• Dönem: 27. Dönem
  • Yasama Yılı: 5
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 04.01.2022
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

 4 Ocak 2022 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, kamuda mülakat mağdurları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Ali Kenanoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Kenanoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

 

 

 

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın vekiller, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2022 yılının bu ilk konuşmasını da ben yapmış oluyorum herhâlde. Bu vesileyle bütün halkımızın, tüm vekillerimizin yeni yılını kutluyorum, yeni yıl hepimiz açısından sağlıklı, mutlu, huzurlu, özgür yarınlar getirsin. (HDP sıralarından alkışlar)

Tabii, biz burada gelecek umudu kuran, özgür yarınların umudunu kuran çocukların hayallerinin ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir konuda söz aldım. Çocuklar binbir zorlukla büyütülüyor; ondan sonra okullara gönderiliyor, okullara gittikten sonra bir de kendi içlerinde yarışarak birçok sınav maratonuna başlıyorlar ve bu sınav maratonları sonrasında bir şekilde üniversiteyi kazanabilenler kendilerini şanslı hissediyorlar ve bu çocuklar üniversitede binbir zorlukla, yine ailelerinin imkânlarının kısıtlılığı çerçevesinde binbir zorluklarla bu üniversite macerasını da tamamlıyorlar ve bir şekilde üniversiteyi de bitiriyorlar. Sonrasında tabii ki esas mücadele başlıyor. Esas hayat mücadelesi, iş bulma üzerine kurulu yani bir yerde çalışmak ve bunlardan bir tanesi de örneğin, devlet kurumlarında özellikle öğretmenler için öğretmen olmak, devletin kurumlarında okullarında öğretmenlik yapmak. Tabii, KPSS sınavları var; bunlara hazırlanıyorlar, bir hazırlık da burada başlıyor, sınavlara giriyorlar ve sınavlarda çok iyi puanlar alanlar var. İşte, 1’inci olan, 2’nci olan, 90, 80 puanın üzerlerinde alanlar var ve bunlar doğal olarak diyorlar ki: “Tamam, yani ben artık kazandım.” Aa, bir bakıyorlar ki mümkün değil. Niye mümkün değil? Çünkü “mülakat” denilen bir sistem oluşturuldu. Ne zaman oluşturuldu bu? 27 Temmuz 2016’da bir KHK’yla böyle bir şey yayınlandı ve artık “mülakat” diye bir şey getirildi. Tabii, mülakat neye yol açıyor? Mülakat bir kere liyakati ortadan kaldırıp sadakati esas alan bir sonuca yol açıyor. Şimdi eğer torpiliniz, referansınız, herhangi bir yerden gelmiyorsanız, partili değilseniz -iktidar açısından- yerleştirilmeniz, aldığınız bu yüksek puanla öğretmenliğe başlamanız da mümkün değil.

Şimdi, sorular -ilginç sorular var- şöyle oluşuyor. Bir tanesi diyor ki bu öğrencilerden, sınava girenlerden: “Sordular mülakatta -yani KPSS sınavında başarılı puan almış- “Peygamber Efendimiz’in annemden sonra annem dediği kişi kimdir?” diye soruldu ve ben o zaman anladım ki torpilim yok, o yüzden bu soru geldi.” diyor. Bir tanesi diyor ki: “Taksi şoförüyle konuşuyorduk, şöyle dedi: KPSS’de 89 puan almış ve hukuk fakültesini 2’ncilikle bitirmiş -2’ncilikle bitiriyor- ona şu soruluyor, deniliyor ki: “Reis denilince aklınıza ne geliyor?” O da tabii ki diyor ki: “Temel reis.” Doğal olarak kaybediyor. 2019’da yine spor uzmanlığı mülakatında “Yatsı namazı kaç rekat?” diye soruluyor. Yani spor uzmanlığıyla namazı nasıl birleştirmişler, nasıl bir araya getirmişler, anlaşılır gibi değil. Yine bir tanesi diyor ki: “Kardeşime hâkimlik mülakatında adını sormuşlar, herhâlde adını bilemedi ki elendi yani bu kadar yüksek puan almasına rağmen.” Şimdi, bir tanesine şey sormuşlar ya. “Diyarbakır’ın meşhur tatlısı ne?” diye sormuşlar. “Sütlü nuriye.” demiş. “Yok, o değil başka bir şey.” demişler, tartışmaya girmişler, onu da elemişler oradan yani. Şimdi, inanılmaz komedi vakalarıyla karşı karşıyayız. Bir tanesine şey sormuşlar:  “Pinpon topunun ağırlığı nedir?” diye sormuşlar; o da pinpon topunun ağırlığını bilmiş. Demişler ki: “Bir otobüs kaç pinpon topu alır?” “Ya, otobüs körüklü mü değil mi onu bana söyleyin.” demiş.  “Hadi, sen bize böyle soru soramazsın!” demişler; onu da elemişler.

Şimdi, yaşanılanlar hakikaten -biz gülüyoruz ya- o kadar acı şeyler ki insanlar binbir umutla KPSS’ye, yazılı sınava aslında uzmanlık gerektiren sınava giriyorlar ve uzmanlık sonucunda 1’inci oluyorlar ama sonuçta TÜGVA’dan gelmiyorlarsa, partiden imzalı bir dilekçeleri yoksa ya da torpilleri yoksa hiçbir şekilde yerleştirilemiyorlar, kazanamıyorlar.

Şimdi, bu, tabii, insafsızlık, vicdansızlık, hak yemektir ve suçtur arkadaşlar. Bunun suç olduğunu aslında siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz ve bu bir taraftan da halkın arasına nifak sokmaktır yani siz belli bir kesimi diğer kesime karşı karşıya getirmiş oluyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Çünkü sizin bu uygulamalarınızın bir muhatabı var yani koruduğunuz bir taraf var, ayırdığınız bir taraf var. Siz bunları, bu kumpasları, bu mülakat meselelerinin hepsini, nasıl ekarte edeceğinizi, yandaşı nasıl koruyacağınızı Fetullahçılardan öğrendiniz, en kötü uygulamalarını siz sergiliyorsunuz. Aslında ne yaptığınızı siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz. Siz görmemezlikten gelip, üstünü kapatıp örtbas edip bizim alışmamızı bekliyorsunuz. Başta bu uygulamanızdan mağdur olan Kürtler, Aleviler, sosyalistler ve bilcümle size biat etmeyenler olmak üzere sizin bu vicdansızlığınıza, hukuk tanımazlığınıza, sizin adaletsizliğinize ve sizin bu çarpık düzeninize alışmayacağız. Bütün bunlara karşı sizin bu çarpık düzeninizin karşısında hep birlikte mazlumun sesi olmaya ve haykırışı olmaya devam edeceğiz. Bu düzeni mutlaka biz değiştireceğiz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Gündem dışı ikinci söz şair Arif Nihat Asya’nın vefat yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’a aittir.

Buyurun Sayın Çakır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Arif Nihat Asya’nın ölüm yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada bir şairi anmanın yanında önemsediğim bir hususu dile getirmek istiyorum: Yoğun siyasi tempo, bütçe çalışmaları, pandemi ve dünya hengâmesi arasında kaybolmasından endişelendiğim suhulet ve sükûneti şairin ince duygularıyla yoğurduğu ve dile getirdiği şiirleriyle bir dem yakalayabiliriz diye inanıyorum. Bir şairi, bir şiiri kürsüye taşırken bizi biz yapan bu toprakların ve kadim medeniyetimizin dünden bugüne, bugünden yarına zihnimizi okşayacak, gönlümüzü doyuracak mana ufkundan kulaklarımıza dökülen melodinin terennümlerini dile getirmiş olmanın mutluluğunu da paylaşmış olmayı ümit ediyorum. Şiiri dans ettiren sade bir üslubu, millî ve manevi değerleri narin, nazik, kalıcı bir ustalıkla güzide bir ziyafet gibi önümüze sermiş, hafızalarımızda bir usta kalem olarak yer ederek ömrünü tamamlayan şairin “Bayrak Şairi” unvanını Bayrak şiirindeki dizeleriyle nasıl hak ettiğini kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.”

Gönüllere kazınmış bir destan şiir. Heceyi da aruzu da kullanmış. Ölçü ve kafiyeyi dikkate almadığı, hicvi de ihmal etmediği şiirlerinde tatlı bir ahengi yakalamış, tadı damakta kalacak güzelliklere imza atmıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri de naattır. Gönül isterdi ki zaman olsa da bu şiirin tamamını okuyabilseydik. Birkaç mısrayı hatırlayalım:

“Uçsuz bucaksız çöllerde,

Yine, izler gelenlerin,

Yollar gideceklerindir.

 

Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir.

Örümcek ne havada,

Ne suda, ne yerdeydi.

Örümcek Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi!

 

Gel, Ey Muhammed, bahardır.

Dudaklar ardında saklı

Aminlerimiz vardır!

Hacdan döner gibi gel;

Mirac’dan iner gibi gel;

Bekliyoruz yıllardır!

 

Konsun yine pervazlara

Güvercinler;

"Hu hu"lara karışsın

Aminler.

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!” (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) 

Kelimenin tam anlamıyla ruhun deruni rahatlığını, kalbin mutmainliğini bu şiirinde hissedebilirsiniz.

99 mısralık “Edirne Kasidesi”ne takılırsanız Edirne’de olmak, dahası Edirneli olmak istersiniz. Ona böyle bir şiiri yazdıran sadece şairliği değil, belki de Edirne’deki edebiyat öğretmenliği, belki bir asırlık payitahtın uhrevi havası etkili olmuştur denilebilir.

“Selimiye derler, Edirne derler,

Tatlı bir gariplik duygusu gelir.

Kemerler, çeşmeler, minarelerle,

Bir eski eserler kamusu gelir.

Minarelerden en tatlı ezanlar,

Dallarından güvercin huhusu gelir.

Şurada abdest alır Hüdavendigâr

Yerden suyu, gökten havlusu gelir.

Kubbeler menekşe, şerefeler gül…

Mermerinden çiğdem kokusu gelir.

Mihrabında bir teravih kılmaya

Denizler ardından yolcusu gelir.” mısraları arasından Edirne’ye koşarak gidesiniz gelir.

Kendi sesinden de dinleyebileceğiniz farklı bir formatta ve çok sevdiğim bir şiirini paylaşmak istiyorum:

“Ve Allah ademoğluna bir çift omuz daha verseydi

Yükler bu kadar ağır gelmez,

Bel, beller böyle bükülmezdi

Haftanın sekizinci günü

Ayın beşinci haftası

Yılın on üçüncü ayı,

Takvimlerin yazılmamış, yazılmayacak,

Basılmamış, basılmayacak yapraklarında kaldı...

Bu dünyada gerçeği söylemek ikinci dile bırakıldı.

Ve ikinci dil yaratılmadı.

Gerçeği duymaya, dinlemeye, tahammül gücünü

Üçüncü kulağa bıraktılar.

Üçüncü kulak yaratılmadı.

Alkışlamaktan ve alkışlanmaktan hoşlananlar,

İnsanın bir çift eli daha olmasını

Kim bilir ne kadar isterlerdi.

Fakat benim merakım sadece şu ki

Suratlarda üçüncü elin tokadı acaba nasıl şaklardı

Bunlar olacak şey mi diyeceksiniz

Bunları ancak altıncı ayağın tekmesini yiyenler düşünebilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SAMİ ÇAKIR (Devamla) – Belli ki siz yememişsiniz.” sözleriyle de şair size farklı bir dünya tasavvuru çizer.

Sözlerimi bitirirken dua şiirinden birkaç mısra okumadan ve duasına “Amin” demeden olmazdı.

“Biz, kısık sesleriz... Minareleri,

Sen, ezansız bırakma Allah'ım!

Ya çağır şurada bal yapanlarını,

Ya kovansız bırakma Allah'ım!

Mahyasızdır minareler... Göğü de,

Kehkeşansız bırakma Allah'ım!

Kahraman bekleyen yığınlarını

Kahramansız bırakma Allah'ım!

Bilelim hasma karşı koymasını,

Bizi cansız bırakma Allah'ım!

Yarının yollarında yılları da,

Ramazansız bırakma Allah'ım!

Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;

Ve vatansız bırakma Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

Müslümansız bırakma Allah'ım!

Arif Nihat Asya’yı rahmetle yad ediyor, Genel Kurulu ve milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Gündem dışı üçüncü söz Sivas'ın sorunları hakkında söz isteyen Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’ya aittir.

Buyurun Sayın Karasu.

 

 

 

ULAŞ KARASU (Sivas) – Sayın Başkan, Sivas'ın sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Türk halk müziğine sayısız eser kazandıran Sivas'ın yetiştirdiği büyük değer Muzaffer Sarısözen'in aramızdan ayrılışının 59’uncu yıl dönümünde kendisini saygı ve rahmetle anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, “Sivas” ve “sorun” kelimeleri yan yana geldiğinde Sivaslıların aklına ister istemez “Deveye sormuşlar ‘Boynun niye eğri?’ ‘Nerem doğru ki!’ demiş.” sözü geliyor. Öncelikle, son günlerde Cumhur İttifakı'nın zafer naraları attığı “yaptık” dediğiniz cazibe merkezi konusundan başlamak istiyorum. 2011 yılından bu yana teşvik haritasında Sivas'ı dördüncü bölgeye hapseden sizlersiniz. Sivas, o gün, ihracatta 50’nci sıradaydı ve 74 milyon dolar ihracat yapıyordu; Sivas 71 milyon dolar ihracatla bugün 59’uncu sırada, on yıl önceki rakamı bile yakalayamamış durumda. Bakın, geçen yıla göre Sivas ihracatta geriye giden 4 ilden birisi. İnsan biraz utanır, sıkılır, bir şehrin kaderiyle ancak böyle oynanır.

Şimdi, Nuri Demirağ’ı cazibe merkezi ilan ettiniz. Peki, diğer organize sanayi bölgesi ne olacak? Size inanıp, size güvenip oraya yatırım yapanlar ne olacak? Diğer 20 ilin tamamı cazibe merkeziyken altyapısı, yolu bitmemiş bir bölgeyi cazibe merkezi ilan etmek, Sivaslının ve yatırımcının aklıyla dalga geçmektir. (CHP sıralarından alkışlar) Seyfebeli Sanayi Sitesine ne oldu? On yıl önce, karda kışta esnafını çıkarttığınız eski sanayi sitesinin durumu nedir?

Burada bir diğer önemli konu ise Nuri Demirağ Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Budaklı Tuzluhan, Doğanca, Hasbey, Acıpınar köylerinde 1978 yılında başlayan ve kamulaştırılan arazilerle ilgili. Şimdi bu arazileri özeleştirme idaresi tarafından toplu olarak satışa çıkarttınız. Kimin malını kime satıyorsunuz? Bir hak varsa, bir hukuk varsa, kimin tarlası kamulaştırıldıysa önce ona teklif edilir, sonra o almıyorsa yine aynı köyden talep varsa onlara satılır. Devlet, köylünün tarlasına çöker mi? Hayırdır, şimdi buraları hangi yandaşınıza peşkeş çekeceksiniz?

Kangal Termik Santrali’nin 2013 yılında özelleştirilmesine karşı çıktık. Vekillerimizle gittik, mitingeler yaptık ancak özelleşmesinin ardından fabrikanın çalışması, işçilerin ve bölgenin istihdamı kaybetmemesi için tüm olumsuzluklara rağmen destek olmaya çalıştık ama bugün gelinen noktada, işçinin geçmiş haklarını vermemek için sürekli tehditler, protokoller imzalatılıyor, yıldırma politikaları devam ediyor. En son temizlik işinin ihalesi yapılmadı. 127 işçi mağdur edildi. İşçilere “Geçmiş dönem alacağım yoktur, izinlerimi kullandım.” beyanlı protokoller imzalatılıyor. İmzalamayan işçiler ne yazık ki işten çıkarılıyor. Böyle mi sahip çıkacaksınız Sivas’a, Sivaslılara?

Tarımda tablo daha da kötü, bir de ona bakalım. Bu yıl pancar alımını 42 kuruştan yaptınız, şu an maliyet 1 TL. Pancar üreticisinin pancar ekme şansı yok artık. Zaten ödemeleri şubat veya mart ayında yapıyorsunuz, acilen pancar üreticisine fiyat farkı ödemeniz gerekiyor. Buğday üreticisinin hâli zaten perişan; desteklemeler zamanında ödenmiyor, mazot ve gübre fiyatları uçuşa geçmiş durumda. Gemerek, Şarkışla, Kangal, Ulaş, Yıldızeli’ne gidin, pancar üreticisinin, buğday üreticisinin derdini dinleyin.

Gemerek Kartalkaya Barajı ne zaman bitecek? Bu gelen ödeneklerle bitmesi mümkün gözükmüyor. Kangal Akçakale-Bektaş Göleti, Polat Deresi-Karacaören Göleti; projeleri hazırlandı, ödenek olmadığı için bir türlü ihalesi yapılamıyor. Yıllardır Yıldız Irmağı’ndan su alan Yeniyapan, İğdecik, Söğütpınar, Töngel, Mumcuçiftliği köylerindeki çiftçilerimize yıllardır tarlasını suladığı ırmaktan su verilmiyor, “Su alamazsınız.” deniliyor. Hem “Tarımı destekliyoruz.” diyorsunuz hem de çiftçinin kapısının önünden geçen suya bile set çekiyorsunuz.

Köylerde, ilçelerde internet altyapısı, şebeke altyapısı çökmüş durumda. Kangal Öğrenci Yurdu’nda, KYK’de altı aydır internet yok; bu TÜRK TELEKOM ne iş yapar? Gittiniz özelleştirdiniz; ne zaman arasak ödenek yok, para yok. Bakın, Yıldızeli Yuvalıçayır köyünde 5 tane direk kırılmış, TÜRK TELEKOM gidip 5 direği dahi yapamıyor. “Aya sert iniş yapacağız.” diyenler direk tamirinden âciz durumdalar ne yazık ki.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ULAŞ KARASU (Devamla) – Tamam Başkan.

Nasıl ülkede milyonlarca insan açken siz saray yapıyorsanız, Sivas’ta da yüzlerce köyün yolu yok, suyu yok, telefonu yok, interneti yokken sizler gidip park yapıyorsunuz; adına da “eser siyaseti” diyorsunuz. Genel Başkanınız çıkıp sürekli bizim belediyelerimize laf atıyor. Yirmi yıldır yönettiğiniz  Sivas’ta vatandaşı içme suyuna muhtaç hâle getirdiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Sivas’ta su yok, barajlar kurudu. Hafik Pusat Barajı’ndan su taşınacak, bu kez orada mağduriyet başlayacak. Çiftçinin tarlasını sulaması için yapılan barajdan Sivas’a su taşıyıp sorunların çözüleceğini düşünüyorsunuz. Sivas’ı bu kadar dışlamanızın nedeni hemşehrilerimizin sizi biraz şımartması ama siz Sivas’ı, Sivaslıların desteğine rağmen aldınız, Süper Lig’den amatör lige düşürdünüz, Sivas’ı, Sivaslıları yüzüstü bıraktınız. (CHP sıralarından alkışlar) Hiç merak etmeyin, ilk seçimlerde Sivaslılardan yiyeceğiniz seçim tokadı da Ankara’dan, saraydan yankılanacak.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

İlk söz, Sayın Kayışoğlu’nun.

 

 

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dünden beri emekliler hem mesaj atarak hem arayarak bize ulaşıyorlar ve diyorlar ki: “Aldığımız her şeyin fiyatı ikiye üçe katlandı ama emekli maaşlarımıza yapılan zam yeterli değil, bizi enflasyona ezdirdiler ve geçinemiyoruz.” Daha bu sabah bir emekli öğretmen aradı ve dedi ki: “Ben çarşıya gidemiyorum, ne olur sesimizi duyurun, ben pazara çıkamıyorum, markete gidemiyorum.”

Aynı şey çok defa söyleniyor. Yine, bir emekli “2001 yılında emekli olduğumda 16 tane çeyrek altın alabiliyordum. Şimdi, nerede? 2-3 tane alamıyoruz.” diyor ve emekliler çığlıklarını duyurmak istiyorlar, duyun diyorum ama kulaklar sağır.

Yine, ek ders ücreti olarak yaklaşık bir saatliğine 27 lira alan ücretli öğretmenler “Bir ay ful çalışsak 2 bin lira bile alamıyoruz.” diyorlar; bu, insafsızlıktır; yazık, günah diyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaçmaz…

 

 

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – İktidarın tek adam rejiminde ısrarıyla ortaya çıkan krizler sebebiyle artan yoksulluk her geçen gün kendini hissettirirken hayatın her alanında her gün yeni zamlarla güne başlıyoruz. Halkın bu mağduriyetlerine rağmen, on dokuz yıldır ülkeyi tek başına yöneten iktidar o kadar çok mağdur oluyor ki KPSS’de derece yaptığı hâlde atanamayan gence, doğal gazı açamadığı için evde Eskimo gibi yaşayan vatandaşa, ucuz ekmek kuyruğunda ömrü heba olan gariban halkımıza mağdur olma sırası gelmiyor. İktidarın yönetim şeklinin ismi “mağduriyet”, ülkenin ismi de “zamistan” olarak anılmaya başlandı. AKP iktidarının son bir ayında elektrik kesintileri sebebiyle 2 yoksul ailenin 2 yoksul çocuğu hayatını kaybetti. Bu yoksulluğa, bu yoksunluğa, bu geleceksizliğe sebep olan iktidardan kurtulma vakti; yeter artık diyoruz.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Ödünç…

 

 

ATİLLA ÖDÜNÇ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, ilk defa, krizlerin altında ezilen değil; krizleri yöneten, hatta krizleri fırsata çeviren bir ülke konumu hâline gelmiştir. Ülkemizin 2021 yılı ihracatı geçen yıla göre yüzde 32,9 oranında artışla 225 milyar 368 milyon dolar olarak tarihî rekor kırmıştır. On dokuz yıl önce 36 milyar dolardan devraldığımız ihracatı 2021 yılında 6 kattan fazla artırmış bulunuyoruz. Ülkemizde 2002’de 33.523 firma ihracat yaparken 2021 sonu itibarıyla ihracatçı firma sayısı 101.386’ya yükselmiştir. Bütün bu veriler şunu gösteriyor ki: Türkiye hızla ve emin adımlarla büyümesini, kalkınmasını sürdürüyor. Liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olma yönünde yürüyüşümüz büyük bir kararlılıkla devam edecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

 

 

 

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

4 Ocak 1968 yılında şehadet şerbeti içen şehitler kervanının yolbaşçısı, kutlu davamızın ilk şehidi, Türk-İslam ülkümüzün bayrak ismi Ruhi Kılıçkıran ağabeyi şehadetinin yıldönümünde ve şehidimizin şahsında, son şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimize kadar bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle, özlemle anıyor, manevi huzurlarında saygıyla eğiliyorum.

Yüce devletimizin çalışmaları neticesinde 4.250 lira olan asgari ücret göz önünde bulundurularak Millî Eğitim Bakanlığımıza bağlı okullarda görev yapan 85 bin civarında ücretli öğretmenin maaşlarında iyileştirme yapılması ve asgari ücret seviyesine yükseltilmesi ücretli öğretmenlik yapan öğretmenlerimiz adına gerçekten önemli olacaktır.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

 

 

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, biliyorsunuz son iki haftada özellikle akaryakıta, mazota, benzine yüzde 40 zam yaptı mevcut Hükûmet. Bunun yanında, cumhuriyet tarihinin en büyük zammı elektriğe geldi. İş yerlerindeki elektrik kullanımına yüzde 126; evlerde, meskenlerde kullanılan elektriğe yüzde 127, tarımsal sulamada kullanılan elektriğe ise yüzde 92 zam yapıldı. Zaten tarım ve çiftçimiz can çekişiyordu, maalesef AK PARTİ Hükûmeti bu zamlarla tarımı, çiftçiyi de iyice bitirdi. Bunun yanında, nerden bulunduğu bilinmeyen rakamlarla -TEFE-TÜFE’den sonra- enflasyon yüzde 36,08 açıklandı. Bu 36,08 uydurma rakamının bile yanında olsa memurun, işçinin ve emeklinin hakkının çalındığı sadece…

BAŞKAN – Sayın Kenanoğlu…

 

 

 

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, 28 Aralık günü, Bahçelievler ilçe binamıza silahlı ve bıçaklı bir saldırı oldu. “Sizi öldürmeye geldim.” diye saldıran saldırgan, tabancası tutukluluk yaptığı için içerideki kişileri öldüremedi ve istediği katliamı yapamadı. Arkasından, bıçağına davrandı ama partililerin araya girmesiyle bu da engellendi. Peki, sonra ne oldu? Gözaltına alındı ve arkasından da serbest bırakıldı. Yani bir “tweet” atanın tutuklandığı yerde, katliama, öldürmeye giden bir kişi serbest bırakıldı. Bu tetikçiye sahip çıkmak, saldırıyı teşvik etmek ve bundan sonra meydana gelecek saldırıların da önünü açmak demektir, bu suça ortak olmak demektir ve bu suça hepiniz ortaksınız.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

 

 

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir yılı daha geride bıraktık, 2021 yılını uğurladık, yeni umutlarla 2022 yılına girdik. Yeni miladi yılın Gazi Meclisimiz, ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Akdeniz’in incisi seçim bölgem Mersin’in dün 3 Ocak düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümünü tekrar kutluyorum. Yine, kadim şehir Tarsus’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümünü de 27 Aralık günü Tarsus’ta büyük bir coşkuyla kutladık. Bu vesileyle, Kurtuluş Savaşı şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyorum; ruhları şad, mekânları cennet olsun.

AK PARTİ olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, 80 ilde olduğu gibi Mersin’e de eser ve hizmet kazandırmaya devam edeceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gürer…

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ülkemizde yoksulluk yaygınlaşmaktadır. Çalışan ücretlilerin gerçek enflasyon karşısında ezilmesine göz yuman ve gerekli düzenlemeyi yapmayan AKP iktidarı işsizler ve atanamayanların feryatlarına da kulak tıkamaktadır. Atanamayan öğretmenler gibi binlerce sağlık mezunu da büyük bunalım içindedir. Acil tıp teknisyenleri, son alımda dahi 66 kadro verilerek görmezden gelinmiştir. Yüksek puana rağmen acil tıp teknisyenleri atama beklemektedir.

Ortopedi, optisyen, ağız ve diş sağlığı, sağlık yöneticisi, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının da hak ettikleri alım rakamları bir an önce açıklanarak alımları sağlanmalı, sağlık ordusuna hizmet vermelerinin yolu açılmalıdır.

Ayrıca, taşeronda kalan sağlık çalışanlarının da bir an önce kadro hakları verilmeli ve onların da mağduriyeti sona erdirilmelidir. İş yükü artan, sağlığa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şeker…

 

 

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bilgisayarın temeli olan sibernetiğin kurucusunun; kimya, matematik, cebir, astronomi, coğrafya, tıp gibi daha çok bilimi insanlığın hizmetine sunan birçok bilim insanının İslam kültürüyle yetişen alimler olduğunu bilmemek cahilliktir.

Bugün Kur’an kursu eğitiminin Orta Çağ’a geri dönmek olduğunu söyleyen zavallı cahiller, geçmişte de başörtülü milletvekiline uyguladıkları zorbalık gibi başörtülü kız öğrencilere de ikna odalarında psikolojik şiddet uyguladılar. Din ve inanç özgürlüğünü hazmedemeyen bu zihniyet, başörtülü savcı ve hâkimin taraf tutacağını söyleyerek milletimizin inançları ve değerleriyle ne kadar kavgalı olduklarını ortaya koyuyor. Dıştan istenen helallik kalbe nüfuz etmediğinde maske düşüyor, gerçek niyet ortaya çıkıyor. Hani bir söz vardır ya: “Her kap içindekini dışarı sızdırır.”

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Erdem…

 

 

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem olan İstanbul 3’üncü bölgemizin en gözde ilçelerinden biri olan Bakırköy’de belediye yönetimi, yasa gereği belediyenin imar etmesi gereken pazar yerinin yapım ve işletme ihalesini usulsüz olarak Umum Pazarcılar Odasına vermiştir. Halkın vergilerinden karşılanacak haksız gelir hem Bakırköylülerimizi hem pazar esnafımızı ziyadesiyle zarara sürüklemiştir. Bu hususta, Milliyetçi Hareket Partisi Bakırköy İlçe Başkanlığımız gerekli girişimlerde bulunarak en nihayetinde dava açmıştır ve açılan dava neticesinde İstanbul 14. İdare Mahkemesince pazar yerleri işletme yetkisinin yasa gereği devredilemeyeceği yönünde karar verilmiştir ve yürütme durdurulmuştur. Pazarcılarımızın helal kazançlarıyla yapılmış olan pazar yerinin korunması ve tekrar tekrar ceplerinden para çıkmaması için gerekli mücadelemiz sürecek.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

 

 

 

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bu hafta Tüberküloz Haftası’dır. Tüberküloz bakteriyel bir solunum yolu hastalığıdır, çok ciddi bir solunum yolu hastalığı olarak ölümlere sebep olmaktadır. Verem aşısı olarak bilinen BCG aşısıdır, mutlaka yaptırılmalıdır, aşı en önemli koruma aracıdır. Bugünlerde Covid ve başka virüslerle, solunum yolu vaka sayısında artış vardır. Mutlaka aşılarımızı yaptıralım, aşımız olsa da maske mutlaka takılmalıdır, kapalı ve kalabalık ortamlarda kalmamaya özen gösterelim.

Sağlık personeli özveriyle çalışmaktadır. Bir taraftan hastalara bakarken diğer taraftan aşılarını yapmaktadır. Hekim ve hekim dışı tüm sağlık personeli genel olarak aylıklarında yapılacak iyileştirmeyi beklemektedir. Döner sermayeden yapılan ödemelerin maaşla birlikte yapılmasını, her sağlık personelini kapsamasını, sabitleştirilmesini ve emekliliğe yansıtılmasını beklemektedir. Sağlık personelinin özlük haklarında ve çalışma şartlarında mutlaka iyileştirme yapılmalıdır. Hemşireler, sağlık personelinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

 

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Farklı inanç, kültür ve etnik yapıdan vatandaşlarımızın bir arada yaşadığı, sahip olduğu farklılıkları millet çatısı altında birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu içerisinde buluşturan Mersinliler -Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle- Mersin’e sahip çıkmaya, Mersin’de hayat bulan barış ve dostluk medeniyetini sonsuza kadar yaşatmaya devam edecektir. Mersin’imizi ülkemizin belirlemiş olduğu hedeflere en fazla katkıyı sunan müreffeh illerden biri yapmak için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla 3 Ocak Mersin’in 100’üncü kurtuluş yıl dönümünü yürekten kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Öcalan…

 

 

 

ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, bugün zindanlarda evlatları olan Barış Anneleri, grubumuzu ziyaret etti. Zindanlarda büyük hak ihlalleri yaşanmaktadır. Adalet Bakanının bir an önce bu duruma çözüm bulması gerekiyor. Resmiyette olmayan idam cezasını getiren bir Adalet Bakanı olarak bu ülkede anılacaktır. 2021’in son haftalarında 5 kişinin cenazesi zindanlardan çıktı. Buna bir an önce çözüm bulunmalıdır, Adalet Bakanı bu hâliyle tarihe çok kötü bir şekilde geçecektir.

Zindanlarda hak ihlalleri, işkence, hak gasbı devam etmektedir. İnfazları biten insanların tahliye edilmesi için önüne onlarca engel çıkarılmaktadır. Yıllardır cezaevinde yatan insanlara, bedel ödeyen insanlara -son dakikada- tahliye olacakları zaman ilgili kurullar “Pişman mısınız, değil misiniz?” gibi absürt sorular sorarak tahliyelerini engellemektir. Adalet Bakanı…

 

BAŞKAN – Sayın Kasap...

 

 

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Kütahya, Ankara ve İstanbul'da faaliyet gösteren şirketlere ait ön ödemeli doğal gaz sayaçlı abone sayısı Ankara'da 490 bin, Kütahya'da 35 bin ve bu aboneler soyuluyor, hem de kanun yoluyla soyuluyor, yönetmeliklerle soyuluyor. Geçen ay aldıkları doğal gaza, ön ödemeli doğal gaza, bugün itibarıyla yüzde 25 zam geldi; geçen ay peşin ödedikleri doğal gaza. Böyle bir dünya nerede var bilmiyorum ancak Türkiye'de söz konusu. EPDK ve Enerji Bakanlığı vasıtasıyla halk kanun yoluyla soyuluyor. Bu soyguna izin vermeyelim, bu soyguna dur diyelim. Basit bir yönetmelikle, EPDK’nın şirketleri koruyan yönetmeliğiyle, bu şekilde halkın soyulmasına özellikle bu kâr, kış kıyamet günlerinde, soyulmasına izin vermeyelim. Bu yönetmelik değişene kadar her gün, her ortamda gündeme getireceğim.

Teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

 

 

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Yeni Türkiye ekonomi modeliyle ekonomimiz yatırım, istihdam, üretim, ihracat odaklı büyüme ilkeleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün açıklanan ihracat verilerine göre, 2021 yılı ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 32,9 artışla, 225 milyar 368 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizin ihracat seferberliğine katkı sağlayan Osmaniye ilimiz, 2021 yılında ihracatını yüzde 105 oranında artırarak 424 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Güçlü bir ihracat performansı gösteren şehrimiz Osmaniye en çok ihracat yapan 32’nci ilimiz olurken, ihracatını en çok arttıran 2’nci il olmayı başarmıştır. Bu tarihi başarımızın elde edilmesini sağlayan sanayicilerimizi ve gizli kahramanları olan emekçi kardeşlerimizi kutluyor, ülkemiz ve milletimiz adına kendilerine şükranlarımı sunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Arkaz…

 

 

 

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2022 yılının maskelerin, mesafelerin ortadan kalktığı, hepimizin aşılandığı, Turkovac'ın herkese ulaştığı “Ben de corona oldum.” cümlesinin duyulmayacağı; “vaka sayısı” “ölüm sayısı” “entübe” kavramlarının unutulduğu; yaşlıların huzur bulduğu, çocukların sokaklarda cıvıl cıvıl oynadığı; yoğun bakımların bomboş kaldığı, kısıtlamaların hatırlanmadığı, tüm milletimizin geleceğe güvenle bakacağı; coronavirüs salgın hastalığından kurtularak güçlü Türkiye yolunda adım adım yürüyeceğimiz bir yıl olmasını temenni ediyorum.

2022 yılı ilk Genel Kurul toplantısının Gazi Meclisimize hayırlı olmasını temenni ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ekinci...

 

 

 

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Kıymetli Başkan.

Sultan şehir Sivas'ımızda Nuri Demirağ Organize Sanayi Bölgemiz 28 Aralık 2021 tarih 4976 Karar Sayısıyla 21’inci cazibe merkezi olarak ilan edilmiştir.

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, kıymetli Bakanımız Mustafa Varank'a, Grup Başkanımız İsmet Yılmaz'a, Cumhur İttifakı milletvekillerimize, valimize, belediyemize ve ticaret odamızla birlikte emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum. Yatırımcılarımıza ve sultan şehrimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Ayrıca, kuraklık destekleme ödemeleri kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından Sivas'ımızda 21.774 üreticimize 102,7 milyon TL üreticilerimizin adına hesaplara kuraklık ödemesi yatırılmaya başlanmıştır. Ben, tekrar ilgili Bakanımıza teşekkür ediyor, biraz önce konuşan CHP milletvekilimize şu cevabı vermek istiyorum tek bir cümleyle: Halkın gözü terazidir. 15 seçimdir Sivaslı bizi tartıyor, 16’ncı seçimde de tartacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Dağlı…

 

 

 

TAMER DAĞLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yeni yılın Gazi Meclisimize, ülkemize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum.

Yarın, 5 Ocak Adana’mızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yılı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Adana ziyaretinden sonra “Bende bu vekayiin ilk hissi teşebbüsü, bu memlekette bu güzel Adana'da doğmuştur.” diyerek Adanalı hemşehrilerimizi sonsuza dek onurlandırmıştır. Bu vesileyle kurtuluş mücadelemizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere vatanımız ve bayrağımız için gözünü kırpmadan canını veren tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle anıyorum.

Adanalı hemşehrilerimin Kurtuluş Günü’nü kutluyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Tokdemir…

 

 

 

İSMET TOKDEMİR (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gübre, ilaç ve tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatları inanılmaz bir noktada. 1 ton gübre fiyatı neredeyse 1 dönüm arazi fiyatına eş değer oldu. Çiftçilerimiz ilk defa gübresiz ekim yapıyor. Hasat döneminde gübre yetersizliğinden dolayı rekoltelerde büyük bir düşüş yaşanacak, millet yeterli gıdaya ulaşamayacak ve çiftçi borcunu ödeyemeyecek. Böyle giderse ekmek fiyatlarında büyük artışla karşı karşıya kalacağız. Tüketicinin alım gücü yok. Alım gücünü yükseltmek için bir çabanız da yok. Çiftçi zaten bitti, tüketici de bitme noktasına geldi. Çözüm bulması gereken Tarım Bakanlığı maalesef, sadece ve sadece yaşananları izlemekle yetiniyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gökçel…

 

 

 

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP yıl başında elektriğe dev zam yaptı. Öyle bir zam yaptı ki voltajı çok fazla artırdı, vatandaşı patlama noktasına getirdi. Yapılan zamlar üreticiyi canından bezdirdi. Bu enerji fiyatlarıyla çiftçi tarlasını sulayamaz. Çiftçilerimize su sağlayan sulama birlikleri pompayla su dağıtımı yapıyor. Çiftçi de pompayla tarlasını, bahçesini suluyor. Elektrik fiyatları yüzde 127 arttı, 90 kuruş olan birim fiyatı 2 liranın üzerine çıktı. Son dört yılda elektrik fiyatları yüzde 500 arttı. Bu şartlarda çiftçi mısır ekip sulayabilir mi, pancar ekebilir mi, buğday ekebilir mi, narenciye üretebilir mi? Çiftçi tarlasına, bahçesine gübre atamıyordu, artık sulayamayacak da. AKP demek, zam demek.

Yaşanacak gıda krizinin tek sorumlusu Erdoğan’dır.

BAŞKAN – Evet, Mersin’imizin 100’üncü kurtuluş yıl dönümü nedeniyle Mersin milletvekili arkadaşlara yani konuşmayan arkadaşlara, söz almayan milletvekili arkadaşlarıma birer dakika söz vereceğim, salonda olanlara.

Sayın Şimşek…

 

 

 

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakılan kurtuluş ateşi bütün yurdu sarmış, 3 Ocak 1922’de Mersin’in kurtuluşu sağlanmıştır. Dün Mersin’in kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladık.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Mersin’e yaptığı bir gezide sahilde gördüğü görkemli bir binayı işaret ederek “Bu köşk kimin?” diye sorar. Derler ki: “Kirkor’un.” “Yanındaki bina kimin?” der. “O da Yorgo’nun.” derler. “Diğeri kimin?” “O da Salomon’un.” derler. Atatürk sinirlenir ve “Onlar bunları yapıyorken siz neredeydiniz?” diye sorar. Toplananların arasında yaşlı bir köylü “Paşam, biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlar’da, Kafkasya’da, Çanakkale’de savaşıyorduk.” der. Atatürk, hatıralarında “Hayatta cevap veremediğim yegâne insan, bu ak saçlı ihtiyar olmuştur.” der ve tarihî sözünü söyler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - “Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız.” der.

Kurtuluşun 100’üncü yılını kutluyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Antmen…

 

 

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. Mutlu bir yıl diliyorum. Biz, dün Mersin’de, Mersin’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yılını kutladık. Nice nice yıllarda Mersin’de barış, huzur, sevgi ve kardeşliği hâkim kılmaya devam edeceğiz. Bu arada, Mersin’in kurtuluşunun 100’üncü yıl törenine yakışır bir şekilde Mersin metrosunun temeli de atıldı; Mersin halkımıza hayırlı uğurlu olsun derken, Mersin Büyükşehir Belediyesini ve Belediye Başkanımız Vahap Seçer’i buradan kutluyorum.

Saygılar dilerim.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz talebi İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Erhan Usta’ya aittir.

Buyurun Sayın Usta.

 

 

 

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle yeni yılın ülkemize, milletimize ve Meclisimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Türkiye her alanda artık tıkanmıştır, inşallah, 2022 yılı seçim yılı olur ve Türkiye'nin önü açılır diye temenni ediyorum.

Bugün, şair, yazar ve devlet adamı Süleyman Nazif’in vefatının seneidevriyesini idrak ediyoruz, bu vesileyle merhum Süleyman Nazif’e Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Evet, dün Mersin’in kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümüydü. Biz de Mersin’deki törenlere katıldık. Bu vesileyle bütün kurtuluş kahramanlarımızı, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Sayın Başkan, tabii, yeni yıla büyük zamlarla, 90’lı yılları andıracak büyük zamlarla maalesef uyandık; daha doğrusu yeni yıl girmeden zamlar geldi, uyuyamadık, öyle demek sanki daha doğru olur. Bakın, elektriğe yüzde 52 ile yüzde 130 arasında zam geldi. 52 dediğime bakmayın, o sadece 150 kilovatsaat altında ama onun üzerindeki bütün şeylerde yüzde 130’a yakın zam oldu. Bu zamlarla tabii, sanayici nasıl üretim yapacak, nasıl ticarethanede elektrik kullanacak, tüketici ne yapacak, çiftçi yüzde 95 sulama elektriğine zamla nasıl üretim yapacak bunu düşünmeyen, tamamen vatandaştan kopmuş bir iktidarı görüyoruz. Yine, aynı şekilde devam ediyoruz; konutta kullanılan doğal gaza hemen aynı akşam yüzde 25, ticari kuruluşlarda ve sanayide yüzde 50 zam geldi. İlk günden motorine 1 lira 29 kuruş, benzine 61 kuruş, oto gaza 78 kuruş zam geldi. Köprü ve otoyollara ortalama olarak yüzde 25 oranında zam yapıldı. İstanbul’daki her 2 köprüde gidiş ve geliş ücretli hâle getirildi. Bir günde ekmeklik buğday fiyatına yüzde 23, arpa fiyatına yüzde 24 zam geldi. Yine, sigara ve içkiye yapılan zamlar aynı şekilde. Vergi, harç ve cezaların tamamında yüzde 36,2’lik zam oldu. Dolayısıyla, Türkiye çok yüksek oranlarda -1990’lı yılları andıran- bir zam furyasıyla karşı karşıyadır. Tabii, bunun temel sorumlusu Hükûmetin yanlış  politikalarıdır.

Bütün bunlar karşısında Sayın Erdoğan -yine, belki bir ilerlemedir çünkü enflasyonu hiç söylemiyordu; üretim, istihdam diyoruz, onlara hiç kimsenin bir itirazı yok- ilk kez dün kabine toplantısı sonrasında enflasyon gerçeği olduğunu kabul etti yani bir Cumhurbaşkanının, ülkeyi yöneten insanın üç yıl önce, dört yıl önce kabul etmesi gereken bir gerçeği bugün kabul etmesi yine de kendisi açısından bir gelişme belki ama burada sadece üzüntülü olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanlığı makamı üzüntü ifade edilecek makam değildir, icra makamıdır; bununla ilgili bir program ortaya koyup Türkiye’yi bu ayıptan kurtarması lazım, milleti de bu fakirleşmeden kurtarması lazım.

Sayın Başkan, bakın, dün açıklanan verilerle TÜFE -ki TÜFE’yi biz biliyoruz; TÜİK, zaten enflasyonla mücadele eden tek kurum var, o da Türkiye İstatistik Kurumu- baskılanmış olmasına rağmen yüzde 36,1’lik bir yıllık enflasyon geldi. Aylık enflasyon 13,6; bu neredeyse -birkaç ay hariç, 1994 krizi- bütün zamanların en yüksek aylık fiyat artışı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Aynı zamanda Üretici Fiyat Endeksi yüzde 79,9 geldi. Tabii, bir de komiklik var yani Türkiye’de enflasyon yüzde       5-6’lara düştüğü zaman virgülden sonra çift basamağa geçmiştik biz, şimdi yüzde 80 enflasyonda virgülden sonra çift basamak enflasyon açıklayan da bir TÜİK var; Allah akıl, fikir versin diyorum.

