• Dönem: 27. Dönem
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 12.01.2022
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

 12 Ocak 2022 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi hakkında söz isteyen Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey’e aittir.

Buyurun Sayın Canbey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve aziz milletimizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.

Tüm dünya olarak iki yıldır, son yüzyılın en büyük sağlık krizi olarak nitelendirilen Covid-19’la mücadele ediyoruz. Her ne kadar salgın, bir sağlık krizi olarak başlasa da gelinen nokta itibarıyla hayatımızın her alanını olumsuz olarak etkilemiş durumdadır. Hamdolsun, Türkiye olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde oluşturduğumuz güçlü sağlık altyapımızın sağladığı avantajlar sayesinde bugüne kadar salgın sürecini başarıyla yönettik. Seri üretime geçilen Turkovac aşımızla aşı üreten 9 ülkeden biri olduk. Küresel çapta meydana gelen sıkıntılara rağmen, üretime ara vermeden devam ederek sıkı istihdam tedbirleri ve toplumun her kesimine yönelik teşvikleri uygulayarak ekonomimizi dimdik ayakta tuttuk. İş dünyamıza, KOBİ’lerimize, çiftçilerimize, esnaflarımıza, sanatçılarımıza, çalışanlarımıza sunduğumuz destek ve teşviklerle milletimizin her kesiminin yanında olduk.

Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, tüm dünyada ekonomik daralmalar yaşanırken Türkiye olarak 2020 yılını büyümeyle kapatan iki ülkeden biri olmayı başardık. Küresel ekonominin yüzde 3,4 küçüldüğü bir dönemde yüzde 1,8 oranında büyüme kaydettik. 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 7,4; ikinci çeyreğinde yüzde 22, üçüncü çeyreğinde yüzde 7,4 büyüyerek başarımızın rastlantı olmadığını herkese ispatlamış olduk.

Kıymetli milletvekilleri, bu ihracat ve büyüme rakamları aslında sadece uluslararası alanda değil, Türkiye genelinde OSB’lere de yansımış durumdadır. Üretim ve ihracat rakamlarına baktığımız zaman, bugün OSB’lerde gerçekten büyük gelişmeler kaydedilmiş, OSB’lerdeki ihracat rakamları ciddi anlamda artmıştır.

Ben bugün tüm bu gelişmeler ışığında sizlere Balıkesir OSB’mizden bahsetmek ve aziz milletimize bu konuyla ilgili bilgi vermek istiyorum. Marmara ve Ege Bölgesi’nin kesişim noktasında yer alan ve çevresindeki iller itibarıyla 27 milyon nüfusun ortasında bulunan Balıkesir, kara yolu akslarının gelişmesiyle ulaşımın kavşak noktası hâline gelerek stratejik bir konum elde etmiş durumdadır. Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi İzmir-İstanbul devlet kara yoluna 6 kilometre, İzmir-İstanbul Otoyolu’na 12 kilometre uzaklıktadır. İzmir ve Bandırma Limanlarına bir saat, İstanbul’a iki saat mesafeyle ulaşımın kavşak noktası durumundadır. OSB’ye en yakın liman olan Bandırma Limanı 110 kilometre uzaklıktadır. OSB’ye 500 metre uzaklıkta bulunan Gökköy Lojistik Köy’ünün de faaliyete geçmesiyle birlikte demiryolu taşımacılığında da önemli bir avantaja sahip olacaktır.

Balıkesir, 2017 yılında en fazla yatırım yapılan il olmuştur. Gelişen Balıkesir’in üreten gücü Balıkesir OSB’de bugün, üretim yapan 146 fabrikayla 16 bin kişiye istihdam sağlanmaktadır. Bugün, Balıkesir OSB’de ana metal ürünleri, ana metal sanayi makine ve ekipmanları, yine gıda sanayi, orman ürünleri, elektrik ve elektronik ürünleri başta olmak üzere üretim ve ihracatta önemli bir başarı elde edilmiş durumdadır. 2021 yılında ihracatımız 789 milyon dolar seviyesinde gerçekleşerek tüm zamanların en yüksek yıllık değerine ulaşılmış durumdadır. 2020 yılına göre yaklaşık artış oranı yüzde 28’dir. Aralık ayı ihracat rakamları ele alındığında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 16 artışla 84 milyon dolar seviyesine ulaşılmıştır. “2023’de hedef 20 bin istihdam, 1 milyar dolar ihracat.” diyerek bu noktadaki hedefleri koymuş ve yoluna başarıyla devam etmektedir.

Balıkesir OSB bünyesinde şalt tesisi ve yer altı enerji kaynakları şebekeleriyle yatırımcılara kesintisiz ve güvenli enerji sağlamaktadır. Üretimin en önemli göstergelerinden biri olan elektrik tüketimi bölgemizde 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 21,19 artmıştır. Atık su arıtma tesisi günde 3.300 metreküp kapasiteyle hizmet verirken                     genişleme alanlarına gelecek yeni fabrikalar da düşünülerek yapımı tamamlanmak üzere olan ve günde 10 bin metreküp kapasiteli yeni arıtma tesisini iki ay içerisinde, inşallah, devreye almış olacağız.

Balıkesir’in en önemli sanayi kuruluşlarından olan Balıkesir OSB’nin bir başka önemli avantajı ise kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan İkizcetepeler Barajı’nın ortaklarından biri olmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) – Bu sayede fabrikaların içme suyu ihtiyacı, şehir merkezindeki evlerden akan içme suyunun kalitesinde ve yeterince karşılanmaktadır.

Balıkesir OSB’nin genişlemesi için kamulaştırma süreci üç etap hâlinde planlanmıştır ve beş yıl içerisinde, 40 bin kişinin çalıştığı, Türkiye'nin örnek OSB’leri içerisinde, inşallah, yerini alacaktır.

Hedefimiz, teknolojiye değer veren, yeşil kalkınma hedefini önceleyen bir OSB olarak Türkiye'nin en önemli üretim ve inovasyon merkezlerinden biri olmaktır.

Ben, yatırım arayışında olan tüm firmalarımızı Balıkesir’imize yatırım yapmaya davet ediyor, bu noktada her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyor, yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Kütahya Şehir Hastanesi hakkında söz isteyen Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’a ait.

Buyurun Sayın Kasap. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, size mutluluğun resmini göstereceğim. 2014 yılının Mart ayında arsa teslimi yapıldı, 7 Haziran 2015 seçimlerine de sadece ve sadece bir ay var iken, burada, bakın 4, 5 Kütahya milletvekili arkadaşımız var, Sayın Sağlık Bakanı Müezzinoğlu var ve bir hastane müjdesi veriyorlar; yıl 2015. Şu anda 2022 yılına gelindi, hastane henüz tamamlanmadı. Biz şehir hastanelerine karşı değiliz. Şehir hastaneleri yapılması gerekiyor ancak şehir hastanelerinin halkın soygununa, hazinenin soyguna sebep olmaması gerekiyor değerli arkadaşlar. Bakın, daha yeni Fahrettin Koca “Şehir hastanelerinde sayı, hasta garantisi yok.” dedi. Hatta burada, bütçe konuşmaları sırasında da siz de alkışladınız değerli milletvekili arkadaşlarım, dediniz ki: “Şehir hastanelerinde hasta garantisi yok.” Bakan söyledi, 3 bakanınız da söyledi bunu ama şehir hastanelerinde garanti olduğunu, şehir hastanelerinde bütçenin yolunduğunu, halkın yolunduğunu nereden öğreniyoruz? Bu şehir hastanelerine kredi veren firmaların, bankaların "web" sayfasından ulaşıyoruz. Bakın, Mart 2021, nerede? European Bankın, Avrupa Kalkınma Bankasının "web" sayfasında raporunuz var, diyor ki: “Görüntüleme hizmetlerinde yüzde 70 garanti, laboratuvar hizmetlerinde yüzde 70 garanti, sterilizasyon, dezenfeksiyon işlemlerinde yüzde 70 garanti, atık yönetiminde yüzde 70 garanti.” Garanti, garanti, garanti; her şeyde garanti ve Kamu İhale Kanunu’na tabi değil.

Sağlık Bakanı diyor ki: “Hiçbir garanti, hiçbir ödeme teminatımız yok.” Ama burada diyor ki: “Sağlık Bakanlığı güvencesi altında. Müsaitlik ödemeleri idarenin garantisi altındadır.” Peki, arkadaşlar, idare kim, Sağlık Bakanlığı değil mi, bütçe değil mi, idare edilmiyor mu? Peki, başka bir madde var, bu da kamu lehine aslında, deniliyor ki: “Yüz seksen gün içinde hastanenin işlemleri duraksarsa, yapılmazsa veya hastane işlevsiz hâle gelirse tek taraflı olarak fesih yetkimiz var.” Bunu kullandık mı? Kullanmadık. 8’inci sene oldu, hastane henüz yapılmadı. Peki, başka bir firma ICBC; burada da yazıyor, ne deniyor? PPP projesi; hani şu Sayın Cumhurbaşkanı, AK PARTİ Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği “Siz bilmezsiniz PPP’nin ne olduğunu.” diyor. PPP… Bakın, değerli arkadaşlar, Çin Bankasının “web” sayfasında ve burada Kamu Hastaneleri Birliğiyle ilgili, şehir hastaneleriyle ilgili bilgilendirme ve rapor var. Türkiye’deki 2 tane hastanenin şu anda kredisini veren firma, kredisini veren banka, Çin Bankası. Peki, Çin Bankasındaki tanınan garantiler neler? Enflasyona karşı, döviz kuruna karşı koruma, sınırlı kesinti, borç verenler Sağlık Bakanlığıyla doğrudan anlaşma imzaladılar yani Sağlık Bakanlığının garantisi altında. Kanun değişikliğine karşı koruma var. Bakın, böyle bir şey dünya tarihinde tektir herhâlde. Yirmi beş yıl boyunca ilk sözleşmede ne varsa o, kanun değişikliklerinden etkilenmeyecek. Peki, yerli ve millî olduğunu iddia eden AK PARTİ, Bakanları ve Cumhurbaşkanı ne diyor? “Uluslararası tahkim geçerlidir, İngiltere mahkemeleri geçerlidir, yerel mahkemeler değil.” Onların boyunduruğuna sokuyorsunuz yirmi beş yıl boyunca. Türkiye'nin soyulmasına, halkın soyulmasına nasıl izin veriyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, bu “web” sayfalarının linklerini size gönderebilirim. Bu PPP’yle ilgili de Sayın Cumhurbaşkanı grup toplantılarında bunları anlatabilir. PPP’yi biz biliyoruz. Bakın, aynı, Çin Bankasında garantilerde ne deniyor? Tek cümle: Sağlık Bakanlığı garantilidir; enflasyon ve devalüasyona göre üç ayda bir ayarlanmıştır. Siz işçi maaşlarını, asgari ücretini üç ayda bir ayarlıyor musunuz? Hayır. Peki, yine aynı, Çin Bankası “web” sayfasında “Sağlık Bakanlığı hacme dayalı hizmetlerin yüzde 70’ini garanti eder.” deniyor. Çin Bankasının “web” sayfasında garantör olarak deniyor ki: “Yüzde 70 garanti vardır.” Ödeme garantisi yüzde 70; var mı arkadaşlar? Var. Peki, bu süre ne kadar? Bir tanesi üç yıl yapım aşamasında, yirmi beş yılda hizmet garantisi veriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ALİ FAZIL KASAP (Devamla) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu durumdan mutlu olan kim? Bu durumdan mutlu olan… Bakın, bu raporun en sonunda Çin Bankasının bir yazısı var. Deniyor ki: “Teşekkür ederiz.” Kime teşekkür ediyor değerli arkadaşlar? Bu soygun düzenine, bu kamunun soyulmasına, bu haksız uygulamaya ve yalanlara karşı bu sözleşmeyi devam ettiren, bu sözleşmeyi yapan, kamudan, Meclisten gizleyen, yirmi beş yıl kanun değişikliği yapılmayacak garantisi veren hükûmet sistemidir. Bu çarpık yapının bu şekilde ilelebet devam etmesi mümkün değildir, devran değişecektir, karanlığın en fazla arttığı zaman aydınlığın geleceği zamandır. Geliyor gelmekte olan.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz Gaziantep’in ülkemiz ihracatına katkıları ve şehrin talepleri hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Sermet Atay’a aittir.

Buyurunuz Sayın Atay. (MHP sıralarından alkışlar)

SERMET ATAY (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bütün dünyayı yaklaşık üç yıldır etkisi altına alan, küresel anlamda ticareti ve üretimi ciddi şekilde akamete uğratan pandemi sürecinde ekonomik ve sosyal düzen çok değişmiştir. Kapanma ve karantina süreçleri, özellikle üretim üzerinde etkili olmakla beraber, üretilen mamullerin pazara ulaşımı da ciddi anlamda yavaşlamıştır. Bu süreçte dünya genelinde ekonomiler küçülme eğilimine girmiştir. Ülkemiz, üretime ara vermemiş, her şartta üretime devam etmiştir. Dünyanın dev ekonomileri küçülürken ülkemiz, krizi fırsata çevirmeyi başarmış, üretimi ve buna bağlı olarak ihracatıyla ekonomik büyümeler kaydetmiştir. Türkiye İhracatçılar Meclisinin açıkladığı verilere bakıldığında, ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 32,9 artarak 225,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu verilere göre, ülkemizin ihracat oranı, ithalatın yüzde 84’ünü karşılayacak seviyelere gelmiş, dış ticaret fazlası verme hedefine yaklaşılmıştır.

Gaziantep sanayisi, bu rakamlarda lokomotif bir rol üstlenmiştir. 10 milyar 92 milyon 165 bin dolar ihracat gerçekleştiren gazi şehrimiz, bölgesinin de amiral gemisi konumundadır. 11 milyar  717 milyon dolarlık Güneydoğu Anadolu Bölgesi toplam ihracatının içerisindeki Gaziantep payı düşünüldüğünde, söylediklerimizin anlaşılması daha da kolaylaşacaktır. Tarımsal sanayi ve hububat ürünleri sektörümüzde bir önceki yıla göre yüzde 30,8 artışla 2 milyar 467 milyon dolar ihracat gerçekleştirilmiştir. Halıda yüzde 22,9 artışla 2 milyar 273 milyon; tekstil ve ham maddelerde yüzde 36,7 artışla 1 milyar 855 milyon; kimyevi maddeler ve mamullerinde yüzde 23,5 artışla 1 milyar 163 milyon; mobilya, kâğıt ürünleri sektöründe yüzde 9,9 artışla 409 milyon 124 bin dolar ihracat, sadece şehrimizde gerçekleştirilmiştir.

2021 yılında Gaziantep’ten ilk defa ihracat yapan firma sayısı 116’ya yükselmiş olup bu durum gelecek yıllar için ihracatın artırılma hedeflerine emin adımlarla ilerlediğimizi göstermektedir. Alan olarak Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesine sahip şehrimiz, 6 organize sanayi bölgesinde yaklaşık 240 bin kişiye iş imkânı sunmaktadır. Gaziantep terörün gölgesinden uzak, yarınlarımız için üreten, doğu ve güneydoğu illerinden aldığı göçle beraber yabancı sığınmacılara da kardeşçe yaşam şartları çerçevesinde güçlü istihdam imkânları sunan bir cazibe merkezi konumundadır.

Ülke genelinde, en çok ihracat yapan iller sıralamasında 5’inci sıraya yerleşen gazi şehrimiz, ihracatın ithalatı karşılama oranında yüzde 137’lik bir başarı elde ederek ülkemizin dış ticaret fazlası verme hedefinde ciddi katkılar sunmaya devam etmektedir. Sanayi yatırımları devletimizce ciddi anlamda teşvik edilmekte, gereken adımlar bürokratik engellere takılmadan atılmaktadır. 1969 yılında temelleri atılan ve 43 milyon metrekareyi aşan alanıyla Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesi olan Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nin genişleme alanı ve Fırat Nehri’nden kullanma suyu hattı yapım işi protokolü Sanayi Bakanlığımızca imzalanmıştır. Konuya ilgisi ve desteğinden dolayı Sayın Sanayi Bakanımız Mustafa Varank’a şehrimiz adına ayrıca teşekkür ediyoruz.

Gaziantep Havalimanı yeni terminal binası açılışını Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik. Gelişen ihracatla ilimizin ekonomisine ciddi katkısı bulunan Gaziantepli üreticilerimizin yoğun ticaret yaptığı Irak’ın Erbil kentine Gaziantep’ten direkt uçuş sağlanmasıyla ilgili gerekliliği daha önce belirtmiştik. Bu direkt uçuş imkânı sağlanmış olup diğer direkt uçuş noktalarının artırılması ve mevcut direkt uçuş noktalarına sefer sayılarının artırılması talebimizi yineliyoruz.

Gaziantep, sanayi üretiminde olduğu gibi tarımsal üretimde de büyüme potansiyeline sahip bir şehrimizdir. Bölgemizde tarımsal üretimin en büyük problemi kuraklıktır. Öyle ki şu ana kadar metrekare başına düşen yağış miktarı 100 litrenin altındadır. Bu durum, özellikle, hububat ekimini vurmakta, gün geçtikçe hububat ekimini azaltmakta ve yerini, dikili tarıma bırakmaktadır. Kaldı ki dikili tarım da hububat kadar olmasa bile kuraklık dolayısıyla düşük rekoltelerde seyretmektedir. Dünyanın en büyük su kaynaklarından biri olan Fırat Nehri ilimizin sınırlarından geçse de bu su kaynağından yeterince faydalanamadığımız bir gerçektir. İklimi yılda iki, hatta üç defa ürün almaya uygun olan Barak Ovası, sulama probleminden dolayı bu potansiyelini kullanamamaktadır. “Fırat akar, Antep bakar.” deyişi bu durumu kısaca özetlemektedir. Barak Ovası Sulama Projesi hızlandırılmalı, gerekli yatırımlar yapılarak bu potansiyel ekonomiye kazandırılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

SERMET ATAY (Devamla) – Antep fıstığı üreticileri kooperatif benzeri bir birlik çatısı altında organize edilmelidir. Üretim yapan çiftçilerimizin hem kazancının yükseltilmesi hem de üretim eğitimleri verilerek bilinçsizce yapılan maliyetlerin azaltılması elzemdir. Bu minvalde, bir organizasyon da zeytin ve zeytinyağı üreticileri için yapılmalı, bu organizasyon Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı iş birliğinde geliştirilmelidir. Bu yönde atılacak adımlar tarım ürünleri ihracatımızı daha da güçlendirecek hem dış ticaretimize hem de çiftçimize yeni ufuklar açacaktır. Memleketimizin kalkınması sanayi ve üretimdeki bu güzel gelişmelere bağlıdır. Her türlü olumsuzluğa rağmen, üreterek ve ihraç ederek ülkemize kazandıran, bu ihracat rakamlarında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

3 Ocak 2007 tarihinde aramızdan ayrılan, gazi şehrimizin yetiştirdiği kıymetli siyasetçi ve devlet adamı, eski Bakanlarımızdan Mustafa Rüştü Taşar Bey’i rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Çelebi…

 

 

 

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

İktidara soruyorum: 15 Temmuz gerçeğinden hareketle, tarikat ve cemaatlerin dinî alanın dışına çıkarak siyaset, askeriye, adliye, sağlık ve eğitim alanlarında yapılanmalarına yönelik hangi tedbirleri almaktasınız? Tarikat ve cemaatlerin faaliyetleri Diyanet İşleri Başkanlığının kontrolünde midir? Hangi denetimleri yapıyorsunuz? Gençlerin buralarda ayrı bir müfredata zorlanmaları paralel eğitim değil midir? Memleket Partisi olarak, öğrencilerin tarikatlar, cemaatler dâhil farklı gruplarla ilişkili yurtlarda kalmasının önüne geçmek için acil kira geçinme yardımı yapılarak kendi evlerine çıkmaları veya devletin soruşturmasından geçen, güvenilir, özel yurtlarda kalmaları sağlanmalıdır diyoruz. Gençlerimiz hiçbir cemaat, tarikat veya gruba mahkûm edilemez. Cemaatlerin kışlada, adliye, okulda, yurtlarda işi yoktur diyoruz, yüce Meclisi saygıyla selamlıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Şahin…

 

 

 

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Covid salgını olanca hızıyla devam ediyor; dün, bir günde en fazla Covid tanısı konulan gün oldu. İki yıldır salgına karşı fedakârca hizmet veren sağlık çalışanlarımızın üzerindeki yük her geçen gün artmaktadır. Yoğun mesai harcayan sağlık çalışanları tükenme noktasına gelmişlerdir ve bir an önce sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasını beklemektedirler. Daha fazla hekim ve sağlık çalışanı kaybetmeden gereken düzenlemenin bir an önce yapılması için AKP Grubuna ve Sağlık Bakanlığına çağrıda bulunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz.

 

 

 

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öğretmenlerimizin uzun zamandır merakla beklediği Öğretmenlik Meslek Kanunu Komisyonda kabul edilmiştir. Türk eğitim camiasına hayırlı olmasını temenni ediyorum. Kanunun, öğretmenlerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılaması, bu hususta sendikalarımızın ve mesleği ifa eden öğretmenlerimizin görüşlerinin alınarak taleplerinin karşılanacağı düzenlemeler içermesi yerinde olacaktır. Bununla birlikte, şubat ayında öğretmen atamasının yapılması, engelli öğretmen kadrolarının arttırılması, ücretli öğretmenliğin adım adım kaldırılarak tüm atamaların kadrolu şekilde yapılması beklentiler arasındadır. Ayrıca, il, ilçe emrinin verilerek özür grubu atamalarının yapılması da yerinde olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Karaduman…

 

 

 

 

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) - Başkanım, çiftçilerimizi, üreticilerimizi zorlayan su, elektrik, gübre ve yem fiyatları fahiş oranlarda zamlanmışken yine geçtiğimiz yıl bugünlerde 7 lira olan mazot bugün 14 lira; muhtemelen yarın 14 lirayı da geçecek. Çiftçinin en önemli girdi maliyetini oluşturan mazot daha ne kadar zamlanacak? Bu zamlar karşısında çiftçiye ne öneriyorsunuz? Çiftçi nasıl üretim yapacak? “Memleketin her karışını ekeceğiz.” diyordunuz, çiftçiyi girdi maliyetlerinin altında ezerek; mazota, gübreye, elektriğe her gün zam yaparak mı memleketin her karışını ekeceksiniz? Yerli ve millî olmak hamasetle olmaz; tarımı ayağa kaldırmakla, çiftçiyi desteklemekle ve dışa bağımlılığı ortadan kaldırmakla olur, gerisi sadece lafügüzaftan ibarettir diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Gökçel…

 

 

 

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) - Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün gün boyu Düzce'de vatandaşlarımızla; esnaflarımızla, muhtarlarımızla, işçilerimizle ve çiftçilerimizle bir araya geldik, bir sorduk, bin ah işittik. Çiftçilerimiz ilk kez tarlalarına ekim yaparken tohum almakta zorlandıklarını, taban gübresi atamadıklarını söylediler, gübre fiyatlarının pahalı olmasından şikayetçi oldular. “Taban gübresi atamadık. Gübre fiyatları bu kadar pahalı olursa üst gübresi de atamayız. Bu durumda ürünlerin kalitesi de olmaz, rekoltesi de düşük olur.” dediler. Dün, Tarım Bakanlığı önünde eylem yapan çiftçilerimiz de aynı sıkıntıyı haykırdı. Tarımsal üretimde yaşanacak kayıplar en aza  indirilmelidir ve tarımsal üretimde sıkıntı yaşanmaması için çiftçiye derhâl gübre desteği mutlaka verilmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Aydın.

ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İsterseniz beni de geçin de, ben daha sonra şey yapayım.

BAŞKAN - Hakkınız baki efendim.

Sayın Gülüm…

 

 

 

 

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Mülteci düşmanlığı üzerinden yapılan siyaset ve nefret söylemleri sonucunda mültecilere yönelik insanlık dışı saldırılar gerçekleşiyor. İzmir'de 3 Suriyeli işçi gece uyku hâlindeyken yakılarak katledildi. Katil, ırkçı saiklerle ve tasarlayarak bu katliamı yaptığını itiraf etti. Bayrampaşa'da 10 Ocak gecesi 19 yaşındaki Suriyeli  Naif el Naif uykusundayken göğsünden bıçaklanıp katledildi. Yine,  Esenyurt'ta yaşanan bir kavgadan sonra bir grup, esnaflık yapan mültecilerin dükkânlarına saldırdı. Çoğunluğunun zaten çok zor koşullarda yaşadığı mülteciler bir de ırkçı ve ayrımcı söylemlerle hedef hâline getiriliyor. Buradan sesleniyoruz: Düşmanlığı ve ötekileştirmeyi körükleyen dilden ve siyasetten vazgeçin. Barışın, ülkenin her yerinde toplumsallaşması için etkin politikalar üretin.

BAŞKAN – Sayın Arkaz…

 

 

 

 

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yerli ve milli aşımız Turkovac, 22 Aralık 2021 tarihinde acil kullanım onayı alarak vatandaşlarımızın ve tüm dünyanın hizmetine sunuldu. Hayırlı olmasını diliyorum. Şu an dünyada kendi aşısını üreten 9 ülkeden biriyiz. Türk milliyetçilerinin lideri Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Bey’de hatırlatma dozu olarak Turkovac aşısını tercih etti; ben de bir hekim olarak vatandaşlarımızı hatırlatma dozunda Turkovac aşısı yaptırmaya davet ediyorum. Yerli aşımızı geliştiren Profesör Doktor Aykut Özdarendeli ve ekibine teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaya...

 

 

İSMAİL KAYA (Osmaniye) –  Teşekkür Sayın Başkan.

Türkiye olarak kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretimindeyse artık dünyanın ilk 3 ülkesi içindeyiz. Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde önce tehditle başlayan, ardından ambargoyla devam eden gelişmeler kendi kendine yeten bir savunma sanayisine sahip olmamız gerekliliğini bir kez daha net bir şekilde bizlere göstermişti. Halkımızın destek ve teveccühleriyle kurulmuş olan Silahlı Kuvvetlerimizi güçlendirme vakıfları eliyle hayata geçen ASELSAN, TUSAŞ, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi kurumlar yerli ve millî olarak atılan dev adımların ürünleridir. Gazi Meclisimizden tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize, savunmaya sanayi kuruluşlarımıza teşekkür ediyor, onları tebrik ediyorum; inşallah, ülkemizin hayrına dokunacak, dünyayı şaşırtacak eserlerin üretimine devam edeceğiz diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Eksik...

 

 

 

HABİP EKSİK (Iğdır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Kahramanmaraş Türkoğlu 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde Meclis TV’ye sansür uygulanıyormuş, bu yapılan hem mahpuslara uygulanan bir hukuksuzluktur hem de Meclisin itibarına karşı yapılan bir saldırıdır.

Ayrıca Sayın Başkan Iğdır S Tipi Cezaevinde Hogir Batu’nun uğradığı işkence, hak kayıpları ve anayasal hakları çerçevesindeki taleplerinin yerine getirilmemesi nedeniyle açlık grevine girdiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Hogir Batu’ya işkence ve hukuksuzluklar  ve çıplak arama dayatılmıştır, bu konuda Meclisin derhâl bir komisyon kurup orayı, S Tipi Cezaevini ziyaret etmesi gerekmektedir. Iğdır S Tipi Cezaevinde çok sayıda tutsak Ceza İnfaz Kanunu’na aykırı bir şekilde tek kişilik odalarda izolasyonda tutulmaktadırlar, bu hem kanunen suçtur hem de uluslararası hukuka göre kabul edilemez bir durumdur çünkü…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

 

 

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkanım.

Doktorlar, sağlık çalışanları Hükûmetten ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden oyalama değil, özlük haklarını istiyorlar. Sağlıkçı milletvekillerimize her zaman bu sorunları dile getiriyorlar ancak büyük gayretler ve mücadeleler sonucunda hekim olan, kamuda görev yapan doktorlarımız seslerini duyurmak için biz milletvekillerine maaş bordrolarını göndererek içinde bulundukları zorlukları, geçinemediklerini ve özlük haklarıyla ilgili yasal düzenlemenin Meclisten geçirilmesini talep ediyorlar. Kamuda görev yapan bir pratisyen hekimin gönderdiği bordroya göre, maaş olarak aylık 4 bin TL, 2.200 TL sabit ek ödeme ve 1.300 TL de performans ödemesiyle aylık maaşının 7.500 TL geldiğini, artık bunaldıklarını, çok sayıda meslektaşın istifa ettiğini ve gerçekten, istemeden de olsa yurt dışına gitme planlarının olduğunu paylaşıyorlar.

Değerli milletvekilleri, yoksulluk sınırının 13 bin lira olduğu ülkemizde, böyle bir ortamda, doktorların, sağlık çalışanlarının sesini bizlerin duyduğunu ancak iktidar partisi milletvekillerinin de bu sesi duymaya ve sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili yasal düzenlemeyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 

 

BAŞKAN – Sayın Aycan…

 

 

 

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sağlıklı yaşamak, sağlık hizmeti almak temel haktır. Sağlık hizmeti, özellikle de tedavi hizmetleri pahalıdır. Bu nedenle tedavi hizmetlerinden yararlanma konusunda ülkeler farklı modeller uygulamaktadır. Ülkemizde de tedavi hizmetlerinin finansmanı için genel sağlık sigortası kurulmuştur. Genel sağlık sigortası, çok düşük primle vatandaşın tedavi harcamalarını karşılamaktadır. Aylık geliri olmayan veya geliri çok az olan vatandaşların primlerinin devlet tarafından karşılanmasını doğru buluyor ve destekliyoruz. Prim ödeme yükümlüsü olan vatandaşın primlerini ödemesi esastır fakat çeşitli nedenlerle prim ödeyemeyen vatandaşın durumu önemli bir sorundur. Dün, Bakanlığın primlerini ödeyemeyen vatandaşın da 2022 yılı içerisinde tedavi hizmetini almaya devam edeceği açıklamasını doğru buluyor ve destekliyoruz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Yılmazkaya…

 

 

 

BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ülkemiz psikolojik çöküş içinde; kavga, saldırı, bunalım, daha neler. Yaşanan ekonomik krizle birlikte zor günler geçiren vatandaşın psikolojisinin bozulduğu, son zamanlarda art arda gelen intihar vakalarının, ölümlü olayların, kadın cinayetlerinin ve tuhaf bir şekilde pitbull saldırılarının yaşandığı bir ülke hâline geldik. Sadece Gaziantep’te geçtiğimiz günlerde meydana gelen intihar vakaları sonucunda yaşanan ölümler, kadınlara yönelik saldırılar sonucu kayıp giden nice canlar. Vatandaş işsizlikle, borçlarla, yüksek faizlerle, yüksek enflasyon ve icralar nedeniyle psikolojik bir sarmalın içine girmiş durumda. Borcunu ödeyemeyen, evine ekmek götüremeyen vatandaş bunalımda. İntihar eden, boşanan, yok olup giden nice aileler var. Bunların vebalini kim ödeyecek? Gaziantep ilimizde ve Türkiye genelinde artış gösteren intihar vakalarından, kadın cinayetlerinden, uyuşturucu kullanımından, Suriyeli çatışmalarından, pitbull saldırılarından büyük endişe duymaktayız. Duyarlı bir hükûmetin vatandaşın haklı isyanına kulak vermesi, daha gerçekçi ekonomik politikalarla esnafımıza, işsiz vatandaşımıza sahip çıkması gerekir diyorum, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Girgin…

 

 

 

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına çağrıda bulunuyorum: Son elektrik zamlarıyla evde cihazlara bağlı olarak yaşayan hastalar zor durumda. Evde yoğun elektrik kullanımına neden olan cihazlar, faturaları şişiriyor. Türk Toraks Derneğine göre 4 milyon solunum hastasının en az 600 bini bu cihazları kullanmak zorunda. KOAH hastalarının yüzde 15’i, MS ve ALS hastaları ise tamamen bu cihazları kullanmak zorundalar. Yani elektriğe yapılan bu zamlar faturalara yüksek şekilde yansıyacağı için neredeyse 4 buçuk milyon hasta mağdur edilmiş durumda. Kademeli tarife, bu aileler için ölüme dönüştü. Faturaları ödeyemeyen hastalarımız bu cihazları kullanamaz ise bunun sorumlusu kim olacak? Bu hastaların, elektrik faturalarından muaf tutulması yönünde acilen bir düzenleme yapılmalıdır. Sağlıktan tasarruf olmaz. Bu çağrıya kulak verin.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

 

 

 

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’de bulunan 18 serbest ticaret bölgesi geçen yıl itibarıyla ticarete yaklaşık 25 milyar dolarlık katkı, 85 bin kişiye de istihdam imkânı sağladı. Türkiye’nin en büyük ikinci serbest bölgesi olan seçim bölgem Mersin’in serbest bölgesi geçtiğimiz yıl ticaret hacmini 3,3 milyar dolara çıkararak yüzde 33’lük ticaret hacmi artışıyla önemli bir başarı gösterdi. 106 ülkeye 682 değişik ürün ticaretinin yapıldığı Mersin Serbest Bölgesi’nde 396 firmada yaklaşık 10 bin kişilik istihdam sağlanıyor. Başarılı çalışmaları dolayısıyla, serbest bölgemizde faaliyet gösteren tüm firmalarımızı ve çalışanları yürekten tebrik ediyorum.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye ekonomisi; üretim, istihdam, ihracat ve cari fazla modeliyle sağlıklı büyümesini sürdürüyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN -  Sayın Güneş…

 

 

 

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şair Mithat Cemal Kuntay diyor ki: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Bu toprakları vatan yapmak için bundan tam yüz yedi yıl önce Sarıkamış başta olmak üzere, Çanakkale’de, Sakarya’da ve yurdumuzun her bir tarafında bağımsızlık için mücadele etmiş, istiklal ve istikbalimiz için canlarından geçmiş aziz şehitlerimize ve ebediyete irtihal etmiş olan gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.

Ayrıca, gazetecilik ilkelerinden ödün vermeden, mesai mefhumu gözetmeksizin gece gündüz demeden halkın haber alma hakkı için fedakârca çalışan basın emekçilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, meslek hayatlarında mutlu, başarılı bir yıl geçirmelerini diliyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

 

 

 

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 1994 yılında TÜRKSAT 1B’yle başlayan uzay yolculuğu; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla 2023 yılında Ay’a sert iniş, 2028 yılında ise yumuşak iniş yapmak için Millî Uzay Programı çalışmalarıyla devam etmektedir.

Geçen ay uzaya fırlatılan TÜRKSAT 5B uydusu ülkemizin uydu veri iletişim kapasitesini 15 kata, hizmet süresini otuz beş yıla çıkardı. An itibarıyla 5’i haberleşme, 3’ü gözlem olmak üzere 8 uyduyla hizmet verilmektedir. 20 kat daha fazla verimliliğe sahip olan, yerli olarak tasarlanıp üretilen TÜRKSAT 6A uydusu ve ekipmanları bu yıl uzayda yerini alacak. Hedef Ay’a iniş yapan 5’inci ülke olmak ve Türk astronotlarını uzaya göndermek.

Yeryüzünde huzurlu olmak için gökyüzüne erişmek şart diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek.

 

 

 

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, bir haftadır yağan yağışlar çiftçimizin yüzünü güldürmüştür yalnız özellikle kuru tarım yapılan bölgelerde gübre sıkıntısı yaşanmaktadır. Tarım Bakanlığının ve Ticaret Bakanlığının bir çalışma yaptığını biliyoruz. Bu çalışmaların hızlandırılarak, ivedi olarak çiftçilerimize mutlaka gübreyle ilgili acil bir destek verilmesi…

Yine, aynı şekilde, mazot desteğinin bu yıla mahsus olmak üzere bir an önce ödenmesi…

Ocak ayı hayvancılarımız için de en zor aylardan biri. Yemle ilgili de bir destek verilmesi…

Aynı zamanda da limon üreticilerimiz bu yıl sıkıntı yaşamaktadırlar. İhracat desteğinin arttırılarak… 100 kuruş gibi bir destek verildi ama bunun en az 500-600 kuruşa çıkarılması, çiftçimizin desteklenmesi…

Bu yıl olduğu gibi, önümüzdeki yıl da Türkiye’nin, yine, Avrupa’da 1’inci, dünyada da ilk 10 üretici ülke arasında yer almasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünver…

 

 

 

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Seçim bölgem Karaman’la birlikte, ülkemizdeki çiftçilerimizin bir kısmı gübre ve mazottaki yüksek artışlar nedeniyle ekim yapamadı; ekim yapanlar ise gübreyi yetersiz kullandı veya hiç kullanamadı. Üzülerek belirtmeliyim ki yetersiz gübre kullanımının ülkemize faturası ağır olacak. Artan gübre fiyatları nazara alındığında, Bakanlığın hububatta dekara 20 lira, diğer ürünlerde ise dekara 8 lira olarak uyguladığı destek de yetersiz kaldı, hiçbir anlamı kalmadı. Türk çiftçisine yeterli destek verilmezse ithalat yoluyla yabancı ülke çiftçileri desteklenecek. Buradan uyarıyor, Tarım ve Orman Bakanlığını tribünden sahaya davet ediyorum. Bakanlık gübre, mazot, elektrik gibi girdi maliyetlerindeki artışları artık izlemekten vazgeçip tarımın, hayvancılığın ve çiftçimizin sorunlarına çözüm üretmeli; yabancı çiftçileri değil, Türk çiftçisini desteklemeli.

BAŞKAN – Sayın Özel…

 

 

 

ÖZCAN ÖZEL (Yalova) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Coronavirüs salgını, döviz krizi, enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki artış gibi birbiri ardına yaşanan krizler, medya kuruluşlarını kapanmanın eşiğine getirmiştir. Gazete maliyetlerini oluşturan kâğıt, kalıp, mürekkep başta olmak üzere tüm malzeme fiyatları döviz cinsinden artmıştır. Basın İlan Kurumunun resmî ilanları yerel gazeteler için yaşamsal önem taşıyor. Basın İlan Kurumu en kısa sürede toplanmalıdır. Genel Kurulun toplanamaması hâlindeyse hak kaybı yaşanmaması için yeni fiyat tarifesini Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu belirlemeli ve Cumhurbaşkanlığına sunmalıdır. Artış kararı verilirken dolar artışı ve enflasyon oranı dikkate alınarak fiyat yükseltilmelidir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde yer alan tasarruf tedbirleri kapsamında kamu kurumlarına getirilen yerel basına abone olunmama uygulamasına son verilmelidir. Reklam ve ilan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydın…

 

 

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tarım ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz ay bir genelge yayınladı ve âdeta ormanlarımızın talan edilmesinin önünü açtı. Yönetmeliğe göre, orman alanlarında patlayıcı madde depoları, futbol sahaları, baz istasyonları, atış poligonları, oteller ve cezaevinden havalimanına kadar her türlü alan açılabilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla da sadece bir haftada neredeyse 1 milyon metrekarelik ormanlık alan Anayasa’ya aykırı olarak bu şekilde kullanıma açıldı. Ormanlarımızın göz göre göre talan edilmesi bizim hepimizin içini acıtıyor. Bu kararnameleri kabul etmiyoruz. Doğadan ve yaşamdan yana olan herkesin de buna itiraz etmesini ve bu kararnamenin bir an önce geri çekilmesini talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Engin Altay.

Buyurunuz Sayın Başkan.

 

 

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, her gün bir trajedi, her gün bir travma. Avukat Dilara Yıldız, Raziye Oskay; 2 kadın katledildi. Enes Kara, bir kaçak öğrenci yurdunda yaşadığı zorluklara dayanamayarak intihar etti. Şimdi çocuklarını, gençlerini, kadınlarını korumak devlet olmanın gereğidir. Bunları koruyamayan devlet olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Türkiye'de her gün bu tarz bir trajediye, bir travmaya göz yumma lüksü ve hakkı da yoktur. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çok açık olarak özel olsun, vakıf olsun, cemaat olsun tüm yurtların denetim ve kontrolünün adam gibi yapılmasını istiyoruz; ilaveten, kaçak bütün yurtların da derhâl kapatılmasını istiyoruz. Kaçak yurtlar var; buna göz yuman kaymakamlar, valiler var ve çocukların bu yurtlarda yaşadıkları psikolojik travmalarla, tüm 84 milyonu kahreden acı haberler almamıza, üzülmemize ve ailelere ateş düşmesine yol açacak olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu kabul edilebilir mi?

Öte yandan, kadına şiddet, taciz, tecavüz, kadın cinayetleri bu ülke için bir ayıp hâline geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İstanbul Sözleşmesi’ne çekince koymak, imzayı geri çekmek AK PARTİ’nin ya da Sayın Cumhurbaşkanının bu konudaki yaklaşımı bakımından kimi densizleri, hadsizleri belki biraz cesaretlendirdi, cüretlendirdi. İstanbul Sözleşmesi’nde yapılan yanlıştan derhâl dönülmesi lazım. İstanbul Sözleşmesi kararının ne kadar vahim olduğunu yeni trajediler yaşayarak görmek istemiyoruz. Sayın Başkan, yüce Meclisin parti ayrımı yapmaksızın bütün sayın üyelerini bu konuda yüksek hassasiyete davet ediyorum.

