çocuk/Ergen Alkol, Madde Bağımlılığı ve Uygulama  Merkezi için ayrılmış yataklı servisin kapatılmak zorunda kalındığı bilinmektedir.  Konu, bir üniversite sorumluluğu dışında, ÎZMÎR ili Sosyal Hizmetler ve Çocuk  Esirgeme Kurumu ile îzmir Büyükşehir Belediyesinin de sorumluluk taşıdığı karmaşık  ilişkiler içermektedir.  Nitekim EGEBAM kısaltmalı merkezin kapatılması sadece Büyükşehir Belediyesince  ayrılan kaynağın kesilmesinden mi kaynaklanmıştır, yoksa başka ihmal ve ilgisizlikler söz  konusu mudur, belli değildir.  Kaldı ki İzmir Büyükşehir Belediyesinin İNCİRALTI'nda bulunan Engellilere ait  merkezi kapatması, engelli ve refakatçilerin Belediye vasıtalarından yararlanması konusunda  yaptığı kısıtlamalar daha önce gündem teşkil etmiştir.  1. Kapanma durumuna getirilen bu tip merkezlerle ilgili gerçekçi ve tarafsız bir tahkikat  ve kısa sürede tekrar açılmaları konusunda bir çalışma var mıdır?  2. Bu tip konulardaki yetkili makam kargaşasına son verilerek, kuruluş amacı dikkate  alınarak bakanlığınızın yetki ve sorumluluğu taşıması uygun değil midir?  kapanmasına.  pazılı cevaplandırılmasını arz ederim.  SORULAR.  - 3 0 7 -
Sayfa 122 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  10.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, İzmir'de sosyal amaçlı bazı merkezlerin  - Van Milletvekili Fatma Kurtulan 'ın, kadın intiharlarına ve şüpheli ölümlere,  Kadın intiharlarına,  İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/12834), (7/12835), (7/12836)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki soruların Devlet Bakanı SayınV S.Aliye KAVAF tarafından  İZMİR'de EGE Üniversitesi Çocuk/Ergen Alkol, Madde Bağımlılığı ve Uygulama  Merkezi için ayrılmış yataklı servisin kapatılmak zorunda kalındığı bilinmektedir.  Konu, bir üniversite sorumluluğu dışında, ÎZMÎR ili Sosyal Hizmetler ve Çocuk  Esirgeme Kurumu ile îzmir Büyükşehir Belediyesinin de sorumluluk taşıdığı karmaşık  ilişkiler içermektedir.  Nitekim EGEBAM kısaltmalı merkezin kapatılması sadece Büyükşehir Belediyesince  ayrılan kaynağın kesilmesinden mi kaynaklanmıştır, yoksa başka ihmal ve ilgisizlikler söz  konusu mudur, belli değildir.  Kaldı ki İzmir Büyükşehir Belediyesinin İNCİRALTI'nda bulunan Engellilere ait  merkezi kapatması, engelli ve refakatçilerin Belediye vasıtalarından yararlanması konusunda  yaptığı kısıtlamalar daha önce gündem teşkil etmiştir.  1. Kapanma durumuna getirilen bu tip merkezlerle ilgili gerçekçi ve tarafsız bir tahkikat  ve kısa sürede tekrar açılmaları konusunda bir çalışma var mıdır?  2. Bu tip konulardaki yetkili makam kargaşasına son verilerek, kuruluş amacı dikkate  alınarak bakanlığınızın yetki ve sorumluluğu taşıması uygun değil midir?  kapanmasına.  pazılı cevaplandırılmasını arz ederim.  SORULAR.  - 3 0 7 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T Ü R K I Y E B Ü Y Ü K M Î L L E T M E C L Î S I B A Ş K A N L I Ğ P N A  Aşağıdaki sorularımın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Selma  Aliye Kavaf tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM Iç Tüzüğü'nün 99. maddeleri gereğince  yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılanmla arz ederim. 19.02.10  Van Milletvekili  Adıyaman Üniversitesi Bankacılık Bölümü son sınıfta okuyan 22 yaşındaki Emine Aydeniz,  yarı yıl tatili için geldiği Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde oturan ailesinin yanında, 11 şubat  akşamı kaybolmuş, bir gün sonra ise cesedi Dicle Nehrinde bulunmuştur. Emine Aydeniz'in  ölümü hem büyük bir toplumsal sorun haline gelen kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın  ölümlerinin hem de kadın intiharları vakalarının inanılmaz boyutlara vardığını  göstermektedir. Basına ve kamuoyuna yansıyan kadın intiharları ya da şüpheli kadın ölümleri  konusunda etkin soruşturma yürütülmezken, basına yansımayan kadın cinayetlerinde ise  bazen soruşturmaya bile gerek duyulmamakta, hayatını kaybeden kadının yakınlarının verdiği  ifade doğru kabul edilmektedir. Ülkemizde meydana gelen yüzlerce kadın cinayeti, intihar  olarak kabul edilirken onlarca kadın cinayetinde ise şüpheli şahıs (eş , baba, erkek kardeş )  ölümün, silahını temizlerken, silahının ateş alması sonucu meydana geldiğini iddia etmekte  ve bu iddia çoğu zaman yargı aşamasında inandırıcı bulunmaktadır.  Bu bağlamda;  1-Bakanlığınız olayla ilgili inceleme başlatmış mıdır?  2-Kadın cinayetleri ve kadın intiharları geldiğimiz noktada ciddi boyutlara varmıştır,  întiharların nedenlerine yönelik toplumsal bir araştırma yapmayı düşünüyor musunuz?  3-Ocak ayından bu yana intihar ya da intihar şüphesi ile hayatını kaybeden kadın sayısı  kaçtır? isimleri nelerdir?  4-2002 yılından bu yana yıllar itibarı ile silahını temizleyen şahsın, silahının ateş alması  sonucu vücuduna kurşun isabet etmesi ile yaşamını yitiren kadın sayısı kaçtır?  - 3 0 8 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T Ü R K I Y E B Ü Y Ü K M Î L L E T M E C L Î S I B A Ş K A N L I Ğ P N A  Aşağıdaki sorularımın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Selma  Aliye Kavaf tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM Iç Tüzüğü'nün 99. maddeleri gereğince  yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılanmla arz ederim. 19.02.10  Van Milletvekili  Adıyaman Üniversitesi Bankacılık Bölümü son sınıfta okuyan 22 yaşındaki Emine Aydeniz,  yarı yıl tatili için geldiği Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde oturan ailesinin yanında, 11 şubat  akşamı kaybolmuş, bir gün sonra ise cesedi Dicle Nehrinde bulunmuştur. Emine Aydeniz'in  ölümü hem büyük bir toplumsal sorun haline gelen kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın  ölümlerinin hem de kadın intiharları vakalarının inanılmaz boyutlara vardığını  göstermektedir. Basına ve kamuoyuna yansıyan kadın intiharları ya da şüpheli kadın ölümleri  konusunda etkin soruşturma yürütülmezken, basına yansımayan kadın cinayetlerinde ise  bazen soruşturmaya bile gerek duyulmamakta, hayatını kaybeden kadının yakınlarının verdiği  ifade doğru kabul edilmektedir. Ülkemizde meydana gelen yüzlerce kadın cinayeti, intihar  olarak kabul edilirken onlarca kadın cinayetinde ise şüpheli şahıs (eş , baba, erkek kardeş )  ölümün, silahını temizlerken, silahının ateş alması sonucu meydana geldiğini iddia etmekte  ve bu iddia çoğu zaman yargı aşamasında inandırıcı bulunmaktadır.  Bu bağlamda;  1-Bakanlığınız olayla ilgili inceleme başlatmış mıdır?  2-Kadın cinayetleri ve kadın intiharları geldiğimiz noktada ciddi boyutlara varmıştır,  întiharların nedenlerine yönelik toplumsal bir araştırma yapmayı düşünüyor musunuz?  3-Ocak ayından bu yana intihar ya da intihar şüphesi ile hayatını kaybeden kadın sayısı  kaçtır? isimleri nelerdir?  4-2002 yılından bu yana yıllar itibarı ile silahını temizleyen şahsın, silahının ateş alması  sonucu vücuduna kurşun isabet etmesi ile yaşamını yitiren kadın sayısı kaçtır?  - 3 0 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Selma  Aliye Kavaf tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 99. maddeleri gereğince  yazdı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 19.01.2010  Van Milletvekili  Muş'un Bulanık îlçesi'nde iddialara göre resmi nikahsız olarak evlendirilen 14 yaşındaki  Havva Üzüm, yatak odasının tavanına bağladığı iple yaşamına son vermiştir. Havva Üzüm'ün  ölümü hem büyük bir toplumsal sorun haline gelen şüpheli kadın ölümlerinin ve kadın  cinayetlerinin hem de kadın intiharları vakalarının inanılmaz boyutlara vardığını  göstermektedir.  Bu bağlamda;  1-Kadın intiharlarının önüne geçilmesi için, nedenlerinin araştırılıp bu çerçevede Önlem  alınması gerekmektedir. İntihar ederek yaşamına son veren kadınların aileleri ile görüşme  yaparak, bu çerçevede etkili önlem alınmasını sağlayacak veri oluşturmayı düşünüyor  musunuz?  2-Bilindiği gibi bir çok kadının yaşamına intihar ederek son verdiği iddia edilmişse de; çoğu  ölümlerin intihar olmadığı ya da ailesinin baskısı ile intihara itildiği ortaya çıkmaktadır. Bu  konuda bu güne kadara yaptığınız bir araştırma bulunmakta mıdır? Bu konuda aldığınız  önlemler nelerdir?  3-Havva Üzüm'ün intihar ettiği kesinleşmiş midir? Neden intihar etmiştir? Bakanlığınızca  ailesi ile görüşme yapılmış mıdır? Elde ettiğiniz veriler nelerdir? Nasıl değerlendirmeyi  düşünüyorsunuz?  4-2002-2007 yılında intihar ederek yaşamına son veren kadın sayısı kaçtır? Niçin intihar  ettiklerine ilişkin elinizde yapılmış bir araştırma bulunmakta mıdır?  - 3 0 9 -
Sayfa 124 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Selma  Aliye Kavaf tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 99. maddeleri gereğince  yazdı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 19.01.2010  Van Milletvekili  Muş'un Bulanık îlçesi'nde iddialara göre resmi nikahsız olarak evlendirilen 14 yaşındaki  Havva Üzüm, yatak odasının tavanına bağladığı iple yaşamına son vermiştir. Havva Üzüm'ün  ölümü hem büyük bir toplumsal sorun haline gelen şüpheli kadın ölümlerinin ve kadın  cinayetlerinin hem de kadın intiharları vakalarının inanılmaz boyutlara vardığını  göstermektedir.  Bu bağlamda;  1-Kadın intiharlarının önüne geçilmesi için, nedenlerinin araştırılıp bu çerçevede Önlem  alınması gerekmektedir. İntihar ederek yaşamına son veren kadınların aileleri ile görüşme  yaparak, bu çerçevede etkili önlem alınmasını sağlayacak veri oluşturmayı düşünüyor  musunuz?  2-Bilindiği gibi bir çok kadının yaşamına intihar ederek son verdiği iddia edilmişse de; çoğu  ölümlerin intihar olmadığı ya da ailesinin baskısı ile intihara itildiği ortaya çıkmaktadır. Bu  konuda bu güne kadara yaptığınız bir araştırma bulunmakta mıdır? Bu konuda aldığınız  önlemler nelerdir?  3-Havva Üzüm'ün intihar ettiği kesinleşmiş midir? Neden intihar etmiştir? Bakanlığınızca  ailesi ile görüşme yapılmış mıdır? Elde ettiğiniz veriler nelerdir? Nasıl değerlendirmeyi  düşünüyorsunuz?  4-2002-2007 yılında intihar ederek yaşamına son veren kadın sayısı kaçtır? Niçin intihar  ettiklerine ilişkin elinizde yapılmış bir araştırma bulunmakta mıdır?  - 3 0 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/-272.  KONU : Yazıtı Soru önergeleri  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi Başkanlığının 03.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02- 20489 sayılı yazısı.  İlgi yazı ile Bakanlığıma gönderilen İzmir Milletvekili Sayın Kamil Erdal SİPAHİ ve  Van Milletvekili Fatma KURTULAN'a (2 Adet) ait Yazılı Soru önergeleri hakkındaki bilgileri  içeren cevaplar ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakam  Ek: 3 Yazı  - 3 1 0 -
Sayfa 125 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/-272.  KONU : Yazıtı Soru önergeleri  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi Başkanlığının 03.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.01.0.GNS.0.10.00.02- 20489 sayılı yazısı.  İlgi yazı ile Bakanlığıma gönderilen İzmir Milletvekili Sayın Kamil Erdal SİPAHİ ve  Van Milletvekili Fatma KURTULAN'a (2 Adet) ait Yazılı Soru önergeleri hakkındaki bilgileri  içeren cevaplar ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakam  Ek: 3 Yazı  - 3 1 0 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYIN KAMİL ERDAL SİPAHİ'NİN  7/12834 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABİDİR  İZMİR'de EGE Üniversitesi Çocuk/Ergen Alkol, Madde Bağımlılığı ve  Uygulama Merkezi için ayrılmış yataklı servisin kapatılmak zorunda kalındığı  bilinmektedir.  Konu, bir Üniversite sorumluluğu dışında, İZMİR ili Sosyal Hizmetler ve  Çocuk Esirgeme Kurumu ile izmir Büyükşehir Belediyesinin de sorumluluk  taşıdığı karmaşık ilişkiler içermektedir.  Nitekim EGEBAM kısaltmalı merkezin kapatılması sadece Büyükşehir  Belediyesince aynlan kaynağın kesilmesinden ml kaynaklanmıştır, yoksa başka  ihmal ve ilgisizlikler söz konusu mudur, belli değildir.  Kaldı ki izmir Büyükşehir Belediyesinin İNCİRALTTnda bulunan  Engellilere ait merkezi kapatması, engelli ve refakatçilerin Belediye  vasıtalarından yararlanması konusunda yaptığı kısıtlamalar daha önce gündem  teşkil etmiştir.  SORU 1 :  Kapanma durumuna getirilen bu tip merkezlerle ilgili gerçekçi ve tarafsız  bir tahkikat ve kısa sürede tekrar açılmalan konusunda bir çalışma var mıdır?  CEVAP 1 :  EGE Üniversitesi Çocuk/Ergen Alkol Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama  Merkezi (EGEBAM) ile ilgili izmir il Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden bilgi notunda;  Ege Üniversitesi Çocuk ve Ergen Alkol Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama  Merkezinin (EGEBAM) 20.06.2003 tarihinde izmir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, İl  Sağlık Müdürlüğü, il Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Ege ve  Dokuz Eylül Üniversitesi Psikiyatri ve Çocuk Psikiyatrisi AD Temsilcileri ile Sivil  Toplum Örgütlerinin işbirliğini içeren Protokol (Ek-2'de yer almaktadır) ile Çocuk ve  Ergenlerde Madde Kullanımı ve Bağımlılığı ile Savaşım Ortak Projesi olarak  kurulduğu belirtilmiştir.  Söz konusu protokolde; Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün görevleri aşağıda  belirtilmiştir.  • Çocuk ve Gençlik Merkezi ve Toplum Merkezinde görevli sosyal çalışmacı,  çocuk gelişimci ve psikologun tedavi merkezinde de gerekli hallerde görev  ve danışmanlık yapmasını sağlamak,  • Çocuk ve Gençlik Merkezi ve Toplum Merkezi kayıtlan ile tedavi olan  çocukların kayıtlarının eşgüdümlü ve ortak kullanılmasını sağlamak,  - 3 1 1 -
Sayfa 126 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYIN KAMİL ERDAL SİPAHİ'NİN  7/12834 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABİDİR  İZMİR'de EGE Üniversitesi Çocuk/Ergen Alkol, Madde Bağımlılığı ve  Uygulama Merkezi için ayrılmış yataklı servisin kapatılmak zorunda kalındığı  bilinmektedir.  Konu, bir Üniversite sorumluluğu dışında, İZMİR ili Sosyal Hizmetler ve  Çocuk Esirgeme Kurumu ile izmir Büyükşehir Belediyesinin de sorumluluk  taşıdığı karmaşık ilişkiler içermektedir.  Nitekim EGEBAM kısaltmalı merkezin kapatılması sadece Büyükşehir  Belediyesince aynlan kaynağın kesilmesinden ml kaynaklanmıştır, yoksa başka  ihmal ve ilgisizlikler söz konusu mudur, belli değildir.  Kaldı ki izmir Büyükşehir Belediyesinin İNCİRALTTnda bulunan  Engellilere ait merkezi kapatması, engelli ve refakatçilerin Belediye  vasıtalarından yararlanması konusunda yaptığı kısıtlamalar daha önce gündem  teşkil etmiştir.  SORU 1 :  Kapanma durumuna getirilen bu tip merkezlerle ilgili gerçekçi ve tarafsız  bir tahkikat ve kısa sürede tekrar açılmalan konusunda bir çalışma var mıdır?  CEVAP 1 :  EGE Üniversitesi Çocuk/Ergen Alkol Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama  Merkezi (EGEBAM) ile ilgili izmir il Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden bilgi notunda;  Ege Üniversitesi Çocuk ve Ergen Alkol Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama  Merkezinin (EGEBAM) 20.06.2003 tarihinde izmir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, İl  Sağlık Müdürlüğü, il Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Ege ve  Dokuz Eylül Üniversitesi Psikiyatri ve Çocuk Psikiyatrisi AD Temsilcileri ile Sivil  Toplum Örgütlerinin işbirliğini içeren Protokol (Ek-2'de yer almaktadır) ile Çocuk ve  Ergenlerde Madde Kullanımı ve Bağımlılığı ile Savaşım Ortak Projesi olarak  kurulduğu belirtilmiştir.  Söz konusu protokolde; Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün görevleri aşağıda  belirtilmiştir.  • Çocuk ve Gençlik Merkezi ve Toplum Merkezinde görevli sosyal çalışmacı,  çocuk gelişimci ve psikologun tedavi merkezinde de gerekli hallerde görev  ve danışmanlık yapmasını sağlamak,  • Çocuk ve Gençlik Merkezi ve Toplum Merkezi kayıtlan ile tedavi olan  çocukların kayıtlarının eşgüdümlü ve ortak kullanılmasını sağlamak,  - 3 1 1 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  • Eğitim ve toplantı salonlarının ortak kullanımını sağlamak,  • Merkezde tedavi gören kişilerin rehabilitasyonu konusunda merkezle  işbirliği yapmak olarak belirtilmiştir.  Bu konularla ilgili herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Ancak söz konusu  kuruluşun işletilmesine ilişkin protokolde personel konusunda katkı sağlamak,  öncelikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı olmak üzere Karşıyaka Belediye  Başkanlığının, maddi destek sağlamak ise İTO Vakfının sorumluluğundadır.  EGEBAM'da verilen yataklı hizmet sona erdirilmiş olup, kuruluş gündüzlü  olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü; çocuk ve  ergenlerin mağdur edilmemesi için EGEBAM'dan ya da EGEBAM'ın kuruluşunda yer  alan işbirliği içindeki Kurumlardan protokol çerçevesinde işbirliğine açık olduğunu  belirtmiştir.  SORU 2 :  Bu tip konulardaki yetkili makam kargaşasına son verilerek, kuruluş  amacı dikkate alınarak bakanlığınızın yetki ve sorumluluğu taşıması uygun  değil midir?  CEVAP 2 :  Madde bağımlılığı tedavi merkezlerinin hizmet standartlarının oluşturulması,  hizmetin sunumu ve denetimi Sağlık Bakanlığı bünyesindedir.  Saygılarımla.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakanı  - 3 1 2 -
Sayfa 127 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  • Eğitim ve toplantı salonlarının ortak kullanımını sağlamak,  • Merkezde tedavi gören kişilerin rehabilitasyonu konusunda merkezle  işbirliği yapmak olarak belirtilmiştir.  Bu konularla ilgili herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Ancak söz konusu  kuruluşun işletilmesine ilişkin protokolde personel konusunda katkı sağlamak,  öncelikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı olmak üzere Karşıyaka Belediye  Başkanlığının, maddi destek sağlamak ise İTO Vakfının sorumluluğundadır.  EGEBAM'da verilen yataklı hizmet sona erdirilmiş olup, kuruluş gündüzlü  olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü; çocuk ve  ergenlerin mağdur edilmemesi için EGEBAM'dan ya da EGEBAM'ın kuruluşunda yer  alan işbirliği içindeki Kurumlardan protokol çerçevesinde işbirliğine açık olduğunu  belirtmiştir.  SORU 2 :  Bu tip konulardaki yetkili makam kargaşasına son verilerek, kuruluş  amacı dikkate alınarak bakanlığınızın yetki ve sorumluluğu taşıması uygun  değil midir?  CEVAP 2 :  Madde bağımlılığı tedavi merkezlerinin hizmet standartlarının oluşturulması,  hizmetin sunumu ve denetimi Sağlık Bakanlığı bünyesindedir.  Saygılarımla.  Selma Aliye KAVAF  Devlet Bakanı  - 3 1 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  VAN MİLLETVEKİLİ SAYIN FATMA KURTULAN'IN  7/12835 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  Adıyaman Üniversitesi Bankacılık Bölümü son sınıfta okuyan 22  yaşındaki Emine Aydeniz, yan yıl tatili için geldiği Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde  oturan ailesinin yanında, 11 şubat akşamı kaybolmuş, bir gün sonra ise cesedi  Dicle Nehrinde bulunmuştur. Emine Aydeniz'in ölümü hem büyük bir toplumsal  sorun haline gelen kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin hem de  kadın intiharları vakalarının inanılmaz boyutlara vardığını göstermektedir.  Basına ve kamuoyuna yansıyan kadın intiharları ya da şüpheli kadın ölümleri  konusunda etkin soruşturma yürütülmezken, basına yansımayan kadın  cinayetlerinde İse bazen soruşturmaya bile gerek duyulmamakta, hayatını  kaybeden kadının yakınlannın verdiği ifade doğru kabul edilmektedir.  Ülkemizde meydana gelen yüzlerce kadın cinayeti, intihar olarak kabul edilirken  onlarca kadın cinayetinde ise şüpheli şahıs (eş, baba, erkek kardeş) ölümün,  silahını temizlerken, silahının ateş alması sonucu meydana geldiğini iddia  etmekte ve bu iddia çoğu zaman yargı aşamasında inandıncı bulunmaktadır.  Bu bağlamda;  SORULAR:  1 ) Bakanlığınız olayla ilgili inceleme başlatmış mıdır?  2) Kadın cinayetleri ve kadın intiharları geldiğimiz noktada ciddi boyutlara  varmıştır, intiharların nedenlerine yönelik toplumsal bir araştırma  yapmayı düşünüyor musunuz?  3) Ocak ayından bu yana intihar ya da intihar şüphesi ile hayatını kaybeden  kadın sayısı kaçtır? İsimleri nelerdir?  4) 2 0 0 2 yılından bu yana yıllar itiban ile silahını temizleyen şahsın silahının  ateş alması sonucu vücuduna kurşun isabet etmesi ile yaşamını yitiren  kadın sayısı kaçtır?  CEVAPLAR:  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk  Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Adıyaman Sosyal Hizmetler Müdürlüğünce aile içi şiddet ile töre ve namus  cinayetlerini önleme çalışmaları kapsamında konu ile ilgili yapılan incelemede;  E.A.nın Adıyaman Üniversitesine bağlı Besni Meslek Yüksek Okulunda öğrenci  olduğu, disiplin cezası ve devamsızlığı olmadığı, ders durumunun birinci sınıfta iyi  olduğu, ikinci sınıfta notlarının düştüğü, sessiz, sakin, içe kapalı, sevilen, uyumlu bir  genç olduğu belirlenmiştir. Danışmanı tarafından, son zamanlardaki başarısızlığı  nedeniyle umutsuzluğa kapılmış olduğu ifade edildiği de raporda yer almaktadır.  Olaydan önce ya da sonra Diyarbakır İl Müdürlüğümüze aksettirilmediği ve  soruşturma gizli sürdürüldüğü için bu olayla ilgili bir çalışma yapılmamıştır.  Ayrıca, tüm illerimizde olduğu gibi Adıyaman ve Diyarbakır illerinde de çocuk  ve kadınlara yönelik şiddet hareketleri ile töre ve namus cinayetlerini önlemeye  yönelik sektörler arası işbirliğine dayalı çalışmalar geliştirilerek sürdürülmektedir.  - 3 1 3 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  VAN MİLLETVEKİLİ SAYIN FATMA KURTULAN'IN  7/12835 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  Adıyaman Üniversitesi Bankacılık Bölümü son sınıfta okuyan 22  yaşındaki Emine Aydeniz, yan yıl tatili için geldiği Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde  oturan ailesinin yanında, 11 şubat akşamı kaybolmuş, bir gün sonra ise cesedi  Dicle Nehrinde bulunmuştur. Emine Aydeniz'in ölümü hem büyük bir toplumsal  sorun haline gelen kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin hem de  kadın intiharları vakalarının inanılmaz boyutlara vardığını göstermektedir.  Basına ve kamuoyuna yansıyan kadın intiharları ya da şüpheli kadın ölümleri  konusunda etkin soruşturma yürütülmezken, basına yansımayan kadın  cinayetlerinde İse bazen soruşturmaya bile gerek duyulmamakta, hayatını  kaybeden kadının yakınlannın verdiği ifade doğru kabul edilmektedir.  Ülkemizde meydana gelen yüzlerce kadın cinayeti, intihar olarak kabul edilirken  onlarca kadın cinayetinde ise şüpheli şahıs (eş, baba, erkek kardeş) ölümün,  silahını temizlerken, silahının ateş alması sonucu meydana geldiğini iddia  etmekte ve bu iddia çoğu zaman yargı aşamasında inandıncı bulunmaktadır.  Bu bağlamda;  SORULAR:  1 ) Bakanlığınız olayla ilgili inceleme başlatmış mıdır?  2) Kadın cinayetleri ve kadın intiharları geldiğimiz noktada ciddi boyutlara  varmıştır, intiharların nedenlerine yönelik toplumsal bir araştırma  yapmayı düşünüyor musunuz?  3) Ocak ayından bu yana intihar ya da intihar şüphesi ile hayatını kaybeden  kadın sayısı kaçtır? İsimleri nelerdir?  4) 2 0 0 2 yılından bu yana yıllar itiban ile silahını temizleyen şahsın silahının  ateş alması sonucu vücuduna kurşun isabet etmesi ile yaşamını yitiren  kadın sayısı kaçtır?  CEVAPLAR:  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk  Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Adıyaman Sosyal Hizmetler Müdürlüğünce aile içi şiddet ile töre ve namus  cinayetlerini önleme çalışmaları kapsamında konu ile ilgili yapılan incelemede;  E.A.nın Adıyaman Üniversitesine bağlı Besni Meslek Yüksek Okulunda öğrenci  olduğu, disiplin cezası ve devamsızlığı olmadığı, ders durumunun birinci sınıfta iyi  olduğu, ikinci sınıfta notlarının düştüğü, sessiz, sakin, içe kapalı, sevilen, uyumlu bir  genç olduğu belirlenmiştir. Danışmanı tarafından, son zamanlardaki başarısızlığı  nedeniyle umutsuzluğa kapılmış olduğu ifade edildiği de raporda yer almaktadır.  Olaydan önce ya da sonra Diyarbakır İl Müdürlüğümüze aksettirilmediği ve  soruşturma gizli sürdürüldüğü için bu olayla ilgili bir çalışma yapılmamıştır.  Ayrıca, tüm illerimizde olduğu gibi Adıyaman ve Diyarbakır illerinde de çocuk  ve kadınlara yönelik şiddet hareketleri ile töre ve namus cinayetlerini önlemeye  yönelik sektörler arası işbirliğine dayalı çalışmalar geliştirilerek sürdürülmektedir.  - 3 1 3 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar  Genel Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün amacı,  ülkemizdeki sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile Türk ailesinin bütünlüğünün  korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve  uluslararası bilimsel araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek,  desteklemek, bunlann uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik milli bir  politikanın oluşmasına yardımcı olmaktır.  Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden, aileden veya aile dışından kaynaklanan  sorunları, aile içi şiddet ve istismarı, töre cinayetlerini, kötü alışkanlıkları ve  bağımlılıkları, tüm bunları doğuran sebepleri, çevresel-sosyal etkilerini incelemek,  araştırmak, bunlann önlenmesine, çözümlenmesine yönelik ve aileyi destekleyici  eğitici programlar hazırlamak veya hazırlatmak, yapılan araştırmaların sonuçlarına  göre durum tespiti yaparak politika önerileri geliştirmek de Genel Müdürlüğümüzün  birincil görevleri arasındadır. Bu amaçla söz konusu alanda son yıllara ait verilere  dayanan üç araştırma gerçekleştirilmiştir.  1- 1995-2000 Yıllan Resmi Kayıtlarından Bat man'da Gerçekleşen İntihar Ve  İntihar Girişimleri Üzerine Bir lnceleme.(2001) Idris DENİZ- Aysel GÜNİNDİ  2- Bitlis'te Farklı Grupların Toplumsal Yapı Ve TÖresel Uygulamalara İlişkin  Görüşleri (Güldünya Tören Vakası) (2004)Rahime BEDER ŞEN -Semra  DEMIRKAN  3- Sakarya-Karasu'da Gerçekleşen intihar Girişimleri Üzerine Bir İnceleme  ve Saha Çalışması(2008) Ercan ŞEN-Rahime BEDER ŞEN  TÖRE CİNAYETLERİ  Türk toplumunun kültürü ve özellikle değerler sisteminden kaynaklanan, kırsal  kesim kültürünü yansıtan töre suçları; daha çok ekonomisi tarıma dayalı, kapalı  toplumlarda, görülmektedir. Bu nedenle ülkemizin özellikle Doğu Bölgelerinde bu tür  suçlara daha çok rastlanmaktadır.  Törenin fonksiyonlarından en önemlisi "namus olgusu" karşısında edinilen  tavırdır, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da namus kavramı çoğu zaman  sadece kadın bedeni ile sınırlandırılmakta, bu kavrayış şiddetin doğrudan  yaşam hakkına yönelen en ağır türü olan namus cinayetlerine mazeret  oluşturmaktadır. Toplumsal değerler tarafından kabul görmeyen kadın erkek  ilişkileri konusunda "namus" kavramına yüklenen yargılar ön plana çıkmaktadır.  Namus olgusuna kadın merkezli bakılmaktadır. Yaşanan ilişki toplum tarafından  "kabul edilemez bir hata" olarak görülmektedir. Böyle bir olayda toplum önce, erkeği  evli olsa bile kadını ikinci eş olarak nikahına alması konusunda zorlamaktadır. Ya da  erkeğin ailesinden bekar bir kız diğer aileden biriyle evlendirilerek (kısasa kısas)  sorun çözümlenmeye çalışılmaktadır. Ancak sorunun bu yollarla çözümlenememesi  halinde namusunu temizleme konusunda ilk olarak kadına sorumluluk yüklenmekte  suçu işleyen erkeği, ki bu mümkün olamadığından kendisini öldürmesi  beklenmektedir. Kadının bu sorumluluğu da yerine getirememesi halinde toplumsal  baskı ve tahrik ailenin erkeklerini, kadını öldürmek suretiyle namuslarını temizlemeye  yönlendirmektedir.  "Namus" olgusuna bakış açısı olarak kadınların çoğu kez erkeklere göre daha  katı davrandıkları ve erkeği yönlendirdikleri bir gerçektir. Kadınlar "namus" eksenli  "töre cinayetini meşru görmektedirler. Bunun sebepleri arasında kadının eğitimsizliği  ön plandadır. Ayrıca psikolojik olarak hemcinsinin namusunu sahiplenmesi de söz  - 3 1 4 -
Sayfa 129 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar  Genel Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün amacı,  ülkemizdeki sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile Türk ailesinin bütünlüğünün  korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve  uluslararası bilimsel araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek,  desteklemek, bunlann uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik milli bir  politikanın oluşmasına yardımcı olmaktır.  Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden, aileden veya aile dışından kaynaklanan  sorunları, aile içi şiddet ve istismarı, töre cinayetlerini, kötü alışkanlıkları ve  bağımlılıkları, tüm bunları doğuran sebepleri, çevresel-sosyal etkilerini incelemek,  araştırmak, bunlann önlenmesine, çözümlenmesine yönelik ve aileyi destekleyici  eğitici programlar hazırlamak veya hazırlatmak, yapılan araştırmaların sonuçlarına  göre durum tespiti yaparak politika önerileri geliştirmek de Genel Müdürlüğümüzün  birincil görevleri arasındadır. Bu amaçla söz konusu alanda son yıllara ait verilere  dayanan üç araştırma gerçekleştirilmiştir.  1- 1995-2000 Yıllan Resmi Kayıtlarından Bat man'da Gerçekleşen İntihar Ve  İntihar Girişimleri Üzerine Bir lnceleme.(2001) Idris DENİZ- Aysel GÜNİNDİ  2- Bitlis'te Farklı Grupların Toplumsal Yapı Ve TÖresel Uygulamalara İlişkin  Görüşleri (Güldünya Tören Vakası) (2004)Rahime BEDER ŞEN -Semra  DEMIRKAN  3- Sakarya-Karasu'da Gerçekleşen intihar Girişimleri Üzerine Bir İnceleme  ve Saha Çalışması(2008) Ercan ŞEN-Rahime BEDER ŞEN  TÖRE CİNAYETLERİ  Türk toplumunun kültürü ve özellikle değerler sisteminden kaynaklanan, kırsal  kesim kültürünü yansıtan töre suçları; daha çok ekonomisi tarıma dayalı, kapalı  toplumlarda, görülmektedir. Bu nedenle ülkemizin özellikle Doğu Bölgelerinde bu tür  suçlara daha çok rastlanmaktadır.  Törenin fonksiyonlarından en önemlisi "namus olgusu" karşısında edinilen  tavırdır, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da namus kavramı çoğu zaman  sadece kadın bedeni ile sınırlandırılmakta, bu kavrayış şiddetin doğrudan  yaşam hakkına yönelen en ağır türü olan namus cinayetlerine mazeret  oluşturmaktadır. Toplumsal değerler tarafından kabul görmeyen kadın erkek  ilişkileri konusunda "namus" kavramına yüklenen yargılar ön plana çıkmaktadır.  Namus olgusuna kadın merkezli bakılmaktadır. Yaşanan ilişki toplum tarafından  "kabul edilemez bir hata" olarak görülmektedir. Böyle bir olayda toplum önce, erkeği  evli olsa bile kadını ikinci eş olarak nikahına alması konusunda zorlamaktadır. Ya da  erkeğin ailesinden bekar bir kız diğer aileden biriyle evlendirilerek (kısasa kısas)  sorun çözümlenmeye çalışılmaktadır. Ancak sorunun bu yollarla çözümlenememesi  halinde namusunu temizleme konusunda ilk olarak kadına sorumluluk yüklenmekte  suçu işleyen erkeği, ki bu mümkün olamadığından kendisini öldürmesi  beklenmektedir. Kadının bu sorumluluğu da yerine getirememesi halinde toplumsal  baskı ve tahrik ailenin erkeklerini, kadını öldürmek suretiyle namuslarını temizlemeye  yönlendirmektedir.  "Namus" olgusuna bakış açısı olarak kadınların çoğu kez erkeklere göre daha  katı davrandıkları ve erkeği yönlendirdikleri bir gerçektir. Kadınlar "namus" eksenli  "töre cinayetini meşru görmektedirler. Bunun sebepleri arasında kadının eğitimsizliği  ön plandadır. Ayrıca psikolojik olarak hemcinsinin namusunu sahiplenmesi de söz  - 3 1 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  konusudur. Bu konuda özellikle ailenin hukuku, devletin hukukunun önüne  geçmektedir.  Doğu illerinde yapılan bazı çalışmalar sonunda gençlerin değişime daha açık  oldukları saptanmıştır. Bu değişim gencin ailesiyle arasında aile ilişkilerinde ve diğer  konularda kuşak çatışması yaşamasına neden olmaktadır. Kızlar ailelerinde kız ve  erkek çocuklara farklı davranıldığını ve annelerin dahi erkek çocuklarını kayırdıkları  konusunu gündeme getirmişlerdir. Gençler töre baskısını hissederek buna karşı  koyulması gerektiğini savunmaktadırlar. Erken evlenmeye ve çok çocukluğa karşı  olmakla beraber baba ve kocanın baskısının yine güçlü olduğunu ifade ederek,  erkeğin eğitiminin gereğine dikkat çekmektedirler. Genç kız ve kadınlar il ve  ilçelerdeki Halk Eğitim Merkezi'nin açtığı kurslara ilgi göstermektedirler (Bilgisayar,  halıcılık, trikotaj, giyim, nakış, okuma yazma ve sınava hazırlık kursları, halkoyunları  gibi). Bu kurslar özellikle genç kızlar arasında büyük ilgi görmektedir. Kurslarda  mesleki bilgi ve beceri yanında günlük hayata dair işlevsel bilgi (temizlik, evliliğe  hazırlık, aile planlaması, yemek, iletişim, giyim, televizyon izleme alışkanlıkları gibi)  de aktarılmaktadır. Yetkililer kursiyerlerde dönem sonunda büyük ölçüde davranış  değişikliği saptadıklarını belirtmişlerdir. Bu merkezlerin kadınların eğitiminde hayati  derecede önemli olduğu saptanmıştır. Kadının eğitim yoluyla dış dünyaya açılması,  kadının varlığını devam ettirebilmesi için geleneksele tutunma zorunluluğunu  azaltmakta, bağımsız düşünme yeteneğini ve özgüvenini geliştirmektedir.  Töre cinayetlerinin önemli 'bir boyutunu da hukuksal alan oluşturmaktadır.  Adalet ve emniyet güçlerinin konunun hassasiyetine gösterdikleri önem bu  cinayetlerin önüne geçilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Töre cinayetlerinde suçun  tesbiti, suçlunun cezalandırılması ve verilecek cezanın ölçüsünün iyi saptanması  gerekmektedir. Aynı şekilde, hukuk mevzuatımızın evrensel hukuk normları ve insan  hakları referans alınarak tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir.  Töre cinayetlerine ilişkin yasal düzenlemelerin caydırıcı etkisi beklenebilir  ancak, ailelerin çözüm arayışları ve infazdan kaçınmaları, ailenin hatta aşiretin  diğerleri tarafından dışlanması, aşağılanmasını getirmektedir. Bu durumda aile için  tek çıkış yolunun töreyi uygulamak olduğu görülmektedir. Cezaların ağırlaştırılması  ile sorunun çözümü çok mümkün görünmemektedir. Sorunun kesin çözümü, yöredeki  hakim feodal yapının zayıflaması, bireyin ve bireysel değerlerin önem kazandığı  modern bir toplum düzenine geçilmesi ile mümkündür. Bunun için de üretim ilişkileri,  eğitim imkanları ve toplumsal altyapıdaki olumlu projeler üzerinde ısrarla  durulmalıdır. Devletin, kurumları aracılığıyla varlık göstermesi ve eğitim imkanlarını  genişletmesi aşiret yapısının üzerinde değişime yönelik bazı açılımlar  sağlayabilmektedir.  İNTİHARLAR  1962 yılından beri toplanan TÜİK verilerine göre Türkiye'de 1974-1999 yılları  arasında 26 yıllık zaman diliminde tamamlanmış intiharların ortalaması yüzbinde 2.28  dir. Özellikle 1996-99 yılları arasında yavaş ama giderek artış eğiliminde olduğu  görülmüştür. 2006 yılı itibariyle yüzbinde 3.88 ortalamaya ulaşmıştır.  Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de intihar oranlan yıllara göre artış  göstermektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından  incelenen Batman intiharları bu konuda kurum bünyesinde yapılan ilk çalışmadır.  (Deniz ve Diğ., 2001).  - 3 1 5 -
Sayfa 130 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  konusudur. Bu konuda özellikle ailenin hukuku, devletin hukukunun önüne  geçmektedir.  Doğu illerinde yapılan bazı çalışmalar sonunda gençlerin değişime daha açık  oldukları saptanmıştır. Bu değişim gencin ailesiyle arasında aile ilişkilerinde ve diğer  konularda kuşak çatışması yaşamasına neden olmaktadır. Kızlar ailelerinde kız ve  erkek çocuklara farklı davranıldığını ve annelerin dahi erkek çocuklarını kayırdıkları  konusunu gündeme getirmişlerdir. Gençler töre baskısını hissederek buna karşı  koyulması gerektiğini savunmaktadırlar. Erken evlenmeye ve çok çocukluğa karşı  olmakla beraber baba ve kocanın baskısının yine güçlü olduğunu ifade ederek,  erkeğin eğitiminin gereğine dikkat çekmektedirler. Genç kız ve kadınlar il ve  ilçelerdeki Halk Eğitim Merkezi'nin açtığı kurslara ilgi göstermektedirler (Bilgisayar,  halıcılık, trikotaj, giyim, nakış, okuma yazma ve sınava hazırlık kursları, halkoyunları  gibi). Bu kurslar özellikle genç kızlar arasında büyük ilgi görmektedir. Kurslarda  mesleki bilgi ve beceri yanında günlük hayata dair işlevsel bilgi (temizlik, evliliğe  hazırlık, aile planlaması, yemek, iletişim, giyim, televizyon izleme alışkanlıkları gibi)  de aktarılmaktadır. Yetkililer kursiyerlerde dönem sonunda büyük ölçüde davranış  değişikliği saptadıklarını belirtmişlerdir. Bu merkezlerin kadınların eğitiminde hayati  derecede önemli olduğu saptanmıştır. Kadının eğitim yoluyla dış dünyaya açılması,  kadının varlığını devam ettirebilmesi için geleneksele tutunma zorunluluğunu  azaltmakta, bağımsız düşünme yeteneğini ve özgüvenini geliştirmektedir.  Töre cinayetlerinin önemli 'bir boyutunu da hukuksal alan oluşturmaktadır.  Adalet ve emniyet güçlerinin konunun hassasiyetine gösterdikleri önem bu  cinayetlerin önüne geçilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Töre cinayetlerinde suçun  tesbiti, suçlunun cezalandırılması ve verilecek cezanın ölçüsünün iyi saptanması  gerekmektedir. Aynı şekilde, hukuk mevzuatımızın evrensel hukuk normları ve insan  hakları referans alınarak tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir.  Töre cinayetlerine ilişkin yasal düzenlemelerin caydırıcı etkisi beklenebilir  ancak, ailelerin çözüm arayışları ve infazdan kaçınmaları, ailenin hatta aşiretin  diğerleri tarafından dışlanması, aşağılanmasını getirmektedir. Bu durumda aile için  tek çıkış yolunun töreyi uygulamak olduğu görülmektedir. Cezaların ağırlaştırılması  ile sorunun çözümü çok mümkün görünmemektedir. Sorunun kesin çözümü, yöredeki  hakim feodal yapının zayıflaması, bireyin ve bireysel değerlerin önem kazandığı  modern bir toplum düzenine geçilmesi ile mümkündür. Bunun için de üretim ilişkileri,  eğitim imkanları ve toplumsal altyapıdaki olumlu projeler üzerinde ısrarla  durulmalıdır. Devletin, kurumları aracılığıyla varlık göstermesi ve eğitim imkanlarını  genişletmesi aşiret yapısının üzerinde değişime yönelik bazı açılımlar  sağlayabilmektedir.  İNTİHARLAR  1962 yılından beri toplanan TÜİK verilerine göre Türkiye'de 1974-1999 yılları  arasında 26 yıllık zaman diliminde tamamlanmış intiharların ortalaması yüzbinde 2.28  dir. Özellikle 1996-99 yılları arasında yavaş ama giderek artış eğiliminde olduğu  görülmüştür. 2006 yılı itibariyle yüzbinde 3.88 ortalamaya ulaşmıştır.  Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de intihar oranlan yıllara göre artış  göstermektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından  incelenen Batman intiharları bu konuda kurum bünyesinde yapılan ilk çalışmadır.  (Deniz ve Diğ., 2001).  - 3 1 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2010  1 9 9 5 ve 2000 yılları arasında Batman ili ve ilçeleri genelinde resmi kayıtlara  geçmiş, 191 intihar ve intihar girişimi kaydına ulaşılmış ve kayıtlarda var olan bazı  özellikler açısından incelemeler yapılmıştır.  Bölgeyi iyi tanıyan sosyolog Sıtkı Karadeniz olayları tamamen modernleşme  bağlamındaki sosyal değişmenin çok hızlı olması ve bunun sonucundaki kuşak  çatışmasına bağlamaktadır. Karadeniz'e göre kuşak çatışması olarak  adlandırılabilecek bu durum, Batman'da en sert haliyle yaşanmış ve hala da  yaşanmaktadır.  Unsal, "ergen intiharları risk faktörlerini, Batman örneğinde araştırdığı  çalışmasında, iletişim sorunu yaşayan ergenlerin, intihar eğiliminin arttığını,  dünyada yapılan araştırmalara dayanarak dile getirmektedir (Unsal, 2002: 8).  İletişimsizliğin bu boyutta olmasında, yaşanan sosyal travmanın büyük etkisi  olmakla birlikte, değişen yaşam tarzları ve kırılan kültürel kodların da önemli bir  etkisi olduğu söylenebilir  Dünyada, kadınlar erkeklerden daha fazla ( yaklaşık üç kat) intihar girişiminde  bulunurlar. Batman'da da 1995 - 2000 yılları intihar girişimlerinde kadınlar (% 36)  erkeklerden (% 11) üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmuştur. Bu oranlar,  ölümlü intihar oranlarına oldukça benzemektedir.  Ülkemizde, intihar eden nüfusun 1 5 - 3 4 yaş grubunda yoğunlaştığı ve  kadınların erkeklere nazaran daha genç yaşta intihar ettiği gözlenmektedir. İntihar  eden erkeklerin yaklaşık yarısı 35 yaşından, kadınların ise yaklaşık yarısı 25  yaşından daha küçüktür (DİE, 1998) .  Batman bulgularında da benzer durum söz konusudur. Ancak 25 yaşından  küçük kadınlar, tüm kadınların % 72'si kadardır. Genç kadın intiharı özellikle göze  çarpmaktadır. Bu durum Türkiye göstergesinden biraz farklıdır. 25 yaşından küçük  kadınlar tüm kadınların 2/3'ü kadardır ve daha üzücü bir tablo oluşturmaktadır. 30  yaş ve daha küçük erkekler ise tüm erkeklerin % 57'si kadardır. Kadınlar arasında  en fazla intihar görülen yaş grubu ise % 28 ile 14-17 yaş grubudur. Erkeklerde ise  31-40 yaşı, % 23 ile en fazla rastlanan gruptur.  İntihar girişiminde bulunan kadınların % 55.1'i ilaçla bu eyleme kalkışmıştır.  Zehirli madde kullanımı, % 23.2 oranıyla kadınların girişim için tercih ettiği ikinci  yoldur. Kadınların % 7.2'si kendini asmak suretiyle, % 5.8'i ise yüksekten atlamak  suretiyle intihara teşebbüs etmiştir. İntihar girişimde bulunan erkeklerin % 38.1'i  yöntem olarak ilaç kullanmayı tercih etmişlerdir. Zehirli madde (% 19), Kesici alet (%  19) ve kendini yakma (% 9.5) erkekler tarafından kullanılan diğer intihar etme  yöntemleridir. İntiharlarda kesin sonuca götüren yöntem olarak kendini asmak  kullanılırken, intihar girişimlerinde, kurtulma olasılığı yüksek olan ilaç almak daha  fazla kullanılmıştır.  Beyan edilen intihar etme nedenlerine bakıldığında bir çok farklı nedenin  olduğu, dolayısıyla nedenlerin geniş bir yelpazeye yayıldığı gözlenmektedir. Kadın  intiharlarının arasında psikolojik nedenlerin (% 10.7) ilk sırayı aldığı görülmektedir.  Bunu sırasıyla, aile içi tartışmalar (% 9.3), aile baskısı (% 6.7), Psikiyatrik rahatsızlık  (% 6.7), Namus (% 4.0), Çocuk olmaması (% 4.0) ve fiziksel rahatsızlıklar (% 4.0)  izlemektedir, intihar nedenine ilişkin dosyalarda kadınlann yansı hakkında bilgi  bulunmamaktadır. Ayrıca, toplum baskısı, bir yakının ölümü ve ekonomik nedenler  de kadınlarda intihara neden olabilmektedir.  Erkek intiharlarının nedenlerine bakıldığında, erkeklerin % 23.1'nin ekonomik  nedenlerle intihar ettiği görülmektedir. Erkeklerin intiharın da ikinci neden % 19.2 ile  psikolojik rahatsızlıklar, üçüncü neden ise % 15.4 ile psikiyatrik hastalıklardır.  Erkekler ayrıca, aile içi tartışma, fiziksel rahatsızlıklar ve aileden birinin Ölümüne bağlı  olarak intihar etmişlerdir.  - 3 1 6 -
Sayfa 131 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2010  1 9 9 5 ve 2000 yılları arasında Batman ili ve ilçeleri genelinde resmi kayıtlara  geçmiş, 191 intihar ve intihar girişimi kaydına ulaşılmış ve kayıtlarda var olan bazı  özellikler açısından incelemeler yapılmıştır.  Bölgeyi iyi tanıyan sosyolog Sıtkı Karadeniz olayları tamamen modernleşme  bağlamındaki sosyal değişmenin çok hızlı olması ve bunun sonucundaki kuşak  çatışmasına bağlamaktadır. Karadeniz'e göre kuşak çatışması olarak  adlandırılabilecek bu durum, Batman'da en sert haliyle yaşanmış ve hala da  yaşanmaktadır.  Unsal, "ergen intiharları risk faktörlerini, Batman örneğinde araştırdığı  çalışmasında, iletişim sorunu yaşayan ergenlerin, intihar eğiliminin arttığını,  dünyada yapılan araştırmalara dayanarak dile getirmektedir (Unsal, 2002: 8).  İletişimsizliğin bu boyutta olmasında, yaşanan sosyal travmanın büyük etkisi  olmakla birlikte, değişen yaşam tarzları ve kırılan kültürel kodların da önemli bir  etkisi olduğu söylenebilir  Dünyada, kadınlar erkeklerden daha fazla ( yaklaşık üç kat) intihar girişiminde  bulunurlar. Batman'da da 1995 - 2000 yılları intihar girişimlerinde kadınlar (% 36)  erkeklerden (% 11) üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmuştur. Bu oranlar,  ölümlü intihar oranlarına oldukça benzemektedir.  Ülkemizde, intihar eden nüfusun 1 5 - 3 4 yaş grubunda yoğunlaştığı ve  kadınların erkeklere nazaran daha genç yaşta intihar ettiği gözlenmektedir. İntihar  eden erkeklerin yaklaşık yarısı 35 yaşından, kadınların ise yaklaşık yarısı 25  yaşından daha küçüktür (DİE, 1998) .  Batman bulgularında da benzer durum söz konusudur. Ancak 25 yaşından  küçük kadınlar, tüm kadınların % 72'si kadardır. Genç kadın intiharı özellikle göze  çarpmaktadır. Bu durum Türkiye göstergesinden biraz farklıdır. 25 yaşından küçük  kadınlar tüm kadınların 2/3'ü kadardır ve daha üzücü bir tablo oluşturmaktadır. 30  yaş ve daha küçük erkekler ise tüm erkeklerin % 57'si kadardır. Kadınlar arasında  en fazla intihar görülen yaş grubu ise % 28 ile 14-17 yaş grubudur. Erkeklerde ise  31-40 yaşı, % 23 ile en fazla rastlanan gruptur.  İntihar girişiminde bulunan kadınların % 55.1'i ilaçla bu eyleme kalkışmıştır.  Zehirli madde kullanımı, % 23.2 oranıyla kadınların girişim için tercih ettiği ikinci  yoldur. Kadınların % 7.2'si kendini asmak suretiyle, % 5.8'i ise yüksekten atlamak  suretiyle intihara teşebbüs etmiştir. İntihar girişimde bulunan erkeklerin % 38.1'i  yöntem olarak ilaç kullanmayı tercih etmişlerdir. Zehirli madde (% 19), Kesici alet (%  19) ve kendini yakma (% 9.5) erkekler tarafından kullanılan diğer intihar etme  yöntemleridir. İntiharlarda kesin sonuca götüren yöntem olarak kendini asmak  kullanılırken, intihar girişimlerinde, kurtulma olasılığı yüksek olan ilaç almak daha  fazla kullanılmıştır.  Beyan edilen intihar etme nedenlerine bakıldığında bir çok farklı nedenin  olduğu, dolayısıyla nedenlerin geniş bir yelpazeye yayıldığı gözlenmektedir. Kadın  intiharlarının arasında psikolojik nedenlerin (% 10.7) ilk sırayı aldığı görülmektedir.  Bunu sırasıyla, aile içi tartışmalar (% 9.3), aile baskısı (% 6.7), Psikiyatrik rahatsızlık  (% 6.7), Namus (% 4.0), Çocuk olmaması (% 4.0) ve fiziksel rahatsızlıklar (% 4.0)  izlemektedir, intihar nedenine ilişkin dosyalarda kadınlann yansı hakkında bilgi  bulunmamaktadır. Ayrıca, toplum baskısı, bir yakının ölümü ve ekonomik nedenler  de kadınlarda intihara neden olabilmektedir.  Erkek intiharlarının nedenlerine bakıldığında, erkeklerin % 23.1'nin ekonomik  nedenlerle intihar ettiği görülmektedir. Erkeklerin intiharın da ikinci neden % 19.2 ile  psikolojik rahatsızlıklar, üçüncü neden ise % 15.4 ile psikiyatrik hastalıklardır.  Erkekler ayrıca, aile içi tartışma, fiziksel rahatsızlıklar ve aileden birinin Ölümüne bağlı  olarak intihar etmişlerdir.  - 3 1 6 - T B M M B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  İntihar girişiminde bulunan kadınların medeni durumuna bakıldığında %  49.3'nün bekar olduğu görülmektedir. Evli olan kadınların % 13'ü 1 yıl ve daha az  süredir evli bulunmaktadır. Kadınların % 7.2'sinin 5 ile 10 yıl, % 5.8'inin ise 2 ile 5 yıl  arasında evli olduğu görülmektedir. Evlilik süresine dair bilgi olmayan kadınlar tüm  girişimde bulunan kadınların % 20'si kadardır.  • Batman'da intihar olaylarında yıllara göre bir artış gözlenmektedir.  • İntihar girişimleri ile intihar oranları aynı görünmekle beraber, intihar girişimlerinin  kayıtlara yeterince yansımadığı düşünülmekte ve intihar girişimlerinin intiharlara  göre daha fazla sayıda olduğu sanılmaktadır.  • İntihar edenlerin yaklaşık % 75'i kadın, % 25 ise erkektir. Bu sonuç, dünya  ülkelerinde erkeklerde daha fazla görülen intihar oranları ile çelişmektedir.  Sadece Çin'de kadınlar erkeklerden daha fazla intihar etmektedir.  • 1995-2000 tarihleri arasındaki süreç incelendiğinde kadınların erkeklere oranla  daha fazla intihar girişiminde bulunduğu görülmektedir. Bu sonuç diğer ülkelerde  görülen kadın/erkek oranları ile uyumludur.  • intihar eden kadınların % 72'si 25 yaşından küçük, erkeklerin ise yaklaşık yarısı  30 yaşın altındadır.  • Hem intihar edenlerin, hem de intihar girişiminde bulunanların yarıdan fazlası  bekardır. İntihar edenlerin % 19.8'i ile intihara teşebbüs edenlerin % 14.4'ü imam  nikahı ile evlidir.  • Batman'da ki kadın intiharlarının yarıdan fazlasının Mayıs-Haziran-Temmuz- Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleştiği görülmektedir. Yoğunlukla bir işyerinde  çalışmayan, geçim kaynaklan tarım ve hayvancılık olan, 15-25 yaş arası gençlerin  (özellikle de kadınlar) yaz aylarında (Haziran-Temmuz-Ağustos) intihar eğilimi  artmaktadır. Bunda, bireylerin tarımsal alanda zor koşullarda çalışması, yaz  aylarında gelenek-töre açısından sosyal yaşamlarının daha fazla kısıtlanması ve  evliliklerin daha çok yaz aylarında yapılmasının etmen olduğu düşünülebilir. Yaz  aylarında kadınların % 53'ü, erkeklerin ise %46'sı intihar etmektedir.  • İntihar ya da intihar girişiminde bulunanlardan, kadınların intihar saatleri 12-18  arasında yoğunlaşırken, erkeklerin daha çok 18-24 saatleri arasında yoğunlaştığı  dikkat çekmektedir. İntihar girişimlerinin ise 18-24 saatleri arasında yoğunlaştığı  görülmüştür.  • İntihar eden ve intihar girişimde bulunanların öğrenim düzeyi son derece  düşüktür.  • İntihar ederken çoğunlukla kendini asmak yöntemini kullandıkları görülmüştür.  İntihar girişimlerinde ise daha çok ilaç kullanılmaktadır.  • İntihar nedenleri arasında psikolojik ve psikiyatrik nedenler dışında kadınlarda aile  ve toplum baskısı, erkeklerde ise daha çok ekonomik nedenler öne çıkmaktadır.  • intihar eden kadınların % 8nin, intihara teşebbüs edenlerin ise %8.7'sinin kuması  bulunmaktadır.  • İntihar edenlerin ve intihar girişimde bulunanların çoğunluğunun gelir kaynaklarını  çiftçilik ve hayvancılık oluşturmaktadır.  İntihar birçok faktörün bir araya gelmesi ile oluşan bir olgudur. Intihann  sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik nedenleri bulunmaktadır. İntiharları  sosyal, kültürel ve ekonomik nedenler hazırlamakta ve psikolojik faktörler  bitirmektedir.  - 3 1 7 -
Sayfa 132 -
T B M M B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  İntihar girişiminde bulunan kadınların medeni durumuna bakıldığında %  49.3'nün bekar olduğu görülmektedir. Evli olan kadınların % 13'ü 1 yıl ve daha az  süredir evli bulunmaktadır. Kadınların % 7.2'sinin 5 ile 10 yıl, % 5.8'inin ise 2 ile 5 yıl  arasında evli olduğu görülmektedir. Evlilik süresine dair bilgi olmayan kadınlar tüm  girişimde bulunan kadınların % 20'si kadardır.  • Batman'da intihar olaylarında yıllara göre bir artış gözlenmektedir.  • İntihar girişimleri ile intihar oranları aynı görünmekle beraber, intihar girişimlerinin  kayıtlara yeterince yansımadığı düşünülmekte ve intihar girişimlerinin intiharlara  göre daha fazla sayıda olduğu sanılmaktadır.  • İntihar edenlerin yaklaşık % 75'i kadın, % 25 ise erkektir. Bu sonuç, dünya  ülkelerinde erkeklerde daha fazla görülen intihar oranları ile çelişmektedir.  Sadece Çin'de kadınlar erkeklerden daha fazla intihar etmektedir.  • 1995-2000 tarihleri arasındaki süreç incelendiğinde kadınların erkeklere oranla  daha fazla intihar girişiminde bulunduğu görülmektedir. Bu sonuç diğer ülkelerde  görülen kadın/erkek oranları ile uyumludur.  • intihar eden kadınların % 72'si 25 yaşından küçük, erkeklerin ise yaklaşık yarısı  30 yaşın altındadır.  • Hem intihar edenlerin, hem de intihar girişiminde bulunanların yarıdan fazlası  bekardır. İntihar edenlerin % 19.8'i ile intihara teşebbüs edenlerin % 14.4'ü imam  nikahı ile evlidir.  • Batman'da ki kadın intiharlarının yarıdan fazlasının Mayıs-Haziran-Temmuz- Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleştiği görülmektedir. Yoğunlukla bir işyerinde  çalışmayan, geçim kaynaklan tarım ve hayvancılık olan, 15-25 yaş arası gençlerin  (özellikle de kadınlar) yaz aylarında (Haziran-Temmuz-Ağustos) intihar eğilimi  artmaktadır. Bunda, bireylerin tarımsal alanda zor koşullarda çalışması, yaz  aylarında gelenek-töre açısından sosyal yaşamlarının daha fazla kısıtlanması ve  evliliklerin daha çok yaz aylarında yapılmasının etmen olduğu düşünülebilir. Yaz  aylarında kadınların % 53'ü, erkeklerin ise %46'sı intihar etmektedir.  • İntihar ya da intihar girişiminde bulunanlardan, kadınların intihar saatleri 12-18  arasında yoğunlaşırken, erkeklerin daha çok 18-24 saatleri arasında yoğunlaştığı  dikkat çekmektedir. İntihar girişimlerinin ise 18-24 saatleri arasında yoğunlaştığı  görülmüştür.  • İntihar eden ve intihar girişimde bulunanların öğrenim düzeyi son derece  düşüktür.  • İntihar ederken çoğunlukla kendini asmak yöntemini kullandıkları görülmüştür.  İntihar girişimlerinde ise daha çok ilaç kullanılmaktadır.  • İntihar nedenleri arasında psikolojik ve psikiyatrik nedenler dışında kadınlarda aile  ve toplum baskısı, erkeklerde ise daha çok ekonomik nedenler öne çıkmaktadır.  • intihar eden kadınların % 8nin, intihara teşebbüs edenlerin ise %8.7'sinin kuması  bulunmaktadır.  • İntihar edenlerin ve intihar girişimde bulunanların çoğunluğunun gelir kaynaklarını  çiftçilik ve hayvancılık oluşturmaktadır.  İntihar birçok faktörün bir araya gelmesi ile oluşan bir olgudur. Intihann  sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik nedenleri bulunmaktadır. İntiharları  sosyal, kültürel ve ekonomik nedenler hazırlamakta ve psikolojik faktörler  bitirmektedir.  - 3 1 7 - TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  1 - Sosyal Faktörler  Daha önceki yapılan çalışmaların bulguları ile karşılaştırıldığında Batman  intiharlarının hızlı toplumsal değişmelerden etkilendiği sonucuna varılmıştır. Özellikle  maddi değerlerin manevi değerlere göre daha hızlı değişmemesi, yani sosyolojik  anlamda bir kültürel gecikmenin yaşanması intiharları etkileyen başlıca faktörlerden  birisidir. Yine okuma-yazma oranının düşüklüğü, kız çocuklarının eğitime katılmasının  zor olması veya engellenmesi, kırdan kente göç olgusu da önemli belirleyiciler  arasında bulunmaktadır.  2- Ekonomik Faktörler  Başta gelen ekonomik neden ise, gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Batman da  GSMH 1157 USD gibi oldukça düşük bir orandadır. İşsizlik oranı ise oldukça  yüksektir. İntihar eden ve intihar girişiminde bulunanların yoksul ailelerden geldiği ve  gecekondularda yaşadığı gerçeği de bizi ekonomik faktörlerin çok önemli olduğu  noktasına götürmüştür.  3- Kültürel Faktörler  İntiharlarda kültürel faktörlerin de etken olduğu görülmüştür, özellikle Dünya  örneklerinin tersine kadın intiharlarının yüksekliği Batman 'da "kadın olmanın" ne  demek olduğunun irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Ataerkil toplum yapısının bir  uzantısı olarak kadın ikinci sınıf vatandaş konumundadır. 14-44 yaş grubundaki  kadınların okuma-yazma oranı %40 dır. Kız çocuklar okula gönderilmemekte,  ekonomik dayatmaların da bir sonucu olarak, erkek çocuk tercih edilmektedir. Erken  yaşta yapılan ve dini nikaha dayalı evlilikler yaygındır. Çoğu zaman kadın için bir  güvence olan resmi nikah yapılmamaktadır. Akraba evlilikleri yaygın olup, kuma ve  berdel uygulamaları sürmektedir. Yapılan evliliklerde baba tek başına karar  vermekte, evlenecek kızın görüşü dahi sorulmamaktadır. Diğer yandan kitle iletişim  araçları ile sunulan zengin, gösterişli, sınırsız aşk, lüks ev ve arabalar ile çelişen  kendi gerçeklerini tolere edemeyen genç kızlar; diğer yandan kadına atfedilen değer,  yargı ve tutumlara bağlı olarak kadının bekareti ve bunu ailenin erkeklerine teslim  eden geleneksel bir toplumsal yapı mevcuttur. Tüm bu faktörlerin de, intihar edenlerin  neden daha çok kadınlar olduğu gerçeğine cevap verebileceği düşünülmektedir.  4- Psikolojik Faktörler  intiharların nedenleri arasında bireyin daha önce psikiyatrik tedavi görmesi de  bulunmaktadır. Ayrıca, İntiharı etkileyen faktörler arasında gösterilen, yakınlardan  birinin ölümü veya intihar etmesi bulgusu da bu çalışmada da bulunmuştur. Ailelerin  ortalama çocuk sayısı göz önüne alındığında ailelerin çocuklarına yeterince sevgi  vermesi mümkün görünmemektedir. Bazı araştırmalar, böyle sevgisiz ortamlarda  büyüyen çocukları, istenmedikleri duygusuna kapılmalarına bağlı olarak intihara  kalkışabildiklerini göstermiştir. Kitle iletişim araçları aracılığıyla gelen yoğun  mesajlardan etkilenme sonucu karamsarlığa kapılarak intihar etme davranışı  gözlenebilmektedir. Yüksek bir yerden kendini atarak intihar etme olayları, kişinin  kırgınlığının bir ifadesi olabileceği gibi, silik ve değersiz kalmış varlıklarına insanların  dikkatini çekme davranışı da olabilir. Yine, sınav ya da okuldaki başarısızlık intihar  davranışını etkilemektedir. Kişinin saldırgan bir kişiliğe sahip olması da kendine zarar  vermesini etkileyebilmektedir.  - 3 1 8 -
Sayfa 133 -
TBMM B:75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  1 - Sosyal Faktörler  Daha önceki yapılan çalışmaların bulguları ile karşılaştırıldığında Batman  intiharlarının hızlı toplumsal değişmelerden etkilendiği sonucuna varılmıştır. Özellikle  maddi değerlerin manevi değerlere göre daha hızlı değişmemesi, yani sosyolojik  anlamda bir kültürel gecikmenin yaşanması intiharları etkileyen başlıca faktörlerden  birisidir. Yine okuma-yazma oranının düşüklüğü, kız çocuklarının eğitime katılmasının  zor olması veya engellenmesi, kırdan kente göç olgusu da önemli belirleyiciler  arasında bulunmaktadır.  2- Ekonomik Faktörler  Başta gelen ekonomik neden ise, gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Batman da  GSMH 1157 USD gibi oldukça düşük bir orandadır. İşsizlik oranı ise oldukça  yüksektir. İntihar eden ve intihar girişiminde bulunanların yoksul ailelerden geldiği ve  gecekondularda yaşadığı gerçeği de bizi ekonomik faktörlerin çok önemli olduğu  noktasına götürmüştür.  3- Kültürel Faktörler  İntiharlarda kültürel faktörlerin de etken olduğu görülmüştür, özellikle Dünya  örneklerinin tersine kadın intiharlarının yüksekliği Batman 'da "kadın olmanın" ne  demek olduğunun irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Ataerkil toplum yapısının bir  uzantısı olarak kadın ikinci sınıf vatandaş konumundadır. 14-44 yaş grubundaki  kadınların okuma-yazma oranı %40 dır. Kız çocuklar okula gönderilmemekte,  ekonomik dayatmaların da bir sonucu olarak, erkek çocuk tercih edilmektedir. Erken  yaşta yapılan ve dini nikaha dayalı evlilikler yaygındır. Çoğu zaman kadın için bir  güvence olan resmi nikah yapılmamaktadır. Akraba evlilikleri yaygın olup, kuma ve  berdel uygulamaları sürmektedir. Yapılan evliliklerde baba tek başına karar  vermekte, evlenecek kızın görüşü dahi sorulmamaktadır. Diğer yandan kitle iletişim  araçları ile sunulan zengin, gösterişli, sınırsız aşk, lüks ev ve arabalar ile çelişen  kendi gerçeklerini tolere edemeyen genç kızlar; diğer yandan kadına atfedilen değer,  yargı ve tutumlara bağlı olarak kadının bekareti ve bunu ailenin erkeklerine teslim  eden geleneksel bir toplumsal yapı mevcuttur. Tüm bu faktörlerin de, intihar edenlerin  neden daha çok kadınlar olduğu gerçeğine cevap verebileceği düşünülmektedir.  4- Psikolojik Faktörler  intiharların nedenleri arasında bireyin daha önce psikiyatrik tedavi görmesi de  bulunmaktadır. Ayrıca, İntiharı etkileyen faktörler arasında gösterilen, yakınlardan  birinin ölümü veya intihar etmesi bulgusu da bu çalışmada da bulunmuştur. Ailelerin  ortalama çocuk sayısı göz önüne alındığında ailelerin çocuklarına yeterince sevgi  vermesi mümkün görünmemektedir. Bazı araştırmalar, böyle sevgisiz ortamlarda  büyüyen çocukları, istenmedikleri duygusuna kapılmalarına bağlı olarak intihara  kalkışabildiklerini göstermiştir. Kitle iletişim araçları aracılığıyla gelen yoğun  mesajlardan etkilenme sonucu karamsarlığa kapılarak intihar etme davranışı  gözlenebilmektedir. Yüksek bir yerden kendini atarak intihar etme olayları, kişinin  kırgınlığının bir ifadesi olabileceği gibi, silik ve değersiz kalmış varlıklarına insanların  dikkatini çekme davranışı da olabilir. Yine, sınav ya da okuldaki başarısızlık intihar  davranışını etkilemektedir. Kişinin saldırgan bir kişiliğe sahip olması da kendine zarar  vermesini etkileyebilmektedir.  - 3 1 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Yapılan çalışmalar toplumların ortak bir amaç etrafında toplandığı dönemlerde  intiharın azaldığını, aksi halde arttığını göstermektedir. Batman ciddi bir terör  ortamından yeni çıkmıştır. Bu durumda intiharların artması olağandır. Yine araştırma  bulguları özellikle kırsal bölgelerden göç alan yerleşim yerlerinde intiharın  artabileceği göstermektedir. Batman da oldukça fazla göç alan bir yerleşim yeridir.  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel  Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Hükümetimiz, kadın-erkek eşitliği, kadının insan haklarının korunması ve  geliştirilmesi, toplumsal yaşamın her alanında kadının konumunun güçlendirilmesi ve  kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesini öncelikli devlet politikası haline getirmiş,  kadının en temel insan hakkı olan yaşama hakkını elinden alan töre ve namus  cinayetlerinin önlenmesi de dahil olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin  ortadan kaldırılmasına ilişkin aktif bir tutum sergileyerek çalışmalarını  yoğunlaştırmıştır.  Son yıllarda kadına yönelik her türiü şiddetle mücadelede, suçluların  cezalandırılmasını ve şiddet mağduru kadınların korumasını ve desteklenmesini  sağlayan yasal düzenlemeler ile önemli adımlar atılmıştır.  Namus adına kadınlara karşı işlenen suçlara ve kadınlara karşı diğer tüm  şiddet türlerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin ulusal mevzuatta gerçekleştirilen  değişikliklerin ardından, bu mevzuatın etkili biçimde uygulanması, toplumsal  farkındaiığın artırılmasına yönelik ulusal bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları da  dahil olmak üzere etkili tedbirlerin alınması hükümetimizin başlıca hedeflerindendir.  Bu kapsamda, töre ve namus cinayetleri başta olmak üzere, kadına yönelik  her türlü şiddetle mücadelede alınacak önlemler ve üretilecek politikaların  belirlenmesi açısından bu olguya ilişkin olarak elde edilecek veriler, yol haritası  olması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda; kadına yönelik aile içi  şiddeti izlemek ve aile içi şiddetle mücadele etmek için göstergeler belirlenebilmesi  amacıyla, Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen  ve "kadına yönelik şiddetin kaynağı ve türleri nelerdir?" sorusuna yanıt veren büyük  ölçekli "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması" önemli bir noktada  durmaktadır. Söz konusu Araştırma'nın sonuçları 2009 yılında kamuoyuna sunulmuş  olup, TÜİK "Resmi İstatistik Programı" kapsamında resmi veri olarak  değerlendirilmektedir.  Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması'nın temel bulguları şu  şekildedir:  Evlenmiş kadınlann hayatındaki en yaygın şiddet eşlerinden gördükleri şiddettir.  Kadınların yüzde 39'u fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir (tokatlanma,  itilme, yumrukla vurulma, boğazının sıkılması, bir yerinin yakılması, silah, bıçak gibi  aletlerle tehdit edilme ya da bunların kullanılması).  Kadınların yüzde 151 cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir (zorla cinsel  ilişkiye girilmesi, istemediği halde korktuğu için cinsel ilişkiye girmesi, cinsel olarak  aşağılayıcı ya da küçük düşürücü eylemlere zorlanma).  Cinsel şiddet birçok durumda fiziksel şiddet ile birlikte yaşanmaktadır; kadınların  yüzde 42'si fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.  Kadınların yüzde 44'ü duygusal şiddet/istismara maruz kalmaktadır.  Kadınların yüzde 23'ü eşlerinin veya birlikte oldukları kişi/kişilerin, kendisinin  çalışmasına engel olduğunu ya da işten aynimasına neden olduğunu belirtmiştir.  - 3 1 9 -
Sayfa 134 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Yapılan çalışmalar toplumların ortak bir amaç etrafında toplandığı dönemlerde  intiharın azaldığını, aksi halde arttığını göstermektedir. Batman ciddi bir terör  ortamından yeni çıkmıştır. Bu durumda intiharların artması olağandır. Yine araştırma  bulguları özellikle kırsal bölgelerden göç alan yerleşim yerlerinde intiharın  artabileceği göstermektedir. Batman da oldukça fazla göç alan bir yerleşim yeridir.  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel  Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Hükümetimiz, kadın-erkek eşitliği, kadının insan haklarının korunması ve  geliştirilmesi, toplumsal yaşamın her alanında kadının konumunun güçlendirilmesi ve  kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesini öncelikli devlet politikası haline getirmiş,  kadının en temel insan hakkı olan yaşama hakkını elinden alan töre ve namus  cinayetlerinin önlenmesi de dahil olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin  ortadan kaldırılmasına ilişkin aktif bir tutum sergileyerek çalışmalarını  yoğunlaştırmıştır.  Son yıllarda kadına yönelik her türiü şiddetle mücadelede, suçluların  cezalandırılmasını ve şiddet mağduru kadınların korumasını ve desteklenmesini  sağlayan yasal düzenlemeler ile önemli adımlar atılmıştır.  Namus adına kadınlara karşı işlenen suçlara ve kadınlara karşı diğer tüm  şiddet türlerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin ulusal mevzuatta gerçekleştirilen  değişikliklerin ardından, bu mevzuatın etkili biçimde uygulanması, toplumsal  farkındaiığın artırılmasına yönelik ulusal bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları da  dahil olmak üzere etkili tedbirlerin alınması hükümetimizin başlıca hedeflerindendir.  Bu kapsamda, töre ve namus cinayetleri başta olmak üzere, kadına yönelik  her türlü şiddetle mücadelede alınacak önlemler ve üretilecek politikaların  belirlenmesi açısından bu olguya ilişkin olarak elde edilecek veriler, yol haritası  olması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda; kadına yönelik aile içi  şiddeti izlemek ve aile içi şiddetle mücadele etmek için göstergeler belirlenebilmesi  amacıyla, Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen  ve "kadına yönelik şiddetin kaynağı ve türleri nelerdir?" sorusuna yanıt veren büyük  ölçekli "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması" önemli bir noktada  durmaktadır. Söz konusu Araştırma'nın sonuçları 2009 yılında kamuoyuna sunulmuş  olup, TÜİK "Resmi İstatistik Programı" kapsamında resmi veri olarak  değerlendirilmektedir.  Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması'nın temel bulguları şu  şekildedir:  Evlenmiş kadınlann hayatındaki en yaygın şiddet eşlerinden gördükleri şiddettir.  Kadınların yüzde 39'u fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir (tokatlanma,  itilme, yumrukla vurulma, boğazının sıkılması, bir yerinin yakılması, silah, bıçak gibi  aletlerle tehdit edilme ya da bunların kullanılması).  Kadınların yüzde 151 cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir (zorla cinsel  ilişkiye girilmesi, istemediği halde korktuğu için cinsel ilişkiye girmesi, cinsel olarak  aşağılayıcı ya da küçük düşürücü eylemlere zorlanma).  Cinsel şiddet birçok durumda fiziksel şiddet ile birlikte yaşanmaktadır; kadınların  yüzde 42'si fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.  Kadınların yüzde 44'ü duygusal şiddet/istismara maruz kalmaktadır.  Kadınların yüzde 23'ü eşlerinin veya birlikte oldukları kişi/kişilerin, kendisinin  çalışmasına engel olduğunu ya da işten aynimasına neden olduğunu belirtmiştir.  - 3 1 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Sadece eğitim düzeyi düşük olan kadınlar şiddete maruz kalmamaktadır. Eğitim  düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında bile her 10 kadından 3'ü eşleri tarafından  fiziksel veya cinse! şiddete maruz kalmıştır.  Bu araştırma fiziksel ve cinsel şiddetin yanı sıra kadınların eşlerinden gördükleri  duygusal ve ekonomik istismar bulgularını da ortaya koymuştur.  Fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan evlenmiş her 4 kadından biri yaşadığı şiddet  sonucunda yaralanmıştır.  Her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır.  Kadına yönelik şiddet çoğunlukla gizlenen bir sorundur. Şiddet yaşayan kadınların  yaklaşık yarısı görüşme yapılmadan önce bu şiddeti kimseyle paylaşmamıştır.  Kadınlar sağlık kuruluşlarından, polisten ve diğer destek hizmetlerinden nadiren  yardım istemektedirler.  Evli ya da bekar, her 5 kadından biri, 15 yaşından sonra ilişkide olduğu kişi  dışındakiler (aileleri veya eşlerinin aileleri, akrabaları, okul ve iş yerinden tanıdıkları  ve tanımadıkları kişiler) tarafından fiziksel şiddete ve yüzde 3'ü bu kişiler tarafından  cinsel şiddete maruz kalmışlardır.  Kadınların yüzde 7'si çocukluklarında cinsel istismar yaşadıklarını belirtmişlerdir (15  yaşından önce).  Eşleri veya birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete maruz kalmış kadınlar, şiddet  yaşamamış kadınlardan daha : fazla fiziksel veya ruhsal sağlık sorunları  yaşamaktadırlar.  Eşi veya birlikte olduğu kişi(ler) tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış  her üç kadından biri yaşamına son vermeyi denemiştir.  Araştırma sonuçlarına göre; eşleri veya birlikte oldukları kişi/kişiler tarafından  fiziksel veya cinsel şiddet yaşamış kadınların yüzde 33'ü yaşamlarının herhangi bir  döneminde intihar etmeyi düşündüğünü; yüzde 12'si ise intihara teşebbüs ettiklerini  belirtmişlerdir. Fiziksel veya cinsel şiddet yaşamamış kadınlar için bu oranlar sırasıyla  yüzde 11 ve yüzde 3'tür. Bu bulgular, fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan  kadınların, şiddete maruz kalan kadınlara göre 4 kat daha fazla intihara teşebbüs  ettiğini göstermektedir.  Saygılarımla.  elma Aliye KAVAF  Devlet Bakanı  - 3 2 0 -
Sayfa 135 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Sadece eğitim düzeyi düşük olan kadınlar şiddete maruz kalmamaktadır. Eğitim  düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında bile her 10 kadından 3'ü eşleri tarafından  fiziksel veya cinse! şiddete maruz kalmıştır.  Bu araştırma fiziksel ve cinsel şiddetin yanı sıra kadınların eşlerinden gördükleri  duygusal ve ekonomik istismar bulgularını da ortaya koymuştur.  Fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan evlenmiş her 4 kadından biri yaşadığı şiddet  sonucunda yaralanmıştır.  Her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır.  Kadına yönelik şiddet çoğunlukla gizlenen bir sorundur. Şiddet yaşayan kadınların  yaklaşık yarısı görüşme yapılmadan önce bu şiddeti kimseyle paylaşmamıştır.  Kadınlar sağlık kuruluşlarından, polisten ve diğer destek hizmetlerinden nadiren  yardım istemektedirler.  Evli ya da bekar, her 5 kadından biri, 15 yaşından sonra ilişkide olduğu kişi  dışındakiler (aileleri veya eşlerinin aileleri, akrabaları, okul ve iş yerinden tanıdıkları  ve tanımadıkları kişiler) tarafından fiziksel şiddete ve yüzde 3'ü bu kişiler tarafından  cinsel şiddete maruz kalmışlardır.  Kadınların yüzde 7'si çocukluklarında cinsel istismar yaşadıklarını belirtmişlerdir (15  yaşından önce).  Eşleri veya birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete maruz kalmış kadınlar, şiddet  yaşamamış kadınlardan daha : fazla fiziksel veya ruhsal sağlık sorunları  yaşamaktadırlar.  Eşi veya birlikte olduğu kişi(ler) tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış  her üç kadından biri yaşamına son vermeyi denemiştir.  Araştırma sonuçlarına göre; eşleri veya birlikte oldukları kişi/kişiler tarafından  fiziksel veya cinsel şiddet yaşamış kadınların yüzde 33'ü yaşamlarının herhangi bir  döneminde intihar etmeyi düşündüğünü; yüzde 12'si ise intihara teşebbüs ettiklerini  belirtmişlerdir. Fiziksel veya cinsel şiddet yaşamamış kadınlar için bu oranlar sırasıyla  yüzde 11 ve yüzde 3'tür. Bu bulgular, fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan  kadınların, şiddete maruz kalan kadınlara göre 4 kat daha fazla intihara teşebbüs  ettiğini göstermektedir.  Saygılarımla.  elma Aliye KAVAF  Devlet Bakanı  - 3 2 0 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  VAN MİLLETVEKİLİ SAYIN FATMA KURTULAN'IN  7/12836 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  Muş'un Bulanık İlçesi'nde iddialara göre resmi nikahsız olarak evlendirilen 14  yaşındaki Havva Üzüm, yatak odasının tavanına bağladığı iple yaşamına son  vermiştir. Havva Üzüm'ün ölümü hem büyük bir toplumsal sorun haline gelen  şüpheli kadın ölümlerinin ve kadın cinayetlerinin hem de kadın intiharları vakalannın  inanılmaz boyutlara vardığını göstermektedir.  Bu bağlamda;  SORULAR:  1) Kadın intiharlarının önüne geçilmesi için, nedenlerinin araştırılıp bu  çerçevede önlem alınması gerekmektedir. İntihar edecek yaşamına son veren  kadınlann aileleri ile görüşme yaparak, bu çerçevede etkili önlem alınmasını  sağlayacak veri oluşturmayı düşünüyor musunuz?  2) Bilindiği gibi birçok kadının yaşamına intihar ederek son verdiği iddia  edilmişse de; çoğu ölümlerin intihar olmadığı ya da ailesinin baskısı iie  intihara itildiği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda bugüne kadar yaptığınız bir  araştırma bulunmakta mıdır? Bu konuda aldığınız önlemler nelerdir?  3) Havva Üzüm'ün intihar ettiği kesinleşmiş midir? Neden intihar etmiştir?  Bakanlığınızca ailesi ile görüşme yapılmış mıdır? Elde ettiğiniz veriler  nelerdir? Bu konuda aldığınız önlemler nelerdir?  4) 2002-2007 yılında intihar ederek yaşamına son veren kadın sayısı kaçtır? Niçin  intihar ettiklerine İlişkin elinizde yapışmış bir araştırma bulunmakta mıdır?  CEVAPLAR:  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel  Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün amacı, ülkemizdeki  sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile Türk ailesinin bütünlüğünün korunması,  güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve uluslararası bilimsel  araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek, desteklemek, bunların  uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik millî bir politikanın oluşmasına  yardımcı olmaktır.  Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden, aileden veya aile dışından kaynaklanan sorunları,  aile içi şiddet ve istismarı, töre cinayetlerini, kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları, tüm bunları  doğuran sebepleri, çevresel-sosyal etkilerini incelemek, araştırmak, bunların önlenmesine,  çözümlenmesine yönelik ve aileyi destekleyici eğitici programlar hazırlamak veya  hazırlatmak, yapılan araştırmalann sonuçlarına göre durum tespiti yaparak politika  önerileri geliştirmek de Genel Müdürlüğümüzün birincil görevleri arasındadır. Bu amaçla  söz konusu alanda son yıllara ait verilere dayanan üç araştırma gerçekleştirilmiştir,  f- 1995-2000 Yıllan Resmi Kayıtlarından Batman'da Gerçekleşen İntihar Ve  İntihar Girişimleri Üzerine Birfnceleme.(2001) Idris DENİZ- Aysel GÜNİNDİ  - 3 2 1 -
Sayfa 136 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  VAN MİLLETVEKİLİ SAYIN FATMA KURTULAN'IN  7/12836 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  Muş'un Bulanık İlçesi'nde iddialara göre resmi nikahsız olarak evlendirilen 14  yaşındaki Havva Üzüm, yatak odasının tavanına bağladığı iple yaşamına son  vermiştir. Havva Üzüm'ün ölümü hem büyük bir toplumsal sorun haline gelen  şüpheli kadın ölümlerinin ve kadın cinayetlerinin hem de kadın intiharları vakalannın  inanılmaz boyutlara vardığını göstermektedir.  Bu bağlamda;  SORULAR:  1) Kadın intiharlarının önüne geçilmesi için, nedenlerinin araştırılıp bu  çerçevede önlem alınması gerekmektedir. İntihar edecek yaşamına son veren  kadınlann aileleri ile görüşme yaparak, bu çerçevede etkili önlem alınmasını  sağlayacak veri oluşturmayı düşünüyor musunuz?  2) Bilindiği gibi birçok kadının yaşamına intihar ederek son verdiği iddia  edilmişse de; çoğu ölümlerin intihar olmadığı ya da ailesinin baskısı iie  intihara itildiği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda bugüne kadar yaptığınız bir  araştırma bulunmakta mıdır? Bu konuda aldığınız önlemler nelerdir?  3) Havva Üzüm'ün intihar ettiği kesinleşmiş midir? Neden intihar etmiştir?  Bakanlığınızca ailesi ile görüşme yapılmış mıdır? Elde ettiğiniz veriler  nelerdir? Bu konuda aldığınız önlemler nelerdir?  4) 2002-2007 yılında intihar ederek yaşamına son veren kadın sayısı kaçtır? Niçin  intihar ettiklerine İlişkin elinizde yapışmış bir araştırma bulunmakta mıdır?  CEVAPLAR:  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel  Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün amacı, ülkemizdeki  sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile Türk ailesinin bütünlüğünün korunması,  güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve uluslararası bilimsel  araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek, desteklemek, bunların  uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik millî bir politikanın oluşmasına  yardımcı olmaktır.  Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden, aileden veya aile dışından kaynaklanan sorunları,  aile içi şiddet ve istismarı, töre cinayetlerini, kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları, tüm bunları  doğuran sebepleri, çevresel-sosyal etkilerini incelemek, araştırmak, bunların önlenmesine,  çözümlenmesine yönelik ve aileyi destekleyici eğitici programlar hazırlamak veya  hazırlatmak, yapılan araştırmalann sonuçlarına göre durum tespiti yaparak politika  önerileri geliştirmek de Genel Müdürlüğümüzün birincil görevleri arasındadır. Bu amaçla  söz konusu alanda son yıllara ait verilere dayanan üç araştırma gerçekleştirilmiştir,  f- 1995-2000 Yıllan Resmi Kayıtlarından Batman'da Gerçekleşen İntihar Ve  İntihar Girişimleri Üzerine Birfnceleme.(2001) Idris DENİZ- Aysel GÜNİNDİ  - 3 2 1 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  2- Bitlis'te Farklı Grupların Toplumsal Yapı Ve Töresel Uygulamalara ilişkin  Görüşleri (Güldünya Tören Vakası) (2004)Rahime BEDER ŞEN -Semra  DEMİRKAN  3- Sakarya-Karasu 'da Gerçekleşen intihar Girişimleri Üzerine Bir inceleme  ve Saha Çalışması(2008) Ercan ŞEN-Rahime BEDER ŞEN  TÖRE CİNAYETLERİ  Türk toplumunun kültürü ve özellikle değerler sisteminden kaynaklanan, kırsal  kesim kültürünü yansıtan töre suçları; daha çok ekonomisi tarıma dayalı, kapalı  toplumlarda, görülmektedir. Bu nedenle ülkemizin özellikle Doğu Bölgeleri'nde bu tür  suçlara daha çok rastlanmaktadır.  Törenin fonksiyonlarından en önemlisi "namus olgusu" karşısında edinilen tavırdır,  özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da namus kavramı çoğu zaman sadece kadın  bedeni ile sınırlandırmakta, bu kavrayış şiddetin doğrudan yaşam hakkına yönelen  en ağır türü olan namus cinayetlerine mazeret oluşturmaktadır. Toplumsal değerler  tarafından kabul görmeyen kadın erkek ilişkileri konusunda "namus" kavramına yüklenen  yargılar ön plana çıkmaktadır. Namus olgusuna kadın merkezli bakılmaktadır. Yaşanan  ilişki toplum tarafından "kabul edilemez bir hata" olarak görülmektedir. Böyle bir olayda  toplum önce, erkeği evli olsa bile kadını ikinci eş olarak nikahına alması konusunda  zorlamaktadır. Ya da erkeğin ailesinden bekar bir kız diğer aileden biriyle evlendirilerek  (kısasa kısas) sorun çözümlenmeye çalışılmaktadır. Ancak sorunun bu yollarla  çözümlenememesi halinde namusunu temizleme konusunda ilk olarak kadına sorumluluk  yüklenmekte suçu işleyen erkeği, ki bu mümkün olamadığından kendisini öldürmesi  beklenmektedir. Kadının bu sorumluluğu da yerine getirememesi halinde toplumsal baskı  ve tahrik ailenin erkeklerini, kadını öldürmek suretiyle namuslarını temizlemeye  yönlendirmektedir.  "Namus" olgusuna bakış açısı olarak kadınların çoğu kez erkeklere göre daha katı  davrandıkları ve erkeği yönlendirdikleri bir gerçektir. Kadınlar "namus" eksenli "töre  cinayeti"ni meşru görmektedirler. Bunun sebepleri arasında kadının eğitimsizliği ön  plandadır. Ayrıca psikolojik olarak hemcinsinin namusunu sahiplenmesi de söz konusudur.  Bu konuda özellikle ailenin hukuku, devletin hukukunun önüne geçmektedir.  Doğu illerinde yapılan bazı çalışmalar sonunda gençlerin değişime daha açık  oldukları saptanmıştır. Bu değişim gencin ailesiyle arasında aile ilişkilerinde ve diğer  konularda kuşak çatışması yaşamasına neden olmaktadır. Kızlar ailelerinde kız ve erkek  çocuklara farklı davran ildiğini ve annelerin dahi erkek çocuklarını kayırdıkları konusunu  gündeme getirmişlerdir. Gençler töre baskısını hissederek buna karşı koyulması  gerektiğini savunmaktadırlar. Erken evlenmeye ve çok çocukluğa karşı olmakla beraber  baba ve kocanın baskısının yine güçlü olduğunu ifade ederek, erkeğin eğitiminin gereğine  dikkat çekmektedirler. Genç kız ve kadınlar il ve ilçelerdeki Halk Eğitim Merkezi'nin açtığı  kurslara ilgi göstermektedirler (Bilgisayar, halıcılık, trikotaj, giyim, nakış, okuma yazma ve  sınava hazırlık kursları, halkoyunları gibi). Bu kurslar özellikle genç kızlar arasında büyük  ilgi görmektedir. Kurslarda mesleki bilgi ve beceri yanında günlük hayata dair işlevsel bilgi  (temizlik, evliliğe hazırlık, aile planlaması, yemek, iletişim, giyim, televizyon izleme  alışkanlıkları gibi) de aktarılmaktadır. Yetkililer kursiyerlerde dönem sonunda büyük ölçüde  davranış değişikliği saptadıklarını belirtmişlerdir. Bu merkezlerin kadınların eğitiminde  hayati derecede önemli olduğu saptanmıştır. Kadının eğitim yoluyla dış dünyaya açılması,  kedinin varlığını devam ettirebilmesi için geleneksele tutunma zorunluluğunu azaltmakta,  bağımsız düşünme yeteneğini ve özgüvenini geliştirmektedir.  Töre cinayetlerinin Önemli bir boyutunu da hukuksal alan oluşturmaktadır. Adalet ve  emniyet güçlerinin konunun hassasiyetine gösterdikleri önem bu cinayetlerin önüne  geçilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Töre cinayetlerinde suçun tesbiti, suçlunun  cezalandırılması ve verilecek cezanın ölçüsünün iyi saptanması gerekmektedir. Aynı  - 3 2 2 -
Sayfa 137 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  2- Bitlis'te Farklı Grupların Toplumsal Yapı Ve Töresel Uygulamalara ilişkin  Görüşleri (Güldünya Tören Vakası) (2004)Rahime BEDER ŞEN -Semra  DEMİRKAN  3- Sakarya-Karasu 'da Gerçekleşen intihar Girişimleri Üzerine Bir inceleme  ve Saha Çalışması(2008) Ercan ŞEN-Rahime BEDER ŞEN  TÖRE CİNAYETLERİ  Türk toplumunun kültürü ve özellikle değerler sisteminden kaynaklanan, kırsal  kesim kültürünü yansıtan töre suçları; daha çok ekonomisi tarıma dayalı, kapalı  toplumlarda, görülmektedir. Bu nedenle ülkemizin özellikle Doğu Bölgeleri'nde bu tür  suçlara daha çok rastlanmaktadır.  Törenin fonksiyonlarından en önemlisi "namus olgusu" karşısında edinilen tavırdır,  özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da namus kavramı çoğu zaman sadece kadın  bedeni ile sınırlandırmakta, bu kavrayış şiddetin doğrudan yaşam hakkına yönelen  en ağır türü olan namus cinayetlerine mazeret oluşturmaktadır. Toplumsal değerler  tarafından kabul görmeyen kadın erkek ilişkileri konusunda "namus" kavramına yüklenen  yargılar ön plana çıkmaktadır. Namus olgusuna kadın merkezli bakılmaktadır. Yaşanan  ilişki toplum tarafından "kabul edilemez bir hata" olarak görülmektedir. Böyle bir olayda  toplum önce, erkeği evli olsa bile kadını ikinci eş olarak nikahına alması konusunda  zorlamaktadır. Ya da erkeğin ailesinden bekar bir kız diğer aileden biriyle evlendirilerek  (kısasa kısas) sorun çözümlenmeye çalışılmaktadır. Ancak sorunun bu yollarla  çözümlenememesi halinde namusunu temizleme konusunda ilk olarak kadına sorumluluk  yüklenmekte suçu işleyen erkeği, ki bu mümkün olamadığından kendisini öldürmesi  beklenmektedir. Kadının bu sorumluluğu da yerine getirememesi halinde toplumsal baskı  ve tahrik ailenin erkeklerini, kadını öldürmek suretiyle namuslarını temizlemeye  yönlendirmektedir.  "Namus" olgusuna bakış açısı olarak kadınların çoğu kez erkeklere göre daha katı  davrandıkları ve erkeği yönlendirdikleri bir gerçektir. Kadınlar "namus" eksenli "töre  cinayeti"ni meşru görmektedirler. Bunun sebepleri arasında kadının eğitimsizliği ön  plandadır. Ayrıca psikolojik olarak hemcinsinin namusunu sahiplenmesi de söz konusudur.  Bu konuda özellikle ailenin hukuku, devletin hukukunun önüne geçmektedir.  Doğu illerinde yapılan bazı çalışmalar sonunda gençlerin değişime daha açık  oldukları saptanmıştır. Bu değişim gencin ailesiyle arasında aile ilişkilerinde ve diğer  konularda kuşak çatışması yaşamasına neden olmaktadır. Kızlar ailelerinde kız ve erkek  çocuklara farklı davran ildiğini ve annelerin dahi erkek çocuklarını kayırdıkları konusunu  gündeme getirmişlerdir. Gençler töre baskısını hissederek buna karşı koyulması  gerektiğini savunmaktadırlar. Erken evlenmeye ve çok çocukluğa karşı olmakla beraber  baba ve kocanın baskısının yine güçlü olduğunu ifade ederek, erkeğin eğitiminin gereğine  dikkat çekmektedirler. Genç kız ve kadınlar il ve ilçelerdeki Halk Eğitim Merkezi'nin açtığı  kurslara ilgi göstermektedirler (Bilgisayar, halıcılık, trikotaj, giyim, nakış, okuma yazma ve  sınava hazırlık kursları, halkoyunları gibi). Bu kurslar özellikle genç kızlar arasında büyük  ilgi görmektedir. Kurslarda mesleki bilgi ve beceri yanında günlük hayata dair işlevsel bilgi  (temizlik, evliliğe hazırlık, aile planlaması, yemek, iletişim, giyim, televizyon izleme  alışkanlıkları gibi) de aktarılmaktadır. Yetkililer kursiyerlerde dönem sonunda büyük ölçüde  davranış değişikliği saptadıklarını belirtmişlerdir. Bu merkezlerin kadınların eğitiminde  hayati derecede önemli olduğu saptanmıştır. Kadının eğitim yoluyla dış dünyaya açılması,  kedinin varlığını devam ettirebilmesi için geleneksele tutunma zorunluluğunu azaltmakta,  bağımsız düşünme yeteneğini ve özgüvenini geliştirmektedir.  Töre cinayetlerinin Önemli bir boyutunu da hukuksal alan oluşturmaktadır. Adalet ve  emniyet güçlerinin konunun hassasiyetine gösterdikleri önem bu cinayetlerin önüne  geçilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Töre cinayetlerinde suçun tesbiti, suçlunun  cezalandırılması ve verilecek cezanın ölçüsünün iyi saptanması gerekmektedir. Aynı  - 3 2 2 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  şekilde,, hukuk mevzuatımızın evrensel hukuk normları ve insan hakları referans alınarak  tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir.  Töre cinayetlerine ilişkin yasal düzenlemelerin caydırıcı etkisi beklenebilir ancak,  ailelerin çözüm arayışları ve infazdan kaçınmaları, ailenin hatta aşiretin diğerleri tarafından  dışlanması, aşağılanmasını getirmektedir. Bu durumda aile için tek çıkış yolunun töreyi  uygulamak olduğu görülmektedir. Cezalann ağıriaştırılması ile sorunun çözümü çok  mümkün görünmemektedir. Sorunun kesin çözümü, yöredeki hakim feodal yapının  zayıflaması, bireyin ve bireysel değerlerin önem kazandığı modern bir toplum düzenine  geçilmesi ile mümkündür. Bunun için de üretim ilişkileri, eğitim imkanları ve toplumsal  altyapıdaki olumlu projeler üzerinde ısrarla durulmalıdır. Devletin, kurumları aracılığıyla  varlık göstermesi ve eğitim imkanlarını genişletmesi aşiret yapısının üzerinde değişime  yönelik bazı açılımlar sağlayabilmektedir.  İNTİHARLAR  1962 yılından beri toplanan TÜİK verilerine göre Türkiye'de 1974-1999 yılları  arasında 26 yıllık zaman diliminde tamamlanmış intiharların ortalaması yüzbinde 2.28 dir.  özellikle 1996-99 yılları arasında yavaş ama giderek artış eğiliminde olduğu görülmüştür.  2006 yılı itibariyle yüzbinde 3.88 ortalamaya ulaşmıştır.  Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de intihar oranları yıllara göre artış  göstermektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından  incelenen Batman intiharları bu konuda kurum bünyesinde yapılan ilk çalışmadır. (Deniz  ve Diğ., 2001).  1995 ve 2000 yılları arasında Batman ili ve ilçeleri genelinde resmi kayıtlara geçmiş,  191 intihar ve intihar girişimi kaydına ulaşılmış ve kayıtlarda var olan bazı özellikler  açısından incelemeler yapılmıştır.  Bölgeyi iyi tanıyan sosyolog Sıtkı Karadeniz olayları tamamen modernleşme  bağlamındaki sosyal değişmenin çok hızlı olması ve bunun sonucundaki kuşak  çatışmasına bağlamaktadır. Karadeniz'e göre kuşak çatışması olarak adlandırılabilecek bu  durum, Batman'da en sert haliyle yaşanmış ve hala da yaşanmaktadır.  Unsal, "ergen intiharları risk faktörleri"™, Batman örneğinde araştırdığı  çalışmasında, iletişim sorunu yaşayan ergenlerin, intihar eğiliminin arttığını, dünyada  yapılan araştırmalara dayanarak dile getirmektedir (Unsal, 2002: 8).  İletişimsizliğin bu boyutta olmasında, yaşanan sosyal travmanın büyük etkisi olmakla  birlikte, değişen yaşam tarzları ve kırılan kültürel kodların da önemli bir etkisi olduğu  söylenebilir  Dünyada, kadınlar erkeklerden daha fazla ( yaklaşık üç kat ) intihar girişiminde  bulunurlar. Batman'da da 1995 - 2000 yılları intihar girişimlerinde kadınlar (% 36)  erkeklerden (% 11) üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmuştur. Bu oranlar, ölümlü  intihar oranlarına oldukça benzemektedir.  Ülkemizde, intihar eden nüfusun 15 -34 yaş grubunda yoğunlaştığı ve kadınların  erkeklere nazaran daha genç yaşta intihar ettiği gözlenmektedir. İntihar eden erkeklerin  yaklaşık yarısı 35 yaşından, kadınların ise yaklaşık yarısı 25 yaşından daha küçüktür  (DİE, 1998).  Batman bulgularında da benzer durum söz konusudur. Ancak 25 yaşından küçük  kadınlar, tüm kadınların % 72'si kadardır. Genç kadın intihan özellikle göze çarpmaktadır.  Bu durum Türkiye göstergesinden biraz farklıdır. 25 yaşından küçük kadınlar tüm  kadınların 2/3'ü kadardır ve daha üzücü bir tablo oluşturmaktadır. 30 yaş ve" daha küçük  erkekler ise tüm erkeklerin % 57'si kadardır. Kadınlar arasında en fazla intihar görülen yaş  grubu ise % 28_ile 14-17 yaş grubudur. Erkeklerde ise 31-40 yaşı, % 23 ile en fazla  rastlanan gruptur.  İntihar girişiminde bulunan kadınların % 55.11 ilaçla bu eyleme kalkışmıştır. Zehirli  - 3 2 3 -
Sayfa 138 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  şekilde,, hukuk mevzuatımızın evrensel hukuk normları ve insan hakları referans alınarak  tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir.  Töre cinayetlerine ilişkin yasal düzenlemelerin caydırıcı etkisi beklenebilir ancak,  ailelerin çözüm arayışları ve infazdan kaçınmaları, ailenin hatta aşiretin diğerleri tarafından  dışlanması, aşağılanmasını getirmektedir. Bu durumda aile için tek çıkış yolunun töreyi  uygulamak olduğu görülmektedir. Cezalann ağıriaştırılması ile sorunun çözümü çok  mümkün görünmemektedir. Sorunun kesin çözümü, yöredeki hakim feodal yapının  zayıflaması, bireyin ve bireysel değerlerin önem kazandığı modern bir toplum düzenine  geçilmesi ile mümkündür. Bunun için de üretim ilişkileri, eğitim imkanları ve toplumsal  altyapıdaki olumlu projeler üzerinde ısrarla durulmalıdır. Devletin, kurumları aracılığıyla  varlık göstermesi ve eğitim imkanlarını genişletmesi aşiret yapısının üzerinde değişime  yönelik bazı açılımlar sağlayabilmektedir.  İNTİHARLAR  1962 yılından beri toplanan TÜİK verilerine göre Türkiye'de 1974-1999 yılları  arasında 26 yıllık zaman diliminde tamamlanmış intiharların ortalaması yüzbinde 2.28 dir.  özellikle 1996-99 yılları arasında yavaş ama giderek artış eğiliminde olduğu görülmüştür.  2006 yılı itibariyle yüzbinde 3.88 ortalamaya ulaşmıştır.  Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de intihar oranları yıllara göre artış  göstermektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından  incelenen Batman intiharları bu konuda kurum bünyesinde yapılan ilk çalışmadır. (Deniz  ve Diğ., 2001).  1995 ve 2000 yılları arasında Batman ili ve ilçeleri genelinde resmi kayıtlara geçmiş,  191 intihar ve intihar girişimi kaydına ulaşılmış ve kayıtlarda var olan bazı özellikler  açısından incelemeler yapılmıştır.  Bölgeyi iyi tanıyan sosyolog Sıtkı Karadeniz olayları tamamen modernleşme  bağlamındaki sosyal değişmenin çok hızlı olması ve bunun sonucundaki kuşak  çatışmasına bağlamaktadır. Karadeniz'e göre kuşak çatışması olarak adlandırılabilecek bu  durum, Batman'da en sert haliyle yaşanmış ve hala da yaşanmaktadır.  Unsal, "ergen intiharları risk faktörleri"™, Batman örneğinde araştırdığı  çalışmasında, iletişim sorunu yaşayan ergenlerin, intihar eğiliminin arttığını, dünyada  yapılan araştırmalara dayanarak dile getirmektedir (Unsal, 2002: 8).  İletişimsizliğin bu boyutta olmasında, yaşanan sosyal travmanın büyük etkisi olmakla  birlikte, değişen yaşam tarzları ve kırılan kültürel kodların da önemli bir etkisi olduğu  söylenebilir  Dünyada, kadınlar erkeklerden daha fazla ( yaklaşık üç kat ) intihar girişiminde  bulunurlar. Batman'da da 1995 - 2000 yılları intihar girişimlerinde kadınlar (% 36)  erkeklerden (% 11) üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmuştur. Bu oranlar, ölümlü  intihar oranlarına oldukça benzemektedir.  Ülkemizde, intihar eden nüfusun 15 -34 yaş grubunda yoğunlaştığı ve kadınların  erkeklere nazaran daha genç yaşta intihar ettiği gözlenmektedir. İntihar eden erkeklerin  yaklaşık yarısı 35 yaşından, kadınların ise yaklaşık yarısı 25 yaşından daha küçüktür  (DİE, 1998).  Batman bulgularında da benzer durum söz konusudur. Ancak 25 yaşından küçük  kadınlar, tüm kadınların % 72'si kadardır. Genç kadın intihan özellikle göze çarpmaktadır.  Bu durum Türkiye göstergesinden biraz farklıdır. 25 yaşından küçük kadınlar tüm  kadınların 2/3'ü kadardır ve daha üzücü bir tablo oluşturmaktadır. 30 yaş ve" daha küçük  erkekler ise tüm erkeklerin % 57'si kadardır. Kadınlar arasında en fazla intihar görülen yaş  grubu ise % 28_ile 14-17 yaş grubudur. Erkeklerde ise 31-40 yaşı, % 23 ile en fazla  rastlanan gruptur.  İntihar girişiminde bulunan kadınların % 55.11 ilaçla bu eyleme kalkışmıştır. Zehirli  - 3 2 3 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  madde, kullanımı, % 23.2 oranıyla kadınların girişim için tercih ettiği ikinci yoldur.  Kadınların % 7.2'si kendini asmak suretiyle, % 5.8'i ise yüksekten atlamak suretiyle  intihara teşebbüs etmiştir. İntihar girişimde bulunan erkeklerin % 38.1'i yöntem olarak ilaç  kullanmayı tercih etmişlerdir. Zehirli madde (% 19), Kesici alet (% 19) ve kendini yakma  (% 9.5) erkekler tarafından kullanılan diğer intihar etme yöntemleridir. İntiharlarda kesin  sonuca götüren yöntem olarak kendini asmak kullanılırken, intihar girişimlerinde, kurtulma  olasılığı yüksek olan ilaç almak daha fazla kullanılmıştır.  Beyan edilen intihar etme nedenlerine bakıldığında bir çok farklı nedenin olduğu,  dolayısıyla nedenlerin geniş bir yelpazeye yayıldığı gözlenmektedir. Kadın intiharlarının  arasında psikolojik nedenlerin (% 10.7) ilk sırayı aldığı görülmektedir. Bunu sırasıyla, aile  içi tartışmalar (% 9.3), aile baskısı (% 6.7), Psikiyatrik rahatsızlık (% 6.7), Namus (% 4.0),  Çocuk olmaması (% 4.0) ve fiziksel rahatsızlıklar (% 4.0) izlemektedir. İntihar nedenine  ilişkin dosyalarda kadınlann yansı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca, toplum  baskısı, bir yakının ölümü ve ekonomik nedenler de kadınlarda intihara neden  olabilmektedir.  Erkek intiharlarının nedenlerine bakıldığında, erkeklerin % 23.1'nin ekonomik  nedenlerle intihar ettiği görülmektedir. Erkeklerin intiharın da ikinci neden % 19.2 ile  psikolojik rahatsızlıklar, üçüncü neden ise % 15.4 ile psikiyatrik hastalıklardır. Erkekler  ayrıca, aile içi tartışma, fiziksel rahatsızlıklar ve aileden birinin ölümüne bağlı olarak intihar  etmişlerdir.  İntihar girişiminde bulunan kadınların medeni durumuna bakıldığında % 49.3'nün  bekar olduğu görülmektedir. Evli olan kadınların % 13'ü 1 yıl ve daha az süredir evli  bulunmaktadır. Kadınların % 7.2'sinin 5 ile 10 yıl, % 5.8'inin ise 2 ile 5 yıl arasında evli  olduğu görülmektedir. Evlilik süresine dair bilgi olmayan kadınlar tüm girişimde bulunan  kadınların % 20'si kadardır.  • Batman'da intihar olaylarında yıllara göre bir artış gözlenmektedir.  • İntihar girişimleri ile intihar oranları aynı görünmekle beraber, intihar girişimlerinin  kayıtlara yeterince yansımadığı düşünülmekte ve intihar girişimlerinin intiharlara göre  daha fazla sayıda olduğu sanılmaktadır.  • intihar edenlerin yaklaşık % 75'i kadın, % 25 ise erkektir. Bu sonuç, dünya ülkelerinde  erkeklerde daha fazla görülen intihar oranlan ile çelişmektedir. Sadece Çin'de kadınlar  erkeklerden daha fazla intihar etmektedir.  • 1995-2000 tarihleri arasındaki süreç incelendiğinde kadınların erkeklere oranla daha  fazla intihar girişiminde bulunduğu görülmektedir. Bu sonuç diğer ülkelerde görülen  kadın/erkek oranlan ile uyumludur.  • İntihar eden kadınların % 72'si 25 yaşından küçük, erkeklerin ise yaklaşık yarısı 30  yaşın altındadır.  • Hem intihar edenlerin, hem de intihar girişiminde bulunanların yarıdan fazlası bekardır.  İntihar edenlerin % 19.8'i ile intihara teşebbüs edenlerin % 14.4'ü imam nikahı ile  evlidir.  • Batman'da ki kadın intiharlarının yarıdan fazlasının Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos  ve Eylül aylarında gerçekleştiği görülmektedir. Yoğunlukla bir işyerinde çalışmayan,  geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olan, 15-25 yaş arası gençlerin (özellikle de  kadınlar) yaz aylarında (Haziran-Temmuz-Ağustos) intihar eğilimi artmaktadır. Bunda,  bireylerin tarımsal alanda zor koşullarda çalışması, yaz aylarında gelenek-töre  açısından sosyal yaşamlarının daha fazla kısıtlanması ve evliliklerin daha çok yaz  aylarında yapılmasının etmen olduğu düşünülebilir. Yaz aylarında kadınların % 53'ü,  erkeklerin, ise %46'sı intihar etmektedir,  • intihar ya da intihar girişiminde bulunanlardan, kadınların inühar saatleri 12-18 arasında  yoğunlaşırken, erkeklerin daha çok 18-24 saatleri, arasında yoğunlaştığı dikkat  çekmektedir. İntihar girişimlerinin ise 18-24 saatleri arasında yoğunlaştığı görülmüştür.  - 3 2 4 -
Sayfa 139 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  madde, kullanımı, % 23.2 oranıyla kadınların girişim için tercih ettiği ikinci yoldur.  Kadınların % 7.2'si kendini asmak suretiyle, % 5.8'i ise yüksekten atlamak suretiyle  intihara teşebbüs etmiştir. İntihar girişimde bulunan erkeklerin % 38.1'i yöntem olarak ilaç  kullanmayı tercih etmişlerdir. Zehirli madde (% 19), Kesici alet (% 19) ve kendini yakma  (% 9.5) erkekler tarafından kullanılan diğer intihar etme yöntemleridir. İntiharlarda kesin  sonuca götüren yöntem olarak kendini asmak kullanılırken, intihar girişimlerinde, kurtulma  olasılığı yüksek olan ilaç almak daha fazla kullanılmıştır.  Beyan edilen intihar etme nedenlerine bakıldığında bir çok farklı nedenin olduğu,  dolayısıyla nedenlerin geniş bir yelpazeye yayıldığı gözlenmektedir. Kadın intiharlarının  arasında psikolojik nedenlerin (% 10.7) ilk sırayı aldığı görülmektedir. Bunu sırasıyla, aile  içi tartışmalar (% 9.3), aile baskısı (% 6.7), Psikiyatrik rahatsızlık (% 6.7), Namus (% 4.0),  Çocuk olmaması (% 4.0) ve fiziksel rahatsızlıklar (% 4.0) izlemektedir. İntihar nedenine  ilişkin dosyalarda kadınlann yansı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca, toplum  baskısı, bir yakının ölümü ve ekonomik nedenler de kadınlarda intihara neden  olabilmektedir.  Erkek intiharlarının nedenlerine bakıldığında, erkeklerin % 23.1'nin ekonomik  nedenlerle intihar ettiği görülmektedir. Erkeklerin intiharın da ikinci neden % 19.2 ile  psikolojik rahatsızlıklar, üçüncü neden ise % 15.4 ile psikiyatrik hastalıklardır. Erkekler  ayrıca, aile içi tartışma, fiziksel rahatsızlıklar ve aileden birinin ölümüne bağlı olarak intihar  etmişlerdir.  İntihar girişiminde bulunan kadınların medeni durumuna bakıldığında % 49.3'nün  bekar olduğu görülmektedir. Evli olan kadınların % 13'ü 1 yıl ve daha az süredir evli  bulunmaktadır. Kadınların % 7.2'sinin 5 ile 10 yıl, % 5.8'inin ise 2 ile 5 yıl arasında evli  olduğu görülmektedir. Evlilik süresine dair bilgi olmayan kadınlar tüm girişimde bulunan  kadınların % 20'si kadardır.  • Batman'da intihar olaylarında yıllara göre bir artış gözlenmektedir.  • İntihar girişimleri ile intihar oranları aynı görünmekle beraber, intihar girişimlerinin  kayıtlara yeterince yansımadığı düşünülmekte ve intihar girişimlerinin intiharlara göre  daha fazla sayıda olduğu sanılmaktadır.  • intihar edenlerin yaklaşık % 75'i kadın, % 25 ise erkektir. Bu sonuç, dünya ülkelerinde  erkeklerde daha fazla görülen intihar oranlan ile çelişmektedir. Sadece Çin'de kadınlar  erkeklerden daha fazla intihar etmektedir.  • 1995-2000 tarihleri arasındaki süreç incelendiğinde kadınların erkeklere oranla daha  fazla intihar girişiminde bulunduğu görülmektedir. Bu sonuç diğer ülkelerde görülen  kadın/erkek oranlan ile uyumludur.  • İntihar eden kadınların % 72'si 25 yaşından küçük, erkeklerin ise yaklaşık yarısı 30  yaşın altındadır.  • Hem intihar edenlerin, hem de intihar girişiminde bulunanların yarıdan fazlası bekardır.  İntihar edenlerin % 19.8'i ile intihara teşebbüs edenlerin % 14.4'ü imam nikahı ile  evlidir.  • Batman'da ki kadın intiharlarının yarıdan fazlasının Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos  ve Eylül aylarında gerçekleştiği görülmektedir. Yoğunlukla bir işyerinde çalışmayan,  geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olan, 15-25 yaş arası gençlerin (özellikle de  kadınlar) yaz aylarında (Haziran-Temmuz-Ağustos) intihar eğilimi artmaktadır. Bunda,  bireylerin tarımsal alanda zor koşullarda çalışması, yaz aylarında gelenek-töre  açısından sosyal yaşamlarının daha fazla kısıtlanması ve evliliklerin daha çok yaz  aylarında yapılmasının etmen olduğu düşünülebilir. Yaz aylarında kadınların % 53'ü,  erkeklerin, ise %46'sı intihar etmektedir,  • intihar ya da intihar girişiminde bulunanlardan, kadınların inühar saatleri 12-18 arasında  yoğunlaşırken, erkeklerin daha çok 18-24 saatleri, arasında yoğunlaştığı dikkat  çekmektedir. İntihar girişimlerinin ise 18-24 saatleri arasında yoğunlaştığı görülmüştür.  - 3 2 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  • İntihar eden ve intihar girişimde bulunanların öğrenim düzeyi son derece düşüktür.  • İntihar ederken çoğunlukla kendini asmak yöntemini kullandıkları görülmüştür. İntihar  girişimlerinde ise daha çok ilaç kullanılmaktadır.  • İntihar nedenleri arasında psikolojik ve psikiyatrik nedenler dışında kadınlarda aile ve  toplum baskısı, erkeklerde ise daha çok ekonomik nedenler öne çıkmaktadır.  • intihar eden kadınların % 8'nin, intihara teşebbüs edenlerin ise %8.7'sinin kuması  bulunmaktadır.  • intihar edenlerin ve intihar girişimde bulunanların çoğunluğunun gelir kaynaklarını  çiftçilik ve hayvancılık oluşturmaktadır.  intihar birçok faktörün bir araya ge lmes i ile o luşan bir olgudur. İntihann  sosya l , kültürel, ekonomik ve psikolojik nedenleri bulunmaktadır, intihadan sosyal ,  kültürel ve ekonomik nedenler hazırlamakta ve psikolojik faktörler bitirmektedir.  1- Sosyal Faktörler  Daha önceki yapılan çalışmaların bulguları ile karşılaştırıldığında Batman  intiharlarının hızlı toplumsal değişmelerden etkilendiği sonucuna varılmıştır, özellikle  maddi değerlerin manevi değerlere göre daha hızlı değişmemesi, yani sosyolojik anlamda  bir kültürel gecikmenin yaşanması intiharları etkileyen başlıca faktörlerden birisidir. Yine  okuma-yazma oranının düşüklüğü, kız çocuklarının eğitime katılmasının zor olması veya  engellenmesi, kırdan kente göç olgusu da önemli belirleyiciler arasında bulunmaktadır.  2- Ekonomik Faktörler  Başta gelen ekonomik neden ise, gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Batman da  GSMH 1157 USD gibi oldukça düşük bir orandadır, işsizlik oranı ise oldukça yüksektir.  İntihar eden ve intihar girişiminde bulunanların yoksul ailelerden geldiği ve gecekondularda  yaşadığı gerçeği de bizi ekonomik faktörlerin çok önemli olduğu noktasına götürmüştür.  3- Kültürel Faktörler  İntiharlarda kültürel faktörlerin de etken olduğu görülmüştür, özellikle Dünya  örneklerinin tersine kadın intiharlarının yüksekliği Batman 'da "kadın olmanın" ne demek  olduğunun irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Ataerkil toplum yapısının bir uzantısı olarak  kadın ikinci sınıf vatandaş konumundadır. 14-44 yaş grubundaki kadınların okuma-yazma  oranı %40 dır. Kız çocuklar okula gönderilmemekte, ekonomik dayatmaların da bir sonucu  olarak, erkek çocuk tercih edilmektedir. Erken yaşta yapılan ve dini nikaha dayalı evlilikler  yaygındır. Çoğu zaman kadın için bir güvence olan resmi nikah yapılmamaktadır. Akraba  evlilikleri yaygın olup, kuma ve berdel uygulamaları sürmektedir. Yapılan evliliklerde baba  tek başına karar vermekte, evlenecek kızın görüşü dahi sorulmamaktadır. Diğer yandan  kitle iletişim araçları ile sunulan zengin, gösterişli, sınırsız aşk, lüks ev ve arabalar ile  çelişen kendi gerçeklerini tolere edemeyen genç kızlar; diğer yandan kadına atfedilen  değer, yargı ve tutumlara bağlı olarak kadının bekareti ve bunu ailenin erkeklerine teslim  eden geleneksel bir toplumsal yapı mevcuttur. Tüm bu faktörlerin de, intihar edenlerin  neden daha çok kadınlar olduğu gerçeğine cevap verebileceği düşünülmektedir.  4- Psikolojik Faktörler  İntiharların nedenleri arasında bireyin daha önce psikiyatrik tedavi görmesi de  bulunmaktadır. Ayrıca, İntiharı etkileyen faktörler arasında gösterilen, yakınlardan birinin  ölümü veya intihar etmesi bulgusu da bu çalışmada da bulunmuştur. Ailelerin ortalama  çocuk sayısı göz önüne alındığında ailelerin çocuklarına yetennce sevgi vermesi mümkün  görünmemektedir. Bazı araştırmalar, böyle sevgisiz ortamlarda büyüyen çocukları,  istenmedikleri duygusuna kapılmalarına bağlı olarak intihara kalkışabildikleri™ göstermiştir."  - 3 2 5 -
Sayfa 140 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  • İntihar eden ve intihar girişimde bulunanların öğrenim düzeyi son derece düşüktür.  • İntihar ederken çoğunlukla kendini asmak yöntemini kullandıkları görülmüştür. İntihar  girişimlerinde ise daha çok ilaç kullanılmaktadır.  • İntihar nedenleri arasında psikolojik ve psikiyatrik nedenler dışında kadınlarda aile ve  toplum baskısı, erkeklerde ise daha çok ekonomik nedenler öne çıkmaktadır.  • intihar eden kadınların % 8'nin, intihara teşebbüs edenlerin ise %8.7'sinin kuması  bulunmaktadır.  • intihar edenlerin ve intihar girişimde bulunanların çoğunluğunun gelir kaynaklarını  çiftçilik ve hayvancılık oluşturmaktadır.  intihar birçok faktörün bir araya ge lmes i ile o luşan bir olgudur. İntihann  sosya l , kültürel, ekonomik ve psikolojik nedenleri bulunmaktadır, intihadan sosyal ,  kültürel ve ekonomik nedenler hazırlamakta ve psikolojik faktörler bitirmektedir.  1- Sosyal Faktörler  Daha önceki yapılan çalışmaların bulguları ile karşılaştırıldığında Batman  intiharlarının hızlı toplumsal değişmelerden etkilendiği sonucuna varılmıştır, özellikle  maddi değerlerin manevi değerlere göre daha hızlı değişmemesi, yani sosyolojik anlamda  bir kültürel gecikmenin yaşanması intiharları etkileyen başlıca faktörlerden birisidir. Yine  okuma-yazma oranının düşüklüğü, kız çocuklarının eğitime katılmasının zor olması veya  engellenmesi, kırdan kente göç olgusu da önemli belirleyiciler arasında bulunmaktadır.  2- Ekonomik Faktörler  Başta gelen ekonomik neden ise, gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Batman da  GSMH 1157 USD gibi oldukça düşük bir orandadır, işsizlik oranı ise oldukça yüksektir.  İntihar eden ve intihar girişiminde bulunanların yoksul ailelerden geldiği ve gecekondularda  yaşadığı gerçeği de bizi ekonomik faktörlerin çok önemli olduğu noktasına götürmüştür.  3- Kültürel Faktörler  İntiharlarda kültürel faktörlerin de etken olduğu görülmüştür, özellikle Dünya  örneklerinin tersine kadın intiharlarının yüksekliği Batman 'da "kadın olmanın" ne demek  olduğunun irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Ataerkil toplum yapısının bir uzantısı olarak  kadın ikinci sınıf vatandaş konumundadır. 14-44 yaş grubundaki kadınların okuma-yazma  oranı %40 dır. Kız çocuklar okula gönderilmemekte, ekonomik dayatmaların da bir sonucu  olarak, erkek çocuk tercih edilmektedir. Erken yaşta yapılan ve dini nikaha dayalı evlilikler  yaygındır. Çoğu zaman kadın için bir güvence olan resmi nikah yapılmamaktadır. Akraba  evlilikleri yaygın olup, kuma ve berdel uygulamaları sürmektedir. Yapılan evliliklerde baba  tek başına karar vermekte, evlenecek kızın görüşü dahi sorulmamaktadır. Diğer yandan  kitle iletişim araçları ile sunulan zengin, gösterişli, sınırsız aşk, lüks ev ve arabalar ile  çelişen kendi gerçeklerini tolere edemeyen genç kızlar; diğer yandan kadına atfedilen  değer, yargı ve tutumlara bağlı olarak kadının bekareti ve bunu ailenin erkeklerine teslim  eden geleneksel bir toplumsal yapı mevcuttur. Tüm bu faktörlerin de, intihar edenlerin  neden daha çok kadınlar olduğu gerçeğine cevap verebileceği düşünülmektedir.  4- Psikolojik Faktörler  İntiharların nedenleri arasında bireyin daha önce psikiyatrik tedavi görmesi de  bulunmaktadır. Ayrıca, İntiharı etkileyen faktörler arasında gösterilen, yakınlardan birinin  ölümü veya intihar etmesi bulgusu da bu çalışmada da bulunmuştur. Ailelerin ortalama  çocuk sayısı göz önüne alındığında ailelerin çocuklarına yetennce sevgi vermesi mümkün  görünmemektedir. Bazı araştırmalar, böyle sevgisiz ortamlarda büyüyen çocukları,  istenmedikleri duygusuna kapılmalarına bağlı olarak intihara kalkışabildikleri™ göstermiştir."  - 3 2 5 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Kitle iletişim araçları aracılığıyla gelen yoğun mesajlardan etkilenme sonucu karamsarlığa  kapılarak intihar etme davranışı gözlenebilmektedir. Yüksek bir yerden kendini atarak  intihar etme olayları, kişinin kırgınlığının bir ifadesi olabileceği gibi, silik ve değersiz kalmış  varlıklarına insanların dikkatini çekme davranışı da olabilir. Yine, sınav ya da okuldaki  başarısızlık intihar davranışını etkilemektedir. Kişinin saldırgan bir kişiliğe sahip olması da  kendine zarar vermesini etkileyebilmektedir.  Yapılan çalışmalar toplumların ortak bir amaç etrafında toplandığı dönemlerde  intiharın azaldığını, aksi halde arttığını göstermektedir. Batman ciddi bir terör ortamından  yeni çıkmıştır. Bu durumda intihariann artması olağandır. Yine araştırma bulguları özellikle  kırsal bölgelerden göç alan yerleşim yerlerinde intiharın artabileceği göstermektedir.  Batman da oldukça fazla göç alan bir yerieşim yeridir.  Konuya İlişkin olarak Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce  verilen cevaba göre;  Töre-namus adına işlenen cinayetler başta olmak üzere, kadına yönelik her türlü  şiddetin önlenmesi, şiddete maruz kalanlara koruma sağlanması amacıyla hükümetimiz  tarafından gerekli tüm yasal ve idari tedbirler alınmış, topyekün bir mücadele başlatılmıştır.  Bu çok boyutlu sorunla mücadelede, ihtiyaç duyulan toplumsal zihniyet dönüşümünün  sağlanması için büyük bir kararlılıkla başta Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel  Müdürlüğü olmak üzere, ilgili tüm taraflarca çeşitli projeler, kampanyalar yürütülmekte,  duyarlılık ve farkındalık yaratılmasına dönük çalışmalar gerçekleştirilmektedir.  Kadına yönelik şiddetle daha etkin ve etkili bir mücadele yürütülebilmesi, politika ve  programlar oluşturulabilmesinde ulusal düzeyde bilgi ve veriye sahip olmak yaşamsal  öneme sahiptir. Bu gerçekten hareketle, söz konusu veri ihtiyacını karşılamak amacı ile  "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması", Kadının Statüsü Genel  Müdürlüğünce, Avrupa Birliğinin mali desteği, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri  Enstitüsünün teknik desteği ile yürütülmüştür.  Söz konusu Araştırma dünyada yürütülmüş en kapsamlı araştırmalar arasında yer  almakta olup, sonuçları TÜİK "Resmi İstatistik Programı" kapsamında resmi veri olarak  değerlendirilmektedir. Sonuçlan 2009 yılında kamuoyuna sunulan Araştırma spesifik  olarak intihar vakalarını kapsamamakla birlikte, kadına yönelik aile içi şiddetin yaygınlığı,  nedenleri ve sonuçlarının belirienebiimesinde büyük önem arz etmektedir.  Araştırma sonuçlarına göre; eşleri veya birlikte oldukları kişi/kişiler tarafından  fiziksel veya cinsel şiddet yaşamış kadınların yüzde 33'ü yaşamlarının herhangi bir  döneminde intihar etmeyi düşündüğünü; yüzde 12'si ise intihara teşebbüs ettiklerini  belirtmişlerdir. Fiziksel veya cinsel şiddet yaşamamış kadınlar için bu oranlar sırasıyla  yüzde 11 ve yüzde 3'tür. Bu bulgular, fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan kadınların,  şidete maruz kalan kadınlara göre 4 kat daha fazla intihara teşebbüs ettiğini  göstermektedir.  Fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan ve 15-24 yaş aralığında bulunan kadınların  yüzde 46,3'ü hayatına son vermeyi düşünmektedir. Bu kadınlar içinde hayatına son  vermeyi denemiş olanların oranı ise yüzde 22,2'dir. Bu oranlar 25-34 yaş aralığında  bulunan kadınlar açısından sırasıyla yüzde 36,9 ve 14,3; 35-44 yaş aralığında bulunan  kadınlar açısından yüzde 30,1 ve 9,7; 45-59 yaş aralığında bulunan kadınlar açısından ise  yüzde 29,1 ve yüzde 8'dir.  Fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalma nedeni ile hayatına son vermeyi  düşünmüş ya da denemiş kadınlara ilişkin verilere "eğitim düzeyi* bağlamında bakıldığında  birinci sırada yüzde 36,8'lik oranla ilköğretim ikinci kademeyi tamamlamış kadınların yer  aldığı görülmektedir. Bu kadınlar içinde hayatına son vermeyi denemiş olanların oranı ise  yüzde 16,8'dir. ikinci sırada ise yüzde 36,8 ile lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip kadınlar  bulunmaktadır. Lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip bu kadınların yüzde 13,5'i hayatına son  - 3 2 6 -
Sayfa 141 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Kitle iletişim araçları aracılığıyla gelen yoğun mesajlardan etkilenme sonucu karamsarlığa  kapılarak intihar etme davranışı gözlenebilmektedir. Yüksek bir yerden kendini atarak  intihar etme olayları, kişinin kırgınlığının bir ifadesi olabileceği gibi, silik ve değersiz kalmış  varlıklarına insanların dikkatini çekme davranışı da olabilir. Yine, sınav ya da okuldaki  başarısızlık intihar davranışını etkilemektedir. Kişinin saldırgan bir kişiliğe sahip olması da  kendine zarar vermesini etkileyebilmektedir.  Yapılan çalışmalar toplumların ortak bir amaç etrafında toplandığı dönemlerde  intiharın azaldığını, aksi halde arttığını göstermektedir. Batman ciddi bir terör ortamından  yeni çıkmıştır. Bu durumda intihariann artması olağandır. Yine araştırma bulguları özellikle  kırsal bölgelerden göç alan yerleşim yerlerinde intiharın artabileceği göstermektedir.  Batman da oldukça fazla göç alan bir yerieşim yeridir.  Konuya İlişkin olarak Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce  verilen cevaba göre;  Töre-namus adına işlenen cinayetler başta olmak üzere, kadına yönelik her türlü  şiddetin önlenmesi, şiddete maruz kalanlara koruma sağlanması amacıyla hükümetimiz  tarafından gerekli tüm yasal ve idari tedbirler alınmış, topyekün bir mücadele başlatılmıştır.  Bu çok boyutlu sorunla mücadelede, ihtiyaç duyulan toplumsal zihniyet dönüşümünün  sağlanması için büyük bir kararlılıkla başta Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel  Müdürlüğü olmak üzere, ilgili tüm taraflarca çeşitli projeler, kampanyalar yürütülmekte,  duyarlılık ve farkındalık yaratılmasına dönük çalışmalar gerçekleştirilmektedir.  Kadına yönelik şiddetle daha etkin ve etkili bir mücadele yürütülebilmesi, politika ve  programlar oluşturulabilmesinde ulusal düzeyde bilgi ve veriye sahip olmak yaşamsal  öneme sahiptir. Bu gerçekten hareketle, söz konusu veri ihtiyacını karşılamak amacı ile  "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması", Kadının Statüsü Genel  Müdürlüğünce, Avrupa Birliğinin mali desteği, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri  Enstitüsünün teknik desteği ile yürütülmüştür.  Söz konusu Araştırma dünyada yürütülmüş en kapsamlı araştırmalar arasında yer  almakta olup, sonuçları TÜİK "Resmi İstatistik Programı" kapsamında resmi veri olarak  değerlendirilmektedir. Sonuçlan 2009 yılında kamuoyuna sunulan Araştırma spesifik  olarak intihar vakalarını kapsamamakla birlikte, kadına yönelik aile içi şiddetin yaygınlığı,  nedenleri ve sonuçlarının belirienebiimesinde büyük önem arz etmektedir.  Araştırma sonuçlarına göre; eşleri veya birlikte oldukları kişi/kişiler tarafından  fiziksel veya cinsel şiddet yaşamış kadınların yüzde 33'ü yaşamlarının herhangi bir  döneminde intihar etmeyi düşündüğünü; yüzde 12'si ise intihara teşebbüs ettiklerini  belirtmişlerdir. Fiziksel veya cinsel şiddet yaşamamış kadınlar için bu oranlar sırasıyla  yüzde 11 ve yüzde 3'tür. Bu bulgular, fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan kadınların,  şidete maruz kalan kadınlara göre 4 kat daha fazla intihara teşebbüs ettiğini  göstermektedir.  Fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan ve 15-24 yaş aralığında bulunan kadınların  yüzde 46,3'ü hayatına son vermeyi düşünmektedir. Bu kadınlar içinde hayatına son  vermeyi denemiş olanların oranı ise yüzde 22,2'dir. Bu oranlar 25-34 yaş aralığında  bulunan kadınlar açısından sırasıyla yüzde 36,9 ve 14,3; 35-44 yaş aralığında bulunan  kadınlar açısından yüzde 30,1 ve 9,7; 45-59 yaş aralığında bulunan kadınlar açısından ise  yüzde 29,1 ve yüzde 8'dir.  Fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalma nedeni ile hayatına son vermeyi  düşünmüş ya da denemiş kadınlara ilişkin verilere "eğitim düzeyi* bağlamında bakıldığında  birinci sırada yüzde 36,8'lik oranla ilköğretim ikinci kademeyi tamamlamış kadınların yer  aldığı görülmektedir. Bu kadınlar içinde hayatına son vermeyi denemiş olanların oranı ise  yüzde 16,8'dir. ikinci sırada ise yüzde 36,8 ile lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip kadınlar  bulunmaktadır. Lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip bu kadınların yüzde 13,5'i hayatına son  - 3 2 6 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  vermey/ denemiştir. Eğitimi olmayan-ilköğretim birinci kademeyi tamamlamamış kadınlar  ise yüzde 34'lük oranla üçüncü sırada yer almaktadır. Bu kadınlar içinde hayatına son  vermeyi deneyenlerin oranı yüzde 10,8'dir. İlköğretim birinci kademeyi tamamlamış  kadınlar içinde hayatına son vermeyi denemiş olanlar ise yüzde 31,4'lük oranla sonuncu  sırada bulunmaktadır. Bu kadınlar içinde hayatına son vermeyi deneyenlerin oranı da  yüzde 11,4'tür. Fiziksel veya cinsel şiddet nedeni ile hayatına son vermeyi düşünme- deneme yüzdelerinin tüm eğitim düzeyleri açısından birbirine bu denli yakın olması dikkat  çekmektedir.  Konuya ilişkin verilere refah düzeyi açısından bakıldığında da refah düzeyleri ve  hayata son verme düşüncesi arasında büyük farklılıklar olmadığı görülmektedir. Bu  bağlamda, düşük refah düzeyindeki kadınların yüzde 34,4'ü maruz kaldığı şiddet nedeni ile  hayatına son vermeyi düşünmüş, bunların yüzde 12,4'ü de hayatına son vermeyi  denemiştir. Yüksek refah düzeyindeki kadınların yüzde 32,7'si hayatına son vermeyi  düşünüp, yüzde 9,3'ü bunu denerken; orta refah düzeyindeki kadınların yüzde 32,2'si  hayatına son vermeyi düşünmüş, bu kadınların da yüzde 12,3'ü de hayatına son vermeyi  denemiştir.  Kadına yönelik şiddetin sonlandırılması uzun soluklu bir mücadeleyi  gerektirmektedir. Bu anlamda, Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü başta  olmak üzere ilgili tüm taraflarca konuya ilişkin çalışmalar kararlılıkla yürütülmektedir.  Bu çalışmalar dışında, ruhsal bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkan ve çoğunlukla  şiddet mağduru kadınlar arasında da görülen intihar vakalarını önlemeye ilişkin olarak  sağlık kuruluşlarınca da gerekli' tedbirler alınmaktadır. Bu doğrultuda, önleme  çalışmalarının bir ayağını, "Acil Serviste İntihar Girişimlerine Psikososyal Destek ve Krize  Müdahale Programı" oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 49 ilde hastanelerin acil servislerinde  oluşturulan "Psikososyal Destek ve Krize Müdahale Birimleri"nde:  • intihar riski taşıyan ve intihar girişiminde bulunan hastalar ile diğer kriz  durumlarından,  • Aile içi şiddet, kayıplar (sevilen birinin kaybı, statü kaybı, sağlığın kaybedilmesi - ölümcül hastalığa yakalanma, organ kaybı-, boşanma, iflas vb.),  • Aile içi sorunlar,  • iletişim sorunları,  • Ekonomik sorunlar,  • Okul, sınav ve gelişimsel dönemlerle ilgili kriz durumlan,  • Alkol ve madde bağımlılığı, ruhsal hastalıklarda kriz durumları,  • Karşı cinsle sorunlar ve cinsel sorunların yol açtığı kriz durumları,  • İstismar olguları,  • İnsan eliyle ya da çeşitli doğal yollarla gelişen zorlu yaşam koşulları (göç, trafik  kazaları, sınav kaygısı, yangın, deprem, sel) alanlarında psikososyal destek  hizmetleri sağlanmaktadır.  Ayrıca, Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresine bağlı 30  adet Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) bölgede eğitim, yönlendirme, meslek  edindirme vb. konularda kadınlara hizmet sunmaktadır. ÇATOM'larm temel amacı,  kadınların kamusal alana daha fazla katılımlarını ve kamusal hizmetlerden daha fazla  yararlanmalarını sağlamak; kadın istihdamını ve kadın girişimciliğini artırmak; kadını  güçlendirerek fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak/cinsiyet dengeli kalkınma  sürecini başlatmak ve kadınların toplumsal hayatın her alanına eşit şekilde katılmalarını  sağlamaktır.  ÇATOM'larm yanısıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü  bünyesinde de sosyal hizmet proje destekleri kapsamında, kadınların sosyal hayata  katılımının sağlanmasına, kadınların eğitim, istihdam gibi alanlarda desteklenmesine  yönelik çalışmalar yürütülmekte, diğer kurum-kuruluşlarca yürütülen çalışmalara da destek  verilmektedir. SHÇEfC e bağlı 40 adet "Aile Danışma Merkezi" ve 80 adet "Toplum  - 3 2 7 -
Sayfa 142 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  vermey/ denemiştir. Eğitimi olmayan-ilköğretim birinci kademeyi tamamlamamış kadınlar  ise yüzde 34'lük oranla üçüncü sırada yer almaktadır. Bu kadınlar içinde hayatına son  vermeyi deneyenlerin oranı yüzde 10,8'dir. İlköğretim birinci kademeyi tamamlamış  kadınlar içinde hayatına son vermeyi denemiş olanlar ise yüzde 31,4'lük oranla sonuncu  sırada bulunmaktadır. Bu kadınlar içinde hayatına son vermeyi deneyenlerin oranı da  yüzde 11,4'tür. Fiziksel veya cinsel şiddet nedeni ile hayatına son vermeyi düşünme- deneme yüzdelerinin tüm eğitim düzeyleri açısından birbirine bu denli yakın olması dikkat  çekmektedir.  Konuya ilişkin verilere refah düzeyi açısından bakıldığında da refah düzeyleri ve  hayata son verme düşüncesi arasında büyük farklılıklar olmadığı görülmektedir. Bu  bağlamda, düşük refah düzeyindeki kadınların yüzde 34,4'ü maruz kaldığı şiddet nedeni ile  hayatına son vermeyi düşünmüş, bunların yüzde 12,4'ü de hayatına son vermeyi  denemiştir. Yüksek refah düzeyindeki kadınların yüzde 32,7'si hayatına son vermeyi  düşünüp, yüzde 9,3'ü bunu denerken; orta refah düzeyindeki kadınların yüzde 32,2'si  hayatına son vermeyi düşünmüş, bu kadınların da yüzde 12,3'ü de hayatına son vermeyi  denemiştir.  Kadına yönelik şiddetin sonlandırılması uzun soluklu bir mücadeleyi  gerektirmektedir. Bu anlamda, Bakanlığıma bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü başta  olmak üzere ilgili tüm taraflarca konuya ilişkin çalışmalar kararlılıkla yürütülmektedir.  Bu çalışmalar dışında, ruhsal bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkan ve çoğunlukla  şiddet mağduru kadınlar arasında da görülen intihar vakalarını önlemeye ilişkin olarak  sağlık kuruluşlarınca da gerekli' tedbirler alınmaktadır. Bu doğrultuda, önleme  çalışmalarının bir ayağını, "Acil Serviste İntihar Girişimlerine Psikososyal Destek ve Krize  Müdahale Programı" oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 49 ilde hastanelerin acil servislerinde  oluşturulan "Psikososyal Destek ve Krize Müdahale Birimleri"nde:  • intihar riski taşıyan ve intihar girişiminde bulunan hastalar ile diğer kriz  durumlarından,  • Aile içi şiddet, kayıplar (sevilen birinin kaybı, statü kaybı, sağlığın kaybedilmesi - ölümcül hastalığa yakalanma, organ kaybı-, boşanma, iflas vb.),  • Aile içi sorunlar,  • iletişim sorunları,  • Ekonomik sorunlar,  • Okul, sınav ve gelişimsel dönemlerle ilgili kriz durumlan,  • Alkol ve madde bağımlılığı, ruhsal hastalıklarda kriz durumları,  • Karşı cinsle sorunlar ve cinsel sorunların yol açtığı kriz durumları,  • İstismar olguları,  • İnsan eliyle ya da çeşitli doğal yollarla gelişen zorlu yaşam koşulları (göç, trafik  kazaları, sınav kaygısı, yangın, deprem, sel) alanlarında psikososyal destek  hizmetleri sağlanmaktadır.  Ayrıca, Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresine bağlı 30  adet Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) bölgede eğitim, yönlendirme, meslek  edindirme vb. konularda kadınlara hizmet sunmaktadır. ÇATOM'larm temel amacı,  kadınların kamusal alana daha fazla katılımlarını ve kamusal hizmetlerden daha fazla  yararlanmalarını sağlamak; kadın istihdamını ve kadın girişimciliğini artırmak; kadını  güçlendirerek fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak/cinsiyet dengeli kalkınma  sürecini başlatmak ve kadınların toplumsal hayatın her alanına eşit şekilde katılmalarını  sağlamaktır.  ÇATOM'larm yanısıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü  bünyesinde de sosyal hizmet proje destekleri kapsamında, kadınların sosyal hayata  katılımının sağlanmasına, kadınların eğitim, istihdam gibi alanlarda desteklenmesine  yönelik çalışmalar yürütülmekte, diğer kurum-kuruluşlarca yürütülen çalışmalara da destek  verilmektedir. SHÇEfC e bağlı 40 adet "Aile Danışma Merkezi" ve 80 adet "Toplum  - 3 2 7 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Merkezinde de kadınların toplumsal hayata katılımlarını kolaylaştırmak; kadınların  ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlarlarla mücadelesinde onlara destek vermek amacıyla  çalışmalar yürütülmektedir.  Kadının güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede nitelikli ve sürekli bir  eğitim büyük önem arz etmektedir, özellikle kadınlar ve kız çocuklarının eğitim  fırsatlarından eşit şekilde yararlanabilmeleri bu anlamda önemlidir. Bu doğrultuda son  yıllarda eğitim konusunda büyük bir duyarlılık oluşmuş ve bu duyarlılık ulusal  kampanyalara dönüşmüştür.  Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kız öğrencilerin ağırlıklı olarak okula devam  etmedikleri Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde, YlBO'ların sayısı ve bu okullardaki  kız öğrenci kontenjanı artırılmıştır. Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP) kapsamında  yürütülen Şartlı Nakit Transferi uygulaması ile nüfusun en muhtaç kesimine dahil olan  ailelerin çocuklarının temel eğitim hizmetlerine tam olarak erişimini hedef alan bir sosyal  yardım ağı oluşturmak amacıyla Türkiye'nin her köşesinde karşılıksız eğitim yardımları  yapılmaktadır. Doğrudan anneye yapılan söz konusu yardımlar kapsamında pozitif  ayrımcılık yapılarak temel eğitime ve ortaöğretimde devam eden kız öğrencilere verilen  yardım miktarları daha yüksek tutulmuştur. "Ulusal Eğitime Destek", "Haydi Kızlar Okula",  "Kardelenler-Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları" ve "Baba Beni Okula Gönder", "Ana Kız  Okuldayız Okuma - Yazma" Kampanyaları ise kız çocuklarının okullaşma oranında önemli  artışlarlar sağlanmasına büyük katkı sağlamıştır.  TÜİK verilerine göre, 2002-2008 yılları arasında intihar eden kişilerin cinsiyete göre  ayrıştırılmış verileri aşağıda belirtilmiştir:  Yıl İntihar eden kişi sayısı Erkek Kadın  2002 2301 1392 909  2003 2705 1574 1131  2004 2707 1681 1026  2005 2703 1740 963  2006 2829 1782 1047  2007 2793 1808 985  2008 2816 1924 892  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme  Kurumu Genel Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Çocuk ve kadınlara yönelik şiddet hareketleriyle töre ve namus cinayetlerinin  önlenmesi için tüm illerimizde yapılacak çalışmalar geniş katılımlı olarak belirlenmekte ve  uygulanmaktadır. Bu kapsamda Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüzden alınan raporda Muş  ilinde de Sosyal Hizmetlerden sorumlu Vali Yardımcısının başkanlığında alınacak tedbirleri  belirlemek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını tartışmak üzere ilgili kurum temsilcilerinin  katılımı ile düzenli toplantılar yapılmakta oiduğu, intihara teşebbüs ve intihar vakalarının  önlenmesi amacıyla vaka sebeplerinin tespiti için istatistiki verilere ulaşılması kararı  alındığı bildirilmiştir. Ayrıca yine aynı raporda Yetiştirme Yurdunda görevli Psikologun  Valilik oluruyla intihar ve intihara teşebbüs vakalarının aileleriyle çalışmalar yapmak üzere  görevlendirildiği ve çalışmalarına başladığı bildirilmektedir.  Saygılarımla.  J § e f m a / ^ KA^/AF  Devlet Bakanı  - 3 2 8 -
Sayfa 143 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  Merkezinde de kadınların toplumsal hayata katılımlarını kolaylaştırmak; kadınların  ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlarlarla mücadelesinde onlara destek vermek amacıyla  çalışmalar yürütülmektedir.  Kadının güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede nitelikli ve sürekli bir  eğitim büyük önem arz etmektedir, özellikle kadınlar ve kız çocuklarının eğitim  fırsatlarından eşit şekilde yararlanabilmeleri bu anlamda önemlidir. Bu doğrultuda son  yıllarda eğitim konusunda büyük bir duyarlılık oluşmuş ve bu duyarlılık ulusal  kampanyalara dönüşmüştür.  Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kız öğrencilerin ağırlıklı olarak okula devam  etmedikleri Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde, YlBO'ların sayısı ve bu okullardaki  kız öğrenci kontenjanı artırılmıştır. Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP) kapsamında  yürütülen Şartlı Nakit Transferi uygulaması ile nüfusun en muhtaç kesimine dahil olan  ailelerin çocuklarının temel eğitim hizmetlerine tam olarak erişimini hedef alan bir sosyal  yardım ağı oluşturmak amacıyla Türkiye'nin her köşesinde karşılıksız eğitim yardımları  yapılmaktadır. Doğrudan anneye yapılan söz konusu yardımlar kapsamında pozitif  ayrımcılık yapılarak temel eğitime ve ortaöğretimde devam eden kız öğrencilere verilen  yardım miktarları daha yüksek tutulmuştur. "Ulusal Eğitime Destek", "Haydi Kızlar Okula",  "Kardelenler-Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları" ve "Baba Beni Okula Gönder", "Ana Kız  Okuldayız Okuma - Yazma" Kampanyaları ise kız çocuklarının okullaşma oranında önemli  artışlarlar sağlanmasına büyük katkı sağlamıştır.  TÜİK verilerine göre, 2002-2008 yılları arasında intihar eden kişilerin cinsiyete göre  ayrıştırılmış verileri aşağıda belirtilmiştir:  Yıl İntihar eden kişi sayısı Erkek Kadın  2002 2301 1392 909  2003 2705 1574 1131  2004 2707 1681 1026  2005 2703 1740 963  2006 2829 1782 1047  2007 2793 1808 985  2008 2816 1924 892  Konuya ilişkin olarak Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme  Kurumu Genel Müdürlüğünce verilen cevaba göre;  Çocuk ve kadınlara yönelik şiddet hareketleriyle töre ve namus cinayetlerinin  önlenmesi için tüm illerimizde yapılacak çalışmalar geniş katılımlı olarak belirlenmekte ve  uygulanmaktadır. Bu kapsamda Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüzden alınan raporda Muş  ilinde de Sosyal Hizmetlerden sorumlu Vali Yardımcısının başkanlığında alınacak tedbirleri  belirlemek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını tartışmak üzere ilgili kurum temsilcilerinin  katılımı ile düzenli toplantılar yapılmakta oiduğu, intihara teşebbüs ve intihar vakalarının  önlenmesi amacıyla vaka sebeplerinin tespiti için istatistiki verilere ulaşılması kararı  alındığı bildirilmiştir. Ayrıca yine aynı raporda Yetiştirme Yurdunda görevli Psikologun  Valilik oluruyla intihar ve intihara teşebbüs vakalarının aileleriyle çalışmalar yapmak üzere  görevlendirildiği ve çalışmalarına başladığı bildirilmektedir.  Saygılarımla.  J § e f m a / ^ KA^/AF  Devlet Bakanı  - 3 2 8 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy 'un, et fiyatlarındaki artışa,  - İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Gediz Nehri'nin tasmasıyla oluşan zararların  karşılanmasına,  - Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici 'nin, pancar kotasına,  - Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, Tokat 'taki hayvan varlığına ve destekleme ödemelerine,  - Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun  hizmet binasına,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12853),  Et fiyatlarının artması dolayısıyla kamu kurumlarına ihale yoluyla et satan gerçek ve  tüzel kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi hakkındaki sorumun Tanm ve Köyişleri Bakanı  Sayın Mehmet Mehdi EKER tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  1- Et fiyatlarının son dönemde önemli oranda artmasından dolayı kamu kurum ve  kuruluşlarına ihale yoluyla et satan gerçek ve tüzel kişilerin önemli oranda zararı  ortaya çıkmıştır. Bu zararı telafi etmek amacıyla bir fiyat farkı kararnamesi  yayımlamayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız hangi tarihi baz alacaksımz ve  ne zaman yayımlayacaksınız?  2- Fiyat farkı kararnamesi yayımlanmadığı takdirde bahse konu esnafın sözleşmede yer  alan yükümlülüklerini yerine getirmek için batma sınırına geldiği ifade edilmektedir.  Bu mağduriyeti önlemek için söz konusu esnafın kamuya satışlarında en azından Et  Balık Kurumu toptan fiyatlarının baz alınması ile ilgili bir çalışma yapmayı  düşünüyor musunuz?  3- Serbest piyasa koşulları göz önünde bulundurulduğunda et fiyatlannın daha ne kadar  artacağı, nerede duracağı veya düşeceği konusunda Bakanlığınızın bir öngörüsü  bulunmakta mıdır? Böyle bir projeksiyonunuz varsa kg/TL olarak açıklar mısınız?  (7/12854), (7/12855), (7/12856), (7/12857)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 3 2 9 -
Sayfa 144 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  11.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy 'un, et fiyatlarındaki artışa,  - İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Gediz Nehri'nin tasmasıyla oluşan zararların  karşılanmasına,  - Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici 'nin, pancar kotasına,  - Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, Tokat 'taki hayvan varlığına ve destekleme ödemelerine,  - Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun  hizmet binasına,  İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in cevabı (7/12853),  Et fiyatlarının artması dolayısıyla kamu kurumlarına ihale yoluyla et satan gerçek ve  tüzel kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi hakkındaki sorumun Tanm ve Köyişleri Bakanı  Sayın Mehmet Mehdi EKER tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  1- Et fiyatlarının son dönemde önemli oranda artmasından dolayı kamu kurum ve  kuruluşlarına ihale yoluyla et satan gerçek ve tüzel kişilerin önemli oranda zararı  ortaya çıkmıştır. Bu zararı telafi etmek amacıyla bir fiyat farkı kararnamesi  yayımlamayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız hangi tarihi baz alacaksımz ve  ne zaman yayımlayacaksınız?  2- Fiyat farkı kararnamesi yayımlanmadığı takdirde bahse konu esnafın sözleşmede yer  alan yükümlülüklerini yerine getirmek için batma sınırına geldiği ifade edilmektedir.  Bu mağduriyeti önlemek için söz konusu esnafın kamuya satışlarında en azından Et  Balık Kurumu toptan fiyatlarının baz alınması ile ilgili bir çalışma yapmayı  düşünüyor musunuz?  3- Serbest piyasa koşulları göz önünde bulundurulduğunda et fiyatlannın daha ne kadar  artacağı, nerede duracağı veya düşeceği konusunda Bakanlığınızın bir öngörüsü  bulunmakta mıdır? Böyle bir projeksiyonunuz varsa kg/TL olarak açıklar mısınız?  (7/12854), (7/12855), (7/12856), (7/12857)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 3 2 9 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki soruların Tanm vc Köyişleri Bakanı Sayın M. Mehdi EKER tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Ülke genelinde aşın yağışlardan kaynaklanan olumsuzluklar İ Z M İ R ilini de kapsamıştır.  özellikle G E D İ Z nehrinin taşması sonucu M E N E M E N ilçesi köylerinde ekim yapılmış  veya üzerinde ürün bulunan tarlalar su altında kalmıştır. Küçük ölçekli tarla ziraatı ile geçinen  M E N E M E N köylerinde, çiftçiler büyük maddi zarara uğramışlardır.  M E N E M E N ilçesinde; M A L T E P E , K E S Î K K Ö Y , S E Y R E K , B U R U N C U K ,  M U S A B E Y , Ç A V U Ş K Ö Y , Y A N I K K Ö Y , B E L E N , D O Ö a K Ö Y , H A Y K I R A N ,  S Ü L E Y M A N L I , H A S A N L A R , E M İ R A L E M , D E Ğ İ R M E N D E R E , G Ö R E C E , İ Ğ N E D E R E  köyleri F O Ç A ilçesinde ise G E R E N K Ö Y ve B A Ğ A R A S I köyleri G E D İ Z nehri taşması  nedeniyle maddi zarara uğrayan köylerdir.  SORULAR.  1. Adı geçen köylerle ilgili başta elektrik olmak üzere borçların ertelenmesi konusunda  bir uygulama yapılacak mıdır?  2. Anılan köylerdeki çiftçilere afet kapsamında yardım yapılacak mıdır?  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi E K E R  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 16.02.2010  Hem ilimiz Yozgat'ta hem de ülkemiz genelinde, pancar kotalarının tespiti  konusundaki istikrarsızlık ve belirsizlik, özellikle Üreticilerimizi ciddi sıkıntıya  sokmaktadır. Her yıl bir öncekinden farklı, genellikle de azalan miktarda bir kota  uygulaması, üreticilerimizin geleceğe dönük sağlıklı programlar yapmasına mani  olmaktadır.  1- A K P iktidarları döneminde (2003-2009), yıllar itibariyle ülkemizde belirlenen  şeker pancarı kotası miktarları nedir?  2- Yine aynı dönemde (2003-2009), ülkemize hangi ülkelerden ne kadar şeker  ithal edilmiştir?  3- Pancar kotalarının belirlenmesi konusunda Bakanlığınızın dikkate aldığı  kriterler nelerdir?  4- Sayın Başbakan, 2002 yılında seçim meydanlarında ısrarla "pancar kotalarını  kaldıracağını'' ifade etmişken bu konudaki istikrarsızlık ve belirsizlik nereden  kaynaklanmıştır?  M e h m e t EKİCİ  Y o z g a t M i l l e t v e k i l i  - 3 3 0 -
Sayfa 145 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki soruların Tanm vc Köyişleri Bakanı Sayın M. Mehdi EKER tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Ülke genelinde aşın yağışlardan kaynaklanan olumsuzluklar İ Z M İ R ilini de kapsamıştır.  özellikle G E D İ Z nehrinin taşması sonucu M E N E M E N ilçesi köylerinde ekim yapılmış  veya üzerinde ürün bulunan tarlalar su altında kalmıştır. Küçük ölçekli tarla ziraatı ile geçinen  M E N E M E N köylerinde, çiftçiler büyük maddi zarara uğramışlardır.  M E N E M E N ilçesinde; M A L T E P E , K E S Î K K Ö Y , S E Y R E K , B U R U N C U K ,  M U S A B E Y , Ç A V U Ş K Ö Y , Y A N I K K Ö Y , B E L E N , D O Ö a K Ö Y , H A Y K I R A N ,  S Ü L E Y M A N L I , H A S A N L A R , E M İ R A L E M , D E Ğ İ R M E N D E R E , G Ö R E C E , İ Ğ N E D E R E  köyleri F O Ç A ilçesinde ise G E R E N K Ö Y ve B A Ğ A R A S I köyleri G E D İ Z nehri taşması  nedeniyle maddi zarara uğrayan köylerdir.  SORULAR.  1. Adı geçen köylerle ilgili başta elektrik olmak üzere borçların ertelenmesi konusunda  bir uygulama yapılacak mıdır?  2. Anılan köylerdeki çiftçilere afet kapsamında yardım yapılacak mıdır?  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi E K E R  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 16.02.2010  Hem ilimiz Yozgat'ta hem de ülkemiz genelinde, pancar kotalarının tespiti  konusundaki istikrarsızlık ve belirsizlik, özellikle Üreticilerimizi ciddi sıkıntıya  sokmaktadır. Her yıl bir öncekinden farklı, genellikle de azalan miktarda bir kota  uygulaması, üreticilerimizin geleceğe dönük sağlıklı programlar yapmasına mani  olmaktadır.  1- A K P iktidarları döneminde (2003-2009), yıllar itibariyle ülkemizde belirlenen  şeker pancarı kotası miktarları nedir?  2- Yine aynı dönemde (2003-2009), ülkemize hangi ülkelerden ne kadar şeker  ithal edilmiştir?  3- Pancar kotalarının belirlenmesi konusunda Bakanlığınızın dikkate aldığı  kriterler nelerdir?  4- Sayın Başbakan, 2002 yılında seçim meydanlarında ısrarla "pancar kotalarını  kaldıracağını'' ifade etmişken bu konudaki istikrarsızlık ve belirsizlik nereden  kaynaklanmıştır?  M e h m e t EKİCİ  Y o z g a t M i l l e t v e k i l i  - 3 3 0 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  Aşağıdaki sorularırnın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederimrT \  SORU: 2009 yılı itibariyle Tokat ili ve İlçelerinde büyükbaş ve küçükbaş  olarak ne kadar hayvan vardır. 2009 yılında Hayvancılık sektörüne ne miktarda  destek primi ödenmiştir?  Aşağıdaki sorulanmın Tanm ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak cevaplandınlmasını arz ederim.  Saygılanmla  Tanm ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Tanm ve Kırsal. Kalkınmayı  Destekleme Kurumu Tanm ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı olan hizmet binasından, Turan  Güneş Bulvannda bir yere taşınmıştır. Bu bağlamda:  1. Kurumun taşınma işlemi ne zaman gerçekleşmiştir?  2. Kurumun taşınma nedenleri nelerdir?  3. Kurumun taşındığı yere aylık olarak ödediği kira miktan ne kadardır? Birkaç yılın kira  bedeli olarak peşin ödeme yapılmış mıdır? Yapılmış ise bu bedel ne kadardır?  4. Kurumun taşınarak boşalttığı yer ne amaçla kullanılmaktadır? Eğer boş bırakılmış ise  bu süreç içinde neden boş bırakılmıştır?  5. Kurumun taşınarak boşalttığı yer boş ise ne amaçla kullanılması planlanmaktadır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞI 'NA  Dt. Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  - 3 3 1 - T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T MECLİSİ B A Ş K A N L I Ğ I N A
Sayfa 146 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  Aşağıdaki sorularırnın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederimrT \  SORU: 2009 yılı itibariyle Tokat ili ve İlçelerinde büyükbaş ve küçükbaş  olarak ne kadar hayvan vardır. 2009 yılında Hayvancılık sektörüne ne miktarda  destek primi ödenmiştir?  Aşağıdaki sorulanmın Tanm ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi EKER  tarafından yazılı olarak cevaplandınlmasını arz ederim.  Saygılanmla  Tanm ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Tanm ve Kırsal. Kalkınmayı  Destekleme Kurumu Tanm ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı olan hizmet binasından, Turan  Güneş Bulvannda bir yere taşınmıştır. Bu bağlamda:  1. Kurumun taşınma işlemi ne zaman gerçekleşmiştir?  2. Kurumun taşınma nedenleri nelerdir?  3. Kurumun taşındığı yere aylık olarak ödediği kira miktan ne kadardır? Birkaç yılın kira  bedeli olarak peşin ödeme yapılmış mıdır? Yapılmış ise bu bedel ne kadardır?  4. Kurumun taşınarak boşalttığı yer ne amaçla kullanılmaktadır? Eğer boş bırakılmış ise  bu süreç içinde neden boş bırakılmıştır?  5. Kurumun taşınarak boşalttığı yer boş ise ne amaçla kullanılması planlanmaktadır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞI 'NA  Dt. Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  - 3 3 1 - T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T MECLİSİ B A Ş K A N L I Ğ I N A  TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610- IC&2- Konu : Soru önergeleri  18/03/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 03.03.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20489 sayılı yazınız.  İlgi yazı ekinde alınan, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif PAKSOY'a ait  7/12853 esas nolu, İzmir Milletvekili Kamil Erdal SÎPAHl'ye ait 7/12854 esas nolu, Yozgat  Milletvekili Mehmet EKlCİ'ye ait 7/İ2855 esas nolu, Tokat Milletvekili Reşat DOĞRU'ya  ait 7/12856 esas nolu ve Adıyaman Milletvekili Şevket KÖSE'ye ait 7/12857 esas nolu yazılı  soru önergelerine ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1.Görüş 7/12853  2.Görüş 7/12854  3.Görüş 7/12855  4.Görüş 7/12856  S.Görüş 7/12857  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  - 3 3 2 -
Sayfa 147 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.12.0.SGB.0.03-610- IC&2- Konu : Soru önergeleri  18/03/2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 03.03.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20489 sayılı yazınız.  İlgi yazı ekinde alınan, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif PAKSOY'a ait  7/12853 esas nolu, İzmir Milletvekili Kamil Erdal SÎPAHl'ye ait 7/12854 esas nolu, Yozgat  Milletvekili Mehmet EKlCİ'ye ait 7/İ2855 esas nolu, Tokat Milletvekili Reşat DOĞRU'ya  ait 7/12856 esas nolu ve Adıyaman Milletvekili Şevket KÖSE'ye ait 7/12857 esas nolu yazılı  soru önergelerine ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1.Görüş 7/12853  2.Görüş 7/12854  3.Görüş 7/12855  4.Görüş 7/12856  S.Görüş 7/12857  Mehmet Mehdi EKER  Bakan  - 3 3 2 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Mehmet Akif PAKSOY  Kahramanmaraş Milletvekili  Esas No : 7/12853  SORU 1) Et fiyatlarının son dönemde önemli oranda artmasından dolayı kamu kurum ve  kuruluşlarına ihale yoluyla et satan gerçek ve tüzel kişilerin önemli oranda zararı ortaya  çıkmıştır. Bu zararı telafi etmek amacıyla bir fiyat farkı kararnamesi yayımlamayı düşünüyor  musunuz? Düşünüyorsanız hangi tarihi baz alacaksınız ve ne zaman yayımlayacaksınız?  SORU 2) Fiyat farkı Kararnamesi yayımlanmadığı takdirde bahse konu esnafın sözleşmede  yer alan yükümlülüklerim yerine getirmek için batma sınırına geldiği ifade edilmektedir. Bu  mağduriyeti önlemek için söz konusu esnafın kamuya satışlarında en azından Et Balık  kurumu toptan fiyatlarının baz alınması ile ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?  SORU 3) Serbest piyasa koşullan göz önünde bulundurulduğunda et fıyatlannın daha ne  kadar artacağı, nerede duracağı veya düşeceği konusunda Bakanlığınızın bir öngörüsü  bulunmakta mıdır? Böyle bir projeksiyonunuz varsa Kg/TL olarak açıklar mısınız?  CEVAP 1-2-3) Tanm II Müdürlükleri tarafından, 81 ile yönelik olarak, 15.02.2010 tarihinde  yapılan besi sığın araştırmasında 2.099.413 adet besi hayvanının bulunduğu tespit edilmiştir.  Bu miktar ülkemiz sığır eti tüketimini karşılayacak düzeydedir.  Et piyasasında fiyat dalgalanmasının önüne geçilmesi amacıyla; erken yaşta dişi buzağı, süt  danası ve ileri gebe damızlık hayvanlar ile karkas ağırlığı 18 kg. olacak şekilde besi  olgunluğuna ulaşmamış kuzu ve oğlakların kesimlerine izin verilmemesi 1 Kasım -1 Nisan  tarihleri arasında Ağn, Van, Hakkari, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay  illerine yapılacak olan büyükbaş ve küçükbaş hayvan şevklerinde kontrollü olarak veteriner  sağlık raporunun düzenlenmesi ve aynı tarihler arasında dişi koyun ve keçilerin kesimlerine  müsaade edilmemesi hususlarında gerekli çalışmalar yapılmaktadır.  - 3 3 3 -
Sayfa 148 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  ÖNERGE SAHİBİ : Mehmet Akif PAKSOY  Kahramanmaraş Milletvekili  Esas No : 7/12853  SORU 1) Et fiyatlarının son dönemde önemli oranda artmasından dolayı kamu kurum ve  kuruluşlarına ihale yoluyla et satan gerçek ve tüzel kişilerin önemli oranda zararı ortaya  çıkmıştır. Bu zararı telafi etmek amacıyla bir fiyat farkı kararnamesi yayımlamayı düşünüyor  musunuz? Düşünüyorsanız hangi tarihi baz alacaksınız ve ne zaman yayımlayacaksınız?  SORU 2) Fiyat farkı Kararnamesi yayımlanmadığı takdirde bahse konu esnafın sözleşmede  yer alan yükümlülüklerim yerine getirmek için batma sınırına geldiği ifade edilmektedir. Bu  mağduriyeti önlemek için söz konusu esnafın kamuya satışlarında en azından Et Balık  kurumu toptan fiyatlarının baz alınması ile ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?  SORU 3) Serbest piyasa koşullan göz önünde bulundurulduğunda et fıyatlannın daha ne  kadar artacağı, nerede duracağı veya düşeceği konusunda Bakanlığınızın bir öngörüsü  bulunmakta mıdır? Böyle bir projeksiyonunuz varsa Kg/TL olarak açıklar mısınız?  CEVAP 1-2-3) Tanm II Müdürlükleri tarafından, 81 ile yönelik olarak, 15.02.2010 tarihinde  yapılan besi sığın araştırmasında 2.099.413 adet besi hayvanının bulunduğu tespit edilmiştir.  Bu miktar ülkemiz sığır eti tüketimini karşılayacak düzeydedir.  Et piyasasında fiyat dalgalanmasının önüne geçilmesi amacıyla; erken yaşta dişi buzağı, süt  danası ve ileri gebe damızlık hayvanlar ile karkas ağırlığı 18 kg. olacak şekilde besi  olgunluğuna ulaşmamış kuzu ve oğlakların kesimlerine izin verilmemesi 1 Kasım -1 Nisan  tarihleri arasında Ağn, Van, Hakkari, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay  illerine yapılacak olan büyükbaş ve küçükbaş hayvan şevklerinde kontrollü olarak veteriner  sağlık raporunun düzenlenmesi ve aynı tarihler arasında dişi koyun ve keçilerin kesimlerine  müsaade edilmemesi hususlarında gerekli çalışmalar yapılmaktadır.  - 3 3 3 - TBMM  YAZILI SORU ÖNERGESİ  B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  ÖNERGE SAHİBİ : Kamil Erdal SİPAHİ  İzmir Milletvekili  Esas No : 7/12854  Ülke genelinde aşın yağışlardan kaynaklanan olumsuzluklar İZMİR ilini de kapsamıştır.  Özellikle GEDİZ nehrinin taşması sonucu MENEMEN ilçesi köylerinde ekim yapılmış veya  üzerinde ürün bulunan tarlalar su altında kalmıştır. Küçük ölçekli tarla ziraatı ile geçinen  MENEMEN köylerinde, çiftçiler büyük maddi zarara uğramışlardır. MENEMEN ilçesinde;  MALTEPE, KESİKKÖY, SEYREK, BURUNCUK, MUSABEY, ÇAVUŞKOY,  YANIKKÖY, BELEN, DOĞAKÖY, HAYKIRAN, SÜLEYMANLI, HASANLAR,  EMİRALEM, DEĞİRMENDERE, GÖRECE, İĞNEDERE köyleri, FOÇA ilçesinde ise  GERENKÖY ve BAĞARASI köyleri GEDİZ nehri taşması nedeniyle maddi zarara uğrayan  köylerdir.  SORU 1) Adı geçen köylerle ilgili başta elektrik olmak üzere borçlann ertelenmesi  konusunda bir uygulama yapılacak mıdır?  SORU 2) Anılan köylerdeki çiftçilere afet kapsamında yardım yapılacak mıdır?  CEVAP 1-2) Bakanlığımızca yürütülen 2090 Sayılı "Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere  Yapılacak Yardımlar Hakkında" Kanuna göre; çeşitli tabii afetler nedeniyle (Tanm  Sigortalan Kanunu kapsamı dışında kalan afetler için) tanmsal varlıkları %40'ın Üzerinde  zarar gören, bu zararlarını tanm ve tanm dışı diğer gelirleri ile karşılayamayacak durumda  olduğu İl Hasar Tespit Komisyon Karan ile belirlenen çiftçilere karşılıksız nakdi yardım  yapılmaktadır.  2090 sayılı kanun kapsamında Menemen İlçesinde 18.12.2009 tarihinde meydana gelen  hortum afeti sonucu hayvan zaran olan çiftçilere mevzuat çerçevesinde ödeme yapılacaktır.  2010 yılında meydana gelen sel ve su taşkını afetleri tanm sigortası kapsamında  değerlendirilmektedir.  Hali hazırda, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.Genel Müdürlüğü'nün anapara, gecikme zammı,  ve KDV'den oluşan enerji bedeli alacaklannın zaman içerisinde azaltılmasına yönelik esaslar  dikkate alınarak, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 15-246  sayılı Karan ekinde yer alan, "Taksitlendirme Uygulama Usul ve Esaslan" çerçevesinde  Elektrik Dağıtım Şirketlerince 36 aya kadar taksitlendirme yapılabilmektedir.  - 3 3 4 -
Sayfa 149 -
TBMM  YAZILI SORU ÖNERGESİ  B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  ÖNERGE SAHİBİ : Kamil Erdal SİPAHİ  İzmir Milletvekili  Esas No : 7/12854  Ülke genelinde aşın yağışlardan kaynaklanan olumsuzluklar İZMİR ilini de kapsamıştır.  Özellikle GEDİZ nehrinin taşması sonucu MENEMEN ilçesi köylerinde ekim yapılmış veya  üzerinde ürün bulunan tarlalar su altında kalmıştır. Küçük ölçekli tarla ziraatı ile geçinen  MENEMEN köylerinde, çiftçiler büyük maddi zarara uğramışlardır. MENEMEN ilçesinde;  MALTEPE, KESİKKÖY, SEYREK, BURUNCUK, MUSABEY, ÇAVUŞKOY,  YANIKKÖY, BELEN, DOĞAKÖY, HAYKIRAN, SÜLEYMANLI, HASANLAR,  EMİRALEM, DEĞİRMENDERE, GÖRECE, İĞNEDERE köyleri, FOÇA ilçesinde ise  GERENKÖY ve BAĞARASI köyleri GEDİZ nehri taşması nedeniyle maddi zarara uğrayan  köylerdir.  SORU 1) Adı geçen köylerle ilgili başta elektrik olmak üzere borçlann ertelenmesi  konusunda bir uygulama yapılacak mıdır?  SORU 2) Anılan köylerdeki çiftçilere afet kapsamında yardım yapılacak mıdır?  CEVAP 1-2) Bakanlığımızca yürütülen 2090 Sayılı "Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere  Yapılacak Yardımlar Hakkında" Kanuna göre; çeşitli tabii afetler nedeniyle (Tanm  Sigortalan Kanunu kapsamı dışında kalan afetler için) tanmsal varlıkları %40'ın Üzerinde  zarar gören, bu zararlarını tanm ve tanm dışı diğer gelirleri ile karşılayamayacak durumda  olduğu İl Hasar Tespit Komisyon Karan ile belirlenen çiftçilere karşılıksız nakdi yardım  yapılmaktadır.  2090 sayılı kanun kapsamında Menemen İlçesinde 18.12.2009 tarihinde meydana gelen  hortum afeti sonucu hayvan zaran olan çiftçilere mevzuat çerçevesinde ödeme yapılacaktır.  2010 yılında meydana gelen sel ve su taşkını afetleri tanm sigortası kapsamında  değerlendirilmektedir.  Hali hazırda, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.Genel Müdürlüğü'nün anapara, gecikme zammı,  ve KDV'den oluşan enerji bedeli alacaklannın zaman içerisinde azaltılmasına yönelik esaslar  dikkate alınarak, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 15-246  sayılı Karan ekinde yer alan, "Taksitlendirme Uygulama Usul ve Esaslan" çerçevesinde  Elektrik Dağıtım Şirketlerince 36 aya kadar taksitlendirme yapılabilmektedir.  - 3 3 4 - TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  Esas No  önerge Sahibi rMehmet EKİCİ  Yozgat Milletvekili  :7/12855  Hem ilimiz Yozgat'ta hem de ülkemiz genelinde, pancar kotalarının tespiti konusundaki istikrarsızlık  ve belirsizlik, özellikle üreticilerimizi ciddi sıkıntıya sokmaktadır. Her yıl bir öncekinden farklı,  genellikle de azalan miktarda bir kota uygulaması, üreticilerimizin geleceğe dönük sağlıklı programlar  yapmasına mani olmaktadır. Bu bağlamda;  SORU 1- AKP iktidarları döneminde (2003-2009), yıllar itibariyle ülkemizde belirlenen şeker pancarı  kotası miktarları nedir?  SORU 2- Yine aynı dönemde (2003-2009), ülkemize hangi ülkelerden ne kadar şeker ithal edilmiştir?  SORU 3- Pancar kotalarının belirlenmesi konusunda Bakanlığınızın dikkate aldığı kriterler nelerdir?  SORU 4- Sayın Başbakan, 2002 yılında seçim meydanlarında ısrarla "pancar kotalarını kaldıracağını"  ifade etmişken bu konudaki istikrarsızlık ve belirsizlik nereden kaynaklanmıştır?  CEVAP 1- 2-3-4- Pazarlama yılları itibariyle pancar şekeri üreticisi şirketlerce tahsis edilen pancar  kota miktarları aşağıda yer almaktadır.  PY 2003/2004 2004/2005 2005/2006 2006/2007 2007/2008 2008/2009  Kota, Ton 14.110.000 14.884.6*2 15.105.000 15.367.391 16.420.000 18.350.000  Kaynak: Şeker Kurumu  2003 - 2009 yılları arasında ithal edilen şeker miktarları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Tablodan  görüleceği üzere, ithal edilen şeker miktarı yıllar itibariyle değişmekle birlikte 4 bin ton civarında  olup, bu miktar, yıllık yurtiçi tüketiminin ortalama olarak binde İkisi düzeyinde ve ülkemizin bir  günlük şeker tüketim miktarının da altındadır. Söz konusu ülkemizde üretimi olmayan özel amaçlı  şekerleri ithal ettiğimiz ülkeler ise; tngiltere, A.B.D., Almanya ve Fransa'dır.  Yıllar 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009  Şeker İthalat  Miktarı  (Ton)  701 660 3.914 7.411 4.188 4.343 4.344  Kaynak: DTM,TUİK  Ülkemizde şeker üretimi ve arzında istikrarın sağlanması amacıyla; 4634 sayılı Şeker Kanunu  gereğince yurt içinde pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlemektedir. Şeker Kurumu, şeker  üreticisi Şirketler bazında şeker kotaları belirlemekte, pancar kotası tahsis etmemektedir. Şeker  Kanunu'nun 12. maddesine dayanılarak 28/0672002 tarih ve 24799 sayı ile Resmi Gazete'de  yayımlanarak yürürlüğe giren "Hammadde ve Şeker Fiyatları Yönetmeliği" şeker hammaddesinin  temini ve fiyatlandırılması ile ilgili usul ve esasları düzenlemektedir.  Anılan yönetmelik gereği; Şeker Kurulu tarafından tespit edilerek Şirketlere tahsis edilen A ve B şeker  kotalarının garantisi için gerekli hammaddenin temini amacıyla, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel  kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında sözleşme düzenlenmektedir ve bu sözleşmede;  - 3 3 5 -
Sayfa 150 -
TBMM B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  YAZILI SORU ÖNERGESİ  Esas No  önerge Sahibi rMehmet EKİCİ  Yozgat Milletvekili  :7/12855  Hem ilimiz Yozgat'ta hem de ülkemiz genelinde, pancar kotalarının tespiti konusundaki istikrarsızlık  ve belirsizlik, özellikle üreticilerimizi ciddi sıkıntıya sokmaktadır. Her yıl bir öncekinden farklı,  genellikle de azalan miktarda bir kota uygulaması, üreticilerimizin geleceğe dönük sağlıklı programlar  yapmasına mani olmaktadır. Bu bağlamda;  SORU 1- AKP iktidarları döneminde (2003-2009), yıllar itibariyle ülkemizde belirlenen şeker pancarı  kotası miktarları nedir?  SORU 2- Yine aynı dönemde (2003-2009), ülkemize hangi ülkelerden ne kadar şeker ithal edilmiştir?  SORU 3- Pancar kotalarının belirlenmesi konusunda Bakanlığınızın dikkate aldığı kriterler nelerdir?  SORU 4- Sayın Başbakan, 2002 yılında seçim meydanlarında ısrarla "pancar kotalarını kaldıracağını"  ifade etmişken bu konudaki istikrarsızlık ve belirsizlik nereden kaynaklanmıştır?  CEVAP 1- 2-3-4- Pazarlama yılları itibariyle pancar şekeri üreticisi şirketlerce tahsis edilen pancar  kota miktarları aşağıda yer almaktadır.  PY 2003/2004 2004/2005 2005/2006 2006/2007 2007/2008 2008/2009  Kota, Ton 14.110.000 14.884.6*2 15.105.000 15.367.391 16.420.000 18.350.000  Kaynak: Şeker Kurumu  2003 - 2009 yılları arasında ithal edilen şeker miktarları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Tablodan  görüleceği üzere, ithal edilen şeker miktarı yıllar itibariyle değişmekle birlikte 4 bin ton civarında  olup, bu miktar, yıllık yurtiçi tüketiminin ortalama olarak binde İkisi düzeyinde ve ülkemizin bir  günlük şeker tüketim miktarının da altındadır. Söz konusu ülkemizde üretimi olmayan özel amaçlı  şekerleri ithal ettiğimiz ülkeler ise; tngiltere, A.B.D., Almanya ve Fransa'dır.  Yıllar 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009  Şeker İthalat  Miktarı  (Ton)  701 660 3.914 7.411 4.188 4.343 4.344  Kaynak: DTM,TUİK  Ülkemizde şeker üretimi ve arzında istikrarın sağlanması amacıyla; 4634 sayılı Şeker Kanunu  gereğince yurt içinde pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlemektedir. Şeker Kurumu, şeker  üreticisi Şirketler bazında şeker kotaları belirlemekte, pancar kotası tahsis etmemektedir. Şeker  Kanunu'nun 12. maddesine dayanılarak 28/0672002 tarih ve 24799 sayı ile Resmi Gazete'de  yayımlanarak yürürlüğe giren "Hammadde ve Şeker Fiyatları Yönetmeliği" şeker hammaddesinin  temini ve fiyatlandırılması ile ilgili usul ve esasları düzenlemektedir.  Anılan yönetmelik gereği; Şeker Kurulu tarafından tespit edilerek Şirketlere tahsis edilen A ve B şeker  kotalarının garantisi için gerekli hammaddenin temini amacıyla, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel  kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında sözleşme düzenlenmektedir ve bu sözleşmede;  - 3 3 5 - T B M M B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  hammadde fiyatlan ve miktarı, münavebe, Üretim şartları, bedel ödemeleri gibi hususlar yer  almaktadır.  Sözleşmede yer alacak şeker pancarı A ve B kotalannın tespitinde, Şeker Kurulunca Şirket bazında  belirlenen A ve B kotalannın üretici veya üretici gruplarına isabet eden payları esas alınmakta ancak  üretici tespiti ve bu üreticilere kota dağıtım usul ve esaslarını Şirketler belirlemektedir. Şeker  kotalanna karşılık gelen pancar kotalannın temini için; üretici tespiti ve bu üreticilere kota dağıtım  usul ve esaslarını belirlemek, şeker üretici Şirketlerin sorumluluğundadır.  Stratejik bir ürün olan şekerin, pancardan üretildiği ülkelerde temel amaç, yerli talebin ithalata meydan  vermeksizin yerli üretimle karşılanmasıdır. Pancar şekerinin ihraç pazarlannda kamış şekeri ile maliyet  olarak rekabet şansı bulunmaması nedeniyle, dünyada pancar şekeri ticaret amacıyla değil, stratejik bir  ürün olması nedeniyle kendine yeterlilik ilkesi çerçevesinde ve genel olarak AB 'de olduğu gibi kotalı  olarak üretilmektedir.  Yur t içi talebe göre belirlenecek miktardaki şekeri yurt içinde kotalar vasıtasıyla üretmesini amaçlayan  4634 sayılı Şeker Kanunu 2001 yılında yürürlüğe girmiştir.  Kanun ile şeker ve pancar fiyatlarında istikrar, piyasada rekabet tesis edilmiştir. Kanun'un amacı  doğrultusunda şeker üretiminde kendi kendine yeterlilik sağlanmış olup, anılan Kanun yürürlüğe  girdikten sonra şekerde (özel amaçlı olan cüzi miktarlar hariç olmak üzere) ithalat gereksinimi  doğmamıştır. Esasen Şeker Kanunu ile getirilen kota sistemi ülkemizde pancar üretiminin korunmasına  yönelik olup, kota sisteminin uygulanmaması halinde, ülke şeker talebi daha ekonomik b i r  alternatif olan N B Ş ' y e kayacağından ülkemizde pancar şekerinin pazar payı çok aşağılara  düşecek ve bundan ülkemiz pancar çiftçisi za ra r görecektir.  4634 sayılı Şeker Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılan pancar üretimine ilişkin  düzenlemeler ile;  • Fabrikalara ihtiyacı kadar pancar temin edilerek, yurtiçi talebe yetecek miktarda şeker  üretiminin sağlanması,  • Pancar üreticilerinin pazarının garanti edilmesi,  • Ülke genelinde pancar üreticileri arasında homojen pancar üretim imkanının tanınması,  • Üreticilere düzenli gelir sağlayacak şekilde pancar üretiminin sürdürülebilirliği,  • Pancar üretiminde ve fiyatlarında istikrar sağlanması ve korunması  gibi amaçlara da ulaşılmıştır.  - 3 3 6 -
Sayfa 151 -
T B M M B: 75 1 8 . 3 . 2 0 1 0  hammadde fiyatlan ve miktarı, münavebe, Üretim şartları, bedel ödemeleri gibi hususlar yer  almaktadır.  Sözleşmede yer alacak şeker pancarı A ve B kotalannın tespitinde, Şeker Kurulunca Şirket bazında  belirlenen A ve B kotalannın üretici veya üretici gruplarına isabet eden payları esas alınmakta ancak  üretici tespiti ve bu üreticilere kota dağıtım usul ve esaslarını Şirketler belirlemektedir. Şeker  kotalanna karşılık gelen pancar kotalannın temini için; üretici tespiti ve bu üreticilere kota dağıtım  usul ve esaslarını belirlemek, şeker üretici Şirketlerin sorumluluğundadır.  Stratejik bir ürün olan şekerin, pancardan üretildiği ülkelerde temel amaç, yerli talebin ithalata meydan  vermeksizin yerli üretimle karşılanmasıdır. Pancar şekerinin ihraç pazarlannda kamış şekeri ile maliyet  olarak rekabet şansı bulunmaması nedeniyle, dünyada pancar şekeri ticaret amacıyla değil, stratejik bir  ürün olması nedeniyle kendine yeterlilik ilkesi çerçevesinde ve genel olarak AB 'de olduğu gibi kotalı  olarak üretilmektedir.  Yur t içi talebe göre belirlenecek miktardaki şekeri yurt içinde kotalar vasıtasıyla üretmesini amaçlayan  4634 sayılı Şeker Kanunu 2001 yılında yürürlüğe girmiştir.  Kanun ile şeker ve pancar fiyatlarında istikrar, piyasada rekabet tesis edilmiştir. Kanun'un amacı  doğrultusunda şeker üretiminde kendi kendine yeterlilik sağlanmış olup, anılan Kanun yürürlüğe  girdikten sonra şekerde (özel amaçlı olan cüzi miktarlar hariç olmak üzere) ithalat gereksinimi  doğmamıştır. Esasen Şeker Kanunu ile getirilen kota sistemi ülkemizde pancar üretiminin korunmasına  yönelik olup, kota sisteminin uygulanmaması halinde, ülke şeker talebi daha ekonomik b i r  alternatif olan N B Ş ' y e kayacağından ülkemizde pancar şekerinin pazar payı çok aşağılara  düşecek ve bundan ülkemiz pancar çiftçisi za ra r görecektir.  4634 sayılı Şeker Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılan pancar üretimine ilişkin  düzenlemeler ile;  • Fabrikalara ihtiyacı kadar pancar temin edilerek, yurtiçi talebe yetecek miktarda şeker  üretiminin sağlanması,  • Pancar üreticilerinin pazarının garanti edilmesi,  • Ülke genelinde pancar üreticileri arasında homojen pancar üretim imkanının tanınması,  • Üreticilere düzenli gelir sağlayacak şekilde pancar üretiminin sürdürülebilirliği,  • Pancar üretiminde ve fiyatlarında istikrar sağlanması ve korunması  gibi amaçlara da ulaşılmıştır.  - 3 3 6 - TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  SORU -2009 yılı itibariyle Tokat ili ve İlçelerinde büyükbaş ve küçükbaş olarak ne kadar hayvan  vardır. 2009 yılında Hayvancılık sektörüne ne miktarda destek primi ödenmiştir?  CEVAP - Hayvancılık istatistikleri ile ilgili 2009 yılı verileri yayınlanmadığı için 2008 yılı verileri  aşağıdadır,  TOKAT İLİ 2008 YILI HAYVAN SAYILARI  İLÇE ADI BflyBkba» Küçükbaş  Merkez 25.160 36.500  Almus 10.854 13.838  Artova 6.493 9.173  Başçiftlik . 1.580 4.100  Erbaa _ 36.200  Niksar 14.557 31.067  Pazar 8.000 5.715  Reşadiye 7.311 27.706  Sulusaray 5.200 1.865  Turhal 28.812 21.171  Yeşilyurt 5.315 3.160  Zile 24.890 23.640  Toplam _147.453 214.135  Kaynak: TUİK  Tokat ili 2009 Yılında Ödenen Hayvancılık Destekleri(TL)  Yem Bitkileri 5.791.764  Süt Desteği 771.290  Arıcılık Desteği 31.329  Su Ürünleri Desteği 416.865  Islah Amaçlı Küçükbaş Yetiştirici Birlikleri Desteği 788.696  Büyükbaş Hayvan Desteği 1.090.592  Buzağı (Eski yıllardan kalan) 470.492  Suni Toh.ve Düve,Sağım Hijyeni (Eski yıl) 4.350  TOPLAM 9.365.378  - 3 3 7 - önerge Sahibi :Reşat DOĞRU  Tokat Milletvekili  Esas No :7/12856
Sayfa 152 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  SORU -2009 yılı itibariyle Tokat ili ve İlçelerinde büyükbaş ve küçükbaş olarak ne kadar hayvan  vardır. 2009 yılında Hayvancılık sektörüne ne miktarda destek primi ödenmiştir?  CEVAP - Hayvancılık istatistikleri ile ilgili 2009 yılı verileri yayınlanmadığı için 2008 yılı verileri  aşağıdadır,  TOKAT İLİ 2008 YILI HAYVAN SAYILARI  İLÇE ADI BflyBkba» Küçükbaş  Merkez 25.160 36.500  Almus 10.854 13.838  Artova 6.493 9.173  Başçiftlik . 1.580 4.100  Erbaa _ 36.200  Niksar 14.557 31.067  Pazar 8.000 5.715  Reşadiye 7.311 27.706  Sulusaray 5.200 1.865  Turhal 28.812 21.171  Yeşilyurt 5.315 3.160  Zile 24.890 23.640  Toplam _147.453 214.135  Kaynak: TUİK  Tokat ili 2009 Yılında Ödenen Hayvancılık Destekleri(TL)  Yem Bitkileri 5.791.764  Süt Desteği 771.290  Arıcılık Desteği 31.329  Su Ürünleri Desteği 416.865  Islah Amaçlı Küçükbaş Yetiştirici Birlikleri Desteği 788.696  Büyükbaş Hayvan Desteği 1.090.592  Buzağı (Eski yıllardan kalan) 470.492  Suni Toh.ve Düve,Sağım Hijyeni (Eski yıl) 4.350  TOPLAM 9.365.378  - 3 3 7 - önerge Sahibi :Reşat DOĞRU  Tokat Milletvekili  Esas No :7/12856  TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  Esas No  Önerge Sahibi :Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  :7/12857  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Tarım ve Kırsal. Kalkınmayı Destekleme Kurumu  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı olan hizmet binasından, Turan Güneş Bulvarında bir yere  taşınmıştır. Bu bağlamda:  SORU 1- Kurumun taşınma işlemi ne zaman gerçekleşmiştir?  SORU 2- Kurumun taşınma nedenleri nelerdir?  SORU 3- Kurumun taşındığı yere aylık olarak ödediği kira miktarı ne kadardır? Birkaç yılın kira  bedeli olarak peşin ödeme yapılmış mıdır? Yapılmış ise bu bedel ne kadardır?  SORU 4- Kurumun taşınarak boşalttığı yer ne amaçla kullanılmaktadır? Eğer boş bırakılmış ise bu  süreç içinde neden boş bırakılmıştır? - SORU 5- Kurumun taşınarak boşalttığı yer boş ise ne amaçla kullanılması planlanmaktadır?  CEVAP 1-2-3-4-5- Kurum yeni binasına;  -önceki hizmet binasının artan personel ihtiyacını karşılamada yetersiz kalacağının belirlenmesi,  -Akreditasyon kriterlerinden olan müstakil ve kontrollü girişe sahip yerleşim düzeninin bulunmaması,  -önceki hizmet binalarının ayrı olması,  •Arşiv sistemi için yeterli ve uygun alanların bulunmaması,  -önceki yerleşkede toplantı salon sayısının yetersiz olması,  gibi sebeplerden dolayı 02 KASİM 2009 tarihinde taşınmıştır.  Kurumun aylık olarak ödediği kira brüt 95.000-TL. (Doksanbeşbin liradır) dir. Kira (üç) 3' er aylık  dönemler halinde ödenmektedir. (Uç) 3'er aylık ödemelerin haricinde peşin ödeme yapılmamıştır.  Ayrıca kira sözleşmesinde, kiralayanın 10 (on) yıl boyunca binanın tahliyesini talep edemeyeceğine  ancak kurumun tahliye talebinin ise tek taraflı olarak her zaman, herhangi bir tazminat ödemeksizin  mümkün olduğuna ilişkin hüküm yer almaktadır.  Söz konusu arazi "Türkiye Milli Botanik Bahçesi "olarak düzenlenmesi öngörülmüş olup, çalışmaları  devam etmektedir.  - 3 3 8 -
Sayfa 153 -
TBMM B: 75 18 . 3 . 2010  YAZILI SORU ÖNERGESİ  Esas No  Önerge Sahibi :Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  :7/12857  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Tarım ve Kırsal. Kalkınmayı Destekleme Kurumu  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı olan hizmet binasından, Turan Güneş Bulvarında bir yere  taşınmıştır. Bu bağlamda:  SORU 1- Kurumun taşınma işlemi ne zaman gerçekleşmiştir?  SORU 2- Kurumun taşınma nedenleri nelerdir?  SORU 3- Kurumun taşındığı yere aylık olarak ödediği kira miktarı ne kadardır? Birkaç yılın kira  bedeli olarak peşin ödeme yapılmış mıdır? Yapılmış ise bu bedel ne kadardır?  SORU 4- Kurumun taşınarak boşalttığı yer ne amaçla kullanılmaktadır? Eğer boş bırakılmış ise bu  süreç içinde neden boş bırakılmıştır? - SORU 5- Kurumun taşınarak boşalttığı yer boş ise ne amaçla kullanılması planlanmaktadır?  CEVAP 1-2-3-4-5- Kurum yeni binasına;  -önceki hizmet binasının artan personel ihtiyacını karşılamada yetersiz kalacağının belirlenmesi,  -Akreditasyon kriterlerinden olan müstakil ve kontrollü girişe sahip yerleşim düzeninin bulunmaması,  -önceki hizmet binalarının ayrı olması,  •Arşiv sistemi için yeterli ve uygun alanların bulunmaması,  -önceki yerleşkede toplantı salon sayısının yetersiz olması,  gibi sebeplerden dolayı 02 KASİM 2009 tarihinde taşınmıştır.  Kurumun aylık olarak ödediği kira brüt 95.000-TL. (Doksanbeşbin liradır) dir. Kira (üç) 3' er aylık  dönemler halinde ödenmektedir. (Uç) 3'er aylık ödemelerin haricinde peşin ödeme yapılmamıştır.  Ayrıca kira sözleşmesinde, kiralayanın 10 (on) yıl boyunca binanın tahliyesini talep edemeyeceğine  ancak kurumun tahliye talebinin ise tek taraflı olarak her zaman, herhangi bir tazminat ödemeksizin  mümkün olduğuna ilişkin hüküm yer almaktadır.  Söz konusu arazi "Türkiye Milli Botanik Bahçesi "olarak düzenlenmesi öngörülmüş olup, çalışmaları  devam etmektedir.  - 3 3 8 - T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 23 YASAMA YILI: 4  75 İNCİ BİRLEŞİM  18 MART 2010 PERŞEMBE  SAAT: 13.00  K I S I M L A R  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  S E Ç İ M  O Y L A M A S ı Y A P ı L A C A K I Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  6  G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T I R M A S I  Y A P ı L M A S ı N A D A I R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 S Ö Z L Ü S O R U L A R  8  K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R I Ş L E R  E G E M E N L İ K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M İ L L E T İ N D İ R
Sayfa 154 -
T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 23 YASAMA YILI: 4  75 İNCİ BİRLEŞİM  18 MART 2010 PERŞEMBE  SAAT: 13.00  K I S I M L A R  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  S E Ç İ M  O Y L A M A S ı Y A P ı L A C A K I Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  6  G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T I R M A S I  Y A P ı L M A S ı N A D A I R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 S Ö Z L Ü S O R U L A R  8  K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R I Ş L E R  E G E M E N L İ K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M İ L L E T İ N D İ R  DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye  bağladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin ba­ şında bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimle­ rin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631  ilâ 649 uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölü­ münün 20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bent­ leri ilâ 3 ve 4 üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölü­ münün Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3,4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil  olmak üzere 16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 473 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak  görüşülmesi; birinci bölümünün 1 ila 7 nci maddelerden, ikinci bölümünün 8 ila 18 inci maddeler­ den oluşması;  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 16.3.2010 tarihli 73 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci  bölüm ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kurulun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 23, 30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü sorulardan sonra  diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 24, 31 Mart 2010 Çarşamba günkü birleşim­ lerinde sözlü soruların görüşülmemesi,  Genel Kurulun; 23, 30 Mart