Şimdi, ÜFE’de ise aylık enflasyon yüzde 19,1. Bütün zamanların en yüksek aralık ayı enflasyonudur bu arkadaşlar. Neyle devralmıştı Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti? TÜFE’de 2002 yılında enflasyon yüzde 29,7’ydi, onun yaklaşık 6-7 puan üzerine çıkardı; ÜFE’de de yüzde 30,8’le teslim aldığı enflasyonu yüzde 80’e çıkarmayı başardı. Tabii, yüzde 36 ne kadar doğru? ENAG enflasyonuna bakarsak, onlar da enflasyonu –bağımsız akademisyenler, biliyorsunuz- yüzde 82,8 olarak açıkladılar.

Burada, şimdi şu 3 tane hususu özellikle ifade etmek istiyorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir defa ÜFE ile TÜFE arasında 44 puanlık bir makas var. Bu, dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değildir, 44 puan makas olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Dolayısıyla enflasyon… Evet, her zaman enflasyona karşı, TÜİK’in açıkladığı enflasyona karşı vatandaşın “İşte, ya bizim enflasyonumuz daha yüksek.” itirazları olmuştur geçmişten beri, buna “hissedilen enflasyon ile gerçekleşen enflasyon farkı” diyoruz ama geçmişte hiçbir şekilde böyle yani bu seferki kadar bir farklılık oluşmamıştı vatandaşın hissettiği enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında. Geçmişte hiçbir bağımsız otorite de enflasyon açıklama ihtiyacı duymamıştı, buna iyi dikkat etmek lazım. Yani ENAG’ın yüzde 82,8 olarak bulduğu enflasyonu niye TÜİK 36,1 olarak buluyor, buna bakmamız lazım? Türkiye’nin başını sıkıntıya sokacak bir husustur bu. Başka ülke örneklerine bakın, dünyada bu konuyla ilgili çok sıkıntı çeken ülkeler olmuştur, bu ülkeler o itibarlarını hiç düzeltememişlerdir.

Üçüncü husus: Adalet ve Kalkınma Partisi aldığı enflasyonu yukarıya çıkardı ama bir fark daha var; aldığı enflasyon aşağı doğru inen bir enflasyondu. Nasıldı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Örnek olsun diye söylüyorum: 2001 yılında tüketici fiyat endeksi veya tüketici enflasyonu yüzde 68,5’ti, 2002’de yüzde 29,7’ye geldi, 2003 yılında yüzde 18,4’e düştü yani aşağı doğru giden trendi olan bir enflasyon devralmıştı, şu anda enflasyon hem 2002’yi geçti hem de trend yukarıya doğru. Önümüzdeki aylarda, çok yakın bir zamanda Türkiye yüzde 45’li enflasyonları çok rahat bir şekilde görecek; kurda bir şok olursa yüzde 100’leri görmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Diğer bir husus şu: “Şimdi dünyada hep enflasyon var.” Arkadaşlar, böyle bir şey yok, gelişmekte olan ülkelerin enflasyonlarına bakın; 2002 yılında 6,7’ydi, şimdi 5,8 -2021 yılı IMF tahmini- yani öyle dünyada birkaç maldaki yüksek fiyatları alıp burada yaşadığımız enflasyonu oraya mal edersek yanlış bir tespit yapmış oluruz. Dolayısıyla, bunlara dikkat etmek lazım.

Elbette maaş artışları var ancak bunlar yanıltıcı; rakamlar büyüyor, alım gücü artmıyor yani yüzde 29-30 maaşları artıyorsunuz ama bu ülke yüzde 50 enflasyon yaşıyor hatta yüzde 80 enflasyon yaşıyor. Dolayısıyla, bu anlamda yapılan maaş artışlarının hiçbir şekilde alım gücünü artırmayacağını da görmemiz lazım yani Hükûmet kaşıkla veriyor, kepçeyle alıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Dolayısıyla, bu Hükûmetin, önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da hızlanacağını dikkate alarak kapsamlı bir enflasyonla mücadele programını uygulaması lazım. Güvenilirliği vardır ya da yoktur, ayrı bir şey ama en azından o gayreti piyasalar görmek istiyor; tabii, bunun için de öncelikle yanlış politikalarını düzeltmeleri gerekiyor.

Şimdi, ayrıca -27 ilde- 36,2 olarak açıklanan bu enflasyon 40’ın üzerinde; onu da şimdi vaktim az olduğu için bu kadar geçeceğim.

Diğer bir husus şu: Şimdi, ben şunu anlayamıyorum -bakın, bugün, burada arkadaşlar da söyledi- “İhracatta rekor kırdık.” diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Ya, arkadaş, bu dış ticaretin 2 kanadı vardır: İhracat varsa bir tarafta, bir tarafta da ithalat vardır. İthalatı niye görmüyorsunuz? Yani olup bitene bu kadar gözünü kapatan bir iktidar olabilir mi? 271 milyar dolarlık ithalatı niye görmüyorsunuz? Bu ithalatı Türkiye yapmıyor mu? Sanki ihracatı Sayın Erdoğan kendisi yapıyor, ithalatı da başkaları yapıyor; ondan hiç bahsetmeyen bir Cumhurbaşkanı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Bitireceğim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Usta, son kez açıyorum.

Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Tamam, teşekkür ederim.

Dolayısıyla bunu görmek lazım. Vatandaşı da aldatmanın, yanıltmanın bir anlamı yok. Hele aralık ayına baktığımızda: Bakın, aralık ayında ihracatımız yüzde 24,9 artıyor, ithalatımız yüzde 29,2 artıyor. Artış oranları dahi ithalatın, ihracatın üzerinde seyrediyor. Hani rekabetçi kurdu? Kur, aralık ayında fırladı. Niye ithalat artışımız ihracat artışımızın üzerinde? Ha, ben burada ihracatçılarımızı hakikaten saygıyla anmak istiyorum. Bu kadar belirsizliğe rağmen, bu kadar kötü iktisadi politikaya rağmen… Tabii, çaresizlikten, AB piyasaları, tedarik zinciri gibi bir kısım etkenlerle ihracatımızda bir artış var, onları takdir ediyoruz. Ancak ithalattaki artışa göz yummanın devleti yönetme ciddiyetiyle bağdaşmadığını da ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Akçay…

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; tüm dünya, Covid-19 salgını nedeniyle son iki yıldır olağanüstü bir dönemden geçmektedir. Salgın, makroekonomik dengeleri ve küresel ticaretin işleyişini ciddi şekilde sarsmıştır. Salgın nedeniyle tüm dünyada bütçe açıkları, borçluluk, işsizlik ve enflasyonda yüksek artışlar meydana gelmiş, gelir dağılımı eşitsizliği ve yoksulluk artmış, fiyat istikrarı bozulmuştur. Türkiye, bu salgın sürecinde kurumsal kapasitesini iyi kullanmasıyla ve organizasyon yeteneğiyle, sağlık altyapısıyla ve zamanında alınan ekonomik tedbirler sayesinde diğer ülkelerden olumlu yönde ayrışmıştır. Ülkemiz, üretim odaklı, ihracatı önceleyen ekonomi modelini uygulamaya başlamıştır. Bunun neticesinde ülkemizin 2021 yılı ihracatı geçen yıla göre yüzde 32,9 artışla 225 milyar 400 milyon dolarla rekor kırmıştır. 2021 yılında ithalatımız ise yüzde 23,6 artarak 271,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu verilere göre, 2021 yılında dış ticaret açığımız yüzde 7,8 azalışla 45,9 milyar dolara gerilemiştir. Dış ticaret hacmimiz 2021 yılında 496,7 milyar dolara ulaşmış ve ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,1’e yükselmiştir ve 2022 ihracat hedefimiz 250 milyar dolar olarak revize edilmiştir. Ve 2022 yılının da önemli ve gerçekçi beklentisi de ihracatımızın ithalattan daha fazla olmasıdır.

Türkiye, 2021 yılının birinci çeyreğinde yüzde 7,4; ikinci çeyreğinde yüzde 22 büyümüştür. Ekonomideki toparlanma süreci, hız kazanan aşılamanın etkisiyle üçüncü çeyrekte devam etmiştir. Türkiye 2021 yılının üçüncü çeyreğinde ise yüzde 7,4 büyümüştür. Türkiye bu büyüme oranıyla G-20 ülkeleri arasında 1’inci sırada yer almıştır. Türkiye ekonomisi, düşük faiz yüksek yatırım; üretim, istihdam ve ihracat yoluyla büyümeye ve yoluna devam edecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonu açalım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ekim 2021 itibarıyla sanayi üretimi yıllık yüzde 8,5 artmıştır. Aralık 2021 döneminde ekonomik güven endeksi 97,6 olmuştur. 2021 yılı Aralık ayında imalat sanayi kapasite kullanım oranı bir önceki aya göre 0,6 puan artarak yüzde 78,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. İstanbul Sanayi Odası Türkiye imalat endeksi Aralıkta kritik eşik değer 50’nin üzerinde, 52,1 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Türkiye, 2021 Ekim ayında 2020 yılı Ekim ayına göre yıllık 2 milyon 600 bin istihdam artışı sağlamıştır. İstihdam sayısı 29 milyon 600 bine ulaşmıştır. Bütçe beklentilerinin oldukça üzerinde performans göstermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 2021 yılı Ocak-Kasım döneminde merkezî yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 318 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 272 milyar lira ve bütçe açığı 46,5 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 146 milyar lira, faiz dışı fazla ise 125,4 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Ödemeler dengesi aylık olarak fazla vermeye başlamıştır, yıllık açık hızla düşmektedir.

Bütün yerli ve yabancı veriler, Türkiye'nin 2021 yılı sonunda OVP’de yer alan yüzde 9 büyüme tahmininin üzerinde, en az yüzde 10 büyüyeceğini göstermektedir. Bu arada, küresel para tetikçileri ve yerli iş birlikçileri ekonomik saldırılara organize bir şekilde devam etmişler, döviz kurunun ve kura bağlı olarak enflasyonun artmasını amaçlayarak kaos oluşturmaya çalışmışlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Salgın döneminde dünya genelinde yaşanan sıkıntılarla birlikte ülkemizdeki fahiş fiyat artışları ve döviz kurundaki artışlar maalesef enflasyonu tetiklemiştir. Dün belli olan yüzde 13,58’lik Aralık ayı tüketici enflasyonuyla 2021 yılında kümülatif enflasyon oranı yüzde 36,8’e tırmanmıştır. Vatandaşlarımızın yaşadığı ekonomik sıkıntıların ve hayat pahalılığının farkındayız, döviz kurlarından kaynaklı şikâyetleri de  yakinen takip ediyoruz. 2.825 lira olan mevcut asgari ücret 2022 yılı için yaklaşık yüzde 50 nispetinde bir artışla 4.253 TL’ye çıkmıştır. Memurlarımıza toplamda yüzde 30,5 oranında zam yapılmıştır ve emeklilerimizin taban aylığı 2.500 liraya çıkarılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin etkin karar alma mekanizması ve milletimizin ferasetli duruşuyla ilerleyen aylarda faiz, enflasyon, döviz kuru inşallah makul ve istikrarlı seviyelerde de gerileyecektir.

Bu düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Halkın Emek Partisi, Demokrasi Partisi Kurucu Üyesi olan, yine Sosyaldemokrat Halkçı Parti’de, SODEP’te siyaset yapan değerli büyüğümüz Murat Bozlak’ın bugün ölüm yıl dönümü. Kendisini saygı ve minnetle andığımı buradan ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, evet, temel gündemimiz zam hakikaten, ekonomik buhran ve bunun adını koymak gerekiyor, verileri çok net bir şekilde tarif etmek lazım. Evet, 2022 yılına klişe bir şekilde “Yağmur zammıyla başladık.” diye bir söylem oluştu. Bu zam değil âdeta bir kasırga ve hakikaten bu kasırga kasıp kavuruyor herkesi, vatandaşı alıp götürüyor. Yeni modelde “Halkı ezmeyeceğiz.” diyen iktidar kaşıkla verip kepçeyle alıyordu, şimdi kaşığı küçülttü, kepçeyi de daha da büyüttü ve yakında herhâlde kelle vergisi çıkarıp üstüne değerleme adı altında zam yapacaklar, o aşamaya geldik.

Evet, iktidarın, sarayın şatafatlı ampulleri yanmaya devam etsin diye halkın tek lambasının sönmesini istiyorlar. Elektriğe yüzde 50 ila yüzde 125 arasında zam yapılıyor. Sarayda bin odayı tek bir insan, adam için ısıtırken insanlar soğuktan evlerinde donuyor, anneler donuyor, çocuklar donuyor ama iktidar hâlâ utanmadan doğal gaza konutlar için yüzde 25 zam yapabiliyor.

Boğaz Köprüsü’nü satan Sülün Osman’ın aklına gelmeyecek şekilde birinci ve ikinci köprülerden ücret çift yönlü alınacak. Sülün yaşasaydı önünüzde düğmelerini iliklerdi hakikaten. Kendi ülkesinde kıta değiştirmek isteyenler 16,5 TL gidiş dönüş ücreti ödeyecek. Şimdi, her yerde “stokçuluk” diye bilinmeyen bir düşmanı halkla karşı karşıya getiren iktidara diyoruz ki: “Bu ülkedeki tek stok, vergi ve zam stokudur.”

AKP iktidarı 2001 yılında yaşanan ekonomik krizin siyasal krizle birleşmesi sonucu ortaya çıkan yapısal kriz momentinin oluşturduğu dalgayla iktidara gelmişti. Göreve gelmeden önce uygulamaya konan IMF stand-by ve yapısal uyum politikalarını devam ettirdi, neoliberal sömürü politikalarını derinleştirdi ve AKP aradan geçen yirmi yılda Türkiye ekonomisini geri götürmeye, batırmaya devam ediyor.

Sadece birkaç veri, 2002 ile 2022’yi gösteren verileri paylaşmak istiyorum. Hani hep övündükleri, nereden çıkardıklarını bilmediğimiz verileri getirip halkta algı yaratmaya çalışıyorlar ya, gerçek veriler burada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 2002’de işsizlik yüzde 10,3’tü, bugün yüzde 21,9; kasım ayı geniş tanımlı işsizlik verilerine göre Enflasyon 2002’de yüzde 29,8’di, bugün 36,8. Kısa vadeli dış borç 2002’de 15,2 milyar dolardı, bugün 170,3 milyar dolar; bu, 2021’nin Ekim ayının rakamı. Dolar 1,5 TL’ydi, bugün 13,2 TL; eğer artmadıysa tabii. Vatandaşın banka borçları o tarihte, 2002’de 6,3 milyar TL’ydi, bugün 874,2 milyar TL; 2021’in ilk yarısını esas aldık. Benzin 1,48’di, bugün 13,03. Yine, un 21 TL’ydi, bugün 181 TL. Ayçiçeği yağının 5 litresi 12 TL’ydi, bugün 5 litre 84,9 TL.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Evet, 2002’de Türkiye nüfusu 65 milyon kişiydi, 2021’de 83 milyon 600 bine yükseldi. Türkiye nüfusu yüzde 30 oranında arttı ama işsizlik yüzde 100 artmış durumdadır. Bunun tek çözümü AKP’nin gitmesidir. AKP sebep; zam, enflasyon ve ekonomik kasırga sonuçtur diyerek bu konuyu kapatmak istiyorum.

Sayın Başkan, bildiğiniz üzere, Bahçelievler ilçe binamıza bir saldırı oldu. Evet, saldırıyı yapan şu zat; Ülkü Ocaklarındaki fotoğrafı kamuoyuna yansıdı. Bu fotoğrafı yorumsuz veriyorum yani bunu tabii ki çok geniş yorumlayabiliriz. Ne oldu? Dün bu zat serbest bırakıldı, evet, hâkime çıkarıldı, savcılık hâkime tutuklama istemiyle sevk etti ama serbest bırakıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu konuda dün çokça söz söylendi kamuoyunda. Bu serbest bırakmayı çok değişik şekillerde tanımlayabiliriz ama her şeyden önce şu anlama geliyor: “HDP’ye iyi ki saldırdın, arkandayız, devam et. HDP’ye saldırılar meşrudur.” Normalleştirmeye çalışıyorlar. Daha Deniz Poyraz’ın kanı kurumadan, daha ilk duruşma yeni yapılmışken, duruşmadan bir gün önce 2 silah ve 1 bıçakla gidip saldırı girişiminde bulunan bu zat, Ülkü Ocaklarında fotoğrafı bulunan zat ne iş yapıyor?

Bugün MHP’nin Genel Başkanı bizi ülkenin “yüz karası” olarak niteleyerek yine, kapatılmayı istiyor, yine -bizim sözde- işte bir şeyler ekleyerek kapatma talebini, talimatını bir yerlere veriyor. Bizim elimizde silah yok, biz hiçbir partiye saldırmıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz Halkların Demokratik Partisi olarak bu ülkede demokrasinin, hukukun, insan haklarının tesisi için çok büyük bedellerle mücadele yürütüyoruz. Biz, başka bir parti, rekabet edemediğimiz bir parti “Kapatılsın.” diye her gün grup toplantılarında ve meydanlarda çağrı yapmıyoruz. İşte bu çağrıların sonucunda il binalarımız hedef gösteriliyor, arkadaşlarımız hedef gösteriliyor ve saldırıya uğruyor; yargıyı silah olarak kullanan iktidar ve ortağı da bunları cezasız bırakıyor. Biz şunu söyleyelim: Hiçbir şey tesadüf değil, bu saldırıların arkasından Ülkü Ocaklarının çıkışı da bu konuşmalar da hedef göstermeler de birbiriyle doğrudan bağlantılıdır. Şunu söylüyorum: Halk, kimi kapatacağını bilir. Halk, yakında onları kapatacak ama bize bu Parlamentoda -yüzde 20’lerin üzerinde- gerekli desteği verecektir diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Beştaş, son kez açıyorum.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ve yargıya söylüyorum: “Tweet” atanı tutukluyorsunuz, “Hakaret etti.” diye iddia edileni tutukluyorsunuz ama Türkiye’nin 3’üncü büyük partisinin içine girip saldırıda bulunan bir saldırganı, kuvvetle muhtemel bir katili bırakırken bundan sonraki saldırıların sorumluluğunun altında sizin de imzanızın olduğunu özellikle ve özellikle altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Bunların karşısında korkacak, tırsacak, geri adım atacak bir HDP bulamayacaksınız; bu da size dert olsun.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sayın Özkoç’ta.

Sayın Özkoç, buyurun.

 

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; milletvekilliği kutsal bir görevdir. Adı üzerinde “milletin vekili” olacağız; Türkiye’de yaşayan bir avuç zenginin arkasında değil, 85 milyon kişinin arkasında duracağız; Türkiye'de zenginleşen, palazlanan, iktidarın nimetlerinden yararlanarak milyarlarına milyar katanların değil, 83 milyonun ne çektiğini anlatacağız. “Türkiye büyüyor.” diyor Cumhur İttifakı ama sadece, dün saat 23.59 ile bugün 00.01’de, konutlarda kullanılan doğal gaza yüzde 25 zam geliyor, sanayi ve ticaret kuruluşlarına yüzde 50 zam geliyor, elektrik üretimine yüzde 15 zam geliyor, sadece bir depo benzine artı 20 lira zam geliyor, MTV’ye yüzde 25 zam geliyor; daha saymaya kalkarsam… İnsanlar yoksullaşıyor, insanlar çaresizleşiyor.

Şimdi, biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde “Milletimiz çok rahattır.” dersek 85 milyon bize inanır mı? Bir avuç insanın refahı, saadeti 85 milyonun refahı mı oluyor? Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi kaynaklarını eğer milletiyle paylaşmıyorsa, emeklilerle paylaşmıyorsa, memurlarla paylaşmıyorsa, bir avuç kişiyle paylaşıyorsa bu, millete zulüm değil midir? Peki, bunun kanıtı nedir? İşte, bunun kanıtı, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde Genel Kurulda görüşeceğimiz kanun teklifidir. Bu kanun teklifi, hukuksuzluğa kılıf yaratmak için bugün buraya getirilmiştir; bu kanun teklifi, bir avuç yandaşı daha çok zengin etmek ve zenginliklerini garanti altına almak için bugün buraya getirilmiştir; bu kanun teklifi, Türkiye’de yoksullukla mücadele eden insanlara karşı -onların yüzüne, yüzü kızarmadan, insanlara- Türkiye Büyük Millet Meclisinde zenginlere Türkiye’nin kaynaklarının nasıl peşkeş çekildiğini göstermek için getirilmiştir.

Bakın, bir yerin ihalesi verilmiş, Türkiye’de limanlar ihale edilmiş, verilmiş. Limanlar verildikten sonra süreleri var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Limanların ihale süresinin bitmesine daha beş yıl var, yedi yıl var, üç yıl var ama iktidarın değişme kaygısı iktidarda var mı? Var. Peki, zenginler ne olacak? Bu limanların sahipleri eğer iktidar değişirse -yarın öbür gün milleti düşünen Millet İttifakı iktidara gelirse- kaygı duyuyorlar. Onlar Cumhurbaşkanına çıkıp da “Yarın öbür gün sizin olmadığınız zamanda da bizi garanti altına alın.” diyorlar ya da başka tekliflerle gidiyorlar. Ne yapıyorlar? Daha süreleri bitmeden ve tekrar ihaleye çıkarılmadan limanların süreleri kırk dokuz yıllığına tamamlanıyor. Ben, şimdi buradan soruyorum: Esnafa böyle bir imkân veriliyor mu? İşçiye böyle bir imkân veriliyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Elini taşın altına sokan iş insanlarına böyle bir imkân veriliyor mu? Hayır. Kime veriliyor? Katar’a veriliyor. Antalya Limanı Katarlıların. Yahu, Türkiye Cumhuriyeti Katarlıları daha ne kadar doyuracak? Tank Paleti verdik yirmi beş yıllığına, bize tank üretip vereceklerdi on sekiz ay içerisinde. Aradan üç buçuk dört yıl geçti, ne tank var ne Ethem Sancak var ne Katar ordusu var ama Tank Paletin imkânları Katar tarafından kullanılıyor. Bu mudur milliyetçilik, bu mudur vatanseverlik, bu mudur milletin arkasında durmak, bu mudur? (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, ne yapılıyor? Tekrar Katar’ın Antalya Limanı’ndaki süresi kırk dokuz yıla tamamlanıyor.

Peki, başka kim için yapılıyor bunlar? Bunlar aynı zamanda 5’li çete için uzatılıyor. 5’li çetenin de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şu anda Limakın işlettiği İstanbul Limanı 2048’den 2061’e uzatılıyor. Albayrak Holdingin liman işletmesi kırk dokuz yıllığına tamamlanıyor. Ciner Grubu… Ne Cinermiş, ne Cinermiş arkadaş ya, milleti yiye yiye bitiremediler. Neden onlara veriyoruz, Cinere, Katar’a veriyoruz, Limaka veriyoruz da emekliye vermiyoruz, millete vermiyoruz, işçiye vermiyoruz, neden vermiyoruz? (CHP sıralarından alkışlar)

İşte, bunun tek sorumlusu var, Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanıdır. Buna Cumhuriyet Halk Partisi olarak sonuna kadar direneceğiz, milletin vekili olacağız, bir avuç zenginin değil. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.

2022 yılının bütün milletimize hayırlar, bereketler getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu münasebetle, hakikaten, bütün millet fertlerimize sağlık, afiyetler diliyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza da Allah'tan rahmet diliyorum.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hakikaten iki yıldır bir pandemi sürecini insanlık olarak yaşıyoruz. Yüz yılda bir yaşanan bu küresel salgın dünyada 5,5 milyon insanın vefatına sebebiyet verdi. Bütün emtia fiyatları arttı, tedarik zincirleri koptu, bozuldu ve enerji fiyatları bütün dünyada yukarıya doğru fırladı, enflasyon arttı. Bütün dünyada olup biten bu hadiselerin bileşik kaplar prensibi çerçevesinde bütün dünya ülkelerini ve halklarını etkilediği muhakkaktır. Bu manada, ülkemiz de bundan etkilendi.

Bununla beraber, 2020 yılında gerçekten bütün dünyada yüzde 5-6 daralma ve küçülme söz konusu iken 1,8 büyümeyle OECD ülkeleri arasında hakikaten başat rolde büyüme başarısını gerçekleştiren Türkiye pozitif yönde ayrıştı ve bütün toplum kesimlerine dönüktü hakikaten. Destekleyici paketleriyle işçimizden çiftçimize, esnafımızdan memurumuza, emeklimize, ihracatçımıza kadar bütün toplum kesimlerinin bu süreçten en az etkilenmesi hususunda üzerimize düşeni Hükûmet olarak, AK PARTİ olarak ortaya koymaya çalıştık. Aralık 2021’e geldiğimizde de tarihimizde hakikaten son elli yılın en büyük asgari ücret zammını yüzde 51’e yakın bir zam oranıyla ortaya koymak suretiyle, gelir ve damga vergisini de muaf kılarak bir devrimci anlayış çerçevesinde bütün işçi kardeşlerimizin taleplerine uygun bir cevap vermeye çalıştık. Ve akabinde de -biliyorsunuz- bu manada, daha önce 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin ağustos ayında yapılan memur toplu sözleşme görüşmeleri çerçevesinde ortaya konan skala çerçevesinde “altı aylık enflasyon oranı artı yüzde 5 zam” formülasyonunu biz yüzde 5’i yüzde 7,5’a çıkarmak suretiyle, bir  refah payı da vermek suretiyle memur ve emeklilerimizle ilgili hakikaten böyle bir düzenleme…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Memur ve emeklilerimizle ilgili dün yüzde 30,5 oranında bir zam açıklanmış oldu. Bu manada, hakikaten -inşallah- ilk altı aylık dönem için -1 Ocak-1 Temmuz arasında altı aylık döneme dönük olan- yüzde 30,5 zam oranının, tabi ki temmuz ayında yapılan toplu sözleşme gereğince ilave yüzde 7 oranında zam ve gerektiğinde de enflasyon farkıyla beraber değerlendirilecek şekilde milletimizin huzuruna çıktık. Bu manada, biz verdiğimiz bütün sözlerin eriyiz, verdiğimiz sözü yerine getiririz; bugüne kadar bunun ispatını her zaman ortaya koyduk. Dolayısıyla, hiçbir zaman işçimize, çiftçimize, memurumuza, emeklimize, esnafa ve ihracatçıya dönük yaptığımız bütün iyileştirmeler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - …bütün toplum kesimlerinin alım gücünü artırmaya dönük politikalarımız net bir şekilde ortadadır ve bu, mutlaka artarak devam edecektir; bundan hiçbir kimsenin şüphesinin bulunmaması lazım gelir. Ve biz, inşallah, faiz-kur-enflasyon sarmalını kırıp, içeriden ve dışarıdan bu dalgalanmalara, manipülasyon ve spekülasyonlara hakikaten bir ket vurup, bunları sona erdirip ekonomik kurtuluş savaşımızı zaferle taçlandıracağız, milletimizi bu sarmaldan kurtaracağız; bu manada, hiç kimsenin bir endişesi olmasın. Biz ihracatımızı 36 milyar dolardan aldık; dün Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladılar, 225 milyar doların üzerine çıkardık, 6 mislinden fazla büyüttük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) –  Bu manada, dış ticaret hacmimizi 88 milyar dolardan yaklaşık 500 milyar doların üzerine çıkararak tarihî rekorlara imza attık. Ve aynı şekilde, bütün çalışanlarımızın, 18,5 milyon insanımızın gelirinin asgari ücrete kadar olan yani yaklaşık 5 bin liraya kadar olan kısmını damga vergisinden ve gelir vergisinden muaf tutmak suretiyle buradaki gelirin de bu kardeşlerimize, bu toplum kesimlerine aktarılmasını sağladık.

Hatırlarsanız, biz 2013’te yüzde 4,5 faiz, yüzde 6 enflasyon oranlarını yakalamış bir iktidarız ama sekiz yıldır, hakikaten, yapılan birçok operasyona direne direne bugünlere geldik. Bunları yaparken, bir tarafta Libya’dayız, bir tarafta, hakikaten, Suriye’de, Irak’ta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bunları yaparken, her alanda bu güzelliklere, iyiliklere; vatandaşımızla, millet-devlet kaynaşmasıyla imza atarken; İHA’ları, SİHA'ları üretirken, toplu iğne yapamayan Türkiye imajından NATO ülkelerine teknolojik üstünlüğü olan bu mamulleri satarak 3,5 milyar dolara yakın ihracat yapan millî savunma sanayinde gelen bir iktidar olarak hakikaten “Durmak yok, yola devam.” diyerek bu rekorlarımızı kendimiz egale etmek suretiyle aynen devam ettireceğiz ve inşallah, 225 milyar doların üzerine çıkardığımız ihracatımızı önümüzdeki yıl yani bu yıl, 2022’de, 250 milyar doların üzerine çıkarıp buradaki refah payını bütün toplum kesimlerine inşallah dengeli bir şekilde mutlaka paylaştıracağız ve bu manada…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez açıyorum Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 540 milyar metreküp bulduğumuz doğalgaza yeni rezervlerle, ilavelerle inşallah 2023’ün başında sisteme entegre etmek suretiyle, bugün de yarın da her zaman vatandaşlarımızın yanında olacağız. Dar gelirlileri, sabit gelirlileri hiçbir zaman enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. Doğal gaz takviyemizi mutlaka bugün de yapacağız. Bu manada, kömür yardımı alan kardeşlerimizin doğal gaz yardımı almasına inşallah hukuki zemin de hazırlıyoruz. Bu manada bir müjdeyi de vermek istiyorum. Bütün hazineyi kiralayan 55 bin çiftçimizin yıllık artış oranını yüzde 22’den yüzde 9 çekiyoruz. Bu konuda, inşallah, çiftçilerimiz hiçbir şekilde ekilmedik, dikilmedik bir yer bırakmasınlar. Her zaman çiftçimizin, işçimizin, emeklimizin, memurumuzun yanında olmaya, onların refahını artırmaya devam edeceğiz diyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.21

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre Latin Amerika ve Karayipler Parlamentosunda (Parlatino) Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil edecek grubu oluşturmak üzere, aynı kanunun 12’nci maddesi uyarınca Başkanlık Divanında yapılan incelemeyi müteakiben uygun bulunan üyelerin isimleri Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                                                     Mustafa Şentop

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

Parlatino TBMM Türk Grubu Üyeleri

1) Sayın Ali Şahin (Gaziantep)

2) Sayın İffet Polat (İstanbul)

3) Sayın Uğur Bayraktutan (Artvin)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

                                                  

         

                                                                                                                                                                                                                    4/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 4/1/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                           Erhan Usta

                                                                                                Samsun

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri: Samsun Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Erhan Usta tarafından vatandaşımızı yokluğa ve yoksulluğa sürükleyen siyasi ve iktisadi sebeplerin araştırılması amacıyla 31/12/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 4/1/2022 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın Durmuş Yılmaz.

Buyurun Sayın Yılmaz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İYİ Partinin yoksulluk ve yoksunluk konusunda verdiği Meclis araştırması önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2016 yılından bu yana yoksullaşarak büyüyoruz çünkü ekonomik büyüme istihdam dostu değildir, refah yaratan büyüme olmaktan çıkmıştır. Ekonomik büyümemiz sorunludur, 2018’den itibaren yüksek ve kapsayıcı büyümeden düşük ve dışlayıcı büyümeye makas değiştirmiştir. TÜRK-İŞ verilerine göre, Aralık 2021’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 4.013 lira 26 kuruş, yoksulluk sınırı ise 13.072 lira 51 kuruştur. Bu verilere göre Türkiye’de 16 milyon yurttaşımız açlık sınırının, 50 milyondan fazla yurttaşımız ise yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.

2016-2020 döneminde, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,8 büyümesine rağmen yoksulluk oranı yüzde 1,51 puan artmıştır. Medyan kişi başına gelirin yüzde 70’ine göre tanımlanmış yoksulluk ise 0,84 puan yükselmiştir. O nedenle, büyümeye “yoksullaştıran büyüme” diyoruz. Şu sorunun yanıtını arıyoruz aslında: Yüzde 1’lik büyüme yoksulluk oranını kaç puan değiştiriyor? Bunun yanıtı elbette medyan gelirin yüzde kaçının referans alındığına bağlı. Gelinen noktada, toplumun büyük bir kesimi çalışanların büyük bir kesimi, hepsi asgari ücretli hâline gelmiştir, dolayısıyla da yüzde 70 uygun bir orandır. Günümüzde büyümeye rağmen yoksulluğun artışının nedenlerinden biri -belki de en önemlisi- Türk lirasının değer kaybı olarak karşımıza çıkıyor. Evet, Türk lirasının değer kaybı, yoksullaştırmayı hızlandırıyor.

Ekim 2016’dan Ekim 2021’e kadar olan dönemde, ihracatımızın birim değeri yüzde 11 artarken ithalatımızın birim değeri yüzde 40,7 artmıştır. Bu iki değerin oranı olan ticaret haddimizdeki bozulma, yoksullaştığımızın göstergesidir. Türk lirasının değer kaybı, ithal ettiğimiz bir malı ödeyebilmek için daha çok ihracat yapmak zorunda kaldığımızı gösteriyor. İhracatın arttığıyla övünelim ama hangi bedelle, hangi miktarla yaptığımızı da mutlaka dengenin bir tarafına yazalım ve dikkate alalım.

2015, eşittir, 100 baz alındığında, Kasım 2016-Aralık 2021 arasında on iki aylık ortalama ticaret haddindeki Türkiye aleyhine bozulma yüzde 12,2 olarak gerçekleşmiştir. O nedenle diyoruz ki -2001- yirmi yıl genelinde çift haneli büyümeye rağmen Türkiye’de yoksulluk azalmıyor, giderek derinleşiyor.

Fakirleşme ve yoksullukla ilgili ikinci bir husus yine Türk lirasının değeriyle ilgili enflasyondur. Sayın Akbaşoğlu biraz önce yüce heyetimizle paylaştı ve “Yüzde 30 zam yaptık.” dedi. Sayın Akbaşoğlu, verdiğiniz zam, bugün geldiğimiz noktada, 2021 yılı ikinci çeyreğindeki kaybı telafi ediyor; ilave sadece yüzde 2-2,5’luk bir zam verdiniz, bunun hesabını böyle yapmanız gerekir.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, 2006-2018 arasında 0,8 puan olan resmî tanımlı yoksulluk oranı, 2008-2016 döneminde 3,6 puan azalmış, 2016 sonrasında ise 1,5 puan artmıştır. Resmî tanımlı yoksulluk oranı 2019 itibarıyla yüzde 15 görünse de medyan gelirin yüzde 70’ine göre yoksulluk oranı yüzde 29’dur.

Soruna kişi sayısı yönünden bakıldığında, yoksul sayısı -sayılar yine TÜİK’in sayısı- son üç yılda 1,5-2 milyon kişi artmıştır. Buna göre, 2016-2019 dönemindeki artışlar yoksulluğun şiddetlendiğini göstermektedir. Üç yılda yoksul sayısındaki artış medyan gelirin yüzde 40 eşiğine göre 1,41 milyon, yüzde 50 eşiğine göre 1,650 milyon, yüzde 60 eşiğine göre 1,53 milyon kişidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Diğer taraftan, yüzde 70 eşiğine göre yoksul sayısı 2006-2019 döneminde 3,1 milyon kişi artmıştır.

Yoksulluğu, başka bir ölçüm yöntemi olan kişi başına gelire göre hesapladığımızda tablo daha da dramatikleşmektedir. Ülkemizde, 2019 itibarıyla medyan gelirin yüzde 70’in altında geliri olan 26 milyon kişi var. Konuşmamın başında da değindiğim üzere TÜRK-İŞ’in açıkladığı sınırlara göre Türkiye’de 10,7 milyon kişi aç, 54,1 milyon kişi ise yoksuldur. Yoksulluk oranında azalma trendi var gibi görünse de yoksul sayısı sürekli 50 milyonun üzerinde kalmaktadır. Bu da ülkemizde yoksulluğun ne kadar katı olduğunu göstermektedir.

Peki, yoksulluğun ve yoksunluğun en etkin, en derin gözlemlendiği alanlar hangileridir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yılmaz, tamamlayın cümlenizi lütfen.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – O zaman şöyle söyleyeyim: Türkiye’de gıda enflasyonu yoksunluğun yanında yoksulluğu da derinleştiriyor. En yoksul yüzde 10’luk grupta yer alan 8 milyon kişi bir ayda, gıdaya sadece 149 TL harcama yaparken en zengin yüzde 10’luk grupta ise bu 519 TL’dir. En yoksul kesim toplam gelirinin yüzde 36,5’uğunu gıdaya harcarken en zengin yüzde 10’luk grup toplam gelirinin yüzde 13’ünü harcamaktadır.

Toparlayacak olursam; sadece yoksulluk değil, sosyal transferlere bağımlılık da artıyor.

BAŞKAN – Sayın Yılmaz…

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Dağıtım adil de değil.

İYİ Parti iktidarında fırsat eşitliği sağlanıp yoksulluk döngüsü kırılacaktır. Yoksulluk azaltılacak ve derin yoksulluk bitirilecektir. Sosyal yardımlar bağımlılık yaratmayan hak temelli bir uygulama hâline gelecektir.

Ve bu çerçevede, önerimize olumlu oy kullanmanızı takdirlerinize sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı sadece atıf yaptığı için beyan etmek isterim ki açıklamam açık ve nettir.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden İzmir Milletvekili Sayın Kemalbay.

Buyurun Sayın Kemalbay. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Genel Kurulu, değerli halklarımızı saygıyla selamlıyorum.

Erdoğan “Ekonomik kurtuluş savaşı başlattım.” dedi ama gördük ki halka karşı bir savaş başlattı. 17-25 Aralık vurgununun bir başka versiyonu 20-31 Aralıkta gerçekleştirilmiştir ve dolayısıyla da araştırmaya muhtaçtır. Bu birkaç günde, Erdoğan’ın kasıtlı tercihiyle, servet sahipleri, bankalarda mevduatı olanlar kazansın diye 85 milyon sefalete sürüklenmiştir, emek gücü ucuzlatılmıştır. Enflasyon TÜİK’e göre bile yüzde 36 iken halkımıza göre yüzde 100 olmuştur. Hayat ateş pahası, bunu herkes yaşıyor. Yoksulu yoksula anlatmaya gerek yok yani yoksulluğu yoksula anlatmaya gerek yok. Bebeğine mama alamayana, anneye, çocuğuna harçlık veremeyen anne babaya, ped alamayan kadına, pandemide açlık çekenlere, işsize, güvencesize, “Barınamıyoruz.” diye battaniyeyle dolaşan gençlere ekonominin kötü olduğunu anlatamayız. Yoksulluğun sebebi, yoksulu suçlamakla açıklanamaz “Yoksulum.” diyen de sakın yoksul olduğu için kendisini suçlamasın. “İşsizim.” diyen gençler, sakın “işsizim” diye kendinizi suçlamayın. İşsizliğin de yoksulluğun da pahalılığın da sebebi, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan ekonomik düzenin kendisidir, kapitalist sömürü düzenidir, onun bekçisi Erdoğan ve AKP iktidarıdır. Bize göre tek adam rejimi, Erdoğan’ın halka açtığı bu ekonomik savaşın alternatifi başka bir sömürü sistemi olmamalıdır. Özelleştirmeler, piyasacı ekonomi, kadın emeğinin yok sayılması, Dünya Bankasının politikalarıyla tarımın yok edilmesi, ekonomik tetikçilerle birlikte her tarafın betonlaştırılması neoliberal kapitalist düzenin tercihleridir. Bugün, niteliksiz, kayırmacı bürokrasi sonucunda, bütün niteliksiz, kayırmacı bürokrasi sorunundan elbette bahsedebiliriz, nepotizmden bahsedebiliriz, bu bürokrasiden şikâyet edebiliriz ama bunu yaparken bir tek bununla açıklarsak kapitalizmi sermayenin günahlarını örtbas etmiş oluruz. Bizim yeni dervişlere, ABD’den tepemize düşen yeni prenslere ihtiyacımız yok. Sermayenin çıkarlarını her şeyin üstünde gören, halkın talep ve ihtiyaçlarını esas almayan -tehlikeli bir şekilde- halkın gelir ve servetini yeniden dağıtmayan hiçbir yönetim anlayışı halkın sorunlarını köklü bir şekilde çözemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – Halkımız, yeni yıla sefaletle girdi. Gençlik meclislerinin Galata Köprüsü’nde seslendirdiği gibi, yeni yıla sefaletle girerken sensiz çıkmak dileğiyle ama söz, çaldıklarınızı bırakmayacağız. Yeni yıl sömürü düzeninin değil emeğiyle, alın teriyle üretenlerin olacak.

Halklarımıza umut dolu bir yeni yıl diliyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden Konya Milletvekili Sayın Abdüllatif Şener.

Buyurun Sayın Şener. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görünen tablo şudur: Sürekli olarak sorun üreten, sonra kendi ürettiği sorunlarla ülkeyi yoran bir iktidar vardır. Kendi ürettiği sorunlarla uğraşırken bunu bir başarı sayan bir iktidar zihniyeti vardır. Bu zihniyetle, bu yapıyla bu ülkedeki ne yoklukla ne de yoksullukla mücadele edilebilir. Günübirlik kararlarla Türkiye’yi yoksullaştıran ama bir avuç insanı sürekli zenginleştiren politikaların bu ülkeye kazandırabileceği hiçbir şey yoktur. Onun için, İYİ Parti Grubu tarafından verilen bu araştırma önergesinin Mecliste kabul edilmesi ve kurulacak Komisyonla bu ülkede izlenecek ekonomik politikaların Meclisin ağırlığıyla belirlenip Hükûmetin önüne konulması gerektiğine inanmaktayım.

Değerli arkadaşlar, bakın, yıllardır izledikleri politikalar neticesinde açıkça görüyoruz ki bu iktidar zengini daha da zengin hâle getirmektedir. 2002 yılında 1 milyon TL üzerinde mevduatın toplam mevduat içerisindeki payı yüzde 24’ken bugün yüzde 64 olmuş vaziyettedir. Diğer taraftan, daha yeni, yeni yıla girdik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle varlık barışı yasası 3’üncü kez uzatılıyor; kara parayı aklayan, tek kuruş vergi ödemeyen bir kesimin varlığı tekrar meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bunun da ötesinde, dövize bağlı garantilerle yine, bu ülkenin balını, kaymağını yiyen yandaş kesime servet aktarılıyor. Ama diğer taraftan, vatandaşın hâline bakıyoruz: TÜİK verilerine göre, bu ülkede 4 milyon kişinin günlük geliri 16 liradır. 4 milyon insan, bu ülkede, günlük 16 lira gelirle yaşıyor. Yani 16 lira dediğiniz şey, markete gittiğiniz zaman 1 kilo un demektir. Yine, TÜİK verilerine göre 16 milyon kişi de günlük 29 lirayla yaşamaktadır. O da 1 litre ayçiçeği yağı etmektedir. Türkiye’de böylesine derin bir yoksulluk vardır ve bu yoksulluğa bu Hükûmetin çare bulması, çözüm üretmesi imkân dahilinde değildir. Çünkü sürekli sorun üreten ve yoksulluğu gittikçe derinleştiren bir iktidar zihniyetinin ülkedeki bu sorunu çözmesi mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, TÜRK-İŞ’in yapmış olduğu açıklamaya göre bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 4.927 liradır yani asgari ücretin üzerinde bir miktardır. Yine, aynı şekilde Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu aralık ayında açlık sınırının 2022’nin asgari ücretini geçtiğini hesaplamıştır, açlık sınırı 4.652 liraya çıkmıştır. Bu tablo karşısında elbette politikaların gözden geçirilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir araştırma önergesiyle durumu gözden geçirmesi ve yeni bir politika üretmesi lazımdır diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Manisa Milletvekili Sayın Uğur Aydemir.

Buyurun Sayın Aydemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, AK PARTİ, 2002 yılında iktidara geldi, iktidara geldiğimiz günden itibaren Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’yi kalkındırmayı, toplumun refahını artırmayı devrim niteliğinde yaptığımız değişikliklerle sürdürüyoruz değerli arkadaşlar.

Bakınız “AK PARTİ kendi, sorunu üretiyor, sonra çözdüğünde de başarılı zannediyor.” diyen arkadaşlarımız oldu. Covid-19’u biz üretmedik arkadaşlar, Covid-19 gerçeği var, bütün dünya Covid-19 pandemisiyle yanıp kavrulurken, bütün dünya ekonomileri, küresel ekonomi yüzde 3,4 daralırken, Türkiye, başarı örneği gösterdi. 2020 yılında yüzde 1,8, 2021 yılında -Allah’ın izniyle- yüzde 10’un üzerinde bir  büyüme kaydedeceğiz.

Bakınız, “AK PARTİ refah üretmeye devam ediyor.” diyoruz. Nasıl mı? 2002 yılında 350 milyar olan gayrisafi millî hasılamız 2022 yılında 7 trilyon 880 milyar TL olacak Allah’ın izniyle. İşte, büyüme bu.

ERHAN USTA (Samsun) – Yanlış onlar yanlış…

UĞUR AYDEMİR (Devamla) – Bakınız, değerli arkadaşlar, organize sanayi bölge sayısı 2002’de 140 tane iken bugün itibarıyla 353 tane oldu. Evet, fabrika sayısı 14 binden 68 bine ulaştı. Bütün dünyada işsizlik oranı artarken, işsizlik varken son bir yılda Türkiye ekonomisi 2,5 milyon istihdam oluşturdu değerli arkadaşlar. İşte, refah üretmeye devam ediyoruz. Yoksulun yanındayız, garibanın yanındayız, yaşlımızın yanındayız.

Bakınız, 65 yaş aylığı… 2002 yılında kaç paraydı? Sadece ve sadece 24 TL’ydi. Bugün ne kadar? 1.300 TL’ye çıkarıyoruz. Değerli arkadaşlar, bu bizim bütün vatandaşlarımızın yanında olduğumuzun en bariz örneğidir, en bariz göstergesidir. 24 TL nere 1.300 TL nere?

CAVİT ARI (Antalya) – Neden bahsediyorsun?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Yüzde 127’lik elektrik zammından bir bahset!

UĞUR AYDEMİR (Devamla) – Bakınız, iktidara geldiğimizde toplanan vergilerin yüzde 86’sı faize gidiyordu. Bugün toplanan vergilerin sadece yüzde 17’si gidiyor. Ve bu sayede devletin hazinesine kalan para ne kadar biliyor musunuz değerli arkadaşlar? 838 milyar TL. Bu nereye gidiyor değerli arkadaşlar? İşte, geçtiğimiz haftalarda asgari ücretten vergiyi nasıl kaldırdık? Bu faize giden paraları kestiğimizden, hazineye gönderdiğimizden dolayı asgari ücretten vergiyi kaldırdık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) AK PARTİ iktidarı, hayal dahi edilemeyenleri Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirmeye devam ediyor.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

UĞUR AYDEMİR (Devamla) – Ne yaptık? Asgari ücretle yetinmedik, maaş ve ücret gelirlerinin de asgari ücret geliri kadar kısmını vergiden istisna tuttuk. Dar gelirli vatandaşlarımızın yanındayız dedik. Değerli arkadaşlar -basit usulde- hem gelir vergisi beyannamesi vermeyecek mükelleflerimiz hem de vergi istisnasını onlara da getirdik.

Evet, değerli arkadaşlar, bizler Türkiye’yi büyütmeye, Türkiye’yi güçlendirmeye, üretim ve altyapımızı geliştirmeye, çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Bakınız, 2002 yılında 2 tane İHA’mızı İsrail’den alırken, tamiratını yaptıramıyorken bugün ne yapıyoruz? Hamdolsun, İHA’mızı da, SİHA’mızı da bizler yapıyoruz. Dolayısıyla, İYİ Partiye bu fırsatı, konuşma fırsatını bize vermesinden dolayı teşekkür ediyoruz ama araştırma önergesine katılmadığımızı ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza...

 

III. - Y O K L A M A

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, oylamaya geçmeden önce yoklama yapılmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunmadan önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun yoklama talebi var, onu karşılayacağım, yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Özkoç, Sayın Yıldız, Sayın Köksal, Sayın Kayışoğlu, Sayın Karaca, Sayın Gürer, Sayın Bülbül, Sayın Özer, Sayın Özcan, Sayın Ünsal, Sayın Kaya, Sayın Yeşil, Sayın Tığlı, Sayın Ceylan, Sayın Antmen, Sayın Sarıaslan, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Zeybek, Sayın Hancıoğlu, Sayın Emecan.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekilleri, sistemde güncelleme yapıldı, daha önce giremediğini söyleyen arkadaşlarımızın pusula yazmadan önce sistemde denemelerini rica ediyorum.

Ayrıca, pusula veren arkadaşlarımızın da Genel Kuruldan ayrılmamalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.59

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

İYİ Parti grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, pusula vermeden önce sisteme girmeyi deneyin lütfen, sistemde güncelleme yaptık, daha kullanışlı hâle geldiğini düşünüyoruz. Onun için bütün arkadaşların önce denemesinde fayda var. Ayrıca pusula veren arkadaşların da Genel Kuruldan ayrılmamalarını rica ediyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bitti, bitti; almayın onları, almayın!

ERHAN USTA (Samsun) – Almayın Başkanım, almayın onu.

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri arkadaşlarım, lütfen oturur musunuz? Burada her şey kontrol altında merak etmeyin.

 (Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

Pusula veren arkadaşlar lütfen salondan ayrılmasın.

 

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

BAŞKAN - İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… İYİ Parti grup önerisi kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/1/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                       Meral Danış Beştaş

                                                                                 Siirt

                                                                       Grup Başkan Vekili

Öneri:

4 Ocak 2022 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından verilen (16074) grup numaralı, ekonomideki olumsuz tablonun nedenlerinin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 4/1/2022 Salı günkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

(Uğultular)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, salondaki gürültü sona ererse görüşmelere devam edeceğim. Sayın milletvekilleri, gürültüden sesim duyulmuyor herhâlde.

(Uğultular)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, görüşmelere devam edebilmemiz için salondaki gürültünün sonlandırılması gerekiyor. Sizlerden rica ediyorum, konuşmacıyı kürsüye çağıracağım, aksi takdirde ara vereceğim.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.13

 

4 Ocak 2022 Salı

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Batman Milletvekili Sayın Necdet İpekyüz’ü davet ediyorum.

Buyurun Sayın İpekyüz.

HDP GRUBU ADINA NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yeni yılın ilk günlerinde Meclis açıldı ve yeni yılda olabildiğince herkes birbirine mesaj atmaya başladı. Mesajlarda genellikle barış, huzur, sağlık, mutluluk, başarı dileklerinde bulundular ve yılın son günlerinde en çok konuşulan konu ekonomiydi, krizdi; ne durumdayız, ne yapabiliriz? Herkes televizyon başında veya telefonlarında “Döviz fiyatları ne oldu, yaşam nasıl devam edecek, önümüzdeki yıla nasıl gireceğiz?” diye merak ediyordu ve asgari ücret komisyonu toplanıyor, ne olacak deniyordu ve dolar 18 lirayı bulmuştu. Bir açıklama yapıldı; asgari ücretle ilgili bir artış ve artı, doların düşüşüyle ilgili, mevduatı bağlamayla ilgili bir düşüş. Ama peşinden yılın ilk günleri mutlulukla beklenirken, bir hayal kurulurken vatandaş krizin ne kadar kötü olduğunun farkındaydı ve yılın ilk sabahı uyandığında elektriğe, doğal gaza, motorine, benzine, yakıta zamlar açıklandı ve peşinden bütün zamlar geldi. Daha maaşlar cebe girmeden eridi, yok oldu. Ekonomik krizi herkes biliyordu ama bu krizle beraber intikamın bu kadar kötü alınacağını bilmiyordu, beklemiyordu ama gidişat çok kötü, giderek de kötüye gidiyor.

Asgari ücretle ilgili yapılan müjdeli haber, övünülecek haber şu anda emekçi, işçi ve bütün herkes için bir yoksulluğa, açlığa dönüştü. Nitekim daha yılın ilk günlerinde sendikalar açıkladı, şu anda asgari ücret açlık sınırının altında ve Türkiye nüfusunun yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında.

Yılın ilk gecesinde, ilk saatlerinde ne yapıldı? Yılın devrinde Osmangazi Köprüsü’nde -videoları birçok kişi izledi- bekletildi. Sanki o gece iki üç dakika geç gitseler Türkiye’nin ekonomisi kurtulacak, hiç de öyle değildi ama aynı oyun bir şekilde daha yapıldı. Neydi? Niye yılın ilk gününde de elektriğe, gaza zam geldi? Çünkü enflasyon rakamları memur, emekli maaşlarına yansıyacaktı. Ocak 1’e atıldı, aralıkta verilmedi; verilmiş olsaydı günlük yaşamda, markette, pazarda alışveriş yapan herkes ona göre bir hak talebinde bulunacaktı. Böyle bir kurnazlığa gidildi ve kurnazlığın bir tarafı da şu: Elektriğe yapılan zam 150 kilovatsaatten sonra artarsa… 150 kilovatsaat. Hesapladık arkadaşlarımızla; bir kişi tek başına yaşıyorsa ve günlük bir işi varsa, akşam eve geliyorsa 150 kilovatsaati kurtarabiliyor ama onun dışında hiç kurtaramıyor. Bu durumda, aslında, yüzde 127 zam yapmış oldunuz. Peki, elektrikle bağlantısı ne? Türkiye, elektrik ve doğal gazda olduğu gibi, birçok üretimde de ham maddeyi dışarıdan dövizle getiriyor. Bunlar tümüyle üretime yansıdığı için hayat pahalılığı olabildiğince artıyor. Hayat pahalılığı olunca ne oluyor? İşsizlik, yoksulluk ve bu tümüyle büyük bir çoğunluğu daha da sıkıntılı bir sürece koyuyor.

Un, ekmek, deterjan, şeker, süt, yumurta; birçok üründe yüzde 100’ün üzerinde bir fiyat artışı var. TÜİK ne açıklıyor? TÜİK yüzde 36 küsur diyor ama araştırma yapan kurumlar yüzde 80 küsur. Yüzde 80 nerede, yüzde 36 nerede? TÜİK’e hiç kimse güvenmiyor. TÜİK kendi kendine de güvenmiyor çünkü temel ihtiyaç maddelerine baktığımızda oradaki fiyat artışları da çok yüksek.

Bir oyun oynanıyor insanlarla dalga geçercesine ve deniyor ki: “Biz marketlere, esnafa baskı yapacağız ki fiyatları düşürsünler. Döviz yüksekken düştü, niye düşürmüyorlar?” İyi de döviz düştüyse niye elektriğe zam yapıyorsun, niye doğal gaza zam yapıyorsun? Sen eğer buna güveniyorsan, niye yakıttaki vergi oranını düşürmüyorsun? O zaman sen çoğunluktan yana değilsin. Büyük bir çoğunluğun yoksulluğunu hoş görüyorsun, bir azınlığın zenginliğine ortam yaratıyorsun.

Ulaştırmadan barınmaya, gıdadan birçok şeye kadar hayat pahalılığı büyük çoğunluğu artık mağdur etmiş durumda ve bu mağduriyetle beraber zamlar da önümüzdeki günlerde giderek artacak. Yüksek enflasyon, vergideki adaletsizlik, makasın açılması, yoksulluğun ve işsizliğin giderek artması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Neymiş? Yeni hükûmet sistemiyle beraber ekonomiyi biliriz. 2 bakan değiştirmek, Merkez Bankası yöneticilerini değiştirmek çözüm olmamıştır ve sizin getirdiğiniz bu koşullar gidişinizin habercisidir. Yapılacak en güzel şey vatandaşlarla beraber, büyük çoğunlukla beraber sesimizi yükseltmek, bu zamlara dur demek. Bunun da yolu… Seçim sandığı ortada –bugün Eş Başkanlarımız da açıkladı, ilk günden beri söylüyoruz– siz gidiyorsunuz, bitiyorsunuz. Bu, vatandaşın her gün kursağına göz koyanların son günleridir. Bugünlerin gitmesi dileğiyle, hepinize saygılar.

Ne yapmamız lazım? Arkadaşlar, ilk günden beri söylüyoruz. İtiraz edecekseniz gelin, araştıralım hayat pahalılığı var mı, yok mu? İşsizlik var mı, yok mu? Yoksulluk var mı, yok mu? Birazdan parmaklarınızı göreceğiz. Biz “Var.” diyoruz ve biz diyoruz ki: “Kalkınacak.” Nasıl?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Temel ihtiyaç olan doğal gaz, internet, su ve elektrikte ücretsiz bir tarife istiyoruz biz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın Durmuş Yılmaz.

Buyurun Sayın Yılmaz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Her politikanın bir hukuku, her hukukun bir düzeni, her düzenin bir kültürü vardır. Bu düzenin kültürü de cin fikirliliktir diye başlıyorum. Bu cümleyi birkaç kez bu yüce Mecliste kurdum. Bundan neyi kastediyorum? Şunu kastediyorum: Şu anda verilen önerge enflasyonla ilgili, dolayısıyla, enflasyonu azdıracak bir uygulamayla karşı karşıyayız. Bu da şu: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önemli iletişim araçlarından bir tanesi Analitik Bilanço’su, diğeri de Haftalık Vaziyeti. Bu 2 dokümandan anladığımız kadarıyla, bilançoda “İç Varlıklar” kaleminin altında yer alan “Diğer Kalemler” hesabında 30 Aralık itibarıyla 70 milyar TL’lik bir kayıt vardı; bu kaydın işareti artıydı. Merkez bankacılığı açısından, artı “zarar” anlamına gelir. Yani Merkez Bankası 70 milyar TL’lik bir zarar edecekti ama ne olduysa oldu; 31 Aralıkta bir işlem yapıldı, bir operasyon yapıldı ve bu operasyon sonucunda 70 milyarlık zarar 60 milyarlık kâra dönüştü. Yine, bilançonun takibinden anlıyoruz ki o gün bir şey yapılmış. Yapılan kâr zarar hesabına baktığımızda, 177 milyarlık kâr zarar hesabında önemli bir azalma var. Bu azalmanın sonucunda da öğrendiğimiz şu ki: Burada bir döviz satışı yapılmış. Bu döviz satışı nasıl yapıldı da Merkez Bankası zararı artıya geçti,  60 milyar TL’lik bir artıya geçti?

Sayın AK PARTİ Grup Başkanından veya kendisinin uygun göreceği herhangi bir AK PARTİ milletvekili arkadaşımızdan bu kürsüye gelip gerçekten, 31 Aralık günü, 70 milyarlık Merkez Bankası zararı nasıl 60 milyarlık artıya ve kâra dönüştü? Çünkü bu açıktan para basmaktır. Siz, bu, açıktan para basmayı önümüzdeki günlerde -belki de şubat ayında- alacaksınız ve harcayacaksınız; bu da enflasyonun nedeni olacak. O nedenle, sizden istirhamım, gelin, bu kürsüde milletin gözünün içine baka baka bu 10 milyar dolar tutarındaki -o da 130 milyar TL’ye kâr ediyor- bu kâr bir gecede nasıl yazıldı, nasıl yapıldı, şurada biriniz bunu açıklayın ve millete bunun hesabını verin ve buradan doğacak olan enflasyonun da maliyetini milletin omzuna nasıl yüklendiğini açıklayın.

Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden Çanakkale Milletvekili Sayın Özgür Ceylan.

Buyurun Sayın Ceylan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubunun ekonomideki olumsuz tablonun nedenlerinin araştırılması talebiyle vermiş olduğu önerge üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime araştırma önergesini desteklediğimizi belirterek başlamak istiyorum.

Ekonomide çok zor günler geçiriyoruz ama iktidar havaya bakıp ıslık çalmakla yetiniyor; Maliye Bakanı, gözlerine bakmamızı, oradaki ışığı görmemizi istiyor. Bakanın gözlerindeki ışığı görebilecek miyiz bilmem ama böyle giderse hep birlikte ışığa doğru gideceğiz, öyle gözüküyor değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Her gün her şeye zam üstüne zam yağıyor; dar gelirli, işçi, memur, emekli çok zor durumda, yoksulluk inanılmaz derecede arttı. İktidar, doları dizginlediğini iddia ediyor ama dolarla birlikte artan fiyatların hiçbiri geriye gelmedi; mazot, gübre, ayçiçeği yağı, sebze, meyve, et, kömür, hiçbir şey ucuzlamadı; elektriğe, doğal gaza gelen zamlarda üstüne eklenince milletçe fişimizin çekileceği noktaya geldik sayın milletvekilleri.

Tüm bunlar yaşanırken başta ekonominin kitabını yazan AKP Genel Başkanı olmak üzere, iktidar hiçbir şey yaşanmıyormuş gibi, her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranıyor. “Ceket olmazsa şapka verelim.” şeklinde uydurdukları yeni ekonomik model yalanına sığınarak günü kurtarmaya çalışıyorlar. Madem böyle bir mucize ekonomik modeliniz vardı, on dokuz yıldır neden uygulamadınız sayın iktidar milletvekilleri? Neden bu süper ekonomik modelin bedelini işçi, çiftçi, emekli, dar gelirli vatandaş yoksullaşarak ödüyor ya da yandaşa, saray şürekâsına hiçbir şey olmuyor, aksine bir gecede zenginleşiyor? Doları önce yükseltip sonra düşürdüğünüz 20 Aralık gecesi bütün ülkeyi âdeta bir kumarhaneye çevirdiniz. Vatandaş ne yapacağını bilemeden, panik içerisinde parasını dolara mı yatırsın, bozsun mu, altın mı alsın, size bir türlü güvenemedi. Ülkemizde gerçek kişilere ait tasarruf mevduatı dolarizasyon oranı yüzde 63,7. Kur korumalı vadeli TL mevduatı açıklamasının yapıldığı günden bu yana bankalardaki döviz mevduatları azalmak bir yana arttı. 17 Aralık Cuma günü 260 milyar dolar olan bankalardaki toplam döviz mevduatları, 28 Aralıkta 260,2 milyar dolara yükseldi. Kur korumalı mevduattan yararlanabilecek gerçek kişilerin döviz mevduatı 17-28 Aralık günleri arasında sadece 146 milyon dolar azaldı. Buna rağmen ticari kuruluşlar ve resmî kuruluşların döviz mevduatı ise 773 milyon dolar arttı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR CEYLAN (Devamla) – Özetle, bu iktidar, bu ülkeyi topyekûn batırdı. Ama bu düzen böyle gitmeyecek değerli milletvekilleri, az kaldı, sandık gelecek ve ekmeğine, aşına el uzatanlara millet sandıkta tarihî bir ders verecek.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Erzurum Milletvekili Sayın Zehra Taşkesenlioğlu Ban.

Buyurun Sayın Ban. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – Kıymetli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; HDP grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2022 yılının ülkemiz ve milletimiz için sağlık ve bereketler getirmesini diliyorum.

Ülkemiz  geçtiğimiz on dokuz yılda ortalama yüzde 5,1’lik bir büyüme artışı gerçekleştirmiş ender ekonomilerden bir tanesidir. Salgının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu günlerde, 2020 yılında küresel ekonomiler yüzde 3,4 küçülürken ülkemiz 1,8’lik bir büyüme gerçekleştirmiş ve 2021 yılının son çeyreğinde de yüzde 7,4’lük bir büyümeyi yakalamıştır. Yatırım ve üretimle ülkemizin ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz. Sanayi Üretim Endeksi’nde ekim ayında yüzde 8,5’lik artış gerçekleştirildi. Yine sanayide kapasite kullanım oranını salgın öncesindeki dönemin üzerine çıkarak aralık ayında yüzde 78,7’lik seviyeye çıkarmış olduk. 2002 yılı ihracatımız 36 milyar dolar iken 2021 yılında ihracatımız 225 milyar doların üzerine çıkmıştır. Ülkemizin istihdamı 2002 yılında 19 milyon iken 2021 yılına geldiğimizde 2 milyon 600 bin artışla beraber 30 milyonun üzerine çıkarmış olduk. Ülkemizin her tarafında 3,5 trilyon dolarlık alt yapı ve üst yapı yatırımları sayesinde bölgemizin lideri konumuna getirdik. Çalışanlarımız başta olmak üzere, vatandaşlarımızın gelirlerini enflasyon altında ezdirmemek için özel tedbirler aldık. Asgari ücreti son elli yılın en yüksek artışını gerçekleştirerek 4.250 liranın üzerine çıkardık. Tüm çalışanların ekonomik durumlarına katkı sağlamak amacıyla memurlar dâhil olmak üzere tüm ücretlilerin asgari ücrete kadar olan ücretlerinden gelir vergisini ve damga vergisini muaf hâle getirdik. Basit usulde vergilendirmeyle esnaflarımızı gelir vergisinden muaf hâle getirdik. Memurların maaş artış oranlarını yüzde 30,5 seviyesine çıkarmış olduk. En düşük emeklilik ücretini 2.500 lira olarak belirlemiş olduk. Sosyal devlet anlayışımızın bir örneği olarak son yirmi yılda bu alanımızı da güçlendirmeye gayret ettik. Özellikle ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primlerini, 65 yaş aylıklarını, bakım aylıklarını, engelli aylıklarını, dul ve yetim aylıklarını, sosyal ve ekonomik destek ödemelerini, elektrik üretim desteği gibi desteklerle vatandaşlarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Bunun için 2022 yılı bütçemizden yüzde 6,4 oranında bir oran tahsis ederek 104 milyarlık bir ödenek ayırmış olduk. Biz AK PARTİ olarak yatırım, üretim ve ihracatla ülkemizi büyütmeye devam edeceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, 60’a göre 3 sayın milletvekiline söz vereceğim.

Sayın Tığlı…

 

 

 

NECATİ TIĞLI (Giresun) – Teşekkür ederim Başkanım.

2021 yılında Giresun’da yaşanan sel felaketinde büyük zarar gören Batlama Vadisi’ndeki Çaldağ’da yaptırılacak 24 konut ve 19 iş yeri aradan geçen dört yüz doksan altı güne rağmen hâlâ yapılmamıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanı yaşanan afetten bir yıl sonra konut ve iş yerlerinin, köy evlerini yıl sonuna kadar teslim edileceği ve yapılması gereken her şeyin yapıldığını ifade ederken sanırım Çaldağ afet konutlarını unutmuştu, oysa biz defalarca hatırlatmıştık. Bir kez daha soruyorum: 25 Kasım 2021’deki ihale neden iptal edildi ve ihale için neden bu tarihe kadar beklendi? Afetleri siyasi şova dönüştüren AKP Çaldağ’da 24 konut ve 19 dükkânın inşa edilmesi için neyi bekliyor? Bugün ihale yapsanız bile yaşattığınız mağduriyeti telafi edemezsiniz. Ayrıca bu yaşananlardan Sayın Cumhurbaşkanı haberdar mı onu da merak ediyoruz.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kabukcuoğlu…

 

 

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 25 fabrikadan 10’u özelleştirildi. Ülkemizin yıllık şeker ihtiyacı 2,7 milyon tondur. Özelleştirmeyle şeker üretimindeki payı yarı yarıya düşen Türk Şeker günümüzde ülkemizin şeker ihtiyacını karşılayamaz olmuştur. Bir vakitler “Devlet et mi üretir? Devlet süt mü üretir?” diyen zihniyet, her şeyi sat, parayı al felsefesi gereğince ülkenin üretim araçlarını sürekli sattı. Ülke çiftçisi tarlasına küstü, ülkemiz insanları hayatını sürdürebilmek için yabancı ülkelerden gelecek gıda maddelerine muhtaç hâle geldi. Geldiğimiz aşamada ülkemizin gıda güvenliği tehlikeye sokulmuştur. Tarım ekonomisinde etkili tedbirler derhâl alınmalıdır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Özcan…

 

 

SUAT ÖZCAN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem Muğla’da, Milas’a bağlı Sarıkaya Mahallesindeki Yumrutaş Mevkisinde özel bir firma tarafından işletilen açık feldspat madeni ocağında maden kamyonu devrildi. Kazada ağır yaralanan 67 yaşındaki sürücü Abdullah Kiraz tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

2019 yılının Şubat ayında aynı bölgede meydana gelen maden kazasında da 3 maden işçisi kaya kütlesi altında kalarak hayatını kaybetmişti. Maden sahalarında yaşanan ölümcül iş kazalarının önüne geçilmesi için, işçi sağlığını merkeze alan bir madenciliğin yapılması için yetkilileri ve işletmeleri gerekli önlemleri almaya davet ediyorum.

Teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/1/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

 

Engin Özkoç

Sakarya

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan (Döviz kurlarında yaşanan artışların ve bu artışlar sırasında yapılan işlemlere ilişkin iddiaların araştırılması) amacıyla verilmiş olan 10/5248 Esas Numaralı Meclis Araştırması Önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 4/1/2022 Salı günkü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu.

Buyurun Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

 

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin, hatta dünya ekonomi tarihinin görmediği bir döviz manipülasyonu üzerine kimilerine milyarlarca dolar kazandıran, milyonlarca insanın birikimini eriten, Merkez Bankamızın soyulmasına, Hazinemizin yağmalanmasına ve milletimizin birikimlerinin eritilmesine sebep olan bir döviz manipülasyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması için bir önerge verdik. Ne demek istiyoruz, niye bu şüpheyi duyuyoruz? Niye Merkez Bankasının soyulduğunu, Hazinenin yağmalandığını düşünüyoruz? Değerli arkadaşlar, bu millet kıt kaynaklarıyla 100 milyarlarca dolar döviz biriktirmiştir, rezerv biriktirmiştir. İlk olarak Cumhurbaşkanının damadı tarafından 128 milyar dolar rezervimiz ortalama 6,5 lira kurdan satıldı. Bugün döviz 13,5 lira. Bu parayı geriye koymak için döviz hiç oynamasa bile 750 milyar lira kaynağa ihtiyaç var. Bu bir kamu zararıdır. Ancak bu zararın karşılığında kâr edenler vardır. Peki, bu kâr nasıl elde edildi arkadaşlar? 20 Aralık tarihi bu vurgunun en doruğa çıktığı tarihtir. 20 Aralık tarihinde ne oldu? Vatandaşlar koşa koşa dövize gitti. Peki, bu vatandaşları kim manipüle etti, kim bu vatandaşları dövize sevk etti?

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Kim?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Biz değil mi! Ben mi dedim “Faiz enflasyonun sebebidir.”?

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (İstanbul) – Hadi canım sen de!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ben mi dedim “Faiz enflasyonun sebebidir.”? Ben mi enflasyonu patlattım? Ben mi dedim “İhracatı önemsiyoruz, artık kur bizim için değil.”? Bilmediğiniz konuda iddia etmeyin. Bunları söylediğiniz an herkes gider dolar alır. Ve insanlar alın teriyle biriktirdiğini, çaldığını değil, ayakkabı kutusundan çıkardığını değil, alın teriyle biriktirdiğini saraylarda yaşayanlara yedirmemek için gitti döviz aldılar. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, o gece ne oldu? 18 liraya çıkardığınız dövizi 18 liradan sattırdığını… Bak, bu VİOP. VİOP ne demek biliyor musun? Vadeli işlemler opsiyon...

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Sen onu onlara söyle.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Yok, seninkiler yaptı. Onlara niye söyleyeceğim, seninkiler yaptı bunları.

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bak, saat 9’u 25 geçe işleme beş dakika kala siz tutup da o işlemi 9’a 25 kala yüzde 10 sınır var, alt ve üst sınır, VİOP şunu söylüyor, diyor ki: “Yüzde 10’u geçemezsiniz kârda, yüzde 10’un da altına düşemezsiniz.” Saat 9’u 25 geçe piyasaların açılmasına dört buçuk dakika kala alt limiti yüzde 10’dan bir günlüğüne yüzde 80’e indirdiniz. Bu ne demek biliyor musunuz? Orada bir sürü ihracatçı var, bir sürü ithalatçı var, bir sürü bireysel yatırımcı var; fiziki döviz talebi olmasın diye orada insanlar size güvenerek işlem yapıyor. Yüzde 80’in altına düşürdüğünüzde 18 olan dövizi 3,60’a indirdiniz. İnsanlar teminatlarını yaktılar, 3,60’tan döviz alan oldu 18 liradan satanlar olduğu gibi. Peki, bunun bilgisi kime verildi? Madem kendinize de çok güveniyorsunuz, madem hiçbir şey yapmadınız; gel kardeşim, kuralım bir araştırma komisyonu, biz iddiamızda haklı çıkalım, siz de tertemiz, pırıl pırıl çıkın bu işten. Var mı öyle bir yüreğiniz? O zaman niye bağırıyorsunuz? Bir sürü insan servetini kaybetti, intihar eden insanlar var.

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Sen niye bağırıyorsun?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Ben bağırmayacaktım, bağırmak zorunda bırakıyorsunuz. Sakin konuşarak defalarca anlatmaya çalıştım. Peki, bu insanların zararı ne olacak? Milyarca dolar Merkez Bankasını soyanlar… Ya, Merkez Bankası bilançosunda hile yapılır mı be? 30 Aralık günü 130 milyar dolar -Durmuş Bey anlattı- zararda olan Merkez Bankasını 60 milyar dolara bir günde kâra geçirip parayı soyacağınız hazineye aktarmak yakışıyor mu değerli arkadaşlar ya? (CHP sıralarından alkışlar) Size sordu Grup Başkan Vekili, bir tek cevap vermiyorsunuz. Size sordu Sayın Grup Başkan Vekili. “Manipülasyon” deyip o kadar adama dava açtınız. Beyler, bayanlar; Erdoğan’a inandı millet. Erdoğan -bak, tekrarlıyorum- “Faizi düşüreceğim.” diyor, enflasyonu patlatıyor, üstüne üstelik “İhracat bizim için önemli, kur önemli değil.” deyip o gece çıkıp piyasalar kapandıktan sonra “kur garantili mevduat” diye şapkadan tavşan çıkarıyor. Yazık değil mi o sözlere inanan insanlara? Bu kadar insan soyuldu. Peki, Merkez Bankası Başkanı görevden alınmadan önce, beklenmeyen faiz kararları alınmadan önce kim bu ülkenin dövizlerini alıp satıp milyarlarca dolarına milyarlarca dolar kattı? Kamu bankalarının yurt dışı iştirakleri üzerine ne oldu? Hiçbir şey olmadı mı? Gelin o zaman mertçe diyelim ki bu araştırma önergesiyle bunu açığa çıkaralım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, elimden geldiğince şimdiye kadar sakin konuşmaya çalıştım. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Ama insanların birikimlerini böylesine şüpheli işlemlerle, böylesine haram işlerle ortadan kaldırırsanız bizim de sükûnetimiz bir yere kadar, bir yere kadar çekersiniz. Bakın, burada cuma hutbesi gibi konuşan milletvekili var, başörtüsünden bahsedilen milletvekili oldu, 83 milyon insanın hakkı bir gecede milyarlarca doları olan insanlara aktarıldı. Bu aktarılan yetimin hakkı. Bir şey yok mu diyorsunuz? Biz yanlış bir şey mi iddia ediyoruz; gel kardeşim, kuralım komisyonu. Ama eğer bu komisyonu kurmuyorsanız biz bunun hesabını muhakkak soracağız. (CHP sıralarından alkışlar) Öyle kuytuda paraya iman edip halk içine çıkıp Allah'a iman etmekle bu işler kapatılmaz, bu işler masum kızların başörtüsüne sarılamaz. Halkın soyandan hesap sormayan da namert olsun. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Sana mı soracağız?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi açısından ifade ediyorum ki biz gerekli cevabı konuşmamıza atıfla verdik, net ve açık bir şekilde Grup Başkan Vekillerinin konuşmasında meseleyi değerlendirdik, kendileri açmaz içerisinde olanların yaklaşımı farklı olabilir. Burada başörtüsüyle, efendim Cuma namazıyla başka başka alanlara atıf yapmak herhâlde kafa karışıklığının bir nedeni olsa gerek diye düşünüyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Kilisede ayin mi yapacağız!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu konuyla ilgili de zaten Grubumuz adına biraz sonra cevap verilecek.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN -  İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Samsun Milletvekili Sayın Erhan Usta.

Buyurun Sayın Usta. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

 

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) – Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, gerçekten bu grup önerisi son derece önemli bir grup önerisidir. Yani bu 20 Aralık akşamından itibaren, onun öncesinde ve sonrasında, kırılma noktası 20 Aralık akşamı Türkiye'de ne olup ne bittiğini kimse bilmiyor. Bir iktidar düşünün ki kuru olabildiğince artıracak şekilde bütün açıklamaları yapıyor. Kimi zaman kendine yakın akademisyenlere yaptırıyor. Kimi zaman kendisine yakın efendim, gazetecilere yaptırıyor. En son pazar günü akşamı Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, İlim Yayma Cemiyetinde sert bir konuşma yaptı. Herkes biliyor ki bu, kuru zıplatacak. Onun öncesinde kurun artışının ne kadar iyi bir şey olduğunu, ne kadar faziletli bir şey olduğunu anlatan bir sürü Bakan açıklamaları oldu. Ondan sonra da bir enstrüman açıklanıyor, eş zamanlı olarak piyasalarla oynanıyor, VİOP'la oynanıyor, her tarafla oynanıyor ve Merkez Bankasının rezervlerinde ciddi bir satış oluyor. Ya bu nedir hakikaten, bunu hiç kimse şu anda, tam olarak anlayabilmiş değil. Bu, bu milletin parasıdır, milletin varlığıdır ve bu ülkenin itibarıdır. Bakın, bu ülkede itibar -ya itibarımız ne kadar kaldı onu bilmiyorum da- hakikaten zor kazanılıyor, çok kolay kaybediliyor. Bu itibarı aşırı derecede kaybetmesine neden olacak tutumlardan lütfen vazgeçin. Bu, Meclis açısından son derece önemlidir. Bakın, tarih bunu yarın bize, hepimize soracak. Bunun araştırılmasına ilişkin önergede nasıl bir oy kullandığımız meselesi son derece önemli bir meseledir.

Şimdi, biraz daha geriye gidecek olursak özellikle rezerv bağlamında. Şimdi, rezerv meselesi, merkez bankalarının rezervleri son derece önemlidir. Merkez bankalarının yerli ve milli parayı koruyacak 2 tane enstrümanı vardır. Bir tanesi faiz silahıdır -ki o faiz silahını şu anda biz tersine kullanıyoruz, ayağımıza sıkıyoruz- ikincisi de rezervdir. Rezervimiz de yok işte, en son açıklanan rakamlar eksi 55 milyar dolar civarında Türkiye'nin bir rezervi olduğunu yani rezervi olmadığını söylüyor. Merkez Bankası bugün “Ben dükkânı kapatıyorum arkadaş.” dese elindeki o, hani Sayın Cumhurbaşkanının söylediği rakamlar var ya “100-110” filan denilen rakamlar… O 124’tü, şimdi tekrar düştü. Cumhurbaşkanı rezervler yüksek olunca ortaya çıkıyor, düşük olunca “Ben yoktum o zaman.” filan diyor; böyle de bir kurnazlık yapıyor. Neyse, şimdi tekrar 110’lara düşen o brüt rezervlerin hepsini verdikten sonra, artı 55 milyar dolar bir yerden para bulursa ancak Merkez Bankası dükkânı kapatabiliyor yani tam anlaşılacak olay bu.

Şimdi, böyle bir şey; yerli ve millî para, rezervinizin eksi olduğu ve güvenin hiç olmadığı, üstelik itibarın son derece zayıf olduğu o ortamla da birleşince bir ülkenin parasını koruma imkânı yok. İşte, ancak böyle şapkadan tavşan çıkaracak birtakım şeyler yapılır. Zannetmeyin ki bu dolar kuru bu 13 liralarda duracak arkadaşlar; keşke dursa.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERHAN USTA (Devamla) – Biz bugüne kadar “Kur hızlı gidiyor, kuru niye düşürmüyorsunuz, kuru düşürecek tedbirleri niye almıyorsunuz?” diye size buradan şikâyette bulunduk. Yani hiç kimse kurun düşmesinden şikâyetçi filan değil; kaldı ki kur düşmüş değil. Yani bugün o 21 Mart 2021’den sonraki saçmalıkları yapmamış olsaydınız, Hükûmet o saçmalıkları yapmamış olsaydı arkadaşlar, bugün 7,5-8 lira olan bir dolar kurunu konuşacaktık, yüzde 16 civarında olan bir enflasyonu konuşacaktık, yine yüzde 15-16 olan bir politika faizini konuşacaktık. Şimdi konuştuğumuz rakamlar ne? TÜİK’e göre bile yüzde 36 enflasyon, yüzde 80 ÜFE enflasyonu, yüzde 30’ları, 40’ları geçmiş tüketici kredisi veya ticari kredi faiz oranları. Elimizde sadece ne var? Yüzde 14 gibi bir politika faizi var; o da işte sadece politika faizi yüzde 14, onun haricindeki bütün faizler şu anda olması gereken seviyenin 10-15 puan üzerinde dolayısıyla bunlar yanlıştır, itibarımızı daha fazla zedelemeyelim.

Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bu grup önerisine biz  İYİ Parti olarak olumlu oy kullanacağız ve Genel Kurulu da bu yönde tutum almaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

 

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, “La casa de papel” diye bir dizi var, izleyenleriniz vardır. İspanya Merkez Bankası soyuluyor ama tüfeklerle, toplarla, tanklarla soyuluyor. İçeri giriyorlar ve euroları basıyorlar, bu euroları da alıp fakirlere dağıtıyorlar, aynen bir Robin Hood hikâyesi.

Bakın arkadaşlar, “La casa de papel” filmi sarayda da çekildi. Hiç tankla topla değil -çünkü hırsıza kilit dayanmaz ya, hırsız içeride- sarayda Merkez Bankamızın soyulma planı yapıldı. Üç yıl önce 128 milyar dolar soyuldu Merkez Bankamızdan, halkın parası soyuldu. Şimdi de geçtiğimiz ay büyük bir dolar manipülasyonuyla karşı karşıya kaldık, sarayda planlandı bu. Sayın Cumhurbaşkanı yaptı demiyorum ama eğer bir daha kandırılmadıysa Sayın Cumhurbaşkanı da buna alet oldu.

Değerli Arkadaşlar, dolar 8 liraydı Sayın Cumhurbaşkanı yeniden “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” dedi ve faizleri düşürme talimatı verdi. Millet buna inanmadı ama birileri ne olacağını biliyordu, faizin düşürüleceğini biliyordu. Gittiler dolar aldılar 8 liradan, 9 liradan ve faizin daha da düşürüleceğinin haberlerini aldılar. Nebati’nin kardeşi ne dedi: “100 baz puan düşürülecek.” tıpkı dediği gibi oldu. Birileri faizin düşürüleceği haberini önceden alıyordu; dolarları 8 liradan, 10 liradan, 11 liradan cukkaladılar ve 20 Aralık gecesine gelindiğinde yeni bir planın devreye sokulacağından da haberleri vardı. Ne yapılacak? Merkez Bankası dolara garanti verecek, bundan da haberleri vardı. Dolarlar toplanmıştı belli ellerde ve 20 Aralık gecesi düğmeye basıldı. 20 Aralığa kadar da -Sayın Nebati çok güzel söyledi “Küçük yatırımcı dolarları aldı.” dedi; hangi rakamlardan aldı, onu da ilan etti- 15 liradan, 16 liradan, 17 liradan küçük yatırımcıya dolarlar geçti; bunlar da açıklandı. Değerli arkadaşlar, o gece de Merkez Bankasından milyarlarca dolar daha cukkalandı maalesef; maalesef diyorum, 17-18 milyar dolar para daha Merkez Bankasından boşaltıldı ve Merkez Bankamız soyuldu, küçük yatırımcı çarpıldı.

Değerli arkadaşlar, birileri servetine servet kattı ve küçük yatırımcılar çarpıldı, milletimiz çarpıldı. Biz, kimin temsilcileriyiz; o büyük sermayedarların mı, yandaşların mı temsilcileriyiz; soyguncuların, hırsızların mı temsilcileriyiz? Hayır, değiliz, olmamalıyız. Biz, halkın temsilcileriyiz, o küçük yatırımcıların temsilcileriyiz. Onların haklarını koruyacaksak şimdi bu araştırma önergesine “evet” oyunu vereceğiz. Yok, hırsızın temsilcisi, arsızın, soyguncunun temsilcisiysek bu araştırma önergesine “hayır” diyeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

GARO PAYLAN (Devamla) – Biraz sonra Meclis, iradesini ortaya koyacak. Milyarlarca doları götürenlerden, Merkez Bankasını soyanlardan yanalar mı yoksa çarpılan, çarpıtılan halkın yanındalar mı bunu göstereceğiz.

Merkez Bankası kararları nerede alınıyor? Sarayda alınıyor. Saraydakiler bu kararları biliyorlar ve ona göre pozisyon alıyorlar. Yandaş sermayedarlarına ona göre pozisyon aldırıyorlar. Biz, halkın çıkarlarını düşünmeliyiz değerli arkadaşlar. Bakın, şimdi de kur garantili mevduat getiriyorlar. Kime? Dolar sahiplerine. Halk perişanlık, sefalet içinde; onlara bir garanti yok, onlar her gün enflasyon altında eziliyor ama o dolarları cukkalayanlara şimdi de kur garantisi getiriliyor. Bu torba yasa da cuma günü Meclise gelecekmiş. Bu torba yasaya da bu milletin temsilcileri “Evet.” mi diyecek, “Hayır.” mı diyecek; bunu da göreceğiz değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) - Gelin, hep beraber hırsızın, arsızın yanında olmayalım, onların karşısında olalım; halkın yanında olalım.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Mustafa Savaş konuşacak.

Buyurun Sayın Savaş.

 

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP’nin grup önerisi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, konuşmacılarımız böyle çok iddialı, keskin konuşmalar yaptı, iddialarda bulundular. Ben iddia sahibinin ispatla yükümlü olduğunu söylemek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Tabii, o gün akşam kur korumalı mevduat hesap çok önemli bir üründü, milletimiz bugüne kadar AK PARTİ’yi desteklediği gibi bu ürünü beğenmiştir ve satın almıştır, ondan dolayı da kur aşağıya inmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – O gece kim aldı, kim sattı; açıklayın o zaman. Bütün belgeler…

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) - Hiçbir ekonomik gerekçeye dayanmayan, makroekonomik gerekçeye dayanmayan kurun yükselmesi aynı şekilde kur korumalı mevduat hesabıyla birlikte aşağı inmiştir.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Merkez Bankasının kayıtlarını açıklayın. Kime sattınız dolarları?

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) - Tabii, buna çok üzüldünüz ama yapacak bir şey yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Konuşmamın başında bazı konuları tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. 2002 yılında AK PARTİ olarak iktidara geldiğimizde Merkez Bankasının toplam rezervi yaklaşık 27 milyar dolardı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Enflasyon kaçtı, enflasyon?

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) - IMF’den alınan 23,5 milyar dolar borç bulunmaktaydı, toplam ihracatımız da 36 milyar dolardı. Aziz milletimizin bizlere verdiği yetkiyle, uygulamaya koyduğumuz mali disiplin ve yapısal reformlar sonucunda Türkiye’nin temel makroekonomik göstergeleri birçok ülkeden daha iyi duruma gelmiş, IMF’ye olan borç kapatılmış, faiz oranları düşmüş, üretim kapasitesi artmıştır.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Dış borç ne kadar, dış borç? 430 milyar dolar dış borcun, onu söyle bize.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – IMF’ye borcu kapatıp piyasadaki tefecilere teslim oldun.

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) - Merkez Bankası rezervleri de 136 milyar dolara yükselmiştir.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Helal sana, bravo!

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) - Ancak ülkemizin her alanda büyümesine ve uluslararası platformlarda söz sahibi olmasını hazmedemeyenlerin kurguladıkları senaryolar, Gezi olayları, 17-25 Aralık yargı darbesi, terör olayları, 15 Temmuz hain darbe girişimi ülkemizin ekonomik göstergeleri üzerinde olumsuz etkilere neden olmuştur.

Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz ve tüm dünya ekonomilerini derinden sarsan Covid-19 pandemisiyle ekonomik göstergelerimizde bazı sapmalar yaşanmıştır. Ayrıca, uygulamaya koyduğumuz yatırım, üretim, istihdam, ihracat ve büyümeyi önceleyen ekonomik program, kısa vadeli yabancı sermaye çıkışına da neden olmuştur. Tüm bu yaşananları fırsat bilen şer odakları ve işbirlikçileri kur üzerinden ülkemize ayar vermeye çalışmışlardır, bundan sonra kur üzerinden ülkemize ayar verme son bulmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Döviz kurlarındaki bu dalgalanmalar da hiçbir makroekonomik göstergeye dayanmadığı gibi hiçbir ekonomik gerekçeyle de açıklanmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) - Başta gelişmiş ekonomiler olmak üzere birçok ülkede merkez bankası tarafından uygulanan politika faizi, gerçekleşen enflasyonun altında olmasına rağmen sanki yalnızca Türkiye’de negatif faiz veriliyormuş gibi bir algı oluşturularak döviz kurları spekülasyonlara açık hâle getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, güçlü hazinesi, kamu maliyesi, bütçe disiplini, bankacılık sistemi ve Merkez Bankası rezervleri ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde her türlü zorluğu ve komployu aşmaya muktedirdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yeni dönemde uygulanacak olan düşük faiz politikasıyla cari işlemler açığı veren ülke konumundan çıkılacak, cari işlemler fazlası veren bir ülke konumuna geçilecektir. Dünyanın en büyük 10 ekonomisine bakıldığında cari işlemler fazlası vermenin ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Eğer paranız rezerv para değilse gelişmiş büyük ekonomiler arasına girebilmek için cari işlemler fazlası vermek zorundasınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Kimseye söz vermedim, haksızlık olur şimdi.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Haydar Bey prensip sahibi. Mikrofonsuz devam et.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayalım lütfen.

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, geçmişte uyguladığımız politikalar, üretim altyapımız ve coğrafyamızın sunduğu fırsatların ortaya koyduğumuz hedefleri gerçekleştirmeye gücü yetmektedir.

Genel Kurulumuzu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmacı kürsüden iddialarımızı ispatlayamadığımızı, hezeyan içinde olduğumuz söyleyerek konuşmamızı bağlamından saptırmış ve sataşmıştır.

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Hiç alakası yok.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Müsaadenizle kürsüden cevap vermek isteriz.

BAŞKAN – Yani iddiayı ispatlayacaksınız öyle mi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

İki dakika. (CHP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Yeni bir sataşmaya meydan vermeyecek!

 

 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sevgili Mustafa Bey, finans tecrübeniz vardır ama gerçekleri hiçbirimizin saptırmaya hakkı yok. Dediniz ki: “Halkımız bu kur garantili TL mevduatına itibar etti.” Allah aşkına, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulunun sitesine ve Merkez Bankası bilançosuna bakın. Merkez Bankası rezervi ne kadar eridi o gece? 7 milyar dolar. Şimdi -siz bunu bilen biri olarak- demek ki halkımız ona tevazu göstermiyor çünkü döviz tevdiat hesaplarımız ortada. Şimdi, çıkıp buraya diyorsunuz ki: “Halkımız tevazu gösterdi.” Halkımız tevazu göstermedi “İddianızı ispatlayamadınız.” diyorsunuz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – “Teveccüh” dedi “Tevazu” demedi.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bakın “Teveccüh etti.” demek “Bunu yaptı.” demektir.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – “Tevazu” dediniz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Beyefendi, ama bakın, sonra bana “Kızıyor.” diyorsunuz, durun bitireyim.

BAŞKAN – Ya, lütfen…

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Mustafa Bey konuşurken ben bir şey söyledim mi?

BAŞKAN – Sayın Erdoğdu Genel Kurula hitap edin lütfen.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Değerli arkadaşım, bakın, şimdi siz diyorsunuz ki: “Hiçbir şey olmadı.”  VİOP’ta 5 dakika kala yüzde 10 barajının yüzde 80’e indirilip bir sürü insanın teminatsız bırakılarak 18 liradan döviz alan bir adamın dövizinin 3,60’tan satılmasına gönlün razı mı? Yazık günah değil mi bu insanlara? Üstelik bunlar küçük ihracatçı, küçük ithalatçı, fiziki döviz talebi olmasın, memleket zora girmesin diye… Peki, bunlardan, saatlik işlemlerde milyarlarca dolar vuran var. Diyoruz ki: “Gelin, bir komisyon kuralım.” Biz bu ülkenin milletvekili değil miyiz? Buradan milyarlarca dolar vuranlar var. “Yok.” mu diyorsunuz? Gelin…

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – “Yok.” diyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) –  Yoksa o zaman ortaya çıkaralım, niye çekiniyorsunuz?

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Belgeler getirin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Olmayanı ortaya çıkarmaya gerek yok.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bakın, dürüst insanlar çalışmalarının denetlenmesinden, fikirlerine karşı fikirler getirilmesinden ve hesap vermekten zevk alırlar. Dürüst insansanız bunu kabul edersiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Sayın Başkan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Pardon, Sayın Başkan...

BAŞKAN – Akbaşoğlu müsaade edin, ben bir dinleyeyim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın milletvekilimiz ayağa kalktı, söz istedi.

BAŞKAN – Tamam, gördüm ama.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Buyurun, buyurun, evet.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ya, arkadaşlar, kendisi cevap versin.

BAŞKAN – Niye söz istiyorsunuz?

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – “Dürüst bir insansa” dedi.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Dürüst olmadığımızı ima etti.

BAŞKAN – Peki, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sataşmadım ama dinlemek için… Sataşmadım yani.

BAŞKAN – Sakin olun arkadaşlar, herkesi konuşturacağım.

 

 

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Sayın Erdoğdu aynı zamanda bizim KİT Komisyonumuzun da bir üyesidir. Her zaman komisyon toplantılarında da böyle ateşli konuşmaları vardır. O ateşli konuşmalarına hep tanıklık ederiz, böyle iddialı konuşmalar yapar ama biz konuştuktan sonra, ilgili arkadaşlarımız konuştuktan sonra bir daha o iddiasını tekrar dile getirmez.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ayıp ama ya.

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) – Şimdi, Sayın Erdoğdu, 128 milyarla ilgili olarak da… Biliyorsunuz, Twitter hesabımda gerekçeleriyle tek tek açıkladım. Ardından, hemen akabinde 128 milyarla ilgili, nereye gittiğine dair siz açıklama yaptınız ama çok somut bilgi, belgeye dayanmıyordu. Biz oradaki açıklamalarımızla 128 milyarı tek tek, kalem kalem açıkladık.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hak ettin ama. Ben centilmenliği bozmayacaktım, şimdi hak ettin.

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) – Siz, şu anda, burada iddialı bir şekilde konuşuyorsunuz; lütfen elinizde somut bilgi varsa bunları yüce Genel Kurulumuzun önünde paylaşın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdiye kadar iddiaları gündeme getirip sonradan geri çekildiğim şeklinde, asla olmayan bir şeyi söyleyerek sataşmada bulunmuştur. Kürsüden cevap vermek istiyorum.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – “Olmayan bir şeyi söyleyerek sataşma” diye bir şey olur mu ya?

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

 

 

 

 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu işlemlerinin kurucusunun şöyle bir lafı var: “Men dakka dukka.” Tamam.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – Genel Kurula konuş.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Şimdi, sizin “tweet”leriniz ortada      -inşallah bunu milletimizin kahir ekseriyeti izliyordur- sizin “tweet”lerinize benim verdiğim cevaplar da ortada. Güya bankada çalışmışsınız.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – Güya ne demek?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Şimdi, kişiselleştirmeyeceğim meseleyi ama o kadar saçma sapan, o kadar yersiz… 128 milyar doları halk almış.  (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ya, bu halkta 128 milyar dolar varsa niye bizim döviz tevdiat hesaplarımızda yok?

Söylediğiniz şeyi, TELEKOM iddiasını ben dile getirdim. TELEKOM’da yolsuzluk yok mu? TELEKOM battı, geri geldi.

Fakir ailelere kömür dağıtılırken yolsuzluk yapıldığı için görevimden aldınız beni. “Yok.” mu? Elini vicdanına koy “Fakir ailelere kömür dağıtırken yolsuzluk yapılmadı.” de. (CHP sıralarından alkışlar) Sayıştay raporlarını okumadın mı? Her seferinde -Sayıştay- yolsuzluğu kapatmak için o Başkanlık kürsüsünü kullanmadın mı? Üçüncü köprü, üçüncü havalimanında 6,5 milyar avro yolsuzluk yapıldı, bunu Sayıştay yazdı, ben iddia ettim; bir adım geri attın mı? Ama sen o kürsüde oturduğun sürece, sen o kürsüden bütün o yolsuzlukları kapatarak bu suça şerik oldun.

Ben dedim ki: Centilmence konuşacağız, meseleyi kişiselleştirmeyeceğiz. Ben buna bir ömür verdim, öyle gidip de yetimin hakkını yiyerek değil. Beni görevden aldılar, ben yolsuzluk açıkladım diye görevden aldılar. Ben yolsuzluk açıklamışım da geri durmuşum öyle mi? Ben Berat Albayrak’ın yolsuzluğunun belgelerle, Sayıştay raporuyla ortaya koydum; Berat Albayrak’ın talimat verdiği savcı bana on bir ay hapis cezası verdi. Neymiş? İftiraymış. Aranızda avukatlar var. İftira suçunun gerçekleşmesinin şekilleri ortada. On bir ay hapis cezası aldım yolsuzluk açıkladığım için, ben geri atmışım öyle mi? Hâkim bana dedi ki: “Hükmün açıklanmasını geri bıkacağım.” Dedim ki: Ben yanlış yapmadım, ben yetimin hakkını savundum ve ben böyle meydan okuyunca o saraya bağlı yargıdan on bir ay hapis cezası aldım.

Sen kimsin, bana laf etmek kim ya! (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Bu ne biçim konuşma, böyle bir üslup mu olur ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hadi oradan, hadi oradan!

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Sen…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ayıp, yaptığın yanlış.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Sayın  Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Sayın Başkan, biraz evvel kürsüde konuşan hatip tamamen şahsiyatla uğraşarak ve şahsi bir konuyu gündeme getirmek suretiyle hem milletvekilimizin şahsına, onun üzerinden de grubumuza sataşmada bulunmuştur açıkça, bu nedenle, sataşma münasebetiyle söz istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Akbaşoğlu, milletvekilinize sataştığı tamam…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Şahsına da grubumuza da yolsuzluk… Bakanlarımızla ilgili grubumuza, iktidarımıza dönük açıkça sataşmada bulunmuştur. Ben, grubumuz adına sataşıldığı için söz istiyorum.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şahsı için talep edip etmemesi kendi hakkıdır.

BAŞKAN – Önce siz buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya mahal vermeden lütfen…

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Tabii, milletin teveccühünü kazanarak on dokuz yıldır kesintisiz iktidarlar dönemini milletimizle yaşayan AK PARTİ, en büyük hizmetleri ortaya koymuş ve seksen yılda yapılan hizmet ve yatırımların fevkinde hizmet ve yatırımları on dokuz yılda milletimize sunmuş bir partidir; yolsuzlukla, hırsızlıkla, çetelerle mücadele ederek, vesayet odaklarını elimine ederek bugünlere gelmiş bir partidir. Hırsızlık ve yolsuzlukla ilgili siz kendi tarihinize bakın, İSKİ Gate’e, Yuvacık Barajı yolsuzluklarına bakın. Siz bizi kendinizle karıştırmayın! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Geç onları, geç! Bugünün hesabını ver.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla, asla ve kata, AK PARTİ iktidarları hiçbir şekilde yolsuzluğa bulaşmamış, yolsuzluğun üstüne gitmiştir.

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Hadi oradan!

AHMET KAYA (Trabzon) – Belediye başkanlarını niye görevden aldınız?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – “5’li çete” diyenler, 28 Şubatın mimarları olarak kendinize dönüp bakın, 5’li çeteyi 28 Şubatta, o tarihte görürsünüz.

AHMET KAYA (Trabzon) – O belediye başkanlarını niye görevden aldınız?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla  “hırsızlık ve yolsuzluk” deyince -açın bakın, herkese sorun- İSKİ akla gelir, Yuvacık Barajı akla gelir, sizlerin hakikaten yönetim beceriksizlikleriyle milletimizi çöpe, çukura, çamura mahkûm ettiğiniz belediyecilik anlayışınız gelir. (AK PARTİ sıralarından “bravo” sesleri, alkışlar)

AHMET KAYA (Trabzon) – O bakanları niye görevden aldınız, bakanları? 4 bakanı, belediye başkanlarını niye görevden aldınız?

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Belediye Başkanlarını niye görevden aldınız? Belediye Başkanlarını? Bakanlar ile belediye başkanlarını niye görevden aldınız? Açıklayın.

AHMET KAYA (Trabzon) – Millet onu soruyor hâlâ!

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Savaş, niçin söz istiyorsunuz?

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Sayın Erdoğdu’nun konuşmasında söylemiş olduğu…

BAŞKAN – Ne dedi size? “Yolsuzlukları kapatıyorsunuz.” dedi değil mi?

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – “Sen kimsin?” dedi.

BAŞKAN –  “Sen kimsin.” dedi.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – “Sözde bankacı” dedi ya!

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – “Sözde bankacı” dedi.

BAŞKAN – Onu sormak benim görevim.

Buyurun.

 

 

 

 

MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) – Tabii, ben buradan Sayın Erdoğdu gibi, onun kullandığı üslubu kullanmayacağım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sen başlattın, yapma etme ya! Yapma böyle!

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) – Bize yakışmaz, bizim bugüne kadar çizgimiz, bürokrasideki çizgimiz, Gazi Meclisteki çizgimiz bellidir, herkes tarafından bilinir. Komisyondaki çizgimiz ve yönetim anlayışımız, size karşı olan yönetim anlayışımız da bürokrasiye karşı yönetim anlayışımız da bellidir, ortadadır. Sizin üslubunuz herkes tarafından da bilinmektedir. Şu anda yaptığınız üslup da vatandaş nezdinde de yadırganmıştır, benim tarafımdan da yadırganmıştır. Ben, o sözü size iade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bir insan kendini bu kadar batırır!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yolsuzluk konusunda “Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendi tarihinize bakın.” diyerek sataşmada bulunmuştur.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bu kadar batırırsın kendini!

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika süreniz. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Değerli arkadaşlarım, Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; elbette ki sakin olmak gerekiyor. Sakin sakin soralım: Cumhurbaşkanı “Bu, dolarla ilgili konularda dış güçlerin parmağı var.” dedi, şimdiki Hazine ve Maliye Bakanımız “Hayır, yok.” dedi. Hangisi doğru dedi? Cumhurbaşkanı mı yalan söylüyor, Hazine ve Maliye Bakanı mı yalan söylüyor? (CHP sıralarından alkışlar) Bu, bir açıklamaya muhtaç.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İki ayrı dönem.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Kesinlikle ayrı dönemlerde falan filan değil.

Bakanlar… Yolsuzlukla ilgili bahsediyoruz ya. Bakanlarınızın evlerinde milyon dolarlar bulundu, yargılandılar mı? Yargılanmadılar. Onlara, paraları faiziyle geri verildi mi? Verildi. Hadi bunu bıraktım. Cumhurbaşkanının kendi oğluyla, evladıyla konuşması yansıdı. Yansıdığı yerde açık ve net “Oğlum şu paraları sıfırla.” dedi mi demedi mi? O da babasına “Baba, şu kadar milyon doları sıfırladık ama şu kadar da kaldı.” Dedi mi demedi mi?” Dedi, değil mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Kara iftira ya! Kara iftira ya!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ya, iftira, iftira!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şimdi, sakin sakin. Hani sakin oluyorduk, hani sakindik; ne oldu arkadaşlar? İddia değil. Cumhurbaşkanı net olarak ne dedi biliyor musunuz bununla ilgili olarak?

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – Ya, FETÖ’cülerin ağzıyla konuşmayın. Başkanım, FETÖ’cülerin ağzıyla konuşuyorsun. FETÖ’nün editörü… Yapmayın ya.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Sakin olun arkadaşlar, sakin olun. Cumhurbaşkanı… Kayıtlarda var, yoksa benim milletvekilliğimi götürün…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kayıtları nereden aldın?

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – …ama Cumhurbaşkanı oğluyla yolsuzluklardan elde ettiği paraların depolardan sıfırlanmasını istedi. Siz bu siyasi partisiniz arkadaşlar, bu siyasi partisiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kayıtları nereden aldın?

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – FETÖ ağzıyla…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – FETÖ’cülerle…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Onun için Naci Ağbal… Yavaş yavaş arkadaşlar.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) –          FETÖ’cü ağzıyla konuşuyorsun sen.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Naci Ağbal Merkez Bankasından istifa etmeden… (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Teşekkür ederim.

60’a göre söz…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – FETÖ’cüsünüz, FETÖ’cü.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, biraz evvel kürsüde konuşan hatip, partimizi ve grubumuzu açıkça “Yolsuzluk yapan partisiniz.” diye… (CHP sıralarından “Evet.” sesleri)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Evet!

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Evet, doğru, yolsuzluk yapan partisiniz!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Rica ediyorum, cevap istiyorum, hamaset değil.

AHMET KAYA (Trabzon) – Bakanları niye görevden aldınız yolsuzluk yapmadılarsa? Belediye başkanlarını niye görevden aldınız?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Sıfırla.” diyen kimdi?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ama bağırmadan, sakin sakin; hamaset değil.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sakin sakin dinleyelim, evet.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.

Çok sakiniz, rahatız, eminiz kendimizden, adımız gibi eminiz, merak etmeyin. 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sakin sakin, bağırmadan, yavaş yavaş… Cumhurbaşkanı “Sıfırla oğlum.” dedi mi demedi mi?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – O konuda, hakikaten, AK PARTİ kuruluşundan bugüne aydınlığa açık, karanlığa kapalı…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hamaset yok, hamaset yok! Cevap, cevap!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …hizmete açık, yolsuzluğa kapalı…

AHMET KAYA (Trabzon) – Ayakkabı kutuları var, ayakkabı kutuları!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – CHP’ye cevap verin!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …hırsızlığa kapalı bir parti olarak kurulmuş ve on dokuz yıldır iktidara -elhamdülillah- mührünü vurmuş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bırak, bırak! Hamaset yok, cevap ver, cevap!

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Sıfırla oğlum, sıfırla.” diyen kimdi?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Oğlum sıfırla.” dedi mi demedi mi?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Sıfırla.” diyen kimdi, onu söyleyin!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla bir terör örgütü FETÖ’nün “tape”lerini kesyapıştırla oynayarak, oynatarak bu Meclis kürsüsü altında…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yok öyle kesyapıştır!

AHMET KAYA (Trabzon) – Kendinizi kandırırsınız, milleti kandıramazsınız!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …buz gibi 15 Temmuz işgal ve darbe girişimini…

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – Ya, cevap istedik biz Sayın Başkan.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – 15 Temmuza lafımız yok, yok onunla alakası!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …ortadan kaldıran bir Meclis kararına “karşı darbe” diye FETÖ’nün ağzını kullanan siz hakikaten bu konuda asla ve kata hiçbir söz söylemeye…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – 20 Temmuzda ne oldu?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …hak ve yetkisi olmayan bir durumdasınız çünkü ancak FETÖ’nün yaklaşımlarını, o kurgularını burada dillendiriyorsunuz. (CHP sıralarından gürültüler) 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Cevap ver, cevap!

AHMET KAYA (Trabzon) – 4 bakanı FETÖ mü görevden aldı, 4 bakanı!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bunların hepsi iftiradır, bühtandır ve yalandır! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Değildir, değildir, değildir!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – FETÖ’nün tetikçiliğini yapmayın, PKK’nın tetikçiliğini yapmayın! Bu milletin iradesine saygı gösterin diyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bravo Başkanım, helal olsun!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla hakikaten bu önce, şu, siz kendi verdiğiniz…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Sıfırla.” dedi mi, demedi mi?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – “İşçileri belediyenin önüne koymayacağız.” dediğiniz…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Yol arkadaşım…” dedi mi demedi mi?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Namus sözü…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …namus sözünüzü yerine getirin, ondan sonra konuşun. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “FETÖ’nün tetikçiliğini yaptınız.” dedi.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, ben sizden rica ettim, bağırmaya gerek yok dedim. Bağırmadan sakin sakin…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ses çıkınca ses, ses çıkınca.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz FETÖ’den mi bahsediyorsunuz?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Nasıl konuşacağımı size mi soracağım?

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – FETÖ’nün bir numaralı savcısı Zekeriya Öz’ün “Arkasında duruyorum.” diyen Recep Tayyip Erdoğan değil miydi? (CHP sıralarından alkışlar) O değil miydi o?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Maskeli adamları da söyleyin, maskeli adamları.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – “Onun arkasında duruyorum, o koç gibi arkasındadır.” diye ona…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kaseti dinleyen maskeli adamlar…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Peki, bu ülkenin Genelkurmay Başkanı olan, PKK’yla savaşmış kişiyi bir PKK’lı terör örgütünün gizli tanıklığıyla onu beş buçuk yıl hapse atan Recep Tayyip Erdoğan değil miydi arkasında durduğu? (CHP sıralarından alkışlar) Peki, o subayları görevden aldıktan sonra 15 Temmuz kalkışmasını gerçekleştiren subayları atayan sizin Genel Başkanınız Recep Tayyip Erdoğan değil miydi? (CHP sıralarından alkışlar) 17-25 Aralıkta “Oğlum, paraları sıfırladın mı, sıfırlamadın mı?” diye soran, ona cevap  ver.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – Sayın Özkoç, siz de Türk-   Amerikan Derneğinin toplantısına katıldınız…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bağırmadan, sakin sakin, sakin, sakin ya. Daha Cumhurbaşkanınızın yaptığını anlatıyorum. Cumhurbaşkanınız yapmış, “Oğlum paraları sıfırla.” diyen sizin Cumhurbaşkanınız değil mi? Sizin Cumhurbaşkanınız, tamam mı. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için arkadaşlar, şehit paralarını toplayıp da onları şehit yakınlarına dağıtmayan Recep Tayyip Erdoğan değil mi arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sen şehitten bahsedemezsin.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Sakin ya, sakin! Bunlara…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sen şehitten bahsedemezsin artık. Sen “şehit” diyemezsin artık, diyemezsin.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şimdi senden bir ricam var: Buraya çıkıp da “Hüüp.” “Hoop.” diyeceğine, CHP'nin sorularına cevap ver Başkan, CHP'nin sorularına. (CHP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) –Sen “şehit” diyemezsin artık, bitti, o eskidendi.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – CHP’nin sorularına cevap ver.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – “Şehit” diyemezsin artık, o eskidendi.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sorulara cevap…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Grup Başkan Vekilini duyamıyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, çok açık bir şekilde…

BAŞKAN – Buyurun.

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Akbaşoğlu, benzine yine zam geldi. Haberin var mı?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Siz artık “şehit” diyemezsiniz, o eskidendi.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ben gerçekleri söylüyorum.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – O eskidendi, “şehit” lafını ağzınıza alamazsınız.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sakin sakin konuşacağım, herkes sükûnetini muhafaza ederse.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, bir saniye.

Sayın milletvekilleri, Grup Başkan Vekilini sakin sakin dinleyelim lütfen. Hepinize cevap hakkı vereceğim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla hakikaten FETÖ'nün tarihine baktığınızda Kasım Gülek'i tarihin başlangıç noktası olarak yazın bir kenara, bir. (CHP sıralarından gürültüler) İkinci olarak Sayın Cumhurbaşkanımız “Herhangi bir soruşturmayla ilgili iddia makamı sonuna kadar, dibine kadar giderek o konuyla ilgili hakikat neyse ortaya çıksın, suçlu, suçsuz ayırt edilsin, suçlularla ilgili işlem yapılsın.” dedi.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Araştırma komisyonu raporu nerede?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bu konuda açık bir şekilde çarpıtmaya gitmemek lazım.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Cumhurbaşkanlığı sistemi var. Sorulara cevap ver Başkan.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla bu bahsettiğiniz bütün iddialar FETÖ'nün iddialarıdır, hepsi mahkeme kararıyla reddedilmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sorulara cevap Başkanım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bunların montaj olduğu, yalan olduğu, kurgu olduğu ortaya çıkmıştır. Siz FETÖ’nün sözcülüğünü üstlenmişsiniz maalesef, yazıklar olsun. (CHP sıralarından gürültüler)

Sonuç itibarıyla, hakikaten, FETÖ, FETÖ olmadan önce bizim irtibatımız, hakikaten AK PARTİ’nin irtibatı vardı. FETÖ, FETÖ olduktan sonra FETÖ’yü devletten temizleyen irade AK PARTİ iradesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) FETÖ’nün dinî cemaatmiş gibi görünen kısmında siz karşıydınız lakin ne zaman FETÖ’nün terör örgütü olduğu ortaya çıktı, siz dört elle sarıldınız; boy boy fotoğraflar verdiniz, FETÖ’nün sözcülüğüne soyundunuz. (CHP sıralarından gürültüler) Yani sonuç itibarıyla bunlar herkesin gözünün önünde cereyan eden hakikatler. Biz her türlü terör örgütünün karşısındayız ancak siz maalesef onlardan “aferin” alıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – FETÖ komisyon raporu nerede?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Açık olarak FETÖ’nün tetikçiliğiyle tekrar suçlamıştır.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sayın Özkoç, Sayın Kılıçdaroğlu “FETÖ’ye terör örgütü diyemem.” dedi, bunu nasıl izah edeceksiniz?

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaşlar…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) –  2013 yılı, televizyon programında, tüm Türkiye’nin gözü önünde… Ne yapacaksınız?

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Sakin sakin olalım, sakin sakin…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Olmayalım, olmayalım.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – “Terör örgütü değildir.” dedi.

BAŞKAN – Sayın Çilez…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz, biz mükellef değiliz. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – “AKP” diye bir parti yoktur.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – …paraların sıfırlanmasıyla ilgili herhangi bir şeyde itirazda bulunmadı ki? Siz niye bağırıyorsunuz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Yalan, yalan! Tenezzül etmemiştir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hepsi yalan!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Hayır, hayır…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hepsi yalan! Söyledim, kurgu, yalan!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Genel Başkan öyle bir itirazda bulunmadı, AKP Genel Başkanı dedi ki…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yalan, yalan!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – “Ya, benim bunu itiraf ettiğim telefonu neden dinlediniz?” diye isyan etti. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Alakası yok, yalan, yalan.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Allah Allah.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Yalan!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Evet, evet. Ya, aynen böyle, açın bakın arkadaşlar, telefondan açın bakın benim söylediklerime. Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı dedi ki…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – PKK’dan aferin aldınız be, aferin aldınız!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - “Ben, bu telefonda konuşulanlarla ilgili hiçbir şey demiyorum. Bu telefonu nasıl dinlersiniz?” Yani içeriğine itirazda bulunmadı. İçeriği neydi bir kere daha söylüyorum: “Milyar dolarları sıfırladın mı oğlum?” “Sıfırladım.”

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Montaj, montaj.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Şimdi, diyorlar ki: “Yap, kesyapıştır.” Ben, şimdi soruyorum, siz de cevap verin: Hakikaten “Kestiler.” falan filan dedi, bir tek kelime kaldı: “Oğlum, sıfırladın mı?” Ben de soruyorum: “Neyi sıfırladın mı?”

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Kafayı.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Cevap versenize. “Neyi sıfırladın mı?” Cevap veriyorlar “Oğlum, kafayı mı sıfırladın?” diyor “Kafayı sıfırladım.” diyor.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ya, PKK’dan aferin aldın, aferin. PKK’dan aferin aldınız.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - AKP’nin milletvekillerinin bu konuda verdiği cevap şu: “Recep Tayyip Erdoğan oğluna ‘Sıfırladın mı?’ diye sormuş.” Milletvekilleri de diyor ki: “Kafayı mı sıfırladın?” diye sordu. Takdir sizin, takdir sizin. Bu kadar bir âciziyet var. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yalan, yalan söylüyorsun orada. Yalan söylüyorsun, onların hepsi montaj.

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Yalan üstüne, yalan ya.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, açıkça…

BAŞKAN – Buyurun Akbaşoğlu.

AHMET KAYA (Trabzon) – Sorulara cevap istiyoruz sorulara, hikâye dinlemek istemiyoruz! Masal anlatmayın!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşmeler devam ediyor.

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.

İddialarınızın hepsinin montaj, kurgu ve kumpasın bir parçası olduğunu ifade ettim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayır.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - Yargı kararıyla bu ispat edilmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yok, değil.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - Net, kesinleşmiş bir mahkeme kararı söz konusudur; net. Ancak bakın, FETÖ kendi iddialarından vazgeçti de FETÖ’nün ayarttığı CHP, maalesef, hâlâ FETÖ’nün borazanlığını yapıyor, onun sözcülüğünü yapıyor. Yani, sonuç itibarıyla bunların hepsinin kumpas ve kurgu olduğunu siz de çok iyi biliyorsunuz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hadi benim soruma cevap ver. Soruma cevap verir misiniz Başkan?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) –  Ancak siz, FETÖ, FETÖ olduktan sonra, Amerika’da FETÖ’nün imamlarından bizzat ödüller aldınız, fotoğraflar boy boy duruyor, biliyorsunuz. (CHP sıralarından gürültüler)

Sonuç itibarıyla, burada, hepiniz hakikaten ne hâldesiniz arkadaşlar ya; yazık, yazık! Koskoca CHP’yi FETÖ’nün, PKK’nın temsilcilerince teşekkür edilen bir noktaya getirmek; hakikaten, bu zül, CHP’ye yeter de artar bile! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, açık sataşmada bulundu CHP’yle alakalı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Engin Bey, o sorduğuma cevap verebilecek misin şimdi?

 

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şimdi, arkadaşlar...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Engin Bey, cevap verebilecek misin?

BAŞKAN – Sayın Çilez, Sayın Çilez...

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Vereceğim, bir dakika müsaade et.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Engin Bey, bak elimde; telefonunu ver de göndereyim, divan raporunu bir göndereyim size.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bir dakika müsaade edin ya! Arkadaşlar, ben konuşuyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bana “FETÖ’nün imamlarıyla boy boy resmin var.” dedi. Tamam mı?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Doğru.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Hah.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – FETÖ olduktan sonra.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)  – FETÖ olduktan sonra.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – O “FETÖ’nün imamlarıyla boy boy resmin var.” dediğinde, sağımda Belma Satır vardı, beraber gittik o toplantıya.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yok ya, o fotoğraflar hep gerçek! Sayın Bülent Tezcan orada.

 ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Ama bir sus ya! Bak, ben ispat ederim sana ya!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ya, her yerde görünüyor, Bülent Tezcan falan var.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Yahu tamam da, Belma Satır vardı, ona inanmıyorsan Hazine ve Maliye Bakanın vardı.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Getir, burada görelim o zaman.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Hazine ve Maliye Bakanın vardı, o toplantıya beraber gittik. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için...

BAŞKAN – Sayın Özkoç, Genel Kurula hitap edin lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) –  Sevgili Başkan, o toplantıda, Ziraat Bankasının ve Halkbankasının yaptığı o toplantıda senin Hazine ve Maliye Bakanın da  oradaydı. Senin...

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) –  Onlar... Hayır, hayır; sonra, sonra...

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bırak, bırak!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – FETÖ, FETÖ olduktan sonra...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)  – Engin Bey, sakin konuş.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Ama ben sana AKP’yle ilgili söyleyeyim mi kimin resmi var?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Engin Bey, sakin konuş.

BAŞKAN – Sayın Demirbağ, saldıracak size oradan uyarıyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bakıyor musun Başkanım?

BAŞKAN – Sayın Demirbağ, ikaz ediyorum sizi.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Başkanım, bakıyor musun?

AKP’yle ilgili Recep Tayyip Erdoğan’ın Fetullah Gülen’le “Biz beraber yürüdük bu yollarda.” diye kol kola resimleri var. (CHP sıralarından alkışlar) Ona AKP’li savcı Zekeriya Öz’ün Balyoz ve Ergenekon davaları açtırırken “Ben, Fetullah Gülen’in yanındayım.” diyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Siz Cumhuriyet Halk Partisinde yoksul bulabilirsiniz, siz Cumhuriyet Halk Partisinde kendi davasında sonuna kadar müdafaa eden insanları görebilirsiniz, siz Cumhuriyet Halk Partisinde bazen kendi doğrularını kanıtlamak doğrultusunda dimdik durdukları anda dahi asla vatan haini ve FETÖ’cü göremezsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Asla göremezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Benim soruya yine cevap vermediniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Senden rica ediyorum. Senin sorun ne?

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sayın Özkoç, cevap verecek misiniz?

BAŞKAN – Sayın Özkoç, lütfen, rica ediyorum.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Soruyu soruyorum.

Sayın Başkan, müsaadenizle.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Söyle.

BAŞKAN – Böyle bir usul yok arkadaşlar.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Böyle bir usul yok.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – 2013 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ilk çıktığı televizyon programında -reklam olmasın diye ismini vermiyorum- FETÖ’yle alakalı soru geldiğinde “Ben FETÖ’ye terör örgütü diyemem, bende böyle bir bilgi yoktur.” demiş midir, dememiş midir?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Dememiş.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Tamam, hangi program olduğunu size söyleyeceğim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ona daha sonra bir cevap vereyim mi?

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – 80 milyonun önünde söyleyin.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Peki, sen bir anlat kardeşim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Arkadaşlar, şöyle bir usul yok, tamam.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, lütfen yerinize alalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kürsüde, kürsüyü terk etmedi.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, Sayın Özkoç…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, kürsüyü terk etmedi.

BAŞKAN – Sayın Çilez, dışarıda Özkoç’a verirsiniz bilgiyi.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Senin Genel Başkanın, bir televizyon programında  “Fetullah Gülen ve PKK bizim zamanımızda büyümüştür.” demiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, lütfen, çok rica ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Öyle kalma, öyle kalma.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Genel Başkanını yalanlıyor musun? Genel Başkanını yalanlamış oluyorsun!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Cevap… “Oğlum, paraları sıfırla.” dedi mi, demedi mi?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Cevap ver, cevap!

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.

Bir kez daha, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Sıfırla, sıfırla!”

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla, FETÖ, FETÖ olmadan önce, cemaatken siz karşıydınız…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Her zaman FETÖ’ydü o! Her zaman FETÖ’ydü!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …dinî eğitim öğretim münasebetiyle ama FETÖ’nün FETÖ olduğu hakikati ortaya çıkınca da siz, FETÖ’yle beraber hareket ediyorsunuz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Terör örgütüdür FETÖ! “FETÖ, terör örgütüdür!” diyemiyor musun?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Biz, FETÖ terör örgütünün Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne girmesiyle beraber onunla amansız bir mücadeleyi başlattık ve devletten temizleme girişimini elhamdülillah başarıyla sağladık.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Sıfırla onu, sıfırla!”

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kalbinizden bile temizleyemediniz, kalbinizden!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bak, bu, sizin FETÖ’nün FETÖ olduktan sonraki, ilanından sonraki fotoğraflarınız.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayır, değil, değil. O gösterdiğin resim o tarihte değil.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Bakanlarımıza attığınız iftiralar hakikati dile getirmiyor. Efendim, hepsi, FETÖ’nün FETÖ olmadan önceki görüntülerdir. (CHP sıralarından gürültüler)

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Ya, FETÖ baştan beri CIA’e çalışıyor. Ne anlatıyorsun, kime ne anlatıyorsun?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Rahmetli Ecevit’le de Demirel’le de Özal’la da o görüntüler söz konusudur.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Sıfırla onu, sıfırla!”

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Ancak, ne zaman FETÖ, FETÖ olduktan sonra da bizim mücadelemiz çok yönlü olarak ortaya konulmuştur.

AHMET KAYA (Trabzon) – FETÖ’yü siz yaptınız, siz!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Ancak, gerçekten hem FETÖ elebaşı, hakikaten, FETÖ’nün örgüt liderleri hem PKK ve PYD’nin örgüt liderleri CHP'nin terörle mücadele tezkeresine “hayır” demesinden dolayı sizlere teşekkür ediyor ya…

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Oslo’da ben mi görüştüm, Oslo’da?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - …işte bu, Kemal Atatürk'ün CHP'si ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin arasındaki farkı en güzel ortaya koyan hakikattir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kemal Kılıçdaroğlu ile bizim aramızdaki…

BAŞKAN – Sayın Danış, Özkoç’a bir söz vereyim, ondan sonra size söz vereceğim.

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Kumpas davalarının savcılığını yaptınız Sayın Başkan.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Akbaşoğlu, 4 bakanı niçin yargılamadınız?

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Yargılanacak!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın Özkoç, bir saniye…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Rahat.

BAŞKAN - Sayın Özkoç, bir saniye…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Burada konuşalım…

BAŞKAN – Sayın Özkoç, bir saniye…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sıfırlama çıkınca “FETÖ…”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben sabaha kadar oturmaya hazırım ve bu görüşmeleri de sürdürmeye hazırım. Grup başkan vekilleri “Yeter.” diyene kadar da ben bu görüşmeleri ara vermeksizin sürdüreceğim, bilginiz olsun. Ne zaman takdir ederler, ne zaman “Bitti.” derler o zaman kanuna geçeceğiz, bir sonraki önergeye geçeceğiz.

Buyurun Sayın Özkoç. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çok teşekkürler.

Sayın Başkan, az önce buradan gösterdiğin resimle ilgili dedin ki: “17-25 Aralık sonrası.” İspatlamazsan şerefsizsin! İspatlamazsan şerefsizsin! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Ne demek ya!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Gözünün içine baka baka söylüyorum, tekrar söylüyorum: İspatlamazsan haysiyetsiz ve şerefsizsin! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkoç… Sayın Özkoç, çok rica ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – İkincisi: Çok açık, net…

ZAFER IŞIK (Bursa) – Böyle bir şey olur mu ya! Böyle bir üslup olur mu ya!

BAŞKAN - Çok rica ediyorum…. Çok rica ediyorum…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, biz her şeyi net olarak ifade edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İkincisi, tekrar soruyorum: Kardeşim…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ne kadar ayıp ya! Ne kadar ayıp!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Yalan söylemek ayıp değil, değil mi? İftira atmak ayıp değil, değil mi? Öyle yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Televizyonda söylemek serbest(!)

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şimdi söylüyorum: Yahu, Genel Başkanın “sıfırla” dedi mi demedi mi kardeşim ya, dedi mi demedi mi ya? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Demedi, demedi.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – “Sıfırla” dedi mi?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Demedi, demedi. Yalan söylüyorsun!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Kardeşim, parayı bölecek bir şey yok. Diyelim ki montaj; Genel Başkanın “Sıfırla.” dedi mi oğluna, demedi mi?

(AK PARTİ sıralarından “Demedi.” sesleri)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Demedi, yalan söylüyorsun, demedi.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Ne dedi onu söyle bana; tamam mı? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, konuşmanız bittikten sonra söz vereceğim Sayın Akbaşoğlu’na, size cevap verir diye düşünüyorum.

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sayın Özkoç, sen niye ispatlamıyorsun? Sen ispatlasana Sayın Özkoç.

BAŞKAN – Buyurun Akbaşoğlu.

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, söylediğiniz bütün sözleri size aynen iade ediyorum, aynen iade ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayır! Sensin… İki bin kaç? Kaynağı, gerçeği söyle; o resim ne zaman?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bakın, sizin FETÖ’nün avukatı ve borazanı olduğunuz buradan zaten ispatlı, açıkça ispatlı.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – O resim ne zamandan? Şerefsizsiniz göstermezseniz… Göster onu, göster.

 MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla, kesinlikle…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hakikati konuş, şerefinle konuş. Böyle bir ahlaksızlık olmaz!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir “sıfırlama” meselesini falan kesinlikle bir kurgu, bir montaj olarak siz, tamamen beraber hareket ettiğiniz FETÖ’cülere söylettirdiniz. Siz, o montajı beraberce herhâlde demek ki hareket etmişsiniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bağırma boşuna… Boşuna bağırma. Onu söyle, “Şerefsizlik yaptım.” de, “Şerefsizlik yaptım.” de.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – 15 Temmuz gecesinde Öztürk Yılmaz dedi ki…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bırak onları.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – “FETÖ’yü kınamasını söyledim ama ne zaman ki…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gerçekleri söyle.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …darbenin seyri değişmeye başladı, başarısız olacakları görüldü, o zaman çıktı FETÖ’cülükle ilgili…” ne demişti…

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – O zaman siz ortaya çıktınız.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gerçekleri söyle, gerçekleri…

Bağırma! Sıfırladı mı?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bağırmıyorum, bağırmıyorum, bak..

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sıfırladı mı, sıfırlamadı mı?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …diyorum ki: Sizin söylediğiniz apaçık iftiradır, yalandır, mahkeme kararıyla bu tescillenmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Var mı mahkeme kararında?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bunu bir kez daha defaatle söylüyorum: Bilirkişi raporlarıyla bunun montaj olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayır.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Siz, terör örgütlerinin sözcüsü müsünüz? Maalesef, onların iddialarının burada borazanlığını yapıyorsunuz, onlardan “Aferin!” alıyorsunuz; bu, sizin için bir kara lekedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sıfırladı mı?

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) – Kasetle gelen Genel Başkan…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sonuç itibarıyla, siz, şu andaki tutum ve davranışlarınızla, FETÖ’yle yol yürüdüğünüzün en büyük ispatısınız! Açık ve seçik bir şekilde bu, herkesin malumudur.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Seni perişan edeceğim, perişan! Seni perişan edeceğim!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Bu, açık bir ispattır! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Açık sataşmada bulunmuştur efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şimdi, elindeki o resim 2013 yılına aittir, sizin vekillerinizle gittiğimizdir o. Ben buradan sana, onu ispatlamadığın için, açık ve net olarak “şereften yoksun bir adamsın” diyorum!

BAŞKAN – Ya, Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Gözünün içine bakarak… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Doğru düzgün konuş ya!

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şereften yoksun bir adamsın diyorum! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Doğru düzgün konuş!

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Burada yalanla, iftirayla… Ben kanıtlarım, senin de kanıtlaman gerekiyor, bu bir!

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Ben sana bir şey söyleyeyim mi…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sorduğum sorulara cevap verebiliyor musun? Halk görüyor, veriyor notu!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz, bu devletin…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Çok adice bir sözdür!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Sakin olun.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Adice bir söz! Sözünü geri al.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, Genel Kurula hitap edin.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Sakin olun. Yalanla, iftirayla… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Onları boş verin.

BAŞKAN – Daha düzgün bir dille hitap edin lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Boş verin, sakin olun.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – İftira!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Siz, terör örgütleriyle kol kola değil miydiniz? Fetullah’la beraber olan sizler değil misiniz? Habur Sınır Kapısı’nı açtırtıp da PKK terör örgütlerini içeriye alan siz değil misiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Televizyonlarda sizin Genel Başkanınız demedi mi “Bizim zamanımızda büyüdüler.” diye?

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Kaçıyorsun, kaçıyorsun! Utanmıyorsun!