Sayın Başkan, dün, eski bir Merkez Bankası Başkanı da olan Sayın Durmuş Yılmaz, burada birinci bölüm üzerinde yapılan konuşmada, önemli tespitler yaptı; bizim hatiplerimiz de diğer partilerin hatipleri de yaptı.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Biz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin şan ve şerefinin yücelmesinden başka bir şey istemiyoruz. Bugün görüşülecek 1’inci maddeyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’na eklenen hükmü Türkiye'nin itibarı açısından, Merkez Bankasının itibarı açısından mahsurlu görüyoruz. Amacımız üzüm yemek, bağcı dövmek değil “AK PARTİ getirdi.” diye karşı çıkmak değil. Sayın Yılmaz’ın dün söylediği önemli bir şey var: İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Hollanda, Avusturya gibi bir sürü gelişmiş ülkeyi saydı ve “Bu ülkelerin mevzuatında da bu var, buna ihtiyaç da var.” dedi. Tam okuyayım yanlış olmasın. “Böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var ancak…” diye başlayarak egemen devlet, yargı bağışıklığı mekanizmasından bahsetti.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) –  Ey AK PARTİ, sizin bu ısrarınız bir ülkenin Türkiye’ye dayatmasıysa benim bu Mecliste buna rızam olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi dayatmalara teslim olmadığı için yüz yıldır ayaktadır.

Sayın Başkan, bu bakımdan, Plan ve Bütçe Komisyonunda üyelerimizin sorularına cevap alamadığımız için -Divan-ı Riyaset makamına ilettim- biraz sonra görüşeceğimiz kanun teklifinin 1’inci maddesiyle ilgili önerge görüşmelerinin kapalı oturumda yapılmasını talep ediyorum. Niye? Şunun için ediyorum: 84 milyonun dikkatini yapılan bu yanlışa çekmek için yapıyorum. Bu, benim hakkımdır, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye'nin şan ve şerefini koruma güdüsüyle atılmış bir adımdır ama AK PARTİ’ye tekrar sesleniyorum: Yol yakınken bu yanlıştan dönün, geçmişte de bu örnekler var, birtakım yanlış tekliflerden burada geri çekme suretiyle hep birlikte doğruyu bulduğumuzun. Siz, lütfen, başta Sayın Durmuş Yılmaz olmak üzere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) -  Son olsun Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) -  Sayın Durmuş Yılmaz’ın dün altını çizerek işaret ettiği şekilde egemen devlet, yargı bağışıklığı mekanizması içerisinde bunu hep birlikte, Adalet Bakanlığı bünyesinde yapalım diye öneriyorum. Samimi, yapıcı bir muhalefet örneğini de sergilemiş oluyorum.

Arz ederim efendim. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Cahit Özkan.

Buyurunuz Sayın Özkan.

 

 

 

 

CAHİT ÖZKAN (Denizli) -  Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, anne Hacire Akar’la başlayan ve bir çığ gibi büyüyerek insanlığın mahşeri vicdanı hâline gelen Diyarbakır Anneleri kar kış demeden eylemlerini sürdürüyor. Çocuklarını dağa kaçırmasından sorumlu tuttuğu terör örgütü ve yandaşları için Diyarbakır Annelerinin 3 Eylül 2019’da başlattığı oturma eylemi, bugün 863’üncü gününde. Yani annelerimiz dünyaya getirdikleri evlatlarının peşinde, gözyaşlarıyla büyük bir umut içerisinde yeniden ailelerine dönüşünü bekliyor. Yedi yıldır oğlundan haber alamadığını dile getiren anne Sevgi Çağmar: “Oğlum kaçırıldı ve götürüldü, anne ve babalar olarak çocuklarımızı almadan buradan gitmiyoruz.” dedi. Her şeye rağmen tehditlere boyun eğmeden haklı mücadelelerini sürdüren Diyarbakır Annelerimiz inşallah terörü ve onun siyasi uzantılarının kökünün kazınmasında o mahşeri vicdanlarıyla en yüksek mertebede, milletimizin sinesinde yerlerini almışlardır ve devlet ve millet olarak bu terörü beraber kazıyacağımızı bir kez daha ifade ediyorum.

Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya bir taraftan coronavirüs salgınıyla bir taraftan küresel salgınlarla, küresel ısınmayla mücadele ederken dünya yeniden hukuk, refah ve demokrasi adına istikrar arayışında ancak bakıyoruz ki dünün galip devletleri, gelişmiş ülkeleri bugün ciddi istikrarsızlıklarla karşı karşıya.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) –  Parlamenter sistemin çıkmazında koalisyon kuramayan ve istikrar arayan batılı ülkeler; Belçika’da dört yüz doksan üç gün yani bir buçuk yıldan beri, Avusturya’da üç aydan beri, yüz gün, Bulgaristan’da iki yüz elli iki günden beri, on ay, Çek Cumhuriyeti’nde yetmiş iki gündür, Almanya’da bir buçuk aydır, Hollanda’da iki yüz doksan dokuz gündür hükûmet kuramamış vaziyetteler; İspanya’da dört yılda 3 kez seçime gidildi. Tüm bunlara bakıldığı zaman Cumhur İttifakı’yla AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisinin tarihimizden ilham alının değerlerle, ilkelerle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi milletimizin en büyük kazancı olarak böylesi bir salgın ve küresel ısınma çerçevesinde milletimize derman olmuş, milletimizin ihtiyaçlarına cevap vermiş ve ülkemizin istikrarını ve güvenini egemen kılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – İlk seçimde hayrını görürsünüz o sistemin.

BAŞKAN – Buyurunuz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Evet, son olarak Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk bilim adamlarının hayata geçirdiği  Turkovac, coronavirüs aşısı faz 3 çalışmalarını da başarıyla tamamladı. Özellikle mukayeseli değerlendirmelerde BioNTech, Sinovac ve diğer coronavirüs aşıları dikkate alındığı zaman özellikle Sinovac’a karşı yüzde 50 oranında daha etkili sonuçlar verdiği hamdolsun tespit edilmiştir. Biz bu çerçevede başta bilim adamlarımızı -çalışmaya katılan- Sağlık Bakanımızı ve böylesi bir bilimsel araştırma, geliştirme ortamını inşa ettiği istikrar ortamıyla hayata geçiren Sayın Cumhurbaşkanımızı tebrik ediyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - …Allah ülkemiz ve milletimiz için nice güzel hayırlı ve başarılı çalışmalar yapması için Rabb’imizden inayetini ve yardımını niyaz ediyoruz.

Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Dursun Müsavat Dervişoğlu.

Buyurunuz Sayın Dervişoğlu.

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Vallahi Cahit Bey’i dinleyince bütün sıkıntılarını aziz milletimiz unutmuştur galiba. Doğal gazı kapalı olan, tenceresini kaynatamayan, tarlasını ekip emeğinin karşılığını alamayan, tavsiye derim ki Cahit Bey’i dinlesin.

Dün aldığımız çok acı bir haberle üzüntüye boğulduk. Henüz gencecik yaşında tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara evladımızı kaybettik. Enes’i aslında içinde kaybolduğu umutsuzluğa kurban verdik. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, Rabb'im taksiratını affetsin.

Ölümler üzerinden siyaset yapmak çok doğru bulduğumuz bir iş değil; çok doğru bulmuyoruz bunu fakat her geçen gün kadınlarımız, gençlerimiz, çocuklarımız, evlatlarımız ölürken arkalarından sadece “tweet” atmanın da yeterli olmadığı kanaatini taşıyoruz. Mutlaka birtakım tedbirler alınmalı, birtakım cezalar arttırılmalı. Bu, artık kâbusa dönüşmüş özel öğrenci yurtları, işte, dernek yurtları, vakıf yurtları, cemaat yurtları vesaire gibi yerlerin denetimlerinin arttırılması icap ediyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti üniversite şehirlerinde kangrene dönüşmüş bu yurt sorununu mutlak surette çözecek doğru adımlar atmayı becerebilmelidir diyoruz. İYİ Parti olarak bu konuda her türlü desteği vermeye hazır bulunduğumuzu da buradan kamuoyuna ilan ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Sayın milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan krediler için yapmış olduğu açıklamada, önümüzdeki yıl için lisans öğrencilerine verilecek kredinin 850 lira olacağını ifade etmişlerdir. Artan döviz kurlarına bağlı olarak alım gücünün azalması, kredilerin yetersiz kalmasına sebep olmuştur. Kredilere yapılan iyileştirme günümüz şartlarında öğrencilerin temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hâle gelmiştir. Ayrıca krediler az fakat geri ödemede ödenecek faizler ziyadesiyle yüksektir. Sayın Erdoğan, eğer  faiz nassa bu öğrencilerin kredi borçlarından kaynaklı ezici faizleri mutlaka kaldırmalıdır, bu konuyla ilgili Hükûmet bir kararlılık sergilemelidir diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Dört yıl boyunca 20 bin lira kredi alan bir öğrenci 28 bin lira faizle birlikte toplam 48 bin liralık bir borç yüküyle hayata başlamak zorunda kalıyor. Türkiye’de öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen üniversite mezunu sayısı 5 milyona dayanmış durumdadır. Borç vadesi dolan yüz binlerce öğrenci için de yasal işlem yapılması Hazine ve Maliye Bakanlığına bildirilmiş, asgari ücretle çalışan öğrenim kredisi borçluları da maaşları kredi taksitlerine yetmeyince haciz tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre KYK’den kredi alan ancak borç taksitlerini ödeyemeyen 217 bin öğrencinin maaşına da elektronik haciz işlemi uygulanmaktadır. Üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamayan gençlerimizin sorunları okurken aldıkları geri ödemeli kredi borcu nedeniyle daha da büyümektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Başkan.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bitiriyorum efendim.

Ödenemeyen borçlara aylık gecikme faizi uygulanmaktadır. İYİ Parti olarak bu konuya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Zira, 217 bin kişi, -217 bin çok önemli bir rakamdır- iş bulmakta ve hayat kurmakta zorlanan gençlerimizin hayatı daha da zorlaştırılmamalıdır. Tek kalemde inşaat şirketlerine vergi muafiyeti getirerek 9,5 milyar gibi bir bölümü sildiniz. Öğrencilerin toplam 5 milyarlık borcunun da zannederim ki silinmesi müteahhitlerin borcunu silmekten daha kolay olur. Bu hususu Türkiye Büyük Millet Meclisinin dikkatine arz ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay.

Buyurunuz Sayın Akçay.

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2 Ocakta Kazakistan’ın Nur-Sultan, Almatı, Mangistau kentleri başta olmak üzere 11 bölgede başlayan sokak eylemleri neticesinde yaşanan olayları dikkatle takip ediyoruz. Akaryakıt fiyatlarına yapılan zamlar gerekçe gösterilerek başlayan protestolar Hükûmetin fiyat düşürme kararına ve istifasına rağmen devam etmiş, organize ve senkronize bir şekilde isyan girişimine dönüştürülmüştür. Ülkede yaratılan kaos iklimi neticesinde idari ve askerî binalara saldırılar düzenlenmiş, kamu kurumları hedef alınmıştır. Kazakistan’da meydana gelen olaylar sinsi bir tezgâhın habercisidir. Libya’da, Tunus’ta, Lübnan’da, Suriye’de, Arap baharı adı altında Orta Doğu’yu kan gölüne çevirenler bugün Türkistan coğrafyasında, Orta Asya’da kaos projesinin fitilini ateşlemeye kalkışmıştır. 2000’lerin başında Orta Asya’da, Orta Doğu’da, Balkanlarda ve dünyanın mücavir alanlarında renkli devrimlerle emperyal senaryoları hayata geçirmeye çalışan Soros’çu zihniyetler yeniden harekete geçmiştir. Bu kaosun hangi merkezden tertip edildiği, hangi ülkeler tarafından finanse edildiği hangi terör örgütleri tarafından desteklendiği araştırılmalıdır ve ipuçları da bugünlerde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu kaos ortamı Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel ve küresel bir vizyonla atılıma geçtiği bir dönemde Kazakistan özelinde tüm Türk devletlerini hedef almaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu hususta, Türk Devletleri Teşkilatının 6 Ocak günü ve Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyinin 11 Ocak 2022 tarihli Kazakistan’a destek açıklamaları oldukça önemlidir. Kazakistan’da sağduyunun hakimiyet kılınması Türk dünyasının geleceği ve tarihî hedefleri bakımından kaçınılmaz bir mecburiyettir. Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı bu zorlu süreçte bütün imkânlarıyla dost ve kardeş ülke Kazakistan’ın yanında olmaya devam edecektir.

Sayın Başkan, 11 Ocakta Ermenistan’ın Kelbecer’deki Azerbaycan mevzilerine ateş açması neticesinde bir Azerbaycan askeri Ayaz Nezerov şehit olmuştur. Ermenistan’ın bu menfur ve gerginliği tırmandıran saldırısını şiddetle kınıyor, hayatını kaybeden Azerbaycanlı askerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Başkan.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın ve Azerbaycanlı soydaşlarımızın başı sağ olsun.

Ermenistan 10 Kasım 2020’de imzalanan ateşkesi de içeren üçlü bildiriyi açıkça ihlal etmiştir. 26 Kasım 2021’de Azerbaycan ile Ermenistan arasında Soçi kentinde birlikte toplanarak ateşkese bağlılık teyit edilmiş, sınır hatlarının belirlenmesi için adım atılması kararlaştırılmıştı. Hâl böyleyken, 2 ülke arasındaki ihtilafların çözülmesi için özel temsilciler atanmışken, önümüzdeki günlerde de görüşmeler başlayacakken Ermenistan'ın bu menfur saldırısı görüşmeleri sabote etmeye yönelik bir saldırganlıktır.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hakkı Saruhan Oluç.

Buyurun Sayın Oluç.

 

 

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür Sayın Başkan, Sayın Vekiller.

Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya çiftçiler geldi biliyorsunuz, Tarım ve Orman Bakanlığı önünde yetkililere seslenmek istediler, tabii yetkililer ortada yoktu ama buna rağmen çiftçiler görüşlerini dile getirdiler. Tarım Kredi Kooperatiflerine ve bankalara borçları nedeniyle icralık olan çiftçiler gerekli desteklerin verilmesini istediler, borçların ve tarlaların üzerinde bulunan hacizlerin kaldırılmasını talep ettiler. Birçok yerden bir araya geldi çiftçiler; Amasya, İzmir, Konya, Ordu, Samsun, Kilis, Denizli gibi Türkiye'nin farklı illerinden Ankara'ya geldiler ve Tarım ve Orman Bakanlığı önündeki bu açıklamayı yaptılar. Tarım Kredi Kooperatiflerine ve bankalara olan borçları nedeniyle icralık olan çiftçilerin gübre, mazot ve ilaç girdileri altında ezildiklerini hep beraber biliyoruz, onlar da dile getirdiler. İzmir Tire'den gelen çiftçilerden biri “Girdiler yükseldikçe biz battık. 45 dekar yerim vardı, sattım, şimdi 18 ineğim ve buzağım kaldı. 1 çuval yemi 283 liraya alıyoruz, 1 kilo sütü 4 lira 55 kuruşa süt kooperatifine döküyoruz, oradan da hiç alacağımız çıkmıyor. Arazi marazi kalmadı, iflas ettik; arazimi sattım, borçlarımı ancak kapattım.” dedi. Bu durumda çok çiftçimiz var biliyoruz. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı “Çiftçi Ankara'da Tarım ve Orman Bakanlığı önünde muhatap bulamıyorsa ülkemiz tarımının en önemli sorunu tarımı yönetememe sorunudur.” Gerçekten çok açık bir şekilde durum bu. Çiftçilerin bu durumları, borçları, yükselen girdi maliyetleri, anapara ve faiz borçlarının yüksekliği, hepsi ortada ama Tarım ve Orman Bakanı var, o pembe tablo çizmekten vazgeçmiyor ve “Bana iflas eden çiftçi gösteremezsiniz.” sözlerini fütursuzca etmekten de geri durmuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sadece çiftçilerin sorunları yok elbette yani genel olarak burada kaç gündür konuşuyoruz, konuşmaya da devam edeceğiz, ekonomi alanında çok büyük sorunlar yaşanıyor. Kişi başına düşen millî gelirimiz, Allah’a şükür, on üç yıl sonra 2007 seviyesine gelmiş oldu. 2007’de ne ise bugün de dolar karşılığı olarak aynı duruma gelmiş oldu. Yani iktidar, uygulamalarıyla Türkiye’yi geri götürdü.

Sefalet endeksine baktık, yeni açıklanan sefalet endeksine göre, işsizlik ve enflasyon oranlarından oluşan bu sefalet endeksine göre yüzde 47 geçilmiş. Yani 2002 yılında, Adalet ve Kalkınma Partisinin ilk iktidara geldiği 2002 yılında sefalet endeksi yüzde 40’mış, şimdi yüzde 47 olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Üstelik bu yüzde 47’nin içinde işsizlik ve enflasyon rakamları biliyoruz ki TÜİK’in çarpıttığı, gerçekliğe uymayan işsizlik ve enflasyon rakamları. Buna rağmen 2002 seviyesinin üstüne çıkmış vaziyette.

Türkiye'nin büyüme stratejisinin istihdam dostu olmayan, yeterince istihdam yaratmayan bir yapıya sahip olduğu da çok açık. Dolayısıyla, sefalet endeksindeki yükseliş devam edecek görünüyor. 2016’da yüzde 18,7’ymiş, 2021’de yüzde 47’ye ulaşmış.

Şimdi, ekonomide durum bu.

Gençlerin sorunları var. Gençlerin sorunlarına yönelik, burada defalarca tartıştık, özellikle Kredi ve Yurtlar Kurumunun eksiklerini tartıştık, özellikle gençlerin KYK borçlarının durumunu tartıştık; iktidar bu konuda herhangi bir adım atmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Ne oldu iki gün önce? Yurtta kalan bir öğrenci Enes Kara, Fırat Üniversitesinde okuyordu, maalesef yaşamına son verdi ve herkesi gerçekten büyük bir acıyla karşı karşıya bıraktı. Elbette Kara’nın acılı ailesine bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz. Büyük üzüntü duyduk; bu ölüm Türkiye'yi de gerçekten yasa boğdu, özellikle gençleri.

Enes Kara geride bir video bırakmıştı; insan acıyla seyrediyor o videoyu. “Yaşama sevincimi kaybettim.” diyor Enes Kara; mesele bu. Bir genç 20 yaşında yani Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiği zaman doğmuş olan bir genç 20 yıl sonra diyor ki: “Yaşama sevincimi kaybettim.” İşte mesele bu; iktidarın Türkiye'yi ve gençleri karşı karşıya bıraktığı sorunların yarattığı bir sonuçla karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Kaldığı cemaat yurdunda yaşadığı baskıları anlatıyor aynı videoda Enes Kara ve burada kalmak zorunda bırakıldığını söylüyor, bundan dolayı çok mağdur hâle geldiğini anlatıyor. Ama işte, zaten sorun bu; eğer KYK yurtları yeterince güçlü bir şekilde desteklenmezse, eğitim alanında gençlerin kalabilecekleri, barınabilecekleri yurtlar geliştirilmezse ve açılmazsa bu tür özel yurtlara, cemaat yurtlarına mecbur bırakılan gençler büyük sorunlar yaşıyorlar ve bu sorunları günbegün bizler de duyuyoruz, izliyoruz. Bir kez daha bu konuda Gençlik ve Spor Bakanlığını ve iktidarı uyarıyoruz. Gençlerin yurt ihtiyacı acilen karşılanmalıdır ve denetlenmeyen, her türlü baskının geliştiği cemaat yurtlarının mutlaka çok sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bitirdim efendim, son cümlem.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Aksi takdirde öğrencilerin yaşadığı bu sorunlarla daha fazla karşı karşıya kalacak toplum ve aileler. Hiç kimse bunu hak etmiyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

                                                                                                     

 

 

 

 

12/01/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 12/1/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince  Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla  arz ederim.

                                                                                       Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                                                                                        İzmir

                                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

Samsun Milletvekili Bedri Yaşar ve 19 milletvekili tarafından ülkemizde ekonomik güven ve fiyat istikrarı konusunda yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 12/1/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 12/1/2022 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar.

Buyurunuz Sayın Yaşar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomik güven ve fiyat istikrarı konusunda ülkemizde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, döviz kuru artışı ve zamlar maliyetleri artırmıştır. Artan döviz kuru ve yüksek akaryakıt, elektrik ve doğal gaz zamları karşısında maliyetler her geçen gün biraz daha yükselir hâle gelmiştir. Yüksek maliyetlere bağlı olarak piyasada iğneden ipliğe her türlü ürünün fiyatı çok ciddi oranda artmıştır. Özellikle 20 Aralıkta döviz kuruna yapılan müdahaleye rağmen döviz kurundaki dalgalanmalar hâlen devam etmektedir.

Tedarik ve ham madde sıkıntısı yaşanıyor, girdi fiyatları maalesef çok yükseldi. Piyasada hâlen tedarik konusunda sorun yaşanmaktadır. Kimse önünü göremiyor, bugünden yarına maalesef sektörde fiyat vermek zor. Özellikle bugünlerde fiyatın yanı sıra mal tedarikinde de ciddi sorunlar yaşıyoruz. Kur kaynaklı yükselen fiyatlar bir türlü düşmüyor. Kur hareketiyle beraber füze gibi yükselen fiyatlar maalesef Mehter Marşı’yla bile düşmüyor; buna Hükûmet de bir noktada çanak tutuyor. Siz de biliyorsunuz ki özellikle 1 Aralıktan itibaren elektriğe, doğal gaza, akaryakıta, iğneden ipliğe zam gelmeyen hiçbir şey kalmadı.

Şimdi, bir model oluşturduğunuzu söylüyorsunuz, kiminiz “Çin modeli” diyor, kiminiz “üretime dayalı” diyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı da diyor ki: “Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur.” Ama ne hikmetse söylediğinin tümüyle tersi çıkıyor. Yani kur 12’lerdeyken enflasyon oranı o günkü TÜİK verilerine göre 12-13 civarındaydı; o zaman politika faizleri de 16 civarındaydı. Siz, politika faizlerini 16’dan 14’e çektiniz, piyasa faizleri kendiliğinden 30-35’e, devletin borçlanma faizleri de bugün 25-26’lara çıktı. Yani tersi olması lazım, siz faizleri düşürürken piyasada faizlerin düşmesini bekliyoruz, emtia fiyatlarının düşmesini bekliyoruz. Maalesef, sizin söylediklerinizin tümüyle tersi oluyor. Yine aynı şekilde, buna paralel olarak dediniz ki “Kur 18’lerden 11-12’lere düştü.” bayram yaptınız, tam tersine, kur hedefiniz 9,27’lerden -bugünkü rakamları esas alırsanız- 13,5’lara çıktı, bu aradaki fark yaklaşık 4-5 lira. Bu 5 liralık farkla 450 milyar dolar borcu esas alırsanız rakamın nereye çıktığını siz bizden daha iyi bilirsiniz.

Yine, “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” dediniz, enflasyon da patladı. Demek ki bizim bu araştırma önergesini vermemizin birinci sebebi şu: Sizin verdiğiniz rakamlar tutmuyor, ortaya koyduğunuz formüller de çalışmıyor. Bu bir millî mesele, o zaman demek ki Parlamentonun, bu yüce Meclisin değerli üyelerinin bununla ilgili bir çözüm bulması lazım. Yoksa, biz, ekonomiyi Sayın Bakanın gözlerinden takip edeceksek zaten gerek yok, “Her sabah kalkarız, Sayın Bakanın gözlerine bakarız, eğer gülümsüyorsa Türkiye’de şartlar iyi, eğer morali bozuksa Türkiye’de şartlar kötü gidiyor.” diye bir model duymadım, böyle bir model de görmedim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla, piyasada güven olmadan, piyasada istikrar olmadan bu işlerin düzelme şansı yok. Ya oturacağız, Parlamento olarak bu konuyu enine boyuna araştıracağız, hep beraber -84 milyonu ilgilendiren bir konudan bahsediyoruz- buna bir çözüm bulmaya çalışacağız. Yoksa, bu güvensiz ve istikrarsız ortamda -siz de biliyorsunuz ki- yabancılar dâhil bugün borsadan çekildiler. Siz, işte “Kur korumalı mevduat.” diyorsunuz; maalesef, bireysel mevduatlarda beklediğiniz kadar dönüşler yok, demek ki Türkiye’de hâlâ yeterli güven yok, istikrar yok. Ya millete gideceği, bunun başka formülü yok, seçimden başka bir formül yok çünkü on dokuz senede ülkeyi getirdiğiniz rakamlar ortada, verdiğiniz hiçbir rakam tutmadı. Geçmişte verdiğiniz rakamlar tutmayacağına göre geçmişi baz alarak geleceğe yön vereceksek bunun da tutma ihtimali yok.

Bu araştırma önergesinin amacı o, gelin, Parlamento olarak hep beraber bunu bir millî mesele görelim, hep beraber ekonomi nasıl düzelir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – …nasıl istihdam yaratabiliriz, nasıl enflasyonu aşağı çekebiliriz; bunu millî mesele yapalım, bununla ilgili Parlamentoya verdiğimiz araştırma önergemize “evet” verin, çözümü hep beraber bulalım. Ya da gelin, işin gerçek sahibi millete gidelim, bu işler nasıl çözülür biz de size gösterelim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Murat Çepni.

Buyurunuz Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız, kriz sermaye düzeninin krizi, kriz sarayın krizi. Ortada iki tane tablo var -bütün bu tartışmalarda herkesin çok berrak bir şekilde gördüğü bu tabloda- biri, yirmi yıldır AKP rejimi altında zenginleşenler, kârına kâr katanlar, şatafatına şatafat katanlar; biri de istikrarlı bir biçimde yoksullaşan milyonlar. İşte, bu tablo içerisinde biz, en baştan beri şunu söylüyoruz: Biz, aynı gemide değiliz. Bugün konuştuğumuz kriz de işte, bu rant, soygun ve sömürü düzeninin krizidir fakat bunun karşısında tartışmasız bir biçimde yoksulluğu artan, açlığı artan milyonlara dair de sözümüz var, milyonlarla birlikte de yapacağımız işler var.

İşte, AKP kuşağı bir zenginleşme kuşağı. Bakın, 2021 Kasımında bir önceki yıla oranla milyoner sayısı 181.141 kişi artarak 461.917 kişiye çıktı. Bu süreçte, AKP’liler zenginleşti, AKP’nin etrafında kümelenen saadet zincirine ait olanlar zenginleştiler. Bunu nasıl yaptılar? Din iman, vatan millet edebiyatıyla yaptılar. Halka dua, sabır, Nâs ama kendilerine kasa dolu paralar, ayakkabı kutularından şimdi çok daha büyük ebatlı kasalara sıçradılar yani ortada her biçimde bir rant düzeni var.

Şimdi, şunu söyleyelim biz: Ekonomi düzeni, sermaye kâr odaklı düşünür yani şirketlerin ve sermayenin dini imanı paradır, kârdır. İşte, AKP de ülkeyi bir şirket gibi yönetirken bunu böyle yapıyor. “Büyüme” dedikleriyse beton blokların büyümesidir. Halkın cebinden kamu kaynaklarının hortumlanmasıyla yapılan “süper projeler” diye tarif edilen projeler halkın kalkınması demek değildir, halkın olanın şirketlere hortumlanması demektir. Türkiye ekonomisi dışa bağımlı bir ekonomidir, “ihracat” dediklerinin de -son dönemde çokça konuşuyorlar- yüzde 70’i ithal girdilere bağlıdır. Dolayısıyla, bu projenin, bu söylemin hiçbir karşılığı yoktur, bunun tek karşılığı yine milyonlarca işçinin ve emekçinin açlık pahasına güvencesiz çalıştırılmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Çepni.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – “Çin modeli” vesaire dedikleri tam olarak budur. Bunun için de mutlak bir sessizliğe, mutlak bir itaate ihtiyaç var; AKP ve saray rejimi tam olarak bunu yapmaya çalışıyor.

Bugün gelen zamlara, yoksulluğa karşı tek bir sözleri yok. Döviz düştü, zamlar yerinde sayıyor, artıyor, tek bir sözleri yok; tek sözleri yine aynı terör edebiyatları, yine iç düşman teorisi edebiyatları, hamaset edebiyatları. Biz şunu söylüyoruz: Pir Sultan Abdal'ın dediği gibi “Bozuk düzende sağlam çark olmaz.” Bu düzeni değiştireceğiz, bu düzeni değiştirmek için mücadele edeceğiz; buna mahkûm değiliz, bu kan emicilere mahkûm değiliz, hep birlikte bu karanlığı aydınlığa çevirebiliriz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz.

Buyurunuz Sayın Durmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, yüce Meclisin değerli üyeleri ve bizleri izleyen aziz milletimiz; hepinizi şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Bugün iyi niyetlerle verilmiş bir grup önerisi var. Bu ülkenin insanlarının, onurlu yurttaşlarının yaşadığı haksızlığı, AK PARTİ iktidarı zulmünde ekonomik politikasızlığı yüzünden ezilmişliğini, yapılanlarla birlikte yaşattığınız yaşam sıkıntılarını konuşalım diye… Ama, her ne hikmetse ülkeyi yirmi yıldır bu hâle getiren AK PARTİ grubunda şöyle iki elin sayısı kadar milletvekilinin oluşu herhâlde vicdani mesuliyetten kaçtıklarının bir başka boyutudur. Artık bu ülkede AK PARTİ iktidarının ekonomik yönetim politikaları çökmüştür. İnsanlar doğal gaz, elektrik, su faturaları ödeyemez hâle gelmiştir. Çiftçi, küçük esnaf, sanatkar, KOBİ, sanayici artan maliyetlerin altında ezilmektedir. AK PARTİ, ekonomi mücadelesini kur garantisi modeliyle çözeceğini sandı ama 2022 yılının ilk sabahında aziz milletimiz gördü ki ne kur ne garanti yıllardır Türk lirasına yarattığınız değer kaybını önleyemiyor, artan enflasyon ve zamlar yurttaşın belini bükmeye devam ediyor.

Bakın, arkadaşlar, sizin kötü yönetiminiz yüzünden bu aziz milletin 450 milyar dolar dış borcu var. Yani, kontrol edemediğiniz, yönetemediğiniz ekonomide dolar 1 lira arttığı zaman, bu aziz milletin sırtına 450 milyar borç daha yüklüyorsunuz. Yani, 6 milyar arttığında 2 trilyon 700 milyar daha bu aziz millete hesabı bilmediğinizden borç yüklediniz. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin 2022 yılı bütçesinden daha fazla bir borç yüklediniz ve doğal gaza, motorinegıda maddelerine, iğneden ipliğe gelen zamlar vatandaşları perperişan etmiş ve 2022 yılının Ocak ayına gelindiğinde kredi kartı harcamaları 213,6 milyar lirayla rekor kırmıştır. Aralıkta sadece gıda harcamaları bu ülkede yüzde 37 artmıştır. Vatandaşın AK PARTİ iktidarına artık güveni kalmamıştır. Bankalara olan borcu sadece yeni yılın ilk bir haftasında 8,7 milyar Türk lirası artmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİM DURMAZ (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

KADİM DURMAZ (Devamla) – Tarım sektörünün bankalara olan borcu 159 milyar liradır. Çiftçi artık üretemez, toprağa küsmüş, asgari ücretle ya da onun altında bir iş arayışı için yatağı yorganı alıp gurbete düşmüştür. Artık bu ülkede atama bekleyen öğretmenler, EYT’liler, sağlıkçılar, veteriner hekimler, kamu-özel iş birliğiyle inim inim inlettiğiniz bu aziz millet iktidarınızdan umudunu kesmiştir. Yapılacak tek şey: Bu ülkenin kurucusu yüce Meclisin bir adım öne çıkıp, hiçbir fonksiyonu olmayan AK PARTİ’li bakanlar karşısında bir duruş sergileyip, ortak bir anlayış ve ortak bir çalışmayla bu araştırma önergesiyle ilgili kamuoyunu bilgilendirip “Bu millet ne çekiyor -inim inim inlettiğiniz- vatandaşın hâlini bir görelim.” demesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 KADİM DURMAZ (Devamla) – Ama tabii ki sizin vatandaşa gidip derdini dinleyecek mecaliniz de kalmadı, yüzünüz de kalmadı.

 

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ahmet Çakır.

Buyurun Sayın Çakır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ÇAKIR (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum

Sayın milletvekilleri, 2019’ta baş gösteren Covid-19 salgını tüm dünyada insanların sağlığını olumsuz yönde etkilediği gibi dünya ekonomisini de olumsuz şekilde etkilemiştir. Tüm dünyada büyüme oranlarında, tedarik zincirlerinde, istihdamda önemli düşüşler olduğu gibi gıda zincirlerinde, enflasyonda ciddi fiyat artışları gözükmektedir. Hükûmetimiz bu süreçte aldığımız etkin ve yoğun tedbirler sayesinde Türkiye ekonomisini koruma altına almıştır. Her zaman olduğu gibi bu dönemde de üreticiden tüketiciye bütün vatandaşlarımızın yanında yer almış ve bütün enstrümanları seferber etmiştir. Türkiye’de elbette bir enflasyonun varlığını biliyoruz ancak bu sorunun sadece ülkemize has olmadığını, tüm dünyanın sorunu olduğunu da göz önünde bulundurmalıyız. Ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde dahi enflasyonun 5 kat arttığını unutmamalıyız. Tüm dünyada enerji fiyatları başta olmak üzere ham madde fiyatlarında olağanüstü artışlar gözükmektedir. Nitekim bu artışların birçok ülkede iç karışıklıklara bile sebebiyet verdiğini de gözlemlemekteyiz. Türkiye’yi bu küresel çalkantıdan en az hasarla kurtarmak için, vatandaşlarımızın fiyat artışının yükünün altında kalmaması için ne gerekiyorsa yapılıyor, her türlü tedbirleri hızlı bir şekilde alıyoruz. Buna bağlı olarak, asgari ücrette yapılan artışlar, yüzde 50’nin üzerindeki artış, yine asgari ücrete kadar olan ücretlerdeki vergilerin kaldırılması, doğal gaz ve enerji fiyatlarında vatandaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesi ve bu ağırlığı hissetmemesi adına vergilerde yapılan feragatler… Avrupa’da hem elektrik hem de doğal gaza baktığımız zaman son dokuz aylık süreçte yüzde 250’leri aşan bir fiyat artışının olduğunu görüyoruz ama Türkiye'ye baktığımız zaman fiyat artışlarının Avrupa ortalamasının çok daha altında olduğu da bir gerçek. En büyük sıkıntılarımızdan biri olan stokçuluğa karşı da her türlü önlemi alıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla fiyat artışlarını incelemek üzere Fiyat İstikrarı Komitesi kuruldu. Kurumlarımız, market zincirleri başta olmak üzere piyasa dengesini bozan üretici, tedarikçi, perakende işletmecilerine ve fahiş fiyat artırımlarına karşı her türlü tedbiri almakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

AHMET ÇAKIR (Devamla) – Resen başlatılan incelemeler doğrultusunda 2020 yılında 2.900, 2021 yılında da 2.470 olmak üzere toplamda 5.370 dosyanın incelenerek karara bağlandığını söyleyebilirim. En son geçtiğimiz hafta stokçuluğun cezalarının arttırılması konusunda Meclisimiz kanununu çıkardı. Cumhurbaşkanımız bugünkü grup toplantısında da “Önümüzdeki temmuz ayında enflasyon gerçekleşmesine ve şartlara bakarak çalışanlarımızın durumunu bir kez daha gözden geçiriyoruz.” diyerek vatandaşımızın hiçbir şekilde bu süreç içerisinde mağdur edilmeyeceğini, haklarının ve gelirlerinin korunacağını bir kez daha ifade etmiş oldu.

Sayın milletvekilleri, tüm dünyada Covid’le başlayan bu çalkantının ülkemizdeki etkisinin en aza indirilmesi için her türlü tedbirin alındığı bir kez daha ifade etmek istiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayalım efendim.

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – “Kabul edilmemiştir.” dediniz efendim.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – “Kabul edilmemiştir.” dediniz.

BAŞKAN – Sayın Başkan, işlemi yaptık biz efendim.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Evet, Sayın Başkan.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Doğan Bey mi karar veriyor buna efendim?

BAŞKAN – Halkaların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

                                                                                                     

 

 

 

12/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 12/1/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Hakkı Saruhan Oluç

         İstanbul

Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

12 Ocak 2022 tarihinde Iğdır Milletvekili Sayın Habip Eksik ve arkadaşları tarafından verilen (16238 grup numaralı) sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 12/1/2022 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekili Sayın Habip Eksik.

Buyurunuz Sayın Eksik. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HABİP EKSİK (Iğdır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sağlığın ülkemizde demokratikleştirilmemesi,toplumsallaştırılmaması ve neoliberal politikalarda ısrar edilmesi, gerçekten, sağlığın birçok noktada sağlık emekçileriyle ilgili büyük sorunlara sebep olduğunu görüyoruz ve iktidar tarafından koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelenmemesi, tedavi edici sağlık hizmetlerinin öncelenmesi, sağlığın bir ticari metaya dönüştürülmesi sağlık emekçilerine çok büyük sorunlar yüklemektedir. Bugün baktığınızda pandemi süreci dahi hastanelerde karşılanmış ve âdeta sağlık emekçilerinin sırtına bu süreç yüklenmiştir.

Sağlık emekçileri birçok sorunla karşı karşıyadır, gerçekten hemen hemen her alanda ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Sağlıkta şiddet her geçen gün artmaktadır ve baktığınız zaman, uygulanan neoliberal politikalar, MHRS sisteminin beş dakikada bir muayene için randevu vermesi, aynı zamanda diş hekimliği, cerrahi alanlar gibi -cerrahlar için- girişimsel işlemlerle ilgili süre tanımadan randevu vermesi ve tıp dışı diğer sağlık alanlarındaki insanların itibarının değersizleştirilmesi, uzun nöbetler, çalışma koşullarının kötüleştirilmesi, maalesef, sağlıkta şiddeti gün geçtikçe artırıyor ve sağlık emekçileri için ciddi bir soruna dönüştürüyor.

Yine, ülkemizde ciddi anlamda bir beyin göçü sorunu mevcut. Sağlık emekçileri mesleklerini icra ederken çok ciddi anlamda zorluk yaşamaktadırlar çünkü, gerçekten, çalışma koşulları çok kötü, çalışma alanları çok kötü. Yetersiz bir ücretle karşı karşıya kalıyorlar. Bugün, baktığınız zaman, sağlık emekçilerinin birçoğu geçinemeyecekleri ücretlerle karşı karşıya bırakılmaktadırlar. Yetersiz ücretlerin çoğunun gerçekten açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının altında olduğunu bilmekteyiz. Aldıkları ücretlerin emekliliğe yansımaması… Ki iktidar, bu konuyla ilgili bir yasa teklifi getirdi ama bu yasa teklifini de sonra geri çekti, bununla ilgili bir söz verdi ama hâlâ Sağlık Komisyonuna bu kanun teklifini getirmemiş bulunmakta; bunu da buradan soralım. KHK’lerle insanları işten atma durumu, arşiv araştırmaları, yine, güvenlik soruşturmalarıyla mezun olan kişilerin işlerine başlatılmaması durumu da çok ciddi anlamda beyin göçünü tetiklemekte ve birçok soruna sebep olmaktadır.

Baktığınız zaman, gerçekten ciddi anlamda bir özlük hakkı sorunu var. Sağlık emekçilerinin 3600 ek gösterge talebi vardı yıllardır, karşılanmadı. Hekimlerin, aldıkları ücretin tümünün emekliliğe yansımasıyla ilgili talepleri var; bu sorun hâlâ çözülmüş değil. Yine, yıpranma payının az verilmesi, fiilî hizmet zammının az verilmesiyle ilgili ciddi sorun var. Yüzde 80’lerin üstüne çıkmış bir enflasyon oranı varken enflasyonun altında zam yapılması ciddi sorunlara yol açmaktadır. Sağlık emekçileri açısından insanca çalışma koşulları sağlanmamaktadır. Yine, emekliliğe yansımayan çalışma ücretlerinin olduğunu görüyoruz.

Covid-19 meslek hastalığıdır ama bununla ilgili bir adım atılmadı maalesef, vazife malulü sayılmasıyla ilgili bir ısrar yapılıyor ama sağlık emekçileri ciddi anlamda bu taleplerini yükseltiyorlar; bu, bir sorun olarak durmaya devam ediyor.

İş sağlığı güvenliği hizmeti maalesef hastanelerde verilmemekte, bu konuda özellikle kamu hastaneleri iş sağlığı hizmetinden mahrum bırakılmaktadır. Yeterli düzeyde -ki pandemi sürecinde de bunu gördük- kişisel koruyucu donanımın verilmediğini, bu nedenle de birçok sağlık emekçisinin yaşamını yitirdiğini, birçok hekimin yaşamını yitirdiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu sorun hâlâ derin bir şekilde durmaktadır. Ana dilinde sağlık hizmetiyle ilgili sorun apaçık ortadadır ve gün geçtikçe daha da büyük sorunlara yol açmaktadır, hekimler ile hastalar arasındaki ilişkinin bozulmasına, sağlık emekçilerine olan güvenin azalmasına sebep olmaktadır.

Baktığınız zaman özellikle hemşirelik, eczacılık, tıp gibi alanlarda bu alanların dışından gelen insanların hoca olarak üniversitelerde görevlendirildiğini, iktidara yakın kişilerin görevlendirildiğini, âdeta bir torpil merkezlerine dönüştürüldüğünü ve bunun neticesinde de sağlık eğitiminin ciddi anlamda gün geçtikçe düştüğünü görmekteyiz.

Örgütlenme hakkıyla ilgili hastanelerde ciddi bir sorun var, iktidarın bu konuda çok yoğun baskısı var ve sarı sendikalar bu konuda resmen insanların önüne çok ciddi anlamda engeller getirmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Eksik.

HABİP EKSİK (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hastanelere, sağlık alanlarında yöneticiliklerin liyakatsiz bir şekilde dağıtıldığını, torpile dayalı yapıldığını biliyoruz. Sözleşme usulü yapılarak, usulsüzlükler konusunda yöneticilere baskılar yapıldığını çok iyi biliyoruz, bu sorunları derin bir şekilde durmaktadır. Aile hekimleri maalesef mobil sağlık hizmetlerini kendi imkânlarıyla vermektedirler ve aynı zamanda baktığınız zaman çalıştıkları ortamların hepsinin fiziki koşullarının yetersiz olduğunu görmekteyiz.

Bunun gibi birçok sorunları var sağlık emekçilerinin, gün geçtikçe de artmaktadır. Bu konuda, bizim verdiğimiz bu önergeye, sağlık emekçilerinin sorunlarının belirlenmesi ve onların sorunlarının giderilmesi, bu konuda adım atılması için hepinizin evet oyu kullanmasını ümit ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Arslan Kabukcuoğlu…

Buyurunuz Sayın Kabukcuoğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sağlık personeli daima fedakârca çalıştı, işlerini pek çok defa insanüstü çabalarla yürüttü. Pandeminin getirdiği zorluklarla iki yıl dişlerini sıktılar, ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Son zamanlardaki pahalılık yüzünden hayat, tüm milletimiz gibi sağlık personeli için de çekilmez hâle geldi; yine hastalıktan çekinmiyorlar, çalışıyorlar; yine ölümden çekinmiyorlar, çalışıyorlar. AK PARTİ hükûmeti sağlık personelinin kanını, iliğini bitirdiğini bilmelidir.

Bir ay kadar önce, hükûmet, sırf hekimlere yönelik ücret düzenlemesi getirmek istedi. Parlamentodan ve halktan gördüğü tepki yüzünden bu teklifi geri çekti. Acilen tüm sağlık personelinin; eczacısı, veteriner hekimi, biyokimya uzmanı ayırt etmeden maddi durumu düzeltilmelidir. Üniversitelerde çalışan akademik kadronun aldığı ücret son derece yetersizdir, hiç olmazsa mesai saatleri dışında kurumları dışında çalışmak istemektedirler; bunu izin verilmelidir.

İnsanları yokluk içinde çalışmaya mecbur edince onlar çözüm olarak yurt dışına gitmeyi seçiyorlar. Gittikleri yerlerde makul bir ücret almaktan başka mobbing uygulanmıyor, mesai saatleri makul, şiddete uğramıyorlar.

Sağlık personelinin özlük haklarındaki düzenlemenin en büyük yararı onların performansının artırılması üzerinde olacaktır. Sağlıkta şiddetten hükûmet ne fayda görüyor? Gecesini gündüzüne katan, hasta olan, canlarını hastalar için veren sağlık personelinin en büyük muhalifleri şiddet uygulayan insanlardır. Gün geçmiyor ki sağlık personeli şiddet görmesin. Hükûmete şiddetin yanında durmak yakışmıyor. Hükûmetin çıkardığı yarım yamalak yasalarla şiddetin önlenemediği ortadadır. Hükûmet ne zaman şiddeti önlemek için parmağını oynatacak? Her gün bir sağlık personelinin hayatını kaybetmesini mi bekliyorlar acaba? Hükûmet sağlıkta şiddeti önleyecek diye ümitlenelim mi? Pandemide bir mecburiyet vardır, çalışanlar hasta olur, işinden kalır, bazen de hayatını kaybeder ancak şiddetin mecburiyeti sadece Hükûmete aittir. Bu vesileyle, pandemide hayatını kaybeden 530 sağlık çalışanımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Sağlıkta 39 branşta değişik meslek ve meslek yüksekokulları mezunu 100 binlerce genç beklemektedir. Sağlık Bakanlığından bunlar kadro bekliyorlar. Bu kadar insanı Hükûmetin sağlık sektöründe istihdam etmesinin zorluklarının farkındayız. Bu gençlerin eline diplomayı verip öylesine işsiz bırakılmalarındansa Hükûmet gençleri uygun mesleğe yöneltip iş sahibi olmalarını sağlamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Devamla) – Bu konuştuğumuz sağlık personelinin özlük hakları sağlıkta sadece bir devede kulaktır. Aslında, neoliberal sistemde sağlık sistemi tümden elden geçirilmeli, sağlık sisteminin örgütlenmesi yeniden değerlendirilmelidir. 

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Servet Ünsal.

Buyurunuz Sayın Ünsal (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SERVET ÜNSAL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün sağlık emekçilerinin sorunları ve atılması gereken adımlardan biraz bahsedeceğim.

Sağlık emekçilerinin zaten yoğun olan iş yükü pandemiyle son derece arttı. Evet, arkadaşlar, yüzlerce hekimi, sağlık çalışanlarını bu süreçte Covid-19 nedeniyle kaybettik. Ölen sağlık çalışanı sayısı 536 arkadaşlar. Toplum için mücadele eden sağlık çalışanlarının elinde ne var peki bugün? Pandeminin başında alkışlar var, bir de “Hakkını ödeyemeyiz.” lafları var arkadaşlar. Sağlık çalışanlarının sorunları tabii atama yapılmaması, personel yetersizliği, yoğun mesai saatleri, şiddet riski, yapılmayan ödemeler, Covid’in meslek hastalığı sayılmaması gibi.

Değerli arkadaşlar, 700 binin üzerinde hekim ve sağlık çalışanı atama bekliyor. Verilen sözler, ancak ortada hiçbir şey yok. Yıllardır yöneticilerin yaptığı hekim düşmanlığı bitmiyor arkadaşlar. Kenan Evren’le başladı hekim düşmanlığı, ne dedi biliyor musunuz mecburi hizmete gidenlere: “Ağaca bağlayın, kaçmasınlar.” Evet, değerli arkadaşlar, İmren Aykut denen bir Bakan çıktı arkadaşlar, Çalışma Bakanı, “Ne verseniz doktorların gözü doymaz.” dedi. Yıldırım Aktuna kapı kırdı, başhekimin kapısını. Osman Durmuş kaloriferi fazla yakıyor diye doktorun elini kalorifere tutturdu, yaktırdı. Evet, arkadaşlar, Recep Akdağ denen Bakan arkadaşımız “Doktorların eli hastanın cebinde.” dedi. Recep Tayyip Erdoğan Başbakandı, “Ben doktorlara iğne bile yaptırmam.” dedi, “Onlar sizi felç ederler.” dedi ama “Doktorların da efendi dönemi bitti.” dedi Cumhurbaşkanı, düşünebiliyor musunuz arkadaşlar. Evet, daha birkaç hafta önce Rümeysa Şen diye bir kızımız yoğun nöbet sonrasında hayatını kaybetti kazayla. Evet, genç bir hekimimizi böyle kaybettik. Şiddete karşı yasa beklenirken gerçekten hekime şiddet yasası geldi arkadaşlar. Gelen yasayla düşünün bütün partiler birleşti ama yasa tutuklama sınırının altında olduğu için hekime saldıran kişiyi eskiden polis bırakıyordu, şimdi de savcı bırakıyor arkadaşlar.

Evet, çok sayıda hekim yurt dışına gidiyor arkadaşlar, istifa ettiler. Son on yılda 4 binin üzerinde doktorumuz yurt dışına gitti. On sene önce 40’larda olan bu doktor sayımız, bugün 2021’de 1.500’leri buldu. Niye doktorlar yurt dışına gitmek istiyor arkadaşlar? Bir daha tekrarlayayım: En başta bir kere hekim saygınlığı kalmadı, Covid-19 meslek hastalığı sayılmıyor, ek ödemeler yapılmıyor, yoğun çalışma saatleri bitmiyor, personel eksikliği sürüyor, emeklilik şartları düzeltilmiyor, insanca yaşam hakkı verilmiyor arkadaşlar. Evet, iktidara tekrar söylüyorum buradan: Sağlıkçıların sesine artık kulak tıkamayın ama yaptığınız ne?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Kuru kuru kurban olmak, kuru kuru alkışlıyorsunuz saat 21.00’da.

Evet, ben bir hekim olarak meslektaşlarımın hem de tüm sağlık çalışanlarının hakkı olanı vermenizi istiyorum. Biz hekimliğe adım atarken arkadaşlar, verdiğimiz bir söz vardı onu hatırlatayım size: Bilimin ve aklın ışığında halkının ve hastasının yanında olmaktı bizim görevimiz. Çok ses ve tek yürek olabilen hekimlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Teşekkürler ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Aycan…

 

 

 

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, biraz evvelki konuşmacının hekime şiddet örnekleri gösterirken rahmetli Sayın Bakanımız Osman Durmuş'un adını zikretmesini teessüfle karşılıyorum, kınıyorum. Bu hekime yönelik bir şiddet değildir, bir kontrol sırasında kaloriferin yanmasını kontrol etmek için söylenmiş bir sözü hekime yapılmış bir şiddet olarak göstermek son derece yanlıştır.

Teşekkür ederim.

 

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Yakmıştır elini, yakmıştır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Altay...

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tabii, kürsüde yapılan...

BAŞKAN – Vefat etmiş bir Sayın Bakanımızla ilgili bir açıklamaydı bu.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tamam ama şöyle...

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben de hatibimizin, merhum Bakan Osman Durmuş’a bu yönüyle saygısızlık edeceğini asla düşünmem ama bir vakıayı, bir anekdotu da hekime şiddeti, doktorlara şiddeti farkındalık yaratmak noktasında, doktorlara saygıyı önce kamunun üst yöneticilerinin göstermesi noktasında bir hassasiyettir. Konuşmasının bu yönüyle kınanması bakımından Servet Bey’in de yerinden bir açıklama yapması gerekir diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünsal, yerinizden efendim, buyurunuz.

 

 

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Evet, değerli arkadaşlar, bir anekdottan bahsettim. Kenan Evren’le başladı, Yıldırım Aktuna’yla ve Bakan Recep Akdağ’la ve o zamanki Başbakan, şimdiki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın o dönemki söylediği sözleri söyledim. Bu, yalan değil, gerçekten de doğru. O günkü basındaki açıklamaları duyarsanız ya da bakarsanız, görürseniz... Çalışma Bakanı İmren Aykut ne demişti? “Ne verseniz doktorların gözü doymaz.” dedi. Buna itiraz ettiniz mi? Yok. Niye? İmren Aykut burada yok diye mi? Arkasından, Yıldırım Aktuna ne dedi? Kapılarını kırdı, başhekim yokken gece teftiş yaptı; buna da itiraz etmediniz. Osman Durmuş kalorifere hekimin elini tuttu “Çok yakıyorsunuz kaloriferi.” diye, ona da itiraz yok. Recep Akdağ da “Doktorların eli hastaların cebinde.” dedi, iyi hatırlayın, hafızanızı bir zorlayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ünsal.

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Ben teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurunuz efendim.

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Merhum Osman Durmuş’un Bakanlığı esnasında müsteşarlığını yapan Maraş Milletvekillimiz Sefer Aycan burada, danışmanlığını yapan Kütahya Milletvekilimiz Sayın Ahmet Erbaş burada ve şimdi verdikleri bilgilere göre mayıs ayında, havalar gayet sıcak iken aşırı derecede yakılan bir kaloriferi gözlemesi üzerine başhekime “Bu mevsimde, bu derecede yakılır mı? Yani dokunabiliyor musunuz şu kalorifere?” diye… Ve muhtemelen önce kendisi dokundu Sayın Bakan. Hadise bu. Bunu bir örnek olarak vermenin yanlış olduğunu ifade ediyoruz. Yani bu, sağlıkta şiddet meselesinde konuşulacak bir konu değil ki; nereden, dağdan, belden laf aşırıp da mevzuyu buraya getiriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – O nedenle bu açıklamanın gereği duyuldu ve konuyu tavzih etme, açıklama maksadıyla Sayın Aycan söz aldı, konuştu. Ben de bu şekilde ifade ediyorum düşüncelerimi ve yine eski Sağlık Bakanımız Sayın Osman Durmuş’u da rahmetle anıyorum.

Teşekkür ederim.

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Devlet malının ne demek olduğunu en iyi anlayan Sağlık Bakanı olduğu için, onlarda da o hassasiyet olmadığı için onu anlayamıyorlar.

 

 

 

 

BAŞKAN – Evet, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kayseri Milletvekili Sayın İsmail Tamer

Buyurunuz Sayın Tamer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. HDP grup önerisi hakkında Grubum adına söz almış bulunuyorum. Saygı ve sevgilerimi iletiyorum.

Bir kere, her şeyden önce, tıp mesleğinin, hekim arkadaşlarımızın, sağlık çalışanlarımızın özellikle son iki yıl içerisinde yapmış olduğu özverili çalışmaları için hepsine teşekkür ediyor, ayrı ayrı gözlerinden öpüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onlara ne kadar ne desek de ne versek de az olduğunu ifade etmek istiyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ya, vermiyorsunuz, mesele o.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Hiçbir şey vermediniz, vermediğiniz için eleştiriliyorsunuz.

İSMAİL TAMER (Devamla) - Lütfen dinleyin değerli Başkan.

Bir kere şunu ifade ediyoruz: Bir kere, biz, şu anda çalışıyoruz, zaten aralık ayı sonunda, bildiğiniz gibi, 6 maddelik bir iyileştirme getirdik ama üniversite hocalarının eksikliğini görerek tekrar geri çekmek zorunda kaldık. Şu an itibarıyla da -son derece- onlarla ilgili en iyi şekilde, onların özlük haklarını geliştirecek şekilde çalışıyoruz ve bunu getireceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir kere, bakın…

HABİP EKSİK (Iğdır) – Hemşireler yoktu ama, ATT’ler yoktu, paramedikler yoktu, şoför yoktu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Müteahhitlerinkini getirdiniz, niye doktorlarınkini getirmediniz?

İSMAİL TAMER (Devamla) - Önce dinleyin, sonra cevap verin.

Türk hekimi, Türk sağlık çalışanları hak ettiği şekilde emeklerinin hakkını alacaklar; bunu çalışıyoruz zaten. Burada, getirip de oy devşirmenin anlamı da yok, gereği de yok; en iyisini vereceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

3600’e gelince, zaten biz vereceğiz. Şu anda Çalışma Bakanımız da ifade ettiler, sağlık çalışanlarının 3600’le ilgili çalışması diğer çalışmaların arasında devam ediyor; vereceğiz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sağlıkçılar hakkını ne zaman alacak, seneyi mi kaldı, seneye mi?

İSMAİL TAMER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, sağlıkta şiddete gelince, bakın, sağlıkta şiddetin en çok üzerinde duran yine biz olduk; 2012’de çıkardığımız kanunlar…

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Ya, vermediniz…

İSMAİL TAMER (Devamla) - Sayın Ünsal, eğer savcı tutuklamıyorsa onun sorunudur. Hep üzerine gitmemiz lazım, gitmeye devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Hiçbir sağlık çalışanımızı, hiçbir doktorumuzu kesinlikle şiddete maruz bırakmadık, bırakmayacağız; aynı şekilde de devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, bir Turkovac aşısı imal edildi.

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Yasa, tutuklama sınırının altında...

İSMAİL TAMER (Devamla) – Dünyada 9 ülkeden 1’i olan Türkiye’yi eleştirmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Ya, bir kere alkışlayın! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Türk Tabipleri Birliği denen... Türk Tabipleri Birliği, ne olduğu belli olmayan bir kurum. Ben, onu kabul etmiyorum doktor olarak, kalkmış, eleştirmeye kalkıyor. Ona da en iyi cevabı, gerekli cevabı Hacettepe Üniversitesinin hocalarından Profesör Doktor Serdar Üstün verdi.

Bakın, Almanya, Alman gazeteleri Türk Tabipler birliğini örnek göstererek Turkovac’ı kötülemeye çalışıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Tamer.

İSMAİL TAMER (Devamla) – Arkadaşlar, bu bir millî meseledir. Hiç olmazsa bu millî meselede yanımızda olun be! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Her zaman karşımızdasınız, onun için yanımızda olun diyorum.

Ne yaparsanız yapın, ne getirirseniz getirin sağlık çalışanlarının emeklerini size de yem etmeyeceğiz; gereğini de vereceğiz diyorum. (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

Hepinize saygılar sunuyorum, selamlarımı iletiyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Memlekette doktor kalmadı, doktor!

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Ceza sınırının altında verirseniz tutuklama sınırını böyle olur.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan...

HABİP EKSİK (Iğdır) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Altay...

 

 

 

 

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şimdi, burada, siyasi etik ve edebe yakışmayan bir konuşmayı ibretle izledik. (AK PARTİ sıralarından “Aa!” sesleri”)

 “Aa.” yok.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Hadi be!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şunun için diyorum, Turkovac sürecinde…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Kendinizle karıştırmayın onu.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – El hareketi yapmadık ki Başkanım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben kendimle mi karıştırıyorum? Edepsizin dik âlâsı, daniskası sensin! Terbiyesiz herif! Ne demek “Kendinle karıştırma.” ne demek?

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Terbiyesiz!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Terbiyesiz sensin!

BAŞKAN – Sayın Altay… Sayın Altay…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Terbiyesizlik yapma!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Terbiyesiz sensin! Haddini bil! Şerefsiz!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Her şeye atlıyorsun. Terbiyesiz adam!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sen terbiyesizin ağababasısın!

Sayın Başkan… (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar) “Kendinle karıştırıyorsun.” ne demek? “Edep dışı bir konuşma.” diyorum ben.

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.49

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

 

 

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, insanın yaşamı uğruna bir canın yaşam bulması, hayat bulması uğruna, hangi milletten, hangi dinden, hangi ırktan, hangi inançtan, ne olursa olsun o mesleği yürüten insan kutsal bir hizmet yürüttüğü için kıymetlidir, değerlidir; her türlü saygıyı da hak eder. Dolayısıyla, sağlık çalışanlarımıza, biz Divan olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak şimdiye kadar dünya genelinde fedakârca yürüttükleri çalışmalarından dolayı minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Onlar cana can kattığı için candırlar, onlara her türlü desteğin verilmesi konusunda bu Meclis müttefiktir.

Şimdi, izninizle, burada sağlık çalışanlarımız adına bizi aydınlatan ve bizim de hocalarımız olarak gördüğümüz çok değerli doktorlarımızı, başta İsmail Hocamız olmak üzere, Meclisteki meslektaşları da selamlarken Sayın İsmail Hocamdan bir dakikalık bir izahat bekliyoruz.

Buyurunuz Sayın Hocam.

 

 

 

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Biraz önce yapmış olduğum konuşmada özellikle Alman medyasında çıkan haberlerle irtibatlı olarak millî aşımız olan Turkovac’la ilgili sözlerim herhâlde yanlış anlaşıldı çünkü hiçbir siyasi partiyi burada kastetmedim. Millî bir aşıdır, millî aşımızı hep beraber en iyi şekilde temsil edeceğimizi de biliyorum. Dolayısıyla bu sözlerim yanlış anlaşılmasın. Hiçbir siyasi partiyi ben kastetmedim, sadece Alman medyasının yapmış olduğu açıklamayı burada ifade etmek istedim. Biz millî aşımızın arkasındayız. Özellikle Kayseri'de bunun geliştirilmesi, devam etmesi ve bugün hizmete sunulması da apayrı bir gururdur.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

 

BAŞKAN – Sayın Özkan…

 

 

 

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, burada bütün siyasi parti grupları olarak tüm milletvekillerimizle millî iradenin tecellisi ve ülkemizin yasama ve denetim faaliyetlerini en güzel şekilde ortak bir uzlaşı içerisinde müzakere ortamında gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunun için burada tartıştığımız konular en olursa olsun yapılan her söz, her beyan, her açıklama muhakkak surette ülkemiz ve milletimizin çok daha güçlü, aydınlık yarınlarda yaşama iradesini, arzusunu, hedefini gerçekleştirmek üzere yapılıyor. Farklı bakış açılarımız olabilir ancak bu farklı bakış açılarımız muhakkak surette daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik ve daha adil bir ülkede yaşama hedefine matuftur. Bu anlamda aynen mecellede ifade ediği gibi “Barikayıhakikat müsademeyiefkârdan tezahür eder.” yani hakikat güneşi fikirlerin çatışmasından ortaya çıkar.

Bu nedenle, biraz önce hatiplerimizin kürsüden konuşmaları ve milletvekillerimizin yerlerinden veya söz alarak yaptığı açıklamalar aslında bu hakikat güneşinin doğmasına vesile olan çalışmalardır. Bu anlamda, yaptığımız çalışmalarda bize hakemlik eden en önemli 2 unsur Anayasa’mız ve İç Tüzük’ümüzdür ve bu çerçevede milletvekillerimiz Meclisin mehabetine uygun, milletimizin bizlere vermiş olduğu yasama yetkisine hakkıyla karşılık gelecek bir tarzda çalışmalılar. Bu anlamda, bütün milletvekillerimizin kastının, hedefinin bu olduğuna inanıyorum ancak bizim Anayasa ve İç Tüzük’ten daha büyük, daha önemli olan bir değerimiz vardır ki o da bütün siyasi parti gruplarımızla, 85 milyon aziz milletimizle birlikte kadim medeniyet geçmişimiz. İşte, biz kadim medeniyet geçmişimizin ilke, etik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Kadim medeniyet geçmişimizin ortaya koyduğu bütün hamuleyle, bütün değerlerle, ilke ve kurallarla, Anayasa’mızın ve İç Tüzük’ümüzün hakemliğinde, inşallah, yasama çalışmalarımızı uhuletle ve suhuletle yerine getireceğimize inanıyorum. Kalbi kırılan bütün milletvekillerimizin birbirlerinden helallik dilemeleri gerektiğini ve yasama faaliyetine uygun çalışma niyetimizin, azim ve kararlılığımızın olduğunu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay…

 

 

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hiç şüphesiz, siyaset, münakaşa ve müzakeredir ve beni bilenler bilir, hiç şüphesiz, siyasetin iki yüzü vardır: Bir tarafında vicdan, bir tarafında nezaket; başka yüzü olamaz; her hâl ve şartta vicdan ve nezaket gereklidir.

Sayın İsmail Tamer -ki biz kendisini ağabey olarak da görürüz- öyle bir konuşma yaptı ki sanki algı şöyle oldu -düzeltti, teşekkür ediyorum- algı şu idi: “Cumhuriyet Halk Partisi Turkovac aşısı sürecine olumsuz bakmış.” Ben de işte onu anlatmak için ayağa kalktım, dedim ki: “Bir Cumhuriyet Halk Partilinin, millî aşımız Turkovac’la ilgili, bu süreçte bir olumsuz beyanını bana göster, elini öpeceğim.” Gösteremez, yok çünkü. Çünkü Turkovac, Tayyip Erdoğan’ın mahareti değil, marifeti değil -katkısı vardır, şüphesiz- Türk bilim ve sağlık insanlarının bir başarı hikâyesidir. Bizim, bunu alkışlamaktan başka yapacağımız bir şey yoktur, desteklemekten başka yapacağımız bir şey yoktur; olayın böyle anlaşılmasını isterim. Ama Sayın Tamer’in, konuşmasında, ellerini CHP sıralarına yöneltip, Almanya’yla bizi bir tutup, Turkovac’a karşıymışız, Turkovac’ı sabote etmişiz algısı yapması hoş değil; onun için de dedim ki: “Bu konuşma siyasi etik ve edebe sığmaz.” “Siyasi.” Burada da ne demek istediğim çok açıktır. Hâl böyleyken AK PARTİ Grubunun celallenmesini anlamış değilim, önce onu bir söyleyeyim. Ama tekrar şunu söyleyeyim: Allah, yakışan iftiradan saklasın! Cumhuriyet Halk Partisinin bu konularda, Türk bilim, sağlık insanlarının bu büyük başarısıyla ilgili Engin Özkoç'un, benim “tweet”lerim var ya, destek “tweet”lerimiz var, beyanatlarımız var; bunun böyle algılanmasını, böyle bilinmesini isteriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Elbette iktidarda siz olduğunuz için siz bunun başarısını kendi hanenize yazarsınız, yazmak istersiniz. O zaman ben de derim ki: 9 bin doktor istifa etti. Zaten Sayın Servet Ünsal, doktorlarımızın, sağlık çalışanlarımızın feryadını dile getirdi ya. Sokakta feryat var, iktidara mensup milletvekillerimiz pembe tablo çiziyor; çizebilirler, haklarıdır. Bizim de sokağın feryadını Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna taşımak gibi bir görevimiz var. Bunu yapmaya devam edeceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Eksik, daha önce bir söz talebiniz vardı tartışmalardan önce, ona istinaden size söz veriyorum.

Buyurunuz.

 

 

 

HABİP EKSİK (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Önergemizle ilgili “oy devşirme amacıyla verildiği” iddia edildi. Bu konuyla ilgili ben şunu belirtmek istiyorum: 39 kalemde, bütün sağlık emekçilerinin, tüm sağlık emekçilerinin sorunlarının çözülmesine yönelik verilmiş bir önergeydi. O açıdan kesinlikle bunu kabul etmiyoruz, reddediyoruz.

Yine, aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği'nin Turkovac aşısının faz 3 çalışmalarının ve diğer faz çalışmalarının yayınlanmasını istemesi tamamen bilimsel bir çalışmadır. Bu bilimsel talebin yerine getirilmesi durumunda aslında Turkovac'la ilgili daha iyi, olumlu sonuçlar alacağımız anlamına gelmektedir. Aslında hem Sinovac’la hem de BioNTech’le ilgili bu talepler de zamanında yapıldı. Türk Tabipleri Birliği kendiyle ilgili olan bir bilimsel tavrı ortaya koymuştur. Burada bir milletvekilinin Türk Tabipleri Birliğini itham edici sözlerinin de kabul edilemez olduğunu belirtmek istiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

12/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 12/1/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Engin Altay

İstanbul

Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından, tütün mamulleri ve alkollü içeceklere yapıştırılan bandrol basım işi ihalesinde hazine zararının nasıl oluştuğu ve bu zarara kimlerin sebep olduğunun araştırılması amacıyla 12/1/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırması Önergesi’nin (3054 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 12/1/2022 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hazine ve Maliye Bakanlığı sigara ve diğer tütün mamulleri ile alkollü içkilerde vergi güvenliğini sağlamak amacıyla bu ürünlere bandrol yapıştırılması zorunluluğunu getirmiştir. Bu zorunluluk çerçevesinde Gelir İdaresi Başkanlığı, Ürün İzleme Sistemi’ni kurmak üzere rekabete açık bir ihale düzenlemiştir. 2014-2019 yıllarını kapsayan bu ihaleyi “Sicpa Assan AŞ” isimli bir şirket kazanmıştır, İtalyan Sicpa ve Türk Assan şirketinin kurmuş olduğu yeni bir anonim şirket. Daha sonra, Assan, bu gruptan ayrılıyor ve Sicpa AŞ, bu bandrol basım ve dağıtım işini üstlenerek işi yapmaya devam ediyor.

2019 yılı geldiğinde, beş yıllık ihale dönemi sona eriyor ve 2020-2025 yıllarını kapsamak üzere Gelir İdaresi Başkanlığı yeni bir ihaleye çıkıyor. İhale tarihi olarak 19 Kasım 2019 belirleniyor ancak o günlerde bu ihale, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün “Bu işi ben yapacağım.” talebi üzerine iptal ediliyor; aslında, teklifler alınmış, sonuçlandırılması gerekirken ihale iptal ediliyor. Gerekçe: “Bu iş, vergi güvenliği işi çok önemlidir, bunu özel sektör yapmamalı, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü yapmalı.” Bu gerekçeyle iptal ediliyor, Darphane ve Damga Matbaası bu işi üstlenecek. İptal edildikten sonra Ocak 2020’de Gelir İdaresi Başkanlığı ile Darphane Genel Müdürlüğü protokol yapıyor, iş Darphaneye bırakılıyor. Bundan sonraki gelişmeler ilginç. 18 Nisan 2020 tarihinde Cumhurbaşkanı kararı olarak Resmî Gazete’de bir karar yayınlanıyor, sadece bu işe yönelik olarak. Bandrol basım ve dağıtım işini Darphane Genel Müdürlüğü yapacaktır, ilan yapmadan yapacaktır, rekabete gerek yok, pazarlık usulü veya doğrudan temin usulüyle… Rekabet yok, özel sektöre yaptıracak. E, hani vergi güvenliği vardı, bunu Darphanenin kendisi yapacaktı, Gelir İdaresi Başkanlığı bunu zaten gayet düzgün yapıyordu? Peki, devamını izleyelim. Amaç, bunu yandaş bir şirkete vermek. Sonrası daha vahim tabii, sadece o kadarla sınırlı değil. 29 Mayıs 2020 tarihinde “DNS” diye bir şirket kuruluyor. DNS, bu isme dikkat edin. Sahibi -tek sahibi var- Halil İbrahim Danışmaz. AK PARTİ'yi seçimlerde desteklemek üzere kurulmuş olan Her Şey Türkiye İçin Platformu’nun Başkanı; zamanın, dönemin Hazine ve Maliye Bakanının yani Darphanenin bağlı olduğu Bakanın da yakın arkadaşı olduğu ifade ediliyor. Sonra, 15 Eylül 2020 tarihinde bandrol ücretleri birden yüzde 100 ila yüzde 400 oranında artırılıyor çünkü bandroller şirketlere satılıyor, sigara şirketlerine, alkol üreten şirketlere; ücretler artırılıyor. İşi eylül ayında DNS şirketi alıyor. Peki, kaça alıyor? 400 milyon liraya. Peki, bu işi daha önce Sicpa şirketi Gelir İdaresi Başkanlığına kaç liraya yapıyordu? 185 milyon liraya yapıyordu değerli milletvekilleri. DNS şirketine 400 milyon liraya ihale ediliyor. DNS bu işi kime yaptırıyor? Sicpa’ya yaptırmaya devam ediyor. 2021 yılı için bu bedel tutarı 185 milyon liradır yani DNS şirketi Darphaneden 400 milyon lirayı alıyor, 185 milyonunu Sicpa’ya veriyor, hâlen işi Sicpa yapmaya devam ediyor; 215 milyon lira kemiksiz, kılçıksız kazanç. Bu gayrimeşru kazancı bu şirkete sağlayan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürü’dür. (CHP sıralarından alkışlar) Bu gayrimeşru kazancın, yasa dışı kazancın altyapısını oluşturmak üzere Cumhurbaşkanı kararı Resmî Gazete’de yayınlanmıştır, iddia ediyorum. Şimdiki Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nureddin Nebati’yi de göreve davet ediyorum. Devletin kasasından açıkça her yıl için 215 milyon lira ödeme yapılmaktadır; yasa dışı bir şekilde DNS şirketinin sahibine gayrimeşru bu kazancı sağlayabilmek için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sonra, iz kaybettirilmek için bu iş bir başka şirkete devredildi. Şimdi, bir başka şirket var devrede ama bu işi hâlâ İtalyan Sicpa şirketi 185 milyon liraya yapmaya devam ediyor. Bu sigara ve tütün üreten şirketler. Alkollü içki üreten şirketlerden 500 milyon lira toplanıyor, tahsil ediliyor; 100 milyon lirası darphaneye kalıyor, 400 milyon lira bu DNS şirketine ödeniyor -şimdi yeni şirkete- o da 185 milyon liraya İtalyan Sicpa’ya bu işi yaptırıyor. 215 milyon yasa dışı kazanç devletin gücüyle, Bakanın gücüyle, Darphane Genel Müdürünün gücüyle bu şirketlere sağlanıyor.

Sayın Nebati’yi göreve çağırıyorum, AK PARTİ Grubunu da Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuda hassasiyete davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ’si iktidarlarının son dönemde kullandığı bir ifade var: Yerli ve millîlik. Söylem itibarıyla kulağa hoş gelen ama sadece söylemde kalan bu ifade, ne zaman dile getirilse altından savunma sanayisinde olduğu gibi, yabancı bir ortak ya da iktidara yakın bir kesime büyük paralar kazandırılmak üzere yaptırılan, ihalesiz olarak devredilen işler çıkmaktadır.

Bu araştırma önergesi de yine “yerli ve millî” söyleminin ardından yapılan usulsüzlükleri bariz bir şekilde ortaya koyuyor. Bakınız, bir gece ansızın kayınpederine bile haber vermeden istifa eden damat Bakan Sayın Berat Albayrak, alkol ve tütün ürünlerine basılan bandrollerin yerli ve millî bir mesele olduğunu, bunun için de yerli ve millîlik temelinde hareket edilmesi gerektiğini dile getiriyor.

Kaçakçılığın önlenmesi, vergi kaybının önüne geçilmesi amacını taşıyan, alkol ve tütün ürünleri başta olmak üzere, hassas ürünler için kullanılan bandrol basımı işi devlet açısından büyük bir önem taşıyor. Bu anlamda, böyle bir işin millî ve yerli bir temelde yapılmasının istenmesi doğru bir bakış açısı. Ancak bu, konunun cilalı kısmı, gerçek ise bambaşka.

Bakan Bey, önce, tütün ve alkollü ürünlere yapıştırılan bandrolleri yaklaşık on iki yıldır üreten yabancı bir firmanın ihalesini iptal ediyor ve görevi Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne veriyor. Başından beri yapılması gereken uygulamanın bu olması gerekirken ancak aklına gelmiş. Ama birden bire işin rengi değişiyor ve Darphaneye devredilen iş, gerçekten yerli ve millî olarak kamuya geçen iş, matbaası dahi olmayan DNS firmasına devrediliyor. Bu işlem yapılırken de bilindik yöntemler izleniyor. Önce, Darphanenin bu hizmeti alım yöntemi Kamu İhale Kanunu mevzuatı dışına çıkarılıyor, ardından işin üçüncü firmalara da yaptırılabilmesi konusunda darphane yetkilendiriliyor, bu yetkinin hemen ardından mayıs ayında yapılan ihale işine birebir uyumlu “DNS” adlı bir firma kuruluyor ve sadece birkaç ay sonra eylül ayında darphane yönetimi işi, matbaası bile olmayan bu firmaya veriyor. Kamuda, normal işleyişte bu iş böyle yaptırılırken teknik yeterlilik, tecrübe ve mali durum raporlaması istenilmesi gerekir. Kaldı ki bandrol konusu yolsuzluğa da suistimale de vergi kaçırmaya da müsait bir iş. Bu yüzden bu iş özel bir firmaya devredilecekse öncelikli kriterlerin; yeterlilik, liyakat ve güvenilirlik olması gerekiyor. Böyle bir kriter aranmış mı? O da yok. Firma üç beş aylık, tecrübe yok, matbaa yok. Böyle olunca üçüncü kişilere iş yaptırma yetkisi DNS’ye geçiyor ve firma bu yetki dahilinde işi on iki yıldır bandrol üreten aynı yabancı firmaya yaptırmaya başlıyor, hem de fahiş bir fiyatla.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) .

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Aynı işi, daha fazla fiyatla aynı yabancı firmaya yaptıracaksak değişen ne? Sadece araya bir el daha sokularak milletin vergileriyle toplanan para çarçur ediliyor, kamu zararı oluşuyor. Nerede kaldı yerli ve millilik? Sadece kâğıt üstünde. Suya atılınca çözülen, ataşe atılınca yanan, toprağa gömülünce çürüyen kâğıt üstünde. Yerli ve millilik önce yüreğinizde olacak ama nerede siz de o yürek. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurunuz Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

 

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, iktidar, kendine yakın menfaat gruplarını zengin etmek uğruna yürürlükte bulunan tüm yasa, yönetmelik, mevzuat ve aklınıza gelen tüm bağlayıcı metinleri yok sayarak ülkeyi bir kanunsuzluk ortamına çevirmiştir. Yani Kamu İhale Kanunu’nu kendilerine uydurmak için Kamu İhale Kanunu defalarca değiştirilmiştir, çürüme işte buradan başlıyor. Tütün mamulleri ve alkollü içecekler bandrol basım işi de aynı çürümenin meydana geldiği diğer bir ortamdır. Kısacası, Gelir İdaresi Başkanlığı, bu işi 2015-2020 yılları için Darphaneye veriyor; Darphane, işi, yeni kurulmuş yandaş şirket DNS İnovasyon AŞ’ye devrediyor, DNS ise kalem oynatmadan SICPA’ya veriyor. 200 milyon TL’ye mal olacak bir iş, DNS’ye rant sağlamak üzere 400 milyon TL’ye çıkıyor. Üretim ekonomisinden bahsediyorsunuz. Bandrolün üretime katsını nedir? Bu sadece denetim işidir ve denetimin de devlet eliyle yapılması gerekir. Victor Hugo “Zalimlerin çarkı, cahillerin çalışmayan kafalarıyla döner.” demiştir. Kamu da kasten, bilerek, isteyerek zarara uğratılıyor ise bunun adı haksızlıktır, hırsızlıktır. Öyle “Gözüme bakın.” demekle olmuyor. Hazine Bakanı gözüne baktıracağına gözünün önünde kurulmuş talan çarkına baksın. Yoksa, gözü o kadar kamaşmış ki etrafını göremiyor mu? İşini yapsın. Kasası soyuluyor, o, gözünün ışığını gösterme derdinde.

Değerli milletvekilleri, bakanlıkların haksızlıkla, hırsızlıkla mücadele etmesi gerekirken bunlara ortam hazırlanıyor. Gerçi bir bakanın bile kendi bakanlığını dolandırdığı bir ülkede şirketler ne yapmaz ki? Bu konu kesinlikle bir araştırma komisyonu kurularak açığa çıkarılmalı. Sadece burası için değil, tüm ihalelerin benzer şekilde incelenmesi gerekir. Yani bir işin kâr marjı maksimum yüzde 25 iken yüzde 100’ün üzerinde bir kâr payıyla halkın parası şirketlere dağıtılıyor. Açık, adil, şeffaf ve sorgulanabilir bir ihale yönetiminin olmadığı, yöneticilerin de samimi ve dürüst davranmadığı ortamlarda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – …bu ve benzeri soygunlar kaçınılmazdır, ekonominin düzelmesi de mümkün değildir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ağrı Milletvekili Sayın Ekrem Çelebi.

Buyurunuz Sayın Çelebi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EKREM ÇELEBİ (Ağrı) –  Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tütün mamulleri ve alkollü içeceklere yapıştırılan bandrollere ilişkin “Ce-Ha-Pe” grup önerisi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, “Ce-Ha-Pe” grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu belirtmek isterim.

Bu anlamda, eski Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’a yöneltilen isnatların doğru olmadığını hepimiz de biliyoruz. Ancak özellikle bu Parlamento bünyesinde sayın milletvekillerimizin bu tür grup önerilerini verdiklerinde, gerçekten, bana göre çok daha titiz bir çalışma yapmalarını öneririm. Ki özellikle bu grup önerisini de veren, eskiden kamuda da görev yapan, bizim de saygıyla özellikle bazı fikirlerinden yararlandığımız milletvekillerimizin bu tür grup önerileriyle bu yüce Parlamentonun ortamını da özellikle germelerini doğru bulmuyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yolsuzluğu söylemenin gerginlikle ne ilgisi var ya?

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 7 Ocak 2022 Cuma günü Plan ve Bütçe Komisyonumuzda on beş saat süren bir görüşmenin ardından…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ya, 200 milyon yolsuzluk var, ondan bahsedin.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatip kürsüde konuşuyor efendim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Gerginlik” diyorsunuz, gerginlik değil ki yolsuzluktan bahsetti sayın hatip ya, 200 milyonluk yolsuzluktan bahsetti.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Sayın Tanal, sayın hatip çıktı, konuştu, benim kendisine bir nezaketsizliğim oldu mu?

BAŞKAN – Sayın Çelebi…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Anladım, 200 milyonluk yolsuzluktan bahsetti.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Yolsuzluk size göre.

BAŞKAN – Sayın Çelebi…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, Sayın Tanal’a…

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Siz herhangi bir medya grubuna gidiyorsunuz, bir yazı yazdırıyorsunuz veya buna ilişkin bir açıklamada bulunuyorsunuz, o açıklamayı alıp getirip de Meclisin kürsüsünde, burada AK PARTİ’yi itham ediyorsunuz. Bu, doğru bir şey değil.

Ben şunu söyleyeyim: Bakın, burada nezaketle konuşuyoruz, hiçbir şey de söylemedim. Sayın hatip söyledi; yandaş şirket. Yandaş şirket mi var? Devlet yandaş şirket mi burada? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti, eleştirebilirsiniz bunu, her zaman için söylüyoruz ama asla ve asla bu Parlamentonun kutsiyetine yakışmayacak bir şey vardır, o da iftira atmaktır; bunları doğru bulmuyorum.

İki: AK PARTİ’yi desteklemek; ya, AK PARTİ’yi, “Ce-Ha-Pe”yi, “Me-Ha-Pe”, İYİ Partiyi, herkes herkesi destekler. Biri seni destekledi, biri AK PARTİ’yi destekledi diye bu devletin bütün akarları ona mı gidiyor? Yok böyle bir şey ya. Bizim kendimizi bilmemiz lazım ama bir önergeyi getirdiğimizde burada gerçekten bir aslı astarı varsa onu konuşmamız lazım.

Üç, iz kaybetmek. Ya, bu devlette, Türkiye Cumhuriyeti devletinde hiçbir zaman için iz kaybolmaz. Bu devlette bir sinek bile kaybolmaz. Devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişi Osmanlı’dır.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 128 milyar dolar nerede?

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Osmanlı’nın geçmişi Selçuklulardır. Dolayısıyla bu topraklar üzerinde bulunan hiçbir iz bu dönemde kaybolmamış, bu dönemde de kaybolmaz; kimsenin bir şüphesi olmasın.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Nerede 128 milyar dolar?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İlhan Kesici’ye sor.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, özellikle burada bir şeyi açıklamak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Çelebi.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Geçen hafta bizim Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul ettiğimiz, herkesin de olumlu oy kullanmış olduğu bu teklif Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini ilişkin. Ki şu anda da bu, Komisyonumuzda, inşallah biraz sonra da Cemal Bey’in vermiş olduğu kanun teklifini görüşeceğiz. Burada da bizim açımızdan, benim ilim açısından özellikle çok güzel müjdeli bir haber olduğuna inanıyorum. Bölgesel ve iklimsel koşullar göz önüne alındığında dezavantajlı iklime sahip bölgemiz ve ilim Ağrı’da yaşayan vatandaşlarımıza kademeli doğal gaz tarifesi getirildiğinde daha ucuz doğal gaz kullanacağız.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sen öyle san.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Yine, kanunun yasallaşmasıyla enerji verimliliği artacak, maliyet bazlı tarife metodunun yanında doğal gaz enerjisinin de tasarruflu kullanılmasını teşvik edeceğiz burada.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Zam yağacak, zam.

EKREM ÇELEBİ (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, iktidara geldiğimiz günden beri sosyal devleti anlayışını hep AK PARTİ Hükûmetleri ön plana çıkardı. Ben özellikle bu kanunun da hayata geçirilmesinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanı’na burada, huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Bu kanunun da hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –  Sayın Hatip konuşmasında iftira ettiğimi söyledi efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Genel konuştu efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İç Tüzük’ün 69’uncu maddesine göre söz istiyorum Sayın Başkan.

 

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Çelebi, bu konuşma fırsatını bana verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Bakın, bu konuda soru önergeleri verdim, Sayın Berat Albayrak Bakanken verdim, aylarca bana cevap vermedi, sonra Bakanlığı sona erdi, gitti. Sayın Lütfi Elvan'ın Bakanlığı döneminde verdim, son günlerine denk geldi, cevap veremedi, ayrıldı. Şimdi, Sayın Nebati'ye de verdim aynı soru önergesini. Araştırma önergesini okursanız, soru önergelerime cevap verilmemiş olması, bu, Meclis araştırma önergesinin temel gerekçesini oluşturmaktadır diyorum burada, arkadaşlarımızla birlikte bunu söylüyoruz.

Sayın Çelebi, ben sizden şunu beklerdim... Şimdi, “iftira” diyorsunuz da ben iddia ediyorum: Daha önce 185  milyon liraya İtalyan SICPA şirketine yaptırılan iş, o yandaş dediğim, Halil İbrahim Danışmaz’ın sahibi olduğu DNS şirketine 400 milyon liraya yaptırılmak üzere sözleşme imzalanıyor. Kendisine 400 milyon lira ödeniyor, DNS şirketi de bunu 185 milyon liraya gene İtalyan SICPA şirketine yaptırmaya devam ediyor. 215 milyon lira kamu gücüyle, Bakan gücüyle, genel müdür gücüyle o şirkete menfaat sağlanıyor, hazine zararı. Sayın Çelebi, size sataşıyorum, çıkın deyin ki: Böyle bir zarar yok. Kabul edin bu araştırma önergesini, araştıralım. Milyonlarca tütün üreticisinin hakkıdır bu, vatandaşın hakkıdır, yetim hakkıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Tam bir soygundur bu, değerli milletvekilleri. Boşu boşuna buraya çıkıp zamanınızı almam, bugüne kadar da Maliye Bakanlarının başarılı olmasını özellikle istemişimdir, kendi Bakanlığım olarak görürüm.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, ilave süre alabilir miyim acaba?

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bakın, Hazine ve Maliye Bakanlığı benim eski Bakanlığımdır, yıllarımı geçirmişimdir. Ben Hazine ve Maliye Bakanlarının olumlu işlerini görmek isterim, onlara komisyonda yardımcı olmak isterim, burada yardımcı olmak isterim, yasaları daha mükemmel yapalım isterim; genel olarak muhalefet anlayışımız da budur. Bu konuda bir zarar var, devlet kasıtlı bir şekilde zarara uğratılmaktadır. Bakanın doğrudan sorumluluğu vardır, iddia ediyorum. Bu önerge üstü kapatılıp buradan reddedilerek geçiştirilebilecek bir şey değildir. Bunu burada reddettiğiniz an AK PARTİ iktidarının çürümüşlüğünü tescil etmiş olacaksınız, tavsiye etmiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

 

 

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, kayıtlara geçmesi için ifade ediyorum, burada milletvekillerimiz yasama ve denetim faaliyetlerini yaparken özellikle kullanmış oldukları oy ve tercihlerde özgürdürler çünkü millî iradeyi temsil ediyorlar. Bu anlamda, şu anda bahsi geçen tartışmayla ilgili bütün prosedür… Malum olduğu üzere, devletin bütün iş ve eylemlerinin yargısal denetime tabi olduğundan bahisle, bütün yargısal denetimlerden geçtikten sonra hayata geçmiş olan bir uygulamayı burada Parlamentonun gündemine taşımanın doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bu anlamda, milletvekillerimizin iradesine ipotek getirmenin doğru olmayacağını düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben de pek kısa söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

 

 

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir parti hiyerarşisi içerisinde AK PARTİ milletvekillerinin böylesi bariz, böylesi somut bir yolsuzluğun araştırılmaması yönünde oy kullanmaları benim meselem değil ama Türkiye Büyük Millet Meclisinin üç temel görevinden biri denetimdir. Darphane üzerinden, Cumhurbaşkanının bir gece çıkardığı kararla, kişiye özel bir ihale pazarlık usulüyle yapılıp 185 milyon liraya yapılan iş 400 milyon liraya birine veriliyor ve o biri yine başka bir firmaya işi 185 milyon liraya yaptırıp 215 milyon lirayı cukka ediyorsa Türkiye Büyük Millet Meclisinin bundan daha mühim bir işi olamaz. Burada milletvekillerinin verecekleri oylara kimsenin ambargo koyduğu yok; yukarıda Allah var, vicdan var, millet var, herkesi milletin vicdanına havale etmekten başka çaremiz yok.

 

 

 

 

BAŞKAN – CHP grup önerisini oylarınıza…

 

III. - Y O K L A M A

 

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Grup önerimizin oylanmasından önce de bir yoklama talebimiz olacak efendim.

Arz ederim.

BAŞKAN – Sayın Altay, Sayın Tanal, Sayın Kaya, Sayın Hamzaçebi, Sayın Emecan, Sayın Özer, Sayın Aydoğan, Sayın Şeker, Sayın Zeybek, Sayın Şahin, Sayın Hakverdi, Sayın Ünsal, Sayın Aydın, Sayın Antmen, Sayın Gökçel, Sayın Bakırlıoğlu, Sayın Göker, Sayın Kaplan, Sayın Kaboğlu, Sayın Özdemir.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

 

 (Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, milletvekillerinin yeri koltukları. Biz Divanınızı göremiyoruz. Divan güvenliği açısından yerlerine otursunlar efendim.

 ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Tam önün açık.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, orada domates, salatalık falan yok, yerinize oturunuz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen anlamazsın o işlerden, sen anlamazsın. Ne kadar salatalık ihtiyacın varsa gönderirim ben.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Millet bulamıyor, aç, perişan.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Bir kasa göndereyim ben.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Millete gönder kardeşim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Bir kasa göndereyim sana.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 16.51

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

 

 

 

 III. - Y O K L A M A

 

 

 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin oylamasından önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama işlemi için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum. Pusula veren milletvekilleri lütfen Genel Kurulu terk etmeyin.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Beyaz, yerinizden bir söz talebiniz vardı.

Buyurunuz efendim.

 

 

ÜMİT BEYAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

2021 yılında akaryakıta tam 46 kez zam geldi. LPG’ye gelen 26 kuruşluk zamdan, bu furyanın 2022’de de devam edeceğini anlıyoruz. Dövizde gerçekleşen düşüşün akaryakıt fiyatlarına yansımadığını görüyoruz. Fahiş zamlar sebebiyle marketleri hedef tahtasına koyan Hükûmet, aynı duyarlılığı benzin istasyonları için göstermiyor. Yalnız, yiğidi öldürüp hakkını vermek adına buradan Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür etmek istiyorum. Biliyorsunuz, Erdoğan ve partisi yirmi beş yıl İstanbul’u yönetti, bu yirmi beş yıl trafik sorunu gittikçe kronikleşti. O dönemde çözemedikleri bu sorunu Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı döneminde çözmüş gibi görünüyor. Bu zamlar bu şekilde devam ederse İstanbul dünyanın en düşük trafik yoğunluğuna sahip metropolü hâline gelecektir. İstanbullu da bu iyiliğinizi hayatta unutmayacaktır(!) (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Güneş…

 

 

 

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, tabii ki sağlık çalışanlarımız özveriyle çalışıyorlar, onlar için ne yapsak azdır ve sağlıkta şiddete karşı olmamak mümkün değil. Bununla ilgili tüm parti gruplarının aynı fikirde olduğunu ben biliyorum. Daha önce 24’üncü Dönemde bununla ilgili bir araştırma komisyonu kuruldu ve bununla ilgili bir kanuni düzenleme yapıldı. Sonra bunda eksiklikler tespit edildi, tekrar bir düzenleme yapıldı. Dolayısıyla da biz sağlık çalışanlarımızın yanındayız.

Diğer taraftan, sağlık çalışanlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi bununla ilgili bir çalışma yaptı, diğer tüm parti gruplarının burada desteğini aldı. Birtakım eksiklikler olduğu için -bunları tekrar ele almak için, çalışma yapabilmek için- daha ileriki dönemde tekrar düzenleme yapılacak. Burada biz sadece, bunun için bir araştırma komisyonu kurulmasına gerek olmadığını düşünüyoruz ama yine diğer partilerle görüşüp buradaki düzenleme tekrar yapılacaktır diye düşünüyorum ben.

Saygılar sunarım.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ne zaman? Başka bahara kaldı. 

BAŞKAN – Sayın Aydoğan…

 

 

 

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Üzeyir Tayyip Şur, Silivri Ceza İnfaz Kurumu 5 No.lu Bölüm 7 numaralı koğuşta hükümözlü olarak tutuklu bir genç askerî okul öğrencisi kardeşimiz. 6 Ocak 2022 sabahı sayım sırasında cezaevi görevlileri tarafından önce koğuşunda sonra cezaevi koridorunda darbediliyor. Silivri Aile Hekimliğinin darba ilişkin izlerle alakalı raporu mevcut. Şimdi, buradan, Adalet ve Kalkınma Partisine sesleniyorum: İşkenceye ve kötü muameleye “Sıfır tolerans.” diyorsunuz. AK Parti iktidarının Adalet Bakanlığını, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünü buradaki hukuksuzluğun üzerine gitmek üzere göreve davet ediyorum, hukuki ve idari yaptırımlar uygulansın. Eğer burada şeytana külahı ters giydirme anlamında bu çocukların üzerine bu konu bırakılırsa da takipçisinin biz olacağını buradan ilan ediyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

 

 

 

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ülkemiz perişan olmuş, saray hâlâ şatafat derdinde. Saray, tam gaz israfa devam ediyor. Sanki hiç araba yokmuş gibi böyle bir zamanda tanesi 34 milyon lira olan Mercedes’lerden saraya 3 yeni araç alınmış. Bir yanda 11 yaşındaki kız çocuğu “Açlığımı unutmak ve bastırmak için bol bol su içiyorum.” diyor, babası ezim ezim eziliyor. Bir yandan vatandaş ucuz ekmek kuyruklarında saatlerce bekliyor. Bir yandan açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten intihar eden gençlerimiz ciğerimizi yakıyor, yeni mezun üniversiteli “Diplomamı alın yeter ki KYK borcumuz silin.” diye feryat ediyor ama saray şatafatından ödün vermiyor. Zamanı geldiğinde bu halk yaptıklarınızı size soracak.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çulhaoğlu.

 

 

 

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Adana Saimbeyli ilçesinde üreticilerimizin ürettiği ayva, organik üretime yakın bir ayvadır. Saimbeyli ilçemizde Tarım ve Orman Bakanlığı il müdürlüğü yetkilileri birkaç ay önce yaptıkları incelemede, Bakanlık desteği sağlanarak bölge ayvasını organik kapsamına alacaklarını, üreticilerin organik üretime başlaması için sertifikasyon ücretini de Bakanlık desteğiyle karşılayacaklarını söylemişlerdi. Şu anda, üreticilerimizin elinde büyük miktarda ayva vardır. Tarlada 2 lira 90 kuruştan sattıkları ayvayı daha düşük ücret 2 liradan Tarım Kredi Kooperatiflerinin alması için üreticilerimiz çeşitli girişimler yapmışlar ancak bir sonuç alamamışlardır. Üreticimizin elinde kalan ayvayı Tarım Kredi Kooperatifleri bir an evvel almalı ve vatandaş daha ucuza meyve yemelidir. Ayrıca, Adana Saimbeyli bölgemizde organik üretimi yaygınlaşmalı ve ayvayı işleyecek bir tesis de hemen kurulmalıdır.

Teşekkür ederim.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)(x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkanım, pek kısa bir söz verebilir misiniz?

BAŞKAN – Dünkü birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki konuşmalar ve soru-cevap işlemi tamamlanmıştı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, özür dilerim.

İç Tüzük 60’a göre bana pek kısa bir söz verebilir misiniz efendim?

BAŞKAN – Ben kendi sözümü tamamlayayım, ondan sonra size söz vereyim efendim.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde verilen önergelerin görüşmesinin kapalı oturumda yapılmasına dair İç Tüzük 70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

Kapalı oturum istemine dair önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinde verilen önergelerin görüşmelerinin İç Tüzük’ün 70’inci maddesi uyarınca kapalı oturumda yapılmasını CHP Grubu adına talep ederim.

Engin Altay

İstanbul

Grup Başkan Vekili

BAŞKAN – Kapalı oturumda, Genel Kurul Salonu’nda bulunabilecek sayın üyeler dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkarılması gerekmektedir. Sayın İdare Amirlerinden salonun boşaltılmasını temin etmelerini rica ediyorum.

Yeminli stenografların ve diğer yeminli görevlilerin salonda kalmalarını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Salonun ve kulislerin boşaltılması için birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.15

 

 

 

 

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

(KAPALIDIR)

 

 

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşiminin kapalı oturumdan sonraki Beşinci Oturumunu açıyorum.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

 

 

 

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Sayın Tanal, buyurunuz efendim.

 

 

 

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Siirt’ten geldim, Siirt’teki tüm vatandaşlarımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine selam ve saygıları var.

Siirt’te büyük sorunlar var; istihdam sorunu var, işsizlik var, göç var ve Siirt merkezde gerçi müze yok, aynı zamanda danışma büroları da yok. Siirt’te eskiden çok tarihi battaniyeler dokunurdu, bu, unutulmak üzere. Bunun tekrar canlanmasını istiyor. Aynı zamanda Veysel Karani beldemizde belde içerisinden geçen nehir var, orada tüm pis sular oraya akıtılıyor, bunun temizlenmesi lazım. Orada TOKİ’den iş yeri alan, konut alan insanlarımız mağdur. Veysel Karani’deki TOKİ mağdurlarının bu mağduriyetinin giderilmesi lazım. Nasıl diğer şehirlerde TOKİ yapılandırma yaptıysa aynı uygulamanın da Veysel Karani’de TOKİ’den iş yeri alanların da bu mağduriyetinin giderilmesi için o uygulamanın da alınmasını talep ediyoruz. TOKİ mağdurlarına lütfen, TOKİ tarafından ses verilsin, oradaki arkadaşlarımız gerçekten bu konuda yardım istiyor.

 

 

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere 3 önerge vardır.

Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Hüda Kaya                                     Ayşe Sürücü                                   Mahmut Toğrul

                     İstanbul                                           Şanlıurfa                                          Gaziantep

         Gülüstan Kılıç Koçyiğit                          Züleyha Gülüm                         Mahmut Celadet Gaydalı

                        Muş                                               İstanbul                                              Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

     Mehmet Metanet Çulhaoğlu                        Hüseyin Örs                            Muhammet Naci Cinisli

                       Adana                                             Trabzon                                            Erzurum

            İmam Hüseyin Filiz                         Aydın Adnan Sezgin                          Zeki Hakan Sıdalı

                   Gaziantep                                            Aydın                                               Mersin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                    Cavit Arı                               Emine Gülizar Emecan                      İlhami Özcan Aygun

                      Antalya                                            İstanbul                                           Tekirdağ

                Alpay Antmen                                Süleyman Bülbül                                 Fikret Şahin

                      Mersin                                               Aydın                                             Balıkesir

                 Rafet Zeybek                                 Faruk Sarıaslan                                Bülent Kuşoğlu

                      Antalya                                           Nevşehir                                            Ankara

                 Serkan Topal

                       Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinden ilk konuşmacı Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul.

Buyurunuz Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 1’inci maddesi üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu, Genel Kurulun sevgili emekçilerini ve ekranları başında bizleri izleyen sevgili yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Torba yasanın 1’inci maddesiyle getirilmek istenen düzenleme gerçekten oldukça önemli. Söz konusu maddeye göre Merkez Bankasında yabancı ülke merkez bankalarına ait varlıklar haczedilemeyecek. Ancak böylesi bir düzenlemeyle kimlerin, niçin ihtiyaç duyduğu ve bu ihtiyacın şimdi nasıl hasıl olduğu soruları Komisyon aşamasında ve sonrasında bir türlü yanıtlanmadı. Şimdi, buradan bir kez daha soruyoruz. Bu düzenlemeyi hangi ülke, neden istedi? Bunu çıkın açıklayın. Bakın, açıklamazsanız biz burada olası nedenleri söyleyeceğiz; akla birkaç olası neden geliyor. Mesela bunlardan bir tanesi, bilindiği üzere Güney Kore'yle bir swap anlaşması yapılacağı kamuoyuna yansımıştı fakat üzerinden beş ay zaman geçmiş olmasına rağmen anlaşma bir türlü gerçekleşmedi. Kore, anlaşmanın sağlanması için acaba böyle bir düzenleme istemiş olabilir mi? Ya da böyle bir düzenlemeyi Katar istemiş olabilir mi; soruyoruz sizlere. Yine, bugün karışıklık yaşanan birkaç ülke örneğin, Ukrayna, Kazakistan, Libya, Suriye gibi ülkeler bunu istemiş olabilirler mi? Bize göre bu değişiklik teklifi büyük ihtimalle eski swap anlaşmalarıyla da ilgili değil. Önümüzdeki süreçte yapılacak swap anlaşmalarıyla da ilgili olabilir. Kısacası bu ülkeler size “Benim paramın haczedilme riski var.” diyor ve size “Haczedilmemesi için bir yasa çıkarın.” diyorlar ve siz de akılda olmayan ve mantıkla izahata oturtamadığınız bu maddeyi Genel Kurulun gündemine getiriyorsunuz.

Bakın, AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Elitaş bununla ilgili, basına “Başka ülkelerin merkez bankalarına güvenmeyen az gelişmiş Orta Afrika ülkelerinin paralarının üzerine tuzu kuru ülkelerin çökebileceğini ve bu ülkelerin paralarını güvenli bir liman olarak gördüğü Türkiye'ye getirebileceğini” ifade ediyor. Aynı zamanda “Bu düzenlemeyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının itibar kaybetmeyeceğini” ifade ediyor. Ya, nasıl bir açıklama? Şimdi, düşünün, parasına çökeceğini düşünen Orta Afrika ülkeleri size çok güveniyor, parasını size getiriyor ama size de “Böyle bir yasa çıkarın.” diyor. Ya, bu anlaşılır bir şey değil. Grup Başkan Vekili aslında üstü kapalı bir itirafı da ortaya koyuyor, Orta Afrika ülkelerinden bile Türkiye’nin para istemek zorunda kaldığı bir durumu ortaya koyuyor. Peki, AKP bunlara ne demiş? “Bize para verin, merak etmeyin, haciz yesek de sizin paralarınız emniyette olacak. Yasa çıkaracağız, ben kanunumda ‘haczedilemez’ diye bir madde koyacağım ve ben buna izin vermeyeceğim.” diyorsunuz. Söz konusu ülkelerin hepsi Türkiye’ye 3-5 milyar dolar vermek istiyorlar ve gerçekten bunu böyle bir şekilde güvene mi almak istiyorlar? Az gelişmiş ülkeler bir yandan gelip Türkiye’de hayranlıkla Merkez Bankamıza hesap açmak istiyorlar ama bir taraftan da güvenmeyip böyle yasal bir şemsiye mi talep ediyorlar? Bu durum sizin aklınıza yatıyor mu? Bu, bizim gerçekten aklımıza yatmıyor.

Sayın Başkan, teklifin bir başka amacı, şimdi, bizim Libya’da müteahhitlerin milyarlarca dolar alacağı var ve Libya’dan alacaklı müteahhitlerin Merkez Bankasında, olası Libya Merkez Bankası mevduatına haciz koymaması için de bu düzenleme yapılıyor olabilir. Yani biz alacaklıyız, alacaklarımızı alamıyoruz, Libya bizim Merkez Bankamıza para getirecek ama bizim müteahhitler o alması gereken parayı alamayacaklar. Net olarak çıkın, itiraf edin, farklı ülkelerde iş yapan Türkiye şirketleri ile devletler arasında ödemeler konusunda ihtilaflar yaşanabileceğini, alacağını tahsil edemeyen firmaların Türkiye'ye dava açıp ilgili ülkenin parasını haczetmesine karşı önlem mi almak istiyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bir ülkenin merkez bankasını yabancıların paraları ya da diğer değerlerine haciz geliyorsa ya da haciz gelme ihtimaline karşı bu düzenleme getiriliyorsa o ülkenin içinde bulunduğu ruh hâli ya da ülkenin ekonomik itibarının olup olmadığını varın siz düşünün. Ekonomik kriz var mı, yok mu?

 Benim aklıma çok uçuk bir fikir daha geliyor. Yurt dışına kaçırılan paralar acaba bir şekilde başka ülkeler adına Merkez Bankasına getirilecek de biraz durumu kurtarmaya mı çalışıyorsunuz, yani seçimi kotarmaya mı çalışıyorsunuz? Çıkın bunları açıklayın. Açıklamadığınız zaman da bu ithamlarla karşı karşıya kalmaya devam edersiniz. Bu ülkede bir kriz var, yoksulluk var, aş sorunu var, iş sorunu var ve siz bunu gözden kaçırmak için bin bir türlü fırıldak çeviriyorsunuz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Mersin Milletvekili Sayın Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurunuz Sayın Sıdalı. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifle Merkez Bankası nezdinde bulunan yabancı ülke merkez bankalarına ait varlıkların haczedilemeyeceği veya tedbir konulamayacağı konusu düzenleniyor. Teklif sahipleri ülkemizin finansta bölge yıldızı olacağını, Afrika’dan, Orta Doğu’dan, Asya’dan talepler geldiğini, bu doğrultuda bu maddenin gereklilik arz ettiğini dile getiriyor. Gerekçeleriyse ülkemizin diplomatik ve stratejik güç olmasına teveccüh gösterilmesi ve Merkez Bankasında hesap açmak istemeleri. Buraya kadar “Peki, tamam” diyelim.

Her fırsatta ülkemize güçlü bir güven tesis ettiğinizi söylüyorsunuz. Peki, o zaman neden başka bir ülke bize getirdiği kendi parasına hukuki teminat arama ihtiyacı peşinde? Demek ki ülkeye güveniyor, yatırım yapmak istiyor ama hükûmetinize güvenmiyor. Siz de ekonomik güveni hükûmet olarak sağlayamadığınız için kanunla teminat verme yoluna gidiyorsunuz. 2021 sonunda da benzer bir teminatı TL mevduatlarına vermek zorunda kalmıştınız, hatırlarsanız. Anlaşılan, artık sözünüz, arabalarınız, uçaklarınız, itibarınız yetmiyor. Çareyi işinize gelmediğinde yok saydığınız Meclisin kanunlarında arıyorsunuz. Teklifinizle aslında bir yargı bağışıklığı kuruluyor ancak siz ne bunun hukuki etki analizini yapma ne de Adalet Bakanlığını sürece dâhil etme gereği duymadınız. Bir torbanın içine atarak “ben yaptım oldu” anlayışıyla yürütmeye çalışıyorsunuz. Kanun yapıyorsunuz, kimseyle istişare etmiyorsunuz; sonra, her zamanki gibi yanlış yapıyorsunuz. Bu sebeple bu maddenin çekilmesi ve Adalet Bakanlığıyla istişaresi şarttır, elzemdir. Finansal ilişkiye gireceğiniz ülkeler resmen “Ekonomiyi yönetemiyorsunuz, ben size para verdim ama bunun haczedilme riski var, kanunla bunu güvence altına alın.” diyor. Teklif edilen madde iktidarın ekonomi yönetimine itimadın küresel çapta nasıl yıprandığının, ne seviyeye geldiğinin apaçık bir kanıtı.

Ağustos ayında Güney Kore’yle 2 milyar dolarlık bir swap yapılmıştı ancak bir türlü para gelmedi, gerekçe teknik pürüz. Teknik pürüz denilen durum Hükûmetinize olan güvenin yerle bir olması mıydı, merak ediyoruz. Bu konuda kanun çıkartmak yerine muhataplarınıza gözlerinizdeki ışıltıyı gösterseydiniz keşke, eminim diğer ülkeler Merkez Bankamızda kayıtsız, şartsız hesap açtırırlardı. Daha önce Merkez Bankası tarihinde tek bir haciz işlemi bile olmamışken kendi imzanızla bu haciz riskini meşrulaştırmanız bile ülkemizin itibarına yönelik çok büyük bir darbedir. Ortada somut hiçbir endişe yokken hiç kimse kendi parasını korumak için bile devletin itibarına böyle bir darbe vurmaz. Bu konu, ikili hukuki anlaşmalar, mütekabiliyet ilkesi açısından değerlendirilmeliydi; devletimizin itibarının milletler arası hukuka aykırı şekilde zedelenmesinin önüne geçilecek adımlar atılmalıydı, yapmadınız. Zira sizden başka kimse böyle bir kanunun altına imza atmaz.

Kıymetli milletvekilleri, bu kanun teklifinin ülkemizin hangi ihtiyacına yönelik olduğuna dair tatmin edici bir açıklama ne komisyonda ne de şimdiye kadar Genel Kurulda yapıldı. İşte bu yüzden en başında kanun teklifinin Adalet Komisyonunda görüşülmesi gerektiğini söylemiştik fakat her zamanki gibi reddedildi. Hâliyle etkin ve verimli bir tartışma ortamı olmadan teklif şeffaf bir şekilde gerekçelenmeden onay için buraya, Genel Kurula geldi, reddedilerek yeniden düzenleneceği temennisindeyim. Sağduyunuza sesleniyorum, umarım dikkate alırsınız. Buradan 84 milyon adına tekrar sormak istiyorum: Bu düzenleme, ülkemizin yüksek ekonomik menfaatlerine hangi açıdan yararlar sağlayacak? Belli değil. Hangi ülkelerin para, alacak, mal, hak ve varlıklarını güvence altına almak istiyor? Belli değil. Bu düzenlemeye, hangi ülke ya da ülkelerin varlıkları üzerinde gerçekleşme ihtimalî olan tehdit endişesiyle ihtiyaç duyuluyor? Belli değil. Bu garantiyi kim istiyor; Libya mı, Güney Kore mi, Birleşik Arap Emirlikleri mi, Çin mi katar mı? Belli değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

Eminiz ki Kur Korumalı TL Mevduat Sistemi’nin halkın vergilerinden rantiyeye ne kadar destek ödemesine yol açacağını bile hesaplayamayan, olası sonucu, etki analizi raporlarında “ölçülemez” diye tanımlayan Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi yukarıdaki soruları da Merkez Bankası bürokratları bilmiyor.

Yine, talimatla Meclis gündemine getirilen, içeriği hakkında birçoğunuzun bilgi sahibi olmadığı, kağıttan gemi misali dalgalı denize iteklenen bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. Bu kürsüden iktidarı siyasette alıştığı polisiye tedbirleri finansta uygulamayı bırakmaya, ekonomide verimliliği artırmaya, piyasa sistemini daha iyi çalıştırmaya, gerçekçi bir şekilde güven verip ekonomideki riskleri azaltmaya davet ediyorum ama bu davete de icabet etmeyeceğiniz belli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – O sebeple tüm bu sorunları seçim çözer, biz çözeriz diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde üçüncü konuşmacı Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu.

Buyurunuz Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

 

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sıra sayısı 301 olan Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde söz aldım grubum adına.

Değerli arkadaşlar, hepiniz biliyorsunuz, Türkiye'de en sempati duyulan kanun 1211 sayılı Kanun’dur çünkü paranın üzerinde “1211 sayılı Kanun’a göre çıkarılmıştır.” yazar. Şimdi, bu 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin (III) numaralı fıkrasına bir bent ekleniyor ve kısaca şöyle deniyor: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde bulunan yabancı ülke merkez bankalarına ait varlıklar haczedilemez.” Şimdi, ne demektir bu? Yani demin Grup Başkan Vekilimiz de söyledi, mefhumumuhalifinden, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına ait varlıklar haczedilebilir ancak yabancı ülkelere ait varlıklar haczedilemez.

Şimdi, bu nereden çıkıyor? Normal bir zamanda değiliz; normal bir dönemde olsak problem yok, böyle bir konu geldiğinde insanın aklına kötü şeyler gelmez ama bu gerçekten de insanın aklına soru işaretleri getiren bir düzenleme. Neden haciz? Şimdi, bir ülkenin merkez bankasına başka merkez bankalarının varlıkları için veya kendi varlıkları için haciz gelmesi bir itibar meselesi değil midir? Bir ülkenin merkez bankasına haciz gelmesi ne için olursa olsun bir itibar meselesidir, haysiyet meselesidir. Neden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına haciz geliyor? Neden durup dururken böyle bir konu gündeme geliyor arkadaşlar? Bunu hepimizin sorması lazım. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olarak, bu dönem bu sorumluluğu alanlar olarak bunun idraki içerisinde olmamız gerekir. Neden böyle bir durum söz konusu oluyor? Nereden çıktı bu? Komisyonda bunu görüştük, hiçbir şekilde bununla ilgili bir açıklama yapamadılar, hiçbir şekilde. Nereden gerekiyor, neden gerekli durup dururken bu?

Şimdi, şunu söyleyeyim: Şimdiye kadar haciz uygulanmamış Merkez Bankasına, uygulanmaması da gerekir, bundan sonra da hiç uygulanmaması gerekir. Ancak bir simülasyon yapayım arkadaşlar. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında bulunan başka merkez bankalarına ait varlıklar için nasıl olur da haciz gelebilir? Bir başka ülkenin “Kore” deniyor. Şimdi, diyelim ki Kore Merkez Bankasının Türkiye’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında varlığı var, buna haciz nasıl gelebilir? Gelip de Kore Türkiye mahkemelerinde dava açacak değil, kendi ülkesindeki mahkemede de dava açacak değil. Ne olur? Uluslararası tahkim veya uluslararası mahkemelere gider. Uluslararası mahkemenin ya da uluslararası tahkimin vereceği karar da geçerlidir. Buna karşı haciz uygulanamaz, ihtiyati tedbir konamaz diyebilir miyiz, böyle bir şey olamaz yani uygulamada bu maddenin hiçbir şansı yok, uygulanabilir madde değil.

Şimdi, arkadaşlar dediler ki: “Efendim, başka ülkeler bu küçük ülkelerin, diktatör ülkelerin parasını yiyor.” Şimdi, tamam yani biz de bunu yapalım ama bu, merkez bankasına ait bir para yani hangi ülke olursa olsun merkez bankasına ait bir para; burada öyle yazıyor. Diktatöre ait bir para değil, devlete ait bir para ve buna ancak uluslararası mahkemenin kararıyla ya da uluslararası tahkimin kararıyla haciz gelir, ihtiyati tedbir konulur, ihtiyati haciz uygulanabilir. Buna karşı bu maddenin hiçbir şeyi yok. Bunu Merkez Bankası yetkililerine Komisyonda sordum, “Efendim, öyle bir durumda tenfiz olur.” dediler. Tenfiz uluslararası mahkeme kararlarıyla ilgili olmaz, tahkimle ilgili olmaz; bir başka ülkenin -buradaki örnekte Kore’nin- kendi mahkemesinin kararı söz konusu olursa o zaman tenfiz olabilir. O da yanlış. Şimdi, bunun neden geldiği anlaşılamıyor. Arkadaşlar, bir de böyle konular kurumsaldır; Maliye Bakanlığı, Hazine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu tür konular kurumsal konulardır; devletin, devlet kurumlarının birlikte karar vermesini gerektirir. Ne Hazine ve Maliye Bakanlığının bu konuda yazılı bir görüşü var, bilgisi var ne de bir başka kurumumuzun; hiçbir kurumumuzun bilgisi yok, hiç kimsenin bilgisi yok en kötü tarafı, hiç kimsenin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuda bilgisi yok. Demin onun için kapalı oturum talep ettik, acaba bilen biri var mı diye ama tenezzül edilip de Türkiye Büyük Millet Meclisine de bu bilgi verilmedi; hiçbirimiz bilmiyoruz, hiçbirimiz.

Bu, gerçekten devrim niteliğinde bir kanun maddesidir; Türkiye Cumhuriyeti’nin iflasının tescilidir, maalesef böyle, üzülerek söylüyorum, gerçekten üzülerek söylüyorum. Böyle bir maddenin çıkmaması gerekir.

 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, yoklama talebiniz…

Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aynı mahiyetteki önergelerin oylanmasından önce yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Altay, Sayın Emecan, Sayın Kayan, Sayın Hamzaçebi, Sayın Tanal, Sayın Antmen, Sayın Özer, Sayın Şeker, Sayın Aydın, Sayın Serter, Sayın Aygun, Sayın Zeybek, Sayın Hakverdi, Sayın Ünsal, Sayın Erbay, Sayın Sümer, Sayın Kılınç, Sayın Şahin, Sayın Yılmazkaya, Sayın Kaplan.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 18.05

 ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.21

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Sevda ERDAN KILIÇ  (İzmir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN – 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde aynı mahiyette verilen önergelerin oylamasından önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – 1’inci madde üzerindeki aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri., Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanı ile  Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve İYİ Parti Grup Başkan Vekillerinin hazırladıkları ortak bir açıklama metni gelmiştir.

Okutuyorum:

 

Kazakistan'da Yaşanan Olaylar Hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisinde Grubu Bulunan Siyasi Partiler Tarafından

Kabul Edilen Ortak Açıklama

Kardeş Kazakistan'da son günlerde meydana gelen gelişmeleri endişeyle takip etmekteyiz.

Kazakistan'ın istikrar ve huzuru bizler için ülkemizin barış ve huzuru kadar önemlidir. Kazakistan halkının sağduyusu ve yönetimin dirayetli tutumu sayesinde olayların yatışmaya ve ülkede durumun normale dönmeye başlamasından memnuniyet duyuyoruz.

Olaylarda vefat eden Kazak kardeşlerimize Allah'tan rahmet, kederli yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralananlara acil şifalar diliyoruz.

İnsan hayatını tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve mala zarar veren şiddet eylemlerini kınıyoruz.

Kazakistan yönetiminin halkın esenlik ve refahını daha da artırmaya yönelik reform gündemini destekliyoruz.

Gazi Meclisimiz, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Kazakistan makamlarının sergilediği dayanışmayı unutmayacaktır.

Bağımsızlığının ilk gününden itibaren Kazakistan'ın yanında olan Türkiye, bundan sonra da Kazakistan'ın bölgenin geneli için de hayati önemdeki barış ve istikrarına her türlü desteği vermeyi sürdürecektir.

                 

                                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                                            Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                           Başkanı

             Cahit Özkan                                                                          Engin Altay                 Adalet ve Kalkınma Partisi                                                     Cumhuriyet Halk Partisi

       Grubu Başkan Vekili                                                             Grubu Başkan Vekili

                     

             Erkan Akçay                                                              Dursun Müsavat Dervişoğlu

    Milliyetçi Hareket Partisi                                                   İYİ Parti Grubu Başkan Vekili

       Grubu Başkan Vekili                                                                           

 

 

 (AK PARTİ, CHP, MHP, İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

Danışma Kurulu Önerisi

                                                                                                      12/1/2022

Danışma Kurulunun 12/1/2022 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantıda 300 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu’nun görüşmelerinin Genel Kurulun 18 Ocak 2022 Salı günkü birleşiminde yapılması önerisinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

Mustafa Şentop

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

 

               Cahit Özkan                                                                       Engin Altay

   Adalet ve Kalkınma Partisi                                                      Cumhuriyet Halk Partisi

         Grubu Başkan Vekili                                                          Grubu Başkan Vekili

 

            Hakkı Saruhan Oluç                                                              Erkan Akçay            

Halkların Demokratik Partisi                                                    Milliyetçi Hareket Partisi

       Grubu Başkan Vekili                                                             Grubu Başkan Vekili

 

                                                                  

 

  Dursun Müsavat Dervişoğlu

                İYİ Parti

       Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın Taytak, söz talebiniz vardı.

Buyurun.

 

 

 

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, meslek liselerinde öğrenim gören öğrencilerimiz dört yıllık eğitimleri süresi boyunca okullarda gördükleri teorik ve pratik eğitimlerin iş hayatında beceriye dönüşmesi için işletmelerde, fabrikalarda staj görevi yapmaktadırlar. Öğrencilerimiz çalıştıkları süre içerisinde net asgari ücret tutarı üzerinden yüzde 30 devlet teşviki almaktaydılar. Geçen yıl firmalar üzerinden yapılan ödemelerde aksaklıklar yaşanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle yaptığım görüşmede, bu ay içerisinde, geçen yıla ait ücretlerin tamamının yatırılacağını, asgari ücrete yapılan yüzde 50 zam oranıyla da 9, 10 ve 11’inci sınıflar için 1.250 TL, 12’nci sınıflar için ise 2.125 TL ödeme yapılacağının müjdesini buradan paylaşmak istiyorum. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimize başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Enginyurt…

 

 

 

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Grubu olan partilerin Kazakistan devletinin bağımsızlığı konusundaki hassasiyetlerini okuyarak gündeme getirdiniz. Demokrat Parti olarak Sayın Genel Başkanımız Gültekin Uysal’la birlikte Kazakistan devletinin bağımsızlığından yana olduğumuzu, ülkenin birliğinin ve beraberliğinin devam etmesinin bizim de ortak arzumuz olduğunu ifade ediyorum.

Ayrıca, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına akaryakıt zamlarını, doğal gaz zamlarını, elektrik zamlarını bir an önce geri çekmelerini, vatandaşın büyük bir mağduriyet içerisinde olduğunu, alım gücünün düştüğünü ifade etmek istiyorum. Kömürün tonu 4.500 lira, emekli maaşı 2.500 lira; takdirlerine sunuyorum.

BAŞKAN – 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

 

 

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

2’nci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere 3 önerge vardır,  önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

        Mahmut Toğrul                           Ayşe Sürücü                     Gülüstan Kılıç Koçyiğit

           Gaziantep                                 Şanlıurfa                                      Muş

        Züleyha Gülüm                            Hüda Kaya                      Mahmut Celadet Gaydalı

             İstanbul                                   İstanbul                                      Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 

Mehmet Metanet Çulhaoğlu                 Hüseyin Örs                      Muhammet Naci Cinisli

              Adana                                     Trabzon                                   Erzurum

    İmam Hüseyin Filiz                        Yasin Öztürk                       Aydın Adnan Sezgin

           Gaziantep                                   Denizli                                      Aydın

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 

            Cavit Arı                        Emine Gülizar Emecan                İlhami Özcan Aygun

             Antalya                                    İstanbul                                   Tekirdağ

        Alpay Antmen                         Süleyman Bülbül                          Serkan Topal

              Mersin                                      Aydın                                       Hatay

         Fikret Şahin                             Rafet Zeybek                          Faruk Sarıaslan

            Balıkesir                                   Antalya                                   Nevşehir

                 

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşmacı İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya.

Buyurunuz Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Genel Kurul ve değerli halkımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında partim adına söz almış bulunuyorum.

Giriş yaparken sadece şunu ifade etmek istiyorum: Açlık sınırı 3.526 lira olan ülkemizde, yoksulluk sınırı 10.119 lira olan ülkemizde en alt emekli maaşı henüz 2.500 Türk lirasına yükseltilmiş bulunuyor. Sadece yüzde 120 elektrik zammı, doğal gaz, yakıt, su, ulaşım masrafları, kira, hastalık, okul, eğitim, mevsimsel ihtiyaçlar, gıda ve mutfak masrafları; hiç bunların ayrıntılarına girmiyorum, sadece Kıbrıs’tan örnek vermek istiyorum: Yavru vatan Kıbrıs’ta bile asgari ücret 6.090 lira.

Diğer yandan, şu anda görüşmekte olduğumuz düzenlemede muhalefet olarak hepimizin eleştirdiği noktalar oldu, olmaya devam edecek. AKP saray yönetimi, can çekişmekte olan ülkemizde ve halkımızın menfaatlerine yönelik -iyice can versin diye- altın vuruşlar yapmaya devam ediyor.

Bütün bu kötülük politikalarını elbette ki her boyutuyla eleştirebiliriz ama ben yüreğimizi yakan gençlerimize değinmeye devam edeceğim. Bakın, burada Suriyeli Nail El Naif’i görüyorsunuz arkadaşlar. Ülkemizde her kesimden kadınlar bir kıyımla karşı karşıya olduğu gibi, her çevreden gençlerin de yaşam güvenliği maalesef yok. Ülkemizde, kendilerinden olmayan herkese karşı hiç eksiltilmeyen bir nefret, ötekileştirme söylemleri sebebiyle zaman zaman can almaya kadar varan vahşi boyutlara gelinebiliyor. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de 3 Suriyeli gencin yakılarak katledilmesinden kısa bir süre geçti, bu sefer de Bayrampaşa’da evinde uyuyan Nail El Naif adında Suriyeli bir genç katledildi. İşte, o gencin sosyal medyadaki profili arkadaşlar. Ne yazıyor biliyor musunuz? “Tek hayalim savaşın bitmesi ve yaşamak.” Müdahil olmadığı, olmak istemediği savaşlara karşı yaşamayı seçen bu masum gençlerden ne istiyorsunuz?

Diğer bir gencimiz Enes Kara, içimizi yakan gençlerimizden birisi. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi, kalmaya zorlandığı bir cemaat evindeydi. Enes Kara intihar etmedi, katledildi. Failleri elbette biliyoruz; ona özgürce eğitimini yapabileceği imkânları sunmayan sistem, siyasi otoriteler ve gelenekçi din zihniyeti, tahammül edilemez dayatmalara sahip aileler ve bu zihniyetlerle mücadele etmeyen herkes bu sorumluluğa ortaktır. Enes’in veda mesajlarında ifşa ettiği gerçekler bunlardır. Öyle, iddia edildiği gibi, içine kapanık bir genç değilmiş videoda gördüğümüz kadarıyla, sadece kendini anlamayanlara karşı kendini kapatmış. “Baskı ve dayatmalar yüzünden ne yapacağımı bilemiyorum, olacakları hayal bile edemiyorum.” diyordu. Enes’in mesajı, notu ve görüntülü videosu bizlere ve milyonlara ulaştığı için tabii ki üstü örtülemiyor. Üstü örtülen öyle çok intiharlar var ki gençlerimiz her gün benzer sebeplerle intiharlara sürükleniyor; kaçabilen kaçıyor ama kaçamayan binlerce gencimiz Enes’in durumunda, intiharlara sürüklenmeye devam ediyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, bugün Meclise gelmeden birkaç saat önce Çankaya’da bir caddede bir genç yüzüme “Ensar Yurdu’nda 6 hoca üstümden geçerken neredeydiniz, neden bizleri korumadınız?” dedi. Gençlerin hayatını kararttınız, umutlarını kararttınız. Tabii, suçlu ve sorumlu olan sadece zalimler değil, sadece bu baskıcı, saltanatçı dinciler değil elbette; hepimiz sorumluyuz. Sadece failler ve onlara yol verenler suçlu değil; onları koruyamayanlar, sessiz kalanlar da suçlu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HÜDA KAYA (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bizler elimizden geleni yapmaya çalışsak da bu zalim sultanın elinden kurtaramadığımız her canımız, her kadınımız, her gencimiz için çok üzgünüm ve hepsinden özür diliyorum.

Sınırsız, sömürüsüz, sürgünsüz, nefretsiz, özgür bir dünya için mücadele etmeye devam edeceğiz. Barış, bu gençlere sözümüz olsun, Enes'e sözümüz olsun. Yarınlar sevginin olacak. Bu kin, nefret bitince ekonomimiz, huzurumuz, refahımız, umudumuz nasıl da şahlanacak, göreceğiz hep birlikte sevgili gençlerimiz, sevgili halkımız. Umudunuzu sakın yitirmeyin.

Buradan gençlerimize ve her gün cinayete maruz kalan kadınlarımıza ve halkımıza bir kez daha sesleniyorum: Ey karanlıklar içinde ufuk arayan, ufacık ışık arayan halkımız, umudunuzu sakın kaybetmeyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜDA KAYA (Devamla) – Bu zulüm düzenini sizler paramparça edeceksiniz ve geleceği yeniden hayallerinizle kuracaksınız. Hiç kimseye değil, kendinize inanın. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Onun için terörle mücadelede tam gaz yolumuza devam ediyoruz Allah’ın izniyle.

HÜDA KAYA (Devamla) – En büyük terörist AKP iktidarıdır, en büyük terörist!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sözüm ona “Islah edicileriz.” deyip bozgunculuk yapanların -Allah’ın izniyle- üzerinden silindir gibi geçip zalimlerin zulmünü bulundukları illerde yerle yeksan edeceğiz.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Çocukların hayatını kahrettiniz, mahvettiniz! Gencecik insanlar gidiyor, hâlâ konuşuyorsunuz!

SABAHAT ÖZGÜRSOY ÇELİK (Hatay) – Sen mi söylüyorsun?

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.

Buyurunuz Sayın Öztürk. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ’sinin geleneksel hâle getirdiği torba kanun uygulaması nedeniyle kanun tekliflerinin başlığı da giderek uzamaktadır. Bu kanun teklifinde de Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu içinde hem bazı kanunlarda yapılacak değişiklikler hem de 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklikler eklenmiştir. Biz, önümüze gelen sıra sayıları itibarıyla kanun tekliflerinin başlığını görebiliyoruz ancak konuşma yaparken hangi kanun teklifinin hangi maddesi üzerinde değerlendirme yapacağımıza ilişkin vatandaşı bilgilendirmeye kalksak kısıtlı süremizin bir kısmı derdimizi anlatamadan bitiyor. Mevzuatımızda da sıkıntıya yol açan bu kanun yapma tekniğine iktidar neden ihtiyaç duyuyor? Çünkü, kanun teklifleri Genel Kurula gelmeden, Külliye’de bir harita belirleniyor, içine kamuoyunda kabul görecek makyaj malzemeleri ekleniyor, araya da gizli niyetler eklenerek imzacılar belirlenip bir kanun teklifi olarak önümüzü sunuluyor. İşin daha da vahimi, önce Cumhurbaşkanının talimatları dahilinde herhangi bir konuda uygulama başlıyor, iktidar milletvekillerine de konu ne olursa olsun bu dayatmayı savunmak ve kanun adı altında parmak hesabıyla Genel Kuruldan geçirmek düşüyor. 301 sayılı Kanun Teklifi de aynı aklın ürünüdür.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin 2’nci maddesiyle İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesinde bir değişiklik yapılmaktadır. Vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin olarak açılan davalarda, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için dava konusu tutarın yüzde 50’si oranında teminat yatırılması hükme bağlanmaktadır. İktidar, hazinedeki açıkları kapatmak üzere vatandaştan pek çok kanuna göre vergi, resim, harç, fon, devlet hakkı, katkı payı, ceza ve bu gibi adlarla ödeme almaktadır. Bu ödemeler tahsil edilirken bazen kamu bazen de vatandaş alacaklı duruma geçmektedir. Böyle bir durumda her iki tarafında elindeki güvence idari yargının vereceği kararlardır. Yürütmenin durdurulması kararı da Anayasa’nın 36’ncı maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü bakımından önemli bir koruma mekanizmasıdır. Bu kararlar, davacının temel hak ve özgürlüklerini idareye karşı koruduğu gibi kamu yararını da korumaktadır. Kanun teklifinde, ilgili düzenlemenin sahte faturalar üzerinden yapılan iade taleplerinin önüne geçilerek hazinenin kayba uğramasının engellenmesi amacıyla yapıldığı gerekçe gösterilmiştir. Hedef tahtasına ise bazı kararlarda işin esasına girmeden yürütmeyi durdurma kararı verdiği iddiasıyla mahkemeler oturtulmuştur. Bu gerekçe, başından kabulü mümkün olmayan bir gerekçedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilmesi ağır şartlara bağlanmıştır. Danıştay ve idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşebilmesi durumunda yürütmenin durdurulması kararı verebilmektedir. Böyle bir hâlde “Mahkemeler bazı kararlarda işin esasına girmeden yürütmeyi durdurma kararı veriyor.” cümlesi bile Hazine ve Maliye Bakanlığının kendisini hukukun üstünde gördüğünü göstermesi açısından yeterlidir.

Vergi müfettişleri tarafından yazılan vergi tekniği raporları da zaman zaman tartışılıp dava konusu edilmektedir. İlgili kişilerin belge, bilgi, kanaatine dayalı olarak hazırlanan bu raporları yargı kararı üzerinde görmek son derece tehlikelidir. Ayrıca, bu gerekçe vergi alacaklarına ilişkin davaları sadece sahte beyan üzerinden yapılan KDV alacaklarıyla sınırlamaktadır. Adli yargıda görülen vergilere yönelik tek dava çeşidi KDV alacaklarına ilişkin davalar değildir. Farklı adlarla 532 çeşit vergi ve ceza ödediğimiz dikkate alındığında, niyetin hazine zararının engellenmesi değil, yürütmeyi durdurma davası açılmasının önüne geçilerek hak arama hürriyetinin kısıtlanması olduğu ortadadır.

Bu arada, KDV alacakları açısından altı çizilmesi gereken bir konu daha var. Herhangi bir suçu olmayan mükellefler de firma veya şahıslardan mal ve hizmet alımı gerçekleştirirken sorunlu mükelleflerle de iş yapabilmekte, fatura alışverişinde bulunabilmektedir.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Başkanım, süremi tamamlayayım.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Türkiye’de 2010 yılından itibaren Elektronik Fatura Sistemi’ne geçiş başlamıştır. Tüm elektronik fatura işlemleri Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yönetilmektedir yani vergi incelemesi ekranları, mükellef sorgulama kontrol alanı idarenin kendi elindedir. Dolayısıyla idari mahkemelere konu olmadan naylon veya gerçek faturayı ayırt edip hazineyi maddi kayıptan kurtarmak da Gelir İdaresi Başkanlığının görevidir. Böyle bir durumda mükellefin mal ve hizmet alımında bulunduğu kişilerin hangilerinin sorunsuz hangilerinin sorunlu olduğunu bilmesi beklenemez iken sorumluluğu iade talebinde bulunan mükellefe yüklemek ve bunun için de yüklü miktarda ödeme yapmasını istemek adil değildir. Asıl çözüm KDV iadeleri esas olmak üzere vergi kanunlarında adil vergilendirmeye yönelik büyük bir değişimin yapılmasıdır, az kaldı, onu da İYİ Parti iktidarıyla Allah’ın izniyle inşallah biz yapacağız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde üçüncü konuşmacı Mersin Milletvekili Sayın Alpay Antmen.

Buyurunuz Sayın Antmen. (CHP sıralarından alkışlar)

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin 2’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Teklifle “Vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin olarak açılan davalarda dava konusu tutarın yüzde 50’si oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.” hükmü  getirilmek istenmektedir ama bu durum Anayasa’da öngörülen hak arama özgürlüğünün açık bir ihlali olup vatandaşın adalete erişimini güçlendirecektir. Kaldı ki İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun yürütmenin durdurulmasıyla ilgili 27’nci maddesi varken bu düzenleme gereksizdir, hatalıdır ve en önemlisi Anayasa'nın 36’ncı maddesine açıkça aykırıdır. İşte, sayın milletvekilleri, AKP'nin yasa yapma anlayışı da tam budur, ya her akıllarına geldiğinde özel sipariş kanunlar yapmaya ya da böyle enine boyuna düşünmeden eksik, hatalı teklifleri kanunlaştırmaya çalışıyorsunuz.

Gelin, bunu yapacağınıza ülkemizdeki adaletin hâline bakın lütfen. Her toplumsal ve siyasi olayda sarayın izni olmadan dava açılmadığı ya da siyasi davalarda kararın sarayın talimatına göre belirlendiği ceza davalarından size bahsetmeyeceğim bugün ya da FETÖ borsaları iddialarından ve parayı verenin FETÖ'cülükten yırttığı iddialarından da bahsetmeyeceğim. Gelin, sıradan hukuk uyuşmazlıklarına bakalım, alacak davalarına bakalım, boşanma davalarına bakalım, işçi alacak davalarına bakalım. Ben size yaşadığım bir örnekten bahsedeyim: 2016 yılında avukatken, milletvekili olmadan önce iş mahkemesinde işçi alacağı için açtığım bir dava 2019’da karara çıkmış, üç yıl. Adana İstinafa gitmiş ve     -2022- üç yıl daha geçmiş hâlâ orada. Bir de Yargıtay görürse iki, üç yıl daha sekiz yıl, bir işçi alacağını almak için sizin iktidarınızda sekiz yıl bekliyor sayın milletvekilleri.

İşte, diyorsunuz ki: “Adalet var Türkiye'de, ülkemizde adalet var.” Hayır, maalesef insanların adalete erişimini zorlaştırdığınız gibi insanların adalet düşüncesini de yok ettiniz. Bunun en önemli nedeni de 2016 yılından sonra liyakate bakmadan, cemaat referanslarıyla mesleğe aldığınız hâkim ve savcılar. Yargıda, mesleğe girişte, tayinde ve terfide liyakati bitirdiğiniz için sizin hâkimleriniz doğru düzgün çalışmıyor. İstedikleri zaman izin alıyorlar, istedikleri zaman rapor alıyorlar, vatandaş inim inim inleyerek karar bekliyor ama umurlarında değil. Hani yargılamalarda hedef süreler olacaktı? Hani vatandaş yargıya mağdur olmayacaktı? Hikâye, her şeyiniz gibi bu da hikâye. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, AKP Türkiye’de ekonomiyi bitirdi, insanlar aç; eğitimi bitirdi çocuklarımız cemaat yurtlarında yanıyor, tacize uğruyor, cinayete kurban gidiyor ve baskılar nedeniyle intihar ediyor ama en önemlisi, ülkede bağımsız, tarafsız ve adil bir yargı bırakmadınız. Bunu sadece biz değil, Anayasa Mahkemesi Başkanınız da söylüyor. Geçtiğimiz gün, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Zühtü Arslan 2021’de bireysel başvuru sayısının 66.121 olduğunu -bunların her biri birer çığlıktır, adalet çığlığıdır- bu başvuruların yüzde 73’ünden fazlasının da adil yargılanma hakkıyla ilgili olduğunu söyledi ve ekledi: “Adil yargılanma hakkıyla ilgili bir meselemiz var.” Evet, adil yargılanma hakkıyla ilgili meselemiz var çünkü Türkiye’de adil yargılanma yok. Bakın, yargının en üstü bunu söylüyorsa ortada ciddi bir problem vardır ve bunu çözmekle de şimdilik iktidarda olduğunuz için siz sorumlusunuz.

Yargı bağımsızlığının yok edilmesinin nedeni de yolsuzlukların ve hukuksuzlukların üzerini örtme çabanız. Değerli milletvekilleri, adalet öyle bir kavramdır ki onu taş duvarlara, mahkeme koridorlarına, mahkeme binalarına sığdıramazsınız; hava ve su gibidir, olmadığı zaman ne anlama geldiğini anlarsınız ama maalesef, Türkiye’de siz bunu yok ettiniz, insanlığın adalet düşüncesini incittiniz. Vergi ve zam adı altında soyguna başladınız, halkı aç bırakmak için en büyük adaletsizliği yapıyorsunuz, bunu da Türkiye’ye reva gördünüz. Bütün bunların tek amacı var: İktidarda kalmak, iktidarınıza devam etmek. Ama sayın milletvekilleri, size bir şey söyleyeyim mi? Boşuna uğraşıyorsunuz; sandık gelecek, diktatörlük bitecek, halkımız, Millet İttifakı’yla sizi gönderecek, bu soygun düzenini bitirecek. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ALPAY ANTMEN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Son sözüm olsun. Sakın aklınızdan çıkarmayın ve kim olursa olsun, yeni bir hukuksuzluk yaparken asla ve asla şunu unutmayın: Bugünler geçecek, bugünler geçiyor, sandık gelecek; geliyor gelmekte olan. Halka yaptığınız her kötülüğün, yediğiniz her kul hakkının, her tüyü bitmemiş yetimin yediğiniz hakkının hesabını mutlaka vereceksiniz; tarih önünde de vereceksiniz, sandıkta da vereceksiniz, bağımsız yargı önünde de vereceksiniz.

Teşekkür ederim.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bugüne kadar aldığınız cevabın aynısını daha ağır alırsınız.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 3 - 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nun 2’nci maddesinin birinci fırkasında bulunan (a), (b), (c), (d), (h) ve (ı) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                                                                     

       “a) Bakanlık: Kurumun ilişkili olduğu Bakanlığı,

        b) Kurum: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

c) Kurul:  Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

d) Katılımcı: Emeklilik sözleşmesine göre ad ve hesabına şirket nezdinde bireysel emeklilik hesabı açılan gerçek kişiyi,”

“h) Portföy yöneticisi: Sermaye Piyasası Kurulundan portföy yöneticiliği yetki belgesi almış ve Sermaye Piyasası Kulunca uygun görülen portföy yönetim şirketini,

ı) Saklayıcı: Emeklilik yatırım fonu portföyündeki varlıkların saklandığı ve Sermaye Piyasası Kurulunca uygun görülen saklama kuruluşunu,”

 

Cavit Arı                                    Emine Gülizar Emecan                   Süleyman Bülbül

Antalya                                  İstanbul   Aydın

 

Rafet Zeybek                                     Fikret Şahin                           Faruk Sarıaslan

   Antalya                                             Balıkesir                                  Nevşehir

 

İlhami Özcan Aygun                           Serkan Topal                            Alpay Antmen

            Tekirdağ                                     Hatay                                      Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bursa Milletvekili Sayın Erkan Aydın.

Buyurunuz Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

301 sıra sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu teklifle -birçok madde var torbanın içerisinde- memurlarımıza, emeklilerimize kepçeyle bir şeyler verilmeye çalışılıyor ancak, bu verilenler daha verilmeden... Kaşıkla verilip kepçeyle geri alınıyor, onu düzeltelim, kaşıkla verildi, şimdi kepçeyle... “Ne demek istiyorsun?” diyeceksiniz. Yılbaşında, on ikiden sonra, başta elektrik olmak üzere doğal gaza, her şeye zam geldi. Yılbaşından önce de burada düzenleme yapmıştık, kademeli tarifeye geçilmişti; vatandaşlarımıza bir umut doğdu, “Faturalarımız düşecek, bir nebze de olsun rahatlayacağız.” diye. Ancak, ilk hafta okunan faturalarda görüldü ki bırakın faturaların düşmesini anormal derecede faturalar artmaya başladı. TRT payı kaldırıldı, o zaman 300 TL gelen fatura şimdi 700 TL gelmeye başladı. İğneden ipliğe her şeye zam geldiği için buradaki yapılacak artış da daha yapılmadan değerini kaybetti. Peki, sonuç? Sonuç şu: Kaçak elektrik kullanımı artıyor, kaçak alkol kullanımı sonucu vatandaşlarımız hayatını kaybediyor, marketlerden zorunlu ihtiyaçlar maalesef çalınmaya başlıyor, araçlardan mazot ve benzin çalınmaya başlıyor, gelinen nokta bu. Dolar 18,50’yken yapılan zamlar, dolar 13,5’a indi geri çekilmiyor yani bu işin ne izahı var ne de mizahı.

Aslında, şarkıcı Alpay'ın sözlerinde söylediği gibi

“Sokaklar sensiz bensiz.

Sokaklar boş.

Işıklar loş.” (CHP sıralarından alkışlar)

İnsanlar artık bir yerden bir yere giderken mazot hesabı yapıyor “Acaba ne kadara giderim?” diye; evde elektriği yakmamak için çocuklara tembih ediyor; bulaşık makinesini kullanmamak için yıkıyor, diyor ki: “Su daha ucuz, en azından elektrik faturası düşer.” Çünkü elektrik, doğal gaz faturaları kira giderleri kadar yükseldi ama iktidarımız ne yapıyor? 2002’de 1,48 olan mazot, 2018’de tek adam rejimine geçildiğinde 6,20; dün itibarıyla 13,5 oldu yani yüzde 120 artırıyor. Ama biz şunu biliyoruz: Yaparsa AK PARTİ yapar(!) 2023 hedeflerine geldiklerinde, vatandaşın cebine daha girmeden zamlar, 1 Ocaktan itibaren çıkan paralar olarak burada hepimizin karşısına çıkıyor. Mesela, akaryakıt fiyatları. Akaryakıt fiyatlarında diyorlar ki: “Avrupa’yı hedef alıyoruz, 1 dolar olacak.” Ya, arkadaş, akaryakıt fiyatını alacağınıza, Avrupa’daki maaşları örnek alsanıza; orada ortalama 2 bin euro civarında asgari ücret. Bir sefer de oranın bize uygun olanından değil de vatandaşa uygun olanından alsanıza; şu vatandaş da bu enflasyon altında, yüksek zamlar altında ezilmesin. Ama olmaz. Niye? Çünkü kasa tamtakır kuru bakır. Kasaya para koymak için ne yapıyorsunuz? Bedelli askerlik satıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Vatandaşlık satıyorsunuz. Vatan toprağını satıyorsunuz; yetmiyor, limanları satıyorsunuz; yetmiyor, madenleri satıyorsunuz. Sırada ne var? Onu bilemiyoruz, hep birlikte göreceğiz. Sonuç? Akaryakıtta hedef Avrupa; maaşlarda gerçekler, Afrika! Köprülere yüzde 36 zam, yollara yüzde 36, vergilere yüzde 36, harçlara yüzde 36; emekliye 3 kuruş zam ama biz bunları biliyoruz.

Siz bu zamlar karşılığında vatandaşa sadece öneriler veriyorsunuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki: “Gerekirse acı reçete uygulamaktan çekinmeyiz.” Emine Hanım diyor ki: “Porsiyonları küçültün.” AKP milletvekili diyor ki: “Midenizin üçte 1’ini doldurun.” Enerji Bakanı: “Kombileri kısın.” Dün de Enerji Bakanlığından mesaj geldi: “Tasarruf yapın.” Bence önce siz bir tasarruf yapın şu saraylarda da sonra vatandaş tasarruf yapsın! (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

Sonuç olarak, bu yapılan zamlarla 150 liralık elektrik faturası artık 400 lira geliyor, 150 liralık doğal gaz artık 500 lira geliyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ERKAN AYDIN (Devamla) - …100 liralık market alışverişi 250 lira, 100 liralık kırtasiye alışverişi ise 350 lira tutuyor. Yani hedef 2023, yirmi yılın sonunda geldiğimiz nokta “Durmak yok, zamlara devam. Yaparsa AK PARTİ yapar.” Biz de diyoruz ki: Bu yirmi yıllık yıkımın, bu yirmi yıllık zulmün, zamların en yakın zamanda gelecek sandıkla hesabı sorulacak; Millet İttifakı, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu zamlar da bu fahiş fiyatlar da bu israf da hepsi son bulacak.

Geliyor gelmekte olan diyorum.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bütün sözleri aynen iade ediyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Mehmet Metanet Çulhaoğlu                  Muhammet Naci Cinisli                              Aylin Cesur

                       Adana                                              Erzurum                                              Isparta

             İmam Hüseyin Filiz                                 Hüseyin Örs                                Aydın Adnan Sezgin

                    Gaziantep                                           Trabzon                                               Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Isparta Milletvekili Sayın Aylin Cesur.

Buyurunuz Sayın Cesur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüştüğümüz emeklilik konusu 84 milyonu ilgilendiren bir konu ve sadece emekli aylığı alan 12 milyonu ilgilendirmiyor. Bugün, çalışanları ve gelecekte çalışacakları da ilgilendiriyor bu konu. Emeklilik koca bir devlet sistemi esasında, sosyal devlet sistemi. Ömürler uzuyor ancak yaşlılıkla beraber, yaş almayla beraber, yaş aldıkça beden gücü biraz düştüğü için tercih edilmez hâle geliyor çalışanlarımız ve işte o zaman, yaşlılıkta, yaş ilerleyince insanca yaşamayı hak ediyor emekliler. Çalışmadan insan onuruna yakışır bir geçim nasıl olacak peki o yaşta? İşte bütün mevzu burada başlıyor. Yaşla beraber artan yaşam ve sağlık masrafları nasıl karşılanacak? Başkasına muhtaç olmadan hayatımızın son yıllarını nasıl geçireceğiz? Hepimizi ilgilendiren bir konu esasında. Çok üzülerek söylüyorum: Yirmi yıllık iktidar politikalarının ardından emeklilik sistemimiz bu kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak duruma gelmiş. Yirmi yıl, yirmi beş yıl çalışmış, maaşlarından yıllarca prim ödemiş vatandaşlarımıza layık görülen aylık geçinmesi imkânsız bir meblağ. 2.500 lirayla geçinebilir mi arkadaşlar? Daha bugün 2.500’ü konuşuyoruz -daha yılbaşından önce 1.500 liradan bahsediyorduk- ve 2.500 lirayla emeklinin geçinmesini bekliyorsunuz. Asgari ücretliler ayağa kalkmışlar, haklılar, “4.250 lirayla geçinilir mi?” diye. Peki, emekli ne yapacak? Daha geç emekli olanın aylığı sistemdeki hatalardan dolayı daha düşük, 2008 sonrası emekliliklerde bu mağduriyet çok fazla.

Bir de EYT’li kardeşlerimiz var. Günleri tam, primleri tam ama hakkını alamıyor EYT’liler. Onlara diyorlar ki: “Emeklilik için gençsin, çalışmak için yaşlısın.”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dizeleri geliyor akla, diyor ki Ahmet Hamdi Tanpınar: “Beni affet/Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.” Şimdi, o, Ahmet Hamdi Tanpınar “Beni affet.” diyor ama sizin de söz verip tutmadığınız, EYT’lilere karşı söz verip tutmadığınız, senelerdir hayatlarını ızdıraba çevirdiğiniz EYT’liler için “Beni affet.” demeniz lazım, af dilemeniz lazım EYT’lilerden. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Ve yüz binlerce vatandaşımız mahkûm. Neye mahkûm? Gelirsizliğe mahkûm. Şimdi, emeklilik yaşı 65’e ötelendi. Gençlerimiz bakıyorlar, emekli olan dedelerine, ninelerine bakıyorlar, yaşam koşullarına bakıyorlar ve diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Mevcut emekli maaşıyla geçinemeyen annelerine, babalarına bakıyorlar, diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Çalışmaya başlıyorlar bordrolarında maaşlarından 500, 500; 1.000, 1.000 kesilene, brüt-net farkına bakıyorlar, diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Ve soruyorlar: “Bu kesintileri biz niye ödeyelim.” Sormuyorlar mı zannediyorsunuz? Şimdi, öyle olunca da gençlerimiz, kendilerinin neyi beklediği bilerek ve görerek   -hâliyle çok da aklı başında, akıllı hepsi- diyorlar ki: “Ben bu parayı bugün alayım. 65’e kadar kim çalışıp da en sonunda bize bekleyen bu sona gelsin. Bugün alayım.” İşte, “Bugün alayım.” dediği yerde o kayıt dışılığın, mevcut sizin sisteminizin getirdiği kayıt dışılığın içine bir anda kendini dâhil olmuş buluyor gencimiz. Ve tabii ki işveren de -bu işten mevcut ekonomik durum nedeniyle sıkıntıda olduğu için- bunun içerisine dâhil oluyor ve o da bundan istifade etmeye başlıyor; işte, buyurunuz kayıt dışılık. Kayıt içi çalışma, çalışmayla alakalı güvenceler için önemli ama bunun en önemli kısmı emeklilik değerli arkadaşlar. Emekliyi cazip hâle getirmezsen, emeklinin aylığını sefalet seviyesine sokarsan, bugünün çalışanını da sosyal sigorta sistemine girmeye ikna etmekte başarılı olamazsın; olamadınız bu yüzden. Sosyal sigorta sistemimiz 100 milyar lira açık veriyor her sene, her sene bu açığı veriyor. Ve emekli başına düşen çalışan sayısı 2. Şimdi, bu ne demek biliyor musunuz? Yani her 2 çalışan primiyle 1 emeklinin hatta 1’den daha fazlasının aylığını karşılamaya çalışıyor. Ama Avrupa’da bu nasıl biliyor musunuz? 4 çalışana 1 emekli. Yani siz böyle bir sosyal sigorta sistemini sürdüremezsiniz; sürdüremiyorsunuz demek bu.

Şimdi, ILO’nun verilerine bakıyoruz; Türkiye’de kayıt dışı çalışma yüzde 30’larda. Yani herkes kayıt içine alınsa 3 çalışan 1 emekliye bakar olur, siz de hiç değilse yüzde 50 emeklinin maaşını arttırırsınız. Bakın, yöntem veriyorum size. Şimdi, siz emeklilik sistemini bozdukça kayıt dışına geçişler artmış, bütçe açığımız artmış. Emeklilerimize ne düşmüş biliyor musunuz? Müebbet sefalet. Şimdi, bu son yirmi yılın ürünü. Bireysel emeklilik sistemleri oluştu, benim konuştuğum madde bunu ilgilendiriyor. Yüzde 25’ten 30’a çıkarıyorsunuz, aslında bu, bireysel emeklilik sistemleri, programları devlet desteği kapsamına alıyor demek, vatandaşların geleceklerine yatırım yapması demek. Ama kimlere yapıyorsunuz bunu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz.

AYLİN CESUR (Devamla) – Yine parası çok olan adam bunu yatırım finansal bir araç hâline dönüştürmüş. Yine parası çok olana daha fazla destek veriyorsunuz. Yani eğer 1,5 milyar lira daha arttırıyorsanız bugün bu maddeyle, 7,5’tan 9’a çıkıyor, bu, devletin hazinesinden, bizim vergilerimizden gidiyor. Ama ne yapıyorsunuz? Ne kadar çok parası varsa ona gidiyor yani yoksula ve orta derecenin altında olana yine para yok.

Şimdi, arkadaşlar, formül basit; primler adaletli toplanacak, emekli aylıkları adil düzenlenecek, günün koşulları uygun miktarına yükseltilecek, kayıt içine geçiş teşvik edilecek. Daha ne yapmalısınız? Bütün çalışanların hak ettikleri bir emekliliğe kavuşacağının garantisi vermelisiniz. Siz bunların hiçbirisini yapmayacaksınız, yapamıyorsunuz zaten. Bunu geldiğimiz zaman iktidarımızda biz yapacağız.

Az evvelki söylediğim şiirde Ahmet Hamdi diyordu ki: “Evet nihayet

Bir adın kalmalı geriye

Bir de o kahreden gurbet.” Ne olacak biliyor musunuz? Ben de diyorum ki -yine Ahmet Hamdi’yle bitirelim- sizin bir adınız kalacak geriye, onda da milletimize ve emeklimize reva gördüğünüz sefalet. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

AHMET AKIN (Balıkesir) – Neyini kabul etmiyoruz ki? Anlamıyorum ki arkadaş.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (301) sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinde yer alan “aşağıdaki” ibaresinin “aşağıda bulanan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Sait Dede                                      Mahmut Toğrul                                     Hüda Kaya                   

                      Hakkâri                                           Gaziantep                                            İstanbul

                Züleyha Gülüm                          Mahmut Celadet Gaydalı                             Ayşe Sürücü

                      İstanbul                                              Bitlis                                              Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hakkâri Milletvekili Sayın Sait Dede.

Buyurunuz Sayın Dede. (HDP sıralarından alkışlar)

SAİT DEDE (Hakkâri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan torba yasa teklifinin 3’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Anayasal düzenleme “Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir.” der ancak yargının geldiği aşama tam tersi olduğunu çok net olarak bizlere gösteriyor. İktidar tarafından, kendisinden olmayan herkese karşı baskı ve tasfiye amacıyla yargının araç olarak kullanıldığını görüyoruz. Muhalifler için siyasi alan yargısallaştırılarak, siyasi meseleler yargının tasarrufuna bırakılarak, siyasi alan daraltılmış ve yargı, siyasi karar merci hâline  gelmiştir. Eli, gözü, kulağı, saraydan gelecek talimatı bekleyen ucube bir sisteme dönüşmüştür yargı; yargının ne bir tarafsızlığı ne bir bağımsızlığı kalmamıştır.

Sayın milletvekilleri, bir toplumda adalet duygusunun yerleşmesi ve huzurun sağlanması önemli oranda toplumsal kesimlerin, yargının verdiği kararların bağımsız ve tarafsız bir şekilde verildiğine inanmalarına bağlıdır ancak Türkiye’de maalesef durum böyle değildir. Türkiye’de ne adalet sistemine ne yargının bağımsızlığına zerre kadar inanç kalmamıştır. Maalesef bu da son derece haklı bir düşüncedir çünkü bunun sayısız örneği vardır. Bakın, çarpıcı bir örneğe geçen haftalarda tanık olduk, sizinle paylaşmak istiyorum: 20 Aralık 2021 günü kamuoyunda “Şemdinli davası” olarak bilinen yargılamanın karar duruşmasındaydık, Umut Kitapevini bombalarken suçüstü yakalanan ve yargılandıkları davada 2 defa otuz dokuz buçuk yıl ceza alan astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve itirafçı Veysel Ateş Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar görülen duruşmalarında beraat ettirildiler. Hatırlarsınız, 9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli’de patlayan bir bomba neticesinde Türkiye’nin ikinci Susurluk vakası olarak nitelendirilebilecek birtakım derin ilişkiler ortaya çıkmış, özellikle halk tarafından yakalanan faillerin asker kişiler olması nedeniyle bütün dikkatler oraya çekilmişti. Olayın ardından bizzat Başbakan ve muhalefet liderlerinin “Ucu kime dokunursa dokunsun olaylar mutlaka aydınlatılmalı.” şeklindeki değerlendirmeleri sağduyulu kesimlerce benimsenmiş, derin devlet olarak tabir edilen ve ilk kez Susurluk’ta ortaya çıkan bu yapılanmaların ortaya çıkarılması için bir fırsat olduğu düşünülmüştü ama ne yazık ki bu da böyle olmadı. 1 yurttaşın yaşamını yitirdiği, 1’inin de yaralandığı saldırının failleri beraat ettirildi; hem de suçüstü yakalanmış sanıklar. Şemdinli çarsısında gerçekleşen patlamanın keşfi patlamadan ancak altı saat sonra yapılabildi. Bu keşif de bir uzman çavuşun halkın üzerine ateş açması sonucu yine 1 yurttaşın öldürülmesi, 4 yurttaşımızın yaralanmasıyla yarıda bırakıldı.

Peki, hakkında beraat kararı verilen sanıkların araçlarında yapılan keşifte araç içinde neler bulundu? 3 adet Kaleşnikof tüfek, hücum yeleği, 2 adet Alman yapımı el bombası -daha sonra yapılan kriminal incelemede araçta ele geçirilen el bombalar ile Seferi Yılmaz’ın iş yerine atılan bombaların aynı cins bombalar olduğu ortaya çıktı- aşiretlerin ve aşiret reislerinin isim listesi ve ikametleri, Şemdinli’de bulunan DTP örgütlenmesinde yer alan yurttaşların fotoğraflarının bulunduğu bir liste ve yine, bombanın atıldığı dükkânın sahibi Seferi Yılmaz adına düzenlenmiş nüfus kayıt örneği, Seferi Yılmaz’ın fotoğraflarının da bulunduğu “Konutta kalanlar” başlıklı 2 adet liste, Seferi Yılmaz’ın fotoğraf fotokopilerinin bulunduğu bilgi notu, 4 adet kroki ve diğer dosyalarda telefon numaralarının bulunduğu liste, yine, bombanın patlatıldığı Özipek Pasajı ve Umut Kitapeviyle ilgili yolların krokileri. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ne demişti? “İyi çocuktur, tanırım.” demişti, muhtemelen yargı da bunlara iyi çocuk muamelesi yaptı. Yine, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 11 Kasım 2005’te “Nereden gelirse gelsin, kim tarafından yapılmış olursa olsun, kim yapmışsa bunun bedelini ödeyecektir; bizden kimse bir kayırmacılık, bir korumacılık yürütme olarak beklemesin. Yargı, üzerine düşeni en ideal şekilde yapacaktır.” demişti ancak kayırmacılığın, katil korumacılığının âlâsı yapıldı. Davanın en başından sonuna kadar, suçüstü yakalanan derin yapının ceza almaması için yoğun bir çaba sarf edildi. Normal soruşturma prosedürü işletilmedi. İddianame mahkemede bile sansürlenerek okundu. Davalar nakledildi, sanıklara ordu tarafından atanan avukatlarla kamusal bir koruma getirilerek devletin bütün olanakları seferber edildi. Bakın, burası çok önemli “FETÖ mahkemelerinin verdiği bir karardır.” denilerek verilen cezalar bozuldu ve sanıklar beraat ettirildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAİT DEDE (Devamla) – Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

SAİT DEDE (Devamla) – İşinize gelince “FETÖ” deyip katilleri salıyorsunuz, işinize gelmeyince FETÖ mahkemelerinin kumpas davalarını siyasi çıkarlarınız için kullanıyorsunuz. Eğer FETÖ davalarıysa şu an binlerce insan yine, bu FETÖ’cü hâkimlerin verdiği kararlar yüzünden cezaevinde tutuluyor. Bir taraftan, bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşen bir bombalı saldırının failleri güvenlik güçleri olunca salıverilirken, katiller yargı tarafından cezasızlık zırhıyla alabildiğince korunup kollanırken; diğer taraftan, bakın, sadece siyaset yaptığı için, demokratik, özgür bir yaşam dilediği için, düşüncelerini dile getirdiği için Hakkâri Milletvekilimiz Leyla Güven’e altı yıl üç ay, sonra yetmedi yirmi iki yıl üç ay, sonra yine yetmedi beş yıl ceza verildi; yine, Yüksekova Belediye Eş Başkanımız Remziye Yaşar’a hukuk katledilerek on yedi yıl altı ay ceza verildi; yine, Eş Başkanımız İrfan Sarı’ya yedi yıl altı ay ceza verildi. Şimdi, Kürt halkının seçilmişlerine yönelik sayısız örneklerle dolu siyasi kararlar, sonra “Kürt düşmanısınız.” deyince de kızıyorsunuz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım, ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

        Mahmut Toğrul                             Hüda Kaya                            Züleyha Gülüm

           Gaziantep                                  İstanbul                                    İstanbul

  Gülüstan Kılıç Koçyiğit                     Ayşe Sürücü                    Mahmut Celadet Gaydalı

                Muş                                      Şanlıurfa                                     Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Züleyha Gülüm.

Buyurunuz Sayın Gülüm. (HDP sıralarından alkışlar)

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Merhabalar.

Şimdi, iktidarın klasik yasa düzenlemesiyle yine karşı karşıyayız. Önce, yoksul halkın cebindeki bütün parayı alıyorsunuz; yolsuzluklarınızla, soygun düzeninizle, vergilerinizle, zamlarınızla cebi boşaltılıyor, ondan sonra bütün bu parayı sermaye gruplarına, savaşa, ranta, saraya ve yandaşlarınıza veriyorsunuz; sonra bir dönüyorsunuz ki halk çok yoksullaşmış, tepkiler var “Oy potansiyelimiz düşüyor, oylarımız eriyor. Ya, birazcık, küçük bir miktar verelim çaldıklarımızdan.” deyip bir miktarını geri vermek üzere yasal düzenleme yapıyorsunuz. Aslında bugün bu önümüze getirdiğiniz düzenleme de bundan farklı bir şey değil. Halk size tepki gösterince de sokağa çıkınca da polis zoruyla, yargı zoruyla bastırarak, korkutarak susturmaya, sessizleştirmeye çalışıyorsunuz.

Elektriğe, doğal gaza, akaryakıta, zam üstüne zam yağdırdınız. Çözüm olarak da çok orijinalsiniz, Enerji Bakanlığı halka diyor ki: “Enerjini verimli kullan, aklınla verimli yaşa.” diye SMS'ler atıyor. “Kombi kısın.” diyorsunuz da halk zaten kombi açmıyor ki neyini kıssın? Bir eli yağda bir eli balda olanlar halka “Tasarruf edin.” diyor. Ama merak etmeyin, bu halk aklını kullanacak -tam da Enerji Bakanının söylediği gibi- tasarruf yapacak, sizin ampulünüzü söndürerek bu tasarrufu yapacak.

“Müjde” diye duyurduğunuz her düzenleme halkın ekmeğini, emeğini çalıp sermayedarların, zenginlerin çıkarları için kullanılmak üzere hazırladığınız yasal düzenlemeler. “Bireysel emeklilik” dediğiniz şey de aslında sermaye gruplarına kar sağlamak üzere hazırlanmış bir yasaydı, yıllar önce bunu söylemiştik. Ne yaptınız? Emeklilikte mezarda emekliliği getirdiniz, 65 yaşta emeklilik yani “Ölünce emekli olacaksınız.” dediniz. Emekli maaşlarını yerlerde sürünür hâle getirdiniz. Arkasından da bunlar size yetmiyor “Size bir bireysel emeklilik verelim.” deyip yine halkın cebindeki üç kuruşa da göz diktiniz. Bugün bireysel emeklilik diye dayattığınız şey, aslında devletin sorumluluğunda olan sosyal güvenliği sağlama yükümlülüğünü yine yoksul halkın sırtına yüklemekten başka bir şey değil.

“Memur maaşlarına yüzde 30,5 zam yaptık.” deyip büyük büyük laflar ediyorsunuz.

Bir tane TÜİK’imiz var, bu TÜİK nereye göre acaba enflasyon oranı ölçüyor, hangi ülkede yaşıyor bilinmez, yüzde 36 açıklıyor ülkede enflasyonun yüzde 80’lerde olduğu bir zaman diliminde. 2021’in enflasyonuna dâhil olmasın diye 2022’nin ilk günlerinde doğal gaza, akar yakıta, köprü geçiş ücretlerine zamlar yaptınız. Bu zamlarla enflasyon yüzde 80’in üzerine bile çıkmışken siz memura yaptığınız yüzde 30,5 zamla övünecek kadar da inanılmazsınız demek istiyorum.

Halk yoksullaştıkça siz zenginleşiyorsunuz, farkındayız; halkın yoksullaşmasının nedeni sizin zenginleşmenizdir. Emekliler… 2.500 lira maaştan bahsediyorsunuz ve bunu da hiç gocunmadan söylüyorsunuz. Doğal gazı, elektriği, suyu, faturaları topladığınızda 1.500 lira eden bir zaman diliminde 2.500 lira maaşla övünmek nasıl bir duygudur, nasıl bir hâldir gerçekten inanılmaz. Ocak 2021’de 516 dolara denk gelen maaşlar bugün 295 dolara gerilemiş durumda. 9 grama yakın altın alınabiliyorken bugün 5 gram altın alınabiliyor; siz hâlen “Enflasyon altında ezdirmedik.” diyorsunuz.

Bir de EYT'lilerimiz var, emeklilikte yaşa takılanlar. Devlet bir yasa belirliyor, sonra birdenbire bu hakka sahip olanlara “Ben bu yasadan vazgeçtim, sizinle ilgili yeni yasal düzenleme yaptım. Bu yasayı hukuka aykırı olarak geriye de yürüteceğim ve sizin emeklilik haklarınızı elinizden alacağım.” diyor ve bunu rahatlıkla yapıyor ve dolayısıyla emeklilikte yaşa takılanların da sorunlarını hâlen çözmüş değilsiniz.

Diğer bir mesele de 3600 ek gösterge. Yıllarca “Çıkaracağız, çıkaracağız, yapacağız.” dediniz, şimdi 2022’ye bıraktınız, yine bir seçim yatırımı, aslında kendinize yeni dönemin rant alanı olarak elinizde koz olarak tutuyorsunuz ama buradan şunu da söyleyelim: Ek göstergede ayrım gözetilemez, tüm kamu emekçileri açısından uygulanması gerekir sadece belli meslek gruplarına değil, bütün emekçilerin kapsam içine alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatalım.

Gençlerden bahsetmek istiyorum, gerçekten gençlerin yaşam umudunu söndürdünüz ya! Yaşama umutları kalmadı, geleceğe dair umutları kalmadı, milyonlarca genç bu ülkeden kaçmaya çalışıyor, yurt dışında kendine yaşam alanları, iş alanları bulmaya çalışıyor; okumaları ayrı dert, üniversite harçları, haraçları ayrı dert, Kredi Yurtlar Kurumundan  yüksek faizlerle aldıkları borçları ödemek ayrı dert, iş bulmak ayrı dert, bulsa alacağı ücretle çalışmaları ayrı dert.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun efendim.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Ama sizin umurunuzda değil tabii ki öğrencilerin bu yaşadıkları ve bunun bir sonucu olarak  Enes Kara tıp öğrencisiydi, gelecekten umudunu kesti, ekonomik zorluklar, gelecek kaygısı, aile baskısı, tarikat yurdunda kalmaya mecbur kalınması sonucunda hayattan umudunu kestiği için maalesef intihar etti. Siz ne yapıyorsunuz? Millî eğitimi de ilkokulları da liseleri de üniversite öğrencilerini de cemaatlere, tarikatlara teslim ediyorsunuz, terk ettiniz, eğitim alanındaki görevlerinizi terk ettiniz. Bunu bilerek yapıyorsunuz  çünkü siz gençlerin cemaatlerin, tarikatların yurtlarına mahkûm olmasını istiyorsunuz. Yoksulluğu dayatmanız da bundandır, gençlerin yasal olarak vermeniz gereken hiçbir hakkını vermiyor oluşunuzda bundandır. Devlet bir an önce kendi sorumluluğunu yerine getirmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Gençleri tarikat yurtlarına mahkûm etmekten vazgeçmelidir. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Mehmet Metanet Çulhaoğlu                  Muhammet Naci Cinisli                              Hüseyin Örs

                       Adana                                              Erzurum                                             Trabzon

             İmam Hüseyin Filiz                               Orhan Çakırlar                              Aydın Adnan Sezgin

                    Gaziantep                                            Edirne                                                Aydın

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Ali Öztunç                                          Cavit Arı                                 Emine Gülizar Emecan

                Kahramanmaraş                                       Antalya                                             İstanbul

                  Serkan Topal                                    Alpay Antmen                               İlhami Özcan Aygun

                       Hatay                                               Mersin                                              Tekirdağ

                  Rafet Zeybek                                  Süleyman Bülbül                                 Faruk Sarıaslan

                      Antalya                                              Aydın                                              Nevşehir

                   Fikret Şahin

                     Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşmacı Edirne Milletvekili Sayın Orhan Çakırlar.

Buyurunuz Sayın Çakırlar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ORHAN ÇAKIRLAR (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, A Millî Takımımızın formasını giyen Konyaspor futbolcusu Ahmet Çalık’ın dün elim bir trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrendik. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve Türk futbol camiasına sabırlar diliyorum.

Tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın intihar etmesi sadece üzülerek geçiştirilecek bir olay değildir, sosyopolitik cehaletimizin vahim bir neticesidir. Tedbir alınmazsa ne ilk ne de son olacaktır. Mevla'm rahmet eylesin.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9’uncu maddeleri bireysel emeklilik sistemiyle ilgili farklı düzenlemeler getirmektedir. Bireysel emeklilik sistemi, rahat bir emeklilik dönemi için bireylerin çalışma hayatları süresince birikim yapmasını sağlayan, sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak emeklilik gelirine ek bir gelir sağlayan özel emeklilik sistemidir. İktidarınız döneminde emekli aylığı bağlanma oranları düştüğü için insanlarımız emekli olma ve aylıklarının yetmeyeceğini düşünüp bireysel emeklilik sistemine katıldılar fakat günümüzde azalan alım gücü sonrasında vatandaşlarımız bırakın birikim yapmayı maaşlarıyla ay sonunu zor getirmektedir. Birçok genç vatandaşımız işsizlik, gelecek kaygısı ve yurt dışında yeni bir hayat sebebiyle ülkemizde emeklilik hayalini kurmaktan uzak bir yaşam sürmektedir.

Değerli milletvekilleri, emeklilik, yaşlılık sebebiyle çalışmakta zorlanan insanların halk arasında ikinci bahar olarak kabul edilen sisteme geçişini simgeler. Oysaki günümüzde emeklilik, ikinci bahar dönemi yerine kara kış dönemi olarak adlandırılmakta çünkü vatandaşımız emeklilik hakkı kazandıktan sonra hayat pahalılığını daha fazla hissetmeye başlamakta. Bu sebeple vatandaşlarımız, hayatlarını rahat geçirebilecekleri dönem olarak düşündükleri emeklilik döneminde bile maalesef çalışmak zorunda kalıyorlar. Bireysel emeklilik sistemi ile sosyal güvenlik sisteminin eksikliğini örtmeye çalışmak, vatandaşlarımızın emekli olduklarında geçinemeyeceklerini kabul etmek demektir. Bu sebeple, öncelikli olarak, asgari ücretin çok daha altında emekli aylığı alan vatandaşlarımızın maaşları düzeltilmeli ve sosyal refah düzeyine getirilmelidir. En düşük emekli maaşının 2.500 lira olarak düzenlenmesi bir müjde değil, muhtaçlığın resmidir.

Değerli milletvekilleri, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklardan emekli aylığı alan binlerce insan, bayram ikramiyelerinden mahrum edilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, BAĞ-KUR ve diğer emeklilere ödenen bayram ikramiyeleri hazineden karşılanırken bu kurumlardan emekli olan binlerce vatandaşımız diğer emekliler gibi bu haktan yararlanmak istemektedir. Anayasa’mızın eşitlik ilkesinin özüne ve ruhuna aykırı olan uygulamanın ve mağduriyetin giderilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, asgari ücrete, memurlara ve emeklilere verilen yeni rakamlar karşısında -yeni rakamlar diyorum çünkü bunun zamla alakası yok, zam olmuş olsaydı vatandaş kendine geçen yıldan daha iyi bir hayat süreceğini düşünürdü oysaki vatandaşlarımız geçinemediklerini her fırsatta dile getiriyorlar- yeni yıla girdiğimiz ilk günden beri muazzam zam haberleriyle başka bir şey düşünmüyoruz ve konuşmuyoruz. Yeni yıldan önce roket hızıyla artan zamlar hayatımızın bir parçası olmuştu ama o zaman, kur yüksekliğinden bahsediliyordu. Kur düştü, zamlar yine devam ediyor. İşsizlik deseniz, orduya dönüşmüş. Eskiden “Ekmek aslanın ağzında.” derdik; şimdi, bırakın ekmeği, arslanı bile bulmak çok zor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ORHAN ÇAKIRLAR (Devamla) – Gıdaya zam, ulaşıma zam, enerjiye zam, iletişime zam; kısacası her şeye zam gelirken “Vatandaşımızı enflasyona karşı ezdirmeyeceğiz.” iddiasını edenler hangi enflasyondan bahsetmekte? Vatandaşımız, kendisine bu zulmü layık görenlere dersini sandıkta verecektir.

Genel kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ali Öztunç.

Buyurunuz Sayın Öztunç. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Kürsüye her gelen muhalefet partili milletvekili, ülkede yaşanan ekonomik krizi, milletin yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor ama maalesef AK PARTİ’liler kulağını buna tıkıyorlar. Gözleri var, görmüyor; kulakları var, duymuyor. Millet perişan, insanlar işsizlikten kırılıyorlar ama siz bu gerçekleri görmüyorsunuz.

Dolar artıyordu, zam geliyordu; eyvallah. Dolar iniyor, yine zam geliyor. Bu nasıl bir iştir, ne menem bir iştir ki dolar artarken zam, inerken yine zam? Her şeye zam; market ürünlerine zam geliyor, doğal gaza zam, elektriğe zam, akaryakıta zam, her şeye zam geliyor. Dolar düştüğü zaman davul zurna çaldırıp halay çektirdiniz, indirsenize şu fiyatları hadi. Niye indirtmiyorsunuz, indiremiyorsunuz? Çünkü gerçeklerden uzaksınız.

Çiftçi perişan. Benim seçim bölgem Kahramanmaraş'a gidin, Elbistan'a gidin, üre gübrenin tonu 13 bin lira arkadaşlar, geçen sene 1.500 liraydı, bu yıl, 2021 Haziran ayında 4.500 liraydı, bugün 13 bin lira. Yazık günah değil mi? Nasıl ekecek bu çiftçi, nasıl biçecek? Kahramanmaraş dedim de dilimde tüy bitti; milletvekili olduğum günden bu yana Kahramanmaraş'ın sorunlarını dile getiriyoruz ama Hükûmet hiç oralı değil, iktidar partisi oralı değil. “Ne de olsa Maraşlı bize oy veriyor.” algısıyla yaşıyorsunuz, alamayacaksınız bir daha o oyları.

Bakın, size sadece Elbistan Devlet Hastanesini söyleyeceğim. Elbistan Devlet Hastanesinde aylardır kadın doğum doktoru yok -150 bin nüfus var- aylardır bir tane kadın doğum doktoru yok ya. Vicdan! Kulak, burun, boğaz bir hekim var, göğüs hastalıkları bir hekim var, biyokimyaya bakan yok, genel cerrah eksik, radyoloji yok, kardiyolojide bir hekim var, o da başhekim.

Değerli arkadaşlar, Elbistan Devlet Hastanesine anjiyo ünitesi kuruldu. Eyvallah, teşekkür ederiz, sağ olun, var olun. İyi de o anjiyo ünitesi, o makineler insan olmadan çalışmıyor ha, haberiniz olsun yani oraya bir doktor lazım ki çalışsın, boş makine çalışmaz. Doktor göndermiyorsunuz, anjiyo makinası var. Kime güvendiniz? Bizim büfeci Mehmet emmiye mi güvendiniz, o mu yapacak anjiyoyu? (CHP sıralarından alkışlar) Ya da Dokuz Eylül Tıptan ayrılma bizim İsmet var Elbistan'da -mecnundur, bir kara sevdaya takılmış- ondan sonra, Sayın Bakan, ayrılmış, gelmiş yıllardır Elbistan'da, tıptan ayrılma olduğu için -ikinci sınıfta ayrılmış- doktor olduğunu zannediyor Elbistan'da. Doktor İsmet'e mi güvendiniz yoksa anjiyo ünitesini kurarken? Doktor yok, hekim yok. Kahramanmaraş'ın hastanelerinin pek çoğunda maalesef hekim yok değerli arkadaşlar.

Bir Arsan kavşağımız var Kahramanmaraş merkezde. Neredeyse iki yıldır Arsan Kavşağı'nı bitiremediniz ya. Bir kavşak; altı üstü bir kavşak. Kahramanmaraşlı isyanda. İki yıldır bir kavşağı bitiremeyen bir iktidar olur mu? Var, adı “AK PARTİ Hükûmeti.”

SALİH CORA (Trabzon) – Adil Bey yapar.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Başka? Aksu Çayı… Kir akıyor, kir akıyor arkadaşlar. Kimyasal ürünler var içerisinde, merdiven altı fabrikaların atıkları bu nehre akıyor, çaya akıyor. Oradan insanlar kötü koku alıyorlar. Çok büyük sıkıntı var Aksu Çayı'nda. “Temizlensin.” diyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Adil Bey’e söyleyin…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Yıllardır söylüyoruz, yine dilimizde tüy bitti, umurunuza değil Kahramanmaraş'taki Aksu Çayı.

SALİH CORA (Trabzon) – Adil Bey’e söyleyin.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Afşin–Elbistan Termik Santrali… Afşin–Elbistan Termik Santralinde “filtre, filtre, filtre” dedik. Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakan'a gittim, sordum; cevaplamadı. Sonra bana yazılı cevap göndermiş, diyor ki: “Afşin–Elbistan Termik Santraline filtre takıldı.” Vallahi de yalan, billahi de yalan. Eğer Afşin–Elbistan Termik Santraline filtre takıldıysa vallahi de billahi de hemen yarın milletvekilliğinden istifa edeceğim. (CHP sıralarından alkışlar) Vallahi edeceğim çünkü yok, takılmadı. Gerek yok bunu söylemeye, bu açıklamaya gerek yok. Afşinli, Elbistanlı yıllardır kül yutuyor. Afşinlinin, Elbistanlının üzerine yıllardır zehir saçılıyor. Yazık, günah ya! 300 bin nüfus var burada. Bir filtre takılacak ya; hepsi bu. Çalışmasın diyen yok; çalışsın, işçiler burada maaşını alsın, emek versin ama bir filtre takın da bu insanlar kanser olmasın diyoruz ya.

Bir terminal binası yapılıyor Kahramanmaraş merkezde. Bir buçuk yıl oldu; bir buçuk yıldır bir terminal binasının tadilatını yapamadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztunç

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bırakın, baştan  sona yapmıyor, tadilatını bitiremedi. Bu kadar beceriksiz bir belediye olur mu? Bu kadar beceriksiz bir belediye anlayışı olur mu? Köy yolları zaten perişan; Ilıca yolu yapılacak diye söz verdiler; he babam he!

SALİH CORA (Trabzon) – Kazanamadığı…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Her seçim dönemi geliyorlar Kahramanmaş’a, stat sözü veriyorlar, her seçim dönemi “Stat yapacağız, stat yapacağız.” Tövbe! Seçim bitiyor, stat da yok, bir şey de yok; şimdi “Temel atacağız.” diyorlar, göreceğiz bakalım.

Değerli arkadaşlar, seçim bölgem Kahramanmaraş’a hizmet gitmiyor; Kahramanmaraşlı, AK PARTİ’ye çok oy verdiği için AK PARTİ Kahramanmaraş’ı çantada keklik görüyor idi ama bu saatten sonra Kahramanmaraş’ta görecekler başlarına ne gelecek, ne oy alacaklarını görecekler. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben konuşurken geldi yine bu beyefendi, yoktu; başladı yine oradan “Vır, vır, vır...” Yahu milletvekili misin, şey misin ya! Ayıp bir şey ya, gerçekten ayıp bir şey; yakışmıyor ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Kardeş şehrimiz Trabzonlulara şikâyet ediyorum: AK PARTİ Trabzon Milletvekili Salih Cora’nın tek bir işi var, laf atmak; “Vır, vır, vır, vır…” Yeter, ayıp be, ayıp! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4’üncü madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde 4 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Musa Piroğlu                            Mahmut Toğrul                              Hüda Kaya                            İstanbul                                   Gaziantep                                   İstanbul                   Gülüstan Kılıç Koçyiğit                      Ayşe Sürücü                             Züleyha Gülüm                            Muş                                      Şanlıurfa                                    İstanbul                

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Musa Piroğlu.

Buyurunuz Sayın Piroğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

MUSA PİROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, milyonların gözü bugün bu Mecliste; emekliler zamlarını bekliyor, memurlar zam oranlarının yükseltilmesini bekliyor ama sanırım bu Mecliste, emeklilere sefaleti dayatanların, memura yüzde 2,5 zam önerenlerin bununla alakası yok. Halkımız görmüyor olabilir, ben tarif edeyim: Az önce yoklama yapıldığında iktidar sıralarında 205 kişi vardı, şu anda 20 kişi var ya da yok ve buradan insanların hayatını belirleyen kanunlar çıkacak, insanların ücretlerini belirleyen kanunlar çıkacak, bunu bu iktidar getirecek, bunlar gelip oylama sırasında yeniden oy kullanacaklar.

Emekliler, yoksullar ve işçiler Meclisine gözlerini dikmiş, iktidarın Meclisten kendilerini görmesini, kendi sorunlarını duymasını bekliyorlar ama ne yazık ki bu konuda yanılacaklar. Bu Meclisteki iktidar çoğunluğunun görmeme sorunu yok; halkın sorunlarını gayet iyi biliyorlar, halkın yaşadığı sıkıntıyı da biliyorlar çünkü onu bunlar yaratıyor; bu iktidar, yoksulluğun temel sorumlusudur; bu iktidar, emeklilerin yaşadığı sefaletin temel sorumlusudur. Bu bir politik tercihtir, bu bir sınıfsal tercihtir. Bugün getirilen torba yasa bu tercihin ne olduğunu gösteriyor; emeklilere toplamda 3,5 milyar zam verecekler ama müteahhitlere 10 milyar verecekler çünkü bu iktidarın tek derdi müteahhidin cebine biraz daha fazla servet koymak, yandaş sermayeyi biraz daha büyütmek, tekellerin daha fazla büyümesini sağlamak. Ne uğruna? Halkın sefaleti, halkın yoksulluğu uğruna. Ben, 15 Aralık tarihinde bütçe konuşmasında, asgari ücretten hemen önce demiştim ki asgari ücret 4 bin değil 10 bin olsa ne yazar? Asgari ücreti 4 bin lira yaptılar ve ocaktan bu yana, 1 Ocak'tan bu yana asgari ücretli daha maaşını almadan her şeyin bittiğini gördü. Ben sayayım, elektriğe bir yılda yüzde 155 zam yaptılar, LPG'ye yüzde 143, motorine yüzde 90, benzine yüzde 78, gıda ürünlerine yüzde 80 zam yaptılar ve bugün emekliye ve bugün memura sefalet dayatmaya çalışıyorlarEmekliyi 2.500 lirayla çalışmaya, memuru ise yüzde 2,5 zamla kandırmaya çalışıyorlar. Kış geldi, kar yağıyor, insanların ısınma, insanların aydınlanma, insanların karnını doyurma gibi bir sorunu var ve iktidar şunu yapmaya başladı: Dün, bir hafta, bir ay, bir iki ay önce buraya çıkan hepsi “Yoksulluk yok, kuru ekmekle karın doyar, bu ülkede işsizlik yok.” diyorlardı; bugünse insanların yoksulluğa dayanmasını, yoksulluğa katlanmasını, lokmasını küçültmesini, simitle bir karnını doyurmasını bekliyorlar. Bir laf var “Allah insan utandırmasın.” diye, bence eksik “Allah insanda utanacak yüz bıraksın.” Çünkü bu yüz gideli çoktan bu iktidarın bu konuda yüzü kalmamış durumda, insanda utanacak yüz yoksa bu lafları çıkar buradan rahatlıkla söyler. Geçtiğimiz aralık ayında bu gecekonduda bir çocuk elektrik kesildiği için öldü, soğuktan donarak hayatını kaybetti ve iktidar mart ayında bu otomobilden saraya 3 tane aldı; tanesi 31 milyon lira. Sadece korumaların ya da yandaşların bindiği araçlar. Halka sefalet dayatanların, halka sefalet önerenlerin kendileri ne yazık ki şatafat içinde yaşamaya devam ediyor.

Nemrud’a sormuşlar “Nasıl bu kadar zalim oldun?” diye; demiş ki: “Kimse sesini çıkarmadı.” Bu gecekonduda yaşayanlar, ekmek kuyruklarında sıra bekleyenler sesini çıkarmadığı sürece, öfkesini sokağa taşımadığı sürece bu sarayın elektriğini ve doğal gazını ödemeye devam edecekler ve biz, bu nemrut iktidardan rahatsızsak bilmeliyiz ki bu nemrut iktidar yıkılmadan hiç kimse hakkını kazanamayacak. İktidarı yıkmak istiyorsanız yapmanız gereken bir tane şey var; Aysel Tuğluk’un sessiz çığlığı bu sıralarda bekleyen insanların haykırışıyla buluşmak zorunda, Türkiye'deki  yoksullar Kürt’ün elini tutmak zorunda. Bu iktidarı ancak o zaman yıkarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kürt hakkında konuşmak sana düşmemiş. Kürt bile değilsin!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sana mı düşmüş be!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Evet, bana düşmüş, bana düşmüş.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sana ne düşüyor! Hadi oradan! Hadi oradan!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Hadi oradan! Hadi oradan, hadi!

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Ya, haddini bil ya! Haddini bil! Bu nasıl bir tarzdır ya!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İstediğimi söylerim, istediğimi konuşurum; zoruna mı gidiyor!

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Piroğlu. 

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Halkın öfkesi, bedduası, halkın ahı sarayın duvarları arasında duyulduğundandır ki şimdi, sokağı tehdit etmeye, sokağa çıkacak halka boyun eğdirecek tehditler yağdırmaya devam ediyorlar. Ben buradan açıkça söylüyorum, sizden korkan sizin gibi olsun. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sen kimsin ya!

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Ve sana gelince, kimin Kürt olup kimin Kürt olmadığını öğrenmek için önce bana sor, önce bana soracaksın “Kürt müsün değil misin?” diye, ondan sonra konuşacaksın.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sen kimsin! Sen bana karışamazsın. Kürt hakkında konuşamazsın, o yetki sana verilmemiş, Kürt hakkında konuşma yetkisi sana verilmemiş.

MUSA PİROĞLU (Devamla) – Çok bağıracaksınız, çok…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Görüyoruz, senin sesinden belli kim bağırıyor, cahil!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tüm beyanları aynen iade ediyoruz, hiçbirini kabul etmiyoruz, tüm beyanları iade ediyoruz adresine, bizim nezdimizde yok hükmündedir. Biz, milletimizin sevgisi, muhabbeti, desteğiyle yolumuza “Durmak yok, yola devam.” anlayışıyla devam ediyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 5'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Metanet Çulhaoğlu   Muhammet Naci Cinisli Hüseyin Örs

           Adana                                            Erzurum     Trabzon

İmam Hüseyin Filiz      Behiç Çelik              Aydın Adnan Sezgin

           Gaziantep                                   Mersin                               Aydın

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 Cavit Arı                    Emine Gülizar Emecan               İlhami Özcan Aygun

  Antalya                            İstanbul          Tekirdağ

Serkan Topal                          Fikret Şahin

   Hatay                                                           Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşmacı Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerine İYİ Parti adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada yeni bir torba kanun paketini görüşüyoruz. Genel Kurula arz edilen bu teklif 8 kanun üzerinde değişiklikler ve düzenlemeler içermektedir. Ayrıca, bir de 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye geçici bir madde eklenmesini içeriyor. Saymış olduğumuz bu kanunlar, halkımızın her bir ferdinin yaşamını doğrudan etkileyecek konulara ilişkindir. Bu nedenle, titizlikle çalışılması, nitelikli bir yönetim anlayışıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Oysa bugün burada, anlaşılmaz ve sonuç vermekten uzak bir geçiştirme usulü görmekteyiz. Buradan anlıyoruz ki AKP iktidarı bu denli önemli konuları bir torba teklifle görüşmeyi önerecek kadar milletle bağını koparmış, millete hizmet önceliğini yitirmiş durumdadır.

Her zaman olduğu gibi manşetlerden müjdelerle duyurulan teklif, AKP zihniyetinin millet sorunlarına kayıtsızlığını ortaya koymaktadır. Halkımızın mutfağına ateş düşmüşken geçim derdi, pahalılık, yoksulluk dört bir yanı kuşatmışken mevcut iktidar zannediyor ki en düşük emekli maaşı 2 bin 500 lira olursa tüm sorunlar çözülecek. Sorunlar böyle çözülmez arkadaşlar, katlanır ve kronikleşir. İnat yüzünden, cehalet yüzünden, duyarsızlık yüzünden, liyakati ortadan kaldırma yüzünden, devlet geleneklerimize, teamüllere kastedildiği için, kurumlarımız paramparça edildiği için, bütün bunlar olurken vicdanınız hiç sızlamadığı için, sorunları çözme niteliğini kaybetmiş durumdasınız. Oysa, devlet yönetimi ciddi bir iştir; devleti yönetmek güveni, huzuru, istikrarı ve refahı sağlamayı esas alır. AKP, bunların hepsini birden yok etmiş durumdadır. Türk milletine karşı ağır bir suç işlemektir aslında bu. Milletimiz hesabını mutlaka soracaktır. Devlet çınarının köklerini göz göre göre kurutan; ekonomide, dış politikada, güvenlik politikalarında her anlamda sınıfta kalan; gencecik evlatlarımızı işsiz, umutsuz bırakan; ÜFE, TÜFE dengesini bile sağlayamayan; enflasyon belasını musallat eden; vatandaşımızın üç kuruşunu eritip bitiren; hırsızlık, yolsuzluk, talan ve harami politikaları utanç vericidir. Sanıyorlar ki 2.500 liralık emekli maaşı insanımızı mutlu edecek. İnsanlar bununla nasıl geçinecek? Vicdanla, ahlakla, inançla, vatan sevgisiyle acaba hiç bunların bağı kalmadı mı; soruyorum. Bütün kaynaklarımızı, servetlerimizi bir avuç çetenin soygununa açık hâle getiren de bunlar; yazıktır, günahtır!

Değerli milletvekilleri, ben buradan yine soruyorum: Acaba, AKP iktidarı, Tekâlif-i Millîye diye şey duymuş mudur? O ruhu anlayabilmiş midir? Seferberlik devrinde, jandarma yardım için bir köye gittiğinde yaşlı bir dede, yarım çuval hububatının yarısını jandarmaya vermiş ve ayrılan jandarmaya gözleri yaşararak ayağındaki yamalı çorabı da “Evladım al götür, cephede Mehmetçikin ayağı donmasın.” diyebilmiştir. İşte, bugün, o dedelerin hakkı heder ediliyor, bu kahraman Türk dedesinin hakkı haramilere peşkeş çekiliyor.

Teklifin 5’inci maddesine gelince, söz konusu madde bireysel emeklilik fonlarını, temlik işlemine açık hâle getirmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bireysel emeklilik, vatandaşlarımıza bir ek emeklilik geliri sağlanmasına yöneliktir. Ancak yapılan düzenlemeyle, sisteme katılanların birikimleri ve aylıkları temlik yoluyla bir değiş-tokuş aracına dönüştürülmektedir, tasarruf konusu olan bir kaynağı teminat konusuna çevirmektedir. Bu yaklaşımı bireysel emeklilik sisteminin varoluş amacına uygun olarak işletebilmek önemlidir.

Sözlerimi tamamlarken, iktidar partisini, milletimizin öncelikli sorunlarına odaklanmaya, yüzeysel geçiştirmeler yerine nitelikli çözümler üretmeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Tekirdağ Milletvekili Sayın İlhami Özcan Aygun.

Buyurunuz Sayın Aygun. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 5’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve ekranlarda bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı selamlıyorum.

Geçtiğimiz hafta stokçuluğun önüne geçmeyle ilgili kanun içerisinde limanlarımızı peşkeş çektik; ta kırk dokuz yıllığına, daha bitmeden kiralama yaptık. Şimdi de bireysel emeklilik kanun teklifi içerisine “Merkez Bankasına haciz konulamaz, gelen yabancı paralara haciz konulamaz.” Yani, sizin ne yaptığınızı artık biz de çözemiyoruz. Yani, ne kadar yapılacak kaçak iş varsa bunları güzel bir şekilde “Stokçulukla mücadele içerisindeyiz, stokçulukla karşı karşıyayız.” deyip, ondan sonra gelip bireysel emeklilikle veya ona katkı sağlama konusunda Merkez Bankasındaki “haciz konulamaz”ı getiriyoruz. Yani, sizi anlamakta artık zorlanıyoruz.

Ne yaparsanız yapın, hiçbir şeye çözüm olamıyorsunuz artık. Ne vatandaş dolar almaktan vazgeçiyor ne tasarruf yapabiliyor çünkü yanlış ekonomik politikalar sebebiyle Türkiye ekonomisi “dolarkolik” hâline geldi. Dış borca batırılan ekonomi, tükenmişlik sendromu yaşamaktadır. Merkez Bankası rezervleri tüketilmiş, eksi seviyelere inmiştir; eksi 56,4 milyona inen rezervimiz var. Merkez Bankası müdahale ediyor, para basıyor ama dolar maalesef artmaya devam ediyor. Rezervler ekside ama ne hikmetse ne rezervi artırabiliyorsunuz ne de doların önüne geçebiliyorsunuz, enflasyonu da patlatıyorsunuz.

Tüm devletler, zayıflayan Türk lirası karşısında pusuda bekliyor. Bakınız, Varlık Fonu üzerinden Türkiye’deki nimetleri toplamak için Katar, Birleşik Arap Emirlikleri hazır olda bekliyorlar. “FETÖ’nün finansörü” dediğiniz Birleşik Arap Emirliklerine baktığımızda Türkiye'deki ekonomik krizi sonrasında ellerini açmışlar, onlar da avuçlarını ovuşturuyorlar ve bunların Yatırım Fonu Başkanı Al Suwaidi de Financial Times’a yaptığı açıklamada diyor ki: “Zayıflayan TL’nin karşısında bize birçok fırsat çıkıyor, bu fırsatları ve Varlık Fonu içerisindeki olan şirketleri ele geçirmek için gün sayıyoruz.” Aynı şekilde, Katar Dışişleri Bakanı da Türkiye'de ekonomik sorunlardan ortaya çıkacak fırsatları dört gözle beklediklerini söylüyor. Yani Türkiye'yi Katar ve Birleşik Arap Emirliklerine peşkeş çeker hâle getirdiniz, onlara el açtırdınız; artık bu sevdadan vazgeçin diyoruz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; Bireysel Emeklilik Kanunu çerçevesinde AK PARTİ döneminde 2007 yılından bu yana tam 42 kez değişim yaptınız yani yasanın tamamen cılkını çıkardınız, yapboz tahtasına çevirdiniz; hâlâ da kanmadınız ve bitmedi.

Teklifin 5’inci maddesine baktığınızda, vatandaşların birikimlerine temlik getirilmesini söylüyorsunuz yani katılımcının birikimleri ve aylıkları alacak devri yöntemiyle bir ticari bağış hâline geçecek. Bu, Anayasa'ya aykırı olup bundan bir an evvel vazgeçin diyoruz.

Yine, bakınız, ülkemizde asıl sorun -bağırıyoruz, yıllardan beri söylüyoruz- gıda savaşı, gıda krizi geliyor ama sizler bunu anlamıyorsunuz ve tarım bitirildi ülkede. Tüketicilerimiz de OECD ülkeleri içerisinde en pahalı sebze meyveyi tüketir hâle geldi. “Kim yaptı?” derseniz AK PARTİ yaptı. Evet, ne yaparsa AK PARTİ yapar biliyorsunuz ve geldiğiniz noktada çiftçi artık gübre atamadı. Bakınız, ekim döneminde taban gübresi olarak kullanılması gereken taban gübresini kullanamadı, şimdi de kardeşlenme dönemi ve sapa kalkma döneminde üre gübresi kullanması gerekiyor ama nerede kullanılacak? Ekin gübresi DAP, geçen yıl 2 bin lira civarındayken bugün 13 bin lira, tam tamına yüzde 453 artmış. Sayın milletvekilleri, yine, üre gübresine baktığımızda geçen yıl 1.850 lira, şimdi bir ara 16 bindi, bugünlerde 13 bin lira; tam tamına yüzde 650 artmış. Yine, bakın, ilaç… Evet, 2021 yılına baktığımızda buğdayda kullanılan herbisit, fungisit, insektisitlerin maliyeti şu anda 152 liraya gelmiş. Yine, bakınız, aynı şekilde elektrik… Sulamada kullandığımız elektriğin kilovatsaati geçen yıl 107,3 kuruş iken bugün ise 206 kuruşa gelmiş yani yüzde 91,98 zamlanmış. Yine, mazota bakıyoruz. Geçen yıl 10 Ocak’ta mazot 6,58 lirayken bugün ise 13 lira 78 kuruşa gelmiş; artış oranı yüzde 109,4. Ya, bu çiftçi nasıl üretimde kalsın ki? Yani artık uyanın diyoruz. Eğer karnınızı doyurmak istiyorsanız çiftçiye bakmamız gerekiyor.

Sayın Hazine ve Maliye Bakanı ile Tarım Bakanına buradan seslenmek istiyorum. Ya, artık sesimizi duyun. Toprak Mahsulleri Ofisi dışarıdan ithal etmiş olduğu, hem de kendi çiftçisine 2.350 liradan almış olduğu buğdayı 387 dolardan ithalatını yapıp, Hazineden zararı karşılayıp un fabrikasına yüzde 1 KDV'yle, yem fabrikasına yüzde 1 KDV'yle veya birliklere yüzde 1 KDV’yle veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aygun.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Ben besici olarak gittiğim zaman ise bana yüzde 8 KDV uyguluyor. Ya, nasıl adalet bu? Besici ayakta kalabilir mi bu mantıkla?

Yine, bakınız, bugün Yalova Garden’da TİGEM’in arazisini kiralayan   süs bitkisi üreten 22 arkadaşlarımızdan bir mesaj aldım. Ya, hani enflasyon yüzde 36’ydı? Cumhurbaşkanı, bugün elli beş dakikanın otuz beş dakikasını Cumhuriyet Halk Partisine ayırmış, sadece Cumhuriyet Halk Partisi’yle yatıp kalktı. Yalnız, orada, şunu söylemişti: “Özel okullara yüz 36’dan fazla zam yaptırmayacağız.” ama süs bitkisi üreten bu vatandaşlarımıza yüzde 79, yüzde 80… Ya, siz onlara kira ödeteceksiniz. Bu insanlar geçmişte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Sayın Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Bir ilk olacak efendim bugün.

Buyurun.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Bakınız, Trabzon’da, Trabzon Vekilimiz -sataşma yok- burada; Trabzon milletvekilimiz bilir, oradaki fındık bahçelerindeki drakulayla şu anda baş edemiyorlar, fındık bahçeleri yok ediliyor. Sebebi, ithal edilen o süs bitkileridir. Trabzon’da drakuladan dolayı fındık bahçeleri yok edildi.

Şimdi, geliniz, diyoruz ki “Bu süs bitkisi üreten Yalova’daki bizim üreticilerimizin sesine kulak verin. Onların da özel okullar gibi kira sözleşmelerindeki o yüzde 80’i yüzde 36’ya çekin.” Hazine ve Maliye Bakanı ve Tarım Bakanına buradan sesleniyorum: Üretimi desteklemek istiyorsanız üretici orada, üreticiye yüzde 80’le kiralama yaptırmazsınız. Ve şimdi ithalattan ihracata geçtiler. 300 milyon dolar süs bitkisi ihracatımız var. Ya, bu adamlar üretim yapmakla suç mu işlediler? Evet, suç mu işlediler bunlar? Çiftçi borçlu; neden borçlu? Üretim yaptığı için. Diyoruz ya “1 metrekare boş yer bırakmayın.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bitirsin efendim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Boş yer bırakmadı; gırtlağına kadar borç içerisinde.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi ile 4632 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen cümlede yer alan “temlik edilmesi” ibaresinin “yahut bu sözleşmelerden kaynaklı alacağın devredilmesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

 

          Cahit Özkan                       Mehmet Doğan Kubat                      Ramazan Can

             Denizli                                    İstanbul                                   Kırıkkale

     Yusuf Ziya Yılmaz                          İffet Polat                              Erol Kavuncu

             Samsun                                    İstanbul                                     Çorum

       Şeyhmus Dinçel                                  

             Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, bu önergede bir karar yeter sayısı alalım çünkü 15 kişiyle de geçmesin bu önerge yani. Karar yeter sayısı istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istenmiştir, arayacağım karar yeter sayısını.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, bireysel emeklilik sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın da devredilebilmesi açıkça düzenlenmekte ve teklifte yer alan “temlik” ibaresi “devir” olarak düzeltilerek 6098 sayılı Kanun’la uyumlu hâle getirilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                                      Kapanma Saati: 19.55

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Enez KAPLAN (Tekirdağ), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

5’inci madde üzerinde Cahit Özkan ve arkadaşlarının önergesi oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

5’inci maddeyi az önce kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 

MADDE 6- 4632 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında bulunan "veya katılımcılara yapılacak Devlet katkısı ödemesine mahsup edilebilir. Hak kazanılmayan tutarlarla ilgili mahsuplaşma işlemleri ile bu işlemlerin gerçekleştirilme sürelerine ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir" ifadesi madde metninden çıkarılmış, fıkrada bulunan "Müsteşarlığa" ibaresi "Bakanlığa" şeklinde, "Müsteşarlıkça" ibaresi "Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurumca" şeklinde, altıncı fıkrasında yer alan "Müsteşarlığa" ibaresi "Bakanlığa" şeklinde, sekizinci fıkrasında bulunan "Müsteşarlıkça emeklilik" ibaresi "Bakanlıkça emeklilik", "Müsteşarlıkça tanımlanan" ibaresi "Kurumca tanımlanan" şeklinde, "için Müsteşarlıkça emeklilik" ibaresi "için Bakanlıkça veya Kurumca emeklilik" şeklinde, dokuzuncu fıkrasında yer alan "Müsteşarlıkça" ibareleri "Bakanlıkça" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

"İşveren tarafından ödenenler hariç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı katılımcılar ile 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamındaki katılımcılar adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde otuzuna karşılık gelen tutar, şirketler tarafından emeklilik gözetim merkezine iletilen bilgiler esas alınarak Devlet katkısı olarak emeklilik gözetim merkezince hesaplanır. Cumhurbaşkanı, yabancı para cinsinden yapılan katkı payı ödemeleri için bu oranı yüzde ona kadar indirmeye yetkilidir. Devlet katkısı, Bakanlık bütçesine konulan ödenekten katılımcıların ilgili hesaplarına şirketler aracılığıyla aktarılmak üzere emeklilik gözetim merkezine ödenir. Bir katılımcı için bir takvim yılında ödenen ve Devlet katkısı tutarının hesaplanmasına esas teşkil eden katkı paylarının toplamı ilgili takvim yılına ait hesaplamaya ilişkin dönemin sona erdiği tarihte geçerli brüt asgari ücretin hesaplama dönemine isabet eden toplam tutarını aşamaz. Şu kadar ki, anılan sınırı aşan katkı payları için, Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurumca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, ilgili katkı payının ödendiği yılı takip eden takvim yıllarında da Devlet katkısı hesaplaması ve ödemesi yapılabilir. Bu ödenekten bütçenin diğer kalemlerine hiçbir şekilde aktarma yapılamaz. Devlet katkısı, katkı payı ödemelerinden ayrı olarak takip edilir."

"Bu madde çerçevesinde, Bakanlık hesabına emeklilik şirketlerince yapılan ödemelerden, ilgili mevzuatında belirlenen usul ve esaslar dahilinde fazla veya yersiz ödendiği tespit edilenler, Bakanlık bütçesine konulan ödenekten emeklilik şirketlerinin ilgili hesaplarına aktarılmak üzere emeklilik gözetim merkezine ödenir. Fazladan ödenen tutarlar için ayrıca faiz ödenmez."

 

Cavit Arı                                    Emine Gülizar Emecan                İlhami Özcan Aygun

Antalya                                                 İstanbul                                   Tekirdağ

Serkan Topal                                    Sibel Özdemir                                    

Hatay                                                   İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Sibel Özdemir.

Buyurunuz Sayın Özdemir. (CHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben de kanun teklifinin 6’ncı maddesi üzerinde söz aldım değerli milletvekilleri. Genel Kurulu ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Aslında, baktığımız zaman, bu kanun teklifi, devlet, bürokrasi, yasama sürecinde yaşanan sistem krizinin ve tabii ki bunun ekonomiye yansımasının neticesinde getirildi. Cumhurbaşkanının 20 Aralık akşamı kamuoyuna açıkladığı, ertesi gün de Hazine ve Maliye Bakanlığının yönetmelikler çıkararak uygulamaya başladığı bu düzenlemeleri biz neredeyse üç hafta sonra Meclis gündeminde tartışıyoruz. Her bir maddesi milyonları, farklı alanları ilgilendiren bu maddeler, düzenlemeler sadece bir torba kanunda bir araya getirildi. Teklifle, hepimizin malumu, Merkez Bankasıyla ilgili önemli düzenlemeler, emeklilik sistemine yeni teşvikler, doğal gazda kademeli tarifeye geçilmesi ve artan enflasyon, girdi fiyatları karşısında Türk lirasıyla yapılan ihale sözleşmelerinde ek fiyat farkı, döviz garantili mevduat hesabında Cumhurbaşkanına sınırsız yetkinin verilmesi, asgari ücretin 4.250 lira olduğu koşullarda en düşük emekli maaşının 2.500 lira yapılması gibi 8 farklı kanunda düzenlemeler yapılmıştır.

Evet, en kritik maddeleri; 1’inci maddesi Merkez Bankasıyla ilgili düzenleme ve 11’inci maddesi de döviz garantili TL mevduat hesaplarında Cumhurbaşkanına gerçekten sınırsız yetkilerin verilmesi. Aynı zamanda, 12’nci madde, Hazine ve Maliye Bakanlığına, Merkez Bankasından ve bankalardan bireylerin bütün bilgilerini, kişisel bilgilerini alma yetkisi veriyor; aslında, bunu da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu açısından sakıncalı bir düzenleme olarak görüyoruz.

Merkez Bankasıyla ilgili birkaç konuya değinmek istiyorum. Evet, burada, düzenlemede, Merkez Bankası nezdindeki yabancı para, alacak, mal, hak ve varlıkların haczedilmesi için yapılan yasal düzenleme -açıkçası değerli milletvekilleri- uluslararası ekonomi açısından ülkemizin itibarı noktasında önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan bu düzenleme, ülkemizde bağımsız ve özerk kurumsal yapıların tahribatı, itibar ve güven kaybına, aslında, çarpıcı bir örnek olarak karşımızda. İşte bu kurumsal tahribatın bir sonucu olarak da,  görüldüğü gibi, başka ülkeler bizden teminat istiyor çünkü bizim kurumlarımıza ve siyasallaşmış yargı sistemimize güvenmediklerini ortaya koyuyorlar. Peki, biz ne yapıyoruz kanun teklifinin bu maddesiyle? Biz de bütün bu uluslararası alandaki tartışmaları; uluslararası raporlara, Avrupa Birliği raporlarına yansıyan Merkez Bankasının güven kaybettiğine, itibar kaybettiğine -en çok tartışma hâline gelen Merkez Bankamıza- yönelik  tartışmaları kanun teklifinin bu maddesiyle açıkçası onaylıyoruz değerli milletvekilleri; bunu da dikkatinize sunmak istiyorum.

Evet, bugün, aslında baktığımız zaman, temel sorunlar -bu yasal düzenlemelerle- yirmi yıllık bu iktidarın maalesef başarısız, öngörüsüz ekonomi politikalarının bir sonucudur. Yapılan düzenlemelerle siyasi iktidarın kendi uyguladığı politikalarının başarısız sonuçlarını bir nevi düzeltme çabasını görüyoruz. Ama baktığımız zaman yine niteliksiz yine temelsiz yine çelişkili, bizim uyarılarımızı dikkate almayan ve aslında temel sorun alanı olan Cumhurbaşkanına muazzam yetkileri, sınırsız yetkileri veren kanun teklifiyle karşı karşıyayız.

Bireysel emeklilikle ilgili 6 maddeye yakın düzenleme var ama bugün, değerli milletvekilleri, baktığımız zaman, ülkemizin içinde yaşadığı ekonomik krizin en derin hissedildiği; başta gıda, temel ihtiyaçlar olmak üzere, konut kiralarının, elektrik, su, doğal gaz faturalarının, akaryakıt ürünlerinin sürekli yüksek oranlarda zamlandığı ve gerçekten, alım gücünün ciddi oranda düştüğü, gelirin gideri karşılamadığı bir süreçte birçok vatandaşımız için biz bugün burada bireysel emeklilikle ya da vatandaşlarımızı tasarrufa yöneltmekle ilgili bir kanun teklifini görüşüyoruz. Ya, bırakalım, bizim vatandaşlarımızı tasarrufa motive etmeye çalışmak açıkçası çelişkili bir durum. Yani bizim burada yapmamız gereken vatandaşlarımızın alım gücünü ve artan bu hayat pahalılığı karşısında ne yapacağımızı düşünmek. İşte elektrik, yüzde 50-yüzde 125 oranında arttı, daha yılın ilk günü doğal gazda gerçekten konutlarda yüzde 25, sanayide yüzde 51 zamla karşı karşıya kaldık. Kanun maddesinde emeklilerin en düşük maaşını 2.500 liraya çıkarıyoruz, açlık sınır 4 bin lira, işte asgari ücreti kısmen de olsa 4.500 liraya yükselttik, yoksulluk sınırı 13 bin lirayken biz bu kanunda en düşük emekli maaşını 2.500 lira yapıyoruz ve tasarrufa teşvik edici maddelerle yan yana koyuyoruz bunu. Bunu dikkatinize sunuyorum. Tüm bunlar yaşanırken kaynakları israf eden bu iktidar, şimdi de kaynak yaratmanın yol ve yöntemlerini bireysel emeklilik sistemiyle bulmaya çalışıyor. Bakın, değerli milletvekilleri BES’e ilk geçtiğimiz yılda bazı sayısal veriler var. O zaman ki faiz oranı yüzde 8, bugün yüzde 14; enflasyon yüzde 12, bugün yüzde 40’lar seviyesinde; işsizlik keza öyle, 2-3 katına çıktı; millî gelir ama en önemli veri millî gelirimiz, kişi başına millî gelir yani tasarrufları…

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – İzninizle Başkanım…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Özdemir.

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Yani vatandaşlarımızı tasarruflara yöneltecek hiçbir şey yapmayalım biz; millî gelirlerini, alım güç güçlerini artıralım zaten otomatik olarak sisteme katılacaklar ama millî gelir 10.600’lerden bugün 8 binlerin altına düşmüş durumda ve biz bu kanunla, benim üzerine söz aldığım maddeyle devlet desteğini artıyoruz. Ya, biz tasarrufu, vatandaşın tasarruf yapmasını sağlayacak bir ekonomik atmosferi kurup ve otomatik olarak tasarruf sistemine katılmalarını sağlamamız gerekirken biz ha bire devlet desteği vererek sonuç alamıyoruz. İşte, caymaların temel sebebi neymiş biliyor musunuz değerli milletvekilleri? Vatandaşlarımız sistemden çıkıyorlar, 1 milyona yakın bir çıkış var, sorduk Komisyonda; eğitim harcaması için, borçlarını ödemek için ve konut alımı için. Yani siz ne kadar kabul etmeseniz de vatandaşların ekonomik olarak ortada karşılaştıkları tablo bu. Bırakın birikim yapmayı, mevcut birikimlerini dahi sistemden çekiyorlar.

Bu yasa teklifi bugün içinde bulunduğumuz bütün bu sorunları çözecek mi? Hayır, çözmeyecek. Niye çözmeyecek? Çünkü bu ekonomik türbülansa çözüm getirmeyecek bu düzenleme…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Özdemir.

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Evet, kısaca hemen şunu söylemek istiyorum: Aslında, biz gerçekten eğer bu ekonomik sorunları düzeltmek istiyorsak, istihdam yaratmak istiyorsak, yatırımı, tasarrufu, ihracatı artırmak istiyorsak bunun yolu, bu kişisel kararlara son verip bağımsız ve özerk kurumsal yapıları, güçler ayrılığını, öngörülebilir, güvenilir bir yatırım ortamını, hukuk güvenliğini, şeffaflığı, denge ve denetlemeyi hâkim kılmaktan geçer diyorum ve sabrınız için teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Başkanım, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Metanet Çulhaoğlu                         Muhammet Naci Cinisli                              Hüseyin Örs

           Adana                                                         Erzurum                                             Trabzon

Aydın Adnan Sezgin                                       İmam Hüseyin Filiz

          Aydın                                                         Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Gaziantep Milletvekili Sayın İmam Hüseyin Filiz.

Buyurunuz Sayın Filiz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddede 4632 sayılı Kanun’un birinci fıkrasında bazı terim ve ifadelerde değişiklik yapılmaktadır. Ayrıca, maddeyle işveren tarafından ödenenler hariç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan katılımcılarla 5901 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi kapsamındaki kişilerin sistemde yer almaları hâlinde bireysel emeklilik hesabına ödenen devlet katkısı oranı yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarılmaktadır. Devlet eliyle yürütülen emeklilik sisteminin eksikliğini gidermek amacıyla çalışanlara zorunlu ve otomatik olarak yapılmaya başlanan Otomatik Katılım yani Otomatik Bireysel Emeklilik Sistemi’nde çalışan prime esas ücretin yüzde 3’ü kadar ödeme yapmakta olup devlet katkısı bu miktarın yüzde 30’u olacaktır. Bu uygulamada devlet katkısı sunulmasını sosyal devletin bir gereği olarak görmekte ve desteklemekteyiz.

Bunun dışında kalan ve genellikle ihtiyaç sahibi olmayan kişilerin kullandıkları bireysel emeklilik sisteminin genel bir ifadeyle emeklilik sistemi olmaktan ziyade birikim ya da tasarruf sistemine dönüşmüş olduğunu söyleyebiliriz. Devlete yük getirse de tasarrufa teşvik olarak değerlendirilebilir.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere 13 milyon 600 bin civarında emeklimiz bulunmakta ve ülkemizin en önemli toplumsal kesimlerinden birini oluşturmaktadır. Ücretli çalışan sayısının toplamda 18 milyon civarında olduğu dikkate alınırsa emeklilerin ne denli önemli bir kesim olduğu açıkça anlaşılacaktır.

Değerli milletvekilleri, emeklilerimiz sorunlar yumağıyla karşı karşıyalar ve sorunları on yıllardır devam etmektedir. Örneğin maaşlar: Bu kanun teklifiyle en düşük emekli maaşı 2.500 TL’ye yükseltiliyor ama asgari ücretin yarısı olan bu ücretle mevcut zamlar ve derinleşen ekonomik kriz karşısında emekliler açlığa mahkûm edilmektedir.

2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’yla emekliliğe erişim hakkı zorlaştırılmış, emeklilik yaşı yükseltilmiş ve emekli aylıkları düşmeye başlamıştır. Yapılan değişiklikle sayıları 5 milyonu aşan kişi emeklilikte yaşa takılmıştır. Çalışanlarımız iş hayatına başladıklarında kendileri için tanımlanan kriterlere göre emekli olmaları gerekirken, hukukun evrensel kuralına uyulmayarak mağdur edilmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, düşük ücretlerle geçinmeye çalışan emeklilerden ilaç ve muayene katkı payı adı altında yüklü maaş kesintileri yapılmaktadır. Bu ise zorlu yaşam koşullarında bir de sağlıklı yaşam haklarından ödün vermeleri anlamına gelmektedir. Emekli cebindeki üç kuruşu sağlıkta katkı payına mı, kömüre mi, elektrik faturası ve doğal gaz faturasına mı, yoksa kendilerine layık görülen soğan ekmeğe mi vereceklerinin hesabını yaparken, toplumda güvenilirliğini yitirmiş resmî istatistik kurumu TÜİK çarşıda, pazarda gerçek enflasyonun yüzde 80’lere dayandığı bir ekonomik krizin tam ortasında alay edercesine gerçeklikten uzak verileri paylaşmaktadır.

Son dönemde a'dan z'ye, iğneden ipliğe, yüzde 50’den yüzde 200’e varan fahiş zamlarla emekliler bu zamana kadar böylesine fakirleştirilmemiştir. Emeklinin dengesi bozulmuştur, tabii, sadece emekliler değil, tüm dar gelirli vatandaşların dengeleri bozulmuştur. Ayakta kalmak için çalışan ve iş arayan emekli sayısı 2017’de 4 milyonu aşmışken 2022 yılında bu sayının çok daha vahim boyutlara ulaşmış olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, iktidara sesleniyorum: Geçinmek için kırk yıllık yüzüğünü satan, yaşamak için 60 yaşından sonra ikinci bir işte çalışan, geçimlerini sağlamak için sağlığından vazgeçmek zorunda bırakılan emeklilere insan onuruna yaraşır bir ücret verilmelidir. Salgın koşullarında ileri yaş gruplarına, kronik rahatsızlığı olanlara destek verilmeli, sağlık katkı payları kaldırılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Öğretmenlerimize, polislerimize, sağlık çalışanlarımıza ve din görevlilerimize 3600 ek gösterge hakkı verilerek bu kesimlerin emeklilik yaşamlarında ciddi bir iyileştirme yapılmalı, 5 milyon EYT’linin sorunu çözülmelidir. Ömürlerinin en güzel yıllarını çalışarak tüketmiş olan emeklilerin yaşlılıklarını mutlu, huzurlu ve refah içinde geçirmesinin sağlanması ve sorunların çözülmesi sosyal devletin en temel görevidir.

Devlet adamlığı emek ister, vicdan ister, adalet ister; vatandaşın derdiyle dertlenmek, sorunlarını bekletmeden çözmek gerek. Maalesef, bunları başaramadınız. Biz hazırız; emekliler dâhil ülkemizin tüm sorunlarını biz çözeriz diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesindeki “yer alan” ifadelerinin “bulunan” ibaresi şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

        Mahmut Toğrul                             Hüda Kaya                                Habip Eksik

            Gaziantep                                   İstanbul                                       Iğdır

 

  Gülüstan Kılıç Koçyiğit                     Züleyha Gülüm                    Mahmut Celadet Gaydalı

                Muş                                       İstanbul                                      Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Iğdır Milletvekili Sayın Habip Eksik.

Buyurunuz Sayın Eksik. (HDP sıralarından alkışlar)

HABİP EKSİK (Iğdır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bireysel emeklilik sistemi, toplumun genel çıkarlarını korumuyor, bir avuç zenginin çıkarları üzerine kurulmuş bir sistemdir. Baktığınız zaman bireysel emeklilik sistemi, kamusal olması gereken emeklilik sisteminin özelleştirilmesidir aslında, bunun adı özelleştirmedir. Çünkü kamusal emeklilik sisteminin desteklenmesi gerekirken burada bireysel emeklilik sistemi cazip hâle getirilmekte ve -bir avuç insanın hizmetine- milyonlarca işçinin, emekçinin, yoksulun alın teriyle elde edilen para buraya fon olarak aktarılmaktadır, bu sistem cazip hâle dönüştürülmektedir. O açıdan, bu sistem, aslında krizin yükünün işçinin, emekçinin sırtına yüklenmesi tarzıdır çünkü bireysel emeklilik sisteminden yararlanabilecek kişi sayısı belki binde 1’dir. O açıdan, bugün bu sistemin yerine kamusal emeklilik sisteminin güçlendirilmesi gerekirdi. Kamusal emeklilik sisteminin daha ileriki zamanlarda güçlü olabileceği çözümler aranması gerekiyordu.

Bugün, dar gelirlinin hiç birisinin doğru dürüst bir tasarruf yapamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Enflasyon karşısında ücretlerin eridiğini, emeklilerin ya da çalışan insanların, emekçilerin bugün hiçbir şekilde hayat pahalılığı karşısında, alım gücünün düşmesi karşısında tasarruf yapamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu tasarrufu kimler yapabiliyor? Binde 1’lik kesim. İşte, bugün, iktidar, devletin eliyle binde 999 oranındaki kişilerin yani yoksulların, emekçilerin alın teriyle bu fonu desteklemeyi amaçlamaktadır yani zengine biraz daha kıyak geçmek istemektedir. Bu, gelir düzeyi eşitsizliğinin artırılması noktasında biraz daha hizmet edecektir.

Bugün baktığımızda, 2017’den bu yana, son ekonomik krizle, yaşanan devalüasyonla aslında daha çok insanın bu sistemden çıktığını da biliyoruz yani insanlarımız daha da yoksullaşmıştır; o açıdan tasarruf konularından, tasarruf alanlarından çıkmışlardır. Bu şekilde, yüzde 25 oranının yüzde 30’a çıkarılması tamamıyla sermayeye hizmet edecek bir sistemdir.

Bakın, bugün açlık sınırı 4.013 TL, yoksulluk sınırı 11.075 TL. Hangi emekçimiz, hangi çalışanımız, hangi emeklimiz bu oranların üzerinde, yoksulluk sınırının üzerinde maaş alabiliyor ki tasarruf yapabilsin ya da bu konuda bireysel emeklilik sistemine girebilsin. Emin olun, toplumun yüzde 99,99’u bu sisteme giremeyecektir. Bu tamamıyla bir avuç zenginin hayatını daha da konforlu hâle getirmek için AKP iktidarının yaptığı bir düzenlemedir. O açıdan, yapılması gereken, bugün bu Meclisin alması gereken karar kamusal emeklilik sisteminin daha da güçlendirilmesi olmalıydı. Hayat pahalılığının önünde ezilen, gerçekten ciddi anlamda sorun yaşayan, evine ekmek götüremeyen, ekmek kuyruğunda, bayat ekmek kuyruğunda ya da halk ekmek kuyruğunda bekleyen emekçilerin sorunlarına çözüm araması gerekirdi. Bugün baktığınız zaman hakikaten toplumun sorunlarına çok ciddi uzaklaşmış bir iktidarla karşı karşıyayız. Gerçek sorunlar gün gibi önümüzde durmaktayken bu şekilde toplumun çok az kesimine hitap edecek düzenlemelerin yapılması, toplum içerisinde insanlar arasında gelir eşitsizliğini daha da derinleştirecektir ve daha da artıracaktır. Bunu bence bu şekilde kabul etmememiz gerekir. Krizin yükünün bu şekilde işçinin, emekçinin, dar gelirlinin kesesinden alınan vergilerle sağlanması ve bunun bir avuç kesime aktarılması hiçbir şekilde kabul edilebilir bir durum değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Eksik.

HABİP EKSİK (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bakın, emekçilerimiz, emeklilerimiz yüzde 25 oranında zam aldılar ve bu zam hakikaten enflasyon oranının çok çok altında yani ENAG’ın açıkladığı enflasyon oranı bile yüzde 80. Birçok gıda ürününün yüzde 100’ün, yüzde 200’ün üzerinde pahalandığını biliyoruz, her gün akaryakıta zam geldiğini biliyoruz, sebze fiyatlarının uçtuğunu biliyoruz, ekmek fiyatının bile artık uçtuğunu ve ciddi anlamda yükseldiğini hepimiz gözlerimizle gördük, şahidiz ve insanlarımız bayat ekmek kuyruklarında, halk ekmek kuyruklarında beklemekte. Emekliler, emekçiler geçinemiyorlar. Hemen hemen bütün çalışanların, emekçilerin ve emeklilerin alım gücünün son birkaç yıl içerisinde eridiğini, konut alma noktasında konut almanın artık hayale dönüştüğünü hepimiz görüyoruz. O açıdan, bu Bireysel Emeklilik Sistemi toplumun sorununa derman olmayacaktır, bundan vazgeçip toplumun tümünü kapsayacak düzenlemeler yapmanız gerekiyor diye öreniyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6’ncı madde kabul edilmiştir.

İç Tüzük 60’a göre sayın vekillerin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Kabukcuoğlu…

 

 

 

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hükûmet, Türk çiftçisini bitirmek için en ufak fırsatı kaçırmıyor. Kaybeden, Türk çiftçisi yanında, Türk milletidir. Yağmurda, soğukta, çamurda hasat yapan pancar ekicilerine Hükûmet, pancar alım fiyatını 2021 yılı için ton başına 420 lira olarak ilan etti. Pancarın şekeri alınmadan şekere yüzde 25, pancar küspesine yüzde 44 zam yapıldı. Bir önceki sezona göre pancara yapılan zam ise sadece yüzde 25’tir. Pancar girdileri, günümüz fiyatlarına göre değerlendirilmeli, Hükûmet çiftçinin pancara devam etmesini istiyorsa 2021 pancar bedeli ödemesini 650-700 Türk lirası olarak yapmalıdır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Karahocagil…

 

 

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

2021 yılı hükûmet çalışmalarımız: 2021 yılında aile sosyal destek programlarıyla 858.558 haneye ulaşıldı. 7.111 engelliye bakım hizmeti verildi. Çocuk bakım kuruluşlarında 13.227 çocuğa aile ortamı konumunda hizmet verildi. 60.339 yataklı 50 adet öğrenci yurdu inşa edildi. 54.255 seyirci kapasiteli 4 adet stadyum tamamlandı. 164 adet uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yapıldı. İnsan Hakları Eylem Planı milletimizle paylaşıldı. 5189 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda köklü değişiklikler yapıldı. E-Duruşma 81 ilde uygulanmaya başladı. Yirmi yıldır muhalefetten kurtulamayan CHP’li vekil arkadaşlara bir yirmi yıl daha sabırlar diliyorum. Liderleri kurumlara baskın peşindeyken Grup Başkan Vekili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Güzelmansur…

 

 

MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Harbiye’yi Türkiye’de bilmeyen yoktur. Harbiye’nin yemek kültürünü, mezelerini, künefesini bilmeyen yoktur. Harbiye’nin ünlü şelalelerini de bilmeyen yoktur. Harbiye Şelalesi’nin çevre düzenlemesini yapmak için Hatay Valimizin çağrısıyla Büyükşehir Belediyesi, DOĞAKA ve Devlet Su İşleriyle bir sürü toplantılar yaptık. Bu toplantılara muhalefet ve iktidar milletvekili olarak da katıldık. Hatay şelalelerinin çevre düzenleme projeleri çizildi ve yapım protokolü imzalanması için Hatay Milletvekili olarak da davet edildik. Her şeye “Tamam” denildi. Ama ne hikmetse bu protokol imzalama -davet yapılmasına rağmen- son anda iptal edildi. Buradan AK PARTİ milletvekillerine soruyorum: Son anda bu protokolü imzalama töreni neden iptal edildi? Verdiğiniz müjdelere ne oldu? Harbiye halkıyla dalga mı geçiyorsunuz? Defne halkına, Hatay halkına gördüğünüz reva mı bu mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özyavuz…

 

 

 

 

 

İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Hâlihazırda Türkiye’de 20 il ve 1 ilçede olmak üzere toplamda 21 Merkez Bankası şubesi mevcuttur. Günümüzde Merkez Bankaları sahip oldukları bilgi setini hem makro ölçekte hem de bölgesel düzeyde çeşitlendirmekte ve geliştirmektedir. Merkez Bankası şubeleri büyüme ve tam istihdamın sağlanması gibi önemli işleve sahiptir.

Şanlıurfa, bulunduğu stratejik konumu, sahip olduğu genç nüfusu ve gelişmekte olan bir il olması nedeniyle Merkez Bankası şubesinin kurulmasına ihtiyaç duymaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın bu konuda Şanlıurfa’mıza destek olarak şehrimizin ve bölgemizin gelişimine katkı sağlayacağına inanıyor ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Girgin…

 

 

 

 

 

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Tarım ve Orman Bakanlığına: Muğla il genelinde tapulaşma çalışmaları 1950 yıllarında büyük oranda yapılmış, şu an itibarıyla ilk tesis kadastro çalışmaları yüzde 99 oranında tamamlanmıştır. Yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucu devlet tarafından vatandaşlara tapu senetleri dağıtılmış, kimi parsellerde yapılaşma bile tamamlanmıştır. Ancak Orman Bölge Müdürlüğünden alınan ön izinler geçersiz sayılmış, geçmişte oluşan arsa vasıflı imar parselleri ve tapular orman tahdit sınırıyla orman alanı içinde bırakılmış ve bu parsellerde vatandaşların mülkiyet hakkı kısıtlanmıştır. Vatandaşlarımız “Yıllardır tarım yaptığımız tarlalarımıza Orman el koyuyor, devletin verdiği tapuların hükmü yok, kime güveneceğiz?” diye soruyor. “Tapuyu veren devlet ama Orman Müdürlüğü devletin verdiği tapuyu tanımayıp atadan dededen kalan tapulu arazilerimize el koyuyor.” diye feryat ediyor.

Vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gülüm…

 

 

 

 

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Hatay’ın Arsuz ilçesine bağlı Hüyük köyünde yapılmak istenen krom madeni projesine karşı köylüler direniyor. Daha önce iki defa yurttaşların direnişi sonucu ertelen krom madeni ÇED toplantısı şirket tarafından bugün üçüncü defa yapılmak istendi. Buna karşı “Köyümüzde maden şirketi istemiyoruz.” diyen köylüler, toplantının yapılmak istendiği köy meydanında bir araya gelerek buna izin vermeyeceklerini ifade ettiler. Köy halkı, krom madeni projesinin yaşam kaynakları olan başta narenciye ve zeytin bahçeleri olmak üzere, köyün havasına, suyuna vereceği zararlardan dolayı karşı çıkıyor, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Biz de buradan seslerini duyuralım: Maden projesini iptal edin, doğa katliamını durdurun.

BAŞKAN –  Evet, son olarak Sayın Sümer…

 

 

 

 

 

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Roket hızıyla yükselen döviz kurunda, olan küçük esnafımıza ve ücretli çalışanlara oluyor. Yükselen girdi maliyetleri karşılanamaz hâlde, kimse aldığını yerine koyamıyor. Bu durum birçok KOBİ’nin, sanayicinin ve küçük esnafın zarar etmesine neden oluyor. Ayrıca, tüm ticari aktörlerin ortak derdi vergiler. Açıklanan indirim paketleri yeterli değil maalesef. Özellikle elektriğe gelen zamlardan sonra birçok kafe, lokanta, işletme sahibi ışıkları açmadan müşteri beklemek zorunda olduklarını belirtiyor.  Eğer önlem alınmazsa, temel girdi ürünlerinin maliyetleri düşürülmezse çok yakın tarihte Türkiye genelinde birçok küçük işletme iflas ettiğini açıklayacak. Biraz önce konuşan AKP’li arkadaşa da yüzde 73 oy aldığı Düzce’ye gidip esnafı bir dinlemesini tavsiye ederim.

Teşekkür ederim.

 

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – 7’nci madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 7 - 4632 sayılı Kanun’un ek 2’nci maddesinin birinci fıkrasında bulunan “Müsteşarlıkça” ibaresi "Kurumca” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ilave edilmiş, beşinci fıkrasında bulunan "Müsteşarlık” ibaresi "Bakanlığın uygun görüşüyle Kurum” şeklinde, "Müsteşarlıkça” ibaresi "Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurumca" şeklinde, yedinci fıkrasında bulunan "Bakan” ibaresi "Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurul” şeklinde, "Müsteşarlığın” ibaresi "Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurumun" şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer alan "güvenli” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve sekizinci fıkrasında bulunan "Müsteşarlık” ibaresi "Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurum” şeklinde değiştirilmiştir. “Kırk beş yaşını doldurmuş çalışanlar, talep etmeleri halinde anılan planlara dahil edilebilir.”

 

            Cavit Arı                         Emine Gülizar Emecan                  İlhami Özcan Aygun                     Antalya                                    İstanbul                                    Tekirdağ

         Serkan Topal                           Süleyman Bülbül                          Alpay Antmen

               Hatay                                       Aydın                                       Mersin

         Rafet Zeybek                           Faruk Sarıaslan                            Fikret Şahin

             Antalya                                    Nevşehir                                   Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Tekin Bingöl.

Buyurunuz Sayın Bingöl. (CHP sıralarından alkışlar)

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Bakan Kasapoğlu’na sorular yönelttim: Türkiye’deki Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtların sayısını öğrenmek üzere. Gelen cevaba göre, 81 il ve Kuzey Kıbrıs’taki yurtların toplamı 779 adet, özeldeki yurt sayısı ise 1.866. Yani özel yurtlar, devlet yurtlarının 2 katından fazla. Tabii bu çok manidar.  Devlet, gençlerini koruyup kollamak, onların rahat bir şekilde eğitimlerini almayı organize etmekle yükümlüdür ama bunu Hükûmet yapmıyor, bilerek yapmıyor. Niçin bilerek yapmıyor? Bu ülkenin -ekonomi, enflasyon, işsizlik- dünya kadar sorunu var, bunların her birini, bu çürümüş, tükenmiş iktidarın yaptıklarını rahatlıkla gelip bu kürsüde konuşuyoruz ama bazen öyle acılar yaşanıyor ki bütün bunları konuşmayı içimize sindiremiyoruz. Bir ay önce pırıl pırıl genç bir kardeşimiz, Mehmet kardeşimiz, Antalya’da bir tarikat yurdunda kafası gövdesinden ayrılarak katledildi. Ne oldu ? Üzüntüler beyan edildi, unutulmaya terk edildi. Daha dün, hepimizi yürekten yaralayan, içimizi sızlatan, günlerce acısını unutamayacağımız yeni bir vahim olayla karşı karşıya kaldık. Pırıl pırıl bir genç, 20 yaşında ve Türkiye’nin en başarılı genç beyinlerinden birisi hayatına kıydı ve bıraktığı video ve mektupla, Enes ve Enes gibilerin, o tarikat yurtlarında, yasa dışı yurtlarda, Hükûmet tarafından asla denetlenmeyen yurtlarda, neler yaşadığını bire bir bütün çıplaklığıyla kamuoyuyla paylaştı. Artık yaşamaktan ümidini kestiğini, yaşama ümidini kaybettiğini, yaşama ümidinin kaybolduğunu söyledi. Doktor olacaktı, benim meslektaşım olacaktı ve bu ülkede yurttaşlarımıza hizmet etmek adına yola çıkmıştı; bırakmadınız, bırakmadınız. “Ben telefonumla dahi konuşamıyorum, kendime sadece ve sadece üç saat ayırabiliyorum.” diyor. İşte, tarikat ve cemaatlerin gerçek yüzü bunlar. Hiç merak etmeyin, Enes Kara’yı Mehmet kardeşimiz gibi size unutturmayacağız, mutlaka ama mutlaka Enes’in adını bir tesise, bir yurda vererek sonsuza dek yaşatacağız ve onun dramını, Türkiye’deki herkese, dosta düşmana göstermek adına adını yaşatacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir kanun teklifi görüşülüyor, her torba yasada bir madde vardır; usulsüzlüktür, yolsuzluktur. Geçen hafta limanlarla ilgili bir peşkeş çekildi; bu hafta da bu kanun teklifinin, bu torba yasanın içinde 1’inci madde var ki devletin hazinesini yabancılara peşkeş çeken, onların eline terk eden bir madde. Geçti, sizin oylarınızla geçti ve o milliyetçi duygularınız kabardı ya, o milliyetçi duygularınızın kabarmasıyla birlikte o maddeye oy verdiniz.

Şimdi 7’nci maddeyi konuşuyoruz, 7’nci madde neyi ihtiva ediyor? Efendim, birtakım düzeltmeler yapıyor; kanunda var olan “müsteşarlık” tanımlaması “kurum” olarak değiştiriliyor, “bakanlık” da “kurul” olarak değiştiriliyor. 8 Temmuz 2018, bu kürsüde Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı tarafsızlık yemini ederek Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini başlattı; başlattı, ertesi gün 1 no.lu Kararname’yle Bakanlıklarda yeni düzenlemeler yapıldı ve müsteşarlıklar lağvedildi, kalktı. Bakın, aradan 1.282 gün geçti, ne oldu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – Daha bugün, bu BES’le ilgili kanunda     -yürürlüğe geldiği için- düzenleme yapılacağı için aklınız başınıza geldi, olmayan müsteşarlığı çıkarmaya kalkıyorsunuz. Böyle “Ben yaparım, olur.” anlayışı anlamsız, ucube, usulsüz birçok yasanın çıkmasına sebebiyet verdi.

Şimdi, emeklilere bir zam yapılacak, maaşları düzenlenecek, 2.500 lira… Aman Allah’ım, ne zam, ne zam! Ya, açlık sınırının 7.043 lira olduğu bir ülkede 2.500 lirayı reva görüyorsunuz. Hiç olmazsa asgari ücret düzeyine çıkarsaydınız da emekliler rahat bir nefes alsaydı. Bakın, 2.500 lira olduğunda, sadece ve sadece bir lüksleri olan, ömürlerini bu ülkeye hizmetle geçiren emekli kardeşlerimiz, sadece çay içerek günlerini gün ederken 4’ünün toplam maaşı 13 bin liraya dayanan yoksulluk sınırına dahi gelmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – Dün Enerji Bakanlığı mesaj çekiyor, diyor ki: “Aklınla verimli yaşa.” Yahu, sen 31 Aralık gecesi enerjiye yaptığın zamlarla, elektriğe yaptığın zamlarla emekliyi, asgari ücretliyi, işsizi hayatından bezdirdin.

BAŞKAN – Sayın Bingöl, teşekkür ediyoruz.

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – Evet, şimdi, bu bahsettiğim toplumun bütün katmanları akıllarını verimli kullanacaklar. Ne zaman? Sandık önlerine geldiğinde.

BAŞKAN – Sayın Bingöl…

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – O verimli kullandıkları akıl, sizi bu iktidardan alaşağı edecek diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                              Durmuş Yılmaz          

              Adana                                                                                     Ankara                

  Muhammet Naci Cinisli                                                                     Hüseyin Örs            

            Erzurum                                                                                   Trabzon

Aydın Adnan Sezgin

              Aydın

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örs.

Buyurunuz Sayın Örs. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 7’nci maddesi üzerinde İYİ Parti adına söz aldım, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu, iktidar partisinin üzerinde sıkça değişiklik yaptığı kanunlardan bir tanesi olup ilgili madde 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nda yapılan değişikliklerle ilgilidir. İlgili kanun teklifinin bu maddesiyle talep etmeleri hâlinde 45 yaş üstü katılımcıların da bireysel emeklilik sistemine dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bireysel emeklilik sistemini konuşuyoruz, bireysel emeklilik sisteminin tasarruf ve yatırıma yönelik bir sistem olduğunu biliyoruz. Maddi gücü olan vatandaşlarımız ekonomik gücü yettiğince bireysel emeklilik sistemine katılmaktadır. Ancak, dövizde yaşanan dalgalanmalar, yüksek enflasyon, iğneden ipliğe gelen zamlar, hayat pahalılığı ve işsizlik göz önüne alındığında, böyle bir ortamda vatandaşlarımız da bireysel emeklilik sistemine katılıp tasarruf ve yatırım yapacak güç ve takat kaldı mı acaba onu sormak isterim. Bırakın yatırım yapmayı, günümüz şartlarında bireysel emekliliği olan vatandaşlarımız emekliliklerini iptal edip paralarını ihtiyaçlarını karşılamak üzere geri almaktadır. AK PARTİ eğer vatandaşların tasarruf ve yatırım yapmasını istiyorsa, onları buna teşvik etmek istiyorsa önce milleti tasarruf ve yatırım yapacak ekonomik refaha kavuşturmalıdır.

Değerli arkadaşlar, bugün elektrik, doğal gaz, akaryakıt, kömür fiyatları almış başını gidiyor, temel gıda maddeleri el yakıyor. İşçilerimiz, memurlarımız, emeklilerimiz çarşı, pazara çıkamıyor ama siz “Vatandaşı tasarruf ve yatırıma teşvik ediyoruz.” diyorsunuz. Vatandaş geçim sıkıntısı yaşarken, ayın sonunu nasıl getiririm diye düşünürken nereden tasarruf yapacak, neyle tasarruf yapacak arkadaşlar? (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Yahu, arkadaşlar, ne verdiniz de “Tasarruf et, yatırım yap.” diyorsunuz, bunu size sormak isterim.

Değerli milletvekilleri, 24 Haziranda aziz milletimiz bize muhalefet görevi verdi. Bizim görevimiz, millet adına iktidarı denetlemek, gerekli uyarıları yapmaktır. Biz İYİ Parti olarak milletin sıkıntılarını ortadan kaldırmak, sorunlarına çözüm bulmak için önerilerde bulunuyoruz ama iktidar sahipleri her seferinde bizi duymazdan geliyorlar.

Değerli arkadaşlar, AK PARTİ’li arkadaşlar; gerçekten refahın artmasını istiyorsanız yanlış ekonomik politikalarınızdan vazgeçin, “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” saplantınızdan kurtulun, algıdan vazgeçin, gerçeklerle yüzleşin ve yüzünüzü millete dönün. İşe, “Siftah yapamadım.” diyen esnafın, kirasını veremeyen memurun “Ne iş olursa olsun yaparım ağabey.” diyen işsiz üniversite mezununun, cebinde parası olmadığı için torununa bayram harçlığı veremeyen dedenin, emeklinin, elektrik faturasını ödeyemeyen dar gelirlinin, tarlasına gübre vuramayan çiftçinin feryadını duyarak başlayın. Eskiden “Kriz yok, uçuyoruz.” diyordunuz, şimdi de “Sabır.” diyorsunuz. Ballı ihalelere gelince sabır yok, yandaşa vergi affına gelince sabır yok, makam arabalarına gelince sabır yok; nerede var sabır? Ay sonunu getiremeyen işçiye, memura gelince sabır, atanamayan,  öğretmene, yüz binlerce iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezununa, mühendise, ebeye, hemşireye, sağlıkçıya gelince sabır; arkadaşlar, bunu geçeceksiniz. Sizin sisteminizde cefayı bal eylemek millete, sefayı bal eylemek yandaşa arkadaşlar; böyle yağma yok. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Aha, burada söylüyorum, çoğu gitti azı kaldı, biz geliyoruz. Biz,  küresel odakları, yabancı başkentleri turlayarak değil, Anadolu'yu karış karış dolaşarak geliyoruz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Kötüye gideni iyi yapmak, vatandaşın derdine çare bulmak, memleketin sorunlarına çözüm bulmak için geliyoruz, milletten aldığımız güçle geliyoruz.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinde “yer alan” ibarelerinin “bulunan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.    Mahmut Toğrul       Hüda Kaya                                Gülüstan Kılıç Koçyiğit

  Gaziantep                              İstanbul                                           Muş

Züleyha Gülüm                        Ayşe Sürücü     Mahmut Celadet Gaydalı

   İstanbul                                Şanlıurfa                                                    Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Sayın Ayşe Sürücü.

Buyurunuz Sayın Sürücü. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır Sayın Sürücü.

AYŞE SÜRÜCÜ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle ekranları başında bizi izleyen tüm halkımızı buradan sevgiyle selamlıyorum.

Seçim bölgem Urfa, intiharların arttığı, gençlerin işsizlik ve uyuşturucuyla boğuştuğu, halkın yoksulluk ve açlıkla yüz yüze kaldığı, tarımsal üretimi ise usulsüzlüklerle nam salmış bir elektrik şirketi olan DEDAŞ'ın insafına bırakılmış kadim bir kenttir. Geçtiğimiz hafta Urfa AKP'nin geçit töreni gibiydi. Pandemi boyunca “Urfa EBA’yla eğitime ulaşan sondan 1’inci kenttir yani son sıradadır.” diye Bakanlığınıza önergeler verdik. Keşke önünüze gelen önergelere tenezzül edip bir baksaydınız, öyle yöneticileri rencide etmekle eğitimde sorunlar çözülmüyor Sayın Bakan. STK’leri toplayıp fotoğraf vermekle de artık Urfalıları kandıramazsınız. Esnafın, turizm acentelerinin, hastanelerin, öğrencilerin, mevsimlik tarım işçilerinin, halkın sorunları olduğu gibi ortada duruyor. Siz daha uçak seferlerini bile ayarlayamıyorsunuz, Urfa’da uçak seferleri bile doğru düzgün yok. İnsanlar, Urfa’dan Antalya’ya ve İzmir’e on-on beş saat aktarmalı bir şekilde 900 liraya gidebiliyor. Resmen halka eziyet ediyorsunuz, Urfa’ya turist gelmesin diyorsunuz. En son, İzmir seferlerini de kaldırdınız. Buradan Ulaştırma Bakanlığına sesleniyoruz: Hızla, Urfa Havalimanı’ndan Antalya ve İzmir seferleri başta olmak üzere Kıbrıs ve yurt dışı seferlerini düzenleyin ve Urfa halkını daha fazla mağdur etmeyin, halka ulaşımda rahatlığı sağlayın.

Arkadaşlar, kayyumun gasbı altında olan Suruç ilçemizde AKP’nin skandalları bitmiyor. Suruç Ovası’nda bir pompaj drenaj projesi yaptınız, binlerce dönüm ekili alan, arazi sular altında kaldı, köyleri su bastı; insanlar evlerinden çıkamıyor, köylere araç giremiyor, mezarlıklar sular altında kalmış, insanlar ölülerini bile köylerinde gömemeyecek bir hâle geldiler artık. Bu ekolojik tahribatın sonucunda asırlık ağaçlar kuruyup çürüyor. Yıllardır önergelerle bu sorunu Bakanlığınıza ilettik, bu kürsüden dile getirdik, Bütçe Komisyonunda bizzat Bakanı Suruç’a davet ettik, “Gelin, halkın yaşadığı bu sorunları gözlerinizle görün.” dedik fakat hiçbir çözüm üretilmedi, üç maymunu oynamaya devam ediyorsunuz. Büyüksergen (Midabe Mezin), Küçüksergen (Midabe Biçuk), Oymaklı, Ömerik, Yalpı, Meşık köyleri yaşanamayacak bir hâldedir. Dün beni Büyüksergen köyünden arayan Suruçlu bir kadın arkadaşımız “Köyün her tarafını sular basmış, artık komşulara bile gidemiyoruz. Artık bundan sonra kendimize kayık yapıp kayıklarla köyün içindeki komşuları ve çevre köyleri ziyaret edeceğiz.” dedi. İşte, bunlar AKP iktidarının eseridir. Bu, yönetememenin somut bir örneğidir. (HDP sıralarından alkışlar) Tarım Bakanlığına sesleniyoruz: Bu projeyi siz yaptınız. İnsanlar sizin yüzünüzden tarımı, köylerini, evlerini, hatıralarını bırakıp göç etmek zorunda kalıyor. Bilerek yapmadıysanız derhâl bu durumu düzeltin.

Değerli halkımız, dünyada uzay yolculukları tartışılırken bölgede AKP’yle bir olup tarihin en büyük soygununu yapan DEDAŞ adlı enerji şirketi yüzünden köylerde elektrik kesintileri, haksız faturalandırmalar devam ediyor. Bakın, bir örnek vermek istiyorum: Viranşehir'in Kadıköy köyünde DEDAŞ'ın kolluk güçleriyle yaptığı baskında -kaçak olmamasına rağmen- aynı gün köy halkına çok büyük rakamlarla SMS olarak faturalar yollanmıştır. Bunlar tarımsal sulama faturaları değil, onu da belirteyim. Kaçak bulunamayan hanelerin elektriği nasıl olur da 7 bin TL olur? Soruyoruz size: Bir aileye nasıl 7 bin TL ceza gider? Bu, tam olarak bir soygundur. DEDAŞ, Viranşehir'e, Siverek'e, Suruç'a ve tüm Urfa'ya istediği zulmü, AKP iktidarı sayesinde yapabiliyor. Bu haramilikle süren kanunsuz düzen bitecek, siz gideceksiniz, halk kendini yönetecek. (HDP sıralarından alkışlar)

 Evet, arkadaşlar, Urfa'nın tek küçük sanayi sitesi olan ve 30 bine yakın esnafın bulunduğu Evren Sanayi Sitesi ciddi düzeyde kapasite yetersizliği ve sorunlar yaşamaktadır. 30 bin esnafın bulunduğu alanda olası bir iş kazasına hızla müdahale edecek ve belki de hayat kurtarabilecek sağlık binası dahi bulunmuyor. Yine, aynı şekilde eğitime ayrılan nitelikli çalışanların yetiştirilebileceği eğitim alanı da atıl bir şekilde beklemektedir. Ayrıca, mevcut dükkân sayısı, olması gereken kapasitenin dörtte 1’i oranındadır. O kadar yetersiz ki artık 3-4 esnaf birlikte çalışmak durumunda kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Sürücü.

AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sanayi esnafı, kendilerine ayrılan alanda en az 500 dükkânın daha yapılmasını istiyor. 2005 yılında belediye tarafından yapılan 232 dükkân, on altı yıl olmasına rağmen hâlen tapusuz vaziyette beklemektedir. Tapulara ilişkin on yıldır süren yargı sürecinde dosya hâlen istinafta. Bu noktada, eziyeti çeken ve mağdur olan, Evren Sanayi Sitesi’nin esnaflarıdır. Sanayinin anlam ve önemi bu kadar büyükken alan açmak için mahkemelerden ve istinaftan gelecek olan kararlar bekleniyor.

Evet, hiç demiyor musunuz, bu esnafın, bu halkın durumu ne olacak? Bu insanlara yazık günah değil mi? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuyla hızla ilgilenmelidir, çözüm noktasında gerekli adımları atmalı ve sorumluluğunu yerine getirip esnaflarımızın mağduriyetlerini gidererek halka cevap olmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, Şanlıurfa’nın sorunlarını sayın hatip bu kadar saydı, iktidar çözmeyecek mi? Bir cevap versinler yani. İnsanlara yazık günah değil mi yani şimdi?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – O “Urfa” dedi, “Şanlıurfa” demedi Mahmut.

BAŞKAN – Maddeyi oylayacağım efendim.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 8- 4632 sayılı Kanunun, bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikleri saklı kalmak kaydıyla, anılan Kanunda bulunan “Müsteşarlık” ibareleri “Kurum” şeklinde, “Müsteşarlıkça ibareleri “Kurumca” şeklinde, “Müsteşarlığın” ibareleri “Kurumun” şeklinde, “Müsteşarlığa” ibareleri “Kuruma” şeklinde, “Bakan” ibareleri “Kurul” şeklinde, “Bakanlığın” ibareleri “Kurulun” şeklinde, “Kurulca” ibareleri “Sermaye Piyasası Kurulunca” şeklinde, “Kurul” ibareleri “Sermaye Piyasası Kurulu” şeklinde, “Kurulun” ibareleri “Sermaye Piyasası Kurulunun” şeklinde, “Kurula” ibareleri “Sermaye Piyasası Kuruluna” şeklinde, “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca” ibaresi “Kurumca” şeklinde ve “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” ibaresi “Kurum” şeklinde değiştirilmiştir.

                     Cavit Arı                                Emine Gülizar Emecan                        İlhami Özcan Aygun

                      Antalya                                             İstanbul                                             Tekirdağ

                 Alpay Antmen                                 Süleyman Bülbül                                   Fikret Şahin

                      Mersin                                               Aydın                                              Balıkesir

                  Rafet Zeybek                                   Faruk Sarıaslan                                  Utku Çakırözer

                      Antalya                                            Nevşehir                                            Eskişehir

               Süleyman Girgin                                  Serkan Topal

                       Muğla                                                Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Eskişehir Milletvekili Sayın Utku Çakırözer.

Buyurunuz Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce Mersin’de Raziye Oskay, İstanbul’da avukat Dilara Yıldız’ın erkekler tarafından katledilmesini lanetliyorum.

Tarikat yurtlarındaki baskılar nedeniyle genç yaşında hayatına son veren Enes Kara’yı buradan anıyorum. Bu beceriksiz iktidarın yarattığı derin yoksulluk nedeniyle tarikat yurtlarına mecbur bırakılan evlatlarımızı devletimizin kendi yurtlarında daha özgür, daha güvenli ve hiçbir baskı hissetmeksizin barındırmak ülkemizin birinci önceliği olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz pakete gelince, saraydan gönderilen tüm torbalarda olduğu gibi bu pakette de yine adaletsizlik var, yine sermayenin, zenginin korunması var. Mesela, kamuyla iş yapan müteahhitlere destek düzenlemesi var. İyi ama bu kriz sadece müteahhitleri mi vurdu? Maliyet artışı sağlık, medikal sektörünü, basın sektörünü vurmadı mı? Yüzlerce ilaç eczanelerde yok, hastanelerde malzeme yok, ameliyatlar bekliyor, millet tedavisini yarım bırakıyor. Bundan haberiniz var mı? Bir ton kâğıdın fiyatı 4 bin liradan 12 bin liraya çıktı. Gazete, dergi maliyeti 3 katına çıktı; matbaalar kapanıyor, yayınevleri kitap basamıyor, yerel kanallar dolarla uydu kirasını ödeyemediği için art arda kararıyor. Onlara niye destek yok? Eskişehir'de devletin kendi şeker fabrikası stokçuluk yapıyor, piyasaya şeker vermiyor; yüzlerce işletme karaborsada şeker peşine düşmüş. Onlara niye destek yok? Ya sağlık çalışanları, hekimi, hemşiresi, teknisyeni şu salgın koşullarında canları pahasına, özveriyle çalışıyorlar. Alkışlamak dışında ne verdiniz onlara? Covid-19’u meslek hastalığı olarak bile kabul ettiremedik size. Emeklerinin karşılığını alamadıkları için, sağlıkta şiddetin önüne geçemediğiniz için binlerce doktor ve hemşire yurt dışına göçtü, binlercesi sırada. Tıp öğrencileri bile dil öğreniyor harıl harıl. Peki, bu torbada sağlık emekçilerine verdiğiniz sözler var mı? Hayır, yok. Bundan daha büyük ayıp olabilir mi değerli arkadaşlarım? Önümüzdeki paket emeklilerimizin maaşlarını sözde iyileştirmek için geldi ancak on yıllarını bu ülkeye adamış milyonlarca emeklimize “müjde diye 2.500 lira maaş açıklamak vicdansızlıktır, hakarettir, dalga geçmektir.

Geçen hafta Seyitgazi Kırka'daydık. Emekliler boş pazar çantalarını gösterip isyan etti “100 liraya dolan çanta 300 liraya dolmuyor artık.” diye. Kilosu 90 liraya çıkan kıymadan emekliler ancak gramla 10 liralık, 20 liralık alabiliyorlar. Hâl böyleyken, bu yasa 13,5 milyon emeklimizin geçim sıkıntısını çözmekten uzaktır. Türkiye Emekliler Derneği, Emekliler Sendikası ve diğer STK'lerin ifade ettiği talepler bellidir. Her şeyden önce emeklinin hakkı insan onuruna yaraşır en az asgari ücret kadar maaştır. Emeklilerimiz büyümeden payını almalıdır, emekli ücretleri arasındaki farklılıklar giderilmelidir, emekliden alınan ilaç muayene katkı payı kesintisi kaldırılmalıdır, sendikalaşmanın önü açılmalıdır.

Tabii, bir büyük çarpıklık da var bu pakette. Emeklilerin durumunu iyileştireceğinize parası olanın faydalanabileceği Bireysel Emeklilik Sistemini cazip hâle getirmeye çalışıyorsunuz. İnsanlar temel ihtiyaçlarına harcayacak para bulamıyor. Sırf bu yüzden 1 milyon kişi BES’ten çıkmış. Hâl böyleyken, yoksulun vergisi ve alın teriyle zenginin finanse edildiği bu düzenlemede ısrar etmek yanlıştır.

Ayrıca değerli arkadaşlarım, on yıllarca bu ülkeye hizmet eden ama haklarını alamayan ve saray iktidarının “Türedi.” diye küçümsediği emeklilikte yaşa takılan 100 binlerce kardeşimiz niye yok bu pakette? Eskişehir'imizde Uluönder Mahallesi'nden Beytullah Acur kardeşimiz; on yıllarca alın teri döktü, primini doldurdu, hakkı olan emekliliğini alamadı, üstüne epilepsi krizi geçirdi. Nereye gitse işe alınmıyor. Eşinin 2 bin lira emekli maaşıyla geçinme derdinde. Beytullah ve 100 binlerce EYT'linin bu Meclisten talebi bu adaletsiz torba değildir, ya nedir? Açlık ve yoksulluk sınırı altındaki milyonlarca yurttaşımızı güvenceye kavuşturacak güçlü bir emeklilik sistemidir.

Değerli milletvekilleri, vatandaş zamlar karşısında çaresiz; elektriğe yüzde 155, doğal gaza yüzde 43 zam yapıldı. Bu kara kışta doğal gaz faturasını ödeyemediği için tüm Türkiye’de yüz binlerce ailenin doğal gazı kesik. Bakın, sadece Eskişehir’de 2021 yılında 17.794 hanenin doğal gaz faturası ödeyemediği için doğal gazı kesilmiş durumda. Üç yıl önce 8 bin kişi fatura ödeyemezken şimdi, yüzde 115 artmış ama bu, kimin umurunda? Vatandaşı mahallesindeki bakkalın, manavın, kasabın yüzüne dahi bakamaz hâle düşürdünüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Eskişehir Yaşamkent’teki mahalle manavının veresiye defterinde bile 10 bin lira birikmiş. Bu pakette, veresiye yazdıran vatandaşın hayrına adım var mıdır? Yine, bu pakette çiftçilerimize hiçbir şey yok; sadece gübre fiyatları on altı ayda 31 kez zamlandı. Anadolu’yu besleyen bereketli Alpu, Bozan, Gündüzler tarlalarında gübre, mazot, ilaç, tohum zamları yüzünden çiftçi üretime küsmüş; tarlalar boş. Ülkemizi getirdiğiniz nokta işte bu.

Bu torba, “Yeni ekonomi modeli.” diyorsunuz ya, bu tam bir zırvadır; yaptığınızın adı garibanların vergisiyle zenginlere yüksek faiz ödeme modelidir. Oysa, yapılacak bellidir; 83 milyonun vergilerini geçinemeyen emeklilere, tarlası boş kalan çiftçiye, siftahsız kepenk kapatan esnafa, kredisini ödeyemeyen işsiz gençlerimize ayırmalıyız. Bundan ötesi lafügüzaftır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Sizleri, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum ve bu pakette emeklilerimizin hayrına bir şey olmadığını bir kere daha ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde yer alan “Kanunla” ibaresinin “Kanun ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         İmam Taşçıer                            Mahmut Toğrul                              Hüda Kaya                          Diyarbakır                                 Gaziantep                                   İstanbul                           Ayşe Sürücü                      Gülüstan Kılıç Koçyiğit                     Züleyha Gülüm                        Şanlıurfa                                      Muş                                       İstanbul                   Mahmut Celadet Gaydalı                                                                                                                   Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Sayın İmam Taşçıer.

Buyurunuz Sayın Taşçıer. (HDP sıralarından alkışlar)

İMAM TAŞÇIER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin yönetim ve ekonomik krizleri bir daha yaşamaması için hukuku, adaleti ve demokrasiyi eksiksiz olarak uygulaması gerekmektedir. Ne zaman ki bunlardan uzak durulmuşsa krizlerin de baş gösterdiğini görmekteyiz.

Çok uzaklara gitmeden, 1980 askerî faşist diktatörlüğünün ülkeyi elli yıl geriye götürdüğünü hepimiz biliyoruz. Yine, 1990’lı yıllarda Kürt halkına karşı uygulanan faili meçhul öldürmelerle, köylerin yakılıp yıkılmasıyla, Kürtlerin yerinden yurdundan sürülmesiyle beraber yönetim krizinin baş gösterdiğini gördük. 1990’lı yılların ortasında ve 2000’li yılların başında da bundan kaynaklı olarak 2 tane ekonomik krizi bu halk yaşadı.

AKP iktidarı 2015 yılından başlayarak başta Kürtler olmak üzere uyguladığı adaletsizlik, hukuksuzluk ve antidemokratik uygulamalarla bu ülkeyi bugün de yönetilemez hâle getirmiştir. Hukukun üstünlüğünü uygulamak için, adalete güveni arttırmak için, demokratik yönetim için mutlaka ama mutlaka Kürt meselesinin demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi gerekmektedir. Kayyumlarla ülkeyi yöneterek, kayyum zihniyetiyle Diyarbakır Kırklar Dağı’na başka isimler vererek Kürt halkının değerlerini hiçe saymakla yönetemezsiniz, Kürtler bu konuda hiç taviz vermeyecek bunu bilesiniz.

Şimdi, Kürtçe 2 kelime konuşursam yine tutanaklara “x” diye geçilecek. Yine bu Meclis 25 milyon Kürt'ü yok sayacak, bu yok saymaları önlemek için, bu tür uygulamara dikkat çekmek için çok çok yetersiz de olsa ana dil sorunumuzu çözmese de, ilerisi için bir adım kabul edilerek seçilmesinde tereddüt edilen okullardaki seçmeli ders olan Kürtçe derslerinin seçilmesini öneriyoruz, destekliyoruz. Tüm Kürt, anne ve babalara ve Kürt halkımıza çağrımızdır, seçmeli Kürtçe dersleri mutlaka seçiniz. Bizler söz konusu haftada iki saatlik seçmeli ders politikasının altında yatan amacı bilerek yine de bu imkânı kendi dilimizi korumak için sonuna kadar kullanmalı ve seçmeli Kürtçe dersleri seçmeliyiz. 5, 6, 7 ve 8’inci sınıflarda okuyan öğrencilerin, 21 Ocağa kadar, Kürtçenin Kurmanci ve Kirmancki yani Zazaki lehçelerini seçmelerini talep ediyoruz, destekliyoruz.

Türkiye'nin en büyük sorunlarının başında ana dillere karşı uygulanan tekçi politikalar, tekçi eğitim sistemi gelmektedir. HDP olarak tüm kimlik ve kültür sorunlarının köklü çözümünün demokratik, çoğulcu, özgürlükçü ve eşitlikçi bir anayasayla mümkün olacağına inanıyor ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Türkiye'nin sorunlarının çözülmesi için en başta demokrasinin gereği olarak farklı kimliklerin, dillerin, inançların ve kültürlerin hak eşitliğinin anayasal güvence altına alınması ve bu anlayış üzerinde şekillenen bir anayasal yurttaşlık tanımının yapılması, ana dil hakkının özellikle ana dilde eğitim başta olmak üzere her alanda uygulanması gerekmektedir. Çocukların ana dillerinde eğitim almaları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

İMAM TAŞÇIER (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 17’nci, 29’uncu ve 30’uncu maddelerine koyduğu çekinceler kabul edilemez, derhâl kaldırılmalıdır. İlköğretimden üniversiteye ana dilde eğitim hakkı yıllardan beri tartışılan ve özellikle Kürtler tarafından talep edilen bir insanlık hakkıdır. Ancak bu hak, iktidarlar tarafından yıllardır çiğnenmektedir, gasbedilmektedir. Kürtçe, eğitim dili ve resmî dil olmalıdır. Temelde en doğal hakkımız olan, ilköğretimden üniversiteye ana dilde eğitim hakkını savunuyoruz ve bunun için mücadelemiz devam edecektir. Yine de ana dil eğitimi başta olmak üzere asimilasyona karşı geliştirilecek her türlü yol ve araç, bizim için değerlidir ve biz de bu imkânları sonuna kadar kullanacağız.

Hepinize teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

      Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

Mehmet Metanet Çulhaoğlu   Muhammet Naci Cinisli Hüseyin Örs

           Adana                                            Erzurum     Trabzon

İmam Hüseyin Filiz          Arslan Kabukcuoğlu   Aydın Adnan Sezgin

           Gaziantep                                   Eskişehir                           Aydın

                                                         Bedri Yaşar

                                                          Samsun

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

 Cavit Arı                    Emine Gülizar Emecan               İlhami Özcan Aygun

  Antalya                            İstanbul          Tekirdağ

Serkan Topal              Süleyman Bülbül                       Süleyman Girgin                  

   Hatay                              Aydın                                    Muğla

Rafet Zeybek                 Fikret Şahin                           Faruk Sarıaslan

   Antalya                        Balıkesir          Nevşehir

                                                        Alpay Antmen

                                                           Mersin

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşmacı Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar.

Buyurunuz Sayın Yaşar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerinde İYİ Parti grubu adına söz almış bulunuyorum.

Bireysel emeklilik sistemleri hem bireylerin emeklilik dönemindeki refah düzeylerini yükseltmeyi hem de oluşan uzun vadeli emeklilik fonlarıyla ekonomiye ciddi bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Bireysel emeklilik sistemi, devletin sosyal güvenlik sistemini tamamlayan, bireylerin gönüllü katılım esasına dayanan özel bir emeklilik sistemidir.

OECD tarafından yapılan değerlendirmelere göre nüfusun yaşlanmasının emeklilik sistemleri üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik olarak yapılan reformların hizmet ettiği 4 ana amaç vardır. Birincisi, çalışma yaşı nüfusunu artırmak, çalışma hayatını uzatmak, emeklilik maaş ve ikramiyesini azaltmak, emeklilik geliri kaynaklarını çeşitlendirmek ve özel emeklilik fonlarını kamu sistemlerinin tamamlayıcısı şekilde geliştirmek olarak sıralanabilir. İşte, bu şartlar altında biz bireysel emeklilik fonlarında para toparlamaya çalışıyoruz. Ama burada şunu üzülerek ifade edeyim ki: Biliyorsunuz, özellikle çalışanlar geçtiğimiz dönem içerisinde bu bireysel sigorta sistemindeki birikimlerinin yüzde 60’a yakınını gününü, vadesini, süresini beklemeden bozdurdular. Bu da ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durumun nelere mal olduğunu, işlerin nereye doğru gittiğini görmek açısından önemlidir. En azından bu göstergenin bile size bir şeyler ifade etmesi lazım.

Diğer taraftan, çalışabilir nüfusun istihdam oranının ortalaması yüzde 66,3 iken bizde yüzde 46’dır yani çalışma yaşına sahip olan insanlarımıza bile maalesef, yeterli iş imkânını sağlayamıyoruz. Buradan da özellikle yurt dışına gitme konusunda gerek gençlerimizin gerekse çalışabilir yaşta olan insanlarımızın talebi her geçen gün artıyor. Hâlbuki, devletin birinci görevi, vatandaşlarına iş bulmak ama bugün içinde bulunduğumuz şartlar hepimizi de aldı bir yerlere doğru götürüyor. Bu veriler, bizi şöyle bir sonuca da götürüyor: Ülkemiz yaşlılarının sadece yüzde 47’sinin sosyal güvencesi varken geri kalan yüzde 53’lük nüfus grubu ya kendi imkânlarıyla ya ailesinin desteği ya da devletin muhtelif yardımlarıyla hayatlarını sürdürebilmektedir. Sosyal güvencesi olmayanların aldığı devlet desteği, cüzi bir meblağla vatandaşı devamlı hükûmete bağımlı hâle getirmekte, böylece AK PARTİ'ye veyahut da iktidara olan bağımlılıklarını artırmaktadır. Siz, iktidara geldiğiniz zaman bu ülkede sadece ve sadece 2 milyon kişi devletten aldığı desteklerle geçiniyordu ama bugün siz kendi ifadelerinizle diyorsunuz ki: “Yaklaşık 8 milyon kişi sosyal kurumlardan aldığı desteklerle geçiniyor.” Yani siz, iktidara gelirken yoksullukla mücadele edeceğinizi ifade ettiniz ama ortadaki rakamlar, bırakın sizin yoksullukla mücadele etmenizi ülkede yoksulluğun arttığının en temel göstergeleri.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Hangisinden…

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Ben bu ülkede yoksul sayısını artırdım diye övünen bir iktidara sahibiz, Abdullah ağabey iyi duy diye söylüyorum. Yani devletten destek alan sayısının mümkün olduğunca, asıl olan azalması lazım.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Bedri ağabey, yanlış anlatıyorsun. O zaman para yoktu dağıtamıyordun, ihtiyaçlar vardı.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Devletin görevi iş bulmak gayet tabii, sosyal devlet ilkesi üzerinden dağıtmalı ama fakir sayısı azalacak ki biz ülkenin refah seviyesinin yükseldiğini görelim. Asıl olan refahı…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Evde bakım hizmeti var, özürlü evladına bakan var.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Onlara hiç girmiyorum, bunlar sosyal devlettir ve de yapmalıdır. Bakın, adalet herkesin hakkı, devlet sağlamalıdır; sosyal devlet, yolda kalan, aç kalan, susuz kalan herkese bu desteği verme mecburiyeti var; sağlık şartları devlet olma gereğidir verme şartı var. Bunlar lüks değildir, devletin yapması lazım gelen işlerdir. Yani bunları yapıyoruz diye bizim övünmemiz gerekmez. Tabii ki, asıl olan alım gücüdür yani biz alım gücüyle bu maaşlara yaptığımız zamları değerlendirebiliriz. Refah seviyesi, alım gücüyle ölçülür; alım gücü arttıkça refah seviyesi de artar. Dolayısıyla, bu da bizim desteklediğimiz bir madde, bir itirazımız yok. Bu aynı zamanda tasarrufu da artırıyor, yüzde 25’ten 30’a çıkmasına da diyebileceğimiz bir şey yok. Ümit ediyoruz en azından tasarrufa yönelmesi açısından, tasarrufun desteklenmesi açısından önemli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yaşar.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Çalışanlarımızı, özellikle emeklilerimizin bazısına yüzde 2,5 zam vermeyişimizi de biliyorsunuz, ümit ediyoruz ki bundan sonraki dönemde onlara da bu zam verilir, emekliler arasında bu ayrım orta yerden kalkar. Netice itibarıyla, şu an gelen zamlara şöyle bir baktığımız zaman zaten yaptığımız zam miktarları, özellikle asgari ücret birinci ayın 31’inde yani bu ocak ayın sonunda ilk defa işlem görecek, o zaman ödenmeye başlayacak. Diğer emeklilerimiz de belki 15’inden itibaren bu ücretlerini alacaklar ama gelen zamlara şöyle bir baktığımız zaman inanın, mesela, bu elektrikte 150 kilovatsaat meselesi sürem olmadığı için söylemiyorum. Bir tane lambayı yaksa, haftada bir sefer ya da üç günde bir sefer çamaşır makinesini, bulaşık makinesini çalıştırsa 150 kilovatsaat doluyor; arada uçurum bir fiyat farkı var yani 150 kilovatı geçince neredeyse yüzde 80’e yakın fiyat farkları var. Bunlar da bir elden geçmeli.

Yine, aynı şekilde, doğal gazla ilgili “Kademeli olsun.” diye bir önerimiz vardı. Bunu da dikkate almanız bizim için önemliydi.

Ben kanunun hayırlı uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Çanakkale Milletvekili Sayın Özgür Ceylan.

Buyurunuz Sayın Ceylan. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde parti grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli vekiller, madde, 4632 sayılı BES Kanunu’nda bir değişikliği içeriyor. Bu, ilk değil; 2007 yılından itibaren bu kanunda 12 değişik kanunla tam 42 kez değişiklik yapılmış. Tamam, “Kervan yolda düzülür.” diye bir tabir var ama siz bu tabiri çok yanlış anlamışsınız; bu resmen iş bilmezlik, beceriksizliktir. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bireysel emeklilik tasarruf sisteminde yapılacak bu değişiklikle devlet garantisinin yüzde 30’a çıkarılmak istenmesinin nedeni yurt içi tasarruf oranlarını artırarak kasanın boşalmasını önleme girişiminden başka bir şey değil. Her şeyden para kazanmaya çalışan iktidar, sinekten yağ çıkartarak yandaşa kaynak yaratmaya çalışıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Yirmi yıldır, dış borca dayalı sahte büyüme masallarıyla çıkmaza sokulan Türk ekonomisi, ciddi bir tasarruf ve dolarizasyon krizinin tam ortasında kalmıştır. Görüntüde, maddeyle, devlet katkısının yüzde 30’a yükseltilmesi olumlu gibi gözükse de aslında iktidara kaybolan güveni artırmaya yönelik bir hamle bizce. Üstüne basa basa söyledik, söylüyoruz tüm ekonomistlerin üzerinde hemfikir olduğu temel tez güvendir, para güvenli liman arar. Millet artık size güvenmiyor değerli iktidar milletvekilleri.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Limanları sattılar, liman yok ki.

ÖZGÜR CEYLAN (Devamla) –Bu güvensizliğin mazisi belki daha da eski ama sizlere 15 Temmuz şehit yakınları ve gazilerinin parasının üstüne yattığınızdan beri güvenmiyor. Gazileri ve şehit yakınlarını kamuoyuna âdeta dilenci ya da paragöz gibi göstermeye çalıştığınızdan beri güvenmiyor. Kamuoyu baskısıyla mecbur kalarak gazilerimize aylık 1.000 lira gibi komik ödemeler yapmaya başladığınızdan beri güvenmiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Beşiktaş'ta şehit olan polislerimiz için toplanan paraları hokus pokusla yok ettiğinizden beri güvenmiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Depremzedeler için topladığınız paraları nereye harcadığınızı açıklayamadığınız için güvenmiyor. Yolsuzluk iddialarını ciddiye almadığınız, Meclis kürsüsünden peçete üzerine yazılı rakamları fatura diye sallayan bakanları Yüce Divana göndermediğiniz için güvenmiyor. Kendi Bakanlığına dezenfektan satan Bakanın sessizce görevden affını kabul ettiğinizi gördükleri için güvenmiyor. “Alice Harikalar Diyarında”ymışız gibi durmadan pembe tablo çizmeniz nedeniyle size güvenmiyor. Farkında değilsiniz ama millet artık size güvenmediği için Türkiye'nin en büyük belediyelerinin yönetimini Millet İttifakı'na teslim etti. Vatandaş ne zaman anlıyor biliyor musunuz, markete, pazara, manava gittiğinde anlıyor samimiyetsizliğinizi. Eve pazar parası bırakamadığında, çocuğuna harçlık veremediğinde, doğal gaz faturasını ödeyemediğinde gerçekler tüm çıplaklığıyla yüzüne vuruyor vatandaşlarımızın. Sonra, televizyonda iktidar temsilcilerini dinliyor. “Şöyle uçuyoruz, böyle kaçıyoruz.” “En büyük biziz, en bağımsız biziz.” diyorlar. Düşünüyor o zaman vatandaş, dolar düşünce fiyatlar neden düşmüyor diye düşünüyor. Kafa tuttuğumuz Amerika'nın bir sözüyle nasıl rahibi bıraktığımızı; bizi kıskanmaktan çatlayan Almanya'nın bir telefonuyla nasıl gazeteciyi bıraktığımızı; ithal mercimeği, samanı, mazot fiyatını, gübre fiyatını, yemin fiyatını, unun fiyatını, Suriyelileri düşünüyor ve artık bir değişiklik yapmanın zamanının geldiğini fark ediyor. Belki de bu güvensizliği hissettiğiniz için getirmiyorsunuz sandığı, güvenemiyorsunuz siz de kendinize. Biliyorsunuz ki bu ülkeyi bu durumdan çıkaracak ne kadronuz kaldı, ne programınız, ne de çalışma isteğiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Hamaset dolu nutuklarla, muhalefete hakaretlerle gündemi değiştirmeye çalışıyorsunuz ama az kaldı, çok yakında kurtulacak her yeni doğan çünkü geliyor gelmekte olan.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde yer alan “yirmibeşine” ibaresinin “yirmi beşine” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

        Mahmut Toğrul                  Ömer Faruk Gergerlioğlu                     Hüda Kaya

           Gaziantep                                  Kocaeli                                    İstanbul                         Ayşe Sürücü                           Züleyha Gülüm                    Gülüstan Kılıç Koçyiğit                 Şanlıurfa                                   İstanbul                                      Muş                  

                                                Mahmut Celadet Gaydalı                                                                                                                  Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinden söz isteyen Kocaeli Milletvekili Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu.

Buyurunuz Sayın Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün Suriyeli Ali El Hemdan’ın öldürülmesiyle ilgili bir konuşma yapıp Adana Valiliği ve Emniyetinin hazırladığı sahte raporu eleştirmiştim. Ben bu konuşmayı yaptım ama bana cevaben AK PARTİ sıralarından Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel yaptığı konuşmada başka bir sahte konuşmaya, sahteciliğe imza attı. Olacak iş değil. Hani, biz burada sahte bir rapor eleştiriyoruz, kalkıp Mülkiye Başmüfettişinin raporunda yazan ifadelerin tam tersini söyledi Sayın Mustafa Yel. Anlaşılan, bakın tutanağı da getirdim, şu tutanak belli ki kendisinin eline verilmiş, İçişleri Bakanlığından gönderilmiş, bir bilgi notu olarak gönderilmiş “Bunu oku.” denilmiş. Ya, insan bir araştırır, rapora bakar, Adana Barosunun raporu var, teknik raporlar var, hepsini bir araştırır gelir. Ben hepsini araştırdım geldim, dersime iyi çalıştım ve o yüzden atılan yalanı çok iyi gördüm.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ülke öyle bir hâle gelmiş ki AK PARTİ’liler halkı kandırmakla kalmıyor, kendi vekillerini de kandırıyor. Bir İçişleri Bakanı var, çok rahat yalan atar; kendi vekilini de kandırmış, eline şunu tutturmuş, göndermiş. Yahu, bakın, çok açık bir şekilde her şey ortada; burada diyor ki: “Delil karartma ya da yok etme çabası yok. Vali, emniyet müdürünün nüfuzlarını kullanıp kriminal laboratuvar görevlilerini etkilediklerine dair bir bilgi yok.” demiş Mustafa Yel konuşmasında ama mülkiye başmüfettişi kendi yaptığı raporda çok ağır ifadeler kullanıyor, “Vali ve emniyet müdürü alelacele bir araya gelip uyduruk bir rapor hazırladılar.” diyor. “Polisin yere düştüğü gibi yalanlar, merminin sektiği gibi uydurmaların gerçek dışı olduğunun ispatlandığını gördüm.” diyor yaptığı beş aylık inceleme sonrasında.

Şimdi, arkadaşlar, olacak işler değil bunlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir önerge konuşuluyor, siz kalkıp devletin mülkiye başmüfettişinin raporunun tam tersini burada tüm Meclise anlatıyorsunuz, kamuoyuna anlatıyorsunuz ve yüzünüz hiç kızarmıyor. El insaf diyorum ya, olacak bir şey değil. Bir de kalkıp derler ki işte “Nas var; efendim, faiz haramdır, nas var.” Onlara sormak lazım. Sayın AK PARTİ vekilleri, niye önünüze bakıyorsunuz? Bir cevap versenize.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Saruhan Başkan, cevap verirsek bu sefer “Konuşuyor.” derler. Ya, cevap verirsek o zaman şey derler Başkanım. Bizi hedef alarak bu şekilde konuşmasın. Ondan sonra da “Niye konuşuyor?” diyorlar. Ne yapalım?

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Nasta rapor tahrifatı var mı, suçluları korumak var mı, halkı kandırmak var mı, yalan söylemek var mı? Apaçık bir şekilde ispat ediyorum burada işte; hiçbir şekilde inkâr edilemeyecek düzeyde, tüm raporlarla ispat ediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan demişti ki: “Ali El Hemdan bizim evladımızdır.” ve sonrasında işte böyle sahte işlemler yapıldı. Adana Valiliği yaptığı açıklamada dedi ki: “Kazaen, bir kaza kurşunuyla vuruldu efendim.” Böyle mi Ali evladınızı siz koruyacaktınız ya? Ali evladınızı korumak yerine Adana Valisi şu anda Mardin kayyumu, eski Adana Emniyet Müdürü şimdi terfi ettirildiler efendim, rapora sahtecilik karıştırdılar, terfi ettiler, şimdi İstanbul Emniyet Müdürü. Ve en sonunda ne yaptılar biliyor musunuz? 20 Suriyeliye vatandaşlık verdiler, bir kan parası gibi yaptılar ama kendi görevlilerini de sahte raporlarla korumaya çalıştılar. En sonunda ne oldu? Ali El Hemdan’ı direkt göğsüne ateş ederek vuran polis yirmi beş yıl ceza aldı. Bu kadar çaba boşuna gitti ey AK PARTİ vekilleri. Şimdi, bakın, ben dün burada hasta mahpuslardan bahsediyordum, bir tane ismi yanlış söyledim; Muzaffer Özcengiz yerine, Muzaffer Gençosman dedim. Buradaki stenograf arkadaşlar gelip sonradan uyardılar “Ya, Ömer Bey, Özcengiz olması lazımdı.” Ben burada kaç yıldır Muzaffer Özcengiz derim, Sayın Adalet Bakanı duymaz beni, önergelerimize cevap vermez. Ya, Allah razı olsun buradaki stenograf arkadaşlarımızdan, onlar bile Özcengiz’in soyadını öğrenmiş, Bakan öğrenememiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Gergerlioğlu.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Hâle bakın ya! Memleketin hâline bakın yani bu kadar bir cezasızlık politikası var. Ayrıca, AK PARTİ sahte işler yapıyor, AK PARTİ’li Meclis Başkanı Mustafa Şentop doğru işler mi yapıyor? Verdiğimiz işkence önergelerini -ki “Makatıma cop soktular.” denilen önergeleri- bize “İç Tüzük madde 67” diye geri gönderiyor. “Kaba, yaralayıcı ifadeler var...” İç Tüzük madde 67’nin ruhu çok bellidir arkadaşlar, vekiller birbirine hakaret etmesin diye konulmuştur bu hüküm. Vatandaşın acı çekerek işkence gördüğünü açıklaması İç Tüzük madde 67’ye girmez. Diyor ki: “Vatandaş bunu başka türlü ifade etsin.” Soruyorum: Vatandaş makata cop sokmayı başka türlü nasıl ifade etsin, açıklar mısınız bana? “Başka türlü ifade etsin, öyle işleme alayım.” diyor. El insaf ya! İşkenceyi, eziyeti bu kadar örtbas etmenin başka bir yolu var mıdır, başka bir formülü var mıdır? Bunu da siz AK PARTİ iktidarı ve Meclis Başkanınız Mustafa Şentop başarmıştır. (HDP sıralarından alkışlar)

 ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Hangi maddeyi konuşuyorsun ya? Ne alakası var konuştuğun maddeyle?

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sana ne ondan! Sana ne ondan!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – 9’uncu maddeyi konuşuyorsun, ne alakası var?

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sana ne ondan! Ben istediğimden konuşurum.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Burası senin çiftliğin mi?

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Allah, Allah! Senin yerin mi burası? Konuşma öyle!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ne demek o ya, ne demek? Ne biçim konuşuyorsunuz? Size mi soracağız ne konuşacağımızı?

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İç Tüzük hatırlatıyor, İç Tüzük.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Türkiye yanıyor, Türkiye yanıyor; burada kapkaç yapıyorsunuz.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İç Tüzük hatırlatıyorsa kendisi İç Tüzük’e uysun! Allah, Allah!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Kendinize ait bir düşünceniz yok.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İç Tüzük hatırlatıyorsan İç Tüzük’e uy!

HÜDA KAYA (İstanbul) – İnsanlığınız yok, vicdanınız yok.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Bunlar sizin dünkü yalanlarınız. Dünkü yalanlarınızın ne olduğunu ispatladım.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Utanmadan cevap veriyorsun ya! Hadsiz!

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Bir de utanmadan kalkıp konuşuyorsun. İnsan utanır be!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Vicdansızlar!

BAŞKAN –  Sayın Özkan…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sadece kayıtlara geçmesi için ifade ediyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Burada bir tecavüzden bahsediyor, işkenceden bahsediyor. Utanacağınıza cevap veriyorsunuz.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ya, senden mi öğreneceğiz utanmayı!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – AK PARTİ hükûmetleri olarak 2002’den bugüne yapmış olduğumuz anayasal ve yasal reformlarla her türlü işkence ve kötü muamelenin sıfır toleransla ortadan kaldırılmasıyla ilgili büyük bir mücadele ortaya koyduk.

HÜDA KAYA (İstanbul) – İnsan biraz utanır ya! Utanın, utanın biraz!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Sen utan!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Vicdan yok ki, ahlak yok ki utanasınız. Utanma mı kalmış sizde, sizde utanma mı kalmış?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Hamdolsun, bu mücadeleler de özellikle gözaltı süreleri içerisinde, tutukluluk süreleri içerisinde bütün vatandaşlarımızın adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde muamele görmeleri noktasında büyük bir mesafe alınmasına da vesile olmuştur.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Daha bugün rastladım, bak, Ensar Vakfında 6 hoca 1 çocuğa tecavüz ediyor. Utanmaz insanlar!

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Garibe Gezer intihara sürüklendi, işkence yapıldı. Garibe Gezer’e ne oldu? Niye soruşturmayı kapattınız? Niye tanıkları dinlemediniz?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu çerçevede, grubumuzu hedef alan bütün iddiaları ve ithamları reddettiğimizi ifade ediyorum.

Teşekkürler.

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

HABİP EKSİK (Iğdır) – Iğdır S Tipi Cezaevinde…

HÜDA KAYA (İstanbul) – İşkenceciler!

BAŞKAN - 9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 9’uncu madde kabul edilmiştir.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati:21.36

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Enez KAPLAN (Tekirdağ), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

 

1.– Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir konu bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 13 Ocak 2022 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 21.38

 

 



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) 301 S. Sayılı Basmayazı 11/1/2022 tarihli 44’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Maddeye git

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul