(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
D Ö N E M : 2 3 C İ L T : 6 4 Y A S A M A Y I L I : 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  77'nci Birleşim  24 Mart 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Sayfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 521  II. - GELEN KÂĞITLAR 523  III. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 525,530  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 525:528,530:532  1.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in, nevruz kutlamalarına ilişkin  gündem dışı konuşması 525:526  2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya'da yaşa­ nan don olayının yol açtığı zararlara ilişkin gündem dışı konuşması 526:528  3.- Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun'un, nevruz kutlamalarına ilişkin  gündem dışı konuşması 530:532  IV.- AÇIKLAMALAR 528  1.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz'ün, Malatya'da yaşanan don  olayının yol açtığı zararlara ilişkin açıklaması 528  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Malatya'da yaşanan don olayı­ nın yol açtığı zararlara ve Elâzığ'da meydana gelen deprem nedeniyle Tun­ celi'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de afet bölgesi kapsamına alınmasına  ilişkin açıklaması 528:529
Sayfa 2 -
D Ö N E M : 2 3 C İ L T : 6 4 Y A S A M A Y I L I : 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  77'nci Birleşim  24 Mart 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Sayfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 521  II. - GELEN KÂĞITLAR 523  III. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 525,530  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 525:528,530:532  1.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in, nevruz kutlamalarına ilişkin  gündem dışı konuşması 525:526  2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya'da yaşa­ nan don olayının yol açtığı zararlara ilişkin gündem dışı konuşması 526:528  3.- Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun'un, nevruz kutlamalarına ilişkin  gündem dışı konuşması 530:532  IV.- AÇIKLAMALAR 528  1.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz'ün, Malatya'da yaşanan don  olayının yol açtığı zararlara ilişkin açıklaması 528  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Malatya'da yaşanan don olayı­ nın yol açtığı zararlara ve Elâzığ'da meydana gelen deprem nedeniyle Tun­ celi'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de afet bölgesi kapsamına alınmasına  ilişkin açıklaması 528:529  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Savfa  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Malatya'da yaşanan don ola­ yının yol açtığı zararlara ilişkin açıklaması 529:530  4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kura Nehri'nin taşması nede­ niyle bazı köylerdeki toprak evlerin yıkıldığına ve Ardahan çiftçisinin hâlen  fiğ paralarını alamadığına ilişkin açıklaması 530  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, Malatya'da yaşanan don ola­ yının yol açtığı zararlara ve Elâzığ'da meydana gelen deprem nedeniyle Tun­ celi'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de afet bölgesi kapsamına alınması  gerektiğine ilişkin açıklaması 530  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 532  A) TEZKERELER 532:533  1.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının,  (2/633) esas numaralı Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi'nin, İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi uyarınca kendi komisyonla­ rında görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasına ilişkin tezkeresi (3/1129) 532:533  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 533:540  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, üniversite öğ­ rencilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/635) 533:534  2- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  güvenlik güçlerinin toplumsal gösterilerde kullandığı biber gazının insan  sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/636) 534:536  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  linç girişimi iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılma­ sına ilişkin önergesi (10/637) 536:538  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  devlet sırrı konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/638) 538:540  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 540,620  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 540:619,620:629  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 540  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 540  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 540  - 5 1 8 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Savfa  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Malatya'da yaşanan don ola­ yının yol açtığı zararlara ilişkin açıklaması 529:530  4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kura Nehri'nin taşması nede­ niyle bazı köylerdeki toprak evlerin yıkıldığına ve Ardahan çiftçisinin hâlen  fiğ paralarını alamadığına ilişkin açıklaması 530  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, Malatya'da yaşanan don ola­ yının yol açtığı zararlara ve Elâzığ'da meydana gelen deprem nedeniyle Tun­ celi'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de afet bölgesi kapsamına alınması  gerektiğine ilişkin açıklaması 530  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 532  A) TEZKERELER 532:533  1.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının,  (2/633) esas numaralı Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi'nin, İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi uyarınca kendi komisyonla­ rında görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasına ilişkin tezkeresi (3/1129) 532:533  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 533:540  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, üniversite öğ­ rencilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/635) 533:534  2- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  güvenlik güçlerinin toplumsal gösterilerde kullandığı biber gazının insan  sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/636) 534:536  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  linç girişimi iddialarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılma­ sına ilişkin önergesi (10/637) 536:538  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  devlet sırrı konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/638) 538:540  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 540,620  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 540:619,620:629  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 540  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 540  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 540  - 5 1 8 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010  Savfa  4.- Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Tasarısı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili  Mehmet Şandır ile Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun; Türk Dünyası İş­ birliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/805, 2/549) (S. Sayısı: 485) 540:602,620:629  5.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve  Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 603:619  VII.- OYLAMALAR 620  1.- Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Tasarısı ile Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve  Görevleri Hakkında Kanun Teklifı'nin oylaması 620:629  VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 630  1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Silifke'deki Devlet Hasta­ nesi ve sağlık ocaklarının ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11782) 630:634  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ' in , sağlık hizmetlerindeki  bazı çalışmalara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11846) 635:638  3.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, hasta haklan ihlal­ lerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11849) 639:642  4.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, yenilenen bir hastanedeki  kapasite kullanımına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11850) 643:647  5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, özürlü istihdamına ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11851) 648:650  6.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, doktorların özlük hak­ larına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11936) 651:655  7.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, istihdamın teşvikiyle il­ gili bir düzenleme kapsamında çalıştırılanlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12734) 655:657  8.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, çalışma müşavirlikleri ve  ataşeliklerindeki sözleşmeli personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12735) 658:663  9.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, Tekel işçilerinin geçici personel ola­ rak çalıştırılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/12736) 664:666  - 5 1 9 -
Sayfa 4 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010  Savfa  4.- Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Tasarısı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili  Mehmet Şandır ile Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun; Türk Dünyası İş­ birliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/805, 2/549) (S. Sayısı: 485) 540:602,620:629  5.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve  Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 603:619  VII.- OYLAMALAR 620  1.- Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Tasarısı ile Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve  Görevleri Hakkında Kanun Teklifı'nin oylaması 620:629  VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 630  1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Silifke'deki Devlet Hasta­ nesi ve sağlık ocaklarının ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11782) 630:634  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ' in , sağlık hizmetlerindeki  bazı çalışmalara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11846) 635:638  3.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, hasta haklan ihlal­ lerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11849) 639:642  4.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, yenilenen bir hastanedeki  kapasite kullanımına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11850) 643:647  5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, özürlü istihdamına ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11851) 648:650  6.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, doktorların özlük hak­ larına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11936) 651:655  7.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur'un, istihdamın teşvikiyle il­ gili bir düzenleme kapsamında çalıştırılanlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12734) 655:657  8.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, çalışma müşavirlikleri ve  ataşeliklerindeki sözleşmeli personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12735) 658:663  9.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, Tekel işçilerinin geçici personel ola­ rak çalıştırılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/12736) 664:666  - 5 1 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  Sayfa  10.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, müşteri şikayetleri hakem he­ yetine yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yar­ dımcısı Ali Babacan'ın cevabı (7/12739) 667:678  11.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, işsiz kalanların sağlık hiz­ metlerinden yararlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12829) 679:680  12.- Antalya Milletvekili Atila Emek'in, ilaç takip sistemine ilişkin so­ rusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı  (7/13022) 681:684  13.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, eczanelerin kullandığı  elektronik sistemdeki sorunlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güven­ lik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13023) 684:688  - 5 2 0 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  Sayfa  10.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, müşteri şikayetleri hakem he­ yetine yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yar­ dımcısı Ali Babacan'ın cevabı (7/12739) 667:678  11.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, işsiz kalanların sağlık hiz­ metlerinden yararlanmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12829) 679:680  12.- Antalya Milletvekili Atila Emek'in, ilaç takip sistemine ilişkin so­ rusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı  (7/13022) 681:684  13.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, eczanelerin kullandığı  elektronik sistemdeki sorunlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güven­ lik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13023) 684:688  - 5 2 0 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.05'te açılarak dört oturum yaptı.  Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın, 17-18 Mart 2010 tarihlerinde Malatya'da meydana gelen  don afetine ilişkin gündem dışı konuşması ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Şırnak  Milletvekili Hasip Kaplan, Niğde Milletvekili Mümin İnan ve Elâzığ Milletvekili Mehmet Necati  Çetinkaya'nın aynı konudaki açıklamalarına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap  verdi.  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, 21 Mart Nevruz Bayramı ve önemine,  Adana Milletvekili Yılmaz Tankut, Adana ve Türkiye'nin pek çok bölgesinde bulunan bazı ilçe  ve belde belediyelerinin sorunlarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu,  Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan,  17-18 Mart 2010 tarihlerinde Malatya'da,  Niğde Milletvekili Mümin İnan, Niğde'de,  Elâzığ Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya, Elâzığ'da,  Meydana gelen don afetine;  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman, 21 Mart Nevruz Bayramı'na;  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun (6/1612) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin  önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, işsizlik sorununun (10/631),  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 25 milletvekilinin, Mersin'deki tarım ürünleri  yetiştiricilerinin sorunlarının (10/632),  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 25 milletvekilinin, Mersin ilinde işsizlik ve yoksulluktaki  artışın (10/633),  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, işsizlik sorununun (10/634),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Bazı milletvekillerine, belirtilen sebep ve sürelerle izin ve Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Kuş'a  ödenek ve yolluklarının verilmesine ilişkin Başkanlık tezkereleri;  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  485, 486, 487, 479,477, 114, 306 ve 469 sıra sayılı kanun taşanlarının bu kısmın 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  ve 11 'inci sıralanna alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 485 ve 477  sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük'ün 91 'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine  ilişkin Danışma Kurulu önerisi yapılan görüşmelerden sonra;  Kabul edildi.  - 5 2 1 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.05'te açılarak dört oturum yaptı.  Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın, 17-18 Mart 2010 tarihlerinde Malatya'da meydana gelen  don afetine ilişkin gündem dışı konuşması ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Şırnak  Milletvekili Hasip Kaplan, Niğde Milletvekili Mümin İnan ve Elâzığ Milletvekili Mehmet Necati  Çetinkaya'nın aynı konudaki açıklamalarına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap  verdi.  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, 21 Mart Nevruz Bayramı ve önemine,  Adana Milletvekili Yılmaz Tankut, Adana ve Türkiye'nin pek çok bölgesinde bulunan bazı ilçe  ve belde belediyelerinin sorunlarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu,  Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan,  17-18 Mart 2010 tarihlerinde Malatya'da,  Niğde Milletvekili Mümin İnan, Niğde'de,  Elâzığ Milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya, Elâzığ'da,  Meydana gelen don afetine;  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman, 21 Mart Nevruz Bayramı'na;  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun (6/1612) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin  önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, işsizlik sorununun (10/631),  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 25 milletvekilinin, Mersin'deki tarım ürünleri  yetiştiricilerinin sorunlarının (10/632),  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 25 milletvekilinin, Mersin ilinde işsizlik ve yoksulluktaki  artışın (10/633),  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, işsizlik sorununun (10/634),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Bazı milletvekillerine, belirtilen sebep ve sürelerle izin ve Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Kuş'a  ödenek ve yolluklarının verilmesine ilişkin Başkanlık tezkereleri;  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  485, 486, 487, 479,477, 114, 306 ve 469 sıra sayılı kanun taşanlarının bu kısmın 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  ve 11 'inci sıralanna alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 485 ve 477  sıra sayılı kanun tasarılarının İç Tüzük'ün 91 'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine  ilişkin Danışma Kurulu önerisi yapılan görüşmelerden sonra;  Kabul edildi.  - 5 2 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  477 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın temel kanun olarak görüşülmesinin İç Tüzük'ün 90 ve 91 'inci  maddelerine aykırı olması nedeniyle Danışma Kurulu önerisinden çıkarılması gerektiğine ilişkin  Oturum Başkanının tutumu hakkında açılan usul tartışması sonucunda, Oturum Başkanı, tutumunda  bir değişiklik olmadığını açıkladı.  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi'nin, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifı'nin (2/499) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan  gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  1 'inci sırasında bulunan (6/885),  5'inci (6/1005),  6'ncı (6/1006),  7'nci (6/1017),  10'uncu (6/1039),  13'üncü (6/1047),  57'nci (6/1195),  59'uncu (6/1202),  61'inci " (6/1204),  62'nci " " (6/1205),  68'inci " (6/1223),  89'uncu " (6/1279),  93'üncü " (6/1284),  120'nci (6/1326),  131'inci (6/1348),  144'üncü " (6/1369),  195'inci (6/1452),  196'ncı (6/1453),  197'nci (6/1454),  239'uncu " (6/1516),  300'üncü " (6/1591),  307'nci (6/1600),  327'nci (6/1623),  363'üncü " (6/1667),  366'ncı (6/1670),  378'inci (6/1685),  408'inci (6/1720),  409'uncu " " (6/1721),  410'uncu " (6/1722),  439'uncu " (6/1752),  471'inci (6/1784),  478'inci (6/1791),  526'ncı (6/1841),  527'nci " " (6/1842),  552'nci " " (6/1867),  570'inci (6/1885),  5 2 2 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  477 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın temel kanun olarak görüşülmesinin İç Tüzük'ün 90 ve 91 'inci  maddelerine aykırı olması nedeniyle Danışma Kurulu önerisinden çıkarılması gerektiğine ilişkin  Oturum Başkanının tutumu hakkında açılan usul tartışması sonucunda, Oturum Başkanı, tutumunda  bir değişiklik olmadığını açıkladı.  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi'nin, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifı'nin (2/499) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan  gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  1 'inci sırasında bulunan (6/885),  5'inci (6/1005),  6'ncı (6/1006),  7'nci (6/1017),  10'uncu (6/1039),  13'üncü (6/1047),  57'nci (6/1195),  59'uncu (6/1202),  61'inci " (6/1204),  62'nci " " (6/1205),  68'inci " (6/1223),  89'uncu " (6/1279),  93'üncü " (6/1284),  120'nci (6/1326),  131'inci (6/1348),  144'üncü " (6/1369),  195'inci (6/1452),  196'ncı (6/1453),  197'nci (6/1454),  239'uncu " (6/1516),  300'üncü " (6/1591),  307'nci (6/1600),  327'nci (6/1623),  363'üncü " (6/1667),  366'ncı (6/1670),  378'inci (6/1685),  408'inci (6/1720),  409'uncu " " (6/1721),  410'uncu " (6/1722),  439'uncu " (6/1752),  471'inci (6/1784),  478'inci (6/1791),  526'ncı (6/1841),  527'nci " " (6/1842),  552'nci " " (6/1867),  570'inci (6/1885),  5 2 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Esas numaralı sözlü sorulara Maliye Bakanı Mehmet Şimşek cevap verdi; soru sahiplerinden  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay da cevaplara karşı  görüşlerini açıkladı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasına alınan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve  Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin  Milletvekili Mehmet Şandır ile Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun; Türk Dünyası İşbirliği ve  Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu  Raporu'nun (1/805, 2/549) (S. Sayısı: 485) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.  24 Mart 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.13'te son verildi.  Sadık YAKUT  Başkan Vekili  Gülsen ORHAN Murat ÖZKAN  Van Giresun  Kâtip Üye Kâtip Üye  No.: 107  II.- GELEN KÂĞITLAR  24 Mart 2010 Çarşamba  Tasarı  1.- Kamu Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı (1/836) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma  ve Turizm; İçişleri; Plan ve Bütçe; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji,  Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Adalet Komisyonlanna) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.3.2010)  - 5 2 3 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Esas numaralı sözlü sorulara Maliye Bakanı Mehmet Şimşek cevap verdi; soru sahiplerinden  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay da cevaplara karşı  görüşlerini açıkladı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasına alınan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve  Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin  Milletvekili Mehmet Şandır ile Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun; Türk Dünyası İşbirliği ve  Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu  Raporu'nun (1/805, 2/549) (S. Sayısı: 485) tümü üzerinde bir süre görüşüldü.  24 Mart 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.13'te son verildi.  Sadık YAKUT  Başkan Vekili  Gülsen ORHAN Murat ÖZKAN  Van Giresun  Kâtip Üye Kâtip Üye  No.: 107  II.- GELEN KÂĞITLAR  24 Mart 2010 Çarşamba  Tasarı  1.- Kamu Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı (1/836) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma  ve Turizm; İçişleri; Plan ve Bütçe; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Sanayi, Ticaret, Enerji,  Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Adalet Komisyonlanna) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.3.2010)  - 5 2 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 Milletvekilinin, üniversite öğrencilerinin sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/635) (Başkanlığa  geliş tarihi: 17.02.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, güvenlik güçlerinin  toplumsal gösterilerde kullandığı biber gazının insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri  uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/636) (Başkanlığa geliş tarihi:  17.02.2010)  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, linç girişimi iddialarının  araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/637) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2010)  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, devlet sırrı konusunun  araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/638) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2010)  - 5 2 4 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 Milletvekilinin, üniversite öğrencilerinin sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/635) (Başkanlığa  geliş tarihi: 17.02.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, güvenlik güçlerinin  toplumsal gösterilerde kullandığı biber gazının insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri  uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/636) (Başkanlığa geliş tarihi:  17.02.2010)  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, linç girişimi iddialarının  araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/637) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2010)  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, devlet sırrı konusunun  araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/638) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.02.2010)  - 5 2 4 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  24 Mart 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van)  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, nevruz kutlamaları hakkında söz isteyen Siirt Milletvekili Osman Özçelik'e  aittir.  Buyurun Sayın Özçelik. (BDP sıralarından alkışlar)  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in, nevruz kutlamalarına ilişkin gündem dışı konuşması  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 21 Mart günü kutladığımız  özgürlük ve barış bayramı "nevroz" ile ilgili olarak gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  "Nevroz", efsanevi bir gün olarak yüzyıllardır Orta Doğu, Kafkas ve Orta Asya halkları ara­ sında kutlanan ve her bir halkın kendince özel bir anlam yüklediği bir gündür.  Kimi tarihçiler "Nevroz"u dört bin üç yüz elli yıl öncesine, Kürtlerin ataları olduğu kabul edi­ len Gutilere kadar götürmektedirler ama en yaygın efsane ve en yaygın kabul, Ninova'da Zalim Kral  Dehak'a karşı Demirci Kava'nın halka öncülük ederek, kırmızı-sarı-yeşil önlüğünü bayrak gibi kul­ lanarak, elindeki demirci balyozuyla Zalim Kral Dehak'ın sarayına yürüyerek halkın bir başkaldırı­ sını ifade etmektedir.  Söz konusu olay 21 Martta gerçekleştiği için bu güne farklı anlamlar da yüklenmektedir. 21 Mart  gece ile gündüzün eşit olduğu bir gündür. Ayrıca baharın başlangıcı, baharın gelişi olarak kabul edil­ mekte ve kimi zaman yeni bir yıl başlangıcı olarak da "nevroz" kabul edilmektedir.  Kürtler "nevroz"a "zulme karşı direniş" ve "özgürlük" gibi anlamlar yüklemişler ve buna uygun  biçimde "nevroz" kutlamaları yapılmıştır. "Nevroz" Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya halkları ta­ rafından kutlanmakla beraber hiçbir yerde Kürt coğrafyasındaki kadar coşkulu kutlanmamaktadır.  Osmanlı döneminde "nevroz" geleneksel ve folklorik biçimde kutlanmaktaydı ancak cumhuriyet dö­ neminde birkaç kez dışında "nevroz" kutlamalarına izin verilmedi ve "nevroz" yasaklandı. Ancak,  Kürtler, çok ağır bedellere karşın "nevroz" ateşini söndürmediler. Ne yazık ki özellikle Türkiye ve  Suriye'de "nevroz" kutlamalarına ağır saldırılarda bulunuldu, yüzlerce insan yaşamını yitirdi.  Memnuniyetle ifade edebiliriz ki son yıllarda izinli "nevroz" kutlamaları büyük bir coşku içinde  ve olaysız geçmektedir. İzin verilmeyen "nevroz" kutlamalarında halk sokaklara dökülmekte ve gü­ venlik kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaşılmakta idi, çatışma ve şiddet ortamına tanık olmaktay­ dık. İzinli kutlamalarda ve güvenlik güçlerinin dağıtma amaçlı müdahalesinin olmadığı kutlamalarda,  - 5 2 5 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  24 Mart 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van)  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, nevruz kutlamaları hakkında söz isteyen Siirt Milletvekili Osman Özçelik'e  aittir.  Buyurun Sayın Özçelik. (BDP sıralarından alkışlar)  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in, nevruz kutlamalarına ilişkin gündem dışı konuşması  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 21 Mart günü kutladığımız  özgürlük ve barış bayramı "nevroz" ile ilgili olarak gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  "Nevroz", efsanevi bir gün olarak yüzyıllardır Orta Doğu, Kafkas ve Orta Asya halkları ara­ sında kutlanan ve her bir halkın kendince özel bir anlam yüklediği bir gündür.  Kimi tarihçiler "Nevroz"u dört bin üç yüz elli yıl öncesine, Kürtlerin ataları olduğu kabul edi­ len Gutilere kadar götürmektedirler ama en yaygın efsane ve en yaygın kabul, Ninova'da Zalim Kral  Dehak'a karşı Demirci Kava'nın halka öncülük ederek, kırmızı-sarı-yeşil önlüğünü bayrak gibi kul­ lanarak, elindeki demirci balyozuyla Zalim Kral Dehak'ın sarayına yürüyerek halkın bir başkaldırı­ sını ifade etmektedir.  Söz konusu olay 21 Martta gerçekleştiği için bu güne farklı anlamlar da yüklenmektedir. 21 Mart  gece ile gündüzün eşit olduğu bir gündür. Ayrıca baharın başlangıcı, baharın gelişi olarak kabul edil­ mekte ve kimi zaman yeni bir yıl başlangıcı olarak da "nevroz" kabul edilmektedir.  Kürtler "nevroz"a "zulme karşı direniş" ve "özgürlük" gibi anlamlar yüklemişler ve buna uygun  biçimde "nevroz" kutlamaları yapılmıştır. "Nevroz" Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya halkları ta­ rafından kutlanmakla beraber hiçbir yerde Kürt coğrafyasındaki kadar coşkulu kutlanmamaktadır.  Osmanlı döneminde "nevroz" geleneksel ve folklorik biçimde kutlanmaktaydı ancak cumhuriyet dö­ neminde birkaç kez dışında "nevroz" kutlamalarına izin verilmedi ve "nevroz" yasaklandı. Ancak,  Kürtler, çok ağır bedellere karşın "nevroz" ateşini söndürmediler. Ne yazık ki özellikle Türkiye ve  Suriye'de "nevroz" kutlamalarına ağır saldırılarda bulunuldu, yüzlerce insan yaşamını yitirdi.  Memnuniyetle ifade edebiliriz ki son yıllarda izinli "nevroz" kutlamaları büyük bir coşku içinde  ve olaysız geçmektedir. İzin verilmeyen "nevroz" kutlamalarında halk sokaklara dökülmekte ve gü­ venlik kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaşılmakta idi, çatışma ve şiddet ortamına tanık olmaktay­ dık. İzinli kutlamalarda ve güvenlik güçlerinin dağıtma amaçlı müdahalesinin olmadığı kutlamalarda,  - 5 2 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 0 : 1  bu yıl olduğu gibi, tam bir bayram havası içinde "nevroz" gerçekleşmiştir. Bu yıl milyonlarca insan  "nevroz"u büyük bir coşku içinde kutlamış, güvenlik güçlerinin sağduyulu yaklaşımı nedeniyle tek  bir kişinin bile burnu kanamamış, polise, panzere taş atılmamıştır. Bu duyarlılığın sağlanmasında  Sayın İçişleri Bakanının önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz, katkısı olan herkese teşekkür ediyo­ ruz. "Nevroz" kutlamalarına katılımı ve coşkusu nedeniyle de "nevroz" kutlamalarına katılan halkı­ mıza da buradan teşekkürü bir borç biliyoruz.  Sayın milletvekilleri, 21 Mart aynı zamanda Birleşmiş Milletler tarafından 1966 yılında Dünya  Irkçılığa Karşı Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Türkiye 2002 yılında Her Türlü Irk  Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Sözleşme'yi imzalamıştır. Bu nedenle 21 Mart gününün  "Özgürlük ve Barış Bayramı" olarak kutlanması amacıyla bir yasa teklifi verdik. Bu teklifimizin bir  an önce Genel Kurul gündemine getirilmesinin toplumsal barışa hizmet edeceği inancındayız.  Sayın milletvekilleri, "nevroz" sözcüğünün de doğru yazılması ve orijinal dilinde olduğu gibi ya­ zılması gereği vardır. "Nevruz" veya "nevroz" gibi yazılımlar yanlıştır. Doğru yazılış bu şekildedir.  (Elindeki "NEWROZ" yazılı kağıdı Genel Kurula gösterdi.) "New" yeni demektir; "ruz", "roj"dan  gelmektedir, "gün" demektir; "yeni gün" demektir.  Kürtçe, Hint-Avrupa dil grubuna giren bir dildir ve bu gruptaki dil gruplarının tamamında "new"  veya "nu" sözcükleri yeniyi ifade etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) - Kravatı da "c" ile yazalım! "Cravat" yazalım!  BAŞKAN - Sayın Özçelik lütfen tamamlayınız.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  "Roj" da günü ifade etmektedir. Kürtçe bir kelime olması nedeniyle doğru yazılımının, orijinal di­ linde olduğu gibi yazılması gereğine inanıyoruz. "W" Türk alfabesinde yok diye çoğu zaman "newroz"  sözcüğü yasaklandı. Evet, zaten Türk alfabesinde olmayan bir harftir bu, Kürt alfabesinde vardır,  Latinceden alınmıştır; hem Türkçe hem Kürtçe alfabesi Latin harflerinden alınmıştır, ses uyumuna bağlı  olarak, ses biçimlerine bağımlı olarak harfler seçilmiştir. "W" sesi Kürtçedeki bir ses olduğu için böyle  yazılması gerekir. Bunun yasaklanması hiçbir şey ifade etmez. Yasaklarla bir yere varamayız.  Tekrar, ben, bütün halkımızın ve sizlerin "nevroz"unu kutluyorum, "nevroz" "..." ( x ) diyorum.  Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Gündem dışı ikinci söz Malatya'da yaşanan tabii afet ve don olayı hakkında söz isteyen Malatya  Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na aittir.  Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, Malatya 'da yaşanan don olayının yol  açtığı zararlara ilişkin gündem dışı konuşması  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım,  değerli arkadaşlarım; ülkemizin neresinde olursa olsun, hangi bölgesinde olursa olsun çocuklann ek­ meği hangi bölgede gidiyorsa ona sahip çıkmak hepimizin görevidir. Onun için bu konuda bir haf­ tadır duyarlılığınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. İnanın, hakikaten gördüğünüzde sizler de  çok üzülüp sizler de hakikaten yaşanan don olayından dolayı, insanların karşı karşıya kaldığı du­ rumdan çok çok üzüleceksiniz arkadaşlar.  Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan birtakım kelimeler ifade edildi.  - 5 2 6 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 0 : 1  bu yıl olduğu gibi, tam bir bayram havası içinde "nevroz" gerçekleşmiştir. Bu yıl milyonlarca insan  "nevroz"u büyük bir coşku içinde kutlamış, güvenlik güçlerinin sağduyulu yaklaşımı nedeniyle tek  bir kişinin bile burnu kanamamış, polise, panzere taş atılmamıştır. Bu duyarlılığın sağlanmasında  Sayın İçişleri Bakanının önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz, katkısı olan herkese teşekkür ediyo­ ruz. "Nevroz" kutlamalarına katılımı ve coşkusu nedeniyle de "nevroz" kutlamalarına katılan halkı­ mıza da buradan teşekkürü bir borç biliyoruz.  Sayın milletvekilleri, 21 Mart aynı zamanda Birleşmiş Milletler tarafından 1966 yılında Dünya  Irkçılığa Karşı Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Türkiye 2002 yılında Her Türlü Irk  Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Sözleşme'yi imzalamıştır. Bu nedenle 21 Mart gününün  "Özgürlük ve Barış Bayramı" olarak kutlanması amacıyla bir yasa teklifi verdik. Bu teklifimizin bir  an önce Genel Kurul gündemine getirilmesinin toplumsal barışa hizmet edeceği inancındayız.  Sayın milletvekilleri, "nevroz" sözcüğünün de doğru yazılması ve orijinal dilinde olduğu gibi ya­ zılması gereği vardır. "Nevruz" veya "nevroz" gibi yazılımlar yanlıştır. Doğru yazılış bu şekildedir.  (Elindeki "NEWROZ" yazılı kağıdı Genel Kurula gösterdi.) "New" yeni demektir; "ruz", "roj"dan  gelmektedir, "gün" demektir; "yeni gün" demektir.  Kürtçe, Hint-Avrupa dil grubuna giren bir dildir ve bu gruptaki dil gruplarının tamamında "new"  veya "nu" sözcükleri yeniyi ifade etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) - Kravatı da "c" ile yazalım! "Cravat" yazalım!  BAŞKAN - Sayın Özçelik lütfen tamamlayınız.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  "Roj" da günü ifade etmektedir. Kürtçe bir kelime olması nedeniyle doğru yazılımının, orijinal di­ linde olduğu gibi yazılması gereğine inanıyoruz. "W" Türk alfabesinde yok diye çoğu zaman "newroz"  sözcüğü yasaklandı. Evet, zaten Türk alfabesinde olmayan bir harftir bu, Kürt alfabesinde vardır,  Latinceden alınmıştır; hem Türkçe hem Kürtçe alfabesi Latin harflerinden alınmıştır, ses uyumuna bağlı  olarak, ses biçimlerine bağımlı olarak harfler seçilmiştir. "W" sesi Kürtçedeki bir ses olduğu için böyle  yazılması gerekir. Bunun yasaklanması hiçbir şey ifade etmez. Yasaklarla bir yere varamayız.  Tekrar, ben, bütün halkımızın ve sizlerin "nevroz"unu kutluyorum, "nevroz" "..." ( x ) diyorum.  Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Gündem dışı ikinci söz Malatya'da yaşanan tabii afet ve don olayı hakkında söz isteyen Malatya  Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na aittir.  Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, Malatya 'da yaşanan don olayının yol  açtığı zararlara ilişkin gündem dışı konuşması  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım,  değerli arkadaşlarım; ülkemizin neresinde olursa olsun, hangi bölgesinde olursa olsun çocuklann ek­ meği hangi bölgede gidiyorsa ona sahip çıkmak hepimizin görevidir. Onun için bu konuda bir haf­ tadır duyarlılığınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. İnanın, hakikaten gördüğünüzde sizler de  çok üzülüp sizler de hakikaten yaşanan don olayından dolayı, insanların karşı karşıya kaldığı du­ rumdan çok çok üzüleceksiniz arkadaşlar.  Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan birtakım kelimeler ifade edildi.  - 5 2 6 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 1  - 5 2 7 - Değerli arkadaşlarım, dün Sayın Bakan bahsetti "1.100 rakımın altındaki yerler hep dondu."  dedi. Doğrudur, Malatya 800 rakımdadır, 800 rakım ve kayısı üretim bölgelerimizin ağırlığı yani  yüzde 95 kayısımızı üreten rakım 1.100'ün altında olduğu için yüzde 95 oranında bir kayısımızı kay­ bettik ve burada yine dün Sayın Bakan sigorta yaptıranlar ve yaptırmayan...  Değerli arkadaşlarım, artık sigorta yaptıranın ve yaptırmayanın hiçbir farkı kalmadı çünkü  TARSİM, baştan beri söyledik, TARSÎM çiçek dönemini her nedense kapsam içine almıyor. Mutlaka  -dün Sayın Bakan bahsetti ama- dünyanın belli bölgelerinde belli risk oranları, belli fiyatlarla çiçek  dönemi de sigorta kapsamı içine alınabiliyor. Sayın Bakanın "Buna bir çözüm bulabiliriz, orta bir  nokta bulacağız." demesi bizi biraz ümitlendirdi. Diliyorum ki. . . Artık bu sene tüm kayısımız öldü,  sadece kayısımız değil, şu mevsimde çiçek açan her şeyimiz gitti yani çiftçimizin neyi varsa... Bu  mevsim Malatya'nın ılıman iklime geçiş sürecidir. Yaşanan don olaylarından çiftçimizin bir yıllık ek­ meği gitti arkadaşlar. Bu insanlar bir yıl ne yiyecek? Bu nedenle olayın üzerinde bu kadar hassas du­ ruyoruz. Bizde iki ürün, üç ürün yok, tek ürün var arkadaşlar yani ya kayısımız var ya kirazımız var  yani bir bahçede bir ürün oluyor. Yılda iki üç defa ürün veren meyvelerimiz yok bizim ve bu mev­ simdir genelde Malatya'daki arazinin, Malatya'daki sebze ve meyvelerin ağırlıklı yeşermesi ve çiçek  dönemini kapsadığı için ve bu mevsim hepsini kaybettik. Hakikaten çiftçimiz çok zor durumda.  Üzüntümüz şu: Bu çiftçimiz ne yiyecek bir yıl? Onun için sigorta kapsamı... Hepsi sigorta yaptırsa  dahi sigorta artık bize hiçbir şey vermiyor. Bundan sonra her gün don da olsa varsın olsun, çünkü bir  şeyimiz kalmadı arkadaşlar.  Ama yapılacak bir tek şey var arkadaşlar... Dün Sayın Bakan ifade etti, Hükümetin ilgili müs­ teşar yardımcısını ve bir heyeti Malatya'ya gönderdiğini ve hasar tespitleri yapılacağını belirtti, te­ şekkür ediyorum. Ancak, sigorta kapsamı ile sigorta kapsamında, poliçeye, olanlar, olmayanlar  ayrımını artık bir kaldırıp atmalıyız. Artık o poliçelerin hiçbir hükmü kalmadı. Çünkü çiçek dönemini  kapsamıyor arkadaşlar.  Yapılacak bir tek şey var: Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun bu kadar büyük bir alandaki bir  don olayı bir tabii afettir bu. 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası var arkadaşlar. Mutlaka bu Yasa'nın çalış­ tırılması lazım. Biz 2005 yılında da yine aynı buna benzer, yine yüzde 95 oranında ürünümüzü kaybet­ tiğimizde 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası çalıştırılıp yine çiftçinin önemli bir sorunu giderilmişti.  Bizim derdimiz, bizim sorunumuz, hasar tespitinin öncelikle yapılması. Tüm arkadaşlarımın,  Malatya'daki tüm milletvekili arkadaşlarımın hepsinin ortak tespitidir. Yani biz.. . Ekmeğin ve çoluk  çocuğun rızkının siyaseti olmaz arkadaşlar. Yani bunu hepimiz idrak etmeliyiz ve yine söylüyorum:  Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun aynı duyarlılıkta kalkıp, aynı duyarlılıkta bu sorunları ne­ rede olursa olsun ifade ederim. Çünkü mesele hepimizin meselesi. Bu nedenle ben geçen haftadan  beri... Belki geçen hafta söylediğimde sorun çok yeniydi, bazı arkadaşlanm bu kadar büyük bir olay  olduğunu bilmiyordu. Ama olay çok geniş bir alanda, hatta Elâzığ'ın Baskil ilçesi dâhil çok büyük  bir alanda bu olmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen tamamlayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  1.100 rakım doğru bir rakımdır. 1.100 rakımın üstünde kalanlar çiçek açmadığı için... Ama o  da kayısı üretiminin yüzde 10'u değildir. Yani 1.100 rakımın üstünde olan ağaçlar donmamıştır, doğ­ rudur ama rekoltenin yüzde 10'u donmamıştır.
Sayfa 12 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 1  - 5 2 7 - Değerli arkadaşlarım, dün Sayın Bakan bahsetti "1.100 rakımın altındaki yerler hep dondu."  dedi. Doğrudur, Malatya 800 rakımdadır, 800 rakım ve kayısı üretim bölgelerimizin ağırlığı yani  yüzde 95 kayısımızı üreten rakım 1.100'ün altında olduğu için yüzde 95 oranında bir kayısımızı kay­ bettik ve burada yine dün Sayın Bakan sigorta yaptıranlar ve yaptırmayan...  Değerli arkadaşlarım, artık sigorta yaptıranın ve yaptırmayanın hiçbir farkı kalmadı çünkü  TARSİM, baştan beri söyledik, TARSÎM çiçek dönemini her nedense kapsam içine almıyor. Mutlaka  -dün Sayın Bakan bahsetti ama- dünyanın belli bölgelerinde belli risk oranları, belli fiyatlarla çiçek  dönemi de sigorta kapsamı içine alınabiliyor. Sayın Bakanın "Buna bir çözüm bulabiliriz, orta bir  nokta bulacağız." demesi bizi biraz ümitlendirdi. Diliyorum ki. . . Artık bu sene tüm kayısımız öldü,  sadece kayısımız değil, şu mevsimde çiçek açan her şeyimiz gitti yani çiftçimizin neyi varsa... Bu  mevsim Malatya'nın ılıman iklime geçiş sürecidir. Yaşanan don olaylarından çiftçimizin bir yıllık ek­ meği gitti arkadaşlar. Bu insanlar bir yıl ne yiyecek? Bu nedenle olayın üzerinde bu kadar hassas du­ ruyoruz. Bizde iki ürün, üç ürün yok, tek ürün var arkadaşlar yani ya kayısımız var ya kirazımız var  yani bir bahçede bir ürün oluyor. Yılda iki üç defa ürün veren meyvelerimiz yok bizim ve bu mev­ simdir genelde Malatya'daki arazinin, Malatya'daki sebze ve meyvelerin ağırlıklı yeşermesi ve çiçek  dönemini kapsadığı için ve bu mevsim hepsini kaybettik. Hakikaten çiftçimiz çok zor durumda.  Üzüntümüz şu: Bu çiftçimiz ne yiyecek bir yıl? Onun için sigorta kapsamı... Hepsi sigorta yaptırsa  dahi sigorta artık bize hiçbir şey vermiyor. Bundan sonra her gün don da olsa varsın olsun, çünkü bir  şeyimiz kalmadı arkadaşlar.  Ama yapılacak bir tek şey var arkadaşlar... Dün Sayın Bakan ifade etti, Hükümetin ilgili müs­ teşar yardımcısını ve bir heyeti Malatya'ya gönderdiğini ve hasar tespitleri yapılacağını belirtti, te­ şekkür ediyorum. Ancak, sigorta kapsamı ile sigorta kapsamında, poliçeye, olanlar, olmayanlar  ayrımını artık bir kaldırıp atmalıyız. Artık o poliçelerin hiçbir hükmü kalmadı. Çünkü çiçek dönemini  kapsamıyor arkadaşlar.  Yapılacak bir tek şey var: Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun bu kadar büyük bir alandaki bir  don olayı bir tabii afettir bu. 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası var arkadaşlar. Mutlaka bu Yasa'nın çalış­ tırılması lazım. Biz 2005 yılında da yine aynı buna benzer, yine yüzde 95 oranında ürünümüzü kaybet­ tiğimizde 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası çalıştırılıp yine çiftçinin önemli bir sorunu giderilmişti.  Bizim derdimiz, bizim sorunumuz, hasar tespitinin öncelikle yapılması. Tüm arkadaşlarımın,  Malatya'daki tüm milletvekili arkadaşlarımın hepsinin ortak tespitidir. Yani biz.. . Ekmeğin ve çoluk  çocuğun rızkının siyaseti olmaz arkadaşlar. Yani bunu hepimiz idrak etmeliyiz ve yine söylüyorum:  Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun aynı duyarlılıkta kalkıp, aynı duyarlılıkta bu sorunları ne­ rede olursa olsun ifade ederim. Çünkü mesele hepimizin meselesi. Bu nedenle ben geçen haftadan  beri... Belki geçen hafta söylediğimde sorun çok yeniydi, bazı arkadaşlanm bu kadar büyük bir olay  olduğunu bilmiyordu. Ama olay çok geniş bir alanda, hatta Elâzığ'ın Baskil ilçesi dâhil çok büyük  bir alanda bu olmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen tamamlayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  1.100 rakım doğru bir rakımdır. 1.100 rakımın üstünde kalanlar çiçek açmadığı için... Ama o  da kayısı üretiminin yüzde 10'u değildir. Yani 1.100 rakımın üstünde olan ağaçlar donmamıştır, doğ­ rudur ama rekoltenin yüzde 10'u donmamıştır.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 2 8 - Bu nedenle konumuz çok ciddidir, tüm Malatya'nın sorunudur. Ben, bir kez daha Hükümete bu  konuda çiftçilerimizin, sadece çiftçimizin değil oradaki berberin, oradaki çaycının, Malatya'daki ter­ zinin, Malatya'daki benzincinin, herkesin ekmeği olduğu için bir kez daha bu konuyu dikkatlerine  sunuyor, yardım eden herkese şimdiden teşekkür etmek istiyorum.  Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.  Sayın Öz, söz talebiniz var, Malatya'daki olayla ilgili mi?  ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Evet.  BAŞKAN - Buyurun.  İç Tüzük'ün 60'ıncı maddesine göre kısa bir süre...  IV.- AÇIKLAMALAR  1.-Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz un, Malatya 'dayaşanan don olayının yol açtığı zararlara  ilişkin açıklaması  ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce Sayın Aslanoğ- lu'nun de belirttiği gibi, hakikaten "Mal canın yongasıdır." düsturundan baktığımızda, Malatya'nın  tek gelir kaynağı olan, Malatya'nın demeyelim aslında, Türkiye'nin millî ürünü olan... Çünkü dünya  kuru kayısı tüketiminin yüzde 80'ini Malatya'da yetiştirilen kayısılar karşılıyordu, ayrı bir özelliği  var. Bu sene ne yazık ki ağaçların erken çiçek açması dolayısıyla, sonra da meydana gelen don va­ sıtasıyla yüzde 80 hatta yüzde 90'a yakın bir oranda yanmış bulunmaktadır. Ne yazık ki çiçek dönemi  teminat kapsamında olmadığından, TARSİM aracılığıyla bir şey yapma imkânımız pek görünmü­ yor. Belki belirli noktalarda TARSİM'in ödeyeceği miktar çıkabilir. Bununla ilgili Sayın Bakanımız  ve Sayın Başbakanımız konuya hassasiyetle eğilmişlerdir. Bununla ilgili olarak Tarım Bakanlığı yet­ kilileri ve TARSİM yetkilileri bugün Malatya'da -az önce de görüştüm- tespitler yapmaya başla­ mışlardır. Burada yapılması gereken, aynen 2008'de kuraklık olduğunda, hububatla ilgili özellikle,  bir Bakanlar Kurulu kararı çıkarılarak zarar gören çiftçilerimizin sıkıntıları giderilmiştir. Ben inanı­ yorum ki Sayın Başbakanımızın talimatları doğrultusunda tespitler yapıldıktan sonra çiftçimizin bu  maruzatı giderilecektir. Buna sadece çiftçinin geliri olarak bakmamak lazım, ortada ortalama 50-55 bin  çiftçiyi kapsıyor ama Malatya'daki bütün kesim, tüm esnaf kesimi bundan etkilenmektedir. Dolayı­ sıyla bu mağduriyetin giderileceği konusunda Hükümetimize güvenimiz tamdır. Bu konuda siyasi  ayrım yapmaksınız bu konuyu sahiplenen tüm siyasi partilerin vekillerine de teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öz.  Sayın Genç, sizin talebiniz nedir?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben de depremle ilgili bir açıklama yapacağım.  BAŞKAN - Depremle ilgili öyle mi?  Buyurun Sayın Genç.  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Malatya 'dayaşanan don olayının yol açtığı zararlara  ve Elâzığ 'da meydana gelen deprem nedeniyle Tunceli 'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de afet böl­ gesi kapsamına alınmasına ilişkin açıklaması
Sayfa 13 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 2 8 - Bu nedenle konumuz çok ciddidir, tüm Malatya'nın sorunudur. Ben, bir kez daha Hükümete bu  konuda çiftçilerimizin, sadece çiftçimizin değil oradaki berberin, oradaki çaycının, Malatya'daki ter­ zinin, Malatya'daki benzincinin, herkesin ekmeği olduğu için bir kez daha bu konuyu dikkatlerine  sunuyor, yardım eden herkese şimdiden teşekkür etmek istiyorum.  Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.  Sayın Öz, söz talebiniz var, Malatya'daki olayla ilgili mi?  ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Evet.  BAŞKAN - Buyurun.  İç Tüzük'ün 60'ıncı maddesine göre kısa bir süre...  IV.- AÇIKLAMALAR  1.-Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz un, Malatya 'dayaşanan don olayının yol açtığı zararlara  ilişkin açıklaması  ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce Sayın Aslanoğ- lu'nun de belirttiği gibi, hakikaten "Mal canın yongasıdır." düsturundan baktığımızda, Malatya'nın  tek gelir kaynağı olan, Malatya'nın demeyelim aslında, Türkiye'nin millî ürünü olan... Çünkü dünya  kuru kayısı tüketiminin yüzde 80'ini Malatya'da yetiştirilen kayısılar karşılıyordu, ayrı bir özelliği  var. Bu sene ne yazık ki ağaçların erken çiçek açması dolayısıyla, sonra da meydana gelen don va­ sıtasıyla yüzde 80 hatta yüzde 90'a yakın bir oranda yanmış bulunmaktadır. Ne yazık ki çiçek dönemi  teminat kapsamında olmadığından, TARSİM aracılığıyla bir şey yapma imkânımız pek görünmü­ yor. Belki belirli noktalarda TARSİM'in ödeyeceği miktar çıkabilir. Bununla ilgili Sayın Bakanımız  ve Sayın Başbakanımız konuya hassasiyetle eğilmişlerdir. Bununla ilgili olarak Tarım Bakanlığı yet­ kilileri ve TARSİM yetkilileri bugün Malatya'da -az önce de görüştüm- tespitler yapmaya başla­ mışlardır. Burada yapılması gereken, aynen 2008'de kuraklık olduğunda, hububatla ilgili özellikle,  bir Bakanlar Kurulu kararı çıkarılarak zarar gören çiftçilerimizin sıkıntıları giderilmiştir. Ben inanı­ yorum ki Sayın Başbakanımızın talimatları doğrultusunda tespitler yapıldıktan sonra çiftçimizin bu  maruzatı giderilecektir. Buna sadece çiftçinin geliri olarak bakmamak lazım, ortada ortalama 50-55 bin  çiftçiyi kapsıyor ama Malatya'daki bütün kesim, tüm esnaf kesimi bundan etkilenmektedir. Dolayı­ sıyla bu mağduriyetin giderileceği konusunda Hükümetimize güvenimiz tamdır. Bu konuda siyasi  ayrım yapmaksınız bu konuyu sahiplenen tüm siyasi partilerin vekillerine de teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öz.  Sayın Genç, sizin talebiniz nedir?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben de depremle ilgili bir açıklama yapacağım.  BAŞKAN - Depremle ilgili öyle mi?  Buyurun Sayın Genç.  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Malatya 'dayaşanan don olayının yol açtığı zararlara  ve Elâzığ 'da meydana gelen deprem nedeniyle Tunceli 'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de afet böl­ gesi kapsamına alınmasına ilişkin açıklaması  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben de Malatya ve civarında don felaketi nedeniyle zarara uğrayan  çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum. Şu anda Hükümetten hiçbir temsilci Genel Kurulda yok ama  herhalde Hükümetin bu zararları karşılayacağına inanıyorum.  Efendim, 3-4 Martta Elâzığ'da bir deprem meydana geldi. Bu deprem üzerine ben de Tunceli'nin  Nazimiye, Mazgirt ve Pertek'in bazı köylerini gezdim, burada çok ciddi hasar var. Bu hasar nedeniyle  maalesef hiçbir Hükümet yetkilisi bu bölgeye gitmedi, Elâzığ'a gitti bütün herkes ama Tunceli'ye git­ medi. Burada çok zarara uğrayan vatandaşlarımız var. Ben Hükümetin bu bölgeyi de gezerek, orada  zarar tespiti yapmasını ve bölgede meydana gelen zarar nedeniyle özellikle Mazgirt, Nazimiye ve Per- tek'in belli kısımlarının afet bölgesine alınmasını ve afet bölgesine alınarak bu konuda, evleri ağır  hasara uğrayan, az hasara uğrayan vatandaşlara konut yapılması konusunda gerekli gayreti sarf et­ mesini diliyorum.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın Çalık, söz istediniz ama dün bu konuyla ilgili gündem dışı konuştunuz. Teşekkür ediyorum.  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Lütfen Sayın Çalık.  Sayın Öğüt, sizin talebiniz nedir efendim?  ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sel felaketi...  BAŞKAN - Sayın Öğüt, olağanüstü hâlle ilgili herhangi bir şey olduğu takdirde gündem dışı ko­ nuşmayla ilgili arkadaşlarıma söz verdim ama bunun daha da genişletilmesi söz konusu değil.  Sayın Şandır, sizin talebiniz var.  Buyurun.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yine, Malatya'da yaşanan don felaketiyle ilgili Milliyetçi  Hareket Partisi Grubu olarak...  BAŞKAN - Sayın Şandır, dün grup olarak ifade ettiniz. Dün tüm gruplara söz verdik Sayın Şandır.  Yani, sizin grubunuz da ifade etti düşüncelerini, her gruba söz verdik.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani eğer müsaade ederseniz konuşacağım yoksa konuşmam.  BAŞKAN - Buyurun Şandır.  Bir dakika süre veriyorum.  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Malatya 'da yaşanan don olayının yol açtığı zararlara  ilişkin açıklaması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim.  Gerçekten Malatya'da yaşanan Malatya kayısıcılarının, çiftçilerinin yaşadığı felaketi Milliyetçi  Hareket Partisi İl Teşkilatı olarak, Genel Merkezi olarak yakından takip ediyoruz. Bu konuda Hü­ kümetin gereken tedbirleri acilen, geciktirmeden almasını biz de talep ediyoruz. Ümit ediyoruz ki bir  daha ülkemiz bu türlü felaketleri yaşamaz, insanımız mağdur duruma düşmez. Hükümeti tekrar uya­ rıyoruz ve bu konuda gereken gayreti göstermesini beklediğimizi ifade ediyor, teşekkür ediyorum.  - 5 2 9 -
Sayfa 14 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben de Malatya ve civarında don felaketi nedeniyle zarara uğrayan  çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum. Şu anda Hükümetten hiçbir temsilci Genel Kurulda yok ama  herhalde Hükümetin bu zararları karşılayacağına inanıyorum.  Efendim, 3-4 Martta Elâzığ'da bir deprem meydana geldi. Bu deprem üzerine ben de Tunceli'nin  Nazimiye, Mazgirt ve Pertek'in bazı köylerini gezdim, burada çok ciddi hasar var. Bu hasar nedeniyle  maalesef hiçbir Hükümet yetkilisi bu bölgeye gitmedi, Elâzığ'a gitti bütün herkes ama Tunceli'ye git­ medi. Burada çok zarara uğrayan vatandaşlarımız var. Ben Hükümetin bu bölgeyi de gezerek, orada  zarar tespiti yapmasını ve bölgede meydana gelen zarar nedeniyle özellikle Mazgirt, Nazimiye ve Per- tek'in belli kısımlarının afet bölgesine alınmasını ve afet bölgesine alınarak bu konuda, evleri ağır  hasara uğrayan, az hasara uğrayan vatandaşlara konut yapılması konusunda gerekli gayreti sarf et­ mesini diliyorum.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın Çalık, söz istediniz ama dün bu konuyla ilgili gündem dışı konuştunuz. Teşekkür ediyorum.  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Lütfen Sayın Çalık.  Sayın Öğüt, sizin talebiniz nedir efendim?  ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sel felaketi...  BAŞKAN - Sayın Öğüt, olağanüstü hâlle ilgili herhangi bir şey olduğu takdirde gündem dışı ko­ nuşmayla ilgili arkadaşlarıma söz verdim ama bunun daha da genişletilmesi söz konusu değil.  Sayın Şandır, sizin talebiniz var.  Buyurun.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yine, Malatya'da yaşanan don felaketiyle ilgili Milliyetçi  Hareket Partisi Grubu olarak...  BAŞKAN - Sayın Şandır, dün grup olarak ifade ettiniz. Dün tüm gruplara söz verdik Sayın Şandır.  Yani, sizin grubunuz da ifade etti düşüncelerini, her gruba söz verdik.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani eğer müsaade ederseniz konuşacağım yoksa konuşmam.  BAŞKAN - Buyurun Şandır.  Bir dakika süre veriyorum.  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Malatya 'da yaşanan don olayının yol açtığı zararlara  ilişkin açıklaması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim.  Gerçekten Malatya'da yaşanan Malatya kayısıcılarının, çiftçilerinin yaşadığı felaketi Milliyetçi  Hareket Partisi İl Teşkilatı olarak, Genel Merkezi olarak yakından takip ediyoruz. Bu konuda Hü­ kümetin gereken tedbirleri acilen, geciktirmeden almasını biz de talep ediyoruz. Ümit ediyoruz ki bir  daha ülkemiz bu türlü felaketleri yaşamaz, insanımız mağdur duruma düşmez. Hükümeti tekrar uya­ rıyoruz ve bu konuda gereken gayreti göstermesini beklediğimizi ifade ediyor, teşekkür ediyorum.  - 5 2 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 3 0 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.  Sayın Öğüt, buyurun.  Bir dakika süre veriyorum.  4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kura Nehri 'nin taşması nedeniyle bazı köylerdeki  toprak evlerin yıkıldığına ve Ardahan çiftçisinin hâlen fiğ paralarını alamadığına ilişkin açıklaması  ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Efendim, çok teşekkür ederim.  Bizim Kura Nehri'mizde bir taşma oldu. Kura Nehri'nin dışında köylerde korkunç derecede bir  yıkılma oldu toprak evlerde.  Şu ana kadar Ardahan çiftçisi hâlen daha bitki paralarını alamadılar, diğer adıyla fiğ parasını ala­ madılar. Ben Hükümetten istirham ediyorum, bitki paralarının derhâl, acilen ödenmesi lazım, hay­ vancılıkla uğraşan çiftçilerimiz çok zor durumda. Bu konuda Hükümetten ben yardım talep ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öğüt.  Sayın Halis, siz buyurun.  5.- Tunceli Milletvekili Şer afettin Halis 'in, Malatya 'da yaşanan don olayının yol açtığı zarar­ lara ve Elâzığ 'da meydana gelen deprem nedeniyle Tunceli 'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de  afet bölgesi kapsamına alınması gerektiğine ilişkin açıklaması  ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Ben de Malatya halkının birinci derecede geçim kaynağı  olan kayısının don nedeniyle zarar görmesinden dolayı kendilerine geçmiş olsun dileklerimi sunu­ yorum partim adına ve bu konuda Hükümetin gerçekten o zarar ziyanın ödenmesi noktasında, gide­ rilmesi noktasında bir hassasiyet göstermesini diliyorum.  Ayrıca, Elâzığ'da 4 Martta, bilindiği gibi, bir deprem olmuş, üç köyde -51 insanın, daha sonra  Hükümet bunu 41'e düşürdü- 41 insanın ölümüne neden olan bir zayiat yaşanmıştı. Bu bölge tabii  Tunceli'ye sınırdaş olduğu için Tunceli'de de büyük oranda hasarlı binalar var ve büyük oranda da  risk taşıyan binalar var. Bu anlamda Tunceli'nin de bu risk alanı nedeniyle afet kapsamına alınma­ sını diliyorum ve bu konuda Hükümetin duyarlı olmasını temenni ediyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Halis.  Gündem dışı üçüncü konuşma nevruz kutlamaları hakkında söz isteyen Bingöl Milletvekili  Yusuf Coşkun'a aittir.  Buyurun Sayın Coşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  3.- Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun 'un, nevruz kutlamalarına ilişkin gündem dışı konuşması  YUSUF COŞKUN (Bingöl) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de nevruz kutlamalanyla  ilgili olarak gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, baharın gelişini müjdeleyen nevruz özellikle 1990'lı yıllardan sonra şiddet  ve çatışmaların egemen olduğu ve öyle anıldığı ve yine 21 Mart yaklaştıkça Güneydoğu başta olmak  üzere bütün ülkede gerginliğin tırmandığı ve bilindiği bir dönem olmuştu ancak demokratik açılım  sürecinde atılan adımlar nevruz kutlamalarına da yansıdı. Nevruz bu defa farklı kutlandı. Gece bari­ katlar kurulup gerçekten yollar kesilmedi, polisler taş yağmuruna tutulmadı, kamu binalarına ve ban­ kalara saldırılmadı, vatandaşın camı ve çerçevesi de indirilmedi.
Sayfa 15 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 3 0 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.  Sayın Öğüt, buyurun.  Bir dakika süre veriyorum.  4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kura Nehri 'nin taşması nedeniyle bazı köylerdeki  toprak evlerin yıkıldığına ve Ardahan çiftçisinin hâlen fiğ paralarını alamadığına ilişkin açıklaması  ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Efendim, çok teşekkür ederim.  Bizim Kura Nehri'mizde bir taşma oldu. Kura Nehri'nin dışında köylerde korkunç derecede bir  yıkılma oldu toprak evlerde.  Şu ana kadar Ardahan çiftçisi hâlen daha bitki paralarını alamadılar, diğer adıyla fiğ parasını ala­ madılar. Ben Hükümetten istirham ediyorum, bitki paralarının derhâl, acilen ödenmesi lazım, hay­ vancılıkla uğraşan çiftçilerimiz çok zor durumda. Bu konuda Hükümetten ben yardım talep ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öğüt.  Sayın Halis, siz buyurun.  5.- Tunceli Milletvekili Şer afettin Halis 'in, Malatya 'da yaşanan don olayının yol açtığı zarar­ lara ve Elâzığ 'da meydana gelen deprem nedeniyle Tunceli 'nin hasar gören ilçe ve köylerinin de  afet bölgesi kapsamına alınması gerektiğine ilişkin açıklaması  ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Ben de Malatya halkının birinci derecede geçim kaynağı  olan kayısının don nedeniyle zarar görmesinden dolayı kendilerine geçmiş olsun dileklerimi sunu­ yorum partim adına ve bu konuda Hükümetin gerçekten o zarar ziyanın ödenmesi noktasında, gide­ rilmesi noktasında bir hassasiyet göstermesini diliyorum.  Ayrıca, Elâzığ'da 4 Martta, bilindiği gibi, bir deprem olmuş, üç köyde -51 insanın, daha sonra  Hükümet bunu 41'e düşürdü- 41 insanın ölümüne neden olan bir zayiat yaşanmıştı. Bu bölge tabii  Tunceli'ye sınırdaş olduğu için Tunceli'de de büyük oranda hasarlı binalar var ve büyük oranda da  risk taşıyan binalar var. Bu anlamda Tunceli'nin de bu risk alanı nedeniyle afet kapsamına alınma­ sını diliyorum ve bu konuda Hükümetin duyarlı olmasını temenni ediyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Halis.  Gündem dışı üçüncü konuşma nevruz kutlamaları hakkında söz isteyen Bingöl Milletvekili  Yusuf Coşkun'a aittir.  Buyurun Sayın Coşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  3.- Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun 'un, nevruz kutlamalarına ilişkin gündem dışı konuşması  YUSUF COŞKUN (Bingöl) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de nevruz kutlamalanyla  ilgili olarak gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, baharın gelişini müjdeleyen nevruz özellikle 1990'lı yıllardan sonra şiddet  ve çatışmaların egemen olduğu ve öyle anıldığı ve yine 21 Mart yaklaştıkça Güneydoğu başta olmak  üzere bütün ülkede gerginliğin tırmandığı ve bilindiği bir dönem olmuştu ancak demokratik açılım  sürecinde atılan adımlar nevruz kutlamalarına da yansıdı. Nevruz bu defa farklı kutlandı. Gece bari­ katlar kurulup gerçekten yollar kesilmedi, polisler taş yağmuruna tutulmadı, kamu binalarına ve ban­ kalara saldırılmadı, vatandaşın camı ve çerçevesi de indirilmedi.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Nevruz, ilk defa, geçen pazar günü ülke genelinde huzur içinde ciddi bir asayiş sorunu yaşan­ madan coşku ve neşe içerisinde kutlandı. Bundan da ülke olarak büyük bir memnunluk duyduk. Hal­ kımıza ve güvenlik güçlerimize sağduyulu, hoşgörülü, anlayışlı tavırlarından dolayı şükranlarımızı  sunuyoruz. Umut ediyoruz ki, artık bundan sonra Türkiye tüm nevruzlarını bu şekilde hatta bundan  daha güzel, daha coşkulu, heyecanlı ve daha fazla birbirine kenetlenmiş şekilde kutlayacak ve baharı  da artık tek yürekle karşılayacağız. Bahar nasıl uyanışsa, yeniden dirilişse 2010 nevruzunun baharı­ nın da Türkiye için yeni bir diriliş, uyanış, başlangıç ve milat olmasını yürekten temenni ediyorum.  Değerli arkadaşlar, özellikle bazı illerdeki törenlerde ve konuşmalarda gerçekten maksadını aşan  ifadeler kullanıldığını, sloganlar atıldığını, pankart ve resimlerin açıldığını, gösterilerin yapıldığını  da üzüntüyle müşahede ettik.  Tabii, halkımız ve hiçbirimizin de bunu tasvip etmemiz, bunu doğru bulmamız mümkün değil­ dir. Gönül isterdi ki o meydanlarda, o kadar rengin temsil edildiği o meydanlarda, hepimizin ortak  değeri olan Türk Bayrağı'nın da olması ona çok daha ayrı bir güzellik katardı, ama öyle umut edi­ yorum ki bu Millî Birlik ve Kardeşlik Projemiz önümüzdeki yıllarda bunu da gerçekleştirecektir.  Ancak bu bir kısım yanlış söylem ve tavırlar Türkiye geneline hâkim olan bayram coşkusunu göl­ gelemeye, lekelemeye ve de karalamaya yetmedi.  Özellikle sorumluluk mevkisinde olanların bu 2010 nevruzundaki manzaraları iyi değerlendir­ melerini ve oradan gerekli mesajı çıkarmalarını ve yine üzerlerindeki vesayetten kurtularak, özel­ likle özgür ve demokratik siyaset zeminine doğru yol almalarını diliyoruz. Eğer bunu Türkiye olarak  başarabilirsek...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sen devlet güçlerinin nevruz...  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  YUSUF COŞKUN (Devamla) - .. .inanıyoruz ki o özlenen barışı çok daha Türkiye'nin geneline  de yansıtmış olacağız.  Tabii, şunu da görmek durumundayız...  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Geçen sene Van'da saldın oldu.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müsaade eder misiniz, lütfen.  YUSUF COŞKUN (Devamla) - Pazar günü ülke geneline hâkim olan nevruz heyecanı, Millî  Birlik ve Kardeşlik Projesi'nin en zor eşiği aşmakta olduğunun da güzel bir tezahürü oldu, Türkiye'nin  demokratik görünümüne de katkıda bulundu.  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Bu halkın mesajlarını dikkate almalısınız!  YUSUF COŞKUN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, artık biliyoruz ki nevruz bir bayramdır,  birçok halkın, birçok kadim milletin kutladığı bir bayramdır; bahan ve hayatı müjdeler; canlanma­ dır, neşedir, sıcaklıktır, umuttur ve sevgidir. Gün ve gece eşittir orada. İnsanların din, dil ve ırk ay­ rımı yapılmadan eşit olduğunun altının kalınca çizildiği gündür.  Ahmet Arifin "Dağlanna bahar gelmiş memleketimin." dizelerinin karşılığıdır.  Yine, Fevzi Halıcı'nın:  "İstanbul'da köprü üstü,  Herkesin bir işi vardır.  Uzaklarda, çok uzaklarda,  Şimdi Bingöl'de bahardır."  dizelerinin de karşılığıdır.  - 5 3 1 -
Sayfa 16 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Nevruz, ilk defa, geçen pazar günü ülke genelinde huzur içinde ciddi bir asayiş sorunu yaşan­ madan coşku ve neşe içerisinde kutlandı. Bundan da ülke olarak büyük bir memnunluk duyduk. Hal­ kımıza ve güvenlik güçlerimize sağduyulu, hoşgörülü, anlayışlı tavırlarından dolayı şükranlarımızı  sunuyoruz. Umut ediyoruz ki, artık bundan sonra Türkiye tüm nevruzlarını bu şekilde hatta bundan  daha güzel, daha coşkulu, heyecanlı ve daha fazla birbirine kenetlenmiş şekilde kutlayacak ve baharı  da artık tek yürekle karşılayacağız. Bahar nasıl uyanışsa, yeniden dirilişse 2010 nevruzunun baharı­ nın da Türkiye için yeni bir diriliş, uyanış, başlangıç ve milat olmasını yürekten temenni ediyorum.  Değerli arkadaşlar, özellikle bazı illerdeki törenlerde ve konuşmalarda gerçekten maksadını aşan  ifadeler kullanıldığını, sloganlar atıldığını, pankart ve resimlerin açıldığını, gösterilerin yapıldığını  da üzüntüyle müşahede ettik.  Tabii, halkımız ve hiçbirimizin de bunu tasvip etmemiz, bunu doğru bulmamız mümkün değil­ dir. Gönül isterdi ki o meydanlarda, o kadar rengin temsil edildiği o meydanlarda, hepimizin ortak  değeri olan Türk Bayrağı'nın da olması ona çok daha ayrı bir güzellik katardı, ama öyle umut edi­ yorum ki bu Millî Birlik ve Kardeşlik Projemiz önümüzdeki yıllarda bunu da gerçekleştirecektir.  Ancak bu bir kısım yanlış söylem ve tavırlar Türkiye geneline hâkim olan bayram coşkusunu göl­ gelemeye, lekelemeye ve de karalamaya yetmedi.  Özellikle sorumluluk mevkisinde olanların bu 2010 nevruzundaki manzaraları iyi değerlendir­ melerini ve oradan gerekli mesajı çıkarmalarını ve yine üzerlerindeki vesayetten kurtularak, özel­ likle özgür ve demokratik siyaset zeminine doğru yol almalarını diliyoruz. Eğer bunu Türkiye olarak  başarabilirsek...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sen devlet güçlerinin nevruz...  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  YUSUF COŞKUN (Devamla) - .. .inanıyoruz ki o özlenen barışı çok daha Türkiye'nin geneline  de yansıtmış olacağız.  Tabii, şunu da görmek durumundayız...  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Geçen sene Van'da saldın oldu.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müsaade eder misiniz, lütfen.  YUSUF COŞKUN (Devamla) - Pazar günü ülke geneline hâkim olan nevruz heyecanı, Millî  Birlik ve Kardeşlik Projesi'nin en zor eşiği aşmakta olduğunun da güzel bir tezahürü oldu, Türkiye'nin  demokratik görünümüne de katkıda bulundu.  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Bu halkın mesajlarını dikkate almalısınız!  YUSUF COŞKUN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, artık biliyoruz ki nevruz bir bayramdır,  birçok halkın, birçok kadim milletin kutladığı bir bayramdır; bahan ve hayatı müjdeler; canlanma­ dır, neşedir, sıcaklıktır, umuttur ve sevgidir. Gün ve gece eşittir orada. İnsanların din, dil ve ırk ay­ rımı yapılmadan eşit olduğunun altının kalınca çizildiği gündür.  Ahmet Arifin "Dağlanna bahar gelmiş memleketimin." dizelerinin karşılığıdır.  Yine, Fevzi Halıcı'nın:  "İstanbul'da köprü üstü,  Herkesin bir işi vardır.  Uzaklarda, çok uzaklarda,  Şimdi Bingöl'de bahardır."  dizelerinin de karşılığıdır.  - 5 3 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 3 2 - Uzun yıllara yayılmış ortak hatalarımız yüzünden bayram olmaktan çıkıp sembole dönüşmüş  olsa da gerçekten bayramdır nevruz. Artık biliyoruz, yılların korkularına dayalı olarak herkesin kendi  yaktığı ateşin üzerinden atlaması doğru olmamıştır. Artık şölen ateşine dönüştürdüğümüz aynı ate­ şin etrafında toplanmayı başarmamız ve yumurtaları birbirimizin kafasına atmak yerine tokuştur­ mayı öğrenmemiz gerekmektedir. Artık ayrımcılığın değil dayanışmanın ve birlikteliğin ön plana  çıkacağı gün olmalıdır nevruz ve artık meydanlarda devletin ve milletin birlikte coşku içinde kutla­ yacağı bir bayram olmalıdır nevruz. İnşallah demokratik açılım sürecimiz bunu gerçekleştirecektir.  Anadolu Mevlevilerimizin nevruzu kutladıkları şu duayla bitirmek istiyorum sözlerimi: "Ey  gece ve gündüzün tedbircisi..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  YUSUF COŞKUN (Devamla) - "Ey gözleri ve gönülleri başka hâle çeviren, ey kudret ve hâl­ leri değiştiren; hâlimizi en güzele çevir, hâlimizi en güzele çevir!"  En derin saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Coşkun.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi  uyarınca verilmiş bir tezkeresi vardır, okutuyorum:  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının, (2/633) esas numaralı  Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 'nin, İç Tüzük'ün 34 'üncü mad­ desi uyarınca kendi komisyonlarında görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasına ilişkin tez­ keresi (3/1129)  24/3/2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Başkanlığınızca, 2/633 esas numaralı "Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi" 15/03/2010 tarihinde esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar,  Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'na havale edilmiştir.  Söz konusu teklif, esas komisyon olarak Komisyonumuzun görev alanına girmektedir.  Bu nedenle; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'na havale  edilmiş bulunan "Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifı"nin, İçtüzü­ ğün 34 üncü maddesi uyarınca Komisyonumuzda görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasını  bilgilerinize saygılarımla arz ederim.  Nusret Bayraktar  İstanbul  Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm  Komisyonu Başkanı
Sayfa 17 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 3 2 - Uzun yıllara yayılmış ortak hatalarımız yüzünden bayram olmaktan çıkıp sembole dönüşmüş  olsa da gerçekten bayramdır nevruz. Artık biliyoruz, yılların korkularına dayalı olarak herkesin kendi  yaktığı ateşin üzerinden atlaması doğru olmamıştır. Artık şölen ateşine dönüştürdüğümüz aynı ate­ şin etrafında toplanmayı başarmamız ve yumurtaları birbirimizin kafasına atmak yerine tokuştur­ mayı öğrenmemiz gerekmektedir. Artık ayrımcılığın değil dayanışmanın ve birlikteliğin ön plana  çıkacağı gün olmalıdır nevruz ve artık meydanlarda devletin ve milletin birlikte coşku içinde kutla­ yacağı bir bayram olmalıdır nevruz. İnşallah demokratik açılım sürecimiz bunu gerçekleştirecektir.  Anadolu Mevlevilerimizin nevruzu kutladıkları şu duayla bitirmek istiyorum sözlerimi: "Ey  gece ve gündüzün tedbircisi..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  YUSUF COŞKUN (Devamla) - "Ey gözleri ve gönülleri başka hâle çeviren, ey kudret ve hâl­ leri değiştiren; hâlimizi en güzele çevir, hâlimizi en güzele çevir!"  En derin saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Coşkun.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi  uyarınca verilmiş bir tezkeresi vardır, okutuyorum:  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının, (2/633) esas numaralı  Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 'nin, İç Tüzük'ün 34 'üncü mad­ desi uyarınca kendi komisyonlarında görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasına ilişkin tez­ keresi (3/1129)  24/3/2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Başkanlığınızca, 2/633 esas numaralı "Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi" 15/03/2010 tarihinde esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar,  Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'na havale edilmiştir.  Söz konusu teklif, esas komisyon olarak Komisyonumuzun görev alanına girmektedir.  Bu nedenle; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'na havale  edilmiş bulunan "Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifı"nin, İçtüzü­ ğün 34 üncü maddesi uyarınca Komisyonumuzda görüşülmesinin temini için gereğinin yapılmasını  bilgilerinize saygılarımla arz ederim.  Nusret Bayraktar  İstanbul  Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm  Komisyonu Başkanı  T B M M B: 77 24 . 3 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, okunmuş bulunan tezkeredeki Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve  Turizm Komisyonunun talebi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyo­ nunca da uygun bulunduğundan, bu istem İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi uyarınca Başkanlığımızca  yerine getirilmiştir.  Bilgilerinize sunulmuştur.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  B) MECLÎS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, üniversite öğrencilerinin sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına iliş­ kin önergesi (10/635)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Üniversitelerde okuyan öğrencilerimizin sorunları ve alınması gereken tedbirler hususunda Ana­ yasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması yapılmasını arz ederiz.  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Alim Işık (Kütahya)  3) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  4) Recep Taner (Aydın)  5) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  6) Rıdvan Yalçın (Ordu)  7)KadirUral (Mersin)  8) Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın)  9) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  10) Mustafa Kalaycı (Konya)  11) Hasan Özdemir (Gaziantep)  12) Şenol Bal (İzmir)  13) Mehmet Şandır (Mersin)  14) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  15) Hasan Çalış (Karaman)  16) Hüseyin Yıldız (Antalya)  17) Erkan Akçay (Manisa)  18) Mümin İnan (Niğde)  19) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  20) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  21) Süleyman Lâtif Yunusoğlu (Trabzon)  Gerekçe:  Vatandaşlarımızın liseden sonra meslek sahibi olmaları için güdülendiği/güdülendirildiği; yük­ sek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul gibi çe­ şitli bölümleri olan devlet ya da vakıf gibi çeşitleri olan kuruluşlara Üniversite diyoruz.  Ülkemizde 94 devlet, 45 Vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 139 adet Üniversite vardır. Bu  üniversitelerimizde yaklaşık 2 milyon 500 bin öğrencimiz eğitim görmektedir.  - 5 3 3 -
Sayfa 18 -
T B M M B: 77 24 . 3 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, okunmuş bulunan tezkeredeki Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve  Turizm Komisyonunun talebi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyo­ nunca da uygun bulunduğundan, bu istem İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi uyarınca Başkanlığımızca  yerine getirilmiştir.  Bilgilerinize sunulmuştur.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  B) MECLÎS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, üniversite öğrencilerinin sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına iliş­ kin önergesi (10/635)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Üniversitelerde okuyan öğrencilerimizin sorunları ve alınması gereken tedbirler hususunda Ana­ yasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması yapılmasını arz ederiz.  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Alim Işık (Kütahya)  3) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  4) Recep Taner (Aydın)  5) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  6) Rıdvan Yalçın (Ordu)  7)KadirUral (Mersin)  8) Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın)  9) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  10) Mustafa Kalaycı (Konya)  11) Hasan Özdemir (Gaziantep)  12) Şenol Bal (İzmir)  13) Mehmet Şandır (Mersin)  14) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  15) Hasan Çalış (Karaman)  16) Hüseyin Yıldız (Antalya)  17) Erkan Akçay (Manisa)  18) Mümin İnan (Niğde)  19) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  20) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  21) Süleyman Lâtif Yunusoğlu (Trabzon)  Gerekçe:  Vatandaşlarımızın liseden sonra meslek sahibi olmaları için güdülendiği/güdülendirildiği; yük­ sek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul gibi çe­ şitli bölümleri olan devlet ya da vakıf gibi çeşitleri olan kuruluşlara Üniversite diyoruz.  Ülkemizde 94 devlet, 45 Vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 139 adet Üniversite vardır. Bu  üniversitelerimizde yaklaşık 2 milyon 500 bin öğrencimiz eğitim görmektedir.  - 5 3 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 0 : 1  2007 yılından itibaren tüm illerimize üniversiteler kurulmuş, böylece ülkemizde üniversitesi bu­ lunmayan ilimiz kalmamıştır. Ancak bu üniversiteler kampus, akademik personel ve bina yönünden  sıkıntılı olarak kurulmuştur.  Herkese yerinde üniversite söylemiyle başlayan, ancak tercihler ve eğitim kalitesi nedeniyle taş­ rada bulunan gençlerimiz bulundukları yerlerin dışına çıkmak zorunda kalmışlardır.  Bu zorunlu çıkış şüphesiz yükseköğrenim gören öğrencilerimizi sıkıntıya sokmuştur.  Gerek yeni açılan, gerekse hâlihazırda öğrenimine devam eden üniversitelerde geçmişten bugüne  kadar yaşanan bir yurt sorunu vardır. Öğrencileri Üniversite sınavını kazandıktan sonra daha büyük  bir engel beklemektedir. Bu da kalacak yer sorunudur. Büyükşehirlerde kendilerine yurt çıkmayan  gençlerimiz hiç bilmedikleri bu şehirlerde ya yüksek ücretlerle özel yurtlara kayıt yaptırmakta, ya da  sağlıksız ev koşullarında öğrenim görmek zorunda kalmaktadırlar. Aynı şekilde yurtlarda sağlık prob­ lemleri ile ilgili yetkili doktor ya da sağlık personeli bulunmamaktadır. Bu durum öğrenim maliyet­ lerini kat be kat artırmaktadır.  Öte yandan il merkezleri dışındaki fakülte ve yüksekokullarda, gerek eğitim binası, gerekse ba­ rınma yönünden büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Birçok üniversitemiz bünyesinde yeni bölümler  açılmış, ancak derslik olmadığı için eğitim öğretime başlanılamamıştır. Bazı yerlerde ise kurum ve  kuruluşlara ait yıllardır kullanılmayan binalar kiralanmış, zor şartlar altında eğitim yapılmaktadır.  Bu da eğitimin kalitesini düşürmektedir.  Özellikle küçük yerlerde yaşanan yurt sıkıntısı, öğrenciler için ucuz yerde pahalı eğitim sıkıntısını  yaşatmaktadır. Hiçbir özelliği bulunmayan tek odalı, kullanışsız mekânlar öğrencilere fahiş fiyatlarla ki­ ralanmaktadır. Yurtta kalan öğrenciler ise tek odalarda 7-8 kişi bir arada yaşamakta, ilk kez bir araya  gelen insanlar arasında huzursuzluk baş göstermektedir. Bunlara TV, İnternet ve kütüphane yetersiz­ likleri de eklenince öğrencilerimiz için yüksekokul okumak tam bir sıkıntıya sebep olmaktadır.  Konunun bir kez de Meclis tarafından araştırılması durumunda yükseköğrenim gören genç be­ yinlerimiz daha sağlıklı ve rahat ortamlarda eğitimlerine devam edebileceklerdir.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  2- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, güvenlik güçlerinin top­ lumsal gösterilerde kullandığı biber gazının insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gere­ ken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/636)  Güvenlik güçleri tarafından toplumsal gösterilerde yoğun ve sürekli bir şekilde kullanılan biber  gazının kullanım oranı, insan sağlığı üzerindeki bütün etkileri, bu kullanımlar sonucu ölümle sonuç­ lanan olayların yaşanıp yaşanmadığının tespit edilip gereken önlem ve tedbirlerin alınması için  Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  - 5 3 4 -
Sayfa 19 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 0 : 1  2007 yılından itibaren tüm illerimize üniversiteler kurulmuş, böylece ülkemizde üniversitesi bu­ lunmayan ilimiz kalmamıştır. Ancak bu üniversiteler kampus, akademik personel ve bina yönünden  sıkıntılı olarak kurulmuştur.  Herkese yerinde üniversite söylemiyle başlayan, ancak tercihler ve eğitim kalitesi nedeniyle taş­ rada bulunan gençlerimiz bulundukları yerlerin dışına çıkmak zorunda kalmışlardır.  Bu zorunlu çıkış şüphesiz yükseköğrenim gören öğrencilerimizi sıkıntıya sokmuştur.  Gerek yeni açılan, gerekse hâlihazırda öğrenimine devam eden üniversitelerde geçmişten bugüne  kadar yaşanan bir yurt sorunu vardır. Öğrencileri Üniversite sınavını kazandıktan sonra daha büyük  bir engel beklemektedir. Bu da kalacak yer sorunudur. Büyükşehirlerde kendilerine yurt çıkmayan  gençlerimiz hiç bilmedikleri bu şehirlerde ya yüksek ücretlerle özel yurtlara kayıt yaptırmakta, ya da  sağlıksız ev koşullarında öğrenim görmek zorunda kalmaktadırlar. Aynı şekilde yurtlarda sağlık prob­ lemleri ile ilgili yetkili doktor ya da sağlık personeli bulunmamaktadır. Bu durum öğrenim maliyet­ lerini kat be kat artırmaktadır.  Öte yandan il merkezleri dışındaki fakülte ve yüksekokullarda, gerek eğitim binası, gerekse ba­ rınma yönünden büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Birçok üniversitemiz bünyesinde yeni bölümler  açılmış, ancak derslik olmadığı için eğitim öğretime başlanılamamıştır. Bazı yerlerde ise kurum ve  kuruluşlara ait yıllardır kullanılmayan binalar kiralanmış, zor şartlar altında eğitim yapılmaktadır.  Bu da eğitimin kalitesini düşürmektedir.  Özellikle küçük yerlerde yaşanan yurt sıkıntısı, öğrenciler için ucuz yerde pahalı eğitim sıkıntısını  yaşatmaktadır. Hiçbir özelliği bulunmayan tek odalı, kullanışsız mekânlar öğrencilere fahiş fiyatlarla ki­ ralanmaktadır. Yurtta kalan öğrenciler ise tek odalarda 7-8 kişi bir arada yaşamakta, ilk kez bir araya  gelen insanlar arasında huzursuzluk baş göstermektedir. Bunlara TV, İnternet ve kütüphane yetersiz­ likleri de eklenince öğrencilerimiz için yüksekokul okumak tam bir sıkıntıya sebep olmaktadır.  Konunun bir kez de Meclis tarafından araştırılması durumunda yükseköğrenim gören genç be­ yinlerimiz daha sağlıklı ve rahat ortamlarda eğitimlerine devam edebileceklerdir.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  2- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, güvenlik güçlerinin top­ lumsal gösterilerde kullandığı biber gazının insan sağlığına etkilerinin araştırılarak alınması gere­ ken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/636)  Güvenlik güçleri tarafından toplumsal gösterilerde yoğun ve sürekli bir şekilde kullanılan biber  gazının kullanım oranı, insan sağlığı üzerindeki bütün etkileri, bu kullanımlar sonucu ölümle sonuç­ lanan olayların yaşanıp yaşanmadığının tespit edilip gereken önlem ve tedbirlerin alınması için  Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  - 5 3 4 - T B M M B : 7 7 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  Dünyada toplumsal olayları kontrol amaçlı olarak kullanılan biber gazı (göz yaşartıcı gaz), ge­ çici rahatsız edici etkileri nedeni ile güvenlik güçlerince yaygın olarak kullanılmaktadır.  Bugün pek çok ülkede bu kimyasallar, güvenlik güçleri tarafından "toplumun güvenliğini sağ­ lamak" gibi "meşru" olduğu iddia edilen gerekçelerle, geniş toplum kesimleri üzerinde kullanılmak­ tadır. Ancak bu kimyasalların insan sağlığı üzerine etkilerinin neler olduğu araştırmaların yetersizliği  nedeni ile kesin olarak bilinmemektedir.  Toplumsal gösterilerde kullanılan bu kimyasal silahların, etkileri kısa süreli ve geçici olduğu  düşünülse de, uzun dönem de insan sağlığı için riskler taşıdığı ve insan yaşamını tehdit edici boyut­ lara ulaşabileceğini tıp doktorları ve ilgili sağlık örgütleri dile getirmektedirler. Biber gazının; göz­ lerde yanma, aşın yaşarma, burun ve boğazda yanma, deride kızarıklık gibi geçici rahatsızlık verici  etkilerinin yanı sıra, gazlara daha yoğun ve uzun süre maruz kalanlarda solunum yollan ve akciğer­ lerde hasar ve öksürük, sindirim kanalında tahrişe bağlı kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi, kan ba­ sıncında düşme gibi durumlann görülebileceği tıp doktorlan tarafından da belirtilmektedir. Uzmanlar  çocuklar, yaşlılar, astım, kronik bronşit, hipertansiyon, kalp yetmezliği olan kişilerde risklerin daha  yüksek olabileceğini savunmaktadırlar.  Dünyadaki birçok örneğin yanı sıra ülkemizde de biber gazının kontrolsüz kullanımının örnek­ leri basına ve kamuoyuna yansımıştır;  İstanbul Taksim'de gerçekleştirilen IMF protestolan sırasında, İshak Kalvo isimli bir vatandaşın  kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi biber gazından olabileceği iddialarını gündeme getirmişti.  Son olarak Tekel işçilerine sıkılan biber gazı sonucunda birçok işçi gazdan olumsuz şekilde et­ kilenmiştir.  Toplumsal gösterilerde kullanılan biber gazı, insan haklan açısından da doğru bir uygulama ol­ madığı düşünülmektedir. Güvenlik güçleri tarafından, herhangi bir gösteriye müdahale etmek üzere  biber gazı kullanıldığında; çevrede bulunan vatandaşlar da gazdan ciddi oranda etkilenmektedir. Bu  durum, Türkiye'de biber gazı kullanımında ciddi bir orantısızlığın olduğunun da açık göstergesidir.  - 5 3 5 - 8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özcelik (Siirt)  15)ÖzdalÜçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:
Sayfa 20 -
T B M M B : 7 7 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  Dünyada toplumsal olayları kontrol amaçlı olarak kullanılan biber gazı (göz yaşartıcı gaz), ge­ çici rahatsız edici etkileri nedeni ile güvenlik güçlerince yaygın olarak kullanılmaktadır.  Bugün pek çok ülkede bu kimyasallar, güvenlik güçleri tarafından "toplumun güvenliğini sağ­ lamak" gibi "meşru" olduğu iddia edilen gerekçelerle, geniş toplum kesimleri üzerinde kullanılmak­ tadır. Ancak bu kimyasalların insan sağlığı üzerine etkilerinin neler olduğu araştırmaların yetersizliği  nedeni ile kesin olarak bilinmemektedir.  Toplumsal gösterilerde kullanılan bu kimyasal silahların, etkileri kısa süreli ve geçici olduğu  düşünülse de, uzun dönem de insan sağlığı için riskler taşıdığı ve insan yaşamını tehdit edici boyut­ lara ulaşabileceğini tıp doktorları ve ilgili sağlık örgütleri dile getirmektedirler. Biber gazının; göz­ lerde yanma, aşın yaşarma, burun ve boğazda yanma, deride kızarıklık gibi geçici rahatsızlık verici  etkilerinin yanı sıra, gazlara daha yoğun ve uzun süre maruz kalanlarda solunum yollan ve akciğer­ lerde hasar ve öksürük, sindirim kanalında tahrişe bağlı kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi, kan ba­ sıncında düşme gibi durumlann görülebileceği tıp doktorlan tarafından da belirtilmektedir. Uzmanlar  çocuklar, yaşlılar, astım, kronik bronşit, hipertansiyon, kalp yetmezliği olan kişilerde risklerin daha  yüksek olabileceğini savunmaktadırlar.  Dünyadaki birçok örneğin yanı sıra ülkemizde de biber gazının kontrolsüz kullanımının örnek­ leri basına ve kamuoyuna yansımıştır;  İstanbul Taksim'de gerçekleştirilen IMF protestolan sırasında, İshak Kalvo isimli bir vatandaşın  kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi biber gazından olabileceği iddialarını gündeme getirmişti.  Son olarak Tekel işçilerine sıkılan biber gazı sonucunda birçok işçi gazdan olumsuz şekilde et­ kilenmiştir.  Toplumsal gösterilerde kullanılan biber gazı, insan haklan açısından da doğru bir uygulama ol­ madığı düşünülmektedir. Güvenlik güçleri tarafından, herhangi bir gösteriye müdahale etmek üzere  biber gazı kullanıldığında; çevrede bulunan vatandaşlar da gazdan ciddi oranda etkilenmektedir. Bu  durum, Türkiye'de biber gazı kullanımında ciddi bir orantısızlığın olduğunun da açık göstergesidir.  - 5 3 5 - 8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özcelik (Siirt)  15)ÖzdalÜçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Bu kimyasal gazların zararları sadece bilimsel çalışmalar ile değil, "Avrupa İşkencenin ve Kötü  Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT)" raporları ile de sabittir. Hollanda'ya 2007 yılında gerçek­ leştirilen ziyaretin ardından biber gazının potansiyel olarak tehlikeli bir madde olduğu ve kapalı alan­ larda kullanılmaması gerektiği, açık havada kullanılması konusunda da CPT'nin çekinceleri olduğu,  açık havada kullanıldığı takdirde istisnai olarak kullanılması ve bu durumda kişilerin korunmasına  yönelik güvencelerin (örneğin biber gazına maruz kalan kişilerin derhal sağlık muayenesinden geçi­ rilmesi ve bu kişilere antidote (panzehir) sağlanması vs. gibi) kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.  Etkileri tam olarak bilinmeyen, maruz kalan kişilerde ciddi sağlık sorunları ve hatta ölümlere yol  açtığı iddia edilen bu kimyasalların kullanılmasının kesin olarak yasaklanması gerektiği düşünül­ mektedir. Biber gazlarının sorumsuzca kullanımı insanlık için büyük bir tehdit olmakta ve kullanı­ mına karşı etkin tavır alınması gerekmektedir.  Biber gazının uzun süreli etkilerini ve kontrolsüz kullanımını gösteren çok sayıda olay birlikte  değerlendirildiğinde, bu kimyasal bileşiklerin "toplumun güvenliği"ni sağlamaktan çok toplum sağ­ lığını tehdit ettiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle, 1969'da seksen ülkenin imzaladığı Cenova Söz­ leşmesi ile savaşta kullanımı yasaklanan maddeler arasına alınan bu "kimyasal silahın" kullanımına  karşı tedbirlerin alınması ve insan sağlığı üzerindeki bütün etkilerinin araştırılması gerekmektedir.  Kimyasal silah hâline gelen bu gazın güvenlik güçleri tarafından toplumsal gösterilerde kullanım  oranı, biber gazının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve bu kullanımlar sonucu ölümle sonuçlanan  olayların yaşanıp yaşanmadığının tespit edilip gereken önlem ve tedbirlerin alınması için bir araştırma  komisyonu kurulmalıdır.  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, linç girişimi iddialarının  araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/637)  Son yıllarda artış gösteren ve kişi güvenliğini tehdit eden linç olaylarının ortaya çıkış biçimle­ rinin, yetkili makamların linç girişimlerinin gerçekleşmesindeki sorumluluklarının ve hukuk devleti  açısından oluşturduğu tehlikenin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105' inci  Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  8) Hasip Kaplan  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  (Şırnak)  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  (Muş)  - 5 3 6 -
Sayfa 21 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Bu kimyasal gazların zararları sadece bilimsel çalışmalar ile değil, "Avrupa İşkencenin ve Kötü  Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT)" raporları ile de sabittir. Hollanda'ya 2007 yılında gerçek­ leştirilen ziyaretin ardından biber gazının potansiyel olarak tehlikeli bir madde olduğu ve kapalı alan­ larda kullanılmaması gerektiği, açık havada kullanılması konusunda da CPT'nin çekinceleri olduğu,  açık havada kullanıldığı takdirde istisnai olarak kullanılması ve bu durumda kişilerin korunmasına  yönelik güvencelerin (örneğin biber gazına maruz kalan kişilerin derhal sağlık muayenesinden geçi­ rilmesi ve bu kişilere antidote (panzehir) sağlanması vs. gibi) kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.  Etkileri tam olarak bilinmeyen, maruz kalan kişilerde ciddi sağlık sorunları ve hatta ölümlere yol  açtığı iddia edilen bu kimyasalların kullanılmasının kesin olarak yasaklanması gerektiği düşünül­ mektedir. Biber gazlarının sorumsuzca kullanımı insanlık için büyük bir tehdit olmakta ve kullanı­ mına karşı etkin tavır alınması gerekmektedir.  Biber gazının uzun süreli etkilerini ve kontrolsüz kullanımını gösteren çok sayıda olay birlikte  değerlendirildiğinde, bu kimyasal bileşiklerin "toplumun güvenliği"ni sağlamaktan çok toplum sağ­ lığını tehdit ettiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle, 1969'da seksen ülkenin imzaladığı Cenova Söz­ leşmesi ile savaşta kullanımı yasaklanan maddeler arasına alınan bu "kimyasal silahın" kullanımına  karşı tedbirlerin alınması ve insan sağlığı üzerindeki bütün etkilerinin araştırılması gerekmektedir.  Kimyasal silah hâline gelen bu gazın güvenlik güçleri tarafından toplumsal gösterilerde kullanım  oranı, biber gazının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve bu kullanımlar sonucu ölümle sonuçlanan  olayların yaşanıp yaşanmadığının tespit edilip gereken önlem ve tedbirlerin alınması için bir araştırma  komisyonu kurulmalıdır.  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, linç girişimi iddialarının  araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/637)  Son yıllarda artış gösteren ve kişi güvenliğini tehdit eden linç olaylarının ortaya çıkış biçimle­ rinin, yetkili makamların linç girişimlerinin gerçekleşmesindeki sorumluluklarının ve hukuk devleti  açısından oluşturduğu tehlikenin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105' inci  Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  1) Selahattin Demirtaş  2) Gültan Kışanak  3) Ayla Akat Ata  4) Bengi Yıldız  5) Akın Birdal  6) Emine Ayna  7) Fatma Kurtulan  8) Hasip Kaplan  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  (Diyarbakır)  (Diyarbakır)  (Batman)  (Batman)  (Diyarbakır)  (Mardin)  (Van)  (Şırnak)  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  (Muş)  - 5 3 6 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 O: 1  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Uruk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Sımak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Son yıllarda ülkemizde demokratik eylem ve etkinlikler ile örgütlenme özgürlüğüne yönelik  gerçekleştirilen linç girişimleri "linç kültürünü" tartışılır bir olgu haline getirmiştir. Toplumun farklı  kesimlerince yapılan tartışmalarda linç, problem çözme, problemi anlama ve hoşgörünün azaldığı  noktada, sorun olarak nitelenen şeyin yok edilmesine yönelik ilkel bir toplumsal davranış modeli  olarak tanımlanmaktadır. Linç ve oluşturduğu kültür, kendi doğasında hukuksuzluğu, şiddeti, iktidarı,  denetimi ve farklı olanı tehdit olarak görme anlayışını barındırmaktadır. Bu nedenle linç olayları de­ mokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü önünde ciddi engeller  teşkil etmektedir. Oysaki toplumun muhalif kesimlerinin sesini duyurabilmesinin bir aracı olan de­ mokratik eylem ve etkinlikler, demokratik toplumlarda siyasal ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez un­ surları olarak kabul edilmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile doğrudan bağlantılı olan demokratik  eylem ve etkinlikler gerek uluslararası belgelerle gerekse de yasalarımızca tanınmış bir haktır. Ana­ yasanın yirmi beşinci ve yirmi altıncı maddeleri ile düşünce ve kanaat hürriyetine vurgu yapılmakta  ve herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir, denilmektedir. Ve her ne  amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatleri sebebi ile kınanamayacağı, suçlanamayacağı  açıkça belirtilmektedir.  Ülkemizde geçmişten beri var olan linç kültürünün, bugünde farklı tezahürlerinin yaşanması ve  giderek yaygınlık kazanması kaygılan arttırmaktadır. Nitekim; 6-7 Eylül olaylarının 50. yıldönü­ münde açılan bir fotoğraf sergisi ile TESEV raporunun açıklanması için düzenlenen bir toplantının  basılması, 6 Nisan 2005'te Trabzon'da bildiri dağıtmak isteyen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Da­ yanışma Derneği (TAYAD) üyelerine yönelik linç girişimi, 6 Eylül 2005'te Gemlik'te yapılması plan­ lanan mitinge katılmak için yola çıkan kitleye yönelik Bozüyük'te yapılan linç girişimi, 21 Mayıs  2006'da İzmir Kemalpaşa'da Kürt vatandaşlara yönelik saldırılar, 20 Temmuz 2006'da Kırklareli Kı- yıköy'de kamp yapan Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri Federasyonu üyelerine polis saldırısı  ardından gerçekleştirilen linç girişimi, 27 Nisan 2008'de Sakarya'da düzenlenen 'Banş ve Kardeşlik  Şöleni'ne yönelik saldırı, 22 Kasım 2009'da İzmir'de Demokratik Topum Partisi'nin konvoyuna ya­ pılan saldın ve son olarak Manisa'nın Selendi İlçesi'nde Roman vatandaşlara yönelik linç girişimleri  açık birer örnek olarak önümüzde durmaktadır. İnsan haklan kuruluşlarının verilerine göre; sadece  2009 yılında linç girişimleri sonucunda 4 kişinin yaşamını yitirdiği, 43 kişinin ise yaralandığı, 13 ki­ şinin memleketlerine geri dönme kararı almak zorunda kaldığı, 42 ev ve işyerinin hasar gördüğü  belirtilmektedir.  - 5 3 7 -
Sayfa 22 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 O: 1  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Uruk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Sımak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Son yıllarda ülkemizde demokratik eylem ve etkinlikler ile örgütlenme özgürlüğüne yönelik  gerçekleştirilen linç girişimleri "linç kültürünü" tartışılır bir olgu haline getirmiştir. Toplumun farklı  kesimlerince yapılan tartışmalarda linç, problem çözme, problemi anlama ve hoşgörünün azaldığı  noktada, sorun olarak nitelenen şeyin yok edilmesine yönelik ilkel bir toplumsal davranış modeli  olarak tanımlanmaktadır. Linç ve oluşturduğu kültür, kendi doğasında hukuksuzluğu, şiddeti, iktidarı,  denetimi ve farklı olanı tehdit olarak görme anlayışını barındırmaktadır. Bu nedenle linç olayları de­ mokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü önünde ciddi engeller  teşkil etmektedir. Oysaki toplumun muhalif kesimlerinin sesini duyurabilmesinin bir aracı olan de­ mokratik eylem ve etkinlikler, demokratik toplumlarda siyasal ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez un­ surları olarak kabul edilmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile doğrudan bağlantılı olan demokratik  eylem ve etkinlikler gerek uluslararası belgelerle gerekse de yasalarımızca tanınmış bir haktır. Ana­ yasanın yirmi beşinci ve yirmi altıncı maddeleri ile düşünce ve kanaat hürriyetine vurgu yapılmakta  ve herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir, denilmektedir. Ve her ne  amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatleri sebebi ile kınanamayacağı, suçlanamayacağı  açıkça belirtilmektedir.  Ülkemizde geçmişten beri var olan linç kültürünün, bugünde farklı tezahürlerinin yaşanması ve  giderek yaygınlık kazanması kaygılan arttırmaktadır. Nitekim; 6-7 Eylül olaylarının 50. yıldönü­ münde açılan bir fotoğraf sergisi ile TESEV raporunun açıklanması için düzenlenen bir toplantının  basılması, 6 Nisan 2005'te Trabzon'da bildiri dağıtmak isteyen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Da­ yanışma Derneği (TAYAD) üyelerine yönelik linç girişimi, 6 Eylül 2005'te Gemlik'te yapılması plan­ lanan mitinge katılmak için yola çıkan kitleye yönelik Bozüyük'te yapılan linç girişimi, 21 Mayıs  2006'da İzmir Kemalpaşa'da Kürt vatandaşlara yönelik saldırılar, 20 Temmuz 2006'da Kırklareli Kı- yıköy'de kamp yapan Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri Federasyonu üyelerine polis saldırısı  ardından gerçekleştirilen linç girişimi, 27 Nisan 2008'de Sakarya'da düzenlenen 'Banş ve Kardeşlik  Şöleni'ne yönelik saldırı, 22 Kasım 2009'da İzmir'de Demokratik Topum Partisi'nin konvoyuna ya­ pılan saldın ve son olarak Manisa'nın Selendi İlçesi'nde Roman vatandaşlara yönelik linç girişimleri  açık birer örnek olarak önümüzde durmaktadır. İnsan haklan kuruluşlarının verilerine göre; sadece  2009 yılında linç girişimleri sonucunda 4 kişinin yaşamını yitirdiği, 43 kişinin ise yaralandığı, 13 ki­ şinin memleketlerine geri dönme kararı almak zorunda kaldığı, 42 ev ve işyerinin hasar gördüğü  belirtilmektedir.  - 5 3 7 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Ülkenin temel sorunlarını demokratik yöntemlerle çözme yollarının kapatıldığı, farklı olana  karşı tahammülsüzlüğün arttığı dönemlerde linç, farklı kesimler üzerinde bir sindirme aracı olarak  kullanılmaktadır. Sürekli ve sistematik bir şekilde geliştirilen bu politikanın, yetkili makamlar tara­ fından "masum tepkiler" olarak yansıtılması, bu durumun bir insan haklan ve demokrasi sorunu ol­ duğunun da göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Yine linç girişimlerine karşı etkin bir müdahale ve  yargısal bir soruşturmanın yapılmaması vatandaşlar açısından kişi güvenliğini tehdit eden önemli bir  sorun olarak önümüzde durmaktadır.  Son yıllarda sıkça yaşanmaya başlayan ve kişi güvenliğini tehdit eden boyutlara ulaşan linç  olaylannın ortaya çıkış biçimlerinin, yetkili makamlann linç girişimlerinin gerçekleşmesindeki so­ rumluluklarının ve hukuk devleti açısından oluşturduğu tehlikenin araştırılması amacıyla Anaya- sa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105' inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, devlet sırrı konusunun  araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/638)  Gerek hukuksal metinlerde, gerekse de siyasi alanda uzun zamandır sık sık gündeme gelen "dev­ let sırn" kavramının ne olup olmadığı, nelerin devlet sun olarak kabul edilebileceğinin araştınlması;  bu konuda gerekli çalışmaların yapılması için Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci mad­ deleri uyarınca bir Meclis araştırması için gereğini dilerim. 17.02.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1)5  2 ) (  3 ) /  4 ) 1  5)7  6 )1  7 )1  8 )1  9 )1  10)  11)  12)  13)  14)  15)  16)  17)  18)  19)  20)  Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  Gültan Kışanak (Diyarbakır)  Ayla Akat Ata (Batman)  Bengi Yıldız (Batman)  Akın Birdal (Diyarbakır)  Emine Ayna (Mardin)  Fatma Kurtulan (Van)  Hasip Kaplan (Sımak)  Hamit Geylani (Hakkâri)  İbrahim Binici (Şanlıurfa)  ) M. Nuri Yaman (Muş)  ) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  ) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  ) Osman Özçelik (Siirt)  ) Özdal Üçer (Van)  Pervin Buldan (İğdır)  Sebahat Tuncel (İstanbul)  Sevahir Bayındır (Şırnak)  Sırn Sakık (Muş)   Şerafettin Halis (Tunceli)  - 5 3 8 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Ülkenin temel sorunlarını demokratik yöntemlerle çözme yollarının kapatıldığı, farklı olana  karşı tahammülsüzlüğün arttığı dönemlerde linç, farklı kesimler üzerinde bir sindirme aracı olarak  kullanılmaktadır. Sürekli ve sistematik bir şekilde geliştirilen bu politikanın, yetkili makamlar tara­ fından "masum tepkiler" olarak yansıtılması, bu durumun bir insan haklan ve demokrasi sorunu ol­ duğunun da göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Yine linç girişimlerine karşı etkin bir müdahale ve  yargısal bir soruşturmanın yapılmaması vatandaşlar açısından kişi güvenliğini tehdit eden önemli bir  sorun olarak önümüzde durmaktadır.  Son yıllarda sıkça yaşanmaya başlayan ve kişi güvenliğini tehdit eden boyutlara ulaşan linç  olaylannın ortaya çıkış biçimlerinin, yetkili makamlann linç girişimlerinin gerçekleşmesindeki so­ rumluluklarının ve hukuk devleti açısından oluşturduğu tehlikenin araştırılması amacıyla Anaya- sa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105' inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, devlet sırrı konusunun  araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/638)  Gerek hukuksal metinlerde, gerekse de siyasi alanda uzun zamandır sık sık gündeme gelen "dev­ let sırn" kavramının ne olup olmadığı, nelerin devlet sun olarak kabul edilebileceğinin araştınlması;  bu konuda gerekli çalışmaların yapılması için Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci mad­ deleri uyarınca bir Meclis araştırması için gereğini dilerim. 17.02.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1)5  2 ) (  3 ) /  4 ) 1  5)7  6 )1  7 )1  8 )1  9 )1  10)  11)  12)  13)  14)  15)  16)  17)  18)  19)  20)  Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  Gültan Kışanak (Diyarbakır)  Ayla Akat Ata (Batman)  Bengi Yıldız (Batman)  Akın Birdal (Diyarbakır)  Emine Ayna (Mardin)  Fatma Kurtulan (Van)  Hasip Kaplan (Sımak)  Hamit Geylani (Hakkâri)  İbrahim Binici (Şanlıurfa)  ) M. Nuri Yaman (Muş)  ) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  ) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  ) Osman Özçelik (Siirt)  ) Özdal Üçer (Van)  Pervin Buldan (İğdır)  Sebahat Tuncel (İstanbul)  Sevahir Bayındır (Şırnak)  Sırn Sakık (Muş)   Şerafettin Halis (Tunceli)  - 5 3 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  Gerekçe  Uzun zamandan beri siyasi gündemimizde yer eden Ergenekon soruşturmaları, darbe girişimle­ rinin araştırılması/soruşturulması, Genelkurmay Başkanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Dairesindeki  kozmik odanın aranması gibi olaylar demokratik bir ülke olma yolunda önemli çabalar gibi görül­ mektedir. Gerçek anlamda demokratik bir ülke olmanın gereği olarak katliamların, faili meçhul ci­ nayetlerin, siyasi cinayetlerin, devletin kimi resmi/yarı resmi organlarınca, kurumlarınca  gerçekleştirilmiş hukuk dışı işlemlerin, demokrasi dışı girişimlerin ortaya çıkarılması ve bunlarla  yüzleşilmesi toplumun büyük bir bölümünce istenmektedir.  Ancak bunlarla istek ve girişimler çoğu zaman "devlet sırrı" kavramına çarpmakta ve bu kav­ ramla engellenmektedir.  Oysa demokrasilerde şeffaf ve açık bir yönetimin iki temel unsuru vardır:  Birincisi, toplumun ve tek tek kişilerin bilgilenme ve gerçekleri öğrenme hakkı, ikincisi ise dev­ letin kamu kurum ve kuruluşlarının yaptıklarına, işlediklerine ilişkin sır alanının sınırlandırılmasıdır.  Aynı zamanda bunların yasal güvencelerinin sağlanması gerekmektedir.  Devlet sırrı kavramı hukuksal metinlerde sadece Ceza Muhakemesi Yasasının 47. maddesinde  tanımlanmıştır.  Buna göre, "açıklanması, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar  verebilecek; anayasal düzene ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikte bilgiler devlet sırrı  sayılır". (Madde 47)  Ancak bu gün ki uygulamada pek çok hukuk dışı uygulamalar, darbe girişimleri ve yasal olarak  suç sayılabilecek kimi uygulamalar "devlet sırrı" denerek açıklanmamaktadır.  Suç olan bir şey aslında sır sayılamaz, sır olamaz...  Devlet sırrı nedir, neyin devlet sırrı olduğunu kim belirleyecektir? Gizli kalması gereken bilgi  ve belgeler nelerdir?  Bu soruların yanıtının demokratik hukuk devleti olma, insan haklarına dayalı bir yönetim oluş­ turma çabalarıyla koşut olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Devletin yurttaşına karşı işlediği suçların,  hukuk dışı uygulamaların hiçbir savunusu olamaz ve bu uygulamalar hiçbir şekilde "devlet sırrı"  kavramı ile açıklanamaz.  Devlet yönetimini hukuk dışı uygulamalardan arındırmanın, kimi kurumların bir suç örgütü ol­ masını önlemenin, yurttaşlarımızın korkusuzca daha demokratik bir ülkede barış içinde yaşamasını  önemsiyorsak devlet sırrının ne olup ne olmadığının belirlenmesi sınırlarının oldukça daraltılması ve  bir yasal çerçeveye bağlanması gerekmektedir.  Oysa bu gün bütün kamu kurumlan kendi kararlarıyla neyin "devlet sırrı" olup olmadığına karar  verebilmektedirler. Dolayısıyla "devlet sim" kavramı yasal bir tanımlama olmaktan daha çok kamu  otoritesinin bir tasarrufu olarak kullanılmaktadır. Ve ne yazık ki bu tasarruf hukuk dışı uygulamala­ rın, suç oluşturan işlerin korunması olarak işlemiştir.  Bu gün kamuoyu, Mehmet Ağar'ın "bin operasyonunu" merak etmektedir. Kozmik odadan aydın,  yazar ve gazetecilerin katledilmesiyle ilgili siyasi cinayetlere ilişkin belgelerin çıkıp çıkmadığını öğ­ renmek istemektedir. Botaşın Silopi'deki kuyulannı kimlerin doldurduğunu, Şemdinli'deki bombayı  bilmek istemektedir. Hrant Dink'in gerçek katillerinin ortaya çıkmasını istemekte ve beklemektedir.  - 5 3 9 -
Sayfa 24 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  Gerekçe  Uzun zamandan beri siyasi gündemimizde yer eden Ergenekon soruşturmaları, darbe girişimle­ rinin araştırılması/soruşturulması, Genelkurmay Başkanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Dairesindeki  kozmik odanın aranması gibi olaylar demokratik bir ülke olma yolunda önemli çabalar gibi görül­ mektedir. Gerçek anlamda demokratik bir ülke olmanın gereği olarak katliamların, faili meçhul ci­ nayetlerin, siyasi cinayetlerin, devletin kimi resmi/yarı resmi organlarınca, kurumlarınca  gerçekleştirilmiş hukuk dışı işlemlerin, demokrasi dışı girişimlerin ortaya çıkarılması ve bunlarla  yüzleşilmesi toplumun büyük bir bölümünce istenmektedir.  Ancak bunlarla istek ve girişimler çoğu zaman "devlet sırrı" kavramına çarpmakta ve bu kav­ ramla engellenmektedir.  Oysa demokrasilerde şeffaf ve açık bir yönetimin iki temel unsuru vardır:  Birincisi, toplumun ve tek tek kişilerin bilgilenme ve gerçekleri öğrenme hakkı, ikincisi ise dev­ letin kamu kurum ve kuruluşlarının yaptıklarına, işlediklerine ilişkin sır alanının sınırlandırılmasıdır.  Aynı zamanda bunların yasal güvencelerinin sağlanması gerekmektedir.  Devlet sırrı kavramı hukuksal metinlerde sadece Ceza Muhakemesi Yasasının 47. maddesinde  tanımlanmıştır.  Buna göre, "açıklanması, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar  verebilecek; anayasal düzene ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikte bilgiler devlet sırrı  sayılır". (Madde 47)  Ancak bu gün ki uygulamada pek çok hukuk dışı uygulamalar, darbe girişimleri ve yasal olarak  suç sayılabilecek kimi uygulamalar "devlet sırrı" denerek açıklanmamaktadır.  Suç olan bir şey aslında sır sayılamaz, sır olamaz...  Devlet sırrı nedir, neyin devlet sırrı olduğunu kim belirleyecektir? Gizli kalması gereken bilgi  ve belgeler nelerdir?  Bu soruların yanıtının demokratik hukuk devleti olma, insan haklarına dayalı bir yönetim oluş­ turma çabalarıyla koşut olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Devletin yurttaşına karşı işlediği suçların,  hukuk dışı uygulamaların hiçbir savunusu olamaz ve bu uygulamalar hiçbir şekilde "devlet sırrı"  kavramı ile açıklanamaz.  Devlet yönetimini hukuk dışı uygulamalardan arındırmanın, kimi kurumların bir suç örgütü ol­ masını önlemenin, yurttaşlarımızın korkusuzca daha demokratik bir ülkede barış içinde yaşamasını  önemsiyorsak devlet sırrının ne olup ne olmadığının belirlenmesi sınırlarının oldukça daraltılması ve  bir yasal çerçeveye bağlanması gerekmektedir.  Oysa bu gün bütün kamu kurumlan kendi kararlarıyla neyin "devlet sırrı" olup olmadığına karar  verebilmektedirler. Dolayısıyla "devlet sim" kavramı yasal bir tanımlama olmaktan daha çok kamu  otoritesinin bir tasarrufu olarak kullanılmaktadır. Ve ne yazık ki bu tasarruf hukuk dışı uygulamala­ rın, suç oluşturan işlerin korunması olarak işlemiştir.  Bu gün kamuoyu, Mehmet Ağar'ın "bin operasyonunu" merak etmektedir. Kozmik odadan aydın,  yazar ve gazetecilerin katledilmesiyle ilgili siyasi cinayetlere ilişkin belgelerin çıkıp çıkmadığını öğ­ renmek istemektedir. Botaşın Silopi'deki kuyulannı kimlerin doldurduğunu, Şemdinli'deki bombayı  bilmek istemektedir. Hrant Dink'in gerçek katillerinin ortaya çıkmasını istemekte ve beklemektedir.  - 5 3 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  (x) 485 S. Sayılı Basmayazı 23/03/2010 tarihli 76'ncı Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 5 4 0 - Bütün bunlar demokratik bir devlet yönetimi önünde duran engellerdir. Bunların "devlet sırrı"  olamayacağı açıktır. O nedenle devlet sırrı kavramının yasal çerçevesinin oluşturulması, ne olup ne  olmadığının belirlenmesi, böylelikle suç oluşturan uygulamaların bu kavram arkasına gizlenmesinin  önlenmesi için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurularak, araştırma yapılmasını dilerim.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Tek­ lifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  l 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  /.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleş­ mesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hü­ kümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışiş­ leri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Ta­ sarısı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile Tokat  Milletvekili Reşat Doğru'nun; Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yer­ den devam edeceğiz.  4.- Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile Tokat Milletvekili Reşat  Doğru 'nun; Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/805, 2/549) (S. Sayısı: 485) (x)
Sayfa 25 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  (x) 485 S. Sayılı Basmayazı 23/03/2010 tarihli 76'ncı Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 5 4 0 - Bütün bunlar demokratik bir devlet yönetimi önünde duran engellerdir. Bunların "devlet sırrı"  olamayacağı açıktır. O nedenle devlet sırrı kavramının yasal çerçevesinin oluşturulması, ne olup ne  olmadığının belirlenmesi, böylelikle suç oluşturan uygulamaların bu kavram arkasına gizlenmesinin  önlenmesi için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurularak, araştırma yapılmasını dilerim.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Tek­ lifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  l 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  /.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleş­ mesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hü­ kümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışiş­ leri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Ta­ sarısı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile Tokat  Milletvekili Reşat Doğru'nun; Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yer­ den devam edeceğiz.  4.- Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile Tokat Milletvekili Reşat  Doğru 'nun; Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/805, 2/549) (S. Sayısı: 485) (x)  TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.  Hükümet? Yerinde.  İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının tümü üzerindeki  gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.  Şimdi, şahıslar adına konuşmalar yapılacaktır.  Söz sırası Fazilet Dağcı Çığlık, Erzurum Milletvekili.  Buyurun Sayın Çığlık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  FAZİLET DAĞCI ÇIĞLIK (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yurtdışı Türkler  ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde  şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmama geçmeden önce hepinizi saygıyla selamlıyor,  böyle bir gündemle karşınızda olmaktan duyduğum mutluluğu sizlerle paylaşmak istiyorum.  Ben de bir yaşından 2007 yılına kadar yurt dışında yaşamış, oradaki insanlarla aynı kaderi pay­ laşmış biri olarak yurt dışındaki vatandaşlarımızın durumunu bu çatı altında gündeme getirmenin  önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Benim ailem de 1968 yılında Erzurum'dan İsviçre'ye  ekmek parasını kazanmak için göç etmiş ve hâlen orada yaşamaktadır. Yani gurbetin nasıl yaşandı­ ğını, gurbetin nasıl bir duygu olduğunu yaşayanlardanım. Siyah beyazlı fotoğraflardan hatırladığınız  ve Haydarpaşa Garı'ndan trene binen bir hazin duyguyu televizyon ekranından gören değil yaşayan  bir ailenin kızı olarak aranızdayım. O dönemlerin acı hatıralarına fotoğraflardan bakıp gözyaşı dök­ meyen çok az insan vardır. O yıllarda kısa bir süre sonra geriye dönüşü kendine hedef koyan ailem,  aradan geçen kırk seneye rağmen birçok vatandaşımız gibi hâlâ geriye dönememiştir. Ha bugün ha  yarın derken ailem ve tüm vatandaşlarımız gurbeti hayatlarının bir parçası hâline getirmişlerdir. Bu  hayat, gurbetteki bütün vatandaşlarımızın yakınları için, özellikle ana babalar için, gidip gelmelerin  zor olduğu, uçak seferlerinin az olduğu yıllarda gurbet tam anlamıyla yaşanıyordu. Birçok sıkıntılar  çekmemize rağmen güzel yönlerinin de olduğunu inkâr edemeyiz.  Artık, Avrupa'da dördüncü jenerasyon dönemi başlamıştır. İlk zamanlardaki göç, yeni nesillerle  nitelik değiştirmiştir. Bu da vatandaşlarımızın toplumsal yaşam içinde yavaş yavaş ağırlıklarını his­ settirmeye başlamasına sebep olmuştur, bu yaşam zenginliğiyle yaşadıkları ülkelere sadece emekle­ riyle değil kültürleriyle, dilleriyle, sosyal yaşantılarıyla da katkılar sağlamışlardır.  Değerli milletvekilleri, özellikle Avrupa'da yaşayan Türk toplumunun önemli bir bölümü genç­ lerden oluşmaktadır. Yaşadıkları ülkeleri tanıyan, bu ülkede yetişmiş, yaşadıkları ülkelerin dillerini  hakkıyla bilen, bu ülkelere bakışı ve geleceğe bakış açısı doğal olarak ilk kuşaktan çok farklıdır. Gü­ nümüzde, Avrupa'da, mesleki eğitim dâhil olmak üzere, üniversitede birçok Türk öğrencisi bulun­ maktadır. Sayıları devamlı artan vatandaşlarımızın arasında üniversite mezunları avukat, doktor,  mühendis, öğretmen, ekonomist ve işletmeci olarak çalışmaktadırlar.  Bu ülkede yaşayan Türkler arasında son zamanlarda mal ve mülk sahibi olma eğiliminin gittikçe  güçlendiği görülmektedir. Vatandaşlarımızın serbest mesleğe atılmaları 70'li yılların ortasında baş­ lamıştır. Son yirmi yıl içinde bugün kendi başına iş kuranların sayısında önemli artışlar kaydedil­ miştir. Vatandaşlarımızda belirgin bir şekilde gözlenen girişimcilik hem entegrasyona yardımcı  olmakta hem de istihdam ve ekonomik durumu yakından ilgilendirmektedir. Sadece bulundukları  ülkenin vatandaşlığına geçenlerin sayısı değil, vatandaşlar arasında sivil toplum örgütleri ve iş yer­ lerinin kurulması göçe farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu durum vatandaşların işçi statüsünden çık­ malarına yol açmış, yaşadıkları ülkeler için kalıcı planlar yapmaya başlamışlardır. O ülkelere giden  vatandaşlarımız âdeta Türkiye Cumhuriyeti'nin gönüllü elçileri olmuşlardır ancak bazen sorunlarını  iletecek makam bulamadıklarından şikâyet etmektedirler.  - 5 4 1 -
Sayfa 26 -
TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.  Hükümet? Yerinde.  İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının tümü üzerindeki  gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.  Şimdi, şahıslar adına konuşmalar yapılacaktır.  Söz sırası Fazilet Dağcı Çığlık, Erzurum Milletvekili.  Buyurun Sayın Çığlık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  FAZİLET DAĞCI ÇIĞLIK (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yurtdışı Türkler  ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde  şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmama geçmeden önce hepinizi saygıyla selamlıyor,  böyle bir gündemle karşınızda olmaktan duyduğum mutluluğu sizlerle paylaşmak istiyorum.  Ben de bir yaşından 2007 yılına kadar yurt dışında yaşamış, oradaki insanlarla aynı kaderi pay­ laşmış biri olarak yurt dışındaki vatandaşlarımızın durumunu bu çatı altında gündeme getirmenin  önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Benim ailem de 1968 yılında Erzurum'dan İsviçre'ye  ekmek parasını kazanmak için göç etmiş ve hâlen orada yaşamaktadır. Yani gurbetin nasıl yaşandı­ ğını, gurbetin nasıl bir duygu olduğunu yaşayanlardanım. Siyah beyazlı fotoğraflardan hatırladığınız  ve Haydarpaşa Garı'ndan trene binen bir hazin duyguyu televizyon ekranından gören değil yaşayan  bir ailenin kızı olarak aranızdayım. O dönemlerin acı hatıralarına fotoğraflardan bakıp gözyaşı dök­ meyen çok az insan vardır. O yıllarda kısa bir süre sonra geriye dönüşü kendine hedef koyan ailem,  aradan geçen kırk seneye rağmen birçok vatandaşımız gibi hâlâ geriye dönememiştir. Ha bugün ha  yarın derken ailem ve tüm vatandaşlarımız gurbeti hayatlarının bir parçası hâline getirmişlerdir. Bu  hayat, gurbetteki bütün vatandaşlarımızın yakınları için, özellikle ana babalar için, gidip gelmelerin  zor olduğu, uçak seferlerinin az olduğu yıllarda gurbet tam anlamıyla yaşanıyordu. Birçok sıkıntılar  çekmemize rağmen güzel yönlerinin de olduğunu inkâr edemeyiz.  Artık, Avrupa'da dördüncü jenerasyon dönemi başlamıştır. İlk zamanlardaki göç, yeni nesillerle  nitelik değiştirmiştir. Bu da vatandaşlarımızın toplumsal yaşam içinde yavaş yavaş ağırlıklarını his­ settirmeye başlamasına sebep olmuştur, bu yaşam zenginliğiyle yaşadıkları ülkelere sadece emekle­ riyle değil kültürleriyle, dilleriyle, sosyal yaşantılarıyla da katkılar sağlamışlardır.  Değerli milletvekilleri, özellikle Avrupa'da yaşayan Türk toplumunun önemli bir bölümü genç­ lerden oluşmaktadır. Yaşadıkları ülkeleri tanıyan, bu ülkede yetişmiş, yaşadıkları ülkelerin dillerini  hakkıyla bilen, bu ülkelere bakışı ve geleceğe bakış açısı doğal olarak ilk kuşaktan çok farklıdır. Gü­ nümüzde, Avrupa'da, mesleki eğitim dâhil olmak üzere, üniversitede birçok Türk öğrencisi bulun­ maktadır. Sayıları devamlı artan vatandaşlarımızın arasında üniversite mezunları avukat, doktor,  mühendis, öğretmen, ekonomist ve işletmeci olarak çalışmaktadırlar.  Bu ülkede yaşayan Türkler arasında son zamanlarda mal ve mülk sahibi olma eğiliminin gittikçe  güçlendiği görülmektedir. Vatandaşlarımızın serbest mesleğe atılmaları 70'li yılların ortasında baş­ lamıştır. Son yirmi yıl içinde bugün kendi başına iş kuranların sayısında önemli artışlar kaydedil­ miştir. Vatandaşlarımızda belirgin bir şekilde gözlenen girişimcilik hem entegrasyona yardımcı  olmakta hem de istihdam ve ekonomik durumu yakından ilgilendirmektedir. Sadece bulundukları  ülkenin vatandaşlığına geçenlerin sayısı değil, vatandaşlar arasında sivil toplum örgütleri ve iş yer­ lerinin kurulması göçe farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu durum vatandaşların işçi statüsünden çık­ malarına yol açmış, yaşadıkları ülkeler için kalıcı planlar yapmaya başlamışlardır. O ülkelere giden  vatandaşlarımız âdeta Türkiye Cumhuriyeti'nin gönüllü elçileri olmuşlardır ancak bazen sorunlarını  iletecek makam bulamadıklarından şikâyet etmektedirler.  - 5 4 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 4 2 - Dış Türkler Başkanlığının, vatandaşlarımızın sorunlarıyla yakından ilgilenerek eğitimden sosyal  güvenliğe, yaşam kalitesinden yaşadığı ülkenin sosyal hayaüna ve siyasi süreçlere aktif katılımına kadar  pek çok konuda destek sağlayarak çok önemli katkılarda bulunacağının bilinmesi gerekmektedir.  Bu konuda, yurt dışındaki vatandaşlarımızı ve sorunlarını önemseyen başta Sayın Başbakanı­ mıza, büyük çaba sarf eden Bakanımız Sayın Faruk Çelik Bey'e ve bu tasarının hazırlanmasında  emeği geçen bürokratlarımıza çok teşekkür ediyorum.  Teşkilat kanununun hayırlı olmasını diliyor, bu kanunu bu çatı altında bulunan tüm milletvekille­ rinin desteklemesini özellikle istiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çığlık.  Şimdi, tasarının tümü üzerinde Hükümet adına söz isteyen Devlet Bakanı Faruk Çelik.  Buyurun Sayın Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlı­ ğımca hazırlanan Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat Kuruluş ve Görevle­ riyle İlgili Tasan vesilesiyle huzurlannızdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Konuşmamın başında, Türk sporuna çok önemli katkılan olan, Galatasaray'a yıllarca kulüp baş­ kanlığı yapmış olan değerli hemşehrimiz Özhan Canaydın Bey'i rahmetle anıyorum, sevenlerine de  başsağlığı temennisinde bulunuyorum.  Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Türkiye imparatorluk bakiyesi bir cumhuriyet. Dolayısıyla  büyük coğrafyada sayılan yüz milyonlan aşan soydaş, akraba ve kardeş topluluklar yaşamaktadır. Bu  manada tarihimizin ve kültürümüzün bize yüklediği çok önemli sorumluluklar vardır.  Diğer taraftan, vatandaşlanmızın aş için, iş için başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dün­ yanın dört bir tarafına göç edişlerinin ellinci yılını şimdi değerlendiriyoruz ve yurt dışında bulunan  vatandaşlarımızın sayısı da yaklaşık olarak 5 milyonun üzerindedir.  Bu çerçeveden olaya baktığımız zaman, göç eden, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Tür­ kiye'den talepleri var, Türkiye'yle ilişkilerinde sorunları var, o sorunların çözümünü bizlerden talep  etmektedirler. Ayrıca, bu ölçüde yurt dışında vatandaşı bulunan bir ülke olarak dünya ülkelerine bak­ tığımız zaman, her ülkenin, yurt dışındaki vatandaşının sorunlarını takip etmek, o vatandaşların ya­ şadığı ülkede mutlu olmalarının yanında, kendi ülkeleriyle ilişkileriyle ilgili de çeşitli önlemler  aldıklarını, çeşitli birimler kurduklarını, çeşitli idari yapılanmalara girdiklerini de görüyoruz.  Bundan dolayı, böyle bir idari birimin kurulması Türkiye için de bir zorunluluk ama ne yazık ki  Türkiye, burada da siyasi parti gruplarına mensup arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi geç de kalın­ mış bir düzenlemeyi bugün gerçekleştirmektedir. Bundan dolayı, gerek komisyon safhasında gerekse  Genel Kurulda bu hassas ve önemli konuya bu birimin oluşmasına katkı sağlayan bütün siyasi parti  gruplarına, milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Değerli milletvekilleri, bu düzenleme, bu idari birimin oluşması, yani "Bu idari birimi oluşturu- verelim, böyle bir idari birim olsun." düşüncesinden hareketle ortaya çıkmış bir düzenleme değil.  22'nci Dönem Parlamentomuzda Türkiye Büyük Millet Meclisi bir araştırma komisyonu kurmuş, bu  Araştırma Komisyonu böyle bir idari birimin oluşmasını, aslında, tavsiye etmektedir. Bu çerçevede,  benden önceki Değerli Bakan Arkadaşım Sait Yazıcıoğlu Bey Araştırma Komisyonunun bu önerisini  dikkate alarak otuz kurumun katılımıyla bir strateji belgesi oluşturmuş, yurt dışında yaşayan vatan­ daşlanmızın sorunlanyla ilgili ve sorunlannın çözümüyle ilgili bir strateji belgesi ortaya çıkmış. O bel­ gede de, strateji belgesinde de böyle bir idari yapılanmanın, idari birimin olma zarureti ortaya çıkmış.
Sayfa 27 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 4 2 - Dış Türkler Başkanlığının, vatandaşlarımızın sorunlarıyla yakından ilgilenerek eğitimden sosyal  güvenliğe, yaşam kalitesinden yaşadığı ülkenin sosyal hayaüna ve siyasi süreçlere aktif katılımına kadar  pek çok konuda destek sağlayarak çok önemli katkılarda bulunacağının bilinmesi gerekmektedir.  Bu konuda, yurt dışındaki vatandaşlarımızı ve sorunlarını önemseyen başta Sayın Başbakanı­ mıza, büyük çaba sarf eden Bakanımız Sayın Faruk Çelik Bey'e ve bu tasarının hazırlanmasında  emeği geçen bürokratlarımıza çok teşekkür ediyorum.  Teşkilat kanununun hayırlı olmasını diliyor, bu kanunu bu çatı altında bulunan tüm milletvekille­ rinin desteklemesini özellikle istiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çığlık.  Şimdi, tasarının tümü üzerinde Hükümet adına söz isteyen Devlet Bakanı Faruk Çelik.  Buyurun Sayın Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlı­ ğımca hazırlanan Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat Kuruluş ve Görevle­ riyle İlgili Tasan vesilesiyle huzurlannızdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Konuşmamın başında, Türk sporuna çok önemli katkılan olan, Galatasaray'a yıllarca kulüp baş­ kanlığı yapmış olan değerli hemşehrimiz Özhan Canaydın Bey'i rahmetle anıyorum, sevenlerine de  başsağlığı temennisinde bulunuyorum.  Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Türkiye imparatorluk bakiyesi bir cumhuriyet. Dolayısıyla  büyük coğrafyada sayılan yüz milyonlan aşan soydaş, akraba ve kardeş topluluklar yaşamaktadır. Bu  manada tarihimizin ve kültürümüzün bize yüklediği çok önemli sorumluluklar vardır.  Diğer taraftan, vatandaşlanmızın aş için, iş için başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dün­ yanın dört bir tarafına göç edişlerinin ellinci yılını şimdi değerlendiriyoruz ve yurt dışında bulunan  vatandaşlarımızın sayısı da yaklaşık olarak 5 milyonun üzerindedir.  Bu çerçeveden olaya baktığımız zaman, göç eden, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Tür­ kiye'den talepleri var, Türkiye'yle ilişkilerinde sorunları var, o sorunların çözümünü bizlerden talep  etmektedirler. Ayrıca, bu ölçüde yurt dışında vatandaşı bulunan bir ülke olarak dünya ülkelerine bak­ tığımız zaman, her ülkenin, yurt dışındaki vatandaşının sorunlarını takip etmek, o vatandaşların ya­ şadığı ülkede mutlu olmalarının yanında, kendi ülkeleriyle ilişkileriyle ilgili de çeşitli önlemler  aldıklarını, çeşitli birimler kurduklarını, çeşitli idari yapılanmalara girdiklerini de görüyoruz.  Bundan dolayı, böyle bir idari birimin kurulması Türkiye için de bir zorunluluk ama ne yazık ki  Türkiye, burada da siyasi parti gruplarına mensup arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi geç de kalın­ mış bir düzenlemeyi bugün gerçekleştirmektedir. Bundan dolayı, gerek komisyon safhasında gerekse  Genel Kurulda bu hassas ve önemli konuya bu birimin oluşmasına katkı sağlayan bütün siyasi parti  gruplarına, milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Değerli milletvekilleri, bu düzenleme, bu idari birimin oluşması, yani "Bu idari birimi oluşturu- verelim, böyle bir idari birim olsun." düşüncesinden hareketle ortaya çıkmış bir düzenleme değil.  22'nci Dönem Parlamentomuzda Türkiye Büyük Millet Meclisi bir araştırma komisyonu kurmuş, bu  Araştırma Komisyonu böyle bir idari birimin oluşmasını, aslında, tavsiye etmektedir. Bu çerçevede,  benden önceki Değerli Bakan Arkadaşım Sait Yazıcıoğlu Bey Araştırma Komisyonunun bu önerisini  dikkate alarak otuz kurumun katılımıyla bir strateji belgesi oluşturmuş, yurt dışında yaşayan vatan­ daşlanmızın sorunlanyla ilgili ve sorunlannın çözümüyle ilgili bir strateji belgesi ortaya çıkmış. O bel­ gede de, strateji belgesinde de böyle bir idari yapılanmanın, idari birimin olma zarureti ortaya çıkmış.  T B M M B : 7 7 24 . 3 . 2010 0 : 1  - 5 4 3 - Ben Bakan olduktan sonra, madem bu kadar ihtiyaç duyuluyor, gerek yüce Meclisin yapmış ol­ duğu, Araştırma Komisyonunun neticesindeki değerlendirme, daha sonra otuz kurumun katılımıyla  TÜBİTAK'ın öncülüğünde gerçekleşen çalışmalarda böyle bir birime ihtiyaç var, o hâlde bu birimin  kurulmasıyla ilgili gerekli çalışmaları yasal anlamda yapalım diye çalışmalarımızı başlattık ve bugün  huzurlarınıza gelen bu düzenlemenin, bu çalışmaların, bu geçmişin ürünü olarak huzurlarınızda ol­ duğunu ifade etmek istiyorum.  Değerli milletvekilleri, takdir edersiniz ki bu kadar geniş bir coğrafyada akrabaları olan, soy­ daşları olan ve kardeş toplulukları olan ve ayrıca vatandaşları olan bir milletin, bir devletin bu olay­ lara çözüm bulma konusunda, bu taleplere çözüm bulma konusunda danışmanlık düzeyinde bu  sorunları çözmesi veya bir bakanlık, devlet bakanlığı bünyesinde bir koordinasyon merkezi etrafında  bunu çözmesi mümkün değil. Bunu net bir şekilde çalışmalarımızda da görme imkânını bulduk. Bu  kadar yoğun talepler karşısında bu birimin ihtiyaç olduğu bir gerçektir ve bu ihtiyacın ürünü olarak  da bu yasal düzenleme huzurlarınıza getirilmiştir.  "Görev alanı ne olacak bu birimin?" diye baktığımız zaman, görev alanı, öncelikle yurt dışın­ daki vatandaşlarımızın Türkiye'de çözülmesi gereken sorunlarla ilgili talepleri cevaplandıracak, ko- ordine edecek bu birim. Akabinde soydaş ve akraba topluluklarımızla ilişkilerimizin, özellikle  kültürel ilişkilerimizin geliştirilmesi konusunda bir sorumluluğu olacak, bir görevi olacak bu birimin.  Yine, üçüncü olarak yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili politikalann tespiti... Bakınız, bugün 9 bin ci­ varında yabancı uyruklu öğrenci ülkemizde eğitimini, öğretimini sürdürmektedir. Bunlarla ilgili Tür­ kiye'ye ciddi kaynak transferi de gerçekleştirmektedir ama burada çok daha sağlıklı politikaların  tespiti ve "geri dönüşüm" diye ifade edebildiğimiz Türkiye'nin bu çalışmalarının geri dönüşümünü  de dikkate alacak şekilde bir politika tespitinin gerekli olduğunu da vurgulamak istiyorum. İşte, bu  birim, bu değerlendirmeleri de yapacak olan bir birim.  Ayrıca, vatandaşlarımızın kurmuş oldukları tüm derneklerle, sivil toplum örgütleriyle de bir­ likte çok önemli çalışmalar gerçekleştirilecek. Hasılı, nerede vatandaşımız varsa o vatandaşlarımı­ zın orada güçlü, müreffeh, huzur içerisinde yaşamalarıyla ilgili üzerimize düşen ne varsa bunların  yapılması konusunda yoğun bir çaba ve gayret gösterilecektir.  Bu birim, kurulacak olan bu birim bir bürokratik birim değil yani yurt dışında temsilcilikleri  yok, yurt içinde temsilcikleri olan bir birim değil. Ankara merkezli bir birim olacak. Bugüne kadar  otuz kurum ve kuruluş tarafından yürütülen işlerin bir merkezde koordine edilmesi ve Başbakanlık  adına bunun koordine edilerek bu gelen taleplerin, sorunların çözümü konusunda görev yapacak olan  bir birim. Tabii, bildiğiniz gibi, TİKA kalkınma yardımları çerçevesinde dış politikamızda son derece  önemli enstrümanlardan bir tanesi. Bu birimin de dış politikamızın önemli tamamlayıcı enstrüman­ larından birisi olacağını da ifade etmemin yararlı olacağı düşüncesindeyim.  Bu düzenlemeyi oluştururken -yasal düzenlemenin altyapısını az önce izah ettim ama- sosyolo­ jik açıdan da bu birimin ne kadar gerekli olduğunu, tüm Balkan dernekleriyle bir araya geldiğimizde,  tüm Kafkas dernekleriyle bir araya geldiğimizde ve son olarak da İstanbul'da dünyanın bütün coğ­ rafyalarından örgütlenmiş olan derneklerle bir araya geldiğimizde gördük ki, bu yapılanma yani yurt  dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve bizimle ilişkilerini geliştirmek isteyen soydaş ve akraba top­ luluklarımızın bir merkezle muhatap olmalarının çok çok önemli olduğunu görmüş bulunduk. Bun­ dan dolayı önemli bir düzenlemeyi hep birlikte gerçekleştiriyoruz.
Sayfa 28 -
T B M M B : 7 7 24 . 3 . 2010 0 : 1  - 5 4 3 - Ben Bakan olduktan sonra, madem bu kadar ihtiyaç duyuluyor, gerek yüce Meclisin yapmış ol­ duğu, Araştırma Komisyonunun neticesindeki değerlendirme, daha sonra otuz kurumun katılımıyla  TÜBİTAK'ın öncülüğünde gerçekleşen çalışmalarda böyle bir birime ihtiyaç var, o hâlde bu birimin  kurulmasıyla ilgili gerekli çalışmaları yasal anlamda yapalım diye çalışmalarımızı başlattık ve bugün  huzurlarınıza gelen bu düzenlemenin, bu çalışmaların, bu geçmişin ürünü olarak huzurlarınızda ol­ duğunu ifade etmek istiyorum.  Değerli milletvekilleri, takdir edersiniz ki bu kadar geniş bir coğrafyada akrabaları olan, soy­ daşları olan ve kardeş toplulukları olan ve ayrıca vatandaşları olan bir milletin, bir devletin bu olay­ lara çözüm bulma konusunda, bu taleplere çözüm bulma konusunda danışmanlık düzeyinde bu  sorunları çözmesi veya bir bakanlık, devlet bakanlığı bünyesinde bir koordinasyon merkezi etrafında  bunu çözmesi mümkün değil. Bunu net bir şekilde çalışmalarımızda da görme imkânını bulduk. Bu  kadar yoğun talepler karşısında bu birimin ihtiyaç olduğu bir gerçektir ve bu ihtiyacın ürünü olarak  da bu yasal düzenleme huzurlarınıza getirilmiştir.  "Görev alanı ne olacak bu birimin?" diye baktığımız zaman, görev alanı, öncelikle yurt dışın­ daki vatandaşlarımızın Türkiye'de çözülmesi gereken sorunlarla ilgili talepleri cevaplandıracak, ko- ordine edecek bu birim. Akabinde soydaş ve akraba topluluklarımızla ilişkilerimizin, özellikle  kültürel ilişkilerimizin geliştirilmesi konusunda bir sorumluluğu olacak, bir görevi olacak bu birimin.  Yine, üçüncü olarak yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili politikalann tespiti... Bakınız, bugün 9 bin ci­ varında yabancı uyruklu öğrenci ülkemizde eğitimini, öğretimini sürdürmektedir. Bunlarla ilgili Tür­ kiye'ye ciddi kaynak transferi de gerçekleştirmektedir ama burada çok daha sağlıklı politikaların  tespiti ve "geri dönüşüm" diye ifade edebildiğimiz Türkiye'nin bu çalışmalarının geri dönüşümünü  de dikkate alacak şekilde bir politika tespitinin gerekli olduğunu da vurgulamak istiyorum. İşte, bu  birim, bu değerlendirmeleri de yapacak olan bir birim.  Ayrıca, vatandaşlarımızın kurmuş oldukları tüm derneklerle, sivil toplum örgütleriyle de bir­ likte çok önemli çalışmalar gerçekleştirilecek. Hasılı, nerede vatandaşımız varsa o vatandaşlarımı­ zın orada güçlü, müreffeh, huzur içerisinde yaşamalarıyla ilgili üzerimize düşen ne varsa bunların  yapılması konusunda yoğun bir çaba ve gayret gösterilecektir.  Bu birim, kurulacak olan bu birim bir bürokratik birim değil yani yurt dışında temsilcilikleri  yok, yurt içinde temsilcikleri olan bir birim değil. Ankara merkezli bir birim olacak. Bugüne kadar  otuz kurum ve kuruluş tarafından yürütülen işlerin bir merkezde koordine edilmesi ve Başbakanlık  adına bunun koordine edilerek bu gelen taleplerin, sorunların çözümü konusunda görev yapacak olan  bir birim. Tabii, bildiğiniz gibi, TİKA kalkınma yardımları çerçevesinde dış politikamızda son derece  önemli enstrümanlardan bir tanesi. Bu birimin de dış politikamızın önemli tamamlayıcı enstrüman­ larından birisi olacağını da ifade etmemin yararlı olacağı düşüncesindeyim.  Bu düzenlemeyi oluştururken -yasal düzenlemenin altyapısını az önce izah ettim ama- sosyolo­ jik açıdan da bu birimin ne kadar gerekli olduğunu, tüm Balkan dernekleriyle bir araya geldiğimizde,  tüm Kafkas dernekleriyle bir araya geldiğimizde ve son olarak da İstanbul'da dünyanın bütün coğ­ rafyalarından örgütlenmiş olan derneklerle bir araya geldiğimizde gördük ki, bu yapılanma yani yurt  dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve bizimle ilişkilerini geliştirmek isteyen soydaş ve akraba top­ luluklarımızın bir merkezle muhatap olmalarının çok çok önemli olduğunu görmüş bulunduk. Bun­ dan dolayı önemli bir düzenlemeyi hep birlikte gerçekleştiriyoruz.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 4 4 - Burada ifade edilen bazı endişeler vardı bazı milletvekillerimiz tarafından; bunları kapsamadı­ ğını da burada belirtmek istiyorum. Özellikle 1173 sayılı Kanun'a göre milletlerarası münasebetle­ rin yürütülmesinin Dışişleri Bakanlığı bünyesinde, Dışişleri Bakanlığının bir görevi olduğunu  hepimiz biliyoruz. Yani yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerle sorunlarının çö­ zümü tabii ki Dışişleri Bakanlığının görev alanı içerisindedir ama orada yaşayan vatandaşlarımızın  Türkiye ile ilgili sorunlarının çözümünün koordine edilmesi de bu birimin görevi olacaktır. Ayrıca,  oradaki vatandaşlarımızın birlik içerisinde yaşamaları da, tabii ki ülkemizin önemli, dış politikada ar­ zuladığı hususiyetlerden bir tanesidir. Ben -süreç içerisinde eğer gerekli görülürse, yine konuşma ih­ tiyacı duyulursa, cevaplandırılması gereken hususiyet varsa o süreçlerde söz alabiliriz ama- Meclisin  bu kadar önemli bir düzenlemeye sağduyulu bakışından dolayı çok teşekkür ediyorum ve hayırlı ol­ ması temennisiyle katkı veren bütün siyasi parti gruplarına teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  SIRRI S AKİK (MUŞ) - Biz katkı vermiyoruz Allah için.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - "Katkı veren" dedim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.  Tasarı üzerinde şahsı adına söz isteyen Metin Yılmaz, Bolu Milletvekili.  Buyurun Sayın Yılmaz.  METİN YILMAZ (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri en derin saygılarımla  selamlarım.  Bugün, yurt dışında hayatını sürdüren vatandaşlarımız, Türk dünyası ve akraba topluluklarla il­ gili hizmetlerin kolaylaşması, erişimin hızlanması ve işlemlerin kolaylaşmasına vesile olacak önemli  bir yasa tasarısını görüşmekteyiz.  Avrupa'daki Türklerin tarihi, Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle olan ilişkileri kadar uzun bir geç­ mişe sahiptir. Avrupa Birliğinde yaşayan 5 milyona yakın Türk vatandaşının sayısı, Lüksemburg'un  toplam nüfusunun 10 katıdır, yine İrlanda nüfusuna eşit, Danimarka ve Finlandiya nüfuslarına da  yaklaşıktır, ayrıca Yunanistan, Portekiz ve İsveç gibi ülkelerin nüfuslarının yaklaşık yansı oranındadır.  Kırk yıldan beri Avrupa Birliğinin değişik ülkelerinde yaşayan 5 milyonu aşmış Türkiye kökenli Av­ rupalıya ek olarak, dünyanın çok daha farklı bölgelerinde hayatını sürdürmekte olan vatandaşlanmızın  sayısı da hızla artmaktadır. Elbette ki hızla artan bu sayı, ülkemizin dünya çapındaki gücünü artır­ makla birlikte ihtiyaçlan ve bunun neticesinde de yeni sorunları beraberinde getirmektedir.  Bildiğiniz gibi, yurt dışındaki vatandaşlarla ilgili hizmetler yurt dışında konsolosluklar bünye­ sinde verilmektedir. Dünyanın her yerine yayılmış olan vatandaşlanmızdaki artış, Latin Amerika ve  Afrika da dâhil olmak üzere pek çok ülkede yeni konsolosluklar açmamızı gerektirmektedir. Her  geçen gün konsolosluk sayımız artmaktadır. Ancak, bu hizmetlere yönelik politikaların oluşturul­ masıyla görevli, yurt içinde sayıları onu aşan farklı bakanlığa bağlı kamu kurum ve kuruluşlanndan  meydana gelen bir yapı bulunmaktadır. Bu kurumlann sunduğu hizmetlerin farklılık arz etmesi, idari  yapılarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle vatandaşlarımız önemli sıkıntılar yaşamaktadır.  Aslında, her dönemde, bu konularla ilgili koordinasyonda bir devlet bakanı görevlendirilmiştir.  Bu alanda ülkemizde otuza yakın kurum çalışmakta, bu da hizmette mükenerliğe sebep olduğu gibi,  kaynaklann verimli ve etkin kullanımına engel olmaktadır. Kurumlar tarafından yapılan farklı yo­ rumlar yetki karmaşasına neden olmakta, yurt dışında yaşayan vatandaşlanmıza yönelik koordinasyon
Sayfa 29 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 4 4 - Burada ifade edilen bazı endişeler vardı bazı milletvekillerimiz tarafından; bunları kapsamadı­ ğını da burada belirtmek istiyorum. Özellikle 1173 sayılı Kanun'a göre milletlerarası münasebetle­ rin yürütülmesinin Dışişleri Bakanlığı bünyesinde, Dışişleri Bakanlığının bir görevi olduğunu  hepimiz biliyoruz. Yani yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerle sorunlarının çö­ zümü tabii ki Dışişleri Bakanlığının görev alanı içerisindedir ama orada yaşayan vatandaşlarımızın  Türkiye ile ilgili sorunlarının çözümünün koordine edilmesi de bu birimin görevi olacaktır. Ayrıca,  oradaki vatandaşlarımızın birlik içerisinde yaşamaları da, tabii ki ülkemizin önemli, dış politikada ar­ zuladığı hususiyetlerden bir tanesidir. Ben -süreç içerisinde eğer gerekli görülürse, yine konuşma ih­ tiyacı duyulursa, cevaplandırılması gereken hususiyet varsa o süreçlerde söz alabiliriz ama- Meclisin  bu kadar önemli bir düzenlemeye sağduyulu bakışından dolayı çok teşekkür ediyorum ve hayırlı ol­ ması temennisiyle katkı veren bütün siyasi parti gruplarına teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  SIRRI S AKİK (MUŞ) - Biz katkı vermiyoruz Allah için.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - "Katkı veren" dedim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.  Tasarı üzerinde şahsı adına söz isteyen Metin Yılmaz, Bolu Milletvekili.  Buyurun Sayın Yılmaz.  METİN YILMAZ (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri en derin saygılarımla  selamlarım.  Bugün, yurt dışında hayatını sürdüren vatandaşlarımız, Türk dünyası ve akraba topluluklarla il­ gili hizmetlerin kolaylaşması, erişimin hızlanması ve işlemlerin kolaylaşmasına vesile olacak önemli  bir yasa tasarısını görüşmekteyiz.  Avrupa'daki Türklerin tarihi, Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle olan ilişkileri kadar uzun bir geç­ mişe sahiptir. Avrupa Birliğinde yaşayan 5 milyona yakın Türk vatandaşının sayısı, Lüksemburg'un  toplam nüfusunun 10 katıdır, yine İrlanda nüfusuna eşit, Danimarka ve Finlandiya nüfuslarına da  yaklaşıktır, ayrıca Yunanistan, Portekiz ve İsveç gibi ülkelerin nüfuslarının yaklaşık yansı oranındadır.  Kırk yıldan beri Avrupa Birliğinin değişik ülkelerinde yaşayan 5 milyonu aşmış Türkiye kökenli Av­ rupalıya ek olarak, dünyanın çok daha farklı bölgelerinde hayatını sürdürmekte olan vatandaşlanmızın  sayısı da hızla artmaktadır. Elbette ki hızla artan bu sayı, ülkemizin dünya çapındaki gücünü artır­ makla birlikte ihtiyaçlan ve bunun neticesinde de yeni sorunları beraberinde getirmektedir.  Bildiğiniz gibi, yurt dışındaki vatandaşlarla ilgili hizmetler yurt dışında konsolosluklar bünye­ sinde verilmektedir. Dünyanın her yerine yayılmış olan vatandaşlanmızdaki artış, Latin Amerika ve  Afrika da dâhil olmak üzere pek çok ülkede yeni konsolosluklar açmamızı gerektirmektedir. Her  geçen gün konsolosluk sayımız artmaktadır. Ancak, bu hizmetlere yönelik politikaların oluşturul­ masıyla görevli, yurt içinde sayıları onu aşan farklı bakanlığa bağlı kamu kurum ve kuruluşlanndan  meydana gelen bir yapı bulunmaktadır. Bu kurumlann sunduğu hizmetlerin farklılık arz etmesi, idari  yapılarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle vatandaşlarımız önemli sıkıntılar yaşamaktadır.  Aslında, her dönemde, bu konularla ilgili koordinasyonda bir devlet bakanı görevlendirilmiştir.  Bu alanda ülkemizde otuza yakın kurum çalışmakta, bu da hizmette mükenerliğe sebep olduğu gibi,  kaynaklann verimli ve etkin kullanımına engel olmaktadır. Kurumlar tarafından yapılan farklı yo­ rumlar yetki karmaşasına neden olmakta, yurt dışında yaşayan vatandaşlanmıza yönelik koordinasyon  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  görevinin ifasında zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu durum, kurumsal hafızanın oluşmasını ve hizmet­ lerin sürekliliğini de engellemektedir. Yurt dışında yaklaşık olarak 5 milyonun üzerinde vatandaşımı­ zın yaşadığını düşünürsek, ülkemizdeki yakınlarını da hesaba kattığımız zaman bu sayı daha da  artmaktadır. Bu vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması, sorunlarının çözümü konusunda hizmet  veren kurum ve kuruluşlarla iş birliği ve koordinasyonu sağlayacak bir birime ihtiyaç duyulmaktadır.  Yine aynı şekilde, Türk dünyası ve akraba topluluklarla ilgili işlerin koordinasyonunda da ben­ zer sorunlar yaşanmaktadır. Başlangıçta Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı bu amaçla ku­ rulmuş, ancak değişen şartlar TİKA'nın, yurt dışında teknik ve kalkınma yardımı yapan bir kuruluş  hâline gelmesini sağlamıştır. TİKA'nın yapmış olduğu çalışmalar ülkemizin itibarını yükseltmekte,  uluslararası arenada da takdirle karşılanmaktadır. TİKA'nın bu hizmetler dışında yapacağı diğer ça­ lışmalar uluslararası arenadaki saygın konumunu zedeleyebilme ihtimaline sahiptir.  Soydaş ve akraba toplulukların yaşadığı bölgelerde, kamu kaynaklarının ortak hedefler çerçe­ vesinde harcanmasını sağlayacak politikaların oluşturulup hedefe yönelik olarak kullanılmasını sağ­ lamak ve kurumlar arasında koordinasyon görevini yürütmek üzere ayrı bir birim kurulması da daha  uygun olacaktır.  Yeni bir teşkilat kurulmasına ihtiyaç duyulan diğer bir konu da, ülkemize yurt dışından öğrenci  getirme projeleridir. Millî Eğitim Bakanlığı bu çalışmaları iki farklı genel müdürlük vasıtasıyla yü­ rütmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı dışında farklı kamu kurumlan tarafından da eğitim öğretim mak­ sadıyla yabancı uyruklu öğrenciler getirilmektedir. Bu faaliyetler de koordinasyon gerektirmektedir.  Kurumlann görevlerine müdahale edilmeksizin farklı kurumların yetkisi içinde bulunan ve lo­ bicilik yönü de önemli olan yabancı uyruklu öğrencilere yönelik çalışmaların tek bir birim tarafın­ dan koordine edilerek bütünlük sağlanması stratejik önemi haizdir. Bu sebeplerle, Yurt dışında  yaşayan vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlardan diplomatik yollarla çözüleceklerin dışındakilerin  takip ve çözümü, soydaş ve akraba topluluklara yönelik hizmetlerin bir plan dâhilinde yürütülmesi,  yabancı uyruklu öğrencilere yönelik çalışmalara dair kurumlar arasında koordinasyonun sağlanma­ sıyla görevli bir birimin kurulması faydalı olacaktır. Tasanyla belirtilen amaçlar doğrultusunda kamu  tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli, Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türk­ ler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmaktadır.  Bu çerçevede, emeği geçen herkese teşekkürlerimi ifade ederek, kurulacak olan bu Başkanlığın  önemli hizmetlere imza atacağı düşüncesiyle hayırlı olmasını diler, sizleri saygıyla selamlanm. (AK  PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.  Şimdi tasarının tümü üzerinde yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Öztürk, buyurun.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakana aracılığınızla bir sorum olacak: Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkan­ lığının kendisine ait belirli bir öz geliri bulunmamaktadır. Bütçesi tamamen genel bütçeden aktarıla­ cak hazine yardımlarından oluşmaktadır. Durum böyle olmasına rağmen niçin genel bütçeli idareler  arasına değil de özel bütçeli idareler arasına dâhil ettiniz?  Teşekkür ediyorum.  - 5 4 5 -
Sayfa 30 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  görevinin ifasında zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu durum, kurumsal hafızanın oluşmasını ve hizmet­ lerin sürekliliğini de engellemektedir. Yurt dışında yaklaşık olarak 5 milyonun üzerinde vatandaşımı­ zın yaşadığını düşünürsek, ülkemizdeki yakınlarını da hesaba kattığımız zaman bu sayı daha da  artmaktadır. Bu vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması, sorunlarının çözümü konusunda hizmet  veren kurum ve kuruluşlarla iş birliği ve koordinasyonu sağlayacak bir birime ihtiyaç duyulmaktadır.  Yine aynı şekilde, Türk dünyası ve akraba topluluklarla ilgili işlerin koordinasyonunda da ben­ zer sorunlar yaşanmaktadır. Başlangıçta Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı bu amaçla ku­ rulmuş, ancak değişen şartlar TİKA'nın, yurt dışında teknik ve kalkınma yardımı yapan bir kuruluş  hâline gelmesini sağlamıştır. TİKA'nın yapmış olduğu çalışmalar ülkemizin itibarını yükseltmekte,  uluslararası arenada da takdirle karşılanmaktadır. TİKA'nın bu hizmetler dışında yapacağı diğer ça­ lışmalar uluslararası arenadaki saygın konumunu zedeleyebilme ihtimaline sahiptir.  Soydaş ve akraba toplulukların yaşadığı bölgelerde, kamu kaynaklarının ortak hedefler çerçe­ vesinde harcanmasını sağlayacak politikaların oluşturulup hedefe yönelik olarak kullanılmasını sağ­ lamak ve kurumlar arasında koordinasyon görevini yürütmek üzere ayrı bir birim kurulması da daha  uygun olacaktır.  Yeni bir teşkilat kurulmasına ihtiyaç duyulan diğer bir konu da, ülkemize yurt dışından öğrenci  getirme projeleridir. Millî Eğitim Bakanlığı bu çalışmaları iki farklı genel müdürlük vasıtasıyla yü­ rütmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı dışında farklı kamu kurumlan tarafından da eğitim öğretim mak­ sadıyla yabancı uyruklu öğrenciler getirilmektedir. Bu faaliyetler de koordinasyon gerektirmektedir.  Kurumlann görevlerine müdahale edilmeksizin farklı kurumların yetkisi içinde bulunan ve lo­ bicilik yönü de önemli olan yabancı uyruklu öğrencilere yönelik çalışmaların tek bir birim tarafın­ dan koordine edilerek bütünlük sağlanması stratejik önemi haizdir. Bu sebeplerle, Yurt dışında  yaşayan vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlardan diplomatik yollarla çözüleceklerin dışındakilerin  takip ve çözümü, soydaş ve akraba topluluklara yönelik hizmetlerin bir plan dâhilinde yürütülmesi,  yabancı uyruklu öğrencilere yönelik çalışmalara dair kurumlar arasında koordinasyonun sağlanma­ sıyla görevli bir birimin kurulması faydalı olacaktır. Tasanyla belirtilen amaçlar doğrultusunda kamu  tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli, Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türk­ ler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmaktadır.  Bu çerçevede, emeği geçen herkese teşekkürlerimi ifade ederek, kurulacak olan bu Başkanlığın  önemli hizmetlere imza atacağı düşüncesiyle hayırlı olmasını diler, sizleri saygıyla selamlanm. (AK  PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.  Şimdi tasarının tümü üzerinde yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Öztürk, buyurun.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakana aracılığınızla bir sorum olacak: Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkan­ lığının kendisine ait belirli bir öz geliri bulunmamaktadır. Bütçesi tamamen genel bütçeden aktarıla­ cak hazine yardımlarından oluşmaktadır. Durum böyle olmasına rağmen niçin genel bütçeli idareler  arasına değil de özel bütçeli idareler arasına dâhil ettiniz?  Teşekkür ediyorum.  - 5 4 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Sayın Sakık, buyurun.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de teşekkür ediyorum.  Biraz önce Sayın Bakanımız konuşurken bu kurulacak Yurtdışı Türkler Başkanlığı teşkilatının  merkezinin Ankara'da olacağını söyledi. Hemen arkasından baktım, alacakları ücretle ilgili olarak  euro üzerinden bir hesaplama yapılmış. Acaba Türk parasına güvenmemekte miyiz? Yani Türk pa­ rası bu konuda tatmin edici değil midir Ankara'da? Bunu öğrenmek istemiştim.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.  Sayın Birdal, buyurun.  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Biraz sonra gerek söz alarak gerekse sorularla bu yasa tasarısına ilişkin görüşlerimizi bildirece­ ğiz ama bence tasarının adından başlamak gerekiyor. Yani yurt dışındaki Türkler, yaklaşık 3,5 mil­ yon yurttaşımız var ve Kürt, Ermeni, Rum, Çerkez, Laz ama Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı. O nedenle,  "yurt dışındaki Türkler" yerine "yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarımız" diye değiştirilmesi,  herhalde ayrımcılığa veya başka çağrışımlara yol açmayacaktır diye düşünüyorum. Bu konuda Sayın  Bakan ne düşünüyorlar?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Birdal.  Sayın Barış...  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, yıllardır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum tarafı arasında görüşmeler  yapılmaktadır ancak gelinen noktada henüz bir sonuca varılmamıştır. Son görüşmeler hangi aşamada  ve bu aşamada oluşabilecek bir anlaşmanın Türkiye tarafından kabulü ve bu anlaşmanın gerçek bir  anlaşma olması için ne gibi maddelerin konacağını düşünüyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Barış.  Sayın Bakan, buyurun.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Çok teşekkür ediyorum.  Harun Bey'in sorusu: Tabii ki, bu birim yardım ve bağışlara da açık bir birim olacaktır. Bundan  dolayı o ibare orada kullanılmıştır.  Ücretler döviz olarak... Bilemiyorum, Sun Bey nerede gördünüz? Ücretler TL olarak yasada be­ lirlenmiş durumda.  Bir diğer konu da, isimle ilgili, bu tasarının ismiyle ilgili yapılan tüm değerlendirmeleri saygıyla kar­ şılıyoruz. Çünkü, doğrusu, isim konusunda Komisyonda yoğun bir şekilde çalışma yapıldı, en sonunda  böyle bir isimde anlaşıldı. "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı" konusunda bir muta­ bakat sağlandı. Burada bu ismin kapsayıcı olduğunu düşünerek bu düzenlemeyi yapıyoruz yoksa dış­ layıcı bir şey söz konusu değil. Kim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise onlara hitap eden bir birimdir,  - 5 4 6 -
Sayfa 31 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Sayın Sakık, buyurun.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de teşekkür ediyorum.  Biraz önce Sayın Bakanımız konuşurken bu kurulacak Yurtdışı Türkler Başkanlığı teşkilatının  merkezinin Ankara'da olacağını söyledi. Hemen arkasından baktım, alacakları ücretle ilgili olarak  euro üzerinden bir hesaplama yapılmış. Acaba Türk parasına güvenmemekte miyiz? Yani Türk pa­ rası bu konuda tatmin edici değil midir Ankara'da? Bunu öğrenmek istemiştim.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.  Sayın Birdal, buyurun.  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Biraz sonra gerek söz alarak gerekse sorularla bu yasa tasarısına ilişkin görüşlerimizi bildirece­ ğiz ama bence tasarının adından başlamak gerekiyor. Yani yurt dışındaki Türkler, yaklaşık 3,5 mil­ yon yurttaşımız var ve Kürt, Ermeni, Rum, Çerkez, Laz ama Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı. O nedenle,  "yurt dışındaki Türkler" yerine "yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarımız" diye değiştirilmesi,  herhalde ayrımcılığa veya başka çağrışımlara yol açmayacaktır diye düşünüyorum. Bu konuda Sayın  Bakan ne düşünüyorlar?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Birdal.  Sayın Barış...  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, yıllardır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum tarafı arasında görüşmeler  yapılmaktadır ancak gelinen noktada henüz bir sonuca varılmamıştır. Son görüşmeler hangi aşamada  ve bu aşamada oluşabilecek bir anlaşmanın Türkiye tarafından kabulü ve bu anlaşmanın gerçek bir  anlaşma olması için ne gibi maddelerin konacağını düşünüyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Barış.  Sayın Bakan, buyurun.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Çok teşekkür ediyorum.  Harun Bey'in sorusu: Tabii ki, bu birim yardım ve bağışlara da açık bir birim olacaktır. Bundan  dolayı o ibare orada kullanılmıştır.  Ücretler döviz olarak... Bilemiyorum, Sun Bey nerede gördünüz? Ücretler TL olarak yasada be­ lirlenmiş durumda.  Bir diğer konu da, isimle ilgili, bu tasarının ismiyle ilgili yapılan tüm değerlendirmeleri saygıyla kar­ şılıyoruz. Çünkü, doğrusu, isim konusunda Komisyonda yoğun bir şekilde çalışma yapıldı, en sonunda  böyle bir isimde anlaşıldı. "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı" konusunda bir muta­ bakat sağlandı. Burada bu ismin kapsayıcı olduğunu düşünerek bu düzenlemeyi yapıyoruz yoksa dış­ layıcı bir şey söz konusu değil. Kim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise onlara hitap eden bir birimdir,  - 5 4 6 - TBMM B : 7 7 24 . 3 . 2010 0 : 1  - 5 4 7 - kim ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendisini görmüyor veya öyle bir bağı yoksa onları il­ gilendiren bir birim de zaten oluşmuyor; bundan dolayı bir ayrılıkçı düşüncenin ürünü değil, aksine  birleştirici bir düşüncenin ürünü olarak arkadaşlarımız çalışma yaptılar ve böyle bir mutabakat sağ­ landığını ifade edebilirim.  Kıbrıs'la ilgili soruyu doğrusu tam anlayamadım yani yasayla ilgili mi yoksa genel bir değer­ lendirme miydi? Onu eğer -vaktimiz var- Değerli Milletvekilimiz tekrar ederse...  BAŞKAN - Sayın Barış, buyurun.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Şunu sormuştum: "Yıllardır büyük sorunlar yaşayan Kıbrıs Türk  halkıyla ilgili son zamanlarda yapılan görüşmeler hangi aşamada ve kalıcı bir barış için ve Kıbrıs Türk  halkının geleceğini garanti altına almak için ne gibi maddeleri bu anlaşmada düşünüyorsunuz?"  dedim. Örneğin, Türkiye'nin garantörlüğü, bu yapılacak olan anlaşmada söz konusu olacak mı? Yani  Kıbrıs Türk halkının gelecek korkusu olmaması için Türkiye Cumhuriyeti ne tür tedbirler alacaktır  bu anlaşmada?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Barış.  Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Yani "Türkiye'nin garantörlüğü konusunda bir  endişe mi var?" diye ben de sormak istiyorum. Tabii ki Türkiye'nin Kıbrıs konusunda garantörlüğü  ilanihaye devam edecektir Kıbrıs'ta huzur ve barış temin edilinceye kadar. Bu süreçle ilgili -Hükü­ met olarak dikkat ederseniz- çok konuşulmasına rağmen, rastgele değerlendirmeler yapılmasına rağ­ men, Kıbrıs'la ilgili şaibe bile uyandıracak en ufak bir taviz söz konusu olmamıştır, olmayacağını da  net bir şekilde ifade edebilirim. Türkiye'nin garantörlüğü konusunda da hiç kimsenin endişesi olma­ sın derim.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Efendim, hangi aşamada görüşmeler?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Görüşmeler liderler düzeyinde devam ediyor  bildiğiniz gibi ve garantör ülke olarak da Türkiye bunu hassasiyetle takip ediyor. Türkiye'nin bu ko­ nudaki çizgilerini hepiniz, hepimiz biliyoruz. Geçmiş hükümetlerin de mevcut Hükümetin de gele­ cek hükümetlerin de Kıbrıs konusundaki hassasiyetlerinde çok çok farklı bir politika olması söz  konusu değil ama Türkiye'nin bu konuda özellikle İktidarımız döneminde kazandığı zemin vardır, o  zemin de gerek Kıbrıs halkı tarafından...  ŞENOL BAL (İzmir) - Kayan bir zemin var Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - ...gerekse vatandaşlarımız tarafından çok sağ­ lıklı bir şekilde algılanmaktadır; yani dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti suçlayıcı ve suçlanan bir  konumdayken, bugün çok daha başı dik bir şekilde müzakerelerini sürdürüyor.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın Taner, buyurun.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, bu yapılan düzenleme yurt dışında yaşayan soydaşla­ rımızı, Türk milletini, oradaki vatandaşlarımızı rahatlatacak, bundan dolayı biz kanunu çıkardığınız  için teşekkür ediyoruz ama Türkiye'de yaşayan, yurt dışından gelmiş olan Ahıskalıların, Ahıska  Türklerinin sorunlarına bir türlü çözüm bulamadık, hâlâ onların sorunları şiddetli bir şekilde devam  etmekte. Ahıska Türklerinin sorunlarının giderilmesi için de bir çalışma yapmayı düşünür müsünüz?  Teşekkür ederim.
Sayfa 32 -
TBMM B : 7 7 24 . 3 . 2010 0 : 1  - 5 4 7 - kim ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendisini görmüyor veya öyle bir bağı yoksa onları il­ gilendiren bir birim de zaten oluşmuyor; bundan dolayı bir ayrılıkçı düşüncenin ürünü değil, aksine  birleştirici bir düşüncenin ürünü olarak arkadaşlarımız çalışma yaptılar ve böyle bir mutabakat sağ­ landığını ifade edebilirim.  Kıbrıs'la ilgili soruyu doğrusu tam anlayamadım yani yasayla ilgili mi yoksa genel bir değer­ lendirme miydi? Onu eğer -vaktimiz var- Değerli Milletvekilimiz tekrar ederse...  BAŞKAN - Sayın Barış, buyurun.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Şunu sormuştum: "Yıllardır büyük sorunlar yaşayan Kıbrıs Türk  halkıyla ilgili son zamanlarda yapılan görüşmeler hangi aşamada ve kalıcı bir barış için ve Kıbrıs Türk  halkının geleceğini garanti altına almak için ne gibi maddeleri bu anlaşmada düşünüyorsunuz?"  dedim. Örneğin, Türkiye'nin garantörlüğü, bu yapılacak olan anlaşmada söz konusu olacak mı? Yani  Kıbrıs Türk halkının gelecek korkusu olmaması için Türkiye Cumhuriyeti ne tür tedbirler alacaktır  bu anlaşmada?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Barış.  Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Yani "Türkiye'nin garantörlüğü konusunda bir  endişe mi var?" diye ben de sormak istiyorum. Tabii ki Türkiye'nin Kıbrıs konusunda garantörlüğü  ilanihaye devam edecektir Kıbrıs'ta huzur ve barış temin edilinceye kadar. Bu süreçle ilgili -Hükü­ met olarak dikkat ederseniz- çok konuşulmasına rağmen, rastgele değerlendirmeler yapılmasına rağ­ men, Kıbrıs'la ilgili şaibe bile uyandıracak en ufak bir taviz söz konusu olmamıştır, olmayacağını da  net bir şekilde ifade edebilirim. Türkiye'nin garantörlüğü konusunda da hiç kimsenin endişesi olma­ sın derim.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Efendim, hangi aşamada görüşmeler?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Görüşmeler liderler düzeyinde devam ediyor  bildiğiniz gibi ve garantör ülke olarak da Türkiye bunu hassasiyetle takip ediyor. Türkiye'nin bu ko­ nudaki çizgilerini hepiniz, hepimiz biliyoruz. Geçmiş hükümetlerin de mevcut Hükümetin de gele­ cek hükümetlerin de Kıbrıs konusundaki hassasiyetlerinde çok çok farklı bir politika olması söz  konusu değil ama Türkiye'nin bu konuda özellikle İktidarımız döneminde kazandığı zemin vardır, o  zemin de gerek Kıbrıs halkı tarafından...  ŞENOL BAL (İzmir) - Kayan bir zemin var Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - ...gerekse vatandaşlarımız tarafından çok sağ­ lıklı bir şekilde algılanmaktadır; yani dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti suçlayıcı ve suçlanan bir  konumdayken, bugün çok daha başı dik bir şekilde müzakerelerini sürdürüyor.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın Taner, buyurun.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, bu yapılan düzenleme yurt dışında yaşayan soydaşla­ rımızı, Türk milletini, oradaki vatandaşlarımızı rahatlatacak, bundan dolayı biz kanunu çıkardığınız  için teşekkür ediyoruz ama Türkiye'de yaşayan, yurt dışından gelmiş olan Ahıskalıların, Ahıska  Türklerinin sorunlarına bir türlü çözüm bulamadık, hâlâ onların sorunları şiddetli bir şekilde devam  etmekte. Ahıska Türklerinin sorunlarının giderilmesi için de bir çalışma yapmayı düşünür müsünüz?  Teşekkür ederim.  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 8 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Şimdi, Ahıska Türkleriyle ilgili yine Parlamen­ toda yaptığımız çalışmalar var; bizzat benim de yürüttüğüm yani 30 bine yakın Ahıskalı soydaşımız,  vatandaşımız oldular. Onunla ilgili yasal düzenlemeyi gerçekleştirdik biliyorsunuz ve onlar vatan­ daşımız oldular, o yönüyle bir sorun şu an itibarıyla yaşanmıyor ama genelde, gerek Azerbaycan'da  gerekse dünyanın ve Orta Asya'nın ve Asya'nın muhtelif yerlerinde yaşayan Ahıskalıların ana yurt­ larına dönmesiyle ilgili de Türkiye uluslararası düzeyde çalışmalarını sürdürüyor. Bu konularla ilgili  süre uzatımları gerçekleşti, belli sayıda Ahıskalının da ana yurtlarına yerleşmesiyle ilgili tablo ger­ çekleşti ama yeterli düzeyde bir geri dönüşün olmadığını da görüyoruz. Bu mücadele, bu çalışma, bu  çaba Türkiye'nin de desteğiyle sürmeye devam edecektir.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.  Bu şekilde, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.  Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.  Birinci bölüm 1 ila 20'nci maddeleri kapsamaktadır.  Birinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Metin Ergun, Muğla  Milletvekili... Yok.  Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Esfender Korkmaz, İs­ tanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; saygılar sunuyorum.  Değerli arkadaşlar, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı  aslında gecikmiş bir tasarıdır. Bu tasanda milletvekili olarak katkı yapan Mehmet Şandır ve Reşat  Doğru'ya teşekkür ediyorum ve tebrik ediyorum.  Değerli arkadaşlar, yurt dışında yaşayanları ikiye ayırmak gerekiyor. Eğer olaya doğru bir teş­ his koymak istiyorsak bunun altyapısını da iyi araştırmamız gerekiyor: Yurt dışında yaşayanlar ve yurt  dışında yaşayan akraba topluluklar, birincisi. İkincisi, yurt dışında yaşamaya mecbur olanlar.  Değerli arkadaşlar, yurt dışında yaşamaya mecbur olanlan ayrı bir kategoride incelememiz ve  bunun nedenlerini ayrı yorumlamamız lazım. Neden yurt dışında yaşamaya mecbur oluyor? Çünkü  Türkiye'de fiilî işsiz sayısı 5,5 milyondur 2009 yılı ortalaması, çünkü Türkiye'de gençler arasında 4  kişiden 1 kişi işsizdir yani işsizlik yüzde 25'tir, çünkü Türkiye'de beyin göçü vardır.  Değerli arkadaşlar, beyin göçü, bir fabrikayı başkasına vermek kadar önemlidir. Siz, bir kişiyi  eğitiyorsunuz, uzman yapıyorsunuz, masraf yapıyorsunuz ama bunu, iş veremediğiniz için, iş bula­ madığınız için başka ülkeye hediye ediyorsunuz, gidip başka ülkede çalışıyor. Yani maliyetini siz  karşılıyorsunuz, faydasını gelişmiş ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya gibi ülkeler gö­ rüyor. Bu demektir ki Türkiye'de gençler arasındaki işsizlik, beyin göçünü önemli ölçüde etkileyen  bir faktördür.
Sayfa 33 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 8 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Şimdi, Ahıska Türkleriyle ilgili yine Parlamen­ toda yaptığımız çalışmalar var; bizzat benim de yürüttüğüm yani 30 bine yakın Ahıskalı soydaşımız,  vatandaşımız oldular. Onunla ilgili yasal düzenlemeyi gerçekleştirdik biliyorsunuz ve onlar vatan­ daşımız oldular, o yönüyle bir sorun şu an itibarıyla yaşanmıyor ama genelde, gerek Azerbaycan'da  gerekse dünyanın ve Orta Asya'nın ve Asya'nın muhtelif yerlerinde yaşayan Ahıskalıların ana yurt­ larına dönmesiyle ilgili de Türkiye uluslararası düzeyde çalışmalarını sürdürüyor. Bu konularla ilgili  süre uzatımları gerçekleşti, belli sayıda Ahıskalının da ana yurtlarına yerleşmesiyle ilgili tablo ger­ çekleşti ama yeterli düzeyde bir geri dönüşün olmadığını da görüyoruz. Bu mücadele, bu çalışma, bu  çaba Türkiye'nin de desteğiyle sürmeye devam edecektir.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.  Bu şekilde, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.  Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.  Birinci bölüm 1 ila 20'nci maddeleri kapsamaktadır.  Birinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Metin Ergun, Muğla  Milletvekili... Yok.  Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Esfender Korkmaz, İs­ tanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; saygılar sunuyorum.  Değerli arkadaşlar, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı  aslında gecikmiş bir tasarıdır. Bu tasanda milletvekili olarak katkı yapan Mehmet Şandır ve Reşat  Doğru'ya teşekkür ediyorum ve tebrik ediyorum.  Değerli arkadaşlar, yurt dışında yaşayanları ikiye ayırmak gerekiyor. Eğer olaya doğru bir teş­ his koymak istiyorsak bunun altyapısını da iyi araştırmamız gerekiyor: Yurt dışında yaşayanlar ve yurt  dışında yaşayan akraba topluluklar, birincisi. İkincisi, yurt dışında yaşamaya mecbur olanlar.  Değerli arkadaşlar, yurt dışında yaşamaya mecbur olanlan ayrı bir kategoride incelememiz ve  bunun nedenlerini ayrı yorumlamamız lazım. Neden yurt dışında yaşamaya mecbur oluyor? Çünkü  Türkiye'de fiilî işsiz sayısı 5,5 milyondur 2009 yılı ortalaması, çünkü Türkiye'de gençler arasında 4  kişiden 1 kişi işsizdir yani işsizlik yüzde 25'tir, çünkü Türkiye'de beyin göçü vardır.  Değerli arkadaşlar, beyin göçü, bir fabrikayı başkasına vermek kadar önemlidir. Siz, bir kişiyi  eğitiyorsunuz, uzman yapıyorsunuz, masraf yapıyorsunuz ama bunu, iş veremediğiniz için, iş bula­ madığınız için başka ülkeye hediye ediyorsunuz, gidip başka ülkede çalışıyor. Yani maliyetini siz  karşılıyorsunuz, faydasını gelişmiş ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya gibi ülkeler gö­ rüyor. Bu demektir ki Türkiye'de gençler arasındaki işsizlik, beyin göçünü önemli ölçüde etkileyen  bir faktördür.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Şimdi, "Yurt dışında yaşayan Türklerin sorunu yeni değil." dedik. 2001 yılında Devlet Plan­ lama Teşkilatının bir raporu var; o raporla ilgili bugüne kadar, bakıyoruz, AKP Hükümeti hiçbir şey  yapmamış. Bazı önemli noktalarını vurgulamak istiyorum o günden bugüne gelen sorunların: Bir  defa Avrupa Birliğinde Fransa olsun, Almanya olsun, çalışan Türk işçilerine, ücret ve çalışma ko­ şullan açısından farklı davranılıyor. Her gün Türkiye'ye imtiyazlı ortaklık teklif eden Merkel'i bu açı­ dan uyarmak lazım: Acaba, neden Avrupa insan haklan söz konusu olunca konuşabiliyor da  Almanya'da çalışan Türk işçilerine ücret ve çalışma koşulları açısından farklı davranılması üstünde,  nasıl, insan hakları olduğunu unutuyor? Vize uygulaması konusunda sorunlar var. Aileden kaynak­ lanan sorunlar ve uyum sorunları var.  Değerli arkadaşlar, dış Türkler yalnız bunlann sorunlarını çözmek açısından Türkiye için önem­ lidir ama daha önemlisi, bunlann içinde bulundukları ülkeler açısından etkili hâle gelmesi ve Türkiye  için lobi oluşturmalandır. Bu anlamda, dış Türkler kadar Türk cumhuriyetlerinin de önemli bir yeri  bulunmaktadır.  Değerli arkadaşlar, Türk cumhuriyetleriyle ilgili uygulamalarda, Türkiye sürükleyici bir ülke ola­ mamıştır. Bugün Türkiye için peş peşe çıkanlan ve Türkiye'yi soykınm yapmakla suçlayan yasalar kar­ şısında, Türkiye eğer Türk cumhuriyetleriyle dayanışma içerisinde olsaydı daha sağlam duracaktı ve  daha etkili olacaktı. Türkiye, sürükleyici bir ülke olamamıştır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde,  Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'nın etkisi ön plana çıkmıştır. Azerbaycan'da, Rusya'nın etkisi  ön plana çıkmıştır. Onun için, Türkiye'nin dış Türkleri değerlendirmesi yanında TÜRKPA'yı da de­ ğerlendirmesi lazım.  Değerli arkadaşlar, bakın, TÜRKPA, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi; bu­ nunla ilgili çoğu arkadaşımızın bilgisi yok yahut da bilgisi var ama yeteri kadar TÜRKPA ile ilgili  kanaat sahibi değil.  Değerli arkadaşlar, bugün dört ülke var TÜRKPA üyesi. TURKPA'ya mutlaka -Türk Dili Ko­ nuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesine- bu kanunla organik bağ kurdurmak lazım. Türk Dili Ko­ nuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinde Türkiye var, Azerbaycan var, Kazakistan ve Kırgızistan  var; Türkmenistan ve Özbekistan yok. Türkmenistan neden yok? "Ben tarafsızlık politikası uygulu­ yorum." diyor. Özbekistan neden yok? Azerbaycan'la Hazar Denizi sorunları var.  Şimdi ben soruyorum arkadaşlar: Hükümet bu iki ülkenin TURKPA'ya katılması için bugüne  kadar hiçbir girişimde bulundu mu? Hükümet TÜRKPA'nın genişletilmesi ve TÜRKPA'nın Türki­ ye'yi destekleyen bir organizasyon hâline gelmesi, iş birliğinin artırılması konusunda hangi adımları  attı? Bunu Sayın Bakana da soruyorum.  Şimdi, değerli arkadaşlar; Hükümet, dış politikasını "sıfır sorunlu dış politika" olarak tarif edi­ yor ama sonuçlara bakın, sıfır yerine eksidir, sonuçlar açısından politikalar eksidir.  Örneğin, Ermeni meselesinde, Sayın Başbakan "100 bin Ermeni'yi sınır dışı edelim." diye teh­ dit etti. Bu, önemli ölçüde, haklı Türkiye'yi haksız Türkiye hâline getirdi. Üstelik de burada bir olay  meydana çıktı, o da Türkiye'de 100 bin değil, 30 binmiş. Bakın, NTV'de geçenlerde bir program iptal  edildi, bu program şuydu, programın içinde geçen haber şuydu: "Ermenilere karşı Başbakan pot  kırdı." Can Dündar'ın sunacağı bu program iptal edildi geçen hafta.  - 5 4 9 -
Sayfa 34 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Şimdi, "Yurt dışında yaşayan Türklerin sorunu yeni değil." dedik. 2001 yılında Devlet Plan­ lama Teşkilatının bir raporu var; o raporla ilgili bugüne kadar, bakıyoruz, AKP Hükümeti hiçbir şey  yapmamış. Bazı önemli noktalarını vurgulamak istiyorum o günden bugüne gelen sorunların: Bir  defa Avrupa Birliğinde Fransa olsun, Almanya olsun, çalışan Türk işçilerine, ücret ve çalışma ko­ şullan açısından farklı davranılıyor. Her gün Türkiye'ye imtiyazlı ortaklık teklif eden Merkel'i bu açı­ dan uyarmak lazım: Acaba, neden Avrupa insan haklan söz konusu olunca konuşabiliyor da  Almanya'da çalışan Türk işçilerine ücret ve çalışma koşulları açısından farklı davranılması üstünde,  nasıl, insan hakları olduğunu unutuyor? Vize uygulaması konusunda sorunlar var. Aileden kaynak­ lanan sorunlar ve uyum sorunları var.  Değerli arkadaşlar, dış Türkler yalnız bunlann sorunlarını çözmek açısından Türkiye için önem­ lidir ama daha önemlisi, bunlann içinde bulundukları ülkeler açısından etkili hâle gelmesi ve Türkiye  için lobi oluşturmalandır. Bu anlamda, dış Türkler kadar Türk cumhuriyetlerinin de önemli bir yeri  bulunmaktadır.  Değerli arkadaşlar, Türk cumhuriyetleriyle ilgili uygulamalarda, Türkiye sürükleyici bir ülke ola­ mamıştır. Bugün Türkiye için peş peşe çıkanlan ve Türkiye'yi soykınm yapmakla suçlayan yasalar kar­ şısında, Türkiye eğer Türk cumhuriyetleriyle dayanışma içerisinde olsaydı daha sağlam duracaktı ve  daha etkili olacaktı. Türkiye, sürükleyici bir ülke olamamıştır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde,  Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'nın etkisi ön plana çıkmıştır. Azerbaycan'da, Rusya'nın etkisi  ön plana çıkmıştır. Onun için, Türkiye'nin dış Türkleri değerlendirmesi yanında TÜRKPA'yı da de­ ğerlendirmesi lazım.  Değerli arkadaşlar, bakın, TÜRKPA, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi; bu­ nunla ilgili çoğu arkadaşımızın bilgisi yok yahut da bilgisi var ama yeteri kadar TÜRKPA ile ilgili  kanaat sahibi değil.  Değerli arkadaşlar, bugün dört ülke var TÜRKPA üyesi. TURKPA'ya mutlaka -Türk Dili Ko­ nuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesine- bu kanunla organik bağ kurdurmak lazım. Türk Dili Ko­ nuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesinde Türkiye var, Azerbaycan var, Kazakistan ve Kırgızistan  var; Türkmenistan ve Özbekistan yok. Türkmenistan neden yok? "Ben tarafsızlık politikası uygulu­ yorum." diyor. Özbekistan neden yok? Azerbaycan'la Hazar Denizi sorunları var.  Şimdi ben soruyorum arkadaşlar: Hükümet bu iki ülkenin TURKPA'ya katılması için bugüne  kadar hiçbir girişimde bulundu mu? Hükümet TÜRKPA'nın genişletilmesi ve TÜRKPA'nın Türki­ ye'yi destekleyen bir organizasyon hâline gelmesi, iş birliğinin artırılması konusunda hangi adımları  attı? Bunu Sayın Bakana da soruyorum.  Şimdi, değerli arkadaşlar; Hükümet, dış politikasını "sıfır sorunlu dış politika" olarak tarif edi­ yor ama sonuçlara bakın, sıfır yerine eksidir, sonuçlar açısından politikalar eksidir.  Örneğin, Ermeni meselesinde, Sayın Başbakan "100 bin Ermeni'yi sınır dışı edelim." diye teh­ dit etti. Bu, önemli ölçüde, haklı Türkiye'yi haksız Türkiye hâline getirdi. Üstelik de burada bir olay  meydana çıktı, o da Türkiye'de 100 bin değil, 30 binmiş. Bakın, NTV'de geçenlerde bir program iptal  edildi, bu program şuydu, programın içinde geçen haber şuydu: "Ermenilere karşı Başbakan pot  kırdı." Can Dündar'ın sunacağı bu program iptal edildi geçen hafta.  - 5 4 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 0 - Değerli arkadaşlar, biz baskıyla, iptalle bu sorunları, bu dış politika sorunlarını çözemiyoruz.  Mamafih Azerbaycan'la ilişkilerimiz de bu nedenle bozuldu. Bakın, Azerbaycan Başbakanı Artur  Rasizade'nin söylediklerini aynen size aktarıyorum, diyor ki: "Rusya, Karabağ sorununun çözümlen­ mesini istemiyor. Türkiye'nin protokolü paraf etmesi ve bunu Meclise sevk etmesi Hükümetin Kara­ bağ işgaline rıza göstermesi anlamına gelir, böyle bir imaj ortaya çıkar. Meclis, Türkiye-Ermenistan  protokolünü reddetse de bu protokolün imzalanmış olması Hükümetin eğilimini gösterir." Yine, Baş­ bakan diyor ki: "Bu durum bizi sıkıntıya sokuyor çünkü Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa  gibi ülkeler, 'Türkiye rıza gösterdi..."'  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Korkmaz, lütfen tamamlayınız.  ESFENDER KORKMAZ (Devamla) - '" . . .siz neden göstermiyorsunuz?' diyor." (AK PARTİ  sıralarından gürültüler) Arkadaşım da "sıkılma" diyor. Ben Türkiye'nin millî meselelerinde, ülkenin  çıkarlarında her zaman sıkılırım, sıkılmayanlar utansın. (CHP sıralarından alkışlar)  Değerli arkadaşlar, Azerbaycan'ın kurucusu Aliyev ne dedi: "Biz aynı milletiz, iki devletiz."  Bu kürsüde bunların Türk olmadığını söyleyenler utansın. Bunlar Türk'tür ve bunların kurucusu Ali­ yev "İki devlet, bir millet" diye bunu tescil etmiştir.  Değerli arkadaşlar, Azerbaycan'da tespit ettiğim çok olumsuz gelişmeler var ama bunları zaman  yokluğuyla söyleyemiyorum.  Hepinizi saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.  Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Murat Özkan, Giresun  Milletvekili.  Buyurun Sayın Özkan. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'yla ilgili olarak Milliyetçi  Hareket Partisinin görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle partim  ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Muhterem milletvekilleri, bu kanun tasarısının kapsamı hem 1960'lardan itibaren Avrupa ülke­ lerine işçi olarak giden ve ciddi bir bölümü gittikleri ülkelerde yerleşik hâle gelen vatandaşlarımız  hem de kısaca Türk dünyası ve akraba topluluklarla olan ilişkilerimizi düzenlemektedir. Büyük coğ­ rafyada yaşayan tarihî ve kültürel akrabalarımız hem de çeşitli ülkelerden yüksek tahsil için ülkemize  gelen yabancı uyruklu öğrenciler bu kapsama girmektedirler.  Tasarının amacı ise bütün bu topluluklarla ilgili çalışmalar yapmak, sorunlarına çözüm önerileri  hazırlamak, sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirmektir. Bu amaçla belli bir sistem dâhi­ linde faaliyetler yürütmek üzere tasarlanmıştır.  Sayın milletvekilleri, ekonomik ve siyasal bir sistem olarak Doğu Bloku'nun 1980'lerden  sonra çökmesi dünya için büyük sonuçlar doğurmuş ve bu çöküşün hemen akabinde, 1991 yılı­ nın sonunda Sovyetler Birliği "glasnost, perestroika" sloganlarıyla şuurlu olarak dağıtılmış ve  Rus İmparatorluğu'nun üçüncü safhasının kuruluş adımları atılmaya başlanmıştır. Bu kuruluş mü­ cadelesi hâlen devam etmektedir. Ardından Doğu Bloku'nda yer alan ülkelerin bazılarında rejim  değişikliği de meydana gelmiştir. Yugoslavya gibi ülkeler ise birliğini koruyamayarak dağılmıştır.
Sayfa 35 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 0 - Değerli arkadaşlar, biz baskıyla, iptalle bu sorunları, bu dış politika sorunlarını çözemiyoruz.  Mamafih Azerbaycan'la ilişkilerimiz de bu nedenle bozuldu. Bakın, Azerbaycan Başbakanı Artur  Rasizade'nin söylediklerini aynen size aktarıyorum, diyor ki: "Rusya, Karabağ sorununun çözümlen­ mesini istemiyor. Türkiye'nin protokolü paraf etmesi ve bunu Meclise sevk etmesi Hükümetin Kara­ bağ işgaline rıza göstermesi anlamına gelir, böyle bir imaj ortaya çıkar. Meclis, Türkiye-Ermenistan  protokolünü reddetse de bu protokolün imzalanmış olması Hükümetin eğilimini gösterir." Yine, Baş­ bakan diyor ki: "Bu durum bizi sıkıntıya sokuyor çünkü Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa  gibi ülkeler, 'Türkiye rıza gösterdi..."'  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Korkmaz, lütfen tamamlayınız.  ESFENDER KORKMAZ (Devamla) - '" . . .siz neden göstermiyorsunuz?' diyor." (AK PARTİ  sıralarından gürültüler) Arkadaşım da "sıkılma" diyor. Ben Türkiye'nin millî meselelerinde, ülkenin  çıkarlarında her zaman sıkılırım, sıkılmayanlar utansın. (CHP sıralarından alkışlar)  Değerli arkadaşlar, Azerbaycan'ın kurucusu Aliyev ne dedi: "Biz aynı milletiz, iki devletiz."  Bu kürsüde bunların Türk olmadığını söyleyenler utansın. Bunlar Türk'tür ve bunların kurucusu Ali­ yev "İki devlet, bir millet" diye bunu tescil etmiştir.  Değerli arkadaşlar, Azerbaycan'da tespit ettiğim çok olumsuz gelişmeler var ama bunları zaman  yokluğuyla söyleyemiyorum.  Hepinizi saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.  Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Murat Özkan, Giresun  Milletvekili.  Buyurun Sayın Özkan. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MURAT ÖZKAN (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'yla ilgili olarak Milliyetçi  Hareket Partisinin görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle partim  ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Muhterem milletvekilleri, bu kanun tasarısının kapsamı hem 1960'lardan itibaren Avrupa ülke­ lerine işçi olarak giden ve ciddi bir bölümü gittikleri ülkelerde yerleşik hâle gelen vatandaşlarımız  hem de kısaca Türk dünyası ve akraba topluluklarla olan ilişkilerimizi düzenlemektedir. Büyük coğ­ rafyada yaşayan tarihî ve kültürel akrabalarımız hem de çeşitli ülkelerden yüksek tahsil için ülkemize  gelen yabancı uyruklu öğrenciler bu kapsama girmektedirler.  Tasarının amacı ise bütün bu topluluklarla ilgili çalışmalar yapmak, sorunlarına çözüm önerileri  hazırlamak, sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirmektir. Bu amaçla belli bir sistem dâhi­ linde faaliyetler yürütmek üzere tasarlanmıştır.  Sayın milletvekilleri, ekonomik ve siyasal bir sistem olarak Doğu Bloku'nun 1980'lerden  sonra çökmesi dünya için büyük sonuçlar doğurmuş ve bu çöküşün hemen akabinde, 1991 yılı­ nın sonunda Sovyetler Birliği "glasnost, perestroika" sloganlarıyla şuurlu olarak dağıtılmış ve  Rus İmparatorluğu'nun üçüncü safhasının kuruluş adımları atılmaya başlanmıştır. Bu kuruluş mü­ cadelesi hâlen devam etmektedir. Ardından Doğu Bloku'nda yer alan ülkelerin bazılarında rejim  değişikliği de meydana gelmiştir. Yugoslavya gibi ülkeler ise birliğini koruyamayarak dağılmıştır.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  Bu durum Türkiye'nin etrafında büyük bir stratejik boşluk ortaya çıkarmaktadır. Ne yazık ki, Türk  siyasal eliti bu stratejik boşluğun önemini yeterince kavrayamamıştır. Bu arada Türkiye'nin ve Türk  milletinin tarihî ve kültürel bağları olan Türk cumhuriyetleri siyasal bağımsızlıklarına da kavuş­ muşlardır. Yıllarca Türk milliyetçilerinin bu husustaki sözlerine kulaklarını tıkayan devlet kurumla­ rımız ve Türk siyasal elitleri büyük bir şaşkınlıkla bu gelişmeleri sadece -maalesef- izleyebilmiştir.  Sovyetler Birliği'nin şuurlu olarak dağıtılması, komünizmin çökmesi, bağımsız ve özerk Türk  cumhuriyetlerinin, akraba toplulukların ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin "Türk dünyası" diye de anı­ lan bu bölgede sorumluluğu daha da artmıştır. Önce bağımsız Türk cumhuriyetleri Türkiye tarafın­ dan tanınmış, sonra ilişkilere bir sistem getirmek üzere 1993 yılından itibaren cumhuriyet  hükümetlerince bir Devlet Bakanlığı görevlendirilmiştir.  Türkiye, Türk cumhuriyetlerinin ve akraba devletlerin bağımsızlıklarının tanınması, çeşitli ulus­ lararası kuruluşlara kabul edilmeleri, iç demokratik sistemlerinin ve ekonomik yapılarının kurulması,  geliştirilmesi gibi konularda maddi, teknik ve insani yardım yapmak gibi hususlarda imkânlar ölçü­ sünde, bazen bu imkânlarını da zorlayarak hareket etmiştir. Bunlar, Büyük Öğrenci Projesi, Eximbank  kredileri ve çeşitli siyasal ve sosyal altyapı desteklerini kapsamaktadır.  Bu anlamda kurmuş olduğumuz TİKA ve ortak kurum olan TÜRKSOY bütün bu yardımlarda  öncülük etmiştir ayrıca sivil toplum kuruluşları da çeşitli desteklerde bulunmuşlardır fakat bütün bu  yardımların ne envanteri yapılmış ne de geri dönüşleri takip edilmiştir. Bu nedenle, kurulması ön­ görülen Başkanlığa ihtiyaç hasıl olmuştur ve biz parti olarak bu tasarıyı, yukarıda saydığım neden­ lerden dolayı da desteklemekteyiz.  Sayın milletvekilleri, belirttiğimiz gibi, Türkiye aradan geçen on sekiz yıllık süre içerisinde,  genel olarak "Türk dünyası" adıyla andığımız bu bölgelere imkânlar ölçüsünde yardımcı olmuştur.  Fakat ilişkilerimiz, başlangıçtaki ümit ve beklentilerin çok altında kalmıştır, özellikle ticari ilişkile­ rimizin umulanın çok çok altında kaldığı görülmektedir. Hükümetin bölgeye olan ilgisizliği dikkate  alındığında yeni bir yol haritasına acilen ihtiyaç olduğu da aşikârdır.  Öte yandan, çoğunluğu Avrupa'da olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan vatandaş­ larımızın talep ve hukuki durumları da elli yıl öncesine göre çok değişmiştir. Artık onların sorunla­ rına klasik dış işleri anlayışıyla çözüm bulmak imkânsız hâle gelmiştir. Yurt dışındaki  vatandaşlarımızın çeşitli hukuki, kültürel ve ekonomik sorunlarıyla ilgilenecek ayrı bir teşkilat ya­ pısına acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle yabancı ülkelerde doğup büyüyen üçüncü ve dördüncü  neslin sorunları birinci ve ikinci nesle göre farklılaşmış, bu nesillerin ana dil ve kültürümüzü öğren­ meleri bugün başlıca gündem konumuz hâline gelmiştir.  Muhterem milletvekilleri, şurası bilinmelidir ki, bu tasarının kapsamına giren toplulukların hem  siyasi statüleri hem de diğer sorunları çok farklıdır. Bundan elli yıl önce, biraz para kazanıp yurda  dönmek için çeşitli Avrupa ülkelerine işçi olarak giden vatandaşlarımızın sorunları ile bağımsız Türk  cumhuriyetlerinde yaşayan soydaş ve akraba toplulukların hukuki durumları ve sorunları, çeşitli dev­ letlerde özerk bölgelerde yaşayan tarihî, kültürel akrabaların sorun ve hukuki statüleri, bağımsız dev­ letlerde yaşayan akraba toplulukların kültürel problemleri ve hukuken azınlık statüsüne sahip olan  Türk topluluklarının sosyal, ekonomik ve hukuki problemleri birbirinden oldukça farklıdır. Sorun­ ları hukuki durumları itibarıyla birbirinden oldukça farklı kuruluşları, çok çeşitli ve çok geniş teşki­ latlanması olmayacak olan bir başkanlık ile çözüm aramak kolay olmayacaktır. İnşallah durum daha  da içinden çıkılmaz bir hâle gelmez. Bizim önerimiz bu konuda müstakil bir bakanlığın teşkilatlan­ dırılması hususunda bir düzenleme yapılmasıdır.  - 5 5 1 -
Sayfa 36 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  Bu durum Türkiye'nin etrafında büyük bir stratejik boşluk ortaya çıkarmaktadır. Ne yazık ki, Türk  siyasal eliti bu stratejik boşluğun önemini yeterince kavrayamamıştır. Bu arada Türkiye'nin ve Türk  milletinin tarihî ve kültürel bağları olan Türk cumhuriyetleri siyasal bağımsızlıklarına da kavuş­ muşlardır. Yıllarca Türk milliyetçilerinin bu husustaki sözlerine kulaklarını tıkayan devlet kurumla­ rımız ve Türk siyasal elitleri büyük bir şaşkınlıkla bu gelişmeleri sadece -maalesef- izleyebilmiştir.  Sovyetler Birliği'nin şuurlu olarak dağıtılması, komünizmin çökmesi, bağımsız ve özerk Türk  cumhuriyetlerinin, akraba toplulukların ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin "Türk dünyası" diye de anı­ lan bu bölgede sorumluluğu daha da artmıştır. Önce bağımsız Türk cumhuriyetleri Türkiye tarafın­ dan tanınmış, sonra ilişkilere bir sistem getirmek üzere 1993 yılından itibaren cumhuriyet  hükümetlerince bir Devlet Bakanlığı görevlendirilmiştir.  Türkiye, Türk cumhuriyetlerinin ve akraba devletlerin bağımsızlıklarının tanınması, çeşitli ulus­ lararası kuruluşlara kabul edilmeleri, iç demokratik sistemlerinin ve ekonomik yapılarının kurulması,  geliştirilmesi gibi konularda maddi, teknik ve insani yardım yapmak gibi hususlarda imkânlar ölçü­ sünde, bazen bu imkânlarını da zorlayarak hareket etmiştir. Bunlar, Büyük Öğrenci Projesi, Eximbank  kredileri ve çeşitli siyasal ve sosyal altyapı desteklerini kapsamaktadır.  Bu anlamda kurmuş olduğumuz TİKA ve ortak kurum olan TÜRKSOY bütün bu yardımlarda  öncülük etmiştir ayrıca sivil toplum kuruluşları da çeşitli desteklerde bulunmuşlardır fakat bütün bu  yardımların ne envanteri yapılmış ne de geri dönüşleri takip edilmiştir. Bu nedenle, kurulması ön­ görülen Başkanlığa ihtiyaç hasıl olmuştur ve biz parti olarak bu tasarıyı, yukarıda saydığım neden­ lerden dolayı da desteklemekteyiz.  Sayın milletvekilleri, belirttiğimiz gibi, Türkiye aradan geçen on sekiz yıllık süre içerisinde,  genel olarak "Türk dünyası" adıyla andığımız bu bölgelere imkânlar ölçüsünde yardımcı olmuştur.  Fakat ilişkilerimiz, başlangıçtaki ümit ve beklentilerin çok altında kalmıştır, özellikle ticari ilişkile­ rimizin umulanın çok çok altında kaldığı görülmektedir. Hükümetin bölgeye olan ilgisizliği dikkate  alındığında yeni bir yol haritasına acilen ihtiyaç olduğu da aşikârdır.  Öte yandan, çoğunluğu Avrupa'da olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan vatandaş­ larımızın talep ve hukuki durumları da elli yıl öncesine göre çok değişmiştir. Artık onların sorunla­ rına klasik dış işleri anlayışıyla çözüm bulmak imkânsız hâle gelmiştir. Yurt dışındaki  vatandaşlarımızın çeşitli hukuki, kültürel ve ekonomik sorunlarıyla ilgilenecek ayrı bir teşkilat ya­ pısına acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle yabancı ülkelerde doğup büyüyen üçüncü ve dördüncü  neslin sorunları birinci ve ikinci nesle göre farklılaşmış, bu nesillerin ana dil ve kültürümüzü öğren­ meleri bugün başlıca gündem konumuz hâline gelmiştir.  Muhterem milletvekilleri, şurası bilinmelidir ki, bu tasarının kapsamına giren toplulukların hem  siyasi statüleri hem de diğer sorunları çok farklıdır. Bundan elli yıl önce, biraz para kazanıp yurda  dönmek için çeşitli Avrupa ülkelerine işçi olarak giden vatandaşlarımızın sorunları ile bağımsız Türk  cumhuriyetlerinde yaşayan soydaş ve akraba toplulukların hukuki durumları ve sorunları, çeşitli dev­ letlerde özerk bölgelerde yaşayan tarihî, kültürel akrabaların sorun ve hukuki statüleri, bağımsız dev­ letlerde yaşayan akraba toplulukların kültürel problemleri ve hukuken azınlık statüsüne sahip olan  Türk topluluklarının sosyal, ekonomik ve hukuki problemleri birbirinden oldukça farklıdır. Sorun­ ları hukuki durumları itibarıyla birbirinden oldukça farklı kuruluşları, çok çeşitli ve çok geniş teşki­ latlanması olmayacak olan bir başkanlık ile çözüm aramak kolay olmayacaktır. İnşallah durum daha  da içinden çıkılmaz bir hâle gelmez. Bizim önerimiz bu konuda müstakil bir bakanlığın teşkilatlan­ dırılması hususunda bir düzenleme yapılmasıdır.  - 5 5 1 - TBMM B: 77 24 . 3 .2010 O: 1  - 5 5 2 - Türkiye'nin tarihî ve kültürel bağlarının olduğu Türk dünyası coğrafyasıyla uluslararası hukuka dik­ kat ederek ilgilenmesinin kardeşlik hukuku bağlamında doğal ve normal olduğunu düşünmekteyiz. Bu  aynı zamanda tarihî bir sorumluluğumuzdur. Bunun altında hiç kimse farklı bir niyet aramasın, niyet  okuyuculuğu da yapmasın. Bu son derece insani ve kardeşlik duygularıyla ortaya çıkan bir neticedir.  Çeşitli coğrafyalarda, dünyanın çeşitli ülkelerinde bizimle tarihî ve kültürel bağları olan insanlar  vardır ve onlar bizim kardeşlerimizdir. Mesele sadece bu kardeşlik hukuku esasına dayanmaktadır, bu  zaten yeni bir şey de değildir. Yıllardır ilgilendiğimiz bir coğrafyayla ilişkileri, yıllardır yükseköğre­ nim görmek için ülkemize gelen öğrenci hamlesini ve bugün dördüncü nesle ulaşan yurt dışındaki iş­ çilerimizle ilgili sorunları bir başkanlık bünyesinde toplayarak daha sistemli hâle getirmek bu tasarının  amacı olarak görülmektedir. Temennim odur ki tasarı bu amaçlara hizmet edebilsin.  Bu vesileyle tekrar tasarının hayırlı olmasını diler, hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunarım.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.  Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Sum Sakık, Muş Milletvekili.  (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Baştan beri bizim eleştirilerimiz... Bir taraftan demokratik açılım bir taraftan birçok kimlikle­ rin kabulüyle ilgili adımlar atılması gerekirken veyahut bu konuda çabalar olurken yeniden "Türk­ ler başkanlığı" diye bir başkanlığın kurulmasını çok da şık bulmadığımızı sizlerle paylaşmak  istiyoruz. Bunun altında da özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin önü­ müzdeki seçimlerle ilgili hesap kitap işi olduğunu düşünüyoruz. Eğer, gerçekten niyetiniz yurt dışında  yaşayan kardeşlerimizin temel sorunlarıyla ilgilenmekse, ilk önce, evimizin önündeki çöpleri topla­ maktan geçer, iç sorunlarımızı çözmekten geçer.  Ben buraya gelmeden önce, benim seçim bölgemden Adana'ya yerleşen bir grup insan arayıp  aynen şöyle diyorlardı: "Biz Alpaslan-I Barajı, Bulanık'ta mağdur olan insanlarız. Biz yıllardır o  topraklarda yaşıyoruz. Tapumuz yoktu ve burası istimlak edildi. Tapusu olanların parası ödendi. Biz  mağdurduk ve bizi sürdüler. Adana'dayız şu anda. Adana Valisinin de haberi var. Aç ve perişanız."  Şimdi, yurt içindeki insanlarımızla ilgili küçük bir adım atmazken yurt dışında şunlar... Yurt dı­ şında onlarca, Bakanlığımıza bağlı birimler var. Peki, bu birimler ne yapıyor Allah aşkına, ne yapı­ yorlar? Yani yeniden bir kurum, yeniden bir başkanlık yaratmak niye? Peki, bu insanların evini  barkını alıp istimlak etmeden -yıllar önce atası yerleşmiş, bütün anıları orada- onların hakkını huku­ kunu ödemeyeceksiniz ve sosyal bir devletten bahsedeceksiniz. Sonra döneceksiniz "Biz yurt dışın­ daki kardeşlerimizle ilgili olumlu şeyler yapıyoruz."  Ben, çok yakın bir tarihte, biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan Hocamla birlikte  Azerbaycan'daydım. Allah adına, yani bu kadar da size, bize sevdalı değiller. Bir tek niyetleri var,  bir tek anlayışları var: "Türkler gelsin" diyor. Ne yapsınlar? "Karabağ'a girsinler, Karabağ'ı alsın­ lar." diyor. Yani böyle beklentileri vardı. Ben orada gördüm.
Sayfa 37 -
TBMM B: 77 24 . 3 .2010 O: 1  - 5 5 2 - Türkiye'nin tarihî ve kültürel bağlarının olduğu Türk dünyası coğrafyasıyla uluslararası hukuka dik­ kat ederek ilgilenmesinin kardeşlik hukuku bağlamında doğal ve normal olduğunu düşünmekteyiz. Bu  aynı zamanda tarihî bir sorumluluğumuzdur. Bunun altında hiç kimse farklı bir niyet aramasın, niyet  okuyuculuğu da yapmasın. Bu son derece insani ve kardeşlik duygularıyla ortaya çıkan bir neticedir.  Çeşitli coğrafyalarda, dünyanın çeşitli ülkelerinde bizimle tarihî ve kültürel bağları olan insanlar  vardır ve onlar bizim kardeşlerimizdir. Mesele sadece bu kardeşlik hukuku esasına dayanmaktadır, bu  zaten yeni bir şey de değildir. Yıllardır ilgilendiğimiz bir coğrafyayla ilişkileri, yıllardır yükseköğre­ nim görmek için ülkemize gelen öğrenci hamlesini ve bugün dördüncü nesle ulaşan yurt dışındaki iş­ çilerimizle ilgili sorunları bir başkanlık bünyesinde toplayarak daha sistemli hâle getirmek bu tasarının  amacı olarak görülmektedir. Temennim odur ki tasarı bu amaçlara hizmet edebilsin.  Bu vesileyle tekrar tasarının hayırlı olmasını diler, hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunarım.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.  Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Sum Sakık, Muş Milletvekili.  (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Baştan beri bizim eleştirilerimiz... Bir taraftan demokratik açılım bir taraftan birçok kimlikle­ rin kabulüyle ilgili adımlar atılması gerekirken veyahut bu konuda çabalar olurken yeniden "Türk­ ler başkanlığı" diye bir başkanlığın kurulmasını çok da şık bulmadığımızı sizlerle paylaşmak  istiyoruz. Bunun altında da özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin önü­ müzdeki seçimlerle ilgili hesap kitap işi olduğunu düşünüyoruz. Eğer, gerçekten niyetiniz yurt dışında  yaşayan kardeşlerimizin temel sorunlarıyla ilgilenmekse, ilk önce, evimizin önündeki çöpleri topla­ maktan geçer, iç sorunlarımızı çözmekten geçer.  Ben buraya gelmeden önce, benim seçim bölgemden Adana'ya yerleşen bir grup insan arayıp  aynen şöyle diyorlardı: "Biz Alpaslan-I Barajı, Bulanık'ta mağdur olan insanlarız. Biz yıllardır o  topraklarda yaşıyoruz. Tapumuz yoktu ve burası istimlak edildi. Tapusu olanların parası ödendi. Biz  mağdurduk ve bizi sürdüler. Adana'dayız şu anda. Adana Valisinin de haberi var. Aç ve perişanız."  Şimdi, yurt içindeki insanlarımızla ilgili küçük bir adım atmazken yurt dışında şunlar... Yurt dı­ şında onlarca, Bakanlığımıza bağlı birimler var. Peki, bu birimler ne yapıyor Allah aşkına, ne yapı­ yorlar? Yani yeniden bir kurum, yeniden bir başkanlık yaratmak niye? Peki, bu insanların evini  barkını alıp istimlak etmeden -yıllar önce atası yerleşmiş, bütün anıları orada- onların hakkını huku­ kunu ödemeyeceksiniz ve sosyal bir devletten bahsedeceksiniz. Sonra döneceksiniz "Biz yurt dışın­ daki kardeşlerimizle ilgili olumlu şeyler yapıyoruz."  Ben, çok yakın bir tarihte, biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan Hocamla birlikte  Azerbaycan'daydım. Allah adına, yani bu kadar da size, bize sevdalı değiller. Bir tek niyetleri var,  bir tek anlayışları var: "Türkler gelsin" diyor. Ne yapsınlar? "Karabağ'a girsinler, Karabağ'ı alsın­ lar." diyor. Yani böyle beklentileri vardı. Ben orada gördüm.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 3 - CANAN ARITMAN (İzmir) - Hayır, hayır. Bu doğru değil, böyle bir şey yok.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, böyle ilişkiler var, böyle talepler var.  Ve siz yurt dışındaki insanlarınızla hangi konuda bir birliktelik oluşturdunuz? Siz oradaki in­ sanlar arasında sürekli ayrım yaptınız. Şimdi, "akrabalık" diyorsunuz, "Türkler" diyorsunuz. Peki, bu­ rada Türk olmayan diğer halklar ne yapacak? Biz Kürtler ne yapacağız? Bu ülkenin Ermenileri ne  yapacak, Arapları ne yapacak? Süryaniler ne yapacak? Burada Türk'ün Türk'e. . . Efendim, Türklük  hayalleriyle oluşabilecek şeyden Türkiye'nin bir an önce kaçınması gerekir. Eğer bu noktada ger­ çekten önemli şeyler yapmak istiyorsanız, bakınız, kan ve gen bağından daha kutsal olan bir şey var­ dır, o da duygu bağıdır, eğer duygu bağıyla ilgili bir şey yaparsanız biz sizinle birlikte oluruz, birlikte  hayatı inşa ederiz ama siz kan ve gen bağı üzerinde yeniden bir yapılanma yaparsanız... Tarih bun­ ları çöplüğe gömdü.  Onun için, Sayın Başbakan çok yakın bir tarihte bu ülkenin vatandaşları olan Ermenilerle ilgili  çok talihsiz bir açıklama yaptı. (CHP sıralarından gürültüler)  Siz niye rahatsız oluyorsunuz, onu anlamıyorum yani sizler gerçekten niye rahatsız oluyorsunuz,  onu anlamıyorum.  BAŞKAN - Sayın milletvekili, lütfen hatibe söz atmayınız.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başbakan, buraya gelip yerleşen, aslında sayıları 100 bini  falan bulmayan... 9-10 bin arasında insanlar çıkıp buraya gelmişler ve burada birçok yerlerde  çalışıyorlar ve bu insanlar buraya geldiklerinde bu ülkenin hukukuna sığınarak kimileri tezgâhtarlık  yapıyor, kimileri hasta bakıyor, kimileri evlerde çalışıyor ve yakınlarına buradan 400 milyon lira,  300 milyon lira para gönderiyorlar, oradaki yakınlarını geçindiriyorlar.  Şimdi, Sayın Başbakan'ın bu dili, o kutsal ruh dediğimiz Enver'in, Talat'ın, Cemal'in ruhudur,  İttihat Terakkinin ruhudur. O ruh kirlidir, o dil paslıdır, o dil 1915'lerin dilidir, o dil hâlen uluslararası  arenada karşımıza çıkan o günkü ruhtur. Onun için, Sayın Başbakan bu konuda attığı her adımda  halkların kimliğine, kültürüne saygılı olmalıdır.  Biz 1915'lerde olup bitenleri biliyoruz. Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisinde aynen  şunu söylüyor Kazım Karabekir'e seslenerek: "Bu bir alçaklıktır. Ermenilerle ilgili yapılan bir kat­ liamdır." Bu bizim tespitimiz değil, Sayın Mustafa Kemal'in o günkü tespitidir.  Şimdi, hepimizin yaralarımızı sarmamız gerekirken, gerçekten bu kardeşlerimizin acıları var,  Kürtlerin acıları var, bunlann acılarını ortaklaştırmamız gerekirken, kendimize göre yeniden ayrış­ tırmaları çağrıştıracak yeniden başkanlıklar kuruyoruz. Neyin adına kuruyoruz? Efendim, önümüz­ deki dönem seçimler için.  Şimdi, ben, burada Dışişleri Bakanına söylemiştim: Yunanistan cezaevinde onlarca Kürt ço­ cukları var, umuda doğru yolculuğa çıkmışlar, gitmişler, burada iş imkânı bulamadıkları için gitmiş­ ler ve orada yakalanmışlar; her biri on beş-on altı yıl ceza almış ve o çocuklar uzun süredir  cezaevinde. Ama bunlann kimlikleri Kürt olduğu için, Sayın Bakan "Ben sizi bilgilendireceğim."  dedi, bir yıldır hâlen bize bir bilgi ulaşmadı.  Sorun, işte, eğer gerçekten kendi kardeşleriniz ve yurttaşlannızsa ortaklaşmak gerekir, ama sorun  Kürtler olunca "tu kaka", Ermeniler olunca, gayrimüslimler olunca; ama sorun Türkler olunca,  Parlamentoda, evet, ulusal ittifak oluşuyor.
Sayfa 38 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 3 - CANAN ARITMAN (İzmir) - Hayır, hayır. Bu doğru değil, böyle bir şey yok.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, böyle ilişkiler var, böyle talepler var.  Ve siz yurt dışındaki insanlarınızla hangi konuda bir birliktelik oluşturdunuz? Siz oradaki in­ sanlar arasında sürekli ayrım yaptınız. Şimdi, "akrabalık" diyorsunuz, "Türkler" diyorsunuz. Peki, bu­ rada Türk olmayan diğer halklar ne yapacak? Biz Kürtler ne yapacağız? Bu ülkenin Ermenileri ne  yapacak, Arapları ne yapacak? Süryaniler ne yapacak? Burada Türk'ün Türk'e. . . Efendim, Türklük  hayalleriyle oluşabilecek şeyden Türkiye'nin bir an önce kaçınması gerekir. Eğer bu noktada ger­ çekten önemli şeyler yapmak istiyorsanız, bakınız, kan ve gen bağından daha kutsal olan bir şey var­ dır, o da duygu bağıdır, eğer duygu bağıyla ilgili bir şey yaparsanız biz sizinle birlikte oluruz, birlikte  hayatı inşa ederiz ama siz kan ve gen bağı üzerinde yeniden bir yapılanma yaparsanız... Tarih bun­ ları çöplüğe gömdü.  Onun için, Sayın Başbakan çok yakın bir tarihte bu ülkenin vatandaşları olan Ermenilerle ilgili  çok talihsiz bir açıklama yaptı. (CHP sıralarından gürültüler)  Siz niye rahatsız oluyorsunuz, onu anlamıyorum yani sizler gerçekten niye rahatsız oluyorsunuz,  onu anlamıyorum.  BAŞKAN - Sayın milletvekili, lütfen hatibe söz atmayınız.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başbakan, buraya gelip yerleşen, aslında sayıları 100 bini  falan bulmayan... 9-10 bin arasında insanlar çıkıp buraya gelmişler ve burada birçok yerlerde  çalışıyorlar ve bu insanlar buraya geldiklerinde bu ülkenin hukukuna sığınarak kimileri tezgâhtarlık  yapıyor, kimileri hasta bakıyor, kimileri evlerde çalışıyor ve yakınlarına buradan 400 milyon lira,  300 milyon lira para gönderiyorlar, oradaki yakınlarını geçindiriyorlar.  Şimdi, Sayın Başbakan'ın bu dili, o kutsal ruh dediğimiz Enver'in, Talat'ın, Cemal'in ruhudur,  İttihat Terakkinin ruhudur. O ruh kirlidir, o dil paslıdır, o dil 1915'lerin dilidir, o dil hâlen uluslararası  arenada karşımıza çıkan o günkü ruhtur. Onun için, Sayın Başbakan bu konuda attığı her adımda  halkların kimliğine, kültürüne saygılı olmalıdır.  Biz 1915'lerde olup bitenleri biliyoruz. Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisinde aynen  şunu söylüyor Kazım Karabekir'e seslenerek: "Bu bir alçaklıktır. Ermenilerle ilgili yapılan bir kat­ liamdır." Bu bizim tespitimiz değil, Sayın Mustafa Kemal'in o günkü tespitidir.  Şimdi, hepimizin yaralarımızı sarmamız gerekirken, gerçekten bu kardeşlerimizin acıları var,  Kürtlerin acıları var, bunlann acılarını ortaklaştırmamız gerekirken, kendimize göre yeniden ayrış­ tırmaları çağrıştıracak yeniden başkanlıklar kuruyoruz. Neyin adına kuruyoruz? Efendim, önümüz­ deki dönem seçimler için.  Şimdi, ben, burada Dışişleri Bakanına söylemiştim: Yunanistan cezaevinde onlarca Kürt ço­ cukları var, umuda doğru yolculuğa çıkmışlar, gitmişler, burada iş imkânı bulamadıkları için gitmiş­ ler ve orada yakalanmışlar; her biri on beş-on altı yıl ceza almış ve o çocuklar uzun süredir  cezaevinde. Ama bunlann kimlikleri Kürt olduğu için, Sayın Bakan "Ben sizi bilgilendireceğim."  dedi, bir yıldır hâlen bize bir bilgi ulaşmadı.  Sorun, işte, eğer gerçekten kendi kardeşleriniz ve yurttaşlannızsa ortaklaşmak gerekir, ama sorun  Kürtler olunca "tu kaka", Ermeniler olunca, gayrimüslimler olunca; ama sorun Türkler olunca,  Parlamentoda, evet, ulusal ittifak oluşuyor.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 4 - Sevgili kardeşlerim, şimdi, 12 Eylül döneminde de bu ülkeden binlerce insan, 30 bin insan bu ül­ keyi terk etmek zorunda kaldı o faşist cunta döneminde. O insanların 15 bini yurt dışında, hatta bura­ daki bu Parlamento, onların haklarını, hukuklarını gasbederek yurttaşlıktan çıkardı. Şu anda yurt  dışında 5 milyon civarında insanımız yaşıyor ve bu insanlarımızın -yani içinde sadece Türkler değil  diğer halklar da yaşıyor- bütün sorunlarını ortaklaştırmamız gerekir. Ve yurt dışındaki elçiliklerimizin  diğer kesimlere, diğer insanlarımıza karşı nasıl bir acımasız tutum içerisinde olduklarını da biliyoruz.  O vesileyle, biz, ilk önce burada birliği ve barışı sağlayabilecek bir duruş sergilemeliyiz. Eğer  biz gerçekten tarihin yükü altından kurtulmak istiyorsak tarihimizle de yüzleşmemiz gerekir. Tarihte  neler oldu? Bizim dışımızda...  CANAN ARITMAN (izmir) - Ne demek istiyorsunuz?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, siz sürekli soy avcılığına çıkan birisiniz. Siz Sayın Cumhur­ başkanının da ailesinin Ermeni olduğunu...  CANAN ARITMAN (izmir) - Aynı ağzı kullanma!  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Soy avcılığı yapan birisiniz. Ben bir soy avcılığı yapanla ne tartı­ şırım ne konuşurum.  BAŞKAN - Sayın Sakık, Genel Kurula hitap edin lütfen.  Buyurun.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, sürekli bir...  BAŞKAN - Uyarıyorum efendim.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Böyle bir gelenek hâline getirmiş, buradan sadece seçmenlere mesaj  iletmek adına ne kadar ırkçı bir tavır varsa onu sergiliyor ve burada...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Kimin ırkçı olduğu görülüyor.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yani, iyi ki siz değilim ben. Benim ne olduğum bellidir.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Irkçı sensin, etnik milliyetçi sensin!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Benim ne olduğum belli. Ben neyi savunduğumu...  Bakınız, ben hayatın her yerinde insan hakları, hukuk, demokrasi, halkların kardeşliğini savu­ nuyorum. Ama asıl faşist sizsiniz. Siz ırkçılığı savunuyorsunuz. Yani, bir dönün aynada kendinize  bakın, neyi savunduğunuzu...  BAŞKAN - Sayın Sakık, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Ben başta da söyledim.  Ben yıllar önce bir film izlemiştim. O filmde bir küçük çocuk evinden kaçırılıp götürülüyordu.  O çocuk başkaları tarafından kaçırılıyor ve ailesi araştırıyor, sonra buluyorlar. Yargı yoluyla çocuk  ailesine teslim ediliyor ama o çocuk kendisini aileden biri olarak hissetmiyor ve sürekli evden ayrı­ lıyor. Aile, gerçekten çocuğun mutlu olmadığını görünce mahkeme kararıyla alınan aileye geri  -diğer aileye- veriyor. Sonra, bir pazar günü çocuk eve geliyor. Evde, annesi sandığı açarken o san­ dığın kokusunu hissedince, orada sedir ağacının kokusunu görünce "Evet, ben bu eve aitim." İşte orada  kan ve gen bağının bir şey ifade etmediğinin, duygu bağının neyi ifade ettiğinin bir göstergesidir.  Aslında, Türkiye de böyle bir ülkedir. Bu ülkede sedir ağacının kokusunu hepimiz hissedebilirsek,  hepimiz kan ve gen bağından kurtulursak, birimiz bir başkasının soyağacını araştırmazsak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 39 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 4 - Sevgili kardeşlerim, şimdi, 12 Eylül döneminde de bu ülkeden binlerce insan, 30 bin insan bu ül­ keyi terk etmek zorunda kaldı o faşist cunta döneminde. O insanların 15 bini yurt dışında, hatta bura­ daki bu Parlamento, onların haklarını, hukuklarını gasbederek yurttaşlıktan çıkardı. Şu anda yurt  dışında 5 milyon civarında insanımız yaşıyor ve bu insanlarımızın -yani içinde sadece Türkler değil  diğer halklar da yaşıyor- bütün sorunlarını ortaklaştırmamız gerekir. Ve yurt dışındaki elçiliklerimizin  diğer kesimlere, diğer insanlarımıza karşı nasıl bir acımasız tutum içerisinde olduklarını da biliyoruz.  O vesileyle, biz, ilk önce burada birliği ve barışı sağlayabilecek bir duruş sergilemeliyiz. Eğer  biz gerçekten tarihin yükü altından kurtulmak istiyorsak tarihimizle de yüzleşmemiz gerekir. Tarihte  neler oldu? Bizim dışımızda...  CANAN ARITMAN (izmir) - Ne demek istiyorsunuz?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, siz sürekli soy avcılığına çıkan birisiniz. Siz Sayın Cumhur­ başkanının da ailesinin Ermeni olduğunu...  CANAN ARITMAN (izmir) - Aynı ağzı kullanma!  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Soy avcılığı yapan birisiniz. Ben bir soy avcılığı yapanla ne tartı­ şırım ne konuşurum.  BAŞKAN - Sayın Sakık, Genel Kurula hitap edin lütfen.  Buyurun.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, sürekli bir...  BAŞKAN - Uyarıyorum efendim.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Böyle bir gelenek hâline getirmiş, buradan sadece seçmenlere mesaj  iletmek adına ne kadar ırkçı bir tavır varsa onu sergiliyor ve burada...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Kimin ırkçı olduğu görülüyor.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yani, iyi ki siz değilim ben. Benim ne olduğum bellidir.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Irkçı sensin, etnik milliyetçi sensin!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Benim ne olduğum belli. Ben neyi savunduğumu...  Bakınız, ben hayatın her yerinde insan hakları, hukuk, demokrasi, halkların kardeşliğini savu­ nuyorum. Ama asıl faşist sizsiniz. Siz ırkçılığı savunuyorsunuz. Yani, bir dönün aynada kendinize  bakın, neyi savunduğunuzu...  BAŞKAN - Sayın Sakık, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Ben başta da söyledim.  Ben yıllar önce bir film izlemiştim. O filmde bir küçük çocuk evinden kaçırılıp götürülüyordu.  O çocuk başkaları tarafından kaçırılıyor ve ailesi araştırıyor, sonra buluyorlar. Yargı yoluyla çocuk  ailesine teslim ediliyor ama o çocuk kendisini aileden biri olarak hissetmiyor ve sürekli evden ayrı­ lıyor. Aile, gerçekten çocuğun mutlu olmadığını görünce mahkeme kararıyla alınan aileye geri  -diğer aileye- veriyor. Sonra, bir pazar günü çocuk eve geliyor. Evde, annesi sandığı açarken o san­ dığın kokusunu hissedince, orada sedir ağacının kokusunu görünce "Evet, ben bu eve aitim." İşte orada  kan ve gen bağının bir şey ifade etmediğinin, duygu bağının neyi ifade ettiğinin bir göstergesidir.  Aslında, Türkiye de böyle bir ülkedir. Bu ülkede sedir ağacının kokusunu hepimiz hissedebilirsek,  hepimiz kan ve gen bağından kurtulursak, birimiz bir başkasının soyağacını araştırmazsak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 5 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SIRRI SAKIK (Devamla) - ...yani herkes kendisine duyulan saygıyı bir başkasına duyarsa, bir  başka kimliğe saygılı olursa sorunlarımız o noktada çözülür. Ama ne yazık ki, birileri hep kendisini  ülkenin asıl sahibi... Siz halkın iradesiyle de gelseniz gelip kendilerinden icazet alacaksınız, kendi­ lerine tabi olacaksınız. İşte bu ruh İttihat Terakkinin ruhudur, Cemal'in ruhudur, Enver'in ruhudur,  Talat'ın ruhudur. Bu ruhlar iflas etmelidir. Bu ruhlar iflas ederse, halklar barış ve kardeşlik içerisinde  bir arada yaşar.  Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Nurettin Akman, Çankırı Milletvekili.  Buyurun Sayın Akman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  NURETTİN AKMAN (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Yurt­ dışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasansı'nın birinci bölümüyle ilgili  olarak görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Şahsım adına yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmaları yapmak ve sorunlarına çözüm üretmek,  soydaş ve akraba topluluklarıyla sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla bu  topluluklara yönelik faaliyetleri yürütmek ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemize gelen  yabancı öğrencilerin ülkemizdeki eğitim süreçlerinin başarılı şekilde sonuçlandırılmasını sağlamak  amacını güden söz konusu yasanın çıkarılmasında aslında çok geç kalınmıştır. Zira aradan yarım asır  geçmiş olmasına rağmen biz vatandaşlarımızla ilgili sorumlu bir makamı yeni kuruyoruz. Ancak  genel seçimlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza oy kullanma hakkını yeni verdiğimiz gibi,  neticede bu yasa da büyük bir eksikliği gidermiş olacaktır.  Özellikle belirtmek istiyorum: Şu gerçekleşecek olan bu Başkanlık Avrupa'da yaşayan, Türk  dünyasında yaşayan tüm insanlarımıza, Türk'ümüze, Kürt'ümüze, Laz'ımıza, Çerkez'imize, hülasa  tüm vatandaşlarımıza hizmet etmiş olacaktır. Onun için, burada böylesi bir ayrımı yapmak mümkün  değildir. Bu anlamda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.  Bu yasayla kurulacak teşkilat Türk dünyasıyla birlikte 2009 yılı sonu itibarıyla yurt dışındaki 5  milyon 216 bin insanımıza hizmet edecektir. Bu nüfusun 4 milyon 217 bini Avrupa Birliği ülkelerine  göçmen olarak gelen Türk iş gücüdür. En çok nüfusumuz 2 milyon 720 bin ile Almanya'da bulun­ maktadır. 2 milyon 800 bin insanımız yaşadıkları ülkelerin vatandaşı olmuşlardır.  Değerli arkadaşlarım, "İş gücü istenmişti, insanlar geldi." sözünün üzerinden tam kırk dokuz  yıl geçti. Dün "Alamana" bugün ise "euro Türk" dediğimiz vatandaşlarımızın yurt dışı mücadelesi  1961 Anayasası ile yurt dışı seyahatin serbest bırakılması sonrası başlamıştır. Bunun sonrası işçi  göçü kolaylaşmış, Almanya ile Türkiye arasında 30 Ekim 1961 tarihinde imzalanan işçi alım anlaş­ ması ile de ülkemizden binlerce Türk işçisi Almanya'ya akın etmiştir.  1970'li yıllar Almanya ve Avrupa ülkelerinin yaşadığı petrol krizi ve ekonomik durgunluk sonrası  Almanya işçi alımını durdurmuş ancak Türk işçileri 1 milyona yakın bir sayıya ulaşmıştır. Daha sonraki  yıllarda yeni işçi göçü turist vizesiyle gerçekleşmiş, 1980'li yıllarda ise aile birleşimi ile işçilerimiz eş  ve çocuklarını yanlarına almışlardır. "Bir traktör parası biriktirip ülkeme dönerim." düşüncesi Avrupa'dan  gelen işçilerimizin durumunu zamanla burada ikamette kalıcı duruma dönüştürmüştür. Ancak yaşanılan  sorunlar sebebiyle de işçilerimizin bir kısmı geriye dönmüştür.
Sayfa 40 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 5 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SIRRI SAKIK (Devamla) - ...yani herkes kendisine duyulan saygıyı bir başkasına duyarsa, bir  başka kimliğe saygılı olursa sorunlarımız o noktada çözülür. Ama ne yazık ki, birileri hep kendisini  ülkenin asıl sahibi... Siz halkın iradesiyle de gelseniz gelip kendilerinden icazet alacaksınız, kendi­ lerine tabi olacaksınız. İşte bu ruh İttihat Terakkinin ruhudur, Cemal'in ruhudur, Enver'in ruhudur,  Talat'ın ruhudur. Bu ruhlar iflas etmelidir. Bu ruhlar iflas ederse, halklar barış ve kardeşlik içerisinde  bir arada yaşar.  Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Nurettin Akman, Çankırı Milletvekili.  Buyurun Sayın Akman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  NURETTİN AKMAN (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Yurt­ dışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasansı'nın birinci bölümüyle ilgili  olarak görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Şahsım adına yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmaları yapmak ve sorunlarına çözüm üretmek,  soydaş ve akraba topluluklarıyla sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla bu  topluluklara yönelik faaliyetleri yürütmek ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemize gelen  yabancı öğrencilerin ülkemizdeki eğitim süreçlerinin başarılı şekilde sonuçlandırılmasını sağlamak  amacını güden söz konusu yasanın çıkarılmasında aslında çok geç kalınmıştır. Zira aradan yarım asır  geçmiş olmasına rağmen biz vatandaşlarımızla ilgili sorumlu bir makamı yeni kuruyoruz. Ancak  genel seçimlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza oy kullanma hakkını yeni verdiğimiz gibi,  neticede bu yasa da büyük bir eksikliği gidermiş olacaktır.  Özellikle belirtmek istiyorum: Şu gerçekleşecek olan bu Başkanlık Avrupa'da yaşayan, Türk  dünyasında yaşayan tüm insanlarımıza, Türk'ümüze, Kürt'ümüze, Laz'ımıza, Çerkez'imize, hülasa  tüm vatandaşlarımıza hizmet etmiş olacaktır. Onun için, burada böylesi bir ayrımı yapmak mümkün  değildir. Bu anlamda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.  Bu yasayla kurulacak teşkilat Türk dünyasıyla birlikte 2009 yılı sonu itibarıyla yurt dışındaki 5  milyon 216 bin insanımıza hizmet edecektir. Bu nüfusun 4 milyon 217 bini Avrupa Birliği ülkelerine  göçmen olarak gelen Türk iş gücüdür. En çok nüfusumuz 2 milyon 720 bin ile Almanya'da bulun­ maktadır. 2 milyon 800 bin insanımız yaşadıkları ülkelerin vatandaşı olmuşlardır.  Değerli arkadaşlarım, "İş gücü istenmişti, insanlar geldi." sözünün üzerinden tam kırk dokuz  yıl geçti. Dün "Alamana" bugün ise "euro Türk" dediğimiz vatandaşlarımızın yurt dışı mücadelesi  1961 Anayasası ile yurt dışı seyahatin serbest bırakılması sonrası başlamıştır. Bunun sonrası işçi  göçü kolaylaşmış, Almanya ile Türkiye arasında 30 Ekim 1961 tarihinde imzalanan işçi alım anlaş­ ması ile de ülkemizden binlerce Türk işçisi Almanya'ya akın etmiştir.  1970'li yıllar Almanya ve Avrupa ülkelerinin yaşadığı petrol krizi ve ekonomik durgunluk sonrası  Almanya işçi alımını durdurmuş ancak Türk işçileri 1 milyona yakın bir sayıya ulaşmıştır. Daha sonraki  yıllarda yeni işçi göçü turist vizesiyle gerçekleşmiş, 1980'li yıllarda ise aile birleşimi ile işçilerimiz eş  ve çocuklarını yanlarına almışlardır. "Bir traktör parası biriktirip ülkeme dönerim." düşüncesi Avrupa'dan  gelen işçilerimizin durumunu zamanla burada ikamette kalıcı duruma dönüştürmüştür. Ancak yaşanılan  sorunlar sebebiyle de işçilerimizin bir kısmı geriye dönmüştür.  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 5 6 - Bugün, işçilerimiz ülkelerinde, bu yaşadıkları ülkelerde, asimile olmadan, kurdukları dernek,  vakıf ve cemiyetlerin çatısı altında birleşerek örf, âdet ve inançlarını muhafaza etmişler, kendi kül­ tür ve kimliklerine sahip çıkmışlar, entegrasyon sürecini başlatmışlardır, diğer taraftan, ülkeleriyle de  bağlantılarını hiçbir zaman koparmamışlardır. İşçilerimizin ilk emekliliği 1984 yılında gerçekleşmiş,  bugün ilk jenerasyon emekli olmuş, ikinci ve üçüncü jenerasyon yurt dışında çok büyük başarılara  imza atmaktadırlar. Avrupa'nın yaşlı nüfusu her geçen gün artarken buradaki işçilerimizin genç nü­ fusu âdeta Avrupa'ya bir ümit olma durumundadır. Bu işçilerimizi sadece işçi olarak kabul etmek  mümkün değil, bilhassa Avrupa ülkelerinde Türk iş adamlarının patron düzeyinde çok büyük başa­ rılara imza attıklarını görüyorum ve oralarda o ülke insanlarını çalıştırır hâle gelmişlerdir.  Değerli arkadaşlarım, işçilerimizin en büyük sorunu eğitim sorunudur. Ancak bugün 800 bin  Türk çocuğu yurt dışındaki okullarda öğrenim görmektedir, 50 bine yakın Türk genci üniversitelerde  öğrenim görmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Akman, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  NURETTİN AKMAN (Devamla) - Biz bugün, Avrupa Birliğine girmek için büyük çaba sarf  ediyoruz. Aslında 5 milyon insanımızla Avrupa'nın içerisindeyiz değerli arkadaşlarım. Bugün, yeti­ şen gençler, o ülkenin lisanını bilen, hukukunu, çalışma hayatını, sosyal hayatını bilen, hatta o ülke­ lerin Avrupa Birliği müktesebatını bilen insanlarımız olmuştur. İşte bugün kurulacak Dış Türkler  Başkanlığının kadrolarında ümit ediyoruz ki Avrupa Birliği ülkelerinde yetişen gençlerimiz görev ala­ caklardır ve bu anlamda devletimiz yurt dışındaki vatandaşlarımıza bu kanun ile sahip çıkacak hem  onların gönüllerini alacak hem de uyuyan devi uyandırmak suretiyle euro Türkler, ülkesiyle mille­ tiyle bir bütünlük içerisinde geleceğe koşacaktır.  Bu duygular içerisinde kanunun yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarımıza ve Türk dünyasına  hayırlı olmasını temenni ediyor, katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akman.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Selçuk Ayhan, İzmir Milletvekili.  Sayın Ayhan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Görüşülmekte olan tasan üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum, birinci bölümü için. Bu  vesileyle, İsveç-Türk İşçi Dernekleri Federasyonu ve Türk Kadınlar Federasyonundan bana ve diğer  siyasi partilerimizin grup başkan vekilliklerine gelen bir mail üzerine, onların düşüncelerini sizlerle  paylaşmak istiyorum.  Şimdi, yurt dışındaki Türk vatandaşlarımızla ilgili görüşülmekte olan bu tasannın son hâline  gelinceye kadarki süreçlerde, yurt dışında yaşayıp çalışan, temsil kabiliyeti olan vatandaşlarımızın  oluşturduğu örgütlerimizin görüş ve önerilerinin alınmamasının bir alınganlığını ifade ediyor o böl­ gedeki yurttaşlarımız ve temsilcileri.  Şimdi, her ne kadar tasan hazırlanırken yurt dışındaki yurttaşlarımızın oluşturduğu dernekler­ den görüş alındığı ifade ediliyorsa da bana gelen bu mesajda böyle bir şeyin olmadığı söz konusu.  Demek ki bu konuda sağlıklı, yaygın bir değerlendirme yapılmamış. Yapılan değerlendirme, belki,  yandaş dernek mantığı ile yapılmış gibi bir imaj söz konusu oluyor değerli arkadaşlanm.
Sayfa 41 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 5 6 - Bugün, işçilerimiz ülkelerinde, bu yaşadıkları ülkelerde, asimile olmadan, kurdukları dernek,  vakıf ve cemiyetlerin çatısı altında birleşerek örf, âdet ve inançlarını muhafaza etmişler, kendi kül­ tür ve kimliklerine sahip çıkmışlar, entegrasyon sürecini başlatmışlardır, diğer taraftan, ülkeleriyle de  bağlantılarını hiçbir zaman koparmamışlardır. İşçilerimizin ilk emekliliği 1984 yılında gerçekleşmiş,  bugün ilk jenerasyon emekli olmuş, ikinci ve üçüncü jenerasyon yurt dışında çok büyük başarılara  imza atmaktadırlar. Avrupa'nın yaşlı nüfusu her geçen gün artarken buradaki işçilerimizin genç nü­ fusu âdeta Avrupa'ya bir ümit olma durumundadır. Bu işçilerimizi sadece işçi olarak kabul etmek  mümkün değil, bilhassa Avrupa ülkelerinde Türk iş adamlarının patron düzeyinde çok büyük başa­ rılara imza attıklarını görüyorum ve oralarda o ülke insanlarını çalıştırır hâle gelmişlerdir.  Değerli arkadaşlarım, işçilerimizin en büyük sorunu eğitim sorunudur. Ancak bugün 800 bin  Türk çocuğu yurt dışındaki okullarda öğrenim görmektedir, 50 bine yakın Türk genci üniversitelerde  öğrenim görmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Akman, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  NURETTİN AKMAN (Devamla) - Biz bugün, Avrupa Birliğine girmek için büyük çaba sarf  ediyoruz. Aslında 5 milyon insanımızla Avrupa'nın içerisindeyiz değerli arkadaşlarım. Bugün, yeti­ şen gençler, o ülkenin lisanını bilen, hukukunu, çalışma hayatını, sosyal hayatını bilen, hatta o ülke­ lerin Avrupa Birliği müktesebatını bilen insanlarımız olmuştur. İşte bugün kurulacak Dış Türkler  Başkanlığının kadrolarında ümit ediyoruz ki Avrupa Birliği ülkelerinde yetişen gençlerimiz görev ala­ caklardır ve bu anlamda devletimiz yurt dışındaki vatandaşlarımıza bu kanun ile sahip çıkacak hem  onların gönüllerini alacak hem de uyuyan devi uyandırmak suretiyle euro Türkler, ülkesiyle mille­ tiyle bir bütünlük içerisinde geleceğe koşacaktır.  Bu duygular içerisinde kanunun yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarımıza ve Türk dünyasına  hayırlı olmasını temenni ediyor, katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akman.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Selçuk Ayhan, İzmir Milletvekili.  Sayın Ayhan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Görüşülmekte olan tasan üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum, birinci bölümü için. Bu  vesileyle, İsveç-Türk İşçi Dernekleri Federasyonu ve Türk Kadınlar Federasyonundan bana ve diğer  siyasi partilerimizin grup başkan vekilliklerine gelen bir mail üzerine, onların düşüncelerini sizlerle  paylaşmak istiyorum.  Şimdi, yurt dışındaki Türk vatandaşlarımızla ilgili görüşülmekte olan bu tasannın son hâline  gelinceye kadarki süreçlerde, yurt dışında yaşayıp çalışan, temsil kabiliyeti olan vatandaşlarımızın  oluşturduğu örgütlerimizin görüş ve önerilerinin alınmamasının bir alınganlığını ifade ediyor o böl­ gedeki yurttaşlarımız ve temsilcileri.  Şimdi, her ne kadar tasan hazırlanırken yurt dışındaki yurttaşlarımızın oluşturduğu dernekler­ den görüş alındığı ifade ediliyorsa da bana gelen bu mesajda böyle bir şeyin olmadığı söz konusu.  Demek ki bu konuda sağlıklı, yaygın bir değerlendirme yapılmamış. Yapılan değerlendirme, belki,  yandaş dernek mantığı ile yapılmış gibi bir imaj söz konusu oluyor değerli arkadaşlanm.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 7 - Bunun dışında, daha önce gereğince verimli ve etkin çalışıp çalışmadığı tartışılsa da Yurtdışında  Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu var hepinizin bildiği gibi. Bu mevcut Danışma Kurulu bile  yok sayılmış, yani bunun bile konuya ilişkin görüşlerine başvurulmamış. Bunu da bir eksiklik ola­ rak arkadaşlarımız bize iletmişler.  Yurt dışındaki sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan yapılanmalarla ilgili ilişkilerden söz  ediliyor tasarıda ancak anılan örgütlerin bulundukları bölgenin birer bağımsız sivil toplum örgütü  niteliğinde olduğu gerçeğinin de göz ardı edildiği söyleniyor.  Bunun yanında, yıllar önce, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın Türkiye'deki seçimlerde, genel  seçimlerde bulunduğu ülkede oy verme hakkıyla ilgili bir yasa çıkarılarak yürürlüğe girdiği hâlde ge­ rekli mevzuat ve diğer hazırlıklar yapılıp uygulamada somut adımlar henüz atılmadığı için bu arka­ daşlarımızın bu hakkının kadük bırakıldığı ve çözüm beklendiği, yasalaşacak olan tasarıda bu hakka  ve uygulamasına ilişkin bir yaklaşımın da belirtilmesi gerektiği bir eksiklik olarak belirtilmiş. Ayrıca,  vatandaşlarımızın sınır kapılarında değil, bulundukları ülkede oylarını kullanabilmesi şeklinde bir  talep var. Artı, yurt dışındaki yurttaşlarımıza seçilme hakkının da verilmesi, en azından Parlamentoda  onların da temsilcilerinin bulunması ve yurt dışındaki yurttaşlarımızın sorunlarının Parlamentomuzda  bizzat kendi temsilcileri kanalıyla da dile getirilmesi fırsatının verilmesi gerektiği talep edilmiş.  Şimdi, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulunun yapısıyla ilgili olarak, bu Kurulda yer alacak  temsilcilerin seçimle gelmesi gerektiği, yani atamayla yapılacak bir temsilin oradaki yurttaşlarımı­ zın, oradaki sivil toplum örgütlerinin temsilini sağlamayacağı ifade ediliyor ve görev alacak kişile­ rin seçimle gelmesi önerilmekte. Atama yoluyla yapılacak yapılanmanın da demokratik olmayacağı  ve temsil yeteneğinin zayıf olacağı ifade ediliyor.  Ülkemizin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri de göz önünde tutularak, özellikle Avrupa Birliği  üyesi olan ülkelerimizden temsilci sayısının geniş katılımlı olarak değerlendirilmesi talebi söz konusu.  Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerimizin söz konusu Danışma Kuru­ lunda eskiden olduğu gibi temsil edilmesi de bir başka talep olarak karşımıza çıkıyor. Ben yurt dı­ şında yaşayan yurttaşlarımızın oluşturduğu bir kısım...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Ayhan, lütfen tamamlayınız sözlerinizi.  Buyurun.  SELÇUK AYHAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.  ...federasyonların, bazı sivil toplum örgütlerinin taleplerini, görüşlerini, önerilerini ve eleştiri­ lerini sizlerle paylaşma fırsatı buldum, dikkate alınacağını umuyorum.  Beni dinlediğiniz için bu vesileyle tekrar yüce Meclisi, Sayın Başkan şahsınızı saygıyla selam­ lıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.  Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yap­ tıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.  Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 15.06
Sayfa 42 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 1  - 5 5 7 - Bunun dışında, daha önce gereğince verimli ve etkin çalışıp çalışmadığı tartışılsa da Yurtdışında  Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu var hepinizin bildiği gibi. Bu mevcut Danışma Kurulu bile  yok sayılmış, yani bunun bile konuya ilişkin görüşlerine başvurulmamış. Bunu da bir eksiklik ola­ rak arkadaşlarımız bize iletmişler.  Yurt dışındaki sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan yapılanmalarla ilgili ilişkilerden söz  ediliyor tasarıda ancak anılan örgütlerin bulundukları bölgenin birer bağımsız sivil toplum örgütü  niteliğinde olduğu gerçeğinin de göz ardı edildiği söyleniyor.  Bunun yanında, yıllar önce, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın Türkiye'deki seçimlerde, genel  seçimlerde bulunduğu ülkede oy verme hakkıyla ilgili bir yasa çıkarılarak yürürlüğe girdiği hâlde ge­ rekli mevzuat ve diğer hazırlıklar yapılıp uygulamada somut adımlar henüz atılmadığı için bu arka­ daşlarımızın bu hakkının kadük bırakıldığı ve çözüm beklendiği, yasalaşacak olan tasarıda bu hakka  ve uygulamasına ilişkin bir yaklaşımın da belirtilmesi gerektiği bir eksiklik olarak belirtilmiş. Ayrıca,  vatandaşlarımızın sınır kapılarında değil, bulundukları ülkede oylarını kullanabilmesi şeklinde bir  talep var. Artı, yurt dışındaki yurttaşlarımıza seçilme hakkının da verilmesi, en azından Parlamentoda  onların da temsilcilerinin bulunması ve yurt dışındaki yurttaşlarımızın sorunlarının Parlamentomuzda  bizzat kendi temsilcileri kanalıyla da dile getirilmesi fırsatının verilmesi gerektiği talep edilmiş.  Şimdi, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulunun yapısıyla ilgili olarak, bu Kurulda yer alacak  temsilcilerin seçimle gelmesi gerektiği, yani atamayla yapılacak bir temsilin oradaki yurttaşlarımı­ zın, oradaki sivil toplum örgütlerinin temsilini sağlamayacağı ifade ediliyor ve görev alacak kişile­ rin seçimle gelmesi önerilmekte. Atama yoluyla yapılacak yapılanmanın da demokratik olmayacağı  ve temsil yeteneğinin zayıf olacağı ifade ediliyor.  Ülkemizin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri de göz önünde tutularak, özellikle Avrupa Birliği  üyesi olan ülkelerimizden temsilci sayısının geniş katılımlı olarak değerlendirilmesi talebi söz konusu.  Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerimizin söz konusu Danışma Kuru­ lunda eskiden olduğu gibi temsil edilmesi de bir başka talep olarak karşımıza çıkıyor. Ben yurt dı­ şında yaşayan yurttaşlarımızın oluşturduğu bir kısım...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Ayhan, lütfen tamamlayınız sözlerinizi.  Buyurun.  SELÇUK AYHAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.  ...federasyonların, bazı sivil toplum örgütlerinin taleplerini, görüşlerini, önerilerini ve eleştiri­ lerini sizlerle paylaşma fırsatı buldum, dikkate alınacağını umuyorum.  Beni dinlediğiniz için bu vesileyle tekrar yüce Meclisi, Sayın Başkan şahsınızı saygıyla selam­ lıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.  Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yap­ tıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.  Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 15.06  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 5 8 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.20  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van) •  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.  485 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Tasannın 1 'inci maddesi üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  485 Sıra sayılı Yurt dışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasansmın  başlığındaki "Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" adının "Türk Dünyası İşbirliği ve  Koordinasyon Başkanlığı (Türk Dünyası Başkanlığı)" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mehmet Şandır S. Nevzat Korkmaz Şenol Bal  Mersin İsparta İzmir  Süleyman Latif Yunusoğlu Hüseyin Yıldız  Trabzon Antalya  BAŞKAN - Şimdi ikinci önergeyi okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 1 inci maddesinin (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif  ederim.  Harun Öztürk  İzmir  "c) Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluş­ larınca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülen soydaş ve akraba topluluk çocuklarının, ülkemizde  eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde sonuçlandınlması için her türlü esası belirleyerek, ilgili ku­ rumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak,"  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.  Buyurun Sayın Öztürk.
Sayfa 43 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 5 8 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.20  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van) •  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.  485 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Tasannın 1 'inci maddesi üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  485 Sıra sayılı Yurt dışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasansmın  başlığındaki "Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" adının "Türk Dünyası İşbirliği ve  Koordinasyon Başkanlığı (Türk Dünyası Başkanlığı)" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mehmet Şandır S. Nevzat Korkmaz Şenol Bal  Mersin İsparta İzmir  Süleyman Latif Yunusoğlu Hüseyin Yıldız  Trabzon Antalya  BAŞKAN - Şimdi ikinci önergeyi okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 1 inci maddesinin (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif  ederim.  Harun Öztürk  İzmir  "c) Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluş­ larınca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülen soydaş ve akraba topluluk çocuklarının, ülkemizde  eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde sonuçlandınlması için her türlü esası belirleyerek, ilgili ku­ rumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak,"  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.  Buyurun Sayın Öztürk.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 485 sıra  sayılı Kanun Tasarısı'nın l'inci maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğum önerge üzerine söz aldım.  Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, bu tasarı, AKP hükümetleri dâhil bugüne kadar görev yapan bütün hü­ kümetlerin yurt dışındaki Türklerin hak ve hukukunu Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla koruyamadık­ larının bir itirafıdır. Yine bu tasarı, siyasilerin yurt dışındaki Türklerin sorunlarıyla ilgilenmek üzere  bir bakanlık kurulması yönünde bugüne kadar verdikleri sözün AKP tarafından başkanlık düzeyine  indirgendiğini göstermektedir. Bu tasarının bir teşkilat tasarısı olmasına, personel ve kadrolarla aylık  ve atamalara ilişkin hükümler içermesine rağmen Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmemesi bir  eksikliktir. Keza Millî Eğitim Bakanlığını ilgilendiren yönleri nedeniyle Millî Eğitim, Kültür, Genç­ lik ve Spor Komisyonunca ele alınmaması da bir eksikliktir.  Değerli milletvekilleri, tasarıyla kurulması öngörülen Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar  Başkanlığı ile mevcut sorunlar daha iyi çözüm yoluna girecekse buna kimsenin itirazı olamaz. Bizim,  kurulacak Başkanlıkla söz konusu sorunların hâl yoluna gireceği konusunda endişelerimiz vardır.  Endişelerimiz, yeni teşkilat kurmanın sorunların çözümünde tek başına yeterli olmayacağını bilme- mizdendir çünkü bugüne kadar, Dışişleri Bakanlığı, dış teşkilatında birçok kamu kurum ve kurulu­ şunu temsil eden müşavir ve ataşe kadroları da bulunmasına rağmen yurt dışındaki Türklerin ve  akraba topluluklarının sorunlarını çözmekte yetersiz kalmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan­ lığında "Yurtdışı İşçi Hizmetleri" adında bir genel müdürlük olmasına rağmen sorunlar tam olarak  çözülememiştir. Şimdi tasarıyla bu çoklu yapıya koordinasyon görevini üstlenmek üzere yeni bir  başkanlık ekliyoruz. Endişemiz, çoklu yapı içinde yurt dışındaki vatandaşlarımızın sorunlarının daha  çok ortada kalacağına ilişkindir.  Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan tasannın 1,2,15, 17,19,20, 22 ve geçici l'inci madde­ leriyle ilgili değişiklik önergeleri verdim. Önergeler üzerinde ayn ayn söz almayacağım için gerekçele­ rine -yeri geldiğinde okunacak da olsa- burada birer cümleyle değinmenin yararlı olacağını düşündüm.  l'inci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, tasan kapsamına girmeyen yabancı uyruklu  öğrencilerin işlemlerinin bugüne kadar olduğu gibi Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmesine  imkân sağlamak içindir.  2'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, kanunda gereksiz tekrarları önlemek amacıyla  verilmiştir. Grupların bu önergeye imza koyarak destek vermelerinden duyduğum memnuniyeti ifade  etmek isterim.  15'inci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, maddede "Başbakanın onayıyla" ibaresinin  "ilgili Bakanın onayıyla" şeklinde değiştirilmesine dairdir. Bize göre bu değişiklik, kurulan Baş­ kanlığın Başbakan yerine görevlendirilecek bir bakana bağlanması durumunda maddede sözü edilen  işin bizzat Başbakan tarafından mı yoksa görevlendirilecek olan bakan tarafından mı yapılması ge­ rektiği yolunda ortaya çıkacak tereddütleri gidermek içindir.  17'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, maddede öngörülen kurulda görev almak üzere  yurt dışındaki vatandaşlar arasından dört yıllığına kaç kişinin seçileceğine açıklık getirmek içindir.  19'uncu maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem l'inci maddeyle ilgili olarak vermiş oldu­ ğum önergeme paralel bir değişiklik yapılmasını amaçlamaktadır.  20'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem "yolluk" ve "harcırah" kavramlarının yan yana  kullanılmasını önlemek içindi çünkü "harcırah" terimi yolluğu da kapsayacak biçimde, yol masrafı,  gündelik ve yer değiştirme masraflarından birini veya tamamını kapsamak üzere kullanılmaktadır.  Yine, gruplann bu önergeye verecekleri destek için şimdiden teşekkür ediyorum.  - 5 5 9 -
Sayfa 44 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 485 sıra  sayılı Kanun Tasarısı'nın l'inci maddesiyle ilgili olarak vermiş olduğum önerge üzerine söz aldım.  Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, bu tasarı, AKP hükümetleri dâhil bugüne kadar görev yapan bütün hü­ kümetlerin yurt dışındaki Türklerin hak ve hukukunu Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla koruyamadık­ larının bir itirafıdır. Yine bu tasarı, siyasilerin yurt dışındaki Türklerin sorunlarıyla ilgilenmek üzere  bir bakanlık kurulması yönünde bugüne kadar verdikleri sözün AKP tarafından başkanlık düzeyine  indirgendiğini göstermektedir. Bu tasarının bir teşkilat tasarısı olmasına, personel ve kadrolarla aylık  ve atamalara ilişkin hükümler içermesine rağmen Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmemesi bir  eksikliktir. Keza Millî Eğitim Bakanlığını ilgilendiren yönleri nedeniyle Millî Eğitim, Kültür, Genç­ lik ve Spor Komisyonunca ele alınmaması da bir eksikliktir.  Değerli milletvekilleri, tasarıyla kurulması öngörülen Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar  Başkanlığı ile mevcut sorunlar daha iyi çözüm yoluna girecekse buna kimsenin itirazı olamaz. Bizim,  kurulacak Başkanlıkla söz konusu sorunların hâl yoluna gireceği konusunda endişelerimiz vardır.  Endişelerimiz, yeni teşkilat kurmanın sorunların çözümünde tek başına yeterli olmayacağını bilme- mizdendir çünkü bugüne kadar, Dışişleri Bakanlığı, dış teşkilatında birçok kamu kurum ve kurulu­ şunu temsil eden müşavir ve ataşe kadroları da bulunmasına rağmen yurt dışındaki Türklerin ve  akraba topluluklarının sorunlarını çözmekte yetersiz kalmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan­ lığında "Yurtdışı İşçi Hizmetleri" adında bir genel müdürlük olmasına rağmen sorunlar tam olarak  çözülememiştir. Şimdi tasarıyla bu çoklu yapıya koordinasyon görevini üstlenmek üzere yeni bir  başkanlık ekliyoruz. Endişemiz, çoklu yapı içinde yurt dışındaki vatandaşlarımızın sorunlarının daha  çok ortada kalacağına ilişkindir.  Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan tasannın 1,2,15, 17,19,20, 22 ve geçici l'inci madde­ leriyle ilgili değişiklik önergeleri verdim. Önergeler üzerinde ayn ayn söz almayacağım için gerekçele­ rine -yeri geldiğinde okunacak da olsa- burada birer cümleyle değinmenin yararlı olacağını düşündüm.  l'inci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, tasan kapsamına girmeyen yabancı uyruklu  öğrencilerin işlemlerinin bugüne kadar olduğu gibi Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmesine  imkân sağlamak içindir.  2'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, kanunda gereksiz tekrarları önlemek amacıyla  verilmiştir. Grupların bu önergeye imza koyarak destek vermelerinden duyduğum memnuniyeti ifade  etmek isterim.  15'inci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, maddede "Başbakanın onayıyla" ibaresinin  "ilgili Bakanın onayıyla" şeklinde değiştirilmesine dairdir. Bize göre bu değişiklik, kurulan Baş­ kanlığın Başbakan yerine görevlendirilecek bir bakana bağlanması durumunda maddede sözü edilen  işin bizzat Başbakan tarafından mı yoksa görevlendirilecek olan bakan tarafından mı yapılması ge­ rektiği yolunda ortaya çıkacak tereddütleri gidermek içindir.  17'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem, maddede öngörülen kurulda görev almak üzere  yurt dışındaki vatandaşlar arasından dört yıllığına kaç kişinin seçileceğine açıklık getirmek içindir.  19'uncu maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem l'inci maddeyle ilgili olarak vermiş oldu­ ğum önergeme paralel bir değişiklik yapılmasını amaçlamaktadır.  20'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem "yolluk" ve "harcırah" kavramlarının yan yana  kullanılmasını önlemek içindi çünkü "harcırah" terimi yolluğu da kapsayacak biçimde, yol masrafı,  gündelik ve yer değiştirme masraflarından birini veya tamamını kapsamak üzere kullanılmaktadır.  Yine, gruplann bu önergeye verecekleri destek için şimdiden teşekkür ediyorum.  - 5 5 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  22'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem Başkan Yardımcısı, Başkan Müşaviri, Daire  Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri ve Basın Müşaviri kadrolarına yapılacak atamaların Başkanın tek­ lifi ve Başbakanın ya da ilgili bakanın onayıyla yapılmasının doğru olduğu, bu yetkinin Başbakan  veya ilgili bakan tarafından Başkana devredilmesinin ise kamudaki atama usullerine uygun düşme­ diği içindir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Geçici 1 'inci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem de kamu personel sınavına girmeden  Başkanlıktaki uzman yardımcılığı kadrolarına atama yapılmamasını sağlamak içindir diyor, tasarının  hayırlı olması dileğiyle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  485 Sıra sayılı Yurt dışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının  başlığındaki "Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" adının "Türk Dünyası İşbirliği ve  Koordinasyon Başkanlığı (Türk Dünyası Başkanlığı)" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  S. Nevzat Korkmaz (İsparta) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyo­ ruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz efendim.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.  Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Tarihe not düşmek adına bu önergeyi verdik ve gerekçesini arz etmek için söz aldım. Kurulan  başkanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı. "Yurtdışı Türkler" kelimesinden yurt  dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları kastedilmektedir. Bu başlı başına bir alan­ dır. 5 milyonu geçkin insanımızın birçok konuda ve birçok bakanlığı, ilgili devlet birimini ilgilendi­ ren sorunları bulunmaktadır ve bu sorunlarla gerçekten koordinasyon düzeyinde de ilgilenilmesi  gerektiği kesindir. Ona hiç itiraz etmiyorum ama bu kanunun tanzimindeki amaç yurt dışı Türklerin  sorunlarının çözümü için koordinasyon kurmaktan çok, Türk dünyası, Türk ve akraba toplulukla­ rıyla gelişen ilişkilerimizi koordine etmek üzere bir ayrı devlet biriminin kurulması amaçlanmakta­ dır. Sayın Bakanın da söylediği gibi, uzun yıllara dayalı hazırlıklar ve geçen seneki araştırma  komisyonunun raporu da bunu kapsamaktadır çünkü; önümüzde.  - 5 6 0 -
Sayfa 45 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  22'nci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem Başkan Yardımcısı, Başkan Müşaviri, Daire  Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri ve Basın Müşaviri kadrolarına yapılacak atamaların Başkanın tek­ lifi ve Başbakanın ya da ilgili bakanın onayıyla yapılmasının doğru olduğu, bu yetkinin Başbakan  veya ilgili bakan tarafından Başkana devredilmesinin ise kamudaki atama usullerine uygun düşme­ diği içindir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Geçici 1 'inci maddeyle ilgili vermiş olduğum önergem de kamu personel sınavına girmeden  Başkanlıktaki uzman yardımcılığı kadrolarına atama yapılmamasını sağlamak içindir diyor, tasarının  hayırlı olması dileğiyle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  485 Sıra sayılı Yurt dışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının  başlığındaki "Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" adının "Türk Dünyası İşbirliği ve  Koordinasyon Başkanlığı (Türk Dünyası Başkanlığı)" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  S. Nevzat Korkmaz (İsparta) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyo­ ruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz efendim.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.  Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Tarihe not düşmek adına bu önergeyi verdik ve gerekçesini arz etmek için söz aldım. Kurulan  başkanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı. "Yurtdışı Türkler" kelimesinden yurt  dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları kastedilmektedir. Bu başlı başına bir alan­ dır. 5 milyonu geçkin insanımızın birçok konuda ve birçok bakanlığı, ilgili devlet birimini ilgilendi­ ren sorunları bulunmaktadır ve bu sorunlarla gerçekten koordinasyon düzeyinde de ilgilenilmesi  gerektiği kesindir. Ona hiç itiraz etmiyorum ama bu kanunun tanzimindeki amaç yurt dışı Türklerin  sorunlarının çözümü için koordinasyon kurmaktan çok, Türk dünyası, Türk ve akraba toplulukla­ rıyla gelişen ilişkilerimizi koordine etmek üzere bir ayrı devlet biriminin kurulması amaçlanmakta­ dır. Sayın Bakanın da söylediği gibi, uzun yıllara dayalı hazırlıklar ve geçen seneki araştırma  komisyonunun raporu da bunu kapsamaktadır çünkü; önümüzde.  - 5 6 0 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Türkiye büyük bir ülkedir. Kendi iç sorunlarıyla boğuşurken bir gerçeği göz ardı edemez, et­ memelidir. O da Türkiye'nin önünde bu yeni çağın getirdiği bir şans doğmuştur, devasa bir Türk  dünyası gerçeği ortaya çıkmıştır. Coğrafyasıyla, coğrafyasının sahip olduğu tabii kaynaklarıyla, zen­ ginlikleriyle, bu coğrafyanın jeopolitiğiyle, tarihiyle, kültürüyle, insan potansiyeliyle, sosyal potan­ siyeliyle gerçekten bu küreselleşen dünyada bir küresel güç merkezi olmuştur. Bu büyüklükten hiç  kimse rahatsızlık duymamalıdır. Bu büyüklük hiç kimseye karşı değil, hiç kimseyi dışlamayan ve in­ sanlığın barışına, dünya barışına da hizmet edecek bir birliktir, kökleri olan, tarihî kökleri olan bir bir­ liktir. İşte, bu büyüklüğü, bu gerçekliği koordine edecek, ilişkileri geliştirecek, bunu insanlığın huzuru  için, dünya barışı için bir güç kaynağı yapacak bir koordinasyona ihtiyaç vardır. Bu, bir başkanlık kap­ samından daha öte bir hadise, bir bakanlık kurulmalıdır, "Türk Dünyası Bakanlığı." Bundan kork­ maya, bundan kaçmaya, bundan dolayı doğacak birtakım sorunların ürküntüsünde böyle kafamızı  kuma sokmaya gerek yok.  Bakın, Değerli Bakanım, yani isteseniz de istemeseniz de "Türk dünyası" diye bir olayın  Türkiye'deki yansımaları devasa boyutlara ulaştı. Bugün Türkiye'de çok sayıda organizasyonlar var.  Bunu Türkiye Cumhuriyeti devleti yapıyor. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi  yapılıyor Türk Konseyi adı altında, Türk Devletleri Kurultayı düzenleniyor. TÜDEV var, TİKA var,  TÜPvKSOY var, çağdaş Türk lehçeleri arasında alfabe birliğini sağlayacak çalışmalar var, Türk Dil  Kurumunun yaptığı çalışmalar var. Moğolistan'da yapılan hadiseyi birlikte gidip gördük. TURKPA  var, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı var. Dolayısıyla sizin Hükümetiniz döneminde de Türkiye Cum­ huriyeti devletinin bir gayreti var, bir çalışması var. Tüm bunları bir araya getirerek, ben Türkiye'nin  böyle emperyal bir politika geliştirmesi anlamında da söylemiyorum, dünya barışına hizmet edecek,  insanlığın huzuruna hizmet edecek bu Türk dünyası gerçeğini bizim kabul etmemiz ve buna dönük  hizmetleri koordine edecek, bununla ilişkileri geliştirecek bir yapı kurmak bir zorunluluk diye düşü­ nüyorum. Onun için, çıkardığımız kanunu gerçekten böyle ürkek, böyle utanarak falan çıkarmamamız  lazım. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili bir birim kurun. Zaten çok sayıda  birim var. Söylenen, bazı sözcülerin söylediği yani "Dışişleri Bakanlığı bugüne kadar başarısız mı ki  yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarıyla ilgili yeni bir birim kuruyorsunuz?" sözü de doğrudur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Şandır, lütfen tamamlayınız.  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ama Türk dünyasıyla ilgili gerçekten bugüne kadar bakan­ lık düzeyinde, Bakanlığa bağlı uzmanlar vasıtasıyla götürülen hizmetlerin yetersizliği şu on sekiz- yirmi yıl içerisinde ortaya çıktı. Onun için, biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu Başkanlığın, bu  birimin "Türk Dünyası Başkanlığı" olarak kurulması ve Türk dünyasının tüm gerçeğiyle belirlene­ rek bu gerçeğin büyüklüğünün övüncünde burayı geliştirecek, buranın gücünü Türkiye'nin geleceği  için kullanacak bir yapı kurulmasını çok gerekli ve doğru bulmaktayız. Kanun teklifimiz de bu amaç­ laydı. Onun için, geliniz, tanım önemlidir, tanım kapsamı belirler. Eğer tanımı yanlış yaparsanız daha  sonra geliştireceğiniz kapsam doğru olmaz. Bu sebeple, geliniz, bu birimin başkanlığını "Türk Dün­ yası Başkanlığı" olarak kuralım, içeriğini de öyle dolduralım.  Bu amaçla verdiğimiz bu önergenin kabulünü istirham ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selam­ lıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Başkan,  komisyon adına bir açıklamada bulunabilir miyim?  BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.  - 5 6 1 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Türkiye büyük bir ülkedir. Kendi iç sorunlarıyla boğuşurken bir gerçeği göz ardı edemez, et­ memelidir. O da Türkiye'nin önünde bu yeni çağın getirdiği bir şans doğmuştur, devasa bir Türk  dünyası gerçeği ortaya çıkmıştır. Coğrafyasıyla, coğrafyasının sahip olduğu tabii kaynaklarıyla, zen­ ginlikleriyle, bu coğrafyanın jeopolitiğiyle, tarihiyle, kültürüyle, insan potansiyeliyle, sosyal potan­ siyeliyle gerçekten bu küreselleşen dünyada bir küresel güç merkezi olmuştur. Bu büyüklükten hiç  kimse rahatsızlık duymamalıdır. Bu büyüklük hiç kimseye karşı değil, hiç kimseyi dışlamayan ve in­ sanlığın barışına, dünya barışına da hizmet edecek bir birliktir, kökleri olan, tarihî kökleri olan bir bir­ liktir. İşte, bu büyüklüğü, bu gerçekliği koordine edecek, ilişkileri geliştirecek, bunu insanlığın huzuru  için, dünya barışı için bir güç kaynağı yapacak bir koordinasyona ihtiyaç vardır. Bu, bir başkanlık kap­ samından daha öte bir hadise, bir bakanlık kurulmalıdır, "Türk Dünyası Bakanlığı." Bundan kork­ maya, bundan kaçmaya, bundan dolayı doğacak birtakım sorunların ürküntüsünde böyle kafamızı  kuma sokmaya gerek yok.  Bakın, Değerli Bakanım, yani isteseniz de istemeseniz de "Türk dünyası" diye bir olayın  Türkiye'deki yansımaları devasa boyutlara ulaştı. Bugün Türkiye'de çok sayıda organizasyonlar var.  Bunu Türkiye Cumhuriyeti devleti yapıyor. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi  yapılıyor Türk Konseyi adı altında, Türk Devletleri Kurultayı düzenleniyor. TÜDEV var, TİKA var,  TÜPvKSOY var, çağdaş Türk lehçeleri arasında alfabe birliğini sağlayacak çalışmalar var, Türk Dil  Kurumunun yaptığı çalışmalar var. Moğolistan'da yapılan hadiseyi birlikte gidip gördük. TURKPA  var, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı var. Dolayısıyla sizin Hükümetiniz döneminde de Türkiye Cum­ huriyeti devletinin bir gayreti var, bir çalışması var. Tüm bunları bir araya getirerek, ben Türkiye'nin  böyle emperyal bir politika geliştirmesi anlamında da söylemiyorum, dünya barışına hizmet edecek,  insanlığın huzuruna hizmet edecek bu Türk dünyası gerçeğini bizim kabul etmemiz ve buna dönük  hizmetleri koordine edecek, bununla ilişkileri geliştirecek bir yapı kurmak bir zorunluluk diye düşü­ nüyorum. Onun için, çıkardığımız kanunu gerçekten böyle ürkek, böyle utanarak falan çıkarmamamız  lazım. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili bir birim kurun. Zaten çok sayıda  birim var. Söylenen, bazı sözcülerin söylediği yani "Dışişleri Bakanlığı bugüne kadar başarısız mı ki  yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarıyla ilgili yeni bir birim kuruyorsunuz?" sözü de doğrudur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Şandır, lütfen tamamlayınız.  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ama Türk dünyasıyla ilgili gerçekten bugüne kadar bakan­ lık düzeyinde, Bakanlığa bağlı uzmanlar vasıtasıyla götürülen hizmetlerin yetersizliği şu on sekiz- yirmi yıl içerisinde ortaya çıktı. Onun için, biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu Başkanlığın, bu  birimin "Türk Dünyası Başkanlığı" olarak kurulması ve Türk dünyasının tüm gerçeğiyle belirlene­ rek bu gerçeğin büyüklüğünün övüncünde burayı geliştirecek, buranın gücünü Türkiye'nin geleceği  için kullanacak bir yapı kurulmasını çok gerekli ve doğru bulmaktayız. Kanun teklifimiz de bu amaç­ laydı. Onun için, geliniz, tanım önemlidir, tanım kapsamı belirler. Eğer tanımı yanlış yaparsanız daha  sonra geliştireceğiniz kapsam doğru olmaz. Bu sebeple, geliniz, bu birimin başkanlığını "Türk Dün­ yası Başkanlığı" olarak kuralım, içeriğini de öyle dolduralım.  Bu amaçla verdiğimiz bu önergenin kabulünü istirham ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selam­ lıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Başkan,  komisyon adına bir açıklamada bulunabilir miyim?  BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.  - 5 6 1 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 O: 2  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Baş­ kanım, değerli arkadaşlar; kayıtlara geçmek açısından söz aldım Komisyon adına.  Tabii, Sayın Şandır'ın önerisini biz Komisyonda da çok detaylı bir şekilde tartıştık, bu isim üze­ rinde, tasarının ismi üzerinde uzun uzun görüşmelerde bulunduk. Aslında bu isim üzerine önerilerden  bir tanesini de "Türk Dünyası, Soydaş ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" olarak da değerlendirdik.  Ancak "Dış Türkler" isminin bir anlamda Türk dünyasında yaşayan soydaşlarımızı da kapsadığını  varsayıyoruz burada. Yani sadece yurt dışında yaşayan Türk Cumhuriyeti vatandaşlarını değil, Türk  dünyasında yaşayan dış Türkleri, soydaşlarımızı da kapsadığı için bu tasannın adını "Yurt Dışı Türkler  ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" olarak koyduk. Çok uzun uzun tartışmalar neticesinde bu karara  vardık. Bunu ifade etmek istedim.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  l 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  2'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 2. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Akın Birdal Osman Özçelik Nezir Karabaş  Diyarbakır Siirt Bitlis  Pervin Buldan Sim Sakık Nuri Yaman  İğdır Muş Muş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Konuşacak mısınız Sayın Birdal?  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Evet.  BAŞKAN - Önerge üzerinde konuşmak isteyen Akın Birdal, Diyarbakır...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, hitap tarzınızda nüans yok mu?  BAŞKAN-Efendim?  AKIN BİRDAL (Devamla) - "Konuşacak mısınız?" ve "Grup adına Akın Birdal.. ." Neden bu  konuda sunumda farklılık yapıyorsunuz?  BAŞKAN - Ne gibi farklılık Sayın Birdal?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Diğer bütün üyelere "sayın" diye hitap ediyorsunuz.  BAŞKAN - Hayır Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, lütfen...  - 5 6 2 -
Sayfa 47 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 O: 2  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Baş­ kanım, değerli arkadaşlar; kayıtlara geçmek açısından söz aldım Komisyon adına.  Tabii, Sayın Şandır'ın önerisini biz Komisyonda da çok detaylı bir şekilde tartıştık, bu isim üze­ rinde, tasarının ismi üzerinde uzun uzun görüşmelerde bulunduk. Aslında bu isim üzerine önerilerden  bir tanesini de "Türk Dünyası, Soydaş ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" olarak da değerlendirdik.  Ancak "Dış Türkler" isminin bir anlamda Türk dünyasında yaşayan soydaşlarımızı da kapsadığını  varsayıyoruz burada. Yani sadece yurt dışında yaşayan Türk Cumhuriyeti vatandaşlarını değil, Türk  dünyasında yaşayan dış Türkleri, soydaşlarımızı da kapsadığı için bu tasannın adını "Yurt Dışı Türkler  ve Akraba Toplulukları Başkanlığı" olarak koyduk. Çok uzun uzun tartışmalar neticesinde bu karara  vardık. Bunu ifade etmek istedim.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  l 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  2'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 2. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Akın Birdal Osman Özçelik Nezir Karabaş  Diyarbakır Siirt Bitlis  Pervin Buldan Sim Sakık Nuri Yaman  İğdır Muş Muş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Konuşacak mısınız Sayın Birdal?  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Evet.  BAŞKAN - Önerge üzerinde konuşmak isteyen Akın Birdal, Diyarbakır...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, hitap tarzınızda nüans yok mu?  BAŞKAN-Efendim?  AKIN BİRDAL (Devamla) - "Konuşacak mısınız?" ve "Grup adına Akın Birdal.. ." Neden bu  konuda sunumda farklılık yapıyorsunuz?  BAŞKAN - Ne gibi farklılık Sayın Birdal?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Diğer bütün üyelere "sayın" diye hitap ediyorsunuz.  BAŞKAN - Hayır Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, lütfen...  - 5 6 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Hiçbir sayın milletvekiline farklılık...  AKIN BİRDAL (Devamla) - "Konuşacak mısın?"...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Birdal.  Eğer Tüzük'ü açıp bakarsanız, ben öncelikle önerge sahibine "Konuşacak mısınız?" diye sormak  durumundayım, Tüzük gereği.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, "Konuşacak mısınız sayın..." sıfatını söylüyorsunuz, adını  söylüyorsunuz. "Konuşacak mısın?" Konuşup konuşmayacağımın işaretini ben veriyorum oradan.  Lütfen dikkat edin bundan sonra.  BAŞKAN - Sayın Birdal, lütfen... Sözlerinize dikkat edin. Ben sormak zorundayım, Tüzük  gereği yapıyorum. Sizden de İç Tüzük'ü öğrenecek değilim.  Buyurun şimdi.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Sayın Başkan "Konuşacak mısın?" ne demek? Tutanakları getir­ tin o zaman, diğer arkadaşlara...  BAŞKAN - "Konuşacak mısınız?" diye sormak durumundayım. Ne demek olduğunu siz takdir  edin, ben İç Tüzük gereği soruyorum size.  AKIN BİRDAL (Devamla) - O zaman soruş biçimini, aynen diğer partilerdeki arkadaşlara soruş  biçiminde sorun.  BAŞKAN - Ben tüm partilere, tüm sayın milletvekillerine aynı şekilde hitap ediyorum.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bu farklılığı her yerde yansıtmayın, dilinize, anlayışınıza, tavrınıza...  BAŞKAN - Sayın Birdal, Türkiye Cumhuriyeti'nin her vatandaşına Türkiye Cumhuriyeti Hü­ kümeti, devleti olarak aynı şekilde yaklaşılmakta. Ancak sizin kafanızdaki o ayrımcılık düşüncesini  bir defa ortadan atmanız gerekir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)  Buyurun Sayın Birdal, lütfen...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan...  SUAT KILIÇ (Samsun) - Mikrofon açılmadı Akın Bey.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Mikrofonu açsınlar da konuşalım.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Problem yok.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Ellerinizde olsa buradaki söz hakkımızı bile tanımayacaksınız,  bırakın konuşalım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Lütfen Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Evet, nedir bu tutum? Nedir bu tutum?  BAŞKAN - Ajitasyona gerek yok.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Nedir bu tutum?  BAŞKAN - Burada hiçbir sayın milletvekilinin ajitasyon yapmasına gerek yok.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Ben şimdi orada oturan Başkanlığa nasıl saygı duyuyorsam, Sayın  Başkanlık da bana saygı duymak zorunda, siz de saygı duymak zorundasınız. (BDP sıralarından al­ kışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)  - 5 6 3 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Hiçbir sayın milletvekiline farklılık...  AKIN BİRDAL (Devamla) - "Konuşacak mısın?"...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Birdal.  Eğer Tüzük'ü açıp bakarsanız, ben öncelikle önerge sahibine "Konuşacak mısınız?" diye sormak  durumundayım, Tüzük gereği.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, "Konuşacak mısınız sayın..." sıfatını söylüyorsunuz, adını  söylüyorsunuz. "Konuşacak mısın?" Konuşup konuşmayacağımın işaretini ben veriyorum oradan.  Lütfen dikkat edin bundan sonra.  BAŞKAN - Sayın Birdal, lütfen... Sözlerinize dikkat edin. Ben sormak zorundayım, Tüzük  gereği yapıyorum. Sizden de İç Tüzük'ü öğrenecek değilim.  Buyurun şimdi.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Sayın Başkan "Konuşacak mısın?" ne demek? Tutanakları getir­ tin o zaman, diğer arkadaşlara...  BAŞKAN - "Konuşacak mısınız?" diye sormak durumundayım. Ne demek olduğunu siz takdir  edin, ben İç Tüzük gereği soruyorum size.  AKIN BİRDAL (Devamla) - O zaman soruş biçimini, aynen diğer partilerdeki arkadaşlara soruş  biçiminde sorun.  BAŞKAN - Ben tüm partilere, tüm sayın milletvekillerine aynı şekilde hitap ediyorum.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bu farklılığı her yerde yansıtmayın, dilinize, anlayışınıza, tavrınıza...  BAŞKAN - Sayın Birdal, Türkiye Cumhuriyeti'nin her vatandaşına Türkiye Cumhuriyeti Hü­ kümeti, devleti olarak aynı şekilde yaklaşılmakta. Ancak sizin kafanızdaki o ayrımcılık düşüncesini  bir defa ortadan atmanız gerekir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)  Buyurun Sayın Birdal, lütfen...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan...  SUAT KILIÇ (Samsun) - Mikrofon açılmadı Akın Bey.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Mikrofonu açsınlar da konuşalım.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Problem yok.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Ellerinizde olsa buradaki söz hakkımızı bile tanımayacaksınız,  bırakın konuşalım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Lütfen Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Evet, nedir bu tutum? Nedir bu tutum?  BAŞKAN - Ajitasyona gerek yok.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Nedir bu tutum?  BAŞKAN - Burada hiçbir sayın milletvekilinin ajitasyon yapmasına gerek yok.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Ben şimdi orada oturan Başkanlığa nasıl saygı duyuyorsam, Sayın  Başkanlık da bana saygı duymak zorunda, siz de saygı duymak zorundasınız. (BDP sıralarından al­ kışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)  - 5 6 3 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 4 - BAŞKAN - Bu konuda kimse tenkit edemez Sayın Birdal. Lütfen...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Sizi buraya gönderen irade ne ise bizi de buraya gönderen irade  odur. Halkın iradesine saygı duyun.  M. NURİ YAMAN (Muş) - Hani bu kürsü hürdü?  BAŞKAN - Hayır, başka bir alan bulun eğer başka şekilde konuşmak istiyorsanız.  M. NURİ YAMAN (Muş) - Hani her şey söylenecekti bu kürsüden?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Ben burada Barış ve Demokrasi Partisi adına söz alıyorum ve  Barış ve Demokrasi Partisi adına ve onu gönderen halka saygı duyacaksınız.  BAŞKAN - Sürenizi açtım, konuşmanıza devam edin Sayın Birdal, lütfen...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Tamam. O zaman uzatacaksınız ve hakkımı vereceksiniz.  BAŞKAN - Ne demek "vereceksiniz?"  AKIN BİRDAL (Devamla) - Söz hakkımı...  BAŞKAN - Verdim ben zaten.  SIRRI SAKIK (Muş) - Ya, saatlerdir Hatibi konuşturmuyorsunuz!  BAŞKAN - Verdim diyorum. Mikrofonu açtım, zamanında konuşacaksınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; şimdi,  bakın, burada bir tutumda farklılık var. Şimdi, her arkadaşa -tutanakları getirtelim- "Konuşacak mı­ sınız?", bana oradan "Konuşacak mısın?"... Ne demek bu? Lütuf mu veriyor bana? Benim söz hak­ kımı halk vermiştir ve söz hakkımı da halk ancak alabilir, bir başkan değil. (BDP sıralarından alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Bravo!  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, bunları polemik yapmayalım. Bakın, az önce Sayın Bakan  bu yasa tasarısının adlandırılmasından saiki söyledi. Ne dedi? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının  kastedildiğini söyledi. Şimdi biz bunu anlayışla karşılarız ama bizim hassasiyetimizi de anlamak ge­ rekir, neden buna tepki gösteriyoruz?  Şimdi, Hükümet yeni bir yasa tasarısı getirdi, 26 madde, 3'ü geçici olmak üzere, işte, darbe  Anayasası'nda kimi değişiklikler. Şimdi, bu Anayasa'nın tekilci oluşu... Bizim hassasiyetimizi, orada  reddedici, dilini, kimliğini, kültürünü, bir halkı reddeden bir anayasanın şu anda tam da tartışıldığı  günlerdeki bir hassasiyetimizi anlamak gerekir. Örneğin, Türkiye'den yurt dışına çıkmak zorunda  kalan Kürtler bu yasa tasarısında murat edilen yurttaşlar olarak anlaşılıyor mu? Yurt dışına çıkar­ mak zorunda kaldığımız -Mardin Midyat'ta gerçekten şu anda bir iki hane kaldı- 30 bini aşkın  Süryani yurttaşımız, bu yasadan, yurt dışındaki Türklerden murat edilen anlaşılıyor mu? Rumlar,  Ermeniler, Yezidiler... O nedenle, neden ısrar ediyoruz yurt dışındaki Türklerde? O zaman bizim  bu hassasiyetimizi anlayın ve tam da demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasa niyeti varsa  oraya "Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları" deyin ya da "Yurt dışındaki Türkiyeliler" deyin, o zaman  anlaşılır. Biz adı üzerinde fanatik değiliz ama neden hassasiyetimizi anlamıyorsunuz? Bir dilin,  kimliğin, kültürün ve bir varlığın reddedilişine karşı bir tepkidir bu ve bir hassasiyettir. O nedenle  bunun anlaşılmasını istiyoruz yoksa niyet -işte, Sayın Bakan açıkladı- öyle olmayabilir. Önemli  olan, burada tekilci bir anlayışa ve de böyle bir açıklamaya gereksinme bırakmadan bir yasa ad- landırılmalı, yoksa artık ülkeler, bölgesel topluluklar bir hukuk oluşturuyor. Kimsenin diline, di­ nine, cinsiyetine, ırkına, siyasal, ulusal, etnik kimliğine bakmaksızın "herkes" kapsamı içerisinde...
Sayfa 49 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 4 - BAŞKAN - Bu konuda kimse tenkit edemez Sayın Birdal. Lütfen...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Sizi buraya gönderen irade ne ise bizi de buraya gönderen irade  odur. Halkın iradesine saygı duyun.  M. NURİ YAMAN (Muş) - Hani bu kürsü hürdü?  BAŞKAN - Hayır, başka bir alan bulun eğer başka şekilde konuşmak istiyorsanız.  M. NURİ YAMAN (Muş) - Hani her şey söylenecekti bu kürsüden?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Ben burada Barış ve Demokrasi Partisi adına söz alıyorum ve  Barış ve Demokrasi Partisi adına ve onu gönderen halka saygı duyacaksınız.  BAŞKAN - Sürenizi açtım, konuşmanıza devam edin Sayın Birdal, lütfen...  AKIN BİRDAL (Devamla) - Tamam. O zaman uzatacaksınız ve hakkımı vereceksiniz.  BAŞKAN - Ne demek "vereceksiniz?"  AKIN BİRDAL (Devamla) - Söz hakkımı...  BAŞKAN - Verdim ben zaten.  SIRRI SAKIK (Muş) - Ya, saatlerdir Hatibi konuşturmuyorsunuz!  BAŞKAN - Verdim diyorum. Mikrofonu açtım, zamanında konuşacaksınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; şimdi,  bakın, burada bir tutumda farklılık var. Şimdi, her arkadaşa -tutanakları getirtelim- "Konuşacak mı­ sınız?", bana oradan "Konuşacak mısın?"... Ne demek bu? Lütuf mu veriyor bana? Benim söz hak­ kımı halk vermiştir ve söz hakkımı da halk ancak alabilir, bir başkan değil. (BDP sıralarından alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Bravo!  AKIN BİRDAL (Devamla) - Şimdi, bunları polemik yapmayalım. Bakın, az önce Sayın Bakan  bu yasa tasarısının adlandırılmasından saiki söyledi. Ne dedi? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının  kastedildiğini söyledi. Şimdi biz bunu anlayışla karşılarız ama bizim hassasiyetimizi de anlamak ge­ rekir, neden buna tepki gösteriyoruz?  Şimdi, Hükümet yeni bir yasa tasarısı getirdi, 26 madde, 3'ü geçici olmak üzere, işte, darbe  Anayasası'nda kimi değişiklikler. Şimdi, bu Anayasa'nın tekilci oluşu... Bizim hassasiyetimizi, orada  reddedici, dilini, kimliğini, kültürünü, bir halkı reddeden bir anayasanın şu anda tam da tartışıldığı  günlerdeki bir hassasiyetimizi anlamak gerekir. Örneğin, Türkiye'den yurt dışına çıkmak zorunda  kalan Kürtler bu yasa tasarısında murat edilen yurttaşlar olarak anlaşılıyor mu? Yurt dışına çıkar­ mak zorunda kaldığımız -Mardin Midyat'ta gerçekten şu anda bir iki hane kaldı- 30 bini aşkın  Süryani yurttaşımız, bu yasadan, yurt dışındaki Türklerden murat edilen anlaşılıyor mu? Rumlar,  Ermeniler, Yezidiler... O nedenle, neden ısrar ediyoruz yurt dışındaki Türklerde? O zaman bizim  bu hassasiyetimizi anlayın ve tam da demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasa niyeti varsa  oraya "Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları" deyin ya da "Yurt dışındaki Türkiyeliler" deyin, o zaman  anlaşılır. Biz adı üzerinde fanatik değiliz ama neden hassasiyetimizi anlamıyorsunuz? Bir dilin,  kimliğin, kültürün ve bir varlığın reddedilişine karşı bir tepkidir bu ve bir hassasiyettir. O nedenle  bunun anlaşılmasını istiyoruz yoksa niyet -işte, Sayın Bakan açıkladı- öyle olmayabilir. Önemli  olan, burada tekilci bir anlayışa ve de böyle bir açıklamaya gereksinme bırakmadan bir yasa ad- landırılmalı, yoksa artık ülkeler, bölgesel topluluklar bir hukuk oluşturuyor. Kimsenin diline, di­ nine, cinsiyetine, ırkına, siyasal, ulusal, etnik kimliğine bakmaksızın "herkes" kapsamı içerisinde...  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Ki, bizim de tam üyesi olmak istediğimiz Avrupa Birliğinin bir hukuku var. Şimdi, yurt dışındaki  Türkleri tartışırken ben şunu tartışmakta daha çok yarar görürdüm: Örneğin, küresel ekonomik kri­ zin gerçekten yurt dışında bulunan yurttaşlarımızı ekonomik ve sosyal haklarından yoksun bıraka­ cağına karşı nasıl önlemler alabiliriz? Yoksa yurt dışındaki Türklerin ya da başka bir ulusun farklı  hukukları yok ki. Avrupa Birliğinin bir hukuku var, mültecilerin, göçmenlerin bir hukuku var ve  İnsan Haklan Evrensel Bildirgesi 'yle başlayan ve sonra da Avrupa Konseyinden çıkan hukuku var.  Bu hukuk çerçevesinde eğer Türklere karşı bir ayrımcılık olursa o zaman elbette buna karşı çıkılır.  Önemli olan, bu hukukun herkes için ve de Türkiyelilere de eşit uygulanmasını istemek olmalıdır.  Örneğin, bu hafta yarından sonra bir yasa teklifi sunuyoruz. Şimdi bu sizi rahatsız etmiyor mu?  Ben bir Türkiye yurttaşıyım ama örneğin yıllardır beni rahatsız eden bir şey var, bir Türk olmama kar­ şın: Türk Mühendis Mimar Odalan Birliği. Neden Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği? Neden  Türk Diş He-kimleri Birliği? Neden Türk Eczacılar Birliği? Yasa teklifi veriyoruz yarından sonra  "Türkiye Mühendis..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkür ederim.  "Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği, Türkiye Eczacılar..." Bu coğrafyada yaşayan hiç  kimse kendisine karşı ayrımcılık yapıldığı duygusuna kapılmasın. O nedenle çoğulcu...  ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) - Seni rahatsız eden yeri neresi?  BAŞKAN - Lütfen, Sayın Milletvekili, müdahale etmeyin.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Beni rahatsız eden yanı, bu coğrafyada herkesin yaşadığının red- didir. Siz niye rahatsız oluyorsunuz?  ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) - Sen "Türk" kelimesinden rahatsız olduğun zaman oluyoruz.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, hayır, bakın, bence Türkiye'deki, dışandaki Türklerin iti- bannı, onurunu düşünmek ne demek biliyor musunuz: Tam bir demokrasiye bağlı olmak, evrensel  insan haklan hukukuna bağlı olmak ve kendi coğrafyasında aynmcı, dışlayıcı, ötekileştirici olmamak.  Ve o zaman, bakın, yurt dışındaki Türkler ve Türkiyeliler Kürt'üyle, Ermeni'siyle, Rum'uyla nasıl  saygı görecek, itibar görecek. Yoksa siz... Kimliğini reddeden biri başka bir ülkede reddediliyorsa  bunun savunma gücü kalmaz. O nedenle, evrensel hukuku, ister yurt içindeki ister yurt dışındaki  yurttaşlanmızın hak ve özgürlüklerini koruyalım ve buna bağlı düzenlemeler yapalım.  Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (BDP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  3'üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup aykırılıklanna göre iş­ leme alacağım.  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansı"nın 3'üncü maddesine aşağıdaki (f) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Harun Öztürk  İzmir  İbrahim Yiğit  İstanbul  Yılmaz Helvacıoğlu  Siirt  - 5 6 5 -
Sayfa 50 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Ki, bizim de tam üyesi olmak istediğimiz Avrupa Birliğinin bir hukuku var. Şimdi, yurt dışındaki  Türkleri tartışırken ben şunu tartışmakta daha çok yarar görürdüm: Örneğin, küresel ekonomik kri­ zin gerçekten yurt dışında bulunan yurttaşlarımızı ekonomik ve sosyal haklarından yoksun bıraka­ cağına karşı nasıl önlemler alabiliriz? Yoksa yurt dışındaki Türklerin ya da başka bir ulusun farklı  hukukları yok ki. Avrupa Birliğinin bir hukuku var, mültecilerin, göçmenlerin bir hukuku var ve  İnsan Haklan Evrensel Bildirgesi 'yle başlayan ve sonra da Avrupa Konseyinden çıkan hukuku var.  Bu hukuk çerçevesinde eğer Türklere karşı bir ayrımcılık olursa o zaman elbette buna karşı çıkılır.  Önemli olan, bu hukukun herkes için ve de Türkiyelilere de eşit uygulanmasını istemek olmalıdır.  Örneğin, bu hafta yarından sonra bir yasa teklifi sunuyoruz. Şimdi bu sizi rahatsız etmiyor mu?  Ben bir Türkiye yurttaşıyım ama örneğin yıllardır beni rahatsız eden bir şey var, bir Türk olmama kar­ şın: Türk Mühendis Mimar Odalan Birliği. Neden Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği? Neden  Türk Diş He-kimleri Birliği? Neden Türk Eczacılar Birliği? Yasa teklifi veriyoruz yarından sonra  "Türkiye Mühendis..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkür ederim.  "Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği, Türkiye Eczacılar..." Bu coğrafyada yaşayan hiç  kimse kendisine karşı ayrımcılık yapıldığı duygusuna kapılmasın. O nedenle çoğulcu...  ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) - Seni rahatsız eden yeri neresi?  BAŞKAN - Lütfen, Sayın Milletvekili, müdahale etmeyin.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Beni rahatsız eden yanı, bu coğrafyada herkesin yaşadığının red- didir. Siz niye rahatsız oluyorsunuz?  ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) - Sen "Türk" kelimesinden rahatsız olduğun zaman oluyoruz.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, hayır, bakın, bence Türkiye'deki, dışandaki Türklerin iti- bannı, onurunu düşünmek ne demek biliyor musunuz: Tam bir demokrasiye bağlı olmak, evrensel  insan haklan hukukuna bağlı olmak ve kendi coğrafyasında aynmcı, dışlayıcı, ötekileştirici olmamak.  Ve o zaman, bakın, yurt dışındaki Türkler ve Türkiyeliler Kürt'üyle, Ermeni'siyle, Rum'uyla nasıl  saygı görecek, itibar görecek. Yoksa siz... Kimliğini reddeden biri başka bir ülkede reddediliyorsa  bunun savunma gücü kalmaz. O nedenle, evrensel hukuku, ister yurt içindeki ister yurt dışındaki  yurttaşlanmızın hak ve özgürlüklerini koruyalım ve buna bağlı düzenlemeler yapalım.  Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (BDP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  3'üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup aykırılıklanna göre iş­ leme alacağım.  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansı"nın 3'üncü maddesine aşağıdaki (f) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Harun Öztürk  İzmir  İbrahim Yiğit  İstanbul  Yılmaz Helvacıoğlu  Siirt  - 5 6 5 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  Osman Özçelik Nuri Yaman Akın Birdal  Siirt Muş Diyarbakır  Ufuk Uras M. Nezir Karabaş  İstanbul Bitlis  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılamıyo­ ruz Sayın Başkanım çünkü bu kabul edildiği takdirde yasa metninde mükerrerlik oluşturacak, o açı­ dan katılamıyoruz.  BAŞKAN -Teşekkür ederim.  Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen?  Buyurun Sayın Özçelik.  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge  üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bu tasarıda önemli saptamalar var. Önce şuna bakmak lazım: Bir, Türkiye Cumhuriyeti vatan­ daşı olup da çeşitli nedenlerle yurt dışında yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımız var. Bunlar Tür­ kiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Bunların bir bölümü ekonomik nedenlerle Avrupa ve diğer ülkelere  göç etmiş kişiler, bir bölümü göçe zorlanmış insanlar. Yaşanmakta olan şiddet ortamından, otuz yıl­ dır yaşanmakta olan çatışmalı ortamdan dolayı yasa dışı duruma düşmüş -haklı veya haksız- insan­ lar var, Avrupa'nın çeşitli ülkelerine iltica etmiş insanlar var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları  olup yurt dışında yaşamak zorunda kalanlar.  Bir başka kategori: Başka ülkelerin sınırlan içinde kalan Türk kökenli yani Türk soydaşı olan  insanlar; Bulgaristan'daki Türkler gibi, Irak'taki Türkmenler gibi, bir kısmı Suriye'de ve diğer ül­ kelerde. O ülkelerin içinde, söz konusu ülkelerin içinde azınlık statüsünde -yasal olarak kabul edilip  edilmediği ayrı bir şekilde ama, azınlık hakları tanınıp tanınmadığı ayrı ama- orada bir topluluk ola­ rak, farklı bir kültürel topluluk olarak yaşayan Türkler var.  Ayrıca, yine, Türkçenin çeşitli lehçelerini konuşan ama devlet statüsünde olan ülkeler var; işte  Azerbaycan gibi, diyelim Kırgızistan gibi, Türkmenistan gibi. Şimdi, biz bunlardan hangileriyle,  hangi ölçüde ilgileneceğiz konusu muğlak bize göre.  Aynca, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan biz Kürtlerin akrabalan ve soydaşlan da var, Türkiye  dışında yaşayan insanlar; Irak'ta var, Suriye'de var, Ermenistan'da var ve başka ülkelerde var. Eğer  ilgileneceksek bunların tamamıyla ilgilenmek lazım azınlık statüsünde yaşayanlarla ilgili olarak. Bir  devlet statüsünde azınlık durumunda yaşayanlann o ülkenin hukuku içinde belirli haklan vardır ve  o hakları kullanıyorlardı^ o devletlerin hukukuna bağlıdırlar. Şimdi, biz bunlardan hangisine müda­ hale edeceğiz? Eğer yurt dışında yaşayan vatandaşlanmızın sorunlannı çözmek ise zaten Dışişleri Ba­ kanlığı ve çeşitli bakanlıklar o vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgileniyorlar, ilgilenmek zorundalar.  - 5 6 6 - "f) Yurtdışında yaşayan vatandaşlar: Yurtdışında yaşayan vatandaşlar ile kaybettirme halleri dı­ şında vatandaşlıktan çıkmış olanları,"  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 3. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 51 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  Osman Özçelik Nuri Yaman Akın Birdal  Siirt Muş Diyarbakır  Ufuk Uras M. Nezir Karabaş  İstanbul Bitlis  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılamıyo­ ruz Sayın Başkanım çünkü bu kabul edildiği takdirde yasa metninde mükerrerlik oluşturacak, o açı­ dan katılamıyoruz.  BAŞKAN -Teşekkür ederim.  Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen?  Buyurun Sayın Özçelik.  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge  üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bu tasarıda önemli saptamalar var. Önce şuna bakmak lazım: Bir, Türkiye Cumhuriyeti vatan­ daşı olup da çeşitli nedenlerle yurt dışında yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımız var. Bunlar Tür­ kiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Bunların bir bölümü ekonomik nedenlerle Avrupa ve diğer ülkelere  göç etmiş kişiler, bir bölümü göçe zorlanmış insanlar. Yaşanmakta olan şiddet ortamından, otuz yıl­ dır yaşanmakta olan çatışmalı ortamdan dolayı yasa dışı duruma düşmüş -haklı veya haksız- insan­ lar var, Avrupa'nın çeşitli ülkelerine iltica etmiş insanlar var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları  olup yurt dışında yaşamak zorunda kalanlar.  Bir başka kategori: Başka ülkelerin sınırlan içinde kalan Türk kökenli yani Türk soydaşı olan  insanlar; Bulgaristan'daki Türkler gibi, Irak'taki Türkmenler gibi, bir kısmı Suriye'de ve diğer ül­ kelerde. O ülkelerin içinde, söz konusu ülkelerin içinde azınlık statüsünde -yasal olarak kabul edilip  edilmediği ayrı bir şekilde ama, azınlık hakları tanınıp tanınmadığı ayrı ama- orada bir topluluk ola­ rak, farklı bir kültürel topluluk olarak yaşayan Türkler var.  Ayrıca, yine, Türkçenin çeşitli lehçelerini konuşan ama devlet statüsünde olan ülkeler var; işte  Azerbaycan gibi, diyelim Kırgızistan gibi, Türkmenistan gibi. Şimdi, biz bunlardan hangileriyle,  hangi ölçüde ilgileneceğiz konusu muğlak bize göre.  Aynca, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan biz Kürtlerin akrabalan ve soydaşlan da var, Türkiye  dışında yaşayan insanlar; Irak'ta var, Suriye'de var, Ermenistan'da var ve başka ülkelerde var. Eğer  ilgileneceksek bunların tamamıyla ilgilenmek lazım azınlık statüsünde yaşayanlarla ilgili olarak. Bir  devlet statüsünde azınlık durumunda yaşayanlann o ülkenin hukuku içinde belirli haklan vardır ve  o hakları kullanıyorlardı^ o devletlerin hukukuna bağlıdırlar. Şimdi, biz bunlardan hangisine müda­ hale edeceğiz? Eğer yurt dışında yaşayan vatandaşlanmızın sorunlannı çözmek ise zaten Dışişleri Ba­ kanlığı ve çeşitli bakanlıklar o vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgileniyorlar, ilgilenmek zorundalar.  - 5 6 6 - "f) Yurtdışında yaşayan vatandaşlar: Yurtdışında yaşayan vatandaşlar ile kaybettirme halleri dı­ şında vatandaşlıktan çıkmış olanları,"  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 3. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Yasa tasarısında, bu durumda olanların diyelim asimilasyona karşı korunmaları gerektiği şeklinde  tedbirlerin alınması öngörülüyor, son derece doğru. Yurt dışında yaşayan Türklerin asimilasyona uğ­ raması konusunda ülkenin tedbir alması gerektiği ve bu yasa tasarısıyla birtakım tedbirlerin alınması  öngörülmüşken ama Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşayıp da farklı kültürlerde, farklı dillerde olan in­ sanlar yok sayılıyor, hepsi Türk kabul ediliyor, onların asimilasyonuna ilişkin herhangi bir önlem  yok. Bu devam ederken yurt dışında yaşayanların asimilasyonuna karşı tedbir almanın çok inandı­ rıcı, demokratik bir anlayış olmadığı düşüncesindeyiz. Deniliyor ki "Türkiye Cumhuriyeti devleti  bir ırk cumhuriyeti değil, bir soy cumhuriyeti değil." ama uygulamalar böyle değil. Yani Türkiye'nin  dışında yaşayan Türklere, Türk soyundan gelen kardeşlerimize farklı bir yaklaşım, Türkiye Cumhu­ riyeti vatandaşı olan biz Kürtlerin soydaşlarına farklı bir yaklaşım söz konusu. Bu nedenle, bu yasa  tasarısı ayrımcılık içermektedir, bu yasa tasarısı ırk ayrımına dayalı bir mantıkla hazırlanmıştır, so­ runlara çözüm getirecek bir yasa tasarısı değildir. Önce, Türkiye'de yaşayan farklı etnik grupların ve  kültürlerin haklarının anayasal güvence altına alınması, farklı inanç gruplarının yaşamlarının demo­ kratik bir düzen içinde, kendilerini ifade etmelerini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması daha  acil bir durumdur. Bu yasa tasarısı bunlara hizmet edecek bir durumda değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafında kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Bu nedenle, bu yasa tasarısını olumsuz buluyoruz, "Hayır" oyu, ret oyu vereceğiz, toplumsal ba­ rışımıza hizmet edecek bir anlayışın ürünü olmadığını düşünüyoruz.  Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 3'üncü maddesine aşağıdaki (f) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları  "f) Yurtdışında yaşayan vatandaşlar: Yurtdışında yaşayan vatandaşlar ile kaybettirme halleri dı­ şında vatandaşlıktan çıkmış olanları,"  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Baş­ kanım, biraz önce de ifade ettiğim gibi, yasa metninde mükerrerlik oluşturacağı için katılamıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Söz talebi?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Kanun metninde uzun tekrarları önlemek üzere işbu değişiklik önergesi verilmiştir.  - 5 6 7 -
Sayfa 52 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Yasa tasarısında, bu durumda olanların diyelim asimilasyona karşı korunmaları gerektiği şeklinde  tedbirlerin alınması öngörülüyor, son derece doğru. Yurt dışında yaşayan Türklerin asimilasyona uğ­ raması konusunda ülkenin tedbir alması gerektiği ve bu yasa tasarısıyla birtakım tedbirlerin alınması  öngörülmüşken ama Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşayıp da farklı kültürlerde, farklı dillerde olan in­ sanlar yok sayılıyor, hepsi Türk kabul ediliyor, onların asimilasyonuna ilişkin herhangi bir önlem  yok. Bu devam ederken yurt dışında yaşayanların asimilasyonuna karşı tedbir almanın çok inandı­ rıcı, demokratik bir anlayış olmadığı düşüncesindeyiz. Deniliyor ki "Türkiye Cumhuriyeti devleti  bir ırk cumhuriyeti değil, bir soy cumhuriyeti değil." ama uygulamalar böyle değil. Yani Türkiye'nin  dışında yaşayan Türklere, Türk soyundan gelen kardeşlerimize farklı bir yaklaşım, Türkiye Cumhu­ riyeti vatandaşı olan biz Kürtlerin soydaşlarına farklı bir yaklaşım söz konusu. Bu nedenle, bu yasa  tasarısı ayrımcılık içermektedir, bu yasa tasarısı ırk ayrımına dayalı bir mantıkla hazırlanmıştır, so­ runlara çözüm getirecek bir yasa tasarısı değildir. Önce, Türkiye'de yaşayan farklı etnik grupların ve  kültürlerin haklarının anayasal güvence altına alınması, farklı inanç gruplarının yaşamlarının demo­ kratik bir düzen içinde, kendilerini ifade etmelerini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması daha  acil bir durumdur. Bu yasa tasarısı bunlara hizmet edecek bir durumda değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafında kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Bu nedenle, bu yasa tasarısını olumsuz buluyoruz, "Hayır" oyu, ret oyu vereceğiz, toplumsal ba­ rışımıza hizmet edecek bir anlayışın ürünü olmadığını düşünüyoruz.  Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 3'üncü maddesine aşağıdaki (f) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları  "f) Yurtdışında yaşayan vatandaşlar: Yurtdışında yaşayan vatandaşlar ile kaybettirme halleri dı­ şında vatandaşlıktan çıkmış olanları,"  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Baş­ kanım, biraz önce de ifade ettiğim gibi, yasa metninde mükerrerlik oluşturacağı için katılamıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Söz talebi?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Kanun metninde uzun tekrarları önlemek üzere işbu değişiklik önergesi verilmiştir.  - 5 6 7 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  4'üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 4. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ufuk Uras Akın Birdal Osman Özçelik  İstanbul Diyarbakır Siirt  Pervin Buldan Sim Sakık Nuri Yaman  İğdır Muş Muş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Ufuk Uras, İstanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Uras.  MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli vekiller; biraz önce bir vekilimiz  yurt dışından gelen tepkileri ifade etti haklı olarak ama bir tepki gelmedi.  Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında eşit haklar için çalışmalar yapan, uğraş veren, yaşa­ dıkları ülke ve Türkiye ile bağlı sorunlarına ilişkin çözümler üretmeye çaba gösteren ve sonuçlan sü­ rekli yetkililere ulaştırmaya özen göstermiş bir dizi göçmen federasyonu var. Bu konularda son derece  hassaslar fakat konuyla ilgili, haberdar olmamaktan kaynaklanan, geç kalmışlıktan kaynaklanan so­ runlar nedeniyle görüşlerini Hükümete aktaramıyorlar.  Şimdi, demokrasiyse her alanda demokrasi. Yurt dışındaki yurttaşlarımızla ilgili bir yasa çıka- nrken herhalde öncelikli olarak oradan gelen talepler doğrultusunda hareket etmeliyiz ve tasannın son  hâline gelinceye kadar süreçlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oluşturduğu örgütlerin gö­ rüşlerinin alınmamasının son derece önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Daha önce gereği  gibi işletilmese bile var olan "Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu" biçiminde adlan­ dırılan Danışma Kurulunun yok sayılmasının, görüşlerine başvurulmamasının da tasarının kolektif  bir çabanın ürünü olmasını engellediğini düşünmekteyiz.  Tasarıda, yurt dışındaki sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan yapılarla olan ilişkilerden söz  edildiğini görüyoruz. Yasada bu ilişkilere yer verilirken söz konusu örgütlerin, yaşanılan ülkelerin  birer bağımsız örgütü olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.  Yurt dışında yaşayan göçmenlerin seçme ve yaşadıklan ülkelerde ülke seçimleri için oy kul­ lanma hakkıyla ilgili bir yasa bildiğiniz gibi çıkanlmıştı ancak henüz gerekli hazırlıklar yapılmadı,  pratik uygulama adımlan atılmadı. Üstelik bütün bu sürecin bağımsız adaylık için de olumsuz işle­ diğini, bu yüzden, bir dizi milletvekilimizi sınırlardan gelen oylann bağımsızlar için geçerli olmaması  nedeniyle yitirdiğimizi biliyoruz ve bu hakkın seçilebilme ayağının da eksik bırakıldığını görüyoruz  ve bütün bunlar çözüm bekliyor. Tartışılmakta olan tasanda, hak ve hayata geçirilişiyle ilgili bu yak­ laşımlarda demokrasi son derece önemli. Göçmenler sınırda değil, yaşadıklan ülkelerde o yüzden ba­ ğımsızları da kapsayacak şekilde oy kullanabilirse, seçilme haklan verilirse, yurt dışında göçmenleri  temsilen milletvekilleri seçilebilirse çok olumlu.  - 5 6 8 -
Sayfa 53 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  4'üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 4. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ufuk Uras Akın Birdal Osman Özçelik  İstanbul Diyarbakır Siirt  Pervin Buldan Sim Sakık Nuri Yaman  İğdır Muş Muş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Ufuk Uras, İstanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Uras.  MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli vekiller; biraz önce bir vekilimiz  yurt dışından gelen tepkileri ifade etti haklı olarak ama bir tepki gelmedi.  Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında eşit haklar için çalışmalar yapan, uğraş veren, yaşa­ dıkları ülke ve Türkiye ile bağlı sorunlarına ilişkin çözümler üretmeye çaba gösteren ve sonuçlan sü­ rekli yetkililere ulaştırmaya özen göstermiş bir dizi göçmen federasyonu var. Bu konularda son derece  hassaslar fakat konuyla ilgili, haberdar olmamaktan kaynaklanan, geç kalmışlıktan kaynaklanan so­ runlar nedeniyle görüşlerini Hükümete aktaramıyorlar.  Şimdi, demokrasiyse her alanda demokrasi. Yurt dışındaki yurttaşlarımızla ilgili bir yasa çıka- nrken herhalde öncelikli olarak oradan gelen talepler doğrultusunda hareket etmeliyiz ve tasannın son  hâline gelinceye kadar süreçlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oluşturduğu örgütlerin gö­ rüşlerinin alınmamasının son derece önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Daha önce gereği  gibi işletilmese bile var olan "Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu" biçiminde adlan­ dırılan Danışma Kurulunun yok sayılmasının, görüşlerine başvurulmamasının da tasarının kolektif  bir çabanın ürünü olmasını engellediğini düşünmekteyiz.  Tasarıda, yurt dışındaki sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan yapılarla olan ilişkilerden söz  edildiğini görüyoruz. Yasada bu ilişkilere yer verilirken söz konusu örgütlerin, yaşanılan ülkelerin  birer bağımsız örgütü olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.  Yurt dışında yaşayan göçmenlerin seçme ve yaşadıklan ülkelerde ülke seçimleri için oy kul­ lanma hakkıyla ilgili bir yasa bildiğiniz gibi çıkanlmıştı ancak henüz gerekli hazırlıklar yapılmadı,  pratik uygulama adımlan atılmadı. Üstelik bütün bu sürecin bağımsız adaylık için de olumsuz işle­ diğini, bu yüzden, bir dizi milletvekilimizi sınırlardan gelen oylann bağımsızlar için geçerli olmaması  nedeniyle yitirdiğimizi biliyoruz ve bu hakkın seçilebilme ayağının da eksik bırakıldığını görüyoruz  ve bütün bunlar çözüm bekliyor. Tartışılmakta olan tasanda, hak ve hayata geçirilişiyle ilgili bu yak­ laşımlarda demokrasi son derece önemli. Göçmenler sınırda değil, yaşadıklan ülkelerde o yüzden ba­ ğımsızları da kapsayacak şekilde oy kullanabilirse, seçilme haklan verilirse, yurt dışında göçmenleri  temsilen milletvekilleri seçilebilirse çok olumlu.  - 5 6 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Tasanda yer alan Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulunun yapısıyla ilgili olarak da yurt dışında  çalışan vatandaşlardan bu Kurulda yer alması düşünülenlerin seçim yoluyla görevlendirilmeleri  önemli. Atama yoluyla yapılacak görevlendirmeler demokratik olmayacağı gibi temsili zayıf kılacak.  Ayrıca sorunlann ve çözümlerin kumla taşınması süreci, eksik ve antidemokratik ve güçlü bir des­ tekten yoksun kalacaktır. Kurulda, Mecliste bulunan partilerin birer kişiyle temsilci bulundurması  son derece uygundur ve ülkede bulunan işçi konfederasyonlarının da bu kurumlarda temsil edilmesi  gerektiği kanısındayız.  Şimdi, bu Türk ve Türk dili meselesiyle ilgili, grubun yaptığı itirazlar sadece bu yasayla ilgili  değil. Bakın, size bir örnek vereyim: Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin Kurulmasına  Dair Nahçıvan Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'nın ba­ şında ne diyor? "Türk dili konuşan ülkeler." Madde 23'te ne diyor? "İşbu anlaşma ... Azerice, Ka­ zakça, Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak ... imzalanmıştır." Şimdi burada bir tuhaflık yok mu?  Başta diyorsunuz "Türk diliyle konuşan", 23'üncü maddede diyorsunuz ki "...Azerice, Kazakça,  Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak ... imzalanmıştır."  Dolayısıyla hakikaten bu konuda biraz samimi olmakta fayda var diye düşünüyorum. Ben bütün  Türki cumhuriyetlerin filmlerini büyük ölçüde izliyorum, hepsini alt yazıyla izliyorum. Keşke anla­ yabilsem. Ama hakikaten eğer Türki cumhuriyetlerle sağlıklı bir ilişki kurulacaksa Sayın Cumhur­ başkanından Meclis Başkanına, Dışişleri Bakanından...  Defalarca, mesela, Abhazya ile ilgili "23 Nisanda bütün dünya gençleri çağrılırken niye Abhaz  gençliği çağrılmıyor, niye orayla ilişki kurulmuyor?" dediğimizde, herhalde dünyanın bazı büyük  güçlerinden icazet almadan biz orayla ilişki kuramıyoruz. Hadi buyurun, Çin'deki Uygurlarla ilgili,  oradaki insan haklanyla ilgili çok somut, açık tutum alalım. Çin'den gelen heyetlerle yapılan müza­ kerelerde, buralarda ne dendiğini biliyorum. Yurt dışındaki yurttaşlarımıza baktığımızda, oradaki  insanlarımızla konuştuğumuzda -"göçmen, göç": "Migration"; Latince kökeni "migrare": Acı  çekmek- acı çeken insanlarımız var.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Uras.  Buyurun.  MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.  Bu acı çeken yurttaşlarımızın çok sahici meseleleriyle yüzleşmek durumundayız. Açılımlar iyi  ama bütün açılımlann esası, zihinsel açılımdır. Bu konuda zihinsel açılımlarınız, politik alışkanlık- lann zihinsel alışkanlıklardan kaynaklanması nedeniyle yeterli olmuyor diye düşünüyorum. Önü­ müzdeki süreçte bütün bu sahici meselelerle ilgili tutum almamız aslında var olan kurumları  sorgulamamızı gerekli kılıyor. Hani devleti küçültecektik? Hani bürokrasiyi küçültecektik? Eğer ha­ kiki meselelerle yüzleşirsek hem yurt dışındaki yurttaşlarımız hem akraba kavimler ve diğerleriyle  ilgili daha somut adım atabiliriz diye düşünüyorum.  Ne demişti Tevfik Fikret: "Vatanım ruy-i zemin, milletim nev'i beşer" (Vatanım tüm yeryüzü,  milletim tüm insanlık) Mustafa Kemal'in belki bu yüzden en sevdiği şairdi Tevfik Fikret. Bu pers­ pektifle bakmamızda fayda var.  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Şinasi, Tevfik Fikret değil.  MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Şinasi'nin olduğu da iddia ediliyor, evet. (BDP sırala­ rından alkışlar)  - 5 6 9 -
Sayfa 54 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Tasanda yer alan Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulunun yapısıyla ilgili olarak da yurt dışında  çalışan vatandaşlardan bu Kurulda yer alması düşünülenlerin seçim yoluyla görevlendirilmeleri  önemli. Atama yoluyla yapılacak görevlendirmeler demokratik olmayacağı gibi temsili zayıf kılacak.  Ayrıca sorunlann ve çözümlerin kumla taşınması süreci, eksik ve antidemokratik ve güçlü bir des­ tekten yoksun kalacaktır. Kurulda, Mecliste bulunan partilerin birer kişiyle temsilci bulundurması  son derece uygundur ve ülkede bulunan işçi konfederasyonlarının da bu kurumlarda temsil edilmesi  gerektiği kanısındayız.  Şimdi, bu Türk ve Türk dili meselesiyle ilgili, grubun yaptığı itirazlar sadece bu yasayla ilgili  değil. Bakın, size bir örnek vereyim: Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin Kurulmasına  Dair Nahçıvan Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'nın ba­ şında ne diyor? "Türk dili konuşan ülkeler." Madde 23'te ne diyor? "İşbu anlaşma ... Azerice, Ka­ zakça, Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak ... imzalanmıştır." Şimdi burada bir tuhaflık yok mu?  Başta diyorsunuz "Türk diliyle konuşan", 23'üncü maddede diyorsunuz ki "...Azerice, Kazakça,  Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak ... imzalanmıştır."  Dolayısıyla hakikaten bu konuda biraz samimi olmakta fayda var diye düşünüyorum. Ben bütün  Türki cumhuriyetlerin filmlerini büyük ölçüde izliyorum, hepsini alt yazıyla izliyorum. Keşke anla­ yabilsem. Ama hakikaten eğer Türki cumhuriyetlerle sağlıklı bir ilişki kurulacaksa Sayın Cumhur­ başkanından Meclis Başkanına, Dışişleri Bakanından...  Defalarca, mesela, Abhazya ile ilgili "23 Nisanda bütün dünya gençleri çağrılırken niye Abhaz  gençliği çağrılmıyor, niye orayla ilişki kurulmuyor?" dediğimizde, herhalde dünyanın bazı büyük  güçlerinden icazet almadan biz orayla ilişki kuramıyoruz. Hadi buyurun, Çin'deki Uygurlarla ilgili,  oradaki insan haklanyla ilgili çok somut, açık tutum alalım. Çin'den gelen heyetlerle yapılan müza­ kerelerde, buralarda ne dendiğini biliyorum. Yurt dışındaki yurttaşlarımıza baktığımızda, oradaki  insanlarımızla konuştuğumuzda -"göçmen, göç": "Migration"; Latince kökeni "migrare": Acı  çekmek- acı çeken insanlarımız var.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Uras.  Buyurun.  MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.  Bu acı çeken yurttaşlarımızın çok sahici meseleleriyle yüzleşmek durumundayız. Açılımlar iyi  ama bütün açılımlann esası, zihinsel açılımdır. Bu konuda zihinsel açılımlarınız, politik alışkanlık- lann zihinsel alışkanlıklardan kaynaklanması nedeniyle yeterli olmuyor diye düşünüyorum. Önü­ müzdeki süreçte bütün bu sahici meselelerle ilgili tutum almamız aslında var olan kurumları  sorgulamamızı gerekli kılıyor. Hani devleti küçültecektik? Hani bürokrasiyi küçültecektik? Eğer ha­ kiki meselelerle yüzleşirsek hem yurt dışındaki yurttaşlarımız hem akraba kavimler ve diğerleriyle  ilgili daha somut adım atabiliriz diye düşünüyorum.  Ne demişti Tevfik Fikret: "Vatanım ruy-i zemin, milletim nev'i beşer" (Vatanım tüm yeryüzü,  milletim tüm insanlık) Mustafa Kemal'in belki bu yüzden en sevdiği şairdi Tevfik Fikret. Bu pers­ pektifle bakmamızda fayda var.  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Şinasi, Tevfik Fikret değil.  MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Şinasi'nin olduğu da iddia ediliyor, evet. (BDP sırala­ rından alkışlar)  - 5 6 9 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 0 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uras.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  5'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 5. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Pervin Buldan Osman Özçelik Ufuk Uras  İğdır Siirt İstanbul  M. Nezir Karabaş Akın Birdal Nuri Yaman  Bitlis Diyarbakır Muş  Sırrı Sakık  Muş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Kısa bir açıklama yapabilir miyim Sayın Başkan?  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Şimdi, değerli arkadaşlar bu tasarıyla ilgili öner­ geler veriyorlar, saygı duyuyoruz ama doğrusu ben kendilerine de izah ettim, burada yurt dışı Türk­ ler, akraba topluluklar ve tasarının içeriğindeki kavramların ne kadar hassas hazırlandığını. Örneğin,  2'nci madde kapsam maddesi. Bu yasanın kapsamı nedir? Diyor ki: Bu kanun, Türkiye dışında ya­ şayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor. Önerge veriyor arkadaşlarımız, diyorlar ki:  "Bunu tasarıdan çıkaralım." Bunu tasarıdan çıkarınca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor.  Bu konuda bir ihtilaf var mı? Yok. Tıpkı şimdi 5'inci maddede de bu şekilde. Yani içerik açısından  çok daha sağlıklı bir değerlendirme yapılırsa...  Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, biz burada diyalogdan ve sorunun çözümünden yana  hep tavır ortaya koymuşuz. Ama o şekilde açıklayıcı bir bakış açısı değil ama toptan reddedici bir  mantığın doğru olmadığı düşüncesindeyim. Çünkü 5 milyonun üzerinde vatandaşımız yurt dışında  ve bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bu vatandaşlarla ilgilenmek Türkiye Cumhuriyeti'nin  görevidir. İkincisi, akrabalarımız vardır, soydaşlarımız vardır, bunların Türkiye'den beklentileri var­ dır, Türkiye'nin bunlara karşı da sorumlulukları, yükümlülükleri vardır. Bunları da yerine getirmek  durumundadır.  Dolayısıyla bu çerçeveden baktığımız zaman, neye niçin karşı olduğumuzu, ayrılıkçılığın burada  işin neresinde olduğunu ben doğrusu anlamakta zorlandığımı ifade etmek istiyorum. Bu kadar iyi  niyetlerle, bu kadar kuşatıcı bir düzenlemeyi zoraki olarak başka yorumlamalarla değerlendirmenin  haksızlık olacağı inancındayım. Fakat tüm görüşlere de saygımız olduğunu ifade ediyorum, saygılar  sunuyorum ve katılmadığımızı ifade ediyorum.
Sayfa 55 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 0 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uras.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  5'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 5. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Pervin Buldan Osman Özçelik Ufuk Uras  İğdır Siirt İstanbul  M. Nezir Karabaş Akın Birdal Nuri Yaman  Bitlis Diyarbakır Muş  Sırrı Sakık  Muş  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Kısa bir açıklama yapabilir miyim Sayın Başkan?  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Şimdi, değerli arkadaşlar bu tasarıyla ilgili öner­ geler veriyorlar, saygı duyuyoruz ama doğrusu ben kendilerine de izah ettim, burada yurt dışı Türk­ ler, akraba topluluklar ve tasarının içeriğindeki kavramların ne kadar hassas hazırlandığını. Örneğin,  2'nci madde kapsam maddesi. Bu yasanın kapsamı nedir? Diyor ki: Bu kanun, Türkiye dışında ya­ şayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor. Önerge veriyor arkadaşlarımız, diyorlar ki:  "Bunu tasarıdan çıkaralım." Bunu tasarıdan çıkarınca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor.  Bu konuda bir ihtilaf var mı? Yok. Tıpkı şimdi 5'inci maddede de bu şekilde. Yani içerik açısından  çok daha sağlıklı bir değerlendirme yapılırsa...  Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, biz burada diyalogdan ve sorunun çözümünden yana  hep tavır ortaya koymuşuz. Ama o şekilde açıklayıcı bir bakış açısı değil ama toptan reddedici bir  mantığın doğru olmadığı düşüncesindeyim. Çünkü 5 milyonun üzerinde vatandaşımız yurt dışında  ve bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bu vatandaşlarla ilgilenmek Türkiye Cumhuriyeti'nin  görevidir. İkincisi, akrabalarımız vardır, soydaşlarımız vardır, bunların Türkiye'den beklentileri var­ dır, Türkiye'nin bunlara karşı da sorumlulukları, yükümlülükleri vardır. Bunları da yerine getirmek  durumundadır.  Dolayısıyla bu çerçeveden baktığımız zaman, neye niçin karşı olduğumuzu, ayrılıkçılığın burada  işin neresinde olduğunu ben doğrusu anlamakta zorlandığımı ifade etmek istiyorum. Bu kadar iyi  niyetlerle, bu kadar kuşatıcı bir düzenlemeyi zoraki olarak başka yorumlamalarla değerlendirmenin  haksızlık olacağı inancındayım. Fakat tüm görüşlere de saygımız olduğunu ifade ediyorum, saygılar  sunuyorum ve katılmadığımızı ifade ediyorum.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Önerge üzerinde Sırrı Sakık, Muş Milletvekili.  Buyurun Sayın Sakık.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Bakanımız tabii burada ırkçı bir  söylemin veyahut da bir yapılanmanın olmadığını söylüyor ama biz pratikte nelerin olup bittiğini  hep biliyoruz. Gidin bakın, Avrupa'nın dört bir yanında yani buradaki baskı ve şiddetten dolayı kendi  topraklarını terk edip, gidip oraya yerleşen, iltica eden kardeşlerimizin nasıl dışlandıklarını biz he­ pimiz çok çok iyi biliyoruz. Yani onun için bize buradan tutup, yok, ayrımcılık yoktur... Bu coğraf­ yanın her tarafında ayrımcılık vardır. Yani eğer kimliğiniz tek kimliğe hapsedilmiyorsa, siz kendinizi  Türk kimliğinde görmüyorsanız bütün kimliklere karşı ayrımcılığın olduğunu biliyoruz. Zaten kav­ gamız da bu. Bu ülkede otuz yıldır, seksen altı yıldır kavganın tek nedeni tekliktir. Siz bütün kimlikleri  tek kimliğe hapsederseniz hayatın geri kalan kısmını göremezsiniz. Yani kimi özgürlükler de taşkın  bir nehir gibidir. Eğer o nehrin önünü alamazsanız çamur da getirir, kum da getirir. Siz de bütün kim­ likleri tek kimliğe hapsederseniz diğer kimlikler asimile olur, yok olur. Bizim tepkimiz bunadır. Biz  kendimizi Türkiye'yle birlikte tanımlıyoruz. Burası bizim ana yurdumuz, kaderimiz bir. Ama ne  yazık ki yasalar bu şekilde uygulanmıyor.  Şimdi, siz Hükümet olarak -geçen gün de burada söyledim- acemi bir cerrah gibisiniz. Türki­ ye'nin temel sorunlarını yatırıyorsunuz, neşter atıyorsunuz -Kürt sorunu, neşter atıyorsunuz- dikiş  atmıyorsunuz. Sonra yarayı sarmıyorsunuz. Sonra, bundan beslenen, ana damarı bu olan akbabalar  saldırıyor, oradan nemalanıyorlar. Alevi sorunu aynı şekilde, efendim, Romanlarla ilgili konu yine  aynı noktada. Ciddi şekilde bir projeniz, programınız yok. Siz sorunları gündeme getiriyorsunuz,  ama sorunlarla ilgili ciddi bir projeniz yok.  Siz "Diyalogdan yanayız." diyorsunuz, peki, gerçekten diyalogdan yana olmuş olsanız, bu so­ runun muhatapları burada Kürt halkının temsilcileridir, "Kürt açılımı" diyorsunuz, hangi gün bizimle  oturup konuştunuz? Şeklen -Sayın Başbakan- burada bir görüşmenin ötesinde ne yaptınız? Siz kim­ lerle görüşüyorsunuz? Gidip sanatçılarla görüşüyorsunuz. Evet, görüşülsün, konuşulsun onlarla da.  Ama gidip konuştuğunuzda ne yapıyor? Bir yönetmen diyor ki: "Acaba ben buradan nemalanabilir  miyim?" "Bana 20 milyon dolar verin, ben bu Ermenileri boşa çıkaracak bir proje yaparım." diyor.  Şimdi herkes bu sorundan bu şekilde nemalanmaya çalışıyor. Türkiye'nin temel sorunlarından kim­ senin artık nemalanmaması gerekir. Hem siyasi partiler için öyledir hem sanat dünyası, edebiyat dün­ yası için. Yani bizim yaralarımızdan, bizim acılarımızdan, bizim ödediğimiz bedellerden kimse  nemalanmasın.  Onun için Hükümet gerçekten bu sorunun çözümüyle ilgili adımlar atıyorsa muhataplar bel­ lidir. Muhataplar: Evet, 21 Mart "nevroz"unda Türkiye'deki -medyanın açıkladığı- 4 milyon insan  alanlara dökülerek muhatap olduğunu açıkça ortaya koydu. Barış ve Demokrasi Partisi, seçil­ mişler muhataptır. Bizlerle oturup konuşmuyorsunuz, tartışmıyorsunuz ama çözümü farklı alan­ larda, hiç hayatı boyunca Kürt coğrafyasına gitmemiş insanlarla oturup Kürt sorununu  tartışıyorsunuz ve bu yasa tartışılırken, konuşulurken biz yoktuk. Sonradan gelip, gerçekten bi­ zimle, ya ne var ne yok, acaba sizin sorunlarınızla ilgili, buradan bu zulümden dolayı yurt dışına  giden milyonlarca Kürt var, bunların sorunu nedir, oturup konuşabildik mi, bu iklimi yaratabildi­ niz mi? Bizimle bunları konuşmuyorsunuz ama bizi emir eri gibi, elinizi kaldırın, kapatın; uzlaşı- yorsunuz belli konularda. Sorun Türklük olunca akan sular duruyor, ulusal ittifaklar gerçekleşiyor.  - 5 7 1 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Önerge üzerinde Sırrı Sakık, Muş Milletvekili.  Buyurun Sayın Sakık.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Bakanımız tabii burada ırkçı bir  söylemin veyahut da bir yapılanmanın olmadığını söylüyor ama biz pratikte nelerin olup bittiğini  hep biliyoruz. Gidin bakın, Avrupa'nın dört bir yanında yani buradaki baskı ve şiddetten dolayı kendi  topraklarını terk edip, gidip oraya yerleşen, iltica eden kardeşlerimizin nasıl dışlandıklarını biz he­ pimiz çok çok iyi biliyoruz. Yani onun için bize buradan tutup, yok, ayrımcılık yoktur... Bu coğraf­ yanın her tarafında ayrımcılık vardır. Yani eğer kimliğiniz tek kimliğe hapsedilmiyorsa, siz kendinizi  Türk kimliğinde görmüyorsanız bütün kimliklere karşı ayrımcılığın olduğunu biliyoruz. Zaten kav­ gamız da bu. Bu ülkede otuz yıldır, seksen altı yıldır kavganın tek nedeni tekliktir. Siz bütün kimlikleri  tek kimliğe hapsederseniz hayatın geri kalan kısmını göremezsiniz. Yani kimi özgürlükler de taşkın  bir nehir gibidir. Eğer o nehrin önünü alamazsanız çamur da getirir, kum da getirir. Siz de bütün kim­ likleri tek kimliğe hapsederseniz diğer kimlikler asimile olur, yok olur. Bizim tepkimiz bunadır. Biz  kendimizi Türkiye'yle birlikte tanımlıyoruz. Burası bizim ana yurdumuz, kaderimiz bir. Ama ne  yazık ki yasalar bu şekilde uygulanmıyor.  Şimdi, siz Hükümet olarak -geçen gün de burada söyledim- acemi bir cerrah gibisiniz. Türki­ ye'nin temel sorunlarını yatırıyorsunuz, neşter atıyorsunuz -Kürt sorunu, neşter atıyorsunuz- dikiş  atmıyorsunuz. Sonra yarayı sarmıyorsunuz. Sonra, bundan beslenen, ana damarı bu olan akbabalar  saldırıyor, oradan nemalanıyorlar. Alevi sorunu aynı şekilde, efendim, Romanlarla ilgili konu yine  aynı noktada. Ciddi şekilde bir projeniz, programınız yok. Siz sorunları gündeme getiriyorsunuz,  ama sorunlarla ilgili ciddi bir projeniz yok.  Siz "Diyalogdan yanayız." diyorsunuz, peki, gerçekten diyalogdan yana olmuş olsanız, bu so­ runun muhatapları burada Kürt halkının temsilcileridir, "Kürt açılımı" diyorsunuz, hangi gün bizimle  oturup konuştunuz? Şeklen -Sayın Başbakan- burada bir görüşmenin ötesinde ne yaptınız? Siz kim­ lerle görüşüyorsunuz? Gidip sanatçılarla görüşüyorsunuz. Evet, görüşülsün, konuşulsun onlarla da.  Ama gidip konuştuğunuzda ne yapıyor? Bir yönetmen diyor ki: "Acaba ben buradan nemalanabilir  miyim?" "Bana 20 milyon dolar verin, ben bu Ermenileri boşa çıkaracak bir proje yaparım." diyor.  Şimdi herkes bu sorundan bu şekilde nemalanmaya çalışıyor. Türkiye'nin temel sorunlarından kim­ senin artık nemalanmaması gerekir. Hem siyasi partiler için öyledir hem sanat dünyası, edebiyat dün­ yası için. Yani bizim yaralarımızdan, bizim acılarımızdan, bizim ödediğimiz bedellerden kimse  nemalanmasın.  Onun için Hükümet gerçekten bu sorunun çözümüyle ilgili adımlar atıyorsa muhataplar bel­ lidir. Muhataplar: Evet, 21 Mart "nevroz"unda Türkiye'deki -medyanın açıkladığı- 4 milyon insan  alanlara dökülerek muhatap olduğunu açıkça ortaya koydu. Barış ve Demokrasi Partisi, seçil­ mişler muhataptır. Bizlerle oturup konuşmuyorsunuz, tartışmıyorsunuz ama çözümü farklı alan­ larda, hiç hayatı boyunca Kürt coğrafyasına gitmemiş insanlarla oturup Kürt sorununu  tartışıyorsunuz ve bu yasa tartışılırken, konuşulurken biz yoktuk. Sonradan gelip, gerçekten bi­ zimle, ya ne var ne yok, acaba sizin sorunlarınızla ilgili, buradan bu zulümden dolayı yurt dışına  giden milyonlarca Kürt var, bunların sorunu nedir, oturup konuşabildik mi, bu iklimi yaratabildi­ niz mi? Bizimle bunları konuşmuyorsunuz ama bizi emir eri gibi, elinizi kaldırın, kapatın; uzlaşı- yorsunuz belli konularda. Sorun Türklük olunca akan sular duruyor, ulusal ittifaklar gerçekleşiyor.  - 5 7 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Biz bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Biz hayatın her alanında uzlaşıdan ve demokrasiden yana­ yız. Yani gerçekten siz bütün kimlikleri tek kimliğe hapsederseniz zaten sorunlar çözülmüyor, başta  da belirttiğim gibi sorunun, çözümsüzlüğün noktası, hayatı sadece siyah ve beyaz olarak görmemiz­ den kaynaklanıyor. Oysaki bu coğrafyada herkesin rengine, kimliğine, kültürüne saygı duyulmalıdır.  Bu saygı noktasında bu bir lütuf da değildir yani Kürtlere veyahut da diğer halklara kimse bir lütufta  bulunmuyor. Bu bizim hak ve hukukumuzdur ve bu cumhuriyetin ayıbıdır. Eğer bugüne kadar cum­ huriyet bu sorunlarını çözememişse, bu halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesinde kendilerini  ifade edebilme hakkını yerli yerine yasalar ve anayasa düzeyinde oturtamamışsa bu cumhuriyetin  ayıbıdır, bu ayıbın bir an önce ortadan kaldırılması gerekir. O vesileyle yaralarımız olduğu içindir ki  feryat ediyoruz, yaralarımız olduğu içindir ki attığınız her adımda çok olumlu bir şey bulmuyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkan.  Eğer gerçekten samimiyseniz diyalogun yollarını açmalısınız, oturup konuşabilmelisiniz. Eğer  konuşabilirseniz sorunları birlikte çözeriz. Yoksa herkes kendisine göre bir yargı, bir hukuk oluştu­ rursa bunun adı hukuk değil. Biz hukukun da bağımsızlığını, yargının da bağımsızlığını ve adil bir  yargıyı savunuyoruz. Onun için de diyoruz ki, hepimiz bu ülkede hukukun ve huzurun ülkesini ya­ ratabiliriz, hepimize de bu konuda görevler düşüyor.  Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  6'ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansının 6'ncı maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Pervin Buldan Osman Özçelik Akın Birdal  İğdır Siirt Diyarbakır  Sırn Sakık Nuri Yaman M. Nezir Karabaş  Muş Muş Bitlis  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Kısa bir açıklama yapmak durumundayım Sayın  Başkanım.  Sayın Sakık az önce ifade ettiler "Bu konuları görüşmemiz gerekiyor. Bu yasayı getiriyorsunuz,  bu kadar önemli bir yasa, görüşmemiz gerekir." diye. 3 grup başkan vekiline randevu talebinde bu­ lundum. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi gruplarıyla bu yasayı müzakere ettik,  kendilerine özet bilgiler, yasa taslağıyla ilgili bilgiler sunduk. Sizden randevu ulaşmadığını sekre- teryanızdan öğrenebilirsiniz. Yani randevuya olumlu cevap vermediniz.  - 5 7 2 -
Sayfa 57 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Biz bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Biz hayatın her alanında uzlaşıdan ve demokrasiden yana­ yız. Yani gerçekten siz bütün kimlikleri tek kimliğe hapsederseniz zaten sorunlar çözülmüyor, başta  da belirttiğim gibi sorunun, çözümsüzlüğün noktası, hayatı sadece siyah ve beyaz olarak görmemiz­ den kaynaklanıyor. Oysaki bu coğrafyada herkesin rengine, kimliğine, kültürüne saygı duyulmalıdır.  Bu saygı noktasında bu bir lütuf da değildir yani Kürtlere veyahut da diğer halklara kimse bir lütufta  bulunmuyor. Bu bizim hak ve hukukumuzdur ve bu cumhuriyetin ayıbıdır. Eğer bugüne kadar cum­ huriyet bu sorunlarını çözememişse, bu halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesinde kendilerini  ifade edebilme hakkını yerli yerine yasalar ve anayasa düzeyinde oturtamamışsa bu cumhuriyetin  ayıbıdır, bu ayıbın bir an önce ortadan kaldırılması gerekir. O vesileyle yaralarımız olduğu içindir ki  feryat ediyoruz, yaralarımız olduğu içindir ki attığınız her adımda çok olumlu bir şey bulmuyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkan.  Eğer gerçekten samimiyseniz diyalogun yollarını açmalısınız, oturup konuşabilmelisiniz. Eğer  konuşabilirseniz sorunları birlikte çözeriz. Yoksa herkes kendisine göre bir yargı, bir hukuk oluştu­ rursa bunun adı hukuk değil. Biz hukukun da bağımsızlığını, yargının da bağımsızlığını ve adil bir  yargıyı savunuyoruz. Onun için de diyoruz ki, hepimiz bu ülkede hukukun ve huzurun ülkesini ya­ ratabiliriz, hepimize de bu konuda görevler düşüyor.  Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  6'ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansının 6'ncı maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Pervin Buldan Osman Özçelik Akın Birdal  İğdır Siirt Diyarbakır  Sırn Sakık Nuri Yaman M. Nezir Karabaş  Muş Muş Bitlis  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Kısa bir açıklama yapmak durumundayım Sayın  Başkanım.  Sayın Sakık az önce ifade ettiler "Bu konuları görüşmemiz gerekiyor. Bu yasayı getiriyorsunuz,  bu kadar önemli bir yasa, görüşmemiz gerekir." diye. 3 grup başkan vekiline randevu talebinde bu­ lundum. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi gruplarıyla bu yasayı müzakere ettik,  kendilerine özet bilgiler, yasa taslağıyla ilgili bilgiler sunduk. Sizden randevu ulaşmadığını sekre- teryanızdan öğrenebilirsiniz. Yani randevuya olumlu cevap vermediniz.  - 5 7 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  SIRRI SAKIK (Muş) - Görüşülürken bizim partimiz kapatılmıştı ama sonrası da var tabii ki,  yani partimiz kapatılmıştı...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Hayır, hayır.  Bakınız, daha sonra da tekrar aradım, sekreteryanıza sorarsanız bizim bu konudaki iyi niyetimizi  orada bulursunuz. Onun için, bir yanlış anlaşılma olmasın. Sanki bir önemli tasarıyı burada görü­ şürken biz bir ayrımcılık yapıyoruz gibi bir yaklaşım kesinlikle söz konusu değildir.  Katılmadığımızı ifade ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Önerge üzerinde Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekili.  Buyurun Sayın Karabaş.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasa tasarısının  6'ncı maddesi üzerine verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Tabii, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve bu Meclisin hem yurt dışında yaşayan Türkiye Cum­ huriyeti vatandaşlarıyla ilgili hem de Türki cumhuriyetlerle ilgili, Türk kökeni olan cumhuriyetlerle  ilgili yasalar çıkarılabilir. Buna diyeceğimiz bir şey yok ama biz şunu söylüyoruz: Yasada diyor ki:  "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı." Şimdi, biz şunu söylüyoruz, diyoruz ki: El­ bette ki, şu anda, yasanın 2'nci maddesinde -Sayın Bakan da belirtti- "Türkiye Cumhuriyeti vatan­ daşları" diyor. Bu doğru, katılımcı bir söylem ama hemen ardından "akraba topluluklar" diyor ve  akraba topluluklar dediği zaman, Türkiye'nin yapısını oluşturan tüm etnik yapılar, Kürtler, Türkler,  Azeriler, Çerkezler, Araplar, Asuriler, Süryaniler, bunlarla ilgili değerlendirme yok. Eğer bu Meclis  böyle bir yasa çıkarırken hem komşularıyla tabii ki kültürel bağlan olan, komşuluk ilişkileri olan,  Azerbaycan'dan tutun Türkmenistan'a, Kırgızistan'a, Tacikistan'a, diğer cumhuriyetlere kadar ve  Türkiye'de nüfusun çoğunluğunu oluşturan Türk vatandaşlanmızın akrabası olan ve diğer ülkelerde,  Bulgaristan'dan tutun Yunanistan'a, işte Irak'a kadar kesimlerle ilişkileri geliştirmek üzerine kurul- saydı, öyle bir yasa çıkanlsaydı buna kimsenin itirazı olmazdı, bu değerlendirilirdi, o konuda de­ ğerlendirme yapılırdı ama akraba topluluklar denildiği zaman, sadece bu ülkenin Türk kökenli  vatandaşlanmızın dışandaki akrabalarından bahsediliyor.  Şimdi, bu, özel olarak sadece Türk kesimine yönelik böyle bir yasa tartışılabilir, gerekli olabilir ama  bu yasayı çıkardığınız zaman, bu yasanın mantığı, Türkiye'de aslında "kapsayıcı, ırka dayalı değil" de­ nilen söylem, Anayasa'dan tutun tüm yasalara kadar, bu yasanın mantığında da ırka dayanan, Türk de­ nildiği zaman sadece Türk kökeninden, ırkından gelen ve akraba denildiği zaman da sadece Türk ırkının  akrabalanndan bahsediliyor. Yani biz bu mantığa karşıyız. Yoksa, biz elbette çeşitli nedenlerle, ekono­ mik nedenlerle, sosyal nedenlerle, toplumsal nedenlerle, etnik, inançsal nedenlerle, belki bu coğraf­ yada en fazla vatandaşı dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış, yaşayan ve o ülkelerde birçok sorunu olan  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlan var ve onlarla ilgili, elbette, bu Meclis, bugün de, yann da, sürekli,  şu anda ülke içinde yaşayanlann sorunlan kadar onlann sonınlanna eğilmesi gerekiyor.  Ve yine tüm Türki cumhuriyetlerin, şu anda yasada adı geçen cumhuriyetlerle ve onun dışında  Türk kökenli vatandaşlarımızın yaşadığı ülkelerde onlarla ilişkilenme ve Türk kökenli, Türk ırkın­ dan gelen vatandaşlanmızın sorunlarıyla ilgili bu Meclisin tartışması, o konuda yasa tasansı çıkar­ ması elbette gerekiyor, ama bunun yanında, bu ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, bu  ülkede yaşayan, bu ülkede seçilen, Meclise gelen, bu ülkede çeşitli alanlarda vergisini veren, asker­ lik yapan diğer tüm etnik kesimlerden gelen kesimlerin ve onların akrabalannın yaşadığı ülkelerle de,  eğer akraba toplulukları deniliyorsa ortak bir şey çıkarılmalı.  - 5 7 3 -
Sayfa 58 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  SIRRI SAKIK (Muş) - Görüşülürken bizim partimiz kapatılmıştı ama sonrası da var tabii ki,  yani partimiz kapatılmıştı...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Hayır, hayır.  Bakınız, daha sonra da tekrar aradım, sekreteryanıza sorarsanız bizim bu konudaki iyi niyetimizi  orada bulursunuz. Onun için, bir yanlış anlaşılma olmasın. Sanki bir önemli tasarıyı burada görü­ şürken biz bir ayrımcılık yapıyoruz gibi bir yaklaşım kesinlikle söz konusu değildir.  Katılmadığımızı ifade ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Önerge üzerinde Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekili.  Buyurun Sayın Karabaş.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasa tasarısının  6'ncı maddesi üzerine verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Tabii, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve bu Meclisin hem yurt dışında yaşayan Türkiye Cum­ huriyeti vatandaşlarıyla ilgili hem de Türki cumhuriyetlerle ilgili, Türk kökeni olan cumhuriyetlerle  ilgili yasalar çıkarılabilir. Buna diyeceğimiz bir şey yok ama biz şunu söylüyoruz: Yasada diyor ki:  "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı." Şimdi, biz şunu söylüyoruz, diyoruz ki: El­ bette ki, şu anda, yasanın 2'nci maddesinde -Sayın Bakan da belirtti- "Türkiye Cumhuriyeti vatan­ daşları" diyor. Bu doğru, katılımcı bir söylem ama hemen ardından "akraba topluluklar" diyor ve  akraba topluluklar dediği zaman, Türkiye'nin yapısını oluşturan tüm etnik yapılar, Kürtler, Türkler,  Azeriler, Çerkezler, Araplar, Asuriler, Süryaniler, bunlarla ilgili değerlendirme yok. Eğer bu Meclis  böyle bir yasa çıkarırken hem komşularıyla tabii ki kültürel bağlan olan, komşuluk ilişkileri olan,  Azerbaycan'dan tutun Türkmenistan'a, Kırgızistan'a, Tacikistan'a, diğer cumhuriyetlere kadar ve  Türkiye'de nüfusun çoğunluğunu oluşturan Türk vatandaşlanmızın akrabası olan ve diğer ülkelerde,  Bulgaristan'dan tutun Yunanistan'a, işte Irak'a kadar kesimlerle ilişkileri geliştirmek üzerine kurul- saydı, öyle bir yasa çıkanlsaydı buna kimsenin itirazı olmazdı, bu değerlendirilirdi, o konuda de­ ğerlendirme yapılırdı ama akraba topluluklar denildiği zaman, sadece bu ülkenin Türk kökenli  vatandaşlanmızın dışandaki akrabalarından bahsediliyor.  Şimdi, bu, özel olarak sadece Türk kesimine yönelik böyle bir yasa tartışılabilir, gerekli olabilir ama  bu yasayı çıkardığınız zaman, bu yasanın mantığı, Türkiye'de aslında "kapsayıcı, ırka dayalı değil" de­ nilen söylem, Anayasa'dan tutun tüm yasalara kadar, bu yasanın mantığında da ırka dayanan, Türk de­ nildiği zaman sadece Türk kökeninden, ırkından gelen ve akraba denildiği zaman da sadece Türk ırkının  akrabalanndan bahsediliyor. Yani biz bu mantığa karşıyız. Yoksa, biz elbette çeşitli nedenlerle, ekono­ mik nedenlerle, sosyal nedenlerle, toplumsal nedenlerle, etnik, inançsal nedenlerle, belki bu coğraf­ yada en fazla vatandaşı dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış, yaşayan ve o ülkelerde birçok sorunu olan  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlan var ve onlarla ilgili, elbette, bu Meclis, bugün de, yann da, sürekli,  şu anda ülke içinde yaşayanlann sorunlan kadar onlann sonınlanna eğilmesi gerekiyor.  Ve yine tüm Türki cumhuriyetlerin, şu anda yasada adı geçen cumhuriyetlerle ve onun dışında  Türk kökenli vatandaşlarımızın yaşadığı ülkelerde onlarla ilişkilenme ve Türk kökenli, Türk ırkın­ dan gelen vatandaşlanmızın sorunlarıyla ilgili bu Meclisin tartışması, o konuda yasa tasansı çıkar­ ması elbette gerekiyor, ama bunun yanında, bu ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, bu  ülkede yaşayan, bu ülkede seçilen, Meclise gelen, bu ülkede çeşitli alanlarda vergisini veren, asker­ lik yapan diğer tüm etnik kesimlerden gelen kesimlerin ve onların akrabalannın yaşadığı ülkelerle de,  eğer akraba toplulukları deniliyorsa ortak bir şey çıkarılmalı.  - 5 7 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Eğer sadece bir yasa çıkarılıp, biz, bu aşamada Türk ırkından gelen ve onların yaşadığı yerler­ deki vatandaşlarımızla ilgili, Avrupa'daki vatandaşlarımız ve bu vatandaşlarımızın yaşadığı devlet­ lerle ilgili bir yasa çıkarıyoruz, onu tartışırız, ama bununla birlikte diğer vatandaşlarımızın, Kürtlerin  akrabalarının yaşadığı ülkelerle ilişkiler de -eğer toplu alınırsa- bunun içinde olması gerekirdi. Sür- yanilerin, Arapların, Arap yurttaşlarımızın, vatandaşlarımızın, Süryani vatandaşlarımızın, Ermeni  vatandaşlarımızın da yaşadıklan ülkelerdeki sorunlarının ve onlarla Türkiye'nin ilişkilerinin bu tas­ lak içinde olması gerekirdi, bizim karşı çıktığımız budur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Tamamlıyorum Başkan.  Yani bunun bu şekilde anlaşılması gerekiyor. Yoksa, biz, Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde,  Büyük Millet Meclisinde, Türki cumhuriyetler, Türkiye'de, Türk soydaşların yaşadığı ülkelerde on­ ların sorunları ve onların sorunlarının değerlendirilmesi, tartışılması, onlara çözüm önerilerinin bu  Mecliste bulunmasına karşı değiliz, öyle bir mantığımız da yok. Biz, yasanın mantığında... Türkiye'de  tekçiliği, Türkiye'de yaşayan herkesi Türk sayan, diğer etnik yapıları, inançları, kültürleri yok farz  eden bir mantıktan, o dille hazırlanmış bir tasarıdır. "Bu tasarının dilinin birlikte tartışılması, bu ta­ sarının anlayışının birlikte yapılması gerekir." dediğimiz zaman da bunu kastediyoruz. Sayın Bakan  bunu böyle algılamalı diyoruz.  Biz, bu konudaki düşüncemizi koruyoruz, tüm arkadaşlar dile getirdi, bu tasannın mantığı tekçi  bir mantıkla hazırlanmış, karşı çıkma nedenimiz de budur.  Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karabaş.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  7 'nci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  8 ' inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısı"nm sekizinci maddesine aşağıdaki (e) bendinin eklenmesini ve diğer bent­ lerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç Mehmet Şandır Kemal Kılıçdaroğlu  Samsun Mersin İstanbul  Osman Özçelik Mustafa Kabakçı  Siirt Konya  e) "Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bulunduğu ülkelerle ekonomik, sosyal, kültürel ve ti­ cari bağlan geliştirmek üzere, girişimciler ve profesyonellerin güçlerinin birleştirilmesi yoluyla yurt­ dışındaki Türkiye İmajının güçlendirilerek, ülkemizin uluslararası düzeyde tanınması ve tanıtılması  için yurtiçinde veya yurtdışında kurulmuş sivil toplum örgütleri, mesleki yapılanmalar, tüzel kişilik­ ler ve ticari örgütlerle ortak planlı çalışmalar yapmak veya yapılan çalışmalara idari ve mali destekte  bulunmak."  - 5 7 4 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Eğer sadece bir yasa çıkarılıp, biz, bu aşamada Türk ırkından gelen ve onların yaşadığı yerler­ deki vatandaşlarımızla ilgili, Avrupa'daki vatandaşlarımız ve bu vatandaşlarımızın yaşadığı devlet­ lerle ilgili bir yasa çıkarıyoruz, onu tartışırız, ama bununla birlikte diğer vatandaşlarımızın, Kürtlerin  akrabalarının yaşadığı ülkelerle ilişkiler de -eğer toplu alınırsa- bunun içinde olması gerekirdi. Sür- yanilerin, Arapların, Arap yurttaşlarımızın, vatandaşlarımızın, Süryani vatandaşlarımızın, Ermeni  vatandaşlarımızın da yaşadıklan ülkelerdeki sorunlarının ve onlarla Türkiye'nin ilişkilerinin bu tas­ lak içinde olması gerekirdi, bizim karşı çıktığımız budur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Tamamlıyorum Başkan.  Yani bunun bu şekilde anlaşılması gerekiyor. Yoksa, biz, Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde,  Büyük Millet Meclisinde, Türki cumhuriyetler, Türkiye'de, Türk soydaşların yaşadığı ülkelerde on­ ların sorunları ve onların sorunlarının değerlendirilmesi, tartışılması, onlara çözüm önerilerinin bu  Mecliste bulunmasına karşı değiliz, öyle bir mantığımız da yok. Biz, yasanın mantığında... Türkiye'de  tekçiliği, Türkiye'de yaşayan herkesi Türk sayan, diğer etnik yapıları, inançları, kültürleri yok farz  eden bir mantıktan, o dille hazırlanmış bir tasarıdır. "Bu tasarının dilinin birlikte tartışılması, bu ta­ sarının anlayışının birlikte yapılması gerekir." dediğimiz zaman da bunu kastediyoruz. Sayın Bakan  bunu böyle algılamalı diyoruz.  Biz, bu konudaki düşüncemizi koruyoruz, tüm arkadaşlar dile getirdi, bu tasannın mantığı tekçi  bir mantıkla hazırlanmış, karşı çıkma nedenimiz de budur.  Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karabaş.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  7 'nci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  8 ' inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısı"nm sekizinci maddesine aşağıdaki (e) bendinin eklenmesini ve diğer bent­ lerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç Mehmet Şandır Kemal Kılıçdaroğlu  Samsun Mersin İstanbul  Osman Özçelik Mustafa Kabakçı  Siirt Konya  e) "Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bulunduğu ülkelerle ekonomik, sosyal, kültürel ve ti­ cari bağlan geliştirmek üzere, girişimciler ve profesyonellerin güçlerinin birleştirilmesi yoluyla yurt­ dışındaki Türkiye İmajının güçlendirilerek, ülkemizin uluslararası düzeyde tanınması ve tanıtılması  için yurtiçinde veya yurtdışında kurulmuş sivil toplum örgütleri, mesleki yapılanmalar, tüzel kişilik­ ler ve ticari örgütlerle ortak planlı çalışmalar yapmak veya yapılan çalışmalara idari ve mali destekte  bulunmak."  - 5 7 4 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Olumlu gö­ rüşle takdire bırakıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılıyoruz efendim.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz talebi var mı?  SUAT KILIÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, küçük bir şey söyleyebilir miyim?  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Yurtdışında bulunan girişimcilerin güçlerinin birleştirilip, ülkemizin imajına olumlu  katkıda bulunmaları, ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü hale getirecektir. Koordinasyon gerek­ tiren bu konunun, kurumun görev alanı içerisinde olduğu değerlendirilmektedir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Buyurun Sayın Başkan, bir talebiniz var galiba.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Sakık, işlem yapayım, ondan sonra.  Buyurun.  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Baş­ kanım, 8'inci maddenin (d) bendinin üçüncü satırında "ayırımcılık" ifadesinin "ayrımcılık" olarak dü­ zeltilmesini arz ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  9'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  10'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  11 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  12'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  13'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  14'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  15'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır; olaıtup işleme alacağım.  Sayın Sakık, buyurun, bir şey söyleyecektiniz.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkanım, biraz önce Sayın Bakanımız iki grupla diyalog kurdu­ ğunu, bizim grubumuzla diyalog kuramadığını, yani arayıp cevap alamadığını belirtti. Ben de şimdi  gruba çıktım, herhangi bir başvuru yok grubumuza. Daha önce de bu konuda... Ben gidip geldim...  Yani kamuoyunun bir şekilde bilgilendirilmesi gerekir.  BAŞKAN - Sayın Sakık, sözleriniz tutanaklara geçmiştir.  Teşekkür ediyorum.  - 5 7 5 -
Sayfa 60 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Olumlu gö­ rüşle takdire bırakıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılıyoruz efendim.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz talebi var mı?  SUAT KILIÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, küçük bir şey söyleyebilir miyim?  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Yurtdışında bulunan girişimcilerin güçlerinin birleştirilip, ülkemizin imajına olumlu  katkıda bulunmaları, ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü hale getirecektir. Koordinasyon gerek­ tiren bu konunun, kurumun görev alanı içerisinde olduğu değerlendirilmektedir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Buyurun Sayın Başkan, bir talebiniz var galiba.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Sakık, işlem yapayım, ondan sonra.  Buyurun.  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Sayın Baş­ kanım, 8'inci maddenin (d) bendinin üçüncü satırında "ayırımcılık" ifadesinin "ayrımcılık" olarak dü­ zeltilmesini arz ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  9'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  10'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  11 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  12'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  13'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  14'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  15'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır; olaıtup işleme alacağım.  Sayın Sakık, buyurun, bir şey söyleyecektiniz.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkanım, biraz önce Sayın Bakanımız iki grupla diyalog kurdu­ ğunu, bizim grubumuzla diyalog kuramadığını, yani arayıp cevap alamadığını belirtti. Ben de şimdi  gruba çıktım, herhangi bir başvuru yok grubumuza. Daha önce de bu konuda... Ben gidip geldim...  Yani kamuoyunun bir şekilde bilgilendirilmesi gerekir.  BAŞKAN - Sayın Sakık, sözleriniz tutanaklara geçmiştir.  Teşekkür ediyorum.  - 5 7 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  SIRRI SAKIK (Muş) - O zaman siz sekretaryanızı yeniden bir arayın.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  15'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır; okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısf'nın 15 inci maddesinin bir ve ikinci fıkralarında yer alan "Başbakanın onayı ile" iba­ relerinin "ilgili bakanın onayı ile" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyo­ ruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, konuşacak mısınız?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe...  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe  Söz konusu "Başbakanın onayı ile" ibaresi tasarıda yer aldığı şekliyle kalırsa, başbakan baş­ kanlık ile ilgili yetkilerini bir bakan aracılığıyla kullanması durumunda, söz konusu görevleri bizzat  yerine getirmek durumunda kalabilecektir. İşbu değişiklik önergesi başbakanı bu zorunluluktan kur­ tarmak üzere verilmiştir. Eğer başbakan, başkanlığın doğrudan kendisine bağlı olarak görev yapma­ sını uygun görürse, ilgili bakan sıfatıyla bu yetkileri bizzat kullanmasında bir engel bulunmamaktadır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edil­ memiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  16'ncı maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  17'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansı"nın 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "dört yıllığına seçile­ cek kişilerden oluşur" ibaresinin "dört yıllığına seçilecek beş kişiden oluşur" şeklinde değiştirilme­ sini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  - 5 7 6 -
Sayfa 61 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  SIRRI SAKIK (Muş) - O zaman siz sekretaryanızı yeniden bir arayın.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  15'inci madde üzerinde bir adet önerge vardır; okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısf'nın 15 inci maddesinin bir ve ikinci fıkralarında yer alan "Başbakanın onayı ile" iba­ relerinin "ilgili bakanın onayı ile" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyo­ ruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, konuşacak mısınız?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe...  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe  Söz konusu "Başbakanın onayı ile" ibaresi tasarıda yer aldığı şekliyle kalırsa, başbakan baş­ kanlık ile ilgili yetkilerini bir bakan aracılığıyla kullanması durumunda, söz konusu görevleri bizzat  yerine getirmek durumunda kalabilecektir. İşbu değişiklik önergesi başbakanı bu zorunluluktan kur­ tarmak üzere verilmiştir. Eğer başbakan, başkanlığın doğrudan kendisine bağlı olarak görev yapma­ sını uygun görürse, ilgili bakan sıfatıyla bu yetkileri bizzat kullanmasında bir engel bulunmamaktadır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edil­ memiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  16'ncı maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  17'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansı"nın 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "dört yıllığına seçile­ cek kişilerden oluşur" ibaresinin "dört yıllığına seçilecek beş kişiden oluşur" şeklinde değiştirilme­ sini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  - 5 7 6 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 2  - 5 7 7 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz  Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Sayın Öztürk...  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçeyi okutalım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe  Yurtdışındaki vatandaşlar arasından kurula seçilecek üye sayısı konusundaki belirsizliği gider­ mek üzere işbu değişiklik önergesi verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  18'inci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  19'uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykınlıklarına göre  işleme alacağım.  Okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasansı"mn on dokuzuncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, aşağıda be­ lirtilen alt bendin eklenmesini ve diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç Mehmet Şandır Kemal Kılıçdaroğlu  Samsun Mersin İstanbul  Osman Özçelik Mustafa Kabakçı  Siirt Konya  "7) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait yurtdışındaki eğitim-öğretim kuruluşlannın faaliyetlerinin  hedeflenen başanya ulaşabilmesi için, yaşadıklan sorunlan kurumlar nezdinde takip etmek ve çalışma  sonuçlarını analiz ederek değerlendirmek."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştiril­ mesini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  "b) Kurul, Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç olmak üzere kamu kurum ve  kuruluşlannca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülen soydaş ve akraba topluluk çocuklarının, ül­ kemizdeki eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde sonuçlandın İması için her türlü esası belirleyerek,  ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlar,"
Sayfa 62 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 2  - 5 7 7 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz  Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Sayın Öztürk...  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçeyi okutalım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe  Yurtdışındaki vatandaşlar arasından kurula seçilecek üye sayısı konusundaki belirsizliği gider­ mek üzere işbu değişiklik önergesi verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  18'inci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  19'uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykınlıklarına göre  işleme alacağım.  Okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasansı"mn on dokuzuncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, aşağıda be­ lirtilen alt bendin eklenmesini ve diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç Mehmet Şandır Kemal Kılıçdaroğlu  Samsun Mersin İstanbul  Osman Özçelik Mustafa Kabakçı  Siirt Konya  "7) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait yurtdışındaki eğitim-öğretim kuruluşlannın faaliyetlerinin  hedeflenen başanya ulaşabilmesi için, yaşadıklan sorunlan kurumlar nezdinde takip etmek ve çalışma  sonuçlarını analiz ederek değerlendirmek."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştiril­ mesini arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  "b) Kurul, Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç olmak üzere kamu kurum ve  kuruluşlannca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülen soydaş ve akraba topluluk çocuklarının, ül­ kemizdeki eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde sonuçlandın İması için her türlü esası belirleyerek,  ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlar,"  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Kurulun görev alanının yurtdışından gelen öğrencilerin tamamını kapsamaması, soydaş ve akraba  topluluklarının çocuklarının işlemleri ile sınırlı olması için işbu değişiklik önergesi verilmiştir. Aksi tak­ dirde bu alanda uzman bakanlık olan Milli Eğitim Bakanlığı tümüyle devre dışı bırakılmış olacaktır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutup işleme alıyorum.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasansı"nın on dokuzuncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, aşağıda be­ lirtilen alt bendin eklenmesini ve diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç (Samsun) ve arkadaşları  "7) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait yurtdışındaki eğitim-öğretim kuruluşlarının faaliyetlerinin  hedeflenen başarıya ulaşabilmesi için, yaşadıklan sorunlan kurumlar nezdinde takip etmek ve çalışma  sonuçlarını analiz ederek değerlendirmek."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Uygun gö­ rüşle takdire bırakıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılıyoruz efendim.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Ülkemize getirilen yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili esaslar, yeni kurulan teşkilat bünyesinde  oluşturulan kurul tarafından belirlenecektir. Aynca, ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşları tarafın­ dan yurtdışında açılan eğitim birimlerinin sorunlannın ve çalışmalannın sonuçlarının da aynı kurul  tarafından değerlendirilmesi, hizmetlerin koordinasyonu açısından önemlidir. Bu maksatla bu görevin  ilave edilmesi önem arz etmektedir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Kabul edilen önerge doğrultusunda 19'uncu maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  20'nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre  işleme alacağım.  - 5 7 8 -
Sayfa 63 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Kurulun görev alanının yurtdışından gelen öğrencilerin tamamını kapsamaması, soydaş ve akraba  topluluklarının çocuklarının işlemleri ile sınırlı olması için işbu değişiklik önergesi verilmiştir. Aksi tak­ dirde bu alanda uzman bakanlık olan Milli Eğitim Bakanlığı tümüyle devre dışı bırakılmış olacaktır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutup işleme alıyorum.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasansı"nın on dokuzuncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, aşağıda be­ lirtilen alt bendin eklenmesini ve diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç (Samsun) ve arkadaşları  "7) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait yurtdışındaki eğitim-öğretim kuruluşlarının faaliyetlerinin  hedeflenen başarıya ulaşabilmesi için, yaşadıklan sorunlan kurumlar nezdinde takip etmek ve çalışma  sonuçlarını analiz ederek değerlendirmek."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Uygun gö­ rüşle takdire bırakıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılıyoruz efendim.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Ülkemize getirilen yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili esaslar, yeni kurulan teşkilat bünyesinde  oluşturulan kurul tarafından belirlenecektir. Aynca, ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşları tarafın­ dan yurtdışında açılan eğitim birimlerinin sorunlannın ve çalışmalannın sonuçlarının da aynı kurul  tarafından değerlendirilmesi, hizmetlerin koordinasyonu açısından önemlidir. Bu maksatla bu görevin  ilave edilmesi önem arz etmektedir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Kabul edilen önerge doğrultusunda 19'uncu maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  20'nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre  işleme alacağım.  - 5 7 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 20 nci maddesinde yer alan "yolluk" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını  arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk Yılmaz Helvacıoğlu İbrahim Yiğit  İzmir Siirt İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 20. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Şerafettin Halis Akın Birdal Osman Özçelik  Tunceli Diyarbakır Siirt  Hamit Geylani Özdal Üçer Ufuk Uras  Hakkâri Van İstanbul  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Özdal Üçer, Van Milletvekili, buyurun.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; grubum adına, maddeyle ilgili  önerge üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.  Aslında, çok önemli bir yasa diye gündem yaratılmaya çalışılmakta iki gündür fakat devletin hâ­ lihazırda işlerliği olan kurumlarının mevcudiyetine rağmen, doğrudan Başbakanlığa bağlı ve bu ko­ nuyla ilgili özel, bakanlıkça görevlendirilecek özel bir başkanlığın oluşturulması, aynı zamanda diğer  devlet kuruluşlarının, kurumlarının işlevsizleştirilmesi anlamına gelmektedir. Şimdi, böylesi bir baş­ kanlık olacaksa, Dışişleri Başkanlığının, görev ve yetkilerin o sınırlarında olan çalışmaları neden bir  yükümlülük olarak Dışişleri Bakanlığına sunmaktayız veyahut Millî Eğitim Bakanlığının, dışarıda,  ülke dışında olan yurttaşlarımıza veyahut da ülke dışından ülkeye gelen yabancı uyruklulara karşı yü­ kümlülüklerini neden yüklemekteyiz? İçişleri Bakanlığının hakeza, Dışişleri Bakanlığının yüküm­ lülükleri, Yükseköğretim Kurulunun yükümlülükleri var bu konuda. Yükseköğretim kurumlarının,  aynca üniversitelerin yükümlülükleri var. Burada sadece maksat dostlar alışverişte görsün gibi bir  yaklaşımla bir yasa çalışması yapılmakta.  Bu konularla ilgili yurt dışındaki yurttaşlarımızın ya da yurt dışından ülkemize herhangi bir ve­ sileyle gelmiş yabancı uyruklu kişilerin temel yurttaşlık haklarının karşılanması veyahut uluslararası  sözleşmeler gereği ülkemizin, devletimizin yabancı uyruklulara karşı yerine getirmesi gereken so­ rumluluklar kurumsal mevcudiyetini bulmuştur.  Burada sadece ırkçı ve ayrımcı bir tutumu açığa çıkaran bir çalışma ortaya çıkmaktadır. Ma­ demki böyle bir yaklaşım genelde ifade ediliyor, kendi bayrağı olan elbette ki her ulusun kendi dev­ letini kurma, ulusal bağımsızlığını ilan etme hakkı vardır. Onların ulusal bağımsızlığına saygımız  sonsuzdur. Ama "bir millet iki devlet" üzerinden siyaset yapmaktansa "bir devlet iki millet" üzerin­ den niye siyaset yapamıyoruz biz? Tarihsel kardeşliğimizi, tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirme  noktasında neden sorumluluk alamıyoruz? Hani atalarımız birlikte Çanakkale'de can vermişlerdi?  - 5 7 9 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 2  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 20 nci maddesinde yer alan "yolluk" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını  arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk Yılmaz Helvacıoğlu İbrahim Yiğit  İzmir Siirt İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 20. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Şerafettin Halis Akın Birdal Osman Özçelik  Tunceli Diyarbakır Siirt  Hamit Geylani Özdal Üçer Ufuk Uras  Hakkâri Van İstanbul  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Özdal Üçer, Van Milletvekili, buyurun.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; grubum adına, maddeyle ilgili  önerge üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.  Aslında, çok önemli bir yasa diye gündem yaratılmaya çalışılmakta iki gündür fakat devletin hâ­ lihazırda işlerliği olan kurumlarının mevcudiyetine rağmen, doğrudan Başbakanlığa bağlı ve bu ko­ nuyla ilgili özel, bakanlıkça görevlendirilecek özel bir başkanlığın oluşturulması, aynı zamanda diğer  devlet kuruluşlarının, kurumlarının işlevsizleştirilmesi anlamına gelmektedir. Şimdi, böylesi bir baş­ kanlık olacaksa, Dışişleri Başkanlığının, görev ve yetkilerin o sınırlarında olan çalışmaları neden bir  yükümlülük olarak Dışişleri Bakanlığına sunmaktayız veyahut Millî Eğitim Bakanlığının, dışarıda,  ülke dışında olan yurttaşlarımıza veyahut da ülke dışından ülkeye gelen yabancı uyruklulara karşı yü­ kümlülüklerini neden yüklemekteyiz? İçişleri Bakanlığının hakeza, Dışişleri Bakanlığının yüküm­ lülükleri, Yükseköğretim Kurulunun yükümlülükleri var bu konuda. Yükseköğretim kurumlarının,  aynca üniversitelerin yükümlülükleri var. Burada sadece maksat dostlar alışverişte görsün gibi bir  yaklaşımla bir yasa çalışması yapılmakta.  Bu konularla ilgili yurt dışındaki yurttaşlarımızın ya da yurt dışından ülkemize herhangi bir ve­ sileyle gelmiş yabancı uyruklu kişilerin temel yurttaşlık haklarının karşılanması veyahut uluslararası  sözleşmeler gereği ülkemizin, devletimizin yabancı uyruklulara karşı yerine getirmesi gereken so­ rumluluklar kurumsal mevcudiyetini bulmuştur.  Burada sadece ırkçı ve ayrımcı bir tutumu açığa çıkaran bir çalışma ortaya çıkmaktadır. Ma­ demki böyle bir yaklaşım genelde ifade ediliyor, kendi bayrağı olan elbette ki her ulusun kendi dev­ letini kurma, ulusal bağımsızlığını ilan etme hakkı vardır. Onların ulusal bağımsızlığına saygımız  sonsuzdur. Ama "bir millet iki devlet" üzerinden siyaset yapmaktansa "bir devlet iki millet" üzerin­ den niye siyaset yapamıyoruz biz? Tarihsel kardeşliğimizi, tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirme  noktasında neden sorumluluk alamıyoruz? Hani atalarımız birlikte Çanakkale'de can vermişlerdi?  - 5 7 9 - TBMM B : 7 7 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 0 - Hani bizim tarihsel değerlerimiz ortaklık paydaları üzerineydi, eşitlik paydaları üzerineydi? Sayın  Başbakan, Almanya'ya gidip Almanya'daki yurttaşlarımızın eğitim hakkına ilişkin "Asimilasyon bir  insanlık suçudur." derken, Anayasa'mızda böyle tam bir demokrasi ayıbı şeklinde duran 42'nci mad­ dedeki "Türkçenin dışında hiçbir dil eğitim dili olarak kullanılmaz." diye bir ibarenin varlığı neden  bizleri rahatsız etmiyor, neden sizleri rahatsız etmiyor? Türk-Alman iş birliğinde üniversiteler kurup  çocukları liselerde bile emperyalizmin temsiliyeti olan ulusların diliyle eğitmek varken, emperyalizme  karşı omuz omuza mücadele vermiş kardeş halkların dilleri neden bu ülke sınırlan içerisinde redde­ dilmekte? Bunları sorgulamak lazım. Eğer önemli bir çalışma yapılması düşünülüyorsa, bunları sor­ gulamak lazım.  Kurtuluş Savaşı yıllarındaki birlikteliğin esaslarıyla bugün hareket edebilme yürekliliğini gös­ termek lazım. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Türk olmasına rağmen Kurtuluş Savaşı'nı desteklemeyen­ leri bugün politik olarak iş birliğine davet etmek, bizi, Kurtuluş Savaşı'nda birlikte hareket eden,  farklı dilleri, farklı kültürleri, farklı dinleri olan yapılarla birlikte hareket etmeyi zorunlu kılar. Öbürü  bizim için ikincil olur. Uluslararası ilişkilerimizi en üst düzeye getirelim ama kurumsal mevcudiye­ timizi hiçe getirecek çalışmalara imza atmayalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Üçer.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Peki, biz bu yasayı çıkardık. Diğer şeylerde olduğu gibi, bütün  başkanlıklar Sayın Başbakana bağlı. TOKİ bağlandı, efendim, şey yükümlülükleri bağlandı, yaban­ cılarla ilgili çalışmalar bağlandı. Bütün çalışmalann Başbakanın özel görevlendireceği kadrolara  bağlı olacağı bir sistem diktatöryal sistemdir. Tek elden yönetimin tek bir ifadesi vardır. Bunun için  neden bu kadar iş birlikçi bir tutum sergileniyor? Acaba bu yeni Anayasa çalışmaları içerisinde, yine  yanm yamalak, Hükümet tarafından gerçek sorunları çözmekten uzak Anayasa çalışması için gizli  bir destek arayışı mı vardır? Biz sizin yasa önerinizi gündeme alalım, sizler de bizi bu konuda gizli­ den destekleyin gibi bazı kuşkular uyandırmaktadır. Bütün bunlan açık yüreklilikle tartışmamız lazım.  Yabancı uyruklu insanların bu ülkede yaşadığı sorunları bizim açık yüreklilikle dile getirmemiz  gerekiyor. Tabi kaldıklan ayrımcı tutundan ya da...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Üçer.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Son bir dakika...  BAŞKAN - Bir dakikanızı verdim, ama teşekkür için açıyorum.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Öğrencilerimizin yurt dışına gidip de çok büyük paralar harcayıp  "Ben yurt dışında eğitim göreceğim." deyip de Kanadalarda balık toplamak zorunda kaldığı pozis­ yonlara çözüm oluşturabilecek kurumumuz yok mu? Var. Bunlann hepsini çözebilecek nitelikte ku­ rumlanınız var, ama nedense kurum içi kurumsallaşma ya da kurum dışı bireysel örgütlenmeyi esas  alan, birilerine tabi kalacak örgütlülükleri esas alan başkanlık sistemini oturtan bir yapıyı geliştirmek...  Acaba birilerinin tahayyülünde başkanlık sistemini gizliden oturtmaya dönük bir çaba mı var? Bu so- rulann hepsini yanıtlamak gerekiyor.  Ben bütün bu duygu, düşüncelerle yüce kurulu saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)
Sayfa 65 -
TBMM B : 7 7 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 0 - Hani bizim tarihsel değerlerimiz ortaklık paydaları üzerineydi, eşitlik paydaları üzerineydi? Sayın  Başbakan, Almanya'ya gidip Almanya'daki yurttaşlarımızın eğitim hakkına ilişkin "Asimilasyon bir  insanlık suçudur." derken, Anayasa'mızda böyle tam bir demokrasi ayıbı şeklinde duran 42'nci mad­ dedeki "Türkçenin dışında hiçbir dil eğitim dili olarak kullanılmaz." diye bir ibarenin varlığı neden  bizleri rahatsız etmiyor, neden sizleri rahatsız etmiyor? Türk-Alman iş birliğinde üniversiteler kurup  çocukları liselerde bile emperyalizmin temsiliyeti olan ulusların diliyle eğitmek varken, emperyalizme  karşı omuz omuza mücadele vermiş kardeş halkların dilleri neden bu ülke sınırlan içerisinde redde­ dilmekte? Bunları sorgulamak lazım. Eğer önemli bir çalışma yapılması düşünülüyorsa, bunları sor­ gulamak lazım.  Kurtuluş Savaşı yıllarındaki birlikteliğin esaslarıyla bugün hareket edebilme yürekliliğini gös­ termek lazım. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Türk olmasına rağmen Kurtuluş Savaşı'nı desteklemeyen­ leri bugün politik olarak iş birliğine davet etmek, bizi, Kurtuluş Savaşı'nda birlikte hareket eden,  farklı dilleri, farklı kültürleri, farklı dinleri olan yapılarla birlikte hareket etmeyi zorunlu kılar. Öbürü  bizim için ikincil olur. Uluslararası ilişkilerimizi en üst düzeye getirelim ama kurumsal mevcudiye­ timizi hiçe getirecek çalışmalara imza atmayalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Üçer.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Peki, biz bu yasayı çıkardık. Diğer şeylerde olduğu gibi, bütün  başkanlıklar Sayın Başbakana bağlı. TOKİ bağlandı, efendim, şey yükümlülükleri bağlandı, yaban­ cılarla ilgili çalışmalar bağlandı. Bütün çalışmalann Başbakanın özel görevlendireceği kadrolara  bağlı olacağı bir sistem diktatöryal sistemdir. Tek elden yönetimin tek bir ifadesi vardır. Bunun için  neden bu kadar iş birlikçi bir tutum sergileniyor? Acaba bu yeni Anayasa çalışmaları içerisinde, yine  yanm yamalak, Hükümet tarafından gerçek sorunları çözmekten uzak Anayasa çalışması için gizli  bir destek arayışı mı vardır? Biz sizin yasa önerinizi gündeme alalım, sizler de bizi bu konuda gizli­ den destekleyin gibi bazı kuşkular uyandırmaktadır. Bütün bunlan açık yüreklilikle tartışmamız lazım.  Yabancı uyruklu insanların bu ülkede yaşadığı sorunları bizim açık yüreklilikle dile getirmemiz  gerekiyor. Tabi kaldıklan ayrımcı tutundan ya da...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Üçer.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Son bir dakika...  BAŞKAN - Bir dakikanızı verdim, ama teşekkür için açıyorum.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Öğrencilerimizin yurt dışına gidip de çok büyük paralar harcayıp  "Ben yurt dışında eğitim göreceğim." deyip de Kanadalarda balık toplamak zorunda kaldığı pozis­ yonlara çözüm oluşturabilecek kurumumuz yok mu? Var. Bunlann hepsini çözebilecek nitelikte ku­ rumlanınız var, ama nedense kurum içi kurumsallaşma ya da kurum dışı bireysel örgütlenmeyi esas  alan, birilerine tabi kalacak örgütlülükleri esas alan başkanlık sistemini oturtan bir yapıyı geliştirmek...  Acaba birilerinin tahayyülünde başkanlık sistemini gizliden oturtmaya dönük bir çaba mı var? Bu so- rulann hepsini yanıtlamak gerekiyor.  Ben bütün bu duygu, düşüncelerle yüce kurulu saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 1 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Üçer.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutup, işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansı"nın 20 nci maddesinde yer alan "yolluk" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını  arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşlan  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Uygun görüşle  takdire bırakıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa)- Katılıyoruz efendim.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  6245 sayılı Harcırah Kanununda harcırah tabiri, söz konusu kanuna göre ödenmesi gereken yol  masrafı, gündelik ve yer değiştirme masraflarından birini ve tamamını kapsamak üzere kullanıl­ maktadır. Zaman zaman birbirinin yerine kullanılan bu iki tabirden yolluk tabirinin gereksiz tekrarı  önlemek üzere metinden çıkarılması uygun olacaktır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmiştir.  Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul et­ meyenler. .. Madde kabul edilmiştir.  Böylece, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 30'uncu maddenin 1, 2, 3, 4,  5'inci fıkraları ile geçici l'inci maddesi dâhil olmak üzere 21 ila 32'nci maddeleri kapsamaktadır.  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.38
Sayfa 66 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 1 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Üçer.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutup, işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasansı"nın 20 nci maddesinde yer alan "yolluk" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını  arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşlan  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Uygun görüşle  takdire bırakıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa)- Katılıyoruz efendim.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  6245 sayılı Harcırah Kanununda harcırah tabiri, söz konusu kanuna göre ödenmesi gereken yol  masrafı, gündelik ve yer değiştirme masraflarından birini ve tamamını kapsamak üzere kullanıl­ maktadır. Zaman zaman birbirinin yerine kullanılan bu iki tabirden yolluk tabirinin gereksiz tekrarı  önlemek üzere metinden çıkarılması uygun olacaktır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmiştir.  Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul et­ meyenler. .. Madde kabul edilmiştir.  Böylece, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 30'uncu maddenin 1, 2, 3, 4,  5'inci fıkraları ile geçici l'inci maddesi dâhil olmak üzere 21 ila 32'nci maddeleri kapsamaktadır.  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.38  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.53  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Gülsen ORHAN (Van), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  485 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Şimdi, ikinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Şenol Bal, İzmir  Milletvekili.  Buyurun Sayın Bal.  MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 485 sıra sa­ yılı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasa- rısı'nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce 18-24 Mart tarihleri arasında kutlanan Yaş­ lılara Saygı Haftası dolayısıyla bütün yaşlılarımızın yaşlılar haftasını kutluyor, bir ömür boyu sevgi  ve saygıyla anılmalarını, her şeyin gönüllerince olmasını diliyorum.  Sayın milletvekilleri, çok geç kalmış ve yeterli olmayan bir teşebbüs olmasına rağmen bu tasa­ rıyı canı gönülden destekliyoruz. Özellikle gerginlik psikolojisinden beslenen bir yönetim anlayışı­ nın sürekli suni gündem yaratarak hayati önemi olan konuları, problemleri örtme becerisi devam  ederken bu tasarıyı Meclise getirmesi bir hayli şaşırtıcı olmuştur. Her ne kadar kanun tasarısının baş­ lığı çekingen ve ürkek bir tavır sergilese de, muhtevasına baktığımızda en azından bizleri heyecan­ landırmıştır ve umutlandırmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sekiz yıllık AKP İktidarının bu  kanun tasarısına konu teşkil eden alanlarda ihmali ve vurdumduymaz tavırları bizi ziyadesiyle mü­ teessir etmiştir. Allah nasip etsin, Milliyetçi Hareket Partisi olarak iktidar olduğumuzda ilk yapaca­ ğımız işlerden biri, başkanlık olarak öngörülen bu teşkilatlanmayı bakanlık düzeyine çıkarmak  olacaktır.  Saygıdeğer milletvekilleri, yurt dışında çalışan, yaşayan, sayıları 5 milyonu geçen ve dünyanın  her köşesine yerleşmiş, ayakları üzerinde duran, üreten, ülkesine yatırım yapan ve döviz getiren ve­ fakâr, cefakâr vatandaşlarımızın kendilerini sahipsiz hissetmelerini, yeterli ilgi görememelerini, dev­ letimizin onlar için götürdüğü hizmetlerin yetersizliği ve kopukluğunu giderecek politikalar  oluşturması bakımından bu Başkanlık çok önem arz ediyor. Vatandaşlarımızın, yaşadıkları ülkelerde  o ülke yasalarının verdiği haklardan yararlanabilmeleri, çocuklarının kültür ve inanç değerlerimizi,  dilimizi, dinimizi öğrenebilmeleri için gerçekçi proje ve programlar üretilmesine ve koordinasyona  ihtiyaç var. Anavatandan ayrı, kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan, ülkemizin her bölgesinden,  ülkesinde iş imkânı bulamadığı için yaban ellere gitmiş, ülkesinin sıkıntılarını dert edinen, başarıla­ rıyla coşan bu kardeşlerimize bir vefa borcumuz var. Yurt dışındaki vatandaşlanmızın hak ve huku­ kunu koruyacak, sorun ve sıkıntılarını giderecek öncelikli bir dış politika oluşturmamız gerekli.  - 5 8 2 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.53  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Gülsen ORHAN (Van), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  485 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Şimdi, ikinci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Şenol Bal, İzmir  Milletvekili.  Buyurun Sayın Bal.  MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 485 sıra sa­ yılı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasa- rısı'nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce 18-24 Mart tarihleri arasında kutlanan Yaş­ lılara Saygı Haftası dolayısıyla bütün yaşlılarımızın yaşlılar haftasını kutluyor, bir ömür boyu sevgi  ve saygıyla anılmalarını, her şeyin gönüllerince olmasını diliyorum.  Sayın milletvekilleri, çok geç kalmış ve yeterli olmayan bir teşebbüs olmasına rağmen bu tasa­ rıyı canı gönülden destekliyoruz. Özellikle gerginlik psikolojisinden beslenen bir yönetim anlayışı­ nın sürekli suni gündem yaratarak hayati önemi olan konuları, problemleri örtme becerisi devam  ederken bu tasarıyı Meclise getirmesi bir hayli şaşırtıcı olmuştur. Her ne kadar kanun tasarısının baş­ lığı çekingen ve ürkek bir tavır sergilese de, muhtevasına baktığımızda en azından bizleri heyecan­ landırmıştır ve umutlandırmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sekiz yıllık AKP İktidarının bu  kanun tasarısına konu teşkil eden alanlarda ihmali ve vurdumduymaz tavırları bizi ziyadesiyle mü­ teessir etmiştir. Allah nasip etsin, Milliyetçi Hareket Partisi olarak iktidar olduğumuzda ilk yapaca­ ğımız işlerden biri, başkanlık olarak öngörülen bu teşkilatlanmayı bakanlık düzeyine çıkarmak  olacaktır.  Saygıdeğer milletvekilleri, yurt dışında çalışan, yaşayan, sayıları 5 milyonu geçen ve dünyanın  her köşesine yerleşmiş, ayakları üzerinde duran, üreten, ülkesine yatırım yapan ve döviz getiren ve­ fakâr, cefakâr vatandaşlarımızın kendilerini sahipsiz hissetmelerini, yeterli ilgi görememelerini, dev­ letimizin onlar için götürdüğü hizmetlerin yetersizliği ve kopukluğunu giderecek politikalar  oluşturması bakımından bu Başkanlık çok önem arz ediyor. Vatandaşlarımızın, yaşadıkları ülkelerde  o ülke yasalarının verdiği haklardan yararlanabilmeleri, çocuklarının kültür ve inanç değerlerimizi,  dilimizi, dinimizi öğrenebilmeleri için gerçekçi proje ve programlar üretilmesine ve koordinasyona  ihtiyaç var. Anavatandan ayrı, kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan, ülkemizin her bölgesinden,  ülkesinde iş imkânı bulamadığı için yaban ellere gitmiş, ülkesinin sıkıntılarını dert edinen, başarıla­ rıyla coşan bu kardeşlerimize bir vefa borcumuz var. Yurt dışındaki vatandaşlanmızın hak ve huku­ kunu koruyacak, sorun ve sıkıntılarını giderecek öncelikli bir dış politika oluşturmamız gerekli.  - 5 8 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 3  Sayın milletvekilleri, bu kurum teşkilatlanırken görev alacak kadroların seçimi en az bu kuru­ mun kuruluşu kadar önemli bir husustur. Temenni ederiz ki, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları  Başkanlığı teşkilatlanmasında partizanca atamalar yapılmaz, işin uzmanı ve idealist kadrolar bu ku­ rumda işbaşına getirilir. İnanmak isteriz ki, bu kurum partizanlığın ve yandaşlığın ölçü olarak kabul  edilemeyeceği, hayati önemi haiz işlerin ve çalışmaların yapılacağı bir kurum olur.  Sayın milletvekilleri, Türkiye, Türk coğrafyasında kader ortaklığı şuurunu yerleştirmek, hisset­ tirmek mecburiyetindedir. Türk coğrafyasındaki toplumların kader birlikteliği vardır. Kader birlik­ teliği sadece bir niyet, bir arzu değil, uluslararası ilişkiler, konjonktürel durum göz önüne alındığında  bir mecburiyettir günümüzde. Bağımsız Türk devletleri ve toplulukları arasında bu ilişkilerin sağlıklı  olması için kader ortaklığı şuurunun yerleşmesi lazım. Aksi takdirde bugün olduğu gibi ilişkiler kısa  vadeli kâr-zarar hesabına dayalı olmaktan öteye gidemez. İşte bu yüzden kültürel, sosyal, iktisadi  ilişkiler geliştirilirken bu şuurun da yerleştirilmesi çok önemlidir.  Ülkemizde Türk coğrafyasından gelen öğrencilerin eğitimleri sürecinde özel ilgi ve onlar için  geliştirilen proje ve programların eksiksiz ve memnun edici olması çok önemlidir. Uzun yıllardır uy­ gulanan öğrenci eğitim projesinde, gelen öğrencilerle yeterli şekilde maalesef ilgilenilmemiştir. Bu  proje aslında çok faydalı bir çalışma idi, hâlen de sürüyor ve Türkiye Cumhuriyeti devleti Altaylar- dan Tuna'ya, her bölgeden Türkiye'ye bugüne kadar 10 binleri bulan, 10 binleri geçen öğrenci ge­ tirmiştir. Bugün Türkiye'de tahsilini yapmış gençlerin şimdi ülkelerinde önemli makamlarda bir  kısmı görev yapmaktadır. Burada eğitim görmüş gençlerin mezuniyet sonrası Türkiye ile ilgileri, ir­ tibatları devam etmelidir ve ülkelerine döndüklerinde Türkiye sevgisi devam edebilmelidir ve Tür­ kiye bu coğrafya için bir cazibe merkezi, bir eğitim-öğretim merkezi hâline gelmelidir, gelen  öğrenciler değişik grupların eline düşürülmemelidir.  Sayın milletvekilleri, Balkanlardan Kafkaslara, Orta Doğu'dan Orta Asya'ya Türk coğrafyasını  gezenler ne büyük sevgi ve muhabbetle karşılık görüldüğünü bilirler. Zaten var olup da istenilen se­ viyeye yükseltilememiş inanç birliği, soy birliği, tarih birliği, kültürel birlik kendini hemen gösterir.  İstenilen seviyeye gelmesi de emek ister. Hedef bu birlik bağlarının güçlendirilmesi olmalıdır. Bu bir­ likteliklere yenilerinin eklenmesi -ki, özellikle iktisadi birlikteliklerin geliştirilmesi konusu- son de­ rece önemlidir.  Sayın milletvekilleri, biz biriz, biz bir bütünün parçalarıyız ve Türkiye tarihî ve sosyolojik açıdan  parçaların en önemli ve en büyük kısmını teşkil ediyor. Bu şuurla ve samimiyetle hareket edersek,  bugün yaşanılanları, hem Türk coğrafyasında hem de Türkiye'de yaşananları yaşamayız. Biz o zaman  bu coğrafyaya "Türk coğrafyası" denmesinin sebebini daha iyi anlarız. Biz o zaman binlerce yıldır bu  coğrafyada, özellikle de Türkiye'de yaşayan, etnik kökeni ve inanç sistemi ne olursa olsun, birbiriyle  et ve tırnak gibi kaynaşmış bu milletin adının "Türk" olmasını tarihî bir miras ve gerçeklik olduğunun  farkında oluruz ve bundan gocunmayız, bundan gurur duyarız. Biz o zaman bu milletin müştereklikle­ rini unutturmayız, farklılıklarını öne çıkarmayıp suni şekilde çoğaltmayız. Biz o zaman emik ve mez­ hepsel ayrıştıncılık, kamplaştıncılık yapmayız. Türk milletini 36 etnik yapıya bölmeyiz. Birliklere  katılmak isterken birliğimizi, dirliğimizi bozmayız. Biz o zaman Avrupa Birliği uğruna Kuzey Kıbrıs  Türk Cumhuriyeti'nden vazgeçmeyi düşünmeyiz. Biz o zaman küresel güçler Kafkasya'da konuşlan­ sın diye Ermenistan'la protokol imzalayıp Azerbaycan'ı küstürmeyiz, gözden çıkarmayız. Biz o zaman  Orta Doğu'ya yeniden şekil vermeye çalışan okyanus ötesinin istekleri doğrultusunda Türkmenlerin  yok sayılmasına göz yummayız, Irak'ın parçalanmasına razı olmayız. Biz o zaman sayın milletvekil­ leri, Balkanlarda, özellikle Batı Trakya'da yaşayan Evladı Fatihanın haklarının ihlali karşısında sus­ mayız. Biz o zaman Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri üzerinde oynanan kanlı oyunlara sessiz  kalmayız. Biz o zaman Kırımlı Türk'ün, Ahıskalı Türk'ün çaresizliğinin çaresi oluruz.  - 5 8 3 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 3  Sayın milletvekilleri, bu kurum teşkilatlanırken görev alacak kadroların seçimi en az bu kuru­ mun kuruluşu kadar önemli bir husustur. Temenni ederiz ki, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları  Başkanlığı teşkilatlanmasında partizanca atamalar yapılmaz, işin uzmanı ve idealist kadrolar bu ku­ rumda işbaşına getirilir. İnanmak isteriz ki, bu kurum partizanlığın ve yandaşlığın ölçü olarak kabul  edilemeyeceği, hayati önemi haiz işlerin ve çalışmaların yapılacağı bir kurum olur.  Sayın milletvekilleri, Türkiye, Türk coğrafyasında kader ortaklığı şuurunu yerleştirmek, hisset­ tirmek mecburiyetindedir. Türk coğrafyasındaki toplumların kader birlikteliği vardır. Kader birlik­ teliği sadece bir niyet, bir arzu değil, uluslararası ilişkiler, konjonktürel durum göz önüne alındığında  bir mecburiyettir günümüzde. Bağımsız Türk devletleri ve toplulukları arasında bu ilişkilerin sağlıklı  olması için kader ortaklığı şuurunun yerleşmesi lazım. Aksi takdirde bugün olduğu gibi ilişkiler kısa  vadeli kâr-zarar hesabına dayalı olmaktan öteye gidemez. İşte bu yüzden kültürel, sosyal, iktisadi  ilişkiler geliştirilirken bu şuurun da yerleştirilmesi çok önemlidir.  Ülkemizde Türk coğrafyasından gelen öğrencilerin eğitimleri sürecinde özel ilgi ve onlar için  geliştirilen proje ve programların eksiksiz ve memnun edici olması çok önemlidir. Uzun yıllardır uy­ gulanan öğrenci eğitim projesinde, gelen öğrencilerle yeterli şekilde maalesef ilgilenilmemiştir. Bu  proje aslında çok faydalı bir çalışma idi, hâlen de sürüyor ve Türkiye Cumhuriyeti devleti Altaylar- dan Tuna'ya, her bölgeden Türkiye'ye bugüne kadar 10 binleri bulan, 10 binleri geçen öğrenci ge­ tirmiştir. Bugün Türkiye'de tahsilini yapmış gençlerin şimdi ülkelerinde önemli makamlarda bir  kısmı görev yapmaktadır. Burada eğitim görmüş gençlerin mezuniyet sonrası Türkiye ile ilgileri, ir­ tibatları devam etmelidir ve ülkelerine döndüklerinde Türkiye sevgisi devam edebilmelidir ve Tür­ kiye bu coğrafya için bir cazibe merkezi, bir eğitim-öğretim merkezi hâline gelmelidir, gelen  öğrenciler değişik grupların eline düşürülmemelidir.  Sayın milletvekilleri, Balkanlardan Kafkaslara, Orta Doğu'dan Orta Asya'ya Türk coğrafyasını  gezenler ne büyük sevgi ve muhabbetle karşılık görüldüğünü bilirler. Zaten var olup da istenilen se­ viyeye yükseltilememiş inanç birliği, soy birliği, tarih birliği, kültürel birlik kendini hemen gösterir.  İstenilen seviyeye gelmesi de emek ister. Hedef bu birlik bağlarının güçlendirilmesi olmalıdır. Bu bir­ likteliklere yenilerinin eklenmesi -ki, özellikle iktisadi birlikteliklerin geliştirilmesi konusu- son de­ rece önemlidir.  Sayın milletvekilleri, biz biriz, biz bir bütünün parçalarıyız ve Türkiye tarihî ve sosyolojik açıdan  parçaların en önemli ve en büyük kısmını teşkil ediyor. Bu şuurla ve samimiyetle hareket edersek,  bugün yaşanılanları, hem Türk coğrafyasında hem de Türkiye'de yaşananları yaşamayız. Biz o zaman  bu coğrafyaya "Türk coğrafyası" denmesinin sebebini daha iyi anlarız. Biz o zaman binlerce yıldır bu  coğrafyada, özellikle de Türkiye'de yaşayan, etnik kökeni ve inanç sistemi ne olursa olsun, birbiriyle  et ve tırnak gibi kaynaşmış bu milletin adının "Türk" olmasını tarihî bir miras ve gerçeklik olduğunun  farkında oluruz ve bundan gocunmayız, bundan gurur duyarız. Biz o zaman bu milletin müştereklikle­ rini unutturmayız, farklılıklarını öne çıkarmayıp suni şekilde çoğaltmayız. Biz o zaman emik ve mez­ hepsel ayrıştıncılık, kamplaştıncılık yapmayız. Türk milletini 36 etnik yapıya bölmeyiz. Birliklere  katılmak isterken birliğimizi, dirliğimizi bozmayız. Biz o zaman Avrupa Birliği uğruna Kuzey Kıbrıs  Türk Cumhuriyeti'nden vazgeçmeyi düşünmeyiz. Biz o zaman küresel güçler Kafkasya'da konuşlan­ sın diye Ermenistan'la protokol imzalayıp Azerbaycan'ı küstürmeyiz, gözden çıkarmayız. Biz o zaman  Orta Doğu'ya yeniden şekil vermeye çalışan okyanus ötesinin istekleri doğrultusunda Türkmenlerin  yok sayılmasına göz yummayız, Irak'ın parçalanmasına razı olmayız. Biz o zaman sayın milletvekil­ leri, Balkanlarda, özellikle Batı Trakya'da yaşayan Evladı Fatihanın haklarının ihlali karşısında sus­ mayız. Biz o zaman Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri üzerinde oynanan kanlı oyunlara sessiz  kalmayız. Biz o zaman Kırımlı Türk'ün, Ahıskalı Türk'ün çaresizliğinin çaresi oluruz.  - 5 8 3 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 4 - Sayın milletvekilleri, bu birliği her anlamda kuvvetlendirmek ve kardeşlik bağlannı güçlü hâle  getirmek Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel politikalarından biri olmalıdır. Bu yüzden bu konu  her türlü istismardan uzak tutulmalıdır, iç politikaya alet edilmeyecek kadar önemli bir konudur.  O bakımdan, iktidarıyla muhalefetiyle tam bir mutabakat içerisinde olunması gereken bir konuyu  görüşüyoruz. İleriki süreçte bu konuda sağlanacak başarı, hem Türkiye hem bağımsız Türk cumhu­ riyetlerinin dünyadaki saygınlığını artıracak hem de sorumluluğunu taşıdığımız Balkanlarda, Kafkasya'da,  Orta Doğu'da ve Orta Asya'daki azınlık durumuna düşmüş soydaş ve akraba topluluklarının daha  mutlu ve refah içerisinde yaşamasına vesile olacaktır.  Görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısının, hem Türk milletine hem yurt dışında yaşayan kar­ deşlerimize, vatandaşlarımıza hem akraba ve soydaş topluluklarına hayırlı ve uğurlu olması dile­ ğiyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bal.  Bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Tansel Barış, Kırklareli  Milletvekili.  Buyurun Sayın Barış. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  485 sıra sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Yasa Tasarısı'nın ikinci  bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce he­ yeti saygıyla selamlıyorum.  Yasaya göre yurt dışındaki vatandaşların sorunlarına çözüm üretmek, soydaş ve akraba toplu­ luklarıyla ilişkileri geliştirmek, yabancı öğrencilerin Türkiye'deki eğitim süreçlerini takip etmek  amacıyla Yurtdışı Türkler Başkanlığı kuruluyor.  Yurt dışındaki vatandaşlarımızın çok sayıda sorunları olduğu bir gerçek. Güvenlik sorunları çok  ciddi sorunlar. Yabancı düşmanlığı, Türk düşmanlığı, çok sayıda vatandaşımızın ırkçı saldırılar so­ nucu katledilmesi, kundaklama sonucu çok sayıda vatandaşımızın yakılmasını hepiniz hatırlıyorsu­ nuz. Özellikle Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımızın kendilerine yeterince sahip çıkılmadığı  konusunda şikâyetleri vardır. Hâlbuki diyorlar ki: "Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve İs­ rail gibi ülkelerin vatandaşları herhangi birisine kılına zarar gelse, bumu kanasa o ülkeler dünyayı  ayağa kaldırıyorlar ama bizim ülkemiz maalesef bize sahip çıkmıyor ve bu hassasiyeti göstermiyor."  Davos Zirvesinde Sayın Başbakanımız, Filistin halkına yapılan zulüm için "one minute" demişti,  bizler de destek vermiştik ama Sayın Başbakan, Kerkük Türklerine ve Irak Türkmenlerine karşı ya­ pılan cinayetlere ve haksızlıklara "one minute" diyememişti. Sayın Başbakanımız, Kuzey Irak'ta  Mehmetçik'imizin başına çuval giydirildiği zaman muhatabına, Amerika Birleşik Devletleri'ne "one  minute" diyememişti. Bu çifte standart elbette vatandaşlarımızı üzüyor.  Değerli milletvekilleri, ben, Kıbrıs'ta yaşayan soydaşlarımızın çektiği ızdırabı ve belki de çe­ kebileceği ızdıraplan dikkatinize sunmak istiyorum. Kıbrıs sorununa bugüne kadar anlaşmaya dayalı  bir siyasi çözüm bulunabilmiş değildir. Ada'da hâlen gizli bir ateşkes durumu hüküm sürmekte ve  Kıbrıs Türk halkının güvenliği sağlanmış olmakla beraber mevcut siyasi belirsizliği giderecek kap­ samlı bir çözüm sağlanamamıştır. Görüşmelerin başlangıcından beri, maalesef bugün de bir tarafta  iki toplumlu niteliğini çoktan yitirmiş olup münhasıran Rum yönetimine dönüşen ve Birleşmiş  Milletler üyesi sözde Kıbrıs Cumhuriyeti, diğer tarafta Birleşmiş Milletlere üye olmayan ve sadece  Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunuyor. Birleşmiş  Milletlerin himayesindeki görüşmeler ise hâlen devletler arası değil toplumlar arası nitelikte devam  etmektedir.
Sayfa 69 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 4 - Sayın milletvekilleri, bu birliği her anlamda kuvvetlendirmek ve kardeşlik bağlannı güçlü hâle  getirmek Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel politikalarından biri olmalıdır. Bu yüzden bu konu  her türlü istismardan uzak tutulmalıdır, iç politikaya alet edilmeyecek kadar önemli bir konudur.  O bakımdan, iktidarıyla muhalefetiyle tam bir mutabakat içerisinde olunması gereken bir konuyu  görüşüyoruz. İleriki süreçte bu konuda sağlanacak başarı, hem Türkiye hem bağımsız Türk cumhu­ riyetlerinin dünyadaki saygınlığını artıracak hem de sorumluluğunu taşıdığımız Balkanlarda, Kafkasya'da,  Orta Doğu'da ve Orta Asya'daki azınlık durumuna düşmüş soydaş ve akraba topluluklarının daha  mutlu ve refah içerisinde yaşamasına vesile olacaktır.  Görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısının, hem Türk milletine hem yurt dışında yaşayan kar­ deşlerimize, vatandaşlarımıza hem akraba ve soydaş topluluklarına hayırlı ve uğurlu olması dile­ ğiyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bal.  Bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Tansel Barış, Kırklareli  Milletvekili.  Buyurun Sayın Barış. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  485 sıra sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Yasa Tasarısı'nın ikinci  bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce he­ yeti saygıyla selamlıyorum.  Yasaya göre yurt dışındaki vatandaşların sorunlarına çözüm üretmek, soydaş ve akraba toplu­ luklarıyla ilişkileri geliştirmek, yabancı öğrencilerin Türkiye'deki eğitim süreçlerini takip etmek  amacıyla Yurtdışı Türkler Başkanlığı kuruluyor.  Yurt dışındaki vatandaşlarımızın çok sayıda sorunları olduğu bir gerçek. Güvenlik sorunları çok  ciddi sorunlar. Yabancı düşmanlığı, Türk düşmanlığı, çok sayıda vatandaşımızın ırkçı saldırılar so­ nucu katledilmesi, kundaklama sonucu çok sayıda vatandaşımızın yakılmasını hepiniz hatırlıyorsu­ nuz. Özellikle Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımızın kendilerine yeterince sahip çıkılmadığı  konusunda şikâyetleri vardır. Hâlbuki diyorlar ki: "Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve İs­ rail gibi ülkelerin vatandaşları herhangi birisine kılına zarar gelse, bumu kanasa o ülkeler dünyayı  ayağa kaldırıyorlar ama bizim ülkemiz maalesef bize sahip çıkmıyor ve bu hassasiyeti göstermiyor."  Davos Zirvesinde Sayın Başbakanımız, Filistin halkına yapılan zulüm için "one minute" demişti,  bizler de destek vermiştik ama Sayın Başbakan, Kerkük Türklerine ve Irak Türkmenlerine karşı ya­ pılan cinayetlere ve haksızlıklara "one minute" diyememişti. Sayın Başbakanımız, Kuzey Irak'ta  Mehmetçik'imizin başına çuval giydirildiği zaman muhatabına, Amerika Birleşik Devletleri'ne "one  minute" diyememişti. Bu çifte standart elbette vatandaşlarımızı üzüyor.  Değerli milletvekilleri, ben, Kıbrıs'ta yaşayan soydaşlarımızın çektiği ızdırabı ve belki de çe­ kebileceği ızdıraplan dikkatinize sunmak istiyorum. Kıbrıs sorununa bugüne kadar anlaşmaya dayalı  bir siyasi çözüm bulunabilmiş değildir. Ada'da hâlen gizli bir ateşkes durumu hüküm sürmekte ve  Kıbrıs Türk halkının güvenliği sağlanmış olmakla beraber mevcut siyasi belirsizliği giderecek kap­ samlı bir çözüm sağlanamamıştır. Görüşmelerin başlangıcından beri, maalesef bugün de bir tarafta  iki toplumlu niteliğini çoktan yitirmiş olup münhasıran Rum yönetimine dönüşen ve Birleşmiş  Milletler üyesi sözde Kıbrıs Cumhuriyeti, diğer tarafta Birleşmiş Milletlere üye olmayan ve sadece  Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunuyor. Birleşmiş  Milletlerin himayesindeki görüşmeler ise hâlen devletler arası değil toplumlar arası nitelikte devam  etmektedir.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın milletvekilleri, görüşmelerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin olmazsa olmazları söz  konusudur ve bunlar şöyle olmalıdır: Anayasal bağlamda federal nitelikli çözüm. Yönetim ve güç  paylaşımı bağlamında iki toplumlu çözüm. Coğrafık bağlamda iki bölgeli çözüm. İki toplumun si­ yasi eşitliği temelinde çözüm. İki kurucu devlete dayalı, ortaklık devletini öngören çözüm. İki ku­ rucu devletin eşit statüsünü öngören ve gözeten çözüm. Hâlen yürürlükte olan ve Kıbrıs Türk  halkının güvenliğini sağlayan garanti sisteminin devamını öngören ve sağlayan çözüm. Bunlar ol­ mazsa olmazlardır.  Sayın milletvekilleri, şu husus çok önemli: Kıbrıs sorununu başlatanın Kıbrıs Rum tarafı ol­ duğu, Kıbrıs Türk tarafının ise kendini savunmak durumunda kaldığı dikkate alınarak ve Kıbrıs Türk  halkının kendini güvende hissetme ihtiyacı da göz önünde bulundurularak, Kıbrıs Türk halkının ga­ rantör Türkiye Cumhuriyeti'nin olmayacağı yeni bir yapıya dâhil olmayacağı gerçeği karşı tarafa ve  dünyaya anlatılmalıdır. Kıbrıs Türk tarafının haklarının zaman süreci içerisinde herhangi bir şekilde  aşınmasını önlemek üzere varılacak muhtemel bir anlaşmanın kurallarının Avrupa Birliği müktese- batı bağlamında birincil hukuk sayılmasının sağlanmasında keza kesin zaruret bulunmaktadır. Sayın  Bakanım, ben bunları sormuştum.  Değerli milletvekilleri, Ada'daki gerçekler temelinde siyasi bir çözüme varılabilmesi için gö­ rüşmelerin dikkatle, titizlikle, tarihsel süreç içerisinde Kıbrıs Türk tarafı olarak edinilmiş kazanım- ların, varılacak uluslararası bir anlaşma kapsamında tescil edilmesi hedef alınmalıdır.  Hepiniz Girit olayını hatırlıyorsunuz. Elimizden nasıl uçup gittiğini hep beraber okuduk ve masa  başında kazanılan hakların da nasıl gidebileceğini Girit olayında hepimiz görüyoruz ve okuyoruz. İşte,  Kıbrıs'ın da aynı oyuna gelmemesi için daha dikkatli olunması gerektiği konusunda ilgilileri uyar­ mak istiyorum.  Bugüne gelince sayın milletvekilleri, Kıbrıs'taki soydaşlarımız gerçekten geleceğe güvenle ba­ kamıyor. Bugün iki halk arasında güven bunalımı vardır. Rum tarafının millî eğitiminde sürekli Türk  düşmanlığı pompalanmaktadır. Siyaseten çok güçlü olan Ortodoks Kilisesi Türk düşmanlığıyla yatıp  kalkmaktadır. Rum tarafında çok yakın bir geçmişte yapılan anketlerde Rumların yüzde 85'i müşte­ rek yaşamayı istemiyor. Kapsamlı bir çözüm hâlinde bile Rumların yüzde 50'si eski topraklarına  dönmeyeceklerini söylüyorlar. Çözüm için yapılacak referanduma çoğunluk "hayır" diyeceğini söy­ lüyor. İşte muhataplarımız böyle düşünüyor değerli arkadaşlarım.  Elbette Rumların tuzu kuru. Niye kuru? Birleşmiş Milletlere üyeler mi? Evet, Rumlar Birleşmiş  Milletlere üye. Avrupa Birliği üyesi mi? Maalesef, 2004 yılında, Annan Planı çerçevesinde, Kıbrıs  Türk toplumu Annan Planına "evet" demesine rağmen vadedilen haklardan mahrum bırakılırken,  Rum tarafı "hayır" diyerek mükafatlandırılmış ve Avrupa Birliğine alınmıştır arkadaşlar. "Tuzu kuru"  demiştik çünkü İngiliz Milletler Topluluğunun üyesi aynı zamanda. "Tuzu kuru" demiştik çünkü  güçlü ekonomisi var, Avrupa Birliği yardımları ve bu arada nüfusundan fazla turizm geliri söz ko­ nusudur. Kişi başına 36 bin dolar gelirleri vardır, dolayısıyla anlaşmayı niye istesinler? Değerli mil­ letvekilleri, görüşmeler taktik oyalama, zamana oynama gibi görünüyor. Zaman içerisinde kendi  isteğine uygun Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri destekli bir çözüm arayışındalar, belki  bu çözümü bulurum diye bekliyorlar.  - 5 8 5 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın milletvekilleri, görüşmelerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin olmazsa olmazları söz  konusudur ve bunlar şöyle olmalıdır: Anayasal bağlamda federal nitelikli çözüm. Yönetim ve güç  paylaşımı bağlamında iki toplumlu çözüm. Coğrafık bağlamda iki bölgeli çözüm. İki toplumun si­ yasi eşitliği temelinde çözüm. İki kurucu devlete dayalı, ortaklık devletini öngören çözüm. İki ku­ rucu devletin eşit statüsünü öngören ve gözeten çözüm. Hâlen yürürlükte olan ve Kıbrıs Türk  halkının güvenliğini sağlayan garanti sisteminin devamını öngören ve sağlayan çözüm. Bunlar ol­ mazsa olmazlardır.  Sayın milletvekilleri, şu husus çok önemli: Kıbrıs sorununu başlatanın Kıbrıs Rum tarafı ol­ duğu, Kıbrıs Türk tarafının ise kendini savunmak durumunda kaldığı dikkate alınarak ve Kıbrıs Türk  halkının kendini güvende hissetme ihtiyacı da göz önünde bulundurularak, Kıbrıs Türk halkının ga­ rantör Türkiye Cumhuriyeti'nin olmayacağı yeni bir yapıya dâhil olmayacağı gerçeği karşı tarafa ve  dünyaya anlatılmalıdır. Kıbrıs Türk tarafının haklarının zaman süreci içerisinde herhangi bir şekilde  aşınmasını önlemek üzere varılacak muhtemel bir anlaşmanın kurallarının Avrupa Birliği müktese- batı bağlamında birincil hukuk sayılmasının sağlanmasında keza kesin zaruret bulunmaktadır. Sayın  Bakanım, ben bunları sormuştum.  Değerli milletvekilleri, Ada'daki gerçekler temelinde siyasi bir çözüme varılabilmesi için gö­ rüşmelerin dikkatle, titizlikle, tarihsel süreç içerisinde Kıbrıs Türk tarafı olarak edinilmiş kazanım- ların, varılacak uluslararası bir anlaşma kapsamında tescil edilmesi hedef alınmalıdır.  Hepiniz Girit olayını hatırlıyorsunuz. Elimizden nasıl uçup gittiğini hep beraber okuduk ve masa  başında kazanılan hakların da nasıl gidebileceğini Girit olayında hepimiz görüyoruz ve okuyoruz. İşte,  Kıbrıs'ın da aynı oyuna gelmemesi için daha dikkatli olunması gerektiği konusunda ilgilileri uyar­ mak istiyorum.  Bugüne gelince sayın milletvekilleri, Kıbrıs'taki soydaşlarımız gerçekten geleceğe güvenle ba­ kamıyor. Bugün iki halk arasında güven bunalımı vardır. Rum tarafının millî eğitiminde sürekli Türk  düşmanlığı pompalanmaktadır. Siyaseten çok güçlü olan Ortodoks Kilisesi Türk düşmanlığıyla yatıp  kalkmaktadır. Rum tarafında çok yakın bir geçmişte yapılan anketlerde Rumların yüzde 85'i müşte­ rek yaşamayı istemiyor. Kapsamlı bir çözüm hâlinde bile Rumların yüzde 50'si eski topraklarına  dönmeyeceklerini söylüyorlar. Çözüm için yapılacak referanduma çoğunluk "hayır" diyeceğini söy­ lüyor. İşte muhataplarımız böyle düşünüyor değerli arkadaşlarım.  Elbette Rumların tuzu kuru. Niye kuru? Birleşmiş Milletlere üyeler mi? Evet, Rumlar Birleşmiş  Milletlere üye. Avrupa Birliği üyesi mi? Maalesef, 2004 yılında, Annan Planı çerçevesinde, Kıbrıs  Türk toplumu Annan Planına "evet" demesine rağmen vadedilen haklardan mahrum bırakılırken,  Rum tarafı "hayır" diyerek mükafatlandırılmış ve Avrupa Birliğine alınmıştır arkadaşlar. "Tuzu kuru"  demiştik çünkü İngiliz Milletler Topluluğunun üyesi aynı zamanda. "Tuzu kuru" demiştik çünkü  güçlü ekonomisi var, Avrupa Birliği yardımları ve bu arada nüfusundan fazla turizm geliri söz ko­ nusudur. Kişi başına 36 bin dolar gelirleri vardır, dolayısıyla anlaşmayı niye istesinler? Değerli mil­ letvekilleri, görüşmeler taktik oyalama, zamana oynama gibi görünüyor. Zaman içerisinde kendi  isteğine uygun Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri destekli bir çözüm arayışındalar, belki  bu çözümü bulurum diye bekliyorlar.  - 5 8 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin garantörlüğünün sulandırılması konusunda endişelerimiz  var. Bugün, Türkiye'nin garantör olmadığı bir anlaşmayı imzalamak, KKTC için ölüm demektir.  Bunun görüşmelerde dikkate alınması gerekiyor ama alınan duyumlarda Türkiye'nin garantörlüğünü  Avrupa Birliğine devretmek söz konusudur. Bunu burada kayıtlara geçmesi için söylüyorum. Uma­ rım bu garantörlük Türkiye'nin elinden alınmaz ve Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs  Türk halkının yaşam garantisi yine anlaşmalarla tescil edilmiş olur.  Sayın milletvekilleri, elbette, yurt dışında yaşayan tüm soydaşlarımıza, tüm vatandaşlarımıza  sevgiyle yaklaşmak gerekiyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  TANSEL BARIŞ (Devamla) - Bizler tabii ki, bu yasanın çok daha kapsamlı, çok daha güçlü ola­ rak Genel Kurula gelmesini istiyorduk. Yine de, yasanın milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepi­ nize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Barış.  Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Nuri Yaman, Muş milletvekili.  Buyurun Sayın Yaman. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485  sıra sayılı Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Tasarısı ile ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle  hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.  Tasarı ile yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve sorunlarına çözüm  üretmek, soydaş ve akraba topluluklar ile sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ama­ cıyla bu topluluklara yönelik faaliyetler yürütmek; Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler  hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülenlerle ulus­ lararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemize gelen yabancı öğrencilerin ülkemizdeki eğitim süreçleri­ nin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması için her türlü esası belirleyerek ilgili kurumlar arasındaki  koordinasyonu sağlamak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli,  Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulması öngörülmektedir.  Bu tasarıyla iki önemli sorun karşımıza çıkıp dayatılmış durumdadır. Öncelikle "Yurtdışı Türk­ ler" ifadesi, demokratik açılım iddiasında olan Hükümetin gerçek algı dünyasını açık bir biçimde  gözler önüne sermektedir. Bu ülkede birçok etnik unsurun yaşadığı ve cumhuriyet kurulduğundan iti­ baren Türk etnisitesi kapsamında yapılmaya çalışan tek tip insan yaratma modelinin bu topraklarda  nasıl da büyük acılara sebep olduğu ve hâlâ da sebep olmaya devam ettiği bilinirken bu ısrarı anla­ mak, bu yasayla, mümkün değildir.  Değerli arkadaşlar, görünen o ki Hükümet her zamanki gibi yine ikili oynamaktadır; bir yandan,  hukuk sistemine sinmiş olan milliyetçi ve ırkçı, diğer etnik unsurları dışlayıcı ifadelerden şikâyet  ederek kendisini demokrat göstermeye çalışmaktadır; diğer yandan, bu tasarıyla kurmayı düşündüğü  Başkanlığa verdiği isimden de anlaşılmaktadır ki sahip olduğu Meclis çoğunluğu sayesinde yasama  erkini dilediğince kullandıktan, haleflerini aratmayacak bir biçimde, aslında aynı ideolojik yapının,  aynı milliyetçi hezeyanın bir ürünü olduğunu göstermekten de geri durmamıştır. Söylemiş oldu­ ğum bu gerçekler karşısında şu an birçoğumuzun aklından geçen savunmayı tahmin edebiliyorum.  - 5 8 6 -
Sayfa 71 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin garantörlüğünün sulandırılması konusunda endişelerimiz  var. Bugün, Türkiye'nin garantör olmadığı bir anlaşmayı imzalamak, KKTC için ölüm demektir.  Bunun görüşmelerde dikkate alınması gerekiyor ama alınan duyumlarda Türkiye'nin garantörlüğünü  Avrupa Birliğine devretmek söz konusudur. Bunu burada kayıtlara geçmesi için söylüyorum. Uma­ rım bu garantörlük Türkiye'nin elinden alınmaz ve Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs  Türk halkının yaşam garantisi yine anlaşmalarla tescil edilmiş olur.  Sayın milletvekilleri, elbette, yurt dışında yaşayan tüm soydaşlarımıza, tüm vatandaşlarımıza  sevgiyle yaklaşmak gerekiyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  TANSEL BARIŞ (Devamla) - Bizler tabii ki, bu yasanın çok daha kapsamlı, çok daha güçlü ola­ rak Genel Kurula gelmesini istiyorduk. Yine de, yasanın milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepi­ nize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Barış.  Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Nuri Yaman, Muş milletvekili.  Buyurun Sayın Yaman. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485  sıra sayılı Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun  Tasarısı ile ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle  hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.  Tasarı ile yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve sorunlarına çözüm  üretmek, soydaş ve akraba topluluklar ile sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ama­ cıyla bu topluluklara yönelik faaliyetler yürütmek; Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler  hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülenlerle ulus­ lararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemize gelen yabancı öğrencilerin ülkemizdeki eğitim süreçleri­ nin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması için her türlü esası belirleyerek ilgili kurumlar arasındaki  koordinasyonu sağlamak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli,  Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulması öngörülmektedir.  Bu tasarıyla iki önemli sorun karşımıza çıkıp dayatılmış durumdadır. Öncelikle "Yurtdışı Türk­ ler" ifadesi, demokratik açılım iddiasında olan Hükümetin gerçek algı dünyasını açık bir biçimde  gözler önüne sermektedir. Bu ülkede birçok etnik unsurun yaşadığı ve cumhuriyet kurulduğundan iti­ baren Türk etnisitesi kapsamında yapılmaya çalışan tek tip insan yaratma modelinin bu topraklarda  nasıl da büyük acılara sebep olduğu ve hâlâ da sebep olmaya devam ettiği bilinirken bu ısrarı anla­ mak, bu yasayla, mümkün değildir.  Değerli arkadaşlar, görünen o ki Hükümet her zamanki gibi yine ikili oynamaktadır; bir yandan,  hukuk sistemine sinmiş olan milliyetçi ve ırkçı, diğer etnik unsurları dışlayıcı ifadelerden şikâyet  ederek kendisini demokrat göstermeye çalışmaktadır; diğer yandan, bu tasarıyla kurmayı düşündüğü  Başkanlığa verdiği isimden de anlaşılmaktadır ki sahip olduğu Meclis çoğunluğu sayesinde yasama  erkini dilediğince kullandıktan, haleflerini aratmayacak bir biçimde, aslında aynı ideolojik yapının,  aynı milliyetçi hezeyanın bir ürünü olduğunu göstermekten de geri durmamıştır. Söylemiş oldu­ ğum bu gerçekler karşısında şu an birçoğumuzun aklından geçen savunmayı tahmin edebiliyorum.  - 5 8 6 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 8 7 - Oysa değerli arkadaşlar, 1982 Anayasası'nın 66'ncı maddesindeki "Türk Devletine vatandaşlık bağı  ile bağlı olan herkes Türktür." ifadesi sorunlarımızı iyice içinden çıkılmaz hâle getirmekte ve başta  Kürtler olmak üzere diğer bütün etnik grupların aidiyet duygularını yıpratıp ortadan kaldırmaktadır.  Artık Hükümetin icraatları bir çelişkiler yumağına dönüşmüştür. Siz hem anayasa hukukçularınıza,  akademisyenlerinize Anayasa'da geçen bu hükümlerle ilgili olarak bazı çalışmalar yaptırtacaksınız  ve onlardan Türkiye'de yaşayan bütün unsurları kapsayacak yeni bir tanımlama isteyeceksiniz hem  de kuracağınız Başkanlıkta bütün diğer unsurları yine görmezden gelerek yok sayacaksınız. İnsanın,  AKP'nin içinde bulunduğu bu durumla ilgili olarak Anadolu'da sıkça söylenen şu sözleri diyesi ge­ liyor: "Bu ne lahana turşusu, bu ne perhiz!" diye.  Değerli arkadaşlarım, şimdi de ikinci soruna gelecek olursak, tasarı Dışişleri Komisyonunda  son şeklini alırken gerekçe kısmında -tasarının içeriğinde- aynen şu ifadeler yer almıştır: "Yurt dı­ şındaki Türk vatandaşları ile ilgili düzenlemelerle birlikte soydaş ve akraba topluluklarla sosyal, kül­ türel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacına yönelik düzenlemelerin de tanzim edilmesi  öngörüldüğünden ve ayrıca uluslararası ilişkiler açısından duraksamalara neden olunmaması amacıyla  Kanun Tasarısının başlığı 'Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısı' olarak değiştirilmiştir."  Yine, tasarının 1 'inci maddesinin (b) fıkrasında da gerekçede yazılanı destekler şekilde "soydaş  ve akraba toplulukları" ifadesi yer almıştır.  "Soydaş" kavramı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde "Soyları bir olan bireylerden her biri." olarak  tanımlanmıştır. Türkiye'de çok sayıda farklı soydan gelen topluluklar yaşamaktadır. Sözgelimi Kürt­ ler başka soydandır, yine Lazlar, Çerkezler, Araplar, Ermeniler, Gürcüler başka başka soylardan gel­ mektedir. Burada, hepimiz bilmekteyiz ki bahsi geçen "soydaş" kelimesi sadece Türk etnisitesini  temsil etmektedir. Yani Bulgaristan'da yaşayan Türkler, Kuzey Irak'ta yaşayan Türkmenler "soy­ daş" tanımına girerken, Irak'ta, Suriye'de, İran'da yaşayan Kürtler soydaş sayılmamaktadır, doğru­ dur da ama bu durum büyük bir çelişkiyi de içinde barındırmaktadır. Siz, kalkıp, vatandaşlık bağıyla  bağlı olanları Türk sayacaksınız, böylece ülkede yaşayan Kürtleri ve diğer etnik grupları Türk soyuna  dâhil edeceksiniz ama onların komşu ülkelerde yaşayan soydaşlarını tamamen dışlayacaksınız, yok  sayacaksınız! Eğer, birçok emik unsurların yaşadığı bir ülkede siz bütün herkesi sadece bir tek etnik  potada eritmeye çalışırsanız, bu tür çelişkiler ve bu tür dışlayıcı durumlar kaçınılmaz olarak peşinizi  bırakmayacaktır. Yine "akraba topluluklar" yaklaşımı da aynı sonucu doğurmaktan başka bir işe ya­ ramayacaktır. Bir örnek vermek gerekirse Ahıska Türkleri Gürcistan'ın Mesheti bölgesinde yaşa­ maktadır. Ahıska Türklerini akraba topluluklar içinde mevzubahis ederken ve onlara yönelik olarak  sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla faaliyetler yürütürken, kendi vatan­ daşlarımız olan Gürcülerin soydaşları sizin için hiçbir anlam taşımayacaktır yani vatandaşlık bağı ve  Türk sayılmak ilişkisini bizzat yine kendiniz çürütmektesiniz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerekçede, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı­ nın başlangıçta Türk dünyası ve akraba topluluklarıyla ilgili olarak kurulduğu ancak TİKA'nın ve de­ ğişen şartların neticesinde yurt dışına teknik ve kalkınma yardımı yapan bir kuruluş hâline dönüştüğü  ifade edilmiştir. Bu yüzden, TİKA'nın bu yeni işlevi dışında yapacağı diğer çalışmalar uluslararası are­ nadaki saygın konumunu sarsabileceğinden, soydaş ve akraba toplulukların yaşadığı bölgelerde yü­ rütülecek faaliyetlerin ayrı bir birimin koordinesinde gerçekleşmesi gerektiği dile getirilmiştir.  Kısacası, TIKA, tamamen devreden çıkarılmaktadır. Kurulacak Başkanlığın idari yapısına bakıldı­ ğında, siz her ne kadar başka bir gerekçeyi öne sürüyor olsanız da, TİKA nasıl ki hizmetlerin yürü­ tülmesinde yetersiz kalmışsa aynı sorunların burada da yaşanması kaçınılmaz görünmektedir.
Sayfa 72 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 8 7 - Oysa değerli arkadaşlar, 1982 Anayasası'nın 66'ncı maddesindeki "Türk Devletine vatandaşlık bağı  ile bağlı olan herkes Türktür." ifadesi sorunlarımızı iyice içinden çıkılmaz hâle getirmekte ve başta  Kürtler olmak üzere diğer bütün etnik grupların aidiyet duygularını yıpratıp ortadan kaldırmaktadır.  Artık Hükümetin icraatları bir çelişkiler yumağına dönüşmüştür. Siz hem anayasa hukukçularınıza,  akademisyenlerinize Anayasa'da geçen bu hükümlerle ilgili olarak bazı çalışmalar yaptırtacaksınız  ve onlardan Türkiye'de yaşayan bütün unsurları kapsayacak yeni bir tanımlama isteyeceksiniz hem  de kuracağınız Başkanlıkta bütün diğer unsurları yine görmezden gelerek yok sayacaksınız. İnsanın,  AKP'nin içinde bulunduğu bu durumla ilgili olarak Anadolu'da sıkça söylenen şu sözleri diyesi ge­ liyor: "Bu ne lahana turşusu, bu ne perhiz!" diye.  Değerli arkadaşlarım, şimdi de ikinci soruna gelecek olursak, tasarı Dışişleri Komisyonunda  son şeklini alırken gerekçe kısmında -tasarının içeriğinde- aynen şu ifadeler yer almıştır: "Yurt dı­ şındaki Türk vatandaşları ile ilgili düzenlemelerle birlikte soydaş ve akraba topluluklarla sosyal, kül­ türel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacına yönelik düzenlemelerin de tanzim edilmesi  öngörüldüğünden ve ayrıca uluslararası ilişkiler açısından duraksamalara neden olunmaması amacıyla  Kanun Tasarısının başlığı 'Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısı' olarak değiştirilmiştir."  Yine, tasarının 1 'inci maddesinin (b) fıkrasında da gerekçede yazılanı destekler şekilde "soydaş  ve akraba toplulukları" ifadesi yer almıştır.  "Soydaş" kavramı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde "Soyları bir olan bireylerden her biri." olarak  tanımlanmıştır. Türkiye'de çok sayıda farklı soydan gelen topluluklar yaşamaktadır. Sözgelimi Kürt­ ler başka soydandır, yine Lazlar, Çerkezler, Araplar, Ermeniler, Gürcüler başka başka soylardan gel­ mektedir. Burada, hepimiz bilmekteyiz ki bahsi geçen "soydaş" kelimesi sadece Türk etnisitesini  temsil etmektedir. Yani Bulgaristan'da yaşayan Türkler, Kuzey Irak'ta yaşayan Türkmenler "soy­ daş" tanımına girerken, Irak'ta, Suriye'de, İran'da yaşayan Kürtler soydaş sayılmamaktadır, doğru­ dur da ama bu durum büyük bir çelişkiyi de içinde barındırmaktadır. Siz, kalkıp, vatandaşlık bağıyla  bağlı olanları Türk sayacaksınız, böylece ülkede yaşayan Kürtleri ve diğer etnik grupları Türk soyuna  dâhil edeceksiniz ama onların komşu ülkelerde yaşayan soydaşlarını tamamen dışlayacaksınız, yok  sayacaksınız! Eğer, birçok emik unsurların yaşadığı bir ülkede siz bütün herkesi sadece bir tek etnik  potada eritmeye çalışırsanız, bu tür çelişkiler ve bu tür dışlayıcı durumlar kaçınılmaz olarak peşinizi  bırakmayacaktır. Yine "akraba topluluklar" yaklaşımı da aynı sonucu doğurmaktan başka bir işe ya­ ramayacaktır. Bir örnek vermek gerekirse Ahıska Türkleri Gürcistan'ın Mesheti bölgesinde yaşa­ maktadır. Ahıska Türklerini akraba topluluklar içinde mevzubahis ederken ve onlara yönelik olarak  sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla faaliyetler yürütürken, kendi vatan­ daşlarımız olan Gürcülerin soydaşları sizin için hiçbir anlam taşımayacaktır yani vatandaşlık bağı ve  Türk sayılmak ilişkisini bizzat yine kendiniz çürütmektesiniz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerekçede, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı­ nın başlangıçta Türk dünyası ve akraba topluluklarıyla ilgili olarak kurulduğu ancak TİKA'nın ve de­ ğişen şartların neticesinde yurt dışına teknik ve kalkınma yardımı yapan bir kuruluş hâline dönüştüğü  ifade edilmiştir. Bu yüzden, TİKA'nın bu yeni işlevi dışında yapacağı diğer çalışmalar uluslararası are­ nadaki saygın konumunu sarsabileceğinden, soydaş ve akraba toplulukların yaşadığı bölgelerde yü­ rütülecek faaliyetlerin ayrı bir birimin koordinesinde gerçekleşmesi gerektiği dile getirilmiştir.  Kısacası, TIKA, tamamen devreden çıkarılmaktadır. Kurulacak Başkanlığın idari yapısına bakıldı­ ğında, siz her ne kadar başka bir gerekçeyi öne sürüyor olsanız da, TİKA nasıl ki hizmetlerin yürü­ tülmesinde yetersiz kalmışsa aynı sorunların burada da yaşanması kaçınılmaz görünmektedir.  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 8 - Başkanlığa tam olarak 101 adet kadro ihdas edilmekte ve Başkanı idari yönden müsteşar ile  denk bir konuma getirilmektedir. Tasarıda ihdas edilen kadroların merkez teşkilatında görev alacağı  metne ekli listede gösterildiği hâlde görev alanı yurt dışında olan bir başkanlığın buralarda personel  çalıştırıp çalıştırmayacağı hususunda herhangi bir açıklamaya yasa içinde rastlanmamıştır. Zaten, ta­ sarıda da merkez teşkilatı dışında taşra teşkilatına da, yurt dışı teşkilatı oluşumuna da yer verilme­ diği, bunların yanında, personeline yurt dışında herhangi bir görevlendirme yapılıp yapılmayacağı  konusunda da yine bir düzenlemeye gidilmediği incelenmiştir. Sadece, komisyonlar ve ofislerle il­ gili düzenlemeyi içeren 15'inci maddenin 2'nci fıkrasında "Başkanlık, hizmetlerini takip ve koordine  etmek için gerekli görülen yerlerde Başkanın teklifi ve Başbakanın onayı ile koordinasyon ofisleri  açabilir." ifadesi yer almaktadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve  onların sorunlarına çözüm üretmek maksadı ile kurulacağı söylenen böyle bir Başkanlığın yurt dışı  teşkilatlanması hakkında başka hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Yoksa bu kurum da diğer birçok  kurum gibi hizmetin sadece merkezden yürütüldüğü ve yerellik ilkesi gereğince hizmetin ona en çok  ihtiyaç duyulan yerlerde yapılması anlayışının hiçe sayıldığı bir konuma mı dönüştürülecektir? Söz  gelimi, İsveç'te yaşayan bir vatandaşın sorunlarına buradan mı çözüm üreteceksiniz?  Toplamda 70 uzman ve uzman yardımcısı kadrosu ihdas edilmişken bu kişilerin uzmanlık alan­ ları ile ilgili yine hiçbir bilgi verilmemektedir. Şüphesiz ki bu kişiler söz konusu altı daire başkanlığı  ve hukuk müşavirliğinde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  M. NURİ YAMAN (Devamla) - Teşekkür ederim.  ...görevlendirilecek ancak uzmanlık alanlarının ne olacağı bu yasada düzenlenmemiştir. Bun­ ların kaç tanesi dil bilim uzmanı olacaktır, kaç tanesi eğitimci olacaktır? Ayrıca, bunlann kaçı yurt  dışında görevlendirileceklerdir? Yoksa, yeni kurulan birçok kurumda olduğu gibi, yine AKP'nin yan­ daş kadrolaşması durumuyla mı karşı karşıya bulunduğu şüphesini taşıdığımı belirtirken, burada bu  kuşkularımın dile getirilmesinin göz önüne alınacağını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yaman.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Nevzat Korkmaz, İsparta Milletvekili. (MHP sıraların­ dan alkışlar)  Buyurun Sayın Korkmaz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yurtdışı Türkler  Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasansı'nın ikinci bölümünde görüşlerimi açık­ lamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Balkanlardan Çin Seddi'ne kadar uzanan uçsuz bucaksız coğrafyanın  sahibi, mukimi olan yüce Türk milletinin bir ferdi olarak Meclisimizde görüşüyor olduğumuz tasa­ rıdan büyük bir memnuniyet duyduğumu, bazı noksanlıklarına rağmen tasarının Türk dünyasına ve  yurt dışı Türklüğüne büyük ümitler verdiğini belirterek sözlerime başlamak istiyorum.
Sayfa 73 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 8 - Başkanlığa tam olarak 101 adet kadro ihdas edilmekte ve Başkanı idari yönden müsteşar ile  denk bir konuma getirilmektedir. Tasarıda ihdas edilen kadroların merkez teşkilatında görev alacağı  metne ekli listede gösterildiği hâlde görev alanı yurt dışında olan bir başkanlığın buralarda personel  çalıştırıp çalıştırmayacağı hususunda herhangi bir açıklamaya yasa içinde rastlanmamıştır. Zaten, ta­ sarıda da merkez teşkilatı dışında taşra teşkilatına da, yurt dışı teşkilatı oluşumuna da yer verilme­ diği, bunların yanında, personeline yurt dışında herhangi bir görevlendirme yapılıp yapılmayacağı  konusunda da yine bir düzenlemeye gidilmediği incelenmiştir. Sadece, komisyonlar ve ofislerle il­ gili düzenlemeyi içeren 15'inci maddenin 2'nci fıkrasında "Başkanlık, hizmetlerini takip ve koordine  etmek için gerekli görülen yerlerde Başkanın teklifi ve Başbakanın onayı ile koordinasyon ofisleri  açabilir." ifadesi yer almaktadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve  onların sorunlarına çözüm üretmek maksadı ile kurulacağı söylenen böyle bir Başkanlığın yurt dışı  teşkilatlanması hakkında başka hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Yoksa bu kurum da diğer birçok  kurum gibi hizmetin sadece merkezden yürütüldüğü ve yerellik ilkesi gereğince hizmetin ona en çok  ihtiyaç duyulan yerlerde yapılması anlayışının hiçe sayıldığı bir konuma mı dönüştürülecektir? Söz  gelimi, İsveç'te yaşayan bir vatandaşın sorunlarına buradan mı çözüm üreteceksiniz?  Toplamda 70 uzman ve uzman yardımcısı kadrosu ihdas edilmişken bu kişilerin uzmanlık alan­ ları ile ilgili yine hiçbir bilgi verilmemektedir. Şüphesiz ki bu kişiler söz konusu altı daire başkanlığı  ve hukuk müşavirliğinde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  M. NURİ YAMAN (Devamla) - Teşekkür ederim.  ...görevlendirilecek ancak uzmanlık alanlarının ne olacağı bu yasada düzenlenmemiştir. Bun­ ların kaç tanesi dil bilim uzmanı olacaktır, kaç tanesi eğitimci olacaktır? Ayrıca, bunlann kaçı yurt  dışında görevlendirileceklerdir? Yoksa, yeni kurulan birçok kurumda olduğu gibi, yine AKP'nin yan­ daş kadrolaşması durumuyla mı karşı karşıya bulunduğu şüphesini taşıdığımı belirtirken, burada bu  kuşkularımın dile getirilmesinin göz önüne alınacağını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yaman.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Nevzat Korkmaz, İsparta Milletvekili. (MHP sıraların­ dan alkışlar)  Buyurun Sayın Korkmaz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yurtdışı Türkler  Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasansı'nın ikinci bölümünde görüşlerimi açık­ lamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Balkanlardan Çin Seddi'ne kadar uzanan uçsuz bucaksız coğrafyanın  sahibi, mukimi olan yüce Türk milletinin bir ferdi olarak Meclisimizde görüşüyor olduğumuz tasa­ rıdan büyük bir memnuniyet duyduğumu, bazı noksanlıklarına rağmen tasarının Türk dünyasına ve  yurt dışı Türklüğüne büyük ümitler verdiğini belirterek sözlerime başlamak istiyorum.  TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 8 9 - Ankara'nın soğuk, yapay ve gergin siyasi gündemini bir nebze olsun bu tasan ısıtmış, bir uzlaşı  havasının zuhuruna yol açmıştır. 2005'te, Makedonya'nın Üsküp şehrinde karşılaştığımız soydaşla­ rımıza sohbetten sonra Ankara'ya iletmek istedikleri bir isteklerinin olup olmadığını sorduğumuzda  "Hiçbir şey istemiyoruz, bizlerin yani kardeşlerinizin buralarda olduğunu unutmayın yeter." demiş­ lerdi. Bu sitemkâr söz beni hakikaten derinden sarsmıştır. Yüzlerce yıl öncesinde, çeşitli saiklerle  oraları yurt edinmiş, hatta, otuz-otuz beş sene önce nafakasını temin için yabancı ülkelere göç etmiş  kardeşlerimiz unutulmuşluk duygusuna kapılmışlardır. Onları bu düşünceye sevk eden haklı gerek­ çeleri de yok değildir. Maalesef, hükümetler, yurt dışı Türklüğü ve onların sorunlarına yönelik tutarlı  ve uzun vadeli politikalar üretememişlerdir. Hatta zaman zaman bu kardeşlerimiz, bulundukları ülke  hükümetleriyle karşı karşıya gelinmemesi için yok sayılmışlardır. Sıkıntılı ve kara günlerinde yan­ larında olunamamış ama onlara ne zaman ihtiyaç duyulduysa da hatırlanmak durumunda kalmışlardır.  Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün sınırlanınız dışındaki Türk coğrafyasına  ve orada yaşayan kardeşlerimize atıflar yaptığını, onları unutmamamız gerektiğini söylediğini bili­ yoruz. Sınırlarımız dışındaki bu kardeşlerimizin ülkemizin millî güç unsurlarından biri olduğunu da  biliyoruz ancak bugüne kadar onlar için bir şey yapamadığımızı da söylemek durumundayız.  Yurt dışı Türklüğü ve Türk dünyası için bir şey üretemeyen hükümetler, aniden bastıran Ermeni  ASALA terörü, Kıbns Türklüğüne uygulanan EOKA'cı Rum zulmü, Karabağ'da Azeri kardeşleri­ mize yapılan katliamlar, Türkmenlerin katledilmesi, Musul ve Kerkük'ün Türk nüfustan arındınl- ması gibi millî meselelerde hazırlıksız yakalanmışlardır.  Üzülelim mi sevinelim mi bilmiyoruz ancak bugüne kadar Türk dünyası ve yurt dışı Türklüğü  için kaygılanan yegâne parti Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisinin bu  gayretine bırakın destek olunmasını, emperyalist ve bölücü odaklar bu gayretleri de ırkçı ve faşizan  olarak nitelendirmişlerdir. Bu bühtana, bu iftiraya zaman zaman devleti temsil eden yetkililer de ka­ tılmışlardır. Örnek mi? İşte Sayın Başbakan. Milliyetçi Hareket Partisine siyasi darbe vurma kaygı­ sıyla geçmişimize, tarihimize laf söylemekte, sonra da yabancı parlamentoların aldığı kararlar  karşısında şaşkınlığını ifade etmektedir.  Siz kendi tarihinize kem gözle bakarsanız Sayın Başbakan, "Geçmişimizle yüzleşeceğiz, tari­ himizde faşizan eğilimler var." derseniz Sayın Başbakan, el ne yapmaz! Başkalannı düzeltmek ye­ rine kendinize çeki düzen vereceksiniz.  Türk milleti, mevcudiyetinin her döneminde, insanlık alemine ve evrensel değerlere her zaman  büyük katkılar vermiş aziz bir millettir. Milliyetçi Hareket Partisi de bu millete ve onun kıymetli ev- latlanna Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni demeden hizmet etmeyi bir şeref bilmekte, bir boyun  borcu görmektedir.  Değerli milletvekilleri, Türk dünyasının ve yurt dışı Türklüğünün birçok sorunlan vardır; bu  sorunlar zaman zaman birçok platformda da dile getirilmiştir; dile getirilmiş olmasına rağmen bugüne  kadar maalesef hiçbiri çözülememiştir. İnşallah kurulacak bu Başkanlık Türk dünyasının ve dışarı­ daki Türklerin arşivini oluşturacak, sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik projeler üretecek­ tir. Bu yapıya "Efendim zaten bir Dışişleri Bakanlığımız vardı, buna ne gerek var?" diye karşı  çıkmamak lazım. Elbette Dışişleri Bakanlığıyla istişare içerisinde çalışacaktır bu Başkanlık.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.
Sayfa 74 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 8 9 - Ankara'nın soğuk, yapay ve gergin siyasi gündemini bir nebze olsun bu tasan ısıtmış, bir uzlaşı  havasının zuhuruna yol açmıştır. 2005'te, Makedonya'nın Üsküp şehrinde karşılaştığımız soydaşla­ rımıza sohbetten sonra Ankara'ya iletmek istedikleri bir isteklerinin olup olmadığını sorduğumuzda  "Hiçbir şey istemiyoruz, bizlerin yani kardeşlerinizin buralarda olduğunu unutmayın yeter." demiş­ lerdi. Bu sitemkâr söz beni hakikaten derinden sarsmıştır. Yüzlerce yıl öncesinde, çeşitli saiklerle  oraları yurt edinmiş, hatta, otuz-otuz beş sene önce nafakasını temin için yabancı ülkelere göç etmiş  kardeşlerimiz unutulmuşluk duygusuna kapılmışlardır. Onları bu düşünceye sevk eden haklı gerek­ çeleri de yok değildir. Maalesef, hükümetler, yurt dışı Türklüğü ve onların sorunlarına yönelik tutarlı  ve uzun vadeli politikalar üretememişlerdir. Hatta zaman zaman bu kardeşlerimiz, bulundukları ülke  hükümetleriyle karşı karşıya gelinmemesi için yok sayılmışlardır. Sıkıntılı ve kara günlerinde yan­ larında olunamamış ama onlara ne zaman ihtiyaç duyulduysa da hatırlanmak durumunda kalmışlardır.  Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün sınırlanınız dışındaki Türk coğrafyasına  ve orada yaşayan kardeşlerimize atıflar yaptığını, onları unutmamamız gerektiğini söylediğini bili­ yoruz. Sınırlarımız dışındaki bu kardeşlerimizin ülkemizin millî güç unsurlarından biri olduğunu da  biliyoruz ancak bugüne kadar onlar için bir şey yapamadığımızı da söylemek durumundayız.  Yurt dışı Türklüğü ve Türk dünyası için bir şey üretemeyen hükümetler, aniden bastıran Ermeni  ASALA terörü, Kıbns Türklüğüne uygulanan EOKA'cı Rum zulmü, Karabağ'da Azeri kardeşleri­ mize yapılan katliamlar, Türkmenlerin katledilmesi, Musul ve Kerkük'ün Türk nüfustan arındınl- ması gibi millî meselelerde hazırlıksız yakalanmışlardır.  Üzülelim mi sevinelim mi bilmiyoruz ancak bugüne kadar Türk dünyası ve yurt dışı Türklüğü  için kaygılanan yegâne parti Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisinin bu  gayretine bırakın destek olunmasını, emperyalist ve bölücü odaklar bu gayretleri de ırkçı ve faşizan  olarak nitelendirmişlerdir. Bu bühtana, bu iftiraya zaman zaman devleti temsil eden yetkililer de ka­ tılmışlardır. Örnek mi? İşte Sayın Başbakan. Milliyetçi Hareket Partisine siyasi darbe vurma kaygı­ sıyla geçmişimize, tarihimize laf söylemekte, sonra da yabancı parlamentoların aldığı kararlar  karşısında şaşkınlığını ifade etmektedir.  Siz kendi tarihinize kem gözle bakarsanız Sayın Başbakan, "Geçmişimizle yüzleşeceğiz, tari­ himizde faşizan eğilimler var." derseniz Sayın Başbakan, el ne yapmaz! Başkalannı düzeltmek ye­ rine kendinize çeki düzen vereceksiniz.  Türk milleti, mevcudiyetinin her döneminde, insanlık alemine ve evrensel değerlere her zaman  büyük katkılar vermiş aziz bir millettir. Milliyetçi Hareket Partisi de bu millete ve onun kıymetli ev- latlanna Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni demeden hizmet etmeyi bir şeref bilmekte, bir boyun  borcu görmektedir.  Değerli milletvekilleri, Türk dünyasının ve yurt dışı Türklüğünün birçok sorunlan vardır; bu  sorunlar zaman zaman birçok platformda da dile getirilmiştir; dile getirilmiş olmasına rağmen bugüne  kadar maalesef hiçbiri çözülememiştir. İnşallah kurulacak bu Başkanlık Türk dünyasının ve dışarı­ daki Türklerin arşivini oluşturacak, sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik projeler üretecek­ tir. Bu yapıya "Efendim zaten bir Dışişleri Bakanlığımız vardı, buna ne gerek var?" diye karşı  çıkmamak lazım. Elbette Dışişleri Bakanlığıyla istişare içerisinde çalışacaktır bu Başkanlık.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurun.  TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 9 0 - S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Nitekim öyle de olmalıdır. Ancak ihtisas kurumu bu tür  kuruluşların benzerlerine birçok ülkede rastlandığını da unutmayalım.  Bu bakımdan bu tasarıyı tüm Meclisin sahiplenmesi gerektiğini söylüyoruz, hatta Başkanlığın  da bir müddet sonra yetmeyeceğini ve bu teşkilatlanmanın bakanlık şeklinde olması gerektiğini ve  inşallah da bunun Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında gerçekleştirileceğini ifade ediyor, yüce Mec­ lisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Mehmet Çerçi, Manisa Milletvekili. (AK PARTİ sıra­ larından alkışlar)  Buyurun Sayın Çerçi.  MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi  saygıyla selamlıyorum ve her şeyden önce, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı teş­ kilatıyla ilgili görüştüğümüz bu yasanın ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.  Tabii, bu yasa tasarısı Hükümetten gelmişti Dışişleri Komisyonumuzda görüşülürken. Bir de  Milliyetçi Hareket Partisinin bu konuyla ilgili bir teklifi mevcut idi. İkisini birleştirerek biz Komis­ yonda çok örnek, güzel bir çalışma yaptık. Özellikle muhalefetten bazı arkadaşlar "Bu yasayla ilgili  bir alt komisyon kurulsun, bunu birkaç günde çıkaralım." diye teklif getirdiler fakat hep beraber Ko­ misyonda bulunan ve dışarıdan komisyona destek veren bütün milletvekili arkadaşlarımızın gayre­ tiyle biz yaklaşık dört ya da beş saat içerisinde, bir gün içerisinde Komisyon çalışmalarını tamamladık  ve Genel Kurulun çalışmasına uygun hâle getirdik. Bu yasa tasarısı ve teklif bütün milletvekilleri­ nin, iktidar-muhalefet milletvekillerinin ortak çabalarıyla ve katkılarıyla, ortak oylarıyla, hiçbir mu­ halefet şerhi de olmadan -bildiğim kadarıyla- buraya kadar geldi.  Şimdi, ne getiriyor? Temel üç tane amacı var:  Bir tanesi, özellikle yurt dışında bulunan vatandaşlarımız, sayıları 5 milyon civarında olan Tür­ kiye Cumhuriyeti vatandaşları, insanlarımıza hizmetlerde bir akışkanlık sağlayacak, kolaylık sağla­ yacak, tek bir elden hizmetlerin yürütülmesini sağlayacak, onların sorunlarını, problemlerini, her  türlü meselelerinin çözümünü daha kolaylaştıracak bir yapı getiriyor.  İkincisi: Yine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan -çevremizde- Türkiye'den uzak ya da  yakın Türkiye'yle ilişkileri olan soydaş topluluklar ve akraba topluluklarla ilgili yine çeşitli çalış­ maları, sosyal, kültürel, ekonomik çalışmaları koordine edecek bir yapı getirmiş oluyoruz.  Üçüncüsü de: Bildiğiniz gibi, özellikle yurt dışından Türkiye'ye gelen, sayıları 6 bin civarında  olduğu söylenen, çoğu Millî Eğitim kanalıyla ama başka kanallarla da gelen öğrenciler var, keza yurt  dışına giden Türk öğrencilerimiz var. Bunlann da organizasyonunu yapacak. Böyle bir teşkilat ya­ pısı kurulmuş oluyor. Bu bir ihtiyaç.  Tabii, bazı arkadaşlarımız değindiler, geçmişte bu ihtiyacı karşılamak için TİKA diye bir orga­ nizasyon kurulmuş fakat yıllar içerisinde özellikle Afrika'da, Orta Doğu'da, Orta Asya'da, Balkan- lar'da TİKA'nın çok geniş bir faaliyet alanı olmuş ve TİKA özellikle teknik ve yardım ağırlıklı bir  kuruluşa dönüşmüş, çok da önemli, güzel hizmetler yapmış ama bu saydığımız boşluğu dolduracak  ayrı bir organizasyona ihtiyaç olmuş. TİKA'nın da böyle bir organizasyon içerisinde görev alması  uygun görülmemiş. Dolayısıyla, o kendi işine devam edecek ama bu saydığım alanlardaki boşlukları  da bu organizasyon, bu yapı doldurmuş olacak.
Sayfa 75 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 9 0 - S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Nitekim öyle de olmalıdır. Ancak ihtisas kurumu bu tür  kuruluşların benzerlerine birçok ülkede rastlandığını da unutmayalım.  Bu bakımdan bu tasarıyı tüm Meclisin sahiplenmesi gerektiğini söylüyoruz, hatta Başkanlığın  da bir müddet sonra yetmeyeceğini ve bu teşkilatlanmanın bakanlık şeklinde olması gerektiğini ve  inşallah da bunun Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında gerçekleştirileceğini ifade ediyor, yüce Mec­ lisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.  Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Mehmet Çerçi, Manisa Milletvekili. (AK PARTİ sıra­ larından alkışlar)  Buyurun Sayın Çerçi.  MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi  saygıyla selamlıyorum ve her şeyden önce, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı teş­ kilatıyla ilgili görüştüğümüz bu yasanın ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.  Tabii, bu yasa tasarısı Hükümetten gelmişti Dışişleri Komisyonumuzda görüşülürken. Bir de  Milliyetçi Hareket Partisinin bu konuyla ilgili bir teklifi mevcut idi. İkisini birleştirerek biz Komis­ yonda çok örnek, güzel bir çalışma yaptık. Özellikle muhalefetten bazı arkadaşlar "Bu yasayla ilgili  bir alt komisyon kurulsun, bunu birkaç günde çıkaralım." diye teklif getirdiler fakat hep beraber Ko­ misyonda bulunan ve dışarıdan komisyona destek veren bütün milletvekili arkadaşlarımızın gayre­ tiyle biz yaklaşık dört ya da beş saat içerisinde, bir gün içerisinde Komisyon çalışmalarını tamamladık  ve Genel Kurulun çalışmasına uygun hâle getirdik. Bu yasa tasarısı ve teklif bütün milletvekilleri­ nin, iktidar-muhalefet milletvekillerinin ortak çabalarıyla ve katkılarıyla, ortak oylarıyla, hiçbir mu­ halefet şerhi de olmadan -bildiğim kadarıyla- buraya kadar geldi.  Şimdi, ne getiriyor? Temel üç tane amacı var:  Bir tanesi, özellikle yurt dışında bulunan vatandaşlarımız, sayıları 5 milyon civarında olan Tür­ kiye Cumhuriyeti vatandaşları, insanlarımıza hizmetlerde bir akışkanlık sağlayacak, kolaylık sağla­ yacak, tek bir elden hizmetlerin yürütülmesini sağlayacak, onların sorunlarını, problemlerini, her  türlü meselelerinin çözümünü daha kolaylaştıracak bir yapı getiriyor.  İkincisi: Yine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan -çevremizde- Türkiye'den uzak ya da  yakın Türkiye'yle ilişkileri olan soydaş topluluklar ve akraba topluluklarla ilgili yine çeşitli çalış­ maları, sosyal, kültürel, ekonomik çalışmaları koordine edecek bir yapı getirmiş oluyoruz.  Üçüncüsü de: Bildiğiniz gibi, özellikle yurt dışından Türkiye'ye gelen, sayıları 6 bin civarında  olduğu söylenen, çoğu Millî Eğitim kanalıyla ama başka kanallarla da gelen öğrenciler var, keza yurt  dışına giden Türk öğrencilerimiz var. Bunlann da organizasyonunu yapacak. Böyle bir teşkilat ya­ pısı kurulmuş oluyor. Bu bir ihtiyaç.  Tabii, bazı arkadaşlarımız değindiler, geçmişte bu ihtiyacı karşılamak için TİKA diye bir orga­ nizasyon kurulmuş fakat yıllar içerisinde özellikle Afrika'da, Orta Doğu'da, Orta Asya'da, Balkan- lar'da TİKA'nın çok geniş bir faaliyet alanı olmuş ve TİKA özellikle teknik ve yardım ağırlıklı bir  kuruluşa dönüşmüş, çok da önemli, güzel hizmetler yapmış ama bu saydığımız boşluğu dolduracak  ayrı bir organizasyona ihtiyaç olmuş. TİKA'nın da böyle bir organizasyon içerisinde görev alması  uygun görülmemiş. Dolayısıyla, o kendi işine devam edecek ama bu saydığım alanlardaki boşlukları  da bu organizasyon, bu yapı doldurmuş olacak.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 3  Tabii, işin bir de önemli bir boyutu var değerli arkadaşlar. Biz hep söylüyoruz, dünyada bu kadar  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var, soydaşlarımız var, akraba topluluklar var ancak ciddi bir lobi  organizasyonumuz yok. İşte, daha geçen gördüğümüz, yaşadığımız bu Ermeni meselesinde Ameri­ ka'da Rum lobisinden bahsediliyor, Ermeni lobisi, Yahudi lobisi. Bu kadar büyük bir hinterlandımız  var, bu kadar büyük bir tarihî geçmişimiz var ancak bir Türk lobisi oluşturulamamış. Benim inancım  odur ki bu organizasyonun, bu yapının, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının, özel­ likle önümüzdeki yıllar içerisinde, gerek Türk vatandaşları, dışarıda yaşayan vatandaşlarımızın kat­ kılarıyla gerekse soydaş ve akraba toplulukların o ülkelerde, Almanya'da, Avrupa'da, Fransa'da,  Amerika'da -neredeyse- bir Türk lobisi, Türkiye Cumhuriyeti lobisinin oluşturulmasında büyük bir  etki olacağına ben şahsen inanıyorum. Herhalde bütün arkadaşlarımız da bu düşünce içerisinde olsa  gerektir. Bu bir ilk adımdır. Belki bunun eksikleri olabilir. İşte, bir arkadaşımız söyledi. 15'inci mad­ dede, gerekirse yurt dışında ofisler açılabilecek ya da yurt içinde uygun görülen yerlerde, Başba­ kanlığın onayıyla. Ben bunun bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.  Burada, muhalefet-iktidar bütün milletvekilleri ciddi bir emek harcadılar, katkı verdiler. Bu lo­ bicilik faaliyetleri konusunda da eksiğimizi tamamlayacak, koordinasyonu yapacak böyle bir olu­ şum. Ben şahsen mutluluğumu ve memnuniyetimi ifade ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlar mısınız.  Buyurun.  MEHMET ÇERÇİ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Katkı veren tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Hayırlı olsun. (AK PARTİ ve MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çerçi.  Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Özdemir, buyurun.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana soruyorum: Türkiye'nin Türk dünyasıyla olan ilişkilerinde kültür unsuru öne çık­ maktadır. Kültürün en önemli öğesi ise dildir. Bu çerçevede, Türk dünyasında ilişkilerin geliştirilmesi  amacıyla Türkiye dışında konuşulan Türkçe lehçeleri ve akraba, soydaş dilleri öğreten dil eğitim ku­ rumları açması Başbakanlığın çalışma alanı içerisinde değerlendirilmekte midir?  Yine, bu çerçevede, yurt dışında Türklere yönelik basılı ve görsel medyanın desteklenmesi ko­ nusunda bir ödenek ayrılması söz konusu mudur?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.  Sayın Bakan, buyurun.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Türk dilinin öğrenilmesiyle ilgili, bildiğiniz gibi,  çeşitli vakıflar, son dönemlerde Yunus Emre Vakfı, kuruldu. Ayrıca TİKA'nın desteğiyle de Türkoloji  enstitüleri, merkezleri oluşturuluyor. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor büyük coğrafyada.  Çok teşekkür ediyorum.  - 5 9 1 -
Sayfa 76 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 3  Tabii, işin bir de önemli bir boyutu var değerli arkadaşlar. Biz hep söylüyoruz, dünyada bu kadar  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var, soydaşlarımız var, akraba topluluklar var ancak ciddi bir lobi  organizasyonumuz yok. İşte, daha geçen gördüğümüz, yaşadığımız bu Ermeni meselesinde Ameri­ ka'da Rum lobisinden bahsediliyor, Ermeni lobisi, Yahudi lobisi. Bu kadar büyük bir hinterlandımız  var, bu kadar büyük bir tarihî geçmişimiz var ancak bir Türk lobisi oluşturulamamış. Benim inancım  odur ki bu organizasyonun, bu yapının, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının, özel­ likle önümüzdeki yıllar içerisinde, gerek Türk vatandaşları, dışarıda yaşayan vatandaşlarımızın kat­ kılarıyla gerekse soydaş ve akraba toplulukların o ülkelerde, Almanya'da, Avrupa'da, Fransa'da,  Amerika'da -neredeyse- bir Türk lobisi, Türkiye Cumhuriyeti lobisinin oluşturulmasında büyük bir  etki olacağına ben şahsen inanıyorum. Herhalde bütün arkadaşlarımız da bu düşünce içerisinde olsa  gerektir. Bu bir ilk adımdır. Belki bunun eksikleri olabilir. İşte, bir arkadaşımız söyledi. 15'inci mad­ dede, gerekirse yurt dışında ofisler açılabilecek ya da yurt içinde uygun görülen yerlerde, Başba­ kanlığın onayıyla. Ben bunun bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.  Burada, muhalefet-iktidar bütün milletvekilleri ciddi bir emek harcadılar, katkı verdiler. Bu lo­ bicilik faaliyetleri konusunda da eksiğimizi tamamlayacak, koordinasyonu yapacak böyle bir olu­ şum. Ben şahsen mutluluğumu ve memnuniyetimi ifade ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlar mısınız.  Buyurun.  MEHMET ÇERÇİ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Katkı veren tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Hayırlı olsun. (AK PARTİ ve MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çerçi.  Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Özdemir, buyurun.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana soruyorum: Türkiye'nin Türk dünyasıyla olan ilişkilerinde kültür unsuru öne çık­ maktadır. Kültürün en önemli öğesi ise dildir. Bu çerçevede, Türk dünyasında ilişkilerin geliştirilmesi  amacıyla Türkiye dışında konuşulan Türkçe lehçeleri ve akraba, soydaş dilleri öğreten dil eğitim ku­ rumları açması Başbakanlığın çalışma alanı içerisinde değerlendirilmekte midir?  Yine, bu çerçevede, yurt dışında Türklere yönelik basılı ve görsel medyanın desteklenmesi ko­ nusunda bir ödenek ayrılması söz konusu mudur?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.  Sayın Bakan, buyurun.  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Türk dilinin öğrenilmesiyle ilgili, bildiğiniz gibi,  çeşitli vakıflar, son dönemlerde Yunus Emre Vakfı, kuruldu. Ayrıca TİKA'nın desteğiyle de Türkoloji  enstitüleri, merkezleri oluşturuluyor. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor büyük coğrafyada.  Çok teşekkür ediyorum.  - 5 9 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Başka soru olmadığı için, tamamlanmıştır.  İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptık­ tan sonra ayrı ayrı oylannıza sunacağım.  21 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  22'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 22 nci maddesinde yer alan "Başbakan atama yetkisini Başkana devredebilir."  ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, konuşacak mısınız yoksa gerekçe mi okunsun?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Daire Başkanı, I. Hukuk Müşaviri ve Basın Müşaviri  kadrolarına yapılacak atamaların, Başkanın teklifi ve Başbakanın ya da ilgili Bakanın onayı ile ya­ pılması doğru olduğundan işbu değişiklik önergesi verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  23'üncü maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  24'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  25'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  26'ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 26. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Harun Öztürk  İzmir  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özdal Üçer Sum Sakık Nuri Yaman  Van Muş  İbrahim Binici  Muş  Osman Özçelik Akın Birdal  Diyarbakır Şanlıurfa Siirt  - 5 9 2 -
Sayfa 77 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Başka soru olmadığı için, tamamlanmıştır.  İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler de tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptık­ tan sonra ayrı ayrı oylannıza sunacağım.  21 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  22'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı "Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı"nın 22 nci maddesinde yer alan "Başbakan atama yetkisini Başkana devredebilir."  ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, konuşacak mısınız yoksa gerekçe mi okunsun?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Daire Başkanı, I. Hukuk Müşaviri ve Basın Müşaviri  kadrolarına yapılacak atamaların, Başkanın teklifi ve Başbakanın ya da ilgili Bakanın onayı ile ya­ pılması doğru olduğundan işbu değişiklik önergesi verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  23'üncü maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  24'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  25'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  26'ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 26. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Harun Öztürk  İzmir  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özdal Üçer Sum Sakık Nuri Yaman  Van Muş  İbrahim Binici  Muş  Osman Özçelik Akın Birdal  Diyarbakır Şanlıurfa Siirt  - 5 9 2 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 9 3 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen?  BENGİ YILDIZ (Batman) - Akın Bey.  BAŞKAN - Akın Birdal, Diyarbakır Milletvekili.  Buyurun Sayın Birdal. (BDP sıralarından alkışlar)  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, elbette biz mu­ halefet olarak, muhalefet olmamızın gereği itirazlarımızı yapacağız. Biraz da bu güven sorunu. Şimdi,  örneğin bugüne değin yüce Meclis çatısı altına gelen birçok yasa tasarıları geçti. Bazen ek önerile­ rimiz oldu, hiçbiri kabul edilmedi.  Yaklaşık işte, bir yıldan bu yana da açılım adına bir süreç yaşanıyor ama gerçekten açılım adı  altında işte, başlangıçta "Kürt açılımı" denildi, sonra "demokratik açılım" sonra "millî birlik pro­ jesi" ardından da "millî birlik ve kardeşlik projesi." Bu da şimdi ortadan kalktı ya... Bir güven so­ runu var bu çatı altında. Gerçekten iktidar bazen muhalefetle birlikte ne yapabilir, muhalefet bazen  iktidarla ne yapabilir ya da birlikte neler yapılabileceği konusunda bir kültür oluşmadı. O nedenle,  bizim itirazımız burada. Bir güven sorunu var. Yoksa kimi sözcüklere takıldığımızdan falan değil. İn­ sanlık tarihinde, bakıyoruz, kimi dönemler, örneğin Osmanlı döneminde "Etrâkı bî-idrâk" gibi, "id­ raksiz Türkler" gibi böyle aşağılayan, çok kötü bir şey vardı ya da aşağılamak için "Türk" derlerdi;  bugün bizim kimi farklı kimlikleri ve kültürleri aşağılamak için birtakım sıfatlar bulduğumuz gibi.  Örneğin, bakın, şimdi, bir Ermeni kadını için, şık Ermeni bir kadın için "kokona" derler. Gerçekten  oysa çok şık, zarif bir hanımefendi, ama "kokona", aşağılamak ya da genç bir Kürt kadınına, aslında  çok zarif, güzel bir Kürt kadını, ama "yosma" diye aşağılamak ya da...  İSMAİL GÖKSEL (Niğde) - Yok öyle bir şey!  AKIN BİRDAL (Devamla) - Yo, bakın, şimdi, onlar böyle... Örneğin şu Roman yurttaşları­ mız. Bakın, Sayın Başbakan, güzel, farklı... Ama onların da umarım başına bir şey gelmez çünkü  neye dokunurlarsa, gerçekten, işte, Kürtler, Ermeniler, Aleviler...  Sayın milletvekilleri, nedir bunun somut bir karşılığı "açılım" adı altında? Şimdi de Romanlar.  Romanları da ne kadar aşağıladığımızı biliriz hepimiz değil mi?  O nedenle, bence aşağılamadan hiçbir kimliği ve kültürü, eşitlikçi ve özüne ve öznesine insanı koyan,  insan onurunu, insan kişi güvenliğini ve özgürlüğünü ve düzenlemeler bunun üzerinde yapılırsa, orada  Türk yurttaşlarımızın da ve Türkiyeli yurttaşlarımızın da haklan ve özgürlükleri gözetilir ve korunur.  Şimdi, örneğin "one minute" dedi Sayın Başbakan, gerçekten bir Türkiye Cumhuriyeti Başba­ kanı olarak büyük bir prestij kazandı. Elbette, bir aşağılanması, bir halkın üzerine bu denli insanlık  dışı saldırılara karşı Sayın Başbakanın orada "one minute" demesi ve İsrail'in soykınmcı politikala­ rına karşı duruşu bir itibar kazandırdı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, ama aynı Sayın Baş­ bakanın, şimdi, gerçekten 1915'i anımsatan Ermeni insanlara karşı tavrı da şu anda aynı şekilde  Türkiye ya da Türk yurttaşlarını yurt dışında zor durumda bırakmıştır. Bu nedenle, bir ülkenin itiban,  onuru gerçekten, öyle, fazla, yasal düzenlemelerle kuşkusuz ilgili ama tam bir demokrasiye bağlılıkla  ilgili, hukukun üstünlüğünü bir ülkede sağlamakla ilgili, ayrımcılığa karşı bütün halklannın, yurt- taşlannın eşit ve özgür yaşamasını, demokratik anayasanın güvencesi altına bağlamak ve anayasal  yurttaşlık hakkını tanımak ve bunu içselleştirmekle ilgili. Yoksa, örneğin dün bir diplomat diyor ki:  "Bugün Orta Doğu ve Balkanlardaki komşulanmızı, Türk ve Müslüman seçmeni okşayıcı düzenle­ meler. .." Bakın, o da eski bir diplomat, onda da güven yaratmıyor.
Sayfa 78 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 9 3 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen?  BENGİ YILDIZ (Batman) - Akın Bey.  BAŞKAN - Akın Birdal, Diyarbakır Milletvekili.  Buyurun Sayın Birdal. (BDP sıralarından alkışlar)  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, elbette biz mu­ halefet olarak, muhalefet olmamızın gereği itirazlarımızı yapacağız. Biraz da bu güven sorunu. Şimdi,  örneğin bugüne değin yüce Meclis çatısı altına gelen birçok yasa tasarıları geçti. Bazen ek önerile­ rimiz oldu, hiçbiri kabul edilmedi.  Yaklaşık işte, bir yıldan bu yana da açılım adına bir süreç yaşanıyor ama gerçekten açılım adı  altında işte, başlangıçta "Kürt açılımı" denildi, sonra "demokratik açılım" sonra "millî birlik pro­ jesi" ardından da "millî birlik ve kardeşlik projesi." Bu da şimdi ortadan kalktı ya... Bir güven so­ runu var bu çatı altında. Gerçekten iktidar bazen muhalefetle birlikte ne yapabilir, muhalefet bazen  iktidarla ne yapabilir ya da birlikte neler yapılabileceği konusunda bir kültür oluşmadı. O nedenle,  bizim itirazımız burada. Bir güven sorunu var. Yoksa kimi sözcüklere takıldığımızdan falan değil. İn­ sanlık tarihinde, bakıyoruz, kimi dönemler, örneğin Osmanlı döneminde "Etrâkı bî-idrâk" gibi, "id­ raksiz Türkler" gibi böyle aşağılayan, çok kötü bir şey vardı ya da aşağılamak için "Türk" derlerdi;  bugün bizim kimi farklı kimlikleri ve kültürleri aşağılamak için birtakım sıfatlar bulduğumuz gibi.  Örneğin, bakın, şimdi, bir Ermeni kadını için, şık Ermeni bir kadın için "kokona" derler. Gerçekten  oysa çok şık, zarif bir hanımefendi, ama "kokona", aşağılamak ya da genç bir Kürt kadınına, aslında  çok zarif, güzel bir Kürt kadını, ama "yosma" diye aşağılamak ya da...  İSMAİL GÖKSEL (Niğde) - Yok öyle bir şey!  AKIN BİRDAL (Devamla) - Yo, bakın, şimdi, onlar böyle... Örneğin şu Roman yurttaşları­ mız. Bakın, Sayın Başbakan, güzel, farklı... Ama onların da umarım başına bir şey gelmez çünkü  neye dokunurlarsa, gerçekten, işte, Kürtler, Ermeniler, Aleviler...  Sayın milletvekilleri, nedir bunun somut bir karşılığı "açılım" adı altında? Şimdi de Romanlar.  Romanları da ne kadar aşağıladığımızı biliriz hepimiz değil mi?  O nedenle, bence aşağılamadan hiçbir kimliği ve kültürü, eşitlikçi ve özüne ve öznesine insanı koyan,  insan onurunu, insan kişi güvenliğini ve özgürlüğünü ve düzenlemeler bunun üzerinde yapılırsa, orada  Türk yurttaşlarımızın da ve Türkiyeli yurttaşlarımızın da haklan ve özgürlükleri gözetilir ve korunur.  Şimdi, örneğin "one minute" dedi Sayın Başbakan, gerçekten bir Türkiye Cumhuriyeti Başba­ kanı olarak büyük bir prestij kazandı. Elbette, bir aşağılanması, bir halkın üzerine bu denli insanlık  dışı saldırılara karşı Sayın Başbakanın orada "one minute" demesi ve İsrail'in soykınmcı politikala­ rına karşı duruşu bir itibar kazandırdı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, ama aynı Sayın Baş­ bakanın, şimdi, gerçekten 1915'i anımsatan Ermeni insanlara karşı tavrı da şu anda aynı şekilde  Türkiye ya da Türk yurttaşlarını yurt dışında zor durumda bırakmıştır. Bu nedenle, bir ülkenin itiban,  onuru gerçekten, öyle, fazla, yasal düzenlemelerle kuşkusuz ilgili ama tam bir demokrasiye bağlılıkla  ilgili, hukukun üstünlüğünü bir ülkede sağlamakla ilgili, ayrımcılığa karşı bütün halklannın, yurt- taşlannın eşit ve özgür yaşamasını, demokratik anayasanın güvencesi altına bağlamak ve anayasal  yurttaşlık hakkını tanımak ve bunu içselleştirmekle ilgili. Yoksa, örneğin dün bir diplomat diyor ki:  "Bugün Orta Doğu ve Balkanlardaki komşulanmızı, Türk ve Müslüman seçmeni okşayıcı düzenle­ meler. .." Bakın, o da eski bir diplomat, onda da güven yaratmıyor.  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 4 - Bu nedenle, güven yaratıcı, sistemi yeniden sorgulamak, gerçekten insan haklarına aykırı sal­ dırıları, darbeleri, tuzakları, suikastları yargılayıcı bir anlayışı burada gündeme getirmek ve buradan  da kaynaklanarak demokratik, sivil, çoğulcu bir anayasayla farklı kimliklerin ve kültürlerin de var­ lığını kabul ederek onların hukukunun üstünlüğünü sağlamaktır. O zaman, gerçekten Türkiyeli yurt­ taşlar içeride, dışarıda ve onların...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerini tamamlayınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler.  Zaten Birleşmiş Milletler, ILO ve Avrupa Birliği çerçevesinde Türkiye kabul ettiklerini hukukuyla  içselleştirmeli, kabul etmediklerini imzalayıp onaylamalı ve orada yurttaşlarımızın da o hak ve öz­ gürlüklerini güvence altına alan Avrupa Birliği ya da uluslararası hukuku kendi hukukumuzda iç- selleştirerek onların hak ve özgürlüklerini koruma altına almış oluruz ve bunu umut ediyoruz. Yoksa,  gerçekten insanın aklına geliyor: Umut ediyoruz ki, örneğin bu, Turancı yaklaşımı içermiyordur;  umarız ki, İttihat ve Terakkiden bu yana Türkleri birleştirmek gibi bir niyet taşımıyordur; umuyoruz  ki, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seç imindeki gibi bir darbeci niyeti taşımıyordun  Bunları umut ediyoruz ve bu yasa da tabii -yine bize rağmen olacak ama- umuyoruz "Türkiye yurt­ taşları" olarak düzeltilir ve bütün yurt dışındaki Türkiyeli yurttaşların hak ve özgürlüklerini hukuka  bağlarız. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Birdal.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  27'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı yasa tasarısının 27. maddesindeki "yurt dışındaki faaliyetlere  yönelik" ifadesinin "yurt dışındaki daha önceden planlanan faaliyetlere yönelik" olarak değiştiril­ mesini arz ve teklif ederiz.  Saygılanmızla.  Ramazan Kerim Özkan Ferit Mevlüt Aslanoğlu Atila Emek  Burdur Malatya Antalya  Şevket Köse Hulusi Güvel  Adıyaman Adana  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekili.  Buyurun Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 79 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 4 - Bu nedenle, güven yaratıcı, sistemi yeniden sorgulamak, gerçekten insan haklarına aykırı sal­ dırıları, darbeleri, tuzakları, suikastları yargılayıcı bir anlayışı burada gündeme getirmek ve buradan  da kaynaklanarak demokratik, sivil, çoğulcu bir anayasayla farklı kimliklerin ve kültürlerin de var­ lığını kabul ederek onların hukukunun üstünlüğünü sağlamaktır. O zaman, gerçekten Türkiyeli yurt­ taşlar içeride, dışarıda ve onların...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerini tamamlayınız.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler.  Zaten Birleşmiş Milletler, ILO ve Avrupa Birliği çerçevesinde Türkiye kabul ettiklerini hukukuyla  içselleştirmeli, kabul etmediklerini imzalayıp onaylamalı ve orada yurttaşlarımızın da o hak ve öz­ gürlüklerini güvence altına alan Avrupa Birliği ya da uluslararası hukuku kendi hukukumuzda iç- selleştirerek onların hak ve özgürlüklerini koruma altına almış oluruz ve bunu umut ediyoruz. Yoksa,  gerçekten insanın aklına geliyor: Umut ediyoruz ki, örneğin bu, Turancı yaklaşımı içermiyordur;  umarız ki, İttihat ve Terakkiden bu yana Türkleri birleştirmek gibi bir niyet taşımıyordur; umuyoruz  ki, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seç imindeki gibi bir darbeci niyeti taşımıyordun  Bunları umut ediyoruz ve bu yasa da tabii -yine bize rağmen olacak ama- umuyoruz "Türkiye yurt­ taşları" olarak düzeltilir ve bütün yurt dışındaki Türkiyeli yurttaşların hak ve özgürlüklerini hukuka  bağlarız. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Birdal.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  27'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı yasa tasarısının 27. maddesindeki "yurt dışındaki faaliyetlere  yönelik" ifadesinin "yurt dışındaki daha önceden planlanan faaliyetlere yönelik" olarak değiştiril­ mesini arz ve teklif ederiz.  Saygılanmızla.  Ramazan Kerim Özkan Ferit Mevlüt Aslanoğlu Atila Emek  Burdur Malatya Antalya  Şevket Köse Hulusi Güvel  Adıyaman Adana  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılamıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekili.  Buyurun Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)  TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 9 5 - RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlıyorum. Gerçekten gerekli olan bir başkanlık yasasını çıkarıyoruz.  Ancak, değerli arkadaşlarım, ben size bu konuda yurt dışında mağdur olan işçilerimizle ilgili hem  benim Burdur yöresinden, İsparta'da, Antalya'da, Uşak'ta, Kütahya'da, deprem bölgesi olan yerler­ den yurt dışına gitmiş insanlarımızın sorunlarından, o sorunların çözümü anlamında Sayın Bakanı­ mızı ve Hükümet yetkililerini uyarmak istiyorum.  Bölgelerimizde YİMPAŞ ve KOMBASSAN mağdurları oldukça çoktur. Bu insanlar yurt dışına  bir can olarak gitmiştir. O bölgede arazisi yoktur, traktörü yoktur, eşi yoktur ama emeğiyle gitmiştir.  Bu emeğini katık yapmıştır, çalışmıştır yıllara sâri, tuvalet temizlemiştir, fabrikalarda gece vardiya­ larında kalmıştır, ancak bu insanlarımızın birikimleri, o yirmi yılın, otuz yılın birikimleri heba edil­ miştir. Geçen gün bir vatandaşımız geldi Burdur'da, yaklaşık o aile, 5 nüfus gece gündüz çalışmış,  yöresinin bulgurunu yemiş, yöresinin tarhanasını yemiş, o bölgenin bir ürününü dahi kullanmamış,  yetiştirdiği turşuyu götürmüş buradan, bulgur pilavını götürmüş, onunla beslenmiş, tuvalet temizle­ miş, gece gündüz çalışmış bir artırım sağlamış. Ama ülkesine güvenmiş, devletine güvenmiş, gelmiş  KOMBASSAN'a bir çuval para bırakmış, gitmiş YİMPAŞ'a bir çuval para bırakmış. Bunlar mark  olarak bırakılmış, bunlar on yıl öncesinde bırakılmış ama bu insanlarımız şu anda mağdur; Türkiye'ye  dönecekler, dönemiyorlar. Bu insanlar bölgesinde yatırım yapmak istemişler. Bunların kimi fabrika  yapacaktı kimi atölye açacaktı ama "Faizsiz kazanç kutsaldır." anlayışı içerisinde, yatırım ortaklığı  içerisinde, belli bir kesime, dinden geçinenlere inanmış, paralarını yatırmışlar.  Bunların mağduriyetleri söz konusu ama ne yazık ki Hükümet ve yetkililerimiz "Bize mi sor­ dunuz?" anlayışı içerisinde bu insanlarımızın dilek ve isteklerini geri çevirmektedir. Bunları Cum­ huriyet Halk Partisi Grubu olarak devamlı gündemde tuttuk, heyetler gönderdik Almanya'ya,  sorunlarını dinledik bu insanların. Yani on binlerin üzerinde mağdur olan insanlarımız var, bunların  mağduriyetinin mutlaka giderilmesi gerekiyor.  Yargıtay 11. Dairesi bir açıklama yaptı "Zaman aşımından yararlanamazlar." diye. Şu anda mah­ kemelere başvuruyorlar ama burada Hükümetin sıcak elinin de bu şirketlere... Bu şirket şu anda ça­ lışıyor, yurt dışında fason şirketler kurdular, gelir ve getirileri var. Bu gelir ve getirilerinden bu  insanların emeklerinin verilmesi gerekiyor.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Deniz Fenerinde yok mu?  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Aynı şekilde Deniz Fenerinde de bunu yaşadı bu in­ sanlarımız, İhlas'tabunu yaşadı bu insanlarımız. Bunu, bir şekilde Hükümetimiz bu insanların, emek­ leriyle geçinen insanların bu cansiparane duygularına sahip çıkması gerekiyor.  Bu sorun çok önemli bir sorundur. Bu insanlar devletine güvenmiştir, dinine güvenmiştir, din  adamlarına güvenmiştir ama duyguları suistimal edilmiştir. Hafta sonunda Mersin'deydim, Diyanet  Vakfının, imamların bir toplantısı vardı. Orada da imam kardeşlerimiz de bu konudan mağdurlar, on­ ların da bu konuda dilek ve istekleri var; anlatıyorlar "Biz de verdik, bizim de paralarımız vardı  YİMPAŞ'ta, KOMBASSAN'da, İhlas'ta; gitti." diyorlar.  Onun için, bu sorunlarının bir an önce çözülmesini talep ediyorum. Hükümet yetkililerimiz bun­ lara bir uyan yapmış olsa kesinlikle KOMBASSAN, YİMPAŞ da bu paraları ödeme yeteneğinde de­ ğerli arkadaşlarım çünkü kaynakları var, emtiaları var, bugün Romanya'da, Bulgaristan'da iş  yaptıklannı duyuyoruz. Onun için sizden, Hükümet yetkililerinden ricamız, önerimiz -Sayın Baka­ nımızın bu konuda duyarlılığını da biliyorum- lütfen bu konuya el atınız.  Bu duygularla yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. İşçilerimizin emeklerine sahip çıkmanızı öne­ riyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)
Sayfa 80 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 3  - 5 9 5 - RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlıyorum. Gerçekten gerekli olan bir başkanlık yasasını çıkarıyoruz.  Ancak, değerli arkadaşlarım, ben size bu konuda yurt dışında mağdur olan işçilerimizle ilgili hem  benim Burdur yöresinden, İsparta'da, Antalya'da, Uşak'ta, Kütahya'da, deprem bölgesi olan yerler­ den yurt dışına gitmiş insanlarımızın sorunlarından, o sorunların çözümü anlamında Sayın Bakanı­ mızı ve Hükümet yetkililerini uyarmak istiyorum.  Bölgelerimizde YİMPAŞ ve KOMBASSAN mağdurları oldukça çoktur. Bu insanlar yurt dışına  bir can olarak gitmiştir. O bölgede arazisi yoktur, traktörü yoktur, eşi yoktur ama emeğiyle gitmiştir.  Bu emeğini katık yapmıştır, çalışmıştır yıllara sâri, tuvalet temizlemiştir, fabrikalarda gece vardiya­ larında kalmıştır, ancak bu insanlarımızın birikimleri, o yirmi yılın, otuz yılın birikimleri heba edil­ miştir. Geçen gün bir vatandaşımız geldi Burdur'da, yaklaşık o aile, 5 nüfus gece gündüz çalışmış,  yöresinin bulgurunu yemiş, yöresinin tarhanasını yemiş, o bölgenin bir ürününü dahi kullanmamış,  yetiştirdiği turşuyu götürmüş buradan, bulgur pilavını götürmüş, onunla beslenmiş, tuvalet temizle­ miş, gece gündüz çalışmış bir artırım sağlamış. Ama ülkesine güvenmiş, devletine güvenmiş, gelmiş  KOMBASSAN'a bir çuval para bırakmış, gitmiş YİMPAŞ'a bir çuval para bırakmış. Bunlar mark  olarak bırakılmış, bunlar on yıl öncesinde bırakılmış ama bu insanlarımız şu anda mağdur; Türkiye'ye  dönecekler, dönemiyorlar. Bu insanlar bölgesinde yatırım yapmak istemişler. Bunların kimi fabrika  yapacaktı kimi atölye açacaktı ama "Faizsiz kazanç kutsaldır." anlayışı içerisinde, yatırım ortaklığı  içerisinde, belli bir kesime, dinden geçinenlere inanmış, paralarını yatırmışlar.  Bunların mağduriyetleri söz konusu ama ne yazık ki Hükümet ve yetkililerimiz "Bize mi sor­ dunuz?" anlayışı içerisinde bu insanlarımızın dilek ve isteklerini geri çevirmektedir. Bunları Cum­ huriyet Halk Partisi Grubu olarak devamlı gündemde tuttuk, heyetler gönderdik Almanya'ya,  sorunlarını dinledik bu insanların. Yani on binlerin üzerinde mağdur olan insanlarımız var, bunların  mağduriyetinin mutlaka giderilmesi gerekiyor.  Yargıtay 11. Dairesi bir açıklama yaptı "Zaman aşımından yararlanamazlar." diye. Şu anda mah­ kemelere başvuruyorlar ama burada Hükümetin sıcak elinin de bu şirketlere... Bu şirket şu anda ça­ lışıyor, yurt dışında fason şirketler kurdular, gelir ve getirileri var. Bu gelir ve getirilerinden bu  insanların emeklerinin verilmesi gerekiyor.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Deniz Fenerinde yok mu?  RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Aynı şekilde Deniz Fenerinde de bunu yaşadı bu in­ sanlarımız, İhlas'tabunu yaşadı bu insanlarımız. Bunu, bir şekilde Hükümetimiz bu insanların, emek­ leriyle geçinen insanların bu cansiparane duygularına sahip çıkması gerekiyor.  Bu sorun çok önemli bir sorundur. Bu insanlar devletine güvenmiştir, dinine güvenmiştir, din  adamlarına güvenmiştir ama duyguları suistimal edilmiştir. Hafta sonunda Mersin'deydim, Diyanet  Vakfının, imamların bir toplantısı vardı. Orada da imam kardeşlerimiz de bu konudan mağdurlar, on­ ların da bu konuda dilek ve istekleri var; anlatıyorlar "Biz de verdik, bizim de paralarımız vardı  YİMPAŞ'ta, KOMBASSAN'da, İhlas'ta; gitti." diyorlar.  Onun için, bu sorunlarının bir an önce çözülmesini talep ediyorum. Hükümet yetkililerimiz bun­ lara bir uyan yapmış olsa kesinlikle KOMBASSAN, YİMPAŞ da bu paraları ödeme yeteneğinde de­ ğerli arkadaşlarım çünkü kaynakları var, emtiaları var, bugün Romanya'da, Bulgaristan'da iş  yaptıklannı duyuyoruz. Onun için sizden, Hükümet yetkililerinden ricamız, önerimiz -Sayın Baka­ nımızın bu konuda duyarlılığını da biliyorum- lütfen bu konuya el atınız.  Bu duygularla yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. İşçilerimizin emeklerine sahip çıkmanızı öne­ riyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul ermeyenler... Kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  28'inci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  29'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince 30'uncu maddenin fıkralan ayrı ayn maddeler olarak  oylanacaktır.  Madde 30-(l)'inci fıkrayı oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(2)'nci fıkrayı oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(3)'üncü fıkrayı oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(4)'üncü fıkrayı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(5)'inci fıkrayı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Çerçeve 30'uncu maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Geçici madde 1 üzerinde bir adet bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 1 inci maddesinin 5 inci fıkrasının  madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, konuşacak mısınız?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Sınavsız uzman yardımcılığına atanmanın hakka ve hukuka uygun olmadığı açıktır. Bu adalet­ sizliğin ortadan kaldırılması için iş bu değişiklik önergesi verilmiştir.
Sayfa 81 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul ermeyenler... Kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  28'inci maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  29'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince 30'uncu maddenin fıkralan ayrı ayn maddeler olarak  oylanacaktır.  Madde 30-(l)'inci fıkrayı oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(2)'nci fıkrayı oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(3)'üncü fıkrayı oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(4)'üncü fıkrayı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Madde 30-(5)'inci fıkrayı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Çerçeve 30'uncu maddeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Geçici madde 1 üzerinde bir adet bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 1 inci maddesinin 5 inci fıkrasının  madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.  Harun Öztürk  İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, konuşacak mısınız?  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Sınavsız uzman yardımcılığına atanmanın hakka ve hukuka uygun olmadığı açıktır. Bu adalet­ sizliğin ortadan kaldırılması için iş bu değişiklik önergesi verilmiştir.  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 7 - BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  31 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  32'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı yasa teklifinin 32. maddesinde geçen (Bakanlar Kurulu) iba­ resinin (Dışişleri Bakanı) olarak değiştirilmesini arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Buyurun Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yasa Tasan- sı'nın 32'nci maddesiyle ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize say­ gılar sunuyorum.  Aslında, yurt dışında en fazla insanı olan, vatandaşı olan bir ilin milletvekiliyim. Hepinizin inan­ masını istiyorum ki Tunceli kadar yurt dışında vatandaşı olan bir il yok. Bu vesileyle çok defalar da  yurt dışındaki derneklerin, birtakım cemaatlerin, Dersim cemaatlerinin düzenledikleri toplantılara  katılıyorum. Orada gerçekten, insanlarımızın çok büyük sıkıntıları var. İşte, maalesef, bugüne kadar  oradaki elçilikler, konsolosluklar bu insanlarımıza gerekli ilgiyi göstermiyor, kapılarını kapatıyorlar.  Ayrıca, bu vize meselesi bu insanlarımızın canına tak demiş. Vize konusunda, maalesef, Hükümet hiç­ bir şekilde ciddi bir önlem almamıştır. Burada Ankara, İstanbul'a gidiyorsunuz, vize almaya çalışan  ve kuyrukta saatlerce bekleyen, eksi 10'larda, eksi 20'lerde bekleyen çok büyük insan kitlemiz var.  Ayrıca, uzun zamandan beridir yurt dışında olup da çocuğunun, torununun bir düğününe gitmeye ça­ lışan anneler, nineler, dedeler, maalesef vize alamamaktadırlar. Tabii, bu, insanların çok büyük so­ runu. Bu insanların sorunuyla maalesef ilgilenilmiyor.  Tabii ki böyle bir kanunun yapılması, bence, çok geç kalınmış bir şeydir. Ama bunlarla ciddi şe­ kilde uğraşmak lazımdır. Bence, yurt dışında çalışan insanlar ımıza ayn bir milletvekilliği kontenjanı  vermek lazım Anayasa'da değişiklik yaparak. Bugün 5 milyona yakın insanımız yurt dışındaysa -Al­ manya'da, Fransa'da, İtalya'da bulunan, en fazla tabii Almanya'da- orada, her bir nüfusa göre belli  bir milletvekilliği vermekte bence yarar vardır.  Ben en son Avusturya'ya gittim. Avusturya'da bir cemevi yapılmış St. Pölten ilinde. Gerçekten  o cemevinin bahçesinin bir tarafında Pir Sultan Abdal sazını göğsüne almış, bir yandan Hacı Bektaş  bir kucağında aslan, bir kucağında geyik tutmuş ve bir yandan da... Pardon, şu anda ismi aklıma  gelmedi de, onu da hatırlayacağım. Bu oluşum... O insanların o cemevini açmaya Avusturya Cum­ hurbaşkanı olan kişi gelmiş ve o cemevinin açılışına 10 binlerce insan katılmış. Avusturya Cumhur­ başkanı demiş ki: "Bizim, işte bu manzarayı bize çıkaran insanlarla hiçbir farkımız yok. İşte, bakın,  şurada oturan 10 binlerce insan, bir farkımız yok. Bizim Alevi inançlı insanlarımızla ve bu düşün­ cedeki insanlarla hiçbir farkımız yok ve ülke içinde, Avrupa Birliği içinde yaşamaktan bir sıkıntımız  yok ama maalesef sizin bazı insanlarınız, yöneticileriniz bu güzelliği sergilemiyorlar."
Sayfa 82 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 7 - BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  31 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  32'nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 485 sıra sayılı yasa teklifinin 32. maddesinde geçen (Bakanlar Kurulu) iba­ resinin (Dışişleri Bakanı) olarak değiştirilmesini arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET CEYLAN (Karabük) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Buyurun Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yasa Tasan- sı'nın 32'nci maddesiyle ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize say­ gılar sunuyorum.  Aslında, yurt dışında en fazla insanı olan, vatandaşı olan bir ilin milletvekiliyim. Hepinizin inan­ masını istiyorum ki Tunceli kadar yurt dışında vatandaşı olan bir il yok. Bu vesileyle çok defalar da  yurt dışındaki derneklerin, birtakım cemaatlerin, Dersim cemaatlerinin düzenledikleri toplantılara  katılıyorum. Orada gerçekten, insanlarımızın çok büyük sıkıntıları var. İşte, maalesef, bugüne kadar  oradaki elçilikler, konsolosluklar bu insanlarımıza gerekli ilgiyi göstermiyor, kapılarını kapatıyorlar.  Ayrıca, bu vize meselesi bu insanlarımızın canına tak demiş. Vize konusunda, maalesef, Hükümet hiç­ bir şekilde ciddi bir önlem almamıştır. Burada Ankara, İstanbul'a gidiyorsunuz, vize almaya çalışan  ve kuyrukta saatlerce bekleyen, eksi 10'larda, eksi 20'lerde bekleyen çok büyük insan kitlemiz var.  Ayrıca, uzun zamandan beridir yurt dışında olup da çocuğunun, torununun bir düğününe gitmeye ça­ lışan anneler, nineler, dedeler, maalesef vize alamamaktadırlar. Tabii, bu, insanların çok büyük so­ runu. Bu insanların sorunuyla maalesef ilgilenilmiyor.  Tabii ki böyle bir kanunun yapılması, bence, çok geç kalınmış bir şeydir. Ama bunlarla ciddi şe­ kilde uğraşmak lazımdır. Bence, yurt dışında çalışan insanlar ımıza ayn bir milletvekilliği kontenjanı  vermek lazım Anayasa'da değişiklik yaparak. Bugün 5 milyona yakın insanımız yurt dışındaysa -Al­ manya'da, Fransa'da, İtalya'da bulunan, en fazla tabii Almanya'da- orada, her bir nüfusa göre belli  bir milletvekilliği vermekte bence yarar vardır.  Ben en son Avusturya'ya gittim. Avusturya'da bir cemevi yapılmış St. Pölten ilinde. Gerçekten  o cemevinin bahçesinin bir tarafında Pir Sultan Abdal sazını göğsüne almış, bir yandan Hacı Bektaş  bir kucağında aslan, bir kucağında geyik tutmuş ve bir yandan da... Pardon, şu anda ismi aklıma  gelmedi de, onu da hatırlayacağım. Bu oluşum... O insanların o cemevini açmaya Avusturya Cum­ hurbaşkanı olan kişi gelmiş ve o cemevinin açılışına 10 binlerce insan katılmış. Avusturya Cumhur­ başkanı demiş ki: "Bizim, işte bu manzarayı bize çıkaran insanlarla hiçbir farkımız yok. İşte, bakın,  şurada oturan 10 binlerce insan, bir farkımız yok. Bizim Alevi inançlı insanlarımızla ve bu düşün­ cedeki insanlarla hiçbir farkımız yok ve ülke içinde, Avrupa Birliği içinde yaşamaktan bir sıkıntımız  yok ama maalesef sizin bazı insanlarınız, yöneticileriniz bu güzelliği sergilemiyorlar."  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Onun için, değerli milletvekilleri, "Şimdi bizi Fransa almıyor, Avrupa Birliğine karşı." diyor.  "Avusturya, Avrupa Birliğine karşı." diyor. Niye acaba karşı? Yani bunu bir araştırma zahmetine in­ sanlar katlanabiliyor mu? Katlanmıyor. Hükümet... Şimdi, Tayyip Bey diyor ki: "Ben üç yüz mem­ lekete gittim, seyahat yaptım." Keşke hiç seyahat etmeseydi. Şimdi, Türkiye devasa bir ülke sayın  milletvekilleri. Dışarıda büyük görünen güzel, hakikaten, büyük bir ülke, kurumlarıyla, ordusuyla,  yargısıyla, işte, vatandaşlarıyla ama bizim yöneticiler oraya gidip de o konuşmaları yaptıkları zaman,  o insanlarla konuştukları zaman onlar da "Yahu demek ki bu devletin yöneticileri buysa, bu devlette  iş yok." diyorlar. Yani dışarıdaki görüntüyü bazen... Bir insanı dışarıda çok heybetli görebilirsiniz,  bir güç görebilirsiniz ama onun içine girdiğiniz zaman, onunla bir konuşma yaptığınız zaman bakı­ yorsunuz ki boş. Boş olunca, ona göre değer veriliyor size. Dolayısıyla, işte bu görüntüler, bu ko­ nuşmalar, bu davranışlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin de görüntüsünü maalesef çok zayıflatıyor.  Biraz önce konuşan arkadaş burada söyledi, işte yurt dışındaki o işçilerin kanını emen şirketler var;  KOMBASSAN'ı var, işte İhlas Holdingi var veya başkaları var. Kime sırtını dayadı? Bugünkü siyasi  iktidara sırtını dayadı. Peki, o insanların niye parasını vermiyorsunuz? O insanlar, bakın, ellerinde,  avuçlarında ne varsa biriktirdiler getirdiler, aldılar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu kanunları yaparken en azından bu insanların da haklarını ko­ rumak lazım. Yani bu Deniz Feneri olayında bu kadar para geldi, kime gitti, bunu kim koruyor?  AKP'nin kuruluşunda bu para harcandı mı harcanmadı mı, birtakım televizyon kanallarında bu para  harcandı mı harcanmadı mı? Bunları tespit edip, yurt dışında çalışan o insanların emeklerinin birta­ kım düzenbazlar tarafından, soyguncular tarafından sömürülmemesi için burada Meclisin el koy­ ması lazım. Buraya bence bu konuda da ciddi bir hüküm getirmek lazım.  Yurt dışındaki işçilerimiz bizim oradaki temsilcilerimizdir, elçilerimizdir. Mesela orada Avrupa  Alevi Dernekleri Federasyonu diye bir federasyon var, devasa bir federasyon. Gerçekten orada çok  güzel fikirler üretiyorlar; bilime, teknolojiye, Türkiye'nin geleceğine yönelik çok ciddi çalışmaları var.  Ama maalesef bunlar, zaman zaman konsolosluklara, elçiliklere gittikleri zaman bunlara gerekli hiç­ bir ilgi gösterilmiyor. Ama birtakım şeriatçı örgütler, bunlar, maalesef, işte özellikle Abdullah Gül  Dışişleri Bakanıyken bunlara çok büyük rağbet gösterdi.  Saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi gereğince oyunun rengini belli etmek üzere ve lehinde söz  isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.  Buyurun Sayın Şandır.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlıyorum. Gerçekten önemli bir kanunu, gelecek açısından çok değerli bir adımı  birlikte attık ve sonuna geldik. Bu kanunun oluşmasında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak  çok yoğun bir katkı verdiğimizi ifade etmeliyim. Ayrıca, Sayın Bakanlığın çalışmasını baz alarak  hazırladığımız kanun teklifini biz Türk dünyası başkanlığı merkezli, kapsamlı düzenlemiştik,  - 5 9 8 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Onun için, değerli milletvekilleri, "Şimdi bizi Fransa almıyor, Avrupa Birliğine karşı." diyor.  "Avusturya, Avrupa Birliğine karşı." diyor. Niye acaba karşı? Yani bunu bir araştırma zahmetine in­ sanlar katlanabiliyor mu? Katlanmıyor. Hükümet... Şimdi, Tayyip Bey diyor ki: "Ben üç yüz mem­ lekete gittim, seyahat yaptım." Keşke hiç seyahat etmeseydi. Şimdi, Türkiye devasa bir ülke sayın  milletvekilleri. Dışarıda büyük görünen güzel, hakikaten, büyük bir ülke, kurumlarıyla, ordusuyla,  yargısıyla, işte, vatandaşlarıyla ama bizim yöneticiler oraya gidip de o konuşmaları yaptıkları zaman,  o insanlarla konuştukları zaman onlar da "Yahu demek ki bu devletin yöneticileri buysa, bu devlette  iş yok." diyorlar. Yani dışarıdaki görüntüyü bazen... Bir insanı dışarıda çok heybetli görebilirsiniz,  bir güç görebilirsiniz ama onun içine girdiğiniz zaman, onunla bir konuşma yaptığınız zaman bakı­ yorsunuz ki boş. Boş olunca, ona göre değer veriliyor size. Dolayısıyla, işte bu görüntüler, bu ko­ nuşmalar, bu davranışlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin de görüntüsünü maalesef çok zayıflatıyor.  Biraz önce konuşan arkadaş burada söyledi, işte yurt dışındaki o işçilerin kanını emen şirketler var;  KOMBASSAN'ı var, işte İhlas Holdingi var veya başkaları var. Kime sırtını dayadı? Bugünkü siyasi  iktidara sırtını dayadı. Peki, o insanların niye parasını vermiyorsunuz? O insanlar, bakın, ellerinde,  avuçlarında ne varsa biriktirdiler getirdiler, aldılar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu kanunları yaparken en azından bu insanların da haklarını ko­ rumak lazım. Yani bu Deniz Feneri olayında bu kadar para geldi, kime gitti, bunu kim koruyor?  AKP'nin kuruluşunda bu para harcandı mı harcanmadı mı, birtakım televizyon kanallarında bu para  harcandı mı harcanmadı mı? Bunları tespit edip, yurt dışında çalışan o insanların emeklerinin birta­ kım düzenbazlar tarafından, soyguncular tarafından sömürülmemesi için burada Meclisin el koy­ ması lazım. Buraya bence bu konuda da ciddi bir hüküm getirmek lazım.  Yurt dışındaki işçilerimiz bizim oradaki temsilcilerimizdir, elçilerimizdir. Mesela orada Avrupa  Alevi Dernekleri Federasyonu diye bir federasyon var, devasa bir federasyon. Gerçekten orada çok  güzel fikirler üretiyorlar; bilime, teknolojiye, Türkiye'nin geleceğine yönelik çok ciddi çalışmaları var.  Ama maalesef bunlar, zaman zaman konsolosluklara, elçiliklere gittikleri zaman bunlara gerekli hiç­ bir ilgi gösterilmiyor. Ama birtakım şeriatçı örgütler, bunlar, maalesef, işte özellikle Abdullah Gül  Dışişleri Bakanıyken bunlara çok büyük rağbet gösterdi.  Saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi gereğince oyunun rengini belli etmek üzere ve lehinde söz  isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.  Buyurun Sayın Şandır.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyeti­ nizi saygıyla selamlıyorum. Gerçekten önemli bir kanunu, gelecek açısından çok değerli bir adımı  birlikte attık ve sonuna geldik. Bu kanunun oluşmasında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak  çok yoğun bir katkı verdiğimizi ifade etmeliyim. Ayrıca, Sayın Bakanlığın çalışmasını baz alarak  hazırladığımız kanun teklifini biz Türk dünyası başkanlığı merkezli, kapsamlı düzenlemiştik,  - 5 9 8 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 9 - onunla Sayın Bakanlığın "Yurtdışı Türkler" diye bir başka alanı da birleştirerek hazırladığı tasarıyla  birleştirildi Dışişleri Komisyonunda ve bugün "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar" başlıklı bir  başkanlık kurulmasının hukukunu birlikte tanzim ettik. Biz bunun bir ilk adım olduğunu, bir baş­ langıç olduğunu, bunun mutlaka ileri zaman içinde Türk dünyası gerçeğini ve bu gerçeğin gereğini  yerine getirecek bir yapıya kavuşacağını ümit ediyoruz, arzu ediyoruz. İleri zaman içerisinde bunun  bir bakanlığa dönüşeceğini, bunun bir zorunluluk hâlinde ülkemizin yöneticileri tarafından gerçek­ leştirileceğini de ümit ediyoruz. Doğru bir iş yapıldığını, geç kalmış, gerekli olan, yapılması gereken  bir işin yapıldığını düşünüyoruz. Bu kanunun çıkmasının yani "Yurtdışı Türkler Başkanlığı" adı al­ tında, "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı" adı altında bir kurumun kurulmasının,  özellikle dünyanın çok değerli bir bölgesinde yaşayan soydaşlarımız, akraba topluluklarımız ve yurt  dışında yaşayan vatandaşlarımız açısından önemli bir kazanım olacağını düşünüyoruz.  Bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen herkese, katkı veren herkese, özellikle Dışişleri Ko­ misyonunda bu kanunun birleştirilmesi için, tasarı ile teklifin birleştirilmesi için oluşturulan Komis­ yonda katkı veren tüm arkadaşlarıma, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ve kanun teklifi sahibi  olarak çok teşekkür ediyorum.  Bu kanunun ülkemize, milletimize, tüm Türk dünyasına ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza  hayırlı hizmetler sunmasını da diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, oyumun renginin  "evet" olacağını da ifade ediyorum.  Teşekkür eder, saygılar sunarım efendim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.  İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi gereğince oyunun rengini belirtmek üzere ve aleyhte olmak üzere  söz isteyen Kamer Genç, Tunceli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından "Adamın hiç lehte olduğunu  gördünüz mü?" sesi)  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yasa Tasarı- sı'nın son oylamasında oyumun rengini belirtmek üzere aleyhte söz almış bulunuyorum. Hepinize  saygılar sunuyorum.  "Lehte hiç oldu mu?" dediniz. Çok haklı söylüyorsunuz çünkü AKP'nin hiçbir icraatının le­ hinde konuşmam mümkün değil. Yani şimdi, burada üç seneye yakındır şu kürsülerde konuşuyoruz,  getirdiğiniz hiçbir yasa tasarısında fakirin, fukaranın, işsizin hakkını korumadınız, memlekette ne  kadar zenginin hakkını korudunuz, ne kadar sömürü düzeni varsa onu korudunuz, ne kadar ihale yol­ suzlukları varsa onun üzerini örttünüz, devletin ne kadar malı mülkü varsa onu satmak için her türlü  kişilerle anlaştınız, bankaların büyük bir kesimini özel kesime devrettiniz. Ondan sonra, kurumlar ver­ gisini yüzde 30'dan da yüzde 20'ye indirmek suretiyle Telekom'a senede 1 katrilyon lira vergi avan­ tajını getirdiniz, TÜPRAŞ'a 1 katrilyon lira vergi avantajını getirdiniz. Tabii, onun için bunları  gördükçe, bu memlekette bu kadar işsizlik, sıkıntı olunca bunların halli konusunda bir icraat ortaya  gelmeyince bizim desteklememiz mümkün değil. Ben zaten şimdi bağımsız milletvekiliyim. İktidar  peşinde koşmuyorum, servet peşinde koşmuyorum. Ne için koşuyorum? Bu milletin menfaati nere­ deyse onun peşinde koşuyorum.
Sayfa 84 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 9 - onunla Sayın Bakanlığın "Yurtdışı Türkler" diye bir başka alanı da birleştirerek hazırladığı tasarıyla  birleştirildi Dışişleri Komisyonunda ve bugün "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar" başlıklı bir  başkanlık kurulmasının hukukunu birlikte tanzim ettik. Biz bunun bir ilk adım olduğunu, bir baş­ langıç olduğunu, bunun mutlaka ileri zaman içinde Türk dünyası gerçeğini ve bu gerçeğin gereğini  yerine getirecek bir yapıya kavuşacağını ümit ediyoruz, arzu ediyoruz. İleri zaman içerisinde bunun  bir bakanlığa dönüşeceğini, bunun bir zorunluluk hâlinde ülkemizin yöneticileri tarafından gerçek­ leştirileceğini de ümit ediyoruz. Doğru bir iş yapıldığını, geç kalmış, gerekli olan, yapılması gereken  bir işin yapıldığını düşünüyoruz. Bu kanunun çıkmasının yani "Yurtdışı Türkler Başkanlığı" adı al­ tında, "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı" adı altında bir kurumun kurulmasının,  özellikle dünyanın çok değerli bir bölgesinde yaşayan soydaşlarımız, akraba topluluklarımız ve yurt  dışında yaşayan vatandaşlarımız açısından önemli bir kazanım olacağını düşünüyoruz.  Bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen herkese, katkı veren herkese, özellikle Dışişleri Ko­ misyonunda bu kanunun birleştirilmesi için, tasarı ile teklifin birleştirilmesi için oluşturulan Komis­ yonda katkı veren tüm arkadaşlarıma, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ve kanun teklifi sahibi  olarak çok teşekkür ediyorum.  Bu kanunun ülkemize, milletimize, tüm Türk dünyasına ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza  hayırlı hizmetler sunmasını da diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, oyumun renginin  "evet" olacağını da ifade ediyorum.  Teşekkür eder, saygılar sunarım efendim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.  İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi gereğince oyunun rengini belirtmek üzere ve aleyhte olmak üzere  söz isteyen Kamer Genç, Tunceli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından "Adamın hiç lehte olduğunu  gördünüz mü?" sesi)  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yasa Tasarı- sı'nın son oylamasında oyumun rengini belirtmek üzere aleyhte söz almış bulunuyorum. Hepinize  saygılar sunuyorum.  "Lehte hiç oldu mu?" dediniz. Çok haklı söylüyorsunuz çünkü AKP'nin hiçbir icraatının le­ hinde konuşmam mümkün değil. Yani şimdi, burada üç seneye yakındır şu kürsülerde konuşuyoruz,  getirdiğiniz hiçbir yasa tasarısında fakirin, fukaranın, işsizin hakkını korumadınız, memlekette ne  kadar zenginin hakkını korudunuz, ne kadar sömürü düzeni varsa onu korudunuz, ne kadar ihale yol­ suzlukları varsa onun üzerini örttünüz, devletin ne kadar malı mülkü varsa onu satmak için her türlü  kişilerle anlaştınız, bankaların büyük bir kesimini özel kesime devrettiniz. Ondan sonra, kurumlar ver­ gisini yüzde 30'dan da yüzde 20'ye indirmek suretiyle Telekom'a senede 1 katrilyon lira vergi avan­ tajını getirdiniz, TÜPRAŞ'a 1 katrilyon lira vergi avantajını getirdiniz. Tabii, onun için bunları  gördükçe, bu memlekette bu kadar işsizlik, sıkıntı olunca bunların halli konusunda bir icraat ortaya  gelmeyince bizim desteklememiz mümkün değil. Ben zaten şimdi bağımsız milletvekiliyim. İktidar  peşinde koşmuyorum, servet peşinde koşmuyorum. Ne için koşuyorum? Bu milletin menfaati nere­ deyse onun peşinde koşuyorum.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Bakın, dün de burada söyledim, bugün yine Libya'dan bir vatandaş telefon ediyor, diyor ki:  "Burada 350 tane işçi ortalıkta kalmışız." Birileri kandırmış, götürmüş buraya, adamların müteahhitler  paralannı vermiyorlar. Orada tabii ki birtakım güvenlik kuvvetleri de geliyor, adamlar cehennem ha­ yatını yaşıyor, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hakları korunmuyor. Geçenlerde bir vatandaş  gelmişti, Kosova'dan bir genç geldi, beni ziyaret etti, "Efendim biz Kosova'daki Türkler olarak,  orada Başbakan Arnavut ama bizim Tayyip Bey'in iyi arkadaşı ama Türkler orada çok eziliyor. Ar­ navutlar her türlü üst makamlara geliyor ama Türklere bir hak verilmiyor." dedi. Bunları korumak  sizin hakkınız yani bu iktidarın hakkı yani bizim istediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatan­ daşları ve Türk ve bu ülkenin soyundan gelen insanların yurt dışında menfaatlerinin korunmasıdır.  Ayrıca, işte, bu yurt dışı işçileri en büyük sömüren kişiler en başta İlyas Holding. İlyas Holdingi siz...  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - İhlas Holding...  KAMER GENÇ (Devamla) - Tasarruf Mevduat Fonu'na alındı, burada kanun geçti. Ben o  zaman Mecliste değildim ama son anda Tayyip Bey müdahale etti, Tasarruf Mevduat Sigorta Fo­ nu'ndan çıkarıldı ve bu insanlar alacaklarını alamıyorlar. Yani sizin anlayışınızdaki bir iktidar eğer  sizin de bir maddi, bir kişisel maddi bir çıkar unsuru varsa, onun en haksız işlemlerini bile bir yasayla  lehine çevirebiliyorsunuz ama en haklı davaları da yasayla ortadan kaldırıyorsunuz.  Onun için, ben bu kanuna aslında karşı değilim. Bu kanunun hazırlanmasına katkıda bulunan  MHP Grubuna da teşekkür ediyorum. Yalnız, bunda yetersizlik var; bir defa bakanlık kurulması lazım  burada, bir. İkincisi, yurt dışında çalışan işçilerimize ayrı olarak, onlara bir milletvekili kontenjanı­ nın verilmesi lazım. Bana göre, Anayasa değişikliği yapıyorsanız, işte, yurt dışındaki işçilere ait, 550  milletvekilinin üzerine ilave edilebilir veya 550 milletvekili içinde bir 50 milletvekili yurt dışında ça­ lışan işçilere tahsis edilebilir. Orada, işte vize kolaylıkları sağlanması lazım, Hükümetin bu konuda  çaba sarf etmesi lazım. Yine, yurt dışında çalışıp da paraları birtakım insanlar tarafından gasbedilen  insanların da ceza kanunlarına en ağır hükümler konulmak suretiyle bunların tahsilini kolaylaştırmak  ve şu anda zimmetine geçiren o kişileri de en ağır şekilde cezalandırmak lazım ama nerede? Bir ba­ kıyorsunuz, geçmişte Cemil Çiçek'le bir KOMBASSAN'da mahkûm olmuş kişi yan yana yürüyor­ lar, işte, cuma namazındalar. Böyle olunca tabii vatandaşlar, kim bunların üzerine gidebilir? İşte,  hakları bu kadar gasbedilmiş vatandaşlarımızın maalesef Türkiye'de menfaatleri korunmuyor. İşte,  Erdoğan... Ören'le özel ilişkiler var, ekonomik ilişkiler var. Onun vatandaştan haksız olarak topla­ dığı paralar maalesef bu AKP İktidarının çıkardığı kanunlar sırasında üzerine bir servet olarak yatı­ rılması sağlanıyor. Böyle bir zihniyetin olduğu bir iktidarın hazırladığı bir kanun tasarısının özünde  hedeflenen, korunması gereken kitle kim?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Elbette ki, kendine yakın olan, kendilerine zihniyet olarak yakın olan  ve kendilerine ekonomik yönden katkı sağlamaya çalışan kişilerin hedeflendiği açıkça görülmektedir.  Ben, gerçekten, yurt dışında çok sıkıntı içinde yaşayan bu insanlarımızın Türkiye'de özellikle  şimdi, son zamanlarda artık yurt dışında çalışan işçilerimiz çok büyük sıkıntı çekmektedir. Devle­ tin, burada, Türkiye'ye gelip yerleşmek isteyen bu vatandaşlarımıza konut temini konusunda, sanat­ larının icrası konusunda yardımcı olması gerektiğine inanıyorum, çocuklarının Türkiye'de  okutulmasına birtakım, işte, burslar sağlanması gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla bu eksik taraf­ larına rağmen böyle bir kanun çıkmasını yine de olumlu görüyorum.  Saygılar sunuyorum efendim.  - 6 0 0 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Bakın, dün de burada söyledim, bugün yine Libya'dan bir vatandaş telefon ediyor, diyor ki:  "Burada 350 tane işçi ortalıkta kalmışız." Birileri kandırmış, götürmüş buraya, adamların müteahhitler  paralannı vermiyorlar. Orada tabii ki birtakım güvenlik kuvvetleri de geliyor, adamlar cehennem ha­ yatını yaşıyor, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hakları korunmuyor. Geçenlerde bir vatandaş  gelmişti, Kosova'dan bir genç geldi, beni ziyaret etti, "Efendim biz Kosova'daki Türkler olarak,  orada Başbakan Arnavut ama bizim Tayyip Bey'in iyi arkadaşı ama Türkler orada çok eziliyor. Ar­ navutlar her türlü üst makamlara geliyor ama Türklere bir hak verilmiyor." dedi. Bunları korumak  sizin hakkınız yani bu iktidarın hakkı yani bizim istediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatan­ daşları ve Türk ve bu ülkenin soyundan gelen insanların yurt dışında menfaatlerinin korunmasıdır.  Ayrıca, işte, bu yurt dışı işçileri en büyük sömüren kişiler en başta İlyas Holding. İlyas Holdingi siz...  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - İhlas Holding...  KAMER GENÇ (Devamla) - Tasarruf Mevduat Fonu'na alındı, burada kanun geçti. Ben o  zaman Mecliste değildim ama son anda Tayyip Bey müdahale etti, Tasarruf Mevduat Sigorta Fo­ nu'ndan çıkarıldı ve bu insanlar alacaklarını alamıyorlar. Yani sizin anlayışınızdaki bir iktidar eğer  sizin de bir maddi, bir kişisel maddi bir çıkar unsuru varsa, onun en haksız işlemlerini bile bir yasayla  lehine çevirebiliyorsunuz ama en haklı davaları da yasayla ortadan kaldırıyorsunuz.  Onun için, ben bu kanuna aslında karşı değilim. Bu kanunun hazırlanmasına katkıda bulunan  MHP Grubuna da teşekkür ediyorum. Yalnız, bunda yetersizlik var; bir defa bakanlık kurulması lazım  burada, bir. İkincisi, yurt dışında çalışan işçilerimize ayrı olarak, onlara bir milletvekili kontenjanı­ nın verilmesi lazım. Bana göre, Anayasa değişikliği yapıyorsanız, işte, yurt dışındaki işçilere ait, 550  milletvekilinin üzerine ilave edilebilir veya 550 milletvekili içinde bir 50 milletvekili yurt dışında ça­ lışan işçilere tahsis edilebilir. Orada, işte vize kolaylıkları sağlanması lazım, Hükümetin bu konuda  çaba sarf etmesi lazım. Yine, yurt dışında çalışıp da paraları birtakım insanlar tarafından gasbedilen  insanların da ceza kanunlarına en ağır hükümler konulmak suretiyle bunların tahsilini kolaylaştırmak  ve şu anda zimmetine geçiren o kişileri de en ağır şekilde cezalandırmak lazım ama nerede? Bir ba­ kıyorsunuz, geçmişte Cemil Çiçek'le bir KOMBASSAN'da mahkûm olmuş kişi yan yana yürüyor­ lar, işte, cuma namazındalar. Böyle olunca tabii vatandaşlar, kim bunların üzerine gidebilir? İşte,  hakları bu kadar gasbedilmiş vatandaşlarımızın maalesef Türkiye'de menfaatleri korunmuyor. İşte,  Erdoğan... Ören'le özel ilişkiler var, ekonomik ilişkiler var. Onun vatandaştan haksız olarak topla­ dığı paralar maalesef bu AKP İktidarının çıkardığı kanunlar sırasında üzerine bir servet olarak yatı­ rılması sağlanıyor. Böyle bir zihniyetin olduğu bir iktidarın hazırladığı bir kanun tasarısının özünde  hedeflenen, korunması gereken kitle kim?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Elbette ki, kendine yakın olan, kendilerine zihniyet olarak yakın olan  ve kendilerine ekonomik yönden katkı sağlamaya çalışan kişilerin hedeflendiği açıkça görülmektedir.  Ben, gerçekten, yurt dışında çok sıkıntı içinde yaşayan bu insanlarımızın Türkiye'de özellikle  şimdi, son zamanlarda artık yurt dışında çalışan işçilerimiz çok büyük sıkıntı çekmektedir. Devle­ tin, burada, Türkiye'ye gelip yerleşmek isteyen bu vatandaşlarımıza konut temini konusunda, sanat­ larının icrası konusunda yardımcı olması gerektiğine inanıyorum, çocuklarının Türkiye'de  okutulmasına birtakım, işte, burslar sağlanması gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla bu eksik taraf­ larına rağmen böyle bir kanun çıkmasını yine de olumlu görüyorum.  Saygılar sunuyorum efendim.  - 6 0 0 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.  Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.  Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul eden­ ler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oylama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 485 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın yapılan açık oylama sonu­ cunu açıklıyorum:  Kullanılan oy sayısı : 199  Kabul : 193  Ret 5  Çekimser : 1 (x)  Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.  Sayın milletvekilleri, Devlet Bakanı Faruk Çelik teşekkür konuşması yapacaklardır.  Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;  önemli bir tasarıyı yasalaştırmış bulunuyoruz. Bu yasa ayrımcı değil birleştirici bir yasadır. Bu yasa  ile soyuttan somuta geçiş sağlandı. Yani genelde şöyle ifade ederiz: Bir işle ilgileniyor musun? İlgi­ leniyoruz. Bu geniş kavramdan, "ilgileniyorum" noktasına gelmiş bulunuyoruz şu anda. Yurt dışında  yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla artık "ilgileniyoruz" anlayışı geride kalıyor, "ilgileniyorum"  noktasına getirmiş bulunuyorsunuz, bulunuyoruz hep birlikte.  Şimdi, bir işin birden fazla sorumlusu varsa, o sorunlar yumağının nasıl geliştiğini hepimiz bi­ liyoruz. Bu yasa ile artık bir merkezden yurt dışındaki vatandaşlarımızın, akrabalarla kültürel ilişki­ lerimizin geliştirilmesi sağlanmış olacak. Dolayısıyla bir merkeze kavuşmuş oluyor tüm bu büyük  coğrafyadaki sorunlar, talepler yumağı.  Bu, kurumlar arasında, bakanlıklar arasında bir çatışma kesinlikle değildir çünkü yurt dışındaki  vatandaşlarımızın Türkiye'yle ilişkilerinde, Türkiye'yle ilişkileriyle ilgili sorunları burada arkadaş­ larımız ifade ettiler. Bu sorunların çözümünde artık gecikmeler olmayacak bu koordinasyon gör­ eviyle seri olarak sorunların çözümü gerçekleştirilecek.  Bir de, tabii, düşünmemiz gerekiyor, artık yurt dışında işçi göçü olarak bulunan vatandaşlarımız  50'nci yılını doldurdular. Dördüncü kuşaktan bahsediyoruz, dördüncü kuşağın, bizim vatandaşımız  olan bu insanların, bu çocukların, bu gençlerin, tabii ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak sa- hiplenilmesinden daha doğal ne olabilir? Bir an için düşünelim, hangi ülke kendi insanına sahip çık­ mıyor ki! İmparatorluktan cumhuriyete geçiş neticesinde büyük coğrafyaya yüzyıl önce hitap eden  bir ülkenin, bu coğrafyalardaki gerek kültürel mirası gerekse akraba toplulukları ve özellikle de va­ tandaşlarla ilişkilerinde duyarsızlığı söz konusu olabilir mi? Tabii ki olamaz. Onun için, bütün grup­ lar burada "geç kalınmış bir düzenleme" diye ifade ettiler, ben de aynen katılıyorum ama gecikmeli  de olsa bunu birlikte başardık, birlikte gerçekleştirdik.  (x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.  - 6 0 1 -
Sayfa 86 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.  Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.  Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul eden­ ler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oylama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 485 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın yapılan açık oylama sonu­ cunu açıklıyorum:  Kullanılan oy sayısı : 199  Kabul : 193  Ret 5  Çekimser : 1 (x)  Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.  Sayın milletvekilleri, Devlet Bakanı Faruk Çelik teşekkür konuşması yapacaklardır.  Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;  önemli bir tasarıyı yasalaştırmış bulunuyoruz. Bu yasa ayrımcı değil birleştirici bir yasadır. Bu yasa  ile soyuttan somuta geçiş sağlandı. Yani genelde şöyle ifade ederiz: Bir işle ilgileniyor musun? İlgi­ leniyoruz. Bu geniş kavramdan, "ilgileniyorum" noktasına gelmiş bulunuyoruz şu anda. Yurt dışında  yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla artık "ilgileniyoruz" anlayışı geride kalıyor, "ilgileniyorum"  noktasına getirmiş bulunuyorsunuz, bulunuyoruz hep birlikte.  Şimdi, bir işin birden fazla sorumlusu varsa, o sorunlar yumağının nasıl geliştiğini hepimiz bi­ liyoruz. Bu yasa ile artık bir merkezden yurt dışındaki vatandaşlarımızın, akrabalarla kültürel ilişki­ lerimizin geliştirilmesi sağlanmış olacak. Dolayısıyla bir merkeze kavuşmuş oluyor tüm bu büyük  coğrafyadaki sorunlar, talepler yumağı.  Bu, kurumlar arasında, bakanlıklar arasında bir çatışma kesinlikle değildir çünkü yurt dışındaki  vatandaşlarımızın Türkiye'yle ilişkilerinde, Türkiye'yle ilişkileriyle ilgili sorunları burada arkadaş­ larımız ifade ettiler. Bu sorunların çözümünde artık gecikmeler olmayacak bu koordinasyon gör­ eviyle seri olarak sorunların çözümü gerçekleştirilecek.  Bir de, tabii, düşünmemiz gerekiyor, artık yurt dışında işçi göçü olarak bulunan vatandaşlarımız  50'nci yılını doldurdular. Dördüncü kuşaktan bahsediyoruz, dördüncü kuşağın, bizim vatandaşımız  olan bu insanların, bu çocukların, bu gençlerin, tabii ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak sa- hiplenilmesinden daha doğal ne olabilir? Bir an için düşünelim, hangi ülke kendi insanına sahip çık­ mıyor ki! İmparatorluktan cumhuriyete geçiş neticesinde büyük coğrafyaya yüzyıl önce hitap eden  bir ülkenin, bu coğrafyalardaki gerek kültürel mirası gerekse akraba toplulukları ve özellikle de va­ tandaşlarla ilişkilerinde duyarsızlığı söz konusu olabilir mi? Tabii ki olamaz. Onun için, bütün grup­ lar burada "geç kalınmış bir düzenleme" diye ifade ettiler, ben de aynen katılıyorum ama gecikmeli  de olsa bunu birlikte başardık, birlikte gerçekleştirdik.  (x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.  - 6 0 1 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 2 - Yine burada ifade edilen Roman vatandaşlarımızla ilgili ve Alevi vatandaşlarımızla ilgili ger­ çekleştirdiğimiz çalıştayların ve çalışmaların doğru bir düzlemde yürüdüğünü ve doğru bir zeminde  mesafe katettiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu konuyla ilgili bir sıkıntı yaşamadığımızı da ifade  ediyorum. Özellikle Roman vatandaşlarla ilgili yarın İçişleri Komisyonunda bir ayrımcılığı ortadan  kaldıran bir düzenlemeyi ele alıyoruz. Alevi vatandaşlarımızın talepleriyle ilgili de önemli bir nok­ taya gelmiş bulunuyoruz. İnanıyorum ki o sorunların da hep birlikte çözüme kavuştuğunu göreceğiz.  "Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu" diye bir birim var çıkardığımız yasada; burada ifade  edilen, çeşitli vesilelerle yurt dışında seyahatte bulunan milletvekillerimize iletilen bazı sorunların çö­ zümüyle ilgili SPK Başkanı da bu Kurulun içerisinde bulunuyor. Dolayısıyla yurt dışındaki tüm so­ runların çözümüyle ilgili bu koordinasyon görevini üstlenen bu yeni birim, bahse konu, burada ifade  edilen sorunların da ortadan kaldırılmasıyla ilgili gerekli birimlerle yoğun bir çaba ve çözüme dönük  temaslar içerisinde olacak.  Değerli milletvekilleri, bugün -dün bir saat, bugün üç saat- dört saatlik bir zaman dilimi içeri­ sinde çok önemli bir yasa tasarısını yasalaştırdık. Bu örnek davranışın diğer yasa tasarıları için de  umarım ki gerçekleştiğini hepimiz görürüz.  Bu güzel çalışmaya katkı sağlayan, başta AK PARTİ grup başkan vekilleri ve tüm milletvekil­ lerine, CHP grup başkan vekilleri ve milletvekillerine, Milliyetçi Hareket Partisi grup başkan vekil­ leri ve milletvekili arkadaşlarımıza, BDP milletvekillerine ve bağımsız milletvekili arkadaşlarıma  çok teşekkür ediyorum.  Yasanın ülkemize, milletimize, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza, Türkiye'ye ümit bağlamış  olan bütün dost ve akrabalara hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ ve  MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.23
Sayfa 87 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 2 - Yine burada ifade edilen Roman vatandaşlarımızla ilgili ve Alevi vatandaşlarımızla ilgili ger­ çekleştirdiğimiz çalıştayların ve çalışmaların doğru bir düzlemde yürüdüğünü ve doğru bir zeminde  mesafe katettiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bu konuyla ilgili bir sıkıntı yaşamadığımızı da ifade  ediyorum. Özellikle Roman vatandaşlarla ilgili yarın İçişleri Komisyonunda bir ayrımcılığı ortadan  kaldıran bir düzenlemeyi ele alıyoruz. Alevi vatandaşlarımızın talepleriyle ilgili de önemli bir nok­ taya gelmiş bulunuyoruz. İnanıyorum ki o sorunların da hep birlikte çözüme kavuştuğunu göreceğiz.  "Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu" diye bir birim var çıkardığımız yasada; burada ifade  edilen, çeşitli vesilelerle yurt dışında seyahatte bulunan milletvekillerimize iletilen bazı sorunların çö­ zümüyle ilgili SPK Başkanı da bu Kurulun içerisinde bulunuyor. Dolayısıyla yurt dışındaki tüm so­ runların çözümüyle ilgili bu koordinasyon görevini üstlenen bu yeni birim, bahse konu, burada ifade  edilen sorunların da ortadan kaldırılmasıyla ilgili gerekli birimlerle yoğun bir çaba ve çözüme dönük  temaslar içerisinde olacak.  Değerli milletvekilleri, bugün -dün bir saat, bugün üç saat- dört saatlik bir zaman dilimi içeri­ sinde çok önemli bir yasa tasarısını yasalaştırdık. Bu örnek davranışın diğer yasa tasarıları için de  umarım ki gerçekleştiğini hepimiz görürüz.  Bu güzel çalışmaya katkı sağlayan, başta AK PARTİ grup başkan vekilleri ve tüm milletvekil­ lerine, CHP grup başkan vekilleri ve milletvekillerine, Milliyetçi Hareket Partisi grup başkan vekil­ leri ve milletvekili arkadaşlarımıza, BDP milletvekillerine ve bağımsız milletvekili arkadaşlarıma  çok teşekkür ediyorum.  Yasanın ülkemize, milletimize, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza, Türkiye'ye ümit bağlamış  olan bütün dost ve akrabalara hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ ve  MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.23  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşiminin Dör­ düncü Oturumunu açıyorum.  5'inci sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komis­ yonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararna­ melerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (J/769)  (S. Sayısı: 486) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Komisyon raporu 486 sıra sayısı ile bastırılıp dağıtılmıştır.  Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Mithat Melen, İs­ tanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Melen. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MİTHAT MELEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  486 sıra sayılı Yasa Tasarısı'yla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.  Yüce heyeti saygıyla selamlarım.  Önce sununla başlamak lazım: Aslında bir ülkeyi gerçekten süper güç hâline getiren bizim an­ ladığımız anlamda hiçbir şey değil yani ne ordusu belki ne başka, ekonomik gücü; aslında bir ülkeyi  süper güç hâline getiren eğitim düzeyi ve bilim düzeyi. Biz bunu yavaş yavaş anlamaya başladık.  Mesela, bugün dünyayı yönettiğini zannettiğimiz birçok ülkenin yönetimlerinin arkasında bile büyük  üniversitelerin ve büyük bilim adamlarının olduğunu görüyoruz. Çok daha fazla araştırma yapıp çok  daha fazla piyasayla entegre, çok önemli bir yapı bu. Bunu kavramış olmak 21'inci yüzyılı belki  kavramış olmakla ilgili. Onun için, genel eğitim düzeyi çok ciddi bir mesele.  Şimdi, Türkiye'de genel eğitim düzeyiyle ilgili önemli sıkıntılarımız var. Bir kere, her zaman  şunu söylemekte yarar var ki, Türkiye'de önce ilköğretim ortaöğretime hazırlamıyor, ortaöğretim  yükseköğretime hazırlamıyor, yükseköğretim de hayata hazırlayan bir eğitim veremiyor. Bir kere,  bunun ciddi sıkıntısı içerisindeyiz. Bunu defalarca dile getirmeye çalışıyorum. Çünkü bu, gerçekten  bizim en önemli meselelerimizden birisi. Onun için, piyasayla irtibatı kurmayan, piyasayla ilişki- lendirilmeyen bir eğitim yapısı piyasaya hizmet edemiyor, ülkeye doğru dürüst hizmet edemiyor,  hatta biraz önce söylemeye çalıştığım, insanlığa hizmet edemiyor.  Bunda da ekonomi kavramının çok ciddi bir şeyi vardır yani "eğitim ekonomisi" diyelim.  Eğitim ekonomisiyle bir türlü ilişkilendiremedik yapımızı, üniversite yapımızı da hatta ondan önce  ilk ve ortaöğretim yapımızı da ilişkilendiremedik. Bunu yapamıyoruz. Bugün ne YÖK'te ne Millî  Eğitim Bakanlığında bu konuda çok çalışanın olduğunu zannetmiyorum. Hatta, Türkiye'nin iki tane  en önemli konusu olan sağlık ve eğitim konularında, sağlık ve eğitim ekonomileri konularında  ciddi bir çalışma da yapmıyoruz. Yapmadığımız için de bugün bu sıkıntılarla hep karşı karşıyayız.  (x) 486 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 6 0 3 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.38  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van)
Sayfa 88 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77'nci Birleşiminin Dör­ düncü Oturumunu açıyorum.  5'inci sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komis­ yonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararna­ melerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (J/769)  (S. Sayısı: 486) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Komisyon raporu 486 sıra sayısı ile bastırılıp dağıtılmıştır.  Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Mithat Melen, İs­ tanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Melen. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MİTHAT MELEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  486 sıra sayılı Yasa Tasarısı'yla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.  Yüce heyeti saygıyla selamlarım.  Önce sununla başlamak lazım: Aslında bir ülkeyi gerçekten süper güç hâline getiren bizim an­ ladığımız anlamda hiçbir şey değil yani ne ordusu belki ne başka, ekonomik gücü; aslında bir ülkeyi  süper güç hâline getiren eğitim düzeyi ve bilim düzeyi. Biz bunu yavaş yavaş anlamaya başladık.  Mesela, bugün dünyayı yönettiğini zannettiğimiz birçok ülkenin yönetimlerinin arkasında bile büyük  üniversitelerin ve büyük bilim adamlarının olduğunu görüyoruz. Çok daha fazla araştırma yapıp çok  daha fazla piyasayla entegre, çok önemli bir yapı bu. Bunu kavramış olmak 21'inci yüzyılı belki  kavramış olmakla ilgili. Onun için, genel eğitim düzeyi çok ciddi bir mesele.  Şimdi, Türkiye'de genel eğitim düzeyiyle ilgili önemli sıkıntılarımız var. Bir kere, her zaman  şunu söylemekte yarar var ki, Türkiye'de önce ilköğretim ortaöğretime hazırlamıyor, ortaöğretim  yükseköğretime hazırlamıyor, yükseköğretim de hayata hazırlayan bir eğitim veremiyor. Bir kere,  bunun ciddi sıkıntısı içerisindeyiz. Bunu defalarca dile getirmeye çalışıyorum. Çünkü bu, gerçekten  bizim en önemli meselelerimizden birisi. Onun için, piyasayla irtibatı kurmayan, piyasayla ilişki- lendirilmeyen bir eğitim yapısı piyasaya hizmet edemiyor, ülkeye doğru dürüst hizmet edemiyor,  hatta biraz önce söylemeye çalıştığım, insanlığa hizmet edemiyor.  Bunda da ekonomi kavramının çok ciddi bir şeyi vardır yani "eğitim ekonomisi" diyelim.  Eğitim ekonomisiyle bir türlü ilişkilendiremedik yapımızı, üniversite yapımızı da hatta ondan önce  ilk ve ortaöğretim yapımızı da ilişkilendiremedik. Bunu yapamıyoruz. Bugün ne YÖK'te ne Millî  Eğitim Bakanlığında bu konuda çok çalışanın olduğunu zannetmiyorum. Hatta, Türkiye'nin iki tane  en önemli konusu olan sağlık ve eğitim konularında, sağlık ve eğitim ekonomileri konularında  ciddi bir çalışma da yapmıyoruz. Yapmadığımız için de bugün bu sıkıntılarla hep karşı karşıyayız.  (x) 486 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 6 0 3 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.38  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van)  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Çünkü, dünya ile rekabet etmenin tek yolu, yüksek düzeyde insan kaynağı yetiştirmenizle ilgili. Yük­ sek düzeyde insan kaynağı da 21 'inci yüzyılın bence ana fikri. Artık bundan sonra bilgi belki ulaşılabi­ lecek bir yerde, ama bilgiye ulaşıp onu kullanmak, yani analizden senteze geçmek çok ciddi bir mesele  hâline geldi. Bunu da dünyada yapan ülkeler ileri gidiyorlar, bunu da yapmakla hem sanayilerini hem en­ düstri düzeylerini hem hizmet düzeylerini en fazlaya, azamiye çıkarıyorlar, yükseltebiliyorlar.  Şimdi, yabancı dil meselesi. Artık dünyada İngilizce bilmemek diye bir şey söz konusu değil.  Artık herkes bu konuda hemfikir. Yani, biz bu işi beğenelim beğenmeyelim ama mesele öyle bir  hâlde ki, yabancı dil önemli hâle geldi ve birinci sıraya yerleşti ister istemez ve bu da ister istemez,  belki o bilim hâkimiyetinden, o konuda çok yayın olmasından, çok araştırma olmasından dolayı İn­ gilizce çok birinci plana çıktı, mecburen. Şimdi, bunu yakalamamız lazım bizim. Mesela lise ve or- taeğitimimizde daha onu yeni kavramaya başladık yabancı dili öğretmek için ama bu arada Türkçeyi  öğretmek için bazı şeyleri de kavramamız gerekiyor, onu da doğru dürüst yapamadık. Bugün, dok­ tora talebelerimin -benim bile- doğru dürüst Türkçe yazmadığını söylemem herhalde çok yanlış olmaz  ama bunlarla gerçekten uğraşmamız gerekiyor çünkü eğitime sadece gayrisafı millî hasıladan ayrı­ lan veya yurt içi hasıladan ayrılan payı biz çok önemseyerek düşünüyoruz. Doğru, o pay belirli bir  ölçü, Türkiye'de o pay dünyayla mukayese ederseniz az, gayrisafı millî hasılanın resmî olarak yüzde  3'lerindeyiz ama dünyada daha büyük, bugün, Amerika Birleşik Devletleri bile çok yüksek paylara  sahip. Fakat sadece maddi olarak değil bu işin niteliğiyle de uğraşmak çok önemli yani eğitimin ni­ teliği de çok önemli. Şimdi, mesela üniversite, 1,7 milyon öğrencimiz var üniversitelerde. Peki, hiç  niteliği tartışıyor muyuz, üniversitelerin niteliğini? Dünyayla rekabet edebilecek üniversite düzeyine  ulaşabiliyor muyuz veya eğitim düzeyine? Zor. Bazen de araştırma konusunda, dünyadaki belirli  indekslere belirli eserlerin yazılması, çıkması da, birkaç üniversitemizin de belirli birkaç başarısı da,  biz zannediyoruz ki bu konuda başarılı olduk; hayır.  Şimdi, Avrupa Birliğinden bahsederken, dünyayla rekabet etmekten bahsederken eğitim konusuna  çok ciddi eğilmeyen bir ülke halindeyiz ve en az buna da dikkat eden biz Türkiye Büyük Millet  Meclisiyiz, eğitimle ilgilenmiyoruz, ilgilenmemek belki bizim işimize geliyor çünkü kolaya gidiyor.  Bugün ben bunları konuşurken burada, Türkiye'de -geçen sefer de aynı şeyleri söyledim, tekrar  gibi olacak ama- 2 milyon çocuğumuzu kursa gönderiyoruz. Bir kere, bu, bu işi beceremediğimizi  gösteriyor ortaöğretimde. Ne demek kurslar? O zaman, bu devlet niye bu eğitimi veriyor veya nere­ sinde yanlış yapıyoruz? Hatta, öyle bir hâle geldi ki kamu sınavına girmenin de kursu var, müfettiş  olmanın da kursu var. O zaman, bir yerde, biz çok ciddi bir biçimde yanlış yaptık. Kurslarla bu işi  götürmek, bu işin beceremeyeceğimiz bir tarafı olduğunu gösteriyor. Anlamadım, bu kurs meselesini  ben bir türlü izah edemiyorum. Orada bir sanayi doğduğunu düşünüyorum ama o sanayiyi, o endüstriyi  belki doğrudan okula çevirmek ve niteliği yükseltmek lazım. Yoksa bir taraftan burada formal  eğitim verip öbür taraftan kurslarla bu işi götürmenin epeyce ve ciddi bir biçimde hata olduğuna ina­ nıyorum. Ama yine, bakın, dünyadaki bazı rakamlar var. Şimdi, bir üniversitede, normal, Amerika  Birleşik Devletleri'nde, aşağı yukan öğrencilerin 25 bin dolar civannda bir katkıları var sisteme, 10  bin dolar da yine masrafları var, kitap defter, falan filan gibi; 35 bin dolar. Şimdi, yılda 35 bin dolar  bir öğrenciden yaklaşık para alıyorsunuz demektir. Ne yazık ki Türkiye'deki rakamlar da aynı, özel  üniversitelerde, çok pahalı bir eğitim, ekonomik bir eğitim değil bu.  Bir de niteliği düşünürseniz, o da çok değil. Bunun matematik hesabını yapmak lazım. 100 bin öğ­ retim üyemiz var toplam, araştırma asistanlan dâhil. 73 milyonluk bir ülkede 100 bin öğretim üyesi çok  az. OECD indekslerinde, araştırma sayısında maalesef bir türlü ön plana geçemiyoruz. Hatta, öyle okul­ lar var ki -buna özel okullar da dâhil- kardiyoloji okumadan tıp fakültesinden mezun olan doktorlar var.  - 6 0 4 -
Sayfa 89 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Çünkü, dünya ile rekabet etmenin tek yolu, yüksek düzeyde insan kaynağı yetiştirmenizle ilgili. Yük­ sek düzeyde insan kaynağı da 21 'inci yüzyılın bence ana fikri. Artık bundan sonra bilgi belki ulaşılabi­ lecek bir yerde, ama bilgiye ulaşıp onu kullanmak, yani analizden senteze geçmek çok ciddi bir mesele  hâline geldi. Bunu da dünyada yapan ülkeler ileri gidiyorlar, bunu da yapmakla hem sanayilerini hem en­ düstri düzeylerini hem hizmet düzeylerini en fazlaya, azamiye çıkarıyorlar, yükseltebiliyorlar.  Şimdi, yabancı dil meselesi. Artık dünyada İngilizce bilmemek diye bir şey söz konusu değil.  Artık herkes bu konuda hemfikir. Yani, biz bu işi beğenelim beğenmeyelim ama mesele öyle bir  hâlde ki, yabancı dil önemli hâle geldi ve birinci sıraya yerleşti ister istemez ve bu da ister istemez,  belki o bilim hâkimiyetinden, o konuda çok yayın olmasından, çok araştırma olmasından dolayı İn­ gilizce çok birinci plana çıktı, mecburen. Şimdi, bunu yakalamamız lazım bizim. Mesela lise ve or- taeğitimimizde daha onu yeni kavramaya başladık yabancı dili öğretmek için ama bu arada Türkçeyi  öğretmek için bazı şeyleri de kavramamız gerekiyor, onu da doğru dürüst yapamadık. Bugün, dok­ tora talebelerimin -benim bile- doğru dürüst Türkçe yazmadığını söylemem herhalde çok yanlış olmaz  ama bunlarla gerçekten uğraşmamız gerekiyor çünkü eğitime sadece gayrisafı millî hasıladan ayrı­ lan veya yurt içi hasıladan ayrılan payı biz çok önemseyerek düşünüyoruz. Doğru, o pay belirli bir  ölçü, Türkiye'de o pay dünyayla mukayese ederseniz az, gayrisafı millî hasılanın resmî olarak yüzde  3'lerindeyiz ama dünyada daha büyük, bugün, Amerika Birleşik Devletleri bile çok yüksek paylara  sahip. Fakat sadece maddi olarak değil bu işin niteliğiyle de uğraşmak çok önemli yani eğitimin ni­ teliği de çok önemli. Şimdi, mesela üniversite, 1,7 milyon öğrencimiz var üniversitelerde. Peki, hiç  niteliği tartışıyor muyuz, üniversitelerin niteliğini? Dünyayla rekabet edebilecek üniversite düzeyine  ulaşabiliyor muyuz veya eğitim düzeyine? Zor. Bazen de araştırma konusunda, dünyadaki belirli  indekslere belirli eserlerin yazılması, çıkması da, birkaç üniversitemizin de belirli birkaç başarısı da,  biz zannediyoruz ki bu konuda başarılı olduk; hayır.  Şimdi, Avrupa Birliğinden bahsederken, dünyayla rekabet etmekten bahsederken eğitim konusuna  çok ciddi eğilmeyen bir ülke halindeyiz ve en az buna da dikkat eden biz Türkiye Büyük Millet  Meclisiyiz, eğitimle ilgilenmiyoruz, ilgilenmemek belki bizim işimize geliyor çünkü kolaya gidiyor.  Bugün ben bunları konuşurken burada, Türkiye'de -geçen sefer de aynı şeyleri söyledim, tekrar  gibi olacak ama- 2 milyon çocuğumuzu kursa gönderiyoruz. Bir kere, bu, bu işi beceremediğimizi  gösteriyor ortaöğretimde. Ne demek kurslar? O zaman, bu devlet niye bu eğitimi veriyor veya nere­ sinde yanlış yapıyoruz? Hatta, öyle bir hâle geldi ki kamu sınavına girmenin de kursu var, müfettiş  olmanın da kursu var. O zaman, bir yerde, biz çok ciddi bir biçimde yanlış yaptık. Kurslarla bu işi  götürmek, bu işin beceremeyeceğimiz bir tarafı olduğunu gösteriyor. Anlamadım, bu kurs meselesini  ben bir türlü izah edemiyorum. Orada bir sanayi doğduğunu düşünüyorum ama o sanayiyi, o endüstriyi  belki doğrudan okula çevirmek ve niteliği yükseltmek lazım. Yoksa bir taraftan burada formal  eğitim verip öbür taraftan kurslarla bu işi götürmenin epeyce ve ciddi bir biçimde hata olduğuna ina­ nıyorum. Ama yine, bakın, dünyadaki bazı rakamlar var. Şimdi, bir üniversitede, normal, Amerika  Birleşik Devletleri'nde, aşağı yukan öğrencilerin 25 bin dolar civannda bir katkıları var sisteme, 10  bin dolar da yine masrafları var, kitap defter, falan filan gibi; 35 bin dolar. Şimdi, yılda 35 bin dolar  bir öğrenciden yaklaşık para alıyorsunuz demektir. Ne yazık ki Türkiye'deki rakamlar da aynı, özel  üniversitelerde, çok pahalı bir eğitim, ekonomik bir eğitim değil bu.  Bir de niteliği düşünürseniz, o da çok değil. Bunun matematik hesabını yapmak lazım. 100 bin öğ­ retim üyemiz var toplam, araştırma asistanlan dâhil. 73 milyonluk bir ülkede 100 bin öğretim üyesi çok  az. OECD indekslerinde, araştırma sayısında maalesef bir türlü ön plana geçemiyoruz. Hatta, öyle okul­ lar var ki -buna özel okullar da dâhil- kardiyoloji okumadan tıp fakültesinden mezun olan doktorlar var.  - 6 0 4 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bunları dile de getiremiyoruz. O YÖK sisteminin bunu denetlemesi için öyle bir yük yüklemişiz ki  YÖK sisteminin üzerine, YÖK de ne yapacağını bilmiyor zaten, o da zor durumda, hakikaten zor du­ rumda çünkü nitelikle bir türlü uğraşmadığınız bir yapı. Yani ne kadar fazla öğrenciyi üniversiteye  alırsanız o kadar daha politik yatırım yaparsınız gibi bir yanlış içerisindesiniz. Hâlbuki, gençlere ya­ tırdığımız paranın her gün denize atılmış boş bir para olduğunu zannetmeyin, bir gün o dönecek bize.  Ama, bir türlü, şu eğitim konusundaki ağırlığımızı veremedik. Bence çok önemli bir yasa görüşüyoruz  şimdi ama çok az ilgileniyoruz yasayla yani genelde ilgilenmiyoruz -bu, beni dinleyin, dinlemeyin  anlamında da değil- ama eğitim konusunda biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak haddinden daha  fazla önem vermek zorundayız. Niye? Bir kere, burada 75 tane öğretim üyesi var, akademisyen var.  Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bir Türkiye Büyük Millet Meclisi akademisi bile kuramadık  kendi personelimizi yetiştirmek için. Çok önemli bir katkı olurdu çünkü personelimizi görüyoruz  yani dünyayla rekabet edebilecek personel mi? Bugün, Amerika Kongresinin elinde 700 tane uzman  var kullanabileceği, her konuda. Bizdeki uzmanların düzeyini biliyoruz ama onların hep kabahati  bizim çünkü bu eldeki kaynakları en verimli biçimde kullanmak bizim işimiz, görevimiz, onu bece­ remiyoruz. İşte, hep nitelikten bahsettim.  Şimdi, bu yasalara, bu yasa taşanlarına gelelim. Burada da nitelik dışında her şey var, nitelikle il­ gili bir şey yok. Özellikle teknolojisi yüksek bir Alman üniversitesinin kurulmasına karşı çıkmak müm­ kün değil ama düşünün ki Türkiye'de, yabancı dil öğrenmeden yabancı dilde eğitim yapma yanlışı var.  Ben bunu kendi kendime hissettim hep. Niye? Ekonomiyi İngilizce okutuyorsunuz "Federal Reserve"ü  öğreniyor çocuk, Merkez Bankasını bilmiyor, 1211 sayılı Kanun'u bilmiyor. Belki siz de bilmiyorsunuz  ama cebinizdeki paralara bir bakın, üzerinde ne yazıyor? 1211 sayılı Kanun, Merkez Bankası Kanunu.  Şimdi, çok ciddi bir şey bu. Onun için, bu eğitim meselesinde ve özellikle üniversite meselesinde  çok iyi bir biçimde, başka bir bakış açısıyla durmamız gerekiyor. O da şudur: Daha fazla üretmeye  dönük, daha fazla hayata dönük, daha ayağını yere basan ve piyasada iş sağlayan bir yapı. Hâlbuki,  o ikisi arasında hiçbir ilişki olmadığı için, piyasada iş bulmaya dönük bir yapı yok. Bugün hepimi­ zin kapısında binlerce işsiz, üniversite mezunu insan var. Bu onların hatası değil, bizim hatamız.  Şimdi, bakın, burada da aynı şeyler var. Eğitim fakülteleri açıyorsunuz bu okullarda, bu eğitim  fakültelerinin çocuklan şimdiden işsiz dört sene sonra. Böyle bir düşünce olabilir mi? Hiç araştır­ madan bu yapılabilir mi? Ama bunu siyasi olarak, "Evet, bu üniversiteleri geçirdik, Türkiye'de üni­ versite sayısı yüz elli beşe çıktı, aman çok mutluyuz." Hayır.  Bir kere öğretmen bulamıyorsunuz. Türkiye'nin en önemli sıkıntısı öğretmendir, en önemli sı­ kıntısı öğretmendir. Bu özel okullar bu öğretmenleri oradan alacaklar, yüksek para vadedecekler, üç  gün sonra da öğrenci bulamadıklan için o hocaları kapı dışarı bırakacaklar. Bunlar benim tecrübele­ rim, bunları bilerek söylüyorum ve onun için çok önem veriyorum bu işe. Yoksa, "Bu kanunları çı­ karmayalım. .." Hele bir öğretim üyesinin "Üniversite kurmayalım." demesi mümkün mü? Mümkün  değil ama kafamızın dibine şunu kazıyalım: Artık Türkiye 21'inci yüzyılı okumak istiyorsa, dün­ yayla rekabet etmek istiyorsa, "büyük Türkiye" lafları etmek istiyorsa bu işlerle uğraşmak zorunda,  önce nitelikle uğraşmak zorunda Türkiye ve Türkiye gerçekten bu çağı atlamak istiyorsa gençlerini  iyi eğitmek zorunda. Bizim onu doğru dürüst şu ana kadar yaptığımıza inanamıyorum. Hâlâ Türkçe  öğretemediğimizi bile görüyorum. Bu konuda oturup düşünmemiz lazım.  Şimdi, gerçekten bu yasalarda, mesela mütekabiliyet esası var. İşte Almanlar orada Türk üniver­ sitesi açacaklar, biz burada bunu açacağız. Ama bence daha önemli bir şey var, daha Türkçe bilmeden  Almanca eğitim. Bence ondan başka önemli şeyler var, imtihansız girmek bu okullara. Efendim, buna  da bir karar verin. Hâlâ bir karar veremiyorsunuz. Neredeyse 1,5 milyon çocuk sokaklarda: "Bugün  mü imtihan olacak, yann mı imtihan olacak, o puan böyle mi, bu puan böyle mi?"  - 6 0 5 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bunları dile de getiremiyoruz. O YÖK sisteminin bunu denetlemesi için öyle bir yük yüklemişiz ki  YÖK sisteminin üzerine, YÖK de ne yapacağını bilmiyor zaten, o da zor durumda, hakikaten zor du­ rumda çünkü nitelikle bir türlü uğraşmadığınız bir yapı. Yani ne kadar fazla öğrenciyi üniversiteye  alırsanız o kadar daha politik yatırım yaparsınız gibi bir yanlış içerisindesiniz. Hâlbuki, gençlere ya­ tırdığımız paranın her gün denize atılmış boş bir para olduğunu zannetmeyin, bir gün o dönecek bize.  Ama, bir türlü, şu eğitim konusundaki ağırlığımızı veremedik. Bence çok önemli bir yasa görüşüyoruz  şimdi ama çok az ilgileniyoruz yasayla yani genelde ilgilenmiyoruz -bu, beni dinleyin, dinlemeyin  anlamında da değil- ama eğitim konusunda biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak haddinden daha  fazla önem vermek zorundayız. Niye? Bir kere, burada 75 tane öğretim üyesi var, akademisyen var.  Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bir Türkiye Büyük Millet Meclisi akademisi bile kuramadık  kendi personelimizi yetiştirmek için. Çok önemli bir katkı olurdu çünkü personelimizi görüyoruz  yani dünyayla rekabet edebilecek personel mi? Bugün, Amerika Kongresinin elinde 700 tane uzman  var kullanabileceği, her konuda. Bizdeki uzmanların düzeyini biliyoruz ama onların hep kabahati  bizim çünkü bu eldeki kaynakları en verimli biçimde kullanmak bizim işimiz, görevimiz, onu bece­ remiyoruz. İşte, hep nitelikten bahsettim.  Şimdi, bu yasalara, bu yasa taşanlarına gelelim. Burada da nitelik dışında her şey var, nitelikle il­ gili bir şey yok. Özellikle teknolojisi yüksek bir Alman üniversitesinin kurulmasına karşı çıkmak müm­ kün değil ama düşünün ki Türkiye'de, yabancı dil öğrenmeden yabancı dilde eğitim yapma yanlışı var.  Ben bunu kendi kendime hissettim hep. Niye? Ekonomiyi İngilizce okutuyorsunuz "Federal Reserve"ü  öğreniyor çocuk, Merkez Bankasını bilmiyor, 1211 sayılı Kanun'u bilmiyor. Belki siz de bilmiyorsunuz  ama cebinizdeki paralara bir bakın, üzerinde ne yazıyor? 1211 sayılı Kanun, Merkez Bankası Kanunu.  Şimdi, çok ciddi bir şey bu. Onun için, bu eğitim meselesinde ve özellikle üniversite meselesinde  çok iyi bir biçimde, başka bir bakış açısıyla durmamız gerekiyor. O da şudur: Daha fazla üretmeye  dönük, daha fazla hayata dönük, daha ayağını yere basan ve piyasada iş sağlayan bir yapı. Hâlbuki,  o ikisi arasında hiçbir ilişki olmadığı için, piyasada iş bulmaya dönük bir yapı yok. Bugün hepimi­ zin kapısında binlerce işsiz, üniversite mezunu insan var. Bu onların hatası değil, bizim hatamız.  Şimdi, bakın, burada da aynı şeyler var. Eğitim fakülteleri açıyorsunuz bu okullarda, bu eğitim  fakültelerinin çocuklan şimdiden işsiz dört sene sonra. Böyle bir düşünce olabilir mi? Hiç araştır­ madan bu yapılabilir mi? Ama bunu siyasi olarak, "Evet, bu üniversiteleri geçirdik, Türkiye'de üni­ versite sayısı yüz elli beşe çıktı, aman çok mutluyuz." Hayır.  Bir kere öğretmen bulamıyorsunuz. Türkiye'nin en önemli sıkıntısı öğretmendir, en önemli sı­ kıntısı öğretmendir. Bu özel okullar bu öğretmenleri oradan alacaklar, yüksek para vadedecekler, üç  gün sonra da öğrenci bulamadıklan için o hocaları kapı dışarı bırakacaklar. Bunlar benim tecrübele­ rim, bunları bilerek söylüyorum ve onun için çok önem veriyorum bu işe. Yoksa, "Bu kanunları çı­ karmayalım. .." Hele bir öğretim üyesinin "Üniversite kurmayalım." demesi mümkün mü? Mümkün  değil ama kafamızın dibine şunu kazıyalım: Artık Türkiye 21'inci yüzyılı okumak istiyorsa, dün­ yayla rekabet etmek istiyorsa, "büyük Türkiye" lafları etmek istiyorsa bu işlerle uğraşmak zorunda,  önce nitelikle uğraşmak zorunda Türkiye ve Türkiye gerçekten bu çağı atlamak istiyorsa gençlerini  iyi eğitmek zorunda. Bizim onu doğru dürüst şu ana kadar yaptığımıza inanamıyorum. Hâlâ Türkçe  öğretemediğimizi bile görüyorum. Bu konuda oturup düşünmemiz lazım.  Şimdi, gerçekten bu yasalarda, mesela mütekabiliyet esası var. İşte Almanlar orada Türk üniver­ sitesi açacaklar, biz burada bunu açacağız. Ama bence daha önemli bir şey var, daha Türkçe bilmeden  Almanca eğitim. Bence ondan başka önemli şeyler var, imtihansız girmek bu okullara. Efendim, buna  da bir karar verin. Hâlâ bir karar veremiyorsunuz. Neredeyse 1,5 milyon çocuk sokaklarda: "Bugün  mü imtihan olacak, yann mı imtihan olacak, o puan böyle mi, bu puan böyle mi?"  - 6 0 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bakın, hakikaten bu Türkiye Büyük Millet Meclisi bir şey yapmak istiyorsa ve tarihe geçmek  istiyorsa, gelin, bu sistemi yeni baştan kuralım, bunu düzeltelim, bu böyle olmuyor ve bunun üze­ rinden de spekülasyon, politik şey yapmayalım çünkü politik olarak yaklaşıyoruz. Maalesef üniver­ siteler de politikayla uğraşıyor, her gün bir dert ama öğretim üyeleri de intihar ediyor, çok dikkat  edin, işleri ağır. Onun için, oturalım, bu işi ciddiye alalım. Böyle, alelacele hazırlanmış, hiç ciddi ol­ mayan. .. Mesela, vakıf... E, Anayasa'nın 130'uncu maddesi vakıfların para kazanamayacağını söy­ lüyor. Nasıl peki, kâr etmeyecek de bu okul ayakta kalacak? Kendi kendinizle çelişki içerisindesiniz.  Hiç okul işletmediniz herhalde, orada da durmadınız. Eğitim para -hem ağır para, ciddi para- kaliteli  personel para. Bugün sadece okulun öğretim üyelerinden bahsediyorsunuz, okulların yönetimleri dö­ külüyor Türkiye'de, bütün okulların yönetimleri dökülüyor, üniversitelerin başta olmak üzere. Şurada  baktım kadrolara, tüm Türkiye'de 16 tane mi, 18 tane mi plancı varmış bizim YÖK sistemi içinde,  16 kişi planlayacakmış. Yazık! 16 kişi bu sistemi planlayacaksa hiç olmazsa. . . 16 kişi diyoruz ama...  Bakın, gelin, hep birlikte bunu bir kere daha düşünelim, bu sistemi yeni baştan kuralım. Yoksa, bu­ rada her gün kanun çıkarırız. Geçen gün İtalyan Üniversitesi, yine bu Vakıf Üniversiteleri Kanunu...  Ama bunları da hep siyaset içerisinde konuşuyoruz, hep siyaseten bunları mütalaa ediyoruz, işte "O ona  yakın, bu buna yakın..." Bir kere, o rektör seçimleri, o dekan seçimleri... Bunları değiştirmek lazım. Bir  rektörün, bir dekanın, gerçekten, oturup siyasetle uğraşmaması lazım, bilimsel işlerle uğraşması lazım,  bir okulun müfredatıyla uğraşması lazım, bir üniversitenin müfredatıyla uğraşması lazım ama yok,  ayakkabı satın alınmasıyla uğraşıyor. Devamlı da yargılanıyor üniversitelerimizdeki yöneticiler. Bun­ ları yeni baştan düzenlemezsek bu işi çözemeyiz ama burada devamlı bu kanunları geçiririz.  Bakın, bizim arkadaşlarımız buraya çok güzel muhalefet şerhleri de koymuşlar. Doğru, onlar doğru  ama hiç çözüm de bulamıyoruz bunlara. Yarın yine buna benzer üç tane daha üniversite için ve bazen pa­ rasal kısıtlamalar getirerek -yok, işte, 15 milyonu bulmayan vakıf kuramaz ama 10'u bulan vakıf kurar  gibi- veya vakıf üniversitesinin dışında diğer sistemleri araştırıp yeni bir yapılanma içerisinde yine önü­ müze bazı kanunlar gelecek ve bunları geçireceğiz ve bunları sonra söyleyeceğiz "İşte yüz kırk yediye  çıktı, yüz kırk sekize çıktı okul sayısı." diye. Ama bundan kim zarar görecek biliyor musunuz? Biz, en­ düstrimiz, kalkınmamız. Mesela çok ilginç bir rakam var; kalkınmaya, doğrudan kalkınmaya, insan kal­ kınmasına öğretimin katkısı gibi. Öğretim düzeyi arttıkça kalkınma hızı daha fazlalaşıyor bilimsel olarak  yani eğitim düzeyi yüksek yerlerde kalkınma hızı daha fazla, ekonomik gelişme daha fazla, sosyal bü­ yüme çok daha fazla -matematik rakamlar bunlar- ama bunu sağlamak için önce bizim bu konulardaki  yapımızı ve kafamızı değiştirmemizde büyük yarar var. Daha ekonomik bakmamız lazım buna yani ve­ rimliliği daha yüksek, katma değer üreten, piyasayla ilişkisi olan bir yeni eğitim yapısı.  Bugün bir üniversite -bölgesel üniversiteler var- kendi bölgesindeki hayvan hastalıkları sorununu  çözemeyen veteriner fakültelerine sahip. O zaman niye kurduk orayı? Niye buraları takviye etmiyo­ ruz? Niye dünyayla entegre olmaya çalışırken kendi yapımızı, bilimsel yapımızı değiştiremiyoruz?  Değiştirebilmemiz lazım ama bu sadece yasayla da değil, onu da biliyorum, kafalarımızı değiştir­ mekle ilgili ama bu eğitim işini ciddiye almak lazım; belki tarihe geçmek o demek. Türkiye eğitim  konusunda çok ciddi adımlar atabilirse, dünyaya uyumlu, yüksek teknoloji kullanan, katma değeri  yüksek üretim yapabilen yeni nesiller, insan gücü yetiştirebilirse ve elindeki insan gücünü de kap- tırmazsa... Çünkü o da önemli bir şey. Bütün sizin kaliteli insanlarınız yurt dışında -daha fazla cazip  geliyor- çünkü onların da kıymetini bilmiyoruz, hep itişmekle ilgili bu, birbirimizle itişmekle. Onun  için, bu kanunlara "hayır", "evet" demek de çok önemli değil ama ben ve partim olarak düşünüyo­ ruz ki bu sistemi yeni baştan gelin ele alalım ve bu konuda fazla da birbirimizle çatışmadan hakika­ ten Türkiye'ye önemli bir miras, eser bırakalım.  - 6 0 6 -
Sayfa 91 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bakın, hakikaten bu Türkiye Büyük Millet Meclisi bir şey yapmak istiyorsa ve tarihe geçmek  istiyorsa, gelin, bu sistemi yeni baştan kuralım, bunu düzeltelim, bu böyle olmuyor ve bunun üze­ rinden de spekülasyon, politik şey yapmayalım çünkü politik olarak yaklaşıyoruz. Maalesef üniver­ siteler de politikayla uğraşıyor, her gün bir dert ama öğretim üyeleri de intihar ediyor, çok dikkat  edin, işleri ağır. Onun için, oturalım, bu işi ciddiye alalım. Böyle, alelacele hazırlanmış, hiç ciddi ol­ mayan. .. Mesela, vakıf... E, Anayasa'nın 130'uncu maddesi vakıfların para kazanamayacağını söy­ lüyor. Nasıl peki, kâr etmeyecek de bu okul ayakta kalacak? Kendi kendinizle çelişki içerisindesiniz.  Hiç okul işletmediniz herhalde, orada da durmadınız. Eğitim para -hem ağır para, ciddi para- kaliteli  personel para. Bugün sadece okulun öğretim üyelerinden bahsediyorsunuz, okulların yönetimleri dö­ külüyor Türkiye'de, bütün okulların yönetimleri dökülüyor, üniversitelerin başta olmak üzere. Şurada  baktım kadrolara, tüm Türkiye'de 16 tane mi, 18 tane mi plancı varmış bizim YÖK sistemi içinde,  16 kişi planlayacakmış. Yazık! 16 kişi bu sistemi planlayacaksa hiç olmazsa. . . 16 kişi diyoruz ama...  Bakın, gelin, hep birlikte bunu bir kere daha düşünelim, bu sistemi yeni baştan kuralım. Yoksa, bu­ rada her gün kanun çıkarırız. Geçen gün İtalyan Üniversitesi, yine bu Vakıf Üniversiteleri Kanunu...  Ama bunları da hep siyaset içerisinde konuşuyoruz, hep siyaseten bunları mütalaa ediyoruz, işte "O ona  yakın, bu buna yakın..." Bir kere, o rektör seçimleri, o dekan seçimleri... Bunları değiştirmek lazım. Bir  rektörün, bir dekanın, gerçekten, oturup siyasetle uğraşmaması lazım, bilimsel işlerle uğraşması lazım,  bir okulun müfredatıyla uğraşması lazım, bir üniversitenin müfredatıyla uğraşması lazım ama yok,  ayakkabı satın alınmasıyla uğraşıyor. Devamlı da yargılanıyor üniversitelerimizdeki yöneticiler. Bun­ ları yeni baştan düzenlemezsek bu işi çözemeyiz ama burada devamlı bu kanunları geçiririz.  Bakın, bizim arkadaşlarımız buraya çok güzel muhalefet şerhleri de koymuşlar. Doğru, onlar doğru  ama hiç çözüm de bulamıyoruz bunlara. Yarın yine buna benzer üç tane daha üniversite için ve bazen pa­ rasal kısıtlamalar getirerek -yok, işte, 15 milyonu bulmayan vakıf kuramaz ama 10'u bulan vakıf kurar  gibi- veya vakıf üniversitesinin dışında diğer sistemleri araştırıp yeni bir yapılanma içerisinde yine önü­ müze bazı kanunlar gelecek ve bunları geçireceğiz ve bunları sonra söyleyeceğiz "İşte yüz kırk yediye  çıktı, yüz kırk sekize çıktı okul sayısı." diye. Ama bundan kim zarar görecek biliyor musunuz? Biz, en­ düstrimiz, kalkınmamız. Mesela çok ilginç bir rakam var; kalkınmaya, doğrudan kalkınmaya, insan kal­ kınmasına öğretimin katkısı gibi. Öğretim düzeyi arttıkça kalkınma hızı daha fazlalaşıyor bilimsel olarak  yani eğitim düzeyi yüksek yerlerde kalkınma hızı daha fazla, ekonomik gelişme daha fazla, sosyal bü­ yüme çok daha fazla -matematik rakamlar bunlar- ama bunu sağlamak için önce bizim bu konulardaki  yapımızı ve kafamızı değiştirmemizde büyük yarar var. Daha ekonomik bakmamız lazım buna yani ve­ rimliliği daha yüksek, katma değer üreten, piyasayla ilişkisi olan bir yeni eğitim yapısı.  Bugün bir üniversite -bölgesel üniversiteler var- kendi bölgesindeki hayvan hastalıkları sorununu  çözemeyen veteriner fakültelerine sahip. O zaman niye kurduk orayı? Niye buraları takviye etmiyo­ ruz? Niye dünyayla entegre olmaya çalışırken kendi yapımızı, bilimsel yapımızı değiştiremiyoruz?  Değiştirebilmemiz lazım ama bu sadece yasayla da değil, onu da biliyorum, kafalarımızı değiştir­ mekle ilgili ama bu eğitim işini ciddiye almak lazım; belki tarihe geçmek o demek. Türkiye eğitim  konusunda çok ciddi adımlar atabilirse, dünyaya uyumlu, yüksek teknoloji kullanan, katma değeri  yüksek üretim yapabilen yeni nesiller, insan gücü yetiştirebilirse ve elindeki insan gücünü de kap- tırmazsa... Çünkü o da önemli bir şey. Bütün sizin kaliteli insanlarınız yurt dışında -daha fazla cazip  geliyor- çünkü onların da kıymetini bilmiyoruz, hep itişmekle ilgili bu, birbirimizle itişmekle. Onun  için, bu kanunlara "hayır", "evet" demek de çok önemli değil ama ben ve partim olarak düşünüyo­ ruz ki bu sistemi yeni baştan gelin ele alalım ve bu konuda fazla da birbirimizle çatışmadan hakika­ ten Türkiye'ye önemli bir miras, eser bırakalım.  - 6 0 6 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bir kere, oturalım, önce YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığında bu araştırma ünitelerini artıralım.  Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bu araştırma yapısını kurmamız lazım, yepyeni bir yapıya ka­ vuşturmamız lazım ki Türkiye Büyük Millet Meclisi toplumun önünde olsun. Burada da araştırmaya  dönük hiçbir şey yok ve ileriye dönük hiçbir şey yapmıyoruz, günü idare edip belirli kanunları ge­ çirmeye çalışıyoruz. Hâlbuki Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplumun önünde olması lazım, top­ lumun sorunlarını çözmesi lazım, sorunlar olduktan sonra onlarla uğraşmaması lazım. Bunun için de  aslında imkân var, bakın para da var, insan da var Türkiye'de kullanabilecek. Ama hep o helvayı ya­ pacak birilerine ihtiyaç var, o da bizleriz. Hiç bundan da ben yüksünmüyorum.  Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Melen.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili.  Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 486 sıra  sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasa­ rısı'nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla se­ lamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, görüştüğümüz kanun, İstanbul'da bir Türk-Alman üniversitesi kurulmasını ön­ gören, bunu tanzim eden bir kanun. Şimdi, sanıyorum, Almanya Başbakanının ayın 29'unda Türkiye'ye  yapacağı ziyaret öncesi düşünülmüş bir jest mahiyetinde de bu akşam Genel Kurula getirildi.  Şimdi, Merkel'e jest yapma konusunda benim tereddütlerim var, hak etmediğini düşünüyorum.  İmtiyazlı ortaklık tezinde ısrar eden, bize ta oralardan akıl öğreten, "Limanları Rumlara açın." diyen,  vize kapalılığını ısrarla sürdüren, 35 fasıldan 7 faslın görüşülmesini zinhar reddeden, bırakın görü­ şülüp de reddedilmesini, görüşülmeden "Görüşülmesi mümkün değil." diyen bir Başbakan geliyor.  Biz de 2008'de imzalanmış bir uluslararası anlaşmayı şimdi burada geçireceğiz, sizlerin, belki biz­ lerin oylarıyla ama sanıyorum, Sayın Başbakan da buna pek razı olmaz.  Şimdi şuradan okumak istiyorum. Başbakan Almanya ziyareti dönüşü 12/2/2008'de AKP Gru­ bunda konuşuyor, Türk-Alman ilişkilerinden bahsediyor. Şu bölümü okumak istiyorum, dikkatinize  sunmak istiyorum: "Türkiye'de nasıl Alman dilinde eğitim veren okullar varsa ve yakın zamanda  bir veya iki tane Alman üniversitesi kurulması planlanıyorsa Almanya'da da hem Türkçe hem  Almanca eğitim veren kuruluşlar niçin olmasın derken aynı samimi düşünceyi dile getirdik." diyor,  Başbakan böyle dertleniyor, "Ama Türkiye'ye döndükten sonra ve son gün anladım ki bunlar bunu  anlamamakta direniyorlar. Niye direniyorsunuz? Bundan niye korkuyorsunuz? Bundan daha tabii ne  olabilir? Bunu farklı noktalara çekmek kimseye bir yarar sağlamaz." Recep Tayyip Erdoğan.  Şimdi, sayın milletvekilleri, tabii biz yükseköğretimde okullaşma oranının süratle artmasından  yanayız, onda hiçbir tereddüt yok, değişik ülkelerle ortak üniversitelerin kurulmasında hiçbir tered­ düt yok ama Almanya'nın bize tavrını, bizzat Başbakan bu konudaki tavrını şikâyet ediyor, size  grupta dert yanıyor, siz şimdi, 29'unda Merkel gelecek diye burada bu üniversiteyi geçiriyorsunuz.  Bunu ben demiyorum ki reddedelim, asla olmasın demiyorum. Sayın Milletvekilim söyledi:  Mütekabiliyet diyoruz, karşılık diyoruz. Almanya'da 3 milyon Türk yaşıyor canım! Türk-Alman üni­ versitesi önce Almanya'da lazım. Elbette Türkiye'de de olsun, onların o engin teknolojilerinden ve  tecrübelerinden istifade edelim.  - 6 0 7 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bir kere, oturalım, önce YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığında bu araştırma ünitelerini artıralım.  Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bu araştırma yapısını kurmamız lazım, yepyeni bir yapıya ka­ vuşturmamız lazım ki Türkiye Büyük Millet Meclisi toplumun önünde olsun. Burada da araştırmaya  dönük hiçbir şey yok ve ileriye dönük hiçbir şey yapmıyoruz, günü idare edip belirli kanunları ge­ çirmeye çalışıyoruz. Hâlbuki Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplumun önünde olması lazım, top­ lumun sorunlarını çözmesi lazım, sorunlar olduktan sonra onlarla uğraşmaması lazım. Bunun için de  aslında imkân var, bakın para da var, insan da var Türkiye'de kullanabilecek. Ama hep o helvayı ya­ pacak birilerine ihtiyaç var, o da bizleriz. Hiç bundan da ben yüksünmüyorum.  Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Melen.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Engin Altay, Sinop Milletvekili.  Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 486 sıra  sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasa­ rısı'nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla se­ lamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, görüştüğümüz kanun, İstanbul'da bir Türk-Alman üniversitesi kurulmasını ön­ gören, bunu tanzim eden bir kanun. Şimdi, sanıyorum, Almanya Başbakanının ayın 29'unda Türkiye'ye  yapacağı ziyaret öncesi düşünülmüş bir jest mahiyetinde de bu akşam Genel Kurula getirildi.  Şimdi, Merkel'e jest yapma konusunda benim tereddütlerim var, hak etmediğini düşünüyorum.  İmtiyazlı ortaklık tezinde ısrar eden, bize ta oralardan akıl öğreten, "Limanları Rumlara açın." diyen,  vize kapalılığını ısrarla sürdüren, 35 fasıldan 7 faslın görüşülmesini zinhar reddeden, bırakın görü­ şülüp de reddedilmesini, görüşülmeden "Görüşülmesi mümkün değil." diyen bir Başbakan geliyor.  Biz de 2008'de imzalanmış bir uluslararası anlaşmayı şimdi burada geçireceğiz, sizlerin, belki biz­ lerin oylarıyla ama sanıyorum, Sayın Başbakan da buna pek razı olmaz.  Şimdi şuradan okumak istiyorum. Başbakan Almanya ziyareti dönüşü 12/2/2008'de AKP Gru­ bunda konuşuyor, Türk-Alman ilişkilerinden bahsediyor. Şu bölümü okumak istiyorum, dikkatinize  sunmak istiyorum: "Türkiye'de nasıl Alman dilinde eğitim veren okullar varsa ve yakın zamanda  bir veya iki tane Alman üniversitesi kurulması planlanıyorsa Almanya'da da hem Türkçe hem  Almanca eğitim veren kuruluşlar niçin olmasın derken aynı samimi düşünceyi dile getirdik." diyor,  Başbakan böyle dertleniyor, "Ama Türkiye'ye döndükten sonra ve son gün anladım ki bunlar bunu  anlamamakta direniyorlar. Niye direniyorsunuz? Bundan niye korkuyorsunuz? Bundan daha tabii ne  olabilir? Bunu farklı noktalara çekmek kimseye bir yarar sağlamaz." Recep Tayyip Erdoğan.  Şimdi, sayın milletvekilleri, tabii biz yükseköğretimde okullaşma oranının süratle artmasından  yanayız, onda hiçbir tereddüt yok, değişik ülkelerle ortak üniversitelerin kurulmasında hiçbir tered­ düt yok ama Almanya'nın bize tavrını, bizzat Başbakan bu konudaki tavrını şikâyet ediyor, size  grupta dert yanıyor, siz şimdi, 29'unda Merkel gelecek diye burada bu üniversiteyi geçiriyorsunuz.  Bunu ben demiyorum ki reddedelim, asla olmasın demiyorum. Sayın Milletvekilim söyledi:  Mütekabiliyet diyoruz, karşılık diyoruz. Almanya'da 3 milyon Türk yaşıyor canım! Türk-Alman üni­ versitesi önce Almanya'da lazım. Elbette Türkiye'de de olsun, onların o engin teknolojilerinden ve  tecrübelerinden istifade edelim.  - 6 0 7 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bu yanlış. Zamanlama olarak getirdiğiniz bu tasarıyı doğru bulmuyorum. Bu üniversite karşı­ lık esasını içermiyor, Almanya'da muadili açılmıyor. Bütün ekonomik yükü Türkiye Cumhuriyeti Hü­ kümeti çekecek. Almanca eğitim yapan kurumlardan mezun olanlara yüzde 50 kontenjan sağlayarak  hep yaptığınız gibi yine Anayasa'ya aykırı bir iş tutuyorsunuz.  Kadro cetvellerine bakın, profesör, doçent, yardımcı doçent sayısı oldukça zengin -nasıl ola­ caksa, o kadar kadro nasıl temin edilecekse- ama araştırma görevlisi sayısı bakımından oldukça  güdük. Bunu nasıl ayarlayacak YÖK? Gerçi YÖK'ün bir şey yaptığı yok da -yokluğu varlığından  beter, varlığı yokluğundan beter bir acayip kuruluş- bu da çok anlaşılır değil, mantıklı değil, objek­ tif değil. Bu kadar profesör ve doçenti uzaydan getirmeyeceğinize göre -oldukça yüklü bir sayı- mev­ cut üniversitelerimizdeki birçok işi de aksatacaksınız. Yapıcı muhalefet diyordunuz, işte bak, yapıcı  yapıcı söylüyoruz. Bunlar bizim çekincelerimiz sayın milletvekilleri.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün ve yarın l'i devlet, 6'sı vakıf üniversitesi olmak  üzere 7 üniversite kuracağız bu Mecliste, 7 üniversitenin kanununu görüşeceğiz. Hep söyledik, hemen  hemen sekiz yıldır söyleyip duruyoruz, eğitim politikanızda ne insan gücü planlamanız var ne aka­ demik kadro planlamanız var ne bütçe planlamanız var ne öğrencilerin barınma, yurt, iaşeyle ilgili  sorunlarının çözümüne yönelik ciddi planlamanız var ne üniversite-piyasa ilişkileriyle ilgili bir plan­ lamanız var ne de mesleki teknik öğretime yönelik bir planlamanız var. Yani bir yükseköğretim sis­ teminin yürümesi için olması lazım gelen bütün planların hiçbiri elinizde yok ve siz bu plansızlıkla,  bu koordinasyonsuzlukla yükseköğretimi yürütmeye çalışıyorsunuz.  Şimdi, bakın, mevcut 45 vakıf üniversitemiz var, bugün ve yarın 6 tane daha kuracağız ve bu sayı  51 olacak. 2009 Kasımında kanun taşanlarına yazdığınız gerekçede "123 bin öğrenci vakıf üniver­ sitelerinde okuyor." diyorsunuz, tam iki ay sonra başka bir sıra sayıda, kanun tasarısında "166 bin öğ­ renci vakıf üniversitelerinde okuyor." diyorsunuz. Arada büyük bir fark var, yüzde 34'lük bir fark var.  Yani bana göre -bütün eleştirilerim bir yana da- eğitimde gelişme şöyle dursun, sizin doğru dürüst bir  eğitim envanteriniz ve istatistiğiniz yok. Hükümetiniz yok sayın milletvekilleri, sizi tenzih ederim.  Elbette, ben ve partim vakıf üniversiteleri açılmasın demiyoruz ama sırf "mış" olsun diye -Türkiye'nin  huyudur bu- "mış" olmak için, yapmış gibi, gitmiş gibi, almış gibi; mış, mış, mış... Dostlar alışve­ rişte görsün hükümetidir sizin Hükümet.  Şimdi, bakın, bu vakıf üniversitelerinin büyük çoğunluğunda, sayın milletvekilleri, eğitimin ni­ teliği düşüktür. Şimdi, şurada sorsak hiçbir sayın milletvekili hiç düşünmeden marka değeri taşıyan  beş tane vakıf üniversitesinin adını peş peşe sayamaz. Sayamazsınız Sayın Bakanım. Şimdi, elbette  devlet üniversitelerinde çok iftihar ettiğimiz üniversitelerimiz var. "Kâr amacı gütmez" vakıf üni­ versitelerinin ana fikri. Billboard'larda reklam: "İstanbul'un merkezindeyiz." Şimdi bak, bak! "Vakıf  üniversitesi kâr amacı gütmez." Billboard'da ne reklamı bu? "İstanbul'un merkezindeyiz. Bize gel."  Şimdi, bunlar hep kurulurken der ki: "Efendim, biz burslu çocuk okutacağız." Oysa burslu, üc­ retli kontenjanlar arasında müthiş bir uçurum vardır. Vakıf üniversitesinde ücretli okuyanlar çok  düşük puanlarla girer. Örneğin, burslu öğrencinin 366'yla girdiği hukuk fakültesine ücretli öğrenci  291 *le girer. Sümeroloji bölümü bile 294'ten aşağı öğrenci almaz.  Şimdi, sayın milletvekilleri, iş şuraya gidiyor, gitti zaten de: Biz hep diyoruz ya, ilk ve ortaöğ­ retimde bölgeler arası, iller arası hatta okullar arası nitelik eşitsizliği var, nitelik farkı var. Şimdi,  yükseköğretimdeki bu üniversitelerimiz için de artık bunu söylemek durumundayız. Tabii, bazı vakıf  üniversiteleri ile de mahalle mektepleri anlayışına zımni bir dönüş yapıldığını ben düşünüyorum.  - 6 0 8 -
Sayfa 93 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Bu yanlış. Zamanlama olarak getirdiğiniz bu tasarıyı doğru bulmuyorum. Bu üniversite karşı­ lık esasını içermiyor, Almanya'da muadili açılmıyor. Bütün ekonomik yükü Türkiye Cumhuriyeti Hü­ kümeti çekecek. Almanca eğitim yapan kurumlardan mezun olanlara yüzde 50 kontenjan sağlayarak  hep yaptığınız gibi yine Anayasa'ya aykırı bir iş tutuyorsunuz.  Kadro cetvellerine bakın, profesör, doçent, yardımcı doçent sayısı oldukça zengin -nasıl ola­ caksa, o kadar kadro nasıl temin edilecekse- ama araştırma görevlisi sayısı bakımından oldukça  güdük. Bunu nasıl ayarlayacak YÖK? Gerçi YÖK'ün bir şey yaptığı yok da -yokluğu varlığından  beter, varlığı yokluğundan beter bir acayip kuruluş- bu da çok anlaşılır değil, mantıklı değil, objek­ tif değil. Bu kadar profesör ve doçenti uzaydan getirmeyeceğinize göre -oldukça yüklü bir sayı- mev­ cut üniversitelerimizdeki birçok işi de aksatacaksınız. Yapıcı muhalefet diyordunuz, işte bak, yapıcı  yapıcı söylüyoruz. Bunlar bizim çekincelerimiz sayın milletvekilleri.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün ve yarın l'i devlet, 6'sı vakıf üniversitesi olmak  üzere 7 üniversite kuracağız bu Mecliste, 7 üniversitenin kanununu görüşeceğiz. Hep söyledik, hemen  hemen sekiz yıldır söyleyip duruyoruz, eğitim politikanızda ne insan gücü planlamanız var ne aka­ demik kadro planlamanız var ne bütçe planlamanız var ne öğrencilerin barınma, yurt, iaşeyle ilgili  sorunlarının çözümüne yönelik ciddi planlamanız var ne üniversite-piyasa ilişkileriyle ilgili bir plan­ lamanız var ne de mesleki teknik öğretime yönelik bir planlamanız var. Yani bir yükseköğretim sis­ teminin yürümesi için olması lazım gelen bütün planların hiçbiri elinizde yok ve siz bu plansızlıkla,  bu koordinasyonsuzlukla yükseköğretimi yürütmeye çalışıyorsunuz.  Şimdi, bakın, mevcut 45 vakıf üniversitemiz var, bugün ve yarın 6 tane daha kuracağız ve bu sayı  51 olacak. 2009 Kasımında kanun taşanlarına yazdığınız gerekçede "123 bin öğrenci vakıf üniver­ sitelerinde okuyor." diyorsunuz, tam iki ay sonra başka bir sıra sayıda, kanun tasarısında "166 bin öğ­ renci vakıf üniversitelerinde okuyor." diyorsunuz. Arada büyük bir fark var, yüzde 34'lük bir fark var.  Yani bana göre -bütün eleştirilerim bir yana da- eğitimde gelişme şöyle dursun, sizin doğru dürüst bir  eğitim envanteriniz ve istatistiğiniz yok. Hükümetiniz yok sayın milletvekilleri, sizi tenzih ederim.  Elbette, ben ve partim vakıf üniversiteleri açılmasın demiyoruz ama sırf "mış" olsun diye -Türkiye'nin  huyudur bu- "mış" olmak için, yapmış gibi, gitmiş gibi, almış gibi; mış, mış, mış... Dostlar alışve­ rişte görsün hükümetidir sizin Hükümet.  Şimdi, bakın, bu vakıf üniversitelerinin büyük çoğunluğunda, sayın milletvekilleri, eğitimin ni­ teliği düşüktür. Şimdi, şurada sorsak hiçbir sayın milletvekili hiç düşünmeden marka değeri taşıyan  beş tane vakıf üniversitesinin adını peş peşe sayamaz. Sayamazsınız Sayın Bakanım. Şimdi, elbette  devlet üniversitelerinde çok iftihar ettiğimiz üniversitelerimiz var. "Kâr amacı gütmez" vakıf üni­ versitelerinin ana fikri. Billboard'larda reklam: "İstanbul'un merkezindeyiz." Şimdi bak, bak! "Vakıf  üniversitesi kâr amacı gütmez." Billboard'da ne reklamı bu? "İstanbul'un merkezindeyiz. Bize gel."  Şimdi, bunlar hep kurulurken der ki: "Efendim, biz burslu çocuk okutacağız." Oysa burslu, üc­ retli kontenjanlar arasında müthiş bir uçurum vardır. Vakıf üniversitesinde ücretli okuyanlar çok  düşük puanlarla girer. Örneğin, burslu öğrencinin 366'yla girdiği hukuk fakültesine ücretli öğrenci  291 *le girer. Sümeroloji bölümü bile 294'ten aşağı öğrenci almaz.  Şimdi, sayın milletvekilleri, iş şuraya gidiyor, gitti zaten de: Biz hep diyoruz ya, ilk ve ortaöğ­ retimde bölgeler arası, iller arası hatta okullar arası nitelik eşitsizliği var, nitelik farkı var. Şimdi,  yükseköğretimdeki bu üniversitelerimiz için de artık bunu söylemek durumundayız. Tabii, bazı vakıf  üniversiteleri ile de mahalle mektepleri anlayışına zımni bir dönüş yapıldığını ben düşünüyorum.  - 6 0 8 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 9 - Şimdi, bakın, 2009-2010 kontenjanları. Sayın milletvekilleri, devlet üniversitelerinin sadece  35 tanesinde lisans öğrenimi gören öğrencilerin toplam öğrenciye oranı yüzde 50'nin üstündedir.  41 üniversitede ön lisans öğrenimi gören öğrencinin toplam öğrenciye oranı yüzde 60. 18 üniversitede  öğrencilerin yüzde 70'i ön lisans öğrencisi sayın milletvekilleri! Hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir  durum değildir, hiçbir akademik yaklaşımla açıklanabilecek bir durum değildir.  Bakın, daha vahim bir şey söyleyeyim. "81 ilde üniversite açtık." diye böyle övünen, kibirlenen, bö­ bürlenen Hükümetin şunu bilip bilmediğini merak ediyorum: Bitlis Üniversitesinde lisans öğrenimi gören  öğrencilerin oranı sadece yüzde 3,2'dir. Böyle üniversite olur mu ya! Buna üniversite denilebilir mi!  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Bitlis'e üniversite yapmayalım mı?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Mardin'de yüzde 14, Batman'da yüzde 6. Bunların adına "üni­ versite" denmez, dense dense "yüksek lise" denir.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri...  MURAT YILDIRIM (Çorum) - Sinop'a niye ısrarcı oldun?  ENGİN ALTAY (Devamla) - İsterseniz biz de azalım yani. Öyle laf atma, gel burada konuş ar­ kadaşım.  Yükseköğretim Kurulu, kurulduğu günden beri tartışmaların odağı olmuştur, cunta ürünü bir  garabettir, cunta ürünü bir garabettir, akademik dünyayı askerî dikta tarafından hizaya sokulmak için  tanzim edilmiştir, şimdi AKP'nin strateji geliştirme merkezine dönüşmüştür. Tencere dibin kara, se­ ninki benden kara. Yükseköğretim Kurulunun durumu maalesef budur.  Onun içindir ki önceki Maliye Bakanımız "İsterse konuşsun." demişti YÖK Başkanı için. O da  zaten her konuştuğunda bir çam devirmişti.  Şimdi, katsayı sendromundan kurtulamayan YÖK Başkanının... Bir insanın, bir kurumun (A)  planı (B) planı olabilir ama A'dan Z'ye kadar plan olmaz. Z'ye kadar plan olursa, alfabe 29 harftir,  30'uncu planınızı da söyleyin çünkü A'dan Z'ye kadarki bütün planlarınız tutmayacaktır. Bunu da  belirtmek istiyorum.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - YÖK yok burada, YÖK yok.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Maalesef, Yükseköğretim Kurulu günübirlik siyasete açıktan bulaş­ mış ve bir ideolojinin legal merkezi hâline gelmiştir. Bunu her zeminde, her vesileyle söyleyeceğiz.  Yurt dışında lise öğrenimi görenlere sınavsız üniversite karan ne oldu? Yükseköğretim Kurulu,  çocukların mahallede dildan oynaması gibi dildan oynanılan bir yer midir? Bir kuruldur, ciddi bir  karar verip peşinde durur. Katsayının peşinde duruyorsunuz ya! Ne oldu bu yurt dışında liseyi biti­ ren öğrencilerin sınavsız üniversiteye girişi? Yemedi. Yani çok ayıptır, çok utanç vericidir. Böyle bir  Yükseköğretim Kurulundan Türkiye Cumhuriyeti'nin bırakın milletvekilliğini, bir vatandaşı olarak  utanç duyuyorum.  Çok söze gerek yok. Meşhur bildiriye imza atmayan hiçbir akademisyen rektör ya da dekan ya­ pılmamıştır bu dönemde. Bugün, Türkiye'de, Ankara Üniversitesi Rektörünü saymazsak bütün rek­ törler ve bütün dekanlar o malum bildiriye imza atanlar arasından seçilmiştir. Hâl böyle olunca benim  Yükseköğretim Kurulu için "Bir ideolojinin odak noktası oldu." dememde herhalde siz de bir sa­ kınca görmezsiniz.  Yine çok söze gerek yok aslında bunun için de. Erkek hastalara bakmayan bir hanımefendi pro­ fesörü bilim üretim merkezinin başına -üniversiteyi kastediyorum- rektör atamak bile bu zihniyetin  ne noktada olduğunun apaçık bir işaretidir.
Sayfa 94 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 9 - Şimdi, bakın, 2009-2010 kontenjanları. Sayın milletvekilleri, devlet üniversitelerinin sadece  35 tanesinde lisans öğrenimi gören öğrencilerin toplam öğrenciye oranı yüzde 50'nin üstündedir.  41 üniversitede ön lisans öğrenimi gören öğrencinin toplam öğrenciye oranı yüzde 60. 18 üniversitede  öğrencilerin yüzde 70'i ön lisans öğrencisi sayın milletvekilleri! Hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir  durum değildir, hiçbir akademik yaklaşımla açıklanabilecek bir durum değildir.  Bakın, daha vahim bir şey söyleyeyim. "81 ilde üniversite açtık." diye böyle övünen, kibirlenen, bö­ bürlenen Hükümetin şunu bilip bilmediğini merak ediyorum: Bitlis Üniversitesinde lisans öğrenimi gören  öğrencilerin oranı sadece yüzde 3,2'dir. Böyle üniversite olur mu ya! Buna üniversite denilebilir mi!  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Bitlis'e üniversite yapmayalım mı?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Mardin'de yüzde 14, Batman'da yüzde 6. Bunların adına "üni­ versite" denmez, dense dense "yüksek lise" denir.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri...  MURAT YILDIRIM (Çorum) - Sinop'a niye ısrarcı oldun?  ENGİN ALTAY (Devamla) - İsterseniz biz de azalım yani. Öyle laf atma, gel burada konuş ar­ kadaşım.  Yükseköğretim Kurulu, kurulduğu günden beri tartışmaların odağı olmuştur, cunta ürünü bir  garabettir, cunta ürünü bir garabettir, akademik dünyayı askerî dikta tarafından hizaya sokulmak için  tanzim edilmiştir, şimdi AKP'nin strateji geliştirme merkezine dönüşmüştür. Tencere dibin kara, se­ ninki benden kara. Yükseköğretim Kurulunun durumu maalesef budur.  Onun içindir ki önceki Maliye Bakanımız "İsterse konuşsun." demişti YÖK Başkanı için. O da  zaten her konuştuğunda bir çam devirmişti.  Şimdi, katsayı sendromundan kurtulamayan YÖK Başkanının... Bir insanın, bir kurumun (A)  planı (B) planı olabilir ama A'dan Z'ye kadar plan olmaz. Z'ye kadar plan olursa, alfabe 29 harftir,  30'uncu planınızı da söyleyin çünkü A'dan Z'ye kadarki bütün planlarınız tutmayacaktır. Bunu da  belirtmek istiyorum.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - YÖK yok burada, YÖK yok.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Maalesef, Yükseköğretim Kurulu günübirlik siyasete açıktan bulaş­ mış ve bir ideolojinin legal merkezi hâline gelmiştir. Bunu her zeminde, her vesileyle söyleyeceğiz.  Yurt dışında lise öğrenimi görenlere sınavsız üniversite karan ne oldu? Yükseköğretim Kurulu,  çocukların mahallede dildan oynaması gibi dildan oynanılan bir yer midir? Bir kuruldur, ciddi bir  karar verip peşinde durur. Katsayının peşinde duruyorsunuz ya! Ne oldu bu yurt dışında liseyi biti­ ren öğrencilerin sınavsız üniversiteye girişi? Yemedi. Yani çok ayıptır, çok utanç vericidir. Böyle bir  Yükseköğretim Kurulundan Türkiye Cumhuriyeti'nin bırakın milletvekilliğini, bir vatandaşı olarak  utanç duyuyorum.  Çok söze gerek yok. Meşhur bildiriye imza atmayan hiçbir akademisyen rektör ya da dekan ya­ pılmamıştır bu dönemde. Bugün, Türkiye'de, Ankara Üniversitesi Rektörünü saymazsak bütün rek­ törler ve bütün dekanlar o malum bildiriye imza atanlar arasından seçilmiştir. Hâl böyle olunca benim  Yükseköğretim Kurulu için "Bir ideolojinin odak noktası oldu." dememde herhalde siz de bir sa­ kınca görmezsiniz.  Yine çok söze gerek yok aslında bunun için de. Erkek hastalara bakmayan bir hanımefendi pro­ fesörü bilim üretim merkezinin başına -üniversiteyi kastediyorum- rektör atamak bile bu zihniyetin  ne noktada olduğunun apaçık bir işaretidir.  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu arasındaki  iletişim ve koordinasyon zafiyeti ve plansızlık Türkiye'ye ve geleceğimize çok ağır bir faturaya mal  oldu, mal olmaya da devam ediyor. Şöyle bir hafızanızı tazeleyin. Türkiye, 80'li yıllarda 50 bin işsiz  ziraat mühendisini konuşuyordu, 80'li yıllarda, ben çok iyi anımsıyorum. Yine hafızamızda biraz  yakın tarihe gelin. Türkiye, 90'lı yıllarda 35 bin işsiz beden eğitimi öğretmenini konuştu, epeyce bir  meşgul etti Türkiye'yi.  Şimdi, 2000'li yıllarda yaklaşık 300 bin civarında işsiz eğitim fakültesi mezunu -öğretmen adayı  bile demiyorum ben- öğretmenin mağduriyetini konuşuyor Türkiye ve siz böyle giderseniz ne ola­ cak biliyor musunuz? 2020'lere giderken Türkiye, arzuhâlcilik yapan hukukçuları konuşacak. So­ kaklarda daktilo koyup ya da bilgisayar koyup, adliye önlerinde arzuhâlcilik yapan hukukçuları  konuşacağız. Böyle bir eğitim sistemi olabilir mi?  ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Çözümü ne, çözümü?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın milletvekilleri, çözüm elbette var. Bugün ve yarın 4 yeni,  bugün açacağımız ve yarın açacağımız üniversitelerle birlikte, 4 tane daha yeni eğitim fakültesi açı­ yoruz. 7 üniversite açıyoruz, 4'ünde de eğitim fakültesi var.  ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Açmayalım mı?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Açmayalım. Evet, açmayalım.  ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Ne yapalım?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Sen istersen "Asmayalım da besleyelim mi?" de diyebilirsin. Ya gel,  söz al, buradan konuş Sayın Milletvekili! Oradan ne konuşuyorsun?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen sayın milletvekilleri.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Hasta etme beni! (AK PARTİ sıralarından gürültüler, gülüşmeler)  Şimdi, arkadaşlar...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  ENGİN ALTAY (Devamla) - 300 bin kişi sokakta, siz burada gülüyorsunuz. Bu ayıp da bu AKP  Grubuna yeter!  BAŞKAN - Sayın Altay, lütfen Genel Kurula hitap edin.  Sayın milletvekilleri, lütfen...  ENGİN ALTAY (Devamla) - Yarın konuşacağız bu konuyu. Yarın da söz aldım. Yeni üniversi­ teleri açarken konuşacağız. Ancak arkadaşlar, bir dram yaşanıyor. Bu drama yeni kurbanlar verme­ yelim. Bu, Meclisin misyonu değil, Meclisin misyonu değil.  Bakın, Millî Eğitim Bakanlığının iç denetim raporu açıklandı, okuyan var mı? Bu Mecliste bu  denetim raporunu okuyan oldu mu? Bu rapor diyor ki: 133.317 öğretmen açığı var. 2009 KPSS'de  243.569 öğretmen adayı sınava giriyor, 30.464'ü alınıyor. Branş kapalılığından sınava giremeyen  70 bin öğretmen adayını da bir düşünün ve sonra şu manzaraya bir bakın: Şırnak'taki öğretmenlerin  -"açılım, açılım" diyorsunuz, buradan başlasanıza- yüzde 52'si ya sözleşmeli ya ücretli, Van'daki öğ­ retmelerin yüzde 41 'i ya sözleşmeli ya ücretli, Kars'taki öğretmenlerin yüzde 70'i ya sözleşmeli ya  ücretli ama Aydın'daki öğretmenlerin yüzde 10'u ya sözleşmeli ya ücretli. Aydın'da yüzde 10, Kars'ta  yüzde 70; sonra siz açılım yapacaksınız! Önce bunları düzeltin.  - 6 1 0 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu arasındaki  iletişim ve koordinasyon zafiyeti ve plansızlık Türkiye'ye ve geleceğimize çok ağır bir faturaya mal  oldu, mal olmaya da devam ediyor. Şöyle bir hafızanızı tazeleyin. Türkiye, 80'li yıllarda 50 bin işsiz  ziraat mühendisini konuşuyordu, 80'li yıllarda, ben çok iyi anımsıyorum. Yine hafızamızda biraz  yakın tarihe gelin. Türkiye, 90'lı yıllarda 35 bin işsiz beden eğitimi öğretmenini konuştu, epeyce bir  meşgul etti Türkiye'yi.  Şimdi, 2000'li yıllarda yaklaşık 300 bin civarında işsiz eğitim fakültesi mezunu -öğretmen adayı  bile demiyorum ben- öğretmenin mağduriyetini konuşuyor Türkiye ve siz böyle giderseniz ne ola­ cak biliyor musunuz? 2020'lere giderken Türkiye, arzuhâlcilik yapan hukukçuları konuşacak. So­ kaklarda daktilo koyup ya da bilgisayar koyup, adliye önlerinde arzuhâlcilik yapan hukukçuları  konuşacağız. Böyle bir eğitim sistemi olabilir mi?  ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Çözümü ne, çözümü?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın milletvekilleri, çözüm elbette var. Bugün ve yarın 4 yeni,  bugün açacağımız ve yarın açacağımız üniversitelerle birlikte, 4 tane daha yeni eğitim fakültesi açı­ yoruz. 7 üniversite açıyoruz, 4'ünde de eğitim fakültesi var.  ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Açmayalım mı?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Açmayalım. Evet, açmayalım.  ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Ne yapalım?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Sen istersen "Asmayalım da besleyelim mi?" de diyebilirsin. Ya gel,  söz al, buradan konuş Sayın Milletvekili! Oradan ne konuşuyorsun?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen sayın milletvekilleri.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Hasta etme beni! (AK PARTİ sıralarından gürültüler, gülüşmeler)  Şimdi, arkadaşlar...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  ENGİN ALTAY (Devamla) - 300 bin kişi sokakta, siz burada gülüyorsunuz. Bu ayıp da bu AKP  Grubuna yeter!  BAŞKAN - Sayın Altay, lütfen Genel Kurula hitap edin.  Sayın milletvekilleri, lütfen...  ENGİN ALTAY (Devamla) - Yarın konuşacağız bu konuyu. Yarın da söz aldım. Yeni üniversi­ teleri açarken konuşacağız. Ancak arkadaşlar, bir dram yaşanıyor. Bu drama yeni kurbanlar verme­ yelim. Bu, Meclisin misyonu değil, Meclisin misyonu değil.  Bakın, Millî Eğitim Bakanlığının iç denetim raporu açıklandı, okuyan var mı? Bu Mecliste bu  denetim raporunu okuyan oldu mu? Bu rapor diyor ki: 133.317 öğretmen açığı var. 2009 KPSS'de  243.569 öğretmen adayı sınava giriyor, 30.464'ü alınıyor. Branş kapalılığından sınava giremeyen  70 bin öğretmen adayını da bir düşünün ve sonra şu manzaraya bir bakın: Şırnak'taki öğretmenlerin  -"açılım, açılım" diyorsunuz, buradan başlasanıza- yüzde 52'si ya sözleşmeli ya ücretli, Van'daki öğ­ retmelerin yüzde 41 'i ya sözleşmeli ya ücretli, Kars'taki öğretmenlerin yüzde 70'i ya sözleşmeli ya  ücretli ama Aydın'daki öğretmenlerin yüzde 10'u ya sözleşmeli ya ücretli. Aydın'da yüzde 10, Kars'ta  yüzde 70; sonra siz açılım yapacaksınız! Önce bunları düzeltin.  - 6 1 0 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Şimdi, Sayın Bakan, size sesleniyorum: Sınava girip elenen yaklaşık 200 bin, sınava girme hak­ kından mahrum bırakılan yaklaşık 70 bin, aynı okulda aynı işi yaptığı hâlde sefalet ücretiyle çalışıp  Öğretmenler Günü törenlerine alınmayan "sözleşmeli, kısmi zamanlı, ücretli, vekil, usta öğretici"  gibi adlar altında gelecek kaygısıyla çalışan yaklaşık 80 bin öğretmen, öğretmen adayı ile 300 bini  aşkın bu öğretmenlerin ailelerinin feryadına kulak vermek zorundasınız.  Sayın milletvekilleri, bu, 1,5 milyon insanın sosyoekonomik yaşamını doğrudan ilgilendiren bir  konudur, bir sosyal vakıadır. Bu insanların içinde bulunduğu sosyal, psikolojik, ekonomik durumla­ rını ve ruh hâlini tasavvur edebilir misiniz? Bu aileler bu çocukları on altı yıl, yemeden içmeden, sır­ tına palto alması gerekirken palto almadan, türlü fedakârlıklarla "Çocuğumuz öğretmen olacak." diye  okutmadılar mı? Bu ailelerin umutlarıyla oynamak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, onun Millî  Eğitim Bakanına yakışır mı sayın milletvekilleri? Bu ailelerin, 1,5 milyon insanın içinde bulunduğu  bu sosyal durum sizin uğraştığınız Anayasa değişikliğinden inanın ki çok daha öncelikli bir konudur,  çok daha acil bir konudur. Devletin direksiyonunda siz varsınız, devletin imkânları elinizdedir. Ben bi­ liyorum ki bu 300 bin öğretmenin sorununu çözmek devede kulaktır. İnsanın saçından alınacak bir telin  benim kafamda ne kadar eksiği varsa büyük Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücü de bu 300 bin öğ­ retmenin göreve başlatılmasına yetecek muktedirattadır. Sizin tereddüdünüz, çekinceniz nedir, bilmi­ yorum. Maliye Bakanlığından bir talepte bulunduğunuzu da biliyorum ama buna rağmen Maliye  Bakanının ya da Başbakanın bu konuya niçin kapalı olduğunu anlamak mümkün değildir.  Sayın milletvekilleri, hepimizin de çoluğu çocuğu var. Bakın, ben beş yıl işsiz gezmiş bir insa­ nım. Eğitim yüksekokulunu bitirdim, 12 Eylül dönemi sonrası güvenlik soruşturması nedeniyle ben  beş yıl öğretmenliğe başlayamadım, beş yıl sonra mahkeme kararıyla başladım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.  ENGİN ALTAY (Devamla) - İşsiz insan sudan çıkmış balık gibidir. Lütfen, yüce Parlamentodan  rica ediyorum, gözlerinizi kapatın, suyun kenarına atılmış bir balığın çırpınışını gözünüzde tasavvur  edin ve ondan sonra bu sorunun çözümü için hep beraber elimizi taşın altına koyalım.  Bizden beklenen her türlü desteğe biz açığız diyorum ve Millî Eğitim Bakanlığının, Bakan Ha­ nımın bir kadın, bir anne olarak bu konuda özel olarak da bir çaba içinde olması gerektiğini düşü­ nüyorum ve yüce heyeti bu duygularla saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Altay.  AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Sami Güçlü, Konya Milletvekili.  Buyurun Sayın Güçlü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;  yükseköğretimle ilgili gündeme gelen Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili kanun tasarı­ sıyla ilgili olarak AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.  Bu konuyla ilgili olarak daha baştan, yükseköğretimle ilgili genel bir değerlendirme yaparak  girmek, normal olarak hepimizin yaptığı bir yaklaşım tarzı. Dolayısıyla ben de yükseköğretimle il­ gili düşüncelerimi ifade edeceğim ve gelişmeleri ortaya koymaya çalışacağım.  Üniversiteler, tarih boyunca bilginin üretildiği, yorumlandığı, zenginleştirildiği, eleştirildiği ve  aktarıldığı kurumlardır. Üniversiteler için çok yaygın olarak söylenen bir kavram, bilgi için inşa edi­ len kurumlardır, uygulama ve yarara yönelik amacın da ötesinde, doğru bilgi peşindedirler. Bu üni­ versite kavramının ne kadar evrensel, ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyar uygulama ve yarara  yönelik amacın da ötesinde, doğru bilgi.  - 6 1 1 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  Şimdi, Sayın Bakan, size sesleniyorum: Sınava girip elenen yaklaşık 200 bin, sınava girme hak­ kından mahrum bırakılan yaklaşık 70 bin, aynı okulda aynı işi yaptığı hâlde sefalet ücretiyle çalışıp  Öğretmenler Günü törenlerine alınmayan "sözleşmeli, kısmi zamanlı, ücretli, vekil, usta öğretici"  gibi adlar altında gelecek kaygısıyla çalışan yaklaşık 80 bin öğretmen, öğretmen adayı ile 300 bini  aşkın bu öğretmenlerin ailelerinin feryadına kulak vermek zorundasınız.  Sayın milletvekilleri, bu, 1,5 milyon insanın sosyoekonomik yaşamını doğrudan ilgilendiren bir  konudur, bir sosyal vakıadır. Bu insanların içinde bulunduğu sosyal, psikolojik, ekonomik durumla­ rını ve ruh hâlini tasavvur edebilir misiniz? Bu aileler bu çocukları on altı yıl, yemeden içmeden, sır­ tına palto alması gerekirken palto almadan, türlü fedakârlıklarla "Çocuğumuz öğretmen olacak." diye  okutmadılar mı? Bu ailelerin umutlarıyla oynamak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, onun Millî  Eğitim Bakanına yakışır mı sayın milletvekilleri? Bu ailelerin, 1,5 milyon insanın içinde bulunduğu  bu sosyal durum sizin uğraştığınız Anayasa değişikliğinden inanın ki çok daha öncelikli bir konudur,  çok daha acil bir konudur. Devletin direksiyonunda siz varsınız, devletin imkânları elinizdedir. Ben bi­ liyorum ki bu 300 bin öğretmenin sorununu çözmek devede kulaktır. İnsanın saçından alınacak bir telin  benim kafamda ne kadar eksiği varsa büyük Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücü de bu 300 bin öğ­ retmenin göreve başlatılmasına yetecek muktedirattadır. Sizin tereddüdünüz, çekinceniz nedir, bilmi­ yorum. Maliye Bakanlığından bir talepte bulunduğunuzu da biliyorum ama buna rağmen Maliye  Bakanının ya da Başbakanın bu konuya niçin kapalı olduğunu anlamak mümkün değildir.  Sayın milletvekilleri, hepimizin de çoluğu çocuğu var. Bakın, ben beş yıl işsiz gezmiş bir insa­ nım. Eğitim yüksekokulunu bitirdim, 12 Eylül dönemi sonrası güvenlik soruşturması nedeniyle ben  beş yıl öğretmenliğe başlayamadım, beş yıl sonra mahkeme kararıyla başladım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.  ENGİN ALTAY (Devamla) - İşsiz insan sudan çıkmış balık gibidir. Lütfen, yüce Parlamentodan  rica ediyorum, gözlerinizi kapatın, suyun kenarına atılmış bir balığın çırpınışını gözünüzde tasavvur  edin ve ondan sonra bu sorunun çözümü için hep beraber elimizi taşın altına koyalım.  Bizden beklenen her türlü desteğe biz açığız diyorum ve Millî Eğitim Bakanlığının, Bakan Ha­ nımın bir kadın, bir anne olarak bu konuda özel olarak da bir çaba içinde olması gerektiğini düşü­ nüyorum ve yüce heyeti bu duygularla saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Altay.  AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Sami Güçlü, Konya Milletvekili.  Buyurun Sayın Güçlü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım;  yükseköğretimle ilgili gündeme gelen Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili kanun tasarı­ sıyla ilgili olarak AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.  Bu konuyla ilgili olarak daha baştan, yükseköğretimle ilgili genel bir değerlendirme yaparak  girmek, normal olarak hepimizin yaptığı bir yaklaşım tarzı. Dolayısıyla ben de yükseköğretimle il­ gili düşüncelerimi ifade edeceğim ve gelişmeleri ortaya koymaya çalışacağım.  Üniversiteler, tarih boyunca bilginin üretildiği, yorumlandığı, zenginleştirildiği, eleştirildiği ve  aktarıldığı kurumlardır. Üniversiteler için çok yaygın olarak söylenen bir kavram, bilgi için inşa edi­ len kurumlardır, uygulama ve yarara yönelik amacın da ötesinde, doğru bilgi peşindedirler. Bu üni­ versite kavramının ne kadar evrensel, ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyar uygulama ve yarara  yönelik amacın da ötesinde, doğru bilgi.  - 6 1 1 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 2 - Üniversite, bu büyük amaç doğrultusunda bilgiyi üretir, sunar, yayar. Dört fonksiyon üniversi­ tenin misyonudur âdeta. Hepimizin bildiği, özellikle akademisyenlerin araştırma faaliyeti, eğitim- öğretim, topluma danışmanlık ve yayın yapmak suretiyle bunlar gerçekleşir. Bu fonksiyonlarıyla  üniversiteler, toplumun geleceğini derinden etkileme potansiyeline de sahiptirler. Üniversitelerin  fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için en başta, evvela, akademik özgürlük ve üniversite özerkli­ ğine sahip olması gerekmektedir.  Dünyada üniversiteler konusunda çok önemli çalışmalar ortaya koyan UNESCO, üniversitenin ta­ şıması gereken üç temel özelliğe vurgu yapar. Bunlardan birincisi bilgiyi bilgi için elde etmek, ikincisi  farklı görüşlere hoşgörülü olmak ve siyasi, ideolojik müdahalelerden özgür olmak. Üniversite eğer ger­ çek anlamda üniversite olma amacındaysa bilgiyi bilgi için ve onun da ötesinde, ideolojik ve siyasi mü­ dahalelerden uzak olarak bu fonksiyonunu yerine getirmeli. Özgürlük ve adalet ilkelerini, insan onurunu  ve dayanışmayı eğitim ve araştırma yoluyla ilerletme yükümlülüğüne sahip olmak ve uluslararası dü­ zeyde yardımlaşmayı geliştirmek de üniversitenin taşıması gereken bir başka özelliktir.  Değerli arkadaşlarım, bu açıdan baktığımızda -gerçekten de üniversitelerin niçin önemli oldu­ ğunu- eğer bu fonksiyonlarını yerine getirebilir, bu temel özellikleri üzerinde taşıyabilirse bir toplum  için oynayabileceği rol hepimizin gözünü kamaştıracak kadar parlak olur.  Dünyadaki gelişmelere de kısaca değinmek istiyorum bu vesileyle. Evvela, dünyanın gelişmiş  ülkeleri başta olmak üzere bütün ülkeleri 21 'inci yüzyılda üniversitelerle ilgili yoğun bir arayış için­ dedirler ve geçmişe göre çok farklı öncelikler belirlenmiş ve ortaya çıkmıştır.  Âdeta 21 'inci yüzyılın yükseköğretimde ortaya çıkan yeni trendleri şu başlıklar altında sırala­ nabilir: Evvela, bilgi yoğun bir toplumla karşı karşıyayız, dolayısıyla yükseköğretimdeki gelişmeler  bu amaca yönelik olmalıdır.  Artan bir talep söz konusudur. Sürekli bir eğitim ihtiyacı doğmuştur. Öğrencilerde geçişler dolayısıyla  bir hareketlilik mevzubahistir. Artan bir talep vardır ve yükseköğretim büyük ölçüde çeşitlenmiştir.  Klasik disiplinler yanında çok kültürlü eğitim, yönetimdeki klasik meslektaşlık yerine girişimci  üniversite, topluma duyarlılık, akreditasyon ve kalite süreçleri, küresel ölçekte diplomaların denkliği,  devlet-üniversite ilişkilerinde değişen paradigmalar. Bunlar gerçekten de dünyada yeni üniversiteler  oluşturulması konusunda büyük arayışlann en önemli mihenk taşlan olarak karşımıza çıkmakta.  Dünyada, 20'nci yüzyılın sonunda karşılaştığımız teknoloji, küreselleşme ve rekabetin zorladığı  dünyada, bütün alanlarda olduğu gibi, yükseköğretim alanlarında işte bu yeni arayışlar bütün top- lumlann gündemini işgal etmiştir ve Avrupa Birliği, elli yıl süreyle dünyada öncülüğünü yaptığı üni­ versite konusundaki avantajını kaybetmiş, bunu başta Amerika Birleşik Devletleri'ne kaptırmış ve  ekonomik alanda da bunun etkisini görmüş ve yeni üniversite anlayışını oluşturmak üzere Avrupa Bir­ liği Yükseköğretim Alanı ve Bologna Süreci'ni başlatmıştır ve bunu öyle bir kavramla ifade etmiştir  ki yükseköğretimle ilgili bu çalışmalarının sonunda hedeflediği önemli nokta, rekabet edebilir dün­ yanın en rekabetçi ekonomisini elde etmek ve o hedefe ulaşmayı bu vesileyle sağlamak istemektedir  ve bunun için tarihler belirlemiş, Avrupa Birliğine dâhil ülkeler ve etkisi altında olan ülkeler de bu  Bologna Süreci'ni giderek, sürekli olarak güçlendirmiş ve ekonomik yönden de arzu ettiği gelişmeyi  bu yükseköğretimde sağlayacağı gelişmelerden hız alarak gerçekleştirmeyi umut etmektedir.
Sayfa 97 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 2 - Üniversite, bu büyük amaç doğrultusunda bilgiyi üretir, sunar, yayar. Dört fonksiyon üniversi­ tenin misyonudur âdeta. Hepimizin bildiği, özellikle akademisyenlerin araştırma faaliyeti, eğitim- öğretim, topluma danışmanlık ve yayın yapmak suretiyle bunlar gerçekleşir. Bu fonksiyonlarıyla  üniversiteler, toplumun geleceğini derinden etkileme potansiyeline de sahiptirler. Üniversitelerin  fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için en başta, evvela, akademik özgürlük ve üniversite özerkli­ ğine sahip olması gerekmektedir.  Dünyada üniversiteler konusunda çok önemli çalışmalar ortaya koyan UNESCO, üniversitenin ta­ şıması gereken üç temel özelliğe vurgu yapar. Bunlardan birincisi bilgiyi bilgi için elde etmek, ikincisi  farklı görüşlere hoşgörülü olmak ve siyasi, ideolojik müdahalelerden özgür olmak. Üniversite eğer ger­ çek anlamda üniversite olma amacındaysa bilgiyi bilgi için ve onun da ötesinde, ideolojik ve siyasi mü­ dahalelerden uzak olarak bu fonksiyonunu yerine getirmeli. Özgürlük ve adalet ilkelerini, insan onurunu  ve dayanışmayı eğitim ve araştırma yoluyla ilerletme yükümlülüğüne sahip olmak ve uluslararası dü­ zeyde yardımlaşmayı geliştirmek de üniversitenin taşıması gereken bir başka özelliktir.  Değerli arkadaşlarım, bu açıdan baktığımızda -gerçekten de üniversitelerin niçin önemli oldu­ ğunu- eğer bu fonksiyonlarını yerine getirebilir, bu temel özellikleri üzerinde taşıyabilirse bir toplum  için oynayabileceği rol hepimizin gözünü kamaştıracak kadar parlak olur.  Dünyadaki gelişmelere de kısaca değinmek istiyorum bu vesileyle. Evvela, dünyanın gelişmiş  ülkeleri başta olmak üzere bütün ülkeleri 21 'inci yüzyılda üniversitelerle ilgili yoğun bir arayış için­ dedirler ve geçmişe göre çok farklı öncelikler belirlenmiş ve ortaya çıkmıştır.  Âdeta 21 'inci yüzyılın yükseköğretimde ortaya çıkan yeni trendleri şu başlıklar altında sırala­ nabilir: Evvela, bilgi yoğun bir toplumla karşı karşıyayız, dolayısıyla yükseköğretimdeki gelişmeler  bu amaca yönelik olmalıdır.  Artan bir talep söz konusudur. Sürekli bir eğitim ihtiyacı doğmuştur. Öğrencilerde geçişler dolayısıyla  bir hareketlilik mevzubahistir. Artan bir talep vardır ve yükseköğretim büyük ölçüde çeşitlenmiştir.  Klasik disiplinler yanında çok kültürlü eğitim, yönetimdeki klasik meslektaşlık yerine girişimci  üniversite, topluma duyarlılık, akreditasyon ve kalite süreçleri, küresel ölçekte diplomaların denkliği,  devlet-üniversite ilişkilerinde değişen paradigmalar. Bunlar gerçekten de dünyada yeni üniversiteler  oluşturulması konusunda büyük arayışlann en önemli mihenk taşlan olarak karşımıza çıkmakta.  Dünyada, 20'nci yüzyılın sonunda karşılaştığımız teknoloji, küreselleşme ve rekabetin zorladığı  dünyada, bütün alanlarda olduğu gibi, yükseköğretim alanlarında işte bu yeni arayışlar bütün top- lumlann gündemini işgal etmiştir ve Avrupa Birliği, elli yıl süreyle dünyada öncülüğünü yaptığı üni­ versite konusundaki avantajını kaybetmiş, bunu başta Amerika Birleşik Devletleri'ne kaptırmış ve  ekonomik alanda da bunun etkisini görmüş ve yeni üniversite anlayışını oluşturmak üzere Avrupa Bir­ liği Yükseköğretim Alanı ve Bologna Süreci'ni başlatmıştır ve bunu öyle bir kavramla ifade etmiştir  ki yükseköğretimle ilgili bu çalışmalarının sonunda hedeflediği önemli nokta, rekabet edebilir dün­ yanın en rekabetçi ekonomisini elde etmek ve o hedefe ulaşmayı bu vesileyle sağlamak istemektedir  ve bunun için tarihler belirlemiş, Avrupa Birliğine dâhil ülkeler ve etkisi altında olan ülkeler de bu  Bologna Süreci'ni giderek, sürekli olarak güçlendirmiş ve ekonomik yönden de arzu ettiği gelişmeyi  bu yükseköğretimde sağlayacağı gelişmelerden hız alarak gerçekleştirmeyi umut etmektedir.  TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 4  - 6 1 3 - Ülkemize gelince. Tarihî süreç itibarıyla Avrupa'nın en eski üniversiteleri Bologna ve Sorbonne  üniversiteleridir. Bizim tarihî sürecimizde ise bu bin yıllık üniversitelerden az da olsa daha önceki dö­ nemde yani 1067'de Selçuklu Veziri Nizamülmülk'ün kurmuş olduğu Nizamiye medreseleri bir ba­ kıma dünyada üniversitelerin, kendi tarihimiz bakımından ise Türk üniversitelerinin başlangıcıdır.  Ama cumhuriyet dönemine gelecek olursak, cumhuriyet döneminde evvela bununla ilgili olarak dev­ raldığımız bir üniversitemiz vardır. 1923-24 döneminde, bu bir üniversitemizdeki fakülteler ve bi­ rimleri, yüksekokulları o günkü isimleriyle ifade etmeye, teker teker saymaya gerek duymayarak  dokuz yükseköğretim biriminin bulunduğu bu zaman diliminde bizim 2.914 öğrencimiz ve 307 öğ­ retim elemanımız vardır 1924 yılı itibarıyla.  Cumhuriyet döneminde yükseköğretimle ilgili beş önemli düzenleme yapılmıştır. Hepsi de bir  reform ve üniversite hamlesi amaçlıdır. Bunların dönemleri 1923-46 dönemi, 1933 üniversite refor­ munu kastediyorum; 1946-60 dönemi, 1946'da yeni Üniversiteler Kanunu ve Ankara Üniversitesi­ nin kurulmasını; 1960-73 dönemi, 1960 sonrası Anayasa ve üniversitelerle ilgili düzenlemeler;  1973-81 dönemi, 73'teki 1750 sayılı Kanun; 1981-2010 dönemi ve bu dönem içerisinde de 1981 yı­ lındaki Yükseköğretim Kanunu.  Çok değerli arkadaşlarım, bu dönemlere baktığımızda yükseköğretimle ilgili düzenlemelerin  1933,1946,1960,1973 ve 1981 yıllarında Türk yükseköğretimindeki sorunları çözmek için kapsamlı  düzenlemelerin yapıldığına şahit oluyoruz ve bu dönemler 1933 ve 1946 tek parti dönemi, çok partili  döneme geçişle birlikte bir farklılaşma, iyileşme dönemi, 1960 askerî darbe dönemi, 1973 müdahale­ nin akabinde meydana gelen gelişme, yine askerî müdahale, 1981 yine askerî müdahaleden sonra.  Türk yükseköğretiminin çok önemli olduğunu benden önceki konuşmacı arkadaşlarım dile ge­ tirdiler, ben de bir akademisyen olarak aynı düşünceye sahip bir insanım ama yükseköğretimle ilgili  düzenlemeler, görüldüğü gibi, buradaki tarihî akışı içerisinde de söylediğim gibi, hep kritik zaman­ larda ve askerî dönemlerden soma ancak yapılabilmiştir. En çok eleştiri 2547 sayılı Yükseköğretim  Kanunu'na yapılmıştır. Yüzden fazla değişiklik yapılmış ama bununla ilgili konuda henüz yüksek­ öğretimle ilgili arzu ettiğimiz anlamda bir yapı oluşturulamamıştır. Bununla ilgili değerlendirmeme  ilerleyen zaman içinde değineceğim.  Sorun nereden kaynaklanmaktadır? Çok soyut olarak bu konuyu biraz tartışmak istiyorum sizlerle,  ifade ermek istiyorum düşüncelerimi. En temel sebep Türk yükseköğretimi ve sadece Türk yüksek­ öğretimi değil, Türkiye'nin temel problemlerinin çözümünde bence en temel sebep güven duygusu ek­ sikliğidir. Bu güven duygusunun eksikliğini üniversiteyi ilgilendiren yönü itibarıyla söylüyorum:  Bir, üniversitede yetmezlik; ikincisi, aydın toplum veya üniversite-toplum arasındaki değerler çatış­ ması ve üçüncüsü, sorunun mahiyetinin doğru algılanmamasından kaynaklanan bir yönü. Dolayısıyla  bizim bugüne kadar yükseköğretim konusunda bir çözüm üretemememizin, özellikle 1980 sonrasında  bütün siyasi partiler, düşünce ekolleri bu konuda eleştiriler getirmesine ve farklı tasanlar öne sürme­ sine rağmen bir çözüm üretemememizin sebebini, ben en başta bu güven duygusunun eksikliğine bağ­ lıyorum. Sadece bu konu değil, diğer temel konularda da bunun eksikliğini genel olarak yaşıyoruz.  Üniversitelerimizin bu taşıdığı bir kısım rahatsızlıklar ve onu bir reform süreci içerisinde iyi­ leştirme konusundaki müdahalelere rağmen üniversitelerimiz bu süre içerisinde çok önemli de ba­ şarılar elde etmişlerdir. Bu başarılarla ilgili birkaç ana noktaya özellikle temas etmek istiyorum.  Evvela, Türkiye'nin, Türk ekonomisinin, Türk toplumunun, Türk eğitim sisteminin ve diğer bütün  sektörlerin yetişmiş insan gücü ihtiyacını yine Türkiye'deki üniversiteler karşılamıştır. Bu kendi ba­ şına çok takdire değer bir hâldir, gelişmedir.
Sayfa 98 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010 0 : 4  - 6 1 3 - Ülkemize gelince. Tarihî süreç itibarıyla Avrupa'nın en eski üniversiteleri Bologna ve Sorbonne  üniversiteleridir. Bizim tarihî sürecimizde ise bu bin yıllık üniversitelerden az da olsa daha önceki dö­ nemde yani 1067'de Selçuklu Veziri Nizamülmülk'ün kurmuş olduğu Nizamiye medreseleri bir ba­ kıma dünyada üniversitelerin, kendi tarihimiz bakımından ise Türk üniversitelerinin başlangıcıdır.  Ama cumhuriyet dönemine gelecek olursak, cumhuriyet döneminde evvela bununla ilgili olarak dev­ raldığımız bir üniversitemiz vardır. 1923-24 döneminde, bu bir üniversitemizdeki fakülteler ve bi­ rimleri, yüksekokulları o günkü isimleriyle ifade etmeye, teker teker saymaya gerek duymayarak  dokuz yükseköğretim biriminin bulunduğu bu zaman diliminde bizim 2.914 öğrencimiz ve 307 öğ­ retim elemanımız vardır 1924 yılı itibarıyla.  Cumhuriyet döneminde yükseköğretimle ilgili beş önemli düzenleme yapılmıştır. Hepsi de bir  reform ve üniversite hamlesi amaçlıdır. Bunların dönemleri 1923-46 dönemi, 1933 üniversite refor­ munu kastediyorum; 1946-60 dönemi, 1946'da yeni Üniversiteler Kanunu ve Ankara Üniversitesi­ nin kurulmasını; 1960-73 dönemi, 1960 sonrası Anayasa ve üniversitelerle ilgili düzenlemeler;  1973-81 dönemi, 73'teki 1750 sayılı Kanun; 1981-2010 dönemi ve bu dönem içerisinde de 1981 yı­ lındaki Yükseköğretim Kanunu.  Çok değerli arkadaşlarım, bu dönemlere baktığımızda yükseköğretimle ilgili düzenlemelerin  1933,1946,1960,1973 ve 1981 yıllarında Türk yükseköğretimindeki sorunları çözmek için kapsamlı  düzenlemelerin yapıldığına şahit oluyoruz ve bu dönemler 1933 ve 1946 tek parti dönemi, çok partili  döneme geçişle birlikte bir farklılaşma, iyileşme dönemi, 1960 askerî darbe dönemi, 1973 müdahale­ nin akabinde meydana gelen gelişme, yine askerî müdahale, 1981 yine askerî müdahaleden sonra.  Türk yükseköğretiminin çok önemli olduğunu benden önceki konuşmacı arkadaşlarım dile ge­ tirdiler, ben de bir akademisyen olarak aynı düşünceye sahip bir insanım ama yükseköğretimle ilgili  düzenlemeler, görüldüğü gibi, buradaki tarihî akışı içerisinde de söylediğim gibi, hep kritik zaman­ larda ve askerî dönemlerden soma ancak yapılabilmiştir. En çok eleştiri 2547 sayılı Yükseköğretim  Kanunu'na yapılmıştır. Yüzden fazla değişiklik yapılmış ama bununla ilgili konuda henüz yüksek­ öğretimle ilgili arzu ettiğimiz anlamda bir yapı oluşturulamamıştır. Bununla ilgili değerlendirmeme  ilerleyen zaman içinde değineceğim.  Sorun nereden kaynaklanmaktadır? Çok soyut olarak bu konuyu biraz tartışmak istiyorum sizlerle,  ifade ermek istiyorum düşüncelerimi. En temel sebep Türk yükseköğretimi ve sadece Türk yüksek­ öğretimi değil, Türkiye'nin temel problemlerinin çözümünde bence en temel sebep güven duygusu ek­ sikliğidir. Bu güven duygusunun eksikliğini üniversiteyi ilgilendiren yönü itibarıyla söylüyorum:  Bir, üniversitede yetmezlik; ikincisi, aydın toplum veya üniversite-toplum arasındaki değerler çatış­ ması ve üçüncüsü, sorunun mahiyetinin doğru algılanmamasından kaynaklanan bir yönü. Dolayısıyla  bizim bugüne kadar yükseköğretim konusunda bir çözüm üretemememizin, özellikle 1980 sonrasında  bütün siyasi partiler, düşünce ekolleri bu konuda eleştiriler getirmesine ve farklı tasanlar öne sürme­ sine rağmen bir çözüm üretemememizin sebebini, ben en başta bu güven duygusunun eksikliğine bağ­ lıyorum. Sadece bu konu değil, diğer temel konularda da bunun eksikliğini genel olarak yaşıyoruz.  Üniversitelerimizin bu taşıdığı bir kısım rahatsızlıklar ve onu bir reform süreci içerisinde iyi­ leştirme konusundaki müdahalelere rağmen üniversitelerimiz bu süre içerisinde çok önemli de ba­ şarılar elde etmişlerdir. Bu başarılarla ilgili birkaç ana noktaya özellikle temas etmek istiyorum.  Evvela, Türkiye'nin, Türk ekonomisinin, Türk toplumunun, Türk eğitim sisteminin ve diğer bütün  sektörlerin yetişmiş insan gücü ihtiyacını yine Türkiye'deki üniversiteler karşılamıştır. Bu kendi ba­ şına çok takdire değer bir hâldir, gelişmedir.  TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 4 - İkincisi, çok daha önemli bir konu olduğunu düşünüyorum: Kendi diliyle eğitim yapan geliş­ mekte olan ülkeler kategorisindeki tek ülke Türkiye'dir ve bu hem sosyal bilimler hem teknik alan­ lar hem sağlık alanları dâhil olmak üzere modern zamanların yeni bilim alanları ve öne çıkan  eğitim-öğretim faaliyetleri içerisinde de hiçbir gecikmeye mahal bırakmadan bu alanlarda yüksek­ öğretim faaliyetimizi sürdürme imkânına kavuşmuşuz.  Bunun sağlamış olduğu en önemli avantaj şudur: Bizim, özellikle cumhuriyetin kurulduğu yıllarda  ve daha zor olan zaman dilimlerinde -ekonomik olarak- insan gücünü yetiştirme konusundaki göster­ diğimiz gayret ve hassasiyet bugün bu başarıyı sağlamıştır ve belki, 2003'ten itibaren kurduğumuz çok  sayıda üniversitenin en temel gerekçesi, kendi diliyle yükseköğretimi gerçekleştirme imkânına sahip  bir öğretim kadrosuna ulaşmış olmak ve bunu yetiştirme konusunda bir tecrübe kazanmış olmaktır.  Bir başka husus: Yükseköğretimin her alanında "Biz bu alanda bir eğitim yapıyoruz ama acaba  bu eğitimin niteliği nedir, kalitesi nedir?" dediğimizde, çok eleştirdiğimiz bu yükseköğretimde ulaş­ tığımız nokta -uluslararası bir mukayese yapacak olursak- kabul edilebilir bir seviyededir. Bunun  çok somut bir ölçüsü yoktur ama bize göre -şahsıma yönelik olarak söylüyorum- kendi şahsi gözle­ mime göre ve bu konuda akademisyen arkadaşlarla yaptığımız değerlendirmeye göre bunun en açık  belirtisi, Türkiye'de lisans eğitimini tamamlamış öğrencilerimizin yüksek lisans için, lisansüstü ça­ lışmalar için Avrupa'ya, Amerika'ya veya başka ülkelere gittiklerinde göstermiş oldukları başarıdır.  Eğer Türkiye'deki eğitimin bu temel altyapısı arzu edilen seviyede olmasaydı ve bu ülkelerde oku­ yan öğrencilerle kısa sürede telafi edilebilir bir eksikliği taşımasaydı bu arkadaşlarımızın gitmiş ol­ dukları ülkelerde çok başarılı olması ve master ve doktoralarını yaparak dönmeleri mümkün değildi  ama çok yüksek oranda bir başarı olduğunu biliyoruz. Bu, bize, Türkiye'deki mevcut eğitimin bir ba­ kıma kabul edilebilir bir noktada olduğunu, sorunlara rağmen belli bir seviyede olduğunu gösteriyor.  Bu, aynı zamanda.. .Türkiye'de yeni kurulan üniversitelerin de geçmişteki o hamle dönemlerini dik­ kate alırsak 1982'lerde, 92'lerde yeni açılmış sayılan on sekiz-yirmi iki civanndaki üniversitelerin  kuruluş döneminde de benzer kaygılan dile getirmiştik. Şimdi, 2003-2010 yılları arasında kurulan  üniversitelerimizde düşündüğümüz endişeler ve kaygıların, bir bakıma, bu misalle bir nebze olsun bir  çözüm yoluna girdiğini gösteriyor. Bununla ilgili, tabii ki tartışmayı çok daha farklı bir açıdan, farklı  bir zamanda, değişik bir zaman aralığında yapmak mümkündür.  Bir başka gelişme: Anadolu'da yükseköğretimde bilimsel faaliyeti Türkçeyle yapmış olmanın  sonucu olarak ortaya çıkan bir husus var ki o da Türk dilinin, belki tarihinin en önemli ve en gelişmiş  zaman şeridini yaşıyor olmasıdır. Bunun birçok sonuçlan var, yansımalan var, en önemlisi ise Türkçeyle  yazan bir düşünürümüzün, bir yazanınızın Nobel Edebiyat Ödülü almasıdır, birçok akademisyenimi­ zin uluslararası alanda ödüller almasıdır, basanlar sağlamasıdır. Bunlann düşünce mantığı Türkçe üze­ rine oturmaktadır ve birçoğu Türkçe yazmaktadır.  Bu konuyla ilgili olarak söyleyeceğimiz beşinci basan, mevcut üniversitelerimizdeki öğrenci, öğ­ retim üyesi, öğretim elemanı sayısındaki gelişmeler, okullaşma oranındaki gelişme ve dünya yayın  endeksindeki gelişmedir.  Bütün bu hususla ilgili olarak bir mukayese yapacak olursak şöyle söyleyebiliriz: 1923'te bizim  1 üniversitemiz vardı, 81'de 19, 2010 yılında 139 üniversitemiz var şu an. Bu süre içerisinde öğre­ tim elemanı sayımızdaki gelişme ise şöyledir: 1923'te 307 öğretim elemanı, 1981'de 21 bin, 2010'da  yaklaşık 100 bindir. Öğrenci sayılanınız ise bu yıllar itibarıyla 2.900, 237 bin ve 2 milyon 750 bin  civarındadır. Son 81 ile 2010'u mukayese ettiğimizde üniversite sayımız 7 kat, öğretim elemanı  sayısı 5 kat, öğrenci sayısı 10 kat bir artış göstermiştir. Öğrenci sayımızın büyük talebe rağmen,
Sayfa 99 -
TBMM B:77 2 4 . 3 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 4 - İkincisi, çok daha önemli bir konu olduğunu düşünüyorum: Kendi diliyle eğitim yapan geliş­ mekte olan ülkeler kategorisindeki tek ülke Türkiye'dir ve bu hem sosyal bilimler hem teknik alan­ lar hem sağlık alanları dâhil olmak üzere modern zamanların yeni bilim alanları ve öne çıkan  eğitim-öğretim faaliyetleri içerisinde de hiçbir gecikmeye mahal bırakmadan bu alanlarda yüksek­ öğretim faaliyetimizi sürdürme imkânına kavuşmuşuz.  Bunun sağlamış olduğu en önemli avantaj şudur: Bizim, özellikle cumhuriyetin kurulduğu yıllarda  ve daha zor olan zaman dilimlerinde -ekonomik olarak- insan gücünü yetiştirme konusundaki göster­ diğimiz gayret ve hassasiyet bugün bu başarıyı sağlamıştır ve belki, 2003'ten itibaren kurduğumuz çok  sayıda üniversitenin en temel gerekçesi, kendi diliyle yükseköğretimi gerçekleştirme imkânına sahip  bir öğretim kadrosuna ulaşmış olmak ve bunu yetiştirme konusunda bir tecrübe kazanmış olmaktır.  Bir başka husus: Yükseköğretimin her alanında "Biz bu alanda bir eğitim yapıyoruz ama acaba  bu eğitimin niteliği nedir, kalitesi nedir?" dediğimizde, çok eleştirdiğimiz bu yükseköğretimde ulaş­ tığımız nokta -uluslararası bir mukayese yapacak olursak- kabul edilebilir bir seviyededir. Bunun  çok somut bir ölçüsü yoktur ama bize göre -şahsıma yönelik olarak söylüyorum- kendi şahsi gözle­ mime göre ve bu konuda akademisyen arkadaşlarla yaptığımız değerlendirmeye göre bunun en açık  belirtisi, Türkiye'de lisans eğitimini tamamlamış öğrencilerimizin yüksek lisans için, lisansüstü ça­ lışmalar için Avrupa'ya, Amerika'ya veya başka ülkelere gittiklerinde göstermiş oldukları başarıdır.  Eğer Türkiye'deki eğitimin bu temel altyapısı arzu edilen seviyede olmasaydı ve bu ülkelerde oku­ yan öğrencilerle kısa sürede telafi edilebilir bir eksikliği taşımasaydı bu arkadaşlarımızın gitmiş ol­ dukları ülkelerde çok başarılı olması ve master ve doktoralarını yaparak dönmeleri mümkün değildi  ama çok yüksek oranda bir başarı olduğunu biliyoruz. Bu, bize, Türkiye'deki mevcut eğitimin bir ba­ kıma kabul edilebilir bir noktada olduğunu, sorunlara rağmen belli bir seviyede olduğunu gösteriyor.  Bu, aynı zamanda.. .Türkiye'de yeni kurulan üniversitelerin de geçmişteki o hamle dönemlerini dik­ kate alırsak 1982'lerde, 92'lerde yeni açılmış sayılan on sekiz-yirmi iki civanndaki üniversitelerin  kuruluş döneminde de benzer kaygılan dile getirmiştik. Şimdi, 2003-2010 yılları arasında kurulan  üniversitelerimizde düşündüğümüz endişeler ve kaygıların, bir bakıma, bu misalle bir nebze olsun bir  çözüm yoluna girdiğini gösteriyor. Bununla ilgili, tabii ki tartışmayı çok daha farklı bir açıdan, farklı  bir zamanda, değişik bir zaman aralığında yapmak mümkündür.  Bir başka gelişme: Anadolu'da yükseköğretimde bilimsel faaliyeti Türkçeyle yapmış olmanın  sonucu olarak ortaya çıkan bir husus var ki o da Türk dilinin, belki tarihinin en önemli ve en gelişmiş  zaman şeridini yaşıyor olmasıdır. Bunun birçok sonuçlan var, yansımalan var, en önemlisi ise Türkçeyle  yazan bir düşünürümüzün, bir yazanınızın Nobel Edebiyat Ödülü almasıdır, birçok akademisyenimi­ zin uluslararası alanda ödüller almasıdır, basanlar sağlamasıdır. Bunlann düşünce mantığı Türkçe üze­ rine oturmaktadır ve birçoğu Türkçe yazmaktadır.  Bu konuyla ilgili olarak söyleyeceğimiz beşinci basan, mevcut üniversitelerimizdeki öğrenci, öğ­ retim üyesi, öğretim elemanı sayısındaki gelişmeler, okullaşma oranındaki gelişme ve dünya yayın  endeksindeki gelişmedir.  Bütün bu hususla ilgili olarak bir mukayese yapacak olursak şöyle söyleyebiliriz: 1923'te bizim  1 üniversitemiz vardı, 81'de 19, 2010 yılında 139 üniversitemiz var şu an. Bu süre içerisinde öğre­ tim elemanı sayımızdaki gelişme ise şöyledir: 1923'te 307 öğretim elemanı, 1981'de 21 bin, 2010'da  yaklaşık 100 bindir. Öğrenci sayılanınız ise bu yıllar itibarıyla 2.900, 237 bin ve 2 milyon 750 bin  civarındadır. Son 81 ile 2010'u mukayese ettiğimizde üniversite sayımız 7 kat, öğretim elemanı  sayısı 5 kat, öğrenci sayısı 10 kat bir artış göstermiştir. Öğrenci sayımızın büyük talebe rağmen,  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  10 kat artışa rağmen hâlâ yükseköğretimde okullaşma oranımızın arzu edilen seviyeye gelmediğini  ama büyük bir artış sağladığımızı da ortaya koymaktadır bu gelişme. Dolayısıyla hem Millî Eğitim  Bakanımıza hem Yükseköğretim Kurulumuz yetkilileri üzerine düşen görev, özellikle bu son dö­ nemde açtığımız üniversitelerimizin öğretim elemanı ihtiyacı konusunda bu gelişme tablosunun biraz  daha dikkatle, özenle iyileştirilerek artırılması, özellikle yurt dışına gönderilen 5 bin öğrenci projesi,  lisansüstü çalışmaları için gösterilen öğrenci projesinin bu konuya önemli bir katkı sağlayacağını  ama bunun desteklenmesinin gerektiğini ifade ediyorum.  Üniversitelerimizle ilgili bir önemli gelişmeyi de bugün gündeme gelecek olan Alman Üniversi­ tesi vesilesiyle dile getirmek istiyorum. O da öğretim elemanı ihtiyacı konusunda sadece yurt dışına öğ­ renci göndererek, doktoralarını oralarda yaptırarak temin etmenin yanında, Türk üniversitelerinin  içerisinde lisansüstü çalışma yapma kapasitesine gelmiş olan, başta Orta Doğu olmak üzere bazı üni­ versitelerimizin geçmişte de düşünülen ama hayata geçmeyen veya kısmen geçen lisansüstü ağırlıklı eği­ tim verme konusunun daha ciddi olarak ele alınması ve belki ondan da daha etkili bir çözüm olarak ifade  etmek gerekirse yeni kurulacak olan devlet üniversitelerinin, YÖK'ün kabul ettiği, Bakanlar Kurulunda  imzaya açılan yedi devlet üniversitesinin -ki bunlar üniversite ve kültür şehirlerinde açılması planlan­ mıştır- bu üniversitelerimizin daha baştan kurulurken lisanstan ziyade, lisansüstü eğitimi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - ...hedefleyen ve daha doğrusu, daha açık bir ifadeyle, yeni kuru­ lan üniversitelerimizin, altmış üç üniversitenin ihtiyaç duyduğu öğretim elemanı ihtiyacına daha hızlı  bir katkı yapmak amacıyla, daha özel bir şekilde yapılandırılması ve o amaçla oluşturulması konu­ sunun gündeme getirilmesini ve bu konuda bir çalışma yapılmasını temenni ediyorum.  Bu yasa tasarısıyla ilgili görüşmelerimize yann da devam edeceğiz. Düşüncelerimi ifade etmeyi,  orada fırsat bulursam arzu ediyorum, iletmeyi, sizlerle paylaşmayı. Dolayısıyla yeni üniversiteler  konusunda Türkiye'nin bu hamlesini 21'inci yüzyılın başında âdeta bir büyük meydan okuyuş ola­ rak algılıyorum. Bunu niçin algıladığımı da ifade etmeye çalışacağım.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güçlü.  Tasarının tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir Milletvekili. (MHP sı­ ralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Asil.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Ku­ rumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılma­ sına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde şahsımın görüşlerini ifade etmek için söz aldım. Bu  vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, bugün bu yasa tasansı ile daha önce Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Al­ manya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında Türkiye'de bir Türk-Alman üniversitesi kurulmasına  dair anlaşma hükümleri çerçevesinde üniversitenin kuruluşu kanununu çıkartacağız. Ülkemizde yeni  bir üniversitenin kurulmuş olmasını olumlu mütalaa etmekteyiz ama bugün kuracağımız üniversite  Alman Hükümeti ile yaptığımız anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal  Cumhuriyeti Hükümeti arasında Türkiye'de ve Almanya'da karşılıklı olarak birer Türk-Alman üni­ versitesi kurulması yönünde olmasını isterdik.  - 6 1 5 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010 O: 4  10 kat artışa rağmen hâlâ yükseköğretimde okullaşma oranımızın arzu edilen seviyeye gelmediğini  ama büyük bir artış sağladığımızı da ortaya koymaktadır bu gelişme. Dolayısıyla hem Millî Eğitim  Bakanımıza hem Yükseköğretim Kurulumuz yetkilileri üzerine düşen görev, özellikle bu son dö­ nemde açtığımız üniversitelerimizin öğretim elemanı ihtiyacı konusunda bu gelişme tablosunun biraz  daha dikkatle, özenle iyileştirilerek artırılması, özellikle yurt dışına gönderilen 5 bin öğrenci projesi,  lisansüstü çalışmaları için gösterilen öğrenci projesinin bu konuya önemli bir katkı sağlayacağını  ama bunun desteklenmesinin gerektiğini ifade ediyorum.  Üniversitelerimizle ilgili bir önemli gelişmeyi de bugün gündeme gelecek olan Alman Üniversi­ tesi vesilesiyle dile getirmek istiyorum. O da öğretim elemanı ihtiyacı konusunda sadece yurt dışına öğ­ renci göndererek, doktoralarını oralarda yaptırarak temin etmenin yanında, Türk üniversitelerinin  içerisinde lisansüstü çalışma yapma kapasitesine gelmiş olan, başta Orta Doğu olmak üzere bazı üni­ versitelerimizin geçmişte de düşünülen ama hayata geçmeyen veya kısmen geçen lisansüstü ağırlıklı eği­ tim verme konusunun daha ciddi olarak ele alınması ve belki ondan da daha etkili bir çözüm olarak ifade  etmek gerekirse yeni kurulacak olan devlet üniversitelerinin, YÖK'ün kabul ettiği, Bakanlar Kurulunda  imzaya açılan yedi devlet üniversitesinin -ki bunlar üniversite ve kültür şehirlerinde açılması planlan­ mıştır- bu üniversitelerimizin daha baştan kurulurken lisanstan ziyade, lisansüstü eğitimi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - ...hedefleyen ve daha doğrusu, daha açık bir ifadeyle, yeni kuru­ lan üniversitelerimizin, altmış üç üniversitenin ihtiyaç duyduğu öğretim elemanı ihtiyacına daha hızlı  bir katkı yapmak amacıyla, daha özel bir şekilde yapılandırılması ve o amaçla oluşturulması konu­ sunun gündeme getirilmesini ve bu konuda bir çalışma yapılmasını temenni ediyorum.  Bu yasa tasarısıyla ilgili görüşmelerimize yann da devam edeceğiz. Düşüncelerimi ifade etmeyi,  orada fırsat bulursam arzu ediyorum, iletmeyi, sizlerle paylaşmayı. Dolayısıyla yeni üniversiteler  konusunda Türkiye'nin bu hamlesini 21'inci yüzyılın başında âdeta bir büyük meydan okuyuş ola­ rak algılıyorum. Bunu niçin algıladığımı da ifade etmeye çalışacağım.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Güçlü.  Tasarının tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir Milletvekili. (MHP sı­ ralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Asil.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Ku­ rumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılma­ sına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde şahsımın görüşlerini ifade etmek için söz aldım. Bu  vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, bugün bu yasa tasansı ile daha önce Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Al­ manya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında Türkiye'de bir Türk-Alman üniversitesi kurulmasına  dair anlaşma hükümleri çerçevesinde üniversitenin kuruluşu kanununu çıkartacağız. Ülkemizde yeni  bir üniversitenin kurulmuş olmasını olumlu mütalaa etmekteyiz ama bugün kuracağımız üniversite  Alman Hükümeti ile yaptığımız anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal  Cumhuriyeti Hükümeti arasında Türkiye'de ve Almanya'da karşılıklı olarak birer Türk-Alman üni­ versitesi kurulması yönünde olmasını isterdik.  - 6 1 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Değerli arkadaşlarım, anlaşmanın başlangıcında, tarihten gelen kültürel ilişkileri daha da güç­ lendirmek ve karşılıklı anlayışı geliştirme gayreti içinde yükseköğrenim ve akademik araştırmalar ala­ nında her iki ülke arasındaki ikili iş birliğini geliştirmek ve Türkiye ile Almanya'daki yükseköğrenim  sistemlerini karşılıklı olarak zenginleştirmek amacıyla bu anlaşmanın imzalandığı ifade edilmekte­ dir. Tabii ki Almanya ile köklü, tarihten gelen kültürel ilişkilerimiz var ama Almanya'da 4 milyonu  bulan Türk orada yaşamakta, orada çalışmakta, orada eğitimlerini sürdürmektedirler. Bugüne kadar  bu vatandaşlarımız bir nebze dillerini koruyabildiler, kültürlerini koruyabildiler ama artık dördüncü  kuşağa geçmek üzereyiz. Gittiğimizde görüyoruz, yakınlarımızdan yurda izne geldiklerinde görü­ yoruz, maalesef Türkçeyi öğrenemeden büyüyen gençlerle karşılaşmaktayız. O hâlde, Türkiye'nin de  Almanya'da bir Türk-Alman üniversitesi kurma yönünde bir ihtiyacının hasıl olduğu ortaya çık­ maktadır. O hâlde, bu anlaşma yapılırken aynı zamanda orada da bir Türk-Alman üniversitesinin ku­ rulması bu Parlamentoyu, bu milleti daha da mutlu ederdi.  Değerli arkadaşlarım, ama her şeye rağmen bu üniversitenin kurulması da bizleri mutlu etmiş  ve bu üniversitenin de ülke eğitimine katkı sağlayacağını umuyor ve biliyoruz.  Değerli arkadaşlarım, şimdi, anlaşmada tarafların maddi yükümlülükleriyle ilgili bölümde Türk  tarafı Üniversitenin kurulması için gerekli arazi, bina ve altyapıyı sağlayacak, aynı zamanda Üni­ versitenin sürekli giderlerini karşılayacaktır. Türk tarafı, yürürlükteki yükseköğretim mevzuatı ve  Türkiye Büyük Millet Meclisinin tahsis edeceği bütçe çerçevesinde Türk-Alman Üniversitesinin ku­ rucuları tarafından hedeflenen yüksek kalite standartlarını haiz olabilmesi yönünde çaba göstermeyi  amaç edinecektir. Bu bağlamda, özellikle donanım ile yerli ve yabancı bilim insanlarının maaşları ko­ nusunda belirlenecek çerçeve şartların alanlarında isim yapmış kişilerin üniversiteye kazandırılıp  üniversite bünyesinde tutulabilmelerine imkân sağlayacak nitelikte olmasını da hedefleyecek. Bun­ lar hep Türk tarafının görevi.  Alman tarafı, danışmanlık ve fınansal katkılarla Türk-Alman Üniversitesinin yapılandırılma­ sına ve işletilmesine destek verecek, bu katkılar özellikle aşağıdaki faaliyetleri desteklemeye yöne­ lik olacak. Almanya'dan kısa ve uzun süreli Alman akademik eğitim personelinin Türkiye'ye  gönderilmesi, Almanca dil merkezinin kurulması için gerekli materyalin sağlanması ve Almanya'dan  dil okutmanı gönderilmesi, ödenebilecek maaş ve ücretler dışındaki ödemelerin yapılması. Alman­ ya'dan gönderilen personelin maaş ve ücretlerini de yine Türk tarafı sağlayacak.  Şimdi, burada bir Türk-Alman Üniversitesi kuruluyor olmasının getirdiği bütün her şeyi siz yapa­ caksanız o zaman bunu Türk-Alman Üniversitesi olarak kurma çabasını da anlamak biraz zorlaşmakta.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, kurulacak Üniversitenin mali yükümlülüklerinin de çok büyük  ölçüde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine yüklenmiş olduğu da ortadadır. Şimdi, yine, burada yaptı­ ğımız çalışmalarda yükseköğrenimin kalitesini yükseltmek, yükseköğrenimi Türkiye'de henüz ge­ tirmek istediğimiz yere getirememe noktasında, böyle bir iş birliği içerisinde böyle bir yasa tasarısının  her şeye rağmen bugün burada görüşülüyor olmasını da mutlulukla karşılıyoruz. Değerli arkadaşla­ rım, çünkü üniversite eğitimi yapan insan sayısı çoğaldıkça Türkiye'nin ilerlemesi, gelişmesi, eko­ nomik anlamda yükselmesinin de önü açılmış oluyor.  Cumhuriyeti kurduğumuz 1923 yılında Türkiye'de, ülkemizde üniversite mezunlarının sayısı  yüzlerle ifade edilecek kadar. Bırakın üniversite mezunu, okuryazar olanlar yüzde 10'lann altında  ifade ediliyor. Bir zihniyet oluşmuş: Önce, cumhuriyet sonrasında okuryazar olmak iş bulmaya yetmiş;  daha ilerleyen yıllarda, 30'lu, 40'lı yıllarda ilköğretimi bitirmek, ilkokul mezunu olmak iş bulmak  hatta devlet memuru olmak için yeterli olmuş; daha sonraki yıllarda ortaokul mezunu, lise mezunu,  - 6 1 6 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Değerli arkadaşlarım, anlaşmanın başlangıcında, tarihten gelen kültürel ilişkileri daha da güç­ lendirmek ve karşılıklı anlayışı geliştirme gayreti içinde yükseköğrenim ve akademik araştırmalar ala­ nında her iki ülke arasındaki ikili iş birliğini geliştirmek ve Türkiye ile Almanya'daki yükseköğrenim  sistemlerini karşılıklı olarak zenginleştirmek amacıyla bu anlaşmanın imzalandığı ifade edilmekte­ dir. Tabii ki Almanya ile köklü, tarihten gelen kültürel ilişkilerimiz var ama Almanya'da 4 milyonu  bulan Türk orada yaşamakta, orada çalışmakta, orada eğitimlerini sürdürmektedirler. Bugüne kadar  bu vatandaşlarımız bir nebze dillerini koruyabildiler, kültürlerini koruyabildiler ama artık dördüncü  kuşağa geçmek üzereyiz. Gittiğimizde görüyoruz, yakınlarımızdan yurda izne geldiklerinde görü­ yoruz, maalesef Türkçeyi öğrenemeden büyüyen gençlerle karşılaşmaktayız. O hâlde, Türkiye'nin de  Almanya'da bir Türk-Alman üniversitesi kurma yönünde bir ihtiyacının hasıl olduğu ortaya çık­ maktadır. O hâlde, bu anlaşma yapılırken aynı zamanda orada da bir Türk-Alman üniversitesinin ku­ rulması bu Parlamentoyu, bu milleti daha da mutlu ederdi.  Değerli arkadaşlarım, ama her şeye rağmen bu üniversitenin kurulması da bizleri mutlu etmiş  ve bu üniversitenin de ülke eğitimine katkı sağlayacağını umuyor ve biliyoruz.  Değerli arkadaşlarım, şimdi, anlaşmada tarafların maddi yükümlülükleriyle ilgili bölümde Türk  tarafı Üniversitenin kurulması için gerekli arazi, bina ve altyapıyı sağlayacak, aynı zamanda Üni­ versitenin sürekli giderlerini karşılayacaktır. Türk tarafı, yürürlükteki yükseköğretim mevzuatı ve  Türkiye Büyük Millet Meclisinin tahsis edeceği bütçe çerçevesinde Türk-Alman Üniversitesinin ku­ rucuları tarafından hedeflenen yüksek kalite standartlarını haiz olabilmesi yönünde çaba göstermeyi  amaç edinecektir. Bu bağlamda, özellikle donanım ile yerli ve yabancı bilim insanlarının maaşları ko­ nusunda belirlenecek çerçeve şartların alanlarında isim yapmış kişilerin üniversiteye kazandırılıp  üniversite bünyesinde tutulabilmelerine imkân sağlayacak nitelikte olmasını da hedefleyecek. Bun­ lar hep Türk tarafının görevi.  Alman tarafı, danışmanlık ve fınansal katkılarla Türk-Alman Üniversitesinin yapılandırılma­ sına ve işletilmesine destek verecek, bu katkılar özellikle aşağıdaki faaliyetleri desteklemeye yöne­ lik olacak. Almanya'dan kısa ve uzun süreli Alman akademik eğitim personelinin Türkiye'ye  gönderilmesi, Almanca dil merkezinin kurulması için gerekli materyalin sağlanması ve Almanya'dan  dil okutmanı gönderilmesi, ödenebilecek maaş ve ücretler dışındaki ödemelerin yapılması. Alman­ ya'dan gönderilen personelin maaş ve ücretlerini de yine Türk tarafı sağlayacak.  Şimdi, burada bir Türk-Alman Üniversitesi kuruluyor olmasının getirdiği bütün her şeyi siz yapa­ caksanız o zaman bunu Türk-Alman Üniversitesi olarak kurma çabasını da anlamak biraz zorlaşmakta.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, kurulacak Üniversitenin mali yükümlülüklerinin de çok büyük  ölçüde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine yüklenmiş olduğu da ortadadır. Şimdi, yine, burada yaptı­ ğımız çalışmalarda yükseköğrenimin kalitesini yükseltmek, yükseköğrenimi Türkiye'de henüz ge­ tirmek istediğimiz yere getirememe noktasında, böyle bir iş birliği içerisinde böyle bir yasa tasarısının  her şeye rağmen bugün burada görüşülüyor olmasını da mutlulukla karşılıyoruz. Değerli arkadaşla­ rım, çünkü üniversite eğitimi yapan insan sayısı çoğaldıkça Türkiye'nin ilerlemesi, gelişmesi, eko­ nomik anlamda yükselmesinin de önü açılmış oluyor.  Cumhuriyeti kurduğumuz 1923 yılında Türkiye'de, ülkemizde üniversite mezunlarının sayısı  yüzlerle ifade edilecek kadar. Bırakın üniversite mezunu, okuryazar olanlar yüzde 10'lann altında  ifade ediliyor. Bir zihniyet oluşmuş: Önce, cumhuriyet sonrasında okuryazar olmak iş bulmaya yetmiş;  daha ilerleyen yıllarda, 30'lu, 40'lı yıllarda ilköğretimi bitirmek, ilkokul mezunu olmak iş bulmak  hatta devlet memuru olmak için yeterli olmuş; daha sonraki yıllarda ortaokul mezunu, lise mezunu,  - 6 1 6 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  1990'lı yıllara kadar da üniversite mezunu olmak yetmiş ama bugün artık iş bulma noktasında büyük  sıkıntılar var. Geçmişte anne baba çocuğunu okula gönderirken "Oğlum üniversiteyi bitirecek, dev­ lette iş bulacak, işi hazır." noktasında bir zihniyetle çocuğu üniversiteye göndermiş. Gençler, üni­ versite okuduklarında bir iş sahibi olacakları noktasında sadece "Okulu bitireceğim, bir işe  gireceğim." zihniyeti hâkim olmuş ama bugün çağ öyle değil. Bugün artık anne baba "Çocuğum üni­ versite bitirdiğinde ne yapabilir, ne yaptırabilirim, hangi iş alanında bir yatırım yaptırabilirim?"  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Üniversiteye giden gencimiz de "Okulu bitirdiğimde hangi iş alanlarında yatınm yapabilirim,  hangi alanlarda iş kurabilirim?" zihniyetiyle, üniversite okuduğu süre içerisinde bu mantaliteyle ken­ disini yetiştirmeye başladı. İşte, bu geliştikçe müteşebbis sayımız artacak, iş kurma, iş yaratma, yeni  alanlarda çalışma yapma düşüncesine hâkim gençlerimiz yetişecek, bu da ülkenin kalkınması nok­ tasında büyük yol almamızı sağlayacak.  O nedenlerle her kurulacak üniversitenin ülkenin ekonomisine, ülkenin gelişmesine katkı yapaca­ ğını düşünüyor, bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Asil.  Şimdi söz sırası Hükümet adına Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu'da.  Sayın Bakan, biliyorsunuz konuşma süreniz yirmi dakika ama çalışmamız saat 20.00'de bit­ mekte, ona göre buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekil­ leri; ülkemizde kurulması düşünülen Türk-Alman Üniversitesine dair kanun tasarısını görüşlerinize  sunarken öncelikle saygıyla heyetinizi selamlıyorum.  Sizlerin de bildiği gibi Almanya'yla ortak tarihimiz, yakın ilişkilerimiz ve halklarımız arasındaki  temaslar bize eğitim alanında da çok önemli iş birliklerini gerekli kılıyor. Ülkemizde bir Türk-Alman  üniversitesinin kurulması da bize bu iş birliğini daha da geliştirmek, Alman sanayi kuruluşlarının ve  üniversitelerinin birikimini ülkemize kazandırmak, yükseköğrenimde öğrenci değişim projelerini ger­ çekleştirmek, kısa ve uzun süreli Alman akademik personelinin ülkemize gelmesi gibi birçok alanda  kazanımlar sağlayacaktır. Bugün Almanya'da resmî rakamlara göre 2 milyon 700 bin Türk kökenli  göçmen bulunduğunu düşünürsek eğitim alanındaki iş birliğinin önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında 8 Mayıs  1957 tarihinde imzalanan bir kültür anlaşmasıyla tarihten gelen bu ikili ilişkileri güçlendirmek, kar­ şılıklı anlayışı geliştirmek, yükseköğrenim dâhil olmak üzere bütün bu alanlarda iş birliğini yaygın­ laştırmak hedeflenmişti. Bu kapsamda, 30 Mayıs 2008 tarihinde Berlin'de imzalanan Türkiye  Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bir Türk-Alman Üniversitesinin  Kurulmasına Dair Kanun 1/4/2009 tarihinde kabul edilmiş ve Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Yani  Sayın Altay'm da burada belirttiği gibi pazartesi günü ülkemizi ziyaret edecek olan Alman Başba­ kanı Sayın Merkel için değil, 30 Mayıs 2008 tarihinde imzalanan ve Resmî Gazete'de yayımlanan  uluslararası bir anlaşma çerçevesinde bu Üniversite kuruluyor. Sayın Milletvekilimizin Eğitim Ko­ misyonu üyesi olarak bu süreci çok yakından da takip ettiğini düşünüyorum.  - 6 1 7 -
Sayfa 102 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  1990'lı yıllara kadar da üniversite mezunu olmak yetmiş ama bugün artık iş bulma noktasında büyük  sıkıntılar var. Geçmişte anne baba çocuğunu okula gönderirken "Oğlum üniversiteyi bitirecek, dev­ lette iş bulacak, işi hazır." noktasında bir zihniyetle çocuğu üniversiteye göndermiş. Gençler, üni­ versite okuduklarında bir iş sahibi olacakları noktasında sadece "Okulu bitireceğim, bir işe  gireceğim." zihniyeti hâkim olmuş ama bugün çağ öyle değil. Bugün artık anne baba "Çocuğum üni­ versite bitirdiğinde ne yapabilir, ne yaptırabilirim, hangi iş alanında bir yatırım yaptırabilirim?"  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Üniversiteye giden gencimiz de "Okulu bitirdiğimde hangi iş alanlarında yatınm yapabilirim,  hangi alanlarda iş kurabilirim?" zihniyetiyle, üniversite okuduğu süre içerisinde bu mantaliteyle ken­ disini yetiştirmeye başladı. İşte, bu geliştikçe müteşebbis sayımız artacak, iş kurma, iş yaratma, yeni  alanlarda çalışma yapma düşüncesine hâkim gençlerimiz yetişecek, bu da ülkenin kalkınması nok­ tasında büyük yol almamızı sağlayacak.  O nedenlerle her kurulacak üniversitenin ülkenin ekonomisine, ülkenin gelişmesine katkı yapaca­ ğını düşünüyor, bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Asil.  Şimdi söz sırası Hükümet adına Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu'da.  Sayın Bakan, biliyorsunuz konuşma süreniz yirmi dakika ama çalışmamız saat 20.00'de bit­ mekte, ona göre buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekil­ leri; ülkemizde kurulması düşünülen Türk-Alman Üniversitesine dair kanun tasarısını görüşlerinize  sunarken öncelikle saygıyla heyetinizi selamlıyorum.  Sizlerin de bildiği gibi Almanya'yla ortak tarihimiz, yakın ilişkilerimiz ve halklarımız arasındaki  temaslar bize eğitim alanında da çok önemli iş birliklerini gerekli kılıyor. Ülkemizde bir Türk-Alman  üniversitesinin kurulması da bize bu iş birliğini daha da geliştirmek, Alman sanayi kuruluşlarının ve  üniversitelerinin birikimini ülkemize kazandırmak, yükseköğrenimde öğrenci değişim projelerini ger­ çekleştirmek, kısa ve uzun süreli Alman akademik personelinin ülkemize gelmesi gibi birçok alanda  kazanımlar sağlayacaktır. Bugün Almanya'da resmî rakamlara göre 2 milyon 700 bin Türk kökenli  göçmen bulunduğunu düşünürsek eğitim alanındaki iş birliğinin önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında 8 Mayıs  1957 tarihinde imzalanan bir kültür anlaşmasıyla tarihten gelen bu ikili ilişkileri güçlendirmek, kar­ şılıklı anlayışı geliştirmek, yükseköğrenim dâhil olmak üzere bütün bu alanlarda iş birliğini yaygın­ laştırmak hedeflenmişti. Bu kapsamda, 30 Mayıs 2008 tarihinde Berlin'de imzalanan Türkiye  Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bir Türk-Alman Üniversitesinin  Kurulmasına Dair Kanun 1/4/2009 tarihinde kabul edilmiş ve Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Yani  Sayın Altay'm da burada belirttiği gibi pazartesi günü ülkemizi ziyaret edecek olan Alman Başba­ kanı Sayın Merkel için değil, 30 Mayıs 2008 tarihinde imzalanan ve Resmî Gazete'de yayımlanan  uluslararası bir anlaşma çerçevesinde bu Üniversite kuruluyor. Sayın Milletvekilimizin Eğitim Ko­ misyonu üyesi olarak bu süreci çok yakından da takip ettiğini düşünüyorum.  - 6 1 7 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Bu Üniversite her şeyden önce 28/7/2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan anlaşmaya göre  kurulacak. Bu anlaşma içeriğine baktığımız zaman, bu Üniversitenin İstanbul'da kurulması, Türk yük­ seköğrenim mevzuatına tabi olması, lisans, master ve doktora düzeyinde diplomalar vermesi, Almanca  tedrisatlı programlar sunmasının yanı sıra Türk yükseköğrenim diplomasıyla birlikte tamamlayıcı ni­ telikte Alman üniversite diploması vermesi, eğitim dilinin Türkçe ve Almanca olması, gerektiğinde İn- gilizceye de yer vermesi ve Üniversiteye alınan öğrencilerin Almanca dilinde sınava tabi tutulmaları  ve bu sınavda tespit edilen seviyelerine uygun şekilde ya doğrudan lisans öğretiminin birinci sınıfına  ya da hazırlık sınıfına kaydedilmeleri, diplomalar, müfredat ve bunların kalitesinin güvence altına  alınması, her iki ülke tarafından da karşılıklı olarak tanınması, eğitim dallarına öğrenci alımında mer­ kezî olan Türk üniversite giriş sınavının yanı sıra eğitim dalı alanına özgü ek giriş sınavlarının dü­ zenlenmesi, Türkiye'de Almanca eğitim veren ve Almanca ders programları uygulayan liselerden  mezun olan Türk öğrenciler için ek bir özel giriş sınavı yapılması ve bu öğrenciler için var olan öğ­ renci kontenjanlarının yansına kadar bir kontenjan ayrılması. Özellikle merkezî sınavla öğrenci yer­ leştiren ülkemizde, en fazla itirazın da konuşmalarda buna yapıldığını görüyorum.  Daha önce kurulan Galatasaray Üniversitesi de Türk-Fransız ortak bir devlet üniversitesi şek­ linde kurulmuş ve bütün bu hükümler aynıdır. Yani dolayısıyla, aslında öğrenci kontenjanlanna iliş­ kin olarak da Galatasaray Üniversitesi, uygulamada, özellikle özel giriş sınavı yapmak yerine en  yüksek puan alan ilk 25 binlik dilimden öğrenci almayı tercih etmiştir.  Dolayısıyla, biz, bu üniversitelerin öğrenci seçmelerine ilişkin kontenjanlannın yansına kadar bir  kontenjan aynlması hükmü olsa dahi, bu düzenlemelerin genellikle Türkiye'de merkezî sınavda da önemli  bir derece yapmış öğrencilere ait olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu ilk kez Türk-Alman Üniversitesiyle  tanınan birtakım imtiyazlar ve ayncahklar değil, benzeri daha önce Türkiye'nin uluslararası bir anlaş­ mayla kurduğu Galatasaray Üniversitesinde de hemen hemen aynı hükümler uygulanmıştır.  Alman tarafı rektörlük düzleminde üniversiteler konsorsiyumuyla finansman sağlayan Alman mer­ cilerinin görevlisi olarak Alman tarafını ilgilendirecek idari ve akademik konuları yerinde koordine  eden, onlan üniversite organlan önünde temsil eden bir koordinatör tarafından temsil edilecek, fakül­ teler düzleminde ise Alman konsorsiyumu her fakültede bir koordinatör tarafından temsil edilecek.  Üniversiteyi tüm temel ve idari, mali konularda desteklemek ve tavsiyelerde bulunmak üzere eşit  temsilî bir Türk-Alman idari temsilciler komitesi kurulacak, Üniversitenin kurulması için arazi, bina  ve altyapının sağlanması, Üniversitenin sürekli giderleri Türk tarafınca karşılanacak.  Tabii, en çok itirazlar da bu kısma yapıldı ama her şeyden önce bu Üniversitenin Türkiye'de ku­ rulacak bir üniversite olduğunu, çoğunlukla Türk öğrencilere hitap edeceğini ve bir Türk devlet üni­ versitesi olma özelliğini taşıdığını söylemek isterim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Almanya'da da kurulsun diyoruz, ona bir şey demiyoruz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Almanya'dan kısa ve uzun süreli  akademik personel Türkiye'ye gelecek ve Almanca dil merkezlerinin kurulması ve materyallerin  sağlanması ve Almanya'dan dil okutmanı görevlendirilmesi, gerek öğretim personeli gerekse dil  okutmanlarına da Türk mevzuatı çerçevesi içerisinde ödenebilecek maaş ve ücretler dışındaki öde­ melerin yapılması, öğrenci ve akademik personel değişimi için aynlan burslar, genç nesil Türk bilim  insanlarının uzmanlaşma eğitiminin de Alman tarafınca sağlanması.  - 6 1 8 -
Sayfa 103 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Bu Üniversite her şeyden önce 28/7/2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan anlaşmaya göre  kurulacak. Bu anlaşma içeriğine baktığımız zaman, bu Üniversitenin İstanbul'da kurulması, Türk yük­ seköğrenim mevzuatına tabi olması, lisans, master ve doktora düzeyinde diplomalar vermesi, Almanca  tedrisatlı programlar sunmasının yanı sıra Türk yükseköğrenim diplomasıyla birlikte tamamlayıcı ni­ telikte Alman üniversite diploması vermesi, eğitim dilinin Türkçe ve Almanca olması, gerektiğinde İn- gilizceye de yer vermesi ve Üniversiteye alınan öğrencilerin Almanca dilinde sınava tabi tutulmaları  ve bu sınavda tespit edilen seviyelerine uygun şekilde ya doğrudan lisans öğretiminin birinci sınıfına  ya da hazırlık sınıfına kaydedilmeleri, diplomalar, müfredat ve bunların kalitesinin güvence altına  alınması, her iki ülke tarafından da karşılıklı olarak tanınması, eğitim dallarına öğrenci alımında mer­ kezî olan Türk üniversite giriş sınavının yanı sıra eğitim dalı alanına özgü ek giriş sınavlarının dü­ zenlenmesi, Türkiye'de Almanca eğitim veren ve Almanca ders programları uygulayan liselerden  mezun olan Türk öğrenciler için ek bir özel giriş sınavı yapılması ve bu öğrenciler için var olan öğ­ renci kontenjanlarının yansına kadar bir kontenjan ayrılması. Özellikle merkezî sınavla öğrenci yer­ leştiren ülkemizde, en fazla itirazın da konuşmalarda buna yapıldığını görüyorum.  Daha önce kurulan Galatasaray Üniversitesi de Türk-Fransız ortak bir devlet üniversitesi şek­ linde kurulmuş ve bütün bu hükümler aynıdır. Yani dolayısıyla, aslında öğrenci kontenjanlanna iliş­ kin olarak da Galatasaray Üniversitesi, uygulamada, özellikle özel giriş sınavı yapmak yerine en  yüksek puan alan ilk 25 binlik dilimden öğrenci almayı tercih etmiştir.  Dolayısıyla, biz, bu üniversitelerin öğrenci seçmelerine ilişkin kontenjanlannın yansına kadar bir  kontenjan aynlması hükmü olsa dahi, bu düzenlemelerin genellikle Türkiye'de merkezî sınavda da önemli  bir derece yapmış öğrencilere ait olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu ilk kez Türk-Alman Üniversitesiyle  tanınan birtakım imtiyazlar ve ayncahklar değil, benzeri daha önce Türkiye'nin uluslararası bir anlaş­ mayla kurduğu Galatasaray Üniversitesinde de hemen hemen aynı hükümler uygulanmıştır.  Alman tarafı rektörlük düzleminde üniversiteler konsorsiyumuyla finansman sağlayan Alman mer­ cilerinin görevlisi olarak Alman tarafını ilgilendirecek idari ve akademik konuları yerinde koordine  eden, onlan üniversite organlan önünde temsil eden bir koordinatör tarafından temsil edilecek, fakül­ teler düzleminde ise Alman konsorsiyumu her fakültede bir koordinatör tarafından temsil edilecek.  Üniversiteyi tüm temel ve idari, mali konularda desteklemek ve tavsiyelerde bulunmak üzere eşit  temsilî bir Türk-Alman idari temsilciler komitesi kurulacak, Üniversitenin kurulması için arazi, bina  ve altyapının sağlanması, Üniversitenin sürekli giderleri Türk tarafınca karşılanacak.  Tabii, en çok itirazlar da bu kısma yapıldı ama her şeyden önce bu Üniversitenin Türkiye'de ku­ rulacak bir üniversite olduğunu, çoğunlukla Türk öğrencilere hitap edeceğini ve bir Türk devlet üni­ versitesi olma özelliğini taşıdığını söylemek isterim.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Almanya'da da kurulsun diyoruz, ona bir şey demiyoruz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Almanya'dan kısa ve uzun süreli  akademik personel Türkiye'ye gelecek ve Almanca dil merkezlerinin kurulması ve materyallerin  sağlanması ve Almanya'dan dil okutmanı görevlendirilmesi, gerek öğretim personeli gerekse dil  okutmanlarına da Türk mevzuatı çerçevesi içerisinde ödenebilecek maaş ve ücretler dışındaki öde­ melerin yapılması, öğrenci ve akademik personel değişimi için aynlan burslar, genç nesil Türk bilim  insanlarının uzmanlaşma eğitiminin de Alman tarafınca sağlanması.  - 6 1 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Her şeyden önce, bu Üniversitenin kuruluş safhasında bu anlaşmanın İstanbul'da bir devlet üni­ versitesi olarak kurulduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bugün burada görüştüğümüz Üni­ versitenin de yükseköğrenim sistemimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.  Dile getirilen konuların başında yer alan hususlardan birisi de evet, çok fazla sayıda Türk va­ tandaşının yaşadığı Almanya'da da bir Türk-Alman üniversitesinin kurulmasının gerekliliğiydi ki  biz zaten başından beri bu konuda da girişimlerde bulunuyoruz, bunu Alman makamları nezdinde de  dile getiriyoruz. Özellikle Almanya'daki Türk vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim sistemine dair  sorunlarını da dile getiriyoruz yani bunlar her zaman ve zeminde en üst düzeyde ilgililerine, muha­ taplarına aktarılmaktadır.  Bu Üniversitenin, bu şekliyle bir devlet üniversitesi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve bu  Üniversitenin yükseköğrenim sistemimize özellikle teknik anlamdaki gelişmelerinde katkı sağlaya­ cağını düşündüğümüz, dostluk ilişkilerimizin her zaman olumlu yönde seyrettiği ve daha da pekiş­ tireceğine inandığımız bu Üniversitenin, Türk- Alman Üniversitesinin kuruluşuna verdiğiniz destek  için her şeyden önce bütün siyasi parti gruplarına teşekkür ediyor, hepinize saygılarımı arz ediyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın milletvekilleri, çalışma süremiz tamamlandığı için kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek üzere 25 Mart 2010 Perşembe günü, alınan karar ge­ reğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.02  - 6 1 9 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0 O: 4  Her şeyden önce, bu Üniversitenin kuruluş safhasında bu anlaşmanın İstanbul'da bir devlet üni­ versitesi olarak kurulduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bugün burada görüştüğümüz Üni­ versitenin de yükseköğrenim sistemimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.  Dile getirilen konuların başında yer alan hususlardan birisi de evet, çok fazla sayıda Türk va­ tandaşının yaşadığı Almanya'da da bir Türk-Alman üniversitesinin kurulmasının gerekliliğiydi ki  biz zaten başından beri bu konuda da girişimlerde bulunuyoruz, bunu Alman makamları nezdinde de  dile getiriyoruz. Özellikle Almanya'daki Türk vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim sistemine dair  sorunlarını da dile getiriyoruz yani bunlar her zaman ve zeminde en üst düzeyde ilgililerine, muha­ taplarına aktarılmaktadır.  Bu Üniversitenin, bu şekliyle bir devlet üniversitesi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve bu  Üniversitenin yükseköğrenim sistemimize özellikle teknik anlamdaki gelişmelerinde katkı sağlaya­ cağını düşündüğümüz, dostluk ilişkilerimizin her zaman olumlu yönde seyrettiği ve daha da pekiş­ tireceğine inandığımız bu Üniversitenin, Türk- Alman Üniversitesinin kuruluşuna verdiğiniz destek  için her şeyden önce bütün siyasi parti gruplarına teşekkür ediyor, hepinize saygılarımı arz ediyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın milletvekilleri, çalışma süremiz tamamlandığı için kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek üzere 25 Mart 2010 Perşembe günü, alınan karar ge­ reğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.02  - 6 1 9 - 1.- TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  V I I . - O Y L A M A L A R  Y u r t d ı ş ı T ü r k l e r Başkanl ığ ı Teşki lat ve G ö r e v l e r i H a k k ı n d a K a n u n Tasarısına Ver i len O y l a r ı n S o n u c u :  Oylama Saati 18:12  Sıra Sayısı 485  Üye Sayısı 550  Kabul Edenler 206  Reddedenler 5  Çekimserler 1  Mükerrer Oylar 2  Toplam 214  Açık Üyelikler 8 Kanunlaşmış t ı r .  İ l i Soyadı A d ı P a r t i O y u  Adana Atılgan Kürşat MHP Katılmadı  Adana Çelik Ömer AK PARTİ Kabul  Adana Erbatur Nevingaye CHP Katılmadı  Adana Fırat Dengir Mir Mehmet AK PARTİ Kabul  Adana Gürkan Fatoş AK PARTİ Kabul  Adana Güvel Hulusi CHP Katılmadı  Adana Kirişçi Vahit AK PARTİ Kabul  Adana Küçükaydın Ali AK PARTİ Kabul  Adana Seyhan Tacidar CHP Katılmadı  Adana Tankut Yılmaz MHP Katılmadı  Adana Ünüvar Necdet AK PARTİ Kabul  Adana Varlı Muhanem MHP Katılmadı  Adana Vural Mustafa DSP Katılmadı  Adana Yıldırım Recai MHP Katılmadı  Adıyaman Aydın Ahmet AK PARTİ Kabul  Adıyaman Erdoğan Mehmet AK PARTİ Kabul  Adıyaman Gürsoy Şevket AK PARTİ Kabul  Adıyaman Köse Şevket CHP Katılmadı  Adıyaman Kutlu Fehmi Hüsrev AK PARTİ Katılmadı  Afyonkarahisar Açba Sait AK PARTİ Katılmadı  Afyonkarahisar Akçan Abdülkadir MIIP Kabul  Afyonkarahisar Aslan Zekeriya AK PARTİ Katılmadı  Afyonkarahisar Aydoğan Halil AK PARTİ Kabul  Afyonkarahisar Eroğlu Veysel AK PARTİ Kabul  Afyonkarahisar Koca Ahmet AK PARTİ Kabul  Afyonkarahisar Unlütepe Halil CHP Katılmadı  Ağn Alır Mehmet Hanefi AK PARTİ Kabul  Ağrı Aydemir Abdulkerim AK PARTİ Kabul  Ağn Eryılmaz Yaşar AK PARTİ Katılmadı  Ağn Kaya Cemal AK PARTİ Katılmadı  Ağn Kotan Fatma Salman AK PARTİ Kabul  Amasya Erdemir Avni AK PARTİ Katılmadı  Amasya Gülle Akif AK PARTİ Katılmadı  Amasya Unsal Hüseyin CHP Katılmadı  Ankara Akıncı Zekeriya CHP Katılmadı  Ankara Aksoy Bekir MHP Katılmadı  Ankara Asan Aşkın AK PARTİ Kabul  Ankara Atalay Beşir AK PARTİ Katılmadı  Ankara Ateş Yılmaz CHP Katılmadı  Ankara Babacan Ali AK PARTİ Kabul  Ankara Baytok Nesrin CHP Katılmadı  Ankara Bingöl Tekin CHP Katılmadı  Ankara Bölükbaşı Ahmet Deniz MHP Katılmadı  - 6 2 0 -
Sayfa 105 -
1.- TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  V I I . - O Y L A M A L A R  Y u r t d ı ş ı T ü r k l e r Başkanl ığ ı Teşki lat ve G ö r e v l e r i H a k k ı n d a K a n u n Tasarısına Ver i len O y l a r ı n S o n u c u :  Oylama Saati 18:12  Sıra Sayısı 485  Üye Sayısı 550  Kabul Edenler 206  Reddedenler 5  Çekimserler 1  Mükerrer Oylar 2  Toplam 214  Açık Üyelikler 8 Kanunlaşmış t ı r .  İ l i Soyadı A d ı P a r t i O y u  Adana Atılgan Kürşat MHP Katılmadı  Adana Çelik Ömer AK PARTİ Kabul  Adana Erbatur Nevingaye CHP Katılmadı  Adana Fırat Dengir Mir Mehmet AK PARTİ Kabul  Adana Gürkan Fatoş AK PARTİ Kabul  Adana Güvel Hulusi CHP Katılmadı  Adana Kirişçi Vahit AK PARTİ Kabul  Adana Küçükaydın Ali AK PARTİ Kabul  Adana Seyhan Tacidar CHP Katılmadı  Adana Tankut Yılmaz MHP Katılmadı  Adana Ünüvar Necdet AK PARTİ Kabul  Adana Varlı Muhanem MHP Katılmadı  Adana Vural Mustafa DSP Katılmadı  Adana Yıldırım Recai MHP Katılmadı  Adıyaman Aydın Ahmet AK PARTİ Kabul  Adıyaman Erdoğan Mehmet AK PARTİ Kabul  Adıyaman Gürsoy Şevket AK PARTİ Kabul  Adıyaman Köse Şevket CHP Katılmadı  Adıyaman Kutlu Fehmi Hüsrev AK PARTİ Katılmadı  Afyonkarahisar Açba Sait AK PARTİ Katılmadı  Afyonkarahisar Akçan Abdülkadir MIIP Kabul  Afyonkarahisar Aslan Zekeriya AK PARTİ Katılmadı  Afyonkarahisar Aydoğan Halil AK PARTİ Kabul  Afyonkarahisar Eroğlu Veysel AK PARTİ Kabul  Afyonkarahisar Koca Ahmet AK PARTİ Kabul  Afyonkarahisar Unlütepe Halil CHP Katılmadı  Ağn Alır Mehmet Hanefi AK PARTİ Kabul  Ağrı Aydemir Abdulkerim AK PARTİ Kabul  Ağn Eryılmaz Yaşar AK PARTİ Katılmadı  Ağn Kaya Cemal AK PARTİ Katılmadı  Ağn Kotan Fatma Salman AK PARTİ Kabul  Amasya Erdemir Avni AK PARTİ Katılmadı  Amasya Gülle Akif AK PARTİ Katılmadı  Amasya Unsal Hüseyin CHP Katılmadı  Ankara Akıncı Zekeriya CHP Katılmadı  Ankara Aksoy Bekir MHP Katılmadı  Ankara Asan Aşkın AK PARTİ Kabul  Ankara Atalay Beşir AK PARTİ Katılmadı  Ankara Ateş Yılmaz CHP Katılmadı  Ankara Babacan Ali AK PARTİ Kabul  Ankara Baytok Nesrin CHP Katılmadı  Ankara Bingöl Tekin CHP Katılmadı  Ankara Bölükbaşı Ahmet Deniz MHP Katılmadı  - 6 2 0 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Ankara Çağlayan Mehmet Zafer AK PARTİ Katılmadı  Ankara Çiçek Cemil AK PARTİ Katılmadı  Ankara Dağı Zeynep AK PARTİ Katılmadı  Ankara Denemeç Reha AK PARTİ Katılmadı  Ankara Erdem Eşref CHP Katılmadı  Ankara Gedikli Bülent AK PARTİ Katılmadı  Ankara Halıcı Mehmet Emrehan Bağımsız Katılmadı  Ankara İpek Haluk AK PARTİ Katılmadı  Ankara İyimaya Ahmet AK PARTİ Katılmadı  Ankara Kapusuz Salih AK PARTİ Katılmadı  Ankara Kayatürk Burhan AK PARTİ Katılmadı  Ankara Koca Faruk AK PARTÎ Kabul  Ankara Okay Hakkı Süha CHP Katılmadı  Ankara Özcan Mehmet Zekai AK PARTİ Kabul  Ankara Ozdalga Nazmi Haluk AK PARTİ Kabul  Ankara Paçacı Mustafa Cihan MHP Katılmadı  Ankara Pehlivan Mücahit Bağımsız Katılmadı  Ankara Sav Önder CHP Katılmadı  Ankara Türkeş Yıldırım Tuğrul MHP Katılmadı  Ankara Yazıcıoğlu Mustafa Said AK PARTİ Kabul  Antalya Ancı Abdurrahman AK PARTİ Kabul  Antalya Badak Sadık AK PARTİ Kabul  Antalya Baykal Deniz CHP Katılmadı  Antalya Çavuşoğlu Mevlüt AK PARTİ Katılmadı  Antalya Çöllü Hüsnü CHP Katılmadı  Antalya Emek Atila CHP Katılmadı  Antalya Günal Mehmet MHP Katılmadı  Antalya İrbeç Yusuf Ziya AK PARTİ Katılmadı  Antalya Kaptan Osman CHP Katılmadı  Antalya Süner Tayfur CHP Katılmadı  Antalya Şahin Mehmet Ali AK PARTİ Katılmadı  Antalya Toskay Tunca MHP Katılmadı  Antalya Yıldız Hüseyin MHP Katılmadı  Artvin Arifağaoğlu Metin CHP Katılmadı  Artvin Çolak Ertekin AK PARTİ Kabul  Aydın Atay Mehmet Fatih CHP Katılmadı  Aydın Erdem Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Aydın Ertürk Ahmet AK PARTİ Kabul  Aydın Koç Atilla AK PARTİ Kabul  Aydın Kumcuoğlu Ertuğrul MHP Katılmadı  Aydın Taner Recep MHP Katılmadı  Aydın Uzunırmak Ali MHP Katılmadı  Balıkesir Akbaş Ayşe AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Aydoğan Ergün CHP Katılmadı  Balıkesir Bulut Ahmet Duran MHP Katılmadı  Balıkesir Özgün İsmail AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Oztaylan Mehmet Cemal AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Pazarcı Hüseyin Bağımsız Kabul  Balıkesir Sali Ali Osman AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Uğur A. Edip AK PARTİ Katılmadı  Bilecik Poyraz Fahrettin AK PARTİ Kabul  Bilecik Tüzün Yaşar CHP Katılmadı  Bingöl Ataoğlu Kazım AK PARTİ Katılmadı  Bingöl Coşkun Yusuf AK PARTİ Kabul  Bingöl Yılmaz Cevdet AK PARTİ Katılmadı  Bitlis Ergezen Zeki AK PARTİ Katılmadı  Bitlis Karabaş Mehmet Nezir BDP Red  - 6 2 1 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Ankara Çağlayan Mehmet Zafer AK PARTİ Katılmadı  Ankara Çiçek Cemil AK PARTİ Katılmadı  Ankara Dağı Zeynep AK PARTİ Katılmadı  Ankara Denemeç Reha AK PARTİ Katılmadı  Ankara Erdem Eşref CHP Katılmadı  Ankara Gedikli Bülent AK PARTİ Katılmadı  Ankara Halıcı Mehmet Emrehan Bağımsız Katılmadı  Ankara İpek Haluk AK PARTİ Katılmadı  Ankara İyimaya Ahmet AK PARTİ Katılmadı  Ankara Kapusuz Salih AK PARTİ Katılmadı  Ankara Kayatürk Burhan AK PARTİ Katılmadı  Ankara Koca Faruk AK PARTÎ Kabul  Ankara Okay Hakkı Süha CHP Katılmadı  Ankara Özcan Mehmet Zekai AK PARTİ Kabul  Ankara Ozdalga Nazmi Haluk AK PARTİ Kabul  Ankara Paçacı Mustafa Cihan MHP Katılmadı  Ankara Pehlivan Mücahit Bağımsız Katılmadı  Ankara Sav Önder CHP Katılmadı  Ankara Türkeş Yıldırım Tuğrul MHP Katılmadı  Ankara Yazıcıoğlu Mustafa Said AK PARTİ Kabul  Antalya Ancı Abdurrahman AK PARTİ Kabul  Antalya Badak Sadık AK PARTİ Kabul  Antalya Baykal Deniz CHP Katılmadı  Antalya Çavuşoğlu Mevlüt AK PARTİ Katılmadı  Antalya Çöllü Hüsnü CHP Katılmadı  Antalya Emek Atila CHP Katılmadı  Antalya Günal Mehmet MHP Katılmadı  Antalya İrbeç Yusuf Ziya AK PARTİ Katılmadı  Antalya Kaptan Osman CHP Katılmadı  Antalya Süner Tayfur CHP Katılmadı  Antalya Şahin Mehmet Ali AK PARTİ Katılmadı  Antalya Toskay Tunca MHP Katılmadı  Antalya Yıldız Hüseyin MHP Katılmadı  Artvin Arifağaoğlu Metin CHP Katılmadı  Artvin Çolak Ertekin AK PARTİ Kabul  Aydın Atay Mehmet Fatih CHP Katılmadı  Aydın Erdem Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Aydın Ertürk Ahmet AK PARTİ Kabul  Aydın Koç Atilla AK PARTİ Kabul  Aydın Kumcuoğlu Ertuğrul MHP Katılmadı  Aydın Taner Recep MHP Katılmadı  Aydın Uzunırmak Ali MHP Katılmadı  Balıkesir Akbaş Ayşe AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Aydoğan Ergün CHP Katılmadı  Balıkesir Bulut Ahmet Duran MHP Katılmadı  Balıkesir Özgün İsmail AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Oztaylan Mehmet Cemal AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Pazarcı Hüseyin Bağımsız Kabul  Balıkesir Sali Ali Osman AK PARTİ Katılmadı  Balıkesir Uğur A. Edip AK PARTİ Katılmadı  Bilecik Poyraz Fahrettin AK PARTİ Kabul  Bilecik Tüzün Yaşar CHP Katılmadı  Bingöl Ataoğlu Kazım AK PARTİ Katılmadı  Bingöl Coşkun Yusuf AK PARTİ Kabul  Bingöl Yılmaz Cevdet AK PARTİ Katılmadı  Bitlis Ergezen Zeki AK PARTİ Katılmadı  Bitlis Karabaş Mehmet Nezir BDP Red  - 6 2 1 - TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Bitlis Kiler Vahit AK PARTİ Kabul  Bitlis Taşar Cemal AK PARTİ Kabul  Bolu Coşkunyürek Yüksel AK PARTİ Kabul  Bolu Metin Fatih AK PARTİ Katılmadı  Bolu Yılmaz Metin AK PARTİ Kabul  Burdur Alp Mehmet AK PARTİ Kabul  Burdur Özçelik Bayram AK PARTİ Kabul  Burdur Özkan Ramazan Kerim CHP Katılmadı  Bursa Büyükataman İsmet MHP Katılmadı  Bursa Candemir Çelik Canan AK PARTİ Kabul  Bursa Çakmak Hayrettin AK PARTİ Kabul  Bursa Çelik Faruk AK PARTİ Kabul  Bursa Demirel Kemal CHP Katılmadı  Bursa Homriş H. Hamit MHP Kabul  Bursa Karapaşaoğlu Mehmet Altan AK PARTİ Kabul  Bursa Kızılcıkh Sedat AK PARTİ Katılmadı  Bursa Koyuncu Ali AK PARTİ Katılmadı  Bursa Kul Ali AK PARTİ Katılmadı  Bursa Ocakden Mehmet AK PARTİ Kabul  Bursa Öymen Onur Başaran CHP Katılmadı  Bursa Özensoy Necati MHP Katılmadı  Bursa Özer Abdullah CHP Katılmadı  Bursa Tunçak Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Bursa Tutan Mehmet Emin AK PARTİ Kabul  Çanakkale Cengiz Mustafa Kemal MHP Katılmadı  Çanakkale Daniş Mehmet AK PARTİ Kabul  Çanakkale Kuşku Müjdat AK PARTİ Kabul  Çanakkale Küçük Ahmet CHP Katılmadı  Çankırı Akman Nurettin AK PARTİ Kabul  Çankırı Bukan Ahmet MHP Katılmadı  Çankırı Kmıklıoğlu Suat AK PARTİ Kabul  Çorum Aydoğmuş Ahmet AK PARTİ Katılmadı  Çorum Bağcı Cahit AK PARTİ Kabul  Çorum Günday Derviş CHP Katılmadı  Çorum Karkas Agah AK PARTİ Katılmadı  Çorum Yıldırım Murat AK PARTİ Kabul  Denizli Ayhan Emin Haluk MHP Katılmadı  Denizli Ekici Mithat AK PARTİ Kabul  Denizli Erçelebi Hasan DSP Katılmadı  Denizli Erdoğan Mehmet Salih AK PARTİ Katılmadı  Denizli Ertemür Ali Rıza CHP Katılmadı  Denizli Kavaf Selma Aliye AK PARTİ Katılmadı  Denizli Yüksel Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Diyarbakır Arslan M. İhsan AK PARTİ Kabul  Diyarbakır Arzu Kutbettin AK PARTİ Katılmadı  Diyarbakır Aslan Osman AK PARTİ Kabul  Diyarbakır Birdal Akın BDP Red  Diyarbakır Demirtaş Selahattin BDP Katılmadı  Diyarbakır Eker Mehmet Mehdi AK PARTİ Kabul  Diyarbakır Kışanak Gültan BDP Katılmadı  Diyarbakır Kurt Abdurrahman AK PARTİ Katılmadı  Diyarbakır Merdanoğlu Ali İhsan AK PARTİ Kabul  Edirne Budak Necdet AK PARTİ Katılmadı  Edirne Çakır Rasim CHP Katılmadı  Edirne Paçanz Bilgin CHP Katılmadı  Edirne Uslu Cemaleddin MHP Katılmadı  Elazığ Çetinkaya Mehmet Necati AK PARTİ Kabul  - 6 2 2 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Bitlis Kiler Vahit AK PARTİ Kabul  Bitlis Taşar Cemal AK PARTİ Kabul  Bolu Coşkunyürek Yüksel AK PARTİ Kabul  Bolu Metin Fatih AK PARTİ Katılmadı  Bolu Yılmaz Metin AK PARTİ Kabul  Burdur Alp Mehmet AK PARTİ Kabul  Burdur Özçelik Bayram AK PARTİ Kabul  Burdur Özkan Ramazan Kerim CHP Katılmadı  Bursa Büyükataman İsmet MHP Katılmadı  Bursa Candemir Çelik Canan AK PARTİ Kabul  Bursa Çakmak Hayrettin AK PARTİ Kabul  Bursa Çelik Faruk AK PARTİ Kabul  Bursa Demirel Kemal CHP Katılmadı  Bursa Homriş H. Hamit MHP Kabul  Bursa Karapaşaoğlu Mehmet Altan AK PARTİ Kabul  Bursa Kızılcıkh Sedat AK PARTİ Katılmadı  Bursa Koyuncu Ali AK PARTİ Katılmadı  Bursa Kul Ali AK PARTİ Katılmadı  Bursa Ocakden Mehmet AK PARTİ Kabul  Bursa Öymen Onur Başaran CHP Katılmadı  Bursa Özensoy Necati MHP Katılmadı  Bursa Özer Abdullah CHP Katılmadı  Bursa Tunçak Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Bursa Tutan Mehmet Emin AK PARTİ Kabul  Çanakkale Cengiz Mustafa Kemal MHP Katılmadı  Çanakkale Daniş Mehmet AK PARTİ Kabul  Çanakkale Kuşku Müjdat AK PARTİ Kabul  Çanakkale Küçük Ahmet CHP Katılmadı  Çankırı Akman Nurettin AK PARTİ Kabul  Çankırı Bukan Ahmet MHP Katılmadı  Çankırı Kmıklıoğlu Suat AK PARTİ Kabul  Çorum Aydoğmuş Ahmet AK PARTİ Katılmadı  Çorum Bağcı Cahit AK PARTİ Kabul  Çorum Günday Derviş CHP Katılmadı  Çorum Karkas Agah AK PARTİ Katılmadı  Çorum Yıldırım Murat AK PARTİ Kabul  Denizli Ayhan Emin Haluk MHP Katılmadı  Denizli Ekici Mithat AK PARTİ Kabul  Denizli Erçelebi Hasan DSP Katılmadı  Denizli Erdoğan Mehmet Salih AK PARTİ Katılmadı  Denizli Ertemür Ali Rıza CHP Katılmadı  Denizli Kavaf Selma Aliye AK PARTİ Katılmadı  Denizli Yüksel Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Diyarbakır Arslan M. İhsan AK PARTİ Kabul  Diyarbakır Arzu Kutbettin AK PARTİ Katılmadı  Diyarbakır Aslan Osman AK PARTİ Kabul  Diyarbakır Birdal Akın BDP Red  Diyarbakır Demirtaş Selahattin BDP Katılmadı  Diyarbakır Eker Mehmet Mehdi AK PARTİ Kabul  Diyarbakır Kışanak Gültan BDP Katılmadı  Diyarbakır Kurt Abdurrahman AK PARTİ Katılmadı  Diyarbakır Merdanoğlu Ali İhsan AK PARTİ Kabul  Edirne Budak Necdet AK PARTİ Katılmadı  Edirne Çakır Rasim CHP Katılmadı  Edirne Paçanz Bilgin CHP Katılmadı  Edirne Uslu Cemaleddin MHP Katılmadı  Elazığ Çetinkaya Mehmet Necati AK PARTİ Kabul  - 6 2 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Elazığ İşbaşaran Feyzi Bağımsız Katılmadı  Elazığ Öztürk Tahir AK PARTİ Katılmadı  Elazığ Septioğlu Faruk AK PARTİ Kabul  Elazığ Yanılmaz Hamza AK PARTİ Katılmadı  Erzincan Karakelle Sebahattin AK PARTİ Kabul  Erzincan Tınastepe Erol CHP Katılmadı  Erzincan Yıldırım Binali AK PARTİ Kabul  Erzurum Akdağ Recep AK PARTİ Kabul  Erzurum Aksak Muhyettin AK PARTİ Katılmadı  Erzurum Aydın Saadettin AK PARTİ Kabul  Erzurum Dağcı Çığlık Fazilet AK PARTİ Katılmadı  Erzurum Ertueav Zeki MHP Katılmadı  Erzurum Gülyurt Muzaffer AK PARTİ Kabul  Erzurum Kavaz İbrahim AK PARTİ Kabul  Eskişehir Asil Beytullah MHP Katılmadı  Eskişehir İçli Hüseyin Tayfun Bağımsız Katılmadı  Eskişehir Mercan Hasan Murat AK PARTİ Katılmadı  Eskişehir Oztürk Emin Nedim AK PARTİ Katılmadı  Eskişehir Sönmez Fehmi Murat CHP Katılmadı  Eskişehir Unakıtan Kemal AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Ağyüz Yaşar CHP Katılmadı  Gaziantep Durdu Mahmut AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Ekici Akif CHP Katılmadı  Gaziantep Erdoğan Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Mazıcıoğlu Halil AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep MüftüoSlu Özlem AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Özdemir Hasan MHP Katılmadı  Gaziantep Sarı Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Şahin Fatma AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Şimşek Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Giresun Canikli Nurettin AK PARTİ Katılmadı  Giresun Karaibrahim Eşref CHP Katılmadı  Giresun Özkan Murat MHP Katılmadı  Giresun Sönmez H. Hasan AK PARTİ Kabul  Giresun Temür Ali AK PARTİ Kabul  Gümüşhane Aydın Kemalettin AK PARTİ Kabul  Gümüşhane Doğan Yahva AK PARTİ Katılmadı  Hakkâri Geylani Hamit BDP Katılmadı  Hakkâri Özbek Abdulmuttalip AK PARTİ Kabul  Hakkâri Zeydan Rüstem AK PARTİ Kabul  Hatav Cav Fuat CHP Katılmadı  Hatay Çirkin Sülevman Turan MHP Katılmadı  Hatay Durgun Gökhan CHP Katılmadı  Hatay Ergin Sadullah AK PARTİ Katılmadı  Hatay Kahya Abdülhadi AK PARTİ Kabul  Hatay Karasayar Orhan AK PARTİ Kabul  Hatay Öztürk Mustafa AK PARTİ Kabul  Hatay Şanverdi Fevzi AK PARTİ Kabul (Mükerrer)  Hatay Yazar Abdulaziz CHP Katılmadı  Hatay Yılmaz İzzettin MHP Katılmadı  İsparta Bilgiç Süreyva Sadi AK PARTİ Katılmadı  İsparta Coşkuner Mevlüt CHP Katılmadı  İsparta Dilek Mehmet Sait AK PARTİ Kabul  İsparta Korkmaz Süleyman Ne\ 72: MHP Katılmadı  İsparta Kurt Haydar Kemal AK PARTİ Kabul  Mersin Akkuş Akif MHP Kabul  Mersin Çelik Behiç MHP Katılmadı  - 6 2 3 -
Sayfa 108 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Elazığ İşbaşaran Feyzi Bağımsız Katılmadı  Elazığ Öztürk Tahir AK PARTİ Katılmadı  Elazığ Septioğlu Faruk AK PARTİ Kabul  Elazığ Yanılmaz Hamza AK PARTİ Katılmadı  Erzincan Karakelle Sebahattin AK PARTİ Kabul  Erzincan Tınastepe Erol CHP Katılmadı  Erzincan Yıldırım Binali AK PARTİ Kabul  Erzurum Akdağ Recep AK PARTİ Kabul  Erzurum Aksak Muhyettin AK PARTİ Katılmadı  Erzurum Aydın Saadettin AK PARTİ Kabul  Erzurum Dağcı Çığlık Fazilet AK PARTİ Katılmadı  Erzurum Ertueav Zeki MHP Katılmadı  Erzurum Gülyurt Muzaffer AK PARTİ Kabul  Erzurum Kavaz İbrahim AK PARTİ Kabul  Eskişehir Asil Beytullah MHP Katılmadı  Eskişehir İçli Hüseyin Tayfun Bağımsız Katılmadı  Eskişehir Mercan Hasan Murat AK PARTİ Katılmadı  Eskişehir Oztürk Emin Nedim AK PARTİ Katılmadı  Eskişehir Sönmez Fehmi Murat CHP Katılmadı  Eskişehir Unakıtan Kemal AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Ağyüz Yaşar CHP Katılmadı  Gaziantep Durdu Mahmut AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Ekici Akif CHP Katılmadı  Gaziantep Erdoğan Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Mazıcıoğlu Halil AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep MüftüoSlu Özlem AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Özdemir Hasan MHP Katılmadı  Gaziantep Sarı Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Şahin Fatma AK PARTİ Katılmadı  Gaziantep Şimşek Mehmet AK PARTİ Katılmadı  Giresun Canikli Nurettin AK PARTİ Katılmadı  Giresun Karaibrahim Eşref CHP Katılmadı  Giresun Özkan Murat MHP Katılmadı  Giresun Sönmez H. Hasan AK PARTİ Kabul  Giresun Temür Ali AK PARTİ Kabul  Gümüşhane Aydın Kemalettin AK PARTİ Kabul  Gümüşhane Doğan Yahva AK PARTİ Katılmadı  Hakkâri Geylani Hamit BDP Katılmadı  Hakkâri Özbek Abdulmuttalip AK PARTİ Kabul  Hakkâri Zeydan Rüstem AK PARTİ Kabul  Hatav Cav Fuat CHP Katılmadı  Hatay Çirkin Sülevman Turan MHP Katılmadı  Hatay Durgun Gökhan CHP Katılmadı  Hatay Ergin Sadullah AK PARTİ Katılmadı  Hatay Kahya Abdülhadi AK PARTİ Kabul  Hatay Karasayar Orhan AK PARTİ Kabul  Hatay Öztürk Mustafa AK PARTİ Kabul  Hatay Şanverdi Fevzi AK PARTİ Kabul (Mükerrer)  Hatay Yazar Abdulaziz CHP Katılmadı  Hatay Yılmaz İzzettin MHP Katılmadı  İsparta Bilgiç Süreyva Sadi AK PARTİ Katılmadı  İsparta Coşkuner Mevlüt CHP Katılmadı  İsparta Dilek Mehmet Sait AK PARTİ Kabul  İsparta Korkmaz Süleyman Ne\ 72: MHP Katılmadı  İsparta Kurt Haydar Kemal AK PARTİ Kabul  Mersin Akkuş Akif MHP Kabul  Mersin Çelik Behiç MHP Katılmadı  - 6 2 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Mersin Er Ali AK PARTİ Katılmadı  Mersin Gök İsa CHP Katılmadı  Mersin İnan Ömer AK PARTİ Kabul  Mersin Oksal Ali CHP Katılmadı  Mersin Oztürk Ali Rıza CHP Katılmadı  Mersin Seçer Vahap CHP Katılmadı  Mersin Şandır Mehmet MHP Kabul  Mersin Tüzmen Kürşad AK PARTİ Katılmadı  Mersin Ural Kadir MHP Kabul  Mersin Uskül Mehmet Zafer AK PARTİ Kabul  İstanbul Ağırbaş Ayşe Jale DSP Katılmadı  İstanbul Aksu Abdülkadir AK PARTİ Kabul  İstanbul Akşener Meral MHP Katılmadı  İstanbul Akşit Güldal AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Arat Necla CHP Katılmadı  İstanbul Ataş Mustafa AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Ayva Lokman AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Bağış Egemen AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Bahçekapılı Ayşe Nur AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Başesgioğlu Murat AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Bayraktar Nusret AK PARTİ Kabul  istanbul Beşli Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Birinci Necat AK PARTİ Kabul  İstanbul Bol Fuat AK PARTİ Kabul  İstanbul Büyükkaya Alaattin AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Çamuroğlu Reha AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Çubukçu Nimet AK PARTİ Kabul  İstanbul Dedegil Alev AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Denizolgun Mehmet Beyazıt AK PARTİ Kabul  İstanbul Dinçer Ömer AK PARTİ Kabul  İstanbul Domaç Mehmet AK PARTİ Kabul  İstanbul Ekren Nazım AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Elekdağ Mustafa Şükrü CHP Katılmadı  İstanbul Erdoğan Recep Tayyip AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Güllüce İdris AK PARTİ Kabul  İstanbul Günay Ertuğrul AK PARTİ Kabul  İstanbul Gündüz İrfan AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Hacaloğlu Algan CHP Katılmadı  İstanbul İncekara Halide AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Kaçır Ünal AK PARTİ Kabul  İstanbul Kalsın Canan AK PARTİ Kabul  İstanbul Kaya Atila MHP Katılmadı  İstanbul Keleş Birgen CHP Katılmadı  İstanbul Kesici İlhan CHP Katılmadı  İstanbul Kılıçdaroğlu Kemal CHP Katılmadı  İstanbul Kıyıkhk Feyzullah AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Koral Recep AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Korkmaz Esfender CHP Katılmadı  İstanbul Kuzu Burhan AK Parti Katılmadı  İstanbul Macit Hasan DSP Katılmadı  İstanbul Melen Mithat MHP Kabul  İstanbul Memecan Mesude Nursuna AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Meral Bayram Ali CHP Katılmadı  İstanbul Mert Hüseyin DSP Katılmadı  İstanbul Müezzinoglu Mehmet AK PARTİ Kabul  İstanbul Öktem Şinasi CHP Katılmadı  İstanbul Özpolat Mehmet Ali CHP Katılmadı  - 6 2 4 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Mersin Er Ali AK PARTİ Katılmadı  Mersin Gök İsa CHP Katılmadı  Mersin İnan Ömer AK PARTİ Kabul  Mersin Oksal Ali CHP Katılmadı  Mersin Oztürk Ali Rıza CHP Katılmadı  Mersin Seçer Vahap CHP Katılmadı  Mersin Şandır Mehmet MHP Kabul  Mersin Tüzmen Kürşad AK PARTİ Katılmadı  Mersin Ural Kadir MHP Kabul  Mersin Uskül Mehmet Zafer AK PARTİ Kabul  İstanbul Ağırbaş Ayşe Jale DSP Katılmadı  İstanbul Aksu Abdülkadir AK PARTİ Kabul  İstanbul Akşener Meral MHP Katılmadı  İstanbul Akşit Güldal AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Arat Necla CHP Katılmadı  İstanbul Ataş Mustafa AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Ayva Lokman AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Bağış Egemen AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Bahçekapılı Ayşe Nur AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Başesgioğlu Murat AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Bayraktar Nusret AK PARTİ Kabul  istanbul Beşli Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Birinci Necat AK PARTİ Kabul  İstanbul Bol Fuat AK PARTİ Kabul  İstanbul Büyükkaya Alaattin AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Çamuroğlu Reha AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Çubukçu Nimet AK PARTİ Kabul  İstanbul Dedegil Alev AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Denizolgun Mehmet Beyazıt AK PARTİ Kabul  İstanbul Dinçer Ömer AK PARTİ Kabul  İstanbul Domaç Mehmet AK PARTİ Kabul  İstanbul Ekren Nazım AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Elekdağ Mustafa Şükrü CHP Katılmadı  İstanbul Erdoğan Recep Tayyip AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Güllüce İdris AK PARTİ Kabul  İstanbul Günay Ertuğrul AK PARTİ Kabul  İstanbul Gündüz İrfan AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Hacaloğlu Algan CHP Katılmadı  İstanbul İncekara Halide AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Kaçır Ünal AK PARTİ Kabul  İstanbul Kalsın Canan AK PARTİ Kabul  İstanbul Kaya Atila MHP Katılmadı  İstanbul Keleş Birgen CHP Katılmadı  İstanbul Kesici İlhan CHP Katılmadı  İstanbul Kılıçdaroğlu Kemal CHP Katılmadı  İstanbul Kıyıkhk Feyzullah AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Koral Recep AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Korkmaz Esfender CHP Katılmadı  İstanbul Kuzu Burhan AK Parti Katılmadı  İstanbul Macit Hasan DSP Katılmadı  İstanbul Melen Mithat MHP Kabul  İstanbul Memecan Mesude Nursuna AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Meral Bayram Ali CHP Katılmadı  İstanbul Mert Hüseyin DSP Katılmadı  İstanbul Müezzinoglu Mehmet AK PARTİ Kabul  İstanbul Öktem Şinasi CHP Katılmadı  İstanbul Özpolat Mehmet Ali CHP Katılmadı  - 6 2 4 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  tu Soyadı Adı Parti Oyu  İstanbul Özyürek Mustafa CHP Katılmadı  İstanbul Piltanoğlu Türköne Özlem AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Sekmen Mehmet AK PARTİ Kabul  İstanbul Serter Fatma Nur CHP Katılmadı  İstanbul Sevi gen Mehmet CHP Katılmadı  İstanbul Soysal Çetin CHP Katılmadı  İstanbul Sözen Edibe AK PARTİ Kabul  İstanbul Şafak Ümit MHP Katılmadı  İstanbul Şahin İdris Naim AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Tamaylıgil Bihlun CHP Katılmadı  İstanbul Tan Ahmet Bağımsız Katılmadı  İstanbul Topuz Ali CHP Katılmadı  İstanbul Torlak Durmuşali MHP Katılmadı  İstanbul Tuncel Sebahat BDP Katılmadı  İstanbul Uras Mehmet Ufuk BDP Katılmadı  İstanbul Yağız Süleyman DSP Kabul  İstanbul Yardımcı Hasan Kemal AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Yazıcı Hayati AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Yıldız Sacid CHP Katılmadı  İstanbul Yiğit İbrahim AK PARTİ Kabul  İzmir Aksoy Taha AK PARTİ Kabul  İzmir Anadol Kıvılcım Kemal CHP Katılmadı  İzmir Arıtman Canan CHP Katılmadı  İzmir Aydın Mehmet AK PARTİ Katılmadı  İzmir Ayhan Selçuk CHP Katılmadı  İzmir Bal Şenol MHP Katılmadı  İzmir Baratalı Bülent CHP Katılmadı  İzmir Birgün Recai Bağımsız Katılmadı  İzmir Ersin Ahmet CHP Katılmadı  İzmir Erten Abdurrezzak CHP Katılmadı  İzmir Gönül Mehmet Vecdi AK PARTİ Katılmadı  İzmir Hasgür İbrahim AK PARTİ Kabul  İzmir Hotar Fatma Seniha Nükhet AK PARTİ Katılmadı  İzmir Kalkan Erdal AK PARTİ Kabul  İzmir Katmerci İsmail AK PARTİ Katılmadı  İzmir Mumcu Şükran Güldal CHP Katılmadı  İzmir Oyan Oğuz CHP Katılmadı  İzmir Öztürk Harun Bağımsız Kabul  İzmir Sipahi Kamil Erdal MHP Katılmadı  İzmir Susam Mehmet Ali CHP Katılmadı  İzmir Tannkulu Ahmet Kenan MHP Katılmadı  İzmir Tekel ioğlu Mehmet Sayım AK PARTİ Kabul  İzmir Vural Oktav MHP Katılmadı  İzmir Yemişçi Tuğrul AK PARTİ Kabul  Kars Dağdaş Gürcan MHP Katılmadı  Kars Güven Mahmut Esat AK PARTİ Kabul  Kars Karabayır Zeki AK PARTİ Kabul  Kastamonu Altan Hasan AK PARTİ Kabul  Kastamonu Köylü Hakkı AK PARTİ Kabul  Kastamonu Serdaroğlu Mehmet MHP Katılmadı  Kastamonu Sıvacıoğlu Musa AK PARTİ Katılmadı  Kayseri Çakmakoğlu Sabahattin MHP Kabul  Kayseri Elitaş Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Kayseri Karayel Yaşar AK PARTİ Kabul  Kayseri Kulkuloğlu Mehmet Şevki CHP Kabul  Kayseri Öksüzkaya Ahmet AK PARTİ Kabul  Kayseri Yakut Sadık AK PARTİ Katılmadı  - 6 2 5 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  tu Soyadı Adı Parti Oyu  İstanbul Özyürek Mustafa CHP Katılmadı  İstanbul Piltanoğlu Türköne Özlem AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Sekmen Mehmet AK PARTİ Kabul  İstanbul Serter Fatma Nur CHP Katılmadı  İstanbul Sevi gen Mehmet CHP Katılmadı  İstanbul Soysal Çetin CHP Katılmadı  İstanbul Sözen Edibe AK PARTİ Kabul  İstanbul Şafak Ümit MHP Katılmadı  İstanbul Şahin İdris Naim AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Tamaylıgil Bihlun CHP Katılmadı  İstanbul Tan Ahmet Bağımsız Katılmadı  İstanbul Topuz Ali CHP Katılmadı  İstanbul Torlak Durmuşali MHP Katılmadı  İstanbul Tuncel Sebahat BDP Katılmadı  İstanbul Uras Mehmet Ufuk BDP Katılmadı  İstanbul Yağız Süleyman DSP Kabul  İstanbul Yardımcı Hasan Kemal AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Yazıcı Hayati AK PARTİ Katılmadı  İstanbul Yıldız Sacid CHP Katılmadı  İstanbul Yiğit İbrahim AK PARTİ Kabul  İzmir Aksoy Taha AK PARTİ Kabul  İzmir Anadol Kıvılcım Kemal CHP Katılmadı  İzmir Arıtman Canan CHP Katılmadı  İzmir Aydın Mehmet AK PARTİ Katılmadı  İzmir Ayhan Selçuk CHP Katılmadı  İzmir Bal Şenol MHP Katılmadı  İzmir Baratalı Bülent CHP Katılmadı  İzmir Birgün Recai Bağımsız Katılmadı  İzmir Ersin Ahmet CHP Katılmadı  İzmir Erten Abdurrezzak CHP Katılmadı  İzmir Gönül Mehmet Vecdi AK PARTİ Katılmadı  İzmir Hasgür İbrahim AK PARTİ Kabul  İzmir Hotar Fatma Seniha Nükhet AK PARTİ Katılmadı  İzmir Kalkan Erdal AK PARTİ Kabul  İzmir Katmerci İsmail AK PARTİ Katılmadı  İzmir Mumcu Şükran Güldal CHP Katılmadı  İzmir Oyan Oğuz CHP Katılmadı  İzmir Öztürk Harun Bağımsız Kabul  İzmir Sipahi Kamil Erdal MHP Katılmadı  İzmir Susam Mehmet Ali CHP Katılmadı  İzmir Tannkulu Ahmet Kenan MHP Katılmadı  İzmir Tekel ioğlu Mehmet Sayım AK PARTİ Kabul  İzmir Vural Oktav MHP Katılmadı  İzmir Yemişçi Tuğrul AK PARTİ Kabul  Kars Dağdaş Gürcan MHP Katılmadı  Kars Güven Mahmut Esat AK PARTİ Kabul  Kars Karabayır Zeki AK PARTİ Kabul  Kastamonu Altan Hasan AK PARTİ Kabul  Kastamonu Köylü Hakkı AK PARTİ Kabul  Kastamonu Serdaroğlu Mehmet MHP Katılmadı  Kastamonu Sıvacıoğlu Musa AK PARTİ Katılmadı  Kayseri Çakmakoğlu Sabahattin MHP Kabul  Kayseri Elitaş Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Kayseri Karayel Yaşar AK PARTİ Kabul  Kayseri Kulkuloğlu Mehmet Şevki CHP Kabul  Kayseri Öksüzkaya Ahmet AK PARTİ Kabul  Kayseri Yakut Sadık AK PARTİ Katılmadı  - 6 2 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Kayseri Yıldız Taner AK PARTİ Kabul  Kırklareli Barış Tansel CHP Katılmadı  Kırklareli Dibek Turgut CHP Katılmadı  Kırklareli Sarıçam Ahmet Gökhan AK PARTİ Katılmadı  Kırşehir Arslan Mikail AK PARTİ Katılmadı  Kırşehir Çalışkan Abdullah AK PARTİ Kabul  Kırşehir Çobanoğlu Metin MHP Katılmadı  Kocaeli Ayar Eyüp AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Baştopçu Muzaffer AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Durmuş Cumali MHP Katılmadı  Kocaeli Erenkaya Hikmet CHP Katılmadı  Kocaeli Ergün Nihat AK PARTİ Kabul  Kocaeli Gönül Azize Sibel AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Işık Fikri AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Pepe Osman AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Selvi Mehmet Cevdet CHP Katılmadı  Konya Ansı Hasan AK PARTİ Kabul  Konya Bal Faruk MHP Katılmadı  Konya Büyükakk aşlar Ahmet AK PARTİ Kabul  Konya Candan Muharrem AK PARTİ Kabul  Konya Çetinkaya Abdullah AK PARTİ Kabul  Konya Erdem Orhan AK PARTİ Kabul  Konya Güçlü Sami AK PARTİ Kabul  Konya Kabakçı Mustafa AK PARTİ Kabul  Konya Kalaycı Mustafa MHP Katılmadı  Konya Kart Atilla CHP Katılmadı  Konya Öksüz Özkan AK PARTİ Kabul  Konya Özkul Kerim AK PARTİ Kabul  Konya Öztürk Ali AK PARTİ Kabul  Konya Tuna Hüsnü AK PARTİ Kabul  Konya Tüfekçi Harun AK PARTİ Kabul  Konya Türkmenoğlu Ayşe AK PARTİ Katılmadı  Kütahya Aksoy Soner AK PARTİ Kabul  Kütahya Biçer İsmail Hakkı AK PARTİ Kabul  Kütahya Işık Alim MHP Katılmadı  Kütahya Kinay Hasan Fehmi AK PARTİ Kabul  Kütahya Ordu Hüsnü AK PARTİ Katılmadı  Kütahya Tuğcu Hüseyin AK PARTİ Kabul  Malatya Aslanoğlu Ferit Mevlüt CHP Katılmadı  Malatya Çalık Öznur AK PARTİ Kabul  Malatya Fındıklı Mahmut Mücahit AK PARTİ Katılmadı  Malatya Koca İhsan AK PARTİ Kabul  Malatya Ölmeztoorak Fuat AK PARTİ Katılmadı  Malatya Öz Ömer Faruk AK PARTİ Kabul  Malatya Şahin Mehmet AK PARTİ Kabul  Manisa Akçay Erkan MHP Katılmadı  Manisa Annç Bülent AK PARTİ Kabul  Manisa Berber Recai AK PARTİ Katılmadı  Manisa Bilen İsmail AK PARTİ Kabul  Manisa Çerçi Mehmet AK PARTİ Kabul  Manisa Enöz Mustafa MHP Kabul  Manisa Mengü Şahin CHP Katılmadı  Manisa Orhan Ahmet MHP Kabul  Manisa Tanrıverdi Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  Manisa Yetenç Mustafa Erdoğan Bağımsız Katılmadı  Kahramanmaraş Ankan Fatih AK PARTİ Kabul  Kahramanmaraş Doğan Avni AK PARTİ Katılmadı  - 6 2 6 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Kayseri Yıldız Taner AK PARTİ Kabul  Kırklareli Barış Tansel CHP Katılmadı  Kırklareli Dibek Turgut CHP Katılmadı  Kırklareli Sarıçam Ahmet Gökhan AK PARTİ Katılmadı  Kırşehir Arslan Mikail AK PARTİ Katılmadı  Kırşehir Çalışkan Abdullah AK PARTİ Kabul  Kırşehir Çobanoğlu Metin MHP Katılmadı  Kocaeli Ayar Eyüp AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Baştopçu Muzaffer AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Durmuş Cumali MHP Katılmadı  Kocaeli Erenkaya Hikmet CHP Katılmadı  Kocaeli Ergün Nihat AK PARTİ Kabul  Kocaeli Gönül Azize Sibel AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Işık Fikri AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Pepe Osman AK PARTİ Katılmadı  Kocaeli Selvi Mehmet Cevdet CHP Katılmadı  Konya Ansı Hasan AK PARTİ Kabul  Konya Bal Faruk MHP Katılmadı  Konya Büyükakk aşlar Ahmet AK PARTİ Kabul  Konya Candan Muharrem AK PARTİ Kabul  Konya Çetinkaya Abdullah AK PARTİ Kabul  Konya Erdem Orhan AK PARTİ Kabul  Konya Güçlü Sami AK PARTİ Kabul  Konya Kabakçı Mustafa AK PARTİ Kabul  Konya Kalaycı Mustafa MHP Katılmadı  Konya Kart Atilla CHP Katılmadı  Konya Öksüz Özkan AK PARTİ Kabul  Konya Özkul Kerim AK PARTİ Kabul  Konya Öztürk Ali AK PARTİ Kabul  Konya Tuna Hüsnü AK PARTİ Kabul  Konya Tüfekçi Harun AK PARTİ Kabul  Konya Türkmenoğlu Ayşe AK PARTİ Katılmadı  Kütahya Aksoy Soner AK PARTİ Kabul  Kütahya Biçer İsmail Hakkı AK PARTİ Kabul  Kütahya Işık Alim MHP Katılmadı  Kütahya Kinay Hasan Fehmi AK PARTİ Kabul  Kütahya Ordu Hüsnü AK PARTİ Katılmadı  Kütahya Tuğcu Hüseyin AK PARTİ Kabul  Malatya Aslanoğlu Ferit Mevlüt CHP Katılmadı  Malatya Çalık Öznur AK PARTİ Kabul  Malatya Fındıklı Mahmut Mücahit AK PARTİ Katılmadı  Malatya Koca İhsan AK PARTİ Kabul  Malatya Ölmeztoorak Fuat AK PARTİ Katılmadı  Malatya Öz Ömer Faruk AK PARTİ Kabul  Malatya Şahin Mehmet AK PARTİ Kabul  Manisa Akçay Erkan MHP Katılmadı  Manisa Annç Bülent AK PARTİ Kabul  Manisa Berber Recai AK PARTİ Katılmadı  Manisa Bilen İsmail AK PARTİ Kabul  Manisa Çerçi Mehmet AK PARTİ Kabul  Manisa Enöz Mustafa MHP Kabul  Manisa Mengü Şahin CHP Katılmadı  Manisa Orhan Ahmet MHP Kabul  Manisa Tanrıverdi Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  Manisa Yetenç Mustafa Erdoğan Bağımsız Katılmadı  Kahramanmaraş Ankan Fatih AK PARTİ Kabul  Kahramanmaraş Doğan Avni AK PARTİ Katılmadı  - 6 2 6 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Kahramanmaraş Kaynak Veysi AK PARTİ Katılmadı  Kahramanmaraş Özbolat Durdu CHP Katılmadı  Kahramanmaraş Pakdii Nevzat AK PARTİ Katılmadı  Kahramanmaraş Paksoy Mehmet Akif MHP Katılmadı  Kahramanmaraş Sağlam Mehmet AK PARTİ Kabul  Kahramanmaraş Tatlıbal Cafer AK PARTİ Kabul  Mardin Ayna Emine BDP Katılmadı  Mardin Şahkulubey Gönül Bekin AK PARTİ Kabul  Mardin Çelebi Süleyman AK PARTİ Kabul  Mardin Demir Mehmet Halit AK PARTİ Kabul  Mardin Yüksel Cüneyt AK PARTİ Kabul  Muğla Arslan Ali CHP Katılmadı  Muğla Ergin Gürol CHP Katılmadı  Muğla Ergun Metin MHP Katılmadı  Muğla Hıdır Mehmet Nil AK PARTİ Katılmadı  Muğla Özden Yüksel AK PARTİ Katılmadı  Muğla Topuz Fevzi CHP Katılmadı  Muş Karayağız Seracettin AK PARTİ Katılmadı  Muş Sakık Sun BDP Katılmadı  Muş Yaman M. Nuri BDP Red  Muş Yılmaz Medeni AK PARTİ Kabul  Nevşehir Dede Mahmut AK PARTİ Kabul  Nevşehir Feralan Ahmet Erdal AK PARTİ Kabul  Nevşehir Köybaşı Rıtvan AK PARTİ Kabul  Niğde Göksel İsmail AK PARTİ Kabul  Niğde inan Mümin MHP Katılmadı  Niğde Selamoğlu Muharrem AK PARTİ Katılmadı  Ordu Fatsa Eyüp AK PARTİ Katılmadı  Ordu Güler Mehmet Hilmi AK PARTİ Katılmadı  Ordu Güner Rahmi CHP Katılmadı  Ordu Hamarat Mustafa AK PARTİ Kabul  Ordu Yalçın Rıdvan MHP Katılmadı  Ordu Yılmaz Ayhan AK PARTİ Katılmadı  Ordu Yılmaz Enver AK PARTİ Katılmadı  Rize Bayramoğlu Bayram Ali AK PARTİ Kabul  Rize Çırakoğlu Lütfı AK PARTİ Kabul  Rize Yılmaz Ahmet Mesut DP Katılmadı  Sakarya Cebeci Erol Aslan AK PARTİ Kabul  Sakarya Çelik Hasan Ali AK PARTİ Kabul  Sakarya Dişli Şaban AK PARTİ Katılmadı  Sakarya Kutluata Münir MHP Katılmadı  Sakarya Üstün Ayhan Sefer AK PARTİ Katılmadı  Sakarya Yıldırım Recep AK PARTİ Kabul  Samsun Binici Suat CHP Katılmadı  Samsun Çakır Osman MHP Katılmadı  Samsun Demir Cemal Yılmaz AK PARTİ Katılmadı  Samsun Demir Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Samsun Kılıç Suat AK PARTİ Kabul  Samsun Koç Ahmet Haluk CHP Katılmadı  Samsun Öztürk Fatih AK PARTİ Kabul  Samsun Şahinoğlu Bimur AK PARTİ Katılmadı  Samsun Yeni Ahmet AK PARTİ Kabul  Siirt Demirkıran Afif AK PARTİ Kabul  Siirt Helvacıoğlu Mehmet Yılmaz AK PARTİ Kabul  Siirt Özçelik Osman BDP Red  Sinop Altay Engin CHP Katılmadı  Sinop Dodurgalı Abdurrahman AK PARTİ Kabul  - 6 2 7 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Kahramanmaraş Kaynak Veysi AK PARTİ Katılmadı  Kahramanmaraş Özbolat Durdu CHP Katılmadı  Kahramanmaraş Pakdii Nevzat AK PARTİ Katılmadı  Kahramanmaraş Paksoy Mehmet Akif MHP Katılmadı  Kahramanmaraş Sağlam Mehmet AK PARTİ Kabul  Kahramanmaraş Tatlıbal Cafer AK PARTİ Kabul  Mardin Ayna Emine BDP Katılmadı  Mardin Şahkulubey Gönül Bekin AK PARTİ Kabul  Mardin Çelebi Süleyman AK PARTİ Kabul  Mardin Demir Mehmet Halit AK PARTİ Kabul  Mardin Yüksel Cüneyt AK PARTİ Kabul  Muğla Arslan Ali CHP Katılmadı  Muğla Ergin Gürol CHP Katılmadı  Muğla Ergun Metin MHP Katılmadı  Muğla Hıdır Mehmet Nil AK PARTİ Katılmadı  Muğla Özden Yüksel AK PARTİ Katılmadı  Muğla Topuz Fevzi CHP Katılmadı  Muş Karayağız Seracettin AK PARTİ Katılmadı  Muş Sakık Sun BDP Katılmadı  Muş Yaman M. Nuri BDP Red  Muş Yılmaz Medeni AK PARTİ Kabul  Nevşehir Dede Mahmut AK PARTİ Kabul  Nevşehir Feralan Ahmet Erdal AK PARTİ Kabul  Nevşehir Köybaşı Rıtvan AK PARTİ Kabul  Niğde Göksel İsmail AK PARTİ Kabul  Niğde inan Mümin MHP Katılmadı  Niğde Selamoğlu Muharrem AK PARTİ Katılmadı  Ordu Fatsa Eyüp AK PARTİ Katılmadı  Ordu Güler Mehmet Hilmi AK PARTİ Katılmadı  Ordu Güner Rahmi CHP Katılmadı  Ordu Hamarat Mustafa AK PARTİ Kabul  Ordu Yalçın Rıdvan MHP Katılmadı  Ordu Yılmaz Ayhan AK PARTİ Katılmadı  Ordu Yılmaz Enver AK PARTİ Katılmadı  Rize Bayramoğlu Bayram Ali AK PARTİ Kabul  Rize Çırakoğlu Lütfı AK PARTİ Kabul  Rize Yılmaz Ahmet Mesut DP Katılmadı  Sakarya Cebeci Erol Aslan AK PARTİ Kabul  Sakarya Çelik Hasan Ali AK PARTİ Kabul  Sakarya Dişli Şaban AK PARTİ Katılmadı  Sakarya Kutluata Münir MHP Katılmadı  Sakarya Üstün Ayhan Sefer AK PARTİ Katılmadı  Sakarya Yıldırım Recep AK PARTİ Kabul  Samsun Binici Suat CHP Katılmadı  Samsun Çakır Osman MHP Katılmadı  Samsun Demir Cemal Yılmaz AK PARTİ Katılmadı  Samsun Demir Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Samsun Kılıç Suat AK PARTİ Kabul  Samsun Koç Ahmet Haluk CHP Katılmadı  Samsun Öztürk Fatih AK PARTİ Kabul  Samsun Şahinoğlu Bimur AK PARTİ Katılmadı  Samsun Yeni Ahmet AK PARTİ Kabul  Siirt Demirkıran Afif AK PARTİ Kabul  Siirt Helvacıoğlu Mehmet Yılmaz AK PARTİ Kabul  Siirt Özçelik Osman BDP Red  Sinop Altay Engin CHP Katılmadı  Sinop Dodurgalı Abdurrahman AK PARTİ Kabul  - 6 2 7 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Sinop Tıngıroğlu Kadir AK PARTİ Kabul  Sivas Açıkalın Mehmet Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Sivas Kılıç Osman AK PARTİ Kabul  Sivas Özdemir Malik Ecder CHP Katılmadı  Sivas Uzun Selami AK PARTİ Katılmadı  Sivas Yeri ikaya Hamza AK PARTİ Kabul  Tekirdağ Akbulut Tevfık Ziyaeddin AK PARTİ Kabul  Tekirdağ Nalcı Kemalettin MHP Katılmadı  Tekirdağ Öztrak Faik CHP Katılmadı  Tekirdağ Taylan Necip AK PARTİ Kabul  Tekirdağ Tütüncü Enis CHP Kabul  Tokat Aslan Zeyid AK PARTİ Kabul  Tokat Ayalan Şükrü AK PARTİ Katılmadı  Tokat Demir Osman AK PARTİ Kabul  Tokat Diren Orhan Ziya CHP Katılmadı  Tokat Doğru Reşat MHP Katılmadı  Tokat Gülsün Hüseyin AK PARTİ Kabul  Tokat Yüksel Dilek AK PARTİ Kabul  Trabzon Aykan Asım AK Parti Katılmadı  T r a b z o n C u m u r Musta fa A K PARTİ Kabul  Trabzon Erdöl Cevdet AK PARTİ Kabul  Trabzon Göktaş Kemalettin AK PARTİ Katılmadı  Trabzon Hamzaçebi Mehmet Akif CHP Katılmadı  Trabzon Özak Faruk Nafiz AK PARTİ Katılmadı  Trabzon Seymenoğlu Safiye AK PARTİ Kabul  Trabzon Yunusoğlu Süleyman Latif MHP Katılmadı  Tunceli Genç Kamer Bağımsız Çekimser  Tunceli Halis Şerafettin BDP Katılmadı  Şanlıurfa Akman Yahya AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Başak Ramazan AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Binici İbrahim BDP Red  Şanlıurfa Cevheri Sabahattin AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Eyyüpoğlu Seyit Bağımsız Katılmadı  Şanlıurfa Gülpınar Eyyüp Cenap AK PARTİ Katılmadı  Şanlıurfa İzol Zülfükar AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Kus Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Şanlıurfa Önen Abdulkadir Emin AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Aktemur Özyavuz Cağla AK PARTİ Katılmadı  Şanlıurfa Yetkin Abdurrahman Müfit AK PARTİ Kabul  Uşak Coşkunoğlu Osman CHP Katılmadı  Usak Çetin Mustafa AK PARTİ Kabul  Uşak Uslu Nuri AK PARTİ Kabul  Van Altun Kerem AK PARTİ Kabul  Van Çelik Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  Van Dinçer İkram AK PARTİ Kabul  Van Kurtulan Fatma BDP Katılmadı  Van Orhan Gülsen AK PARTİ Kabul  Van Türkmenoğlu Kayhan AK PARTİ Katılmadı  Van Üçer Özdal BDP Katılmadı  Yozgat Akgül Abdulkadir AK PARTİ Kabul  Yozgat Bozdağ Bekir AK PARTİ Katılmadı  Yozgat Coşkun Osman AK PARTİ Kabul  Yozgat Çiçek Mehmet AK PARTİ Kabul  Yozgat Ekici Mehmet MHP Katılmadı  Yozgat Öztürk Mehmet Yaşar Türkiye P. Katılmadı  Zonguldak Erdoğan Fazlı AK PARTİ Katılmadı  Zonguldak Kocal Ali CHP Katılmadı  - 6 2 8 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Sinop Tıngıroğlu Kadir AK PARTİ Kabul  Sivas Açıkalın Mehmet Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Sivas Kılıç Osman AK PARTİ Kabul  Sivas Özdemir Malik Ecder CHP Katılmadı  Sivas Uzun Selami AK PARTİ Katılmadı  Sivas Yeri ikaya Hamza AK PARTİ Kabul  Tekirdağ Akbulut Tevfık Ziyaeddin AK PARTİ Kabul  Tekirdağ Nalcı Kemalettin MHP Katılmadı  Tekirdağ Öztrak Faik CHP Katılmadı  Tekirdağ Taylan Necip AK PARTİ Kabul  Tekirdağ Tütüncü Enis CHP Kabul  Tokat Aslan Zeyid AK PARTİ Kabul  Tokat Ayalan Şükrü AK PARTİ Katılmadı  Tokat Demir Osman AK PARTİ Kabul  Tokat Diren Orhan Ziya CHP Katılmadı  Tokat Doğru Reşat MHP Katılmadı  Tokat Gülsün Hüseyin AK PARTİ Kabul  Tokat Yüksel Dilek AK PARTİ Kabul  Trabzon Aykan Asım AK Parti Katılmadı  T r a b z o n C u m u r Musta fa A K PARTİ Kabul  Trabzon Erdöl Cevdet AK PARTİ Kabul  Trabzon Göktaş Kemalettin AK PARTİ Katılmadı  Trabzon Hamzaçebi Mehmet Akif CHP Katılmadı  Trabzon Özak Faruk Nafiz AK PARTİ Katılmadı  Trabzon Seymenoğlu Safiye AK PARTİ Kabul  Trabzon Yunusoğlu Süleyman Latif MHP Katılmadı  Tunceli Genç Kamer Bağımsız Çekimser  Tunceli Halis Şerafettin BDP Katılmadı  Şanlıurfa Akman Yahya AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Başak Ramazan AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Binici İbrahim BDP Red  Şanlıurfa Cevheri Sabahattin AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Eyyüpoğlu Seyit Bağımsız Katılmadı  Şanlıurfa Gülpınar Eyyüp Cenap AK PARTİ Katılmadı  Şanlıurfa İzol Zülfükar AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Kus Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Şanlıurfa Önen Abdulkadir Emin AK PARTİ Kabul  Şanlıurfa Aktemur Özyavuz Cağla AK PARTİ Katılmadı  Şanlıurfa Yetkin Abdurrahman Müfit AK PARTİ Kabul  Uşak Coşkunoğlu Osman CHP Katılmadı  Usak Çetin Mustafa AK PARTİ Kabul  Uşak Uslu Nuri AK PARTİ Kabul  Van Altun Kerem AK PARTİ Kabul  Van Çelik Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  Van Dinçer İkram AK PARTİ Kabul  Van Kurtulan Fatma BDP Katılmadı  Van Orhan Gülsen AK PARTİ Kabul  Van Türkmenoğlu Kayhan AK PARTİ Katılmadı  Van Üçer Özdal BDP Katılmadı  Yozgat Akgül Abdulkadir AK PARTİ Kabul  Yozgat Bozdağ Bekir AK PARTİ Katılmadı  Yozgat Coşkun Osman AK PARTİ Kabul  Yozgat Çiçek Mehmet AK PARTİ Kabul  Yozgat Ekici Mehmet MHP Katılmadı  Yozgat Öztürk Mehmet Yaşar Türkiye P. Katılmadı  Zonguldak Erdoğan Fazlı AK PARTİ Katılmadı  Zonguldak Kocal Ali CHP Katılmadı  - 6 2 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Zonguldak Köktürk Ali İhsan CHP Katılmadı  Zonguldak Toptan Koksal AK PARTİ Katılmadı  Zonguldak Türkmen Polat AK PARTİ Katılmadı  Aksaray Açıkgöz Ruhi AK PARTİ Kabul  Aksaray Alaboyun Ali Rıza AK PARTİ Kabul  Aksaray Ertuğrul Osman MHP Katılmadı  Aksaray tnceöz İlknur AK PARTİ Katılmadı  Bayburt Battal Fetani AK PARTİ Kabul  Bayburt Güney Ülkü Gökalp AK PARTİ Katılmadı  Karaman Akgün Mevlüt AK PARTİ Katılmadı  Karaman Çalış Hasan MHP Katılmadı  Karaman Elvan Lütfı AK PARTİ Kabul  Kırıkkale Durmuş Osman MHP Katılmadı  Kırıkkale Erdem Vahit AK PARTİ Katılmadı  Kırıkkale Kıratlı Turan AK PARTİ Kabul  Kırıkkale Özbayrak Mustafa AK PARTİ Kabul  Batman Ata Ayla Akat BDP Katılmadı  Batman Ekmen Mehmet Emin AK PARTİ Kabul  Batman İnal Ahmet AK PARTİ Kabul  Batman Yıldız Bengi BDP Katılmadı  Şırnak Bayındır Sevahir BDP Katılmadı  Sımak Kaplan Hasip BDP Katılmadı  Şırnak Şeyda Abdullah Veli AK PARTİ Kabul  Bartın Tunç Yılmaz AK PARTİ Kabul  Bartın Yalçınkaya Muhammet Rıza CHP Katılmadı  Ardahan Kaya Saffet AK PARTİ Katılmadı  Ardahan Öğüt Ensar CHP Katılmadı  İğdır Buldan Pervin BDP Katılmadı  İğdır Güner Ali AK PARTİ Katılmadı  Yalova Evcin İlhan AK PARTİ Kabul  Yalova İnce Muharrem CHP Katılmadı  Karabük Ceylan Mehmet AK PARTİ Kabul  Karabük Ünal Cumhur AK PARTİ Kabul (Mükerrer)  Karabük Ünal Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Kilis Devecioğlu Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  Kilis Kara Hasan AK PARTİ Katılmadı  Osmaniye Bahçeli Devlet MHP Katılmadı  Osmaniye Coşkun Hakan MHP Katılmadı  Osmaniye Doğruer İbrahim Mete AK PARTİ Kabul  Osmaniye Kastal Durdu Mehmet AK PARTİ Kabul  Düzce Erbay Celal AK PARTİ Kabul  Düzce Kaşıkoğlu Metin AK PARTİ Kabul  Düzce Yakış Yaşar AK PARTİ Katılmadı  - 6 2 9 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Oyu  Zonguldak Köktürk Ali İhsan CHP Katılmadı  Zonguldak Toptan Koksal AK PARTİ Katılmadı  Zonguldak Türkmen Polat AK PARTİ Katılmadı  Aksaray Açıkgöz Ruhi AK PARTİ Kabul  Aksaray Alaboyun Ali Rıza AK PARTİ Kabul  Aksaray Ertuğrul Osman MHP Katılmadı  Aksaray tnceöz İlknur AK PARTİ Katılmadı  Bayburt Battal Fetani AK PARTİ Kabul  Bayburt Güney Ülkü Gökalp AK PARTİ Katılmadı  Karaman Akgün Mevlüt AK PARTİ Katılmadı  Karaman Çalış Hasan MHP Katılmadı  Karaman Elvan Lütfı AK PARTİ Kabul  Kırıkkale Durmuş Osman MHP Katılmadı  Kırıkkale Erdem Vahit AK PARTİ Katılmadı  Kırıkkale Kıratlı Turan AK PARTİ Kabul  Kırıkkale Özbayrak Mustafa AK PARTİ Kabul  Batman Ata Ayla Akat BDP Katılmadı  Batman Ekmen Mehmet Emin AK PARTİ Kabul  Batman İnal Ahmet AK PARTİ Kabul  Batman Yıldız Bengi BDP Katılmadı  Şırnak Bayındır Sevahir BDP Katılmadı  Sımak Kaplan Hasip BDP Katılmadı  Şırnak Şeyda Abdullah Veli AK PARTİ Kabul  Bartın Tunç Yılmaz AK PARTİ Kabul  Bartın Yalçınkaya Muhammet Rıza CHP Katılmadı  Ardahan Kaya Saffet AK PARTİ Katılmadı  Ardahan Öğüt Ensar CHP Katılmadı  İğdır Buldan Pervin BDP Katılmadı  İğdır Güner Ali AK PARTİ Katılmadı  Yalova Evcin İlhan AK PARTİ Kabul  Yalova İnce Muharrem CHP Katılmadı  Karabük Ceylan Mehmet AK PARTİ Kabul  Karabük Ünal Cumhur AK PARTİ Kabul (Mükerrer)  Karabük Ünal Mustafa AK PARTİ Katılmadı  Kilis Devecioğlu Hüseyin AK PARTİ Katılmadı  Kilis Kara Hasan AK PARTİ Katılmadı  Osmaniye Bahçeli Devlet MHP Katılmadı  Osmaniye Coşkun Hakan MHP Katılmadı  Osmaniye Doğruer İbrahim Mete AK PARTİ Kabul  Osmaniye Kastal Durdu Mehmet AK PARTİ Kabul  Düzce Erbay Celal AK PARTİ Kabul  Düzce Kaşıkoğlu Metin AK PARTİ Kabul  Düzce Yakış Yaşar AK PARTİ Katılmadı  - 6 2 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Silifke 'deki Devlet Hastanesi ve sağlık ocaklarının  ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11782)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA,  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  A l i Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili •  Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'ın yanıtlaması istemi ile 09.11.2009 tarih  7110928 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu durum,Anayasanın ve meclis içtüzüğünün yüklediği görevin  yapılmayarak milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın ihlalini  oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı,sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 09.11.2009 tarih 7/10928 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  "..Silifke Devlet Hastanesi'nde doktor ve personel açığı, bina yetersizliği ve diğer  sorunları hakkında yazılı olarak yanıtlanması istemi ile 26.08.2008 tarihinde vermiş  olduğum 7/4900 sayılı soru önergemdeki sorularıma, bir seneye aşkın zaman  geçmesine karşın cevap verilmediği gibi aradan geçen sürede önergede belirtilen  sorunların hiçbirisi çözülmemiş tam aksine Silifke Devlet Hastanesindeki sorunlar  eskisinden daha da çoğalmıştır. Yanıtlamayan 7/4900 sayılı soru önergemde söz  konusu edilen sorunlar, bugün daha fazlası ile geçerliliğini korumaktadır. Bu gün  Silifke Devlet Hastanesi, civardaki ilçe ve beldelerden sevk edilen hastalar da dikkate  alındığında 200.000 bini aşkın kişiye, sadece 1 Çocuk, 1 Dâhiliye,4 Genel Cerrah,  2 Ürolog,2 kadın doğum, 1 cildiye, 2 Beyin cerrahı, 1 ortopedi,2 Göz doktoru ile  hizmet vermektedir. Görüldüğü gibi Silifke Devlet Hastanesinde bazı branşlardaki  doktor sayısı, olması gerekenin çok altında; KBB, Nöroloji, Fizik Tedavi ve  Rehabilitasyon ve Kardiyoloji ve diğer branşlarda tek bir tanede dahi doktor  bulunmamaktadır. Silifke, geri kalmış bölgelerin ilçesi değildir. Turizm bölgesi olan  Akdeniz Bölgesinin en şirin ve en güzel ilçelerinden birisidir. Bugün pek çok ilden  büyük bir ilçemizdir. Silifkelilerin Sağlık hizmetleri yönünden tam bir fukaralık  yaşaması, son derece ürkütücü ve korkunçtur. Daha da üzücü olan, yıllardır aynı  sorunların çözülmeden tam aksine artarak devam ettirilmesidir. Silifke Devlet  Hastanesi; bina, tıbbi araç gereç yetersizliği, doktor ve personel eksikliği nedeni ile  tam ve kaliteli hizmet veremez durumdadır. Silifke Devlet Hastanesinde Uzman  doktor yokluğu nedeni ile heyet raporu verilememektedir. Anayasamızın 56.  maddesine göre herkes, sağlıklı yaşama hakkına sahiptir. Devlet herkesin hayatını  beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla ve bunun için gerekli işleri  yapmakla görevlidir. Halkın ihtiyacı olan tam ve kaliteli sağlık hizmetini devletten  istemek yurttaşın hakkıdır. Tam ve kaliteli sağlık hizmetini sunmak da devletin  görevidir. Bu çerçevede;  - 6 3 0 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Silifke 'deki Devlet Hastanesi ve sağlık ocaklarının  ihtiyaçlarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11782)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA,  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  A l i Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili •  Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'ın yanıtlaması istemi ile 09.11.2009 tarih  7110928 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu durum,Anayasanın ve meclis içtüzüğünün yüklediği görevin  yapılmayarak milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın ihlalini  oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı,sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 09.11.2009 tarih 7/10928 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  "..Silifke Devlet Hastanesi'nde doktor ve personel açığı, bina yetersizliği ve diğer  sorunları hakkında yazılı olarak yanıtlanması istemi ile 26.08.2008 tarihinde vermiş  olduğum 7/4900 sayılı soru önergemdeki sorularıma, bir seneye aşkın zaman  geçmesine karşın cevap verilmediği gibi aradan geçen sürede önergede belirtilen  sorunların hiçbirisi çözülmemiş tam aksine Silifke Devlet Hastanesindeki sorunlar  eskisinden daha da çoğalmıştır. Yanıtlamayan 7/4900 sayılı soru önergemde söz  konusu edilen sorunlar, bugün daha fazlası ile geçerliliğini korumaktadır. Bu gün  Silifke Devlet Hastanesi, civardaki ilçe ve beldelerden sevk edilen hastalar da dikkate  alındığında 200.000 bini aşkın kişiye, sadece 1 Çocuk, 1 Dâhiliye,4 Genel Cerrah,  2 Ürolog,2 kadın doğum, 1 cildiye, 2 Beyin cerrahı, 1 ortopedi,2 Göz doktoru ile  hizmet vermektedir. Görüldüğü gibi Silifke Devlet Hastanesinde bazı branşlardaki  doktor sayısı, olması gerekenin çok altında; KBB, Nöroloji, Fizik Tedavi ve  Rehabilitasyon ve Kardiyoloji ve diğer branşlarda tek bir tanede dahi doktor  bulunmamaktadır. Silifke, geri kalmış bölgelerin ilçesi değildir. Turizm bölgesi olan  Akdeniz Bölgesinin en şirin ve en güzel ilçelerinden birisidir. Bugün pek çok ilden  büyük bir ilçemizdir. Silifkelilerin Sağlık hizmetleri yönünden tam bir fukaralık  yaşaması, son derece ürkütücü ve korkunçtur. Daha da üzücü olan, yıllardır aynı  sorunların çözülmeden tam aksine artarak devam ettirilmesidir. Silifke Devlet  Hastanesi; bina, tıbbi araç gereç yetersizliği, doktor ve personel eksikliği nedeni ile  tam ve kaliteli hizmet veremez durumdadır. Silifke Devlet Hastanesinde Uzman  doktor yokluğu nedeni ile heyet raporu verilememektedir. Anayasamızın 56.  maddesine göre herkes, sağlıklı yaşama hakkına sahiptir. Devlet herkesin hayatını  beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla ve bunun için gerekli işleri  yapmakla görevlidir. Halkın ihtiyacı olan tam ve kaliteli sağlık hizmetini devletten  istemek yurttaşın hakkıdır. Tam ve kaliteli sağlık hizmetini sunmak da devletin  görevidir. Bu çerçevede;  - 6 3 0 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  1- Hastanelerde PDC (Personel Dağılım Cetveli) hangi ölçütlere göre nasıl  hazırlanmaktadır?  2- Silifke Devlet Hastanesinde PDC'ne göre her branşta bulunması gereken  doktor, hemşire ve personel sayısı nedir?  3- Silifke Devlet Hastanesi'nde bazı branşlarda eksik bazı branşlarda ise hiç  doktor olmamasının nedeni nedir? Bu durum, Bakanlığınızın uygulamış  olduğunuz sağlık politikası sonucu mudur?  4- Silifke şehir içindeki, bağlı belde ve köylerdeki sağlık ocaklarında doktor,  hemşire ve ebe açığı ne kadardır?  5- Gerek Silifke Devlet Hastanesi'nde gerekse sağlık ocaklarında doktor yokluğu  ve eksikliği ne zaman giderilecektir? Silifke Devlet Hastanesi kaliteli hizmet  veren tam teşekküllü hastane haline ne zaman gelecektir?  6- Devlet Hastanelerinde bazı hizmetlerin taşeron eliyle yaptırılmasında ne gibi  kamu yararı vardır? Taşeron eli ile yaptırılmasının gerekçeleri nelerdir?  7- 2003 yılı başından itibaren bu zamana kadar Silifke Devlet Hastanesi'nde mal  ve hizmet alımı için hangi ihaleler yapılmış ve bu ihalelere hangi kişi ya da  firmalar katılmıştır? İhaleler hangi ölçütler dikkate alınarak kimlere verilmiştir?  Bu ihalelerde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmiş midir?  8- Silifke Devlet Hastanesi'nde, temizlik ve güvenlik hizmetleri gibi hastanelerde  sürekli yapılması gereken hizmetlerin ihalesi hangi aralıklarla yapılmıştır?.."  İlgi: 19/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18913 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Silifke'deki Devlet  Hastanesi ve sağlık ocaklarının ihtiyaçlarına ilişkin" 7/11782 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabı ekte sunulmaktadır.  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLÎSI BAŞKANLIĞINA  Arz ederim.  EKLER:  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakam  1-önerge cevabı  2- Tablo  - 6 3 1 -
Sayfa 116 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  1- Hastanelerde PDC (Personel Dağılım Cetveli) hangi ölçütlere göre nasıl  hazırlanmaktadır?  2- Silifke Devlet Hastanesinde PDC'ne göre her branşta bulunması gereken  doktor, hemşire ve personel sayısı nedir?  3- Silifke Devlet Hastanesi'nde bazı branşlarda eksik bazı branşlarda ise hiç  doktor olmamasının nedeni nedir? Bu durum, Bakanlığınızın uygulamış  olduğunuz sağlık politikası sonucu mudur?  4- Silifke şehir içindeki, bağlı belde ve köylerdeki sağlık ocaklarında doktor,  hemşire ve ebe açığı ne kadardır?  5- Gerek Silifke Devlet Hastanesi'nde gerekse sağlık ocaklarında doktor yokluğu  ve eksikliği ne zaman giderilecektir? Silifke Devlet Hastanesi kaliteli hizmet  veren tam teşekküllü hastane haline ne zaman gelecektir?  6- Devlet Hastanelerinde bazı hizmetlerin taşeron eliyle yaptırılmasında ne gibi  kamu yararı vardır? Taşeron eli ile yaptırılmasının gerekçeleri nelerdir?  7- 2003 yılı başından itibaren bu zamana kadar Silifke Devlet Hastanesi'nde mal  ve hizmet alımı için hangi ihaleler yapılmış ve bu ihalelere hangi kişi ya da  firmalar katılmıştır? İhaleler hangi ölçütler dikkate alınarak kimlere verilmiştir?  Bu ihalelerde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmiş midir?  8- Silifke Devlet Hastanesi'nde, temizlik ve güvenlik hizmetleri gibi hastanelerde  sürekli yapılması gereken hizmetlerin ihalesi hangi aralıklarla yapılmıştır?.."  İlgi: 19/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18913 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Silifke'deki Devlet  Hastanesi ve sağlık ocaklarının ihtiyaçlarına ilişkin" 7/11782 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabı ekte sunulmaktadır.  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLÎSI BAŞKANLIĞINA  Arz ederim.  EKLER:  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakam  1-önerge cevabı  2- Tablo  - 6 3 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Silifke'deki Devlet  Hastanesi ve sağlık ocaklarının ihtiyaçlanna ilişkin" 7/11782 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  SORULAR:  Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'ın yanıtlaması istemi ile 09.11.2009 tarih 7/10928 sayılı  soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bugüne kadar hala yanıt alamadım. Bu durum,  Anayasanın ve meclis içtüzüğünün yüklediği görevin yapılmayarak milletvekillerine Anayasa ve  Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis İçtüzüğü  hükümleri uyarınca soru sormak, milletvekillerinin bir hakkı, sorulara yasal süre içinde yanıt vermek  de Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 09.11.2009 tarih 7/10928 sayılı önergemdeki sorularımı hiç  değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  "...Silifke Devlet Hastanesi'nde doktor ve personel açığı, bina yetersizliği ve diğer sorunları  hakkında yazılı olarak yanıtlanması istemi ile 26.08.2008 tarihinde vermiş olduğum 7/4900 sayılı soru  önergemdeki sorularıma, bir seneye aşkın zaman geçmesine karşın cevap verilmediği gibi aradan  geçen sürede önergede belirtilen sorunların hiçbirisi çözülmemiş tam aksine Silifke Devlet  Hastanesindeki sorunlar eskisinden daha da çoğalmıştır. Yanıtlanmayan 7/4900 sayılı soru önergemde  söz konusu edilen sorunlar, bugün daha fazlası ile geçerliliğini korumaktadır, Bugün Silifke Devlet  Hastanesi, civardaki ilçe ve beldelerden sevk edilen hastalar da dikkate alındığında 200.000 bini aşkın  kişiye, sadece 1 Çocuk, 1 Dahiliye, 4 Genel Cerrah, 2 Ürolog, 2 Kadın Doğum, 1 Cildiye, 2 Beyin  Cerrahı, 1 Ortopedi, 2 Göz doktoru ile hizmet vermektedir. Görüldüğü gibi Silifke Devlet  Hastanesi'nde bazı branşlardaki doktor sayısı, olması gerekenin çok altında; KBB, Nöroloji, Fizik  Tedavi ve Rehabilitasyon ve Kardiyoloji ve diğer branşlarda tek bir tanede dahi doktor  bulunmamaktadır. Silifke, geri kalmış bölgelerin ilçesi değildir. Turizm bölgesi olan Akdeniz  Bölgesinin en şirin ve en güzel ilçelerinden birisidir. Bugün pek çok ilden büyük bir ilçemizdir.  Silifkelilerin sağlık hizmetleri yönünden tam bir fukaralık yaşaması, son derece ürkütücü ve  korkunçtur. Daha da üzücü olan, yıllardır aynı sorunların çözülmeden tam aksine artarak devam  ettirilmesidir. Silifke Devlet Hastanesi; bina, tıbbi araç gereç yetersizliği, doktor ve personel eksikliği  nedeni ile tam ve kaliteli hizmet veremez durumdadır. Silifke Devlet Hastanesi'nde uzman doktor  yokluğu nedeni ile heyet raporu verilememektedir. Anayasamızın 56. maddesine göre herkes, sağlıklı  yaşama hakkına sahiptir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla  ve bunun için gerekli işleri yapmakla görevlidir. Halkın ihtiyacı olan tam ve kaliteli sağlık hizmetini  devletten istemek yurttaşın hakkıdır. Tam ve kaliteli sağlık hizmetini sunmak da devletin görevidir."  Bu çerçevede;  CEVAPLAR:  Türkiye, Dünya Sağlık örgütü (DSÖ) Avrupa bölgesinde bulunan elli üç ülke arasında hekim  başına düşen nüfus açısından elli ikinci sıradadır. Ülkemizde bin kişiye ortalama olarak 1,4 tabip  düşmektedir.  Mevcut tabip açığına rağmen kısıtlı sağlık insan kaynağını memleket sathında adaletli ve  akılcı bir şekilde dağıtma gayretlerimiz neticesinde, uzman tabip başına düşen nüfus bakımından en iyi  durumdaki ilimizle en kötü durumdaki ilimiz arasındaki oran 2002 yılı sonundan bugüne 1/14'ten  1/4'e; tabip açısından ise 1/9'dan 1/3'e düşürülmüştür. Son yedi yılda yaklaşık 150 bin yeni personel  istihdamıyla da diğer sağlık personeli açısından en iyi durumdaki ilimizle en kötü durumdaki ilimiz  arasındaki fark 1/8'den 1/3'e düşürülmüştür.  Silifke Devlet Hastanesi'nde 37 uzman tabip ve 14 tabip görev yapmaktadır. Ülkemizde  bulunan uzman tabip açığı dikkate alındığında bu ilçemizdeki hekim sayısının sağlık hizmeti  sunumunu önergenizde iddia edildiği düzeyde olumsuz etkileyemeyeceği gerçeği bir yana,  Hükümetimizin bu açığı gidermek amacıyla gösterdiği çabayı sizin ve kamuoyunun takdirlerine  sunuyorum.  SORU 1- Hastanelerde PDC (Personel Dağılım Cetveli) hangi ölçütlere göre nasıl  hazırlanmaktadır?  CEVAP 1- PDC, ülke genelinde unvan ve branşlara göre mevcut olan sağlık insan gücü sayısı  esas alınarak illerin güncel nüfuslarına göre (dönemsel değişiklikler de dikkate alınarak) her il için  sağlık birimi bazında belirlenmektedir. Belirlenen sayıları takip etmek amacıyla il bazında her unvan  ve branş için doluluk oranları Bakanlığımızca tutulmakta ve tespit edilen eksikler buna göre  giderilmeye çalışılmaktadır.  - 6 3 2 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza ÖZTÜRK tarafından verilen "Silifke'deki Devlet  Hastanesi ve sağlık ocaklarının ihtiyaçlanna ilişkin" 7/11782 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  SORULAR:  Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ'ın yanıtlaması istemi ile 09.11.2009 tarih 7/10928 sayılı  soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bugüne kadar hala yanıt alamadım. Bu durum,  Anayasanın ve meclis içtüzüğünün yüklediği görevin yapılmayarak milletvekillerine Anayasa ve  Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis İçtüzüğü  hükümleri uyarınca soru sormak, milletvekillerinin bir hakkı, sorulara yasal süre içinde yanıt vermek  de Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 09.11.2009 tarih 7/10928 sayılı önergemdeki sorularımı hiç  değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  "...Silifke Devlet Hastanesi'nde doktor ve personel açığı, bina yetersizliği ve diğer sorunları  hakkında yazılı olarak yanıtlanması istemi ile 26.08.2008 tarihinde vermiş olduğum 7/4900 sayılı soru  önergemdeki sorularıma, bir seneye aşkın zaman geçmesine karşın cevap verilmediği gibi aradan  geçen sürede önergede belirtilen sorunların hiçbirisi çözülmemiş tam aksine Silifke Devlet  Hastanesindeki sorunlar eskisinden daha da çoğalmıştır. Yanıtlanmayan 7/4900 sayılı soru önergemde  söz konusu edilen sorunlar, bugün daha fazlası ile geçerliliğini korumaktadır, Bugün Silifke Devlet  Hastanesi, civardaki ilçe ve beldelerden sevk edilen hastalar da dikkate alındığında 200.000 bini aşkın  kişiye, sadece 1 Çocuk, 1 Dahiliye, 4 Genel Cerrah, 2 Ürolog, 2 Kadın Doğum, 1 Cildiye, 2 Beyin  Cerrahı, 1 Ortopedi, 2 Göz doktoru ile hizmet vermektedir. Görüldüğü gibi Silifke Devlet  Hastanesi'nde bazı branşlardaki doktor sayısı, olması gerekenin çok altında; KBB, Nöroloji, Fizik  Tedavi ve Rehabilitasyon ve Kardiyoloji ve diğer branşlarda tek bir tanede dahi doktor  bulunmamaktadır. Silifke, geri kalmış bölgelerin ilçesi değildir. Turizm bölgesi olan Akdeniz  Bölgesinin en şirin ve en güzel ilçelerinden birisidir. Bugün pek çok ilden büyük bir ilçemizdir.  Silifkelilerin sağlık hizmetleri yönünden tam bir fukaralık yaşaması, son derece ürkütücü ve  korkunçtur. Daha da üzücü olan, yıllardır aynı sorunların çözülmeden tam aksine artarak devam  ettirilmesidir. Silifke Devlet Hastanesi; bina, tıbbi araç gereç yetersizliği, doktor ve personel eksikliği  nedeni ile tam ve kaliteli hizmet veremez durumdadır. Silifke Devlet Hastanesi'nde uzman doktor  yokluğu nedeni ile heyet raporu verilememektedir. Anayasamızın 56. maddesine göre herkes, sağlıklı  yaşama hakkına sahiptir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla  ve bunun için gerekli işleri yapmakla görevlidir. Halkın ihtiyacı olan tam ve kaliteli sağlık hizmetini  devletten istemek yurttaşın hakkıdır. Tam ve kaliteli sağlık hizmetini sunmak da devletin görevidir."  Bu çerçevede;  CEVAPLAR:  Türkiye, Dünya Sağlık örgütü (DSÖ) Avrupa bölgesinde bulunan elli üç ülke arasında hekim  başına düşen nüfus açısından elli ikinci sıradadır. Ülkemizde bin kişiye ortalama olarak 1,4 tabip  düşmektedir.  Mevcut tabip açığına rağmen kısıtlı sağlık insan kaynağını memleket sathında adaletli ve  akılcı bir şekilde dağıtma gayretlerimiz neticesinde, uzman tabip başına düşen nüfus bakımından en iyi  durumdaki ilimizle en kötü durumdaki ilimiz arasındaki oran 2002 yılı sonundan bugüne 1/14'ten  1/4'e; tabip açısından ise 1/9'dan 1/3'e düşürülmüştür. Son yedi yılda yaklaşık 150 bin yeni personel  istihdamıyla da diğer sağlık personeli açısından en iyi durumdaki ilimizle en kötü durumdaki ilimiz  arasındaki fark 1/8'den 1/3'e düşürülmüştür.  Silifke Devlet Hastanesi'nde 37 uzman tabip ve 14 tabip görev yapmaktadır. Ülkemizde  bulunan uzman tabip açığı dikkate alındığında bu ilçemizdeki hekim sayısının sağlık hizmeti  sunumunu önergenizde iddia edildiği düzeyde olumsuz etkileyemeyeceği gerçeği bir yana,  Hükümetimizin bu açığı gidermek amacıyla gösterdiği çabayı sizin ve kamuoyunun takdirlerine  sunuyorum.  SORU 1- Hastanelerde PDC (Personel Dağılım Cetveli) hangi ölçütlere göre nasıl  hazırlanmaktadır?  CEVAP 1- PDC, ülke genelinde unvan ve branşlara göre mevcut olan sağlık insan gücü sayısı  esas alınarak illerin güncel nüfuslarına göre (dönemsel değişiklikler de dikkate alınarak) her il için  sağlık birimi bazında belirlenmektedir. Belirlenen sayıları takip etmek amacıyla il bazında her unvan  ve branş için doluluk oranları Bakanlığımızca tutulmakta ve tespit edilen eksikler buna göre  giderilmeye çalışılmaktadır.  - 6 3 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  SORU 2- Silifke Devlet Hastanesinde PDC'ne göre her branşta bulunması gereken doktor,  hemşire ve personel sayısı nedir?  CEVAP 2- Silifke Devlet Hastanesi'nde PDC'ye göre bulunması gereken sağlık personelini  gösteren tablo ekte sunulmuştur.  SORU 3- Silifke Devlet Hastanesi'nde bazı branşlarda eksik bazı branşlarda ise hiç doktor  olmamasının nedeni nedir? Bu durum Bakanlığınızın uygulamış olduğunuz sağlık politikası sonucu  mudur?  SORU 4- Silifke şehir içindeki, bağlı belde ve köylerdeki sağlık ocaklarında doktor, hemşire  ve ebe açığı ne kadardır?  CEVAP 3 ve 4- Silifke Devlet Hastanesi'nde 37 uzman tabip ve 14 tabip görev yapmaktadır.  Ülkemiz şartlan dikkate alındığında, bu ilçemizde bulunan hekim sayısının imkanlar çerçevesinde  gerçekleştiği görülmektedir.  Diğer yandan, Silifke merkez ve köylerinde bulunan sağlık ocaklarında ebe-hemşire doluluk  oranı % 110 olduğundan temel sağlık hizmetlerinin sunumunda bir aksama yoktur. Keben ve Kırobası  sağlık ocaklarına da yakın zamanda Bakanlığımızca atama yapılmış ve doktorlar görevlerine  başlamışlardır.  SORU 5- Gerek Silifke Devlet Hastanesi'nde gerekse sağlık ocaklarında doktor yokluğu ve  eksikliği ne zaman giderilecektir? Silifke Devlet Hastanesi kaliteli hizmet veren tam teşekküllü  hastane haline ne zaman gelecektir?  CEVAP 5- Silifke ilçesinde 215 yataklı bir devlet hastanesi ile 3'ü merkezde, diğerleri  köylerde olmak üzere toplam 13 sağlık ocağı bulunmaktadır.  Silifke Devlet Hastanemizde yeterli tıbbi araç ve gereç, tam donanımlı bir ameliyathane, 1  lokal ameliyathane, toplam 20 yataklı Uç adet yoğun bakım ünitesi, tomografi ve röntgen ünitesi,  biyokimya, mikrobiyoloji ve patoloji laboratuarlan ve kan merkezi mevcuttur. Diğer taraftan, bu  ilçemize daha iyi standartlara sahip yeni bir hastane kazandırmak amacıyla hastane inşaatına  başlanmıştır.  SORU 6- Devlet Hastanelerinde bazı hizmetlerin taşeron eliyle yaptırılmasında ne gibi kamu  yararı vardır? Taşeron eli ile yaptırılmasının gerekçeleri nelerdir?  SORU 7- 2003 yılı başından itibaren bu zamana kadar Silifke Devlet Hastanesi'nde mal ve  hizmet alımı için hangi ihaleler yapılmış ve bu ihalelere hangi kişi ya da firmalar katılmıştır? ihaleler  hangi ölçütler dikkate alınarak kimlere verilmiştir? Bu ihalelerde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmiş  midir?  SORU 8- Silifke Devlet Hastanesi'nde, temizlik ve güvenlik hizmetleri gibi hastanelerde  sürekli yapılması gereken hizmetlerin ihalesi hangi aralıklarla yapılmıştır?  CEVAP 6, 7 ve 8- Kamu hizmetlerinin her geçen gün çeşitlenerek artması karşısında  idarelerin, bu görevlerin tamamını kendi imkânlarıyla yerine getirmesi yeterli olmamaktadır. Bu  sebeple, belirli hizmetlerin yerine getirilmesi için hizmet alımı yöntemi kullanılmaktadır.  Bakanlığımız, kamu alımlarının, istekliler arasında ayrımcılık yapmadan, şeffaf, rekabetçi ve tarafsız  bir şekilde yapılmasına büyük önem vermektedir. Belirli hizmetlerin yerine getirilmesinde özel  sektörden hizmet alımı; verimlilik, kalite ve maliyet açısından iyi sonuçlar elde etmek ve kamusal  kaynakları etkili bir biçimde kullanmak amacıyla tercih edilmektedir.  Silifke Devlet Hastanesinde mal ve hizmet alım ihaleleri mevcut kanun ve yönetmelikler  çerçevesinde yapılmakta olup bütün ihaleler Kamu ihale Kurumu tarafından denetlenmektedir.  Şimdiye kadar yapılan denetlemelerde herhangi bir suç unsuru bulunmamıştır. Son bir yılda yapılan  ihalelere 85 adet yeterlilik almış firma ve yüzlerce teklif sahibi katılmıştır. Bu hastanemiz ihalelerinde  tarafsızlık ve rekabet unsurlarının yerine getirildiği düşünülmektedir. Bununla birlikte usulsüzlük ve  yolsuzluğa ilişkin bilgi veya belge varsa bunun dikkatle değerlendirileceğinden emin olmanızı isterim.  Söz konusu hastanemizde yemek, temizlik, güvenlik ve bilgi işlem hizmetleri özel sektör  eliyle yürütülmektedir. Temizlik ve güvenlik hizmeti satın alma ihaleleri birer yıllık aralıklarla  yapılmaktadır.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim  - 6 3 3 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  SORU 2- Silifke Devlet Hastanesinde PDC'ne göre her branşta bulunması gereken doktor,  hemşire ve personel sayısı nedir?  CEVAP 2- Silifke Devlet Hastanesi'nde PDC'ye göre bulunması gereken sağlık personelini  gösteren tablo ekte sunulmuştur.  SORU 3- Silifke Devlet Hastanesi'nde bazı branşlarda eksik bazı branşlarda ise hiç doktor  olmamasının nedeni nedir? Bu durum Bakanlığınızın uygulamış olduğunuz sağlık politikası sonucu  mudur?  SORU 4- Silifke şehir içindeki, bağlı belde ve köylerdeki sağlık ocaklarında doktor, hemşire  ve ebe açığı ne kadardır?  CEVAP 3 ve 4- Silifke Devlet Hastanesi'nde 37 uzman tabip ve 14 tabip görev yapmaktadır.  Ülkemiz şartlan dikkate alındığında, bu ilçemizde bulunan hekim sayısının imkanlar çerçevesinde  gerçekleştiği görülmektedir.  Diğer yandan, Silifke merkez ve köylerinde bulunan sağlık ocaklarında ebe-hemşire doluluk  oranı % 110 olduğundan temel sağlık hizmetlerinin sunumunda bir aksama yoktur. Keben ve Kırobası  sağlık ocaklarına da yakın zamanda Bakanlığımızca atama yapılmış ve doktorlar görevlerine  başlamışlardır.  SORU 5- Gerek Silifke Devlet Hastanesi'nde gerekse sağlık ocaklarında doktor yokluğu ve  eksikliği ne zaman giderilecektir? Silifke Devlet Hastanesi kaliteli hizmet veren tam teşekküllü  hastane haline ne zaman gelecektir?  CEVAP 5- Silifke ilçesinde 215 yataklı bir devlet hastanesi ile 3'ü merkezde, diğerleri  köylerde olmak üzere toplam 13 sağlık ocağı bulunmaktadır.  Silifke Devlet Hastanemizde yeterli tıbbi araç ve gereç, tam donanımlı bir ameliyathane, 1  lokal ameliyathane, toplam 20 yataklı Uç adet yoğun bakım ünitesi, tomografi ve röntgen ünitesi,  biyokimya, mikrobiyoloji ve patoloji laboratuarlan ve kan merkezi mevcuttur. Diğer taraftan, bu  ilçemize daha iyi standartlara sahip yeni bir hastane kazandırmak amacıyla hastane inşaatına  başlanmıştır.  SORU 6- Devlet Hastanelerinde bazı hizmetlerin taşeron eliyle yaptırılmasında ne gibi kamu  yararı vardır? Taşeron eli ile yaptırılmasının gerekçeleri nelerdir?  SORU 7- 2003 yılı başından itibaren bu zamana kadar Silifke Devlet Hastanesi'nde mal ve  hizmet alımı için hangi ihaleler yapılmış ve bu ihalelere hangi kişi ya da firmalar katılmıştır? ihaleler  hangi ölçütler dikkate alınarak kimlere verilmiştir? Bu ihalelerde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmiş  midir?  SORU 8- Silifke Devlet Hastanesi'nde, temizlik ve güvenlik hizmetleri gibi hastanelerde  sürekli yapılması gereken hizmetlerin ihalesi hangi aralıklarla yapılmıştır?  CEVAP 6, 7 ve 8- Kamu hizmetlerinin her geçen gün çeşitlenerek artması karşısında  idarelerin, bu görevlerin tamamını kendi imkânlarıyla yerine getirmesi yeterli olmamaktadır. Bu  sebeple, belirli hizmetlerin yerine getirilmesi için hizmet alımı yöntemi kullanılmaktadır.  Bakanlığımız, kamu alımlarının, istekliler arasında ayrımcılık yapmadan, şeffaf, rekabetçi ve tarafsız  bir şekilde yapılmasına büyük önem vermektedir. Belirli hizmetlerin yerine getirilmesinde özel  sektörden hizmet alımı; verimlilik, kalite ve maliyet açısından iyi sonuçlar elde etmek ve kamusal  kaynakları etkili bir biçimde kullanmak amacıyla tercih edilmektedir.  Silifke Devlet Hastanesinde mal ve hizmet alım ihaleleri mevcut kanun ve yönetmelikler  çerçevesinde yapılmakta olup bütün ihaleler Kamu ihale Kurumu tarafından denetlenmektedir.  Şimdiye kadar yapılan denetlemelerde herhangi bir suç unsuru bulunmamıştır. Son bir yılda yapılan  ihalelere 85 adet yeterlilik almış firma ve yüzlerce teklif sahibi katılmıştır. Bu hastanemiz ihalelerinde  tarafsızlık ve rekabet unsurlarının yerine getirildiği düşünülmektedir. Bununla birlikte usulsüzlük ve  yolsuzluğa ilişkin bilgi veya belge varsa bunun dikkatle değerlendirileceğinden emin olmanızı isterim.  Söz konusu hastanemizde yemek, temizlik, güvenlik ve bilgi işlem hizmetleri özel sektör  eliyle yürütülmektedir. Temizlik ve güvenlik hizmeti satın alma ihaleleri birer yıllık aralıklarla  yapılmaktadır.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim  - 6 3 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  UNVAN BRANŞ PDC ÇALIŞAN  BAŞTABİP - 1  BAŞTABİP YARDIMCISI - 3  UZMAN (TUTG) İÇ HASTALIKLARI 3 3  UZMAN (TUTG) GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ 2 2  UZMAN (TUTG) ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 4 1  UZMAN (TUTG) ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE K MİKROBİYOLOJİ 1 1  UZMAN (TUTG) RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1 1  UZMAN (TUTG) NÖROLOJİ 1 0  UZMAN (TUTG) DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLARI 1 2  UZMAN (TUTG) GENEL CERRAHİ 4 3  UZMAN (TUTG) BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ 1 2  UZMAN (TUTG) ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ 3 2  UZMAN (TUTG) ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON 2 2  UZMAN (TUTG) KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM 4 2  UZMAN (TUTG) KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI 2 3  UZMAN (TUTG) GÖZ HASTALIKLARI 2 2  UZMAN (TUTG) ÜROLOJİ 2 2  UZMAN (TUTG) FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON 1 1  UZMAN (TUTG) RADYODİAGNOSTİK 2 2  UZMAN (TUTG) MİKROBİYOLOJİ VE KLİNİK MİKROBİYO. 2 1  UZMAN (TUTG) BİYOKİMYA VE KLİNİK BİYOKİMYA 2 2  UZMAN (TUTG) PATOLOJİ 2 2  UZMAN (TUTG) KARDİYOLOJİ 2 1  TABİP 12 14  DİŞ TABİBİ 12 9  ECZACI 3 2  BİYOLOG 1 1  PSİKOLOG 2 2  DİYETİSYEN 2 1  FİZYOTERAPİST 2 1  COCÜK GELİŞİMCİSİ 1 0  SOSYAL ÇALIŞMACI 1 0  TIBBİ TEKNOLOG 2 1  HEMŞİRE 75 73  EBE Ç- 30 37  SAĞLIK MEMURU LABORATUVAR 22 22  SAĞLIK MEMURU ANESTEZİ 9 12  SAĞLIK MEMURU DİŞ 4 2  SAĞLIK MEMURU ORTOPEDİ v 1 1  SAĞLIK MEMURU RÖNTGEN 15 13  SAĞLIK MEMURU TOPLUM SAĞLIĞI 12 5  SAĞLIK MEMURU TIBBİ SEKRETER 7 0  SAĞLIK MEMURU İLK VE ACİL YARDIM 10 0  SAĞLIK MEMURU ODYOMETRİ 1 0  SAĞLIK TEKNİKERİ TIBBİ SEKRETER 0 1  DİŞ PROTEZ TEKNİSYENİ 0 1  HASTANE MÜDÜRÜ 0 1  HASTANE MÜDÜR YARDIMCISI 0 1  BİLGİSAYAR İŞLETMENİ 0 1  VERİ HAZIRLAMA VE KONT. İŞLT. 0 17  SEF 0 2  MEMUR 0 1  ŞOFÖR 0 5  TEKNİSYEN MOTOR 0 1  TEKNİSYEN ELEKTRİK/ELEKTRONİK 0 1  İMAM-HATİP 0 1  HİZMETLİ 0 9  TEKNİSYEN YARDIMCISI 0 2  TERZİ 0 2  TOPLAM 268 240  - 6 3 4 - M E R S İ N S İL İFKE D E V L E T H A S T A N E S İ 21 .12 .2009
Sayfa 119 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  UNVAN BRANŞ PDC ÇALIŞAN  BAŞTABİP - 1  BAŞTABİP YARDIMCISI - 3  UZMAN (TUTG) İÇ HASTALIKLARI 3 3  UZMAN (TUTG) GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ 2 2  UZMAN (TUTG) ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 4 1  UZMAN (TUTG) ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE K MİKROBİYOLOJİ 1 1  UZMAN (TUTG) RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1 1  UZMAN (TUTG) NÖROLOJİ 1 0  UZMAN (TUTG) DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLARI 1 2  UZMAN (TUTG) GENEL CERRAHİ 4 3  UZMAN (TUTG) BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ 1 2  UZMAN (TUTG) ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ 3 2  UZMAN (TUTG) ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON 2 2  UZMAN (TUTG) KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM 4 2  UZMAN (TUTG) KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI 2 3  UZMAN (TUTG) GÖZ HASTALIKLARI 2 2  UZMAN (TUTG) ÜROLOJİ 2 2  UZMAN (TUTG) FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON 1 1  UZMAN (TUTG) RADYODİAGNOSTİK 2 2  UZMAN (TUTG) MİKROBİYOLOJİ VE KLİNİK MİKROBİYO. 2 1  UZMAN (TUTG) BİYOKİMYA VE KLİNİK BİYOKİMYA 2 2  UZMAN (TUTG) PATOLOJİ 2 2  UZMAN (TUTG) KARDİYOLOJİ 2 1  TABİP 12 14  DİŞ TABİBİ 12 9  ECZACI 3 2  BİYOLOG 1 1  PSİKOLOG 2 2  DİYETİSYEN 2 1  FİZYOTERAPİST 2 1  COCÜK GELİŞİMCİSİ 1 0  SOSYAL ÇALIŞMACI 1 0  TIBBİ TEKNOLOG 2 1  HEMŞİRE 75 73  EBE Ç- 30 37  SAĞLIK MEMURU LABORATUVAR 22 22  SAĞLIK MEMURU ANESTEZİ 9 12  SAĞLIK MEMURU DİŞ 4 2  SAĞLIK MEMURU ORTOPEDİ v 1 1  SAĞLIK MEMURU RÖNTGEN 15 13  SAĞLIK MEMURU TOPLUM SAĞLIĞI 12 5  SAĞLIK MEMURU TIBBİ SEKRETER 7 0  SAĞLIK MEMURU İLK VE ACİL YARDIM 10 0  SAĞLIK MEMURU ODYOMETRİ 1 0  SAĞLIK TEKNİKERİ TIBBİ SEKRETER 0 1  DİŞ PROTEZ TEKNİSYENİ 0 1  HASTANE MÜDÜRÜ 0 1  HASTANE MÜDÜR YARDIMCISI 0 1  BİLGİSAYAR İŞLETMENİ 0 1  VERİ HAZIRLAMA VE KONT. İŞLT. 0 17  SEF 0 2  MEMUR 0 1  ŞOFÖR 0 5  TEKNİSYEN MOTOR 0 1  TEKNİSYEN ELEKTRİK/ELEKTRONİK 0 1  İMAM-HATİP 0 1  HİZMETLİ 0 9  TEKNİSYEN YARDIMCISI 0 2  TERZİ 0 2  TOPLAM 268 240  - 6 3 4 - M E R S İ N S İL İFKE D E V L E T H A S T A N E S İ 21 .12 .2009  T B M M B: 77 24 . 3 . 2010  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel 'in, sağlık hizmetlerindeki bazı çalışmalara ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11846)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sn. Prof. Dr. Recep AKDAĞ tarafından yazılı  otarak cevaplandırılmasını arz ederim.  1. Beşeri ve Tıbbi Ürünler Fiyat Kararnamesi'ndeki eczacı kar oranlarını değiştirme  konusunda çalışmalarınız mevcut mudur? Bu konuda nasıl bir düzenleme  planlanmaktadır?  2. Gelişmiş ülkelerde yürürlükte olan ilaç hizmetlerinde eczacı meslek hakkı uygulamasını  doğru buluyor musunuz? Ülkemizde bunu kutu başı veya reçete başı olarak  uygulayacak mısınız?  3. SGK'nın özel hastaneleri sınıflandırması çalışması Bakanlığınız ile koordinasyonlu  olarak mı yapılmaktadır? Bu uygulamanın vatandaşların sağlığa ulaşımını engelleme  ve eşitlik ilkesini bozma yönünde etkilerinin olabileceği düşünülerek, bu konuda acilen  neler yapmayı planlıyorsunuz?  4. Kamu Hastaneleri Birlikleri Yasa Tasansı ile getirilecek uygulama ve SGK'nın özel  hastaneleri sınıflandırması arasında bir benzerlik var mıdır? Halen yürürlükteki kanun  ve yönetmelikler ile Bakanlıklann görev ve yetkileri göz önünde bulundurulduğunda,  Özel hastaneleri sınıflandırma işlemini; SGK'nın mı yoksa Bakanlığınızın mı yapması  gerekiyor? SGK'nın yaptığı bu çalışmaya neye göre karar verilmiş ve uygulanmıştır?  5. Bu konuda yetki çakışması var mıdır?  6. İlaçların marketlerden satılacağı yönündeki açıklama hakkında Bakanlığınızın görüşleri  nelerdir? Bakanlığınızın bu konuya yönelik çalışmaları nelerdir?  7. Sayın Başbakan'ın konuşmasında belirttiği örnek ülke olan A.B.D.'deki kişi başı ilaç  tüketimi ne kadardır, Türkiye'nin kişi başı Haç tüketimi ne kadardır? Bu rakamlar neye  göre karşılaştırılmıştır?  8. Bu konuyla ilgili ülkemizde pilot uygulama veya kademeli geçiş çalışması yapılması  planlanmakta mıdır?  9. Markette ilaç satışının devreye girmesiyle, ülkemizde halk sağlığının ne yönde  etkileneceğine yönelik araştırmalar yapılmış mıdır? Örneğin A.B.D.'de yanlış ilaç  kullanımı ve ilacın yan tesirlerine bağlı ölümlerin tüm ölümler arasında 4. sırada yer  alması sonuçlan Bakanlığınız tarafınızdan analiz edilmiş midir? Bu konuda ülkemizde  olabilecek olumsuzluklar konusunda ne tür ön çalışmalar yapılmıştır?  10. Avrupa Adalet Divanı'nın 19 Mayıs 2009 tarihinde almış olduğu karar çerçevesinde  ilaç-eczacılık hizmetinin ancak mesleki bağımsızlığa sahip eczacılar tarafından  sağlanmasının uygunluğuna dair açıklamasını nasıl değerlendirmektesiniz?  Kemal DEMİREL  Bursa Milletvekili  - 6 3 5 -
Sayfa 120 -
T B M M B: 77 24 . 3 . 2010  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel 'in, sağlık hizmetlerindeki bazı çalışmalara ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11846)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sn. Prof. Dr. Recep AKDAĞ tarafından yazılı  otarak cevaplandırılmasını arz ederim.  1. Beşeri ve Tıbbi Ürünler Fiyat Kararnamesi'ndeki eczacı kar oranlarını değiştirme  konusunda çalışmalarınız mevcut mudur? Bu konuda nasıl bir düzenleme  planlanmaktadır?  2. Gelişmiş ülkelerde yürürlükte olan ilaç hizmetlerinde eczacı meslek hakkı uygulamasını  doğru buluyor musunuz? Ülkemizde bunu kutu başı veya reçete başı olarak  uygulayacak mısınız?  3. SGK'nın özel hastaneleri sınıflandırması çalışması Bakanlığınız ile koordinasyonlu  olarak mı yapılmaktadır? Bu uygulamanın vatandaşların sağlığa ulaşımını engelleme  ve eşitlik ilkesini bozma yönünde etkilerinin olabileceği düşünülerek, bu konuda acilen  neler yapmayı planlıyorsunuz?  4. Kamu Hastaneleri Birlikleri Yasa Tasansı ile getirilecek uygulama ve SGK'nın özel  hastaneleri sınıflandırması arasında bir benzerlik var mıdır? Halen yürürlükteki kanun  ve yönetmelikler ile Bakanlıklann görev ve yetkileri göz önünde bulundurulduğunda,  Özel hastaneleri sınıflandırma işlemini; SGK'nın mı yoksa Bakanlığınızın mı yapması  gerekiyor? SGK'nın yaptığı bu çalışmaya neye göre karar verilmiş ve uygulanmıştır?  5. Bu konuda yetki çakışması var mıdır?  6. İlaçların marketlerden satılacağı yönündeki açıklama hakkında Bakanlığınızın görüşleri  nelerdir? Bakanlığınızın bu konuya yönelik çalışmaları nelerdir?  7. Sayın Başbakan'ın konuşmasında belirttiği örnek ülke olan A.B.D.'deki kişi başı ilaç  tüketimi ne kadardır, Türkiye'nin kişi başı Haç tüketimi ne kadardır? Bu rakamlar neye  göre karşılaştırılmıştır?  8. Bu konuyla ilgili ülkemizde pilot uygulama veya kademeli geçiş çalışması yapılması  planlanmakta mıdır?  9. Markette ilaç satışının devreye girmesiyle, ülkemizde halk sağlığının ne yönde  etkileneceğine yönelik araştırmalar yapılmış mıdır? Örneğin A.B.D.'de yanlış ilaç  kullanımı ve ilacın yan tesirlerine bağlı ölümlerin tüm ölümler arasında 4. sırada yer  alması sonuçlan Bakanlığınız tarafınızdan analiz edilmiş midir? Bu konuda ülkemizde  olabilecek olumsuzluklar konusunda ne tür ön çalışmalar yapılmıştır?  10. Avrupa Adalet Divanı'nın 19 Mayıs 2009 tarihinde almış olduğu karar çerçevesinde  ilaç-eczacılık hizmetinin ancak mesleki bağımsızlığa sahip eczacılar tarafından  sağlanmasının uygunluğuna dair açıklamasını nasıl değerlendirmektesiniz?  Kemal DEMİREL  Bursa Milletvekili  - 6 3 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.07  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 20/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  Bursa Milletvekili Sayın Kemal DEMİREL tarafından verilen "Sağlık hizmetlerindeki  bazı çalışmalara ilişkin" 7/11846 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ •  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 3 6 -
Sayfa 121 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.07  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 20/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  Bursa Milletvekili Sayın Kemal DEMİREL tarafından verilen "Sağlık hizmetlerindeki  bazı çalışmalara ilişkin" 7/11846 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ •  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 3 6 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Bursa Milletvekili Sayın Kemal DEMİREL tarafından verilen "Sağlık  hizmetlerindeki bazı çalışmalarda ilişkin 7/11846 sıra sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  SORU 1- Beşeri Tıbbi Ürünler Fiyat Kararnamesi'ndeki eczacı kâr oranlarını  değiştirme konusunda çalışmalarınız mevcut mudur? Bu konuda nasıl bir düzenleme  planlanmaktadır?  CEVAP 1-17/01/2009 tarihli ve 27113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan  2009/14577 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün fiyatlarına göre % 23 ve % 24 olarak  uygulanan eczacıların kârlılık oranlan, her iki gurupta da % 25 olarak değiştirilmiştir.  SORU 2- Gelişmiş ülkelerde yürürlükte olan ilaç hizmetlerinde eczacı meslek hakkı  uygulanmasını doğru buluyor musunuz? Ülkemizde bunu kutu başı veya reçete başı olarak  uygulayacak mısınız?  CEVAP 2- Gelişmiş ülke uygulamaları incelendiğinde farklı ülkelerde uygulamaların  farklı düzenlendiği görülmüştür. Bakanlığımca gelişmeler izlenmektedir.  SORU 3- SGK'nın özel hastaneleri sınıflandırma çalışması Bakanlığınız ile  koordinasyonlu olarak mı? Yapılmaktadır? Bu uygulamamnın vatandaşların sağlığa ulaşımını  engelleme ve eşitilik ilkesini bozma yönünden etkilerinin olabileceği düşünülerek, bu konuda  acilen neler yapmayı planlıyorsunuz? .  CEVAP 3- öze l hastanelerden yararlanan vatandaşlarımızın verecekleri katkı payı  oranlarını belirlemek amacı ile özel hastaneler; Bakanlığımdan iki, Sosyal Güvenlik  Kurumundan iki ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir kişiden oluşan bir komisyon  tarafından puanlandı almaktadır.  özel hastanelerin sınıflandırması çalışması sağlık hizmeti sunumunda hizmet  kalitesinin artırılması, hastaların ve sağlık çalışanlarının hukuku ve güvenliğinin korunması  amacı ile yapılmaktadır.  SORU 4- Kamu hastane birlikleri yasa tasarısı ile getirilecek uygulama ve SGK'nın  özel hastaneleri sınıflandırması arasında bir benzerlik var mıdır? Halen yürürlükteki kanun ve  yönetmelikler ile Bakanlılann görev ve yetkileri göz önünde bulundurulduğunda özel  hastaneleri sınıflandırma işlemini; SGK'nın mı yoksa Bakanlığınızın mı yapması gerekiyor?  SGK'nın yaptığı bu çalışmaya neye göre karar verilmiş ve uygulanmıştır?  SORU 5- Bu konuda yetki çakışması var mıdır?  CEVAP 4 ve 5- Kamu hastane birlikleri ile halkın ihtiyaç ve beklentilerin uygun,  kolay erişilebilir, verimli, kaliteli ve etkili sağlık hizmeti veren özerk kamu hastanelerini  hedefliyoruz. Bu yasa tasarısı ile hastanelerin kamu hastane birliği olabilmesi için hizmet alt  yapısı, organizasyonu, kalite, verimlilik ve hasta memnuniyeti konularına göre  sınıflandırılmalarını ve birliklerin hizmet kalitelerinin belirli aralıklarla değerlendirilmesini  amaçlıyoruz.  özel hastanelerin sınıflandırılması ve kamu hastane birlikleri çalışmalarının ana  eksenini, hastanelerin hizmet kalitesinin artırılması ve hasta ve çalışan güvenliğinin  sağlanması oluşturmaktadır. Bu hedeflerin, halkımıza sağlık hizmeti sunan tüm kurum ve  kuruluşlarda gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bakımdan elbette benzerlikler  bulunmaktadır.  Diğer taraftan SGK'nın finansmanını sağladığı sigortalıların güvenli ve kaliteli sağlık  hizmeti sağlanmasını gözetme görev ve yükümlülüğünün olduğu da unutulmamalıdır.  özel hastanelerin sınıflandırma çalışması katkı payı bakımından bir değerlendirme  olduğundan, SGK tarafından değerlendirilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.  Kaldı ki sınıflandırma çalışmalarında Bakanlığımızın görev alanına giren hizmet  kalite standartlarının değerlendirilmesi çalışmaları Bakanlığımızca yürütülmektedir.  - 6 3 7 -
Sayfa 122 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Bursa Milletvekili Sayın Kemal DEMİREL tarafından verilen "Sağlık  hizmetlerindeki bazı çalışmalarda ilişkin 7/11846 sıra sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  SORU 1- Beşeri Tıbbi Ürünler Fiyat Kararnamesi'ndeki eczacı kâr oranlarını  değiştirme konusunda çalışmalarınız mevcut mudur? Bu konuda nasıl bir düzenleme  planlanmaktadır?  CEVAP 1-17/01/2009 tarihli ve 27113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan  2009/14577 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün fiyatlarına göre % 23 ve % 24 olarak  uygulanan eczacıların kârlılık oranlan, her iki gurupta da % 25 olarak değiştirilmiştir.  SORU 2- Gelişmiş ülkelerde yürürlükte olan ilaç hizmetlerinde eczacı meslek hakkı  uygulanmasını doğru buluyor musunuz? Ülkemizde bunu kutu başı veya reçete başı olarak  uygulayacak mısınız?  CEVAP 2- Gelişmiş ülke uygulamaları incelendiğinde farklı ülkelerde uygulamaların  farklı düzenlendiği görülmüştür. Bakanlığımca gelişmeler izlenmektedir.  SORU 3- SGK'nın özel hastaneleri sınıflandırma çalışması Bakanlığınız ile  koordinasyonlu olarak mı? Yapılmaktadır? Bu uygulamamnın vatandaşların sağlığa ulaşımını  engelleme ve eşitilik ilkesini bozma yönünden etkilerinin olabileceği düşünülerek, bu konuda  acilen neler yapmayı planlıyorsunuz? .  CEVAP 3- öze l hastanelerden yararlanan vatandaşlarımızın verecekleri katkı payı  oranlarını belirlemek amacı ile özel hastaneler; Bakanlığımdan iki, Sosyal Güvenlik  Kurumundan iki ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir kişiden oluşan bir komisyon  tarafından puanlandı almaktadır.  özel hastanelerin sınıflandırması çalışması sağlık hizmeti sunumunda hizmet  kalitesinin artırılması, hastaların ve sağlık çalışanlarının hukuku ve güvenliğinin korunması  amacı ile yapılmaktadır.  SORU 4- Kamu hastane birlikleri yasa tasarısı ile getirilecek uygulama ve SGK'nın  özel hastaneleri sınıflandırması arasında bir benzerlik var mıdır? Halen yürürlükteki kanun ve  yönetmelikler ile Bakanlılann görev ve yetkileri göz önünde bulundurulduğunda özel  hastaneleri sınıflandırma işlemini; SGK'nın mı yoksa Bakanlığınızın mı yapması gerekiyor?  SGK'nın yaptığı bu çalışmaya neye göre karar verilmiş ve uygulanmıştır?  SORU 5- Bu konuda yetki çakışması var mıdır?  CEVAP 4 ve 5- Kamu hastane birlikleri ile halkın ihtiyaç ve beklentilerin uygun,  kolay erişilebilir, verimli, kaliteli ve etkili sağlık hizmeti veren özerk kamu hastanelerini  hedefliyoruz. Bu yasa tasarısı ile hastanelerin kamu hastane birliği olabilmesi için hizmet alt  yapısı, organizasyonu, kalite, verimlilik ve hasta memnuniyeti konularına göre  sınıflandırılmalarını ve birliklerin hizmet kalitelerinin belirli aralıklarla değerlendirilmesini  amaçlıyoruz.  özel hastanelerin sınıflandırılması ve kamu hastane birlikleri çalışmalarının ana  eksenini, hastanelerin hizmet kalitesinin artırılması ve hasta ve çalışan güvenliğinin  sağlanması oluşturmaktadır. Bu hedeflerin, halkımıza sağlık hizmeti sunan tüm kurum ve  kuruluşlarda gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bakımdan elbette benzerlikler  bulunmaktadır.  Diğer taraftan SGK'nın finansmanını sağladığı sigortalıların güvenli ve kaliteli sağlık  hizmeti sağlanmasını gözetme görev ve yükümlülüğünün olduğu da unutulmamalıdır.  özel hastanelerin sınıflandırma çalışması katkı payı bakımından bir değerlendirme  olduğundan, SGK tarafından değerlendirilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.  Kaldı ki sınıflandırma çalışmalarında Bakanlığımızın görev alanına giren hizmet  kalite standartlarının değerlendirilmesi çalışmaları Bakanlığımızca yürütülmektedir.  - 6 3 7 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  SORU 6- ilaçların marketlerden satılacağı yönündeki açıklama hakkında  Bakanlığınızın görüşleri nelerdir? Bakanlığınızın bu konuya yönelik çalışmaları nelerdir?  CEVAP 6- Reçetesiz satılan ve İngilizce'de OTC kısaltması ile ifade edilen bazı  ilaçlar pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır. Ülkemizde ilacı ve eczacılık  mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçların reçeteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın  eczanelerden satılmasını öngörmektedir. Vatandaşlarımızın ilaca erişimi konusunda sorun  yaşanmaması için gerekli tedbirleri ilgili diğer Bakanlıklarla birlikte almaya devam edeceğiz.  SORU 7-Sayın Başbakan'ın belirttiği örnek ülke olan ABD'deki kişi başı ilaç tüketimi  ne kadardır, Türkiye'nin kişi başı ilaç tüketimi ne kadardır? Bu rakamlar neye göre  karşılaştınlmıştır?  CEVAP 7- OECD verilerine göre, 2007 yılında ABD'de kişi başına ilaç tüketimi 754  $, Türkiye için aynı yıl 124 $'dır.  SORU 8-Bu konuyla ilgili ülkemizde pilot uygulama veya kademeli geçiş çalışması  yapılması planlanmakta mıdır?  CEVAP 8- Reçetesiz satılan ve OTC olarak tanımlanan bazı ürünlerin eczaneler  dışında satılmasına yönelik uygulama için yasal düzenleme gerekmektedir. Avrupa  Birliği'nin bu konudaki direktifleri ve uygulamanın bulunduğu ülke örnekleri incelendiğinde  farklı uygulamalar olduğunu görülmektedir. Vatandaşımız kendisinin ilaca erişimine engel  oluşturacak bir düzenleme öngörmeyeceğimizi bilmektedir.  SORU 9- Markette ilaç satışının devreye girmesiyle, ülkemizde halk sağlığının ne  yönde etkileneceğine yönelik araştırmalar yapılmış mıdır? örneğin ABD'de yanlış ilaç  kullanımı ve ilacın yan tesirlerine bağlı ölümlerin tüm ölümler arasında 4. sırada yer alması  sonuçlan Bakanlığınız tarafından analiz edilmiş midir? Bu konuda ülkemizde olabilecek  olumsuzluklar konusunda ne tür ön çalışmalar yapılmıştır?  SORU 10- Avrupa Adalet Divanı'nın 19 Mayıs 2009 tarihinde almış olduğu karar  çerçevesinde ilaç-eczacılık hizmetinin ancak mesleki bağımsızlığa sahip eczacılar tarafından  sağlanmasının uygulandığına dair açıklamasını nasıl değerlendirmektesiniz?  CEVAP 9 ve 10- Bakanlığımca ilaç ve eczacılık hizmetlerinde eczacılann devre dışı  bırakılmasına yönelik bir çalışma yapılması söz konusu değildir. İlaç satışlanmn eczacılann  gözetiminde yürütülmesi esastır.  Yurtdışında eczane dışında ilaç satışı reçetesiz olarak temin edilen ilaçlar için geçerli  bir uygulamadır. Hekim reçetesi ile verilen ilaçlann mutlaka eczacı gözetiminde satılması  gerekmektedir. İlaç, üretimden tüketime kadar, dağıtım kanalları da dahil olmak üzere  izlenmesi gereken bir üründür.  Konuya göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim.  - 6 3 8 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  SORU 6- ilaçların marketlerden satılacağı yönündeki açıklama hakkında  Bakanlığınızın görüşleri nelerdir? Bakanlığınızın bu konuya yönelik çalışmaları nelerdir?  CEVAP 6- Reçetesiz satılan ve İngilizce'de OTC kısaltması ile ifade edilen bazı  ilaçlar pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır. Ülkemizde ilacı ve eczacılık  mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçların reçeteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın  eczanelerden satılmasını öngörmektedir. Vatandaşlarımızın ilaca erişimi konusunda sorun  yaşanmaması için gerekli tedbirleri ilgili diğer Bakanlıklarla birlikte almaya devam edeceğiz.  SORU 7-Sayın Başbakan'ın belirttiği örnek ülke olan ABD'deki kişi başı ilaç tüketimi  ne kadardır, Türkiye'nin kişi başı ilaç tüketimi ne kadardır? Bu rakamlar neye göre  karşılaştınlmıştır?  CEVAP 7- OECD verilerine göre, 2007 yılında ABD'de kişi başına ilaç tüketimi 754  $, Türkiye için aynı yıl 124 $'dır.  SORU 8-Bu konuyla ilgili ülkemizde pilot uygulama veya kademeli geçiş çalışması  yapılması planlanmakta mıdır?  CEVAP 8- Reçetesiz satılan ve OTC olarak tanımlanan bazı ürünlerin eczaneler  dışında satılmasına yönelik uygulama için yasal düzenleme gerekmektedir. Avrupa  Birliği'nin bu konudaki direktifleri ve uygulamanın bulunduğu ülke örnekleri incelendiğinde  farklı uygulamalar olduğunu görülmektedir. Vatandaşımız kendisinin ilaca erişimine engel  oluşturacak bir düzenleme öngörmeyeceğimizi bilmektedir.  SORU 9- Markette ilaç satışının devreye girmesiyle, ülkemizde halk sağlığının ne  yönde etkileneceğine yönelik araştırmalar yapılmış mıdır? örneğin ABD'de yanlış ilaç  kullanımı ve ilacın yan tesirlerine bağlı ölümlerin tüm ölümler arasında 4. sırada yer alması  sonuçlan Bakanlığınız tarafından analiz edilmiş midir? Bu konuda ülkemizde olabilecek  olumsuzluklar konusunda ne tür ön çalışmalar yapılmıştır?  SORU 10- Avrupa Adalet Divanı'nın 19 Mayıs 2009 tarihinde almış olduğu karar  çerçevesinde ilaç-eczacılık hizmetinin ancak mesleki bağımsızlığa sahip eczacılar tarafından  sağlanmasının uygulandığına dair açıklamasını nasıl değerlendirmektesiniz?  CEVAP 9 ve 10- Bakanlığımca ilaç ve eczacılık hizmetlerinde eczacılann devre dışı  bırakılmasına yönelik bir çalışma yapılması söz konusu değildir. İlaç satışlanmn eczacılann  gözetiminde yürütülmesi esastır.  Yurtdışında eczane dışında ilaç satışı reçetesiz olarak temin edilen ilaçlar için geçerli  bir uygulamadır. Hekim reçetesi ile verilen ilaçlann mutlaka eczacı gözetiminde satılması  gerekmektedir. İlaç, üretimden tüketime kadar, dağıtım kanalları da dahil olmak üzere  izlenmesi gereken bir üründür.  Konuya göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim.  - 6 3 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  F. Murat SÖNMEZ  Eskişehir Milletvekili  Başbakanlık İnsan Haklan Başkanlığı'na (BİHB) 2009 yılının ilk 10 ayında Türkiye  genelinde 3 bin 911 kişinin 'insan haklan ihlali' iddiasıyla başvuru yaptığı, en çok  başvurunun sağlık ve hasta hakkı ihlallerine ilişkin olduğu basına yansımıştır.  (Radikal,04.01.2010).  İnsan haklarının tıp alanına yansıması olarak hasta haklan, kişinin sağlık hizmetlerinden  yararlanma hakkına vurgu yapmaktadır.  1. Hükümetiniz döneminde Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında sağlık hizmetlerinin  özelleştirmesine paralel olarak hasta hakkı ihlallerine ilişkin şikayetlerde artış olmuş mudur?  2. Serbest piyasa yönelimli sağlık hizmeti anlayışı hasta haklanyla ne ölçüde örtüşmektedir?  3. Hasta hakkı ihlallerinin insan hakları ihlallerinde ilk sırada yer almasının nedeni nedir?  Bakanlığınız bu tür ihlalleri önlemek için ne tür tedbirler almaktadır?  4. Bakanlığınızın sağlık kurumu ve sağlık personelinden kaynaklanan ihlallerle ilgili ne tür  yaptınmı söz konusudur?  5. Hasta haklan ihlalinde sağlık kurumlanmn fizik kapasitesinin yetersizliği ve personel  yönetimi ve istihdamı ne ölçüde etkilidir?  6. Bütün sağlık kummlannda "Hasta Haklan Birimleri" var mıdır? Varolanlarda bu birimler  etkili olarak hizmet edebilmekte midir? Sadece şikayet merci gibi işlev gördüğü iddia edilen  bu birimlerin daha etkili olabilmesi için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?'  - 6 3 9 - 3.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, hasta hakları ihlallerine ilişkin sorusu ve  Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11849)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 99. maddeleri uyarınca  Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla.
Sayfa 124 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  F. Murat SÖNMEZ  Eskişehir Milletvekili  Başbakanlık İnsan Haklan Başkanlığı'na (BİHB) 2009 yılının ilk 10 ayında Türkiye  genelinde 3 bin 911 kişinin 'insan haklan ihlali' iddiasıyla başvuru yaptığı, en çok  başvurunun sağlık ve hasta hakkı ihlallerine ilişkin olduğu basına yansımıştır.  (Radikal,04.01.2010).  İnsan haklarının tıp alanına yansıması olarak hasta haklan, kişinin sağlık hizmetlerinden  yararlanma hakkına vurgu yapmaktadır.  1. Hükümetiniz döneminde Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında sağlık hizmetlerinin  özelleştirmesine paralel olarak hasta hakkı ihlallerine ilişkin şikayetlerde artış olmuş mudur?  2. Serbest piyasa yönelimli sağlık hizmeti anlayışı hasta haklanyla ne ölçüde örtüşmektedir?  3. Hasta hakkı ihlallerinin insan hakları ihlallerinde ilk sırada yer almasının nedeni nedir?  Bakanlığınız bu tür ihlalleri önlemek için ne tür tedbirler almaktadır?  4. Bakanlığınızın sağlık kurumu ve sağlık personelinden kaynaklanan ihlallerle ilgili ne tür  yaptınmı söz konusudur?  5. Hasta haklan ihlalinde sağlık kurumlanmn fizik kapasitesinin yetersizliği ve personel  yönetimi ve istihdamı ne ölçüde etkilidir?  6. Bütün sağlık kummlannda "Hasta Haklan Birimleri" var mıdır? Varolanlarda bu birimler  etkili olarak hizmet edebilmekte midir? Sadece şikayet merci gibi işlev gördüğü iddia edilen  bu birimlerin daha etkili olabilmesi için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?'  - 6 3 9 - 3.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez'in, hasta hakları ihlallerine ilişkin sorusu ve  Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11849)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 99. maddeleri uyarınca  Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla.  T B M M B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı: B.IO.O.SOB.00.00.00.07  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  îlgi: 20/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  Eskişehir Milletvekili Sayın Fehmi Murat SÖNMEZ tarafından verilen "Hasta haklan  ihlallerine ilişkin" 7/11849 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 4 0 -
Sayfa 125 -
T B M M B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı: B.IO.O.SOB.00.00.00.07  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  îlgi: 20/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  Eskişehir Milletvekili Sayın Fehmi Murat SÖNMEZ tarafından verilen "Hasta haklan  ihlallerine ilişkin" 7/11849 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 4 0 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Eskişehir Milletvekili Sayın Fehmi Murat SÖNMEZ tarafından verilen "Hasta  hakları ihlallerine ilişkin" 7/11849 sıra sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Başbakanlık İnsan Haklan Başkanlığı'na (BÎHB) 2009 yılının ilk 10 ayında Türkiye  genelinde 3 bin 911 kişinin "insan haklan ihlali" iddiasıyla başvuru yaptığı, en çok  başvurunun sağlık ve hasta hakkı ihlallerine ilişkin olduğu basma yansımıştır. (Radikal,  04.01.2010).  İnsan haklannın tıp alanına yansıması olarak hasta haklan, kişinin sağlık  hizmetlerinden yararlanma hakkına vurgu yapmaktadır.  SORU 1- Hükümetiniz döneminde Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında sağlık  hizmetlerinin özelleştirmesine paralel olarak hasta hakkı ihlallerine ilişkin şikâyetlerde artış  olmuş mudur?  CEVAP 1- Hükümetimiz döneminde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi değil,  vatandaşlarımızın özel sağlık kuruluşlarından da sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmıştır.  Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık hizmetleri sunumunda reform niteliğinde iyileştirmeler  sağlanmış, kamu sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileştirilmiştir. Böylece vatandaşlarımızın  hizmetlerden memnuniyetinde anlamlı bir artış olmuştur.  SORU 2- Serbest piyasa yönelimi sağlık hizmeti anlayışı hasta haklanyla ne ölçüde  örtüşmektedir?  CEVAP 2- Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde yaptığımız düzenlemeler  "serbest piyasa yönelimi sağlık hizmeti anlayışı" olmayıp; özel sağlık kuruluşlanndaki  kaynaklann da vatandaşlarımızın istifadesine sunulması suretiyle vatandaşlanmızın hizmete  erişiminin kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Hastaların hizmet alacağı kurumlan ve hekimleri  seçebilmelerini sağlamak hasta haklan çerçevesinde değerlendirilmektedir.  SORU 3- Hasta hakkı ihlallerinin insan haklan ihlallerinde ilk sırada yer almasının  nedeni nedir? Bakanlığınız bu tür ihlalleri önlemek için ne tür tedbirler almaktadır?  CEVAP 3- 2009 yılında birinci basamak sağlık kuruluşlannda 200 milyon, ikinci  basamak sağlık kuruluşlarında 220 milyon olmak üzere 420 milyon hasta muayenesi  gerçekleşmiştir. Sağlık hizmeti alan kişilerin ızdıraplı, kınlgan, sabır ve tahammül gücü  azalmış bir ruh hali içinde oldukları düşünüldüğünde, şikâyetlerinin göreceli olarak fazla  olabileceği anlaşılır bir durumdur. Diğer yandan Bakanlığımızca hasta haklan bilincini  artırmak için sürekli eğitimler yapılmakta, hastaların geri bildirimde bulunacağı iletişim  kanalları açık tutulmaktadır. Hasta haklan ihlallerini önlemek için, 2007 ve 2008 yıllannda  yaklaşık 200 bin, 2009 yılında ise 230 bin sağlık çalışanına hasta haklan eğitimi verilmiştir.  Konuyu objektif olarak değerlendirebilmek için genel olarak hasta memnuniyetinin  son 7 yıldaki seyrine bakmak gerekir. 2003 yılında hastalann sağlık hizmetlerinden  memnuniyet oranı % 39,5 iken 2009 yılında % 65,2 olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı  çerçevesinde yaptığımız düzenlemelerle hasta memnuniyetindeki artış dikkat çekicidir.Ayrıca  kurulan yeni sistemler ve vatandaşın hakkını arayabileceği konusundaki farkındalık artına  çalışmalarımızda, ihlallere karşı vatandaşın hak arama davranışını değiştirmiştir.  SORU 4- Bakanlığınızın sağlık kurumu ve sağlık personelinden kaynaklanan ihlallerle  ilgili ne tür yaptırımı söz konusudur?  CEVAP 4- Bildiğiniz gibi kamu personelinin görevlerini yerine getirmemesi veya  kanunca yasaklanan işleri yapması halinde uygulanacak işlemler 657 Sayılı Devlet Memurlan  Kanunu ile 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında  Kanun ve ilgili mevzuattaki hükümlere uygun olarak yapılmaktadır.  Bir hak ihlali söz konusu olduğunda kuruluşlarımızın ilgili birimleri tarafından  değerlendirilerek hizmetin geliştirilmesi sağlanmaktadır. Problemlerin sistemden  kaynaklandığı düşünülüyorsa hasta haklan birimlerimiz tarafından hastane idaresine iletilerek  çözüm için gerekli tedbirler alınmaktadır. Hak ihlalinin sağlık çalışanın davranışından  kaynaklandığı düşünülüyorsa uyan ve eğitimler yoluyla sorunlar çözüme kavuşturulmaktadır.  - 6 4 1 -
Sayfa 126 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Eskişehir Milletvekili Sayın Fehmi Murat SÖNMEZ tarafından verilen "Hasta  hakları ihlallerine ilişkin" 7/11849 sıra sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Başbakanlık İnsan Haklan Başkanlığı'na (BÎHB) 2009 yılının ilk 10 ayında Türkiye  genelinde 3 bin 911 kişinin "insan haklan ihlali" iddiasıyla başvuru yaptığı, en çok  başvurunun sağlık ve hasta hakkı ihlallerine ilişkin olduğu basma yansımıştır. (Radikal,  04.01.2010).  İnsan haklannın tıp alanına yansıması olarak hasta haklan, kişinin sağlık  hizmetlerinden yararlanma hakkına vurgu yapmaktadır.  SORU 1- Hükümetiniz döneminde Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında sağlık  hizmetlerinin özelleştirmesine paralel olarak hasta hakkı ihlallerine ilişkin şikâyetlerde artış  olmuş mudur?  CEVAP 1- Hükümetimiz döneminde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi değil,  vatandaşlarımızın özel sağlık kuruluşlarından da sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmıştır.  Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık hizmetleri sunumunda reform niteliğinde iyileştirmeler  sağlanmış, kamu sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileştirilmiştir. Böylece vatandaşlarımızın  hizmetlerden memnuniyetinde anlamlı bir artış olmuştur.  SORU 2- Serbest piyasa yönelimi sağlık hizmeti anlayışı hasta haklanyla ne ölçüde  örtüşmektedir?  CEVAP 2- Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde yaptığımız düzenlemeler  "serbest piyasa yönelimi sağlık hizmeti anlayışı" olmayıp; özel sağlık kuruluşlanndaki  kaynaklann da vatandaşlarımızın istifadesine sunulması suretiyle vatandaşlanmızın hizmete  erişiminin kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Hastaların hizmet alacağı kurumlan ve hekimleri  seçebilmelerini sağlamak hasta haklan çerçevesinde değerlendirilmektedir.  SORU 3- Hasta hakkı ihlallerinin insan haklan ihlallerinde ilk sırada yer almasının  nedeni nedir? Bakanlığınız bu tür ihlalleri önlemek için ne tür tedbirler almaktadır?  CEVAP 3- 2009 yılında birinci basamak sağlık kuruluşlannda 200 milyon, ikinci  basamak sağlık kuruluşlarında 220 milyon olmak üzere 420 milyon hasta muayenesi  gerçekleşmiştir. Sağlık hizmeti alan kişilerin ızdıraplı, kınlgan, sabır ve tahammül gücü  azalmış bir ruh hali içinde oldukları düşünüldüğünde, şikâyetlerinin göreceli olarak fazla  olabileceği anlaşılır bir durumdur. Diğer yandan Bakanlığımızca hasta haklan bilincini  artırmak için sürekli eğitimler yapılmakta, hastaların geri bildirimde bulunacağı iletişim  kanalları açık tutulmaktadır. Hasta haklan ihlallerini önlemek için, 2007 ve 2008 yıllannda  yaklaşık 200 bin, 2009 yılında ise 230 bin sağlık çalışanına hasta haklan eğitimi verilmiştir.  Konuyu objektif olarak değerlendirebilmek için genel olarak hasta memnuniyetinin  son 7 yıldaki seyrine bakmak gerekir. 2003 yılında hastalann sağlık hizmetlerinden  memnuniyet oranı % 39,5 iken 2009 yılında % 65,2 olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı  çerçevesinde yaptığımız düzenlemelerle hasta memnuniyetindeki artış dikkat çekicidir.Ayrıca  kurulan yeni sistemler ve vatandaşın hakkını arayabileceği konusundaki farkındalık artına  çalışmalarımızda, ihlallere karşı vatandaşın hak arama davranışını değiştirmiştir.  SORU 4- Bakanlığınızın sağlık kurumu ve sağlık personelinden kaynaklanan ihlallerle  ilgili ne tür yaptırımı söz konusudur?  CEVAP 4- Bildiğiniz gibi kamu personelinin görevlerini yerine getirmemesi veya  kanunca yasaklanan işleri yapması halinde uygulanacak işlemler 657 Sayılı Devlet Memurlan  Kanunu ile 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında  Kanun ve ilgili mevzuattaki hükümlere uygun olarak yapılmaktadır.  Bir hak ihlali söz konusu olduğunda kuruluşlarımızın ilgili birimleri tarafından  değerlendirilerek hizmetin geliştirilmesi sağlanmaktadır. Problemlerin sistemden  kaynaklandığı düşünülüyorsa hasta haklan birimlerimiz tarafından hastane idaresine iletilerek  çözüm için gerekli tedbirler alınmaktadır. Hak ihlalinin sağlık çalışanın davranışından  kaynaklandığı düşünülüyorsa uyan ve eğitimler yoluyla sorunlar çözüme kavuşturulmaktadır.  - 6 4 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  SORU 5- Hasta hakları ihlalinde sağlık kurumlarının fizik kapasitesinin yetersizliği ve  personel yönetimi ve istihdamı ne ölçüde etkilidir?  CEVAP 5- Bakanlığımıza bağlı hastanelerde çalışan uzman hekim sayısı 2002 yılında  16.225 iken 2009 yılında 25.362'ye ulaşmıştır. 2002 yılında 6.100 olan muayene odası sayısı  21.000'e çıkanlmıştır. Yine 2002 yılıyla kıyaslandığında; birinci basamak sağlık  kuruluşlarımızda hekim sayısı 15.969'dan 16.667'ye, muayene oda sayısı ise 6.308 iken  16.503'e çıkanlmıştır. 2002-2009 yıllan arasında 220 yeni hastane binası, 920 sağlık ocağı  olmak üzere toplam 1.503 sağlık yatınmı tamamlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı  kapsamında yeni istihdam edilen sağlık personeli sayısı yaklaşık 150.000'dir. Dönemimizde,  personel azlığı ya da fiziki kapasite yetersizliği önemli ölçüde giderildiği için, bu konudaki  memnuniyet gün geçtikçe artmaktadır.  SORU 6- Bütün sağlık kurumlannda "Hasta Haklan Birimleri" var mıdır? Var  olanlarda bu birimler etkili olarak hizmet edebilmekte midir? Sadece şikâyet mercii gibi işlev  gördüğü iddia edilen bu birimlerin daha etkili olabilmesi için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?  CEVAP 6- Bakanlığım döneminde 2004 yılından itibaren ilk defa Devlet Hastaneleri  ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinde hasta haklan birimleri kurmaya başladık. Bugün  itibariyle tüm Devlet Hastaneleri ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinde "Hasta Haklan  Birimleri" vardır. 2004 yılında kurulmaya başlanılan bu birimlerin etkin olarak çalışabilmesi  amacıyla öncelikle, birim sorumlulannın rahat hareket edebilmesi ve daha uzun süre bu  görevlerinde kalabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmış bulunuyoruz. Il Sağlık  Müdürlüklerimizdeki hasta haklan, koordinatörleri, ildeki hasta haklan birimlerinin  işleyişinden sorumlu olup problemlerin çözülmesi için anında müdahil olmaktadır. Hasta  haklan birimleri yalnız şikâyet birimi olarak değil, dilek ve temenniler için de muhatap teşkil  etmektedir. 2009 yılı itibariyle 128 bin vatandaşımızın talebi mahallinde karşılanmış ve  sıkıntılan giderilen vatandaşlanmız yazılı olarak şikâyetçi olmamıştır. Yine 2009 yılında 18  bin başvuru hasta haklan kurullarına intikal ettirilmiştir. Başka bir ifadeyle başvurulann %  88'i yerinde çözülmüş, % 12'si kurula intikal etmiştir. Bu birimlerimizin etkili çalışması için  il sağlık müdürlerimiz ve başhekimlerimiz yönlendirilmekte, hastanelerimizde sağlık  çalışanlanna hasta hakları eğitimleri sürdürülmektedir. Tekrar vurgulamak isterim ki bütün bu  uygulamalar Hükümetimiz döneminde Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın eseridir.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 6 4 2 -
Sayfa 127 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  SORU 5- Hasta hakları ihlalinde sağlık kurumlarının fizik kapasitesinin yetersizliği ve  personel yönetimi ve istihdamı ne ölçüde etkilidir?  CEVAP 5- Bakanlığımıza bağlı hastanelerde çalışan uzman hekim sayısı 2002 yılında  16.225 iken 2009 yılında 25.362'ye ulaşmıştır. 2002 yılında 6.100 olan muayene odası sayısı  21.000'e çıkanlmıştır. Yine 2002 yılıyla kıyaslandığında; birinci basamak sağlık  kuruluşlarımızda hekim sayısı 15.969'dan 16.667'ye, muayene oda sayısı ise 6.308 iken  16.503'e çıkanlmıştır. 2002-2009 yıllan arasında 220 yeni hastane binası, 920 sağlık ocağı  olmak üzere toplam 1.503 sağlık yatınmı tamamlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı  kapsamında yeni istihdam edilen sağlık personeli sayısı yaklaşık 150.000'dir. Dönemimizde,  personel azlığı ya da fiziki kapasite yetersizliği önemli ölçüde giderildiği için, bu konudaki  memnuniyet gün geçtikçe artmaktadır.  SORU 6- Bütün sağlık kurumlannda "Hasta Haklan Birimleri" var mıdır? Var  olanlarda bu birimler etkili olarak hizmet edebilmekte midir? Sadece şikâyet mercii gibi işlev  gördüğü iddia edilen bu birimlerin daha etkili olabilmesi için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?  CEVAP 6- Bakanlığım döneminde 2004 yılından itibaren ilk defa Devlet Hastaneleri  ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinde hasta haklan birimleri kurmaya başladık. Bugün  itibariyle tüm Devlet Hastaneleri ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinde "Hasta Haklan  Birimleri" vardır. 2004 yılında kurulmaya başlanılan bu birimlerin etkin olarak çalışabilmesi  amacıyla öncelikle, birim sorumlulannın rahat hareket edebilmesi ve daha uzun süre bu  görevlerinde kalabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmış bulunuyoruz. Il Sağlık  Müdürlüklerimizdeki hasta haklan, koordinatörleri, ildeki hasta haklan birimlerinin  işleyişinden sorumlu olup problemlerin çözülmesi için anında müdahil olmaktadır. Hasta  haklan birimleri yalnız şikâyet birimi olarak değil, dilek ve temenniler için de muhatap teşkil  etmektedir. 2009 yılı itibariyle 128 bin vatandaşımızın talebi mahallinde karşılanmış ve  sıkıntılan giderilen vatandaşlanmız yazılı olarak şikâyetçi olmamıştır. Yine 2009 yılında 18  bin başvuru hasta haklan kurullarına intikal ettirilmiştir. Başka bir ifadeyle başvurulann %  88'i yerinde çözülmüş, % 12'si kurula intikal etmiştir. Bu birimlerimizin etkili çalışması için  il sağlık müdürlerimiz ve başhekimlerimiz yönlendirilmekte, hastanelerimizde sağlık  çalışanlanna hasta hakları eğitimleri sürdürülmektedir. Tekrar vurgulamak isterim ki bütün bu  uygulamalar Hükümetimiz döneminde Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın eseridir.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  - 6 4 2 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  4.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü 'nün, yenilenen bir hastanedeki kapasite kullanımına ilişkin  sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11850)  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazık olarak  Antalya Kepez'deki Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak  kullanılamadığı yönündeki tespitler kamuoyuna yansımıştır.  Bu kapsamda;  1- Aşır Aksu Hastanesi'nin yenilenmesi için ne kadar harcama  yapılmıştır? Hastane'nin fiziki koşullan ile doktor ve sağlık personelinin  bugünkü durumu nedir?  2- Hastane kapasitesinin tam olarak kullamlamamasının nedenleri  nedir? Bu konuda bir inceleme yapılmış mıdır? Hangi sonuçlara ulaşılmıştır?  Vatandaşlarımız, buradan sağlık hizmeti almayı neden tercih etmemektedir?  3- Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak kullanabilmesi ve  daha fazla vatandaşa hizmet sunabilmesi için bir çalışma yapılacak mıdır?  4 - Aşır Aksu Hastanesi'nin yeni yatırımlarla bir ihtisas hastanesine  dönüştürülmesi yönünde bir çalışma var mıdır? Böyle bir dönüşüm için ne  kadar harcama yapılması planlanmaktadır? Antalya Tabip Odası'nın, Aşır Aksu  Hastanesi ile ilgili önerileri dikkate alınacak mıdır?  5- Kepez Bölgesi'nde yeni bir hastane yapılması gündemde midir?  Hangi ihtiyaçlar ve planlamalar dikkate alınarak ne tür bir hastane yapılacaktır?  6- Antalya'daki hastanelerin 2008 ve 2009 yıllarındaki doluluk oranı  nasıl gerçekleşmiştir?  TBMM BAŞKANLıĞı'NA  yanıtlanması için gereğini arz ederim. 07.01.2010  * H ü s n ü ÇÖLLÜ  Antalya Milletvekili  - 6 4 3 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  4.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü 'nün, yenilenen bir hastanedeki kapasite kullanımına ilişkin  sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11850)  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ tarafından yazık olarak  Antalya Kepez'deki Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak  kullanılamadığı yönündeki tespitler kamuoyuna yansımıştır.  Bu kapsamda;  1- Aşır Aksu Hastanesi'nin yenilenmesi için ne kadar harcama  yapılmıştır? Hastane'nin fiziki koşullan ile doktor ve sağlık personelinin  bugünkü durumu nedir?  2- Hastane kapasitesinin tam olarak kullamlamamasının nedenleri  nedir? Bu konuda bir inceleme yapılmış mıdır? Hangi sonuçlara ulaşılmıştır?  Vatandaşlarımız, buradan sağlık hizmeti almayı neden tercih etmemektedir?  3- Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak kullanabilmesi ve  daha fazla vatandaşa hizmet sunabilmesi için bir çalışma yapılacak mıdır?  4 - Aşır Aksu Hastanesi'nin yeni yatırımlarla bir ihtisas hastanesine  dönüştürülmesi yönünde bir çalışma var mıdır? Böyle bir dönüşüm için ne  kadar harcama yapılması planlanmaktadır? Antalya Tabip Odası'nın, Aşır Aksu  Hastanesi ile ilgili önerileri dikkate alınacak mıdır?  5- Kepez Bölgesi'nde yeni bir hastane yapılması gündemde midir?  Hangi ihtiyaçlar ve planlamalar dikkate alınarak ne tür bir hastane yapılacaktır?  6- Antalya'daki hastanelerin 2008 ve 2009 yıllarındaki doluluk oranı  nasıl gerçekleşmiştir?  TBMM BAŞKANLıĞı'NA  yanıtlanması için gereğini arz ederim. 07.01.2010  * H ü s n ü ÇÖLLÜ  Antalya Milletvekili  - 6 4 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  ilgi: 20/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  Antalya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ tarafından verilen "Yenilenen bir hastanedeki  kapasite kullanımına ilişkin" 7/11850 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte  sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep ÂKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  2- Tablo  - 6 4 4 -
Sayfa 129 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  ilgi: 20/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  Antalya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ tarafından verilen "Yenilenen bir hastanedeki  kapasite kullanımına ilişkin" 7/11850 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte  sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep ÂKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  2- Tablo  - 6 4 4 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Antalya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ tarafından verilen "Antalya ili Kepez  ilçesindeki Aşır Aksu Hastanesi" ile ilgili 7/11850 sıra sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  Antalya Kepez'deki Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak kullanılmadığı  yönündeki tespitler kamuoyuna yansımıştır.  Bu kapsamda;  SORU 1- Aşır Aksu Hastanesinin yenilenmesi için ne kadar harcama yapılmıştır?  Hastane'nin fiziki koşulları ile doktor ve sağlık personelinin bugünkü durumu nedir?  CEVAP 1- Antalya ili Kepez ilçesindeki Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi  Baştabipliğine bağlı Aşır Aksu ek hizmet binası; 3000 m 2 oturma alanı ve 8131 m 2 kapalı  alana sahip, 6 adet tam donanımlı ameliyat salonu, 174 hasta yatağı ile 12 uzmanlık dalında  faaliyet göstermektedir.  Söz konusu hastaneye 2002 yılında onarım için 4.296.000,00 TL ve 2005 yılında  4.058.000,00 TL harcanmıştır. Hastanenin fiziki koşullan yeterli olup, başta uzman hekimler  olmak üzere yeterli sayıdaki personel görevlendirmesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi  Baştabipliğince yapılmaktadır. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde halen 267  uzman hekim, 59 asistan hekim ve 56 pratisyen hekim ile 494 hemşire, 158 ebe ve 281 diğer  sağlık personeli görev yapmaktadır.  SORU 2- Hastane kapasitesinin tam olarak kullanılamamasının nedenleri nedir? Bu  konuda bir inceleme yapılmış mıdır? Hangi sonuçlara ulaşılmıştır? Vatandaşlanmız, buradan  sağlık hizmeti almayı neden tercih etmemektedir.  SORU 3- Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak kullanılabilmesi ve daha  fazla vatandaşa hizmet sunulabilmesi için bir çalışma yapılacak mıdır?  CEVAPLAR 2 , 3 - Aşır Aksu Hastanesi, 2005 tarihinde 5 ayn uzmanlık dalında hasta  kabul ve tedavi etmek üzere faaliyete başlamış olup, 2009 yılı Ocak ayından itibaren hasta  kabul ve tedavisi yapılan uzmanlık dalı sayısı 12'ye çıkartılmıştır. Hastanenin 2008 yılı yatak  doluluk oram % 54 ve 2009 yılı (ilk 9 aylık) yatak doluluk oranı ise % 45 olarak  gerçekleşmiştir.  Hastanenin yatak doluluk oranlan dikkate alındığında Aşır Aksu Hastanesi, 2010 yılı  Mart ayı başından itibaren Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile koordineli olarak FTR  (Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon) ağırlıklı olmak üzere Iç Hastalıktan, Genel Cerrahi,  Ortopedi, Üroloji, KBB ve Göz branşlannda; poliklinik, ameliyathane ve yoğun bakım  üniteleri ile birlikte hizmete devam etmektedir.  SORU 4- Aşır Aksu Hastanesinin yeni yatınmlarla bir ihtisas hastanesine  dönüştürülmesi yönünde bir çalışma var mıdır? Böyle bir dönüşüm için ne kadar harcama  yapılması planlanmaktadır? Antalya Tabip Odasının, Aşır Aksu Hastanesi ile ilgili önerileri  dikkate alınacak mıdır?  CEVAP 4- Aşır Aksu Hastanesi, halihazırda bir Eğitim Hastanesine bağlı olarak  hizmetlerini yürütmektedir.  SORU 5- Kepez Bölgesinde yeni bir hastane yapılması gündemde midir? Hangi  ihtiyaçlar ve planlamalar dikkate alınarak ne tür bir hastane yapılacaktır?  CEVAP 5- Kepez ilçesinde, Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınan üzerine 300  yataklı Devlet Hastanesi yapılması planlanmaktadır.  SORU 6- Antalya' daki hastanelerin 2008 ve 2009 yıllanndaki doluluk oranı nasıl  gerçekleşmiştir.  CEVAP 6- Antalya ilindeki Bakanlığımıza bağlı hastanelerin 2008 ve 2009 yılı (ilk 9  ay) yatak doluluk oranlan ekteki tabloda gösterilmiştir.  Konuya göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.  - 6 4 5 -
Sayfa 130 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  Antalya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ tarafından verilen "Antalya ili Kepez  ilçesindeki Aşır Aksu Hastanesi" ile ilgili 7/11850 sıra sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  Antalya Kepez'deki Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak kullanılmadığı  yönündeki tespitler kamuoyuna yansımıştır.  Bu kapsamda;  SORU 1- Aşır Aksu Hastanesinin yenilenmesi için ne kadar harcama yapılmıştır?  Hastane'nin fiziki koşulları ile doktor ve sağlık personelinin bugünkü durumu nedir?  CEVAP 1- Antalya ili Kepez ilçesindeki Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi  Baştabipliğine bağlı Aşır Aksu ek hizmet binası; 3000 m 2 oturma alanı ve 8131 m 2 kapalı  alana sahip, 6 adet tam donanımlı ameliyat salonu, 174 hasta yatağı ile 12 uzmanlık dalında  faaliyet göstermektedir.  Söz konusu hastaneye 2002 yılında onarım için 4.296.000,00 TL ve 2005 yılında  4.058.000,00 TL harcanmıştır. Hastanenin fiziki koşullan yeterli olup, başta uzman hekimler  olmak üzere yeterli sayıdaki personel görevlendirmesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi  Baştabipliğince yapılmaktadır. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde halen 267  uzman hekim, 59 asistan hekim ve 56 pratisyen hekim ile 494 hemşire, 158 ebe ve 281 diğer  sağlık personeli görev yapmaktadır.  SORU 2- Hastane kapasitesinin tam olarak kullanılamamasının nedenleri nedir? Bu  konuda bir inceleme yapılmış mıdır? Hangi sonuçlara ulaşılmıştır? Vatandaşlanmız, buradan  sağlık hizmeti almayı neden tercih etmemektedir.  SORU 3- Aşır Aksu Hastanesi'nin kapasitesinin tam olarak kullanılabilmesi ve daha  fazla vatandaşa hizmet sunulabilmesi için bir çalışma yapılacak mıdır?  CEVAPLAR 2 , 3 - Aşır Aksu Hastanesi, 2005 tarihinde 5 ayn uzmanlık dalında hasta  kabul ve tedavi etmek üzere faaliyete başlamış olup, 2009 yılı Ocak ayından itibaren hasta  kabul ve tedavisi yapılan uzmanlık dalı sayısı 12'ye çıkartılmıştır. Hastanenin 2008 yılı yatak  doluluk oram % 54 ve 2009 yılı (ilk 9 aylık) yatak doluluk oranı ise % 45 olarak  gerçekleşmiştir.  Hastanenin yatak doluluk oranlan dikkate alındığında Aşır Aksu Hastanesi, 2010 yılı  Mart ayı başından itibaren Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile koordineli olarak FTR  (Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon) ağırlıklı olmak üzere Iç Hastalıktan, Genel Cerrahi,  Ortopedi, Üroloji, KBB ve Göz branşlannda; poliklinik, ameliyathane ve yoğun bakım  üniteleri ile birlikte hizmete devam etmektedir.  SORU 4- Aşır Aksu Hastanesinin yeni yatınmlarla bir ihtisas hastanesine  dönüştürülmesi yönünde bir çalışma var mıdır? Böyle bir dönüşüm için ne kadar harcama  yapılması planlanmaktadır? Antalya Tabip Odasının, Aşır Aksu Hastanesi ile ilgili önerileri  dikkate alınacak mıdır?  CEVAP 4- Aşır Aksu Hastanesi, halihazırda bir Eğitim Hastanesine bağlı olarak  hizmetlerini yürütmektedir.  SORU 5- Kepez Bölgesinde yeni bir hastane yapılması gündemde midir? Hangi  ihtiyaçlar ve planlamalar dikkate alınarak ne tür bir hastane yapılacaktır?  CEVAP 5- Kepez ilçesinde, Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınan üzerine 300  yataklı Devlet Hastanesi yapılması planlanmaktadır.  SORU 6- Antalya' daki hastanelerin 2008 ve 2009 yıllanndaki doluluk oranı nasıl  gerçekleşmiştir.  CEVAP 6- Antalya ilindeki Bakanlığımıza bağlı hastanelerin 2008 ve 2009 yılı (ilk 9  ay) yatak doluluk oranlan ekteki tabloda gösterilmiştir.  Konuya göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.  - 6 4 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  SAĞLIK BAKANLIĞI HASTA YATAK YDO %*  HASTANELERİ SAYISI  Antalya Eğitim Ve  Araştırma Hastanesi 892 68,2  Akseki Devlet Hastanesi 25 1,8  Alanya Devlet Hastanesi 225 50,9  Elmalı Devlet Hastanesi 50 16,2  Finike Devlet Hastanesi 105 64,2  Gazipaşa Devlet Hastanesi 65 37,2  Demre Devlet Hastanesi 40 20,4  Kaş Devlet Hastanesi 25 25,7  Kemer Devlet Hastanesi 21 36,6  Korkuteli Devlet Hastanesi 58 40,0  Kumluca Devlet Hastanesi 100 58,6  Manavgat Devlet Hastanesi 179 52,3  Serik Devlet Hastanesi 100 82,4  Atatürk Devlet Hastanesi 502 75,7  TOPLAM 2387 63,02  - 6 4 6 - Antalya İlinde Sağlık Bakanlığı'na Bağlı Hastanelerin  2009 YILI (9 AYLIK) YATAK DOLULUK ORANLARI
Sayfa 131 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  SAĞLIK BAKANLIĞI HASTA YATAK YDO %*  HASTANELERİ SAYISI  Antalya Eğitim Ve  Araştırma Hastanesi 892 68,2  Akseki Devlet Hastanesi 25 1,8  Alanya Devlet Hastanesi 225 50,9  Elmalı Devlet Hastanesi 50 16,2  Finike Devlet Hastanesi 105 64,2  Gazipaşa Devlet Hastanesi 65 37,2  Demre Devlet Hastanesi 40 20,4  Kaş Devlet Hastanesi 25 25,7  Kemer Devlet Hastanesi 21 36,6  Korkuteli Devlet Hastanesi 58 40,0  Kumluca Devlet Hastanesi 100 58,6  Manavgat Devlet Hastanesi 179 52,3  Serik Devlet Hastanesi 100 82,4  Atatürk Devlet Hastanesi 502 75,7  TOPLAM 2387 63,02  - 6 4 6 - Antalya İlinde Sağlık Bakanlığı'na Bağlı Hastanelerin  2009 YILI (9 AYLIK) YATAK DOLULUK ORANLARI  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  S A Ğ L I K B A K A N L I Ğ I  H A S T A N E L E R İ  H A S T A Y A T A K  S A Y I S I Y D O % *  Antalya Eğitim ve Araştırma  Hastanesi 1.084 57,0  Antalya Atatürk Devlet Hast. 502 78,7  Alanya Devlet Hastanesi 225 76,6  Akseki Devlet Hastanesi 25 1,9  Elmalı Devlet Hastanesi 50 57,6  Finike Devlet Hastanesi 105 97,3  Gazipaşa Devlet Hastanesi 65 44,3  Demre Devlet Hastanesi 40 22,2  Kaş Devlet Hastanesi 25 25,0  Korkuteli Devlet Hastanesi 60 45,4  Kumluca Devlet Hastanesi 100 43,0  Manavgat Devlet Hastanesi 179 51,9  Kemer Devlet Hastanesi 25 24,9  Serik Devlet Hastanesi 100 85,6  T O P L A M 2 . 5 8 5 6 2 , 5  *YDO:Yatak Doluluk Oranı  - 6 4 7 - Antalya İlinde Sağlık Bakanlığı'na Bağlı Hastanelerin  2008 YILI YATAK DOLULUK ORANLARI
Sayfa 132 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  S A Ğ L I K B A K A N L I Ğ I  H A S T A N E L E R İ  H A S T A Y A T A K  S A Y I S I Y D O % *  Antalya Eğitim ve Araştırma  Hastanesi 1.084 57,0  Antalya Atatürk Devlet Hast. 502 78,7  Alanya Devlet Hastanesi 225 76,6  Akseki Devlet Hastanesi 25 1,9  Elmalı Devlet Hastanesi 50 57,6  Finike Devlet Hastanesi 105 97,3  Gazipaşa Devlet Hastanesi 65 44,3  Demre Devlet Hastanesi 40 22,2  Kaş Devlet Hastanesi 25 25,0  Korkuteli Devlet Hastanesi 60 45,4  Kumluca Devlet Hastanesi 100 43,0  Manavgat Devlet Hastanesi 179 51,9  Kemer Devlet Hastanesi 25 24,9  Serik Devlet Hastanesi 100 85,6  T O P L A M 2 . 5 8 5 6 2 , 5  *YDO:Yatak Doluluk Oranı  - 6 4 7 - Antalya İlinde Sağlık Bakanlığı'na Bağlı Hastanelerin  2008 YILI YATAK DOLULUK ORANLARI  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız 'ın, özürlü istihdamına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11851)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanmın Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Kamu kurum ve kuruluşları 657 Sayılı Kanun gereğince çalıştırdıkları personele ait  kadrolarda %3 oranında özürlü çalıştırmak, çalıştırdıkları ve işten ayrılan personel sayısını üç  ayda bir Devlet Personel Başkanlığına bildirmek zorundadırlar. Devlet Bakanı Sayın Selma  Aliye KAVAF'a 03.12.2009 tarih ve 7/11271 esas numarası ile vermiş olduğum önergeme,  25.12.2009 tarih ve B.02.0.007.00/1607 sayı ile gelen yanıtta Bakanlığınızda dolu memur  sayısı 268.376 olarak belirtilmektedir. Bu rakamın %3'üne denk gelen ve çalıştırılması  gereken özürlü sayısı ise 8.051 olarak hesaplanmıştır. Devlet Personel Başkanlığından alınan  ve altında Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye KAVAF'ın da imzası bulunan resmi belgeye  göre Bakanlığınızda özürlüler için ayrılan 8.051 kişilik kadroda hiç özürlü istihdam  edilmediği görülmektedir. Bu durumda 2 sonuç ortaya çıkmaktadır. Ya hiç özürlü istihdam  edilmemektedir ya da yasal bir zorunluluk olan üç aylık bildirimler yapılmamaktadır.  Bu nedenle;  1- Bakanlığınızda özürlüler için 8.051 boş kadro varken hiç özürlü istihdam  edilmediği doğru mudur? Yoksa Bakanlığınız Devlet Personel Başkanlığına üç  ayda bir çalıştırılan ve işten ayrılan personel sayısı hakkında bilgi vermeyi  aksatmakta mıdır?  2- Bakanlığınız bünyesinde bir tek özürlü bile çalıştırmamak ya da bunlar hakkında  yasal bir zorunluluk olan bilgiyi vermemek özürlü istihdamı, için gereken  hassasiyetin gösterilmediğinin bir kanıtı mıdır?  Prof. Dr. Sacid YILDIZ  CHP İstanbul Milletvekili  - 6 4 8 -
Sayfa 133 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  5.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız 'ın, özürlü istihdamına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11851)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanmın Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Kamu kurum ve kuruluşları 657 Sayılı Kanun gereğince çalıştırdıkları personele ait  kadrolarda %3 oranında özürlü çalıştırmak, çalıştırdıkları ve işten ayrılan personel sayısını üç  ayda bir Devlet Personel Başkanlığına bildirmek zorundadırlar. Devlet Bakanı Sayın Selma  Aliye KAVAF'a 03.12.2009 tarih ve 7/11271 esas numarası ile vermiş olduğum önergeme,  25.12.2009 tarih ve B.02.0.007.00/1607 sayı ile gelen yanıtta Bakanlığınızda dolu memur  sayısı 268.376 olarak belirtilmektedir. Bu rakamın %3'üne denk gelen ve çalıştırılması  gereken özürlü sayısı ise 8.051 olarak hesaplanmıştır. Devlet Personel Başkanlığından alınan  ve altında Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye KAVAF'ın da imzası bulunan resmi belgeye  göre Bakanlığınızda özürlüler için ayrılan 8.051 kişilik kadroda hiç özürlü istihdam  edilmediği görülmektedir. Bu durumda 2 sonuç ortaya çıkmaktadır. Ya hiç özürlü istihdam  edilmemektedir ya da yasal bir zorunluluk olan üç aylık bildirimler yapılmamaktadır.  Bu nedenle;  1- Bakanlığınızda özürlüler için 8.051 boş kadro varken hiç özürlü istihdam  edilmediği doğru mudur? Yoksa Bakanlığınız Devlet Personel Başkanlığına üç  ayda bir çalıştırılan ve işten ayrılan personel sayısı hakkında bilgi vermeyi  aksatmakta mıdır?  2- Bakanlığınız bünyesinde bir tek özürlü bile çalıştırmamak ya da bunlar hakkında  yasal bir zorunluluk olan bilgiyi vermemek özürlü istihdamı, için gereken  hassasiyetin gösterilmediğinin bir kanıtı mıdır?  Prof. Dr. Sacid YILDIZ  CHP İstanbul Milletvekili  - 6 4 8 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı: B.IO.O.SOB.00.00.00.07  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 20/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Özürlü istihdamına  ilişkin" 7/11851 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 4 9 -
Sayfa 134 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı: B.IO.O.SOB.00.00.00.07  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 20/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18960 sayılı yazınız.  İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Özürlü istihdamına  ilişkin" 7/11851 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 4 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Özürlü istihdamına  ilişkin" 7/11851 sıra sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Kamu kurum ve kuruluşları 657 Sayılı Kanun gereğince çalıştırdıkları personele ait  kadrolarda %3 oranında özürlü çalıştırmak, çalıştırdıkları ve işten ayrılan personel sayısını üç  ayda bir Devlet Personel Başkanlığına bildirmek zorundadırlar. Devlet Bakam Saym Selma  Aliye KAVAF'a 03.12.2009 tarih ve 7/11271 esas numarası ile vermiş olduğum önergeme,  25.12.2009 tarih ve B.02.0.007.0011607 sayı ile gelen yanıtta Bakanlığınızda dolu memur  sayısı 268376 olarak belirtilmektedir. Bu rakamın %3'üne denk gelen ve çalıştırılması  gereken özürlü sayısı ise 8.051 olarak hesaplanmıştır. Devlet Personel Başkanlığından alınan  ve altında Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye KAVAF'ın da imzası bulunan resmi belgeye  göre Bakanlığınızda özürlüler için ayrılan 8.051 kişilik kadroda hiç özürlü istihdam  edilmediği görülmektedir. Bu durumda 2 sonuç ortaya çıkmaktadır. Ya hiç özürlü istihdam  edilmemektedir ya da yasal bir zorunluluk olan üç aylık bildirimler yapılmamaktadır.  Bu nedenle;  SORU 1- Bakanlığınızda özürlüler için 8.051 boş kadro varken hiç özürlü istihdam  edilmediği doğru mudur? Yoksa Bakanlığınız Devlet Personel Başkanlığına üç ayda bir  çalıştırılan ve işten ayrılan personel sayısı hakkında bilgi vermeyi aksatmakta mıdır?  SORU 2- Bakanlığınız bünyesinde bir tek özürlü bile çalıştırmamak ya da bunlar  hakkında yasal bir zorunluluk olan bilgiyi vermemek özürlü istihdamı için gereken  hassasiyetin gösterilmediğinin bir kanıtı mıdır?  CEVAPLAR 1,2- Bakanlığımız bünyesinde 657 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesinin  ikinci fıkrası kapsamında, halen 3172 özürlü personelimiz çalışmaktadır.  Başbakanlık özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın 13/02/2009 tarih ve 388 sayılı yazılarına  istinaden, özürlülük alanında yapılan çalışmalar 3 ayda bir periyodik olarak yazılı ve  elektronik ortamda Başbakanlık özürlüler İdaresi Başkanlığına gönderilmektedir.  Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığına gönderilmesi gerenken form sehven  gönderilmemiş olup, 2010 yılı Mart ayı formu gönderilmiştir.  Malumunuz olduğu üzere sağlık çalışanları istihdam planlaması, Bakanlığımızın  ihtiyaçları ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından açıktan  atama izni verilen münhal kadrolar dikkate alınarak Bakanlığımızca yapılmakta olup 2002  yılında Bakanlığımızda çalışan özürlü personel sayısı 1211 iken, Hükümetimiz  döneminde bu sayı 3172'e ulaşmıştır.  Ayrıca 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısının TBMM Plan ve Bütçe  Komisyonunda görüşülmesi sırasında yapılan değişiklikle kamuda ilk defa işe alınacak  özürlülerle ilgili istisnai düzenlemeye gidildiğinden tüm kamu kurum ve kuruluşları gibi  Bakanlığımız da, bu yıl özürlü kontenjanlarının büyük ölçüde doldurabilme imkânına  kavuşmuş olacaktır.  Göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.  - 6 5 0 -
Sayfa 135 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  İstanbul Milletvekili Sayın Sacid YILDIZ tarafından verilen "Özürlü istihdamına  ilişkin" 7/11851 sıra sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Kamu kurum ve kuruluşları 657 Sayılı Kanun gereğince çalıştırdıkları personele ait  kadrolarda %3 oranında özürlü çalıştırmak, çalıştırdıkları ve işten ayrılan personel sayısını üç  ayda bir Devlet Personel Başkanlığına bildirmek zorundadırlar. Devlet Bakam Saym Selma  Aliye KAVAF'a 03.12.2009 tarih ve 7/11271 esas numarası ile vermiş olduğum önergeme,  25.12.2009 tarih ve B.02.0.007.0011607 sayı ile gelen yanıtta Bakanlığınızda dolu memur  sayısı 268376 olarak belirtilmektedir. Bu rakamın %3'üne denk gelen ve çalıştırılması  gereken özürlü sayısı ise 8.051 olarak hesaplanmıştır. Devlet Personel Başkanlığından alınan  ve altında Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye KAVAF'ın da imzası bulunan resmi belgeye  göre Bakanlığınızda özürlüler için ayrılan 8.051 kişilik kadroda hiç özürlü istihdam  edilmediği görülmektedir. Bu durumda 2 sonuç ortaya çıkmaktadır. Ya hiç özürlü istihdam  edilmemektedir ya da yasal bir zorunluluk olan üç aylık bildirimler yapılmamaktadır.  Bu nedenle;  SORU 1- Bakanlığınızda özürlüler için 8.051 boş kadro varken hiç özürlü istihdam  edilmediği doğru mudur? Yoksa Bakanlığınız Devlet Personel Başkanlığına üç ayda bir  çalıştırılan ve işten ayrılan personel sayısı hakkında bilgi vermeyi aksatmakta mıdır?  SORU 2- Bakanlığınız bünyesinde bir tek özürlü bile çalıştırmamak ya da bunlar  hakkında yasal bir zorunluluk olan bilgiyi vermemek özürlü istihdamı için gereken  hassasiyetin gösterilmediğinin bir kanıtı mıdır?  CEVAPLAR 1,2- Bakanlığımız bünyesinde 657 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesinin  ikinci fıkrası kapsamında, halen 3172 özürlü personelimiz çalışmaktadır.  Başbakanlık özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın 13/02/2009 tarih ve 388 sayılı yazılarına  istinaden, özürlülük alanında yapılan çalışmalar 3 ayda bir periyodik olarak yazılı ve  elektronik ortamda Başbakanlık özürlüler İdaresi Başkanlığına gönderilmektedir.  Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığına gönderilmesi gerenken form sehven  gönderilmemiş olup, 2010 yılı Mart ayı formu gönderilmiştir.  Malumunuz olduğu üzere sağlık çalışanları istihdam planlaması, Bakanlığımızın  ihtiyaçları ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından açıktan  atama izni verilen münhal kadrolar dikkate alınarak Bakanlığımızca yapılmakta olup 2002  yılında Bakanlığımızda çalışan özürlü personel sayısı 1211 iken, Hükümetimiz  döneminde bu sayı 3172'e ulaşmıştır.  Ayrıca 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısının TBMM Plan ve Bütçe  Komisyonunda görüşülmesi sırasında yapılan değişiklikle kamuda ilk defa işe alınacak  özürlülerle ilgili istisnai düzenlemeye gidildiğinden tüm kamu kurum ve kuruluşları gibi  Bakanlığımız da, bu yıl özürlü kontenjanlarının büyük ölçüde doldurabilme imkânına  kavuşmuş olacaktır.  Göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.  - 6 5 0 - TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0  6. - Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut 'un, doktorların özlük haklarına ilişkin sorusu ve  Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11936)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  O n alindan yi azılı Aşağıda yazılı olan sonüanmın Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ tar .  olarak cevaplandınlmasını arz ederim. 11.01.2010 \  Ahmet Duran BULUT  Balıkesir Milletvekili •  Sağlıkta dönüşüm politikaları beraberinde giderek artan biçimde ortaya çıkan sorunlar,  gerek çalışanlar gerekse sağlık sistemi üzerinde olumsuzluklar oluşturmaktadır.2002 yılından  bu yana temel politika olarak sağlıkta tüm sistemi özelleştirme çabası ülke gerçekleriyle  bağdaşmamaktadır.  Sağlık ocakları koruyucu, hekimlik hizmetlerini içermesi gerekirken şu anda sadece  hasta-muayene ilişkisinin dışında diğer alanlara ağırlık vermeyen ve sağlık maliyetlerini  artıran aile hekimliği kavramı yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Özel girişim anlayışına uygun  aile hekimliği statüsü pratisyenlik kavramı ile yaygın olarak çalışan hekimlerin çabalarını  ortadan kaldırmaktadır. Yeni mezun bir aile hekimi sözleşmeli olarak sağlık ocaklarında  çalışması halinde çok uzun yıllar görev yapan bir hekimden çok fazla maaş almaktadır.  l.Aynca pratisyen hekim olarak pratisyenliği seçmiş yeni mezun olan bir hekimle  »örneğin 20 yıl görev yapan hekim arasında iki hekiminde sağlık ocağında çalışmaları  durumunda ücret farkı azdrr.Liyakat ve deneyimin bir hizmet bedeli olması gerekir.Emekliye  esas maaş üzerinde bu durumda bir çalışmanız var mıdır?  2.Halen 30 yıl görev yapmış ve emekli olmuş bir uzman doktor 1275 TL maaş, 30 yıl  çalışarak emekli olmuş bir pratisyen doktor 1.150 TL almaktadır. Uzman doktorun emekli  maaşı ile pratisyen doktorun emekli maaşlarının düzenlenmesi yönünde çalışmanız olacak  mıdır?  3.Ağır şartlarda görev yapan Cezaevi doktorlarına düşük ücretli maaş ödemenin  dışında döner sermaye ve bunun gibi ek ödemeler yapılmamaktadır.Bu hekimler salt maaş ile  neden çdıştmlmaktadır?Durumun düzeltilmesi ile ilgili ne tür çalışmalar yapmaktasınız?  4.Çocuk ve yaşlıların sağlığı ile acil hizmetler sistemi içersinde her durumda  ücretsizliğin sağlanması konusunda ne tür çalışmalar yapmaktasmız?özelleştirmenin sınırı  nedir?Vatandaşa maliyeti ne olacaktır?  5.Sağlık ocakları içinde yer alıp gider adı altında yüklü ek ödenek alan aile  hekimlerinin maaşlarının yüksekliği genel sağlık giderlerinin maliyetim ne kadar  artırmaktadır?Bu konuda bir düzenleme yapacak mısınız?  ö.Görev sürelerine göre görev yapan hekimlerin emekliye esas maaşlarının kademeli  olarak artınlması,liyakat ve eğitimlerinin karşılıklarını alabilecekleri ve emekliliklerine  yansıyacak bir düzenleme konusunda ne düşünüyorsunuz?  - 6 5 1 -
Sayfa 136 -
TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0  6. - Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut 'un, doktorların özlük haklarına ilişkin sorusu ve  Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11936)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  O n alindan yi azılı Aşağıda yazılı olan sonüanmın Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ tar .  olarak cevaplandınlmasını arz ederim. 11.01.2010 \  Ahmet Duran BULUT  Balıkesir Milletvekili •  Sağlıkta dönüşüm politikaları beraberinde giderek artan biçimde ortaya çıkan sorunlar,  gerek çalışanlar gerekse sağlık sistemi üzerinde olumsuzluklar oluşturmaktadır.2002 yılından  bu yana temel politika olarak sağlıkta tüm sistemi özelleştirme çabası ülke gerçekleriyle  bağdaşmamaktadır.  Sağlık ocakları koruyucu, hekimlik hizmetlerini içermesi gerekirken şu anda sadece  hasta-muayene ilişkisinin dışında diğer alanlara ağırlık vermeyen ve sağlık maliyetlerini  artıran aile hekimliği kavramı yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Özel girişim anlayışına uygun  aile hekimliği statüsü pratisyenlik kavramı ile yaygın olarak çalışan hekimlerin çabalarını  ortadan kaldırmaktadır. Yeni mezun bir aile hekimi sözleşmeli olarak sağlık ocaklarında  çalışması halinde çok uzun yıllar görev yapan bir hekimden çok fazla maaş almaktadır.  l.Aynca pratisyen hekim olarak pratisyenliği seçmiş yeni mezun olan bir hekimle  »örneğin 20 yıl görev yapan hekim arasında iki hekiminde sağlık ocağında çalışmaları  durumunda ücret farkı azdrr.Liyakat ve deneyimin bir hizmet bedeli olması gerekir.Emekliye  esas maaş üzerinde bu durumda bir çalışmanız var mıdır?  2.Halen 30 yıl görev yapmış ve emekli olmuş bir uzman doktor 1275 TL maaş, 30 yıl  çalışarak emekli olmuş bir pratisyen doktor 1.150 TL almaktadır. Uzman doktorun emekli  maaşı ile pratisyen doktorun emekli maaşlarının düzenlenmesi yönünde çalışmanız olacak  mıdır?  3.Ağır şartlarda görev yapan Cezaevi doktorlarına düşük ücretli maaş ödemenin  dışında döner sermaye ve bunun gibi ek ödemeler yapılmamaktadır.Bu hekimler salt maaş ile  neden çdıştmlmaktadır?Durumun düzeltilmesi ile ilgili ne tür çalışmalar yapmaktasınız?  4.Çocuk ve yaşlıların sağlığı ile acil hizmetler sistemi içersinde her durumda  ücretsizliğin sağlanması konusunda ne tür çalışmalar yapmaktasmız?özelleştirmenin sınırı  nedir?Vatandaşa maliyeti ne olacaktır?  5.Sağlık ocakları içinde yer alıp gider adı altında yüklü ek ödenek alan aile  hekimlerinin maaşlarının yüksekliği genel sağlık giderlerinin maliyetim ne kadar  artırmaktadır?Bu konuda bir düzenleme yapacak mısınız?  ö.Görev sürelerine göre görev yapan hekimlerin emekliye esas maaşlarının kademeli  olarak artınlması,liyakat ve eğitimlerinin karşılıklarını alabilecekleri ve emekliliklerine  yansıyacak bir düzenleme konusunda ne düşünüyorsunuz?  - 6 5 1 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 25/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19042 sayılı yazımz.  Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Duran BULUT tarafından verilen "Doktorların  özlük haklarına ilişkin" 7/11936 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakam  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 5 2 -
Sayfa 137 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 25/01/2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19042 sayılı yazımz.  Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Duran BULUT tarafından verilen "Doktorların  özlük haklarına ilişkin" 7/11936 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep AKDAĞ  Sağlık Bakam  EKLER:  1-önerge cevabı  - 6 5 2 - TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0  , Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Duran BULUT tarafından verilen  "Doktorların özlük haklarına ilişkin" 7/11936 sıra sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  SORULAR:  Sağlıkta dönüşüm politikaları beraberinde giderek artan biçimde ortaya çıkan sorunlar,  gerek çalışanlar gerekse sağlık sistemi üzerinde olumsuzluklar oluşturmaktadır. 2002 yılından  bu yana temel politika olarak sağlıkta tüm sistemi özelleştirme çabası ülke gerçekleriyle  bağdaşmamaktadır.  Sağlık ocakları koruyucu hekimlik hizmetlerini içermesi gerekirken şu anda sadece  hasta-muayene ilişkisinin dışında diğer alanlara ağırlık vermeyen ve sağlık maliyetlerini  artıran aile hekimliği kavramı yerleştirmeye çalışılmaktadır, özel girişim anlayışına uygun  aile hekimliği statüsü pratisyenlik kavramı ile yaygın olarak çalışan hekimlerin çabalarım  ortadan kaldırmaktadır. Yeni mezun bir aile hekimi sözleşmeli olarak sağlık ocaklarında  çalışması halinde çok uzun yıllar görev yapan bir hekimden çok fazla maaş almaktadır.  CEVAPLAR:  Hükümetimiz döneminde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi değil, vatandaşlarımızın  özel sağlık kuruluşlarından da sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm  Programı ile sağlık hizmetleri sunumunda reform niteliğinde iyileştirmeler sağlanmış, kamu  sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileştirilmiştir.  Aile Hekimliği mevzuatının özünü kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri  oluşturmaktadır. Aile Hekimleri gerek gezici hizmete gidilen yerlerde gerekse aile sağlığı  merkezlerinde gebe, bebek, lohusa izlemlerini ve bağışıklama hizmetlerini koruyucu sağlık  hizmetleri kapsamında en iyi şekilde vermeye devam etmektedir. Aile hekimliği  uygulamasına geçen illerimizden gelen sonuçlar koruyucu sağlık hizmetlerinin sağlık ocağı  uygulamasına göre nitelik ve nicelik olarak daha iyi olduğunu göstermektedir  SORU 1- Ayrıca pratisyen hekim olarak pratisyenliği seçmiş yeni mezun olan bir  hekimle örneğin 20 yıl görev yapan hekim arasında iki hekiminde sağlık ocağında çalışmaları  durumunda ücret farkı azdır. Liyakat ve deneyimin bir hizmet bedeli olması gerekir. Emekliye  esas maaş üzerinde bu durumda bir çalışmanız var mıdır?  SORU 2- Halen 30 yıl görev yapmış ve emekli olmuş bir uzan doktor 1275 TL maaş,  30 yıl çalışarak emekli olmuş bir pratisyen doktor 1.150 TL almaktadır, Uzman doktorun  emekli maaşı ile pratisyen doktorun emekli maaşlarının düzenlenmesi yönünde çalışmanız  olacakmıdır?  CEVAP 1 ve 2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Mali Hükümler" başlıklı V  numaralı kısmında memurlara verilecek aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme  ve bunların şekil ve şartlan düzenlenmiş olup mezkur Kanun uyannca, memurlara kanun,  tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan  haklar dışında hiçbir ücret ödenememektedir. Adı geçen kanunun 36 ncı maddesinde yer alan  sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamlann, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen  katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıflann derece ve kademelerindeki  memurlann aylık tutarlarını göstermektedir.  Bu bağlamda "Kamu Personelinin Maaşlannın Hesabına Esas Tutulan Katsayılann  Yeniden Tespiti ve İlgili Mevzuatı Uyarınca İstihdam Edilen Sözleşmeli Personelin  Ücretlerinin Artınlması, Devlet Memurlanna ödenecek Zam ve Tazminatlar ile Bazı  Kararlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar" Bakanlar Kurulu'nca 06/01/2010 tarihinde  kararlaştınlarak 12/01/2010 tarih ve 27460 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe  girmiştir. Bu bakımdan önergenize konu edilen devlet memurlanna ödenen aylık ücretler  bahsedilen mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.  SORU 3- Ağır şartlarda görev yapan Cezaevi doktorlanna düşük ücretli maaş  ödemenin dışında döner sermaye ve bunun gibi ek ödemeler yapılmamaktadır. Bu hekimler  salt maaş ile neden çalıştırılmaktadır? Durumun düzeltilmesi ile ilgili ne tür çalışmalar  yapmaktasınız?  - 6 5 3 -
Sayfa 138 -
TBMM B: 77 2 4 . 3 . 2 0 1 0  , Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Duran BULUT tarafından verilen  "Doktorların özlük haklarına ilişkin" 7/11936 sıra sayılı yazılı soru önergesinin  cevabıdır:  SORULAR:  Sağlıkta dönüşüm politikaları beraberinde giderek artan biçimde ortaya çıkan sorunlar,  gerek çalışanlar gerekse sağlık sistemi üzerinde olumsuzluklar oluşturmaktadır. 2002 yılından  bu yana temel politika olarak sağlıkta tüm sistemi özelleştirme çabası ülke gerçekleriyle  bağdaşmamaktadır.  Sağlık ocakları koruyucu hekimlik hizmetlerini içermesi gerekirken şu anda sadece  hasta-muayene ilişkisinin dışında diğer alanlara ağırlık vermeyen ve sağlık maliyetlerini  artıran aile hekimliği kavramı yerleştirmeye çalışılmaktadır, özel girişim anlayışına uygun  aile hekimliği statüsü pratisyenlik kavramı ile yaygın olarak çalışan hekimlerin çabalarım  ortadan kaldırmaktadır. Yeni mezun bir aile hekimi sözleşmeli olarak sağlık ocaklarında  çalışması halinde çok uzun yıllar görev yapan bir hekimden çok fazla maaş almaktadır.  CEVAPLAR:  Hükümetimiz döneminde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi değil, vatandaşlarımızın  özel sağlık kuruluşlarından da sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm  Programı ile sağlık hizmetleri sunumunda reform niteliğinde iyileştirmeler sağlanmış, kamu  sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileştirilmiştir.  Aile Hekimliği mevzuatının özünü kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri  oluşturmaktadır. Aile Hekimleri gerek gezici hizmete gidilen yerlerde gerekse aile sağlığı  merkezlerinde gebe, bebek, lohusa izlemlerini ve bağışıklama hizmetlerini koruyucu sağlık  hizmetleri kapsamında en iyi şekilde vermeye devam etmektedir. Aile hekimliği  uygulamasına geçen illerimizden gelen sonuçlar koruyucu sağlık hizmetlerinin sağlık ocağı  uygulamasına göre nitelik ve nicelik olarak daha iyi olduğunu göstermektedir  SORU 1- Ayrıca pratisyen hekim olarak pratisyenliği seçmiş yeni mezun olan bir  hekimle örneğin 20 yıl görev yapan hekim arasında iki hekiminde sağlık ocağında çalışmaları  durumunda ücret farkı azdır. Liyakat ve deneyimin bir hizmet bedeli olması gerekir. Emekliye  esas maaş üzerinde bu durumda bir çalışmanız var mıdır?  SORU 2- Halen 30 yıl görev yapmış ve emekli olmuş bir uzan doktor 1275 TL maaş,  30 yıl çalışarak emekli olmuş bir pratisyen doktor 1.150 TL almaktadır, Uzman doktorun  emekli maaşı ile pratisyen doktorun emekli maaşlarının düzenlenmesi yönünde çalışmanız  olacakmıdır?  CEVAP 1 ve 2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Mali Hükümler" başlıklı V  numaralı kısmında memurlara verilecek aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme  ve bunların şekil ve şartlan düzenlenmiş olup mezkur Kanun uyannca, memurlara kanun,  tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan  haklar dışında hiçbir ücret ödenememektedir. Adı geçen kanunun 36 ncı maddesinde yer alan  sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamlann, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen  katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıflann derece ve kademelerindeki  memurlann aylık tutarlarını göstermektedir.  Bu bağlamda "Kamu Personelinin Maaşlannın Hesabına Esas Tutulan Katsayılann  Yeniden Tespiti ve İlgili Mevzuatı Uyarınca İstihdam Edilen Sözleşmeli Personelin  Ücretlerinin Artınlması, Devlet Memurlanna ödenecek Zam ve Tazminatlar ile Bazı  Kararlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar" Bakanlar Kurulu'nca 06/01/2010 tarihinde  kararlaştınlarak 12/01/2010 tarih ve 27460 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe  girmiştir. Bu bakımdan önergenize konu edilen devlet memurlanna ödenen aylık ücretler  bahsedilen mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.  SORU 3- Ağır şartlarda görev yapan Cezaevi doktorlanna düşük ücretli maaş  ödemenin dışında döner sermaye ve bunun gibi ek ödemeler yapılmamaktadır. Bu hekimler  salt maaş ile neden çalıştırılmaktadır? Durumun düzeltilmesi ile ilgili ne tür çalışmalar  yapmaktasınız?  - 6 5 3 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  , CEVAP 3- Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığı arasında 30/04/2009 tarihinde Ceza  İnfaz Kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi hakkında bir protokol  düzenlenmiştir. Bu protokol doğrultusunda, Ceza İnfaz Kurumlan kurum tabipliklerindeki  Uzm. Tabip, Tabip, diş tabiplerinin Adalet Bakanlığı kadrosundan Sağlık Bakanlığı  kadrosuna talepleri doğrultusunda geçebileceklerdir. Ceza evlerindeki sağlık hizmetleri ise  kurumun kadrolu tabibi bulunmadığı takdirde buradaki sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı  tarafından verilmektedir. Ceza evlerinde ihtiyaç duyulan sağlık hizmetinin verilmesi kurumun  talebi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının görüşü üzerine İl Sağlık Müdürlüklerince ilgili  protokol kapsamında ihtiyaç duyulan sağlık ve yardımcı sağlık personelinin ek ödeme  alabileceği azami süre ile sınırlı olmak kaydı ile Valilik tarafından geçici olarak bu kurumlara  sağlık personeli görevlendirilir. Bu protokolün yürürlük tarihi itibari ile buralarda çalışan  hekimlerimizin bu mağduriyeti giderilmiştir.  SORU 4- Çocuk ve yaşlılann sağlığı ile acil hizmetler sistemi içerisinde her durumda  ücretsizliğin sağlanması konusunda ne tür çalışmalar yapmaktasınız? özelleştirmenin sının  nedir? Vatandaşa maliyeti ne olacaktır?  CEVAP 4- 65 yaşını doldurmuş, kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan,  sosyal güvenlik kurumlannın herhangi birisinden her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya  aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan,  mahkeme karanyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire  sahip bulunmayan vatandaşlarımıza ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin  Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri  çerçevesinde yeşil kart verilmesi için aranan şartlar açısından herhangi bir araştırma  yapılmaksızın yeşil kart verilmek suretiyle tedavi yardımı sağlanır.  5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 60 ıncı  maddesinin birinci fıkrası gereğince, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/ Sosyal Güvenlik  Merkezleri'nce sağlık aktivasyon işlemi yapıldığı takdirde herhangi bir sosyal güvencesi  olmayan 18 yaş altı çocuklar genel sağlık sigortası kapsamına alınmak suretiyle tedavi  yardımlanndan faydalandırılmaktadır.  Hükümetimiz döneminde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi değil, vatandaşlarımızın  özel sağlık kuruluşlarından da sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm  Programı ile sağlık hizmetleri sunumunda reform niteliğinde iyileştirmeler sağlanmış, kamu  sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileştirilmiştir.  Devlet hastanelerini kamu hastane birliklerine dönüştürmeyi, kamu hastane birlikleri  ile hakkaniyete, halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun kolay erişilebilir, verimli, kaliteli ve  etkin hastane hizmeti veren ülkemiz şartlarına uygun özerk kamu hastanelerini hedefliyoruz.  SORU 5- Sağlık. Ocakları içinde yer alıp gider adı altında yokla ek ödenek alan aile  hekimlerinin maaşlannm yüksekliği genel sağlık giderlerinin maliyetini ne kadar  artırmaktadır? Bu konuda bir düzenleme yapacak mısınız?  CEVAP 5- Aile Hekimliği uygulamasına geçilen illerde aile sağlığı merkezlerinin  kira, elektrik, su, telefon, internet, tıbbi sarf malzemeleri, temizlik, güvenlik vb. gibi personel  giderleri, binanın tamiratı, tadilatı, boya, badana gibi masrafları aile hekimleri tarafından  karşılanmakta olup aile hekimliği uygulamasına geçilmeyen illerde birinci basamak sağlık  hizmeti sunulan kurumlarla karşılaştınldığında; genel sağlık giderlerinin maliyeti  anmamaktadır.  SORU 6- Görev sürelerine göre görev yapan hekimlerin emekliye esas maaşlarının  kademeli alarak artırılması, liyakat ve eğitimlerinin karşılıklarını alabilecekleri ve  emekliliklerine yansıyacak bir düzenleme konusunda ne düşünüyorsunuz?  CEVAP 6- 5947 sayılı Üniversite Ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Ve  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık  Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek  Döner Sermaye Hakkında Kanun'un bazı hükümlerinde değişikliğe gidilerek ve birtakım  ilaveler eklenerek personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir  ayda yapılacak ek ödeme tutarlannda iyileştirmelere gidilmiştir.  - 6 5 4 -
Sayfa 139 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  , CEVAP 3- Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığı arasında 30/04/2009 tarihinde Ceza  İnfaz Kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi hakkında bir protokol  düzenlenmiştir. Bu protokol doğrultusunda, Ceza İnfaz Kurumlan kurum tabipliklerindeki  Uzm. Tabip, Tabip, diş tabiplerinin Adalet Bakanlığı kadrosundan Sağlık Bakanlığı  kadrosuna talepleri doğrultusunda geçebileceklerdir. Ceza evlerindeki sağlık hizmetleri ise  kurumun kadrolu tabibi bulunmadığı takdirde buradaki sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı  tarafından verilmektedir. Ceza evlerinde ihtiyaç duyulan sağlık hizmetinin verilmesi kurumun  talebi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının görüşü üzerine İl Sağlık Müdürlüklerince ilgili  protokol kapsamında ihtiyaç duyulan sağlık ve yardımcı sağlık personelinin ek ödeme  alabileceği azami süre ile sınırlı olmak kaydı ile Valilik tarafından geçici olarak bu kurumlara  sağlık personeli görevlendirilir. Bu protokolün yürürlük tarihi itibari ile buralarda çalışan  hekimlerimizin bu mağduriyeti giderilmiştir.  SORU 4- Çocuk ve yaşlılann sağlığı ile acil hizmetler sistemi içerisinde her durumda  ücretsizliğin sağlanması konusunda ne tür çalışmalar yapmaktasınız? özelleştirmenin sının  nedir? Vatandaşa maliyeti ne olacaktır?  CEVAP 4- 65 yaşını doldurmuş, kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan,  sosyal güvenlik kurumlannın herhangi birisinden her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya  aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan,  mahkeme karanyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire  sahip bulunmayan vatandaşlarımıza ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin  Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri  çerçevesinde yeşil kart verilmesi için aranan şartlar açısından herhangi bir araştırma  yapılmaksızın yeşil kart verilmek suretiyle tedavi yardımı sağlanır.  5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 60 ıncı  maddesinin birinci fıkrası gereğince, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/ Sosyal Güvenlik  Merkezleri'nce sağlık aktivasyon işlemi yapıldığı takdirde herhangi bir sosyal güvencesi  olmayan 18 yaş altı çocuklar genel sağlık sigortası kapsamına alınmak suretiyle tedavi  yardımlanndan faydalandırılmaktadır.  Hükümetimiz döneminde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi değil, vatandaşlarımızın  özel sağlık kuruluşlarından da sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm  Programı ile sağlık hizmetleri sunumunda reform niteliğinde iyileştirmeler sağlanmış, kamu  sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileştirilmiştir.  Devlet hastanelerini kamu hastane birliklerine dönüştürmeyi, kamu hastane birlikleri  ile hakkaniyete, halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun kolay erişilebilir, verimli, kaliteli ve  etkin hastane hizmeti veren ülkemiz şartlarına uygun özerk kamu hastanelerini hedefliyoruz.  SORU 5- Sağlık. Ocakları içinde yer alıp gider adı altında yokla ek ödenek alan aile  hekimlerinin maaşlannm yüksekliği genel sağlık giderlerinin maliyetini ne kadar  artırmaktadır? Bu konuda bir düzenleme yapacak mısınız?  CEVAP 5- Aile Hekimliği uygulamasına geçilen illerde aile sağlığı merkezlerinin  kira, elektrik, su, telefon, internet, tıbbi sarf malzemeleri, temizlik, güvenlik vb. gibi personel  giderleri, binanın tamiratı, tadilatı, boya, badana gibi masrafları aile hekimleri tarafından  karşılanmakta olup aile hekimliği uygulamasına geçilmeyen illerde birinci basamak sağlık  hizmeti sunulan kurumlarla karşılaştınldığında; genel sağlık giderlerinin maliyeti  anmamaktadır.  SORU 6- Görev sürelerine göre görev yapan hekimlerin emekliye esas maaşlarının  kademeli alarak artırılması, liyakat ve eğitimlerinin karşılıklarını alabilecekleri ve  emekliliklerine yansıyacak bir düzenleme konusunda ne düşünüyorsunuz?  CEVAP 6- 5947 sayılı Üniversite Ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Ve  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık  Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek  Döner Sermaye Hakkında Kanun'un bazı hükümlerinde değişikliğe gidilerek ve birtakım  ilaveler eklenerek personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir  ayda yapılacak ek ödeme tutarlannda iyileştirmelere gidilmiştir.  - 6 5 4 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  , Söz konusu Yasa ile hekimlerin mali özlük haklarını daha iyi hale getirmek için  maaşlarına çalışmalarından bağımsız olarak sabit bir ek katkısı yapılarak bu ücret emekli  maaşlarına da yansıtılmıştır. Buna göre Bakanlığımızda çalışan hekimlere, döner sermaye ek  Ödemelerinin belirli bir kısmının performansa bağlı olmaksızın seyyanen ödenmesi  öngörülmektedir. Böylece hekimlere izinli ve raporlu olduğu günler de dâhil olmak üzere  belirli bir miktar döner sermayeden garanti para olarak ödenecektir. Bu suretle bir uzman  hekimin seyyanen elde ettiği aylık geliri -maaşı ve döner sermayeden aldığı ek ödemesi ile  birlikte- % 71, pratisyen hekiminki ise % 43 oranında artacaktır. Bu artışlar emekliliğe de  yansıtılacaktır. Bu şekilde bir uzman hekimin maaşı 3005 TL, pratisyen hekimin ise 2206 TL  olacaktır.  Yine döner sermayedense ödenen ek ödemenin emeklilik aylıklarına yansıtılması  sağlanmakta, 25 yıl çalışan bir uzman hekimin emekli maaşı 1.423 TL'den 2.594 TL'ye,  pratisyen hekiminki ise 1.423 TL'de 2.052 TL'ye yükseltilmektedir.  Göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim.  7- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur 'un, istihdamın teşvikiyle ilgili bir düzenleme kapsamında  çalıştırılanlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12734)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yer alan sorulan, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer DÎNÇER  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.  15 Mayıs 2008 yılında kabul edilen 5763 sayılı "Is Kanunu Ve Bazı Kanunlarda- şartıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki bir yıllık dönemde işyerine  ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave  olarak bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde işe alınan ve  fiilen çalıştırılanlar için; 506 sayılı Kanunun 72 nci ve 73 üncü maddelerinde  sayılan ve 78 inci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sının  üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin;  a) Birinci yıl için yüzde yüzü,  b) ikinci yıl için yüzde sekseni,  Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR  CHP Adana Milletvekili.  Değişiklik Yapılması" kanunun 20. geçici maddesi'ne göre "18 yaşından büyük ve 29  yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın 18  yaşından büyük kadınlardan; bu maddenin yürürlük ;tarihİndeh önceki altı  aylık dönemde prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında -olması  - 6 5 5 -
Sayfa 140 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  , Söz konusu Yasa ile hekimlerin mali özlük haklarını daha iyi hale getirmek için  maaşlarına çalışmalarından bağımsız olarak sabit bir ek katkısı yapılarak bu ücret emekli  maaşlarına da yansıtılmıştır. Buna göre Bakanlığımızda çalışan hekimlere, döner sermaye ek  Ödemelerinin belirli bir kısmının performansa bağlı olmaksızın seyyanen ödenmesi  öngörülmektedir. Böylece hekimlere izinli ve raporlu olduğu günler de dâhil olmak üzere  belirli bir miktar döner sermayeden garanti para olarak ödenecektir. Bu suretle bir uzman  hekimin seyyanen elde ettiği aylık geliri -maaşı ve döner sermayeden aldığı ek ödemesi ile  birlikte- % 71, pratisyen hekiminki ise % 43 oranında artacaktır. Bu artışlar emekliliğe de  yansıtılacaktır. Bu şekilde bir uzman hekimin maaşı 3005 TL, pratisyen hekimin ise 2206 TL  olacaktır.  Yine döner sermayedense ödenen ek ödemenin emeklilik aylıklarına yansıtılması  sağlanmakta, 25 yıl çalışan bir uzman hekimin emekli maaşı 1.423 TL'den 2.594 TL'ye,  pratisyen hekiminki ise 1.423 TL'de 2.052 TL'ye yükseltilmektedir.  Göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim.  7- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur 'un, istihdamın teşvikiyle ilgili bir düzenleme kapsamında  çalıştırılanlara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12734)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yer alan sorulan, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer DÎNÇER  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.  15 Mayıs 2008 yılında kabul edilen 5763 sayılı "Is Kanunu Ve Bazı Kanunlarda- şartıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki bir yıllık dönemde işyerine  ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave  olarak bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde işe alınan ve  fiilen çalıştırılanlar için; 506 sayılı Kanunun 72 nci ve 73 üncü maddelerinde  sayılan ve 78 inci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sının  üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin;  a) Birinci yıl için yüzde yüzü,  b) ikinci yıl için yüzde sekseni,  Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR  CHP Adana Milletvekili.  Değişiklik Yapılması" kanunun 20. geçici maddesi'ne göre "18 yaşından büyük ve 29  yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın 18  yaşından büyük kadınlardan; bu maddenin yürürlük ;tarihİndeh önceki altı  aylık dönemde prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında -olması  - 6 5 5 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  d) Dördüncü yıl için yüzde kırkı,  e) Beşinci yıl için yüzde yirmisi,  İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır".  28.2.2009'da Resmi Gazetede yayınlanan 5838 sayılı Kanun ile ise bu kanunun  geçerlik suresi 26 Mayıs 2010'a kadar uzatılmıştır. Bu çerçevede;  1. Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana kaç kadın bu  hükümlerden yararlanılarak istihdam edilmiştir?  2. Kanunun ilgili hükmü ile istihdam edilen kadınların sektörlere göre dağılımı nasıldır?  3. Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana kaç erkek bu  hükümlerden yararlanılarak istihdam edilmiştir?  4. Kanunun ilgili hükmü ile istihdam edilen erkeklerin sektörlere göre dağılımı nasıldır?  T.C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı  23 Mart 2010  Sayı: B.13.2.SGK.0.65.03.01/01-2-15 i\ ®Ç6 Çfl- Konu: Adana Milletvekili Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR'a ait  (7/12734) Esas No'lu Yazılı Som Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 01/03/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20283 sayılı yazımz.  Adana Milletvekili Sayın Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR'a ait 7/12734 Esas No'lu  yazılı soru önergesi, Bakanlığımız ilgili birimlerince incelenmiş olup konuya ilişkin cevabi bilgi  ve değerlendirmeler ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  EK: Ömer DİNÇERr  Yazı Bakan  - 6 5 6 - c) Üçüncü yıl için yüzde altmışı,
Sayfa 141 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  d) Dördüncü yıl için yüzde kırkı,  e) Beşinci yıl için yüzde yirmisi,  İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır".  28.2.2009'da Resmi Gazetede yayınlanan 5838 sayılı Kanun ile ise bu kanunun  geçerlik suresi 26 Mayıs 2010'a kadar uzatılmıştır. Bu çerçevede;  1. Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana kaç kadın bu  hükümlerden yararlanılarak istihdam edilmiştir?  2. Kanunun ilgili hükmü ile istihdam edilen kadınların sektörlere göre dağılımı nasıldır?  3. Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana kaç erkek bu  hükümlerden yararlanılarak istihdam edilmiştir?  4. Kanunun ilgili hükmü ile istihdam edilen erkeklerin sektörlere göre dağılımı nasıldır?  T.C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı  23 Mart 2010  Sayı: B.13.2.SGK.0.65.03.01/01-2-15 i\ ®Ç6 Çfl- Konu: Adana Milletvekili Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR'a ait  (7/12734) Esas No'lu Yazılı Som Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 01/03/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20283 sayılı yazımz.  Adana Milletvekili Sayın Prof. Dr. Nevin Gaye ERBATUR'a ait 7/12734 Esas No'lu  yazılı soru önergesi, Bakanlığımız ilgili birimlerince incelenmiş olup konuya ilişkin cevabi bilgi  ve değerlendirmeler ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  EK: Ömer DİNÇERr  Yazı Bakan  - 6 5 6 - c) Üçüncü yıl için yüzde altmışı,  TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  4447 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen sigorta primi teşvikinden  faydalanan işverenlerin, teşvik hükmünden faydalandığı erkek ve kadın sigortalı sayılan ile  sektörlere göre dağılımı aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.  2010 OCAK AYı ITIBARIYLE 4 4 4 7 SAYıLı KANUNUN GEÇICI 7 NCI MADDESI KAPSAMıNDAKI  SIGORTALıLARıN SEKTÖR VE CINSIYETLERINE GÖRE DAĞıLıMı  IŞ KOLU IKILI KOD CINSIYET  TOPLAM  SIGORTALı  SAYıSı ERKEK KADıN  TARıM VE HAYVANCıLıK 278 446 724  ORMANCıLıK VE TOMRUKÇULUK 4 20 24  BALıKÇıLıK 37 31 6 8  KÖMÜR MADENCILIĞI 154 3 157  KÖMÜRDEN GAYRı MADENLER 13 10 23  HAM PETROL VE TABI GAZ 11 8 19  TAŞ, KIL VE KUM OCAKLARı 4 0 10 5 0  DIĞER MADENLERIN ISTIHRACı 135 22 157  GıDA MADDELERI SANAYI 1.597 1.956 3 .553  IÇKI SANAYII 35 21 56  TUTUN SANAYII 12 1 13  DOKUMA SANAYII 2.480 1.716 4 .196  GIYIM VE HAZıR DOKUMA EŞYA SANAYII 2.094 4.591 6 .685  AĞAÇ VE MANTAR MAMULLERI 288 61 3 4 9  MOBILYA VE TESISAT IMALATı 806 209 1.015  KAĞıT VE KAĞıT EŞYA IMALATı 132 83 215  MATBAACıLıK VE NEŞRIYAT SANAYII 215 186 4 0 1  DERI VE DERIDEN EŞYA SANAYII 89 73 162  KAUÇUK SANAYII 470 29 4 9 9  ECZA VE KIMYEVI MADDE SANAYII 190 125 3 1 5  PETROL VE KÖMÜR MÜŞ. SANAYII 7 6 13  TAŞ, TOPRAK, KIL, KUM VS. IMALATı 354 121 475  METAL.MUTEA.ESAS ENDÜSTRISI 155 61 2 1 6  METALDEN EŞYA IMALATı (Makina Hariç) 1.155 284 1.439  MAKINA IMALATı VE TAMIRATı 729 243 972  ELEKTRIK MAKINA CIHAZ MALZEME IMALATı 555 296 851  MÜNAKALE CIHAZLARı 682 156 838  DIĞER MUHTELIF EŞYA IMALATı 1.246 600 1.846  INŞAAT 1.344 353 1.697  ELEKTRIK, HAVAGAZı VE BUHAR ıSıTıCıLAR 84 23 107  SU VE SıHHI TESISLER 18 33 51  TOPTAN VE PERAKENDE TICARET 6.445 7.206 13.651  BANKALAR VE MALı MÜESSESELER 207 320 527  SIGORTALAR 197 446 643  GAYRIMENKUL IŞLERI 55 104 159  NAKLIYAT 1.518 946 2 .464  ARDIYE VE ANTREPOLAR 122 59 181  MUHABERE HIZMETLERI 62 95 157  DEVLET HIZMETLERI 1.335 339 1.674  AMME HIZMETLERI 1.222 4 .253 5 .475  HUKUK, TICARET VE TEKNIK HIZMETLER 2.269 4.113 6.382  EĞLENCE HIZMETLERI 209 258 4 6 7  ŞAHSı HIZMETLER 2.464 2.915 5 3 7 9  GENEL TOPLAM 31.514 32.831 6 4 3 4 5  - 6 5 7 - ÂDÂNA MİLLETVEKİLİ SAYIN PROF. DR. NEVİN GAYE ERBATUR'A AİT  7/12734 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP
Sayfa 142 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  4447 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen sigorta primi teşvikinden  faydalanan işverenlerin, teşvik hükmünden faydalandığı erkek ve kadın sigortalı sayılan ile  sektörlere göre dağılımı aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.  2010 OCAK AYı ITIBARIYLE 4 4 4 7 SAYıLı KANUNUN GEÇICI 7 NCI MADDESI KAPSAMıNDAKI  SIGORTALıLARıN SEKTÖR VE CINSIYETLERINE GÖRE DAĞıLıMı  IŞ KOLU IKILI KOD CINSIYET  TOPLAM  SIGORTALı  SAYıSı ERKEK KADıN  TARıM VE HAYVANCıLıK 278 446 724  ORMANCıLıK VE TOMRUKÇULUK 4 20 24  BALıKÇıLıK 37 31 6 8  KÖMÜR MADENCILIĞI 154 3 157  KÖMÜRDEN GAYRı MADENLER 13 10 23  HAM PETROL VE TABI GAZ 11 8 19  TAŞ, KIL VE KUM OCAKLARı 4 0 10 5 0  DIĞER MADENLERIN ISTIHRACı 135 22 157  GıDA MADDELERI SANAYI 1.597 1.956 3 .553  IÇKI SANAYII 35 21 56  TUTUN SANAYII 12 1 13  DOKUMA SANAYII 2.480 1.716 4 .196  GIYIM VE HAZıR DOKUMA EŞYA SANAYII 2.094 4.591 6 .685  AĞAÇ VE MANTAR MAMULLERI 288 61 3 4 9  MOBILYA VE TESISAT IMALATı 806 209 1.015  KAĞıT VE KAĞıT EŞYA IMALATı 132 83 215  MATBAACıLıK VE NEŞRIYAT SANAYII 215 186 4 0 1  DERI VE DERIDEN EŞYA SANAYII 89 73 162  KAUÇUK SANAYII 470 29 4 9 9  ECZA VE KIMYEVI MADDE SANAYII 190 125 3 1 5  PETROL VE KÖMÜR MÜŞ. SANAYII 7 6 13  TAŞ, TOPRAK, KIL, KUM VS. IMALATı 354 121 475  METAL.MUTEA.ESAS ENDÜSTRISI 155 61 2 1 6  METALDEN EŞYA IMALATı (Makina Hariç) 1.155 284 1.439  MAKINA IMALATı VE TAMIRATı 729 243 972  ELEKTRIK MAKINA CIHAZ MALZEME IMALATı 555 296 851  MÜNAKALE CIHAZLARı 682 156 838  DIĞER MUHTELIF EŞYA IMALATı 1.246 600 1.846  INŞAAT 1.344 353 1.697  ELEKTRIK, HAVAGAZı VE BUHAR ıSıTıCıLAR 84 23 107  SU VE SıHHI TESISLER 18 33 51  TOPTAN VE PERAKENDE TICARET 6.445 7.206 13.651  BANKALAR VE MALı MÜESSESELER 207 320 527  SIGORTALAR 197 446 643  GAYRIMENKUL IŞLERI 55 104 159  NAKLIYAT 1.518 946 2 .464  ARDIYE VE ANTREPOLAR 122 59 181  MUHABERE HIZMETLERI 62 95 157  DEVLET HIZMETLERI 1.335 339 1.674  AMME HIZMETLERI 1.222 4 .253 5 .475  HUKUK, TICARET VE TEKNIK HIZMETLER 2.269 4.113 6.382  EĞLENCE HIZMETLERI 209 258 4 6 7  ŞAHSı HIZMETLER 2.464 2.915 5 3 7 9  GENEL TOPLAM 31.514 32.831 6 4 3 4 5  - 6 5 7 - ÂDÂNA MİLLETVEKİLİ SAYIN PROF. DR. NEVİN GAYE ERBATUR'A AİT  7/12734 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  8.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, çalışma müşavirlikleri ve ataşeliklerindeki sözleşmeli  personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12735)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Bakanlığınıza bağlı Dış İlişkiler ve Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı  olarak yurt dışında faaliyet gösteren her bir Çalışma Müşavirliği ve Çalışma Ataşeliğinde,  30.08.2007 tarihinden başlamak üzere;  1- İstihdam edilmeye başlanan (istihdamı halen devam eden veya etmeyen)  "sözleşmeli personel" sayısı kaçtır?  2- Bu dönemde "sözleşmeli personel" olarak istihdam edilen personelin isimleri ve  eğitim durumları nedir ve hangi özellikleri nedeniyle, ne şekilde ve hangi yöntemle buralarda  istihdam edilmeye başlamışlardır?  3- Bu şekilde istihdam edilen sözleşmeli personele ne kadar aylık ödeme  yapılmaktadır?  4- Şu anda boş bulunan Çalışma ve Ataşe ve Müşavirliklerinin hangileridir ve bunlar  ne zamandan beri boş bulunmaktadır?  5- Dış İlişkiler ve Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğünde ve Bakanlığınızda  buralara atanabilme özelliğine sahip kaç uzman ve diğer personel bulunmaktadır?  - 6 5 8 -
Sayfa 143 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2 0 1 0  8.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, çalışma müşavirlikleri ve ataşeliklerindeki sözleşmeli  personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/12735)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Bakanlığınıza bağlı Dış İlişkiler ve Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı  olarak yurt dışında faaliyet gösteren her bir Çalışma Müşavirliği ve Çalışma Ataşeliğinde,  30.08.2007 tarihinden başlamak üzere;  1- İstihdam edilmeye başlanan (istihdamı halen devam eden veya etmeyen)  "sözleşmeli personel" sayısı kaçtır?  2- Bu dönemde "sözleşmeli personel" olarak istihdam edilen personelin isimleri ve  eğitim durumları nedir ve hangi özellikleri nedeniyle, ne şekilde ve hangi yöntemle buralarda  istihdam edilmeye başlamışlardır?  3- Bu şekilde istihdam edilen sözleşmeli personele ne kadar aylık ödeme  yapılmaktadır?  4- Şu anda boş bulunan Çalışma ve Ataşe ve Müşavirliklerinin hangileridir ve bunlar  ne zamandan beri boş bulunmaktadır?  5- Dış İlişkiler ve Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğünde ve Bakanlığınızda  buralara atanabilme özelliğine sahip kaç uzman ve diğer personel bulunmaktadır?  - 6 5 8 - TBMM B:77 24 . 3 . 2010  T.C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.13.SGB.0.13.00.00-610-^^T  Konu : Yazılı Soru önergesi (7/12735) 015174  2 3 Kari 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 01/03/2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20283 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR'a ait 7/12735 Esas No'lu yazılı soru önergesi  Bakanlığımızca incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  /  Ömer DINÇER  Bakan  EK: 1 yazı  - 6 5 9 -
Sayfa 144 -
TBMM B:77 24 . 3 . 2010  T.C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B.13.SGB.0.13.00.00-610-^^T  Konu : Yazılı Soru önergesi (7/12735) 015174  2 3 Kari 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 01/03/2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-20283 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Mehmet ŞANDIR'a ait 7/12735 Esas No'lu yazılı soru önergesi  Bakanlığımızca incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  /  Ömer DINÇER  Bakan  EK: 1 yazı  - 6 5 9 - TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  MERSÎN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR'IN 7/12735 ESAS NO'LU  YAZILI SORU ÖNERGESİNE ÎLlŞKlN CEVAP  30/08/2007 tarihinden bugüne kadar Bakanlığımız Yurtdışı Teşkilatında istihdam  edilmeye başlayan sözleşmeli personel sayısı 42 olup bunlardan 8'i istifa ve emekli olmaları  nedeniyle görevlerinden ayrılmışlardır.  Sözleşmeli Personel istihdamı "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına ilişkin Esaslar"  hakkındaki 06/06/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Karan çerçevesinde  belirtilen yöntemler dâhilinde gerçekleştirilmektedir.  Sözleşmeli personel olarak istihdam edilen personelin isimleri, eğitim ve yabancı dil  durumlannı gösterir liste ektedir. (EK-1)  Bakanlığımızda Çalışma Müşavirlik ve Ataşeliklerine atanabilme özelliğine sahip 42  uzman personel bulunmaktadır.  istihdam edilen sözleşmeli personellere ödenen aylık ücretler  N o Kime ö d e n e c e ğ i ödenecek Döviz Karşılığı Döv iz Ait Olduğu Gönderilecek  Tutar Cinsi A y Olkc  1 Aybek A T A Ş E V 1.080,00 700 U S D 2010 Mart Kazakistan  2 Osman K A Y A 4.661,00 2 .224 A V R Ò 2010 Mart Almanya  3 Sami TOKMAKÇI 1.974,00 942 A V R Ò 2010 Mart Libya  4 Ateş Tayfun ÖZGEN 5.567,00 3.886 IFR 2 0 1 0 Mart İsviçre  5 Kezban ÇİL 3.374,00 1.610 A V R Ò 2010 Mart Hollanda  6 Hasan KOCABIYIK 3.485,00 1.663 A V R Ò 2010 Mart Avusturya  7 Fatih ER 3.303,00 1.575 A V R Ò 2010 Mart Belçika  8 Abdurrahman ÇETİN 3.485,00 1.663 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Avusturya  9 Esra T A N O Ğ L U 3.303,00 1.576 A V R Ò 2010 Mart Belçika  10 Şükran D U Y M A Z 3.668,00 1.750 A V R Ò 2010 Mart Fransa  11 B.Şemsettin FAKIOĞLU 2.788,00 2 .030 A V . D O L 2010 Mart Avustralya  12 Mevlüt B U L U T 3.873,00 1.848 A V R Ò 2010 Mart Almanya  13 Alican KOÇ 3.127,00 1.329 IN.STR. 2010 Mart İngiltere  14 Mustafa A R S L A N 3.873,00 1.848 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Almanya  15 Orhan A C A K T A N 3.873,00 1.848 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Almanya  16 Faik TANRIKULU 3.710,00 1.770 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Almanya  Boş Bulunan Çalışma Müşavirlikleri ve Ataşeliklerimiz :  BİRİM ADI KADRO UNVANI HANGİ TARİHTEN İTİBAREN BOŞ  Berlin Çal.ve Sos.Güv.Müş. Ataşe 07/06/2005  Berlin Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 05/12/2005  Düsseldorf Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 16/07/2005  Frankfurt Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 20/03/2009  Hamburg Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 20/03/2009  Hannover Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 20/03/2009  Münih Çal.ve Sos.Güv.Atab Ataşe 20/03/2009  Viyana Çal.ve Sos.Güv.Müş. Müşavir 11/11/2005  Viyana Çal.ve Sos.Güv.Müş. Müşavir Yrd. 19/09/2007  Münster Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 24/09/2004  Karlsruhe Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 13/03/2009  - 6 6 0 -
Sayfa 145 -
TBMM B: 77 24 . 3 . 2010  MERSÎN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR'IN 7/12735 ESAS NO'LU  YAZILI SORU ÖNERGESİNE ÎLlŞKlN CEVAP  30/08/2007 tarihinden bugüne kadar Bakanlığımız Yurtdışı Teşkilatında istihdam  edilmeye başlayan sözleşmeli personel sayısı 42 olup bunlardan 8'i istifa ve emekli olmaları  nedeniyle görevlerinden ayrılmışlardır.  Sözleşmeli Personel istihdamı "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına ilişkin Esaslar"  hakkındaki 06/06/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Karan çerçevesinde  belirtilen yöntemler dâhilinde gerçekleştirilmektedir.  Sözleşmeli personel olarak istihdam edilen personelin isimleri, eğitim ve yabancı dil  durumlannı gösterir liste ektedir. (EK-1)  Bakanlığımızda Çalışma Müşavirlik ve Ataşeliklerine atanabilme özelliğine sahip 42  uzman personel bulunmaktadır.  istihdam edilen sözleşmeli personellere ödenen aylık ücretler  N o Kime ö d e n e c e ğ i ödenecek Döviz Karşılığı Döv iz Ait Olduğu Gönderilecek  Tutar Cinsi A y Olkc  1 Aybek A T A Ş E V 1.080,00 700 U S D 2010 Mart Kazakistan  2 Osman K A Y A 4.661,00 2 .224 A V R Ò 2010 Mart Almanya  3 Sami TOKMAKÇI 1.974,00 942 A V R Ò 2010 Mart Libya  4 Ateş Tayfun ÖZGEN 5.567,00 3.886 IFR 2 0 1 0 Mart İsviçre  5 Kezban ÇİL 3.374,00 1.610 A V R Ò 2010 Mart Hollanda  6 Hasan KOCABIYIK 3.485,00 1.663 A V R Ò 2010 Mart Avusturya  7 Fatih ER 3.303,00 1.575 A V R Ò 2010 Mart Belçika  8 Abdurrahman ÇETİN 3.485,00 1.663 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Avusturya  9 Esra T A N O Ğ L U 3.303,00 1.576 A V R Ò 2010 Mart Belçika  10 Şükran D U Y M A Z 3.668,00 1.750 A V R Ò 2010 Mart Fransa  11 B.Şemsettin FAKIOĞLU 2.788,00 2 .030 A V . D O L 2010 Mart Avustralya  12 Mevlüt B U L U T 3.873,00 1.848 A V R Ò 2010 Mart Almanya  13 Alican KOÇ 3.127,00 1.329 IN.STR. 2010 Mart İngiltere  14 Mustafa A R S L A N 3.873,00 1.848 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Almanya  15 Orhan A C A K T A N 3.873,00 1.848 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Almanya  16 Faik TANRIKULU 3.710,00 1.770 A V R Ò 2 0 1 0 Mart Almanya  Boş Bulunan Çalışma Müşavirlikleri ve Ataşeliklerimiz :  BİRİM ADI KADRO UNVANI HANGİ TARİHTEN İTİBAREN BOŞ  Berlin Çal.ve Sos.Güv.Müş. Ataşe 07/06/2005  Berlin Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 05/12/2005  Düsseldorf Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 16/07/2005  Frankfurt Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 20/03/2009  Hamburg Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 20/03/2009  Hannover Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 20/03/2009  Münih Çal.ve Sos.Güv.Atab Ataşe 20/03/2009  Viyana Çal.ve Sos.Güv.Müş. Müşavir 11/11/2005  Viyana Çal.ve Sos.Güv.Müş. Müşavir Yrd. 19/09/2007  Münster Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 24/09/2004  Karlsruhe Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 13/03/2009  - 6 6 0 - TBMM B:77 2 4 . 3 . 2010  Lahey Çal.ve sos.Güv.Muş. Müşavir 19/10/2009  Rotterdam Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 10/11/2009  Zürih Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 17/03/2009  Paris Çal.ve Sos.Güv.Muş. Ataşe 20/11/2009  Strazburg Çal.ve Sos.Guv.Ata. Ataşe 23/11/2009  Brüksel Çal.ve Sos.Güv.Muş. Ataşe 18/11/2009  Bregenz Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 13/06/2005  Salzburg Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 13/06/2005  Stokholm Çal.ve Sos.Güv.Muş. Müşavir 08/09/2007  Kopenhag Çal.ve Sos.Güv.Muş.. Müşavir 20/06/2005  Londra Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 19/10/2009  Melburn Çal.ve Sos.Güv.Ata. Ataşe 14/03/2009  Trablus Çal.ve Sos.Güv.Muş. Müşavir 27/03/2009  Kuveyt Çal.ve Sos.Güv.Muş. Müşavir 01/09/2007  Astana Çal.ve Sos.Güv.Muş. Müşavir 15/08/2008  Lefkoşa Çal.ve Sos.Güv.Muş. Müşavir 07/08/2007  - 6 6 1 -
Sayfa