BAŞKAN – Sayın Çilez, lütfen… Sayın Çilez…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Şimdi, milletin gözünün içine baka baka söylüyorum: Bu Grup Başkan Vekili yalancıdır, iftiracıdır! (AK PARTİ sıralarından “Sensin, sen!” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN -  Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Bu Grup Başkan Vekili, burada gerçekleri söylemiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu Grup Başkan Vekili, kendi Genel Başkanını “Sıfırla oğlum paraları” sözüne cevap veremiyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Tamam mı arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira! İftira! Montaj!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hadi oradan! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Montaj, FETÖ montajı!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şerefsizler…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yalan beyanla olur mu? (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - İşine gelmiyor.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Tekrar müfteri olan, yalancı olan açık ve seçik sizsiniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Açıkla kardeşim, açıkla! O resmi açıkla!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - Siz FETÖ’nün FETÖ olduğu ortaya çıktından sonra…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) –  Boş ver!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - Yahu, şimdi, bütün iddialarınız var ya…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Açıkla! Açıkla!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - Şurada yaptığınız, başka ispata gerek yok, şurada yaptığınız ispat sıfırlama “tape”lerini ortaya koyan düzenler, bu düzmece raporları, düzmece uydurma görüntüleri…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Oraya bakma, bana bak, bana! “Yalan söyledim.” de.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - …sesleri ortaya koyanlar FETÖ’cüler.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Yalan söyledim.” de.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Siz, burada FETÖ’nün avukatı olduğunuzu tekrar ve tekrar ispat eden bir müfterisiniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sensin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) -  Bütün sözlerinizi size aynen iade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yalancısın, şereften yoksunsun! Yalancı ve şereften yoksunsun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Sensin, sen!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yalan mı?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sizsiniz, siz!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yalancısın ve şereften yoksunsun!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Doğrusu bu atmosferde şunu söylemek için söz aldım: Bir kere neyin suç olup olmadığına bir parti karar veremez, mümkün değil. “FETÖ’nün FETÖ olduğu zamanlar” diyerek... “Biz ne zaman bir yapılanmayı, bir kurumu “terörist” ilan edersek o zaman teröristtir ama biz ilişkideyken değildir.” demenin hiçbir mantığı ve geçerliliği yoktur. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Yine, böyle bir yaklaşımı asla kabul etmiyoruz. Yani orada tartışırken bile... Cemaatle, Fetullahçılarla on yıllarca birlikte bu ülkeyi yöneten, birlikte her şeyi yapan iktidar partisi “Ben ‘terörist’ ilan ettiğimde siz de diyeceksiniz." diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) –  Böyle bir mecburiyet yok. Ya da PYD’nin Eş Başkanıyla burada görüştüğünde “Salih Müslim’le görüştüğümde başka bir şey söylüyorum, sonra işime gelmedi, ben bir yıl sonra ona da ‘terörist’ diyorum, sen de diyeceksin." diyor. Bunun sayısız örneği var, bunu herkese yönelik yapıyorlar. Halkın, Türkiye yurttaşlarının gerçekleri bilmek hakkıdır. Burada Mecliste yapılan tartışmalarda her şeyi konuşabiliriz ama şu yaklaşımı kesinlikle kabul etmiyoruz: “Biz neyin suç olup olmadığına iktidar partisi olarak karar veririz." diyor.  Böyle bir hükümranlığınız yoktur.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Asla!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) –  Buna kesinlikle hiçbir parti karar veremez. Bu yaklaşımı...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – 15 Temmuz bizim söylemimiz mi?

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Birlikte yaptınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) –  Bunu kabul etmiyoruz ve özellikle bu “terörist” ilan etme yöntemlerini de kesinlikle kınıyoruz. Kendileri dışındaki herkesi terörist gören bir iktidar, terör konusunda kafasını önüne düşürüp eğsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum Başkanım.

HALİL ÖZŞAVLI (Şanlıurfa) – PKK terör örgütüdür!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, niye söz istediniz?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bitirmedim.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Açıkça, bakın, iktidar partisi…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, ben bitirmedim, bitirmedim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir dakika, açıkça, iktidar partisi…

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Ya, ne çabuk atladınız, bir bekleyin yani.

BAŞKAN – Pardon, özür diliyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, “Bitirmedim.” mi diyor?

BAŞKAN – Sayın Beştaş, bitirdiğinizi düşündüm.

Tamam, buyurun siz, buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, sonuçta…

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz iktidar partisi olarak bir şeyin ne zaman başlayıp başlamadığına kendimiz karar vermiyoruz, ona bağımsız ve tarafsız mahkemeler karar veriyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hangi bağımsız mahkemeler?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ki hangi terör örgütü nedir, ne yapıyor; işlevselliği, fonksiyonları, bağlantıları nedir; bunu açıkça ortaya koyuyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hadi ya! Hangi mahkemeler?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakınız, Sayın Engin Özkoç’la biz konuşurken, efendim, ben, FETÖ ve PKK’yla ilgili bir atıfta bulundum; buradan hareketle, Sayın Meral Danış Beştaş da hiç bahsi geçmediği hâlde, kendisi, buradan bir söz talep etti.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben halkın vekiliyim, halkın düşüncelerini söylüyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sonuç itibarıyla şunu söyleyeceğim: Bakınız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, lütfen tamamlayalım.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Asıl terörist, oradan “PKK” diye bağırandır.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – “PKK terör örgütü değil.” mi diyorsunuz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – PKK, evet, asıl terörist…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – O kimse, odur terörist.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – PKK terör örgütü değil mi?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tabii ki PKK terör örgütü, bunda sizin kuşkunuz mu var? Kuşkunuz mu var? FETÖ de PKK da terör örgütü.

Şunu söyleyeceğim…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaş, sıfırladı mı sıfırlamadı mı ya?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, sıfırlama, açıkça bakın… (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sıfırladı mı sıfırlamadı mı?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) –  Burada, bakın, açıkça…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ya, bak, verdim, orada, raporda yazıyor.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Palavra!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Orada, bak, orada yazıyor. Bırak, bak, orada yazıyor, oku!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Onlar palavra!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – İşine mi gelmiyor?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Burada, açıkça bunun montaj olduğu ortada, bilirkişi raporuyla ortada.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – İftira atıyorsun durup durup.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – İşine mi gelmiyor?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sizi yargılayacağız!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – İftira atıyorsun!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – O hâkimler de yargılanacak, siz de yargılanacaksınız!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ama Kılıçdaroğlu’nun eski danışmanı Fatih Gürsul…

BAŞKAN – Sayın Özkaya, yerinize oturur musunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – İftira atıyorsun!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Senin işine mi gelmiyor?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Niçin yalan söylüyorsun?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – FETÖ’nün hâkimleri onlar! Fetullah Gülen’in hâkimleri! Onlar FETÖ’nün hâkimleri! Onlar FETÖ’nün hâkimleri! Konuşma!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bunların hepsi yazıyor. Onlar hep montaj. Yalan söylüyorsun. Niçin yalan söylüyorsun?

BAŞKAN – Sayın Özkaya…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Açıkça Fatih Gürsul, FETÖ’cü başdanışmanı, Kılıçdaroğlu’nu parmağında oynatmıştır, parmağında.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sıfırladı mı kardeşim! Sıfırladı mı sıfırlamadı mı?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yalan söylüyorsun, düpedüz yalancısın!

BAŞKAN – Sayın Özkaya, yerinize oturur musunuz?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Senin yalancı olduğunun belgeleri var orada! Senin doğru söylemediğini ispat etti!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Parmağında oynatmış Kılıçdaroğlu’nu. Açıkça, montaj olduğu bilirkişi raporunda…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sıfırladı mı?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yalan! Bak oradan sıfırlanmadı diyen… Yalan! Bunların hepsi montaj, kelime kelime montaj!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Senin yalancı olduğunu gösterdim ben orada, senin doğru söylemediğini ispat ettim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – O, FETÖ’cülerin ve CHP’lilerin iddiası; açık, açık… (AK PARTİ  ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – İspat et!

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Sizden büyük terörist yok, sizden büyük. Bu halka terör estiriyorsunuz; ekonomik terör, siyasi terör…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Söyledim, ispat ettim.

BAŞKAN – Birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.42

 

 

 

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

 

 

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Söz vermediniz, gidiyorum Başkanım.

 

 

 

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

                                                                                           4/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 04/01/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince, grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                      Muhammet Emin Akbaşoğlu

                                                                                                                 Çankırı

                                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 298 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin bu kısmın 1'inci sırasına alınması ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

4, 5, 11, 12, 13, 18, 19, 20, 25, 26 ve 27 Ocak 2022 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi,

6 Ocak 2022 Perşembe günkü birleşiminde 300 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu’nun gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına alınarak görüşmelerinin bu birleşimde yapılması, bu görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşmaların süresinin otuzar dakika olması (bu süre en fazla 3 konuşmacı tarafından kullanılabilir),

4 Ocak 2022 Salı günkü (bugün) birleşiminde 298 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamalarının tamamlanmasına kadar,

5 Ocak 2022 Çarşamba günkü birleşiminde 298 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

5 Ocak 2022 Çarşamba günkü birleşiminde 298 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde 6 Ocak 2022 Perşembe günkü birleşiminde 300 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu dışında başkaca denetim konularının görüşülmemesi ve aynı birleşimde 298 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 5 Ocak 2022 Çarşamba günkü birleşiminde 298 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanması hâlinde ise 6 Ocak 2022 Perşembe günkü birleşiminde 300 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

Çalışmalarını sürdürmesi,

298 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

 

298 Sıra Sayılı Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ve

40 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun Teklifi (2/4018)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 4’üncü

Maddeler

4

2. Bölüm

5 ila 9’uncu

Maddeler

5

Toplam Madde Sayısı

9

 

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerine Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden, Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün grup toplantımıza Türkiye'nin dört bir yanından aileler geldiler; tutuklu ve hükümlü aileleri. Bu ailelerin ortak özelliği, hepsinin bir yakını cezaevinde tutuluyor ve özellikle hasta mahpusların aileleri ve infazı yakılan, haksız sebeplerle infazı yakılan aileler. Yüzlerce anne ve baba,  kardeş grup salonumuzda Partimizi, Grubumuzu ziyaret ettiler ve iki gün boyunca Ankara'da kalacaklar. Talepleri ne? Talepleri, cezaevlerinde tutulan yakınlarının kötü muameleye maruz kalmaması, hastalıkları sebebiyle yaşadıkları çok kötü koşulların düzeltilmesi, sağlıklı bir tedavinin yapılması ve ölüme doğru giderken… Yani şöyle düşünün: Anneniz, babanız, kardeşiniz, evladınız cezaevinde ve adım adım ölüme yaklaşıyor, ne bir tedavi ediliyor ne de adli tıp dışarı çıkarılmasına izin veriyor. Çünkü “Tamamen cezaevinde kalabilir.” diyor. Ve sonrasında bu görüşlerini Adalet Bakanlığı önünde bir açıklamayla da paylaşmak istediler ve iki gün boyunca burada farklı siyasi partileri, sivil toplum örgütleri, baroları da ziyaret edecekler. Biz bu kürsüde her gün defalarca mutlaka hapishanede yaşanan bir hak ihlaline ya da bir tutuklunun ya da bir hükümlünün dosyasını ifade etmeye çalışıyoruz ve gerçekten çok ciddi bir tablo var. Bu ciddiyet nereden?  Hastalıklar, infaz yakılmaları, kötü muamele, sevkler, istismar ve benzeri... Bunun üstüne tabii ki 5 mahpusun cenazesi de cezaevinden çıkınca -2’sinin intihar olduğu iddia ediliyor, hâlâ şüpheli, bunlar aydınlatılamadı- bu sorun giderek katlanarak büyüyor. Peki, tahmin edin ne oldu? 5-6 milletvekili arkadaş bizim misafirlerimizi geçirmek için onlara Meclis Dikmen Kapısı’na kadar eşlik ettiler ve Dikmen Kapısı’nda kolluk gücü anında etraflarını sararak, hatta şu cümleleri sarf ederek“Biz beş yıldır burada açıklama yaptırmıyoruz...” Yani Ankara Valisi Ankara'da hiçbir tepkiye, demokratik hakka izin vermiyor, ifadeler açıklanamıyor. “Muhalefet bu konuda hiçbir şey yapamıyor.” diyerek onları, o yaşlı anneleri, babaları, işte diğerleriyle beraber, karga tulumba aynı zamanda şiddet de uygulayarak, Meclisin önünde otobüslere, arabalara doldurdular. Bu açıkçası çok kötü bir muameledir. Onları dinlemeleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Aileleri dinlemek yerine, taleplerini anlamaya çalışmak yerine, onlara yapılan bu saldırıyı kınıyoruz, kabul etmiyoruz. Ailelerin sözlerine kulak vermemiz lazım ve bir an için bütün milletvekillerini empati yapmaya davet ediyorum. Bir yakınınızın cezaevinde olması hâlinde, ölümle pençeleşirken ve yirmi yıl, otuz yıldır hapisteyken, her ay onun ziyaretine giderken, ondan iyi bir haber almak için saatlerce telefon başında beklerken gittiğiniz Ankara’da, başkentte sorunların çözümü için çare ararken böyle bir muameleye maruz kalmaları size ne hissettirecekse o ailelere de aynısını hissettiriyor. Bu uygulamadan vazgeçin. Demokrasi bir özgürlük rejimidir, insanlar düşüncelerini demokratik yollarla açıklayabilirler, bunu engellemekten vazgeçin diyorum ve teşekkür ediyorum.

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce Cumhuriyet Halk Partisinin yoklama talebini karşılayacağım: Sayın Özkoç, Sayın Altay, Sayın Arı, Sayın Sarıaslan, Sayın Kayışoğlu, Sayın Bülbül, Sayın Kaya, Sayın Köksal, Sayın Gündoğdu, Sayın Özkan, Sayın Şevkin, Sayın Yıldız, Sayın Gürer, Sayın Girgin, Sayın Özer, Sayın Zeybek, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Bakırlıoğlu, Sayın Emecan, Sayın Bayır.

Pusula vermeden önce sisteme girmeyi denesin arkadaşlar çünkü sistemde bir güncelleme yapıldı, sisteme daha rahat girileceği söyleniyor.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 19.28

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 19.35

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

 

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

Pusula veren arkadaşlar lütfen Genel Kuruldan ayrılmasın.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/1308) esas numaralı Kanun Teklifi’min Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 37’nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

Mehmet Güzelmansur

                                                                                             Hatay

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi olarak Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur konuşacaktır.

Sayın Güzelmansur, buyurun.

Süreniz beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; istiklal madalyası verilenlere vatani hizmet tertibinden şeref aylığı bağlanması ve şeref aylığındaki ayrımın giderilmesini öngören kanun teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Topraklarımızı vatan yapan, vatanımızın bekası uğruna canlarını hiçe sayan başta Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm gazilerimize sonsuz şükran ve saygılarımı sunuyorum, Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kurtuluş Savaşı'nda, Kore'de, Kıbrıs'ta savaşan muharip gazilerimize şeref aylığı bağlanmasına yönelik uygulama 1994 yılında hayata geçirildi. O zamanlar tüm gazilerimiz eşitti, maaşları da eşitti. 2000 yılına geldiğimizde, ayrımcılığıyla ünlü AKP iktidarı gaziler arasında da bir ayrımcılık yaptı. Bu, gazilerimizi sosyal güvencesi olanlar ve olmayanlar diye ikiye böldü. Sosyal güvencesi olmayanlara asgari ücret düzeyinde bir şeref aylığı bağlandı, sosyal güvencesi olanlara ise memur maaş katsayısı ile 6503 gösterge rakamının çarpılmasıyla elde edilen ve asgari ücretin yarısından da az olan bir şeref aylığı ödenmeye başlandı.

Değerli arkadaşlar, bu uygulama şeref aylığı bağlama amacına tamamen ters bir uygulamadır. Şeref aylığının bağlanma amacı harbe fiilen katılıp savaştan da fiilen dönen muharip gazilerimizi millet ve devlet nazarında onurlandırmaktır. Gazilerimiz vatanımızın bekası ve menfaati uğruna aynı fedakârlık ve cesaretle canlarını ortaya koydular. Fedakârlık ve cesaret aynıysa, farklı maaş uygulaması neden? Böyle bir mantıksızlık olur mu? Ben, buradan AK PARTİ’deki milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum, gerçi, dinlemiyorsunuz ama yine söylüyorum: Bu, bir ayıptır; bu ayıbı sonlandıracak olan da Gazi Meclistir, gün de bugündür. Doğrudan Genel Kurul gündemine alınması için görüştüğümüz bu kanun teklifiyle ilk olarak Kurtuluş Savaşı’nda, Kore’de, Kıbrıs’ta savaşan muharip gazilerimize bağlanan şeref aylığının eşitlenmesini sağlıyoruz. İkinci olarak da bu şeref aylığının asgari ücretin 1,5 katına yükseltilmesini istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifine yalnızca bir hususla karşı çıkacağınızı umuyorum. Nasıl karşı çıkabilirsiniz? Mesela, diyebilirsiniz ki: “1,5 kat az olmuş; 2 kat olsun, 3 kat olsun.” Ben, buna amenna derim fakat bunun dışında, bu kanun teklifini reddetmeyi ne mantıklı ne vicdanlı ne de adaletli görürüm. Bu kanun teklifinin gündeme alınmasının reddedilmesi ikiyüzlülük olur. Gaziler Günü’nde ettiğiniz tumturaklı lafların sahteliği de ortaya çıkar.

Bu kanun teklifine “Bütçeye ek yük getiriyor.” diye belki karşı çıkarsınız. Bakın, değerli arkadaşlar, en son ekim ayında açıklanan SGK verilerine göre 1005 sayılı Kanun kapsamında 26.719 gazimiz, 13.889 gazi dul eşi şeref aylığı alıyor. Kanun teklifimiz Meclisten geçerse bir yılda bütçeden şeref aylığı ödemelerine ayıracağımız tutar kaba bir hesapla 2,8 milyar lira. Bu miktar, bir yılda İngiltere’deki faiz lobilerine ödeyeceğiniz faizin yüzde 1’i bile değildir. Bu miktar, geçilmeyen köprüler, kullanılmayan yollar, yatılmayan hastaneler, uçulmayan havalimanları için dövize endeksli garanti ödemelerin yüzde 6’sına tekabül ediyor. Bu miktar, sarayın yıllık masrafına denktir yani sarayın şatafatından, yandaşların kârından, faiz lobilerinden nasıl esirgemiyorsanız, gazilerimizden de esirgemeyeceksiniz sayın milletvekilleri, ballı bürokratlara bütçeden 2 maaş, 3 maaş ödenmesini normal görürken gazilerimize 1,5 asgari tutarı maaş ödemeyi anormal bulmayacaksınız. Kamunun 115 bin makam aracına sahip olması, zannettiğiniz gibi bir itibar göstergesi değildir ama gazilerimize Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücüne ve büyüklüğüne yaraşır bir şeref aylığı ödenmesi tam da bir itibar göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MEHMET GÜZELMANSUR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, özetleyecek olursam: Şeref aylığı ödenmesinde “sosyal güvencesi olan, olmayan” şeklinde bir ayrım yapmak ne eşitlikle ne adaletle bağdaşır. Gazilerimize ödenen şeref aylığı günümüz ekonomik krizi de göz önüne alındığında utanç seviyesindedir. Ne gazilerimize olan minnet borcumuzu bir nebze de olsa öder ne de ülkemizin, devletimizin büyüklüğüne yaraşır. Zamlarla boğduğunuz kesimlerden biri olan gazilerimize yeni yılın bu ilk günlerinde bir müjde vermiş olalım, gazilerimizin beklediği bu düzenlemeyi hayata geçirelim ve bu kanun teklifinin gündeme alınması için lütfen önergeyi kabul edelim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Sayın Girgin…

 

 

 

 

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Sağlık Bakanlığına: Muğla’da 12 yaşındaki Metecan, Türkiye'de ender rastlanan bir hastalıkla, vücudunda ağır yaralar oluşmasına neden olan kelebek hastalığıyla yaşam mücadelesi veriyor. Metecan doğdu günden bu yana kelebek hastalığının neden olduğu yaralarla hayatını dört duvar arasında geçiriyor. “On iki yıldır kapı kapı geziyorum, devletimizden yardım istiyorum.” diyen babanın feryadını duyun. Her anne, baba gibi çocuklarını dokunarak sevmek isteyen ancak bunu yapamayan ailelere kulak verin. Ülkemizde yaklaşık 2 bin hasta ve ailesi ağır bir cilt hastalığı olan kelebek hastalığında kullanılan ilaç, tedavi ve bakım giderlerinin ücretsiz olarak karşılanmasını ve destek verilmesini beklemektedir. Sağlık Bakanlığını çaresiz kalan ailelere sosyal devlet anlayışıyla el uzatması için göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sıraya alınan, Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ve 40 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

 

 

 

1.-Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ve 40 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4018) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 298)(x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Komisyon Raporu 298 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle teklif, tümü üzerinde görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Evet, Sayın Özkoç…

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, bu görüşülecek olan kanun teklifi Anayasa’nın 138/2 maddesine aykırıdır. Teklif düzenlemesi ayrıca limanların hukuka aykırı bir şekilde özelleştirilmesini de içerdiğinden dolayı kamu yararı gözetmemektedir. Bununla ilgili bir usul tartışması açılmasını talep ediyorum efendim.

 

 

 

 

BAŞKAN – Evet, usul tartışması açıyoruz.

Söz isteyen?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Lehte.

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Lehte.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Aleyhte İbrahim Kaboğlu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Aleyhte.

BAŞKAN – Aleyhte İbrahim Kaboğlu ve Sayın Beştaş, lehte Ramazan Can ve Ahmet Özdemir.

Evet, ilk konuşmacı, usul hakkında lehte söz isteyen Ramazan Can.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle usul tartışmasında Meclis Başkan Vekilinin tutumunun lehinde olduğumu belirtiyorum.

Şimdi, İç Tüzük gereği, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine istinaden bizim grup önerimiz oylandı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kahir ekseriyeti bizim grup önerimizi kabul etti. Grup önerimizde de bu 298 sıra sayılı Kanun Teklifi’ni gündemin 1’inci sırasına aldık, dolayısıyla bunu görüşmek durumundayız.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Anayasa’ya aykırı.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilinin görevi de 1’inci sıraya alınan kanun teklifini görüşmektir, dolayısıyla bu noktada herhangi bir beis yok.

Diğer taraftan, kanunların Anayasa’ya uygunluğunu İç Tüzük gereği komisyonlarda görüşürken… 38’inci madde, evet okuyorum: “Komisyonlar, kendilerine havale edilen tekliflerin ilk önce Anayasa’nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler. Bir komisyon, bir teklifin Anayasa’ya aykırı olduğunu gördüğü takdirde gerekçesini belirterek maddelerin müzakeresine geçmeden reddeder.” Dolayısıyla İç Tüzük 38 gereği Komisyonda görüşülmüş ve Türkiye Büyük Millet Meclisine rapor şeklinde sunulmuştur.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Orada da reddediyoruz.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Komisyon Başkanımız da burada; Komisyon, komisyondaki tartışmaları, çalışmaları İç Tüzük gereğince değerlendirmiş ve raporunu arz etmiştir. Raporda da Anayasa’ya aykırı olmadığından bahisle karar verilmiştir.

Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna geldiğine göre Genel Kurulda da bu kanun teklifinin görüşülüp görüşülmemesi, Anayasa’ya aykırı olup olmamasına dair İç Tüzük açık. Evet, 84’üncü maddede            -Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu için söylüyor bunu- diyor ki: “Bir kanun teklifinin Genel Kuruldaki görüşülmesi sırasında teklifin belli bir maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyen önergeler, diğer önergelerden önce oylanır.” Dolayısıyla, Komisyonda kabul edilip rapor şeklinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu da grup önerisiyle gündemin 1’inci sırasına almış olduğu kanun teklifinin Anayasa’ya aykırı olup olmadığını ilgili maddeleri geldiğinde Anayasa’ya aykırılık önergeleri verilebilir. “Anayasa’ya aykırılık önergeleri de diğer önergelerden öncelikle ele alınır." diyor.  Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, gündemine hâkimdir ve gündem de yeri, sırası geldiğinde tartışılacak ve Genel Kurulun oyuna sunulacaktır; bu derece net. Peki, bütün bu aşamaları geçti, Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun teklifini yasalaştırdı. Yol bitiyor mu? Bitmiyor. Belirli sayıda milletvekili Anayasa Mahkemesine müracaat edebilir, Anayasa Mahkemesi kanun teklifinin Anayasa’ya aykırı olup olmadığını murakabe eder ve bir karar da verebilir. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerinin Anayasa Mahkemesine gidiş şeklinde. Diğer taraftan da somut norm denetimi nedeniyle de bir mahkemede bir kanunun Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz edilir de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Devamla) – …mahkeme bunu ciddi görürse somut norm denetimi yoluyla da Anayasa Mahkemesine götürebilir; o şekilde de karar verilebilir diye düşünüyorum. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, gündemine almış olduğu kanun teklifini görüşmekle mükelleftir.

 Meclis Başkan Vekilimizin tutumunun lehinde olduğumu belirtiyor, tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kayıtlara geçmesi için Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi için söylüyorum. Komisyonlarda Cumhur İttifakı’nın sayısal üstünlüğünün olması o görüşülen maddenin anayasal olarak uygunluk taşıdığı anlamına gelmez.

BAŞKAN – Peki.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bu madde Anayasa’ya aykırıdır ve az önceki hatibin de söylediği gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Kuruldaki bütün aşamalardan sonra yine Cumhur İttifakı ısrarla bu maddede bir avuç insanın zenginleşmesiyle ilgili bu kararı Genel Kurulda oylarsa Anayasa

Mahkemesine de götüreceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aleyhinde İstanbul Milletvekili Sayın İbrahim Özden Kaboğlu.

Buyurun Sayın Kaboğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; bu yasa önerisi sadece Anayasa’ya aykırı değil, aynı zamanda Anayasa’ya karşı bir hilenin ürünüdür ve artı, yasama yetkisinin kötüye kullanılmasına örnek bir yasa önerisidir çünkü bu yasanın, bu adsız torba yasanın ilk maddesi esasen önceki adsız torba yasanın 16’ncı maddesinin burada Anayasa’ya aykırı olduğunu öne sürdüğümüz maddenin Anayasa’ya aykırılığı kabul edilerek, kamu yararına aykırı olduğu tarafınızca da kabul edilerek o gerekçeyle geri çekilen maddenin, komisyonda yeniden değerlendirilmek amacıyla geri çekilen maddenin aynen konulması nedeniyle de sadece Anayasa’ya aykırı değil ama aynı zamanda Anayasa’ya karşı hiledir, yasama yetkisinin kötüye kullanılmasıdır. Burada herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır, herhangi bir gerekçe söz konusu değildir. Kasım, aralık ve ocak ayı itibarıyla bu on yıl, otuz yıl, kırk yıl, elli yıla yayılan sözleşmelerin burada alelacele yasalaştırılması söz konusudur. Çok yönlü Anayasa’ya aykırılık yanında, çifte Anayasa’ya aykırılık -biraz önce söylediğim gibi- yasama yetkisinin kendi alanına girmeyen bir konuda Danıştay kararına rağmen, Danıştay kararını etkisiz kılıcı bir yasal düzenleme yaparak o kararı aşan bir yetkilendirme söz konusu olamaz Anayasa madde 138’e açıkça aykırıdır çünkü iptal kararları bizleri de bağlamaktadır, yasama organını bağlamaktadır. Yasama organı yargı kararını aşamaz. Bu, yalnızca 138’inci maddesi gereği değil, Anayasa madde 2 açısından da açıktır, hukuk devleti hukuki güvenlik ilkesi ve ölçülülük ilkesi açısından.

Sayın vekiller, var olan sözleşmelerin burada kırk dokuz yıllığına uzatılması gelecek kuşakların iradesinin ipotek altına alınmasıdır aynı zamanda, basit bir işlem değildir. Düşünün, kırk dokuz yıl, yani bundan böyle gelecek, daha sonraki, daha sonraki Meclislerin alacağı kararları da biz burada ipotek altına alıyoruz, buna yetkimiz bulunmamaktadır. Bu itibarla var olan ihaleler, ihaleyle yapılan işletmeler on beş yıl, yirmi yıl süreyle yapılan işletmeler kırk dokuz yıla uzatılmaktadır. Bu itibarla herhangi bir ihale işlemi söz konusu olmayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkürler.

Anayasa madde 48 özel girişim özgürlüğünü düzenlemekte ama biz nasıl ki Anayasa’ya göre siyasal yarışma özgürlüğünü ortadan kaldıramazsak iktisadi alanda da özel girişim özgürlüğünü kesinlikle ortadan kaldıramayız. Bu onu da kaldırıyor, Anayasa madde 48’i yürürlükten kaldırıyor. Hâliyle 10’uncu maddeye de eşit yarış koşulları bakımından, serbest yarış koşulları bakımından Anayasa madde 10’a da aykırılık söz konusudur. Bu bakımdan “Yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi.” yeni ihalelerde, bu da Anayasa’nın 36’ncı maddesine -hak arama özgürlüğüne- aykırılık teşkil etmektedir. Sonuç olarak, bir adsız torba kanundan bir başka adsız torba kanuna, Anayasa’ya ve kamu yararına aykırılık gerekçesiyle geri çekilen maddenin konulması Anayasa’ya çifte aykırılık oluşturmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Gelecek kuşakların iradesini ipotek altına almaktadır, yasama yetkisinin kötüye kullanılması sonucunu doğurmaktadır. Bu, Anayasa Mahkemesi yolunun açık olmasıyla giderilebilecek bir sakatlık değildir.

Arz olunur. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaboğlu.

Lehinde Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ahmet Özdemir.

Buyurun Sayın Özdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Biz de AK PARTİ Grubumuz adına Meclis Başkan Vekilimizin görüşü doğrultusunda lehe görüşümüzü bildiriyoruz, bizden önceki konuşmacımız Sayın Ramazan Can’ın İç Tüzük’le ilgili açıklamalarına aynen iştirak ediyoruz. Üzerine şunu söylememiz gerekir: Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Cumhur İttifakı’nın komisyonlardaki çoğunluğundan bahisle buradaki itirazlarından netice alamadıklarından bahsetti; aslında tam da demokrasi budur. Bir kanun, bir itiraz komisyonlarda görüşülürken oradaki çoğunluğun verdiği kararla, Türkiye Büyük Millet Meclisimizdeki çalışmalarda olduğu gibi, bu almak istediğiniz neticenin sonucunu alamadığınız anlamına gelmiyor çünkü Meclisin denetim mekanizmaları ve itiraz mercileri her aşamada var. Biraz önce Vekilimiz de söyledi, İç Tüzük 38 de aslında bu konuda açıkça bir yetki veriyor: “Komisyonlara gelen işlerde öncelikle Anayasa’ya uygunluğu denetlenir. Daha sonra işin esasına geçilir.” diyor. Bu, birinci denetim mekanizması aslında. Burada yapılacak bir itiraz neticeye kavuşturulabilir. İkincisi de İç Tüzük 84 “Görüşülmekte olan bir kanunun ilgili maddelerinin Anayasa’ya aykırılığına dair bir iddia varsa bu Anayasa’ya aykırılık iddiaları diğer önergelerden daha önce görüşülür.” diyor. Bu da ikinci bir denetim mekanizması ve itiraz mercisi aslında. Burada da bu hakları kullanılabilir. Üçüncüsü de yine, vekilimiz açıkça onu izah etti. Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçtikten ve kabul edildikten sonra Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla ilgili Anayasa Mahkemesine gidilebilir. Orada da Anayasa Mahkemesi bu kanunun Anayasa’ya aykırılığıyla ilgili bir karar verecektir. Dolayısıyla, görüşülmeye başlanmış bir kanunun bu aşamasında Anayasa’ya aykırılık iddiasına dair bir usul tartışmasının doğru olmadığını düşünüyoruz ve Meclis Başkan Vekilimizin lehinde biz de görüş bildiriyoruz.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aleyhinde Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş. Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğrusu İbrahim Hocam gayet net bir şekilde Anayasa’ya aykırılıkları ifade etti. Ben aynı maddeleri söyleyerek tekrar etmeyeceğim, tamamen katılıyorum. Hocam olarak, üniversitede ders aldığım bir hocam olarak da ayrıca bunu söyleyeyim. Anayasa hukukunu da gayet iyi bilir.

Burada iktidar grubunun yapmış olduğu iki konuşmayı da dinledim. Bize şunu söylediniz: “Bizim çoğunluğumuz var, komisyonda da var, Genel Kurulda da var. Bu nedenle biz, Anayasa’yı ne komisyonda dinleriz ne Genel Kurulda dinleriz. Yasama organının Anayasa’ya aykırı yasa yapabileceğini savunuyoruz eğer çok istiyorsanız sonradan Anayasa Mahkemesine başvurun, kanun eğer aykırıysa iptal edilsin.” Bu, Anayasa’yı… Ben mealen söylüyorum bunu.

Şimdi, bir çoğunluk var diye elinizde parmaklarınız fazla diye, vekil sayınız fazla diye Anayasa’ya aykırı, kamu yararına aykırı olduğu kesin olan bir kanun teklifini burada geçirmeniz kanuna karşı hile bile, Anayasa’ya karşı hile bile çok hafif kalıyor. Bu, çoğunlukçuluğun, çoğunluğun despotizmidir. Totaliter rejim dediğimiz tam da bu anlama geliyor zaten.

Şimdi, bu kanun Anayasa Komisyonuna gitmedi. Daha önce geldi, itiraz ettik, geri çekildi. Anayasa Komisyonu üyesiyim ben, bu kanunu tartışamadık. Direk buraya getiriyorsunuz, sonra “Kırk dokuz yıllığına halkın malını, mülkünü kamu yararına aykırı bir şekilde ortaklarınıza ya da oraya, buraya, Katar’dan başlayarak devredeceğiz.” diyorsunuz. Neden? Neden kırk dokuz yıllığına böyle bir sözleşme yapılıyor? Süresi bitmiş mi? Hayır. Her gün “Seçimler 2023’te.” diyorsunuz, 2023’te tekrar gelirseniz, süresi dolarsa bunun zamanı gelir, bir daha uzatıverin eğer hâlâ halk size o yetkiyi veriyorsa. Siz, bugün burada bu kanun teklifini görüştürerek aslında gelecek Parlamento’nun da, gelecek halkın iradesine de ipotek koyuyorsunuz. AKP iktidarı şimdiden limanları kamu yararına aykırı bir şekilde, Anayasa’ya aykırı bir şekilde burada sözleşmeyle kiralayacak, para kazanacak.

Şimdi, şöyle bir şey söyleyeyim: 18 limanın işletme hakkını devralan ve aralarında Katarlı Qterminals’in de bulunduğu şirketlerin otuz, otuz altı, otuz dokuz yıl olan işletme sürelerini yeni bir ihaleye çıkılmadan ya da pazarlık yapılmadan kırk dokuz yıllığına bir iktidar neden uzatmak ister? Çıkarınız ne ya? Çıkarınızı açıklayın, kamuoyuna söyleyin, “Bu kiralamayı şu sebeple yapıyoruz.” deyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Bizim çıkarımız devletin çıkarı, bizim çıkarımız kamunun çıkarı.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Şimdi, burada, limanların kesinlikle kamu eliyle işletilmesi gerekiyor. Bu konuda biz Halkların Demokratik Partisi olarak bunu Komisyonda da burada da söyledik, şimdi söyleyeceğiz, tekrar söylüyoruz. Ve bu limanların uyuşturucu trafiğindeki yerini -zamanım kalmadı- tartışıyor Türkiye, dünya tartışıyor. Yani bundan da mı çekinmiyor bu iktidar? Uyuşturucu trafiğinin yapıldığı limanları siz kendiniz yeniden sözleşmelerle devrediyorsunuz, herhâlde “Devam edin.” diyorsunuz; bunun anlamı bu.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – İkisi çok farklı şeyler.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Yani bu trafiği görürken buna nasıl “Dur!” demiyorsunuz? Başkana hitaben söylüyorum, bu teklifin kesinlikle Anayasa Komisyonunda görüşülmesi gerekiyor. Bu nedenle, biz, bu teklifin aleyhine olarak bunun Anayasa Komisyonuna sevkini istiyoruz; gönderilmesi, orada görüşülmesi ve ondan sonra Genel Kurula gelmesi Anayasa gereğidir diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, teklifin Anayasa’ya aykırılığı itirazlarına ilişkin Başkanlığımızın görüşünü kısaca açıklamak istiyorum.

Bilindiği üzere, İç Tüzük’ün 38’inci maddesine göre, komisyonlar kendilerine havale edilen tekliflerin ilk önce Anayasa’nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler. Komisyon, Anayasa’ya aykırı gördüğü teklifi, maddelerine geçmeden reddetmek zorundadır.

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu teklifi Anayasa’ya aykırı görmeyerek görüşmüş ve raporunu Başkanlığımıza intikal ettirmiş ve teklif, 298 sıra sayısını alarak gündemimizdeki yerini almıştır. Genel Kurulda teklifin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında Anayasa’ya aykırılık iddialarının dile getirilmesi mümkündür. Genel Kurulun bu görüşmelerden sonra Anayasa’ya aykırılık iddialarını ciddi görerek maddelere geçilmesini reddetme yetkisi bulunmaktadır.

Yine İç Tüzük’ün 84’üncü maddesine göre teklifin belli bir maddesinin Genel Kurulda görüşülmesi sırasında Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyen önergeler diğer önergelerden önce oylanır. Görüldüğü gibi teklifin Anayasa’ya aykırı görülmesi hâlinde gerek Komisyonda gerekse Genel Kurulda reddedilmesine olanak tanıyan çok sayıda kural bulunmaktadır. Bu nedenle teklifin görüşmelerine başlamadan önce Anayasa’ya aykırılık iddialarını görüşmenin İç Tüzük’e uygun olmadığını düşünmekteyim. Açıkladığım gerekçelerle teklifin görüşmelerine başlama tutumunda değişiklik bulunmamaktadır. Genel Kurulun bilgisine sunulur.

 

 

 

 

    1. Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ve 40 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4018) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 298) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde söz isteyen İYİ Parti Grubu adına Denizli Milletvekili Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin geneli üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ülkeyi yönetenlerin genel gidişatı bana tarihte sonu intiharla biten bir karakteri sık sık hatırlatmaya başladı: Goebbels. Kimdi Joseph Goebbels? Nazi Hükûmetinin Propaganda Bakanı. Medyayı, sanatı, iletişimi kontrol altına aldı; radyo ve filmleri de propaganda amaçlı kullandı; bir yere kadar da başardı. Söylettiği büyük yalanlarla Nazi hareketinin Almanya’da hızla yayılmasını sağladı. Düşmanı hep dışarıda aradı, sonra sonu yaklaşırken bile başarı hikâyeleri yazdı:  “Führer geçmiş krizlerin üstesinden nasıl geldiyse bu krizin de üstesinden gelecektir.” dedi ama hem Führer hem kendisi hem de Almanya kaybetti. Sonra ne oldu? Her bitiş bir başlangıçtır. Algı ve iletişimde başarıya kavuşacağını düşünenler tarihten silindi, Almanya ekonomide şahlanmaya başladı. Tarihten mutlaka ibret almak lazım.

Sayın milletvekilleri, dümendekiler dışında mürettebat da yolcular da farkında, gemi su alıyor. 1 Ocak 2021’de dolar 7,42; 1 Nisanda 8,14; 1 Haziranda 8,5; 1 Kasımda 9,48 iken; 20 Aralık 2021’de dolar 18,5 seviyelerini gördü yani bir ayda kur 2’ye katladı. Batan geminin mallarını her gün Türk lirası karşısında paraları değer kazanan sınır komşularımız yağmaladı; Bulgar’ın 1 levası 10,5 Türk lirasına dayandı. Türk vatandaşı ekmek almak için bile metrelerce kuyruğa girerken İranlısı, Iraklısı, Rus’u konut alımında rekor kırdı. Bizim vatandaşımız ne yaptı? İpotek verip aldığı konutunu satışa çıkardı. Ülkemizde kasım ayı itibarıyla satılan ipotekli konut sayısı geçtiğimiz yıla oranla yüzde 61 artış gösterdi. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 22. Dolar 18’in üzerini görene kadar iğneden ipliğe her ürüne zam geldi; ev fiyatları uçtu, kira fiyatları uçtu, otomobil fiyatları uçtu. Peki, siz ne yaptınız? Sadece seyrettiniz, dış güçleri suçladınız. Sonra, bir gece yarısı hamlesiyle dolar 11-12 bandına çekildi ve şov başladı: “Doları düşürdük, şimdi indirim zamanı.” Kim yapacak indirimi? 1 Ocak 2022 itibarıyla konutlarda kullanılan doğal gaza yüzde 25, sanayi doğal gazına yüzde 50, elektriğe yüzde 25 ile yüzde yirmi 50 arası zam yapanlar, stokçular mı? Akaryakıtı, köprü geçiş ücretlerini, harç ve vergi oranlarını arttıranlar, marketçiler mi? Ne söylemlerinizin ne icraatlarınızın akılla, mantıkla izah edilebilir bir tarafı yok. Asgari ücretliye, emekliye, memura verdiğiniz zamlar daha sokağa adım atmadan eridi. İş bilmezsiniz, samimiyetsizsiniz ve adaletsizsiniz. Düşmanı dışarıda aramayın, kökü içinizde.

Değerli milletvekilleri, ikide bir önümüze aynen bu kanun teklifinde olduğu gibi, ihtiyaç nedeniyle değişiklik içeren kanun teklifleri getiriyorsunuz. Dediğim gibi, biri yürürlük diğeri yürütme maddesinden oluşan önce 8, sonra Komisyonda eklenen bir maddeyle 9 maddeye çıkarılan bu kanun teklifinin gerekçesi de uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması. İktidar ülke gündeminden bu kadar kopuk olunca ihtiyaçlar da milletten kopuk oluyor. İhtiyaçlara bir bakalım: Özelleştirme yoluyla işletme hakkı verilen limanların sözleşme sürelerinin kırk dokuz yıllığa çıkarılması. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği üyelerinin oda ve borsalara olan aidat borçlarıyla ilgili icra ve takip işlemlerinin 2023’e kadar durdurulması. Rafinericilerin ve piyasa faaliyetlerinde bulunanların rafine sahası dışında LPG depolayabilmeleri. 30 Haziran 2021 tarihinden sonra yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisi kuran işletmelerin yerli aksam desteğinden yararlanması. Mülga Etibank, TEK gibi kuruluşlara ait gayrimenkullerin bedelsiz olarak TEİAŞ ve TEDAŞ'a devredilmesi. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olanlara LPG lisansı verilmesinin önlenmesi ve fahiş fiyat artışlarının sebebi gösterilen stokçulukla mücadele edilmesi. Şunu baştan belirtmek istiyorum: Biz bu kanun teklifinin her maddesine karşı değiliz; tabii ki yenilenebilir enerji kapsamında elektrik üretmek isteyen her yatırımcıya destek olalım, tabii ki önce Covid’in, arkasından dövizin ve en sonunda da sizin vurduğunuz odalar ve borsalara yardımcı olalım, tabii ki stokçularla hep beraber mücadele edelim ama sizin niyetiniz bu değil ki, bu, sizin bir alışkanlığınız. Önce kanun tekliflerini kamuoyunun genelinde kabul görecek bir reklam malzemesiyle süslüyorsunuz, ardından Pandora’nın kutusunu açıyorsunuz. Bütçeden önce görüştüğümüz kanun teklifinin reklamı “Elektrik faturalarında TRT payına son.”du. 100 lirada 1 liralık TRT payı kalktı, yerine, 100 lirada 150 liralık RTE payı geldi. Bütçe sonrası görüştüğümüz kanun teklifinin reklamı ise “stokçularla mücadele” güzellemesi ardına gizlenmiş, limanlarımızın kırk dokuz yıllığına şirketlere devri. İki reklam arasında hedefi şaşmış bütçe. Reklam sonrası iktidarın stokta beklettiği zamlar.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin son döneminin modası, adsız, minicik bir torba paket; yürürlük, yürütme maddesini geçin, toplamı 7 madde  ama içinden fışkıran fışkırana. 1’inci maddeden başlayalım. Nedir 1’inci madde? Türkiye Denizcilik İşletmelerine ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğüne ait iken özelleştirme yoluyla işletme devir hakkı verilen ya da devredilen bazı limanlarımızın kırk dokuz yıldan az süreli sözleşmelerin kırk dokuz yıla uzatılması.  “Kimin ihtiyacı bu?” diye sormak lazım çünkü bu kanun teklifinin gerekçesi uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar. İhtiyaç mı, baskı mı, keyfiyet mi; niyete göre değişir.

Bahsi geçen bu madde 23 Kasım 2021 tarihinde Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu toplantısında görüşülmüştür. Toplantı sırasında muhalefet partilerinin milletvekilleri ilgili maddenin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle teklif metninden çıkarılması yönünde önergeler vermiştir. Maddeye ilişkin verilen önergeler Komisyon toplantısında iktidar milletvekilleri tarafından reddedilmiştir. İlgili madde 3 Aralık 2021 tarihli Meclis Genel Kuruluna getirilmiş ancak görüşmeler sırasında iktidar partisi milletvekilleri tarafından verilen bir önergeyle kanun metninden çıkarılmıştır. Teklif metninden çıkarılan limanlara süre uzatımına ilişkin madde kısa bir süre sonra 298 sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi olarak Komisyonun gündemine tekrar getirilmişti. Kanun teklifinde “stokçularla mücadele” reklamı ardına gizlenen bu madde, içeriği açısından sakıncalı, yasama tekniği açısından aykırılıklarla dolu bir maddedir.

Anayasa’mızın 2’nci maddesi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu hükme bağlar. Yönetimde keyfîliğin önlenmesi, bütün işlem ve eylemlerin hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi için bu hüküm çok önemlidir. Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait limanların bir kısmının özelleştirilmesine ilişkin özelleştirme kararları Danıştay tarafından iptal edilmiş ve bu kararlar kesinleşmesine rağmen uygulanmamıştır. Yapılmak istenen düzenlemeyle ise bu hukuksuz duruma hukuki nitelik kazandırılmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, sözleşme süreleri uzatılarak daha önceki mahkeme kararlarının uygulanmamasına yönelik hukuki altyapı hazırlanmaktadır.

Yine, Anayasa'mızın 47’nci maddesi “Devletin kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişiliklerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıklarının özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” der. Bu hükümle, vatandaşa ait devlet malının keyfî ve kanun dışı yöntemlerle el değiştirmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Yani teklif metninde olduğu üzere “Limanlarımızın işletim hakkını ihalesiz olarak kendi belirlediğin şartlarda keyfî olarak uzatamazsın.” denilmiştir ancak özellikle kanun teklifini hazırlayan akıl, ardından da Komisyonun keyfiyeti yanlış anlamış, keyfî davranmıştır. Meclis İçtüzüğü'nün 38’inci maddesi Komisyonlara, kendilerine havale edilen tekliflerin ilk önce Anayasa'nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etme yükümlülüğünü vermiştir. Komisyonların bir teklifin Anayasa'ya aykırı olduğunu gördüğü takdirde gerekçesini belirterek maddelerin müzakeresine geçmeden reddetmesi gerekmekteydi. İlgili madde Anayasa’nın hem 2’nci maddesine hem 47’nci maddesine aykırıdır ama Komisyon görevini yapmamıştır.

 İktidar milletvekilleri “Aman bunlar teknik ayrıntılar, buna mı takıldınız?” diyebilir, keşke sadece buna takılsaydım. Kanun teklifiyle Özelleştirme Kanunu kapsamında otuz, otuz altı ve otuz dokuz yıl süreyle işletme hakkı verilen bazı limanların sözleşme süreleri kırk dokuz yıla uzatılacaktır. Bahse konu limanların 17 tanesi Türkiye Denizcilik İşletmelerine, 5 tanesi Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına ait limanlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nu çöküşe götüren nedenlerin arasında özellikle limanlarımız konusunda yabancılara kapitülasyonlar yoluyla tanınan imtiyazlar da sayılmaktadır. Türkiye, hem siyasi hem ekonomik hem de hukuki açıdan bağımsızlığının önünde engel olan kapitülasyonlara, büyük mücadeleler sonunda, Lozan Anlaşması’nın 28’inci maddesiyle nokta koymuştur. “Bağıtlı yüksek taraflar, Türkiye’de kapitülasyonların tümüyle kaldırılmasını her biri kendisiyle ilgili olarak kabul ettiklerini açıklarlar.” hükmüyle kapitülasyonlar kaldırılmıştır. Yine, 1 Temmuz 1926 tarihinde Kabotaj Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanunla “Türkiye limanları ve sahilleri arasında  yük ve yolcu taşıması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri Türk vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır.” hükmü getirilmiştir. “Yerlilik ve millîlik” lafını diline dolayanlar, tarihe bir bakın, yerlilik ve millîlik nasıl oluyormuş? Şimdi ne yapıyorsunuz? Tarihsel bir kazanımı iktisadi nedenlerle tavize çeviriyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait 17 liman en eskisi 1997 yılı, en yenisi ise 2003 yılında olmak üzere otuz yıllığına işletme-devir hakkı yöntemiyle özelleşmiştir. Bu sözleşmelerin başlangıç ve bitiş tarihleri dikkate alındığında, 1997 yılında özelleştirilen limanların sözleşme bitiş süresine bile en az altı yıllık bir süre kaldığı görülmektedir. Bu arada, küçük bir hatırlatma, şu an elinde işlettiği 7 liman kalan Türkiye Denizcilik İşletmeleri Varlık Fonu’na devredilmiştir. Türkiye Varlık Fonu’nun portföyünde yer alan bir diğer liman da İzmir Alsancak Limanı’dır. Ne yazık ki kamunun elinde kalan bu limanlar Türkiye Varlık Fonu üzerinden yapılan anlaşmalar üzerinden yeni işletmecisini beklemektedir. 24 Kasımda Abu Dabi Liman Şirketi ile Türkiye Varlık Fonu arasında mutabakat muhtırası imzalanmıştır. Bu imzanın ardından, tekrar hatırlayalım, Varlık Fonu’nda şu an 8 liman bulunmaktadır.

Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmanın bir bölümünde diyor ki: “Kısa zamanda kendi kendimizi idare eder hâle gelmezsek deniz döktüğümüz düşmanları parası için ülkemize getirmeye çalışırsınız.”

Değerli milletvekilleri, kanun teklifi kapsamında süre uzatımına tabi olacak limanların bir kısmı da Devlet Demiryollarına aittir. Günümüz itibarıyla Devlet Demiryollarının 7 limanından sadece 2’si Genel Müdürlük tarafından işletilmektedir. Diğerleri hangi şirketler tarafından işletiliyor bir bakalım: İskenderun Limanı, Limak; Mersin Limanı, PSA-Akfen Ortak Girişim Grubu; Samsun Limanı, Ceynak; Bandırma Limanı, Çelebi; Derince Limanı, Safi şirketleri tarafından işletiliyor. Bu limanların işletme süreleri Derince Limanı dışında kalan diğerleri için otuz altı, Derince Limanı için otuz dokuz yıldır. Tabii, biz bu sözleşmelerin yerli firmalarla yapıldığını düşünüyoruz. Sonra bir bakıyoruz, Mersin Limanı örneğinde olduğu gibi, karşımıza Avustralya menşeli uluslararası bir fon çıkıyor. Sonra bir bakıyoruz, Antalya Limanı örneğinde olduğu gibi, karşımıza Katar çıkıyor. Nasıl mı? Hisse satışı yoluyla. Antalya Limanı’nın işletme hakkı 2028 yılına kadar Global Yatırım Holdinge devredilmişti ancak Global Yatırımın liman iştiraki Global Ports, Antalya Limanı’nın işletme hakkını 140 milyon dolar karşılığında Katarlı QTerminals’e satmıştır. Bu teklifin kanunlaşmasıyla, Katarlı şirketin limanı kullanım süresi 2047 yılına kadar uzatılacaktır. Katar, bu limana yatırdığı 140 milyon doları 2047 yılına kadar katar katar katlayacaktır.

Bir soru daha sormak istiyorum: Limanların işletim süresini kırk dokuz yıla uzattınız. Ülkede ekonomik bir istikrar yok, ekonomi deneme tahtası gibi. Hadi bu liman işletmeleri hisselerini yabancı şirketlere satmaya başlarsa, liman işletmeleri, limanlar millî güvenlik sorunu hâline gelmeyecek midir? Bunun önüne nasıl geçeceksiniz? Bir erken seçim kararı alınmadığı sürece seçimler 2023 Haziran ayında yapılacaktır, bu durumda liman sözleşmelerinin bitiş süresi 1997 yılında özelleştirilenler için 2027 yılında sona erecektir. Normal zamanda yapılacak seçimden sonra dahi sözleşme süresinin bitmesine en az dört yıl kalacak liman işletmeleri için kırk dokuz yıllığına süre uzatılması için neden bu kadar acele ediyorsunuz? Aslında belli, dışarıdan sıcak para girişi yapmak lazım. Vakti gelmeden gelecek hükûmetlerin kasasına, gelecek nesillerimizin varlıklarına el atıyorsunuz, “Günü kurtaralım, yarın ne olursa olsun.” bugün Şevki Yılmaz’ın söylediği gibi.

Bu arada sizin 2023 yılına ilişkin hedefleriniz yok muydu? Daha süre var, iktidarda kalabiliyorsanız yeni sözleşmeleri kuralları dahilinde siz imzalayın. Yok, kalamayacaksanız yeni iktidarın işine karışmayın, biraz siyasi etiğe uygun davranın. Bizim iktidarımızda bu limanlarla ilgili sözleşmelerinizi tek tek gözden geçireceğiz, oluşan kamu zararını da kimin imzası varsa onlardan hesabını soracağız.

Değerli milletvekilleri, bir başka maddeye geçelim, 6’ncı madde. Bu maddeyle kapatılan Etibank, TEK, Türkiye Elektrik Üretim İletim AŞ ve özelleştirilen elektrik dağıtım şirketleri adına tapuda tescil edilmiş olan mülk ve tesislerin faaliyet alanlarına göre TEİAŞ veya TEDAŞ’a bedelsiz devredilmesi, devir işlemlerinin harç ve döner sermaye hizmet bedelinden muaf tutulması öngörülmektedir.

Önce TEİAŞ ve TEDAŞ’ın yapısına bir bakalım. TEİAŞ, 3 Temmuz 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı doğrultusunda halka arz yöntemiyle özelleştirme kapsamına alınmıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından halka arza yönelik hazırlık işlemleri başlatıldı. Bu işlemler plana göre 31 Aralık 2022’de tamamlanacak.

TEDAŞ ise uhdesinde bulunan tüm dağıtım şirketleri özel sektöre devredilen ve zararı her yıl artan bir kuruluş. Kurumun 2017 zararı 216 milyon lira, 2018 zararı 42 milyon lira, 2019 zararı 389 milyon lira, 2020 zararı kesinlikle bundan daha fazla olacak. TEDAŞ bu kadar zarar etmek zorunda mı? Değil çünkü TEDAŞ özelleştirmesi sırasında dağıtım şirketlerinin hakları kadar, TEDAŞ’ın hakları da sözleşmeyle kayıt altına alınmıştır. Ancak mülkiyeti TEDAŞ’a ait olan trafo merkezleri, aydınlatma, nakil direkleri ile diğer taşınmazların kiralanması hususu TEDAŞ lehine iken elektrik dağıtım firmaları bu taşınmazları kira elde etmek için kullanmıştır. Yine, TEDAŞ dağıtım sistemi gelirlerinin düzenlenmesi hakkındaki tebliğle reklam gelirlerinden de dağıtım şirketleri lehine vazgeçmiştir.

Hâl böyle iken bir yandan halka arz yoluyla özelleştirme kararı alınan TEİAŞ’ın değerini artırmak, kanuni haklarını bile dağıtım şirketine devreden TEDAŞ’ın zararlarını perdelemek, bilançosunu düzeltmek adına kamu uhdesinde bulunan mülk ve tesisleri bedelsiz olarak bu 2 kuruma devretmek istiyorsunuz.

Bakınız, Etibank’ın denize sıfır noktalarda tesisleri yanı sıra maden sahaları da bulunmaktadır. Etibank’ın, TEK’in ve kanun teklifinde mülkleri bedelsiz devredilecek mülga kurumların tapuda tescil edilmiş mülk ve tesislerinin ne olduğunu biliyor muyuz? Bu bilgiler kamuoyuna açıklanmadan önce devir işlemi gerçekleşirse TELEKOM özelleştirmesi örneğinde olduğu gibi büyük kamu zararı oluşması ihtimal dâhilindedir ki siz bunu ustalıkla yapıyorsunuz. Tabii ki devlete ait yerlerden tahsis yoluyla istifade edilmesine karşı değiliz ama icraatınız ortadayken bu yerlerin yok pahasına satılmasına gönlümüz razı değil.

Değerli milletvekilleri, gelelim meşhur stokçulukla mücadeleyi içeren 7’nci maddeye. Hepimiz buradaydık; 16 Nisan 2020'de Covid-19 şartları göz önünde bulundurularak Meclisten bir yasa geçirilmişti. Özellikle Covid-19'u bahane eden bazı fırsatçılar maske, temizlik ürünleri, dezenfektan gibi ürünleri neredeyse karaborsada satar hâle gelmiş ve bir önlem alınması zorunluğu doğmuştu. İşte, 7244 sayılı Kanun bu dönemde çıkarılmış, 6585 sayılı Perakende Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a bir ekleme yapılarak fahiş fiyat artışı ve stokçuluğa ilişkin yasal düzenleme yapılmıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Ve sonra, 28 Mayıs 2020'de Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği yayınlandı. Arkasından da yaptığınız mücadelede ne kadar kararlı olduğunuzu gösteren haberler ardı ardına çıkmaya başladı: "Hükûmet fırsatçılara izin vermiyor." "Zam üstüne zam yapanlara ceza yağdı.” Yani elimizde bir kanun, bir yönetmelik ve fırsatçılara izin vermeyen müfettişlerimiz var ama stokçular soframızın tadını kaçırdı; inanırsanız. O zaman ya kanunun gereği yerine getirilmedi ya yönetmeliğe uygun davranılmadı ya müfettişleriniz gereğini yapmadı ya da siz bu işi beceremediniz.

Konuşmamın başında da belirttiğim gibi Goebbels iyi bir propaganda ustasıydı, düşmanı dışarıda arayarak büyük yalanlar söylenilmesini tavsiye ederdi. Bu tavsiye tanıdık geldi değil mi? Aynaya bakmayı bilmeyenler suçu dışarıda ararmış aynı ekonomiyi bilmeyenlerin yaptığı gibi.

Görüştüğümüz kanun teklifiyle üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkan, yirmi dakika konuşacağım…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Son söz olarak şunu söyleyeyim: Kötü yönetim sebep, fiyat artışı sonuçtur. Yeni yılın ilk dakikası itibarıyla en hayati ürünlere gelen zamlar sonucu stokçu tarifi değişmiştir. Dolar düşerken akaryakıt fiyatını artıran, dolar düşerken elektriğe zam yapan, dolar düşerken doğal gaza zam yapan kimse, vergileri, harçları artıran kimse stokçu da odur. Milletin de bu stokçulara tahammülü kalmamıştır…

BAŞKAN – Sayın Öztürk, teşekkür ediyoruz.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – …ve kanun maddesine benzer şekilde stokçulara cezasını sandıkta kesecektir. Keseceği ceza sizin makyajınıza da benzemez. Milletinin ahını alan, milletin hakkına göz diken, milletin tokadını yiyen bir daha da iflah olmaz. Millet dört gözle sandığı beklemektedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Abdurrahman Başkan.

Buyurun Sayın Başkan. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ABDURRAHMAN BAŞKAN (Antalya) – Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve televizyonları başında bizi izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyor, 2022 yılının ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, 24 Haziran seçim beyannamemizde Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi tarafından kamuoyuna ilan edilen ve 27’nci Yasama Döneminde başlıca taahhütlerimiz arasında yer alan asgari ücretten vergi alınmaması sözümüzü, Cumhur İttifakı olarak yerine getirmiş olmamızdan mutluluk duyuyor, bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Kıymetli milletvekilleri, hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri olan enerji arzı alanında birçok yeniliğe şahitlik ettiğimiz bir dönemden geçmekteyiz. Güneş, rüzgâr, jeotermal, biyogaz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu gücünde büyük bir gelişme kaydeden ülkemiz, enerji arzının güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için “daha çok yerli, daha çok yenilenebilir” şiarıyla çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin yerli aksam desteklerinden faydalanabilmesiyle ülkemizin yerli aksam kapasitesinin artırılması son derece önem arz etmektedir. Yenilenebilir enerji önemini artırmış, alternatif enerji kaynakları devletlerin AR-GE çalışmalarında önemli konulardan birisi hâline gelmiştir; Türkiye’de bu ciddiyetle konuya eğilmiş ve çalışmalarına hız vermiştir. Yerli imkânlarımızla gerçekleştirilen elektrik üretimimizin yaklaşık olarak yarısı yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmiştir.

2021 yılının son çeyreği itibarıyla yenilenebilir enerjiyle üretilen elektrik enerjisi kaynaklarımızın yüzde 13’ünü hidroelektrik, yüzde 9’unu rüzgâr, yüzde 2’sini güneş, yüzde 3’ünü jeotermal ve yüzde 2’sini de biyokütle enerjisi oluşturmaktadır. 2021 yılı Aralık ayı itibarıyla, Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü 99.384 megavat olup bu kurulu gücün 31.481 megavatını hidrolik enerjiye, 11.336 megavatını yerli kömüre, 10.429 megavatını rüzgâr enerjisine, 1.648 megavatını jeotermal enerjiye, 1.921 megavatını biyokütle enerjisine ve atık ısıya, 7.774 megavatını ise güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri oluşturmaktadır.

2021 Aralık ayında yenilenebilir kaynaklara dayalı üretim tesislerinin kurulu gücünün toplam kurulu güce oranı yüzde 51,64’e, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı üretim tesislerinin kurulu gücünün toplam kurulu güce oranı ise yüzde 64,98’e ulaşmıştır. Ayrıca, 2021 yılı Ekim sonu itibarıyla 275,72 milyar kilovat olan elektrik üretimimiz içerisinde yenilenebilir kaynaklı üretim miktarı 94,60 milyar kilovat olup toplam üretim içerisindeki payı yüzde 34,32’dir. Yerli ve yenilenebilir kaynaklı toplam üretim miktarı ise 136,25 milyar kilovat olup toplam üretim içerisindeki payı ise yüzde 49’dur.

Enerji çeşitliliğinin artırılması noktasında yerli kömür de son derece önemli bir yere sahiptir. Yerli kömür, enerji piyasasında petrol ve doğal gaza olan bağımlılığı azaltan, enerjide dışa bağımlılığı minimum seviyeye düşüren, böylelikle ekonomimize de ciddi katkılar sunan, istihdam dâhil bir enerji kaynağı olarak öne çıkmaktadır. 2021 yılı Aralık ayı itibarıyla kömür kaynaklı elektrik kurulu gücü 20,329 megavata yükselmiştir.

Enerjide dışa bağımlılığı olan ve bağımlılık göz önüne alındığında, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve diğer potansiyel kaynaklardan sürdürülebilir şekilde doğal gaz temin edilmesi, çalışmaların artarak devam etmesi, takdir ettiğimiz hususların başında gelmektedir.

Kıymetli milletvekilleri, Değerli Başkan; ülkemizde faaliyet gösteren 5 adet rafineri bulunmakta olup bunlardan 4’ü TÜPRAŞ’ın İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da bulunan rafinerileri, 5’incisi ise STAR Rafinerisinin İzmir’de bulunan rafinerisidir. Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası 2020 Yılı Sektör Raporu’na göre ülkemizde 2020 yılında toplam 3 milyon 686 bin ton LPG satışı gerçekleştirilmiş olup aynı dönemde rafineriler tarafından 970.360 ton LPG üretimi gerçekleştirilmiştir. Böylece ülkemizde piyasaya arz edilen LPG’nin yaklaşık dörtte 1’i yurt içinde üretim yapan rafineriler tarafından sağlanmıştır. Rafineriler, LPG piyasası kapsamında LPG üretim faaliyeti yapmakta olup Nisan 2021 itibarıyla TÜPRAŞ’ın toplam üretim kapasitesi yaklaşık 1 milyon ton, LPG depolama kapasitesi de yaklaşık 75 bin ton; STAR Rafinerisi AŞ’nin toplam LPG kapasitesi yaklaşık 300 bin ton, toplam depolama kapasitesi ise 17 bin tondur.

LPG, bir enerji kaynağı olarak önemli yere sahip olmakla beraber aynı zamanda hem petrokimya sektöründe ham madde olarak hem de kimyasal özellikleri nedeniyle birçok alanda kullanılmaktadır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamındaki işletme lisansı sahipleri de LPG ithal edebilmekte olup ülkemize petrokimya işleme lisansı sahibi ve aktif olarak faaliyette bulunan tek firma olan PETKİM yıllık olarak yaklaşık 2 milyon ton üretim kapasitesine sahiptir. Ayrıca, petrokimya sektörüne yapılacak yeni yatırımlar yoluyla ülkemizde petrokimya üretim kapasitesinin artacağı da bilinmektedir. Ceyhan, bunun için en iyi örneklerden bir tanesidir. Gerek rafineriler gerek petrokimyayı işleme lisans sahipleri tarafından yürütülen faaliyetler kapsamında LPG depolama kapasitesine ihtiyaç duyulduğu bilinmekte olup bahse konu depolama ihtiyacının hizmet alımı yoluyla da karşılanabilmesine teminen 5307 sayılı Kanun’da mevcut durumda sadece dağıtıcıların veya kullanıcıların stok ihtiyaçlarının karşılanmasıyla sınırlı olan depolama tanımına piyasa faaliyetlerinde bulunanlar ve rafinericiler de dâhil edilerek depolama tanımı genişletilmektedir. Ayrıca, petrol ve LPG piyasaları farklı kanunlarla düzenlemiş olsa da piyasa işleyişi açısından benzer özelliklere sahiptir. Bununla birlikte, çoğu zaman aynı tesiste aynı gerçek ve tüzel kişiler tarafından akaryakıt bayilik ve otogaz bayilikleri ayrı lisanslar kapsamında birlikte yürütülebilmektedir. Akaryakıt piyasasında lisans alıp değişik yol ve yöntemlerle kaçakçılık faaliyetlerinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler tespit edilerek cezasız kalmayacak, hakkaniyet içerisinde ticaretini gerçekleştiren lisanslı tüzel ve gerçek kişiler kanunlar çerçevesinde de korunacaktır.

Türk Ticaret Kanunu'nun mevcut tarihi ve numarası işlenerek güncelleme yapıldığı, bu nedenle Kanun’a eklenen fıkralarla petrol piyasası mevzuatı ile LPG piyasası mevzuatının uyumlaştırılması hedeflenmekte, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olanların lisans almasının da önlenmesi sağlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce Komisyon toplantılarımızda ve Genel Kurulda ifade ettiğim Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bünyesinde elektrik ve doğal gaz faaliyetleriyle ilişkilendirilen iş modelleri ve teknolojideki gelişmelerin izlenmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması, ayrıca, araştırma ve geliştirme ile yenilik alanlarının tespiti ve bu alandaki çalışmaların hızlandırılması temennimizdi. Bu temennimizin hızlı bir şekilde karşılık bulduğu ve enerji depolama tesisleri ve elektrik şarj istasyonları için Enerji Bakanlığı koordinasyonu kapsamında diğer ilgili kurumlarla birlikte gerek teknik konularda gerekse mevzuat altyapısına ilişkin çalışmaların nihai aşamaya gelmesi son derece sevindirici bir gelişmedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya ticaretinin farklı boyut kazandığı ve lojistik taşımacılığın her geçen gün öneminin arttığı bu hızlı değişim sürecinde oluşan fırsatları değerlendirme kabiliyeti olan ülkeler, gelecekte dünya ticaretinde söz sahibi olacaklardır. Bu kapsamda, liman işletmelerimizin işletme yatırımlarının hızla değişen, büyüyen ticaret kapasitesine karşı hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Küresel dış ticaret istatistikleri, tedarikin ve lojistiğin yüzde 90’ının deniz yoluyla gerçekleştiğini göstermektedir. Bu bağlamda, ekonomik bir büyümenin ögelerinden olan dış ticaret ve lojistik alanlarında olduğu kadar tedarik zincirlerinde de önemli değişimler ve gelişmeler olduğu, liman performanslarının yeni yatırımlarla birlikte küresel tedarikte çok önemli bir manivela ve enstrüman olarak kullanıldığı unutulmamalıdır. Baştan sona değişen tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasında deniz yolu taşımacılığının ve limanların öneminin artmış olduğu, bu kapsamda Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak, dış ticarette ülkemizin rekabet gücünü geliştirecek, ekonomik büyüme ve kalkınmayı hızlandıracak yatırımların geliştirilmesi önemlidir.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu teklifle, son zamanlarda gündem olan stokçuluk konusunda düzenlemeler yapılmakta ve stokçuluk cezalarının miktarında bir değişikliğe gidilerek caydırıcılığının artırılması sağlanmaktadır. Stok konusunun suistimale çok açık bir konu olduğu ve firmalar açısından ciddi sıkıntılar yaratabileceği, “stokçulukla mücadele” adı altında yürütülen faaliyetlerin sanayicinin ve üreticinin mağdur olmasına neden olabileceği açıktır. Yapılacak bu düzenlemeyle, mağduriyetin ortadan kaldırılması adına, işletmelerin, ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarını karşılamak ve üretimin kesintiye uğramadan devamlılığını sağlamak amacıyla bulundurdukları ham madde, yarı mamul veya varlıklar için kullanılan “stok” tanımı ile piyasa bozucu gibi bir davranış biçimi olan “stokçuluk” kavramının birbirine karıştırılmaması gerektiğini burada önemle ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, ticaretin doğası gereği olması gereken miktarda bulundurulan stokların veya stoklanması gereken ürünlerin düzenlemenin kapsamında olmadığını; denetim elemanları, müfettişler tarafından stokçuluğa yönelik sürdürülen denetimlerin titizlikle yürütüldüğünü ve ticaretin olağan akışına uygun şekilde işletmelerin bulundurduğu mevcut stokların denetim kapsamına alınmayarak, serbest piyasa koşullarına müdahale edilmeden, arz-talep dengesi korunarak yalnızca piyasada darlık yaratan stokçuluk faaliyetlerinin denetim ve inceleme kapsamında yer aldığını ifade etmek istiyorum.

Stokçuluğa dair idari para cezasının artırılmasıyla birlikte, stokçuluk faaliyetinde bulunanlar hakkında yaptırımların ağırlaştırılarak cezanın etkinliğinin ve caydırıcılığının sağlanması amaçlanmaktadır. Yaşanan pandemi ve iklim değişikliğiyle gıda ve temel ihtiyaç maddelerinin arzında dünya genelinde bir kriz yaşandığı ve Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin bu tür olumsuz değişimleri daha sert hissettiği bir gerçekliktir. Bu nedenle toptancı hallerinde işlem gören sebze ve meyve ürünlerin ekseriyetinin çabuk bozulabilir ürün niteliğinde olmasına bağlı olarak, bu ürün gruplarının işin doğası gereği stokçuluğa imkân vermediği gerçeği göz önünde bulundurulması gerekir. Bir diğer husussa lisanslı depoculuk faaliyetlerinin tamamının devletin gözetimi ve denetiminde olduğu, burada depolanan ürünlerin kayıtlı ve izlenebilir olmasının yanı sıra depodaki ürünlerin piyasadaki işlem hacmine ve dolayısıyla fiyat hareketlerini etkilemediğini de ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu kapsamında tacirler, mensubu oldukları oda ve borsalara; oda ve borsalar ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine aidat ödeme yükümlülüğü altındadırlar. Oda ve borsalar ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bakımından kanundan kaynaklı kamusal gelir olan bu aidatın süresinde tahsil edilmemesi yöneticiler açısından bir hukuki sorumluluğa yol açabilecektir. Pandeminin de etkisiyle oda ve borsaların üyelerden olan alacakları nedeniyle icra takibi yapması taciri zor durumda bırakmaktadır. Bu düzenleme yasalaştığı takdirde odalar ve borsaların üyelerden alacakları için 31/12/2023 tarihine kadar icra takibi yapılamayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde mensubu olmaktan büyük onur duyduğum milliyetçi ülkücü hareketin göz bebeği Ülkü Ocakları konusuna değinmek istiyorum.

Bilindiği üzere, ABD Temsilciler Meclisi, Yunan kökenli bir milletvekili tarafından 24 Eylül 2021 tarihinde ABD Temsilciler Meclisinde verilen Ülkü Ocaklarının terörle iltisakının araştırılmasıyla ilgili tasarısını kabul etmiştir. PKK-YPG/PYD ve FETÖ başta olmak üzere, her türlü terör örgütünü destekleyen ve 12 Eylülde “Bizim çocuklar başardı." diyen CIA Başkanı zihniyetindeki ABD bilmelidir ki ülkücü hareketin geçmişi her zaman alnı açık, başı dik, vicdanı rahat, yüreği sevgiyle yüklüdür. Ülkücüler milletin kendilerine ihtiyaç duydukları anlarda ortaya çıkarak millet ve vatan sevgisinin sınavını her zaman en çetin şekilde vermişlerdir. Unutulmamalıdır ki Ülkü Ocakları maziden atiye bir sevdadır. Ülkü Ocaklarından terörist çıkmaz, Ülkü Ocaklarından Aziz Sancarlar, Arif Nihat Asyalar çıkar. Ülkü Ocakları “Odak 2023” başta olmak üzere “Bilgi Ocakta” gibi yapay zekâ teknolojileriyle Türk gençliğinin geleceğine hizmet etmenin gururunu bizlere yaşattığını söyleyerek emeği geçen ülküdaşlarımla iftihar ettiğimi belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama son verirken bundan tam elli dört yıl önce, soğuk bir kış günü, henüz 22 yaşında gencecik bir fidanken Ankara’da kaldığı yurdun kantininde silahla vurularak şehit edilen ilk şehidimiz Osmaniyeli Ruhi Kılıçkıran ağabeyimizi ve ondan on yıl sonra 2 Ocak 1978’te Antalya İl Başkanlığımızdan çıkarken şehit edilen ülküdaşımız Mustafa Balıkçı’yı rahmetle ve duayla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Ali Kenanoğlu.

Buyurun Sayın Kenanoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu yasanın, esasında, özünü oluşturan, limanların ihalesiz kiraya verilmesi maddesi, bundan önce, aralık ayında görüşmüş olduğumuz “elektrik faturalarından TRT payının çıkarılması” adıyla adlandırılan          -esasında bir ismi yoktu yasanın ama bu isimle adlandırılan- yasanın 16’ncı maddesindeydi. Tabii, o, çekildi o zaman. Yani kanunu geçiremeyeceklerini, bir bütün olarak kanunu geçiremeyeceklerini anladı iktidar burada ve maddeyi çekerek tekrardan, daha kanunun tümü bitmeden, komisyona geri getirdi.

Şimdi, bununla birlikte, o zaman, bunu “elektrikteki TRT payının kaldırılması” şeklinde bir güzellemeyle sunmuştu; şimdiyse “stokçuları cezalandırma” güzellemesiyle, süslemesiyle bu kanunu önümüze getiriyor.

Şimdi, bu kanunun esasında 2 tane önemli maddesi var: Birisi, limanlar meselesi; diğeri de bu TEİAŞ’a devredilecek araziler meselesi. Bu konularda görüşlerimizi aktaracağız.

Şimdi, bir defa, yasanın Anayasa'ya aykırılık yönü burada da tartışıldı, konuşuldu, Komisyonda da görüşüldü fakat hani, burada da ifade edildi, sayısal çoğunluğu demokrasinin gereği olarak ifade ediyor bazen arkadaşlar, hatipler böyle de dile getirdiler; sayısal çoğunluk olmak yani belirli bir sayı üstünlüğüne sahip olmak demokrasinin gereği filan değildir, demokrasi bu da değildir zaten. Demokrasiyi sadece sandık, demokrasiyi sadece oy, demokrasiyi sadece el kaldırmak üzerine kurulu bir şey olarak düşünüyorsanız vay hâlinize! Yani sizin demokrasi anlayışınız da demokratlığınız da zaten oradan belli oluyor yani ölçütünüz belli oluyor. Demokrasinin ve demokrat olmanın çok daha farklı kuralları vardır ve bunların içerisinde birincisi de yani bunların içerisinde önemli olanlardan bir tanesi de yaptığınız işin kendi Anayasa’nıza uygun olup olmaması meselesidir yani “Sayısal çoğunluğum var; Anayasa'ya uyar, uymaz…” meselesiyle siz bunu açıklayamazsınız. Şimdi, önce, yaptığınız Anayasa'ya uymuyorsanız “Çoğunluğum var.” ve burada da “Demokrasi var.” diyemezsiniz, daha birinci kuralını ihlal etmiş oluyorsunuz siz.

Bir taraftan sadece Anayasa'ya aykırılık meselesi değil, diğer taraftan da kapitalizmin kendi kurallarına bile aykırılık var bu kanunun kendisinde. Yani limanların ihalesini çıkarıyorsunuz yirmi beş yıllığına, o dönemde insanlar, firmalar, şirketler o sözleşme şartları gereğince ihaleye girip girmemeye karar veriyorlar, teklif verip vermemeye karar veriyorlar. Belki siz “kırk dokuz yıllığına” deseydiniz şirketler ona göre değerlendirme yapacaklardı, ona göre fiyat vereceklerdi ya da ihaleye girip girmeme kararı vereceklerdi. Kapitalizmin en basit kurallarını bile yok sayan bir tutum sergiliyorsunuz. Yani bu anlamıyla siz bu limanları yirmi beş yıllığına o günün şartlarında ihaleye çıkarıyorsunuz, firmalar alıyor, arkasından diyorsunuz ki: “Ben bunu kırk dokuz yıla çıkaracağım.” Şimdi, bu nereden icap etti ve nasıl böyle bir sonuca gelindi? Esas mesele bu zaten, hani bu limanlar meselesi. Bu kanunun tamamının gerekçesi de bu zaten, bu kanunun gelişinin nedeni de bu zaten, başka bir şey değil, diğer maddeler değil yani.

Şimdi, burada Kanadalı firma, 2021’in başında burayı işleten firmadan devralıyor, yani hisselerini devralıyor ve 140 milyon dolar veriyor. Süresinin dolmasına da altı, yedi yıl kalmış. Şimdi, altı yedi yıl kalan bir işe 140 milyon doları niye ödüyor Kanadalı firma? Demek ki siz ona o zaman o sözü vermişsiniz: “Sen hele bir al biz bunu kırk dokuz yıla çıkarırız.” demişsiniz. Şimdi de anladınız ki; “Ya olur olmaz, bizim küçük ortak yine çıkar ‘Yarın seçim var.’ der -hani çok güvenemiyorsunuz çünkü daha önce çok demiş bunu- aman ha ne olur ne olmaz bir seçim meçim olur da bizim verdiğimiz sözleri başımıza çorap örer, dolayısıyla bu sözün gereğini yerine getirelim ve bu kanunu bir an önce çıkaralım.” derdi içerisindesiniz. Dolayısıyla şimdi, bu kanunu getirerek limanları kırk dokuz yıla kadar uzatıyorsunuz, bunu uzatırken de herhangi bir ihale yapmadan sadece kiralama yöntemiyle, süre uzatımıyla yapıyorsunuz. Tabii, diğer kanunlarda olduğu gibi bu kanunda da 9 tane madde var, kanunda 7 tane değişiklik öngörüyor, işin bir de bu tarafı var. Torba kanun mantığının şeyi de bu; zaten 2 tanesi yürürlük maddesi, neredeyse her madde farklı bir kanunu ilgilendiriyor; ne Anayasa’ya uygunluk açısından inceleniyor ne de diğer komisyonlarla, ihtisas komisyonlarıyla ilgisi var mı, yok mu buna da bakılmıyor.

Şimdi, bu durum içerisinde bu limanlar meselesi son derece önemli. Mersin Limanı’yla ilgili ortaya atılan iddiaları biliyorsunuz. Bu iddialarda, tümüyle bu limanların uyuşturucu trafiği içerisinde uluslararası anlamda da kullanıldığına yönelik ciddi iddialar da var. Şimdi, bu iddialar araştırılabiliyor mu? Bunlar da araştırılamıyor. Niye araştırılamıyor? En başta, buraları işleten firmalar yerli firmalar değil, yabancı firmalar. Biz o yüzden diyoruz ki: Bütün limanlar kamu eliyle işletilmeli, kamu tarafından işletilmeli. Siz bunları böyle yabancı şirketlere, yabancı firmalara verirseniz, sonucunun nelere yol açacağını da hesap edemezsiniz ve bir bakmışsınız ki sizin ülkeniz kara para trafiğinin, uyuşturucu trafiğinin ana merkez noktası hâline gelmiş olur ve ondan sonra da böyle gri listelere alınırsınız.

Burada, tabii, dört ay içerisinde başvurursa eğer firmalar yani bu kanun çıktıktan sonra dört ay içerisinde başvurursa 2067’ye kadar kullanma hakkını elde edecekler yani kırk dokuz yılına uzattıkları zaman. Şimdi, 2067 -hani herkese Allah uzun ömür versin de- hani birçoğumuzun belki de göremeyeceği bir tarih; çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğini, onların vereceği kararları da ipotek altına almış oluyoruz. Hani, Meclisin iradesini yok sayıyoruz; bizden sonraki Meclis, bizden sonraki iktidar, bizden sonraki Hükûmet, hani sizden sonra gelecek olanların tümünün iradesini yok saydığınız gibi, aslında kendi çocuklarımızın geleceğiyle ilgili, onların verecekleri kararları da şimdiden verip onları da ipotek altına almış oluyoruz. Ve 2067’ye kadar kullanma imkânına sahip olacaklar bunlar bu vesileyle.

Şimdi, diğer mesele TEİAŞ'ın özelleştirilmesi meselesi gündemde, bu kapsama alındı. Bu, TEİAŞ'ın özelleştirilmesi esnasında onun elini güçlendirmek, varlıklarını güçlendirmek amacıyla olsa gerek burada bir madde ekleniyor ve arazilerin, Etibank'ın, TEK’in, TEÜAŞ’ın daha önceki özelleştirilmiş kurumların elinde kalan arazilerin TEİAŞ'a devri öngörülüyor.

Şimdi, bunu yaparken Komisyonda şöyle savundular. Hani her şeye bir güzelleme yapılıyor ya, “stokçulara ceza” deniliyor ya bu kanunla ilgili de orada da “Ya, bizim o özelleştirmeler esnasında elektrik direklerinin etrafındaki alanlar var, bu elektrik direklerinin etrafındaki alanların devrini öngörüyoruz, bu bunu sağlayacağız bu vesileyle.” denildi.

Şimdi, tabii, bu, işin göstermelik sunumu ama diğer tarafta Etibank'ın elinde bulunan deniz kenarındaki paha biçilmez araziler var, bunlar da devrediliyor. Ve Etibank'ın maden işletmeleri maden sahaları var, bunlar da devrediliyor. Bütün bunların hepsi gölgede bırakılıyor, bunların hepsi kenara konuluyor, bütünüyle mesele “Elektrik direklerinin bulunduğu alanın etrafındaki yerler var, biz bunları devredeceğiz.”e  getiriliyor. Buradan da bir savunma mekanizması, bir algı oluşturularak bu ortaya atılıyor ancak TEİAŞ'ın özelleştirme kapsamına alındığını ve buradan Katar'la, Suudi Arabistan'la geliştirilen ilişkiler çerçevesinde buralara yönelik bu kurumun da peşkeş çekileceği yönünde iddialar var tabii ki. Bütün bunlar iddia kapsamında ama “Hadi gelin, şu iddiaları araştıralım.” dediğimiz zamanda her şeyin üstü kapatılıyor, örtülüyor ve hiçbir şekilde bir araştırmaya tabi tutulmadan da ortadan kaldırılıyor. Şimdi, bu kanun teklifi bir taraftan da stokçuların cezalandırılması olarak sunuldu ve bu şekliyle sanki ekonomik krize, fiyat artışına, stokçular, stokçuluk yapan firmalar sebep oluyormuş gibi, onların yüzünden ekonomi bu hâldeymiş gibi sunularak bu maddede böyle güzellemeyle getirildi ve “Biz stokçulukla mücadele edeceğiz, stokçuluk yapan firmaları cezalandıracağız; fiyat artışına neden olan firmaları, marketleri, şirketleri böylelikle cezalandıracağız.” dediler. Şimdi, tabii, stokçulukla depoculuğu birbirinden nasıl ayırt edeceksiniz? Çünkü geçmişte soğan, patates depolayan, mevsim şartları gereğince, işte dağıtım imkânı gereğince, ulaştırma imkânı gereğince belli bir süre depolarında tutmak zorunda kaldıkları ürünlerden kaynaklı olarak insanlara cezalar kesildi yani bu depolar yasal, üstelik devlet güvencesinde olan depolar. Bu depolardaki bulunan ürünleri bulunduran insanlara, işletmelere çiftçilere, firmalara cezalar kesildi. Şimdi, buradan niye kesildi o cezalar? Esasında bu cezaları kesenler de biliyorlardı, bu talimatı verenler de biliyorlardı bu işin böyle olmadığını, o işin bir stokçuluk olmadığını onlar da biliyorlardı ama içinde oldukları vahim durumu, bu ekonomik gidişatı, bu kötü durumu izah etme ihtiyaçları var kamuoyuna. Hani, kendilerince kendi yandaşlarına ya da bir bütün olarak vatandaşa izah etme ihtiyaçları var. Bu izahatı nereden kuruyorlar? Bu izahatı tam da buradan kuruyorlar. “Aslında bizim politikalarımızda bir sıkıntı yok, aslında bütün bu zamların sebebi biz değiliz, aha da bu stokçular.” diye insanlara gereksiz yere hiç hak etmedikleri hâlde birçok ceza kesildi. Şimdi, bu yasa da bununla ilgili bir şey ama görüyoruz ki dün Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı yaptığı açıklamalarda bugüne kadar marketleri suçluyordu ya, hani, çok sayıda bu zincir marketlerin fiyat artışından kaynaklı olarak ülkenin bu hâlde olduğunu, ürünlerin bu hâlde olduğunu söylüyordu. Dün kısmen bu konuda geri adım atmış, öyle gözüküyor. Çünkü hani, zaten zamları yaptılar, elde edecekleri siyasetin gereği olan işleri yaptılar, şimdi bundan sonra iş biraz daha olayı başka türlü boyutlara çekmeye kaldı. Şimdi, artışlarla ilgili daha önceden marketleri suçlayan AKP Genel Başkanı “Market fiyatlarındaki artışın bir kısmının kaynağı küresel fiyatlardandır.” demeye başladı. “Hiç şüphesiz, fiyat artışları ülkemize mahsus değildir, başka yerlerde de oluyor.” dedi. “Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tamamı fiyat artışlarıyla karşı karşıyadır, diğerleri gibi ülkemizin önünde de enflasyon gerçeği vardır.” dedi. Şimdi, bugüne kadar o marketleri suçlayan, sürekli onları kötü, öcü ilan eden ve artışın sebebi ilan eden AKP Genel Başkanı, bu sefer farklı şeyler söylemeye başladı ve bir enflasyon gerçeğini de kabul etti. Şimdi, kötü ekonomi yönetiminin sebebi stokçular değildir yani sizin politikalarınız, sizin ekonomi politikalarınız bu kötü ekonominin ve insanların yaşadıkları mağduriyetlerin sebebidir. Bu zamları stokçular yapmadı, bu yaşanılan zamların hiçbiri onlardan kaynaklı değil. Şimdi, bu zamları yapmadan önce ne yaptınız? Aralık ayında bir bütün olarak şunu işliyordunuz: “Zabıtalarımızı sokağa süreceğiz, denetlemeye başlayacaklar, bu fiyat artışlarını kontrol edecekler. İşte, dolar düştü ama bunlar fiyatlarını düşürmüyorlar; bunlardan hesabını soracağız.” Ya, Zaytung haberi miydi, gerçek miydi bilemedim, bir haberle karşılaştım; 5 tane zincir market bir araya gelmişler, Hükûmet hakkında şikâyetçi oluyorlar -hani bir tanesi CİMER’e şikâyet etmişti ya, bunun gibi- diyorlar ki: “Ya, dolar düştü ama elektriğe yüzde 150 zam yapıldı ama doğal gaza yüzde 25 zam yapıldı ama bütün ulaşıma yüzde 30’un üzerinde zam yapıldı; Türkiye’de ne kadar ne varsa hepsine zam yapıldı, dolar düştüğü hâlde bu zamlar niye yapılıyor?” Yani emin olamadım hakikaten Zaytung haberi miydi diye ama işin gerçeği böyle arkadaşlar yani siz bir taraftan marketleri fiyat arttırıyor diye suçluyorsunuz, “Bunlar niye fiyat indirmiyor, dolar düştü?” diye davul zurna çalıyorsunuz, “Dolar düştü, bunların fiyatlara yansıması gerekiyor, yansıması lazım,” diyorsunuz ama diğer taraftan da zammı siz yapıyorsunuz. Yani bunların hiçbirinin fiyatlara yansımasını bırakın, siz kendiniz buna uymuyorsunuz ve artırıyorsunuz.

Şimdi, enflasyonu yüzde 36 küsur olarak açıkladılar ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor zaten. TÜİK'in kendi açıkladığı -yani TÜİK'in kendi açıkladığı çünkü TÜİK deyince artık biraz oturup düşünmemiz gerekiyor- artış oranları var; yani margarinde yüzde 114, unda yüzde 86, tavuk etinde yüzde 86, ayçiçeği yağında yüzde 76, süt, yoğurtta yüzde 72-74, nohutta yüzde 66, salam, sucuk, sosiste yüzde 58-63, mercimekte yüzde 61, makarnada yüzde 60, dana etinde yüzde 56, toz, kesme şekerde yüzde 49-55, ekmekte yüzde 54, yumurtada yüzde 47, suda yüzde 34. Şimdi, baktığınız zaman bütün bu zamların tamamı enflasyon oranlarının çok çok üstünde. Şimdi, vatandaş bunlarla besleniyor, yani evimize gittiğimiz zaman her birimizin çarşıdan, pazardan aldığı ürünler bunlar. Bu ürünlerin hepsinde, tamamında yüzde 50’nin üzerinde, yüzde 100’lere yakın artışlar var. Öyleyse enflasyonun gerçek rakamları burada. Yani sizin o anlattığınız rakamlar değil enflasyon rakamları, enflasyonun gerçek rakamı burada.

Bir de tabii, o gece yapılan zammın tarihi önemli arkadaşlar, saati önemli daha doğrusu, dakikası. Bir iktidar düşünün, bir devlet düşünün, bir hükûmet düşünün vatandaşına kazık atıyor, yani vatandaşını kandırıyor. Yani, gece dakikayı öyle bir ayarlıyor ki bütün istatistiki veriler açısından 2021’e değil, 2022’ye sarksın o veriler diye 2021’i bir dakika geçe zam yağmuruna tutuyor ülkeyi. Şimdi, bu vatandaşını kandırmaktır, kazık atmaktır ya, bunun daha ötesi yoktur. Niye? E, çünkü oradan kaynaklı olarak enflasyon verileri ve birtakım değerler değişecek ve memuruna, emekline ona göre zam yapacaksın. Şimdi, memuruna, emekline zam yaptırmamak için de bir bütün olarak baskı altında zaten tuttun marketleri aralık ayında, işte, o yalanlarla “Fiyatları bunlar artırıyor.” diyerek marketlerin fiyatlarını baskı altında tuttun. Ondan sonra da işte bütün derdin aslında emeklinin ve memurun alacağı maaştaymış. Bu maaşların düşük çıkması için, düşük olması için bütün bu oyunu ve tezgâhı sergilemiş ve son gece de vatandaşa böyle bir kazık atan bir uygulama meydana getirmiş.

Şimdi, önceki kanunda TRT payını kaldırdık elektrik faturalarında. Neye tekabül etti yani bir 100 liralık faturada? Yani 3 lira bile değil yani 3 lira civarında bir şeye tekabül ediyor. E, sonra ne oldu? Sonrasında olan şuydu: Yüzde 52 ile 127 arasında zam oldu o gece. Şimdi, o kanun görüşülürken, ben burada kanunun tümü üzerinde konuşurken şunu ifade etmiştim: Hani, bu kadar vicdansız olacağınızı düşünememiştim ve dedim ki: “Bir zam yapmak zorundasınız herhâlde, anlaşılan bu. O nedenle, iki kademeli fatura sistemi getirmeye çalışıyorsunuz ve bunun için de birinci kademeyi sabit tutacaksınız, yani gariban vatandaşın, yoksul halkın kullandığı elektrik giderini sabit tutacaksınız, ikinci kademeye zammı bindireceksiniz.” Ben böyle demiştim kürsüden. Yani bu kadar vicdansız olacağınızı düşünmemiştim ama çıkan sonuç şöyle oldu: Ya, birinci kademeye yüzde 50’nin üzerinde zam yaptınız ya, birinci kademe! Yani 1 kilovatsaat elektrik kullansa bile, 2 kilovatsaat… Yani düğmesini açsa ona yüzde 50 zam yaptınız.

Şimdi, dedik bunu, iki kademeli fatura sisteminin bir felaket getireceğini buradan da söyledik ve aynen yaşandı ve limit olarak 150 kilovatsaat belirlendi. 150 kilovatsaat 4 kişilik ortalama bir ailenin; çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı ve benzeri elektrikli ürünleri kullanan bir ailenin çok rahatlıkla aşabileceği bir miktardır. Şimdi, dolayısıyla, evlerimizde kullandığımız elektrik faturalarının tamamı yüzde 125 zamlanacak çünkü herkes bunu geçecek yani standart yaşam içerisinde olan insanların tamamı bu süreyi geçecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – 4 kişilik bir ailenin aylık elektrik faturası ortalama 210 liraymış, bu artık 370 lira olacak. Kış aylarında İstanbul’da ortalama bir doğal gaz faturası 500 liraya, Ankara’da ise 700 liraya çıkacak bu son zamlarla beraber. Bu da ortalama, rakamların bunların çok daha üzerinde olduğunu da biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, pandemi sürecinde elektrik tedarik şirketlerine ve onların yan kuruluşları olan dağıtım şirketlerine indirim yapıldığını buradan kaç defa ifade ettik, “Bu indirimlerin hiçbiri vatandaşa yansıtılmadı.” dedik ama Hükûmet o indirimleri “Bir kısım payını biz ödedik.” şeklinde savunmaya başladı. Bu da doğru değildir. Orada bu, tedarik şirketleri, bu, dağıtım şirketleri pandemi sürecinde çok fazla zarar ediyorlar diye bunlara indirim yapıldı ve bu da ondan kaynaklıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Anlayacağınız, indirim sadece şirketlere oluyor, vatandaşa zam olarak yansıyor.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Çetin Osman Budak.

Buyurun Sayın Budak. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım.

Bazı kanunlarda… Yedinci senesine girdi milletvekilliğim, hiçbir zaman için anlamadım. Hangi bazı kanunlar? Ortaya karışık salata. Bu kanun teklifi yani bu 298 sıra sayılı Kanun Teklifi içinde ülkenin geleceği için, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için çok çok önemli bir madde var. Bu madde, çocuklarımızın geleceğini, ülkenin sanayisini, ülkenin ihracatını, ülkenin gelişmişliğini engelleyecek bir kanun maddesi –biraz sonra onun detaylarına değineceğim– ve bunu biz Komisyona getirdiğimiz zaman tam Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışmalar yapılıyor. Bu kanun teklifi bir elma şekerinin içine sarılmış, elma şekerinin içinde zehir olan limanlar var. Elma şekeri neydi? TRT payı kaldırılacak. (CHP sıralarından alkışlar) Vatandaşın ağzına bir parmak bal çalmaktadır bu. Ha, TRT payının kaldırılmasını yıllardır biz de istiyoruz elektriğin üstünde ama yani toplamda yüzde 2 bile değil yani 100 liralık elektrikte 2 lira bile olmayan bir paydan bahsediyoruz. Dedik ki:  “Madem bunu yapıyorsunuz, bandrolden aldığınız, TRT payından alınanın 5 katı; eğer samimiyseniz bunu da kaldırın o zaman.” ama böyle bir samimiyet nerede… Bugüne kadar hiç görmedik.

Şimdi, o gün, burada Plan ve Bütçe harıl harıl çalışırken bu maddeyi buraya koyduktan sonra, gece yarısı o madde -16’ncı maddeydi o zaman, bu liman kanunu- çekildi, biz de ümitlendik. “Ha, hem Komisyonda Komisyon üyesi arkadaşlarımız da biz orada bu konuyla ilgili çok ciddi sakıncaları anlattık, herhâlde iktidarın aklı başına geldi.” dedik, “Bu işin uygulamasının son derece yanlış olduğunu gördü.” dedik ama nerede… Aslında burada Türkiye Büyük Millet Meclisini de aldatmaya yönelik bir operasyonmuş. Plan ve Bütçede, burada görüşmeler yapılırken “Konu uzamasın, bir an önce bunu geçirelim, ondan sonra biz bunu tekrar, yine bir kılıfın içine sokar, bu zehri milleti yuttururuz.” dediniz. Ha, peki, o kılıf neydi? O kılıf… Ki kamuoyunda bugün bizim tartıştığımız konunun “Sadece stokçulara 50 bin lira olanı 100 bin liraya, 500 bin liraya çıkarıyoruz. Bak, bu fiyat artışlarının sebebi; bu sanayiciler var ya, bu esnaf var ya, bu tüccar var ya; bunlar yapıyor bunu.” diyebilmek için o maddeyi, stokçular maddesini, sadece cezayı artırdığınız bir maddeyi getiriyorsunuz ama yine nereden emir alındıysa, bu kanun maddesini Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen Meclisin önüne getiriyorsunuz; bu kabul edilebilir değil.

Ha, şimdi, arkadaşlar, biraz önce çıkarken döviz kuruna baktım, dolar ve euro kurlarına; dolar 13 lira 55 kuruşa gelmiş, euro da 15 lira 30 kuruşa gelmiş. Peki, siz 20 Aralık gecesi ne yapmıştınız? Dolar 18,5 liraydı, doların 18,5’tan geriye gelmesi için bir gece yarısı operasyonu yapmıştınız; ilkel çağlarda kalmış, rahmetli Özal’ın da şiddetle eleştirdiği bir bankacılık ürününü milletin önüne sundunuz ve bunu büyük bir şovla yaptınız; Bakanlar Kurulu, Kabine toplantısından sonra Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, açıklamalarda bulundu ama gece 8.00’di, piyasalar kapalıydı; hiç kimsenin önünde ekran yok; vatandaşın çıkıp piyasadan bin dolar, 2 bin dolar, 3 bin dolardan fazla dolar alması mümkün değildi. Sonra iş anlaşıldı; gece yarısı büyük bir operasyon yapıldı, 18,5 liradan TL’ler satıldı, aşağı doğru, 10 liraya doğru giderken sabaha doğru ya da başka bir operasyonla -biraz önce Erdoğdu anlattı- daha büyük bir soygun düzenlendi, büyük bir soygun.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Daltonlar.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Dünya tarihinde böyle bir soygun görülmemiş, dünya tarihinde böyle bir soygun yaşanmamış. Bir gecede 18,5 liradan 10,5 liraya kadar gelen dolar -biraz önce söyledim- şimdi 13,5 lira. Yani iki haftada –iki hafta bile değil- ne kadar gitmiş? Gittiği rakam yüzde 30 arkadaşlar, yüzde 30. Geldiği yerden gittiği yere.

Ha, bir de bir veriye baktım “Acaba dolar mevduatları bozulmuş mu?” dedim. Şu anda toplam mevduatların içinde döviz mevduatı yüzde 65, bireylerin yüzde 67, şirketlerin yüzde 64, ortalaması yüzde 65. Yani, Türk parasına güveni tamamen yok etmişsiniz. Bu sizin iktidarınızda oldu, tamamen Türk lirasından insanlar kaçıyorlar. Ve sonra da stokçuluk falan filan diye geldiniz, biraz sonra ona da geleceğim.

Bakın, burada, işte, yabancı mevduatla ilgili Merkez Bankasının verileri. Neredeymiş? 163 milyar 800 milyon dolarmış 22 Aralıkta, ben 30 Aralığı aldım, 30 Aralıkta çıktığı yer 165 milyar dolar. Yani Türk vatandaşları, vatandaşlarımız aşağı yukarı 2,5 milyar dolar daha satın almışlar. E, ne oldu sizin operasyon? Ne oldu sizin operasyon? Hazinenin hâlâ soyulmasına devam ediyorsunuz. Dün Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı. İhracatçılar Meclisinde yaptığı toplantıda dedi ki: “78 milyar gibi bir mevduat dolar garantili mevduata yatırıldı.” Yani o mevduat, 78 milyar çok küçük bir para, 78 milyar gibi bir rakam, para o günden düne kadar ya da bugüne kadar buraya yatırılmış, hiç kimse güvenmiyor, dolar mevduatını bozmuyor. Ya, piyasalar nasıl fiyat oluşturacak da bu fiyatlarını aşağı çekecek. Adam yüksek kurdan almış, yüksek kurdan stoklarına koymuş ara malı, hammaddeyi, üretim yapacak; zaten stoklarını kaybetmiş, satmış adam malı. Ciddi stokları vardı pandemiden dolayı reel sektörün adam mallarını satmış, yerine koyacak o stoku.  Neyle koyacak? Yurt dışında da fiyatlar döviz bazında inanılmaz artmış, Türkiye’de yüzde 36 diye açıkladığınız bir enflasyon var. TÜİK’in rakamları arkadaşlar, TÜİK’in rakamlarına göre ÜFE yani Üretici Fiyat Endeksi yüzde 80 artmış. İnandırıcı mı? Değil. Niye inandırıcı değil? Bakın, şu elektrik zamlarına da geleceğim. Sadece TÜİK rakamı… Bizim İstanbul Büyükşehir Belediyemiz geçen sene ihaleye çıkıyor, halk ekmekler için un alacak. Geçen sene, tam bir sene önce bir çuval unu 127 liraya alıyor, 127 liraya alıyor arkadaşlar. Geçtiğimiz günlerde yani yılbaşından birkaç gün önce, bir hafta önce yine ihaleye çıkıyor, ihaleye çıktığı zaman en düşük fiyatı veren bugünkü bir çuval unun fiyatının yüzde 170 üstünde, 240 lira civarında, 250 lira civarında. Peki, TÜİK aralık ayı enflasyonunda ne açıklamış? Unun bir yıllık artışını yüzde 85 açıklamış. Şimdi, Üretici Fiyat Endeksi yüzde 80’se, Tüketici Fiyat Endeksi’nde yüzde 36; ki Sayın Genel Başkanımız eğer TÜİK’in önüne gitmeseydi o rakam öyle açıklanmayacaktı, oraya gitti ve TÜİK biraz da mecbur kaldı, bu rakamı o seviyelere kadar çekti. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, elektrik zamları, gece yarısı inanılmaz elektrik zamları geliyor, elektrik zamlarıyla birlikte herkes şoka girdi. Ya, bırakın insanlar bir yıl başında ağız tadıyla yıl başı geçirsinler, ertesi günü yapıverin. Ne oldu bu kadar da yani ertelediniz… O kadar mı sıkıştınız da bu zamları koydunuz? Ya, bu olabilecek bir şey mi, inanılır gibi değil. Şimdi, bunların hepsi yol, su elektrik olarak bütün hane halklarının, hepsinin evine girecek. Bir de diyor ki bazı milletvekilleri, AK PARTİ’li milletvekilleri, AK PARTİ’li ilçe, il yöneticileri: “Yani ne olacak tasarrufa gitmek lazım. Aç gezmek sağlığa faydalıdır. İnsan vücudunun on beş gün ayda aç kalması sağlık işaretidir, sağlıklı yaşamak için bunu yapmak lazım.” diyor. Bir tanesi de çıkıyor, diyor ki: “Kısın doğal gazlarınızı, kaloriferlerinizi, giyin kazaklarınızı üstünüze, battaniyenizi üstünüze sarın, tasarruf edersiniz.” Ya, bu reva mıdır bu halka? Reva mıdır bu?

Bir de Sayın Cumhurbaşkanı yine ekonomiyle ilgili, ilk 10 büyük ekonomiye gireceğiz iddiasını sürdürmeye devam ediyor, milletin aklıyla alay ediyor. İlk 10 ekonomi değil, bakın -bir rakam göstereceğim, IMF’nin rakamları bunlar, IMF tahmini- şimdi bu döviz kurlarıyla birlikte nereye geleceğimizi göreceğiz. Dünyanın en büyük ekonomilerini 25’e kadar saymış, Türkiye 21’inci sırada arkadaşlar, bu tahmin. Önümüzdeki günlerde bu rakamlar netleşecek yani G20 ülkelerinin rakamları netleşecek, biz hangi seviyede olacağız, hep birlikte göreceğiz. Şu anda G20 ülkelerinden yani gelişmiş 20 ülke ekonomisinin dışına atılmış bir Türkiye’den bahsediyoruz. 2011 yılında söylenmişti ilk, işte “2023’te ilk 10 ekonomiye gireceğiz, ihracatımız 500 milyar dolar olacak, kişi başına düşen millî gelir 25 bin dolar olacak.” Ve bu nakarat hâlâ devam ediyor. Ya, inanılır bir tarafı kalmadı. Kişi başına millî gelir 8 bin doların altına düştü. Etiyopya, Angola gibi ülkelerin seviyelerine geldik neredeyse.

Enflasyon sıralamasında da… Hani ilk 10’a giremedik ama enflasyon sıralamasında yedinciliğe yükseldik arkadaşlar. Dünyanın en fazla enflasyonu olan yedi ülkesinden bir tanesi olduk; yedinci olduk. Ya, bunlarla nasıl övünüyorsunuz, nasıl milleti aldatıyorsunuz anlamak mümkün değil.

İhracat… Şimdi, ihracat rakamlarına bakıyoruz. İhracatçı arkadaşlarımız geçmişte, milletvekilliğinden önce ihracatçı olan arkadaşlarımız burada vardır. Hep konuşuruz, ihracat bir şeyle ölçülür; katma değeriyle ölçülür. Eğer ne kadar yüksek teknolojili ürün ihraç ederseniz siz gelişmiş olan ülkesinizdir. Bir de bir ölçüsü vardır ihracatın; bir kilogram ürünün dolar karşılığı değeri. Bir türlü 1,5 doların üstüne çıkamadık yani bundan aşağı yukarı altı yedi sene önce 1,60 dolara kadar çıkmıştık, şimdi geldiğimiz yer burası. Yani ülkemizin kaynakları çok ucuz fiyatlarla, çok ucuz emekle ne oluyor? Başka ülkelere transfer ediliyor; bir ülkenin kaynakları başka ülkeye transfer ediliyor. Bu ihracatla övünmek lazım, 225 milyar dolar az değildir ama hedef 2023, 500 milyar dolar ve gelinen noktada yüksek teknoloji ürünler maalesef yüzde 3’ler seviyesine inmiş. Ha bir de şunu yaptılar tabii: İhracatçıları ödüllendirdiler. Yaptığınız ihracatın yüzde 25’ini yani 1.000 dolarlık ihracat yapıyorsanız 250 dolarını hemen, anında, herhangi bir bankada Merkez Bankasına yatırılmak ve Türk parasına çevrilmek üzere -bugün çıktı bu karar- bozdurmak zorundasınız. Dövizinde istikrarı yok ki o zaman ihracatçıya yapacağınız şey, eğer ihracat yükselsin istiyorsanız, ihracatçıya yapacağınız iş geleceğe yönelik döviz kuru garantisi vermenizdir.

Enflasyona diyecek bir şey yok.

Stokçulukla ilgili -sürem de daraldı- gerçekçi olun. Ekonomiyi bozdunuz, ekonomiyi yerle bir ettiniz, şimdi suçlu arıyorsunuz. Stoksuz ne üretim olur ne satış olur. İnsanlar zaten stoklarını kaybettiler, sermayelerini kaybettiler, sermayelerini arkadaşlar. Esnaf, tüccar, sanayici sermayesini kaybetti bu çılgın döviz hareketlerinden. O yüzden arttırın arttıracağınız kadar, eğer gerçekten stokçuluk yapan biri varsa o stokçunun gidip boğazına yapışın. Niye yirmi senedir bu ülkede stokçu yoktu ki, şimdi mi türedi bu stokçular? Zaten o kanun duruyordu. Biraz önce arkadaşlarımla konuşuyorum, soru önergesi vermişler. Bir tek, bakın, yirmi senede bir tek, stoktan dolayı bir kişiye ceza yazılmamış. Gelin, fahiş fiyatları konuşalım. Devletin uyguladığı, AK PARTİ iktidarının uyguladığı fahiş fiyatlarla ilgili kim nereyi basacak, Rekabet Kurumu mu gidecek basacak o kurumları? Enerji fiyatlarını, petrol fiyatlarını, elektrik fiyatlarını kim kontrol edecek? Bu fahiş fiyatların sorumlusu kimdir?

Şimdi, bu gelen torba kanunla ilgili Kanun’un 6’ncı maddesi Etibank, TEK, TEİAŞ ve özelleştirilen elektrik dağıtım şirketleri adına tapuda tescil edilmiş mülkiyet ve mülkiyetten gayriayni haklardan dağıtım faaliyetlerine ilişkin olanlar TEDAŞ Genel Müdürlüğüne iletim faaliyetlerine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğünden talepleri hâlinde bedelsiz olarak devredilir. Güzel. Komisyonda tartıştık bunu, uzun uzun tartıştık ve Bakan Yardımcısı Sayın Abdullah Tancan dedi ki: “Direklerin çevresindeki 3 metrekare, 5 metrekare yerler 57.025 adet TEK’e ait ve dağıtım şirketlerine ve Etibanka ait de 6.745 adet taşınmaz. Nedir bunlar dedik. “Böyle." dedi. Diğerleri, Etibankta olanlar. “Onları bilmiyorum." dedi. Buradaysa kendisi biraz sonra onun da cevabını almak isteriz. Biz de dedik ki: Bize gönderir misin? “Çok kalabalık, çok fazla yer tutar. Çekmek sayfalar dolusu." dedi. Tamam, elektronik ortamda bize gönderin. Komisyondaki arkadaşlarım bunları biliyor ve bugüne kadar birkaç defa aramamıza rağmen bugüne kadar bu belge ve bilgi gelmedi, bugün kanunu tartışıyoruz burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunu tartışıyoruz. Biz bunları istiyoruz çünkü Etibankın sadece benim memleketim Antalya’da ferrokrom var, pil fabrikası var, orada bir yığın krom madeni var, krom ocakları var, sadece Antalya’da. Bunların değeri milyar dolarlarla ölçülmez ve ciddi iddialar var, bir de benden önceki arkadaşlar da söylediler, iletim hatlarının özelleştirilmesiyle ilgili büyük planlar olduğu söylendi.

Limanlar meselesine gelince… Şimdi, Trabzon Limanı'nın Borsa İstanbuldaki hisseleri son iki yılda arkadaşlar, yüzde 185 artmış, yüzde 185 Borsa İstanbulda artıyor. Böylesine hızlı artan dünyanın en stratejik merkezleri olan limanlar bir şekilde kapanın elinde kalıyor Türkiye'de, inanılır gibi değil. Dünyanın hiçbir yerinde yirmi beş yıldan fazla özelleştirme olmaz. Türkiye'de de yirmi beş ile otuz yıl aralığında yapılmış bundan önce, 97’de başlamış, yirmi beş yıllar civarında ama müstemleke ülkelerinde, savaş hâlinde olan ülkelerde böyle kiralamalar görülüyor. Mesela, Suriye. Rusya kırk dokuz yıllığına Suriye'de bir limanı kiralıyor, işletme hakkını alıyor. Türkiye müstemleke memleketi değildir, Türkiye'de bu kadar stratejik öneme sahip her dönemde, ticaret savaşlarının yaşandığı bir dönemde bu limanların sürelerinin uzatılması hiçbir akla, mantığa sığmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Burada bir şey geliyor aklıma: Antalya Havalimanı örneği. Antalya Havalimanı’nın 2026’ya kadar işletme süresi vardı arkadaşlar, 2026’ya kadar işletme süresi vardı, apar topar bir ihaleye yapıldı, anlamadım. “Herhâlde ilk seçimde gidecekler.” dedik, buranın süresini uzatalım. Bir ihale yapıldı, ihale yapıldı ama. Buradaki süre uzatımlarının hiçbirinde ihale yok, pazarlık usulü var. AK PARTİ'li komisyon üyesi arkadaşlarımın da içine sinmedi orada bunları biz anlattığımız zaman. Antalya Havalimanı ihalesine 2 firma katıldı; bir firma 5 milyar 250 milyon avro, diğer firmanın teklifi ise 5 milyar 750 milyon avroydu. Kaç paraya bitti biliyor musunuz? 8,5 milyar euroya bitti, 8,5 milyar. İhale olunca böyle olur. Ha, süresi uzundu, bilmem ne… Yirmi beş yıllığına bir de.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Şimdi,  son olarak, bunların hepsi pazarlık usulü gidecek. İhale yapılması şarttır. Böyle bir madde yoktur ama Antalya Limanı'yla ilgili bir şey söyleyeceğim: Bu Katar sevdanızın kanıtı Antalya'dır. Bir sene önce Antalya Limanı’nın işletme devri 140 milyon dolara Globalden Katarlılara yapıldı. Bir sene önce burada söyledik, Mecliste söyledik “Bu işte bir iş var, bunların süresi uzatılacak.” dedik ve bugün geldik -o Katar sevdanız, Katar sevdanız- kırk dokuz yıllığına uzatılıyor. Yani 2067’e kadar Antalya Limanı’nı -ki İzmir'den Mersin'e kadar böyle bir liman, konteyner limanı yok- siz Katarlılara peşkeş çektiniz ve Antalya Limanı bu şekilde Katarlıların eline geçmiş oldu. Bununla bitmeyecek, burada da uyarı olsun, bununla bitmeyecek çünkü Antalya'da 1.100 metrelik bir rıhtım, Türkiye'nin en nadide sahillerinden birine 1.100 metrelik bir rıhtım yapılacak yani limanın hemen yanı, limanın dibinde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Budak.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Bu, planlanmış bir şey, tarihe not düşelim, önümüzdeki aylarda bunu göreceğiz. Önümüzdeki aylarda bu limanın özelleştirilme süresinin uzatılmasından sonra Antalya'yı nasıl tarumar ediyor, Antalya'nın bütün kıyıları nasıl rezil duruma geliyor hep beraber göreceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Budak.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.28

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

298 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden, Konya Milletvekili Sayın Ziya Altunyaldız.

Buyurun Sayın Altunyaldız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubumuz adına teklifle ilgili söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve ekranları başında bizi izleyen aziz milletimizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bazı konuşmacı arkadaşlarımız tarihe not düşmekten bahsetti, ben size şimdi tarihe not düşmenin nelerle mümkün olduğundan çok kısa bahsedeceğim. Aslında tarihe not düşmek, değerli arkadaşlar,  dün Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı ihracat rakamıdır. Türkiye Cumhuriyeti tüm kamu kurumlarıyla, kuruluşlarıyla, tüm ihracatçı ve üreticileriyle üreten, emek veren tüm kardeşlerimizle birlikte 2021 yılını yüzde 33 artışla 225 milyar 368 milyon dolar ihracatla kapattı. İşte tarihe not aslında budur değerli arkadaşlar. Tarihe not; ülkemizin bir yılda 55,7 milyar dolar ilave ihracat yapmasıdır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne kadar ithalat?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - İhracatçı sayısını yüz binler gibi çok büyük bir rakama ve ihracat ordusuna ulaştırmaktır. Bu vesileyle tüm ihracatçılarımızı yani 101 bini aşan ihracatçımızı tebrik ediyorum. Tüm ihracatçı birliklerimizi, başkanlarını, üyelerini, TİM Başkanlığımızı ve üyelerini kutluyorum. Bu rakam değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ihracatımızın küresel ihracattan ilk defa yüzde 1’in üzerinde pay alması anlamına geldi ve değerli arkadaşlar, bu rakam hiçbir şekilde tesadüf olmadı. Ülke olarak üretimi öğrendik, ihracatı öğrendik.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İthalatı öğrendik.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - Vatandaşlarımızla birlikte ve tüm çalışanlarımızla birlikte Türkiye'nin büyümesini üretimle sağlamayı öğrendik. Bakın, 2021 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 22 büyüyen ekonomimizin 6,9 puanı net ihracattan gelmektedir. Yine, üçüncü çeyrekteki 7,4’lük büyümenin 6,8 puanı yine ihracattan gelmektedir. Yani değerli arkadaşlar, üçüncü çeyrekteki büyümenin yüzde 92’si ihracat kaleminden gelmektedir. On bir aylık, daha doğrusu dokuz aylık büyümenin ortalama 11,7 olduğuna baktığımız zaman, buradaki büyümenin de büyük çoğunlukla ihracattan geldiğini görüyoruz. Değerli arkadaşlar, bu başarının tesadüf olmadığını söyledim çünkü Türkiye üretim ekosistemiyle üretimi önceledi ve dünya çapında küresel ihracatın ana aktörlerinden birisi oldu. Bu sayede, bakın… Avrupa Birliğine girdiğimiz yılları hatırlayın, o dönemde “Acaba ekonomimiz rekabet edebilir mi?” diye çok ciddi tartışmalar yaşıyorduk. Değerli arkadaşlar, bugün Avrupa Birliğine ihracatımızı yüzde 33 arttırdık ve Avrupa Birliğine fazla ticaret yapan ülke konumuna geldik yani Avrupa Birliğine, Avrupa Birliğinden ithal ettiğimizden daha çok ihracat yapıyoruz. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu başarı tesadüf değil; bu başarı bir stratejinin ürünü, bu başarı bir çalışmanın, bir vizyonun, Türkiye olarak birlikte olmanın ürünü değerli arkadaşlar çünkü küresel tedarikte, ürün ve ülke itibarıyla lojistik zincirlerinin kırılmasıyla tedarik zincirini değiştiren dünyada ülkemiz yerini aldı ve ta ABD'ye -Amerika Birleşik Devletleri'ne- ve Güney Amerika'ya çok ciddi ihracatlar yaptı. Bakın, değerli arkadaşlar, ABD'ye ihracatımız yüzde 44,6 arttı, yüzde 44,6. Değerli arkadaşlar, bu ihracatların içerisinde toplam ihracatımız 15 milyar dolara ulaştı. Ve yine, Güney Amerika dedim, yüzde 86 artış kaydettik ve bu artışla birlikte ana ihracat ülkelerinden biri olduk. Kuzey Afrika’da yüzde 44 artış, değerli arkadaşlar. 2022 yılında 250 milyar dolar hedefle yürümeye devam ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, burada bir şeyin altını çizmek istiyorum: Kapasite kullanım oranlarında ihracat yapıyoruz, üretiyoruz. Kapasite kullanım oranlarında yüzde 80’lere dayandık. Değerli arkadaşlar, işte bu aşamada tevsi ve modernizasyon yatırımlarını hayata geçirmek suretiyle ihracat ivmesini aralıksız sürdürmeye kararlıyız. Zira değerli arkadaşlar, bu çalışmalarımızla hem üretimi arttırmak, ihracatı katma değerli hâle getirmek hem de ihracat yapan firmalarımızın pazar kazanımlarını kalıcı hâle getirmek istiyoruz. İşte, bunun için değerli arkadaşlar, önceki günlerde yine yüce Meclisimizin geçirdiği bir kanunla İhracatı Geliştirme AŞ’nin sermaye yapısı ve ihracatın finansmanına dönük kurgulanmasını yaptık. Burada EXIMBANK, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve ihracatçı birlikleri… Mart ayı itibarıyla ihracatçımızın finansmana erişimini daha kolay ve daha az maliyetli sağlamak için bu şirketin faaliyete geçeceğini buradan ifade etmek istiyorum.

Yine, değerli arkadaşlar, üretimden bahsettik, kesintisiz üretim artışından bahsettik. İşte bu çerçevede, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan dünkü Kabine toplantısında bir açıklama yaptı ve dedi ki: “Kredi Garanti Fonunun aktif ve kapsayıcı şekilde çalıştırılmasıyla ilgili protokolün yakında faaliyete geçeceği…” Ne demek istiyoruz? Kredi Garanti Fonundaki düzenlemelerle birlikte imalatçılarımıza ve ihracatçılarımıza uygun maliyetlerle KGF teminatlı kredi kaynaklarıyla finansman kolaylığı sağlamayı, üretim ve ihracat artışını kesintisiz devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, Merkez Bankası kaynaklı reeskont kredilerini ve EXIMBANK kaynaklı ihracat finansmanı kredilerini önemsiyoruz ve bunları aralıksız sürdüreceğimizi ifade etmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, üretimden bahsettik, ihracattan bahsettik; tabii ki bu işin lojistik tarafı var, lojistik tarafını ihmal ederseniz başarıyı sürdürülebilir kılamazsınız. Bir söz vardır “Rekabet lojistikle başlar ve lojistikle biter.” diye.

Değerli arkadaşlar, OECD verilerine göre, ticaretin yani küresel ticaretin yüzde 90’ı deniz yoluyla yapılıyor. Kökü, iki yüzyıl önceye dayanan iktisat teorilerinin işaret ettiği gibi, ticaretin ekonomik aktivite için önemi göz önüne alındığında, aslında dış ticaret ve lojistik ayrılmaz parçalardır. Lojistikte ne kadar güçlüyseniz tedarik zincirinizi o kadar güçlü kılarsınız ve ülkenizi üretim ve lojistik üssü ve ihracat üssü yaparsınız. İşte bu çerçevede, limanlar, hızlı ve hacimli ticarete zemin sağlamalarının yanında, aynı zamanda ülkelerin rekabetçi güçlerinin de artmasına katkı sağlamaktadır değerli arkadaşlar. Tüm dünyada kökten değişim gösteren tedarik zincirlerinin doğal destinasyonu konumundaki limanlarımız aynı zamanda üretim, lojistik, ihracat bağının da en güçlü ögelerinden ve unsurlarındandır.

Değerli arkadaşlar, bugün Genel Kurulda görüşmelerini gerçekleştirdiğimiz kanun teklifinin 1’inci maddesinde yapılan düzenlemeyle, özel sektör eliyle yapılacak kapsamlı yatırımlarla birlikte, söz konusu limanların daha yüksek verimliliğe ve kapasite kullanımına erişimleri hedefleniyor; öngörülebilirliğin ve sürdürülebilirliğin sağlanmasıyla, ticarette kilit roldeki limanlarımızın etkinliğinin artırılması amaçlanıyor.

Değerli arkadaşlar, bir başka düzenlemeyle, 5174 sayılı Kanun’daki değişiklikle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ait üyelerden ya da oda ve borsalardan farklı kalemlerle tahsil edilmesi gereken ödemelerin süresi 31/12/2021’den 31/12/2023’e uzatılıyor.

Değerli arkadaşlar, küresel tedarik zinciriyle birlikte küresel dünyada tüm dünyayı etkileyen bir değişiklik ya da ivme daha oldu: Küresel petrol fiyatlarının hızlı bir şekilde artması ve tüm dünyada hane halklarından üretim süreçlerinin tamamına kadar herkesi büyük ölçüde etkilemesi. İşte bu çerçevede, bugün görüştüğümüz kanun teklifinde LPG alanı ülkemizin giderek çok daha büyük başarılar ve atılım katettiği bir alan olması itibarıyla önemli bir yere sahip olmasının getirdiği gereksinimle sıvılaştırılmış petrol gazları yani LPG piyasasına ilişkin olarak yayımlanan son rapora göre ülkemizde piyasaya arz edilen LPG’nin yaklaşık dörtte 1’i yurt içinde üretim yapan rafineriler tarafından sağlanmaktadır. Bu çerçevede kanun teklifinde ifade ettiğim düzenlemeyle birlikte rafinerilerin rafineri sahası dışında depolama ihtiyaçlarının karşılanmasını temin etmek ve bu kapsamda LPG üretimi yapan rafinericilerin de 5307 sayılı Kanun kapsamında depolama tanımına girmesini sağlıyoruz. Ve bu çerçevede, bu sektörün esnekliğini artırıyor ve sektörün daha çok hareket alanıyla daha çok iş yapmasını ve tedarik güvenliğini temin ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, az önce ifade ettiğim bir diğer köklü değişim de küresel tedarik zinciriyle birlikte iklim değişikliği ve buna ilişkin parametreler. “İklim değişikliği” dediğiniz zaman, enerji üretimini, buna bağlı olarak özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle yeşil kalkınma hamlesini, buna ilişkin olarak da karbon vergisini ve buna ilişkin düzenlemeleri tek tek planlamak, uygulamak ve icra etmek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyogaz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu gücünde büyük bir gelişme kaydeden ülkemiz, enerji arzının güvenliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için daha çok yerli ve daha çok yenilenebilir şiarıyla çalışmaya devam ediyor. Bu kapsamda, hepinizin çok iyi bildiği, yerli ve millî enerji politikalarımızın en önemli başarılarından birini bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum: Sakarya Gaz Sahası Geliştirme Projesi kapsamında keşfettiğimiz gaz kaynakları. Hepimizin yakından takip ettiği gibi, Sakarya gaz sahasındaki toplamda 540 milyar metreküplük keşif, Türkiye'nin karada ve denizde gerçekleştirdiği… Bunu da tarihe not olarak ifade etmek istiyorum, Karadeniz’de herhangi bir ülke tarafından bugüne kadar gerçekleştirilen ve 2020 yılında dünya çapında açık denizlerde gerçekleştirilen en büyük doğal gaz keşfidir değerli arkadaşlar. Bu çerçevede, 2021 yılının son saatlerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Fatih Dönmez, KİT Komisyonu Başkanımız Sayın Mustafa Savaş ve Bakan Yardımcımızla birlikte yeni yılda saha incelemelerinde bulunmak üzere…

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Doğal gaza onlar mı zam yapıyorlar?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – …Kilyos’a gittik ve Doğal Gaz Millî Takımı’mızla birlikte yeni yıla girdik. Gerçekten sizlerin de bu heyecanı yaşamasını çok isterim. Filyos Doğal Gaz İşletme Tesisi, Karadeniz’de keşfini gerçekleştirdiğimiz doğal gazın boru hatlarıyla karaya bağlanacağı ilk nokta olması ve lojistik merkez ve işletim merkezi olması itibarıyla son derece önemli.

Değerli arkadaşlar, yerli imkânlarla çevre dostu bir şekilde geliştirilen proje için satın aldığımız ve mülkiyetine sahip olduğumuz gemilerimiz Fatih, Yavuz, Kanuni ve 4’üncü gemimizle birlikte, sismik gemilerimiz Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis destek gemilerimizle birlikte enerji alanında koca bir filoya sahip olduğumuzu ve bu filoyu işletecek çok teknik bir kapasitede çok büyük bir insan gücünü ve gerçekten büyük bir yeteneği gördüğümüzü çok gururla sizlerle paylaşmak istiyorum. İnşallah, Türkiye kendi gazını 2023’ün başında tüm hanelerimizde kullanmaya başlayacaktır değerli arkadaşlar. 

Sadece bununla yetinmiyoruz değerli arkadaşlar, bugün toplam enerji kurulu gücümüzün yüzde 65’ini yerli ve yüzde 54’ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlıyoruz ve bu çerçevede 2020 yılında devreye alınan kurulu gücün neredeyse tamamını yenilenebilir kaynaklardan temin ettiğimizi ifade etmek istiyorum. Bu çerçevede, değerli arkadaşlar, on yılda jeotermal enerji kapasitemizi 100 kat artırdığımızı ifade etmek istiyorum. Rüzgârda 10 megavatı geçtiğimizi ve dünyada 10’uncu sıraya, Avrupa’da 5’inci sıraya yerleştiğimizi ifade etmek istiyorum. Enerji kurulu gücümüzde dünyada 12’nci, Avrupa’da 5’inci sıraya yerleştiğimizi ifade etmek istiyorum.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Gençleri perişan ettiniz, Aydın’ı mahvettiniz, Aydın’ı bitirdiniz, Manisa’yı bitirdiniz, üzümü bitirdiniz; hâlâ konuşuyorsunuz!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Bütün bunları sizlerle paylaşmaktan gerçekten memnuniyet duyuyorum.

İşte, yenilenebilir enerji alanındaki bütün bu kazanımlarımızın değerli arkadaşlar bizi daha öteye götürmesi için…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – JES’leri denetlemiyorsunuz.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) - … kapasite artışları, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinde yerli aksam desteğini işte bu düzenlemeyle getiriyoruz.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Yazıklar olsun!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) -  Niye getiriyoruz bunu? Zira enerji üretimini kendi makina teçhizatımızla, kendi tesisatlarımızla yapmak istiyoruz.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Gel de Aydın’da kokuyu gör! Hidrojen sülfürü gör Aydın’a gel de! Gel de kendin gör!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) -   Bunun için Türkiye’de üretilen ve santrallerde kullanılan makine teçhizatı için ilave ödemeler yapıyoruz, sanayi altyapımızı güçlendiriyoruz, Türkiye’yi geleceğe hazırlıyoruz, Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz değerli arkadaşlar.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Hidrojen sülfürden kaynaklı çürük yumurta kokusu geliyor.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) -   Değerli arkadaşlar, bu kapsamda 2013 yılında 14 civarında olan yerli aksam üretici sayısı aradan geçen zaman içerisinde…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Yazıklar olsun!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – …sağlamış olduğumuz destekler sayesinde bugün 100 üreticiye ulaşmış durumda.

Değerli arkadaşlar, bir şeyi daha ifade etmek istiyorum: Biz, üretimi biliyoruz, Türkiye üretimi biliyor. Bundan Meclisin tamamının gurur duyacağını düşünüyor ve bundan emin olduğumu ifade etmek istiyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Elektrik ve doğal gaza gelen zamlar ne kadar bir yılda? Hadi onu da söyle!

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Türkiye, depolamayla stokçuluğun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor çünkü üreticinin tedarikinin nasıl işletilebileceğini, tedarikteki kesintisiz sürecin nasıl yönetilebileceğini çok iyi öğrendik. Bu dönemde küresel entegrasyonu, pazarlamayı, tedariki çok iyi biliyoruz. O yüzden yapmış olduğumuz düzenlemeyle değerli arkadaşlar üreticilerimizin tedarikini güven altına alıyoruz yani demin bahsettiğiniz stokçulukla mücadeleyi amaçlıyoruz, yoksa üretimdeki tedarikin ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz, tedariki kesintisiz sağlamaya devam edeceğiz,  depolamayı kesintisiz sağlamaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Fahiş fiyatla mücadele ediyoruz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Fahiş fiyatı siz veriyorsunuz ki. Siz fahiş fiyat veriyorsunuz.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Küresel piyasadan tedarik zincirini, iç piyasayı bozanlarla mücadele edeceğiz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yüzde 125 zam yaparak mı?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Bunlarla mücadelede kararlıyız, fahiş fiyatla haksız kazanç elde edenlerle mücadelede kararlıyız. Herhâlde bunu tüm arkadaşların bu Mecliste istediğini düşünüyorum, aksini düşünmüyorum.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Devlet kendiyle mi mücadele ediyor? Zammı yapan devlet kendiyle mi mücadele ediyor?

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – O yüzden biz değerli arkadaşlar, bu değişiklikle birlikte tedariki güven altına alıyoruz, depolamayı güven altına alıyoruz, üretimi güven altına alıyoruz, stokçulukla mücadele ediyoruz ve savaşıyoruz, fahiş fiyatla mücadele ediyoruz ve savaşıyoruz. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yüzde 127 fahiş zam yapan sizsiniz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 20 milyona çıkaralım 20. Stokçulukla…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Yüzde 127 elektriğe zam yapan sizsiniz, siz.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu çerçevede bugün itibarıyla tüm Komisyon çalışmalarımızda özel sektörümüzün ve tüm Komisyon üyelerimizin gerçekten büyük katkısıyla bu kanun teklifini Genel Kurulumuza getirdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ZİYA ALTUNYALDIZ (Devamla) – Sizlerin takdiri ve teveccühüyle kanunlaşacağını beklediğimiz bu kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Hatip konuşması boyunca yaklaşık bir saat boyunca limanların neden Katar’a peşkeş çekildiğini söylemedi. Şu anda Katar’ın Antalya Limanı’nda 2028’de bitecek sözleşmesi 2047’ye uzatılıyor. İhale var mı? İhale yok. Süresi doldu mu? Süresi dolmadı. Bununla ilgili bir yasa var mı? Yok. O yüzden Anayasa’ya aykırı bir şekilde, aykırı bir hukukla buradan yasa çıkartmaya çalışıyorlar. Şimdi, bir kere daha soruyorum: Katar’a Antalya Limanı’nı kırk dokuz yıllığına, uzatarak tekrar niye veriyorsunuz? Neden cevap vermiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Anayasaya aykırılıkla ilgili usul tartışması yapıldı. Genel Kurulun nasıl çalışmaya devam ettiğini siz zaten ortaya koymuş oldunuz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – 10 kişiyle çalışıyor…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Herhangi bir sorun olmadığı ortada. Bir peşkeş falan da söz konusu değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Katar’a!

YUSUF BAŞER (Konya) – Hadi be!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu konuda…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Neden ihale yapmıyorsunuz?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Neden ihale yapmıyorsunuz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu konuda, inşallah, kanunlaşıp kanunlaşmayacağına Genel Kurulun iradesi karar verecektir; onun da kayıtlarına geçmesini diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum Sayın Akbaşoğlu.

Gruplar adına söz talepleri karşılanmıştır.

Şimdi şahıslar adına ilk söz Kocaeli Milletvekili Sayın Tahsin Tarhan’a aittir.

Buyurun Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine şahsım adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Anayasaya birçok yönden aykırı; rekabet koşullarına, teşebbüs özgürlüklerine aykırıdır bu 1’inci madde. Rekabet yok, ihale yok. Düşünün, daha önce başka firmalar da bu ihalelere girmiş, yirmi dokuz yıllığına, otuz dokuz yıllığına yarışmışlar ve ihaleyi kaybetmişler. Şimdi ihaleyi alan firmaya tekrar uzatma veriliyor.

Değerli milletvekilleri, pandemi sürecinde en önemli konu navlundu. Navlun fiyatları dünyada arttı. Karadan taşımacılık artık çok pahalı. Herkes denizlere yöneldi, onun için limanların değeri arttı. Akdeniz çanağına baktığınız zaman, Çin bu bölgede limanları satın almaya başladı. Yunanistan’ın en büyük Pire Limanı’nı dahi Çin satın aldı. Yani artık limanlar yavaş yavaş ülkelerin eline geçiyor, ülkeler o değerlere sahip olmaya çalışıyor. Türkiye’de daha önce 22 tane ihaleyi o günkü şartlarla vermişiz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Vermişler.

TAHSİN TARHAN (Devamla) - O günkü şartlara baktığınız zaman, limanların çok fazla değeri yok ama bugünden baktığınız zaman, 22 tane limanı ihalesiz devrediyoruz; benim vicdanım el vermiyor.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Limanı devretmiyoruz ya, işletmesini uzatıyoruz.

TAHSİN TARHAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, sizin vicdanınız el veriyor mu ya?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – İhale yapılmadan…

TAHSİN TARHAN (Devamla) - 2060 yılına kadar limanların işletmesini rekabet olmadan, ihale yapmadan devrediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Henüz daha günü dolacak ilk limanın ihalesi 2028’de yapılacak. Bu neyi gösteriyor biliyor musun? AK PARTİ diyor ki: “Ben gidiyorum. 2023’e de gücüm yok, 2023’e kadar da dayanamıyorum, ne götürürsem kârdır.” 

 (CHP sıralarından alkışlar) Onun için, şimdiden limanların işletme hakkını kırk dokuz yıl uzatmak bu ülkeye ihanettir.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Torunlarına ihanet, torunlarına ihanet ediyorlar.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 2007 yılında Mersin Limanı 755 milyon dolara devredildi.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – İşletmesi verildi ağabey, devredilmedi, işletmesi verildi.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Tamamını 755 milyon dolara özelleştirdiğimiz limanımızın sadece yüzde 40 işletme hakkı, işletmeci şirket tarafından 2017 yılında 869 milyon dolar gibi bir rakama yabancılara verildi; şimdi de gelmiş bu limanın özelleştirme süresini on üç yıl daha uzatıyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul)  – İskenderun da öyle, İskenderun da!

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Antalya Limanı’nını Katarlı şirket 140 milyon dolar karşılığında satın almış. Bir sorun var mı? Yok. Peki, liman 2028 yılına kadar Katarlı şirket tarafından işletilecek; şimdi bu süre yasayla yani bir maddeyle on dokuz yıl daha uzatılıyor. Antalya Limanı’nın bugünkü değeri en az 2 milyar dolar. Ya, sen bir kanun maddesiyle nasıl on dokuz yıl uzatırsın?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – İhanet!

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Biz “Anayasa’ya aykırı.” diyoruz “Oo, Anayasa’ya aykırı mı olur?” Nasıl olur ya? 22 tane liman bir kanun maddesiyle ihalesiz, rekabetsiz nasıl devredilir ya! Vicdanım bunu kabul etmiyor. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Ya, Tahsin ağabey, devredilmiyor, işletmesi uzatılıyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – İhanet, ihanet şebekesi!

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Özelleştirme limanlarından biri de kendi bölgem Kocaeli Derince’de bulunan Safiport Limanı. Değerli arkadaşlar, 2015 yılında özelleştirildi bu liman. Şimdi, otuz dokuz yıllığına özelleşmiş bu liman, kırk dokuz  yıla uzatıyoruz. “Yatırım yapıyoruz.” diyerek Kocaeli Körfezi beton yığınına çevirdiler. Ne balıkçılar kaldı, ne de balık kaldı? Hani diyorsunuz ya, “Bizim çılgın projemiz var.” Evet, doğru, çılgın projeniz bu. Marmara Körfezini doldurdunuz, çılgın proje bu aslında. Marmara’yı yok ettiniz, denizi yok ettiniz, balıkları, o bölgedeki balıkçıları, esnafı yok ettiniz; evet, bu çılgın proje. Derince’den karşı tarafa Gölcük’e kadar deniz dolduruldu, yakında köprüye kadar doldurulacak.

Değerli milletvekilleri, 2021 yılı geride kaldı, 2022 yılına girdik. Sakın ha, unuttuğumuzu zannetmeyin, hatırlatacağız, her gün hatırlatacağız: 128 milyar dolar nerede? (CHP sıralarından alkışlar)

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Neyi, neyi!

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Bunu unutturmayacağız: 128 milyar dolar nerede? Bunu her gün hatırlatacağız.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Artan oranda.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi kim? (CHP sıralarından alkışlar) Ya, muhakkak içinizden biridir, söyleyin. Devam ediyoruz, devam ediyoruz. Demirören, Ziraat Bankasından aldığı 750 milyon doları geri ödedi mi? Sormaya devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Devamı var, devamı var. İtalyan Sisal ile Demirören Grubunun ortak olduğu Millî Piyangonun ikramiye paraları nerede? Bunu da soracağız, ikramiye paraları nerede? (CHP sıralarından alkışlar)

Yetmez, devam edeceğiz sormaya. Hani altı yıl burada bana hakaret ettiniz ya, altı yıl burada her seçimde konuştunuz ya “yerli otomobil” adı altında Saab’a verilen 47 milyon euro nerede? Nerede 47 milyon euro, nerede? (CHP sıralarından alkışlar) Buradan kimler ne götürdü, onu da soracağız, soracağız.

ZAFER IŞIK (Bursa) – Bindin mi arabaya?

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Bindim arabaya.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Beraber bindiğimiz araba.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Evet, gittim bindim arabaya ama arabanın kaportası İtalyanların, motoru Almanların, e, piline bakıyorum, şarjına bakıyorum, Çinlilerin. İnşallah plakası Türk olur da “millî otomobil” deriz, hepsi yabancı. Renault’nun, TOFAŞ’ın üretiminin yüzde 62’si yerli, senin “yerli” dediğin otomobilin yüzde 50’si dahi yerli değil ya. (CHP sıralarından alkışlar) “Yerli” deyip milleti uyutmayın, uyutmayın. Buradan rant çıkmaz, buradan siyaset çıkmaz çünkü siz bu işi bilmiyorsunuz.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Doğru, buradan siyaset çıkmaz, doğru.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Devamı var, devamı var. 15 Temmuz şehitleri için toplanan 309 milyon lira nerede, nerede? (CHP sıralarından alkışlar) Bunu da soracağız, soracağız, her platformda soracağız.

Asıl sorun burada: TEKEL’i sattınız, doğru mu? Sattınız. TÜRK TELEKOM’u peşkeş çektiniz, SEKA'yı bitirdiniz, Tank Paleti yediniz ve peşkeş çektiniz birilerine. (CHP sıralarından alkışlar) Bu millî değerlerimizi yok ettiniz. Bunun hesabını size soracağız; ne gün olursa olsun, milletten aldığımız iradeyle, milletten aldığımız güçle bunların hesabını soracağız arkadaşlar, soracağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Ne diyoruz, ne diyoruz: Geliyor gelmekte olan! Geliyor gelmekte olan!

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Cumhurbaşkanı adayınız bile yok daha ortada.

TAHSİN TARHAN (Devamla) - Onun için, hazır olun, hazır olun; ne bu millet ne bu milletin çocukları ne de torunları sizi asla affetmeyecek.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Hadi oradan! Hadi oradan!

TAHSİN TARHAN (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Aday bulun da öyle gelin!

ZAFER IŞIK (Bursa) - Sen o arabaya bindin ya yeter bana.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Arabaya bindin mi?

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Bindim, bindim.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Almalısın bence o arabayı, bindiğin arabayı almalısın.

BAŞKAN - Şahıslar adına ikinci söz Zonguldak Milletvekili Sayın Ahmet Çolakoğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Çolakoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET ÇOLAKOĞLU (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 298 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin geneli üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Komisyon üyemiz Tahsin Bey'i gerçekten üzüntüyle dinledik.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Durumu anladınız da mı üzüldünüz?

AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) - Burada birçok soru sordu ve bununla beraber dedi ki: “Hesap soracağız.”

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Durumun vahametine mi üzüldünüz?

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Doğruları duymak mı üzdü?

AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, yirmi yıldır bu millet size sandıkta hesap sordu, inşallah 2023’te tekrar hesabı soracağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Hesabı siz vereceksiniz.

AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) – Ve yine aynı sıralarda, yine buralarda yer alacaksınız. (CHP sıralarından gürültüler)

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Hatibi dinleyelim.

AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, kanun teklifimizle, dünya ticaretinin farklı boyut kazandığı, lojistik ve taşımacılığın her geçen gün öneminin arttığını görmekteyiz. Bu hızlı değişim sürecinde oluşan fırsatları değerlendirme kabiliyeti olan ülkeler gelecek yıllarda dünya ticaretinde söz sahibi olacaktır. Bu amaç doğrultusunda özelleştirme kapsamında olan liman işletmelerimizin işletme yatırımlarının hızlı değişen ve büyüyen dünya ticareti karşısında kapasite artışının sağlanması ve bu ticaret genişliğine hazır olması gerekmektedir. Limanların sosyoekonomik çerçevede Türkiye ekonomisine ve dış ticarete katkısı dikkate alındığında limanların herhangi bir zaman kaybı yaşamadan küresel rekabet güçlerini korumaları için bugünden yatırımlar yaparak büyümeye ihtiyaçları vardır.

1997 yılından itibaren özelleştirme kapsamına dâhil olan ve işletme hakkı verilen Türkiye Denizcilik işletmeleri Anonim Şirketi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğüne ait limanlar mevcuttu. Bu limanlarımız kırk dokuz yıldan az süreli sözleşmeler için başvuru gerçekleşmesi ve sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi, var ise davalardan vazgeçmesi hâlinde sözleşme sürelerinin kırk dokuz yıla kadar uzatılmasını amaçlıyoruz. Maddede süre uzatımına karar verilmesi hâlinde taraflar arasında ek sözleşme düzenlenmesi öngörülmekte ve sözleşme bedelinin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre değerleme yapmaya yetkili en az 2 kuruluş tarafından belirlenmesi de bu kanun teklifiyle belli bir noktaya getirilmiştir. Ayrıca, nihai karar mercisi olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu da görevlendirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, limanlar konusunda hatiplerimizin söylediği bazı yanlışlar var. Bakın, devir değil, işletme hakkı; kesinlikle burada bir algı operasyonu yapılmasın. Devir değil, işletme hakkı.

ERHAN USTA (Samsun) – İşletme hakkı devri o, işletme hakkı devri. Allah’tan kork!

AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) – Bu ibare tamamen yanlış bir ibaredir.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Elli yıl, neresi devir değil? Ölmez eşeğim ölme! Elli yıl geçer, geri alırsınız!

AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) – Bakın, bununla beraber, 2 tane bağımsız değerleme kuruluşu burada değer tespiti yapacak ve yine, son kararı Özelleştirme Yüksek Kurulu verecektir, bunu da özellikle vurgulamak istedim.

Evet, değerli milletvekilleri, kanun teklifimizin bir diğer maddesinde, akaryakıt sektöründe “depolama” tanımından dolayı yaşanılan sorunları çözüme kavuşturmayı da hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda, tanımda yer alan “LPG dağıtıcıları” yerine “piyasa faaliyetinde bulunanlar” ifadesini ekleyerek tanımın kapsamını diğer lisans sahiplerini de kapsayacak şekilde genişletiyoruz.

Rafineriler, 4/12/2003 tarihli 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında aldıkları rafinerici lisansı kapsamında LPG üretimi yapmaktadırlar. Rafinerilerin rafineri sahası dışında LPG depolama ihtiyaçlarının karşılanmasını temin etmek üzere “depolama” tanımına rafinericiler de eklenmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer maddeyle akaryakıt piyasasında lisans alıp değişik yol ve yöntemlerle kaçakçılık faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler vardır ve bunlara cezai yaptırımları da amaçlıyoruz. Bu sektörde faaliyet gösteren, gerçekten hakkaniyet içinde lisanslı tüzel ve gerçek kişiler de mevcuttur. Bunları da kanun önünde korumamız gerekiyor. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olanların lisansı alması da önlenmektedir.

Bu teklifimizde yer alan bir diğer maddeyle de yerli üretime verdiğimiz önemi ve desteği de gösteriyoruz. Birçok sanayi alanında yerli üretime ve yerli aksamlara sağlanan teşvikler var olduğu gibi enerji alanında da bu teşviklere devam ediyoruz. 2013 yılında 14 civarında olan yerli aksam üretici sayısı, yerli aksam destekleri sayesinde 2021 yılında yaklaşık 100’e ulaşmıştır. Kapasite artışları, yapılan santrallerin yerli aksam desteğinden faydalanması, mevcut yerli aksam üreticilerinin üretimlerine devam etmesi ve başka aksamların da ülkemiz yerli üretim envanterine katılmasına da destek olacaktır. Bu sebeple maddeyle kapasite artışlarının yerli aksam desteğinden faydalanmasıyla bu gelişimin de önü açılmış olacaktır.

Değerli milletvekilleri, teklifteki bir diğer maddemizle kamu kurumları arasındaki tesislerin ilgili kurumlara ek yük getirmeden devir işlemlerini de içermektedir. Bu bağlamda 2019 Yılı Sayıştay raporlarında da mevcuttur. TEDAŞ adına tescili yapılması gerekirken zaman içinde sınırlı sayıda tescil yapıldığı için Türkiye Elektrik Kurumu adına kayıtlı 57.025 adet, Elektrik Dağıtım Şirketinin adına kayıtlı 6.745 adet taşınmazın bulunduğu raporlarda mevcuttur. Bu zamana kadar devirler TEDAŞ ve TEİAŞ adına sınırlı sayıda yapılmıştır. Bu kanunla devirlerin hızlanması, her türlü harç ve hizmet bedelinden muafiyet sağlanması da amaçlanmıştır. Teklifte TEİAŞ’ın özelleştirilmesi hakkında hiçbir madde de yoktur. Burada kürsüde hatiplerimiz TEİAŞ’ın özelleştirilmesini gündeme getirdiler ama bu kanun teklifimizin hiçbir satırında bu şekilde bir ibare de yoktur değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, teklifteki önemli bir maddemiz de son zamanlarda gündemde olan ticari piyasada ve tüketici piyasasında haksız rekabet oluşmasına sebep olan faaliyetleri düzenlemeyi amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda var olan cezaların alt ve üst limitlerinde değişikliğe giderek caydırıcılığı biraz artırmayı hedefledik. 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un Ek 1’inci maddesinin (2)’nci fıkrasıyla üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasanın dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyen faaliyetlerin bulunması yasaklanmıştır. Bu maddeyle bu faaliyette bulunanlara biz müeyyide uygulayarak caydırıcı bir hâle sokacağız inşallah. Bu çerçevede, uygulanacak müeyyidenin muhatabı olan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerinin ekonomik büyüklükleri, faaliyet alanları ve ticarete konu ürünlerin ekonomik değerleri birbirinden çok farklılık gösterebilmektedir. Yapılan değişiklikle bu faaliyetlerde bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideyi ağırlaştırarak cezanın etkinliğinin ve caydırıcılığının artırılması amaçlanmaktadır ve bu çerçevede de gerekli şikâyetler sonucunda hem valiliklerimiz hem il müdürlüklerimiz de çalışmalarına devam ederek bu müeyyideleri, cezai müeyyideleri uygulayacaklardır.

Değerli arkadaşlar, yirmi yıldır olduğu gibi, yine, AK PARTİ olarak ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la beraber çıkardığımız bütün kanunlar halkımızın, milletimizin menfaatinedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu kanun teklifimizdeki maddeler de hem ülkemizin geleceği hem de milletimizin geleceği için önemli bir adımdır ve ben bu çerçevede, bütün Meclisten, bütün milletvekillerimizden kanun teklifimize desteklerini bekliyorum.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum, hatip dedi ki: “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte burada çıkardığımız yasalar milletin menfaatinedir.” Şimdi soruyorum: CİNER Grubuna ihalesiz kırk dokuz yıllığına limanı vermesi, milletin hangi menfaatinedir? Buna, AKP Grubu cevap versin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İstanbul Belediyesiyle ilgili konuşalım biraz da. İstanbul Belediyesindeki ihaleleri konuşalım. (CHP sıralarından gürültüler) Ben de İstanbul Belediyesinden geldim, konuşalım.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Götürüyorsunuz, götürüyorsunuz!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Siz yarım domates, yarım biber…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Millete yarım domates, CİNER’e milyon dolar, oh!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Usta’ya söz verdim, çok rica ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Millete yarım domates, CİNER’e dolar…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İhtiyacın olanı söyle göndeririz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Usta.

 

 

 

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, ben bu konuyla ilgili aslında yarın konuşacaktım da az önceki hatip “Devir değil.” dedi. “Devir”den ne anlıyor, bilmiyorum. “İşletme hakkı” diyor, işletme hakkı devri yani o da bir devir türüdür. Değerli arkadaşım, ne yapacaktın? Denizi mi satacaktın? İşletme hakkı devrinden bahsediyoruz. Az önce bizim hatibimiz de grubumuzun bu konudaki düşüncesini söyledi. Bakın, hakikaten burada bunu hangi amaçla yapıyorsunuz bilmiyorum ama burada ciddi bir kamu zararı var, eğer bilerek yapıyorsanız burada ciddi bir soygun var. En yakın süresi bitecek olanın süresinin bitmesine beş yıl var arkadaşlar, 2054’te süresi bitecek olanlar var, bunları ta 2067’ye kadar şimdi uzatıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Bitireceğim Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERHAN USTA (Samsun) –  Bir yandan diyorsunuz ki: “Türkiye gelişecek, büyüyecek.” O zaman bekleyelim, daha iyi fiyatlarla bunları verelim.

Sonra, niye ihaleye çıkmıyorsunuz arkadaşlar, niye ihaleye çıkmıyorsunuz? Niye rekabet ettirmiyorsunuz? Ne olacak? 2 tane yatırımcı firmanın verdiği rakamla… “300” yaz dersen 300 yazar “100” yaz dersen 100 yazar.

Bakın, yarın Atatürk Havalimanı’yla ilgili bugüne kadar kamuoyunun gündemine hiç gelmemiş konuyu burada bütün detayıyla, nasıl bir vurgun yapılmak isteniyor, onu burada açıklayacağım. O zaman göreceksiniz, burada yapılmak istenenin ne olduğunu da vatandaşımız çok iyi şekilde anlayacak. Lütfen, bundan vazgeçin. Bu, büyük bir yanlıştır, bu yanlıştan vazgeçin. Eğer burada soygun varsa biz zaten… İnşallah, işin sonu geliyor zaten. Yağma mantığıyla hareket ediyorsunuz. Yarın bir gün iktidar değiştiğinde bu sözleşmelerin hepsi iptal edilecek, onu da bilin.

Teşekkür ederim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

 

 1. Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ve 40 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4018) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 298) (Devam)

BAŞKAN – Şahıslar adına söz talepleri karşılanmıştır.

Şimdi yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağız. On dakikasını soru için, diğer on dakikayı da cevap için kullanacağız.

İlk söz, ilk soru Sayın Taşkın…

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AK PARTİ iktidarımızda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye ekonomisi yatırım, üretim ve ihracatla büyümeye devam ediyor.

Ülkemiz, geçtiğimiz on dokuz yılda ortalama yüzde 5,1’lik büyüme başarısı göstermiş bir ekonomiye sahiptir. Salgının tüm dünyayı etkisi altına aldığı 2020 yılında küresel ekonomiler yüzde 3,4 küçülürken ülkemiz yüzde 1,8’lik büyüme sağlamıştır. 2021 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 7,4 büyüyen bir ekonomiye sahibiz. Yatırım, üretim ve ihracatla ülkemiz ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Akdeniz’in incisi, Torosların yoldaşı, Türkiye’nin özeti Mersin’imiz; ülkemizde son yirmi yılda yapılan dev yatırımlardan hak ettiği payı almıştır. Her şeyin en iyisine layık Mersinli hemşehrilerimizin huzur ve refahını daha da artıracak, Mersin markasına değer katacak çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. “Her ilçeye bir gençlik merkezi” hedefiyle geleceğimizin teminatı kıymetli gençlerimize hizmet vermek amacıyla Toroslar, Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Tarsus ilçemiz başta, 5 yeni gençlik merkezine kavuşacak. Güçlü Türkiye’nin yarınlarını emanet edeceğimiz gençlerimize hayırlı olsun.

Gençlerimize desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Gençlik ve Spor Bakanımıza, milletvekillerimize ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sağlıktaki hızlı dönüşüm ile dünyada örnek gösterilen Türkiye, küresel salgına karşı da en hazırlıklı ülkelerden biri olduğunu ortaya koymuştur. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışını yirmi yılda kurumsallaştırarak küresel bir güce eriştiren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın pandemi sürecindeki güçlü liderliği, insanımızı salgından koruyacak en etkin çözümleri kararlılıkla uygulayabilmemizin yolunu açmıştır. Cumhurbaşkanımızın “hayalim” diyerek hayata geçirdiği şehir hastaneleri, pandemi sürecinin sağlıklı yönetilmesinin kritik unsurlarından biri olmuştur. Türkiye, dünyada salgınla en güçlü şekilde mücadele eden bir ülke olarak öne çıkmıştır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Görüşülen kanun teklifinin 1’inci maddesiyle giderayak limanlarımız Anayasa’ya, hukuka, kamu yararına aykırı olarak Katarlılara ve bir avuç yandaş müteahhide peşkeş çekiliyor. Denizcilik İşletmelerine ait 18 liman ile Demiryollarına ait 5 limanın sözleşme süreleri henüz bitmemişken kırk dokuz yıla uzatılması akıllarda soru işareti bırakıyor; üstelik, Danıştayın daha önceden özelleştirmelerle ilgili verdiği iptal kararları ortada duruyorken üstelik ihale yapılmadan.

AKP, stratejik önemdeki limanlarımızı bir dahaki seçimde iktidar olamayacaklarını bildikleri için Meclisteki parmak çoğunluğuna güvenerek giderayak yandaşlarına veriyor, milletin iradesine ipotek koyuyor. Milletin hakemliğinden kaçarak yaptığınız bütün hukuksuzlukların hesabını millet sandıkta soracak, biz de yeniden stratejik kurumlarımıza sahip çıkacağız.

BAŞKAN – Sayın Karahocagil…

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la yirmi yıldır bu ülke, bu millet başarıdan başarıya koşuyor. Dünya liderleri onun gözüne bakıyor, dünya milletleri onun işaretine önem veriyor, ümmet umudu onda görüyor. Fakir devletler, mazlum milletler, sömürülen ülkeler kendilerine umut olarak gördükleri dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı takip ediyor, dualarını gönderiyorlar. Dünyayı kasıp kavuran corona belasında dahi yaptığı destekleme ve programlarla halkının biraz da olsa nefes almasını sağladı. Sosyal koruma kalkanı dâhilinde ülke çapında 2 milyon 77 bin haneye, 6 milyon 490 bin kişiye “kısa çalışma ödeneği” “nakdi ücret desteği” “işsizlik ödeneği” ve “normalleşme desteği” adı altında, ülke çapında 10 milyon 545 bin kişiye toplamda 50 milyar 473 milyon…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bülbül…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Bu kanun teklifiyle memleketin limanlarını Katarlılara kırk dokuz yıl peşkeş çekeceksiniz, aynen Aydın'ın toprağını, havasını, suyunu JES’lere ve maden şirketlerine peşkeş çektiğiniz gibi. Aydın'ın Germencik ve Söke ilçelerinde JES kurulması için yeni bir ÇED süreci başladı. Ama biz biliyoruz ki yine ÇED olumlu raporu gelecek çünkü şimdiye kadar Çevre Bakanlığı tarafından 3.421 adet projeye ÇED gerekli değil, 382 projeye ÇED olumlu kararı verildi. Sadece 2 projeye ÇED olumsuz raporu verildi. Bakanlık hiçbir çevresel etkiyi, halk sağlığına  etkilerini araştırmadan projelere onay veriyor. Aydın'ı da böyle işte böyle böyle denetimsiz JES bölgesine çevirdiniz; Aydın'ın havasını, suyunu ve toprağını zehirlediniz.

Germencik’te Dağyeni köyünde içme suyunun geldiği noktada yasaya aykırı maden arama sondajı başladı, orada her taraf incir bahçesi, 80 hane var. Doğaya, suya, toprağa saygınız yok anladık; bari bu ülkenin yurttaşlarına biraz saygınız olsun ve bu projeler, yaşam alanına zarar veren projeler iptal edilsin. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP bir ilki daha gerçekleştirerek muhtarlıkları tebligat depolarına dönüştürdü. Demokrasimizin temel taşları olan muhtarlarımız tebligat memuru, muhtarlıklar tebligat depoları olmuştur. Türkiye'nin neresinde olursa olsun içinde yüzlerce, binlerce ceza, borç, mahkeme tebligatı olmayan muhtarlık yoktur. Vatandaş kapısına gelenin ne olduğunu bildiği için postadan gelen zarfları almaktan kaçıyor. Bu zarflar da tebligat yığını olarak muhtarlıklarda duruyor. On dokuz yılın sonunda Türkiye'mizi getirdiğiniz yer borç, ceza, icra cennetidir. Saray çevresi dışında borçlu olmayan kalmadı. Muhtarlar bu tebligatları beklemekten asıl işlerini yapamaz, mahallelinin sorunlarını ilgili yerlere iletip çözmek için çalışamaz duruma geldiler. İcra dosyaları, ceza makbuzları dağları aştı, bunları üst üste yığsak açık ara Türkiye'nin ve dünyanın en yüksek dağı olur. AKP'nin ekonomi bilgisi ülkeyi batırdıkça icra dosyaları...

BAŞKAN – Sayın Durmaz...

KADİM DURMAZ (Tokat) –  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tokat 3 büyük ovası, 8 sulanabilir ovasıyla Türkiye'nin mümbit arazilerine sahip illerimizden biri. Yanı başımızdaki Sivas, cazibe merkezi olarak ilan edildi. Tokat'ın cazibe merkezi ilan edilmemesinin nedeni, üretim kapasitesi mi düşük, yoksa çok gelişmiş bir il mi? Hâlbuki Tokat en çok göç veren illerden 3’üncüsüdür. İstihdam alanı olmadığı için büyükşehirlere yoğun bir göç söz konusudur. Tokat'ta bir an önce... Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında farklı genel müdürlükler bünyesinde birden fazla Cazibe Merkezi Destek Programı uygulanmaktadır. Şu an ülkemizde 21 ilde Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü tarafından Cazibe Merkezi Destek Programı uygulanmaktadır. Tokat’ın da  bir an önce rekabet edebilir  güçlü OSB’ler...

BAŞKAN – Sayın Tutdere...

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Sayın Başkan, 12 Ocak 2021 tarihli 3424 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla muhtaç ailelere ısınma amaçlı kömür yardımı yapılması karara bağlanmıştır. Karar yürürlükte ancak kararı yerine getiren yok. Adıyaman başta olmak üzere, 81 ilimizde milyonlarca muhtaç ve yoksul aile hakları olan kömürleri alamadılar. Hak sahibi vatandaşlarımızın hakları verilmedi. Adıyaman’da yaz ve sonbahar aylarında teslim edilmesi gereken kömürler şehir merkezindeki birçok mahalleye dağıtılmadı. Kar var, yağmur var, soğuk var ancak ortada kömür yok; kış bitti, kömür yok, vatandaş üşüyor, çocuklar üşüyor. Maskeyi dağıtamadınız, bari fakir fukaranın kömürünü dağıtınız. Buradan kararı veren Cumhurbaşkanına, kararın gereğini yapmakla görevli olup ancak görevini yapmayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ve ilgili tüm kurumlara çağrıda bulunuyorum: Görevinizi yapın, vatandaşımızı mağdur…

BAŞKAN – Sayın Aygun…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yakın zamanda, bütçe görüşmelerinde iktidar partisi AK PARTİ’li milletvekillerimiz şunu yaptık, bunu yaptık, devamlı pembe gözlüklerle pembe tablo çizmişlerdi. Bizler de Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinde ve diğer bütçelerde sorduk, dedik ki “Tekirdağ’da depremsellikle ilgili birçok okulumuzun yıkım kararı var.” Ama maalesef, pandemi bitmek üzere ama okullarla ilgili hiçbir çalışma yok. En son da Süleymanpaşa Karacakılavuz Mahallemizdeki eğitime devam eden ve iki yıl önce de yıkılması kararı olan okul varken diğer okulda son gün alınan kararla beraber yıkılma ve tayinin başka bir tarafa aktarılması gündemde. Şimdi, okullar devam ederken, çocuklarımız eğitim alırken böyle bir uygulama nasıl anlaşılır merak ediyorum. Elinizi tutan mı oldu? İki yıldan beri okullar yapılmadı, çocuklarımız şu anda depremle ilgili sıkıntısı olan okullarda eğitim görüyor. Millî Eğitim Bakanlığı acaba ne iş yaptı, merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Komisyon…

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Sayın Başkan, arkadaşlarımıza soruları için teşekkür ediyoruz.

Şimdi, öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir…

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Vay canına! Vay canına!

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) - …ve bu çerçevede yapılan işlerimiz… Biraz önce değerli arkadaşlarımız da ifade ettiler, süreçlerde kanunun Meclis iradesiyle ortaya çıkmasını müteakip Anayasa’ya aykırılığına dair iddialar var. Bu iddianın, Anayasa’da düzenlenen süreci ve sonuçları var. Dolayısıyla, Meclis irademizin ortaya çıkmasıyla birlikte kanunlaşacak olan bu teklif arkadaşlarımız tarafından Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine götürülebilecektir. Değerli arkadaşlar, diğer taraftan, süreçle ilgili olarak idarenin tüm işlemleri de hukuk denetimine, yargı denetimine tabidir. Buna ilişin olarak da yine yapılacak işlemlerin hukuk çerçevesinde irdelenmesini arkadaşlarımız isteyebilirler. Şunu ifade etmek istiyorum: Sürecin başından sonuna kadar, sürelerinin uzatılmasını istemeyen limanlarla ilgili bir düzenleme yapılmayacağı, isteyenlerle ilgili olarak bir değerleme sürecinin olduğu, bu sürecin sonunda idarenin bir iradesinin burada tecelli etmesi gereği ve sonuç itibarıyla, tarafların mutabakatıyla bu işin sonuçlandırılması var.

Bir de şunu ifade edeyim değerli arkadaşlar: Şu anda bu limanlar faal, işletiliyor ve sahipleri var. Dolayısıyla bu limanların… (CHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sahibi kim? Devlet.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sahibi devlet.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sahibi devlet, Katar değil!

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyetinin tüm varlıkları Türkiye Cumhuriyetinin 84 milyonunun, tüm vatandaşlarımızındır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sahibi devlet!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Katar devleti değil.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Değerli arkadaşlar, dolayısıyla şunu ifade etmek istiyorum:  O yüzden sahibi devlet, sahibi millet. Hiçbir tereddüttünüz olmasın.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Heh, düzelttiğin için iyi.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Millet emanetine sahip çıkacak.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Buralarda da aynı şekilde 84 milyon bu işin sahibidir. Daha önce benzeri uygulamalar olduğunu siz de biliyorsunuz. Bakın, 4706 sayılı Hazine ve Taşınmazların Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’la yapılan düzenlemeyle kruvazör limanı, marina, otel ve benzeri turizm tesislerinde de benzer bir düzenleme ve süreç yürütülmüş.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kim yaptı? Kim yaptı?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Bu çerçevede değerli arkadaşlar, bu düzenleme de yüce Meclisimizin iradesine getirilmiştir.

Diğer taraftan, şunu da ifade etmek istiyorum: Biz, tüm kesimlerin yanında olduk yanında olmaya devam edeceğiz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Milletin yanında olun.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Milletin yanında olun milletin, 3 müteahhidin değil.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – 5’li çetenin yanındasınız siz.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Kömür dağıtımı konusunda bir aksama varsa bunu gidermek yine bize aittir ve bu konu bize ulaşırsa hemen gideririz.

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Adıyaman’da dağıtılmadı, size ulaştırdık işte.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Sadece kömür değil, doğal gaz yardımıyla ilgili düzenlemeler de yapıyoruz. O yüzden hiçbir vatandaşımız ne aç kalır, ne soğukta kalır ne de zorda kalır.

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Soğukta kalmış vatandaş…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Millet soğukta ölüyor ölüyor.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – O yüzden bu konuda gerçekten tereddüttünüz olmasın değerli arkadaşlar.

Bir de ilave bir bilgi vermek istiyorum size. Değerli arkadaşlar, bazı hatiplerimiz, değerli arkadaşlarımızdan bazı hatiplerimiz özellikle elektrik ve doğal gazdaki son dönemdeki artışlardan bahsetti.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Niye Ciner’e veriyorsun? Cevap ver.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Size kısa bir bilgi vereceğim.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Zam, zam… “Zam” diyeceksin, artış değil.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Şimdi, burada, değerli arkadaşlar, pandemi koşullarıyla birlikte dünyada ham madde fiyatlarında yaşanan artışlar ve ekonomik dalgalanmalar sonucunda enerji maliyetlerinde -biliyorsunuz- çok büyük artışlar oldu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Normalde düştüğünde indirmediniz ama.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Hani yerli üretiyordun, biraz evvel yerli olduğunu anlatıyordun.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Dünyada elektrik üretim ana ham maddelerinden olan kömür fiyatları 5 kat arttı arkadaşlar, 5 kat arttı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – “Doğal gaz bulduk.” diyordun, “Elektrikte yenilenebilir enerjiye geçtik.” diyordun.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Doğal gaz fiyatları 10 kat arttı, 10 kat!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Rüzgâra zam mı geldi, güneşe zam mı geldi?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Bu süreçte, sanayi olmak üzere enerji tüketiminin artması, hidroelektrik santrallerimizdeki elektrik üretiminin azalması ve bu farkın doğal gaz santrallerinden karşılanması nedeniyle Türkiye enerji sektörü de küresel düzeyde ortaya çıkan bu olağanüstü maliyet artışlarından doğaldır ki etkilendi.

Değerli arkadaşlar, konut fiyatları bazında Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında hem doğal gazda hem de elektrikte en ucuz ülke konumundayız hâlâ.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Oranın gelirini de söyle, oradaki istihdam…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kârına ortak mısın zararına ortak oluyorsun.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Buna lütfen hesaplarla bakabilirsiniz. Konut elektrik fiyatları AB ortalaması 21,92 euro cent/kilovatsaat iken ülkemizde bu 9,16 euro cent/kilovatsaattir.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Gayrisafi millî hasıla kaç orada?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Konut doğal gaz fiyatları AB ortalaması 6,39 euro cent/kilovatsaat iken ülkemizde 1,64 euro cent/kilovatsaattir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne diyorsun, az daha mı zam yapacaksınız, onu mu anlatıyorsun?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Orada asgari ücret 3 bin euro, 3 bin euro!

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Yani değerli arkadaşlar, 1’e 4 kattır. Maliyet bazlı fiyatlandırmanın, öngörülebilirliğin sağlanması ve enerji piyasalarının sürdürülebilirliği için zorunlu miktar kadar bir düzenleme yapılmış olmakla birlikte dünyadaki gelişmeler ve Avrupa Birliğindeki söz konusu fiyatlar dikkate alındığında halkımıza yüksek oranda desteğimiz devam etmektedir ve edecektir.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – İnsafınız kurusun, bu zamma az mı diyorsunuz? Zammı az buluyorlar.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Yahu Avrupa Birliğindeki bir işçinin aldığı maaşı söylesene bana.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen yasa kapsamında konut tüketimlerinde kademeli tarife uygulamasına geçilmiştir malum. Değerli arkadaşlar “150 kilovatsaat hane halklarının ortalama kullanımından daha düşük.” gibi bazı ifadeler var.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Yüzde 127 zam yaptınız.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Bu konuda size bir bilgi arz etmek isterim. Kademeli tarifenin hedefi, enerji kullanımında verimlilik ve özellikle gelir durumu daha az olan tüketicilerimize, hane haklarımıza daha çok destek sağlamaktır.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Kafa karıştırmayın, bedava verin, bedava. Çok seviyorsanız bedava verin. Niye vermiyorsunuz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – 38 milyon mesken abonesinin 23 milyonu 150 kilovatsaatin altında bir tüketim değerine sahip olup başka bir deyişle, toplam konut abonelerinin, değerli arkadaşlar, yüzde 60’ı ay olarak bu rakamın altında yani 150 kilovatsaatin altında tüketim gerçekleştirmektedir.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Kandırmışlar sizi, kandırmışlar; hiç öyle değil.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Kullanacak hâl mi bıraktınız; paraları yok, ödeyemiyorlar, az kullanıyorlar.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Ayrıca, bir konut abonesinin aylık elektrik ve doğal gaz faturaları için ödeyeceği toplam tutar… Burayı gerçekten bir hesaplama sonucunda özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Denizli’de tekstil atölyeleri kapandı döneminizdeki zamdan dolayı, makineler sustu.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Dinle öğren, dinle öğren.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Senden mi öğreneceğim dinlemeyi?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Memleketi satmayı mı öğreneceğiz?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Değerli arkadaşlar, 2002 yılında elektrik ve doğal gaz faturaları için ortalama bir hanenin ödeyeceği toplam tutar net asgari ücretin yüzde 47’sine tekabül ediyor.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kombisini açmıyor millet, battaniyeyle oturuyor. Sen hangi Türkiye’de yaşıyorsun?

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sabırlı olun, sabırlı olun.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sizin belediyede suyu bedava verin.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) –Arkadaşlar, bugün bu rakam yeni fiyatlara rağmen yani artış fiyatlarına rağmen 2002 yılında yüzde 47 olmasına rağmen 2022 yılında asgari ücretin yüzde 12,9’u seviyelerine gelmiştir.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sen sıcak evinde otururken millet kombisini kapatıyor.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Dolayısıyla değerli arkadaşlar, evet, şunu ifade etmek istiyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Zamlara hazırlıyorsun milleti.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – 22’nci yüzyılda yanlışlıkla iktidara gelirseniz siz ücretsiz verirsiniz.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Biz, vatandaşlarımıza devletimizin imkânları ölçüsünde destek vermek suretiyle, daha az maliyetle, elektriği ve doğal gazı bugüne kadar sağladık, bundan sonra da sağlamaya devam edeceğiz. Rakamlara ilişkin bilgiler bu şekildedir.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Desteği millete değil, şirketlere yapıyorsunuz.

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Ayrıca, şunu da ifade etmek istiyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) -  Ya, o zamları kim yaptı ya?

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Bu düzenlemelerle birlikte, önümüzdeki dönemde yapacağımız farklı düzenlemeler ve açıklamalar çerçevesinde, yasal altyapıya ilişkin uygulamaların geliştirilmesiyle vatandaşlarımıza ve üreticilerimize dönük ilave destek mekanizmalarımızın hep birlikte geliştirileceğini ve uygulanacağını sizlerle paylaşmak istiyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – IBAN gönderip para istemeyin de…

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI ZİYA ALTUNYALDIZ (Konya) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Engin Bey.

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Hatip konuşması esnasında           –kayıtlara geçsin diye söylüyorum– limanları neden Ciner’e ihalesiz verdiğini, neden Katar’a ihalesiz verdiğini, neden Singapurlulara ihalesiz verdiğini, neden LİMAK’a ihalesiz verdiğini anlatmamıştır. Devletin limanları babanızın tapulu malı mı?

BAŞKAN – Peki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) -  Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben de dinledim yani kayıtlara geçsin, gerçekten çok önemli.

BAŞKAN – Peki, kayıtlara geçsin.

Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kayıtlara geçmesi için gerek yok açmaya. Buyurun Sayın Meral…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 60’a göre söz istiyorum Başkan.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Komisyon Başkanını dinledik. Yani baştan sona değerlendirmeyeceğim ama hâlâ bu limanların hangi amaçla, bu kadar uzun süreli -kırk dokuz yıllığına- kiralanacağı konusundaki sorularımızın hiçbirine yanıt verilmedi hem Anayasa’ya aykırılık konusunda hem daha süresi dolmadığı hâlde neden bu girişime gerek duyulduğunu yine açıklamadı ve özellikle de çok şey söyleyip hiçbir şey söylememek konusunda Sayın Komisyon Başkanını tebrik ediyorum gerçekten. Bu kadar soyut, bu kadar genel ve bu kadar içeriğinde hiçbir soruya yanıt vermeden büyük bir maharet gösterdi ama biz sormaya devam ediyoruz: İhaleye neden çıkarmadınız? Bu sözleşmeyi kimin için yapıyorsunuz? O limanları kimlere devrediyorsunuz?

Biliyoruz ama amaçlarınızı bütün Türkiye adına soruyoruz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

1.- Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu ve 40 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4018) ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 298) (Devam)

BAŞKAN – Maddelere geçilmesini…

 

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Maddelere geçilmesini oylarınıza sunmadan evvel Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bir yoklama talebi var, önce onu karşılayacağım. Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Özkoç, Sayın Şeker, Sayın Şevkin, Sayın Tarhan, Sayın Gündoğdu, Sayın Akın, Sayın Bakırlıoğlu, Sayın Bülbül, Sayın Kayışoğlu, Sayın Antmen, Sayın Tutdere, Sayın Gürer, Sayın Aygun, Sayın Güzelmansur, Sayın Köksal, Sayın Bankoğlu, Sayın Süllü, Sayın Karaca, Sayın Hancıoğlu, Sayın Erbay.

Yoklama işlemini başlatıyorum, üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.53

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 42’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

 

 

 

 

BAŞKAN – 298 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddelerine geçilmesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

Pusula veren arkadaşlar lütfen salondan ayrılmasın.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Yapılan ikinci yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 5 Ocak 2022 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                       Kapanma Saati: 23.03

 



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı         üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

 

(x) 298 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Maddeye git

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul