(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 £İLLM YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  66'ncı Birleşim  25 Şubat 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R Savfa  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 155  II.- GELEN KÂĞITLAR 156  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 158  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 158:163  1.- Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı'nın, Hocalı katliamının 18'inci  yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 158:160  2.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Hocalı katliamının 18'inci yıl  dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 160:161  3.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, 21 Şubat Uluslararası Ana  Dil Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması 161:163  IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 164  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 164:171  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 22 milletvekilinin, GDO'lu ürün­ lerin sağlığa etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/591) 164:165
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 £İLLM YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  66'ncı Birleşim  25 Şubat 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R Savfa  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 155  II.- GELEN KÂĞITLAR 156  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 158  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 158:163  1.- Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı'nın, Hocalı katliamının 18'inci  yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 158:160  2.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Hocalı katliamının 18'inci yıl  dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 160:161  3.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, 21 Şubat Uluslararası Ana  Dil Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması 161:163  IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 164  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 164:171  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 22 milletvekilinin, GDO'lu ürün­ lerin sağlığa etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/591) 164:165  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  Savfa  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 19 milletvekilinin, kanuni ta­ kibe düşen krediler sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin be­ lirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/592) 165:167  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 21 milletvekilinin, Çağdaş  Sanatlar Müzesi ihtiyacının karşılanması için alınması gereken önlemle­ rin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/593) 167:169  4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 21 milletvekilinin, özel  çevre koruma bölgelerinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/594) 169:171  V.- GENSORU 171,207,219,277  A) ÖN GÖRÜŞMELER / 71:200,207:216,219:221,277:286  1.-Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri  Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu  ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, "Demokratik açılım" olarak adlan­ dırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir  Atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10) 171:200,207:216,219:221,277:286  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 200,216,238  1.- Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay'ın, Samsun Milletvekili Suat  Kılıç'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 200:201  2.- Muş Milletvekili Sim Sakık'ın, AK PARTİ, CHP ve MHP grupları  adına konuşan milletvekillerinin, partisine sataşması nedeniyle konuşması 201:203  3.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, Batman Milletvekili Bengi  Yıldız'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 203:204  4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, Muş Milletvekili Sırrı Sa­ kık'ın, CHP Grubu Başkanına sataşması nedeniyle konuşması 204:206  5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, İstanbul Milletvekili Mustafa  Özyürek'in, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 206  6.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, İçişleri Bakanı Beşir  Atalay'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 216:217  7.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, İstanbul Milletvekili Fatma  Nur Serter'in, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 217  8.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın, Gaziantep Milletvekili Akif  Ekici'nin, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 238:239  - 1 5 0 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  Savfa  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 19 milletvekilinin, kanuni ta­ kibe düşen krediler sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin be­ lirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/592) 165:167  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 21 milletvekilinin, Çağdaş  Sanatlar Müzesi ihtiyacının karşılanması için alınması gereken önlemle­ rin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/593) 167:169  4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 21 milletvekilinin, özel  çevre koruma bölgelerinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/594) 169:171  V.- GENSORU 171,207,219,277  A) ÖN GÖRÜŞMELER / 71:200,207:216,219:221,277:286  1.-Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri  Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu  ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, "Demokratik açılım" olarak adlan­ dırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir  Atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10) 171:200,207:216,219:221,277:286  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 200,216,238  1.- Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay'ın, Samsun Milletvekili Suat  Kılıç'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 200:201  2.- Muş Milletvekili Sim Sakık'ın, AK PARTİ, CHP ve MHP grupları  adına konuşan milletvekillerinin, partisine sataşması nedeniyle konuşması 201:203  3.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, Batman Milletvekili Bengi  Yıldız'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 203:204  4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, Muş Milletvekili Sırrı Sa­ kık'ın, CHP Grubu Başkanına sataşması nedeniyle konuşması 204:206  5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, İstanbul Milletvekili Mustafa  Özyürek'in, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 206  6.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, İçişleri Bakanı Beşir  Atalay'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 216:217  7.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, İstanbul Milletvekili Fatma  Nur Serter'in, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 217  8.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın, Gaziantep Milletvekili Akif  Ekici'nin, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 238:239  - 1 5 0 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  Sayfa  VII.- AÇIKLAMALAR 217  1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın,  "Böyle bir Meclis olur mu?" ifadelerinden dolayı Meclisten özür dilemesi ge­ rektiğine ilişkin açıklaması 217  2.- İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "Böyle bir Meclis olur mu?" ifade­ sini kullanmadığına ilişkin açıklaması 217:218  VIII .- KANUN TASARI VE T E K L İ F L E R İ İLE KOMİSYON­ LARDAN GELEN DİĞER İŞLER 221, 240,277  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 221:238,240:276,277:286  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 221  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 221  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Millet­ vekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu  ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Ba­ yındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komis­ yonu Raporları (1/762, 2/475) (S. Sayısı: 455) 221:238,240:264,277:286  4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili  Bekir Bozdağ'ın, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkın­ daki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) 264  5.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 264  6.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786) (S. Sayısı: 460) 264  7.- Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cum­ huriyeti, Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hak­ kında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/783) (S. Sayısı: 447) 265  8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ti­ caret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Ta­ sarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/755) (S. Sayısı: 426) 265:276  - 1 5 1 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  Sayfa  VII.- AÇIKLAMALAR 217  1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın,  "Böyle bir Meclis olur mu?" ifadelerinden dolayı Meclisten özür dilemesi ge­ rektiğine ilişkin açıklaması 217  2.- İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "Böyle bir Meclis olur mu?" ifade­ sini kullanmadığına ilişkin açıklaması 217:218  VIII .- KANUN TASARI VE T E K L İ F L E R İ İLE KOMİSYON­ LARDAN GELEN DİĞER İŞLER 221, 240,277  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 221:238,240:276,277:286  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 221  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 221  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Millet­ vekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu  ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Ba­ yındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komis­ yonu Raporları (1/762, 2/475) (S. Sayısı: 455) 221:238,240:264,277:286  4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili  Bekir Bozdağ'ın, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkın­ daki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) 264  5.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 264  6.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786) (S. Sayısı: 460) 264  7.- Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cum­ huriyeti, Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hak­ kında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/783) (S. Sayısı: 447) 265  8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ti­ caret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Ta­ sarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/755) (S. Sayısı: 426) 265:276  - 1 5 1 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  IX.- OYLAMALAR 277  1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri An­ kara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu  ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, "Demokratik açılım" olarak adlan­ dırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir  Atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi'nin oylaması 277:286  2.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Ka­ nunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili  Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin oylaması 277:286  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 287  1.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, yabancı bir ülkede domuz  gribi aşısı yaptırdığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı  Recep Akdağ'ın cevabı (7/11253) 287:288  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11313) 288:290  3.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kirlilikten etkilenen deniz  ürünlerinin insan sağlığına etkilerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11314) 291:293  4.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, bir açıklama­ sına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11315) 294:295  5.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, H İ N İ aşısı  uygulamasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11316) 296:297  6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, küçük eczanelerin kapanacağı  iddialarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11317) 298:299  7.- Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11418) 300:302  8.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, ilaçların raf ömrünün uza­ tılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11419) 303:304  9.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, bir sağlık ocağının per­ sonel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11421) 305:306  10.- Kırklareli Milletvekili Tansel Banş'ın, Şanlıurfa'da hastanede ve­ rilen kanla AİDS'e yakalanan bir çocuğun ve ailesinin durumuna ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11423) 307:308  11.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in, domuz gribi aşısına  ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11424) 309:310  12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kars'taki çocuk doktoru ih­ tiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11425) 311:312  - 1 5 2 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  IX.- OYLAMALAR 277  1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri An­ kara Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu  ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, "Demokratik açılım" olarak adlan­ dırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir  Atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi'nin oylaması 277:286  2.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Ka­ nunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili  Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin oylaması 277:286  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 287  1.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, yabancı bir ülkede domuz  gribi aşısı yaptırdığı iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı  Recep Akdağ'ın cevabı (7/11253) 287:288  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11313) 288:290  3.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kirlilikten etkilenen deniz  ürünlerinin insan sağlığına etkilerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11314) 291:293  4.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, bir açıklama­ sına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11315) 294:295  5.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, H İ N İ aşısı  uygulamasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11316) 296:297  6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, küçük eczanelerin kapanacağı  iddialarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11317) 298:299  7.- Aydın Milletvekili Fatih Atay'ın, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11418) 300:302  8.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, ilaçların raf ömrünün uza­ tılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11419) 303:304  9.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, bir sağlık ocağının per­ sonel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11421) 305:306  10.- Kırklareli Milletvekili Tansel Banş'ın, Şanlıurfa'da hastanede ve­ rilen kanla AİDS'e yakalanan bir çocuğun ve ailesinin durumuna ilişkin so­ rusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11423) 307:308  11.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in, domuz gribi aşısına  ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11424) 309:310  12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kars'taki çocuk doktoru ih­ tiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11425) 311:312  - 1 5 2 - TBMM B: 66  13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'daki diyabet uzmanı  ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11426)  14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat Devlet Hastanesinin göz  doktoru ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11527)  15.-Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli'de depreme  yönelik önlemlere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11528)  16.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars Devlet Hastanesinde  kanser hastalarına hizmet verilememesine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı  Recep Akdağ'ın cevabı (7/11529)  17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye'de kamu hastane­ lerinde hizmet satın alma yoluyla istihdam edilen personele,  Adana'da kamu hastanelerinde hizmet satın alma yoluyla istihdam  edilen personele,  Kamu hastanelerinde hizmet satın alma yoluyla istihdam edilen personele,  İlişkin soruları ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11531),  (7/11532), (7/11533)  18.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış'ın, bir ilacın raf ömrünün iki  yıl uzatıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın  cevabı (7/11848)  19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, şampiyonaların illere yayıl­ masına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın cevabı  (7/11895)  20.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Erzurum Oltu Kapalı Spor  Salonunun bakım ve onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz  Özak'ın cevabı (7/11896)  21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Erzurum'un Narman ve Oltu  ilçelerindeki yurt ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz  Özak'ın cevabı (7/11897)  22.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, görevine son verilen mü­ fettişlere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11935)  23.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, futbol maçları yayın  ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın  cevabı(7/11976)  24.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, Kayseri Spor  Kulübündeki bazı olaylara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz  Özak'ın cevabı (7/11987)  25.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Adıyaman'daki 100. Yıl  Havuzunun durumuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın  cevabı(7/11988)  2 5 . 2 . 2 0 1 0  Savfa  313:314  315:316  317:319  320:321  322:331  332:334  335:336  337:338  339:341  342:343  344:346  347:349  350:352  - 1 5 3 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 66  13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'daki diyabet uzmanı  ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11426)  14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat Devlet Hastanesinin göz  doktoru ihtiyacına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11527)  15.-Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli'de depreme  yönelik önlemlere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/11528)  16.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars Devlet Hastanesinde  kanser hastalarına hizmet verilememesine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı  Recep Akdağ'ın cevabı (7/11529)  17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye'de kamu hastane­ lerinde hizmet satın alma yoluyla istihdam edilen personele,  Adana'da kamu hastanelerinde hizmet satın alma yoluyla istihdam  edilen personele,  Kamu hastanelerinde hizmet satın alma yoluyla istihdam edilen personele,  İlişkin soruları ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11531),  (7/11532), (7/11533)  18.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış'ın, bir ilacın raf ömrünün iki  yıl uzatıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın  cevabı (7/11848)  19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, şampiyonaların illere yayıl­ masına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın cevabı  (7/11895)  20.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Erzurum Oltu Kapalı Spor  Salonunun bakım ve onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz  Özak'ın cevabı (7/11896)  21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Erzurum'un Narman ve Oltu  ilçelerindeki yurt ihtiyacına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz  Özak'ın cevabı (7/11897)  22.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, görevine son verilen mü­ fettişlere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11935)  23.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, futbol maçları yayın  ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın  cevabı(7/11976)  24.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, Kayseri Spor  Kulübündeki bazı olaylara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz  Özak'ın cevabı (7/11987)  25.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Adıyaman'daki 100. Yıl  Havuzunun durumuna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın  cevabı(7/11988)  2 5 . 2 . 2 0 1 0  Savfa  313:314  315:316  317:319  320:321  322:331  332:334  335:336  337:338  339:341  342:343  344:346  347:349  350:352  - 1 5 3 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, uzay çalışmalarına ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/12042) 353:360  27.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, çocukların ve gençlerin  spor aktivitelerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın  cevabı(7/12126) 361:363  28.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, yabancılara taşınmaz mülk  satışına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in  cevabı(7/12127) 364:365  29.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, açılacak TİKA temsilcilikle­ rine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı  (7/12250) 366:367  30.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, Altınova sahilindeki  erozyon sorununa ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa  Demir'in cevabı (7/12256) 368:370  31.-Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu'nun, kadastro  sonucu kullandıkları arazi elinden çıkan köylülere ilişkin sorusu ve Bayın­ dırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in cevabı (7/12257) 371:372  32.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, bir caminin  yıktırılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı  (7/12335) 373:375  33.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, camilere kurulan baz istas­ yonlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı (7/12479) 376:379  34.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Genel Kurul Salonunda kul­ lanılan GSM sinyal kesici cihaza ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil'in cevabı (7/12694) 380:381  35.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, TBMM'nin kuruluş yıldö­ nümü etkinliklerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan  Vekili Nevzat Pakdil'in cevabı (7/12695) 382  - 1 5 4 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, uzay çalışmalarına ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/12042) 353:360  27.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, çocukların ve gençlerin  spor aktivitelerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın  cevabı(7/12126) 361:363  28.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, yabancılara taşınmaz mülk  satışına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in  cevabı(7/12127) 364:365  29.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, açılacak TİKA temsilcilikle­ rine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı  (7/12250) 366:367  30.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, Altınova sahilindeki  erozyon sorununa ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa  Demir'in cevabı (7/12256) 368:370  31.-Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu'nun, kadastro  sonucu kullandıkları arazi elinden çıkan köylülere ilişkin sorusu ve Bayın­ dırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in cevabı (7/12257) 371:372  32.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, bir caminin  yıktırılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı  (7/12335) 373:375  33.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, camilere kurulan baz istas­ yonlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik'in cevabı (7/12479) 376:379  34.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Genel Kurul Salonunda kul­ lanılan GSM sinyal kesici cihaza ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil'in cevabı (7/12694) 380:381  35.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, TBMM'nin kuruluş yıldö­ nümü etkinliklerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan  Vekili Nevzat Pakdil'in cevabı (7/12695) 382  - 1 5 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.03'te açılarak üç oturum yaptı.  Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut, Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı  Odaköy'deki bir kömür ocağında 23 Şubatta meydana gelen grizu patlaması sonucunda göçük altında  kalarak hayatını kaybeden 13 işçiye Allah'tan rahmet, kederli ailelerine metanet, yaralılara acil şifa,  Türk milletine başsağlığı dileyen bir konuşma yaptı.  Trabzon Milletvekili Safiye Seymenoğlu, Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci  yıl dönümüne,  Muğla Milletvekili Gürol Ergin, hayvancılıkta yaşanan sorunlara,  Niğde Milletvekili Mümin İnan, emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi için intibak  yasasının çıkarılmasıyla ilgili yapılan çalışmalara,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol,  Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ,  İzmir Milletvekili Oktay Vural,  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras,  Tunceli Milletvekili Kamer Genç,  Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı,  Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki bir kömür ocağında 23 Şubatta meydana  gelen grizu patlamasına ilişkin birer açıklamada bulundular.  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 23 milletvekilinin, Havran ilçesinde yapılan barajın  yarasalar ve zeytincilik üzerindeki etkilerinin (10/587),  İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 19 milletvekilinin, üniversite öğrencilerinin sorunlarının  (10/588),  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da  "Hançer Timi" adlı grupların var olduğu iddialarının (10/589),  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 21 milletvekilinin, sulama birliklerinin sorunlarının (10/590),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan, Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5  Milletvekilinin, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  - 1 5 5 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.03'te açılarak üç oturum yaptı.  Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut, Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı  Odaköy'deki bir kömür ocağında 23 Şubatta meydana gelen grizu patlaması sonucunda göçük altında  kalarak hayatını kaybeden 13 işçiye Allah'tan rahmet, kederli ailelerine metanet, yaralılara acil şifa,  Türk milletine başsağlığı dileyen bir konuşma yaptı.  Trabzon Milletvekili Safiye Seymenoğlu, Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci  yıl dönümüne,  Muğla Milletvekili Gürol Ergin, hayvancılıkta yaşanan sorunlara,  Niğde Milletvekili Mümin İnan, emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi için intibak  yasasının çıkarılmasıyla ilgili yapılan çalışmalara,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol,  Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ,  İzmir Milletvekili Oktay Vural,  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras,  Tunceli Milletvekili Kamer Genç,  Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı,  Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki bir kömür ocağında 23 Şubatta meydana  gelen grizu patlamasına ilişkin birer açıklamada bulundular.  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 23 milletvekilinin, Havran ilçesinde yapılan barajın  yarasalar ve zeytincilik üzerindeki etkilerinin (10/587),  İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 19 milletvekilinin, üniversite öğrencilerinin sorunlarının  (10/588),  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da  "Hançer Timi" adlı grupların var olduğu iddialarının (10/589),  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 21 milletvekilinin, sulama birliklerinin sorunlarının (10/590),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan, Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5  Milletvekilinin, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  - 1 5 5 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu  Raporlarının (1/762, 2/475) (S. Sayısı: 455) görüşmelerine devam olunarak 7'nci maddesine kadar  kabul edildi.  İç Tüzük'ün 87'nci maddesinde belirtilen sayıdakinden daha az önergeyi işleme alması nedeniyle  Oturum Başkanının tutumu hakkında açılan usul tartışması sonucunda, Oturum Başkanı, tutumunda  bir değişiklik olmadığını açıkladı.  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş'ın, şahsına sataşması  nedeniyle bir konuşma yaptı.  25 Şubat 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.00'de son verildi.  Sadık YAKUT  Başkan Vekili  Bayram ÖZÇELİK Murat ÖZKAN  Burdur Giresun  Kâtip Üye Kâtip Üye  1  No.: 88  II. - GELEN KÂĞITLAR  25 Şubat 2010 Perşembe  Tasarı  1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Finlandiya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergi­ lerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulun­ duğuna Dair Kanun Tasarısı (1/812) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 18.2.2010)  Teklifler  1.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nm; Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi (2/614) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.2.2010)  2.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; İş Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Teklifi (2/615) (Adalet ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 19.2.2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Genel Kurul Salonunda kullanılan GSM sinyal kesici  cihaza ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12694) (Başkanlığa  geliş tarihi: 02/02/2010)  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, TBMM'nin kuruluş yıldönümü etkinliklerine ilişkin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12695) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/02/2010)  - 1 5 6 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu  Raporlarının (1/762, 2/475) (S. Sayısı: 455) görüşmelerine devam olunarak 7'nci maddesine kadar  kabul edildi.  İç Tüzük'ün 87'nci maddesinde belirtilen sayıdakinden daha az önergeyi işleme alması nedeniyle  Oturum Başkanının tutumu hakkında açılan usul tartışması sonucunda, Oturum Başkanı, tutumunda  bir değişiklik olmadığını açıkladı.  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş'ın, şahsına sataşması  nedeniyle bir konuşma yaptı.  25 Şubat 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.00'de son verildi.  Sadık YAKUT  Başkan Vekili  Bayram ÖZÇELİK Murat ÖZKAN  Burdur Giresun  Kâtip Üye Kâtip Üye  1  No.: 88  II. - GELEN KÂĞITLAR  25 Şubat 2010 Perşembe  Tasarı  1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Finlandiya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergi­ lerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulun­ duğuna Dair Kanun Tasarısı (1/812) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 18.2.2010)  Teklifler  1.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nm; Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi (2/614) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 18.2.2010)  2.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın; İş Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Teklifi (2/615) (Adalet ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 19.2.2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Genel Kurul Salonunda kullanılan GSM sinyal kesici  cihaza ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12694) (Başkanlığa  geliş tarihi: 02/02/2010)  2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, TBMM'nin kuruluş yıldönümü etkinliklerine ilişkin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12695) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/02/2010)  - 1 5 6 - TBMM B: 66 2 5 . 2 .2010  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 22 Milletvekilinin, GDO'lu ürünlerin sağlığa etkilerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/591) (Başkan­ lığa geliş tarihi: 28.1.2010)  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 19 Milletvekilinin, kanuni takibe düşen krediler soru­ nunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzü­ ğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/592)  (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 21 Milletvekilinin, Çağdaş Sanatlar Müzesi ihtiyacının  araştırılarak karşılanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98  inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/593) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2010)  4.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur ve 21 Milletvekilinin, özel çevre koruma bölgele­ rinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın  98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/594) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2010)  •  - 1 5 7 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 .2010  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 22 Milletvekilinin, GDO'lu ürünlerin sağlığa etkilerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/591) (Başkan­ lığa geliş tarihi: 28.1.2010)  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 19 Milletvekilinin, kanuni takibe düşen krediler soru­ nunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzü­ ğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/592)  (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 21 Milletvekilinin, Çağdaş Sanatlar Müzesi ihtiyacının  araştırılarak karşılanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98  inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/593) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2010)  4.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur ve 21 Milletvekilinin, özel çevre koruma bölgele­ rinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın  98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/594) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2010)  •  - 1 5 7 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz Hocalı katliamı hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Mustafa  Kabakçı'ya aittir.  Buyurun Sayın Kabakçı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  /.- Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı'nın, Hocalı katliamının 18'inciyıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşması  MUSTAFA KABAKÇI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26 Şubat 1992'de  Ermenilerin Azerbaycan Hocalı'da yaptıkları ve tarihe Hocalı katliamı olarak geçen olayların 18'irıci  yıl dönümünde yapılan zulümle ilgili tarihe not düşmek üzere söz almış bulunmaktayım. Genel  Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki maden ocağında  meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, geride kalan  kederli ailelerine sabırlar, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Böyle faciaların son bulması  da tek dileğimiz.  Ayrıca, 13 Şubat 2009 tarihinde vefat eden ve geçtiğimiz günlerde ölüm yıl dönümünü  kutladığımız Türk dünyasının çağdaş Mehmet Âkif i Bahtiyar Vahapzade'ye de Allah'tan rahmet  diliyorum.  Zulüm, hangi çağda ve hangi coğrafyada, kimden ve ne şekilde olursa olsun zulümdür. Her yerde  ve her çağda çirkindir. Ardında bıraktığı manzara savunmasız insanların mazlum bedenleridir. Şimdi,  öyle Birinci Cihan Harbi zamanı değil, çok yakın bir tarihte, bundan on sekiz yıl önce, 26 Şubat  1992'de Hocalı'da yaşanan vahşeti ve katliamı tekrar hatırlatalım. Ermenilerin toprak genişletmek  arzusuna, tarihten gelen Türk düşmanlığı ve nefretini de ekleyerek yapmış oldukları bu mezalimle  Hocalı'da büyük bir katliam ve bir vahşet yaşanmıştır. Olayı gören ve anlatan Ermeni gazetecilerden  olanlar vardır ve bunlar yaralı olan çocukların nasıl yakıldığını, annelerin karınlarının nasıl  deşildiğini, ölen insanlara eziyet olsun diye beyinlerinin nasıl çıkarıldığını kendi hatıralarında da  anlatmaktadırlar.  - 1 5 8 - 25 Şubat 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 11 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz Hocalı katliamı hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Mustafa  Kabakçı'ya aittir.  Buyurun Sayın Kabakçı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  /.- Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı'nın, Hocalı katliamının 18'inciyıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşması  MUSTAFA KABAKÇI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26 Şubat 1992'de  Ermenilerin Azerbaycan Hocalı'da yaptıkları ve tarihe Hocalı katliamı olarak geçen olayların 18'irıci  yıl dönümünde yapılan zulümle ilgili tarihe not düşmek üzere söz almış bulunmaktayım. Genel  Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki maden ocağında  meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, geride kalan  kederli ailelerine sabırlar, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Böyle faciaların son bulması  da tek dileğimiz.  Ayrıca, 13 Şubat 2009 tarihinde vefat eden ve geçtiğimiz günlerde ölüm yıl dönümünü  kutladığımız Türk dünyasının çağdaş Mehmet Âkif i Bahtiyar Vahapzade'ye de Allah'tan rahmet  diliyorum.  Zulüm, hangi çağda ve hangi coğrafyada, kimden ve ne şekilde olursa olsun zulümdür. Her yerde  ve her çağda çirkindir. Ardında bıraktığı manzara savunmasız insanların mazlum bedenleridir. Şimdi,  öyle Birinci Cihan Harbi zamanı değil, çok yakın bir tarihte, bundan on sekiz yıl önce, 26 Şubat  1992'de Hocalı'da yaşanan vahşeti ve katliamı tekrar hatırlatalım. Ermenilerin toprak genişletmek  arzusuna, tarihten gelen Türk düşmanlığı ve nefretini de ekleyerek yapmış oldukları bu mezalimle  Hocalı'da büyük bir katliam ve bir vahşet yaşanmıştır. Olayı gören ve anlatan Ermeni gazetecilerden  olanlar vardır ve bunlar yaralı olan çocukların nasıl yakıldığını, annelerin karınlarının nasıl  deşildiğini, ölen insanlara eziyet olsun diye beyinlerinin nasıl çıkarıldığını kendi hatıralarında da  anlatmaktadırlar.  - 1 5 8 - 25 Şubat 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  Bunlardan bir tanesi, Davud Kehriyan diye bir gazeteci diyor ki: "Bazen ölü vücutlarının  üstünden yürümemiz gerekti. Hatta Daşbulak denilen bölgenin yakınlarındaki bir bataklığı geçmek  için ölü bedenlerden kendimize yol yaptık. Ben ölü vücutların üstünden yürümeyi reddettim.  Ardından Albay Oganyan bana korkmamamı emretti, 'Askeri yasalardan biridir bu.' dedi. Hâlbuki  bu bir vahşetti. Daha sonra, yaralı dokuz on yaşlarında bir kızın göğsüne tek ayağım ile basarak  geçmek zorunda kaldım, makinem ve üstüm kan içinde kaldı." diyor ve bunu yıllarca unutmadığını  anlatıyor. I  Saygıdeğer milletvekilleri, aslında köklü ve büyük milletler geçmişe dönerek eski sayfalan tekrar  karıştırarak ağlayıp sızlamayı pek beceremezler, kendilerine acıma ve acındırmayı zillet sayarlar. Bu  sebepten dolayı bizim kültürümüzde yaşadığımız başka felaketler için de matem edebiyatı çok  gelişmemiştir. Ancak tarih denen o büyük kitabın içindeki yaşananları unutmamak başkadır. Onları  gündelik yaşantıdan siyasete, kültürden sanata kadar hayatın bütün sahalarına total bir ideoloji olarak  getirmek başka bir şey, unutmamak ayrı bir şeydir. Ermenilerin her yıl 24 Nisan yaklaştığında  dünyanın dört bir yanında başlattıkları uydurma soykırım kampanyalarını maalesef ibretle görüyoruz.  Bugün sözde soykırım iddialarıyla Türkiye'yi suçlayan Ermenistan, 1992 yılının 25 Şubatını 26  Şubata bağlayan gece, eski Sovyetler'in Yukarı Karabağ'da konuştuğu 366'ncı birliğinin de  desteğiyle girişini ve çıkışını kapattığı Hocalı kasabasına saldırmış ve oradaki kardeşlerimizden 613  tane çocuk ve kadından oluşan kardeşimizi hunharca katletmiş ve 1.275 kişiyi de alıp götürmüştü. 150  kişinin akıbeti bugün bile belli değildir. &  Biz bugün, hâlâ Ermenistan'ın işgal altında tuttuğu Karabağ'ın, jeopolitik ve jeostratejik açıdan  son derece önemli bir konumdaki Karabağ'ın işgalden kurtulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi  olarak tavrımızı sürdürüyoruz ve tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de aynen bu kanaatimiz  devam ediyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kabakçı, lütfen tamamlayınız.  MUSTAFA KABAKÇI (Devamla) - Tamamlıyorum.  Azerbaycanlı kardeşlerimizin 1915'te olduğu gibi yanında olduk, bugün de yanında olmaya  devam ediyoruz. Hocalı katliamını yapanlar bugün sağdırlar. Dünya yapılan bu katliamı unutmamalı  ve herkes adalette bunun hesabını vermelidir.  Bu konuşmalarda, yaptığımız törenlerde işimiz kin ve nefreti geliştirmek değil ama yapılmış bir  haksızlığı da unutmamaktır ve bunun hesabının sorulmasını istemektir.  Sözlerimi tamamlarken rahmetli Bahtiyar Vahapzade'nin iki kıtasıyla sözlerime son vermek  istiyorum. Rahmetli Bahtiyar Vahapzade diyor ki:  "Biz baştan ayağa rahmiz, şefkatiz,  O kindar, garazkâr, o goreşendir.  Biz evvel insanız, sonra milletiz,  O, insan olmadan milletleşendir.  Ben öz komşuma da gerçek olanı  Anlatamıyorum, hakkım kesilmiş.  O ise yalanla bütün dünyayı  Bizim üstümüze kaldırabilmiş."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 1 5 9 -
Sayfa 12 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  Bunlardan bir tanesi, Davud Kehriyan diye bir gazeteci diyor ki: "Bazen ölü vücutlarının  üstünden yürümemiz gerekti. Hatta Daşbulak denilen bölgenin yakınlarındaki bir bataklığı geçmek  için ölü bedenlerden kendimize yol yaptık. Ben ölü vücutların üstünden yürümeyi reddettim.  Ardından Albay Oganyan bana korkmamamı emretti, 'Askeri yasalardan biridir bu.' dedi. Hâlbuki  bu bir vahşetti. Daha sonra, yaralı dokuz on yaşlarında bir kızın göğsüne tek ayağım ile basarak  geçmek zorunda kaldım, makinem ve üstüm kan içinde kaldı." diyor ve bunu yıllarca unutmadığını  anlatıyor. I  Saygıdeğer milletvekilleri, aslında köklü ve büyük milletler geçmişe dönerek eski sayfalan tekrar  karıştırarak ağlayıp sızlamayı pek beceremezler, kendilerine acıma ve acındırmayı zillet sayarlar. Bu  sebepten dolayı bizim kültürümüzde yaşadığımız başka felaketler için de matem edebiyatı çok  gelişmemiştir. Ancak tarih denen o büyük kitabın içindeki yaşananları unutmamak başkadır. Onları  gündelik yaşantıdan siyasete, kültürden sanata kadar hayatın bütün sahalarına total bir ideoloji olarak  getirmek başka bir şey, unutmamak ayrı bir şeydir. Ermenilerin her yıl 24 Nisan yaklaştığında  dünyanın dört bir yanında başlattıkları uydurma soykırım kampanyalarını maalesef ibretle görüyoruz.  Bugün sözde soykırım iddialarıyla Türkiye'yi suçlayan Ermenistan, 1992 yılının 25 Şubatını 26  Şubata bağlayan gece, eski Sovyetler'in Yukarı Karabağ'da konuştuğu 366'ncı birliğinin de  desteğiyle girişini ve çıkışını kapattığı Hocalı kasabasına saldırmış ve oradaki kardeşlerimizden 613  tane çocuk ve kadından oluşan kardeşimizi hunharca katletmiş ve 1.275 kişiyi de alıp götürmüştü. 150  kişinin akıbeti bugün bile belli değildir. &  Biz bugün, hâlâ Ermenistan'ın işgal altında tuttuğu Karabağ'ın, jeopolitik ve jeostratejik açıdan  son derece önemli bir konumdaki Karabağ'ın işgalden kurtulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi  olarak tavrımızı sürdürüyoruz ve tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de aynen bu kanaatimiz  devam ediyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kabakçı, lütfen tamamlayınız.  MUSTAFA KABAKÇI (Devamla) - Tamamlıyorum.  Azerbaycanlı kardeşlerimizin 1915'te olduğu gibi yanında olduk, bugün de yanında olmaya  devam ediyoruz. Hocalı katliamını yapanlar bugün sağdırlar. Dünya yapılan bu katliamı unutmamalı  ve herkes adalette bunun hesabını vermelidir.  Bu konuşmalarda, yaptığımız törenlerde işimiz kin ve nefreti geliştirmek değil ama yapılmış bir  haksızlığı da unutmamaktır ve bunun hesabının sorulmasını istemektir.  Sözlerimi tamamlarken rahmetli Bahtiyar Vahapzade'nin iki kıtasıyla sözlerime son vermek  istiyorum. Rahmetli Bahtiyar Vahapzade diyor ki:  "Biz baştan ayağa rahmiz, şefkatiz,  O kindar, garazkâr, o goreşendir.  Biz evvel insanız, sonra milletiz,  O, insan olmadan milletleşendir.  Ben öz komşuma da gerçek olanı  Anlatamıyorum, hakkım kesilmiş.  O ise yalanla bütün dünyayı  Bizim üstümüze kaldırabilmiş."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 1 5 9 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 0 - MUSTAFA KABAKÇI (Devamla) - Dünyanın üstümüze kalkması hiçbir gerçeği ortadan  kaldırmayacaktır. Hocalı katliamında şehit olan bütün kardeşlerimizi rahmetle anıyor, hepinizi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabakçı.  Gündem dışı ikinci söz yine aynı konuda söz isteyen İstanbul Milletvekili Atila Kaya'ya aittir.  Buyurun Sayın Kaya. (MHP sıralarından alkışlar)  2.-istanbul Milletvekili Atila Kaya 'nın, Hocalı katliamının 18 'inciyıl dönümüne ilişkin gündem  dışı konuşması  ATİLA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de bundan yaklaşık on  sekiz yıl önce Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki bir kasaba olan Hocalı'da Ermeni çeteleri  tarafından gerçekleştirilen ve 20'nci yüzyılın sonlarının en büyük katliamlarından biri olarak  nitelendirilebilecek Hocalı katliamını hatırlamak, hatırlatmak ve Hocalı katliamı mağdurlarını anmak  için söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında öncelikle bugün idrak edeceğimiz mübarek Mevlit  Kandili'ni tebrik ediyorum ve Türk-İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.  Yine, bundan iki gün önce Balıkesir'de, Dursunbey ilçemizde gerçekleşen, meydana gelen grizu  patlaması neticesinde hayatını kaybeden işçilere, emekçilere Cenabıallah'tan rahmet diliyorum,  yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.  Yine, bugün acı bir haber olarak aldığımız ve kendisi de bir Irak Türkmen'i olan, Irak  Türkmenlerine büyük emeği, hizmeti geçen, aynı zamanda Türk bilim hayatına önemli katkıları olan  değerli bilim insanı İhsan Doğramacı'yı kaybetmenin de derin üzüntüsü içerisindeyiz. Kendisine  rahmet, ailesine ve Irak Türkmenleri başta olmak üzere bütün milletimize başsağlığı dileklerimi  iletmek istiyorum.  Değerli milletvekilleri, Hocalı katliamı, biraz önce ifade ettiğim gibi, 20'nci yüzyılın sonunda,  çok geniş bir coğrafyaya dağılmış milletimizin Dağlık Karabağ bölgesinde yaşayan mensuplarına  karşı yöneltilmiş bir katliamdır. Bu katliam, bölgede bulunan Rus birliklerinin desteğiyle icra  edilmiştir ve Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü bu Hocalı katliamını şu şekilde tanımlamıştır:  "Hocalı katliamı, Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak  nitelendirilmiş ve tespit edilmiştir." Hocalı'da meydana gelen bu katliamda yaklaşık... Ki Hocalı 11  bin nüfuslu bir kasaba iken daha sonra saldırılar neticesinde orada yaşayan insanlar orayı terk etmek  mecburiyetinde kalmışlar, ancak terk edemeyenlere 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gece Rus  kuvvetlerinin de desteğiyle Ermeni çeteleri tarafından bir saldırı gerçekleştirilmiş ve bu saldırıda  83'ü çocuk 106'sı kadın, 70'i yaşlı olmak üzere toplam 613 kişi hayatını kaybetmiş, 1.200'e yakın  insan rehin alınmış ve 475 tane de ağır yaralı olmuştur.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, burada esas dikkatinizi çekmek istediğim husus şudur:  Hocalı'da bu katliam gerçekleştirilirken bu katliamı icra edenler, yönetenler o zaman Dağlık  Karabağ'daki Ermeni kuvvetlerine komuta edenler kimlerdir? Bunlardan birisi, şimdiki Ermenistan  Cumhurbaşkanından bir önceki Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, diğeri de yine o bölgede Ermeni  güçlerine komutanlık görevini yapan bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'dır.  Bakınız, bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı, bu Hocalı katliamıyla ilgili, bir İngiliz gazetecisine  vermiş olduğu bir demeçte neler söylüyor, diyor ki: "Hocalı'dan önce Azerbaycanlılar bizim şaka  yaptığımızı sanıyordu. Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu
Sayfa 13 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 0 - MUSTAFA KABAKÇI (Devamla) - Dünyanın üstümüze kalkması hiçbir gerçeği ortadan  kaldırmayacaktır. Hocalı katliamında şehit olan bütün kardeşlerimizi rahmetle anıyor, hepinizi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kabakçı.  Gündem dışı ikinci söz yine aynı konuda söz isteyen İstanbul Milletvekili Atila Kaya'ya aittir.  Buyurun Sayın Kaya. (MHP sıralarından alkışlar)  2.-istanbul Milletvekili Atila Kaya 'nın, Hocalı katliamının 18 'inciyıl dönümüne ilişkin gündem  dışı konuşması  ATİLA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de bundan yaklaşık on  sekiz yıl önce Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki bir kasaba olan Hocalı'da Ermeni çeteleri  tarafından gerçekleştirilen ve 20'nci yüzyılın sonlarının en büyük katliamlarından biri olarak  nitelendirilebilecek Hocalı katliamını hatırlamak, hatırlatmak ve Hocalı katliamı mağdurlarını anmak  için söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında öncelikle bugün idrak edeceğimiz mübarek Mevlit  Kandili'ni tebrik ediyorum ve Türk-İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.  Yine, bundan iki gün önce Balıkesir'de, Dursunbey ilçemizde gerçekleşen, meydana gelen grizu  patlaması neticesinde hayatını kaybeden işçilere, emekçilere Cenabıallah'tan rahmet diliyorum,  yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.  Yine, bugün acı bir haber olarak aldığımız ve kendisi de bir Irak Türkmen'i olan, Irak  Türkmenlerine büyük emeği, hizmeti geçen, aynı zamanda Türk bilim hayatına önemli katkıları olan  değerli bilim insanı İhsan Doğramacı'yı kaybetmenin de derin üzüntüsü içerisindeyiz. Kendisine  rahmet, ailesine ve Irak Türkmenleri başta olmak üzere bütün milletimize başsağlığı dileklerimi  iletmek istiyorum.  Değerli milletvekilleri, Hocalı katliamı, biraz önce ifade ettiğim gibi, 20'nci yüzyılın sonunda,  çok geniş bir coğrafyaya dağılmış milletimizin Dağlık Karabağ bölgesinde yaşayan mensuplarına  karşı yöneltilmiş bir katliamdır. Bu katliam, bölgede bulunan Rus birliklerinin desteğiyle icra  edilmiştir ve Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü bu Hocalı katliamını şu şekilde tanımlamıştır:  "Hocalı katliamı, Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak  nitelendirilmiş ve tespit edilmiştir." Hocalı'da meydana gelen bu katliamda yaklaşık... Ki Hocalı 11  bin nüfuslu bir kasaba iken daha sonra saldırılar neticesinde orada yaşayan insanlar orayı terk etmek  mecburiyetinde kalmışlar, ancak terk edemeyenlere 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gece Rus  kuvvetlerinin de desteğiyle Ermeni çeteleri tarafından bir saldırı gerçekleştirilmiş ve bu saldırıda  83'ü çocuk 106'sı kadın, 70'i yaşlı olmak üzere toplam 613 kişi hayatını kaybetmiş, 1.200'e yakın  insan rehin alınmış ve 475 tane de ağır yaralı olmuştur.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, burada esas dikkatinizi çekmek istediğim husus şudur:  Hocalı'da bu katliam gerçekleştirilirken bu katliamı icra edenler, yönetenler o zaman Dağlık  Karabağ'daki Ermeni kuvvetlerine komuta edenler kimlerdir? Bunlardan birisi, şimdiki Ermenistan  Cumhurbaşkanından bir önceki Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, diğeri de yine o bölgede Ermeni  güçlerine komutanlık görevini yapan bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'dır.  Bakınız, bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı, bu Hocalı katliamıyla ilgili, bir İngiliz gazetecisine  vermiş olduğu bir demeçte neler söylüyor, diyor ki: "Hocalı'dan önce Azerbaycanlılar bizim şaka  yaptığımızı sanıyordu. Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 6 1 - kırmayı başardık ve olay işte bu. Aynı zamanda o delikanlıların -yani katliamı gerçekleştirenleri  kastediyor- arasında Bakü'den ve Sumgait'ten kaçanların olmasını da anlamalıyız." Yani bu Hocalı  katliamının kendilerinin bilgisi dâhilinde, kendilerinin emir komutaları altında gerçekleştirildiğini  ve bu katliamın da aynı zamanda bir intikam amaçlı katliam olduğunu itiraf ediyor ve değerli  milletvekili arkadaşlarım, dikkatinizi çekmek istediğim husus şudur: Bu katliamı yaptığını, emir  verdiğini itiraf eden Ermenistan Cumhurbaşkanını bir maç diplomasisi vesilesiyle bizim  Cumhurbaşkanı ziyaret ediyor, daha sonra da aynı Cumhurbaşkanı Türkiye'de beş yıldızlı bir  ağırlamayla konuk ediliyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kaya, lütfen tamamlayınız.  ATÎLA KAYA (Devamla) - Dolayısıyla, bu hususa dikkatinizi çekmek istiyorum.  Bugün, sevindirici bir gelişme olarak Bosna'da Müslümanlara karşı soykırım gerçekleştirenler  uluslararası mahkemelerde bunun hesabını veriyorlar. Aynı şekilde, Azerbaycan'da, Dağlık  Karabağ'da, yalnız Hocalı'yla sınırlı kalmayarak Azerbaycan'ın ve Dağlık Karabağ'ın tamamını,  Azerbaycan'ın da topraklarının beşte 1 'ini işgal edenler, buralarda katliamları gerçekleştirenler de  bunun hesabını vermelidir.  Bu duygu ve düşünceler içerisinde, Hocah'da hayatını kaybedenleri tekrar rahmetle anıyor, bir  daha bu tür katliamlarla hiçbir kimsenin, milletimiz başta olmak üzere insanlığın hiçbir mensubunun  karşı karşıya gelmemesi dileğiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.  Gündem dışı üçüncü söz 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Günü münasebetiyle söz isteyen Hakkâri  Milletvekili Hamit Geylani'ye aittir.  Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)  3.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Gününe ilişkin  gündem dışı konuşması  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2000 yılında UNESCO  tarafından yürürlüğe konulan 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Günü nedeniyle söz aldım, Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum.  Konuşmama başlamadan önce, dün akşam yaşamını yitiren Hakkâri eski milletvekillerinden  merhum Ahmet Zeydan'a ve Balıkesir'de grizu patlamasında yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza  Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ayrıca, bu akşam idrak edeceğimiz kandilin de  ülkemize sağduyu ve barış getirmesini diliyorum.  Değerli arkadaşlar, ana dil, insanların doğuştan itibaren ve doğal olarak sahip oldukları, insana  kişilik kazandıran ilk olgudur. Bu olgu beşerî, felsefi, ilahî, meşru ve de hukukidir. Bilimselliği  düşünce dilini, dil de düşünceyi besler ve her birey ana dilinde daha güvenli ve daha üretkendir. Ana  dilleri yasaklamak bireylere verilebilecek en ağır cezadır.  Bakınız, daha dün, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göz muayenesi olmak  isteyen yaşlı bir Kürt kadının hiç Türkçe bilmediği için doktor tarafından muayenesi yapılmamış ve  Türkçe bilmediği için büyük ölçüde hakaretlere maruz kalmıştır. İzmir İnsan Haklan Demeği Şubesi,  cumhuriyet savcılığına ve Sağlık Bakanlığına gereken yasal işlemler için başvurmuştur. Değerli  arkadaşlar, biz de insanlık dışı bu anlayışı bu kürsüden kınıyoruz.
Sayfa 14 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 6 1 - kırmayı başardık ve olay işte bu. Aynı zamanda o delikanlıların -yani katliamı gerçekleştirenleri  kastediyor- arasında Bakü'den ve Sumgait'ten kaçanların olmasını da anlamalıyız." Yani bu Hocalı  katliamının kendilerinin bilgisi dâhilinde, kendilerinin emir komutaları altında gerçekleştirildiğini  ve bu katliamın da aynı zamanda bir intikam amaçlı katliam olduğunu itiraf ediyor ve değerli  milletvekili arkadaşlarım, dikkatinizi çekmek istediğim husus şudur: Bu katliamı yaptığını, emir  verdiğini itiraf eden Ermenistan Cumhurbaşkanını bir maç diplomasisi vesilesiyle bizim  Cumhurbaşkanı ziyaret ediyor, daha sonra da aynı Cumhurbaşkanı Türkiye'de beş yıldızlı bir  ağırlamayla konuk ediliyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kaya, lütfen tamamlayınız.  ATÎLA KAYA (Devamla) - Dolayısıyla, bu hususa dikkatinizi çekmek istiyorum.  Bugün, sevindirici bir gelişme olarak Bosna'da Müslümanlara karşı soykırım gerçekleştirenler  uluslararası mahkemelerde bunun hesabını veriyorlar. Aynı şekilde, Azerbaycan'da, Dağlık  Karabağ'da, yalnız Hocalı'yla sınırlı kalmayarak Azerbaycan'ın ve Dağlık Karabağ'ın tamamını,  Azerbaycan'ın da topraklarının beşte 1 'ini işgal edenler, buralarda katliamları gerçekleştirenler de  bunun hesabını vermelidir.  Bu duygu ve düşünceler içerisinde, Hocah'da hayatını kaybedenleri tekrar rahmetle anıyor, bir  daha bu tür katliamlarla hiçbir kimsenin, milletimiz başta olmak üzere insanlığın hiçbir mensubunun  karşı karşıya gelmemesi dileğiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.  Gündem dışı üçüncü söz 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Günü münasebetiyle söz isteyen Hakkâri  Milletvekili Hamit Geylani'ye aittir.  Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)  3.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin, 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Gününe ilişkin  gündem dışı konuşması  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2000 yılında UNESCO  tarafından yürürlüğe konulan 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Günü nedeniyle söz aldım, Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum.  Konuşmama başlamadan önce, dün akşam yaşamını yitiren Hakkâri eski milletvekillerinden  merhum Ahmet Zeydan'a ve Balıkesir'de grizu patlamasında yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza  Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ayrıca, bu akşam idrak edeceğimiz kandilin de  ülkemize sağduyu ve barış getirmesini diliyorum.  Değerli arkadaşlar, ana dil, insanların doğuştan itibaren ve doğal olarak sahip oldukları, insana  kişilik kazandıran ilk olgudur. Bu olgu beşerî, felsefi, ilahî, meşru ve de hukukidir. Bilimselliği  düşünce dilini, dil de düşünceyi besler ve her birey ana dilinde daha güvenli ve daha üretkendir. Ana  dilleri yasaklamak bireylere verilebilecek en ağır cezadır.  Bakınız, daha dün, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göz muayenesi olmak  isteyen yaşlı bir Kürt kadının hiç Türkçe bilmediği için doktor tarafından muayenesi yapılmamış ve  Türkçe bilmediği için büyük ölçüde hakaretlere maruz kalmıştır. İzmir İnsan Haklan Demeği Şubesi,  cumhuriyet savcılığına ve Sağlık Bakanlığına gereken yasal işlemler için başvurmuştur. Değerli  arkadaşlar, biz de insanlık dışı bu anlayışı bu kürsüden kınıyoruz.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  Değerli milletvekilleri, uluslaşmış hiçbir halk topluluğu homojen ve tek kültürlü değildir.  Demokrasiyi uygulayan ve demokrasiye geçiş iradesi gösteren ülkelerde, farklı kültürlere sahip  toplulukların dillerini özgürce kullanma, ana dilde eğitim ve kültürlerini geliştirme hakları  sağlanmıştır. Bu nedenle, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra batı demokrasilerinde  vazgeçilmeyen yöntem çok kültürlülüğün eşit haklar temelinde çözülmesidir.  Özet olarak dünya pratiğinden birkaç örnek verirsek, üniter devlet yapısı içinde dil ve kültür  özerkliğini uygulayan ülkeler Fransa, İtalya, Avusturya, Amerika ve Finlandiya'yla Yunanistan'dır.  Çok kültürlülük içinde toprağa bağlı ya da eyalet sistemi uygulayan ülkeler İspanya ve İngiltere'dir.  Çok kültürlülük içinde federasyon sistemi uygulayan ülkeler İsviçre, Kanada, İsrail ve Belçika'dır.  Birden fazla resmî dilli ülkeler Güney Afrika Cumhuriyeti, Çin, Hindistan, Belçika, Lüksemburg'un  da içinde bulunduğu otuzu aşkın ülke bulunmaktadır. Sorunu ulusal bağımsızlık yöntemiyle çözen  ülkeler ise Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Çeçenistan ve bağımsızlığını 2008'de ilan eden  Kosova'dır. Çok kültürlülüğü reddeden, ırkçılık ve asimilasyon uygulayan ülkeler Fas, Cezayir,  Tunus, Suriye ve ne yazık ki Türkiye'dir. Oysaki Türkiye'nin de imzalamış ve Anayasa'nın 90'ıncı  maddesi gereğince uygulamak zorunda olduğu çok kültürlülük ve ana dil konusunu çözüme  kavuşturan onlarca uluslararası temel belge vardır ve cumhuriyetin kuruluşunda da başta Kürtler  olmak üzere tüm kimlikler de ülkenin asli kurucu unsurları arasında yer almıştır. 1921 Anayasası'nın  özü ve Lozan Antlaşması'nın 39'uncu maddesi de bunun bir belirgin ispatıdır. Ne var ki cumhuriyetle  yaşıt bir süreçte Türkçenin dışındaki diller kanuni engellerle yasaklanmıştır.  Değerli arkadaşlar, bir dilin yasaklanması onun ölümüdür, Anderson'un da belirttiği gibi bir  dilin ölümü de insanlığın ölümüdür. Onun için, ana dil algısı tüm diller için aynı olmalı ve siyasetin  de dil konusunda demokratikleşmesi gerekiyor. Ne var ki Türkiye'nin siyasal ve yasal anlamda ana  dil algısı tekçi niteliktedir. Ulus inşası sürecinde Türkçenin dışındaki dillerin hiç var olmadığı ve  olamayacağı anlayışı hâkimdir. Uzun bir süre resmî ideolojinin Kürtçeye bakışı "var olmayan dil"...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Geylani, lütfen tamamlayınız.  HAMİT GEYLANİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, uzun bir süre Türkiye'de resmî dilin Kürtçe  diline bakışı "var olmayan dil", "bilinmeyen dil", "anlaşılmayan dil", daha sonra "Türkçenin bozuk  bir hâli", en sonunda da "Türkçe olmayan, Farsçanın bir şivesi" olarak gösterilmiştir ama gelinen  noktada tüm bu gülünç yakıştırmalar ve yaklaşımlar iddia sahiplerini de gülünç duruma düşürmüştür.  Bu ayıbın sonlandırılmasının tek yolu, ana dil özgürlüğünün tüm haklar temelinde kabulünü ve  gelişimini demokratik bir anayasal güvenceye kavuşturmak, demokratik bir zemine taşımakla  sonuçlanır. İşte, çeyrek asrın şiddet sarmalını da sonlandıracak projenin özü budur. Yirmi beş yıl  önce Kürt dili üzerinde bu yasaklar olmasaydı, dil özgürlüğü ve her yaşam alanındaki haklar tanınmış  olsaydı, yaşananlar yaşanmayacaktı.  Bu düşüncelerle, tüm halkların 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü'nü kutluyor, Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Geylani, teşekkür ediyorum.  Sayın Bal, Sayın Çelik ve Sayın Uras, söz istediniz, sisteme girdiniz.  Sayın Bal, ne için istiyorsunuz efendim?  ŞENOL BAL (İzmir) - Efendim, konuyla ilgili ve başsağlığıyla ilgili.
Sayfa 15 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  Değerli milletvekilleri, uluslaşmış hiçbir halk topluluğu homojen ve tek kültürlü değildir.  Demokrasiyi uygulayan ve demokrasiye geçiş iradesi gösteren ülkelerde, farklı kültürlere sahip  toplulukların dillerini özgürce kullanma, ana dilde eğitim ve kültürlerini geliştirme hakları  sağlanmıştır. Bu nedenle, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra batı demokrasilerinde  vazgeçilmeyen yöntem çok kültürlülüğün eşit haklar temelinde çözülmesidir.  Özet olarak dünya pratiğinden birkaç örnek verirsek, üniter devlet yapısı içinde dil ve kültür  özerkliğini uygulayan ülkeler Fransa, İtalya, Avusturya, Amerika ve Finlandiya'yla Yunanistan'dır.  Çok kültürlülük içinde toprağa bağlı ya da eyalet sistemi uygulayan ülkeler İspanya ve İngiltere'dir.  Çok kültürlülük içinde federasyon sistemi uygulayan ülkeler İsviçre, Kanada, İsrail ve Belçika'dır.  Birden fazla resmî dilli ülkeler Güney Afrika Cumhuriyeti, Çin, Hindistan, Belçika, Lüksemburg'un  da içinde bulunduğu otuzu aşkın ülke bulunmaktadır. Sorunu ulusal bağımsızlık yöntemiyle çözen  ülkeler ise Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Çeçenistan ve bağımsızlığını 2008'de ilan eden  Kosova'dır. Çok kültürlülüğü reddeden, ırkçılık ve asimilasyon uygulayan ülkeler Fas, Cezayir,  Tunus, Suriye ve ne yazık ki Türkiye'dir. Oysaki Türkiye'nin de imzalamış ve Anayasa'nın 90'ıncı  maddesi gereğince uygulamak zorunda olduğu çok kültürlülük ve ana dil konusunu çözüme  kavuşturan onlarca uluslararası temel belge vardır ve cumhuriyetin kuruluşunda da başta Kürtler  olmak üzere tüm kimlikler de ülkenin asli kurucu unsurları arasında yer almıştır. 1921 Anayasası'nın  özü ve Lozan Antlaşması'nın 39'uncu maddesi de bunun bir belirgin ispatıdır. Ne var ki cumhuriyetle  yaşıt bir süreçte Türkçenin dışındaki diller kanuni engellerle yasaklanmıştır.  Değerli arkadaşlar, bir dilin yasaklanması onun ölümüdür, Anderson'un da belirttiği gibi bir  dilin ölümü de insanlığın ölümüdür. Onun için, ana dil algısı tüm diller için aynı olmalı ve siyasetin  de dil konusunda demokratikleşmesi gerekiyor. Ne var ki Türkiye'nin siyasal ve yasal anlamda ana  dil algısı tekçi niteliktedir. Ulus inşası sürecinde Türkçenin dışındaki dillerin hiç var olmadığı ve  olamayacağı anlayışı hâkimdir. Uzun bir süre resmî ideolojinin Kürtçeye bakışı "var olmayan dil"...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Geylani, lütfen tamamlayınız.  HAMİT GEYLANİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, uzun bir süre Türkiye'de resmî dilin Kürtçe  diline bakışı "var olmayan dil", "bilinmeyen dil", "anlaşılmayan dil", daha sonra "Türkçenin bozuk  bir hâli", en sonunda da "Türkçe olmayan, Farsçanın bir şivesi" olarak gösterilmiştir ama gelinen  noktada tüm bu gülünç yakıştırmalar ve yaklaşımlar iddia sahiplerini de gülünç duruma düşürmüştür.  Bu ayıbın sonlandırılmasının tek yolu, ana dil özgürlüğünün tüm haklar temelinde kabulünü ve  gelişimini demokratik bir anayasal güvenceye kavuşturmak, demokratik bir zemine taşımakla  sonuçlanır. İşte, çeyrek asrın şiddet sarmalını da sonlandıracak projenin özü budur. Yirmi beş yıl  önce Kürt dili üzerinde bu yasaklar olmasaydı, dil özgürlüğü ve her yaşam alanındaki haklar tanınmış  olsaydı, yaşananlar yaşanmayacaktı.  Bu düşüncelerle, tüm halkların 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü'nü kutluyor, Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Geylani, teşekkür ediyorum.  Sayın Bal, Sayın Çelik ve Sayın Uras, söz istediniz, sisteme girdiniz.  Sayın Bal, ne için istiyorsunuz efendim?  ŞENOL BAL (İzmir) - Efendim, konuyla ilgili ve başsağlığıyla ilgili.  TBMM B: 66 25.2.2010 O: 1  - 1 6 3 - BAŞKAN - Anlaşılmadı Sayın Bal.  ŞENOL BAL (İzmir) - Hocalı konusunda katkı sağlamak, aynı zamanda bir başsağlığı dilemek  üzere.  BAŞKAN - Sayın Bal, zaten gündem dışı söz verildi, partinize ait bir sayın milletvekili de  gündem dışı konuştu.  ŞENOL BAL (İzmir) - Efendim, bir dakika lütfen, katkıda bulunmak üzere...  OKTAY VURAL (İzmir) - Milletvekilinin kendi grubu dışındaki takdiridir.  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim, benim uygulamalarımda ve İç Tüzük'ün 60'ıncı maddesindeki şey bu  konuyu kapsamıyor. Ancak, dünkü olduğu gibi olağanüstü bir hâl olduğu takdirde, her gruba eşit  şekilde...  ŞENOL BAL (İzmir) - Olağanüstü kabul etmiyor musunuz bu konuyu efendim?  BAŞKAN - Dünkü uygulamamızda olduğu gibi, her gruba eşit şekilde gündem dışı haricinde söz  veriyoruz. Onun için...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bu kadar laf söyleyeceğinize söz verseydiniz bitmişti zaten.  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, konuyu olağanüstü olarak nitelemiyor musunuz?  BAŞKAN - Anlaşılmadı Sayın Bal.  ŞENOL BAL (İzmir) - Konuyu olağanüstü olarak değerlendirmiyor musunuz?  BAŞKAN - Sayın Bal, zaten Sayın Milletvekili Atila Kaya Bey konuştular.  ŞENOL BAL (İzmir) - Efendim, olabilir. Benim de belki söyleyeceğim farklı bir şey olabilir bu  konuyla ilgili.  BAŞKAN - Efendim, İç Tüzük kapsamıyor bunu. Ben İç Tüzük'ü uyguluyorum, kusura  kalmayın.  Sayın Çelik, aynı şekilde mi efendim?  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, ben de aynı konuya bağlı olarak Ermeni  protokolleriyle ilgili bir cümle ifade etmek istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çelik. Uygulamamda yok efendim.  Sayın Uras.. .  BENGİ YILDIZ (Batman) - O da aynı konuya ilişkin Sayın Başkan.  MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Hocalı katliamıyla ilgili görüşlerimi arz edecektim  efendim.  BAŞKAN - Sayın Uras, uygulamamızda yok.  Teşekkür ediyorum.  Sayın Sakık, sizinki de aynı şekilde zannediyorum. Zaten gündem dışı konuşuldu.  Teşekkür ediyorum.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de, Tekel işçilerinden biri yaşamını yitirmişti, bunu  Genel Kurula sunmak istemiştim.  BAŞKAN - Yok efendim.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:
Sayfa 16 -
TBMM B: 66 25.2.2010 O: 1  - 1 6 3 - BAŞKAN - Anlaşılmadı Sayın Bal.  ŞENOL BAL (İzmir) - Hocalı konusunda katkı sağlamak, aynı zamanda bir başsağlığı dilemek  üzere.  BAŞKAN - Sayın Bal, zaten gündem dışı söz verildi, partinize ait bir sayın milletvekili de  gündem dışı konuştu.  ŞENOL BAL (İzmir) - Efendim, bir dakika lütfen, katkıda bulunmak üzere...  OKTAY VURAL (İzmir) - Milletvekilinin kendi grubu dışındaki takdiridir.  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim, benim uygulamalarımda ve İç Tüzük'ün 60'ıncı maddesindeki şey bu  konuyu kapsamıyor. Ancak, dünkü olduğu gibi olağanüstü bir hâl olduğu takdirde, her gruba eşit  şekilde...  ŞENOL BAL (İzmir) - Olağanüstü kabul etmiyor musunuz bu konuyu efendim?  BAŞKAN - Dünkü uygulamamızda olduğu gibi, her gruba eşit şekilde gündem dışı haricinde söz  veriyoruz. Onun için...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bu kadar laf söyleyeceğinize söz verseydiniz bitmişti zaten.  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, konuyu olağanüstü olarak nitelemiyor musunuz?  BAŞKAN - Anlaşılmadı Sayın Bal.  ŞENOL BAL (İzmir) - Konuyu olağanüstü olarak değerlendirmiyor musunuz?  BAŞKAN - Sayın Bal, zaten Sayın Milletvekili Atila Kaya Bey konuştular.  ŞENOL BAL (İzmir) - Efendim, olabilir. Benim de belki söyleyeceğim farklı bir şey olabilir bu  konuyla ilgili.  BAŞKAN - Efendim, İç Tüzük kapsamıyor bunu. Ben İç Tüzük'ü uyguluyorum, kusura  kalmayın.  Sayın Çelik, aynı şekilde mi efendim?  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, ben de aynı konuya bağlı olarak Ermeni  protokolleriyle ilgili bir cümle ifade etmek istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çelik. Uygulamamda yok efendim.  Sayın Uras.. .  BENGİ YILDIZ (Batman) - O da aynı konuya ilişkin Sayın Başkan.  MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Hocalı katliamıyla ilgili görüşlerimi arz edecektim  efendim.  BAŞKAN - Sayın Uras, uygulamamızda yok.  Teşekkür ediyorum.  Sayın Sakık, sizinki de aynı şekilde zannediyorum. Zaten gündem dışı konuşuldu.  Teşekkür ediyorum.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de, Tekel işçilerinden biri yaşamını yitirmişti, bunu  Genel Kurula sunmak istemiştim.  BAŞKAN - Yok efendim.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Mehmet Şandır (Mersin)  3) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  4) Mustafa Enöz (Manisa)  5) Necati Özensoy (Bursa)  6) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  7) Recep Taner (Aydın)  8) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  9) Erkan Akçay (Manisa)  10)Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)  11) Hakan Coşkun (Osmaniye)  12) Mümin İnan (Niğde)  13) Yılmaz Tankut (Adana)  14) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  15) Hasan Özdemir (Gaziantep)  16) Hüseyin Yıldız (Antalya)  17) AkifAkkuş (Mersin)  18) Süleyman Lâtif Yunusoğlu (Trabzon)  19) Mustafa Kalaycı (Konya)  20) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  21) Hasan Çalış (Karaman)  22) Mehmet Günal (Antalya)  23) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  Gerekçe:  Genetik Mühendisliği çeşitli teknikler kullanarak, canlıların hücrelerine etki ederek yapılarını  bozmakta ve yeni ürünler ortaya çıkarmaktadır. Yani bir bitkinin kendi öz doğal yapısı bozulmakta,  yapısı değiştirilmiş gıdalar ortaya çıkarılmaktadır. Bu yollarla tarım ürünlerine verimin arttırılması,  ürünlerin zararlılardan etkilenmemesi, uzun ömürlü gıdaların oluşması sağlanabilmektedir.  - 1 6 4 - IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 22 milletvekilinin, GDO'lu ürünlerin sağlığa etkilerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/591)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Genetiği Değiştirilmiş Organizma'lı (G.D.O) ürünlerin toplum sağlığına olan zararlarının  araştırılarak, alınması gereken tedbirler amacıyla Anayasanın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. Maddeleri  gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 17 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Mehmet Şandır (Mersin)  3) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  4) Mustafa Enöz (Manisa)  5) Necati Özensoy (Bursa)  6) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  7) Recep Taner (Aydın)  8) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  9) Erkan Akçay (Manisa)  10)Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)  11) Hakan Coşkun (Osmaniye)  12) Mümin İnan (Niğde)  13) Yılmaz Tankut (Adana)  14) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  15) Hasan Özdemir (Gaziantep)  16) Hüseyin Yıldız (Antalya)  17) AkifAkkuş (Mersin)  18) Süleyman Lâtif Yunusoğlu (Trabzon)  19) Mustafa Kalaycı (Konya)  20) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  21) Hasan Çalış (Karaman)  22) Mehmet Günal (Antalya)  23) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  Gerekçe:  Genetik Mühendisliği çeşitli teknikler kullanarak, canlıların hücrelerine etki ederek yapılarını  bozmakta ve yeni ürünler ortaya çıkarmaktadır. Yani bir bitkinin kendi öz doğal yapısı bozulmakta,  yapısı değiştirilmiş gıdalar ortaya çıkarılmaktadır. Bu yollarla tarım ürünlerine verimin arttırılması,  ürünlerin zararlılardan etkilenmemesi, uzun ömürlü gıdaların oluşması sağlanabilmektedir.  - 1 6 4 - IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 22 milletvekilinin, GDO'lu ürünlerin sağlığa etkilerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/591)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Genetiği Değiştirilmiş Organizma'lı (G.D.O) ürünlerin toplum sağlığına olan zararlarının  araştırılarak, alınması gereken tedbirler amacıyla Anayasanın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. Maddeleri  gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 5 - Kısaca günümüzde bir organizmadaki genler kopyalanarak başka bir canlıya aktanlabilmektedir.  Ancak G.D.O'lu ürünlerin bir çok tehlikeyi de beraberinde getirebileceği unutulmamalıdır.  Önceleri bu tür çalışmaların tarım ürünleri konusunda büyük gelişmeler sağlayacağı, dünyada  açlığın giderilmesinde kullanılacağı düşünülmüştür. Ancak bu çalışmalar, bioteknoloji  üniversitelerden özel şirketlerin eline geçmiş ve bunlar büyük maddi kazanç getirecek başka  çalışmalara yönelmiş durumdadır.  Genetik yapısı değiştirilmiş bir hayvan ya da organizmanın başlangıçta insanlar için yararlı gibi  görülse de ileride olumsuz sonuçlar yaratmayacağından, çevreye zarar verebileceğinden veya  dengeler üzerine kurulan tabiatta, ekolojik dengeyi bozmayacağından nasıl emin olabiliriz? Bugün  dünyada pek çok G.D.O'lu ürün vardır. Buğday, ayçiçeği, mısır, soya, domates, kabak, patates, bazı  balık türleri bunlardan bazıları sayılabilir.  Bitkisel ve hayvansal gıda üretimi esnasında G.D.O'lu kullanılmış pek çok ürün vardır. Yani  mısır, soya genleri ile oynanan ürünler, çeşitli gıdaların üretilmesinde yan ürün olarak  kullanılmaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağı, un, nişasta, glikoz şurubu içeren gıdalar günlük  tüketim maddeleri arasında yer almaktadır.  Örneğin bebek mamaları, şekerlemeler, çikolatalar, gofretler, bisküvi, kraker, bazı kaplamalı  çerezler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile  pamuk başta gelmektedir.  Sadece mısırdan üretilen ve çeşitli gıdalarda bileşen veya katkı maddesi olarak kullanılan yan  ürün sayısı 700'ü, soyadan üretilen ürün sayısı da 900'ü buluyor. Yani bu yan ürünleri içeriğinde  kullanan her bir işlenmiş ürünün G.D.O'lu olma riski bulunuyor.  Son zamanlarda fareler üzerinde yapılan deneylerde kanserojen, yani kanser yapıcı özelliği de  ispatlanmaktadır. Bu insanda olmaz mı, denilebilir. Araştırma yapmak gerekmektedir. Ayrıca Viyana  Üniversitesinde yapılan bir araştırmada G.D.O'lu domatesleri yiyen farelerin üç nesil sonra kısırlaştığı  görülmüştür.  Almanya'da ve Fransa'da G.D.O'lu ürünlere yasaklamalar getirildi. Birçok ülke de bu tür ürünleri  artık kullanmamak için çalışmalar yapıyor. Özellikle son yıllarda bebeklerin G.D.O'lu ürünlerle  beslenmemesi için yoğun çalışmalar yapılıyor. Sağlık ve Tarım Bakanlıkları bu konularda yeni  çalışma grupları kurarak, dünya tıp ve gıda literatürünü tetkik etmeli ve araştırmalar başlatmalıdır.  G.D.O'lu ürünlerin bebek ve çocuklarda, bebek mamaları, devam mamaları, ek besinlerde  kullanılmaması için karar almaları ve sıkı bir denetim yapmaları gerekmektedir.  Konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması toplum sağlımızın korunması  ve gelecek nesillerin daha sağlıklı olmasına çok büyük bir destek sağlayacaktır.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 19 milletvekilinin, kanuni takibe düşen krediler  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/592)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Kanuni takibe düşen kredilerle ilgili araştırma yapılarak, alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis  araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.
Sayfa 18 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 6 5 - Kısaca günümüzde bir organizmadaki genler kopyalanarak başka bir canlıya aktanlabilmektedir.  Ancak G.D.O'lu ürünlerin bir çok tehlikeyi de beraberinde getirebileceği unutulmamalıdır.  Önceleri bu tür çalışmaların tarım ürünleri konusunda büyük gelişmeler sağlayacağı, dünyada  açlığın giderilmesinde kullanılacağı düşünülmüştür. Ancak bu çalışmalar, bioteknoloji  üniversitelerden özel şirketlerin eline geçmiş ve bunlar büyük maddi kazanç getirecek başka  çalışmalara yönelmiş durumdadır.  Genetik yapısı değiştirilmiş bir hayvan ya da organizmanın başlangıçta insanlar için yararlı gibi  görülse de ileride olumsuz sonuçlar yaratmayacağından, çevreye zarar verebileceğinden veya  dengeler üzerine kurulan tabiatta, ekolojik dengeyi bozmayacağından nasıl emin olabiliriz? Bugün  dünyada pek çok G.D.O'lu ürün vardır. Buğday, ayçiçeği, mısır, soya, domates, kabak, patates, bazı  balık türleri bunlardan bazıları sayılabilir.  Bitkisel ve hayvansal gıda üretimi esnasında G.D.O'lu kullanılmış pek çok ürün vardır. Yani  mısır, soya genleri ile oynanan ürünler, çeşitli gıdaların üretilmesinde yan ürün olarak  kullanılmaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağı, un, nişasta, glikoz şurubu içeren gıdalar günlük  tüketim maddeleri arasında yer almaktadır.  Örneğin bebek mamaları, şekerlemeler, çikolatalar, gofretler, bisküvi, kraker, bazı kaplamalı  çerezler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile  pamuk başta gelmektedir.  Sadece mısırdan üretilen ve çeşitli gıdalarda bileşen veya katkı maddesi olarak kullanılan yan  ürün sayısı 700'ü, soyadan üretilen ürün sayısı da 900'ü buluyor. Yani bu yan ürünleri içeriğinde  kullanan her bir işlenmiş ürünün G.D.O'lu olma riski bulunuyor.  Son zamanlarda fareler üzerinde yapılan deneylerde kanserojen, yani kanser yapıcı özelliği de  ispatlanmaktadır. Bu insanda olmaz mı, denilebilir. Araştırma yapmak gerekmektedir. Ayrıca Viyana  Üniversitesinde yapılan bir araştırmada G.D.O'lu domatesleri yiyen farelerin üç nesil sonra kısırlaştığı  görülmüştür.  Almanya'da ve Fransa'da G.D.O'lu ürünlere yasaklamalar getirildi. Birçok ülke de bu tür ürünleri  artık kullanmamak için çalışmalar yapıyor. Özellikle son yıllarda bebeklerin G.D.O'lu ürünlerle  beslenmemesi için yoğun çalışmalar yapılıyor. Sağlık ve Tarım Bakanlıkları bu konularda yeni  çalışma grupları kurarak, dünya tıp ve gıda literatürünü tetkik etmeli ve araştırmalar başlatmalıdır.  G.D.O'lu ürünlerin bebek ve çocuklarda, bebek mamaları, devam mamaları, ek besinlerde  kullanılmaması için karar almaları ve sıkı bir denetim yapmaları gerekmektedir.  Konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması toplum sağlımızın korunması  ve gelecek nesillerin daha sağlıklı olmasına çok büyük bir destek sağlayacaktır.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 19 milletvekilinin, kanuni takibe düşen krediler  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/592)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Kanuni takibe düşen kredilerle ilgili araştırma yapılarak, alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis  araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  I) Hasan Çalış (Karaman)  2) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  3) Mehmet Şandır (Mersin)  4) Ali Uzumrmak (Aydın)  5) Zeki Ertugay (Erzurum)  6) Mümin İnan (Niğde)  7) Gürcan Dağdaş (Kars)  8) Hasan Özdemir (Gaziantep)  9) Ahmet Orhan (Manisa)  10) Ahmet Deniz Bölükbaşı (Ankara)  I I ) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  12) Beytullah Asil (Eskişehir)  13) Osman Ertuğrul (Aksaray)  14) Necati Özensoy (Bursa)  15) Erkan Akçay (Manisa)  16) Behiç Çelik (Mersin)  17) Ahmet Bukan (Çankırı)  18)AkifAkkuş (Mersin)  19) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  20) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)  Gerekçe:  Ülkemizde her alanda kendisini iyice hissettiren ekonomik kriz, hükümet kanadından yapılan  açıklamaların tam aksine daha da derinleşmiştir. Basit bir durgunlukmuş gibi sunulmak istenen  ekonomik kriz sanayide, imalatta, üretimde, istihdamda, ihracatta ve hemen hemen her alanda dibe  vurmuştur.  Kriz, toplumsal alanda en büyük etkiyi işsizlik konusunda göstermiştir. Binlerce vatandaşımız  işini, aşını kaybetmiştir. İşsiz vatandaşlarımıza her geçen gün yeni işsizler eklenmiştir. Türkiye  İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Aralık 2009'da yaptığı açıklamaya göre, Türkiye'de işsizlik oranı yüzde  13.4'e yükselmiştir. Böylece, 2009 yılı içinde işsiz vatandaşlarımızın sayısı 795 bin kişi artarak, 3  milyon 396 bin kişi olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlarla, Türkiye yüzde 19.1'lik işsizlik oranı ile  birinci sırada yer alan İspanya'nın ardından dünya sıralamasında ikinci sıraya yerleşmiştir.  Bu dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 5.6 oranında artarak, 8 bin 860 olarak gerçekleşirken,  geçen yıl ihracat yüzde 25 oranında azalmıştır. Sanayi alanındaki daralma, pek çok işyeri ve  imalathanenin kapanmasına yol açmıştır. Üretimdeki gerileme istihdama olumsuz yönde yansımıştır.  Sanayi alanındaki bu daralma hızla hizmet ve fınans alanlarına doğru yayılmıştır.  2009 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 3.3 küçülen Türkiye ekonomisi, protesto edilen senet ve  karşılıksız çıkan çek sayısını da artırmıştır. 2009 yılı içinde 6.5 milyar liralık senet vadesinde  ödenmediği için protesto olmuştur. Yine aynı yıl, protesto edilen senet sayısı 1 milyon 342 bin,  karşılıksız çek sayısı da 1 milyon 77 bine yükselmiştir.  - 1 6 6 -
Sayfa 19 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  I) Hasan Çalış (Karaman)  2) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  3) Mehmet Şandır (Mersin)  4) Ali Uzumrmak (Aydın)  5) Zeki Ertugay (Erzurum)  6) Mümin İnan (Niğde)  7) Gürcan Dağdaş (Kars)  8) Hasan Özdemir (Gaziantep)  9) Ahmet Orhan (Manisa)  10) Ahmet Deniz Bölükbaşı (Ankara)  I I ) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  12) Beytullah Asil (Eskişehir)  13) Osman Ertuğrul (Aksaray)  14) Necati Özensoy (Bursa)  15) Erkan Akçay (Manisa)  16) Behiç Çelik (Mersin)  17) Ahmet Bukan (Çankırı)  18)AkifAkkuş (Mersin)  19) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  20) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)  Gerekçe:  Ülkemizde her alanda kendisini iyice hissettiren ekonomik kriz, hükümet kanadından yapılan  açıklamaların tam aksine daha da derinleşmiştir. Basit bir durgunlukmuş gibi sunulmak istenen  ekonomik kriz sanayide, imalatta, üretimde, istihdamda, ihracatta ve hemen hemen her alanda dibe  vurmuştur.  Kriz, toplumsal alanda en büyük etkiyi işsizlik konusunda göstermiştir. Binlerce vatandaşımız  işini, aşını kaybetmiştir. İşsiz vatandaşlarımıza her geçen gün yeni işsizler eklenmiştir. Türkiye  İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Aralık 2009'da yaptığı açıklamaya göre, Türkiye'de işsizlik oranı yüzde  13.4'e yükselmiştir. Böylece, 2009 yılı içinde işsiz vatandaşlarımızın sayısı 795 bin kişi artarak, 3  milyon 396 bin kişi olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlarla, Türkiye yüzde 19.1'lik işsizlik oranı ile  birinci sırada yer alan İspanya'nın ardından dünya sıralamasında ikinci sıraya yerleşmiştir.  Bu dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 5.6 oranında artarak, 8 bin 860 olarak gerçekleşirken,  geçen yıl ihracat yüzde 25 oranında azalmıştır. Sanayi alanındaki daralma, pek çok işyeri ve  imalathanenin kapanmasına yol açmıştır. Üretimdeki gerileme istihdama olumsuz yönde yansımıştır.  Sanayi alanındaki bu daralma hızla hizmet ve fınans alanlarına doğru yayılmıştır.  2009 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 3.3 küçülen Türkiye ekonomisi, protesto edilen senet ve  karşılıksız çıkan çek sayısını da artırmıştır. 2009 yılı içinde 6.5 milyar liralık senet vadesinde  ödenmediği için protesto olmuştur. Yine aynı yıl, protesto edilen senet sayısı 1 milyon 342 bin,  karşılıksız çek sayısı da 1 milyon 77 bine yükselmiştir.  - 1 6 6 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 7 - Yaklaşık 200 bin Küçük ve Orta Boy İşletme (KOBİ), kredi borcunu ödeyememiştir. Kredi borcu  takibe düşen KOBİ sayısı bir yılda yüzde 83 oranında artarak 195 bin 700'e ulaşmıştır. 165 bin 993'ü  makro işletme niteliğinde olan bu işletmelerin sayısı son bir yıl içinde 90.2 oranında artmıştır. Takipte  kredi borcu bulunan küçük işletmelerin sayısı yüzde 39 oranında artarak 24 bin 361'e, orta ölçekli  işletme sayısı ise yüzde 136 oranında artışla 5 bin 346'ya çıkmıştır. Böylece takipteki KOBİ  kredilerinin hacmi ise yüzde 67'lik artışla 6.8 milyar liraya yükselmiştir.  Büyük umutlarla bankalardan çekilen taşıt, konut ve ihtiyaç kredilerinin önemli bir bölümü de  takibe düşmüştür. Binlerce vatandaşımızın kira öder gibi konut sahibi olma hayali ne yazık ki, iyi  yönetilemeyen ekonomiye kurban gitmiştir. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre, 2009  yılı üçüncü çeyreğinde Kanunu takibe düşen krediler bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 100  artarak 955 milyon TL'ye çıkmıştır. Dönem içinde Kanuni takibe düşen kredilerin yüzde 17'sini taşıt,  yüzde 24'ünü konut ve yüzde 58'ini ihtiyaç kredileri oluşturmaktadır.  Kanuni takibe düşen taşıt, konut ve ihtiyaç kredilerinin bir önceki yıla oranla yüzde 100 artması,  ekonomik krizin boyutlarının hangi alanlara ulaştığının önemli bir göstergesidir. Özellikle Kanuni  takibe düşen kesimler içinde yer alan işçi, memur, emekli, esnaf ve küçük ve orta boy işletmeler çok  zor günler yaşamaktadır.  Kendine ait konut ve yeni bir araba hayaliyle kredi kullanan, yeni bir işletme açmak veya  işletmesini büyütmek amacıyla kredi kullanan ve aldıkları bu kredileri ödeyemeyen vatandaşlarımızın  durumları mutlaka yeniden gözden geçirilmelidir. Bu kesimlere hem nefes aldıracak, hem de  kullandıkları kredileri geri ödeyecek imkânlar sunulmalıdır.  Bu nedenle, Kanuni takibe düşen krediler ile ilgili araştırma yapılarak, alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi  uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 21 milletvekilinin, Çağdaş Sanatlar Müzesi ihtiyacının  karşılanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/593)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Müzeler; bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili yer üstünde ve yer altındaki tüm taşınır ve  taşınmaz belgeler olarak nitelenen kültür varlıklarını saptayan, açığa çıkaran, inceleyen ve  değerlendiren, koruyan, tanıtan, sürekli ve geçici olarak sergileyen kurumlardır. Toplumun kültür  seviyesini ve sanat zevkini yükseltmesi, çok hızlı bir şekilde gelişen teknoloji karşısında kaybolmaya  yüz tutan geleneksel kültürümüzü yabancı etkilerden korumaya yardımcı olması nedeniyle de müzeler  her zaman ihtiyaç duyulan kurumlardır.  Müze kurma fikri, kültürel mirasımız olan, önemli sanatçılara ait orijinal eserlerin korunması,  değişik nedenlerden dolayı kaldırıldıkları karanlık ve izbe depolardan gün ışığına çıkması fikrinden  doğmuştur. Müzelerin, bulunduğu şehrin ve ülkenin görsel-kültürel yapısına farklı bir bakış açısı  kazandırma gibi bir hedefi de vardır. Müzeler aynı zamanda sanatın araştırıldığı, korunduğu ve  geliştirildiği yerler olması nedeniyle entelektüel ortamların olmazsa olmazları arasındadır. Bu nedenle  özellikle gelişmiş ülkelerde müzelere ayrı bir önem verilmektedir. Ülkemizde ise sanatsal ve kültürel  etkinliklere devletin bütçeden ayırdığı payın yeterli olmadığı tartışılmayacak bir gerçek olarak kabul  edilmektedir. Ayrıca yetersiz bütçe konusu üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinin öğretim  elemanları, sanatçılar, entelektüel insanlar ve aydınlar tarafından sıkça dile getirilmektedir. Özellikle
Sayfa 20 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  - 1 6 7 - Yaklaşık 200 bin Küçük ve Orta Boy İşletme (KOBİ), kredi borcunu ödeyememiştir. Kredi borcu  takibe düşen KOBİ sayısı bir yılda yüzde 83 oranında artarak 195 bin 700'e ulaşmıştır. 165 bin 993'ü  makro işletme niteliğinde olan bu işletmelerin sayısı son bir yıl içinde 90.2 oranında artmıştır. Takipte  kredi borcu bulunan küçük işletmelerin sayısı yüzde 39 oranında artarak 24 bin 361'e, orta ölçekli  işletme sayısı ise yüzde 136 oranında artışla 5 bin 346'ya çıkmıştır. Böylece takipteki KOBİ  kredilerinin hacmi ise yüzde 67'lik artışla 6.8 milyar liraya yükselmiştir.  Büyük umutlarla bankalardan çekilen taşıt, konut ve ihtiyaç kredilerinin önemli bir bölümü de  takibe düşmüştür. Binlerce vatandaşımızın kira öder gibi konut sahibi olma hayali ne yazık ki, iyi  yönetilemeyen ekonomiye kurban gitmiştir. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre, 2009  yılı üçüncü çeyreğinde Kanunu takibe düşen krediler bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 100  artarak 955 milyon TL'ye çıkmıştır. Dönem içinde Kanuni takibe düşen kredilerin yüzde 17'sini taşıt,  yüzde 24'ünü konut ve yüzde 58'ini ihtiyaç kredileri oluşturmaktadır.  Kanuni takibe düşen taşıt, konut ve ihtiyaç kredilerinin bir önceki yıla oranla yüzde 100 artması,  ekonomik krizin boyutlarının hangi alanlara ulaştığının önemli bir göstergesidir. Özellikle Kanuni  takibe düşen kesimler içinde yer alan işçi, memur, emekli, esnaf ve küçük ve orta boy işletmeler çok  zor günler yaşamaktadır.  Kendine ait konut ve yeni bir araba hayaliyle kredi kullanan, yeni bir işletme açmak veya  işletmesini büyütmek amacıyla kredi kullanan ve aldıkları bu kredileri ödeyemeyen vatandaşlarımızın  durumları mutlaka yeniden gözden geçirilmelidir. Bu kesimlere hem nefes aldıracak, hem de  kullandıkları kredileri geri ödeyecek imkânlar sunulmalıdır.  Bu nedenle, Kanuni takibe düşen krediler ile ilgili araştırma yapılarak, alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi  uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 21 milletvekilinin, Çağdaş Sanatlar Müzesi ihtiyacının  karşılanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/593)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Müzeler; bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili yer üstünde ve yer altındaki tüm taşınır ve  taşınmaz belgeler olarak nitelenen kültür varlıklarını saptayan, açığa çıkaran, inceleyen ve  değerlendiren, koruyan, tanıtan, sürekli ve geçici olarak sergileyen kurumlardır. Toplumun kültür  seviyesini ve sanat zevkini yükseltmesi, çok hızlı bir şekilde gelişen teknoloji karşısında kaybolmaya  yüz tutan geleneksel kültürümüzü yabancı etkilerden korumaya yardımcı olması nedeniyle de müzeler  her zaman ihtiyaç duyulan kurumlardır.  Müze kurma fikri, kültürel mirasımız olan, önemli sanatçılara ait orijinal eserlerin korunması,  değişik nedenlerden dolayı kaldırıldıkları karanlık ve izbe depolardan gün ışığına çıkması fikrinden  doğmuştur. Müzelerin, bulunduğu şehrin ve ülkenin görsel-kültürel yapısına farklı bir bakış açısı  kazandırma gibi bir hedefi de vardır. Müzeler aynı zamanda sanatın araştırıldığı, korunduğu ve  geliştirildiği yerler olması nedeniyle entelektüel ortamların olmazsa olmazları arasındadır. Bu nedenle  özellikle gelişmiş ülkelerde müzelere ayrı bir önem verilmektedir. Ülkemizde ise sanatsal ve kültürel  etkinliklere devletin bütçeden ayırdığı payın yeterli olmadığı tartışılmayacak bir gerçek olarak kabul  edilmektedir. Ayrıca yetersiz bütçe konusu üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinin öğretim  elemanları, sanatçılar, entelektüel insanlar ve aydınlar tarafından sıkça dile getirilmektedir. Özellikle  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 O: 1  ülkemizin vitrini olan büyük şehirlerde, geçmişin ve günümüzün sanatsal birikimine sahip resim,  heykel, fotoğraf, grafik sanatları, video gibi hareketli görsel sanatlara ait eserleri sergileyen, güncel  sanattaki gelişmeleri izleyen Kültür Bakanlığına bağlı bir Çağdaş Sanat Müzesi'nin olmaması ve  ilgili kişilerin bu konuya duyarsız kalmaları tartışılan konuların başında gelmektedir.  Türkiye'de 19. yüzyıldan günümüze uzanan önemli eserler Kültür Bakanlığı'na ait Resim ve  Heykel Müzelerinin koleksiyonlarında bulunmaktadır. Fakat bu müzelere giren yapıtların son elli  yılın sanat alanındaki üretimini tam anlamıyla temsil ettiği söylenemez. Mevcut Resim ve Heykel  Müzelerindeki sanat koleksiyonları günün giderek güçlenen sanatçılarını temsil edebilecek aşamaya  getirilememiştir. Bu nedenle bu görevi kısıtlı bütçelerine rağmen üniversiteler yüklenmek zorunda  kalmış ve çeşitli bağışlarla üniversiteye bağlı kendi sanat müzelerini kurmuşlardır.  Türk sanatının gereksinim duyduğu araştırma, toplama, koruma, belgeleme ve gelecek kuşaklara  aktarmanın yapılabilmesi, var olan müzelerin bu sorumlulukları yüklenmesi ya da yeni müzelerin  açılmasıyla mümkündür. Ekonomik kalkınmayı benimserken sosyokültürel kalkınmayı göz ardı  etmemek gerekmektedir. Günümüz toplumuna ve sanatına sahip çıkan sanatçılar, sanatseverler,  üniversiteler ve aydınlar verdikleri uğraşıya karşın yeni bir Çağdaş Sanatlar Müzesi'nin henüz  kurulmamış olmasını üzüntüyle karşılamaktadırlar. İstanbul'un 2010 Kültür Başkenti seçilmiş olması  ve henüz Kültür Bakanlığı'na bağlı bir Çağdaş Sanatlar Müzesi'nin bulunmaması büyük bir eksiklik  olarak görülmektedir.  Türkiye'nin sanatsal yaratıcılığını kitlelere daha iyi ulaştırabilmek, kültürel kimliğimizi  uluslararası sanat ortamlarıyla paylaşmak, çağdaş sanat alanlarındaki üretimleri sanatseverlerin  erişimine sunmak için İstanbul'da Kültür Bakanlığı'na bağlı bir Çağdaş Sanatlar Müzesinin açılması  için gereken yerin tespiti, bu konudaki dünya örneklerinin incelenmesi, ortaya çıkabilecek sorunların  araştırılarak çözüm yollarının bulunması amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi  İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz  ederiz.  l )Sacid Yıldız (İstanbul)  2) Nevingaye Erbatur (Adana)  3) Çetin Soysal (İstanbul)  4) Zekeriya Akıncı (Ankara)  5) Orhan Ziya Diren (Tokat)  6) Mehmet Sevigen (İstanbul)  7) Tayfur Süner (Antalya)  8) Tekin Bingöl (Ankara)  9) Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)  10) Atila Emek (Antalya)  11) Hulusi Güvel (Adana)  12) Şevket Köse (Adıyaman)  13) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  14) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  15) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  - 1 6 8 -
Sayfa 21 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 O: 1  ülkemizin vitrini olan büyük şehirlerde, geçmişin ve günümüzün sanatsal birikimine sahip resim,  heykel, fotoğraf, grafik sanatları, video gibi hareketli görsel sanatlara ait eserleri sergileyen, güncel  sanattaki gelişmeleri izleyen Kültür Bakanlığına bağlı bir Çağdaş Sanat Müzesi'nin olmaması ve  ilgili kişilerin bu konuya duyarsız kalmaları tartışılan konuların başında gelmektedir.  Türkiye'de 19. yüzyıldan günümüze uzanan önemli eserler Kültür Bakanlığı'na ait Resim ve  Heykel Müzelerinin koleksiyonlarında bulunmaktadır. Fakat bu müzelere giren yapıtların son elli  yılın sanat alanındaki üretimini tam anlamıyla temsil ettiği söylenemez. Mevcut Resim ve Heykel  Müzelerindeki sanat koleksiyonları günün giderek güçlenen sanatçılarını temsil edebilecek aşamaya  getirilememiştir. Bu nedenle bu görevi kısıtlı bütçelerine rağmen üniversiteler yüklenmek zorunda  kalmış ve çeşitli bağışlarla üniversiteye bağlı kendi sanat müzelerini kurmuşlardır.  Türk sanatının gereksinim duyduğu araştırma, toplama, koruma, belgeleme ve gelecek kuşaklara  aktarmanın yapılabilmesi, var olan müzelerin bu sorumlulukları yüklenmesi ya da yeni müzelerin  açılmasıyla mümkündür. Ekonomik kalkınmayı benimserken sosyokültürel kalkınmayı göz ardı  etmemek gerekmektedir. Günümüz toplumuna ve sanatına sahip çıkan sanatçılar, sanatseverler,  üniversiteler ve aydınlar verdikleri uğraşıya karşın yeni bir Çağdaş Sanatlar Müzesi'nin henüz  kurulmamış olmasını üzüntüyle karşılamaktadırlar. İstanbul'un 2010 Kültür Başkenti seçilmiş olması  ve henüz Kültür Bakanlığı'na bağlı bir Çağdaş Sanatlar Müzesi'nin bulunmaması büyük bir eksiklik  olarak görülmektedir.  Türkiye'nin sanatsal yaratıcılığını kitlelere daha iyi ulaştırabilmek, kültürel kimliğimizi  uluslararası sanat ortamlarıyla paylaşmak, çağdaş sanat alanlarındaki üretimleri sanatseverlerin  erişimine sunmak için İstanbul'da Kültür Bakanlığı'na bağlı bir Çağdaş Sanatlar Müzesinin açılması  için gereken yerin tespiti, bu konudaki dünya örneklerinin incelenmesi, ortaya çıkabilecek sorunların  araştırılarak çözüm yollarının bulunması amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi  İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz  ederiz.  l )Sacid Yıldız (İstanbul)  2) Nevingaye Erbatur (Adana)  3) Çetin Soysal (İstanbul)  4) Zekeriya Akıncı (Ankara)  5) Orhan Ziya Diren (Tokat)  6) Mehmet Sevigen (İstanbul)  7) Tayfur Süner (Antalya)  8) Tekin Bingöl (Ankara)  9) Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)  10) Atila Emek (Antalya)  11) Hulusi Güvel (Adana)  12) Şevket Köse (Adıyaman)  13) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  14) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  15) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  - 1 6 8 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 0 : 1  16) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) İsa Gök (Mersin)  19) Canan Arıtman (İzmir)  20) Ahmet Küçük (Çanakkale)  21) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 21 milletvekilinin, özel çevre koruma bölgelerinde  yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/594)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı'nın sorumluluğu altında olan 14 özel çevre koruma  bölgesinin ve bölgede yaşayan yurttaşların sorunlarının araştırılabilmesi için TBMM içtüzüğünün  104. ve 105. maddeleri ve Anayasa'nın 98. maddesi gereğince bir meclis araştırması açılmasını arz  ederim.  1) Nevingaye Erbatur (Adana)  2) Sacid Yıldız (İstanbul)  3) Zekeriya Akıncı (Ankara)  4) Çetin Soysal (İstanbul)  5) Orhan Ziya Diren (Tokat)  6) Mehmet Sevigen (İstanbul)  7) Tayfur Süner (Antalya)  8) Tekin Bingöl (Ankara)  9) Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)  10) Atila Emek (Antalya)  11) Hulusi Güvel (Adana)  12) Şevket Köse (Adıyaman)  13) Ergün Ay doğan (Balıkesir)  14) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  15) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  16) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  17) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  18) İsa Gök (Mersin)  19) Canan Arıtman (İzmir)  20) Ahmet Küçük (Çanakkale)  21) Ensar Öğüt (Ardahan)  22) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  - 1 6 9 -
Sayfa 22 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 0 : 1  16) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) İsa Gök (Mersin)  19) Canan Arıtman (İzmir)  20) Ahmet Küçük (Çanakkale)  21) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  4.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 21 milletvekilinin, özel çevre koruma bölgelerinde  yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/594)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı'nın sorumluluğu altında olan 14 özel çevre koruma  bölgesinin ve bölgede yaşayan yurttaşların sorunlarının araştırılabilmesi için TBMM içtüzüğünün  104. ve 105. maddeleri ve Anayasa'nın 98. maddesi gereğince bir meclis araştırması açılmasını arz  ederim.  1) Nevingaye Erbatur (Adana)  2) Sacid Yıldız (İstanbul)  3) Zekeriya Akıncı (Ankara)  4) Çetin Soysal (İstanbul)  5) Orhan Ziya Diren (Tokat)  6) Mehmet Sevigen (İstanbul)  7) Tayfur Süner (Antalya)  8) Tekin Bingöl (Ankara)  9) Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)  10) Atila Emek (Antalya)  11) Hulusi Güvel (Adana)  12) Şevket Köse (Adıyaman)  13) Ergün Ay doğan (Balıkesir)  14) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  15) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  16) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  17) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  18) İsa Gök (Mersin)  19) Canan Arıtman (İzmir)  20) Ahmet Küçük (Çanakkale)  21) Ensar Öğüt (Ardahan)  22) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  - 1 6 9 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  Gerekçe:  1976 tarihinde Barcelona'da imzalanan "Akdeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi" ne  dayalı olarak, 12.06.1988 tarih ve 88-13019 sayılı Bakanlar Kurulu Karan gereğince Başbakanlığa  bağlı Özel Çevre Koruma Bölgesi Başkanlığı geçici olarak ihdas edilmiştir. Söz konusu protokole ve  2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinde yer alan "Bakanlar Kurulu, ülke ve dünya ölçeğinde  ekolojik öneme haiz olan, çevre kirlenme ve bozulmalarına duyarlı alanların, doğal güzelliklerinin  gelecek nesillere ulaşmasını emniyet altına almak üzere, gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi  amacıyla Özel Çevre Koruma Bölgesi tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve  kullanma esasları ile plan ve projelerin hangi Bakanlıkça yürütüleceğini belirlemeye haizdir" hükmü  gereğince; 13.11.1989 tarih 20341 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 383 sayılı Kanun Hükmünde  Kararname ile Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı kurulmuştur.  Bu kararnamede Özel Çevre Koruma Bölgesi tespit ve ilan edilecek alanlarda "Bölgelerin sahip  olduğu çevre değerlerinin korunması, mevcut çevre sorunlarının giderilmesi için tüm tedbirleri almak,  bu alanların koruma kullanma esaslarını belirlemek, her ölçekteki imar planlarını yapmak ve resen  onaylamak yetki ve görevi" Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığına verilmiştir.  383 sayılı KHK ile kurulan Başbakanlık Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, 444 sayılı  KHK ile 21.08.1991 tarihinde kurulan Çevre Bakanlığına bağlanmıştır.  Kurum 1.5.2003 tarih ve 4856 sayılı Kanun ile Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleşmesi  üzerine Çevre ve Orman Bakanlığına bağlanmıştır. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, kamu  tüzel kişiliğine haiz özel bütçeli bir kamu kuruluşu olarak çalışmalarını sürdürmektedir.  Kurumun sorumluluğu altında Belek, Foça, Datça-Bozburun, Fethiye-Göcek, Gökova, Göksu  Deltası, Gölbaşı, Ihlara, Kaş-Kekova, Köyceğiz-Dalyan, Pamukkale, Patara, Tuz gölü ve Uzungöl  Özel Çevre Koruma Bölgeleri yer almaktadır.  Ancak bölgelere yönelik sorunlar yirmi yılı aşkın bir süredir hâlen çözüme kavuşturulabilmiş  değildir. Ayrıca yukarıda değinilen ve kurumun temel vazifelerinden olan imar planlarının da henüz  tamamlanamamış olması bölge vatandaşlarını büyük sıkıntıya sokmakta, vatandaşların mülkiyet  haklarını kullanmalarını engellemektedir. İmar planlarının tamamlanamaması yöre halkını,  vatandaşları mağdur etmektedir. Ortada bir plan olmadığı için özellikle yoğun turizm alanı olan  bölgelerde vatandaşlar mülkiyet haklarını kullanamamaktadır. Marmaris Datça Yarımadası'nda  bulunan pek çok belde ve köyün nâzım ve uygulama imar planı hâlen tamamlanamadığı için, bu  yerlerde yaşayan vatandaşlar büyük mağduriyet içindedir. Ülkemizin diğer köylerinde köy yerleşik  alanları ve gelişme alanları içinde yeri olan köy sakinleri, İmar Yasası'nın 27'nci maddesinde belirtilen  ve ruhsat alma zorunluluğu olmayan köy evi ile tarımsal amaçlı yapılarını rahatlıkla yapabilirken  özel çevre koruma bölgesinde ikamet eden köylülere inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni alma  zorunluluğu getirilmiştir. Köylü, kendi tarlasında ekim-dikim yapamaz hâle gelmiştir.  Ayrıca koruma bölgelerine dahil olan kimi kıyı yerlerinde denetimsiz işletilen balık çiftlikleri  doğaya, flora ve faunaya büyük zarar vermektedir.  Özel Çevre Koruma Kurumu ile ilgili bir diğer önemli sorun, koruma bölgelerinin Türkiye  yüzölçümüne oranla azlığıdır. Ülkemizde varolan doğal güzellikler ve korunması gereken flora ve  fauna kapsamı çok geniştir. Dolayısıyla kurumun yetki alanı artırılmalıdır. Örneğin Adana'da bulunan  lagünlerin korunması için kurum bünyesine alınması sağlanmalıdır.  - 1 7 0 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 1  Gerekçe:  1976 tarihinde Barcelona'da imzalanan "Akdeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi" ne  dayalı olarak, 12.06.1988 tarih ve 88-13019 sayılı Bakanlar Kurulu Karan gereğince Başbakanlığa  bağlı Özel Çevre Koruma Bölgesi Başkanlığı geçici olarak ihdas edilmiştir. Söz konusu protokole ve  2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinde yer alan "Bakanlar Kurulu, ülke ve dünya ölçeğinde  ekolojik öneme haiz olan, çevre kirlenme ve bozulmalarına duyarlı alanların, doğal güzelliklerinin  gelecek nesillere ulaşmasını emniyet altına almak üzere, gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi  amacıyla Özel Çevre Koruma Bölgesi tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve  kullanma esasları ile plan ve projelerin hangi Bakanlıkça yürütüleceğini belirlemeye haizdir" hükmü  gereğince; 13.11.1989 tarih 20341 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 383 sayılı Kanun Hükmünde  Kararname ile Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı kurulmuştur.  Bu kararnamede Özel Çevre Koruma Bölgesi tespit ve ilan edilecek alanlarda "Bölgelerin sahip  olduğu çevre değerlerinin korunması, mevcut çevre sorunlarının giderilmesi için tüm tedbirleri almak,  bu alanların koruma kullanma esaslarını belirlemek, her ölçekteki imar planlarını yapmak ve resen  onaylamak yetki ve görevi" Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığına verilmiştir.  383 sayılı KHK ile kurulan Başbakanlık Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, 444 sayılı  KHK ile 21.08.1991 tarihinde kurulan Çevre Bakanlığına bağlanmıştır.  Kurum 1.5.2003 tarih ve 4856 sayılı Kanun ile Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleşmesi  üzerine Çevre ve Orman Bakanlığına bağlanmıştır. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, kamu  tüzel kişiliğine haiz özel bütçeli bir kamu kuruluşu olarak çalışmalarını sürdürmektedir.  Kurumun sorumluluğu altında Belek, Foça, Datça-Bozburun, Fethiye-Göcek, Gökova, Göksu  Deltası, Gölbaşı, Ihlara, Kaş-Kekova, Köyceğiz-Dalyan, Pamukkale, Patara, Tuz gölü ve Uzungöl  Özel Çevre Koruma Bölgeleri yer almaktadır.  Ancak bölgelere yönelik sorunlar yirmi yılı aşkın bir süredir hâlen çözüme kavuşturulabilmiş  değildir. Ayrıca yukarıda değinilen ve kurumun temel vazifelerinden olan imar planlarının da henüz  tamamlanamamış olması bölge vatandaşlarını büyük sıkıntıya sokmakta, vatandaşların mülkiyet  haklarını kullanmalarını engellemektedir. İmar planlarının tamamlanamaması yöre halkını,  vatandaşları mağdur etmektedir. Ortada bir plan olmadığı için özellikle yoğun turizm alanı olan  bölgelerde vatandaşlar mülkiyet haklarını kullanamamaktadır. Marmaris Datça Yarımadası'nda  bulunan pek çok belde ve köyün nâzım ve uygulama imar planı hâlen tamamlanamadığı için, bu  yerlerde yaşayan vatandaşlar büyük mağduriyet içindedir. Ülkemizin diğer köylerinde köy yerleşik  alanları ve gelişme alanları içinde yeri olan köy sakinleri, İmar Yasası'nın 27'nci maddesinde belirtilen  ve ruhsat alma zorunluluğu olmayan köy evi ile tarımsal amaçlı yapılarını rahatlıkla yapabilirken  özel çevre koruma bölgesinde ikamet eden köylülere inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni alma  zorunluluğu getirilmiştir. Köylü, kendi tarlasında ekim-dikim yapamaz hâle gelmiştir.  Ayrıca koruma bölgelerine dahil olan kimi kıyı yerlerinde denetimsiz işletilen balık çiftlikleri  doğaya, flora ve faunaya büyük zarar vermektedir.  Özel Çevre Koruma Kurumu ile ilgili bir diğer önemli sorun, koruma bölgelerinin Türkiye  yüzölçümüne oranla azlığıdır. Ülkemizde varolan doğal güzellikler ve korunması gereken flora ve  fauna kapsamı çok geniştir. Dolayısıyla kurumun yetki alanı artırılmalıdır. Örneğin Adana'da bulunan  lagünlerin korunması için kurum bünyesine alınması sağlanmalıdır.  - 1 7 0 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 7 1 - Yukarıda değinilen sebeplerden ötürü, özel çevre koruma bölgelerine dair sorunların  araştırılabileceği, yöre halkının sıkıntılarının dinlenebileceği ve uzmanlar eşliğinde çözüm  önerilerinin tartışılabileceği bir Meclis araştırmasının açılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.  Bu kısımda yer alan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Ankara  Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal  Anadol'un; Demokratik Açılım Olarak Adlandırılan Proje Kapsamında Gizli Görüşmelerde  Bulunduğu, Terör Örgütü Mensupları Hakkındaki Yargı Sürecini Etkilediği İddiasıyla İçişleri Bakanı  Beşir Atalay Hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru  Açılmasına İlişkin (11/10) esas numaralı Gensoru Önergesi'nin gündeme alınıp alınmayacağı  hususundaki görüşmelere başlıyoruz.  V.- GENSORU  A) ÖN GÖRÜŞMELER  L- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol 'un, "Demokratik  açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü mensupları  hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10)  BAŞKAN - Hükümet? Yerinde.  Önerge daha önce bastırılıp dağıtıldığı ve Genel Kurulun 18/2/2010 tarihli 63'üncü Birleşiminde  okunduğu için tekrar okutmuyorum.  Sayın milletvekilleri, Anayasa'nın 99'uncu maddesine göre, bu görüşmede, önerge sahiplerinden  birer üyeye, siyasi parti grupları adına birer milletvekiline ve Bakanlar Kurula adına Başbakan veya  bir bakana söz verilecektir.  Konuşma süreleri, önerge sahibi için on dakika, gruplar ve Hükümet için yirmişer dakikadır.  Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum: Önerge sahibi Hakkı Suha Okay, Ankara  Milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Fatma Nur Serter, İstanbul Milletvekili; Barış ve  Demokrasi Partisi Grubu adına Bengi Yıldız, Batman Milletvekili.  İlk söz, önerge sahibi Hakkı Suha Okay, Ankara Milletvekili.  Buyurun Sayın Okay. (CHP sıralarından alkışlar)  Süreniz on dakikadır.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanı  hakkında vermiş olduğumuz gensoru önergesi sahibi olarak söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla  selamlarım.  Değerli arkadaşlarım, bundan sekiz ay kadar önce Sayın Başbakan Suriye gezisi sırasında "Kürt  açılımı" diye bir projeyi ifade etti ve siyasal iktidarın muhtelif projelerinden biri olarak Türkiye'nin  gündeminde yer alan bu projenin daha sonra ismi defaatle değişti, en son bu isim "Demokratik açılım"  oldu. Ancak, bu proje kapsamında ismi değişmeyen bir tek kişi vardı, o da Sayın İçişleri Bakanıydı  ve İçişleri Bakanı bu projenin koordinatörüydü, İçişleri Bakanı bu projenin organizatörüydü.
Sayfa 24 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 0 : 1  - 1 7 1 - Yukarıda değinilen sebeplerden ötürü, özel çevre koruma bölgelerine dair sorunların  araştırılabileceği, yöre halkının sıkıntılarının dinlenebileceği ve uzmanlar eşliğinde çözüm  önerilerinin tartışılabileceği bir Meclis araştırmasının açılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.  Bu kısımda yer alan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Ankara  Milletvekili Hakkı Suha Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal  Anadol'un; Demokratik Açılım Olarak Adlandırılan Proje Kapsamında Gizli Görüşmelerde  Bulunduğu, Terör Örgütü Mensupları Hakkındaki Yargı Sürecini Etkilediği İddiasıyla İçişleri Bakanı  Beşir Atalay Hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru  Açılmasına İlişkin (11/10) esas numaralı Gensoru Önergesi'nin gündeme alınıp alınmayacağı  hususundaki görüşmelere başlıyoruz.  V.- GENSORU  A) ÖN GÖRÜŞMELER  L- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol 'un, "Demokratik  açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü mensupları  hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10)  BAŞKAN - Hükümet? Yerinde.  Önerge daha önce bastırılıp dağıtıldığı ve Genel Kurulun 18/2/2010 tarihli 63'üncü Birleşiminde  okunduğu için tekrar okutmuyorum.  Sayın milletvekilleri, Anayasa'nın 99'uncu maddesine göre, bu görüşmede, önerge sahiplerinden  birer üyeye, siyasi parti grupları adına birer milletvekiline ve Bakanlar Kurula adına Başbakan veya  bir bakana söz verilecektir.  Konuşma süreleri, önerge sahibi için on dakika, gruplar ve Hükümet için yirmişer dakikadır.  Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum: Önerge sahibi Hakkı Suha Okay, Ankara  Milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Fatma Nur Serter, İstanbul Milletvekili; Barış ve  Demokrasi Partisi Grubu adına Bengi Yıldız, Batman Milletvekili.  İlk söz, önerge sahibi Hakkı Suha Okay, Ankara Milletvekili.  Buyurun Sayın Okay. (CHP sıralarından alkışlar)  Süreniz on dakikadır.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanı  hakkında vermiş olduğumuz gensoru önergesi sahibi olarak söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla  selamlarım.  Değerli arkadaşlarım, bundan sekiz ay kadar önce Sayın Başbakan Suriye gezisi sırasında "Kürt  açılımı" diye bir projeyi ifade etti ve siyasal iktidarın muhtelif projelerinden biri olarak Türkiye'nin  gündeminde yer alan bu projenin daha sonra ismi defaatle değişti, en son bu isim "Demokratik açılım"  oldu. Ancak, bu proje kapsamında ismi değişmeyen bir tek kişi vardı, o da Sayın İçişleri Bakanıydı  ve İçişleri Bakanı bu projenin koordinatörüydü, İçişleri Bakanı bu projenin organizatörüydü.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 2 - Bu proje sürecinde Meclis Genel Kurulunda da görüşmeler yaptık. Ancak ne yazık ki bu projeyle  ilgili somut, net, açık hiçbir veri, hiçbir sunum olmadı. Ancak, bu projenin bir tek ismi oldu  "demokratik açılım" değil, "Habur açılımı" oldu. Açılımdaki tek proje de Habur gerçeğiydi.  Habur gerçeğinde yaşanan ise, terör örgütü ile müzakerenin ve bu müzakerenin bir kısmının da  gizli yapılma süreciydi. Sayın Bakan başlangıçta, açıklamalarında bu müzakereleri açık, şeffaf, tüm  kamuoyunun önünde yapacağını ifade etti ama 17 Ekim görüşmesini herkeslerden sakladı. Aslında  -17 Ekim'den ve- o tarihlerde Mahmur ve Kandil Kampı'ndan gelecek olan 34 teröristten ki 4 'ü  çocuk, onlan ayırıyoruz, 30 teröristin geleceği ifade edildi.  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Çocuklara terörist mi diyorsunuz?  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Fakat şunlar da ifade edildi: "Dört saat sonra bunlar serbest  bırakılacaklar."  Tabii, 17 Ekim görüşmesinde Sayın Bakanın Atatürk Orman Çiftliği'nde, Tarım Bakanlığına  ait özel bir mekânda, kapatılan Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk ile bu  Habur'da karşılanacak olan terörist kadronun nasıl karşılanacağına dair görüşmeler yapıldı. Sayın  Bakan bunu uzun süre sakladı ancak 23 Ekim günü itiraf etmek zorunda kaldı.  SIRRI SAKIK (Muş) - Terörist dediğiniz insanlardan 4'ü çocuk.  BAŞKAN - Lütfen Sayın Milletvekili, lütfen... Sabredin lütfen, bitsin.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - 23 Ekim günü itiraf etmek zorunda kaldı ve bu arada...  SIRRI SAKIK (Muş) - Gelen bebeklere terörist diyen anlayışa neyi lütfedeceksin!  BAŞKAN - Lütfen Sayın Milletvekili...  GÜROL ERGİN (Muğla) - Kardeşlerini mi koruyorsun?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, Hatibi dinleyelim.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - . . . bu arada o görüşme yapılan mekânda koruma görevlisi  olan 2 kişinin de bu görüşmeleri ifşa ettiler isnadıyla işlerine son verildi.  Aslında, 19 Ekimden önce Habur'da gümrük sahası içerisinde bir çadır mahkemesi, bir mobil  mahkeme kurulduğu da zaten biliniyordu kamuoyunda. Enteresandır, o çadır mahkemesi, o mobil  mahkemede 5 savcı, 1 hâkim ve 30 avukata göre de yer organize edildi. Daha sonra, 18 Ekim günü  Diyarbakır'da bir başka buluşma gerçekleşti. Yine İçişleri Bakanlığının Müsteşarının, Diyarbakır  Başsavcısının ve . . . Sayın Bakan, buradan bir kez daha soruyorum: Adalet Bakanı Müsteşar  Yardımcısı da orada mıydı, değil miydi? Ona da net bir cevap bekliyorum burada. Birlikte bir toplantı  yaptılar ve bu üst düzey bürokratlar 19 Ekim gününü programladılar. 19 Ekim günü üniformalarıyla  lüks ciplerde, ellerinde terör örgütünün bayrağıyla, o 30 terörist geldi ve o 30 teröristi devletin  müsteşarları, valileri, emniyet müdürleri, savcıları hep birlikte Habur'da karşıladılar.  Aslında bu sürecin bir başka yansıması vardı. Bu yansımada, başlangıçta Sayın Başbakan çok  memnundu. Nitekim 19 Ekim gününden sonra 20 Ekim günü AKP grup toplantısında Sayın Başbakan  aynen şunları dedi: "Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak  mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor, umut verici  gelişmeler oluyor." Esasen bu ifadesi, Sayın Başbakanın aynı tarihlerde Ağrı, Erzurum dönüşünde  gazetecilerle yapmış olduğu sohbetin de bir farklı yansımasıydı çünkü Sayın Başbakan da bu süreci  yakından izliyordu. Nitekim Sayın Başbakan bu Mahmur ve Kandil'den gelen teröristler için "Onları  geldiklerinde kimler karşılayacak? Emniyet karşılayacak, yargı karşılayacak; ondan sonra da gereken  yapılacak, sonra herkes gideceği yere gidecekti." diyor. Nitekim Sayın Başbakanın da söylediği oldu,  karşılandılar ve gidecekleri yere gittiler.
Sayfa 25 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 2 - Bu proje sürecinde Meclis Genel Kurulunda da görüşmeler yaptık. Ancak ne yazık ki bu projeyle  ilgili somut, net, açık hiçbir veri, hiçbir sunum olmadı. Ancak, bu projenin bir tek ismi oldu  "demokratik açılım" değil, "Habur açılımı" oldu. Açılımdaki tek proje de Habur gerçeğiydi.  Habur gerçeğinde yaşanan ise, terör örgütü ile müzakerenin ve bu müzakerenin bir kısmının da  gizli yapılma süreciydi. Sayın Bakan başlangıçta, açıklamalarında bu müzakereleri açık, şeffaf, tüm  kamuoyunun önünde yapacağını ifade etti ama 17 Ekim görüşmesini herkeslerden sakladı. Aslında  -17 Ekim'den ve- o tarihlerde Mahmur ve Kandil Kampı'ndan gelecek olan 34 teröristten ki 4 'ü  çocuk, onlan ayırıyoruz, 30 teröristin geleceği ifade edildi.  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Çocuklara terörist mi diyorsunuz?  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Fakat şunlar da ifade edildi: "Dört saat sonra bunlar serbest  bırakılacaklar."  Tabii, 17 Ekim görüşmesinde Sayın Bakanın Atatürk Orman Çiftliği'nde, Tarım Bakanlığına  ait özel bir mekânda, kapatılan Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk ile bu  Habur'da karşılanacak olan terörist kadronun nasıl karşılanacağına dair görüşmeler yapıldı. Sayın  Bakan bunu uzun süre sakladı ancak 23 Ekim günü itiraf etmek zorunda kaldı.  SIRRI SAKIK (Muş) - Terörist dediğiniz insanlardan 4'ü çocuk.  BAŞKAN - Lütfen Sayın Milletvekili, lütfen... Sabredin lütfen, bitsin.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - 23 Ekim günü itiraf etmek zorunda kaldı ve bu arada...  SIRRI SAKIK (Muş) - Gelen bebeklere terörist diyen anlayışa neyi lütfedeceksin!  BAŞKAN - Lütfen Sayın Milletvekili...  GÜROL ERGİN (Muğla) - Kardeşlerini mi koruyorsun?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, Hatibi dinleyelim.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - . . . bu arada o görüşme yapılan mekânda koruma görevlisi  olan 2 kişinin de bu görüşmeleri ifşa ettiler isnadıyla işlerine son verildi.  Aslında, 19 Ekimden önce Habur'da gümrük sahası içerisinde bir çadır mahkemesi, bir mobil  mahkeme kurulduğu da zaten biliniyordu kamuoyunda. Enteresandır, o çadır mahkemesi, o mobil  mahkemede 5 savcı, 1 hâkim ve 30 avukata göre de yer organize edildi. Daha sonra, 18 Ekim günü  Diyarbakır'da bir başka buluşma gerçekleşti. Yine İçişleri Bakanlığının Müsteşarının, Diyarbakır  Başsavcısının ve . . . Sayın Bakan, buradan bir kez daha soruyorum: Adalet Bakanı Müsteşar  Yardımcısı da orada mıydı, değil miydi? Ona da net bir cevap bekliyorum burada. Birlikte bir toplantı  yaptılar ve bu üst düzey bürokratlar 19 Ekim gününü programladılar. 19 Ekim günü üniformalarıyla  lüks ciplerde, ellerinde terör örgütünün bayrağıyla, o 30 terörist geldi ve o 30 teröristi devletin  müsteşarları, valileri, emniyet müdürleri, savcıları hep birlikte Habur'da karşıladılar.  Aslında bu sürecin bir başka yansıması vardı. Bu yansımada, başlangıçta Sayın Başbakan çok  memnundu. Nitekim 19 Ekim gününden sonra 20 Ekim günü AKP grup toplantısında Sayın Başbakan  aynen şunları dedi: "Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak  mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor, umut verici  gelişmeler oluyor." Esasen bu ifadesi, Sayın Başbakanın aynı tarihlerde Ağrı, Erzurum dönüşünde  gazetecilerle yapmış olduğu sohbetin de bir farklı yansımasıydı çünkü Sayın Başbakan da bu süreci  yakından izliyordu. Nitekim Sayın Başbakan bu Mahmur ve Kandil'den gelen teröristler için "Onları  geldiklerinde kimler karşılayacak? Emniyet karşılayacak, yargı karşılayacak; ondan sonra da gereken  yapılacak, sonra herkes gideceği yere gidecekti." diyor. Nitekim Sayın Başbakanın da söylediği oldu,  karşılandılar ve gidecekleri yere gittiler.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 3 - Burada sorun ne? Hâkimin ne işi var? Aslında savcıların da gitmesi hukuken yanlıştı da hâkimin  ne işi var?  Değerli arkadaşlarım, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 91 'inci maddesi açıkça "Yakalanan kişiyi  cumhuriyet savcısı bırakmazsa soruşturmanın tamamlanması için en yakın hâkim veya mahkemeye  gönderir." diyor, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 91. Peki, ne olmuş? Kişiler Habur gümrük  sahasında, Silopi'den hâkim, yetkisiz olarak Habur'a getiriliyor ve buna da "güvenlik gerekçesi"  gibi bir meşru gerekçe bulunuyor.  Değerli arkadaşlarım, hâkim teröristin ayağına gitmez, hâkim hiç kimsenin ayağına gitmez.  (CHP sıralarından alkışlar) Ama terörist hâkimin ayağına gelecek. Bunun gerekçesi de yok.  Şimdi, şu söyleniyor: Efendim, bu.. .  SIRRI SAKIK (Muş) - İmrah'ya hâkim göndermediniz mi?  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Sırrı otur yerine Allah'ını seversen!  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  SIRRI SAKIK (Muş) - Göndermediniz mi İmrah'ya hâkim?  BAŞKAN - Sayın Milletvekili...  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Şimdi, buna kimileri İmrah'yı, kimileri Silivri'yi örnek  göstermek istiyorlar. Değerli arkadaşlarım, orada ilk ifadedir, sorgu ifadesidir. Sorgu ifadesi ile  yargılamayı karıştırmayalım. Silivri'de yapılan yargılamadır ama Silivri'deki yargılama sürecinde,  başlangıçta o şüpheliler Beşiktaş Adliyesi'nde ifade verdi, daha sonra mahkeme kararıyla Silivri'ye  taşındı. Kaldı ki bu husus yine kamuoyundan saklanmak istendi. Biz burada kimi yasalar  görüşülürken Adalet Bakanına sorduğumuz sorularda, Adalet Bakanından da bu konuda yeter cevap  alamadık.  Bir başka husus daha oldu arkadaşlarım: Türk Ceza Kanunu'nun 221 'inci maddesi, Türk Ceza  Kanunu'nun 221'inci maddesi çok açıktır; etkin pişmanlık maddesi. Gelen terörist "Ben terör  örgütünün liderinin elçisi olarak geldim. Şu mektupları da Cumhurbaşkanına, Başbakana, Meclis  Başkanına, Genelkurmay Başkanına vermek üzere geldim." diyor, "Pişman değilim." diyor, "Hayır  kardeşim, sen pişmansın." deniliyor.  Aslında burada bir başka gelişme daha oldu. Zaten bu 30 kişiden 5 tanesinin mahkeme tarafından  serbest bırakılacağı söyleniyordu. Bir başka şey daha oldu: Bu teröristlerden bir tanesinin bir para  cezası ödemesi gerekiyordu, dediler ki: "Kardeşim, biz burada hemen bir vezne oluşturalım, elden  tahsilat yapalım. Hazine yerine biz elden tahsilat yapalım ki sen bir an evvel serbest bırakıl."  Şimdi, bütün bunlar yaşanırken, bu gerçekler ve Başbakanın bu açıklamalarından sonra AKP  Grubu bir kitapçık hazırladı "Millî Birlik ve Beraberlik Projesi" diye. Orada da bu Habur  karşılamasıyla ilgili olarak bu görüntülerin tasvip edilemez olduğunu söylediler. Aslında, bu, açıkçası  bir yanardöner politikaydı, takiye politikasıydı. Hayretle izledik. Dün ne söyledin, bugün ne diye  bunları kitaba da yazıyorsun?  Değerli arkadaşlarım, saklı mekânda buluşma, gizli görüşme, daha sonra devletin bürokratlarıyla  yapılan özel toplantılar, teröristler gelmeden önce, dört saat sonra, dört saat gözaltında kalıp  bırakılacakları söyleniyor, bu ülkede 1 başsavcının yedi saat gözaltında ifadesi alınıyor, 3 tane kuvvet  komutanı yetmiş iki saat emniyette hukuksuz yere tutuluyor ama terörist başına sekiz dakikada serbest  bırakılacağı taahhüt ediliyor ve pişman olmayana, "Pişman değilim." diyene "Sen pişmansın."
Sayfa 26 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 3 - Burada sorun ne? Hâkimin ne işi var? Aslında savcıların da gitmesi hukuken yanlıştı da hâkimin  ne işi var?  Değerli arkadaşlarım, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 91 'inci maddesi açıkça "Yakalanan kişiyi  cumhuriyet savcısı bırakmazsa soruşturmanın tamamlanması için en yakın hâkim veya mahkemeye  gönderir." diyor, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 91. Peki, ne olmuş? Kişiler Habur gümrük  sahasında, Silopi'den hâkim, yetkisiz olarak Habur'a getiriliyor ve buna da "güvenlik gerekçesi"  gibi bir meşru gerekçe bulunuyor.  Değerli arkadaşlarım, hâkim teröristin ayağına gitmez, hâkim hiç kimsenin ayağına gitmez.  (CHP sıralarından alkışlar) Ama terörist hâkimin ayağına gelecek. Bunun gerekçesi de yok.  Şimdi, şu söyleniyor: Efendim, bu.. .  SIRRI SAKIK (Muş) - İmrah'ya hâkim göndermediniz mi?  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Sırrı otur yerine Allah'ını seversen!  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...  SIRRI SAKIK (Muş) - Göndermediniz mi İmrah'ya hâkim?  BAŞKAN - Sayın Milletvekili...  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Şimdi, buna kimileri İmrah'yı, kimileri Silivri'yi örnek  göstermek istiyorlar. Değerli arkadaşlarım, orada ilk ifadedir, sorgu ifadesidir. Sorgu ifadesi ile  yargılamayı karıştırmayalım. Silivri'de yapılan yargılamadır ama Silivri'deki yargılama sürecinde,  başlangıçta o şüpheliler Beşiktaş Adliyesi'nde ifade verdi, daha sonra mahkeme kararıyla Silivri'ye  taşındı. Kaldı ki bu husus yine kamuoyundan saklanmak istendi. Biz burada kimi yasalar  görüşülürken Adalet Bakanına sorduğumuz sorularda, Adalet Bakanından da bu konuda yeter cevap  alamadık.  Bir başka husus daha oldu arkadaşlarım: Türk Ceza Kanunu'nun 221 'inci maddesi, Türk Ceza  Kanunu'nun 221'inci maddesi çok açıktır; etkin pişmanlık maddesi. Gelen terörist "Ben terör  örgütünün liderinin elçisi olarak geldim. Şu mektupları da Cumhurbaşkanına, Başbakana, Meclis  Başkanına, Genelkurmay Başkanına vermek üzere geldim." diyor, "Pişman değilim." diyor, "Hayır  kardeşim, sen pişmansın." deniliyor.  Aslında burada bir başka gelişme daha oldu. Zaten bu 30 kişiden 5 tanesinin mahkeme tarafından  serbest bırakılacağı söyleniyordu. Bir başka şey daha oldu: Bu teröristlerden bir tanesinin bir para  cezası ödemesi gerekiyordu, dediler ki: "Kardeşim, biz burada hemen bir vezne oluşturalım, elden  tahsilat yapalım. Hazine yerine biz elden tahsilat yapalım ki sen bir an evvel serbest bırakıl."  Şimdi, bütün bunlar yaşanırken, bu gerçekler ve Başbakanın bu açıklamalarından sonra AKP  Grubu bir kitapçık hazırladı "Millî Birlik ve Beraberlik Projesi" diye. Orada da bu Habur  karşılamasıyla ilgili olarak bu görüntülerin tasvip edilemez olduğunu söylediler. Aslında, bu, açıkçası  bir yanardöner politikaydı, takiye politikasıydı. Hayretle izledik. Dün ne söyledin, bugün ne diye  bunları kitaba da yazıyorsun?  Değerli arkadaşlarım, saklı mekânda buluşma, gizli görüşme, daha sonra devletin bürokratlarıyla  yapılan özel toplantılar, teröristler gelmeden önce, dört saat sonra, dört saat gözaltında kalıp  bırakılacakları söyleniyor, bu ülkede 1 başsavcının yedi saat gözaltında ifadesi alınıyor, 3 tane kuvvet  komutanı yetmiş iki saat emniyette hukuksuz yere tutuluyor ama terörist başına sekiz dakikada serbest  bırakılacağı taahhüt ediliyor ve pişman olmayana, "Pişman değilim." diyene "Sen pişmansın."  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 4 - deniliyor ve serbest bırakılıyor. Ondan sonra, eski bir DEP milletvekili diyor ki: "Hâkimleri  ayarladıklarını söylediler." Bu sefer de AKP Grubu diyor ki: "Yahu, sen onun sözüne niye  inanıyorsun, o zaten DEP'li ."  Değerli arkadaşlarım, kimin söylediği değil, ne söylediği önemli. Söylemenin de ötesinde,  yaşanan gerçekler tüm kamuoyunun bilgisi dâhilinde.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Okay, lütfen tamamlayınız.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, siyasetin meşruiyet kaynağı hukuktur.  Ama siyasete hukuk araç hâline gelmiştir, hukuka güven sarsılmıştır ve bu işlerin hepsini yapan, bu  organize işlerden sorumlu olan da Sayın Bakandır. Onun için koordinatör içişleri Bakanı hakkında  bu gensoruyu verdik ve bu gensorunun gündeme alınması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak gensoruyla  ilgili düşüncelerimi ifade ederken Meclis İç Tüzüğü'ndeki saygın bir kurum olan gensoru ve bu  Parlamento döneminde 5'inci kez görüşülen gensoruya hiç kimse böyle bir müesseseye "yalama"  diyemez. Ama bir şey yalama olmuştur, o da hukuk yalama olmuştur Türkiye'de. (CHP sıralarından  alkışlar)  Sözlerimi tamamlıyorum.  BAŞKAN - Sayın Okay, üç dakika ek süre verdim, tamamlayabilirsiniz.  Buyurun.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Ben bir dakikasında tamamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, şunu ifade edeyim: Bilesiniz ki bu gensoru, Sayın Başbakanın da "yalama"  diye ifade edip daha sonra da "Zaten bu kabul edilmeyecek." dediği ve yasamadaki AKP  milletvekillerinin oylarıyla reddedileceğini ifade ettiği bir gensoru. Zannetmeyin ki bu gensoru  Parlamento gündemine alındığında, Sayın İçişleri Bakanı, bu bütün iddialara rağmen görevinden istifa  etmiyorsa, bu gensorudan kurtulacağını zannediyorsa yanılıyor. Belki bugün bu gensorudan kurtulacak  ama bu ayarlama işlerinden dolayı Yüce Divandan kurtulamayacak. (CHP sıralarından alkışlar)  Değerli arkadaşlarım, biz tüm bu nedenle, bu işlerin koordinatörü ve organizasyonu yapan Sayın  İçişleri Bakanı hakkında vermiş olduğumuz gensoru önergemizin gündeme alınmasını talep ediyoruz.  Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Okay.  Sayın Kaplan ve Sayın Erçelebi, söz talebiniz var.  Ne için Sayın Kaplan?  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, Hatip konuşurken "Gizli görüşmeler yapıldı Sayın  Bakanla" dedi. O görüşmelerde ben de bulundum. Ona açıklık getirmek için söz istedim. O konuda,  ben Şırnak Milletvekili olarak bunu açmak istiyorum, doğru bilgilendirmek istiyorum sizleri, yüce  Meclisi.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Erçelebi, siz ne için istemiştiniz?  HASAN ERÇELEBİ (Denizli) - Efendim, konuyla ilgili, gensoruyla ilgili istiyorum. Elâzığ  Valisinin yaptığı açıklama konusunda Sayın İçişleri Bakanımızın yaptığı bir muamele var mı diye  soracaktım.
Sayfa 27 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 4 - deniliyor ve serbest bırakılıyor. Ondan sonra, eski bir DEP milletvekili diyor ki: "Hâkimleri  ayarladıklarını söylediler." Bu sefer de AKP Grubu diyor ki: "Yahu, sen onun sözüne niye  inanıyorsun, o zaten DEP'li ."  Değerli arkadaşlarım, kimin söylediği değil, ne söylediği önemli. Söylemenin de ötesinde,  yaşanan gerçekler tüm kamuoyunun bilgisi dâhilinde.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Okay, lütfen tamamlayınız.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, siyasetin meşruiyet kaynağı hukuktur.  Ama siyasete hukuk araç hâline gelmiştir, hukuka güven sarsılmıştır ve bu işlerin hepsini yapan, bu  organize işlerden sorumlu olan da Sayın Bakandır. Onun için koordinatör içişleri Bakanı hakkında  bu gensoruyu verdik ve bu gensorunun gündeme alınması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak gensoruyla  ilgili düşüncelerimi ifade ederken Meclis İç Tüzüğü'ndeki saygın bir kurum olan gensoru ve bu  Parlamento döneminde 5'inci kez görüşülen gensoruya hiç kimse böyle bir müesseseye "yalama"  diyemez. Ama bir şey yalama olmuştur, o da hukuk yalama olmuştur Türkiye'de. (CHP sıralarından  alkışlar)  Sözlerimi tamamlıyorum.  BAŞKAN - Sayın Okay, üç dakika ek süre verdim, tamamlayabilirsiniz.  Buyurun.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Ben bir dakikasında tamamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, şunu ifade edeyim: Bilesiniz ki bu gensoru, Sayın Başbakanın da "yalama"  diye ifade edip daha sonra da "Zaten bu kabul edilmeyecek." dediği ve yasamadaki AKP  milletvekillerinin oylarıyla reddedileceğini ifade ettiği bir gensoru. Zannetmeyin ki bu gensoru  Parlamento gündemine alındığında, Sayın İçişleri Bakanı, bu bütün iddialara rağmen görevinden istifa  etmiyorsa, bu gensorudan kurtulacağını zannediyorsa yanılıyor. Belki bugün bu gensorudan kurtulacak  ama bu ayarlama işlerinden dolayı Yüce Divandan kurtulamayacak. (CHP sıralarından alkışlar)  Değerli arkadaşlarım, biz tüm bu nedenle, bu işlerin koordinatörü ve organizasyonu yapan Sayın  İçişleri Bakanı hakkında vermiş olduğumuz gensoru önergemizin gündeme alınmasını talep ediyoruz.  Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Okay.  Sayın Kaplan ve Sayın Erçelebi, söz talebiniz var.  Ne için Sayın Kaplan?  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, Hatip konuşurken "Gizli görüşmeler yapıldı Sayın  Bakanla" dedi. O görüşmelerde ben de bulundum. Ona açıklık getirmek için söz istedim. O konuda,  ben Şırnak Milletvekili olarak bunu açmak istiyorum, doğru bilgilendirmek istiyorum sizleri, yüce  Meclisi.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Erçelebi, siz ne için istemiştiniz?  HASAN ERÇELEBİ (Denizli) - Efendim, konuyla ilgili, gensoruyla ilgili istiyorum. Elâzığ  Valisinin yaptığı açıklama konusunda Sayın İçişleri Bakanımızın yaptığı bir muamele var mı diye  soracaktım.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erçelebi.  Tutanaklara geçmiştir.  Sayın Kaplan, Anayasa'nın 99'uncu maddesinin ikinci fıkrası "Bu görüşmede, ancak önerge  sahiplerinden biri, siyasî parti grupları adına birer milletvekili, Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya  bir bakan konuşabilir." diyor.  Teşekkür ediyorum Sayın...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Daha önceki açıklamalarında isimlendirmeler basına da yansıma  olduğu için...  BAŞKAN - Dolayısıyla talebinizi yerine getiremiyorum Sayın Kaplan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Fatma Nur Serter, İstanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Serter. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi  tarafından verilen gensoru önergesi doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış  bulunuyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Ancak, bizleri televizyonlarından izleyen ve Genel Kurulun bu tablosunu göremeyenlere, Genel  Kurulda AKP sıralarının boş olduğunu çünkü burada söyleyeceklerimizi duymaya tahammüllerinin  olmadığını da iletmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  SONER AKSOY (Kütahya) - Bizim sıralara değil, kendi sıralarınıza bakın.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen... Sabredin.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay 17 Ekim günü, bilindiği  üzere, Atatürk Orman Çiftliği'nde, kapatılan DTP'nin Genel Başkanı ve bazı milletvekilleriyle bir  görüşme yapmıştır. Aslında görüşmenin gizli olduğu, altı çizilmesi gereken bir konudur. Bu görüşme  gerçekten gizli midir? Neden gizli bir görüşme yapılma ihtiyacı duyulmuştur? Bu görüşmenin gizli  olduğuyla ilgili çeşitli ipuçlarını bulmak mümkün. Bakınız, bunlardan birini sizinle paylaşmak istiyorum.  Bu görüşmenin basında yer almasından kısa bir süre sonra Atatürk Orman Çiftliğinin 2 çalışanı,  gizli tutulması gereken göreve müteallik sırları ifşa etmek gerekçesiyle işlerinden atılmıştır ve bu  kişiler idari yargıya bu gerekçeyle dava açmışlardır, dava sürmektedir.  İçişleri Bakanı bu görüşmeyi gizli tutmayı başaramayınca, bu defa, basında yer alması üzerine,  Habur girişinden üç gün sonra, yani, yirmi üçünde bir açıklama yapmıştır görüşmenin içeriğiyle ilgili.  Bakalım bu açıklamada Sayın Bakan ne demiş. Diyor ki: "Ben, DTP'yi, bu şovları yapmayın, bu  provokasyonları yapmayın, süreci tıkarsınız, sürece zarar verirsiniz diye uyardım." İçişleri Bakanı,  Habur girişinden iki gün önce, demek ki, DTP'nin böyle bir şov yapacağını biliyor. Kendisi böyle özel  bir yeteneğe sahip olmuş olabilir ama eğer böyle özel bir yeteneğe sahipse, o zaman, bildiği hâlde,  bu şovu engellememiş olmaktan suçludur, bu sorumluluğu yerine getirmemiş olmaktan suçludur.  Aradan geçen zaman, bu görüşmenin içeriği konusunda kamuoyunu aydınlattı. DEP eski  milletvekili Hatip Dicle avukatı aracılığıyla cezaevinden bir açıklama yaptı ve bu açıklamada, "O  günkü görüşmede İçişleri Bakanının 'Hâkim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler' sözünü  verdiğini" paylaştı kamuoyuyla. Bu sözün neden verildiğinin gerekçesi bu sözün kendisi kadar  önemlidir. Çünkü İçişleri Bakanı bu sözü verirken DTP'liler tarafından uyarılmış, eğer geldikleri  gibi geçmezlerse tekrar PKK'nın terör eylemlerinin başlayabileceğini ve açılımın sonuca  ulaşmayacağını söylemiştir. O nedenle bu pazarlığın içeriği son derece önemlidir.  - 1 7 5 -
Sayfa 28 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erçelebi.  Tutanaklara geçmiştir.  Sayın Kaplan, Anayasa'nın 99'uncu maddesinin ikinci fıkrası "Bu görüşmede, ancak önerge  sahiplerinden biri, siyasî parti grupları adına birer milletvekili, Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya  bir bakan konuşabilir." diyor.  Teşekkür ediyorum Sayın...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Daha önceki açıklamalarında isimlendirmeler basına da yansıma  olduğu için...  BAŞKAN - Dolayısıyla talebinizi yerine getiremiyorum Sayın Kaplan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Fatma Nur Serter, İstanbul Milletvekili.  Buyurun Sayın Serter. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi  tarafından verilen gensoru önergesi doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış  bulunuyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Ancak, bizleri televizyonlarından izleyen ve Genel Kurulun bu tablosunu göremeyenlere, Genel  Kurulda AKP sıralarının boş olduğunu çünkü burada söyleyeceklerimizi duymaya tahammüllerinin  olmadığını da iletmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  SONER AKSOY (Kütahya) - Bizim sıralara değil, kendi sıralarınıza bakın.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen... Sabredin.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay 17 Ekim günü, bilindiği  üzere, Atatürk Orman Çiftliği'nde, kapatılan DTP'nin Genel Başkanı ve bazı milletvekilleriyle bir  görüşme yapmıştır. Aslında görüşmenin gizli olduğu, altı çizilmesi gereken bir konudur. Bu görüşme  gerçekten gizli midir? Neden gizli bir görüşme yapılma ihtiyacı duyulmuştur? Bu görüşmenin gizli  olduğuyla ilgili çeşitli ipuçlarını bulmak mümkün. Bakınız, bunlardan birini sizinle paylaşmak istiyorum.  Bu görüşmenin basında yer almasından kısa bir süre sonra Atatürk Orman Çiftliğinin 2 çalışanı,  gizli tutulması gereken göreve müteallik sırları ifşa etmek gerekçesiyle işlerinden atılmıştır ve bu  kişiler idari yargıya bu gerekçeyle dava açmışlardır, dava sürmektedir.  İçişleri Bakanı bu görüşmeyi gizli tutmayı başaramayınca, bu defa, basında yer alması üzerine,  Habur girişinden üç gün sonra, yani, yirmi üçünde bir açıklama yapmıştır görüşmenin içeriğiyle ilgili.  Bakalım bu açıklamada Sayın Bakan ne demiş. Diyor ki: "Ben, DTP'yi, bu şovları yapmayın, bu  provokasyonları yapmayın, süreci tıkarsınız, sürece zarar verirsiniz diye uyardım." İçişleri Bakanı,  Habur girişinden iki gün önce, demek ki, DTP'nin böyle bir şov yapacağını biliyor. Kendisi böyle özel  bir yeteneğe sahip olmuş olabilir ama eğer böyle özel bir yeteneğe sahipse, o zaman, bildiği hâlde,  bu şovu engellememiş olmaktan suçludur, bu sorumluluğu yerine getirmemiş olmaktan suçludur.  Aradan geçen zaman, bu görüşmenin içeriği konusunda kamuoyunu aydınlattı. DEP eski  milletvekili Hatip Dicle avukatı aracılığıyla cezaevinden bir açıklama yaptı ve bu açıklamada, "O  günkü görüşmede İçişleri Bakanının 'Hâkim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler' sözünü  verdiğini" paylaştı kamuoyuyla. Bu sözün neden verildiğinin gerekçesi bu sözün kendisi kadar  önemlidir. Çünkü İçişleri Bakanı bu sözü verirken DTP'liler tarafından uyarılmış, eğer geldikleri  gibi geçmezlerse tekrar PKK'nın terör eylemlerinin başlayabileceğini ve açılımın sonuca  ulaşmayacağını söylemiştir. O nedenle bu pazarlığın içeriği son derece önemlidir.  - 1 7 5 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 6 - FATMA KURTULAN (Van) - Yalan söylüyorsun!  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, Hatip nereden bilgilenmiş, bizi de bilgilendirsin.  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Bu pazarlık, aslında, Habur girişlerinin PKK'yla  mücadeleyi bir kenara koyup müzakere sürecini başlattığını ve bunun bir PKK projesi olduğunu  açıkça ortaya koymaktadır.  Ahmet Türk ve Emine Ayna, Habur girişinden iki gün sonra yaptıkları açıklamalarda farklı  kelimeler kullanarak, Abdullah Öcalan'ın tarihî bir hamlesi olarak Habur girişini kamuoyuna  açıklamışlardır. O hâlde neymiş? Abdullah Öcalan'ın tarihî bir projesi PKK'yla müzakere edilerek  hayata geçirilmiştir. Bunun tartışılabilir bir tarafı yoktur ve bu çok vahim bir tablodur.  Şimdi, gelelim Habur'da yaşanan olaylara: Habur'da gelenlerin serbest bırakılacaklarına dair  söz verilmiştir.  Değerli milletvekilleri, sorgulama ve yargılama öncesi bunlar yapılmadan bu sözü İçişleri Bakanı  nasıl vermiştir? Hangi yetkiyle vermiştir? Bu sözü bir hukukçu vermemiştir, bu sözü bir siyasetçi  vermiştir. Nasıl vermiştir bu sözü? Gelenlerin dört saat içerisinde bırakılacakları sözü de verilmiştir.  Peki, bu söz nasıl verilmiştir? Gelenlerin, dört saat içinde 34 kişinin bırakılacağı sözünün verildiğini,  kimilerinin Türkiye'de çok itibar ettiği bir gazete, Habur girişinden bir gün önce "Dört saatte  bırakılacaklar" diye manşetten duyurmuştur ve gerçekten dört saat içinde bırakılmışlardır. (BDP  sıralarından gürültüler)  AYLA AKAT ATA (Batman) - Orada mıydınız Sayın Hatip, orada mıydınız?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Değerli milletvekilleri, geri kalan kişiler, 5 kişi mahkemeye  sevk edilmiş, onlar da aynı gün içinde bırakılmışlardır. Şimdi, burada sorulması gereken çok önemli  bir soru daha var: Habur'da Adalet Bakanlığının üst düzey yetkilileri, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ne  aramaktadır? Adalet Bakanlığı Müsteşarı bu ayarlama işini gerçekleştirmek için mi oraya  gönderilmiştir, yoksa sorgu sırasında etkin pişmanlık hükmünden yararlanmak üzere sorguya alınan  ve yargılananlar "Biz pişman değiliz, buraya Abdullah Öcalan'ın talimatıyla geldik. O bizim  önderimizdir." deyip ona övgüler düzerken bunların tutanaklarda yer almasını engellemek için mi  orada görevlendirilmişlerdir? (CHP sıralarından alkışlar)  Habur'a Adalet Bakanlığı Müsteşarının ve görevlilerin dışında devlet taşınmıştır değerli  milletvekilleri, devlet. Devlet, Habur'da teröristlerin ayağına götürülmüştür ve ne yazık ki AKP  Habur'da teröre teslim olmuştur. Sözde bayraklarla, Öcalan posterleriyle, terörist kıyafetleriyle  kahramanlar gibi karşılama yapıldıktan sonra, biraz önce Sayın Okay'ın da dediği gibi, Başbakan  bu sevinç tablosunu "Sınırdaki manzara karşısında umutlanmamak mümkün değil." sözleriyle ifade  etmiştir. Aslında bu bir sevinç tablosu değildir, bu bir utanç tablosudur. (CHP sıralarından alkışlar)  Bu tablo Türkiye'nin tarihine kara bir leke olarak geçmiştir, bu tablo Türkiye'nin yüreğini kanatmıştır,  şehit ailelerinin yaralarını dağlamıştır. Ama AKP'nin kafasındaki karışıklık zaten açılımın başından  bu yana belliydi. Önce "Kürt açılımı", sonra "Demokratik açılım", sonra bir baktılar bu açılım milleti  ayrıştırmaya ve bölmeye başladı, açılımın adı "Demokratik açılım"dan "Millî birlik açılımı" olarak  değiştirildi. Bu popülist yaklaşımları biz biliyoruz. Ama kafasının karışıklığı sadece bununla da sınırlı  değil. Bakınız, Sayın Başbakan bu konuda neler düşünüyor? Sayın Başbakan 24 Aralık 2002'de şöyle  diyor: "Türkiye'de Kürt sorunu yok. Sorun var diye inanacaksan sorun olur. 'Yok' dersen sorun  ortadan kalkar. Keşke biz de bazı şeylere 'Yok' diyebilsek."
Sayfa 29 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 6 - FATMA KURTULAN (Van) - Yalan söylüyorsun!  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, Hatip nereden bilgilenmiş, bizi de bilgilendirsin.  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Bu pazarlık, aslında, Habur girişlerinin PKK'yla  mücadeleyi bir kenara koyup müzakere sürecini başlattığını ve bunun bir PKK projesi olduğunu  açıkça ortaya koymaktadır.  Ahmet Türk ve Emine Ayna, Habur girişinden iki gün sonra yaptıkları açıklamalarda farklı  kelimeler kullanarak, Abdullah Öcalan'ın tarihî bir hamlesi olarak Habur girişini kamuoyuna  açıklamışlardır. O hâlde neymiş? Abdullah Öcalan'ın tarihî bir projesi PKK'yla müzakere edilerek  hayata geçirilmiştir. Bunun tartışılabilir bir tarafı yoktur ve bu çok vahim bir tablodur.  Şimdi, gelelim Habur'da yaşanan olaylara: Habur'da gelenlerin serbest bırakılacaklarına dair  söz verilmiştir.  Değerli milletvekilleri, sorgulama ve yargılama öncesi bunlar yapılmadan bu sözü İçişleri Bakanı  nasıl vermiştir? Hangi yetkiyle vermiştir? Bu sözü bir hukukçu vermemiştir, bu sözü bir siyasetçi  vermiştir. Nasıl vermiştir bu sözü? Gelenlerin dört saat içerisinde bırakılacakları sözü de verilmiştir.  Peki, bu söz nasıl verilmiştir? Gelenlerin, dört saat içinde 34 kişinin bırakılacağı sözünün verildiğini,  kimilerinin Türkiye'de çok itibar ettiği bir gazete, Habur girişinden bir gün önce "Dört saatte  bırakılacaklar" diye manşetten duyurmuştur ve gerçekten dört saat içinde bırakılmışlardır. (BDP  sıralarından gürültüler)  AYLA AKAT ATA (Batman) - Orada mıydınız Sayın Hatip, orada mıydınız?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Değerli milletvekilleri, geri kalan kişiler, 5 kişi mahkemeye  sevk edilmiş, onlar da aynı gün içinde bırakılmışlardır. Şimdi, burada sorulması gereken çok önemli  bir soru daha var: Habur'da Adalet Bakanlığının üst düzey yetkilileri, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ne  aramaktadır? Adalet Bakanlığı Müsteşarı bu ayarlama işini gerçekleştirmek için mi oraya  gönderilmiştir, yoksa sorgu sırasında etkin pişmanlık hükmünden yararlanmak üzere sorguya alınan  ve yargılananlar "Biz pişman değiliz, buraya Abdullah Öcalan'ın talimatıyla geldik. O bizim  önderimizdir." deyip ona övgüler düzerken bunların tutanaklarda yer almasını engellemek için mi  orada görevlendirilmişlerdir? (CHP sıralarından alkışlar)  Habur'a Adalet Bakanlığı Müsteşarının ve görevlilerin dışında devlet taşınmıştır değerli  milletvekilleri, devlet. Devlet, Habur'da teröristlerin ayağına götürülmüştür ve ne yazık ki AKP  Habur'da teröre teslim olmuştur. Sözde bayraklarla, Öcalan posterleriyle, terörist kıyafetleriyle  kahramanlar gibi karşılama yapıldıktan sonra, biraz önce Sayın Okay'ın da dediği gibi, Başbakan  bu sevinç tablosunu "Sınırdaki manzara karşısında umutlanmamak mümkün değil." sözleriyle ifade  etmiştir. Aslında bu bir sevinç tablosu değildir, bu bir utanç tablosudur. (CHP sıralarından alkışlar)  Bu tablo Türkiye'nin tarihine kara bir leke olarak geçmiştir, bu tablo Türkiye'nin yüreğini kanatmıştır,  şehit ailelerinin yaralarını dağlamıştır. Ama AKP'nin kafasındaki karışıklık zaten açılımın başından  bu yana belliydi. Önce "Kürt açılımı", sonra "Demokratik açılım", sonra bir baktılar bu açılım milleti  ayrıştırmaya ve bölmeye başladı, açılımın adı "Demokratik açılım"dan "Millî birlik açılımı" olarak  değiştirildi. Bu popülist yaklaşımları biz biliyoruz. Ama kafasının karışıklığı sadece bununla da sınırlı  değil. Bakınız, Sayın Başbakan bu konuda neler düşünüyor? Sayın Başbakan 24 Aralık 2002'de şöyle  diyor: "Türkiye'de Kürt sorunu yok. Sorun var diye inanacaksan sorun olur. 'Yok' dersen sorun  ortadan kalkar. Keşke biz de bazı şeylere 'Yok' diyebilsek."  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 7 7 - Ardından, Sayın Başbakan 2005'te aydınlarla yaptığı görüşmede bu soruna bir ad koymaya  gerek duymuş "İlla soruna bir ad koymak gerekiyorsa ister 'Kürt sorunu' deyin ister 'Güneydoğu  sorunu' deyin." diyerek olayı noktalamış.  Peki, sonra ne olmuş? Sonra, Başbakan Siirt'e gitmiş. Siirt'te çok ilginç açıklamaları var, diyor  ki: "Ülkemde birçok sorunlar var. Doğu sorunu var, Güneydoğu sorunu var, vatandaşların, Kürt  vatandaşların kendilerine ait sorunları da var." Bakınız, demek ki neymiş? Kürt sorunu, orada yaşayan  insanların bireysel sorunuymuş. Bunu biz söylemiyoruz, hiçbir zaman söylemedik. Cumhuriyet Halk  Partisi 1989'dan beri bu soruna en doğru teşhisi koyan siyasi parti olmuştur. (AK PARTİ sıralarından  gürültüler)  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Belli oluyor.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Bunu Başbakan söylüyor.  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Sonra ne olmuş? 3 Kasım 2008'de Başbakan Hakkâri'de  "Tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak" demeyenlerin Türkiye'de yeri olmadığını söylemiş  yani "Ya sev ya terk et." demiş Başbakan.  Bundan yedi sekiz ay sonra, 23 Temmuz 2009'da, Kürt açılımını başlattığını ilan edip hazmettire  hazmettire kabul ettireceğini söylemiş. Bütün bunları biz söylemiyoruz, bütün bunları Başbakan  söylüyor.  Başbakanın 2009 yılında bu ani fikir değişikliği, hiç kuşkusuz ki bu konuda dış odaklarca yapılan  yönlendirmenin, ABD'de pişirilip Kuzey Irak'ta otonom yönetimde kotarılan projenin ve Türkiye  Büyük Millet Meclisinde Cumhurbaşkanının Meclis açılış konuşmasında açıkça itiraf ettiği  girişimlerin bir sonucudur. Cumhurbaşkanı, kendi sorununu kendi iradeleriyle çözemeyen devletlerin  başkalarının istismarına açık olduğunu söyleyerek, ulusal egemenlik haklarımızın nasıl ipotek altına  alındığını açıklaması, gerçekten Türkiye için ve Türkiye Büyük Millet Meclisi için de bir utanç  vesilesidir. (CHP sıralarından alkışlar)  Bu sorunun paydaşları bir bakıyorsunuz Karayılan. Karayılan diyor ki: "Diyalog yeri İmralı'dır."  Bir AKP milletvekili -Diyarbakır Milletvekili- "Hiç kimse PKK ve Öcalan'ı görmezden gelemez."  diyor. Bir bakıyorsunuz İçişleri Bakanı, Karayılan'ın İmralı'yı işaret etmesinden hemen sonra,  Karayılan'ın düşüncelerinin çok önemli olduğunu açıklıyor. Apo "Yol haritasını açıklayacağım."  dedikten hemen sonra, AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Arınç, Öcalan'ın yol haritasının  tartışılabilir olduğunu ve MGK'da ele alınabileceğini söylüyor. Bütün bunlar, terörün nasıl koruma  altına alındığı ve terör örgütünün nasıl ibra edilmeye çalışıldığının açık göstergeleri.  Tokat'ta verilen 7 şehidi unutmadık. Tokat'ta 7 şehit verildiğinde bunların PKK tarafından değil  Ergenekon girişimiyle şehit ettirildiklerini söyleyen AKP'nin üst düzey bir yöneticisiydi. AKP,  PKK'yı aklamaya, ibra etmeye çalışmıştır. Terörle Mücadele Yasası'nda art arda iki defa yapmayı  planladığı değişiklikle Öcalan'ı af kapsamına sokmaya ve yeniden yargılanmanın önünü açmaya  çalışmış, ama CHP'nin girişimleriyle bunu başaramamıştır.
Sayfa 30 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 7 7 - Ardından, Sayın Başbakan 2005'te aydınlarla yaptığı görüşmede bu soruna bir ad koymaya  gerek duymuş "İlla soruna bir ad koymak gerekiyorsa ister 'Kürt sorunu' deyin ister 'Güneydoğu  sorunu' deyin." diyerek olayı noktalamış.  Peki, sonra ne olmuş? Sonra, Başbakan Siirt'e gitmiş. Siirt'te çok ilginç açıklamaları var, diyor  ki: "Ülkemde birçok sorunlar var. Doğu sorunu var, Güneydoğu sorunu var, vatandaşların, Kürt  vatandaşların kendilerine ait sorunları da var." Bakınız, demek ki neymiş? Kürt sorunu, orada yaşayan  insanların bireysel sorunuymuş. Bunu biz söylemiyoruz, hiçbir zaman söylemedik. Cumhuriyet Halk  Partisi 1989'dan beri bu soruna en doğru teşhisi koyan siyasi parti olmuştur. (AK PARTİ sıralarından  gürültüler)  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Belli oluyor.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Bunu Başbakan söylüyor.  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Sonra ne olmuş? 3 Kasım 2008'de Başbakan Hakkâri'de  "Tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak" demeyenlerin Türkiye'de yeri olmadığını söylemiş  yani "Ya sev ya terk et." demiş Başbakan.  Bundan yedi sekiz ay sonra, 23 Temmuz 2009'da, Kürt açılımını başlattığını ilan edip hazmettire  hazmettire kabul ettireceğini söylemiş. Bütün bunları biz söylemiyoruz, bütün bunları Başbakan  söylüyor.  Başbakanın 2009 yılında bu ani fikir değişikliği, hiç kuşkusuz ki bu konuda dış odaklarca yapılan  yönlendirmenin, ABD'de pişirilip Kuzey Irak'ta otonom yönetimde kotarılan projenin ve Türkiye  Büyük Millet Meclisinde Cumhurbaşkanının Meclis açılış konuşmasında açıkça itiraf ettiği  girişimlerin bir sonucudur. Cumhurbaşkanı, kendi sorununu kendi iradeleriyle çözemeyen devletlerin  başkalarının istismarına açık olduğunu söyleyerek, ulusal egemenlik haklarımızın nasıl ipotek altına  alındığını açıklaması, gerçekten Türkiye için ve Türkiye Büyük Millet Meclisi için de bir utanç  vesilesidir. (CHP sıralarından alkışlar)  Bu sorunun paydaşları bir bakıyorsunuz Karayılan. Karayılan diyor ki: "Diyalog yeri İmralı'dır."  Bir AKP milletvekili -Diyarbakır Milletvekili- "Hiç kimse PKK ve Öcalan'ı görmezden gelemez."  diyor. Bir bakıyorsunuz İçişleri Bakanı, Karayılan'ın İmralı'yı işaret etmesinden hemen sonra,  Karayılan'ın düşüncelerinin çok önemli olduğunu açıklıyor. Apo "Yol haritasını açıklayacağım."  dedikten hemen sonra, AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Arınç, Öcalan'ın yol haritasının  tartışılabilir olduğunu ve MGK'da ele alınabileceğini söylüyor. Bütün bunlar, terörün nasıl koruma  altına alındığı ve terör örgütünün nasıl ibra edilmeye çalışıldığının açık göstergeleri.  Tokat'ta verilen 7 şehidi unutmadık. Tokat'ta 7 şehit verildiğinde bunların PKK tarafından değil  Ergenekon girişimiyle şehit ettirildiklerini söyleyen AKP'nin üst düzey bir yöneticisiydi. AKP,  PKK'yı aklamaya, ibra etmeye çalışmıştır. Terörle Mücadele Yasası'nda art arda iki defa yapmayı  planladığı değişiklikle Öcalan'ı af kapsamına sokmaya ve yeniden yargılanmanın önünü açmaya  çalışmış, ama CHP'nin girişimleriyle bunu başaramamıştır.  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 O: 1  - 1 7 8 - AKP'nin yargı terminolojisi yeni bir terminoloji olarak Türkiye'nin gündemine girmiştir.  AKP'ye göre iki tür yargı vardır: Bir, tarafsız yargı; iki, ideolojik yargı. Kimdir bu tarafsız yargı?  AKP'den yana taraf olan, baskı altına alınabilen, cumhuriyetçi aydınlan, üst düzey komutanları,  yargıda hukukun üstünlüğünü savunan yargı mensuplarını tutuklayıp gözaltına alanlar, bunlar tarafsız  yargıdır. Bunlar, Türkiye için hayırlara vesile olacak kararlan alan ve bu kararların mubah olduğunu  kamuoyuna anlatan, işaretini veren yargıdır. İkincisi kimdir? İdeolojik yargı. Bunların başında,  Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler-Savcılar Yüksek Kurulu gelmektedir. Bunlar ne  yapıyorlar? Bunlar, yargı darbesi yapmakla AKP tarafından suçlanan ideolojik yargıyı temsil  ediyorlar. Bu ideolojik yargıya arada bir sopanın ucunu göstermek gerektiğini düşünmektedir AKP.  Ne zaman başı sıkışsa, sepetinden, yargının bağımsızlığını engelleyecek ve onu yürütmenin  denetimine sokacak bir yargı reformu paketi çıkararak, bu ideolojik yargıyı, AKP terminolojisine  göre ideolojik yargıyı terbiye etmeye çalışmaktadır. Tabii, bu ideolojik diye adlandınlan yargının  gerçekte bağımsız olan, hukukun üstünlüğüne inanan yargı mensuplanna neler yaptığı, nasıl bir baskı  uyguladığı Türkiye'nin hâlen gündemindedir. Ergenekon davasına bakan bir hâkimin üzerinde  kurumsal baskı olduğu için görevinden istifa etmesi çok somut bir örnek değil midir? Erzincan  Cumhuriyet Başsavcısına yürüttüğü cemaat soruşturmasıyla ilgili olarak Başbakan Yardımcısının  telefon edip "Bu durum seçim öncesi partimizi zor durumda bırakır, gözaltındakileri serbest bırak."  demesi çok somut bir baskı değil midir? Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanına uygulanan baskı  Türkiye'nin hâlâ gündemindedir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSYK ve birçok yargı  mensuplannın telefonlannın sürekli yasa dışı dinletilmesi yargıya yönelik baskının somut kanıtı değil  midir? Ya Adli Tıp Kurumu... Adli Tıp Kurumuna yapılan baskılar, kadrolaşma, ıslak imza sürecinde  oraya atanan kişiler...  Peki, bir de şu tanıklara bakalım, tanıklara; çok önemli tanıklar, Türkiye'de Ergenekon sürecini  yönlendiren tanıklar. Bu tanıkların suç dosyalan o kadar kabarık ki bunlardan sadece birkaç örnek  vermek gerekir çünkü zaman müsait değil. Bakınız, bunlardan bir tanesi, kim bu kişi? 9 numaralı  tanık; Cumhuriyet gazetesini bombalamış, Danıştay olayında bizzat etkili bir konumda. Bu kişi, kasten  adam öldürmeye teşebbüsten dokuz yıl hüküm giymiş, ablasını öldürmekten yirmi yıl hüküm giymiş,  nüfus cüzdanında sahtecilikten ceza almış, öz yeğenini fuhşa teşvik etmekten iki buçuk yıl hüküm  giymiş. İşte buyurun... İşte buyurun, tanıklar bunlar. Bunlar bilinenler, bir de gizli, daha gizli olanlar  var. İşte, AKP'nin hukuk anlayışı bu tanıklann suç dosyalanyla da kendisini ortaya koymaktadır.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - İsmini ver ismini, o kadar biliyorsan.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - AKP ile birlikte Türkiye'de görülen davalarda farklı farklı  hukuk anlayışlarına tanık olunmaktadır. Şimdi bakın, biraz önce Sayın Okay da söyledi. Mesela  Ergenekon davasında bir komutan alınıyor ya da bir üniversite hocası, rektörü alınıyor, yedi saat,  sekiz saat sorgulanıyor. Sorgulansın. Peki, Habur'da otuz dört kişi dört saatte nasıl sorgulanıyor?  Sorgulanır... Sorgulanır çünkü biri Silivri hukukudur, öbürü Habur hukukudur. Ha, bir de Deniz  Feneri hukuku var. Aman onu unutmayalım, Deniz Feneri hukuku. Ayrıcalıklı, koruma altına alınan,  yayın yasağı getirilen bir dolandırıcılık davası AKP'nin himayesi altında devam etmektedir.
Sayfa 31 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 O: 1  - 1 7 8 - AKP'nin yargı terminolojisi yeni bir terminoloji olarak Türkiye'nin gündemine girmiştir.  AKP'ye göre iki tür yargı vardır: Bir, tarafsız yargı; iki, ideolojik yargı. Kimdir bu tarafsız yargı?  AKP'den yana taraf olan, baskı altına alınabilen, cumhuriyetçi aydınlan, üst düzey komutanları,  yargıda hukukun üstünlüğünü savunan yargı mensuplarını tutuklayıp gözaltına alanlar, bunlar tarafsız  yargıdır. Bunlar, Türkiye için hayırlara vesile olacak kararlan alan ve bu kararların mubah olduğunu  kamuoyuna anlatan, işaretini veren yargıdır. İkincisi kimdir? İdeolojik yargı. Bunların başında,  Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler-Savcılar Yüksek Kurulu gelmektedir. Bunlar ne  yapıyorlar? Bunlar, yargı darbesi yapmakla AKP tarafından suçlanan ideolojik yargıyı temsil  ediyorlar. Bu ideolojik yargıya arada bir sopanın ucunu göstermek gerektiğini düşünmektedir AKP.  Ne zaman başı sıkışsa, sepetinden, yargının bağımsızlığını engelleyecek ve onu yürütmenin  denetimine sokacak bir yargı reformu paketi çıkararak, bu ideolojik yargıyı, AKP terminolojisine  göre ideolojik yargıyı terbiye etmeye çalışmaktadır. Tabii, bu ideolojik diye adlandınlan yargının  gerçekte bağımsız olan, hukukun üstünlüğüne inanan yargı mensuplanna neler yaptığı, nasıl bir baskı  uyguladığı Türkiye'nin hâlen gündemindedir. Ergenekon davasına bakan bir hâkimin üzerinde  kurumsal baskı olduğu için görevinden istifa etmesi çok somut bir örnek değil midir? Erzincan  Cumhuriyet Başsavcısına yürüttüğü cemaat soruşturmasıyla ilgili olarak Başbakan Yardımcısının  telefon edip "Bu durum seçim öncesi partimizi zor durumda bırakır, gözaltındakileri serbest bırak."  demesi çok somut bir baskı değil midir? Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanına uygulanan baskı  Türkiye'nin hâlâ gündemindedir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSYK ve birçok yargı  mensuplannın telefonlannın sürekli yasa dışı dinletilmesi yargıya yönelik baskının somut kanıtı değil  midir? Ya Adli Tıp Kurumu... Adli Tıp Kurumuna yapılan baskılar, kadrolaşma, ıslak imza sürecinde  oraya atanan kişiler...  Peki, bir de şu tanıklara bakalım, tanıklara; çok önemli tanıklar, Türkiye'de Ergenekon sürecini  yönlendiren tanıklar. Bu tanıkların suç dosyalan o kadar kabarık ki bunlardan sadece birkaç örnek  vermek gerekir çünkü zaman müsait değil. Bakınız, bunlardan bir tanesi, kim bu kişi? 9 numaralı  tanık; Cumhuriyet gazetesini bombalamış, Danıştay olayında bizzat etkili bir konumda. Bu kişi, kasten  adam öldürmeye teşebbüsten dokuz yıl hüküm giymiş, ablasını öldürmekten yirmi yıl hüküm giymiş,  nüfus cüzdanında sahtecilikten ceza almış, öz yeğenini fuhşa teşvik etmekten iki buçuk yıl hüküm  giymiş. İşte buyurun... İşte buyurun, tanıklar bunlar. Bunlar bilinenler, bir de gizli, daha gizli olanlar  var. İşte, AKP'nin hukuk anlayışı bu tanıklann suç dosyalanyla da kendisini ortaya koymaktadır.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - İsmini ver ismini, o kadar biliyorsan.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - AKP ile birlikte Türkiye'de görülen davalarda farklı farklı  hukuk anlayışlarına tanık olunmaktadır. Şimdi bakın, biraz önce Sayın Okay da söyledi. Mesela  Ergenekon davasında bir komutan alınıyor ya da bir üniversite hocası, rektörü alınıyor, yedi saat,  sekiz saat sorgulanıyor. Sorgulansın. Peki, Habur'da otuz dört kişi dört saatte nasıl sorgulanıyor?  Sorgulanır... Sorgulanır çünkü biri Silivri hukukudur, öbürü Habur hukukudur. Ha, bir de Deniz  Feneri hukuku var. Aman onu unutmayalım, Deniz Feneri hukuku. Ayrıcalıklı, koruma altına alınan,  yayın yasağı getirilen bir dolandırıcılık davası AKP'nin himayesi altında devam etmektedir.  TBMM B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 7 9 - Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; gerçekten, AKP Türkiye'de hukukta çığır açmıştır.  Bazı AKP'li milletvekillerinin sözleriyle, fişledikleri kanı bozukları kanıtla değil, iddiayla mahkûm  etme sürecini AKP başlatarak Türk hukuk tarihine kapkara bir leke olarak geçirmiştir. (CHP  sıralarından alkışlar) AKP'nin Türkiye'de hukuka, hukukun saygınlığına, hukuk anlayışına verdiği  zarar çok büyüktür. O nedenle, Sayın İçişleri Bakanının hukuku ayarlaması aslında AKP'nin teamülü.  Geliştiği, bütün geliştirdiği süreç içinde doğal bir yaklaşımdır. Böyle bir hukuk anlayışına sahip olan  bir siyasi partinin İçişleri Bakanının hukuku ayarlaması aslında kendi içinde bir meşruiyet  göstergesidir. AKP'nin hukuk anlayışına sahip çıkan ve bunu hayata geçiren bir tutum sergilemiştir.  Özetle, terör örgütü ile gizli bir pazarlık yaparak hukuku yok sayan...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Serter, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Üç dakika süre veriyorum, buyurun.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - . . . bu konuda özel bir yargı düzeni kurarak devletin  olanaklarını seferber eden, terör örgütü üyelerinin ifadelerini tutanaklara geçirtmeyen, Terörle  Mücadele Kanunu'nun 221'inci maddesine aykırı işlem yapılması konusunda yargıyı baskı altında  tutan İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında Anayasa'nın 98'inci ve 99'uncu maddeleri ve Türkiye  Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 106'ncı maddesi gereğince gensoru açılmasını teklif ediyoruz.  Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serter.  Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.24  •
Sayfa 32 -
TBMM B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 7 9 - Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; gerçekten, AKP Türkiye'de hukukta çığır açmıştır.  Bazı AKP'li milletvekillerinin sözleriyle, fişledikleri kanı bozukları kanıtla değil, iddiayla mahkûm  etme sürecini AKP başlatarak Türk hukuk tarihine kapkara bir leke olarak geçirmiştir. (CHP  sıralarından alkışlar) AKP'nin Türkiye'de hukuka, hukukun saygınlığına, hukuk anlayışına verdiği  zarar çok büyüktür. O nedenle, Sayın İçişleri Bakanının hukuku ayarlaması aslında AKP'nin teamülü.  Geliştiği, bütün geliştirdiği süreç içinde doğal bir yaklaşımdır. Böyle bir hukuk anlayışına sahip olan  bir siyasi partinin İçişleri Bakanının hukuku ayarlaması aslında kendi içinde bir meşruiyet  göstergesidir. AKP'nin hukuk anlayışına sahip çıkan ve bunu hayata geçiren bir tutum sergilemiştir.  Özetle, terör örgütü ile gizli bir pazarlık yaparak hukuku yok sayan...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Serter, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Üç dakika süre veriyorum, buyurun.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - . . . bu konuda özel bir yargı düzeni kurarak devletin  olanaklarını seferber eden, terör örgütü üyelerinin ifadelerini tutanaklara geçirtmeyen, Terörle  Mücadele Kanunu'nun 221'inci maddesine aykırı işlem yapılması konusunda yargıyı baskı altında  tutan İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında Anayasa'nın 98'inci ve 99'uncu maddeleri ve Türkiye  Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 106'ncı maddesi gereğince gensoru açılmasını teklif ediyoruz.  Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serter.  Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.24  •  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkındaki (11/10) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme  alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Hükümet yerinde.  Şimdi, söz sırası, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız'a  aittir.  Buyurun Sayın Yıldız. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün  mübarek Mevlit Kandili. Halkımızın ve İslam âleminin kandilini kutluyorum; bugünün barışa ve  kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay hakkında verilen  gensoru önergesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Benden önceki hatip ve hatipler belirli bilgileri verdiler. Öncelikle onlara cevap vermekle baş­ layayım.  Habur'dan gelen 34 teröristten bahsettiler sayın milletvekilleri. Habur'dan gelenlerin 8'i Kan- dil'den, 4'ü çocuk, diğerleri de köyleri boşaltıldığı, bombalandığı için Mahmur Kampı'na gitmek  zorunda kalan insanlardı ama görüyoruz ki, Cumhuriyet Halk Partisinin gözünde Kürtlerin tamamı,  nereden gelirse gelsin, terörist olarak kabul edilmektedir.  Sayın Nur Serter bizim İstanbul Üniversitesindeki hocamızdı. Tabii, Habur'daki sorgu odala­ rından önce İstanbul Üniversitesinde kendisi de, başı kapalı olan arkadaşlarımıza dershaneye gir­ meden önce sorgu odaları kurdurtmuştu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onun için bu sorgulama  yöntemine çok yabancı değil ve buradan gerçekten de onu izleyen öğrencileri, o günleri tekrar ha­ tırlamıştır. Ben de tekrar hatırladım ve Sayın Nur Serter'in hâlen aynı noktada olmasına da, aynı nok­ tada durmasına da çok üzüldüğümü belirtmek isterim.  Taraf gazetesini burada koca koca bir çıktıyla alıp gösteriyor. O Taraf gazetesine çok inanıyor­ sanız, o Taraf gazetesi sizin Ergenekon'la bire bir ilişkili olduğunuzu da söyledi. Bunu da buradan  tekrar kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Gönül isterdi ki, bu Meclisin çatısı altında ülkemizin en netameli meselelerinden biri olan Kürt  sorunu bütün boyutlarıyla masaya yatınlsın, ortak akıl ve uzlaşma sağlanarak Türkiye'nin önünü  açacak çözüm projeleri ortaya konulsun. Yıllardır barışını arayan bir ülkenin arzusu ve beklentisi bu  yöndeyken, ne yazık ki Meclisimizin çözüm üretmekten oldukça uzak bir noktada durmakta olduğunu  ve enerjisini boşa harcadığını görmekteyiz.  - 1 8 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.31  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 33 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkındaki (11/10) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme  alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Hükümet yerinde.  Şimdi, söz sırası, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız'a  aittir.  Buyurun Sayın Yıldız. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün  mübarek Mevlit Kandili. Halkımızın ve İslam âleminin kandilini kutluyorum; bugünün barışa ve  kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay hakkında verilen  gensoru önergesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Benden önceki hatip ve hatipler belirli bilgileri verdiler. Öncelikle onlara cevap vermekle baş­ layayım.  Habur'dan gelen 34 teröristten bahsettiler sayın milletvekilleri. Habur'dan gelenlerin 8'i Kan- dil'den, 4'ü çocuk, diğerleri de köyleri boşaltıldığı, bombalandığı için Mahmur Kampı'na gitmek  zorunda kalan insanlardı ama görüyoruz ki, Cumhuriyet Halk Partisinin gözünde Kürtlerin tamamı,  nereden gelirse gelsin, terörist olarak kabul edilmektedir.  Sayın Nur Serter bizim İstanbul Üniversitesindeki hocamızdı. Tabii, Habur'daki sorgu odala­ rından önce İstanbul Üniversitesinde kendisi de, başı kapalı olan arkadaşlarımıza dershaneye gir­ meden önce sorgu odaları kurdurtmuştu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onun için bu sorgulama  yöntemine çok yabancı değil ve buradan gerçekten de onu izleyen öğrencileri, o günleri tekrar ha­ tırlamıştır. Ben de tekrar hatırladım ve Sayın Nur Serter'in hâlen aynı noktada olmasına da, aynı nok­ tada durmasına da çok üzüldüğümü belirtmek isterim.  Taraf gazetesini burada koca koca bir çıktıyla alıp gösteriyor. O Taraf gazetesine çok inanıyor­ sanız, o Taraf gazetesi sizin Ergenekon'la bire bir ilişkili olduğunuzu da söyledi. Bunu da buradan  tekrar kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Gönül isterdi ki, bu Meclisin çatısı altında ülkemizin en netameli meselelerinden biri olan Kürt  sorunu bütün boyutlarıyla masaya yatınlsın, ortak akıl ve uzlaşma sağlanarak Türkiye'nin önünü  açacak çözüm projeleri ortaya konulsun. Yıllardır barışını arayan bir ülkenin arzusu ve beklentisi bu  yöndeyken, ne yazık ki Meclisimizin çözüm üretmekten oldukça uzak bir noktada durmakta olduğunu  ve enerjisini boşa harcadığını görmekteyiz.  - 1 8 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.31  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 1 - Önergenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Habur'daki gelişmelerin özünü saptıran, Türki­ ye'yi yeniden çatışmak bir ortama doğru sürüklemeye çalışan çatışmalı bir siyaset anlayışıyla karşı  karşıyayız. Oysa Habur doğru okunsaydı, doğru sonuçlar çıkarılabilseydi, belki de ülkemiz bugün bu  noktada olmayacaktı. Aslında Habur süreci, Türkiye'de Kürt sorunundan, çözümden ve halklarımı­ zın ekmek, su kadar ihtiyacı olan barıştan kimin ne anladığını, kimlerin savaştan beslendiğini, kim­ lerin anaların ağlamasından yana olduğunu, kimlerin cenazeler üzerinden siyaset yaptığını çok açık  bir şekilde ortaya koymuştur.  Habur süreciyle ilgili olarak o gün yaşananların özünü, buradan bir kez daha sizlerle paylaşmak  istiyoruz. Barış Grubu üyeleri, çatışmasızlık ortamının kalıcı hâle gelmesi, Türkiye'de barış süreci­ nin tesis edilebilmesi ve demokratik açılım sürecinin önünü açmak amacıyla gelmişlerdir. Akan kanın  durması ve insanlarımızın ölmemesi için atılan önemli bir adımdı. Nitekim kendiliğinden harekete  geçen yüz binlerce insan, Barış Grubunu, barışa duyduğu özlem adına ve çocuklarının artık sağ salim  döneceğine olan umutları adına büyük bir coşku ve sevgiyle karşılamış, sahiplenmiştir. Bu tablo, ba­ nsın bu topraklarda yeşerecek olmasına duyulan büyük inanç ve özlemin bir ifadesi olmuştur. Nite­ kim Banş Grubunun serbest bırakılması, bu umutlan ve beklentileri daha da arttırmıştır. Ancak halkın  bu coşkusuna bile tahammül edemeyen muhalefet partileri, toplumsal barış adına ilk kez doğru işle­ yen hukuku mahkûm etmeye çalışmış; şimdiye kadar yaşanan hukuksuzluğun devamından yana bir  tavır ortaya koymuştur. Muhalefet, açıkça Barış Grubu üyelerinin sağ değil, ölü olarak Türkiye'ye  girmesini savunmuştur.  Şimdi, soruyoruz: Habur'da yüz binlerce Kürt'ün sevinmesine üzülen, bu sevinçten rahatsız  olan Türk halkı mıdır, yoksa seçkinci elit tabaka mıdır? Eğer bir üst kimlikten bahsediliyorsa, bunun  adı "Türk", "Türkiyelilik", nasıl tanımlarsak tanımlayalım, bu üst kimlikte buluşanların tasada, kı­ vançta ortaklaşması lazım. Eğer deniliyorsa ki oradaki Kürt'ün sevinmesine diğer vatandaşlar kızmış  ve üzülmüştür ve bu bir gerçekse durum vahimdir, aradaki makas açılmıştır. Bundan en başta bu  Meclis sorumludur. Çatışmalı ortamın sürmesinde ısrar eden muhalefet milliyetçiliği ve şovenizmi  körüklemiş, toplumsal barışa ciddi anlamda zarar vermiştir. Öyle ki muhalefetin milliyetçi tehditleri  ve saldırıları karşısında ürkek davranan AKP Hükümeti, başlangıçta umut verici gelişme olarak ni­ telediği Habur sürecini sahiplenmekten vazgeçmiş, muhalefetle milliyetçilik yansına girmiştir. Sayın  Başbakanın "Gerekirse sil baştan alınz." sözlerine de yansıdığı üzere, zaten açılım konusunda kararsız  duran ve kaçamak için bahane arayan AKP Hükümeti, Habur'un faturasını DTP'ye çıkartarak, sa­ mimiyetsizliğini ortaya koymuştur.  Bu gelişmelerin akabinde neler yaşandığı herkesin malumudur. Muhalefet liderlerinin "Hukuk  katledilmiştir.", "İstanbul Silopi değildir." gibi sözleri sokakta karşılığını bulmuş ve batı illerinde  yaşayan Kürtlere karşı linç saldınlan yaşanmıştır. Yargı da bu havanın etkisiyle DTP'yi kapatmış,  Sayın Ahmet Türk ve Sayın Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerini düşürmüş ve 35 Kürt siyasetçiyle  birlikte beş yıl siyasetten yasaklamıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelinen noktada, sosyal demokrat bir parti olma iddiasın­ daki bir partinin ülkenin en temel meselesini bir istismar konusu yapmasını yadırgadığımızı, bu hu­ susu Türkiye'deki soysal demokratlara, Alevilere, Kürtlere ve tüm ezilenlere şikâyet ettiğimizi  belirtmek isteriz. Son yıllarda Kürtlerin demokratik haklanna ilişkin en ufak bir adım girişimi dahi,  bu gensoruda olduğu gibi, dış güçlerin desteği olarak saptıran bir CHP zihniyetiyle karşı karşıyayız.  Kürtlerin idam edilmesine, sürgüne gönderilmesine, 1938'de olduğu gibi katledilmesine, faili meç­ hul cinayetlere uğramasına, elleri kelepçelenerek tutuklanmasına sesini dahi çıkarmayan bu zihniyet,
Sayfa 34 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 1 - Önergenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Habur'daki gelişmelerin özünü saptıran, Türki­ ye'yi yeniden çatışmak bir ortama doğru sürüklemeye çalışan çatışmalı bir siyaset anlayışıyla karşı  karşıyayız. Oysa Habur doğru okunsaydı, doğru sonuçlar çıkarılabilseydi, belki de ülkemiz bugün bu  noktada olmayacaktı. Aslında Habur süreci, Türkiye'de Kürt sorunundan, çözümden ve halklarımı­ zın ekmek, su kadar ihtiyacı olan barıştan kimin ne anladığını, kimlerin savaştan beslendiğini, kim­ lerin anaların ağlamasından yana olduğunu, kimlerin cenazeler üzerinden siyaset yaptığını çok açık  bir şekilde ortaya koymuştur.  Habur süreciyle ilgili olarak o gün yaşananların özünü, buradan bir kez daha sizlerle paylaşmak  istiyoruz. Barış Grubu üyeleri, çatışmasızlık ortamının kalıcı hâle gelmesi, Türkiye'de barış süreci­ nin tesis edilebilmesi ve demokratik açılım sürecinin önünü açmak amacıyla gelmişlerdir. Akan kanın  durması ve insanlarımızın ölmemesi için atılan önemli bir adımdı. Nitekim kendiliğinden harekete  geçen yüz binlerce insan, Barış Grubunu, barışa duyduğu özlem adına ve çocuklarının artık sağ salim  döneceğine olan umutları adına büyük bir coşku ve sevgiyle karşılamış, sahiplenmiştir. Bu tablo, ba­ nsın bu topraklarda yeşerecek olmasına duyulan büyük inanç ve özlemin bir ifadesi olmuştur. Nite­ kim Banş Grubunun serbest bırakılması, bu umutlan ve beklentileri daha da arttırmıştır. Ancak halkın  bu coşkusuna bile tahammül edemeyen muhalefet partileri, toplumsal barış adına ilk kez doğru işle­ yen hukuku mahkûm etmeye çalışmış; şimdiye kadar yaşanan hukuksuzluğun devamından yana bir  tavır ortaya koymuştur. Muhalefet, açıkça Barış Grubu üyelerinin sağ değil, ölü olarak Türkiye'ye  girmesini savunmuştur.  Şimdi, soruyoruz: Habur'da yüz binlerce Kürt'ün sevinmesine üzülen, bu sevinçten rahatsız  olan Türk halkı mıdır, yoksa seçkinci elit tabaka mıdır? Eğer bir üst kimlikten bahsediliyorsa, bunun  adı "Türk", "Türkiyelilik", nasıl tanımlarsak tanımlayalım, bu üst kimlikte buluşanların tasada, kı­ vançta ortaklaşması lazım. Eğer deniliyorsa ki oradaki Kürt'ün sevinmesine diğer vatandaşlar kızmış  ve üzülmüştür ve bu bir gerçekse durum vahimdir, aradaki makas açılmıştır. Bundan en başta bu  Meclis sorumludur. Çatışmalı ortamın sürmesinde ısrar eden muhalefet milliyetçiliği ve şovenizmi  körüklemiş, toplumsal barışa ciddi anlamda zarar vermiştir. Öyle ki muhalefetin milliyetçi tehditleri  ve saldırıları karşısında ürkek davranan AKP Hükümeti, başlangıçta umut verici gelişme olarak ni­ telediği Habur sürecini sahiplenmekten vazgeçmiş, muhalefetle milliyetçilik yansına girmiştir. Sayın  Başbakanın "Gerekirse sil baştan alınz." sözlerine de yansıdığı üzere, zaten açılım konusunda kararsız  duran ve kaçamak için bahane arayan AKP Hükümeti, Habur'un faturasını DTP'ye çıkartarak, sa­ mimiyetsizliğini ortaya koymuştur.  Bu gelişmelerin akabinde neler yaşandığı herkesin malumudur. Muhalefet liderlerinin "Hukuk  katledilmiştir.", "İstanbul Silopi değildir." gibi sözleri sokakta karşılığını bulmuş ve batı illerinde  yaşayan Kürtlere karşı linç saldınlan yaşanmıştır. Yargı da bu havanın etkisiyle DTP'yi kapatmış,  Sayın Ahmet Türk ve Sayın Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerini düşürmüş ve 35 Kürt siyasetçiyle  birlikte beş yıl siyasetten yasaklamıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelinen noktada, sosyal demokrat bir parti olma iddiasın­ daki bir partinin ülkenin en temel meselesini bir istismar konusu yapmasını yadırgadığımızı, bu hu­ susu Türkiye'deki soysal demokratlara, Alevilere, Kürtlere ve tüm ezilenlere şikâyet ettiğimizi  belirtmek isteriz. Son yıllarda Kürtlerin demokratik haklanna ilişkin en ufak bir adım girişimi dahi,  bu gensoruda olduğu gibi, dış güçlerin desteği olarak saptıran bir CHP zihniyetiyle karşı karşıyayız.  Kürtlerin idam edilmesine, sürgüne gönderilmesine, 1938'de olduğu gibi katledilmesine, faili meç­ hul cinayetlere uğramasına, elleri kelepçelenerek tutuklanmasına sesini dahi çıkarmayan bu zihniyet,  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 2 - Habur'da olduğu gibi, en ufak bir hukuksal açılım yapıldığında ise ayağa kalkıyor, engellemek için  elinden geleni yapıyor. Bu, tanıdık bir zihniyettir, inkarcıdır, asimilasyoncudur, imhadan, çatışmadan,  kan ve gözyaşından yanadır. İnkarcılıkları o kadar yaygındır ki, yıllar önce ortaya koydukları kendi  raporlarına bile sahip çıkamamaktadırlar. Bu konudaki bazı çarpıcı örnekleri burada paylaşmak isti­ yorum. Bugün açılım sürecine karşı çıkan Sayın Baykal, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi 20 Ekim  2002'de, Diyarbakır'da düzenlediği bir seçim mitinginde ne demiş? Kendi unutmuş olabilir, biz ha­ tırlatalım: "Şu geçmişi aşmalıyız, geçmişin ipoteğinden kendimizi kurtarmalıyız. On beş yıllık acı  olayları, kaybettiğimiz 30 bin evladımızı, o günleri, sıkıntıları, o dağdaki, ovadaki birbirine karşı çı­ karılmış insanları düşünüyoruz. Bir barış dönemi, bir af dönemi, kardeşlik dönemi açmak, kucak­ laşmak istiyoruz. Bunu başaracağız." diyor Sayın Baykal.  Yanlış duymadınız, barıştan, aftan, dağdakiyle kucaklaşmaktan bahseden Sayın Baykal, peki,  Habur süreci de dağdakiler ile ovadakilerin bir kucaklaşması değil miydi? Hangi kucaklaşmaktan  yanaydınız? İlk kez, o dağdakiler sağ salim ailelerine kavuştu. Bundan niye rahatsızlık duydunuz?  Hani yeni bir dönem başlatmaktan yanaydınız? Neden sırtınızı çevirdiniz? Neden elinizi uzatmadı­ nız? Neden çark ettiniz? Nerede kaldı o seçim meydanlarındaki sözleriniz?  Devam edelim. Sayın Baykal aynı konuşmasında 1989 tarihli Kürt raporuyla ilgili olarak şun­ ları söylüyor: "Bu rapordan dolayı hakkımızda tahkikatlar açıldı ve DGM'lerde ifade verildi. Bugün,  on beş yıl önce söylediklerimizi herkes kabul ediyor. Eğer on beş yıl önce kabul etseydiler Türkiye  buraya gelmezdi."  Peki, neden şimdi bu raporlarınıza sahip çıkmıyorsunuz? Sizin on beş-yirmi yıl önce söyledik­ leriniz bugün kabul edilmesine rağmen, peki neden şimdi bunu engellemeye, önünü kesmeye çalışı­ yorsunuz? Yoksa sizin çözüm raporlarınız da mı dış güçlerin bir oyunuydu?  Bir başka örnek verelim: CHP'nin 2003'teki 30'uncu Olağan Kurultayı'nda kabul edilen "Temel  Sorunlar ve Çözümler Bildirgesi"nde bakın nasıl bir çözüm öneriliyor: "CHP, Kürt sorununu da, ön­ cüsü olduğumuz bu anlayış çerçevesinde, eşit anayasal yurttaşlık, sosyal hukuk devleti, insan hak­ lan, sosyal, ekonomik kalkınma, eşitlik ve özgürlük ilkeleri eşliğinde kalıcı çözüme kavuşturmaya  kararlıdır." Bunları, şimdi "Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır." diyen, anayasal yurttaşlığı etnik  bölücülük olarak gören CHP, bundan tam yedi yıl önce söylüyor.  CHP'nin 1999 raporunda, bakınız ana dille ilgili olarak ne öneriliyor: "Kürt kökenli yurttaşla­ rımız, kendi ana dillerinde yazılı basın, radyo ve televizyon dâhil her türlü medya aracılığıyla yayın  yapabilme, özel okullarda kendi ana dilleriyle eğitim yapabilme, Kürt kültür ve dili üzerinde araştırma  yapacak enstitüler ve benzeri kurumların kurulabilmesi haklarına kavuşmalıdır."  Aynı raporda çarpıcı bir başka ayrıntı daha var: "Kürt sorununun aşılarak Kürt kimliğinin ta­ nınması, iç barışımızın kökleştirilmesi ve demokratikleşme çabalarımızın en kritik noktalanndan biri  olarak görülmelidir." On bir yıl önce ana dilde eğitimi savunan Sayın Baykal, şimdi ne diyor? "Ana  dilde eğitim ülkeyi böler." diyor. İşte, asıl, Türkiye'yi bölecek olan dil budur.  Bir diğer örnek: Bizim Güneydoğu da dâhil Türkiye'nin bütün bölgeleri için önerdiğimiz "De­ mokratik Özerklik Projesi"ni "bölücülük, federasyon" olarak suçlayan CHP'nin 2000 yılında hazır­ ladığı "Yerel Yönetimler Programı"na bir göz atalım: Raporda, yerel meclislerin güçlendirilmesi,  belediyelerin belirli bir nüfus büyüklüğünden itibaren radyo veya televizyon kurmaları öneriliyor.  Tüm kültürlerin kendini geliştirme hakkının savunulacağı belirtiliyor. Trafik hizmetlerinden sorumlu  olma karşılığında, motorlu taşıtlar vergisinin bir yerel yönetim vergisine dönüştürülmesi hedefinden
Sayfa 35 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 2 - Habur'da olduğu gibi, en ufak bir hukuksal açılım yapıldığında ise ayağa kalkıyor, engellemek için  elinden geleni yapıyor. Bu, tanıdık bir zihniyettir, inkarcıdır, asimilasyoncudur, imhadan, çatışmadan,  kan ve gözyaşından yanadır. İnkarcılıkları o kadar yaygındır ki, yıllar önce ortaya koydukları kendi  raporlarına bile sahip çıkamamaktadırlar. Bu konudaki bazı çarpıcı örnekleri burada paylaşmak isti­ yorum. Bugün açılım sürecine karşı çıkan Sayın Baykal, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi 20 Ekim  2002'de, Diyarbakır'da düzenlediği bir seçim mitinginde ne demiş? Kendi unutmuş olabilir, biz ha­ tırlatalım: "Şu geçmişi aşmalıyız, geçmişin ipoteğinden kendimizi kurtarmalıyız. On beş yıllık acı  olayları, kaybettiğimiz 30 bin evladımızı, o günleri, sıkıntıları, o dağdaki, ovadaki birbirine karşı çı­ karılmış insanları düşünüyoruz. Bir barış dönemi, bir af dönemi, kardeşlik dönemi açmak, kucak­ laşmak istiyoruz. Bunu başaracağız." diyor Sayın Baykal.  Yanlış duymadınız, barıştan, aftan, dağdakiyle kucaklaşmaktan bahseden Sayın Baykal, peki,  Habur süreci de dağdakiler ile ovadakilerin bir kucaklaşması değil miydi? Hangi kucaklaşmaktan  yanaydınız? İlk kez, o dağdakiler sağ salim ailelerine kavuştu. Bundan niye rahatsızlık duydunuz?  Hani yeni bir dönem başlatmaktan yanaydınız? Neden sırtınızı çevirdiniz? Neden elinizi uzatmadı­ nız? Neden çark ettiniz? Nerede kaldı o seçim meydanlarındaki sözleriniz?  Devam edelim. Sayın Baykal aynı konuşmasında 1989 tarihli Kürt raporuyla ilgili olarak şun­ ları söylüyor: "Bu rapordan dolayı hakkımızda tahkikatlar açıldı ve DGM'lerde ifade verildi. Bugün,  on beş yıl önce söylediklerimizi herkes kabul ediyor. Eğer on beş yıl önce kabul etseydiler Türkiye  buraya gelmezdi."  Peki, neden şimdi bu raporlarınıza sahip çıkmıyorsunuz? Sizin on beş-yirmi yıl önce söyledik­ leriniz bugün kabul edilmesine rağmen, peki neden şimdi bunu engellemeye, önünü kesmeye çalışı­ yorsunuz? Yoksa sizin çözüm raporlarınız da mı dış güçlerin bir oyunuydu?  Bir başka örnek verelim: CHP'nin 2003'teki 30'uncu Olağan Kurultayı'nda kabul edilen "Temel  Sorunlar ve Çözümler Bildirgesi"nde bakın nasıl bir çözüm öneriliyor: "CHP, Kürt sorununu da, ön­ cüsü olduğumuz bu anlayış çerçevesinde, eşit anayasal yurttaşlık, sosyal hukuk devleti, insan hak­ lan, sosyal, ekonomik kalkınma, eşitlik ve özgürlük ilkeleri eşliğinde kalıcı çözüme kavuşturmaya  kararlıdır." Bunları, şimdi "Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır." diyen, anayasal yurttaşlığı etnik  bölücülük olarak gören CHP, bundan tam yedi yıl önce söylüyor.  CHP'nin 1999 raporunda, bakınız ana dille ilgili olarak ne öneriliyor: "Kürt kökenli yurttaşla­ rımız, kendi ana dillerinde yazılı basın, radyo ve televizyon dâhil her türlü medya aracılığıyla yayın  yapabilme, özel okullarda kendi ana dilleriyle eğitim yapabilme, Kürt kültür ve dili üzerinde araştırma  yapacak enstitüler ve benzeri kurumların kurulabilmesi haklarına kavuşmalıdır."  Aynı raporda çarpıcı bir başka ayrıntı daha var: "Kürt sorununun aşılarak Kürt kimliğinin ta­ nınması, iç barışımızın kökleştirilmesi ve demokratikleşme çabalarımızın en kritik noktalanndan biri  olarak görülmelidir." On bir yıl önce ana dilde eğitimi savunan Sayın Baykal, şimdi ne diyor? "Ana  dilde eğitim ülkeyi böler." diyor. İşte, asıl, Türkiye'yi bölecek olan dil budur.  Bir diğer örnek: Bizim Güneydoğu da dâhil Türkiye'nin bütün bölgeleri için önerdiğimiz "De­ mokratik Özerklik Projesi"ni "bölücülük, federasyon" olarak suçlayan CHP'nin 2000 yılında hazır­ ladığı "Yerel Yönetimler Programı"na bir göz atalım: Raporda, yerel meclislerin güçlendirilmesi,  belediyelerin belirli bir nüfus büyüklüğünden itibaren radyo veya televizyon kurmaları öneriliyor.  Tüm kültürlerin kendini geliştirme hakkının savunulacağı belirtiliyor. Trafik hizmetlerinden sorumlu  olma karşılığında, motorlu taşıtlar vergisinin bir yerel yönetim vergisine dönüştürülmesi hedefinden  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  söz ediliyor. Hâlen merkezî yönetimde olan yetkilerden iç işleri, dış, dış politika, millî savunma, ada­ let, maliye, sosyal güvenlik, bayındırlık, ulaştırma, enerji ve benzeri hizmetlerin, kısmen ise sağlık ve  eğitimle ilgili, ülke ölçeğinde genel planlama, eş güdüm ve denetim dışında kalan tüm yetkilerin beş  yıl içinde yerel yönetimlere aktarılacağı ve yerel yönetimlere özerklik sağlanacağı sözü veriliyor.  AKP'nin "açılım" adı altında sunduğu başlıklara baktığımızda, CHP'nin bu önerilerinin onda  l'ini bile karşılamamasına rağmen, bugün, Saym Baykal'ın kendi raporlarındaki adımları dahi bö­ lücülük olarak görmesi, açılıma akamete uğratmaya çalışması herhalde siyaset tarihinin en hazin çe­ lişkilerinden birisi olsa gerek. Ya CHP'nin o günkü raporları yanlıştı, bölücüydü ya da bugün CHP  zihniyeti yanlış yerde durmaktadır. Bunun takdirini kamuoyuna bırakıyoruz.  Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğiz: Bugün, demokratikleşmeden insan haklarına, kal­ kınmadan sosyal refaha kadar Türkiye'nin yaşadığı temel krizlerin en önemli nedeni, neredeyse cum­ huriyetle yaşıt olan bu Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. İnsan kaynaklarını, ekonomik olanakları  bu savaşta heba eden, IMF'nin kredilerine muhtaç, savunmada dışa bağımlı, dış politikada taviz üs­ tüne taviz veren Türkiye'yi bu noktaya getiren, Kürt sorununu savaşla, imhayla bastırma, yok etme  politikalarıdır. Bu politikaların iç barışa hizmet etmediğini, Türkiye'nin dış güçlere daha fazla tes­ lim olmasına zemin sunduğunu herkes çok iyi görmelidir. Bugün, Heron uçaklarıyla, ABD'nin is­ tihbarat desteğiyle sınır ötesi operasyonlar yapılıyorsa bundan kimler kazançlı çıkıyor, Türkiye mi  kazanıyor yoksa silah tüccarları mı kazanıyor? Oysa bu savaş sona erdirilmiş olsaydı bundan Türkiye  kazançlı çıkacaktı. Bu kadar açık ve nettir. Savaşta ısrar edenlerin kimlere hizmet ettiğinin çok iyi gö­ rülmesi gerekir. Barışı, çözümü dış güçlerin oyunu olarak görenlerin, milliyetçilikle, ırkçılıkla halk­ ları karşı karşıya getirmeye çalışan odakların aslında Türkiye'nin çıkarlarına hizmet etmediğini, başta  başka güçlerin değirmenine su taşıdığını herkes görmelidir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki gelinen nokta itibarıyla AKP'nin tutumu da  çözüm üretmekten oldukça uzaktır. Aslında, iktidar ve muhalefet, birbirinden beslenen bir siyaset  üretmekte ve bunun sonucu olarak sorunu çözümsüzlüğe mahkûm etmektedirler. CHP nasıl geçmiş  çözüm raporlarına sahip çıkmıyor, arkasında duramıyorsa AKP Hükümeti de kendi açılımını sahip- lenememekte, arkasında duramamaktadır.  Sayın Başbakan, güzel gelişme dediği Habur'un arkasında duramamıştır, bu süreci halka doğru  anlatamamıştır. Hükümet, aslında söylem düzeyinin ötesine geçmeyen içi boş açılım vaatleri karşı­ lığında Habur'dan girişlerin artacağı, yüzer, iki yüzer kişilik gruplar hâlinde silah bırakılacağı, her­ kesin gelip teslim olacağı gibi yanlış bir hesap ve beklentinin içerisine girmiştir. Hükümet, gerçekçi  çözümler üretilmeden, diyalog ortamı kurulmadan silah bırakma sürecinin başlamayacağını göre­ memiştir. Bu yanlış hesabın Habur'dan dönmesiyle birlikte, Hükümet, gerçek niyetini ortaya koymuş,  başından beri yürüttüğü tasfiye politikasının deşifre olması sonucu faturayı Kürtlere kesmiştir. Böy­ lece, açılımın içeriği de Hükümetin planlamaları da açıkça ortaya çıkmıştır.  Sayın Başbakan, ağustos ortalarında açılıma yönelik olarak "Yıl sonuna kadar kısa vadeli adım­ lar atılacak." demişti. Yine Sayın İçişleri Bakanı, açılım süreciyle ilgili olarak "Sorunun çözümünde  öngördüğümüz model Türkiye modeli olacak ve dünyaya örnek olacak." demişti. Gelinen noktada  Hükümetin attığı kısa vadeli adımlar, DTP'nin kapatılması, halkın seçilmiş iradesi olan belediye baş­ kanlarının kelepçelenerek tutuklanması, "KCK" adı altında siyasi operasyonların tüm hızıyla sürdü­ rülmesi ve yüzlerce tutuklu çocuğa en ağır cezaların verilmesi olmuştur. İşte, AKP'nin açılımla ilgili  olarak geliştirdiği Türkiye modeli budur. Halkımız buna "kelepçeli açılım modeli" demiştir. Bu mo­ delden de anlaşılacağı üzere "Bedeli ne olursa olsun geri adım atmayacağız." diyen Sayın Başbakan  - 1 8 3 -
Sayfa 36 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  söz ediliyor. Hâlen merkezî yönetimde olan yetkilerden iç işleri, dış, dış politika, millî savunma, ada­ let, maliye, sosyal güvenlik, bayındırlık, ulaştırma, enerji ve benzeri hizmetlerin, kısmen ise sağlık ve  eğitimle ilgili, ülke ölçeğinde genel planlama, eş güdüm ve denetim dışında kalan tüm yetkilerin beş  yıl içinde yerel yönetimlere aktarılacağı ve yerel yönetimlere özerklik sağlanacağı sözü veriliyor.  AKP'nin "açılım" adı altında sunduğu başlıklara baktığımızda, CHP'nin bu önerilerinin onda  l'ini bile karşılamamasına rağmen, bugün, Saym Baykal'ın kendi raporlarındaki adımları dahi bö­ lücülük olarak görmesi, açılıma akamete uğratmaya çalışması herhalde siyaset tarihinin en hazin çe­ lişkilerinden birisi olsa gerek. Ya CHP'nin o günkü raporları yanlıştı, bölücüydü ya da bugün CHP  zihniyeti yanlış yerde durmaktadır. Bunun takdirini kamuoyuna bırakıyoruz.  Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğiz: Bugün, demokratikleşmeden insan haklarına, kal­ kınmadan sosyal refaha kadar Türkiye'nin yaşadığı temel krizlerin en önemli nedeni, neredeyse cum­ huriyetle yaşıt olan bu Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. İnsan kaynaklarını, ekonomik olanakları  bu savaşta heba eden, IMF'nin kredilerine muhtaç, savunmada dışa bağımlı, dış politikada taviz üs­ tüne taviz veren Türkiye'yi bu noktaya getiren, Kürt sorununu savaşla, imhayla bastırma, yok etme  politikalarıdır. Bu politikaların iç barışa hizmet etmediğini, Türkiye'nin dış güçlere daha fazla tes­ lim olmasına zemin sunduğunu herkes çok iyi görmelidir. Bugün, Heron uçaklarıyla, ABD'nin is­ tihbarat desteğiyle sınır ötesi operasyonlar yapılıyorsa bundan kimler kazançlı çıkıyor, Türkiye mi  kazanıyor yoksa silah tüccarları mı kazanıyor? Oysa bu savaş sona erdirilmiş olsaydı bundan Türkiye  kazançlı çıkacaktı. Bu kadar açık ve nettir. Savaşta ısrar edenlerin kimlere hizmet ettiğinin çok iyi gö­ rülmesi gerekir. Barışı, çözümü dış güçlerin oyunu olarak görenlerin, milliyetçilikle, ırkçılıkla halk­ ları karşı karşıya getirmeye çalışan odakların aslında Türkiye'nin çıkarlarına hizmet etmediğini, başta  başka güçlerin değirmenine su taşıdığını herkes görmelidir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki gelinen nokta itibarıyla AKP'nin tutumu da  çözüm üretmekten oldukça uzaktır. Aslında, iktidar ve muhalefet, birbirinden beslenen bir siyaset  üretmekte ve bunun sonucu olarak sorunu çözümsüzlüğe mahkûm etmektedirler. CHP nasıl geçmiş  çözüm raporlarına sahip çıkmıyor, arkasında duramıyorsa AKP Hükümeti de kendi açılımını sahip- lenememekte, arkasında duramamaktadır.  Sayın Başbakan, güzel gelişme dediği Habur'un arkasında duramamıştır, bu süreci halka doğru  anlatamamıştır. Hükümet, aslında söylem düzeyinin ötesine geçmeyen içi boş açılım vaatleri karşı­ lığında Habur'dan girişlerin artacağı, yüzer, iki yüzer kişilik gruplar hâlinde silah bırakılacağı, her­ kesin gelip teslim olacağı gibi yanlış bir hesap ve beklentinin içerisine girmiştir. Hükümet, gerçekçi  çözümler üretilmeden, diyalog ortamı kurulmadan silah bırakma sürecinin başlamayacağını göre­ memiştir. Bu yanlış hesabın Habur'dan dönmesiyle birlikte, Hükümet, gerçek niyetini ortaya koymuş,  başından beri yürüttüğü tasfiye politikasının deşifre olması sonucu faturayı Kürtlere kesmiştir. Böy­ lece, açılımın içeriği de Hükümetin planlamaları da açıkça ortaya çıkmıştır.  Sayın Başbakan, ağustos ortalarında açılıma yönelik olarak "Yıl sonuna kadar kısa vadeli adım­ lar atılacak." demişti. Yine Sayın İçişleri Bakanı, açılım süreciyle ilgili olarak "Sorunun çözümünde  öngördüğümüz model Türkiye modeli olacak ve dünyaya örnek olacak." demişti. Gelinen noktada  Hükümetin attığı kısa vadeli adımlar, DTP'nin kapatılması, halkın seçilmiş iradesi olan belediye baş­ kanlarının kelepçelenerek tutuklanması, "KCK" adı altında siyasi operasyonların tüm hızıyla sürdü­ rülmesi ve yüzlerce tutuklu çocuğa en ağır cezaların verilmesi olmuştur. İşte, AKP'nin açılımla ilgili  olarak geliştirdiği Türkiye modeli budur. Halkımız buna "kelepçeli açılım modeli" demiştir. Bu mo­ delden de anlaşılacağı üzere "Bedeli ne olursa olsun geri adım atmayacağız." diyen Sayın Başbakan  - 1 8 3 - T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 4 - bedel ödememiştir, bedel ödeyen Kürt halkının kendisi olmuştur. Nitekim, Hükümetin bir bakanının  "Kelepçeye razı olun, eskiden faili meçhuller vardı." yönündeki tehditkâr sözleri bunu açıkça teyit  etmiştir. Bakınız, 1.500 dolayında DTP-BDP'li siyasetçi 14 Nisan 2009'dan bu yana hâlen ceza­ evinde tutukludur ve neredeyse bir yıldır yargı önüne çıkarılmamıştır. Bu hukuksuzluk ortadayken  Hükümetin hangi açılımından ya da samimiyetinden söz edilebilir? Kardeşleşme projesi bu mudur?  Böyle mi açılım yürüteceksiniz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yıldız, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BENGİ YILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelinen nokta itibarıyla Tür­ kiye çok ciddi bir siyasi tıkanmayla karşı karşıyadır. Bu krizin aşılabilmesi için burada ortak bir çö­ zümü üretmek zorundayız. Kürt sorununu, Türkiye'nin kaderini doğrudan ilgilendirmesi hasebiyle  siyaset üstü, partiler üstü bir anlayış ve yaklaşımla ele almak durumundayız. Esas olan, gençlerimi­ zin ölmemesi, anaların gözyaşları dökmemesidir. Bu açıdan herkesin ortak bir sorumluluk duygusuyla  yaklaşması, ölümlerin durdurulması için elini taşın altına koyması gerekir. Yoksa, yaşanacakların  vebali siyasilere ve ülkeyi yönetenlere ait olacaktır.  Biz, çözüm önerimizi ve tespitlerimizi buradan bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyoruz: Kürt  sorununun özünü, Kürtlerin kimliksel, dilsel, kültürel ve demokratik haklarının yasal, anayasal gü­ vence altında olmayışı oluşturmaktadır. Bugün milyonlarca Kürt'e ilişkin, eğitim sisteminde olumlu  bir tanımlama yoktur, ya zararlı Kürt cemiyetleri vardır ya isyancılar ya şakiler diye tanımlanmıştır  inkılap tarihi kitaplarında. Bu tanımlamayla, bu algıyla kardeşlik tesis edilemez. "Bin yıldır birlikte  yaşıyoruz." söylemi içinde Kürtlerin rolüne ilişkin en ufak bir tespit yoktur.  Sayın Başbakan "Asimilasyon bir insanlık suçudur." diyor, doğrudur, ancak cumhuriyet hükü­ metleri, seksen beş yıldır bu suçu işliyor, siz de aynı suçu işlemeye devam ediyorsunuz. Devlet, va­ tandaşı olan Kürtlerin dilinin ve kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini, ana dilleriyle eğitim  görmesini sağlayacak yasal değişiklikleri yapmak yükümlülüğüyle karşı karşıyadır. Türkiye'nin ulus­ lararası sözleşmelerde özellikle ana dile ilişkin çekinceler koyması, vatandaşı olan Kürtleri rencide  etmektedir. Devlet, Türkiye'de yaşayan tüm farklılıkları koruyan ve kollayan bir devlet olduğu sü­ rece güçlenir ve demokratiklesin Bu açıdan, Türkiye'deki bütün farklı kimlik ve kültürlerin hakla­ rını tanımlayan ve güvence altına alan bir yasal, anayasal değişiklik elzemdir. Türkiye bunu  gerçekleştirebilirse hem çoğulculuğa ve çok kültürlülüğe dayalı kendi modelini geliştirmiş olur hem  de ülkesinde, bölgesinde model bir ülke konumuna gelir.  Bunların yanı sıra, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın gereği yerine getirilmelidir ve  normalleşme için, cezaevlerinde bulunan BDP'li, DTP'li tutsakların, tutukluların bir an önce serbest  bırakılması, özellikle de. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.  BENGİ YILDIZ (Devamla) - ...tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğunu da dikkate alarak bu  arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanması için bir an önce yargıçların devreye girmesi gerektiğine  inanıyoruz.  Bu duygu, düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (BDP sıralarından  alkışlar)
Sayfa 37 -
T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 4 - bedel ödememiştir, bedel ödeyen Kürt halkının kendisi olmuştur. Nitekim, Hükümetin bir bakanının  "Kelepçeye razı olun, eskiden faili meçhuller vardı." yönündeki tehditkâr sözleri bunu açıkça teyit  etmiştir. Bakınız, 1.500 dolayında DTP-BDP'li siyasetçi 14 Nisan 2009'dan bu yana hâlen ceza­ evinde tutukludur ve neredeyse bir yıldır yargı önüne çıkarılmamıştır. Bu hukuksuzluk ortadayken  Hükümetin hangi açılımından ya da samimiyetinden söz edilebilir? Kardeşleşme projesi bu mudur?  Böyle mi açılım yürüteceksiniz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yıldız, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BENGİ YILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelinen nokta itibarıyla Tür­ kiye çok ciddi bir siyasi tıkanmayla karşı karşıyadır. Bu krizin aşılabilmesi için burada ortak bir çö­ zümü üretmek zorundayız. Kürt sorununu, Türkiye'nin kaderini doğrudan ilgilendirmesi hasebiyle  siyaset üstü, partiler üstü bir anlayış ve yaklaşımla ele almak durumundayız. Esas olan, gençlerimi­ zin ölmemesi, anaların gözyaşları dökmemesidir. Bu açıdan herkesin ortak bir sorumluluk duygusuyla  yaklaşması, ölümlerin durdurulması için elini taşın altına koyması gerekir. Yoksa, yaşanacakların  vebali siyasilere ve ülkeyi yönetenlere ait olacaktır.  Biz, çözüm önerimizi ve tespitlerimizi buradan bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyoruz: Kürt  sorununun özünü, Kürtlerin kimliksel, dilsel, kültürel ve demokratik haklarının yasal, anayasal gü­ vence altında olmayışı oluşturmaktadır. Bugün milyonlarca Kürt'e ilişkin, eğitim sisteminde olumlu  bir tanımlama yoktur, ya zararlı Kürt cemiyetleri vardır ya isyancılar ya şakiler diye tanımlanmıştır  inkılap tarihi kitaplarında. Bu tanımlamayla, bu algıyla kardeşlik tesis edilemez. "Bin yıldır birlikte  yaşıyoruz." söylemi içinde Kürtlerin rolüne ilişkin en ufak bir tespit yoktur.  Sayın Başbakan "Asimilasyon bir insanlık suçudur." diyor, doğrudur, ancak cumhuriyet hükü­ metleri, seksen beş yıldır bu suçu işliyor, siz de aynı suçu işlemeye devam ediyorsunuz. Devlet, va­ tandaşı olan Kürtlerin dilinin ve kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini, ana dilleriyle eğitim  görmesini sağlayacak yasal değişiklikleri yapmak yükümlülüğüyle karşı karşıyadır. Türkiye'nin ulus­ lararası sözleşmelerde özellikle ana dile ilişkin çekinceler koyması, vatandaşı olan Kürtleri rencide  etmektedir. Devlet, Türkiye'de yaşayan tüm farklılıkları koruyan ve kollayan bir devlet olduğu sü­ rece güçlenir ve demokratiklesin Bu açıdan, Türkiye'deki bütün farklı kimlik ve kültürlerin hakla­ rını tanımlayan ve güvence altına alan bir yasal, anayasal değişiklik elzemdir. Türkiye bunu  gerçekleştirebilirse hem çoğulculuğa ve çok kültürlülüğe dayalı kendi modelini geliştirmiş olur hem  de ülkesinde, bölgesinde model bir ülke konumuna gelir.  Bunların yanı sıra, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın gereği yerine getirilmelidir ve  normalleşme için, cezaevlerinde bulunan BDP'li, DTP'li tutsakların, tutukluların bir an önce serbest  bırakılması, özellikle de. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.  BENGİ YILDIZ (Devamla) - ...tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğunu da dikkate alarak bu  arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanması için bir an önce yargıçların devreye girmesi gerektiğine  inanıyoruz.  Bu duygu, düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (BDP sıralarından  alkışlar)  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 5 - FATMA NUR SERTER (istanbul) - Sayın Başkanım, 69'uncu madde gereğince söz istiyorum.  Hatip şahsıma sataşma yapmıştır.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Şahsınıza doğruyu söylemişim.  BAŞKAN - Hangi nedenle?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Sataşma var, söz istiyorum.  BAŞKAN - Sayın Serter, hangi nedenle?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - 69'a göre çok açık sataşma yapmıştır...  BAŞKAN - Hayır, ne söyledi size?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - .. .hatta iftira etmiştir.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Söylediklerimiz doğrudur Sayın Başkan. Herkes tarafından bilini­ yor, bütün kamuoyu biliyor.  BAŞKAN - Sayın Serter, bugün siyasi parti gruplarının temsilcileri buradaki konuşmalarında  diğer siyasi partilerin temsilcilerini ve konuşmacılarını eleştirdiler. Ben eleştiri sınırları içerisinde  görüyorum.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Bu eleştiri değil Sayın Başkanım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Yoo! Şahsına...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Serter...  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - İftira etmiştir, açıkça sataşmıştır, adımı zikretmiştir; söz  hakkım doğmuştur, söz vereceksiniz.  BAŞKAN - Siyasi partiler ve temsilcileri mutlaka farklı düşünecekler ve farklı şeyler söyleye­ ceklerdir.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Şahsına yapılmış.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Şahsımı, adımı zikretti.  BAŞKAN - Ne dedi Sayın Serter?  Sayın Okay, bir saniye...  Ne söyleyerek sataştı?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Siz dinlemediniz herhalde. Benim adımı zikrederek...  BAŞKAN - Sayın Serter, yazılı olarak yazar mısınız.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - .. .bana Ergenekon'la ilişkim olduğunu, ayrıca, "sorgu oda­ ları" gibi imalarla beni iyi tanıdığını söyleyerek açıkça iftira etmiştir ve sataşmıştır.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Tutanaklara bakın Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Serter, lütfen yazar mısınız. Sayın Vural'ı ve Sayın Bakanı dinledikten sonra  değerlendireceğim. (CHP sıralarından "Şimdi değerlendirin." sesleri)  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına önerge üzerinde söz isteyen Oktay Vural, İzmir Millet­ vekili. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Vural.
Sayfa 38 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 5 - FATMA NUR SERTER (istanbul) - Sayın Başkanım, 69'uncu madde gereğince söz istiyorum.  Hatip şahsıma sataşma yapmıştır.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Şahsınıza doğruyu söylemişim.  BAŞKAN - Hangi nedenle?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Sataşma var, söz istiyorum.  BAŞKAN - Sayın Serter, hangi nedenle?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - 69'a göre çok açık sataşma yapmıştır...  BAŞKAN - Hayır, ne söyledi size?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - .. .hatta iftira etmiştir.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Söylediklerimiz doğrudur Sayın Başkan. Herkes tarafından bilini­ yor, bütün kamuoyu biliyor.  BAŞKAN - Sayın Serter, bugün siyasi parti gruplarının temsilcileri buradaki konuşmalarında  diğer siyasi partilerin temsilcilerini ve konuşmacılarını eleştirdiler. Ben eleştiri sınırları içerisinde  görüyorum.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Bu eleştiri değil Sayın Başkanım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Yoo! Şahsına...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Serter...  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - İftira etmiştir, açıkça sataşmıştır, adımı zikretmiştir; söz  hakkım doğmuştur, söz vereceksiniz.  BAŞKAN - Siyasi partiler ve temsilcileri mutlaka farklı düşünecekler ve farklı şeyler söyleye­ ceklerdir.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Şahsına yapılmış.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Şahsımı, adımı zikretti.  BAŞKAN - Ne dedi Sayın Serter?  Sayın Okay, bir saniye...  Ne söyleyerek sataştı?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Siz dinlemediniz herhalde. Benim adımı zikrederek...  BAŞKAN - Sayın Serter, yazılı olarak yazar mısınız.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - .. .bana Ergenekon'la ilişkim olduğunu, ayrıca, "sorgu oda­ ları" gibi imalarla beni iyi tanıdığını söyleyerek açıkça iftira etmiştir ve sataşmıştır.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Tutanaklara bakın Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Serter, lütfen yazar mısınız. Sayın Vural'ı ve Sayın Bakanı dinledikten sonra  değerlendireceğim. (CHP sıralarından "Şimdi değerlendirin." sesleri)  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına önerge üzerinde söz isteyen Oktay Vural, İzmir Millet­ vekili. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Vural.  T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 6 - OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Öncelikle, Balıkesir'de, maden ocağında meydana gelen patlama sonucunda hayatını kaybeden  vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.  Henüz Bursa'da meydana gelen kazanın yaraları sarılmadan meydana gelen bu patlamanın mil­ letimizde açtığı derin teessür, umarım, iş güvenliği konusuyla ilgili Bakanın görevlerini yerine ge­ tirme konusundaki sorumluluğu da kalbinde hissettirir.  Sayın milletvekilleri, bugün, burada, 19 Ekim 2009 tarihinde Habur'da yaşananlarla ilgili ola­ rak İçişleri Bakanı için verilen gensoruyu görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz.  Evet, burada, Sayın Bakan yanında herhalde 2 tane sayın bakanı buldu. Bu gidişle, Bakanlar  Kurulunda çok yalnız... Kendisini destekleyecek başka bakan bulamadı herhalde. Doğrusu, Sayın Ba­ kanın bu yalnızlığını da gerçekten bu açılım konusundaki başarısızlığına da bağladığımı ifade etmek  istiyorum. Topu topu orada 2 sayın bakan yanında bulunabilmiştir. (MHP sıralarından alkışlar)  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - O tarafı görmüyorsunuz.  OKTAY VURAL (Devamla) - Sayın Başbakan, bu gensoru verildiğinde, "Maalesef, gensoru da  artık bu ülkede yalama oldu." diyebilmiştir. 23'üncü Dönemde, 3'ü Milliyetçi Hareket Partisine ait  olmak üzere sadece toplam 10 tane gensoru verilmiş. Aslında, yalama olan gensoru müessesesi değil,  hakkında gensoru verilmiş olan bakanlıklardır. Başbakan, gensoruya "yalama" diyeceğine, bugün  burada ele alacağımız Habur'da meydana gelen gelişmelerde yalama olan kamu yönetimi anlayışını  sorgulasa, hem Hükümeti adına hem de milletimiz adına daha hayırlı bir değerlendirme yapmış ola­ caktı, hiç olmazsa görevini yapmış olacaktı. (MHP sıralarından alkışlar)  Başbakan "Bir netice alamayacaklarını bildikleri hâlde ikide bir gensoru..." diyerek demokrasi  anlayışını da ifade etmiştir. Milletin denetiminden ve sorgulamasından rahatsız olan zihniyet, mille­ timizi kul gören, "göbeğini kaşıyan adam" olarak kabul eden zihniyetten farklı değildir.  Biz burada millet adına bulunuyoruz, millet adına sorguluyoruz, hakkımızı kullanıyoruz. Bu  iradeyi kullanırken, hakkın sesini dile getirirken kimseden icazet alacak da değiliz, size soracak da  değiliz! Her şeyden önce, milletin iradesini, milletin sorusunu da hazmetmeyi bileceksiniz. Millet  adına kullanılan bu yetkiyi hakir görmeniz sizin demokrasi anlayışınızın deşifresidir.  Size göre, yaptığınız her şey doğrudur; size göre de sizden başka herkes haksızdır. İşte, bu zih­ niyet fışçi zihniyettir, hazımsızdır, saygısızdır. Bu bakımdan, millet iradesiyle bu yüce Mecliste bu­ lunanların Anayasa ve İç Tüzük uyarınca haklarını kullanmasına tahammül etmeyi öğrenmeniz  gerekmektedir. Biz de bunu öğretmeye kararlıyız.  Sayın milletvekilleri, bu çatı altında bulunan hepimiz devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın  ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağımıza, huku­ kun üstünlüğüne, büyük Türk milleti önünde namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ederek buraya  geldik. Hepimiz bu yeminle Türk milletini temsil ediyoruz ve Türk milletinin egemenliğini kullanı­ yoruz. Bu bakımdan Habur ekseninde yaşananları bir sorumluluk duygusu içerisinde vicdanınızla  baş başa kalarak değerlendirmeniz gerekmektedir. Tarihe ve millete karşı sorumlu olduğumuzu  unutmayalım.
Sayfa 39 -
T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 6 - OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Öncelikle, Balıkesir'de, maden ocağında meydana gelen patlama sonucunda hayatını kaybeden  vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.  Henüz Bursa'da meydana gelen kazanın yaraları sarılmadan meydana gelen bu patlamanın mil­ letimizde açtığı derin teessür, umarım, iş güvenliği konusuyla ilgili Bakanın görevlerini yerine ge­ tirme konusundaki sorumluluğu da kalbinde hissettirir.  Sayın milletvekilleri, bugün, burada, 19 Ekim 2009 tarihinde Habur'da yaşananlarla ilgili ola­ rak İçişleri Bakanı için verilen gensoruyu görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz.  Evet, burada, Sayın Bakan yanında herhalde 2 tane sayın bakanı buldu. Bu gidişle, Bakanlar  Kurulunda çok yalnız... Kendisini destekleyecek başka bakan bulamadı herhalde. Doğrusu, Sayın Ba­ kanın bu yalnızlığını da gerçekten bu açılım konusundaki başarısızlığına da bağladığımı ifade etmek  istiyorum. Topu topu orada 2 sayın bakan yanında bulunabilmiştir. (MHP sıralarından alkışlar)  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - O tarafı görmüyorsunuz.  OKTAY VURAL (Devamla) - Sayın Başbakan, bu gensoru verildiğinde, "Maalesef, gensoru da  artık bu ülkede yalama oldu." diyebilmiştir. 23'üncü Dönemde, 3'ü Milliyetçi Hareket Partisine ait  olmak üzere sadece toplam 10 tane gensoru verilmiş. Aslında, yalama olan gensoru müessesesi değil,  hakkında gensoru verilmiş olan bakanlıklardır. Başbakan, gensoruya "yalama" diyeceğine, bugün  burada ele alacağımız Habur'da meydana gelen gelişmelerde yalama olan kamu yönetimi anlayışını  sorgulasa, hem Hükümeti adına hem de milletimiz adına daha hayırlı bir değerlendirme yapmış ola­ caktı, hiç olmazsa görevini yapmış olacaktı. (MHP sıralarından alkışlar)  Başbakan "Bir netice alamayacaklarını bildikleri hâlde ikide bir gensoru..." diyerek demokrasi  anlayışını da ifade etmiştir. Milletin denetiminden ve sorgulamasından rahatsız olan zihniyet, mille­ timizi kul gören, "göbeğini kaşıyan adam" olarak kabul eden zihniyetten farklı değildir.  Biz burada millet adına bulunuyoruz, millet adına sorguluyoruz, hakkımızı kullanıyoruz. Bu  iradeyi kullanırken, hakkın sesini dile getirirken kimseden icazet alacak da değiliz, size soracak da  değiliz! Her şeyden önce, milletin iradesini, milletin sorusunu da hazmetmeyi bileceksiniz. Millet  adına kullanılan bu yetkiyi hakir görmeniz sizin demokrasi anlayışınızın deşifresidir.  Size göre, yaptığınız her şey doğrudur; size göre de sizden başka herkes haksızdır. İşte, bu zih­ niyet fışçi zihniyettir, hazımsızdır, saygısızdır. Bu bakımdan, millet iradesiyle bu yüce Mecliste bu­ lunanların Anayasa ve İç Tüzük uyarınca haklarını kullanmasına tahammül etmeyi öğrenmeniz  gerekmektedir. Biz de bunu öğretmeye kararlıyız.  Sayın milletvekilleri, bu çatı altında bulunan hepimiz devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın  ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağımıza, huku­ kun üstünlüğüne, büyük Türk milleti önünde namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ederek buraya  geldik. Hepimiz bu yeminle Türk milletini temsil ediyoruz ve Türk milletinin egemenliğini kullanı­ yoruz. Bu bakımdan Habur ekseninde yaşananları bir sorumluluk duygusu içerisinde vicdanınızla  baş başa kalarak değerlendirmeniz gerekmektedir. Tarihe ve millete karşı sorumlu olduğumuzu  unutmayalım.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 7 - Biz bugün burada aslında ülkemizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden "açılım" adlı pis bir  oyunun Habur'da sergilenen gala töreninin iç yüzünü bütün boyutlarıyla ortaya koyacağız. Yüce mil­ letimiz adına bu oyunun başrol oyuncularını sorgulayacağız.  Habur aslında açılımın özüdür, amacıdır ve hedefidir. Habur, azdan çok şey anlamamızı gerek­ tiren bir olaydır. Bu nedenle Habur çözümlemesi, aslında açılımın yol açacağı uçurumu ortaya koy­ maktadır. Habur, ABD Başkanının Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşma sonrası dışarıda  hazırlanmış senaryoların fiiliyata getirildiği bir uygulama alanı olmuştur. PKK'nın sivil uzantısının  21-27 Temmuz 2009'da başlattığı PKK açılımının, daha sonra 1 Ağustosta İçişleri Bakanı tarafından  Polis Akademisinde yapılan toplantı dizisinin hangi safhaya getirilmek istendiği Habur'da ortaya  çıkmıştır. Aslında demokratik açılım olarak sunulan süreç içerisine hazmettirilmek istenen Habur'da  yaşanan gelişmelerle ortaya çıkan sonuçlardır. Bu bakımdan Habur, tesadüfen ortaya çıkmış bir ge­ lişme değildir, planlanmıştır, düzenlenmiştir ve uygulanmıştır. Orada bir suçüstü hâli vardır. Bu suç- üstünün kimlere, milletimizin hangi değerlerine, hangi hukukuna karşı yapıldığını ve kimlerin seyirci  kaldığını bugün burada deşifre etmeye devam edeceğiz.  Burada aslında gensoru olarak görüştüğümüz konu milletimizin içinde kanayan bir yara olarak  tartışılmaya devam etmektedir. Bu bakımdan, bu olayın başaktörünün sorumluluğunu hatırlatmak  milletimizin verdiği bir görevdir. Gensoruda bu tabloyu değerlendireceğiz. Başbakanın ifadesiyle, bu  gensorudan muhtemelen parmaklarınızla bir sonuç alınamayacağı görülmektedir ama ben her şeyden  önce bu Habur'u vicdanlarınıza sığdıramadığmızı biliyorum ve Türk milletini temsil eden bir mil­ letvekilinin de bunu kesinlikle vicdanına sığdırabilmesini de kabul edebilecek değilim. O bakımdan  o yaşanan kara gün Türk milletinin hafızasından silinmeyecektir.  19 Ekim 2009 tarihinde Kandil'den ve Mahmur'dan gelen terör örgütü üyeleri, sözde elçileri,  getirdikleri talep listeleriyle Habur'dan davulla zurnayla giriş yapmışlar, devletin görevlileri karşı­ lamada bulunmuş, ardından kurulan mobil mahkemeyle salıverilmişlerdir. O gün ülkemiz adına bu  gensoruyla bile geçiştirilemeyecek kadar son derece vahim bir olay gerçekleşmiştir. O gün Bermuda  şeytan üçgeninde birçok değerimiz hortumlanmıştır. Her şeyden önce milletimizin vicdanı yaralan­ mıştır. Bölücü terörle mücadelemiz yara almıştır. Devletimiz maalesef boyun eğer konuma düşürül­ müş, bölücü terör örgütü muhatap alınmıştır. Millet adına yargı, teröristlerin ayağına götürülmüştür.  Sayın milletvekilleri, Habur'da yaşanan o gün aslında, bir AKP milletvekilinin ifade ettiği gibi,  Yahudi menşeli, İsrail menşeli bir proje olan Büyük Orta Doğu Projesi'ne hizmet eden PKK'nın  neden muhatap alındığını da ortaya koymuştur. Çünkü Büyük Orta Doğu Projesi'nin eş başkanı maa­ lesef Sayın Başbakandır ve Başbakanın görevlendirdiği koordinatörün, bu Proje'ye hizmet edenler  için açılım ayarı yapmasının sınır ötesi gerekçeleri olduğu açıktır.  Şimdi soruyorum sayın milletvekilleri: Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak böyle bir projenin  içinde yer almasına yönelik bir iradeniz olmuş mudur acaba? Böyle bir görev verdiniz mi? Verme­ diğinize göre İçişleri Bakanı bu Proje'ye hizmet edenlere açılım yaptırırken kimin iradesini kullan­ maktadır? Kime hizmet edilmiştir? Kime hizmet edilmektedir? Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak  bu soruların cevabını almamız gerekmektedir.  O gün yaşananlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin PKK terör örgütünü bertaraf etmek için  verdiği sınır ötesi operasyon yetkisinin neden etkin bir şekilde kullanılmadığını ve asıl amacın siyasi  çözüm olduğunu da ortaya koymuştur. 5 Kasım 2007'de Başbakanın ABD Başkanı Bush'la yaptığı  görüşme sonrasında terörle mücadelede siyasi çözüm arayışları başlatılmıştır. ABD Silahlı Kuvvet­ lerinin yöneticileri William Fallon 25 Şubat 2008'de, Ray Odierno 4 Mart 2008'de, teröristlerle mü­ zakere yapılması gerektiğini, amacın PKK'yla müzakereyi sağlamak olduğunu belirtmiştir, sınırlı  askerî operasyonun amacının da PKK'yla bir müzakere zemini başlatmak olduğunu belirtmiştir.
Sayfa 40 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 8 7 - Biz bugün burada aslında ülkemizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden "açılım" adlı pis bir  oyunun Habur'da sergilenen gala töreninin iç yüzünü bütün boyutlarıyla ortaya koyacağız. Yüce mil­ letimiz adına bu oyunun başrol oyuncularını sorgulayacağız.  Habur aslında açılımın özüdür, amacıdır ve hedefidir. Habur, azdan çok şey anlamamızı gerek­ tiren bir olaydır. Bu nedenle Habur çözümlemesi, aslında açılımın yol açacağı uçurumu ortaya koy­ maktadır. Habur, ABD Başkanının Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşma sonrası dışarıda  hazırlanmış senaryoların fiiliyata getirildiği bir uygulama alanı olmuştur. PKK'nın sivil uzantısının  21-27 Temmuz 2009'da başlattığı PKK açılımının, daha sonra 1 Ağustosta İçişleri Bakanı tarafından  Polis Akademisinde yapılan toplantı dizisinin hangi safhaya getirilmek istendiği Habur'da ortaya  çıkmıştır. Aslında demokratik açılım olarak sunulan süreç içerisine hazmettirilmek istenen Habur'da  yaşanan gelişmelerle ortaya çıkan sonuçlardır. Bu bakımdan Habur, tesadüfen ortaya çıkmış bir ge­ lişme değildir, planlanmıştır, düzenlenmiştir ve uygulanmıştır. Orada bir suçüstü hâli vardır. Bu suç- üstünün kimlere, milletimizin hangi değerlerine, hangi hukukuna karşı yapıldığını ve kimlerin seyirci  kaldığını bugün burada deşifre etmeye devam edeceğiz.  Burada aslında gensoru olarak görüştüğümüz konu milletimizin içinde kanayan bir yara olarak  tartışılmaya devam etmektedir. Bu bakımdan, bu olayın başaktörünün sorumluluğunu hatırlatmak  milletimizin verdiği bir görevdir. Gensoruda bu tabloyu değerlendireceğiz. Başbakanın ifadesiyle, bu  gensorudan muhtemelen parmaklarınızla bir sonuç alınamayacağı görülmektedir ama ben her şeyden  önce bu Habur'u vicdanlarınıza sığdıramadığmızı biliyorum ve Türk milletini temsil eden bir mil­ letvekilinin de bunu kesinlikle vicdanına sığdırabilmesini de kabul edebilecek değilim. O bakımdan  o yaşanan kara gün Türk milletinin hafızasından silinmeyecektir.  19 Ekim 2009 tarihinde Kandil'den ve Mahmur'dan gelen terör örgütü üyeleri, sözde elçileri,  getirdikleri talep listeleriyle Habur'dan davulla zurnayla giriş yapmışlar, devletin görevlileri karşı­ lamada bulunmuş, ardından kurulan mobil mahkemeyle salıverilmişlerdir. O gün ülkemiz adına bu  gensoruyla bile geçiştirilemeyecek kadar son derece vahim bir olay gerçekleşmiştir. O gün Bermuda  şeytan üçgeninde birçok değerimiz hortumlanmıştır. Her şeyden önce milletimizin vicdanı yaralan­ mıştır. Bölücü terörle mücadelemiz yara almıştır. Devletimiz maalesef boyun eğer konuma düşürül­ müş, bölücü terör örgütü muhatap alınmıştır. Millet adına yargı, teröristlerin ayağına götürülmüştür.  Sayın milletvekilleri, Habur'da yaşanan o gün aslında, bir AKP milletvekilinin ifade ettiği gibi,  Yahudi menşeli, İsrail menşeli bir proje olan Büyük Orta Doğu Projesi'ne hizmet eden PKK'nın  neden muhatap alındığını da ortaya koymuştur. Çünkü Büyük Orta Doğu Projesi'nin eş başkanı maa­ lesef Sayın Başbakandır ve Başbakanın görevlendirdiği koordinatörün, bu Proje'ye hizmet edenler  için açılım ayarı yapmasının sınır ötesi gerekçeleri olduğu açıktır.  Şimdi soruyorum sayın milletvekilleri: Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak böyle bir projenin  içinde yer almasına yönelik bir iradeniz olmuş mudur acaba? Böyle bir görev verdiniz mi? Verme­ diğinize göre İçişleri Bakanı bu Proje'ye hizmet edenlere açılım yaptırırken kimin iradesini kullan­ maktadır? Kime hizmet edilmiştir? Kime hizmet edilmektedir? Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak  bu soruların cevabını almamız gerekmektedir.  O gün yaşananlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin PKK terör örgütünü bertaraf etmek için  verdiği sınır ötesi operasyon yetkisinin neden etkin bir şekilde kullanılmadığını ve asıl amacın siyasi  çözüm olduğunu da ortaya koymuştur. 5 Kasım 2007'de Başbakanın ABD Başkanı Bush'la yaptığı  görüşme sonrasında terörle mücadelede siyasi çözüm arayışları başlatılmıştır. ABD Silahlı Kuvvet­ lerinin yöneticileri William Fallon 25 Şubat 2008'de, Ray Odierno 4 Mart 2008'de, teröristlerle mü­ zakere yapılması gerektiğini, amacın PKK'yla müzakereyi sağlamak olduğunu belirtmiştir, sınırlı  askerî operasyonun amacının da PKK'yla bir müzakere zemini başlatmak olduğunu belirtmiştir.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  O gün Habur'da bu gelişmelerin sonucunda maalesef PKK muhatap alınmıştır. Gelenler İmralı  canisinin gönderdiği sözde barış elçileridir. Teröristbaşı, barış gruplarının açılım sürecini devam et­ tirmek için gönderildiğini, Türk devletine bir çağrı ve mesaj gönderdiğini ifade etmiştir. Bu elçiler,  açılım meyvesi olarak Hükümet tarafından pazarlanmıştır. Maalesef İmralı muhatap alınmış, ondan  medet umulmuştur.  Soruyorum Sayın Bakan: Hangi cüretle bir teröristbaşının size elçi göndermesini Türkiye Cum­ huriyeti devletinin bir bakanı olarak hazmedebiliyorsunuz? Siz kiminle masaya oturdunuz farkında  değil misiniz? Siz hangi yetkiyle terör örgütünü muhatap alıp, sözde elçiler için devleti ayaklar al­ tına alıyorsunuz? Bu tablo, terör örgütünü muhatap almaya yönelik girişimlerin nasıl başarıya ulaş­ tığını ortaya koymuştur.  Sayın milletvekilleri, PKK'yı bertaraf etmek için Hükümete verdiğiniz yetki, acaba, bu yetkiyle  onları muhatap almak için herhangi bir yetki verdiniz mi siz? Bu yetkinin içerisinde müzakere etmek  var mıdır, muhatap almak var mıdır? Maalesef, Hükümet bu yetkiyi kullanmamış, aksine PKK'yı  muhatap almak için bu yetkiyi etkin bir şekilde kullanmaktan imtina etmiştir.  O gün terör örgütü mensupları, sözde elçi olarak teröristbaşının talep listesini teslim ederek mil­ let egemenliğinin etnik kimliklere göre bölünmesini, üniter devletimizde özerklik ve otonomiye gi­ decek bir süreci içeren sözde demokratik açılımı sağlamak için geldiklerini ifade etmişlerdir. Evet,  terör örgütü mensuplarının hazırladığı dokuz maddeden oluşan mektupta terör örgütünün propagan­ dası yapılmaktadır, hem de devlet nezaretinde ve gözetiminde yapmaya gelmişler, mektubu da dev­ letin vali yardımcısına teslim etmişlerdir. Gelenler teslim olmaya değil, Türk devleti ile pazarlık  yapmaya gelmişlerdir. Soruyorum Sayın Bakan: Egemenliğimizi ve üniter yapımızı bölecek taleplere  muhatap olmayı, onları muhatap kabul etme ve pazarlık yapma görevini size kim verdi? Türkiye  Büyük Millet Meclisi olarak egemenliğimizi ve üniter yapımızı korumaya ant içmişiz. Siz, nasıl olur  da bu talepleri yapanları muhatap olarak kabul edersiniz?  Evet, o gün Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü koruyan şehit ve gazilerimiz hançerlenmiştir,  analarımız ağlamıştır. Soruyorum Sayın Bakan: Önceden hazırladığınız bu karşılama töreninin mil­ letimizin vicdanını sızlatacağını düşünmediniz mi? Nasıl olur da böyle bir kara günü tasarlayabildi­ niz? Türkiye Büyük Millet Meclisi size nasıl güvenecektir? O gün, evet, Habur'da devletin üst düzey  görevlileri terör örgütü mensuplarının girişlerini kolaylaştırmak için maalesef teşrifatçı konumuna dü­ şürülmüştür, devlet irademiz kaybolmuştur. Soruyorum Sayın Bakan: Siz, bu yönetim anlayışıyla  nasıl ülkede huzuru sağlayacaksınız, kamu otoritesini nasıl temin edeceksiniz? Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi olarak İçişleri Bakanının milletin huzur ve güvenliğini temin etme konusunda görev yap­ tığına nasıl güvenebiliriz?  Evet, o gün terörle mücadele eden polisimiz, askerimiz terörist kurşunuyla değil, açılan mera­ sim töreniyle kurşunlanmıştır. Kırmızı kuşaklı sözde tim komutanları devletin güvenliğinden ve ada­ letinden sorumlu olanlarca karşılanmıştır. Bir kamu kurumu olan TRT'nin "Sakarya Fırat" dizisinde  o kırmızı kuşağı elde etmek için 7 askeri şehit etmek gerektiği ifade edilirken, bu kuşaklılar maale­ sef -esefle ifade ediyorum ki- devletin güvenliğini emanet ettiğimiz koordinatör bakanın görevlileri  önünde kahramanlar gibi karşılanmıştır. Bundan daha büyük acıyı milletimize, şehitlerimize, gazi­ lerimize yaşatmak mümkün müydü?  - 1 8 8 -
Sayfa 41 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  O gün Habur'da bu gelişmelerin sonucunda maalesef PKK muhatap alınmıştır. Gelenler İmralı  canisinin gönderdiği sözde barış elçileridir. Teröristbaşı, barış gruplarının açılım sürecini devam et­ tirmek için gönderildiğini, Türk devletine bir çağrı ve mesaj gönderdiğini ifade etmiştir. Bu elçiler,  açılım meyvesi olarak Hükümet tarafından pazarlanmıştır. Maalesef İmralı muhatap alınmış, ondan  medet umulmuştur.  Soruyorum Sayın Bakan: Hangi cüretle bir teröristbaşının size elçi göndermesini Türkiye Cum­ huriyeti devletinin bir bakanı olarak hazmedebiliyorsunuz? Siz kiminle masaya oturdunuz farkında  değil misiniz? Siz hangi yetkiyle terör örgütünü muhatap alıp, sözde elçiler için devleti ayaklar al­ tına alıyorsunuz? Bu tablo, terör örgütünü muhatap almaya yönelik girişimlerin nasıl başarıya ulaş­ tığını ortaya koymuştur.  Sayın milletvekilleri, PKK'yı bertaraf etmek için Hükümete verdiğiniz yetki, acaba, bu yetkiyle  onları muhatap almak için herhangi bir yetki verdiniz mi siz? Bu yetkinin içerisinde müzakere etmek  var mıdır, muhatap almak var mıdır? Maalesef, Hükümet bu yetkiyi kullanmamış, aksine PKK'yı  muhatap almak için bu yetkiyi etkin bir şekilde kullanmaktan imtina etmiştir.  O gün terör örgütü mensupları, sözde elçi olarak teröristbaşının talep listesini teslim ederek mil­ let egemenliğinin etnik kimliklere göre bölünmesini, üniter devletimizde özerklik ve otonomiye gi­ decek bir süreci içeren sözde demokratik açılımı sağlamak için geldiklerini ifade etmişlerdir. Evet,  terör örgütü mensuplarının hazırladığı dokuz maddeden oluşan mektupta terör örgütünün propagan­ dası yapılmaktadır, hem de devlet nezaretinde ve gözetiminde yapmaya gelmişler, mektubu da dev­ letin vali yardımcısına teslim etmişlerdir. Gelenler teslim olmaya değil, Türk devleti ile pazarlık  yapmaya gelmişlerdir. Soruyorum Sayın Bakan: Egemenliğimizi ve üniter yapımızı bölecek taleplere  muhatap olmayı, onları muhatap kabul etme ve pazarlık yapma görevini size kim verdi? Türkiye  Büyük Millet Meclisi olarak egemenliğimizi ve üniter yapımızı korumaya ant içmişiz. Siz, nasıl olur  da bu talepleri yapanları muhatap olarak kabul edersiniz?  Evet, o gün Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü koruyan şehit ve gazilerimiz hançerlenmiştir,  analarımız ağlamıştır. Soruyorum Sayın Bakan: Önceden hazırladığınız bu karşılama töreninin mil­ letimizin vicdanını sızlatacağını düşünmediniz mi? Nasıl olur da böyle bir kara günü tasarlayabildi­ niz? Türkiye Büyük Millet Meclisi size nasıl güvenecektir? O gün, evet, Habur'da devletin üst düzey  görevlileri terör örgütü mensuplarının girişlerini kolaylaştırmak için maalesef teşrifatçı konumuna dü­ şürülmüştür, devlet irademiz kaybolmuştur. Soruyorum Sayın Bakan: Siz, bu yönetim anlayışıyla  nasıl ülkede huzuru sağlayacaksınız, kamu otoritesini nasıl temin edeceksiniz? Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi olarak İçişleri Bakanının milletin huzur ve güvenliğini temin etme konusunda görev yap­ tığına nasıl güvenebiliriz?  Evet, o gün terörle mücadele eden polisimiz, askerimiz terörist kurşunuyla değil, açılan mera­ sim töreniyle kurşunlanmıştır. Kırmızı kuşaklı sözde tim komutanları devletin güvenliğinden ve ada­ letinden sorumlu olanlarca karşılanmıştır. Bir kamu kurumu olan TRT'nin "Sakarya Fırat" dizisinde  o kırmızı kuşağı elde etmek için 7 askeri şehit etmek gerektiği ifade edilirken, bu kuşaklılar maale­ sef -esefle ifade ediyorum ki- devletin güvenliğini emanet ettiğimiz koordinatör bakanın görevlileri  önünde kahramanlar gibi karşılanmıştır. Bundan daha büyük acıyı milletimize, şehitlerimize, gazi­ lerimize yaşatmak mümkün müydü?  - 1 8 8 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 O: 2  Soruyorum Sayın Bakan: O kıyafetleriyle, zafer işaretleriyle yaptığınız töreni gören askerimi­ zin, polisimizin boynunu eğik düşürmeye hakkınız var mıydı? Siz ülkemizin meşru güvenlik güçle­ riyle kamu gücünü kullanarak asayişi temin etmeniz gerekirken suçlular karşısında onların onurunu  koruyamamayı Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak nasıl hazmedebiliriz? Türkiye Büyük Millet  Meclisi olarak size nasıl güven duyabiliriz?  Evet, sayın milletvekilleri, o gün Türk hukuk tarihinde eşine rastlanılmayacak bir örnek oluş­ muştur. O gün, maalesef, terör örgütü üyeleri TCK/220'nci maddesine istinaden mobil bir mahkeme  tarafından serbest bırakılmış ve aklanmıştır.  Soruyorum Sayın Bakan: Habur'da yol verdiğiniz bu teröristler hangi örgütün dağılmasını sağ­ ladı? Soruyorum Sayın Bakan: Habur'da yol verdiğiniz teröristlerden hangisi örgütten gönüllü ola­ rak ayrıldığını ifade etti? Soruyorum Sayın Bakan: Habur'da yol verdiğiniz teröristler kimin  yakalanmasını sağladı?  Değerli milletvekilleri, şimdi tekrar soruyorum: Teslim olan bu teröristlerin sorgulamalarında  örgüt üyelerinden hangisi TCK/221 'e göre uygun bir tavır sergilemiştir? Hangisi pişman olduğunu  ifade etmiştir? Sorgulama sırasında olanlar, kamuoyuna yansıyanlar bunu bize açıkça göstermektedir.  Değerli milletvekilleri, bu nedenle utanarak ifade etmeliyiz ki. Habur'da bir hukuk rezaleti ya­ şanmıştır. Yargının güvenliğini sağlamak durumunda olanlar, teröristlerin güvenliğini sağlamak için  hâkimi teröristlerin ayağına kadar taşımıştır.  Güvenli bir ortamın olmadığı bir yerde yargı nasıl bağımsız kalabilir? Güvenlik gerekçesiyle hâ­ kimin, denetimsiz, açık arazideki Habur'a gönderilmesi doğrudan yargıyı etkilemektir. Yargı süreci,  doğrudan terörün ve şiddetin etkisine sokulmuş ve maalesef arzu edilen netice alınmıştır. Bu sürecin  yine koordinatör Bakan tarafından planlanmış olduğu açıktır.  18 Ekim 2009 tarihinde Diyarbakır Valiliğinde saat 14.00'te İçişleri Bakanı Müsteşarı, Adalet  Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Cumhuriyet Başsavcısı, İl Emniyet Müdürü ve Vali, Habur'dan gi­ recek teröristlerin serbest bırakılmaları sürecini ele almıştır.  Sayın Bakanın Atatürk Orman Çiftliği'ndeki müzakere esnasında "Hâkimler ayarlandı." ifade­ sini kullanmadığını söylemesinin maalesef içi boş kalmıştır. Burada, PKK açılımını hazmettirmek için  yapılan ön teslimatta sorun yaşanmaması gerektiği konuşulmuştur. Grubun serbest bırakılacağına  dair beklentilerinin ışığında bu sürecin sağlıklı işlemesi için Sayın Bakan elinden geleni yapacağını  söylemiştir, kararlı olduğunu da eklemiştir. Bakan, bu teröristlerin gelişini bir fırsat olarak kabul  etmiş, fırsatı kaçırmamak için bütün yetkisini kullanmıştır, süreci olumsuz etkileyebilecek davranış­ lardan kaçınılacağını belirtmiştir.  Şimdi, sayın milletvekilleri, bir sayın bakanın bu ifadeleri hangi anlama gelmektedir acaba? Bu  ayar değil de nedir? Sonuç ne olmuştur? Fırsat değerlendirilmiştir, teröristler serbest bırakılmıştır. Bu  sürecin ayarsız geliştiğini kim iddia edebilir? Hukuk ayaklar altına alınmıştır.  Sayın milletvekilleri, koruyacağımıza yemin ettiğimiz hukuk devletinin üstünlüğü nerede kal­ mıştır? Millet adına karar vermesi gereken yargı "açılım" adına karar vermiş ve terörist lehine sonuç  almasını temin etmiştir. Burada asıl vahim olan, bu münferit olayın içinde aktörlerin konumu değil­ dir, siyasileştirilmiş yargı sürecinin hangi sonuçlan doğurduğu hususudur.  - 1 8 9 -
Sayfa 42 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2010 O: 2  Soruyorum Sayın Bakan: O kıyafetleriyle, zafer işaretleriyle yaptığınız töreni gören askerimi­ zin, polisimizin boynunu eğik düşürmeye hakkınız var mıydı? Siz ülkemizin meşru güvenlik güçle­ riyle kamu gücünü kullanarak asayişi temin etmeniz gerekirken suçlular karşısında onların onurunu  koruyamamayı Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak nasıl hazmedebiliriz? Türkiye Büyük Millet  Meclisi olarak size nasıl güven duyabiliriz?  Evet, sayın milletvekilleri, o gün Türk hukuk tarihinde eşine rastlanılmayacak bir örnek oluş­ muştur. O gün, maalesef, terör örgütü üyeleri TCK/220'nci maddesine istinaden mobil bir mahkeme  tarafından serbest bırakılmış ve aklanmıştır.  Soruyorum Sayın Bakan: Habur'da yol verdiğiniz bu teröristler hangi örgütün dağılmasını sağ­ ladı? Soruyorum Sayın Bakan: Habur'da yol verdiğiniz teröristlerden hangisi örgütten gönüllü ola­ rak ayrıldığını ifade etti? Soruyorum Sayın Bakan: Habur'da yol verdiğiniz teröristler kimin  yakalanmasını sağladı?  Değerli milletvekilleri, şimdi tekrar soruyorum: Teslim olan bu teröristlerin sorgulamalarında  örgüt üyelerinden hangisi TCK/221 'e göre uygun bir tavır sergilemiştir? Hangisi pişman olduğunu  ifade etmiştir? Sorgulama sırasında olanlar, kamuoyuna yansıyanlar bunu bize açıkça göstermektedir.  Değerli milletvekilleri, bu nedenle utanarak ifade etmeliyiz ki. Habur'da bir hukuk rezaleti ya­ şanmıştır. Yargının güvenliğini sağlamak durumunda olanlar, teröristlerin güvenliğini sağlamak için  hâkimi teröristlerin ayağına kadar taşımıştır.  Güvenli bir ortamın olmadığı bir yerde yargı nasıl bağımsız kalabilir? Güvenlik gerekçesiyle hâ­ kimin, denetimsiz, açık arazideki Habur'a gönderilmesi doğrudan yargıyı etkilemektir. Yargı süreci,  doğrudan terörün ve şiddetin etkisine sokulmuş ve maalesef arzu edilen netice alınmıştır. Bu sürecin  yine koordinatör Bakan tarafından planlanmış olduğu açıktır.  18 Ekim 2009 tarihinde Diyarbakır Valiliğinde saat 14.00'te İçişleri Bakanı Müsteşarı, Adalet  Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Cumhuriyet Başsavcısı, İl Emniyet Müdürü ve Vali, Habur'dan gi­ recek teröristlerin serbest bırakılmaları sürecini ele almıştır.  Sayın Bakanın Atatürk Orman Çiftliği'ndeki müzakere esnasında "Hâkimler ayarlandı." ifade­ sini kullanmadığını söylemesinin maalesef içi boş kalmıştır. Burada, PKK açılımını hazmettirmek için  yapılan ön teslimatta sorun yaşanmaması gerektiği konuşulmuştur. Grubun serbest bırakılacağına  dair beklentilerinin ışığında bu sürecin sağlıklı işlemesi için Sayın Bakan elinden geleni yapacağını  söylemiştir, kararlı olduğunu da eklemiştir. Bakan, bu teröristlerin gelişini bir fırsat olarak kabul  etmiş, fırsatı kaçırmamak için bütün yetkisini kullanmıştır, süreci olumsuz etkileyebilecek davranış­ lardan kaçınılacağını belirtmiştir.  Şimdi, sayın milletvekilleri, bir sayın bakanın bu ifadeleri hangi anlama gelmektedir acaba? Bu  ayar değil de nedir? Sonuç ne olmuştur? Fırsat değerlendirilmiştir, teröristler serbest bırakılmıştır. Bu  sürecin ayarsız geliştiğini kim iddia edebilir? Hukuk ayaklar altına alınmıştır.  Sayın milletvekilleri, koruyacağımıza yemin ettiğimiz hukuk devletinin üstünlüğü nerede kal­ mıştır? Millet adına karar vermesi gereken yargı "açılım" adına karar vermiş ve terörist lehine sonuç  almasını temin etmiştir. Burada asıl vahim olan, bu münferit olayın içinde aktörlerin konumu değil­ dir, siyasileştirilmiş yargı sürecinin hangi sonuçlan doğurduğu hususudur.  - 1 8 9 - T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 0 - Evet değerli milletvekilleri, aslında bu, PKK'nın siyasallaşması ve açılım sürecinin değerlendi­ rilmesi konusunda hazırlanmış yurt dışındaki raporlar, David Phillips'in hazırladığı rapor, Henry  Barkey'in hazırladığı rapor, Atlantic Council'in hazırladığı raporda katı, muhafazakâr yargının re­ forma tabi tutulması gerektiği söylenmiştir. Reformu neden istemektedirler? Habur'daki gibi bir yargı  oluşturmak için bir reform peşindeler. Onun için, burada, bölücülüğü siyasallaştırmak isteyenlerin  önünde, hukukun üstünlüğünü sağlayacak yargı bir engeldir. O zaman, hukukun üstünlüğünü değil  açılımın üstünlüğünü sağlayacak bir yargılama süreci oluşmalıdır. Yargı reformundan beklenen budur.  Milletimizin bölünmez bütünlüğünü ve üniter yapımızı oluşturan hukuku üstün kılmak esas ol­ malıdır. Buna dayanmayan yargının meşruiyet kaynağı tartışmalıdır. Evet, o çiftlikte yapılan gizli  müzakerelerle açılım ayarı maalesef yargıya müdahalenin amaç ve hedefleri konusunda şüpheleri­ mizin derinleşmesine sebebiyet vermiştir.  Evet, soruyorum Sayın Bakan: 1984'ten bu yana terörle mücadele kapsamında otopsi, olay yeri  inceleme ve keşif haricinde savcı ve hâkimlerin teröristlerin ayağına gittiği Habur'dan başka bir  örnek verebilir misiniz?  MURAT YILDIRIM (Çorum) - İmralı.  OKTAY VURAL (Devamla) - Bu organizasyonda Habur'a hâkim götüren hangi savcı ödül­ lendirilerek Adalet Bakanlığında geçici olarak görevlendirilmiştir?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Vural, lütfen tamamlayınız.  OKTAY VURAL (Devamla) - Yetkisini kullanarak soruşturma açan başsavcılar tutuklanırken,  Habur organizasyonunda yer almış kamu görevlileri hakkında idari ve adli bir soruşturma açılmış mıdır?  Sayın milletvekilleri, Habur'da yaşananlar sonrasında, 20 Ekim 2009 tarihinde Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan'ın grup konuşmasında söylediği sözler Türkiye Büyük Millet Meclisinde ibret ve­ sikası olarak yankılanmaktadır.  Ne diyor Sayın Başbakan o gün yaşananlar için...  (İzmir Milletvekili Oktay Vural, cep telefonunu, içinde bulunan ses kaydını dinletmek için mik­ rofona yaklaştırdı)  "Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir  umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor, iyi şeyler oluyor, güzel şeyler oluyor, umut verici gelişmeler  oluyor."  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sayın Başkan, şov yapıyor!  KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) - Yetkisi dışındaki biri konuşuyor!  AHMET YENİ (Samsun) - Kendileri konuşamayanlar!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  OKTAY VURAL (Devamla) - Evet, sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatı­ sında, sizin vicdanlarınızı sızlattığını bildiğimiz o tabloya Sayın Başbakan "Umut verici gelişmeler  oluyor." diye söylemiştir.
Sayfa 43 -
T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 0 - Evet değerli milletvekilleri, aslında bu, PKK'nın siyasallaşması ve açılım sürecinin değerlendi­ rilmesi konusunda hazırlanmış yurt dışındaki raporlar, David Phillips'in hazırladığı rapor, Henry  Barkey'in hazırladığı rapor, Atlantic Council'in hazırladığı raporda katı, muhafazakâr yargının re­ forma tabi tutulması gerektiği söylenmiştir. Reformu neden istemektedirler? Habur'daki gibi bir yargı  oluşturmak için bir reform peşindeler. Onun için, burada, bölücülüğü siyasallaştırmak isteyenlerin  önünde, hukukun üstünlüğünü sağlayacak yargı bir engeldir. O zaman, hukukun üstünlüğünü değil  açılımın üstünlüğünü sağlayacak bir yargılama süreci oluşmalıdır. Yargı reformundan beklenen budur.  Milletimizin bölünmez bütünlüğünü ve üniter yapımızı oluşturan hukuku üstün kılmak esas ol­ malıdır. Buna dayanmayan yargının meşruiyet kaynağı tartışmalıdır. Evet, o çiftlikte yapılan gizli  müzakerelerle açılım ayarı maalesef yargıya müdahalenin amaç ve hedefleri konusunda şüpheleri­ mizin derinleşmesine sebebiyet vermiştir.  Evet, soruyorum Sayın Bakan: 1984'ten bu yana terörle mücadele kapsamında otopsi, olay yeri  inceleme ve keşif haricinde savcı ve hâkimlerin teröristlerin ayağına gittiği Habur'dan başka bir  örnek verebilir misiniz?  MURAT YILDIRIM (Çorum) - İmralı.  OKTAY VURAL (Devamla) - Bu organizasyonda Habur'a hâkim götüren hangi savcı ödül­ lendirilerek Adalet Bakanlığında geçici olarak görevlendirilmiştir?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Vural, lütfen tamamlayınız.  OKTAY VURAL (Devamla) - Yetkisini kullanarak soruşturma açan başsavcılar tutuklanırken,  Habur organizasyonunda yer almış kamu görevlileri hakkında idari ve adli bir soruşturma açılmış mıdır?  Sayın milletvekilleri, Habur'da yaşananlar sonrasında, 20 Ekim 2009 tarihinde Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan'ın grup konuşmasında söylediği sözler Türkiye Büyük Millet Meclisinde ibret ve­ sikası olarak yankılanmaktadır.  Ne diyor Sayın Başbakan o gün yaşananlar için...  (İzmir Milletvekili Oktay Vural, cep telefonunu, içinde bulunan ses kaydını dinletmek için mik­ rofona yaklaştırdı)  "Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir  umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor, iyi şeyler oluyor, güzel şeyler oluyor, umut verici gelişmeler  oluyor."  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sayın Başkan, şov yapıyor!  KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) - Yetkisi dışındaki biri konuşuyor!  AHMET YENİ (Samsun) - Kendileri konuşamayanlar!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  OKTAY VURAL (Devamla) - Evet, sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatı­ sında, sizin vicdanlarınızı sızlattığını bildiğimiz o tabloya Sayın Başbakan "Umut verici gelişmeler  oluyor." diye söylemiştir.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  Peki, umut verici gelişmeler oluyorsa niye devam ettiremediniz siz? Neden devam ettiremedi- niz? Ne oldu? Millet azdan çok şey anladı. Millet azdan çok şey anladı, ondan sonra da çark etmeye  başladınız! Şu demokratik açılım sürecinde Habur'da o tablo karşısında sergilenen görüntülere ne  denir diye Başbakanın o ifadelerini buraya yazmaktan niye kaçındınız? Utandığınız bir şey mi var  acaba? Niye utandınız o sözleri yazmaktan? Ve o sözleri yazmaktan kaçınanlar "O tabloya ne denir?"  demek suretiyle kabul edilemeyeceğini ifade edebilmiştir.  Evet, sayın milletvekilleri, bütün bu rezaletlerin yaşandığı o gün, 19 Ekim 2009 günü, İçişleri  Bakanı tarafından organize edilmiş bir gündür. Devletin sahiplendiği, güzel şeylerin olacağını söy­ lediği o güne kadar gelen süreç içerisinde, maalesef, koordinatör Bakanın kimlerle müzakere ettiği,  kimlerle masaya oturduğu ortaya çıkmıştır.  Evet, bunun sorumluları hesap vermelidir. Eğer bu rezalet yaşanmışsa, eğer bu rezalet planlan- mışsa, eğer egemenliğimiz, terörle mücadele azmimiz ayaklar altına alınmışsa, eğer Habur çadır ti­ yatrosunda yabancıların senaryoları uygulanmışsa, bunun hesabı sorulmalıdır; elbette sorulacaktır  ve sorulmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu hesabı sormak, bizim namus ve şeref bor­ cumuzdur. (MHP sıralarından alkışlar) Bu hesabı sorarak, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait ol­ duğunu ortaya koymalıyız, hiçbir kirli senaryo, hiçbir tezgâh altı pazarlık, hiçbir dayatmaya teslim  olmayacağımızı göstermeliyiz.  Gensorunun gündeme alınmasına olumlu oy kullanacağımızı belirtiyor, bu vesileyle mübarek  Mevlit Kandili'nizi kutluyor, bu Kandil'in vicdanların ve kalplerin aydınlatılmasına, fitne ve fesadın  defedilmesine vesile olmasını Cenabıhak'tan diliyorum.  Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Vural.  Önerge üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Suat Kılıç, Samsun Milletvekili.  Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, çok saygıdeğer millet­ vekilleri; İçişleri Bakanımız Sayın Beşir Atalay hakkında Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ta­ rafından verilen gensoru önergesi üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz  almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, sözlerimin hemen başında, bu gece Mevlit Kandili, Türk milletinin  ve İslam âleminin Mevlit Kandili'ni tebrik ediyorum. Milletimize ve İslam âlemine mübarek Mev­ lit Kandili'nin barış, esenlik, kardeşlik ve huzur getirmesini Allah'tan temenni ediyorum.  Çok saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki denetim mekanizmaları belli­ dir. Elbette ki bu Meclis sadece bir yasama meclisi değildir, Meclisimiz aynı zamanda bir denetim mec­ lisidir ve milletvekillerinin denetim mekanizmalarını ne şekilde kullanabileceği Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğü'nde bulunmaktadır. Milletvekilleri sözlü soru önergesi verebilir, yazılı soru önergesi  verebilir, araştırma önergesi verebilir, soruşturma önergesi verebilir, gensoru önergesi verebilir.  Bugün muhalefet tarafından verilen bir gensoru önergesini görüşüyor bulunmaktayız. Elbette ki  gensorunun bu kadar sık başvurulan bir yol hâline getirilmesinden duyduğumuz rahatsızlığı sözleri­ min başında ifade etmek istiyorum. Zira, bahse konu edilen iddiaların hiçbiri sorulup da cevabını  bulmamış iddialar değildir. Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'e Habur Sınır Kapısı'ndan girişler  ve oradaki yargısal işlemlerle ilgili olarak sorulan sorulan hatırlatmak istiyorum. Hatay Milletvekili  - 1 9 1 -
Sayfa 44 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  Peki, umut verici gelişmeler oluyorsa niye devam ettiremediniz siz? Neden devam ettiremedi- niz? Ne oldu? Millet azdan çok şey anladı. Millet azdan çok şey anladı, ondan sonra da çark etmeye  başladınız! Şu demokratik açılım sürecinde Habur'da o tablo karşısında sergilenen görüntülere ne  denir diye Başbakanın o ifadelerini buraya yazmaktan niye kaçındınız? Utandığınız bir şey mi var  acaba? Niye utandınız o sözleri yazmaktan? Ve o sözleri yazmaktan kaçınanlar "O tabloya ne denir?"  demek suretiyle kabul edilemeyeceğini ifade edebilmiştir.  Evet, sayın milletvekilleri, bütün bu rezaletlerin yaşandığı o gün, 19 Ekim 2009 günü, İçişleri  Bakanı tarafından organize edilmiş bir gündür. Devletin sahiplendiği, güzel şeylerin olacağını söy­ lediği o güne kadar gelen süreç içerisinde, maalesef, koordinatör Bakanın kimlerle müzakere ettiği,  kimlerle masaya oturduğu ortaya çıkmıştır.  Evet, bunun sorumluları hesap vermelidir. Eğer bu rezalet yaşanmışsa, eğer bu rezalet planlan- mışsa, eğer egemenliğimiz, terörle mücadele azmimiz ayaklar altına alınmışsa, eğer Habur çadır ti­ yatrosunda yabancıların senaryoları uygulanmışsa, bunun hesabı sorulmalıdır; elbette sorulacaktır  ve sorulmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu hesabı sormak, bizim namus ve şeref bor­ cumuzdur. (MHP sıralarından alkışlar) Bu hesabı sorarak, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait ol­ duğunu ortaya koymalıyız, hiçbir kirli senaryo, hiçbir tezgâh altı pazarlık, hiçbir dayatmaya teslim  olmayacağımızı göstermeliyiz.  Gensorunun gündeme alınmasına olumlu oy kullanacağımızı belirtiyor, bu vesileyle mübarek  Mevlit Kandili'nizi kutluyor, bu Kandil'in vicdanların ve kalplerin aydınlatılmasına, fitne ve fesadın  defedilmesine vesile olmasını Cenabıhak'tan diliyorum.  Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Vural.  Önerge üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Suat Kılıç, Samsun Milletvekili.  Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkan, çok saygıdeğer millet­ vekilleri; İçişleri Bakanımız Sayın Beşir Atalay hakkında Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ta­ rafından verilen gensoru önergesi üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz  almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, sözlerimin hemen başında, bu gece Mevlit Kandili, Türk milletinin  ve İslam âleminin Mevlit Kandili'ni tebrik ediyorum. Milletimize ve İslam âlemine mübarek Mev­ lit Kandili'nin barış, esenlik, kardeşlik ve huzur getirmesini Allah'tan temenni ediyorum.  Çok saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki denetim mekanizmaları belli­ dir. Elbette ki bu Meclis sadece bir yasama meclisi değildir, Meclisimiz aynı zamanda bir denetim mec­ lisidir ve milletvekillerinin denetim mekanizmalarını ne şekilde kullanabileceği Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğü'nde bulunmaktadır. Milletvekilleri sözlü soru önergesi verebilir, yazılı soru önergesi  verebilir, araştırma önergesi verebilir, soruşturma önergesi verebilir, gensoru önergesi verebilir.  Bugün muhalefet tarafından verilen bir gensoru önergesini görüşüyor bulunmaktayız. Elbette ki  gensorunun bu kadar sık başvurulan bir yol hâline getirilmesinden duyduğumuz rahatsızlığı sözleri­ min başında ifade etmek istiyorum. Zira, bahse konu edilen iddiaların hiçbiri sorulup da cevabını  bulmamış iddialar değildir. Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'e Habur Sınır Kapısı'ndan girişler  ve oradaki yargısal işlemlerle ilgili olarak sorulan sorulan hatırlatmak istiyorum. Hatay Milletvekili  - 1 9 1 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 2 - Süleyman Turan Çirkin, İstanbul Milletvekili Atila Kaya, Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Gi­ resun Milletvekili Murat Özkan, yine Hatay Milletvekili Turan Çirkin ve Mersin Milletvekili Behiç  Çelik. 6 ayrı milletvekili tarafından Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in cevaplaması istemiyle ve­ rilen yazılı soru önergeleri var ve bu yazılı soru önergelerinin tamamında sorular tıpatıp birbirinin ay­ nısı ya da olabildiğince yakını sayılabilecek sorular.  Adalet Bakanı büyük bir sabırla ve yapması gerekeni yapan bir anlayışla, sorumluluk anlayışıyla  bu soruların her birine ayrı ayrı cevabını vermiş, hukuk zemininde vermiş.  Habur Sınır Kapısı'ndan girişlerle ilgili olarak hukukun kaideleri, CMK/250, CMK/251,251/3  hükümleri doğrultusunda yapılan yargısal işlemlerle ilgili olarak gerekli, doyurucu, tatminkâr say­ falarca bilgi milletvekillerine verilmesine rağmen bugün aynı yazılı soru önergelerinin buraya gen­ soru olarak getirilmiş olmasını yasama ve denetim Meclisinin ciddiyetiyle bağdaşan bir durum olarak  değerlendiremiyoruz.  Uygulamaya esas olan CMK/251/3'tür ve burada hemen 251/3'e atıfla, Adalet Bakanının cevap  metninden bir paragrafı paylaşmak istiyorum: "Soruşturma kapsamında sorguya sevk edilen 5 şüp­ helinin sorgusunun Habur Sınır Kapısı'yla ilçe merkezi arasındaki yolun binlerce kişi tarafından tra­ fiğe kapatılması ve Silopi ilçe merkezinde provokatif eylemlerin olabileceği hususunda güvenlik  birimlerinin bilgilendirmeleri üzerine Silopi Sulh Ceza Hâkimi tarafından Habur Sınır Kapısı'nda  yapıldığı yargısal işlemlerin, kişilerin yanlarında getirdikleri mektupların içeriğiyle ilgili olarak ba­ sında yer alan haberler ve şüphelilerin propaganda içerikli konuşmalarıyla ilgili olarak yürütülen  diğer soruşturmaların hâlen devam etmekte olduğu bildirilmiştir." Yani bütün soru başlıklarına açık  ve net cevaplar verildiği hâlde bu gensoru müessesesi bu şekilde istismar edilmiştir.  Değerli arkadaşlar, yalanlanan bir iddia üzerine inşa edilen gensoru metni ayrıca, Cumhuriyet  Halk Partisinin gerçekleri çarpıtma konusundaki becerisinin de bir kanıtı niteliğindedir. Bu gensoru  önergesi CHP tarafından son aylarda oluşturulmak istenen çatışma ve bunalım senaryolarına da işa­ ret niteliğindedir. Habur'dan yurda girişler 19 Ekim 2009 tarihinde yaşandığı hâlde verilen gensoru  önergesinin taşıdığı tarih 17 Şubat 2010'dur. 2009'un 17 Ekiminden 2010'un 17 Şubatına kadar  geçen süre yaklaşık dört aydır. Dört ay boyunca neden beklenmiştir? Bu gensorunun amacı gündemi  değiştirme çabası mıdır? Bu sorular zaman içinde elbette ki cevabını bulacaktır.  Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekillerinin imzasını taşıyan bu gensoru önergesi aynı za­ manda CHP'nin siyasi tarihinde bir utanç belgesi olarak yerini alacaktır.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Sizin yaptığınız utanç! Gensoru vermek utanılacak bir şey  değildir.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bunun nedeni şudur: CHP gensorusuna söz­ leri gerekçe olarak kabul edilen kişi, çok değil bir hafta, on gün öncesine kadar yine CHP yönetimi  ve milletvekillerinin "bölücü" olarak adlandırdıkları bir isimdir. İçişleri Bakanı Sayın Atalay'la ya­ pılan görüşmenin tüm taraflarınca yalanlanmış yalanların gensoruyla Meclis gündemine getirilmiş ol­ ması göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir ayıptır, bir eksikliktir. Burada söz konusu edilen  kişilerden biri Ahmet Türk'tür, yalanlamıştır; söz konusu isimlerden biri Sırrı Sakık'tır, yalanlamış­ tır. Hiçbirinin ismini zikretmeye gerek de görmüyorum esasında, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Ba­ kanı "Böyle bir görüşme olmamıştır." diyorsa öyle bir görüşme olmamıştır. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar; CHP sıralarından "Allah Allah" sesleri, gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
Sayfa 45 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 2 - Süleyman Turan Çirkin, İstanbul Milletvekili Atila Kaya, Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Gi­ resun Milletvekili Murat Özkan, yine Hatay Milletvekili Turan Çirkin ve Mersin Milletvekili Behiç  Çelik. 6 ayrı milletvekili tarafından Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in cevaplaması istemiyle ve­ rilen yazılı soru önergeleri var ve bu yazılı soru önergelerinin tamamında sorular tıpatıp birbirinin ay­ nısı ya da olabildiğince yakını sayılabilecek sorular.  Adalet Bakanı büyük bir sabırla ve yapması gerekeni yapan bir anlayışla, sorumluluk anlayışıyla  bu soruların her birine ayrı ayrı cevabını vermiş, hukuk zemininde vermiş.  Habur Sınır Kapısı'ndan girişlerle ilgili olarak hukukun kaideleri, CMK/250, CMK/251,251/3  hükümleri doğrultusunda yapılan yargısal işlemlerle ilgili olarak gerekli, doyurucu, tatminkâr say­ falarca bilgi milletvekillerine verilmesine rağmen bugün aynı yazılı soru önergelerinin buraya gen­ soru olarak getirilmiş olmasını yasama ve denetim Meclisinin ciddiyetiyle bağdaşan bir durum olarak  değerlendiremiyoruz.  Uygulamaya esas olan CMK/251/3'tür ve burada hemen 251/3'e atıfla, Adalet Bakanının cevap  metninden bir paragrafı paylaşmak istiyorum: "Soruşturma kapsamında sorguya sevk edilen 5 şüp­ helinin sorgusunun Habur Sınır Kapısı'yla ilçe merkezi arasındaki yolun binlerce kişi tarafından tra­ fiğe kapatılması ve Silopi ilçe merkezinde provokatif eylemlerin olabileceği hususunda güvenlik  birimlerinin bilgilendirmeleri üzerine Silopi Sulh Ceza Hâkimi tarafından Habur Sınır Kapısı'nda  yapıldığı yargısal işlemlerin, kişilerin yanlarında getirdikleri mektupların içeriğiyle ilgili olarak ba­ sında yer alan haberler ve şüphelilerin propaganda içerikli konuşmalarıyla ilgili olarak yürütülen  diğer soruşturmaların hâlen devam etmekte olduğu bildirilmiştir." Yani bütün soru başlıklarına açık  ve net cevaplar verildiği hâlde bu gensoru müessesesi bu şekilde istismar edilmiştir.  Değerli arkadaşlar, yalanlanan bir iddia üzerine inşa edilen gensoru metni ayrıca, Cumhuriyet  Halk Partisinin gerçekleri çarpıtma konusundaki becerisinin de bir kanıtı niteliğindedir. Bu gensoru  önergesi CHP tarafından son aylarda oluşturulmak istenen çatışma ve bunalım senaryolarına da işa­ ret niteliğindedir. Habur'dan yurda girişler 19 Ekim 2009 tarihinde yaşandığı hâlde verilen gensoru  önergesinin taşıdığı tarih 17 Şubat 2010'dur. 2009'un 17 Ekiminden 2010'un 17 Şubatına kadar  geçen süre yaklaşık dört aydır. Dört ay boyunca neden beklenmiştir? Bu gensorunun amacı gündemi  değiştirme çabası mıdır? Bu sorular zaman içinde elbette ki cevabını bulacaktır.  Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekillerinin imzasını taşıyan bu gensoru önergesi aynı za­ manda CHP'nin siyasi tarihinde bir utanç belgesi olarak yerini alacaktır.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Sizin yaptığınız utanç! Gensoru vermek utanılacak bir şey  değildir.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bunun nedeni şudur: CHP gensorusuna söz­ leri gerekçe olarak kabul edilen kişi, çok değil bir hafta, on gün öncesine kadar yine CHP yönetimi  ve milletvekillerinin "bölücü" olarak adlandırdıkları bir isimdir. İçişleri Bakanı Sayın Atalay'la ya­ pılan görüşmenin tüm taraflarınca yalanlanmış yalanların gensoruyla Meclis gündemine getirilmiş ol­ ması göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir ayıptır, bir eksikliktir. Burada söz konusu edilen  kişilerden biri Ahmet Türk'tür, yalanlamıştır; söz konusu isimlerden biri Sırrı Sakık'tır, yalanlamış­ tır. Hiçbirinin ismini zikretmeye gerek de görmüyorum esasında, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Ba­ kanı "Böyle bir görüşme olmamıştır." diyorsa öyle bir görüşme olmamıştır. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar; CHP sıralarından "Allah Allah" sesleri, gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, CHP tarafından verilen gensoru önergesi satır  satır ele alındığında hiçbir bilgiden, belgeden, delilden hareket edilmediği görülecektir. Metin bo­ yunca gördüklerimiz şunlardır: Yalanlar, karalamalar, iftiralar ve çamur atmalar. Sürece ilişkin bir  çözüm önerisi yok, yeni bir proje yok; bir heyecan, yeni bir ses, yeni bir nefes, hiçbir şey yok. CHP  gensorusundaki iddiaları tek tek ele alıyorum, diyorlar ki: "Demokratik açılım sürecini siyasi iktidar,  dış güç merkezlerinin desteğiyle ortaya koymuştur."  ATİLA EMEK (Antalya) - Doğru...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, hepiniz bilmelisiniz ki AK PARTİ Hükümeti,  CHP'lilerin iddia ettiği gibi, yurt dışından icazet alacak bir parti ve Hükümet değildir, olmamıştır.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi"  olarak adlandırılan bu sürecin, "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi" olarak adlandırdığımız bu sürecin  sahibi de muhatabı da Türk milletidir. "Demokratik açılım süreci yabancı dayatmasıdır." demek, bu  millete inanmamaktır, bu millete güvenmemektir, milleti yok saymaktır, milletin aklını hafife al­ maktır. Oysa, değerli milletvekilleri, bu millet altmış senedir Cumhuriyet Halk Partisini iktidara ya­ naştırmayarak akıl ve sağduyu abidesi olduğunu kanıtlamış bir millettir. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  İddia iki: CHP gensorusu diyor ki: "Projede nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların  yapıldığı belli değildir." Değerli milletvekilleri, bu iddianın sahiplerine sormak lazım: Siz hangi ül­ kede yaşıyorsunuz? Halkın içine girmeye hâliniz, mecaliniz yok, bunu anladık ama Türkiye'de ko­ nuşulanları, televizyonlarda tartışılanları da mı takip etmiyorsunuz? AK PARTİ için demokratik  açılım süreci bir toplumsal kontrattır, bu nedenle tabanı geniş tutulmuştur. Herkesle görüşülen şeyin  sizden saklı tutulabilmesi mümkün değildir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TÜSİAD, MÜSİAD,  Türk-İş, Hak-İş, DİSK, TİSK, Memur Sendikaları, şehit aileleri ve daha onlarca sivil toplum örgü­ tüyle görüşmeler yapılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan bulunmayan bütün  siyasi partilere görüşme önerisi iletilmiştir. MHP Grubu bu öneriye kapısını peşinen kapamış, Sayın  Baykal ise demokrasi tarihimizde örneği görülmeyen bir teklifte bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti  Başbakanını, ana muhalefet lideri, üç kameranın kayıt altında olacağı bir ortamda dinleyebileceğini  ifade etmiştir. Devlet ciddiyetinde böylesi bir yaklaşımın, değerli milletvekilleri, yeri yoktur. AK  PARTİ'nin yol haritası bellidir ve nettir. Bizde bölgesel milliyetçilik yoktur, bizde etnik milliyetçi­ lik yoktur, bizde dinsel milliyetçilik yoktur. Bizim milliyetçilik anlayışımız Anayasa'da tanımını  bulan Atatürk milliyetçiliğidir. (CHP sıralarından "Ooo" sesleri, gürültüler) Onun da hedefi Türk  milletini muasır milletler seviyesinin üzerine çıkarabilmektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CANAN ARITMAN (İzmir) - Sizde milliyetçilik yok, milliyetçilik!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, üçüncü iddialarında diyorlar ki: "Habur'da  yaşanan süreci, siyasi iktidarla terör örgütü birlikte planlamışlardır." Bunu söylemekle birlikte akı- lalmaz evhamlarına, yüz kızartan yalanlarına bir yenisini daha ilave etmiş oluyorlar.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, uyarın bu Hatibi lütfen, rica edeceğim!  SUAT KILIÇ (Devamla) - AK PARTİ Hükümeti, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle hiçbir ey­ lemin içinde olmamıştır ve olamaz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sabır sabır, nereye kadar? Ne demek bu? Akıl almaz yalan­ ları... Lütfen uyarın Hatibi! Daha dikkatli ve daha saygılı konuşsun!  BAŞKAN - Sayın Kılıç, lütfen düzeltir misiniz.  - 1 9 3 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, CHP tarafından verilen gensoru önergesi satır  satır ele alındığında hiçbir bilgiden, belgeden, delilden hareket edilmediği görülecektir. Metin bo­ yunca gördüklerimiz şunlardır: Yalanlar, karalamalar, iftiralar ve çamur atmalar. Sürece ilişkin bir  çözüm önerisi yok, yeni bir proje yok; bir heyecan, yeni bir ses, yeni bir nefes, hiçbir şey yok. CHP  gensorusundaki iddiaları tek tek ele alıyorum, diyorlar ki: "Demokratik açılım sürecini siyasi iktidar,  dış güç merkezlerinin desteğiyle ortaya koymuştur."  ATİLA EMEK (Antalya) - Doğru...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, hepiniz bilmelisiniz ki AK PARTİ Hükümeti,  CHP'lilerin iddia ettiği gibi, yurt dışından icazet alacak bir parti ve Hükümet değildir, olmamıştır.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi"  olarak adlandırılan bu sürecin, "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi" olarak adlandırdığımız bu sürecin  sahibi de muhatabı da Türk milletidir. "Demokratik açılım süreci yabancı dayatmasıdır." demek, bu  millete inanmamaktır, bu millete güvenmemektir, milleti yok saymaktır, milletin aklını hafife al­ maktır. Oysa, değerli milletvekilleri, bu millet altmış senedir Cumhuriyet Halk Partisini iktidara ya­ naştırmayarak akıl ve sağduyu abidesi olduğunu kanıtlamış bir millettir. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  İddia iki: CHP gensorusu diyor ki: "Projede nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların  yapıldığı belli değildir." Değerli milletvekilleri, bu iddianın sahiplerine sormak lazım: Siz hangi ül­ kede yaşıyorsunuz? Halkın içine girmeye hâliniz, mecaliniz yok, bunu anladık ama Türkiye'de ko­ nuşulanları, televizyonlarda tartışılanları da mı takip etmiyorsunuz? AK PARTİ için demokratik  açılım süreci bir toplumsal kontrattır, bu nedenle tabanı geniş tutulmuştur. Herkesle görüşülen şeyin  sizden saklı tutulabilmesi mümkün değildir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TÜSİAD, MÜSİAD,  Türk-İş, Hak-İş, DİSK, TİSK, Memur Sendikaları, şehit aileleri ve daha onlarca sivil toplum örgü­ tüyle görüşmeler yapılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan bulunmayan bütün  siyasi partilere görüşme önerisi iletilmiştir. MHP Grubu bu öneriye kapısını peşinen kapamış, Sayın  Baykal ise demokrasi tarihimizde örneği görülmeyen bir teklifte bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti  Başbakanını, ana muhalefet lideri, üç kameranın kayıt altında olacağı bir ortamda dinleyebileceğini  ifade etmiştir. Devlet ciddiyetinde böylesi bir yaklaşımın, değerli milletvekilleri, yeri yoktur. AK  PARTİ'nin yol haritası bellidir ve nettir. Bizde bölgesel milliyetçilik yoktur, bizde etnik milliyetçi­ lik yoktur, bizde dinsel milliyetçilik yoktur. Bizim milliyetçilik anlayışımız Anayasa'da tanımını  bulan Atatürk milliyetçiliğidir. (CHP sıralarından "Ooo" sesleri, gürültüler) Onun da hedefi Türk  milletini muasır milletler seviyesinin üzerine çıkarabilmektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CANAN ARITMAN (İzmir) - Sizde milliyetçilik yok, milliyetçilik!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, üçüncü iddialarında diyorlar ki: "Habur'da  yaşanan süreci, siyasi iktidarla terör örgütü birlikte planlamışlardır." Bunu söylemekle birlikte akı- lalmaz evhamlarına, yüz kızartan yalanlarına bir yenisini daha ilave etmiş oluyorlar.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, uyarın bu Hatibi lütfen, rica edeceğim!  SUAT KILIÇ (Devamla) - AK PARTİ Hükümeti, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle hiçbir ey­ lemin içinde olmamıştır ve olamaz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sabır sabır, nereye kadar? Ne demek bu? Akıl almaz yalan­ ları... Lütfen uyarın Hatibi! Daha dikkatli ve daha saygılı konuşsun!  BAŞKAN - Sayın Kılıç, lütfen düzeltir misiniz.  - 1 9 3 - T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 4 - HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Hakaret etmek istemiyorum kendisine, lütfen ikaz edin!  BAŞKAN - Sayın Okay, lütfen oturun. Oturun lütfen Sayın Okay.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Aynı hakaretle cevap veririz.  SUAT KILIÇ (Devamla) - AK PARTİ Hükümeti, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle hiçbir ey­ lemin içinde olmamıştır ve olamaz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Saygısız!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama siz bu gensoru önergesini hazırlarken "Hatip Dicle" isimli şah­ sın beyanlarına güvenmek sureti ile AK PARTİ'ye atfetmeye çalıştığınız hatayı kendi elinizle işle­ miş oldunuz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Duruşma tutanağında var.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bölücü terör örgütleri ile anlaşma yapıldığı iddiası, iddiadan öte bir  iftiradır. Önerge konusu görüşmenin yapıldığı tarihte Ahmet Türk, Demokratik Toplum Partisinin  Genel Başkanıdır. Eğer adı geçen parti terör örgütü ise terör örgütleri ile geçmişte Ahmet Türk'le aynı  çatı altında siyaset yapmış olmaktan dolayı el ele verenin sizin olması gerektiği kanaatini ifade edi­ yorum. Ama şunu ifade edeyim, netlikle söyleyeyim, sizi rahatlatacak cümleyi de buradan AK PARTİ  sözcüsü olarak ben ifade edeyim: Değerli milletvekilleri, hiçbir cumhuriyet hükümeti terör örgütüyle  birlikte plan yapmaz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yaptınız, yaptınız; siz yaptınız.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama bu ülkede hiçbir ana muhalefet partisi de terör örgütleri ile el  ele vermek sureti ile millete karşı planların içinde yer alamaz, millete karşı plan yapamaz. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Hangi terör örgütü? İsmini söyle.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Yani şunu ifade etmek istiyorum: Muhalefeti terör örgütleriyle el ele  göstermenin, muhalefeti teröre destek veriyor görüntüsü içine sokmanın Türkiye'yi yöneten AK  PARTİ Hükümetine sağlayacağı hiçbir katkı söz konusu değildir. Biz, bu milletin gücünün, bu çatı  altında bulunan herkesin cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmasıyla artabileceği kanaatini taşıyan  bir siyaset anlayışını temsil ediyoruz. Dolayısıyla, bu ülkenin iktidarı da, bu ülkenin iktidara alter­ natif olarak hazırlık yapması gereken ana muhalefeti de bölücü cereyanların içinde olamaz, bölücü  terör örgütleriyle dirsek temasına giremez, bölücü örgütlerle el ele veremez. (CHP sıralarından sıra  kapaklarına vurmalar)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri... Değerli milletvekilleri, cümleyi anlamadı­ nız. (CHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Cümleyi anlamadınız. Vermemekte olduğunuzu söylüyorum, CHP'yi  böyle bir süreçten tenzih ettiğimi ifade ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, devlet malına zarar veriyorsunuz, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Cümleleri doğru anlamalısınız.  İSA GÖK (Mersin) - Uyarın Sayın Başkan! Uyar o çocuğu, uyar; haddini bilsin!
Sayfa 47 -
T B M M B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 4 - HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Hakaret etmek istemiyorum kendisine, lütfen ikaz edin!  BAŞKAN - Sayın Okay, lütfen oturun. Oturun lütfen Sayın Okay.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Aynı hakaretle cevap veririz.  SUAT KILIÇ (Devamla) - AK PARTİ Hükümeti, terör örgütü ve yandaşı çevrelerle hiçbir ey­ lemin içinde olmamıştır ve olamaz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Saygısız!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama siz bu gensoru önergesini hazırlarken "Hatip Dicle" isimli şah­ sın beyanlarına güvenmek sureti ile AK PARTİ'ye atfetmeye çalıştığınız hatayı kendi elinizle işle­ miş oldunuz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Duruşma tutanağında var.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bölücü terör örgütleri ile anlaşma yapıldığı iddiası, iddiadan öte bir  iftiradır. Önerge konusu görüşmenin yapıldığı tarihte Ahmet Türk, Demokratik Toplum Partisinin  Genel Başkanıdır. Eğer adı geçen parti terör örgütü ise terör örgütleri ile geçmişte Ahmet Türk'le aynı  çatı altında siyaset yapmış olmaktan dolayı el ele verenin sizin olması gerektiği kanaatini ifade edi­ yorum. Ama şunu ifade edeyim, netlikle söyleyeyim, sizi rahatlatacak cümleyi de buradan AK PARTİ  sözcüsü olarak ben ifade edeyim: Değerli milletvekilleri, hiçbir cumhuriyet hükümeti terör örgütüyle  birlikte plan yapmaz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yaptınız, yaptınız; siz yaptınız.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama bu ülkede hiçbir ana muhalefet partisi de terör örgütleri ile el  ele vermek sureti ile millete karşı planların içinde yer alamaz, millete karşı plan yapamaz. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Hangi terör örgütü? İsmini söyle.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Yani şunu ifade etmek istiyorum: Muhalefeti terör örgütleriyle el ele  göstermenin, muhalefeti teröre destek veriyor görüntüsü içine sokmanın Türkiye'yi yöneten AK  PARTİ Hükümetine sağlayacağı hiçbir katkı söz konusu değildir. Biz, bu milletin gücünün, bu çatı  altında bulunan herkesin cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmasıyla artabileceği kanaatini taşıyan  bir siyaset anlayışını temsil ediyoruz. Dolayısıyla, bu ülkenin iktidarı da, bu ülkenin iktidara alter­ natif olarak hazırlık yapması gereken ana muhalefeti de bölücü cereyanların içinde olamaz, bölücü  terör örgütleriyle dirsek temasına giremez, bölücü örgütlerle el ele veremez. (CHP sıralarından sıra  kapaklarına vurmalar)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri... Değerli milletvekilleri, cümleyi anlamadı­ nız. (CHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Cümleyi anlamadınız. Vermemekte olduğunuzu söylüyorum, CHP'yi  böyle bir süreçten tenzih ettiğimi ifade ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, devlet malına zarar veriyorsunuz, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Cümleleri doğru anlamalısınız.  İSA GÖK (Mersin) - Uyarın Sayın Başkan! Uyar o çocuğu, uyar; haddini bilsin!  TBMM B: 66 25.2. 2010 O: 2  BAŞKAN - Lütfen dinleyin.  İSA GÖK (Mersin) - Uyar, haddini bilsin o çocuk!  RAHMİ GÜNER (Ordu) - O çocuk ne dediğini bilmiyor!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Çok saygıdeğer milletvekilleri, burada pek çok şey ifade edildi. İfade  edilenleri dikkatle dinlediğimiz zaman bir gerilim, bir kaotik ortam yaratma çabasına hiç kimsenin  destek vermemesi gerektiğine ilişkin kanaatimizi kararlılıkla ifade ediyorum. Yanlış anladığınız cüm­ leleri doğru anlamanızı öneririm. Bu ülkenin hiçbir partisi Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti ve mil­ letiyle bölünmez bütünlüğü ve menfaatleri karşısındaki şebekelerle birlikte olamaz, el ele veremez,  onlarla birlikte plan ve proje içine giremez. İfade ettiğim şey budur ve doğru anlayın. (AK PARTİ sı­ ralarından alkışlar)  ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Bizi kendinizle eş tutmayın.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, yargı üzerinde pek çok şey ifade edildi. AK  PARTİ'nin kanaati, Anayasa'nın 138'inci maddesi çerçevesinde şekillenmiştir. Hiçbir merci, makam,  organ veya kişi hâkimlere veya mahkeme heyetlerine baskıda bulunamaz, tehditte bulunamaz, yönlen­ dirme yapamaz. Bizim, soruşturma süreçleriyle ilgili öz, yalın ve net kanaatimiz bu istikamettedir.  Bunun dışındaki bir yol, iktidar partisi için ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti için geçerli bir yol de­ ğildir, geçerli bir yöntem değildir, kabul edilebilir bir durum değildir. Ama, kimlerin yargıyı hangi ta­ rihlerde, ne şekilde hedef aldığı üzerinde durmak gerekirse şayet, gensoru önergesinin sahibi olan  partinin İnternet sitesindeki MYK'ya sunulan raporları üzerinden hareket edilebileceği kanaatindeyim.  Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yürütme Kuruluna sunulan bir Erzincan Raporu var. Bu Er­ zincan Raporu'ndaki ifadeleri, orada yer alan ve aynıyla ifadesini bulan cümleler üzerinden... Şu  an, hâlâ İnternet sitesinde bu cümleler mevcut. Raporu hazırlayan milletvekili diyor ki: "Günlerden  pazar olmasına karşın Millî Savunma Bakanına ulaşarak izin konusunda yardımcı olmasını istedim  ve Erzincan'a geçerek bir evde Başsavcıyla buluştum. Başsavcı ile görüşmemiz gece geç saatlere  kadar sürdü ve Erzincan'da geceledim." Devamında yaptığı görüşmeleri okuma ihtiyacı hissetmi­ yorum, bu rapor zaten İnternet sitenizde mevcut. Arka sayfada, 2 numaralı maddede, dinlemesi ya­ pılan isimleri tek tek sayıyor. Kendisine dinlendiği ifade edilen isimleri tek tek saydıktan sonra,  parantez içinde bir cümleye yer veriyor değerli milletvekilleri: "Telefon tespitleri CD olarak ekte arz  edilmiştir." diyor ve sonuç kısmının ilk cümlesi: "Ekte sunduğum telefon dinleme CD'sinin de in­ celenmesinde görüleceği gibi Erzincan'da..." diye rapor devam ediyor.  Değerli milletvekilleri, bir İzmir milletvekilinin, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıyla gece yarı­ sından sonraki bir saatte ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar görüşme yapabilmesinin meşru, makul  dayanağı ne olabilir? (CHP sıralarından gürültüler)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Yasak mı?  MUHARREM İNCE (Yalova) - Milletvekili sadece seçim bölgesinin milletvekili değil çocuğum!  ATİLA EMEK (Antalya) - İnsan Hakları Komisyonu Üyesi.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Burada söz konusu edilen CD'ler hangi yoldan, ne şekilde alınmış­ tır, ne şekilde gündeme getirilmiştir?  Burada hemen ifade edeyim: Bizim gündemimizde hiçbir şekilde yargı üzerinde baskı kurmak  da olamaz, soruşturma süreçlerine tesirde bulunmak da olamaz. (CHP sıralarından gürültüler)  MUHARREM İNCE (Yalova) - Anayasa'nın 80'inci maddesini oku.  - 1 9 5 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 66 25.2. 2010 O: 2  BAŞKAN - Lütfen dinleyin.  İSA GÖK (Mersin) - Uyar, haddini bilsin o çocuk!  RAHMİ GÜNER (Ordu) - O çocuk ne dediğini bilmiyor!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Çok saygıdeğer milletvekilleri, burada pek çok şey ifade edildi. İfade  edilenleri dikkatle dinlediğimiz zaman bir gerilim, bir kaotik ortam yaratma çabasına hiç kimsenin  destek vermemesi gerektiğine ilişkin kanaatimizi kararlılıkla ifade ediyorum. Yanlış anladığınız cüm­ leleri doğru anlamanızı öneririm. Bu ülkenin hiçbir partisi Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti ve mil­ letiyle bölünmez bütünlüğü ve menfaatleri karşısındaki şebekelerle birlikte olamaz, el ele veremez,  onlarla birlikte plan ve proje içine giremez. İfade ettiğim şey budur ve doğru anlayın. (AK PARTİ sı­ ralarından alkışlar)  ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Bizi kendinizle eş tutmayın.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, yargı üzerinde pek çok şey ifade edildi. AK  PARTİ'nin kanaati, Anayasa'nın 138'inci maddesi çerçevesinde şekillenmiştir. Hiçbir merci, makam,  organ veya kişi hâkimlere veya mahkeme heyetlerine baskıda bulunamaz, tehditte bulunamaz, yönlen­ dirme yapamaz. Bizim, soruşturma süreçleriyle ilgili öz, yalın ve net kanaatimiz bu istikamettedir.  Bunun dışındaki bir yol, iktidar partisi için ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti için geçerli bir yol de­ ğildir, geçerli bir yöntem değildir, kabul edilebilir bir durum değildir. Ama, kimlerin yargıyı hangi ta­ rihlerde, ne şekilde hedef aldığı üzerinde durmak gerekirse şayet, gensoru önergesinin sahibi olan  partinin İnternet sitesindeki MYK'ya sunulan raporları üzerinden hareket edilebileceği kanaatindeyim.  Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yürütme Kuruluna sunulan bir Erzincan Raporu var. Bu Er­ zincan Raporu'ndaki ifadeleri, orada yer alan ve aynıyla ifadesini bulan cümleler üzerinden... Şu  an, hâlâ İnternet sitesinde bu cümleler mevcut. Raporu hazırlayan milletvekili diyor ki: "Günlerden  pazar olmasına karşın Millî Savunma Bakanına ulaşarak izin konusunda yardımcı olmasını istedim  ve Erzincan'a geçerek bir evde Başsavcıyla buluştum. Başsavcı ile görüşmemiz gece geç saatlere  kadar sürdü ve Erzincan'da geceledim." Devamında yaptığı görüşmeleri okuma ihtiyacı hissetmi­ yorum, bu rapor zaten İnternet sitenizde mevcut. Arka sayfada, 2 numaralı maddede, dinlemesi ya­ pılan isimleri tek tek sayıyor. Kendisine dinlendiği ifade edilen isimleri tek tek saydıktan sonra,  parantez içinde bir cümleye yer veriyor değerli milletvekilleri: "Telefon tespitleri CD olarak ekte arz  edilmiştir." diyor ve sonuç kısmının ilk cümlesi: "Ekte sunduğum telefon dinleme CD'sinin de in­ celenmesinde görüleceği gibi Erzincan'da..." diye rapor devam ediyor.  Değerli milletvekilleri, bir İzmir milletvekilinin, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıyla gece yarı­ sından sonraki bir saatte ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar görüşme yapabilmesinin meşru, makul  dayanağı ne olabilir? (CHP sıralarından gürültüler)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Yasak mı?  MUHARREM İNCE (Yalova) - Milletvekili sadece seçim bölgesinin milletvekili değil çocuğum!  ATİLA EMEK (Antalya) - İnsan Hakları Komisyonu Üyesi.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Burada söz konusu edilen CD'ler hangi yoldan, ne şekilde alınmış­ tır, ne şekilde gündeme getirilmiştir?  Burada hemen ifade edeyim: Bizim gündemimizde hiçbir şekilde yargı üzerinde baskı kurmak  da olamaz, soruşturma süreçlerine tesirde bulunmak da olamaz. (CHP sıralarından gürültüler)  MUHARREM İNCE (Yalova) - Anayasa'nın 80'inci maddesini oku.  - 1 9 5 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  SUAT KILIÇ (Devamla) - Anayasa'nın maddeleri açık, herkes bu maddeleri çok çok iyi biliyor.  Eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay'ın yargıda kadrolaşmayla ilgili sözlerine şu an burada  girme ihtiyacını bile hissetmiyorum.  Değerli milletvekilleri, pek çok gazete kupürü... Siz de burada bir gazete kupürü getirdiniz.  Doğrusu şunu ifade etmek isterim: Habur'dan yurda girişler sırasında "Dört saatte bırakılacaklar" şek­ linde Taraf gazetesinin kupürü Meclis kürsüsüne taşınmış oldu. Şimdi buradan sormak isterim: Taraf  gazetesinin diğer bütün manşetlerine de aynı ölçüde güveniyor musunuz, inandırıcı buluyor musunuz?  (AK PARTÎ sıralarından alkışlar)  RAHMÎ GÜNER (Ordu) - Doğru çıktı.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Doğru çıktı, olaylar doğruladı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bir diğer konu, sayın milletvekilleri: Habur'dan yurda girişler sıra­ sında yaşanan görüntülerin iktidar partisine zarar vermekte olduğu kanaatinden hareket ediyorsunuz  ve unutulduğu zannıyla, unutulduğundan hareketle bu konuyu yeniden gündeme getirmenin bir aracı  olarak gensoru müessesini değerlendiriyorsunuz. Eyvallah. Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzü- ğü'nde bu yöntem bulunabilir ve siz de bunu kullanmış olabilirsiniz. Burada itirazım yok ama içeri­ ğinde yer alan iddiaların sağlam ve sağlıklı delillere, inandırıcı dayanaklara yaslanıyor olması  gerektiği de bir zarurettir.  Bir başka milletvekili buradaki konuşmasında şunu söyledi: Habur'dan girişler sırasında Sayın  Başbakanın büyük mutluluk duyduğuna ilişkin cümlesi. Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakan  Habur sonrası görüntülerin istismarından sonra o cümleyi kullanmamıştır; öncesinde, silah bırakıp  yurda giren teröristlerin güvenlik güçlerine ve adli makamlara teslim olması karşısında sarf edilmiş  bir cümleyi, sonrasında söylenmiş gibi istismar etmeye hiçbirinizin hakkı yoktur.  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK bayraklarıyla, PKK üniformasıyla girdiler.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Yalanlardan medet umularak siyaset yapılabilmesi mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, elbette ki eleştirilerinizi seslendireceksiniz elbette ki muhalefetin görevi  muhalif kalmaktır, eleştirmektir, yanlışları söylemektir ama muhalefeti de yaparken doğrular üze­ rinden, ülkenin ihtiyaçları üzerinden gitmek herkes açısından kaçınılması mümkün olmayan bir  zarurettir.  Biz, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen gensoru önergesinin içeriği konusunda ikna ol­ madık, inandırıcı bir delil göremedik, sabit bir dayanak bulamadık. Dört ay öncesinde kalan, tartışı­ lan, yargı makamları tarafından yalanlanan, valilikler tarafından yalanlanan mesnetsiz bir gensoru  önergesi burada görüşüldü.  ŞENOL BAL (İzmir) - Daha ne olacak!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama burada ikna çabalarının yeterli olmamasından hareketle şunu  ifade etmek isterim: Geçmişte üniversite kapılarında on sekiz-yirmi yaşındaki kız çocukları ikna oda­ larında ikna edilmiş olabilir ama 72 milyon Türk milletini ikna edecek ölçüde bir ikna odası inşa  edebilmeniz mümkün değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)  MUHARREM İNCE (Yalova) - Şeyhülislama sor, şeyhülislama!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Çok saygıdeğer milletvekilleri, burada bazılarının rahatsız oldukları  şey, esasında Türkiye'nin...  - 1 9 6 -
Sayfa 49 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  SUAT KILIÇ (Devamla) - Anayasa'nın maddeleri açık, herkes bu maddeleri çok çok iyi biliyor.  Eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay'ın yargıda kadrolaşmayla ilgili sözlerine şu an burada  girme ihtiyacını bile hissetmiyorum.  Değerli milletvekilleri, pek çok gazete kupürü... Siz de burada bir gazete kupürü getirdiniz.  Doğrusu şunu ifade etmek isterim: Habur'dan yurda girişler sırasında "Dört saatte bırakılacaklar" şek­ linde Taraf gazetesinin kupürü Meclis kürsüsüne taşınmış oldu. Şimdi buradan sormak isterim: Taraf  gazetesinin diğer bütün manşetlerine de aynı ölçüde güveniyor musunuz, inandırıcı buluyor musunuz?  (AK PARTÎ sıralarından alkışlar)  RAHMÎ GÜNER (Ordu) - Doğru çıktı.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Doğru çıktı, olaylar doğruladı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bir diğer konu, sayın milletvekilleri: Habur'dan yurda girişler sıra­ sında yaşanan görüntülerin iktidar partisine zarar vermekte olduğu kanaatinden hareket ediyorsunuz  ve unutulduğu zannıyla, unutulduğundan hareketle bu konuyu yeniden gündeme getirmenin bir aracı  olarak gensoru müessesini değerlendiriyorsunuz. Eyvallah. Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzü- ğü'nde bu yöntem bulunabilir ve siz de bunu kullanmış olabilirsiniz. Burada itirazım yok ama içeri­ ğinde yer alan iddiaların sağlam ve sağlıklı delillere, inandırıcı dayanaklara yaslanıyor olması  gerektiği de bir zarurettir.  Bir başka milletvekili buradaki konuşmasında şunu söyledi: Habur'dan girişler sırasında Sayın  Başbakanın büyük mutluluk duyduğuna ilişkin cümlesi. Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakan  Habur sonrası görüntülerin istismarından sonra o cümleyi kullanmamıştır; öncesinde, silah bırakıp  yurda giren teröristlerin güvenlik güçlerine ve adli makamlara teslim olması karşısında sarf edilmiş  bir cümleyi, sonrasında söylenmiş gibi istismar etmeye hiçbirinizin hakkı yoktur.  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK bayraklarıyla, PKK üniformasıyla girdiler.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Yalanlardan medet umularak siyaset yapılabilmesi mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, elbette ki eleştirilerinizi seslendireceksiniz elbette ki muhalefetin görevi  muhalif kalmaktır, eleştirmektir, yanlışları söylemektir ama muhalefeti de yaparken doğrular üze­ rinden, ülkenin ihtiyaçları üzerinden gitmek herkes açısından kaçınılması mümkün olmayan bir  zarurettir.  Biz, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen gensoru önergesinin içeriği konusunda ikna ol­ madık, inandırıcı bir delil göremedik, sabit bir dayanak bulamadık. Dört ay öncesinde kalan, tartışı­ lan, yargı makamları tarafından yalanlanan, valilikler tarafından yalanlanan mesnetsiz bir gensoru  önergesi burada görüşüldü.  ŞENOL BAL (İzmir) - Daha ne olacak!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama burada ikna çabalarının yeterli olmamasından hareketle şunu  ifade etmek isterim: Geçmişte üniversite kapılarında on sekiz-yirmi yaşındaki kız çocukları ikna oda­ larında ikna edilmiş olabilir ama 72 milyon Türk milletini ikna edecek ölçüde bir ikna odası inşa  edebilmeniz mümkün değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)  MUHARREM İNCE (Yalova) - Şeyhülislama sor, şeyhülislama!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Çok saygıdeğer milletvekilleri, burada bazılarının rahatsız oldukları  şey, esasında Türkiye'nin...  - 1 9 6 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  MUHARREM İNCE (Yalova) - Kayınpederinin sayesinde milletvekili oldun.  SUAT KILIÇ (Devamla) - .. .pek çok bölgesinde siyaset yapma zeminini kaybetmiş olmaları­ dır. AK PARTİ bir Türkiye partisi olarak hareket ediyor ve. . . (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP  sıralarından gürültüler)  Değerli milletvekilleri, bakın, tezahüratlarınızı anlıyorum, şu rakamlar elbette tezahüratla kar­ şılanacak rakamlardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK severler partisi!  BAŞKAN - Sayın Kılıç, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Karadeniz yüzde 52,6, İç Anadolu yüzde 54, Marmara yüzde 44, Ege  yüzde 37, Akdeniz yüzde 38, Güneydoğu Anadolu yüzde 51, Doğu Anadolu yüzde 56; 22 Temmuz  2007 seçimlerinin grafiği. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - O zaman seçime gidin!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bir diğer grafik size göstermek istiyorum: AK PARTİ'nin pencere­ sinden bakıldığı zaman, değerli milletvekilleri, Türkiye'nin bir bölümü değil, Türkiye'nin tamamı  görülüyor. AK PARTİ penceresinden baktığım zaman AK PARTİ'nin milletvekili çıkardığı illeri gö­ rüyorum, 81 vilayetin 80 tanesinden AK PARTİ milletvekili çıkaran bir partidir. Bu Parti alkışı hak  ediyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu Parti Türkiye'nin millî birliğini, beraberliğini, kardeşli­ ğini temsil ediyor. Burada sadece Tunceli var milletvekili çıkaramadığımız. Tunceli'ye de haksızlık  etmek istemiyorum, 29 Mart 2009 seçimleri il genel meclisi sayım sonuçları milletvekili seçimine  uyarlanacak olsa Tunceli'de de 2 milletvekilliğinden 1 'ini AK PARTİ olarak biz kazanmış oluyoruz  yani inşallah 2011 yılında ve tam zamanında yapılacak milletvekili seçiminde AK PARTİ Türkiye'de  81 vilayetin 8 Tinden de milletvekili çıkarmış olacak. (CHP sıralarından gürültüler)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Buzdolabı dağıtarak mı alacaksın oyu? Vali ceza yedi, Vali!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bir diğer grafik size göstermek istiyorum değerli milletvekilleri. Cum­ huriyet Halk Partisinin penceresinden bakıldığı zaman Türkiye'de bu iller maalesef görünmüyor.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Onlar tarih oldu tarih! Onlar tarihe geçti!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Kastamonu, Karabük, Çankırı, Sakarya, Düzce, Bolu, Kütahya; bu­ ralarda yoksunuz. Kırıkkale, Kırşehir, Yozgat, Nevşehir, Aksaray, Niğde, Karaman, Osmaniye, Kilis,  Gümüşhane, Bayburt, Erzurum; buralarda yoksunuz. Kars, İğdır, Ağrı, Muş, Bingöl, Tunceli, Elâzığ,  Batman, Bitlis; buralarda yoksunuz. Van'da yoksunuz, Siirt'te yoksunuz, Şımak'ta yoksunuz, Hak­ kâri'de yoksunuz. 11 milletvekili çıkaran Şanlıurfa'da yoksunuz, 10 milletvekili çıkaran Diyarba­ kır'da yoksunuz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Habur'da siz varsınız ama, Silopi'de siz varsınız.  SUAT KILIÇ (Devamla) - 46 ilde milletvekiliniz var, 35 ilde milletvekiliniz yok sizin. Elbette  ki AK PARTİ'yi anlamayacaksınız, elbette ki demokratik açılım sürecini anlamayacaksınız, elbette  ki Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni anlamayacaksınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 1 9 7 -
Sayfa 50 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  MUHARREM İNCE (Yalova) - Kayınpederinin sayesinde milletvekili oldun.  SUAT KILIÇ (Devamla) - .. .pek çok bölgesinde siyaset yapma zeminini kaybetmiş olmaları­ dır. AK PARTİ bir Türkiye partisi olarak hareket ediyor ve. . . (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP  sıralarından gürültüler)  Değerli milletvekilleri, bakın, tezahüratlarınızı anlıyorum, şu rakamlar elbette tezahüratla kar­ şılanacak rakamlardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK severler partisi!  BAŞKAN - Sayın Kılıç, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Karadeniz yüzde 52,6, İç Anadolu yüzde 54, Marmara yüzde 44, Ege  yüzde 37, Akdeniz yüzde 38, Güneydoğu Anadolu yüzde 51, Doğu Anadolu yüzde 56; 22 Temmuz  2007 seçimlerinin grafiği. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - O zaman seçime gidin!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bir diğer grafik size göstermek istiyorum: AK PARTİ'nin pencere­ sinden bakıldığı zaman, değerli milletvekilleri, Türkiye'nin bir bölümü değil, Türkiye'nin tamamı  görülüyor. AK PARTİ penceresinden baktığım zaman AK PARTİ'nin milletvekili çıkardığı illeri gö­ rüyorum, 81 vilayetin 80 tanesinden AK PARTİ milletvekili çıkaran bir partidir. Bu Parti alkışı hak  ediyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu Parti Türkiye'nin millî birliğini, beraberliğini, kardeşli­ ğini temsil ediyor. Burada sadece Tunceli var milletvekili çıkaramadığımız. Tunceli'ye de haksızlık  etmek istemiyorum, 29 Mart 2009 seçimleri il genel meclisi sayım sonuçları milletvekili seçimine  uyarlanacak olsa Tunceli'de de 2 milletvekilliğinden 1 'ini AK PARTİ olarak biz kazanmış oluyoruz  yani inşallah 2011 yılında ve tam zamanında yapılacak milletvekili seçiminde AK PARTİ Türkiye'de  81 vilayetin 8 Tinden de milletvekili çıkarmış olacak. (CHP sıralarından gürültüler)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Buzdolabı dağıtarak mı alacaksın oyu? Vali ceza yedi, Vali!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bir diğer grafik size göstermek istiyorum değerli milletvekilleri. Cum­ huriyet Halk Partisinin penceresinden bakıldığı zaman Türkiye'de bu iller maalesef görünmüyor.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Onlar tarih oldu tarih! Onlar tarihe geçti!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Kastamonu, Karabük, Çankırı, Sakarya, Düzce, Bolu, Kütahya; bu­ ralarda yoksunuz. Kırıkkale, Kırşehir, Yozgat, Nevşehir, Aksaray, Niğde, Karaman, Osmaniye, Kilis,  Gümüşhane, Bayburt, Erzurum; buralarda yoksunuz. Kars, İğdır, Ağrı, Muş, Bingöl, Tunceli, Elâzığ,  Batman, Bitlis; buralarda yoksunuz. Van'da yoksunuz, Siirt'te yoksunuz, Şımak'ta yoksunuz, Hak­ kâri'de yoksunuz. 11 milletvekili çıkaran Şanlıurfa'da yoksunuz, 10 milletvekili çıkaran Diyarba­ kır'da yoksunuz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Habur'da siz varsınız ama, Silopi'de siz varsınız.  SUAT KILIÇ (Devamla) - 46 ilde milletvekiliniz var, 35 ilde milletvekiliniz yok sizin. Elbette  ki AK PARTİ'yi anlamayacaksınız, elbette ki demokratik açılım sürecini anlamayacaksınız, elbette  ki Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni anlamayacaksınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 1 9 7 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Can sıkıcı olabilir ama birkaç ildeki oy oranlarınızı size hatırlatmak istiyorum: Van'daki oy ora- ^nınız yüzde 2,2 [AK PARTİ sıralarından "Bravo(!)" sesleri, alkışlar], Ağn'daki oy oranınız yüzde 2,0  (AK PARTİ sıralarından alkışlar), Muş'taki oy oranınız yüzde 1,4 (AK PARTİ sıralarından alkışlar),  Hakkâri'deki oy oranınız yüzde 0,06. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Çok saygıdeğer milletvekilleri, Arif Nihat Asya der ki: "Sen ışığı önüne al yürü, gölgen arkan­ dan ister gelsin ister gelmesin." Bizim ışığımız millettir. Milleti önümüze aldık yürüyoruz. Muhale­ fet arkamızdan ister gelsin ister gelmesin.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Yıldız.  Sayın Okay, buyurun.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, mutlaka Hatibin konuşmasını dikkatle dinle­ diniz ve bu konuda...  BAŞKAN - Yerinizden söyler misiniz Sayın Okay.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Efendim?  BAŞKAN - Yerinizden söyler misiniz, sesi açtırıyorum.  Önce, söylemek istediğinizi söyleyin.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, Hatibi mutlaka dinlediniz çünkü bu konuş­ manın içeriğinde bu Parlamento adabına uymayan ama Grup Başkan Vekili olduğum hem partime  hem de gensoru önergesi imza sahibi olarak gensoru önergesi imza sahiplerine yönelik çok ağır it­ hamlarda bulundu.  BAŞKAN - Ne söyledi Sayın Okay? (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ya Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Bir saniye sayın milletvekilleri... Lütfen...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ne söylediğini bir daha mı söyleyeceğiz Allah aşkına.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - Hayır, soruyorum, Tüzük gereği soruyorum Sayın Okay.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, gerçekleri çarpıtma becerisinden terör örgü­ tüyle el ele olmaya, yüz kızartıcı belgeye kadar her türlü hakaretamiz sözü söyledi ve sizim müsa­ mahanızla söyledi. Rica edeceğim...  BAŞKAN - Hayır, benim müsamahamla söylemedi.  Şimdi, Sayın Okay, ben uyardım; bir.  İkincisi: Kürsü masuniyeti vardır. Kürsüye çıkan... (CHP sıralarından gürültüler)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Bakın ben...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Okay.  Kürsüye çıkan her sayın milletvekili ne konuşacağının sorumluluğunda ve bilincindedir ve  kendisine aittir.  - 1 9 8 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Can sıkıcı olabilir ama birkaç ildeki oy oranlarınızı size hatırlatmak istiyorum: Van'daki oy ora- ^nınız yüzde 2,2 [AK PARTİ sıralarından "Bravo(!)" sesleri, alkışlar], Ağn'daki oy oranınız yüzde 2,0  (AK PARTİ sıralarından alkışlar), Muş'taki oy oranınız yüzde 1,4 (AK PARTİ sıralarından alkışlar),  Hakkâri'deki oy oranınız yüzde 0,06. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Çok saygıdeğer milletvekilleri, Arif Nihat Asya der ki: "Sen ışığı önüne al yürü, gölgen arkan­ dan ister gelsin ister gelmesin." Bizim ışığımız millettir. Milleti önümüze aldık yürüyoruz. Muhale­ fet arkamızdan ister gelsin ister gelmesin.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Yıldız.  Sayın Okay, buyurun.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, mutlaka Hatibin konuşmasını dikkatle dinle­ diniz ve bu konuda...  BAŞKAN - Yerinizden söyler misiniz Sayın Okay.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Efendim?  BAŞKAN - Yerinizden söyler misiniz, sesi açtırıyorum.  Önce, söylemek istediğinizi söyleyin.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, Hatibi mutlaka dinlediniz çünkü bu konuş­ manın içeriğinde bu Parlamento adabına uymayan ama Grup Başkan Vekili olduğum hem partime  hem de gensoru önergesi imza sahibi olarak gensoru önergesi imza sahiplerine yönelik çok ağır it­ hamlarda bulundu.  BAŞKAN - Ne söyledi Sayın Okay? (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ya Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Bir saniye sayın milletvekilleri... Lütfen...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ne söylediğini bir daha mı söyleyeceğiz Allah aşkına.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - Hayır, soruyorum, Tüzük gereği soruyorum Sayın Okay.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, gerçekleri çarpıtma becerisinden terör örgü­ tüyle el ele olmaya, yüz kızartıcı belgeye kadar her türlü hakaretamiz sözü söyledi ve sizim müsa­ mahanızla söyledi. Rica edeceğim...  BAŞKAN - Hayır, benim müsamahamla söylemedi.  Şimdi, Sayın Okay, ben uyardım; bir.  İkincisi: Kürsü masuniyeti vardır. Kürsüye çıkan... (CHP sıralarından gürültüler)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Bakın ben...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Okay.  Kürsüye çıkan her sayın milletvekili ne konuşacağının sorumluluğunda ve bilincindedir ve  kendisine aittir.  - 1 9 8 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 9 - HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ama bazıları bilincinde değil, cevabını alması lazım Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Tamam Sayın Okay, anladım. (CHP sıralarından gürültüler)  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de söz istiyorum.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Evet, Sayın Yıldız, söz vereceğim, bir saniye...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Mikrofonu açacak mısınız yoksa ayakta mı söyleyeyim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Yıldız, buyurun.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, ben...  BAŞKAN - Sayın Okay, cevap vereceğim size, bir saniye...  MUHARREM İNCE (Yalova) - Kızaktan sonra yaramadı size bu Başkan Vekilliği. Grup Baş­ kan Vekili gibi davranıyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, karar vermedim; söz isteyen sayın milletvekillerini dinleyece­ ğim, kararımı vereceğim. Göreceksiniz taraflı mıyım, değil miyim. (CHP sıralarından gürültüler)  MUHARREM İNCE (Yalova) - Adil olun!  BAŞKAN - Siz karar veremezsiniz ona.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Ben de söz istiyorum.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Bizim bildiğimiz Sadık Yakut böyle davranmazdı.  BAŞKAN - Ama siz karar veremezsiniz. Davranmadım henüz, kararımı vermedim Sayın Mil­ letvekili. Bunu bilesiniz.  Sayın Yıldız, buyurun.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan, Hatip konuşurken, "Sayın Ahmet Türk'le konuşmak  terör örgütüyle konuşmaksa geçmişte Sayın Ahmet Türk sizin partinizde el ele, kol kola oldunuz."  şeklinde, her halükârda Sayın Ahmet Türk'ü ve bizi rencide eden bir konuşma yapmıştır.  Bu konuda ya Sayın Hatip sözlerini düzeltsin, özür dilesin ya da kürsüden söz hakkı istiyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Tutanaklara geçmiştir Sayın Yıldız sözünüz.  Buyurun Sayın Sakık.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, biraz önce Hatip, ismimi vererek... Evet, gerçekten bu  gensoru gündeme gelirken bu görüşmede bulunmuştum. Ben de toplumu ve Parlamentoyu bilgilen­ dirmek istiyorum, ne konuştuk ne tartıştık. İsmimden bahsetti söz istiyorum.  BAŞKAN - Ne diye bahsetti?  SIRRI SAKIK (Muş) - 69'a göre... Ne diye gensoru verildi?  BAŞKAN - Hayır anladım da ne diye bahsetti sizden? Ne söyledi de sataştı Sayın...  SIRRI SAKIK (Muş) - Yani gensoru ne diye verildi? Ben o gecenin canlı tanığıyım. Kamuo­ yunu ve toplumu, Parlamentoyu bilgilendirmek istiyorum.  BAŞKAN - Sayın Sakık, burada sataşma nerede, onu soruyorum ben size, Tüzük gereği soru­ yorum.
Sayfa 52 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 1 9 9 - HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ama bazıları bilincinde değil, cevabını alması lazım Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Tamam Sayın Okay, anladım. (CHP sıralarından gürültüler)  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de söz istiyorum.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Evet, Sayın Yıldız, söz vereceğim, bir saniye...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Mikrofonu açacak mısınız yoksa ayakta mı söyleyeyim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Yıldız, buyurun.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, ben...  BAŞKAN - Sayın Okay, cevap vereceğim size, bir saniye...  MUHARREM İNCE (Yalova) - Kızaktan sonra yaramadı size bu Başkan Vekilliği. Grup Baş­ kan Vekili gibi davranıyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın Milletvekili, karar vermedim; söz isteyen sayın milletvekillerini dinleyece­ ğim, kararımı vereceğim. Göreceksiniz taraflı mıyım, değil miyim. (CHP sıralarından gürültüler)  MUHARREM İNCE (Yalova) - Adil olun!  BAŞKAN - Siz karar veremezsiniz ona.  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Ben de söz istiyorum.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Bizim bildiğimiz Sadık Yakut böyle davranmazdı.  BAŞKAN - Ama siz karar veremezsiniz. Davranmadım henüz, kararımı vermedim Sayın Mil­ letvekili. Bunu bilesiniz.  Sayın Yıldız, buyurun.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan, Hatip konuşurken, "Sayın Ahmet Türk'le konuşmak  terör örgütüyle konuşmaksa geçmişte Sayın Ahmet Türk sizin partinizde el ele, kol kola oldunuz."  şeklinde, her halükârda Sayın Ahmet Türk'ü ve bizi rencide eden bir konuşma yapmıştır.  Bu konuda ya Sayın Hatip sözlerini düzeltsin, özür dilesin ya da kürsüden söz hakkı istiyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Tutanaklara geçmiştir Sayın Yıldız sözünüz.  Buyurun Sayın Sakık.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, biraz önce Hatip, ismimi vererek... Evet, gerçekten bu  gensoru gündeme gelirken bu görüşmede bulunmuştum. Ben de toplumu ve Parlamentoyu bilgilen­ dirmek istiyorum, ne konuştuk ne tartıştık. İsmimden bahsetti söz istiyorum.  BAŞKAN - Ne diye bahsetti?  SIRRI SAKIK (Muş) - 69'a göre... Ne diye gensoru verildi?  BAŞKAN - Hayır anladım da ne diye bahsetti sizden? Ne söyledi de sataştı Sayın...  SIRRI SAKIK (Muş) - Yani gensoru ne diye verildi? Ben o gecenin canlı tanığıyım. Kamuo­ yunu ve toplumu, Parlamentoyu bilgilendirmek istiyorum.  BAŞKAN - Sayın Sakık, burada sataşma nerede, onu soruyorum ben size, Tüzük gereği soru­ yorum.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 0 - SIRRI SAKIK (Muş) - Sataşma yoksa gensoru niye var? Yani niye gensoru var?  BAŞKAN - Hayır gensoru ayrı bir şey Sayın Sakık. Gensoruyla sataşma...  SIRRI SAKIK (Muş) - Şimdi, gensoru verilmiş, gensorunun birinci ağızdan muhataplarına söz  hakkı vermiyorsunuz.  BAŞKAN - Hayır... Gensoruyla sataşma aynı şeyler değil.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Türk'e, Sayın Dicle'ye burada dil uzatılıyor ve biz buradayız,  onlar bizim birer parçalarımızdır, onlarla ilgili söz istiyoruz.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sakık, sözleriniz tutanaklara geçti.  BAŞKAN - Sayın Okay, yeni bir sataşmaya mahal vermeden buyurun, üç dakika süre veriyo­ rum. (CHP sıralarından alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, eğer bize söz vermezseniz kıyameti koparırız. Böyle taraf  tutamazsınız.  BAŞKAN - Sayın Sakık, ben size sordum "Ne diye sataşıldı?" diye. Sataşma yok. Orada bu­ lunduğunuzu söylediniz.  Buyurun Sayın Okay.  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay 'ın, Samsun Milletvekili Suat Kılıç 'ın, grubuna sataş­ ması nedeniyle konuşması  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel AKP Grubu  adına söz alan Değerli Grup Başkan Vekilinin, aslında bu sözü aldığı andan itibaren burayı gereceği  ve üslubunu bozacağını hepimiz biliyoruz çünkü işi bu. Ben, onun için, kimi zaman AKP grup baş­ kan vekillerinin buraya gelip... İç Tüzük 67: "Konuşma üslubu, temiz dil, temiz konuşma" falan  bunları okumayacağım. Şunu da söylemek istemiyorum: Hani "Lafa baktım laf değil adama baktım  adam değil." Bunlar zaten malum. (CHP sıralarından alkışlar) Ama buraya gelip...  SAFFET KAYA (Ardahan) - Bu ifadeniz yanlış.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Buraya gelip haddini aşıp bir siyasi partiye yönelik böyle­ sine çirkin bir üslupta ve gerçekleri tahrif ederek söylediklerine bakınca, hangisini düzelteyim dedim.  Kelimelere bakıyorum, böylesine bir üslup bu Parlamentoya yakışmıyor. Bu Parlamentoya yakış­ mayan o kadar çok şey var ki, eh bu üslup da yakışmıyor. Ama hiç olmazsa şurasını düzelteyim:  Sayın Başbakan, 20 Ekim günü AKP Grubunda yapmış olduğu konuşmayı dahi çarpıtıyorlar. Bu,  Anadolu Ajansının bülteni. Ne diyor Sayın Başbakan? "Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan man­ zara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor; iyi, güzel  şeyler oluyor, umut verici gelişmeler oluyor." Bu, doğrudan doğruya 20 Ekim -19 Ekim geride kaldı- günlü konuşmaları.  Şimdi, bütün bunlar varken bu gensorunun neden verildiğine müdrik olmadan, hangi amaca  matuf olduğu anlaşılmayan, kimi oy oranlarının gösterilip kimi haritalar ortaya çıkarılmasının ne  manada olduğunu anlamak mümkün değil. Kardeşim, önce Habur'un hesabını vereceksin, Habur'un  hesabını vereceksin. (CHP sıralarından alkışlar) Sen, Habur'dan sonrakinin de hesabını vereceksin.  Bir daha da buraya çıktığında dikkat edeceksin Cumhuriyet Halk Partisine hitaben konuşurken.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Tehdit mi ediyorsun?
Sayfa 53 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 0 - SIRRI SAKIK (Muş) - Sataşma yoksa gensoru niye var? Yani niye gensoru var?  BAŞKAN - Hayır gensoru ayrı bir şey Sayın Sakık. Gensoruyla sataşma...  SIRRI SAKIK (Muş) - Şimdi, gensoru verilmiş, gensorunun birinci ağızdan muhataplarına söz  hakkı vermiyorsunuz.  BAŞKAN - Hayır... Gensoruyla sataşma aynı şeyler değil.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Türk'e, Sayın Dicle'ye burada dil uzatılıyor ve biz buradayız,  onlar bizim birer parçalarımızdır, onlarla ilgili söz istiyoruz.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sakık, sözleriniz tutanaklara geçti.  BAŞKAN - Sayın Okay, yeni bir sataşmaya mahal vermeden buyurun, üç dakika süre veriyo­ rum. (CHP sıralarından alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, eğer bize söz vermezseniz kıyameti koparırız. Böyle taraf  tutamazsınız.  BAŞKAN - Sayın Sakık, ben size sordum "Ne diye sataşıldı?" diye. Sataşma yok. Orada bu­ lunduğunuzu söylediniz.  Buyurun Sayın Okay.  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay 'ın, Samsun Milletvekili Suat Kılıç 'ın, grubuna sataş­ ması nedeniyle konuşması  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel AKP Grubu  adına söz alan Değerli Grup Başkan Vekilinin, aslında bu sözü aldığı andan itibaren burayı gereceği  ve üslubunu bozacağını hepimiz biliyoruz çünkü işi bu. Ben, onun için, kimi zaman AKP grup baş­ kan vekillerinin buraya gelip... İç Tüzük 67: "Konuşma üslubu, temiz dil, temiz konuşma" falan  bunları okumayacağım. Şunu da söylemek istemiyorum: Hani "Lafa baktım laf değil adama baktım  adam değil." Bunlar zaten malum. (CHP sıralarından alkışlar) Ama buraya gelip...  SAFFET KAYA (Ardahan) - Bu ifadeniz yanlış.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Buraya gelip haddini aşıp bir siyasi partiye yönelik böyle­ sine çirkin bir üslupta ve gerçekleri tahrif ederek söylediklerine bakınca, hangisini düzelteyim dedim.  Kelimelere bakıyorum, böylesine bir üslup bu Parlamentoya yakışmıyor. Bu Parlamentoya yakış­ mayan o kadar çok şey var ki, eh bu üslup da yakışmıyor. Ama hiç olmazsa şurasını düzelteyim:  Sayın Başbakan, 20 Ekim günü AKP Grubunda yapmış olduğu konuşmayı dahi çarpıtıyorlar. Bu,  Anadolu Ajansının bülteni. Ne diyor Sayın Başbakan? "Dün Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan man­ zara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye'de bir şeyler oluyor; iyi, güzel  şeyler oluyor, umut verici gelişmeler oluyor." Bu, doğrudan doğruya 20 Ekim -19 Ekim geride kaldı- günlü konuşmaları.  Şimdi, bütün bunlar varken bu gensorunun neden verildiğine müdrik olmadan, hangi amaca  matuf olduğu anlaşılmayan, kimi oy oranlarının gösterilip kimi haritalar ortaya çıkarılmasının ne  manada olduğunu anlamak mümkün değil. Kardeşim, önce Habur'un hesabını vereceksin, Habur'un  hesabını vereceksin. (CHP sıralarından alkışlar) Sen, Habur'dan sonrakinin de hesabını vereceksin.  Bir daha da buraya çıktığında dikkat edeceksin Cumhuriyet Halk Partisine hitaben konuşurken.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Tehdit mi ediyorsun?  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, tehdit ediyor.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Seni uyarıyorum, ikaz ediyorum. (CHP sıralarından  "Bravo" sesleri, alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bir partinin grup başkan vekiline yakışıyor mu? Tehditle olmaz  bu iş. Bir de alkışlıyorlar tehdidi!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Okay.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkanım, Hatip, konuşurken hem AK PARTİ Grubunu  tehdit eden bir üslup kullanmıştır hem de burada Grup Başkan Vekilimiz Sayın Kılıç'ı ve grubumuzu  itham ederek "Burada konuşurken dikkat edeceksiniz." ifadesiyle tehdit eden bir üslup kullanmıştır.  (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar) Sataşmadan söz istiyorum, 69'a göre söz  talep ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Bozdağ, sözleriniz tutanaklara geçmiştir. Zaten Sayın Bakan şimdi -yirmi  dakikalık konuşma süresi var- cevap vereceklerdir.  Sayın Sakık, buyurun.  2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, AK PARTİ, CHP ve MHP grupları adına konuşan milletve­ killerinin, partisine sataşması nedeniyle konuşması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlı­ yorum.  Şimdi, burada ne hikmetse, tartışmalar olunca günah keçisi Kürtler ve Kürtlerin temsilcileridir.  Buraya, Ahmet Türk'e, bir başkasına, Hatip'e dil uzatmak hiç kimsenin haddine değildir. Biz de­ mokrasi ve özgürlük mücadelesinde bedel ödeyerek buraya geldik. Bugünkü gensoruda tartışılıp ve  konuşulan konuda, evet, gece ben de vardım. Sayın iki Bakanımız, Sayın Türk ve ben birlikte otur­ duk. Bu gensoruyla ilgili tartışmaların hiçbirinde bu tartışma geçmedi, bu konuşma geçmedi yani  bir pazarlık olmadı. Biz, birçok kez...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Niye bir araya geldiniz o zaman?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, şimdi söyleyeceğim.  Biz birçok kez görüşmeler yaptık ama biz öyle terbiye aldık ki, bu ülkenin barışı için birçok şey  bizimle mezara gider ama şunu açıkça söyleyeyim... (CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Her şey de mezara gidiyor be kardeşim! Dünyadayken öğ­ renelim şunları ya!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Burada çıkıp bu gensoruyla ilgili...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Başbakan mezara götürür, Genelkurmay Başkanı mezara  götürür... Açıklayın şunu ya! Millet bir öğrensin şunu.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi söyleyeyim size, şimdi söyleyeyim...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Her şey mezarda mı konuşulacak?  BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın vekiller, yıl 1999, genel seçimlere gidiyoruz. Cumhuriyet  Halk Partisi barajın altında. Sayın Genel Başkanınız bize elçi gönderdi, Genel Başkan Yardımcısını  ve birkaç kişiyi... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 2 0 1 -
Sayfa 54 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, tehdit ediyor.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Seni uyarıyorum, ikaz ediyorum. (CHP sıralarından  "Bravo" sesleri, alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bir partinin grup başkan vekiline yakışıyor mu? Tehditle olmaz  bu iş. Bir de alkışlıyorlar tehdidi!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Okay.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkanım, Hatip, konuşurken hem AK PARTİ Grubunu  tehdit eden bir üslup kullanmıştır hem de burada Grup Başkan Vekilimiz Sayın Kılıç'ı ve grubumuzu  itham ederek "Burada konuşurken dikkat edeceksiniz." ifadesiyle tehdit eden bir üslup kullanmıştır.  (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar) Sataşmadan söz istiyorum, 69'a göre söz  talep ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Bozdağ, sözleriniz tutanaklara geçmiştir. Zaten Sayın Bakan şimdi -yirmi  dakikalık konuşma süresi var- cevap vereceklerdir.  Sayın Sakık, buyurun.  2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, AK PARTİ, CHP ve MHP grupları adına konuşan milletve­ killerinin, partisine sataşması nedeniyle konuşması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlı­ yorum.  Şimdi, burada ne hikmetse, tartışmalar olunca günah keçisi Kürtler ve Kürtlerin temsilcileridir.  Buraya, Ahmet Türk'e, bir başkasına, Hatip'e dil uzatmak hiç kimsenin haddine değildir. Biz de­ mokrasi ve özgürlük mücadelesinde bedel ödeyerek buraya geldik. Bugünkü gensoruda tartışılıp ve  konuşulan konuda, evet, gece ben de vardım. Sayın iki Bakanımız, Sayın Türk ve ben birlikte otur­ duk. Bu gensoruyla ilgili tartışmaların hiçbirinde bu tartışma geçmedi, bu konuşma geçmedi yani  bir pazarlık olmadı. Biz, birçok kez...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Niye bir araya geldiniz o zaman?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, şimdi söyleyeceğim.  Biz birçok kez görüşmeler yaptık ama biz öyle terbiye aldık ki, bu ülkenin barışı için birçok şey  bizimle mezara gider ama şunu açıkça söyleyeyim... (CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Her şey de mezara gidiyor be kardeşim! Dünyadayken öğ­ renelim şunları ya!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Burada çıkıp bu gensoruyla ilgili...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Başbakan mezara götürür, Genelkurmay Başkanı mezara  götürür... Açıklayın şunu ya! Millet bir öğrensin şunu.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi söyleyeyim size, şimdi söyleyeyim...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Her şey mezarda mı konuşulacak?  BAŞKAN - Sayın Özyürek, lütfen...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın vekiller, yıl 1999, genel seçimlere gidiyoruz. Cumhuriyet  Halk Partisi barajın altında. Sayın Genel Başkanınız bize elçi gönderdi, Genel Başkan Yardımcısını  ve birkaç kişiyi... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 2 0 1 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 2 - MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Yalan! Yalan! Yalan olduğunu biliyorum.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, bize elçi gönderdi. Barajın altında...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Uydurmayın! Uydurmayın!  SIRRI SAKIK (Devamla) - "Sizinle ittifak yapmaya hazırız. Bırakın..." (AK PARTİ sıraların­ dan alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hayır! Hiçbir zaman öyle bir şey olmadı.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Tanık söyleyeceğim, söyleyeceğim... Söyleyeceğim...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yalan söylüyorsun!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Ben, Sayın Türk ve sizden bir heyet geldiler, oturduk, konuştuk.  "Ben Sayın Türk'ü, Sayın Sakık'ı, Sayın Yurttaş'ı, Sayın Murat Bozdağ'ı kaldıramam ama bana  yirmi tane militan gönderin, onları aday edeyim." dedi. Biz de elimizin tersiyle... (AK PARTİ sıra­ larından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) Bakın, elimizin tersiyle...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Ayıp, ayıp be! Ayıp!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Canlı tanığımız var, canlı tanığımız var.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Ayıp, ayıp!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yeri ve zamanı gelince bunları söylersiniz. Şimdi, biz o gün ne isek  bugün de oyuz. Biz o gün de Kürt halkının ön bahçesiydik, bugün de Kürt halkının ön bahçesiyiz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yok böyle bir şey.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - O gün terör örgütüyle beraber değildiniz şimdi terör örgü­ tüyle berabersiniz.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Türkiye demokrasi güçlerinin ön bahçesiyiz. O gün bizimle ittifak  kurmaya hazır olanlar bugün bize tepeden bakıp bizim üzerimizden siyaset yapmaya müsaade etmeyiz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yok böyle bir şey, yok böyle bir şey.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Kesinlikle yok böyle bir şey, yok böyle bir şey.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ayıp, ayıp.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sıkışınca...  AHMET YENİ (Samsun) - Vay be!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, kimi günahlar vardır üstü örtülür, kimi günahlar vardır kabir def­ terine yazılır. Sizlerin Kürt halkına ve Kürt temsilcilerine karşı günahlarınız kabir defterine yazılacak.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ayıp ya!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bunu böyle bilmelisiniz yani onun için toplumu çıkıp farklı şekilde  yönlendirmeye hakkınız yok, gidin Genel Başkanınızdan sorun...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Sakık, teşekkür ediyorum.  SIRRI SAKIK (Devamla) - . . .kimi bize göndermişse o daha çok iyi biliyor. Onun için...  Parlamentoyu tekrar saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar, CHP sıralarından  gürültüler)
Sayfa 55 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 2 - MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Yalan! Yalan! Yalan olduğunu biliyorum.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, bize elçi gönderdi. Barajın altında...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Uydurmayın! Uydurmayın!  SIRRI SAKIK (Devamla) - "Sizinle ittifak yapmaya hazırız. Bırakın..." (AK PARTİ sıraların­ dan alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hayır! Hiçbir zaman öyle bir şey olmadı.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Tanık söyleyeceğim, söyleyeceğim... Söyleyeceğim...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yalan söylüyorsun!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Ben, Sayın Türk ve sizden bir heyet geldiler, oturduk, konuştuk.  "Ben Sayın Türk'ü, Sayın Sakık'ı, Sayın Yurttaş'ı, Sayın Murat Bozdağ'ı kaldıramam ama bana  yirmi tane militan gönderin, onları aday edeyim." dedi. Biz de elimizin tersiyle... (AK PARTİ sıra­ larından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) Bakın, elimizin tersiyle...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Ayıp, ayıp be! Ayıp!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Canlı tanığımız var, canlı tanığımız var.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Ayıp, ayıp!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yeri ve zamanı gelince bunları söylersiniz. Şimdi, biz o gün ne isek  bugün de oyuz. Biz o gün de Kürt halkının ön bahçesiydik, bugün de Kürt halkının ön bahçesiyiz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yok böyle bir şey.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - O gün terör örgütüyle beraber değildiniz şimdi terör örgü­ tüyle berabersiniz.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Türkiye demokrasi güçlerinin ön bahçesiyiz. O gün bizimle ittifak  kurmaya hazır olanlar bugün bize tepeden bakıp bizim üzerimizden siyaset yapmaya müsaade etmeyiz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yok böyle bir şey, yok böyle bir şey.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Kesinlikle yok böyle bir şey, yok böyle bir şey.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ayıp, ayıp.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sıkışınca...  AHMET YENİ (Samsun) - Vay be!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, kimi günahlar vardır üstü örtülür, kimi günahlar vardır kabir def­ terine yazılır. Sizlerin Kürt halkına ve Kürt temsilcilerine karşı günahlarınız kabir defterine yazılacak.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ayıp ya!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bunu böyle bilmelisiniz yani onun için toplumu çıkıp farklı şekilde  yönlendirmeye hakkınız yok, gidin Genel Başkanınızdan sorun...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Sakık, teşekkür ediyorum.  SIRRI SAKIK (Devamla) - . . .kimi bize göndermişse o daha çok iyi biliyor. Onun için...  Parlamentoyu tekrar saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar, CHP sıralarından  gürültüler)  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  AHMET YENİ (Samsun) - Her şey ortaya çıktı.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Serter, yeni bir sataşmaya mahal vermeden.  AHMET YENİ (Samsun) - Söyleyecek bir şey kalmadı, ne söyleyeceksiniz daha?  BAŞKAN - Sayın Serter, sadece size söylenen konularla ilgili olarak cevap vereceksiniz.  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  3.-İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, şahsına  sataşması nedeniyle konuşması /  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - BDP Grup Sözcüsü hakkıma yönelik, adımı da zikrederek  sataşmada bulunmuştur. Öncelikle Sayın Grup Sözcüsünün, buraya çıkmadan önce verdiğimiz gen­ soruyu keşke bir okusaydı diye sözüme başlamak istiyorum çünkü bu gensoru yargıya yapılan bas­ kıya ilişkin bir gensoruydu.  AHMET YENİ (Samsun) - Her şey deşifre oldu. ^  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Oysa burada olaylar kişiselleştirilerek tamamıyla spekü­ latif bir konuşma yapılmıştır. Şimdi, Sayın Sözcü benim Ergenokon'la ilişkim olduğunu iddia et­ miştir. Bu bir iftiradır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisinde 608 fezleke bulunmak­ tadır, eğer benimle ilgili düzenlenmiş bir fezleke varsa çıkarsın kanıtlasın. Bu tam bir iftiradır. Bu ko­ nuda kendisine dava açacağım, iftirada bulunduğu için. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  İki: Yapmış olduğum konuşmada DTP'nin adını geçilmedim, DTP'ye yönelik herhangi bir iddia  ve ithamda bulunmadım.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Şov yapıyorsun!  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Buna rağmen PKK'yla ilgili söylediklerimden anlaşılan çok  incinmiş ki doğrudan şahsımı hedef alan, şahsıma yönelik karalama yapmayı hedefleyen bir ko­ nuşma, üslupsuz bir konuşma sergilemiştir burada.  Habur'daki sorgu odalarından herhangi bir haberim ve bilgim yoktur. İstanbul Üniversitesinde  hiçbir şekilde bir sorgu odası açılmamıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Yalan söylüyorsun!  AHMET YENİ (Samsun) - İkna odaları... İkna odaları...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Eğer açılmış olsaydı... Ne kadar hoşunuza gitti değil mi?  Size bir mavi boncuk attı.  AHMET YENİ (Samsun) - İkna odaları...  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Sen yalancısın be! Yalan söylüyorsun.  BENGİ YILDIZ (Batman) - İkna odası Hocam, ikna...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Sizden alkış aldı çünkü on senedir söyleyip söyleyip aynı  şeyi söyler durursunuz. Çok acınacak hâldesiniz, çok acınacak... (CHP sıralarından alkışlar) Eğer bu  iddia edildiği gibi sorgu odası olmuş olsaydı, bir tek dava açılmış olurdu. Bir tek dava yoktur. O, bir  bilgilendirme amacıyla yapılmış çalışmadır ama sizler bu uğurda uğradığınız hezimetten dolayı, o  genç kızlarımızın üniversitede okurken başlarını açıp üniversiteye girmelerinin hezimetinden dolayı...  - 2 0 3 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  AHMET YENİ (Samsun) - Her şey ortaya çıktı.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Serter, yeni bir sataşmaya mahal vermeden.  AHMET YENİ (Samsun) - Söyleyecek bir şey kalmadı, ne söyleyeceksiniz daha?  BAŞKAN - Sayın Serter, sadece size söylenen konularla ilgili olarak cevap vereceksiniz.  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  3.-İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, şahsına  sataşması nedeniyle konuşması /  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - BDP Grup Sözcüsü hakkıma yönelik, adımı da zikrederek  sataşmada bulunmuştur. Öncelikle Sayın Grup Sözcüsünün, buraya çıkmadan önce verdiğimiz gen­ soruyu keşke bir okusaydı diye sözüme başlamak istiyorum çünkü bu gensoru yargıya yapılan bas­ kıya ilişkin bir gensoruydu.  AHMET YENİ (Samsun) - Her şey deşifre oldu. ^  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Oysa burada olaylar kişiselleştirilerek tamamıyla spekü­ latif bir konuşma yapılmıştır. Şimdi, Sayın Sözcü benim Ergenokon'la ilişkim olduğunu iddia et­ miştir. Bu bir iftiradır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen.  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisinde 608 fezleke bulunmak­ tadır, eğer benimle ilgili düzenlenmiş bir fezleke varsa çıkarsın kanıtlasın. Bu tam bir iftiradır. Bu ko­ nuda kendisine dava açacağım, iftirada bulunduğu için. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  İki: Yapmış olduğum konuşmada DTP'nin adını geçilmedim, DTP'ye yönelik herhangi bir iddia  ve ithamda bulunmadım.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Şov yapıyorsun!  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Buna rağmen PKK'yla ilgili söylediklerimden anlaşılan çok  incinmiş ki doğrudan şahsımı hedef alan, şahsıma yönelik karalama yapmayı hedefleyen bir ko­ nuşma, üslupsuz bir konuşma sergilemiştir burada.  Habur'daki sorgu odalarından herhangi bir haberim ve bilgim yoktur. İstanbul Üniversitesinde  hiçbir şekilde bir sorgu odası açılmamıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Yalan söylüyorsun!  AHMET YENİ (Samsun) - İkna odaları... İkna odaları...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Eğer açılmış olsaydı... Ne kadar hoşunuza gitti değil mi?  Size bir mavi boncuk attı.  AHMET YENİ (Samsun) - İkna odaları...  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Sen yalancısın be! Yalan söylüyorsun.  BENGİ YILDIZ (Batman) - İkna odası Hocam, ikna...  FATMA NUR SERTER (Devamla) - Sizden alkış aldı çünkü on senedir söyleyip söyleyip aynı  şeyi söyler durursunuz. Çok acınacak hâldesiniz, çok acınacak... (CHP sıralarından alkışlar) Eğer bu  iddia edildiği gibi sorgu odası olmuş olsaydı, bir tek dava açılmış olurdu. Bir tek dava yoktur. O, bir  bilgilendirme amacıyla yapılmış çalışmadır ama sizler bu uğurda uğradığınız hezimetten dolayı, o  genç kızlarımızın üniversitede okurken başlarını açıp üniversiteye girmelerinin hezimetinden dolayı...  - 2 0 3 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 4 - SAFFET KAYA (Ardahan) - Yazıklar olsun sana!  FATMA NUR SERTER (Devamla) - ...on senedir bunu söylüyorsunuz, on sene daha söyleyin.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serter.  SAFFET KAYA (Ardahan) - Yazıklar olsun!  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Sırrı Sakık gerçek dışı beyanda bu­ lunarak Cumhuriyet Halk Partisini suçlamıştır. Olayları yaşamış birisi olarak ben de bu yanlışı, bu  yalanı düzeltmek istiyorum.  BAŞKAN - Hayır, Sayın Serter...  Eğer, biz karşılıklı konuşmaların hepsini sataşma olarak değerlendirdiğimiz takdirde... (CHP sı­ ralarından gürültüler)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Daha ne olacak?  CANAN ARITMAN (İzmir) - Olur mu? Allah aşkına adil olun.  BAŞKAN - Lütfen Sayın Bakan... Bir saniye...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hayır...  BAŞKAN - Bir saniye...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Başkan, çifte standart uygulamayın lütfen. Sayın  Sırrı Sakık "Kim sataştı, ben bildiklerimi anlatacağım." dedi. Çıktı, burada, hiç alakası yok; Habur'u  anlatmadı, 99'u anlattı ama 99'u saptırarak anlattı. Ben düzeltme yapmak istiyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tutanaklara geçmiştir Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Özyürek, buyurun, iki dakika veriyorum süre, yeni bir sataşmaya mahal ver­ meden. (CHP sıralarından alkışlar)  4.-İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, CHP Grubu  Başkanına sataşması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bir güzel söz var,  "Bozacının şahidi şıracı." derler. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Senin genel başkan yardımcındır benimle görüşen.  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, Sayın Sakık AKP'ye yaranmak için olayları sap­ tırıyor, çarpıtıyor.  AYHAN YILMAZ (Ordu) - Gerçeği söylüyor, gerçeği.  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bir de, değerli arkadaşlarım, biz Cumhuriyet Halk Parti­ liler, Deniz Baykal daha HEP'le SHP'nin iş birliğine de karşı çıkmıştı, 99'da böyle bir ittifaktan bah­ sedilmesi söz konusu değildir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - O dönemde de Deniz Baykal'ın yakınında olan birisi ola­ rak söylüyorum ki bunlar yaşanmamıştır.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Deniz Baykal'la görüşmesini söylüyor ama...
Sayfa 57 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 4 - SAFFET KAYA (Ardahan) - Yazıklar olsun sana!  FATMA NUR SERTER (Devamla) - ...on senedir bunu söylüyorsunuz, on sene daha söyleyin.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serter.  SAFFET KAYA (Ardahan) - Yazıklar olsun!  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Sırrı Sakık gerçek dışı beyanda bu­ lunarak Cumhuriyet Halk Partisini suçlamıştır. Olayları yaşamış birisi olarak ben de bu yanlışı, bu  yalanı düzeltmek istiyorum.  BAŞKAN - Hayır, Sayın Serter...  Eğer, biz karşılıklı konuşmaların hepsini sataşma olarak değerlendirdiğimiz takdirde... (CHP sı­ ralarından gürültüler)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Daha ne olacak?  CANAN ARITMAN (İzmir) - Olur mu? Allah aşkına adil olun.  BAŞKAN - Lütfen Sayın Bakan... Bir saniye...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hayır...  BAŞKAN - Bir saniye...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Başkan, çifte standart uygulamayın lütfen. Sayın  Sırrı Sakık "Kim sataştı, ben bildiklerimi anlatacağım." dedi. Çıktı, burada, hiç alakası yok; Habur'u  anlatmadı, 99'u anlattı ama 99'u saptırarak anlattı. Ben düzeltme yapmak istiyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tutanaklara geçmiştir Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Özyürek, buyurun, iki dakika veriyorum süre, yeni bir sataşmaya mahal ver­ meden. (CHP sıralarından alkışlar)  4.-İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, CHP Grubu  Başkanına sataşması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bir güzel söz var,  "Bozacının şahidi şıracı." derler. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Senin genel başkan yardımcındır benimle görüşen.  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Şimdi, Sayın Sakık AKP'ye yaranmak için olayları sap­ tırıyor, çarpıtıyor.  AYHAN YILMAZ (Ordu) - Gerçeği söylüyor, gerçeği.  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Bir de, değerli arkadaşlarım, biz Cumhuriyet Halk Parti­ liler, Deniz Baykal daha HEP'le SHP'nin iş birliğine de karşı çıkmıştı, 99'da böyle bir ittifaktan bah­ sedilmesi söz konusu değildir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - O dönemde de Deniz Baykal'ın yakınında olan birisi ola­ rak söylüyorum ki bunlar yaşanmamıştır.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Deniz Baykal'la görüşmesini söylüyor ama...  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Habur'un sıkıntısı, PKK'lılan özel elbiseleriyle, özel bay­ raklarıyla ve mobil mahkemelerde hemen salıvermenin sıkıntısıyla burada 99'a gidilmektedir, yalan  yanlış beyanlarda bulunulmaktadır.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Baykal'la doğrudan görüştüğünü ifade ediyor. O top­ lantıda siz var mıydınız?  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman terör örgütünü kına- mayanlarla iş birliği yapmamıştır ve yapmayacaktır değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Baykal teklif etmiş ama "Orada biz beraberdik." diyor.  Sen orada yoksun.  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Onun için, herkes yerini, konumunu iyi tayin etsin. Biz  Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  AHMET YENİ (Samsun) - Geçti, geçti o işler...  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - ...Misakımillî sınırları içinde herkesin özgürce yaşama­ sını isteyen ama terörü kesinlikle lanetleyen bir partiyiz. Teröre bulaşan hiç kimseyle de iş birliği  yapmamız söz konusu değildir. Terör örgütünü kınamayanlarla gece yansı Atatürk Orman Çiftli­ ğinde gizli gizli görüşme yapanlardan hesap sorduğumuz için şimdi herkes bunalmış, yalan yanlış be­ yanlarda bulunuyorlar. Böyle bir görüşme olmamıştır...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Sayın Baykal'la ben görüştüm, muhatap benim" diyor. Gö­ rüşmesi yalan mı diyorsunuz?  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ben bu doğruyu, bu yanlışı tarih kültürümle ifade etmek  istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Özyürek...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan...  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, söz istedi.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de konuşacağım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sataşma var.  SIRRI SAKIK (Muş) - Ben yalan yanlış beyanda bulunmadım, açıklamak istiyorum. Kimler  geldi...  (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama "yalan" diyor Sayın Başkan, "yalan" diye itham ediyor.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SIRRI SAKIK (Muş) - Kamuoyunu yanlış bilgilendirdi. Ben kimlerle görüştüğümüzü kendisine  anlatacağım.  BAŞKAN - Sayın Sakık, bunu ne zamana kadar devam ettireceğiz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sataşma var.  BAŞKAN - Ama sataşmaya meydan vermeyeceksiniz Sayın Sakık, özellikle söylüyorum.  İki dakika süre veriyorum.  Buyurun.  (CHP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)  - 2 0 5 -
Sayfa 58 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Habur'un sıkıntısı, PKK'lılan özel elbiseleriyle, özel bay­ raklarıyla ve mobil mahkemelerde hemen salıvermenin sıkıntısıyla burada 99'a gidilmektedir, yalan  yanlış beyanlarda bulunulmaktadır.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Baykal'la doğrudan görüştüğünü ifade ediyor. O top­ lantıda siz var mıydınız?  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman terör örgütünü kına- mayanlarla iş birliği yapmamıştır ve yapmayacaktır değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Baykal teklif etmiş ama "Orada biz beraberdik." diyor.  Sen orada yoksun.  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Onun için, herkes yerini, konumunu iyi tayin etsin. Biz  Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  AHMET YENİ (Samsun) - Geçti, geçti o işler...  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - ...Misakımillî sınırları içinde herkesin özgürce yaşama­ sını isteyen ama terörü kesinlikle lanetleyen bir partiyiz. Teröre bulaşan hiç kimseyle de iş birliği  yapmamız söz konusu değildir. Terör örgütünü kınamayanlarla gece yansı Atatürk Orman Çiftli­ ğinde gizli gizli görüşme yapanlardan hesap sorduğumuz için şimdi herkes bunalmış, yalan yanlış be­ yanlarda bulunuyorlar. Böyle bir görüşme olmamıştır...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Sayın Baykal'la ben görüştüm, muhatap benim" diyor. Gö­ rüşmesi yalan mı diyorsunuz?  MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ben bu doğruyu, bu yanlışı tarih kültürümle ifade etmek  istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Özyürek...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan...  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, söz istedi.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, ben de konuşacağım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sataşma var.  SIRRI SAKIK (Muş) - Ben yalan yanlış beyanda bulunmadım, açıklamak istiyorum. Kimler  geldi...  (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama "yalan" diyor Sayın Başkan, "yalan" diye itham ediyor.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SIRRI SAKIK (Muş) - Kamuoyunu yanlış bilgilendirdi. Ben kimlerle görüştüğümüzü kendisine  anlatacağım.  BAŞKAN - Sayın Sakık, bunu ne zamana kadar devam ettireceğiz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sataşma var.  BAŞKAN - Ama sataşmaya meydan vermeyeceksiniz Sayın Sakık, özellikle söylüyorum.  İki dakika süre veriyorum.  Buyurun.  (CHP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)  - 2 0 5 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 6 - ALİ KOCAL (Zonguldak) - AKP sıralarına geç.  İSA GÖK (Mersin) - Kimin adına konuşuyorsun?  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri...  5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın milletvekilleri, şunu herkes çok iyi bilsin: Şu grup ve ben, hiç  kimseye yaranmak gibi bir derdimiz yok. (BDP sıralarından alkışlar) Biz zorun, zulmün önünde  boyun eğersek namerdiz. Hiç kimseye yaranmak gibi bir derdimiz yok. O en sert eleştirilerimiz ik­ tidar partisine olmuştur ama Kürtler üzerinden çatışarak, siyasi manevra yaparak doğru değil dedim.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Kürtlerin temsilcisi sen misin? Kürt milleti sana temsilci­ lik mi verdi?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Onun için, 1999 yılında sizin Genel Başkan Yardımcınız ve ya­ nında bir heyetle, Willy Brandt 1/1 'de Sayın BaykaPın temsilcisi olarak geldiler, oturdular ve biz, biz  elimizin...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yalan söylüyorsun!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Beni daha çok konuşturtmayın.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Konuş ya, konuş!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yine 1999'a giderim. 1999'da Eşref Erdem'in evinde ve 1900...  Yine...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Duyuluyor, sen devam et.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Senin dediğin parti adına değildir, Baykal adına değildir.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, bakın, ben... Şimdi, 1999 ve 1990'ı da var. Onun için, biz  birçok görüşmeyi biliriz. Yeri ve zamanı gelince ona sığınırsınız, yeri ve zamanı gelince "efendim,  kınamadılar." Günaydın!  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Baykal'la konuştunuz mu?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Biz o gün de çocuklarımızla ilgili bir tek sözcük ağzımızdan duy­ dunuz mu? Hayır. En zor koşullarda yargılanırken bile çocuklarımıza, kardeşlerimize sahip çıktık, on­ ları hiçbir gün rencide etmedik. Onun için, biz zor süreçlerden geliyoruz. Kimin, hangi terör örgütüyle  ilişkisi olduğu belli. Sizin yeriniz neresi? Silivri. Neresi? Erzincan. Neresi? Erzurum. (AK PARTİ sı­ ralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler) Onun için bize dönüp bir şey...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Biz vatanseverlerin yanındayız, vatan hainlerinin safında deği­ liz. Aradaki fark bu.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bu beni ilgilendirmiyor.  Onun için, bize laf edebilmek için...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bu vesileyle hepinize tekrar saygılar sunuyorum.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Vatanseverleri savunmaktan onur duyuyoruz. Sizin gibi vatan  hainlerinin safında değiliz.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Vatan haini sensin!
Sayfa 59 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 6 - ALİ KOCAL (Zonguldak) - AKP sıralarına geç.  İSA GÖK (Mersin) - Kimin adına konuşuyorsun?  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri...  5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın milletvekilleri, şunu herkes çok iyi bilsin: Şu grup ve ben, hiç  kimseye yaranmak gibi bir derdimiz yok. (BDP sıralarından alkışlar) Biz zorun, zulmün önünde  boyun eğersek namerdiz. Hiç kimseye yaranmak gibi bir derdimiz yok. O en sert eleştirilerimiz ik­ tidar partisine olmuştur ama Kürtler üzerinden çatışarak, siyasi manevra yaparak doğru değil dedim.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Kürtlerin temsilcisi sen misin? Kürt milleti sana temsilci­ lik mi verdi?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Onun için, 1999 yılında sizin Genel Başkan Yardımcınız ve ya­ nında bir heyetle, Willy Brandt 1/1 'de Sayın BaykaPın temsilcisi olarak geldiler, oturdular ve biz, biz  elimizin...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Yalan söylüyorsun!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Beni daha çok konuşturtmayın.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Konuş ya, konuş!  SIRRI SAKIK (Devamla) - Yine 1999'a giderim. 1999'da Eşref Erdem'in evinde ve 1900...  Yine...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Duyuluyor, sen devam et.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Senin dediğin parti adına değildir, Baykal adına değildir.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, bakın, ben... Şimdi, 1999 ve 1990'ı da var. Onun için, biz  birçok görüşmeyi biliriz. Yeri ve zamanı gelince ona sığınırsınız, yeri ve zamanı gelince "efendim,  kınamadılar." Günaydın!  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sayın Baykal'la konuştunuz mu?  SIRRI SAKIK (Devamla) - Biz o gün de çocuklarımızla ilgili bir tek sözcük ağzımızdan duy­ dunuz mu? Hayır. En zor koşullarda yargılanırken bile çocuklarımıza, kardeşlerimize sahip çıktık, on­ ları hiçbir gün rencide etmedik. Onun için, biz zor süreçlerden geliyoruz. Kimin, hangi terör örgütüyle  ilişkisi olduğu belli. Sizin yeriniz neresi? Silivri. Neresi? Erzincan. Neresi? Erzurum. (AK PARTİ sı­ ralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler) Onun için bize dönüp bir şey...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Biz vatanseverlerin yanındayız, vatan hainlerinin safında deği­ liz. Aradaki fark bu.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bu beni ilgilendirmiyor.  Onun için, bize laf edebilmek için...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SIRRI SAKIK (Devamla) - Bu vesileyle hepinize tekrar saygılar sunuyorum.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Vatanseverleri savunmaktan onur duyuyoruz. Sizin gibi vatan  hainlerinin safında değiliz.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Vatan haini sensin!  TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  V.- GENSORU (Devam)  A) ÖN GÖRÜŞMELER (Devam)  /.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, "Demokra­ tik açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Devam)  BAŞKAN - Önerge üzerinde Hükümet adına İçişleri Bakanı Beşir Atalay.  Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hak­ kımda verilen gensoru ile ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla se­ lamlıyorum.  Sözlerime başlarken, bugün idrak edeceğimiz Mevlit Kandili'ni tebrik ediyorum milletimizin,  Rabb'im hayırlara vesile eylesin diyorum.  Balıkesir'de grizu patlamasında hayatlarını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet diliyorum,  ailelerine başsağlığı diliyorum.  Yine bugün, Türkiye, yetiştirdiği değerlerden, önemli bilim adamlarımızdan birini kaybetti. Ül­ keler arası ismi olan, ülkemizi yurt dışında temsil eden rahmetli İhsan Doğramacı'ya buradan rah­ met diliyorum, ailesine de başsağlığı diliyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle belirtmem gerekir ki gensoru önergesinde yer  alan iddiaların tamamı mesnetsizdir.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Yemin edebilir misiniz? Bir yemin edin.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bu iddiaların doğru olmadığı söz konusu gö­ rüşmenin nam taraflarınca açıkça beyan edilmiştir.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Mevlit Kandili, bir yemin et.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Buna rağmen, tutuklu bir eski milletveki­ linin tamamen mesnetsiz sözlerinden hareketle bu gensoru önergesinin verilmiş olması büyük bir  talihsizliktir.  Esasen bu gensoru muhalefetin ne kadar zor durumda olduğunu da göstermektedir, her şeyden,  bu yalan yanlış gelişmelerden medet uman ve bunu koca Meclise getirip buralarda böyle anlamsız  vakit harcamaya sebep olan muhalefetin çaresizliğinin de bir işaretidir. (CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sizden izin mi alacaktık!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yine de bu gensoru -burada değerli ha­ tipler gerçekten çok güzel hususlara işaret ettiler- birçok şeyin konuşulmasına vesile oluyor, ben de  bu süreci bir defa daha hem yüce Meclise hem de milletimize buradan anlatma imkânı bulmuş ola­ cağım. Aslında bunu, daha önce ayrıntılarıyla, Mecliste çok soru önergesi verildi falan, onlara yazılı  sorularla gönderdik ama tekrar anlatmış olacağız.  - 2 0 7 -
Sayfa 60 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  V.- GENSORU (Devam)  A) ÖN GÖRÜŞMELER (Devam)  /.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, "Demokra­ tik açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Devam)  BAŞKAN - Önerge üzerinde Hükümet adına İçişleri Bakanı Beşir Atalay.  Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hak­ kımda verilen gensoru ile ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla se­ lamlıyorum.  Sözlerime başlarken, bugün idrak edeceğimiz Mevlit Kandili'ni tebrik ediyorum milletimizin,  Rabb'im hayırlara vesile eylesin diyorum.  Balıkesir'de grizu patlamasında hayatlarını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet diliyorum,  ailelerine başsağlığı diliyorum.  Yine bugün, Türkiye, yetiştirdiği değerlerden, önemli bilim adamlarımızdan birini kaybetti. Ül­ keler arası ismi olan, ülkemizi yurt dışında temsil eden rahmetli İhsan Doğramacı'ya buradan rah­ met diliyorum, ailesine de başsağlığı diliyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle belirtmem gerekir ki gensoru önergesinde yer  alan iddiaların tamamı mesnetsizdir.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Yemin edebilir misiniz? Bir yemin edin.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bu iddiaların doğru olmadığı söz konusu gö­ rüşmenin nam taraflarınca açıkça beyan edilmiştir.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Mevlit Kandili, bir yemin et.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Buna rağmen, tutuklu bir eski milletveki­ linin tamamen mesnetsiz sözlerinden hareketle bu gensoru önergesinin verilmiş olması büyük bir  talihsizliktir.  Esasen bu gensoru muhalefetin ne kadar zor durumda olduğunu da göstermektedir, her şeyden,  bu yalan yanlış gelişmelerden medet uman ve bunu koca Meclise getirip buralarda böyle anlamsız  vakit harcamaya sebep olan muhalefetin çaresizliğinin de bir işaretidir. (CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Sizden izin mi alacaktık!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yine de bu gensoru -burada değerli ha­ tipler gerçekten çok güzel hususlara işaret ettiler- birçok şeyin konuşulmasına vesile oluyor, ben de  bu süreci bir defa daha hem yüce Meclise hem de milletimize buradan anlatma imkânı bulmuş ola­ cağım. Aslında bunu, daha önce ayrıntılarıyla, Mecliste çok soru önergesi verildi falan, onlara yazılı  sorularla gönderdik ama tekrar anlatmış olacağız.  - 2 0 7 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 8 - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık dört ay önce Habur'da neler olduğunu hepimiz  aşağı yukarı biliyoruz. "Habur'da bir grubun ülkemize giriş yapacağı ve bu grubun gelişinde bir par­ tinin de oralarda gösteriler düzenleyeceği." gibi haberler bize ulaştığında, o zaman DTP'nin Genel  Başkanı Ahmet Türk'ü ben aradım ve görüşmeye davet ettim. Kapatılan DTP'nin Genel Başkanı  Sayın Türk, Sayın Sakık'la birlikte Tarım Bakanımızın makamına geldiler ve Tarım Bakanlığımızın  makamında Tarım Bakanımızla birlikte görüştük. Esasen bunu, hemen birkaç gün sonra yaptığımız  basın toplantısında da açıkladık.  Görüşmemizin konusu şudur, tutanaklarda olsun diye özel olarak bunları ifade ediyorum: Yap­ tığımız bu görüşmede gelişler sırasında herhangi bir yasa dışı eyleme, huzur ve güvenliği bozacak  bir olaya sebebiyet verilmemesi için herkesin sorumlu davranması ve katkıda bulunması hususu ele  alınmıştır. Görüşmemizin tek konusu budur ve Sayın Türk "Bizzat oraya gideceğim ve bunları ön­ leyeceğim." demiştir.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ama düğün dernek yapılıyordu o gün orada!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ama birçok şey önlenememiştir. Ben de  ondan sonra basın toplantımda "Maalesef, bu sürece büyük bir darbe vuruldu." demişimdir.  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'ya düğün dernek yapıldı!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - "Süreç âdeta tahrip edildi." demişimdir...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Ahmet Türk, emniyet müdürü mü Sayın Bakan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .ve Başbakanımız da o görüntülerle ilgili,  Başbakanımızın o sözünü ettiğiniz grup konuşmasını yaptığında henüz o görüntüler yoktu.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Vardı Sayın Bakan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - O görüntülerden sonra Sayın Başbakanımız  da o görüntüleri onaylamadığımızı çok ileri ifadelerle dile getirmiştir. Şimdi... Şimdi... (CHP sıra­ larından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Tarihlere doğru bakın Sayın Bakan!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyin.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli milletvekilleri, gensoru önergesinde  "gizli" diye nitelenen bu görüşmeyi aslında basın toplantısında da açıkladık. Bir defa, İçişleri Bakanı  her görüşmesini basma açıklamak durumunda değil. İki, İçişleri Bakanının Mecliste grubu bulunan  bir partinin Genel Başkanıyla Türkiye'nin önemli bir meselesini görüşmesi, yanlış değil, aslında  daha çok gerekir. Keşke bu diyaloglar daha çok olsa. Ben Sayın Baykal'la bakanlığım döneminde bir­ kaç defa görüştüm, hiçbirisi basında yer almadı. (CHP sıralarından "Nerede?" sesleri) Hiçbirisi ba­ sında yer almadı...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Nerede görüştünüz?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ama Sayın Baykal'a çalışmalarla ilgili  bilgi sundum.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Gizli değil ama, gizli değil o. Basın işi değil, güvenlik koruma­ larının...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Susun da dinleyelim kardeşim ya! Bir susun ya!
Sayfa 61 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 0 8 - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık dört ay önce Habur'da neler olduğunu hepimiz  aşağı yukarı biliyoruz. "Habur'da bir grubun ülkemize giriş yapacağı ve bu grubun gelişinde bir par­ tinin de oralarda gösteriler düzenleyeceği." gibi haberler bize ulaştığında, o zaman DTP'nin Genel  Başkanı Ahmet Türk'ü ben aradım ve görüşmeye davet ettim. Kapatılan DTP'nin Genel Başkanı  Sayın Türk, Sayın Sakık'la birlikte Tarım Bakanımızın makamına geldiler ve Tarım Bakanlığımızın  makamında Tarım Bakanımızla birlikte görüştük. Esasen bunu, hemen birkaç gün sonra yaptığımız  basın toplantısında da açıkladık.  Görüşmemizin konusu şudur, tutanaklarda olsun diye özel olarak bunları ifade ediyorum: Yap­ tığımız bu görüşmede gelişler sırasında herhangi bir yasa dışı eyleme, huzur ve güvenliği bozacak  bir olaya sebebiyet verilmemesi için herkesin sorumlu davranması ve katkıda bulunması hususu ele  alınmıştır. Görüşmemizin tek konusu budur ve Sayın Türk "Bizzat oraya gideceğim ve bunları ön­ leyeceğim." demiştir.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ama düğün dernek yapılıyordu o gün orada!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ama birçok şey önlenememiştir. Ben de  ondan sonra basın toplantımda "Maalesef, bu sürece büyük bir darbe vuruldu." demişimdir.  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'ya düğün dernek yapıldı!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - "Süreç âdeta tahrip edildi." demişimdir...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Ahmet Türk, emniyet müdürü mü Sayın Bakan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .ve Başbakanımız da o görüntülerle ilgili,  Başbakanımızın o sözünü ettiğiniz grup konuşmasını yaptığında henüz o görüntüler yoktu.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Vardı Sayın Bakan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - O görüntülerden sonra Sayın Başbakanımız  da o görüntüleri onaylamadığımızı çok ileri ifadelerle dile getirmiştir. Şimdi... Şimdi... (CHP sıra­ larından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Tarihlere doğru bakın Sayın Bakan!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyin.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli milletvekilleri, gensoru önergesinde  "gizli" diye nitelenen bu görüşmeyi aslında basın toplantısında da açıkladık. Bir defa, İçişleri Bakanı  her görüşmesini basma açıklamak durumunda değil. İki, İçişleri Bakanının Mecliste grubu bulunan  bir partinin Genel Başkanıyla Türkiye'nin önemli bir meselesini görüşmesi, yanlış değil, aslında  daha çok gerekir. Keşke bu diyaloglar daha çok olsa. Ben Sayın Baykal'la bakanlığım döneminde bir­ kaç defa görüştüm, hiçbirisi basında yer almadı. (CHP sıralarından "Nerede?" sesleri) Hiçbirisi ba­ sında yer almadı...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Nerede görüştünüz?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ama Sayın Baykal'a çalışmalarla ilgili  bilgi sundum.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Gizli değil ama, gizli değil o. Basın işi değil, güvenlik koruma­ larının...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Susun da dinleyelim kardeşim ya! Bir susun ya!  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bir iki tasanda hatta Anayasa değişikli­ ğinde Mecliste destek vermelerini istedim. Bu yanlış değil arkadaşlar, bu güzel bir şey. Bir bakanın  ana muhalefet partisi Genel Başkanını araması, randevu alması, bilgi sunması, desteğini istemesi çok  normal bir şey. Keşke ülkemizde bunlar daha çok olabilse. Bu, böyle bir muhalefet anlayışı olmasa  da diyaloga açık, güzel şeyleri paylaşan, iktidara destek veren zaman zaman, zaman zaman uyaran  bir muhalefet olsa.  Şimdi, burada kınanıyor, "Niye görüştün?" diye. Yani, aslında bu durumlarda görüşülmemesi iyi  bir şey değildir. (CHP sıralarından gürültüler)  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Niye görüştün değil, pazarlık pazarlık.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Şimdi, bakın Türkiye'de tabii, eleştirmek  için değil, değerli arkadaşlar, bakın, ülkemizin gerçekleri bunlar, maalesef üzücü şeyler.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Niye görüştün diye değil, ayarlamalan anlat Sayın Bakan. (CHP sı­ ralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müsaade edin lütfen.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bir Başbakan ülkenin en yakıcı sorununu  ve bununla ilgili çözüm yollarını görüşmek için muhalefet liderlerinden, ana muhalefet ve diğer mu­ halefet liderlerinden randevu istiyor ama randevu vermiyorlar.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Verdik, verdik.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Böyle bir muhalefet anlayışı! Onun için bu  görüşmeler onlara tuhaf geliyor. Birisi de "Kameralar önünde görüşelim." diyor. Böyle bir muhale­ fet olur mu arkadaşlar?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Olur, olur.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Böyle iktidar olmaz?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Böyle Başbakana böyle olur.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bunları ciddi ciddi ülkemizin meseleleri  olarak bizim çok düşünmemiz ve tartışmamız lazım, esas büyük meseleler bunlar.  Efendim, orada, gensoruda ifade edildiği gibi, işte, bir cümle söylenmiş, bu cümleyle ilgili "Ben  bunu alayım, götüreyim gensoru vereyim"den ziyade, önceki söylediklerime kafa yoralım. Şimdi, bu  olay ne? Ben "Böyle bir cümlem yok, böyle bir konu konuşulmadı." diyorum, aynen; taraflar aynı  şeyi söylüyor, Sayın Tanm Bakanımız söylüyor...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Yemin edebilir misin?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...Sayın Sakık söylüyor, Sayın Türk söy­ lüyor. Habur'la ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı açıklama yapıyor, Diyarbakır Valisi açıklama  yapıyor ama nedense ne ana muhalefet ne yavru muhalefet bunun hiçbirine inanmıyor. (CHP ve MHP  sıralarından gürültüler; MHP sıralanndan "Yuh" sesleri)  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Terbiyeli ol! Terbiyeli ol!  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Haddini bil!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Hiçbirine inanmıyor, sadece bir kişiye ina­ nıyor Cumhuriyet Halk Partisi, o da şu anda cezaevinde, tutuklu olan birisi, sadece buna inanıyorlar.  Ne bunlarla görüşülmüş ne ben onu tanınm ama cezaevindeki bir kişiye inanarak böyle...  - 2 0 9 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bir iki tasanda hatta Anayasa değişikli­ ğinde Mecliste destek vermelerini istedim. Bu yanlış değil arkadaşlar, bu güzel bir şey. Bir bakanın  ana muhalefet partisi Genel Başkanını araması, randevu alması, bilgi sunması, desteğini istemesi çok  normal bir şey. Keşke ülkemizde bunlar daha çok olabilse. Bu, böyle bir muhalefet anlayışı olmasa  da diyaloga açık, güzel şeyleri paylaşan, iktidara destek veren zaman zaman, zaman zaman uyaran  bir muhalefet olsa.  Şimdi, burada kınanıyor, "Niye görüştün?" diye. Yani, aslında bu durumlarda görüşülmemesi iyi  bir şey değildir. (CHP sıralarından gürültüler)  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Niye görüştün değil, pazarlık pazarlık.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Şimdi, bakın Türkiye'de tabii, eleştirmek  için değil, değerli arkadaşlar, bakın, ülkemizin gerçekleri bunlar, maalesef üzücü şeyler.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Niye görüştün diye değil, ayarlamalan anlat Sayın Bakan. (CHP sı­ ralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müsaade edin lütfen.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bir Başbakan ülkenin en yakıcı sorununu  ve bununla ilgili çözüm yollarını görüşmek için muhalefet liderlerinden, ana muhalefet ve diğer mu­ halefet liderlerinden randevu istiyor ama randevu vermiyorlar.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Verdik, verdik.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Böyle bir muhalefet anlayışı! Onun için bu  görüşmeler onlara tuhaf geliyor. Birisi de "Kameralar önünde görüşelim." diyor. Böyle bir muhale­ fet olur mu arkadaşlar?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Olur, olur.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Böyle iktidar olmaz?  FATMA NUR SERTER (İstanbul) - Böyle Başbakana böyle olur.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bunları ciddi ciddi ülkemizin meseleleri  olarak bizim çok düşünmemiz ve tartışmamız lazım, esas büyük meseleler bunlar.  Efendim, orada, gensoruda ifade edildiği gibi, işte, bir cümle söylenmiş, bu cümleyle ilgili "Ben  bunu alayım, götüreyim gensoru vereyim"den ziyade, önceki söylediklerime kafa yoralım. Şimdi, bu  olay ne? Ben "Böyle bir cümlem yok, böyle bir konu konuşulmadı." diyorum, aynen; taraflar aynı  şeyi söylüyor, Sayın Tanm Bakanımız söylüyor...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Yemin edebilir misin?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...Sayın Sakık söylüyor, Sayın Türk söy­ lüyor. Habur'la ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı açıklama yapıyor, Diyarbakır Valisi açıklama  yapıyor ama nedense ne ana muhalefet ne yavru muhalefet bunun hiçbirine inanmıyor. (CHP ve MHP  sıralarından gürültüler; MHP sıralanndan "Yuh" sesleri)  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Terbiyeli ol! Terbiyeli ol!  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Haddini bil!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Hiçbirine inanmıyor, sadece bir kişiye ina­ nıyor Cumhuriyet Halk Partisi, o da şu anda cezaevinde, tutuklu olan birisi, sadece buna inanıyorlar.  Ne bunlarla görüşülmüş ne ben onu tanınm ama cezaevindeki bir kişiye inanarak böyle...  - 2 0 9 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ama hepsi onun dediği gibi oldu.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Şimdi, böyle bir Meclis olur mu arkadaşlar?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sen Bakan olursan böyle olur tabii.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Böyle bir muhalefet olur mu? Allah aşkına  söyleyin. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, sakin olalım.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tür­ kiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Giriş yapanlarla ilgili tüm işlemler bağımsız yargı organları­ nın görev ve yetkileri dâhilinde ve hukuk çerçevesinde gerçekleşmiştir.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl girdi oraya?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sınırdan giriş yapan grupla ilgili hukuki iş­ lemler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250'nci maddesiyle yetkili ve görevli Diyarbakır  Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüştür.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hâkimin ne işi var, hâkimin?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca Di­ yarbakır Valiliğinden ve ilgili güvenlik birimlerinden alınan bilgileri de değerlendirmek suretiyle,  soruşturma işlemlerinin kendi yetki alanında bulunan Habur Sınır Kapısı'nda gerçekleştirilmesi yö­ nünde karar verilmiştir, kendi yetki alanıdır. Anlaşılmıyor, istismar ediliyor.  Bakın, arkadaşlar, bu bölge, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısının özel olarak yetkilendirildiği  bir alandır. Şırnak'a da gidebilir, Ağrı'ya da gidebilir, Doğubeyazıt'a da gidebilir, hepsine gidebilir;  kendi yargı ve yetki alanıdır.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl gider?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Milletimize, bunu istismar ederek "çadır  mahkeme" falan diye anlatıyorsunuz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bırak savcıyı!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Çok ayıp ediyorsunuz, yargıya hakaret edi­ yorsunuz, yargıyı rencide ediyorsunuz. (CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl gider? Hâkimin nasıl gittiğini anlatın.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Diğer yandan, kişilerin ne söyledikleri, ve­ saire, kimse bunu bilmiyor, bunu ancak yargı biliyor, o dosyalardadır.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hâkimin ne işi var orada?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bunları da Diyarbakır Başsavcısı açıklıyor,  ona kulak verin, ben bilmiyorum ne söylediklerini.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl gitmiş?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Şunu söylediler diye de. . .  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkimi kim gönderdi?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ama burada ifade ediliyor.  ERKAN AKÇAY (Manisa) - Vali Yardımcısının eline mektup verdiler, onu açıkla.  - 2 1 0 -
Sayfa 63 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ama hepsi onun dediği gibi oldu.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Şimdi, böyle bir Meclis olur mu arkadaşlar?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sen Bakan olursan böyle olur tabii.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Böyle bir muhalefet olur mu? Allah aşkına  söyleyin. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, sakin olalım.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tür­ kiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Giriş yapanlarla ilgili tüm işlemler bağımsız yargı organları­ nın görev ve yetkileri dâhilinde ve hukuk çerçevesinde gerçekleşmiştir.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl girdi oraya?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sınırdan giriş yapan grupla ilgili hukuki iş­ lemler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250'nci maddesiyle yetkili ve görevli Diyarbakır  Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüştür.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hâkimin ne işi var, hâkimin?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca Di­ yarbakır Valiliğinden ve ilgili güvenlik birimlerinden alınan bilgileri de değerlendirmek suretiyle,  soruşturma işlemlerinin kendi yetki alanında bulunan Habur Sınır Kapısı'nda gerçekleştirilmesi yö­ nünde karar verilmiştir, kendi yetki alanıdır. Anlaşılmıyor, istismar ediliyor.  Bakın, arkadaşlar, bu bölge, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısının özel olarak yetkilendirildiği  bir alandır. Şırnak'a da gidebilir, Ağrı'ya da gidebilir, Doğubeyazıt'a da gidebilir, hepsine gidebilir;  kendi yargı ve yetki alanıdır.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl gider?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Milletimize, bunu istismar ederek "çadır  mahkeme" falan diye anlatıyorsunuz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bırak savcıyı!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Çok ayıp ediyorsunuz, yargıya hakaret edi­ yorsunuz, yargıyı rencide ediyorsunuz. (CHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl gider? Hâkimin nasıl gittiğini anlatın.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Diğer yandan, kişilerin ne söyledikleri, ve­ saire, kimse bunu bilmiyor, bunu ancak yargı biliyor, o dosyalardadır.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hâkimin ne işi var orada?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bunları da Diyarbakır Başsavcısı açıklıyor,  ona kulak verin, ben bilmiyorum ne söylediklerini.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkim nasıl gitmiş?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Şunu söylediler diye de. . .  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Hâkimi kim gönderdi?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ama burada ifade ediliyor.  ERKAN AKÇAY (Manisa) - Vali Yardımcısının eline mektup verdiler, onu açıkla.  - 2 1 0 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın  Sözcüsü kalktı, burada yalan ifade edildiğinden falan...  Bakın, ben bugünkü konuşmaları çıkarayım, sözcünüzün söylediğinin yüzde 90'ı yalan, Grup  Başkan Vekilinizin söylediğinin yüzde 90'ı yalan! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Senin söylediğinin hepsi yalan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yalanlarla gensoru veriyorsunuz, yalanlarla!  (CHP sıralarından gürültüler)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Senin söylediğinin hepsi yalan, yüzde yüzü yalan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Evet...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Siz kendiniz gibi biliyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Bir Bakan böyle konuşuyorsa yalan konuşuyordur.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Efendim, evet, yalanlarla, iftiralarla gensoru  veriyorsunuz.  Müsteşarımın görevlendirilmesi... Ben İçişleri Bakanlığıyım, iç güvenlikten sorumluyum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Hiç de belli olmuyor yani, hiç belli olmuyor.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Eğer bir bölgede birden fazla ili ilgilendi­ ren bir sorun varsa Müsteşarın sorumluluğudur ve ben onu gönderirim. Göndermeseydim eğer belki  "Niye gitmedi?" denmesi lazımdı, "Bu kadar önemli olaylar oluyor Müsteşar nerede, İçişleri Bakanı  nerede?" demeniz lazımdı.  ERKAN AKÇAY (Manisa) - Mektubu ne yaptınız?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir de mektup yalanı  var. Tutanakta böyle bir şey yok, böyle bir mektup yok.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gazetelerde var Sayın Bakan.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Burada MHP'nin sayın sözcüsü de ifade  etti, yalan!  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gazetede var ama...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Böyle bir şey yok, yalan! Bakın, biz öyle...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Televizyonlarda bültenlerde gösterdiler, 72 milyon gördü.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz öyle, teröristbaşıyla,  illegal örgütlerle falan pazarlık yapmadık, yapmayız ve onu muhalefete de yakıştırmayız, bu Meclis  çatısı altında kimseye yakıştırmayız, bundan da emin olun.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Herhalde yuttunuz o mektubu!  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, ara verin, Bakan kalp krizi geçirecek.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu  da müsaadenizle ifade etmek istiyorum...  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'yı baş tacı yaptınız.  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  - 2 1 1 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın  Sözcüsü kalktı, burada yalan ifade edildiğinden falan...  Bakın, ben bugünkü konuşmaları çıkarayım, sözcünüzün söylediğinin yüzde 90'ı yalan, Grup  Başkan Vekilinizin söylediğinin yüzde 90'ı yalan! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Senin söylediğinin hepsi yalan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yalanlarla gensoru veriyorsunuz, yalanlarla!  (CHP sıralarından gürültüler)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Senin söylediğinin hepsi yalan, yüzde yüzü yalan!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Evet...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Siz kendiniz gibi biliyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Bir Bakan böyle konuşuyorsa yalan konuşuyordur.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Efendim, evet, yalanlarla, iftiralarla gensoru  veriyorsunuz.  Müsteşarımın görevlendirilmesi... Ben İçişleri Bakanlığıyım, iç güvenlikten sorumluyum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Hiç de belli olmuyor yani, hiç belli olmuyor.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Eğer bir bölgede birden fazla ili ilgilendi­ ren bir sorun varsa Müsteşarın sorumluluğudur ve ben onu gönderirim. Göndermeseydim eğer belki  "Niye gitmedi?" denmesi lazımdı, "Bu kadar önemli olaylar oluyor Müsteşar nerede, İçişleri Bakanı  nerede?" demeniz lazımdı.  ERKAN AKÇAY (Manisa) - Mektubu ne yaptınız?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir de mektup yalanı  var. Tutanakta böyle bir şey yok, böyle bir mektup yok.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gazetelerde var Sayın Bakan.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Burada MHP'nin sayın sözcüsü de ifade  etti, yalan!  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gazetede var ama...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Böyle bir şey yok, yalan! Bakın, biz öyle...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Televizyonlarda bültenlerde gösterdiler, 72 milyon gördü.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz öyle, teröristbaşıyla,  illegal örgütlerle falan pazarlık yapmadık, yapmayız ve onu muhalefete de yakıştırmayız, bu Meclis  çatısı altında kimseye yakıştırmayız, bundan da emin olun.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Herhalde yuttunuz o mektubu!  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, ara verin, Bakan kalp krizi geçirecek.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu  da müsaadenizle ifade etmek istiyorum...  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'yı baş tacı yaptınız.  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  - 2 1 1 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 2 - İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Muhalefetin bu görüntüleri istismar ede­ rek, geri dönüşlerin ve teslim oluşların özünü gizleme çabası kabul edilemez.  Burada bir sayın bayan milletvekili var, ben ne zaman kürsüye çıksam konuşmaya başlıyor. (AK  PARTİ sıralarından alkışlar) Sanki milletvekili değil, buraya bağırmaya gelmiş, böyle bir şey olamaz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ben milletvekiliyim...  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Silah bırakan herkes yasalarımız çerçeve­ sinde dağdan inebilir ve inmelidir. Terörü sonlandırmanın yolu terör örgütünün silah bırakmasından  geçmektedir. Benzer sorunlarla karşılaşmış olan diğer ülkelerin tecrübeleri de bunu göstermektedir.  Değerli arkadaşlar, bakın, dağdan inişlerin özünde işte bu silah bırakma vardır. Eğer, eli silahlı  bazı kişiler silahlarını bırakıp ülkeye geliyorlarsa bu, terörle mücadelenin hedeflediği durumlardan  biridir. Ülkemizde de terör örgütleri mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, toplumsal huzur  ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesi amacıyla değişik tarihlerde buna benzer yasal dü­ zenlemeler yapılmıştır. Bunun için ta 1985 yılından beri topluma kazandırma yasaları çıkarılmıştır  ve şu anda Ceza Kanunu'nun 221 'inci maddesi bu fonksiyonu görmektedir ve dolayısıyla...  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Bunların hiçbiri çözüm değil Sayın Bakan.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .şu anda da uygulanan budur, eğer gelir­ lerse uygulanacak olan budur, başka bir şey değildir.  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Onlar gelmeyecekler zaten.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Meclis olarak bakın, muhalefet olarak, böyle  ciddi bir konuda insaflı olalım. Bakın, buna engel oluyorsunuz. Biz istedik ki bunu beraber yürüte­ lim. Şu anda AK PARTİ bunu çözecek diye rahatsız oluyorsunuz. Bu çözülecek, terör bitecek, Tür­ kiye'de kardeşlik kurulacak ve siz gelecekte yargılanacaksınız, gelecekte...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Önce siz biteceksiniz, ondan sonra da o bitecek!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .milletin zihninde! (AK PARTİ sıraların­ dan alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'yı baş tacı yapmayın!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - "Böyle, Türkiye'nin en yakıcı terör soru­ nunun çözülmesinde hiçbir katkı vermedikleri gibi buna engel oldular bu muhalefet." diye zaten  gençler bunu diyor artık. Yakında zaten çağ dışı, ilkel bir statükonun temsilcisi olan görüşleriniz  falan rafa kalkacak, öyle bir parti ve görüş olmayacak yakında, bunu da bilin. (AK PARTİ sıraların­ dan alkışlar)  CANAN ARITMAN (İzmir) - Neyse ki vatan haini değiliz! Neyse ki vatan haini değiliz!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli milletvekilleri, AK PARTİ hükü­ metleri olarak baştan beri, Türkiye'nin sürekli ihmal edilmiş ve kronikleşmiş sorunlarını çözmekle  meşgulüz. Sorunları istismar etmek, çözümsüzlüğü savunmak kolaydır, muhalefetin yaptığı gibi. Bu  yola başvurmak da büyük bir kolaycılıktır, zor olan çözmektir, zor olan çözmektir.  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Yaptığın işi söyle Allah aşkına! Ne yaptın, onu söyle!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Zira sorunları çözmek irade ister, cesaret  ister, kararlılık gerektirir, vizyon gerektirir...
Sayfa 65 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 2 - İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Muhalefetin bu görüntüleri istismar ede­ rek, geri dönüşlerin ve teslim oluşların özünü gizleme çabası kabul edilemez.  Burada bir sayın bayan milletvekili var, ben ne zaman kürsüye çıksam konuşmaya başlıyor. (AK  PARTİ sıralarından alkışlar) Sanki milletvekili değil, buraya bağırmaya gelmiş, böyle bir şey olamaz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ben milletvekiliyim...  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Silah bırakan herkes yasalarımız çerçeve­ sinde dağdan inebilir ve inmelidir. Terörü sonlandırmanın yolu terör örgütünün silah bırakmasından  geçmektedir. Benzer sorunlarla karşılaşmış olan diğer ülkelerin tecrübeleri de bunu göstermektedir.  Değerli arkadaşlar, bakın, dağdan inişlerin özünde işte bu silah bırakma vardır. Eğer, eli silahlı  bazı kişiler silahlarını bırakıp ülkeye geliyorlarsa bu, terörle mücadelenin hedeflediği durumlardan  biridir. Ülkemizde de terör örgütleri mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, toplumsal huzur  ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesi amacıyla değişik tarihlerde buna benzer yasal dü­ zenlemeler yapılmıştır. Bunun için ta 1985 yılından beri topluma kazandırma yasaları çıkarılmıştır  ve şu anda Ceza Kanunu'nun 221 'inci maddesi bu fonksiyonu görmektedir ve dolayısıyla...  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Bunların hiçbiri çözüm değil Sayın Bakan.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .şu anda da uygulanan budur, eğer gelir­ lerse uygulanacak olan budur, başka bir şey değildir.  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Onlar gelmeyecekler zaten.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Meclis olarak bakın, muhalefet olarak, böyle  ciddi bir konuda insaflı olalım. Bakın, buna engel oluyorsunuz. Biz istedik ki bunu beraber yürüte­ lim. Şu anda AK PARTİ bunu çözecek diye rahatsız oluyorsunuz. Bu çözülecek, terör bitecek, Tür­ kiye'de kardeşlik kurulacak ve siz gelecekte yargılanacaksınız, gelecekte...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Önce siz biteceksiniz, ondan sonra da o bitecek!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .milletin zihninde! (AK PARTİ sıraların­ dan alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'yı baş tacı yapmayın!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - "Böyle, Türkiye'nin en yakıcı terör soru­ nunun çözülmesinde hiçbir katkı vermedikleri gibi buna engel oldular bu muhalefet." diye zaten  gençler bunu diyor artık. Yakında zaten çağ dışı, ilkel bir statükonun temsilcisi olan görüşleriniz  falan rafa kalkacak, öyle bir parti ve görüş olmayacak yakında, bunu da bilin. (AK PARTİ sıraların­ dan alkışlar)  CANAN ARITMAN (İzmir) - Neyse ki vatan haini değiliz! Neyse ki vatan haini değiliz!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Değerli milletvekilleri, AK PARTİ hükü­ metleri olarak baştan beri, Türkiye'nin sürekli ihmal edilmiş ve kronikleşmiş sorunlarını çözmekle  meşgulüz. Sorunları istismar etmek, çözümsüzlüğü savunmak kolaydır, muhalefetin yaptığı gibi. Bu  yola başvurmak da büyük bir kolaycılıktır, zor olan çözmektir, zor olan çözmektir.  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Yaptığın işi söyle Allah aşkına! Ne yaptın, onu söyle!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Zira sorunları çözmek irade ister, cesaret  ister, kararlılık gerektirir, vizyon gerektirir...  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'yla mücadele edenleri hapse tıkmaktır!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...en önemlisi de güçlü bir liderlik gerek­ tirir, güçlü! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CANAN ARITMAN (İzmir) - Öcalan'ı getireni hapse tıkmaktır!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ben, Ahmet Türk'ün.. . Biraz önce, Sayın  Sakık'a ifade ediyordunuz...  CANAN ARITMAN (İzmir) - İmralı komutanını hapse tıkmaktır!  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ahmet Türk'ün Sayın Baykal'la eski gö­ rüşmelerine ilişkin çok şeyler biliyorum, onlar gazetelere yansıdı.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Söyle ya!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Biz öyle, sırf bir olay olmasın diye, İçişleri  Bakanı, Tarım Bakanı, bir siyasi parti genel başkanıyla görüşüyoruz. Sayın Baykal'ın Sayın Türk'le  görüşmelerinin ne öyküleri var, kendileri anlatıyor.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Bilip de anlatmıyorsan namertsin!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Rakılı ciğer yemeklerinde neler konuş­ muşlar, bunları Türk anlatıyor.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ayıp, ayıp! Bir bakan iftira atmaz, bir bakana iftira atmak  yakışmaz.  BAŞKAN - Sayın Arıtman...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bakın, biz küçük hesap yapmıyoruz, biz  büyük düşünüyoruz...  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Belli, belli!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ve çözümsüzlüğün değil, çözümün pe­ şindeyiz. İktidara geldiğimiz andan itibaren Başbakanımızın liderliğinde (CHP ve MHP sıralarından  "Ooo!" sesleri) bu ülkenin konuşulmayan, tabu olarak kabul edilen sorunlarını büyük bir cesaretle,  kararlılıkla ele aldık. İşte, o güçlü liderlik, bu unsurlardan en önemlisi, biraz önce söyledim.  Ancak henüz yolun ortasındayız, daha yapılması gereken çok şey var. Bu süreci baltalamaya  çalışanlara da üzerinde yürüdüğümüz çözüm yolunun, dönüşü olmayan tek yön olduğunu hatırlatmak  istiyorum. Bunun dönüşü yok. Allah'ın izniyle Türkiye -büyük ülke- terörünü de çözecek -Türkiye  artık eski Türkiye değil- ve içerideki bütün bu sosyal sorunlarını da çözecek. "Demokratik açılım"  bunun adıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Biz yıkmıyoruz, yapıyoruz, yıllardır izlenen yanlış politikalarla zedelenen toplumsal dokumuzu  tamir ediyoruz. İnsanımıza umutsuzluk değil, umut aşılıyoruz. Biz negatif değil, pozitif siyaset ya­ pıyoruz. İktidara geldiğimiz andan itibaren büyük Türkiye'nin önündeki engelleri kaldırmak için  canla başla çalışıyoruz.  Büyük Türkiye, herkesin daha müreffeh, daha eşit ve daha özgür olarak yaşadığı bir ülkedir.  Büyük Türkiye, komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen, bölgesinde bansın ve güvenliğin teminatı  olan bir ülkedir. Büyük Türkiye, küresel meselelerde belirleyici siyasi aktör olan Türkiye'dir. Büyük  Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olmak üzere, uluslararası organlarda yer alan ve dünya  politikalannda söz sahibi olan Türkiye'dir. Büyük Türkiye, G 20 toplantılarında diğer büyük ülke­ lerle küresel meseleleri tartışan ve karar mekanizmasında yer alan ülkedir.  - 2 1 3 -
Sayfa 66 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  CANAN ARITMAN (İzmir) - PKK'yla mücadele edenleri hapse tıkmaktır!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...en önemlisi de güçlü bir liderlik gerek­ tirir, güçlü! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CANAN ARITMAN (İzmir) - Öcalan'ı getireni hapse tıkmaktır!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ben, Ahmet Türk'ün.. . Biraz önce, Sayın  Sakık'a ifade ediyordunuz...  CANAN ARITMAN (İzmir) - İmralı komutanını hapse tıkmaktır!  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ahmet Türk'ün Sayın Baykal'la eski gö­ rüşmelerine ilişkin çok şeyler biliyorum, onlar gazetelere yansıdı.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Söyle ya!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Biz öyle, sırf bir olay olmasın diye, İçişleri  Bakanı, Tarım Bakanı, bir siyasi parti genel başkanıyla görüşüyoruz. Sayın Baykal'ın Sayın Türk'le  görüşmelerinin ne öyküleri var, kendileri anlatıyor.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Bilip de anlatmıyorsan namertsin!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Rakılı ciğer yemeklerinde neler konuş­ muşlar, bunları Türk anlatıyor.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Ayıp, ayıp! Bir bakan iftira atmaz, bir bakana iftira atmak  yakışmaz.  BAŞKAN - Sayın Arıtman...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bakın, biz küçük hesap yapmıyoruz, biz  büyük düşünüyoruz...  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Belli, belli!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ve çözümsüzlüğün değil, çözümün pe­ şindeyiz. İktidara geldiğimiz andan itibaren Başbakanımızın liderliğinde (CHP ve MHP sıralarından  "Ooo!" sesleri) bu ülkenin konuşulmayan, tabu olarak kabul edilen sorunlarını büyük bir cesaretle,  kararlılıkla ele aldık. İşte, o güçlü liderlik, bu unsurlardan en önemlisi, biraz önce söyledim.  Ancak henüz yolun ortasındayız, daha yapılması gereken çok şey var. Bu süreci baltalamaya  çalışanlara da üzerinde yürüdüğümüz çözüm yolunun, dönüşü olmayan tek yön olduğunu hatırlatmak  istiyorum. Bunun dönüşü yok. Allah'ın izniyle Türkiye -büyük ülke- terörünü de çözecek -Türkiye  artık eski Türkiye değil- ve içerideki bütün bu sosyal sorunlarını da çözecek. "Demokratik açılım"  bunun adıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Biz yıkmıyoruz, yapıyoruz, yıllardır izlenen yanlış politikalarla zedelenen toplumsal dokumuzu  tamir ediyoruz. İnsanımıza umutsuzluk değil, umut aşılıyoruz. Biz negatif değil, pozitif siyaset ya­ pıyoruz. İktidara geldiğimiz andan itibaren büyük Türkiye'nin önündeki engelleri kaldırmak için  canla başla çalışıyoruz.  Büyük Türkiye, herkesin daha müreffeh, daha eşit ve daha özgür olarak yaşadığı bir ülkedir.  Büyük Türkiye, komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen, bölgesinde bansın ve güvenliğin teminatı  olan bir ülkedir. Büyük Türkiye, küresel meselelerde belirleyici siyasi aktör olan Türkiye'dir. Büyük  Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olmak üzere, uluslararası organlarda yer alan ve dünya  politikalannda söz sahibi olan Türkiye'dir. Büyük Türkiye, G 20 toplantılarında diğer büyük ülke­ lerle küresel meseleleri tartışan ve karar mekanizmasında yer alan ülkedir.  - 2 1 3 - TBMM B:66 25 . 2 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, küreselleşme, tarihte hiç olmadığı kadar, iç ve dış politikayı birbirine  yaklaştırmış, birbirini belirleyici hâle getirmiştir. Dış politikadaki başarı, içerideki temel sorunların  halledilmesine, huzur ve barış ortamının konsolide edilmesine bağlıdır. Millî Birlik ve Kardeşlik Pro­ jesi, büyük Türkiye'nin ayağındaki prangalardan kurtulmasını sağlayacaktır.  Hepimizin çok iyi bildiği gibi, terör, ülkemizin küresel bir siyasi aktör olmasının önündeki en  önemli engellerden biridir. Bu nedenle, "Büyük Türkiye" idealinin gerçekleşmesi, içerideki terör gibi  ağırlıklarımızdan kurtulmakla mümkün olacaktır. Biz, bu engeli ortadan kaldırmak için uğraşıyoruz.  Terör meselesini tüm boyutlarıyla ele aldık, içeride ve dışarıda attığımız etkin adımlarla ve kapsamlı  çalışmalarla hedefe adım adım yaklaşıyoruz.  Bizi üzen şudur: Dışarıda devasa sorunları çözerken... Türkiye'ye dışarıdan baktığınızda dev bir  ülke.. .  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Vay be!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ama ülkemizin içerisine girdiğinizde,  ceviz kabuğunu doldurmayacak meselelerde bile büyük bir dirençle ve "Çözdürmeyiz." lobisiyle  mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Sadece "Çözdürmeyiz..." Yani doğrusu, insan buna Türkiye  Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak üzülüyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi tamamlar mısınız.  Buyurun.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yılların terörü, 40 bin kişiye mal olmuş, 40  bin can vermişiz, 40 bin... Enerjimiz gitmiş. "Gelin, oturalım, bu sorunu çözelim." diyoruz, bunu gö­ rüşelim, bunu görüşelim...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Kiminle oturdunuz?  RAHMİ GÜNER (Ordu) - PKK'yla mı?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ama iki muhalefet partisi bunu konuşmu­ yor bile. Peki, siyasi partiler ne için vardır arkadaşlar? Siyasi partiler ne için vardır? Ülkenin sorun­ larını konuşmayacaksa, çözmeyecekse, siyasi partinin ne anlamı vardır?  OKTAY VURAL (İzmir) - Mecliste konuşuyoruz ya, duymuyor musunuz?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ve biz bu çatıyı bu işlerin en önemli ko­ nuşma ve tartışma mercisi yaptık, bu çatının altına getirdik. Hep dedik ki baştan beri: "Meclisle..."  Ama Meclisteki partiler, bu konuda, "Biz katiyen yer almayız, katiyen çözdürmeyiz. Bu konu çö­ zülmesin, devam etsin." diyorlar, "Devam etsin..." Bu, bu demek, başka bir şey değil.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Öyle bir şey yok.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Öyle bir niyetimiz olamaz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bundan nemalananlar, statükonun temsil­ cileri bunların çözülmesini istemiyor.  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - O sensin!  MUHARREM VARLI (Adana) - O sensin, sen!  - 2 1 4 -
Sayfa 67 -
TBMM B:66 25 . 2 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, küreselleşme, tarihte hiç olmadığı kadar, iç ve dış politikayı birbirine  yaklaştırmış, birbirini belirleyici hâle getirmiştir. Dış politikadaki başarı, içerideki temel sorunların  halledilmesine, huzur ve barış ortamının konsolide edilmesine bağlıdır. Millî Birlik ve Kardeşlik Pro­ jesi, büyük Türkiye'nin ayağındaki prangalardan kurtulmasını sağlayacaktır.  Hepimizin çok iyi bildiği gibi, terör, ülkemizin küresel bir siyasi aktör olmasının önündeki en  önemli engellerden biridir. Bu nedenle, "Büyük Türkiye" idealinin gerçekleşmesi, içerideki terör gibi  ağırlıklarımızdan kurtulmakla mümkün olacaktır. Biz, bu engeli ortadan kaldırmak için uğraşıyoruz.  Terör meselesini tüm boyutlarıyla ele aldık, içeride ve dışarıda attığımız etkin adımlarla ve kapsamlı  çalışmalarla hedefe adım adım yaklaşıyoruz.  Bizi üzen şudur: Dışarıda devasa sorunları çözerken... Türkiye'ye dışarıdan baktığınızda dev bir  ülke.. .  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Vay be!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - ...ama ülkemizin içerisine girdiğinizde,  ceviz kabuğunu doldurmayacak meselelerde bile büyük bir dirençle ve "Çözdürmeyiz." lobisiyle  mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Sadece "Çözdürmeyiz..." Yani doğrusu, insan buna Türkiye  Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak üzülüyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakan, lütfen sözlerinizi tamamlar mısınız.  Buyurun.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yılların terörü, 40 bin kişiye mal olmuş, 40  bin can vermişiz, 40 bin... Enerjimiz gitmiş. "Gelin, oturalım, bu sorunu çözelim." diyoruz, bunu gö­ rüşelim, bunu görüşelim...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Kiminle oturdunuz?  RAHMİ GÜNER (Ordu) - PKK'yla mı?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ama iki muhalefet partisi bunu konuşmu­ yor bile. Peki, siyasi partiler ne için vardır arkadaşlar? Siyasi partiler ne için vardır? Ülkenin sorun­ larını konuşmayacaksa, çözmeyecekse, siyasi partinin ne anlamı vardır?  OKTAY VURAL (İzmir) - Mecliste konuşuyoruz ya, duymuyor musunuz?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ve biz bu çatıyı bu işlerin en önemli ko­ nuşma ve tartışma mercisi yaptık, bu çatının altına getirdik. Hep dedik ki baştan beri: "Meclisle..."  Ama Meclisteki partiler, bu konuda, "Biz katiyen yer almayız, katiyen çözdürmeyiz. Bu konu çö­ zülmesin, devam etsin." diyorlar, "Devam etsin..." Bu, bu demek, başka bir şey değil.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Öyle bir şey yok.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Öyle bir niyetimiz olamaz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bundan nemalananlar, statükonun temsil­ cileri bunların çözülmesini istemiyor.  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - O sensin!  MUHARREM VARLI (Adana) - O sensin, sen!  - 2 1 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bu, Parlamento dışında da var, dış ülke­ lerde de var. Ama biz biliyorduk yola çıkarken birilerinin bunu engellemek için uğraşacağını...  OKTAY VURAL (İzmir) - Milletin birliğini, bütünlüğünü korumak niye statüko olsun? Rahat­ sız mısınız korumamızdan?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .birilerinin bu konularda ne kadar acıma­ sız karşı çıkacağını biliyorduk.  OKTAY VURAL (İzmir) - Yemin içtik biz, yemin! Biz yemin içtik milletin bütünlüğünü koru­ yacağımıza!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Provokasyonlar olacağını biliyorduk. Onun  için de gayet tedbirliyiz, gayet tedbirliyiz, gayet kararlıyız ve samimiyetle -inşallah- ülkemizde kar­ deşlik tesis edilecek, güçlendirilecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Bakın, ülkemizin bir çakıl taşını, bir insanını feda etmeyiz. Bu projede üniter yapımız güçlene­ cek. Resmî dilimizle, eğitim dilimizle, o muhteşem bayrağımızla falan bu konunun bir ilgisi yok;  bunları tartıştırmayız biz. Biz bunları tartıştırmayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, GHP sırala­ rından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Habur'da var mıydı? Bayrak var mıydı?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Milletin kafasını böyle yanlış şeylerle yı­ kayanlar oldu ama millet şimdi bunları daha iyi anlıyor.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Habur'da Türk Bayrağı var mıydı?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Daha sakin sakin millet değerlendiriyor...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Bakan, yasaklamayla sorun çözülmez.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .ve bunun zaten muhatabı millet. Biz is­ tedik ki milletin temsilcileri, Meclis, el ele versin bu konuda ama Meclis vermiyor. (CHP ve MHP  sıralarından gürültüler) Bizim muhatabımız millet. Millet anlıyor, anlatıyoruz ve milletin desteğiyle  de -inşallah- bu projemizi yürütüyoruz ve yürüteceğiz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Habur'da Türk Bayrağı var mıydı? Türk Bayrağı var mıydı  orada?  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ve bizim demokratik açılımla sloganımız şu...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Neredeydi Türk Bayrağı?  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bütün toplumsal sorunlarımızı çözerken  sloganımız şu: "Herkes için daha fazla hak, daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi."  CANAN ARITMAN (İzmir) - Bayrak yok, bayrak!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yaptığımız bütün çalışmaların özünde bun­ lar olacaktır ve tamamıyla hukukun içinde kalarak, hukuk sistemimizi güçlendirerek bu çalışmaları  yürüteceğiz. Bunun dışında başka hiçbir şey olmayacak. Bütün dünyada terör adına, güvenlik adına  özgürlüklerin kısıtlandığı bir dönemde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 1 5 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bu, Parlamento dışında da var, dış ülke­ lerde de var. Ama biz biliyorduk yola çıkarken birilerinin bunu engellemek için uğraşacağını...  OKTAY VURAL (İzmir) - Milletin birliğini, bütünlüğünü korumak niye statüko olsun? Rahat­ sız mısınız korumamızdan?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .birilerinin bu konularda ne kadar acıma­ sız karşı çıkacağını biliyorduk.  OKTAY VURAL (İzmir) - Yemin içtik biz, yemin! Biz yemin içtik milletin bütünlüğünü koru­ yacağımıza!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Provokasyonlar olacağını biliyorduk. Onun  için de gayet tedbirliyiz, gayet tedbirliyiz, gayet kararlıyız ve samimiyetle -inşallah- ülkemizde kar­ deşlik tesis edilecek, güçlendirilecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Bakın, ülkemizin bir çakıl taşını, bir insanını feda etmeyiz. Bu projede üniter yapımız güçlene­ cek. Resmî dilimizle, eğitim dilimizle, o muhteşem bayrağımızla falan bu konunun bir ilgisi yok;  bunları tartıştırmayız biz. Biz bunları tartıştırmayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, GHP sırala­ rından gürültüler)  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Habur'da var mıydı? Bayrak var mıydı?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Milletin kafasını böyle yanlış şeylerle yı­ kayanlar oldu ama millet şimdi bunları daha iyi anlıyor.  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Habur'da Türk Bayrağı var mıydı?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Daha sakin sakin millet değerlendiriyor...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Bakan, yasaklamayla sorun çözülmez.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .ve bunun zaten muhatabı millet. Biz is­ tedik ki milletin temsilcileri, Meclis, el ele versin bu konuda ama Meclis vermiyor. (CHP ve MHP  sıralarından gürültüler) Bizim muhatabımız millet. Millet anlıyor, anlatıyoruz ve milletin desteğiyle  de -inşallah- bu projemizi yürütüyoruz ve yürüteceğiz.  CANAN ARITMAN (İzmir) - Habur'da Türk Bayrağı var mıydı? Türk Bayrağı var mıydı  orada?  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Ve bizim demokratik açılımla sloganımız şu...  CANAN ARITMAN (İzmir) - Neredeydi Türk Bayrağı?  BAŞKAN - Sayın Arıtman, lütfen...  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Bütün toplumsal sorunlarımızı çözerken  sloganımız şu: "Herkes için daha fazla hak, daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi."  CANAN ARITMAN (İzmir) - Bayrak yok, bayrak!  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - Yaptığımız bütün çalışmaların özünde bun­ lar olacaktır ve tamamıyla hukukun içinde kalarak, hukuk sistemimizi güçlendirerek bu çalışmaları  yürüteceğiz. Bunun dışında başka hiçbir şey olmayacak. Bütün dünyada terör adına, güvenlik adına  özgürlüklerin kısıtlandığı bir dönemde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 1 5 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 6 - İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .Türkiye daima, daima özgürlükleri güç­ lendirerek, özgürlükleri artırarak yoluna devam etmiştir ve biz de aynı şekilde devam ediyoruz.  Ben sadece şunları söyleyerek bitirmek istiyorum... Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. De­ ğerli milletvekilleri, iftira ve dedikodulara dayanarak, hakkımda, yürüttüğümüz, Hükümetimizin yü­ rüttüğü çalışmalar hakkında gensoru verilmesi, konunun tekrar gündeme getirilerek vatandaşların  kafalarının bulandırılmaya çalışılmasının mantıkla ve iyi niyetle izah edilecek hiçbir tarafı yoktur ve  ben, bütün bu açıklamalara rağmen karalama kampanyalarına devam edenleri milletime havale edi­ yorum, Allah'a havale ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gü­ rültüler) Biz, gayet açık, şeffaf, ne yapıyorsak ülkemizin geleceği için çalışıyoruz, ülkemizi bu  belalardan kurtarmak için ama muhalefeti de herkesi de bir kez daha sağduyulu ve sorumlu davran­ maya davet ediyorum ve bütün çalışmalarda olduğu gibi bu konuda da halkımızın sağduyusuna gü­ veniyoruz.  Bizim en büyük desteğimiz yüce Türk milletidir diyor, hepinizi en derin saygılarla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Anadol.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Şimdi, Sayın Bakan konuşmasında ismen Cumhuriyet Halk  Partisini belirterek "Karanlık ve ilkel bir zihniyetin temsilcisi." şeklinde tanımladı.  İki: Genel Başkanımızı ismen söyleyerek "Ne konuşmalarını biliyorum." dedi. Feryatlarımıza  rağmen ne bildiğini söylemedi. Çok kısa...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kayıtlara geçti Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Anadol, lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeden...  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  İki dakika süre veriyorum.  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  6. - İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol 'un, İçişleri Bakanı Beşir Atalay 'ın, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Vaktinizi almayacağım, yüce Meclise çok kısa biçimde düşüncelerimi arz edeceğim.  Şimdi, Sayın Bakanı dikkatle dinledik, ona cevap vermek gibi bir usul yok. Ben, iki noktaya de­ ğinip yerime oturacağım. Şimdi, önce Ana Muhalefet Partisi Liderini ismen zikrederek "Falancayla  neler konuştuğunu, ben çok şeyler konuştuğunu biliyorum." deyip kendisine "konuş, konuş" den­ mesine rağmen susması bir devlet adamı ciddiyetiyle bağdaşmazdı. Burası dedikodu yeri değil, Mec­ lis kürsüsü, bu bir.  İki, çok kısa: "Karanlık ve ilkel bir zihniyet..." tarifi ve tanımı bir eldiven gibi kendilerine ya­ kışmaktadır.  Yüce Meclise saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...
Sayfa 69 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 6 - İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) - .. .Türkiye daima, daima özgürlükleri güç­ lendirerek, özgürlükleri artırarak yoluna devam etmiştir ve biz de aynı şekilde devam ediyoruz.  Ben sadece şunları söyleyerek bitirmek istiyorum... Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. De­ ğerli milletvekilleri, iftira ve dedikodulara dayanarak, hakkımda, yürüttüğümüz, Hükümetimizin yü­ rüttüğü çalışmalar hakkında gensoru verilmesi, konunun tekrar gündeme getirilerek vatandaşların  kafalarının bulandırılmaya çalışılmasının mantıkla ve iyi niyetle izah edilecek hiçbir tarafı yoktur ve  ben, bütün bu açıklamalara rağmen karalama kampanyalarına devam edenleri milletime havale edi­ yorum, Allah'a havale ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gü­ rültüler) Biz, gayet açık, şeffaf, ne yapıyorsak ülkemizin geleceği için çalışıyoruz, ülkemizi bu  belalardan kurtarmak için ama muhalefeti de herkesi de bir kez daha sağduyulu ve sorumlu davran­ maya davet ediyorum ve bütün çalışmalarda olduğu gibi bu konuda da halkımızın sağduyusuna gü­ veniyoruz.  Bizim en büyük desteğimiz yüce Türk milletidir diyor, hepinizi en derin saygılarla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Anadol.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Şimdi, Sayın Bakan konuşmasında ismen Cumhuriyet Halk  Partisini belirterek "Karanlık ve ilkel bir zihniyetin temsilcisi." şeklinde tanımladı.  İki: Genel Başkanımızı ismen söyleyerek "Ne konuşmalarını biliyorum." dedi. Feryatlarımıza  rağmen ne bildiğini söylemedi. Çok kısa...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kayıtlara geçti Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Anadol, lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeden...  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  İki dakika süre veriyorum.  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  6. - İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol 'un, İçişleri Bakanı Beşir Atalay 'ın, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Vaktinizi almayacağım, yüce Meclise çok kısa biçimde düşüncelerimi arz edeceğim.  Şimdi, Sayın Bakanı dikkatle dinledik, ona cevap vermek gibi bir usul yok. Ben, iki noktaya de­ ğinip yerime oturacağım. Şimdi, önce Ana Muhalefet Partisi Liderini ismen zikrederek "Falancayla  neler konuştuğunu, ben çok şeyler konuştuğunu biliyorum." deyip kendisine "konuş, konuş" den­ mesine rağmen susması bir devlet adamı ciddiyetiyle bağdaşmazdı. Burası dedikodu yeri değil, Mec­ lis kürsüsü, bu bir.  İki, çok kısa: "Karanlık ve ilkel bir zihniyet..." tarifi ve tanımı bir eldiven gibi kendilerine ya­ kışmaktadır.  Yüce Meclise saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Vural, daha önce bir söz talebi var, onu da cevaplandırayım.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Daha önce bir söz talebi var Sayın Ata'nın.  Yerinizden buyurun Sayın Ata.  7.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata 'nın, istanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkanım, söz talebinde bulunduk ama vermediniz, Sayın  Sakık'a verdiniz.  Biz, hem konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna ait hatibin...  BAŞKAN - Hayır, ne için söz talebinde bulunuyorsunuz?  AYLA AKAT ATA (Batman) - Belirtiyorum Sayın Başkanım.  Hatibin konuşmasında Sayın Grup Başkan Vekilimizin konuşmasına dair bir itham var. Sayın  Grup Başkan Vekilimiz, kendisine Ergenekon terör örgütüyle ilgili herhangi bir ithamda bulunma­ mıştır. Ancak Sayın Hatip, çıkıp, milletin kürsüsünde Taraf gazetesinin bir sayfasını göstermiştir ve  demiştir ki: "Burada dört saatte yargılamanın yapıldığı geçmektedir."  Bizim bu konudaki itirazımız şudur ki: Eğer Taraf gazetesinin beyanlarına dayanarak Türki­ ye'nin çözüm bekleyen en acil sorununu ele alacaklarsa o gazetenin daha önce de yazıp çizmiş olduğu  şeyler vardır, bunlardan biri de Sayın Hatibe ilişkindir. Eğer bu konuda davacı olacaksa Taraf gaze­ tesi adına olmalıdır.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ata. Sözleriniz tutanaklara geçti.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Yine, tanık odalarına; yine, ikna odalarına dair, isterse, o ikna  odalarına giren kız öğrencilerin tanıklığına başvurulabilir.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Vural, buyurun.  VII.- AÇIKLAMALAR  1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural 'm, İçişleri Bakanı Beşir Atalay 'm, "Böyle bir Meclis olur mu? "  ifadelerinden dolayı Meclisten özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Bakanın Türkiye Büyük Millet Meclisinden  özür dilemesini istirham ediyorum. "Böyle bir Meclis olur mu?" Evet, bu Meclis var, Türk milleti­ nin iradesi böyledir, hazmedeceksiniz Sayın Bakan. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine  yaptığı bu hakaretin tutanaklardan sildirilmesi konusunda, Meclisten özür dilenmesi konusunda lüt­ fen gerekli uyarınızı yapmanızı istirham ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Vural.  Sayın Bakan, açıklar mısınız neyi kastettiniz?  Buyurun Sayın Bakanım.  2.- İçişleri Bakanı Beşir Atalay 'ın "Böyle bir Meclis olur mu? " ifadesini kullanmadığına iliş­ kin açıklaması  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben o ko­ nuşmamda, muhalefet ve iktidarın böyle önemli konularda, ülkenin en önemli konularında, terör gibi  can yakıcı konularında daha fazla diyalog içinde olmasını gönlümün istediğini ifade ettim. Yoksa Mec­ lise, yüce Meclise hakaret gibi falan içimden öyle bir düşünce de geçmedi, ifademde de o yoktur.  (MHP sıralarından gürültüler)  - 2 1 7 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Vural, daha önce bir söz talebi var, onu da cevaplandırayım.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Daha önce bir söz talebi var Sayın Ata'nın.  Yerinizden buyurun Sayın Ata.  7.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata 'nın, istanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkanım, söz talebinde bulunduk ama vermediniz, Sayın  Sakık'a verdiniz.  Biz, hem konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna ait hatibin...  BAŞKAN - Hayır, ne için söz talebinde bulunuyorsunuz?  AYLA AKAT ATA (Batman) - Belirtiyorum Sayın Başkanım.  Hatibin konuşmasında Sayın Grup Başkan Vekilimizin konuşmasına dair bir itham var. Sayın  Grup Başkan Vekilimiz, kendisine Ergenekon terör örgütüyle ilgili herhangi bir ithamda bulunma­ mıştır. Ancak Sayın Hatip, çıkıp, milletin kürsüsünde Taraf gazetesinin bir sayfasını göstermiştir ve  demiştir ki: "Burada dört saatte yargılamanın yapıldığı geçmektedir."  Bizim bu konudaki itirazımız şudur ki: Eğer Taraf gazetesinin beyanlarına dayanarak Türki­ ye'nin çözüm bekleyen en acil sorununu ele alacaklarsa o gazetenin daha önce de yazıp çizmiş olduğu  şeyler vardır, bunlardan biri de Sayın Hatibe ilişkindir. Eğer bu konuda davacı olacaksa Taraf gaze­ tesi adına olmalıdır.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ata. Sözleriniz tutanaklara geçti.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Yine, tanık odalarına; yine, ikna odalarına dair, isterse, o ikna  odalarına giren kız öğrencilerin tanıklığına başvurulabilir.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Vural, buyurun.  VII.- AÇIKLAMALAR  1.- İzmir Milletvekili Oktay Vural 'm, İçişleri Bakanı Beşir Atalay 'm, "Böyle bir Meclis olur mu? "  ifadelerinden dolayı Meclisten özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Bakanın Türkiye Büyük Millet Meclisinden  özür dilemesini istirham ediyorum. "Böyle bir Meclis olur mu?" Evet, bu Meclis var, Türk milleti­ nin iradesi böyledir, hazmedeceksiniz Sayın Bakan. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine  yaptığı bu hakaretin tutanaklardan sildirilmesi konusunda, Meclisten özür dilenmesi konusunda lüt­ fen gerekli uyarınızı yapmanızı istirham ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Vural.  Sayın Bakan, açıklar mısınız neyi kastettiniz?  Buyurun Sayın Bakanım.  2.- İçişleri Bakanı Beşir Atalay 'ın "Böyle bir Meclis olur mu? " ifadesini kullanmadığına iliş­ kin açıklaması  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben o ko­ nuşmamda, muhalefet ve iktidarın böyle önemli konularda, ülkenin en önemli konularında, terör gibi  can yakıcı konularında daha fazla diyalog içinde olmasını gönlümün istediğini ifade ettim. Yoksa Mec­ lise, yüce Meclise hakaret gibi falan içimden öyle bir düşünce de geçmedi, ifademde de o yoktur.  (MHP sıralarından gürültüler)  - 2 1 7 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 8 - OKTAY VURAL (İzmir) - "Böyle bir Meclis olur mu?" sözünü geri alın Sayın Bakan.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katiyen öyle bir şey söz konusu değildir. Sa­ dece ben şunu ifade ettim...  OKTAY VURAL (İzmir) - Geri alın.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - .. .ben sadece şunu ifade ettim, açıklama ge­ tiriyorum...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bunu demeye hakkınız yok. Darbeci zihniyete sahipsiniz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Ben sizi dinledim. Susun... (MHP sıraların­ dan gürültüler)  OKTAY VURAL (İzmir) - Yaşayacak, bu Meclis yaşayacak!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Açıklama getiriyor. (MHP sıralarından gürültüler)  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Siz susun!  OKTAY VURAL (İzmir) - Sözümüzü de söyleyeceğiz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Evet, şimdi, ben orada, böyle önemli bir ko­ nuda bir başbakan, ülkenin Başbakanı randevu istiyor ama iki tane muhalefet partisi genel başkanı  randevu bile vermiyor, konuşmaya bile gerek görmüyor.  OKTAY VURAL (İzmir) - Meclise yaptığınız hakareti geri alın. Millete hakaret ettirmeyiz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Benim gönlüm bunları gerçekleştiren bir  Meclis istiyor, ben bunu demek istedim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Muhalefete, Meclise hakaret ediyorsunuz, haddinizi bilin! Haddinizi  bilin!  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, "Böyle bir Meclis olur mu?" sözünü geri almasını  temin edin. (MHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Hayır, söylemediğini söyledi zaten, kastetmedi... (MHP sı­ ralarından gürültüler)  OKTAY VURAL (İzmir) - Biz muhalefetiz, sözümüzü söylüyoruz.  BAŞKAN - Sayın Oktay... Bir saniye sayın milletvekilleri...  Sayın Oktay, Sayın Bakanı dinledik. Söylemediğini ve kastetmediğini söyledi. Bundan daha  iyi...  OKTAY VURAL (İzmir) - Söylemediğini söylemiyor.  BAŞKAN - Konu anlaşılmıştır efendim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Hazmedeceksiniz bu milleti, yok öyle yağma! Sifonu çekip de kul­ lanmayanların Meclisi değil burası!
Sayfa 71 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 8 - OKTAY VURAL (İzmir) - "Böyle bir Meclis olur mu?" sözünü geri alın Sayın Bakan.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katiyen öyle bir şey söz konusu değildir. Sa­ dece ben şunu ifade ettim...  OKTAY VURAL (İzmir) - Geri alın.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - .. .ben sadece şunu ifade ettim, açıklama ge­ tiriyorum...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bunu demeye hakkınız yok. Darbeci zihniyete sahipsiniz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Ben sizi dinledim. Susun... (MHP sıraların­ dan gürültüler)  OKTAY VURAL (İzmir) - Yaşayacak, bu Meclis yaşayacak!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Açıklama getiriyor. (MHP sıralarından gürültüler)  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Siz susun!  OKTAY VURAL (İzmir) - Sözümüzü de söyleyeceğiz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Evet, şimdi, ben orada, böyle önemli bir ko­ nuda bir başbakan, ülkenin Başbakanı randevu istiyor ama iki tane muhalefet partisi genel başkanı  randevu bile vermiyor, konuşmaya bile gerek görmüyor.  OKTAY VURAL (İzmir) - Meclise yaptığınız hakareti geri alın. Millete hakaret ettirmeyiz.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Benim gönlüm bunları gerçekleştiren bir  Meclis istiyor, ben bunu demek istedim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Muhalefete, Meclise hakaret ediyorsunuz, haddinizi bilin! Haddinizi  bilin!  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, "Böyle bir Meclis olur mu?" sözünü geri almasını  temin edin. (MHP sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Hayır, söylemediğini söyledi zaten, kastetmedi... (MHP sı­ ralarından gürültüler)  OKTAY VURAL (İzmir) - Biz muhalefetiz, sözümüzü söylüyoruz.  BAŞKAN - Sayın Oktay... Bir saniye sayın milletvekilleri...  Sayın Oktay, Sayın Bakanı dinledik. Söylemediğini ve kastetmediğini söyledi. Bundan daha  iyi...  OKTAY VURAL (İzmir) - Söylemediğini söylemiyor.  BAŞKAN - Konu anlaşılmıştır efendim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Hazmedeceksiniz bu milleti, yok öyle yağma! Sifonu çekip de kul­ lanmayanların Meclisi değil burası!  TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 9 - V.- GENSORU (Devam)  A) ÖN GÖRÜŞMELER (Devam)  1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol 'un, "Demokra­ tik açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Devam)  BAŞKAN - Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki oylamanın açık oy­ lama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gensoru oylamasının açık oylama yoluyla yapılmasını arz ederim.  Mehmet Şandır? Burada.  Ertuğrul Kumcuoğlu? Burada.  Behiç Çelik? Burada.  Hüseyin Yıldız? Burada.  Durmuş Ali Torlak? Burada.  Cemaleddin Uslu? Burada.  Mustafa Enöz? Burada.  Şenol Bal? Burada.  Erkan Akçay? Burada.  Recep Taner? Burada.  Kürşat Atılgan? Burada.  Ahmet Bukan? Burada.  Nevzat Korkmaz? Burada.  Mehmet Serdaroğlu? Burada.  Akif Paksoy? Burada.  Süleyman Lâtif Yunusoğlu? Burada.  Ahmet Orhan? Burada.  Kadir Ural? Burada.  Hasan Özdemir? Burada.  Alim Işık? Burada.  Beytullah Asil? Burada.
Sayfa 72 -
TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 2 1 9 - V.- GENSORU (Devam)  A) ÖN GÖRÜŞMELER (Devam)  1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkan Vekilleri Ankara Milletvekili Hakkı Suha  Okay, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol 'un, "Demokra­ tik açılım " olarak adlandırılan proje kapsamında gizli görüşmelerde bulunduğu, terör örgütü men­ supları hakkındaki yargı sürecini etkilediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru  açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Devam)  BAŞKAN - Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki oylamanın açık oy­ lama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır, önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gensoru oylamasının açık oylama yoluyla yapılmasını arz ederim.  Mehmet Şandır? Burada.  Ertuğrul Kumcuoğlu? Burada.  Behiç Çelik? Burada.  Hüseyin Yıldız? Burada.  Durmuş Ali Torlak? Burada.  Cemaleddin Uslu? Burada.  Mustafa Enöz? Burada.  Şenol Bal? Burada.  Erkan Akçay? Burada.  Recep Taner? Burada.  Kürşat Atılgan? Burada.  Ahmet Bukan? Burada.  Nevzat Korkmaz? Burada.  Mehmet Serdaroğlu? Burada.  Akif Paksoy? Burada.  Süleyman Lâtif Yunusoğlu? Burada.  Ahmet Orhan? Burada.  Kadir Ural? Burada.  Hasan Özdemir? Burada.  Alim Işık? Burada.  Beytullah Asil? Burada.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  (x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.  - 2 2 0 - Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.  Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul eden­ ler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Alınan karar gereğince açık oylama elektronik cihazla yapılacaktır.  Üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, (11/10) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp  alınmayacağı hususundaki açık oylamanın sonucunu açıklıyorum:  Kullanılan oy sayısı : 456  Kabul : 146  Ret :310(x)  Gündeme alınması kabul edilmemiştir.  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.45 •
Sayfa 73 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  (x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.  - 2 2 0 - Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.  Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul eden­ ler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Alınan karar gereğince açık oylama elektronik cihazla yapılacaktır.  Üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, (11/10) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp  alınmayacağı hususundaki açık oylamanın sonucunu açıklıyorum:  Kullanılan oy sayısı : 456  Kabul : 146  Ret :310(x)  Gündeme alınması kabul edilmemiştir.  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.45 •  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  Biraz önce yapılan açık oylama sonucuna göre, İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkındaki (11/10)  esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmemişti.  Şimdi gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına  geçiyoruz.  Birinci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  L- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  İkinci sırada yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  Üçüncü sırada yer alan Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun­ larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Millet­ vekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu  raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (x)  (x) 455 S. Sayılı Basmayazı 18/02/2010 tarihli 63 'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 2 2 1 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 74 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  Biraz önce yapılan açık oylama sonucuna göre, İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkındaki (11/10)  esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmemişti.  Şimdi gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına  geçiyoruz.  Birinci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  L- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  İkinci sırada yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  Üçüncü sırada yer alan Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun­ larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Millet­ vekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu  raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (x)  (x) 455 S. Sayılı Basmayazı 18/02/2010 tarihli 63 'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 2 2 1 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 2 - BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Geçen birleşimde tasarının 6'ncı maddesi kabul edilmişti.  Şimdi tasarının 7'nci maddesini okutuyorum:  MADDE 7- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa;  a) Ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" bölümünün (e) ben­ dine "Türkiye İstatistik Kurumu Başkan Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere, "Toplu Konut  İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresi eklenmiştir.  b) Ekli (II) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "2. Yargı Kuruluşları, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile  Yüksek Öğretim Kuruluşlarında" bölümünde yer alan "Toplu Konut İdaresi Başkan Yard. Kamu Or­ taklığı İdaresi Başkan Yardımcısı," ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Metin Arifağa- oğlu, Artvin Milletvekili.  Buyurun Sayın Arifağaoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, sayın milletvekil­ leri; 455 sıra sayılı TOKİ'ye ilişkin olarak çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasını içeren kanun  teklifinin 7'nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.  Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Toplu Konut İdaresi denilince akla planlı kentleşme ve orta sınıfa konut üreten kurum gelmek­ tedir. Dar ve orta gelirlilere, yoksullara, gelir düzeyi düşük vatandaşlara sosyal amaçlı projeler üre­ tip orta sınıfı konuta kavuşturmak Toplu Konut İdaresinin asli görevi olmalıdır. TOKİ, bu görevin  yanında lüks konutlar, okullar, spor salonları, hastaneler, kütüphaneler, ticaret merkezleri inşaatları  yapmıştır, yapmaya devam etmektedir.  TOKİ'nin yaptığı inşaatlar ülkemiz için yeterli midir? Elbette yeterli değildir, özel firmaların  konut üretimine ihtiyaç vardır. Konut sektöründe iş yapan firmaların TOKİ'yle rekabet hâlinde bu­ lunmaları mümkün müdür? Mümkün değildir. TOKİ, bu yapılan düzenlemelerle inşaat sektöründe ay­ rıcalıklı kurum hâline getirilmiştir.  AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadar TOKİ'yle ilgili yasalarda 11 kez değişik­ lik yapılmıştır, bugün 12'nci değişikliği görüşüyoruz. Meclisin bu kadar çok değişiklikle karşı kar­ şıya bırakılması kabul edilebilir bir durum değildir.  TOKİ'ye bedelsiz devredilen hazine arazilerine ilave, olarak, bu tasarıyla, arazi üzerinde bina  varsa binayla beraber devredilecek.  Ayrıca, vergi teşvikleri var. Emlak vergisi muafiyeti getiriliyor, harç muafiyeti var, damga ver­ gisi muafiyeti var, KDV muafiyeti var. Bunlar yeterli olmamış, TOKİ'ye imar planı yapma yetkisi  de verilmiştir. İmar yoğunluğunu istediği gibi artırabilir ve maliyeti aşağıya çekebilir. Yapı denetim  masraflarından muaf olan TOKİ ile konut üretimi yapan firmaların yarışması mümkün olabilir mi?  Elbette ki olamaz. Bu durumu önlemek için TOKİ, sosyal sınıfın ihtiyacı olan ve mümkün olduğunca  ucuz konutlar üretmelidir. Kâr yapmaya yönelik lüks konutlar ile iş merkezleri, ticaret merkezleri  gibi inşaatlardan uzak durmalıdır.
Sayfa 75 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 2 - BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Geçen birleşimde tasarının 6'ncı maddesi kabul edilmişti.  Şimdi tasarının 7'nci maddesini okutuyorum:  MADDE 7- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa;  a) Ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" bölümünün (e) ben­ dine "Türkiye İstatistik Kurumu Başkan Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere, "Toplu Konut  İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresi eklenmiştir.  b) Ekli (II) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "2. Yargı Kuruluşları, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile  Yüksek Öğretim Kuruluşlarında" bölümünde yer alan "Toplu Konut İdaresi Başkan Yard. Kamu Or­ taklığı İdaresi Başkan Yardımcısı," ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Metin Arifağa- oğlu, Artvin Milletvekili.  Buyurun Sayın Arifağaoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, sayın milletvekil­ leri; 455 sıra sayılı TOKİ'ye ilişkin olarak çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasını içeren kanun  teklifinin 7'nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.  Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Toplu Konut İdaresi denilince akla planlı kentleşme ve orta sınıfa konut üreten kurum gelmek­ tedir. Dar ve orta gelirlilere, yoksullara, gelir düzeyi düşük vatandaşlara sosyal amaçlı projeler üre­ tip orta sınıfı konuta kavuşturmak Toplu Konut İdaresinin asli görevi olmalıdır. TOKİ, bu görevin  yanında lüks konutlar, okullar, spor salonları, hastaneler, kütüphaneler, ticaret merkezleri inşaatları  yapmıştır, yapmaya devam etmektedir.  TOKİ'nin yaptığı inşaatlar ülkemiz için yeterli midir? Elbette yeterli değildir, özel firmaların  konut üretimine ihtiyaç vardır. Konut sektöründe iş yapan firmaların TOKİ'yle rekabet hâlinde bu­ lunmaları mümkün müdür? Mümkün değildir. TOKİ, bu yapılan düzenlemelerle inşaat sektöründe ay­ rıcalıklı kurum hâline getirilmiştir.  AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadar TOKİ'yle ilgili yasalarda 11 kez değişik­ lik yapılmıştır, bugün 12'nci değişikliği görüşüyoruz. Meclisin bu kadar çok değişiklikle karşı kar­ şıya bırakılması kabul edilebilir bir durum değildir.  TOKİ'ye bedelsiz devredilen hazine arazilerine ilave, olarak, bu tasarıyla, arazi üzerinde bina  varsa binayla beraber devredilecek.  Ayrıca, vergi teşvikleri var. Emlak vergisi muafiyeti getiriliyor, harç muafiyeti var, damga ver­ gisi muafiyeti var, KDV muafiyeti var. Bunlar yeterli olmamış, TOKİ'ye imar planı yapma yetkisi  de verilmiştir. İmar yoğunluğunu istediği gibi artırabilir ve maliyeti aşağıya çekebilir. Yapı denetim  masraflarından muaf olan TOKİ ile konut üretimi yapan firmaların yarışması mümkün olabilir mi?  Elbette ki olamaz. Bu durumu önlemek için TOKİ, sosyal sınıfın ihtiyacı olan ve mümkün olduğunca  ucuz konutlar üretmelidir. Kâr yapmaya yönelik lüks konutlar ile iş merkezleri, ticaret merkezleri  gibi inşaatlardan uzak durmalıdır.  TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 3 - İşsizliğin çok yüksek boyutlara ulaştığı ülkemizde en çok istihdam sağlayan sektör inşaat sana­ yisidir. İnşaat sektörü krizden oldukça etkilenmiştir. Bankaların düşük faizli konut kredisi vermeleri  dahi bu sektörün önünü açmamıştır. İnşaat sanayi sektörü kriz ortamının getirdiği durgunluğu ya­ şarken, ayrıca TOKİ'ye tanınan muafiyetler nedeniyle inşaat sektöründe haksız bir rekabet ortamı ya­ ratılmaktadır. Doğu ve güneydoğuda, kalkınmada öncelikli bölgelerimizde TOKİ'nin konut, iş  merkezi, hastane, okul ve pansiyon gibi inşaatlar yapmasının doğru olduğunu düşünüyorum ancak  büyük şehirlerde TOKİ'nin devreye girip haksız rekabet yaratmasını da doğru bulmuyorum.  TOKİ'ye 54 kadro ilave edilmektedir. Bu kadroların 46'sı uzman olarak, 4'ü avukat, 1 'i başkan  yardımcısı ve 3 kişinin de daire başkanı olarak görevlendirileceği belirtilmektedir. Toplu Konut İda­ resinin eleman ihtiyacı karşılansın, ancak "işe göre adam" anlayışını esas almadan, adama göre iş im­ kânı sağlanırsa elbette bunun adı "kadrolaşma" olur, "yandaşları koruma ve kollama" olur. 54 ilave  kadronun içinde neden mühendis veya başmühendis kadrosuna ihtiyaç duyulmuyor? Kolaylık olsun  diye hepsi "uzman" olarak mı isimlendiriliyor?  Başbakanlığa bağlı olarak hizmet vermeye çalışan TOKİ, kendisine verilen görevlerden bazıla­ rını nedense yapmıyor. Neden yeni Yusufeli şehri için gereken hassasiyeti göstermiyor?  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2008 yılı Nisan ayında yeni Yusufeli şehrinin yerini belir­ leyen bir yasa tasarısını bu yüce Mecliste müzakere edip yasalaştırdık. Aslında 48 sıra sayılı yeni Yu­ sufeli şehrinin yerini belirleyen yasa tasarısı gündemin çok geri sıralarında idi. "Bir an önce inşaata  başlanacak." diye AKP grup önerisi ile öne alındı ve 16 Nisan 2008 günü Mecliste görüşülüp ka­ nunlaştı. Aradan yirmi iki ay geçti. Artvin'in Yusufeli şehrine 16 Ekim 2009 günü Meclis Başkanı­ mız Sayın Mehmet Ali Şahin'le birlikte gittik. Yusufeli halkı, barajla ve yeni Yusufeli şehriyle ilgili  problemlerini Sayın Meclis Başkanına ilettiler. Sayın Meclis Başkanı, Yusufeli Kaymakamının oda­ sından TOKİ Başkanı Sayın Bayraktar ile telefonla görüştü. Meclis Başkanı "TOKİ hızlı bir şekilde  bu inşaatlara başlayacak." dedi. Toplu Konut İdaresinin imar planı yapma yetkisi var. Yeni, çağdaş,  modern bir Yusufeli şehrinin yapımına neden başlanamamıştır?  Şu anda mevcut Yusufeli şehri yapılacak Yusufeli Su Kavuşumu Barajı Gölü içinde kalacak.  Ben bu yüce kürsüden soruyorum, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ve Bayındırlık ve İskan Bakanı Sayın Mustafa Demir, sizlere  soruyorum: Baraj gölü içinde kalacak Yusufeli şehrinde yeni yapılaşmalara neden izin veriyorsu­ nuz? Gidin, Yusufeli'ne bakın, yeni inşaatlar yükseldikçe yükseliyor. Bunlar yetmiyormuş gibi yeni  sanayi çarşısının temeli atılıyor. Ayrıca geçen yıl meslek yüksekokulunun temeli de atıldı. AKP Hü­ kümeti bütün bu olanlara seyirci kalıyor. Bu anlayışla bu ülke nasıl kalkınacak? Vatandaş bina yap­ mak istiyor. Neden yapılacak yeni Yusufeli şehrinden bu vatandaşlara yer tahsis edilmiyor? Neden  bu yeni inşaatlar yeni Yusufeli şehrinde yükselmiyor? Kanunla belirlenen yeni Yusufeli şehrinin ye­ rini beğenmeyip değiştirmeye niyetiniz mi var? Böyle bir niyetiniz varsa bunu da bilelim. Böyle bir  niyet yoksa baraj gölü içinde kalacak inşaatlara neden müsaade ediyorsunuz? Bu anlayışla bu ülkeyi  nasıl kalkındıracaksınız?  Toplu Konut İdaresinin geciken yeni Yusufeli Projesi'ne bir an önce başlaması gerekmektedir.  Mevcut Yusufeli şehrinde yapılaşmaların önüne geçmek için, TOKİ hızlı bir şekilde yeni Yusufeli  Projesi'ne başlamalıdır. Yusufeli'nde kanayan yaraya merhem olacak yeni projelerin hayata geçiril­ mesi ve Yusufeli halkının çağdaş, modern, yeni bir Yusufeli'ne kavuşması beklenmektedir. Artık Hü­ kümetin bu konuya seyirci kalmayıp gerekli yatırımları başlatmasının zamanı geçmektedir.
Sayfa 76 -
TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 3 - İşsizliğin çok yüksek boyutlara ulaştığı ülkemizde en çok istihdam sağlayan sektör inşaat sana­ yisidir. İnşaat sektörü krizden oldukça etkilenmiştir. Bankaların düşük faizli konut kredisi vermeleri  dahi bu sektörün önünü açmamıştır. İnşaat sanayi sektörü kriz ortamının getirdiği durgunluğu ya­ şarken, ayrıca TOKİ'ye tanınan muafiyetler nedeniyle inşaat sektöründe haksız bir rekabet ortamı ya­ ratılmaktadır. Doğu ve güneydoğuda, kalkınmada öncelikli bölgelerimizde TOKİ'nin konut, iş  merkezi, hastane, okul ve pansiyon gibi inşaatlar yapmasının doğru olduğunu düşünüyorum ancak  büyük şehirlerde TOKİ'nin devreye girip haksız rekabet yaratmasını da doğru bulmuyorum.  TOKİ'ye 54 kadro ilave edilmektedir. Bu kadroların 46'sı uzman olarak, 4'ü avukat, 1 'i başkan  yardımcısı ve 3 kişinin de daire başkanı olarak görevlendirileceği belirtilmektedir. Toplu Konut İda­ resinin eleman ihtiyacı karşılansın, ancak "işe göre adam" anlayışını esas almadan, adama göre iş im­ kânı sağlanırsa elbette bunun adı "kadrolaşma" olur, "yandaşları koruma ve kollama" olur. 54 ilave  kadronun içinde neden mühendis veya başmühendis kadrosuna ihtiyaç duyulmuyor? Kolaylık olsun  diye hepsi "uzman" olarak mı isimlendiriliyor?  Başbakanlığa bağlı olarak hizmet vermeye çalışan TOKİ, kendisine verilen görevlerden bazıla­ rını nedense yapmıyor. Neden yeni Yusufeli şehri için gereken hassasiyeti göstermiyor?  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2008 yılı Nisan ayında yeni Yusufeli şehrinin yerini belir­ leyen bir yasa tasarısını bu yüce Mecliste müzakere edip yasalaştırdık. Aslında 48 sıra sayılı yeni Yu­ sufeli şehrinin yerini belirleyen yasa tasarısı gündemin çok geri sıralarında idi. "Bir an önce inşaata  başlanacak." diye AKP grup önerisi ile öne alındı ve 16 Nisan 2008 günü Mecliste görüşülüp ka­ nunlaştı. Aradan yirmi iki ay geçti. Artvin'in Yusufeli şehrine 16 Ekim 2009 günü Meclis Başkanı­ mız Sayın Mehmet Ali Şahin'le birlikte gittik. Yusufeli halkı, barajla ve yeni Yusufeli şehriyle ilgili  problemlerini Sayın Meclis Başkanına ilettiler. Sayın Meclis Başkanı, Yusufeli Kaymakamının oda­ sından TOKİ Başkanı Sayın Bayraktar ile telefonla görüştü. Meclis Başkanı "TOKİ hızlı bir şekilde  bu inşaatlara başlayacak." dedi. Toplu Konut İdaresinin imar planı yapma yetkisi var. Yeni, çağdaş,  modern bir Yusufeli şehrinin yapımına neden başlanamamıştır?  Şu anda mevcut Yusufeli şehri yapılacak Yusufeli Su Kavuşumu Barajı Gölü içinde kalacak.  Ben bu yüce kürsüden soruyorum, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ve Bayındırlık ve İskan Bakanı Sayın Mustafa Demir, sizlere  soruyorum: Baraj gölü içinde kalacak Yusufeli şehrinde yeni yapılaşmalara neden izin veriyorsu­ nuz? Gidin, Yusufeli'ne bakın, yeni inşaatlar yükseldikçe yükseliyor. Bunlar yetmiyormuş gibi yeni  sanayi çarşısının temeli atılıyor. Ayrıca geçen yıl meslek yüksekokulunun temeli de atıldı. AKP Hü­ kümeti bütün bu olanlara seyirci kalıyor. Bu anlayışla bu ülke nasıl kalkınacak? Vatandaş bina yap­ mak istiyor. Neden yapılacak yeni Yusufeli şehrinden bu vatandaşlara yer tahsis edilmiyor? Neden  bu yeni inşaatlar yeni Yusufeli şehrinde yükselmiyor? Kanunla belirlenen yeni Yusufeli şehrinin ye­ rini beğenmeyip değiştirmeye niyetiniz mi var? Böyle bir niyetiniz varsa bunu da bilelim. Böyle bir  niyet yoksa baraj gölü içinde kalacak inşaatlara neden müsaade ediyorsunuz? Bu anlayışla bu ülkeyi  nasıl kalkındıracaksınız?  Toplu Konut İdaresinin geciken yeni Yusufeli Projesi'ne bir an önce başlaması gerekmektedir.  Mevcut Yusufeli şehrinde yapılaşmaların önüne geçmek için, TOKİ hızlı bir şekilde yeni Yusufeli  Projesi'ne başlamalıdır. Yusufeli'nde kanayan yaraya merhem olacak yeni projelerin hayata geçiril­ mesi ve Yusufeli halkının çağdaş, modern, yeni bir Yusufeli'ne kavuşması beklenmektedir. Artık Hü­ kümetin bu konuya seyirci kalmayıp gerekli yatırımları başlatmasının zamanı geçmektedir.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Baraj inşaatları büyük projelerdir. Mega projeler için büyük kararlar alınır ve uygulamaya konur.  Yusufeli Barajı için karar aldınız, birtakım kamulaştırmalar yaptınız, baraj eksenine yakın bir akar­ yakıt istasyonunu kamulaştırdınız, inşaata başlayamadınız ve bu akaryakıt istasyonu, Millî Emlak  Müdürlüğü tarafından kiraya verilmek üzere kiraya çıkarıldı ve kiraya verildi. Bakın, ülkeyi ne hâle  getirdiniz. Kiraya vermek için mi akaryakıt istasyonunu kamulaştırdınız? Devletin böyle bir görevi  olabilir mi? Bu ülkeye yazık ediyorsunuz. Devletin imkânlarını ve kaynaklarını iyi kullanmıyorsu­ nuz. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü kamu yararı adına kamulaştırma yapar. Buna bir diyeceğimiz  yok ancak kiraya vermek için hiçbir yeri kamulaştıramaz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Arifağaoğlu, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  METİN ARİFAĞAOĞLU (Devamla) - Böyle bir hakka sahip olamaz. Peki, burada hata veya  yanlış varsa kimindir? Devleti bu yanlışlığa sürükleyen Bakanlar Kuruludur. Barajın durdurulma­ sına imza atan Sayın Başbakan ve sayın bakanlardır. Yusufeli halkının mağduriyetten kurtarılması için  bir an evvel yeni Yusufeli şehrine başlanılmalıdır ve yeni Yusufeli'ndeki inşaatların yeni Yusufeli  şehrine kanalize edilmesi doğrudur.  Haksızlık ve kanunsuzlukların olmadığı gerçek hukuk devletine kavuşacak günlerin çok uzak ol­ madığını düşünüyorum. Hepinizin Mevlit Kandili'ni kutluyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyo­ rum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arifağaoğlu.  Madde üzerinde Milliyetçi Hareketçi Partisi Grubu adına söz isteyen İsparta Milletvekili Nev­ zat Korkmaz.  Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 7'nci mad­ desiyle ilgili olarak şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimi açıklamak üzere  huzurlarınızdayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Türk bilim dünyasının bir büyük kaybı merhum Profesör İhsan  Doğramacı'yı saygıyla, rahmetle anıyorum, kederli ailesine, bilim dünyasına ve Türk milletine de baş­ sağlığı diliyorum.  Değerli milletvekilleri, artan nüfus ve ülke ekonomisinin getirdiği zor şartlar dolayısıyla, özel­ likle tarım sektöründeki insanlar, küçük esnaf, zanaatkar bulundukları yerlerde geçimlerini sağlaya­ maz duruma düşmüşler ve büyük şehirlere, büyük cazibe merkezlerine göç etmeye başlamışlardır. Bu  kontrolsüz göçün ortaya çıkardığı çarpık kentleşme ve acil konut ihtiyacı, yöneticileri, imar planları  ve modern şehircilik kriterlerine uygun olarak arsa ve konut üretmeye yönlendirmiştir. Anayasa'mı- zın 57'nci maddesi de konut hakkını vurgulamış ve bu konuda devlete tedbir alma yükümlülüğü ge­ tirmiştir. Bu amaçla kurulmuş Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünü AKP bildiğiniz üzere kaldırmıştır, bu  görevi de TOKİ'ye devretmiştir.  TOKİ son yıllarda en çok eleştirilen kurumlardan biri hâline gelmiştir. Düşük gelir grubundaki  insanlara konut üretme sorumluluğu verilen TOKİ, partizan yöneticilerinin elinde günlük siyasi tar­ tışmaların tam göbeğinde yer almış, iktidar partisinin özellikle seçim dönemlerindeki her türlü siyasi  şovunun malzemesi, öznesi hâline getirilmiştir.  - 2 2 4 -
Sayfa 77 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Baraj inşaatları büyük projelerdir. Mega projeler için büyük kararlar alınır ve uygulamaya konur.  Yusufeli Barajı için karar aldınız, birtakım kamulaştırmalar yaptınız, baraj eksenine yakın bir akar­ yakıt istasyonunu kamulaştırdınız, inşaata başlayamadınız ve bu akaryakıt istasyonu, Millî Emlak  Müdürlüğü tarafından kiraya verilmek üzere kiraya çıkarıldı ve kiraya verildi. Bakın, ülkeyi ne hâle  getirdiniz. Kiraya vermek için mi akaryakıt istasyonunu kamulaştırdınız? Devletin böyle bir görevi  olabilir mi? Bu ülkeye yazık ediyorsunuz. Devletin imkânlarını ve kaynaklarını iyi kullanmıyorsu­ nuz. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü kamu yararı adına kamulaştırma yapar. Buna bir diyeceğimiz  yok ancak kiraya vermek için hiçbir yeri kamulaştıramaz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Arifağaoğlu, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  METİN ARİFAĞAOĞLU (Devamla) - Böyle bir hakka sahip olamaz. Peki, burada hata veya  yanlış varsa kimindir? Devleti bu yanlışlığa sürükleyen Bakanlar Kuruludur. Barajın durdurulma­ sına imza atan Sayın Başbakan ve sayın bakanlardır. Yusufeli halkının mağduriyetten kurtarılması için  bir an evvel yeni Yusufeli şehrine başlanılmalıdır ve yeni Yusufeli'ndeki inşaatların yeni Yusufeli  şehrine kanalize edilmesi doğrudur.  Haksızlık ve kanunsuzlukların olmadığı gerçek hukuk devletine kavuşacak günlerin çok uzak ol­ madığını düşünüyorum. Hepinizin Mevlit Kandili'ni kutluyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyo­ rum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arifağaoğlu.  Madde üzerinde Milliyetçi Hareketçi Partisi Grubu adına söz isteyen İsparta Milletvekili Nev­ zat Korkmaz.  Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 7'nci mad­ desiyle ilgili olarak şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimi açıklamak üzere  huzurlarınızdayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Türk bilim dünyasının bir büyük kaybı merhum Profesör İhsan  Doğramacı'yı saygıyla, rahmetle anıyorum, kederli ailesine, bilim dünyasına ve Türk milletine de baş­ sağlığı diliyorum.  Değerli milletvekilleri, artan nüfus ve ülke ekonomisinin getirdiği zor şartlar dolayısıyla, özel­ likle tarım sektöründeki insanlar, küçük esnaf, zanaatkar bulundukları yerlerde geçimlerini sağlaya­ maz duruma düşmüşler ve büyük şehirlere, büyük cazibe merkezlerine göç etmeye başlamışlardır. Bu  kontrolsüz göçün ortaya çıkardığı çarpık kentleşme ve acil konut ihtiyacı, yöneticileri, imar planları  ve modern şehircilik kriterlerine uygun olarak arsa ve konut üretmeye yönlendirmiştir. Anayasa'mı- zın 57'nci maddesi de konut hakkını vurgulamış ve bu konuda devlete tedbir alma yükümlülüğü ge­ tirmiştir. Bu amaçla kurulmuş Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünü AKP bildiğiniz üzere kaldırmıştır, bu  görevi de TOKİ'ye devretmiştir.  TOKİ son yıllarda en çok eleştirilen kurumlardan biri hâline gelmiştir. Düşük gelir grubundaki  insanlara konut üretme sorumluluğu verilen TOKİ, partizan yöneticilerinin elinde günlük siyasi tar­ tışmaların tam göbeğinde yer almış, iktidar partisinin özellikle seçim dönemlerindeki her türlü siyasi  şovunun malzemesi, öznesi hâline getirilmiştir.  - 2 2 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 3  Verilen hizmetin kamu hizmeti niteliğine bakmadan, milletimiz için stratejik olup olmadığını de­ ğerlendirmeden, her şeyi âdeta öldüm fiyatına özelleştiren AKP nedense inşaat sektörünü devletleş- tirmiştir. Bu sektördeki binlerce mimar, mühendis, müteahhit, inşaat ustası ve işçilerin ekmeğini  elinden almaya soyunan AKP Hükümeti, konut üretme bahanesi ile üreten, istihdam yaratan sektör­ leri iflasa doğru sürüklemektedir.  Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, emek yoğun sektörlerden dün tekstil sektörü bugün de in­ şaat sektörü bitirilme noktasına getirilmiştir. Eleştirimiz konut üretilmesine değildir. Elbette, hâli  vakti yerinde olmayan vatandaşlarımız için devlet konut üretmek durumundadır ancak biz bu yön­ temin yanlış olduğunu ve bu politikanın üreten sektörü çıkmaza sürüklediğini ifade ediyoruz. Yapı­ lacak doğru organizasyonlarla hem konut üretimi gerçekleştirilebilir hem de binlerce kişiye ekmek  ve iş veren inşaat sektörü canlı tutulabilirdi. Maalesef, AKP, bu doğru yolu yürümek yerine, binlerce  kişinin ekmek yediği inşaat sektörünü köreltip TOKİ yoluyla kendi parti yandaşları ve müteahhitle­ rine iş vermek yolunu tercih etmiştir.  Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu, sosyal konut üretimine karşı olmadıklarını ancak TO­ Kİ'nin sadece direkt kendi kasasına para getiren projeleri desteklediğini ve bunun da inşaat sektörünü  vurduğunu söylemektedir. Peki, karşılığında TOKİ Başkanı ne demektedir? TOKİ Başkanı da mü­ teahhitlik mesleğinin yasal ve objektif kriterleri olması gerektiğini, zımni olarak da bu kriterlerin ol­ madığını, dolayısıyla herkesin de müteahhit olarak ortaya çıktığını vurgulamaktadır.  Müteahhitliğin kriterleri var da Sayın Başkan, serbest rekabetin kuralları yok mu? Yasal ve ob­ jektif kriterlerden bahsediyorum. Yani devlet yetkisini ve devlet kaynağını kullanacaksın, hesap ver­ meyeceksin, vergi vermeyeceksin, ürettiğini satmak gibi bir derdin olmayacak, sonra da imalı imalı,  müteahhitleri küçük göreceksin. Üstelik yedi yıldır iktidardasın. İnşaat sektöründe eksiklikler görü­ yorsan şikâyet etmek yerine neden düzeltmiyorsunuz? Neden objektif kriterleri bugüne kadar ortaya  koymadınız? Hükümet olarak sen yapmayacaksın da bunu kim yapacak? Yedi yıldır iktidarda oldu­ ğuna bir inan artık. Sen çözüm makamısın, çözüm mercisisin. Ne gerekiyorsa yap. Elini tutan mı var?  İnşaat sektörü, beş yüz sektörü yakından ilgilendiren, ekonominin lokomotifi, ana sektörlerden  birisi ancak AKP tarafından TOKİ üzerinden devletleştirilmiş inşaat sektörü, bu ekonomik kriz or­ tamında birçok firmayı ciddi iflaslar ve yıkımlarla karşı karşıya bırakmıştır. İnsanlar asırlık varlık­ larını, işlerini, ekmek teknelerini kaybetme noktasına gelmişlerdir. Sektörün canı boğazından  çıkmadan önceki belki de son isteği, TOKİ'nin gerçek hüviyetine dönmesi, işveren ve emekçiye yeni  yükler getirmemesidir.  Kuruluş amacından uzaklaşarak akıllı evler, otel, plaza, hastane, okul inşaatlarına kadar inmiş TOKİ,  iktidarın siyasi, ekonomik rantları ve komisyonları dolayısıyla karanlık bir tünele doğru ilerlemektedir.  Milyonlarca dolarlık borcu olduğu ifade edilen TOKİ, ekonomik açıdan yeni bir kara delik gi­ bidir. TOKİ, maalesef, AKP'nin, üzerinden siyaset ve ticaret yaptığı ve böylece binlerce kişiyi iflasa sü­ rüklediği bir kurumun, kaş yapayım derken göz çıkartmak anlamına gelen bir beceriksizliğin adıdır.  TOKİ, masumane duygularla ev sahibi olmak isteyen kitleleri siyaseten istismar edip oy avcılı­ ğının maskesi vazifesini görürken millet denetiminden de kaçırılmaktadır. Türkiye Büyük Millet  Meclisi adına denetim yapan Sayıştay TOKİ'yi denetleyememektedir. Silahlı Kuvvetlerin harcama­ ları denetim dışı kalmıştır diye feveran edenlere diyoruz ki: Peki, hiçbir kamu harcaması denetim dışı  kalmasın. Buna Silahlı Kuvvetler de dâhil. Ancak son yedi yıldır siyaset arenasının başpehlivanlığına  soyunan, tartışmaların odağı hâline gelen, devletin her gücünü kullanıp vergiden muaf, rakipsiz ti- - 2 2 5 -
Sayfa 78 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 3  Verilen hizmetin kamu hizmeti niteliğine bakmadan, milletimiz için stratejik olup olmadığını de­ ğerlendirmeden, her şeyi âdeta öldüm fiyatına özelleştiren AKP nedense inşaat sektörünü devletleş- tirmiştir. Bu sektördeki binlerce mimar, mühendis, müteahhit, inşaat ustası ve işçilerin ekmeğini  elinden almaya soyunan AKP Hükümeti, konut üretme bahanesi ile üreten, istihdam yaratan sektör­ leri iflasa doğru sürüklemektedir.  Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, emek yoğun sektörlerden dün tekstil sektörü bugün de in­ şaat sektörü bitirilme noktasına getirilmiştir. Eleştirimiz konut üretilmesine değildir. Elbette, hâli  vakti yerinde olmayan vatandaşlarımız için devlet konut üretmek durumundadır ancak biz bu yön­ temin yanlış olduğunu ve bu politikanın üreten sektörü çıkmaza sürüklediğini ifade ediyoruz. Yapı­ lacak doğru organizasyonlarla hem konut üretimi gerçekleştirilebilir hem de binlerce kişiye ekmek  ve iş veren inşaat sektörü canlı tutulabilirdi. Maalesef, AKP, bu doğru yolu yürümek yerine, binlerce  kişinin ekmek yediği inşaat sektörünü köreltip TOKİ yoluyla kendi parti yandaşları ve müteahhitle­ rine iş vermek yolunu tercih etmiştir.  Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu, sosyal konut üretimine karşı olmadıklarını ancak TO­ Kİ'nin sadece direkt kendi kasasına para getiren projeleri desteklediğini ve bunun da inşaat sektörünü  vurduğunu söylemektedir. Peki, karşılığında TOKİ Başkanı ne demektedir? TOKİ Başkanı da mü­ teahhitlik mesleğinin yasal ve objektif kriterleri olması gerektiğini, zımni olarak da bu kriterlerin ol­ madığını, dolayısıyla herkesin de müteahhit olarak ortaya çıktığını vurgulamaktadır.  Müteahhitliğin kriterleri var da Sayın Başkan, serbest rekabetin kuralları yok mu? Yasal ve ob­ jektif kriterlerden bahsediyorum. Yani devlet yetkisini ve devlet kaynağını kullanacaksın, hesap ver­ meyeceksin, vergi vermeyeceksin, ürettiğini satmak gibi bir derdin olmayacak, sonra da imalı imalı,  müteahhitleri küçük göreceksin. Üstelik yedi yıldır iktidardasın. İnşaat sektöründe eksiklikler görü­ yorsan şikâyet etmek yerine neden düzeltmiyorsunuz? Neden objektif kriterleri bugüne kadar ortaya  koymadınız? Hükümet olarak sen yapmayacaksın da bunu kim yapacak? Yedi yıldır iktidarda oldu­ ğuna bir inan artık. Sen çözüm makamısın, çözüm mercisisin. Ne gerekiyorsa yap. Elini tutan mı var?  İnşaat sektörü, beş yüz sektörü yakından ilgilendiren, ekonominin lokomotifi, ana sektörlerden  birisi ancak AKP tarafından TOKİ üzerinden devletleştirilmiş inşaat sektörü, bu ekonomik kriz or­ tamında birçok firmayı ciddi iflaslar ve yıkımlarla karşı karşıya bırakmıştır. İnsanlar asırlık varlık­ larını, işlerini, ekmek teknelerini kaybetme noktasına gelmişlerdir. Sektörün canı boğazından  çıkmadan önceki belki de son isteği, TOKİ'nin gerçek hüviyetine dönmesi, işveren ve emekçiye yeni  yükler getirmemesidir.  Kuruluş amacından uzaklaşarak akıllı evler, otel, plaza, hastane, okul inşaatlarına kadar inmiş TOKİ,  iktidarın siyasi, ekonomik rantları ve komisyonları dolayısıyla karanlık bir tünele doğru ilerlemektedir.  Milyonlarca dolarlık borcu olduğu ifade edilen TOKİ, ekonomik açıdan yeni bir kara delik gi­ bidir. TOKİ, maalesef, AKP'nin, üzerinden siyaset ve ticaret yaptığı ve böylece binlerce kişiyi iflasa sü­ rüklediği bir kurumun, kaş yapayım derken göz çıkartmak anlamına gelen bir beceriksizliğin adıdır.  TOKİ, masumane duygularla ev sahibi olmak isteyen kitleleri siyaseten istismar edip oy avcılı­ ğının maskesi vazifesini görürken millet denetiminden de kaçırılmaktadır. Türkiye Büyük Millet  Meclisi adına denetim yapan Sayıştay TOKİ'yi denetleyememektedir. Silahlı Kuvvetlerin harcama­ ları denetim dışı kalmıştır diye feveran edenlere diyoruz ki: Peki, hiçbir kamu harcaması denetim dışı  kalmasın. Buna Silahlı Kuvvetler de dâhil. Ancak son yedi yıldır siyaset arenasının başpehlivanlığına  soyunan, tartışmaların odağı hâline gelen, devletin her gücünü kullanıp vergiden muaf, rakipsiz ti- - 2 2 5 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 6 - caret yapan TOKİ de denetlenmelidir. Var mısınız? Şayet adınız gibi alnımız da ak diyorsanız, vere­ meyecek hesabımız yok diyorsanız yarın getirin değişikliği, bizler de destek olalım, bir büyük iddiayı  ortaya çıkaralım. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetliyor. Başbakanlığa bağlı bir kurumu  ne kadar denetleyebilir ki? KİT Komisyonu denetliyor. O komisyondaki arkadaşlarımızın hem zamanı  sınırlı hem de pek çoğu denetim elemanı değil. O yüzden illa ki Sayıştay denetlemelidir ve denetim  raporları da Meclise indirilmelidir diyoruz.  Aynı durum belediye şirketleri için de geçerlidir. Ne zaman belediyeleri muhalefete kaptırıyor­ sunuz, o zaman aklınıza denetlemek geliyor. Ama Milliyetçi Hareket Partisi olarak buradan ilan edi­ yoruz ki hırsızlığın, soygun ve talanın hesabının sorulmasını ancak ve ancak geciktirebilirsiniz,  bunların hesabı mutlaka sorulacaktır. Buradan, iktidarın payandalığına soyunmuş, kraldan fazla kral­ cılık yapan bürokratlara da bir çift sözümüz var: Hiçbir şey yapanın yanına kâr kalmayacaktır. Temiz  toplum açısından siyaset kurumu kadar idarenin de hesap verebilirliğini son derece önemsiyoruz ve  bunlar mutlaka denetim konusu yapılacaktır. Bugün bu payandalığa soyunanların yarın çocuklarının  rızkına halel gelmemesi için bu soygun, talan ortamından uzak durması gerektiğini hatırlatıyoruz  çünkü yarın ağabeyin, amcanın, dayının, parti büyüğünün mahkemede hiçbir gücünün olmadığı gö­ rüldüğünde artık çok geç olacaktır.  Değerli milletvekilleri, desteklerin özel sektöre verilmesi gerektiği düşüncemizi tekrarlıyor, arsa  ve konut üretmek üzere kurulmuş kurumların ve yöneticilerinin günlük siyasete malzeme olmaktan  uzak durması uyarısını tekrarlıyor, bugün akşam itibarıyla kutlayacağımız mübarek kandilin de hem  sizlere hem de Türk ve Müslüman âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce heyetinizi say­ gıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.  Şahsı adına söz isteyen Eyüp Ayar, Kocaeli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Ayar.  EYÜP AYAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı arsa üretimi hak­ kında kanun teklifi ve tasarısı üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, son maddelerdeyiz, aşağı yukarı söylenecek şeyler söylendi gibi. Kısaca  özetleyecek olursak Türkiye'nin konuta ihtiyacı var. Çünkü yoğun göç var, iç göç var, hem kırsaldan  şehirlere hem Türkiye'nin birçok bölgeleri batıya doğru göç ediyor. Bundan dolayı bir konut ihtiyacı  var, nüfus artışından dolayı bir konut ihtiyacı var. TOKİ de bunu yapıyor. TOKİ, Türkiye'nin tama­ mında, 1.600 şantiyede 410 bin konutun 300 binini tamamlamış. Ayrıca, hem maddi imkânsızlıklar­ dan dolayı hem de şehirlerdeki bu gecekonduları da önlemek için, bu çirkin görüntüleri de önlemek  için belediyelerle birlikte kentsel dönüşüm projeleri uyguluyor. Bu da çok çok önemli. Ayrıca, TOKİ,  Türkiye bir deprem bölgesi, doğal afetler oluyor, bunlarla ilgili de kaliteli konutlar üretiyor. Ve bir  de yeni anlayış getirmiş. TOKİ, yapmış olduğu konutlarda sadece kuru binalar değil, bunun yanında  tüm sosyal donatı alanlarını, altyapısını, yolunu, okulunu, hastanesini, sağlık ocağını, camisini ve­ saire, bütün ihtiyaçlarıyla birlikte güzel bir mekân, güzel bir bölge ortaya çıkarmış oluyor. O açıdan  baktığımız zaman TOKİ gerçekten görevini yapıyor.  7'nci maddeyle birlikte TOKİ başkan yardımcılarının özlük haklarında birtakım iyileştirmeler  yapıyoruz, ek göstergeleri yükseliyor. Bu maddeyle bunu düzenliyoruz.
Sayfa 79 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 6 - caret yapan TOKİ de denetlenmelidir. Var mısınız? Şayet adınız gibi alnımız da ak diyorsanız, vere­ meyecek hesabımız yok diyorsanız yarın getirin değişikliği, bizler de destek olalım, bir büyük iddiayı  ortaya çıkaralım. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetliyor. Başbakanlığa bağlı bir kurumu  ne kadar denetleyebilir ki? KİT Komisyonu denetliyor. O komisyondaki arkadaşlarımızın hem zamanı  sınırlı hem de pek çoğu denetim elemanı değil. O yüzden illa ki Sayıştay denetlemelidir ve denetim  raporları da Meclise indirilmelidir diyoruz.  Aynı durum belediye şirketleri için de geçerlidir. Ne zaman belediyeleri muhalefete kaptırıyor­ sunuz, o zaman aklınıza denetlemek geliyor. Ama Milliyetçi Hareket Partisi olarak buradan ilan edi­ yoruz ki hırsızlığın, soygun ve talanın hesabının sorulmasını ancak ve ancak geciktirebilirsiniz,  bunların hesabı mutlaka sorulacaktır. Buradan, iktidarın payandalığına soyunmuş, kraldan fazla kral­ cılık yapan bürokratlara da bir çift sözümüz var: Hiçbir şey yapanın yanına kâr kalmayacaktır. Temiz  toplum açısından siyaset kurumu kadar idarenin de hesap verebilirliğini son derece önemsiyoruz ve  bunlar mutlaka denetim konusu yapılacaktır. Bugün bu payandalığa soyunanların yarın çocuklarının  rızkına halel gelmemesi için bu soygun, talan ortamından uzak durması gerektiğini hatırlatıyoruz  çünkü yarın ağabeyin, amcanın, dayının, parti büyüğünün mahkemede hiçbir gücünün olmadığı gö­ rüldüğünde artık çok geç olacaktır.  Değerli milletvekilleri, desteklerin özel sektöre verilmesi gerektiği düşüncemizi tekrarlıyor, arsa  ve konut üretmek üzere kurulmuş kurumların ve yöneticilerinin günlük siyasete malzeme olmaktan  uzak durması uyarısını tekrarlıyor, bugün akşam itibarıyla kutlayacağımız mübarek kandilin de hem  sizlere hem de Türk ve Müslüman âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce heyetinizi say­ gıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.  Şahsı adına söz isteyen Eyüp Ayar, Kocaeli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Ayar.  EYÜP AYAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı arsa üretimi hak­ kında kanun teklifi ve tasarısı üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, son maddelerdeyiz, aşağı yukarı söylenecek şeyler söylendi gibi. Kısaca  özetleyecek olursak Türkiye'nin konuta ihtiyacı var. Çünkü yoğun göç var, iç göç var, hem kırsaldan  şehirlere hem Türkiye'nin birçok bölgeleri batıya doğru göç ediyor. Bundan dolayı bir konut ihtiyacı  var, nüfus artışından dolayı bir konut ihtiyacı var. TOKİ de bunu yapıyor. TOKİ, Türkiye'nin tama­ mında, 1.600 şantiyede 410 bin konutun 300 binini tamamlamış. Ayrıca, hem maddi imkânsızlıklar­ dan dolayı hem de şehirlerdeki bu gecekonduları da önlemek için, bu çirkin görüntüleri de önlemek  için belediyelerle birlikte kentsel dönüşüm projeleri uyguluyor. Bu da çok çok önemli. Ayrıca, TOKİ,  Türkiye bir deprem bölgesi, doğal afetler oluyor, bunlarla ilgili de kaliteli konutlar üretiyor. Ve bir  de yeni anlayış getirmiş. TOKİ, yapmış olduğu konutlarda sadece kuru binalar değil, bunun yanında  tüm sosyal donatı alanlarını, altyapısını, yolunu, okulunu, hastanesini, sağlık ocağını, camisini ve­ saire, bütün ihtiyaçlarıyla birlikte güzel bir mekân, güzel bir bölge ortaya çıkarmış oluyor. O açıdan  baktığımız zaman TOKİ gerçekten görevini yapıyor.  7'nci maddeyle birlikte TOKİ başkan yardımcılarının özlük haklarında birtakım iyileştirmeler  yapıyoruz, ek göstergeleri yükseliyor. Bu maddeyle bunu düzenliyoruz.  TBMM B: 66 25.2. 2010 O: 3  TOKİ'nin, yapmış olduğu bu güzel işlerini devam ettirmesi gereğine inanıyoruz. Çünkü Türki­ ye'nin buna ihtiyacı var. Bu kadar yapılan güzel şeylerin aslında kıskanılmaması lazım. Yani bir sözcü  burada "Tabii TOKİ bu işlerin..." diyor, "Başbakan işte açılışlar yapıyor, çok konut yapılıyor, dola­ yısıyla AK PARTİ'nin de reklamı oluyor." gibi şeyler de söyleniyor ama TOKİ Türkiye'nin her ye­ rinde var. Bu yapılan konutlarda insanlarımız oturuyor, bunlardan faydalanıyor ve bunların da devamı  yönünde de beklentisi var.  Ben tekrar TOKİ'ye yapmış olduğu bu güzel çalışmalarından dolayı basanlar diliyorum, ken­ dilerini tebrik ediyorum ve yüce Meclisi de tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayar.  Şahsı adına söz isteyen Turan Kıratlı, Kırıkkale Milletvekili.  Buyurun Sayın Kıratlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, yazılı söz talepleri var mı arkadaşların?  TURAN KIRATLI (Kınkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Kanun Tasa- nsı'nın 7'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Ben de öncelikle, Balıkesir'in Dursenbey ilçesinde özel şirkete ait maden ocağında bir kaza so­ nucu hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, ya­ ralılara acil şifalar niyaz ediyorum. Ayrıca, idrak ettiğimiz Kandil 'imizi de tebrik ediyorum.  Tasarının 7'nci maddesiyle, TOKİ başkan yardımcıları için uygulanmakta olan 3600 ek gös­ terge rakamının 5300 ek göstergeye çıkarılması düzenlenmektedir.  Değerli arkadaşlar, biz bugün burada TOKİ'yle alakalı bir düzenlemeyi konuşuyoruz. TOKİ,  seksen bir vilayette yaptığı hizmetlerle bilhassa 2003'ten beri hep konuşuluyor. Belediye başkanla­ rımız, muhalefet, iktidar, hemen hepsi TOKİ projelerinin kendi illerinde uygulanması için âdeta bir­ birleriyle yarışmaktadır. TOKİ, öyle oldu ki halkımızın, bizlerin, Hükümetin eli ayağı oldu.  Bölgemize konut, hastane lazım, köprü lazım, spor salonu lazım, karakol, lojman lazım; can simidi  gibi hepimiz TOKİ'ye koşuyoruz. TOKİ'nin bu kadar güzel hizmetleri yapması için, bu yükün al­ tından kalkması için TOKİ'nin bu düzenlemeye ihtiyacı var. TOKİ'ye hep beraber destek vermemiz  gerekiyor. TOKİ bu hizmetleri yaparken 800 bin kişilik de istihdam sağlamaktadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TOKİ'nin bu güzel hizmetlerinden Kırıkkale'miz de ciddi  ölçüde nasibini almıştır. Kınkkale'miz de Keskin, Bahşılı, Yahşihan, Balışeyh ilçelerimizde 2.800  konut, 3 okul, 3 spor salonu, sağlık ocağı, camiler ve 3 ticaret merkezi tamamlanmış olup vatandaş­ larımız modern konutlarda oturmaktadırlar. Çelebi ilçemizde de doksan yedi konutun inşaatı devam  ediyor. Ayrıca, bu ilçemizde sosyal donatı kapsamında ticaret merkezi ve cami de yapılmaktadır.  Karakeçili, Sulakyurt, Delice ilçelerimizde de talep örgütlenmeleri devam etmektedir. Yeterli  talep olursa bu ilçelerimize de yapılacaktır.  TOKİ bununla da kalmadı; ilimizde tıp fakültesi var, lakin uygun bir hastanesi yoktu. TOKİ-Üni- versite iş birliğiyle iki yüz yataklı kanser araştırma ve yanık hastanesinin ihalesi 1 Martta yapılacak.  Aynca, Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokol kapsamında tek ve çift yataklı olmak üzere dört yüz  yataklı, dokuz katlı, yeni ve modern bir hastane binasının ihalesi de 12 Martta yapılacaktır.  - 2 2 7 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 66 25.2. 2010 O: 3  TOKİ'nin, yapmış olduğu bu güzel işlerini devam ettirmesi gereğine inanıyoruz. Çünkü Türki­ ye'nin buna ihtiyacı var. Bu kadar yapılan güzel şeylerin aslında kıskanılmaması lazım. Yani bir sözcü  burada "Tabii TOKİ bu işlerin..." diyor, "Başbakan işte açılışlar yapıyor, çok konut yapılıyor, dola­ yısıyla AK PARTİ'nin de reklamı oluyor." gibi şeyler de söyleniyor ama TOKİ Türkiye'nin her ye­ rinde var. Bu yapılan konutlarda insanlarımız oturuyor, bunlardan faydalanıyor ve bunların da devamı  yönünde de beklentisi var.  Ben tekrar TOKİ'ye yapmış olduğu bu güzel çalışmalarından dolayı basanlar diliyorum, ken­ dilerini tebrik ediyorum ve yüce Meclisi de tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayar.  Şahsı adına söz isteyen Turan Kıratlı, Kırıkkale Milletvekili.  Buyurun Sayın Kıratlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, yazılı söz talepleri var mı arkadaşların?  TURAN KIRATLI (Kınkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Kanun Tasa- nsı'nın 7'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Ben de öncelikle, Balıkesir'in Dursenbey ilçesinde özel şirkete ait maden ocağında bir kaza so­ nucu hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, ya­ ralılara acil şifalar niyaz ediyorum. Ayrıca, idrak ettiğimiz Kandil 'imizi de tebrik ediyorum.  Tasarının 7'nci maddesiyle, TOKİ başkan yardımcıları için uygulanmakta olan 3600 ek gös­ terge rakamının 5300 ek göstergeye çıkarılması düzenlenmektedir.  Değerli arkadaşlar, biz bugün burada TOKİ'yle alakalı bir düzenlemeyi konuşuyoruz. TOKİ,  seksen bir vilayette yaptığı hizmetlerle bilhassa 2003'ten beri hep konuşuluyor. Belediye başkanla­ rımız, muhalefet, iktidar, hemen hepsi TOKİ projelerinin kendi illerinde uygulanması için âdeta bir­ birleriyle yarışmaktadır. TOKİ, öyle oldu ki halkımızın, bizlerin, Hükümetin eli ayağı oldu.  Bölgemize konut, hastane lazım, köprü lazım, spor salonu lazım, karakol, lojman lazım; can simidi  gibi hepimiz TOKİ'ye koşuyoruz. TOKİ'nin bu kadar güzel hizmetleri yapması için, bu yükün al­ tından kalkması için TOKİ'nin bu düzenlemeye ihtiyacı var. TOKİ'ye hep beraber destek vermemiz  gerekiyor. TOKİ bu hizmetleri yaparken 800 bin kişilik de istihdam sağlamaktadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TOKİ'nin bu güzel hizmetlerinden Kırıkkale'miz de ciddi  ölçüde nasibini almıştır. Kınkkale'miz de Keskin, Bahşılı, Yahşihan, Balışeyh ilçelerimizde 2.800  konut, 3 okul, 3 spor salonu, sağlık ocağı, camiler ve 3 ticaret merkezi tamamlanmış olup vatandaş­ larımız modern konutlarda oturmaktadırlar. Çelebi ilçemizde de doksan yedi konutun inşaatı devam  ediyor. Ayrıca, bu ilçemizde sosyal donatı kapsamında ticaret merkezi ve cami de yapılmaktadır.  Karakeçili, Sulakyurt, Delice ilçelerimizde de talep örgütlenmeleri devam etmektedir. Yeterli  talep olursa bu ilçelerimize de yapılacaktır.  TOKİ bununla da kalmadı; ilimizde tıp fakültesi var, lakin uygun bir hastanesi yoktu. TOKİ-Üni- versite iş birliğiyle iki yüz yataklı kanser araştırma ve yanık hastanesinin ihalesi 1 Martta yapılacak.  Aynca, Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokol kapsamında tek ve çift yataklı olmak üzere dört yüz  yataklı, dokuz katlı, yeni ve modern bir hastane binasının ihalesi de 12 Martta yapılacaktır.  - 2 2 7 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 8 - Ben buradan Kırıkkaleli hemşehrilerimize TOKİ'nin bir güzel hizmetini daha duyurmak isti­ yorum: Yoksul vatandaşlarımız için dört yüz kırk sekiz adet konut yapımı da başlamıştır, Kırıkka­ le'mize hayırlı olsun diyorum.  Bu vesileyle, başta TOKİ Başkanı olmak üzere tüm TOKİ çalışanlarına teşekkür ediyorum. TO­ Kİ'nin hızına hız katacak bu tasarının kanunlaşmasını talep ediyor, hayırlı olsun diyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kıratlı.  Sayın Öztürk burada benim anons ettiğim sayın hatiplerin taleplerinin olup olmadığını sorma gibi  bir düşünceyi doğru bulmuyorum.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Dikkatten kaçmış olabilir.  BAŞKAN - Öyle bir düşünceniz olursa burada gelir görevlilerden sorarsınız.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Dikkatten kaçmasın diye sordum.  BAŞKAN - Sizin de kaçıncı sırada olduğunuzu buradan öğrenirsiniz. Bu konuda tereddütleri­ niz varsa her maddeyle ilgili gelip buradan bakarsınız.  Teşekkür ediyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - Madde üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi vardır.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Genç, Sayın Arifağaoğlu, Sayın Uzumrmak, Sayın Yıldız ve Sayın Şandır...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - . . .söz talep etmiştir.  Sayın Genç, buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim...  BAŞKAN - Soru sorma şeyiniz var, buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, ben, biraz önce söylediğiniz şeyle ilgili...  BAŞKAN - Sayın Genç, sorunuzu sorun lütfen.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, soracağım, bir dakika beni dinler misin.  BAŞKAN - Elinizi indirin aşağıya Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, hak ediyorsunuz.  BAŞKAN - Hak etmiyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Evvela orada kimin soru soracağını, kimin söz hakkı olduğunu oku­ yun baştan.  BAŞKAN - Elinizi indirir misiniz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - İç Tüzük diyor ki: "Müzakereye başlamadan önce söz isteyenler  okunur."  BAŞKAN - Sayın Genç, Tüzük'ü hiçbir başkan vekili sizden öğrenecek değil.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Çok öğrenmeye ihtiyacınız var...
Sayfa 81 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 8 - Ben buradan Kırıkkaleli hemşehrilerimize TOKİ'nin bir güzel hizmetini daha duyurmak isti­ yorum: Yoksul vatandaşlarımız için dört yüz kırk sekiz adet konut yapımı da başlamıştır, Kırıkka­ le'mize hayırlı olsun diyorum.  Bu vesileyle, başta TOKİ Başkanı olmak üzere tüm TOKİ çalışanlarına teşekkür ediyorum. TO­ Kİ'nin hızına hız katacak bu tasarının kanunlaşmasını talep ediyor, hayırlı olsun diyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kıratlı.  Sayın Öztürk burada benim anons ettiğim sayın hatiplerin taleplerinin olup olmadığını sorma gibi  bir düşünceyi doğru bulmuyorum.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Dikkatten kaçmış olabilir.  BAŞKAN - Öyle bir düşünceniz olursa burada gelir görevlilerden sorarsınız.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Dikkatten kaçmasın diye sordum.  BAŞKAN - Sizin de kaçıncı sırada olduğunuzu buradan öğrenirsiniz. Bu konuda tereddütleri­ niz varsa her maddeyle ilgili gelip buradan bakarsınız.  Teşekkür ediyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - Madde üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi vardır.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Genç, Sayın Arifağaoğlu, Sayın Uzumrmak, Sayın Yıldız ve Sayın Şandır...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  BAŞKAN - . . .söz talep etmiştir.  Sayın Genç, buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim...  BAŞKAN - Soru sorma şeyiniz var, buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, ben, biraz önce söylediğiniz şeyle ilgili...  BAŞKAN - Sayın Genç, sorunuzu sorun lütfen.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, soracağım, bir dakika beni dinler misin.  BAŞKAN - Elinizi indirin aşağıya Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, hak ediyorsunuz.  BAŞKAN - Hak etmiyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Evvela orada kimin soru soracağını, kimin söz hakkı olduğunu oku­ yun baştan.  BAŞKAN - Elinizi indirir misiniz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - İç Tüzük diyor ki: "Müzakereye başlamadan önce söz isteyenler  okunur."  BAŞKAN - Sayın Genç, Tüzük'ü hiçbir başkan vekili sizden öğrenecek değil.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Çok öğrenmeye ihtiyacınız var...  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 9 - BAŞKAN - En az herkes de sizin kadar biliyor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Öğrenmeye ihtiyacınız var...  BAŞKAN - Burası şov yapma yeri değildir Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Meclisi keyfî yönetiyorsunuz.  Sayın Başkan, yani, biz her gün burada sinir kavgası yapıyoruz. Burada İç Tüzük her şeyi be­ lirlemiş. Diyor ki: "Söz isteyenler başta anons edilir." Siz eğer anons ederseniz kimin söz istediğini  burada Genel Kurul bilir, ondan sonra da tartışma olmaz. Ama AKP öyle yapıyor ki sonra da getiri­ yor başkasının söz hakkını veriyor. Böyle bir şey olmaz ki! Bizim dediğimiz bu.  Şimdi, bu TOKİ'yle ilgili daha önce de sorulan soruda 260 trilyon lira bir müşavirlik ücreti  ödendiğini burada Hükümet söyledi. Bu 260 trilyon liralık müşavirlik hizmeti hangi firmalara veril­ miştir, bunların sahipleri kimlerdir? Bunları istiyorum.  İkincisi: TOKİ neden Emek Pazarlama İnşaat diye bir şirket kurdu? Yüzde 49'unu kendisi aldı,  yüzde 51 'ini de yandaş firmalara verdi. TOKİ bir devlet kuruluşu ise neden yüzde 51 'ini getirip de  başkalarına veriyor?  Üçüncü bir sorum: Şimdi bu bizim Çemişgezek-Ulukale'deki şeylerde Sayın Bakan dedi ki: "Her  konutu 90 milyar liraya satıyoruz." Peki, Çemişgezek merkezinde bu 50 milyar lira. Bir köy yerinde  nasıl 90 milyar oluyor? Bir de buraya siz 16 trilyon yani birisini 162 milyar liraya mal ederken...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Arifağaoğlu, buyurun.  METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Yusufeli şehrinin inşaatına başlanamamasının esas nedeni nedir? Teknik olarak  kanunda belirtilen yerin uygun olmadığına dair bir görüş var mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arifağaoğlu.  Sayın Uzumrmak...  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakana sorum şu: Hangi sınıf veya kategorilerdeki konutların, hangi illerde aynı zamanda,  metrekaresi kaça mal olmuştur? Bunu bilgilenmek istiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzumrmak.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, TOKİ, ürettiği konutlarla ilgili konut edinenlerle bir memnuniyet ya da memnu­ niyetsizlik araştırması yapmış mıdır, yapmamışsa düşünüyor musunuz?  TOKİ, 72 milyon nüfusumuzun ne kadar yeni konuta ihtiyacı olduğunu bilmekte midir? Bu  yönde bir araştırma yapılmış mıdır? Bir planlama yapılabilmesi için bu araştırmaya gereksinim  yok mudur?  Teşekkür ediyorum.
Sayfa 82 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 2 9 - BAŞKAN - En az herkes de sizin kadar biliyor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Öğrenmeye ihtiyacınız var...  BAŞKAN - Burası şov yapma yeri değildir Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Meclisi keyfî yönetiyorsunuz.  Sayın Başkan, yani, biz her gün burada sinir kavgası yapıyoruz. Burada İç Tüzük her şeyi be­ lirlemiş. Diyor ki: "Söz isteyenler başta anons edilir." Siz eğer anons ederseniz kimin söz istediğini  burada Genel Kurul bilir, ondan sonra da tartışma olmaz. Ama AKP öyle yapıyor ki sonra da getiri­ yor başkasının söz hakkını veriyor. Böyle bir şey olmaz ki! Bizim dediğimiz bu.  Şimdi, bu TOKİ'yle ilgili daha önce de sorulan soruda 260 trilyon lira bir müşavirlik ücreti  ödendiğini burada Hükümet söyledi. Bu 260 trilyon liralık müşavirlik hizmeti hangi firmalara veril­ miştir, bunların sahipleri kimlerdir? Bunları istiyorum.  İkincisi: TOKİ neden Emek Pazarlama İnşaat diye bir şirket kurdu? Yüzde 49'unu kendisi aldı,  yüzde 51 'ini de yandaş firmalara verdi. TOKİ bir devlet kuruluşu ise neden yüzde 51 'ini getirip de  başkalarına veriyor?  Üçüncü bir sorum: Şimdi bu bizim Çemişgezek-Ulukale'deki şeylerde Sayın Bakan dedi ki: "Her  konutu 90 milyar liraya satıyoruz." Peki, Çemişgezek merkezinde bu 50 milyar lira. Bir köy yerinde  nasıl 90 milyar oluyor? Bir de buraya siz 16 trilyon yani birisini 162 milyar liraya mal ederken...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Arifağaoğlu, buyurun.  METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Yusufeli şehrinin inşaatına başlanamamasının esas nedeni nedir? Teknik olarak  kanunda belirtilen yerin uygun olmadığına dair bir görüş var mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arifağaoğlu.  Sayın Uzumrmak...  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakana sorum şu: Hangi sınıf veya kategorilerdeki konutların, hangi illerde aynı zamanda,  metrekaresi kaça mal olmuştur? Bunu bilgilenmek istiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Uzumrmak.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, TOKİ, ürettiği konutlarla ilgili konut edinenlerle bir memnuniyet ya da memnu­ niyetsizlik araştırması yapmış mıdır, yapmamışsa düşünüyor musunuz?  TOKİ, 72 milyon nüfusumuzun ne kadar yeni konuta ihtiyacı olduğunu bilmekte midir? Bu  yönde bir araştırma yapılmış mıdır? Bir planlama yapılabilmesi için bu araştırmaya gereksinim  yok mudur?  Teşekkür ediyorum.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 0 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Şandır...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ben bir konuyu öğrenmek istiyorum, hatta yardım istiyorum Sayın Bakandan, Sayın Başkandan.  Mersin ili Silifke ilçesinin hastane inşaatı başladı ama ne zaman biteceği konusu tartışılıyor. Bu  konuda vatandaşımız da bizi dinliyor. Bir bilgi verir misiniz çünkü zaman önemli. Silifke'ye bir  bölge hastanesi yapılacak. Bir merkezî ilçe, çevre ilçelerin de bu konudaki ihtiyaçlarını karşılayacağı  açısından bu hastanenin bitiş tarihi önemli. Sayın Bakan, bunu açıklar mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, dün sormuş olduğum bir soruya cevaben, TOKİ'nin nakit ihtiyacını karşılamak  üzere yaklaşık, değişik bankalardan 900 milyon TL dolayında kredi kullandığı ifade edilmiştir. Acaba  bu kredi kamu ve özel olmak üzere hangi bankalardan alınmıştır, öğrenebilir miyim?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, buyurun.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Başkanım, çok te­ şekkür ediyorum.  Sayın Genc'in sorusunda... Emek İnşaat diye bir şirketi TOKİ kurmamıştır. Kurulmuş olan  şirketin...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ortak olmuşsunuz, ortak.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Değil. Daha önce ku­ rulmuş olan şirketin kamuya, başka bir kamu kuruluşundan intikal etmiş bir hisse oranıdır.  Bunun dışında, Çemişgezek'deki konutlarla ilgili açıklamalar...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Bakan, geçiştirme soruları canım! Yüzde 49 TOKİ ortak di­ yorsunuz, yüzde 51 hissesini şirketlere veriyorsunuz.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Genç, Meclis  Başkan Vekilimize, her yere müdahale ediyorsunuz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Edeceğim tabii.  BAŞKAN - Sayın Genç, dinleyin lütfen. Soru sordunuz, dinlemesini bilin.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yanlış cevap veriyor.  BAŞKAN - Sayın Bakan, cevap verin siz.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Şimdi, sorunuzun ce­ vabını ben veriyorum: Toplu Konut İdaresi böyle bir şirketi kurmamıştır, kurulmuş olan şirket ken­ disine intikal etmiştir, oradaki hissesi de yüzde 49'dur.
Sayfa 83 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 0 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Şandır...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ben bir konuyu öğrenmek istiyorum, hatta yardım istiyorum Sayın Bakandan, Sayın Başkandan.  Mersin ili Silifke ilçesinin hastane inşaatı başladı ama ne zaman biteceği konusu tartışılıyor. Bu  konuda vatandaşımız da bizi dinliyor. Bir bilgi verir misiniz çünkü zaman önemli. Silifke'ye bir  bölge hastanesi yapılacak. Bir merkezî ilçe, çevre ilçelerin de bu konudaki ihtiyaçlarını karşılayacağı  açısından bu hastanenin bitiş tarihi önemli. Sayın Bakan, bunu açıklar mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, dün sormuş olduğum bir soruya cevaben, TOKİ'nin nakit ihtiyacını karşılamak  üzere yaklaşık, değişik bankalardan 900 milyon TL dolayında kredi kullandığı ifade edilmiştir. Acaba  bu kredi kamu ve özel olmak üzere hangi bankalardan alınmıştır, öğrenebilir miyim?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, buyurun.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Başkanım, çok te­ şekkür ediyorum.  Sayın Genc'in sorusunda... Emek İnşaat diye bir şirketi TOKİ kurmamıştır. Kurulmuş olan  şirketin...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ortak olmuşsunuz, ortak.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Değil. Daha önce ku­ rulmuş olan şirketin kamuya, başka bir kamu kuruluşundan intikal etmiş bir hisse oranıdır.  Bunun dışında, Çemişgezek'deki konutlarla ilgili açıklamalar...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Bakan, geçiştirme soruları canım! Yüzde 49 TOKİ ortak di­ yorsunuz, yüzde 51 hissesini şirketlere veriyorsunuz.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Genç, Meclis  Başkan Vekilimize, her yere müdahale ediyorsunuz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Edeceğim tabii.  BAŞKAN - Sayın Genç, dinleyin lütfen. Soru sordunuz, dinlemesini bilin.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yanlış cevap veriyor.  BAŞKAN - Sayın Bakan, cevap verin siz.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Şimdi, sorunuzun ce­ vabını ben veriyorum: Toplu Konut İdaresi böyle bir şirketi kurmamıştır, kurulmuş olan şirket ken­ disine intikal etmiştir, oradaki hissesi de yüzde 49'dur.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 1 - Diğer konu: Çemişgezek'le ilgili açıklamalar müteaddit kereler yapılmıştır. Konunun netliğe  kavuştuğu kanaatindeyiz ama anlaşıldı, ayrıca size yazılı bir cevap vermenin de çok daha yararlı ol­ duğu anlaşılıyor.  Müşavirlikle alakalı 260 trilyon hangi müşavirlik firmalarına ödenmiştir? Bunun tam detay bil­ gisi size yazılı olarak takdim edilecek. Toplam altmış dört adet ayrı müşavirlik ihalesi yapılmıştır. Para  da yaklaşık, demek ki, bölünürse bir 3-4 trilyon civarında her firmaya ortalama bir miktar düşer.  Yusufeli'yle alakalı^Sayın Arifağaoğlu, bir yer seçimi noktasında inceleme devam ediyor. Onun  için bir gecikme söz konusu. Süreç hızlı bir şekilde hızlandırılıyor. Netleştiğinde size de hem Sayın  Başkan hem Çevre ve Orman Bakanımız, bu konuda daha detay bilgi verilebilir ama sürecin şu anda  gecikmesindeki neden o.  TOKİ 72 milyon da... Konut ihtiyacıyla alakalı... Şu anda tespit edilen 3 milyon civarında konut  ihtiyacı olduğu tahmin ediliyor TÜİK'in araştırmasına göre. Yıllık da Türkiye'nin 600 bin konut üre­ timine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiş vaziyette.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Memnuniyet araştırması yapıldı mı, onu sormuştum.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Oraya da geleceğim  Sayın Yıldız.  Memnuniyet noktasında, anketleri her yıl Toplu Konut İdaresi tarafından yapılıyor. Anket neti­ celerini, Sayın Başkan, Sayın Milletvekilimize yazılı olarak iletelim.  Sayın Şandır'ın ifadesinde, Mersin Silifke'deki devlet hastanesi inşaatı 2011 yılının Ağustos  ayında tamamlanacak, tamamlama hedefleniyor. Muhtemelen bu hedeflere büyük çapta, artık, ula­ şıyoruz. En geç Ağustos ayında tamamlanması hedeflenmiş oluyor.  900 milyon TL'lik kredi miktarı, Sayın Başkan, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıflar Ban­ kasından temin edilmiş krediler şeklindedir.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Benim sorum ne oldu Sayın Bakan, metrekaresi kaça mal oluyor?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, benim de sorum vardı.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, ben bir soru sordum, metrekaresinin kaça mal ol­ duğunu; TOKİ, metrekaresinin kaça mal olduğunu bilmiyor mu? Sayın Bakan, yazılı veya sözlü ola­ rak cevap vereceğini söylesin.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Hayır, hayır... Soruyu,  Sayın Başkan, benim önüme ifade etmiş, ben atlamışım Sayın Vekilim, özür diliyorum, hemen dü­ zeltiyorum.  Metrekare maliyeti; altyapı dâhil 700 bin lira civarında ortalama maliyet söz konusu.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Şimdi, burada arsa payı ve birtakım istisnalar söz konusu oldu­ ğunda müteahhitler bundan daha ucuza mal ediyor Sayın Bakan. Vatandaşı niye kandırıyorsunuz?  BAŞKAN - Cevabınızı verin Sayın Bakan.
Sayfa 84 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 1 - Diğer konu: Çemişgezek'le ilgili açıklamalar müteaddit kereler yapılmıştır. Konunun netliğe  kavuştuğu kanaatindeyiz ama anlaşıldı, ayrıca size yazılı bir cevap vermenin de çok daha yararlı ol­ duğu anlaşılıyor.  Müşavirlikle alakalı 260 trilyon hangi müşavirlik firmalarına ödenmiştir? Bunun tam detay bil­ gisi size yazılı olarak takdim edilecek. Toplam altmış dört adet ayrı müşavirlik ihalesi yapılmıştır. Para  da yaklaşık, demek ki, bölünürse bir 3-4 trilyon civarında her firmaya ortalama bir miktar düşer.  Yusufeli'yle alakalı^Sayın Arifağaoğlu, bir yer seçimi noktasında inceleme devam ediyor. Onun  için bir gecikme söz konusu. Süreç hızlı bir şekilde hızlandırılıyor. Netleştiğinde size de hem Sayın  Başkan hem Çevre ve Orman Bakanımız, bu konuda daha detay bilgi verilebilir ama sürecin şu anda  gecikmesindeki neden o.  TOKİ 72 milyon da... Konut ihtiyacıyla alakalı... Şu anda tespit edilen 3 milyon civarında konut  ihtiyacı olduğu tahmin ediliyor TÜİK'in araştırmasına göre. Yıllık da Türkiye'nin 600 bin konut üre­ timine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiş vaziyette.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Memnuniyet araştırması yapıldı mı, onu sormuştum.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Oraya da geleceğim  Sayın Yıldız.  Memnuniyet noktasında, anketleri her yıl Toplu Konut İdaresi tarafından yapılıyor. Anket neti­ celerini, Sayın Başkan, Sayın Milletvekilimize yazılı olarak iletelim.  Sayın Şandır'ın ifadesinde, Mersin Silifke'deki devlet hastanesi inşaatı 2011 yılının Ağustos  ayında tamamlanacak, tamamlama hedefleniyor. Muhtemelen bu hedeflere büyük çapta, artık, ula­ şıyoruz. En geç Ağustos ayında tamamlanması hedeflenmiş oluyor.  900 milyon TL'lik kredi miktarı, Sayın Başkan, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıflar Ban­ kasından temin edilmiş krediler şeklindedir.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Benim sorum ne oldu Sayın Bakan, metrekaresi kaça mal oluyor?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, benim de sorum vardı.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, ben bir soru sordum, metrekaresinin kaça mal ol­ duğunu; TOKİ, metrekaresinin kaça mal olduğunu bilmiyor mu? Sayın Bakan, yazılı veya sözlü ola­ rak cevap vereceğini söylesin.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Hayır, hayır... Soruyu,  Sayın Başkan, benim önüme ifade etmiş, ben atlamışım Sayın Vekilim, özür diliyorum, hemen dü­ zeltiyorum.  Metrekare maliyeti; altyapı dâhil 700 bin lira civarında ortalama maliyet söz konusu.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Şimdi, burada arsa payı ve birtakım istisnalar söz konusu oldu­ ğunda müteahhitler bundan daha ucuza mal ediyor Sayın Bakan. Vatandaşı niye kandırıyorsunuz?  BAŞKAN - Cevabınızı verin Sayın Bakan.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 2 - BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Milletvekilim,  bu, şu anda Toplu Konut İdaresinin ortalama maliyet değeridir. Metrekare maliyeti, proje proje, uy­ gulama projelerinde fark eder.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Arsa payını koyun, istisnalarınızı koyun üstüne, bedava...  BAŞKAN - Sayın Uzunırmak, lütfen... Karşılıklı konuşma yok Sayın Uzunırmak.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Halk anlasın TOKİ'nin ne yaptığını.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Şimdi, tabii, Sayın Millet­ vekilim, sizin, sorunuza arzu ettiğiniz anlamda bizden cevap bekleme tarzınızı çok doğru bulmuyorum.  Toplu Konut İdaresinin yaptığı inşaatlardaki metrekare maliyetinin içerisinde yollar, çevre tan­ zimi, altyapılar, okullar, oradaki alışveriş merkezleri, hepsi de dâhildir. Toplu Konut İdaresinin yap­ mış olduğu inşaatları -bakarsanız- yalnızca daire olarak algılamamak lazım. İyi bir kentleşme örneği,  yüksek standartlarda kalite, o konutu edinen vatandaşımızın sosyal, barınma, güvenlik ve emniyet  içerisinde barınmasını temine yönelik projelerdir. Onun için, maliyetlerin de, bu ölçekler dikkate  alındığında, serbest piyasaya göre düşük maliyetler olduğu ve satışta da sosyal konutlarda özellikle  maliyetinin altındaki satışları da gerçekleştirdiği malumdur.  Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, ben sorumu sorarken hangi sınıf ve hangi katego­ ride diye bizzat belirterek sorumu yönelttim Sayın Bakana. Yani bu işi çok farklı bir boyutta vatan­ daşa sunmanın bir anlamı yok; hangi sınıf, hangi kategoride? Dolayısıyla doğru bilgilenmek lazım.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Uzunırmak, teşekkür ediyorum. Konu anlaşılmıştır, tutanaklara da geçmiştir.  Cevabını yazılı şekilde verirler.  Teşekkür ediyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Ama doğru bilgi vermiyor Sayın Bakan.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Soruya böyle cevap verilmez.  BAŞKAN - Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.  Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde dokuz adet önerge vardır, ancak her madde üzerinde milletvekillerince sadece  yedi önerge verilebildiğinden önce geliş sırasına göre ilk yedi önergeyi okutacağım, sonra önerge­ leri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya
Sayfa 85 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 2 - BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Milletvekilim,  bu, şu anda Toplu Konut İdaresinin ortalama maliyet değeridir. Metrekare maliyeti, proje proje, uy­ gulama projelerinde fark eder.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Arsa payını koyun, istisnalarınızı koyun üstüne, bedava...  BAŞKAN - Sayın Uzunırmak, lütfen... Karşılıklı konuşma yok Sayın Uzunırmak.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Halk anlasın TOKİ'nin ne yaptığını.  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Şimdi, tabii, Sayın Millet­ vekilim, sizin, sorunuza arzu ettiğiniz anlamda bizden cevap bekleme tarzınızı çok doğru bulmuyorum.  Toplu Konut İdaresinin yaptığı inşaatlardaki metrekare maliyetinin içerisinde yollar, çevre tan­ zimi, altyapılar, okullar, oradaki alışveriş merkezleri, hepsi de dâhildir. Toplu Konut İdaresinin yap­ mış olduğu inşaatları -bakarsanız- yalnızca daire olarak algılamamak lazım. İyi bir kentleşme örneği,  yüksek standartlarda kalite, o konutu edinen vatandaşımızın sosyal, barınma, güvenlik ve emniyet  içerisinde barınmasını temine yönelik projelerdir. Onun için, maliyetlerin de, bu ölçekler dikkate  alındığında, serbest piyasaya göre düşük maliyetler olduğu ve satışta da sosyal konutlarda özellikle  maliyetinin altındaki satışları da gerçekleştirdiği malumdur.  Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, ben sorumu sorarken hangi sınıf ve hangi katego­ ride diye bizzat belirterek sorumu yönelttim Sayın Bakana. Yani bu işi çok farklı bir boyutta vatan­ daşa sunmanın bir anlamı yok; hangi sınıf, hangi kategoride? Dolayısıyla doğru bilgilenmek lazım.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Uzunırmak, teşekkür ediyorum. Konu anlaşılmıştır, tutanaklara da geçmiştir.  Cevabını yazılı şekilde verirler.  Teşekkür ediyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Ama doğru bilgi vermiyor Sayın Bakan.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Soruya böyle cevap verilmez.  BAŞKAN - Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.  Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde dokuz adet önerge vardır, ancak her madde üzerinde milletvekillerince sadece  yedi önerge verilebildiğinden önce geliş sırasına göre ilk yedi önergeyi okutacağım, sonra önerge­ leri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  İkram Dinçer  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Hayrettin Çakmak  Bursa  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri  okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz vere­ ceğim.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7'nci maddesinin Tasarı metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  F. Murat Sönmez Yaşar Tüzün  Eskişehir Bilecik  Akif Ekici Hüseyin Unsal  Gaziantep Amasya  Mehmet Sevigen Hulusi Güvel  İstanbul Adana  Ergün Aydoğan  Balıkesir  M. Akif Hamzaçebi  Trabzon  Engin Altay  Sinop  Şevket Köse  Adıyaman  - 2 3 3 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  İkram Dinçer  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Hayrettin Çakmak  Bursa  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri  okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz vere­ ceğim.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7'nci maddesinin Tasarı metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  F. Murat Sönmez Yaşar Tüzün  Eskişehir Bilecik  Akif Ekici Hüseyin Unsal  Gaziantep Amasya  Mehmet Sevigen Hulusi Güvel  İstanbul Adana  Ergün Aydoğan  Balıkesir  M. Akif Hamzaçebi  Trabzon  Engin Altay  Sinop  Şevket Köse  Adıyaman  - 2 3 3 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  455 sıra sayılı kanunun 7. maddesinin, Kanun metninden çıkarılmasını arz ederiz.  Akif Akkuş  Mersin  Mehmet Serdaroğlu Alim Işık  Kütahya  Mehmet Akif Paksoy  Kahramanmaraş  Beytullah Asil  Eskişehir Kastamonu  BAŞKAN - Komisyon önergelere katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Serdaroğlu konuşacak.  BAŞKAN - Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu önergeler üzerinde konuşacaklardır.  Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri en  iyi dileklerimle selamlıyorum.  Göçük altında kalıp hayatlarını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ayrıca İhsan  Doğramacı Bey'e Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.  Bu vesileyle mübarek Mevlit Kandili'nizi kutluyorum. Hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.  Bunlarla birlikte, bugün rahmetli olan Tekel işçisine Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve arka­ daşlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Rahmetliyi arkadaşlarının dualarla ve tekbirlerle uğurlamak  istemelerine maalesef izin verilmemiştir. Bunu buradan kınıyorum.  Şunu üzülerek ifade ediyorum ki şehit cenazeleri veya cenazelerin tekbirlerle uğurlanması, Ada­ let ve Kalkınma Partisi İktidarında maalesef kabahat olmuştur. İnançlarımızda ve kültürümüzde ol­ mayan, şehit cenazelerinde tekbir yerine alkışlar ihdas edilmiştir. Bunu büyük milletimin takdirlerine  sunuyorum.  Öncelikle de ifade ediyorum ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak TOKİ'nin varlığına karşı de­ ğiliz; karşı olmadığımız gibi varlığının da sürdürülmesinin yanındayız. Ancak Milliyetçi Hareket  Partisi olarak TOKİ'nin yönetim şekline ve amacı dışındaki faaliyetler içinde olmasına karşıyız. TOKİ'nin,  iktidarın yakın ve yandaşlarına siyasi referansla ihaleler vererek iş yaptırmalarına karşıyız.  TOKİ'nin lüks konut adı altında yaptığı kalitesiz yapılardan kazandığı yüksek kârları mevzua­ tının dışında kullanarak belediyelerin yapması gereken alt-üst geçit veya köprü gibi yapımlara har­ camasını buradan doğru bulmamaktayız. Özetle, TOKİ'nin kazancını dar gelirliye konut üretme  yerine kuruluş gayesinin dışındaki alanlara harcamasına karşıyız.  - 2 3 4 -
Sayfa 87 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  455 sıra sayılı kanunun 7. maddesinin, Kanun metninden çıkarılmasını arz ederiz.  Akif Akkuş  Mersin  Mehmet Serdaroğlu Alim Işık  Kütahya  Mehmet Akif Paksoy  Kahramanmaraş  Beytullah Asil  Eskişehir Kastamonu  BAŞKAN - Komisyon önergelere katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Serdaroğlu konuşacak.  BAŞKAN - Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu önergeler üzerinde konuşacaklardır.  Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri en  iyi dileklerimle selamlıyorum.  Göçük altında kalıp hayatlarını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ayrıca İhsan  Doğramacı Bey'e Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.  Bu vesileyle mübarek Mevlit Kandili'nizi kutluyorum. Hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.  Bunlarla birlikte, bugün rahmetli olan Tekel işçisine Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve arka­ daşlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Rahmetliyi arkadaşlarının dualarla ve tekbirlerle uğurlamak  istemelerine maalesef izin verilmemiştir. Bunu buradan kınıyorum.  Şunu üzülerek ifade ediyorum ki şehit cenazeleri veya cenazelerin tekbirlerle uğurlanması, Ada­ let ve Kalkınma Partisi İktidarında maalesef kabahat olmuştur. İnançlarımızda ve kültürümüzde ol­ mayan, şehit cenazelerinde tekbir yerine alkışlar ihdas edilmiştir. Bunu büyük milletimin takdirlerine  sunuyorum.  Öncelikle de ifade ediyorum ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak TOKİ'nin varlığına karşı de­ ğiliz; karşı olmadığımız gibi varlığının da sürdürülmesinin yanındayız. Ancak Milliyetçi Hareket  Partisi olarak TOKİ'nin yönetim şekline ve amacı dışındaki faaliyetler içinde olmasına karşıyız. TOKİ'nin,  iktidarın yakın ve yandaşlarına siyasi referansla ihaleler vererek iş yaptırmalarına karşıyız.  TOKİ'nin lüks konut adı altında yaptığı kalitesiz yapılardan kazandığı yüksek kârları mevzua­ tının dışında kullanarak belediyelerin yapması gereken alt-üst geçit veya köprü gibi yapımlara har­ camasını buradan doğru bulmamaktayız. Özetle, TOKİ'nin kazancını dar gelirliye konut üretme  yerine kuruluş gayesinin dışındaki alanlara harcamasına karşıyız.  - 2 3 4 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 5 - Çok değerli milletvekilleri, TOKİ bakanlıklara bina yapmak için, TOKİ belediyelere köprü, geçit  vesaire yapmak için kurulmadı ve TOKİ kazancını iktidarlara siyasi rant sağlamak içinse hiç kurul­ madı. Ayrıca TOKİ konut üretirken konut sektörünün en önemli istihdam alanını oluşturan yap-sat  müteahhitliğini bitirmek için de kurulmadı. İşte geldiğimiz noktada TOKİ bu gerçeklerle karşı karşı­ yayken inşaat üretiminde de maalesef arzu edilen kaliteyi yakalayamamıştır. Bugün İstanbul Beledi­ yesinin bir yan kuruluşu olan KİPTAŞ dahi TOKİ'den daha kaliteli ve daha ucuz konut üretmektedir.  Sayın milletvekilleri, TOKİ devlet içinde en büyük KİT hâline gelmiştir. TOKİ "TOKKİT" ol­ muştur. TOKİ sınırsız yetkilerle donatılmış "Ben dilediğim arsayı alırım, el koyarım ve ben diledi­ ğim şekilde imar planları geliştirir, emsalleri artırırım, ben dilediğim arsayı ticari, ben dilediğim  arsayı konut ve ben dilediğim arsayı ticari artı konut imarına çeviririm ve ben arsaya el koyar, dile­ diğimde kendim yaparım, dilediğimde kâr ortaklığı kurarım veya dilediğimde kâr ortaklığı adıyla  kat karşılığı veririm." anlayışının içine girmiştir. Bu nasıl bir TOKİ cumhuriyetidir, nasıl bir TOKİ  imparatorluğudur, bunu anlamak mümkün değil çok değerli milletvekilleri.  Toplu Konut İdaresi elbette dar gelirliye ucuz konut üretecek. TOKİ dar gelirliye ürettiği konu­ tun belli bir yüzdesi kadar da lüks konut imal edip ekstra bir gelir elde edecektir. Bu çok doğaldır  ancak TOKİ, bu ekstra gelirle belediyelerin veya bakanlıkların yapması gerekenleri değil, dar gelir­ liye ucuz konut yapmalıdır. Bu noktada TOKİ'nin büyük eksikliği vardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Serdaroğlu, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) - Örneğin, TOKİ dar gelirli için üç yüz konut yaptı­ ğında bu konutlara 3-5 bin kişi müracaat ediyorsa burada TOKİ'nin bir eksikliği veya bir yanlışlığı  mutlaka var demektir. TOKİ mutlaka ve mutlaka dar gelirliler için ucuz konut üretimindeki eksikli­ ğini gidermelidir ve bu konuya ağırlık vermelidir.  Değerli milletvekilleri, bu ifadelerimizden alınmaya, kırılmaya, küsmeye gerek yoktur. TO­ Kİ'nin içinde bulunduğu bu gerçekleri görüp bütün bu ifadelerimiz TOKİ'nin daha verimli hâle gel­ mesi için yapmaya çalıştığımız katkı olarak algılanmalıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serdaroğlu.  Diğer önerge üzerinde söz talebi?  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, ben konuşacağım.  BAŞKAN - Akif Ekici, Gaziantep Milletvekili.  Buyurun Sayın Ekici. (CHP sıralarından alkışlar)  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra sa­ yılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunmaktayım.  Öncelikle, bugün altmış beş gündür direnen, örnek davranış sergileyen, ülkemize unutulmuş  olan emeğin değerini hatırlatan, bugün de bir kaza sonucu hayatını kaybeden Tekel işçisine Allah'tan  rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı, sabırlar diliyorum. Ayrıca, altmış beş gündür birlikte mücadele  verdiği arkadaşlarının yanına en azından cenazesinin yaklaştırılmamasını da bunu engelleyenleri de  şiddetle kınıyorum.
Sayfa 88 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 5 - Çok değerli milletvekilleri, TOKİ bakanlıklara bina yapmak için, TOKİ belediyelere köprü, geçit  vesaire yapmak için kurulmadı ve TOKİ kazancını iktidarlara siyasi rant sağlamak içinse hiç kurul­ madı. Ayrıca TOKİ konut üretirken konut sektörünün en önemli istihdam alanını oluşturan yap-sat  müteahhitliğini bitirmek için de kurulmadı. İşte geldiğimiz noktada TOKİ bu gerçeklerle karşı karşı­ yayken inşaat üretiminde de maalesef arzu edilen kaliteyi yakalayamamıştır. Bugün İstanbul Beledi­ yesinin bir yan kuruluşu olan KİPTAŞ dahi TOKİ'den daha kaliteli ve daha ucuz konut üretmektedir.  Sayın milletvekilleri, TOKİ devlet içinde en büyük KİT hâline gelmiştir. TOKİ "TOKKİT" ol­ muştur. TOKİ sınırsız yetkilerle donatılmış "Ben dilediğim arsayı alırım, el koyarım ve ben diledi­ ğim şekilde imar planları geliştirir, emsalleri artırırım, ben dilediğim arsayı ticari, ben dilediğim  arsayı konut ve ben dilediğim arsayı ticari artı konut imarına çeviririm ve ben arsaya el koyar, dile­ diğimde kendim yaparım, dilediğimde kâr ortaklığı kurarım veya dilediğimde kâr ortaklığı adıyla  kat karşılığı veririm." anlayışının içine girmiştir. Bu nasıl bir TOKİ cumhuriyetidir, nasıl bir TOKİ  imparatorluğudur, bunu anlamak mümkün değil çok değerli milletvekilleri.  Toplu Konut İdaresi elbette dar gelirliye ucuz konut üretecek. TOKİ dar gelirliye ürettiği konu­ tun belli bir yüzdesi kadar da lüks konut imal edip ekstra bir gelir elde edecektir. Bu çok doğaldır  ancak TOKİ, bu ekstra gelirle belediyelerin veya bakanlıkların yapması gerekenleri değil, dar gelir­ liye ucuz konut yapmalıdır. Bu noktada TOKİ'nin büyük eksikliği vardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Serdaroğlu, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) - Örneğin, TOKİ dar gelirli için üç yüz konut yaptı­ ğında bu konutlara 3-5 bin kişi müracaat ediyorsa burada TOKİ'nin bir eksikliği veya bir yanlışlığı  mutlaka var demektir. TOKİ mutlaka ve mutlaka dar gelirliler için ucuz konut üretimindeki eksikli­ ğini gidermelidir ve bu konuya ağırlık vermelidir.  Değerli milletvekilleri, bu ifadelerimizden alınmaya, kırılmaya, küsmeye gerek yoktur. TO­ Kİ'nin içinde bulunduğu bu gerçekleri görüp bütün bu ifadelerimiz TOKİ'nin daha verimli hâle gel­ mesi için yapmaya çalıştığımız katkı olarak algılanmalıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Serdaroğlu.  Diğer önerge üzerinde söz talebi?  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, ben konuşacağım.  BAŞKAN - Akif Ekici, Gaziantep Milletvekili.  Buyurun Sayın Ekici. (CHP sıralarından alkışlar)  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra sa­ yılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunmaktayım.  Öncelikle, bugün altmış beş gündür direnen, örnek davranış sergileyen, ülkemize unutulmuş  olan emeğin değerini hatırlatan, bugün de bir kaza sonucu hayatını kaybeden Tekel işçisine Allah'tan  rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı, sabırlar diliyorum. Ayrıca, altmış beş gündür birlikte mücadele  verdiği arkadaşlarının yanına en azından cenazesinin yaklaştırılmamasını da bunu engelleyenleri de  şiddetle kınıyorum.  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 6 - Dün Balıkesir'de yaşanan göçük kazası sonucu hayatını kaybeden 17 kişiye de Allah'tan rah­ met dilerken Enerji Bakanlığı ve yetkililerini de buradan ayıplıyorum ve kınıyorum.  Değerli arkadaşlar, bizim görevimiz, bizim vazifemiz, bizim işimiz sadece ölenlerin arkasından  burada mikrofona çıkıp da milletvekilleri olarak başsağlığı dilemek, Allah'tan rahmet dilemek de­ ğildir, gereğini yapmaktır. Dünyada bitmiş olan bu grizu faciaları, grizu patlamaları ne yazık ki bizim  ülkemizde hâlâ daha bütün şiddetini koruyarak devam etmektedir. Bununla ilgili tedbir almayan, sa­ dece, ölen insanların cenazesinde bulunmakla görevini tamamlamış sayan Sayın Bakanı ve ilgili kad­ rosunu da buradan kınıyorum ve görevini yapmaya davet ediyorum değerli arkadaşlar.  TOKİ'yi üç günden beri konuşuyoruz. 1980 yılında kurulan TOKİ, yoksulları konut sahibi yapmak  için iyi niyetle kurulmuş bir kurum idi. Maalesef, her konuda olduğu gibi 2003'ten sonra AKP döneminde  hızla olumsuzluklara kayan bir yapı oluştu. Tek başına bir imparatorluk, tek başına bir diktatörlük.  Biraz önce... Şimdi de gülüyor Sayın TOKİ Başkanımız. Çünkü bu kadar yetkiyle donatılmış,  bu kadar hak sahibi yapılmış, direkt Başbakana bağlatılmış, hiçbir denetlemesi olmayan, 30 milyar  TL harcama yapan, 20 milyar TL'sini ödeyen, sonra da soru sorulamayan, cevap alınamayan bir  TOKİ Başkanı, tabii ki bu sorulan sorulara gülerek ve esneyerek cevap verir. Ben buradan da yaptı­ ğınız hareketin yanlış olduğunu söylüyorum ve düzgün davranmaya yönelmenizi rica ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen Genel Kurula hitap edin.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar...  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Muhatabın o değil!  ASIM AYKAN (Trabzon) - Muhatabın o değil, muhatabın orada oturuyor!  AKİF EKİCİ (Devamla) - Burada Meclis Başkanı var, sen otur yerine! Otur yerine sen!  ASIM AYKAN (Trabzon) - Haddini bil ya!  BAŞKAN - Lütfen... Sayın Milletvekilim, lütfen...  AKİF EKİCİ (Devamla) - Burada Meclis Başkanı var, o idare eder! Otur bakayım yerine! Say­ gısız adam!  BAŞKAN - Sayın Ekici... Lütfen Sayın Ekici...  AKİF EKİCİ (Devamla) -Haddinizi siz bilmek zorundasınız değerli arkadaşlar. Haddinizi bil­ mediğinizi her tavırla ortaya koyuyorsunuz değerli arkadaşlar.  BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Biriniz çıkıyorsunuz Kahramanmaraş'ta diyorsunuz ki: "AKP'yi veya  İktidarı tanımayanların kanı bozuktur." Var mı böyle bir şey? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  AKİF EKİCİ (Devamla) - Bu, sadece bir milletvekilinin fevri olarak söylemiş olduğu bir söz  değil. Bu, hepinizi söylemiyorum ama büyük bölümünüz için, daha doğrusu sizin o "çıkarttık" de­ diğiniz millî görüş gömleğinin özü budur özü değerli arkadaşlar; özü budur, özü budur değerli arka­ daşlar. Biri çıkıyor diyor ki: "Kanı bozuk." (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  Sayın Ekici, lütfen konuyla ilgili Genel Kurula hitap edin.
Sayfa 89 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 6 - Dün Balıkesir'de yaşanan göçük kazası sonucu hayatını kaybeden 17 kişiye de Allah'tan rah­ met dilerken Enerji Bakanlığı ve yetkililerini de buradan ayıplıyorum ve kınıyorum.  Değerli arkadaşlar, bizim görevimiz, bizim vazifemiz, bizim işimiz sadece ölenlerin arkasından  burada mikrofona çıkıp da milletvekilleri olarak başsağlığı dilemek, Allah'tan rahmet dilemek de­ ğildir, gereğini yapmaktır. Dünyada bitmiş olan bu grizu faciaları, grizu patlamaları ne yazık ki bizim  ülkemizde hâlâ daha bütün şiddetini koruyarak devam etmektedir. Bununla ilgili tedbir almayan, sa­ dece, ölen insanların cenazesinde bulunmakla görevini tamamlamış sayan Sayın Bakanı ve ilgili kad­ rosunu da buradan kınıyorum ve görevini yapmaya davet ediyorum değerli arkadaşlar.  TOKİ'yi üç günden beri konuşuyoruz. 1980 yılında kurulan TOKİ, yoksulları konut sahibi yapmak  için iyi niyetle kurulmuş bir kurum idi. Maalesef, her konuda olduğu gibi 2003'ten sonra AKP döneminde  hızla olumsuzluklara kayan bir yapı oluştu. Tek başına bir imparatorluk, tek başına bir diktatörlük.  Biraz önce... Şimdi de gülüyor Sayın TOKİ Başkanımız. Çünkü bu kadar yetkiyle donatılmış,  bu kadar hak sahibi yapılmış, direkt Başbakana bağlatılmış, hiçbir denetlemesi olmayan, 30 milyar  TL harcama yapan, 20 milyar TL'sini ödeyen, sonra da soru sorulamayan, cevap alınamayan bir  TOKİ Başkanı, tabii ki bu sorulan sorulara gülerek ve esneyerek cevap verir. Ben buradan da yaptı­ ğınız hareketin yanlış olduğunu söylüyorum ve düzgün davranmaya yönelmenizi rica ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen Genel Kurula hitap edin.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar...  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Muhatabın o değil!  ASIM AYKAN (Trabzon) - Muhatabın o değil, muhatabın orada oturuyor!  AKİF EKİCİ (Devamla) - Burada Meclis Başkanı var, sen otur yerine! Otur yerine sen!  ASIM AYKAN (Trabzon) - Haddini bil ya!  BAŞKAN - Lütfen... Sayın Milletvekilim, lütfen...  AKİF EKİCİ (Devamla) - Burada Meclis Başkanı var, o idare eder! Otur bakayım yerine! Say­ gısız adam!  BAŞKAN - Sayın Ekici... Lütfen Sayın Ekici...  AKİF EKİCİ (Devamla) -Haddinizi siz bilmek zorundasınız değerli arkadaşlar. Haddinizi bil­ mediğinizi her tavırla ortaya koyuyorsunuz değerli arkadaşlar.  BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Biriniz çıkıyorsunuz Kahramanmaraş'ta diyorsunuz ki: "AKP'yi veya  İktidarı tanımayanların kanı bozuktur." Var mı böyle bir şey? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  AKİF EKİCİ (Devamla) - Bu, sadece bir milletvekilinin fevri olarak söylemiş olduğu bir söz  değil. Bu, hepinizi söylemiyorum ama büyük bölümünüz için, daha doğrusu sizin o "çıkarttık" de­ diğiniz millî görüş gömleğinin özü budur özü değerli arkadaşlar; özü budur, özü budur değerli arka­ daşlar. Biri çıkıyor diyor ki: "Kanı bozuk." (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  Sayın Ekici, lütfen konuyla ilgili Genel Kurula hitap edin.  TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 7 - AKİF EKİCİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz kime "kanı bozuk" deriz? Biz, Kahraman­ maraş'ta 110 kişiyi katledenlere "kanı bozuk" deriz; biz, Çorum'da 57 kişiyi katledenlere "kanı  bozuk" deriz; 37 kişiyi Sivas'ta Madımak Oteli'nde cayır cayır yakanlara "kansız" deriz; bunları sa­ vunanlara, bunların arkasında duranlara "kansız" deriz değerli arkadaşlar; 1 Mayısta 37 işçiyi, 37  aydın insanı katledenlere alkış tutanlara "kansız" deriz değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından  gürültüler)  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Biz de deriz.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  AKİF EKİCİ (Devamla) - 12 Eylül ihtilalini yapanlara ve onu savunanlara, ona alkış tutanlara  "kansız" deriz değerli arkadaşlar. Bunu bilmeniz gerekir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Biz de darbeleri savunanlara "kansız" deriz.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  Sayın Ekici, lütfen, Genel Kurula hitap edin.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, tekrar altını çizerek söylemek istiyorum, özel­ likle bu konuyla ilgili bir milletvekili olarak benim vicdanım sızladığı için söylüyorum. Balıkesir'de  grizu patlaması faciasında ölen işçimizin bir tanesinin iki ay önce çocuğu oluyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Bir tanesi evlenmek için bir ay sonrasına gün almış bir insanımız. İn­ sanın vicdanı sızlıyor değerli arkadaşlar.  TOKİ'yi nereye getirdik? Bir örnek vererek söylemek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, Eskişehir yolu üzerinde dört yüz sekiz konut -zaman çok az kaldığı için özet­ leyeceğim, burada söyleyeceğim bazı isimler var ve cevap isteyeceğim onlardan- toplam muhammen  bedeli 83 trilyon olmasına rağmen, acil TOKİ'nin para ihtiyacı var diye 348 tanesi 60 trilyona satı­ lıyor ve para ihtiyacı var denen yer satıldıktan sonra, toplu satıştan sonra İdare, stokunda kalan 60  daire için -yani müşteri bulamayız diye- 100'den az olmamak üzere toplu olarak satıyor, fakat daha  sonra, bu 348'i sattıktan sonra elde kalan 60 alt daire için yani giriş katındaki daire için satış açılımı  yapıyor, fiyatını da yüzde 10 artırarak yapıyor değerli arkadaşlar. Bu 60 konut için 824 müracaat  oluyor ve bunların içerisinden kurayla satılıyor ama o 348 daire ne için toplu olarak satılıyor ve yan  fiyatına satılıyor?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Ekici, teşekkür ediyorum.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Çünkü bunun içerisinde Veysel Eroğlu, Egemen Bağış, Bekir Bozdağ...  BAŞKAN - Sayın Ekici, teşekkür ediyorum.  AKİF EKİCİ (Devamla) - ...buradan daire alan arkadaşlar, bunların hatırına yapılmış bir  işlemdir.  Sayın Başkanım, bir dakika daha müsaade edin, tamamlamam gerekiyor, ayarlayamadık  zamanı.  BAŞKAN - Sürenizi verdim Sayın Ekici, teşekkür ediyorum.
Sayfa 90 -
TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 7 - AKİF EKİCİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz kime "kanı bozuk" deriz? Biz, Kahraman­ maraş'ta 110 kişiyi katledenlere "kanı bozuk" deriz; biz, Çorum'da 57 kişiyi katledenlere "kanı  bozuk" deriz; 37 kişiyi Sivas'ta Madımak Oteli'nde cayır cayır yakanlara "kansız" deriz; bunları sa­ vunanlara, bunların arkasında duranlara "kansız" deriz değerli arkadaşlar; 1 Mayısta 37 işçiyi, 37  aydın insanı katledenlere alkış tutanlara "kansız" deriz değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından  gürültüler)  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Biz de deriz.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  AKİF EKİCİ (Devamla) - 12 Eylül ihtilalini yapanlara ve onu savunanlara, ona alkış tutanlara  "kansız" deriz değerli arkadaşlar. Bunu bilmeniz gerekir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Biz de darbeleri savunanlara "kansız" deriz.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  Sayın Ekici, lütfen, Genel Kurula hitap edin.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, tekrar altını çizerek söylemek istiyorum, özel­ likle bu konuyla ilgili bir milletvekili olarak benim vicdanım sızladığı için söylüyorum. Balıkesir'de  grizu patlaması faciasında ölen işçimizin bir tanesinin iki ay önce çocuğu oluyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Bir tanesi evlenmek için bir ay sonrasına gün almış bir insanımız. İn­ sanın vicdanı sızlıyor değerli arkadaşlar.  TOKİ'yi nereye getirdik? Bir örnek vererek söylemek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, Eskişehir yolu üzerinde dört yüz sekiz konut -zaman çok az kaldığı için özet­ leyeceğim, burada söyleyeceğim bazı isimler var ve cevap isteyeceğim onlardan- toplam muhammen  bedeli 83 trilyon olmasına rağmen, acil TOKİ'nin para ihtiyacı var diye 348 tanesi 60 trilyona satı­ lıyor ve para ihtiyacı var denen yer satıldıktan sonra, toplu satıştan sonra İdare, stokunda kalan 60  daire için -yani müşteri bulamayız diye- 100'den az olmamak üzere toplu olarak satıyor, fakat daha  sonra, bu 348'i sattıktan sonra elde kalan 60 alt daire için yani giriş katındaki daire için satış açılımı  yapıyor, fiyatını da yüzde 10 artırarak yapıyor değerli arkadaşlar. Bu 60 konut için 824 müracaat  oluyor ve bunların içerisinden kurayla satılıyor ama o 348 daire ne için toplu olarak satılıyor ve yan  fiyatına satılıyor?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Ekici, teşekkür ediyorum.  AKİF EKİCİ (Devamla) - Çünkü bunun içerisinde Veysel Eroğlu, Egemen Bağış, Bekir Bozdağ...  BAŞKAN - Sayın Ekici, teşekkür ediyorum.  AKİF EKİCİ (Devamla) - ...buradan daire alan arkadaşlar, bunların hatırına yapılmış bir  işlemdir.  Sayın Başkanım, bir dakika daha müsaade edin, tamamlamam gerekiyor, ayarlayamadık  zamanı.  BAŞKAN - Sürenizi verdim Sayın Ekici, teşekkür ediyorum.  T B M M B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 8 - AKİF EKİCİ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan... Sayın Başkan... Ama bakın...  BAŞKAN - Bir saniye, önergeleri oylarınıza sunayım, ondan sonra.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Karar yeter sayısı.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Oylamaya geçtik.  BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.  Buyurun Sayın Bozdağ.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Ne demek istiyorsunuz Sayın Bozdağ? Önce yerinizden, buyurun.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Hem ismimden bahsederek bir ifadede bulundu hem de grubu­ muza dönük birtakım ağır ifadelerde bulundu. Bir kısım milletvekili arkadaşlarımızın beyanlarından  hareketle haksız ithamda bulundu. 69'a göre söz talep ediyorum.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, Maraş olaylarına mı sebebiyet verdiniz? Si­ vas'ı siz mi yaktınız?  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Okay, lütfen...  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, hem şahsıma dönük...  BAŞKAN - Sayın Bozdağ, ne dedi şahsınıza ve sayın milletvekillerine?  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Efendim, bakın, şahsıma dönük, bir yerden daire aldığımı söyledi.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Maraş'ı sen mi yaktın? Sivas'ı sen mi yaktın? Burada onu mu sa­ vunacaksın? Sen daire aldın mı almadın mı, onu söyle.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Söyleyeceğim, müsaade buyurun.  Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Bozdağ, yeni bir sataşmaya mahal vermeden iki dakika.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  6".- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın, Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; biraz önce konuşan de­ ğerli arkadaşımız birtakım ifadelerde bulundu, işin doğrusu üzüldüm. Yani, burada ifadede bulunur­ ken bazı hassasiyetlere biraz riayet etmek lazım.  Bizim 2 tane değerli milletvekilimizin birtakım beyanları çıktı kamuoyunda. Her 2 milletveki­ limiz de daha sonra bu beyanlarından dolayı kamuoyundan özür dilediler, yanlış yaptıklarını ifade et­ tiler, açıkladılar. Ne zaman? Bu açıklamalar yapıldıktan sonra, hemen arkasından bunu yaptılar, bu  bir. İkincisi: Biz parti olarak da ne yaptık? Bu arkadaşlarımızla ilgili, grup yönetimi olarak disiplin  incelemesi başlattık ve bugün toplanan partimizin grup yönetim kurulu da bu 2 arkadaşımızı geçici  ihraç istemiyle müşterek disiplin kuruluna sevk etti. Biz, kabul edilemez olan birtakım ifadeler kar­ şısında parti olarak tavrımızı koyduk, arkadaşlarımız da üzüldüklerini ve "Keşke söylemeseydik."  diye ifadede bulundular.
Sayfa 91 -
T B M M B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 8 - AKİF EKİCİ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan... Sayın Başkan... Ama bakın...  BAŞKAN - Bir saniye, önergeleri oylarınıza sunayım, ondan sonra.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Karar yeter sayısı.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Oylamaya geçtik.  BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.  Buyurun Sayın Bozdağ.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Ne demek istiyorsunuz Sayın Bozdağ? Önce yerinizden, buyurun.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Hem ismimden bahsederek bir ifadede bulundu hem de grubu­ muza dönük birtakım ağır ifadelerde bulundu. Bir kısım milletvekili arkadaşlarımızın beyanlarından  hareketle haksız ithamda bulundu. 69'a göre söz talep ediyorum.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, Maraş olaylarına mı sebebiyet verdiniz? Si­ vas'ı siz mi yaktınız?  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Okay, lütfen...  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, hem şahsıma dönük...  BAŞKAN - Sayın Bozdağ, ne dedi şahsınıza ve sayın milletvekillerine?  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Efendim, bakın, şahsıma dönük, bir yerden daire aldığımı söyledi.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Maraş'ı sen mi yaktın? Sivas'ı sen mi yaktın? Burada onu mu sa­ vunacaksın? Sen daire aldın mı almadın mı, onu söyle.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Söyleyeceğim, müsaade buyurun.  Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Bozdağ, yeni bir sataşmaya mahal vermeden iki dakika.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  6".- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın, Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; biraz önce konuşan de­ ğerli arkadaşımız birtakım ifadelerde bulundu, işin doğrusu üzüldüm. Yani, burada ifadede bulunur­ ken bazı hassasiyetlere biraz riayet etmek lazım.  Bizim 2 tane değerli milletvekilimizin birtakım beyanları çıktı kamuoyunda. Her 2 milletveki­ limiz de daha sonra bu beyanlarından dolayı kamuoyundan özür dilediler, yanlış yaptıklarını ifade et­ tiler, açıkladılar. Ne zaman? Bu açıklamalar yapıldıktan sonra, hemen arkasından bunu yaptılar, bu  bir. İkincisi: Biz parti olarak da ne yaptık? Bu arkadaşlarımızla ilgili, grup yönetimi olarak disiplin  incelemesi başlattık ve bugün toplanan partimizin grup yönetim kurulu da bu 2 arkadaşımızı geçici  ihraç istemiyle müşterek disiplin kuruluna sevk etti. Biz, kabul edilemez olan birtakım ifadeler kar­ şısında parti olarak tavrımızı koyduk, arkadaşlarımız da üzüldüklerini ve "Keşke söylemeseydik."  diye ifadede bulundular.  TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 9 - YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Üzülmek yetmiyor.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bütün bunlara rağmen, her defasında kürsüye çıkıp bunu dile  getirmek ve ithamda bulunmak, işin doğrusu, çok büyük bir yanlışlıktır, onu ifade etmek istiyorum.  Bizim tavrımız bu ama ben, keşke, Dersim'le ilgili beyanda bulunulduğunda Sayın Öymen'le ilgili,  AK PARTİ'nin yaptığı bir tavrı koysaydınız da sizi alkışlasaydım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Keşke, Elmadağ'da hacılarla ilgili, Sayın Sav'ın konuşmaları karşısında böyle bir tavır koysaydınız  da hep beraber sizi alkışlasaydık. Bizimle fark bu. Biz, yanlış yapan ve öyle olduğuna inandığımız  konularda bugüne kadar tavır koyduk.  Diğer konu da benim şahsımla ilgili. "Bir yerde evin var mı?" Doğru, var. "Aldın mı?" Aldım.  Anamın ak sütü gibi helal paramla ben ev aldım. On yıllığına bankadan kredi kullandım. Ben her ay  2,5 milyar kredi ödüyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Yarı fiyatına aldın, yan fiyatına.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bir şey söyleyeceğim: Bakın, orada 403 tane mi, 408 tane mi  konut var.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - 408 tane.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bu konutların içerisinde oturanların neredeyse tamamına yakını  hâkim ve savcılardan oluşuyor...  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Hayır, hayır!  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - ...onun içerisinde de birkaç tane milletvekili var.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Birkaç tane değil, yansı. Bir sayfa dolusu, yarısı.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Her defasında, siyaseten yıpratmak için, insanlar bankadan kredi  kullanarak alın teriyle, ana sütü gibi helal parasıyla ev alıyor...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Bize niye satmıyor yani?  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - . . .siz bu insanları yolsuzlukla itham ediyorsunuz, ayıptır, ayıp!  Ayıp!  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Ayıp, size ayıp! Ayıbı siz yapıyorsunuz! Ayıbın büyüğünü sen ya­ pıyorsun!  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Ben helal paramla aldım, helal paraya haram demek ayıptır,  ayıptır! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Ayıbın büyüğünü sen yapıyorsun Grup Başkan Vekili olarak. En  büyük ayıbı sen yapıyorsun!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bozdağ.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Yarı fiyatına almışsın, yarı fiyatına! Belgedir bu. "Ana sütü gibi  helal." diyorsun bir de. Ana sütü gibi helal bu mudur? Bu mudur sana ana sütü gibi helal olan? Ana  sütü böyle mi olur? (AK PARTİ sıralarından "Otur yerine!" sesleri)
Sayfa 92 -
TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 3 9 - YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Üzülmek yetmiyor.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bütün bunlara rağmen, her defasında kürsüye çıkıp bunu dile  getirmek ve ithamda bulunmak, işin doğrusu, çok büyük bir yanlışlıktır, onu ifade etmek istiyorum.  Bizim tavrımız bu ama ben, keşke, Dersim'le ilgili beyanda bulunulduğunda Sayın Öymen'le ilgili,  AK PARTİ'nin yaptığı bir tavrı koysaydınız da sizi alkışlasaydım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Keşke, Elmadağ'da hacılarla ilgili, Sayın Sav'ın konuşmaları karşısında böyle bir tavır koysaydınız  da hep beraber sizi alkışlasaydık. Bizimle fark bu. Biz, yanlış yapan ve öyle olduğuna inandığımız  konularda bugüne kadar tavır koyduk.  Diğer konu da benim şahsımla ilgili. "Bir yerde evin var mı?" Doğru, var. "Aldın mı?" Aldım.  Anamın ak sütü gibi helal paramla ben ev aldım. On yıllığına bankadan kredi kullandım. Ben her ay  2,5 milyar kredi ödüyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Yarı fiyatına aldın, yan fiyatına.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bir şey söyleyeceğim: Bakın, orada 403 tane mi, 408 tane mi  konut var.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - 408 tane.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bu konutların içerisinde oturanların neredeyse tamamına yakını  hâkim ve savcılardan oluşuyor...  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Hayır, hayır!  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - ...onun içerisinde de birkaç tane milletvekili var.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Birkaç tane değil, yansı. Bir sayfa dolusu, yarısı.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Her defasında, siyaseten yıpratmak için, insanlar bankadan kredi  kullanarak alın teriyle, ana sütü gibi helal parasıyla ev alıyor...  MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) - Bize niye satmıyor yani?  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - . . .siz bu insanları yolsuzlukla itham ediyorsunuz, ayıptır, ayıp!  Ayıp!  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Ayıp, size ayıp! Ayıbı siz yapıyorsunuz! Ayıbın büyüğünü sen ya­ pıyorsun!  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Ben helal paramla aldım, helal paraya haram demek ayıptır,  ayıptır! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Ayıbın büyüğünü sen yapıyorsun Grup Başkan Vekili olarak. En  büyük ayıbı sen yapıyorsun!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bozdağ.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Yarı fiyatına almışsın, yarı fiyatına! Belgedir bu. "Ana sütü gibi  helal." diyorsun bir de. Ana sütü gibi helal bu mudur? Bu mudur sana ana sütü gibi helal olan? Ana  sütü böyle mi olur? (AK PARTİ sıralarından "Otur yerine!" sesleri)  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 0 - VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiktik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım beş önerge aynı mahiyettedir. Bu önerge­ leri önce...  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Soyuyorsunuz memleketi, ondan sonra "ayıp" diyorsunuz. Ne ayıbı!  Ayıbı yapıyorsunuz, en büyüğünü!  FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Akif Bey, orada CHP'li milletvekili arkadaşlarımız da var.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Olabilir CHP'liler, kim varsa var, benim için fark etmez, benim için  fark etmez CHP'li olması, o da yapmasın. Kim varsa çık da sen de onu söyle! Ben seni söylüyorum,  çık sen de beni söyle!  BAŞKAN - Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin istemi hâlinde  kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Hayrettin Çakmak  Bursa  BAŞKAN - Diğer önergelerin imza sahiplerini okutuyorum:  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  İkram Dinçer  Van  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
Sayfa 93 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 0 - VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin, 2985 Sayılı  Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiktik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Bayın­ dırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/762, 2/475)  (S. Sayısı: 455) (Devam)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım beş önerge aynı mahiyettedir. Bu önerge­ leri önce...  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Soyuyorsunuz memleketi, ondan sonra "ayıp" diyorsunuz. Ne ayıbı!  Ayıbı yapıyorsunuz, en büyüğünü!  FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Akif Bey, orada CHP'li milletvekili arkadaşlarımız da var.  AKİF EKİCİ (Gaziantep) - Olabilir CHP'liler, kim varsa var, benim için fark etmez, benim için  fark etmez CHP'li olması, o da yapmasın. Kim varsa çık da sen de onu söyle! Ben seni söylüyorum,  çık sen de beni söyle!  BAŞKAN - Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin istemi hâlinde  kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a) bendinde geçen  "Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları" ibaresinin "Toplu Konut İdaresi Teknik Başkan Yar­ dımcıları" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederim.  Hayrettin Çakmak  Bursa  BAŞKAN - Diğer önergelerin imza sahiplerini okutuyorum:  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  İkram Dinçer  Van  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  TBMM B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 1 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeleri okutuyorum:  Gerekçe:  Yönetimde teknik anlamda başkan yardımcılarının da bulunması amacıyla söz konusu önerge ye­ rinde görülmüştür.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istemiştim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Arayacağım Sayın Genç.  Kabul etmeyenler...  Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.07
Sayfa 94 -
TBMM B :66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 2 4 1 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeleri okutuyorum:  Gerekçe:  Yönetimde teknik anlamda başkan yardımcılarının da bulunması amacıyla söz konusu önerge ye­ rinde görülmüştür.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istemiştim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Arayacağım Sayın Genç.  Kabul etmeyenler...  Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.07  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  455 sıra sayılı Tasan'nm 7'nci maddesi üzerinde verilen, Komisyon ve Hükümetin katılmadığı,  beş önergenin birlikte yapılan oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler...  Sayın milletvekilleri, kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama  yapacağız.  Üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.  Şimdi, 455 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul  edilmiştir.  Tasarıya yeni bir geçici madde ilave edilmesine ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum:  T.B.M. Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı yasa tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz  ederiz.  Geçici madde: Bu Kanunun 3. maddesiyle 2985 sayılı Kanuna eklenen ek madde 14 ile eklenen  geçici 4. maddeler hükümleri hâlen Yargıtaya intikal eden davalar hakkında uygulanmaz.  Kamer Genç Hüsnü Çöllü Şevket Köse  Tunceli Antalya Adıyaman  Hulusi Güvel Atila Emek Akif Ekici  Adana Antalya Gaziantep  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  - 2 4 2 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.18  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 95 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  455 sıra sayılı Tasan'nm 7'nci maddesi üzerinde verilen, Komisyon ve Hükümetin katılmadığı,  beş önergenin birlikte yapılan oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler...  Sayın milletvekilleri, kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama  yapacağız.  Üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.  Şimdi, 455 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul  edilmiştir.  Tasarıya yeni bir geçici madde ilave edilmesine ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum:  T.B.M. Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 455 sıra sayılı yasa tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz  ederiz.  Geçici madde: Bu Kanunun 3. maddesiyle 2985 sayılı Kanuna eklenen ek madde 14 ile eklenen  geçici 4. maddeler hükümleri hâlen Yargıtaya intikal eden davalar hakkında uygulanmaz.  Kamer Genç Hüsnü Çöllü Şevket Köse  Tunceli Antalya Adıyaman  Hulusi Güvel Atila Emek Akif Ekici  Adana Antalya Gaziantep  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  - 2 4 2 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.18  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Önerge üzerinde Sayın Genç söz istemişlerdir.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Yasa Tasarı­ sı'na bir geçici madde eklenmesine ilişkin verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum ve he­ pinize saygılar sunuyorum.  Şimdi, değerli milletvekilleri, önergem şu: Bu Türkiye Emlak Bankasından TOKİ'ye intikal  eden gayrimenkuller var. Daha önce bunlarla ilgili ihtilaflar var, vatandaş o zaman Emlak Bankası,  TOKİ aleyhine dava açmış. Şimdi getirilen geçici 4'üncü madde ve ek madde 14'le âdeta o açılan  davaları yok ediyorlar. Yani şimdi alt mahkeme karar vermiş, olay şimdi Yargıtayda. Şimdi getirilen  maddede de diyoruz ki: TOKİ aleyhine açılmış bu davalar... Ek madde 14'e göre, 14'üncü maddede  diyor ki: "TOKİ sorumlu değil." Peki, TOKİ'ye karşı açmış, şimdi siz TOKİ'yi sorumsuz tutuyor­ sunuz, bu adam hakkını nereden arayacak? Yani o zaman burada Hükümet çıksın desin ki: "Bu açı­ lan davalarda davayı hak eden kişiler gidip şundan hakkını arayacaklar."  Şimdi, değerli milletvekilleri, şimdi Türkiye... Ben sizin yerinizde olsam, bu Türkiye Cumhu­ riyeti devletini ekonomik yönde Recep Tayyip Erdoğan'ın bir çiftliği hâline getiririm. Bu bir çiftlik.  Şimdi öyle bir çiftlik ki bu çiftliğin kâhyaları var. Bakın şimdi, bu TOKİ yasasıyla, devletin en kıy­ metli mülklerine getirecek TOKİ el koyacak, işte okul arsalarına el koyacak, korunması gerekli eski  eserlerin bulunduğu yerlere el koyacak. Bunların üzerinde istediği arsayı, evi alacak, taşınmazı ala­ cak ve ondan sonra TOKİ ne yapacak? Bunların üzerinde her türlü imar faaliyetinde bulunacak,  ondan sonra da bundan hiç vergi vermeyecek. TOKİ -daha önce burada birtakım sorular soruldu, bu  sorularda bakın- bazı firmalara iş yaptırıyor arkadaşlar. Bazı firmalara, yaptığı işten dolayı 260 tril­ yon lira müşavirlik hizmetini ödüyor. Yani bunu hangi kanuna göre ödüyor? Ne miktarda ödüyor?  Neye ödüyor? Belli değil. Tayyip Bey bunun başı, açıyor genel müdüre "Yahu, şuna şu kadar müşa­ virlik ücretini öde." En ilkel toplumlarda, en sorumsuz toplumlarda böyle bir uygulama yok. Devle­ tin parası böyle yok edilemez.  Bakın, şimdi ben TOKİ Başkanına bir şey tavsiye ediyorum: Şöyle çok lüks bir yerde bir ceza­ evi inşa etsinler çünkü siz iktidardan düştüğünüz zaman, burada yaptığınız suistimallerin hesabını siz­ den soracaklar. Bakmayın şimdi bürokrasiniz sizi pohpohluyorlar. Evvela bürokratların bu işlere karşı  çıkması lazım arkadaşlar.  Bakın, şimdi, şurada bir liste var. Bu listede TOKİ'den inşaat alan kişiler var. Yani birkaç tane  vatandaşa işte bir ev yapma doğru da fakat bunlar çok çerez mahiyetinde. Esas büyük rantlar kendi  yandaşlarına ve davetiye usulüyle verilen ihalelerdir ve bu ihaleler...  Bakın, işte bizim Çemişgezek'teki olayı söylüyorum: Şimdi, sordum defalarca... Burası bir  iskân konumdur, deprem konutu değildir. Deprem konum niye yapıyorlar? Sırf davetiye usulüyle is­ tedikleri adamlara ihale vermek için çağırıyorlar. Burası Dingo'nun ahırı değil ki burası devlet yahu!  Yani burada hangi afet olmuş, onu bir söyler misiniz bana. Onu söyleyemezsiniz. Üstelik de o in­ sanları kandırıyorlar.  Bakın, Çemişgezek merkezinde bir konut 50 milyar liraya mal ediliyor, burada 90 milyar liraya  Çemişgezekli vatandaşa, köylüye şey ediyorlar. Bizim Nazimiye'de 56 tane konut yapılmış, daha  teslim edilmiş, çevre duvarları çökmüş ve dört tane konuta da "oturulamaz" diye rapor verilmiş. Dü­ şünebiliyor musunuz... Yani bakın, evet, bazı yerlerde bazı şeyler yapılmış ama...  - 2 4 3 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Önerge üzerinde Sayın Genç söz istemişlerdir.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Yasa Tasarı­ sı'na bir geçici madde eklenmesine ilişkin verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum ve he­ pinize saygılar sunuyorum.  Şimdi, değerli milletvekilleri, önergem şu: Bu Türkiye Emlak Bankasından TOKİ'ye intikal  eden gayrimenkuller var. Daha önce bunlarla ilgili ihtilaflar var, vatandaş o zaman Emlak Bankası,  TOKİ aleyhine dava açmış. Şimdi getirilen geçici 4'üncü madde ve ek madde 14'le âdeta o açılan  davaları yok ediyorlar. Yani şimdi alt mahkeme karar vermiş, olay şimdi Yargıtayda. Şimdi getirilen  maddede de diyoruz ki: TOKİ aleyhine açılmış bu davalar... Ek madde 14'e göre, 14'üncü maddede  diyor ki: "TOKİ sorumlu değil." Peki, TOKİ'ye karşı açmış, şimdi siz TOKİ'yi sorumsuz tutuyor­ sunuz, bu adam hakkını nereden arayacak? Yani o zaman burada Hükümet çıksın desin ki: "Bu açı­ lan davalarda davayı hak eden kişiler gidip şundan hakkını arayacaklar."  Şimdi, değerli milletvekilleri, şimdi Türkiye... Ben sizin yerinizde olsam, bu Türkiye Cumhu­ riyeti devletini ekonomik yönde Recep Tayyip Erdoğan'ın bir çiftliği hâline getiririm. Bu bir çiftlik.  Şimdi öyle bir çiftlik ki bu çiftliğin kâhyaları var. Bakın şimdi, bu TOKİ yasasıyla, devletin en kıy­ metli mülklerine getirecek TOKİ el koyacak, işte okul arsalarına el koyacak, korunması gerekli eski  eserlerin bulunduğu yerlere el koyacak. Bunların üzerinde istediği arsayı, evi alacak, taşınmazı ala­ cak ve ondan sonra TOKİ ne yapacak? Bunların üzerinde her türlü imar faaliyetinde bulunacak,  ondan sonra da bundan hiç vergi vermeyecek. TOKİ -daha önce burada birtakım sorular soruldu, bu  sorularda bakın- bazı firmalara iş yaptırıyor arkadaşlar. Bazı firmalara, yaptığı işten dolayı 260 tril­ yon lira müşavirlik hizmetini ödüyor. Yani bunu hangi kanuna göre ödüyor? Ne miktarda ödüyor?  Neye ödüyor? Belli değil. Tayyip Bey bunun başı, açıyor genel müdüre "Yahu, şuna şu kadar müşa­ virlik ücretini öde." En ilkel toplumlarda, en sorumsuz toplumlarda böyle bir uygulama yok. Devle­ tin parası böyle yok edilemez.  Bakın, şimdi ben TOKİ Başkanına bir şey tavsiye ediyorum: Şöyle çok lüks bir yerde bir ceza­ evi inşa etsinler çünkü siz iktidardan düştüğünüz zaman, burada yaptığınız suistimallerin hesabını siz­ den soracaklar. Bakmayın şimdi bürokrasiniz sizi pohpohluyorlar. Evvela bürokratların bu işlere karşı  çıkması lazım arkadaşlar.  Bakın, şimdi, şurada bir liste var. Bu listede TOKİ'den inşaat alan kişiler var. Yani birkaç tane  vatandaşa işte bir ev yapma doğru da fakat bunlar çok çerez mahiyetinde. Esas büyük rantlar kendi  yandaşlarına ve davetiye usulüyle verilen ihalelerdir ve bu ihaleler...  Bakın, işte bizim Çemişgezek'teki olayı söylüyorum: Şimdi, sordum defalarca... Burası bir  iskân konumdur, deprem konutu değildir. Deprem konum niye yapıyorlar? Sırf davetiye usulüyle is­ tedikleri adamlara ihale vermek için çağırıyorlar. Burası Dingo'nun ahırı değil ki burası devlet yahu!  Yani burada hangi afet olmuş, onu bir söyler misiniz bana. Onu söyleyemezsiniz. Üstelik de o in­ sanları kandırıyorlar.  Bakın, Çemişgezek merkezinde bir konut 50 milyar liraya mal ediliyor, burada 90 milyar liraya  Çemişgezekli vatandaşa, köylüye şey ediyorlar. Bizim Nazimiye'de 56 tane konut yapılmış, daha  teslim edilmiş, çevre duvarları çökmüş ve dört tane konuta da "oturulamaz" diye rapor verilmiş. Dü­ şünebiliyor musunuz... Yani bakın, evet, bazı yerlerde bazı şeyler yapılmış ama...  - 2 4 3 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 4 - Değerli milletvekilleri, bunlar, devletin malı deniz, yemeyen domuz felsefesiyle hareket edilen  konular. Yahu, böyle bir şey olur mu? Denetimden yoksun, istediği devletin arazisini alıyor, istediği  hazine arazisini alıyor, vergiden muaf, denetimden muaf, istedikleri en kıymetli mülkleri alıyorlar,  kendileri kullanıyorlar. Sormak istiyorum size: Acaba siz muhalefette olsaydınız bu kadar bunlara  destek verir miydiniz? Bilakis, ben, eski sizin adamlarınızı tanıyorum yani o kadar büyük bir şiddetle  bu gibi olaylara karşı koyuyorlardı ki buralarda bu tür kanunları geçirmek mümkün değildi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, bu, devlet malının talan edilmesidir arkadaşlar, talan, talan,  talan, biliyorsunuz değil mi, talan. Talan ediliyor bu mallar. Niye? Şimdi burada denetim yok. İşte  burada, liste burada arkadaşlar. Bakın, öyle şeyler var ki yani maliyetler 3 misli, 5 misli, 10 misli ka­ bartılıyor. Ondan sonra son bir keşif buldu Tayyip Bey, bunu afet konutuna sokuyor. Ya, afet olabil­ mesi için evvela afet... Bunda gidecek, hak sahipliği tespit edilecek. Yangın mıdır, deprem midir, çığ  mıdır onları tespit edecek. Bunlar, yok böyle bir şey. Sırf davetiyeyle ihaleyi vermek için bu yola gi­ diyorlar. Bundan daha büyük sahtekârlık olamaz sayın milletvekilleri. Bu, sizin yaptığınız, Halife  Osman zamanında, Müslüman mallarını yok etmek için Halife Osman'ın kendi yandaşlarına talan et­ tirdiği Müslüman malları. İşte o "Ebuzer Gıffari" diye bir tane büyük bir insan var. O, onlara karşı  mücadele ettiği için çöllere sürgüne gönderiliyor ve maalesef öldürülüyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika daha verir misiniz.  BAŞKAN - Lütfen Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Devamla) - Son cümlemi söyleyeyim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, ama şimdi...  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  8'inci maddeyi olaituyorum:  MADDE 8- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Fevzi Topuz,  Muğla Milletvekili. (CHP sıralanndan alkışlar)  Buyurun Sayın Topuz.  CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Arsa  Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasa­ rısı'nın 8'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi belirtmek üzere  söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  TOKİ'nin kuruluş amacı, ülkenin arsa ve konut ihtiyacının karşılanması, ucuz ve sosyal konut  üretilmesi, konut uygulamaları yapanlara devlet desteği sağlanmasıydı. Ayrıca TOKİ, ihtiyaç sahibi  ve alt gelir grubu vatandaşlara kira öder gibi uzun vadelerde ev sahibi olabilmesi amacıyla kurulmuş  bir kamu kurumudur.
Sayfa 97 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 4 4 - Değerli milletvekilleri, bunlar, devletin malı deniz, yemeyen domuz felsefesiyle hareket edilen  konular. Yahu, böyle bir şey olur mu? Denetimden yoksun, istediği devletin arazisini alıyor, istediği  hazine arazisini alıyor, vergiden muaf, denetimden muaf, istedikleri en kıymetli mülkleri alıyorlar,  kendileri kullanıyorlar. Sormak istiyorum size: Acaba siz muhalefette olsaydınız bu kadar bunlara  destek verir miydiniz? Bilakis, ben, eski sizin adamlarınızı tanıyorum yani o kadar büyük bir şiddetle  bu gibi olaylara karşı koyuyorlardı ki buralarda bu tür kanunları geçirmek mümkün değildi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, bu, devlet malının talan edilmesidir arkadaşlar, talan, talan,  talan, biliyorsunuz değil mi, talan. Talan ediliyor bu mallar. Niye? Şimdi burada denetim yok. İşte  burada, liste burada arkadaşlar. Bakın, öyle şeyler var ki yani maliyetler 3 misli, 5 misli, 10 misli ka­ bartılıyor. Ondan sonra son bir keşif buldu Tayyip Bey, bunu afet konutuna sokuyor. Ya, afet olabil­ mesi için evvela afet... Bunda gidecek, hak sahipliği tespit edilecek. Yangın mıdır, deprem midir, çığ  mıdır onları tespit edecek. Bunlar, yok böyle bir şey. Sırf davetiyeyle ihaleyi vermek için bu yola gi­ diyorlar. Bundan daha büyük sahtekârlık olamaz sayın milletvekilleri. Bu, sizin yaptığınız, Halife  Osman zamanında, Müslüman mallarını yok etmek için Halife Osman'ın kendi yandaşlarına talan et­ tirdiği Müslüman malları. İşte o "Ebuzer Gıffari" diye bir tane büyük bir insan var. O, onlara karşı  mücadele ettiği için çöllere sürgüne gönderiliyor ve maalesef öldürülüyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika daha verir misiniz.  BAŞKAN - Lütfen Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Devamla) - Son cümlemi söyleyeyim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, ama şimdi...  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  8'inci maddeyi olaituyorum:  MADDE 8- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Fevzi Topuz,  Muğla Milletvekili. (CHP sıralanndan alkışlar)  Buyurun Sayın Topuz.  CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Arsa  Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasa­ rısı'nın 8'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi belirtmek üzere  söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  TOKİ'nin kuruluş amacı, ülkenin arsa ve konut ihtiyacının karşılanması, ucuz ve sosyal konut  üretilmesi, konut uygulamaları yapanlara devlet desteği sağlanmasıydı. Ayrıca TOKİ, ihtiyaç sahibi  ve alt gelir grubu vatandaşlara kira öder gibi uzun vadelerde ev sahibi olabilmesi amacıyla kurulmuş  bir kamu kurumudur.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  TOKİ'nin amacı asla kâr amacı gütmek değil, dar ve orta gelirlilere altyapısı hazırlanmış imarlı  arsa ve toplu konut kredisi desteğinde bulunmak ve kent arsalarının kullanılmasında toplum yararına  öncelik veren önlemleri almaktır. Fakat AKP İktidarıyla birlikte TOKİ'nin işlevi değiştirilmiş ve  lüks konut yatırımlarıyla, özel sermayeli bir şirket gibi işletilmesiyle tartışılmaya başlanmıştır.  TOKİ, 2003 yılında 4966 sayılı Kanun'la Toplu Konut Yasası'nda yapılan değişiklikle kontrol­ süz güç sayılabilecek yetkilerle donatılmıştır. Aldığı bu güçle gözüne kestirdiği yere istediği binayı  diker, istediği projeyi yapar duruma gelmiştir. Yapılan yasal düzenlemeler sonucu TOKİ okul, has­ tane, stat, karakol yapar hâle gelmiş, hatta daha da ileri giderek birçok bakanlıkların projelerini yapan,  uygulayan bir kurum hâline dönüşmüştür. Oysa TOKİ'nin amacı yoksulları ev sahibi yapmaktı. Kısa  sürede bu amaçtan uzaklaşarak orta ve üst sınıflara konut üreten bir işletmeye dönüşmüştür. Bu sü­ reçte TOKİ, kamu arazilerini ve kaynaklarını, sosyal konutlar yapmak yerine kâr getirecek alanlara  alışveriş merkezleri, iş merkezleri yapmaya başlamıştır. Ayrıca bu yasayla TOKİ geniş imar yetkile­ riyle donatılmış ve aradan geçen sürede birçok tartışmalı projeye imza atmıştır.  Bu arada TOKİ "hasılat paylaşımı" diye bir yöntem icat etmiştir. Bu yönteme göre en değerli ha­ zine arsaları, elde edilecek gelir bilinmeden, müteahhitlere lüks konutlar yapmaları için verilebile­ cektir. Hasılat paylaşımı kapsamında yapılan lüks konutların ülke genelindeki payı ise yüzde 20'dir.  Sosyal konut olarak yaptırdığını söylediği diğer tüm konutlar ise yüzde 15-yüzde 40 arasında deği­ şen peşinatlarla ayda 700 ve 2 bin TL arasında değişen taksitlerle satılmaya çalışılmaktadır. Bu da  üst gelir gruplarına hitap etmektedir.  Belediyeler TOKİ'nin yaptığı uygulama planlarını denetlemeden yoksundur. Bu planlar şehir­ cilik ilkelerine ve yürürlükteki planlara aykırı olsa bile geçerli sayılmaktadır. Bugün TOKİ, devlet  desteğiyle, vergilerden muaf, bedava arsalar üzerinde yaptığı konutlarla tekel konumundadır. TOKİ  toplu konutlan, ihale usulüyle iş yaptırmaktadır. İhaleyi alan müteahhit belirli bir yüzde kazancı kar­ şılığı işleri taşeron firmaya veriyor, işi alan taşeron firma da bir başka taşeron firmaya veriyor. Böy­ lece taşeronlar zinciri oluşturuluyor. Bu taşeron zincirinin sonucu konutların kalitesi hızla  düşmektedir.  Ayrıca, TOKİ, Arsa Ofisinin, Emlak Bankasının iştiraklerinin, gecekondu alanlarındaki kamu ar­ salarının tamamını kullanma ve pazarlama yetkisini almıştı. Hazırlanan bu kanun taslağı ile TO­ Kİ'nin yetkileri genişletilerek yasal sınırların dışına çıkılmaktadır.  Değerli milletvekilleri, kanun tasarısına göre "hazineye ait arsalar, araziler ve hazine adına tes­ cil edilecek arsa ve arazilerin mülkiyeti" ibaresinin "hazineye ait taşınmazlar ve hazine adına tescil  edilecek taşınmazların mülkiyeti" şeklinde değiştirildiği görülmektedir. Bu düzenleme ile hazineden  Toplu Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz devredilen arsa ve arazilerin varsa üzerinde bulunan tüm  yapı ve tesisler de sorunsuz olarak satılabilecektir.  Taşandaki diğer bir düzenleme ise vergi muafıyetiyle ilgilidir. TOKİ, Vergi Kanunu uyarınca  arazi vergisinden daimî olarak muaf olmak istemektedir. Bu şekildeki bir düzenlemeyle, vergiden  daimî muafiyete sahip olan mezarlıklarla aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünebilecek  kadar ileri gitmektedir.  TOKİ'nin, konutlan hangi arsalar üzerinde inşa ettiğinin araştırılması artık bir zorunluluk hâline  gelmiştir. TOKİ, bu iş için hazine arazilerini kullanıyor ve bu alanların içinde doğal kaynaklarımız,  mera alanlanmız, orman alanlarımız da var ama bu yetki de yetersiz gelmiş olacak ki bir de arazi ver­ gisinden muafiyet talep etmektedir.  - 2 4 5 -
Sayfa 98 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  TOKİ'nin amacı asla kâr amacı gütmek değil, dar ve orta gelirlilere altyapısı hazırlanmış imarlı  arsa ve toplu konut kredisi desteğinde bulunmak ve kent arsalarının kullanılmasında toplum yararına  öncelik veren önlemleri almaktır. Fakat AKP İktidarıyla birlikte TOKİ'nin işlevi değiştirilmiş ve  lüks konut yatırımlarıyla, özel sermayeli bir şirket gibi işletilmesiyle tartışılmaya başlanmıştır.  TOKİ, 2003 yılında 4966 sayılı Kanun'la Toplu Konut Yasası'nda yapılan değişiklikle kontrol­ süz güç sayılabilecek yetkilerle donatılmıştır. Aldığı bu güçle gözüne kestirdiği yere istediği binayı  diker, istediği projeyi yapar duruma gelmiştir. Yapılan yasal düzenlemeler sonucu TOKİ okul, has­ tane, stat, karakol yapar hâle gelmiş, hatta daha da ileri giderek birçok bakanlıkların projelerini yapan,  uygulayan bir kurum hâline dönüşmüştür. Oysa TOKİ'nin amacı yoksulları ev sahibi yapmaktı. Kısa  sürede bu amaçtan uzaklaşarak orta ve üst sınıflara konut üreten bir işletmeye dönüşmüştür. Bu sü­ reçte TOKİ, kamu arazilerini ve kaynaklarını, sosyal konutlar yapmak yerine kâr getirecek alanlara  alışveriş merkezleri, iş merkezleri yapmaya başlamıştır. Ayrıca bu yasayla TOKİ geniş imar yetkile­ riyle donatılmış ve aradan geçen sürede birçok tartışmalı projeye imza atmıştır.  Bu arada TOKİ "hasılat paylaşımı" diye bir yöntem icat etmiştir. Bu yönteme göre en değerli ha­ zine arsaları, elde edilecek gelir bilinmeden, müteahhitlere lüks konutlar yapmaları için verilebile­ cektir. Hasılat paylaşımı kapsamında yapılan lüks konutların ülke genelindeki payı ise yüzde 20'dir.  Sosyal konut olarak yaptırdığını söylediği diğer tüm konutlar ise yüzde 15-yüzde 40 arasında deği­ şen peşinatlarla ayda 700 ve 2 bin TL arasında değişen taksitlerle satılmaya çalışılmaktadır. Bu da  üst gelir gruplarına hitap etmektedir.  Belediyeler TOKİ'nin yaptığı uygulama planlarını denetlemeden yoksundur. Bu planlar şehir­ cilik ilkelerine ve yürürlükteki planlara aykırı olsa bile geçerli sayılmaktadır. Bugün TOKİ, devlet  desteğiyle, vergilerden muaf, bedava arsalar üzerinde yaptığı konutlarla tekel konumundadır. TOKİ  toplu konutlan, ihale usulüyle iş yaptırmaktadır. İhaleyi alan müteahhit belirli bir yüzde kazancı kar­ şılığı işleri taşeron firmaya veriyor, işi alan taşeron firma da bir başka taşeron firmaya veriyor. Böy­ lece taşeronlar zinciri oluşturuluyor. Bu taşeron zincirinin sonucu konutların kalitesi hızla  düşmektedir.  Ayrıca, TOKİ, Arsa Ofisinin, Emlak Bankasının iştiraklerinin, gecekondu alanlarındaki kamu ar­ salarının tamamını kullanma ve pazarlama yetkisini almıştı. Hazırlanan bu kanun taslağı ile TO­ Kİ'nin yetkileri genişletilerek yasal sınırların dışına çıkılmaktadır.  Değerli milletvekilleri, kanun tasarısına göre "hazineye ait arsalar, araziler ve hazine adına tes­ cil edilecek arsa ve arazilerin mülkiyeti" ibaresinin "hazineye ait taşınmazlar ve hazine adına tescil  edilecek taşınmazların mülkiyeti" şeklinde değiştirildiği görülmektedir. Bu düzenleme ile hazineden  Toplu Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz devredilen arsa ve arazilerin varsa üzerinde bulunan tüm  yapı ve tesisler de sorunsuz olarak satılabilecektir.  Taşandaki diğer bir düzenleme ise vergi muafıyetiyle ilgilidir. TOKİ, Vergi Kanunu uyarınca  arazi vergisinden daimî olarak muaf olmak istemektedir. Bu şekildeki bir düzenlemeyle, vergiden  daimî muafiyete sahip olan mezarlıklarla aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünebilecek  kadar ileri gitmektedir.  TOKİ'nin, konutlan hangi arsalar üzerinde inşa ettiğinin araştırılması artık bir zorunluluk hâline  gelmiştir. TOKİ, bu iş için hazine arazilerini kullanıyor ve bu alanların içinde doğal kaynaklarımız,  mera alanlanmız, orman alanlarımız da var ama bu yetki de yetersiz gelmiş olacak ki bir de arazi ver­ gisinden muafiyet talep etmektedir.  - 2 4 5 - T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Bu arada hatırlatmak gerekir ki, orman ve mera alanları, su kaynaklarımız hepimizin korumakla  yükümlü olduğu alanlardır. Topraklarımızın, doğal, tarihî, kültürel mirasımızın ticari birer meta hâ­ line dönüştürülmesi, geri dönüşümü olmayan bir sürecin başlaması ve yaşanabilir kentlerin, kırların  yitip gitmesi anlamına gelmektedir.  Değerli milletvekilleri, 2001 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla, tasfiye hâlindeki Türkiye Emlak  Bankasının varlıkları TOKİ'ye devredilmiştir. Bu kapsamda, Emlak Bankasının 7.852 konutu TO­ Kİ'ye devrolunmuştur. Yapılan bu düzenlemeyle "devredilen varlıklar ve bu varlıklara dair devirden  önce yapılmış akitlerle ilgili yükümlülüklerden TOKİ sorumlu tutulmasın" deniyor. Bu düzenlemenin  Anayasa'ya aykırı olacağı açıktır. Emlak Bankasının tüm mal varlığını, ticari gayrimenkullerini, hisse  paylarını devralan TOKİ kurumun borçlarının yükümlülüğünü kabul etmemektedir.  Hangi mantıkla bugün TOKİ artık kuruluş amacı olan kamu yararı ilkesi doğrultusunda dar ge­ lirli vatandaşlara ucuz ve kaliteli konut üretmek işlevinden uzaklaşmış, kamusal araziler üzerinde  rant elde etmekte taşeron olarak konumlandınlmıştır? Bu kanun tasarısıyla TOKİ büyümeye ve yet­ kilerle donatılmaya devam ediyor. Kamu alanlarının yok edilmesine meşruiyet kazandıran yoksullara  konut balonunun sönüşünü izlemekteyiz.  Söz konusu yasa tasarısındaki bir başka düzenleme Büyükşehir Belediyesi Kanunu'yla ilgilidir.  Finans sektörünün gelişimini sağlamak üzere, Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınmak  kaydıyla, aralarındaki mesafe 1 kilometreyi geçmeyen ve toplam büyüklüğü en az 250 bin metrekare  olan parsellerden veya en az bu büyüklükteki tek parselden oluşacak şekilde fınans alanlarının sınırla­ rını belirlemek ve bu alanlarda her türlü ölçekteki imar planlarını, parselasyon planlarını ve her ölçek­ teki imar uygulamasını ruhsatlandırma ve denetleme yetkisi büyükşehir belediyelerine verilmektedir.  İmar planı da süreci çok yönlü, çok çeşitli mevzuatı olan bir süreçtir, çok sayıda meslek disip­ linini ilgilendirmektedir. Yapılan düzenlemede ise, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile  3194 sayılı İmar Kanunu'nda yer alan ilçe belediyelerinin parselasyon planlarını düzenleme ve ruh­ satlandırma yetkisi yok edilerek tüm yetkiler büyükşehir belediyelerine aktarılmaktadır. Planlama  sürecinde yer alması gereken kurum ve kuruluşlar dışlanmakta olup, tüm yetkiler tek bir yerde top­ lanmaktadır. Buradaki amaç, kendi partisinden olmayan ilçe belediyelerini baskı altına alıp, etkisiz  hâle getirmektir.  Tasarıda, TOKİ'ye 1 başkan yardımcısı, 3 daire başkanı, 46 uzman, 4 müşavir avukat olmak  üzere 54 kadro ihdas edilmesi öngörülüyor. Gerçekten bu kadrolar ihtiyaçtan mı, yoksa kadrolaş­ madan dolayı mı isteniyor, açıklığa kavuşması gereken konulardır.  Değerli milletvekilleri, TOKİ'nin alt gelir gruplarına yönelik reklamı yapılan kimi projelerinin  göstermelik olmaktan öteye gitmediği, bu projelerin yer seçiminde dahi ihtiyaçların değil tamamen  siyasi tercihlerin öne çıktığı görülmektedir. Ayrıca, TOKİ'nin başına buyruk denetimden uzak pro­ jeleriyle devlet büyük zararlara uğratılmaktadır.  Değerli milletvekilleri, güvenli yapıların olmazsa olmaz koşulu olan zemin, proje, malzeme ve  yapı denetimlerinden muaf olan TOKİ tarafından yaptırılan binalann güvenliği tartışılır hâle gelmiştir.  TOKİ işlerinin büyük bir kısmı 2000'li yıllarda kurulan ve büyüyen şirketler tarafından yapıl­ maktadır. Şirketlere bakıldığında, AKP İktidarına siyaseten yakınlığıyla tanınan, AKP'yle yakın iliş­ kisi bulunan sermaye gruplarının çoğunluğunu oluşturduğu görülecektir.  Kamusal kaynakların siyasal iktidarların koruması altındaki belirli gruplara tahsis edilmesi so­ nucunda bir yandan yandaş sermaye oluşturulmakta, diğer yandan da toplumdaki gelir dağılımı hızla  bozulmaktadır. Toplumun geniş kesimlerinin işsizlik ve yoksulluk içinde yaşadığını neden görmüyoruz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 4 6 -
Sayfa 99 -
T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Bu arada hatırlatmak gerekir ki, orman ve mera alanları, su kaynaklarımız hepimizin korumakla  yükümlü olduğu alanlardır. Topraklarımızın, doğal, tarihî, kültürel mirasımızın ticari birer meta hâ­ line dönüştürülmesi, geri dönüşümü olmayan bir sürecin başlaması ve yaşanabilir kentlerin, kırların  yitip gitmesi anlamına gelmektedir.  Değerli milletvekilleri, 2001 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla, tasfiye hâlindeki Türkiye Emlak  Bankasının varlıkları TOKİ'ye devredilmiştir. Bu kapsamda, Emlak Bankasının 7.852 konutu TO­ Kİ'ye devrolunmuştur. Yapılan bu düzenlemeyle "devredilen varlıklar ve bu varlıklara dair devirden  önce yapılmış akitlerle ilgili yükümlülüklerden TOKİ sorumlu tutulmasın" deniyor. Bu düzenlemenin  Anayasa'ya aykırı olacağı açıktır. Emlak Bankasının tüm mal varlığını, ticari gayrimenkullerini, hisse  paylarını devralan TOKİ kurumun borçlarının yükümlülüğünü kabul etmemektedir.  Hangi mantıkla bugün TOKİ artık kuruluş amacı olan kamu yararı ilkesi doğrultusunda dar ge­ lirli vatandaşlara ucuz ve kaliteli konut üretmek işlevinden uzaklaşmış, kamusal araziler üzerinde  rant elde etmekte taşeron olarak konumlandınlmıştır? Bu kanun tasarısıyla TOKİ büyümeye ve yet­ kilerle donatılmaya devam ediyor. Kamu alanlarının yok edilmesine meşruiyet kazandıran yoksullara  konut balonunun sönüşünü izlemekteyiz.  Söz konusu yasa tasarısındaki bir başka düzenleme Büyükşehir Belediyesi Kanunu'yla ilgilidir.  Finans sektörünün gelişimini sağlamak üzere, Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınmak  kaydıyla, aralarındaki mesafe 1 kilometreyi geçmeyen ve toplam büyüklüğü en az 250 bin metrekare  olan parsellerden veya en az bu büyüklükteki tek parselden oluşacak şekilde fınans alanlarının sınırla­ rını belirlemek ve bu alanlarda her türlü ölçekteki imar planlarını, parselasyon planlarını ve her ölçek­ teki imar uygulamasını ruhsatlandırma ve denetleme yetkisi büyükşehir belediyelerine verilmektedir.  İmar planı da süreci çok yönlü, çok çeşitli mevzuatı olan bir süreçtir, çok sayıda meslek disip­ linini ilgilendirmektedir. Yapılan düzenlemede ise, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile  3194 sayılı İmar Kanunu'nda yer alan ilçe belediyelerinin parselasyon planlarını düzenleme ve ruh­ satlandırma yetkisi yok edilerek tüm yetkiler büyükşehir belediyelerine aktarılmaktadır. Planlama  sürecinde yer alması gereken kurum ve kuruluşlar dışlanmakta olup, tüm yetkiler tek bir yerde top­ lanmaktadır. Buradaki amaç, kendi partisinden olmayan ilçe belediyelerini baskı altına alıp, etkisiz  hâle getirmektir.  Tasarıda, TOKİ'ye 1 başkan yardımcısı, 3 daire başkanı, 46 uzman, 4 müşavir avukat olmak  üzere 54 kadro ihdas edilmesi öngörülüyor. Gerçekten bu kadrolar ihtiyaçtan mı, yoksa kadrolaş­ madan dolayı mı isteniyor, açıklığa kavuşması gereken konulardır.  Değerli milletvekilleri, TOKİ'nin alt gelir gruplarına yönelik reklamı yapılan kimi projelerinin  göstermelik olmaktan öteye gitmediği, bu projelerin yer seçiminde dahi ihtiyaçların değil tamamen  siyasi tercihlerin öne çıktığı görülmektedir. Ayrıca, TOKİ'nin başına buyruk denetimden uzak pro­ jeleriyle devlet büyük zararlara uğratılmaktadır.  Değerli milletvekilleri, güvenli yapıların olmazsa olmaz koşulu olan zemin, proje, malzeme ve  yapı denetimlerinden muaf olan TOKİ tarafından yaptırılan binalann güvenliği tartışılır hâle gelmiştir.  TOKİ işlerinin büyük bir kısmı 2000'li yıllarda kurulan ve büyüyen şirketler tarafından yapıl­ maktadır. Şirketlere bakıldığında, AKP İktidarına siyaseten yakınlığıyla tanınan, AKP'yle yakın iliş­ kisi bulunan sermaye gruplarının çoğunluğunu oluşturduğu görülecektir.  Kamusal kaynakların siyasal iktidarların koruması altındaki belirli gruplara tahsis edilmesi so­ nucunda bir yandan yandaş sermaye oluşturulmakta, diğer yandan da toplumdaki gelir dağılımı hızla  bozulmaktadır. Toplumun geniş kesimlerinin işsizlik ve yoksulluk içinde yaşadığını neden görmüyoruz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 4 6 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın Topuz, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FEVZİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu noktada TOKİ'yle bağlantılı bazı yol­ suzluklardan birkaç örnek vermek istiyorum: Siirt'te 22 bin TL'ye alınan arsanın TOKİ'ye 100 ka­ tına, yani 2 milyon 200 bin TL'ye satıldığı ortaya çıkmıştır. Bu arada, bu olayların arkasında AKP'li  belediye başkanı ve yardımcısı ile 11 belediye görevlisi ve TOKİ'nin sorumlu olduğu görülmektedir.  Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca TOKİ'nin yürüttüğü kâr amaçlı 7 projenin her bi­ rinde farklı usulsüzlükler saptandığı, denetimden geçen 5'i İstanbul Ataşehir'de, 2'si Ümraniye ve  İzmir'de toplam 7 projede kamu zararı, günün rakamlarıyla 774 milyon olarak hesaplanmıştır. Yani,  TOKİ'nin 774 milyon TL'yi yandaş müteahhitlere aktardığı ortaya çıkmaktadır.  Değerli arkadaşlarım, geçen, havaalanında, şöyle "TOKİ haberleri" diye bir kitapçık ortaya kon­ muş, herhalde, havaalanındaki herkes, gelen geçen görsün diye.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FEVZİ TOPUZ (Devamla) - Şu gördüğünüz projelerin, reklamı yapılan arsaların, binaların han­ gisini dar gelirli vatandaşların aldığını sormak gerekir Sayın Başkana ve Değerli Bakanına.  Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Topuz, teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Zülfükar İzol, Şanlıurfa Milletvekili.  Buyurun Sayın İzol. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisin, yüce milleti­ mizin mübarek kandillerini tebrik ediyorum, nice kandiller diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve De­ ğerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı- sı'nm 8'nci maddesi hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum.  AK PARTİ olarak amacımız, orta-alt gelirlilerin, yoksulların, şehit ailelerinin, malullerin, dul ve  yetimlerin, memurların, polislerin, askerlerin ve çalışanların, kısacası evsizlerin kira öder gibi tak­ sitlerle ev sahibi olabilmelerini sağlamaktır. Bu nedenle, TOKİ'yi hem mali yönden hem de mevzuat  yönünden güçlendirmek ve desteklemek gerekir.  Hükümetimiz konut sorununu toplumsal bir sorun olarak kabul etmiş, uzun vadeli düşünüp, kâr  amacı gütmediğinden, bu konuda da çok başarılı olmuştur. Biz insanın temel ve vazgeçilmez hakla­ rından biri olan barınma ihtiyacını önemsedik. İnsanca yaşanabilecek konut ve yaşama alanları ko­ nusunda gerekenin yapılmasını kendimize görev saydık. TOKİ, insanlarımıza hak ettikleri sağlam,  kaliteli, çağdaş olanaklara sahip sağlıklı ve güvenli yerleşim yerleri sunmada öncülük ederken, yeni  ve planlı kentleşme ve konut üretimi anlayışını da oluşturmaya çalışmaktadır.  Sayın Başkan değerli milletvekilleri; ailenin ve sosyal yapının güçlendirilmesi, AK PARTİ po­ litikamızın bir gereği olarak, insanımızın daha kaliteli konutlara uygun ödeme şartlarıyla sahip ol­ masını sağlamak için Hükümetimiz, 2003 yılında, cumhuriyet tarihimizde bugüne kadar görülmemiş  bir konut seferberliği başlatmıştır.  - 2 4 7 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın Topuz, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FEVZİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu noktada TOKİ'yle bağlantılı bazı yol­ suzluklardan birkaç örnek vermek istiyorum: Siirt'te 22 bin TL'ye alınan arsanın TOKİ'ye 100 ka­ tına, yani 2 milyon 200 bin TL'ye satıldığı ortaya çıkmıştır. Bu arada, bu olayların arkasında AKP'li  belediye başkanı ve yardımcısı ile 11 belediye görevlisi ve TOKİ'nin sorumlu olduğu görülmektedir.  Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca TOKİ'nin yürüttüğü kâr amaçlı 7 projenin her bi­ rinde farklı usulsüzlükler saptandığı, denetimden geçen 5'i İstanbul Ataşehir'de, 2'si Ümraniye ve  İzmir'de toplam 7 projede kamu zararı, günün rakamlarıyla 774 milyon olarak hesaplanmıştır. Yani,  TOKİ'nin 774 milyon TL'yi yandaş müteahhitlere aktardığı ortaya çıkmaktadır.  Değerli arkadaşlarım, geçen, havaalanında, şöyle "TOKİ haberleri" diye bir kitapçık ortaya kon­ muş, herhalde, havaalanındaki herkes, gelen geçen görsün diye.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FEVZİ TOPUZ (Devamla) - Şu gördüğünüz projelerin, reklamı yapılan arsaların, binaların han­ gisini dar gelirli vatandaşların aldığını sormak gerekir Sayın Başkana ve Değerli Bakanına.  Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Topuz, teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Zülfükar İzol, Şanlıurfa Milletvekili.  Buyurun Sayın İzol. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisin, yüce milleti­ mizin mübarek kandillerini tebrik ediyorum, nice kandiller diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 455 sıra sayılı Arsa Üretimi ve De­ ğerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı- sı'nm 8'nci maddesi hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum.  AK PARTİ olarak amacımız, orta-alt gelirlilerin, yoksulların, şehit ailelerinin, malullerin, dul ve  yetimlerin, memurların, polislerin, askerlerin ve çalışanların, kısacası evsizlerin kira öder gibi tak­ sitlerle ev sahibi olabilmelerini sağlamaktır. Bu nedenle, TOKİ'yi hem mali yönden hem de mevzuat  yönünden güçlendirmek ve desteklemek gerekir.  Hükümetimiz konut sorununu toplumsal bir sorun olarak kabul etmiş, uzun vadeli düşünüp, kâr  amacı gütmediğinden, bu konuda da çok başarılı olmuştur. Biz insanın temel ve vazgeçilmez hakla­ rından biri olan barınma ihtiyacını önemsedik. İnsanca yaşanabilecek konut ve yaşama alanları ko­ nusunda gerekenin yapılmasını kendimize görev saydık. TOKİ, insanlarımıza hak ettikleri sağlam,  kaliteli, çağdaş olanaklara sahip sağlıklı ve güvenli yerleşim yerleri sunmada öncülük ederken, yeni  ve planlı kentleşme ve konut üretimi anlayışını da oluşturmaya çalışmaktadır.  Sayın Başkan değerli milletvekilleri; ailenin ve sosyal yapının güçlendirilmesi, AK PARTİ po­ litikamızın bir gereği olarak, insanımızın daha kaliteli konutlara uygun ödeme şartlarıyla sahip ol­ masını sağlamak için Hükümetimiz, 2003 yılında, cumhuriyet tarihimizde bugüne kadar görülmemiş  bir konut seferberliği başlatmıştır.  - 2 4 7 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  AK PARTİ Hükümetimiz, bugüne kadar toplam 420 bin konut, yüzlerce hastane, binlerce derslik,  yüzlerce sağlık ocağı, milyonlarca fidan ve yüz binlerce kişiye iş imkânı sağlamıştır. Türkiye'nin ve  aslında bütün dünyanın kanayan yarası olan işsizlik konusunda da ciddi adımlar attığı bir gerçektir.  Değerli arkadaşlar, Şanlıurfa ilinde TOKİ tarafından gerçekleştirilen çalışmalardan da kısaca  söz etmek istiyorum: Şanlıurfa İlimizi modern ve planlı bir kent yapmak, çarpık kentleşmeyi önlemek  ve hemşehrilerimin konut sorununun çözümü için TOKİ projeler üretti ve üretmeye de devam  etmektedir.  TOKİ, 2003'ten bugüne kadar Şanlıurfa'da 4.671 konut, lise, 4 ilköğretim okulu, 7 ticaret  merkezi, sağlık ocağı, 4 cami, 5 spor salonu, 2 kreş ve engelsiz yaşam merkezi yapmıştır.  Şanlıurfa merkez Akabe'de 3.344 konut, sosyal donatı kapsamında lise, ilköğretim, ticaret  merkezi, sağlık ocağı, cami, spor salonu, kreş, 4 adet engelsiz yaşam merkezi, 1 idari bina ve çocuk  sosyal rehabilitasyon merkezi tamamlanmıştır.  Halfeti'de 158 konut, Argıl beldesinde 100 konut yapılmış, 363 konutun inşaatı ise devam  etmektedir.  Birecik'te 429 konut tamamlanmış, sosyal donatı kapsamında ise yirmi dört derslikli ilköğretim  okulu, ticaret merkezi, cami, şadırvan yapılmaktadır.  Ceylanpınar'da sel felaketinden zarar gören vatandaşlarımıza yönelik olarak da yatırım bedeli 10  milyon Türk lirası olan toplam 99 konut sekiz ayda tamamlanmış, sosyal donatı olarak da on altı  derslikli 1 ilköğretim okulu, 1 ticaret merkezi, 1 cami inşaatı da yapılmıştır.  Viranşehir'de 20 adet hareket alarm iskân tesisi tamamlanmış, 200 yataklı devlet hastanesi ile  yirmi dört derslikli lise inşaatları ise devam etmektedir.  Yukangöklü'de 90 konut yapılmıştır.  Siverek'te 409 konut tamamlanmış; sosyal donatı kapsamında ticaret merkezi, 200 yataklı devlet  hastanesi inşaatı ise devam etmektedir.  Harran'da on altı derslikli lise inşaatı devam etmektedir.  Hilvan'da otuz iki derslikli ilköğretim okulu ile yirmi dört derslikli lise inşaatları ise devam  etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İzol, lütfen tamamlayınız.  ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Suruç'ta yirmi dört derslikli ilköğretim okulu inşaatı devam etmekte; ayrıca Siverek'te 528 konut,  Argıl'da 80 konut, Yukangöklü'de 78 konut, Viranşehir'de 172 konut, Akçakale'de 150 konut, lise ve  3 atölye, Hilvan'da da 100 konut, 11 Nisan beldesinde 96 konutun yapımı için ihale çalışmaları devam  etmektedir.  Sonuç olarak Şanlıurfa ilimizdeki TOKİ tarafından tüm projelerin tamamlanması durumunda  toplam 6.238 konut, 11 ilköğretim okulu, 6 lise, 14 spor salonu, 9 ticaret merkezi, 6 cami, 2 kreş, 2  sağlık ocağı, 3 atölye, belediye binası, çocuk rehabilitasyon merkezi ve engelsiz yaşam merkezi  yapılmış olacaktır.  - 2 4 8 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  AK PARTİ Hükümetimiz, bugüne kadar toplam 420 bin konut, yüzlerce hastane, binlerce derslik,  yüzlerce sağlık ocağı, milyonlarca fidan ve yüz binlerce kişiye iş imkânı sağlamıştır. Türkiye'nin ve  aslında bütün dünyanın kanayan yarası olan işsizlik konusunda da ciddi adımlar attığı bir gerçektir.  Değerli arkadaşlar, Şanlıurfa ilinde TOKİ tarafından gerçekleştirilen çalışmalardan da kısaca  söz etmek istiyorum: Şanlıurfa İlimizi modern ve planlı bir kent yapmak, çarpık kentleşmeyi önlemek  ve hemşehrilerimin konut sorununun çözümü için TOKİ projeler üretti ve üretmeye de devam  etmektedir.  TOKİ, 2003'ten bugüne kadar Şanlıurfa'da 4.671 konut, lise, 4 ilköğretim okulu, 7 ticaret  merkezi, sağlık ocağı, 4 cami, 5 spor salonu, 2 kreş ve engelsiz yaşam merkezi yapmıştır.  Şanlıurfa merkez Akabe'de 3.344 konut, sosyal donatı kapsamında lise, ilköğretim, ticaret  merkezi, sağlık ocağı, cami, spor salonu, kreş, 4 adet engelsiz yaşam merkezi, 1 idari bina ve çocuk  sosyal rehabilitasyon merkezi tamamlanmıştır.  Halfeti'de 158 konut, Argıl beldesinde 100 konut yapılmış, 363 konutun inşaatı ise devam  etmektedir.  Birecik'te 429 konut tamamlanmış, sosyal donatı kapsamında ise yirmi dört derslikli ilköğretim  okulu, ticaret merkezi, cami, şadırvan yapılmaktadır.  Ceylanpınar'da sel felaketinden zarar gören vatandaşlarımıza yönelik olarak da yatırım bedeli 10  milyon Türk lirası olan toplam 99 konut sekiz ayda tamamlanmış, sosyal donatı olarak da on altı  derslikli 1 ilköğretim okulu, 1 ticaret merkezi, 1 cami inşaatı da yapılmıştır.  Viranşehir'de 20 adet hareket alarm iskân tesisi tamamlanmış, 200 yataklı devlet hastanesi ile  yirmi dört derslikli lise inşaatları ise devam etmektedir.  Yukangöklü'de 90 konut yapılmıştır.  Siverek'te 409 konut tamamlanmış; sosyal donatı kapsamında ticaret merkezi, 200 yataklı devlet  hastanesi inşaatı ise devam etmektedir.  Harran'da on altı derslikli lise inşaatı devam etmektedir.  Hilvan'da otuz iki derslikli ilköğretim okulu ile yirmi dört derslikli lise inşaatları ise devam  etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İzol, lütfen tamamlayınız.  ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Suruç'ta yirmi dört derslikli ilköğretim okulu inşaatı devam etmekte; ayrıca Siverek'te 528 konut,  Argıl'da 80 konut, Yukangöklü'de 78 konut, Viranşehir'de 172 konut, Akçakale'de 150 konut, lise ve  3 atölye, Hilvan'da da 100 konut, 11 Nisan beldesinde 96 konutun yapımı için ihale çalışmaları devam  etmektedir.  Sonuç olarak Şanlıurfa ilimizdeki TOKİ tarafından tüm projelerin tamamlanması durumunda  toplam 6.238 konut, 11 ilköğretim okulu, 6 lise, 14 spor salonu, 9 ticaret merkezi, 6 cami, 2 kreş, 2  sağlık ocağı, 3 atölye, belediye binası, çocuk rehabilitasyon merkezi ve engelsiz yaşam merkezi  yapılmış olacaktır.  - 2 4 8 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Bu nedenle tüm Şanlıurfalı hemşehrilerimin adına, başta Sayın Başbakanım Recep Tayyip  Erdoğan olmak üzere, Kabinemizde görev alan eski ve yeni bakanlarımıza, TOKİ Başkanımıza ve  çalışan bütün bürokratlarımıza ve yüce Meclisimize, muhalefetiyle iktidarıyla herkese sonsuz  teşekkürlerimi sunuyorum, tekrar "Kandiliniz mübarek olsun." diyorum. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  Sağ olun, var olun.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İzol.  Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Osman Aslan, Diyarbakır Milletvekili.  Buyurun Sayın Aslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OSMAN ASLAN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; 455 sıra  sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın yürürlük maddesi yani 8'inci maddesi üzerinde söz almış  bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Tabii bu kanun üzerinde üç gündür mütemadiyen görüşüldü, konuşuldu, çok güzel şeyler  söylendi. Bu kanunun gerçekten çok faydalı ve yararlı olacağına inanıyorum ve bu inancımın  temennisiyle, bu kanunun tekrar milletimize, memleketimize hayırlı olması vesilesiyle, aynı zamanda,  idrak etmekte olduğumuz bu mübarek gecenin de hem milletimize, memleketimize hem bütün İslam  âlemine hayırlı olmasını dilerken, bu mübarek gecede acı ve ıstırap çeken, Balıkesir ilimizde grizu  patlaması sonucu vefat eden hemşehrilerimize de Allah'tan rahmet, başsağlığı dilerken yaralılara da  Cenabı Allah'tan acilen şifalar diliyor, tekrar bu kanunun hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslan.  Madde üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Öztürk, Sayın Taner, Sayın Genç ve Sayın Ural soru sormak istemişlerdir.  Sayın Öztürk, buyurun.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  İç Tüzük'ün 61'inci maddesi gereğince "Başkan, görüşmeye başlamadan önce, söz sırasına göre  söz alanların adlarını okutur." gerekliliğine uymamanız nedeniyle, kişisel söz verilen hatibin yazılı  talebinin olup olmadığını sormama alınganlık göstermeniz tarafımdan anlaşılamamıştır. Görevinizi  baştan İç Tüzük'e uygun olarak yapmış olsaydınız, benim sorumla karşılaşmış olmayacaktınız. Bu  son maddede söz talep eden 15 milletvekili için kura çekildiği görülmemektedir. Mevlüt Çavuşoğlu,  3 ayrı milletvekiline, söz talebi olmadıkları hâlde söz hakkını devretmiştir. Bunu neye göre  yapıyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, TOKİ inşaat yaptığı yerleşim yerleriyle ilgili ekonomik  durumu, konut gereksinimi, talep araştırması yapmamaktadır mı ki bazı bölgelerde yapılan konutlar  elde kalmaktadır?  - 2 4 9 -
Sayfa 102 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Bu nedenle tüm Şanlıurfalı hemşehrilerimin adına, başta Sayın Başbakanım Recep Tayyip  Erdoğan olmak üzere, Kabinemizde görev alan eski ve yeni bakanlarımıza, TOKİ Başkanımıza ve  çalışan bütün bürokratlarımıza ve yüce Meclisimize, muhalefetiyle iktidarıyla herkese sonsuz  teşekkürlerimi sunuyorum, tekrar "Kandiliniz mübarek olsun." diyorum. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  Sağ olun, var olun.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İzol.  Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Osman Aslan, Diyarbakır Milletvekili.  Buyurun Sayın Aslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OSMAN ASLAN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; 455 sıra  sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın yürürlük maddesi yani 8'inci maddesi üzerinde söz almış  bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Tabii bu kanun üzerinde üç gündür mütemadiyen görüşüldü, konuşuldu, çok güzel şeyler  söylendi. Bu kanunun gerçekten çok faydalı ve yararlı olacağına inanıyorum ve bu inancımın  temennisiyle, bu kanunun tekrar milletimize, memleketimize hayırlı olması vesilesiyle, aynı zamanda,  idrak etmekte olduğumuz bu mübarek gecenin de hem milletimize, memleketimize hem bütün İslam  âlemine hayırlı olmasını dilerken, bu mübarek gecede acı ve ıstırap çeken, Balıkesir ilimizde grizu  patlaması sonucu vefat eden hemşehrilerimize de Allah'tan rahmet, başsağlığı dilerken yaralılara da  Cenabı Allah'tan acilen şifalar diliyor, tekrar bu kanunun hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslan.  Madde üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Öztürk, Sayın Taner, Sayın Genç ve Sayın Ural soru sormak istemişlerdir.  Sayın Öztürk, buyurun.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  İç Tüzük'ün 61'inci maddesi gereğince "Başkan, görüşmeye başlamadan önce, söz sırasına göre  söz alanların adlarını okutur." gerekliliğine uymamanız nedeniyle, kişisel söz verilen hatibin yazılı  talebinin olup olmadığını sormama alınganlık göstermeniz tarafımdan anlaşılamamıştır. Görevinizi  baştan İç Tüzük'e uygun olarak yapmış olsaydınız, benim sorumla karşılaşmış olmayacaktınız. Bu  son maddede söz talep eden 15 milletvekili için kura çekildiği görülmemektedir. Mevlüt Çavuşoğlu,  3 ayrı milletvekiline, söz talebi olmadıkları hâlde söz hakkını devretmiştir. Bunu neye göre  yapıyorsunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, TOKİ inşaat yaptığı yerleşim yerleriyle ilgili ekonomik  durumu, konut gereksinimi, talep araştırması yapmamaktadır mı ki bazı bölgelerde yapılan konutlar  elde kalmaktadır?  - 2 4 9 - TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 5 0 - Bir diğeri: Kurumlar arası yapılan protokoller ile TOKİ, 4 milyar 170 milyon TL'lik kamunun  yapması gereken yatırımları kendi üzerine almış ve yapmaktadır. Bu, Kamu İhale Kanunu'ndan  kurtulmak için mi düzenlenmektedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Taner.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Demin de bir sordum. TOKİ, bazı firmalara 260 trilyon liralık müşavirlik hizmetlerinin parasını  ödemiştir, ücretini. Bunlar hangi firmalara ödenmiştir? Bunların ayrıntılarını istiyorum, cevap  verilmedi.  İkincisi: İskan konutuyla afet konum arasında faiz itibarıyla, taksitlendirme itibarıyla ne fark  vardır? Afet konutunun... Bir yerin afet konum olabilmesi için önce o yerde bir hak sahipliği tespit  edilmesi lazım ve o hak sahiplerinin müracaat etmesi lazım, buna göre bir plan yapılması lazım.  Buna rağmen, bazı yerlerde sırf davetiyeyle ihaleye birtakım yandaşları sokmak için, bu, bazı yerler  afet konum sayılmaktadır. Bu şekilde, iskân konum olmadığı hâlde, afet konutu şeklinde davetiyeyle  ihaleye çağırılan 2008, 2009 ve 2010'da kaç yer vardır? Bunlar kimlere verilmiştir? Onu öğrenmek  istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın Ural...  KADİR URAL (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Öncelikle, kandil gecesinin bütün Türk milletine hayırlar getirmesine vesile olmasını diliyorum  Cenabı Allah'tan.  Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Mersin ili Silifke'de yapılmakta olan Silifke devlet hastanesi  ne kadara ihale edilmiştir, ne zaman bitirilecektir? Taşucu ve Silifke TOKİ konutları ne zaman teslim  edilecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çalık...  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Bakanım, Malatya'da Toplu Konut İdaresinin yapmış olduğu  kentsel dönüşüm projesi, Malatya Belediyemizle imzalamış oldukları protokol çerçevesinde ne zaman  gerçekleştirilecek? Malatya'da TOKİ'nin yapmış olduğu hizmetler için biz TOKİ Başkanımıza ve  bakanlarımıza teşekkürlerimizi iletiyoruz, hem hastanemizin ihalesi yapılmış vaziyette hem TOKİ  Malatya'ya bir stadyum kazandıracak hem de Toplu Konut İdaresi Malatya'ya yeniden bir şehir  merkezi kazandıracak, kentsel dönüşüm yapacak. Bunun başlayış tarihinin bilgisini almak istiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, buyurun.
Sayfa 103 -
TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 5 0 - Bir diğeri: Kurumlar arası yapılan protokoller ile TOKİ, 4 milyar 170 milyon TL'lik kamunun  yapması gereken yatırımları kendi üzerine almış ve yapmaktadır. Bu, Kamu İhale Kanunu'ndan  kurtulmak için mi düzenlenmektedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Taner.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Demin de bir sordum. TOKİ, bazı firmalara 260 trilyon liralık müşavirlik hizmetlerinin parasını  ödemiştir, ücretini. Bunlar hangi firmalara ödenmiştir? Bunların ayrıntılarını istiyorum, cevap  verilmedi.  İkincisi: İskan konutuyla afet konum arasında faiz itibarıyla, taksitlendirme itibarıyla ne fark  vardır? Afet konutunun... Bir yerin afet konum olabilmesi için önce o yerde bir hak sahipliği tespit  edilmesi lazım ve o hak sahiplerinin müracaat etmesi lazım, buna göre bir plan yapılması lazım.  Buna rağmen, bazı yerlerde sırf davetiyeyle ihaleye birtakım yandaşları sokmak için, bu, bazı yerler  afet konum sayılmaktadır. Bu şekilde, iskân konum olmadığı hâlde, afet konutu şeklinde davetiyeyle  ihaleye çağırılan 2008, 2009 ve 2010'da kaç yer vardır? Bunlar kimlere verilmiştir? Onu öğrenmek  istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın Ural...  KADİR URAL (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Öncelikle, kandil gecesinin bütün Türk milletine hayırlar getirmesine vesile olmasını diliyorum  Cenabı Allah'tan.  Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Mersin ili Silifke'de yapılmakta olan Silifke devlet hastanesi  ne kadara ihale edilmiştir, ne zaman bitirilecektir? Taşucu ve Silifke TOKİ konutları ne zaman teslim  edilecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Çalık...  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Bakanım, Malatya'da Toplu Konut İdaresinin yapmış olduğu  kentsel dönüşüm projesi, Malatya Belediyemizle imzalamış oldukları protokol çerçevesinde ne zaman  gerçekleştirilecek? Malatya'da TOKİ'nin yapmış olduğu hizmetler için biz TOKİ Başkanımıza ve  bakanlarımıza teşekkürlerimizi iletiyoruz, hem hastanemizin ihalesi yapılmış vaziyette hem TOKİ  Malatya'ya bir stadyum kazandıracak hem de Toplu Konut İdaresi Malatya'ya yeniden bir şehir  merkezi kazandıracak, kentsel dönüşüm yapacak. Bunun başlayış tarihinin bilgisini almak istiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, buyurun.  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Öncelikle Sayın Taner'in sorduğu soruya cevap vermek istiyorum. Ekonomik talep araştırmaları  anlamında, nüfusu 40 binin altında olan bölgelerde öncelikle talep alınıyor, talebe bağlı olarak  yapılıyor. Onun üstündekilerde daha farklı bir uygulama var.  Şu ana kadar satışa sunulan konutların yüzde 87'si satılmış durumda. Bu gerçekten iyi bir  performans ama piyasa koşullarına göre elbette satış sıkıntısı olan lokal alanlar da oluyordur. Ama  genel performansa baktığımız zaman yüzde 87 gibi bir rakamla karşılıyoruz ki bu da iyi bir  performans, hele bu küresel...  RECEP TANER (Aydın) - Bazı yerlerde yüzde 80'i elde kaldı Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Yani lokal... Toplam tutara baktığınız  zaman, bütün Türkiye geneline baktığınız zaman yüzde 87 gibi bir rakam görünüyor.  Niçin kamunun diğer birimlerinin ihalelerini yapıyor? Tabii, uzman bir kuruluş. Gerçekten çok  sayıda ihale yapan, bu anlamda uzmanlaşmış bir kuruluş. Diğer kurumlarımız bu ölçüde ihale yapma  becerisine, uzmanlığına sahip olmayabiliyorlar, özel nitelikli işlerde. Dolayısıyla onların talebiyle,  onların ihtiyaçlarını görecek şekilde yapılıyor. Sonuçta, her ikisi de kamu kuruluşu. Önemli olan,  işin en etkili, en hızlı şekilde yapılması, yoksa onun dışında bir gerekçesi yok.  Müşavirlik ihaleleriyle ilgili olarak da tabii çok sayıda firma var. Onun listelerini yazılı bir  şekilde aktaracağız, yazılı bir şekilde... Sayın Genc'in sorusuydu bu.  Yine, Sayın Genç, "Bu davetiyeyle çağrılar kaç yerde vardır? Kimler yapmıştır?" gibi... Burada  bir listemiz var, isterseniz hemen arada size iletilebilir bunlar ama tek tek okumaya çalışırsak çok fazla  vakit alır.  Mersin Silifke ile ilgili bir sorumuz vardı, "Kaça ihale edilmiştir?" gibi. Silifke hastanemiz 30  milyon TL bedelle ihale edilmiş ve 2011 Ağustosta inşallah teslimatı yapılacak. Yani bu konuda ihale  gerçekleşmiş, şu anki termin planına göre 2011 Ağustosunda teslim edilecek.  Sayın Çalık'ın sorusu vardı. Sayın Çalık Malatya'daki kentsel dönüşümle ilgili sormuştu. Hak  sahipleri için şu anda, Sayın Çalık, konut bedelleri tespitine dönük çalışmalar yürütülüyor. Bu, yüzde  40 bir oranla, indirimli bir oranla inşallah gerçekleştirilecek. Malatya'da, Başkanımızdan da aldığım  bilgiye göre, yoğun bir şekilde bu çalışmalar sürdürülüyor, bir sorun, bir sıkıntı gözükmüyor. Malatya  için hayırlı olsun diyoruz.  Ayrıca, tabii, bunun dışında da, biliyorsunuz, biz, şeffaf bir şekilde çalışıyoruz. "Bilgi Edinme  Hakkı" diye bir kanunu biz kendi iktidarımız döneminde çıkardık. Bu, detaylı, müşavir firmalar...  Hangi firma neyi almış, bu konuda listelerimiz var, isteyenler buradan alabilirler veya kurumdan  bilgi edinme hakkı çerçevesinde de, sadece milletvekillerimiz değil, bütün vatandaşlarımız da bu  bilgileri her zaman alabilir.  Ben hepinize çok teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın Öztürk, bu maddeyle ilgili Sayın Bakana soru sorulması gerekirken bir konuyla ilgili  tarafıma soru yönelttiniz.  Sayın Öztürk, İç Tüzük'ün 61 'inci maddesi gereğince görüşmeye başlanmadan önce söz sırasına  göre söz alanların adları okutulur, doğru, Tüzük gereği. Ancak uygulamaya baktığınız takdirde,  geçmişe yönelik; şimdiye kadar zaman zaman yapılmış ama çok defa yapılmamış bir uygulama.  Yani, isim sıraları okunmamıştır ama doğrusu okunması gerekir.  - 2 5 1 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Öncelikle Sayın Taner'in sorduğu soruya cevap vermek istiyorum. Ekonomik talep araştırmaları  anlamında, nüfusu 40 binin altında olan bölgelerde öncelikle talep alınıyor, talebe bağlı olarak  yapılıyor. Onun üstündekilerde daha farklı bir uygulama var.  Şu ana kadar satışa sunulan konutların yüzde 87'si satılmış durumda. Bu gerçekten iyi bir  performans ama piyasa koşullarına göre elbette satış sıkıntısı olan lokal alanlar da oluyordur. Ama  genel performansa baktığımız zaman yüzde 87 gibi bir rakamla karşılıyoruz ki bu da iyi bir  performans, hele bu küresel...  RECEP TANER (Aydın) - Bazı yerlerde yüzde 80'i elde kaldı Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Yani lokal... Toplam tutara baktığınız  zaman, bütün Türkiye geneline baktığınız zaman yüzde 87 gibi bir rakam görünüyor.  Niçin kamunun diğer birimlerinin ihalelerini yapıyor? Tabii, uzman bir kuruluş. Gerçekten çok  sayıda ihale yapan, bu anlamda uzmanlaşmış bir kuruluş. Diğer kurumlarımız bu ölçüde ihale yapma  becerisine, uzmanlığına sahip olmayabiliyorlar, özel nitelikli işlerde. Dolayısıyla onların talebiyle,  onların ihtiyaçlarını görecek şekilde yapılıyor. Sonuçta, her ikisi de kamu kuruluşu. Önemli olan,  işin en etkili, en hızlı şekilde yapılması, yoksa onun dışında bir gerekçesi yok.  Müşavirlik ihaleleriyle ilgili olarak da tabii çok sayıda firma var. Onun listelerini yazılı bir  şekilde aktaracağız, yazılı bir şekilde... Sayın Genc'in sorusuydu bu.  Yine, Sayın Genç, "Bu davetiyeyle çağrılar kaç yerde vardır? Kimler yapmıştır?" gibi... Burada  bir listemiz var, isterseniz hemen arada size iletilebilir bunlar ama tek tek okumaya çalışırsak çok fazla  vakit alır.  Mersin Silifke ile ilgili bir sorumuz vardı, "Kaça ihale edilmiştir?" gibi. Silifke hastanemiz 30  milyon TL bedelle ihale edilmiş ve 2011 Ağustosta inşallah teslimatı yapılacak. Yani bu konuda ihale  gerçekleşmiş, şu anki termin planına göre 2011 Ağustosunda teslim edilecek.  Sayın Çalık'ın sorusu vardı. Sayın Çalık Malatya'daki kentsel dönüşümle ilgili sormuştu. Hak  sahipleri için şu anda, Sayın Çalık, konut bedelleri tespitine dönük çalışmalar yürütülüyor. Bu, yüzde  40 bir oranla, indirimli bir oranla inşallah gerçekleştirilecek. Malatya'da, Başkanımızdan da aldığım  bilgiye göre, yoğun bir şekilde bu çalışmalar sürdürülüyor, bir sorun, bir sıkıntı gözükmüyor. Malatya  için hayırlı olsun diyoruz.  Ayrıca, tabii, bunun dışında da, biliyorsunuz, biz, şeffaf bir şekilde çalışıyoruz. "Bilgi Edinme  Hakkı" diye bir kanunu biz kendi iktidarımız döneminde çıkardık. Bu, detaylı, müşavir firmalar...  Hangi firma neyi almış, bu konuda listelerimiz var, isteyenler buradan alabilirler veya kurumdan  bilgi edinme hakkı çerçevesinde de, sadece milletvekillerimiz değil, bütün vatandaşlarımız da bu  bilgileri her zaman alabilir.  Ben hepinize çok teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Sayın Öztürk, bu maddeyle ilgili Sayın Bakana soru sorulması gerekirken bir konuyla ilgili  tarafıma soru yönelttiniz.  Sayın Öztürk, İç Tüzük'ün 61 'inci maddesi gereğince görüşmeye başlanmadan önce söz sırasına  göre söz alanların adları okutulur, doğru, Tüzük gereği. Ancak uygulamaya baktığınız takdirde,  geçmişe yönelik; şimdiye kadar zaman zaman yapılmış ama çok defa yapılmamış bir uygulama.  Yani, isim sıraları okunmamıştır ama doğrusu okunması gerekir.  - 2 5 1 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 5 2 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Başkan İç Tüzük'e aykırı işlem yapamaz.  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Genç, Sayın Öztürk'e cevap veriyoruz.  Sayın milletvekillerinin müracaatları ve sıraya konulması ne ben ne de diğer Sayın Meclis  Başkan Vekilleri tarafından yapılmamakta, tamamen Kanunlar Dairesi tarafından yapılmakta.  Bugünkü bu maddeyle ilgili söz talebi, yani, Sayın Osman Aslan'a nasıl geldi? Sayın Mevlüt  Çavuşoğlu'nun hem söz talebi var hem devir talebi var. Önce Sayın Çavuşoğlu talepte bulunuyor,  sonra devrediyor Sayın Rüstem Zeydan'a, daha sonra da Sayın Rüstem Zeydan'ın Sayın Osman  Aslan'a devretmesiyle Sayın Osman Aslan söz sahibi oldu.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Listede devir talebi yok.  BAŞKAN - Diğeri ise Sayın Yusuf Ziya İrbeç. Talebi var.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Devir alanların talebi yok.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, talepleri var, gönderdim size, incelediniz, tekrar göndereceğim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Hayır, 15 kişi içinde...  BAŞKAN - Daha sonra da Sayın Yusuf Ziya İrbeç'in Sayın Zülfükar İzol'a devir talepleri var.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Yok efendim, 15 kişi içinde devredenlerin listesi yok.  BAŞKAN -15 kişinin devir talebi olması gerekmiyor Sayın Öztürk. İlk sıradaki ilk 2 kişinin söz  talepleri de var, devir talepleri de var.  Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.  Madde üzerinde dokuz adet önerge vardır; ancak her madde üzerinde milletvekillerince yedi  önerge verilebildiğinden önce geliş sırasına göre ilk yedi önergeleri okutacağım, sonra bu önergeleri  aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yılmaz Tunç  Bartın  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş
Sayfa 105 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 5 2 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Başkan İç Tüzük'e aykırı işlem yapamaz.  BAŞKAN - Bir saniye Sayın Genç, Sayın Öztürk'e cevap veriyoruz.  Sayın milletvekillerinin müracaatları ve sıraya konulması ne ben ne de diğer Sayın Meclis  Başkan Vekilleri tarafından yapılmamakta, tamamen Kanunlar Dairesi tarafından yapılmakta.  Bugünkü bu maddeyle ilgili söz talebi, yani, Sayın Osman Aslan'a nasıl geldi? Sayın Mevlüt  Çavuşoğlu'nun hem söz talebi var hem devir talebi var. Önce Sayın Çavuşoğlu talepte bulunuyor,  sonra devrediyor Sayın Rüstem Zeydan'a, daha sonra da Sayın Rüstem Zeydan'ın Sayın Osman  Aslan'a devretmesiyle Sayın Osman Aslan söz sahibi oldu.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Listede devir talebi yok.  BAŞKAN - Diğeri ise Sayın Yusuf Ziya İrbeç. Talebi var.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Devir alanların talebi yok.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, talepleri var, gönderdim size, incelediniz, tekrar göndereceğim.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Hayır, 15 kişi içinde...  BAŞKAN - Daha sonra da Sayın Yusuf Ziya İrbeç'in Sayın Zülfükar İzol'a devir talepleri var.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Yok efendim, 15 kişi içinde devredenlerin listesi yok.  BAŞKAN -15 kişinin devir talebi olması gerekmiyor Sayın Öztürk. İlk sıradaki ilk 2 kişinin söz  talepleri de var, devir talepleri de var.  Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.  Madde üzerinde dokuz adet önerge vardır; ancak her madde üzerinde milletvekillerince yedi  önerge verilebildiğinden önce geliş sırasına göre ilk yedi önergeleri okutacağım, sonra bu önergeleri  aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yılmaz Tunç  Bartın  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  İkram Dinçer  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8'nci maddesinin aşağıdaki şekilde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  M. Akif Hamzaçebi F. Murat Sönmez Akif Ekici  Trabzon Eskişehir Gaziantep  Yaşar Tüzün Hüseyin Unsal Ergün Aydoğan  Bilecik Amasya Balıkesir  Şevket Köse Mehmet Sevigen Ensar Öğüt  Adıyaman İstanbul Ardahan  Hulusi Güvel Engin Altay  Adana Sinop  "Madde 8 - Bu Kanun 15/12/2010 tarihinde yürürlüğe girer."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ensar Öğüt konuşacak.  BAŞKAN - Ensar Öğüt, Ardahan Milletvekili, önerge üzerinde söz talep etmişlerdir.  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  - 2 5 3 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  İkram Dinçer  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 455 Sıra Sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8'nci maddesinin aşağıdaki şekilde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  M. Akif Hamzaçebi F. Murat Sönmez Akif Ekici  Trabzon Eskişehir Gaziantep  Yaşar Tüzün Hüseyin Unsal Ergün Aydoğan  Bilecik Amasya Balıkesir  Şevket Köse Mehmet Sevigen Ensar Öğüt  Adıyaman İstanbul Ardahan  Hulusi Güvel Engin Altay  Adana Sinop  "Madde 8 - Bu Kanun 15/12/2010 tarihinde yürürlüğe girer."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ensar Öğüt konuşacak.  BAŞKAN - Ensar Öğüt, Ardahan Milletvekili, önerge üzerinde söz talep etmişlerdir.  Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  - 2 5 3 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Arsa Üretimi ve  Değerlendirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 8'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum,  hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, tüm İslam âleminin Kandil'ini kutluyor, mutluluklar diliyorum.  Değerli arkadaşlar, gündeme girmeden önce bir konuyu arz edeceğim. Tekel işçilerinin eylemine  katılan bir arkadaşımız trafik kazasında vefat etti. Bu işçi arkadaşımıza Türk-İş binasının önünde  tören yapılmak istendi. Ancak onu son yoluculuğuna uğurlamak isteyen arkadaşlarımıza oradaki  yetkililer tören için izin vermediler. Ben buradan o yetkilileri kınıyorum ve bir daha da böyle bir şey  olmamasını diliyorum.  Değerli arkadaşlar, TOKİ, planlı kentleşme, konut üretimi konusunda çalışmalar yapıyor, bunlar  güzel. TOKİ dar gelirli insanlara da konut yapıyor, bu da iyi. Ancak, bana göre TOKİ'nin özellikle  kalkınmakta öncelikli illerde olduğu gibi ilçelerde de konut üretimi yapması lazım. Ancak bunu  yaparken daha sık kontrol edilmesi lazım. Ben bir inşaatçı olarak öneriyorum. Ben yurt dışında da  inşaat yaptım. Türkiye'deki kontrollük sistemi çok iyi, sağlıklı çalışmıyor. Örneğin Ardahan'da ve  Göle'de TOKİ bina yaptı -kendi bölgemle ilgili örnek vereceğim- çatıları akıyor, duvarları çatlamış,  tuvalet ve banyolarında tıkanma var. Göle'deki TOKİ'nin ihata duvarı yok Sayın Başkanım, lütfen  bunu not alın. İhata duvarsız bir site olur mu? Yollan bozuk.  Şimdi, burada kontrolörlük sistemini -belki sizde kabahat yoktur- iyi kurmazsanız kalitesiz  inşaatlar yapılır. Kalitesiz inşaatlar da üç yıl, beş yıl sonra dökülüyor, yirmi yıl sonra yenisinin  yapılması gerekiyor. Yani çok sağlam betonarme bina ise, o zaman hem depreme dayanıklı hem de  en azından süresi kadar, kırk yıl, elli yıl, daha iyi dayanması lazım. Örnek veriyorum: Şimdi, bizim  bölgemizin rakımı yüksek. Posof ilçemizde TOKİ'nin konum yok, Damal'da TOKİ'nin konum yok,  Hanak'ta TOKİ'nin konum yok, Çıldır'da yapılmadı, Göle'ye az bir miktarda yapıldı. Şu anda  Ardahan'a tekrar beş yüz küsur tane yapılıyor, teşekkür ederim ama ilçelerimize yapılması lazım.  Oradaki şartlarda, ağır koşullarda yaşayan insanlara ödeme kolaylığının daha iyi yapılması lazım  Sayın Başkanım. Yani sadece Ardahan değil, Kars var, İğdır var, Ağrı var, Hakkâri var, Şırnak var.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Yapılıyor, yapılıyor...  ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Tabii ki yapılmıştır, yapılıyor, ben bir şey demiyorum ama daha  yaygın yapılması lazım. Zengine değil, yoksula hitap etmesi lazım TOKİ'nin.  Değerli arkadaşlar, 17 Ağustos 1999 depreminde biliyorsunuz Marmara sallandı ve çok büyük  yıkım oldu. Ben o zaman İstanbul'da oturuyordum ve inşaat yapıyordum, hakikaten son derece yıkım  oldu. Şu anda depreme dayanıklı olmayan bir sürü bina var, güçlendirme yapılmış. Kolonun dibine  makineyi koyduğunuz zaman, sallandıkça, mantolama ne kadar yaparsanız yapın o binayı bir daha  eski orijinal yapısına getiremiyorsunuz. Şimdi, burada, örneğin Suadiye tarafını, E-5'in altını ele  alalım, Tuzla'dan Kadıköy'e kadar veya Yeniköy'den ta Silivri'ye kadar. Şimdi, bu bölgenin  yenilenmesi için ben şunu öneriyorum: Kentsel dönüşüm projesinde mutlak surette orada kat  yoğunluğu vererek bu işin çözülmesi lazım, binaların yenilenmesi lazım. Nasıl? Şimdi Suadiye'de  her şey, daireler Caddebostan'da, Pendik'te, Kartal'da, her yerde para ediyor ama burada yoğunluğu  fazla verirseniz, kat, beş katsa yedi kat verirseniz bina yenilenirse o zaman o bina depreme dayanıklı  olur ama nasıl, yedi kat verirseniz ne oluyor? O zaman iki kat olduğu zaman orada içinde oturan  kişiler kat karşılığı -ki değerli yerler- verip üzerine de üç kuruş para verildiğinde bütün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 5 4 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Arsa Üretimi ve  Değerlendirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 8'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum,  hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, tüm İslam âleminin Kandil'ini kutluyor, mutluluklar diliyorum.  Değerli arkadaşlar, gündeme girmeden önce bir konuyu arz edeceğim. Tekel işçilerinin eylemine  katılan bir arkadaşımız trafik kazasında vefat etti. Bu işçi arkadaşımıza Türk-İş binasının önünde  tören yapılmak istendi. Ancak onu son yoluculuğuna uğurlamak isteyen arkadaşlarımıza oradaki  yetkililer tören için izin vermediler. Ben buradan o yetkilileri kınıyorum ve bir daha da böyle bir şey  olmamasını diliyorum.  Değerli arkadaşlar, TOKİ, planlı kentleşme, konut üretimi konusunda çalışmalar yapıyor, bunlar  güzel. TOKİ dar gelirli insanlara da konut yapıyor, bu da iyi. Ancak, bana göre TOKİ'nin özellikle  kalkınmakta öncelikli illerde olduğu gibi ilçelerde de konut üretimi yapması lazım. Ancak bunu  yaparken daha sık kontrol edilmesi lazım. Ben bir inşaatçı olarak öneriyorum. Ben yurt dışında da  inşaat yaptım. Türkiye'deki kontrollük sistemi çok iyi, sağlıklı çalışmıyor. Örneğin Ardahan'da ve  Göle'de TOKİ bina yaptı -kendi bölgemle ilgili örnek vereceğim- çatıları akıyor, duvarları çatlamış,  tuvalet ve banyolarında tıkanma var. Göle'deki TOKİ'nin ihata duvarı yok Sayın Başkanım, lütfen  bunu not alın. İhata duvarsız bir site olur mu? Yollan bozuk.  Şimdi, burada kontrolörlük sistemini -belki sizde kabahat yoktur- iyi kurmazsanız kalitesiz  inşaatlar yapılır. Kalitesiz inşaatlar da üç yıl, beş yıl sonra dökülüyor, yirmi yıl sonra yenisinin  yapılması gerekiyor. Yani çok sağlam betonarme bina ise, o zaman hem depreme dayanıklı hem de  en azından süresi kadar, kırk yıl, elli yıl, daha iyi dayanması lazım. Örnek veriyorum: Şimdi, bizim  bölgemizin rakımı yüksek. Posof ilçemizde TOKİ'nin konum yok, Damal'da TOKİ'nin konum yok,  Hanak'ta TOKİ'nin konum yok, Çıldır'da yapılmadı, Göle'ye az bir miktarda yapıldı. Şu anda  Ardahan'a tekrar beş yüz küsur tane yapılıyor, teşekkür ederim ama ilçelerimize yapılması lazım.  Oradaki şartlarda, ağır koşullarda yaşayan insanlara ödeme kolaylığının daha iyi yapılması lazım  Sayın Başkanım. Yani sadece Ardahan değil, Kars var, İğdır var, Ağrı var, Hakkâri var, Şırnak var.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Yapılıyor, yapılıyor...  ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Tabii ki yapılmıştır, yapılıyor, ben bir şey demiyorum ama daha  yaygın yapılması lazım. Zengine değil, yoksula hitap etmesi lazım TOKİ'nin.  Değerli arkadaşlar, 17 Ağustos 1999 depreminde biliyorsunuz Marmara sallandı ve çok büyük  yıkım oldu. Ben o zaman İstanbul'da oturuyordum ve inşaat yapıyordum, hakikaten son derece yıkım  oldu. Şu anda depreme dayanıklı olmayan bir sürü bina var, güçlendirme yapılmış. Kolonun dibine  makineyi koyduğunuz zaman, sallandıkça, mantolama ne kadar yaparsanız yapın o binayı bir daha  eski orijinal yapısına getiremiyorsunuz. Şimdi, burada, örneğin Suadiye tarafını, E-5'in altını ele  alalım, Tuzla'dan Kadıköy'e kadar veya Yeniköy'den ta Silivri'ye kadar. Şimdi, bu bölgenin  yenilenmesi için ben şunu öneriyorum: Kentsel dönüşüm projesinde mutlak surette orada kat  yoğunluğu vererek bu işin çözülmesi lazım, binaların yenilenmesi lazım. Nasıl? Şimdi Suadiye'de  her şey, daireler Caddebostan'da, Pendik'te, Kartal'da, her yerde para ediyor ama burada yoğunluğu  fazla verirseniz, kat, beş katsa yedi kat verirseniz bina yenilenirse o zaman o bina depreme dayanıklı  olur ama nasıl, yedi kat verirseniz ne oluyor? O zaman iki kat olduğu zaman orada içinde oturan  kişiler kat karşılığı -ki değerli yerler- verip üzerine de üç kuruş para verildiğinde bütün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 5 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın Öğüt, lütfen tamamlayınız.  ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Yani, yoğunluğu biraz fazla verip katı biraz fazla verdiğiniz zaman  binanın içerisinde oturan mal sahipleri binasını kat karşılığı verirlerse o zaman, biraz da az para  verdikleri zaman bütün binalar yenilenir. Yoksa, Allah göstermesin, bir depremde inanın çok sayıda  -işte bütün uzmanlar söylüyor- insanımız ölür, çok sayıda binamız yıkılır. Bu nedenle TOKİ'nin ve  Bayındırlık Bakanlığının bu konuya el atarak kentsel dönüşüm kanunuyla ilgili bu çalışmaları  yapmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öğüt.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Şimdi okutacağım altı önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.  Önerge sahiplerinin istemi hâlinde de kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yılmaz Tunç  Bartın  BAŞKAN - Diğer önergelerin imza sahiplerini okutuyorum:  Mustafa Ataş  İstanbul  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  İkram Dinçer  Van  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  Gerekçeleri ayrı ayn okutuyorum:  "Gerekçe: Önerilen yürürlük tarihinin daha uygun düşeceği düşünülmektedir."  Gerekçe: Yapılan teklif ile yürürlüğün ileri alınması amaçlanmıştır.  Gerekçe: Yapılan teklif ile yürürlük tarihinin bir ay ileri alınması amaçlanmıştır.  - 2 5 5 -
Sayfa 108 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın Öğüt, lütfen tamamlayınız.  ENSAR ÖĞÜT (Devamla) - Yani, yoğunluğu biraz fazla verip katı biraz fazla verdiğiniz zaman  binanın içerisinde oturan mal sahipleri binasını kat karşılığı verirlerse o zaman, biraz da az para  verdikleri zaman bütün binalar yenilenir. Yoksa, Allah göstermesin, bir depremde inanın çok sayıda  -işte bütün uzmanlar söylüyor- insanımız ölür, çok sayıda binamız yıkılır. Bu nedenle TOKİ'nin ve  Bayındırlık Bakanlığının bu konuya el atarak kentsel dönüşüm kanunuyla ilgili bu çalışmaları  yapmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öğüt.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Şimdi okutacağım altı önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.  Önerge sahiplerinin istemi hâlinde de kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/762 esas numaralı kanun tasarısının 8 inci maddesinde geçen "yayımı tarihinde" ibaresinin  "yayımından bir ay sonra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yılmaz Tunç  Bartın  BAŞKAN - Diğer önergelerin imza sahiplerini okutuyorum:  Mustafa Ataş  İstanbul  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  İkram Dinçer  Van  Azize Sibel Gönül  Kocaeli  Ayhan Sefer Üstün  Sakarya  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  Gerekçeleri ayrı ayn okutuyorum:  "Gerekçe: Önerilen yürürlük tarihinin daha uygun düşeceği düşünülmektedir."  Gerekçe: Yapılan teklif ile yürürlüğün ileri alınması amaçlanmıştır.  Gerekçe: Yapılan teklif ile yürürlük tarihinin bir ay ileri alınması amaçlanmıştır.  - 2 5 5 - T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Gerekçe: Teklif ile yürürlüğün bir ay ileri alınması düşünülmüştür.  Gerekçe: Kanunun yürürlüğünün ileri alınmasının uygun olacağı düşünülmüştür.  Gerekçe: Kanun uygulaması açısından yürürlüğün değiştirilmesi uygun görülmüştür.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  9'uncu maddeyi okutuyorum:  MADDE 9- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Yaşar Tüzün,  Bilecik Milletvekili.  Buyurun Sayın Tüzün. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili  arkadaşlarım; toplu konut kanununun 9'uncu maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına  söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısını ve teklifini geçtiğimiz salı gününden beri konuşuyoruz.  Tabii bu Parlamentoya saygısı olmayan AKP Hükümetinin ve teklif sahibinin de bu görüşmeler  sırasında Genel Kurulda olmamasının takdirini sizlere bırakıyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu ortaklaşa verilen tasarı ve teklif, genel olarak, Toplu Konut İdaresinin  yetkilendirilmesi hususunda... Tabii Toplu Konut İdaresi sahipsiz bir idare olduğu için, sahibi  olmayan bir kuruluş olduğu için, salı gününden beri, bakıyoruz, zannediyorum Bakanlar Kurulu  koltuğuna Hükümet adına bir Başbakan oturmadı, diğer bütün bakanlar oturdu! AB müzakerelerinden  sorumlu Devlet Bakanı oturdu, Bayındırlık ve İskân Bakanı oturdu, Başbakan Yardımcıları oturdu.  Yani baktığımız zaman, salı gününden beri 20'ye yakın bakan TOKİ'yi savunur, TOKİ'nin haklarını  korur noktasında açıklamalar yapıyor. Hâl böyle olunca TOKİ gibi bir kuruluş ne kadar sahipsiz...  TOKİ'nin uygulamalarında Hükümet -direkt Başbakana bağlı olmasından dolayı- Genel Kurula,  Türkiye Büyük Millet Meclisine saygınlığını ifade edemez hâle gelmiştir.  Değerli arkadaşlarım, tabii TOKİ'nin genel uygulamaları neden, niçin yüce Meclisten kaçırılır?  Denetim yetkisi niçin kullanılmaz? Salı gününden beri soru soran arkadaşlarıma, maalesef ilgili  idarenin başkanının yazmış olduğu ufak dipnotlarla ilgili bakan açıklamaktadır. Şunu açık ve net  olarak söylemek gerekir sevgili arkadaşlar: Kontrolsüz güç güç değildir, denetimsiz güç güç değildir.  Gelin bu kuruluşu kontrol edelim, denetleyelim. Meclis olarak, gerek 22'nci Dönemde gerekse  23'üncü Dönemde Cumhuriyet Halk Partisi olarak Toplu Konut İdaresinin uygulamalarının  araştırılması konusunda Meclis araştırma önergelerimiz var. Gelin bir komisyon kuralım, bu  komisyon TOKİ'yle ilgili incelemelerde bulunsun. Gerçekten TOKİ'nin uygulamalarında  memnuniyet söz konusuysa gelip kuracağımız komisyonda TOKİ idaresine, başkanına, yetkililerine  teşekkür edelim, değilse de eksikliklerini söyleyelim. Toplu Konut İdaresi için verilen Meclis  araştırma önergeleri niçin gündeme alınmıyor, niçin TOKİ için komisyon kurulmuyor? Tabii ki temel  sebebi denetimden, kontrolden kaçmaktır.  - 2 5 6 -
Sayfa 109 -
T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Gerekçe: Teklif ile yürürlüğün bir ay ileri alınması düşünülmüştür.  Gerekçe: Kanunun yürürlüğünün ileri alınmasının uygun olacağı düşünülmüştür.  Gerekçe: Kanun uygulaması açısından yürürlüğün değiştirilmesi uygun görülmüştür.  BAŞKAN - Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler  kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  9'uncu maddeyi okutuyorum:  MADDE 9- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Yaşar Tüzün,  Bilecik Milletvekili.  Buyurun Sayın Tüzün. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili  arkadaşlarım; toplu konut kanununun 9'uncu maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına  söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısını ve teklifini geçtiğimiz salı gününden beri konuşuyoruz.  Tabii bu Parlamentoya saygısı olmayan AKP Hükümetinin ve teklif sahibinin de bu görüşmeler  sırasında Genel Kurulda olmamasının takdirini sizlere bırakıyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu ortaklaşa verilen tasarı ve teklif, genel olarak, Toplu Konut İdaresinin  yetkilendirilmesi hususunda... Tabii Toplu Konut İdaresi sahipsiz bir idare olduğu için, sahibi  olmayan bir kuruluş olduğu için, salı gününden beri, bakıyoruz, zannediyorum Bakanlar Kurulu  koltuğuna Hükümet adına bir Başbakan oturmadı, diğer bütün bakanlar oturdu! AB müzakerelerinden  sorumlu Devlet Bakanı oturdu, Bayındırlık ve İskân Bakanı oturdu, Başbakan Yardımcıları oturdu.  Yani baktığımız zaman, salı gününden beri 20'ye yakın bakan TOKİ'yi savunur, TOKİ'nin haklarını  korur noktasında açıklamalar yapıyor. Hâl böyle olunca TOKİ gibi bir kuruluş ne kadar sahipsiz...  TOKİ'nin uygulamalarında Hükümet -direkt Başbakana bağlı olmasından dolayı- Genel Kurula,  Türkiye Büyük Millet Meclisine saygınlığını ifade edemez hâle gelmiştir.  Değerli arkadaşlarım, tabii TOKİ'nin genel uygulamaları neden, niçin yüce Meclisten kaçırılır?  Denetim yetkisi niçin kullanılmaz? Salı gününden beri soru soran arkadaşlarıma, maalesef ilgili  idarenin başkanının yazmış olduğu ufak dipnotlarla ilgili bakan açıklamaktadır. Şunu açık ve net  olarak söylemek gerekir sevgili arkadaşlar: Kontrolsüz güç güç değildir, denetimsiz güç güç değildir.  Gelin bu kuruluşu kontrol edelim, denetleyelim. Meclis olarak, gerek 22'nci Dönemde gerekse  23'üncü Dönemde Cumhuriyet Halk Partisi olarak Toplu Konut İdaresinin uygulamalarının  araştırılması konusunda Meclis araştırma önergelerimiz var. Gelin bir komisyon kuralım, bu  komisyon TOKİ'yle ilgili incelemelerde bulunsun. Gerçekten TOKİ'nin uygulamalarında  memnuniyet söz konusuysa gelip kuracağımız komisyonda TOKİ idaresine, başkanına, yetkililerine  teşekkür edelim, değilse de eksikliklerini söyleyelim. Toplu Konut İdaresi için verilen Meclis  araştırma önergeleri niçin gündeme alınmıyor, niçin TOKİ için komisyon kurulmuyor? Tabii ki temel  sebebi denetimden, kontrolden kaçmaktır.  - 2 5 6 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Sevgili arkadaşlar, TOKİ'nin Başkanının kamuoyuna yapmış olduğu açıklamalara baktığımızda  da yaklaşık 1 milyar dolar gibi kâr getiren bir kuruluş. Tabii reel sektörde yıllarca inşaat sektörüne  emek vermiş, sermaye koymuş, bu işten para kazandığı ve para kazandıktan sonra vergisini ödeyen,  istihdam sağlayan inşaat müteahhitlerine baktığımızda TOKİ'yle rekabet eder hâlde değildir. Reel  sektörde çalışan, üreten ve bu kazancından bu devlete olan sorumluluğunu vergi, SSK primi gibi  ödemeler altında resim ve harç ödeyen müteahhitlere bir de yapı denetimi mecburiyeti koymuşuz.  Dolayısıyla, inşaat maliyetine, sadece inşaat maliyetine yapı denetiminin bedeli yüzde 4 ila yüzde 8  arasında değişmektedir ama TOKİ'ye baktığımız zaman böyle bir uygulaması yok. TOKİ, kendi  Yasası'yla 11 defa buradan verilen yetkilerle devlet içinde devlet olmuş, arsa sahibi TOKİ, imar  uygulaması yapan TOKİ, projeyi hazırlayan TOKİ, denetimi yapan TOKİ, ruhsatı veren TOKİ, iskânı  veren TOKİ. Yine geçtiğimiz dönemlerde iskân yetkisini dahi "Yerel yönetimlere yetki vereceğiz."  deyip yerel yönetimden gelen bir hükümetin başkanı Başbakan, belediye başkanlığından gelen  Başbakan, belediyelerin elindeki iskân ruhsatını alıp maalesef TOKİ'ye devretmiştir.  Değerli arkadaşlarım, ne yaptığımızın farkında mıyız? Yani bu kadar yetkiyle donatılmış bir  kuruluşu denetlememek, kontrol etmemek kimin haddine? Bunun hesabını kim verecek? Yani bu  gizlilik nedir? Bu gizliliğin altında ne yatmaktadır? Gelin, denetleyelim, kontrol edelim. Yüce Meclise  verdiğimiz komisyon önergeleri var, bu önergeleri kabul edip gerçekten denetleyip kontrol ettikten  sonra iyi yaptıkları varsa teşekkür edelim, yapmadıklarını da eleştirelim değerli arkadaşlar. Toplu  Konut İdaresi gelecek yüzyılda "TOKİ" olarak adlandınlmayacaktır. Bana sorarsanız TOKİ öyle bir  noktaya gelmiştir ki artık TOKİ'nin adı "toplu götürme merkezi" yani "TOGÖM" olarak  değiştirilmelidir. Uygulamalarında da maalesef, denetleme raporlarında da bu zafiyetlerini görüyoruz.  Değerli arkadaşlarım, aslında konuşulacak çok şey var ancak TOKİ'nin yine değişik  uygulamalarına baktığımızda, özellikle kent merkezinde bulunan çok değerli arsaları "kentsel  dönüşüm" adı altında rantsal dönüşüme çevirmiştir. Örneğin -bu akşam gerçi UEFA Kupası maçı da  var ama bunu da konuşmamız gerekiyor- Toplu Konut İdaresi, İstanbul'da, Galatasaray Stadyumu'na  ait alana yeni bir stadyum yapılması adı altına bir proje başlattı. Şimdi efendim neymiş,  Mecidiyeköy'de bulunan stadyumun alanı, mevkisi çok değerli, Toplu Konut İdaresi başka bir alana  stat yapıp, burayı kendisine alıp burada bir proje geliştirecek. Gerçekten, Galatasaray Spor Kulübüne  devlet desteği burada söz konusu ama diğer takımların başkanları, yöneticileri bu konuda Rekabet  Kuruluna müracaat etmiş olsalar idi bu proje yok olacaktı. O nedenle Birinci Süper Lig'de mücadele  eden takımlarımızın, örneğin Bursaspor'umuzun, örneğin Eskişehirspor'umuzun, örneğin seçim  bölgem olan Bozüyükspor'umuzun, Bilecikspor'umuzun statları da kent merkezlerinde kalmıştır.  Yani, Galatasaray Spor Kulübüne bu imkân sağlanırken diğer kulüplerimize neden ve niçin  sağlanmıyor? İktidar partisinin milletvekilleri bu konuda seçim bölgeleri için niçin hareket geçmiyor?  Bunun takdirini de değerli vatandaşlarımıza bırakıyorum.  TOKİ yine, özellikle 2003 yılından beri, -bakın burası da çok önemli- Toplu Konut İdaresi  özellikle 2003 yılından beri, Türkiye Büyük Millet Meclisini kullanır hâle gelmiştir. Diyeceksiniz ki  bu da nereden çıktı? Nereden çıktı: Toplu Konutun Ankara ilinde yapmış olduğu uygulamalarda,  projelerde, örneğin Eskişehir yolunda, örneğin Yenimahalle'de, örneğin şimdi son günlerde Gölbaşı  semtinde başlatılan projeye çok az sayıda milletvekilimiz katılmıştır çünkü sağladığı bir avantaj  yoktur. Ama TOKİ yönetiminin, TOKİ Başkanının Parlamentoyu, Türkiye Büyük Millet Meclisini  kullanarak, özellikle "Bu projede milletvekilleri de var." deyip "Milletvekilleri varsa da bir avantaj,  bir imkân sağlanacaktır." demesiyle halkımız daha fazla katılım sağlamış, daha fazla ilgi göstermiştir.  - 2 5 7 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Sevgili arkadaşlar, TOKİ'nin Başkanının kamuoyuna yapmış olduğu açıklamalara baktığımızda  da yaklaşık 1 milyar dolar gibi kâr getiren bir kuruluş. Tabii reel sektörde yıllarca inşaat sektörüne  emek vermiş, sermaye koymuş, bu işten para kazandığı ve para kazandıktan sonra vergisini ödeyen,  istihdam sağlayan inşaat müteahhitlerine baktığımızda TOKİ'yle rekabet eder hâlde değildir. Reel  sektörde çalışan, üreten ve bu kazancından bu devlete olan sorumluluğunu vergi, SSK primi gibi  ödemeler altında resim ve harç ödeyen müteahhitlere bir de yapı denetimi mecburiyeti koymuşuz.  Dolayısıyla, inşaat maliyetine, sadece inşaat maliyetine yapı denetiminin bedeli yüzde 4 ila yüzde 8  arasında değişmektedir ama TOKİ'ye baktığımız zaman böyle bir uygulaması yok. TOKİ, kendi  Yasası'yla 11 defa buradan verilen yetkilerle devlet içinde devlet olmuş, arsa sahibi TOKİ, imar  uygulaması yapan TOKİ, projeyi hazırlayan TOKİ, denetimi yapan TOKİ, ruhsatı veren TOKİ, iskânı  veren TOKİ. Yine geçtiğimiz dönemlerde iskân yetkisini dahi "Yerel yönetimlere yetki vereceğiz."  deyip yerel yönetimden gelen bir hükümetin başkanı Başbakan, belediye başkanlığından gelen  Başbakan, belediyelerin elindeki iskân ruhsatını alıp maalesef TOKİ'ye devretmiştir.  Değerli arkadaşlarım, ne yaptığımızın farkında mıyız? Yani bu kadar yetkiyle donatılmış bir  kuruluşu denetlememek, kontrol etmemek kimin haddine? Bunun hesabını kim verecek? Yani bu  gizlilik nedir? Bu gizliliğin altında ne yatmaktadır? Gelin, denetleyelim, kontrol edelim. Yüce Meclise  verdiğimiz komisyon önergeleri var, bu önergeleri kabul edip gerçekten denetleyip kontrol ettikten  sonra iyi yaptıkları varsa teşekkür edelim, yapmadıklarını da eleştirelim değerli arkadaşlar. Toplu  Konut İdaresi gelecek yüzyılda "TOKİ" olarak adlandınlmayacaktır. Bana sorarsanız TOKİ öyle bir  noktaya gelmiştir ki artık TOKİ'nin adı "toplu götürme merkezi" yani "TOGÖM" olarak  değiştirilmelidir. Uygulamalarında da maalesef, denetleme raporlarında da bu zafiyetlerini görüyoruz.  Değerli arkadaşlarım, aslında konuşulacak çok şey var ancak TOKİ'nin yine değişik  uygulamalarına baktığımızda, özellikle kent merkezinde bulunan çok değerli arsaları "kentsel  dönüşüm" adı altında rantsal dönüşüme çevirmiştir. Örneğin -bu akşam gerçi UEFA Kupası maçı da  var ama bunu da konuşmamız gerekiyor- Toplu Konut İdaresi, İstanbul'da, Galatasaray Stadyumu'na  ait alana yeni bir stadyum yapılması adı altına bir proje başlattı. Şimdi efendim neymiş,  Mecidiyeköy'de bulunan stadyumun alanı, mevkisi çok değerli, Toplu Konut İdaresi başka bir alana  stat yapıp, burayı kendisine alıp burada bir proje geliştirecek. Gerçekten, Galatasaray Spor Kulübüne  devlet desteği burada söz konusu ama diğer takımların başkanları, yöneticileri bu konuda Rekabet  Kuruluna müracaat etmiş olsalar idi bu proje yok olacaktı. O nedenle Birinci Süper Lig'de mücadele  eden takımlarımızın, örneğin Bursaspor'umuzun, örneğin Eskişehirspor'umuzun, örneğin seçim  bölgem olan Bozüyükspor'umuzun, Bilecikspor'umuzun statları da kent merkezlerinde kalmıştır.  Yani, Galatasaray Spor Kulübüne bu imkân sağlanırken diğer kulüplerimize neden ve niçin  sağlanmıyor? İktidar partisinin milletvekilleri bu konuda seçim bölgeleri için niçin hareket geçmiyor?  Bunun takdirini de değerli vatandaşlarımıza bırakıyorum.  TOKİ yine, özellikle 2003 yılından beri, -bakın burası da çok önemli- Toplu Konut İdaresi  özellikle 2003 yılından beri, Türkiye Büyük Millet Meclisini kullanır hâle gelmiştir. Diyeceksiniz ki  bu da nereden çıktı? Nereden çıktı: Toplu Konutun Ankara ilinde yapmış olduğu uygulamalarda,  projelerde, örneğin Eskişehir yolunda, örneğin Yenimahalle'de, örneğin şimdi son günlerde Gölbaşı  semtinde başlatılan projeye çok az sayıda milletvekilimiz katılmıştır çünkü sağladığı bir avantaj  yoktur. Ama TOKİ yönetiminin, TOKİ Başkanının Parlamentoyu, Türkiye Büyük Millet Meclisini  kullanarak, özellikle "Bu projede milletvekilleri de var." deyip "Milletvekilleri varsa da bir avantaj,  bir imkân sağlanacaktır." demesiyle halkımız daha fazla katılım sağlamış, daha fazla ilgi göstermiştir.  - 2 5 7 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Toplu Konut İdaresi, oysa, bırakın Türkiye Büyük Millet Meclisine böyle imkânları sunmayı,  Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisinde olan lojmanları devralıp bir başka firmaya, bir başka  şirkete devretmiştir. Dolayısıyla TOKİ, yapmış olduğu uygulamalardaki bu kadar yanlışlığa rağmen  Türkiye Büyük Millet Meclisini de bu yanlışlıkların içerisine katmıştır.  Dolayısıyla bundan sonraki uygulamalarında sayın TOKİ yönetiminin veya benim adlandırdığım  "TOGİM" merkezinin -"toplu götürme merkezi"nin- bu konuda daha dikkatli olmasını, Türkiye  Büyük Millet Meclisini kullanmamasını tavsiye ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Tüzün, lütfen tamamlayınız.  YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Evet, kuşkusuz, TOKİ'nin, yine, ek ikinci şirket olarak kurmuş  olduğu şirketin niçin ve neden kurulduğunun bir haftadır bu yüce Mecliste görüşüldüğü hâlde hâlâ  açıklanmamasının sebebinin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz değerli arkadaşlar. Yani Toplu Konut  yönetimi niçin ikinci bir şirket kurmuştur? Niçin bu ikinci şirketin hisselerinin yüzde 49'u TOKİ'ye  aittir de yüzde 5 l ' i şahıslara aittir? Yani Emlak Pazarlama, İnşaat, Proje Yönetimi ve Ticaret AŞ'nin  hisse oranlarının dağılımı neden böyle kaynaklanmaktadır, neden böyle kurulmuştur, bunun  açıklamasının mutlaka yapılması gerektiğine inanıyorum.  Bugüne kadar Toplu Konutun yapmış olduğu örnek ve doğru projeler de vardır- yiğidi öldürüp  hakkını vermek gerekiyor- bu projeler için de kendilerine, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Tüzün.  YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Daha iyi yapılabilmesi ve daha iyi projelerin ortaya konması için  TOKİ'nin mutlaka denetlenmesi gerekir, kontrol edilmesi gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergeleri  vardır. İktidar partisi de bu noktada bir önerge versin, gelin bir komisyon kuralım, TOKİ'nin bu  yaptığı uygulamaları denetleyelim, kontrol edelim, iyi yaptıklarına teşekkür ederim, yapmadıklarını  da eleştirelim diyorum.  Mevlit Kandili'nizi kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tüzün.  Madde üzerinde şahısları adına söz isteyenler: Harun Öztürk, Mikail Arslan.  Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.  Buyurun Sayın Harun Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım adına yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Tasarı biraz sonra oylarınızla yasalaşacak, ben düşüncelerimin bir kısmını ancak ifade etme  imkânı bulabiliyorum. Umarım yasama faaliyetini daha sağlıklı yürütebilme konusunda hep birlikte  bir şeyler yapabiliriz.  - 2 5 8 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Toplu Konut İdaresi, oysa, bırakın Türkiye Büyük Millet Meclisine böyle imkânları sunmayı,  Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisinde olan lojmanları devralıp bir başka firmaya, bir başka  şirkete devretmiştir. Dolayısıyla TOKİ, yapmış olduğu uygulamalardaki bu kadar yanlışlığa rağmen  Türkiye Büyük Millet Meclisini de bu yanlışlıkların içerisine katmıştır.  Dolayısıyla bundan sonraki uygulamalarında sayın TOKİ yönetiminin veya benim adlandırdığım  "TOGİM" merkezinin -"toplu götürme merkezi"nin- bu konuda daha dikkatli olmasını, Türkiye  Büyük Millet Meclisini kullanmamasını tavsiye ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Tüzün, lütfen tamamlayınız.  YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Evet, kuşkusuz, TOKİ'nin, yine, ek ikinci şirket olarak kurmuş  olduğu şirketin niçin ve neden kurulduğunun bir haftadır bu yüce Mecliste görüşüldüğü hâlde hâlâ  açıklanmamasının sebebinin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz değerli arkadaşlar. Yani Toplu Konut  yönetimi niçin ikinci bir şirket kurmuştur? Niçin bu ikinci şirketin hisselerinin yüzde 49'u TOKİ'ye  aittir de yüzde 5 l ' i şahıslara aittir? Yani Emlak Pazarlama, İnşaat, Proje Yönetimi ve Ticaret AŞ'nin  hisse oranlarının dağılımı neden böyle kaynaklanmaktadır, neden böyle kurulmuştur, bunun  açıklamasının mutlaka yapılması gerektiğine inanıyorum.  Bugüne kadar Toplu Konutun yapmış olduğu örnek ve doğru projeler de vardır- yiğidi öldürüp  hakkını vermek gerekiyor- bu projeler için de kendilerine, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Tüzün.  YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Daha iyi yapılabilmesi ve daha iyi projelerin ortaya konması için  TOKİ'nin mutlaka denetlenmesi gerekir, kontrol edilmesi gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergeleri  vardır. İktidar partisi de bu noktada bir önerge versin, gelin bir komisyon kuralım, TOKİ'nin bu  yaptığı uygulamaları denetleyelim, kontrol edelim, iyi yaptıklarına teşekkür ederim, yapmadıklarını  da eleştirelim diyorum.  Mevlit Kandili'nizi kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tüzün.  Madde üzerinde şahısları adına söz isteyenler: Harun Öztürk, Mikail Arslan.  Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.  Buyurun Sayın Harun Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım adına yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Tasarı biraz sonra oylarınızla yasalaşacak, ben düşüncelerimin bir kısmını ancak ifade etme  imkânı bulabiliyorum. Umarım yasama faaliyetini daha sağlıklı yürütebilme konusunda hep birlikte  bir şeyler yapabiliriz.  - 2 5 8 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Değerli milletvekilleri, TOKİ'nin konutları düşük kaliteli ve gecikmeli teslim ettiği dile getirildi.  Kurum, teslimlerdeki gecikmeleri önlemek yerine, temerrüde düşmekten kurtulmak için sözleşmelere  koyduğu bazı hükümlere sığınmaya çalışmaktadır. Evet, bu çerçevede, ilk yaptığı sözleşmelere  "Gayrimenkullerin yapımı sırasında gerek genel planlarda gerekse gayrimenkul planlarında ve  sözleşmelerinde teknik ve yönetimsel nedenlerle gerekli göreceği her türlü değişiklikleri yapmak  İdarenin yetkisi dahilindedir." hükmünü koymuştur. Daha sonra bu hükmün kendisini temerrüde  düşürmekten kurtaramayacağını düşünmüş olacak ki satış sözleşmelerine "Adlarına gayrimenkul  tahsis edilen alıcılar ileride altyapı ve peyzaj çalışmaları gecikmesinden dolayı herhangi bir hak ve  istekte bulunamayacaklarını peşinen kabul ederler." hükmünü eklemiştir. TOKİ, teslimlerdeki  gecikme nedeniyle kira talep eden vatandaşlara da bu hükümlere dayanarak "Akdedilen sözleşmede  geç teslimden dolayı kira kaybı ve bundan kaynaklanan kâr kaybının ödeneceğine ve isteneceğine dair  herhangi bir hüküm bulunmamaktadır." şeklinde cevaplar vermektedir.  Değerli milletvekilleri, TOKİ, bu hükümlere dayanarak teslimdeki gecikmeleri belediyelerin  altyapı çalışmalarını tamamlayamamasına bağlayabilmektedir. Ankara Turkuaz örneğinde TOKİ,  yürütmenin bir parçası olarak Hükümet adına atanan bir başkan, Ankara Büyükşehir Belediyesi de  aynı partiye mensup bir belediye başkanı tarafından yönetilmektedir, biri diğerinin gecikmesine  altyapıyı ağırdan alarak diğerinin imdadına yetişmektedir. Vatandaşlarımızı mağdur etmeye yönelik  bu tür mazeret ve oyunlar kabul edilemez. Bir kamu kurumuna da bu yakışmamaktadır.  Değerli milletvekilleri, geçmişte TOKİ, daireleri hak sahiplerine süresinde teslim ederken bugün  ne olmuş da teslim edememeye başlamıştır. Bu gecikmelerin bir kısmı kriz nedeniyle duran satışlara  bağlanabilse de tümüyle bu mazerete sığınmak mümkün değildir.  TOKİ'nin gerçekleştirdiği projelere baktığımızda para ödeyen vatandaşlara konut yapmanın  yanı sıra belediyelerin yapması gereken bazı altyapı yatırımlarının, anaokulundan başlayarak liseye  kadar kamunun yapması gereken okulların, hastane ve sağlık ocaklarının, vergi dairelerinin afet evleri  ve ucuz sosyal konutların, ibadethanelerin, ticaret merkezlerinin, kütüphanelerinin de uygulanan  projeler kapsamında yapılmakta olduğunu görüyoruz. Bu sayılan yapıların hepsi oturulacak bir sitede  mutlaka olması gereken yapılardır. Ancak bunlardan bir kısmı için vatandaşlardan vergi  toplanmaktadır, dolayısıyla bedelinin TOKİ'ye bütçeden transfer edilmesi gerekmektedir. Aralarında  gönüllü bağışlarla yapılması gereken yapılar da bulunmaktadır. Hem konut hem de kamu  yatırımlarının yapılması ve yaptırılması görevinin TOKİ'ye verilmesi, vatandaşların satın aldıkları  daireler için ödedikleri paraların bir kısmının da bu yatırımlara yönlendirilmesi sonucunu  doğurmaktadır. Nitekim TOKİ Başkanı komisyonda yaptığı açıklamada kamu kurumlarından bu  yatırımlar nedeniyle 2,5 milyar alacakları olduğunu ve yapılan bu yatırımların bedelinin ilgili  idarelerden beş yıl içinde taksitler hâlinde tahsil edildiğini belirtmiştir. Kamu yatırımlarının bu şekilde  finanse edilmesi nedeniyle TOKİ'nin taahhütlerinde meydana gelen gecikmeler kabul edilemez.  Değerli milletvekilleri, TOKİ uygulamalarının bugün için etkin bir denetiminin yapıldığı da  söylenemez. Öncelikle bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmemesinin bir eksiklik  olduğunu ifade etmeliyim. Sayın Bakanın geçtiğimiz oturumlardan birinde Genel Kurulda yaptığı  açıklamanın aksine, TOKİ'nin 2985 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinde yazılı hüküm çerçevesinde  832 sayılı Sayıştay Kanunu'na tabi olmadığı açıktır. Sayın Bakan, Başbakanlık Yüksek Denetleme  Kurulunun yaptığı denetimlerde Sayıştay denetçilerinden yararlanıyor olmasını Sayıştay denetimine  tabi olmakla karıştırmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 5 9 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Değerli milletvekilleri, TOKİ'nin konutları düşük kaliteli ve gecikmeli teslim ettiği dile getirildi.  Kurum, teslimlerdeki gecikmeleri önlemek yerine, temerrüde düşmekten kurtulmak için sözleşmelere  koyduğu bazı hükümlere sığınmaya çalışmaktadır. Evet, bu çerçevede, ilk yaptığı sözleşmelere  "Gayrimenkullerin yapımı sırasında gerek genel planlarda gerekse gayrimenkul planlarında ve  sözleşmelerinde teknik ve yönetimsel nedenlerle gerekli göreceği her türlü değişiklikleri yapmak  İdarenin yetkisi dahilindedir." hükmünü koymuştur. Daha sonra bu hükmün kendisini temerrüde  düşürmekten kurtaramayacağını düşünmüş olacak ki satış sözleşmelerine "Adlarına gayrimenkul  tahsis edilen alıcılar ileride altyapı ve peyzaj çalışmaları gecikmesinden dolayı herhangi bir hak ve  istekte bulunamayacaklarını peşinen kabul ederler." hükmünü eklemiştir. TOKİ, teslimlerdeki  gecikme nedeniyle kira talep eden vatandaşlara da bu hükümlere dayanarak "Akdedilen sözleşmede  geç teslimden dolayı kira kaybı ve bundan kaynaklanan kâr kaybının ödeneceğine ve isteneceğine dair  herhangi bir hüküm bulunmamaktadır." şeklinde cevaplar vermektedir.  Değerli milletvekilleri, TOKİ, bu hükümlere dayanarak teslimdeki gecikmeleri belediyelerin  altyapı çalışmalarını tamamlayamamasına bağlayabilmektedir. Ankara Turkuaz örneğinde TOKİ,  yürütmenin bir parçası olarak Hükümet adına atanan bir başkan, Ankara Büyükşehir Belediyesi de  aynı partiye mensup bir belediye başkanı tarafından yönetilmektedir, biri diğerinin gecikmesine  altyapıyı ağırdan alarak diğerinin imdadına yetişmektedir. Vatandaşlarımızı mağdur etmeye yönelik  bu tür mazeret ve oyunlar kabul edilemez. Bir kamu kurumuna da bu yakışmamaktadır.  Değerli milletvekilleri, geçmişte TOKİ, daireleri hak sahiplerine süresinde teslim ederken bugün  ne olmuş da teslim edememeye başlamıştır. Bu gecikmelerin bir kısmı kriz nedeniyle duran satışlara  bağlanabilse de tümüyle bu mazerete sığınmak mümkün değildir.  TOKİ'nin gerçekleştirdiği projelere baktığımızda para ödeyen vatandaşlara konut yapmanın  yanı sıra belediyelerin yapması gereken bazı altyapı yatırımlarının, anaokulundan başlayarak liseye  kadar kamunun yapması gereken okulların, hastane ve sağlık ocaklarının, vergi dairelerinin afet evleri  ve ucuz sosyal konutların, ibadethanelerin, ticaret merkezlerinin, kütüphanelerinin de uygulanan  projeler kapsamında yapılmakta olduğunu görüyoruz. Bu sayılan yapıların hepsi oturulacak bir sitede  mutlaka olması gereken yapılardır. Ancak bunlardan bir kısmı için vatandaşlardan vergi  toplanmaktadır, dolayısıyla bedelinin TOKİ'ye bütçeden transfer edilmesi gerekmektedir. Aralarında  gönüllü bağışlarla yapılması gereken yapılar da bulunmaktadır. Hem konut hem de kamu  yatırımlarının yapılması ve yaptırılması görevinin TOKİ'ye verilmesi, vatandaşların satın aldıkları  daireler için ödedikleri paraların bir kısmının da bu yatırımlara yönlendirilmesi sonucunu  doğurmaktadır. Nitekim TOKİ Başkanı komisyonda yaptığı açıklamada kamu kurumlarından bu  yatırımlar nedeniyle 2,5 milyar alacakları olduğunu ve yapılan bu yatırımların bedelinin ilgili  idarelerden beş yıl içinde taksitler hâlinde tahsil edildiğini belirtmiştir. Kamu yatırımlarının bu şekilde  finanse edilmesi nedeniyle TOKİ'nin taahhütlerinde meydana gelen gecikmeler kabul edilemez.  Değerli milletvekilleri, TOKİ uygulamalarının bugün için etkin bir denetiminin yapıldığı da  söylenemez. Öncelikle bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmemesinin bir eksiklik  olduğunu ifade etmeliyim. Sayın Bakanın geçtiğimiz oturumlardan birinde Genel Kurulda yaptığı  açıklamanın aksine, TOKİ'nin 2985 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinde yazılı hüküm çerçevesinde  832 sayılı Sayıştay Kanunu'na tabi olmadığı açıktır. Sayın Bakan, Başbakanlık Yüksek Denetleme  Kurulunun yaptığı denetimlerde Sayıştay denetçilerinden yararlanıyor olmasını Sayıştay denetimine  tabi olmakla karıştırmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 2 5 9 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, TOKİ'nin mevcut ihalelerinin Kamu İhale Kurumu mevzuatı  çerçevesinde yapılıyor olması da uygulamanın denetlendiği anlamına gelmemektedir. Bu nedenle,  TOKİ, mutlaka periyodik olarak Sayıştay denetimine tabi tutulmalıdır.  Değerli milletvekilleri, tasarının çerçeve 3 ve 4'üncü maddeleriyle yargıya intikal eden davalara  müdahale edilmektedir. Bu nedenle söz konusu maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu ifade ediyor,  yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde söz isteyen Mikail Arslan, Kırşehir Milletvekili.  Buyurun Sayın Arslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MİKAİL ARSLAN (Kırşehir) - Sayın Başkan, yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Arsa Üretimi  ve Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu  vesileyle Mevlit Kandili'nizi tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  İllerde kasabalarımızı, ilçelerimizi, şehirlerimizi dolaştığımız zaman binaların önünde otopark  sıkıntıları olduğunu görürüz; otoparkı vardır, altyapısı yoktur, altyapısı vardır, yeşil alanı yoktur.  Toplu Konut İdaresinin yapmış olduğu bütün yapı alanlarında altyapısıyla, park alanıyla, yeşil  alanıyla, aydınlatmasıyla bir şehir kesiti çok güzel şekilde sunulabilmektedir. Bina projeleri, zemin  etütlerinden mimarisine kadar, mimarisinden ısı yalıtımına kadar, statik projelerine kadar uzman  mühendisler tarafından hazırlanmaktadır. O yüzden Toplu Konut dairesinde oturanlar ayrıcalıklı  olduğunun farkında olurlar, güvenli bir konutta yaşadıklarının da farkındadırlar.  İşte, bu statüde olmak üzere ilimizde de Toplu Konut İdaresi çok değerli çalışmalar yapmıştır.  Merkez ilçemizde, Kaman'da, Çiçekdağı'nda, Akpınar'da Toplu Konut İdaresi konutlar yaptığı gibi,  engelsiz yaşam merkezi, sevgi evleri, 300 yataklı devlet hastanesi, 4 adet ortaöğretim, lise binası, 2  tane spor salonu, 3 adet ticaret merkezi, 2 adet cami ve tarımköy uygulamasını başlatmıştır. Ayrıca,  dolaştığımız zaman beldelerimizde de Toplu Konut İdaresinin konut yapmasıyla ilgili ciddi talepler  olmuştur. Bunlardan bir tanesi, Yerköy-Çiçekdağı birleşiğinde bulunan Köseli Belediyesidir. Köseli  Belediyesi iki bin tane dilekçeyi toplamış, önümüze koymuş ve en büyük isteğinin Toplu Konut  İdaresinin konut yapması olduğunu, talep örgütlenmesinin başlaması hâlinde de bir haftada 600  kişinin müracaatının, peşinat bedelinin yatırılması kaydıyla, başvuru bedelinin yatırılması kaydıyla  yapılacağını söylemiştir. Bu, Toplu Konut İdaresinin başarısından kaynaklanmaktadır. Gerçekten,  beldelere kadar Toplu Konut İdaresi şayet konut yapıyorsa halkın teveccühünün de çok açık bir  göstergesidir. Aynı zamanda Kaman ilçemizde ve merkez ilçemizde kentsel yenileme çalışmaları  başlamış, diğer ilçelerimizde de 2'nci etap çalışmaları talep edilmektedir.  Toplu Konut İdaresi, üretilen konutlarının yüzde 85'ini dar ve orta gelir gruplarına yönelik  yapmaktadır; üretilen 420 bin adet konutun 363 bin adedi dar ve orta gelir grubuna, alt gelir ve yoksul  grubuna gecekondu dönüşüm alanlarında, afet konutlarında ve tarımköy projelerinde kullanılmıştır,  56 bin 508 adet konum ise kaynak geliştirme amacıyla değerlendirmiştir.  - 2 6 0 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, TOKİ'nin mevcut ihalelerinin Kamu İhale Kurumu mevzuatı  çerçevesinde yapılıyor olması da uygulamanın denetlendiği anlamına gelmemektedir. Bu nedenle,  TOKİ, mutlaka periyodik olarak Sayıştay denetimine tabi tutulmalıdır.  Değerli milletvekilleri, tasarının çerçeve 3 ve 4'üncü maddeleriyle yargıya intikal eden davalara  müdahale edilmektedir. Bu nedenle söz konusu maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu ifade ediyor,  yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde söz isteyen Mikail Arslan, Kırşehir Milletvekili.  Buyurun Sayın Arslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MİKAİL ARSLAN (Kırşehir) - Sayın Başkan, yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Arsa Üretimi  ve Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu  vesileyle Mevlit Kandili'nizi tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  İllerde kasabalarımızı, ilçelerimizi, şehirlerimizi dolaştığımız zaman binaların önünde otopark  sıkıntıları olduğunu görürüz; otoparkı vardır, altyapısı yoktur, altyapısı vardır, yeşil alanı yoktur.  Toplu Konut İdaresinin yapmış olduğu bütün yapı alanlarında altyapısıyla, park alanıyla, yeşil  alanıyla, aydınlatmasıyla bir şehir kesiti çok güzel şekilde sunulabilmektedir. Bina projeleri, zemin  etütlerinden mimarisine kadar, mimarisinden ısı yalıtımına kadar, statik projelerine kadar uzman  mühendisler tarafından hazırlanmaktadır. O yüzden Toplu Konut dairesinde oturanlar ayrıcalıklı  olduğunun farkında olurlar, güvenli bir konutta yaşadıklarının da farkındadırlar.  İşte, bu statüde olmak üzere ilimizde de Toplu Konut İdaresi çok değerli çalışmalar yapmıştır.  Merkez ilçemizde, Kaman'da, Çiçekdağı'nda, Akpınar'da Toplu Konut İdaresi konutlar yaptığı gibi,  engelsiz yaşam merkezi, sevgi evleri, 300 yataklı devlet hastanesi, 4 adet ortaöğretim, lise binası, 2  tane spor salonu, 3 adet ticaret merkezi, 2 adet cami ve tarımköy uygulamasını başlatmıştır. Ayrıca,  dolaştığımız zaman beldelerimizde de Toplu Konut İdaresinin konut yapmasıyla ilgili ciddi talepler  olmuştur. Bunlardan bir tanesi, Yerköy-Çiçekdağı birleşiğinde bulunan Köseli Belediyesidir. Köseli  Belediyesi iki bin tane dilekçeyi toplamış, önümüze koymuş ve en büyük isteğinin Toplu Konut  İdaresinin konut yapması olduğunu, talep örgütlenmesinin başlaması hâlinde de bir haftada 600  kişinin müracaatının, peşinat bedelinin yatırılması kaydıyla, başvuru bedelinin yatırılması kaydıyla  yapılacağını söylemiştir. Bu, Toplu Konut İdaresinin başarısından kaynaklanmaktadır. Gerçekten,  beldelere kadar Toplu Konut İdaresi şayet konut yapıyorsa halkın teveccühünün de çok açık bir  göstergesidir. Aynı zamanda Kaman ilçemizde ve merkez ilçemizde kentsel yenileme çalışmaları  başlamış, diğer ilçelerimizde de 2'nci etap çalışmaları talep edilmektedir.  Toplu Konut İdaresi, üretilen konutlarının yüzde 85'ini dar ve orta gelir gruplarına yönelik  yapmaktadır; üretilen 420 bin adet konutun 363 bin adedi dar ve orta gelir grubuna, alt gelir ve yoksul  grubuna gecekondu dönüşüm alanlarında, afet konutlarında ve tarımköy projelerinde kullanılmıştır,  56 bin 508 adet konum ise kaynak geliştirme amacıyla değerlendirmiştir.  - 2 6 0 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Biliyorsunuz 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nda da şehir merkezinde bulunan değerli arsalar  değerlendirilerek kat karşılığı satış veyahut inşaat yapıp satmak şartıyla değerlendirilerek elde edilen  gelirler gecekondu dönüşüm alanlarında kullanılabilmektedir. 775 sayılı Yasa'da da olan bu uygulama  Toplu Konut idaresi tarafından da kullanılmaktadır. Ben bu çalışmalarından dolayı kendilerine  özellikle teşekkür ediyorum.  Değerli milletvekilleri, Avrupa'da, yaşanan İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra şehirlerin birçoğu  tahrip olmuştu, bu tahrip olan şehirlerin yeniden inşasıyla ilgili 1950 yılından itibaren düzenli  toplantılar yapıldı; uzmanlar, şehir plancıları, mimarlar, mühendisler, sosyologlar, akademisyenler bu  toplantılara katıldılar ve kentsel yenileme çalışmasını başlattılar. 1950 yılında Avrupa'da başlayan  kentsel yenileme çalışması Toplu Konut İdaremiz vasıtasıyla Türkiye kamuoyunun da gündemine  girmiş bulunmaktadır. İşte, bu çalışmaların neticesinde Esenboğa Havalimanı'nın kenarında bulunan  gecekondular kaldırılmış ve gecekondu dönüşümüyle kentsel yenileme çalışmalar başlamıştır. Bu  açıdan kentsel yenilemenin kazandırılması ve bunun getirişi açısından da çok önemli bir çalışmayı  yaptığını burada ifade etmek istiyoruz.  Türkiye'de Devlet Planlama Teşkilatının ve Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre  yenileme, dönüşüm ve nitelikli konut üretimi tarzında olmak üzere üç milyon civarında acil konuta  ihtiyaç vardır. Ayrıca 2013 yılına kadar her yıl altı yüz bin tane yeni konut yapılması gerekmektedir.  Ülkemizde konut ihtiyacı talebini belirleyen beş tane temel unsur bulunmaktadır. Bunlardan bir  tanesi gecekondu dönüşümü ve kentsel yenileme...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Arslan, lütfen tamamlayınız.  MİKAİL ARSLAN (Devamla) - ...diğeri deprem riski nedeniyle dönüşüm, alt gelir grubu ve  yoksul vatandaşların konut ihtiyacı, mevcut konu stokunun yaşı ve niteliğinin değerlendirilmesi ve  ülkemizde 13,5 milyon şehir konutunun yaklaşık yarısının bu faktörler çerçevesinde yenilenmesi  gerektiği de aşikârdır. Dolayısıyla, Toplu Konut İdaresi, bu ihtiyacın ancak yüzde 5 ila 10'unu  karşılayabilmektedir. O yüzden Toplu Konut İdaresinin desteklenmesi ve çalışmalarına destek  verilmesi gerekmektedir. Bu, kentsel yenilemeyle ilgili köyler dâhil, yapılacak çalışmalarla ilgili de  uygulamalarda çıkan sorunların çözümüne dair Türkiye Büyük Millet Meclisinin sürekli desteğine  ve kanunlarla ilgili ihtiyaç duyulduğu hâlde yenilemelere gerek duyulmaktadır.  Bu vesileyle, tekrar, biraz sonra oylarınızla kabul edilecek olan kanunun hayırlı olmasını Cenabı  Allah'tan temenni ediyor, kandilinizi tekrar tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan  temenni ediyor, saygılar ve sevgilerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arslan.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi gereğince tasarının üzerinde oyunun rengini belirtmek için ve  aleyhte olmak üzere söz isteyen Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bana bela okuyorlar.  BAŞKAN - Yanlış yapıyorlar Sayın Genç, bugün bela okunmaz.  Buyurun.  - 2 6 1 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Biliyorsunuz 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nda da şehir merkezinde bulunan değerli arsalar  değerlendirilerek kat karşılığı satış veyahut inşaat yapıp satmak şartıyla değerlendirilerek elde edilen  gelirler gecekondu dönüşüm alanlarında kullanılabilmektedir. 775 sayılı Yasa'da da olan bu uygulama  Toplu Konut idaresi tarafından da kullanılmaktadır. Ben bu çalışmalarından dolayı kendilerine  özellikle teşekkür ediyorum.  Değerli milletvekilleri, Avrupa'da, yaşanan İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra şehirlerin birçoğu  tahrip olmuştu, bu tahrip olan şehirlerin yeniden inşasıyla ilgili 1950 yılından itibaren düzenli  toplantılar yapıldı; uzmanlar, şehir plancıları, mimarlar, mühendisler, sosyologlar, akademisyenler bu  toplantılara katıldılar ve kentsel yenileme çalışmasını başlattılar. 1950 yılında Avrupa'da başlayan  kentsel yenileme çalışması Toplu Konut İdaremiz vasıtasıyla Türkiye kamuoyunun da gündemine  girmiş bulunmaktadır. İşte, bu çalışmaların neticesinde Esenboğa Havalimanı'nın kenarında bulunan  gecekondular kaldırılmış ve gecekondu dönüşümüyle kentsel yenileme çalışmalar başlamıştır. Bu  açıdan kentsel yenilemenin kazandırılması ve bunun getirişi açısından da çok önemli bir çalışmayı  yaptığını burada ifade etmek istiyoruz.  Türkiye'de Devlet Planlama Teşkilatının ve Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre  yenileme, dönüşüm ve nitelikli konut üretimi tarzında olmak üzere üç milyon civarında acil konuta  ihtiyaç vardır. Ayrıca 2013 yılına kadar her yıl altı yüz bin tane yeni konut yapılması gerekmektedir.  Ülkemizde konut ihtiyacı talebini belirleyen beş tane temel unsur bulunmaktadır. Bunlardan bir  tanesi gecekondu dönüşümü ve kentsel yenileme...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Arslan, lütfen tamamlayınız.  MİKAİL ARSLAN (Devamla) - ...diğeri deprem riski nedeniyle dönüşüm, alt gelir grubu ve  yoksul vatandaşların konut ihtiyacı, mevcut konu stokunun yaşı ve niteliğinin değerlendirilmesi ve  ülkemizde 13,5 milyon şehir konutunun yaklaşık yarısının bu faktörler çerçevesinde yenilenmesi  gerektiği de aşikârdır. Dolayısıyla, Toplu Konut İdaresi, bu ihtiyacın ancak yüzde 5 ila 10'unu  karşılayabilmektedir. O yüzden Toplu Konut İdaresinin desteklenmesi ve çalışmalarına destek  verilmesi gerekmektedir. Bu, kentsel yenilemeyle ilgili köyler dâhil, yapılacak çalışmalarla ilgili de  uygulamalarda çıkan sorunların çözümüne dair Türkiye Büyük Millet Meclisinin sürekli desteğine  ve kanunlarla ilgili ihtiyaç duyulduğu hâlde yenilemelere gerek duyulmaktadır.  Bu vesileyle, tekrar, biraz sonra oylarınızla kabul edilecek olan kanunun hayırlı olmasını Cenabı  Allah'tan temenni ediyor, kandilinizi tekrar tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan  temenni ediyor, saygılar ve sevgilerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arslan.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi gereğince tasarının üzerinde oyunun rengini belirtmek için ve  aleyhte olmak üzere söz isteyen Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bana bela okuyorlar.  BAŞKAN - Yanlış yapıyorlar Sayın Genç, bugün bela okunmaz.  Buyurun.  - 2 6 1 - T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  KAMER GENÇ (Tunceli) - O yukarıdaki biliyor kime bela vereceğini.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın tümünün oylanmasından  önce oyumun rengini belirtmek üzere, aleyhte söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Evvela tüm İslam âleminin ve vatandaşlarının mübarek kandilini kutluyorum, kendilerine saadet  ve mutluluklar getirmesini diliyorum.  Bugün, bir trafik kazası geçiren Tekel işçisi kardeşimize, emekçimize de Allah'tan rahmet  diliyorum. Bunu, buralarda süründüren insanların da Allah belasını versin diyorum.  Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii ki, Türkiye'yi Tayyip Erdoğan'ın çiftliği hâline  sokuyorsunuz. Bakın, bugün bir kandil gecesi. Bunda, bir kandil gecesinin manasının olduğunu  herkesin bilmesi lazım.  Devlet malına el uzatan insanların İslam'la ilgisi yok. İslam'ın özünde, dürüstlük vardır, ahlak  vardır, tertemiz duygular vardır, devlet malına el uzatmamak vardır.  Şimdi, öyle bir kanun bugün kabul ediyorsunuz ki, bu kanunda -burada söylendi- ihaleyi genel  müdür istediğine veriyor. Tamamen Tayyip Erdoğan'ın emrine bağlı bir şirket. Bu şirket istediği  kişilere istediği hazine malına el koyuyor. Bakın, Ankara, İstanbul, İzmir'de çok kıymetli okul arsaları  var, Hükümet konaklarına ait arsalar var, kamu hizmetine tahsis edilen arsalar, arsalar yetmediği gibi  bu kanuna getirdiniz bir de binayı ilave ettiniz. Yani demek ki gözünüze kestirdiğiniz çok kıymetli  binalar var, o binalara da el koyacaksınız. Ondan sonra getireceksiniz. TOKİ ne alacak? Bunları  özellikle Tayyip Bey ve kendi yandaşlarının tensip edeceği insanlara çok büyük rant sağlayacak  şekilde verecek.  Bakın, en basiti, sizin Cemil Çiçek diye bir Bakanınız, Başbakan Yardımcınız var. Bunun damadı  TOKİ'den bir iş aldı. Kaç lira kazandı? 300 milyarlık bir işten 1,5 trilyon kazandı, cebine attı. Bunları  sizin vicdanınız kabul ediyor. Ben şimdi TOKİ'ye soruyorum: Bu TOKİ'de verilen ihalelerin en  azından yüzde 40'ı, 50'si AKP'nin ileri gelen insanlarının aracılığıyla malzeme alıyor arkadaşlar,  hem kalitesiz malzeme alıyor hem kabarık malzeme alıyor. Şimdi, niye kontrolden vazgeçiyorsunuz?  Buyurun işte, gidelim bu insanların aldıkları onayları kontrol edelim. Hakikaten ihaleleri usulüne  göre veriyor mu? Bakın, size, işte, bu listeden gösteriyorum: Hangi ihaleleri hangi şirketlere vermiş  ve bunların büyük bir kısmında AKP'li yöneticilerin ortaklığı var. Şimdi, bunların denetim hakkını  bize vermiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Biz savcıları işte göreve davet ediyoruz." Bu, devlet malının  talan edilmesidir, devlet malının yok edilmesidir. Sizin yandaşlarınız olunca onlara gidip birtakım  avantajlar sağlanıyor.  Şimdi, dün, burada birisi dedi ki, işte, mesela Tunceli'de bir köyde afet nedeniyle doksan dokuz  ev yapılıyor. Hâlbuki o Çemişgezek ilçemizde. Mesela Sarıbalta köyünde de afet oldu, Anıl'da da  oldu, Uzungöl'de de oldu, Doğanpınar'da da oldu, Doğanköy'de de oldu, Payamdüzü'nde de oldu,  Tekeli, Toratlı'da da oldu, Gözlüçayır'da da... Yani bütün köyleri sayabilirsiniz. Peki, onlarda niye  yani bu Toplu Konut gidip de orada bir yapı yapmıyor da ille bir tane AKP'li belediye meclis üyesi,  imar komisyonu üyesi bir kişinin ihalesini çok fahiş bir fiyatla... Yani Çemişgezek'te bir evin  maliyeti, orada normal şehrin içinde yapılan evin maliyeti 40 milyar, o 162 milyara yapıyor.  Değerli arkadaşlarım, bakın, geçmişte bu Çankaya Köşkü'nde bir muhafız alayı binası  yapılıyordu. O muhafız alayı binasını yapan insanlar oradaki yöneticinin kişisiydi, ta Çin'den taş  getiriyordu, Çin'den taş. Niye getiriyordu? Çünkü müteahhit kâr etsin diye.  - 2 6 2 -
Sayfa 115 -
T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  KAMER GENÇ (Tunceli) - O yukarıdaki biliyor kime bela vereceğini.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 455 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın tümünün oylanmasından  önce oyumun rengini belirtmek üzere, aleyhte söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Evvela tüm İslam âleminin ve vatandaşlarının mübarek kandilini kutluyorum, kendilerine saadet  ve mutluluklar getirmesini diliyorum.  Bugün, bir trafik kazası geçiren Tekel işçisi kardeşimize, emekçimize de Allah'tan rahmet  diliyorum. Bunu, buralarda süründüren insanların da Allah belasını versin diyorum.  Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii ki, Türkiye'yi Tayyip Erdoğan'ın çiftliği hâline  sokuyorsunuz. Bakın, bugün bir kandil gecesi. Bunda, bir kandil gecesinin manasının olduğunu  herkesin bilmesi lazım.  Devlet malına el uzatan insanların İslam'la ilgisi yok. İslam'ın özünde, dürüstlük vardır, ahlak  vardır, tertemiz duygular vardır, devlet malına el uzatmamak vardır.  Şimdi, öyle bir kanun bugün kabul ediyorsunuz ki, bu kanunda -burada söylendi- ihaleyi genel  müdür istediğine veriyor. Tamamen Tayyip Erdoğan'ın emrine bağlı bir şirket. Bu şirket istediği  kişilere istediği hazine malına el koyuyor. Bakın, Ankara, İstanbul, İzmir'de çok kıymetli okul arsaları  var, Hükümet konaklarına ait arsalar var, kamu hizmetine tahsis edilen arsalar, arsalar yetmediği gibi  bu kanuna getirdiniz bir de binayı ilave ettiniz. Yani demek ki gözünüze kestirdiğiniz çok kıymetli  binalar var, o binalara da el koyacaksınız. Ondan sonra getireceksiniz. TOKİ ne alacak? Bunları  özellikle Tayyip Bey ve kendi yandaşlarının tensip edeceği insanlara çok büyük rant sağlayacak  şekilde verecek.  Bakın, en basiti, sizin Cemil Çiçek diye bir Bakanınız, Başbakan Yardımcınız var. Bunun damadı  TOKİ'den bir iş aldı. Kaç lira kazandı? 300 milyarlık bir işten 1,5 trilyon kazandı, cebine attı. Bunları  sizin vicdanınız kabul ediyor. Ben şimdi TOKİ'ye soruyorum: Bu TOKİ'de verilen ihalelerin en  azından yüzde 40'ı, 50'si AKP'nin ileri gelen insanlarının aracılığıyla malzeme alıyor arkadaşlar,  hem kalitesiz malzeme alıyor hem kabarık malzeme alıyor. Şimdi, niye kontrolden vazgeçiyorsunuz?  Buyurun işte, gidelim bu insanların aldıkları onayları kontrol edelim. Hakikaten ihaleleri usulüne  göre veriyor mu? Bakın, size, işte, bu listeden gösteriyorum: Hangi ihaleleri hangi şirketlere vermiş  ve bunların büyük bir kısmında AKP'li yöneticilerin ortaklığı var. Şimdi, bunların denetim hakkını  bize vermiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Biz savcıları işte göreve davet ediyoruz." Bu, devlet malının  talan edilmesidir, devlet malının yok edilmesidir. Sizin yandaşlarınız olunca onlara gidip birtakım  avantajlar sağlanıyor.  Şimdi, dün, burada birisi dedi ki, işte, mesela Tunceli'de bir köyde afet nedeniyle doksan dokuz  ev yapılıyor. Hâlbuki o Çemişgezek ilçemizde. Mesela Sarıbalta köyünde de afet oldu, Anıl'da da  oldu, Uzungöl'de de oldu, Doğanpınar'da da oldu, Doğanköy'de de oldu, Payamdüzü'nde de oldu,  Tekeli, Toratlı'da da oldu, Gözlüçayır'da da... Yani bütün köyleri sayabilirsiniz. Peki, onlarda niye  yani bu Toplu Konut gidip de orada bir yapı yapmıyor da ille bir tane AKP'li belediye meclis üyesi,  imar komisyonu üyesi bir kişinin ihalesini çok fahiş bir fiyatla... Yani Çemişgezek'te bir evin  maliyeti, orada normal şehrin içinde yapılan evin maliyeti 40 milyar, o 162 milyara yapıyor.  Değerli arkadaşlarım, bakın, geçmişte bu Çankaya Köşkü'nde bir muhafız alayı binası  yapılıyordu. O muhafız alayı binasını yapan insanlar oradaki yöneticinin kişisiydi, ta Çin'den taş  getiriyordu, Çin'den taş. Niye getiriyordu? Çünkü müteahhit kâr etsin diye.  - 2 6 2 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 3 - Şimdi, orada da öyle yerlere getirip yapıyorsunuz ki yani normal ova dururken, getiriyorsunuz,  en kayalık yerlere birtakım şeyler yapıyorsunuz ki burada müteahhit kâr etsin. Yahu, insanlarda Allah  korkusu olması lazım, insanlarda vicdan korkusu olması lazım.  Arkadaşlar, şu saatlerde açlıktan kırılan insanlar var, ekmek bulamayan insanlar var, her gün  bizim büromuza gelip de "açım" diyen insanlar var; bunlar hiç mi sizi rahatsız etmiyor sayın  milletvekilleri? Devletin bu kadar katrilyonlarını birileri getirip de peşkeş çekiyor, siz de buna, hem  gülerek hem de buna engel olanlara, bu kandil gecesinde "Allah belanı versin." diyerek "Çıkıp burada  söyleme." diyorsunuz. Yahu, böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Bu memleket benim değil ki, bu  memlekette yalnız ben yaşamıyorum ki, hepiniz yaşıyorsunuz ya! Siz halkın karşısına gitmiyor  musunuz?  Bakın, arkadaşlar, o kadar büyük suistimaller var ki bunlardan ben hangisinden bahsedeyim.  İşte, diyorum, Sayın...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, tamamlayınız lütfen.  KAMER GENÇ (Devamla) - 260 trilyon, arkadaşlar, 260 trilyon TOKİ komisyon veriyor. Kime  veriyor? Birtakım denetici kuruluşlara veriyor. Kim bu 260 trilyon parayı alıyor? İşte, Tayyip Beyin  ve sizin, birtakım insanların talimatıyla o insanlara veriliyor. Yahu, günah değil mi bu insanların  malı? Hâlbuki bu memlekette o kadar işsiz var, o kadar mühendis var, hâlbuki o Bayındırlık  Bakanlığını feshettiniz, o Bayındırlık Bakanlığı teşkilatında o mühendisleri çalıştırsanız da orada, o  260 trilyon lirayla, şu anda piyasada bir tane işsiz mühendis kalmaz arkadaşlarım ya! Yani sırf 3-5  tane müteahhit, 3-5 tane yandaşınız parayı alıyor, cebine dolduruyor diye, bu milletin yüzde 90'ını  açlığa mahkûm etmenin bir vicdani izahı olur mu değerli milletvekilleri? Yani, böyle kime hizmet  ediyoruz? Bu devleti niye bu kadar yok etmeye çalışıyoruz? Devleti ekonomik yönden niye bu kadar  çökertmeye müsaade ediyoruz? Hiç mi. . . Siz, acaba, bu sıralarda, İktidara bu kadar neyinize  mahkûmsunuz arkadaşlar ya? Bu kanunu reddedin ben göreyim sizi ya! Bu kanun gerçekten  Türkiye'nin başına bir felakettir ya!  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Talanın da soygunun da en önemli aracı olan bu kanun arkadaşlar.  Bu kanuna, bana göre, oy vermek hiçbir vicdan sahibinin kabul edeceği bir şey değildir.  AHMET YENİ (Samsun) - Hadi oradan!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın milletvekilleri, biz de Başkanlık Divanı olarak Türk milletinin Mevlit Kandili'ni  kutluyoruz.  Ayrıca, bugün, UEFA Avrupa Ligi'nde ikinci tur rövanş maçlarına çıkacak olan Galatasaray ve  Fenerbahçe futbol takımlarına da başarılar diliyoruz. (Alkışlar)  Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.  Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oylama için iki dakika süre vereceğim.  Başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)
Sayfa 116 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 3 - Şimdi, orada da öyle yerlere getirip yapıyorsunuz ki yani normal ova dururken, getiriyorsunuz,  en kayalık yerlere birtakım şeyler yapıyorsunuz ki burada müteahhit kâr etsin. Yahu, insanlarda Allah  korkusu olması lazım, insanlarda vicdan korkusu olması lazım.  Arkadaşlar, şu saatlerde açlıktan kırılan insanlar var, ekmek bulamayan insanlar var, her gün  bizim büromuza gelip de "açım" diyen insanlar var; bunlar hiç mi sizi rahatsız etmiyor sayın  milletvekilleri? Devletin bu kadar katrilyonlarını birileri getirip de peşkeş çekiyor, siz de buna, hem  gülerek hem de buna engel olanlara, bu kandil gecesinde "Allah belanı versin." diyerek "Çıkıp burada  söyleme." diyorsunuz. Yahu, böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Bu memleket benim değil ki, bu  memlekette yalnız ben yaşamıyorum ki, hepiniz yaşıyorsunuz ya! Siz halkın karşısına gitmiyor  musunuz?  Bakın, arkadaşlar, o kadar büyük suistimaller var ki bunlardan ben hangisinden bahsedeyim.  İşte, diyorum, Sayın...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, tamamlayınız lütfen.  KAMER GENÇ (Devamla) - 260 trilyon, arkadaşlar, 260 trilyon TOKİ komisyon veriyor. Kime  veriyor? Birtakım denetici kuruluşlara veriyor. Kim bu 260 trilyon parayı alıyor? İşte, Tayyip Beyin  ve sizin, birtakım insanların talimatıyla o insanlara veriliyor. Yahu, günah değil mi bu insanların  malı? Hâlbuki bu memlekette o kadar işsiz var, o kadar mühendis var, hâlbuki o Bayındırlık  Bakanlığını feshettiniz, o Bayındırlık Bakanlığı teşkilatında o mühendisleri çalıştırsanız da orada, o  260 trilyon lirayla, şu anda piyasada bir tane işsiz mühendis kalmaz arkadaşlarım ya! Yani sırf 3-5  tane müteahhit, 3-5 tane yandaşınız parayı alıyor, cebine dolduruyor diye, bu milletin yüzde 90'ını  açlığa mahkûm etmenin bir vicdani izahı olur mu değerli milletvekilleri? Yani, böyle kime hizmet  ediyoruz? Bu devleti niye bu kadar yok etmeye çalışıyoruz? Devleti ekonomik yönden niye bu kadar  çökertmeye müsaade ediyoruz? Hiç mi. . . Siz, acaba, bu sıralarda, İktidara bu kadar neyinize  mahkûmsunuz arkadaşlar ya? Bu kanunu reddedin ben göreyim sizi ya! Bu kanun gerçekten  Türkiye'nin başına bir felakettir ya!  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Talanın da soygunun da en önemli aracı olan bu kanun arkadaşlar.  Bu kanuna, bana göre, oy vermek hiçbir vicdan sahibinin kabul edeceği bir şey değildir.  AHMET YENİ (Samsun) - Hadi oradan!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın milletvekilleri, biz de Başkanlık Divanı olarak Türk milletinin Mevlit Kandili'ni  kutluyoruz.  Ayrıca, bugün, UEFA Avrupa Ligi'nde ikinci tur rövanş maçlarına çıkacak olan Galatasaray ve  Fenerbahçe futbol takımlarına da başarılar diliyoruz. (Alkışlar)  Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.  Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oylama için iki dakika süre vereceğim.  Başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 455 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın açık oylama sonucu:  Kullanılan oy sayısı: 245  Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.  Sayın milletvekilleri, 4'üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili  Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki  Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine başlayacağız.  4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  5'inci sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası imar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  6'ncı sırada yer alan, Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  6.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylan­ masının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786)  (S. Sayısı: 460)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  7'nci sırada yer alan, Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti,  Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  başlayacağız.  (x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.  Kabul : 222  Ret : 23 (x)  - 2 6 4 -
Sayfa 117 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 455 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın açık oylama sonucu:  Kullanılan oy sayısı: 245  Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.  Sayın milletvekilleri, 4'üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili  Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki  Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine başlayacağız.  4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  5'inci sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası imar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  6'ncı sırada yer alan, Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  6.- Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde Değişikliğin Onaylan­ masının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/786)  (S. Sayısı: 460)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  7'nci sırada yer alan, Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti,  Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  başlayacağız.  (x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.  Kabul : 222  Ret : 23 (x)  - 2 6 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  7.- Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, Romanya ve  Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/783) (S. Sayısı: 447)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  8'inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/755)  (S. Sayısı: 426) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Tasarının tümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan,  Sımak Milletvekili.  Buyurun Sayın Kaplan.  BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426  sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın  onaylanması hakkındaki Kanun Tasarısı'yla ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz  almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Özellikle Sırbistan'ın büyük Yugoslavya devletinin altıncı ve son cumhuriyeti olduğunu  hatırlatmak için söz aldım çünkü Yugoslavya parçalandığı zaman -92 savaşlarından sonra, NATO'nun  müdahale ettiği bir ortamdan sonra- Slovenya ayrıldı, ayrı bir devlet kuruldu; Hırvatistan ayrıldı,  ayrı bir devlet kuruldu; Bosna-Hersek ayrıldı, ayrı bir devlet kuruldu; Makedonya, Kosova, şimdi de  Sırbistan Cumhuriyeti...  Ama, tarihsel bağlarımız gereği bütün bunlarla Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik, sosyal,  ticari, yol güzergâhı ilişkilerimiz var ama buradan bir ders çıkarılması gerekiyor. Aslında burada söz  almamın nedeni, Yugoslavya örneğini ve parçalanmışlığını biraz hatırlatmak, Türkiye'nin bulunduğu  konumla Yugoslavya'nın parçalanmasından sonra Sırbistan'ın geldiği o iç çatışmalardan, Katoliklerle  Ortodoksların, Ortodokslarla Müslümanların, etnik boğazlaşmanın, dinsel boğazlaşmanın, mezhep  boğazlaşmasının o ülkeyi getirdiği nokta.  Sabah bir açılım tartışması yaşadık. Eğer Yugoslavya gerçeğini göremezsek sabah yaşadığımız  kısır tartışmanın da hiçbir getirişi olmadığını anlayabiliriz. Burada şunu ifade etmek istiyorum:  Uluslararası Ceza Mahkemesinde yakın süreçte bir Miloseviç'in yargılanması vardır, bir Karadzic'in  yargılanması vardır. Uluslararası Ceza Mahkemesinde savaş suçlusu olarak bu yargılamalar yakın  tarihtir. Bosna-Hersek İnsan Hakları Mahkemesi kurulmuştur; orada, korkunç kayıplarla ilgili,  ölümlerle ilgili, Srebrenica'yla ilgili, katliamla ilgili müthiş dosyalar vardır. O tarihlerde Sırbistan,  herkesi, insan haklarını savunan örgütleri, temel hak ve hürriyetleri savunanları hep "batı ajanı, vatan  haini" diye damgalıyordu. Sırplar kendilerini kuşatma altında hissediyordu ve savaş suçlusu olarak  Miloseviç dönemine denk gelen şikâyetlerde de genelde yolsuzluk vardı.  (x) 426 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 2 6 5 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  7.- Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, Romanya ve  Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/783) (S. Sayısı: 447)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  8'inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  8.- Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/755)  (S. Sayısı: 426) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Tasarının tümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan,  Sımak Milletvekili.  Buyurun Sayın Kaplan.  BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426  sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın  onaylanması hakkındaki Kanun Tasarısı'yla ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz  almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Özellikle Sırbistan'ın büyük Yugoslavya devletinin altıncı ve son cumhuriyeti olduğunu  hatırlatmak için söz aldım çünkü Yugoslavya parçalandığı zaman -92 savaşlarından sonra, NATO'nun  müdahale ettiği bir ortamdan sonra- Slovenya ayrıldı, ayrı bir devlet kuruldu; Hırvatistan ayrıldı,  ayrı bir devlet kuruldu; Bosna-Hersek ayrıldı, ayrı bir devlet kuruldu; Makedonya, Kosova, şimdi de  Sırbistan Cumhuriyeti...  Ama, tarihsel bağlarımız gereği bütün bunlarla Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik, sosyal,  ticari, yol güzergâhı ilişkilerimiz var ama buradan bir ders çıkarılması gerekiyor. Aslında burada söz  almamın nedeni, Yugoslavya örneğini ve parçalanmışlığını biraz hatırlatmak, Türkiye'nin bulunduğu  konumla Yugoslavya'nın parçalanmasından sonra Sırbistan'ın geldiği o iç çatışmalardan, Katoliklerle  Ortodoksların, Ortodokslarla Müslümanların, etnik boğazlaşmanın, dinsel boğazlaşmanın, mezhep  boğazlaşmasının o ülkeyi getirdiği nokta.  Sabah bir açılım tartışması yaşadık. Eğer Yugoslavya gerçeğini göremezsek sabah yaşadığımız  kısır tartışmanın da hiçbir getirişi olmadığını anlayabiliriz. Burada şunu ifade etmek istiyorum:  Uluslararası Ceza Mahkemesinde yakın süreçte bir Miloseviç'in yargılanması vardır, bir Karadzic'in  yargılanması vardır. Uluslararası Ceza Mahkemesinde savaş suçlusu olarak bu yargılamalar yakın  tarihtir. Bosna-Hersek İnsan Hakları Mahkemesi kurulmuştur; orada, korkunç kayıplarla ilgili,  ölümlerle ilgili, Srebrenica'yla ilgili, katliamla ilgili müthiş dosyalar vardır. O tarihlerde Sırbistan,  herkesi, insan haklarını savunan örgütleri, temel hak ve hürriyetleri savunanları hep "batı ajanı, vatan  haini" diye damgalıyordu. Sırplar kendilerini kuşatma altında hissediyordu ve savaş suçlusu olarak  Miloseviç dönemine denk gelen şikâyetlerde de genelde yolsuzluk vardı.  (x) 426 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 2 6 5 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 6 - Aradan yıllar geçti. O tarihlerde, Türkiye, Avrupa Birliğine üyelik başvurusunu... 99'da aday  adayı üyeliği başvurusu oldu. Türkiye o tarihte Sırbistan'dan çok öndeydi ama ne yazık ki aradan  geçen yedi yıl sonucunda Sırbistan Avrupa Birliği yolunda son sürat ilerleyen, kendine güvenen bir  ülkeye dönüştü. Bu bölünme, parçalanma vakalarının üzerinden gelinen noktada Sırbistan'ın geldiği  nokta bu. Türkiye'nin ise siyasetinde -sivil topluma, sokaktaki insana, herkese- herkesin birbiriyle  didiştiği, devletin üst kurumlarının kriz yaşadığı, itiştiği, aşın milliyetçiliğin ve linç kampanyalarının  geliştiği bir noktaya geldi.  Ben, buradan samimi olarak bir şey anlatmak istiyorum. Sabahki tartışmalarda İçişleri Bakanının  Bakanlıktaki görüşmesinde yer alan bir milletvekiliydim. Orada milletvekili olarak biz "Türkiye'de  barış sürecine nasıl katkı sunarız, nasıl sağlıklı bir çözüm getirebiliriz"i konuştuk. Asla yargıya  müdahale, orada tahliye, bunlar konuşulacak konular değil. Zaten konuşulacak mevki, makamlar  olarak da Meclisin üyeleriyle yürütmeden bir bakanın yapacağı şeyler değil. Ama Şırnak Milletvekili  olarak ben orada, Habur Sınır Kapısı'nda, olayın başından sonuna kadar görev yapmış bir milletvekili  olarak, uyumadan, durmadan ve en az bir şekilde barış sürecine katkıyı düşünen, düşünmesi gereken  bütün arkadaşlarımızın düşünmesi gereken bir süreci yaşayan birisi olarak, geldiğimiz noktayı  korkunç olarak nitelendiriyorum.  Burada 34 tane teröristten durmadan bahsediliyor. Eğer gerçekten 34 tane terörist var deniliyorsa  şu resmi kameradan bütün vatandaşlarıma, 72 milyon insana göstermek istiyorum: Şu kameradaki  kadın, Mahmur Kampı'nda, kucağında bir bebek görüyorsunuz, onun hemen ayaklarının altında beş  yaşlarında bir kız çocuğu var, bakın, hemen yanında kocasını görürsünüz. Buna terörist demek için  vicdanın kuruması lazım. Buna terörist demek için, bu bebeğe, bu çocuğa, anasına; insanlığımızı  yitirmemiz lazım, bütün sağduyumuzu yitirmemiz lazım, bu ülkeye karşı bütün sorumluluğumuzu  yitirmemiz gerekiyor. Nasıl, benim Şırnak ilimde Uludere'de, Şenoba'da, Beytüşşebap'ta köyleri  yakılan, anası babası katledilen ve Saddam'ın zulmünde Irak'a sığınan 12 bin yurttaşımız hâlâ şu an  Mahmur'da yaşıyor. Bunun 26 tanesi Mahmur'dan gelen yaşlılar, çocuklar ve kadınlardı. Onları özel  ağır ceza mahkemesi savcılarının önüne çıkarmak hataydı. Bunu ben söyledim bir hukukçu olarak;  otuz iki yıllık hukukçuyum, ceza avukatıydım, uluslararası hukuku bilen bir insandım. Nasıl bu  bebekleri sanık kürsüsüne getirebilirsiniz? Köyü yakılmış, evi yıkılmış, kocasını kaybetmiş, kardeşini  kaybetmiş... Eğer bir terörizm aranıyorsa o köyü yakanlar teröristtir, o masum insanları öldürenler  teröristtir. Kim olursa olsun, bunun karanlık örgütlenmesi, şu, bu demiyorum. Bunu konuşurken  sağlıklı konuşmuyoruz.  Evet, geri taraftan Kandil'den inen 8 tane de PKK'lı geldi üniformasıyla; gizli gelmediler, açık  geldiler. Zaho'da basın toplantısı yaptılar, Habur'dan girdiler. Ama Habur'a bir giriş var, bir de çıkış  var. Biz giriş bölümündeydik. Bölge baroları, tam 90 tane avukat vardı; Diyarbakır Baro Başkanı,  Şırnak Baro Başkanı, Van Baro Başkanı, bütün bölge baro başkanları. Şimdi, bu insanların hepsi  orada bir görev yaptılar. Bu görev yapılırken hepimizin ortak bir duyusu vardı: Nasıl, otuz yıl süren  bu çatışmayı bitirebiliriz? Hepimizin yüreğinde duyduğu buydu, halkın istediği buydu. Evet, bir gün  önce de miting vardı, 50 bin kişi meydandaydı. Bir milletvekili olarak ben, ambulans aracına binip  megafonlarla, sabırsızlıkla Habur'un kapısına doğru ilerleyen bu kitleyi geri getirip 15 kilometre  ötede müzik gruplarının eşliğinde sahnede tutmak çabası içinde. Biz böyle yardım ettik. Evet, Silopi  halkı, binler, on binler yatmadı, ayaktaydı, geldiler, doğrudur ama "oraya çadır mahkemesi kuruldu,  şöyle yapıldı..." Biz sanki hukukçu... Çadır mahkemesini bilmeyiz. Yassıada'da ne diyorlardı? Hâkim  "Seni buraya tıkan kuvvet ne diyorsa o olur" demiyor muydu Sayın İyimaya? Yassıada daha yakın
Sayfa 119 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 6 - Aradan yıllar geçti. O tarihlerde, Türkiye, Avrupa Birliğine üyelik başvurusunu... 99'da aday  adayı üyeliği başvurusu oldu. Türkiye o tarihte Sırbistan'dan çok öndeydi ama ne yazık ki aradan  geçen yedi yıl sonucunda Sırbistan Avrupa Birliği yolunda son sürat ilerleyen, kendine güvenen bir  ülkeye dönüştü. Bu bölünme, parçalanma vakalarının üzerinden gelinen noktada Sırbistan'ın geldiği  nokta bu. Türkiye'nin ise siyasetinde -sivil topluma, sokaktaki insana, herkese- herkesin birbiriyle  didiştiği, devletin üst kurumlarının kriz yaşadığı, itiştiği, aşın milliyetçiliğin ve linç kampanyalarının  geliştiği bir noktaya geldi.  Ben, buradan samimi olarak bir şey anlatmak istiyorum. Sabahki tartışmalarda İçişleri Bakanının  Bakanlıktaki görüşmesinde yer alan bir milletvekiliydim. Orada milletvekili olarak biz "Türkiye'de  barış sürecine nasıl katkı sunarız, nasıl sağlıklı bir çözüm getirebiliriz"i konuştuk. Asla yargıya  müdahale, orada tahliye, bunlar konuşulacak konular değil. Zaten konuşulacak mevki, makamlar  olarak da Meclisin üyeleriyle yürütmeden bir bakanın yapacağı şeyler değil. Ama Şırnak Milletvekili  olarak ben orada, Habur Sınır Kapısı'nda, olayın başından sonuna kadar görev yapmış bir milletvekili  olarak, uyumadan, durmadan ve en az bir şekilde barış sürecine katkıyı düşünen, düşünmesi gereken  bütün arkadaşlarımızın düşünmesi gereken bir süreci yaşayan birisi olarak, geldiğimiz noktayı  korkunç olarak nitelendiriyorum.  Burada 34 tane teröristten durmadan bahsediliyor. Eğer gerçekten 34 tane terörist var deniliyorsa  şu resmi kameradan bütün vatandaşlarıma, 72 milyon insana göstermek istiyorum: Şu kameradaki  kadın, Mahmur Kampı'nda, kucağında bir bebek görüyorsunuz, onun hemen ayaklarının altında beş  yaşlarında bir kız çocuğu var, bakın, hemen yanında kocasını görürsünüz. Buna terörist demek için  vicdanın kuruması lazım. Buna terörist demek için, bu bebeğe, bu çocuğa, anasına; insanlığımızı  yitirmemiz lazım, bütün sağduyumuzu yitirmemiz lazım, bu ülkeye karşı bütün sorumluluğumuzu  yitirmemiz gerekiyor. Nasıl, benim Şırnak ilimde Uludere'de, Şenoba'da, Beytüşşebap'ta köyleri  yakılan, anası babası katledilen ve Saddam'ın zulmünde Irak'a sığınan 12 bin yurttaşımız hâlâ şu an  Mahmur'da yaşıyor. Bunun 26 tanesi Mahmur'dan gelen yaşlılar, çocuklar ve kadınlardı. Onları özel  ağır ceza mahkemesi savcılarının önüne çıkarmak hataydı. Bunu ben söyledim bir hukukçu olarak;  otuz iki yıllık hukukçuyum, ceza avukatıydım, uluslararası hukuku bilen bir insandım. Nasıl bu  bebekleri sanık kürsüsüne getirebilirsiniz? Köyü yakılmış, evi yıkılmış, kocasını kaybetmiş, kardeşini  kaybetmiş... Eğer bir terörizm aranıyorsa o köyü yakanlar teröristtir, o masum insanları öldürenler  teröristtir. Kim olursa olsun, bunun karanlık örgütlenmesi, şu, bu demiyorum. Bunu konuşurken  sağlıklı konuşmuyoruz.  Evet, geri taraftan Kandil'den inen 8 tane de PKK'lı geldi üniformasıyla; gizli gelmediler, açık  geldiler. Zaho'da basın toplantısı yaptılar, Habur'dan girdiler. Ama Habur'a bir giriş var, bir de çıkış  var. Biz giriş bölümündeydik. Bölge baroları, tam 90 tane avukat vardı; Diyarbakır Baro Başkanı,  Şırnak Baro Başkanı, Van Baro Başkanı, bütün bölge baro başkanları. Şimdi, bu insanların hepsi  orada bir görev yaptılar. Bu görev yapılırken hepimizin ortak bir duyusu vardı: Nasıl, otuz yıl süren  bu çatışmayı bitirebiliriz? Hepimizin yüreğinde duyduğu buydu, halkın istediği buydu. Evet, bir gün  önce de miting vardı, 50 bin kişi meydandaydı. Bir milletvekili olarak ben, ambulans aracına binip  megafonlarla, sabırsızlıkla Habur'un kapısına doğru ilerleyen bu kitleyi geri getirip 15 kilometre  ötede müzik gruplarının eşliğinde sahnede tutmak çabası içinde. Biz böyle yardım ettik. Evet, Silopi  halkı, binler, on binler yatmadı, ayaktaydı, geldiler, doğrudur ama "oraya çadır mahkemesi kuruldu,  şöyle yapıldı..." Biz sanki hukukçu... Çadır mahkemesini bilmeyiz. Yassıada'da ne diyorlardı? Hâkim  "Seni buraya tıkan kuvvet ne diyorsa o olur" demiyor muydu Sayın İyimaya? Yassıada daha yakın  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  tarihtir. Ama biraz daha çadır mahkemesi isterseniz size çadır mahkemesi göstereyim. Seyit Rıza'yı  araba farlarının önünde çadırsız, ipe astılar. Onu biliyorsunuz değil mi? Çadır mahkemesi, İstiklal  Mahkemeleridir. Ama Meclis arşivlerini açarken biz utanıyoruz, açamıyoruz; 2 milyon belgeyi  açıyoruz ama İstiklal Mahkemelerini açamıyoruz. O çadır mahkemelerinde Şeyh Said'in idamında,  bunlar hepsi yaşandı. Mezarları da yok. Nerede mezarları diye merak etmez misiniz? "Sanığın  idamına şahitlerin sonra dinlenmesine" denen mahkeme kararlannı ne çabuk unuttuk? Evet, bunlar  Türkiye'nin gerçekleri. Gelin, bağımsız bir yargıyı kuralım. Sayın Suha Okay, siz de baro  başkanıydınız ve oradaki baro başkanlarının çoğu da sizin arkadaşlarınızda barolarda beraber görev  yaptığınız arkadaşlarınızdı. Sorun o hukukçulara, bir tekimiz diğer tarafa geçmedik, avukatlardan  başka, sadece İçişleri Bakanı Müsteşarı Sayın Osman Güneş vardı. Bir tekimiz bir hâkimle, bir  savcıyla görüşmedik. Keşke Hükümet duyarlı davranıp bizimle diyalog kursaydı, keşke önceden biz  bunun altyapısını, bütün hesabını kitabını iyi yapıp Türkiye'deki otuz yıllık çatışma sürecini  sonlandırıp, Avrupa'dan gelecek barış grubundan sonra Mahmur'daki diğer 12 bin yurttaşımızın  gelmesini sağlayabilseydik. Bunlar hâlâ yitirdiğimiz şeyler değil. Ama bunu, Türkiye'nin barışını ve  kardeşliğini siyasetin malzemesi yaptığımız sürece... Sırbistan, Yugoslavya, Yugoslavya'nın  parçalanması, Krayina bölgesinde milis kadroların yaptığı katliamlar, devlet adına karanlık  örgütlenmeler, hepsini yok sayabilirsiniz, görmeyebilirsiniz. Bosna-Hersek kuruldu, devlet oldu ama  bir gerçeği değiştirebildi mi kimse? Orada Boşnaklar yaşıyor, Hırvatlar yaşıyor, Sırplar yaşıyor. Evet,  çoğunluk Boşnak ama Bosna-Hersek'in cumhurbaşkanlığını ikişer yıl, ikişer yıl, ikişer yıl; bir dönem  bir Boşnak yapıyor, bir dönem bir Sırp yapıyor, bir dönem bir Hırvat yapıyor. İlk defa Anayasa  Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 3 yargıç seçtiği ülkedir.  Şimdi, Sırbistan'da yaşanan olayları, o acı hatıraları, deneyleri getirip Türkiye'deki gelişmelerle  kıyaslamadan biz burada sorunlara çözüm bulamayız.  Elimdeki belgelere bakıyorum. Çok şey söylemek istemiyorum, ilerleyen saat. Belki de  Galatasaray-Fenerbahçe maçına gitmek için can atarsınız. Bu konuda uzlaşabilirsiniz, gruplar  konuşmayabilir. Hatta yüzde 10 barajında da uzlaştığınız gibi çünkü yüzde 10 barajı üç partinin çok  işine yarıyor. Bakın, ortak noktalarınız var, ne güzel ortak noktalarınız var; maçta uzlaşıyorsunuz,  yüzde 10 barajında uzlaşıyorsunuz. Bakın, ne güzel. Yani demek ki hep iyi noktalarda  uzlaşmıyorsunuz, bazen antidemokratik seçim yasalarında da uzlaşıyorsunuz. Demek ki uzlaşı  noktalarınız var.  Ben buradan şunu çok kısa ve net olarak söyleyeyim: Hiçbir gizli görüşmenin olmadığı bir süreci  ve halkın barışa olan coşkusunu, halkın "Barış geliyor, çatışmalar bitecek, otuz yıl sonra Şırnak'ın  dağlarında yayla yasakları bitecek, özgür dolaşacağız köylerimizde." diye düşünüp meydanlara  döküldüğü zaman biz onu da anlayamadık, yönetemedik. Bunu anlamak zorundayız, anlatmak  zorundayız, birbirimizi anlamak zorundayız, başka şansımız yok. Varsa bir çözüm... 20 milyon Kürt  yurttaşımızı başka türlü yani bu ülkede yaşamıyor saymak mümkünse öyle sayalım, ona çözüm  bulalım. Hani Millî Eğitim Bakanı "Öğrenciler olmasa okulları yönetmek çok kolaydır." diyordu ya,  Kürtler de olmasa Kürt sorununu çözmek çok kolay olacaktı! Ama değil, hayatın gerçeklikleri şunu  gösteriyor: Biz istesek de istemesek de birlikte yaşamaya mecburuz. Gidin, şu an Şırnak'ta bir  referandum yapın, yüzde 99,9 birlikte yaşamaktan yana fikir beyan ederler.  Bu ülkeyi birlikte kurduk İstiklal Savaşı'nda, bu Meclisi de birlikte kurduk; çatısının altında  Kürdistan mebusları, Lazistan mebusları vardı; "Dersim" mebusu denirdi, "Bitlis" mebusu denirdi.  Yani bu gerçekleri, arşivler açıldı, herkes okuyabilir.  - 2 6 7 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  tarihtir. Ama biraz daha çadır mahkemesi isterseniz size çadır mahkemesi göstereyim. Seyit Rıza'yı  araba farlarının önünde çadırsız, ipe astılar. Onu biliyorsunuz değil mi? Çadır mahkemesi, İstiklal  Mahkemeleridir. Ama Meclis arşivlerini açarken biz utanıyoruz, açamıyoruz; 2 milyon belgeyi  açıyoruz ama İstiklal Mahkemelerini açamıyoruz. O çadır mahkemelerinde Şeyh Said'in idamında,  bunlar hepsi yaşandı. Mezarları da yok. Nerede mezarları diye merak etmez misiniz? "Sanığın  idamına şahitlerin sonra dinlenmesine" denen mahkeme kararlannı ne çabuk unuttuk? Evet, bunlar  Türkiye'nin gerçekleri. Gelin, bağımsız bir yargıyı kuralım. Sayın Suha Okay, siz de baro  başkanıydınız ve oradaki baro başkanlarının çoğu da sizin arkadaşlarınızda barolarda beraber görev  yaptığınız arkadaşlarınızdı. Sorun o hukukçulara, bir tekimiz diğer tarafa geçmedik, avukatlardan  başka, sadece İçişleri Bakanı Müsteşarı Sayın Osman Güneş vardı. Bir tekimiz bir hâkimle, bir  savcıyla görüşmedik. Keşke Hükümet duyarlı davranıp bizimle diyalog kursaydı, keşke önceden biz  bunun altyapısını, bütün hesabını kitabını iyi yapıp Türkiye'deki otuz yıllık çatışma sürecini  sonlandırıp, Avrupa'dan gelecek barış grubundan sonra Mahmur'daki diğer 12 bin yurttaşımızın  gelmesini sağlayabilseydik. Bunlar hâlâ yitirdiğimiz şeyler değil. Ama bunu, Türkiye'nin barışını ve  kardeşliğini siyasetin malzemesi yaptığımız sürece... Sırbistan, Yugoslavya, Yugoslavya'nın  parçalanması, Krayina bölgesinde milis kadroların yaptığı katliamlar, devlet adına karanlık  örgütlenmeler, hepsini yok sayabilirsiniz, görmeyebilirsiniz. Bosna-Hersek kuruldu, devlet oldu ama  bir gerçeği değiştirebildi mi kimse? Orada Boşnaklar yaşıyor, Hırvatlar yaşıyor, Sırplar yaşıyor. Evet,  çoğunluk Boşnak ama Bosna-Hersek'in cumhurbaşkanlığını ikişer yıl, ikişer yıl, ikişer yıl; bir dönem  bir Boşnak yapıyor, bir dönem bir Sırp yapıyor, bir dönem bir Hırvat yapıyor. İlk defa Anayasa  Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 3 yargıç seçtiği ülkedir.  Şimdi, Sırbistan'da yaşanan olayları, o acı hatıraları, deneyleri getirip Türkiye'deki gelişmelerle  kıyaslamadan biz burada sorunlara çözüm bulamayız.  Elimdeki belgelere bakıyorum. Çok şey söylemek istemiyorum, ilerleyen saat. Belki de  Galatasaray-Fenerbahçe maçına gitmek için can atarsınız. Bu konuda uzlaşabilirsiniz, gruplar  konuşmayabilir. Hatta yüzde 10 barajında da uzlaştığınız gibi çünkü yüzde 10 barajı üç partinin çok  işine yarıyor. Bakın, ortak noktalarınız var, ne güzel ortak noktalarınız var; maçta uzlaşıyorsunuz,  yüzde 10 barajında uzlaşıyorsunuz. Bakın, ne güzel. Yani demek ki hep iyi noktalarda  uzlaşmıyorsunuz, bazen antidemokratik seçim yasalarında da uzlaşıyorsunuz. Demek ki uzlaşı  noktalarınız var.  Ben buradan şunu çok kısa ve net olarak söyleyeyim: Hiçbir gizli görüşmenin olmadığı bir süreci  ve halkın barışa olan coşkusunu, halkın "Barış geliyor, çatışmalar bitecek, otuz yıl sonra Şırnak'ın  dağlarında yayla yasakları bitecek, özgür dolaşacağız köylerimizde." diye düşünüp meydanlara  döküldüğü zaman biz onu da anlayamadık, yönetemedik. Bunu anlamak zorundayız, anlatmak  zorundayız, birbirimizi anlamak zorundayız, başka şansımız yok. Varsa bir çözüm... 20 milyon Kürt  yurttaşımızı başka türlü yani bu ülkede yaşamıyor saymak mümkünse öyle sayalım, ona çözüm  bulalım. Hani Millî Eğitim Bakanı "Öğrenciler olmasa okulları yönetmek çok kolaydır." diyordu ya,  Kürtler de olmasa Kürt sorununu çözmek çok kolay olacaktı! Ama değil, hayatın gerçeklikleri şunu  gösteriyor: Biz istesek de istemesek de birlikte yaşamaya mecburuz. Gidin, şu an Şırnak'ta bir  referandum yapın, yüzde 99,9 birlikte yaşamaktan yana fikir beyan ederler.  Bu ülkeyi birlikte kurduk İstiklal Savaşı'nda, bu Meclisi de birlikte kurduk; çatısının altında  Kürdistan mebusları, Lazistan mebusları vardı; "Dersim" mebusu denirdi, "Bitlis" mebusu denirdi.  Yani bu gerçekleri, arşivler açıldı, herkes okuyabilir.  - 2 6 7 - TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 8 - Şimdi, bütün bu gerçekliklerin içinde çok çok iyi biliyoruz ki bir gerçeklik daha var: Sosyal  demokratların Kürt sorununda tarihî bir görevi, sorumluluğu var. Bu tarihî görev ve sorumluluğu  yerine getirmediği zaman Türkiye barışında, bundan sonra çıkacak her olayda, çatışmada dökülecek  kanda, cenazede, şehitte vebali ve sorumluluğu tarih önünde, halkın önünde affedilmeyecek derecede  ağır olacaktır. Biz, bir şans, bu arada bu Mecliste birbirimizi boğazlamadan, çatışmadan, çok  rahatlıkla bazı konuları konuşup çözebiliriz.  Bize "Efendim, çadır mahkemeleri kuruldu, hâkimleri, savcıları ayarladı-lar." O gücüm olsaydı  hâkimleri, savcıları ayarlamak, benim kelepçelenen be-lediye başkanlarımı, il yöneticilerimi, genel  merkez yöneticilerimi, 1.500 tane kadrolum şu anda cezaevindedir -Diyarbakır'dadır, Midyat'tadır,  Mardin'dedir, Siirt'tedir, Ankara'dadır, İzmir'dedir, Antalya'dadır, Mersin'dedir, Adana'dadır,  İstanbul'dadır- ben gider hâkimleri ayarlardım, kendi arkadaşlarımı çıkarırdım. Demek ki öyle bir  gücümüz yok.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Gensoruyu senin için vermedik Hasip Bey, İçişleri Bakanı  için verdik.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Hayır, şimdi benim için gensoru vermenize gerek yok, Habur'da  hep bizi vurmaya çalıştınız, Habur'da sanki her şeyin günah keçisi biziz, her şeyin sorumlusu biziz.  Allah'tan korkun, Yüzyıl Savaşları'na bakın yirmi beş yıl sürmüş, yirmi beş yıl! Otuz yıldır çatışma  sürüyor.  Gelin, sizi Şırnak'a davet ediyorum. Bir Maden Araştırma Komisyonu var, mecbur gideceğiz  milletvekili arkadaşlarla, belki birçok CHP'li, MHP'li ve diğer partilerden arkadaşlarımız Şırnak'ı  görmemişlerdir.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Zaten gittik Şırnak'a.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Getireceğiz, zaten beraber gideceğiz.  Aslında, Fırat'ın öte yakasında biraz daha siyaset yapmanın zamanı di-ye düşünüyorum. Belki  birbirimizi anlamak daha kolaylaşabilir ama şunu anlıyorum: Sırbistan, Yugoslavya, Bosna-Hersek  bunca acıları Avrupa'nın göbeğinde yaşadı, merkezinde yaşadı. Merkezinde yaşadıktan sonra, evet  bölündüler ama bir düzen kurdular. Bugün bütün parçalanan, en iyi ilişkilerimizin olduğu ülkeler  Slovakya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Kosova. Hepsiyle çok yakın ilişkilerimiz var, ama biz kendi  ülkemizin içinde farklı siyasetlere, farklı düşüncelere, farklı partilere, farklı gruplara, farklı  etnisitelere, farklı kültürlere hâlâ "öteki" gözüyle bakan bir siyasi anlayışın girdabında bu ülkeyi de  sürüklüyoruz. İnanın "Bağımsız yargı" diyoruz, yargı krizinin temelinde Kürt sorunu var, bu  çatışmalar var. İnanın "Ülkenin demokratikleşmesi" diyoruz, yüzde 10 barajını Kürtler Meclise  girmesin diye koyduk, şimdi de işimize yarıyor, devam ettiriyoruz. Oysaki demokratlığın çok temel  ölçütleri var. Burada, ben yaşananları görünce ürktüm, gerçekten korktum da. Türkiye'nin geleceği  için, kardeşliğimiz için, barışımız için, demokrasimiz için... Yani birbirimizi Kürt sorunu üzerinden  vurmaya kalkarsak hepimiz kaybederiz. Kürt sorunu, birbirimize karşı kullanacağımız bir silah  değildir.  RECEP TANER (Aydın) - Bir saatten beri onu konuşuyorsun ya!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Evet, konuşacağım, anlayacaksınız, güzel güzel. Bakın, bunu  konuşacağım. Sırbistan böyle bir ülkeydi.  RECEP TANER (Aydın) - Bir saatten beri Kürt sorunundan bahsediyorsun sen ya!
Sayfa 121 -
TBMM B : 6 6 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 8 - Şimdi, bütün bu gerçekliklerin içinde çok çok iyi biliyoruz ki bir gerçeklik daha var: Sosyal  demokratların Kürt sorununda tarihî bir görevi, sorumluluğu var. Bu tarihî görev ve sorumluluğu  yerine getirmediği zaman Türkiye barışında, bundan sonra çıkacak her olayda, çatışmada dökülecek  kanda, cenazede, şehitte vebali ve sorumluluğu tarih önünde, halkın önünde affedilmeyecek derecede  ağır olacaktır. Biz, bir şans, bu arada bu Mecliste birbirimizi boğazlamadan, çatışmadan, çok  rahatlıkla bazı konuları konuşup çözebiliriz.  Bize "Efendim, çadır mahkemeleri kuruldu, hâkimleri, savcıları ayarladı-lar." O gücüm olsaydı  hâkimleri, savcıları ayarlamak, benim kelepçelenen be-lediye başkanlarımı, il yöneticilerimi, genel  merkez yöneticilerimi, 1.500 tane kadrolum şu anda cezaevindedir -Diyarbakır'dadır, Midyat'tadır,  Mardin'dedir, Siirt'tedir, Ankara'dadır, İzmir'dedir, Antalya'dadır, Mersin'dedir, Adana'dadır,  İstanbul'dadır- ben gider hâkimleri ayarlardım, kendi arkadaşlarımı çıkarırdım. Demek ki öyle bir  gücümüz yok.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Gensoruyu senin için vermedik Hasip Bey, İçişleri Bakanı  için verdik.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Hayır, şimdi benim için gensoru vermenize gerek yok, Habur'da  hep bizi vurmaya çalıştınız, Habur'da sanki her şeyin günah keçisi biziz, her şeyin sorumlusu biziz.  Allah'tan korkun, Yüzyıl Savaşları'na bakın yirmi beş yıl sürmüş, yirmi beş yıl! Otuz yıldır çatışma  sürüyor.  Gelin, sizi Şırnak'a davet ediyorum. Bir Maden Araştırma Komisyonu var, mecbur gideceğiz  milletvekili arkadaşlarla, belki birçok CHP'li, MHP'li ve diğer partilerden arkadaşlarımız Şırnak'ı  görmemişlerdir.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Zaten gittik Şırnak'a.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Getireceğiz, zaten beraber gideceğiz.  Aslında, Fırat'ın öte yakasında biraz daha siyaset yapmanın zamanı di-ye düşünüyorum. Belki  birbirimizi anlamak daha kolaylaşabilir ama şunu anlıyorum: Sırbistan, Yugoslavya, Bosna-Hersek  bunca acıları Avrupa'nın göbeğinde yaşadı, merkezinde yaşadı. Merkezinde yaşadıktan sonra, evet  bölündüler ama bir düzen kurdular. Bugün bütün parçalanan, en iyi ilişkilerimizin olduğu ülkeler  Slovakya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Kosova. Hepsiyle çok yakın ilişkilerimiz var, ama biz kendi  ülkemizin içinde farklı siyasetlere, farklı düşüncelere, farklı partilere, farklı gruplara, farklı  etnisitelere, farklı kültürlere hâlâ "öteki" gözüyle bakan bir siyasi anlayışın girdabında bu ülkeyi de  sürüklüyoruz. İnanın "Bağımsız yargı" diyoruz, yargı krizinin temelinde Kürt sorunu var, bu  çatışmalar var. İnanın "Ülkenin demokratikleşmesi" diyoruz, yüzde 10 barajını Kürtler Meclise  girmesin diye koyduk, şimdi de işimize yarıyor, devam ettiriyoruz. Oysaki demokratlığın çok temel  ölçütleri var. Burada, ben yaşananları görünce ürktüm, gerçekten korktum da. Türkiye'nin geleceği  için, kardeşliğimiz için, barışımız için, demokrasimiz için... Yani birbirimizi Kürt sorunu üzerinden  vurmaya kalkarsak hepimiz kaybederiz. Kürt sorunu, birbirimize karşı kullanacağımız bir silah  değildir.  RECEP TANER (Aydın) - Bir saatten beri onu konuşuyorsun ya!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Evet, konuşacağım, anlayacaksınız, güzel güzel. Bakın, bunu  konuşacağım. Sırbistan böyle bir ülkeydi.  RECEP TANER (Aydın) - Bir saatten beri Kürt sorunundan bahsediyorsun sen ya!  TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 9 - HASİP KAPLAN (Devamla) - Sırbistan'da Türkler vardı, Kosovalılar vardı, Arnavutlar vardı,  Boşnaklar vardı, Katolikler vardı, Ortodokslar vardı, herkes vardı, farklılıklar vardı. Ne oldu? Bu  olmasın Türkiye'de, bunu istiyoruz.  RECEP TANER (Aydın) - Şu anda Yugoslavya yok.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunlar yaşanmasın Türkiye'de, bunu istiyoruz. Bunu yaşamamak  için, Türkiye'nin birlik, bütünlük içinde bir hukuk devleti olmasına ve demokrasiye ihtiyacımız var  diye düşünüyoruz. Bu açıdan bakıyoruz olaylara. Eğer bu açıdan bakarsak çok şeyi aşabiliriz.  Türkiye'yi çatışmasızlık ortamına getirebilirsek ki getirmemek için ben çok büyük bir neden  görmüyorum; çok çok bir 12 Eylül darbe Anayasa'sının değiştirilmesi, bir demokratik seçim yasaları,  arkasından bağımsız yargı konusunda gelecek anayasa reformları konusunda uzlaşabilmek, ortak  komisyonlar kurabilmek; bir anayasa reformunda yine uzlaşabilmek, ortak komisyonlar kurabilmek,  çalışabilmek. Ee bunlar AK PARTİ'nin Avrupa Birliği uyum sorunuyla ortaya koyduğu şeyler değil  ki, hepimizin sorunu. O zaman, AK PARTİ'nin de bunu tez elden gruplara getirip ortak uzlaşı  komisyonlarını kurması gerekiyor. Barış bütün bu yollardan geçiyor, tek yoldan geçmiyor, tek tetikten  geçmiyor. Sadece çelik, soğuk namlunun ucunda değildir barış. Sorunların çözümü silahın, namlunun  ucunda değildir. Silahla çözüm araya araya bugüne kadar birbirimizi kırdık, döktük, duygularımızı  kırdık, ayrıştık, ayrılıyoruz, bu noktalara geldik. İşte, baskının dışında çözümler var, bunların  konuşulmasının zamanı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Kaplan.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunların dışında da barışçıl çözümler var; diyalog var, konuşmak  var, demokratikleşmek var. Silahsız sorunu çözmek inanın çok yakındır, çok yakın, yeter ki hep  beraber biraz gayret edelim.  Kürt dilini, türküsünü de yaşayacağız beraber diye düşünüyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Hakkı Suha Okay, Ankara Milletvekili.  Buyurun Sayın Okay. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bugün Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilleri tarafından Sayın İçişleri Bakanı hakkında  bir gensoru önergesi verildi ve bu gensoru önergesinin görüşmeleri tamamlandı. Bu gensoru  önergesinin görüşmeleri sırasında Parlamentoda grubu bulunan tüm siyasi partilerin gruplar adına  görüşleri açıklandı. Ancak bu açıklamalar ve bu ifadeler yetmemiş ki, Sayın Hasip Kaplan,  Sırbistan'la olan bu ikili uluslararası anlaşma nedeniyle söz alıp Yugoslavya örneğinden hareket  ederek Türkiye'ye ilişkin kimi değerlendirmelerde bulundu.  Değerli arkadaşlarım, günün birinde, bu Sırbistan'la olan ikili uluslararası anlaşma nedeniyle  birileri bu tutanaklara bakarsa, Sayın Kaplan'ın ifadelerinde "Sırbistan için neler konuşulmuş ama  Türkiye'de de neler deniliyormuş, neler denilmiş." diye şaşkınlık ve hayret içerisinde kalabilir.
Sayfa 122 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 6 9 - HASİP KAPLAN (Devamla) - Sırbistan'da Türkler vardı, Kosovalılar vardı, Arnavutlar vardı,  Boşnaklar vardı, Katolikler vardı, Ortodokslar vardı, herkes vardı, farklılıklar vardı. Ne oldu? Bu  olmasın Türkiye'de, bunu istiyoruz.  RECEP TANER (Aydın) - Şu anda Yugoslavya yok.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunlar yaşanmasın Türkiye'de, bunu istiyoruz. Bunu yaşamamak  için, Türkiye'nin birlik, bütünlük içinde bir hukuk devleti olmasına ve demokrasiye ihtiyacımız var  diye düşünüyoruz. Bu açıdan bakıyoruz olaylara. Eğer bu açıdan bakarsak çok şeyi aşabiliriz.  Türkiye'yi çatışmasızlık ortamına getirebilirsek ki getirmemek için ben çok büyük bir neden  görmüyorum; çok çok bir 12 Eylül darbe Anayasa'sının değiştirilmesi, bir demokratik seçim yasaları,  arkasından bağımsız yargı konusunda gelecek anayasa reformları konusunda uzlaşabilmek, ortak  komisyonlar kurabilmek; bir anayasa reformunda yine uzlaşabilmek, ortak komisyonlar kurabilmek,  çalışabilmek. Ee bunlar AK PARTİ'nin Avrupa Birliği uyum sorunuyla ortaya koyduğu şeyler değil  ki, hepimizin sorunu. O zaman, AK PARTİ'nin de bunu tez elden gruplara getirip ortak uzlaşı  komisyonlarını kurması gerekiyor. Barış bütün bu yollardan geçiyor, tek yoldan geçmiyor, tek tetikten  geçmiyor. Sadece çelik, soğuk namlunun ucunda değildir barış. Sorunların çözümü silahın, namlunun  ucunda değildir. Silahla çözüm araya araya bugüne kadar birbirimizi kırdık, döktük, duygularımızı  kırdık, ayrıştık, ayrılıyoruz, bu noktalara geldik. İşte, baskının dışında çözümler var, bunların  konuşulmasının zamanı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Kaplan.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunların dışında da barışçıl çözümler var; diyalog var, konuşmak  var, demokratikleşmek var. Silahsız sorunu çözmek inanın çok yakındır, çok yakın, yeter ki hep  beraber biraz gayret edelim.  Kürt dilini, türküsünü de yaşayacağız beraber diye düşünüyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Hakkı Suha Okay, Ankara Milletvekili.  Buyurun Sayın Okay. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bugün Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilleri tarafından Sayın İçişleri Bakanı hakkında  bir gensoru önergesi verildi ve bu gensoru önergesinin görüşmeleri tamamlandı. Bu gensoru  önergesinin görüşmeleri sırasında Parlamentoda grubu bulunan tüm siyasi partilerin gruplar adına  görüşleri açıklandı. Ancak bu açıklamalar ve bu ifadeler yetmemiş ki, Sayın Hasip Kaplan,  Sırbistan'la olan bu ikili uluslararası anlaşma nedeniyle söz alıp Yugoslavya örneğinden hareket  ederek Türkiye'ye ilişkin kimi değerlendirmelerde bulundu.  Değerli arkadaşlarım, günün birinde, bu Sırbistan'la olan ikili uluslararası anlaşma nedeniyle  birileri bu tutanaklara bakarsa, Sayın Kaplan'ın ifadelerinde "Sırbistan için neler konuşulmuş ama  Türkiye'de de neler deniliyormuş, neler denilmiş." diye şaşkınlık ve hayret içerisinde kalabilir.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Aslında, grup adına söz talebinde bulunmak istemedim ama buradaki hatip cep telefonundan  fotoğraf gösterip, elimdeki bu Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarını hiç okumadan, hiç bunlara  bakmadan kendisine göre kurgusuyla bir şeyler ifade etti. Üzüntü veren tarafı şudur: 34 kişiden 4'ü  çocuktur ve ben, şahsım adına önerge sahibi olarak konuşurken "Gelecek 34 teröristten..." diye  başlıyorum ve derhâl diyorum ki: "4'ü çocuk, onları ayıracağız, 30 tanesi terörist." Tutanak burada.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Uyardıktan sonra.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Uyarmanızın sırası burada.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Uyardık, sonra oldu.  BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen...  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Uyarının da sırası burada.  Şimdi burada hem geleceksiniz bir sürü, ses tonunuzu yükselteceksiniz, sonra perdeyi  düşüreceksiniz ve gerilimli bir ortamda bir siyasi partinin... Türkiye'nin partisi olmanız gerekirken  sadece ve sadece birlikte et ve tırnak gibi olduğumuz Kürt kökenlilerinin partisi olduğunuzu ifade  edeceksiniz, sonra gelip barış çağrısında bulunacaksınız, olayları tahrif edeceksiniz. Gelin, bunları  yapmayalım. Hem diyeceksiniz ki "Hep birlikte bu Parlamento, birlikte bir sorumluluğu taşıyacak,  barışı hep birlikte kucaklayacağız." ondan sonra "İstemiyorsanız biz 20 milyon Kürt gideriz."  Sayın Kaplan, "20 milyon Kürt" dediğiniz, içimizde, her siyasi partide, her örgütümüzde Kürt  kökenli de var, Türk kökenli de var, Çerkezi de var, Abazası da var, Gürcüsü de var ama biz,  Türkiye'nin partisiyiz. Böylesine ayrımcı bir üslupta burada ifadelerde bulunup ondan sonra,  kucaklaşma önerisinde bulunamazsınız.  Gelin, birbirimizi tahrik etmeyelim. Birbirimizi tahrik edip Türkiye'de yeni gerilimlerin  öncülüğünü yapmayalım ve burada konuşurken kendimize göre hedefler belirleyip "Bugün de canım  sıkıldı, şunu hedef alayım." deyip onunla ilintili bir üslupla yola çıkmayalım. Sırbistan'ı  konuşacaksak Sırbistan'ı konuşalım ama olayları tahrif edip gerçekleri görmezlikten gelerek ve -bu  konuşmada hiçbir şekilde uyarı da yok- bu konuşmadaki metni yok farz edip burada bir ajitasyon  yapacaksınız ve burada sanki "Onu uyardık." Nerede uyardın? Ben ayırıyorum, ben, senin uyarın  daha sonra. Devam ediyorsunuz siz, ben bir defa daha tekrar ediyorum. En azından "Evet, sonrasında  bunu dedi." deyin, bunları hiç demiyorsunuz. Dört yerde diyorum bunu Hasip Kaplan, dört yerde.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bebeği çıkardınız, anasını terörist bıraktınız. 34'ten 4 çocuk çıktı,  anası da kaldı, babası da kaldı.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu kürsü milletin kürsüsü. Bu  kürsüde, her hatip gelecek, gayet doğal ki burada konuşmasını yapacak ama bu kürsüde konuşurken,  hele bir uluslararası anlaşmada konuşurken, gerçekleri tahrif etmeden konuşacak, daha dikkatli bir  dil kullanacak ve Türkiye'de ayrıştırmayı çağrıştıran üslubu da bırakacak.  Bu vesileyle söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Okay.  Tasarının tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Ahmet Aydın, Adıyaman Milletvekili.  Buyurun Sayın Aydın.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı Yasa  Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  - 2 7 0 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Aslında, grup adına söz talebinde bulunmak istemedim ama buradaki hatip cep telefonundan  fotoğraf gösterip, elimdeki bu Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarını hiç okumadan, hiç bunlara  bakmadan kendisine göre kurgusuyla bir şeyler ifade etti. Üzüntü veren tarafı şudur: 34 kişiden 4'ü  çocuktur ve ben, şahsım adına önerge sahibi olarak konuşurken "Gelecek 34 teröristten..." diye  başlıyorum ve derhâl diyorum ki: "4'ü çocuk, onları ayıracağız, 30 tanesi terörist." Tutanak burada.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Uyardıktan sonra.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Uyarmanızın sırası burada.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Uyardık, sonra oldu.  BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen...  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Uyarının da sırası burada.  Şimdi burada hem geleceksiniz bir sürü, ses tonunuzu yükselteceksiniz, sonra perdeyi  düşüreceksiniz ve gerilimli bir ortamda bir siyasi partinin... Türkiye'nin partisi olmanız gerekirken  sadece ve sadece birlikte et ve tırnak gibi olduğumuz Kürt kökenlilerinin partisi olduğunuzu ifade  edeceksiniz, sonra gelip barış çağrısında bulunacaksınız, olayları tahrif edeceksiniz. Gelin, bunları  yapmayalım. Hem diyeceksiniz ki "Hep birlikte bu Parlamento, birlikte bir sorumluluğu taşıyacak,  barışı hep birlikte kucaklayacağız." ondan sonra "İstemiyorsanız biz 20 milyon Kürt gideriz."  Sayın Kaplan, "20 milyon Kürt" dediğiniz, içimizde, her siyasi partide, her örgütümüzde Kürt  kökenli de var, Türk kökenli de var, Çerkezi de var, Abazası da var, Gürcüsü de var ama biz,  Türkiye'nin partisiyiz. Böylesine ayrımcı bir üslupta burada ifadelerde bulunup ondan sonra,  kucaklaşma önerisinde bulunamazsınız.  Gelin, birbirimizi tahrik etmeyelim. Birbirimizi tahrik edip Türkiye'de yeni gerilimlerin  öncülüğünü yapmayalım ve burada konuşurken kendimize göre hedefler belirleyip "Bugün de canım  sıkıldı, şunu hedef alayım." deyip onunla ilintili bir üslupla yola çıkmayalım. Sırbistan'ı  konuşacaksak Sırbistan'ı konuşalım ama olayları tahrif edip gerçekleri görmezlikten gelerek ve -bu  konuşmada hiçbir şekilde uyarı da yok- bu konuşmadaki metni yok farz edip burada bir ajitasyon  yapacaksınız ve burada sanki "Onu uyardık." Nerede uyardın? Ben ayırıyorum, ben, senin uyarın  daha sonra. Devam ediyorsunuz siz, ben bir defa daha tekrar ediyorum. En azından "Evet, sonrasında  bunu dedi." deyin, bunları hiç demiyorsunuz. Dört yerde diyorum bunu Hasip Kaplan, dört yerde.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bebeği çıkardınız, anasını terörist bıraktınız. 34'ten 4 çocuk çıktı,  anası da kaldı, babası da kaldı.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu kürsü milletin kürsüsü. Bu  kürsüde, her hatip gelecek, gayet doğal ki burada konuşmasını yapacak ama bu kürsüde konuşurken,  hele bir uluslararası anlaşmada konuşurken, gerçekleri tahrif etmeden konuşacak, daha dikkatli bir  dil kullanacak ve Türkiye'de ayrıştırmayı çağrıştıran üslubu da bırakacak.  Bu vesileyle söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Okay.  Tasarının tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Ahmet Aydın, Adıyaman Milletvekili.  Buyurun Sayın Aydın.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı Yasa  Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  - 2 7 0 - TBMM B:66 25 . 2 . 2010 O: 4  Değerli arkadaşlar, bugüne kadar Türkiye'nin imzalamış olduğu 16 tane serbest ticaret anlaşması  var, inşallah bununla bu akşam hep birlikte 17'nciye imza atmış olacağız, kanunlaştırmış olacağız.  Türkiye, bugüne kadar yapmış olduğu ilkeli dış politikayla, hem ticaret hacmini genişletmiş hem de  dış itibarını sonuna kadar yükseltmiştir.  Tabii, gecenin bu saatinde, bir de mübarek bir gece -bu arada hepinizin kandilini de tebrik  ediyorum- zamanınızı çok fazla almak istemiyorum. Aynı zamanda, bu akşam mücadele verecek  olan Fenerbahçe takımına ve aynı zamanda Galatasaraya başarılar diliyor, hepinize hayırlı akşamlar  diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.  Şahsı adına söz isteyen Ramazan Başak, Şanlıurfa Milletvekili.  Buyurun Sayın Başak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  RAMAZAN BAŞAK (Şanlıurfa) - Teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest  Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı üzerinde söz almış  bulunmaktayım. Yüce heyetinizi Sayın Meclis Başkanımızın şahsında saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, bu Parlamentoda çok önemli kanunlar, çok önemli tasarılar  görüşülüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi de bunların son derece süratli bir şekilde geçmesi için  mücadele ediyor ama tahminimce bir konuda eksiklik bırakıyoruz: Muhalefet partileri madalyonun  bir yüzü üzerinde, bu kanun tasarıları üzerinde çok güzel siyaset yapıyorlar, politika yapıyorlar,  vatandaşa, seçim bölgelerine mesajlar veriyorlar ama maalesef bizler kanun bir an önce çıksın diye  apar topar işi geçiştirmeye çalışıyoruz.  Saygıdeğer milletvekilleri, şu anda Sırbistan'la bir ticaret anlaşması yapıyoruz. Niçin yapıyoruz?  Neden yapıyoruz? Kanun geliyor, geçiyor. Ben bundan yaklaşık üç ay önce Sırbistan'a bir ziyarette  Sayın Cumhurbaşkanımıza eşlik ettim. Dostluk Grubu Başkanıyım. Oraya gelen iş adamları oraya  traktör satmak için mücadele etti, biliyor musunuz. Peki, Ankara'nın Çiftlik bölgesindeki traktör  fabrikasında çalışan binlerce işçi kardeşim Sırbistan'a traktör satmasak nasıl iş bulacak? İşte, bu  hususlardan yola çıkarak ben bu akşam üç beş dakika sabnnıza sığınacağım.  Arkadaşlar, yaptıklarımızı anlatacağız. Bugün beni Adapazarı'nda Hyundai fabrikasında,  Bursa'da çalışan işçi kardeşim dinliyor. Ben Sırbistan'a araba satıyorum, kara taşıtı satıyorum. İşte,  bu anlaşmalarla ilgili buraya çıkan hatip arkadaşlarımızın özellikle birkaç hususu vatandaşın  anlayacağı dilde anlatması gerektiğine inanıyorum.  Bu, Sırbistan'la ilgili yaptığımız anlaşmanın en önemli amacı, iki ülke arasında ticareti  geliştirmek, ticareti artırmak, varsa bürokrasideki, gümrüklerdeki engelleri ortadan kaldırmak  saygıdeğer arkadaşlar. İşte, bunun için yapıyoruz değil mi? Ha, bunu yaparken 2009 yılında  Sırbistan'la Türkiye arasındaki dış ticaret hacmi ne kadar biliyor musunuz? 520 milyon dolar. Peki,  bunun ne kadarı ihracat? 458 milyon doları. Ne satmışız 458 milyon dolarlık? Kara taşıtı satmışız,  traktör satmışız, motosiklet satmış, bisiklet satmışız, örme sanayisindeki tekstil ürünlerini satmışız.  Saygıdeğer arkadaşlar, AK PARTİ geziyor ama turistik bir geziye çıkmıyor ha; gittiği ülkelerde  eksikleri görüyor, oradaki iş adamına destek veriyor, oradaki vatandaşına yalnız olmadığını  hissettiriyor saygıdeğer milletvekilleri. Gezmezseniz, görmezseniz, eksikleri tespit etmezseniz,  dinlemezseniz ve anlatmazsanız, emin olun, bu dediklerimin hiçbirini gerçekleştiremezsiniz.  - 2 7 1 -
Sayfa 124 -
TBMM B:66 25 . 2 . 2010 O: 4  Değerli arkadaşlar, bugüne kadar Türkiye'nin imzalamış olduğu 16 tane serbest ticaret anlaşması  var, inşallah bununla bu akşam hep birlikte 17'nciye imza atmış olacağız, kanunlaştırmış olacağız.  Türkiye, bugüne kadar yapmış olduğu ilkeli dış politikayla, hem ticaret hacmini genişletmiş hem de  dış itibarını sonuna kadar yükseltmiştir.  Tabii, gecenin bu saatinde, bir de mübarek bir gece -bu arada hepinizin kandilini de tebrik  ediyorum- zamanınızı çok fazla almak istemiyorum. Aynı zamanda, bu akşam mücadele verecek  olan Fenerbahçe takımına ve aynı zamanda Galatasaraya başarılar diliyor, hepinize hayırlı akşamlar  diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.  Şahsı adına söz isteyen Ramazan Başak, Şanlıurfa Milletvekili.  Buyurun Sayın Başak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  RAMAZAN BAŞAK (Şanlıurfa) - Teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest  Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı üzerinde söz almış  bulunmaktayım. Yüce heyetinizi Sayın Meclis Başkanımızın şahsında saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, bu Parlamentoda çok önemli kanunlar, çok önemli tasarılar  görüşülüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi de bunların son derece süratli bir şekilde geçmesi için  mücadele ediyor ama tahminimce bir konuda eksiklik bırakıyoruz: Muhalefet partileri madalyonun  bir yüzü üzerinde, bu kanun tasarıları üzerinde çok güzel siyaset yapıyorlar, politika yapıyorlar,  vatandaşa, seçim bölgelerine mesajlar veriyorlar ama maalesef bizler kanun bir an önce çıksın diye  apar topar işi geçiştirmeye çalışıyoruz.  Saygıdeğer milletvekilleri, şu anda Sırbistan'la bir ticaret anlaşması yapıyoruz. Niçin yapıyoruz?  Neden yapıyoruz? Kanun geliyor, geçiyor. Ben bundan yaklaşık üç ay önce Sırbistan'a bir ziyarette  Sayın Cumhurbaşkanımıza eşlik ettim. Dostluk Grubu Başkanıyım. Oraya gelen iş adamları oraya  traktör satmak için mücadele etti, biliyor musunuz. Peki, Ankara'nın Çiftlik bölgesindeki traktör  fabrikasında çalışan binlerce işçi kardeşim Sırbistan'a traktör satmasak nasıl iş bulacak? İşte, bu  hususlardan yola çıkarak ben bu akşam üç beş dakika sabnnıza sığınacağım.  Arkadaşlar, yaptıklarımızı anlatacağız. Bugün beni Adapazarı'nda Hyundai fabrikasında,  Bursa'da çalışan işçi kardeşim dinliyor. Ben Sırbistan'a araba satıyorum, kara taşıtı satıyorum. İşte,  bu anlaşmalarla ilgili buraya çıkan hatip arkadaşlarımızın özellikle birkaç hususu vatandaşın  anlayacağı dilde anlatması gerektiğine inanıyorum.  Bu, Sırbistan'la ilgili yaptığımız anlaşmanın en önemli amacı, iki ülke arasında ticareti  geliştirmek, ticareti artırmak, varsa bürokrasideki, gümrüklerdeki engelleri ortadan kaldırmak  saygıdeğer arkadaşlar. İşte, bunun için yapıyoruz değil mi? Ha, bunu yaparken 2009 yılında  Sırbistan'la Türkiye arasındaki dış ticaret hacmi ne kadar biliyor musunuz? 520 milyon dolar. Peki,  bunun ne kadarı ihracat? 458 milyon doları. Ne satmışız 458 milyon dolarlık? Kara taşıtı satmışız,  traktör satmışız, motosiklet satmış, bisiklet satmışız, örme sanayisindeki tekstil ürünlerini satmışız.  Saygıdeğer arkadaşlar, AK PARTİ geziyor ama turistik bir geziye çıkmıyor ha; gittiği ülkelerde  eksikleri görüyor, oradaki iş adamına destek veriyor, oradaki vatandaşına yalnız olmadığını  hissettiriyor saygıdeğer milletvekilleri. Gezmezseniz, görmezseniz, eksikleri tespit etmezseniz,  dinlemezseniz ve anlatmazsanız, emin olun, bu dediklerimin hiçbirini gerçekleştiremezsiniz.  - 2 7 1 - T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Saygıdeğer milletvekilleri, bahsi geçen hususların dışında çok önemli bir husus var. Emin olun,  saygıdeğer muhalefet partisindeki milletvekili arkadaşlarım, sizler de hak vereceksiniz, biz, Sayın  Cumhurbaşkanımızla, o gezide, iş adamlarıyla, işin ekonomik boyutunun dışında, Novi Sad'a bir  ziyarette bulunduk. Novi Sad neresi? Hani şu Barış Şapeli var ya.. .  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Bilmem.  RAMAZAN BAŞAK (Devamla) - İşte, ne için olduğunu ben izah edince "İyi ki de Sayın Vekil  konuşmuş." diyeceksiniz saygıdeğer ağabeyim.  Barış Şapeli neresi? 26 Ocak 1699 tarihi, Karlofça Anlaşması'nın yapıldığı tarih. Üç yüz on yıl  önce Osmanlı İmparatorluğu'nun bahsi geçen güçlerle anlaşma yaptığı yer.  Peki, bir şey soracağım: Hani "Orada dört kapı var, Osmanlı İmparatorluğu da Osmanlı'nın  temsilcileri de doğu kapısından girmişler." diyorlar ya, hani "Daha sonradan o kapı kapatıldı."  denilen yer. Peki, niye "O kapıyı kapattılar." deniliyor? Osmanlı bir daha bu bölgelere girmesin diye.  Ben Sayın Cumhurbaşkanıyla o doğu kapısından girdim biliyor musunuz. Oradaki manevi  duygularımı size anlatamam.  Peki, o doğu kapısı üç yüz on küsur yıl kapalı kaldı da nasıl açıldı? Adalet ve Kalkınma  Partisinin, Sayın Başbakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın izlemiş olduğu istikrarlı, dik duruşu  barındıran dış politika sayesinde o kapı çok kısa bir süre önce açıldı ve ben girdim, emin olun sizin  de görmenizi özellikle tavsiye ediyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, sabrınıza sığınarak son bir hususu söyleyeceğim: Bu gezide Sırp  Cumhurbaşkanı Sayın Boris Tadiç bize eşlik etti. Sayın Tadiç'in söylemiş olduğu bir cümleyi özellikle  ben Sayın Kaplan'ın sözleriyle birleştirerek aranızdan ayrılacağım ama Parlamentodan değil kürsüden  ineceğim.  Bakın -hatırlarsınız- Sayın Cumhurbaşkanı Tadiç ne diyor -hata yapmamak için aynen  kelimeleriyle ifade edeceğim- diyor ki: "Türkiye Cumhuriyeti devleti çok güçlü bir devlet." Hani  Balkanlara önem veriyoruz, Bosna-Hersek'e önem veriyoruz, Kosova'ya önem veriyoruz,  Makedonya'ya önem veriyoruz, Balkanların tümüne önem veriyoruz, Balkanlardaki istikrar ve barışa  önem veriyoruz. Gerisinde ne diyor biliyor musunuz Sayın Tadiç: "Türkiye büyük bir devlettir. Bugün  dünyanın hiçbir yerinde ve noktasında Türkiye ile barış olmadan barış yapılmaz." (AK PARTİ  sıralarından alkışlar) Bakın "Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devlettir." diyor ha. Kürtleri  ayırmıyor, Alevileri ayırmıyor, Sünnileri ayırmıyor; sadece Türk demiyor "Türkiye Cumhuriyeti  devleti büyük bir devlettir." Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devletse, bu, Türk'üyle, Kürt'üyle,  Laz'ıyla, Çerkez'iyle bir bütün olduğu için büyüktür saygıdeğer milletvekilleri. Biz bir kere  gücümüzü, birbirimizin gücünü iyi anlayalım ve sözü fazla uzatmadan -çünkü Mevlit Kandili dedik- bu Mevlit Kandili'nde az söz, çok dua diyeceğim. Ne için dua edeceğiz? Bu ülkenin birlik  beraberliğine dua edeceğiz. Ne için dua edeceğiz? Bu milletin hak ettiği yaşam standartlarına ulaşması  için dua edeceğiz diyorum.  Bu anlaşmanın Türk sanayicisine, Şanlıurfa'daki çiftçinin ürettiği tarım sektörüne ve 72 milyon  insana hayırlı uğurlu olması temennisiyle hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başak.  Tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Genç, buyurun.  - 2 7 2 -
Sayfa 125 -
T B M M B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  Saygıdeğer milletvekilleri, bahsi geçen hususların dışında çok önemli bir husus var. Emin olun,  saygıdeğer muhalefet partisindeki milletvekili arkadaşlarım, sizler de hak vereceksiniz, biz, Sayın  Cumhurbaşkanımızla, o gezide, iş adamlarıyla, işin ekonomik boyutunun dışında, Novi Sad'a bir  ziyarette bulunduk. Novi Sad neresi? Hani şu Barış Şapeli var ya.. .  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Bilmem.  RAMAZAN BAŞAK (Devamla) - İşte, ne için olduğunu ben izah edince "İyi ki de Sayın Vekil  konuşmuş." diyeceksiniz saygıdeğer ağabeyim.  Barış Şapeli neresi? 26 Ocak 1699 tarihi, Karlofça Anlaşması'nın yapıldığı tarih. Üç yüz on yıl  önce Osmanlı İmparatorluğu'nun bahsi geçen güçlerle anlaşma yaptığı yer.  Peki, bir şey soracağım: Hani "Orada dört kapı var, Osmanlı İmparatorluğu da Osmanlı'nın  temsilcileri de doğu kapısından girmişler." diyorlar ya, hani "Daha sonradan o kapı kapatıldı."  denilen yer. Peki, niye "O kapıyı kapattılar." deniliyor? Osmanlı bir daha bu bölgelere girmesin diye.  Ben Sayın Cumhurbaşkanıyla o doğu kapısından girdim biliyor musunuz. Oradaki manevi  duygularımı size anlatamam.  Peki, o doğu kapısı üç yüz on küsur yıl kapalı kaldı da nasıl açıldı? Adalet ve Kalkınma  Partisinin, Sayın Başbakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın izlemiş olduğu istikrarlı, dik duruşu  barındıran dış politika sayesinde o kapı çok kısa bir süre önce açıldı ve ben girdim, emin olun sizin  de görmenizi özellikle tavsiye ediyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, sabrınıza sığınarak son bir hususu söyleyeceğim: Bu gezide Sırp  Cumhurbaşkanı Sayın Boris Tadiç bize eşlik etti. Sayın Tadiç'in söylemiş olduğu bir cümleyi özellikle  ben Sayın Kaplan'ın sözleriyle birleştirerek aranızdan ayrılacağım ama Parlamentodan değil kürsüden  ineceğim.  Bakın -hatırlarsınız- Sayın Cumhurbaşkanı Tadiç ne diyor -hata yapmamak için aynen  kelimeleriyle ifade edeceğim- diyor ki: "Türkiye Cumhuriyeti devleti çok güçlü bir devlet." Hani  Balkanlara önem veriyoruz, Bosna-Hersek'e önem veriyoruz, Kosova'ya önem veriyoruz,  Makedonya'ya önem veriyoruz, Balkanların tümüne önem veriyoruz, Balkanlardaki istikrar ve barışa  önem veriyoruz. Gerisinde ne diyor biliyor musunuz Sayın Tadiç: "Türkiye büyük bir devlettir. Bugün  dünyanın hiçbir yerinde ve noktasında Türkiye ile barış olmadan barış yapılmaz." (AK PARTİ  sıralarından alkışlar) Bakın "Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devlettir." diyor ha. Kürtleri  ayırmıyor, Alevileri ayırmıyor, Sünnileri ayırmıyor; sadece Türk demiyor "Türkiye Cumhuriyeti  devleti büyük bir devlettir." Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devletse, bu, Türk'üyle, Kürt'üyle,  Laz'ıyla, Çerkez'iyle bir bütün olduğu için büyüktür saygıdeğer milletvekilleri. Biz bir kere  gücümüzü, birbirimizin gücünü iyi anlayalım ve sözü fazla uzatmadan -çünkü Mevlit Kandili dedik- bu Mevlit Kandili'nde az söz, çok dua diyeceğim. Ne için dua edeceğiz? Bu ülkenin birlik  beraberliğine dua edeceğiz. Ne için dua edeceğiz? Bu milletin hak ettiği yaşam standartlarına ulaşması  için dua edeceğiz diyorum.  Bu anlaşmanın Türk sanayicisine, Şanlıurfa'daki çiftçinin ürettiği tarım sektörüne ve 72 milyon  insana hayırlı uğurlu olması temennisiyle hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başak.  Tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemi yapılacaktır.  Sayın Genç, buyurun.  - 2 7 2 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 7 3 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, tabii AKP bizi konuşturmamak için hep korsan, işte söz alınıyor, bizi  konuşturmamak için... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tabii ki burada biz de yasalardan doğan,  İç Tüzük'ten doğan hakkımızı kullanacağız. Onlar, bakın, orada gruplarla gidip anlaşıyorlar, en  azından biz de bir konuşalım.  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sorunuzu sorun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Soruyu soracağım Sayın Başkan, o kadar sabırsızlanmayın.  Şimdi, ben, biraz önce...  BAŞKAN - Sayın Genç, burada siz konuşamıyorsanız AK PARTİ veya bir başka partiden  kaynaklanmıyor, elinizde çok iyi bildiğinizi iddia ettiğiniz İç Tüzük'ten kaynaklanıyor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Anladım...  BAŞKAN - İç Tüzük'teki bir haktan da faydalanıyorsunuz, soru soruyorsunuz. Sorunuzu sorun  lütfen.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki efendim, sorayım da yani şimdi çıkıp da kürsüde "Bu kanun  çok iyidir." demek, bu konuşma mıdır?  BAŞKAN - Sizin ne kadar hakkınızsa o sayın milletvekilinin de o kadar hakkı.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Eh, tamam, o da hakkıysa, size de o yakışıyorsa mesele yok.  BAŞKAN - İç Tüzük'ün haricinde hiçbir söz veremeyiz size.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Tamam Sayın Başkan, o kadar sesini yükseltme canım.  BAŞKAN - Yükseltirim ben buradan Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Niye yükseltiyorsun, kime yükseltiyorsun? Burada ben de  milletvekiliyim, sen de Başkansın.  BAŞKAN - Sorunuzu sorun lütfen.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Nasıl yükseltiyorsun sesini?  BAŞKAN - Soru sorar mısın.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Eh, tamam işte, soruyu soracağım.  BAŞKAN - Sor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani hiç mi bir şey söylemeyeceğiz Sayın Başkan? Bir düşüncemizi  söyleyelim.  Şimdi, biraz önce konuşan Urfa Milletvekilimiz bir Sırbistan ziyaretinden bahsetti. Bu Sırbistan  ziyareti kaç liraya mal olmuştur? Hükümete soruyorum. Bu hangi fasıldan para ödenmiştir?  Yine geçen gün Kosova'dan bir Türk genci vatandaş geldi, beni ziyaret etti, dedi ki: "Efendim,  bu Kosova'da çok da Türk arkadaşlarımız var, buranın Başbakanı Arnavut'tur fakat Tayyip Bey'in  de iyi arkadaşıdır. Bu Kosova'daki hiçbir Türk'e hiç hak verilmiyor, hep Arnavutlar en üst görevlere  getiriliyor. Fakat Türkiye, bizim hiçbir hakkımıza sahip çıkmıyor. Bize ne kamu görevi doğru dürüst  veriyorlar ne hizmet geliyor." Hükümete soruyorum: Bu doğru mudur, değil midir; doğruysa veya  yanlışsa onu izah edebilir mi?
Sayfa 126 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 4  - 2 7 3 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, tabii AKP bizi konuşturmamak için hep korsan, işte söz alınıyor, bizi  konuşturmamak için... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tabii ki burada biz de yasalardan doğan,  İç Tüzük'ten doğan hakkımızı kullanacağız. Onlar, bakın, orada gruplarla gidip anlaşıyorlar, en  azından biz de bir konuşalım.  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sorunuzu sorun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Soruyu soracağım Sayın Başkan, o kadar sabırsızlanmayın.  Şimdi, ben, biraz önce...  BAŞKAN - Sayın Genç, burada siz konuşamıyorsanız AK PARTİ veya bir başka partiden  kaynaklanmıyor, elinizde çok iyi bildiğinizi iddia ettiğiniz İç Tüzük'ten kaynaklanıyor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Anladım...  BAŞKAN - İç Tüzük'teki bir haktan da faydalanıyorsunuz, soru soruyorsunuz. Sorunuzu sorun  lütfen.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki efendim, sorayım da yani şimdi çıkıp da kürsüde "Bu kanun  çok iyidir." demek, bu konuşma mıdır?  BAŞKAN - Sizin ne kadar hakkınızsa o sayın milletvekilinin de o kadar hakkı.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Eh, tamam, o da hakkıysa, size de o yakışıyorsa mesele yok.  BAŞKAN - İç Tüzük'ün haricinde hiçbir söz veremeyiz size.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Tamam Sayın Başkan, o kadar sesini yükseltme canım.  BAŞKAN - Yükseltirim ben buradan Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Niye yükseltiyorsun, kime yükseltiyorsun? Burada ben de  milletvekiliyim, sen de Başkansın.  BAŞKAN - Sorunuzu sorun lütfen.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Nasıl yükseltiyorsun sesini?  BAŞKAN - Soru sorar mısın.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Eh, tamam işte, soruyu soracağım.  BAŞKAN - Sor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani hiç mi bir şey söylemeyeceğiz Sayın Başkan? Bir düşüncemizi  söyleyelim.  Şimdi, biraz önce konuşan Urfa Milletvekilimiz bir Sırbistan ziyaretinden bahsetti. Bu Sırbistan  ziyareti kaç liraya mal olmuştur? Hükümete soruyorum. Bu hangi fasıldan para ödenmiştir?  Yine geçen gün Kosova'dan bir Türk genci vatandaş geldi, beni ziyaret etti, dedi ki: "Efendim,  bu Kosova'da çok da Türk arkadaşlarımız var, buranın Başbakanı Arnavut'tur fakat Tayyip Bey'in  de iyi arkadaşıdır. Bu Kosova'daki hiçbir Türk'e hiç hak verilmiyor, hep Arnavutlar en üst görevlere  getiriliyor. Fakat Türkiye, bizim hiçbir hakkımıza sahip çıkmıyor. Bize ne kamu görevi doğru dürüst  veriyorlar ne hizmet geliyor." Hükümete soruyorum: Bu doğru mudur, değil midir; doğruysa veya  yanlışsa onu izah edebilir mi?  TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  Şimdi, biraz önce burada konuşulan tabii Anayasa değişikliğiyle ilgili Hükümete bir soru sormak  istiyorum: Bu Anayasa değişikliğiyle neyi getirmek istiyorsunuz? İşte Abdullah Bey öyle diyor,  Tayyip Bey öyle diyor, diyorlar ki: "Anayasa'yı değiştirelim." Ben bir milletvekili olarak yani "Yargı  bağımsızlığı" derken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeliğini Meclise mi seçtirmek istiyorsunuz yoksa  dolayısıyla RTÜK'teki gibi, işte onun gibi birtakım şeyler. Yine bu Meclis, iktidar partisi, iktidar  partisinin başı, her şeyin onun dudaklan arasından çıkacak bir sistemi mi istiyorsunuz yoksa gerçekten  her kurumun bağımsız olduğu bir adalet sistemi mi istiyorsunuz?  Ayrıca, geçen gün bir yerde bir şiir okudum, diyor ki; "Siyon'dan Piyon'a Mektup." Orada Siyon  Piyon'a diyor ki: "Orduyu dağıtırsan çok sevinirim." Şimdi, şu anda Deniz Kuvvetleri  Komutanlığında herhalde komutan kalmadı. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak biz acaba  bu orduda ne oluyor, bu Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kuvvetidir yani yarın bir düşmanla karşı karşıya  kalırsak bu ülke savunmasını nasıl yapacağız? Bu konuda Hükümetin bir düşüncesi var mı efendim?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın Bakan, buyurun.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Tabii, Sayın Genc'in sorduğu sorulardan birincisi, bir ölçüde belki dolaylı yoldan  ilişkilendirilebilir gündemle, diğerleri konuştuğumuz maddeyle ilgili değil.  Sırbistan ziyaretini sormuş, Dostluk Grubu kapsamında yapılan bir ziyaret. Dostluk grubu  kapsamında yapılan ziyaretler de Meclisimizin bütçesinden karşılanıyor. Bu tür konularda bütçe  tartışmaları yapmak ne derece doğru, ben bütün milletvekillerinin takdirine bırakıyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Masrafı öğrenmek istiyorum.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Bunların fayda-maliyet analizi böyle diğer  projeler gibi ölçülemeyecek hususlar. Fakat bugünkü dünyada artık diplomasi dediğimiz hadise  sadece bürokrasi kanalıyla olmuyor, bürokratlar kanalıyla olmuyor. Diplomasi, iş adamları,  parlamenterler, sivil toplum kuruluşları, çok çeşitli kesimlerin katkılarıyla şekilleniyor. Bu kapsamda,  meclislerin, özellikle halkın iradesini yansıtan organlar olarak bu sürecin içinde olması, uluslararası  ilişkilerde görev ifa etmesi, ülkemizin, millî menfaatlerimizin gereğidir diye düşünüyorum.  Meclisimizin bu anlamda eleştirilmesi, saygınlığının yıpratılması hiçbir partiye ve hiçbir  milletvekilimize bir fayda sağlamaz diye de düşünüyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Bakan, saygınlıkla ilgisi yok ki, kaç lira masraf yapıldığını  soruyorum.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Diğer konularla ilgili tabii çok farklı,  Anayasa'dan yargı bağımsızlığına kadar çok çeşitli konuları Sayın Vekilimiz dile getirdiler ama bu  konuştuğumuz gündemle hiçbir ilişkisi olmayan hususlar. Yalnız burada da bütün ilgili tarafların...  Tabii konuştuğumuz hususlar Anayasa, yargı reformu, bunlar yıllardır Türkiye'nin gündeminde olan,  ilgili tüm kesimlerin katkı sunması gereken -sadece güncel tartışmalarla ilgili söylemiyorum- ülkemizin uzun vadeli menfaatleri, geleceği açısından, hepimizin geleceği açısından olabildiğince  objektif, tarafsız bir şekilde, evrensel prensipler neyse, kendimize göre prensipler değil bütün  - 2 7 4 -
Sayfa 127 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  Şimdi, biraz önce burada konuşulan tabii Anayasa değişikliğiyle ilgili Hükümete bir soru sormak  istiyorum: Bu Anayasa değişikliğiyle neyi getirmek istiyorsunuz? İşte Abdullah Bey öyle diyor,  Tayyip Bey öyle diyor, diyorlar ki: "Anayasa'yı değiştirelim." Ben bir milletvekili olarak yani "Yargı  bağımsızlığı" derken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeliğini Meclise mi seçtirmek istiyorsunuz yoksa  dolayısıyla RTÜK'teki gibi, işte onun gibi birtakım şeyler. Yine bu Meclis, iktidar partisi, iktidar  partisinin başı, her şeyin onun dudaklan arasından çıkacak bir sistemi mi istiyorsunuz yoksa gerçekten  her kurumun bağımsız olduğu bir adalet sistemi mi istiyorsunuz?  Ayrıca, geçen gün bir yerde bir şiir okudum, diyor ki; "Siyon'dan Piyon'a Mektup." Orada Siyon  Piyon'a diyor ki: "Orduyu dağıtırsan çok sevinirim." Şimdi, şu anda Deniz Kuvvetleri  Komutanlığında herhalde komutan kalmadı. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak biz acaba  bu orduda ne oluyor, bu Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kuvvetidir yani yarın bir düşmanla karşı karşıya  kalırsak bu ülke savunmasını nasıl yapacağız? Bu konuda Hükümetin bir düşüncesi var mı efendim?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.  Sayın Bakan, buyurun.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Tabii, Sayın Genc'in sorduğu sorulardan birincisi, bir ölçüde belki dolaylı yoldan  ilişkilendirilebilir gündemle, diğerleri konuştuğumuz maddeyle ilgili değil.  Sırbistan ziyaretini sormuş, Dostluk Grubu kapsamında yapılan bir ziyaret. Dostluk grubu  kapsamında yapılan ziyaretler de Meclisimizin bütçesinden karşılanıyor. Bu tür konularda bütçe  tartışmaları yapmak ne derece doğru, ben bütün milletvekillerinin takdirine bırakıyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Masrafı öğrenmek istiyorum.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Bunların fayda-maliyet analizi böyle diğer  projeler gibi ölçülemeyecek hususlar. Fakat bugünkü dünyada artık diplomasi dediğimiz hadise  sadece bürokrasi kanalıyla olmuyor, bürokratlar kanalıyla olmuyor. Diplomasi, iş adamları,  parlamenterler, sivil toplum kuruluşları, çok çeşitli kesimlerin katkılarıyla şekilleniyor. Bu kapsamda,  meclislerin, özellikle halkın iradesini yansıtan organlar olarak bu sürecin içinde olması, uluslararası  ilişkilerde görev ifa etmesi, ülkemizin, millî menfaatlerimizin gereğidir diye düşünüyorum.  Meclisimizin bu anlamda eleştirilmesi, saygınlığının yıpratılması hiçbir partiye ve hiçbir  milletvekilimize bir fayda sağlamaz diye de düşünüyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Bakan, saygınlıkla ilgisi yok ki, kaç lira masraf yapıldığını  soruyorum.  DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Diğer konularla ilgili tabii çok farklı,  Anayasa'dan yargı bağımsızlığına kadar çok çeşitli konuları Sayın Vekilimiz dile getirdiler ama bu  konuştuğumuz gündemle hiçbir ilişkisi olmayan hususlar. Yalnız burada da bütün ilgili tarafların...  Tabii konuştuğumuz hususlar Anayasa, yargı reformu, bunlar yıllardır Türkiye'nin gündeminde olan,  ilgili tüm kesimlerin katkı sunması gereken -sadece güncel tartışmalarla ilgili söylemiyorum- ülkemizin uzun vadeli menfaatleri, geleceği açısından, hepimizin geleceği açısından olabildiğince  objektif, tarafsız bir şekilde, evrensel prensipler neyse, kendimize göre prensipler değil bütün  - 2 7 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  dünyadaki prensipler neyse, Avrupa'daki prensipler neyse bizim halkımızın da buna layık olduğunu  bilerek, bunun halkımıza çok olmadığını görerek, bu konuda ilgili tüm tarafların katılımıyla ben  reformlar yapılmasını temenni ediyorum. Bu tartışmaları da ülkemizin hayrına, geleceğimizin hayrına  görüyorum ama güncel tartışmalara, tabii burada doğrudan gündemimiz olmayan konulara da girmek  istemiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.  Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istedim.  BAŞKAN - Sayın Genç, "Var" diyor burada sayın kâtip üyeler.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Niye söylemediniz? Saydınız mı? Bak, kaç kişi var şurada. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.32 •  - 2 7 5 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010 O: 4  dünyadaki prensipler neyse, Avrupa'daki prensipler neyse bizim halkımızın da buna layık olduğunu  bilerek, bunun halkımıza çok olmadığını görerek, bu konuda ilgili tüm tarafların katılımıyla ben  reformlar yapılmasını temenni ediyorum. Bu tartışmaları da ülkemizin hayrına, geleceğimizin hayrına  görüyorum ama güncel tartışmalara, tabii burada doğrudan gündemimiz olmayan konulara da girmek  istemiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.  Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istedim.  BAŞKAN - Sayın Genç, "Var" diyor burada sayın kâtip üyeler.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Niye söylemediniz? Saydınız mı? Bak, kaç kişi var şurada. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.32 •  - 2 7 5 - TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 5  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  426 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  Çalışma saatimiz tamamlandığı için, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini, kanun tasarı  ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 2 Mart 2010 Salı günü saat  15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.34  - 2 7 6 - BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 20.33  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 129 -
TBMM B:66 2 5 . 2 . 2 0 1 0 0 : 5  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66'ncı Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  426 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  Çalışma saatimiz tamamlandığı için, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini, kanun tasarı  ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 2 Mart 2010 Salı günü saat  15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.34  - 2 7 6 - BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 20.33  BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT  KÂTİP ÜYELER: Murat ÖZKAN (Giresun), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B : 66 25 . 2 . 2 0 1 0  IX. - OYLAMALAR  1.- Demokratik Açılım Olarak Adlandırılan Proje Kapsamında Gizli Görüşmelerde Bulunduğu, Terör Örgütü  Mensupları Hakkındaki Yargı Sürecini Etkilediği İddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay Hakkında Anayasanın 99 uncu ve  İçtüzüğün 106 nci Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru Açılmasına İlişkin Önergesinin Açık Oylama Sonucu: (U/10)  2.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine Verilen Oyların Sonucu: (S. Sayısı: 455)  Oylama Saati 16:37 Oylama Saati 19:43  Şıra Sayısı U/10 Şıra Sayısı 455  Üye Sayısı 550 Üye Sayısı 550  Kabul Edenler 143 Kabul Edenler 217  Reddedenler 309 Reddedenler 25  Çekimserler 0 Çekimserler 0  Mükerrer Oylar 4 Mükerrer Oylar 2  Toplam 456 Toplam 244  Açık Üyelikler 8 Red edilmiştir. Açık Üyelikler 8 Kanunlaşmıştır.  İli Soyadı Adı Parti Esas No: U/10 S.S. 455  Adana Atılgan Kürşat MHP Kabul Katılmadı  Adana Çelik Ömer AK Parti Katılmadı Katılmadı  Adana Erbatur Nevingaye CHP Kabul Katılmadı  Adana Fırat Dengir Mir Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Adana Gürkan Fatoş AK Parti Red Kabul  Adana Güvel Hulusi CHP Kabul Red  Adana Kirişçi Vahit AK Parti Red Kabul  Adana Küçükaydın Ali AK Parti Red Kabul  Adana Seyhan Tacidar CHP Katılmadı Katılmadı  Adana Tankut Yılmaz MHP Kabul Katılmadı  Adana Ünüvar Necdet AK Parti Red Kabul  Adana Varh Muharrem MHP Kabul Katılmadı  Adana Vural Mustafa DSP Kabul Katılmadı  Adana Yıldırım Recai MHP Kabul Katılmadı  Adıyaman Aydın Ahmet AK Parti Red Kabul  Adıyaman Erdoğan Mehmet AK Parti Red Kabul  Adıyaman Gürsoy Şevket AK Parti Red Kabul  Adıyaman Köse Şevket CHP Kabul Red  Adıyaman Kutlu Fehmi Hüsrev AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Açba Sait AK Parti Red Katılmadı  Afyonkarahisar Akçan Abdülkadir MHP Katılmadı Katılmadı  Afyonkarahisar Aslan Zekeriya AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Aydoğan Halil AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Eroğlu Veysel AK Parti Red Katılmadı  Afyonkarahisar Koca Ahmet AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Unlütepe Halil CHP Kabul Katılmadı  Ağrı Alır Mehmet Hanefi AK Parti Red Katılmadı  Ağrı Aydemir Abdulkerim AK Parti Red Kabul (Mükerrer)  Ağrı Eryılmaz Yaşar AK Parti Red Katılmadı  Ağrı Kaya Cemal AK Parti Red Katılmadı  Ağrı Kotan Fatma Salman AK Parti Red Kabul  Amasya Erdemir Avni AK Parti Red Kabul  Amasya Gülle Akif AK Parti Red Katılmadı  Amasya Unsal Hüseyin CHP Kabul Katılmadı  Ankara Akıncı Zekeriya CHP Kabul Katılmadı  Ankara Aksoy Bekir MHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Asan Aşkın AK Parti Red Kabul  Ankara Atalay Beşir AK Parti Red Katılmadı  Ankara Ateş Yılmaz CHP Kabul Katılmadı  Ankara Babacan Ali AK Parti Red Katılmadı  Ankara Baytok Nesrin CHP Kabul Katılmadı  Ankara Bingöl Tekin CHP Kabul Katılmadı  Ankara Bölükbaşı Ahmet Deniz MHP Kabul Katılmadı  - 2 7 7 -
Sayfa 130 -
TBMM B : 66 25 . 2 . 2 0 1 0  IX. - OYLAMALAR  1.- Demokratik Açılım Olarak Adlandırılan Proje Kapsamında Gizli Görüşmelerde Bulunduğu, Terör Örgütü  Mensupları Hakkındaki Yargı Sürecini Etkilediği İddiasıyla İçişleri Bakanı Beşir Atalay Hakkında Anayasanın 99 uncu ve  İçtüzüğün 106 nci Maddeleri Uyarınca Bir Gensoru Açılmasına İlişkin Önergesinin Açık Oylama Sonucu: (U/10)  2.- Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve 5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine Verilen Oyların Sonucu: (S. Sayısı: 455)  Oylama Saati 16:37 Oylama Saati 19:43  Şıra Sayısı U/10 Şıra Sayısı 455  Üye Sayısı 550 Üye Sayısı 550  Kabul Edenler 143 Kabul Edenler 217  Reddedenler 309 Reddedenler 25  Çekimserler 0 Çekimserler 0  Mükerrer Oylar 4 Mükerrer Oylar 2  Toplam 456 Toplam 244  Açık Üyelikler 8 Red edilmiştir. Açık Üyelikler 8 Kanunlaşmıştır.  İli Soyadı Adı Parti Esas No: U/10 S.S. 455  Adana Atılgan Kürşat MHP Kabul Katılmadı  Adana Çelik Ömer AK Parti Katılmadı Katılmadı  Adana Erbatur Nevingaye CHP Kabul Katılmadı  Adana Fırat Dengir Mir Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Adana Gürkan Fatoş AK Parti Red Kabul  Adana Güvel Hulusi CHP Kabul Red  Adana Kirişçi Vahit AK Parti Red Kabul  Adana Küçükaydın Ali AK Parti Red Kabul  Adana Seyhan Tacidar CHP Katılmadı Katılmadı  Adana Tankut Yılmaz MHP Kabul Katılmadı  Adana Ünüvar Necdet AK Parti Red Kabul  Adana Varh Muharrem MHP Kabul Katılmadı  Adana Vural Mustafa DSP Kabul Katılmadı  Adana Yıldırım Recai MHP Kabul Katılmadı  Adıyaman Aydın Ahmet AK Parti Red Kabul  Adıyaman Erdoğan Mehmet AK Parti Red Kabul  Adıyaman Gürsoy Şevket AK Parti Red Kabul  Adıyaman Köse Şevket CHP Kabul Red  Adıyaman Kutlu Fehmi Hüsrev AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Açba Sait AK Parti Red Katılmadı  Afyonkarahisar Akçan Abdülkadir MHP Katılmadı Katılmadı  Afyonkarahisar Aslan Zekeriya AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Aydoğan Halil AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Eroğlu Veysel AK Parti Red Katılmadı  Afyonkarahisar Koca Ahmet AK Parti Red Kabul  Afyonkarahisar Unlütepe Halil CHP Kabul Katılmadı  Ağrı Alır Mehmet Hanefi AK Parti Red Katılmadı  Ağrı Aydemir Abdulkerim AK Parti Red Kabul (Mükerrer)  Ağrı Eryılmaz Yaşar AK Parti Red Katılmadı  Ağrı Kaya Cemal AK Parti Red Katılmadı  Ağrı Kotan Fatma Salman AK Parti Red Kabul  Amasya Erdemir Avni AK Parti Red Kabul  Amasya Gülle Akif AK Parti Red Katılmadı  Amasya Unsal Hüseyin CHP Kabul Katılmadı  Ankara Akıncı Zekeriya CHP Kabul Katılmadı  Ankara Aksoy Bekir MHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Asan Aşkın AK Parti Red Kabul  Ankara Atalay Beşir AK Parti Red Katılmadı  Ankara Ateş Yılmaz CHP Kabul Katılmadı  Ankara Babacan Ali AK Parti Red Katılmadı  Ankara Baytok Nesrin CHP Kabul Katılmadı  Ankara Bingöl Tekin CHP Kabul Katılmadı  Ankara Bölükbaşı Ahmet Deniz MHP Kabul Katılmadı  - 2 7 7 - TBMM B : 66 25.2. 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Ankara Çağlayan Mehmet Zafer AK Parti Red Katılmadı  Ankara Çiçek Cemil AK Parti Red Katılmadı  Ankara Dağı Zeynep AK Parti Red Katılmadı  Ankara Denemeç Reha AK Parti Red Kabul  Ankara Erdem Eşref CHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Gedikli Bülent AK Parti Red Katılmadı  Ankara Halıcı Mehmet Emrehan Bağımsız Red Katılmadı  Ankara İpek Haluk AK P a r t i Red Katılmadı  Ankara İyi maya Ahmet AK Parti Red Kabul  Ankara Kapusuz Salih AK Parti Red Katılmadı  Ankara Kayatürk Burhan AK Parti Red Kabul  Ankara Koca Faruk AK Parti Red Katılmadı  Ankara Okay Hakkı Süha CHP Kabul Red  Ankara Özcan Mehmet Zekai AK Parti Kabul Katılmadı  Ankara Özdalga Nazmi Haluk AK Parti Red Kabul  Ankara Paçacı Mustafa Cihan MHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Pehlivan Mücahit Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Ankara Sav Önder CHP Kabul Katılmadı  Ankara Türkeş Yıldırım Tuğrul MHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Yazıcıoğlu Mustafa Said AK Parti Red Kabul  Antalya Arıcı Abdurrahman AK Parti Red Kabul  Antalya Badak Sadık AK Parti Red Kabul  Antalya Baykal Deniz CHP Kabul Katılmadı  Antalya Çavuşoğlu Mevlüt AK Parti Katılmadı Katılmadı  Antalya Çöllü Hüsnü CHP Kabul Red  Antalya Emek Atila CHP Kabul (Mükerrer) Red  Antalya Günal Mehmet MHP Kabul Katılmadı  Antalya İrbeç Yusuf Ziya AK Parti Red Kabul  Antalya Kaptan Osman CHP Kabul Katılmadı  Antalya Süner Tayfur CHP Kabul Katılmadı  Antalya Şahin Mehmet Ali AK Parti Katılmadı Katılmadı  Antalya Toskay Tunca MHP Kabul Katılmadı  Antalya Yıldız Hüseyin MHP Kabul Red  Artvin Arifağaoğlu Metin CHP Kabul Red  Artvin Çolak Ertekin AK Parti Red Kabul  Aydın Atay Mehmet Fatih CHP Kabul Katılmadı  Aydın Erdem Mehmet AK Parti Red Kabul  Avdın Ertürk Ahmet AK Parti Red Kabul  Aydın Koç Atilla AK Parti Red Kabul  Aydın Kumcuoğlu Ertuğrul MHP Katılmadı Katılmadı  Aydın Taner Recep MHP Kabul Red  Aydın Uzunırmak Ali MHP Kabul Katılmadı  Balıkesir Akbaş Ayşe AK Parti Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Aydoğan Ergün CHP Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Bulut Ahmet Duran MHP Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Özgün İsmail AK Parti Red Kabul  Balıkesir Oztaylan Mehmet Cemal AK Parti Red Katılmadı  Balıkesir Pazarcı Hüseyin Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Sali Ali Osman AK Parti Red Kabul  Balıkesir Uğur A. Edip AK Parti Red Kabul  Bilecik Poyraz Fahrettin AK Parti Red Kabul  Bilecik Tüzün Yaşar CHP Kabul Katılmadı  Bingöl Ataoğlu Kazım AK Parti Red Katılmadı  Bingöl Coşkun Yusuf AK Parti Red Kabul  Bingöl Yılmaz Cevdet AK Parti Red Kabul  Bitlis Ergezen Zeki AK Parti Katılmadı Katılmadı  Bitlis Karabaş Mehmet Nezir BDP Katılmadı Katılmadı  - 2 7 8 -
Sayfa 131 -
TBMM B : 66 25.2. 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Ankara Çağlayan Mehmet Zafer AK Parti Red Katılmadı  Ankara Çiçek Cemil AK Parti Red Katılmadı  Ankara Dağı Zeynep AK Parti Red Katılmadı  Ankara Denemeç Reha AK Parti Red Kabul  Ankara Erdem Eşref CHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Gedikli Bülent AK Parti Red Katılmadı  Ankara Halıcı Mehmet Emrehan Bağımsız Red Katılmadı  Ankara İpek Haluk AK P a r t i Red Katılmadı  Ankara İyi maya Ahmet AK Parti Red Kabul  Ankara Kapusuz Salih AK Parti Red Katılmadı  Ankara Kayatürk Burhan AK Parti Red Kabul  Ankara Koca Faruk AK Parti Red Katılmadı  Ankara Okay Hakkı Süha CHP Kabul Red  Ankara Özcan Mehmet Zekai AK Parti Kabul Katılmadı  Ankara Özdalga Nazmi Haluk AK Parti Red Kabul  Ankara Paçacı Mustafa Cihan MHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Pehlivan Mücahit Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Ankara Sav Önder CHP Kabul Katılmadı  Ankara Türkeş Yıldırım Tuğrul MHP Katılmadı Katılmadı  Ankara Yazıcıoğlu Mustafa Said AK Parti Red Kabul  Antalya Arıcı Abdurrahman AK Parti Red Kabul  Antalya Badak Sadık AK Parti Red Kabul  Antalya Baykal Deniz CHP Kabul Katılmadı  Antalya Çavuşoğlu Mevlüt AK Parti Katılmadı Katılmadı  Antalya Çöllü Hüsnü CHP Kabul Red  Antalya Emek Atila CHP Kabul (Mükerrer) Red  Antalya Günal Mehmet MHP Kabul Katılmadı  Antalya İrbeç Yusuf Ziya AK Parti Red Kabul  Antalya Kaptan Osman CHP Kabul Katılmadı  Antalya Süner Tayfur CHP Kabul Katılmadı  Antalya Şahin Mehmet Ali AK Parti Katılmadı Katılmadı  Antalya Toskay Tunca MHP Kabul Katılmadı  Antalya Yıldız Hüseyin MHP Kabul Red  Artvin Arifağaoğlu Metin CHP Kabul Red  Artvin Çolak Ertekin AK Parti Red Kabul  Aydın Atay Mehmet Fatih CHP Kabul Katılmadı  Aydın Erdem Mehmet AK Parti Red Kabul  Avdın Ertürk Ahmet AK Parti Red Kabul  Aydın Koç Atilla AK Parti Red Kabul  Aydın Kumcuoğlu Ertuğrul MHP Katılmadı Katılmadı  Aydın Taner Recep MHP Kabul Red  Aydın Uzunırmak Ali MHP Kabul Katılmadı  Balıkesir Akbaş Ayşe AK Parti Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Aydoğan Ergün CHP Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Bulut Ahmet Duran MHP Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Özgün İsmail AK Parti Red Kabul  Balıkesir Oztaylan Mehmet Cemal AK Parti Red Katılmadı  Balıkesir Pazarcı Hüseyin Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Balıkesir Sali Ali Osman AK Parti Red Kabul  Balıkesir Uğur A. Edip AK Parti Red Kabul  Bilecik Poyraz Fahrettin AK Parti Red Kabul  Bilecik Tüzün Yaşar CHP Kabul Katılmadı  Bingöl Ataoğlu Kazım AK Parti Red Katılmadı  Bingöl Coşkun Yusuf AK Parti Red Kabul  Bingöl Yılmaz Cevdet AK Parti Red Kabul  Bitlis Ergezen Zeki AK Parti Katılmadı Katılmadı  Bitlis Karabaş Mehmet Nezir BDP Katılmadı Katılmadı  - 2 7 8 - TBMM B : 66 25 . 2 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Bitlis Kiler Vahit AK Parti Katılmadı Katılmadı  Bitlis Taşar Cemal AK Parti Red Kabul  Bolu Coşkunyürek Yüksel AK Parti Red Kabul  Bolu Metin Fatih AK Parti Red Kabul  Bolu Yılmaz Metin AK Parti Red Kabul  Burdur Alp Mehmet AK Parti Red Kabul  Burdur Özçelik Bayram AK Parti Red Kabul  Burdur Özkan Ramazan Kerim CHP Kabul Katılmadı  Bursa Büyükataman İsmet MHP Katılmadı Katılmadı  Bursa Candemir Çelik Canan AK Parti Red Kabul  Bursa Çakmak Hayrettin AK Parti Red Kabul  Bursa Çelik Faruk AK Parti Red Katılmadı  Bursa Demirel Kemal CHP Katılmadı Katılmadı  Bursa Homriş 11. Hamit MHP Kabul Katılmadı  Bursa Karapaşaoğlu Mehmet Altan AK Parti Red Katılmadı  Bursa Kızılcıklı Sedat AK Parti Red Kabul  Bursa Koyuncu Ali AK Parti Red Kabul  Bursa Kul Ali AK Parti Red Kabul  Bursa Ocakden Mehmet AK Parti Red Kabul  Bursa Öymen Onur Başaran CHP Katılmadı Katılmadı  Bursa Özensoy Necati MHP Kabul Red  Bursa Özer Abdullah CHP Kabul Katılmadı  Bursa Tunçak Mehmet AK Parti Red Kabul  Bursa Tutan Mehmet Emin AK Parti Red Kabul  Çanakkale Cengiz Mustafa Kemal MHP Kabul Red  Çanakkale Daniş Mehmet AK Parti Red Kabul  Çanakkale Kuşku Müjdat AK Parti Red Kabul  Çanakkale Küçük Ahmet CHP Kabul Katılmadı  Çankırı Akman Nurettin AK Parti Red Kabul  Çankırı Bukan Ahmet MHP Kabul Katılmadı  Çankırı Kınıklıoğlu Suat AK Parti Katılmadı Katılmadı  Çorum Aydoğmuş Ahmet AK Parti Red Katılmadı  Çorum Bağcı Cahit AK Parti Red Kabul  Çorum Günday Derviş CHP Kabul Katılmadı  Çorum Kafkas Agah AK Parti Red Katılmadı  Çorum Yıldırım Murat AK Parti Red Kabul  Denizli Ayhan Emin Haluk MHP Kabul Katılmadı  Denizli Ekici Mithat AK Parti Red Katılmadı  Denizli Erçelebi Hasan DSP Kabul Katılmadı  Denizli Erdoğan Mehmet Salih AK Parti Katılmadı Katılmadı  Denizli Ertemür Ali Rıza CHP Katılmadı Katılmadı  Denizli Kavaf Selma Aliye AK Parti Red Katılmadı  Denizli Yüksel Mehmet AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Arslan M. İhsan AK Parti Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Arzu Kutbettin AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Aslan Osman AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Birdal Akın BDP Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Demirtaş Selahattin BDP Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Eker Mehmet Mehdi AK Parti Red Katılmadı  Diyarbakır Kışanak Gültan BDP Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Kurt Abdurrahman AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Merdanoğlu Ali İhsan AK Parti Red Kabul  Edirne Budak Necdet AK Parti Red Katılmadı  Edirne Çakır Rasim CHP Kabul Katılmadı  Edirne Paçarız Bilgin CHP Kabul Katılmadı  Edime Uslu Cemaleddin MHP Kabul Red  Elazığ Çetinkaya Mehmet Necati AK Parti Red Katılmadı  - 2 7 9 -
Sayfa 132 -
TBMM B : 66 25 . 2 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Bitlis Kiler Vahit AK Parti Katılmadı Katılmadı  Bitlis Taşar Cemal AK Parti Red Kabul  Bolu Coşkunyürek Yüksel AK Parti Red Kabul  Bolu Metin Fatih AK Parti Red Kabul  Bolu Yılmaz Metin AK Parti Red Kabul  Burdur Alp Mehmet AK Parti Red Kabul  Burdur Özçelik Bayram AK Parti Red Kabul  Burdur Özkan Ramazan Kerim CHP Kabul Katılmadı  Bursa Büyükataman İsmet MHP Katılmadı Katılmadı  Bursa Candemir Çelik Canan AK Parti Red Kabul  Bursa Çakmak Hayrettin AK Parti Red Kabul  Bursa Çelik Faruk AK Parti Red Katılmadı  Bursa Demirel Kemal CHP Katılmadı Katılmadı  Bursa Homriş 11. Hamit MHP Kabul Katılmadı  Bursa Karapaşaoğlu Mehmet Altan AK Parti Red Katılmadı  Bursa Kızılcıklı Sedat AK Parti Red Kabul  Bursa Koyuncu Ali AK Parti Red Kabul  Bursa Kul Ali AK Parti Red Kabul  Bursa Ocakden Mehmet AK Parti Red Kabul  Bursa Öymen Onur Başaran CHP Katılmadı Katılmadı  Bursa Özensoy Necati MHP Kabul Red  Bursa Özer Abdullah CHP Kabul Katılmadı  Bursa Tunçak Mehmet AK Parti Red Kabul  Bursa Tutan Mehmet Emin AK Parti Red Kabul  Çanakkale Cengiz Mustafa Kemal MHP Kabul Red  Çanakkale Daniş Mehmet AK Parti Red Kabul  Çanakkale Kuşku Müjdat AK Parti Red Kabul  Çanakkale Küçük Ahmet CHP Kabul Katılmadı  Çankırı Akman Nurettin AK Parti Red Kabul  Çankırı Bukan Ahmet MHP Kabul Katılmadı  Çankırı Kınıklıoğlu Suat AK Parti Katılmadı Katılmadı  Çorum Aydoğmuş Ahmet AK Parti Red Katılmadı  Çorum Bağcı Cahit AK Parti Red Kabul  Çorum Günday Derviş CHP Kabul Katılmadı  Çorum Kafkas Agah AK Parti Red Katılmadı  Çorum Yıldırım Murat AK Parti Red Kabul  Denizli Ayhan Emin Haluk MHP Kabul Katılmadı  Denizli Ekici Mithat AK Parti Red Katılmadı  Denizli Erçelebi Hasan DSP Kabul Katılmadı  Denizli Erdoğan Mehmet Salih AK Parti Katılmadı Katılmadı  Denizli Ertemür Ali Rıza CHP Katılmadı Katılmadı  Denizli Kavaf Selma Aliye AK Parti Red Katılmadı  Denizli Yüksel Mehmet AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Arslan M. İhsan AK Parti Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Arzu Kutbettin AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Aslan Osman AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Birdal Akın BDP Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Demirtaş Selahattin BDP Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Eker Mehmet Mehdi AK Parti Red Katılmadı  Diyarbakır Kışanak Gültan BDP Katılmadı Katılmadı  Diyarbakır Kurt Abdurrahman AK Parti Red Kabul  Diyarbakır Merdanoğlu Ali İhsan AK Parti Red Kabul  Edirne Budak Necdet AK Parti Red Katılmadı  Edirne Çakır Rasim CHP Kabul Katılmadı  Edirne Paçarız Bilgin CHP Kabul Katılmadı  Edime Uslu Cemaleddin MHP Kabul Red  Elazığ Çetinkaya Mehmet Necati AK Parti Red Katılmadı  - 2 7 9 - TBMM B : 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  ili Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Elazığ İşbaşaran Feyzi Bağımsız Kabul Katılmadı  Elazığ Öztürk Tahir AK Parti Red Katılmadı  Elazığ Septioğlu Faruk AK Parti Red Katılmadı  Elazığ Yanılmaz Hamza AK Parti Red Katılmadı  Erzincan Karakelle Sebahattin AK Parti Red Kabul  E r z i n c a n Tınastepe Erol CHP Kabul Katılmadı  Erzincan Yıldırım Binali AK Parti Red Katılmadı  Erzurum Akdağ Recep AK Parti Red Katılmadı  Erzurum Aksak Muhyettin AK Parti Red Kabul  Erzurum Aydın Saadettin AK Parti Red Kabul  Erzurum Dağcı Çığlık Fazilet AK Parti Red Kabul  Erzurum Ertugay Zeki MHP Kabul Katılmadı  Erzurum Gülyurt Muzaffer AK Parti Red Kabul  Erzurum Kavaz İbrahim AK Parti Red Kabul  Eskişehir Asil Beytullah MHP Kabul Red  Eskişehir İçli Hüseyin Tayfun Bağımsız Kabul Katılmadı  Eskişehir Mercan Hasan Murat AK Parti Katılmadı Katılmadı  Eskişehir Oztürk Emin Nedim AK Parti Red Kabul  Eskişehir Sönmez Fehmi Murat CHP Kabul Katılmadı  Eskişehir Unakıtan Kemal AK Parti Katılmadı Katılmadı  Gaziantep Ağyüz Yaşar CHP Kabul Katılmadı  Gaziantep Durdu Mahmut AK Parti Red Kabul  Gaziantep Ekici Akif CHP Kabul Katılmadı  Gaziantep Erdoğan Mehmet AK Parti Red Kabul  Gaziantep Mazıcıoğlu Halil AK Parti Red Kabul  Gaziantep Müftüoğlu Özlem AK Parti Red Kabul  Gaziantep Özdemir Hasan MHP Kabul Red  Gaziantep San Mehmet AK Parti Red Kabul  Gaziantep Şahin Fatma AK Parti Red Katılmadı  Gaziantep Şimşek Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Giresun Canikli Nurettin AK Parti Red Katılmadı  Giresun Karaibrahim Eşref CHP Kabul Katılmadı  Giresun Özkan Murat MHP Kabul Red  Giresun Sönmez H. Hasan AK Parti Red Kabul  Giresun Temür Ali AK Parti Red Kabul  Gümüşhane Aydın Kemalettin AK Parti Red Kabul  Gümüşhane Doğan Yahya AK Parti Red Kabul  Hakkâri Geylani Hamit BDP Katılmadı Katılmadı  Hakkâri Özbek Abdulmuttalip AK Parti Red Katılmadı  Hakkâri Zeydan Rüstem AK Parti Red Kabul  Hatav Cav Fuat CHP Kabul Katılmadı  Hatav Çirkin Süleyman Turan MHP Kabul Katılmadı  Hatay Durgun Gökhan CHP Kabul Katılmadı  Hatay Ergin Sadullah AK Parti Red Katılmadı  Hatay Kahya Abdülhadi AK Parti Red Kabul  Hatay Karasayar Orhan AK Parti Red Kabul  Hatay Öztürk Mustafa AK Parti Katılmadı Katılmadı  Hatay Şanverdi Fevzi AK Parti Red Kabul  Hatay Yazar Abdulaziz CHP Kabul Katılmadı  Hatay Yılmaz İzzettin MHP Kabul Katılmadı  İsparta Bilgiç Süreyva Sadi AK Parti Red Kabul  İsparta Coşkuner Mevlüt CHP Kabul Katılmadı  İsparta Dilek Mehmet Sait AK Parti Red Kabul  İsparta Korkmaz Süleyman Nevzat MHP Kabul Katılmadı  İsparta Kurt Haydar Kemal AK Parti Red Katılmadı  Mersin Akkuş Akif MHP Kabul Red  Mersin Çelik Behiç MHP Kabul Katılmadı  - 2 8 0 -
Sayfa 133 -
TBMM B : 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  ili Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Elazığ İşbaşaran Feyzi Bağımsız Kabul Katılmadı  Elazığ Öztürk Tahir AK Parti Red Katılmadı  Elazığ Septioğlu Faruk AK Parti Red Katılmadı  Elazığ Yanılmaz Hamza AK Parti Red Katılmadı  Erzincan Karakelle Sebahattin AK Parti Red Kabul  E r z i n c a n Tınastepe Erol CHP Kabul Katılmadı  Erzincan Yıldırım Binali AK Parti Red Katılmadı  Erzurum Akdağ Recep AK Parti Red Katılmadı  Erzurum Aksak Muhyettin AK Parti Red Kabul  Erzurum Aydın Saadettin AK Parti Red Kabul  Erzurum Dağcı Çığlık Fazilet AK Parti Red Kabul  Erzurum Ertugay Zeki MHP Kabul Katılmadı  Erzurum Gülyurt Muzaffer AK Parti Red Kabul  Erzurum Kavaz İbrahim AK Parti Red Kabul  Eskişehir Asil Beytullah MHP Kabul Red  Eskişehir İçli Hüseyin Tayfun Bağımsız Kabul Katılmadı  Eskişehir Mercan Hasan Murat AK Parti Katılmadı Katılmadı  Eskişehir Oztürk Emin Nedim AK Parti Red Kabul  Eskişehir Sönmez Fehmi Murat CHP Kabul Katılmadı  Eskişehir Unakıtan Kemal AK Parti Katılmadı Katılmadı  Gaziantep Ağyüz Yaşar CHP Kabul Katılmadı  Gaziantep Durdu Mahmut AK Parti Red Kabul  Gaziantep Ekici Akif CHP Kabul Katılmadı  Gaziantep Erdoğan Mehmet AK Parti Red Kabul  Gaziantep Mazıcıoğlu Halil AK Parti Red Kabul  Gaziantep Müftüoğlu Özlem AK Parti Red Kabul  Gaziantep Özdemir Hasan MHP Kabul Red  Gaziantep San Mehmet AK Parti Red Kabul  Gaziantep Şahin Fatma AK Parti Red Katılmadı  Gaziantep Şimşek Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Giresun Canikli Nurettin AK Parti Red Katılmadı  Giresun Karaibrahim Eşref CHP Kabul Katılmadı  Giresun Özkan Murat MHP Kabul Red  Giresun Sönmez H. Hasan AK Parti Red Kabul  Giresun Temür Ali AK Parti Red Kabul  Gümüşhane Aydın Kemalettin AK Parti Red Kabul  Gümüşhane Doğan Yahya AK Parti Red Kabul  Hakkâri Geylani Hamit BDP Katılmadı Katılmadı  Hakkâri Özbek Abdulmuttalip AK Parti Red Katılmadı  Hakkâri Zeydan Rüstem AK Parti Red Kabul  Hatav Cav Fuat CHP Kabul Katılmadı  Hatav Çirkin Süleyman Turan MHP Kabul Katılmadı  Hatay Durgun Gökhan CHP Kabul Katılmadı  Hatay Ergin Sadullah AK Parti Red Katılmadı  Hatay Kahya Abdülhadi AK Parti Red Kabul  Hatay Karasayar Orhan AK Parti Red Kabul  Hatay Öztürk Mustafa AK Parti Katılmadı Katılmadı  Hatay Şanverdi Fevzi AK Parti Red Kabul  Hatay Yazar Abdulaziz CHP Kabul Katılmadı  Hatay Yılmaz İzzettin MHP Kabul Katılmadı  İsparta Bilgiç Süreyva Sadi AK Parti Red Kabul  İsparta Coşkuner Mevlüt CHP Kabul Katılmadı  İsparta Dilek Mehmet Sait AK Parti Red Kabul  İsparta Korkmaz Süleyman Nevzat MHP Kabul Katılmadı  İsparta Kurt Haydar Kemal AK Parti Red Katılmadı  Mersin Akkuş Akif MHP Kabul Red  Mersin Çelik Behiç MHP Kabul Katılmadı  - 2 8 0 - TBMM B : 66 25.2.2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Mersin Er Ali AK Parti Katılmadı Katılmadı  Mersin Gök İsa CHP Kabul Katılmadı  Mersin inan Ömer AK Parti Red Kabul  Mersin Oksal Ali CHP Kabul Katılmadı  Mersin Öztürk Ali Rıza CHP Kabul Red  Mersin Seçer Vahap CHP Kabul Katılmadı  Mersin Şandır Mehmet MHP Kabul Red  Mersin Tüzmen Kürşad AK Parti Red Katılmadı  Mersin Ural Kadir MHP Kabul Red  Mersin Uskül Mehmet Zafer AK Parti Red Kabul  İstanbul Ağırbaş Ayşe Jale DSP Kabul Katılmadı  İstanbul Aksu Abdülkadir AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Akşener Meral MHP Kabul Katılmadı  İstanbul Akşit Güldal AK Parti Red Kabul  İstanbul Arat Necla CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Ataş Mustafa AK Parti Red Kabul  İstanbul Ayva Lokman AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Bağış Egemen AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Bahçekapılı Ayşe Nur AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Başesgioğlu Murat AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Bayraktar Nusret AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Beşli Hüseyin AK Parti Red Kabul  İstanbul Birinci Necat AK Parti Red Kabul  İstanbul Bol Fuat AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Büyükkaya Alaattin AK Parti Katılmadı Katılmadı  İstanbul Çamuroğlu Reha AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Çubukçu Nimet AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Dedegil Alev AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Denizolgun Mehmet Beyazıt AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Dinçer Ömer AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Domaç Mehmet AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Ekren Nazım AK Parti Red Kabul  İstanbul Elekdağ Mustafa Şükrü CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Erdoğan Recep Tayyip AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Güllüce İdris AK Parti Red Kabul  İstanbul Günay Ertuğrul AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Gündüz İrfan AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Hacaloğlu Algan CHP Kabul Katılmadı  İstanbul İncekara Halide AK Parti Red Kabul  İstanbul Kaçır Ünal AK Parti Red Kabul  İstanbul Kalsın Canan AK Parti Red Kabul  İstanbul Kaya Atila MHP Kabul Katılmadı  İstanbul Keleş Birgen CHP Kabul (Mükerrer) Katılmadı  İstanbul Kesici İlhan CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Kılıçdaroğlu Kemal CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Kıyıklık Feyzullah AK Parti Red Kabul  İstanbul Koral Recep AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Korkmaz Esfender CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Kuzu Burhan AK Parti Red Kabul  İstanbul Macit Hasan DSP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Melen Mithat MHP Kabul Katılmadı  istanbul Memecan Mesude Nursuna AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Meral Bayram Ali CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Mert Hüseyin DSP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Müezzinoğlu Mehmet AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Öktem Şinasi CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Özpolat Mehmet Ali CHP Kabul Katılmadı  - 2 8 1 -
Sayfa 134 -
TBMM B : 66 25.2.2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Mersin Er Ali AK Parti Katılmadı Katılmadı  Mersin Gök İsa CHP Kabul Katılmadı  Mersin inan Ömer AK Parti Red Kabul  Mersin Oksal Ali CHP Kabul Katılmadı  Mersin Öztürk Ali Rıza CHP Kabul Red  Mersin Seçer Vahap CHP Kabul Katılmadı  Mersin Şandır Mehmet MHP Kabul Red  Mersin Tüzmen Kürşad AK Parti Red Katılmadı  Mersin Ural Kadir MHP Kabul Red  Mersin Uskül Mehmet Zafer AK Parti Red Kabul  İstanbul Ağırbaş Ayşe Jale DSP Kabul Katılmadı  İstanbul Aksu Abdülkadir AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Akşener Meral MHP Kabul Katılmadı  İstanbul Akşit Güldal AK Parti Red Kabul  İstanbul Arat Necla CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Ataş Mustafa AK Parti Red Kabul  İstanbul Ayva Lokman AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Bağış Egemen AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Bahçekapılı Ayşe Nur AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Başesgioğlu Murat AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Bayraktar Nusret AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Beşli Hüseyin AK Parti Red Kabul  İstanbul Birinci Necat AK Parti Red Kabul  İstanbul Bol Fuat AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Büyükkaya Alaattin AK Parti Katılmadı Katılmadı  İstanbul Çamuroğlu Reha AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Çubukçu Nimet AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Dedegil Alev AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Denizolgun Mehmet Beyazıt AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Dinçer Ömer AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Domaç Mehmet AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Ekren Nazım AK Parti Red Kabul  İstanbul Elekdağ Mustafa Şükrü CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Erdoğan Recep Tayyip AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Güllüce İdris AK Parti Red Kabul  İstanbul Günay Ertuğrul AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Gündüz İrfan AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Hacaloğlu Algan CHP Kabul Katılmadı  İstanbul İncekara Halide AK Parti Red Kabul  İstanbul Kaçır Ünal AK Parti Red Kabul  İstanbul Kalsın Canan AK Parti Red Kabul  İstanbul Kaya Atila MHP Kabul Katılmadı  İstanbul Keleş Birgen CHP Kabul (Mükerrer) Katılmadı  İstanbul Kesici İlhan CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Kılıçdaroğlu Kemal CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Kıyıklık Feyzullah AK Parti Red Kabul  İstanbul Koral Recep AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Korkmaz Esfender CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Kuzu Burhan AK Parti Red Kabul  İstanbul Macit Hasan DSP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Melen Mithat MHP Kabul Katılmadı  istanbul Memecan Mesude Nursuna AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Meral Bayram Ali CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Mert Hüseyin DSP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Müezzinoğlu Mehmet AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Öktem Şinasi CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Özpolat Mehmet Ali CHP Kabul Katılmadı  - 2 8 1 - T B M M B : 66 25 . 2 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  İstanbul Özyürek Mustafa CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Piltanoğlu Türköne Özlem AK Parti Katılmadı Katılmadı  İstanbul Sekmen Mehmet AK Parti Red Kabul  İstanbul Serter Fatma Nur CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Sevigen Mehmet CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Soysal Çetin CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Sözen Edibe AK Parti Red Kabul  İstanbul Şafak Ümit MHP Kabul Katılmadı  İstanbul Şahin İdris Naim AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Tamaylıgil Bihlun CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Tan Ahmet Bağımsız Katılmadı Katılmadı  İstanbul Topuz Ali CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Torlak Durmuşali MHP Kabul Red  İstanbul Tuncel Sebahat BDP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Uras Mehmet Ufuk BDP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Yağız Süleyman DSP Kabul Katılmadı  İstanbul Yardımcı H^san Kemal AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Yazıcı Hayati AK Parti Red Kabul  İstanbul Yıldız Sacid CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Yiğit İbrahim AK Parti Red Kabul  İzmir Aksoy Taha AK Parti Red Kabul  İzmir Anadol Kıvılcım Kemal CHP Kabul Katılmadı  İzmir Arıtman Canan CHP Kabul Katılmadı  İzmir Aydın Mehmet AK Parti Red Katılmadı  İzmir Ayhan Selçuk CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Bal Şenol MHP Kabul Katılmadı  İzmir Baratalı Bülent CHP Kabul Katılmadı  İzmir Birgün Recai Bağımsız Red Katılmadı  İzmir Ersin Ahmet CHP Kabul Katılmadı  İzmir Erten Abdurrezzak CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Gönül Mehmet Vecdi AK Parti Katılmadı Katılmadı  İzmir Hasgür İbrahim AK Parti Red Kabul  İzmir Hotar Fatma Seniha Nükhet AK Parti Red Katılmadı  İzmir Kalkan Erdal AK Parti Red Kabul  İzmir Katmerci İsmail AK Parti Red Kabul  İzmir Mumcu Şükran Güldal CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Oyan Oğuz CHP Kabul Katılmadı  İzmir Öztürk Harun Bağımsız Kabul Red  İzmir Sipahi Kamil Erdal MHP Kabul Katılmadı  İzmir Susam Mehmet Ali CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Tanrıkulu Ahmet Kenan MHP Kabul Katılmadı  İzmir Tekelioğlu Mehmet Sayım AK Parti Red Kabul  İzmir Vural Oktay MHP Kabul Katılmadı  İzmir Yemişçi Tuğrul AK Parti Red Kabul  Kars Dağdaş Gürcan MHP Kabul Katılmadı  Kars Güven Mahmut Esat AK Parti Red Kabul  Kars Karabayır Zeki AK Parti Red Kabul  Kastamonu Altan Hasan AK Parti Red Kabul  Kastamonu Köylü Hakkı AK Parti Katılmadı Kabul  Kastamonu Serdaroğlu Mehmet MHP Kabul Katılmadı  Kastamonu Sıvacıoğlu Musa AK Parti Red Kabul  Kayseri Çakmakoğlu Sabahattin MHP Katılmadı Katılmadı  Kayseri Elitaş Mustafa AK Parti Red Kabul  Kayseri Karayel Yaşar AK Parti Red Kabul  Kayseri Kulkuloğlu Mehmet Şevki CHP Katılmadı Katılmadı  Kayseri Öksüzkaya Ahmet AK Parti Red Kabul  Kayseri Yakut Sadık AK Parti Katılmadı Katılmadı  - 2 8 2 -
Sayfa 135 -
T B M M B : 66 25 . 2 . 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  İstanbul Özyürek Mustafa CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Piltanoğlu Türköne Özlem AK Parti Katılmadı Katılmadı  İstanbul Sekmen Mehmet AK Parti Red Kabul  İstanbul Serter Fatma Nur CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Sevigen Mehmet CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Soysal Çetin CHP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Sözen Edibe AK Parti Red Kabul  İstanbul Şafak Ümit MHP Kabul Katılmadı  İstanbul Şahin İdris Naim AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Tamaylıgil Bihlun CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Tan Ahmet Bağımsız Katılmadı Katılmadı  İstanbul Topuz Ali CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Torlak Durmuşali MHP Kabul Red  İstanbul Tuncel Sebahat BDP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Uras Mehmet Ufuk BDP Katılmadı Katılmadı  İstanbul Yağız Süleyman DSP Kabul Katılmadı  İstanbul Yardımcı H^san Kemal AK Parti Red Katılmadı  İstanbul Yazıcı Hayati AK Parti Red Kabul  İstanbul Yıldız Sacid CHP Kabul Katılmadı  İstanbul Yiğit İbrahim AK Parti Red Kabul  İzmir Aksoy Taha AK Parti Red Kabul  İzmir Anadol Kıvılcım Kemal CHP Kabul Katılmadı  İzmir Arıtman Canan CHP Kabul Katılmadı  İzmir Aydın Mehmet AK Parti Red Katılmadı  İzmir Ayhan Selçuk CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Bal Şenol MHP Kabul Katılmadı  İzmir Baratalı Bülent CHP Kabul Katılmadı  İzmir Birgün Recai Bağımsız Red Katılmadı  İzmir Ersin Ahmet CHP Kabul Katılmadı  İzmir Erten Abdurrezzak CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Gönül Mehmet Vecdi AK Parti Katılmadı Katılmadı  İzmir Hasgür İbrahim AK Parti Red Kabul  İzmir Hotar Fatma Seniha Nükhet AK Parti Red Katılmadı  İzmir Kalkan Erdal AK Parti Red Kabul  İzmir Katmerci İsmail AK Parti Red Kabul  İzmir Mumcu Şükran Güldal CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Oyan Oğuz CHP Kabul Katılmadı  İzmir Öztürk Harun Bağımsız Kabul Red  İzmir Sipahi Kamil Erdal MHP Kabul Katılmadı  İzmir Susam Mehmet Ali CHP Katılmadı Katılmadı  İzmir Tanrıkulu Ahmet Kenan MHP Kabul Katılmadı  İzmir Tekelioğlu Mehmet Sayım AK Parti Red Kabul  İzmir Vural Oktay MHP Kabul Katılmadı  İzmir Yemişçi Tuğrul AK Parti Red Kabul  Kars Dağdaş Gürcan MHP Kabul Katılmadı  Kars Güven Mahmut Esat AK Parti Red Kabul  Kars Karabayır Zeki AK Parti Red Kabul  Kastamonu Altan Hasan AK Parti Red Kabul  Kastamonu Köylü Hakkı AK Parti Katılmadı Kabul  Kastamonu Serdaroğlu Mehmet MHP Kabul Katılmadı  Kastamonu Sıvacıoğlu Musa AK Parti Red Kabul  Kayseri Çakmakoğlu Sabahattin MHP Katılmadı Katılmadı  Kayseri Elitaş Mustafa AK Parti Red Kabul  Kayseri Karayel Yaşar AK Parti Red Kabul  Kayseri Kulkuloğlu Mehmet Şevki CHP Katılmadı Katılmadı  Kayseri Öksüzkaya Ahmet AK Parti Red Kabul  Kayseri Yakut Sadık AK Parti Katılmadı Katılmadı  - 2 8 2 - TBMM B : 66 25 . 2 . 2010  ili Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Kayseri Yıldız Taner AK Parti Red Katılmadı  Kırklareli Barış Tansel CHP Kabul Katılmadı  Kırklareli Dibek Turgut CHP Kabul Red  Kırklareli Sarıçam Ahmet Gökhan AK Parti Red Kabul  Kırşehir Arslan Mi kail AK Parti Red Kabul  Kırşehir Çalışkan Abdullah AK Parti Red Kabul  Kırşehir Çobanoğlu Metin MHP Katılmadı Katılmadı  Kocaeli Ayar Eyüp AK Parti Red Kabul  Kocaeli Baştopçu Muzaffer AK Parti Red Kabul  Kocaeli Durmuş Cumali MHP Katılmadı Katılmadı  Kocaeli Erenkaya Hikmet CHP Kabul Katılmadı  Kocaeli Ergün Nihat AK Parti Red Katılmadı  Kocaeli Gönül Azize Sibel AK Parti Red Kabul  Kocaeli Işık Fikri AK Parti Red Kabul  Kocaeli Pepe Osman AK Parti Red Katılmadı  Kocaeli Selvi Mehmet Cevdet CHP Kabul Katılmadı  Konya Angı Hasan AK Parti Red Katılmadı  Konya Bal Faruk MHP Kabul Katılmadı  Konya Büyükakkaşlar Ahmet AK Parti Red Kabul  Konya Candan Muharrem AK Parti Red Kabul  Konya Çetinkaya Abdullah AK Parti Red Kabul  Konya Erdem Orhan AK Parti Red Kabul  Konya Güçlü Sami AK Parti Red Kabul  Konya Kabakçı Mustafa AK Parti Red Kabul  Konya Kalaycı Mustafa MHP Kabul Red  Konya Kart Atilla CHP Kabul Katılmadı  Konya Öksüz Özkan AK Parti Red Kabul  Konya Özkul Kerim AK Parti Red Kabul  Konya Öztürk Ali AK Parti Red Kabul  Konya Tuna Hüsnü AK Parti Red Kabul  Konya Tüfekçi Harun AK Parti Red Kabul  Konya Türkmenoğlu Ayşe AK Parti Red Kabul  Kütahya Aksoy Soner AK Parti Red Kabul  Kütahya Biçer İsmail Hakkı AK Parti Red Kabul  Kütahya Işık Alim MHP Kabul Red  Kütahya Kinay Hasan Fehmi AK Parti Red Kabul  Kütahya Ordu Hüsnü AK Parti Red Kabul  Kütahya Tuğcu Hüseyin AK Parti Red Kabul  Malatya Aslanoğlu Ferit Mevlüt CHP Kabul Katılmadı  Malatya Çalık Öznur AK Parti Red Kabul  Malatya Fındıklı Mahmut Mücahit AK Parti Red Kabul  Malatya Koca İhsan AK Parti Red Kabul  Malatya Ölmeztoprak Fuat AK Parti Red Katılmadı  Malatya Öz Ömer Faruk AK Parti Red Kabul  Malatya Şahin Mehmet AK Parti Red Kabul  Manisa Akçay Erkan MHP Kabul Katılmadı  Manisa Arınç Bülent AK Parti Red Katılmadı  Manisa Berber Recai AK Parti Red Katılmadı  Manisa Bilen İsmail AK Parti Red Kabul  Manisa Çerçi Mehmet AK Parti Red Kabul  Manisa Enöz Mustafa MHP Kabul Katılmadı  Manisa Mengü Şahin CHP Kabul Red  Manisa Orhan Ahmet MHP Kabul Katılmadı  Manisa Tannverdi Hüseyin AK Parti Red Katılmadı  Manisa Yetenç Mustafa Erdoğan Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Kahramanmaraş Arıkan Fatih AK Parti Red Kabul  Kahramanmaraş Doğan Avni AK Parti Katılmadı Katılmadı  - 2 8 3 -
Sayfa 136 -
TBMM B : 66 25 . 2 . 2010  ili Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Kayseri Yıldız Taner AK Parti Red Katılmadı  Kırklareli Barış Tansel CHP Kabul Katılmadı  Kırklareli Dibek Turgut CHP Kabul Red  Kırklareli Sarıçam Ahmet Gökhan AK Parti Red Kabul  Kırşehir Arslan Mi kail AK Parti Red Kabul  Kırşehir Çalışkan Abdullah AK Parti Red Kabul  Kırşehir Çobanoğlu Metin MHP Katılmadı Katılmadı  Kocaeli Ayar Eyüp AK Parti Red Kabul  Kocaeli Baştopçu Muzaffer AK Parti Red Kabul  Kocaeli Durmuş Cumali MHP Katılmadı Katılmadı  Kocaeli Erenkaya Hikmet CHP Kabul Katılmadı  Kocaeli Ergün Nihat AK Parti Red Katılmadı  Kocaeli Gönül Azize Sibel AK Parti Red Kabul  Kocaeli Işık Fikri AK Parti Red Kabul  Kocaeli Pepe Osman AK Parti Red Katılmadı  Kocaeli Selvi Mehmet Cevdet CHP Kabul Katılmadı  Konya Angı Hasan AK Parti Red Katılmadı  Konya Bal Faruk MHP Kabul Katılmadı  Konya Büyükakkaşlar Ahmet AK Parti Red Kabul  Konya Candan Muharrem AK Parti Red Kabul  Konya Çetinkaya Abdullah AK Parti Red Kabul  Konya Erdem Orhan AK Parti Red Kabul  Konya Güçlü Sami AK Parti Red Kabul  Konya Kabakçı Mustafa AK Parti Red Kabul  Konya Kalaycı Mustafa MHP Kabul Red  Konya Kart Atilla CHP Kabul Katılmadı  Konya Öksüz Özkan AK Parti Red Kabul  Konya Özkul Kerim AK Parti Red Kabul  Konya Öztürk Ali AK Parti Red Kabul  Konya Tuna Hüsnü AK Parti Red Kabul  Konya Tüfekçi Harun AK Parti Red Kabul  Konya Türkmenoğlu Ayşe AK Parti Red Kabul  Kütahya Aksoy Soner AK Parti Red Kabul  Kütahya Biçer İsmail Hakkı AK Parti Red Kabul  Kütahya Işık Alim MHP Kabul Red  Kütahya Kinay Hasan Fehmi AK Parti Red Kabul  Kütahya Ordu Hüsnü AK Parti Red Kabul  Kütahya Tuğcu Hüseyin AK Parti Red Kabul  Malatya Aslanoğlu Ferit Mevlüt CHP Kabul Katılmadı  Malatya Çalık Öznur AK Parti Red Kabul  Malatya Fındıklı Mahmut Mücahit AK Parti Red Kabul  Malatya Koca İhsan AK Parti Red Kabul  Malatya Ölmeztoprak Fuat AK Parti Red Katılmadı  Malatya Öz Ömer Faruk AK Parti Red Kabul  Malatya Şahin Mehmet AK Parti Red Kabul  Manisa Akçay Erkan MHP Kabul Katılmadı  Manisa Arınç Bülent AK Parti Red Katılmadı  Manisa Berber Recai AK Parti Red Katılmadı  Manisa Bilen İsmail AK Parti Red Kabul  Manisa Çerçi Mehmet AK Parti Red Kabul  Manisa Enöz Mustafa MHP Kabul Katılmadı  Manisa Mengü Şahin CHP Kabul Red  Manisa Orhan Ahmet MHP Kabul Katılmadı  Manisa Tannverdi Hüseyin AK Parti Red Katılmadı  Manisa Yetenç Mustafa Erdoğan Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Kahramanmaraş Arıkan Fatih AK Parti Red Kabul  Kahramanmaraş Doğan Avni AK Parti Katılmadı Katılmadı  - 2 8 3 - T B M M B : 66 25.2. 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Kahramanmaraş Kaynak Veysi AK Parti Red Kabul  Kahramanmaraş Özbolat Durdu CHP Kabul Katılmadı  Kahramanmaraş Pakdil Nevzat AK Parti Red Kabul  Kahramanmaraş Paksoy Mehmet Akif MHP Kabul Katılmadı  Kahramanmaraş Sağlam Mehmet AK Parti Katılmadı Katılmadı  Kahramanmaraş Tatlıbal Cafer AK Parti Red Kabul  Mardin Ayna Emine BDP Katılmadı Katılmadı  Mardin Şahkulubey Gönül Bekin AK Parti Red (Mükerrer) Katılmadı  Mardin Çelebi Süleyman AK Parti Red Katılmadı  Mardin Demir Mehmet Halit AK Parti Red Kabul (Mükerrer)  Mardin Yüksel Cüneyt AK Parti Red Kabul  Muğla Arslan Ali CHP Kabul Katılmadı  Muğla Ergin Gürol CHP Kabul Katılmadı  Muğla Ergun Metin MHP Kabul Katılmadı  Muğla Hıdır Mehmet Nil AK Parti Red Kabul  Muğla Özden Yüksel AK Parti Red Kabul  Muğla Topuz Fevzi CHP Kabul Katılmadı  Muş Karayağız Seracettin AK Parti Red Kabul  Muş Sakık Sırrı BDP Katılmadı Katılmadı  Muş Yaman M. Nuri BDP Katılmadı Katılmadı  Muş Yılmaz Medeni AK Parti Red Kabul  Nevşehir Dede Mahmut AK Parti Red Kabul  Nevşehir Feralan Ahmet Erdal AK Parti Red Kabul  Nevşehir Köybaşı Rıtvan AK Parti Red Kabul  Niğde Göksel İsmail AK Parti Red Katılmadı  Niğde İnan Mümin MHP Katılmadı Katılmadı  Niğde Selamoğlu Muharrem AK Parti Red Kabul  Ordu Fatsa Eyüp AK Parti Red Kabul  Ordu Güler Mehmet Hilmi AK Parti Katılmadı Katılmadı  Ordu Güner Rahmi CHP Kabul Katılmadı  Ordu Hamarat Mustafa AK Parti Red Kabul  Ordu Yalçın Rıdvan MHP Kabul Katılmadı  Ordu Yılmaz Ayhan AK Parti Red Katılmadı  Ordu Yılmaz Enver AK Parti Red Katılmadı  Rize Bayramoğlu Bayram Ali AK Parti Katılmadı Kabul  Rize Çırakoğlu Lütfı AK Parti Red Katılmadı  Rize Yılmaz Ahmet Mesut DP Kabul Katılmadı  Sakarya Cebeci Erol Aslan AK Parti Red Kabul  Sakarya Çelik Hasan Ali AK Parti Red Kabul  Sakarya Dişli Şaban AK Parti Red Katılmadı  Sakarya Kutluata Münir MHP Kabul Katılmadı  Sakarya Üstün Ayhan Sefer AK Parti Red Kabul  Sakarya Yıldırım Recep AK Parti Red Kabul  Samsun Binici Suat CHP Kabul Katılmadı  Samsun Çakır Osman MHP Katılmadı Katılmadı  Samsun Demir Cemal Yılmaz AK Parti Red Kabul  Samsun Demir Mustafa AK Parti Red Katılmadı  Samsun Kılıç Suat AK Parti Red Katılmadı  Samsun Koç Ahmet Haluk CHP Kabul Katılmadı  Samsun Öztürk Fatih AK Parti Red Kabul  Samsun Şahinoğlu Bimur AK Parti Red Kabul  Samsun Yeni Ahmet AK Parti Red Kabul  Siirt Demirkıran Afif AK Parti Red Kabul  Siirt Helvacıoğlu Mehmet Yılmaz AK Parti Red Kabul  Siirt Özçelik Osman BDP Katılmadı Katılmadı  Sinop Altay Engin CHP Kabul Katılmadı  Sinop Dodurgalı Abdurrahman AK Parti Red Kabul  - 2 8 4 -
Sayfa 137 -
T B M M B : 66 25.2. 2010  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Kahramanmaraş Kaynak Veysi AK Parti Red Kabul  Kahramanmaraş Özbolat Durdu CHP Kabul Katılmadı  Kahramanmaraş Pakdil Nevzat AK Parti Red Kabul  Kahramanmaraş Paksoy Mehmet Akif MHP Kabul Katılmadı  Kahramanmaraş Sağlam Mehmet AK Parti Katılmadı Katılmadı  Kahramanmaraş Tatlıbal Cafer AK Parti Red Kabul  Mardin Ayna Emine BDP Katılmadı Katılmadı  Mardin Şahkulubey Gönül Bekin AK Parti Red (Mükerrer) Katılmadı  Mardin Çelebi Süleyman AK Parti Red Katılmadı  Mardin Demir Mehmet Halit AK Parti Red Kabul (Mükerrer)  Mardin Yüksel Cüneyt AK Parti Red Kabul  Muğla Arslan Ali CHP Kabul Katılmadı  Muğla Ergin Gürol CHP Kabul Katılmadı  Muğla Ergun Metin MHP Kabul Katılmadı  Muğla Hıdır Mehmet Nil AK Parti Red Kabul  Muğla Özden Yüksel AK Parti Red Kabul  Muğla Topuz Fevzi CHP Kabul Katılmadı  Muş Karayağız Seracettin AK Parti Red Kabul  Muş Sakık Sırrı BDP Katılmadı Katılmadı  Muş Yaman M. Nuri BDP Katılmadı Katılmadı  Muş Yılmaz Medeni AK Parti Red Kabul  Nevşehir Dede Mahmut AK Parti Red Kabul  Nevşehir Feralan Ahmet Erdal AK Parti Red Kabul  Nevşehir Köybaşı Rıtvan AK Parti Red Kabul  Niğde Göksel İsmail AK Parti Red Katılmadı  Niğde İnan Mümin MHP Katılmadı Katılmadı  Niğde Selamoğlu Muharrem AK Parti Red Kabul  Ordu Fatsa Eyüp AK Parti Red Kabul  Ordu Güler Mehmet Hilmi AK Parti Katılmadı Katılmadı  Ordu Güner Rahmi CHP Kabul Katılmadı  Ordu Hamarat Mustafa AK Parti Red Kabul  Ordu Yalçın Rıdvan MHP Kabul Katılmadı  Ordu Yılmaz Ayhan AK Parti Red Katılmadı  Ordu Yılmaz Enver AK Parti Red Katılmadı  Rize Bayramoğlu Bayram Ali AK Parti Katılmadı Kabul  Rize Çırakoğlu Lütfı AK Parti Red Katılmadı  Rize Yılmaz Ahmet Mesut DP Kabul Katılmadı  Sakarya Cebeci Erol Aslan AK Parti Red Kabul  Sakarya Çelik Hasan Ali AK Parti Red Kabul  Sakarya Dişli Şaban AK Parti Red Katılmadı  Sakarya Kutluata Münir MHP Kabul Katılmadı  Sakarya Üstün Ayhan Sefer AK Parti Red Kabul  Sakarya Yıldırım Recep AK Parti Red Kabul  Samsun Binici Suat CHP Kabul Katılmadı  Samsun Çakır Osman MHP Katılmadı Katılmadı  Samsun Demir Cemal Yılmaz AK Parti Red Kabul  Samsun Demir Mustafa AK Parti Red Katılmadı  Samsun Kılıç Suat AK Parti Red Katılmadı  Samsun Koç Ahmet Haluk CHP Kabul Katılmadı  Samsun Öztürk Fatih AK Parti Red Kabul  Samsun Şahinoğlu Bimur AK Parti Red Kabul  Samsun Yeni Ahmet AK Parti Red Kabul  Siirt Demirkıran Afif AK Parti Red Kabul  Siirt Helvacıoğlu Mehmet Yılmaz AK Parti Red Kabul  Siirt Özçelik Osman BDP Katılmadı Katılmadı  Sinop Altay Engin CHP Kabul Katılmadı  Sinop Dodurgalı Abdurrahman AK Parti Red Kabul  - 2 8 4 - TBMM B : 66 25 . 2 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Sinop Tıngıroğlu Kadir AK Parti Red Kabul  Sivas Açıkalın Mehmet Mustafa AK Parti Red Katılmadı  Sivas Kılıç Osman AK Parti Red Kabul  Sivas Özdemir Malik Ecder CHP Kabul Katılmadı  Sivas Uzun Selami AK Parti Katılmadı Katılmadı  Sivas Yerlikaya Hamza AK Parti Red Kabul  Tekirdağ Akbulut Tevfık Ziyaeddin AK Parti Red Kabul  Tekirdağ Nalcı Kemalettin MHP Katılmadı Katılmadı  Tekirdağ Öztrak Faik CHP Kabul Katılmadı  Tekirdağ Taylan Necip AK Parti Red Kabul  Tekirdağ Tütüncü Enis CHP Kabul Katılmadı  Tokat Aslan Zevid AK Parti Red Kabul  Tokat Ayalan Şükrü AK Parti Red Katılmadı  Tokat Demir Osman AK Parti Red Kabul  Tokat Diren Orhan Ziya CHP Kabul Katılmadı  Tokat Doğru Reşat MHP Katılmadı Katılmadı  Tokat Gülsün Hüseyin AK Parti Red Kabul  Tokat Yüksel Dilek AK Parti Red Kabul  Trabzon Aykan Asım AK Parti Red Kabul  Trabzon Cumur Mustafa AK Parti Red Kabul  Trabzon Erdöl Cevdet AK Parti Red Kabul  Trabzon Göktaş Kemalettin AK Parti Red Katılmadı  Trabzon Hamzaçebi Mehmet Akif CHP Kabul (Mükerrer) Katılmadı  Trabzon Özak Faruk Nafiz AK Parti Red Katılmadı  Trabzon Seymenoğlu Safiye AK Parti Red Kabul  Trabzon Yunusoğlu Süleyman Latif MHP Kabul Katılmadı  Tunceli Genç Kamer Bağımsız Katılmadı Red  Tunceli Halis Şerafettin BDP Katılmadı Katılmadı  Şanlıurfa Akman Yahya AK Parti Red Kabul  Şanlıurfa Başak Ramazan AK Parti Katılmadı Kabul  Şanlıurfa Binici İbrahim BDP Katılmadı Katılmadı  Şanlıurfa Cevheri Sabahattin AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa Eyyüpoğlu Seyit Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Şanlıurfa Gülpınar Eyyüp Cenap AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa İzol Zülfükar AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa Kus Mustafa AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa Önen Abdulkadir Emin AK Parti Red Kabul  Şanlıurfa Aktemur Özyavuz Cağla AK Parti Red Kabul  Şanlıurfa Yetkin Abdurrahman Müfit AK Parti Red Kabul  Uşak Coşkunoğlu Osman CHP Kabul Katılmadı  Uşak Çetin Mustafa AK Parti Red Kabul  Uşak Uslu Nuri AK Parti Red Kabul  Van Altun Kerem AK Parti Katılmadı Kabul  Van Çelik Hüseyin AK Parti Katılmadı Katılmadı  Van Dinçer İkram AK Parti Red Kabul  Van Kurtulan Fatma BDP Katılmadı Katılmadı  Van Orhan Gülsen AK Parti Red Kabul  Van Türkmenoğlu Kayhan AK Parti Red Kabul  Van Üçer Özdal BDP Katılmadı Katılmadı  Yozgat Akgül Abdulkadir AK Parti Red Katılmadı  Yozgat Bozdağ Bekir AK Parti Red Kabul  Yozgat Coşkun Osman AK Parti Red Kabul  Yozgat Çiçek Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Yozgat Ekici Mehmet MHP Kabul Katılmadı  Yozgat Öztürk Mehmet Yaşar TP Katılmadı Katılmadı  Zonguldak Erdoğan Fazlı AK Parti Red Kabul  Zonguldak Kocal Ali CHP Kabul Katılmadı  - 2 8 5 -
Sayfa 138 -
TBMM B : 66 25 . 2 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Sinop Tıngıroğlu Kadir AK Parti Red Kabul  Sivas Açıkalın Mehmet Mustafa AK Parti Red Katılmadı  Sivas Kılıç Osman AK Parti Red Kabul  Sivas Özdemir Malik Ecder CHP Kabul Katılmadı  Sivas Uzun Selami AK Parti Katılmadı Katılmadı  Sivas Yerlikaya Hamza AK Parti Red Kabul  Tekirdağ Akbulut Tevfık Ziyaeddin AK Parti Red Kabul  Tekirdağ Nalcı Kemalettin MHP Katılmadı Katılmadı  Tekirdağ Öztrak Faik CHP Kabul Katılmadı  Tekirdağ Taylan Necip AK Parti Red Kabul  Tekirdağ Tütüncü Enis CHP Kabul Katılmadı  Tokat Aslan Zevid AK Parti Red Kabul  Tokat Ayalan Şükrü AK Parti Red Katılmadı  Tokat Demir Osman AK Parti Red Kabul  Tokat Diren Orhan Ziya CHP Kabul Katılmadı  Tokat Doğru Reşat MHP Katılmadı Katılmadı  Tokat Gülsün Hüseyin AK Parti Red Kabul  Tokat Yüksel Dilek AK Parti Red Kabul  Trabzon Aykan Asım AK Parti Red Kabul  Trabzon Cumur Mustafa AK Parti Red Kabul  Trabzon Erdöl Cevdet AK Parti Red Kabul  Trabzon Göktaş Kemalettin AK Parti Red Katılmadı  Trabzon Hamzaçebi Mehmet Akif CHP Kabul (Mükerrer) Katılmadı  Trabzon Özak Faruk Nafiz AK Parti Red Katılmadı  Trabzon Seymenoğlu Safiye AK Parti Red Kabul  Trabzon Yunusoğlu Süleyman Latif MHP Kabul Katılmadı  Tunceli Genç Kamer Bağımsız Katılmadı Red  Tunceli Halis Şerafettin BDP Katılmadı Katılmadı  Şanlıurfa Akman Yahya AK Parti Red Kabul  Şanlıurfa Başak Ramazan AK Parti Katılmadı Kabul  Şanlıurfa Binici İbrahim BDP Katılmadı Katılmadı  Şanlıurfa Cevheri Sabahattin AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa Eyyüpoğlu Seyit Bağımsız Katılmadı Katılmadı  Şanlıurfa Gülpınar Eyyüp Cenap AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa İzol Zülfükar AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa Kus Mustafa AK Parti Red Katılmadı  Şanlıurfa Önen Abdulkadir Emin AK Parti Red Kabul  Şanlıurfa Aktemur Özyavuz Cağla AK Parti Red Kabul  Şanlıurfa Yetkin Abdurrahman Müfit AK Parti Red Kabul  Uşak Coşkunoğlu Osman CHP Kabul Katılmadı  Uşak Çetin Mustafa AK Parti Red Kabul  Uşak Uslu Nuri AK Parti Red Kabul  Van Altun Kerem AK Parti Katılmadı Kabul  Van Çelik Hüseyin AK Parti Katılmadı Katılmadı  Van Dinçer İkram AK Parti Red Kabul  Van Kurtulan Fatma BDP Katılmadı Katılmadı  Van Orhan Gülsen AK Parti Red Kabul  Van Türkmenoğlu Kayhan AK Parti Red Kabul  Van Üçer Özdal BDP Katılmadı Katılmadı  Yozgat Akgül Abdulkadir AK Parti Red Katılmadı  Yozgat Bozdağ Bekir AK Parti Red Kabul  Yozgat Coşkun Osman AK Parti Red Kabul  Yozgat Çiçek Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Yozgat Ekici Mehmet MHP Kabul Katılmadı  Yozgat Öztürk Mehmet Yaşar TP Katılmadı Katılmadı  Zonguldak Erdoğan Fazlı AK Parti Red Kabul  Zonguldak Kocal Ali CHP Kabul Katılmadı  - 2 8 5 - TBMM B : 66 25 . 2 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Zonguldak Köktürk Ali İhsan CHP Kabul Katılmadı  Zonguldak Toptan Koksal AK Parti Red Katılmadı  Zonguldak Türkmen Polat AK Parti Katılmadı Katılmadı  Aksaray Açıkgöz Ruhi AK Parti Red Kabul  Aksaray Alaboyun Ali Rıza AK Parti Red Kabul  Aksaray Ertuğrul Osman MHP Katılmadı Katılmadı  Aksaray İnceöz İlknur AK Parti Red Kabul  Bayburt Battal Fetani AK Parti Red Kabul  Bayburt Güney Ülkü Gökalp AK Parti Red Katılmadı  Karaman Akgün Mevlüt AK Parti Katılmadı Kabul  Karaman Çalış Hasan MHP Kabul Katılmadı  Karaman Elvan Lütfı AK Parti Red Kabul  Kırıkkale Durmuş Osman MHP Katılmadı Katılmadı  Kırıkkale Erdem Vahit AK Parti Katılmadı Katılmadı  Kırıkkale Kıratlı Turan AK Parti Red Kabul  Kırıkkale Ozbayrak Mustafa AK Parti Red Kabul  Batman Ata Ayla Akat BDP Katılmadı Katılmadı  Batman Ekmen Mehmet Emin AK Parti Red Kabul  Batman inal Ahmet AK Parti Red Kabul  Batman Yıldız Bengi BDP Katılmadı Katılmadı  Şırnak Bayındır Sevahir BDP Katılmadı Katılmadı  Şırnak Kaplan Hasip BDP Katılmadı Katılmadı  Sımak Şeyda Abdullah Veli AK Parti Red Katılmadı  Bartın Tunç Yılmaz AK Parti Red Kabul  Bartın Yalçınkaya Muhammet Rıza CHP Kabul Katılmadı  Ardahan Kaya Saffet AK Parti Red Katılmadı  Ardahan Öğüt Ensar CHP Kabul Katılmadı  İğdır Buldan Pervin BDP Katılmadı Katılmadı  İğdır Güner Ali AK Parti Red Kabul  Yalova Evcin ilhan AK Parti Red Kabul  Yalova İnce Muharrem CHP Kabul Katılmadı  Karabük Ceylan Mehmet AK Parti Red Kabul  Karabük Unal Cumhur AK Parti Red Kabul  Karabük Ünal Mustafa AK Parti Red Kabul  Kilis Devecioğlu Hüseyin AK Parti Red Kabul  Kilis Kara Hasan AK Parti Red Kabul  Osmaniye Bahçeli Devlet MHP Kabul Katılmadı ,  Osmaniye Coşkun Hakan MHP Kabul Katılmadı  Osmaniye Doğruer İbrahim Mete AK Parti Red Kabul  Osmaniye Kastal Durdu Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Düzce Erbay Celal AK Parti Red Kabul  Düzce Kaşıkoğlu Metin AK Parti Red Kabul  Düzce Yakış Yaşar AK Parti Red Katılmadı  - 2 8 6 -
Sayfa 139 -
TBMM B : 66 25 . 2 . 2 0 1 0  İli Soyadı Adı Parti Esas No: 11/10 S.S. 455  Zonguldak Köktürk Ali İhsan CHP Kabul Katılmadı  Zonguldak Toptan Koksal AK Parti Red Katılmadı  Zonguldak Türkmen Polat AK Parti Katılmadı Katılmadı  Aksaray Açıkgöz Ruhi AK Parti Red Kabul  Aksaray Alaboyun Ali Rıza AK Parti Red Kabul  Aksaray Ertuğrul Osman MHP Katılmadı Katılmadı  Aksaray İnceöz İlknur AK Parti Red Kabul  Bayburt Battal Fetani AK Parti Red Kabul  Bayburt Güney Ülkü Gökalp AK Parti Red Katılmadı  Karaman Akgün Mevlüt AK Parti Katılmadı Kabul  Karaman Çalış Hasan MHP Kabul Katılmadı  Karaman Elvan Lütfı AK Parti Red Kabul  Kırıkkale Durmuş Osman MHP Katılmadı Katılmadı  Kırıkkale Erdem Vahit AK Parti Katılmadı Katılmadı  Kırıkkale Kıratlı Turan AK Parti Red Kabul  Kırıkkale Ozbayrak Mustafa AK Parti Red Kabul  Batman Ata Ayla Akat BDP Katılmadı Katılmadı  Batman Ekmen Mehmet Emin AK Parti Red Kabul  Batman inal Ahmet AK Parti Red Kabul  Batman Yıldız Bengi BDP Katılmadı Katılmadı  Şırnak Bayındır Sevahir BDP Katılmadı Katılmadı  Şırnak Kaplan Hasip BDP Katılmadı Katılmadı  Sımak Şeyda Abdullah Veli AK Parti Red Katılmadı  Bartın Tunç Yılmaz AK Parti Red Kabul  Bartın Yalçınkaya Muhammet Rıza CHP Kabul Katılmadı  Ardahan Kaya Saffet AK Parti Red Katılmadı  Ardahan Öğüt Ensar CHP Kabul Katılmadı  İğdır Buldan Pervin BDP Katılmadı Katılmadı  İğdır Güner Ali AK Parti Red Kabul  Yalova Evcin ilhan AK Parti Red Kabul  Yalova İnce Muharrem CHP Kabul Katılmadı  Karabük Ceylan Mehmet AK Parti Red Kabul  Karabük Unal Cumhur AK Parti Red Kabul  Karabük Ünal Mustafa AK Parti Red Kabul  Kilis Devecioğlu Hüseyin AK Parti Red Kabul  Kilis Kara Hasan AK Parti Red Kabul  Osmaniye Bahçeli Devlet MHP Kabul Katılmadı ,  Osmaniye Coşkun Hakan MHP Kabul Katılmadı  Osmaniye Doğruer İbrahim Mete AK Parti Red Kabul  Osmaniye Kastal Durdu Mehmet AK Parti Red Katılmadı  Düzce Erbay Celal AK Parti Red Kabul  Düzce Kaşıkoğlu Metin AK Parti Red Kabul  Düzce Yakış Yaşar AK Parti Red Katılmadı  - 2 8 6 - TBMM B: 66 25.2. 2010  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan 'ın, yabancı bir ülkede domuz gribi aşısı yaptırdığı  iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11253)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA  iddiaları doğru mudur?  2- Eğer bu iddialar doğruysa, Sayın Başbakan'm domuz gribi aşısı yaptırdığı ülke hangi  ülkedir?  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.OO.OO.OO.O/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16/12/2009tarihli ve KAN.XARMDA01.0.GNS.0.10.00.02-7/11253-18061/386187 saydı yaznnz.  Balıkesir Milletvekili Sayın ErgUl A Y D O Ğ A N tarafından, Sayın Başbakana tevcih  edilip. Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip kılınan "Başbakan'ın  yurtdışında domuz gribi aşısı yaptırdığı iddialarına ilişkin" 7/11253 sayılı yazılı soru  önergesinin cevabı ilişikte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep A K D A Ğ  Sağlık Bakanı  EKLER :  1-önerge cevabı  - 2 8 7 -
Sayfa 140 -
TBMM B: 66 25.2. 2010  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan 'ın, yabancı bir ülkede domuz gribi aşısı yaptırdığı  iddiasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/11253)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA  iddiaları doğru mudur?  2- Eğer bu iddialar doğruysa, Sayın Başbakan'm domuz gribi aşısı yaptırdığı ülke hangi  ülkedir?  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.OO.OO.OO.O/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16/12/2009tarihli ve KAN.XARMDA01.0.GNS.0.10.00.02-7/11253-18061/386187 saydı yaznnz.  Balıkesir Milletvekili Sayın ErgUl A Y D O Ğ A N tarafından, Sayın Başbakana tevcih  edilip. Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip kılınan "Başbakan'ın  yurtdışında domuz gribi aşısı yaptırdığı iddialarına ilişkin" 7/11253 sayılı yazılı soru  önergesinin cevabı ilişikte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr. Recep A K D A Ğ  Sağlık Bakanı  EKLER :  1-önerge cevabı  - 2 8 7 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  Aşağıda belirtilen sorularımın, Sağlık Bakanı Sayın Prof .Dr . R e c e p A K D A Ğ tarafından  yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  M H P K ü t a h y a Mil le tveki l i  Son dönemde Bakanlığınız yetkililerinin ülkemizde yaşanan D o m u z Gr ib i vakalarına karşı  vatandaşlarımızın aşılanması amacıyla 43 mi lyon doz aş ın ın sipariş edildiğine ilişkin  açıklamalarıyla birlikte gerek basın ve medya organlarında gerekse kamuoyunda başlatılan  değişik yorum v e tartışmalar vatandaşlarımızın zihinlerim bulandırmıştır. Henüz yan  etkilerinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar tamamlanmadan bu denli yüksek dozda sipariş  verilmesi ve gerekli anlaşmaların yapıldığının açıklanması kamuoyunda farklı soruların vc  endişelerin oluşmasına neden olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca sipariş edildiği açıklanan 43 milyon d o z aşı hangi ülkelerden hangi  birim fiyatlarla hangi zamanlarda ne kadar satın ve tesl im alınacaktır? B u aşıların  ülkemizdeki uygulama planı nasıldır?  2. Bu amaçla ödenecek toplam döviz tutarı ne olacaktır? Bu tutar Bakanlığınız  bütçesinden mi yoksa başka bir kaynaktan mı karşılanacaktır?  3 . Söz konusu aşılar doğrudan Bakanlığınız tarafından mı yoksa aracı firma veya  firmalar tarafından mı ithal edilmektedir? Varsa aracı firma veya firmalar hangileridir?  Bu firmalara bu amaçla ne kadar komisyon ödenmektedir?  4. Ülkemize getirilen D o m u z Gribi aşılan başka hangi ülkeler tarafından kullanılmakta,  hangi ülkeler tarafından ise kullanılmamaktadır?  5. Ülkemizde D o m u z Gribi aşısı üretilmesi konusunda Bakanlığınızca yürütülen ya da  desteklenen bir proje var mıdır? Varsa proje ne aşamadadır?  - 2 8 8 - Balıkesir Milletvekili Sayın ErgÜl AYDOĞAN tarafından, Sayın Başbakana tevcih  edilip,' Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip kılınan "Başbakan'ın  yurtdışında domuz gribi aşısı yaptırdığı iddialarına ilişkin" 7/11253 sayılı yazılı soru  önergesinin cevabıdır:  SORU 1- Sayın Başbakan'ın, bir yabancı ülkede domuz gribine önlem amaçlı bir aşı  yaptırdığı iddiaları doğru mudur?  SORU 2- Eğer bu iddialar doğruysa, Sayın Başbakan'ın domuz gribi aşısı yaptırdığı  ülke hangi ülkedir?  CEVAP 1,2- Sorunuzda yer alan iddialar doğru değildir.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11313)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,
Sayfa 141 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  Aşağıda belirtilen sorularımın, Sağlık Bakanı Sayın Prof .Dr . R e c e p A K D A Ğ tarafından  yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  M H P K ü t a h y a Mil le tveki l i  Son dönemde Bakanlığınız yetkililerinin ülkemizde yaşanan D o m u z Gr ib i vakalarına karşı  vatandaşlarımızın aşılanması amacıyla 43 mi lyon doz aş ın ın sipariş edildiğine ilişkin  açıklamalarıyla birlikte gerek basın ve medya organlarında gerekse kamuoyunda başlatılan  değişik yorum v e tartışmalar vatandaşlarımızın zihinlerim bulandırmıştır. Henüz yan  etkilerinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar tamamlanmadan bu denli yüksek dozda sipariş  verilmesi ve gerekli anlaşmaların yapıldığının açıklanması kamuoyunda farklı soruların vc  endişelerin oluşmasına neden olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Bakanlığınızca sipariş edildiği açıklanan 43 milyon d o z aşı hangi ülkelerden hangi  birim fiyatlarla hangi zamanlarda ne kadar satın ve tesl im alınacaktır? B u aşıların  ülkemizdeki uygulama planı nasıldır?  2. Bu amaçla ödenecek toplam döviz tutarı ne olacaktır? Bu tutar Bakanlığınız  bütçesinden mi yoksa başka bir kaynaktan mı karşılanacaktır?  3 . Söz konusu aşılar doğrudan Bakanlığınız tarafından mı yoksa aracı firma veya  firmalar tarafından mı ithal edilmektedir? Varsa aracı firma veya firmalar hangileridir?  Bu firmalara bu amaçla ne kadar komisyon ödenmektedir?  4. Ülkemize getirilen D o m u z Gribi aşılan başka hangi ülkeler tarafından kullanılmakta,  hangi ülkeler tarafından ise kullanılmamaktadır?  5. Ülkemizde D o m u z Gribi aşısı üretilmesi konusunda Bakanlığınızca yürütülen ya da  desteklenen bir proje var mıdır? Varsa proje ne aşamadadır?  - 2 8 8 - Balıkesir Milletvekili Sayın ErgÜl AYDOĞAN tarafından, Sayın Başbakana tevcih  edilip,' Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip kılınan "Başbakan'ın  yurtdışında domuz gribi aşısı yaptırdığı iddialarına ilişkin" 7/11253 sayılı yazılı soru  önergesinin cevabıdır:  SORU 1- Sayın Başbakan'ın, bir yabancı ülkede domuz gribine önlem amaçlı bir aşı  yaptırdığı iddiaları doğru mudur?  SORU 2- Eğer bu iddialar doğruysa, Sayın Başbakan'ın domuz gribi aşısı yaptırdığı  ülke hangi ülkedir?  CEVAP 1,2- Sorunuzda yer alan iddialar doğru değildir.  Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, domuz gribi aşısına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep  Akdağ'ın cevabı (7/11313)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16/12/2009 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim IŞIK tarafından verilen "Domuz gribi aşısına ilişkin"  7/11313 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 8 9 -
Sayfa 142 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16/12/2009 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim IŞIK tarafından verilen "Domuz gribi aşısına ilişkin"  7/11313 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 8 9 - T B M M B: 66 25 . 2 . 2010  ( Kütahya Milletvekili Sayın Alim IŞIK tarafından verilen "Domuz gribi aşısına ilişkin'  7/11313 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Son dönemde, Bakanlığınız yetkililerinin ülkemizde yaşanan domuz gribi vakalarına  karşı vatandaşlarımızın aşılanması amacıyla 43 milyon doz aşının sipariş edildiğine ilişkin  açıklamalarıyla birlikte gerek basın ve medya organlarında gerekse kamuoyunda başlatılan  değişik yorum ve tartışmalar vatandaşlarımızın zihinlerini bulandırmıştır. Henüz yan  etkilerinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar tamamlanmadan bu denli yüksek dozda sipariş  verilmesi ve gerekli anlaşmaların yapıldığının açıklanması kamuoyunda farklı soruların ve  endişelerin oluşmasına neden olmuştur.  Bu konuyla ilgili olarak;  SORU 1- Bakanlığınızca sipariş edildiği açıklanan 43 milyon doz aşı hangi ülkelerden  hangi birim fiyatlarla hangi zamanlarda ne kadar satın ve teslim alınacaktır? Bu aşıların  ülkemizdeki uygulama planı nasıldır?  SORU 2- Bu amaçla ödenecek toplam döviz tutan ne olacaktır? Bu tutar Bakanlığınız  bütçesinden mi yoksa başka bir kaynaktan mı karşılanacaktır?  SORU 3- Söz konusu aşılar doğrudan Bakanlığınız tarafından mı yoksa aracı firma  veya firmalar tarafından mı ithal edilmektedir? Varsa aracı firma veya firmalar hangileridir?  CEVAPLAR 1, 2 ve 3- Ülkemizde kullanılmak üzere alım sözleşmeleri yapılan  pandemik grip aşıları; Novartis, Glaxo-Smith Kline ve Sanofi Pasteur firmalarınca sırasıyla;  İtalya, Almanya-Kanada ve Fransa'da üretilmektedir. Firmalara göre birim fiyat 4,74-6 Avro  aralığında olup, ortalama fiyat 5,2 Avro'dur. Sipariş edilen 43 milyon doz aşının sipariş  bedeli yaklaşık 220 milyon Avro'dur. Ancak 43 milyon dozun tamamını almak zorunda  olmadığımızdan; toplam maliyet temin edilecek aşı miktarına bağlı olarak değişecektir.  Kaynak olarak ek bütçe kaynağı kullanılmaktadır. Üreticiler ile doğrudan sözleşme yapılmış  olup aracı firma bulunmamaktadır. Aşı uygulamasında öncelikli risk gruplarına göre sıralama  yapılmış ve uygulanmıştır. Halen her yaş grubundan gelen aşı talepleri karşılanmaya devam  edilmektedir.  SORU 4- Ülkemize getirilen domuz gribi aşılan başka hangi ülkeler tarafından  kullanılmaktadır?  CEVAP 4- Ülkemizde kullanılan aşılar, Hollanda, İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan,  İsveç, İsviçre, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Kanada, İngiltere, İrlanda, Almanya, Suudi  Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hırvatistan, Slovenya, İsrail, Lüksemburg, Umman,  Portekiz, Belçika ve Japonya'da kullanılmakta olan aşılardır.  SORU 5- Ülkemizde domuz gribi aşısı üretilmesi konusunda Bakanlığınızca yürütülen  ya da desteklenen bir proje var mıdır? Varsa proje ne aşamadadır?  CEVAP 5- Aşı üretim teknolojisi çok hızlı gelişen bir alan olup araştirma-geliştirme  faaliyetleri ön plandadır. Ülkemizde aşı üretimi ile ilgili olarak gerekli çabayı gösteriyoruz.  Bu konuda modern teknoloji ile bilgi birikiminin ülkemize aktarılmasına yönelik ilk adımlar  atılmış ve çocukluk çağı aşı takviminde yer alan beşli aşının ülkemizdeki tesislerde son ürün  haline getirilmesine başlanmıştır. Diğer aşılar için de benzer planlamalar yapılmıştır. Aşı  üretimi konusundaki çalışmalarımı?, artarak devam edecektir.  - 2 9 0 - Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.
Sayfa 143 -
T B M M B: 66 25 . 2 . 2010  ( Kütahya Milletvekili Sayın Alim IŞIK tarafından verilen "Domuz gribi aşısına ilişkin'  7/11313 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  Son dönemde, Bakanlığınız yetkililerinin ülkemizde yaşanan domuz gribi vakalarına  karşı vatandaşlarımızın aşılanması amacıyla 43 milyon doz aşının sipariş edildiğine ilişkin  açıklamalarıyla birlikte gerek basın ve medya organlarında gerekse kamuoyunda başlatılan  değişik yorum ve tartışmalar vatandaşlarımızın zihinlerini bulandırmıştır. Henüz yan  etkilerinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar tamamlanmadan bu denli yüksek dozda sipariş  verilmesi ve gerekli anlaşmaların yapıldığının açıklanması kamuoyunda farklı soruların ve  endişelerin oluşmasına neden olmuştur.  Bu konuyla ilgili olarak;  SORU 1- Bakanlığınızca sipariş edildiği açıklanan 43 milyon doz aşı hangi ülkelerden  hangi birim fiyatlarla hangi zamanlarda ne kadar satın ve teslim alınacaktır? Bu aşıların  ülkemizdeki uygulama planı nasıldır?  SORU 2- Bu amaçla ödenecek toplam döviz tutan ne olacaktır? Bu tutar Bakanlığınız  bütçesinden mi yoksa başka bir kaynaktan mı karşılanacaktır?  SORU 3- Söz konusu aşılar doğrudan Bakanlığınız tarafından mı yoksa aracı firma  veya firmalar tarafından mı ithal edilmektedir? Varsa aracı firma veya firmalar hangileridir?  CEVAPLAR 1, 2 ve 3- Ülkemizde kullanılmak üzere alım sözleşmeleri yapılan  pandemik grip aşıları; Novartis, Glaxo-Smith Kline ve Sanofi Pasteur firmalarınca sırasıyla;  İtalya, Almanya-Kanada ve Fransa'da üretilmektedir. Firmalara göre birim fiyat 4,74-6 Avro  aralığında olup, ortalama fiyat 5,2 Avro'dur. Sipariş edilen 43 milyon doz aşının sipariş  bedeli yaklaşık 220 milyon Avro'dur. Ancak 43 milyon dozun tamamını almak zorunda  olmadığımızdan; toplam maliyet temin edilecek aşı miktarına bağlı olarak değişecektir.  Kaynak olarak ek bütçe kaynağı kullanılmaktadır. Üreticiler ile doğrudan sözleşme yapılmış  olup aracı firma bulunmamaktadır. Aşı uygulamasında öncelikli risk gruplarına göre sıralama  yapılmış ve uygulanmıştır. Halen her yaş grubundan gelen aşı talepleri karşılanmaya devam  edilmektedir.  SORU 4- Ülkemize getirilen domuz gribi aşılan başka hangi ülkeler tarafından  kullanılmaktadır?  CEVAP 4- Ülkemizde kullanılan aşılar, Hollanda, İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan,  İsveç, İsviçre, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Kanada, İngiltere, İrlanda, Almanya, Suudi  Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hırvatistan, Slovenya, İsrail, Lüksemburg, Umman,  Portekiz, Belçika ve Japonya'da kullanılmakta olan aşılardır.  SORU 5- Ülkemizde domuz gribi aşısı üretilmesi konusunda Bakanlığınızca yürütülen  ya da desteklenen bir proje var mıdır? Varsa proje ne aşamadadır?  CEVAP 5- Aşı üretim teknolojisi çok hızlı gelişen bir alan olup araştirma-geliştirme  faaliyetleri ön plandadır. Ülkemizde aşı üretimi ile ilgili olarak gerekli çabayı gösteriyoruz.  Bu konuda modern teknoloji ile bilgi birikiminin ülkemize aktarılmasına yönelik ilk adımlar  atılmış ve çocukluk çağı aşı takviminde yer alan beşli aşının ülkemizdeki tesislerde son ürün  haline getirilmesine başlanmıştır. Diğer aşılar için de benzer planlamalar yapılmıştır. Aşı  üretimi konusundaki çalışmalarımı?, artarak devam edecektir.  - 2 9 0 - Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  3.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kirlilikten etkilenen deniz ürünlerinin insan sağlığına  etkilerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11314)  A ş a ğ ı d a k i s o r u l a r ı m ı n S a ğ l ı k B a k a n ı S a y ı n R e c e p A k d a ğ t a r a f ı n d a n y a z ı l ı  o l a r a k y a n ı t l a n m a s ı n ı s a y g ı l a r ı m l a a r z e d e r i m . 0 2 . 1 2 . 2 0 0 9  S a ğ l ı k B a k a n l ı ğ ı K a n s e r l e Savaş D a i r e s i t a r a f ı n d a n H a c e t t e p e Ü n i v e r s i t e s i ' n e  y a p t ı r ı l a n a r a ş t ı r m a n ı n s o n u c u M a r m a r a v e K a r a d e n i z ' d e t u t u l a n b a l ı k l a r i le m i d y e ,  k a l a m a r , k a r i d e s g i b i d i ğ e r d e n i z c a n l ı l a r ı n d a " a ğ ı r m e t a l " b u l u n d u ğ u n u o r t a y a  k o y m u ş t u r .  B u d e n i z l e r i m i z d e y a ş a y a n v e s a n a y i a t ı k l a r ı y l a b e s l e n e n d e n i z c a n l ı l a r ı n ı  t ü k e t e n v a t a n d a ş l a r ı m ı z ı n k a r a c i ğ e r k a n s e r i v e b ö b r e k y e t m e z l i ğ i g i b i r i sk le r le k a r ş ı  k a r ş ı y a o l d u k l a r ı b i l i m a d a m l a r ı t a r a f ı n d a n i f a d e e d i l m e k t e d i r .  H o r m o n l u s e b z e v e m e y v e l e r , g e n e t i ğ i d e ğ i ş t i r i l m i ş g ı d a l a r , n e d e n i y l e n e y l e  b e s l e n e c e ğ i , n e t ü k e t e c e ğ i k o n u s u n d a a l t e r n a t i f i a z a l a n vatandaşlarımız, d e n i z  ü r ü n l e r i n d e o r t a y a ç ı k a n v e k a n s e r e y o l a ç a n a ğ ı r m e t a l b u l g u l a r ı s o n u c u iy ice  ç ı k m a z a g i rmiş t i r .  K o n u y l a ilgili o l a r a k ;  1. Ü l k e m i z d e b i r y ı l d a o r t a l a m a k a ç v a t a n d a ş ı m ı z k a n s e r e y a k a l a n m a k t a d ı r ?  B u v a k a l a r d a n n e k a d a r ı a ğ ı r m e t a l i ç e r e n b a l ı k l a r ı n t ü k e t i l m e s i s o n u c u  m e y d a n a g e l m i ş t i r ?  2 . M a r m a r a v e K a r a d e n i z ' d e y a ş a y a n v e t ü k e t i l e n b a l ı k l a r d a n h a n g i l e r i i n s a n  h a y a t ı n ı t e h l i k e y e s o k a c a k y ü k t e m e t a l t a ş ı m a k t a d ı r ?  3. A ğ ı r m e t a l t a ş ı y a n b a l ı k v e d e n i z ü r ü n l e r i k o n u s u n d a h a l k ı m ı z ı u y a r m a k v e  b i l g i l e n d i r m e k iç in y ü r ü t t ü ğ ü n ü z s o m u t bir ç a l ı ş m a v a r m ı d ı r ?  4 . Y a p ı l a n a r a ş t ı r m a , k o n t r o l s ü z bir ş e k i l d e d o ğ a y a b ı r a k ı l a n s a n a y i a t ı k l a r ı n ı n  n o r m a l d e i n s a n s a ğ l ı ğ ı iç in ç o k ö n e m l i f a y d a l a r ı b u l u n a n d e n i z m a h s u l l e r i n i  b i r e r ö l ü m m a k i n e s i h a l i n e ge t i rd iğ in i g ö s t e r m e k t e d i r . B u a n l a m d a ,  a r a ş t ı r m a s o n u ç l a r ı n ı ilgili k u r u m l a r l a p a y l a ş ı p , s a n a y i a t ı k l a r ı n ı n k o n t r o l ü v e  d e n i z l e r i m i z i n t e m i z l e n m e s i i le ilgili k o o r d i n e l i bir ç a l ı ş m a y a p m a y ı p l a n l ı y o r  m u s u n u z ?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  G a z i a n t e p M i l l e t v e k i l i  - 2 9 1 -
Sayfa 144 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  3.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, kirlilikten etkilenen deniz ürünlerinin insan sağlığına  etkilerine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11314)  A ş a ğ ı d a k i s o r u l a r ı m ı n S a ğ l ı k B a k a n ı S a y ı n R e c e p A k d a ğ t a r a f ı n d a n y a z ı l ı  o l a r a k y a n ı t l a n m a s ı n ı s a y g ı l a r ı m l a a r z e d e r i m . 0 2 . 1 2 . 2 0 0 9  S a ğ l ı k B a k a n l ı ğ ı K a n s e r l e Savaş D a i r e s i t a r a f ı n d a n H a c e t t e p e Ü n i v e r s i t e s i ' n e  y a p t ı r ı l a n a r a ş t ı r m a n ı n s o n u c u M a r m a r a v e K a r a d e n i z ' d e t u t u l a n b a l ı k l a r i le m i d y e ,  k a l a m a r , k a r i d e s g i b i d i ğ e r d e n i z c a n l ı l a r ı n d a " a ğ ı r m e t a l " b u l u n d u ğ u n u o r t a y a  k o y m u ş t u r .  B u d e n i z l e r i m i z d e y a ş a y a n v e s a n a y i a t ı k l a r ı y l a b e s l e n e n d e n i z c a n l ı l a r ı n ı  t ü k e t e n v a t a n d a ş l a r ı m ı z ı n k a r a c i ğ e r k a n s e r i v e b ö b r e k y e t m e z l i ğ i g i b i r i sk le r le k a r ş ı  k a r ş ı y a o l d u k l a r ı b i l i m a d a m l a r ı t a r a f ı n d a n i f a d e e d i l m e k t e d i r .  H o r m o n l u s e b z e v e m e y v e l e r , g e n e t i ğ i d e ğ i ş t i r i l m i ş g ı d a l a r , n e d e n i y l e n e y l e  b e s l e n e c e ğ i , n e t ü k e t e c e ğ i k o n u s u n d a a l t e r n a t i f i a z a l a n vatandaşlarımız, d e n i z  ü r ü n l e r i n d e o r t a y a ç ı k a n v e k a n s e r e y o l a ç a n a ğ ı r m e t a l b u l g u l a r ı s o n u c u iy ice  ç ı k m a z a g i rmiş t i r .  K o n u y l a ilgili o l a r a k ;  1. Ü l k e m i z d e b i r y ı l d a o r t a l a m a k a ç v a t a n d a ş ı m ı z k a n s e r e y a k a l a n m a k t a d ı r ?  B u v a k a l a r d a n n e k a d a r ı a ğ ı r m e t a l i ç e r e n b a l ı k l a r ı n t ü k e t i l m e s i s o n u c u  m e y d a n a g e l m i ş t i r ?  2 . M a r m a r a v e K a r a d e n i z ' d e y a ş a y a n v e t ü k e t i l e n b a l ı k l a r d a n h a n g i l e r i i n s a n  h a y a t ı n ı t e h l i k e y e s o k a c a k y ü k t e m e t a l t a ş ı m a k t a d ı r ?  3. A ğ ı r m e t a l t a ş ı y a n b a l ı k v e d e n i z ü r ü n l e r i k o n u s u n d a h a l k ı m ı z ı u y a r m a k v e  b i l g i l e n d i r m e k iç in y ü r ü t t ü ğ ü n ü z s o m u t bir ç a l ı ş m a v a r m ı d ı r ?  4 . Y a p ı l a n a r a ş t ı r m a , k o n t r o l s ü z bir ş e k i l d e d o ğ a y a b ı r a k ı l a n s a n a y i a t ı k l a r ı n ı n  n o r m a l d e i n s a n s a ğ l ı ğ ı iç in ç o k ö n e m l i f a y d a l a r ı b u l u n a n d e n i z m a h s u l l e r i n i  b i r e r ö l ü m m a k i n e s i h a l i n e ge t i rd iğ in i g ö s t e r m e k t e d i r . B u a n l a m d a ,  a r a ş t ı r m a s o n u ç l a r ı n ı ilgili k u r u m l a r l a p a y l a ş ı p , s a n a y i a t ı k l a r ı n ı n k o n t r o l ü v e  d e n i z l e r i m i z i n t e m i z l e n m e s i i le ilgili k o o r d i n e l i bir ç a l ı ş m a y a p m a y ı p l a n l ı y o r  m u s u n u z ?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  G a z i a n t e p M i l l e t v e k i l i  - 2 9 1 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MlLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Gaziantep Milletvekili Sayın Akif EKÎNCİ tarafından verilen "Kirlilikten etkilenen  deniz Ürünlerinin insan sağlığına etkilerine ilişkin" 7/11314 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr! Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 9 2 -
Sayfa 145 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı :B.10.0.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE BÜYÜK MlLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 16/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Gaziantep Milletvekili Sayın Akif EKÎNCİ tarafından verilen "Kirlilikten etkilenen  deniz Ürünlerinin insan sağlığına etkilerine ilişkin" 7/11314 sayılı yazılı soru önergesinin  cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  Prof. Dr! Recep AKDAĞ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1-önerge cevabı  - 2 9 2 - TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  ( Gaziantep Milletvekili Sayın Akif EKİNCİ tarafından verilen "Kirlilikten etkilenen  deniz ürünlerinin insan sağlığına etkilerine ilişkin" 7/11314 sayılı yazılı soru Önergesinin  cevabıdır:  Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi tarafından Hacettepe Üniversitesi'ne  yaptırılan araştırmanın sonucu Marmara ve Karadeniz'de tutulan balıklar ile midye, kalamar,  karides gibi diğer deniz canlılarında "ağır metal" bulunduğunu ortaya koymuştur.  Bu denizlerimizde yaşayan ve sanayi atıklarıyla beslenen deniz canlılarını tüketen  vatandaşlarımızın karaciğer kanseri ve böbrek yetmezliği gibi risklerle karşı karşıya oldukları  bilim adamları tarafından ifade edilmektedir.  Hormonlu sebze ve meyveler, genetiği değiştirilmiş gıdalar nedeniyle neyle  besleneceği, ne tüketeceği konusunda alternatifi azalan vatandaşlarımız, deniz ürünlerinde  ortaya çıkan ve kansere yol açan ağır metal bulguları sonucu iyice çıkmaza girmiştir.  Konuyla ilgili olarak;  SORU 1- Ülkemizde bir yılda ortalama kaç vatandaşımız kansere yakalanmaktadır?  Bu vakalardan ne kadarı ağır metal içeren balıkların tüketilmesi sonucu meydana gelmiştir.  CEVAP 1- Ülkemizde bir yılda ortalama 150.000 vatandaşımız kansere  yakalanmaktadır. Kansere yol açan en önemli etken sigara olup kanser vakalarının üçte  ikisinden sorumlu olduğu tahmin edilmektedir. Bununla beraber başta kötü beslenme olmak  üzere diğer bazı çevresel etkenler de kanser oluşmasında rol oynayabilmektedir.  Sözü edilen çalışma bir risk analizi çalışmasıdır ve deniz ürünlerinde değişik oranlarda  ağır metallere rastlanılmıştır, ö n veriler tek başına anlam ifade etmemektedir. Çalışma devam  etmekte olup risk analizleri yapıldığında sonuçlar tüm bilim camiası, konunun paydaştan ve  kamuoyuyla paylaşılacaktır.  Risk analiz çalışmaları belirli bir gıda ile ilgili oluşabilecek kanser sayısını veremez  çünkü buradaki ilişki sigara gibi doğrudan bir ilişki değildir.  SORU 2- Marmara ve Karadeniz'de yaşayan ve tüketilen balıklardan hangileri insan  hayatını tehlikeye sokacak yükte metal taşımaktadır?  SORU 3- Ağır metal taşıyan balık ve deniz ürünleri konusunda halkımızı uyarmak ve  bilgilendirmek için yürüttüğünüz somut bir çalışma var mıdır?  SORU 4- Yapılan araştırma, kontrolsüz bir şekilde doğaya bırakılan sanayi atıklarının  normalde insan sağlığı için çok önemli faydalan bulunan deniz mahsullerini birer ölüm  makinesi haline getirdiğini göstermektedir. Bu anlamda araştırma sonuçlarını ilgili kurumlarla  paylaşıp, sanayi atıklarının kontrolü ve denizlerimizin temizlenmesi ile ilgili koordineli bir  çalışma yapmayı planlıyor musunuz?  CEVAPLAR 2, 3 ve 4- Balıklarda cıva, kadmiyum, krom, kurşun, nikel ve benzeri  ağır metaller bulunabilir.  Sanayi tesislerinden kaynaklanan atıkların "İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına  İlişkin Yönetmelikte" belirtilen yetkili makamlar tarafından denetlenmesi gerekmektedir.  IARC (The International Agency For Research On Cancer) Ajansınca hazırlanan  belgelere göre, nikel, kadmiyum ve krom; insanlar için teyit edilmiş kanserojen (Grup 1  confirmed human carcinogen); kurşun ve cıva ise muhtemel kanserojen (Group 2B: Possibly  carcinogenic to humans) listesinde yer almaktadır. Ancak bu maddelerin insan sağlığı üzerine  etkileri alman miktara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.  - 2 9 3 - Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.
Sayfa 146 -
TBMM B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  ( Gaziantep Milletvekili Sayın Akif EKİNCİ tarafından verilen "Kirlilikten etkilenen  deniz ürünlerinin insan sağlığına etkilerine ilişkin" 7/11314 sayılı yazılı soru Önergesinin  cevabıdır:  Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi tarafından Hacettepe Üniversitesi'ne  yaptırılan araştırmanın sonucu Marmara ve Karadeniz'de tutulan balıklar ile midye, kalamar,  karides gibi diğer deniz canlılarında "ağır metal" bulunduğunu ortaya koymuştur.  Bu denizlerimizde yaşayan ve sanayi atıklarıyla beslenen deniz canlılarını tüketen  vatandaşlarımızın karaciğer kanseri ve böbrek yetmezliği gibi risklerle karşı karşıya oldukları  bilim adamları tarafından ifade edilmektedir.  Hormonlu sebze ve meyveler, genetiği değiştirilmiş gıdalar nedeniyle neyle  besleneceği, ne tüketeceği konusunda alternatifi azalan vatandaşlarımız, deniz ürünlerinde  ortaya çıkan ve kansere yol açan ağır metal bulguları sonucu iyice çıkmaza girmiştir.  Konuyla ilgili olarak;  SORU 1- Ülkemizde bir yılda ortalama kaç vatandaşımız kansere yakalanmaktadır?  Bu vakalardan ne kadarı ağır metal içeren balıkların tüketilmesi sonucu meydana gelmiştir.  CEVAP 1- Ülkemizde bir yılda ortalama 150.000 vatandaşımız kansere  yakalanmaktadır. Kansere yol açan en önemli etken sigara olup kanser vakalarının üçte  ikisinden sorumlu olduğu tahmin edilmektedir. Bununla beraber başta kötü beslenme olmak  üzere diğer bazı çevresel etkenler de kanser oluşmasında rol oynayabilmektedir.  Sözü edilen çalışma bir risk analizi çalışmasıdır ve deniz ürünlerinde değişik oranlarda  ağır metallere rastlanılmıştır, ö n veriler tek başına anlam ifade etmemektedir. Çalışma devam  etmekte olup risk analizleri yapıldığında sonuçlar tüm bilim camiası, konunun paydaştan ve  kamuoyuyla paylaşılacaktır.  Risk analiz çalışmaları belirli bir gıda ile ilgili oluşabilecek kanser sayısını veremez  çünkü buradaki ilişki sigara gibi doğrudan bir ilişki değildir.  SORU 2- Marmara ve Karadeniz'de yaşayan ve tüketilen balıklardan hangileri insan  hayatını tehlikeye sokacak yükte metal taşımaktadır?  SORU 3- Ağır metal taşıyan balık ve deniz ürünleri konusunda halkımızı uyarmak ve  bilgilendirmek için yürüttüğünüz somut bir çalışma var mıdır?  SORU 4- Yapılan araştırma, kontrolsüz bir şekilde doğaya bırakılan sanayi atıklarının  normalde insan sağlığı için çok önemli faydalan bulunan deniz mahsullerini birer ölüm  makinesi haline getirdiğini göstermektedir. Bu anlamda araştırma sonuçlarını ilgili kurumlarla  paylaşıp, sanayi atıklarının kontrolü ve denizlerimizin temizlenmesi ile ilgili koordineli bir  çalışma yapmayı planlıyor musunuz?  CEVAPLAR 2, 3 ve 4- Balıklarda cıva, kadmiyum, krom, kurşun, nikel ve benzeri  ağır metaller bulunabilir.  Sanayi tesislerinden kaynaklanan atıkların "İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına  İlişkin Yönetmelikte" belirtilen yetkili makamlar tarafından denetlenmesi gerekmektedir.  IARC (The International Agency For Research On Cancer) Ajansınca hazırlanan  belgelere göre, nikel, kadmiyum ve krom; insanlar için teyit edilmiş kanserojen (Grup 1  confirmed human carcinogen); kurşun ve cıva ise muhtemel kanserojen (Group 2B: Possibly  carcinogenic to humans) listesinde yer almaktadır. Ancak bu maddelerin insan sağlığı üzerine  etkileri alman miktara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.  - 2 9 3 - Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.  TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  4.-Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, bir açıklamasına ilişkin sorusu ve  Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11315)  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep A K D A Ğ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  T a r a f ı n ı z c a E k i m 2 0 0 9 i ç e r i s i n d e y a p t ı ğ ı n ı z v e b a s m a y a n s ı y a n  a ç ı k l a m a n ı z d a , "Aş ı y a p t ı r m a y ı n d i y e n l e r h a k k ı n d a s u ç d u y u r u s u n d a b u l u n a c a ğ ı n ı z ı "  be l i r t t in i z . A y r ı c a b u a ç ı k l a m a n ı z d a , " V a t a n d a ş ı m y a r ı n b a n a g e l s e d e s e k i , " F a l a n c a  v a t a n d a ş ı s e y r e t t i m , ı s r a r l a ' A ş ı y a p t ı r m a y ı n ' d e d i , b e n d e y a p t ı r m a d ı m . Ç o c u ğ u m u  k a y b e t t i m , d e r s e , b e n S a ğ l ı k B a k a n ı o l a r a k s u ç d u y u r u s u n d a b u l u n a c a ğ ı m . B u n u  ş i m d i d e n i l a n e d i y o r u m " , d e d i n i z . B u k a p s a m d a ,  A ş ı y a p t ı r m a y a c a ğ ı n ı b a s ı n ö n ü n d e d e f a l a r c a t e k r a r e d e n v e a ş ı h a k k ı n d a  o l u m s u z bir t a v ı r o r t a y a k o y a n B a ş b a k a n S a y ı n R e c e p T a y y i p E R D O Ğ A N h a k k ı n d a  h e r h a n g i bir s u ç d u y u r u s u n d a b u l u n d u n u z m u ? E ğ e r , b u l u n m a d ı y s a n ı z s u ç  d u y u r u s u n d a b u l u n m a y ı d ü ş ü n ü y o r m u s u n u z ?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞI'NA  - 2 9 4 -
Sayfa 147 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  4.-Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, bir açıklamasına ilişkin sorusu ve  Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11315)  Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Recep A K D A Ğ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  T a r a f ı n ı z c a E k i m 2 0 0 9 i ç e r i s i n d e y a p t ı ğ ı n ı z v e b a s m a y a n s ı y a n  a ç ı k l a m a n ı z d a , "Aş ı y a p t ı r m a y ı n d i y e n l e r h a k k ı n d a s u ç d u y u r u s u n d a b u l u n a c a ğ ı n ı z ı "  be l i r t t in i z . A y r ı c a b u a ç ı k l a m a n ı z d a , " V a t a n d a ş ı m y a r ı n b a n a g e l s e d e s e k i , " F a l a n c a  v a t a n d a ş ı s e y r e t t i m , ı s r a r l a ' A ş ı y a p t ı r m a y ı n ' d e d i , b e n d e y a p t ı r m a d ı m . Ç o c u ğ u m u  k a y b e t t i m , d e r s e , b e n S a ğ l ı k B a k a n ı o l a r a k s u ç d u y u r u s u n d a b u l u n a c a ğ ı m . B u n u  ş i m d i d e n i l a n e d i y o r u m " , d e d i n i z . B u k a p s a m d a ,  A ş ı y a p t ı r m a y a c a ğ ı n ı b a s ı n ö n ü n d e d e f a l a r c a t e k r a r e d e n v e a ş ı h a k k ı n d a  o l u m s u z bir t a v ı r o r t a y a k o y a n B a ş b a k a n S a y ı n R e c e p T a y y i p E R D O Ğ A N h a k k ı n d a  h e r h a n g i bir s u ç d u y u r u s u n d a b u l u n d u n u z m u ? E ğ e r , b u l u n m a d ı y s a n ı z s u ç  d u y u r u s u n d a b u l u n m a y ı d ü ş ü n ü y o r m u s u n u z ?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞI'NA  - 2 9 4 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MÎLLET MECLİSİ B A Ş K A N L I Ğ I N A  ligi : 16/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Kayseri Milletvekili Sayın Mehmet Şevki KULKULOÖLU tarafından verilen "Bir  açıklamaya ilişkin" 7/11315 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  / 2 J L  Prof. Dr. Recep A K D A Ğ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1 -önerge cevabı  Kayseri Milletvekili Sayın Mehmet Şevki KULKULOÖLU tarafından, bir açıklamaya  ilişkin olarak verilen 7/11315 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır.  SORU 1. Tarafınızca, Ekim 2009 içerisinde yaptığınız ve basına yansıyan  açıklamanızda, "Aşı yaptırmayın diyenler hakkında suç duyurusunda bulunacağınızı"  belirttiniz. Ayrıca, bu açıklamanızda, "Vatandaşım yarın bana gelse dese ki, "Falanca  vatandaşı seyrettim, ısrarla 'Aşı yaptırmayın' dedi, ben de yaptırmadım. Çocuğumu  kaybettim, derse, ben Sağlık Bakanı olarak suç duyurusunda bulunacağım. Bunu şimdiden  ilan ediyorum" dediniz. Bu kapsamda,  Aşı yaptırmayacağını basın önünde defalarca tekrar eden ve aşı hakkında olumsuz bir  tavır ortaya koyan Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında herhangi bir suç  duyurusunda bulundunuz mu? Eğer bulunmadıysanız suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor  musunuz?  CEVAP 1. Aşı uygulamasında mecburiyet bulunmayıp gönüllülük esasıyla aşı  yapılmaktadır, risk grubunda olanların aşılanması tavsiye edilmektedir. Sayın Başbakanımız,  risk grubunda bulunmadığı için aşı' yaptırmayacağını ifade etmiş ve aşı yapılmasının  gönüllülük esaslı olduğunu belirtmiştir, bu davranışla sorunuzda iddia ettiğiniz husus arasında  sebep sonuç ilişkisi kurmak doğru değildir.  - 2 9 5 - T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önerges i Cevabı  Konuya gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim.
Sayfa 148 -
TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MÎLLET MECLİSİ B A Ş K A N L I Ğ I N A  ligi : 16/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Kayseri Milletvekili Sayın Mehmet Şevki KULKULOÖLU tarafından verilen "Bir  açıklamaya ilişkin" 7/11315 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  / 2 J L  Prof. Dr. Recep A K D A Ğ  Sağlık Bakanı  EKLER:  1 -önerge cevabı  Kayseri Milletvekili Sayın Mehmet Şevki KULKULOÖLU tarafından, bir açıklamaya  ilişkin olarak verilen 7/11315 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır.  SORU 1. Tarafınızca, Ekim 2009 içerisinde yaptığınız ve basına yansıyan  açıklamanızda, "Aşı yaptırmayın diyenler hakkında suç duyurusunda bulunacağınızı"  belirttiniz. Ayrıca, bu açıklamanızda, "Vatandaşım yarın bana gelse dese ki, "Falanca  vatandaşı seyrettim, ısrarla 'Aşı yaptırmayın' dedi, ben de yaptırmadım. Çocuğumu  kaybettim, derse, ben Sağlık Bakanı olarak suç duyurusunda bulunacağım. Bunu şimdiden  ilan ediyorum" dediniz. Bu kapsamda,  Aşı yaptırmayacağını basın önünde defalarca tekrar eden ve aşı hakkında olumsuz bir  tavır ortaya koyan Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN hakkında herhangi bir suç  duyurusunda bulundunuz mu? Eğer bulunmadıysanız suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor  musunuz?  CEVAP 1. Aşı uygulamasında mecburiyet bulunmayıp gönüllülük esasıyla aşı  yapılmaktadır, risk grubunda olanların aşılanması tavsiye edilmektedir. Sayın Başbakanımız,  risk grubunda bulunmadığı için aşı' yaptırmayacağını ifade etmiş ve aşı yapılmasının  gönüllülük esaslı olduğunu belirtmiştir, bu davranışla sorunuzda iddia ettiğiniz husus arasında  sebep sonuç ilişkisi kurmak doğru değildir.  - 2 9 5 - T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önerges i Cevabı  Konuya gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim.  T B M M B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  5.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu 'nun, HİNİ aşısı uygulamasına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11316)  Aşağıdaki sorulanının Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  2 0 0 9 K a s ı m a y ı n ı n b a ş ı n d a B a k a n l ı ğ ı n ı z c a b a ş l a t ı l a n H 1 N 1 A ş ı s ı u y g u l a m a s ı  k a p s a m ı n d a ;  1. A ş ı u y g u l a m a s ı n ı n b a ş l a d ı ğ ı t a r i h t e n b u g ü n e k a d a r k a ç y u r t t a ş ı m ı z a ş ı  o l m u ş t u r ?  2 . B a k a n l ı ğ ı n ı z ı n a ş ı l a m a y ı h e d e f l e d i ğ i y u r t t a ş s a y ı s ı n e k a d a r d ı r ? H e d e f l e n e n  s a y ı n ı n ş u a n a k a d a r n e k a d a r ı n a u l a ş ı l m ı ş t ı r ?  3. B u u y g u l a m a d a n s o n r a e l i n i z d e k a l a c a k a ş ı l a r ı n e y a p m a y ı d ü ş ü n ü y o r s u n u z ?  A ş ı s a t ı n a l d ı ğ ı n ı z f i r m a l a r l a y a p t ı ğ ı n ı z s ö z l e ş m e l e r d e i a d e ş a r t ı m e v c u t  m u d u r ? D e ğ i l i s e k a m u n u n o l u ş a n z a r a r ı n a s ı l v e k i m l e r d e n t a z m i n  e d i l e c e k t i r ?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞI'NA  - 2 9 6 -
Sayfa 149 -
T B M M B: 66 2 5 . 2 . 2 0 1 0  5.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu 'nun, HİNİ aşısı uygulamasına ilişkin sorusu  ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ 'ın cevabı (7/11316)  Aşağıdaki sorulanının Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  2 0 0 9 K a s ı m a y ı n ı n b a ş ı n d a B a k a n l ı ğ ı n ı z c a b a ş l a t ı l a n H 1 N 1 A ş ı s ı u y g u l a m a s ı  k a p s a m ı n d a ;  1. A ş ı u y g u l a m a s ı n ı n b a ş l a d ı ğ ı t a r i h t e n b u g ü n e k a d a r k a ç y u r t t a ş ı m ı z a ş ı  o l m u ş t u r ?  2 . B a k a n l ı ğ ı n ı z ı n a ş ı l a m a y ı h e d e f l e d i ğ i y u r t t a ş s a y ı s ı n e k a d a r d ı r ? H e d e f l e n e n  s a y ı n ı n ş u a n a k a d a r n e k a d a r ı n a u l a ş ı l m ı ş t ı r ?  3. B u u y g u l a m a d a n s o n r a e l i n i z d e k a l a c a k a ş ı l a r ı n e y a p m a y ı d ü ş ü n ü y o r s u n u z ?  A ş ı s a t ı n a l d ı ğ ı n ı z f i r m a l a r l a y a p t ı ğ ı n ı z s ö z l e ş m e l e r d e i a d e ş a r t ı m e v c u t  m u d u r ? D e ğ i l i s e k a m u n u n o l u ş a n z a r a r ı n a s ı l v e k i m l e r d e n t a z m i n  e d i l e c e k t i r ?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞI'NA  - 2 9 6 - TBMM B: 66 25 . 2 . 2010  T.C.  SAĞLIK BAKANLIĞI  Soru önergeleri Birimi  Sayı : B.IO.O.SOB.00.00.00.0/  Konu: Yazılı Soru önergesi Cevabı  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İ lg i : 16/12/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18048 sayılı yazınız.  Kayseri Milletvekili Sayın Mehmet Şevki KULKULOÖLU tarafından verilen "HİNİ  aşısı uygulamasına ilişkin" 7/11316 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı ekte sunulmaktadır.  Arz ederim.  1 -önerge cevabı  Kayseri Milletvekili Sayın Mehmet Şevki KULKULOÖLU tarafından verilen "HİNİ  aşısı uygulamasına ilişkin" 7/11316 sayılı yazılı soru önergesinin cevabıdır:  2009 Kasım ayının başında Bakanlığınızca başlatılan H İ N İ aşısı uygulaması  kapsamında;  SORU 1- Aşı uygulamasının başladığı tarihten bugüne kadar kaç yurttaşımız aşı  olmuştur?  SORU 2- Bakanlığınızın aşılamayı hedeflediği yurttaş sayısı ne kadardır? Hedeflenen  sayının şu ana kadar ne kadarına ulaşılmıştır?  CEVAP 1, 2 - Hastalığa yakalanma riski daha yüksek olan 50 yaş altındaki nüfusumuz  yaklaşık olarak 58,6 milyondur. 50 yaş üzerinde olup kronik hastalığı bulunanlarla bu sayı  yaklaşık 64 milyona ulaşmaktadır. Aşı uygulamasının başladığı 02/11/2009 tarihinden bugüne  kadar yaklaşık 3 milyon doz aşı kullanılmıştır. Bilindiği üzere aşılama gönüllük esasına göre  uygulanmıştır.  SORU 3- Bu uygulamadan sonra elinizde kalacak aşılan ne yapmayı düşünüyorsunuz?  Aşı satın aldığınız firmalarla yaptığınız sözleşmelerde iade şartı mevcut mudur? Değil ise,  kamunun oluşan zararı nasıl ve kimlerden tazmin edecektir?  CEVAP 3 - Teminine yönelik sözleşmesi yapılan aşı dozunun tamamını satın almak  zorunda olmadığımızdan; ihtiyaç kadar aşı alınacak ve alman aşının ücreti ödenecektir.  İhtiyaç duyulan miktarda aşının ödemesi yapılacağından herhangi bir kamu zararı oluşması  söz konusu değildir.  Prof. Dr. Recep A K D A Ğ  Sağlık Bakanı  EKLER:  - 2 9 7 - Konuya gösterilen ilgiye teşekkür ederim.
Sayfa 150 -