(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
D Ö N E M : 2 3 C İ L T : 6 5 Y A S A M A Y I L I : 4  T Ü R K I Y E B Ü Y Ü K M I L L E T M E C L I S I  T U T A N A K D E R G I S I  80'inci Birleşim  31 Mart 2010 Çarşamba  •  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R Savfa  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  II.- GELEN KÂĞITLAR  292  294  III.- YOKLAMALAR 296,319,332,352,369  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 296:301  296  1.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, Balıkesir ilindeki tarım ve  hayvancılık sektörünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 296:298  2.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Diyarbakır Göğüs Hasta­ lıkları Hastanesinin kapatılmasına ilişkin gündem dışı konuşması  3.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil'in, İnönü Zaferi'nin 89'uncu  yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  298:299  299:301
Sayfa 2 -
D Ö N E M : 2 3 C İ L T : 6 5 Y A S A M A Y I L I : 4  T Ü R K I Y E B Ü Y Ü K M I L L E T M E C L I S I  T U T A N A K D E R G I S I  80'inci Birleşim  31 Mart 2010 Çarşamba  •  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R Savfa  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  II.- GELEN KÂĞITLAR  292  294  III.- YOKLAMALAR 296,319,332,352,369  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 296:301  296  1.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, Balıkesir ilindeki tarım ve  hayvancılık sektörünün sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 296:298  2.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Diyarbakır Göğüs Hasta­ lıkları Hastanesinin kapatılmasına ilişkin gündem dışı konuşması  3.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil'in, İnönü Zaferi'nin 89'uncu  yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  298:299  299:301  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  Sayfa  V.- AÇIKLAMALAR 301  1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl  dönümüne ilişkin açıklaması 301  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 302  A) ÖNERGELER 302  1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in (6/1759) esas numaralı  sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/198) 302  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 302:308  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, töre ve  namus cinayetlerinin nedenlerinin araştırılarak önlenmesi için alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/647) 302:303  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, olumsuz  hava koşullarının tarım sektörüne etkilerinin araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/648) 304:305  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin, organ nakli  konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/649) 305:306  4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, hayvancılık  sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/650) 307:308  VII.- ÖNERİLER 308,320  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 308:319,320  1.- (10/487, 10/535) esas numaralı Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergelerin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi 308:319,320  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON­ LARDAN GELEN DİĞER İŞLER 320,332,352,370  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 320:331,332:351,  352:369,370:393  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 3 2 0  - 2 9 0 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  Sayfa  V.- AÇIKLAMALAR 301  1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl  dönümüne ilişkin açıklaması 301  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 302  A) ÖNERGELER 302  1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in (6/1759) esas numaralı  sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/198) 302  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 302:308  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, töre ve  namus cinayetlerinin nedenlerinin araştırılarak önlenmesi için alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/647) 302:303  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, olumsuz  hava koşullarının tarım sektörüne etkilerinin araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/648) 304:305  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin, organ nakli  konusundaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/649) 305:306  4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, hayvancılık  sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/650) 307:308  VII.- ÖNERİLER 308,320  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 308:319,320  1.- (10/487, 10/535) esas numaralı Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergelerin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi 308:319,320  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON­ LARDAN GELEN DİĞER İŞLER 320,332,352,370  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 320:331,332:351,  352:369,370:393  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 3 2 0  - 2 9 0 - TBMM B: 8 0 3 1 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 320  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 321  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve  Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Ta­ sarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 321:331,332:351,  352:369,370:393  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 394  1.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Cemil Çiçek'in cevabı (7/13149) 394:396  - 2 9 1 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 8 0 3 1 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 320  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 321  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve  Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Ta­ sarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 321:331,332:351,  352:369,370:393  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 394  1.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Cemil Çiçek'in cevabı (7/13149) 394:396  - 2 9 1 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  I . - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, çiftçilerin sorunlarına,  Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Van'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci yıl  dönümüne,  Manisa Milletvekili Ahmet Orhan, tanm satış kooperatiflerinin önemine ve pamuk tarımının  sorunlarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 24 milletvekilinin, göç veren illerde göçe neden olan  sorunların araştırılarak, göçün önlenmesi için (10/643),  Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 24 milletvekilinin, KOBİ'ler ile esnaf ve sanatkârların  sorunlarının araştırılarak (10/644),  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün  sorunlarının araştırılarak (10/645),  Trabzon Milletvekili Süleyman Lâtif Yunusoğlu ve 19 milletvekilinin, çay üreticilerinin  sorunlarının araştırılarak (10/646),  Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön  görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan (10/331, 10/504) esas numaralı, denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılması amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşmelerinin Genel Kurulun 30/3/2010 Salı günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.  Gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel  Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 48 saat geçmeden bu kısmın 5'inci sırasına alınmasına, diğer  işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun, 6 ,13 ,20 ,27 Nisan 2010 Salı günkü  birleşimlerinde, 1 saat, sözlü sorulan müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek  gündemdeki "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  işlerin görüşülmesine; 7, 14, 21 , 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birleşimlerde sözlü soruların  görüşülmemesine; Genel Kurulun, 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15.00-20.00  saatleri arasında, 1,7, 8 ,14 ,15,21,22,28,29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerde  13.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin İç  Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi  yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.  Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, konuşmasındaki,  Şanlıurfa'da tefecilerin kol gezdiği, sokaklarının tefecilerle dolu olduğu ifadeleriyle peygamberler  diyarı Şanlıurfa'ya hakarette bulunduğuna, bu ifadelerinden dolayı özür dilemesi gerektiğine,  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol'un sözlerini yanlış  yorumladığına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  - 2 9 2 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  I . - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, çiftçilerin sorunlarına,  Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Van'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci yıl  dönümüne,  Manisa Milletvekili Ahmet Orhan, tanm satış kooperatiflerinin önemine ve pamuk tarımının  sorunlarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 24 milletvekilinin, göç veren illerde göçe neden olan  sorunların araştırılarak, göçün önlenmesi için (10/643),  Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 24 milletvekilinin, KOBİ'ler ile esnaf ve sanatkârların  sorunlarının araştırılarak (10/644),  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün  sorunlarının araştırılarak (10/645),  Trabzon Milletvekili Süleyman Lâtif Yunusoğlu ve 19 milletvekilinin, çay üreticilerinin  sorunlarının araştırılarak (10/646),  Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön  görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan (10/331, 10/504) esas numaralı, denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılması amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşmelerinin Genel Kurulun 30/3/2010 Salı günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.  Gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılarak dağıtılan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel  Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 48 saat geçmeden bu kısmın 5'inci sırasına alınmasına, diğer  işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun, 6 ,13 ,20 ,27 Nisan 2010 Salı günkü  birleşimlerinde, 1 saat, sözlü sorulan müteakip diğer denetim konularının görüşülmeyerek  gündemdeki "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  işlerin görüşülmesine; 7, 14, 21 , 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birleşimlerde sözlü soruların  görüşülmemesine; Genel Kurulun, 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15.00-20.00  saatleri arasında, 1,7, 8 ,14 ,15,21,22,28,29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerde  13.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin İç  Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi  yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.  Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, konuşmasındaki,  Şanlıurfa'da tefecilerin kol gezdiği, sokaklarının tefecilerle dolu olduğu ifadeleriyle peygamberler  diyarı Şanlıurfa'ya hakarette bulunduğuna, bu ifadelerinden dolayı özür dilemesi gerektiğine,  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Şanlıurfa Milletvekili Zülfükar İzol'un sözlerini yanlış  yorumladığına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  - 2 9 2 - T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi'nin, 4736 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri  Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifı'nin (2/504) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme  alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  1' inci sırasında bulunan (6/914),  Esas numaralı soru, ilgili bakan Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi.  2'nci  3 'üncü  4'üncü  17'nci  35'inci  50'nci  70'inci  71'inci  99'uncu  123 'üncü  129'uncu  130'uncu  132'nci  164'üncü  165'inci  172'nci  214'üncü  217'nci  232'nci  319'uncu  391'inci  392'nci  420'nci  421'inci  422'nci  423'üncü  424'üncü  425'inci  sırasında bulunan (6/918)  (6/991)  (6/1018)  (6/1088)  (6/1155)  (6/1190)  (6/1264)  (6/1265)  (6/1309)  (6/1364)  (6/1376)  (6/1377)  (6/1380)  (6/1434)  (6/1435)  (6/1445)  (6/1507)  (6/1510)  (6/1531)  (6/1642)  (6/1733)  (6/1734)  (6/1764)  (6/1765)  (6/1766)  (6/1767)  (6/1768)  (6/1769)  Esas numaralı sözlü sorulara Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi; soru  sahiplerinden Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, Tokat  Milletvekili Reşat Doğru, Manisa Milletvekili Mustafa Enöz, Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve  Mersin Milletvekili Akif Akkuş da cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  - 2 9 3 -
Sayfa 6 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi'nin, 4736 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri  Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifı'nin (2/504) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme  alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  1' inci sırasında bulunan (6/914),  Esas numaralı soru, ilgili bakan Genel Kurulda hazır bulunmadığından, ertelendi.  2'nci  3 'üncü  4'üncü  17'nci  35'inci  50'nci  70'inci  71'inci  99'uncu  123 'üncü  129'uncu  130'uncu  132'nci  164'üncü  165'inci  172'nci  214'üncü  217'nci  232'nci  319'uncu  391'inci  392'nci  420'nci  421'inci  422'nci  423'üncü  424'üncü  425'inci  sırasında bulunan (6/918)  (6/991)  (6/1018)  (6/1088)  (6/1155)  (6/1190)  (6/1264)  (6/1265)  (6/1309)  (6/1364)  (6/1376)  (6/1377)  (6/1380)  (6/1434)  (6/1435)  (6/1445)  (6/1507)  (6/1510)  (6/1531)  (6/1642)  (6/1733)  (6/1734)  (6/1764)  (6/1765)  (6/1766)  (6/1767)  (6/1768)  (6/1769)  Esas numaralı sözlü sorulara Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi; soru  sahiplerinden Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, Tokat  Milletvekili Reşat Doğru, Manisa Milletvekili Mustafa Enöz, Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve  Mersin Milletvekili Akif Akkuş da cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  - 2 9 3 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı  Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun (1/769) (S. Sayısı: 486) 1 'inci maddesi üzerinde  bir süre görüşüldü.  31 Mart 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.12'de son verildi.  Şükran Güldal MUMCU  Başkan Vekili  Yusuf COŞKUN Gülsen ORHAN  Bingöl Van  Kâtip Üye Kâtip Üye  Fatih METİN  Bolu  Kâtip Üye  No.: 112  II.- GELEN KÂĞITLAR  31 Mart 2010 Çarşamba  Teklif  1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ ve  Samsun Milletvekili Suat Kılıç ile 214 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/650) (Anayasa Komisyonuna)  (Başkanlığa geliş tarihi: 30.03.2010)  Tezkereler  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1139) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  - 2 9 4 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı  Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun (1/769) (S. Sayısı: 486) 1 'inci maddesi üzerinde  bir süre görüşüldü.  31 Mart 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.12'de son verildi.  Şükran Güldal MUMCU  Başkan Vekili  Yusuf COŞKUN Gülsen ORHAN  Bingöl Van  Kâtip Üye Kâtip Üye  Fatih METİN  Bolu  Kâtip Üye  No.: 112  II.- GELEN KÂĞITLAR  31 Mart 2010 Çarşamba  Teklif  1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ ve  Samsun Milletvekili Suat Kılıç ile 214 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/650) (Anayasa Komisyonuna)  (Başkanlığa geliş tarihi: 30.03.2010)  Tezkereler  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1139) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  - 2 9 4 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0  - 2 9 5 - 2.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1140) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  3.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1141) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  4.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1142) (Anayasa ve Adalet Komisyonlan Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  5.- Burdur Milletvekili Mehmet Alp'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1143) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  6.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1144) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  7.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1145) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 Milletvekilinin, töre ve namus cinayetlerinin  nedenlerinin araştırılarak, önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/647) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 Milletvekilinin, olumsuz hava koşullarının tarım  sektörüne etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/648) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 Milletvekilinin, organ nakli konusundaki sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/649) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 Milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/650) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)
Sayfa 8 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0  - 2 9 5 - 2.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1140) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  3.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1141) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  4.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1142) (Anayasa ve Adalet Komisyonlan Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  5.- Burdur Milletvekili Mehmet Alp'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1143) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  6.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1144) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  7.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1145) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 Milletvekilinin, töre ve namus cinayetlerinin  nedenlerinin araştırılarak, önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/647) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 Milletvekilinin, olumsuz hava koşullarının tarım  sektörüne etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/648) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 Milletvekilinin, organ nakli konusundaki sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/649) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 Milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/650) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 9 6 - 31 Mart 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yusuf COŞKUN (Bingöl)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80'inci Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, Balıkesir ilinde tarım ve hayvancılık sektöründeki sorunlar hakkında söz  isteyen Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aydoğan.  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan 'ın, Balıkesir ilindeki tarım ve hayvancılık sektörünün  sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması  ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Yüce Meclisin değerli üyeleri, Sayın Başkan; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; yapay gündemden fırsat buldukça ülkemizin temel so­ runlarını gündeme getiriyoruz. Üzerinde en çok konuşulan, nüfusun önemli bir kısmını ilgilendiren  tarım ve tarımın sorunlarını sıklıkla dile getirmemize rağmen Hükümetinizin tarıma bakışı, maale­ sef, tarımı bitme noktasına getirmiştir. Çiftçi toprağa küsmüş, ekmekten vazgeçmiştir. Oysa bu dö­ nemde İktidarınızın tarıma en önemli destek vermesi gereken alanlardan birisi olduğunu düşünüyoruz.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; gerçekten, iktidarın temsilcileri sıklıkla tarıma des­ tek verdiklerini ifade ediyorlar. Bütün ikaz ve uyarılarımıza rağmen, maalesef, bu dönemde tarım  ihmal edilmiştir. Yetkililer sürekli destek çeşitlerinden bahsetti. Oysa esas olan, yasada belirtildiği  gibi, gayrisafi millî hasılanın yüzde l ' i tarıma destek verilmelidir. Oysa sizler adına konuşanlar ta­ rıma verilen destek çeşitliliğinden bahsetmektedir. Çeşitlilik yerine oranın daha önemli olduğu...  Yasada belirtildiği gibi, en azından gayrisafi millî hasılanın yüzde 1 'inin tarıma destek olarak veril­ mesi gerekmektedir.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; yine desteklerden, araziye değil, üretene ürettiği kadar  destek verilmelidir.
Sayfa 9 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 9 6 - 31 Mart 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yusuf COŞKUN (Bingöl)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80'inci Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, Balıkesir ilinde tarım ve hayvancılık sektöründeki sorunlar hakkında söz  isteyen Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aydoğan.  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan 'ın, Balıkesir ilindeki tarım ve hayvancılık sektörünün  sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması  ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Yüce Meclisin değerli üyeleri, Sayın Başkan; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; yapay gündemden fırsat buldukça ülkemizin temel so­ runlarını gündeme getiriyoruz. Üzerinde en çok konuşulan, nüfusun önemli bir kısmını ilgilendiren  tarım ve tarımın sorunlarını sıklıkla dile getirmemize rağmen Hükümetinizin tarıma bakışı, maale­ sef, tarımı bitme noktasına getirmiştir. Çiftçi toprağa küsmüş, ekmekten vazgeçmiştir. Oysa bu dö­ nemde İktidarınızın tarıma en önemli destek vermesi gereken alanlardan birisi olduğunu düşünüyoruz.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; gerçekten, iktidarın temsilcileri sıklıkla tarıma des­ tek verdiklerini ifade ediyorlar. Bütün ikaz ve uyarılarımıza rağmen, maalesef, bu dönemde tarım  ihmal edilmiştir. Yetkililer sürekli destek çeşitlerinden bahsetti. Oysa esas olan, yasada belirtildiği  gibi, gayrisafi millî hasılanın yüzde l ' i tarıma destek verilmelidir. Oysa sizler adına konuşanlar ta­ rıma verilen destek çeşitliliğinden bahsetmektedir. Çeşitlilik yerine oranın daha önemli olduğu...  Yasada belirtildiği gibi, en azından gayrisafi millî hasılanın yüzde 1 'inin tarıma destek olarak veril­ mesi gerekmektedir.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; yine desteklerden, araziye değil, üretene ürettiği kadar  destek verilmelidir.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 9 7 - Yine, seçimlerde söz verdiniz Türk çiftçisine, yeşil mazot vereceğinizi söylediniz ama maale­ sef, rengini tutturamadığınız için yeşil mazot şimdiye kadar görülemedi. Türk çiftçisi dünyanın en  yüksek mazotunu kullanmaktadır. Sizin iktidara geldiğiniz dönemde 1.050 lira olan mazot bugün 3  bin liradır değerli arkadaşlar. Oysa, hani, enflasyon düşmüştü, ekonomide çağ atlamıştık? Geldiği­ niz noktada, iktidarı aldığınızda 1.050 lira olan mazot bugün 3 bin liradır.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; çiftçimiz ÖTV'siz mazot, KDV'siz gübreye ihtiyaç  duymaktadır. Ziraat Bankasının kâr rekorunu kırdığı... Türk çitçisinin desteğe ihtiyacı vardır. Oysa  Türk çiftçisine destek vermesi gereken Ziraat Bankası tarihî kâr rekoru açıklamıştır. Tarım müdür­ lükleri etkin duruma getirilmelidir. Türk çiftçisi kredi yoluyla topraklarını kaybetme endişesi taşı­ maktadır, dünyayla rekabet etmek için eşit şartlar istemektedir. Prim sistemi gözden geçirilmeli ve  yeniden düzenlenmelidir. Planlı, yönlendirici tarım politikalarıyla Türk tarımı, Türk çiftçisi kalkın­ malı, bazı tarım ürünlerini ithal etmekten vazgeçmeliyiz.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; özellikle büyük işletmelere dönüş Türk tarımı açı­ sından tehlikelidir. Küçük çiftçiler, Hollanda'da olduğu gibi, kooperatifler çevresinde toplanmalıdır.  Balıkesir de her çeşit tarım ve hayvancılığın yapıldığı en önemli illerimizdendir. Hükümetiniz,  tarımı, çiftçiyi ihmal ettiği gibi selden etkilenen, sel mağduru olan Balıkesir çitçisini de yok saymış,  sahipsiz bırakmışur. Tabii, sadece bununla ilgili değil, geçtiğimiz dönemde Bandırma'da, Zeytinli'de,  Güre'de sel mağduru olan belediyelerimizin mağduriyetleri giderilmemiştir. Yine Manyas'ta, Ha­ mamlı, Kocagöl, Salur, Akçaova bu sel felaketinden en fazla zarar gören köylerimizdir. Gönen De- reköy'de köprü, sel felaketinden yıkılmıştır. Bütün bunlara rağmen, iktidarın temsilcileri bu yaşanan  mağduriyeti görmemektedir. Manyas'ın verimli arazileri her yıl yaşanan sel felaketi nedeniyle ço­ raklaşmaya yüz tutmaktadır. Bir yıl önce çiftçinin önemli sorunu olan tarla faresi sorunu bugün de  aynen devam etmektedir.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl çiftçimizin en büyük sorunu olan tarla  faresi sorunu bugün de ne yazık ki devam etmektedir. Bu da gösteriyor ki ülkeyi yöneten sizlerin ta­ rımı, çiftçiyi yok saydığı, tarımın sorunlarını çözmek yerine yapay gündemlerle ilgilendiği çok açık  ortadadır.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bırakınız, var olan tarımın sorunlarını çözmek ye­ rine, bir yıl önce gündeme getirdiğimiz, soru önergeleri verdiğimiz, çiftçimizin en önemli mağduri­ yet alanı olan tarla fareleri çiftçinin ortağı durumuna gelmiştir. Alınmayan önlemler sonrasında bugün  de çiftçimizin tarla fareleri sorunu devam etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ERGÜN AYDOĞAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; gerçekten İktidarınızın özellikle ve özellikle tarıma  ciddi anlamda destek vermesi, dünyayla rekabet edebilir noktaya getirmesi çok önemlidir. Açılım­ lardan başı dönen Türk çiftçisi çiftçi açılımı, tarım açılımı, ekonomik açılım istemektedir yani açı­ lımlarla meşgul ettiğiniz Türk çiftçisi, Türk tarımı, bu açılımlar yerine, yapay gündem yerine,  demokratik açılım, Ermeni açılımı, Roman açılımı ve adını sayamadığımız açılımlarınız yerine Türk  çiftçisinin sorunlarını çözecek, Türk tarımının sorunlarını çözecek açılım beklemektedir.  Bu duygu ve düşüncelerle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından  alkışlar)
Sayfa 10 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 9 7 - Yine, seçimlerde söz verdiniz Türk çiftçisine, yeşil mazot vereceğinizi söylediniz ama maale­ sef, rengini tutturamadığınız için yeşil mazot şimdiye kadar görülemedi. Türk çiftçisi dünyanın en  yüksek mazotunu kullanmaktadır. Sizin iktidara geldiğiniz dönemde 1.050 lira olan mazot bugün 3  bin liradır değerli arkadaşlar. Oysa, hani, enflasyon düşmüştü, ekonomide çağ atlamıştık? Geldiği­ niz noktada, iktidarı aldığınızda 1.050 lira olan mazot bugün 3 bin liradır.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; çiftçimiz ÖTV'siz mazot, KDV'siz gübreye ihtiyaç  duymaktadır. Ziraat Bankasının kâr rekorunu kırdığı... Türk çitçisinin desteğe ihtiyacı vardır. Oysa  Türk çiftçisine destek vermesi gereken Ziraat Bankası tarihî kâr rekoru açıklamıştır. Tarım müdür­ lükleri etkin duruma getirilmelidir. Türk çiftçisi kredi yoluyla topraklarını kaybetme endişesi taşı­ maktadır, dünyayla rekabet etmek için eşit şartlar istemektedir. Prim sistemi gözden geçirilmeli ve  yeniden düzenlenmelidir. Planlı, yönlendirici tarım politikalarıyla Türk tarımı, Türk çiftçisi kalkın­ malı, bazı tarım ürünlerini ithal etmekten vazgeçmeliyiz.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; özellikle büyük işletmelere dönüş Türk tarımı açı­ sından tehlikelidir. Küçük çiftçiler, Hollanda'da olduğu gibi, kooperatifler çevresinde toplanmalıdır.  Balıkesir de her çeşit tarım ve hayvancılığın yapıldığı en önemli illerimizdendir. Hükümetiniz,  tarımı, çiftçiyi ihmal ettiği gibi selden etkilenen, sel mağduru olan Balıkesir çitçisini de yok saymış,  sahipsiz bırakmışur. Tabii, sadece bununla ilgili değil, geçtiğimiz dönemde Bandırma'da, Zeytinli'de,  Güre'de sel mağduru olan belediyelerimizin mağduriyetleri giderilmemiştir. Yine Manyas'ta, Ha­ mamlı, Kocagöl, Salur, Akçaova bu sel felaketinden en fazla zarar gören köylerimizdir. Gönen De- reköy'de köprü, sel felaketinden yıkılmıştır. Bütün bunlara rağmen, iktidarın temsilcileri bu yaşanan  mağduriyeti görmemektedir. Manyas'ın verimli arazileri her yıl yaşanan sel felaketi nedeniyle ço­ raklaşmaya yüz tutmaktadır. Bir yıl önce çiftçinin önemli sorunu olan tarla faresi sorunu bugün de  aynen devam etmektedir.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl çiftçimizin en büyük sorunu olan tarla  faresi sorunu bugün de ne yazık ki devam etmektedir. Bu da gösteriyor ki ülkeyi yöneten sizlerin ta­ rımı, çiftçiyi yok saydığı, tarımın sorunlarını çözmek yerine yapay gündemlerle ilgilendiği çok açık  ortadadır.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bırakınız, var olan tarımın sorunlarını çözmek ye­ rine, bir yıl önce gündeme getirdiğimiz, soru önergeleri verdiğimiz, çiftçimizin en önemli mağduri­ yet alanı olan tarla fareleri çiftçinin ortağı durumuna gelmiştir. Alınmayan önlemler sonrasında bugün  de çiftçimizin tarla fareleri sorunu devam etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ERGÜN AYDOĞAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; gerçekten İktidarınızın özellikle ve özellikle tarıma  ciddi anlamda destek vermesi, dünyayla rekabet edebilir noktaya getirmesi çok önemlidir. Açılım­ lardan başı dönen Türk çiftçisi çiftçi açılımı, tarım açılımı, ekonomik açılım istemektedir yani açı­ lımlarla meşgul ettiğiniz Türk çiftçisi, Türk tarımı, bu açılımlar yerine, yapay gündem yerine,  demokratik açılım, Ermeni açılımı, Roman açılımı ve adını sayamadığımız açılımlarınız yerine Türk  çiftçisinin sorunlarını çözecek, Türk tarımının sorunlarını çözecek açılım beklemektedir.  Bu duygu ve düşüncelerle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından  alkışlar)  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 2 9 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aydoğan.  Gündem dışı ikinci söz, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılması hakkında söz  isteyen Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'a aittir. (BDP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Bayındır.  2.-Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin  kapatılmasına ilişkin gündem dışı konuşması  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyarbakır Göğüs Has­ talıkları Hastanesinin kapatılmasına ilişkin gündem dışı söz hakkı almış bulunuyorum. Hepinizi say­ gıyla selamlıyorum.  Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesi 1963 yılında faaliyete başlamış, o tarihten beri bölge­ nin tek göğüs hastalıkları hastanesi işlevini görmektedir. 141 fiilî yatak kapasitesine sahip ve 99'dan  bugüne kadar, 2009'a kadarki faaliyet oranı da şöyle: Yatakların doluluk oranı 1996'da yüzde 46  iken 2009 yılında yüzde 76,3'e ulaşmış. Poliklinik hizmetleri 1996'da günlük 47 hasta muayene olur­ ken 2009'da 258 hasta muayene olmuş. Yine 12 polikliniğe sahip, 100 kamu personeli ve 70 küsur  da özel şirketlerde çalışan yaklaşık 200 çalışana da sahip.  Şimdi, bu hastanenin kapatılma gerekçesi: Bir, işlevsiz olarak gösterilmesi. Yine en basit ge­ rekçelerden biri banyo ve tuvaletinin olmaması olarak gösterilmiş. Diğer bir yandan, özel alanların  yeterli olmadığı belirtilmiş ama özellikle Dağkapı Meydanı Diyarbakır'ın, en işlek ve halkın en  kolay ulaşabileceği bir alan ve bu alanda çocuk hastalıkları hastanesi, devlet hastanesi ve yine göğüs  hastalıkları hastanesi bulunmaktadır. Bundan bir süre önce doğum hastanesi Diyarbakır'ın 12 kilo­ metre uzağındaki Urfa yolu üzerinde bir alana taşındı. Çocuk hastanesi kapatıldı, devlet hastanesi de  kapatılarak bu alandan uzaklaştırılmak istendi ancak kamuoyunun mücadelesi sonucu, tepkisi so­ nucu bu taşıma işlemi şu anda durmuş bulunuyor ve en son deneme de göğüs hastalıkları hastanesi­ nin Diyarbakır'ın Dağkapı Meydanı'ndan Urfa yolu üzerinde henüz açılmamış Diyarbakır Eğitim  ve Araştırma Hastanesine bir kısmı devredilmek isteniyor ancak bu Urfa yolu üzerindeki hastane  hâlâ işlevli olmadığı hâlde bir de hastaneyi kapatma gerekçelerinden biri olarak da hastaların sağlık  hizmetine ulaşımı olarak gerekçe gösterilmiş.  Şimdi buradan sormak isteriz: Dağkapı Meydanı Diyarbakır'ın en yoksul iki semtinin buluş­ tuğu yerde, Suriçi ve Bağlar'ın buluştuğu yerde ve bu yoksul kesiminin en kolay ulaştığı yer.  Yine, bölge hastanesi olması itibarıyla, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ve bu illerin de en kolay  ulaşabileceği mekân ve alandır. Dolayısıyla hastanenin kapatılma gerekçesi, hizmete erişim, hizme­ tin yetersizliği olarak gösterilmesine rağmen, personel eksikliği olarak gösterilmesine rağmen, özel­ likle son bir yılda domuz gribi sebebiyle de yaygın epidemik hastalığa bağlı olarak bu hastaneye  hasta ulaşımı ve başvurusu çok daha fazla olmuştur sağlık hizmetinden faydalanmak için, artı, böyle  bir yoğun sürede bile İl Sağlık Müdürlüğü Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinden hemşireleri  başka hastanelere görevlendirmek durumunda kalmıştır.  Bu anlamda, özellikle Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasının bir gerekçesi  acaba faaliyete sunulmak istenen devlet hastanesine personel bulamadıkları için mi ya da acaba Di­ yarbakır Dağkapı Meydanı emlak açısından giderek çok yüksek fiyatlara sahip olması ve buranın, işte  lüks otellerin, zengin süpermarketlerin ya da alışveriş merkezlerinin ya da özellikle Dağkapı Mey­ danı'nda özel sağlık hastanelerinin artması ve bu ilginin artmasına bağlı olarak bu alan hangi ser­ mayecilere peşkeş çekilmek isteniyor? Bunun sorusunu buradan sormak istiyoruz.  Yine "Sağlıkta Dönüşüm" adı altında dönüşümden anlaşılan bu mudur?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 11 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 2 9 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aydoğan.  Gündem dışı ikinci söz, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılması hakkında söz  isteyen Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'a aittir. (BDP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Bayındır.  2.-Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin  kapatılmasına ilişkin gündem dışı konuşması  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyarbakır Göğüs Has­ talıkları Hastanesinin kapatılmasına ilişkin gündem dışı söz hakkı almış bulunuyorum. Hepinizi say­ gıyla selamlıyorum.  Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesi 1963 yılında faaliyete başlamış, o tarihten beri bölge­ nin tek göğüs hastalıkları hastanesi işlevini görmektedir. 141 fiilî yatak kapasitesine sahip ve 99'dan  bugüne kadar, 2009'a kadarki faaliyet oranı da şöyle: Yatakların doluluk oranı 1996'da yüzde 46  iken 2009 yılında yüzde 76,3'e ulaşmış. Poliklinik hizmetleri 1996'da günlük 47 hasta muayene olur­ ken 2009'da 258 hasta muayene olmuş. Yine 12 polikliniğe sahip, 100 kamu personeli ve 70 küsur  da özel şirketlerde çalışan yaklaşık 200 çalışana da sahip.  Şimdi, bu hastanenin kapatılma gerekçesi: Bir, işlevsiz olarak gösterilmesi. Yine en basit ge­ rekçelerden biri banyo ve tuvaletinin olmaması olarak gösterilmiş. Diğer bir yandan, özel alanların  yeterli olmadığı belirtilmiş ama özellikle Dağkapı Meydanı Diyarbakır'ın, en işlek ve halkın en  kolay ulaşabileceği bir alan ve bu alanda çocuk hastalıkları hastanesi, devlet hastanesi ve yine göğüs  hastalıkları hastanesi bulunmaktadır. Bundan bir süre önce doğum hastanesi Diyarbakır'ın 12 kilo­ metre uzağındaki Urfa yolu üzerinde bir alana taşındı. Çocuk hastanesi kapatıldı, devlet hastanesi de  kapatılarak bu alandan uzaklaştırılmak istendi ancak kamuoyunun mücadelesi sonucu, tepkisi so­ nucu bu taşıma işlemi şu anda durmuş bulunuyor ve en son deneme de göğüs hastalıkları hastanesi­ nin Diyarbakır'ın Dağkapı Meydanı'ndan Urfa yolu üzerinde henüz açılmamış Diyarbakır Eğitim  ve Araştırma Hastanesine bir kısmı devredilmek isteniyor ancak bu Urfa yolu üzerindeki hastane  hâlâ işlevli olmadığı hâlde bir de hastaneyi kapatma gerekçelerinden biri olarak da hastaların sağlık  hizmetine ulaşımı olarak gerekçe gösterilmiş.  Şimdi buradan sormak isteriz: Dağkapı Meydanı Diyarbakır'ın en yoksul iki semtinin buluş­ tuğu yerde, Suriçi ve Bağlar'ın buluştuğu yerde ve bu yoksul kesiminin en kolay ulaştığı yer.  Yine, bölge hastanesi olması itibarıyla, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ve bu illerin de en kolay  ulaşabileceği mekân ve alandır. Dolayısıyla hastanenin kapatılma gerekçesi, hizmete erişim, hizme­ tin yetersizliği olarak gösterilmesine rağmen, personel eksikliği olarak gösterilmesine rağmen, özel­ likle son bir yılda domuz gribi sebebiyle de yaygın epidemik hastalığa bağlı olarak bu hastaneye  hasta ulaşımı ve başvurusu çok daha fazla olmuştur sağlık hizmetinden faydalanmak için, artı, böyle  bir yoğun sürede bile İl Sağlık Müdürlüğü Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinden hemşireleri  başka hastanelere görevlendirmek durumunda kalmıştır.  Bu anlamda, özellikle Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasının bir gerekçesi  acaba faaliyete sunulmak istenen devlet hastanesine personel bulamadıkları için mi ya da acaba Di­ yarbakır Dağkapı Meydanı emlak açısından giderek çok yüksek fiyatlara sahip olması ve buranın, işte  lüks otellerin, zengin süpermarketlerin ya da alışveriş merkezlerinin ya da özellikle Dağkapı Mey­ danı'nda özel sağlık hastanelerinin artması ve bu ilginin artmasına bağlı olarak bu alan hangi ser­ mayecilere peşkeş çekilmek isteniyor? Bunun sorusunu buradan sormak istiyoruz.  Yine "Sağlıkta Dönüşüm" adı altında dönüşümden anlaşılan bu mudur?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 2 9 9 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Acaba, sağlıkta dönüşüm şöyle mi yapılmak isteniyor: Di­ yarbakır îl Sağlık Müdürü ve Diyarbakır Valililiğinin talebi üzerine Sağlık Bakanlığından bir teftiş  gidiyor. Yaptıkları inceleme sonucu hastanenin buradan taşınması gerektiğine karar vermişler. Buna  karşı çıkan sağlık meslek örgütlerinin ortak tepkisine karşılık Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Namık  Kemal Kubat, Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasına tepki gösteren sağlık mensuplarını teh­ dit etmiştir. Yani yerel kanallarda da yayınlanan ses kaydının kendisine ait olduğunu kabul eden  Kubat, "Eğer ben de yarın, sizi, silahla buraya gelip sıkmazsam, eğer ben de havaya sıkmazsam adam  değilim." demiş.  Şimdi, bu İl Sağlık Müdürü Sayın Kubat, sağlık riskiyle karşı karşıya olan insanların sağlığını  kurtarmak amacıyla mı orada, yoksa insanları yeniden hayat güvenliği tehdidini yaratmak üzere mi  burada?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bu konunun çok acil olarak Sağlık Bakanı ve Meclis tarafından bir araştırma komisyonu kuru­ larak yerinden incelenmesini talep ediyorum ve bu tehdidi savuran Sağlık İl Müdürünün de derhâl  görevden alınması gerektiğini talep ediyorum. Şu anda da Diyarbakır'da sağlık emek örgütleri ve  meslek örgütleri eylem halindeler. Bu konuya ilişkin 50 bin imzayı da hem Cumhurbaşkanına hem  de Meclise ilettiklerini belirtiyorlar.  Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bayındır.  Gündem dışı üçüncü söz, İnönü Zaferi'nin 86'ncı yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Eski­ şehir Milletvekili Beytullah Asil'e aittir. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Asil.  3.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil'in, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşması  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, Millî Mücadele'mizin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk  zaferi olan İnönü Zaferi'nin 89'uncu yılı münasebetiyle gündem dışı söz aldım. Yüce heyeti say­ gıyla selamlarım.  22 Haziran 1920 tarihinde başlayan ikinci Yunan hareketi sonrası Nazilli, Uşak yöresi, Bursa ve  dolayları kaybedilmişti. Bu zaman içinde Türk halkının yer yer kurduğu savunma cephesinin yanı sıra  Büyük Millet Meclisinin açılması, emperyalizme karşı girişilen savaşın örgütlenme bilincinin dünya  önünde siyasal ifade bulması, Büyük Millet Meclisi Hükümetinin, altı yedi ay içinde, gerek iç is­ yanların bastırılmasında gerek ordunun yeniden örgütlenmesinde gösterdiği çabalar itilaf devletlerini  yeni tedbirler almaya zorlamıştı.
Sayfa 12 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 2 9 9 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Acaba, sağlıkta dönüşüm şöyle mi yapılmak isteniyor: Di­ yarbakır îl Sağlık Müdürü ve Diyarbakır Valililiğinin talebi üzerine Sağlık Bakanlığından bir teftiş  gidiyor. Yaptıkları inceleme sonucu hastanenin buradan taşınması gerektiğine karar vermişler. Buna  karşı çıkan sağlık meslek örgütlerinin ortak tepkisine karşılık Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Namık  Kemal Kubat, Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasına tepki gösteren sağlık mensuplarını teh­ dit etmiştir. Yani yerel kanallarda da yayınlanan ses kaydının kendisine ait olduğunu kabul eden  Kubat, "Eğer ben de yarın, sizi, silahla buraya gelip sıkmazsam, eğer ben de havaya sıkmazsam adam  değilim." demiş.  Şimdi, bu İl Sağlık Müdürü Sayın Kubat, sağlık riskiyle karşı karşıya olan insanların sağlığını  kurtarmak amacıyla mı orada, yoksa insanları yeniden hayat güvenliği tehdidini yaratmak üzere mi  burada?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bu konunun çok acil olarak Sağlık Bakanı ve Meclis tarafından bir araştırma komisyonu kuru­ larak yerinden incelenmesini talep ediyorum ve bu tehdidi savuran Sağlık İl Müdürünün de derhâl  görevden alınması gerektiğini talep ediyorum. Şu anda da Diyarbakır'da sağlık emek örgütleri ve  meslek örgütleri eylem halindeler. Bu konuya ilişkin 50 bin imzayı da hem Cumhurbaşkanına hem  de Meclise ilettiklerini belirtiyorlar.  Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bayındır.  Gündem dışı üçüncü söz, İnönü Zaferi'nin 86'ncı yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Eski­ şehir Milletvekili Beytullah Asil'e aittir. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Asil.  3.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil'in, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşması  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, Millî Mücadele'mizin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk  zaferi olan İnönü Zaferi'nin 89'uncu yılı münasebetiyle gündem dışı söz aldım. Yüce heyeti say­ gıyla selamlarım.  22 Haziran 1920 tarihinde başlayan ikinci Yunan hareketi sonrası Nazilli, Uşak yöresi, Bursa ve  dolayları kaybedilmişti. Bu zaman içinde Türk halkının yer yer kurduğu savunma cephesinin yanı sıra  Büyük Millet Meclisinin açılması, emperyalizme karşı girişilen savaşın örgütlenme bilincinin dünya  önünde siyasal ifade bulması, Büyük Millet Meclisi Hükümetinin, altı yedi ay içinde, gerek iç is­ yanların bastırılmasında gerek ordunun yeniden örgütlenmesinde gösterdiği çabalar itilaf devletlerini  yeni tedbirler almaya zorlamıştı.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Yunanlılar da Eskişehir'i ele geçirerek Anadolu demir yollarının bu önemli kavşak noktasını  kontrol altına almak ve güçlerini ispat etmek, diğer taraftan da Eskişehir'i alıp itilaf devletlerinin  desteğine layık olduklarını ispatlamak istiyorlardı. 6 Ocak 1921'de Bursa Yenişehir doğrultusunda  taarruza geçtiler. Üç dört gün içinde İnegöl, Karaköy, Bilecik ve Sakarya boğazını geçerek Eskişe­ hir-İnönü-Gündüzbey savunma hattına vardılar. "Ya istiklal, ya ölüm!" diyebilen Türk evladının gös­ terdiği büyük direnç, 10 Ocak akşamı taarruzu durdurdu. Karanlık basınca Yunan ordusu geri  çekilmek zorunda kaldı. Alınan bu galibiyet ve yaşanan bu zafer, kurtuluş mücadelemizin ilk büyük  başarısı olmuş, Büyük Millet Meclisinin siyasal gücünün ağırlık kazanmasını sağlamış ve milleti­ mizin Türkiye Büyük Millet Meclisine duyduğu güveni artırmıştır.  Bu yenilginin ardından ikinci hareket, Yunan Başkomutanlığının olağanüstü bir hazırlanışla  Bursa cephesindeki birliklerini 50-60 bin kişilik bir güce ulaştırarak son darbeyi vurma amacında  olduğu söylenebilir. 23 Mart 1921 sabahı Bursa ve Uşak kesimlerinde saldırıya geçen Yunan ordu­ sunun asker ve silah gücü yine büyük bir üstünlük taşıyordu. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, sa­ vaşı yine İnönü mevzilerinde kabul edecek biçimde planladığından İnegöl kesiminde bulunan  birliklerimiz geri çekildiler. 30 Marta kadar süren savaşlarda, cepheyi koruyan ordu, Türk tarihinin  en çetin savaşlarından birini daha verdi. İyi donatılmış düşmana ilerleme fırsatı vermedi. 31 Mart-1  Nisan gecesi bütün hatlarda geri çekilmeye başlamışlardı.  1 Nisan 1921 Cuma günü, Keçiören'de -sonra Meteoroloji Genel Müdürlüğü olan- eski Ziraat  Okulu binasına yerleşmiş Genelkurmay Karargâhının ikinci katındaki genişçe odada harita serili bir  masanın başında Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak paşalar konuşmadan oturuyorlardı. Saat 17.00  idi. Sağ kanadını taarruza kaldıracağını bildirmiş olan İsmet Paşa ile öğleden beri bağlantı kurula- mıyordu. Cephede ise bir Yunan uçağı, ilerleyen Türk birliklerinin üzerine makineli tüfeğiyle ateş  yağdırmaya başlamıştı. Hücuma kalkmış bir takımın önünde koşan teğmen, birden sendeleyip düştü.  Teğmenin düştüğünü gören erler hemen yattılar. Takım çavuşu, sürünerek sokuldu: "Komutanım!"  Teğmen, boynundan vurulmuştu, zorlukla "Durma..." diye fısıldadı, "Takımı hücuma kaldır. Hemen!  Haydi!" Her kelimesinde yarasından yeni bir kan boşalıyordu. Çavuş, gözlerinden yaş akarak ayağa  fırladı, olanca sesiyle haykırarak takımı yeniden hücuma kaldırdı. Erler doğruldular ve koşarak savaş  sisine karıştılar. Taşlı arazi çarıklarının altını erittiği için çoğu yalın ayaktı. Bir top mermisi patladı.  Fışkıran gevrek bahar toprağı, sönen Teğmenin üzerini örttü.  Saat 18.30 olmuştu. Cephe Komutanı İsmet Bey, Türk milletinin hürriyetine kavuşmada gele­ cek için mutlu bir dönüm noktası olan İkinci İnönü Zaferi'nin müjdesini Metri stepe'den veriyordu:  "Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olması muhtemel bir düşman müfrezesi, sağ  kanat grubunun taarruzuyla düzensiz bir şekilde çekiliyor. Yakından takip ediyoruz. Hamidiye isti­ kametinde temas ve faaliyet yok. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüsüyle doldurduğu meyda­ nını silahlarımıza terk etmiştir." Bu rapor, Genelkurmay Karargâhındaki endişeli bekleyişi sevince  dönüştürmüştü. Sevinç, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal'in 1 Nisan 1921'de İsmet  Bey'e gönderdiği telgrafa şu sözlerle yansıyordu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - "Siz, orada sadece düşmanı değil, milletin makûs talihini de  yendiniz. İstila altındaki bahtsız topraklarımızla beraber bütün yurt, bugün sonuna kadar zaferinizi  kutluyor."  - 3 0 0 -
Sayfa 13 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Yunanlılar da Eskişehir'i ele geçirerek Anadolu demir yollarının bu önemli kavşak noktasını  kontrol altına almak ve güçlerini ispat etmek, diğer taraftan da Eskişehir'i alıp itilaf devletlerinin  desteğine layık olduklarını ispatlamak istiyorlardı. 6 Ocak 1921'de Bursa Yenişehir doğrultusunda  taarruza geçtiler. Üç dört gün içinde İnegöl, Karaköy, Bilecik ve Sakarya boğazını geçerek Eskişe­ hir-İnönü-Gündüzbey savunma hattına vardılar. "Ya istiklal, ya ölüm!" diyebilen Türk evladının gös­ terdiği büyük direnç, 10 Ocak akşamı taarruzu durdurdu. Karanlık basınca Yunan ordusu geri  çekilmek zorunda kaldı. Alınan bu galibiyet ve yaşanan bu zafer, kurtuluş mücadelemizin ilk büyük  başarısı olmuş, Büyük Millet Meclisinin siyasal gücünün ağırlık kazanmasını sağlamış ve milleti­ mizin Türkiye Büyük Millet Meclisine duyduğu güveni artırmıştır.  Bu yenilginin ardından ikinci hareket, Yunan Başkomutanlığının olağanüstü bir hazırlanışla  Bursa cephesindeki birliklerini 50-60 bin kişilik bir güce ulaştırarak son darbeyi vurma amacında  olduğu söylenebilir. 23 Mart 1921 sabahı Bursa ve Uşak kesimlerinde saldırıya geçen Yunan ordu­ sunun asker ve silah gücü yine büyük bir üstünlük taşıyordu. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, sa­ vaşı yine İnönü mevzilerinde kabul edecek biçimde planladığından İnegöl kesiminde bulunan  birliklerimiz geri çekildiler. 30 Marta kadar süren savaşlarda, cepheyi koruyan ordu, Türk tarihinin  en çetin savaşlarından birini daha verdi. İyi donatılmış düşmana ilerleme fırsatı vermedi. 31 Mart-1  Nisan gecesi bütün hatlarda geri çekilmeye başlamışlardı.  1 Nisan 1921 Cuma günü, Keçiören'de -sonra Meteoroloji Genel Müdürlüğü olan- eski Ziraat  Okulu binasına yerleşmiş Genelkurmay Karargâhının ikinci katındaki genişçe odada harita serili bir  masanın başında Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak paşalar konuşmadan oturuyorlardı. Saat 17.00  idi. Sağ kanadını taarruza kaldıracağını bildirmiş olan İsmet Paşa ile öğleden beri bağlantı kurula- mıyordu. Cephede ise bir Yunan uçağı, ilerleyen Türk birliklerinin üzerine makineli tüfeğiyle ateş  yağdırmaya başlamıştı. Hücuma kalkmış bir takımın önünde koşan teğmen, birden sendeleyip düştü.  Teğmenin düştüğünü gören erler hemen yattılar. Takım çavuşu, sürünerek sokuldu: "Komutanım!"  Teğmen, boynundan vurulmuştu, zorlukla "Durma..." diye fısıldadı, "Takımı hücuma kaldır. Hemen!  Haydi!" Her kelimesinde yarasından yeni bir kan boşalıyordu. Çavuş, gözlerinden yaş akarak ayağa  fırladı, olanca sesiyle haykırarak takımı yeniden hücuma kaldırdı. Erler doğruldular ve koşarak savaş  sisine karıştılar. Taşlı arazi çarıklarının altını erittiği için çoğu yalın ayaktı. Bir top mermisi patladı.  Fışkıran gevrek bahar toprağı, sönen Teğmenin üzerini örttü.  Saat 18.30 olmuştu. Cephe Komutanı İsmet Bey, Türk milletinin hürriyetine kavuşmada gele­ cek için mutlu bir dönüm noktası olan İkinci İnönü Zaferi'nin müjdesini Metri stepe'den veriyordu:  "Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olması muhtemel bir düşman müfrezesi, sağ  kanat grubunun taarruzuyla düzensiz bir şekilde çekiliyor. Yakından takip ediyoruz. Hamidiye isti­ kametinde temas ve faaliyet yok. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüsüyle doldurduğu meyda­ nını silahlarımıza terk etmiştir." Bu rapor, Genelkurmay Karargâhındaki endişeli bekleyişi sevince  dönüştürmüştü. Sevinç, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal'in 1 Nisan 1921'de İsmet  Bey'e gönderdiği telgrafa şu sözlerle yansıyordu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - "Siz, orada sadece düşmanı değil, milletin makûs talihini de  yendiniz. İstila altındaki bahtsız topraklarımızla beraber bütün yurt, bugün sonuna kadar zaferinizi  kutluyor."  - 3 0 0 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 0 1 - O gün Eskişehir'de milletimizin ters giden talihini yenenlere rahmet diliyorum. Dahice idaresiyle  milletimize bu zaferi yaşatan başta komutan İsmet İnönü olmak üzere şerefle hizmet eden komutan­ lara, silah arkadaşlarına, yöre halkına minnet ve şükranlarımı sunarım.  Bu zaferleri bizlere yaşatan ordu karargâhına ev sahipliği yapan İnönü halkına selam olsun. Bu  memleketin topraklarında gözü olanlara ders olsun. İkinci İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümü aziz  milletimize kutlu olsun.  Değerli milletvekilleri, ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın başarıya ulaşmasında önemli yeri olan  İnönü Savaşlan'nda şehit düşen, zaferin kazanılmasında kahramanlık gösteren ecdadımızın manevi  şahsiyetine bir şükran nişanesi olarak Eskişehir ilimizin İnönü ilçesine Ulu Önder Atatürk'ün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen bağlayınız sözlerinizi.  Buyurunuz.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Sağ olun Sayın Başkanım, bitiriyorum.  .. ."Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun makûs talihini de yendiniz." veciz sözünün yazılı ol­ duğu bir altın madalya verilmesiyle ilgili, milletvekili arkadaşım Sayın Murat Sönmez'in kanun tek­ lifinin bir an önce gündeme alınmasını zaferin yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha yüce heyetten  istirham ediyorum. İnönü ilçe halkımız bu madalyayı hak etmiştir. Madalyayı şanlı bayrağımıza asa­ rak göndere çekmeyi hasretle beklemektedirler.  Hepinize bir kez daha saygılar sunuyor, yüce milletimize "Zaferin yıl dönümü kutlu olsun." di­ yorum. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Asil.  Buyurunuz Sayın Anadol.  V.- AÇIKLAMALAR  1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin  açıklaması  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.  Gerçekten, Çok Değerli Milletvekili Arkadaşımız Beytullah Asil'in belirttiği gibi, seksen dokuz  yıl önce, 31 Mart gecesi ve 1 Nisan sabahı dünyada ilk kez antiemperyalist mücadele veren ve işgal al­ tında bulunan ülkemizin kazandığı çok önemli bir zaferin, İkinci İnönü Zaferi'nin yıllar sonra önemini  bir daha idrak ediyoruz. Kahraman ordumuza selamlar, sevgiler, saygılar sunuyoruz. Şehitlerimizi say­ gıyla ve rahmetle anıyoruz ve o gün, Mustafa Kemal Atatürk'ün deyimiyle "Siz orada yalnız düşmanı  değil, milletin makûs talihini de yendiniz." sözünün önemini bugün bir daha hatırlıyoruz ve ulusumu­ zun özünde -önümüzdeki günlerin- ulusun makûs talihini yenecek nitelikler olduğunu biliyoruz.  Altını çizerek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Anadol.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır, okutuyorum:
Sayfa 14 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 0 1 - O gün Eskişehir'de milletimizin ters giden talihini yenenlere rahmet diliyorum. Dahice idaresiyle  milletimize bu zaferi yaşatan başta komutan İsmet İnönü olmak üzere şerefle hizmet eden komutan­ lara, silah arkadaşlarına, yöre halkına minnet ve şükranlarımı sunarım.  Bu zaferleri bizlere yaşatan ordu karargâhına ev sahipliği yapan İnönü halkına selam olsun. Bu  memleketin topraklarında gözü olanlara ders olsun. İkinci İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümü aziz  milletimize kutlu olsun.  Değerli milletvekilleri, ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın başarıya ulaşmasında önemli yeri olan  İnönü Savaşlan'nda şehit düşen, zaferin kazanılmasında kahramanlık gösteren ecdadımızın manevi  şahsiyetine bir şükran nişanesi olarak Eskişehir ilimizin İnönü ilçesine Ulu Önder Atatürk'ün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen bağlayınız sözlerinizi.  Buyurunuz.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Sağ olun Sayın Başkanım, bitiriyorum.  .. ."Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun makûs talihini de yendiniz." veciz sözünün yazılı ol­ duğu bir altın madalya verilmesiyle ilgili, milletvekili arkadaşım Sayın Murat Sönmez'in kanun tek­ lifinin bir an önce gündeme alınmasını zaferin yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha yüce heyetten  istirham ediyorum. İnönü ilçe halkımız bu madalyayı hak etmiştir. Madalyayı şanlı bayrağımıza asa­ rak göndere çekmeyi hasretle beklemektedirler.  Hepinize bir kez daha saygılar sunuyor, yüce milletimize "Zaferin yıl dönümü kutlu olsun." di­ yorum. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Asil.  Buyurunuz Sayın Anadol.  V.- AÇIKLAMALAR  1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin  açıklaması  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.  Gerçekten, Çok Değerli Milletvekili Arkadaşımız Beytullah Asil'in belirttiği gibi, seksen dokuz  yıl önce, 31 Mart gecesi ve 1 Nisan sabahı dünyada ilk kez antiemperyalist mücadele veren ve işgal al­ tında bulunan ülkemizin kazandığı çok önemli bir zaferin, İkinci İnönü Zaferi'nin yıllar sonra önemini  bir daha idrak ediyoruz. Kahraman ordumuza selamlar, sevgiler, saygılar sunuyoruz. Şehitlerimizi say­ gıyla ve rahmetle anıyoruz ve o gün, Mustafa Kemal Atatürk'ün deyimiyle "Siz orada yalnız düşmanı  değil, milletin makûs talihini de yendiniz." sözünün önemini bugün bir daha hatırlıyoruz ve ulusumu­ zun özünde -önümüzdeki günlerin- ulusun makûs talihini yenecek nitelikler olduğunu biliyoruz.  Altını çizerek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Anadol.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır, okutuyorum:  TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 1  - 3 0 2 - VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) ÖNERGELER  1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in (6/1759) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldı­ ğına ilişkin önergesi (4/198)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gündemin Sözlü Sorular Kısmının 423. sırasında yer alan (6/1759) esas numaralı sözlü soru  önergemi geri alıyorum.  Gereğini saygılarımla arz ederim.  Hasan Özdemir  Gaziantep  BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, töre ve namus cinayetlerinin ne­ denlerinin araştırılarak önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/647)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  İnsanın yaşama hakkı, en kutsal haklardan biridir. Bunun her ne nedenle olursa olsun engellen­ memesi ya da insanın elinden alınmaması gerekliliği, modern demokrasilerde kabul edilmiş bir insan  hakkı ilkesidir. Ülkemizde ise bu hakkın ihlaline ilişkin çok ciddi bir sorun, son günlerde yeniden artış  göstermektedir. Bu insan hakkı ihlali, töre ve namus cinayetleridir.  11.10.2005 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde, "Töre ve Namus Cinayetleri ile  Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin  Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu" kurulmuştur. Önemli bir çalışma  yapan komisyonun raporu, 01.06.2006 tarihinde görüşülmüştür. Ancak son günlerde töre ve namus  cinayetlerinde meydana gelen artış ve konunun tekrar gündeme gelmesi, daha ayrıntılı çalışmalar  yapılması gerekliliğine olan ihtiyacı gözler önüne sermektedir. Töre ve namus cinayetleri üzerine  hemen hemen hiç bilimsel bir çalışmanın olmaması ise konunun, akademik anlamda da göz ardı edil­ diğinin göstergesidir.  Töre ve namus cinayetleri söz konusu olduğunda, kimi yerlerinde hâlâ feodal ilişkilerin hüküm  sürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ilk olarak akla gelmektedir. Ancak son günlerde  yaşanan gelişmeler, töre ve namus cinayetini bu bölgelerin kapsamından çıkarmış; yalnızca eğitim­ sizlik ya da ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak biçime getirmiştir. Son aylarda Adıyaman, Hak­ kâri, Ağrı, Diyarbakır'ın yanı sıra Çorum, İstanbul gibi illerimizde ve daha da ötesi Almanya,  Hollanda, İngiltere gibi ülkelerde yurttaşlarımızın töre ve namus cinayetleriyle gündeme geldiğini  görmekteyiz. Gazetelerin 3'üncü sayfa haberlerinin en önemli konularından birini töre ve namus  cinayetleri oluşturmaktadır. Başka bir deyişle töre ve namus cinayetleri artık sadece kırsal kesimle  sınırlı kalmamakta; göçler, aşırı kentleşme, köy-kent arasındaki toplumsal hareketlilik ve gelişen ile­ tişim yoluyla büyük kentlere taşınmakta ve hatta yurtdışına sıçramaktadır.
Sayfa 15 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 1  - 3 0 2 - VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) ÖNERGELER  1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in (6/1759) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldı­ ğına ilişkin önergesi (4/198)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gündemin Sözlü Sorular Kısmının 423. sırasında yer alan (6/1759) esas numaralı sözlü soru  önergemi geri alıyorum.  Gereğini saygılarımla arz ederim.  Hasan Özdemir  Gaziantep  BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, töre ve namus cinayetlerinin ne­ denlerinin araştırılarak önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/647)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  İnsanın yaşama hakkı, en kutsal haklardan biridir. Bunun her ne nedenle olursa olsun engellen­ memesi ya da insanın elinden alınmaması gerekliliği, modern demokrasilerde kabul edilmiş bir insan  hakkı ilkesidir. Ülkemizde ise bu hakkın ihlaline ilişkin çok ciddi bir sorun, son günlerde yeniden artış  göstermektedir. Bu insan hakkı ihlali, töre ve namus cinayetleridir.  11.10.2005 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde, "Töre ve Namus Cinayetleri ile  Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin  Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu" kurulmuştur. Önemli bir çalışma  yapan komisyonun raporu, 01.06.2006 tarihinde görüşülmüştür. Ancak son günlerde töre ve namus  cinayetlerinde meydana gelen artış ve konunun tekrar gündeme gelmesi, daha ayrıntılı çalışmalar  yapılması gerekliliğine olan ihtiyacı gözler önüne sermektedir. Töre ve namus cinayetleri üzerine  hemen hemen hiç bilimsel bir çalışmanın olmaması ise konunun, akademik anlamda da göz ardı edil­ diğinin göstergesidir.  Töre ve namus cinayetleri söz konusu olduğunda, kimi yerlerinde hâlâ feodal ilişkilerin hüküm  sürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ilk olarak akla gelmektedir. Ancak son günlerde  yaşanan gelişmeler, töre ve namus cinayetini bu bölgelerin kapsamından çıkarmış; yalnızca eğitim­ sizlik ya da ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak biçime getirmiştir. Son aylarda Adıyaman, Hak­ kâri, Ağrı, Diyarbakır'ın yanı sıra Çorum, İstanbul gibi illerimizde ve daha da ötesi Almanya,  Hollanda, İngiltere gibi ülkelerde yurttaşlarımızın töre ve namus cinayetleriyle gündeme geldiğini  görmekteyiz. Gazetelerin 3'üncü sayfa haberlerinin en önemli konularından birini töre ve namus  cinayetleri oluşturmaktadır. Başka bir deyişle töre ve namus cinayetleri artık sadece kırsal kesimle  sınırlı kalmamakta; göçler, aşırı kentleşme, köy-kent arasındaki toplumsal hareketlilik ve gelişen ile­ tişim yoluyla büyük kentlere taşınmakta ve hatta yurtdışına sıçramaktadır.  TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Hulusi Güvel (Adana)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Tayfur Süner (Antalya)  5) Ali Kocal (Zonguldak)  6) Akif Ekici (Gaziantep)  7) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  8) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  9) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  10) Canan Arıtman (İzmir)  11) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  12) Gürol Ergin (Muğla)  13) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  14) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  15) Nevingaye Erbatur (Adana)  16) Orhan Ziya Diren (Tokat)  17) Sacid Yıldız (İstanbul)  18) Kemal Demirel (Bursa)  19) Rasim Çakır (Edirne)  20) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  21) Ensar Öğüt (Ardahan)  22) Hüsnü Çöllü (Antalya)  23) Atila Emek (Antalya)  - 3 0 3 - Töre ve namus cinayetlerinin nedenleri arasında, ailenin ya da erkeğin, kadının duygu ve bedeni  üzerinde kendini hak sahibi görüyor olması baş sıradadır. Namus veya töre değerleri, çevre baskısı,  kadının bir mal, köle veya kirlenmiş bir eşya gibi görülmesi, bilinçli bir cinayetle namus ve şerefin  temizleneceği inancı, kadının öldürülmesi ile failin toplum ve çevrede saygınlık kazanacağı inancı  nedenleriyle koca, eski koca, baba, kardeş ve diğer akrabalar tarafından töre ve namus cinayetleri iş­ lenmektedir. Aynı zamanda, zorla evlendirme, namus temizleme gibi nedenlerle intiharları da bu ci­ nayetler kapsamında değerlendirmek gerekmektedir.  Töre ve namus cinayetlerinin insan haklarını yok saymasının yanında, insanların kanını dondu­ ran biçimlerde de işlenmesi konunun ayrı bir boyutunu oluşturmaktadır. Bunun en son örneği Adı­ yaman ili Kâhta ilçesinde yaşanmıştır. Erkeklerle konuştuğu iddiasıyla çocuk yaşta bir kızın akrabaları  tarafından diri diri gömülmesi, ülkemizde töre ve namus cinayetleri konusunun vahametinin örnek­ lerinden biridir.  Töre ve namus cinayetlerinin ekonomik temeli unutulmadan, eğitim, güvenlik, aile yapısı gibi  unsurlarla doğrudan ilgili olduğu bilinen bir gerçektir. Bu sorunun engellenmesi konusunda ailelere  ve bireylere görevler düşmektedir; ama, bu görevlerden çok, devlete görevler düşmektedir.  Töre ve namus cinayetlerinin nedenlerinin araştırılması ve bu cinayetlerin önlenmesi için gere­ ken önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri ge­ reğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Sayfa 16 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Hulusi Güvel (Adana)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Tayfur Süner (Antalya)  5) Ali Kocal (Zonguldak)  6) Akif Ekici (Gaziantep)  7) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  8) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  9) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  10) Canan Arıtman (İzmir)  11) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  12) Gürol Ergin (Muğla)  13) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  14) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  15) Nevingaye Erbatur (Adana)  16) Orhan Ziya Diren (Tokat)  17) Sacid Yıldız (İstanbul)  18) Kemal Demirel (Bursa)  19) Rasim Çakır (Edirne)  20) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  21) Ensar Öğüt (Ardahan)  22) Hüsnü Çöllü (Antalya)  23) Atila Emek (Antalya)  - 3 0 3 - Töre ve namus cinayetlerinin nedenleri arasında, ailenin ya da erkeğin, kadının duygu ve bedeni  üzerinde kendini hak sahibi görüyor olması baş sıradadır. Namus veya töre değerleri, çevre baskısı,  kadının bir mal, köle veya kirlenmiş bir eşya gibi görülmesi, bilinçli bir cinayetle namus ve şerefin  temizleneceği inancı, kadının öldürülmesi ile failin toplum ve çevrede saygınlık kazanacağı inancı  nedenleriyle koca, eski koca, baba, kardeş ve diğer akrabalar tarafından töre ve namus cinayetleri iş­ lenmektedir. Aynı zamanda, zorla evlendirme, namus temizleme gibi nedenlerle intiharları da bu ci­ nayetler kapsamında değerlendirmek gerekmektedir.  Töre ve namus cinayetlerinin insan haklarını yok saymasının yanında, insanların kanını dondu­ ran biçimlerde de işlenmesi konunun ayrı bir boyutunu oluşturmaktadır. Bunun en son örneği Adı­ yaman ili Kâhta ilçesinde yaşanmıştır. Erkeklerle konuştuğu iddiasıyla çocuk yaşta bir kızın akrabaları  tarafından diri diri gömülmesi, ülkemizde töre ve namus cinayetleri konusunun vahametinin örnek­ lerinden biridir.  Töre ve namus cinayetlerinin ekonomik temeli unutulmadan, eğitim, güvenlik, aile yapısı gibi  unsurlarla doğrudan ilgili olduğu bilinen bir gerçektir. Bu sorunun engellenmesi konusunda ailelere  ve bireylere görevler düşmektedir; ama, bu görevlerden çok, devlete görevler düşmektedir.  Töre ve namus cinayetlerinin nedenlerinin araştırılması ve bu cinayetlerin önlenmesi için gere­ ken önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri ge­ reğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Tayfur Süner (Antalya)  5) Akif Ekici (Gaziantep)  6) Hulusi Güvel (Adana)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  8) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  - 3 0 4 - 2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, olumsuz hava koşullarının tarım  sektörüne etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araş­ tırması açılmasına ilişkin önergesi (10/648)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özellikle son günlerde, ülkemizde hava koşullarının kötü gitmesinden tarım sektörü olumsuz  olarak etkilenmiştir. Çiftçiler, yaşanan kötü hava koşulları nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşama  noktasına gelmiştir. Güneydoğu Anadolu, Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgeleri; bu konuda en çok  mağduriyetin yaşandığı bölgelerdir.  Kötü hava koşulları, iller bazında da büyük zararların yaşanmasına neden olmuştur. Yalnızca  Adıyaman'da don olayları nedeniyle 500 bin dekar ekimi yapılan hububat ve baklagillerin zarar gör­ düğü belirtilmektedir. Benzer biçimde Aydın ilinin Milas ilçesinde aşırı yağışlar sonucu yaklaşık 8  bin dekar; aynı ilin Söke ilçesinde 300 bin dekar ve İncirliova ilçesinde büyük miktarda hububat ve  narenciye sular altında kalmıştır.  Ülkemizin diğer bölgelerinde de aynı biçimde olaylara rastlamak olanaklıdır. Başka bir örnek ise  Antalya ilinin Kumluca ve Serik ilçelerinde baraj taşması sonucu barajlara yakın olan seraların sular  altında kalmasıdır. Çanakkale, Muğla, İzmir gibi çok sayıda ilimiz benzeri mağduriyetleri yaşamıştır.  Tarım sektöründe yaşanan sorunlar, doğrudan ya da dolaylı olarak sanayiyi, ekonomiyi ve en  önemlisi gıda sektörünü etkilemektedir. Yurttaşların gıda maddelerine ulaşmasında sorun doğduğu  gibi, gıda maddelerinin aşın pahalı fiyatlara erişmesi bu sürecin sonuçları olarak karşımıza çıkmak­ tadır. Başka bir ifadeyle tarım alanında yaşanan bu sorun, toplum yaşamının tüm alanlarına olumsuz  etkide bulunacaktır.  Çiftçilerimizin bu yıl için sel ve su baskınlanna karşı henüz sigorta yaptırmadığı düşünüldü­ ğünde, yaşanan sorunun çiftçilerimiz için büyük bir mağduriyete dönüşeceği şüphesizdir. Türkiye  Ziraat Odaları Birliği (TZOB), bu konuda çalışmalar yapmakta ve yaraların sarılabilmesi için nele­ rin yapılabileceğine dair alternatif öneriler sunmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili oda, dernek, de­ mokratik kitle örgütleri ve konunun diğer uzmanlannın görüşlerine ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.  Tanm ve Köyişleri Bakanlığı'nın acilen çalışmaya başlaması gerekliliği de kamuoyunda üzerinde  görüş birliğine varılmış konulardan biridir.  Son günlerde yaşanan olumsuz hava koşullannın tanm sektörüne olan etkilerinin araştırılması  ve gerekli önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. madde­ leri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılanmızla arz ederiz.
Sayfa 17 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Tayfur Süner (Antalya)  5) Akif Ekici (Gaziantep)  6) Hulusi Güvel (Adana)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  8) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  - 3 0 4 - 2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, olumsuz hava koşullarının tarım  sektörüne etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araş­ tırması açılmasına ilişkin önergesi (10/648)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Özellikle son günlerde, ülkemizde hava koşullarının kötü gitmesinden tarım sektörü olumsuz  olarak etkilenmiştir. Çiftçiler, yaşanan kötü hava koşulları nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşama  noktasına gelmiştir. Güneydoğu Anadolu, Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgeleri; bu konuda en çok  mağduriyetin yaşandığı bölgelerdir.  Kötü hava koşulları, iller bazında da büyük zararların yaşanmasına neden olmuştur. Yalnızca  Adıyaman'da don olayları nedeniyle 500 bin dekar ekimi yapılan hububat ve baklagillerin zarar gör­ düğü belirtilmektedir. Benzer biçimde Aydın ilinin Milas ilçesinde aşırı yağışlar sonucu yaklaşık 8  bin dekar; aynı ilin Söke ilçesinde 300 bin dekar ve İncirliova ilçesinde büyük miktarda hububat ve  narenciye sular altında kalmıştır.  Ülkemizin diğer bölgelerinde de aynı biçimde olaylara rastlamak olanaklıdır. Başka bir örnek ise  Antalya ilinin Kumluca ve Serik ilçelerinde baraj taşması sonucu barajlara yakın olan seraların sular  altında kalmasıdır. Çanakkale, Muğla, İzmir gibi çok sayıda ilimiz benzeri mağduriyetleri yaşamıştır.  Tarım sektöründe yaşanan sorunlar, doğrudan ya da dolaylı olarak sanayiyi, ekonomiyi ve en  önemlisi gıda sektörünü etkilemektedir. Yurttaşların gıda maddelerine ulaşmasında sorun doğduğu  gibi, gıda maddelerinin aşın pahalı fiyatlara erişmesi bu sürecin sonuçları olarak karşımıza çıkmak­ tadır. Başka bir ifadeyle tarım alanında yaşanan bu sorun, toplum yaşamının tüm alanlarına olumsuz  etkide bulunacaktır.  Çiftçilerimizin bu yıl için sel ve su baskınlanna karşı henüz sigorta yaptırmadığı düşünüldü­ ğünde, yaşanan sorunun çiftçilerimiz için büyük bir mağduriyete dönüşeceği şüphesizdir. Türkiye  Ziraat Odaları Birliği (TZOB), bu konuda çalışmalar yapmakta ve yaraların sarılabilmesi için nele­ rin yapılabileceğine dair alternatif öneriler sunmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili oda, dernek, de­ mokratik kitle örgütleri ve konunun diğer uzmanlannın görüşlerine ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.  Tanm ve Köyişleri Bakanlığı'nın acilen çalışmaya başlaması gerekliliği de kamuoyunda üzerinde  görüş birliğine varılmış konulardan biridir.  Son günlerde yaşanan olumsuz hava koşullannın tanm sektörüne olan etkilerinin araştırılması  ve gerekli önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. madde­ leri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılanmızla arz ederiz.  T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  10) Sacid Yıldız (İstanbul)  11) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  12) Canan Arıtman (İzmir)  13) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  14) Gürol Ergin (Muğla)  15) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  16) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  17) Nevingaye Erbatur (Adana)  18) Orhan Ziya Diren (Tokat)  19) Kemal Demirel (Bursa)  20) Rasim Çakır (Edirne)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) Ali Kocal (Zonguldak)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin, organ nakli konusundaki sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/649)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Organ nakli, vücutta işlevini yitirmiş, görev yapmayan bir organın yerine, canlıdan veya ka­ davradan sağlam ve fonksiyon yapabilen bir organın konulmasıdır. Organ yetmezliklerinde, özel­ likle böbrek ve karaciğer yetmezliği gündemde olan bir konudur ve çok sayıda insan bu nedenle  organ beklemektedir. Canlı kişiden organ alınması, organ veren kişinin yaşamını riske sokmayacak  şekilde çift organlardan birinin alınması ile gerçekleştirilir. Kadavradan organ nakli ise, yakınlarının  rızasına bağlı olarak ve kişinin ölmeden evvel organ bağışı yapmasıyla mümkündür.  Türkiye'de yandan fazlası böbrek olmak üzere, 100 bin kişi organ nakli olmayı beklemektedir.  Yoğun olarak böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz tedavisi gören hasta sayısı 55 bin kişidir ve  buna her yıl 4 bin kişi eklenmektedir. Böbrek ve karaciğer yetmezliği nedeniyle organ nakledilme­ sini bekleyen yurttaşlanmız açısından kadavra nakilleri büyük öneme sahiptir. Böbrek yetmezliği  sonucunda beş yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 33 iken aynı hastaya böbrek nakli uygulaması ya­ pılırsa beş yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 90'a ulaşmaktadır. Bu tedaviyle hem hasta yaşam kali­ tesi artmakta hem de belirgin olarak uzamaktadır, yani nakil yaşamak, diyaliz ise ölmemeye  çalışmaktır. Fakat, ülkemizde ne yazık ki nakillerin yalnızca dörtte biri kadavradandır. Avrupa ülke­ lerinde ise organ nakillerinin yüzde 80'i kadavradandır. Bugüne kadar çok sayıda hasta, organ veri­ cisi bulunamaması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde çok sayıda organ nakli merkezi ve  birçok organ nakli cerrahımız olmasına rağmen, kadavradan nakil olmadığı için yeterli sayıda organ  nakli gerçekleştirilememektedir. Bunun diğer önemli nedeni ise beyin ölüm vakalarının bildirilme- mesidir. Bu nedenle çok sayıda yurttaşımız organ nakli sıralannda hayatlannı kaybetmektedir.  - 3 0 5 -
Sayfa 18 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  10) Sacid Yıldız (İstanbul)  11) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  12) Canan Arıtman (İzmir)  13) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  14) Gürol Ergin (Muğla)  15) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  16) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  17) Nevingaye Erbatur (Adana)  18) Orhan Ziya Diren (Tokat)  19) Kemal Demirel (Bursa)  20) Rasim Çakır (Edirne)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) Ali Kocal (Zonguldak)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin, organ nakli konusundaki sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/649)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Organ nakli, vücutta işlevini yitirmiş, görev yapmayan bir organın yerine, canlıdan veya ka­ davradan sağlam ve fonksiyon yapabilen bir organın konulmasıdır. Organ yetmezliklerinde, özel­ likle böbrek ve karaciğer yetmezliği gündemde olan bir konudur ve çok sayıda insan bu nedenle  organ beklemektedir. Canlı kişiden organ alınması, organ veren kişinin yaşamını riske sokmayacak  şekilde çift organlardan birinin alınması ile gerçekleştirilir. Kadavradan organ nakli ise, yakınlarının  rızasına bağlı olarak ve kişinin ölmeden evvel organ bağışı yapmasıyla mümkündür.  Türkiye'de yandan fazlası böbrek olmak üzere, 100 bin kişi organ nakli olmayı beklemektedir.  Yoğun olarak böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz tedavisi gören hasta sayısı 55 bin kişidir ve  buna her yıl 4 bin kişi eklenmektedir. Böbrek ve karaciğer yetmezliği nedeniyle organ nakledilme­ sini bekleyen yurttaşlanmız açısından kadavra nakilleri büyük öneme sahiptir. Böbrek yetmezliği  sonucunda beş yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 33 iken aynı hastaya böbrek nakli uygulaması ya­ pılırsa beş yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 90'a ulaşmaktadır. Bu tedaviyle hem hasta yaşam kali­ tesi artmakta hem de belirgin olarak uzamaktadır, yani nakil yaşamak, diyaliz ise ölmemeye  çalışmaktır. Fakat, ülkemizde ne yazık ki nakillerin yalnızca dörtte biri kadavradandır. Avrupa ülke­ lerinde ise organ nakillerinin yüzde 80'i kadavradandır. Bugüne kadar çok sayıda hasta, organ veri­ cisi bulunamaması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde çok sayıda organ nakli merkezi ve  birçok organ nakli cerrahımız olmasına rağmen, kadavradan nakil olmadığı için yeterli sayıda organ  nakli gerçekleştirilememektedir. Bunun diğer önemli nedeni ise beyin ölüm vakalarının bildirilme- mesidir. Bu nedenle çok sayıda yurttaşımız organ nakli sıralannda hayatlannı kaybetmektedir.  - 3 0 5 - T B M M B: 80 31 . 3 . 2010 O: 1  l )Sacid Yıldız (İstanbul)  2) Ali Kocal (Zonguldak)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Akif Ekici (Gaziantep)  5) Hulusi Güvel (Adana)  6) Tayfur Süner (Antalya)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  8) Şevket Köse (Adıyaman)  9) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  10) Canan Arıtman (İzmir)  11) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  12) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  13) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Gürol Ergin (Muğla)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Nevingaye Erbatur (Adana)  19) Orhan Ziya Diren (Tokat)  20) Kemal Demirel (Bursa)  21) Rasim Çakır (Edirne)  22) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  23) Ensar Öğüt (Ardahan)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  - 3 0 6 - Ülkemizde borcu nedeniyle internet üzerinden çeşitli organlarını satışa çıkaran insanların sayısı  gün geçtikçe artmaktadır. Bazı köylerde toplu hâlde böbreklerini satan insanlar hâlâ unutulmamıştır.  Bunun yanı sıra organ ticareti nedeniyle her gün çok sayıda kayıp ve kaçırılma olayı yaşanmaktadır.  Bu nedenle beyin ölümü olgularının bildirilmesi kadavradan nakillerin artmasına yol açacaktır. Bu  da hem nakil listelerinde bekleyenlerin hayatlarını kurtarmak hem de organ ticaretinin önüne geçil­ mesi açısından büyük önem taşımaktadır.  Organ ticaretinin önüne geçilmesi amacıyla kadavradan organ nakillerinin arttırılması, beyin  ölümü tespiti ve organizasyonu yapan organ nakli koordinatörlüğünün her kurum için zorunlu hâle  getirilmesi ve beyin ölümü olgularının kadavra ameliyatı masraflarının, kurumlan ve ameliyatı yapan  ekipleri özendirici şekilde düzenlenmesi amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi  İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Sayfa 19 -
T B M M B: 80 31 . 3 . 2010 O: 1  l )Sacid Yıldız (İstanbul)  2) Ali Kocal (Zonguldak)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Akif Ekici (Gaziantep)  5) Hulusi Güvel (Adana)  6) Tayfur Süner (Antalya)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  8) Şevket Köse (Adıyaman)  9) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  10) Canan Arıtman (İzmir)  11) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  12) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  13) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Gürol Ergin (Muğla)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Nevingaye Erbatur (Adana)  19) Orhan Ziya Diren (Tokat)  20) Kemal Demirel (Bursa)  21) Rasim Çakır (Edirne)  22) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  23) Ensar Öğüt (Ardahan)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  - 3 0 6 - Ülkemizde borcu nedeniyle internet üzerinden çeşitli organlarını satışa çıkaran insanların sayısı  gün geçtikçe artmaktadır. Bazı köylerde toplu hâlde böbreklerini satan insanlar hâlâ unutulmamıştır.  Bunun yanı sıra organ ticareti nedeniyle her gün çok sayıda kayıp ve kaçırılma olayı yaşanmaktadır.  Bu nedenle beyin ölümü olgularının bildirilmesi kadavradan nakillerin artmasına yol açacaktır. Bu  da hem nakil listelerinde bekleyenlerin hayatlarını kurtarmak hem de organ ticaretinin önüne geçil­ mesi açısından büyük önem taşımaktadır.  Organ ticaretinin önüne geçilmesi amacıyla kadavradan organ nakillerinin arttırılması, beyin  ölümü tespiti ve organizasyonu yapan organ nakli koordinatörlüğünün her kurum için zorunlu hâle  getirilmesi ve beyin ölümü olgularının kadavra ameliyatı masraflarının, kurumlan ve ameliyatı yapan  ekipleri özendirici şekilde düzenlenmesi amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi  İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Çetin Soysal (İstanbul)  2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  3) Tayfur Süner (Antalya)  4) Hulusi Güvel (Adana)  5) Şevket Köse (Adıyaman)  6) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  - 3 0 7 - 4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunları­ nın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/650)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Et fiyatlarında son 6 ayda çok yüksek oranda bir artış yaşanmıştır. Kilosu 14-15 liradan alına­ bilen koyun ve sığır fiyatları bugün 20 liranın üstüne çıkmıştır. 2009 yılında kuzu eti fiyatı %45.9 ora­ nında artarken, tavuk eti fiyatındaki artış ise %33.9 oranında artmıştır. Yıllık et tüketimi ABD'de 90  kg, Avrupa'da 60 kg iken Türkiye'de bu rakam 12 kg'a düşmektedir. Et fiyatlarının bu kadar artması,  zaten düşük olan bu rakamı daha da düşürecektir.  Et fiyatlarındaki yükselmenin pek çok açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Besicilik mali­ yetlerinin artması, küçük ve büyük baş hayvan sayısının azalması bugün yaşanan sonuçları doğur­ muştur. Devletin besiciliğe yeteri kadar destek vermemesi besicilik maliyetlerini arttırırken, özellikle  Doğu Anadolu Bölgesi'nde amaca uygun desteklerin verilmemesi nedeniyle de hayvan sayısında çok  büyük oranda düşüş yaşanmıştır. Sayısı 30 milyon civarında olan büyük ve küçükbaş hayvan sayısı  son dönemde 7 milyona inmiştir. Bölgenin en önemli geçim kaynağı artık iflas etme noktasına gel­ miştir. Doğrudan desteklemenin kaldırılması, teşviklerin yanlış verilmesi, pazar ve üretim açısından  tarım ve hayvancılığın ayrılmaz parçası olan sanayileşmede yaşanan özelleştirmeler bölgeyi iyice  fakirleştirmiştir. Koyunculukta Türkiye'yi besleyen Van, devlet desteğinin çekilmesi ile birleşen gü­ venlik sorunu nedeniyle ihracat yapamaz hale gelmiştir. Bölge koşulları yeterince değerlendirilme­ den, Türkiye'nin tüm coğrafi bölgelerine aynı şekilde teşvik verilmesi sorunu çözmeye yönelik bir  adım değildir. Bölgesel kalkınma modelinin uygulanması gerekliliği, uzun süren kış mevsimi, uzak­ lık, ihracatın artması için yapılacaklarda temel alınmalıdır.  Hayvancılıkta yaşanan sorunlara müdahale edilmemesi, hayvancılıkla geçimin sağlayan vatan­ daşlarımızı olduğu kadar hayvansal gıda tüketicilerini de etkileyecektir. Özellikle dar gelirli ailele­ rin hayvansal gıdalardaki aşırı artış nedeniyle özellikle et tüketimini önemli oranda düşürdüğü  bilinmektedir. Protein açısından önemli bir gıda olan etin özellikle çocukların gelişiminde önemli  yer tuttuğu bilinmektedir.  Sonuç olarak et fiyatlarındaki artıştan üreticiden, tüketiciye uzanan zincirde bulunan her birim  etkilenmektedir. Bunun dışında et fiyatlarındaki artış, halk sağlığını tehdit eden sahte et satıcılarının  da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle son 2 ay içinde pek çok yerde sahte et üreticilerinin  halk sağlığını hiçe sayan satışları kamuoyuna yansımıştır.  Hayvancılıkta yaşanan sorunların nedenleri, bu sorunlarla, hayvancılıkta yaşanan gerilemenin  önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Mec­ lisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 20 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Çetin Soysal (İstanbul)  2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  3) Tayfur Süner (Antalya)  4) Hulusi Güvel (Adana)  5) Şevket Köse (Adıyaman)  6) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  - 3 0 7 - 4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunları­ nın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/650)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Et fiyatlarında son 6 ayda çok yüksek oranda bir artış yaşanmıştır. Kilosu 14-15 liradan alına­ bilen koyun ve sığır fiyatları bugün 20 liranın üstüne çıkmıştır. 2009 yılında kuzu eti fiyatı %45.9 ora­ nında artarken, tavuk eti fiyatındaki artış ise %33.9 oranında artmıştır. Yıllık et tüketimi ABD'de 90  kg, Avrupa'da 60 kg iken Türkiye'de bu rakam 12 kg'a düşmektedir. Et fiyatlarının bu kadar artması,  zaten düşük olan bu rakamı daha da düşürecektir.  Et fiyatlarındaki yükselmenin pek çok açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Besicilik mali­ yetlerinin artması, küçük ve büyük baş hayvan sayısının azalması bugün yaşanan sonuçları doğur­ muştur. Devletin besiciliğe yeteri kadar destek vermemesi besicilik maliyetlerini arttırırken, özellikle  Doğu Anadolu Bölgesi'nde amaca uygun desteklerin verilmemesi nedeniyle de hayvan sayısında çok  büyük oranda düşüş yaşanmıştır. Sayısı 30 milyon civarında olan büyük ve küçükbaş hayvan sayısı  son dönemde 7 milyona inmiştir. Bölgenin en önemli geçim kaynağı artık iflas etme noktasına gel­ miştir. Doğrudan desteklemenin kaldırılması, teşviklerin yanlış verilmesi, pazar ve üretim açısından  tarım ve hayvancılığın ayrılmaz parçası olan sanayileşmede yaşanan özelleştirmeler bölgeyi iyice  fakirleştirmiştir. Koyunculukta Türkiye'yi besleyen Van, devlet desteğinin çekilmesi ile birleşen gü­ venlik sorunu nedeniyle ihracat yapamaz hale gelmiştir. Bölge koşulları yeterince değerlendirilme­ den, Türkiye'nin tüm coğrafi bölgelerine aynı şekilde teşvik verilmesi sorunu çözmeye yönelik bir  adım değildir. Bölgesel kalkınma modelinin uygulanması gerekliliği, uzun süren kış mevsimi, uzak­ lık, ihracatın artması için yapılacaklarda temel alınmalıdır.  Hayvancılıkta yaşanan sorunlara müdahale edilmemesi, hayvancılıkla geçimin sağlayan vatan­ daşlarımızı olduğu kadar hayvansal gıda tüketicilerini de etkileyecektir. Özellikle dar gelirli ailele­ rin hayvansal gıdalardaki aşırı artış nedeniyle özellikle et tüketimini önemli oranda düşürdüğü  bilinmektedir. Protein açısından önemli bir gıda olan etin özellikle çocukların gelişiminde önemli  yer tuttuğu bilinmektedir.  Sonuç olarak et fiyatlarındaki artıştan üreticiden, tüketiciye uzanan zincirde bulunan her birim  etkilenmektedir. Bunun dışında et fiyatlarındaki artış, halk sağlığını tehdit eden sahte et satıcılarının  da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle son 2 ay içinde pek çok yerde sahte et üreticilerinin  halk sağlığını hiçe sayan satışları kamuoyuna yansımıştır.  Hayvancılıkta yaşanan sorunların nedenleri, bu sorunlarla, hayvancılıkta yaşanan gerilemenin  önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Mec­ lisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  8) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Canan Arıtman (İzmir)  12) Gürol Ergin (Muğla)  13) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  14) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  15) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  16) Nevingaye Erbatur (Adana)  17) Orhan Ziya Diren (Tokat)  18) Sacid Yıldız (İstanbul)  19) Kemal Demirel (Bursa)  20) Rasim Çakır (Edime)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) Ali Kocal (Zonguldak)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Şimdi de Milliyetçi Hareket Partisi Gmbunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  bir önerisidir vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/487, 10/535) esas numaralı Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin ön görüş­ melerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu  önerisi  Tarih: 31.03.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kumlu'nun 31.03.2010 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Gmpları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kumlun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Oktay Vural  İzmir  MHP Gmp Başkanvekili  - 3 0 8 -
Sayfa 21 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  8) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Canan Arıtman (İzmir)  12) Gürol Ergin (Muğla)  13) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  14) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  15) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  16) Nevingaye Erbatur (Adana)  17) Orhan Ziya Diren (Tokat)  18) Sacid Yıldız (İstanbul)  19) Kemal Demirel (Bursa)  20) Rasim Çakır (Edime)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) Ali Kocal (Zonguldak)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Şimdi de Milliyetçi Hareket Partisi Gmbunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  bir önerisidir vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/487, 10/535) esas numaralı Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin ön görüş­ melerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu  önerisi  Tarih: 31.03.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kumlu'nun 31.03.2010 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Gmpları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kumlun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Oktay Vural  İzmir  MHP Gmp Başkanvekili  - 3 0 8 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 1  - 3 0 9 - Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/487,10/535 esas numaralı "Şeker fabrikalarının özel­ leştirilmesinin yol açacağı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması öner­ gelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 31.03.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapılması öneril­ miştir.  BAŞKAN - Önerinin lehinde, Tokat Milletvekili Reşat Doğru.  Buyurunuz Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce Meclisi en derin saygıla­ rımla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce Hakkâri Çukurca'da şehit olan 3 uzman çavuşumuz ve 2 tane ya­ ralımız var. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Terör örgü­ tünü lanetliyorum.  Sayın milletvekilleri, şeker fabrikalarının özelleşmesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz öner­ geyle ilgili söz almış bulunuyorum. Malumunuz olduğu şekliyle şeker fabrikaları, pancar çiftçisinin  en önemli ürünlerinin değerlendirilmiş olduğu yerdir. Şeker fabrikaları, Türkiye Cumhuriyeti devle­ tinin kuruluş yıllarından itibaren... Özellikle Turhal Şeker Fabrikasını söylemek istiyorum, Turhal  Şeker Fabrikası Tokatlılara çok büyük katma değer katmış olan bir eserimiz ve değerimizdir. Hükü­ metin son yıllardaki özelleştirme kapsamı içerisinde şeker fabrikalarımız bir bir özelleştirmeye doğru  gitmektedir.  Bakınız, şu anda Türkiye'mizde şöyle bir araştırma yapıldığı zaman, en önemli sorunların ba­ şında işsizlik, açlık ve yokluk olduğu görülmektedir. Tokat Milletvekiliyim ben, Tokat Meydanı'nda  insanlara şöyle bir soruyoruz, sorduğumuz zaman en önemli sorunlarının iş olduğunu, ekmek oldu­ ğunu ve geçinme zorluğu içerisinde bulunduklarını söylüyorlar. Çiftçi kardeşlerimize soruyoruz, çift­ çilerimiz üretmiş olduğu ürünlerin değerlendirilmediği, değerine satamadıklarını, dolayısıyla da zarar  ettiklerini ifade etmeye çalışıyorlar. Yani yoksulluk ve açlık almış başını gidiyor.  İşte böyle bir ortamda şeker fabrikalarımız özelleştirme kapsamı içerisinde satılıyor. Bakın, şu  anda Turhallı tüm kardeşlerimiz, Tokatlı tüm kardeşlerimiz Turhal Şeker Fabrikasına sahip çıkılma­ sını, satılmamasını ve özelleştirilmemesini istiyorlar. Bununla ilgili olarak da başta Şeker-İş Sendi­ kası olmak üzere hep beraber çiftçisiyle, esnafıyla, orada çalışanlarıyla -emekli kentidir- emeklilerle  beraber büyük bir miting yaptılar. Mitingleri esnasında da söylemiş oldukları söz şuydu: "Bizim pan­ car üretimi devam etsin, şeker üretimi devam estin, fabrikalarımız açık kalsın."  Tabii bunlar bunu söylerken Tokatlı çiftçilerimiz veyahut da işçilerimiz söylerken... İşte şu anda  onunla beraber altı tane şeker fabrikası satıldı. Bunlardan bir tanesi Çarşamba Şeker Fabrikasıdır.  Çarşambalı kardeşlerimiz, Samsunlu kardeşlerimiz aynı şeyleri söylemiyorlar mı? Bakın şu anda  Sorgun Şeker Fabrikası da satılan fabrikalar içerisindedir. Yozgatlı çiftçilerimizin hepsi ayaktaydı­ lar, onlar da o mitinge katılmışlardı. Çorum'daki şeker fabrikası, yine, Kastamonu Şeker Fabrikası,  Kastamonulular, Çorumlular yani İç Anadolu Bölgesi'ndeki -tabii, diğer şeker fabrikaları satıldı, sa­ tılıyor ama- insanlarımızın hepsi, hep beraber "Şeker pancarı üretimi devam etsin ve şeker pancarı  çiftçisi korunsun." diyorlar ve beraberinde de "Fabrikalarımız özelleştirme kapsamı içerisinde satıl­ masın, sahiplenilsin." diyorlar.
Sayfa 22 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 1  - 3 0 9 - Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/487,10/535 esas numaralı "Şeker fabrikalarının özel­ leştirilmesinin yol açacağı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması öner­ gelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 31.03.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapılması öneril­ miştir.  BAŞKAN - Önerinin lehinde, Tokat Milletvekili Reşat Doğru.  Buyurunuz Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce Meclisi en derin saygıla­ rımla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce Hakkâri Çukurca'da şehit olan 3 uzman çavuşumuz ve 2 tane ya­ ralımız var. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Terör örgü­ tünü lanetliyorum.  Sayın milletvekilleri, şeker fabrikalarının özelleşmesiyle ilgili olarak vermiş olduğumuz öner­ geyle ilgili söz almış bulunuyorum. Malumunuz olduğu şekliyle şeker fabrikaları, pancar çiftçisinin  en önemli ürünlerinin değerlendirilmiş olduğu yerdir. Şeker fabrikaları, Türkiye Cumhuriyeti devle­ tinin kuruluş yıllarından itibaren... Özellikle Turhal Şeker Fabrikasını söylemek istiyorum, Turhal  Şeker Fabrikası Tokatlılara çok büyük katma değer katmış olan bir eserimiz ve değerimizdir. Hükü­ metin son yıllardaki özelleştirme kapsamı içerisinde şeker fabrikalarımız bir bir özelleştirmeye doğru  gitmektedir.  Bakınız, şu anda Türkiye'mizde şöyle bir araştırma yapıldığı zaman, en önemli sorunların ba­ şında işsizlik, açlık ve yokluk olduğu görülmektedir. Tokat Milletvekiliyim ben, Tokat Meydanı'nda  insanlara şöyle bir soruyoruz, sorduğumuz zaman en önemli sorunlarının iş olduğunu, ekmek oldu­ ğunu ve geçinme zorluğu içerisinde bulunduklarını söylüyorlar. Çiftçi kardeşlerimize soruyoruz, çift­ çilerimiz üretmiş olduğu ürünlerin değerlendirilmediği, değerine satamadıklarını, dolayısıyla da zarar  ettiklerini ifade etmeye çalışıyorlar. Yani yoksulluk ve açlık almış başını gidiyor.  İşte böyle bir ortamda şeker fabrikalarımız özelleştirme kapsamı içerisinde satılıyor. Bakın, şu  anda Turhallı tüm kardeşlerimiz, Tokatlı tüm kardeşlerimiz Turhal Şeker Fabrikasına sahip çıkılma­ sını, satılmamasını ve özelleştirilmemesini istiyorlar. Bununla ilgili olarak da başta Şeker-İş Sendi­ kası olmak üzere hep beraber çiftçisiyle, esnafıyla, orada çalışanlarıyla -emekli kentidir- emeklilerle  beraber büyük bir miting yaptılar. Mitingleri esnasında da söylemiş oldukları söz şuydu: "Bizim pan­ car üretimi devam etsin, şeker üretimi devam estin, fabrikalarımız açık kalsın."  Tabii bunlar bunu söylerken Tokatlı çiftçilerimiz veyahut da işçilerimiz söylerken... İşte şu anda  onunla beraber altı tane şeker fabrikası satıldı. Bunlardan bir tanesi Çarşamba Şeker Fabrikasıdır.  Çarşambalı kardeşlerimiz, Samsunlu kardeşlerimiz aynı şeyleri söylemiyorlar mı? Bakın şu anda  Sorgun Şeker Fabrikası da satılan fabrikalar içerisindedir. Yozgatlı çiftçilerimizin hepsi ayaktaydı­ lar, onlar da o mitinge katılmışlardı. Çorum'daki şeker fabrikası, yine, Kastamonu Şeker Fabrikası,  Kastamonulular, Çorumlular yani İç Anadolu Bölgesi'ndeki -tabii, diğer şeker fabrikaları satıldı, sa­ tılıyor ama- insanlarımızın hepsi, hep beraber "Şeker pancarı üretimi devam etsin ve şeker pancarı  çiftçisi korunsun." diyorlar ve beraberinde de "Fabrikalarımız özelleştirme kapsamı içerisinde satıl­ masın, sahiplenilsin." diyorlar.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Tabii, Hükümetin değerli yetkilileri diyorlar ki: "Fabrikalar satılsa da üretime devam edecek."  Sayın milletvekilleri, bu sözlerin doğru olmadığını veyahut da bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu  hep beraber tartışalım. Bakın, şu anda, şeker fabrikaları öncesinde sigara fabrikaları satılmıştı. Bun­ ların içerisinde bulunan Tokat Sigara Fabrikası da satılan, özelleştirilen fabrikalar içerisindeydi. Yine  aynı şekilde, iktidarın yetkilileri sigara fabrikası satılırken "Sigara fabrikası üretime devam edecek,  sigara fabrikasında tütün çiftçiliği devam edecek, üretim devam edecek." demişlerdi. Ne oldu? Şu  anda Tokat Sigara Fabrikasının her tarafında otlar bitiyor. Fabrikasını bırakın, içerisindeki makine­ ler bile parçalanarak alındı ve götürüldü. Şu anda, oradaki insanlar üzüntü içerisinde Tokat Sigara  Fabrikasının durumunu görüyorlar.  Aynı tabloyu tabii, diğer yerlerde de görüyoruz. Ama Tokat Sigara Fabrikasının işçileri şu anda  perme perişan durumdadırlar. 4/C kapsamı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. İşsizlik almış ba­ şını giderken 4/C'den dolayı şu anda insanlarımızın büyük bir sıkıntı içerisinde, psikolojik yıkıntı içe­ risinde olduğunu söylemek durumundayız. Şu anda, 4/C kapsamındaki yaklaşık olarak 10 binin  üzerindeki işçi Türkiye'nin her tarafında acaba benim durumum ne olacak diye beklenti içerisindedir.  Aynı tabloyu şu an itibarıyla binlerce işçisi bulunan şeker fabrikalarında da yaşayacağız. Yani  şeker fabrikası işçisi de aynı 4/C kapsamındaki, o kapsama doğru itiliyor yani işlerini kaybedecek­ ler, aşlarını kaybedecekler. Şu anda esnafıyla, memuruyla kendi bölgelerinde bulunan yani şeker fab­ rikalarının bulunduğu yerlerdeki insanların hepsi acaba benim fabrikam satılacak mı veyahut da ben  fabrikamı kaybedecek miyim veyahut da esnaf işte, buradan gelen o gelirin durumu ne olacak bek­ lentisi içerisindedir.  Tokat Sigara Fabrikası kapanmadan önce orada 1.200 işçi çalışıyordu. O 1.200 işçinin yaklaşık  olarak Tokat'ımıza yıllık 60-70 trilyon civarında -eski parayla- büyük bir girdisi vardı.  Turhal Şeker Fabrikası, Sorgun Şeker Fabrikası, işte, Çorum Şeker Fabrikası, Kastamonu Şeker  Fabrikası da aynı durumdadır; o bölgenin esnafına, o bölgedeki insanların hepsine çok büyük katma  değer sağlamaktadır. Bunları böyle değerlendirmediğimiz zaman, yani şeker fabrikalarının tamamen  yok olmasını sağlamış olduğumuz zaman çok şeyler kaybederiz.  Bakın, dünyanın her tarafında, şu anda dünyanın her tarafında şeker pancarıyla ilgili olarak çok  ciddi çalışmalar var. Avrupa Birliği ülkelerinde -her zaman örnek alıyoruz- şu anda şeker panca­ rından elde edilen şeker üzerinde çok ciddi destekler var. Biliyor musunuz, şu anda üretimle ilgili ola­ rak yüzde 70'ini karşılıyor. Yani Avrupa Birliği ülkeleri, şeker üretimi devam etsin diye özellikle  destekleyerek maliyetin yüzde 70'ini karşılamaya çalışıyorlar. İşte, böyle bir durumda, biz neden  şeker pancarının üretimini ortadan kaldırmaya çalışalım?  Bakınız, geçenlerde GDO'yla ilgili kanun çıkarttık. GDO'yla ilgili kanun çıkarttık da çıkartır­ ken bazı konular gündeme getirildi. Özellikle nişasta bazlı şekerin insan vücuduna ne kadar zarar ver­ diğini hep beraber biliyoruz. Şu anda gidiniz hastanelerdeki polikliniklerin hepsine, nişasta bazlı  şekerden dolayı alerjik hastalıkların artmış olduğunu görürsünüz. Ondan dolayı da dünyanın her ta­ rafında nişasta bazlı şeker oranlan yüzde 2'lere düşürülürken -Avrupa Birliği ülkeleri için veriyorum- bizim ülkemizde bu oran yüzde 15'ler civarındadır. Gelin, yüzde 15'ler civarını yüzde 2'ye düşüre­ lim. Gelin, hep beraber, işte, Hükümet olarak almış olduğumuz tedbirlerle beraber, başta serbest böl­ geler olmak üzere, şeker pancarıyla, şekerle ilgili olarak kaçakçılığı ortadan kaldıralım. O zaman  şeker pancarı çiftçisinin ne kotalannda bir sıkıntımız kalır ne fabrikaların çalışmasında bir sıkıntımız  kalır. Ama işte bunları yapmazken, şeker pancarı çiftçisini bu şekilde mağdur etmeye, şeker fabri­ kalarının kapanmasıyla beraber o bölgelerdeki insanlarımızı mağdur etmeye hiçbirimizin hakkının  olmadığını düşünüyorum.  - 3 1 0 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Tabii, Hükümetin değerli yetkilileri diyorlar ki: "Fabrikalar satılsa da üretime devam edecek."  Sayın milletvekilleri, bu sözlerin doğru olmadığını veyahut da bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu  hep beraber tartışalım. Bakın, şu anda, şeker fabrikaları öncesinde sigara fabrikaları satılmıştı. Bun­ ların içerisinde bulunan Tokat Sigara Fabrikası da satılan, özelleştirilen fabrikalar içerisindeydi. Yine  aynı şekilde, iktidarın yetkilileri sigara fabrikası satılırken "Sigara fabrikası üretime devam edecek,  sigara fabrikasında tütün çiftçiliği devam edecek, üretim devam edecek." demişlerdi. Ne oldu? Şu  anda Tokat Sigara Fabrikasının her tarafında otlar bitiyor. Fabrikasını bırakın, içerisindeki makine­ ler bile parçalanarak alındı ve götürüldü. Şu anda, oradaki insanlar üzüntü içerisinde Tokat Sigara  Fabrikasının durumunu görüyorlar.  Aynı tabloyu tabii, diğer yerlerde de görüyoruz. Ama Tokat Sigara Fabrikasının işçileri şu anda  perme perişan durumdadırlar. 4/C kapsamı içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar. İşsizlik almış ba­ şını giderken 4/C'den dolayı şu anda insanlarımızın büyük bir sıkıntı içerisinde, psikolojik yıkıntı içe­ risinde olduğunu söylemek durumundayız. Şu anda, 4/C kapsamındaki yaklaşık olarak 10 binin  üzerindeki işçi Türkiye'nin her tarafında acaba benim durumum ne olacak diye beklenti içerisindedir.  Aynı tabloyu şu an itibarıyla binlerce işçisi bulunan şeker fabrikalarında da yaşayacağız. Yani  şeker fabrikası işçisi de aynı 4/C kapsamındaki, o kapsama doğru itiliyor yani işlerini kaybedecek­ ler, aşlarını kaybedecekler. Şu anda esnafıyla, memuruyla kendi bölgelerinde bulunan yani şeker fab­ rikalarının bulunduğu yerlerdeki insanların hepsi acaba benim fabrikam satılacak mı veyahut da ben  fabrikamı kaybedecek miyim veyahut da esnaf işte, buradan gelen o gelirin durumu ne olacak bek­ lentisi içerisindedir.  Tokat Sigara Fabrikası kapanmadan önce orada 1.200 işçi çalışıyordu. O 1.200 işçinin yaklaşık  olarak Tokat'ımıza yıllık 60-70 trilyon civarında -eski parayla- büyük bir girdisi vardı.  Turhal Şeker Fabrikası, Sorgun Şeker Fabrikası, işte, Çorum Şeker Fabrikası, Kastamonu Şeker  Fabrikası da aynı durumdadır; o bölgenin esnafına, o bölgedeki insanların hepsine çok büyük katma  değer sağlamaktadır. Bunları böyle değerlendirmediğimiz zaman, yani şeker fabrikalarının tamamen  yok olmasını sağlamış olduğumuz zaman çok şeyler kaybederiz.  Bakın, dünyanın her tarafında, şu anda dünyanın her tarafında şeker pancarıyla ilgili olarak çok  ciddi çalışmalar var. Avrupa Birliği ülkelerinde -her zaman örnek alıyoruz- şu anda şeker panca­ rından elde edilen şeker üzerinde çok ciddi destekler var. Biliyor musunuz, şu anda üretimle ilgili ola­ rak yüzde 70'ini karşılıyor. Yani Avrupa Birliği ülkeleri, şeker üretimi devam etsin diye özellikle  destekleyerek maliyetin yüzde 70'ini karşılamaya çalışıyorlar. İşte, böyle bir durumda, biz neden  şeker pancarının üretimini ortadan kaldırmaya çalışalım?  Bakınız, geçenlerde GDO'yla ilgili kanun çıkarttık. GDO'yla ilgili kanun çıkarttık da çıkartır­ ken bazı konular gündeme getirildi. Özellikle nişasta bazlı şekerin insan vücuduna ne kadar zarar ver­ diğini hep beraber biliyoruz. Şu anda gidiniz hastanelerdeki polikliniklerin hepsine, nişasta bazlı  şekerden dolayı alerjik hastalıkların artmış olduğunu görürsünüz. Ondan dolayı da dünyanın her ta­ rafında nişasta bazlı şeker oranlan yüzde 2'lere düşürülürken -Avrupa Birliği ülkeleri için veriyorum- bizim ülkemizde bu oran yüzde 15'ler civarındadır. Gelin, yüzde 15'ler civarını yüzde 2'ye düşüre­ lim. Gelin, hep beraber, işte, Hükümet olarak almış olduğumuz tedbirlerle beraber, başta serbest böl­ geler olmak üzere, şeker pancarıyla, şekerle ilgili olarak kaçakçılığı ortadan kaldıralım. O zaman  şeker pancarı çiftçisinin ne kotalannda bir sıkıntımız kalır ne fabrikaların çalışmasında bir sıkıntımız  kalır. Ama işte bunları yapmazken, şeker pancarı çiftçisini bu şekilde mağdur etmeye, şeker fabri­ kalarının kapanmasıyla beraber o bölgelerdeki insanlarımızı mağdur etmeye hiçbirimizin hakkının  olmadığını düşünüyorum.  - 3 1 0 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 1 1 - Şeker ürünü tarımsal stratejik bir üründür. Bu ürün mutlaka yaşamalıdır. Bu kadar önemli, avan­ tajlı bir ürün olan şeker pancarı, çiftçimizin vazgeçemeyeceği ve Hükümetin de gözden çıkardığı bir  konuma gelmektedir. Şeker pancarı çiftçisi küsmekte, fabrikaların kapanmasıyla karşı karşıya kalan  işçilerimiz ise kara kara düşünmektedir.  Şeker pancarı, Türk tarımı açısından çiftçiyi tarlaya ve köye bağlayan, ailenin tüm fertlerine ça­ lışma imkânı sağlayan, nüfusu kırsal kesimde tutan, haliyle iç göçü yavaşlatan ürünlerin başında gel­ mektedir. Bugün 1,7 milyon civarında pancar kooperatifi ortağı vardır ve binlerce insan da şeker  pancarı üretiminin devam etmesini istemektedir.  Bakınız, İç Anadolu Bölgesi'nden örnekler verdim çünkü şu anda İç Anadolu Bölgesi'nde altı  tane şeker fabrikası satılıyor. Tokat'ın nüfusu 840 binlerden 620 binlere inmiştir. Gidiniz Yozgat'a.  Yozgat'ın nüfusu da inmiştir. Çorum'a, Kastamonu'ya... Yani İç Anadolu Bölgesi'ndeki birçok böl­ gemizde maalesef çiftçi ürününü ekmekten ve tarlasına gitmekten artık heder eder duruma gelmiş­ tir. Niye gelinmiştir? İşte bunları hep beraber düşünmek mecburiyetindeyiz.  Sözlerimin başında en önemli sorunun işsizlik sorunu olduğunu söyledim. Bakın, şu anda işte  hep beraber gittiğimiz zaman, kendi seçim bölgelerimizde olsun yahut da nereyi gezersek gezelim,  önümüze çıkan ilk konu işsizliktir. "Ben iş istiyorum." diyor, üniversite mezunları iş istiyor, lise me­ zunları iş istiyor. Çiftçi kardeşlerimizin yanına gidiyoruz, pancar üreticisi böyle de diğerleri böyle  değil mi? Onlar da aynı şekilde yokluktan bahsediyorlar, yoksulluktan bahsediyorlar, çiftçi ürününün  para etmediğinden bahsediyorlar.  İşte bu ağır ortamda, şeker fabrikalarının özelleşmesinin, ben çok yanlış olacağını düşünüyorum.  Bundan dolayı da bu konunun çok ciddi manada değerlendirilmesini istiyoruz.  Bakınız, Avrupa Birliği ülkeleri mevcut stoklarına rağmen şeker pancarı üretimini kısmamakta,  her yıl dahilî tüketimlerinin üzerinde üretim yapmaya devam etmektedir. Acaba bizim ülkemizde  bunlar yapılmakta mıdır? Avrupa Birliği ülkeleri şeker ithaline yüzde 200 gümrük vergisi koymuş­ ken, bizde bu oran 2004 yılında yüzde 135'lere çekilmiştir. Yani bu şudur değerli milletvekilleri:  Şeker bazlı dediğimiz, işte çikolatadır veya diğer ürünlerdir, Avrupa Birliği ülkelerine girişlerinde çok  ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalınmaktadır. Yani oralarda yüzde 200 civarında gümrük konarak  şeker pancarı çiftçisi veyahut da şeker üreticisi korunmaya çalışılmıştır ama enteresandır, bizim ül­ kemizde bu oran, 2004 yılında yüzde 135'lere düşürülmüştür.  Ülkemizde şeker pancarı çiftçisine ton başına 142 euro destek sağlanmaktadır ama şeker pan­ carı tarımı, sanayisi, alt sanayi dallarıyla birlikte gayrisafı millî hasılaya 3 milyar dolar civarında  değer katmaktadır.  Ülke nüfusunun yüzde 15'inin geçimi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - .. .bu tarım ürünündendir. Şeker sanayisi, 500 bin çiftçi ailenin,  sanayide 25 bin çalışanıyla, alt sanayi kollarıyla beraber 10 milyonun üzerinde insanla ilişkilidir.  Yani Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 70 oranında bir destek sağlarken, bizim ülkemizde bu oran maa­ lesef çok ciddi manada düşüktür.
Sayfa 24 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 1 1 - Şeker ürünü tarımsal stratejik bir üründür. Bu ürün mutlaka yaşamalıdır. Bu kadar önemli, avan­ tajlı bir ürün olan şeker pancarı, çiftçimizin vazgeçemeyeceği ve Hükümetin de gözden çıkardığı bir  konuma gelmektedir. Şeker pancarı çiftçisi küsmekte, fabrikaların kapanmasıyla karşı karşıya kalan  işçilerimiz ise kara kara düşünmektedir.  Şeker pancarı, Türk tarımı açısından çiftçiyi tarlaya ve köye bağlayan, ailenin tüm fertlerine ça­ lışma imkânı sağlayan, nüfusu kırsal kesimde tutan, haliyle iç göçü yavaşlatan ürünlerin başında gel­ mektedir. Bugün 1,7 milyon civarında pancar kooperatifi ortağı vardır ve binlerce insan da şeker  pancarı üretiminin devam etmesini istemektedir.  Bakınız, İç Anadolu Bölgesi'nden örnekler verdim çünkü şu anda İç Anadolu Bölgesi'nde altı  tane şeker fabrikası satılıyor. Tokat'ın nüfusu 840 binlerden 620 binlere inmiştir. Gidiniz Yozgat'a.  Yozgat'ın nüfusu da inmiştir. Çorum'a, Kastamonu'ya... Yani İç Anadolu Bölgesi'ndeki birçok böl­ gemizde maalesef çiftçi ürününü ekmekten ve tarlasına gitmekten artık heder eder duruma gelmiş­ tir. Niye gelinmiştir? İşte bunları hep beraber düşünmek mecburiyetindeyiz.  Sözlerimin başında en önemli sorunun işsizlik sorunu olduğunu söyledim. Bakın, şu anda işte  hep beraber gittiğimiz zaman, kendi seçim bölgelerimizde olsun yahut da nereyi gezersek gezelim,  önümüze çıkan ilk konu işsizliktir. "Ben iş istiyorum." diyor, üniversite mezunları iş istiyor, lise me­ zunları iş istiyor. Çiftçi kardeşlerimizin yanına gidiyoruz, pancar üreticisi böyle de diğerleri böyle  değil mi? Onlar da aynı şekilde yokluktan bahsediyorlar, yoksulluktan bahsediyorlar, çiftçi ürününün  para etmediğinden bahsediyorlar.  İşte bu ağır ortamda, şeker fabrikalarının özelleşmesinin, ben çok yanlış olacağını düşünüyorum.  Bundan dolayı da bu konunun çok ciddi manada değerlendirilmesini istiyoruz.  Bakınız, Avrupa Birliği ülkeleri mevcut stoklarına rağmen şeker pancarı üretimini kısmamakta,  her yıl dahilî tüketimlerinin üzerinde üretim yapmaya devam etmektedir. Acaba bizim ülkemizde  bunlar yapılmakta mıdır? Avrupa Birliği ülkeleri şeker ithaline yüzde 200 gümrük vergisi koymuş­ ken, bizde bu oran 2004 yılında yüzde 135'lere çekilmiştir. Yani bu şudur değerli milletvekilleri:  Şeker bazlı dediğimiz, işte çikolatadır veya diğer ürünlerdir, Avrupa Birliği ülkelerine girişlerinde çok  ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalınmaktadır. Yani oralarda yüzde 200 civarında gümrük konarak  şeker pancarı çiftçisi veyahut da şeker üreticisi korunmaya çalışılmıştır ama enteresandır, bizim ül­ kemizde bu oran, 2004 yılında yüzde 135'lere düşürülmüştür.  Ülkemizde şeker pancarı çiftçisine ton başına 142 euro destek sağlanmaktadır ama şeker pan­ carı tarımı, sanayisi, alt sanayi dallarıyla birlikte gayrisafı millî hasılaya 3 milyar dolar civarında  değer katmaktadır.  Ülke nüfusunun yüzde 15'inin geçimi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - .. .bu tarım ürünündendir. Şeker sanayisi, 500 bin çiftçi ailenin,  sanayide 25 bin çalışanıyla, alt sanayi kollarıyla beraber 10 milyonun üzerinde insanla ilişkilidir.  Yani Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 70 oranında bir destek sağlarken, bizim ülkemizde bu oran maa­ lesef çok ciddi manada düşüktür.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 1 2 - Ülkemizde şeker pancarı ve üreticisinin kurtarılması için şunların yapılmasını istiyoruz: Şeker  ithalatına ve işlenmiş ürünlerine yüksek gümrük vergisi uygulanması ve devlet tarafından bunun ga­ ranti altına alınması. İhracatı teşvik edici fonlar ve kaynaklar oluşturulması. Nişasta bazlı şeker üre­ timinde Avrupa Birliği normlarında üretim yapacak yasal düzenlemelerin getirilmesi ve denetimin  sağlanması. Sınır ticareti ve serbest bölgeler yoluyla kaçak şeker girişinin önlenmesi. Bavul ticareti  yoluyla sentetik tatlandırıcıların yurda girişinin engellenmesi. Şeker pancarı çiftçisi reel manada des­ teklenmeli, maliyetin yüzde 70'i Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi karşılanmalı. Şeker fabrika­ ları özelleştirilmemeli. Her şeye rağmen özelleştirilecekse söz öncelikle üreticilerin olmalı. Üreticisiz  bir özelleştirme ve ortaklık oluşumu düşünülmemeli.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Pancar alım fiyatları mutlaka reel şekilde düzenlenmeli ve de yıllardan beri devamlı olarak aşa­ ğıya doğru gitmekte olan bunun, ton başına en az 300 bin lira civarında olması gerekir diye düşünü­ yorum.  Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyor, önergemizin lehinde oy kullanmanızı bekliyorum.  Saygılar sunuyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğru.  Aleyhte, Tunceli Milletvekili Kamer Genç.  Buyurunuz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP Grubunun verdiği grup  önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, tabii, bir ülkenin ayakta kalabilmesi için, vatandaşlarının kişilikli, nite­ likli, haysiyetli ve şerefli olabilmesi için o memleketin ekonomisinin güçlü olması lazım. O memle­ ketin vatandaşlarının iş bulması lazım, aş bulması lazım, eğitim yapması lazım, başka bir ülkeye  muhtaç olmaması lazım. Dış ülkeler karşısında, ancak güçlü bir ekonomiyle o ülkenin vatandaşları­ nın başı dik durur. Bir ülke düşünün ki ekonomisi yok, gençleri sokakta, iş bulamıyor. Aşağı yukarı  her tarafı bir işsizler ordusuyla çevrilmiş bir ülke düşünün. Şimdi, o ülkenin o gençleri ne kadar zeki  olursa olsun, ne kadar haysiyetli olursa olsun, o ülkenin gençlerinin bir kişiliği olur mu? Yani ekmeğe  muhtaç olan, bir iş sahibi olmayan bir genç ne yapar? Bir sadaka gelir, dilenci durumuna düşer. Onun  için, evvela Türkiye Büyük Millet Meclisinin halletmesi gereken konu, bana göre, Türkiye'de sağ­ lıklı bir ekonominin oluşması için gerekli çabaları göstermesi lazımdır.  Şimdi, AKP iktidara gelince ne oldu? Bütün üretim kaynakları özelleştirildi. Ama nasıl özel­ leştirildi? Yani bunun başında şeker fabrikaları geliyor. Şeker fabrikalarını alan kişiler şeker üret­ mediler. Bunların bir kısmı, tabii bir kısım yerlerinde var... Burada, eskiden KİT'ler zamanında,  şeker fabrikaları bir yerlerde kurulurken oralara geniş araziler verdiler. Şimdi, buraları alan kişiler ne  yaptılar? Çoğu, faaliyetlerini üretimden değil de bu arazileri ve arsaları değerlendirmek üzere bu yer­ leri aldılar ve çoğu da bedava aldı. Yani işte gördünüz, geçenlerde altı tane şeker fabrikası -600 mil­ yon, pardon yani tam rakam aklımda değil de- çok düşük bir fiyatla özelleştirildi. Mesela bunların  içinde Kütahya Şeker Fabrikası var; alan, sizin Bitlis Milletvekiliniz. Kaça aldı? Aralık ayında -yani  2003'ün, vallahi 2003 müydü, 2004 müydü, hepsini aklımda tutmam mümkün değil- teslim aldı, 23  milyon dolara aldı. O seneki Şeker Fabrikasının kârı 11 trilyon. Yani ne oldu? 11 trilyonu ondan çı­ karırsanız o koskoca Şeker Fabrikasını aşağı yukarı 14-15 milyon dolara aldı. Bu, tamamen orayı ba­ ğışlaması demektir. Yani burada bu şeker fabrikasının bu kişiye bedava verilmesi demektir.
Sayfa 25 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 1 2 - Ülkemizde şeker pancarı ve üreticisinin kurtarılması için şunların yapılmasını istiyoruz: Şeker  ithalatına ve işlenmiş ürünlerine yüksek gümrük vergisi uygulanması ve devlet tarafından bunun ga­ ranti altına alınması. İhracatı teşvik edici fonlar ve kaynaklar oluşturulması. Nişasta bazlı şeker üre­ timinde Avrupa Birliği normlarında üretim yapacak yasal düzenlemelerin getirilmesi ve denetimin  sağlanması. Sınır ticareti ve serbest bölgeler yoluyla kaçak şeker girişinin önlenmesi. Bavul ticareti  yoluyla sentetik tatlandırıcıların yurda girişinin engellenmesi. Şeker pancarı çiftçisi reel manada des­ teklenmeli, maliyetin yüzde 70'i Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi karşılanmalı. Şeker fabrika­ ları özelleştirilmemeli. Her şeye rağmen özelleştirilecekse söz öncelikle üreticilerin olmalı. Üreticisiz  bir özelleştirme ve ortaklık oluşumu düşünülmemeli.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Pancar alım fiyatları mutlaka reel şekilde düzenlenmeli ve de yıllardan beri devamlı olarak aşa­ ğıya doğru gitmekte olan bunun, ton başına en az 300 bin lira civarında olması gerekir diye düşünü­ yorum.  Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyor, önergemizin lehinde oy kullanmanızı bekliyorum.  Saygılar sunuyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğru.  Aleyhte, Tunceli Milletvekili Kamer Genç.  Buyurunuz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP Grubunun verdiği grup  önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, tabii, bir ülkenin ayakta kalabilmesi için, vatandaşlarının kişilikli, nite­ likli, haysiyetli ve şerefli olabilmesi için o memleketin ekonomisinin güçlü olması lazım. O memle­ ketin vatandaşlarının iş bulması lazım, aş bulması lazım, eğitim yapması lazım, başka bir ülkeye  muhtaç olmaması lazım. Dış ülkeler karşısında, ancak güçlü bir ekonomiyle o ülkenin vatandaşları­ nın başı dik durur. Bir ülke düşünün ki ekonomisi yok, gençleri sokakta, iş bulamıyor. Aşağı yukarı  her tarafı bir işsizler ordusuyla çevrilmiş bir ülke düşünün. Şimdi, o ülkenin o gençleri ne kadar zeki  olursa olsun, ne kadar haysiyetli olursa olsun, o ülkenin gençlerinin bir kişiliği olur mu? Yani ekmeğe  muhtaç olan, bir iş sahibi olmayan bir genç ne yapar? Bir sadaka gelir, dilenci durumuna düşer. Onun  için, evvela Türkiye Büyük Millet Meclisinin halletmesi gereken konu, bana göre, Türkiye'de sağ­ lıklı bir ekonominin oluşması için gerekli çabaları göstermesi lazımdır.  Şimdi, AKP iktidara gelince ne oldu? Bütün üretim kaynakları özelleştirildi. Ama nasıl özel­ leştirildi? Yani bunun başında şeker fabrikaları geliyor. Şeker fabrikalarını alan kişiler şeker üret­ mediler. Bunların bir kısmı, tabii bir kısım yerlerinde var... Burada, eskiden KİT'ler zamanında,  şeker fabrikaları bir yerlerde kurulurken oralara geniş araziler verdiler. Şimdi, buraları alan kişiler ne  yaptılar? Çoğu, faaliyetlerini üretimden değil de bu arazileri ve arsaları değerlendirmek üzere bu yer­ leri aldılar ve çoğu da bedava aldı. Yani işte gördünüz, geçenlerde altı tane şeker fabrikası -600 mil­ yon, pardon yani tam rakam aklımda değil de- çok düşük bir fiyatla özelleştirildi. Mesela bunların  içinde Kütahya Şeker Fabrikası var; alan, sizin Bitlis Milletvekiliniz. Kaça aldı? Aralık ayında -yani  2003'ün, vallahi 2003 müydü, 2004 müydü, hepsini aklımda tutmam mümkün değil- teslim aldı, 23  milyon dolara aldı. O seneki Şeker Fabrikasının kârı 11 trilyon. Yani ne oldu? 11 trilyonu ondan çı­ karırsanız o koskoca Şeker Fabrikasını aşağı yukarı 14-15 milyon dolara aldı. Bu, tamamen orayı ba­ ğışlaması demektir. Yani burada bu şeker fabrikasının bu kişiye bedava verilmesi demektir.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Bu konuda ben de kendisiyle bir bahse de girdim. Olay şöyle oluyor arkadaşlar: Bu şeker fab­ rikası özelleştirildikten sonra, orada Kütahya Şeker Fabrikasının bir bölümü var, 113 dönümlük bir  arazi ama bunun üzerinde tesisler de yani sosyal tesisler var. Bu, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim  Ortaklığı adına kayıtlı. Fakat özelleştirme yapıldıktan bir sene sonraya yakın bir zamanda tapuya gi­ diyor, hiç Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı muvafakati yok, orada kütükte malik hane- sindeki "Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı"nı siliyor, yerine "Kütahya Şeker Fabrikası"  yazıyor. Dolayısıyla o 113 dönüm öyle geldi, beyefendinin mülkiyetine geçti. Hatta bir gün uçakta  gelirken dedi ki: "Ben böyle bir tahrifat yapmamışım, eğer tahrifat yaptığımı ispat edersen şeker fab­ rikasını sana bağışlarım. Eğer tahrifat yapmadığımı kanıtlarsam milletvekilliğinden istifaya söz ve­ riyor musun?" Ben dedim: "Sana şeref sözü. Eğer sen tahrifat yapmamışsan ben milletvekilliğinden  istifa ediyorum ama yapmışsan fabrikayı da bana bağışlayacağına da söz ver." O zaman Ulaştırma  Bakanı da buna şahitti. Şimdi, geçen gün gazeteler de yazdı, bu tahrifatın sabit olduğu tamamen tapu  kadastronun kayıtlarıyla sabit. Ama tabii karşımızda yiğit adam isteriz, verdiği sözü tutan insan is­ teriz. Böyle olmayınca... Ben eğer kaybetseydim milletvekilliğinden de istifa ederdim.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Fabrikanız mı oldu Kamer Bey, fabrikanız mı  oldu?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, kanıtlandı.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Fabrikanız var mı şimdi?  KAMER GENÇ (Devamla) - E, yok işte, verirse olacak.  Şimdi, değerli milletvekilleri, Meclisimiz çok ciddi bir durumla karşı karşıya. Bir Anayasa de­ ğişikliği meselesi var. Şimdi, dün Beşir Atalay'ı dinledim, diyor ki: "Efendim, bu Meclis Anayasa  değişikliğini yapamaz diyorlar." Kim diyor bunu? D iyen var mı arkadaşlar? "Bu Mecl i s Anayasa  değişikliği yapamaz." diyen kimse var mı? Yok. Kendi kendilerine uyduruyorlar. Ya, bu Meclis Ana­ yasa değişikliğini de yapar, daniskasını da yapar ama yeter ki bir uzlaşma olsun. Şimdi, diyorsunuz  ki: "Darbe Anayasası'nı değiştireceğiz." Askerî darbe Anayasası'nı değiştirip de yerine bir sivil darbe  anayasasını getirmek olur mu? Şimdi, anayasaların, anayasa kültürü almış insanların belirli bir alt­ yapısı var. Şimdi ne yapıyorsunuz? Anayasa Mahkemesini kaldırıyorsunuz. E peki, yerine ne getiri­ yorsunuz? Bir şey yok. Hâkimler ve Savcılar Kurulunu kaldırıyorsunuz. Kimi getiriyorsunuz oraya?  Efendim, kendinize uygun bir sistem getiriyorsunuz.  Değerli arkadaşlarım, bazıları ya dayak yememişler veyahut da hayatı tanımıyorlar.  Şimdi, alt mahkemelerden 8 tane adli hâkim getirdiniz, 3 tane idari yargıdan getirdiniz. Bu gelen  arkadaşlarımız orada ne yapacak? Önce kendilerini Danıştay ve Yargıtay üyeliğine seçtirmek için  gayret gösterecekler. Yahu yetki bendeyken evvela ben kendimi seçtireyim diyecek. Böyle bir şey olur mu?  Ayrıca da bakın, maalesef, bugünkü Adalet Bakanı ve Müsteşarı hiçbir surette buraya yakışan  bir davranış içinde değil. Hâkimler ve Savcılar Kurulunu çalışamaz hâle getirmiştir. Diyor ki: İlle  benim dediğim adamları atayacaksın. Yahu sen kimsin kardeşim! Orada belli kurallar var. Ondan  sonra, kendisi Hâkimler ve Savcılar Kuruluna katılmamak suretiyle Anayasa'nın hâkimlerle, savcı­ larla ilgili maddesini yürürlükten kaldırıyor. Dolayısıyla, YARSAV, Ankara Cumhuriyet Başsavcı­ sına ihbarda bulunmuş. Ben de kendilerini göreve davet ediyorum, Ankara Cumhuriyet Başsavcısını  çünkü Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 250'nci maddesinin 3'üncü fıkrasına göre yapılan bir  uygulaması var Adalet Bakanlığının, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısını yargılama yetkisi Yargıtaya  aitken Adalet Bakanlığının bir yazısı üzerine Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi yapıyor. O zaman, as­ lında 250'nci maddenin 3'üncü fıkrasında "Yargıtay ve Anayasa Mahkemesince yargılanacak suçlular  bu kapsam dışındadır." diyor ama siz orada bunu ihmal ettiğinize göre, o zaman, Adalet Bakanını da,  buyurun, Anayasa Mahkemesinin yargılaması gereken konudur, dolayısıyla, haydi bakalım yargıla­ yın. Ama tabii, Türkiye'de hukuk işlemiyor ki.  - 3 1 3 -
Sayfa 26 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Bu konuda ben de kendisiyle bir bahse de girdim. Olay şöyle oluyor arkadaşlar: Bu şeker fab­ rikası özelleştirildikten sonra, orada Kütahya Şeker Fabrikasının bir bölümü var, 113 dönümlük bir  arazi ama bunun üzerinde tesisler de yani sosyal tesisler var. Bu, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim  Ortaklığı adına kayıtlı. Fakat özelleştirme yapıldıktan bir sene sonraya yakın bir zamanda tapuya gi­ diyor, hiç Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı muvafakati yok, orada kütükte malik hane- sindeki "Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı"nı siliyor, yerine "Kütahya Şeker Fabrikası"  yazıyor. Dolayısıyla o 113 dönüm öyle geldi, beyefendinin mülkiyetine geçti. Hatta bir gün uçakta  gelirken dedi ki: "Ben böyle bir tahrifat yapmamışım, eğer tahrifat yaptığımı ispat edersen şeker fab­ rikasını sana bağışlarım. Eğer tahrifat yapmadığımı kanıtlarsam milletvekilliğinden istifaya söz ve­ riyor musun?" Ben dedim: "Sana şeref sözü. Eğer sen tahrifat yapmamışsan ben milletvekilliğinden  istifa ediyorum ama yapmışsan fabrikayı da bana bağışlayacağına da söz ver." O zaman Ulaştırma  Bakanı da buna şahitti. Şimdi, geçen gün gazeteler de yazdı, bu tahrifatın sabit olduğu tamamen tapu  kadastronun kayıtlarıyla sabit. Ama tabii karşımızda yiğit adam isteriz, verdiği sözü tutan insan is­ teriz. Böyle olmayınca... Ben eğer kaybetseydim milletvekilliğinden de istifa ederdim.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Fabrikanız mı oldu Kamer Bey, fabrikanız mı  oldu?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, kanıtlandı.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Fabrikanız var mı şimdi?  KAMER GENÇ (Devamla) - E, yok işte, verirse olacak.  Şimdi, değerli milletvekilleri, Meclisimiz çok ciddi bir durumla karşı karşıya. Bir Anayasa de­ ğişikliği meselesi var. Şimdi, dün Beşir Atalay'ı dinledim, diyor ki: "Efendim, bu Meclis Anayasa  değişikliğini yapamaz diyorlar." Kim diyor bunu? D iyen var mı arkadaşlar? "Bu Mecl i s Anayasa  değişikliği yapamaz." diyen kimse var mı? Yok. Kendi kendilerine uyduruyorlar. Ya, bu Meclis Ana­ yasa değişikliğini de yapar, daniskasını da yapar ama yeter ki bir uzlaşma olsun. Şimdi, diyorsunuz  ki: "Darbe Anayasası'nı değiştireceğiz." Askerî darbe Anayasası'nı değiştirip de yerine bir sivil darbe  anayasasını getirmek olur mu? Şimdi, anayasaların, anayasa kültürü almış insanların belirli bir alt­ yapısı var. Şimdi ne yapıyorsunuz? Anayasa Mahkemesini kaldırıyorsunuz. E peki, yerine ne getiri­ yorsunuz? Bir şey yok. Hâkimler ve Savcılar Kurulunu kaldırıyorsunuz. Kimi getiriyorsunuz oraya?  Efendim, kendinize uygun bir sistem getiriyorsunuz.  Değerli arkadaşlarım, bazıları ya dayak yememişler veyahut da hayatı tanımıyorlar.  Şimdi, alt mahkemelerden 8 tane adli hâkim getirdiniz, 3 tane idari yargıdan getirdiniz. Bu gelen  arkadaşlarımız orada ne yapacak? Önce kendilerini Danıştay ve Yargıtay üyeliğine seçtirmek için  gayret gösterecekler. Yahu yetki bendeyken evvela ben kendimi seçtireyim diyecek. Böyle bir şey olur mu?  Ayrıca da bakın, maalesef, bugünkü Adalet Bakanı ve Müsteşarı hiçbir surette buraya yakışan  bir davranış içinde değil. Hâkimler ve Savcılar Kurulunu çalışamaz hâle getirmiştir. Diyor ki: İlle  benim dediğim adamları atayacaksın. Yahu sen kimsin kardeşim! Orada belli kurallar var. Ondan  sonra, kendisi Hâkimler ve Savcılar Kuruluna katılmamak suretiyle Anayasa'nın hâkimlerle, savcı­ larla ilgili maddesini yürürlükten kaldırıyor. Dolayısıyla, YARSAV, Ankara Cumhuriyet Başsavcı­ sına ihbarda bulunmuş. Ben de kendilerini göreve davet ediyorum, Ankara Cumhuriyet Başsavcısını  çünkü Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 250'nci maddesinin 3'üncü fıkrasına göre yapılan bir  uygulaması var Adalet Bakanlığının, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısını yargılama yetkisi Yargıtaya  aitken Adalet Bakanlığının bir yazısı üzerine Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi yapıyor. O zaman, as­ lında 250'nci maddenin 3'üncü fıkrasında "Yargıtay ve Anayasa Mahkemesince yargılanacak suçlular  bu kapsam dışındadır." diyor ama siz orada bunu ihmal ettiğinize göre, o zaman, Adalet Bakanını da,  buyurun, Anayasa Mahkemesinin yargılaması gereken konudur, dolayısıyla, haydi bakalım yargıla­ yın. Ama tabii, Türkiye'de hukuk işlemiyor ki.  - 3 1 3 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli milletvekilleri, bakın, memleket ciddi bir bunalıma gidiyor. AKP'li milletvekillerine  özellikle seslenmek istiyorum: Bu getirilen Anayasa, gerçekten, üç maddesini çıkarırsanız, siyasi  partilerin kapatılmasıyla ilgili maddeyi, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kuruluşuyla ilgili maddeyi,  bir de Anayasa Mahkemesiyle ilgili o üç maddeyi çıkarırsanız biz destek veririz ama bunları çıkar­ mazsanız, bakın, bu, tamamen Türkiye'de bir dikta anayasası olur ve bunu burada halledelim. Hiç de  referanduma meferanduma da, götürmeye zaten gücünüz yetmez de, şimdi...  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Millete gitmekten niye korkuyorsunuz?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, millet... Bakın, millete gidelim de.. . Hayır, millete gi­ delim. Yiğitliğiniz varsa, bakın, şimdi ara seçime gidelim. Bakın, Anayasa'ya göre, otuz ayı doldur­ duktan sonra ara seçime gidiliyor. Bu, Anayasa'nın açık ve net hükmü ve riayeti gereken... "Otuz ay  dolduktan sonra ara seçime gidilir." diyor. Niye gitmiyorsunuz? Şu anda Türkiye Büyük Millet Mec­ lisinde galiba 10'un üzerinde milletvekili açığı var, gidelim işte millete, niye kaçıyorsunuz? Ondan  sonra, üç ay sonra ne olacak? Tabii, Anayasa'nın başka maddesine sığınacaksınız, "Efendim, seçime  bir yıl kala ara seçim yapılmaz." diyeceksiniz. Yani mesela, bana göre, orada da bir değişiklik ya­ pılması lazımdı, yani o otuz ay beş yıla göre hazırlanmış ara seçimdi, bence o otuz ayı yirmi dört aya  indirmek lazımdı.  Yani, tabii, sizin anayasa hukukçularınızın Anayasa'nın hangi maddelerinde eksiklikler olduğunu  pek kavrayacak nitelikleri yok. Bir Anayasa Komisyonu Başkanınız var. Onun nasıl Anayasadan ba­ şarılı olduğuna ben hâlâ hayret ediyorum. Yani okuduğunu anlamayan bir arkadaşımız, tam kuzu be­ yinli birisi. Yani böyle bir şey olmaz gerçekten. İç Tüzük'te hüküm var: "Komisyonlarda eğer  milletvekillerinin teklifi varsa onları davet edeceksin, dinleyeceksin." diyor ama bizim teklifimiz  var, hiç dinlemeden, bizi de Komisyona davet etmeden işlem yapıyor. Yani hukuku bu kadar askıya  almak kimin haddine arkadaşlar?  Onun için, değerli milletvekilleri, bence, Türkiye'de üretimin artırılması, bu Meclisin en önce­ likle ele alması gereken konudur. Bakın, tarımı öldürdünüz. Ya arkadaşlar, hep dışarıdan borç al­ makla bu memleketi nereye götürebilirsiniz? Sizin, iktidara geldiğiniz günden bugüne kadar, yani  2002'ye kadar, cumhuriyet kurulduğu tarihten bugüne kadar yapılan dış borç 147 milyar dolar, sizin  zamanınızda, bu, yedi senede 148 milyar artmış. Peki, borç ala ala nereye kadar götüreceksiniz bu  memleketi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, bence, bu Meclise, artık AKP'li milletvekillerine bir  sorumluluk düşüyor arkadaşlar, lider sultasını muhakkak yıkmamız lazım. Burada oy kullanırken  vicdanımıza danışmamız lazım. Bu vicdan eğer sağlıklı düşünürse insanın başına rahatlık getirir. En  azından gelecekte "Ya ben şu Meclisteyken şu doğru kararı verdim ama genel başkanımla da çatış­ tım, partiliyle çatıştım." der ama onun emrine girdiği zaman maalesef işte felaket o zaman insanla­ rın başına gelir. Maalesef, AKP İktidarı zamanında yapılan bütün soygunlara, hırsızlıklara destek  veren bugünkü sizin kadronuzdur, bunlara karşı çıkın. Bakın, dün burada bunları dile getirdim, daha  da dile getireceğiz, lütfen şu memleketi -şurada bir senelik bir zamanınız kalmış- yeni bir felakete gö­ türmeden, hiç olmazsa bir çekidüzen vererek yeni bir seçime getirmemiz gerektiğine inanıyorum.  Saygılar sunuyorum efendim.  - 3 1 4 -
Sayfa 27 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli milletvekilleri, bakın, memleket ciddi bir bunalıma gidiyor. AKP'li milletvekillerine  özellikle seslenmek istiyorum: Bu getirilen Anayasa, gerçekten, üç maddesini çıkarırsanız, siyasi  partilerin kapatılmasıyla ilgili maddeyi, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kuruluşuyla ilgili maddeyi,  bir de Anayasa Mahkemesiyle ilgili o üç maddeyi çıkarırsanız biz destek veririz ama bunları çıkar­ mazsanız, bakın, bu, tamamen Türkiye'de bir dikta anayasası olur ve bunu burada halledelim. Hiç de  referanduma meferanduma da, götürmeye zaten gücünüz yetmez de, şimdi...  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Millete gitmekten niye korkuyorsunuz?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, millet... Bakın, millete gidelim de.. . Hayır, millete gi­ delim. Yiğitliğiniz varsa, bakın, şimdi ara seçime gidelim. Bakın, Anayasa'ya göre, otuz ayı doldur­ duktan sonra ara seçime gidiliyor. Bu, Anayasa'nın açık ve net hükmü ve riayeti gereken... "Otuz ay  dolduktan sonra ara seçime gidilir." diyor. Niye gitmiyorsunuz? Şu anda Türkiye Büyük Millet Mec­ lisinde galiba 10'un üzerinde milletvekili açığı var, gidelim işte millete, niye kaçıyorsunuz? Ondan  sonra, üç ay sonra ne olacak? Tabii, Anayasa'nın başka maddesine sığınacaksınız, "Efendim, seçime  bir yıl kala ara seçim yapılmaz." diyeceksiniz. Yani mesela, bana göre, orada da bir değişiklik ya­ pılması lazımdı, yani o otuz ay beş yıla göre hazırlanmış ara seçimdi, bence o otuz ayı yirmi dört aya  indirmek lazımdı.  Yani, tabii, sizin anayasa hukukçularınızın Anayasa'nın hangi maddelerinde eksiklikler olduğunu  pek kavrayacak nitelikleri yok. Bir Anayasa Komisyonu Başkanınız var. Onun nasıl Anayasadan ba­ şarılı olduğuna ben hâlâ hayret ediyorum. Yani okuduğunu anlamayan bir arkadaşımız, tam kuzu be­ yinli birisi. Yani böyle bir şey olmaz gerçekten. İç Tüzük'te hüküm var: "Komisyonlarda eğer  milletvekillerinin teklifi varsa onları davet edeceksin, dinleyeceksin." diyor ama bizim teklifimiz  var, hiç dinlemeden, bizi de Komisyona davet etmeden işlem yapıyor. Yani hukuku bu kadar askıya  almak kimin haddine arkadaşlar?  Onun için, değerli milletvekilleri, bence, Türkiye'de üretimin artırılması, bu Meclisin en önce­ likle ele alması gereken konudur. Bakın, tarımı öldürdünüz. Ya arkadaşlar, hep dışarıdan borç al­ makla bu memleketi nereye götürebilirsiniz? Sizin, iktidara geldiğiniz günden bugüne kadar, yani  2002'ye kadar, cumhuriyet kurulduğu tarihten bugüne kadar yapılan dış borç 147 milyar dolar, sizin  zamanınızda, bu, yedi senede 148 milyar artmış. Peki, borç ala ala nereye kadar götüreceksiniz bu  memleketi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, bence, bu Meclise, artık AKP'li milletvekillerine bir  sorumluluk düşüyor arkadaşlar, lider sultasını muhakkak yıkmamız lazım. Burada oy kullanırken  vicdanımıza danışmamız lazım. Bu vicdan eğer sağlıklı düşünürse insanın başına rahatlık getirir. En  azından gelecekte "Ya ben şu Meclisteyken şu doğru kararı verdim ama genel başkanımla da çatış­ tım, partiliyle çatıştım." der ama onun emrine girdiği zaman maalesef işte felaket o zaman insanla­ rın başına gelir. Maalesef, AKP İktidarı zamanında yapılan bütün soygunlara, hırsızlıklara destek  veren bugünkü sizin kadronuzdur, bunlara karşı çıkın. Bakın, dün burada bunları dile getirdim, daha  da dile getireceğiz, lütfen şu memleketi -şurada bir senelik bir zamanınız kalmış- yeni bir felakete gö­ türmeden, hiç olmazsa bir çekidüzen vererek yeni bir seçime getirmemiz gerektiğine inanıyorum.  Saygılar sunuyorum efendim.  - 3 1 4 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 3 1 5 - BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.  Lehte, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek.  Buyurun Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisinin şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili  verdiği Meclis araştırması önergesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle tüm Meclisi ve  halkımızı saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, aslında, ben, bu konuda farklı bir noktadan konuya yaklaşmak istiyorum.  Bugün, ben, şeker fabrikasındaki bu özelleştirmelerle ilgili olarak bir basın toplantısı yaptım Mec­ liste, yani onunla da örtüştü aslında bu konu. Orada dile getirdiğim önemli bir konu var. Tabii, onu  öncelikle burada daha kapsamlı bir şekilde halkımızın ve sizlerin bilgisine sunmak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, Sayın Reşat Doğru konuşmasında bildirdi, bu konu aslında iki aşamalı, yani,  iki ayrı başlıkta değerlendirilebilir: Birincisi, tabii, üretim yapan, yani şeker pancarı üreten çiftçimiz  var, köylümüz var ya da onların bir sorunları var. Bu fabrikaların özelleştirilmesinden sonra, her ne  kadar "İmalatları sürecek, bununla ilgili belirli bir süre koyuyoruz." diyorsa da Özelleştirme İdaresi  Başkanlığı, önceki ihaleleri biliyoruz, yani diğer yapılan ihaleleri, onun garantisi olmadığını görüyo­ ruz. O pancar üreticimizin hangi sıkıntılar içerisine gireceği, hangi sorunları yaşayacağı zaten ortada.  Gerçi AKP İktidarı sadece pancar çiftçimizi, pancar üreticimizi bitirmiş değil. Hangi sektöre  bakarsak bakın, Tekel öncesi de, bizim tütün üreticimizin bugün ne hâle geldiğini zaten hepimiz gö­ rüyoruz. Ama diğer açıdan da "O fabrikalarda çalışan işçilerin durumu ne olacak?" dedi Sayın Doğru.  Ben de o konuyu gündeme almak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bu fabrikalarda yaklaşık 18 bin kişi çalışıyor. Bunun 2-3 bin civarı memur  ama 15 bini aşkın işçi var; 9 bin civan daimî işçi yani kadrolu işçi, 6 bin küsuru da geçici işçi, yani  onlara "mevsimlik" deniyor, "kampanya sezonu" deniyor, 15 bini aşkın işçi var.  Değerli arkadaşlar, bu işçilerin durumu ne olacak veya bu işçiler Tekel işçilerinin yaşadığı akı­ bete mi uğrayacak diye, tabii, düşünülüyor.  Bakın, ben, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünün daha geçenlerde yani 16 Martta yayımladığı  bir tamimi bugün basın toplantısında Mecliste kamuoyuna sundum. Bu tamim, aslında biliyorsunuz  hukuksal olarak belki Türkçesi "genelge" diyebiliriz "tamim"e ama "tamim" başlığıyla Genel Mü­ dürlük yayımlamış. Bu Genel Müdürlüğün tüm fabrikalara ve diğer makine fabrikalarına gönderdiği  yani Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü bünyesindeki tüm işletmelere gönderdiği bu tamimde işçi­ lerle ilgili ne var? Değerli arkadaşlar, ne var biliyor musunuz? Şunu diyor: Bu fabrikalarda çalışan  tüm işçiler, yani bu gerek daimî olan gerekse kampanya işçileri, tümünden, birer form da gönder­ mişler fabrikalara, daha şimdiden, yani özelleştirmesi yapılmadan... Zaten bir kısmı özelleştirilmek  istenmişti ama Danıştayın 13. Dairesinin durdurma ve iptal kararları var, yani Şeker Fabrikalarıyla  ilgili aslında süreç şu anda mahkeme kararı nedeniyle durmuş durumda. Bir form var, şu formu da  göndermişler fabrikalara ve şunu diyorlar: Şimdiden, bu işçilerden, 4/C'ye geçtiklerini, kabul ettik­ lerini ve 4/C'yle ilgili tüm sosyal hakları kabul ettiklerini, bu formla beraber, belirten bu taahhütna­ meleri imzalatacaksınız, bunlan alacaksınız ve bunları uhdenizde fabrikada ileride kullanılmak üzere,  dikkat edin, ileride kullanılmak üzere saklayacaksınız diyorlar.
Sayfa 28 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 3 1 5 - BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.  Lehte, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek.  Buyurun Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisinin şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili  verdiği Meclis araştırması önergesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle tüm Meclisi ve  halkımızı saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, aslında, ben, bu konuda farklı bir noktadan konuya yaklaşmak istiyorum.  Bugün, ben, şeker fabrikasındaki bu özelleştirmelerle ilgili olarak bir basın toplantısı yaptım Mec­ liste, yani onunla da örtüştü aslında bu konu. Orada dile getirdiğim önemli bir konu var. Tabii, onu  öncelikle burada daha kapsamlı bir şekilde halkımızın ve sizlerin bilgisine sunmak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, Sayın Reşat Doğru konuşmasında bildirdi, bu konu aslında iki aşamalı, yani,  iki ayrı başlıkta değerlendirilebilir: Birincisi, tabii, üretim yapan, yani şeker pancarı üreten çiftçimiz  var, köylümüz var ya da onların bir sorunları var. Bu fabrikaların özelleştirilmesinden sonra, her ne  kadar "İmalatları sürecek, bununla ilgili belirli bir süre koyuyoruz." diyorsa da Özelleştirme İdaresi  Başkanlığı, önceki ihaleleri biliyoruz, yani diğer yapılan ihaleleri, onun garantisi olmadığını görüyo­ ruz. O pancar üreticimizin hangi sıkıntılar içerisine gireceği, hangi sorunları yaşayacağı zaten ortada.  Gerçi AKP İktidarı sadece pancar çiftçimizi, pancar üreticimizi bitirmiş değil. Hangi sektöre  bakarsak bakın, Tekel öncesi de, bizim tütün üreticimizin bugün ne hâle geldiğini zaten hepimiz gö­ rüyoruz. Ama diğer açıdan da "O fabrikalarda çalışan işçilerin durumu ne olacak?" dedi Sayın Doğru.  Ben de o konuyu gündeme almak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bu fabrikalarda yaklaşık 18 bin kişi çalışıyor. Bunun 2-3 bin civarı memur  ama 15 bini aşkın işçi var; 9 bin civan daimî işçi yani kadrolu işçi, 6 bin küsuru da geçici işçi, yani  onlara "mevsimlik" deniyor, "kampanya sezonu" deniyor, 15 bini aşkın işçi var.  Değerli arkadaşlar, bu işçilerin durumu ne olacak veya bu işçiler Tekel işçilerinin yaşadığı akı­ bete mi uğrayacak diye, tabii, düşünülüyor.  Bakın, ben, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünün daha geçenlerde yani 16 Martta yayımladığı  bir tamimi bugün basın toplantısında Mecliste kamuoyuna sundum. Bu tamim, aslında biliyorsunuz  hukuksal olarak belki Türkçesi "genelge" diyebiliriz "tamim"e ama "tamim" başlığıyla Genel Mü­ dürlük yayımlamış. Bu Genel Müdürlüğün tüm fabrikalara ve diğer makine fabrikalarına gönderdiği  yani Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü bünyesindeki tüm işletmelere gönderdiği bu tamimde işçi­ lerle ilgili ne var? Değerli arkadaşlar, ne var biliyor musunuz? Şunu diyor: Bu fabrikalarda çalışan  tüm işçiler, yani bu gerek daimî olan gerekse kampanya işçileri, tümünden, birer form da gönder­ mişler fabrikalara, daha şimdiden, yani özelleştirmesi yapılmadan... Zaten bir kısmı özelleştirilmek  istenmişti ama Danıştayın 13. Dairesinin durdurma ve iptal kararları var, yani Şeker Fabrikalarıyla  ilgili aslında süreç şu anda mahkeme kararı nedeniyle durmuş durumda. Bir form var, şu formu da  göndermişler fabrikalara ve şunu diyorlar: Şimdiden, bu işçilerden, 4/C'ye geçtiklerini, kabul ettik­ lerini ve 4/C'yle ilgili tüm sosyal hakları kabul ettiklerini, bu formla beraber, belirten bu taahhütna­ meleri imzalatacaksınız, bunlan alacaksınız ve bunları uhdenizde fabrikada ileride kullanılmak üzere,  dikkat edin, ileride kullanılmak üzere saklayacaksınız diyorlar.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli arkadaşlar, şimdi bu konu önemli. Niye önemli? İnanıyorum ki Şeker fabrikalarındaki  işçilerimiz, Şeker-İş bu genelgeyi biliyor. Bu genelge de kimin tarafından, kimin isteğiyle düzen­ lendi, kimin talebiyle yayınlandı, onu da konuşmak lazım. Birazdan onunla ilgili düşüncelerimi de  sizlerle paylaşmak istiyorum ama vatandaşlarımız bilmiyorlar yani milletvekili arkadaşlarımız da  bilmiyorlar, daha bir haftalık veya on günlük bir olaydır bu olay. Burada, bu genelgede, yani işçilere,  fabrikalarda çalışan, Şeker-İş'e ait, Şeker Fabrikaları AŞ'ye ait olan işçilere, yani o kadrolu işçilere,  orada çalışan, tüm kadroları ve özlük haklan hâlâ kamunun elinde olan işçilere daha şimdiden deni­ yor ki. . . Ne deniyor biliyor musunuz, bakın, burada şunu okumak istiyorum. İşçilere deniyor ki: '"Söz  konusu Bakanlar Kurulunun 2004/7898 sayılı Kararnamesi kapsamında istihdam edileceğim geçici  personel statüsünü mali hakları ve görev alanları itibarıyla kabul ediyorum.'diye imzalayacaksınız."  Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii, bunun hukukla ne kadar bağlantısı var yani hukuka ne kadar  sığar, bunların bir geçerliliği var mı, onlar da tartışılır. Yani Tekelle ilgili, Tekel işçileriyle ilgili Da- nıştayın vermiş olduğu... Biliyorsunuz, Bakanlar Kurulunun kararına göre iş akitleri feshedildikten  sonra işçilerin otuz günlük süre içerisinde az önce okuduğum bu taahhütnameleri imzalayarak 4/C  statüsünün haklannı kabul ettiklerini belirten o otuz günlük süreyi Danıştay durdurmuştu. Hatta Da­ nıştay, daha sonra bununla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bu 4/C'yle ilgili hükmün iptali için  de başvurdu. Şu anda olay Anayasa Mahkemesinde.  Ama, değerli arkadaşlar, alelacele, apar topar, hangi telaşla, hangi endişelerle, neden korkarak,  kimlerden korkarak, kimlerin talebiyle bu genelgeyi Şeker Fabrikaları Genel Müdürü Sayın Aksu  hazırladı ve tüm fabrikalara gönderdi?  Değerli arkadaşlar, Sayın Mehmet Azmi Aksu, biliyorsunuz, Şeker Fabrikaları AŞ'nin Genel  Müdürü, aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı. Tabii, başka bir özelliği de var, Sayın Abdülkadir  Aksu'nun da kardeşi. Kamuoyu tabii biliyor bunu. Yıllardan beri belki şeker sektörünün içinde ken­ disi, yani o konuda haksızlık da etmek istemem. Yani, kendisi, Anayasa Mahkemesi Raportörlüğüne  geçtiğimiz günlerde otuz bir günlük Denizcilik Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcılığı görevinden sonra  Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine, yedek üyeliğine atanan kişi gibi  değil. Ben öyle biliyorum. Yani, kendisi, yıllardan bu yana o sektörün içerisinde, ama Sayın Abdül­ kadir Aksu'nun da kardeşi.  Yani, bu genelgeyle Hükümetin bir ilgisinin olmamasını düşünmemiz zaten mümkün değil. Yani  bu genelgeyi Hükümet istemiştir, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı talep etmiştir "İşçilerden şimdiden  alın." demiştir. Peki, neden demiştir değerli arkadaşlar? Yann, biliyorsunuz, 1 Nisan. Bu Tekel işçi­ leri uzun bir süre -yaklaşık iki buçuk ay- bir eylem yaptılar. Geçtiğimiz günlerde, eylemlerini, Da- nıştayın kararından sonra buradaki o oturma eylemlerini sona erdirmişlerdi. Ama yann tüm Tekel  işçileri, tekrar Ankara'da, 1 Nisanda, Türk-İş'in önünde -Türkiye'den gelecekler, Türkiye'nin her  bölgesinden gelecekler- o konuyu tekrar gündeme taşıyacaklar, yani bu geçici işçi, 4/C kapsamındaki  bu işçilerin sorununu yeniden ülkenin gündemine getirecekler.  Arkadaşlar, korku dağları sarmış. Şimdi, AKP, aynı sorun... Şeker fabrikalarındaki özelleştir­ meden sonra emekli olma hakkını kazanmamış işçiler için tabii ki bu 4/C süreci söz konusu, tahmin  ediyorum 5 binin üzerindedir bu süreç. Ardından, enerji ihalelerinden binlerce işçi -yine Türkiye'de  bu gündeme gelecektir- aynı şekilde belki Hükümetin 4/C kapsamına almak üzere girişimde bulu­ nacağı işçiler olacaktır. İşte, Tekel işçilerinin, tüm Türkiye'nin desteğini alarak, tüm Türkiye'deki  vatandaşlarımızın "Evet, bu insanlar haklarını arıyorlar, hukuk mücadelesi yapıyorlar." dediği Tekel  işçilerinin yaratmış olduğu o havayı, yaratmış olduğu o -AKP Hükümeti için konuşuyorum- endişeyi,  korkuyu tekrar yaşamamak için, önceden önlem almak adına böyle bir genelgeyi hazırlamışlar. Kim­ senin de haberi yok genelgeden. Yani ben onu da söyleyeyim. İşçiler biliyorlar ama, işte işçiler de  daha... Dediğim gibi, bir hafta on günlük bir olay, ancak kamuoyunu bir şekilde bizler bilgilendir­ meye çalışıyoruz.  - 3 1 6 -
Sayfa 29 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli arkadaşlar, şimdi bu konu önemli. Niye önemli? İnanıyorum ki Şeker fabrikalarındaki  işçilerimiz, Şeker-İş bu genelgeyi biliyor. Bu genelge de kimin tarafından, kimin isteğiyle düzen­ lendi, kimin talebiyle yayınlandı, onu da konuşmak lazım. Birazdan onunla ilgili düşüncelerimi de  sizlerle paylaşmak istiyorum ama vatandaşlarımız bilmiyorlar yani milletvekili arkadaşlarımız da  bilmiyorlar, daha bir haftalık veya on günlük bir olaydır bu olay. Burada, bu genelgede, yani işçilere,  fabrikalarda çalışan, Şeker-İş'e ait, Şeker Fabrikaları AŞ'ye ait olan işçilere, yani o kadrolu işçilere,  orada çalışan, tüm kadroları ve özlük haklan hâlâ kamunun elinde olan işçilere daha şimdiden deni­ yor ki. . . Ne deniyor biliyor musunuz, bakın, burada şunu okumak istiyorum. İşçilere deniyor ki: '"Söz  konusu Bakanlar Kurulunun 2004/7898 sayılı Kararnamesi kapsamında istihdam edileceğim geçici  personel statüsünü mali hakları ve görev alanları itibarıyla kabul ediyorum.'diye imzalayacaksınız."  Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii, bunun hukukla ne kadar bağlantısı var yani hukuka ne kadar  sığar, bunların bir geçerliliği var mı, onlar da tartışılır. Yani Tekelle ilgili, Tekel işçileriyle ilgili Da- nıştayın vermiş olduğu... Biliyorsunuz, Bakanlar Kurulunun kararına göre iş akitleri feshedildikten  sonra işçilerin otuz günlük süre içerisinde az önce okuduğum bu taahhütnameleri imzalayarak 4/C  statüsünün haklannı kabul ettiklerini belirten o otuz günlük süreyi Danıştay durdurmuştu. Hatta Da­ nıştay, daha sonra bununla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bu 4/C'yle ilgili hükmün iptali için  de başvurdu. Şu anda olay Anayasa Mahkemesinde.  Ama, değerli arkadaşlar, alelacele, apar topar, hangi telaşla, hangi endişelerle, neden korkarak,  kimlerden korkarak, kimlerin talebiyle bu genelgeyi Şeker Fabrikaları Genel Müdürü Sayın Aksu  hazırladı ve tüm fabrikalara gönderdi?  Değerli arkadaşlar, Sayın Mehmet Azmi Aksu, biliyorsunuz, Şeker Fabrikaları AŞ'nin Genel  Müdürü, aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı. Tabii, başka bir özelliği de var, Sayın Abdülkadir  Aksu'nun da kardeşi. Kamuoyu tabii biliyor bunu. Yıllardan beri belki şeker sektörünün içinde ken­ disi, yani o konuda haksızlık da etmek istemem. Yani, kendisi, Anayasa Mahkemesi Raportörlüğüne  geçtiğimiz günlerde otuz bir günlük Denizcilik Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcılığı görevinden sonra  Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine, yedek üyeliğine atanan kişi gibi  değil. Ben öyle biliyorum. Yani, kendisi, yıllardan bu yana o sektörün içerisinde, ama Sayın Abdül­ kadir Aksu'nun da kardeşi.  Yani, bu genelgeyle Hükümetin bir ilgisinin olmamasını düşünmemiz zaten mümkün değil. Yani  bu genelgeyi Hükümet istemiştir, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı talep etmiştir "İşçilerden şimdiden  alın." demiştir. Peki, neden demiştir değerli arkadaşlar? Yann, biliyorsunuz, 1 Nisan. Bu Tekel işçi­ leri uzun bir süre -yaklaşık iki buçuk ay- bir eylem yaptılar. Geçtiğimiz günlerde, eylemlerini, Da- nıştayın kararından sonra buradaki o oturma eylemlerini sona erdirmişlerdi. Ama yann tüm Tekel  işçileri, tekrar Ankara'da, 1 Nisanda, Türk-İş'in önünde -Türkiye'den gelecekler, Türkiye'nin her  bölgesinden gelecekler- o konuyu tekrar gündeme taşıyacaklar, yani bu geçici işçi, 4/C kapsamındaki  bu işçilerin sorununu yeniden ülkenin gündemine getirecekler.  Arkadaşlar, korku dağları sarmış. Şimdi, AKP, aynı sorun... Şeker fabrikalarındaki özelleştir­ meden sonra emekli olma hakkını kazanmamış işçiler için tabii ki bu 4/C süreci söz konusu, tahmin  ediyorum 5 binin üzerindedir bu süreç. Ardından, enerji ihalelerinden binlerce işçi -yine Türkiye'de  bu gündeme gelecektir- aynı şekilde belki Hükümetin 4/C kapsamına almak üzere girişimde bulu­ nacağı işçiler olacaktır. İşte, Tekel işçilerinin, tüm Türkiye'nin desteğini alarak, tüm Türkiye'deki  vatandaşlarımızın "Evet, bu insanlar haklarını arıyorlar, hukuk mücadelesi yapıyorlar." dediği Tekel  işçilerinin yaratmış olduğu o havayı, yaratmış olduğu o -AKP Hükümeti için konuşuyorum- endişeyi,  korkuyu tekrar yaşamamak için, önceden önlem almak adına böyle bir genelgeyi hazırlamışlar. Kim­ senin de haberi yok genelgeden. Yani ben onu da söyleyeyim. İşçiler biliyorlar ama, işte işçiler de  daha... Dediğim gibi, bir hafta on günlük bir olay, ancak kamuoyunu bir şekilde bizler bilgilendir­ meye çalışıyoruz.  - 3 1 6 - T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 3 1 7 - Diğer taraftan, değerli arkadaşlar, daha bu işçiler çalışırken, Danıştayın iptal karan varken, Da- nıştayın diğer taraftan şeker fabrikalarının o (B) ve (C) portföyündeki fabrikalarla ilgili durdurma ve  iptal kararları varken, işçiler henüz iş akitleri feshedilmediği için bu 4/C statüsüyle ilgili süreci henüz  daha başlatmamışken böyle bir genelgenin hazırlanması hukuka ne kadar uygundur, bunu da sizle­ rin takdirine bırakıyorum. Hiçbir şekilde uygun değildir. Burada yapılmak istenen şey şudur arka­ daşlar: Sayın Başbakan Tekel işçileriyle ilgili olarak şunu söylemişti, eylem yaparken, biliyorsunuz,  burada: "Acele edin, bak, dışarıda binlerce, yüz binlerce işsiz insan var -sanki onlardan sorumlu değil  Başbakan- yani onlarla ilgili benim yapacaklanm yok." falan diyor. Zaten üniversite mezunlan için  de aynı şeyi söylemişti biliyorsunuz. "Yani ben herkese iş bulmak zorunda değilim, diploma sahibi  binlerce insan var, ya 4/C'ye geçersiniz, bunu onaylarsınız ya da işsiz kalırsınız." Yani onlara ölümü  gösterip onları sıtmaya razı etmek -işçileri- gibi bir anlayış, bildiğimiz anlayış, klasik AKP anlayışı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü tamamlayınız.  Buyurunuz.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sekiz yıldan bu yana, hangi konu olursa olsun ama, hak, adalet, nasafet, garip gureba diyerek  aslında uygulamalann ne olduğunu görüyoruz. Değerli arkadaşlar, korkudan böyle bir genelge ha­ zırlanmış, bu konuyu burada ülkenin gündemine sunmak istiyorum.  Diğer bir nokta da şu, arkadaşlar: Bu işçilerin tazminatlarını devlet niye ısrarla üstlenerek, öde­ yerek bu fabrikaları sadece gayrimenkullerle beraber yani bir emlakçı anlayışıyla özelleştirmek ister,  o da tartışılması gereken bir şeydir yani bu işçilerin çok yüklü miktarda tazminatları vardır. Niçin iş­ çilerin haklarını koruyarak, o haklarla beraber şartnameye, ihaleye işçilerin bu haklannı da koyarak,  mademki bu fabrikalar çalışmaya devam edecek, mademki bu fabrikalar üretimine devam edecek, bu  işçilerin niye haklarının devamını sağlamıyor, bunu burada da tartışmak gerekir.  Binlerce dekar arazisi var bu fabrikalann. Alpullu Şeker Fabrikası benim ilimde, Atatürk'ün  gelip açtığı şeker fabrikası, değerli arkadaşlar, binlerce dekar; Malatya aynı şekilde. Bu arazilerin  değerlerinin maddi olarak belirlenmesi mümkün değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız Sayın Dibek.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Bu konu da aslında unutuluyor, görmezden geliniyor yani AKP İktidan özleştirmeyi Tekelde  de böyle yaptı değerli arkadaşlar. Sadece alanlara sıfır maliyetle, kılçıksız balık verir gibi "Alın kar­ deşim bu gayrimenkulu, trilyonlarca lira, hiçbir sorununuz yok, işçilerle ilgilenmeyeceksiniz, onla­ rın tüm mali yükümlülüklerini devlet olarak ben karşılıyorum, ben üstleniyorum. Alın size,  tertemiz fabrikaları çalıştırır mısınız, satar mısınız, iş yeri mi yaparsınız." diyerek, bir anlayışla  bunları yapıyor.  Değerli arkadaşlar, o yüzden bu özelleştirme politikalannın Türkiye'de çok büyük sosyal  sorunlar açtığı, yaralar açtığı zaten haberlerle de ortada. Binlerce insan aynı sorunlarla karşı karşıya  kalacak.  Ben tüm Meclisteki milletvekillerimizi ve halkımızı duyarlılığa davet ediyor, saygılar sunuyo­ rum. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 30 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 3 1 7 - Diğer taraftan, değerli arkadaşlar, daha bu işçiler çalışırken, Danıştayın iptal karan varken, Da- nıştayın diğer taraftan şeker fabrikalarının o (B) ve (C) portföyündeki fabrikalarla ilgili durdurma ve  iptal kararları varken, işçiler henüz iş akitleri feshedilmediği için bu 4/C statüsüyle ilgili süreci henüz  daha başlatmamışken böyle bir genelgenin hazırlanması hukuka ne kadar uygundur, bunu da sizle­ rin takdirine bırakıyorum. Hiçbir şekilde uygun değildir. Burada yapılmak istenen şey şudur arka­ daşlar: Sayın Başbakan Tekel işçileriyle ilgili olarak şunu söylemişti, eylem yaparken, biliyorsunuz,  burada: "Acele edin, bak, dışarıda binlerce, yüz binlerce işsiz insan var -sanki onlardan sorumlu değil  Başbakan- yani onlarla ilgili benim yapacaklanm yok." falan diyor. Zaten üniversite mezunlan için  de aynı şeyi söylemişti biliyorsunuz. "Yani ben herkese iş bulmak zorunda değilim, diploma sahibi  binlerce insan var, ya 4/C'ye geçersiniz, bunu onaylarsınız ya da işsiz kalırsınız." Yani onlara ölümü  gösterip onları sıtmaya razı etmek -işçileri- gibi bir anlayış, bildiğimiz anlayış, klasik AKP anlayışı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü tamamlayınız.  Buyurunuz.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sekiz yıldan bu yana, hangi konu olursa olsun ama, hak, adalet, nasafet, garip gureba diyerek  aslında uygulamalann ne olduğunu görüyoruz. Değerli arkadaşlar, korkudan böyle bir genelge ha­ zırlanmış, bu konuyu burada ülkenin gündemine sunmak istiyorum.  Diğer bir nokta da şu, arkadaşlar: Bu işçilerin tazminatlarını devlet niye ısrarla üstlenerek, öde­ yerek bu fabrikaları sadece gayrimenkullerle beraber yani bir emlakçı anlayışıyla özelleştirmek ister,  o da tartışılması gereken bir şeydir yani bu işçilerin çok yüklü miktarda tazminatları vardır. Niçin iş­ çilerin haklarını koruyarak, o haklarla beraber şartnameye, ihaleye işçilerin bu haklannı da koyarak,  mademki bu fabrikalar çalışmaya devam edecek, mademki bu fabrikalar üretimine devam edecek, bu  işçilerin niye haklarının devamını sağlamıyor, bunu burada da tartışmak gerekir.  Binlerce dekar arazisi var bu fabrikalann. Alpullu Şeker Fabrikası benim ilimde, Atatürk'ün  gelip açtığı şeker fabrikası, değerli arkadaşlar, binlerce dekar; Malatya aynı şekilde. Bu arazilerin  değerlerinin maddi olarak belirlenmesi mümkün değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız Sayın Dibek.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Bu konu da aslında unutuluyor, görmezden geliniyor yani AKP İktidan özleştirmeyi Tekelde  de böyle yaptı değerli arkadaşlar. Sadece alanlara sıfır maliyetle, kılçıksız balık verir gibi "Alın kar­ deşim bu gayrimenkulu, trilyonlarca lira, hiçbir sorununuz yok, işçilerle ilgilenmeyeceksiniz, onla­ rın tüm mali yükümlülüklerini devlet olarak ben karşılıyorum, ben üstleniyorum. Alın size,  tertemiz fabrikaları çalıştırır mısınız, satar mısınız, iş yeri mi yaparsınız." diyerek, bir anlayışla  bunları yapıyor.  Değerli arkadaşlar, o yüzden bu özelleştirme politikalannın Türkiye'de çok büyük sosyal  sorunlar açtığı, yaralar açtığı zaten haberlerle de ortada. Binlerce insan aynı sorunlarla karşı karşıya  kalacak.  Ben tüm Meclisteki milletvekillerimizi ve halkımızı duyarlılığa davet ediyor, saygılar sunuyo­ rum. (CHP sıralarından alkışlar)  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 3 1 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Dibek.  Aleyhte, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın.  Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisi aleyhine söz  almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, dün de yine bir grup önerisi vardı, buna karşın AK PARTİ'nin de bir grup  önerisi vardı. Bizler dün itibarıyla yüce Meclisin oylarıyla gündemi belirledik aslında. Salı günleri  saat 15.00-20.00, çarşamba, perşembe de 13.00-20.00 olmak üzere ve aynı zamanda da bütün halkı­ mızın gündeminde de olan ve bizce de çok önemli olan bir yasanın, Seçim Yasası'nın öne alınması  suretiyle, sizlerin destekleriyle gündemi belirledik. Tabii, Milliyetçi Hareket Partisinin grup öneri- sindeki konulan da hakikaten iktidar olarak bizler de önemsiyoruz, bu konuyla ilgili de verilmiş,  daha önce, Meclis araştırma önergeleri de var ve bu manada bu konunun önemini biliyoruz ancak aci- liyeti noktasında ve özellikle de daha önceden de gündemin belirlenmiş olması nedeniyle biz bu grup  önerisine katılmıyoruz.  Değerli arkadaşlar, burada bir hususun özellikle altını çizmek istiyorum: Evet, bu Meclis, hal­ kın yüksek oylarıyla oluşmuş, teşekkül etmiş meşru bir Meclistir ve bu Meclis, ilk günden son ana  kadar her zaman gerek yasalan gerekse de Anayasa değişikliklerini yapabilecek olan bir meclistir. Ve  bu anlamda şunu ifade etmek istiyorum ki özellikle Anayasa değişiklik teklifi, AK PARTİ milletve­ killeri tarafından verilen Anayasa değişiklik teklifinde, gerek bütün halkımızın gündeminde olan ve  gerekse de özellikle de sivil toplumun talepleri neticesinde genel mutabakatla oluşmuş, belki burada  siyasi partilerimiz siyaseten muhalefet etmiş olabilir ama, halkın genel mutabakatı neticesinde oluş­ muş, teşekkül etmiş, hak ve hüniyetleri genişleten, özgürlüklerin alanını genişleten son derece de­ mokratik bir Anayasa teklifidir. Bu teklif halk tarafından da çok ciddi bir kabul görmektedir, onu da  ifade etmek istiyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - Daha milletvekilleri tarafından kabul edilmedi ki!  AHMET AYDIN (Devamla) - Yine, değerli arkadaşlar, tabii, bu kürsü milletin kürsüsü. Bu  kürsü hakaret kürsüsü değildir, özellikle onu belirtmek istiyorum. Bu kürsüye olur olmadık söz alıp  gelen birçok arkadaşım, bazı, özellikle zaten malum olan arkadaşlarımız...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ahmet, şeker fabrikalarını konuş, şeker fabrika­ larını!  AHMET AYDIN (Devamla) - ...burayı, bazen Sayın Cumhurbaşkanımızdan başlamak üzere en  aşağıdaki hocalara kadar ya da en sıradan vatandaşa kadar silsile, bütün herkesi -tabiri caizse- âdeta  boyayıp sıvıyor.  Evet değerli arkadaşlar, yalnız bu tabirler burada hakikaten bizleri de çok ciddi manada üzün­ tüye sebep veren ve halkımızın da "Acaba Türkiye Büyük Millet Meclisinde neler görüşülüyor, neler  konuşuluyor?" konusunda ciddi manada da tepkisini çeken konulardır.  Az önce bir değerli arkadaşımız, gene her zaman olduğu gibi, bu kürsüde, çok saygın olan, başta  anayasa profesörlerine ciddi hakaretlerde bulundu ve özellikle anayasacılann aklı yetmez kişiler ol­ duğunu burada -üzgünüm ama- ifade etti.
Sayfa 31 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  - 3 1 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Dibek.  Aleyhte, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın.  Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin grup önerisi aleyhine söz  almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, dün de yine bir grup önerisi vardı, buna karşın AK PARTİ'nin de bir grup  önerisi vardı. Bizler dün itibarıyla yüce Meclisin oylarıyla gündemi belirledik aslında. Salı günleri  saat 15.00-20.00, çarşamba, perşembe de 13.00-20.00 olmak üzere ve aynı zamanda da bütün halkı­ mızın gündeminde de olan ve bizce de çok önemli olan bir yasanın, Seçim Yasası'nın öne alınması  suretiyle, sizlerin destekleriyle gündemi belirledik. Tabii, Milliyetçi Hareket Partisinin grup öneri- sindeki konulan da hakikaten iktidar olarak bizler de önemsiyoruz, bu konuyla ilgili de verilmiş,  daha önce, Meclis araştırma önergeleri de var ve bu manada bu konunun önemini biliyoruz ancak aci- liyeti noktasında ve özellikle de daha önceden de gündemin belirlenmiş olması nedeniyle biz bu grup  önerisine katılmıyoruz.  Değerli arkadaşlar, burada bir hususun özellikle altını çizmek istiyorum: Evet, bu Meclis, hal­ kın yüksek oylarıyla oluşmuş, teşekkül etmiş meşru bir Meclistir ve bu Meclis, ilk günden son ana  kadar her zaman gerek yasalan gerekse de Anayasa değişikliklerini yapabilecek olan bir meclistir. Ve  bu anlamda şunu ifade etmek istiyorum ki özellikle Anayasa değişiklik teklifi, AK PARTİ milletve­ killeri tarafından verilen Anayasa değişiklik teklifinde, gerek bütün halkımızın gündeminde olan ve  gerekse de özellikle de sivil toplumun talepleri neticesinde genel mutabakatla oluşmuş, belki burada  siyasi partilerimiz siyaseten muhalefet etmiş olabilir ama, halkın genel mutabakatı neticesinde oluş­ muş, teşekkül etmiş, hak ve hüniyetleri genişleten, özgürlüklerin alanını genişleten son derece de­ mokratik bir Anayasa teklifidir. Bu teklif halk tarafından da çok ciddi bir kabul görmektedir, onu da  ifade etmek istiyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - Daha milletvekilleri tarafından kabul edilmedi ki!  AHMET AYDIN (Devamla) - Yine, değerli arkadaşlar, tabii, bu kürsü milletin kürsüsü. Bu  kürsü hakaret kürsüsü değildir, özellikle onu belirtmek istiyorum. Bu kürsüye olur olmadık söz alıp  gelen birçok arkadaşım, bazı, özellikle zaten malum olan arkadaşlarımız...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ahmet, şeker fabrikalarını konuş, şeker fabrika­ larını!  AHMET AYDIN (Devamla) - ...burayı, bazen Sayın Cumhurbaşkanımızdan başlamak üzere en  aşağıdaki hocalara kadar ya da en sıradan vatandaşa kadar silsile, bütün herkesi -tabiri caizse- âdeta  boyayıp sıvıyor.  Evet değerli arkadaşlar, yalnız bu tabirler burada hakikaten bizleri de çok ciddi manada üzün­ tüye sebep veren ve halkımızın da "Acaba Türkiye Büyük Millet Meclisinde neler görüşülüyor, neler  konuşuluyor?" konusunda ciddi manada da tepkisini çeken konulardır.  Az önce bir değerli arkadaşımız, gene her zaman olduğu gibi, bu kürsüde, çok saygın olan, başta  anayasa profesörlerine ciddi hakaretlerde bulundu ve özellikle anayasacılann aklı yetmez kişiler ol­ duğunu burada -üzgünüm ama- ifade etti.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  Kapanma Saa t i : 14.28  - 3 1 9 - Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, burası hakaret kürsüsü değil. Burada kim ne konuşuyorsa ku­ lağı duyarak konuşmalı, karşısında yüce Türk milletini, 72 milyonun izlediğini bilerek konuşmalı­ dır. Biz şunu biliyoruz ki anayasacılanmızın, anayasa hukukçularımızın hepsi saygın kişilerdir. Başta  -burada da vardı az önce, gördüm ama- Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Burhan Kuzu olmak  üzere bütün anayasacılarımız ter dökerek bu noktaya gelmiş; birikimiyle, donanımıyla bu noktalara  gelmiş ve Türkiye'nin kalkınmasında, demokratikleşmesinde çok ciddi emekleri olan insanlardır ve  Anayasa'yı da çok çok iyi bilirler ve bu noktada bilgileri doğrultusunda da, buranın demokratikleş­ mesi noktasında da gayretlerine devam ediyorlar.  Yine, değerli arkadaşlar, tabii ki, Anayasa Komisyonundan geçen Seçim Kanunu'nu -nasip  olursa tabii- üniversitelerden sonra inşallah görüşeceğiz ve bu manada Anayasa Komisyonumuzun  tüm üyeleri, başta Başkanı Sayın Burhan Kuzu olmak üzere, özellikle Alt Komisyon Başkanı -ter  döken- Ayhan Sefer Üstün Milletvekilimize ve hassaten teklif sahibi Sayın Haluk İpek'e çok teşek­ kür etmek istiyorum. Çok ciddi, çok güzel emekler neticesinde hazırlanan bir teklif ve bu teklif, Ana­ yasa Komisyonunda olgunlaşarak buraya gelmiş. Burada da inşallah değerli katkılarınızla, bütün  siyasi partilerin değerli katkılarıyla çokça ciddi noktalara, daha da olumlu noktalara taşınacaktır diye  düşünüyorum ve bu nedenle daha önceden gündemin belirlenmiş olması hasebiyle ben Milliyetçi  Hareket Partisi Grubunun önerisine katılmadığımı belirtiyor, yüce milletimizi ve sizleri saygıyla se­ lamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aydın.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, oylamadan önce yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz.  Sayın Anadol, Sayın Öztürk, Sayın Aslanoğlu, Sayın Dibek, Sayın İnce, Sayın Köse, Sayın  Diren, Sayın Özdemir, Sayın Kocal, Sayın Akıncı, Sayın Süner, Sayın Çöllü, Sayın Ayhan, Sayın  Günday, Sayın Aydoğan, Sayın Keleş, Sayın Arat, Sayın Kart, Sayın Unsal, Sayın Topuz.  Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.
Sayfa 32 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 1  Kapanma Saa t i : 14.28  - 3 1 9 - Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, burası hakaret kürsüsü değil. Burada kim ne konuşuyorsa ku­ lağı duyarak konuşmalı, karşısında yüce Türk milletini, 72 milyonun izlediğini bilerek konuşmalı­ dır. Biz şunu biliyoruz ki anayasacılanmızın, anayasa hukukçularımızın hepsi saygın kişilerdir. Başta  -burada da vardı az önce, gördüm ama- Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Burhan Kuzu olmak  üzere bütün anayasacılarımız ter dökerek bu noktaya gelmiş; birikimiyle, donanımıyla bu noktalara  gelmiş ve Türkiye'nin kalkınmasında, demokratikleşmesinde çok ciddi emekleri olan insanlardır ve  Anayasa'yı da çok çok iyi bilirler ve bu noktada bilgileri doğrultusunda da, buranın demokratikleş­ mesi noktasında da gayretlerine devam ediyorlar.  Yine, değerli arkadaşlar, tabii ki, Anayasa Komisyonundan geçen Seçim Kanunu'nu -nasip  olursa tabii- üniversitelerden sonra inşallah görüşeceğiz ve bu manada Anayasa Komisyonumuzun  tüm üyeleri, başta Başkanı Sayın Burhan Kuzu olmak üzere, özellikle Alt Komisyon Başkanı -ter  döken- Ayhan Sefer Üstün Milletvekilimize ve hassaten teklif sahibi Sayın Haluk İpek'e çok teşek­ kür etmek istiyorum. Çok ciddi, çok güzel emekler neticesinde hazırlanan bir teklif ve bu teklif, Ana­ yasa Komisyonunda olgunlaşarak buraya gelmiş. Burada da inşallah değerli katkılarınızla, bütün  siyasi partilerin değerli katkılarıyla çokça ciddi noktalara, daha da olumlu noktalara taşınacaktır diye  düşünüyorum ve bu nedenle daha önceden gündemin belirlenmiş olması hasebiyle ben Milliyetçi  Hareket Partisi Grubunun önerisine katılmadığımı belirtiyor, yüce milletimizi ve sizleri saygıyla se­ lamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Aydın.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, oylamadan önce yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz.  Sayın Anadol, Sayın Öztürk, Sayın Aslanoğlu, Sayın Dibek, Sayın İnce, Sayın Köse, Sayın  Diren, Sayın Özdemir, Sayın Kocal, Sayın Akıncı, Sayın Süner, Sayın Çöllü, Sayın Ayhan, Sayın  Günday, Sayın Aydoğan, Sayın Keleş, Sayın Arat, Sayın Kart, Sayın Unsal, Sayın Topuz.  Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  On dakika ara veriyorum.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  İstem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tekrar yoklama ya­ pacağım.  Üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  1.- (10/487, 10/535) esas numaralı Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin ön görüş­ melerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu  önerisi (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edil­ memiştir.  Şimdi, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı  ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleş­ mesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  - 3 2 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.39  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
Sayfa 33 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  İstem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tekrar yoklama ya­ pacağım.  Üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  1.- (10/487, 10/535) esas numaralı Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin ön görüş­ melerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu  önerisi (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edil­ memiştir.  Şimdi, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı  ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleş­ mesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  - 3 2 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.39  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yusuf COŞKUN (Bingöl)  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  (x) 486 S. Sayılı Basmayazı 24/3/2010 tarihli 77'nci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 3 2 1 - 3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hü­ kümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışiş­ leri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komis­ yonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararna­ melerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769)  (S. Sayısı: 486) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet? Yerinde.  Geçen birleşimde, tasarının l'inci maddesi üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.  Şimdi söz sırası, şahsı adına söz istemiş olan Karabük Milletvekili Mustafa Ünal'a aittir.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Ünal.  MUSTAFA ÜNAL (Karabük) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yüksek­ öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Deği­ şiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 1 'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu  vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Tasarının 1 'inci maddesinde Türk-Alman Üniversitesinin kuruluşu düzenlenmektedir.  Ülkemiz ile Almanya arasında tarihten gelen ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanan  ekonomik, sosyal ve kültürel bağlar mevcuttur. 2009 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de yatırım yapmış  olan Alman girişimci sayısı 4.074'e ulaşmıştır. Türkiye-Almanya ticari ilişkileri Türkiye'de kurulu  bu firmalar yanında Almanya'daki 70 bin Türk kökenli göçmen işverenle de iki ülke arasında geniş  bir iktisadi köprü meydana getirmektedir. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2008 yılı sonu itiba­ rıyla 35 milyar dolara ulaşmıştır.  İkinci Dünya Savaşı öncesi ve bu savaş esnasında Almanya'yı ve bu ülkedeki üniversitelerini  terk etmek durumunda kalan birçok Alman ilim adamı yurdumuza sığınmış ve Türkiye'yi ikinci va­ tanları kabul ederek üniversitelerimizde çok değerli ve unutulmaz hizmetler vermiştir. Bu bilim adam­ ları bir taraftan iki ülke arasındaki bilgi ve kültür değişimini başlatırken diğer yandan da genç  cumhuriyet Türkiyesi'nin modernleşme sürecine, özellikle eğitim, teknik ve sanat alanında önemli  katkılar sağlamıştır. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde şehircilik dersleri veren "Ernst  Reuter", İstanbul ve Ankara Üniversitesi hukuk fakültelerinde binlerce öğrenci yetiştiren ve birçok  kanun taslaklarının hazırlanmasında eşsiz hizmetlerini asla unutamayacağımız "Profesör Ernst Edu- ard Hirsch" ve iktisatçı "Fritz Neumark" bu ünlü Alman ilim adamlarından ilk aklımıza gelenlerdir.  Hâlen çok sayıda üniversitemiz Alman üniversite ve yüksekokullanyla yoğun akademik iş birliği  içinde bulunmakta, birçok gencimiz de yüksek tahsilini ve doktora öğrenimini Almanya'da, Alman  üniversitelerinde yapmaktadır.
Sayfa 34 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  (x) 486 S. Sayılı Basmayazı 24/3/2010 tarihli 77'nci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 3 2 1 - 3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hü­ kümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışiş­ leri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komis­ yonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararna­ melerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769)  (S. Sayısı: 486) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet? Yerinde.  Geçen birleşimde, tasarının l'inci maddesi üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.  Şimdi söz sırası, şahsı adına söz istemiş olan Karabük Milletvekili Mustafa Ünal'a aittir.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Ünal.  MUSTAFA ÜNAL (Karabük) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yüksek­ öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Deği­ şiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 1 'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu  vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Tasarının 1 'inci maddesinde Türk-Alman Üniversitesinin kuruluşu düzenlenmektedir.  Ülkemiz ile Almanya arasında tarihten gelen ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanan  ekonomik, sosyal ve kültürel bağlar mevcuttur. 2009 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de yatırım yapmış  olan Alman girişimci sayısı 4.074'e ulaşmıştır. Türkiye-Almanya ticari ilişkileri Türkiye'de kurulu  bu firmalar yanında Almanya'daki 70 bin Türk kökenli göçmen işverenle de iki ülke arasında geniş  bir iktisadi köprü meydana getirmektedir. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2008 yılı sonu itiba­ rıyla 35 milyar dolara ulaşmıştır.  İkinci Dünya Savaşı öncesi ve bu savaş esnasında Almanya'yı ve bu ülkedeki üniversitelerini  terk etmek durumunda kalan birçok Alman ilim adamı yurdumuza sığınmış ve Türkiye'yi ikinci va­ tanları kabul ederek üniversitelerimizde çok değerli ve unutulmaz hizmetler vermiştir. Bu bilim adam­ ları bir taraftan iki ülke arasındaki bilgi ve kültür değişimini başlatırken diğer yandan da genç  cumhuriyet Türkiyesi'nin modernleşme sürecine, özellikle eğitim, teknik ve sanat alanında önemli  katkılar sağlamıştır. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde şehircilik dersleri veren "Ernst  Reuter", İstanbul ve Ankara Üniversitesi hukuk fakültelerinde binlerce öğrenci yetiştiren ve birçok  kanun taslaklarının hazırlanmasında eşsiz hizmetlerini asla unutamayacağımız "Profesör Ernst Edu- ard Hirsch" ve iktisatçı "Fritz Neumark" bu ünlü Alman ilim adamlarından ilk aklımıza gelenlerdir.  Hâlen çok sayıda üniversitemiz Alman üniversite ve yüksekokullanyla yoğun akademik iş birliği  içinde bulunmakta, birçok gencimiz de yüksek tahsilini ve doktora öğrenimini Almanya'da, Alman  üniversitelerinde yapmaktadır.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 2  - 3 2 2 - İstanbul'da kurulacak olan Türk-Alman Üniversitesi, yükseköğrenim ve akademik araştırmalar  alanında iki ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine büyük katkıda bulunacak ve bundan böyle  gençlerimizin bir kısmı Almanya'ya gitmeksizin aynı eğitimi burada, kendi ülkemizde, İstanbul'da  yapabilme imkânına kavuşacaklardır.  Ayrıca, bugün 3 milyon insanımız Almanya'da bir süre çalışmanın ardından ülkeye geri dönmüş  bulunmaktadır. Bu insanlar ve onların çocukları kurulacak bu üniversite için önemli bir potansiyel  teşkil etmektedir.  Ben burada, 1974 yılında hukuk doktorası yapmak için Almanya'da bulunduğum sırada doktora  hocam Sayın Profesör "Jutta Limbach"ın bir düşüncesini de dile getirmek istiyorum. Daha sonra Almanya  Federal Anayasa Mahkemesi Başkanı da olan hocam o zaman bana "Sizler tahsil için buralara kadar ge­ liyorsunuz. Bu eğitimi kendi ülkenizde de alabilme imkânlarına kavuşmanızı diliyorum." demişti.  Bir yandan Türk-Alman Üniversitesinde gençlerimizin bu üniversite bünyesinde oluşturulacak fa­ külteler, enstitüler ve yüksekokulda bu imkânlara kavuşacak olması, diğer yandan da bunun benim için  âdeta bir hayalin otuz altı yıl sonra gerçekleşmesi anlamına gelmesi bana büyük mutluluk vermektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MUSTAFA ÜNAL (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Türk-Alman Üniversitesi bünyesinde mühendislik, fen, hukuk, iktisadi ve idari bilimler, kültür  ve sosyal bilimler fakülteleri olmak üzere beş fakülte, bir yabancı diller yüksekokulu ve fen bilim­ leri ile sosyal bilimler enstitüleri olmak üzere iki enstitü bulunmaktadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk-Alman Üniversitesinin ülkemiz ve gençlerimiz için  hayırlı olmasını ve Türkiye ile Almanya arasındaki sosyal ve kültürel bağların pekiştirilmesine kat­ kıda bulunmasını diliyor, bu üniversitenin kurulması yolunda emeği geçen herkese şükranlarımı ve  sizlere de en derin saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ünal.  Şahsı adına, Kırklareli Milletvekili Sayın Turgut Dibek... Yok.  Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.  Daha önce Sayın Paksoy, Sayın Öztürk, Sayın Süner, Sayın Tankut, Sayın Yıldız ve Sayın Köse  sisteme girmişlerdi, eğer tekrar girerlerse soru-cevap işleminde onlara öncelik tanıyacağım.  Soru-cevap işlemi bu bölümde on dakikadır.  Sayın Paksoy, buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Almanya'da 4 milyonun üzerinde Türk yaşamaktadır. Dış ilişkilerde mütekabili­ yet esastır. Biz Hükümetimize Alman lisesi, şimdi de Alman üniversitesi açma iznini veriyoruz. Biz  Alman Hükümetine Türk lisesi açılmasını teklif ettiğimizde lütfen kabul ettiklerini de gazete haber­ lerinden öğreniyoruz. Size göre bu bir mütekabiliyet midir? Biz Almanya'da bir üniversite açılma­ sını talep etseydik kabul edilebilir miydi?  İkinci sorum: Hâlen Türkiye'de kaç yabancı ortaöğretim ve yükseköğretim veren okul bulun­ maktadır?  Teşekkür ederim.
Sayfa 35 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 2  - 3 2 2 - İstanbul'da kurulacak olan Türk-Alman Üniversitesi, yükseköğrenim ve akademik araştırmalar  alanında iki ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine büyük katkıda bulunacak ve bundan böyle  gençlerimizin bir kısmı Almanya'ya gitmeksizin aynı eğitimi burada, kendi ülkemizde, İstanbul'da  yapabilme imkânına kavuşacaklardır.  Ayrıca, bugün 3 milyon insanımız Almanya'da bir süre çalışmanın ardından ülkeye geri dönmüş  bulunmaktadır. Bu insanlar ve onların çocukları kurulacak bu üniversite için önemli bir potansiyel  teşkil etmektedir.  Ben burada, 1974 yılında hukuk doktorası yapmak için Almanya'da bulunduğum sırada doktora  hocam Sayın Profesör "Jutta Limbach"ın bir düşüncesini de dile getirmek istiyorum. Daha sonra Almanya  Federal Anayasa Mahkemesi Başkanı da olan hocam o zaman bana "Sizler tahsil için buralara kadar ge­ liyorsunuz. Bu eğitimi kendi ülkenizde de alabilme imkânlarına kavuşmanızı diliyorum." demişti.  Bir yandan Türk-Alman Üniversitesinde gençlerimizin bu üniversite bünyesinde oluşturulacak fa­ külteler, enstitüler ve yüksekokulda bu imkânlara kavuşacak olması, diğer yandan da bunun benim için  âdeta bir hayalin otuz altı yıl sonra gerçekleşmesi anlamına gelmesi bana büyük mutluluk vermektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MUSTAFA ÜNAL (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Türk-Alman Üniversitesi bünyesinde mühendislik, fen, hukuk, iktisadi ve idari bilimler, kültür  ve sosyal bilimler fakülteleri olmak üzere beş fakülte, bir yabancı diller yüksekokulu ve fen bilim­ leri ile sosyal bilimler enstitüleri olmak üzere iki enstitü bulunmaktadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk-Alman Üniversitesinin ülkemiz ve gençlerimiz için  hayırlı olmasını ve Türkiye ile Almanya arasındaki sosyal ve kültürel bağların pekiştirilmesine kat­ kıda bulunmasını diliyor, bu üniversitenin kurulması yolunda emeği geçen herkese şükranlarımı ve  sizlere de en derin saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ünal.  Şahsı adına, Kırklareli Milletvekili Sayın Turgut Dibek... Yok.  Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.  Daha önce Sayın Paksoy, Sayın Öztürk, Sayın Süner, Sayın Tankut, Sayın Yıldız ve Sayın Köse  sisteme girmişlerdi, eğer tekrar girerlerse soru-cevap işleminde onlara öncelik tanıyacağım.  Soru-cevap işlemi bu bölümde on dakikadır.  Sayın Paksoy, buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Almanya'da 4 milyonun üzerinde Türk yaşamaktadır. Dış ilişkilerde mütekabili­ yet esastır. Biz Hükümetimize Alman lisesi, şimdi de Alman üniversitesi açma iznini veriyoruz. Biz  Alman Hükümetine Türk lisesi açılmasını teklif ettiğimizde lütfen kabul ettiklerini de gazete haber­ lerinden öğreniyoruz. Size göre bu bir mütekabiliyet midir? Biz Almanya'da bir üniversite açılma­ sını talep etseydik kabul edilebilir miydi?  İkinci sorum: Hâlen Türkiye'de kaç yabancı ortaöğretim ve yükseköğretim veren okul bulun­ maktadır?  Teşekkür ederim.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 2  - 3 2 3 - BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Paksoy.  Sayın Yıldız...  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bu Türk-Alman Üniversitesiyle ilgili Sayın Başbakan birkaç gün evvel "Beykoz'da 120 dö­ nümlük güzel fidanlık yeri veriyoruz." dedi. Bunun daha yasa Meclisten geçmeden nasıl verildiği,  hangi kurullarda, hangi komisyonlarda bu fidanlık alanla ilgili -ki bu fidanlık alanın verilmesi Bo- ğaz'ın imara da açılması anlamına gelmektedir- bu karar nerede alındı, nasıl alındı, doğru mudur?  Bundan sonra, bu karardan sonra, eğer verilirse Boğaz'ın o kesimleri imara açılacak mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yıldız.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakana sormak istediğim konu, öğrenci kredileri genel manada düşük oranda görünüyor.  Önümüzdeki dönemle ilgili olarak öğrenci kredilerini artırmayı düşünüyor musunuz?  İkinci sorum olarak, öğrenci kredilerinin dönüşlerinde de, yani geri ödemelerinde çok büyük sı­ kıntılar vardır. Ülkemizde özellikle işsizliğin olmasından dolayı okullarını bitiren çocuklarımız bir  işe giremiyorlar. Dolayısıyla da bu kredileri hemen ödemeleri gerekiyor. Askerlik falan da işin içe­ risine girince -erkek öğrencilerimiz için- ödemekte büyük sıkıntılar yaşanıyor. Bu manada öğrenci  kredilerinin geri ödenmesiyle ilgili veyahut da faizlerinin silinmesiyle ilgili önümüzdeki dönemle il­ gili bir çalışma yapılacak mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğru.  Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Şimdi, Sayın Bakanıma buradan iletmek istiyorum: Eğitim-Sen 28 Mart 2010 tarihinde Muş'ta  bir seminer düzenliyor. Mardin Üniversitesinde "Kürt Dili Edebiyatı" adı altında bir akademi açılı­ yor. Buradan Yardımcı Doçent Doktor Selim Temo Muş'a davet ediliyor. Burada yapılan bir toplan­ tıda, izin verildiği hâlde, Vali sonradan, izin verenlerle ilgili bir soruşturma açıyor. Yani devletin  bünyesinde olan bir birimden burada bir seminer verildiği için Vali tarafından... Sözüm ona bir de  bir açılımdan bahsediliyor. Bu konuda acaba Sayın Muş Valisiyle ilgili bir işlem yapılacak mı?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.  Sayın Nalcı...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, bu üniversiteleri, zaten sıkışmış olan İstanbul'dan vermek yerine, yan illerde - yani Tekirdağ, Edirne, Kırklareli- kurulmasını teşvik etmek daha doğru değil mi? Zaten nüfus ola­ rak yoğunlaşmış olan İstanbul'a artı yük getireceğini düşünmüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı.  Sayın Asil...
Sayfa 36 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 2  - 3 2 3 - BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Paksoy.  Sayın Yıldız...  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bu Türk-Alman Üniversitesiyle ilgili Sayın Başbakan birkaç gün evvel "Beykoz'da 120 dö­ nümlük güzel fidanlık yeri veriyoruz." dedi. Bunun daha yasa Meclisten geçmeden nasıl verildiği,  hangi kurullarda, hangi komisyonlarda bu fidanlık alanla ilgili -ki bu fidanlık alanın verilmesi Bo- ğaz'ın imara da açılması anlamına gelmektedir- bu karar nerede alındı, nasıl alındı, doğru mudur?  Bundan sonra, bu karardan sonra, eğer verilirse Boğaz'ın o kesimleri imara açılacak mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yıldız.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakana sormak istediğim konu, öğrenci kredileri genel manada düşük oranda görünüyor.  Önümüzdeki dönemle ilgili olarak öğrenci kredilerini artırmayı düşünüyor musunuz?  İkinci sorum olarak, öğrenci kredilerinin dönüşlerinde de, yani geri ödemelerinde çok büyük sı­ kıntılar vardır. Ülkemizde özellikle işsizliğin olmasından dolayı okullarını bitiren çocuklarımız bir  işe giremiyorlar. Dolayısıyla da bu kredileri hemen ödemeleri gerekiyor. Askerlik falan da işin içe­ risine girince -erkek öğrencilerimiz için- ödemekte büyük sıkıntılar yaşanıyor. Bu manada öğrenci  kredilerinin geri ödenmesiyle ilgili veyahut da faizlerinin silinmesiyle ilgili önümüzdeki dönemle il­ gili bir çalışma yapılacak mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğru.  Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Şimdi, Sayın Bakanıma buradan iletmek istiyorum: Eğitim-Sen 28 Mart 2010 tarihinde Muş'ta  bir seminer düzenliyor. Mardin Üniversitesinde "Kürt Dili Edebiyatı" adı altında bir akademi açılı­ yor. Buradan Yardımcı Doçent Doktor Selim Temo Muş'a davet ediliyor. Burada yapılan bir toplan­ tıda, izin verildiği hâlde, Vali sonradan, izin verenlerle ilgili bir soruşturma açıyor. Yani devletin  bünyesinde olan bir birimden burada bir seminer verildiği için Vali tarafından... Sözüm ona bir de  bir açılımdan bahsediliyor. Bu konuda acaba Sayın Muş Valisiyle ilgili bir işlem yapılacak mı?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.  Sayın Nalcı...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, bu üniversiteleri, zaten sıkışmış olan İstanbul'dan vermek yerine, yan illerde - yani Tekirdağ, Edirne, Kırklareli- kurulmasını teşvik etmek daha doğru değil mi? Zaten nüfus ola­ rak yoğunlaşmış olan İstanbul'a artı yük getireceğini düşünmüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı.  Sayın Asil...  T B M M B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde Türkiye'de kurulması öngörülen üniversitenin  muadilinin de Almanya'da kurulması gerektiği konusu hem Genel Kurul hem de komisyon çalış­ maları esnasında ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaç ortada iken Sayın Almanya Başbakanının ülkemizi zi­ yaretinde bu konu niçin gündeme getirilmemiştir? Bu konuda düşünceleriniz nedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Asil.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Paksoy'un ve Sayın Asil'in sorulan birbirinin benzeri olduğu için ikisine birlikte cevap  vereceğim. Özellikle en fazla konuşmalarda da yer verilen ve soru-cevap bölümünde de konu olan  en önemli konu bu üniversitenin mütekabiliyet esası çerçevesi içerisinde kurulup kurulmayacağı ve  Almanya'da da bir üniversitenin, Türk üniversitesinin kurulması meselesiydi.  Doğrusunu isterseniz -daha önce de defalarca vurguladım- Türkiye'de kurulan Galatasaray Üni­ versitesi de Türk Alman Üniversitesiyle aynı şartlarda ve aynı hükümler çerçevesinde kurulmuştur.  Her şeyden önce kurulan bu üniversiteler Türkiye'de kurulan birer devlet üniversiteleridir. Dolayı­ sıyla, Türkiye'de kurulan devlet üniversiteleri Türk üniversite sisteminin bir kazancıdır. Biz bu çer­ çevede görüyoruz. Elbette ki, Almanya'da da bir Türk üniversitesinin kurulması, Almanya'da  ortaöğretim kurumlannın kurulması bir gerekliliktir. Bu konuda girişimlerde bulunulabilir ama şu  anda kontenjan baskısı altında, yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin yükseköğrenim talebinde bulunduğu  bir ülkede, kendi ülkemizde bir devlet üniversitesi olarak kurulan üniversitenin, uluslararası hukuk  bağlamında mütekabiliyet çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün görülmüyor. Dolayısıyla, bu çer­ çevede, bunu bir uluslararası anlaşma ve bir mütekabiliyet çerçevesinde değil, tam tersine Türki­ ye'de kurulacak bir devlet, Türk devlet üniversitesi olarak düşünmek gerekir.  Tabii, Almanya'yla bu üniversitenin ortak kurulmasının nedeni, Almanya'nın özellikle öğretim  görevlisi desteği vermesi, sektörel anlamda kuruluşlann destek vermesi şeklinde cereyan ediyor. Bu  üniversite bizim üniversitemiz, bu üniversitede okuyacak öğrenciler de bizim öğrencilerimiz, bu ül­ kenin öğrencileri olacak.  Aynı zamanda üniversiteye tahsis edilen arsayla ilgili bir soru geldi. Gerçekten de bunu bir kez  daha vurguluyorum, bu üniversite bir Türk üniversitesi, Türkiye'de kurulan bir devlet üniversitesi.  Devlet üniversitelerine yönelik çerçeve çizdiğimiz zaman, devlet kurduğu bütün üniversitelere bir arsa  tahsisi yapıyor ve Beykoz'da tahsisi düşünülen arazi -bu konuda yazışmalar devam ediyor, üniver­ site kurulmadan da, kurulma safhasında da bunlar gerçekleşebilir- burası Tarım Bakanlığına ait bir  fidanlık ve Boğaziçi İmar Kanunu'na aykırı olmadığı gibi imara açık yerlerde bunun düzenlenmesi  söz konusu. Aynca, imara açık olmayan, Boğaziçi İmar Kanunu'yla korunan bir yere imar izni ver­ mek ve imar oluşturmak, imara açmak gibi bir niyetimiz yok; orada zaten bu mümkün.  Sayın Reşat Doğru'nun sorduğu sorular, öğrenci kredilerine yönelik olarak ve kredilerin geri  dönüşüne yönelik olarak sorular... Bildiğiniz gibi bu yeni dönemde öğrenim kredileri ve yurtlara  ilişkin Genel Müdürlük Devlet Bakanlığına bağlandı, Devlet Bakanımız sorumludur. Bu soruyu Ba­ kanlığımın görev alanına giren bir husus olmadığı için cevaplandırmayacağım.  - 3 2 4 -
Sayfa 37 -
T B M M B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde Türkiye'de kurulması öngörülen üniversitenin  muadilinin de Almanya'da kurulması gerektiği konusu hem Genel Kurul hem de komisyon çalış­ maları esnasında ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaç ortada iken Sayın Almanya Başbakanının ülkemizi zi­ yaretinde bu konu niçin gündeme getirilmemiştir? Bu konuda düşünceleriniz nedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Asil.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Paksoy'un ve Sayın Asil'in sorulan birbirinin benzeri olduğu için ikisine birlikte cevap  vereceğim. Özellikle en fazla konuşmalarda da yer verilen ve soru-cevap bölümünde de konu olan  en önemli konu bu üniversitenin mütekabiliyet esası çerçevesi içerisinde kurulup kurulmayacağı ve  Almanya'da da bir üniversitenin, Türk üniversitesinin kurulması meselesiydi.  Doğrusunu isterseniz -daha önce de defalarca vurguladım- Türkiye'de kurulan Galatasaray Üni­ versitesi de Türk Alman Üniversitesiyle aynı şartlarda ve aynı hükümler çerçevesinde kurulmuştur.  Her şeyden önce kurulan bu üniversiteler Türkiye'de kurulan birer devlet üniversiteleridir. Dolayı­ sıyla, Türkiye'de kurulan devlet üniversiteleri Türk üniversite sisteminin bir kazancıdır. Biz bu çer­ çevede görüyoruz. Elbette ki, Almanya'da da bir Türk üniversitesinin kurulması, Almanya'da  ortaöğretim kurumlannın kurulması bir gerekliliktir. Bu konuda girişimlerde bulunulabilir ama şu  anda kontenjan baskısı altında, yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin yükseköğrenim talebinde bulunduğu  bir ülkede, kendi ülkemizde bir devlet üniversitesi olarak kurulan üniversitenin, uluslararası hukuk  bağlamında mütekabiliyet çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün görülmüyor. Dolayısıyla, bu çer­ çevede, bunu bir uluslararası anlaşma ve bir mütekabiliyet çerçevesinde değil, tam tersine Türki­ ye'de kurulacak bir devlet, Türk devlet üniversitesi olarak düşünmek gerekir.  Tabii, Almanya'yla bu üniversitenin ortak kurulmasının nedeni, Almanya'nın özellikle öğretim  görevlisi desteği vermesi, sektörel anlamda kuruluşlann destek vermesi şeklinde cereyan ediyor. Bu  üniversite bizim üniversitemiz, bu üniversitede okuyacak öğrenciler de bizim öğrencilerimiz, bu ül­ kenin öğrencileri olacak.  Aynı zamanda üniversiteye tahsis edilen arsayla ilgili bir soru geldi. Gerçekten de bunu bir kez  daha vurguluyorum, bu üniversite bir Türk üniversitesi, Türkiye'de kurulan bir devlet üniversitesi.  Devlet üniversitelerine yönelik çerçeve çizdiğimiz zaman, devlet kurduğu bütün üniversitelere bir arsa  tahsisi yapıyor ve Beykoz'da tahsisi düşünülen arazi -bu konuda yazışmalar devam ediyor, üniver­ site kurulmadan da, kurulma safhasında da bunlar gerçekleşebilir- burası Tarım Bakanlığına ait bir  fidanlık ve Boğaziçi İmar Kanunu'na aykırı olmadığı gibi imara açık yerlerde bunun düzenlenmesi  söz konusu. Aynca, imara açık olmayan, Boğaziçi İmar Kanunu'yla korunan bir yere imar izni ver­ mek ve imar oluşturmak, imara açmak gibi bir niyetimiz yok; orada zaten bu mümkün.  Sayın Reşat Doğru'nun sorduğu sorular, öğrenci kredilerine yönelik olarak ve kredilerin geri  dönüşüne yönelik olarak sorular... Bildiğiniz gibi bu yeni dönemde öğrenim kredileri ve yurtlara  ilişkin Genel Müdürlük Devlet Bakanlığına bağlandı, Devlet Bakanımız sorumludur. Bu soruyu Ba­ kanlığımın görev alanına giren bir husus olmadığı için cevaplandırmayacağım.  - 3 2 4 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 2  - 3 2 5 - Sayın Sırrı Sakık'ın sorusu, Mardin Üniversitesi tarafından Muş'ta düzenlenen bir toplantıya  Mardin Üniversitesinden katılımla ilgili. Doğrusu burada haberdar olduğum bir konu, bakacağım ve  değerlendireceğim.  Bir diğer soru, İstanbul'da sıkışan üniversiteler. Gerçekten bir yanıyla baktığımız zaman İstan­ bul'da çok fazla üniversite varmış gibi gözükebilir, ama kurulan üniversitelerin, özellikle devlet üni­ versitelerinin birçoğunun geçmişi çok eski. Yükseköğrenim talebi açısından da büyüme açısından da  büyük bir metropol kentimiz ve yükseköğrenim taleplerinin en yoğun olduğu şehirlerin başında İs- tanbuj geliyor. Bu Türk-Alman Üniversitesinden sonra da Bakanlar Kurulu kararı olarak açıklanan,  yakında Meclis Komisyonlarına ve Genel Kurula getirmeyi düşündüğümüz 7 devlet üniversitesi daha  kuruyoruz ve bu üniversitelerden 1 'i tekrar İstanbul'da kuruluyor. Bunun nedeni, yükseköğrenim ta­ lebinin doğduğu şehirlerin yükseköğrenim talebi doğrultusunda oluşturulması ve şekillendirilmesidir.  Kastınız, üniversitelerin özellikle Anadolu'ya yayılması ve yaygınlaştırılması, özellikle İstan­ bul'a yakın Trakya'ya yaygınlaştırılması yönündeydi. Hepinizin de bildiği gibi, her ile bir üniversite  kurulması ve aslında Anadolu'yu da birer üniversite şehrine dönüştürme projemiz de kendi çerçevesi  içerisinde farklı bir mecrada bir konu olduğu için de ilerlemekte olan bir konu diye düşünüyorum.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, Tekirdağ, İstanbul'a 60 kilometre.  BAŞKAN - Zamanımız var. Sayın İnce, sisteme girmişsiniz, size de en son bir soru hakkı ve­ riyorum.  Buyurun.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: İki gündür gazetelerde Gaziantep İl Millî Eğitim Müdü­ rünün açıklamaları var. Eğer yanılmıyorsam, söz konusu müdür 2004'te emekli olmuş, 2009'da tek­ rar işe başlamış ve 2009'un 9'uncu ayından bu yana emekli maaşı alıyor. Kadrosu nerede? Bu nasıl  oluyor? Bu meşhur Millî Eğitim Müdürünün Sayın Başbakanın oğlunun öğretmeni olduğu doğru  mudur?  Ayrıntılarıyla bunu açıklarsa Sayın Bakan çok memnun olurum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ben de teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.  Bilindiği üzere, emekli olduktan sonra göreve dönüş için, şartlar, kararnameli bir görev olması  durumunda döner. Şu anda Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürümüzün kadrosu Bakanlık müşavirliği  kadrosundadır.  Sayın Başbakanımızın oğlunun öğretmeni olması tamamen bir tesadüftür. Onun öğretmeni ol­ duğu gibi sayısız, belki binlerce öğrencinin öğretmeni olmuştur. Bugün basına yansıyan Gaziantep  İl Millî Eğitim Müdürümüzün açıklamaları çerçevesinde bu soru sorulduysa eğer, tabii bir il millî eği­ tim müdürüne bu konuşmaları, bu açıklamaları yakıştırmamız mümkün değil. Kendisini bugün iti­ barıyla görevden alıyoruz, bunun bilgisini Genel Kurulla paylaşmak istedim.  Teşekkür ederim.
Sayfa 38 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 2  - 3 2 5 - Sayın Sırrı Sakık'ın sorusu, Mardin Üniversitesi tarafından Muş'ta düzenlenen bir toplantıya  Mardin Üniversitesinden katılımla ilgili. Doğrusu burada haberdar olduğum bir konu, bakacağım ve  değerlendireceğim.  Bir diğer soru, İstanbul'da sıkışan üniversiteler. Gerçekten bir yanıyla baktığımız zaman İstan­ bul'da çok fazla üniversite varmış gibi gözükebilir, ama kurulan üniversitelerin, özellikle devlet üni­ versitelerinin birçoğunun geçmişi çok eski. Yükseköğrenim talebi açısından da büyüme açısından da  büyük bir metropol kentimiz ve yükseköğrenim taleplerinin en yoğun olduğu şehirlerin başında İs- tanbuj geliyor. Bu Türk-Alman Üniversitesinden sonra da Bakanlar Kurulu kararı olarak açıklanan,  yakında Meclis Komisyonlarına ve Genel Kurula getirmeyi düşündüğümüz 7 devlet üniversitesi daha  kuruyoruz ve bu üniversitelerden 1 'i tekrar İstanbul'da kuruluyor. Bunun nedeni, yükseköğrenim ta­ lebinin doğduğu şehirlerin yükseköğrenim talebi doğrultusunda oluşturulması ve şekillendirilmesidir.  Kastınız, üniversitelerin özellikle Anadolu'ya yayılması ve yaygınlaştırılması, özellikle İstan­ bul'a yakın Trakya'ya yaygınlaştırılması yönündeydi. Hepinizin de bildiği gibi, her ile bir üniversite  kurulması ve aslında Anadolu'yu da birer üniversite şehrine dönüştürme projemiz de kendi çerçevesi  içerisinde farklı bir mecrada bir konu olduğu için de ilerlemekte olan bir konu diye düşünüyorum.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, Tekirdağ, İstanbul'a 60 kilometre.  BAŞKAN - Zamanımız var. Sayın İnce, sisteme girmişsiniz, size de en son bir soru hakkı ve­ riyorum.  Buyurun.  MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: İki gündür gazetelerde Gaziantep İl Millî Eğitim Müdü­ rünün açıklamaları var. Eğer yanılmıyorsam, söz konusu müdür 2004'te emekli olmuş, 2009'da tek­ rar işe başlamış ve 2009'un 9'uncu ayından bu yana emekli maaşı alıyor. Kadrosu nerede? Bu nasıl  oluyor? Bu meşhur Millî Eğitim Müdürünün Sayın Başbakanın oğlunun öğretmeni olduğu doğru  mudur?  Ayrıntılarıyla bunu açıklarsa Sayın Bakan çok memnun olurum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ben de teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.  Bilindiği üzere, emekli olduktan sonra göreve dönüş için, şartlar, kararnameli bir görev olması  durumunda döner. Şu anda Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürümüzün kadrosu Bakanlık müşavirliği  kadrosundadır.  Sayın Başbakanımızın oğlunun öğretmeni olması tamamen bir tesadüftür. Onun öğretmeni ol­ duğu gibi sayısız, belki binlerce öğrencinin öğretmeni olmuştur. Bugün basına yansıyan Gaziantep  İl Millî Eğitim Müdürümüzün açıklamaları çerçevesinde bu soru sorulduysa eğer, tabii bir il millî eği­ tim müdürüne bu konuşmaları, bu açıklamaları yakıştırmamız mümkün değil. Kendisini bugün iti­ barıyla görevden alıyoruz, bunun bilgisini Genel Kurulla paylaşmak istedim.  Teşekkür ederim.  TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 2 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  Soru-cevap süremiz doldu.  Sayın milletvekilleri, şimdi önerge işlemine geçiyoruz.  Madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına okutacağım, sonra aykırılık sı­ rasına göre de işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı kanun tasarısının 1. maddesine eklenen Ek Madde 118'in  ikinci fıkrasına (d) bendinden sonra gelmek üzere "e) Eğitim Bilimleri Fakültesinden," bendinin ek­ lenmesini ve bentlerin teselsülünü arz ve talep ederiz.  Ayla Akat Ata Hasip Kaplan Akın Birdal  Batman Sımak Diyarbakır  Özdal Üçer M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Van Bitlis İğdır  T.B.M.M Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 Sıra Sayılı Yasa tasarısının 1. maddesinin sonuna (h) "Yabancı Diller  Enstitüsünden" bendinin ilave edilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Rahmi Güner Turgut Dibek  Malatya Ordu Kırklareli  Osman Kaptan Orhan Ziya Diren  Antalya Tokat  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin Türk-Alman Üniversitesi başlıklı ek 118. mad­ desinin (d) bendinden sonra gelmek üzere Güzel Sanatlar Fakültesi ibaresinin getirilmesi diğer bent­ lerin buna göre düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Akif Akkuş  Eskişehir Karaman Mersin  Hüseyin Yıldız Cemaleddin Uslu  Antalya Edime  BAŞKAN - Komisyon, okuttuğum bu son önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Buyurunuz Sayın Asil. (MHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 39 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 2 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  Soru-cevap süremiz doldu.  Sayın milletvekilleri, şimdi önerge işlemine geçiyoruz.  Madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına okutacağım, sonra aykırılık sı­ rasına göre de işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı kanun tasarısının 1. maddesine eklenen Ek Madde 118'in  ikinci fıkrasına (d) bendinden sonra gelmek üzere "e) Eğitim Bilimleri Fakültesinden," bendinin ek­ lenmesini ve bentlerin teselsülünü arz ve talep ederiz.  Ayla Akat Ata Hasip Kaplan Akın Birdal  Batman Sımak Diyarbakır  Özdal Üçer M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Van Bitlis İğdır  T.B.M.M Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 Sıra Sayılı Yasa tasarısının 1. maddesinin sonuna (h) "Yabancı Diller  Enstitüsünden" bendinin ilave edilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Rahmi Güner Turgut Dibek  Malatya Ordu Kırklareli  Osman Kaptan Orhan Ziya Diren  Antalya Tokat  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin Türk-Alman Üniversitesi başlıklı ek 118. mad­ desinin (d) bendinden sonra gelmek üzere Güzel Sanatlar Fakültesi ibaresinin getirilmesi diğer bent­ lerin buna göre düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Akif Akkuş  Eskişehir Karaman Mersin  Hüseyin Yıldız Cemaleddin Uslu  Antalya Edime  BAŞKAN - Komisyon, okuttuğum bu son önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Buyurunuz Sayın Asil. (MHP sıralarından alkışlar)  T B M M B: 80 31 . 3 . 2010 O: 2  - 3 2 7 - BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 1 'inci maddesinde, kurulacak olan mühendislik  fakültesi, fen fakültesi, hukuk fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi, kültür ve sosyal bilimler  fakültesinin yanında bir de güzel sanatlar fakültesinin kurulması doğrultusunda bir önerge verdik. Bu  önergenin gerekçelerini yüce heyetinize arz etmek için söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, anlaşmanın, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cum­ huriyeti Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir Türk-Alman Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma'nın  başlangıcında "Yükseköğrenim ve akademik araştırmalar alanında her iki ülke arasındaki ikili iş bir­ liğini geliştirmek ve Türkiye ile Almanya'daki yükseköğrenim sistemlerini karşılıklı olarak zengin­ leştirmek amacıyla İstanbul'da bir Türk-Alman Üniversitesinin kurulması ile ilgili bu anlaşma  imzalanmıştır." diyor.  Yine, Alman tarafının yükümlülüklerine baktığımızda, Alman tarafı danışmanlık ve fınansal  katkılarla Türk-Alman Üniversitesinin yapılandırılmasına ve işletilmesine destek verecektir.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu noktada Almanya'da güzel sanatlar dalında ülkemize, ülke yük­ seköğrenim sistemine çok büyük katkılar yapılabileceği kanaatiyle, ülkemizde, bu Alman Federal  Cumhuriyeti ile yapılan anlaşma çerçevesinde bir de güzel sanatlar fakültesinin kurulması noktasında  bu önergenin işleme alınması ve yüce heyetiniz tarafından kabul görmesi en büyük arzumuzdur.  Değerli arkadaşlarım, tabii, şimdi bu noktada, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde gerek Komisyon  çalışmaları esnasında gerek Genel Kurulda konuşmacıların şu bölüme kadar yaptıkları konuşmalar  üzerinden hareket ettiğimizde böyle bir ihtiyacın, Almanya'da da bir Türk-Alman Üniversitesinin ku­ rulması ihtiyacının doğduğu anlaşılmaktadır. Bu, gerek Komisyon çalışmalarında gerek Genel Kurul  çalışmalarında sadece muhalefet milletvekilleri tarafından dile getirilen bir husus da değildir. İktidar  milletvekili arkadaşlarımız tarafından da bu husus dile getirilmiştir.  Orada 4,5 milyon civarında vatandaşımız yaşamaktadır. Bu ihtiyaç nedeniyle, ifadelerimiz, Sayın  Bakana sorularımız bu çerçevede cereyan etmiştir. Şimdi, bu konuda, Almanya Başbakanının ülke­ mizi ziyareti esnasında, sadece orada kurulacak Türk liseleri değil, aynı zamanda bir üniversitenin  kurulması noktasında da bir anlaşma yapılması hususunun dile getirilmesini gönül arzu etmişti. O ne­ denle bu arzumuzu, bu isteğimizi, sadece bizim isteğimiz de değil, yapılan konuşmalardan ortaya  çıktığı gibi bütün Genel Kurulun isteğini... Bu doğrultuda Hükümeti, Sayın Millî Eğitim Bakanını,  Sayın Dışişleri Bakanlığımızı harekete geçirme, bu ihtiyacı Alman makamlarıyla paylaşma nokta­ sında sık sık dile getirme arzusu taşıyoruz.  Ben, önergemizin kabulü hususunda oy kullanmanızı istirham ediyor, yüce heyeti saygıyla se­ lamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Asil.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:
Sayfa 40 -
T B M M B: 80 31 . 3 . 2010 O: 2  - 3 2 7 - BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 1 'inci maddesinde, kurulacak olan mühendislik  fakültesi, fen fakültesi, hukuk fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi, kültür ve sosyal bilimler  fakültesinin yanında bir de güzel sanatlar fakültesinin kurulması doğrultusunda bir önerge verdik. Bu  önergenin gerekçelerini yüce heyetinize arz etmek için söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, anlaşmanın, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cum­ huriyeti Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir Türk-Alman Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma'nın  başlangıcında "Yükseköğrenim ve akademik araştırmalar alanında her iki ülke arasındaki ikili iş bir­ liğini geliştirmek ve Türkiye ile Almanya'daki yükseköğrenim sistemlerini karşılıklı olarak zengin­ leştirmek amacıyla İstanbul'da bir Türk-Alman Üniversitesinin kurulması ile ilgili bu anlaşma  imzalanmıştır." diyor.  Yine, Alman tarafının yükümlülüklerine baktığımızda, Alman tarafı danışmanlık ve fınansal  katkılarla Türk-Alman Üniversitesinin yapılandırılmasına ve işletilmesine destek verecektir.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu noktada Almanya'da güzel sanatlar dalında ülkemize, ülke yük­ seköğrenim sistemine çok büyük katkılar yapılabileceği kanaatiyle, ülkemizde, bu Alman Federal  Cumhuriyeti ile yapılan anlaşma çerçevesinde bir de güzel sanatlar fakültesinin kurulması noktasında  bu önergenin işleme alınması ve yüce heyetiniz tarafından kabul görmesi en büyük arzumuzdur.  Değerli arkadaşlarım, tabii, şimdi bu noktada, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde gerek Komisyon  çalışmaları esnasında gerek Genel Kurulda konuşmacıların şu bölüme kadar yaptıkları konuşmalar  üzerinden hareket ettiğimizde böyle bir ihtiyacın, Almanya'da da bir Türk-Alman Üniversitesinin ku­ rulması ihtiyacının doğduğu anlaşılmaktadır. Bu, gerek Komisyon çalışmalarında gerek Genel Kurul  çalışmalarında sadece muhalefet milletvekilleri tarafından dile getirilen bir husus da değildir. İktidar  milletvekili arkadaşlarımız tarafından da bu husus dile getirilmiştir.  Orada 4,5 milyon civarında vatandaşımız yaşamaktadır. Bu ihtiyaç nedeniyle, ifadelerimiz, Sayın  Bakana sorularımız bu çerçevede cereyan etmiştir. Şimdi, bu konuda, Almanya Başbakanının ülke­ mizi ziyareti esnasında, sadece orada kurulacak Türk liseleri değil, aynı zamanda bir üniversitenin  kurulması noktasında da bir anlaşma yapılması hususunun dile getirilmesini gönül arzu etmişti. O ne­ denle bu arzumuzu, bu isteğimizi, sadece bizim isteğimiz de değil, yapılan konuşmalardan ortaya  çıktığı gibi bütün Genel Kurulun isteğini... Bu doğrultuda Hükümeti, Sayın Millî Eğitim Bakanını,  Sayın Dışişleri Bakanlığımızı harekete geçirme, bu ihtiyacı Alman makamlarıyla paylaşma nokta­ sında sık sık dile getirme arzusu taşıyoruz.  Ben, önergemizin kabulü hususunda oy kullanmanızı istirham ediyor, yüce heyeti saygıyla se­ lamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Asil.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 2 8 - T.B.M.M Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 Sıra Sayılı Yasa tasarısının 1. maddesinin sonuna (h) "Yabancı Diller  Enstitüsünden" bendinin ilave edilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak bu konuda?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sacid Yıldız konuşacak.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Yıldız.  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 486 sıra sayılı Yasa Tasansı'nın 1 'inci maddesinin so­ nuna "yabancı diller enstitüsü"nün eklenmesini öneriyoruz. Gerçi yabancı diller yüksekokulu var  ama bu Türk-Alman Üniversitesi olduğu için burada yabancı dillerin aynca önemi var, böyle bir ens­ titünün de eklenmesini önemli görüyoruz.  Değerli milletvekilleri, şimdi görüşmekte olduğumuz 486 sıra sayılı Türk-Alman Üniversite­ siyle ilgili tasarı sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür. Son zamanlarda nedense, il­ gili tasanlar, tali de olsa komisyonlarda görüşülmeden Genel Kurula indirilmektedir. Bu tasarı da  çok önemli olduğu için Millî Eğitim, Kültür, Gençlik, Spor Komisyonunda görüşülmeden buraya  getirilmiştir. Aynı zamanda bu tasannın Dışişleri Komisyonunda da görüşülmesi gerekir çünkü Türk- Alman ilişkilerini de ilgilendiren bir tasanydı fakat her nedense sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda  görüşülmüştür, bu iki komisyonda tartışılmadan buraya getirilmiştir, olgunlaşmamıştır. O nedenle,  MHP'nin de bizim de muhalefet şerhlerimiz vardır değerli milletvekilleri.  Son zamanlarda, mesela bir Tam Gün Yasası geldi. Tam Gün Yasası sadece Sağlık Komisyo­ nunda görüşüldü. Çok önemli olmasına rağmen, Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmedi, tüm üni­ versitelere tam gün getiren bir yasaydı. Gülhane Askerî Tıp Akademisine tam gün getiren bir yasaydı,  orada da görüşülmedi. Son zamanlarda bu ilgili komisyonlarda görüşülmemesi alışkanlık hâline ge­ tirilmiştir değerli milletvekilleri.  Bu görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla üniversitelerimizin sayısı çok artmaktadır. Hâlen 45  tane vakıf üniversitesi var, 94 tane devlet üniversitesi var. Bu Türk-Alman Üniversitesi de. . . Çok  eskilere dayanmakta bunun geçmişi. Önümüzdeki haftalarda da 5 tane daha vakıf üniversitesi gele­ cek, yani, üniversitelerin sayısı 150 veya 150'yi geçecek.  Bu kadar üniversite açıyoruz ama hiçbirisinde altyapı yok değerli milletvekilleri. Altyapı yok ve  üniversiteyi bitirenlerde de istihdam sağlayamıyoruz. Bu açıdan bunu dikkatlerinize sunuyorum.  Daha geçtiğimiz haftalarda Muğla Üniversitesinde -dün Sayın Arat da söyledi- Tıp Fakültesi açıldı,  dekan feryat ediyordu "İki senedir boş duruyoruz, kadrolanmız verilmedi." diye. Daha birkaç ay  önce yine Sakarya Tıp Fakültesi açılmıştı, Sakarya Tıp Fakültesinde 1 tane dekan var, öğrencileri
Sayfa 41 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 2 8 - T.B.M.M Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 Sıra Sayılı Yasa tasarısının 1. maddesinin sonuna (h) "Yabancı Diller  Enstitüsünden" bendinin ilave edilmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak bu konuda?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sacid Yıldız konuşacak.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Yıldız.  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 486 sıra sayılı Yasa Tasansı'nın 1 'inci maddesinin so­ nuna "yabancı diller enstitüsü"nün eklenmesini öneriyoruz. Gerçi yabancı diller yüksekokulu var  ama bu Türk-Alman Üniversitesi olduğu için burada yabancı dillerin aynca önemi var, böyle bir ens­ titünün de eklenmesini önemli görüyoruz.  Değerli milletvekilleri, şimdi görüşmekte olduğumuz 486 sıra sayılı Türk-Alman Üniversite­ siyle ilgili tasarı sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür. Son zamanlarda nedense, il­ gili tasanlar, tali de olsa komisyonlarda görüşülmeden Genel Kurula indirilmektedir. Bu tasarı da  çok önemli olduğu için Millî Eğitim, Kültür, Gençlik, Spor Komisyonunda görüşülmeden buraya  getirilmiştir. Aynı zamanda bu tasannın Dışişleri Komisyonunda da görüşülmesi gerekir çünkü Türk- Alman ilişkilerini de ilgilendiren bir tasanydı fakat her nedense sadece Plan ve Bütçe Komisyonunda  görüşülmüştür, bu iki komisyonda tartışılmadan buraya getirilmiştir, olgunlaşmamıştır. O nedenle,  MHP'nin de bizim de muhalefet şerhlerimiz vardır değerli milletvekilleri.  Son zamanlarda, mesela bir Tam Gün Yasası geldi. Tam Gün Yasası sadece Sağlık Komisyo­ nunda görüşüldü. Çok önemli olmasına rağmen, Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmedi, tüm üni­ versitelere tam gün getiren bir yasaydı. Gülhane Askerî Tıp Akademisine tam gün getiren bir yasaydı,  orada da görüşülmedi. Son zamanlarda bu ilgili komisyonlarda görüşülmemesi alışkanlık hâline ge­ tirilmiştir değerli milletvekilleri.  Bu görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla üniversitelerimizin sayısı çok artmaktadır. Hâlen 45  tane vakıf üniversitesi var, 94 tane devlet üniversitesi var. Bu Türk-Alman Üniversitesi de. . . Çok  eskilere dayanmakta bunun geçmişi. Önümüzdeki haftalarda da 5 tane daha vakıf üniversitesi gele­ cek, yani, üniversitelerin sayısı 150 veya 150'yi geçecek.  Bu kadar üniversite açıyoruz ama hiçbirisinde altyapı yok değerli milletvekilleri. Altyapı yok ve  üniversiteyi bitirenlerde de istihdam sağlayamıyoruz. Bu açıdan bunu dikkatlerinize sunuyorum.  Daha geçtiğimiz haftalarda Muğla Üniversitesinde -dün Sayın Arat da söyledi- Tıp Fakültesi açıldı,  dekan feryat ediyordu "İki senedir boş duruyoruz, kadrolanmız verilmedi." diye. Daha birkaç ay  önce yine Sakarya Tıp Fakültesi açılmıştı, Sakarya Tıp Fakültesinde 1 tane dekan var, öğrencileri  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Kocaeli Tıp Fakültesinde öğrenim görüyor ve bunlara da bir kadro verilmedi. Yani bunlar feryat edi­ yorlar. Verilse ne olacak? Türkiye'de şimdi 70 civarında tıp fakültesi var, bunların 65 kadarı faali­ yette, buradan, faaliyette olanlardan mezun olanlara da yeterli hizmet verilemiyor. Daha Ankara'nın  göbeğinde Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu bir arkadaşımız, Antalya Tıp Fakültesi mezunu  bir arkadaşımız, iyi eğitim alamadıklarından, kendi arkadaşlarına anne-babalannı hastalandıklarında  teslim edemediklerini, edemeyeceklerini söylüyorlardı, dile getiriyorlardı değerli arkadaşlar. Bun­ ları da dikkatinize sunuyorum.  Bu üniversitelerde de, Türk-Alman Üniversitesinde daha burada görüşülmeden, işte Başbakan  açıkladı, biraz evvel de Sayın Bakan söyledi, "Beykoz'da güzel bir fidanlık alanı tahsis ettik." dedi.  Bu nasıl tahsis edildi, tatmin olmadım ben. Bu Türk-Alman Üniversitesinde Beykoz'daki alandan  daha uygun alanlar, mesela Silivri Belediyesi iki tane alan gösterdi, biri yaklaşık 600 dönüm, diğeri  300 dönüm, bunlar kabul edilmedi. Çatalca Belediyesi de -ki bu Çatalca sınırlan içinde kurulması ön­ görülmüştü on beş sene evvel ama her nedense o zaman başka pürüzler çıktı Sayın Mesut Yılmaz'ın  Başbakanlığı döneminde- Çatalca'da 400 dönüm araziyi tahsis etti ve bu arazi hâlâ Çatalca Beledi­ yesinde Millî Park ve Bahçelere ait olarak kullanılmakta. Bunlar daha uygun olduğu hâlde acaba  Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine ait olduğu için mi Çatalca ve Silivri'ye verilmedi? Gene, Sa- nyer Belediyesi de bu üniversite arazisine sahip çıktı, buraya da verilmedi değerli milletvekilleri. Bu  açıdan bu altyapı, yurt sorunlan var. Her konuşmamızda söylüyoruz, yurt, kütüphane, sağlık  tesisleri, yol, bunlar olmadan sürekli üniversite açıyoruz. "Her ile bir üniversite" diyoruz ama o ilin  sosyal şartlan uygun olmadığı takdirde, o ilde öğrencilerin eğitimlerine katkıda bulunacak yan ku­ ruluşlar -tiyatro, sinema, diğer konferans alanlan gibi- olmadığı sürece bunlardan sonuç alınmıyor.  Biraz evvel örneğini verdiğim gibi, gelişmiş olan yerlerde, Sakarya'da, Muğla'da bile bunlar ilerle­ yemiyor, hâlâ kadro sıkıntısı çekiyorlar, eğitim sıkıntısı çekiyorlar değerli milletvekilleri.  Bu Türk-Alman Üniversitesinde de -sonunda, kurulduktan sonra- bizim öğretim üyesi havuzu­ muzdan öğretim üyeleri çıkacak. Zaten üniversiteler sıkıntı çekmekte, öğretim üyesi sıkıntısı çek­ mekte, üniversitelerde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  ...özellikle tıp fakültesi olan üniversitelerde hastanelerin döner sermayesi dolayısıyla, üniver­ sitelerin döner sermayesi güç günler geçirmekte, Tam Gün Yasası'ndan sonra daha da kötü olacak.  Hâlâ kamunun üniversite hastanelerine 1,1 milyar liralık borcu var değerli arkadaşlar ve bu nedenle  üniversite hastanelerinin medikal firmalara -bu, basına da yansıdı, İstanbul Ticaret Odası Başkanı  da feryat etti- binlerce lira, milyonlarca lira borçlan var. Bu normalde döndürülmüyor. Bu üniversi­ teleri açarken sadece sayıya bakıyoruz, "140'tı, 150'ydi" diyoruz ama bunlann nitelikleri, buradan  yetişecek öğrencilerin niteliği, kalitesi, burada yetişecek öğretim üyelerinin niteliğini hiç değerlen­ dirmiyoruz.  Bu düşüncelerle ve önergemize destek vereceğiniz umuduyla hepinize saygılanmı sunuyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yıldız.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  - 3 2 9 -
Sayfa 42 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Kocaeli Tıp Fakültesinde öğrenim görüyor ve bunlara da bir kadro verilmedi. Yani bunlar feryat edi­ yorlar. Verilse ne olacak? Türkiye'de şimdi 70 civarında tıp fakültesi var, bunların 65 kadarı faali­ yette, buradan, faaliyette olanlardan mezun olanlara da yeterli hizmet verilemiyor. Daha Ankara'nın  göbeğinde Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu bir arkadaşımız, Antalya Tıp Fakültesi mezunu  bir arkadaşımız, iyi eğitim alamadıklarından, kendi arkadaşlarına anne-babalannı hastalandıklarında  teslim edemediklerini, edemeyeceklerini söylüyorlardı, dile getiriyorlardı değerli arkadaşlar. Bun­ ları da dikkatinize sunuyorum.  Bu üniversitelerde de, Türk-Alman Üniversitesinde daha burada görüşülmeden, işte Başbakan  açıkladı, biraz evvel de Sayın Bakan söyledi, "Beykoz'da güzel bir fidanlık alanı tahsis ettik." dedi.  Bu nasıl tahsis edildi, tatmin olmadım ben. Bu Türk-Alman Üniversitesinde Beykoz'daki alandan  daha uygun alanlar, mesela Silivri Belediyesi iki tane alan gösterdi, biri yaklaşık 600 dönüm, diğeri  300 dönüm, bunlar kabul edilmedi. Çatalca Belediyesi de -ki bu Çatalca sınırlan içinde kurulması ön­ görülmüştü on beş sene evvel ama her nedense o zaman başka pürüzler çıktı Sayın Mesut Yılmaz'ın  Başbakanlığı döneminde- Çatalca'da 400 dönüm araziyi tahsis etti ve bu arazi hâlâ Çatalca Beledi­ yesinde Millî Park ve Bahçelere ait olarak kullanılmakta. Bunlar daha uygun olduğu hâlde acaba  Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine ait olduğu için mi Çatalca ve Silivri'ye verilmedi? Gene, Sa- nyer Belediyesi de bu üniversite arazisine sahip çıktı, buraya da verilmedi değerli milletvekilleri. Bu  açıdan bu altyapı, yurt sorunlan var. Her konuşmamızda söylüyoruz, yurt, kütüphane, sağlık  tesisleri, yol, bunlar olmadan sürekli üniversite açıyoruz. "Her ile bir üniversite" diyoruz ama o ilin  sosyal şartlan uygun olmadığı takdirde, o ilde öğrencilerin eğitimlerine katkıda bulunacak yan ku­ ruluşlar -tiyatro, sinema, diğer konferans alanlan gibi- olmadığı sürece bunlardan sonuç alınmıyor.  Biraz evvel örneğini verdiğim gibi, gelişmiş olan yerlerde, Sakarya'da, Muğla'da bile bunlar ilerle­ yemiyor, hâlâ kadro sıkıntısı çekiyorlar, eğitim sıkıntısı çekiyorlar değerli milletvekilleri.  Bu Türk-Alman Üniversitesinde de -sonunda, kurulduktan sonra- bizim öğretim üyesi havuzu­ muzdan öğretim üyeleri çıkacak. Zaten üniversiteler sıkıntı çekmekte, öğretim üyesi sıkıntısı çek­ mekte, üniversitelerde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  ...özellikle tıp fakültesi olan üniversitelerde hastanelerin döner sermayesi dolayısıyla, üniver­ sitelerin döner sermayesi güç günler geçirmekte, Tam Gün Yasası'ndan sonra daha da kötü olacak.  Hâlâ kamunun üniversite hastanelerine 1,1 milyar liralık borcu var değerli arkadaşlar ve bu nedenle  üniversite hastanelerinin medikal firmalara -bu, basına da yansıdı, İstanbul Ticaret Odası Başkanı  da feryat etti- binlerce lira, milyonlarca lira borçlan var. Bu normalde döndürülmüyor. Bu üniversi­ teleri açarken sadece sayıya bakıyoruz, "140'tı, 150'ydi" diyoruz ama bunlann nitelikleri, buradan  yetişecek öğrencilerin niteliği, kalitesi, burada yetişecek öğretim üyelerinin niteliğini hiç değerlen­ dirmiyoruz.  Bu düşüncelerle ve önergemize destek vereceğiniz umuduyla hepinize saygılanmı sunuyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yıldız.  Önergeyi oylannıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  - 3 2 9 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayılsın Başkanım, sayılsın.  BAŞKAN - Sayalım.  BEKİR BOZDAG (Yozgat) - Efendim, elektronik yapılsın, iki dakika süre verin. Sayıda sorun yok.  BAŞKAN - Elektronik yapalım.  İki dakika süre veriyorum.  Oylamayı elektronik cihazla tekrarlıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı kanun tasarısının 1. maddesine eklenen Ek Madde 118'in  ikinci fıkrasına (d) bendinden sonra gelmek üzere "e) Eğitim Bilimleri Fakültesinden," bendinin ek­ lenmesini ve bentlerin teselsülünü arz ve talep ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Sayın Üçer, buyurunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; görüşülmekte olan yasa  tasarısının l 'inci maddesiyle ilgili değişiklik önergemiz üzerine konuşmak için söz almış bulun­ maktayım. Bu vesileyle hepinizi en derin içtenliklerle, büyük bir saygıyla selamlarım.  Aslında "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla açılacak üniversiteyle ilgili ve üniversite sorunla­ rıyla ilgili grubumuz adına söylenecek çok şey vardır. Değişik maddelerle ilgili aldığımız söz talep­ leriyle beraber bunları dile getireceğiz. Bu değişiklik önergemizin sebebi, eğitim fakültesinin son  dönemde yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan yeni üniversitelerde gereksiz kurumlarmış gibi  lanse edilmesi ve birçok daha ileriki yasa tekliflerinde de göreceksiniz, eğitim fakültelerinin olma­ dığını... Sebebine gelince, bildiğiniz üzere, Türkiye'de çok sayıda eğitim fakültesi mezunu olup öğ­ retmenlik yapmayı haiz insanların işsiz olması; bu işsizlik ordusunun, işsiz öğretmenler ordusunun  sanki Türkiye'de kurulacak yeni üniversitelerde eğitim fakültelerinin olmamasının gerekçesiymiş  gibi gösterilmesi yanlış bir zihniyettir. Nihayetinde "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla kurulacak üni­ versite bünyesinde eğitim fakültelerine ihtiyaç vardır çünkü bu kanunun temel gerekçelerinden bir  tanesi, Almanya'da yaşayan yurttaşlarımızın eğitim ihtiyaçlarını da gidermektir. Eğitim ihtiyaçları  kimlerle giderilir? Öğretmenlerle giderilir. Siz eğitim ihtiyaçlarını giderecek en temel öge olan öğ­ retmenlik olgusunu bir kenara bırakıp farklı bir oluşuma giderseniz burada yanılgılı bir sonuç ortaya  çıkacaktır. Türkiye'nin geneli itibarıyla da öğretmen işsizlerin çok sayıda olmasının sebebi öğret­ menlik mesleğine ihtiyaç olmayışı değildir. Öğretmen açığı, okullarda, şu an eğitim vermekte olan  eğitim kurumlarındaki öğretmen açığı mevcut işsiz öğretmen sayısından fazladır. Neden, öğretmen  açığını kapatmaya dönük bir tedbir alınmaya gidilmiyor? Neden ataması yapılmamış öğretmenlerin  ataması yapılmıyor ve bu konuda eğitim sorunlarının en büyük önceliği olan eğitim kadrosunun so­ runları giderilmiyor da eğitim fakültelerinin sayısı azaltılmaya çalışılıyor? Bu, aslında garip merak­ lar oluşturmaktadır.  - 3 3 0 -
Sayfa 43 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayılsın Başkanım, sayılsın.  BAŞKAN - Sayalım.  BEKİR BOZDAG (Yozgat) - Efendim, elektronik yapılsın, iki dakika süre verin. Sayıda sorun yok.  BAŞKAN - Elektronik yapalım.  İki dakika süre veriyorum.  Oylamayı elektronik cihazla tekrarlıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı kanun tasarısının 1. maddesine eklenen Ek Madde 118'in  ikinci fıkrasına (d) bendinden sonra gelmek üzere "e) Eğitim Bilimleri Fakültesinden," bendinin ek­ lenmesini ve bentlerin teselsülünü arz ve talep ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Sayın Üçer, buyurunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; görüşülmekte olan yasa  tasarısının l 'inci maddesiyle ilgili değişiklik önergemiz üzerine konuşmak için söz almış bulun­ maktayım. Bu vesileyle hepinizi en derin içtenliklerle, büyük bir saygıyla selamlarım.  Aslında "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla açılacak üniversiteyle ilgili ve üniversite sorunla­ rıyla ilgili grubumuz adına söylenecek çok şey vardır. Değişik maddelerle ilgili aldığımız söz talep­ leriyle beraber bunları dile getireceğiz. Bu değişiklik önergemizin sebebi, eğitim fakültesinin son  dönemde yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan yeni üniversitelerde gereksiz kurumlarmış gibi  lanse edilmesi ve birçok daha ileriki yasa tekliflerinde de göreceksiniz, eğitim fakültelerinin olma­ dığını... Sebebine gelince, bildiğiniz üzere, Türkiye'de çok sayıda eğitim fakültesi mezunu olup öğ­ retmenlik yapmayı haiz insanların işsiz olması; bu işsizlik ordusunun, işsiz öğretmenler ordusunun  sanki Türkiye'de kurulacak yeni üniversitelerde eğitim fakültelerinin olmamasının gerekçesiymiş  gibi gösterilmesi yanlış bir zihniyettir. Nihayetinde "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla kurulacak üni­ versite bünyesinde eğitim fakültelerine ihtiyaç vardır çünkü bu kanunun temel gerekçelerinden bir  tanesi, Almanya'da yaşayan yurttaşlarımızın eğitim ihtiyaçlarını da gidermektir. Eğitim ihtiyaçları  kimlerle giderilir? Öğretmenlerle giderilir. Siz eğitim ihtiyaçlarını giderecek en temel öge olan öğ­ retmenlik olgusunu bir kenara bırakıp farklı bir oluşuma giderseniz burada yanılgılı bir sonuç ortaya  çıkacaktır. Türkiye'nin geneli itibarıyla da öğretmen işsizlerin çok sayıda olmasının sebebi öğret­ menlik mesleğine ihtiyaç olmayışı değildir. Öğretmen açığı, okullarda, şu an eğitim vermekte olan  eğitim kurumlarındaki öğretmen açığı mevcut işsiz öğretmen sayısından fazladır. Neden, öğretmen  açığını kapatmaya dönük bir tedbir alınmaya gidilmiyor? Neden ataması yapılmamış öğretmenlerin  ataması yapılmıyor ve bu konuda eğitim sorunlarının en büyük önceliği olan eğitim kadrosunun so­ runları giderilmiyor da eğitim fakültelerinin sayısı azaltılmaya çalışılıyor? Bu, aslında garip merak­ lar oluşturmaktadır.  - 3 3 0 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 2  Şöyle bir durum da söz konusudur: Öğretmenlik mesleğini yapmayı haiz insanların büyük bir  çoğunluğu kendi mesleğinde iş bulmadığı için değişik meslek gruplarında iş buluyor. Mesela gü­ venlik kurumlarında, mesela uzman çavuşluk başvurusunda bulunuyorlar, astsubaylık başvurusunda  bulunuyorlar, mesela polislik başvurusunda bulunuyorlar. Elbette ki bu kurumlarımızın personel ih­ tiyaçlarının giderilmesi de gerekmektedir ama kendi alanıyla ilgili görev yapabilme şansı varken ve  Maliye Bakanlığının ödenek yokluğu gerekçisiyle atamadığı öğretmenlerin salt bir işim olsun ge­ rekçesiyle güvenlik kurumlarına yönelmesi ve güvenlik kurumlarında görevlendirilirken herhangi  bir mali zorluğun olmayışı öğretmenlik mesleğinin onuru açısından zedeleyici bir durum yaratmak­ tadır. Ben de bir öğretmen olarak, ataması yapılmamış bütün öğretmen arkadaşlarımızın sorunları­ nın giderilmesi, ki ataması yapılmış olan öğretmenlerimizin de sorunlarının giderilmesi konusunda  Hükümetin gerekli tedbirleri alması gerektiğini düşünmekteyim ki, alınmazsa, eğitim kadrosunun,  inanın Hükümet partisine oy vermiş eğitim kadrosunun bile önünüze gelecek ilk seçim sandığında  Hükümete kendi tepkisini bildireceğini düşünmekteyim.  Hangi partiye oy vermiş olursa olsun, hangi siyasi düşüncede olursa olsun mesleki onuru açı­ sından öğretmenlerin sorunlarının tartışılması ve çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Kamu gö­ revlisi öğretmen arkadaşlarımızın sorunları ortaktır ve bu sorunlarının giderilmesi aciliyet arz  etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Bu konuda bütün siyasi partilerin ortak duyarlılık, ortak eşit dü­ zeyde duyarlılık içinde olması gerekmektedir. Kaldı ki bir ülkenin eğitim sorunu çözülmeden hiçbir  sorununun çözülmeyeceğini her platformda hemen herkes dile getirir. Almanya'da yaşayan yurttaş­ larımızın eğitim sorunlarını da ifade ederken kendi dilinde okuyan, sadece Almanya'da Türk olan  yurttaşlarımız değil, Kürt olan yurttaşlarımız Türkiye'deki yasal düzenlemelerin sorununu yaşıyor.  Örneğin, bir yurttaşımız çocuğuna tamamen edebî anlamı olan, hiçbir siyasal içeriği olmayan (*)  ismini verdi diye orada bile çocuğunun ismini yazdıramıyor. Bu konuda bile gereken şeyleri yapmak  sorumluluğumuz vardır. (*) şu anlama gelmektedir: Gam kaçıran, gönül dinlendiren anlamına  gelmektedir.  Hiçbir gamınız olmasın ve hepinizin gönlü dinlensin temennimi iletiyorum, saygılarımla Genel  Kurulu selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Üçer.  Önergeyi oylarınıza...  (*) Bu bölümlerde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.  - 3 3 1 -
Sayfa 44 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 2  Şöyle bir durum da söz konusudur: Öğretmenlik mesleğini yapmayı haiz insanların büyük bir  çoğunluğu kendi mesleğinde iş bulmadığı için değişik meslek gruplarında iş buluyor. Mesela gü­ venlik kurumlarında, mesela uzman çavuşluk başvurusunda bulunuyorlar, astsubaylık başvurusunda  bulunuyorlar, mesela polislik başvurusunda bulunuyorlar. Elbette ki bu kurumlarımızın personel ih­ tiyaçlarının giderilmesi de gerekmektedir ama kendi alanıyla ilgili görev yapabilme şansı varken ve  Maliye Bakanlığının ödenek yokluğu gerekçisiyle atamadığı öğretmenlerin salt bir işim olsun ge­ rekçesiyle güvenlik kurumlarına yönelmesi ve güvenlik kurumlarında görevlendirilirken herhangi  bir mali zorluğun olmayışı öğretmenlik mesleğinin onuru açısından zedeleyici bir durum yaratmak­ tadır. Ben de bir öğretmen olarak, ataması yapılmamış bütün öğretmen arkadaşlarımızın sorunları­ nın giderilmesi, ki ataması yapılmış olan öğretmenlerimizin de sorunlarının giderilmesi konusunda  Hükümetin gerekli tedbirleri alması gerektiğini düşünmekteyim ki, alınmazsa, eğitim kadrosunun,  inanın Hükümet partisine oy vermiş eğitim kadrosunun bile önünüze gelecek ilk seçim sandığında  Hükümete kendi tepkisini bildireceğini düşünmekteyim.  Hangi partiye oy vermiş olursa olsun, hangi siyasi düşüncede olursa olsun mesleki onuru açı­ sından öğretmenlerin sorunlarının tartışılması ve çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Kamu gö­ revlisi öğretmen arkadaşlarımızın sorunları ortaktır ve bu sorunlarının giderilmesi aciliyet arz  etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Bu konuda bütün siyasi partilerin ortak duyarlılık, ortak eşit dü­ zeyde duyarlılık içinde olması gerekmektedir. Kaldı ki bir ülkenin eğitim sorunu çözülmeden hiçbir  sorununun çözülmeyeceğini her platformda hemen herkes dile getirir. Almanya'da yaşayan yurttaş­ larımızın eğitim sorunlarını da ifade ederken kendi dilinde okuyan, sadece Almanya'da Türk olan  yurttaşlarımız değil, Kürt olan yurttaşlarımız Türkiye'deki yasal düzenlemelerin sorununu yaşıyor.  Örneğin, bir yurttaşımız çocuğuna tamamen edebî anlamı olan, hiçbir siyasal içeriği olmayan (*)  ismini verdi diye orada bile çocuğunun ismini yazdıramıyor. Bu konuda bile gereken şeyleri yapmak  sorumluluğumuz vardır. (*) şu anlama gelmektedir: Gam kaçıran, gönül dinlendiren anlamına  gelmektedir.  Hiçbir gamınız olmasın ve hepinizin gönlü dinlensin temennimi iletiyorum, saygılarımla Genel  Kurulu selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Üçer.  Önergeyi oylarınıza...  (*) Bu bölümlerde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.  - 3 3 1 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 3 2 - III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, oylamadan evvel yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Ana- dol, Sayın Dibek, Sayın İnce, Sayın Özdemir, Sayın Köse, Sayın Barış, Sayın Tütüncü, Sayın Paça- rız, Sayın Erbatur, Sayın Keleş, Sayın Bingöl, Sayın Süner, Sayın Yıldız, Sayın Arat, Sayın Ağyüz,  Sayın Coşkuner, Sayın Unsal, Sayın Köktürk, Sayın Kesici, Sayın Diren.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın Atilla Koç? Burada.  Sayın Eyüp Ayar? Burada.  Sayın Abdülhadi Kahya? Burada.  Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararna­ melerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769)  (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  1 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 1 'inci madde kabul  edilmiştir.  Diğer maddeyi okutuyorum:  MADDE 2- 2/9/1983 tarihli ve 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kad­ roları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.  "EK MADDE 12- Yeni kurulan Türk-Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (I) sayılı lis­ tede yer alan öğretim elemanlarına ait kadrolar ihdas edilerek bu Kanun Hükmünde Kararnameye  bağlı cetvellere, ilgili üniversite bölümü olarak eklenmiştir."  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil. (MHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Asil.
Sayfa 45 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 3 2 - III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, oylamadan evvel yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Ana- dol, Sayın Dibek, Sayın İnce, Sayın Özdemir, Sayın Köse, Sayın Barış, Sayın Tütüncü, Sayın Paça- rız, Sayın Erbatur, Sayın Keleş, Sayın Bingöl, Sayın Süner, Sayın Yıldız, Sayın Arat, Sayın Ağyüz,  Sayın Coşkuner, Sayın Unsal, Sayın Köktürk, Sayın Kesici, Sayın Diren.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın Atilla Koç? Burada.  Sayın Eyüp Ayar? Burada.  Sayın Abdülhadi Kahya? Burada.  Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararna­ melerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769)  (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  1 'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 1 'inci madde kabul  edilmiştir.  Diğer maddeyi okutuyorum:  MADDE 2- 2/9/1983 tarihli ve 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kad­ roları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.  "EK MADDE 12- Yeni kurulan Türk-Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (I) sayılı lis­ tede yer alan öğretim elemanlarına ait kadrolar ihdas edilerek bu Kanun Hükmünde Kararnameye  bağlı cetvellere, ilgili üniversite bölümü olarak eklenmiştir."  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil. (MHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Asil.  TBMM B:80 31 .3 . 2010 0 : 2  MHP GRUBU ADINA BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  bu konuşmamda, konunun kamuoyunda nasıl algılandığını ifade için birkaç köşe yazısından alıntı  yapmak istiyorum.  "Merkel kestirdi attı 'Almanya'da Türk okulu olmaz.' Dün bir gazetede ifade edildiği gibi bu  tavır uygun bir tavır değil. Bunu söylerken Almanya'da milyonlarca Türk olduğunu göz ardı edi­ yordu. 'Göz ardı' demeyelim de Merkel'e göre oradaki Türklerin Almanlaşması gerekiyor. Bir tür asi­ milasyondan bahsediyor. Bu asimilasyonun adına 'uyum' diyor Almanlar! İyi ama Almanya  Türkiye'deki liselerinden sonra bir de üniversite açacak. Beykoz'da açılacak üniversite için son aşa­ maya gelindi. Üstüne üstlük bir de Türk liselerinde Almanca yabancı dil eğitimi de veriliyor. Al­ manca dünyada çok geçerli bir dil değil ki çocuklarımıza Almanca öğretiyoruz." diyerek devam  ediyor, "Şimdi gelelim Almanya'daki okulların durumuna: Almanya'da okullar sınıf esasına göre  düzenlenmiş. Dördüncü ve altıncı sınıftan sonra öğrenciler farklı okul türlerine ayrılıyor. Orta ve üst  sınıf çocukları 'gymnasium' denen ve mezunlarına yüksekokul kapısı açan okullara gidiyor. Al­ manya'da alt sınıftan çocuklar da 'hauptchule' denilen okullara gidiyor ki bu okulların hâli içler  acısı. Türk çocukları da daha çok bu okullara gidiyor. Burada okuyan Türk öğrenciler ne Almancayı  ne de Türkçeyi tam öğrenebiliyor."  Bir başka köşe yazısında: "İkinci Dünya Harbi'nden mahvolmuş vaziyette çıkan Almanya'yı  mamur eden esas güç Türk işçisinin büyük fedakârlığıdır. Milyonlarca Türk, Alman sokaklarında, iş  yerlerinde gençliklerini bıraktılar. Türkiye'nin bu yaptıkları hiç karşılığını görmedi. Bugün de Türk  milleti Almanya'yı yabancı bir ülke gibi görmez. Avrupa Birliğine girme sürecinde en büyük des­ tekçimiz Almanya olması gerekirdi, aksi oldu. Hep Türkiye'yi kösteklediler, onu rakip gibi gördü­ ler. Terörle mücadelemize bile destek olmadılar.  Bugün Türkler Almanya'da dinamizmin adıdır. Bunlardan en önemlisi bilhassa üçüncü nesildir.  Onlardan bazısı orta yerde kalmıştır. Türkiye o insanları orada böylece bırakamaz. Yaşadıkları ülkeyi,  kültürünü tanıyacaklar fakat köklerinden de kopmayacaklar. Bu da iyi eğitim görmeleri, kendileriyle  barışık yaşamaları, ailelerin parçalanmaması, nesiller arasında uçurumlar doğmamasıyla mümkün.  Türk lisesi tek çare değildir ama önemli bir denge aracıdır. Almanları, Türklerin kendilerini sevdiği  kadar Türkleri sevmeye de çağırıyoruz."  Yine bir başka yazıda: "Bu okullar, Almancanın da öğretildiği ama Türk kökenli genç Türkle­ rin kendi dillerini yarım yamalak değil, düzgün konuşup, kendi kültürlerini kulaktan duyma değil,  doğru düzgün öğrenecekleri, aynı zamanda yaşadıktan ülkeye de uyum sağlamalarını kolaylaştıra­ cakları bir eğitim verecek."  Değerli arkadaşlarım bunları sizlere niçin naklettim? Hem az önceki konuşmamda, gerek Ko­ misyon üyelerinin gerekse Genel Kurulun Almanya'da böyle bir Türk üniversitesinin kurulması nok­ tasında ortak düşüncesinin olduğunu, böyle bir ihtiyacı dile getirdiğini; hem de bu konuşmamda  kamuoyunda da böyle bir ihtiyacın algılandığını ifade etmek için bu yazılardan alıntılar yaptım.  Değerli arkadaşlarım, orada Türk gençlerinin sıkıntıları bir hayli fazla ama bugün aynı sıkıntı­ lar maalesef ülkemizde de yaşanmakta. Sizlere ülke eğitiminden birkaç paragraf okumak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde on beş-yirmi dört yaşları arasında yaklaşık 12,8 milyon  genç yaşıyor. Bu da genel nüfusun yüzde 18'ine tekabül ediyor. Gençlik, ülkemiz için kuşkusuz çok  güçlü bir potansiyeli temsil ediyor, hele gerek ekonomik gerekse sosyal ilişkilerimizin en yoğun ol­ duğu Avrupa devletlerinde nüfus hızla yaşlanırken. Ancak bu potansiyelin gelişimi için yeterli çaba  gösteriyor muyuz? Keşke bu soruya "evet" cevabını verebilseydim.  - 3 3 3 -
Sayfa 46 -
TBMM B:80 31 .3 . 2010 0 : 2  MHP GRUBU ADINA BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  bu konuşmamda, konunun kamuoyunda nasıl algılandığını ifade için birkaç köşe yazısından alıntı  yapmak istiyorum.  "Merkel kestirdi attı 'Almanya'da Türk okulu olmaz.' Dün bir gazetede ifade edildiği gibi bu  tavır uygun bir tavır değil. Bunu söylerken Almanya'da milyonlarca Türk olduğunu göz ardı edi­ yordu. 'Göz ardı' demeyelim de Merkel'e göre oradaki Türklerin Almanlaşması gerekiyor. Bir tür asi­ milasyondan bahsediyor. Bu asimilasyonun adına 'uyum' diyor Almanlar! İyi ama Almanya  Türkiye'deki liselerinden sonra bir de üniversite açacak. Beykoz'da açılacak üniversite için son aşa­ maya gelindi. Üstüne üstlük bir de Türk liselerinde Almanca yabancı dil eğitimi de veriliyor. Al­ manca dünyada çok geçerli bir dil değil ki çocuklarımıza Almanca öğretiyoruz." diyerek devam  ediyor, "Şimdi gelelim Almanya'daki okulların durumuna: Almanya'da okullar sınıf esasına göre  düzenlenmiş. Dördüncü ve altıncı sınıftan sonra öğrenciler farklı okul türlerine ayrılıyor. Orta ve üst  sınıf çocukları 'gymnasium' denen ve mezunlarına yüksekokul kapısı açan okullara gidiyor. Al­ manya'da alt sınıftan çocuklar da 'hauptchule' denilen okullara gidiyor ki bu okulların hâli içler  acısı. Türk çocukları da daha çok bu okullara gidiyor. Burada okuyan Türk öğrenciler ne Almancayı  ne de Türkçeyi tam öğrenebiliyor."  Bir başka köşe yazısında: "İkinci Dünya Harbi'nden mahvolmuş vaziyette çıkan Almanya'yı  mamur eden esas güç Türk işçisinin büyük fedakârlığıdır. Milyonlarca Türk, Alman sokaklarında, iş  yerlerinde gençliklerini bıraktılar. Türkiye'nin bu yaptıkları hiç karşılığını görmedi. Bugün de Türk  milleti Almanya'yı yabancı bir ülke gibi görmez. Avrupa Birliğine girme sürecinde en büyük des­ tekçimiz Almanya olması gerekirdi, aksi oldu. Hep Türkiye'yi kösteklediler, onu rakip gibi gördü­ ler. Terörle mücadelemize bile destek olmadılar.  Bugün Türkler Almanya'da dinamizmin adıdır. Bunlardan en önemlisi bilhassa üçüncü nesildir.  Onlardan bazısı orta yerde kalmıştır. Türkiye o insanları orada böylece bırakamaz. Yaşadıkları ülkeyi,  kültürünü tanıyacaklar fakat köklerinden de kopmayacaklar. Bu da iyi eğitim görmeleri, kendileriyle  barışık yaşamaları, ailelerin parçalanmaması, nesiller arasında uçurumlar doğmamasıyla mümkün.  Türk lisesi tek çare değildir ama önemli bir denge aracıdır. Almanları, Türklerin kendilerini sevdiği  kadar Türkleri sevmeye de çağırıyoruz."  Yine bir başka yazıda: "Bu okullar, Almancanın da öğretildiği ama Türk kökenli genç Türkle­ rin kendi dillerini yarım yamalak değil, düzgün konuşup, kendi kültürlerini kulaktan duyma değil,  doğru düzgün öğrenecekleri, aynı zamanda yaşadıktan ülkeye de uyum sağlamalarını kolaylaştıra­ cakları bir eğitim verecek."  Değerli arkadaşlarım bunları sizlere niçin naklettim? Hem az önceki konuşmamda, gerek Ko­ misyon üyelerinin gerekse Genel Kurulun Almanya'da böyle bir Türk üniversitesinin kurulması nok­ tasında ortak düşüncesinin olduğunu, böyle bir ihtiyacı dile getirdiğini; hem de bu konuşmamda  kamuoyunda da böyle bir ihtiyacın algılandığını ifade etmek için bu yazılardan alıntılar yaptım.  Değerli arkadaşlarım, orada Türk gençlerinin sıkıntıları bir hayli fazla ama bugün aynı sıkıntı­ lar maalesef ülkemizde de yaşanmakta. Sizlere ülke eğitiminden birkaç paragraf okumak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde on beş-yirmi dört yaşları arasında yaklaşık 12,8 milyon  genç yaşıyor. Bu da genel nüfusun yüzde 18'ine tekabül ediyor. Gençlik, ülkemiz için kuşkusuz çok  güçlü bir potansiyeli temsil ediyor, hele gerek ekonomik gerekse sosyal ilişkilerimizin en yoğun ol­ duğu Avrupa devletlerinde nüfus hızla yaşlanırken. Ancak bu potansiyelin gelişimi için yeterli çaba  gösteriyor muyuz? Keşke bu soruya "evet" cevabını verebilseydim.  - 3 3 3 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  On beş-yirmi dört yaş arası 12,8 milyon genç insandan yüzde 30'u okula gidiyor, yüzde 30'u ça­ lışıyor, yüzde 40'ı, bir başka deyişle 5,1 milyon genç atıl durumda, ne çalışıyor ne okula gidiyor.  Yirmi beş-kırk dört yaş grubu çalışma çağındaki 24,2 milyon nüfusun yüzde 6,5'i maalesef okuma  yazma bilmiyor, yüzde 2,6'sı okul bitirmemiş, yüzde 48,3'ü ilkokul mezunu, yüzde 10,8'i ortaokul  ve dengi mezunu, yüzde 22,6'sı lise ve dengi okul mezunu, yirmi beş-kırk dört yaş arası grubun  ancak yüzde 10,2'si de üniversite mezunu.  Değerli arkadaşlarım, hâl böyle iken, bugün varlığıyla övündüğümüz genç nüfusumuzun güçlü  bir potansiyeli temsil ettiğini, ülkemize gerek ekonomik gerekse sosyal alanda yüksek katkı verebi­ leceğini söylemek mümkün mü? O nedenle ben buradan bir kez daha Hükümeti ve iktidar partisi  milletvekili arkadaşlarımı ülkenin gerçek gündemine dönmeye davet ediyorum. İşte, gençlerin hâlini  arz ettim.  Değerli arkadaşlarım, yine, dünkü gazeteden bir haber başlığı: "Yedieminler hacizli mallarla  tıka basa doldu. Borcunu ödemeyenlerin sayısı patladı. Avukatlar yer yokluğundan hacze gidemi­ yor. Borçlarını ödeyemeyenlerin sayısında ilk sırada kredi kartı borçları var. Haczedilen eşya mik­ tarı geçen yıla göre 5 kat arttı." Değerli arkadaşlarım, işte ülkenin gerçek gündemi bu. Ülkenin gerçek  gündemi işsizlik, ülkenin gerçek gündemi yoksulluk, ülkenin gerçek gündemi yolsuzluk.  Yine, iş dünyası talepte bulunuyor Türkiye Büyük Millet Meclisinden, diyor ki: "Rifat Hisar- cıklıoğlu, ekonomide toparlanmanın hızlanması amacıyla gerekli yasal düzenlemelere ilişkin öneri­ lerini iletiyor. Bu düzenlemeleri, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu  ile ticari sır ve kişisel suçlara ilişkin tasanlar olarak sıraladı." İşte ülkenin gerçek gündemi bu.  Değerli arkadaşlarım, gerek Türk Ticaret Kanunu'nu gerekse Borçlar Kanunu'nu Türkiye Büyük  Millet Meclisine getirdik. Orada çok yeni düzenlemeler var; Türk ticaret hayatında, Borçlar Kanu- nu'nda, önemli eksiklikleri olmasına rağmen onları Genel Kurul aşamasında dile getirdik, getirmeye  de devam edeceğiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Ancak önemli yenilikler içermekte. Ülke gündemine geldi,  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine geldi. İş dünyası işlerini düzenlerken, yeni ticaret kanu­ nuna, borçlar kanununa göre uydurmak istiyor; iş kuracaklar beklemede, iş yerini kapatacaklar bek­ lemede. Bu sıkıntıların bir an önce ortadan kalması lazım.  O nedenle, ben burada bir kez daha ülkeyi gerçek gündemine taşıma noktasında gayretlerinizi  bekliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Asil.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yalova Milletvekili Muharrem İnce. (CHP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın İnce.  - 3 3 4 -
Sayfa 47 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  On beş-yirmi dört yaş arası 12,8 milyon genç insandan yüzde 30'u okula gidiyor, yüzde 30'u ça­ lışıyor, yüzde 40'ı, bir başka deyişle 5,1 milyon genç atıl durumda, ne çalışıyor ne okula gidiyor.  Yirmi beş-kırk dört yaş grubu çalışma çağındaki 24,2 milyon nüfusun yüzde 6,5'i maalesef okuma  yazma bilmiyor, yüzde 2,6'sı okul bitirmemiş, yüzde 48,3'ü ilkokul mezunu, yüzde 10,8'i ortaokul  ve dengi mezunu, yüzde 22,6'sı lise ve dengi okul mezunu, yirmi beş-kırk dört yaş arası grubun  ancak yüzde 10,2'si de üniversite mezunu.  Değerli arkadaşlarım, hâl böyle iken, bugün varlığıyla övündüğümüz genç nüfusumuzun güçlü  bir potansiyeli temsil ettiğini, ülkemize gerek ekonomik gerekse sosyal alanda yüksek katkı verebi­ leceğini söylemek mümkün mü? O nedenle ben buradan bir kez daha Hükümeti ve iktidar partisi  milletvekili arkadaşlarımı ülkenin gerçek gündemine dönmeye davet ediyorum. İşte, gençlerin hâlini  arz ettim.  Değerli arkadaşlarım, yine, dünkü gazeteden bir haber başlığı: "Yedieminler hacizli mallarla  tıka basa doldu. Borcunu ödemeyenlerin sayısı patladı. Avukatlar yer yokluğundan hacze gidemi­ yor. Borçlarını ödeyemeyenlerin sayısında ilk sırada kredi kartı borçları var. Haczedilen eşya mik­ tarı geçen yıla göre 5 kat arttı." Değerli arkadaşlarım, işte ülkenin gerçek gündemi bu. Ülkenin gerçek  gündemi işsizlik, ülkenin gerçek gündemi yoksulluk, ülkenin gerçek gündemi yolsuzluk.  Yine, iş dünyası talepte bulunuyor Türkiye Büyük Millet Meclisinden, diyor ki: "Rifat Hisar- cıklıoğlu, ekonomide toparlanmanın hızlanması amacıyla gerekli yasal düzenlemelere ilişkin öneri­ lerini iletiyor. Bu düzenlemeleri, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu  ile ticari sır ve kişisel suçlara ilişkin tasanlar olarak sıraladı." İşte ülkenin gerçek gündemi bu.  Değerli arkadaşlarım, gerek Türk Ticaret Kanunu'nu gerekse Borçlar Kanunu'nu Türkiye Büyük  Millet Meclisine getirdik. Orada çok yeni düzenlemeler var; Türk ticaret hayatında, Borçlar Kanu- nu'nda, önemli eksiklikleri olmasına rağmen onları Genel Kurul aşamasında dile getirdik, getirmeye  de devam edeceğiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Ancak önemli yenilikler içermekte. Ülke gündemine geldi,  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine geldi. İş dünyası işlerini düzenlerken, yeni ticaret kanu­ nuna, borçlar kanununa göre uydurmak istiyor; iş kuracaklar beklemede, iş yerini kapatacaklar bek­ lemede. Bu sıkıntıların bir an önce ortadan kalması lazım.  O nedenle, ben burada bir kez daha ülkeyi gerçek gündemine taşıma noktasında gayretlerinizi  bekliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Asil.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yalova Milletvekili Muharrem İnce. (CHP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın İnce.  - 3 3 4 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; he­ pinizi saygıyla selamlıyorum.  Almanya Başbakanı Merkel ülkemizdeydi. Dedik ki: "Acaba Sayın Başbakanla tam üyelik mi,  imtiyazlı ortaklık mı, bunu mu konuşacak yoksa Rum gemilerine limanların açılmasını mı konuşa­ cak?" derken bunlar hiç gündemde olmadı, birdenbire Almanya'da bir Türk lisesi açılması gündeme  geldi. "Allah Allah, bu doğru mudur, nedir bu?" diye araştırınca bir baktık ki yani öyle bir tane, iki  tane, üç tane, beş tane lise açmakla orada bir sorun çözülecek falan değil. Almanya'da yaşayan öğ­ renim çağındaki öğrencilerimizin sayısı, Türk öğrencilerin sayısı 600 bin yani bir okulu tartışıyor  olmak gerçekten komik.  Sonra bir baktık, Türkiye'de bir Alman üniversitesi açılacak. "Acaba bu bir ortaklık mı, bir ortak  yapım mı?" diye bir baktığımızda, hayır böyle bir şey de yok. Arsa Türkiye'den, bina Türkiye'den,  altyapı Türkiye'den, sürekli giderler Türkiye'den ama ne hikmetse bunun adı "Türk-Alman Üniver­ sitesi" oluyor. Nimet-külfet dengesi gözetilmemiş. Sayın Nimet Çubukçu, herhalde adı "Nimet" ol­ duğu için "Nasıl olsa Türkiye'de nimet var." deyip külfeti bize vermişler, nimeti Almanya almış.  Yani böyle bir anlayış içerisinde nasıl bir üniversite kuruyoruz, doğrusu anlayabilmiş değilim.  Silivri Belediyesi ve Sarıyer Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partili olduğu için, yer teklif ediyor­ lar, Hükümet kabul etmiyor bunları.  Şimdi, biz bugün bu ülkede yüz kırkıncı üniversitenin kuruluşunu konuşuyoruz. Eğer üniversi­ teden konuşuyorsak yükseköğretimden söz edeceğiz, YÖK'ten söz edeceğiz, YÖK'ten başlamamız  lazım. Toplumun önemli bir kesimi 1982'den bu yana YÖK'ü eleştirdi, biz de eleştirdik, YÖK'te  pek çok yanlış bulduğumuzu hep söyledik. Siz eleştirmediniz 82'den sonra, siz 1997 28 Şubattan  itibaren eleştirmeye başladınız, ta ki 2007'ye kadar. 2007'de eleştirilerinizi bir anda kestiniz ve 2002- 2007 arasında YÖK'ün ve Cumhurbaşkanının kullandığı yetkileri sürekli bu kürsüde bıkmadan usan­ madan defalarca söylediniz ama 2007'den sonra bir suskunluk içerisindesiniz. Yani şunu  anlayamıyorum ben: 1982'de 12 Eylül rejiminin dayatması sonucu kurulan YÖK'te kurucu üye olan  bir kişi sizin sekiz yıldır bakanınız. 1982'de YÖK'ün kurucu üyesidir Vecdi Gönül, siz darbelere  karşısınız ama darbecilerin kurduğu YÖK'ün kurucu üyesini sekiz yıldır burada bakan yaparsınız.  "Bu ne yaman çelişki?" diye adama sorarlar.  2007 sonuna kadar Sayın Ahmet Necdet Sezer'i ve YÖK'ü insafsızca eleştirdiniz, yetkilerini  eleştirdiniz ve bu konuda demokrat olmamakla suçladınız. 2007'den bu yana bir AKP milletvekili  şu kürsüye çıkıp da "Sayın Abdullah Gül de demokrat değildir, bilime, hukuka inanmamaktadır, bi­ limi, hukuku çiğnemektedir, kul hakkı yemektedir." diye burada bunları konuştu mu?  Değerli arkadaşlarım, şimdi bakalım, geçen Cumhurbaşkanlığı dönemiyle bu dönemi karşılaştıra­ lım. Son yedi yılda Sayın Ahmet Necdet Sezer 119 rektör atamıştır. Bunların 95 tanesi, yani yüzde 80  oranında üniversitelerden seçimde 1 'inci sırada olanları atamıştır. Yüzde 20'sinde ise bu seçimi dikkate  almamıştır. Sayın Abdullah Gül 56 rektör atamıştır, 23'ü zaten yeni üniversite rektörüdür, seçim ol­ mamıştır ve onlar da zaten hepsi de kendi dünya görüşünün insanlarıdır. Geri kalan 33 rektörün 19 ta­ nesini seçimde l'inci sıradakilere uymuştur ve toplam bu 57 rektör içerisinde Sayın Gül'ün  üniversitedeki seçimleri dikkate alma oranı yüzde 33'tür. Yani yüzde 80 oranında, üniversitede seçime  uyan Ahmet Necdet Sezer'e bu kürsüden söylemediğinizi bırakmadınız ama 2007'den bu yana, üç yıl­ dır, yüzde 33 oranında üniversitedeki seçime uyan, asla demokrat davranmayan, işte daha dün Anayasa  Mahkemesine nasıl yedek üye atadığını hep birlikte gördüğümüz Sayın Gül'e toz kondurmuyorsunuz.  - 3 3 5 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; he­ pinizi saygıyla selamlıyorum.  Almanya Başbakanı Merkel ülkemizdeydi. Dedik ki: "Acaba Sayın Başbakanla tam üyelik mi,  imtiyazlı ortaklık mı, bunu mu konuşacak yoksa Rum gemilerine limanların açılmasını mı konuşa­ cak?" derken bunlar hiç gündemde olmadı, birdenbire Almanya'da bir Türk lisesi açılması gündeme  geldi. "Allah Allah, bu doğru mudur, nedir bu?" diye araştırınca bir baktık ki yani öyle bir tane, iki  tane, üç tane, beş tane lise açmakla orada bir sorun çözülecek falan değil. Almanya'da yaşayan öğ­ renim çağındaki öğrencilerimizin sayısı, Türk öğrencilerin sayısı 600 bin yani bir okulu tartışıyor  olmak gerçekten komik.  Sonra bir baktık, Türkiye'de bir Alman üniversitesi açılacak. "Acaba bu bir ortaklık mı, bir ortak  yapım mı?" diye bir baktığımızda, hayır böyle bir şey de yok. Arsa Türkiye'den, bina Türkiye'den,  altyapı Türkiye'den, sürekli giderler Türkiye'den ama ne hikmetse bunun adı "Türk-Alman Üniver­ sitesi" oluyor. Nimet-külfet dengesi gözetilmemiş. Sayın Nimet Çubukçu, herhalde adı "Nimet" ol­ duğu için "Nasıl olsa Türkiye'de nimet var." deyip külfeti bize vermişler, nimeti Almanya almış.  Yani böyle bir anlayış içerisinde nasıl bir üniversite kuruyoruz, doğrusu anlayabilmiş değilim.  Silivri Belediyesi ve Sarıyer Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partili olduğu için, yer teklif ediyor­ lar, Hükümet kabul etmiyor bunları.  Şimdi, biz bugün bu ülkede yüz kırkıncı üniversitenin kuruluşunu konuşuyoruz. Eğer üniversi­ teden konuşuyorsak yükseköğretimden söz edeceğiz, YÖK'ten söz edeceğiz, YÖK'ten başlamamız  lazım. Toplumun önemli bir kesimi 1982'den bu yana YÖK'ü eleştirdi, biz de eleştirdik, YÖK'te  pek çok yanlış bulduğumuzu hep söyledik. Siz eleştirmediniz 82'den sonra, siz 1997 28 Şubattan  itibaren eleştirmeye başladınız, ta ki 2007'ye kadar. 2007'de eleştirilerinizi bir anda kestiniz ve 2002- 2007 arasında YÖK'ün ve Cumhurbaşkanının kullandığı yetkileri sürekli bu kürsüde bıkmadan usan­ madan defalarca söylediniz ama 2007'den sonra bir suskunluk içerisindesiniz. Yani şunu  anlayamıyorum ben: 1982'de 12 Eylül rejiminin dayatması sonucu kurulan YÖK'te kurucu üye olan  bir kişi sizin sekiz yıldır bakanınız. 1982'de YÖK'ün kurucu üyesidir Vecdi Gönül, siz darbelere  karşısınız ama darbecilerin kurduğu YÖK'ün kurucu üyesini sekiz yıldır burada bakan yaparsınız.  "Bu ne yaman çelişki?" diye adama sorarlar.  2007 sonuna kadar Sayın Ahmet Necdet Sezer'i ve YÖK'ü insafsızca eleştirdiniz, yetkilerini  eleştirdiniz ve bu konuda demokrat olmamakla suçladınız. 2007'den bu yana bir AKP milletvekili  şu kürsüye çıkıp da "Sayın Abdullah Gül de demokrat değildir, bilime, hukuka inanmamaktadır, bi­ limi, hukuku çiğnemektedir, kul hakkı yemektedir." diye burada bunları konuştu mu?  Değerli arkadaşlarım, şimdi bakalım, geçen Cumhurbaşkanlığı dönemiyle bu dönemi karşılaştıra­ lım. Son yedi yılda Sayın Ahmet Necdet Sezer 119 rektör atamıştır. Bunların 95 tanesi, yani yüzde 80  oranında üniversitelerden seçimde 1 'inci sırada olanları atamıştır. Yüzde 20'sinde ise bu seçimi dikkate  almamıştır. Sayın Abdullah Gül 56 rektör atamıştır, 23'ü zaten yeni üniversite rektörüdür, seçim ol­ mamıştır ve onlar da zaten hepsi de kendi dünya görüşünün insanlarıdır. Geri kalan 33 rektörün 19 ta­ nesini seçimde l'inci sıradakilere uymuştur ve toplam bu 57 rektör içerisinde Sayın Gül'ün  üniversitedeki seçimleri dikkate alma oranı yüzde 33'tür. Yani yüzde 80 oranında, üniversitede seçime  uyan Ahmet Necdet Sezer'e bu kürsüden söylemediğinizi bırakmadınız ama 2007'den bu yana, üç yıl­ dır, yüzde 33 oranında üniversitedeki seçime uyan, asla demokrat davranmayan, işte daha dün Anayasa  Mahkemesine nasıl yedek üye atadığını hep birlikte gördüğümüz Sayın Gül'e toz kondurmuyorsunuz.  - 3 3 5 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlarım, siz demokrat değilsiniz, siz kurumlan elinize geçirene kadar eleştiriyorsu­ nuz. Kurumlan elinize geçirdiniz mi susuyorsunuz, takiye yapıyorsunuz. AKP adaylannı, Başbakanın  doktorunu rektör yapan Cumhurbaşkanına "demokrat" diyorsunuz, "halkın Cumhurbaşkanı" diyorsunuz.  Değerli milletvekilleri, size Abant İzzet Baysal Üniversitesinden bir örnek vermek istiyorum.  Ben Yalova Milletvekiliyim, Bolu'dan sürekli geçerim. Sizler de bilirsiniz, Bolu deyince akla İzzet  Baysal gelir; orada yurt yapmıştır, okul yapmıştır, hastane yapmıştır, üniversite yapmıştır, kampus  yapmıştır, Bolu'yu Bolu yapmıştır. Burada bir seçim yapılıyor, üniversitede. Mevcut rektör Atilla  Kılıç 171 oy alıyor, Hayri Coşkun 129 oy alıyor. AKP'li vekiller 2'nci sırada seçilen, 129 oy alan  Hayri Coşkun için propaganda yapıyorlar ve İzzet Baysal Vakfının Başkanı Cumhurbaşkanına mek­ tup yazıyor, diyor ki: "Bu seçimde 1 'inci olan kişinin rektör olması uygundur, biz de bunu destekli­ yoruz." ama Sayın Cumhurbaşkanı ne rektörü ne bilimi ne hukuku ne seçimi ne demokrasiyi ne millet  iradesini dikkate alıyor; sadece 2 tane AKP milletvekilini dinleyerek 2'nci sıradaki kişiyi rektör atı­ yor. Yüzde 47 millet iradesi de 171 oy millet iradesi değil mi?  Değerli milletvekilleri, ben buradan Sayın Cumhurbaşkanına şunu önermek istiyorum: 2012'de  Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. O zaman, seçimde 2'nci sırada çıkan kişiyi Cumhurbaşkanı olarak  atayalım. Mademki, üniversitelerdeki seçimlerde 2'nci sırada olan rektörü rektör yapabiliyoruz; o  zaman, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de 2'nci olan... İşte, buna en güzel örnek: İstanbul Üniversi­ tesine rektör atanan kişi seçimde 2'nci olmuş kişiydi ve bu değerli şahsiyete de geçtiğimiz günlerde  bir vakıf 260 bin euroluk bir araç hediye etti.  27/10/2008 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı Gül'ün açıklamasını okuyorum size; işte takiye, işte  zamana, zemine göre konuşma; 27/10//2008, Sayın Cumhurbaşkanı: "Rektör seçimleri derin yaralar  açıyor. Bu yetki Cumhurbaşkanına bırakılmamalı. Bu yetkiyi sağlıklı bir üst kurula bırakmaya ben  hazınm." Sayın Cumhurbaşkanı, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Siz, hukuku çiğnediniz, bilimi çiğ­ nediniz, seçimi çiğnediniz, demokrasiyi çiğnediniz ve bu rektör atamalarının yüzde 67'sinde kul  hakkı yediniz Sayın Cumhurbaşkanı.  YÖK Genel Kurulu 21 üyeden oluşuyor. İki yıldır 20 üyeyle çalışıyor YÖK Genel Kurulu çünkü  Celal Şengör'e iki yıl önce soruşturma açıldı, soruşturma sonuçlandı ama ona rağmen, hâlâ görevine  başlatılmadı. Bu mu sizin adalet anlayışınız? Ama intihal suçu işlediği iddia edilen İzzet Özgenç  YÖK üyesi. Neden İzzet Özgenç YÖK üyesi de Celal Şengör değil? Çünkü İzzet Özgenç sizin ta­ kımdan, sizin dünya görüşünüzden.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Birisi de bakan.  MUHARREM İNCE (Devamla) - Yükseköğretimin sorunları böyle de ilköğretim, ortaöğretim  bunlardan farklı mı sayın milletvekilleri? Ardahan'da öğretmen olmadığı için polisler ek ders ücretli  derse giriyorlar. Hakkâri'de fen bilgisi dersleri boş geçen çocuklar Valiliğe yürüyüş yapıyor. İstan­ bul'da bir gazeteye ilan verilerek ücretli öğretmen aranıyor. Adana'da İl Millî Eğitim Müdürlüğü si­ tesinde cep telefonu verilerek ücretli öğretmen aranıyor. 61 bin öğretmen, ayda 300-500 liraya  öğretmenlik yapıyor.  Çekmeköy'de Tekel işçilerine destek veren 24 lise öğrencisinin okullarıyla ilişkisi hâlâ belli  değil. Telefon açtım, İlçe Millî Eğitim Müdürü bilmez, okul müdürü bilmez; konu İl Millî Eğitim Mü­ dürlüğünde, ayın 2'sinde kurul toplanacakmış, ne karar vereceklerini göreceğiz.  Yine, İstanbul'da, Başbakan geçerken metalci işareti yapan gençler gözaltına alınıp sorgulanı­ yor, "Siz cumhuriyet mitinglerine katıldınız mı?" diye soruluyor.  - 3 3 6 -
Sayfa 49 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlarım, siz demokrat değilsiniz, siz kurumlan elinize geçirene kadar eleştiriyorsu­ nuz. Kurumlan elinize geçirdiniz mi susuyorsunuz, takiye yapıyorsunuz. AKP adaylannı, Başbakanın  doktorunu rektör yapan Cumhurbaşkanına "demokrat" diyorsunuz, "halkın Cumhurbaşkanı" diyorsunuz.  Değerli milletvekilleri, size Abant İzzet Baysal Üniversitesinden bir örnek vermek istiyorum.  Ben Yalova Milletvekiliyim, Bolu'dan sürekli geçerim. Sizler de bilirsiniz, Bolu deyince akla İzzet  Baysal gelir; orada yurt yapmıştır, okul yapmıştır, hastane yapmıştır, üniversite yapmıştır, kampus  yapmıştır, Bolu'yu Bolu yapmıştır. Burada bir seçim yapılıyor, üniversitede. Mevcut rektör Atilla  Kılıç 171 oy alıyor, Hayri Coşkun 129 oy alıyor. AKP'li vekiller 2'nci sırada seçilen, 129 oy alan  Hayri Coşkun için propaganda yapıyorlar ve İzzet Baysal Vakfının Başkanı Cumhurbaşkanına mek­ tup yazıyor, diyor ki: "Bu seçimde 1 'inci olan kişinin rektör olması uygundur, biz de bunu destekli­ yoruz." ama Sayın Cumhurbaşkanı ne rektörü ne bilimi ne hukuku ne seçimi ne demokrasiyi ne millet  iradesini dikkate alıyor; sadece 2 tane AKP milletvekilini dinleyerek 2'nci sıradaki kişiyi rektör atı­ yor. Yüzde 47 millet iradesi de 171 oy millet iradesi değil mi?  Değerli milletvekilleri, ben buradan Sayın Cumhurbaşkanına şunu önermek istiyorum: 2012'de  Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. O zaman, seçimde 2'nci sırada çıkan kişiyi Cumhurbaşkanı olarak  atayalım. Mademki, üniversitelerdeki seçimlerde 2'nci sırada olan rektörü rektör yapabiliyoruz; o  zaman, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de 2'nci olan... İşte, buna en güzel örnek: İstanbul Üniversi­ tesine rektör atanan kişi seçimde 2'nci olmuş kişiydi ve bu değerli şahsiyete de geçtiğimiz günlerde  bir vakıf 260 bin euroluk bir araç hediye etti.  27/10/2008 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı Gül'ün açıklamasını okuyorum size; işte takiye, işte  zamana, zemine göre konuşma; 27/10//2008, Sayın Cumhurbaşkanı: "Rektör seçimleri derin yaralar  açıyor. Bu yetki Cumhurbaşkanına bırakılmamalı. Bu yetkiyi sağlıklı bir üst kurula bırakmaya ben  hazınm." Sayın Cumhurbaşkanı, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Siz, hukuku çiğnediniz, bilimi çiğ­ nediniz, seçimi çiğnediniz, demokrasiyi çiğnediniz ve bu rektör atamalarının yüzde 67'sinde kul  hakkı yediniz Sayın Cumhurbaşkanı.  YÖK Genel Kurulu 21 üyeden oluşuyor. İki yıldır 20 üyeyle çalışıyor YÖK Genel Kurulu çünkü  Celal Şengör'e iki yıl önce soruşturma açıldı, soruşturma sonuçlandı ama ona rağmen, hâlâ görevine  başlatılmadı. Bu mu sizin adalet anlayışınız? Ama intihal suçu işlediği iddia edilen İzzet Özgenç  YÖK üyesi. Neden İzzet Özgenç YÖK üyesi de Celal Şengör değil? Çünkü İzzet Özgenç sizin ta­ kımdan, sizin dünya görüşünüzden.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Birisi de bakan.  MUHARREM İNCE (Devamla) - Yükseköğretimin sorunları böyle de ilköğretim, ortaöğretim  bunlardan farklı mı sayın milletvekilleri? Ardahan'da öğretmen olmadığı için polisler ek ders ücretli  derse giriyorlar. Hakkâri'de fen bilgisi dersleri boş geçen çocuklar Valiliğe yürüyüş yapıyor. İstan­ bul'da bir gazeteye ilan verilerek ücretli öğretmen aranıyor. Adana'da İl Millî Eğitim Müdürlüğü si­ tesinde cep telefonu verilerek ücretli öğretmen aranıyor. 61 bin öğretmen, ayda 300-500 liraya  öğretmenlik yapıyor.  Çekmeköy'de Tekel işçilerine destek veren 24 lise öğrencisinin okullarıyla ilişkisi hâlâ belli  değil. Telefon açtım, İlçe Millî Eğitim Müdürü bilmez, okul müdürü bilmez; konu İl Millî Eğitim Mü­ dürlüğünde, ayın 2'sinde kurul toplanacakmış, ne karar vereceklerini göreceğiz.  Yine, İstanbul'da, Başbakan geçerken metalci işareti yapan gençler gözaltına alınıp sorgulanı­ yor, "Siz cumhuriyet mitinglerine katıldınız mı?" diye soruluyor.  - 3 3 6 - T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  OKTAY VURAL (İzmir) - Bozkurt işareti zannetmiş de onun için!  MUHARREM İNCE (Devamla) - Yunanistan'da lise öğrencileri Yunanistan'ı birbirine katıyor  ama hiçbir lise öğrencisinin burnu kanamıyor. Türkiye'de de buna benzer olaylar oluyor. 3 Mayıs  2006'da AKP Adıyaman İl Kongresine okul üniformalarıyla giden çocukların kılına zarar gelmiyor.  2008 yılında yapılan SBS sınavlarında, 500 bin çocuğumuz bu sınavlara girmedi. Sayın Bakan  bunlar için kılını kıpırdatmadı ama yurt dışında bu sınava girmeyenler için şimdi hazırlık yapıyor.  Değerli milletvekilleri, "Sınavla okul müdürü oldum, atandım." diye bazı arkadaşlarımla karşı­ laşıyorum ve çok mutlu oluyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MUHARREM İNCE (Devamla) - Ama bunun tersi örnekler vereceğim şimdi sizlere: İstanbul  Esenler İlçe Millî Eğitim Müdürü sınavla okul müdürü olamamış, sonra millî eğitim müdürü ol­ muştur. Büyükçekmece'de okul müdürü olamayan kişi, sınavda okul müdürü olamayan kişi ilçe millî  eğitim şube müdürü olmuştur. Zeytinburnu'nda okul müdürü olamayan şube müdürü olmuştur. Şır- nak'ta aday öğretmen, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapmaktadır. Ar­ kadaşlarımı rencide etmemek için isimlerini vermedim. Sayın Bakan isterse, sınavda okul müdürü  olamayan kişilerin sonra nasıl ilçe millî eğitim müdürü ya da ilçe millî eğitimde şube müdürü ol­ duklarını tek tek sizlere açıklayabilirim.  Sayın Bakanın tek bir savunması olacaktır burada, diyecektir ki: "Valilik bunu yaptı."  Sayın Bakan, tek tek araştırdım, hiçbirinde norm kadro yoktur yani norm kadro 3'se o ilçede,  siz 4 'üncü kişi olarak bunları oraya atadınız.  Sayın Bakana en son olarak şunu söylemek istiyorum: Sayın Oktay Vural'ın bir fotoğrafı yan­ sıdı gazetelere...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  MUHARREM İNCE (Devamla) - ...ve dediniz ki: "Bu, benim insan olarak içimi sızlattı."  Değerli arkadaşlar, buradan siyaset üretmeye hiç gerek yok, yani bu ülkede ayakkabı boyayan  çocukları görünce sarsılıyorsunuz. Peki, hepimiz aynı durumla karşılaşabiliriz, boyatsan bir türlü  boyatmasan bir türlü, ama buradan siyaset üretilmez.  Peki, Sayın Bakana şunu söylemek istiyorum: Başbakan Çin malı oyuncakları dağıtırken ço­ cuklar birbirini eziyor. Bir anne olarak, Millî Eğitim Bakanı olarak içiniz sızlıyor mu?  Peki, bu ülkede altı-onyedi yaş grubu arasında 1 milyon çocuk çalışıyor, sizin içiniz sızlıyor mu?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sızlamaz.  MUHARREM İNCE (Devamla) - Peki, Sayın Bakan, Aydın'da Başbakanlık otobüsünün içinde  on dört yaşındaki çocuğun boynu sıkıldığı zaman sizin insan olarak içiniz sızladı mı?  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.  - 3 3 7 -
Sayfa 50 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  OKTAY VURAL (İzmir) - Bozkurt işareti zannetmiş de onun için!  MUHARREM İNCE (Devamla) - Yunanistan'da lise öğrencileri Yunanistan'ı birbirine katıyor  ama hiçbir lise öğrencisinin burnu kanamıyor. Türkiye'de de buna benzer olaylar oluyor. 3 Mayıs  2006'da AKP Adıyaman İl Kongresine okul üniformalarıyla giden çocukların kılına zarar gelmiyor.  2008 yılında yapılan SBS sınavlarında, 500 bin çocuğumuz bu sınavlara girmedi. Sayın Bakan  bunlar için kılını kıpırdatmadı ama yurt dışında bu sınava girmeyenler için şimdi hazırlık yapıyor.  Değerli milletvekilleri, "Sınavla okul müdürü oldum, atandım." diye bazı arkadaşlarımla karşı­ laşıyorum ve çok mutlu oluyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MUHARREM İNCE (Devamla) - Ama bunun tersi örnekler vereceğim şimdi sizlere: İstanbul  Esenler İlçe Millî Eğitim Müdürü sınavla okul müdürü olamamış, sonra millî eğitim müdürü ol­ muştur. Büyükçekmece'de okul müdürü olamayan kişi, sınavda okul müdürü olamayan kişi ilçe millî  eğitim şube müdürü olmuştur. Zeytinburnu'nda okul müdürü olamayan şube müdürü olmuştur. Şır- nak'ta aday öğretmen, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapmaktadır. Ar­ kadaşlarımı rencide etmemek için isimlerini vermedim. Sayın Bakan isterse, sınavda okul müdürü  olamayan kişilerin sonra nasıl ilçe millî eğitim müdürü ya da ilçe millî eğitimde şube müdürü ol­ duklarını tek tek sizlere açıklayabilirim.  Sayın Bakanın tek bir savunması olacaktır burada, diyecektir ki: "Valilik bunu yaptı."  Sayın Bakan, tek tek araştırdım, hiçbirinde norm kadro yoktur yani norm kadro 3'se o ilçede,  siz 4 'üncü kişi olarak bunları oraya atadınız.  Sayın Bakana en son olarak şunu söylemek istiyorum: Sayın Oktay Vural'ın bir fotoğrafı yan­ sıdı gazetelere...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  MUHARREM İNCE (Devamla) - ...ve dediniz ki: "Bu, benim insan olarak içimi sızlattı."  Değerli arkadaşlar, buradan siyaset üretmeye hiç gerek yok, yani bu ülkede ayakkabı boyayan  çocukları görünce sarsılıyorsunuz. Peki, hepimiz aynı durumla karşılaşabiliriz, boyatsan bir türlü  boyatmasan bir türlü, ama buradan siyaset üretilmez.  Peki, Sayın Bakana şunu söylemek istiyorum: Başbakan Çin malı oyuncakları dağıtırken ço­ cuklar birbirini eziyor. Bir anne olarak, Millî Eğitim Bakanı olarak içiniz sızlıyor mu?  Peki, bu ülkede altı-onyedi yaş grubu arasında 1 milyon çocuk çalışıyor, sizin içiniz sızlıyor mu?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sızlamaz.  MUHARREM İNCE (Devamla) - Peki, Sayın Bakan, Aydın'da Başbakanlık otobüsünün içinde  on dört yaşındaki çocuğun boynu sıkıldığı zaman sizin insan olarak içiniz sızladı mı?  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.  - 3 3 7 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Bunları niye yadırgıyorsun ki? Her alanda yapıyorlar.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Özdal Üçer.  Buyurunuz Sayın Üçer.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Barış ve Demokrasi Par­ tisi Grubu adına, görüşülmekte olan yasa tasarısının 2'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.  Bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.  Üniversitelerin gerekliliği, yeni üniversitelerin açılışı genel anlamda değerlendirildiğinde ülke­ mizin eğitim ihtiyaçlarını, değişik niteliklerdeki eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya dönük eğitim ku­ rumlarının açılması, onların niteliklerinin geliştirilmesini genel, ilkesel anlamda desteklemekteyiz.  Elbette ki olumlu şeydir bir ülkede yeni bir üniversitenin açılışı, elbette ki bizim destekleyeceğimiz  bir şeydir yeni bir üniversitenin açılışı. Fakat son yıllarda yaygınlaşan yeni üniversitelerin açılışı,  özellikle özel üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin açılışı ve vakıf üniversitelerine, vakıflara ve özel  sermaye çevrelerine kamu kaynaklarının kontrolsüz bir şekilde yönelişiyle ilgili, aktanlışıyla ilgili çok  derin kaygılarımız bulunmaktadır. Farklı yasa tasarılarıyla ilgili değişik gündemlerde bu konularla il­ gili derin, değişik bilgileri sizlerle paylaşacağız.  Etnik temelde Türk-Alman Üniversitesini... Yani dünyada ender nitelikli bir üniversite olacak­ tır. Değişik bir üniversite ismi önerilebilirdi "Avrasya Üniversitesi" gibi, mademki Avrupa ve Asya  ülkelerinin bir arada denkleşimini sağlayan, bir arada bulunurluğunu artıran, ilişkisini geliştiren bir  üniversite olacaksa. Sadece Almanlarla ilişkiyi geliştirmek değil, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları­ nın ya da Türkiye Cumhuriyeti devletinin genel anlamda ilişkili bulunduğu bütün devletlerin bir şe­ kilde kendisini ilgilendiren fakülteler kurabileceği daha genel bir üniversite açılabilirdi.  Genel gerekçeye ilişkin, Alman-Türk Üniversitesinin ya da Türk-Alman Üniversitesinin oluşu­ muna ilişkin genel gerekçe de tarihten gelen kültürel ilişkilerin ve karşılıklı anlayışın daha da güç­ lendirilmesi ve akademik alanda yapılacak iş birliğine dayandırılmaktadır. Şimdi, tarihsel ilişkilere  bakıldığında Almanya'da Orta Çağdan bu yana Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğu'yla Türkiye Cum­ huriyeti ile Alman devletleri arasında farklı şekillerde cereyan etmiş farklı ilişkiler söz konusudur yani  köklü tarihî ilişkiler söz konusudur. Bunların kimisi olumludur, kimisi olumsuzdur. Ama, bundan  sonra gelişen çok kültürlü dünya yurttaşlığı temelinde de değerlendirildiğinde, değişen siyasi koşul­ lar içerisinde, özellikle cumhuriyet tarihi dönemi içerisinde Almanya'ya çok sayıda Türkiye Cum­ huriyeti vatandaşı -ki bunların hepsi sadece Türk değildir- değişik vesilelerle göç etmiş bulunmaktadır  ve şu an, değişik partiler, değişik istatistikler ifade etmektedir -"Yaklaşık 4 milyon." diyenler vardır,  "Yaklaşık 3 milyon." diyenler vardır- ama her nedense -yurttaş yurttaştır- bunların kaçı sürgünle git­ miştir, kaçı iş amaçlı gitmiştir, kaçı eğitim amaçlı gitmiştir, bununla ilgili Türkiye Cumhuriyeti dev­ letinin resmî bir istatistiği söz konusu değildir. Bir kere, bu muğlaklığın giderilmesi lazım, ihtiyaçların  ona göre belirlenmesi lazım.  Almanya'da yaşayan yurttaşlarımızın eğitim alanında, sosyal yaşam alanında, yurttaşlık hakları  boyutunda yaşamış oldukları birçok sorun vardır. Bu konuda, bu sorunların çoğuna Alman Hükümeti  duyarsız kaldığı gibi bizim Hükümetimiz de duyarsız kalmaktadır. Nüfus işlemlerinden tutun, eği­ tim işlemlerine, yurttaşlık işlemlerine, birçok anlamda bir yetersizlik söz konusudur. Ayrıyeten, Tür­ kiye'den, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da Türk olmayıp giden yurttaşların sorunları orada  katmerlenmektedir. Yani örnek, Kürt yurttaşlarımızın da kendilerinin orada kurmuş olduğu dernek­ ler bünyesinde ifade ettiği sorunlar vardır.  - 3 3 8 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Bunları niye yadırgıyorsun ki? Her alanda yapıyorlar.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Özdal Üçer.  Buyurunuz Sayın Üçer.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Barış ve Demokrasi Par­ tisi Grubu adına, görüşülmekte olan yasa tasarısının 2'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.  Bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.  Üniversitelerin gerekliliği, yeni üniversitelerin açılışı genel anlamda değerlendirildiğinde ülke­ mizin eğitim ihtiyaçlarını, değişik niteliklerdeki eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya dönük eğitim ku­ rumlarının açılması, onların niteliklerinin geliştirilmesini genel, ilkesel anlamda desteklemekteyiz.  Elbette ki olumlu şeydir bir ülkede yeni bir üniversitenin açılışı, elbette ki bizim destekleyeceğimiz  bir şeydir yeni bir üniversitenin açılışı. Fakat son yıllarda yaygınlaşan yeni üniversitelerin açılışı,  özellikle özel üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin açılışı ve vakıf üniversitelerine, vakıflara ve özel  sermaye çevrelerine kamu kaynaklarının kontrolsüz bir şekilde yönelişiyle ilgili, aktanlışıyla ilgili çok  derin kaygılarımız bulunmaktadır. Farklı yasa tasarılarıyla ilgili değişik gündemlerde bu konularla il­ gili derin, değişik bilgileri sizlerle paylaşacağız.  Etnik temelde Türk-Alman Üniversitesini... Yani dünyada ender nitelikli bir üniversite olacak­ tır. Değişik bir üniversite ismi önerilebilirdi "Avrasya Üniversitesi" gibi, mademki Avrupa ve Asya  ülkelerinin bir arada denkleşimini sağlayan, bir arada bulunurluğunu artıran, ilişkisini geliştiren bir  üniversite olacaksa. Sadece Almanlarla ilişkiyi geliştirmek değil, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları­ nın ya da Türkiye Cumhuriyeti devletinin genel anlamda ilişkili bulunduğu bütün devletlerin bir şe­ kilde kendisini ilgilendiren fakülteler kurabileceği daha genel bir üniversite açılabilirdi.  Genel gerekçeye ilişkin, Alman-Türk Üniversitesinin ya da Türk-Alman Üniversitesinin oluşu­ muna ilişkin genel gerekçe de tarihten gelen kültürel ilişkilerin ve karşılıklı anlayışın daha da güç­ lendirilmesi ve akademik alanda yapılacak iş birliğine dayandırılmaktadır. Şimdi, tarihsel ilişkilere  bakıldığında Almanya'da Orta Çağdan bu yana Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğu'yla Türkiye Cum­ huriyeti ile Alman devletleri arasında farklı şekillerde cereyan etmiş farklı ilişkiler söz konusudur yani  köklü tarihî ilişkiler söz konusudur. Bunların kimisi olumludur, kimisi olumsuzdur. Ama, bundan  sonra gelişen çok kültürlü dünya yurttaşlığı temelinde de değerlendirildiğinde, değişen siyasi koşul­ lar içerisinde, özellikle cumhuriyet tarihi dönemi içerisinde Almanya'ya çok sayıda Türkiye Cum­ huriyeti vatandaşı -ki bunların hepsi sadece Türk değildir- değişik vesilelerle göç etmiş bulunmaktadır  ve şu an, değişik partiler, değişik istatistikler ifade etmektedir -"Yaklaşık 4 milyon." diyenler vardır,  "Yaklaşık 3 milyon." diyenler vardır- ama her nedense -yurttaş yurttaştır- bunların kaçı sürgünle git­ miştir, kaçı iş amaçlı gitmiştir, kaçı eğitim amaçlı gitmiştir, bununla ilgili Türkiye Cumhuriyeti dev­ letinin resmî bir istatistiği söz konusu değildir. Bir kere, bu muğlaklığın giderilmesi lazım, ihtiyaçların  ona göre belirlenmesi lazım.  Almanya'da yaşayan yurttaşlarımızın eğitim alanında, sosyal yaşam alanında, yurttaşlık hakları  boyutunda yaşamış oldukları birçok sorun vardır. Bu konuda, bu sorunların çoğuna Alman Hükümeti  duyarsız kaldığı gibi bizim Hükümetimiz de duyarsız kalmaktadır. Nüfus işlemlerinden tutun, eği­ tim işlemlerine, yurttaşlık işlemlerine, birçok anlamda bir yetersizlik söz konusudur. Ayrıyeten, Tür­ kiye'den, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da Türk olmayıp giden yurttaşların sorunları orada  katmerlenmektedir. Yani örnek, Kürt yurttaşlarımızın da kendilerinin orada kurmuş olduğu dernek­ ler bünyesinde ifade ettiği sorunlar vardır.  - 3 3 8 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi, Sayın Başbakan gidiyor, Almanya'da, asimilasyonun insanlık suçu olduğundan bahse­ diyor. Evet, bu konuda bire bir katılmaktayız kendisine, asimilasyon insanlık suçudur ama şu an,  Türkiye nüfus istatistiklerinde bile sayısal kesinliği ifade edilmeyen, milyonları aşan, on milyonları  aşan, Kürt toplumu başta olmak üzere, varlığı bilimsel olarak ispatlanmış ve birçok siyasi temsilci  tarafından da dile getirilmiş, farklı kültürler ve etnisitelere sahip insanların yaşamış olduğu yurttaş­ lık hakları sorunlarına ne diyeceğiz? Mesela ben başkasına temsilci olarak, genel bir yaklaşımın öte­ sinde, ben oğluma, kızıma kendi ana dilinde eğitim verme olanağını nasıl talep edeceğim, nasıl  sağlayabileceğim? Benim yurttaşlık bağlarımın gelişmesi için ya da benim gibi milyonları aşan in­ sanların yurttaşlık bağlarının gelişmesi için daha demokratik bir ortam nasıl sağlanacak?  Hani biz çocukken okulda, eğitim derslerinde işte "Emel eve gel." fişi vererek hiç Türkçe bilme­ yen çocuklara eğitim öğretim dersi veriyorduk, okuma yazma dersi veriyorduk. Yani o çocuklardan bi­ rine " " (*) dediğimiz zaman biz ülkeyi bölmüş mü olacağız? Bütün bunların hepsini bütünlüklü  değerlendirmek lazım. Kendi insani haklarını yaşayabilmek bilmek için bir ortak konsensüs sağlamak  ve bu Meclisin sorumluluğunda olan ülkenin huzurlu ve demokratik yaşamı için gereken sorumluluk­ larımızı yerine getirmek zorundayız. Bu ülkenin bütün sorunlarını bu Meclis çatısı altında çözebilme  kabiliyeti sergilemek zorundayız. Eğer sergilemezsek uluslararası emperyalist güçler, küresel sermaye  güçleri ülkemizi ekonomik anlamda talan ettikleri gibi ülkemizin sosyal kaynaklarına da, insan kay­ naklarına da yöneleceklerdir; siyasi bütünlüğüyle oynama cesaretini de bulacaklardır.  Bütün bunları çok çok değişik başlıklar altında ifade edebilmek söz konusudur. Bugün ülke­ mizde, bu ülkenin geleceğine ilişkin belki katkısı olmayan birçok insanın azınlık hakları söz konu­ sudur. Azınlıkların da bu ülkede, bu ülkenin kuruluşu çerçevesinde birçok olumlu katkısı olmuştur  ama olmayanlar da vardır. Biz kriter olarak bu ülkeye faydalılık ya da faydasızlık, kuruluşuna fayda  ya da faydasızlık boyutuyla değerlendirmek durumunda değiliz, temel yurttaşlık hakkı bağlamında  değerlendirmek durumundayız.  Düşünün, Almanya'yla ilişkilerimiz vardır; bu ülkeyi ekonomik sebeplerden dolayı, ekonomik  çıkarları doğrultusunda Birinci Dünya Savaşı'na çeken Almanya değil miydi? O Birinci Dünya Sa­ vaşı sürecinde bu coğrafyada yenilgilerin oluşmasının sebebi olan ülke Almanya değil miydi? Bu, Al­ manya'dan bugün intikam alalım anlamına gelmemelidir. Ama, o dönemde böylesi bir güçlüğü bu  ülkeye yaşatan bir ülkeyle bile sosyal ilişkileri geliştirmek, siyasi ilişkileri geliştirmek adına biz de­ ğişik hamleler yapıyorsak, o birinci dünya emperyalizm savaşında yenik düşen ülkemiz halklarının  bütünlüğü çerçevesinde ortak mücadele vermiş halklarımızın haklarını korumak, kollamak ve bun­ lar arasında ilişkiyi geliştirmek için neden ortak bir çaba sarf etmiyoruz? Bizim düşünmemiz, tartış­ mamız gereken şeyler bunlardır.  Artuklu Üniversitesinde, Yaşayan Diller Enstitüsü... "Kürdoloji" demeye bile dilimiz varmadı.  Hani "Kürdoloji" dersek, "Kürtler yaşıyor" gibi olacak. "Yaşayan diller" dediğimizde Kürt'ten bah­ setmemiş olacağız ki Kürtlerin yaşamsallığını ifade etmemiş olacağız. Artuklu Üniversitesinde...  Eğer Avrasya Üniversitesi gibi bir üniversite kurulmak yerine -ilim, seçim bölgem olduğu için  Van'ı da öncelliyorum bu konuda- neden Van'da bir Türk-Kürt üniversitesi, "Serhat Üniversitesi"  adında neden bir Kürt-Türk üniversitesi kurulmuyor? Kurulursa bu ülkeyi ne kadar zarara sokacak­ tır, ne kadar bu ülkenin bütünlüğüne katkıda bulunacaktın neden tartışmıyoruz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  (*) Bu bölümde Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.  - 3 3 9 -
Sayfa 52 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi, Sayın Başbakan gidiyor, Almanya'da, asimilasyonun insanlık suçu olduğundan bahse­ diyor. Evet, bu konuda bire bir katılmaktayız kendisine, asimilasyon insanlık suçudur ama şu an,  Türkiye nüfus istatistiklerinde bile sayısal kesinliği ifade edilmeyen, milyonları aşan, on milyonları  aşan, Kürt toplumu başta olmak üzere, varlığı bilimsel olarak ispatlanmış ve birçok siyasi temsilci  tarafından da dile getirilmiş, farklı kültürler ve etnisitelere sahip insanların yaşamış olduğu yurttaş­ lık hakları sorunlarına ne diyeceğiz? Mesela ben başkasına temsilci olarak, genel bir yaklaşımın öte­ sinde, ben oğluma, kızıma kendi ana dilinde eğitim verme olanağını nasıl talep edeceğim, nasıl  sağlayabileceğim? Benim yurttaşlık bağlarımın gelişmesi için ya da benim gibi milyonları aşan in­ sanların yurttaşlık bağlarının gelişmesi için daha demokratik bir ortam nasıl sağlanacak?  Hani biz çocukken okulda, eğitim derslerinde işte "Emel eve gel." fişi vererek hiç Türkçe bilme­ yen çocuklara eğitim öğretim dersi veriyorduk, okuma yazma dersi veriyorduk. Yani o çocuklardan bi­ rine " " (*) dediğimiz zaman biz ülkeyi bölmüş mü olacağız? Bütün bunların hepsini bütünlüklü  değerlendirmek lazım. Kendi insani haklarını yaşayabilmek bilmek için bir ortak konsensüs sağlamak  ve bu Meclisin sorumluluğunda olan ülkenin huzurlu ve demokratik yaşamı için gereken sorumluluk­ larımızı yerine getirmek zorundayız. Bu ülkenin bütün sorunlarını bu Meclis çatısı altında çözebilme  kabiliyeti sergilemek zorundayız. Eğer sergilemezsek uluslararası emperyalist güçler, küresel sermaye  güçleri ülkemizi ekonomik anlamda talan ettikleri gibi ülkemizin sosyal kaynaklarına da, insan kay­ naklarına da yöneleceklerdir; siyasi bütünlüğüyle oynama cesaretini de bulacaklardır.  Bütün bunları çok çok değişik başlıklar altında ifade edebilmek söz konusudur. Bugün ülke­ mizde, bu ülkenin geleceğine ilişkin belki katkısı olmayan birçok insanın azınlık hakları söz konu­ sudur. Azınlıkların da bu ülkede, bu ülkenin kuruluşu çerçevesinde birçok olumlu katkısı olmuştur  ama olmayanlar da vardır. Biz kriter olarak bu ülkeye faydalılık ya da faydasızlık, kuruluşuna fayda  ya da faydasızlık boyutuyla değerlendirmek durumunda değiliz, temel yurttaşlık hakkı bağlamında  değerlendirmek durumundayız.  Düşünün, Almanya'yla ilişkilerimiz vardır; bu ülkeyi ekonomik sebeplerden dolayı, ekonomik  çıkarları doğrultusunda Birinci Dünya Savaşı'na çeken Almanya değil miydi? O Birinci Dünya Sa­ vaşı sürecinde bu coğrafyada yenilgilerin oluşmasının sebebi olan ülke Almanya değil miydi? Bu, Al­ manya'dan bugün intikam alalım anlamına gelmemelidir. Ama, o dönemde böylesi bir güçlüğü bu  ülkeye yaşatan bir ülkeyle bile sosyal ilişkileri geliştirmek, siyasi ilişkileri geliştirmek adına biz de­ ğişik hamleler yapıyorsak, o birinci dünya emperyalizm savaşında yenik düşen ülkemiz halklarının  bütünlüğü çerçevesinde ortak mücadele vermiş halklarımızın haklarını korumak, kollamak ve bun­ lar arasında ilişkiyi geliştirmek için neden ortak bir çaba sarf etmiyoruz? Bizim düşünmemiz, tartış­ mamız gereken şeyler bunlardır.  Artuklu Üniversitesinde, Yaşayan Diller Enstitüsü... "Kürdoloji" demeye bile dilimiz varmadı.  Hani "Kürdoloji" dersek, "Kürtler yaşıyor" gibi olacak. "Yaşayan diller" dediğimizde Kürt'ten bah­ setmemiş olacağız ki Kürtlerin yaşamsallığını ifade etmemiş olacağız. Artuklu Üniversitesinde...  Eğer Avrasya Üniversitesi gibi bir üniversite kurulmak yerine -ilim, seçim bölgem olduğu için  Van'ı da öncelliyorum bu konuda- neden Van'da bir Türk-Kürt üniversitesi, "Serhat Üniversitesi"  adında neden bir Kürt-Türk üniversitesi kurulmuyor? Kurulursa bu ülkeyi ne kadar zarara sokacak­ tır, ne kadar bu ülkenin bütünlüğüne katkıda bulunacaktın neden tartışmıyoruz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  (*) Bu bölümde Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.  - 3 3 9 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 4 0 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Bilimsel, demokratik üniversitelerde eğitim ve bu eğitimi verecek  üniversitelerin gerekliliği konusunda bizim hiç kimseye muhalefet etmek gibi bir niyetimiz yoktur  ama atılacak her adımda, çıkartılacak her yasada toplumun bütün kesimlerinin ya da hedef kitleleri­ nin bütün ihtiyaçlarını bilimsel, insani, vicdani ve demokratik bir şekilde göz önüne alacak düzenle­ meleri desteklemek durumundayız.  Biz, bu yasanın kültürler arası ilişkiyi geliştirmek bağlamında etkisinin olacağını düşünüyoruz  ama daha da genel bir yaklaşımla, daha genel bir perspektifle daha çözümleyici bir sonuca varılabi­ leceğine inanmaktayız.  Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi derin sevgi ve saygıyla selamlıyorum.  Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Üçer.  Sayın milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.08
Sayfa 53 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 3 4 0 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Bilimsel, demokratik üniversitelerde eğitim ve bu eğitimi verecek  üniversitelerin gerekliliği konusunda bizim hiç kimseye muhalefet etmek gibi bir niyetimiz yoktur  ama atılacak her adımda, çıkartılacak her yasada toplumun bütün kesimlerinin ya da hedef kitleleri­ nin bütün ihtiyaçlarını bilimsel, insani, vicdani ve demokratik bir şekilde göz önüne alacak düzenle­ meleri desteklemek durumundayız.  Biz, bu yasanın kültürler arası ilişkiyi geliştirmek bağlamında etkisinin olacağını düşünüyoruz  ama daha da genel bir yaklaşımla, daha genel bir perspektifle daha çözümleyici bir sonuca varılabi­ leceğine inanmaktayız.  Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi derin sevgi ve saygıyla selamlıyorum.  Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Üçer.  Sayın milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.08  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 4 1 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.27  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80'inci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  486 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Şimdi, 2'nci madde üzerinde şahsı adına Tokat Milletvekili Reşat Doğru.  Buyurunuz Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 486 sıra sayılı Kanun  Tasansı'nın 2'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Hakkâri Çukurca'da şehit olan, bugün de cenazeleri kaldırılan 3  uzman çavuşumuza Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine  başsağlığı diliyorum. 2 erimiz de yaralıdır, 2 erimize de acil şifalar diliyorum.  Sayın milletvekilleri, son yıllarda ülkemizde lise açılır gibi üniversiteler açılmaya başlanmıştır.  Binası, yeterli öğretim üyesi ve sosyal imkânları olmayan çeşitli yerlere siyasi sebeplerle okullar  açılmaktadır. Bu açılışlara şimdi de Avrupa Birliği ülkeleriyle iyi ilişkiler için Türk-Alman  Üniversitesi gibi açılışları da eklemiş bulunuyoruz. Ancak, tabii bu 140'ıncı sırada açmış olduğumuz  üniversiteyle beraber önümüzdeki dönemde, tahmin ederim ki, yine çeşitli üniversiteler açacağız.  Bizim de Tokat Milletvekili olarak, önümüzdeki dönemle ilgili olarak -şu anda kanun tekliflerini  hazırlıyoruz- Niksar'da bir "Danişmentliler Üniversitesi", Zile ilçemizde de "Mustafa Necati  Sepetçioğlu Üniversitesi" açılmasıyla ilgili kanun teklifi hazırlamaktayız. Önümüzdeki dönem  içerisinde de yani önümüzdeki günler içerisinde de inşallah bu tekliflerimiz de kanunlaşır da  Tokat'ımız da iki tane daha üniversiteyi hak etmiş olur. Çünkü Niksar'ımız olsun, Erbaa'sı olsun,  Turhal'ı olsun, Zile'si olsun, buraların hepsi her noktada, okullarıyla, her yönüyle, binalarıyla,  üniversitelerin açılması veyahut üniversitelerin kurulmasıyla ilgili yeterli imkânlara sahiptir.  Sayın milletvekilleri, tabii, üniversiteler açılıyor ama üniversitelerimizdeki dillerin özellikle  Türkçe olmasını biz istiyoruz. Tabii yabancı dile karşı değiliz, yabancı dille eğitim yapılmalı ama  resmî dilimiz Türkçe olduğuna göre üniversite dilinin de Türkçe olması gerekmektedir. Yabancı dil  eğitimi en iyi şekilde yapılmalı, dünyaya entegre olmalıyız ancak bununla ilgili de Türkçe eğitimden  vazgeçilmemesi gerekir diye düşünüyoruz.  Türk-Alman Üniversitesi açılıyor, ülkemizde kuruluyor. Mütekabiliyet esası içerisinde acaba  Almanya'da da neden bir Türk-Alman ortaklığı içerisinde bir üniversite kurulmuyor şeklinde  düşüncelerimiz vardır. Tabii burada çok büyük nüfusumuz var. Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde  yaklaşık olarak 4 veya 5 milyon civarında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşları var. Buralarda  çeşitli noktalarda öğretmenlerimiz vardır veyahut da öğretim üyelerimiz vardır ama bunun dışında  buralarda da liselerin açılması, buralarda da Türk çocuklarına eğitimlerinin verilmesi noktasında da  çalışmalar yapılması gerekir diye de düşünüyoruz.
Sayfa 54 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 4 1 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.27  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80'inci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  486 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Şimdi, 2'nci madde üzerinde şahsı adına Tokat Milletvekili Reşat Doğru.  Buyurunuz Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 486 sıra sayılı Kanun  Tasansı'nın 2'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce, Hakkâri Çukurca'da şehit olan, bugün de cenazeleri kaldırılan 3  uzman çavuşumuza Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine  başsağlığı diliyorum. 2 erimiz de yaralıdır, 2 erimize de acil şifalar diliyorum.  Sayın milletvekilleri, son yıllarda ülkemizde lise açılır gibi üniversiteler açılmaya başlanmıştır.  Binası, yeterli öğretim üyesi ve sosyal imkânları olmayan çeşitli yerlere siyasi sebeplerle okullar  açılmaktadır. Bu açılışlara şimdi de Avrupa Birliği ülkeleriyle iyi ilişkiler için Türk-Alman  Üniversitesi gibi açılışları da eklemiş bulunuyoruz. Ancak, tabii bu 140'ıncı sırada açmış olduğumuz  üniversiteyle beraber önümüzdeki dönemde, tahmin ederim ki, yine çeşitli üniversiteler açacağız.  Bizim de Tokat Milletvekili olarak, önümüzdeki dönemle ilgili olarak -şu anda kanun tekliflerini  hazırlıyoruz- Niksar'da bir "Danişmentliler Üniversitesi", Zile ilçemizde de "Mustafa Necati  Sepetçioğlu Üniversitesi" açılmasıyla ilgili kanun teklifi hazırlamaktayız. Önümüzdeki dönem  içerisinde de yani önümüzdeki günler içerisinde de inşallah bu tekliflerimiz de kanunlaşır da  Tokat'ımız da iki tane daha üniversiteyi hak etmiş olur. Çünkü Niksar'ımız olsun, Erbaa'sı olsun,  Turhal'ı olsun, Zile'si olsun, buraların hepsi her noktada, okullarıyla, her yönüyle, binalarıyla,  üniversitelerin açılması veyahut üniversitelerin kurulmasıyla ilgili yeterli imkânlara sahiptir.  Sayın milletvekilleri, tabii, üniversiteler açılıyor ama üniversitelerimizdeki dillerin özellikle  Türkçe olmasını biz istiyoruz. Tabii yabancı dile karşı değiliz, yabancı dille eğitim yapılmalı ama  resmî dilimiz Türkçe olduğuna göre üniversite dilinin de Türkçe olması gerekmektedir. Yabancı dil  eğitimi en iyi şekilde yapılmalı, dünyaya entegre olmalıyız ancak bununla ilgili de Türkçe eğitimden  vazgeçilmemesi gerekir diye düşünüyoruz.  Türk-Alman Üniversitesi açılıyor, ülkemizde kuruluyor. Mütekabiliyet esası içerisinde acaba  Almanya'da da neden bir Türk-Alman ortaklığı içerisinde bir üniversite kurulmuyor şeklinde  düşüncelerimiz vardır. Tabii burada çok büyük nüfusumuz var. Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde  yaklaşık olarak 4 veya 5 milyon civarında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşları var. Buralarda  çeşitli noktalarda öğretmenlerimiz vardır veyahut da öğretim üyelerimiz vardır ama bunun dışında  buralarda da liselerin açılması, buralarda da Türk çocuklarına eğitimlerinin verilmesi noktasında da  çalışmalar yapılması gerekir diye de düşünüyoruz.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın milletvekilleri, okulların açılmasına ve çocuklarımızın okullara gitmesine hiç kimse karşı  çıkamaz ancak gençlerin okullarda çok iyi eğitim almış olmaları ve iyi yetiştirilmeleri de gerekiyor.  Öğretim üyesi yeterli olmayacak yerlerde dersler acaba nasıl dolduruluyor, sosyal imkânları kısıtlı  olan illerde gençler acaba nasıl yetiştiriliyor, bunların da dile getirilmesi gerekmektedir.  Ayrıca, üniversitelerimizin hepsinin birçok sorunları vardır. Üniversiteler akademik personeli  olsun, diğer hizmet birimleri olsun çok büyük sıkıntılar içerisindedirler. Böyle bir ortamda öğretim  üyesinden çağdaş eğitim, insan yetiştirme ve bilim üretme fonksiyonlarını gerçekleştirmeyi beklemek  hayalden öteye gitmez.  Saym milletvekilleri, bir milletin eğitim ve bilim politikasının diğer bütün sektörlerin politikasına  esas teşkil etmesi gerekir. Bunun için de "eğitim" kavramı gerçekçi bir şekilde algılanıp evrensel  ilkelere dayanan temeller üzerine oturtulmalıdır. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, üniversiteler başta  bilim üretmekte, bunu da gelişmemiş ülkelere devlet kanalıyla ihraç etmektedirler.  Üniversitelerimizi daha bağımsız, daha üretken, ülke ekonomisine çok büyük katkı veren  konuma getirmeliyiz. Bunun için de üniversitelerimizi siyaset üstünde tutmalıyız, günlük siyasi  çekişmelerin dışına almalıyız, bunlarla bunları karıştırmamalıyız.  Ülkemiz, geçmişte ve tarihimize şöyle bir bakmış olduğumuz zaman çok değerli insanları  yetiştirmiş olan bir ülkedir ancak insan yetiştirmenin bu kadar önemi olan ülkemizde acaba beş yüz  yıldır Mimar Sinan'la övünen milletimiz neden ikinci bir Mimar Sinan çıkartmamıştır? Çünkü Mimar  Sinan, mimarlık felsefesini, bilim, sanat, din parametrelerine göre kurmuş ve geliştirmiştir. Tabii yeni  Mimar Sinanlann, daha güçlü insanların ortaya çıkmasını veyahut da yetiştirilmiş olmasını beklemek  hepimizin hakkıdır.  Üniversiteler, kurulmasıyla beraber öğretim üyesinden sade çalışanına kadar her yönden  desteklenmeyi bekliyorlar. Üniversite hocalarımız geçim sıkıntısı çekmemelidir, bina sıkıntısı, kadro  sıkıntısı çekilmemelidir; altyapı iyileştirilmeli, araştırma imkânları geniş şekilde olmalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  İşte ancak o zaman çağdaş, gelişmiş bir ülke olumz. Özellikle de üniversitelerimizden  -üniversite-sanayi iş birliği çok önemlidir- yani bir noktada üniversitelerimizin sanayiyle entegre  olmasını, ülkemizin gelişmesinde daha fazla katkı içerisinde bulunmasını beklemekteyiz. Bunları  yapmazsanız diploma verir ama iş vermemiş olur, gençlerimizi de işsizlik girdabına koyarız. Bakınız,  şu an ülkemizin içerisinde bulunduğu tabloda en büyük sorunların başında işsizlik problemi  gelmektedir. Gençlerimiz okullarını bitiriyorlar, üniversitelere çok zor şartlar altında girmiş  olmalarına rağmen okullarını bitirmiş oldukları zaman iş bulamıyorlar, aş bulamıyorlar. Bugün  gençliğimiz içerisinde çok büyük bir psikolojik somn vardır, sıkıntı vardır. Yani okullarını bitirmiş  olmak da çok şeyleri çözmüyor. Ama ailelerin hepsi iş bekliyorlar, aş bekliyorlar. İnancım odur ki,  inşallah, bunların hepsine bir çözüm gelir ve bu şekilde üniversitelerimiz de daha güzel şekilde, daha  yetişmiş bir şekilde öğrencilerimizin yetişmesine vesile olur diyor, yüce Meclisi en derin saygılarımla  selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Doğm.  Şahsı adına Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Arıcı.  - 3 4 2 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın milletvekilleri, okulların açılmasına ve çocuklarımızın okullara gitmesine hiç kimse karşı  çıkamaz ancak gençlerin okullarda çok iyi eğitim almış olmaları ve iyi yetiştirilmeleri de gerekiyor.  Öğretim üyesi yeterli olmayacak yerlerde dersler acaba nasıl dolduruluyor, sosyal imkânları kısıtlı  olan illerde gençler acaba nasıl yetiştiriliyor, bunların da dile getirilmesi gerekmektedir.  Ayrıca, üniversitelerimizin hepsinin birçok sorunları vardır. Üniversiteler akademik personeli  olsun, diğer hizmet birimleri olsun çok büyük sıkıntılar içerisindedirler. Böyle bir ortamda öğretim  üyesinden çağdaş eğitim, insan yetiştirme ve bilim üretme fonksiyonlarını gerçekleştirmeyi beklemek  hayalden öteye gitmez.  Saym milletvekilleri, bir milletin eğitim ve bilim politikasının diğer bütün sektörlerin politikasına  esas teşkil etmesi gerekir. Bunun için de "eğitim" kavramı gerçekçi bir şekilde algılanıp evrensel  ilkelere dayanan temeller üzerine oturtulmalıdır. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, üniversiteler başta  bilim üretmekte, bunu da gelişmemiş ülkelere devlet kanalıyla ihraç etmektedirler.  Üniversitelerimizi daha bağımsız, daha üretken, ülke ekonomisine çok büyük katkı veren  konuma getirmeliyiz. Bunun için de üniversitelerimizi siyaset üstünde tutmalıyız, günlük siyasi  çekişmelerin dışına almalıyız, bunlarla bunları karıştırmamalıyız.  Ülkemiz, geçmişte ve tarihimize şöyle bir bakmış olduğumuz zaman çok değerli insanları  yetiştirmiş olan bir ülkedir ancak insan yetiştirmenin bu kadar önemi olan ülkemizde acaba beş yüz  yıldır Mimar Sinan'la övünen milletimiz neden ikinci bir Mimar Sinan çıkartmamıştır? Çünkü Mimar  Sinan, mimarlık felsefesini, bilim, sanat, din parametrelerine göre kurmuş ve geliştirmiştir. Tabii yeni  Mimar Sinanlann, daha güçlü insanların ortaya çıkmasını veyahut da yetiştirilmiş olmasını beklemek  hepimizin hakkıdır.  Üniversiteler, kurulmasıyla beraber öğretim üyesinden sade çalışanına kadar her yönden  desteklenmeyi bekliyorlar. Üniversite hocalarımız geçim sıkıntısı çekmemelidir, bina sıkıntısı, kadro  sıkıntısı çekilmemelidir; altyapı iyileştirilmeli, araştırma imkânları geniş şekilde olmalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  İşte ancak o zaman çağdaş, gelişmiş bir ülke olumz. Özellikle de üniversitelerimizden  -üniversite-sanayi iş birliği çok önemlidir- yani bir noktada üniversitelerimizin sanayiyle entegre  olmasını, ülkemizin gelişmesinde daha fazla katkı içerisinde bulunmasını beklemekteyiz. Bunları  yapmazsanız diploma verir ama iş vermemiş olur, gençlerimizi de işsizlik girdabına koyarız. Bakınız,  şu an ülkemizin içerisinde bulunduğu tabloda en büyük sorunların başında işsizlik problemi  gelmektedir. Gençlerimiz okullarını bitiriyorlar, üniversitelere çok zor şartlar altında girmiş  olmalarına rağmen okullarını bitirmiş oldukları zaman iş bulamıyorlar, aş bulamıyorlar. Bugün  gençliğimiz içerisinde çok büyük bir psikolojik somn vardır, sıkıntı vardır. Yani okullarını bitirmiş  olmak da çok şeyleri çözmüyor. Ama ailelerin hepsi iş bekliyorlar, aş bekliyorlar. İnancım odur ki,  inşallah, bunların hepsine bir çözüm gelir ve bu şekilde üniversitelerimiz de daha güzel şekilde, daha  yetişmiş bir şekilde öğrencilerimizin yetişmesine vesile olur diyor, yüce Meclisi en derin saygılarımla  selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyomz Sayın Doğm.  Şahsı adına Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Arıcı.  - 3 4 2 - T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı  Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nda yer  alan "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla bir devlet üniversitesi kurulmasıyla ilgili şahsım adına söz  almış bulunuyorum.  Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında tarihten gelen  kültürel, ekonomik ve sosyal bir bağ bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya Federal  Cumhuriyeti arasında tarihten gelen kültürel ilişkilerin ve karşılıklı anlayışın daha da güçlendirilmesi  için akademik alanda yapılacak iş birliğinin uygun bir zemin olacağı düşüncesiyle 30 Mayıs 2008  tarihinde Berlin'de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Türkiye'de Bir Türk-Alman Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşma 1 Nisan 2009 tarih  ve 5849 sayılı Kanun ile onaylanmasının uygun bulunması üzerine 29/6/2009 tarihli ve 2009/15184  sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla onaylanmıştır.  Anlaşma, yükseköğrenim ve akademik araştırmalar alanında iki ülke arasında iş birliğini  geliştirmek ve Türkiye ile Almanya yükseköğretim sistemlerinin karşılıklı etkileşimini ve gelişimini  artırmak amacıyla Türkiye'de Almanca dilinde eğitim veren bir üniversitenin kuruluşu ve işleyişiyle  ilgili hükümleri içermektedir. Anlaşmanın onaylanmasını müteakip anlaşma hükümlerinin hayata  geçirilmesini teminen anlaşmada öngörülen üniversitenin kurulmasını sağlayacak kanuni  düzenlemenin yapılması ihtiyacı da ortaya çıkmıştır. Tasarıyla 30 Mayıs 2008 tarihinde Türkiye  Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalanan anlaşma  uyarınca İstanbul'da Almanca dilinde eğitim veren "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla mühendislik,  fen, hukuk, iktisadi ve idari bilimler, kültür ve sosyal bilimler fakülteleri ile yabancı diller  yüksekokulu, fen bilimleri enstitüsü ve sosyal bilimler enstitüsünden oluşan bir devlet üniversitesi  kurulması, Türk-Alman Üniversitesinde çalışacak öğretim elemanlarına ve diğer personeline ait  kadroların ihdası ve üniversitenin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na eklenmesi  sağlanmaktadır.  Değerli milletvekilleri, en çok Türk vatandaşının yaşadığı ülkenin Almanya olması nedeniyle  karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi adına atılmış olan bu adımın olumlu olduğu, ancak devletler  arasındaki ilişkilerde karşılıklılık ilkesinin gözetilmesi gerektiği ve bu doğrultuda Almanya'da da  benzer bir üniversitenin kurulması gerektiği, böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişeceği  düşünülmektedir. Almanya'nın teknolojik açıdan ileri bir ülke olması nedeniyle teknoloji alanında  Almanya'dan daha fazla faydalanmak amacıyla teknik alanlar ağırlıklı olmak üzere Türk-Alman  Üniversitesi, mühendislik fakültesi, fen fakültesi, hukuk fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi,  kültür ve sosyal bilimler fakültesi, yabancı diller yüksekokulu, fen bilimleri enstitüsü, sosyal bilimler  enstitüsünden oluşmaktadır. Anılan anlaşmaya göre kurulacak üniversiteyle yükseköğrenim ve  akademik araştırmalar alanında her iki ülke arasında ikili iş birliğini geliştirmek ve Türkiye ile  Almanya'daki yükseköğretim sistemlerini karşılıklı olarak zenginleştirmek amaçlanmaktadır.  Tasarının Almanya Federal Cumhuriyeti ile ülkemiz arasında giderek artan ekonomik, sosyal,  kültürel ilişkileri daha da geliştireceği ve pekiştireceği umuduyla, ülkemiz eğitimine de hayırlı  olmasını diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Arıcı.  Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçiyoruz.  - 3 4 3 -
Sayfa 56 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı  Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nda yer  alan "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla bir devlet üniversitesi kurulmasıyla ilgili şahsım adına söz  almış bulunuyorum.  Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında tarihten gelen  kültürel, ekonomik ve sosyal bir bağ bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya Federal  Cumhuriyeti arasında tarihten gelen kültürel ilişkilerin ve karşılıklı anlayışın daha da güçlendirilmesi  için akademik alanda yapılacak iş birliğinin uygun bir zemin olacağı düşüncesiyle 30 Mayıs 2008  tarihinde Berlin'de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Türkiye'de Bir Türk-Alman Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşma 1 Nisan 2009 tarih  ve 5849 sayılı Kanun ile onaylanmasının uygun bulunması üzerine 29/6/2009 tarihli ve 2009/15184  sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla onaylanmıştır.  Anlaşma, yükseköğrenim ve akademik araştırmalar alanında iki ülke arasında iş birliğini  geliştirmek ve Türkiye ile Almanya yükseköğretim sistemlerinin karşılıklı etkileşimini ve gelişimini  artırmak amacıyla Türkiye'de Almanca dilinde eğitim veren bir üniversitenin kuruluşu ve işleyişiyle  ilgili hükümleri içermektedir. Anlaşmanın onaylanmasını müteakip anlaşma hükümlerinin hayata  geçirilmesini teminen anlaşmada öngörülen üniversitenin kurulmasını sağlayacak kanuni  düzenlemenin yapılması ihtiyacı da ortaya çıkmıştır. Tasarıyla 30 Mayıs 2008 tarihinde Türkiye  Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalanan anlaşma  uyarınca İstanbul'da Almanca dilinde eğitim veren "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla mühendislik,  fen, hukuk, iktisadi ve idari bilimler, kültür ve sosyal bilimler fakülteleri ile yabancı diller  yüksekokulu, fen bilimleri enstitüsü ve sosyal bilimler enstitüsünden oluşan bir devlet üniversitesi  kurulması, Türk-Alman Üniversitesinde çalışacak öğretim elemanlarına ve diğer personeline ait  kadroların ihdası ve üniversitenin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na eklenmesi  sağlanmaktadır.  Değerli milletvekilleri, en çok Türk vatandaşının yaşadığı ülkenin Almanya olması nedeniyle  karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi adına atılmış olan bu adımın olumlu olduğu, ancak devletler  arasındaki ilişkilerde karşılıklılık ilkesinin gözetilmesi gerektiği ve bu doğrultuda Almanya'da da  benzer bir üniversitenin kurulması gerektiği, böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişeceği  düşünülmektedir. Almanya'nın teknolojik açıdan ileri bir ülke olması nedeniyle teknoloji alanında  Almanya'dan daha fazla faydalanmak amacıyla teknik alanlar ağırlıklı olmak üzere Türk-Alman  Üniversitesi, mühendislik fakültesi, fen fakültesi, hukuk fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi,  kültür ve sosyal bilimler fakültesi, yabancı diller yüksekokulu, fen bilimleri enstitüsü, sosyal bilimler  enstitüsünden oluşmaktadır. Anılan anlaşmaya göre kurulacak üniversiteyle yükseköğrenim ve  akademik araştırmalar alanında her iki ülke arasında ikili iş birliğini geliştirmek ve Türkiye ile  Almanya'daki yükseköğretim sistemlerini karşılıklı olarak zenginleştirmek amaçlanmaktadır.  Tasarının Almanya Federal Cumhuriyeti ile ülkemiz arasında giderek artan ekonomik, sosyal,  kültürel ilişkileri daha da geliştireceği ve pekiştireceği umuduyla, ülkemiz eğitimine de hayırlı  olmasını diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Arıcı.  Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçiyoruz.  - 3 4 3 - T B M M B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 4 4 - Sayın Dibek, Sayın Ağyüz, Sayın Özdemir, Sayın Akkuş, Sayın Doğru, Sayın Bulut, Sayın  Baytok ve Sayın Birdal sisteme girmişler.  Şimdi, beş dakika süre içinde ne kadar sığarsa o kadar söz vereceğim sayın milletvekillerine.  Buyurunuz Sayın Dibek.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, geçtiğimiz hafta Muğla'nın Bodrum ilçesi Gündoğan beldesinde bir okul açılışıyla  ilgili haber basına yansımıştı, medyaya. Hayırsever Ayşe ve Ahmet Şahin adlı vatandaşlarımız orada  bir okulun ek binalarını yapmışlardı, on altı derslik. Ama açılışıyla ilgili, Sayın Genel Başkanımız  Deniz Baykal'ın açılışını yapmasını talep etmişti okulu yapan kişi. Bununla ilgili, İlçe Millî Eğitim  Müdürünün "Ben bu okulu Deniz Baykal'a açtırmam." şeklinde bir beyanı olduğu basına yansımıştı.  Her ne kadar kendisi daha sonra bu açıklamaların doğru olmadığını belirttiyse de basında bunlar  vardı.  Bu konuda Bakanlıkça bir incelemeniz, araştırmanız olmuş mudur? Gerçekten, Sayın Deniz  Baykal'ın, Genel Başkanımızın bu okulun açılışına katılmaması yönünde özel bir gayret mi vardır  ya da Genel Başkanımızın bu okulu açmasında yasal bir engel bulunmakta mıdır? Bunları merak  ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.  Sayın Ağyüz...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, seçim bölgem Gaziantep eğitimde başarısız illerden. Bu, sizi olduğu kadar  hepimizi üzüyor. Geçen günkü konuşmanız bana umut vermişti ama maalesef, atadığınız İl Millî  Eğitim Müdürünün yaptığı, bu tür araştırmalardan öte, çirkin ve etik olmayan sözcüklerle  kamuoyunun gündemini işgal ediyor. Bu Millî Eğitim Müdürü ve bunun gibiler Gaziantep'e  yakışmıyor. Lütfen, eğitilmiş, imar edilmiş, cemaat özelliği olmayan insanları öne çıkarın. Ve arsa  arayışında bir mahallî gazetemiz önderlik etti, bakın, Gaziantep27. "Arsa bulamıyoruz." diyor Millî  Eğitim Müdürlüğü ama Köyişlerinin 108 bin metrekarelik arsası orada boş duruyor. Sizden  istirhamımız Gaziantep'te bu ivmeyi kazandıracak yönetici atamanız ve bu arayışa katkıda bulunmak  için bir konsensüs sağlamanız; yoksa Gaziantep'i başarısızlıktan kurtaranlayız. Ayrıca bu Millî Eğitim  Müdürü için yaptığınız işlem nedir, sonuçlandı mı görevden alma işlemi? Bunu da bilmek...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ağyüz.  Sayın Özdemir...  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakana soruyorum, birinci sorum: Gaziantep Üniversitesinin son iki yıl içerisinde öğrenci  sayısı yüzde 50 artmıştır. İl merkeziyle Nizip, Oğuzeli, İslahiye, Nurdağı ve Araban ilçelerimizde  okuyan öğrencilerimizin acil yurt ihtiyacı vardır. Öğrencilerin yurt ihtiyaçlarını karşılamak için ne  gibi çalışmalar vardır ve çalışmalar ne durumdadır?
Sayfa 57 -
T B M M B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 4 4 - Sayın Dibek, Sayın Ağyüz, Sayın Özdemir, Sayın Akkuş, Sayın Doğru, Sayın Bulut, Sayın  Baytok ve Sayın Birdal sisteme girmişler.  Şimdi, beş dakika süre içinde ne kadar sığarsa o kadar söz vereceğim sayın milletvekillerine.  Buyurunuz Sayın Dibek.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, geçtiğimiz hafta Muğla'nın Bodrum ilçesi Gündoğan beldesinde bir okul açılışıyla  ilgili haber basına yansımıştı, medyaya. Hayırsever Ayşe ve Ahmet Şahin adlı vatandaşlarımız orada  bir okulun ek binalarını yapmışlardı, on altı derslik. Ama açılışıyla ilgili, Sayın Genel Başkanımız  Deniz Baykal'ın açılışını yapmasını talep etmişti okulu yapan kişi. Bununla ilgili, İlçe Millî Eğitim  Müdürünün "Ben bu okulu Deniz Baykal'a açtırmam." şeklinde bir beyanı olduğu basına yansımıştı.  Her ne kadar kendisi daha sonra bu açıklamaların doğru olmadığını belirttiyse de basında bunlar  vardı.  Bu konuda Bakanlıkça bir incelemeniz, araştırmanız olmuş mudur? Gerçekten, Sayın Deniz  Baykal'ın, Genel Başkanımızın bu okulun açılışına katılmaması yönünde özel bir gayret mi vardır  ya da Genel Başkanımızın bu okulu açmasında yasal bir engel bulunmakta mıdır? Bunları merak  ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.  Sayın Ağyüz...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, seçim bölgem Gaziantep eğitimde başarısız illerden. Bu, sizi olduğu kadar  hepimizi üzüyor. Geçen günkü konuşmanız bana umut vermişti ama maalesef, atadığınız İl Millî  Eğitim Müdürünün yaptığı, bu tür araştırmalardan öte, çirkin ve etik olmayan sözcüklerle  kamuoyunun gündemini işgal ediyor. Bu Millî Eğitim Müdürü ve bunun gibiler Gaziantep'e  yakışmıyor. Lütfen, eğitilmiş, imar edilmiş, cemaat özelliği olmayan insanları öne çıkarın. Ve arsa  arayışında bir mahallî gazetemiz önderlik etti, bakın, Gaziantep27. "Arsa bulamıyoruz." diyor Millî  Eğitim Müdürlüğü ama Köyişlerinin 108 bin metrekarelik arsası orada boş duruyor. Sizden  istirhamımız Gaziantep'te bu ivmeyi kazandıracak yönetici atamanız ve bu arayışa katkıda bulunmak  için bir konsensüs sağlamanız; yoksa Gaziantep'i başarısızlıktan kurtaranlayız. Ayrıca bu Millî Eğitim  Müdürü için yaptığınız işlem nedir, sonuçlandı mı görevden alma işlemi? Bunu da bilmek...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ağyüz.  Sayın Özdemir...  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakana soruyorum, birinci sorum: Gaziantep Üniversitesinin son iki yıl içerisinde öğrenci  sayısı yüzde 50 artmıştır. İl merkeziyle Nizip, Oğuzeli, İslahiye, Nurdağı ve Araban ilçelerimizde  okuyan öğrencilerimizin acil yurt ihtiyacı vardır. Öğrencilerin yurt ihtiyaçlarını karşılamak için ne  gibi çalışmalar vardır ve çalışmalar ne durumdadır?  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 4 5 - İkinci sorum: Araban ilçemizde ortaöğretimde okuyan öğrencilerin, bunların birçokları  taşımalıdır ve bunların, kız ve erkek öğrencilerin yurtlan yoktur ve acilen yurt ihtiyaçları vardır, bu  konuda ne gibi çalışmalar vardır?  Üçüncü sorum: Aynca Araban'a bağlı Elif beldesindeki ilköğretimde okuyan öğrencilerden yılda  80'in üzerinde kız öğrenci okulu bitirdikten sonra liseye gidememektedirler...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Bitirmemde yarar var Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sorunuz anlaşıldı Sayın Özdemir.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Anlaşılmadı efendim.  BAŞKAN - Anlaşıldı herhalde. "Liseye gidememektedirler..." Bunun için gerekli işlemi  soruyorsunuz herhalde.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakan; 29/3/2010 tarihli gazetelere düşen bir  haberde Sayın Başbakan "Türk-Alman Üniversitesi için 119 dönüm arsa tahsis ettik." demiştir.  Burasının İstanbul'un akciğerlerinden son kalan Beykoz Fidanlığı olduğu belirtiliyor. Tahsis edilen  119 dönüm alan gerçekten burası mı? Burası ise bu çevre harikasına nasıl kıyıyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akkuş.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ülkemizde son yıllarda uyuşturucu ve madde kullanımıyla ilgili olarak büyük ilerlemeler vardır  yani çok büyük bir şekilde okullarda uyuşturucu kullanımı ve madde kullanımı vardır. Bununla ilgili  Millî Eğitim Bakanlığı olarak okullarda ne tür çalışma yapıyorsunuz?  İkincisi de, aynı tabloyu özellikle Almanya, Fransa gibi yurt dışındaki yerlerde daha ağır bir  şekilde görüyoruz. Yurt dışındaki çocuklarımızla ilgili de böyle bir çalışma veyahut da bu yönde bir  çalışma yapacak mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğru.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Almanya'nın Türkiye'den başka herhangi bir ülkede Almanya'nın ortaklığıyla  kurmuş olduğu herhangi bir üniversite var mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bulut.  Sayın Baytok...
Sayfa 58 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 4 5 - İkinci sorum: Araban ilçemizde ortaöğretimde okuyan öğrencilerin, bunların birçokları  taşımalıdır ve bunların, kız ve erkek öğrencilerin yurtlan yoktur ve acilen yurt ihtiyaçları vardır, bu  konuda ne gibi çalışmalar vardır?  Üçüncü sorum: Aynca Araban'a bağlı Elif beldesindeki ilköğretimde okuyan öğrencilerden yılda  80'in üzerinde kız öğrenci okulu bitirdikten sonra liseye gidememektedirler...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Bitirmemde yarar var Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sorunuz anlaşıldı Sayın Özdemir.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Anlaşılmadı efendim.  BAŞKAN - Anlaşıldı herhalde. "Liseye gidememektedirler..." Bunun için gerekli işlemi  soruyorsunuz herhalde.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakan; 29/3/2010 tarihli gazetelere düşen bir  haberde Sayın Başbakan "Türk-Alman Üniversitesi için 119 dönüm arsa tahsis ettik." demiştir.  Burasının İstanbul'un akciğerlerinden son kalan Beykoz Fidanlığı olduğu belirtiliyor. Tahsis edilen  119 dönüm alan gerçekten burası mı? Burası ise bu çevre harikasına nasıl kıyıyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akkuş.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ülkemizde son yıllarda uyuşturucu ve madde kullanımıyla ilgili olarak büyük ilerlemeler vardır  yani çok büyük bir şekilde okullarda uyuşturucu kullanımı ve madde kullanımı vardır. Bununla ilgili  Millî Eğitim Bakanlığı olarak okullarda ne tür çalışma yapıyorsunuz?  İkincisi de, aynı tabloyu özellikle Almanya, Fransa gibi yurt dışındaki yerlerde daha ağır bir  şekilde görüyoruz. Yurt dışındaki çocuklarımızla ilgili de böyle bir çalışma veyahut da bu yönde bir  çalışma yapacak mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğru.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Almanya'nın Türkiye'den başka herhangi bir ülkede Almanya'nın ortaklığıyla  kurmuş olduğu herhangi bir üniversite var mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bulut.  Sayın Baytok...  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  NESRİN BAYTOK (Ankara) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, İstanbul'da 3 liseli gencimiz tramvayın altında kalarak can verdi ve bu olay  dolayısıyla lisenin öğrencileri bir yürüyüş yaparak olayı protesto ettiler. Bu protesto eyleminden  sonra okul yönetimi hakkında bir soruşturma başlatıldı ve öğrenciler de "Disiplin cezası veririz,  konuşmayın." diye tehdit ediliyorlar, susturuluyorlar. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır Sayın Bakan  ve bu okuldaki uygulama için ne düşünüyorsunuz? Çocuklarımıza "Tramvayların altında kalarak  ölebilirsiniz ama hak arama eylemi yapamazsınız." mı demek istiyoruz? Böyle bir mesaj mı verilmek  isteniyor? Cevabını alabilirsem memnun olurum.  Teşekkürler.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Baytok.  Son olarak Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın Bakandan öğrenmek istiyorum: Bakanlık Ermeni okulları için Ermenice ders kitaplarının  basıldığına dair çok iyi bir haber okuduk ve bunun azınlık çocuklarına ücretsiz dağıtılacağı  konusunda. Bu ders kitapları kaçak Ermeni çocuklarına da verilecek mi?  İkincisi, 1914'te Anadolu'da 2.200 Ermeni kilisesi ve 2 bin de Ermeni okulu faaliyet  gösteriyordu. Şu anda kaç tane Ermeni okulu var ve bu konuda karşılıklı bir, patrikhaneyle iş birliği  de yapılacak mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Birdal.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Dibek'in sorusuyla başlamak istiyorum. Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Gündoğan  belgesindeki okul açılışına ilişkin olarak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğümüz tarafından yapılan  açıklama, böyle bir engellemenin yasal olarak veya herhangi bir şeklide gayriresmî olarak yapılmadığı  yönünde ama bu konudaki incelememiz devam ediyor.  Herhangi bir şekilde bir siyasi partinin genel başkanının bir okulun açılışına katılmasından  memnuniyet duyarız. Dolayısıyla bunu engellemek gibi bir niyetimiz Bakanlık olarak bizim olmadığı  gibi il ve ilçe millî eğitim müdürlerimizin de bu konuda böyle bir tutumu olamaz. Ama orada,  bildiğim kadarıyla, yasal açıdan okulun açılışının sakıncalı olduğuna dair bir bilgi bize ulaştı.  Bazı zamanlarda hayırseverlerimiz tarafından iyi niyetle yapılan okullarımızın bazen bina statiği  açısından, arsa açısından sorunlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ben de bizzat bu tür okulların  açılışına gitmiyorum. Zira belediyeler tarafından tahsis edilen bu arsaların bazen mülkiyet problemleri  de olabiliyor. Dolayısıyla, bir okulun açılışa hazır olup olmadığına ilişkin karar, o okulun bulunduğu  ilçenin millî eğitim müdürlüğü tarafından takdir edilir. Sorunun yönünün tamamen okulun açılışına  ilişkin bazı idari ve diğer problemlerle ilgili olduğu yönünde bize ön bilgi ulaştı.  - 3 4 6 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  NESRİN BAYTOK (Ankara) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, İstanbul'da 3 liseli gencimiz tramvayın altında kalarak can verdi ve bu olay  dolayısıyla lisenin öğrencileri bir yürüyüş yaparak olayı protesto ettiler. Bu protesto eyleminden  sonra okul yönetimi hakkında bir soruşturma başlatıldı ve öğrenciler de "Disiplin cezası veririz,  konuşmayın." diye tehdit ediliyorlar, susturuluyorlar. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır Sayın Bakan  ve bu okuldaki uygulama için ne düşünüyorsunuz? Çocuklarımıza "Tramvayların altında kalarak  ölebilirsiniz ama hak arama eylemi yapamazsınız." mı demek istiyoruz? Böyle bir mesaj mı verilmek  isteniyor? Cevabını alabilirsem memnun olurum.  Teşekkürler.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Baytok.  Son olarak Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın Bakandan öğrenmek istiyorum: Bakanlık Ermeni okulları için Ermenice ders kitaplarının  basıldığına dair çok iyi bir haber okuduk ve bunun azınlık çocuklarına ücretsiz dağıtılacağı  konusunda. Bu ders kitapları kaçak Ermeni çocuklarına da verilecek mi?  İkincisi, 1914'te Anadolu'da 2.200 Ermeni kilisesi ve 2 bin de Ermeni okulu faaliyet  gösteriyordu. Şu anda kaç tane Ermeni okulu var ve bu konuda karşılıklı bir, patrikhaneyle iş birliği  de yapılacak mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Birdal.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Dibek'in sorusuyla başlamak istiyorum. Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Gündoğan  belgesindeki okul açılışına ilişkin olarak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğümüz tarafından yapılan  açıklama, böyle bir engellemenin yasal olarak veya herhangi bir şeklide gayriresmî olarak yapılmadığı  yönünde ama bu konudaki incelememiz devam ediyor.  Herhangi bir şekilde bir siyasi partinin genel başkanının bir okulun açılışına katılmasından  memnuniyet duyarız. Dolayısıyla bunu engellemek gibi bir niyetimiz Bakanlık olarak bizim olmadığı  gibi il ve ilçe millî eğitim müdürlerimizin de bu konuda böyle bir tutumu olamaz. Ama orada,  bildiğim kadarıyla, yasal açıdan okulun açılışının sakıncalı olduğuna dair bir bilgi bize ulaştı.  Bazı zamanlarda hayırseverlerimiz tarafından iyi niyetle yapılan okullarımızın bazen bina statiği  açısından, arsa açısından sorunlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ben de bizzat bu tür okulların  açılışına gitmiyorum. Zira belediyeler tarafından tahsis edilen bu arsaların bazen mülkiyet problemleri  de olabiliyor. Dolayısıyla, bir okulun açılışa hazır olup olmadığına ilişkin karar, o okulun bulunduğu  ilçenin millî eğitim müdürlüğü tarafından takdir edilir. Sorunun yönünün tamamen okulun açılışına  ilişkin bazı idari ve diğer problemlerle ilgili olduğu yönünde bize ön bilgi ulaştı.  - 3 4 6 - T B M M B : 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 4 7 - Gaziantep'le ilgili sorulan bir soru vardı, Gaziantep'in il olarak eğitimde başarısızlığına ilişkin  ve yeteri kadar bu konuda sonuçlandırılmış bir çalışma olmadığına ilişkin. Gaziantep gerçekten son  beş yıl içerisinde özellikle çok çok hızlı büyüyen bir şehir ve dünyanın belki en hızlı büyüyen  şehirlerinden bir tanesi oldu. Dolayısıyla eğitim kurumlan gibi planlamalar yapılırken de her ne kadar  büyüme ve şehrin metropolleşmesi göz önüne alınırsa da bu hızlı büyüme karşısında eğitimin  ihtiyaçları konusunda birtakım sorunlar oldu. Özellikle son yıllarda gösterdiğimiz mücadeleye  rağmen, kent merkezinde veya kentin donanımlı bölgelerinde eğitim kurumu açmak için elverişli  arazinin bulunamadığı ve bu arsa tahsisleri konusunda da tüm kamu kurumları ve kamu binalarına  ilişkin olarak da, kamu arsalarına ilişkin olarak da geniş bir tasarruf içerisinde bulunduğumuzu  söylemek isterim.  Sizin sorunuzdan önce daha önceki bir maddenin görüşmeleri esnasında sorulmuştu, Gaziantep  İl Millî Eğitim Müdürümüzün açıklamalarına ilişkindi. Gerçekten bir ilin millî eğitim müdürüne  yakıştıramadığımız, hoş karşılamadığımız açıklamalar oldu bunlar. Hem edep dışı, terbiye dışı  bulduğumuzu söyledik ve görevden alma işlemini başlattığımızı söyledik. Ben burada oturuyorum,  imzama gelirse imzalayacağım. Yani süreç devam eden bir süreç. Bugün itibarıyla görevi bırakacak  kendisi. Ümit ederim ki sadece il millî eğitim müdürlerimiz değil, bu tutum, bütün eğitimcilerimiz  ve tüm toplumumuz açısından, biraz da yaptığımız iş açısından önemlidir. Her birimiz, ağzımızdan  çıkan sözlere, kendimize yakışmayacak sözlere dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum. Kendisinin...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Sayın Bakan, size yakışan da bu.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bunun dışında yine Sayın  Özdemir'in Gaziantep'le ilgili soruları vardı. Bunları birleştirmek isterim.  Kredi ve Yurtlar Kurumuna ilişkin sorular, aslında Millî Eğitim Bakanı olarak artık bana, hani,  sorulmasa daha iyi olur, bir kez daha altını çizeyim. Ama şu anda Gaziantep ilinde Kredi ve Yurtlar  Kurumuna ait 2.054 kapasiteli yurt var. Şu anda bu yurtlarda 1.917 öğrenci kalıyor. Yani şu anda bile  137 öğrencinin kontenjanının boş olduğunu görüyoruz. Yani yükseköğrenimde öğrenci sayısının  arttığı ve yurt ihtiyacı olduğunu ifade ettiniz. Bunun karşılığında bizdeki veriler, öğrenci sayısının  kontenjanlann altında olduğunu gösteriyor.  Yine Türk-Alman Üniversitesinin Beykoz'da kurulması ve arsaya ilişkindi. Ben İstanbul'da  yaşayan birisi olarak, Beykoz ve Sarıyer'i İstanbul'un akciğerleri olarak görüyorum ve buralardaki  yapılaşmaya karşı tutumumuz, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere tüm bakanlarımız aynı  görüşteyiz. Dolayısıyla, burası, Tarım Bakanlığına ait bir fidanlık üzerinde bir tasarruf yapma  çalışmalarımız var. Henüz tahsis işlemleri değil ama Tarım Bakanlığıyla Bakanlığımız arasında bu  konuda yazışmalar oluyor.  Her şeyden önce, bir kez daha söylüyorum, bu üniversite Türk üniversitesi ve Türkiye'de  kuruluyor ve Türk yükseköğrenimine hizmet edecek ve Türkiye'deki öğrenciler eğitim görecek.  Dolayısıyla, biz kendi ülkemizde kurulan bir üniversiteden söz ediyoruz. Bu çerçevede bu  üniversitenin ele alınmasında yarar var diye düşünüyorum.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Bakanım, Tarsus'a kursaydık!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Akın Birdal'ın sorusu:  "Ermeni okulları için.. ." dediniz. Ülkemizde bulunan azınlık okullarından Ermeni cemaatine ait  okullar da, Lozan çerçevesinde kurulmuş ve özel öğretim yapan özel kurumlar olarak nitelendiriliyor.
Sayfa 60 -
T B M M B : 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 4 7 - Gaziantep'le ilgili sorulan bir soru vardı, Gaziantep'in il olarak eğitimde başarısızlığına ilişkin  ve yeteri kadar bu konuda sonuçlandırılmış bir çalışma olmadığına ilişkin. Gaziantep gerçekten son  beş yıl içerisinde özellikle çok çok hızlı büyüyen bir şehir ve dünyanın belki en hızlı büyüyen  şehirlerinden bir tanesi oldu. Dolayısıyla eğitim kurumlan gibi planlamalar yapılırken de her ne kadar  büyüme ve şehrin metropolleşmesi göz önüne alınırsa da bu hızlı büyüme karşısında eğitimin  ihtiyaçları konusunda birtakım sorunlar oldu. Özellikle son yıllarda gösterdiğimiz mücadeleye  rağmen, kent merkezinde veya kentin donanımlı bölgelerinde eğitim kurumu açmak için elverişli  arazinin bulunamadığı ve bu arsa tahsisleri konusunda da tüm kamu kurumları ve kamu binalarına  ilişkin olarak da, kamu arsalarına ilişkin olarak da geniş bir tasarruf içerisinde bulunduğumuzu  söylemek isterim.  Sizin sorunuzdan önce daha önceki bir maddenin görüşmeleri esnasında sorulmuştu, Gaziantep  İl Millî Eğitim Müdürümüzün açıklamalarına ilişkindi. Gerçekten bir ilin millî eğitim müdürüne  yakıştıramadığımız, hoş karşılamadığımız açıklamalar oldu bunlar. Hem edep dışı, terbiye dışı  bulduğumuzu söyledik ve görevden alma işlemini başlattığımızı söyledik. Ben burada oturuyorum,  imzama gelirse imzalayacağım. Yani süreç devam eden bir süreç. Bugün itibarıyla görevi bırakacak  kendisi. Ümit ederim ki sadece il millî eğitim müdürlerimiz değil, bu tutum, bütün eğitimcilerimiz  ve tüm toplumumuz açısından, biraz da yaptığımız iş açısından önemlidir. Her birimiz, ağzımızdan  çıkan sözlere, kendimize yakışmayacak sözlere dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum. Kendisinin...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Sayın Bakan, size yakışan da bu.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bunun dışında yine Sayın  Özdemir'in Gaziantep'le ilgili soruları vardı. Bunları birleştirmek isterim.  Kredi ve Yurtlar Kurumuna ilişkin sorular, aslında Millî Eğitim Bakanı olarak artık bana, hani,  sorulmasa daha iyi olur, bir kez daha altını çizeyim. Ama şu anda Gaziantep ilinde Kredi ve Yurtlar  Kurumuna ait 2.054 kapasiteli yurt var. Şu anda bu yurtlarda 1.917 öğrenci kalıyor. Yani şu anda bile  137 öğrencinin kontenjanının boş olduğunu görüyoruz. Yani yükseköğrenimde öğrenci sayısının  arttığı ve yurt ihtiyacı olduğunu ifade ettiniz. Bunun karşılığında bizdeki veriler, öğrenci sayısının  kontenjanlann altında olduğunu gösteriyor.  Yine Türk-Alman Üniversitesinin Beykoz'da kurulması ve arsaya ilişkindi. Ben İstanbul'da  yaşayan birisi olarak, Beykoz ve Sarıyer'i İstanbul'un akciğerleri olarak görüyorum ve buralardaki  yapılaşmaya karşı tutumumuz, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere tüm bakanlarımız aynı  görüşteyiz. Dolayısıyla, burası, Tarım Bakanlığına ait bir fidanlık üzerinde bir tasarruf yapma  çalışmalarımız var. Henüz tahsis işlemleri değil ama Tarım Bakanlığıyla Bakanlığımız arasında bu  konuda yazışmalar oluyor.  Her şeyden önce, bir kez daha söylüyorum, bu üniversite Türk üniversitesi ve Türkiye'de  kuruluyor ve Türk yükseköğrenimine hizmet edecek ve Türkiye'deki öğrenciler eğitim görecek.  Dolayısıyla, biz kendi ülkemizde kurulan bir üniversiteden söz ediyoruz. Bu çerçevede bu  üniversitenin ele alınmasında yarar var diye düşünüyorum.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Bakanım, Tarsus'a kursaydık!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Akın Birdal'ın sorusu:  "Ermeni okulları için.. ." dediniz. Ülkemizde bulunan azınlık okullarından Ermeni cemaatine ait  okullar da, Lozan çerçevesinde kurulmuş ve özel öğretim yapan özel kurumlar olarak nitelendiriliyor.  TBMM B :80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 4 8 - Bildiğiniz gibi, ülkemizdeki bütün kurumlarda, öğretim çağındaki çocukların, lise dâhil olmak  üzere artık, öğrenim ders kitapları Bakanlığımız tarafından karşılanıyor. Tabii ki bu talep  doğrultusunda, azınlık okullarının ders kitap ihtiyaçlarını da karşılamamız son derece normal. Fakat  kamuoyunda da gündeme geldiği şekliyle, ülkemizde kaçak şekilde bulunan veya kaçak işçi olarak  tanımlanan Ermeni veya başka bir ülke yurttaşı, hiç fark etmez, bunların statüsünü hukuki anlamda  tespit etmek gerekir her şeyden önce. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletlerin bu anlamdaki sözleşmelerine  ve ülke iç hukukuna uygun bir şekilde davrandığını düşünüyoruz. Şöyle ki: Şu anki mevcut koşullarda  Türkiye'de herhangi bir şekilde bulunan bir yabancı ülke vatandaşının statüsü ya mültecidir ya  vatansızdır ya göçmen işçidir ya yasal statüde Türkiye'de bulunuyordur, öğrenim görüyordur vesaire.  Şimdi, bu statüde olmayan birisine, Türkiye'de varlığını kabul etmek suretiyle herhangi bir şekilde  eğitim verebilmemize şu anki mevzuatımız elverişli değil ama bu konu üzerinde bir çalışma  yürütüyoruz, yani sadece... Tabii ki bu Ermeni veya başka ırk, önemli değil, Türkiye'de herhangi bir  nedenle bulunan ama yasal statüsü tanımlanamayan çocukların da eğitim hakkından yararlanmaları  yönünde bir çalışma yapılması konusunda bir hazırlığımız var. Ama sonuçta, şu anki bulundukları  pozisyon itibarıyla... Bu sadece Türkiye'ye özgü de değil Sayın Birdal, yani dünyanın neresinde  olursa olsun kaçak durumda, bir ülkede bulunanların yasal statüsü şudur: Yakalandıkları zaman  ülkeden sınır dışı edilirler. Dolayısıyla hem ülkede bulunduklarını yasal olarak kabul etmediğiniz bir  kitlenin çocuklarının ülkede eğitim görmesine ilişkin bir statünün düzenlenmesinin de -takdir  edersiniz ki- son derece girift ve karmaşık bir problem olduğunu vurgulamak isterim.  BAŞKAN - Süremiz doldu aslında, ek süremizi de geçirdik.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bir soru daha...  BAŞKAN - Bir dakika daha süre...  Buyurun Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Baytok'un bir sorusu vardı.  İstanbul'da tramvay hattı üzerinde bulunan bir okulumuzda meydana gelen yani tramvay yolundan  geçme esnasında meydana gelen bir kazada 3 öğrencimiz hayatını kaybetti. Ben, her şeyden önce,  bütün ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dilemiştim ama bu vesileyle, hatırlattığınız için bir kez  daha ailelerine başsağlığı diliyorum, milletimize da sabırlar diliyorum. Gerçekten olmasını arzu  etmediğimiz hadiseler ve trafik kuralları açısından, uygulama açısından bir pürüz varsa -ki Belediye  Başkanlığımız, İçişleri Bakanlığımız konu üzerinde incelemeler yapıyor- o konuda bir soruşturma  açılır elbette. Ama sık sık vurgulanıyor, Tekel işçilerine destek adı altında, eylem yapan lise  öğrencileri adı altında da söyleniyor. Her şeyden önce, lise çağındaki öğrenciler yani ortaöğretim ve  ilköğretim kurumlarında herhangi bir şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşü veya buna benzer bir  şeyin düzenlemesi mümkün değil, şu anda mevcut yasal düzenleme böyle. Ha, şimdi şu söylenebilir:  "Bu düzenleme doğru değil. Liseliler de istedikleri şekilde, istedikleri okul bahçelerinde veya okul  ortamlarında eylem yapsınlar." denebilir ama bu böyle değil, şu anki düzenleme böyle. Öğrenciler,  okul dışında olmak kaydıyla, katıldıkları gösteri ve yürüyüş dâhil olmak üzere, bu tür demokratik  tepkilerinden dolayı herhangi bir işlem ve eyleme tabi tutulmamaktadır ama söylediğim gibi bu  ihlaller neticesi söz konusu olduğu zaman disiplin soruşturmaları açılır, okullarımız da kurumlarımız  da mevcut kanun ve yönetmelikler çerçevesinde bu soruşturmaları açarlar.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çubukçu.
Sayfa 61 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 4 8 - Bildiğiniz gibi, ülkemizdeki bütün kurumlarda, öğretim çağındaki çocukların, lise dâhil olmak  üzere artık, öğrenim ders kitapları Bakanlığımız tarafından karşılanıyor. Tabii ki bu talep  doğrultusunda, azınlık okullarının ders kitap ihtiyaçlarını da karşılamamız son derece normal. Fakat  kamuoyunda da gündeme geldiği şekliyle, ülkemizde kaçak şekilde bulunan veya kaçak işçi olarak  tanımlanan Ermeni veya başka bir ülke yurttaşı, hiç fark etmez, bunların statüsünü hukuki anlamda  tespit etmek gerekir her şeyden önce. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletlerin bu anlamdaki sözleşmelerine  ve ülke iç hukukuna uygun bir şekilde davrandığını düşünüyoruz. Şöyle ki: Şu anki mevcut koşullarda  Türkiye'de herhangi bir şekilde bulunan bir yabancı ülke vatandaşının statüsü ya mültecidir ya  vatansızdır ya göçmen işçidir ya yasal statüde Türkiye'de bulunuyordur, öğrenim görüyordur vesaire.  Şimdi, bu statüde olmayan birisine, Türkiye'de varlığını kabul etmek suretiyle herhangi bir şekilde  eğitim verebilmemize şu anki mevzuatımız elverişli değil ama bu konu üzerinde bir çalışma  yürütüyoruz, yani sadece... Tabii ki bu Ermeni veya başka ırk, önemli değil, Türkiye'de herhangi bir  nedenle bulunan ama yasal statüsü tanımlanamayan çocukların da eğitim hakkından yararlanmaları  yönünde bir çalışma yapılması konusunda bir hazırlığımız var. Ama sonuçta, şu anki bulundukları  pozisyon itibarıyla... Bu sadece Türkiye'ye özgü de değil Sayın Birdal, yani dünyanın neresinde  olursa olsun kaçak durumda, bir ülkede bulunanların yasal statüsü şudur: Yakalandıkları zaman  ülkeden sınır dışı edilirler. Dolayısıyla hem ülkede bulunduklarını yasal olarak kabul etmediğiniz bir  kitlenin çocuklarının ülkede eğitim görmesine ilişkin bir statünün düzenlenmesinin de -takdir  edersiniz ki- son derece girift ve karmaşık bir problem olduğunu vurgulamak isterim.  BAŞKAN - Süremiz doldu aslında, ek süremizi de geçirdik.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bir soru daha...  BAŞKAN - Bir dakika daha süre...  Buyurun Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Baytok'un bir sorusu vardı.  İstanbul'da tramvay hattı üzerinde bulunan bir okulumuzda meydana gelen yani tramvay yolundan  geçme esnasında meydana gelen bir kazada 3 öğrencimiz hayatını kaybetti. Ben, her şeyden önce,  bütün ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dilemiştim ama bu vesileyle, hatırlattığınız için bir kez  daha ailelerine başsağlığı diliyorum, milletimize da sabırlar diliyorum. Gerçekten olmasını arzu  etmediğimiz hadiseler ve trafik kuralları açısından, uygulama açısından bir pürüz varsa -ki Belediye  Başkanlığımız, İçişleri Bakanlığımız konu üzerinde incelemeler yapıyor- o konuda bir soruşturma  açılır elbette. Ama sık sık vurgulanıyor, Tekel işçilerine destek adı altında, eylem yapan lise  öğrencileri adı altında da söyleniyor. Her şeyden önce, lise çağındaki öğrenciler yani ortaöğretim ve  ilköğretim kurumlarında herhangi bir şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşü veya buna benzer bir  şeyin düzenlemesi mümkün değil, şu anda mevcut yasal düzenleme böyle. Ha, şimdi şu söylenebilir:  "Bu düzenleme doğru değil. Liseliler de istedikleri şekilde, istedikleri okul bahçelerinde veya okul  ortamlarında eylem yapsınlar." denebilir ama bu böyle değil, şu anki düzenleme böyle. Öğrenciler,  okul dışında olmak kaydıyla, katıldıkları gösteri ve yürüyüş dâhil olmak üzere, bu tür demokratik  tepkilerinden dolayı herhangi bir işlem ve eyleme tabi tutulmamaktadır ama söylediğim gibi bu  ihlaller neticesi söz konusu olduğu zaman disiplin soruşturmaları açılır, okullarımız da kurumlarımız  da mevcut kanun ve yönetmelikler çerçevesinde bu soruşturmaları açarlar.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çubukçu.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Bakan, son soruma cevap vermediniz efendim.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2'nci madde üzerinde iki önerge vardır.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, benim sorduğum soru çok önemli efendim.  Şimdi, bizim, Araban ilçemiz var, Araban ilçemizin Elif beldesi var. Burası 2 bin, 3 bin nüfuslu ancak  bölgedeki köylerle birlikte 10 bine yakın nüfusu var. Bu beldede lise yok. Kız öğrenciler okuyamıyor,  ilköğretimden sonra hiçbiri okuyamıyor. İşte "kız çocuklar okula" diye birçok program var ama  oradaki çocuklann hiçbirisi ilkokuldan sonra okuyamıyor.  BAŞKAN - Sayın Özdemir...  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Ben Sayın Bakanıma bunu arz ediyorum efendim.  BAŞKAN - Sayın Özdemir... Sizin bu sorunuzu yazılı cevaplayacakmış Sayın Bakan, öyle  ifade etti. Size gerekli cevabı verecektir.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Çok önemli efendim bu. Yerinde gördüğüm için söylüyorum.  BAŞKAN - Tabii ki çok yerinde ve gerekli bir şey sorunuz.  Şimdi, 2'nci madde üzerinde iki önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2. maddesi ile eklenen Ek Madde 12'de yeni kurulan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli I sayılı Listenin sonunda eğitim öğretim  planlamacısının kadrosunun l 'den 2'ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Akif Akkuş  Eskişehir Karaman Mersin  Hüseyin Yıldız Cemaleddin Uslu Kürşat Atılgan  Antalya Edirne Adana  T. B. M. M. Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 2. maddesindeki Ek madde 12'de yer alan (I)  no'lu listede bulunan araştırma görevlisi sayısının her derecede 5 adet artırılmasını arz ederiz.  Saygılarımızla.  Rahmi Güner Turgut Dibek  Ordu Kırklareli  Orhan Ziya Diren Sacid Yıldız  Tokat İstanbul  Muharrem İnce  Yalova  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Osman Kaptan  Antalya  - 3 4 9 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Bakan, son soruma cevap vermediniz efendim.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2'nci madde üzerinde iki önerge vardır.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, benim sorduğum soru çok önemli efendim.  Şimdi, bizim, Araban ilçemiz var, Araban ilçemizin Elif beldesi var. Burası 2 bin, 3 bin nüfuslu ancak  bölgedeki köylerle birlikte 10 bine yakın nüfusu var. Bu beldede lise yok. Kız öğrenciler okuyamıyor,  ilköğretimden sonra hiçbiri okuyamıyor. İşte "kız çocuklar okula" diye birçok program var ama  oradaki çocuklann hiçbirisi ilkokuldan sonra okuyamıyor.  BAŞKAN - Sayın Özdemir...  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Ben Sayın Bakanıma bunu arz ediyorum efendim.  BAŞKAN - Sayın Özdemir... Sizin bu sorunuzu yazılı cevaplayacakmış Sayın Bakan, öyle  ifade etti. Size gerekli cevabı verecektir.  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Çok önemli efendim bu. Yerinde gördüğüm için söylüyorum.  BAŞKAN - Tabii ki çok yerinde ve gerekli bir şey sorunuz.  Şimdi, 2'nci madde üzerinde iki önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2. maddesi ile eklenen Ek Madde 12'de yeni kurulan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli I sayılı Listenin sonunda eğitim öğretim  planlamacısının kadrosunun l 'den 2'ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Akif Akkuş  Eskişehir Karaman Mersin  Hüseyin Yıldız Cemaleddin Uslu Kürşat Atılgan  Antalya Edirne Adana  T. B. M. M. Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 2. maddesindeki Ek madde 12'de yer alan (I)  no'lu listede bulunan araştırma görevlisi sayısının her derecede 5 adet artırılmasını arz ederiz.  Saygılarımızla.  Rahmi Güner Turgut Dibek  Ordu Kırklareli  Orhan Ziya Diren Sacid Yıldız  Tokat İstanbul  Muharrem İnce  Yalova  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Osman Kaptan  Antalya  - 3 4 9 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasanın 2'nci maddesinde verdiğimiz  önerge üzerinde söz aldım Cumhuriyet Halk Partisi adına. Öncelikle saygılarımla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, bu yasayla Türkiye ile Almanya arasında bir üniversite kurulacak. Aslında  bu hafta, Türkiye ile Almanya ilişkileri arasında yoğun bir hafta olarak değerlendirilebilir. Sayın  Almanya Başbakanı da ülkemizi ziyaret etmişti. Almanya'da bir lise açılması konusunda tartışmalar  vardı. Üniversite Türkiye'de, lise Almanya'da açılacak diye düşünüyorum ama liseyle ilgili bir sorun  vardı, inşallah o sorun çözülür. Ama Almanya ile Türkiye arasında başka bir mesele daha var  arkadaşlar yani ben o konuda söz aldım, aslında o konuda söylemek istediğim birkaç şey var. Ne var  Türkiye ile Almanya arasında? Bir Deniz Feneri meselesi var.  Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta, bu konuda yine basında yer alan, Almanya'da bir  soruşturma, hatta ikinci Deniz Feneri soruşturması, davasıyla ilgili olarak iddianamenin hazırlandığı,  tanzim edildiği, yargılama aşamasına geçileceği ama Türkiye'den talep edilen birtakım bilgilerin,  belgelerin gelmediği, bu nedenle de henüz yargılama yapılmadığına yönelik bir haber vardı. Ben de,  daha önce bu konuyu takip ettiğim için, bir soru önergesi vermiştim Sayın Adalet Bakanına, onunla  ilgili, bana, geçtiğimiz hafta bir cevap verdi ve "Alman makamlarının bu talepleri niye yerine  getirilmedi?" diye sormuştum ben. İki ülke arasındaki uluslararası anlaşma gereği adli yardım  taleplerinin karşılanması gerekirken niye bu talepler yerine gelmedi? Ek olarak, Alman makamları,  Türkiye'den, Türkiye'deki asli fail olarak belirttiği kişilerle ilgili olarak, onların burada ifadelerini  almak, onların burada, Alman savcı, Alman polisi ve Türkiye'deki yetkili savcıların huzurunda  ifadelerini almak üzere talepte bulunduklarını ama bu konuda kendilerine "ret" yanıtı verildiğini ve  "ret" yanıtı içerisinde herhangi bir gerekçenin de belirtilmediğini söylemişti. Ben de "Niye 'ret' yanıtı  verdiniz? İki ülke arasındaki anlaşma gereği Almanya'nın -Türkiye'nin de aynı şekilde- böyle bir  hakkı varken, niye Alman makamları gelip burada bu haklarını kullanamıyorlar, gerekçesi nedir?"  diye sordum. Sayın Bakan herhangi bir gerekçe açıklamadı, sadece "Konu reddedilmiştir." dedi.  Değerli arkadaşlar, tabii hâlâ merak ediyorum. Hatta bu konuyu takip etmek üzere, ben adliyeye  de gittim. Tabii, konu üzerinde, biliyorsunuz, gizlilik kararı olduğu için yani ben sadece hangi  gerekçeyle izin verilmediğini öğrenmek üzere, o kararın bir nüshasını alabilir miyim diye  sorduğumda, savcılık makamı "Konu üzerinde gizlilik kararı var. Dolayısıyla, biz bunu size  veremeyiz." dediler. Tabii, bu gizlilik kararı da ayrı bir mesele.  Değerli arkadaşlar, burada hukukçu arkadaşlarımız var. Hangi mantıkla, hangi hukuki  değerlendirmeyle bu dosya üzerinde gizlilik kararı olduğu veya konduğu da tartışılır. Yani sakıncası  nedir? Türkiye'de diğer yargılamaları biliyoruz, diğer soruşturmaları da biliyoruz. Bilirkişi bir rapor  hazırlıyor, daha ilgili savcılığa gitmeden yolda, yola dahi gitmeden -ilgili bu rapor- bir bakıyorsunuz  bir gazetede manşet olarak yer alabiliyor. Şimdi, böyle soruşturmalar var Türkiye'de ama bu Deniz  Feneri meselesi her nedense özel bir koruma altında değerli arkadaşlar.  - 3 5 0 -
Sayfa 63 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasanın 2'nci maddesinde verdiğimiz  önerge üzerinde söz aldım Cumhuriyet Halk Partisi adına. Öncelikle saygılarımla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, bu yasayla Türkiye ile Almanya arasında bir üniversite kurulacak. Aslında  bu hafta, Türkiye ile Almanya ilişkileri arasında yoğun bir hafta olarak değerlendirilebilir. Sayın  Almanya Başbakanı da ülkemizi ziyaret etmişti. Almanya'da bir lise açılması konusunda tartışmalar  vardı. Üniversite Türkiye'de, lise Almanya'da açılacak diye düşünüyorum ama liseyle ilgili bir sorun  vardı, inşallah o sorun çözülür. Ama Almanya ile Türkiye arasında başka bir mesele daha var  arkadaşlar yani ben o konuda söz aldım, aslında o konuda söylemek istediğim birkaç şey var. Ne var  Türkiye ile Almanya arasında? Bir Deniz Feneri meselesi var.  Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta, bu konuda yine basında yer alan, Almanya'da bir  soruşturma, hatta ikinci Deniz Feneri soruşturması, davasıyla ilgili olarak iddianamenin hazırlandığı,  tanzim edildiği, yargılama aşamasına geçileceği ama Türkiye'den talep edilen birtakım bilgilerin,  belgelerin gelmediği, bu nedenle de henüz yargılama yapılmadığına yönelik bir haber vardı. Ben de,  daha önce bu konuyu takip ettiğim için, bir soru önergesi vermiştim Sayın Adalet Bakanına, onunla  ilgili, bana, geçtiğimiz hafta bir cevap verdi ve "Alman makamlarının bu talepleri niye yerine  getirilmedi?" diye sormuştum ben. İki ülke arasındaki uluslararası anlaşma gereği adli yardım  taleplerinin karşılanması gerekirken niye bu talepler yerine gelmedi? Ek olarak, Alman makamları,  Türkiye'den, Türkiye'deki asli fail olarak belirttiği kişilerle ilgili olarak, onların burada ifadelerini  almak, onların burada, Alman savcı, Alman polisi ve Türkiye'deki yetkili savcıların huzurunda  ifadelerini almak üzere talepte bulunduklarını ama bu konuda kendilerine "ret" yanıtı verildiğini ve  "ret" yanıtı içerisinde herhangi bir gerekçenin de belirtilmediğini söylemişti. Ben de "Niye 'ret' yanıtı  verdiniz? İki ülke arasındaki anlaşma gereği Almanya'nın -Türkiye'nin de aynı şekilde- böyle bir  hakkı varken, niye Alman makamları gelip burada bu haklarını kullanamıyorlar, gerekçesi nedir?"  diye sordum. Sayın Bakan herhangi bir gerekçe açıklamadı, sadece "Konu reddedilmiştir." dedi.  Değerli arkadaşlar, tabii hâlâ merak ediyorum. Hatta bu konuyu takip etmek üzere, ben adliyeye  de gittim. Tabii, konu üzerinde, biliyorsunuz, gizlilik kararı olduğu için yani ben sadece hangi  gerekçeyle izin verilmediğini öğrenmek üzere, o kararın bir nüshasını alabilir miyim diye  sorduğumda, savcılık makamı "Konu üzerinde gizlilik kararı var. Dolayısıyla, biz bunu size  veremeyiz." dediler. Tabii, bu gizlilik kararı da ayrı bir mesele.  Değerli arkadaşlar, burada hukukçu arkadaşlarımız var. Hangi mantıkla, hangi hukuki  değerlendirmeyle bu dosya üzerinde gizlilik kararı olduğu veya konduğu da tartışılır. Yani sakıncası  nedir? Türkiye'de diğer yargılamaları biliyoruz, diğer soruşturmaları da biliyoruz. Bilirkişi bir rapor  hazırlıyor, daha ilgili savcılığa gitmeden yolda, yola dahi gitmeden -ilgili bu rapor- bir bakıyorsunuz  bir gazetede manşet olarak yer alabiliyor. Şimdi, böyle soruşturmalar var Türkiye'de ama bu Deniz  Feneri meselesi her nedense özel bir koruma altında değerli arkadaşlar.  - 3 5 0 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Bugün Sayın Kılıçdaroğlu'nun Mecliste yaptığı bir basın toplantısı var. O basın toplantısı metni  de benim elimde değerli arkadaşlar. Orada, Sayın Kılıçdaroğlu, bu iki ülke arasında gidip gelen  paralar var... Yani Almanya'da toplanan, yurt dışında toplanan, birçok reklam verilerek -özellikle bir  televizyonda, Kanal 7'de o dönemlerde çok sayıda reklamlarla vatandaşların iyi niyetle yardım ettiği- toplanan yaklaşık 42 milyon euro. Yani bunun 26 milyon euro'sunun Türkiye'ye özel kuryelerle  aktarıldığına yönelik, biliyorsunuz, ilk kararda da hükümler, açıklamalar vardı. Bununla ilgili, kendisi  on sekiz adet teslim tesellüm makbuzunu, değerli arkadaşlar, bugün basın toplantısıyla kamuoyuna  açıklamıştı. Hatta bunlardan iki tanesi de değerli arkadaşlar, ıslak imzalı, yani belgelerin aslı. Yani  Almanya'daki savcılığın ilk soruşturma sonucundaki mahkûmiyet kararında belirttiği "Asli failler  Türkiye'de." dediği 16 kişi içinde yer alan bu şahısların aralarında imzaladıkları teslim tesellüm  belgelerini bugün kamuoyuna açıkladı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bu konu, bu akşam, tahmin ediyorum haberlerde ve kamuoyunda  da dikkatle takip edilecektir diye düşünüyorum ama işin ilginci, asıl belgeleri de kamuoyuna sundu.  Zannediyorum, Türkiye'de bu konu...  Değerli arkadaşlar, Almanya'da dosya, biliyorsunuz, 18 Eylül 2008'de sonuçlandırıldı, mahkeme  kararı... Ondan beş ay sonra dosya 24 Şubatta Türkiye'ye geldi. Üç ay da tercümesi, sekiz ay, dokuz  ay... Yani, 2009'un Mayıs ayından bu yana, gizlilik karan içerisinde cumhuriyet savcıları bu konuyu  da takip ediyorlar, hangi aşamada olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz ama bu belgelerin çok işe  yarayacağını ben düşünüyorum.  Değerli arkadaşlar, bu konu gerçekten çok önemli. Türkiye'de hukuka nasıl bakıyoruz, davalara  nasıl bakıyoruz? İşte, bana dokunuyorsa, bu konu bana zarar verecekse... İktidar açısından  konuşuyorum. Onlar nasıl bakıyorlar? Bir turnusol kâğıdı gibi, gerçekten, herkesin karşısında bir  ayna olarak gözüküyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Başkanım bitiriyorum.  Bu konuyla ilgili aslında söyleyecek birkaç şey daha var ama fırsat olursa... Sayın Bakandan da  aslında hoşgörüsüne sığınarak ben konuyla ilgili konuşmayı tabii ki arzu ediyorum ama iki ülke  arasında bu konu da çok ciddi bir mesele. O yüzden bu konunun da kamuoyunda takip edildiğini  bildiğim için, bir önerge üzerinde tekrar söz almak istiyorum.  Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.  - 3 5 1 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Bugün Sayın Kılıçdaroğlu'nun Mecliste yaptığı bir basın toplantısı var. O basın toplantısı metni  de benim elimde değerli arkadaşlar. Orada, Sayın Kılıçdaroğlu, bu iki ülke arasında gidip gelen  paralar var... Yani Almanya'da toplanan, yurt dışında toplanan, birçok reklam verilerek -özellikle bir  televizyonda, Kanal 7'de o dönemlerde çok sayıda reklamlarla vatandaşların iyi niyetle yardım ettiği- toplanan yaklaşık 42 milyon euro. Yani bunun 26 milyon euro'sunun Türkiye'ye özel kuryelerle  aktarıldığına yönelik, biliyorsunuz, ilk kararda da hükümler, açıklamalar vardı. Bununla ilgili, kendisi  on sekiz adet teslim tesellüm makbuzunu, değerli arkadaşlar, bugün basın toplantısıyla kamuoyuna  açıklamıştı. Hatta bunlardan iki tanesi de değerli arkadaşlar, ıslak imzalı, yani belgelerin aslı. Yani  Almanya'daki savcılığın ilk soruşturma sonucundaki mahkûmiyet kararında belirttiği "Asli failler  Türkiye'de." dediği 16 kişi içinde yer alan bu şahısların aralarında imzaladıkları teslim tesellüm  belgelerini bugün kamuoyuna açıkladı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bu konu, bu akşam, tahmin ediyorum haberlerde ve kamuoyunda  da dikkatle takip edilecektir diye düşünüyorum ama işin ilginci, asıl belgeleri de kamuoyuna sundu.  Zannediyorum, Türkiye'de bu konu...  Değerli arkadaşlar, Almanya'da dosya, biliyorsunuz, 18 Eylül 2008'de sonuçlandırıldı, mahkeme  kararı... Ondan beş ay sonra dosya 24 Şubatta Türkiye'ye geldi. Üç ay da tercümesi, sekiz ay, dokuz  ay... Yani, 2009'un Mayıs ayından bu yana, gizlilik karan içerisinde cumhuriyet savcıları bu konuyu  da takip ediyorlar, hangi aşamada olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz ama bu belgelerin çok işe  yarayacağını ben düşünüyorum.  Değerli arkadaşlar, bu konu gerçekten çok önemli. Türkiye'de hukuka nasıl bakıyoruz, davalara  nasıl bakıyoruz? İşte, bana dokunuyorsa, bu konu bana zarar verecekse... İktidar açısından  konuşuyorum. Onlar nasıl bakıyorlar? Bir turnusol kâğıdı gibi, gerçekten, herkesin karşısında bir  ayna olarak gözüküyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Başkanım bitiriyorum.  Bu konuyla ilgili aslında söyleyecek birkaç şey daha var ama fırsat olursa... Sayın Bakandan da  aslında hoşgörüsüne sığınarak ben konuyla ilgili konuşmayı tabii ki arzu ediyorum ama iki ülke  arasında bu konu da çok ciddi bir mesele. O yüzden bu konunun da kamuoyunda takip edildiğini  bildiğim için, bir önerge üzerinde tekrar söz almak istiyorum.  Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.  - 3 5 1 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 2 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz.  Sayın Anadol, Sayın Aslanoğlu, Sayın Dibek, Sayın Korkmaz, Sayın Keleş, Sayın Özdemir,  Sayın Köse, Sayın Güvel, Sayın Ayhan, Sayın Bingöl, Sayın Bulut, Sayın Güner, Sayın Çöllü, Sayın  Yıldız, Sayın Köktürk, Sayın Kaptan, Sayın Coşkunoğlu, Sayın Ekici, Sayın Seçer, Sayın Baytok.  Evet, üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi olamıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2. maddesi ile eklenen Ek Madde 12'de yeni kurulan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli I sayılı Listenin sonunda eğitim öğretim  planlamacısının kadrosunun l 'den 2'ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Akkuş, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Kanun  Tasansı'nın 2'nci maddesiyle eklenen ek madde 12 üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz almış  bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, şu anda ülkemizde 139 tane üniversite bulunmaktadır, biz 140'ıncı  üniversiteyi kurmak üzere burada birtakım çalışmalar yapıyoruz. Bu üniversitelerimizin bir kısmı  "Her ile bir üniversite kurulmalı." anlayışıyla kuruldu ve faaliyetleri de sürüyor.
Sayfa 65 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 2 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz.  Sayın Anadol, Sayın Aslanoğlu, Sayın Dibek, Sayın Korkmaz, Sayın Keleş, Sayın Özdemir,  Sayın Köse, Sayın Güvel, Sayın Ayhan, Sayın Bingöl, Sayın Bulut, Sayın Güner, Sayın Çöllü, Sayın  Yıldız, Sayın Köktürk, Sayın Kaptan, Sayın Coşkunoğlu, Sayın Ekici, Sayın Seçer, Sayın Baytok.  Evet, üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi olamıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 2. maddesi ile eklenen Ek Madde 12'de yeni kurulan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli I sayılı Listenin sonunda eğitim öğretim  planlamacısının kadrosunun l 'den 2'ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Akkuş, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Kanun  Tasansı'nın 2'nci maddesiyle eklenen ek madde 12 üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz almış  bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, şu anda ülkemizde 139 tane üniversite bulunmaktadır, biz 140'ıncı  üniversiteyi kurmak üzere burada birtakım çalışmalar yapıyoruz. Bu üniversitelerimizin bir kısmı  "Her ile bir üniversite kurulmalı." anlayışıyla kuruldu ve faaliyetleri de sürüyor.  T B M M B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 3 - Üniversitelerin açılması, bir toplumun sosyal ve kültürel seviyesinin yükselmesine doğrudan  doğruya etkili olacak ve toplumun, toplum hayatının anlam kazanmasını sağlayacaktır. Buradan şunu  demek istiyorum: Yani, hiçbir şekilde biz üniversite açılmasına karşı olmamalıyız, üniversiteler  açılmalı ama üniversiteler yerinde açılmalı, gerektiği zaman açılmalı. Böyle her ilde bir üniversite  olsun diye üniversite açılmamalı demek istiyorum. Ancak bu, ekonomik gelişmesini tamamlamış  veya yüksek seviyede hayat standardı yaşayan ülkeler için gereken bir eğitim-öğretim ortamıdır.  Ülkemizde üniversite okumak isteyenler, eğitimini tamamladıktan sonra aldığı diploma ile yeni  bir iş edinmeyi, standardı yüksek bir hayat yaşamayı düşünmektedirler. Birçok ana-baba çocuğunun  eğitiminden elde edeceği imkânlarla kendi yaşantısının da değişeceğini düşlemektedir. Durum böyle  olunca her üniversite mezunu özellikle devletten iş ve kadro istemektedir fakat devlet bu işi ve  kadroyu verememektedir. Bugün yüz binlerce yükseköğretim diplomalı işsiz bulunmakta ve  birçoğunun da maalesef psikolojisi bozulmuş durumdadır. Elbette ki üniversite açılmalı ancak bu  açılacak üniversiteler uygun yerlerde, gelişme trendi gösterecek alanlarda açılmalıdır. Bu yasayla  açılması düşünülen Türk-Alman Üniversitesinin isminde Alman isminin bulunmasının uygun  olmadığını daha önceki konuşmamda belirtmiştim.  Geçtiğimiz günlerde Sayın Merkel'in ülkemizi ziyareti sırasında Almanya'da bir Türk okulunun,  mesela bir Türk lisesinin kuruluşu gündeme gelmiştir. Sayın Merkel "Neden olmasın." diye bir söz  sarf etti ve biz millet olarak, özellikle de yandaş medya olarak bu sözü sanki bir lise, bir üniversite  veya diğer okulları kurulmak üzere birtakım anlaşmalar yapılmış gibi dikkate aldık. Bu da beni  gerçekten üzdü.  Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi "Söz uçar gider." diye bir sözümüz var. Merkel bunu  ayaküstü söyledi ve bu sözü de şimdiye kadar çoktan unutmuştur. Onun için bunu gerçek sanıp orada  da bir üniversite kurulacağını kesinlikle düşünmeyin. Yani Merkel bir söz vermedi, "ileride olabilir"  gibi dil ucuyla bir şey söyledi. Yani bir parmak bal çaldı gibi bir şey düşünebiliriz. Balın tadı da kısa  bir müddet damağımızda durur, ondan sonra da kaybolur.  Bilindiği gibi, Almanya'da 3,5 milyon vatandaşımız yaşamaktadır ve onların birçoğu 1960'tan  beri oradadır. Yani Alman ekonomisine emek vermişler, değer katmışlar. Bugünkü Alman  ekonomisinin önemli bir kısmı bu Türk insanının emeğiyle kurulmuştur.  Almanlar oradaki vatandaşlarımıza bırakın kendi diliyle eğitim yapan bir Türk lisesi açmayı,  onları asimile etmeyi düşünmektedirler. Bugün Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın ilk ve  ortaöğretim çağında 500-600 bin genci bulunmaktadır. Almanya, bunlar için okul açılmasına müsaade  etmez çünkü Alman ekonomisinin dayanağı olan ağır sanayinin işçiye, özellikle de vasıfsız işçiye  ihtiyacı var. Almanya'daki Türk gençleri de bunun için uygun bir iş gücüdür. Almanya bu iş gücünü  kaybetmek ister mi? İstemez.  Değerli milletvekilleri, yüz kırkıncı üniversiteyi kurduğumuz şu günlerde keyfî bir tutumla,  yüzlerce genç bilim adamı, kadrosuzluk bahane edilerek, kariyeri hiçe sayılarak öğretim üyesi  yapılmamaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.
Sayfa 66 -
T B M M B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 3 - Üniversitelerin açılması, bir toplumun sosyal ve kültürel seviyesinin yükselmesine doğrudan  doğruya etkili olacak ve toplumun, toplum hayatının anlam kazanmasını sağlayacaktır. Buradan şunu  demek istiyorum: Yani, hiçbir şekilde biz üniversite açılmasına karşı olmamalıyız, üniversiteler  açılmalı ama üniversiteler yerinde açılmalı, gerektiği zaman açılmalı. Böyle her ilde bir üniversite  olsun diye üniversite açılmamalı demek istiyorum. Ancak bu, ekonomik gelişmesini tamamlamış  veya yüksek seviyede hayat standardı yaşayan ülkeler için gereken bir eğitim-öğretim ortamıdır.  Ülkemizde üniversite okumak isteyenler, eğitimini tamamladıktan sonra aldığı diploma ile yeni  bir iş edinmeyi, standardı yüksek bir hayat yaşamayı düşünmektedirler. Birçok ana-baba çocuğunun  eğitiminden elde edeceği imkânlarla kendi yaşantısının da değişeceğini düşlemektedir. Durum böyle  olunca her üniversite mezunu özellikle devletten iş ve kadro istemektedir fakat devlet bu işi ve  kadroyu verememektedir. Bugün yüz binlerce yükseköğretim diplomalı işsiz bulunmakta ve  birçoğunun da maalesef psikolojisi bozulmuş durumdadır. Elbette ki üniversite açılmalı ancak bu  açılacak üniversiteler uygun yerlerde, gelişme trendi gösterecek alanlarda açılmalıdır. Bu yasayla  açılması düşünülen Türk-Alman Üniversitesinin isminde Alman isminin bulunmasının uygun  olmadığını daha önceki konuşmamda belirtmiştim.  Geçtiğimiz günlerde Sayın Merkel'in ülkemizi ziyareti sırasında Almanya'da bir Türk okulunun,  mesela bir Türk lisesinin kuruluşu gündeme gelmiştir. Sayın Merkel "Neden olmasın." diye bir söz  sarf etti ve biz millet olarak, özellikle de yandaş medya olarak bu sözü sanki bir lise, bir üniversite  veya diğer okulları kurulmak üzere birtakım anlaşmalar yapılmış gibi dikkate aldık. Bu da beni  gerçekten üzdü.  Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi "Söz uçar gider." diye bir sözümüz var. Merkel bunu  ayaküstü söyledi ve bu sözü de şimdiye kadar çoktan unutmuştur. Onun için bunu gerçek sanıp orada  da bir üniversite kurulacağını kesinlikle düşünmeyin. Yani Merkel bir söz vermedi, "ileride olabilir"  gibi dil ucuyla bir şey söyledi. Yani bir parmak bal çaldı gibi bir şey düşünebiliriz. Balın tadı da kısa  bir müddet damağımızda durur, ondan sonra da kaybolur.  Bilindiği gibi, Almanya'da 3,5 milyon vatandaşımız yaşamaktadır ve onların birçoğu 1960'tan  beri oradadır. Yani Alman ekonomisine emek vermişler, değer katmışlar. Bugünkü Alman  ekonomisinin önemli bir kısmı bu Türk insanının emeğiyle kurulmuştur.  Almanlar oradaki vatandaşlarımıza bırakın kendi diliyle eğitim yapan bir Türk lisesi açmayı,  onları asimile etmeyi düşünmektedirler. Bugün Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın ilk ve  ortaöğretim çağında 500-600 bin genci bulunmaktadır. Almanya, bunlar için okul açılmasına müsaade  etmez çünkü Alman ekonomisinin dayanağı olan ağır sanayinin işçiye, özellikle de vasıfsız işçiye  ihtiyacı var. Almanya'daki Türk gençleri de bunun için uygun bir iş gücüdür. Almanya bu iş gücünü  kaybetmek ister mi? İstemez.  Değerli milletvekilleri, yüz kırkıncı üniversiteyi kurduğumuz şu günlerde keyfî bir tutumla,  yüzlerce genç bilim adamı, kadrosuzluk bahane edilerek, kariyeri hiçe sayılarak öğretim üyesi  yapılmamaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Yani doktorasını bitirmiş genç bilim adamı adayları, maalesef, kadrosuzluk nedeniyle bunlar bu  kadroları alamamaktadır.  Şimdi, tabii, sokakta ayakkabı boyayarak yokluk ve yoksulluk içindeki ailesinin bütçesine katkı  sağlayan çocuklar gündeme bir vesileyle taşınırken yardımcı doçent kadrosu verilmeyen bilim  adamları da dikkate alınmalıdır.  Değerli milletvekilleri, herhangi bir kurumda ve hatta kuruluşta eğitim-öğretim planlaması son  derece önemlidir. Bir üniversitede ise bu daha da önemlidir. Bu yüzden üniversite kadroları ihdas  edilirken eğitim-öğretim planlaması kadrosu en az iki olmalıdır diyor, yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akkuş.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  2'nci maddeyi ekindeki listeyle beraber oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  3'üncü maddeyi okutuyorum:  MADDE 3- 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde  Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.  "EK MADDE 11 - Yeni kurulan Türk-Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (II) sayılı  listede yer alan kadrolar ihdas edilerek bu Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı cetvel-lere, ilgili  üniversite bölümü olarak eklenmiştir."  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Şenol Bal. (MHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Bal.  MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 486 sıra  sayılı YÖK Teşkilatı Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın 3'üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına  söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, devamlı değiştirilen politikalar, okul eğitiminin yetersizliği, dershanelerin  ahtapot gibi ilköğretimden üniversite bitimine kadar uzanmış kolları, özel hocalar, özel dersler...  Yani eğitim yapabilme Türkiye'de para ile orantılı, fırsat eşitliği tamamen ortadan kalkmış durumda.  Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinden bahsedebilir miyiz sayın milletvekilleri? Türkiye'deki eğitim  sisteminden kim memnun? Öğrenciler mi, öğretmenler mi, öğretim elemanları mı, veliler mi? Yaşam  kalitesine paralel eğitim kalitesi, eğitim kalitesine paralel de yaşam kalitesi giderek düşüyor. Bu bir  döngü. Üniversitelerimizde yeterli öğretim elemanı yok. Hak ettikleri şartlarda eğitim yapamamaktan  öğrenciler şikâyetçi veya artık kaderlerine razı olup sorgulamaktan da vazgeçtiler. Öğrenciler bıkkın,  öğrenciler mutsuz ve gelecekten umutsuz.  Türkiye'nin eğitimdeki başarısızlıklarının ve hatta bazı bakımlardan eskiye kıyasla ileriye gitmek  yerine gerilemesinin ve yozlaşmasının önemli sebeplerinden biri, "üniversite" ve "üniversiteli"  kavramlarının dejenere edilmesidir. Millî Eğitime bağlı devlet ve özel okullardan gelen öğrenciler  yeterince bilgiyle ve kültürel birikimle donatılmadığı için çağın gereklerini ve değişimlerini  kavramakta yetersiz, bütün öğrenimleri boyunca ezbere ve test sınavlarına hazırlandıkları için  herhangi bir konuyu kâğıda dökerek ifade etmekte bile zorluk çekiyorlar. Sınav yorgunu ve  motivasyonları tükenmiş bu gençlerimiz üniversiteye başlıyor.  - 3 5 4 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Yani doktorasını bitirmiş genç bilim adamı adayları, maalesef, kadrosuzluk nedeniyle bunlar bu  kadroları alamamaktadır.  Şimdi, tabii, sokakta ayakkabı boyayarak yokluk ve yoksulluk içindeki ailesinin bütçesine katkı  sağlayan çocuklar gündeme bir vesileyle taşınırken yardımcı doçent kadrosu verilmeyen bilim  adamları da dikkate alınmalıdır.  Değerli milletvekilleri, herhangi bir kurumda ve hatta kuruluşta eğitim-öğretim planlaması son  derece önemlidir. Bir üniversitede ise bu daha da önemlidir. Bu yüzden üniversite kadroları ihdas  edilirken eğitim-öğretim planlaması kadrosu en az iki olmalıdır diyor, yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akkuş.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  2'nci maddeyi ekindeki listeyle beraber oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  3'üncü maddeyi okutuyorum:  MADDE 3- 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde  Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.  "EK MADDE 11 - Yeni kurulan Türk-Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (II) sayılı  listede yer alan kadrolar ihdas edilerek bu Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı cetvel-lere, ilgili  üniversite bölümü olarak eklenmiştir."  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Şenol Bal. (MHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Bal.  MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 486 sıra  sayılı YÖK Teşkilatı Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın 3'üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına  söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, devamlı değiştirilen politikalar, okul eğitiminin yetersizliği, dershanelerin  ahtapot gibi ilköğretimden üniversite bitimine kadar uzanmış kolları, özel hocalar, özel dersler...  Yani eğitim yapabilme Türkiye'de para ile orantılı, fırsat eşitliği tamamen ortadan kalkmış durumda.  Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinden bahsedebilir miyiz sayın milletvekilleri? Türkiye'deki eğitim  sisteminden kim memnun? Öğrenciler mi, öğretmenler mi, öğretim elemanları mı, veliler mi? Yaşam  kalitesine paralel eğitim kalitesi, eğitim kalitesine paralel de yaşam kalitesi giderek düşüyor. Bu bir  döngü. Üniversitelerimizde yeterli öğretim elemanı yok. Hak ettikleri şartlarda eğitim yapamamaktan  öğrenciler şikâyetçi veya artık kaderlerine razı olup sorgulamaktan da vazgeçtiler. Öğrenciler bıkkın,  öğrenciler mutsuz ve gelecekten umutsuz.  Türkiye'nin eğitimdeki başarısızlıklarının ve hatta bazı bakımlardan eskiye kıyasla ileriye gitmek  yerine gerilemesinin ve yozlaşmasının önemli sebeplerinden biri, "üniversite" ve "üniversiteli"  kavramlarının dejenere edilmesidir. Millî Eğitime bağlı devlet ve özel okullardan gelen öğrenciler  yeterince bilgiyle ve kültürel birikimle donatılmadığı için çağın gereklerini ve değişimlerini  kavramakta yetersiz, bütün öğrenimleri boyunca ezbere ve test sınavlarına hazırlandıkları için  herhangi bir konuyu kâğıda dökerek ifade etmekte bile zorluk çekiyorlar. Sınav yorgunu ve  motivasyonları tükenmiş bu gençlerimiz üniversiteye başlıyor.  - 3 5 4 - TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 5 - Sayın milletvekilleri, özellikle Sayın Bakan; Türk milletine mensubiyet gurur ve şuuruna sahip,  manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği  gelişmiş, yeni gelişmelere açık, sorgulayan, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek,  bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, kültürlü ve inançlı nesillerin yetiştirilmesi  millî eğitim politikamızın temel amacı olmalıdır.  Her toplumsal mesele aynı zamanda siyasi bir meseledir. Eğitim meselemiz de siyasi bir  meseledir. Bir şeyler doğru gitmiyorsa, siyaset kurumu doğru program ve politikalar uygulamıyor  demektir. Cumhuriyetin o ilk yıllarında, o yokluk yıllarında mutlu bir toplum yaratma amacıyla millî  eğitime ne kadar büyük önem verildiğini hatırlatmak istiyorum. Türk eğitim tarihine bakıldığında,  cumhuriyetin eğitim projesinin bu dönemde nasıl şahlanış gösterdiğini ama 1950'lerden sonra nasıl  çok kısa sürede önünün kesildiğini bilmemiz gerekir. 1949'da Türkiye ve ABD hükümetleri arasında  eğitim komisyonu kurulması hakkında ikili anlaşma imzalanmış, o günden bu günlere, Millî Eğitim  Bakanlığında Türk ve Amerikalı görevliler, Türk millî eğitimine yön verecek çalışmalar yaparak  bugüne gelinmiştir. Ne oldu da kim bu ülkenin vatandaşlarının üst düzeyde eğitilmesine sessiz sedasız  ambargo koydu? Bugün hızla artan ve bir sektör hâline gelen dershanecilik, özel okullar, özel kurslar  nereden çıktı? Bu durumu geçmişin eğitim modelleriyle karşılaştırıp sorgulamak gerekmiyor mu?  OECD üye ülkelerinin ortaöğrenim başarısını ele alan araştırmasına göre Türkiye'nin 30 üye arasında  29'uncu sırada bulunmasının sebepleri üzerinde durmamız gerekmiyor mu?  Evet, sayın milletvekilleri, üniversitelerimizle ilgili en ciddi problemlerin başında dil geliyor.  Hem resmî dilimiz Türkçeyle hem de sayıları her geçen gün artan eğitim-öğretim dili olarak bir  yabancı dil kullanma yolu açılan üniversitelerimizi ele alalım. Hiç şüphesiz her millet eğitim ve  öğretimini kendi diliyle yapmalıdır. Millet olmanın şartlarından biri budur. Fakat Türk dilinin maruz  kaldığı tahribat göz önüne alındığında, özellikle de öğretmenleri yetiştiren kurumların Türkçe eğitimi  ve öğretimindeki eksikleri eklendiğinde durum vahim. Eğitimin her kademesinde eğitim dili Türkçe  olmalıdır. Türkçeden başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri  olarak okutulamaz ve öğretilemez. Bu, Anayasa'mıza da aykırıdır. Türkçenin doğru ve güzel  kullanımını teminen iyi bir şekilde öğretimine önem verilmeli, ayrıca öğrencilere en az bir yabancı  dilin öğretilmesinin altyapısı oluşturulmalıdır.  Sayın milletvekilleri, Asya, Afrika ve Orta Doğu'da bulunan birçok ülke bir zaman Avrupa  ülkeleri tarafından kolonileştirildiklerinden bu ülkelerin dilini eğitim ve öğretim dili olarak kullanıyor.  Dünyada eski koloni ülkelerinden başka yabancı dille eğitim-öğretim veren neredeyse tek ülke  Türkiye. Gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler için yabancı dil hâkimiyetinin en az olduğu  ülkelerden birisi de Türkiye. Yabancı dil öğretme konusunda zayıflığın da en önemli nedeni eğitim  politikalarımız. Biraz önce ifade ettim, eğitim-öğretimin kendi ana dili dışında yapıldığı ülkeleri  ifade ettim: Eski koloni ülkeleri. Kıta Avrupası başta olmak üzere birçok toplum bu konuda son  derece muhafazakâr, hiçbirinde tümüyle yabancı dille eğitim yapan eğitim-öğretim kurumu yok. Bu  ülkelerin üniversitelerinde en fazla bazı dersler yaygın dil hâline gelen İngilizce olarak açılıyor.  Türkiye'de devlet üniversitesi olarak ODTÜ ve Boğaziçi İngilizce, uluslararası bir anlaşmayla  kurulan Galatasaray Üniversitesi ise Fransızca eğitim ve öğretim yapıyor. Bugün ama çok sayıda  özel üniversite de eğitim ve öğretim dilini İngilizce olarak belirlemiş.  Bugün burada konuştuğumuz Türk-Alman Üniversitesi de Galatasaray Üniversitesi gibi  hükümetler arasında protokollerle oluşturuluyor ve Almanca eğitim-öğretim yapacak. Sırada  İtalyanlar var, İngilizler var, dahası gelecek.
Sayfa 68 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 5 - Sayın milletvekilleri, özellikle Sayın Bakan; Türk milletine mensubiyet gurur ve şuuruna sahip,  manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği  gelişmiş, yeni gelişmelere açık, sorgulayan, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek,  bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, kültürlü ve inançlı nesillerin yetiştirilmesi  millî eğitim politikamızın temel amacı olmalıdır.  Her toplumsal mesele aynı zamanda siyasi bir meseledir. Eğitim meselemiz de siyasi bir  meseledir. Bir şeyler doğru gitmiyorsa, siyaset kurumu doğru program ve politikalar uygulamıyor  demektir. Cumhuriyetin o ilk yıllarında, o yokluk yıllarında mutlu bir toplum yaratma amacıyla millî  eğitime ne kadar büyük önem verildiğini hatırlatmak istiyorum. Türk eğitim tarihine bakıldığında,  cumhuriyetin eğitim projesinin bu dönemde nasıl şahlanış gösterdiğini ama 1950'lerden sonra nasıl  çok kısa sürede önünün kesildiğini bilmemiz gerekir. 1949'da Türkiye ve ABD hükümetleri arasında  eğitim komisyonu kurulması hakkında ikili anlaşma imzalanmış, o günden bu günlere, Millî Eğitim  Bakanlığında Türk ve Amerikalı görevliler, Türk millî eğitimine yön verecek çalışmalar yaparak  bugüne gelinmiştir. Ne oldu da kim bu ülkenin vatandaşlarının üst düzeyde eğitilmesine sessiz sedasız  ambargo koydu? Bugün hızla artan ve bir sektör hâline gelen dershanecilik, özel okullar, özel kurslar  nereden çıktı? Bu durumu geçmişin eğitim modelleriyle karşılaştırıp sorgulamak gerekmiyor mu?  OECD üye ülkelerinin ortaöğrenim başarısını ele alan araştırmasına göre Türkiye'nin 30 üye arasında  29'uncu sırada bulunmasının sebepleri üzerinde durmamız gerekmiyor mu?  Evet, sayın milletvekilleri, üniversitelerimizle ilgili en ciddi problemlerin başında dil geliyor.  Hem resmî dilimiz Türkçeyle hem de sayıları her geçen gün artan eğitim-öğretim dili olarak bir  yabancı dil kullanma yolu açılan üniversitelerimizi ele alalım. Hiç şüphesiz her millet eğitim ve  öğretimini kendi diliyle yapmalıdır. Millet olmanın şartlarından biri budur. Fakat Türk dilinin maruz  kaldığı tahribat göz önüne alındığında, özellikle de öğretmenleri yetiştiren kurumların Türkçe eğitimi  ve öğretimindeki eksikleri eklendiğinde durum vahim. Eğitimin her kademesinde eğitim dili Türkçe  olmalıdır. Türkçeden başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri  olarak okutulamaz ve öğretilemez. Bu, Anayasa'mıza da aykırıdır. Türkçenin doğru ve güzel  kullanımını teminen iyi bir şekilde öğretimine önem verilmeli, ayrıca öğrencilere en az bir yabancı  dilin öğretilmesinin altyapısı oluşturulmalıdır.  Sayın milletvekilleri, Asya, Afrika ve Orta Doğu'da bulunan birçok ülke bir zaman Avrupa  ülkeleri tarafından kolonileştirildiklerinden bu ülkelerin dilini eğitim ve öğretim dili olarak kullanıyor.  Dünyada eski koloni ülkelerinden başka yabancı dille eğitim-öğretim veren neredeyse tek ülke  Türkiye. Gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler için yabancı dil hâkimiyetinin en az olduğu  ülkelerden birisi de Türkiye. Yabancı dil öğretme konusunda zayıflığın da en önemli nedeni eğitim  politikalarımız. Biraz önce ifade ettim, eğitim-öğretimin kendi ana dili dışında yapıldığı ülkeleri  ifade ettim: Eski koloni ülkeleri. Kıta Avrupası başta olmak üzere birçok toplum bu konuda son  derece muhafazakâr, hiçbirinde tümüyle yabancı dille eğitim yapan eğitim-öğretim kurumu yok. Bu  ülkelerin üniversitelerinde en fazla bazı dersler yaygın dil hâline gelen İngilizce olarak açılıyor.  Türkiye'de devlet üniversitesi olarak ODTÜ ve Boğaziçi İngilizce, uluslararası bir anlaşmayla  kurulan Galatasaray Üniversitesi ise Fransızca eğitim ve öğretim yapıyor. Bugün ama çok sayıda  özel üniversite de eğitim ve öğretim dilini İngilizce olarak belirlemiş.  Bugün burada konuştuğumuz Türk-Alman Üniversitesi de Galatasaray Üniversitesi gibi  hükümetler arasında protokollerle oluşturuluyor ve Almanca eğitim-öğretim yapacak. Sırada  İtalyanlar var, İngilizler var, dahası gelecek.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 6 - Ayrıca, Vakıflar Kanunu'nda yapılan değişikliklerle vakıf üniversiteleri kuruluyor biliyorsunuz  ve rekabet ortamından kaynaklanan eğitim ve öğretim dili İngilizce olarak belirleniyor. Şimdi yabancı  vakıf okulları da sırada sayın milletvekilleri. Anayasa'mıza göre, kâr amacı güden şirketler ve  yabancılar Türkiye'de üniversite kuramıyor, ortak olamıyor ama bu madde devletler arası protokoller  ile ve Vakıflar Yasası ile delindi. Bunların dışında bile yabancı şirketler tarafından örtülü olarak  kurulan üniversitelerimiz yok mu değerli milletvekilleri? Sayın milletvekilleri, Osmanlının son  dönemlerini hatırlatıyor bu gelişmeler. Misyoner okullarını kendi kararımızla mı kuruyoruz,  oluşturuyoruz? 3,5 milyon Türk vatandaşının yaşadığı Almanya'da öncelikle, bir Türk-Alman  üniversitesi olmalı değil mi? Almanya Parlamentosu niye böyle bir karar almıyor sayın  milletvekilleri? Sayın Bakan, yoksa biz ricada mı bulunduk bu protokolü imzalarken Alman  Hükümetine?  1950'li yıllardan bu yana Almanya-Türkiye arasında üniversiteler arası değişim programları  zaten var. Alman Akademik Değişim Servisi, iki ülke arasında imzalanan kültür anlaşması sayesinde  bu iş birliği zaten güçlenerek devam etmiş. Bu kuruluşun Ankara ve İstanbul'da 10 danışmanı ve iki  bilgi merkezi var. Ayrıca Türk üniversiteleriyle de ortaklıkları var, Marmara, ODTÜ, Hacettepe gibi.  Marmara Üniversitesinin Almanca işletme enformatiği bölümleri ve ODTÜ'yle sosyal bilim alanında  Türk-Alman master programı devam ediyor. Türk-Alman Üniversitesinin mali yükümlülüklerinin  büyük ölçüde Türkiye Cumhuriyeti devletine yüklenmesi göz önüne alındığında niye Türk-Alman  Üniversitesi, anlamak mümkün değil.  Değerli milletvekilleri, yabancı dil, özellikle İngilizce günümüzde geçerli. Pazarın talebine  uygun eleman yetiştirme kaygısı var, üniversiteler arası giriş sınavında tercih edilme rekabeti var,  uluslararası olma, yabancı öğrenci ve öğretim elemanı sağlayabilme isteği, İngilizce bilgi kaynağının  çok olması, daha kolay iş bulabilme... Evet, yabancı dil bu imkânları sağlayabilir ama -bu etkenlerin  önemsiz olduğunu söylemiyorum- tartıştığımız, yabancı dil öğretimi mi, yabancı dille eğitim ve  öğretim mi?  YÖK üniversitelerin öğretim dilini seçmekte özgür olmasını sağlayan bir karan yürürlüğe soktu.  Üniversiteler öğretim dillerini belirleyecek, YÖK'e sunacak, YÖK onaylarsa üniversitenin veya  programın öğretim dili belirlenecek. İstanbul Teknik Üniversitesi derslerin yüzde 30'unu İngilizce  veriyordu, şimdi yüzde 100'ünü vermeye hazırlanıyor.  Sayın milletvekilleri, eğitim-öğretim dili Türkçe olmalıdır. Ülke bütünlüğü ve toplumsal bilinç  için bu çok önemlidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ŞENOL BAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Millî kültür dille yakın ilişki içindedir. Dil zayıflarsa kültür zayıflar, yok olur. Kendi dilini iyi  kullanmayan yabancı dili de iyi kullanamaz. Yabancı dillerin egemenliğini artırmak Türkçeyi bilim  dili olmaktan çıkarıyor, yoksullaştınyor. Dili zenginleştirmek ve bilim dili olmasını sağlamak  üniversitelerin görevleri arasındadır. Bilim dili üniversitelerde oluşur. Bize düşen Türkçenin  korunmasına ve zenginleştirilmesine özen göstermektir. Türkiye, Türkçe konuşan ülkelere yönelik  dil konusunda öncülük görevi üstlenmelidir. Burada en önemli görev yine üniversitelere düşer.
Sayfa 69 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 5 6 - Ayrıca, Vakıflar Kanunu'nda yapılan değişikliklerle vakıf üniversiteleri kuruluyor biliyorsunuz  ve rekabet ortamından kaynaklanan eğitim ve öğretim dili İngilizce olarak belirleniyor. Şimdi yabancı  vakıf okulları da sırada sayın milletvekilleri. Anayasa'mıza göre, kâr amacı güden şirketler ve  yabancılar Türkiye'de üniversite kuramıyor, ortak olamıyor ama bu madde devletler arası protokoller  ile ve Vakıflar Yasası ile delindi. Bunların dışında bile yabancı şirketler tarafından örtülü olarak  kurulan üniversitelerimiz yok mu değerli milletvekilleri? Sayın milletvekilleri, Osmanlının son  dönemlerini hatırlatıyor bu gelişmeler. Misyoner okullarını kendi kararımızla mı kuruyoruz,  oluşturuyoruz? 3,5 milyon Türk vatandaşının yaşadığı Almanya'da öncelikle, bir Türk-Alman  üniversitesi olmalı değil mi? Almanya Parlamentosu niye böyle bir karar almıyor sayın  milletvekilleri? Sayın Bakan, yoksa biz ricada mı bulunduk bu protokolü imzalarken Alman  Hükümetine?  1950'li yıllardan bu yana Almanya-Türkiye arasında üniversiteler arası değişim programları  zaten var. Alman Akademik Değişim Servisi, iki ülke arasında imzalanan kültür anlaşması sayesinde  bu iş birliği zaten güçlenerek devam etmiş. Bu kuruluşun Ankara ve İstanbul'da 10 danışmanı ve iki  bilgi merkezi var. Ayrıca Türk üniversiteleriyle de ortaklıkları var, Marmara, ODTÜ, Hacettepe gibi.  Marmara Üniversitesinin Almanca işletme enformatiği bölümleri ve ODTÜ'yle sosyal bilim alanında  Türk-Alman master programı devam ediyor. Türk-Alman Üniversitesinin mali yükümlülüklerinin  büyük ölçüde Türkiye Cumhuriyeti devletine yüklenmesi göz önüne alındığında niye Türk-Alman  Üniversitesi, anlamak mümkün değil.  Değerli milletvekilleri, yabancı dil, özellikle İngilizce günümüzde geçerli. Pazarın talebine  uygun eleman yetiştirme kaygısı var, üniversiteler arası giriş sınavında tercih edilme rekabeti var,  uluslararası olma, yabancı öğrenci ve öğretim elemanı sağlayabilme isteği, İngilizce bilgi kaynağının  çok olması, daha kolay iş bulabilme... Evet, yabancı dil bu imkânları sağlayabilir ama -bu etkenlerin  önemsiz olduğunu söylemiyorum- tartıştığımız, yabancı dil öğretimi mi, yabancı dille eğitim ve  öğretim mi?  YÖK üniversitelerin öğretim dilini seçmekte özgür olmasını sağlayan bir karan yürürlüğe soktu.  Üniversiteler öğretim dillerini belirleyecek, YÖK'e sunacak, YÖK onaylarsa üniversitenin veya  programın öğretim dili belirlenecek. İstanbul Teknik Üniversitesi derslerin yüzde 30'unu İngilizce  veriyordu, şimdi yüzde 100'ünü vermeye hazırlanıyor.  Sayın milletvekilleri, eğitim-öğretim dili Türkçe olmalıdır. Ülke bütünlüğü ve toplumsal bilinç  için bu çok önemlidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ŞENOL BAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Millî kültür dille yakın ilişki içindedir. Dil zayıflarsa kültür zayıflar, yok olur. Kendi dilini iyi  kullanmayan yabancı dili de iyi kullanamaz. Yabancı dillerin egemenliğini artırmak Türkçeyi bilim  dili olmaktan çıkarıyor, yoksullaştınyor. Dili zenginleştirmek ve bilim dili olmasını sağlamak  üniversitelerin görevleri arasındadır. Bilim dili üniversitelerde oluşur. Bize düşen Türkçenin  korunmasına ve zenginleştirilmesine özen göstermektir. Türkiye, Türkçe konuşan ülkelere yönelik  dil konusunda öncülük görevi üstlenmelidir. Burada en önemli görev yine üniversitelere düşer.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın milletvekilleri, üniversitede hazırlık sınıfı olmalıdır, ilköğretimden başlamalıdır İngilizce  eğitimi ama eski kolonilerde görülen yabancı dille eğitim ve öğretim yapma garabetinin ortadan  kaldırılması gerekir. Bu yüzden bu tasarıyı çekin, bu uygulamanın yolunu açmayın diyor, hepinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz. (CHP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Korkmaz.  CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türk-Alman üniversite iş birliği, tarihin akışı içinde Türkiye'de önemli bir  geçmişe sahiptir. 1933, İstanbul Üniversitesinde yapılan reformdan sonra Alman bilim adamlarının  İstanbul Üniversitesinin gelişmesine önemli katkıları olmuştur.  Mensubu olduğum İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, 1936 yılında Ömer Celal Sarç ile  birlikte Alman hocalar Neumark, Kessler, Alfred Isaac, Rüstow tarafından kurulmuştur. Benim hocam  Profesör Memduh Yaşa da Neumark'ın asistanıdır. Bu Alman hocaların önünde bugün saygıyla  eğiliyor ve Tanrı'dan rahmet diliyorum.  Değerli arkadaşlar, tasarının 3'üncü maddesi Türk-Alman Üniversitesi için kadro ihdas  etmektedir. Ancak üniversitelere kadro tahsis etmek kolaydır, arsa ve bina tahsis etmek, vermek  kolaydır; zor olan bu kadrolara insan vermektir, eleman sağlamaktır, akademisyen sağlamaktır.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin kanayan yarasıdır; artık mezunlar akademisyen olmak istemiyor.  Neden istemiyor? Bakın, yeni mezun olmuş ve Sayıştaya denetçi yardımcısı olan bir elemanın, bir  denetçi yardımcısının aldığı maaş 2.800 liradır. Bir araştırma görevlisinin aldığı maaş 1.730 liradır  ve yeni bir profesörün aldığı maaş da 3 bin liradır. Şimdi, yeni bir profesör mezun ettiği bir Sayıştay  denetçisi kadar maaş alırsa siz o ülkede yükseköğrenime nasıl akademisyen bulacaksınız, nasıl  akademik kadrolara sahip olacaksınız? Yine bir Sayıştay uzman denetçisinin aldığı maaş 6 bin liradır  ama otuz yıllık bir profesörün aldığı maaş 3.660 liradır.  Değerli arkadaşlar, biz demiyoruz ki Sayıştayın maaşları yüksektir ama yanlış olan üniversite  akademisyenlerinin, üniversite hocalarının maaşlarıdır. Şimdi bu maaşlar karşısında, siz devamlı  üniversite açıyorsunuz, aynı havuzdan eleman kullanıyorsunuz, peki nasıl sağlayacaksınız? Üniversite  öğretim üyesi olmazsa üniversitede eğitim ve araştırma yapamazsınız.  Değerli arkadaşlar, üniversite öğretim üyeleri, YÖK'ten önce yurt dışına giderdi, akademik  çalışma yapardı, bilimsel çalışma yapardı. YÖK'ten sonra bu giderek azaldı ve bugün hiçler  seviyesindedir. Bugün, bütün bakanlıklarda denetim elemanları, uzmanlar yurt dışına gidiyor ama  üniversite öğretim üyelerinin, araştırma görevlilerinin, öğretim kadrolarının yurt dışına gitmesi için  Türkiye'de ödenek yoktur, kaynak yoktur. Bu şartlarda siz nasıl öğretim üyesi yetiştireceksiniz?  Bilim adamları için araştırma imkânı yoktur; kitapları basılmıyor, araştırmaları teşvik edilmiyor.  Bakın, OECD ortalaması olarak araştırma geliştirme harcamalarının millî gelirdeki payı binde  22,6'dır. Türkiye'de bunun üçte 1 'i yani binde 7,3'tür. Arkadaşlar, araştırma geliştirme harcamalarının  artırılması gerekiyor. Türkiye, eğer bilimsel bir tabana oturtulmak isteniyorsa araştırma geliştirme  masraflarının aynı oranda artırılması gerekiyor.  - 3 5 7 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın milletvekilleri, üniversitede hazırlık sınıfı olmalıdır, ilköğretimden başlamalıdır İngilizce  eğitimi ama eski kolonilerde görülen yabancı dille eğitim ve öğretim yapma garabetinin ortadan  kaldırılması gerekir. Bu yüzden bu tasarıyı çekin, bu uygulamanın yolunu açmayın diyor, hepinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz. (CHP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Korkmaz.  CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türk-Alman üniversite iş birliği, tarihin akışı içinde Türkiye'de önemli bir  geçmişe sahiptir. 1933, İstanbul Üniversitesinde yapılan reformdan sonra Alman bilim adamlarının  İstanbul Üniversitesinin gelişmesine önemli katkıları olmuştur.  Mensubu olduğum İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, 1936 yılında Ömer Celal Sarç ile  birlikte Alman hocalar Neumark, Kessler, Alfred Isaac, Rüstow tarafından kurulmuştur. Benim hocam  Profesör Memduh Yaşa da Neumark'ın asistanıdır. Bu Alman hocaların önünde bugün saygıyla  eğiliyor ve Tanrı'dan rahmet diliyorum.  Değerli arkadaşlar, tasarının 3'üncü maddesi Türk-Alman Üniversitesi için kadro ihdas  etmektedir. Ancak üniversitelere kadro tahsis etmek kolaydır, arsa ve bina tahsis etmek, vermek  kolaydır; zor olan bu kadrolara insan vermektir, eleman sağlamaktır, akademisyen sağlamaktır.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin kanayan yarasıdır; artık mezunlar akademisyen olmak istemiyor.  Neden istemiyor? Bakın, yeni mezun olmuş ve Sayıştaya denetçi yardımcısı olan bir elemanın, bir  denetçi yardımcısının aldığı maaş 2.800 liradır. Bir araştırma görevlisinin aldığı maaş 1.730 liradır  ve yeni bir profesörün aldığı maaş da 3 bin liradır. Şimdi, yeni bir profesör mezun ettiği bir Sayıştay  denetçisi kadar maaş alırsa siz o ülkede yükseköğrenime nasıl akademisyen bulacaksınız, nasıl  akademik kadrolara sahip olacaksınız? Yine bir Sayıştay uzman denetçisinin aldığı maaş 6 bin liradır  ama otuz yıllık bir profesörün aldığı maaş 3.660 liradır.  Değerli arkadaşlar, biz demiyoruz ki Sayıştayın maaşları yüksektir ama yanlış olan üniversite  akademisyenlerinin, üniversite hocalarının maaşlarıdır. Şimdi bu maaşlar karşısında, siz devamlı  üniversite açıyorsunuz, aynı havuzdan eleman kullanıyorsunuz, peki nasıl sağlayacaksınız? Üniversite  öğretim üyesi olmazsa üniversitede eğitim ve araştırma yapamazsınız.  Değerli arkadaşlar, üniversite öğretim üyeleri, YÖK'ten önce yurt dışına giderdi, akademik  çalışma yapardı, bilimsel çalışma yapardı. YÖK'ten sonra bu giderek azaldı ve bugün hiçler  seviyesindedir. Bugün, bütün bakanlıklarda denetim elemanları, uzmanlar yurt dışına gidiyor ama  üniversite öğretim üyelerinin, araştırma görevlilerinin, öğretim kadrolarının yurt dışına gitmesi için  Türkiye'de ödenek yoktur, kaynak yoktur. Bu şartlarda siz nasıl öğretim üyesi yetiştireceksiniz?  Bilim adamları için araştırma imkânı yoktur; kitapları basılmıyor, araştırmaları teşvik edilmiyor.  Bakın, OECD ortalaması olarak araştırma geliştirme harcamalarının millî gelirdeki payı binde  22,6'dır. Türkiye'de bunun üçte 1 'i yani binde 7,3'tür. Arkadaşlar, araştırma geliştirme harcamalarının  artırılması gerekiyor. Türkiye, eğer bilimsel bir tabana oturtulmak isteniyorsa araştırma geliştirme  masraflarının aynı oranda artırılması gerekiyor.  - 3 5 7 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi bu durumda YÖK ne yapıyor arkadaşlar? Elbette ki biz, üniversite kökenli insanlar olarak  YÖK'ün çok eziyetini çektik, çok eziyetine katlandık ama bu millet de YÖK'ün eziyetine katlanıyor.  Bakın, birkaç yıl öncesine kadar YÖK'ü 1982 Anayasa'sının antidemokratik kurumu olarak  tarif eden iktidar, şimdi 180 derece çark ederek YÖK'ten çok YÖK'çü oldu. Üstelik anayasa  taslağında, siyasi iktidarın antidemokratik olarak gördüğü YÖK, şimdi, Anayasa üyeliği için 4 üye  teklif ediyor.  Değerli arkadaşlar, 2004 yılında Sayın Sezer 22 rektör atamasından 5 adedini, 22 rektör  atamasından yalnızca 5 adedini ikinci sıradan yaptı. Bu uygulamayı dramatik olarak nitelendiren  bugünkü Sayın Cumhurbaşkanı şimdi ne yapıyor? Bakın, Sayın Abdullah Gül, yeni kurulan  üniversiteler hariç, atadığı 25 rektörün 14'ünü ikinci ve son sıralardaki adaylardan yapmıştı.  Değerli arkadaşlar, Hükümetin tutumu, siyasi iktidarın anlayışı yükseköğrenimi piyasa malı  yapmıştır. Eğitimin paralı olması bir tarafa, eğitim, yükseköğrenim piyasa malı hâline gelmiştir yani  sosyal özelliği ortadan kaybolmuştur. Vakıf üniversitelerinin ücretlerine bakın, 10-15 bin lira ile KDV  hariç 25 bin liradır. Dikkatinizi çekerim, "KDV hariç, KDV dâhil" diye, üniversite fiyatları  gazetelerde anons ediliyor. Değerli arkadaşlar, 25 bin lira artı KDV ne demektir biliyor musunuz? 2  çocuklu, evli bir asgari ücretlinin üç sene dokuz aylık maaşı demektir. Değerli arkadaşlar, bu, hangi  sosyal düzene uyar? Bu, hangi fırsat eşitliğine uyar? Sayıları 50'ye ulaşan -45 artı 5 de geliyor- vakıf  üniversiteleri, yükseköğrenimdeki toplam öğrencilerin onda Tinden azını yani yüzde 8,69'unu  okutuyor. Devlet üniversitelerinde de harçlar yüksek. Biz, üniversitede harcını ödeyemediği için  kaydı silinen birçok öğrenci tanırız.  Ardahan ve Muş gibi illerde, dershane olmadığı için yahut da dershane olduğu hâlde halkın  parası olmadığı için, öğrencinin gidecek kudreti, gücü olmadığı için, öğrenciler sınavlarda en son  sıralardadır ve Türkiye'nin şunu unutmaması lazım: Dershaneye gidip taktik alamadığı için son  üniversite sınavlarında 30 bin gencimiz sıfır çekmiştir. Bu, bir ülkede yükseköğrenimin iflası  demektir. Eğitimde fırsat eşitliği olmazsa bir ülkede, o ülkede sosyal kastlaşma olur ve sosyal  kastlaşma da terör demektir, anarşi demektir.  Değerli arkadaşlar, Türk-Alman Üniversitesinden mezun olanlar, düşündünüz mü, Türkiye'de  mi çalışır, Almanya'da mı çalışır? Türkiye zaten yeteri kadar beyin göçü veriyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ESFENDER KORKMAZ (Devamla) - Biz, Türkiye'de eğitiyoruz, uzman yapıyoruz, masrafına  katlanıyoruz, bunları hazır kurulu fabrikalar gibi gelişmiş ülkelere peşkeş çekiyoruz. Türkiye'de  özellikle yükseköğrenimde iş gücü planlaması yapılmıyor, bir yandan 5,5 milyon fiilî işsiz var, öte  yandan sanayici tornacı bulamıyor, kaynakçı bulamıyor, presçi bulamıyor ve bunları bulamadığını  ifade ediyor.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'de neden ara eleman yetiştiren bir eğitim sistemi yok? Eğitimde  kavga neden yalnızca imam-hatip üzerine sürdürülüyor? Bu sorulara Sayın Bakanın inandırıcı bir  açıklama yapmasını umuyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sırrı Sakık.  Buyurunuz Sayın Sakık.  - 3 5 8 -
Sayfa 71 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi bu durumda YÖK ne yapıyor arkadaşlar? Elbette ki biz, üniversite kökenli insanlar olarak  YÖK'ün çok eziyetini çektik, çok eziyetine katlandık ama bu millet de YÖK'ün eziyetine katlanıyor.  Bakın, birkaç yıl öncesine kadar YÖK'ü 1982 Anayasa'sının antidemokratik kurumu olarak  tarif eden iktidar, şimdi 180 derece çark ederek YÖK'ten çok YÖK'çü oldu. Üstelik anayasa  taslağında, siyasi iktidarın antidemokratik olarak gördüğü YÖK, şimdi, Anayasa üyeliği için 4 üye  teklif ediyor.  Değerli arkadaşlar, 2004 yılında Sayın Sezer 22 rektör atamasından 5 adedini, 22 rektör  atamasından yalnızca 5 adedini ikinci sıradan yaptı. Bu uygulamayı dramatik olarak nitelendiren  bugünkü Sayın Cumhurbaşkanı şimdi ne yapıyor? Bakın, Sayın Abdullah Gül, yeni kurulan  üniversiteler hariç, atadığı 25 rektörün 14'ünü ikinci ve son sıralardaki adaylardan yapmıştı.  Değerli arkadaşlar, Hükümetin tutumu, siyasi iktidarın anlayışı yükseköğrenimi piyasa malı  yapmıştır. Eğitimin paralı olması bir tarafa, eğitim, yükseköğrenim piyasa malı hâline gelmiştir yani  sosyal özelliği ortadan kaybolmuştur. Vakıf üniversitelerinin ücretlerine bakın, 10-15 bin lira ile KDV  hariç 25 bin liradır. Dikkatinizi çekerim, "KDV hariç, KDV dâhil" diye, üniversite fiyatları  gazetelerde anons ediliyor. Değerli arkadaşlar, 25 bin lira artı KDV ne demektir biliyor musunuz? 2  çocuklu, evli bir asgari ücretlinin üç sene dokuz aylık maaşı demektir. Değerli arkadaşlar, bu, hangi  sosyal düzene uyar? Bu, hangi fırsat eşitliğine uyar? Sayıları 50'ye ulaşan -45 artı 5 de geliyor- vakıf  üniversiteleri, yükseköğrenimdeki toplam öğrencilerin onda Tinden azını yani yüzde 8,69'unu  okutuyor. Devlet üniversitelerinde de harçlar yüksek. Biz, üniversitede harcını ödeyemediği için  kaydı silinen birçok öğrenci tanırız.  Ardahan ve Muş gibi illerde, dershane olmadığı için yahut da dershane olduğu hâlde halkın  parası olmadığı için, öğrencinin gidecek kudreti, gücü olmadığı için, öğrenciler sınavlarda en son  sıralardadır ve Türkiye'nin şunu unutmaması lazım: Dershaneye gidip taktik alamadığı için son  üniversite sınavlarında 30 bin gencimiz sıfır çekmiştir. Bu, bir ülkede yükseköğrenimin iflası  demektir. Eğitimde fırsat eşitliği olmazsa bir ülkede, o ülkede sosyal kastlaşma olur ve sosyal  kastlaşma da terör demektir, anarşi demektir.  Değerli arkadaşlar, Türk-Alman Üniversitesinden mezun olanlar, düşündünüz mü, Türkiye'de  mi çalışır, Almanya'da mı çalışır? Türkiye zaten yeteri kadar beyin göçü veriyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ESFENDER KORKMAZ (Devamla) - Biz, Türkiye'de eğitiyoruz, uzman yapıyoruz, masrafına  katlanıyoruz, bunları hazır kurulu fabrikalar gibi gelişmiş ülkelere peşkeş çekiyoruz. Türkiye'de  özellikle yükseköğrenimde iş gücü planlaması yapılmıyor, bir yandan 5,5 milyon fiilî işsiz var, öte  yandan sanayici tornacı bulamıyor, kaynakçı bulamıyor, presçi bulamıyor ve bunları bulamadığını  ifade ediyor.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'de neden ara eleman yetiştiren bir eğitim sistemi yok? Eğitimde  kavga neden yalnızca imam-hatip üzerine sürdürülüyor? Bu sorulara Sayın Bakanın inandırıcı bir  açıklama yapmasını umuyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sırrı Sakık.  Buyurunuz Sayın Sakık.  - 3 5 8 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 5 9 - BDP GRUBU ADINA SIRRI S AKİK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum adına hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.  Biz bu yasaya karşı değiliz yani üniversiteler açılsın ama asıl bizim eleştirimiz... Yani sürekli  kardeşlik noktasında vurgular yapılırken birlikte cumhuriyeti inşa eden, birlikte ortak bir vatanı kuran  diğer halklara haksızlık yapıldığı temelindeki düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.  Sevgili Yaşar Kemal diyor ki: "Bir dili yasaklamak bir insanı öldürmekten beterdir." Siz bu  ülkeyi yönetenler, sadece, hayatı tek kimliğe kilitlediniz ve seksen altı yıldır hayatı bir tek Türk  kimliğine kilitlediniz ve diğer kimlikleri yok saydınız; Kürtler yok, Ermeniler yok, Aleviler yok,  Rumlar yok, Süryaniler yok.. . İşte, ülkenin harcında, temelinde emeği olan insanların hakkını  hukukunu yerli yerine oturtmak, bugün işte yeniden bir anayasal değişiklik var, işte buradan  başlayarak iç barışımızı sağlayabiliriz. Bir dili yasaklamak bir insanı öldürmek gibiyse bir dil bir  kandil gibidir. Kandil nasıl ki insanın ruhunu aydınlatır, bir dil de insanın ruhunu o şekilde aydınlatır.  Yıllardır yok saydığınız bu dilleri ne zaman kabul edeceksiniz? Ne zaman bu dilleri yasal ve anayasal  düzeyde güvence altına alacaksınız? Bu ülkede yaşayabilmenin bedelini bu kadar çok ağır ödedik,  acaba yetmedi mi? Yani yeniden hayatı dizayn etme fırsatı varken, Parlamentoya yeniden, birkaç  gün içerisinde gelecek olan bu yeni anayasa taslağında bu diller üzerindeki yasağı kaldırma şansımız  yok mudur?  İlkokuldan başlayan ret ve inkâr politikaları hayatın her alanında devam ediyor. İlkokula  çocuklarımızı gönderiyoruz, başlıyor sabahtan itibaren "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, bilmem  neyim.. ." Peki, Türk olmayanlar doğru değil mi, bunlar samimi değiller mi? Acaba, bu demode  olmuş şeyleri, Sayın Bakanım, kaldıramayız mı? Eğer barışı sağlayacaksak, gerçekten, çocuklarımıza  yıllardır bu ırkçı şeyleri söyleterek nereye kadar varabiliriz? Çocuklarımızı farklı şekilde  yönlendiriyoruz. Dağlara taşlara "Ne mutlu Türk'üm..." yazıyoruz. Acaba bu ülkede gerçekten herkes  mutlu mudur? Binlerce insan sokaklarda, binlerce insan eğitim alamıyor ama biz, biz bize sürekli  Türkçülük yaparak, sürekli Türkçülüğü pompalayarak ta bugünlere kadar geldik. Artık deniz bitti.  Buradan çağrıda bulunuyoruz: Sevgili arkadaşlar, eğer gerçekten bu ülkede iç barışımızı inşa etmek  istiyorsak gelin hep birlikte yeni bir sayfa açalım. Yani okullardan, ilkokuldan başlayan "Ali topu  Kaya'ya at." Sadece Ali, Kaya; bunlar kendi aralarında top oynuyor. Oysaki bu ülkenin farklı renkleri  var, farklı isimleri var. Acaba desek ki "Ali topu Agop'a at, Agop sen de Şaron'a at, Şaron sen Heval'a  at, Heval sen de tut, topu Sayın Tayyip Erdoğan'a at." Kıyamet mi kopar, ne olur? Peki gelin bunun  ruhuna uygun davranalım. Ne olur? Diğer halkları bu kadar aşağılayan bir edayla yıllardır bu ülkede  siyaseti dizayn ettiniz, sonuç alabildiniz mi? Yani, teklik, politikası sorunlarımızı çözdü mü?  Çözmedi. Onun için, teklik politikalarından hepimizin bir an önce vazgeçmemiz lazım.  Osmanlıya dönün bakın: Osmanlıda İstanbul'da Kürt üniversitesi var, dönün Harran'da, Osmanlı  döneminde, Kürt üniversitesi var, Diyarbakır'da Kürt üniversitesi var, Van'da Kürt üniversitesi var.  O dönemde bu sorunlar bu kadar da kanlı, şiddetli bir şekilde gündeme gelmiyordu. Gelin, bunun  ruhuna uygun davranalım. Gelin, birlikte hayatı dizayn ettiğimiz halklarla hayatımızı yeniden,  yeniden dizayn edelim.
Sayfa 72 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 5 9 - BDP GRUBU ADINA SIRRI S AKİK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum adına hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.  Biz bu yasaya karşı değiliz yani üniversiteler açılsın ama asıl bizim eleştirimiz... Yani sürekli  kardeşlik noktasında vurgular yapılırken birlikte cumhuriyeti inşa eden, birlikte ortak bir vatanı kuran  diğer halklara haksızlık yapıldığı temelindeki düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.  Sevgili Yaşar Kemal diyor ki: "Bir dili yasaklamak bir insanı öldürmekten beterdir." Siz bu  ülkeyi yönetenler, sadece, hayatı tek kimliğe kilitlediniz ve seksen altı yıldır hayatı bir tek Türk  kimliğine kilitlediniz ve diğer kimlikleri yok saydınız; Kürtler yok, Ermeniler yok, Aleviler yok,  Rumlar yok, Süryaniler yok.. . İşte, ülkenin harcında, temelinde emeği olan insanların hakkını  hukukunu yerli yerine oturtmak, bugün işte yeniden bir anayasal değişiklik var, işte buradan  başlayarak iç barışımızı sağlayabiliriz. Bir dili yasaklamak bir insanı öldürmek gibiyse bir dil bir  kandil gibidir. Kandil nasıl ki insanın ruhunu aydınlatır, bir dil de insanın ruhunu o şekilde aydınlatır.  Yıllardır yok saydığınız bu dilleri ne zaman kabul edeceksiniz? Ne zaman bu dilleri yasal ve anayasal  düzeyde güvence altına alacaksınız? Bu ülkede yaşayabilmenin bedelini bu kadar çok ağır ödedik,  acaba yetmedi mi? Yani yeniden hayatı dizayn etme fırsatı varken, Parlamentoya yeniden, birkaç  gün içerisinde gelecek olan bu yeni anayasa taslağında bu diller üzerindeki yasağı kaldırma şansımız  yok mudur?  İlkokuldan başlayan ret ve inkâr politikaları hayatın her alanında devam ediyor. İlkokula  çocuklarımızı gönderiyoruz, başlıyor sabahtan itibaren "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, bilmem  neyim.. ." Peki, Türk olmayanlar doğru değil mi, bunlar samimi değiller mi? Acaba, bu demode  olmuş şeyleri, Sayın Bakanım, kaldıramayız mı? Eğer barışı sağlayacaksak, gerçekten, çocuklarımıza  yıllardır bu ırkçı şeyleri söyleterek nereye kadar varabiliriz? Çocuklarımızı farklı şekilde  yönlendiriyoruz. Dağlara taşlara "Ne mutlu Türk'üm..." yazıyoruz. Acaba bu ülkede gerçekten herkes  mutlu mudur? Binlerce insan sokaklarda, binlerce insan eğitim alamıyor ama biz, biz bize sürekli  Türkçülük yaparak, sürekli Türkçülüğü pompalayarak ta bugünlere kadar geldik. Artık deniz bitti.  Buradan çağrıda bulunuyoruz: Sevgili arkadaşlar, eğer gerçekten bu ülkede iç barışımızı inşa etmek  istiyorsak gelin hep birlikte yeni bir sayfa açalım. Yani okullardan, ilkokuldan başlayan "Ali topu  Kaya'ya at." Sadece Ali, Kaya; bunlar kendi aralarında top oynuyor. Oysaki bu ülkenin farklı renkleri  var, farklı isimleri var. Acaba desek ki "Ali topu Agop'a at, Agop sen de Şaron'a at, Şaron sen Heval'a  at, Heval sen de tut, topu Sayın Tayyip Erdoğan'a at." Kıyamet mi kopar, ne olur? Peki gelin bunun  ruhuna uygun davranalım. Ne olur? Diğer halkları bu kadar aşağılayan bir edayla yıllardır bu ülkede  siyaseti dizayn ettiniz, sonuç alabildiniz mi? Yani, teklik, politikası sorunlarımızı çözdü mü?  Çözmedi. Onun için, teklik politikalarından hepimizin bir an önce vazgeçmemiz lazım.  Osmanlıya dönün bakın: Osmanlıda İstanbul'da Kürt üniversitesi var, dönün Harran'da, Osmanlı  döneminde, Kürt üniversitesi var, Diyarbakır'da Kürt üniversitesi var, Van'da Kürt üniversitesi var.  O dönemde bu sorunlar bu kadar da kanlı, şiddetli bir şekilde gündeme gelmiyordu. Gelin, bunun  ruhuna uygun davranalım. Gelin, birlikte hayatı dizayn ettiğimiz halklarla hayatımızı yeniden,  yeniden dizayn edelim.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın Başbakan gidiyor, her yerde, gittiğinde, işte asimilasyon politikalarından bahsediyor.  Almanya'daki yaşayan vatandaşlarımız için bütün Avrupa ülkelerinde, asimilasyonun bir insanlık  suçu olduğunu söylüyor; biz de onu söylüyoruz. Peki siz, Avrupa'da, dünyanın dört bir yerinde,  Türkler için asimilasyonun insanlık suçu olduğunu söylüyorsunuz ama siz burada seksen yedi yıldır  asimilasyon politikalarını uyguluyorsunuz ve halkları yok sayıyorsunuz. Peki siz bunları  söylediğinizde, siz uluslararası arenada çok ciddiye alınıyor musunuz? Hayır. Sizin temsilcileriniz ne  diyor? Almanya'da Büyükelçimiz diyordu ki: "Bizde Kürt sorunu yok." Bir Alman bakan çıktı dedi  ki: "Vallahi, bizde 700 bin Kürt var, bizde Kürt sorunu var ama sizde 20 milyon Kürt var, sizde Kürt  sorunu yoksa o da sizin sorununuz." Şimdi, onun için, bir şey söylediğimizde dönüp arkamıza  bakmalıyız, gerçekten söylediklerimiz uluslararası arenada ne kadar ciddiye alınıyor?  Önemli bir süreçten geçtiğimizi söylüyoruz ve gerçekten, yeniden çağrıda bulunuyoruz: Eğer  yeniden bir anayasa dizayn edilecekse ilk önce bu 42'nci maddedeki teklik bir an önce ortadan  kaldırılmalıdır, diğer halkların da kendi dilleriyle kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir alan  açılmalıdır. Bakın, yanı başımızda, hiç beğenmediğimiz Irak'taki Kürt bölgesinde birkaç tane resmî  dil var: Yani Türkmence resmî dildir, Süryanice, Kürtçe... Ülke hiç bölünüp parçalanmıyor. Burada  resmî dile bir itiraz da yok ama Kürtler de kendi dillerini özgürce ifade etmek istiyorlar.  Geçen gece bir televizyon programında, İstanbul'da, bir Kürt çocuğuna soruyorlar: "Ne  yapıyorsunuz?" "Bizim evimizi yıktınız. Bizi oralardan sürdünüz. Geldik, buralarda eğitim  alamıyoruz." diyor. Biraz önce buralarda tartışılıyordu, ayakkabı boyacısı, bilmem ne yapılıyor falan.  Peki, buralardaki çocuklar kimin çocukları? Kürt çocukları olunca hiçbirinizden ses çıkmıyor. 3 bin  Kürt çocuğu cezaevinde. On dört yaşındaki Berivan da o ayakkabı boyacısı kadar mağdur ve  cezaevinde. Bununla ilgili tek kelime söylenmiyor ama o kız çocuğu diyor ki: "Biz okula gittiğimizde  bizimle alay ediyorlar, elimizde erkek çantası olduğu için diğer varlıklı aile çocukları bizimle alay  ediyor." İşte, ülkemizden manzaralar. "Biz çıkıp gidiyoruz, okul sonrası dışarıda tartı aracıyla 1 liraya  çalışıyoruz ve sonra bu 1 lirayı getirip eve veriyoruz, 25 kuruşunu annem bize bir meyve suyu almak  için veriyor, ben ve kardeşim okulda bunu paylaşıyoruz." diyor.  Şimdi Kürt çocuklarının konumu bu. 3 bin Kürt çocuğu cezaevinde ve hiç kimsenin sesi  çıkmıyor. "Ya, bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bu çocukları büyütüp, besleyip bu çocukları okutmak  boynumuzun borcu, sosyal devletin bir görevdir." demiyor kimse ama sorun küçük bir şeyde olunca...  Gidin, bütün Kürt bölgesinde, bütün çocukların elinde ayakkabı fırçası ve elinde terliklerle dolaşıyor.  Yani Sayın Vural'ın ayakkabısını boyayan çocuk gündeme gelebiliyor; bütün çocuklar gelmelidir.  Hemen hemen bölgede her Kürt çocuğunun elinde bu manzarayı görebilirsiniz. Onun için, çocuklar  arasında ayrımcılık yapmamalıyız.  Hepimize düşen tek bir sorumluluk vardır, bu çocukların geleceğiyle ilgili, dili, kültürü,  geleceğiyle ilgili ortak projeler üretmeliyiz. Yani Parlamento bu noktada bir adım atabilirse... Eminim  ki hiçbirimizin çocuklara karşı bir düşmanlığı olmaz. Onun için, bütün partiler, çocuklarla ilgili, ilk  önce dil ve kültürden başlayan ve gelecekle ilgili projeleri ortaya koymalıdır. Bu bir lütuf da değildir.  Bizim, çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz varsa, halkımıza karşı bir sorumluluğumuz varsa  bunu bir an önce yapmalıyız.  Önümüzdeki günlerde buraya gelecek çocuklarla ilgili yasa bir an önce gelmelidir. Bu çocuklar,  on dört-on beş yaşındaki çocuklar yaşlan kadar ceza aldılar ve bu çocuklar cezaevinde ve aileleri  büyük bir mağduriyet içerisindedirler. Bu çocukların özgürlüklerine kavuşması için de . . . Sayın  Bakanımız da öncülük edebilir... Adalet Bakanlığının da bu konuda gönderdikleri yasa tasarısı  çocuklan bir bütün olarak bu zalimane politikalardan kurtarmıyor. Onun için, gerçekten, hepimizin,  kendi kimliklerimizi aşarak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 3 6 0 -
Sayfa 73 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın Başbakan gidiyor, her yerde, gittiğinde, işte asimilasyon politikalarından bahsediyor.  Almanya'daki yaşayan vatandaşlarımız için bütün Avrupa ülkelerinde, asimilasyonun bir insanlık  suçu olduğunu söylüyor; biz de onu söylüyoruz. Peki siz, Avrupa'da, dünyanın dört bir yerinde,  Türkler için asimilasyonun insanlık suçu olduğunu söylüyorsunuz ama siz burada seksen yedi yıldır  asimilasyon politikalarını uyguluyorsunuz ve halkları yok sayıyorsunuz. Peki siz bunları  söylediğinizde, siz uluslararası arenada çok ciddiye alınıyor musunuz? Hayır. Sizin temsilcileriniz ne  diyor? Almanya'da Büyükelçimiz diyordu ki: "Bizde Kürt sorunu yok." Bir Alman bakan çıktı dedi  ki: "Vallahi, bizde 700 bin Kürt var, bizde Kürt sorunu var ama sizde 20 milyon Kürt var, sizde Kürt  sorunu yoksa o da sizin sorununuz." Şimdi, onun için, bir şey söylediğimizde dönüp arkamıza  bakmalıyız, gerçekten söylediklerimiz uluslararası arenada ne kadar ciddiye alınıyor?  Önemli bir süreçten geçtiğimizi söylüyoruz ve gerçekten, yeniden çağrıda bulunuyoruz: Eğer  yeniden bir anayasa dizayn edilecekse ilk önce bu 42'nci maddedeki teklik bir an önce ortadan  kaldırılmalıdır, diğer halkların da kendi dilleriyle kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir alan  açılmalıdır. Bakın, yanı başımızda, hiç beğenmediğimiz Irak'taki Kürt bölgesinde birkaç tane resmî  dil var: Yani Türkmence resmî dildir, Süryanice, Kürtçe... Ülke hiç bölünüp parçalanmıyor. Burada  resmî dile bir itiraz da yok ama Kürtler de kendi dillerini özgürce ifade etmek istiyorlar.  Geçen gece bir televizyon programında, İstanbul'da, bir Kürt çocuğuna soruyorlar: "Ne  yapıyorsunuz?" "Bizim evimizi yıktınız. Bizi oralardan sürdünüz. Geldik, buralarda eğitim  alamıyoruz." diyor. Biraz önce buralarda tartışılıyordu, ayakkabı boyacısı, bilmem ne yapılıyor falan.  Peki, buralardaki çocuklar kimin çocukları? Kürt çocukları olunca hiçbirinizden ses çıkmıyor. 3 bin  Kürt çocuğu cezaevinde. On dört yaşındaki Berivan da o ayakkabı boyacısı kadar mağdur ve  cezaevinde. Bununla ilgili tek kelime söylenmiyor ama o kız çocuğu diyor ki: "Biz okula gittiğimizde  bizimle alay ediyorlar, elimizde erkek çantası olduğu için diğer varlıklı aile çocukları bizimle alay  ediyor." İşte, ülkemizden manzaralar. "Biz çıkıp gidiyoruz, okul sonrası dışarıda tartı aracıyla 1 liraya  çalışıyoruz ve sonra bu 1 lirayı getirip eve veriyoruz, 25 kuruşunu annem bize bir meyve suyu almak  için veriyor, ben ve kardeşim okulda bunu paylaşıyoruz." diyor.  Şimdi Kürt çocuklarının konumu bu. 3 bin Kürt çocuğu cezaevinde ve hiç kimsenin sesi  çıkmıyor. "Ya, bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bu çocukları büyütüp, besleyip bu çocukları okutmak  boynumuzun borcu, sosyal devletin bir görevdir." demiyor kimse ama sorun küçük bir şeyde olunca...  Gidin, bütün Kürt bölgesinde, bütün çocukların elinde ayakkabı fırçası ve elinde terliklerle dolaşıyor.  Yani Sayın Vural'ın ayakkabısını boyayan çocuk gündeme gelebiliyor; bütün çocuklar gelmelidir.  Hemen hemen bölgede her Kürt çocuğunun elinde bu manzarayı görebilirsiniz. Onun için, çocuklar  arasında ayrımcılık yapmamalıyız.  Hepimize düşen tek bir sorumluluk vardır, bu çocukların geleceğiyle ilgili, dili, kültürü,  geleceğiyle ilgili ortak projeler üretmeliyiz. Yani Parlamento bu noktada bir adım atabilirse... Eminim  ki hiçbirimizin çocuklara karşı bir düşmanlığı olmaz. Onun için, bütün partiler, çocuklarla ilgili, ilk  önce dil ve kültürden başlayan ve gelecekle ilgili projeleri ortaya koymalıdır. Bu bir lütuf da değildir.  Bizim, çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz varsa, halkımıza karşı bir sorumluluğumuz varsa  bunu bir an önce yapmalıyız.  Önümüzdeki günlerde buraya gelecek çocuklarla ilgili yasa bir an önce gelmelidir. Bu çocuklar,  on dört-on beş yaşındaki çocuklar yaşlan kadar ceza aldılar ve bu çocuklar cezaevinde ve aileleri  büyük bir mağduriyet içerisindedirler. Bu çocukların özgürlüklerine kavuşması için de . . . Sayın  Bakanımız da öncülük edebilir... Adalet Bakanlığının da bu konuda gönderdikleri yasa tasarısı  çocuklan bir bütün olarak bu zalimane politikalardan kurtarmıyor. Onun için, gerçekten, hepimizin,  kendi kimliklerimizi aşarak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 3 6 0 - TBMM B :80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 6 1 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  SIRRI S AKİK (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  ...kendi kimliklerimizi, kendi parti menfaatlerimizi... Yani oy uğruna, bilmem gelecekteki  iktidar uğruna hiç kimsenin bunları elinin tersiyle itmeye hiç mi hiç hakkı yoktur. O vesileyle,  hepimizin gerçekten... Hep söylüyoruz, hukukun ve huzurun ülkesi... Eşit yurttaşlık temelinde  yasaların ve Anayasa'nın bir an önce değiştirilmesi gerekir. Bu konuda sorumluluk iktidar  partisindedir, iktidar partisi bu adımlan atmalıdır. Atabilirse, olumlu adımlar atılırsa biz de tabii ki  bunu destekleriz ama olumsuz olduğu zaman da hiç kimsenin de bizim ruhumuzun, bedenimizin  efendisi olmadığını söylemek istiyorum.  Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.  Şahsı adına Bursa Milletvekili Necati Özensoy.  Buyurunuz Sayın Özensoy.  NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım adına selamlıyorum.  Bugünkü konuyla ilgili, Alman Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili epeyce konuşmalar yapıldı.  Bunlann bir kısmı da bu üniversitenin hangi ilde, nereye, nasıl kurulacağıyla ilgiliydi. Tabii, bütün  bu değerlendirmelerin sonucunda yine, ben, ilim olan Bursa'da da son bir yıldır ikinci üniversitenin  kurulmasıyla alakalı gelişmeler ve yoğun gündem olduğunu ifade ederek ben, bu üniversitelerin  kurulmasıyla alakalı herhangi bir teknik veya bilimsel bir kriterin olup olmadığını da işin doğrusu  merak ediyorum. Bazı raporlarda ifade ediliyor, AB müktesebatı çerçevesinde etkin ve kontrol  edilebilir bir üniversite için öğrenci sayılannın maksimum 15-20 bin, diğer bir yaklaşıma göre de 1  milyon nüfusa 1 üniversite olması noktasında değerlendirmeler var ama Bursa'nın nüfusu yaklaşık  2,5 milyon ve sadece 1 üniversite var, İzmir'de 3 milyon 800 bin nüfusa karşılık 6 üniversite var,  Eskişehir'de 725 bin nüfusa karşılık 2 üniversite var ve 3'üncü üniversite de kurulmak üzere gibi  kriterler var ama Bursa maalesef uzunca yıllardır sadece bir üniversiteyle yetiniyor.  Tabii, Sayın Bakan Faruk Çelik bir müjde verdi Bursa'da üniversite kurulacağıyla ilgili ve teknik  üniversite olması konusunda. Ama ben şunu ifade edeyim: Biz 25/4/2008'de Milliyetçi Hareket  Partili 3 Bursa milletvekili olarak ikinci, bir teknik üniversitenin kurulması için kanun teklifi  vermiştik. Yani bu tartışmanın aslında bizim verdiğimiz kanun teklifinden itibaren yapılması ve  hayata geçirilmesi gerekirdi.  Bursa, hızla büyüyen bir şehir, Bursa, ARGE kenti olması gereken bir şehir. Bursa'nın gelecekte  ihtiyaç duyduğu mühendis nitelikleri belirgin değil. Sadece otomotiv sektöründe acil olarak 2 bin  nitelikli mühendis ihtiyacı mevcut. Bursalı öğrenciler başka şehirlerde mühendislik eğitimi almak  zorundalar. Ben kimya mühendisiyim, Ankara'da eğitimimi tamamladım. Hâlâ Bursa'da bir kimya  mühendisliği bölümü yok. Bunun dışında başka mühendislik dallarında da maalesef eğitimler yok.  Yine başka illerden örnekler verirsek yerleşim noktasında, öğrenciyi barındırma noktasında,  Konya'da Selçuk Üniversitesi var, 80 bin öğrenci bannıyor, 2 milyon 200 bin nüfus var; Sakarya  Üniversitesi 40 bin öğrenciyi banndınyor 800 bin nüfusa karşılık; Süleyman Demirel Üniversitesi 33  bin öğrenciyi banndınyor 600 bin nüfusa karşılık. Bursa, 2,5 milyon nüfusa karşılık sadece 44 bin  öğrenciyi banndınyor. Yani bunlan bu şekilde yan yana değerlendirdiğimizde, orantıladığımızda  maalesef Bursa son dönemlerde özellikle bütçeden aldığı katkılar, paylar doğrultusunda her zaman  olduğu gibi yine haksızlığa uğramış durumda.
Sayfa 74 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 6 1 - BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  SIRRI S AKİK (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  ...kendi kimliklerimizi, kendi parti menfaatlerimizi... Yani oy uğruna, bilmem gelecekteki  iktidar uğruna hiç kimsenin bunları elinin tersiyle itmeye hiç mi hiç hakkı yoktur. O vesileyle,  hepimizin gerçekten... Hep söylüyoruz, hukukun ve huzurun ülkesi... Eşit yurttaşlık temelinde  yasaların ve Anayasa'nın bir an önce değiştirilmesi gerekir. Bu konuda sorumluluk iktidar  partisindedir, iktidar partisi bu adımlan atmalıdır. Atabilirse, olumlu adımlar atılırsa biz de tabii ki  bunu destekleriz ama olumsuz olduğu zaman da hiç kimsenin de bizim ruhumuzun, bedenimizin  efendisi olmadığını söylemek istiyorum.  Hepinize teşekkür ediyorum. (BDP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.  Şahsı adına Bursa Milletvekili Necati Özensoy.  Buyurunuz Sayın Özensoy.  NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım adına selamlıyorum.  Bugünkü konuyla ilgili, Alman Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili epeyce konuşmalar yapıldı.  Bunlann bir kısmı da bu üniversitenin hangi ilde, nereye, nasıl kurulacağıyla ilgiliydi. Tabii, bütün  bu değerlendirmelerin sonucunda yine, ben, ilim olan Bursa'da da son bir yıldır ikinci üniversitenin  kurulmasıyla alakalı gelişmeler ve yoğun gündem olduğunu ifade ederek ben, bu üniversitelerin  kurulmasıyla alakalı herhangi bir teknik veya bilimsel bir kriterin olup olmadığını da işin doğrusu  merak ediyorum. Bazı raporlarda ifade ediliyor, AB müktesebatı çerçevesinde etkin ve kontrol  edilebilir bir üniversite için öğrenci sayılannın maksimum 15-20 bin, diğer bir yaklaşıma göre de 1  milyon nüfusa 1 üniversite olması noktasında değerlendirmeler var ama Bursa'nın nüfusu yaklaşık  2,5 milyon ve sadece 1 üniversite var, İzmir'de 3 milyon 800 bin nüfusa karşılık 6 üniversite var,  Eskişehir'de 725 bin nüfusa karşılık 2 üniversite var ve 3'üncü üniversite de kurulmak üzere gibi  kriterler var ama Bursa maalesef uzunca yıllardır sadece bir üniversiteyle yetiniyor.  Tabii, Sayın Bakan Faruk Çelik bir müjde verdi Bursa'da üniversite kurulacağıyla ilgili ve teknik  üniversite olması konusunda. Ama ben şunu ifade edeyim: Biz 25/4/2008'de Milliyetçi Hareket  Partili 3 Bursa milletvekili olarak ikinci, bir teknik üniversitenin kurulması için kanun teklifi  vermiştik. Yani bu tartışmanın aslında bizim verdiğimiz kanun teklifinden itibaren yapılması ve  hayata geçirilmesi gerekirdi.  Bursa, hızla büyüyen bir şehir, Bursa, ARGE kenti olması gereken bir şehir. Bursa'nın gelecekte  ihtiyaç duyduğu mühendis nitelikleri belirgin değil. Sadece otomotiv sektöründe acil olarak 2 bin  nitelikli mühendis ihtiyacı mevcut. Bursalı öğrenciler başka şehirlerde mühendislik eğitimi almak  zorundalar. Ben kimya mühendisiyim, Ankara'da eğitimimi tamamladım. Hâlâ Bursa'da bir kimya  mühendisliği bölümü yok. Bunun dışında başka mühendislik dallarında da maalesef eğitimler yok.  Yine başka illerden örnekler verirsek yerleşim noktasında, öğrenciyi barındırma noktasında,  Konya'da Selçuk Üniversitesi var, 80 bin öğrenci bannıyor, 2 milyon 200 bin nüfus var; Sakarya  Üniversitesi 40 bin öğrenciyi banndınyor 800 bin nüfusa karşılık; Süleyman Demirel Üniversitesi 33  bin öğrenciyi banndınyor 600 bin nüfusa karşılık. Bursa, 2,5 milyon nüfusa karşılık sadece 44 bin  öğrenciyi banndınyor. Yani bunlan bu şekilde yan yana değerlendirdiğimizde, orantıladığımızda  maalesef Bursa son dönemlerde özellikle bütçeden aldığı katkılar, paylar doğrultusunda her zaman  olduğu gibi yine haksızlığa uğramış durumda.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Ben, Sayın Bakan hazır buradayken Bursa'nın ortaöğretimiyle ilgili de bilgi vermek istiyorum.  Belki dikkatinden kaçmıştır Sayın Bakanın. Bursa, dördüncü büyük vilayet, ekonomiye katkıda ön  sıralarda. İhracatta 2'nci büyük vilayet ama OKS'de il sıralamasında Bursa 32'nci sırada kalmış,  yine, 2009'da ortaöğretim yerleştirme puanı esas alındığında 38'inci sırada kalmış.  H. HAMİT HOMRİŞ (Bursa) - Necati Bey, Sayın Bakan seni dinlemiyor galiba.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Sayın Bakan dinlemez tabii, önemli değil onun için.  Bir de ülke geneli ÖSS sıralamasına baktığımızda eşit ağırlıklı sıralamada 33'üncü sırada,  sözelde 51'inci olabilmiş 2008 yılında. Yine, 2009'da eşit ağırlıklıda 27'nci, sözelde 41 'inci  olabilmiş. 145 puan üstü alanlar sıralamasında ise Bursa yine maalesef 41'inci sırada yani 81 ilde  41 'inci olabilen bir Bursa.  Çelişkiye bakın, Bursa ülkemizde her alanda 4'üncü büyük il. Yine ifade ettiğim gibi, ülke  ekonomisine katkıda ön sıralarda.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Teşekkür ederim.  Özellikle de Yüzde Yüz Eğitim Kampanyası'nda da Türkiye şampiyonu Bursa. Yani Bursa'ya  yapılan bütün eğitim yatırımları özel sektörler tarafından gerçekleştirilmiş.  Bir başka konuyu da, biraz skandal olabilecek bir konuyu da Sayın Bakanın dikkatlerine sunmak  istiyorum. Sayın Bakan hassasiyet göstererek okullardaki kantincilerden sabıka kaydı istiyor. Yani  kötü, yüz kızartıcı suçlar işleyenlere kantincilik yaptırmamak yani öğrencilerin içerisinde  bulunmamasını istiyor. Doğrudur ama Bursa'da İŞKUR'un "Toplum Yararına Çalışma Projesi" adı  altında Millî Eğitim Bakanlığı kurumlarında iki aylık ve altı aylık dilimde tam 1.700 kişi çalıştı.  Bitmek üzere, bir haftaya kadar da bitecek ama buraya başvurup da bu çalışan 1.700 kişiden sadece  ve sadece ilkokul diploması istendi.  Bunu da Sayın Bakanın -haberi var mıdır, yok mudur- dikkatlerine sunuyor, hepinize saygılar  sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özensoy.  Şahsı adına Amasya Milletvekili Avni Erdemir.  Buyurunuz Sayın Erdemir. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'da Türk-Alman  Üniversitesi kurulmasını öngören 486 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 3'üncü maddesi üzerine şahsım  adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, Türk-Alman ilişkileri başka Avrupa ülkeleriyle mukayese  edilemeyecek boyutta farklı kültürel, sosyolojik ve ekonomik özelliğe sahiptir. Zira, Türkiye ve  Almanya arasında çok özel tarihî, köklü bir iş birliği mevcuttur. Bugün Almanya, Türkiye'nin en  büyük ticaret ortağıdır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 22 milyar avroyu geçmiş, Türkiye'de yatınm  yapan Alman şirketi sayısı yaklaşık 3 bini bulmuştur. Almanya'da yaşayan Türk sayısı ise yaklaşık  3 milyonun üzerindedir. Türkiye'ye yerleşen Alman sayısı 70 bindir. Almanya'dan geçen yıl gelen  turist sayısı 4 milyondan fazladır. Almanya'da yaşayan Türk işverenlerinin sayısı yaklaşık 70 bindir.  Mevcut durumda 140 civarında Türkiye merkezli firma Federal Almanya'da faaliyet göstermektedir.  Bütün bunlar, Türkiye-Almanya ilişkilerinin boyutunu göstermesi bakımından elbette önemlidir.  - 3 6 2 -
Sayfa 75 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Ben, Sayın Bakan hazır buradayken Bursa'nın ortaöğretimiyle ilgili de bilgi vermek istiyorum.  Belki dikkatinden kaçmıştır Sayın Bakanın. Bursa, dördüncü büyük vilayet, ekonomiye katkıda ön  sıralarda. İhracatta 2'nci büyük vilayet ama OKS'de il sıralamasında Bursa 32'nci sırada kalmış,  yine, 2009'da ortaöğretim yerleştirme puanı esas alındığında 38'inci sırada kalmış.  H. HAMİT HOMRİŞ (Bursa) - Necati Bey, Sayın Bakan seni dinlemiyor galiba.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Sayın Bakan dinlemez tabii, önemli değil onun için.  Bir de ülke geneli ÖSS sıralamasına baktığımızda eşit ağırlıklı sıralamada 33'üncü sırada,  sözelde 51'inci olabilmiş 2008 yılında. Yine, 2009'da eşit ağırlıklıda 27'nci, sözelde 41 'inci  olabilmiş. 145 puan üstü alanlar sıralamasında ise Bursa yine maalesef 41'inci sırada yani 81 ilde  41 'inci olabilen bir Bursa.  Çelişkiye bakın, Bursa ülkemizde her alanda 4'üncü büyük il. Yine ifade ettiğim gibi, ülke  ekonomisine katkıda ön sıralarda.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Teşekkür ederim.  Özellikle de Yüzde Yüz Eğitim Kampanyası'nda da Türkiye şampiyonu Bursa. Yani Bursa'ya  yapılan bütün eğitim yatırımları özel sektörler tarafından gerçekleştirilmiş.  Bir başka konuyu da, biraz skandal olabilecek bir konuyu da Sayın Bakanın dikkatlerine sunmak  istiyorum. Sayın Bakan hassasiyet göstererek okullardaki kantincilerden sabıka kaydı istiyor. Yani  kötü, yüz kızartıcı suçlar işleyenlere kantincilik yaptırmamak yani öğrencilerin içerisinde  bulunmamasını istiyor. Doğrudur ama Bursa'da İŞKUR'un "Toplum Yararına Çalışma Projesi" adı  altında Millî Eğitim Bakanlığı kurumlarında iki aylık ve altı aylık dilimde tam 1.700 kişi çalıştı.  Bitmek üzere, bir haftaya kadar da bitecek ama buraya başvurup da bu çalışan 1.700 kişiden sadece  ve sadece ilkokul diploması istendi.  Bunu da Sayın Bakanın -haberi var mıdır, yok mudur- dikkatlerine sunuyor, hepinize saygılar  sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özensoy.  Şahsı adına Amasya Milletvekili Avni Erdemir.  Buyurunuz Sayın Erdemir. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'da Türk-Alman  Üniversitesi kurulmasını öngören 486 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 3'üncü maddesi üzerine şahsım  adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, Türk-Alman ilişkileri başka Avrupa ülkeleriyle mukayese  edilemeyecek boyutta farklı kültürel, sosyolojik ve ekonomik özelliğe sahiptir. Zira, Türkiye ve  Almanya arasında çok özel tarihî, köklü bir iş birliği mevcuttur. Bugün Almanya, Türkiye'nin en  büyük ticaret ortağıdır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 22 milyar avroyu geçmiş, Türkiye'de yatınm  yapan Alman şirketi sayısı yaklaşık 3 bini bulmuştur. Almanya'da yaşayan Türk sayısı ise yaklaşık  3 milyonun üzerindedir. Türkiye'ye yerleşen Alman sayısı 70 bindir. Almanya'dan geçen yıl gelen  turist sayısı 4 milyondan fazladır. Almanya'da yaşayan Türk işverenlerinin sayısı yaklaşık 70 bindir.  Mevcut durumda 140 civarında Türkiye merkezli firma Federal Almanya'da faaliyet göstermektedir.  Bütün bunlar, Türkiye-Almanya ilişkilerinin boyutunu göstermesi bakımından elbette önemlidir.  - 3 6 2 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 3  - 3 6 3 - Türk-Alman ilişkileri Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyelik süreci kapsamında son yıllarda her  zamankinden daha önemli bir özellik arz ediyor. Bu manada, Türk-Alman Üniversitesinin bilim ve  araştırma açısından iki ülkeye önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Türk-Alman Üniversitesi  sadece öğrencilerimiz ve bilim adamlarımızı birbirine daha da yakınlaştırmayacak, bu Üniversite,  aynı zamanda siyasi ve toplumsal alanda iki ülke arasında sıkı olan ilişkilere yeni bir ivme  kazandıracaktır. Diğer bir ifadeyle, Alman Üniversitesi yalnızca mevcut ilişkileri daha ileriye  taşımayacak, aynı zamanda Türk-Alman bilimsel ilişkilerinin zengin tarihiyle bütünleşecektir. Türk- Alman bilimsel iş birliğinin temeli cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk  tarafından Alman bilim adamlarının Türkiye'ye kabul edilmesiyle atılmıştır. Bu Alman bilim  adamları, genç cumhuriyet Türkiyesi'nin modernleşme sürecine özellikle eğitim, teknik ve sanat  alanında önemli katkılar sağlamıştır. Bu yönüyle, kurulacak olan Türk-Alman üniversitesi, Atatürk'ün  başlattığı projenin günümüz ihtiyaçlarını karşılayan bir devamıdır. Bu manada Almanya'da Türkçe  eğitim veren okulların açılabileceğini Almanya Başbakanının ağzından duymak elbette sevindirici bir  durum. Zira Türklerin Almanya'daki özel durumlarını dikkate alan, Türkçenin ve Almancanın  öğretildiği okulların varlığı iki ülkenin de menfaatine olacaktır. Almanya'daki Türklerin yaşadığı  toplumla uyum içinde yaşaması ne kadar önemliyse Almanya'da geçmişlerini, kültürlerini,  geleneklerini unutmadan yaşamaları da elbette o kadar önemlidir.  Değerli milletvekilleri, yedi buçuk yıllık AK PARTİ İktidarı her alanda olduğu gibi  yükseköğretimde de atılım yıllan olmuştur. 2003 öncesinde ülkemizde 53 devlet, 23 vakıf üniversitesi  olmak üzere 76 üniversite mevcuttu. AK PARTİ İktidarında 2003-2009 arasında 41 devlet, 22 vakıf  üniversitesi olmak üzere 63 yeni üniversite kurulmuştur. Şu anda 94 devlet, 45 vakıf üniversitesi  olmak üzere toplam 139 üniversitemiz mevcuttur. Artık üniversitesi olmayan ilimiz kalmamıştır.  Bugün kurduğumuz Türk-Alman Üniversitesi 140'ıncı üniversitemiz oluyor. Yükseköğretime olan  talebin karşılanması Dokuzuncu Kalkınma Plam'nda 2012-2013 yılı için hedeflenen yüzde 48'lik  okullaşma oranına ulaşılabilmesi için elbette yeni üniversitelere ihtiyaç vardır. İnşallah o hedefe  ulaşmak da yine AK PARTİ İktidarına nasip olacaktır.  Bu vesileyle, kurulacak olan Türk-Alman Üniversitesinin ülkemiz, milletimiz, eğitim camiamız  ve Türk-Alman ilişkileri bakımından hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erdemir.  Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçiyoruz.  Sayın Taner, Sayın Güvel, Sayın Köse, Sayın Bulut, Sayın Yıldız, Sayın Nalcı sisteme girmişler.  Sırayla söz vereceğim.  Buyurunuz Sayın Taner.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, belediye imar planlarında okul yeri olarak aynlmış  olan yerlerin toplam istimlak değeri ne kadardır? Bakanlığınızın yatınm bütçesi ne kadardır?  İki: Yıllardır istimlak edilemeyen yerlerin hiç olmazsa emlak vergilerini Bakanlık olarak  ödemeyi düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Taner.  Sayın Güvel...
Sayfa 76 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 3  - 3 6 3 - Türk-Alman ilişkileri Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyelik süreci kapsamında son yıllarda her  zamankinden daha önemli bir özellik arz ediyor. Bu manada, Türk-Alman Üniversitesinin bilim ve  araştırma açısından iki ülkeye önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Türk-Alman Üniversitesi  sadece öğrencilerimiz ve bilim adamlarımızı birbirine daha da yakınlaştırmayacak, bu Üniversite,  aynı zamanda siyasi ve toplumsal alanda iki ülke arasında sıkı olan ilişkilere yeni bir ivme  kazandıracaktır. Diğer bir ifadeyle, Alman Üniversitesi yalnızca mevcut ilişkileri daha ileriye  taşımayacak, aynı zamanda Türk-Alman bilimsel ilişkilerinin zengin tarihiyle bütünleşecektir. Türk- Alman bilimsel iş birliğinin temeli cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk  tarafından Alman bilim adamlarının Türkiye'ye kabul edilmesiyle atılmıştır. Bu Alman bilim  adamları, genç cumhuriyet Türkiyesi'nin modernleşme sürecine özellikle eğitim, teknik ve sanat  alanında önemli katkılar sağlamıştır. Bu yönüyle, kurulacak olan Türk-Alman üniversitesi, Atatürk'ün  başlattığı projenin günümüz ihtiyaçlarını karşılayan bir devamıdır. Bu manada Almanya'da Türkçe  eğitim veren okulların açılabileceğini Almanya Başbakanının ağzından duymak elbette sevindirici bir  durum. Zira Türklerin Almanya'daki özel durumlarını dikkate alan, Türkçenin ve Almancanın  öğretildiği okulların varlığı iki ülkenin de menfaatine olacaktır. Almanya'daki Türklerin yaşadığı  toplumla uyum içinde yaşaması ne kadar önemliyse Almanya'da geçmişlerini, kültürlerini,  geleneklerini unutmadan yaşamaları da elbette o kadar önemlidir.  Değerli milletvekilleri, yedi buçuk yıllık AK PARTİ İktidarı her alanda olduğu gibi  yükseköğretimde de atılım yıllan olmuştur. 2003 öncesinde ülkemizde 53 devlet, 23 vakıf üniversitesi  olmak üzere 76 üniversite mevcuttu. AK PARTİ İktidarında 2003-2009 arasında 41 devlet, 22 vakıf  üniversitesi olmak üzere 63 yeni üniversite kurulmuştur. Şu anda 94 devlet, 45 vakıf üniversitesi  olmak üzere toplam 139 üniversitemiz mevcuttur. Artık üniversitesi olmayan ilimiz kalmamıştır.  Bugün kurduğumuz Türk-Alman Üniversitesi 140'ıncı üniversitemiz oluyor. Yükseköğretime olan  talebin karşılanması Dokuzuncu Kalkınma Plam'nda 2012-2013 yılı için hedeflenen yüzde 48'lik  okullaşma oranına ulaşılabilmesi için elbette yeni üniversitelere ihtiyaç vardır. İnşallah o hedefe  ulaşmak da yine AK PARTİ İktidarına nasip olacaktır.  Bu vesileyle, kurulacak olan Türk-Alman Üniversitesinin ülkemiz, milletimiz, eğitim camiamız  ve Türk-Alman ilişkileri bakımından hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erdemir.  Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçiyoruz.  Sayın Taner, Sayın Güvel, Sayın Köse, Sayın Bulut, Sayın Yıldız, Sayın Nalcı sisteme girmişler.  Sırayla söz vereceğim.  Buyurunuz Sayın Taner.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, belediye imar planlarında okul yeri olarak aynlmış  olan yerlerin toplam istimlak değeri ne kadardır? Bakanlığınızın yatınm bütçesi ne kadardır?  İki: Yıllardır istimlak edilemeyen yerlerin hiç olmazsa emlak vergilerini Bakanlık olarak  ödemeyi düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Taner.  Sayın Güvel...  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 6 4 - HULUSİ GÜVEL (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.  Sayın Bakan, 2002 yılında ihalesi yapılan Adana Öğretmenevi inşaatı, 2010 yılındayız, hâlâ  hizmete açılmamıştır. Adana Öğretmenevi ne zaman hizmete açılacaktır? Bakanlığınızın  Öğretmenevini hizmete açma konusunda bir çalışması var mıdır? Yap-işlet-devret modeliyle birilerine  verileceği söylentisi Adana'da yaygındır. Bu doğru mudur?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Güvel.  Sayın Köse.. .  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Türkiye genelinde tüm okullarda yardımcı personel sıkıntısı vardır. Bundan  dolayı okullardaki temizlik işleri yeterince yapılamamaktadır. Yardımcı personel kadrosu açmayı  düşünüyor musunuz?  İki: Adıyaman'da meslek öğretmeni sayısı yetersiz olduğundan, ücretli, branş dışı öğretmenler  derse girmektedir. Önleyici tedbir almayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Köse.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, Almanya nüfuz alanını genişletmeye çalışmaktadır. Bunun için Kanada'ya ve  Güney Afrika'ya göçmenler göndermekte, oradaki kolonilerini zenginleştirmeye çalışmaktadır.  "Türkiye'de kurulmuş olan bu üniversitenin benzerini Almanlar başka ülkelerde de kurmuş mudur?"  diye demin sordum, cevap alamadım. Bu üniversitenin kurulma teklifi sizden mi gitti, yoksa onlar  mı bize böyle bir üniversite kurulmasını teklif ettiler? Bunun cevabını bekliyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak bir başka ülkede masrafları o ülkece karşılanan  bir üniversite kurulmuş mudur?  İki: Bir başka ülkede masrafları Türkiye Cumhuriyeti devletince karşılanarak kurulan üniversite  var mıdır?  Üç: Ülkemizde ilçelerde kurulmuş üniversite var mıdır?  Dört: Bütün illerimizde en az birer üniversite kurulduğuna göre üniversite kurulmaya uygun  ilçelerde de üniversite kurmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Sayın Nalcı...
Sayfa 77 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 6 4 - HULUSİ GÜVEL (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.  Sayın Bakan, 2002 yılında ihalesi yapılan Adana Öğretmenevi inşaatı, 2010 yılındayız, hâlâ  hizmete açılmamıştır. Adana Öğretmenevi ne zaman hizmete açılacaktır? Bakanlığınızın  Öğretmenevini hizmete açma konusunda bir çalışması var mıdır? Yap-işlet-devret modeliyle birilerine  verileceği söylentisi Adana'da yaygındır. Bu doğru mudur?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Güvel.  Sayın Köse.. .  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Türkiye genelinde tüm okullarda yardımcı personel sıkıntısı vardır. Bundan  dolayı okullardaki temizlik işleri yeterince yapılamamaktadır. Yardımcı personel kadrosu açmayı  düşünüyor musunuz?  İki: Adıyaman'da meslek öğretmeni sayısı yetersiz olduğundan, ücretli, branş dışı öğretmenler  derse girmektedir. Önleyici tedbir almayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Köse.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, Almanya nüfuz alanını genişletmeye çalışmaktadır. Bunun için Kanada'ya ve  Güney Afrika'ya göçmenler göndermekte, oradaki kolonilerini zenginleştirmeye çalışmaktadır.  "Türkiye'de kurulmuş olan bu üniversitenin benzerini Almanlar başka ülkelerde de kurmuş mudur?"  diye demin sordum, cevap alamadım. Bu üniversitenin kurulma teklifi sizden mi gitti, yoksa onlar  mı bize böyle bir üniversite kurulmasını teklif ettiler? Bunun cevabını bekliyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak bir başka ülkede masrafları o ülkece karşılanan  bir üniversite kurulmuş mudur?  İki: Bir başka ülkede masrafları Türkiye Cumhuriyeti devletince karşılanarak kurulan üniversite  var mıdır?  Üç: Ülkemizde ilçelerde kurulmuş üniversite var mıdır?  Dört: Bütün illerimizde en az birer üniversite kurulduğuna göre üniversite kurulmaya uygun  ilçelerde de üniversite kurmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Sayın Nalcı...  T B M M B :80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 6 5 - KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi daha yeni kurulmuş bir üniversite olup  birimlerini tamamlamaya çalışmaktadır. Namık Kemal Üniversitesinin 250 yataklı bir hastaneye  ihtiyacı vardır. Bununla ilgili herhangi bir çalışmanız var mı, ödenekleri belli mi, 2011 programına  acaba konacak mı?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Taner'in sorusuyla başlamak istiyorum. "Okul yeri olarak ayrılan yerlerin istimlak  bedelleri ne kadardır ve yatırım bütçeniz ne kadardır?" diye bir soru geldi. İllerde imar planlamaları  yapılırken, bu planlar çerçevesinde o günün değil gelecekte de eğitim-öğretim ihtiyacı olabilir  ihtimaline binaen belli bölgeler ayrılıyor bildiğiniz gibi. Millî Eğitim Bakanlığı da hem Bakanlığın  yatırım bütçesi çerçevesinde hem de hayırseverler tarafından Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası  çerçevesinde bu eğitim için ayrılan yerlere eğitim ve öğretim kurumlarını yapıyor bildiğiniz üzere.  Bu yıl itibarıyla yatırım bütçemiz 1,8 milyar lira civarında.  Siz ayrıca, Maliye Bakanlığından kamulaştırma için bir bedel ayrılıp ayrılmadığını sordunuz.  Genellikle, illerde, ilköğretim ödeneklerinin tamamı illerde valilikler ve il özel idareleri tarafından  kullanıldığı için, bu çerçevede illerde okul yeri olarak kamulaştırmayı gerekli kılan yerler varsa  valilerimiz tarafından kararlaştırılıyor ve alınıyor. Doğrusu, bugün ihtiyacımız olduğu hâlde, okul  yeri olarak ayrılan ama ihtiyacımız olmayan yerler bulunduğu gibi, ihtiyacımız olduğu, okul  yapamadığımız yerler de bulunmakta. Dolayısıyla çok fazla bunların kamulaştırılması talebiyle biz  de Bakanlık olarak karşı karşıyayız. Diğer taraftan, madem bu kamulaştırma gerçekleşmeyecek,  bedelsiz olarak devletin uzun yıllar özel bir şahsa ait mülkiyet üzerinde tasarruf yapmasının sıkıntı  doğuracağından, itiraz da, bize de bu konuda şikâyetler geliyor. Ama takdir edersiniz ki Millî Eğitim  Bakanlığı olarak her şeyden önce öğrencilerin eğitim ve öğretim görebilecekleri kurumların  planlanmasının kısa vadeli değil çok daha uzun vadeli planlamalarını yapmak durumundayız.  Dolayısıyla okul yeri olarak ayrılmış bir yerin kamulaştırma bedeli bizde olmasa dahi şu anda,  gelecekte kamulaştırıp bu bina yapma ihtimalimize binaen şu anda herhangi bir şekilde onların  üzerindeki imar değişikliklerini uygun görmüyoruz. Bize bu konuda çok fazla müracaat geliyor  Bakanlığımıza belediyelerimizden ama imar değişikliklerine izin vermiyoruz şu anda.  Adana Öğretmenevi inşaatına ilişkin Sayın Güvel'in bir sorusu vardı "Yap-işlet-devret modeliyle  devredilecek mi?" Adana Öğretmenevine çok uzun zaman önce inşaatın başlamasına rağmen yatırım  alamadığını söylemişti. Bakanlığımız özellikle çok küçük yerlerde, kırsalda ve sosyal anlamda tesise  ihtiyaç bulunan yerlerdeki öğretmenevlerini teşvik etmekle birlikte politik olarak, büyük kentlerde  bu tür kurumlara herhangi bir yatırım ödeneği bütçesi ayırmamaktadır. Dolayısıyla  tamamlanamamasının nedeni budur. Yap-işlet-devret modeliyle herhangi bir yere verilme çabasına  dair bende bir bilgi yok ama bu konuya ilişkin daha ayrıntılı bir bilgiyi ben Sayın Güvel'e yazılı  olarak vereyim. Aynı şey öğretmenevlerine ilişkin genel olarak bir sorun olarak bize iletiliyor.
Sayfa 78 -
T B M M B :80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 6 5 - KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi daha yeni kurulmuş bir üniversite olup  birimlerini tamamlamaya çalışmaktadır. Namık Kemal Üniversitesinin 250 yataklı bir hastaneye  ihtiyacı vardır. Bununla ilgili herhangi bir çalışmanız var mı, ödenekleri belli mi, 2011 programına  acaba konacak mı?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Taner'in sorusuyla başlamak istiyorum. "Okul yeri olarak ayrılan yerlerin istimlak  bedelleri ne kadardır ve yatırım bütçeniz ne kadardır?" diye bir soru geldi. İllerde imar planlamaları  yapılırken, bu planlar çerçevesinde o günün değil gelecekte de eğitim-öğretim ihtiyacı olabilir  ihtimaline binaen belli bölgeler ayrılıyor bildiğiniz gibi. Millî Eğitim Bakanlığı da hem Bakanlığın  yatırım bütçesi çerçevesinde hem de hayırseverler tarafından Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası  çerçevesinde bu eğitim için ayrılan yerlere eğitim ve öğretim kurumlarını yapıyor bildiğiniz üzere.  Bu yıl itibarıyla yatırım bütçemiz 1,8 milyar lira civarında.  Siz ayrıca, Maliye Bakanlığından kamulaştırma için bir bedel ayrılıp ayrılmadığını sordunuz.  Genellikle, illerde, ilköğretim ödeneklerinin tamamı illerde valilikler ve il özel idareleri tarafından  kullanıldığı için, bu çerçevede illerde okul yeri olarak kamulaştırmayı gerekli kılan yerler varsa  valilerimiz tarafından kararlaştırılıyor ve alınıyor. Doğrusu, bugün ihtiyacımız olduğu hâlde, okul  yeri olarak ayrılan ama ihtiyacımız olmayan yerler bulunduğu gibi, ihtiyacımız olduğu, okul  yapamadığımız yerler de bulunmakta. Dolayısıyla çok fazla bunların kamulaştırılması talebiyle biz  de Bakanlık olarak karşı karşıyayız. Diğer taraftan, madem bu kamulaştırma gerçekleşmeyecek,  bedelsiz olarak devletin uzun yıllar özel bir şahsa ait mülkiyet üzerinde tasarruf yapmasının sıkıntı  doğuracağından, itiraz da, bize de bu konuda şikâyetler geliyor. Ama takdir edersiniz ki Millî Eğitim  Bakanlığı olarak her şeyden önce öğrencilerin eğitim ve öğretim görebilecekleri kurumların  planlanmasının kısa vadeli değil çok daha uzun vadeli planlamalarını yapmak durumundayız.  Dolayısıyla okul yeri olarak ayrılmış bir yerin kamulaştırma bedeli bizde olmasa dahi şu anda,  gelecekte kamulaştırıp bu bina yapma ihtimalimize binaen şu anda herhangi bir şekilde onların  üzerindeki imar değişikliklerini uygun görmüyoruz. Bize bu konuda çok fazla müracaat geliyor  Bakanlığımıza belediyelerimizden ama imar değişikliklerine izin vermiyoruz şu anda.  Adana Öğretmenevi inşaatına ilişkin Sayın Güvel'in bir sorusu vardı "Yap-işlet-devret modeliyle  devredilecek mi?" Adana Öğretmenevine çok uzun zaman önce inşaatın başlamasına rağmen yatırım  alamadığını söylemişti. Bakanlığımız özellikle çok küçük yerlerde, kırsalda ve sosyal anlamda tesise  ihtiyaç bulunan yerlerdeki öğretmenevlerini teşvik etmekle birlikte politik olarak, büyük kentlerde  bu tür kurumlara herhangi bir yatırım ödeneği bütçesi ayırmamaktadır. Dolayısıyla  tamamlanamamasının nedeni budur. Yap-işlet-devret modeliyle herhangi bir yere verilme çabasına  dair bende bir bilgi yok ama bu konuya ilişkin daha ayrıntılı bir bilgiyi ben Sayın Güvel'e yazılı  olarak vereyim. Aynı şey öğretmenevlerine ilişkin genel olarak bir sorun olarak bize iletiliyor.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın Köse'nin Adıyaman'da meslek öğretmenlerinin eksikliğine ilişkin bir itirazı oldu.  Okullarımızda eğitim-öğretim dönemi içerisinde öğretmen ihtiyacımız hepinizin de bildiği gibi  kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmen olmak üzere dört ayrı modelde ve modüler sistemde  İLSİS modülüne göre uygun şartlarda atama yöntemiyle yapılıyor. Dolayısıyla başta mesleki eğitim  de olmak üzere, alan öğretmenleri, her biri, belirlenen şartlarla yapılıyor. Hiçbir ilimizin diğer ilimize  göre önceliği ve farklılığı, ayrıcalığı olmadığı gibi, bu planlamalar yapılırken iller bütün olarak  bilgisayarda ve sistemin tayin ettiği ölçüde, adaletli ve eşit bir şekilde dağıtılıyor.  Şu anda sadece Adıyaman üzerinde değil, eğer bir açık söz konusuysa da mesleki eğitimde, bu  Türkiye genelinde bazı yerlerde söz konusudur ama şu anda benim aldığım bilgiye göre, daha önce  soru önergelerine de konu edildiği için bu mesele, boş geçen ders söz konusu değil çünkü biz bunu  kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerle dolduramadığımız yerde, ücretli ve vekil öğretmenler yoluyla  dolduruyoruz ve herhangi bir şekilde öğrencilerimizin dersleri boş geçmiyor.  Sürem doldu mu Sayın Başkanım? Sürem dolduysa eğer yazılı cevaplandırayım.  BAŞKAN - Bir dakika daha süreniz var, bir buçuk dakikaya yakın.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Evet, Sayın Yıldız'ın bir sorusu  vardı "Türkiye Cumhuriyeti devletinin herhangi bir ülkede üniversitesi var mı arazi tahsis edilen?"  diye. Şu anda benim aklıma ilk olarak gelen birkaç üniversite var. Kazak Üniversitesi, Kırgızistan  Manas Üniversitesi. Bunlar hep Türk ortaklığıyla birlikte kurulmuş üniversiteler. Sadece Türk  üniversitesi olarak kurulan yerler de var şu anda yani herhangi bir iki ülke ortaklığı olmaksızın. Ama  daha ayrıntılı bir bilgiyi de ben size yazılı olarak sunayım.  Tekirdağ Üniversitesinin Namık Kemal Hastanesine ilişkin soruyu tam...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Bakan, "İlçelerde de üniversite kurmayı düşünüyor  musunuz?" diye de sormuştum.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Pardon, evet, "İlçelerde de  üniversite kurmayı düşünüyor musunuz?" diye bir soru vardı. "Şu anda ilçelerde bir üniversite var  mı?" diye sormuştunuz. Şu anda ilçelerde kurulan bir üniversite söz konusu değil, en azından devlet  üniversitesi olarak yok. Vakıf üniversitesi olarak da girişimler var bildiğim kadarıyla şu anda. O  konuda bir engelleyici tutum içerisinde değiliz ama ilçeler üzerinde, ilçelerde henüz bir üniversite  kurma konusunda bir düşünce oluşmadı. Yani kurulacağını düşünmüyorum şu aşamada ama ileride  ne olur bunu bilmiyorum.  Tekirdağ'la ilgili bir soru da Namık Kemal Hastanesine ilişkin. Ben sorunun devamını tam olarak  anlayamadım. Hastanenin inşaatına ilişkindi zannedersem...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Hayır, üniversitenin 250 yataklı bir hastaneye ihtiyacı var.  Bununla ilgili bir çalışma var mı?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ben yazılı olarak cevap vereyim.  Bu konuda herhangi bir bilgim yok. Teşekkür ederim.  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  Madde üzerinde iki önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:  - 3 6 6 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Sayın Köse'nin Adıyaman'da meslek öğretmenlerinin eksikliğine ilişkin bir itirazı oldu.  Okullarımızda eğitim-öğretim dönemi içerisinde öğretmen ihtiyacımız hepinizin de bildiği gibi  kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmen olmak üzere dört ayrı modelde ve modüler sistemde  İLSİS modülüne göre uygun şartlarda atama yöntemiyle yapılıyor. Dolayısıyla başta mesleki eğitim  de olmak üzere, alan öğretmenleri, her biri, belirlenen şartlarla yapılıyor. Hiçbir ilimizin diğer ilimize  göre önceliği ve farklılığı, ayrıcalığı olmadığı gibi, bu planlamalar yapılırken iller bütün olarak  bilgisayarda ve sistemin tayin ettiği ölçüde, adaletli ve eşit bir şekilde dağıtılıyor.  Şu anda sadece Adıyaman üzerinde değil, eğer bir açık söz konusuysa da mesleki eğitimde, bu  Türkiye genelinde bazı yerlerde söz konusudur ama şu anda benim aldığım bilgiye göre, daha önce  soru önergelerine de konu edildiği için bu mesele, boş geçen ders söz konusu değil çünkü biz bunu  kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerle dolduramadığımız yerde, ücretli ve vekil öğretmenler yoluyla  dolduruyoruz ve herhangi bir şekilde öğrencilerimizin dersleri boş geçmiyor.  Sürem doldu mu Sayın Başkanım? Sürem dolduysa eğer yazılı cevaplandırayım.  BAŞKAN - Bir dakika daha süreniz var, bir buçuk dakikaya yakın.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Evet, Sayın Yıldız'ın bir sorusu  vardı "Türkiye Cumhuriyeti devletinin herhangi bir ülkede üniversitesi var mı arazi tahsis edilen?"  diye. Şu anda benim aklıma ilk olarak gelen birkaç üniversite var. Kazak Üniversitesi, Kırgızistan  Manas Üniversitesi. Bunlar hep Türk ortaklığıyla birlikte kurulmuş üniversiteler. Sadece Türk  üniversitesi olarak kurulan yerler de var şu anda yani herhangi bir iki ülke ortaklığı olmaksızın. Ama  daha ayrıntılı bir bilgiyi de ben size yazılı olarak sunayım.  Tekirdağ Üniversitesinin Namık Kemal Hastanesine ilişkin soruyu tam...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Bakan, "İlçelerde de üniversite kurmayı düşünüyor  musunuz?" diye de sormuştum.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Pardon, evet, "İlçelerde de  üniversite kurmayı düşünüyor musunuz?" diye bir soru vardı. "Şu anda ilçelerde bir üniversite var  mı?" diye sormuştunuz. Şu anda ilçelerde kurulan bir üniversite söz konusu değil, en azından devlet  üniversitesi olarak yok. Vakıf üniversitesi olarak da girişimler var bildiğim kadarıyla şu anda. O  konuda bir engelleyici tutum içerisinde değiliz ama ilçeler üzerinde, ilçelerde henüz bir üniversite  kurma konusunda bir düşünce oluşmadı. Yani kurulacağını düşünmüyorum şu aşamada ama ileride  ne olur bunu bilmiyorum.  Tekirdağ'la ilgili bir soru da Namık Kemal Hastanesine ilişkin. Ben sorunun devamını tam olarak  anlayamadım. Hastanenin inşaatına ilişkindi zannedersem...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Hayır, üniversitenin 250 yataklı bir hastaneye ihtiyacı var.  Bununla ilgili bir çalışma var mı?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ben yazılı olarak cevap vereyim.  Bu konuda herhangi bir bilgim yok. Teşekkür ederim.  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  Madde üzerinde iki önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:  - 3 6 6 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanunun Tasarısının 3. maddesi ile eklenen Ek Madde 11 de Yeni Kurulan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (II) sayılı listede Psikolog serbest kadro adedini 1 den  2 ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Akif Akkuş  Eskişehir Karaman Mersin  Hüseyin Yıldız Cemaleddin Uslu Kürşat Atılgan  Antalya Edime Adana  T.B.M.M. Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 486 Sıra Sayılı yasa tasarısının üçüncü maddesinde yer alan Ek Madde 11 'in  II sayılı listede yer alan 4. derecede programcı sayısının serbest kadro sayısının 5 olarak  belirlenmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Osman Kaptan  Antalya  Rahmi Güner Turgut Dibek  Ordu Kırklareli  Orhan Ziya Diren Muharrem İnce  Tokat Yalova  Sacid Yıldız  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak efendim?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: İlave kadronun belirli bir süre sonra verilmesi amacıyla.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanunun Tasarısının 3. maddesi ile eklenen Ek Madde 11 de Yeni Kumlan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (II) sayılı listede Psikolog serbest kadro adedini 1 den  2 ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  - 3 6 7 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanunun Tasarısının 3. maddesi ile eklenen Ek Madde 11 de Yeni Kurulan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (II) sayılı listede Psikolog serbest kadro adedini 1 den  2 ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Akif Akkuş  Eskişehir Karaman Mersin  Hüseyin Yıldız Cemaleddin Uslu Kürşat Atılgan  Antalya Edime Adana  T.B.M.M. Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 486 Sıra Sayılı yasa tasarısının üçüncü maddesinde yer alan Ek Madde 11 'in  II sayılı listede yer alan 4. derecede programcı sayısının serbest kadro sayısının 5 olarak  belirlenmesini arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Osman Kaptan  Antalya  Rahmi Güner Turgut Dibek  Ordu Kırklareli  Orhan Ziya Diren Muharrem İnce  Tokat Yalova  Sacid Yıldız  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak efendim?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Gerekçe okunsun.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: İlave kadronun belirli bir süre sonra verilmesi amacıyla.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanunun Tasarısının 3. maddesi ile eklenen Ek Madde 11 de Yeni Kumlan Türk- Alman Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (II) sayılı listede Psikolog serbest kadro adedini 1 den  2 ye çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  - 3 6 7 - TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 6 8 - PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN-Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Kürşat Atılgan konuşacak efendim.  BAŞKAN - Sayın Atılgan, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)  KÜRŞAT ATILGAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan  kanunun 3'üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, üniversiteler birer ilim merkezidir, düşünceyi açan, sebep-sonuç  ilişkilerini kurmayı sağlayan, pozitif düşünmeyi sağlayan, dünyayı öğrettiği disiplinler çerçevesinde  anlamayı sağlayan eğitim-öğretim kurumlarıdır, aynı zamanda, millî kimliği ülke menfaatleri  doğrultusunda pekiştiren, dünyaya açılan pencerelerdir.  Türk üniversite sisteminin çok tehlikeli bir yola girdiği kanaatindeyim. Çünkü, muhteşem  İmparatorluğumuzun yıkılmasında etkisi olan yabancı okullar konusu, her geçen gün, Türkiye  Cumhuriyeti'nde sayılan azımsanmayacak şekilde artmaya devam etmektedir.  Değerli milletvekilleri, ne alakası var derseniz bunu şöyle açıklamak mümkün: İlk yazılı  Anayasa'mız olan Kanuni Esasi'nin 8'inci maddesi der ki: "Osmanlı topraklan üzerinde yaşayan,  hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun bütün ahaliye Osmanlı denilir." Yani  İmparatorluğumuzun millî kimliği Osmanlılıktır. İşte bu yabancı okullar öncelikle Hristiyan tebaa  olmak üzere millî kimliği paramparça etmiştir ve millî kimliği paramparça olan bu insanlar Osmanlıya  bağlılıklannı ve Osmanlı tebaası olmanın ayncalığını kaybettikleri için Hristiyan dünya tarafından  istismar edilerek, tarihimizde neler geçtiğini daha sonra hep beraber şahit olduk.  Şimdi, burada bu kanun hakkında konuşurken, bir taraftan üniversitelerin dünyaya açılan  pencere, ilim yuvası olduğunu söylerken diğer taraftan da bu üniversitenin kurulmasına karşı olmak  kolay bir şey değil. Ancak, şunu söylemek istiyorum ki, ben ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu,  üniversitelerin açılmasına karşı değil, bu şekilde açılmasına karşıyız.  Peki, buradaki temel prensip ne olmalı derseniz, iki prensip çok önemlidir. Birincisi karşılıklılık  ilkesi, ikincisi ise Türkçe eğitim konusunun halk psikolojisinde aşağılık bir eğitim düzeyine  düşürülecek bir algılamayı engelleyecek bir prensip olmalıdır. Dolayısıyla, bugün ailelerin tamamı,  çocuklarını Türkçe eğitim veren okullar yerine yabancı bir dille eğitim yapılan okullara göndermeyi  tercih etmektedirler. O derece ileri noktalara gelmiştir ki, bugün, artık Türkiye'de anaokullannda  dahi yabancı dille eğitim veren anaokulları açılmaya başlamıştır. Bu, son derece tehlikeli, bugünkü  millî kimliğimiz olan Türk millî kimliğini paramparça edecek olan bir gelişmedir. Dolayısıyla, millî  kimliğin oluşmasındaki en önemli kurumlar olarak üniversitelerde, okullarda böyle yabancı dille  eğitime dönülmesinin tehlikesini dikkatlerinize ve Bakanın dikkatine çekmek üzere söz almış  bulunuyorum. Dolayısıyla, buna "dur" diyecek olan siz sayın milletvekillerisinizdir. Türkiye'de  yabancı dil öğrenmek ayn şeydir, yabancı dille eğitim yapmak ise çok daha ayn bir şeydir.
Sayfa 81 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 6 8 - PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN-Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Kürşat Atılgan konuşacak efendim.  BAŞKAN - Sayın Atılgan, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)  KÜRŞAT ATILGAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan  kanunun 3'üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, üniversiteler birer ilim merkezidir, düşünceyi açan, sebep-sonuç  ilişkilerini kurmayı sağlayan, pozitif düşünmeyi sağlayan, dünyayı öğrettiği disiplinler çerçevesinde  anlamayı sağlayan eğitim-öğretim kurumlarıdır, aynı zamanda, millî kimliği ülke menfaatleri  doğrultusunda pekiştiren, dünyaya açılan pencerelerdir.  Türk üniversite sisteminin çok tehlikeli bir yola girdiği kanaatindeyim. Çünkü, muhteşem  İmparatorluğumuzun yıkılmasında etkisi olan yabancı okullar konusu, her geçen gün, Türkiye  Cumhuriyeti'nde sayılan azımsanmayacak şekilde artmaya devam etmektedir.  Değerli milletvekilleri, ne alakası var derseniz bunu şöyle açıklamak mümkün: İlk yazılı  Anayasa'mız olan Kanuni Esasi'nin 8'inci maddesi der ki: "Osmanlı topraklan üzerinde yaşayan,  hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun bütün ahaliye Osmanlı denilir." Yani  İmparatorluğumuzun millî kimliği Osmanlılıktır. İşte bu yabancı okullar öncelikle Hristiyan tebaa  olmak üzere millî kimliği paramparça etmiştir ve millî kimliği paramparça olan bu insanlar Osmanlıya  bağlılıklannı ve Osmanlı tebaası olmanın ayncalığını kaybettikleri için Hristiyan dünya tarafından  istismar edilerek, tarihimizde neler geçtiğini daha sonra hep beraber şahit olduk.  Şimdi, burada bu kanun hakkında konuşurken, bir taraftan üniversitelerin dünyaya açılan  pencere, ilim yuvası olduğunu söylerken diğer taraftan da bu üniversitenin kurulmasına karşı olmak  kolay bir şey değil. Ancak, şunu söylemek istiyorum ki, ben ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu,  üniversitelerin açılmasına karşı değil, bu şekilde açılmasına karşıyız.  Peki, buradaki temel prensip ne olmalı derseniz, iki prensip çok önemlidir. Birincisi karşılıklılık  ilkesi, ikincisi ise Türkçe eğitim konusunun halk psikolojisinde aşağılık bir eğitim düzeyine  düşürülecek bir algılamayı engelleyecek bir prensip olmalıdır. Dolayısıyla, bugün ailelerin tamamı,  çocuklarını Türkçe eğitim veren okullar yerine yabancı bir dille eğitim yapılan okullara göndermeyi  tercih etmektedirler. O derece ileri noktalara gelmiştir ki, bugün, artık Türkiye'de anaokullannda  dahi yabancı dille eğitim veren anaokulları açılmaya başlamıştır. Bu, son derece tehlikeli, bugünkü  millî kimliğimiz olan Türk millî kimliğini paramparça edecek olan bir gelişmedir. Dolayısıyla, millî  kimliğin oluşmasındaki en önemli kurumlar olarak üniversitelerde, okullarda böyle yabancı dille  eğitime dönülmesinin tehlikesini dikkatlerinize ve Bakanın dikkatine çekmek üzere söz almış  bulunuyorum. Dolayısıyla, buna "dur" diyecek olan siz sayın milletvekillerisinizdir. Türkiye'de  yabancı dil öğrenmek ayn şeydir, yabancı dille eğitim yapmak ise çok daha ayn bir şeydir.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 6 9 - Türk millî eğitim sistemi, dünyada örneği olmayan bir eğitim sistemine dönüşmüştür. Sayın Bakanın  bu konuda neler yapacağını en azından keşfedebilmesi için, benzer ülkelerin neler yaptığına bakarak bir  karar vermesinin zamanının geldiğini düşünüyorum değerli milletvekilleri. Bizlerin de Türk milletinin  geleceğindeki en önemli kurum olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olarak bu konuda çok  ciddi sorumluluklarımız olduğu kanaatindeyim. Buna "dur" demenin ve mutlaka "dur" demenin ülkemiz  açısından çok önemli karar olacağı kanaatindeyim. Türkiye'de Türkçe dışında eğitimin tehlikesini bugün  hissetmiyor olabiliriz, ama emin olun ki, önümüzdeki süreçte bu tehlikeli gidişin tehlikelerinin neler  olduğunu bizden sonraki nesiller çok ciddi şekilde çekeceklerdir diye düşünüyorum.  Ayrıca, birkaç konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Devamlı üniversite açmak evet güzel  bir şeydir, ama yüksek lise şeklinde üniversite açmak doğru bir şey değildir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Dünyadaki ilk 100 veya ilk 200 veya ilk 500 üniversite içinde  acaba Türkiye'nin kaç üniversitesi vardır? Dikkatlerinizi çekiyorum, hiç olmadığını söyleyebilirim.  Ayrıca, burada neler yapılması gerektiği konusunda değerli milletvekilleri, sizlere, Sayın  Merkel'in Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin 2007 yılındaki kongresinde yapmış olduğu  konuşmadan iki cümle okuyacağım -belki Bakana bir çağrışım yaptırır diye söylüyorum- burada Sayın  Merkel, merkezin mezhepler üstü, Hristiyan, sosyal, muhafazakâr ve liberal halk partisi birliğinin  öneminden bahsediyor. "Toplum ve siyaset anlayışımızın temeli olan Hristiyan insan unsuru.. ."  demektedir. Diğer bir yerinde ise "Cami minarelerinin bilinçli olarak kilise kulelerinden daha yüksek  yapılmamasına dikkat etmeliyiz. Hoşgörü hiçbir zaman boyun eğmek anlamına gelmemeli..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - ". . .Hoşgörü kendi değerlerini koruyabilmekten geçmektedir."  demektedir.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, millî eğitimin en önemli vazifesi, milletin değerlerini  koruyabilecek milletin evlatlarını yetiştirmesiyle ilgilidir. Dolayısıyla, Sayın Bakanımızın, muhatap  olduğumuz ülkenin üniversitesiyle ilgili, bu açılışıyla ilgili, kişinin, beşinci kurultayında söylediği  sözler de sanıyorum ki kendisinde bir çağrışım yapmıştır.  Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Atılgan.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın  Anadol, Sayın Kıhçdaroğlu, Sayın Aslanoğlu, Sayın Meral, Sayın Dibek, Sayın Güner, Sayın Ekici,  Sayın Köktürk, Sayın Erenkaya, Sayın Süner, Sayın Barış, Sayın Arat, Sayın İnce, Sayın Hacaloğlu,  Sayın Kesici, Sayın Unsal, Sayın Günday, Sayın Köse, Sayın Oyan, Sayın Keleş.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.
Sayfa 82 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 6 9 - Türk millî eğitim sistemi, dünyada örneği olmayan bir eğitim sistemine dönüşmüştür. Sayın Bakanın  bu konuda neler yapacağını en azından keşfedebilmesi için, benzer ülkelerin neler yaptığına bakarak bir  karar vermesinin zamanının geldiğini düşünüyorum değerli milletvekilleri. Bizlerin de Türk milletinin  geleceğindeki en önemli kurum olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olarak bu konuda çok  ciddi sorumluluklarımız olduğu kanaatindeyim. Buna "dur" demenin ve mutlaka "dur" demenin ülkemiz  açısından çok önemli karar olacağı kanaatindeyim. Türkiye'de Türkçe dışında eğitimin tehlikesini bugün  hissetmiyor olabiliriz, ama emin olun ki, önümüzdeki süreçte bu tehlikeli gidişin tehlikelerinin neler  olduğunu bizden sonraki nesiller çok ciddi şekilde çekeceklerdir diye düşünüyorum.  Ayrıca, birkaç konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Devamlı üniversite açmak evet güzel  bir şeydir, ama yüksek lise şeklinde üniversite açmak doğru bir şey değildir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - Dünyadaki ilk 100 veya ilk 200 veya ilk 500 üniversite içinde  acaba Türkiye'nin kaç üniversitesi vardır? Dikkatlerinizi çekiyorum, hiç olmadığını söyleyebilirim.  Ayrıca, burada neler yapılması gerektiği konusunda değerli milletvekilleri, sizlere, Sayın  Merkel'in Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin 2007 yılındaki kongresinde yapmış olduğu  konuşmadan iki cümle okuyacağım -belki Bakana bir çağrışım yaptırır diye söylüyorum- burada Sayın  Merkel, merkezin mezhepler üstü, Hristiyan, sosyal, muhafazakâr ve liberal halk partisi birliğinin  öneminden bahsediyor. "Toplum ve siyaset anlayışımızın temeli olan Hristiyan insan unsuru.. ."  demektedir. Diğer bir yerinde ise "Cami minarelerinin bilinçli olarak kilise kulelerinden daha yüksek  yapılmamasına dikkat etmeliyiz. Hoşgörü hiçbir zaman boyun eğmek anlamına gelmemeli..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  Buyurunuz.  KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) - ". . .Hoşgörü kendi değerlerini koruyabilmekten geçmektedir."  demektedir.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, millî eğitimin en önemli vazifesi, milletin değerlerini  koruyabilecek milletin evlatlarını yetiştirmesiyle ilgilidir. Dolayısıyla, Sayın Bakanımızın, muhatap  olduğumuz ülkenin üniversitesiyle ilgili, bu açılışıyla ilgili, kişinin, beşinci kurultayında söylediği  sözler de sanıyorum ki kendisinde bir çağrışım yapmıştır.  Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Atılgan.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın  Anadol, Sayın Kıhçdaroğlu, Sayın Aslanoğlu, Sayın Meral, Sayın Dibek, Sayın Güner, Sayın Ekici,  Sayın Köktürk, Sayın Erenkaya, Sayın Süner, Sayın Barış, Sayın Arat, Sayın İnce, Sayın Hacaloğlu,  Sayın Kesici, Sayın Unsal, Sayın Günday, Sayın Köse, Sayın Oyan, Sayın Keleş.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 3  - 3 7 0 - VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  3'üncü maddeyi ekli listeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  4'üncü maddeyi okutuyorum:  MADDE 4- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli  (II) sayılı cetvelin "A) Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri"  bölümüne aşağıdaki ibare eklenmiştir.  "97) Türk-Alman Üniversitesi"  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy.  Buyurun Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket  Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi grubum ve şahsım adına  saygıyla selamlıyorum.  Kıymetli arkadaşlar, ülkemizde bir genç nüfus var. Bu nüfusun büyük bir bölümünün maalesef  yükseköğrenim talebi karşılanamıyor, hatta birtakım saiklerin de etkisiyle önemli oranda çocuğumuz  yurt dışındaki üniversitelere gidiyor. Bu sebepten, hepimiz üniversite açılmasına taraftarız ancak sizin  Hükümetiniz üniversite açma işini lise veya ilköğretim okulu açılmasına dönüştürdü. Burada bana  göre tek bir gayeniz var, seçim meydanlarında "Biz, şu kadar üniversite açtık." diyerek kamuoyunu  yanıltıyorsunuz. Hâlihazırda ülkemizde 94'ü devlet 45'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite var.  Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu üniversitelerin çok azı beklentilere cevap verecek düzeyde.  Üniversitelerimizin büyük çoğunluğunun öğretim üyesi ihtiyacı had safhada, yeni açılanların ise  öğretim üyesi ihtiyacının yanında, fiziki donanımları ya yetersiz veya hiç yok denecek düzeyde. Birçok  üniversitemiz "tabela üniversitesi" durumuna düştü. Bizlerin, mevcut üniversitelerimizin sorunlarını  çözmemiz, gerekli destekleri vermemiz gerekirken, siz Hükümet olarak bu sorunları bir kördüğüme  dönüştürüyorsunuz. Öğretim üyesi yok, bina ve gerekli donanımları yok, personeli yok, hülasa, yok,  yok. Ancak siz "Göç yolda düzelir." mantığıyla ve tamamen siyasi istismar konusu yapmak için yeni  üniversite açmaya hızla devam ediyorsunuz. Bunun daha ötesi var.  Ülkemizin birinci sorunu işsizlik. Bugün, resmî rakamlara göre işsizlik yüzde 13'ler düzeyinde,  hepimiz biliyoruz ki gerçek rakamlar ise bunun çok üzerinde. İstihdamımızın yarısı kayıt dışı. Siz bu  konuda gerekli yapısal tedbirleri almıyorsunuz, onun yerine hızla üniversite açmaya çalışıyorsunuz.  Acaba, bu kürsüden çıkıp, açtığınız üniversitelerin işsizliği önleyebileceğini söyleyebilir misiniz  veya tam aksine, mevcut işsizlere yeni diplomalı işsizler ordusu mu ilave edeceksiniz? Esas  cevaplanması gereken soru budur. Yeni üniversiteler, yeni diplomalı işsizler ordusu mu oluşturacaktır?
Sayfa 83 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2010 O: 3  - 3 7 0 - VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmemiştir.  3'üncü maddeyi ekli listeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  4'üncü maddeyi okutuyorum:  MADDE 4- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli  (II) sayılı cetvelin "A) Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri"  bölümüne aşağıdaki ibare eklenmiştir.  "97) Türk-Alman Üniversitesi"  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy.  Buyurun Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket  Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi grubum ve şahsım adına  saygıyla selamlıyorum.  Kıymetli arkadaşlar, ülkemizde bir genç nüfus var. Bu nüfusun büyük bir bölümünün maalesef  yükseköğrenim talebi karşılanamıyor, hatta birtakım saiklerin de etkisiyle önemli oranda çocuğumuz  yurt dışındaki üniversitelere gidiyor. Bu sebepten, hepimiz üniversite açılmasına taraftarız ancak sizin  Hükümetiniz üniversite açma işini lise veya ilköğretim okulu açılmasına dönüştürdü. Burada bana  göre tek bir gayeniz var, seçim meydanlarında "Biz, şu kadar üniversite açtık." diyerek kamuoyunu  yanıltıyorsunuz. Hâlihazırda ülkemizde 94'ü devlet 45'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite var.  Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu üniversitelerin çok azı beklentilere cevap verecek düzeyde.  Üniversitelerimizin büyük çoğunluğunun öğretim üyesi ihtiyacı had safhada, yeni açılanların ise  öğretim üyesi ihtiyacının yanında, fiziki donanımları ya yetersiz veya hiç yok denecek düzeyde. Birçok  üniversitemiz "tabela üniversitesi" durumuna düştü. Bizlerin, mevcut üniversitelerimizin sorunlarını  çözmemiz, gerekli destekleri vermemiz gerekirken, siz Hükümet olarak bu sorunları bir kördüğüme  dönüştürüyorsunuz. Öğretim üyesi yok, bina ve gerekli donanımları yok, personeli yok, hülasa, yok,  yok. Ancak siz "Göç yolda düzelir." mantığıyla ve tamamen siyasi istismar konusu yapmak için yeni  üniversite açmaya hızla devam ediyorsunuz. Bunun daha ötesi var.  Ülkemizin birinci sorunu işsizlik. Bugün, resmî rakamlara göre işsizlik yüzde 13'ler düzeyinde,  hepimiz biliyoruz ki gerçek rakamlar ise bunun çok üzerinde. İstihdamımızın yarısı kayıt dışı. Siz bu  konuda gerekli yapısal tedbirleri almıyorsunuz, onun yerine hızla üniversite açmaya çalışıyorsunuz.  Acaba, bu kürsüden çıkıp, açtığınız üniversitelerin işsizliği önleyebileceğini söyleyebilir misiniz  veya tam aksine, mevcut işsizlere yeni diplomalı işsizler ordusu mu ilave edeceksiniz? Esas  cevaplanması gereken soru budur. Yeni üniversiteler, yeni diplomalı işsizler ordusu mu oluşturacaktır?  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 1 - Kıymetli arkadaşlar, birçok kanun tasarısında yaptığınız yöntemi bu tasarıda da yaptınız.  Tasarının komisyonlarda yeterince incelenip tartışılmasına fırsat vermiyorsunuz. Akşamdan sabaha,  sayısal çoğunluğunuza güvenerek istediğiniz tasarı ve teklifleri Genel Kurula getiriyor ve  yasalaştırıyorsunuz. Bakın, komisyonlarda, hem bizim arkadaşlarımızın hem de diğer muhalefet  partisine mensup milletvekillerinin son derece makul ve olumlu önerilerini dikkate almadınız.  Komisyon üyeleri, Yükseköğretim Kurulunun yaptığı çalışma ve değerlendirmelerle ilgili hiçbir  hususun kendileri ile paylaşamadığını ifade ediyorlar. Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Büyük Millet  Meclisinin üyelerini hangi saiklerle bilgilendirmekten imtina ediyor? Buradan şu anlaşılıyor: YÖK,  AKP Hükümetinin bir alt birimi gibi hareket ediyor. YÖK'ün, katsayı maddesinde ne kadar başarılı  olduğunu tüm Türkiye kamuoyu gördü. A, B, C planları devreye sokuldu, insanların ümitleri istismar  edildi ve nihayetinde, sorun neredeyse başlandığı noktaya getirilerek bir kördüğüm hâline  dönüştürüldükten sonra ortada bırakıldı. Sizse sürekli olarak işinize gelmeyen konularda suçu  başkalarına atma huyunuzdan bir türlü vazgeçmediniz. Ancak, hayalî umut tacirliği yaparak mağdur  ettiğiniz çocuklarımızın vebalini nasıl vereceksiniz, doğrusu merak ediyorum.  Bakın, Komisyondaki arkadaşlarımız, muhalefet şerhlerinde bir hususun altını çizmişler.  Ülkemizde mühendislik eğitimi veren programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı,  Avrupa ortalamasının 2 katından fazla. Siz, bu açığı, öğretim üyesi yetiştirmek yerine üniversite  açarak mı kapatmaya çalışıyorsunuz? Böyle, akşamdan sabaha üniversite açmaya devam ederseniz,  öğretim kalitesinin, uzun vadede bütün branşlarda, özellikle mühendislik hizmetlerinin niteliğini  daha da olumsuz etkileyeceği kaçınılmaz olacaktır. Bu üniversitelerin açılmasına izin verilirken,  maalesef, ülke gerçeklerinin, iş ve istihdam imkânlarının hiçbir şekilde araştırılmadığını ve göz  önünde bulundurulmadığını görüyoruz. Daha da vahimi, geleceğe yönelik bir hedef ve planlamanın  yapılmadığını anlıyoruz. Mesela, mevcut üniversitelerin eğitim fakültesinden mezun olan binlerce  işsiz öğretmen adayının bulunması sebebiyle, bu tasarıyla kurulması planlanan yeni eğitim  fakültelerinin açılmasına gerek olmadığı yönünde, arkadaşlarımız kanun teklifine Komisyonda  muhalefet şerhi koymuştur. Şimdi, siz bilmiyor musunuz, binlerce öğretmen adayı atanamadıkları için  eylem yapıyorlar. Siz bu binlere yeni binler eklemek için, yeni üniversitelere yeni bölümler ilave  ediyorsunuz. Maksat, dostlar alışverişte görsün. Bence bunun başka bir izah tarzı yok.  Kıymetli arkadaşlar, sizlere üniversitelerimizin mevcut durumuyla ilgili bir iki hususu da  hatırlatmak istiyorum. Mevcut durumda bile bazı fakültelerimizin öğrenci kontenjanları maalesef  açık kalmakta, dolmamaktadır. Mesela, seçim bölgem Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesinin fizik bölümünün ikinci öğretimine 1 öğrenci gelmiş, ek kontenjandan ise bu  sayı ancak 4 'e ulaşabilmiştir. Bu bölümün normal olarak kontenjanı 50 kişidir.  Diğer yandan, öğretim üyesi temini önemli bir sorundur. Eğitim fakültelerine hoca  bulunamamaktadır. Öğretim üyelerinin ücretleri bakımından iller arasında farklılıklar olduğundan,  özellikle Kahramanmaraş gibi büyük illerimizde öğretim üyesi açığı oluşmaktadır. Ayrıca, vakıf  üniversitelerinin sayısının çoğalması, bu üniversitelerin imkânlarının devlet üniversitelerine nazaran  daha iyi durumda olması sebebiyle devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine büyük oranda  geçişler yaşanmaktadır.  Başka bir husus, üniversitelerimize mevcut bütçe imkânları içinde yeterli ödeneğin  verilmemesidir. Yeni kurulan birçok üniversitemizin hâlen temeli dahi atılamamıştır. Bu temel işi  sizlere bir şey hatırlatıyor mu bilmiyorum ama mevcut durumda bu üniversitelerimizin adı var,  kendileri yok durumdadır.
Sayfa 84 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 1 - Kıymetli arkadaşlar, birçok kanun tasarısında yaptığınız yöntemi bu tasarıda da yaptınız.  Tasarının komisyonlarda yeterince incelenip tartışılmasına fırsat vermiyorsunuz. Akşamdan sabaha,  sayısal çoğunluğunuza güvenerek istediğiniz tasarı ve teklifleri Genel Kurula getiriyor ve  yasalaştırıyorsunuz. Bakın, komisyonlarda, hem bizim arkadaşlarımızın hem de diğer muhalefet  partisine mensup milletvekillerinin son derece makul ve olumlu önerilerini dikkate almadınız.  Komisyon üyeleri, Yükseköğretim Kurulunun yaptığı çalışma ve değerlendirmelerle ilgili hiçbir  hususun kendileri ile paylaşamadığını ifade ediyorlar. Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Büyük Millet  Meclisinin üyelerini hangi saiklerle bilgilendirmekten imtina ediyor? Buradan şu anlaşılıyor: YÖK,  AKP Hükümetinin bir alt birimi gibi hareket ediyor. YÖK'ün, katsayı maddesinde ne kadar başarılı  olduğunu tüm Türkiye kamuoyu gördü. A, B, C planları devreye sokuldu, insanların ümitleri istismar  edildi ve nihayetinde, sorun neredeyse başlandığı noktaya getirilerek bir kördüğüm hâline  dönüştürüldükten sonra ortada bırakıldı. Sizse sürekli olarak işinize gelmeyen konularda suçu  başkalarına atma huyunuzdan bir türlü vazgeçmediniz. Ancak, hayalî umut tacirliği yaparak mağdur  ettiğiniz çocuklarımızın vebalini nasıl vereceksiniz, doğrusu merak ediyorum.  Bakın, Komisyondaki arkadaşlarımız, muhalefet şerhlerinde bir hususun altını çizmişler.  Ülkemizde mühendislik eğitimi veren programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı,  Avrupa ortalamasının 2 katından fazla. Siz, bu açığı, öğretim üyesi yetiştirmek yerine üniversite  açarak mı kapatmaya çalışıyorsunuz? Böyle, akşamdan sabaha üniversite açmaya devam ederseniz,  öğretim kalitesinin, uzun vadede bütün branşlarda, özellikle mühendislik hizmetlerinin niteliğini  daha da olumsuz etkileyeceği kaçınılmaz olacaktır. Bu üniversitelerin açılmasına izin verilirken,  maalesef, ülke gerçeklerinin, iş ve istihdam imkânlarının hiçbir şekilde araştırılmadığını ve göz  önünde bulundurulmadığını görüyoruz. Daha da vahimi, geleceğe yönelik bir hedef ve planlamanın  yapılmadığını anlıyoruz. Mesela, mevcut üniversitelerin eğitim fakültesinden mezun olan binlerce  işsiz öğretmen adayının bulunması sebebiyle, bu tasarıyla kurulması planlanan yeni eğitim  fakültelerinin açılmasına gerek olmadığı yönünde, arkadaşlarımız kanun teklifine Komisyonda  muhalefet şerhi koymuştur. Şimdi, siz bilmiyor musunuz, binlerce öğretmen adayı atanamadıkları için  eylem yapıyorlar. Siz bu binlere yeni binler eklemek için, yeni üniversitelere yeni bölümler ilave  ediyorsunuz. Maksat, dostlar alışverişte görsün. Bence bunun başka bir izah tarzı yok.  Kıymetli arkadaşlar, sizlere üniversitelerimizin mevcut durumuyla ilgili bir iki hususu da  hatırlatmak istiyorum. Mevcut durumda bile bazı fakültelerimizin öğrenci kontenjanları maalesef  açık kalmakta, dolmamaktadır. Mesela, seçim bölgem Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesinin fizik bölümünün ikinci öğretimine 1 öğrenci gelmiş, ek kontenjandan ise bu  sayı ancak 4 'e ulaşabilmiştir. Bu bölümün normal olarak kontenjanı 50 kişidir.  Diğer yandan, öğretim üyesi temini önemli bir sorundur. Eğitim fakültelerine hoca  bulunamamaktadır. Öğretim üyelerinin ücretleri bakımından iller arasında farklılıklar olduğundan,  özellikle Kahramanmaraş gibi büyük illerimizde öğretim üyesi açığı oluşmaktadır. Ayrıca, vakıf  üniversitelerinin sayısının çoğalması, bu üniversitelerin imkânlarının devlet üniversitelerine nazaran  daha iyi durumda olması sebebiyle devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine büyük oranda  geçişler yaşanmaktadır.  Başka bir husus, üniversitelerimize mevcut bütçe imkânları içinde yeterli ödeneğin  verilmemesidir. Yeni kurulan birçok üniversitemizin hâlen temeli dahi atılamamıştır. Bu temel işi  sizlere bir şey hatırlatıyor mu bilmiyorum ama mevcut durumda bu üniversitelerimizin adı var,  kendileri yok durumdadır.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  1992 yılında kurulan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin 1996 yılında açılan Tıp  Fakültesinin hâlâ kadro sorunu çözülememiştir. Sebep ne? Sebep, Sayın Rektörün yandaş olmaması.  Rektör devletin rektörü, varsa bir haksızlığı, hukuksuzluğu, gereğini yaparsınız. Ancak, sırf Rektörü  kendinize yandaş görmediğinizden dolayı Kahramanmaraş Tıp Fakültesinin kadrosunu İktidarınız  süresince vermediniz. Kahramanmaraş AKP'ye 8 milletvekilinin 6'sını verdi, bir önceki dönem 7  tanesini verdi ancak, iş hizmet almaya gelince ancak nasihat alabildi.  Kıymetli arkadaşlar, vakıf üniversitelerinin bir bölümünü mahfuz tutarsak, bu üniversitelerin de  asli amacının dışına çıktığı, ticari maksat ve mantıkla kurulduğu kanaati kamuoyunca yaygındır. Bu  kaygılardan dolayı vakıf üniversitelerinin diğer bir çoğunluğu kendilerinden beklenen performansı  gösterememiş, kontenjanlarının büyük bir bölümü boş kalmıştır çünkü bu üniversitelerin birçoğunun  ne yeterli akademik kadrosu ne de yeterli fiziki bir mekânı mevcuttur, üstelik öğrenim ücretleri  Türkiye standartlarına göre çok yüksektir.  Şimdi, bir işe başlanırken öncelikle planlama yapılır, artıları eksileri analiz edilir ve buna göre  nihai karar verilir. Sizin açılan yeni üniversitelere yönelik bir insan gücü planlamanız yok, öğretim  üyesi ihtiyacını nasıl karşılayacağınıza dair bir öngörünüz yok. Üniversite açma konusunda gelen  bütün talepleri kabul ediyorsunuz. Yeni üniversitelerin önceden ilan edilen bir takvim ve gelişme  planı ile ileri bir tarihte üniversite statüsü kazanma hedefi çerçevesinde kurulmaları faydalı olacaktır.  Bu üniversitelere belirlenen süreç içinde yeterli mali kaynak aktarılarak ve gelişmiş  üniversitelerimizden gönüllü rotasyon esasına göre öğretim üyesi desteği verilerek yeterli altyapı ve  eleman düzeyine erişmeleri sağlanabilir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Bir defa, üniversite kurulması işi sağlam temellere  dayanmalıdır. Siz memleketin ilköğretim açığını kapatamamışsınız, yeterli mesleki ve teknik eğitimi  sağlayamamışsınız, mevcut üniversitelerdeki öğrencilerimizin bile başta barınma olmak üzere birçok  sorununu çözememişsiniz, akşamdan sabaha üniversite kuruyorsunuz. Eğer bu üniversite açılma işi  sizin bu mantığınızla devam ederse üniversiteler çok yakın bir gelecekte dershane pozisyonuna  düşecektir.  Tasarının ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Paksoy.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu.  Buyurunuz Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, yüce  Meclisin çok değerli milletvekilleri; bilimsel, çağdaş bir üniversitenin kurulması hepimize gurur  verir. Biz bu üniversitenin prensip olarak kurulmasına karşı değiliz, Komisyonda da söyledik ama eşit  koşullarda ve eşit özelliklerde bir üniversitenin oluşması gerekir dedik ve bizim grup olarak da karşı  oy yazımızda neden, hangi maddelere, niçin karşı oy yazımız olduğunu da belirttik.  - 3 7 2 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  1992 yılında kurulan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin 1996 yılında açılan Tıp  Fakültesinin hâlâ kadro sorunu çözülememiştir. Sebep ne? Sebep, Sayın Rektörün yandaş olmaması.  Rektör devletin rektörü, varsa bir haksızlığı, hukuksuzluğu, gereğini yaparsınız. Ancak, sırf Rektörü  kendinize yandaş görmediğinizden dolayı Kahramanmaraş Tıp Fakültesinin kadrosunu İktidarınız  süresince vermediniz. Kahramanmaraş AKP'ye 8 milletvekilinin 6'sını verdi, bir önceki dönem 7  tanesini verdi ancak, iş hizmet almaya gelince ancak nasihat alabildi.  Kıymetli arkadaşlar, vakıf üniversitelerinin bir bölümünü mahfuz tutarsak, bu üniversitelerin de  asli amacının dışına çıktığı, ticari maksat ve mantıkla kurulduğu kanaati kamuoyunca yaygındır. Bu  kaygılardan dolayı vakıf üniversitelerinin diğer bir çoğunluğu kendilerinden beklenen performansı  gösterememiş, kontenjanlarının büyük bir bölümü boş kalmıştır çünkü bu üniversitelerin birçoğunun  ne yeterli akademik kadrosu ne de yeterli fiziki bir mekânı mevcuttur, üstelik öğrenim ücretleri  Türkiye standartlarına göre çok yüksektir.  Şimdi, bir işe başlanırken öncelikle planlama yapılır, artıları eksileri analiz edilir ve buna göre  nihai karar verilir. Sizin açılan yeni üniversitelere yönelik bir insan gücü planlamanız yok, öğretim  üyesi ihtiyacını nasıl karşılayacağınıza dair bir öngörünüz yok. Üniversite açma konusunda gelen  bütün talepleri kabul ediyorsunuz. Yeni üniversitelerin önceden ilan edilen bir takvim ve gelişme  planı ile ileri bir tarihte üniversite statüsü kazanma hedefi çerçevesinde kurulmaları faydalı olacaktır.  Bu üniversitelere belirlenen süreç içinde yeterli mali kaynak aktarılarak ve gelişmiş  üniversitelerimizden gönüllü rotasyon esasına göre öğretim üyesi desteği verilerek yeterli altyapı ve  eleman düzeyine erişmeleri sağlanabilir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Bir defa, üniversite kurulması işi sağlam temellere  dayanmalıdır. Siz memleketin ilköğretim açığını kapatamamışsınız, yeterli mesleki ve teknik eğitimi  sağlayamamışsınız, mevcut üniversitelerdeki öğrencilerimizin bile başta barınma olmak üzere birçok  sorununu çözememişsiniz, akşamdan sabaha üniversite kuruyorsunuz. Eğer bu üniversite açılma işi  sizin bu mantığınızla devam ederse üniversiteler çok yakın bir gelecekte dershane pozisyonuna  düşecektir.  Tasarının ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Paksoy.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu.  Buyurunuz Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, yüce  Meclisin çok değerli milletvekilleri; bilimsel, çağdaş bir üniversitenin kurulması hepimize gurur  verir. Biz bu üniversitenin prensip olarak kurulmasına karşı değiliz, Komisyonda da söyledik ama eşit  koşullarda ve eşit özelliklerde bir üniversitenin oluşması gerekir dedik ve bizim grup olarak da karşı  oy yazımızda neden, hangi maddelere, niçin karşı oy yazımız olduğunu da belirttik.  - 3 7 2 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 3  Değerli arkadaşlarım, ülkemizde bilimsel ve ilme yönelik, çağdaş bilimlere yönelik hangi  üniversite kurulursa biz bunun altına şerefle imza atarız. Ancak burada üniversite kurarken hepimiz  seviniyoruz ama sokakta gezen üniversite mezunu gençlerimizi görünce vicdanım hicap duyuyor.  Hicap duyuyorum, utanıyorum o gençlerden, utanıyorum o insanlardan değerli arkadaşlarım. Olayın  bu yönüne hiç bakmıyoruz, sadece ve sadece üniversite kuralım, gençler gitsin ve hakikaten o gençler  üniversiteye girdiği zaman şen, çok gururlu bir şekilde üniversiteyi kazanmanın gururunu yaşıyor  ama üniversiteyi bitirdikten sonra maalesef, maalesef bu ülkede yaşayan bir birey olarak, bu ülkenin  bir genci olarak bazen yaşamından, bazen niçin yaşadığından nefret ediyor. Bu gerçekleri hiç  görmüyoruz ama sadece işin bu tarafına bakıyoruz.  Değerli arkadaşlarım, bu ülkede üniversite mezunlarının işsizlik sorunu artık bir yaranın ötesine  geçmiştir. Lütfen, üniversiteyi açmak, üniversitede çağdaş bir şekilde çocukları yetiştirmek hepimizin  görevi, bu Meclisin görevi ama üniversiteyi bitiren çocuklarımıza aş, ekmek, iş bulmak da yine  hepimizin görevi.  Ama ben burada YÖK'e sesleniyorum: Acaba, YÖK, üniversiteye alınacak öğrencileri planlarken  bugünün Türkiyesi'nde hangi kolda, hangi dalda, hangi bilimsel branşta ne kadar öğrenci alınacağının  hesabını yapıyor mu? Ama ben diyorum ki yapmıyor, yapsaydı 300-400 bin tane, öğretmen yaptığı  çocuklar sokakta gezmezdi. Bugün Türkiye'de 300-400 bin tane, öğretmen olma hakkı elinden alınmış  insan eğer sokakta geziyorsa, bu insan haykırıyorsa nerede bunun planlaması? Demek ki biz.. .  HÜSEYİN DEVECİOĞLU (Kilis) - AK PARTİ...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Oradan laf atma, biliyorsan gel konuş, bildiğin  konuda gel buraya konuş. 300 bin tane gence vicdanında hesap verebiliyorsan ne mutlu sana. Niye  laf atıyorsun orada!  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Bağırma! Niye bağınyorsun?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Niye laf atıyorsun? Türkiye'de 300 bin tane  öğretmen olamayan insan var mı yok mu?  FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Şov yapma!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Niye çözmüyorsun, iktidarsın?  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu... Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hayır yani, orada oturmuş, ben...  BAŞKAN - Lütfen karşılıklı konuşmayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben bir sorunu dile getirirken, bir gerçeği dile  getirirken orada oturmuş, oturmuş orada laf atıyor.  FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Şov yapıyorsun orada!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Niye şov yapacakmışım, niye yapacakmışım?  Yok mu kardeşim, yok mu Fikri Bey, yok mu?  HASAN KARA (Kilis) - Malatya'ya gel, Malatya'ya!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 300 bin tane, öğretmen olmayan bu ülkede genç  yok mu, genç yok mu? Niye kabul etmiyorsunuz, niye kabul etmiyorsunuz?  Ben size, bilimsel bir şekilde YÖK acaba bunları planlarken, acaba bunları planlarlarken dikkat  ediyor mu derken tutup laf atıyorsunuz.  Değerli arkadaşlar...  - 3 7 3 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 3  Değerli arkadaşlarım, ülkemizde bilimsel ve ilme yönelik, çağdaş bilimlere yönelik hangi  üniversite kurulursa biz bunun altına şerefle imza atarız. Ancak burada üniversite kurarken hepimiz  seviniyoruz ama sokakta gezen üniversite mezunu gençlerimizi görünce vicdanım hicap duyuyor.  Hicap duyuyorum, utanıyorum o gençlerden, utanıyorum o insanlardan değerli arkadaşlarım. Olayın  bu yönüne hiç bakmıyoruz, sadece ve sadece üniversite kuralım, gençler gitsin ve hakikaten o gençler  üniversiteye girdiği zaman şen, çok gururlu bir şekilde üniversiteyi kazanmanın gururunu yaşıyor  ama üniversiteyi bitirdikten sonra maalesef, maalesef bu ülkede yaşayan bir birey olarak, bu ülkenin  bir genci olarak bazen yaşamından, bazen niçin yaşadığından nefret ediyor. Bu gerçekleri hiç  görmüyoruz ama sadece işin bu tarafına bakıyoruz.  Değerli arkadaşlarım, bu ülkede üniversite mezunlarının işsizlik sorunu artık bir yaranın ötesine  geçmiştir. Lütfen, üniversiteyi açmak, üniversitede çağdaş bir şekilde çocukları yetiştirmek hepimizin  görevi, bu Meclisin görevi ama üniversiteyi bitiren çocuklarımıza aş, ekmek, iş bulmak da yine  hepimizin görevi.  Ama ben burada YÖK'e sesleniyorum: Acaba, YÖK, üniversiteye alınacak öğrencileri planlarken  bugünün Türkiyesi'nde hangi kolda, hangi dalda, hangi bilimsel branşta ne kadar öğrenci alınacağının  hesabını yapıyor mu? Ama ben diyorum ki yapmıyor, yapsaydı 300-400 bin tane, öğretmen yaptığı  çocuklar sokakta gezmezdi. Bugün Türkiye'de 300-400 bin tane, öğretmen olma hakkı elinden alınmış  insan eğer sokakta geziyorsa, bu insan haykırıyorsa nerede bunun planlaması? Demek ki biz.. .  HÜSEYİN DEVECİOĞLU (Kilis) - AK PARTİ...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Oradan laf atma, biliyorsan gel konuş, bildiğin  konuda gel buraya konuş. 300 bin tane gence vicdanında hesap verebiliyorsan ne mutlu sana. Niye  laf atıyorsun orada!  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Bağırma! Niye bağınyorsun?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Niye laf atıyorsun? Türkiye'de 300 bin tane  öğretmen olamayan insan var mı yok mu?  FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Şov yapma!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Niye çözmüyorsun, iktidarsın?  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu... Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hayır yani, orada oturmuş, ben...  BAŞKAN - Lütfen karşılıklı konuşmayınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben bir sorunu dile getirirken, bir gerçeği dile  getirirken orada oturmuş, oturmuş orada laf atıyor.  FİKRİ IŞIK (Kocaeli) - Şov yapıyorsun orada!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Niye şov yapacakmışım, niye yapacakmışım?  Yok mu kardeşim, yok mu Fikri Bey, yok mu?  HASAN KARA (Kilis) - Malatya'ya gel, Malatya'ya!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 300 bin tane, öğretmen olmayan bu ülkede genç  yok mu, genç yok mu? Niye kabul etmiyorsunuz, niye kabul etmiyorsunuz?  Ben size, bilimsel bir şekilde YÖK acaba bunları planlarken, acaba bunları planlarlarken dikkat  ediyor mu derken tutup laf atıyorsunuz.  Değerli arkadaşlar...  - 3 7 3 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Sen de hiçbir zaman laf atmayacaksın.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben haksız laf atmam.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Hiçbir zaman laf atmayacaksın!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Haksız laf atmam. Bildiğim konuda konuşur...  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen karşılıklı konuşmayınız.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Dün burada sana laf atıldı diye kalkıp buraya kadar geldin...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, gelsin, aynı şekilde gelsinler. Bildiğim  konuda...  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen devam ediniz.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Dün burada sana laf atıldı diye kalkıp buraya kadar geldin.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, gelirim kardeşim, gelirim. Haksızlığa  tahammül edemem, kimseye de haksızlık yapmam, kimseye de haksızlık yapmam.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Sen de kimseye laf atma.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben vicdanımda kimseye haksızlık yapmam.  Değerli arkadaşlar...  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Dün buraya geldin, arkadaşa dedin ki "Niye bana laf atıyorsun?"  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, gelirim kardeşim. Hakkımı yedirmem ben,  hakkımı isterim, hakkımı isterim.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen devam ediniz.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Oradan akşama kadar bağırdın, sonra da geldin, dedin ki "Niye  laf attın?"  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bağırırım. Hakkımı istiyorum ben, kimsenin  kişiliğiyle oynamam.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Tutarlı olmak lazım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben çok tutarlıyım.  Sayın Başkan, hep süremden gidiyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen devam ediniz konuşmanıza. Sayın Aslanoğlu, devam ediniz.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 280 bin...  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri....  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 280 bin öğretmen atadık biz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 300 bin öğretmen... Bugün Türkiye'de  öğretmenlik hakkı elinden alman 300 bin kişi var mı yok mu, bunu soruyorum. Bunu soruyorum ya,  var mı yok mu diyorum.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Sen laf atma, kimse de atmasın.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, konuşmanıza devam ediniz lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bir başka konu...  Hepinizin çoluk çocuğu var. Deminden beri, dünden beri tartışılıyor, yabancı dilde eğitim, yabancı  dilde öğretim.  - 3 7 4 -
Sayfa 87 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Sen de hiçbir zaman laf atmayacaksın.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben haksız laf atmam.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Hiçbir zaman laf atmayacaksın!  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Haksız laf atmam. Bildiğim konuda konuşur...  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen karşılıklı konuşmayınız.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Dün burada sana laf atıldı diye kalkıp buraya kadar geldin...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, gelsin, aynı şekilde gelsinler. Bildiğim  konuda...  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen devam ediniz.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Dün burada sana laf atıldı diye kalkıp buraya kadar geldin.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, gelirim kardeşim, gelirim. Haksızlığa  tahammül edemem, kimseye de haksızlık yapmam, kimseye de haksızlık yapmam.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Sen de kimseye laf atma.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben vicdanımda kimseye haksızlık yapmam.  Değerli arkadaşlar...  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Dün buraya geldin, arkadaşa dedin ki "Niye bana laf atıyorsun?"  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Evet, gelirim kardeşim. Hakkımı yedirmem ben,  hakkımı isterim, hakkımı isterim.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen devam ediniz.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Oradan akşama kadar bağırdın, sonra da geldin, dedin ki "Niye  laf attın?"  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bağırırım. Hakkımı istiyorum ben, kimsenin  kişiliğiyle oynamam.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Tutarlı olmak lazım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben çok tutarlıyım.  Sayın Başkan, hep süremden gidiyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen devam ediniz konuşmanıza. Sayın Aslanoğlu, devam ediniz.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 280 bin...  BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri....  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 280 bin öğretmen atadık biz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 300 bin öğretmen... Bugün Türkiye'de  öğretmenlik hakkı elinden alman 300 bin kişi var mı yok mu, bunu soruyorum. Bunu soruyorum ya,  var mı yok mu diyorum.  İDRİS GÜLLÜCE (İstanbul) - Sen laf atma, kimse de atmasın.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, konuşmanıza devam ediniz lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bir başka konu...  Hepinizin çoluk çocuğu var. Deminden beri, dünden beri tartışılıyor, yabancı dilde eğitim, yabancı  dilde öğretim.  - 3 7 4 - T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 5 - Değerli arkadaşlarım, Türk çocukları zekidir, bu ülkede yaşayan her çocuk zekidir. Ama biz bu  çocuklara -yine söylüyorum- ekmeği için, bu çocukların geleceği için, bu çocuklara, herhangi bir  lisan diyorum, bak, herhangi bir dil, illa İngilizce demiyorum. Dünyada artık ekmeğini avucuna  alacak, dünyada ekmeğini kazanacak, dünyada ekmek için mücadele verecek, ona biz iki tane lisan  öğretemez miyiz? Bak, İngilizce veya yabancı dille eğitim demiyorum, dikkatinize çekerim ama,  yabancı dille öğretim demiyorum, yabancı dil öğretmek diyorum, eğitim demiyorum. Biz  çocuklarımızı katlediyoruz. Biz çocuklarımıza ekmek... İleride, yetiştiği zaman üniversite mezunu  olan çocukların yüzde 95'i lisan bilmiyor. Biz eğer üniversiteyi bitiren çocuklarımıza ilköğretimden,  hatta pedagojik yaşı kaçsa, anaokulu dâhil bir şekilde bir yabancı dili lise sona kadar öğretemez miyiz  arkadaşlar? Yani bundan yoksun muyuz? Bundan âciz miyiz? Ve üniversiteyi bitiren bir çocuğumuz  da ikinci yabancı dili öğrendiği zaman, bu çocuklar dünyanın her tarafından ekmeklerini çıkarır  arkadaşlar ama biz bugün de dün de evvelsi gün de Türk millî eğitimi -yine söylüyorum, bugün de  dün de evvelsi gün de- bu işle ilgili kimse, YÖK'se YÖK, Millî Eğitimse Millî Eğitim, gençlerimizin  ve çocuklarımızın geleceğini karartmıştır. Altını çiziyorum, gençlerimizin ekmeğini elinden almıştır.  İki lisanı olan çocuk dünyanın her tarafından ekmeğini kazanır arkadaşlar. İster hukukçu ol, ister  doktor ol, eğer lisanın varsa en idealini yapıyorsun ama yoksa en zayıfını yapıyorsun. Bu, işin gerçeği  arkadaşlar, lütfen bunu kabul edelim, hepinizin çoluk çocuğu var.  Biz bu ülkede bir yerinden başlamak zorundayız. Ben -yine birisi bir şey söylemesin- yine diyorum,  dün de evvelsi gün de maalesef bu işe başlanmamıştır. Bu işe bir yerinden başlanmalıdır ve dünyanın  her tarafında, gidin Amerika'daki hastanelere Hintli doktorlardan, Hintli hemşirelerden geçilmiyor  arkadaşlar. Niye? Ekmek buluyor, iş buluyor, lisanı var, konuşabiliyor. Konuşan çocuğum ekmeğini  Türkiye'den bulamıyorsa sokakta boş gezmek yerine dünyanın her tarafından ekmeğini çıkarır  arkadaşlar, ama maalesef bu konuda hiçbir kurum hiçbir adım atmıyor. Yine söylüyorum, çocuklarımızın  geleceği için hangi yaşta başlanacaksa, anaokulunda mı anaokulunda -yabancı dille eğitim demiyorum- yabancı dille öğretimi mutlaka, mutlaka sağlamalıyız, en az, üniversiteyi bitiren benim çocuğuma iki  tane yabancı dil öğretmeliyiz. Ama yine söylüyorum, hiç kimsenin ruhu duymuyor.  Arkadaşlar, bugün başladık desek buna, bu projeye belki yirmi yıl sonra hayata geçirebiliriz.  Bugün başladık desek belki on beş yıl sonra hayata geçirebilirsiniz. Onun için, gelin, yabancı dille  öğrenimi, üniversiteyi bitiren çocuklarıma en az iki tane lisan öğretmeyi... Hangi... İspanyolca olsun,  Fransızca olsun, Çince olsun, İngilizce olsun, nece olursa olsun -artık küresel dünyada ekmek bulmak  çok zor- bunları bilmiyorsan ekmeğini bulamazsın. Ben, bunu bir kez daha...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bitiriniz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Çocuklarımız adına ve Türkiye'nin geleceği  çocuklar adına, bunları, burada iletmek benim için bir görevdir arkadaşlar ve bunun sorumlusu kimse  ve kim sorumlu olacaksa, bu sorumluyu biz tayin etmezsek hep böyle gelir böyle gider.  Ben yine söylüyorum, bu üniversitenin kurulmasına karşı değiliz ama karşılıklılık ilkesi  açısından Alman tarafının da aynı duyarlılıkta olması lazım. Gelip Türkiye'de "Almanca öğrenim  olmazsa bu okulu açtırmam." diyen insan, bir tane... "Gelin, binlerce okul kurun." demesi gerekiyor  ama şart koşuyor. Onun için, biz karşılıklılık ilkesi açısından üniversiteye karşı değiliz ama mutlaka  karşılıklılık ilkesinin sağlanması lazım.  Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 88 -
T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 5 - Değerli arkadaşlarım, Türk çocukları zekidir, bu ülkede yaşayan her çocuk zekidir. Ama biz bu  çocuklara -yine söylüyorum- ekmeği için, bu çocukların geleceği için, bu çocuklara, herhangi bir  lisan diyorum, bak, herhangi bir dil, illa İngilizce demiyorum. Dünyada artık ekmeğini avucuna  alacak, dünyada ekmeğini kazanacak, dünyada ekmek için mücadele verecek, ona biz iki tane lisan  öğretemez miyiz? Bak, İngilizce veya yabancı dille eğitim demiyorum, dikkatinize çekerim ama,  yabancı dille öğretim demiyorum, yabancı dil öğretmek diyorum, eğitim demiyorum. Biz  çocuklarımızı katlediyoruz. Biz çocuklarımıza ekmek... İleride, yetiştiği zaman üniversite mezunu  olan çocukların yüzde 95'i lisan bilmiyor. Biz eğer üniversiteyi bitiren çocuklarımıza ilköğretimden,  hatta pedagojik yaşı kaçsa, anaokulu dâhil bir şekilde bir yabancı dili lise sona kadar öğretemez miyiz  arkadaşlar? Yani bundan yoksun muyuz? Bundan âciz miyiz? Ve üniversiteyi bitiren bir çocuğumuz  da ikinci yabancı dili öğrendiği zaman, bu çocuklar dünyanın her tarafından ekmeklerini çıkarır  arkadaşlar ama biz bugün de dün de evvelsi gün de Türk millî eğitimi -yine söylüyorum, bugün de  dün de evvelsi gün de- bu işle ilgili kimse, YÖK'se YÖK, Millî Eğitimse Millî Eğitim, gençlerimizin  ve çocuklarımızın geleceğini karartmıştır. Altını çiziyorum, gençlerimizin ekmeğini elinden almıştır.  İki lisanı olan çocuk dünyanın her tarafından ekmeğini kazanır arkadaşlar. İster hukukçu ol, ister  doktor ol, eğer lisanın varsa en idealini yapıyorsun ama yoksa en zayıfını yapıyorsun. Bu, işin gerçeği  arkadaşlar, lütfen bunu kabul edelim, hepinizin çoluk çocuğu var.  Biz bu ülkede bir yerinden başlamak zorundayız. Ben -yine birisi bir şey söylemesin- yine diyorum,  dün de evvelsi gün de maalesef bu işe başlanmamıştır. Bu işe bir yerinden başlanmalıdır ve dünyanın  her tarafında, gidin Amerika'daki hastanelere Hintli doktorlardan, Hintli hemşirelerden geçilmiyor  arkadaşlar. Niye? Ekmek buluyor, iş buluyor, lisanı var, konuşabiliyor. Konuşan çocuğum ekmeğini  Türkiye'den bulamıyorsa sokakta boş gezmek yerine dünyanın her tarafından ekmeğini çıkarır  arkadaşlar, ama maalesef bu konuda hiçbir kurum hiçbir adım atmıyor. Yine söylüyorum, çocuklarımızın  geleceği için hangi yaşta başlanacaksa, anaokulunda mı anaokulunda -yabancı dille eğitim demiyorum- yabancı dille öğretimi mutlaka, mutlaka sağlamalıyız, en az, üniversiteyi bitiren benim çocuğuma iki  tane yabancı dil öğretmeliyiz. Ama yine söylüyorum, hiç kimsenin ruhu duymuyor.  Arkadaşlar, bugün başladık desek buna, bu projeye belki yirmi yıl sonra hayata geçirebiliriz.  Bugün başladık desek belki on beş yıl sonra hayata geçirebilirsiniz. Onun için, gelin, yabancı dille  öğrenimi, üniversiteyi bitiren çocuklarıma en az iki tane lisan öğretmeyi... Hangi... İspanyolca olsun,  Fransızca olsun, Çince olsun, İngilizce olsun, nece olursa olsun -artık küresel dünyada ekmek bulmak  çok zor- bunları bilmiyorsan ekmeğini bulamazsın. Ben, bunu bir kez daha...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bitiriniz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Çocuklarımız adına ve Türkiye'nin geleceği  çocuklar adına, bunları, burada iletmek benim için bir görevdir arkadaşlar ve bunun sorumlusu kimse  ve kim sorumlu olacaksa, bu sorumluyu biz tayin etmezsek hep böyle gelir böyle gider.  Ben yine söylüyorum, bu üniversitenin kurulmasına karşı değiliz ama karşılıklılık ilkesi  açısından Alman tarafının da aynı duyarlılıkta olması lazım. Gelip Türkiye'de "Almanca öğrenim  olmazsa bu okulu açtırmam." diyen insan, bir tane... "Gelin, binlerce okul kurun." demesi gerekiyor  ama şart koşuyor. Onun için, biz karşılıklılık ilkesi açısından üniversiteye karşı değiliz ama mutlaka  karşılıklılık ilkesinin sağlanması lazım.  Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.  Banş ve Demokrasi Partisi adına Siirt Milletvekili Osman Özçelik.  Buyurunuz Sayın Özçelik. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasına dair kanun tasarısı üzerine söz aldım. Bu Türk-Alman  Üniversitesinin kurulmasına ilişkin bir itirazımız yok ancak diğer grupların da ifade ettiği gibi,  Almanya'da da bir Alman-Türk üniversitesinin kurulması karşılıklılık esasına uygun olacağı için biz  de bu konuda ısrarcıyız. Mutlaka orada da Alman-Türk üniversitesi açılmasının koşullarını yaratmak  lazım. Üstelik Türkiye'de kayda değer sayıda bir Alman vatandaşı yok ama Almanya'da Türkiye  Cumhuriyeti vatandaşı milyonlarca insan var. Orada bir üniversitenin açılmasının aslında bir zarurilik  açısından daha önemli olduğunu düşünüyoruz.  Bu Türk-Alman Üniversitesinin İstanbul'da açılıyor olması... Büyük kentlerde üniversitelerin  zaten yığılması nedeniyle sorunlar yaşanıyor. Gerek büyük üniversitelerin gerekse vakıf  üniversitelerinin öncelikli olarak büyük kentleri tercih etmeleri nedeniyle büyük kentlerde üniversite  yığılmasından söz edilebilir.  Vakıf üniversiteleri kâr amaçlı olmama koşuluyla kurulurlar ama aslında bunların adı özel  üniversite ve tamamen kâr amaçlı oldukları açık. Tercih ettikleri kentlerin büyük kentler olması bile  bu konuda bize bir ipucu veriyor. Yine, bu vakıf üniversitelerinin neredeyse tamamı maliyeti düşük  bölümlerin açılmasına özen gösteriyorlar ve öğrenci alımlarında çok yüksek ücretler talep ediyorlar.  Gerek vakıf üniversitelerinin gerekse devlet üniversitelerinin yeterince denetlenmediği  düşüncesindeyiz. Bu nedenle, devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerinin denetlenmesine ilişkin  bir Meclis araştırması önergemizi yakında Meclis Başkanlığına sunacağız.  Hükümetin her kentte bir üniversite anlayışı gecekondu üniversitelerinin açılmasına neden  olmuştur, daha önce de ifade etmiştik. Birçok üniversitenin gerekli yapılan yok, binalan yok. Binalan  olup da malzemesi olmayan üniversiteler, malzemesi olup da öğretim üyesi olmayan üniversitelerle  karşı karşıyayız.  Siirt Üniversitesi de son zamanlarda açılan bir üniversite. 1976 yılında Dicle Üniversitesine  bağlı iki yıllık eğitim enstitüsü olarak kuruldu. Daha sona 1992 yılında Dicle Üniversitesine bağlı  eğitim fakültesi adını aldı, 2007 yılında Siirt Üniversitesi adını aldı. Yani otuz yıl sonra üniversiteye  dönüştü, ama hâlâ ancak 2 enstitü, 3 fakülte ve 2 meslek yüksekokuluna öğrenci alabilmekte. Gerek  fen-edebiyat fakültesi gerekse mühendislik fakültelerinin çeşitli bölümlerinin açılmasına karar  verilmiş olmasına rağmen, öğretim üyesi eksikliği, yokluğu ve laboratuvar yokluğu nedeniyle henüz  bu bölümlerin çoğuna öğrenci alınamamakta, otuz yılı aşkın bir geçmişi olmasına rağmen toplam  2.500 civannda öğrenciyle öğretime devam etmekte.  Gerçi Siirt Üniversitesi için bütün bu koşullara rağmen gecekondu üniversitesi demiyoruz,  geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Gerek Sayın Rektörün gerekse diğer öğretim elemanlarının  büyük fedakârlığıyla üniversitemiz ayakta duruyor; devletin yakın ilgisine ihtiyaç var, öğretim üyesi  desteğine ihtiyacı var.
Sayfa 89 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 6 - BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.  Banş ve Demokrasi Partisi adına Siirt Milletvekili Osman Özçelik.  Buyurunuz Sayın Özçelik. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasına dair kanun tasarısı üzerine söz aldım. Bu Türk-Alman  Üniversitesinin kurulmasına ilişkin bir itirazımız yok ancak diğer grupların da ifade ettiği gibi,  Almanya'da da bir Alman-Türk üniversitesinin kurulması karşılıklılık esasına uygun olacağı için biz  de bu konuda ısrarcıyız. Mutlaka orada da Alman-Türk üniversitesi açılmasının koşullarını yaratmak  lazım. Üstelik Türkiye'de kayda değer sayıda bir Alman vatandaşı yok ama Almanya'da Türkiye  Cumhuriyeti vatandaşı milyonlarca insan var. Orada bir üniversitenin açılmasının aslında bir zarurilik  açısından daha önemli olduğunu düşünüyoruz.  Bu Türk-Alman Üniversitesinin İstanbul'da açılıyor olması... Büyük kentlerde üniversitelerin  zaten yığılması nedeniyle sorunlar yaşanıyor. Gerek büyük üniversitelerin gerekse vakıf  üniversitelerinin öncelikli olarak büyük kentleri tercih etmeleri nedeniyle büyük kentlerde üniversite  yığılmasından söz edilebilir.  Vakıf üniversiteleri kâr amaçlı olmama koşuluyla kurulurlar ama aslında bunların adı özel  üniversite ve tamamen kâr amaçlı oldukları açık. Tercih ettikleri kentlerin büyük kentler olması bile  bu konuda bize bir ipucu veriyor. Yine, bu vakıf üniversitelerinin neredeyse tamamı maliyeti düşük  bölümlerin açılmasına özen gösteriyorlar ve öğrenci alımlarında çok yüksek ücretler talep ediyorlar.  Gerek vakıf üniversitelerinin gerekse devlet üniversitelerinin yeterince denetlenmediği  düşüncesindeyiz. Bu nedenle, devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerinin denetlenmesine ilişkin  bir Meclis araştırması önergemizi yakında Meclis Başkanlığına sunacağız.  Hükümetin her kentte bir üniversite anlayışı gecekondu üniversitelerinin açılmasına neden  olmuştur, daha önce de ifade etmiştik. Birçok üniversitenin gerekli yapılan yok, binalan yok. Binalan  olup da malzemesi olmayan üniversiteler, malzemesi olup da öğretim üyesi olmayan üniversitelerle  karşı karşıyayız.  Siirt Üniversitesi de son zamanlarda açılan bir üniversite. 1976 yılında Dicle Üniversitesine  bağlı iki yıllık eğitim enstitüsü olarak kuruldu. Daha sona 1992 yılında Dicle Üniversitesine bağlı  eğitim fakültesi adını aldı, 2007 yılında Siirt Üniversitesi adını aldı. Yani otuz yıl sonra üniversiteye  dönüştü, ama hâlâ ancak 2 enstitü, 3 fakülte ve 2 meslek yüksekokuluna öğrenci alabilmekte. Gerek  fen-edebiyat fakültesi gerekse mühendislik fakültelerinin çeşitli bölümlerinin açılmasına karar  verilmiş olmasına rağmen, öğretim üyesi eksikliği, yokluğu ve laboratuvar yokluğu nedeniyle henüz  bu bölümlerin çoğuna öğrenci alınamamakta, otuz yılı aşkın bir geçmişi olmasına rağmen toplam  2.500 civannda öğrenciyle öğretime devam etmekte.  Gerçi Siirt Üniversitesi için bütün bu koşullara rağmen gecekondu üniversitesi demiyoruz,  geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Gerek Sayın Rektörün gerekse diğer öğretim elemanlarının  büyük fedakârlığıyla üniversitemiz ayakta duruyor; devletin yakın ilgisine ihtiyaç var, öğretim üyesi  desteğine ihtiyacı var.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 7 7 - Büyük kentlerde, İstanbul'da, Ankara'da birçok devlet üniversitesinde biliyoruz ki profesör,  doçent, yardımcı doçent kadrosunda öğretim elemanlarının çoğu haftada bir iki saat ancak derse  giriyorlar ve atıl durumdalar, ama yeni açılan üniversiteler öğretim elemanı sıkıntısı yaşamaktalar, bu  nedenle birçok bölüm öğrenciyi alamıyor durumda. Bunların gözden geçirilmesi ve öğretim  elemanlarının yeni açılan üniversitelere kaydırılması için mutlaka bir çözüm bulmamız lazım diye  düşünüyorum.  Siirt Üniversitesinde yaşanan bir başka sorun da var. Özellikle Siirt Üniversitesi öğrencileri  çevre il ve ilçelerden gelen öğrenciler ve bu öğrenciler, gerek miting gerek yürüyüş gerek protesto  eylemlerinde demokratik, yasal gösteri haklarını kullandıkları için gözaltına alınmakta,  sorgulanmaktalar, hatta bazı öğrenciler okudukları gazete veya dergilere bakılarak, gerek emniyet  görevlileri tarafından gerekse üniversite yönetimi tarafından kimi soruşturmalarla, kimi cezai  müeyyidelerle karşılaşmaktadırlar. Siirt Üniversitesi öğrencilerinin böylesi sorunları var, sıkıntıları  var. Bunu ifade etmek istiyorum.  Üniversitelerde ana dil konusu konuşuldu. Yani, Türk-Alman Üniversitesinde veya Almanya'da  yaşayan vatandaşlarımıza ilişkin Türkçe okulların açılması veya açılmış olan okullarda Türkçe  derslerin verilmesine ilişkin Sayın Başbakan ve burada sayın üyeler ifade ettiler, Türkçe derslerinin  konulması ve Türkçenin geliştirilmesi açısından. Son derece haklı. Sayın Başbakan asimilasyonu  önleyici bir tedbir olarak Almanya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşlarının Türkçe öğrenmelerini sağlayacak önlemlerin alınmasını talep etti ve asimilasyonu  önleme bakımından bunun önemine değindi. Tamamen katılıyoruz. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşı 20 milyon Kürt hâlâ kendi dillerini konuşamaz durumdalar, Siyasi Partiler Yasası'nda bu  yasak var. Okullarda hiçbir şekilde Kürtçe konuşulamamakta, eğitim yapılamamakta. Kürt dili ve  edebiyatı bölümünün açılmasına dair bir kanun teklifi verdim. Dicle Üniversitesi ile İstanbul  Üniversitesinde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılmasına dair verdiğimiz kanun teklifi gündeme  gelmedi. YÖK bir ara sıcak baktığını ifade ettiyse de hâlâ bir adım atılmış değil.  Bana şeyi hatırlattı. Tam yüz üç yıl önce, 1907 yılında büyük din bilgini Bediüzzaman Saidi  Nursi -gerçek adıyla, asıl adıyla Saidi Kürdi- Van'da "Medresetül Zehra" adıyla Kürtçe eğitim veren  bir medresenin, bir üniversitenin açılmasını talep etmişti. Bunun için, İstanbul'a, Padişahlığa kadar  ulaşıp bu üniversitenin açılmasına dair tekliflerini ifade etti, düşüncelerini ileri sürdü, açıklamalarda  bulundu. Üniversite açılmak bir yana, merhum Sayın Bediüzzaman Saidi Kürdi deli muamelesi gördü  ve tımarhaneye atıldı. Bir süre tımarhanede kaldı, böyle bir talepte bulunduğu için. Daha sonra  tımarhaneden çıktı. Padişah bir teklif getirdi ona; ayda bin lira maaş ve 2 bin lira da yol parası vermek  üzere bir teklifte bulundu, bu talebinden vazgeçsin diye. Bediüzzaman bunu kabul etmedi, reddetti,  "Ben dilenci değilim." dedi. Bunun üzerine tutuklandı, cezaevine konuldu.  Şimdi, tam yüz yıl sonra, ben Osman Özçelik bir teklifte bulundum. Bereket henüz tımarhaneye  atılmadım, henüz cezaevine de konulmadım ama bu teklifim hiçbir şekilde ciddiye alınmadı. Bu  teklifimde ısrar ediyorum. Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması bir zorunluluktur. İleride ana  dilde eğitim bütün okullarda zorunlu hâle gelecektir, buna inanıyorum. Onun hazırlığının yapılması  lazım. Yani Kürtçe eğitimin, ana dilde eğitimin her aşamada yapılması bir zorunluluktur, bir ihtiyaçtır.  Bugün belki kabul görmeyebilir ama önümüzdeki dönemlerde mutlaka kabul görecektir ve bunun  hazırlıklarının yapılması açısından, öğretmenlerin yetiştirilmesi bakımından da Kürt dili ve edebiyatı  bölümlerinin açılması şimdiden bir hazırlık açısından önemlidir.
Sayfa 90 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 7 7 - Büyük kentlerde, İstanbul'da, Ankara'da birçok devlet üniversitesinde biliyoruz ki profesör,  doçent, yardımcı doçent kadrosunda öğretim elemanlarının çoğu haftada bir iki saat ancak derse  giriyorlar ve atıl durumdalar, ama yeni açılan üniversiteler öğretim elemanı sıkıntısı yaşamaktalar, bu  nedenle birçok bölüm öğrenciyi alamıyor durumda. Bunların gözden geçirilmesi ve öğretim  elemanlarının yeni açılan üniversitelere kaydırılması için mutlaka bir çözüm bulmamız lazım diye  düşünüyorum.  Siirt Üniversitesinde yaşanan bir başka sorun da var. Özellikle Siirt Üniversitesi öğrencileri  çevre il ve ilçelerden gelen öğrenciler ve bu öğrenciler, gerek miting gerek yürüyüş gerek protesto  eylemlerinde demokratik, yasal gösteri haklarını kullandıkları için gözaltına alınmakta,  sorgulanmaktalar, hatta bazı öğrenciler okudukları gazete veya dergilere bakılarak, gerek emniyet  görevlileri tarafından gerekse üniversite yönetimi tarafından kimi soruşturmalarla, kimi cezai  müeyyidelerle karşılaşmaktadırlar. Siirt Üniversitesi öğrencilerinin böylesi sorunları var, sıkıntıları  var. Bunu ifade etmek istiyorum.  Üniversitelerde ana dil konusu konuşuldu. Yani, Türk-Alman Üniversitesinde veya Almanya'da  yaşayan vatandaşlarımıza ilişkin Türkçe okulların açılması veya açılmış olan okullarda Türkçe  derslerin verilmesine ilişkin Sayın Başbakan ve burada sayın üyeler ifade ettiler, Türkçe derslerinin  konulması ve Türkçenin geliştirilmesi açısından. Son derece haklı. Sayın Başbakan asimilasyonu  önleyici bir tedbir olarak Almanya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşlarının Türkçe öğrenmelerini sağlayacak önlemlerin alınmasını talep etti ve asimilasyonu  önleme bakımından bunun önemine değindi. Tamamen katılıyoruz. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşı 20 milyon Kürt hâlâ kendi dillerini konuşamaz durumdalar, Siyasi Partiler Yasası'nda bu  yasak var. Okullarda hiçbir şekilde Kürtçe konuşulamamakta, eğitim yapılamamakta. Kürt dili ve  edebiyatı bölümünün açılmasına dair bir kanun teklifi verdim. Dicle Üniversitesi ile İstanbul  Üniversitesinde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılmasına dair verdiğimiz kanun teklifi gündeme  gelmedi. YÖK bir ara sıcak baktığını ifade ettiyse de hâlâ bir adım atılmış değil.  Bana şeyi hatırlattı. Tam yüz üç yıl önce, 1907 yılında büyük din bilgini Bediüzzaman Saidi  Nursi -gerçek adıyla, asıl adıyla Saidi Kürdi- Van'da "Medresetül Zehra" adıyla Kürtçe eğitim veren  bir medresenin, bir üniversitenin açılmasını talep etmişti. Bunun için, İstanbul'a, Padişahlığa kadar  ulaşıp bu üniversitenin açılmasına dair tekliflerini ifade etti, düşüncelerini ileri sürdü, açıklamalarda  bulundu. Üniversite açılmak bir yana, merhum Sayın Bediüzzaman Saidi Kürdi deli muamelesi gördü  ve tımarhaneye atıldı. Bir süre tımarhanede kaldı, böyle bir talepte bulunduğu için. Daha sonra  tımarhaneden çıktı. Padişah bir teklif getirdi ona; ayda bin lira maaş ve 2 bin lira da yol parası vermek  üzere bir teklifte bulundu, bu talebinden vazgeçsin diye. Bediüzzaman bunu kabul etmedi, reddetti,  "Ben dilenci değilim." dedi. Bunun üzerine tutuklandı, cezaevine konuldu.  Şimdi, tam yüz yıl sonra, ben Osman Özçelik bir teklifte bulundum. Bereket henüz tımarhaneye  atılmadım, henüz cezaevine de konulmadım ama bu teklifim hiçbir şekilde ciddiye alınmadı. Bu  teklifimde ısrar ediyorum. Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması bir zorunluluktur. İleride ana  dilde eğitim bütün okullarda zorunlu hâle gelecektir, buna inanıyorum. Onun hazırlığının yapılması  lazım. Yani Kürtçe eğitimin, ana dilde eğitimin her aşamada yapılması bir zorunluluktur, bir ihtiyaçtır.  Bugün belki kabul görmeyebilir ama önümüzdeki dönemlerde mutlaka kabul görecektir ve bunun  hazırlıklarının yapılması açısından, öğretmenlerin yetiştirilmesi bakımından da Kürt dili ve edebiyatı  bölümlerinin açılması şimdiden bir hazırlık açısından önemlidir.  T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 8 - Kürtler bu ülkenin vatandaşlarıdırlar, vergilerini veriyorlar, askerlik yapıyorlar, bu ülkenin en  ağır işlerinde çalışıyorlar; inşaat işlerinde çalışıyorlar, hamallık yapıyorlar, hizmet işlerinde çalışıyorlar  ama kendi diliyle eğitim görme hakkına sahip olmamaları düşünülemez. 21 'inci yüzyılda demokratik  bir ülkenin kabul edebileceği bir şey olmamalı bu. Türkiye, bu kamburundan kurtulmalıdır, bu rahatlığa  kavuşmalıdır. Birlikte yaşıyoruz. Birbirimizin dilini rahatlıkla konuşabilmeliyiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Birbirimizin diline, kültürüne saygılı olmak bizim bir arada yaşama arzumuzu daha da  güçlendirir, sevgi bağlarını daha da kuvvetlendirir.  Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özçelik.  Şahsı adına, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek.  Buyurunuz Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, 4'üncü madde üzerinde şahsım adına söz aldım. Öncelikle tüm Meclisi  saygılarımla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin yoğun gündemi içerisinde dün aslında bir gelişme oldu, atlandı, belki  ben aslında onu çok önemsedim. Burada da bu kısa süre içerisinde bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.  Bu konu yeterince fark edilmedi, tartışılmadı ama önemli bir konuydu. Ben bir süre evvel burada  Sayın Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'yu burada gördüm, ona da sormuştum bu soruyu,  kendisi bir yanıt verdi. Konu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Dün YARSAV, Adalet Bakanı hakkında  bir suç duyurusunda bulundu. Yani Yargıçlar ve Savcılar Birliğini temsilen Yönetim Kurulu bir suç  duyurusunda bulundu. Belki öyle göz ucuyla takip etmiş olabilirsiniz yani "YARSAV suç  duyurusunda bulundu." diye belki okumamış olabilirsiniz içeriğini ama gözünüze takılmıştır.  Ne istedi? Sayın Bakan hakkında tutuklama talebiyle beraber eğer bu talep olmayacaksa yurt  dışına çıkış yasağı da koyarak hakkında soruşturma başlatılmasını istedi. Şimdi, sorabilirsiniz: "Nasıl  böyle bir şey olabilir? Nereden çıktı bu? Niye istedi YARSAV bu soruşturmayı, niçin şikâyette  bulundu?" Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in geçen hafta cuma günü bir açıklaması var, "Hâkim  ve Savcılar Yüksek Kurulunun çalışmalarını geçici olarak askıya aldık, bu çalışmaları durdurduk."  demişti biliyorsunuz.  Ne oldu sonra? Düne bakıyorum ben, Sayın Bakan, Müsteşar -yani söylemek de istemiyorum  ama- tıpış tıpış ikisi beraber o toplantıya katıldılar. Niye katıldılar değerli arkadaşlar? Belki atlandı,  bunu birazcık irdelemek lazım.  Değerli arkadaşlar, aslında YARSAV sizin söylediklerinizi suç duyusu zaptına veya şikâyet  dilekçesine yazmış, yani Sayın Bozdağ'ın, Sayın Adalet Bakanının, Sayın Adalet Bakanlığı Ceza  İşleri Genel Müdürü Çetin Şen'in açıklamalarını almış, şikâyet dilekçelerine yazmış yani sizin  beyanlarınızla şikâyette bulunmuş. Yani, Erzincan'da bir olay olmuştu biliyorsunuz. Orada, birinci  sınıf olan Erzincan Cumhuriyet Savcısı Sayın Cihaner hakkında soruşturma yapılabilir mi yapılamaz  mı? Soruşturma yapıldı, gözaltına alındı, tutuklandı.
Sayfa 91 -
T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 7 8 - Kürtler bu ülkenin vatandaşlarıdırlar, vergilerini veriyorlar, askerlik yapıyorlar, bu ülkenin en  ağır işlerinde çalışıyorlar; inşaat işlerinde çalışıyorlar, hamallık yapıyorlar, hizmet işlerinde çalışıyorlar  ama kendi diliyle eğitim görme hakkına sahip olmamaları düşünülemez. 21 'inci yüzyılda demokratik  bir ülkenin kabul edebileceği bir şey olmamalı bu. Türkiye, bu kamburundan kurtulmalıdır, bu rahatlığa  kavuşmalıdır. Birlikte yaşıyoruz. Birbirimizin dilini rahatlıkla konuşabilmeliyiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.  Birbirimizin diline, kültürüne saygılı olmak bizim bir arada yaşama arzumuzu daha da  güçlendirir, sevgi bağlarını daha da kuvvetlendirir.  Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özçelik.  Şahsı adına, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek.  Buyurunuz Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, 4'üncü madde üzerinde şahsım adına söz aldım. Öncelikle tüm Meclisi  saygılarımla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin yoğun gündemi içerisinde dün aslında bir gelişme oldu, atlandı, belki  ben aslında onu çok önemsedim. Burada da bu kısa süre içerisinde bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.  Bu konu yeterince fark edilmedi, tartışılmadı ama önemli bir konuydu. Ben bir süre evvel burada  Sayın Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'yu burada gördüm, ona da sormuştum bu soruyu,  kendisi bir yanıt verdi. Konu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Dün YARSAV, Adalet Bakanı hakkında  bir suç duyurusunda bulundu. Yani Yargıçlar ve Savcılar Birliğini temsilen Yönetim Kurulu bir suç  duyurusunda bulundu. Belki öyle göz ucuyla takip etmiş olabilirsiniz yani "YARSAV suç  duyurusunda bulundu." diye belki okumamış olabilirsiniz içeriğini ama gözünüze takılmıştır.  Ne istedi? Sayın Bakan hakkında tutuklama talebiyle beraber eğer bu talep olmayacaksa yurt  dışına çıkış yasağı da koyarak hakkında soruşturma başlatılmasını istedi. Şimdi, sorabilirsiniz: "Nasıl  böyle bir şey olabilir? Nereden çıktı bu? Niye istedi YARSAV bu soruşturmayı, niçin şikâyette  bulundu?" Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in geçen hafta cuma günü bir açıklaması var, "Hâkim  ve Savcılar Yüksek Kurulunun çalışmalarını geçici olarak askıya aldık, bu çalışmaları durdurduk."  demişti biliyorsunuz.  Ne oldu sonra? Düne bakıyorum ben, Sayın Bakan, Müsteşar -yani söylemek de istemiyorum  ama- tıpış tıpış ikisi beraber o toplantıya katıldılar. Niye katıldılar değerli arkadaşlar? Belki atlandı,  bunu birazcık irdelemek lazım.  Değerli arkadaşlar, aslında YARSAV sizin söylediklerinizi suç duyusu zaptına veya şikâyet  dilekçesine yazmış, yani Sayın Bozdağ'ın, Sayın Adalet Bakanının, Sayın Adalet Bakanlığı Ceza  İşleri Genel Müdürü Çetin Şen'in açıklamalarını almış, şikâyet dilekçelerine yazmış yani sizin  beyanlarınızla şikâyette bulunmuş. Yani, Erzincan'da bir olay olmuştu biliyorsunuz. Orada, birinci  sınıf olan Erzincan Cumhuriyet Savcısı Sayın Cihaner hakkında soruşturma yapılabilir mi yapılamaz  mı? Soruşturma yapıldı, gözaltına alındı, tutuklandı.  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun bir 250'nci maddesi var, bir 251'inci maddesi var.  250'nci maddesi o tartışmalar yaşanırken çok irdelenmişti. 3'üncü fıkrası "Yargıtayda ve Anayasa  Mahkemesinde yargılanacak olan kişilerin durumları saklıdır." demişti. Tabii o genel hüküm. Buna  neresi bakacak? Hâkim ve Savcılar Kanunu bakacak. Yani birinci sınıf hâkim ve savcılar nerede  yargılanıyor? Yargıtayda yargılanıyor. Anayasa Mahkemesi kimleri yargılıyor? Milletvekillerini  yargılıyor, bakanları yargılıyor; artı, daha başka işte Anayasa değişikliğiyle de öngörmeye çalıştığınız  başka kişileri de yargılıyor.  Değerli arkadaşlar, ne olmuştu? Adalet Bakanlığı, sabaha karşı "Erzincan'daki yapılan işlemler  hukuka uygundur." demişti. Yani "Erzincan'daki özel yetkili savcılar doğru yapıyor, birinci sınıf  savcıyı oradaki yetkili savcı, yani 250'nci maddeye göre yetkili savcı soruşturur." demişti. "Bunda  hiçbir sakınca yok." demişti. Aynı şekilde, AKP sözcüleri de çıktılar -çok iyi hatırlıyorum- onlar da  dediler ki: "Soruşturma ayrıdır, yargılama ayrıdır yani soruşturma aşamasını oradaki yetkili savcı  yapar, makamı ne olursa olsun, Yargıtay yargılasa da, Anayasa Mahkemesi yargılasa da yapar,  yargılamayı ilgili bakan yapar. Dolayısıyla burada bir sakatlık yok." demişti.  İşte, Sayın Adalet Bakanı geçen hafta "Ben HSYK toplantılarını askıya alıyorum." şeklinde bir  açıklama yaptıktan sonra, YARSAV da değerli arkadaşlar, dün bir suç duyurusunda bulunmuş. Ben  bunu aldım, okudum, sizlere de tavsiye ediyorum. Alın bir okuyun, bakın bakalım neler demişsiniz  sizler. Yani "sizler" derken buradaki sözcüleriniz, belki sizler de aynı şeyi söylemiştiniz. Arkadaşlar,  şunu demişsiniz sizler: "Sayın Bakan için de aynı şey geçerli yani Sayın Bakanı, milletvekili olmasına  rağmen, 250'nci madde kapsamındaki bir suçla ilgili olarak özel yetkili savcı sorguya çağırabilir,  soruşturabilir, tutuklamaya sevk edebilir." Birinci sınıf savcıyla bakan arasında hiçbir ayrım  koymamışsınız siz. Çetin Şen de koymamış yani Ceza İşleri Genel Müdürü de koymamış, "Bunların  her biri doğrudur." demiş. Sayın Bozdağ da aynı şeyi söyledi, ben çok iyi hatırlıyorum, burada.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Tabii, şimdi, bu suç duyurusu üzerine Ankara'daki özel yetkili  cumhuriyet savcısı şöyle bir şey yapsa değerli arkadaşlar: Sayın Bakanı ifade için davet etse  "İşlediğiniz suç, Ceza Kanunu'ndaki 309'da belirtilen Anayasa'yı ihlal suçunu oluşturur. Çünkü sizin  böyle bir yetkiniz yoktur. Sizin Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun toplantılarına ara verme,  durdurma gibi bir göreviniz yoktur. Sizin..."  HÜSNÜ TUNA (Konya) - Konuyla ne alakası var?  TURGUT DİBEK (Devamla) - Çok alakalı, çok alakalı değerli arkadaşlar.  ". . .Anayasa'mızdaki kuvvetler ayrılığında, yasama, yürütme, yargıda böyle bir göreviniz  yoktur." deyip, "Bu suç duyurusunu ben ciddiye alıyorum ve benim yetkim çerçevesinde birinci sınıf  savcıyı ben soruşturuyorsam Yargıtayda yargılanacak, milletvekilini de soruştururum, bakanı da  somştururum." dese, merak ediyorum ne diyeceksiniz? Adalet Bakanı ne diyecek?  Değerli arkadaşlar, o nedenle işte dün tıpış tıpış hem Sayın Bakan hem de Sayın Müsteşar o  toplantıya katıldılar. Cuma günü "Katılmayacağız." dediler, salı günü katıldılar. Yani işinize geldiği  zaman... YÖK Başkanı da bunu söylemişti değerli arkadaşlar "Biz hukuku dolanırız." Ama bakın...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Dibek, lütfen sözünü bağlayınız.  - 3 7 9 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun bir 250'nci maddesi var, bir 251'inci maddesi var.  250'nci maddesi o tartışmalar yaşanırken çok irdelenmişti. 3'üncü fıkrası "Yargıtayda ve Anayasa  Mahkemesinde yargılanacak olan kişilerin durumları saklıdır." demişti. Tabii o genel hüküm. Buna  neresi bakacak? Hâkim ve Savcılar Kanunu bakacak. Yani birinci sınıf hâkim ve savcılar nerede  yargılanıyor? Yargıtayda yargılanıyor. Anayasa Mahkemesi kimleri yargılıyor? Milletvekillerini  yargılıyor, bakanları yargılıyor; artı, daha başka işte Anayasa değişikliğiyle de öngörmeye çalıştığınız  başka kişileri de yargılıyor.  Değerli arkadaşlar, ne olmuştu? Adalet Bakanlığı, sabaha karşı "Erzincan'daki yapılan işlemler  hukuka uygundur." demişti. Yani "Erzincan'daki özel yetkili savcılar doğru yapıyor, birinci sınıf  savcıyı oradaki yetkili savcı, yani 250'nci maddeye göre yetkili savcı soruşturur." demişti. "Bunda  hiçbir sakınca yok." demişti. Aynı şekilde, AKP sözcüleri de çıktılar -çok iyi hatırlıyorum- onlar da  dediler ki: "Soruşturma ayrıdır, yargılama ayrıdır yani soruşturma aşamasını oradaki yetkili savcı  yapar, makamı ne olursa olsun, Yargıtay yargılasa da, Anayasa Mahkemesi yargılasa da yapar,  yargılamayı ilgili bakan yapar. Dolayısıyla burada bir sakatlık yok." demişti.  İşte, Sayın Adalet Bakanı geçen hafta "Ben HSYK toplantılarını askıya alıyorum." şeklinde bir  açıklama yaptıktan sonra, YARSAV da değerli arkadaşlar, dün bir suç duyurusunda bulunmuş. Ben  bunu aldım, okudum, sizlere de tavsiye ediyorum. Alın bir okuyun, bakın bakalım neler demişsiniz  sizler. Yani "sizler" derken buradaki sözcüleriniz, belki sizler de aynı şeyi söylemiştiniz. Arkadaşlar,  şunu demişsiniz sizler: "Sayın Bakan için de aynı şey geçerli yani Sayın Bakanı, milletvekili olmasına  rağmen, 250'nci madde kapsamındaki bir suçla ilgili olarak özel yetkili savcı sorguya çağırabilir,  soruşturabilir, tutuklamaya sevk edebilir." Birinci sınıf savcıyla bakan arasında hiçbir ayrım  koymamışsınız siz. Çetin Şen de koymamış yani Ceza İşleri Genel Müdürü de koymamış, "Bunların  her biri doğrudur." demiş. Sayın Bozdağ da aynı şeyi söyledi, ben çok iyi hatırlıyorum, burada.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Tabii, şimdi, bu suç duyurusu üzerine Ankara'daki özel yetkili  cumhuriyet savcısı şöyle bir şey yapsa değerli arkadaşlar: Sayın Bakanı ifade için davet etse  "İşlediğiniz suç, Ceza Kanunu'ndaki 309'da belirtilen Anayasa'yı ihlal suçunu oluşturur. Çünkü sizin  böyle bir yetkiniz yoktur. Sizin Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun toplantılarına ara verme,  durdurma gibi bir göreviniz yoktur. Sizin..."  HÜSNÜ TUNA (Konya) - Konuyla ne alakası var?  TURGUT DİBEK (Devamla) - Çok alakalı, çok alakalı değerli arkadaşlar.  ". . .Anayasa'mızdaki kuvvetler ayrılığında, yasama, yürütme, yargıda böyle bir göreviniz  yoktur." deyip, "Bu suç duyurusunu ben ciddiye alıyorum ve benim yetkim çerçevesinde birinci sınıf  savcıyı ben soruşturuyorsam Yargıtayda yargılanacak, milletvekilini de soruştururum, bakanı da  somştururum." dese, merak ediyorum ne diyeceksiniz? Adalet Bakanı ne diyecek?  Değerli arkadaşlar, o nedenle işte dün tıpış tıpış hem Sayın Bakan hem de Sayın Müsteşar o  toplantıya katıldılar. Cuma günü "Katılmayacağız." dediler, salı günü katıldılar. Yani işinize geldiği  zaman... YÖK Başkanı da bunu söylemişti değerli arkadaşlar "Biz hukuku dolanırız." Ama bakın...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Dibek, lütfen sözünü bağlayınız.  - 3 7 9 - T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, hukuku dolanmak işte başınıza böyle çoraplar da örebilir. Türkiye'yi nereye  götürüyorsunuz? İşinize geldiği zaman, "Erzincan'daki Savcı hakkında tutuklama karan çıksın."  diye aldınız o kanun maddelerini, eğdiniz, büktünüz ama şimdi başınıza gelince bu konu, başınıza  gelince değerli arkadaşlar, derhâl önlem alma ihtiyacı duydunuz. Lütfen bunları yapmayın. Hukukçu  olan arkadaşlarımız var. Metinleri okuduğumuz zaman hepimiz aynı şeyi görüyoruz değerli  arkadaşlar.  Bu uyarıyı burada yapmak istiyorum değerli arkadaşlar yani buna dikkat etmemiz gerekir. Ben  milletvekillerinin dahi, milletvekilleri olarak sizlerin, bizlerin, benim dahi, bu anlayışla, sizin  anlayışınızla herhangi bir gün bir özel yetkili savcı tarafından ifadeye çağnlabileceğini düşünüyorum.  Çünkü bunu siz söylüyorsunuz değerli arkadaşlar.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.  İzmir Milletvekili Harun Öztürk.  Buyurunuz Sayın Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum. Türk-Alman Üniversitesi kurulmasını desteklediğimi belirterek sözlerime başlamak  istiyorum.  Değerli milletvekilleri, görüşmeler sırasında, kurulacak üniversiteye İstanbul'da bir fidanlık  alanının tahsisiyle ilgili çalışmalar yapıldığı Sayın Bakan tarafından ifade edildi. Yine, kurulacak  üniversitenin bir devlet üniversitesi olduğuna dair Bakanlar Kurulu kararı alındığından söz edildi.  Değerli milletvekilleri, Hükümetin, kurulacak üniversitenin devlet üniversitesi olduğu yolunda  kararı alırken bir amacı elbette vardır. Bu amaç, Türk-Alman Üniversitesini devlet üniversitesi  saymak suretiyle ormanlık alandan yer tahsisini mümkün kılmaktır yani Bakanlar Kurulu karan ile  ormandan yer tahsisinin önü açılmak istenmiştir.  Değerli milletvekilleri, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17'nci maddesinin üçüncü fıkrası,  Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak 2004 yılında değiştirilmiş ve maddede  somutlaştınlan üstün kamu yararlan için ormanlık alanlardan tahsis yapılması olanaklı kılınmıştır.  17/6/2004 tarih ve 5192 sayılı Kanun'la yapılan bu düzenleme açılan bir iptal davası üzerine  Anayasa'ya uygun bulunmuştur.  Görüşülen tasanyla ilgili olarak Hükümetin kurulacak üniversiteye yapılacak fidanlık tahsisini  hukuka uygun göstermek için bir Bakanlar Kurulu karan çıkardığı anlaşılmaktadır. Bunu sağlayan  Bakanlar Kurulu karanyla bu üniversiteye devlet üniversitesi statüsü verilmiştir.  Fidanlık yerinin tahsisiyle ilgili olarak bir sivil toplum kuruluşu tarafından Danıştayda söz  konusu Bakanlar Kurulu karannın ve buna dayanak yapılan tahsisin iptali için bir dava açılması  durumunda her iki işlemin iptali ihtimali vardır.  Değerli milletvekilleri, devlet üniversitesi olduğuna ilişkin Bakanlar Kurulu karan iptal edilmese  bile, bundan bağımsız olarak fidanlık yerinin tahsisi işlemi, söz konusu üniversitenin ormanlık alanda  kurulmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu kanıtlanamadığı takdirde iptal edilebilecektir.  - 3 8 0 -
Sayfa 93 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, hukuku dolanmak işte başınıza böyle çoraplar da örebilir. Türkiye'yi nereye  götürüyorsunuz? İşinize geldiği zaman, "Erzincan'daki Savcı hakkında tutuklama karan çıksın."  diye aldınız o kanun maddelerini, eğdiniz, büktünüz ama şimdi başınıza gelince bu konu, başınıza  gelince değerli arkadaşlar, derhâl önlem alma ihtiyacı duydunuz. Lütfen bunları yapmayın. Hukukçu  olan arkadaşlarımız var. Metinleri okuduğumuz zaman hepimiz aynı şeyi görüyoruz değerli  arkadaşlar.  Bu uyarıyı burada yapmak istiyorum değerli arkadaşlar yani buna dikkat etmemiz gerekir. Ben  milletvekillerinin dahi, milletvekilleri olarak sizlerin, bizlerin, benim dahi, bu anlayışla, sizin  anlayışınızla herhangi bir gün bir özel yetkili savcı tarafından ifadeye çağnlabileceğini düşünüyorum.  Çünkü bunu siz söylüyorsunuz değerli arkadaşlar.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.  İzmir Milletvekili Harun Öztürk.  Buyurunuz Sayın Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum. Türk-Alman Üniversitesi kurulmasını desteklediğimi belirterek sözlerime başlamak  istiyorum.  Değerli milletvekilleri, görüşmeler sırasında, kurulacak üniversiteye İstanbul'da bir fidanlık  alanının tahsisiyle ilgili çalışmalar yapıldığı Sayın Bakan tarafından ifade edildi. Yine, kurulacak  üniversitenin bir devlet üniversitesi olduğuna dair Bakanlar Kurulu kararı alındığından söz edildi.  Değerli milletvekilleri, Hükümetin, kurulacak üniversitenin devlet üniversitesi olduğu yolunda  kararı alırken bir amacı elbette vardır. Bu amaç, Türk-Alman Üniversitesini devlet üniversitesi  saymak suretiyle ormanlık alandan yer tahsisini mümkün kılmaktır yani Bakanlar Kurulu karan ile  ormandan yer tahsisinin önü açılmak istenmiştir.  Değerli milletvekilleri, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17'nci maddesinin üçüncü fıkrası,  Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak 2004 yılında değiştirilmiş ve maddede  somutlaştınlan üstün kamu yararlan için ormanlık alanlardan tahsis yapılması olanaklı kılınmıştır.  17/6/2004 tarih ve 5192 sayılı Kanun'la yapılan bu düzenleme açılan bir iptal davası üzerine  Anayasa'ya uygun bulunmuştur.  Görüşülen tasanyla ilgili olarak Hükümetin kurulacak üniversiteye yapılacak fidanlık tahsisini  hukuka uygun göstermek için bir Bakanlar Kurulu karan çıkardığı anlaşılmaktadır. Bunu sağlayan  Bakanlar Kurulu karanyla bu üniversiteye devlet üniversitesi statüsü verilmiştir.  Fidanlık yerinin tahsisiyle ilgili olarak bir sivil toplum kuruluşu tarafından Danıştayda söz  konusu Bakanlar Kurulu karannın ve buna dayanak yapılan tahsisin iptali için bir dava açılması  durumunda her iki işlemin iptali ihtimali vardır.  Değerli milletvekilleri, devlet üniversitesi olduğuna ilişkin Bakanlar Kurulu karan iptal edilmese  bile, bundan bağımsız olarak fidanlık yerinin tahsisi işlemi, söz konusu üniversitenin ormanlık alanda  kurulmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu kanıtlanamadığı takdirde iptal edilebilecektir.  - 3 8 0 - TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 8 1 - Geçmişte Koç Üniversitesiyle ilgili olarak ormanlık alandan yapılan tahsis konusunda yaşanan  sıkıntıların yeniden yaşanmaması için kurulacak üniversiteye ormanlık alanı dışında bir yer tahsisi  konusunda Hükümet çaba göstermelidir.  Değerli milletvekilleri, kurulacak üniversiteye tahsis edileceği ifade edilen fidanlıklarla ilgili  olarak Danıştayın 2004 yılında vermiş olduğu bir karara işaret ederek sözlerimi tamamlamak  istiyorum. Türkiye genelinde toplam 39 adet devlet orman fidanlığının kapatılmasına ilişkin Çevre  ve Orman Bakanlığının 1/4/2004 tarihli olurunun yürütmesinin durdurulmasına Ankara 12. İdare  Mahkemesi karar vermiş, Bölge İdare Mahkemesi karara itirazı reddetmiş, temyiz talebi de Danıştay  tarafından reddedilmiştir.  Hükümetin bu yasayla ilgili yapacağı tahsis işlemlerinde dikkate alması için söz konusu  yürütmeyi durdurma kararının gerekçesini bilgilerinize sunmak istiyorum: "Ekolojik çevrenin hayati  unsurlarından olan ve etkileri zamana yayılarak doğada geri dönüşümü olmayan zararlara yol açan  erozyonun önlenmesinde büyük önem arz eden ağaçlandırma ve buna bağlı olarak fidan üretiminin  devletin temel ve asli görevlerinden olması, fidan üretiminin geliştirilmesi ve artırılmasının devlet  politikası olarak belirlenmesi karşısında fidan üretiminin modernleştirilerek artırılmasına yönelik  çalışmalar yapılması gerekirken, devlet politikası ile hedeflenen fidan üretimine ulaşılmasını  engelleyecek biçimde, üstelik ayrıntılı ekonomik ve teknik analizler de yapılmaksızın..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  "...39 adet devlet orman fidanlığının kapatılması yolunda tesis edilen işlemde kamu yaran ve  hizmet gerekleri yönünden hukuka uyarlılık bulunmamıştır." demektedir mahkeme, gerekçesinde.  Değerli milletvekilleri, bu hatırlatmaları yaptıktan sonra, tasannın hayırlı olması dileğiyle yüce  heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Soru-cevap işlemine geçiyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, başka kişisel konuşma var mı?  BAŞKAN - 2 kişi konuştu efendim.  Sayın Taner, Sayın Öztürk, Sayın Doğru, Sayın Nalcı sisteme girmişlerdir. Sırasıyla söz  vereceğim.  Buyurunuz Sayın Taner.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, biraz önceki açıklamalarınızda aynlan okul yerleriyle  ilgili kısa vadede istimlak yapılamayacağı anlaşıldı. On-on beş yıl önceden beri yerleri okul yeri  olarak aynldığı için tasarruf haklan ellerinden alınan ama istimlak edilmediği için de mülkiyetleri  üzerinde kalan kişiler belediyelere emlak vergisi ödemekteler. İstimlakini gerçekleştiremediğiniz  arsaların emlak vergilerini Millî Eğitim Bakanlığı olarak neden ödememektesiniz? Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Taner.  Sayın Öztürk...
Sayfa 94 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 8 1 - Geçmişte Koç Üniversitesiyle ilgili olarak ormanlık alandan yapılan tahsis konusunda yaşanan  sıkıntıların yeniden yaşanmaması için kurulacak üniversiteye ormanlık alanı dışında bir yer tahsisi  konusunda Hükümet çaba göstermelidir.  Değerli milletvekilleri, kurulacak üniversiteye tahsis edileceği ifade edilen fidanlıklarla ilgili  olarak Danıştayın 2004 yılında vermiş olduğu bir karara işaret ederek sözlerimi tamamlamak  istiyorum. Türkiye genelinde toplam 39 adet devlet orman fidanlığının kapatılmasına ilişkin Çevre  ve Orman Bakanlığının 1/4/2004 tarihli olurunun yürütmesinin durdurulmasına Ankara 12. İdare  Mahkemesi karar vermiş, Bölge İdare Mahkemesi karara itirazı reddetmiş, temyiz talebi de Danıştay  tarafından reddedilmiştir.  Hükümetin bu yasayla ilgili yapacağı tahsis işlemlerinde dikkate alması için söz konusu  yürütmeyi durdurma kararının gerekçesini bilgilerinize sunmak istiyorum: "Ekolojik çevrenin hayati  unsurlarından olan ve etkileri zamana yayılarak doğada geri dönüşümü olmayan zararlara yol açan  erozyonun önlenmesinde büyük önem arz eden ağaçlandırma ve buna bağlı olarak fidan üretiminin  devletin temel ve asli görevlerinden olması, fidan üretiminin geliştirilmesi ve artırılmasının devlet  politikası olarak belirlenmesi karşısında fidan üretiminin modernleştirilerek artırılmasına yönelik  çalışmalar yapılması gerekirken, devlet politikası ile hedeflenen fidan üretimine ulaşılmasını  engelleyecek biçimde, üstelik ayrıntılı ekonomik ve teknik analizler de yapılmaksızın..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  "...39 adet devlet orman fidanlığının kapatılması yolunda tesis edilen işlemde kamu yaran ve  hizmet gerekleri yönünden hukuka uyarlılık bulunmamıştır." demektedir mahkeme, gerekçesinde.  Değerli milletvekilleri, bu hatırlatmaları yaptıktan sonra, tasannın hayırlı olması dileğiyle yüce  heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Soru-cevap işlemine geçiyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, başka kişisel konuşma var mı?  BAŞKAN - 2 kişi konuştu efendim.  Sayın Taner, Sayın Öztürk, Sayın Doğru, Sayın Nalcı sisteme girmişlerdir. Sırasıyla söz  vereceğim.  Buyurunuz Sayın Taner.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, biraz önceki açıklamalarınızda aynlan okul yerleriyle  ilgili kısa vadede istimlak yapılamayacağı anlaşıldı. On-on beş yıl önceden beri yerleri okul yeri  olarak aynldığı için tasarruf haklan ellerinden alınan ama istimlak edilmediği için de mülkiyetleri  üzerinde kalan kişiler belediyelere emlak vergisi ödemekteler. İstimlakini gerçekleştiremediğiniz  arsaların emlak vergilerini Millî Eğitim Bakanlığı olarak neden ödememektesiniz? Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Taner.  Sayın Öztürk...  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz önce bir soru üzerine verdiğiniz cevapta, imar planlarında okul yeri olarak  ayrılan yerlerin imar durumlarının değişikliğine izin vermediğinizi söylediniz. Okul yerleriyle ilgili  imar değişikliği izin yetkisi sizde mi, yoksa imar değişikliğinin uygun olmadığına ilişkin ilgili  belediyeye görüş mü bildiriyorsunuz? Görüş bildiriyorsanız imar değişikliklerinde bu görüşünüz ne  ölçüde dikkate alınmaktadır?  Yine, bir başka soruya verdiğiniz cevapta, taşrada okulların il özel idareleri tarafından yapıldığını  belirterek, ne kadar kamulaştırma yapılacağının valiliklerden öğrenilmesi gerektiğini ifade ettiniz.  Eğer yanlış anlamamışsam, bir Millî Eğitim Bakanının ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımlarını takip  etmemesi beni son derece endişelendirmiştir.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, 1992 yılından itibaren Türk dünyasından "Büyük Öğrenci Projesi" adı altında  ülkemize okumak için öğrenciler geliyor. Ancak bu gelen öğrenciler arasında Türk gençleriyle  ilişkilerin geliştirilmesi konusunda bazı sıkıntılar da yaşanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı olarak sosyal  faaliyetler veyahut da çeşitli kurultay adı altında çalışmalar yapılıp da bu öğrencilerle Türk gençleri  arasında, Türkiye gençleri arasında bir birliktelik veyahut da beraberlik sağlanabilir mi? Sorumun  birisi bu.  İkinci sorum olarak da: Azerbaycan, Bakü'de bir okulumuz var. Bu okulda öğretmen eksikliği  had safhada. Aynı zamanda, bunun yanında, okulun da fiziki görüntüsü ve konumu çok kötü. Bu  okulun tabii ülkemize yakışır bir görünümü de yok. Bununla ilgili herhangi bir çalışma yapılamaz mı,  hem okulun fiziki görüntüsü noktasında hem de öğretmen açığı veyahut da diğer personel açığı  konusunda?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğru.  Sayın Nalcı...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, Trakya'nın Tekirdağ Çerkezköy ve Kapaklı bölgesinde Tekirdağ İl Millî Eğitim  Müdürünün bir açıklaması var "Önümüzdeki dönem sağlıklı eğitim verilebilmesi için Kapaklı'ya üç  okul, Çerkezköy'e de en az iki okul lazım." diye. Bununla ilgili herhangi bir çalışma var mı ve bu  okullar yeni öğretim yılına yetişebilecek mi?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Nalcı.  Buyurunuz Sayın Bakan.  - 3 8 2 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz önce bir soru üzerine verdiğiniz cevapta, imar planlarında okul yeri olarak  ayrılan yerlerin imar durumlarının değişikliğine izin vermediğinizi söylediniz. Okul yerleriyle ilgili  imar değişikliği izin yetkisi sizde mi, yoksa imar değişikliğinin uygun olmadığına ilişkin ilgili  belediyeye görüş mü bildiriyorsunuz? Görüş bildiriyorsanız imar değişikliklerinde bu görüşünüz ne  ölçüde dikkate alınmaktadır?  Yine, bir başka soruya verdiğiniz cevapta, taşrada okulların il özel idareleri tarafından yapıldığını  belirterek, ne kadar kamulaştırma yapılacağının valiliklerden öğrenilmesi gerektiğini ifade ettiniz.  Eğer yanlış anlamamışsam, bir Millî Eğitim Bakanının ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımlarını takip  etmemesi beni son derece endişelendirmiştir.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Sayın Doğru...  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, 1992 yılından itibaren Türk dünyasından "Büyük Öğrenci Projesi" adı altında  ülkemize okumak için öğrenciler geliyor. Ancak bu gelen öğrenciler arasında Türk gençleriyle  ilişkilerin geliştirilmesi konusunda bazı sıkıntılar da yaşanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı olarak sosyal  faaliyetler veyahut da çeşitli kurultay adı altında çalışmalar yapılıp da bu öğrencilerle Türk gençleri  arasında, Türkiye gençleri arasında bir birliktelik veyahut da beraberlik sağlanabilir mi? Sorumun  birisi bu.  İkinci sorum olarak da: Azerbaycan, Bakü'de bir okulumuz var. Bu okulda öğretmen eksikliği  had safhada. Aynı zamanda, bunun yanında, okulun da fiziki görüntüsü ve konumu çok kötü. Bu  okulun tabii ülkemize yakışır bir görünümü de yok. Bununla ilgili herhangi bir çalışma yapılamaz mı,  hem okulun fiziki görüntüsü noktasında hem de öğretmen açığı veyahut da diğer personel açığı  konusunda?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Doğru.  Sayın Nalcı...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, Trakya'nın Tekirdağ Çerkezköy ve Kapaklı bölgesinde Tekirdağ İl Millî Eğitim  Müdürünün bir açıklaması var "Önümüzdeki dönem sağlıklı eğitim verilebilmesi için Kapaklı'ya üç  okul, Çerkezköy'e de en az iki okul lazım." diye. Bununla ilgili herhangi bir çalışma var mı ve bu  okullar yeni öğretim yılına yetişebilecek mi?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Nalcı.  Buyurunuz Sayın Bakan.  - 3 8 2 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  "Okul yeri olarak ayrılan arsaların istimlak edilip edilemeyeceğini veya bu istimlak edilemiyorsa  bile, bedeller ödenemiyorsa bile, uzun yıllar süren mülkiyete ilişkin tasarruf haklarının kısıtlanması  nedeniyle hiç olmazsa emlak vergileri Bakanlığınız tarafından ödenemez mi?" diye sordunuz. Şimdi,  her şeyden önce, buralarla ilgili ayrılan yerlerde şöyle bir hukuki durum var: İmar planlarında burası  okul yeri olarak ayrılıyor sadece. Kişinin burada mülkiyetine ilişkin tasarruf hakkı kısıtlanmış olsa  dahi herhangi bir şekilde mülkiyet değişmiyor. Dolayısıyla, mülkiyet değişmediği sürece emlak  vergilerinin ödenmesi sorumluluğu malik üzerinde doğan bir sorumluluk olduğu için maalesef emlak  vergilerinin bizim Bakanlığımız tarafından... Tabii Türkiye'deki mülkiyete ilişkin hukuk sistemi ve  bu düzenlemelere ilişkin davranıyoruz yani Millî Eğitim Bakanlığı olarak burada, belki de zaman  içerisinde...  Bir bağlantılı soru olarak cevaplandırayım: "Okul yerlerine ilişkin imar değişikliklerine siz mi  karar veriyorsunuz?" dedi. Biz, ihtiyacımız devam ettiği sürece izin vermeyi uygun görmediğimizi  belirttim ama bu bizim yetkimiz alanında olan bir konu değil elbette. Belediye meclisleri isterlerse  bir yeri okul alanı olmaktan çıkarabilirler ama Türkiye'de genel olarak belediyelerimizin de bu konuda  gösterdiği bir hassasiyet söz konusu. Millî Eğitim Bakanlığı "Okul yeri ihtiyacımız devam  etmektedir." dediği sürece buraların okul alanı olmaktan çıkarılması çok istisnai bir durum bizim  için. İzin veren biz değiliz, belediye meclisleri.  Sayın Doğru "Türk dünyasından gelen gençlerin birlikteliği ve kaynaşması" dedi. Gerçekten  son dönemde hem Türk cumhuriyetlerinden hem de bölgeden, Orta Doğu ülkelerinden Türkiye'de  yükseköğrenim görmek üzere gelen gençlerin sayısında hem bir artış var hem de Türkiye bu anlamda  bir cazibe merkezi olmaya doğru ilerliyor. Gençlerin Türkiye'de bulundukları süre içerisinde hem  ülkemize adaptasyonu hem kardeşliği ve birlikteliği pekiştirmek adına çok sayıda sosyal aktivite  uygulanıyor. Burada cevap verme sürem içerisinde, kısıtlı süre içerisinde anlatamayacağım kadar  büyük çalışmalar var. Çok yakın bir tarihte de yine Türki cumhuriyetlerden ve yurt dışından akraba  topluluklarından gelip Türkiye'de okuyan öğrencilerimizle "büyük mezuniyet buluşması" adı altında  geniş çaplı bir buluşma düzenliyoruz. Bu toplantıyı Ankara'da yapacağız. Sizlerin de katılımınız bizi  memnun eder milletvekillerimiz olarak. Bundan memnuniyet duyarız.  Sayın Doğru'nun ikinci bir sorusu da Azerbaycan Bakü'deki o Türk okuluyla ilgiliydi. Yarıyıl  tatilinde ben bu Bakü'deki okulda karne dağıtım törenine katıldım ve oradaki durumu yerinde görme  şansım oldu. Her şeyden önce Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev nezdinde de Eğitim  Bakanlığı nezdinde de bu okulun fiziki şartlarının düzeltilmesi ve yeni bina inşası için arsa tahsisi  istedik. Okulumuzun bulunduğu yerin çevresindeki arsalar son derece kıymetli, bu nedenle de bize  tahsisi yapılmıyor. Mevcut şartlar içerisinde de çok eski bir bina. Ne kadar binaya yönelik boya,  badana, ilave şey yapıyor olursak olalım maalesef bu fiziki şartları aşamıyoruz. Takdir edeceğiniz  üzere bu okul her ne kadar bir Türk okulu da olsa egemenlik hakkı olan bir başka ülkenin toprakları  içerisinde, dolayısıyla taleplerimizi ve bu konudaki girişimlerimizi o ülke nezdindeki makamlar  tarafından yapıyoruz. Orada bir öğretmen açığı söz konusu değil. Yani öğretmenlerimiz sayıca, ders  ve öğrenci sayısına uygun şekildedir.  Sanıyorum cevaplandırdım. Cevaplandıramadığım sorular varsa yazılı olarak cevap vereyim.  BAŞKAN - Süremiz var. 2 milletvekilimiz daha sisteme girmişler, onların da sorularını alalım.  Sayın Genç...  - 3 8 3 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  "Okul yeri olarak ayrılan arsaların istimlak edilip edilemeyeceğini veya bu istimlak edilemiyorsa  bile, bedeller ödenemiyorsa bile, uzun yıllar süren mülkiyete ilişkin tasarruf haklarının kısıtlanması  nedeniyle hiç olmazsa emlak vergileri Bakanlığınız tarafından ödenemez mi?" diye sordunuz. Şimdi,  her şeyden önce, buralarla ilgili ayrılan yerlerde şöyle bir hukuki durum var: İmar planlarında burası  okul yeri olarak ayrılıyor sadece. Kişinin burada mülkiyetine ilişkin tasarruf hakkı kısıtlanmış olsa  dahi herhangi bir şekilde mülkiyet değişmiyor. Dolayısıyla, mülkiyet değişmediği sürece emlak  vergilerinin ödenmesi sorumluluğu malik üzerinde doğan bir sorumluluk olduğu için maalesef emlak  vergilerinin bizim Bakanlığımız tarafından... Tabii Türkiye'deki mülkiyete ilişkin hukuk sistemi ve  bu düzenlemelere ilişkin davranıyoruz yani Millî Eğitim Bakanlığı olarak burada, belki de zaman  içerisinde...  Bir bağlantılı soru olarak cevaplandırayım: "Okul yerlerine ilişkin imar değişikliklerine siz mi  karar veriyorsunuz?" dedi. Biz, ihtiyacımız devam ettiği sürece izin vermeyi uygun görmediğimizi  belirttim ama bu bizim yetkimiz alanında olan bir konu değil elbette. Belediye meclisleri isterlerse  bir yeri okul alanı olmaktan çıkarabilirler ama Türkiye'de genel olarak belediyelerimizin de bu konuda  gösterdiği bir hassasiyet söz konusu. Millî Eğitim Bakanlığı "Okul yeri ihtiyacımız devam  etmektedir." dediği sürece buraların okul alanı olmaktan çıkarılması çok istisnai bir durum bizim  için. İzin veren biz değiliz, belediye meclisleri.  Sayın Doğru "Türk dünyasından gelen gençlerin birlikteliği ve kaynaşması" dedi. Gerçekten  son dönemde hem Türk cumhuriyetlerinden hem de bölgeden, Orta Doğu ülkelerinden Türkiye'de  yükseköğrenim görmek üzere gelen gençlerin sayısında hem bir artış var hem de Türkiye bu anlamda  bir cazibe merkezi olmaya doğru ilerliyor. Gençlerin Türkiye'de bulundukları süre içerisinde hem  ülkemize adaptasyonu hem kardeşliği ve birlikteliği pekiştirmek adına çok sayıda sosyal aktivite  uygulanıyor. Burada cevap verme sürem içerisinde, kısıtlı süre içerisinde anlatamayacağım kadar  büyük çalışmalar var. Çok yakın bir tarihte de yine Türki cumhuriyetlerden ve yurt dışından akraba  topluluklarından gelip Türkiye'de okuyan öğrencilerimizle "büyük mezuniyet buluşması" adı altında  geniş çaplı bir buluşma düzenliyoruz. Bu toplantıyı Ankara'da yapacağız. Sizlerin de katılımınız bizi  memnun eder milletvekillerimiz olarak. Bundan memnuniyet duyarız.  Sayın Doğru'nun ikinci bir sorusu da Azerbaycan Bakü'deki o Türk okuluyla ilgiliydi. Yarıyıl  tatilinde ben bu Bakü'deki okulda karne dağıtım törenine katıldım ve oradaki durumu yerinde görme  şansım oldu. Her şeyden önce Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev nezdinde de Eğitim  Bakanlığı nezdinde de bu okulun fiziki şartlarının düzeltilmesi ve yeni bina inşası için arsa tahsisi  istedik. Okulumuzun bulunduğu yerin çevresindeki arsalar son derece kıymetli, bu nedenle de bize  tahsisi yapılmıyor. Mevcut şartlar içerisinde de çok eski bir bina. Ne kadar binaya yönelik boya,  badana, ilave şey yapıyor olursak olalım maalesef bu fiziki şartları aşamıyoruz. Takdir edeceğiniz  üzere bu okul her ne kadar bir Türk okulu da olsa egemenlik hakkı olan bir başka ülkenin toprakları  içerisinde, dolayısıyla taleplerimizi ve bu konudaki girişimlerimizi o ülke nezdindeki makamlar  tarafından yapıyoruz. Orada bir öğretmen açığı söz konusu değil. Yani öğretmenlerimiz sayıca, ders  ve öğrenci sayısına uygun şekildedir.  Sanıyorum cevaplandırdım. Cevaplandıramadığım sorular varsa yazılı olarak cevap vereyim.  BAŞKAN - Süremiz var. 2 milletvekilimiz daha sisteme girmişler, onların da sorularını alalım.  Sayın Genç...  - 3 8 3 - TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 8 4 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, aslında Sayın Bakana sormak istediğim -gerçi biraz önce bir açıklama yaptı ama- İmar Kanunu'na göre kamu hizmetlerine tahsis edilen yerler beş yıl içinde istimlak edilmezse mülk  sahibinin geri alma hakkı var.  Birinci sorum şu: TOKİ tarafından el konulan okul, arsa ve binaları var mıdır? Bunlar nerededir?  İkincisi: Tunceli'de, uzun zaman, işte bu okul yakmaları nedeniyle, göçler nedeniyle birçok  köyün okulu yakılmıştı, köylerin çoğu boşalmıştı ama son zamanlarda, köylere tekrar dönme var.  Bu arada, gezdiğim bazı köylerde, mesela Tunceli merkeze bağlı Çimenli köyünde, Mazgirt'e bağlı  Akdüven köyünde ve Pertek'e bağlı Pirinççi köyünde yeterli öğrenci var fakat okul binaları yok.  Bunlar ilgili yerlere başvurmuşlar, ben de oralarda sordum ama sağlıklı bilgi alamadım. Bu köylere  bu sene içinde okul yapılacak mı? Çünkü yeteri kadar okul var.  Bir de. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Millî Eğitim Bakanlığının istimlak edeceği rakam yaklaşık 6 milyar  TL'nin üzerinde. Dolayısıyla, şu andaki yatırım bütçeleriyle sizin Bakanlığınızın vatandaşın yerlerini  istimlak etmesi on beş-yirmi yıl daha alacak. On yıldan, on beş yıldan beri emlak vergilerini vatandaş  kendisi ödüyor tasarruf edemediği yerle ilgili. Dolayısıyla, sadece Bakanlık olarak değil, Hükümet  olarak bu konuda bir çalışma yapmayı düşünmüyor musunuz? Vatandaş kullanamadığı, vatandaş  kendi iktisabında olmayan yerin vergisini ödemeye devam ediyor; on beş yıl, otuz yıl bu yerlerin  vergisini ödüyor. Bu konuda bir çalışma yapmayı düşünmüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Taner.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Genç sorusunda "TOKİ tarafından el konulan arsa var mıdır?" dedi. TOKİ, Başbakanlığa  bağlı, toplu konut yapmak üzere kurulmuş yasal bir kuruluş. Her şeyden önce TOKİ bir şeye el koymaz.  Yasal çerçevede eğer bir arazi tahsisi söz konusuysa bunların üzerinde okul, sağlık kurumu, sosyal donatı  alanı ve toplumun konut ihtiyacını karşılar. Dolayısıyla şu anda sorduğunuz som karşılığında -yani bu  okul alanı da olabilir, başka arsalar da olabilir- bu konuda Toplu Konut İdaresinin yaptığı inşaatların  arsalarının hukuki pozisyonlanyla ilgili benim elimde bir veri yok. Dolayısıyla, değerlendiririz.  Şimdi, köylerin boşaltılması neticesinde okulların boşaltıldığını ama şimdi, köye geri dönüşün  başladığını ifade ediyorsunuz. "Okulların planlaması yapılırken tekrar okul yapmayı düşünüyor  musunuz?" dediniz. Şu anda, aslında tam da kırsaldan kente göç nedeniyle köylerde eğitim görecek  çocuk çağ nüfusunun son derece düştüğünü biliyomz biz. Dolayısıyla, bu çerçevede yaklaşık 18 bin  okul da eğitim öğretimin dışına çıkarıldı. Yani oralarda, köylerde okul ihtiyacı kalmadı çünkü öğrenci  yok. Dolayısıyla, eğer dönüş söz konusuysa biz bu dönüşleri de baz alarak bir bölgenin eğitim kurumu  ihtiyacını, oradaki yaş gruplarına, nüfus artış hızına, dönüş ve göç alma oranlarına bakarak yeniden  inşa edebiliriz, bunu da yatırım planlarımıza alabiliriz ama yılın başında strateji kurumumuzda  planlarımızı biz, bütün il, ilçe, köy ölçeğinde bu değerlendirmeleri yaparak kararlaştınyomz. Sizin  söylediğiniz köylerle ilgili şu anda bizim elimizde bir bilgi yok.
Sayfa 97 -
TBMM B :80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 8 4 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, aslında Sayın Bakana sormak istediğim -gerçi biraz önce bir açıklama yaptı ama- İmar Kanunu'na göre kamu hizmetlerine tahsis edilen yerler beş yıl içinde istimlak edilmezse mülk  sahibinin geri alma hakkı var.  Birinci sorum şu: TOKİ tarafından el konulan okul, arsa ve binaları var mıdır? Bunlar nerededir?  İkincisi: Tunceli'de, uzun zaman, işte bu okul yakmaları nedeniyle, göçler nedeniyle birçok  köyün okulu yakılmıştı, köylerin çoğu boşalmıştı ama son zamanlarda, köylere tekrar dönme var.  Bu arada, gezdiğim bazı köylerde, mesela Tunceli merkeze bağlı Çimenli köyünde, Mazgirt'e bağlı  Akdüven köyünde ve Pertek'e bağlı Pirinççi köyünde yeterli öğrenci var fakat okul binaları yok.  Bunlar ilgili yerlere başvurmuşlar, ben de oralarda sordum ama sağlıklı bilgi alamadım. Bu köylere  bu sene içinde okul yapılacak mı? Çünkü yeteri kadar okul var.  Bir de. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Millî Eğitim Bakanlığının istimlak edeceği rakam yaklaşık 6 milyar  TL'nin üzerinde. Dolayısıyla, şu andaki yatırım bütçeleriyle sizin Bakanlığınızın vatandaşın yerlerini  istimlak etmesi on beş-yirmi yıl daha alacak. On yıldan, on beş yıldan beri emlak vergilerini vatandaş  kendisi ödüyor tasarruf edemediği yerle ilgili. Dolayısıyla, sadece Bakanlık olarak değil, Hükümet  olarak bu konuda bir çalışma yapmayı düşünmüyor musunuz? Vatandaş kullanamadığı, vatandaş  kendi iktisabında olmayan yerin vergisini ödemeye devam ediyor; on beş yıl, otuz yıl bu yerlerin  vergisini ödüyor. Bu konuda bir çalışma yapmayı düşünmüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Taner.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Genç sorusunda "TOKİ tarafından el konulan arsa var mıdır?" dedi. TOKİ, Başbakanlığa  bağlı, toplu konut yapmak üzere kurulmuş yasal bir kuruluş. Her şeyden önce TOKİ bir şeye el koymaz.  Yasal çerçevede eğer bir arazi tahsisi söz konusuysa bunların üzerinde okul, sağlık kurumu, sosyal donatı  alanı ve toplumun konut ihtiyacını karşılar. Dolayısıyla şu anda sorduğunuz som karşılığında -yani bu  okul alanı da olabilir, başka arsalar da olabilir- bu konuda Toplu Konut İdaresinin yaptığı inşaatların  arsalarının hukuki pozisyonlanyla ilgili benim elimde bir veri yok. Dolayısıyla, değerlendiririz.  Şimdi, köylerin boşaltılması neticesinde okulların boşaltıldığını ama şimdi, köye geri dönüşün  başladığını ifade ediyorsunuz. "Okulların planlaması yapılırken tekrar okul yapmayı düşünüyor  musunuz?" dediniz. Şu anda, aslında tam da kırsaldan kente göç nedeniyle köylerde eğitim görecek  çocuk çağ nüfusunun son derece düştüğünü biliyomz biz. Dolayısıyla, bu çerçevede yaklaşık 18 bin  okul da eğitim öğretimin dışına çıkarıldı. Yani oralarda, köylerde okul ihtiyacı kalmadı çünkü öğrenci  yok. Dolayısıyla, eğer dönüş söz konusuysa biz bu dönüşleri de baz alarak bir bölgenin eğitim kurumu  ihtiyacını, oradaki yaş gruplarına, nüfus artış hızına, dönüş ve göç alma oranlarına bakarak yeniden  inşa edebiliriz, bunu da yatırım planlarımıza alabiliriz ama yılın başında strateji kurumumuzda  planlarımızı biz, bütün il, ilçe, köy ölçeğinde bu değerlendirmeleri yaparak kararlaştınyomz. Sizin  söylediğiniz köylerle ilgili şu anda bizim elimizde bir bilgi yok.  T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Aynı şekilde, Tekirdağ Milletvekilimizin sorduğu, okul ihtiyacına ilişkin de kısa bir şey söylemek  istiyorum. Gene okullarımızı tüm Türkiye'yi planlarken okul ihtiyaçlarını mesleki eğitimden diğer  alanlara kadar -Anadolu lisesi, fen lisesi- planlamak suretiyle ve tüm illerimiz arasında objektif, eşit,  adil kurallar uygulamak suretiyle yatırım planına aldık. Dolayısıyla, bu yıl Tekirdağ için  yapabileceklerimizi de yine ilan ettik. Onun dışında, okul ihtiyacının karşılanması konusunda hem  hayırseverlerimiz kanalıyla hem Millî Eğitim Bakanlığı hem TOKİ tarafından yapılan inşaatlarımız  bu konuda derslik ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  4'üncü madde üzerinde önerge yok.  4'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4'üncü madde  kabul edilmiştir.  5'inci maddeyi okutuyorum:  MADDE 5- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Çetin Soysal. (CHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Soysal.  CHP GRUBU ADINA ÇETİN SOYSAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın 5'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet  Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.  Tabii, bu tasarı, Türkiye Cumhuriyeti tarafından İstanbul'da bir Türk-Alman Üniversitesi  kurulmasına ilişkindir. Ancak, bunun, ne yazık ki Alman Başbakanın, Sayın Merkel'in ülkemizi  ziyaret ettiği bir süreçte gündeme gelmesi, sanki Sayın Merkel'e bir jestmiş gibi görülmektedir. Tabii,  bu da beraberinde bir şirin görünme anlayışını mı getiriyor diye düşünmemek mümkün değil. Aslında,  karşılıklı ilişkiler elbette ki gelişmeli, karşılıklı ilişkiler son derece önem taşımalı. Nitekim, Plan ve  Bütçe Komisyonumuzun almış olduğu karara da bir baktığımız zaman, Komisyonun tasan üzerindeki  karannda "en çok Türk vatandaşının yaşadığı ülkenin Almanya olması nedeniyle karşılıklı ilişkilerin  geliştirilmesi adına atılmış olan bu adımın olumlu olduğu, ancak devletler arasındaki ilişkilerde  karşılıklılık ilkesinin gözetilmesi gerektiği ve bu doğrultuda Almanya'da da benzer bir üniversitenin  kurulması gerektiği, böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin daha gelişeceği," ifade ediliyor.  Niye bu eş zamanlı değil? Niçin biz bu konuda adım atıyoruz ancak aynı adımı Almanya  atmıyor? Sayın Merkel'in de "Neden olmasın."ını fazla büyütmenin de çok fazla bir önemi yok.  "Neden olmasın."a baktığımız zaman, aslında "Neden olmasın."ın, "olmayacak" anlamına geldiğini  de görmemek mümkün değil, onu da görmezlikten gelemeyiz. Bu, karşılıklı olmalı. Adım atılacak  ise Almanya'nın da ciddi bir adım atması gerekmekte iken aynı adımı, aynı yaklaşımı orada  gördüğümüz söylenemez.  Yine aynı şekilde "Üniversitenin Türkiye'ye getireceği mali yükün fazla olduğu, Almanya'nın  sadece akademik personel konusunda yardım sağlamasının yeterli olmadığı," yine Komisyonumuz  tarafından ifade edilmektedir. Bunları, her ikisi de dikkate alınması gereken, Komisyonun doğru  tespitleri olarak değerlendiriyoruz.  - 3 8 5 -
Sayfa 98 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Aynı şekilde, Tekirdağ Milletvekilimizin sorduğu, okul ihtiyacına ilişkin de kısa bir şey söylemek  istiyorum. Gene okullarımızı tüm Türkiye'yi planlarken okul ihtiyaçlarını mesleki eğitimden diğer  alanlara kadar -Anadolu lisesi, fen lisesi- planlamak suretiyle ve tüm illerimiz arasında objektif, eşit,  adil kurallar uygulamak suretiyle yatırım planına aldık. Dolayısıyla, bu yıl Tekirdağ için  yapabileceklerimizi de yine ilan ettik. Onun dışında, okul ihtiyacının karşılanması konusunda hem  hayırseverlerimiz kanalıyla hem Millî Eğitim Bakanlığı hem TOKİ tarafından yapılan inşaatlarımız  bu konuda derslik ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  4'üncü madde üzerinde önerge yok.  4'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4'üncü madde  kabul edilmiştir.  5'inci maddeyi okutuyorum:  MADDE 5- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Çetin Soysal. (CHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Soysal.  CHP GRUBU ADINA ÇETİN SOYSAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın 5'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet  Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.  Tabii, bu tasarı, Türkiye Cumhuriyeti tarafından İstanbul'da bir Türk-Alman Üniversitesi  kurulmasına ilişkindir. Ancak, bunun, ne yazık ki Alman Başbakanın, Sayın Merkel'in ülkemizi  ziyaret ettiği bir süreçte gündeme gelmesi, sanki Sayın Merkel'e bir jestmiş gibi görülmektedir. Tabii,  bu da beraberinde bir şirin görünme anlayışını mı getiriyor diye düşünmemek mümkün değil. Aslında,  karşılıklı ilişkiler elbette ki gelişmeli, karşılıklı ilişkiler son derece önem taşımalı. Nitekim, Plan ve  Bütçe Komisyonumuzun almış olduğu karara da bir baktığımız zaman, Komisyonun tasan üzerindeki  karannda "en çok Türk vatandaşının yaşadığı ülkenin Almanya olması nedeniyle karşılıklı ilişkilerin  geliştirilmesi adına atılmış olan bu adımın olumlu olduğu, ancak devletler arasındaki ilişkilerde  karşılıklılık ilkesinin gözetilmesi gerektiği ve bu doğrultuda Almanya'da da benzer bir üniversitenin  kurulması gerektiği, böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin daha gelişeceği," ifade ediliyor.  Niye bu eş zamanlı değil? Niçin biz bu konuda adım atıyoruz ancak aynı adımı Almanya  atmıyor? Sayın Merkel'in de "Neden olmasın."ını fazla büyütmenin de çok fazla bir önemi yok.  "Neden olmasın."a baktığımız zaman, aslında "Neden olmasın."ın, "olmayacak" anlamına geldiğini  de görmemek mümkün değil, onu da görmezlikten gelemeyiz. Bu, karşılıklı olmalı. Adım atılacak  ise Almanya'nın da ciddi bir adım atması gerekmekte iken aynı adımı, aynı yaklaşımı orada  gördüğümüz söylenemez.  Yine aynı şekilde "Üniversitenin Türkiye'ye getireceği mali yükün fazla olduğu, Almanya'nın  sadece akademik personel konusunda yardım sağlamasının yeterli olmadığı," yine Komisyonumuz  tarafından ifade edilmektedir. Bunları, her ikisi de dikkate alınması gereken, Komisyonun doğru  tespitleri olarak değerlendiriyoruz.  - 3 8 5 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Yine Komisyonun bir tespiti daha var: Yoğunluk açısından İstanbul'da çok fazla üniversite  bulunduğu, üniversitenin İstanbul dışında bir ilde kurulmasının önemli olduğu ifade ediliyor. Doğru  bir yaklaşımdır. İstanbul'da yeni bir üniversitenin kurulması, İstanbul'un yükünü daha da fazla  artıracaktır. Özellikle Beykoz'da, belirlenen yerde yapılması hâlinde, her ne kadar Sayın Bakan "Orası  kesin değil." dese bile, oraya bir yoğunlaşmanın olduğunu görmekteyiz. Oraya baktığımız zaman,  yeşil alanları ciddi şekilde talan edilebilecek bir altyapının oluştuğunu da görüyoruz.  Onun için, yer seçimi konusunda da Komisyon aslında doğru bir adım atıyor. Bu anlamda,  İstanbul dışında olmasının çok daha önemli olabileceğini ve buna dönük bir çalışmanın yapılmasının  daha ciddi olabileceğini ifade etmek ve bu doğrultuda bir çaba sarf etmek doğru olabilir diye  düşünüyorum. Ancak, tabii, eğitim sistemimize baktığımız zaman, Türk-Alman Üniversitesinin  kurulması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir eş zamanlı da olmadığı için çok fazla bir önemi olmadığını  görüyoruz.  Değerli milletvekilleri, ne yazık ki okullarımızda baştan aşağı çok önemli problemlerle karşı  karşıyayız. Eğitim sistemimiz bir çıkmazın içindedir. "Eğitimde bir fırsat eşitliği vardır." demek  mümkün müdür? Hayır. Eğitim sistemimize baktığımız zaman, ne yazık ki eğitim tamamen paralı  hâle gelmiş, artık, Anadolu'daki çocuklarımızın eğitimle ilgili bundan sonraki süreçte beklentileri yok  olma noktasına gelmiş.  Görüyoruz, izliyoruz ve biliyoruz ki eskiden Anadolu'daki liselerin bir önemi vardı; Anadolu  liselerine baktığımız zaman, Konya lisesinin de, Diyarbakır lisesinin de, Sivas lisesinin de, Antalya  lisesinin de bir önemi var idi. Bugün baktığımızda, bu liselerin gerçekten artık işlemez hâle geldiğini,  yeterince eğitimin verilmediğini görüyoruz, yaşıyoruz ve bugün bu liselerdeki sistemin, artık  üniversitelere yeterince öğrenci taşımadığını da görmekteyiz. Hatta üniversitelerin de çok ciddi  şekilde eğitim düzeyinin düştüğünü görüyoruz. Örneğin, yapılan bir araştırmayı söyleyeyim size.  "Çanakkale Savaşı Ruslara karşı mı, Japonlara karşı mı yapıldı?" sorusuna yüksekokulda 100  öğrencinin... Ki magazinleşmiş, her 18 Martta bunu anıyoruz, Anzaklar geliyor, basında yer alıyor,  Çanakkale'ye Sayın Başbakan dâhil birçok insan gidiyor ve dikkatler oraya çekilmiş olmasına  rağmen, 100 öğrenciye sorun, 98'inden alacağınız yanıt ya "Japonlar"dır ya "Ruslar"dır. Yani, bilgi  düzeyinin ne kadar eksik, ne kadar yetersiz olduğunu, gözleme dayalı eğitimin olmadığını, eğitim  sisteminin ne kadar çarpık olduğunu ve bunu dahi, güncelleşmiş, magazinleşmiş bir olayı dahi, hatta  ülkenin Başbakanının gittiği... Hatta, gezi olarak giden öğrencilerin dahi bu konuda yeterli bilgi  sahibi olmaması büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkıyor.  Aslına baktığımız zaman, eğitim sistemimizdeki olumsuzluklar had safhada. Bakın, ataması  yapılamayan binlerce öğretmen, 200 binin üzerinde ataması yapılamayan öğretmen var, bir o kadar  da öğretmen açığı olduğu ifade edilmekte ama baktığımız zaman, eğitimini almış ve gerçekten bu  konuda katkı sunmak isteyen öğretmenlerimiz artık işsizler ordusuna katılma aşamasına geliyor, 200  binin üzerinde ataması yapılamayan bir öğretmen kitlesiyle karşı karşıyayız. Sözleşmeli öğretmenlere  baktığımız zaman, sözleşmeli öğretmenlerin de gerçekten çok büyük acı ve sancılar yaşadığını  görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Güneydoğu'daydım, orada öğretmenlerin getirmiş olduğu sorunları  hayretler içerisinde izledim. Örneğin, İzmir'de yaşayan bir öğretmenimizin özürlü çocuğu var.  Sözleşmeli öğretmen, eşi orada ama Güneydoğu'da görev yapıyor. Güneydoğu'da görev yaparken  özürlü çocuğunu görme imkânı bile yok. Özürlü çocuğunu oraya getirmeye kalktığı takdirde özürlü  çocuğunu orada yetiştirebilecek koşullar yok. Eş durumundan ötürü burada sancılar yaşanıyor. Yine,  bir öğretmen, ataması yapılmış, sözleşmeli öğretmen, ona verilen görev ne ise onu yerine getirmek  - 3 8 6 -
Sayfa 99 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 O: 3  Yine Komisyonun bir tespiti daha var: Yoğunluk açısından İstanbul'da çok fazla üniversite  bulunduğu, üniversitenin İstanbul dışında bir ilde kurulmasının önemli olduğu ifade ediliyor. Doğru  bir yaklaşımdır. İstanbul'da yeni bir üniversitenin kurulması, İstanbul'un yükünü daha da fazla  artıracaktır. Özellikle Beykoz'da, belirlenen yerde yapılması hâlinde, her ne kadar Sayın Bakan "Orası  kesin değil." dese bile, oraya bir yoğunlaşmanın olduğunu görmekteyiz. Oraya baktığımız zaman,  yeşil alanları ciddi şekilde talan edilebilecek bir altyapının oluştuğunu da görüyoruz.  Onun için, yer seçimi konusunda da Komisyon aslında doğru bir adım atıyor. Bu anlamda,  İstanbul dışında olmasının çok daha önemli olabileceğini ve buna dönük bir çalışmanın yapılmasının  daha ciddi olabileceğini ifade etmek ve bu doğrultuda bir çaba sarf etmek doğru olabilir diye  düşünüyorum. Ancak, tabii, eğitim sistemimize baktığımız zaman, Türk-Alman Üniversitesinin  kurulması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir eş zamanlı da olmadığı için çok fazla bir önemi olmadığını  görüyoruz.  Değerli milletvekilleri, ne yazık ki okullarımızda baştan aşağı çok önemli problemlerle karşı  karşıyayız. Eğitim sistemimiz bir çıkmazın içindedir. "Eğitimde bir fırsat eşitliği vardır." demek  mümkün müdür? Hayır. Eğitim sistemimize baktığımız zaman, ne yazık ki eğitim tamamen paralı  hâle gelmiş, artık, Anadolu'daki çocuklarımızın eğitimle ilgili bundan sonraki süreçte beklentileri yok  olma noktasına gelmiş.  Görüyoruz, izliyoruz ve biliyoruz ki eskiden Anadolu'daki liselerin bir önemi vardı; Anadolu  liselerine baktığımız zaman, Konya lisesinin de, Diyarbakır lisesinin de, Sivas lisesinin de, Antalya  lisesinin de bir önemi var idi. Bugün baktığımızda, bu liselerin gerçekten artık işlemez hâle geldiğini,  yeterince eğitimin verilmediğini görüyoruz, yaşıyoruz ve bugün bu liselerdeki sistemin, artık  üniversitelere yeterince öğrenci taşımadığını da görmekteyiz. Hatta üniversitelerin de çok ciddi  şekilde eğitim düzeyinin düştüğünü görüyoruz. Örneğin, yapılan bir araştırmayı söyleyeyim size.  "Çanakkale Savaşı Ruslara karşı mı, Japonlara karşı mı yapıldı?" sorusuna yüksekokulda 100  öğrencinin... Ki magazinleşmiş, her 18 Martta bunu anıyoruz, Anzaklar geliyor, basında yer alıyor,  Çanakkale'ye Sayın Başbakan dâhil birçok insan gidiyor ve dikkatler oraya çekilmiş olmasına  rağmen, 100 öğrenciye sorun, 98'inden alacağınız yanıt ya "Japonlar"dır ya "Ruslar"dır. Yani, bilgi  düzeyinin ne kadar eksik, ne kadar yetersiz olduğunu, gözleme dayalı eğitimin olmadığını, eğitim  sisteminin ne kadar çarpık olduğunu ve bunu dahi, güncelleşmiş, magazinleşmiş bir olayı dahi, hatta  ülkenin Başbakanının gittiği... Hatta, gezi olarak giden öğrencilerin dahi bu konuda yeterli bilgi  sahibi olmaması büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkıyor.  Aslına baktığımız zaman, eğitim sistemimizdeki olumsuzluklar had safhada. Bakın, ataması  yapılamayan binlerce öğretmen, 200 binin üzerinde ataması yapılamayan öğretmen var, bir o kadar  da öğretmen açığı olduğu ifade edilmekte ama baktığımız zaman, eğitimini almış ve gerçekten bu  konuda katkı sunmak isteyen öğretmenlerimiz artık işsizler ordusuna katılma aşamasına geliyor, 200  binin üzerinde ataması yapılamayan bir öğretmen kitlesiyle karşı karşıyayız. Sözleşmeli öğretmenlere  baktığımız zaman, sözleşmeli öğretmenlerin de gerçekten çok büyük acı ve sancılar yaşadığını  görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Güneydoğu'daydım, orada öğretmenlerin getirmiş olduğu sorunları  hayretler içerisinde izledim. Örneğin, İzmir'de yaşayan bir öğretmenimizin özürlü çocuğu var.  Sözleşmeli öğretmen, eşi orada ama Güneydoğu'da görev yapıyor. Güneydoğu'da görev yaparken  özürlü çocuğunu görme imkânı bile yok. Özürlü çocuğunu oraya getirmeye kalktığı takdirde özürlü  çocuğunu orada yetiştirebilecek koşullar yok. Eş durumundan ötürü burada sancılar yaşanıyor. Yine,  bir öğretmen, ataması yapılmış, sözleşmeli öğretmen, ona verilen görev ne ise onu yerine getirmek  - 3 8 6 - T B M M B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 8 7 - zorunda, feryadını, çığlığını duyurmaya çalışıyor ve orada, o öğretmenimizin, bir çığlık içerisinde  "Tuvaletleri temizlemek zorunda kalıyorum çünkü verilen görev neyse onu yapmak zorunda  kalıyorum. Öğretmenlik hariç her türlü görevi yapmak durumunda kalıyoruz." diye feryatları var.  Bunları, isimlerini söylemek istiyorum ancak iş güvencesi olmadığı için, işlerine son verilme endişesi  ve korkusu olduğu için bunları söylemekte ne yazık ki zorluk çekiyoruz ama baktığımız zaman buna  bile razı oluyor.  Örneğin, okul öncesi eğitim veren öğretmenler üç yıl meslek lisesini okuyacak, iki yıl yükseğini  okuyacak ama lisans alamayacak. Buna bir çözüm üretilmeyecek mi? Bu insanlar niçin üç yıl meslek  lisesine gidiyor? O meslek lisesi niçin var? İki yıl yükseği niçin var? Bu eğitimi aldıktan sonra niçin...  Her yıl 3.555 kişi mezun oluyor bu okullardan. Okul öncesi eğitimi vermek için yetiştirilmiş bu  çocuklarımıza, bu gençlerimize biz lisans vermeyecek miyiz? Buna bir çözüm bulmamız gerekmiyor  mu? Ne yazık ki bu da binlerce insanın kapılarda, mesleklerini hayata geçirme konusunda zorluklar  yaşamasına neden oluyor.  Şimdi, yaşadığımız bir olay: Bundan bir süre önce bir Bedrettin olayını yaşadık. Bedrettin 5  yaşında, 5 çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu. Şimdi, bu çocuğa yine bir başka çocuklar tarafından,  aynı işi yapan çocuklar tarafından işkence edildiğine tanık olduk. Şimdi, bu çocuklar niçin mendil  satmak zorunda kalıyor? Bu çocuklar niçin çiklet satmak zorunda kalıyor veya bu çocuklar niçin  ayakkabı boyamak zorunda kalıyorlar? Şimdi, valilikler, bunlara dönük alışveriş yapma veya bu  çocukların getirdiği şeyleri satın almama yasağı getirdi. Bu, yasaklarla değil, bu insanların... Örneğin,  Adana'daki bir köye "dilenci köy" deniyor, "dilenci köy" diye ifade ediliyor. Niçin o köy dilenci?  Niçin o köy o hâle gelmiş? Niçin orada eğitime önem vermemişiz? Niçin o insanların gelişimine  katkı sunmamışız? Niçin İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde çocuklar Selpak satmak  zorunda kalıyorlar, mendil satmak zorunda kalıyorlar veya çiklet satmak zorunda kalıyorlar veya  dilenmek zorunda kalıyorlar?  Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki yoksulluk, açlık, sefalet, işsizlik had safhada ve insanlar  çocuklarını okula gönderme yerine çalıştırmak durumunda kalıyorlar. Bu işi kaynağından çözmemiz  gerekir iken bizim olaya yasakçı bir anlayış içerisinde bir eğilim göstermemiz doğru bir yaklaşım  değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ÇETİN SOYSAL (Devamla) - Gerçekten eğitim sistemimiz bir çöküntü noktasında. Aç  bırakarak ağlatan, cahil bırakarak yalvartan bir anlayışla okullarımız yönetilemez, salt birtakım  yardımlarla geliştirilemez. Bilgiyle, teknolojiyle okulların beslenmesi gerekir iken en başta yetiştirme  yurtlan olmak üzere yine ilköğretim yatılı okullara baktığımızda oralarda büyük bir felaketin  olduğunu görüyoruz. En son ben Polatlı'daki okula gittim, gördüm ve gerçekten içler acısı ve  okullanmızda uyuşturucunun da had safhada olduğunu ve on-on iki yaşında çocuklann uyuşturucuyla  buluştuğuna tanık olmanın sancısını ve sıkıntısını orada yaşadım. Belgeleriyle size verebilirim. Orada  yaşayan çocuğun birkaç kez intihara teşebbüs ettiğini ve madde bağımlısı olduğunu biliyorum.  Kendisini de, ismini de, ailesini de size verebilirim ve daha da önemlisi, Türkiye Büyük Millet  Meclisinin hemen bitişiğinde gençlerin uyuşturucu kullandığına dair elime gelen bilgiler var.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.
Sayfa 100 -
T B M M B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 8 7 - zorunda, feryadını, çığlığını duyurmaya çalışıyor ve orada, o öğretmenimizin, bir çığlık içerisinde  "Tuvaletleri temizlemek zorunda kalıyorum çünkü verilen görev neyse onu yapmak zorunda  kalıyorum. Öğretmenlik hariç her türlü görevi yapmak durumunda kalıyoruz." diye feryatları var.  Bunları, isimlerini söylemek istiyorum ancak iş güvencesi olmadığı için, işlerine son verilme endişesi  ve korkusu olduğu için bunları söylemekte ne yazık ki zorluk çekiyoruz ama baktığımız zaman buna  bile razı oluyor.  Örneğin, okul öncesi eğitim veren öğretmenler üç yıl meslek lisesini okuyacak, iki yıl yükseğini  okuyacak ama lisans alamayacak. Buna bir çözüm üretilmeyecek mi? Bu insanlar niçin üç yıl meslek  lisesine gidiyor? O meslek lisesi niçin var? İki yıl yükseği niçin var? Bu eğitimi aldıktan sonra niçin...  Her yıl 3.555 kişi mezun oluyor bu okullardan. Okul öncesi eğitimi vermek için yetiştirilmiş bu  çocuklarımıza, bu gençlerimize biz lisans vermeyecek miyiz? Buna bir çözüm bulmamız gerekmiyor  mu? Ne yazık ki bu da binlerce insanın kapılarda, mesleklerini hayata geçirme konusunda zorluklar  yaşamasına neden oluyor.  Şimdi, yaşadığımız bir olay: Bundan bir süre önce bir Bedrettin olayını yaşadık. Bedrettin 5  yaşında, 5 çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu. Şimdi, bu çocuğa yine bir başka çocuklar tarafından,  aynı işi yapan çocuklar tarafından işkence edildiğine tanık olduk. Şimdi, bu çocuklar niçin mendil  satmak zorunda kalıyor? Bu çocuklar niçin çiklet satmak zorunda kalıyor veya bu çocuklar niçin  ayakkabı boyamak zorunda kalıyorlar? Şimdi, valilikler, bunlara dönük alışveriş yapma veya bu  çocukların getirdiği şeyleri satın almama yasağı getirdi. Bu, yasaklarla değil, bu insanların... Örneğin,  Adana'daki bir köye "dilenci köy" deniyor, "dilenci köy" diye ifade ediliyor. Niçin o köy dilenci?  Niçin o köy o hâle gelmiş? Niçin orada eğitime önem vermemişiz? Niçin o insanların gelişimine  katkı sunmamışız? Niçin İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde çocuklar Selpak satmak  zorunda kalıyorlar, mendil satmak zorunda kalıyorlar veya çiklet satmak zorunda kalıyorlar veya  dilenmek zorunda kalıyorlar?  Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki yoksulluk, açlık, sefalet, işsizlik had safhada ve insanlar  çocuklarını okula gönderme yerine çalıştırmak durumunda kalıyorlar. Bu işi kaynağından çözmemiz  gerekir iken bizim olaya yasakçı bir anlayış içerisinde bir eğilim göstermemiz doğru bir yaklaşım  değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ÇETİN SOYSAL (Devamla) - Gerçekten eğitim sistemimiz bir çöküntü noktasında. Aç  bırakarak ağlatan, cahil bırakarak yalvartan bir anlayışla okullarımız yönetilemez, salt birtakım  yardımlarla geliştirilemez. Bilgiyle, teknolojiyle okulların beslenmesi gerekir iken en başta yetiştirme  yurtlan olmak üzere yine ilköğretim yatılı okullara baktığımızda oralarda büyük bir felaketin  olduğunu görüyoruz. En son ben Polatlı'daki okula gittim, gördüm ve gerçekten içler acısı ve  okullanmızda uyuşturucunun da had safhada olduğunu ve on-on iki yaşında çocuklann uyuşturucuyla  buluştuğuna tanık olmanın sancısını ve sıkıntısını orada yaşadım. Belgeleriyle size verebilirim. Orada  yaşayan çocuğun birkaç kez intihara teşebbüs ettiğini ve madde bağımlısı olduğunu biliyorum.  Kendisini de, ismini de, ailesini de size verebilirim ve daha da önemlisi, Türkiye Büyük Millet  Meclisinin hemen bitişiğinde gençlerin uyuşturucu kullandığına dair elime gelen bilgiler var.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 8 8 - ÇETİN SOYSAL (Devamla) - Bunları da ben Millî Eğitim Bakanlığımızla paylaşmayı bir görev  olarak kabul ediyorum.  Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Soysal.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut. (MHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Bulut.  MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; Türk-Alman Üniversitesi kurulmasıyla ilgili Hükümetin getirmiş olduğu kanun  tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Türkiye'de bir ilk gerçekleşiyor; bir yabancı ülke kendi adıyla Türk  Hükümetiyle ortaklaşa bir üniversite kuruyor. Üniversite kurulması tabii çok önemli, bir ülkenin  kalkınmasının önemli göstergelerinden biri. Türkiye'de 45' i vakıf, 94'ü devlet olmak üzere 139  üniversite ile biz hizmet vermekteyiz. Bu üniversite kurulduğunda 140 üniversitemiz olmuş olacak.  Öğrencilerimizin yüzde 85 dışarıda kalıyor, yüzde 15'i üniversiteye girebiliyor. Bu giren  öğrencilerimiz YÖK tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda  bir planlama yapılmadığı için, gelişigüzel, genelde vakıf üniversiteleri kolaylarına gelen bölümleri  açarak okullara öğrenci almaktadırlar. Alınan bu öğrenciler okullarını bitirdiklerinde ülkenin  gerçekleriyle yüz yüze geliyorlar. Birçoğu iyi yetişemediği için, birçoğu yabancı dil bilmediği için  Türkiye'de iş imkânı bulamıyorlar. Eğitim fakültelerinden mezun 300 binin üzerinde öğretmen  adayımız bugün işsiz ise bu yapılan çok yanlış bir eğitim politikası neticesindedir. Türkiye'de böyle  bir eğitim planlaması yapılmamıştır. Değerli milletvekilleri konuşmalarında, sanayinin, ekonominin  ihtiyacı olan ara insan yetiştirilmesi konusunda mesleki ve teknik okullara yeterince ağırlık  verilmediğini ifade ettiler. Bu, ülkenin bir gerçeğidir.  Tabii, üniversite kurulurken bu üniversitenin merkezi olarak İstanbul'un seçilmesi yine ayrıca  düşündürücü. Niçin bu üniversite Siirt'te açılmıyor? Niçin bu üniversiteyi Çorum'a kurmuyoruz?  Neden İstanbul? İstanbul üzerinde birtakım oyunlar dönüyor, oynanıyor.  Size bir konudan bahsetmek istiyorum sayın milletvekilleri: İngiliz "Ottoman Finance  Company"nin kurduğu "Osmanlı Yapı" adlı şirket 120 milyon dolar vererek, İstanbul'un Riva  bölgesinde, sahibi olan Celaloğlu ailesinden 1 milyon metrekare arazi almıştır. Bu araziyi Türkiye  Cumhuriyeti devleti kurulmadan, Osmanlının son dönemlerinde, o dar dönemlerimizde yine İngilizler  istemiş fakat istekleri reddedilmiştir. Şimdi, bu arazinin sahibi oldular. Bu arazinin Boğaz'daki sahili,  Kilyos sahilleri çıkartma için çok elverişli, müsait, stratejik bir yerdir. Bunun karşı tarafını da, hazine  arazilerini adım adım, parça parça İsraillilerin aldığı iddia edilmekte. Aylar önce Hükümete verdiğim  soruya bugüne kadar bu konularda da cevap almış bulunmamaktayım.  ABD'nin yine İstanbul'daki büyükelçilik statüsünde Balkanları, Kafkasları, Karadeniz'i izleyen,  gözleyen ve bu güçlerin oralarda koloniler kurmak adına yaptıkları, Millî Savunma Bakanlığımızın,  devletimizin hiç mi dikkat etmediği ama adım adım birtakım şeylerin yapıldığı gerçeğini de yine  soru olarak sordum, buna da bir cevap alamadım.
Sayfa 101 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2010 0 : 3  - 3 8 8 - ÇETİN SOYSAL (Devamla) - Bunları da ben Millî Eğitim Bakanlığımızla paylaşmayı bir görev  olarak kabul ediyorum.  Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Soysal.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut. (MHP  sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Bulut.  MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; Türk-Alman Üniversitesi kurulmasıyla ilgili Hükümetin getirmiş olduğu kanun  tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Türkiye'de bir ilk gerçekleşiyor; bir yabancı ülke kendi adıyla Türk  Hükümetiyle ortaklaşa bir üniversite kuruyor. Üniversite kurulması tabii çok önemli, bir ülkenin  kalkınmasının önemli göstergelerinden biri. Türkiye'de 45' i vakıf, 94'ü devlet olmak üzere 139  üniversite ile biz hizmet vermekteyiz. Bu üniversite kurulduğunda 140 üniversitemiz olmuş olacak.  Öğrencilerimizin yüzde 85 dışarıda kalıyor, yüzde 15'i üniversiteye girebiliyor. Bu giren  öğrencilerimiz YÖK tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda  bir planlama yapılmadığı için, gelişigüzel, genelde vakıf üniversiteleri kolaylarına gelen bölümleri  açarak okullara öğrenci almaktadırlar. Alınan bu öğrenciler okullarını bitirdiklerinde ülkenin  gerçekleriyle yüz yüze geliyorlar. Birçoğu iyi yetişemediği için, birçoğu yabancı dil bilmediği için  Türkiye'de iş imkânı bulamıyorlar. Eğitim fakültelerinden mezun 300 binin üzerinde öğretmen  adayımız bugün işsiz ise bu yapılan çok yanlış bir eğitim politikası neticesindedir. Türkiye'de böyle  bir eğitim planlaması yapılmamıştır. Değerli milletvekilleri konuşmalarında, sanayinin, ekonominin  ihtiyacı olan ara insan yetiştirilmesi konusunda mesleki ve teknik okullara yeterince ağırlık  verilmediğini ifade ettiler. Bu, ülkenin bir gerçeğidir.  Tabii, üniversite kurulurken bu üniversitenin merkezi olarak İstanbul'un seçilmesi yine ayrıca  düşündürücü. Niçin bu üniversite Siirt'te açılmıyor? Niçin bu üniversiteyi Çorum'a kurmuyoruz?  Neden İstanbul? İstanbul üzerinde birtakım oyunlar dönüyor, oynanıyor.  Size bir konudan bahsetmek istiyorum sayın milletvekilleri: İngiliz "Ottoman Finance  Company"nin kurduğu "Osmanlı Yapı" adlı şirket 120 milyon dolar vererek, İstanbul'un Riva  bölgesinde, sahibi olan Celaloğlu ailesinden 1 milyon metrekare arazi almıştır. Bu araziyi Türkiye  Cumhuriyeti devleti kurulmadan, Osmanlının son dönemlerinde, o dar dönemlerimizde yine İngilizler  istemiş fakat istekleri reddedilmiştir. Şimdi, bu arazinin sahibi oldular. Bu arazinin Boğaz'daki sahili,  Kilyos sahilleri çıkartma için çok elverişli, müsait, stratejik bir yerdir. Bunun karşı tarafını da, hazine  arazilerini adım adım, parça parça İsraillilerin aldığı iddia edilmekte. Aylar önce Hükümete verdiğim  soruya bugüne kadar bu konularda da cevap almış bulunmamaktayım.  ABD'nin yine İstanbul'daki büyükelçilik statüsünde Balkanları, Kafkasları, Karadeniz'i izleyen,  gözleyen ve bu güçlerin oralarda koloniler kurmak adına yaptıkları, Millî Savunma Bakanlığımızın,  devletimizin hiç mi dikkat etmediği ama adım adım birtakım şeylerin yapıldığı gerçeğini de yine  soru olarak sordum, buna da bir cevap alamadım.  TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 8 9 - İlla bu bölgede, İstanbul'da, Boğaz'a nazır... "Fransızlara veriyorsunuz da bize neden  vermiyorsunuz?" bakışıyla, mantalitesiyle bu üniversiteye biz yer veriyoruz. Demin Sayın Bakana  sordum: Böyle bir üniversitenin kuruluşunu biz mi talep ettik yoksa Almanlar mı bize bunu teklif  ettiler? Yer bizim, bina bizim, maaşını biz veriyoruz, adı Alman'ın oluyor. Sizler güya ticareti iyi  bilirsiniz, böyle bir ortaklık olur mu değerli milletvekilleri? Ama nedense -hâlâ cevabını bulabilmiş  değilim- Merkel'in Türkiye'ye gelişine rast getirilen bu kanun tasarısı, sanki Merkel'in "Siz kendi  vatandaşlarınızın soyulmasına, dolandırılmasına engel olamıyorsunuz ama biz, bizim ülkemizdeki  Türklerin soyulmasına mâni olmak için açmış olduğumuz mahkemeler dolayısıyla Türkiye'de bu işe  karışanların ifadesini almak istedik, siz kabul etmediniz." anlamında Deniz Feneri gündeme gelir de  son günlerde kamuoyunu oluşturan AKP Anayasası gölgede kalır düşüncesiyle, Merkel'e bir jest  olsun amacıyla mı bu tasarı getirildi diye düşünmeden de edemiyorum.  Bir üniversitenin dilinin yabancı dilde olması, bu üniversitenin Almanca olması, bu da ayrıca  manidar. Türkçe dili, nüfus itibarıyla dünyada en yaygın dillerden biridir, dilimizin farkına  varmamaktayız. Tarihçi Hamilton "Viyana'dan Kore'ye kadar gidecek olursanız anlaşabilmeniz için  Türkçe yeterlidir." demektedir ama biz bu topraklarda Türkçe diline devlet olarak, hükümetler olarak  gereken özeni gösteremediğimiz için, ülkemizin bazı bölgelerine gidip yerleşen Türk boyundan, Türk  soyundan, obalardan insanlarımız bile Türkçeyi unutmuş, yerel dillerle bugün konuşur hâle  gelmişlerdir.  Bu yabancı dilde eğitim gören gençler o dilin, o ülkenin, o kültürün mantalitesine sahip olurlar.  Yani Saint Joseph, Saint Benoit, Robert mezunları bu okulları bitirdikten sonra o ülkelerin  üniversitelerine giderler. Ondan sonra o çocukların buralara geldiğini, kendi rızalarıyla geldiklerini  düşünmeyin lütfen. Geliyorlarsa siyasete gelirler, siyasette en üste gelirler, bakan olurlar, genel başkan  olurlar, bir yerlere getirilirler; iş adamı olurlar, büyük firmaların distribütörü olurlar, yollan açılır  ama bizim, kendi insanımızın, kendi gençlerimizin önünü açmak adına millî politikalardan  vazgeçmememiz gerekmektedir. Bu anlamda, bu okullarda acaba takip ediyor muyuz Türk millî  eğitiminin amaçladığı insan tipi yetiştiriliyor mu? Buralara dikkat ediyor muyuz?  Almanya gibi birçok güçlü ülkeler nüfuz alanlarını genişletmeye çalışıyorlar; Almanya  Kanada'ya göçmen gönderiyor, Almanya Güney Afrika'ya göçmen gönderiyor, onlan finanse ediyor,  oradaki kolonilerini genişletmeye çalışıyor. Türkiye'de bu üniversiteyi kurdururken biz Almanlara  3,5 milyon Türk'ün yaşadığı, 1 milyona yakın öğrencinin bulunduğu Almanya'da niçin bir Türk  üniversitesinin kurulması için karşılıklılık anlamında diretmiyoruz da teslim oluyoruz? Neden?  Eksiğimiz nedir bunlardan? Parasını mı veriyorlar, masrafını mı çekiyorlar? Hayır. Ülkemin en güzel  yerlerine, ormanları da keserek, çevreyi de katlederek Almanların dilinde yayın yapacak, eğitim  yapacak, çıkan öğrencilerin de Almanya'ya gidip beyin göçü olmasını sağlayıp oralara götürmesini  sağlayacağız.  Türk dünyası değerli milletvekilleri, Almanya'nın pazandır. Türkiye ile Almanya arasındaki  ticaret hacmimizde de büyük adaletsizlik vardır. 300 ton biz Almanya'dan altın alıyoruz. Türkiye 10  ton altın üretiyor. Türkiye, Almanya'nın altın pazan. Türkiye'de hani altın olaylan oluyor ya, birileri  çıkıyor: "Kazmayın, altın çıkarmayın..." Bütün bunlann arkasında bu ticari ilişkiler yatıyor. Bu  anlamda pazarı kaybetmemeye, yerli iş birlikçi, taşeron güçler bulmaya çalışıyorlar. Titreyip  kendimize dönmek, kaynaklanmızın farkına varmak...
Sayfa 102 -
TBMM B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 8 9 - İlla bu bölgede, İstanbul'da, Boğaz'a nazır... "Fransızlara veriyorsunuz da bize neden  vermiyorsunuz?" bakışıyla, mantalitesiyle bu üniversiteye biz yer veriyoruz. Demin Sayın Bakana  sordum: Böyle bir üniversitenin kuruluşunu biz mi talep ettik yoksa Almanlar mı bize bunu teklif  ettiler? Yer bizim, bina bizim, maaşını biz veriyoruz, adı Alman'ın oluyor. Sizler güya ticareti iyi  bilirsiniz, böyle bir ortaklık olur mu değerli milletvekilleri? Ama nedense -hâlâ cevabını bulabilmiş  değilim- Merkel'in Türkiye'ye gelişine rast getirilen bu kanun tasarısı, sanki Merkel'in "Siz kendi  vatandaşlarınızın soyulmasına, dolandırılmasına engel olamıyorsunuz ama biz, bizim ülkemizdeki  Türklerin soyulmasına mâni olmak için açmış olduğumuz mahkemeler dolayısıyla Türkiye'de bu işe  karışanların ifadesini almak istedik, siz kabul etmediniz." anlamında Deniz Feneri gündeme gelir de  son günlerde kamuoyunu oluşturan AKP Anayasası gölgede kalır düşüncesiyle, Merkel'e bir jest  olsun amacıyla mı bu tasarı getirildi diye düşünmeden de edemiyorum.  Bir üniversitenin dilinin yabancı dilde olması, bu üniversitenin Almanca olması, bu da ayrıca  manidar. Türkçe dili, nüfus itibarıyla dünyada en yaygın dillerden biridir, dilimizin farkına  varmamaktayız. Tarihçi Hamilton "Viyana'dan Kore'ye kadar gidecek olursanız anlaşabilmeniz için  Türkçe yeterlidir." demektedir ama biz bu topraklarda Türkçe diline devlet olarak, hükümetler olarak  gereken özeni gösteremediğimiz için, ülkemizin bazı bölgelerine gidip yerleşen Türk boyundan, Türk  soyundan, obalardan insanlarımız bile Türkçeyi unutmuş, yerel dillerle bugün konuşur hâle  gelmişlerdir.  Bu yabancı dilde eğitim gören gençler o dilin, o ülkenin, o kültürün mantalitesine sahip olurlar.  Yani Saint Joseph, Saint Benoit, Robert mezunları bu okulları bitirdikten sonra o ülkelerin  üniversitelerine giderler. Ondan sonra o çocukların buralara geldiğini, kendi rızalarıyla geldiklerini  düşünmeyin lütfen. Geliyorlarsa siyasete gelirler, siyasette en üste gelirler, bakan olurlar, genel başkan  olurlar, bir yerlere getirilirler; iş adamı olurlar, büyük firmaların distribütörü olurlar, yollan açılır  ama bizim, kendi insanımızın, kendi gençlerimizin önünü açmak adına millî politikalardan  vazgeçmememiz gerekmektedir. Bu anlamda, bu okullarda acaba takip ediyor muyuz Türk millî  eğitiminin amaçladığı insan tipi yetiştiriliyor mu? Buralara dikkat ediyor muyuz?  Almanya gibi birçok güçlü ülkeler nüfuz alanlarını genişletmeye çalışıyorlar; Almanya  Kanada'ya göçmen gönderiyor, Almanya Güney Afrika'ya göçmen gönderiyor, onlan finanse ediyor,  oradaki kolonilerini genişletmeye çalışıyor. Türkiye'de bu üniversiteyi kurdururken biz Almanlara  3,5 milyon Türk'ün yaşadığı, 1 milyona yakın öğrencinin bulunduğu Almanya'da niçin bir Türk  üniversitesinin kurulması için karşılıklılık anlamında diretmiyoruz da teslim oluyoruz? Neden?  Eksiğimiz nedir bunlardan? Parasını mı veriyorlar, masrafını mı çekiyorlar? Hayır. Ülkemin en güzel  yerlerine, ormanları da keserek, çevreyi de katlederek Almanların dilinde yayın yapacak, eğitim  yapacak, çıkan öğrencilerin de Almanya'ya gidip beyin göçü olmasını sağlayıp oralara götürmesini  sağlayacağız.  Türk dünyası değerli milletvekilleri, Almanya'nın pazandır. Türkiye ile Almanya arasındaki  ticaret hacmimizde de büyük adaletsizlik vardır. 300 ton biz Almanya'dan altın alıyoruz. Türkiye 10  ton altın üretiyor. Türkiye, Almanya'nın altın pazan. Türkiye'de hani altın olaylan oluyor ya, birileri  çıkıyor: "Kazmayın, altın çıkarmayın..." Bütün bunlann arkasında bu ticari ilişkiler yatıyor. Bu  anlamda pazarı kaybetmemeye, yerli iş birlikçi, taşeron güçler bulmaya çalışıyorlar. Titreyip  kendimize dönmek, kaynaklanmızın farkına varmak...  T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 9 0 - Okulları açarken "açtık, bir müdür, bir mühür. . ." Böyle ne okul ne üniversite olur değerli  milletvekilleri. Anadolu'nun birçok yerine üniversiteler açtık. Dünyada ilk 500'ün içerisinde bir tek  üniversitemiz yok. Kaliteyi görünüz. Bu, bizim akademisyenlerimizin beceriksizliğinden,  yeteneksizliğinden değil. Bu akademisyenlerimiz kendilerinin gelişmesi, eğitimleri açısından yeterli  şartlara sahip değiller. Demin değerli bir milletvekilimiz aldığı maaşları söyledi üniversite hocalarının,  profesörlerin. Kıdemli profesörün dışında olanlar yoksulluk sınırının altında maaş almaktadırlar. Bu  şartlar içerisinde akademik eğitimlerini nasıl yapabilirler?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Dolayısıyla kendi üniversitelerimizin derlenmesi,  toparlanması, dünyada marka üniversiteler hâline gelmesi adına bir gayretimizin, çabamızın olması  gerekir.  Türkçe konuşursanız Türkçe düşünürsünüz, hangi dilde konuşursanız o dilde düşünürsünüz.  İşte, eğitimde yazboz tahtası hâline gelen, her gelen bakana göre eğitim politikalarının ve okullardaki  dillerin değiştiği, karman çorman edilmiş bu eğitim sisteminin içerisinde, binlerce öğrenci girdiği  sınavlarda sıfır puan almaktadır. Başarısızlık dip yapmıştır.  O bakımdan, Meclis olarak bu konuya el atmak, eğitimi yeniden millî bir çizgiye çekerek  geleceğimize yapacağımız en önemli yatırım konusunda üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz  diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis. (BDP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Halis.  BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ben de görüşülmekte olan yasa üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış  bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.  Tabii, bu yasa üzerinde görüşürken ta Almanyalara kadar gitmeye gerek yok diye düşünüyorum,  Almanya'ya gitmeden önce biraz Türkiye'yi gezmek gerekir diye söze başlamak istiyorum.  Tunceli'de kadınların emeğiyle çıkan bir gazete var, Tunceli Emek gazetesi. Emek gazetesi,  geçen haziran ayında bir yazısında Tunceli'deki eğitim sistemini ve eğitim uygulamalarını  eleştiriyordu. Çok ilginç, bu eleştiriyi yapan gazeteye farklı MSN'lerden "Vurucu Kobra" adıyla  hakaret eden, tehdit eden, küfreden, ırkçı, ayrımcı ifadeler kullanan mailler gönderiliyor.  Tabii, araştırılıyor, arkasından kim çıksa iyi savcılık işe el koyduktan sonra: Tunceli İl Millî  Eğitim şube müdürlerinden Sayın Süleyman Çakmak çıkıyor. "Niye yaptın bunu?" diyorlar, "Ben,  bize karşı yazılan yazının haksız olduğunu söylemek için yazdım." "Başka bir ifade kullanamaz  mıydınız?" Ses yok. "Başka bir yöntem kullanamaz mıydınız?" Ses yok.  Ne yazmıştı gazetede? "Dönemin valisinden de alınan güç ve destekle ırkçı ve ayrımcı  uygulamalar yapılıyor ve neredeyse millî eğitim camiası arpalığa döndürülmüş." deniyordu.
Sayfa 103 -
T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 9 0 - Okulları açarken "açtık, bir müdür, bir mühür. . ." Böyle ne okul ne üniversite olur değerli  milletvekilleri. Anadolu'nun birçok yerine üniversiteler açtık. Dünyada ilk 500'ün içerisinde bir tek  üniversitemiz yok. Kaliteyi görünüz. Bu, bizim akademisyenlerimizin beceriksizliğinden,  yeteneksizliğinden değil. Bu akademisyenlerimiz kendilerinin gelişmesi, eğitimleri açısından yeterli  şartlara sahip değiller. Demin değerli bir milletvekilimiz aldığı maaşları söyledi üniversite hocalarının,  profesörlerin. Kıdemli profesörün dışında olanlar yoksulluk sınırının altında maaş almaktadırlar. Bu  şartlar içerisinde akademik eğitimlerini nasıl yapabilirler?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Dolayısıyla kendi üniversitelerimizin derlenmesi,  toparlanması, dünyada marka üniversiteler hâline gelmesi adına bir gayretimizin, çabamızın olması  gerekir.  Türkçe konuşursanız Türkçe düşünürsünüz, hangi dilde konuşursanız o dilde düşünürsünüz.  İşte, eğitimde yazboz tahtası hâline gelen, her gelen bakana göre eğitim politikalarının ve okullardaki  dillerin değiştiği, karman çorman edilmiş bu eğitim sisteminin içerisinde, binlerce öğrenci girdiği  sınavlarda sıfır puan almaktadır. Başarısızlık dip yapmıştır.  O bakımdan, Meclis olarak bu konuya el atmak, eğitimi yeniden millî bir çizgiye çekerek  geleceğimize yapacağımız en önemli yatırım konusunda üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz  diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bulut.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis. (BDP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Halis.  BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ben de görüşülmekte olan yasa üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış  bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.  Tabii, bu yasa üzerinde görüşürken ta Almanyalara kadar gitmeye gerek yok diye düşünüyorum,  Almanya'ya gitmeden önce biraz Türkiye'yi gezmek gerekir diye söze başlamak istiyorum.  Tunceli'de kadınların emeğiyle çıkan bir gazete var, Tunceli Emek gazetesi. Emek gazetesi,  geçen haziran ayında bir yazısında Tunceli'deki eğitim sistemini ve eğitim uygulamalarını  eleştiriyordu. Çok ilginç, bu eleştiriyi yapan gazeteye farklı MSN'lerden "Vurucu Kobra" adıyla  hakaret eden, tehdit eden, küfreden, ırkçı, ayrımcı ifadeler kullanan mailler gönderiliyor.  Tabii, araştırılıyor, arkasından kim çıksa iyi savcılık işe el koyduktan sonra: Tunceli İl Millî  Eğitim şube müdürlerinden Sayın Süleyman Çakmak çıkıyor. "Niye yaptın bunu?" diyorlar, "Ben,  bize karşı yazılan yazının haksız olduğunu söylemek için yazdım." "Başka bir ifade kullanamaz  mıydınız?" Ses yok. "Başka bir yöntem kullanamaz mıydınız?" Ses yok.  Ne yazmıştı gazetede? "Dönemin valisinden de alınan güç ve destekle ırkçı ve ayrımcı  uygulamalar yapılıyor ve neredeyse millî eğitim camiası arpalığa döndürülmüş." deniyordu.  TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 3  Tabii, şimdi, biz, burada, bir kobraya özenen, bir kobraya öykünen bir millî eğitim görevlisinin oradaki  millî eğitim sistemi üzerinde ya da uygulamaları üzerinde ne kadar başarılı olacağına da bir bakalım.  Kobra tayfasına sistem teslim edildikten sonra Tunceli'de, eğitim seviyesi yüzde 90'ların  üzerinde olan Tunceli'de çok ciddi bir eğitim düşüşü oluyor, kalitede düşüş oluyor. Örneğin, 2004  yılında ÖSS'de 29'uncu sıradayken 2009 yılında ÖSS ortalamasında 65'inci sıraya düşmüşüz;  sayısalda 72'nci sıra, sözelde 58'inci sıra.  Böyle olduğu zaman, bizim Sayın Bakana burada söylememiz gereken şu olacaktır: Eğitimi bu  kadar düşüren, üstelik zehirli bir canlıya öykünen birinin millî eğitim camiasında sorumlu olarak  kalmasının bir gereği var mıdır? Bu görevli hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?  Tabii, biz, Türkiye sıralamasından bahsederken Türkiye sıralamasında sırasını kaybeden, çok  daha aşağılara düşen diğer illerden de bahsetmek durumundayız.  Bakıyoruz Türkiye'nin batısına: Kırklareli, Tekirdağ, Aydın, Ankara ilk 10'a giren iller arasında,  Ankara 14'üncü sırada, İstanbul 27'nci sırada. Türkiye'nin doğusuna gidiyoruz, doğusunda Kürtler  yaşıyor; doğusunda, Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı illerden Şırnak 81'inci sırada, Türkiye'nin  sıralamada son ili, Hakkâri 80'inci sırada. Şimdi, bunlar bir tesadüf olabilir mi ya da bir kader olabilir  mi? Yani, bunun bir tesadüf ya da bir kader olduğunu söylemenin bir akli yanı yok.  Bakıyoruz, nedenlerini araştırıyoruz. Bu ülkenin zekileri Türkiye'nin batısında mı yaşıyor?  Bilimsel bir cevabı da bilimsel bir mantığı da yoktur bunun. O zaman nedenlerine bakıyoruz. Bu  ülkede sistemin ve AKP'nin ayrımcı politikaları esas olmakla beraber, ana dilde eğitimde eğitim  görememenin vermiş olduğu zarar işte bu.  Almanya'da 500 bin Türk için okul açma girişiminize elbette karşı olarak durduğumuzun  bilinmemesini istiyoruz, karşı değiliz. 500 bin de olsa, 50 de olsa her insanın kendi diliyle eğitim görme  hakkının verilmesi gerekiyor. Ancak, Almanya'da 500 bin insan için kendi dilinde eğitim görmesinin  yolu açılırken, bu ülkede yaşayan, bilimsel verilerle de saptanmış 20 milyon insanın kendi ana diliyle  eğitim görmemesinin de ne kadar büyük bir haksızlık olduğunu da burada söylemek durumundayım.  Değerli milletvekilleri, tabii AKP'nin iktidar olduğundan bugüne Türkiye'de tuhaf şeyler  dönüyor. Ben burada millî eğitim sisteminin temel politikasının bir değerlendirmesini yapmak  durumunda değilim ama dönem dönem aklımıza şöyle bir soru da gelmiyor değil: Acaba millî eğitim  sistemi, Türkiye millî eğitim sistemi İran eğitim sisteminden referans mı alıyor? Böyle sorular, böyle  kuşkular doğrusu doğuyor.  Son zamanlarda, özellikle son açılan taşra üniversitelerinde, siyasi kadrolaşma sonucu  üniversitelerde bilimsel, demokratik, laik kimlikten uzak, dindar, milliyetçi, bilim karşıtı kadroların  yükseköğretimde egemen olmaya başladığını görüyoruz.  Bir örnek vermek istiyorum: Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Bu fakülte tarafından  beş altı yaş çocuklarında Allah'a yakınlık algısı üzerine bir araştırma yaptırılıyor. Araştırmayı  yapanlar kim? Yardımcı Doçent Doktor Mehmet Kamil Coşkun, Yardımcı Doçent Doktor Serdar  Seven imzalı bir form gönderiliyor. Söz konusu yazıda araştırmanın amacı "Çocukların Allah'a hangi  şartlarda kendilerini yakın ve uzak hissettiklerini; bu yakınlık algısının hastalık, yalnızlık, mutluluk,  basan ve ailenin dindarlık durumuna göre ne derecede değişkenlik gösterdiğini ortaya koymak."  olarak ifade edilmiştir. Bu verilerin toplanmasında izlenecek adımlar olarak sırasıyla, önce velilerin  dine bakış ve bağlılığını ölçen dindarlık ölçeği ve çocuklann güven duygusunu ölçen bağlanma ölçeği  uygulanacak, daha sonra çocuklara altı ayrı hikâye anlatılarak her hikâyeden sonra Allah'ın hikâye  kahramanına ne kadar yakın olduğunu bir figür yardımıyla göstermelerinin isteneceği belirtiliyor.  - 3 9 1 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 3  Tabii, şimdi, biz, burada, bir kobraya özenen, bir kobraya öykünen bir millî eğitim görevlisinin oradaki  millî eğitim sistemi üzerinde ya da uygulamaları üzerinde ne kadar başarılı olacağına da bir bakalım.  Kobra tayfasına sistem teslim edildikten sonra Tunceli'de, eğitim seviyesi yüzde 90'ların  üzerinde olan Tunceli'de çok ciddi bir eğitim düşüşü oluyor, kalitede düşüş oluyor. Örneğin, 2004  yılında ÖSS'de 29'uncu sıradayken 2009 yılında ÖSS ortalamasında 65'inci sıraya düşmüşüz;  sayısalda 72'nci sıra, sözelde 58'inci sıra.  Böyle olduğu zaman, bizim Sayın Bakana burada söylememiz gereken şu olacaktır: Eğitimi bu  kadar düşüren, üstelik zehirli bir canlıya öykünen birinin millî eğitim camiasında sorumlu olarak  kalmasının bir gereği var mıdır? Bu görevli hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?  Tabii, biz, Türkiye sıralamasından bahsederken Türkiye sıralamasında sırasını kaybeden, çok  daha aşağılara düşen diğer illerden de bahsetmek durumundayız.  Bakıyoruz Türkiye'nin batısına: Kırklareli, Tekirdağ, Aydın, Ankara ilk 10'a giren iller arasında,  Ankara 14'üncü sırada, İstanbul 27'nci sırada. Türkiye'nin doğusuna gidiyoruz, doğusunda Kürtler  yaşıyor; doğusunda, Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı illerden Şırnak 81'inci sırada, Türkiye'nin  sıralamada son ili, Hakkâri 80'inci sırada. Şimdi, bunlar bir tesadüf olabilir mi ya da bir kader olabilir  mi? Yani, bunun bir tesadüf ya da bir kader olduğunu söylemenin bir akli yanı yok.  Bakıyoruz, nedenlerini araştırıyoruz. Bu ülkenin zekileri Türkiye'nin batısında mı yaşıyor?  Bilimsel bir cevabı da bilimsel bir mantığı da yoktur bunun. O zaman nedenlerine bakıyoruz. Bu  ülkede sistemin ve AKP'nin ayrımcı politikaları esas olmakla beraber, ana dilde eğitimde eğitim  görememenin vermiş olduğu zarar işte bu.  Almanya'da 500 bin Türk için okul açma girişiminize elbette karşı olarak durduğumuzun  bilinmemesini istiyoruz, karşı değiliz. 500 bin de olsa, 50 de olsa her insanın kendi diliyle eğitim görme  hakkının verilmesi gerekiyor. Ancak, Almanya'da 500 bin insan için kendi dilinde eğitim görmesinin  yolu açılırken, bu ülkede yaşayan, bilimsel verilerle de saptanmış 20 milyon insanın kendi ana diliyle  eğitim görmemesinin de ne kadar büyük bir haksızlık olduğunu da burada söylemek durumundayım.  Değerli milletvekilleri, tabii AKP'nin iktidar olduğundan bugüne Türkiye'de tuhaf şeyler  dönüyor. Ben burada millî eğitim sisteminin temel politikasının bir değerlendirmesini yapmak  durumunda değilim ama dönem dönem aklımıza şöyle bir soru da gelmiyor değil: Acaba millî eğitim  sistemi, Türkiye millî eğitim sistemi İran eğitim sisteminden referans mı alıyor? Böyle sorular, böyle  kuşkular doğrusu doğuyor.  Son zamanlarda, özellikle son açılan taşra üniversitelerinde, siyasi kadrolaşma sonucu  üniversitelerde bilimsel, demokratik, laik kimlikten uzak, dindar, milliyetçi, bilim karşıtı kadroların  yükseköğretimde egemen olmaya başladığını görüyoruz.  Bir örnek vermek istiyorum: Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Bu fakülte tarafından  beş altı yaş çocuklarında Allah'a yakınlık algısı üzerine bir araştırma yaptırılıyor. Araştırmayı  yapanlar kim? Yardımcı Doçent Doktor Mehmet Kamil Coşkun, Yardımcı Doçent Doktor Serdar  Seven imzalı bir form gönderiliyor. Söz konusu yazıda araştırmanın amacı "Çocukların Allah'a hangi  şartlarda kendilerini yakın ve uzak hissettiklerini; bu yakınlık algısının hastalık, yalnızlık, mutluluk,  basan ve ailenin dindarlık durumuna göre ne derecede değişkenlik gösterdiğini ortaya koymak."  olarak ifade edilmiştir. Bu verilerin toplanmasında izlenecek adımlar olarak sırasıyla, önce velilerin  dine bakış ve bağlılığını ölçen dindarlık ölçeği ve çocuklann güven duygusunu ölçen bağlanma ölçeği  uygulanacak, daha sonra çocuklara altı ayrı hikâye anlatılarak her hikâyeden sonra Allah'ın hikâye  kahramanına ne kadar yakın olduğunu bir figür yardımıyla göstermelerinin isteneceği belirtiliyor.  - 3 9 1 - T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 3  Ayrıca velilerden, yazıya ek olarak gönderilen "dindarlık ölçeği" adını verdikleri soruları  yanıtlamaları, daha sonra ana sınıfı öğretmenlerine göndermeleri isteniyor. Velilerin yanıtlaması  beklenen sorular şunlar: "Yaptıklarınızdan dolayı kendinizi hesaba çeker misiniz? Günahlarınıza  pişman olup tövbe eder misiniz? İmkânınız olsa senede bir zekât verir misiniz? Günlük hayatınızda  dini önemli bulur musunuz? İnancınıza göre hareket etmediğinizde rahatsız olur musunuz? Dinî  sohbet ve ortamlara katılır mısınız? Dinî faaliyetlere katkı ve desteğiniz olur mu?" gibi sorular peş  peşe geliyor, daha var.  Şimdi, bu da yetmiyor; Muş Alparslan Üniversitesi gerici uygulamaları bununla da sınırlı  kalmıyor. Eğitim Fakültesinde eğitim programları alanında ilan edilen araştırma görevlileri kadrosu  için müracaat eden adaylara ön görüşmelerde Allah'a inanıp inanmadıkları, ateist olup olmadıkları  soruluyor, cemaate bakış açılan soruluyor.  Tabii, böyle bir algı, böyle bir anlayış içinde eğitimi dizayn etmek isteyenlere şöyle sormak  gerekiyor: Bir bilim kurumu olması gereken bir üniversitede ve üstelik geleceğin eğitimcilerini  yetiştiren eğitim fakültesi tarafından böylesi bir araştırmanın gerçekleştirildiğinden haberiniz var  mı? Bunu özellikle Sayın Bakana soruyorum. Demokratik ve laik eğitimin teminatı ve uygulayıcısı  olması gereken İl Millî Eğitim Müdürlüğü böyle bir çalışmayı hangi yasal gerekçelerle yapıyor?  Bilimsellik yerine dinsel referanslarla eğitim ne zamandan beri, hangi yasaya dayanılarak yapılıyor?  Millî Eğitim Bakanlığının imam-hatip okullan müfredatını ana sınıflanna kadar indirmeyi amaçlayan  bir hedefi var mı? Özellikle de öğretim elemanı kadro alımında, öğretim elemanı olabilmenin ölçütü,  öncelikle alanına ilişkin literatüre hâkim, alanında bilimsel çalışmalar yapmış, bilimsel ve eleştirel  düşünme becerisini kazanmış olmaktır. Ancak, söz konusu olaydaki öğretim elemanlannın bu  ölçülerden uzak, bir cemaat ve tarikat görevlisi gibi davrandıkları görülmektedir. Bu konuyla ilgili  bir araştırma ve soruşturma yapmayı da bir görev olarak Sayın Bakan önüne koymalıdır diye  düşünüyorum.  Tabii, benzer uygulamalar sadece Muş Alparslan Üniversitesinde yok. Değişik üniversitelerde,  örneğin Adana'da da yine Adana ilköğretim okullannda görev yapan 500 branş öğretmeni üzerinde,  dindarlık sorgulaması formları dağıtılıyor. Yapan kim?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Doçent Doktor Asım  Yapıcı ve İl Millî Eğitim Müdürü, program geliştirme sorumlusu Sedat Altunkanat imzalı. Her iki  yetkili de Adana Valiliğinden, İl Millî Eğitim Müdürlüğünden ve Üniversite Senatosundan onay  aldıklarını söylüyor. Tabii, her şey bununla bitmiyor. Bunlar belki tekil örnek olarak kabul edilebilir,  kabul görebilir ama eğer tekil örnekler bir ülkede sistematik bir şekilde günden güne çoğalıyorsa,  bunlar artık tekil örnek olmaktan çıkmış, bir sistem sorunu hâline gelmiştir, toplumu rahatsız eden  sorunlar hâline gelmiştir.  Yine, eğitim politikalannın geneli üzerinde bir değerlendirme yapmayacağımı söyledim ama  bazı üniversitelerde toplumu rahatsız eden bazı uygulamaları da burada sizinle paylaşmayı bir görev  biliyorum. Örneğin Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğü tarafından bazı öğrenci ailelerine gönderilen  mektuplarda, üniversitede bildiri dağıtmak, yürüyüş ve toplantı yapmak yasa dışı eylem olarak kabul  görüyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 3 9 2 -
Sayfa 105 -
T B M M B: 80 3 1 . 3 . 2010 O: 3  Ayrıca velilerden, yazıya ek olarak gönderilen "dindarlık ölçeği" adını verdikleri soruları  yanıtlamaları, daha sonra ana sınıfı öğretmenlerine göndermeleri isteniyor. Velilerin yanıtlaması  beklenen sorular şunlar: "Yaptıklarınızdan dolayı kendinizi hesaba çeker misiniz? Günahlarınıza  pişman olup tövbe eder misiniz? İmkânınız olsa senede bir zekât verir misiniz? Günlük hayatınızda  dini önemli bulur musunuz? İnancınıza göre hareket etmediğinizde rahatsız olur musunuz? Dinî  sohbet ve ortamlara katılır mısınız? Dinî faaliyetlere katkı ve desteğiniz olur mu?" gibi sorular peş  peşe geliyor, daha var.  Şimdi, bu da yetmiyor; Muş Alparslan Üniversitesi gerici uygulamaları bununla da sınırlı  kalmıyor. Eğitim Fakültesinde eğitim programları alanında ilan edilen araştırma görevlileri kadrosu  için müracaat eden adaylara ön görüşmelerde Allah'a inanıp inanmadıkları, ateist olup olmadıkları  soruluyor, cemaate bakış açılan soruluyor.  Tabii, böyle bir algı, böyle bir anlayış içinde eğitimi dizayn etmek isteyenlere şöyle sormak  gerekiyor: Bir bilim kurumu olması gereken bir üniversitede ve üstelik geleceğin eğitimcilerini  yetiştiren eğitim fakültesi tarafından böylesi bir araştırmanın gerçekleştirildiğinden haberiniz var  mı? Bunu özellikle Sayın Bakana soruyorum. Demokratik ve laik eğitimin teminatı ve uygulayıcısı  olması gereken İl Millî Eğitim Müdürlüğü böyle bir çalışmayı hangi yasal gerekçelerle yapıyor?  Bilimsellik yerine dinsel referanslarla eğitim ne zamandan beri, hangi yasaya dayanılarak yapılıyor?  Millî Eğitim Bakanlığının imam-hatip okullan müfredatını ana sınıflanna kadar indirmeyi amaçlayan  bir hedefi var mı? Özellikle de öğretim elemanı kadro alımında, öğretim elemanı olabilmenin ölçütü,  öncelikle alanına ilişkin literatüre hâkim, alanında bilimsel çalışmalar yapmış, bilimsel ve eleştirel  düşünme becerisini kazanmış olmaktır. Ancak, söz konusu olaydaki öğretim elemanlannın bu  ölçülerden uzak, bir cemaat ve tarikat görevlisi gibi davrandıkları görülmektedir. Bu konuyla ilgili  bir araştırma ve soruşturma yapmayı da bir görev olarak Sayın Bakan önüne koymalıdır diye  düşünüyorum.  Tabii, benzer uygulamalar sadece Muş Alparslan Üniversitesinde yok. Değişik üniversitelerde,  örneğin Adana'da da yine Adana ilköğretim okullannda görev yapan 500 branş öğretmeni üzerinde,  dindarlık sorgulaması formları dağıtılıyor. Yapan kim?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Doçent Doktor Asım  Yapıcı ve İl Millî Eğitim Müdürü, program geliştirme sorumlusu Sedat Altunkanat imzalı. Her iki  yetkili de Adana Valiliğinden, İl Millî Eğitim Müdürlüğünden ve Üniversite Senatosundan onay  aldıklarını söylüyor. Tabii, her şey bununla bitmiyor. Bunlar belki tekil örnek olarak kabul edilebilir,  kabul görebilir ama eğer tekil örnekler bir ülkede sistematik bir şekilde günden güne çoğalıyorsa,  bunlar artık tekil örnek olmaktan çıkmış, bir sistem sorunu hâline gelmiştir, toplumu rahatsız eden  sorunlar hâline gelmiştir.  Yine, eğitim politikalannın geneli üzerinde bir değerlendirme yapmayacağımı söyledim ama  bazı üniversitelerde toplumu rahatsız eden bazı uygulamaları da burada sizinle paylaşmayı bir görev  biliyorum. Örneğin Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğü tarafından bazı öğrenci ailelerine gönderilen  mektuplarda, üniversitede bildiri dağıtmak, yürüyüş ve toplantı yapmak yasa dışı eylem olarak kabul  görüyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 3 9 2 - T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 9 3 - BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız, süremizin sonuna geliyoruz.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Üniversite Rektörü Profesör Doktor Yavuz Coşkun imzasıyla gönderilen mektuplarda  "Amacımız öğrencileri rehabilite etmektir." diyor. Üniversite Rektör Yardımcısı Profesör Doktor  Abdurrahman Kadayıfçı ise "Birinci görevimiz öğrencileri rehabilite etmektir. Güvenlik güçleriyle,  terör uzmanlarıyla iş birliği içindeyiz. Her ay emniyetten terör uzmanlarıyla ortaklaşa toplantı yapıp  karar veriyoruz." diyor. Şimdi, üniversitelerde her türlü saldırının...  NURETTİN AKMAN (Çankırı) - Lütfen, iki defa uzattı!  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Neyin lütfeni, dinle! Dinle! Her uygulamayı sen  yapamazsın. Müdahale etme, müdahale etme lütfen!  BAŞKAN - Sayın Halis, devam ediniz lütfen.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Şimdi, bugüne kadar sivil saldırıların hem üniversite özel  güvenliği tarafından hem emniyet teşkilatı tarafından destek bularak yapıldıklarını biliyoruz. Şimdi,  burada sormak gerekiyor. Üniversitede asayişi sağlamak, hele hele rehabilite etmek, bir rektörün  polisi çağırarak, terör uzmanlarıyla iş birliği yaparak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, son cümlenizi alalım, süremiz bitti.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Takdirlerinize sunuyorum ve saygılar sunuyorum ayrıca.  (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Halis.  Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince, kanun  tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 1 Nisan 2010  Perşembe günü saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saa t i : 20.04
Sayfa 106 -
T B M M B:80 3 1 . 3 . 2 0 1 0 0 : 3  - 3 9 3 - BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız, süremizin sonuna geliyoruz.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Üniversite Rektörü Profesör Doktor Yavuz Coşkun imzasıyla gönderilen mektuplarda  "Amacımız öğrencileri rehabilite etmektir." diyor. Üniversite Rektör Yardımcısı Profesör Doktor  Abdurrahman Kadayıfçı ise "Birinci görevimiz öğrencileri rehabilite etmektir. Güvenlik güçleriyle,  terör uzmanlarıyla iş birliği içindeyiz. Her ay emniyetten terör uzmanlarıyla ortaklaşa toplantı yapıp  karar veriyoruz." diyor. Şimdi, üniversitelerde her türlü saldırının...  NURETTİN AKMAN (Çankırı) - Lütfen, iki defa uzattı!  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Neyin lütfeni, dinle! Dinle! Her uygulamayı sen  yapamazsın. Müdahale etme, müdahale etme lütfen!  BAŞKAN - Sayın Halis, devam ediniz lütfen.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Şimdi, bugüne kadar sivil saldırıların hem üniversite özel  güvenliği tarafından hem emniyet teşkilatı tarafından destek bularak yapıldıklarını biliyoruz. Şimdi,  burada sormak gerekiyor. Üniversitede asayişi sağlamak, hele hele rehabilite etmek, bir rektörün  polisi çağırarak, terör uzmanlarıyla iş birliği yaparak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, son cümlenizi alalım, süremiz bitti.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Takdirlerinize sunuyorum ve saygılar sunuyorum ayrıca.  (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Halis.  Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince, kanun  tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 1 Nisan 2010  Perşembe günü saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saa t i : 20.04  TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Mersin Milletvekili Isa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara iliş­ kin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13149)  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek  tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.  657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 59.maddesindeki istisnai kadrolar kapsamında  yer alan; Bakanlık Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ile Bakanlık Özel  Kalem Müdürlüğü kadrolanna uygulamada memur olmayan kişilerin atandığı daha sonra bu  kişilerin diğer kadrolara naklen geçiş yaptıkları bilinmektedir. Bu bağlamda;  1- Kasım 2002 seçimlerinden sonra kurulan hükümetinizde; Bakanlık Müşavirliği,  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ve Bakanlık özel Kalem Müdürlüğü  kadrolanna kaç atama yapılmıştır? Ataması yapılan kişilerin isimleri nelerdir?  Bunların kaç tanesi ve hangileri Üniversitelerin Basın Yayın bölümünden  mezundur ve bu konuda geçmişte deneyim sahibidir?  2- Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine atanan kişiler ve bu göreve atanmadan  önce kamuda görev yapmış mıdır? Yoksa açıktan atama ile mi bu göreve  gelmiştir?  3- Bakanlık Müşavirliği, Basın ve Halkla ilişkiler Müşavirliği ve Özel Kalem  Müdürlüğü görevine atanan kişiler bu görevde ne kadar süre hizmet vermiş, daha  sonra hangi görevlere ataması yapılmıştır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İsa GÖK  Mersin Milletvekili  - 3 9 4 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Mersin Milletvekili Isa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara iliş­ kin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13149)  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek  tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.  657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 59.maddesindeki istisnai kadrolar kapsamında  yer alan; Bakanlık Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ile Bakanlık Özel  Kalem Müdürlüğü kadrolanna uygulamada memur olmayan kişilerin atandığı daha sonra bu  kişilerin diğer kadrolara naklen geçiş yaptıkları bilinmektedir. Bu bağlamda;  1- Kasım 2002 seçimlerinden sonra kurulan hükümetinizde; Bakanlık Müşavirliği,  Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ve Bakanlık özel Kalem Müdürlüğü  kadrolanna kaç atama yapılmıştır? Ataması yapılan kişilerin isimleri nelerdir?  Bunların kaç tanesi ve hangileri Üniversitelerin Basın Yayın bölümünden  mezundur ve bu konuda geçmişte deneyim sahibidir?  2- Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine atanan kişiler ve bu göreve atanmadan  önce kamuda görev yapmış mıdır? Yoksa açıktan atama ile mi bu göreve  gelmiştir?  3- Bakanlık Müşavirliği, Basın ve Halkla ilişkiler Müşavirliği ve Özel Kalem  Müdürlüğü görevine atanan kişiler bu görevde ne kadar süre hizmet vermiş, daha  sonra hangi görevlere ataması yapılmıştır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İsa GÖK  Mersin Milletvekili  - 3 9 4 - TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  31.03.2010  Sayı :B.02.0.001/ 2-l^f>  Konu: Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ :15.03.201O tarih ve 43781 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sn. İsa GÖK'ün taranma tevcih ettiği 7/13149 sayılı yazılı soru  önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  CerStl ÇİÇI  Devlet Bakatf ı ve  Başbakan Ya/dımcısı  EK: 1  - 3 9 5 -
Sayfa 108 -
TBMM B: 80 3 1 . 3 . 2 0 1 0  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  31.03.2010  Sayı :B.02.0.001/ 2-l^f>  Konu: Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ :15.03.201O tarih ve 43781 sayılı yazınız.  Mersin Milletvekili Sn. İsa GÖK'ün taranma tevcih ettiği 7/13149 sayılı yazılı soru  önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  CerStl ÇİÇI  Devlet Bakatf ı ve  Başbakan Ya/dımcısı  EK: 1  - 3 9 5 - TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  MERSİN MİLLETVEKİLİ SN. İSA GÖK'ÜN TARAFIMA  TEVCİH ETTİĞİ 7/13149 SAYILI YAZILI  SORU ÖNERGESİ CEVABI  3046 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; "... Başbakana yardım etmek ve  Bakanlar Kurulunda eşgüdüm sağlamak üzere hükümetin oluşumu ve genel  siyasetinin yürütülmesinin gerektirdiği sayıda bakan, Başbakan Yardımcısı olarak  görevlendirilebilir. Ayrıca Başbakana yardım etmek ve Başbakan tarafından  verilecek görevleri yerine getirmek, Bakanlar Kurulunda koordinasyonu sağlamak,  özel önem ve öncelik taşıyan konularda tecrübe ve bilgilerinden istifade edilmek  amacıyla Başbakanın teklifi ve Cumhurbaşkanının onayı ile sayıları yirmiyi  geçmemek kaydıyla Devlet Bakanları görevlendirilebilir. Devlet Bakanlarının  danışma ve büro hizmetlerini yürütecek personele ait kadrolar Başbakanlık kadro  cetvelinde gösterilir..." hükmü yer almakta olup, buna göre Devlet Bakanlıklarının  danışma ve büro hizmetlerini yürütecek personele ait kadrolar Başbakanlık kadro  cetvelinde gösterilmekte ve atamaları da yine Başbakanlık tarafından yapılmaktadır.  Dolayısıyla önergede belirtilen kadrolara Bakanlığımca herhangi bir atama yapılması  sözkonusu olmamaktadır.  Bu nedenle Bakanlığımın danışma ve büro hizmetleri Başbakanlık personeli ile  3056 sayılı Kanun'un 36. maddesi çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarmdan görevlendirilen personeller tarafından yürütülmektedir.  - 3 9 6 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 80 31 . 3 . 2 0 1 0  MERSİN MİLLETVEKİLİ SN. İSA GÖK'ÜN TARAFIMA  TEVCİH ETTİĞİ 7/13149 SAYILI YAZILI  SORU ÖNERGESİ CEVABI  3046 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; "... Başbakana yardım etmek ve  Bakanlar Kurulunda eşgüdüm sağlamak üzere hükümetin oluşumu ve genel  siyasetinin yürütülmesinin gerektirdiği sayıda bakan, Başbakan Yardımcısı olarak  görevlendirilebilir. Ayrıca Başbakana yardım etmek ve Başbakan tarafından  verilecek görevleri yerine getirmek, Bakanlar Kurulunda koordinasyonu sağlamak,  özel önem ve öncelik taşıyan konularda tecrübe ve bilgilerinden istifade edilmek  amacıyla Başbakanın teklifi ve Cumhurbaşkanının onayı ile sayıları yirmiyi  geçmemek kaydıyla Devlet Bakanları görevlendirilebilir. Devlet Bakanlarının  danışma ve büro hizmetlerini yürütecek personele ait kadrolar Başbakanlık kadro  cetvelinde gösterilir..." hükmü yer almakta olup, buna göre Devlet Bakanlıklarının  danışma ve büro hizmetlerini yürütecek personele ait kadrolar Başbakanlık kadro  cetvelinde gösterilmekte ve atamaları da yine Başbakanlık tarafından yapılmaktadır.  Dolayısıyla önergede belirtilen kadrolara Bakanlığımca herhangi bir atama yapılması  sözkonusu olmamaktadır.  Bu nedenle Bakanlığımın danışma ve büro hizmetleri Başbakanlık personeli ile  3056 sayılı Kanun'un 36. maddesi çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarmdan görevlendirilen personeller tarafından yürütülmektedir.  - 3 9 6 - TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  8 0 İ N C İ B İ R L E Ş İ M  3 1 M A R T 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A  S A A T : 1 3 . 0 0  KISIMLAR  5  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  8  S E Ç I M  O Y L A M A S ı Y A P ı L A C A K I Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E VE MECLIS ARAŞTLRMASI  Y A P ı L M A S ı N A D A I R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  K A N U N TASARI VE TEKLİFLERİ İLE  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R IŞLER  E G E M E N L I K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M I L L E T I N D I R
Sayfa 110 -
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  8 0 İ N C İ B İ R L E Ş İ M  3 1 M A R T 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A  S A A T : 1 3 . 0 0  KISIMLAR  5  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  8  S E Ç I M  O Y L A M A S ı Y A P ı L A C A K I Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E VE MECLIS ARAŞTLRMASI  Y A P ı L M A S ı N A D A I R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  K A N U N TASARI VE TEKLİFLERİ İLE  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R IŞLER  E G E M E N L I K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M I L L E T I N D I R  DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağ­ ladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat sü­ re ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimlerin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılannın İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631 ilâ 649  uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölümünün  20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bentleri ilâ 3 ve 4  üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölümünün  Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3,4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil olmak üzere  16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 477 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görü­ şülmesi,  477 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 12 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nci maddeler dahil olmak üzere 13 ilâ 16 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 23.3.2010 tarihli 76 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasansının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci bölüm  ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kumlun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 31 Mart 2010 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü sorulann görüşülmemesi, ve  13:00 - 20:00 saatleri arasında çalışmalarına devam etmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 4.2.2010 tarihli 57 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- Genel Kumlun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruları mütea­ kip diğer denetim konulannın görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 7, 14, 21, 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birle­ şimlerinde sözlü sorulann görüşülmemesi,  Genel Kumlun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında;  1,7, 8, 14, 15, 21,22, 28, 29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00-20:00  saatleri arasında çalışmalannı sürdürmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin birinci bölümünün 1 ilâ 17 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici Madde dahil olmak üzere 18 ilâ 33 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 30.3.2010 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * İçişleri Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba-Saat: 10.30  * Plan ve Bütçe Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba-Saat: 15.00  * Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30  * Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30  * Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 14.00  * Deprem Riski ve Yönetimine İlişkin  Meclis Araştırması Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba - Saat: 10.00  * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Araştırması Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba-Saat: 10.30  * Kayıp Çocuklarla İlgili Meclis  Araştırması Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba - Saat: 14.00  * (10/333, 334, 335-3/1090) Esas Numaralı  Meclis Araştırması Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.00
Sayfa 111 -
DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağ­ ladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat sü­ re ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimlerin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılannın İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631 ilâ 649  uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölümünün  20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bentleri ilâ 3 ve 4  üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölümünün  Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3,4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil olmak üzere  16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 477 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görü­ şülmesi,  477 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 12 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nci maddeler dahil olmak üzere 13 ilâ 16 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 23.3.2010 tarihli 76 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasansının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci bölüm  ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kumlun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 31 Mart 2010 Çarşamba günkü birleşiminde sözlü sorulann görüşülmemesi, ve  13:00 - 20:00 saatleri arasında çalışmalarına devam etmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 4.2.2010 tarihli 57 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- Genel Kumlun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü soruları mütea­ kip diğer denetim konulannın görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 7, 14, 21, 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birle­ şimlerinde sözlü sorulann görüşülmemesi,  Genel Kumlun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında;  1,7, 8, 14, 15, 21,22, 28, 29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00-20:00  saatleri arasında çalışmalannı sürdürmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin birinci bölümünün 1 ilâ 17 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici Madde dahil olmak üzere 18 ilâ 33 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 30.3.2010 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * İçişleri Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba-Saat: 10.30  * Plan ve Bütçe Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba-Saat: 15.00  * Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30  * Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30  * Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 14.00  * Deprem Riski ve Yönetimine İlişkin  Meclis Araştırması Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba - Saat: 10.00  * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Araştırması Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba-Saat: 10.30  * Kayıp Çocuklarla İlgili Meclis  Araştırması Komisyonu  31.3.2010 Çarşamba - Saat: 14.00  * (10/333, 334, 335-3/1090) Esas Numaralı  Meclis Araştırması Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.00  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİ  8 0 İ N C İ B İ R L E Ş İ M 3 1 M A R T 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A S A A T : 1 3 . 0 0  1 - BAŞKANLıĞıN G E N E L K U R U L A SUNUŞLARı  2 - ÖZEL G Ü N D E M D E Y E R ALACAK İŞLER  3 - SEÇIM  4 - OYLAMASı YAPıLACAK IŞLER  >r$ı<  5 - MECLIS SORUŞTURMASI RAPORLARI  6 - GENEL GÖRÜŞME VE MECLIS ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 - SÖZLÜ SORULAR
Sayfa 112 -
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİ  8 0 İ N C İ B İ R L E Ş İ M 3 1 M A R T 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A S A A T : 1 3 . 0 0  1 - BAŞKANLıĞıN G E N E L K U R U L A SUNUŞLARı  2 - ÖZEL G Ü N D E M D E Y E R ALACAK İŞLER  3 - SEÇIM  4 - OYLAMASı YAPıLACAK IŞLER  >r$ı<  5 - MECLIS SORUŞTURMASI RAPORLARI  6 - GENEL GÖRÜŞME VE MECLIS ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 - SÖZLÜ SORULAR  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (*) (X)  4. - (S. Sayısı: 486) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporu (1/769) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (*)  5. - (S. Sayısı: 490) Ankara Milletvekili Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin;  Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19  Milletvekilinin; Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup  Başkan vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli  Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304,  2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (Dağıtma tarihi: 30.3.2010) (**)  6. - (S. Sayısı: 487) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/808) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010)  7. - (S. Sayısı: 479) Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer  Artış Kazançları Üzerinden Alman Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi  Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/689) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  8. - (S. Sayısı: 477) İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı  Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/371, 1/101) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (**) (X)  9. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  10. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  1 1 . - (S. Sayısı: 469) İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Tüzüğünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/776) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)
Sayfa 113 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (*) (X)  4. - (S. Sayısı: 486) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporu (1/769) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (*)  5. - (S. Sayısı: 490) Ankara Milletvekili Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin;  Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19  Milletvekilinin; Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup  Başkan vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli  Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304,  2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (Dağıtma tarihi: 30.3.2010) (**)  6. - (S. Sayısı: 487) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/808) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010)  7. - (S. Sayısı: 479) Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer  Artış Kazançları Üzerinden Alman Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi  Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/689) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  8. - (S. Sayısı: 477) İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı  Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/371, 1/101) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (**) (X)  9. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  10. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  1 1 . - (S. Sayısı: 469) İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Tüzüğünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/776) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  8 - KANUN T A S A R J VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 5 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  12. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  13. - (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  14. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  15. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  16. - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  17. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  18. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  19. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  20. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  21. - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  22. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  23. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  24. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  25. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  26. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  27. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın
Sayfa 114 -
8 - KANUN T A S A R J VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 5 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  12. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  13. - (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  14. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  15. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  16. - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  17. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  18. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  19. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  20. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  21. - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  22. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  23. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  24. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  25. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  26. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  27. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 6 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  28. - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  29. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  30. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  34. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  35. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  36. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  37. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)
Sayfa 115 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 6 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  28. - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  29. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  30. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  34. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  35. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  36. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  37. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 7 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  40. - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  41 . - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  42. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  43. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  46. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  47. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  48. - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  49. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  50. - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)
Sayfa 116 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 7 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  40. - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  41 . - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  42. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  43. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  46. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  47. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  48. - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  49. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  50. - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 8 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  52. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  53. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  54. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  55. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  56. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  57. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)
Sayfa 117 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 8 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  52. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  53. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  54. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  55. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  56. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  57. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 9 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  60. - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  6 1 . - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  63. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 151 ve 15Fe 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)
Sayfa 118 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 9 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  60. - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  6 1 . - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  63. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 151 ve 15Fe 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 10 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  68. - (S. Sayısı: 153 ve 153'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  69. - (S. Sayısı: 154 ve 154'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  71. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 158 ve 158'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 161 ve 161'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 119 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 10 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  68. - (S. Sayısı: 153 ve 153'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  69. - (S. Sayısı: 154 ve 154'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  71. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 158 ve 158'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 161 ve 161'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 1 1 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  76. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  77. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  79. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'm Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  81. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre  Raporlara İtirazları (3/131) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 169 ve 169'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekilleri Recep Tayyip Erdoğan,  İdris Naim Şahin, Sivas Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın ve Kırşehir Milletvekili Mikail  Arslan'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Sivas Milletvekili  Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/132) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 120 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 1 1 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  76. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  77. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  79. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'm Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  81. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre  Raporlara İtirazları (3/131) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 169 ve 169'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekilleri Recep Tayyip Erdoğan,  İdris Naim Şahin, Sivas Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın ve Kırşehir Milletvekili Mikail  Arslan'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Sivas Milletvekili  Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/132) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 2 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  84. - (S. Sayısı: 170 ve 170'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/133) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  85. - (S. Sayısı: 171 ve 171'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/134) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  86. - (S. Sayısı: 172 ve 172'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/135) (Dağıtma  tarihleri: 22.5.2008, 23.6.2008)  8 7 . - (S. Sayısı: 173 ve 173'e 1 inci Ek) Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/136) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  88. - (S. Sayısı: 174 ve 174'e 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/137) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  89. - (S. Sayısı: 175 ve 175'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/138) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  90. - (S. Sayısı: 176 ve 176'ya 1 inci Ek) Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/139) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  9 1 . - (S. Sayısı: 177 ve 177'ye 1 inci Ek) Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/140) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)
Sayfa 121 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 2 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  84. - (S. Sayısı: 170 ve 170'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/133) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  85. - (S. Sayısı: 171 ve 171'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/134) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  86. - (S. Sayısı: 172 ve 172'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/135) (Dağıtma  tarihleri: 22.5.2008, 23.6.2008)  8 7 . - (S. Sayısı: 173 ve 173'e 1 inci Ek) Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/136) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  88. - (S. Sayısı: 174 ve 174'e 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/137) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  89. - (S. Sayısı: 175 ve 175'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/138) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  90. - (S. Sayısı: 176 ve 176'ya 1 inci Ek) Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/139) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  9 1 . - (S. Sayısı: 177 ve 177'ye 1 inci Ek) Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/140) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 3 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  92. - (S. Sayısı: 178 ve 178'e 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait  Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Nesrin Baytok ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/141) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  93. - (S. Sayısı: 179 ve 179'a 1 inci Ek) Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/142) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  94. - (S. Sayısı: 180 ve 180'e 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/143) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  95. - (S. Sayısı: 181 ve 181'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/144) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  96. - (S. Sayısı: 182 ve 182'ye 1 inci Ek) Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/145) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  97. - (S. Sayısı: 183 ve 183'e 1 inci Ek) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/146) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  98. - (S. Sayısı: 184 ve 184'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/147) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  99. - (S. Sayısı: 185 ve 185'e 1 inci Ek) Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/148) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)
Sayfa 122 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 3 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  92. - (S. Sayısı: 178 ve 178'e 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait  Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Nesrin Baytok ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/141) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  93. - (S. Sayısı: 179 ve 179'a 1 inci Ek) Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/142) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  94. - (S. Sayısı: 180 ve 180'e 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/143) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  95. - (S. Sayısı: 181 ve 181'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/144) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  96. - (S. Sayısı: 182 ve 182'ye 1 inci Ek) Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/145) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  97. - (S. Sayısı: 183 ve 183'e 1 inci Ek) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/146) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  98. - (S. Sayısı: 184 ve 184'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/147) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  99. - (S. Sayısı: 185 ve 185'e 1 inci Ek) Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/148) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 14 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  100. - (S. Sayısı: 186 ve 186'ya 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/149) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  101 . - (S. Sayısı: 187 ve 187'ye 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/150) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  102. - (S. Sayısı: 262) Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (2/274, 2/272) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  103. - (S. Sayısı: 188 ve 188'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/151) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 9.7.2008)  104. - (S. Sayısı: 189 ve 189'a 1 inci Ek) Ordu Milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/152) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  105. - (S. Sayısı: 190 ve 190'a 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/153) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  106.- (S. Sayısı: 191 ve 191'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/155) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  107. - (S. Sayısı: 192 ve 192'ye 1 inci Ek) İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/156) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)
Sayfa 123 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 14 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  100. - (S. Sayısı: 186 ve 186'ya 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/149) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  101 . - (S. Sayısı: 187 ve 187'ye 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/150) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  102. - (S. Sayısı: 262) Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (2/274, 2/272) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  103. - (S. Sayısı: 188 ve 188'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/151) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 9.7.2008)  104. - (S. Sayısı: 189 ve 189'a 1 inci Ek) Ordu Milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/152) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  105. - (S. Sayısı: 190 ve 190'a 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/153) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  106.- (S. Sayısı: 191 ve 191'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/155) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  107. - (S. Sayısı: 192 ve 192'ye 1 inci Ek) İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/156) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 5 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  108.- (S. Sayısı: 193 ve 193'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/157) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  109. - (S. Sayısı: 194 ve 194'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/158) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  110.- (S. Sayısı: 195 ve 195'e 1 inci Ek) Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/159) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  1 1 1 . - (S. Sayısı: 196 ve 196'ya 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/160) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  112.- (S. Sayısı: 197 ve 197'ye 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/161) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  113. - (S. Sayısı: 198 ve 198'e 1 inci Ek) İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/162) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  114. - (S. Sayısı: 199 ve 199'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/163) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  115. - (S. Sayısı: 200 ve 200'e 1 inci Ek) Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Edime Milletvekili Rasim Çakır'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/164) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)
Sayfa 124 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 5 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  108.- (S. Sayısı: 193 ve 193'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/157) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  109. - (S. Sayısı: 194 ve 194'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/158) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  110.- (S. Sayısı: 195 ve 195'e 1 inci Ek) Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/159) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  1 1 1 . - (S. Sayısı: 196 ve 196'ya 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/160) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  112.- (S. Sayısı: 197 ve 197'ye 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/161) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  113. - (S. Sayısı: 198 ve 198'e 1 inci Ek) İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/162) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  114. - (S. Sayısı: 199 ve 199'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/163) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  115. - (S. Sayısı: 200 ve 200'e 1 inci Ek) Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Edime Milletvekili Rasim Çakır'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/164) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 6 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  116. - (S. Sayısı: 201 ve 201'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/165) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  117.- (S. Sayısı: 202 ve 202'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/166) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  118.- (S. Sayısı: 203 ve 203'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/167) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  119.- (S. Sayısı: 204 ve 204'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/168) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  120. - (S. Sayısı: 205 ve 205'e 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/188) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  121 . - (S. Sayısı: 206 ve 206'ya 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/189) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  122. - (S. Sayısı: 207 ve 207'ye 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/209) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  123. - (S. Sayısı: 208 ve 208'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/215) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)
Sayfa 125 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 6 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  116. - (S. Sayısı: 201 ve 201'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/165) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  117.- (S. Sayısı: 202 ve 202'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/166) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  118.- (S. Sayısı: 203 ve 203'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/167) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  119.- (S. Sayısı: 204 ve 204'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/168) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  120. - (S. Sayısı: 205 ve 205'e 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/188) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  121 . - (S. Sayısı: 206 ve 206'ya 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/189) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  122. - (S. Sayısı: 207 ve 207'ye 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/209) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  123. - (S. Sayısı: 208 ve 208'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/215) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 1 7 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  124. - (S. Sayısı: 209 ve 209'a 1 inci Ek) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/217) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008,9.7.2008)  125. - (S. Sayısı: 211 ve 211'e 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/220) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  126. - (S. Sayısı: 212 ve 212'ye 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/221) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  127.- (S. Sayısı: 213 ve 213'e 1 inci Ek) Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Atila Emek ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/234) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  128. - (S. Sayısı: 278) Mersin Milletvekili Zafer Üskül ve 21 Milletvekilinin; İnsan Hakları  Komisyonu Kanunu Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/263) (Dağıtma tarihi: 28.7.2008)  129. - (S. Sayısı: 285) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; 26 Şubat 1992  Tarihinde Ermeniler Tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Gerçekleştirilen Katliamın  "Katliam" Olarak Tanınması, 26 Şubat'ın "Hocalı Katliamını Anma Günü" Olarak Kabul  Edilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme  Alınma Önergesi (2/148) ( Dağıtma tarihi: 1.10.2008)  130. - (S. Sayısı: 355) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında  Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/325) (Dağıtma  tarihi: 24.4.2009) (X)  131 . - (S. Sayısı: 358) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/588) (Dağıtma tarihi:  24.4.2009) (X)  132.- (S. Sayısı: 363) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kırgız Cumhuriyetindeki TIKA Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin  Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/600) (Dağıtma tarihi: 27.4.2009) (X)
Sayfa 126 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 1 7 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  124. - (S. Sayısı: 209 ve 209'a 1 inci Ek) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/217) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008,9.7.2008)  125. - (S. Sayısı: 211 ve 211'e 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/220) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  126. - (S. Sayısı: 212 ve 212'ye 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/221) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  127.- (S. Sayısı: 213 ve 213'e 1 inci Ek) Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Atila Emek ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/234) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  128. - (S. Sayısı: 278) Mersin Milletvekili Zafer Üskül ve 21 Milletvekilinin; İnsan Hakları  Komisyonu Kanunu Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/263) (Dağıtma tarihi: 28.7.2008)  129. - (S. Sayısı: 285) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; 26 Şubat 1992  Tarihinde Ermeniler Tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Gerçekleştirilen Katliamın  "Katliam" Olarak Tanınması, 26 Şubat'ın "Hocalı Katliamını Anma Günü" Olarak Kabul  Edilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme  Alınma Önergesi (2/148) ( Dağıtma tarihi: 1.10.2008)  130. - (S. Sayısı: 355) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında  Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/325) (Dağıtma  tarihi: 24.4.2009) (X)  131 . - (S. Sayısı: 358) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/588) (Dağıtma tarihi:  24.4.2009) (X)  132.- (S. Sayısı: 363) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kırgız Cumhuriyetindeki TIKA Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin  Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/600) (Dağıtma tarihi: 27.4.2009) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 8 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  133. - (S. Sayısı: 365) Türkiye Cumhuriyeti ile Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/471) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  134.- (S. Sayısı: 367) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/662) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  135.- (S. Sayısı: 368) Karadeniz Çevre Karayolunun Koordineli Olarak Geliştirilmesine  Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/667) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  136. - (S. Sayısı: 369) Karadenize Sahildar Devletlerin Sınır/Sahil Güvenlik Makamları  Arasındaki İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  137. - (S. Sayısı: 374) Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un; 1219 Sayılı Tababet ve  Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/401) (Dağıtma tarihi: 7.5.2009)  138. - (S. Sayısı: 392) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (Dağıtma tarihi: 3.6.2009) (X)  139. - (S. Sayısı: 393) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/574) (Dağıtma tarihi: 10.6.2009)  140. - (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/712) (Dağıtma tarihi: 11.6.2009)  1 4 1 . - (S. Sayısı: 398) Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/369) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  142. - (S. Sayısı: 399) Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari  ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/370) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  143. - (S. Sayısı: 400) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında  Çevre Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Çevre ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/376) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  144. - (S. Sayısı: 401) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  Moğolistan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Petrol, Doğal Gaz ve Mineral Kaynaklar  Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  145. - (S. Sayısı: 402) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında, Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/401) (Dağıtma tarihi:  12.6.2009) (X)  146. - (S. Sayısı: 404) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovenya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte  Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/495) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)
Sayfa 127 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 8 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  133. - (S. Sayısı: 365) Türkiye Cumhuriyeti ile Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/471) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  134.- (S. Sayısı: 367) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/662) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  135.- (S. Sayısı: 368) Karadeniz Çevre Karayolunun Koordineli Olarak Geliştirilmesine  Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/667) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  136. - (S. Sayısı: 369) Karadenize Sahildar Devletlerin Sınır/Sahil Güvenlik Makamları  Arasındaki İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  137. - (S. Sayısı: 374) Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un; 1219 Sayılı Tababet ve  Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/401) (Dağıtma tarihi: 7.5.2009)  138. - (S. Sayısı: 392) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (Dağıtma tarihi: 3.6.2009) (X)  139. - (S. Sayısı: 393) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/574) (Dağıtma tarihi: 10.6.2009)  140. - (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/712) (Dağıtma tarihi: 11.6.2009)  1 4 1 . - (S. Sayısı: 398) Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/369) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  142. - (S. Sayısı: 399) Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari  ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/370) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  143. - (S. Sayısı: 400) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında  Çevre Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Çevre ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/376) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  144. - (S. Sayısı: 401) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  Moğolistan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Petrol, Doğal Gaz ve Mineral Kaynaklar  Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  145. - (S. Sayısı: 402) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında, Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/401) (Dağıtma tarihi:  12.6.2009) (X)  146. - (S. Sayısı: 404) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovenya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte  Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/495) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 9 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  147. - (S. Sayısı: 405) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Haşimi Ürdün Krallığı Kraliyet Dokümantasyon Merkezi Arasında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/555) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  148. - (S. Sayısı: 406) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti  Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/697) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  149. - (S. Sayısı: 422) Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Makedonya  Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında Makedonya Cumhuriyetinde Yer Alan Bazı Osmanlı  Dönemi Eserlerinin Onarımı ve Rekonstrüksiyonuna Yönelik Yapılan Görüşmelere İlişkin  Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/362) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  150.- (S. Sayısı: 425) 2007 Uluslararası Kahve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/741) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  151. - (S. Sayısı: 434) Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında 30 Haziran 1978 Tarihinde  İmzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/270) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  152. - (S. Sayısı: 435) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/352) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  153. - (S. Sayısı: 437) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve  Ekvator Cumhuriyeti Enerji ve Maden Bakanlığı Arasında Enerji Sektöründe İşbirliği  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/403) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  154. - (S. Sayısı: 438) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası  Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  155.- (S. Sayısı: 439) Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Ulusal Sürücü  Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  156.- (S. Sayısı: 440) Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 13 Milletvekilinin; 5179 Sayılı  Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci  Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/316) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  157. - (S. Sayısı: 441) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/758) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  158.- (S. Sayısı: 448) Belediye İmar Planlarında Okul Alanı Olarak Ayrılan  Gayrimenkuller Hakkında İlgili İdari Makamlar Tarafından Yasal Süresinde Kamulaştırma veya  İmar Planında Revizyon İşlemi Yapılmadığı İçin Mülkiyet Haklarının Anayasaya Aykırı Olarak  Sınırlandığı İddiasını İçeren Dilekçelere İlişkin Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/1)  (Dağıtma tarihi : 16.12.2009)  159.- (S. Sayısı: 449) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Bakanlar Kurulu Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/365) (Dağıtma Tarihi: 21.12.2009) (X)
Sayfa 128 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 9 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  147. - (S. Sayısı: 405) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Haşimi Ürdün Krallığı Kraliyet Dokümantasyon Merkezi Arasında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/555) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  148. - (S. Sayısı: 406) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti  Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/697) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  149. - (S. Sayısı: 422) Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Makedonya  Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında Makedonya Cumhuriyetinde Yer Alan Bazı Osmanlı  Dönemi Eserlerinin Onarımı ve Rekonstrüksiyonuna Yönelik Yapılan Görüşmelere İlişkin  Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/362) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  150.- (S. Sayısı: 425) 2007 Uluslararası Kahve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/741) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  151. - (S. Sayısı: 434) Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında 30 Haziran 1978 Tarihinde  İmzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/270) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  152. - (S. Sayısı: 435) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/352) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  153. - (S. Sayısı: 437) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve  Ekvator Cumhuriyeti Enerji ve Maden Bakanlığı Arasında Enerji Sektöründe İşbirliği  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/403) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  154. - (S. Sayısı: 438) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası  Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  155.- (S. Sayısı: 439) Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Ulusal Sürücü  Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  156.- (S. Sayısı: 440) Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 13 Milletvekilinin; 5179 Sayılı  Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci  Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/316) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  157. - (S. Sayısı: 441) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/758) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  158.- (S. Sayısı: 448) Belediye İmar Planlarında Okul Alanı Olarak Ayrılan  Gayrimenkuller Hakkında İlgili İdari Makamlar Tarafından Yasal Süresinde Kamulaştırma veya  İmar Planında Revizyon İşlemi Yapılmadığı İçin Mülkiyet Haklarının Anayasaya Aykırı Olarak  Sınırlandığı İddiasını İçeren Dilekçelere İlişkin Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/1)  (Dağıtma tarihi : 16.12.2009)  159.- (S. Sayısı: 449) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Bakanlar Kurulu Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/365) (Dağıtma Tarihi: 21.12.2009) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 2 0 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  160. - (S. Sayısı: 450) Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Konusunda Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/405) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  161. - (S. Sayısı: 451) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/660) (Dağıtma tarihi:  21.12.2009) (X)  162. - (S. Sayısı: 452) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  163. - (S. Sayısı: 454) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Teknik ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/765) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  164. - (S. Sayısı: 459) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti  Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat  Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/781) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  165. - (S. Sayısı: 461) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/790) (Dağıtma tarihi: 14.1.2010) (X)  166.- (S. Sayısı: 464) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında  Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik  Personel Yakınlarının İstihdamına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/659) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  167. - (S. Sayısı: 465) Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile  Suriye Arap Cumhuriyeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Arasında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/694) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  168. - (S. Sayısı: 466) Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında  Hükümlülerin Nakline Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/722) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  169.- (S. Sayısı: 467) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Arama ve  Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/723) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  170. - (S. Sayısı: 468) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı Arasında Diplomatik  ve Konsüler Misyonlarda Çalışan Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının  Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/724) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  171. - (S. Sayısı: 470) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Konut ve İnşaat Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/791) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  172. - (S. Sayısı: 472) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları  (1/772) (Dağıtma tarihi: 08.02.2010) (X)
Sayfa 129 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 2 0 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  160. - (S. Sayısı: 450) Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Konusunda Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/405) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  161. - (S. Sayısı: 451) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/660) (Dağıtma tarihi:  21.12.2009) (X)  162. - (S. Sayısı: 452) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  163. - (S. Sayısı: 454) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Teknik ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/765) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  164. - (S. Sayısı: 459) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti  Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat  Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/781) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  165. - (S. Sayısı: 461) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/790) (Dağıtma tarihi: 14.1.2010) (X)  166.- (S. Sayısı: 464) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında  Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik  Personel Yakınlarının İstihdamına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/659) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  167. - (S. Sayısı: 465) Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile  Suriye Arap Cumhuriyeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Arasında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/694) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  168. - (S. Sayısı: 466) Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında  Hükümlülerin Nakline Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/722) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  169.- (S. Sayısı: 467) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Arama ve  Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/723) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  170. - (S. Sayısı: 468) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı Arasında Diplomatik  ve Konsüler Misyonlarda Çalışan Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının  Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/724) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  171. - (S. Sayısı: 470) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Konut ve İnşaat Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/791) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  172. - (S. Sayısı: 472) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları  (1/772) (Dağıtma tarihi: 08.02.2010) (X)  8 - K A N U N TASARI VE TEKLIFLERI İLE K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İŞLER  - 2 1 - 80 İNCİ BİRLEŞİM  173. - (S. Sayısı: 474) Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'm; Tebligat Kanunu ile  Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu  Raporu (1/742, 2/546) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010)  174.- (S. Sayısı: 475) Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/773) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (X)  175. - (S. Sayısı: 476) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin  Eki Cetvellerin Dış Ticaret Müsteşarlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/802) (Dağıtma tarihi: 22.02.2010)  176. - (S. Sayısı: 478) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Malavi Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/345) (Dağıtma tarihi:  5.3.2010) (X)  177. - (S. Sayısı: 480) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Paraguay Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/732) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  178. - (S. Sayısı: 481) Türkiye Cumhuriyeti ile Filipinler Cumhuriyeti Arasında Gelir  Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma  Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/738) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  179. - (S. Sayısı: 482) Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna ve Hersek Arasındaki Serbest Ticaret  Anlaşmasının Değiştirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/754) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  180. - (S. Sayısı: 483) Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Stratejik  Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/792) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  181. - (S. Sayısı: 488) Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (1/685) (Dağıtma tarihi: 26.3.2010)  182. - (S. Sayısı: 489) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Pakistanda Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TIKA) Tarafından  Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/807) (Dağıtma tarihi:  26.3.2010) (X)
Dosyalar

TBMM Kaynak dosya
Kaynak Metin (Kaynak: TBMM resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.

Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul