• Dönem: 27. Dönem
  • Yasama Yılı: 5
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 18.01.2022
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

 18 Ocak 2022 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Necati TIĞLI (Giresun), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, İzmir’in sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu'na ait.

Buyurun Sayın Osmanağaoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

İzmir, sahip olduğu tarihî, kültürel, turistik ve ekonomik değerleriyle ülkemizin önde gelen merkezlerinden biridir. Milletvekili olarak hizmet etmekten şeref duyduğum İzmir şehri bu memleketin mücevheri ve bu milletin kıymetlisidir. Victor Hugo'nun hayalindeki prenses, Atilla İlhan'ın kalemindeki içli çocuk, Dario Moreno'nun notalarındaki güzel sevgilidir, Mustafa Kemal Atatürk'ün deyimiyle ülkemizin Akdeniz'e karşı ışığıdır. İzmir bu saygıyı, övgülerin, şiirlerin, iltifatların hepsinin toplamı, İzmirli ise toplamının daha fazlasıdır. Onlar büyük Atatürk'ün fahri hemşehrisi olmanın sorumluluğuyla hareket eden, nezaket timsali kişilerdir fakat İzmir maalesef hak ettiği yerde değildir. Güzel İzmir, çamur yığını bir kasabaya dönüşmüştür. Altyapı problemlerinden vahşi depolama çöplüklerine kadar, keşmekeş ulaşım ağından imar skandallarına kadar İzmir perişan edilmektedir. Mesela artık İzmir’e yağmur yağınca aklımıza Attilâ İlhan’ın “İzmir şehri yağmurlu bir şehirdir/Yağmur çilerken çocuk gibi içlenir.” dizeleri gelmemektedir çünkü İzmir’e ne zaman yağmur damlaları düşmeye başlasa sel basan sokaklar, feryat eden aileler herkesin gözünün önünde belirmektedir. Hakikat ortadadır; şüphesiz ki felaketlerin ani baskınları vardır ama unutulmamalıdır ki bu felaketlerin başa gelme nedenlerinin hâlen mevcudiyetini koruduğu göz önünde bulundurulursa hiç kimse için sürpriz olmayacaktır.

Liyakatsiz kadroların ehliyetsizliği yücelttiği bir anlayışın pençesinde yıllardır kıvranan İzmir’in günden güne büyüyen sorunlarının bugün hâlâ çözüm beklemesinin sebebi de işte tam budur. Nedenler çoğaltılabilir olsa da nedenlerin kaynağının geçerliliğini kaybetmiş bir zihniyet olduğu gayet açıktır. Bu zihniyet, İzmir’in sadece yaşayan neslini değil gelecek nesillerini de büyük bir borç yükünün altına sokan, bunu yaparken de mızrak için çuval arayan bir zihniyettir.

Diğer yandan, İzmir tartışmasız bir Türk şehridir. İzmir ruhunun yaşatılması, İzmir’in değerlerine sahip çıkılması, çağın şartlarına uygun şekilde, değişmeden gelişen bir şehir olması adına çaba sarf edilmesi bu topraklara tırnaklarımızla kazıdığımız Türk mührünün kıyamete kadar silinmemesi için büyük önem arz etmektedir. Unutulmamalıdır ki Türk milliyetçileri olarak demokrasiye olan inancımız, demokratik kurum ve kuruluşların kapısını demokrasiye kılıç çekenlere açan zihniyetle de mücadeleyi kapsamaktadır. Mücadelemiz hakikati devrimbazlık ve ilerici safsatalarıyla boğarak hem manevi hem sosyal hem de siyasi bir anarşi yaratmak isteyenlerle mücadeleyi de içine almaktadır. Bu sebeple ne şairlerin maziden atiye miras bıraktığı şiirlerine konu olan İzmir’imiz ne de asırlar öncesinde asırlar sonrasına emanet edilen hiçbir şehrimiz kirli zihniyetlerin ekmek kapısı hâline getirilmeyecektir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; tüm bunlara rağmen İzmir’imizin başına gelen her felaketin ardından büyük Türk milletinin yüreğinin “İzmir” diyerek atması, devletimizin demokratik kural ve kurumlarını tam bir koordinasyon içinde işleterek hızlı ve etkin bir biçimde İzmirlilerin yanında olması, bundan sonra da İzmirlinin refahını artırmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmayacağını gösteriyor olması yüreğimize su serpmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

TAMER OSMANAĞAOĞLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Önümüzdeki süreçte deprem gerçeğiyle de yüzleşen İzmir’imizde kentsel dönüşümün hız kazanması büyük önem arz ve ifade etmektedir.

Bu vesileyle otuz iki yıl önce 19 Ocağı 20 Ocağa bağlayan gece Sovyet Rus ordusunun Bakü’de gerçekleştirdiği katliamda şehadete düşen 143 soydaşımızı rahmetle anıyor, ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Artvin’de orman alanlarındaki kaçak yapılaşma hakkında söz isteyen Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’a ait.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere burada, Genel Kurulda Cerattepe’yle ilgili olarak birçok konuşma yaptım. 2017 tarihinden bu tarafa doğru Cerattepe’de yasa dışı bir faaliyet devam ediyor değerli arkadaşlarım. Cerattepe’deki bu faaliyet nedeniyle ne yazık ki ormanlarımız tahrip ediliyor, sularımız kirleniyor, zehirli pasalar yollara bırakılıyor, bazı bölgelerde özellikle heyelan tehlikesiyle karşı karşıyayız ve yabani hayat, doğal hayat neredeyse bitmek üzere, böyle kötü bir tabloyla karşı karşıyayız. 2017’deki bu tabloyu kahin değildik, önceden uyarmıştık ama ne yazık ki buna ilişkin herhangi bir ilerleme olmadı.

Değerli arkadaşlarım, 2013 yılında buna ilişkin çalışmalar yapılıyorken ÇED inceleme, değerlendirme formu altında ilgili şirketin başvurusu üzerine kamu kurumlarından görüş alındı. Orman Bölge Müdürlüğü de o tarihte Orman Bölge Müdürlüğü yardımcıları ve Orman Bölge Müdürlüğündeki bürokratlar bu ÇED inceleme talebine ilişkin olarak bir raporun altına imza attılar. ÇED inceleme, değerlendirme raporu 2013 tarihli, bu raporda kısaca şöyle deniliyor değerli arkadaşlar: “Projede idari binalar ve sosyal tesisler sahası yer almaktadır. Mevzuatımız gereği sosyal tesislere orman sahasında izin verilemeyeceğinden projeden çıkarılması gerekmektedir. Sosyal tesisleri projeden çıkartırsanız ancak bu şekildeki bir çalışmaya izin verilebilir.” deniliyor. Bizim aslında genel çekincemiz şu: Burada, herhangi bir şekilde bir çivi bile çakılmaması gerekir. Yani, Cerattepe’de -sadece bu villayla ilişkili olarak değil- o tarihteki ÇED raporunun altında şu andaki Orman Bölge Müdürünün Orman Bölge Müdür Yardımcısı olarak imzasının bulunmuş olmasına rağmen ve burada, herhangi bir şekilde, sosyal tesisle alakalı bir düzenleme, herhangi bir yapılaşma olmadığına ilişkin Orman Bölge Müdürlüğünün 2013’teki bu yazısına rağmen, ne yazık ki…

Değerli arkadaşlarım, bütün Türkiye’nin görmesini istiyorum: Bakın, şurada bir villa var, bu villa kim tarafından yapılmış? Mehmet Cengiz, Cengiz Holding tarafından değerli arkadaşlarım. Yani bu kişi… Bizim Artvin’de Türkiye Cumhuriyeti’nin yasaları geçmiyor, Artvin’de Mehmet Cengiz’in yasaları geçiyor değerli arkadaşlarım, Mehmet Cengiz’in yasaları geçiyor; bakın, villa burada. Diyeceksiniz ki “Bu villayı nasıl gördünüz?” Bu villayı görmek de öyle kolay değil, özellikle AK PARTİ’deki değerli arkadaşlarıma sesleniyorum: Birinci derecede askerî yasak bölge bile bu kadar olamaz, buraya kimse giremiyor. Yakın zamana kadar buranın güvenliğini ne yazık ki Mehmetçik’imizi sağlıyordu; buradaki Mehmetçiklerin iaşesini, bakımını, yemeklerini bu iş adamı sağlıyordu değerli arkadaşlar. Bu, bizim ordumuz açısından utanç verici bir durumdur. (CHP sıralarından alkışlar)

Bunu nasıl tespit ettik onu ifade ediyorum, bunu nasıl tespit ettik? Bir hafiyecilik yaptı Yeşil Artvin Derneği yöneticileri, “Drone” uçurarak, olağanüstü yöntemlerle burada bir villanın yapıldığını tespit ettik değerli arkadaşlar; burada bir villa var, açık bir şekilde. Bu villanın kaldırılmasına yönelik olarak Yeşil Artvin Derneği yöneticileri Artvinliler adına Orman Bölge Müdürlüğüne dilekçe verdiler, dediler ki: “Bu yaptığınız doğru değil. Bakın, burada, orman alanında, ortalama bir vatandaşın herhangi bir şekilde değil yapılaşma, bir çivi çakması bile 6831 sayılı Yasa anlamında Orman Yasası’nın ihlalidir.” diye itirazlarını ileri sürdüler ama ne yazık ki Orman Bölge Müdürlüğünün buna vermiş olduğu cevap: “Bu geçici bir binadır, proje bittikten sonra bu geçici bina ortadan kaldırılacaktır.”

Şimdi milletvekili arkadaşlarım şunu diyebilirler: “Neden buna kıyamet kopartıyorsun.” Değerli arkadaşlarım, Cerattepe yukarıdan aşağıya doğru, ihale aşamasından bu tarafa doğru, Ceza Kanunu’ndaki ihaleye fesat karıştırmanın bütün koşullarının inşa edilmiş olduğu bir rezalet ihaledir değerli arkadaşlarım  ve bu, devlet eliyle yapılmıştır ne yazık ki. (CHP sıralarından alkışlar) “Devlet”i geri alıyorum, devlet içerisindeki bir grup tarafından yapılmıştır. Bir ahlaksız iş adamıyla siyasetçi arasındaki o kötü ilişkinin sonucunda bu ihale ortaya çıkmış ve bunun sonucunda da ne yazık ki değerli arkadaşlarım o şirket o kadar vurdumduymaz davranmıştır ki buradaki yapılaşmaya yönelik olarak da gelip buraya villa koymuştur. Bu villanın da -dediğimiz gibi- şunun fotoğrafını çekmek için 2017’den bu tarafa doğru her türlü cambazlık yapılmıştır, bunu itiraf edeyim, şunu görün diye. Ben şimdi buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum: Bu ne ayıptır değerli arkadaşlarım? Bu nasıl bir ayıptır yani? Yani burada muhtemelen bu villa ÇED izninin olmuş olduğu alanın dışındadır, yani ÇED’le alakalı alınmış olan izindeki sınırın içinde de değildir tespitlerimize göre. O nedenle, bir an önce, ivedilikle buna ilişkin yanlışların ortadan kaldırılması gerekiyor değerli arkadaşlarım.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Orman Bölge Müdürlüğü çok ilginç şeyler yapıyor. Türkiye'nin her tarafında sadece Artvin’e özgüdür, devlet vatandaştan ormanı korur, bizim Artvin’de vatandaş devletten ormanı korumaya çalışıyor değerli arkadaşlarım. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bizim Artvin’de roller değişti ama bu gidişatın ne olduğunu, tablonun nereye gittiğini Artvinliler biliyor. Biz doğamızı seviyoruz, biz ormanımızı seviyoruz, biz ağaçlarımızı seviyoruz, biz o ağaçların üzerindeki kuşlarımızı, yeşilimizi seviyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Değerli Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - O nedenle, buradan bir kere daha Türkiye'nin her tarafında yüreği Cerattepe için atan Cerattepe dostlarına sesleniyorum: Bu tablo ne kadar karamsar olursa olsun, bu tablo ne kadar kötümser olursa olsun, bu siyasal iklim değişecektir değerli arkadaşlarım. Yine bu Artvin’in dağlarında Artvin’in çocukları “Cerattepe geçilmez, Artvin halkı yenilmez.” türkülerini söylemeye devam edeceklerdir. (CHP sıralarından alkışlar)

Mehmet Cengiz’e de buradan sesleniyorum: Bu madenle alakalı olarak amacına erişemeyeceksin; bunu yaşayarak hep beraber göreceğiz diyorum.

Mustafa Kemal’in Parlamentosundan yüce heyetinizi, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Elâzığ depreminin yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Elâzığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar’a ait.

Buyurun Sayın Ağar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Ocağın 18’i; altı gün sonra, biz Elâzığlıların hafızasından hiç silinmeyecek Elâzığ depreminin üzerinden iki yıl geçmiş olacak. Depremde kaybettiğimiz hemşehrilerimizi yâd etmek, onlara bir kez daha dualarımızı ulaştırmayı hatırlatmak için gündem dışı söz almış bulunmaktayım.

Sayın milletvekilleri, 24 Ocak ve 27 Aralık tarihinde yaşanan doğal afetlerde, Elâzığ’da 18.909 yapı yıkıldı ve oturulamayacak derecede hasar gördü; 317 yapıda orta derecede hasar meydana geldi. Deprem olur olmaz devletimiz tüm birimleriyle Elâzığ’da hemşehrilerimizin yardımına koşarken depremin üzerinden henüz iki yıl geçmeden Elâzığ’ın yaralarını sardı, fiziki kayıplarını telafi etti. Bu çerçevede, devletimiz, depremin zararlarını telafi etmek için iki yıllık süre zarfında toplam 7 milyar 486 milyon Türk lirası üzerinde bir bütçeyle Elâzığ’ın ve Elâzığlıların yanında yer aldı. Bu vesileyle, şehrimizin fiziki yaralarının tedavisi, hemşehrilerimizin depremle sarsılan hayatlarının maddi imkânsızlıklarla da sarsılmaması için devletimizin tüm kurum ve kuruluşlarıyla imkânlarını hayata geçiren Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Elâzığ’ı o zor günlerinde yalnız bırakmayan İçişleri Bakanımıza, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımıza, Sağlık Bakanımıza ve ihtiyacımız olduğunda yanımızda olan tüm sayın bakanlarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Şayet devletimiz güçlü olmasaydı, ülkeyi yöneten siyasi irade vatandaşlarının derdiyle dertlenme konusunda hassas davranmasaydı bu kadar kısa sürede depremin açtığı yaraların bu ölçekte tedavisi mümkün olmazdı. Ev sahibi, kiracı, iş yeri sahibi olmak üzere toplam 22 binin üzerinde aileye hasarlı konut ve iş yeri için 133 milyon 440 bin Türk lirası ödeme yapan devletimiz, depremden zarar gören hemşehrilerimize de 463 milyon 788 bin Türk lirası nakdî, 359 milyon 459 bin Türk lirası tutarında da ayni yardımda bulunmuştur. 6 milyar 436 milyon Türk lirası üzerinde bir tutarı da deprem sonrası Elâzığ’da konut üretimi için kullanmıştır.

Evet, şehrimizin fiziki kayıplarını yerine koyduk, sosyal hayatı, ekonomik hayatı normale döndürdük ama bir kaybımız var ki asla yerine koyamayacağız, asla yokluğunu telafi edemeyeceğiz. Fatma Yıldız, Doruk Abbas Yıldız, Tansel Elidar, Ömer Asaf Elidar, Sevim Canbaz, Türkan Kaplan, Ayşe Civelek, Salih Civelek, Necdet Gürsu, Necmettin İnce, Salih İnce, Sakine Düşmez, Gülçin Kalay, Müzeyyen Ayken, İkram Kalay, Pınar Dişli, Miraç Dişli, Dilek Rabia Gökdemir, Ramazan Ertaş, Yaşar Güçlü, Güven Kartal, Sena Nur Demir, Enes Sertdemir, Berna Sertdemir, Aslan Cenkiz, Nermin Cenkiz, Hüseyin Yıldız, Onur Yıldız, Mehmet Arifoğlu, Ayşe Arifoğlu, Halime Aslan, Miraç Ali Aslan, Rüya Aslan, Ünal Kalay, Selami Dağ, Turan Suçlu, Hanife Yıldırım, Gazel Say, Yusuf Ali Say, Mustafa Kara, Ayşe Fatma Türkmen.  Hepsi komşularımızdı, hısımlarımızdı, akrabalarımızdı, kardeşlerimizdi hepsini o deprem felaketinde kaybettik. Onlar hâlen yüreklerimizde ve canımızdan kopan eksik parçalar.

Bu vesileyle, siz değerli milletvekillerinden ve tüm milletimizden, dualarında onlara da yer vermenizi istirham ediyor; daha önceki doğal afetlerden çıkardığı derslerle, afetlerin geri getirilemeyecek kayıplar yaratmaması, canların yitmemesi için ülkemizin son yıllarda olağanüstü bir çaba içinde olduğunu belirterek Rabb'imin Elazığ'a, ülkemizin hiçbir şehrine ve dünyanın hiçbir coğrafyasındaki insanlara bu tür felaketler yaşatmamasını diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Özel…

 

 

 

ÖZCAN ÖZEL (Yalova) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bir öğretmen olarak, öğretmenlik meslek kanunu taslağının yeterli ve adaletli olmadığını üzülerek söylüyorum. Öğretmenlerimizin büyük bir kısmı ekonomik sıkıntı içinde geçinemiyorlar. Öğretmenlerin bir kısmına kariyer basamakları dayatılarak, maaş iyileştirme getiriliyor ama özel sektör kapsam dışı. Ücretli, sözleşmeli ve kadrolu ayrımını tüm öğretmenlerimizi kadroya geçirerek ortadan kaldırmalıyız. 3600 ek göstergeyi kademe gözetmeksizin tüm öğretmen ve emeklilere vermeliyiz. Atanamayan öğretmen sorununu öncelikle çözmeliyiz. Maaş dışında yan hakkı bulunmayan öğretmenlerimize konaklama, ulaşım, çocuk bakım ve donatım yardımlarını sağlamalıyız; ailelerin birleşmesi için tayin hakkı vermeliyiz.

Memleket Partisi olarak, çocuklarımızı ve geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenler onurumuzdur diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

 

 

 

 

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

“Arkadaşlar, ağaç budandıkça yeşerir. Sizden ricam, davayı bırakmayın ve sürdürmeye devam edin. Ben şu anda her zamankinden daha huzurluyum. Allah’ın huzuruna gönül rahatlığıyla çıkıyorum. Bayrağı size teslim ediyorum, bu bayrağı şerefle taşıyacağınızdan eminim. Doğruluktan ve Allah’ın yolundan asla şaşmayın. Allah’a emanet olunuz.” diyerek şehit edilen Türkmeneli davamızın öncülerinden Necdet Koçak ağabeyimiz ile tüm şehitlerimizi Türkmen Şehitleri Anma Günü’nde rahmetle ve minnetle anıyorum. Türkmeneli Türk’tür, Türk kalacaktır.

“Minik serçe” lakaplı, değerlerimizi hedef alan şarkıcı bozuntusu Hazreti Adem babamız ile Hazreti Havva annemize “cahil” deme gafletinde bulunmuştur. Türkiye, Müslüman Türklerin ülkesidir; bu sanatçı müsveddesi derhâl özür dilemeli ve bir daha ekranları kirletmemelidir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Çepni…

 

 

 

 

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

İzmir’in su ihtiyacını karşılayacak Çamlı Barajı Projesi yıllardır hayata geçirilemiyor. Sebebiyse Kanadalı TÜPRAG’ın işlettiği Efemçukuru altın madeni. ÇED kararı 2006, 2007, 2012 ve 2015’te mahkemeye taşındı, Danıştayın iptal kararlarına rağmen maden çalışmaya devam ediyor. Maden 2040 yılına kadar ruhsatlı. İzmir içme suyu havzasında kurulu maden durmak bir yana, kapasite artırımı yapıyor.

İzmirlilerin talebi, ÇED kararının iptal edilmesi, çevreyi zehirleyen Efemçukuru altın madeninin derhâl kapatılmasıdır.

BAŞKAN – Sayın Şahin…

 

 

 

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sağlıkta şiddet altın çağını yaşıyor. AKP döneminde sağlıkta şiddet âdeta sağlıkta vahşet olmuştur. Hamile hemşire hanımların tekmelenmesine, yolu kesilen sağlık çalışanlarının araçtan indirilerek darp edilmelerine, asistan hekimlerin hastanelerde rehin alınmalarına; zanlıların ise serbest bırakılmalarına şahit oluyoruz. Sağlık çalışanları hayatları pahasına bir taraftan pandemiyle mücadele ederken, diğer taraftan uygulanan şiddetle baş etmeye çalışmaktadırlar. Sağlık Bakanlığı ise sessizlik içinde sağlıkta şiddeti izlemektedir. Sağlık çalışanları Bakanlıktan bir an önce şiddeti önleyecek ciddi yasal düzenlemelerin yapılmasını beklemektedirler.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gülüm...

 

 

 

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Samet Demir 20 yaşında bir genç. 10 Ocak Pazartesi günü saat 21.00 civarında İstanbul Kadıköy'de Eminönü vapuruna binmiş, arkasından elde edilen kamera görüntülerine göre vapurun hareketinden beş dakika sonra denize atlamıştır. Ailenin tüm çabalarına rağmen cenazeye ulaşılamıyor. Aile intihar edebileceğine dair bir izlenimlerinin olmadığını söylüyor. Geniş bir soruşturma talebiyle aile savcılığa başvurmuş ancak henüz bir sonuç alınamamıştır. Sekiz gündür Samet'in cenazesine ulaşılamadığı gibi, arama çalışmaları da gerektiği gibi yapılmıyor. Vapurda atlama anı dışındaki görüntüler toplanmamış, olayın olası görüntü ve görgü tanıkları araştırılmamıştır. Samet Demir'in ölümünün araştırılması, cenazesinin bulunması için gerekli arama çalışmalarının yapılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Ekinci…

 

 

 SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Kıymetli Başkanım.

Sivas Belediyesi Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizden sahiplenme çalışmaları kapsamında Sivas Belediyemiz ve Sivas Cumhuriyet Üniversitemiz Sokak Hayvanları Bakım Merkezimizden sahiplenilen sevimli dostlarımızın bir dizi sağlık imkânlarından ücretsiz ve indirimli olarak faydalanmalarını sağlıyor. Sahiplenilen dostlarımızın 1 yaşına kadar ilk muayene, aşı ve kısırlaştırma işlemlerinin ücretsiz olarak yapılması, sahiplenilen tüm hayvanlarımızın ömür boyu tüm bakımlarının yüzde 10 indirimli yapılması, 1 yaş ve üzeri hayvanlarda medikal işlemlerde yüzde 50 indirim uygulanacaktır. Bu anlamlı kampanyanın yapılmasını sağlayan başta Belediye Başkanımız Sayın Hilmi Bilgin, Rektörümüz Sayın Alim Yıldız ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, “Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü.” deyip Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Sümer…

 

 

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Adana genelinde elektrik kesintileri nedeniyle vatandaşlarımızın mağdur olduğunu, özellikle elektrik altyapı sistemlerinin yetersiz olduğunu defalarca dile getirdik. Yoğun kar yağışı sebebiyle üç gündür Feke ilçemizde Şahmuratlı, Çondu, Mansurlu mahallelerimiz günlerdir süren elektrik kesintisi yaşıyor. Belenköy mahallemizde ana trafo hattının değiştirilmesi sebebiyle de merkeze bağlı köyümüz günlerdir elektrik bekliyor. Adana'nın neredeyse tüm ilçelerinde bir türlü giderilemeyen elektrik sorunu artık çözülmelidir. Yaz aylarında ise çiftçilerin büyük mağduriyetine sebep olan bu sorun kalıcı olarak giderilmelidir. 21’inci yüzyılda Adana gibi metropol kentte günlerce elektrik kesintisi yaşanması kabul edilebilir değil, Adana'ya yakışmıyor.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

 

 

 

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hafta sonu Keles'in Dağdibi, Pınarcık, Epçeler ve Kozbudaklar köylerini gezdim. Burası Uludağ’ın güney tarafı ve gerçekten köyler boşalmış. 60-70 yaşındaki insanlara genç gözüyle bakılıyor. Hayvancılık bitmiş, tarım bitmiş; girdi maliyetleri yüzünden insanlar artık ekip biçmeyi ve hayvan beslemeyi bırakmışlar. Bunun yanında Keles’in 17 köyünde imam yok, onların yerine oradaki doğru ya da yanlış birtakım kişiler namaz kıldırıyor, cemaati yönlendiriyor.

Yine, köylerimize giderken birçok köyün yolları hâlâ tamamlanamamış. AK PARTİ iktidarı yaptığı yollarla övünürken dağ yöresinin hâlâ birçok köyüne stabilize yollarla gidiliyor ve ulaşımda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Kar yağdı, bugün de birçok köye zorlukla ulaşılıyor. Bir an önce dağ yöresinin bu makûs talihinin giderilmesi ve gerekli özenin gösterilmesi buradan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Barut…

 

 

AYHAN BARUT (Adana) – İçinde bulunduğumuz ekonomik buhran sonucu oluşan fahiş barınma ve yurt ücretleri, devlet yurtlarındaki denetimsizlik ve yetersizlik bu ülkede üniversite ve lise eğitimi gören binlerce öğrenciyi tarikat ve cemaat yurtlarına mecbur bırakmaktadır. Öğrenciler istemedikleri hâlde tarikatlara mahkûm edilerek bunalıma sürüklenmektedir. Mevcut iktidarın bu anlamda sergilediği eğitim politikaları ise bu paralel yapıların önünü kesmek yerine bilakis teşvik etmektedir. Ailelerinin yanından eğitim almak için farklı şehirlere giden öğrenci arkadaşlarımıza istemedikleri bir hayat tarzı dayatılmakta, birileri tarafından da bu uygulamalara göz yumulmaktadır. Öğrencilerimizin yaşamına mal olan bu süreç ciddi olarak soruşturulmalıdır. Tarikat ve cemaat yurtları kapatılmalı, tüm öğrencilere ücretsiz devlet yurtları açılmalıdır. Bu ülkenin genç beyinlerini yurt dışına göçe zorlayan cemaat yurtlarına teslim eden, umutsuzluğa maruz bırakan bu kirli düzen değişmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Arkaz…

 

 

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

İstanbul’da bir hastanede hastalarını tedavi ettiği sırada hasta yakını 4 kişi aynı zamanda hamile olan Gülhan Hemşireyi saçından tutup yerlerde sürükleyerek karnını tekmelemişlerdir. Şiddet mağduru hemşirenin çalışmakta olduğu hastanede tedavisi devam etmektedir. Sağlıkta şiddet artık sadece çalışanlara değil doğmamış çocuğun canına da kastetmektedir.

Coronavirüs salgını sürecinde, iki yıldır canını ortaya koyarak çalışan, ailesinden çok hastalarını gören, gecesini gündüzüne katan sağlıkçılarımıza yapılan her türlü şiddeti şiddetle kınıyorum. Saldırgan canilere en ağır cezaların verilmesini diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

 

 

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Atatürk’ün 16 Ocak 1923’te İzmit’te düzenlediği tarihî basın toplantısının 99’uncu yıl dönümü, Pazar günü Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti öncülüğünde Basın Onur Günü olarak kutlandı. Tüm gazetecilerin Basın Onur Günü’nü kutluyorum.

Atatürk, bu basın toplantısında Türkiye Cumhuriyeti devletinin yol haritasını çizerken dış siyasete yönelik de hedefleri şöyle açıklıyor: “Bugün, bu dakikada dikkate değer ve emniyetli olan siyaset, yalnız kendi varlığımıza dayanarak yürümektir. Ne Doğu’ya ne Batı’ya kalbimizi bağlayamayız.” diyor.

Bugün ise Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri kurucuların kemiklerini sızlatırcasına ülkemizi dış dünyaya mektuplarla şikâyet ediyor, iktidar olmak için de millî iradeye değil yabancı ülkelere güveniyor. (CHP sıralarından “Hadi oradan!” sesleri)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hadi oradan! Terbiyesiz adam!

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Nereden nereye…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Haddini bil!

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) –  Atatürk yaşasaydı sizleri bir saniye bile bu koltuklarda oturtmazdı diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Atatürk’ün adını her yerden kaldıranlar mı burada laf söylüyor? Atatürk’ün adını her yerden kaldıranlar bize laf söylüyor. Hadi oradan! Cumhuriyetin düşmanı adamlar!

BAŞKAN – Sayın Aycan…

 

 

 

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, bir insanın intihar etmesi elbette büyük acıdır, büyük kayıptır. İnsanın intihar etmesi normal bir durum değildir. Büyük bir depresyon, çökkünlük hâlinde gerçekleşen bir durumdur. Her sağlık sorununda olduğu gibi intihar konusunda da önemli olan koruyucu hekimliktir, intiharı önlemektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuyu ve diğer ruh sağlığı sorunlarını önemsiyoruz. İntiharların ve ruh sağlığı sorunlarının önlenmesi için ruh sağlığı hizmetlerinin daha yaygın ve daha etkin verilmesini öneriyoruz. Depresyon her insanın başına gelebilir. Genellikle insan depresyondan geri çıkar; depresyonun uzaması, ağırlaşması ise psikiyatrik bir sorundur. Bu durumda insanın tıbbi yardıma ihtiyacı vardır. İntiharı önlemek için tıbbi desteğin yanında sosyal desteğe de ihtiyaç vardır. Aile desteği, toplumsal destek, sosyal rehabilitasyon, uğraşı terapisi gibi destekler çok önemlidir. Riskli kişilere ve ailelere mutlaka ulaşmalı yanlarında olduğumuzu hissettirmeliyiz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Yılmazkaya…

 

 

 

BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sadece elektriğe, doğal gaza, gıdaya gelen zamlar emekliye yapılan zammın çok üzerinde. Emekliye reva görülen bu zam gerçek enflasyonun çok altında. Bir maaşla geçinmeye çalışan bu insanlara bu düşük zammı reva gören saray hükûmeti emekli yurttaşlarımızı açlığa mahkûm etmektedir. Emeklilerin şartlarını düzeltmiyor, insanca yaşam hakkı vermiyorsunuz. İşsiz oğluna, kızına, torununa bakmak zorunda bıraktırdığınız emeklilerimiz artık bu pahalılıkta kendilerine dahi bakamaz hâle gelmiştir. Oysa AKP Hükûmeti o dokuz yıllık iktidarı dönemince emeklilere umut vermiş ancak emeklilerin bu umutları hep bir başka bahara kalmıştır. Emekliler siyasi iktidar tarafından sürekli aldatılmış ve hayal kırıklığına uğratılmıştır. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vadeden AKP Hükûmeti buna karşın emekli maaşını daha da adaletsiz hâle getirmiştir. Kömürün tonunun 4.500 lira olduğu ülkemizde en düşük emekli maaşı 2.500 lira, haydi çıkın işin içinden diyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kayan…

 

 

 

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çiftçinin bugün en önemli gündemi gübre fiyatlarıdır. Özellikle bu günlerde tarlasına atması gereken azotlu üre gübre fiyatı çiftçinin elini ve canını yakıyor. Üre gübresi geçtiğimiz yıl bugünlerde 2 lira, bu yıl yine bugünlerde 14 lira yani 7 kat artmış durumda; çiftçi üre gübresini bu yıl atamıyor. Yeşil gübresini atamayan çiftçi bitkisel gelişmeyi, yeşil gelişmeyi sağlayamaz. Yeşil gelişmesini sağlayamayan bitkide verim düşüklüğü yüzde 60 olur; yüzde 60’la bu yıl rekolte yüzde 60 düşecek demektir. Bu hükûmet yani AKP Hükûmeti, çiftçimizi işsiz ve halkımızı da ekmeksiz bırakacaktır diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

 

 

 

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – AKP iktidarının ekonomiyi yönetememesinden kaynaklı yaşanan ekonomik buhranın faturasını yine çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli halkımız ödüyor. Dolar ve euro kurundaki artış toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkiliyor. Taşımalı eğitim sistemi nedeniyle özellikle köylerde çalışan servisçi esnafı geçen yıl mazotun litresini 6 liradan alırken akaryakıt zamlarının ardından, şimdi mazotu 14 liraya alıyor. Bu artışa karşın servisçi esnafı, taşıma fiyat tarifesi değişmediği ve sözleşmeleri yenilenmediği için geçen yılki ücretlerle taşıma yapmak zorunda bırakıldı. Servisçi esnafının maliyetleri katlanarak artmasına karşın bu yılki taşıma ücret tarifesi bir önceki yıla göre katsayı düzenlemesiyle düşürüldü. Bu uygulama, taşımacı esnafının bitirilmesi demektir. Akaryakıt fiyatlarındaki fahiş artış, elektrik ve doğal gaza yapılan zamlar esnafı da halkı da canından bezdiriyor. Bu çileye derhâl son verilmelidir.

BAŞKAN – Sayın Ceylan…

 

 

 

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, şahsım hükûmeti açlık sınırının 4.500 lirayı, yoksulluk sınırının 13 bin lirayı aştığı şu günlerde asgari ücreti 4.253 lira, en düşük emekli aylığını ise 2.500 lira olarak belirledi. Bu rakamlarla emeklilerin tamamı yoksulluk sınırının altında, milyonlarcası ise asgari ücretin ve açlık sınırının dahi altında maaş alacaktır. Yurttaşlarımızın insanca ve onurlu bir şekilde yaşayabilmeleri için, devletin sırtından geçinen 5’li çeteye verilen hazine garantilerinin iptal edilmesi ve adı “yap-işlet-devret” olan soygun modeline son verilmesi gerekmektedir. Söylemekten dilimizde tüy bitti, intibak yasasını çıkaralım diyoruz, oralı olmuyorsunuz; işçi, memur ve BAĞ-KUR emekli aylıkları arasındaki eşitsizliği giderelim diyoruz kulak arkası ediyorsunuz ama az kaldı, sandıkla birlikte bu sorunları çözmek için geliyor gelmekte olan.

BAŞKAN – Sayın Taşkın….

 

 

 

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan dün Arnavutluk’un başkenti Tiran’da ortak tarih ile kültürel mirasımız olan Ethem Bey Camisi’nin açılışını gerçekleştirdi. Evladı Fatihan tarafından el emeği, göz nuru dökülerek inşa edilen Ethem Bey Camisi Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığımız (TİKA) tarafından restore edildi. Ecdadımızın asırlar boyunca hüküm sürdüğü Balkan coğrafyası gibi ortak tarihî ve kültürel değerlere sahip olduğumuz ülkelerde ecdat yadigârı eserleri gün yüzüne çıkartmak, yeniden canlandırmak bakımından çok önemli hizmetler icra eden TİKA Başkanlığımız 1996 yılından bu yana Arnavutluk’ta 546 proje hayata geçirdi. AK PARTİ olarak yirmi yıldır Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde izlediğimiz aktif ve ilkeli dış politika doğrultusunda yüreği bizimle beraber çarpan gönül coğrafyamıza olan desteğimizi her zaman sürdüreceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gökçel….

 

 

 

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Her güne zam haberiyle uyanıyoruz. Yarından geçerli olmak üzere, mazota 40 kuruş zam geleceği söyleniyor. Dün Mersin’den gelirken dinlenme tesislerini ziyaret ettim. Eskiden bu tesisler ana baba günü gibi olurdu ama şimdi kuş uçmuyor. İşletmecilerle  konuştuğumda akaryakıt zamlarından beri insanların seyahat edemediklerini söylüyorlar. Dinlenme tesisleri birkaç araçla günü geçiriyor. AKP, insanları zamlarla canından bezdirdi, kimse önünü göremiyor; çiftçi üretim yapamıyor, dinlenme tesisi işletmecileri ayakta duramıyor, nakliyeciler kontak açamıyor, böyle giderse servis araçları kontak kapatacak. AKP, çiftçiyi de lojistik sektörünü de işletmecilerini de bitirdi. AKP, vatandaşlarımızı mazota, benzine, elektriğe, doğal gaza muhtaç bıraktı. AKP demek zam demektir, AKP demek yoksulluk demektir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kasap…

 

 

 

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Buradan Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca'ya sesleniyorum: Sayın Koca, her gün bir hekim arkadaşımız, her gün bir sağlık çalışanımız şiddete maruz kalıyor. Hekimlerimiz sağlık alanında yaşanan başta şiddet, uzun çalışma saatleri ve özlük haklarının yetersiz olması yüzünden yurt dışına göç ediyor. Özlük hakları iyileştirilmeyen, sürekli şiddete maruz kalan hekimlerimizin artık dayanacak gücü kalmadı. Siz, bu ülkenin Sağlık Bakanı olarak ne kadar daha susacaksınız? Şiddet, tehdit, mobbing altında hekimlik yapmak, hemşirelik yapmak ne kadar zor, Twitter'dan paylaşım yaparak Bakanlık yapmak ise ne kadar kolay. Sayın Bakanı göreve davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

 

 

 

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aydın ilinde başta Karpuzlu, Söke, Çine, Germencik, Sultanhisar olmak üzere arıcılık önemli geçim kaynaklarındandır. Aydın iline kayıtlı 2.700 arıcı ve 365 bin arılı kovan var. Dışarıdan gelenlerle birlikte arı kovanı sayısı yaklaşık 3 milyonu buluyor. Aydın, bal üretiminde, ülke genelinde, 2019 yılında 3’üncü sırada yer aldı, 2020 yılında 5’inci sıraya geriledi, bu yıl ise tablo daha vahim. Geçtiğimiz yıllarda 4-5 kez sağım yapılırken bu yıl sadece 1 kez yapılabildi. Bunun nedenleri arasında kuraklık ve orman yangınları yer alsa da başta sebeplerinden biri de Aydın’da vahşice çalıştırılan madenler ve denetlenmeyen JES’lerdir. JES’lerin hava salınımında saldıkları gazlar, madenlerin tahrip ettiği ağaçlar, madenlerden çıkan tozun tahrip bittiği bitki çeşitliliği, kullanılan patlayıcılarla gibi nedenlerle bal üretimi gündün güne azalmaktadır. Kısaca, Aydın’ın verimli toprakları, meraları iktidarın çevre, doğa düşmanı politikalarıyla talan ediliyor. Gökyüzünün en güzel yer üstü olan güzel Aydın’dan elinizi çekin.

Geliyor gelmekte olan. 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren, söz talep eden Grup Başkan Vekillerine söz vereceğim.

Sayın Usta, buyurun.

 

 

 

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hakkâri Yüksekova’da görev yaparken el bombasının kaza sonucu patlamasıyla şehit düşen Jandarma Uzman Çavuşumuz Ayberk Soyutemiz’e Allah’tan rahmet, ailesine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Yine, gece geç saatlerde Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinde -biliyorsunuz- 5,1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir, çevre il ve ilçelerden de hissedilmiştir. Ben bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Can kaybı yaşanmaması sevindiricidir. Partimizin Kayseri teşkilatı da acil olarak ihtiyaç duyulan temel malzemeleri temin etmek için çalışmalara başlamıştır.

Geçtiğimiz hafta sonu, 16 Ocak tarihi, Türkmen Şehitleri Günü olarak anılmaktadır. 16 Ocak 1980 tarihinde Bağdat’ta Türkmen Albay Abdullah Abdurrahman ve dava arkadaşları Necdet Koçak, Rıza Demirci ve Adil Şerif idam edilmişlerdir. Şahadetlerinin 42’nci yılında onları ve Türk coğrafyasında Türklük için mücadele ederken hayatlarını kaybetmiş tüm şehitlerimizi şükran ve minnetle anıyorum.

Yine geçtiğimiz  hafta sonu Türk siyasetinin değerli isimlerinden Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali’nin vefatını üzüntüyle öğrendik. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Bugün, Turancılık davasında yargılanmış, tabutluklarda gördüğü işkencelerle gözlerini kaybetmiş psikolog, tarihçi ve hukukçu Profesör Doktor Reha Oğuz Türkkan’ın vefatının seneidevriyesini idrak etmekteyiz. Merhuma Allah’tan rahmet ve tekrar ailesine başsağlığı diliyorum.

 

Sayın Başkan, biliyorsunuz İstanbul Başakşehir’de bir devlet hastanesinde 4 kişi hamile bir hemşireyi görev başında karnını tekmeleyerek darbetmiştir. Bu alçak saldırıyı şiddetle kınıyorum, sağlık camiamıza geçmiş olsun diyorum.

Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet vakaları artarak devam etmektedir. Aile Hekimleri Derneği verilerine göre her saat başı bir sağlık çalışanı şiddete maruz kalırken sağlık çalışanlarının yüzde 72,6’sının sağlık sektöründe çalıştıkları süre boyunca en az bir kere olmak üzere şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddette saptanan rakamların yüksekliğine rağmen basit görülen şiddetin kanıksandığı ve vakayıadliye bile olmadığı, bunun sağlık çalışanlarının özgür ve bağımsız karar vermesini engellediği, dolayısıyla ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak da geri döndüğü ortadadır. Bu konuda Hükûmetin daha iyi tutum almasını bekliyoruz.

Ayrıca, Ankara Polatlı’da kamyoncu esnafı akaryakıta gelen zamlara tepki gösterdi ve artan maliyetler karşısında kamyoncular yolu trafiğe kapattılar, protesto yaptılar. Şimdi, gerçekten motorine son bir yılda yüzde 107 zam gelmiş. Son sekiz ayda köprü fiyatlarına iki defa yüzde 25 yani 25+25 yüzde 50’nin üzerinde zam gelmiş. Ayrıca, köprü ve otobanlara yüzde 50 zam gelmiş. Yol giderleri, yedek parça, lastik fiyatları da eklenince maliyetler iyice artmıştır, bunu görmek gerekiyor. A’dan Z’ye bütün kamyon giderleri yüzde 200’den fazla artmış durumdadır. Kamyoncularımızın haklı taleplerini karşılamak ve mağduriyetlerinin giderilmesini sağlamak için bugün Meclis gündemine bu konuyla ilgili bir araştırma önergesi sunacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, iş yerinde yemek servisi olmayan çalışanların günlük yemeğe ödediği fiyat 34 TL’nin üzerindeyse devletin kasasına yüzde 15 vergi giriyor buradan. Bu kabul edilecek bir şey değil yani çalışanın yemek ücreti üzerinden vergi alınması diye bir şey söz konusu olamaz. Buradaki 34 lira yıllar itibarıyla artış oranları düşük tutularak düşük bir rakam hâline gelmiştir. Bugün 34 liraya kimsenin dışarıda karnını duyurmasının imkânı yoktur. Dolayısıyla buraya bakmak gerekir ve bu 34 liralık limitin mutlak surette artırılması gerekir, değilse yemekten vergi alan bir hükûmet pozisyonuna gelecektir bu Hükûmet. Bunun mutlak surette düzeltilmesi gerekiyor.

Sayın Başkan, biliyorsunuz Türkiye yirmi yılın en yüksek enflasyonunu yaşıyor. Enflasyonla mücadele etmek yerine, enflasyon sorununu çözmeye çalışmak yerine, enflasyonun düşürdüğü alım gücünü düzeltmek yerine, Hükûmetin -Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere- ve Hükûmete yakın yandaş kanalların bir gayreti oldu şimdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ERHAN USTA (Samsun) – Ya, bütün Avrupa'da, bütün dünyada enflasyon çok yüksek gibi bir şeyler söylemeye çalışıyorlar yani hakikaten çok komik duruma düşülüyor “Artık bu kadarına pes.” deniliyor. Şimdi, bakın, A Haber’de çıkan şöyle bir tablo var, bu tablo sosyal medyada yer aldı, birçok insan da bunu gördü. İşte, Amerika'da enflasyon 1,4’ten 7’ye çıkmış, orada yüzde 400 artış olmuş. Euro bölgesinde 0,9’dan 5’e çıkmış yani 1’den enflasyon 5’e çıkıyor. Buna “4 puan artmıştır.” demek yerine “Yüzde 456 enflasyon artışı olmuştur.” demek kadar matematiği ters çeviren, istatistik bilimine aykırı, insan aklına aykırı, hakikaten biraz da utanma duygusu olan insanların hiçbir şekilde yapmayacağı bir şeyi bu kadar rahat konuşup yani bu enflasyon meselesini küçümsemek… Bakıyorsun buraya Türkiye'de enflasyon oranındaki artış oranı yüzde 147. Çok şükür canım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Yani şunu mu diyeceğiz? Türkiye'de enflasyon geçen yıl 14,6, TÜİK’in inanmadığımız enflasyonu bile 36,1, yüzde 147 artış var.  “Çok şükür 1,3’ten, işte, 2’ye çıkanlardan, 3’e çıkanlardan daha düşük bir oran arttı.” mı diyeceğiz? Yani burada, yüzde 22’lik bir fark varken arada “Geçen yıla göre yüzde 1-2 artan, 1-2 puan fark oluşan ülkelerin durumu bizden çok daha kötü.” mü diyeceğiz? Böyle bir şey olabilir mi? Bu, insanın aklıyla alay etmektir. Lütfen, bu tutumdan vazgeçilsin ve enflasyonla kapsamlı bir mücadele yapılsın.

Son konu olarak da Sayın Başkan, biliyorsunuz, bu bütçe sonuçları açıklandı. Burada, tabii, devlete güveni zedeleyen bir kısım meseleler oluyor; “Nedir o?” diyeceksiniz. Yani şimdi, bir bakıyorsunuz, geçen yıl toplam açığın yüzde 25’lik kısmı aralık ayında gelmiş. Aralık ayları, tamam, biraz özellikli aylardır, açık fazla gelir, giderler fazla gelir ama bu yıl, yılın ilk aylarında harcamalar tutulmuş, tutulmuş yani istatistik saptırılmış, son anda, aralık ayında bütün açığın yüzde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Bitireceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Yani 192 milyar liralık açığın 145-146 milyar lirası bir ayda gelmiş; bu olmaz. Bakın, bu tür davranışlar istatistiklere karşı güveni zedeliyor. Yani bunun bir şeyi yok, nihayetinde, bunun sonunda bir şekilde yazacaksınız. Bu tür durumlardan kaçınmak lazım yani devlete olan güveni zedelememek lazım. Tabii, burada keşke… “Rapor, rapor…” diye Maliye Bakanlığı bir şeyler koyuyor yani Sayın -pırıl pırıl, ışıl ışıl- Bakanımız şu raporlara bir baksın Allah aşkına ya. Sayın Mahir Ünal Başkanım yani bunu Hükûmetten talep etmek lazım. “Rapor” diye konulan şeyde emin olun hiçbir şey yok, “bütçe uygulama raporu” deniliyor, hiçbir analiz yok içerisinde. Niye arttı bu harcamalarımız bir anda, ne oldu? Bunları bize anlatmaları lazım. Bunları anlatmadan, tamamen, böyle hiçbir bilgi vermeden kamuoyunu ikna etmek hiçbir şekilde mümkün olmayacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hakkâri Yüksekova’da üs bölgesindeki görevi sırasında şehit düşen Uzman Çavuş Ayberk Soyutemiz’e Allah’tan rahmet, ailesine ve aziz Türk milletine başsağlığı diliyoruz.

Sayın Başkan, Türk Deniz Kuvvetlerinin ilk yerli ve millî istihbarat gemisi olma niteliğini taşıyan TCG Ufuk gemisi, ülkemizin denizlerde gözü kulağı olacak şekilde 14 Ocak tarihinde envanterimize girmiş, istihbarat alanında ülkemizin gücüne güç katmıştır. Türkiye’nin millî savunma sanayisini geliştiren, millî güvenliğimizi sağlama noktasında yapılan bu girişimleri destekliyor, emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Sayın Başkan, geçtiğimiz pazar günü, 16 Ocak Türkmen Şehitleri Günü olarak idrak edilmiştir. 1979 yılında Irak Baas rejimi tarafından tutuklanarak türlü işkencelere tabi tutulan Türkmen Kardeşlik Ocağı Başkanı Emekli Albay Abdullah Abdurrahman, Doçent Doktor Necdet Koçak, Doktor Rıza Demirci ve İş Adamı Adil Şerif 16 Ocak 1980 yılında nahak yere idam edilmiştir. Türk milletinin ve Türkmeneli’nin hak ve hukukunu savunurken idam edilen aziz şehitlerimizi rahmetle minnetle anıyor, bu vesileyle bir kez daha Irak Türklüğünün yalnız olmadığını, Kerkük’ten Mendeli’ye kadar Türk varlığının ilelebet kaim olacağını buradan bir defa daha belirtiyoruz.

Sayın Başkan, 17 Ocak 1978 tarihinde aramızdan ayrılan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi gibi önemli bir başyapıtı dimağlarımıza kazandıran, yaptığı akademik çalışmalarla Türk tarihine büyük hizmetleri bulunan Profesör Doktor Osman Turan’ı vefatının 44’üncü yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, bilgi çağının gerekliliklerini Türk gençliğine aktarmayı ahlaki ve sorumlu bir anlayışla taşıyarak eğitim ve kültür faaliyetlerine aralıksız devam eden, Türk milletinin ruh köklerinin sarsılmaz kalesi Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı “BilgiOcakta” uygulamasıyla geçtiğimiz hafta sonu Türkiye genelinde ödüllü LGS sınavı düzenlemiş ve bu sınava katılım oldukça yoğun bir şekilde gerçekleşmiştir. Öte yandan, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanımız Ahmet Yıldırım Bey tarafından “Blokzincir” teknolojisiyle ilgili eğitim faaliyetlerine başlanacağı açıklanmış; dijital dünyanın yeniliklerini kavrama noktasında Türk gençliğine yeni ufuklar çizen Ülkü Ocakları, dikkat çeken çalışmalara imza atmaya devam edeceğini bir defa daha göstermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Türk gençliğini ilim ve irfan noktasında aydınlatan Ülkü Ocaklarına çalışmalarında başarılar diliyor, bu örnek faaliyetlerini takdirle karşıladığımızı bir defa daha dile getiriyoruz.

Sayın Başkan, son olarak Eren Kış-15 ve Eren Kış-16 operasyonlarının başlatıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Terörle kesintisiz mücadelenin devam ettiği bu süreçte, kahraman asker ve polislerimize Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

 

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sanatla başlamak istiyorum. Evet, sanat; ezelden ebede toplumları besleyen en önemli damardır, toplumun inşasına koyduğunuz taşlardır aynı zamanda.

Kuşkusuz konumuz sevgili Sezen Aksu. Kaç kuşak Sezen Aksu’nun şarkılarıyla kendini ifade etmiş, benliğini bulmuş, hüznünü de neşesini de onun ezgileriyle dillendirmiştir. Ben, Sezen Aksu’yu dinleyen, seven biri olarak şunu söylemek istiyorum: Hakikaten Sezen Aksu, şarkılarıyla bize ve yıllarca birçok kuşağa yoldaşlık etmiştir. Hakikaten 2017 yılındaki bir parça –hiç ayrıntısına girmeyeceğim- bugün çok garip hezeyanlarla, trajikomik bir şekilde dillendirilerek Twitter’lerden saldırılmasını asla kabul etmiyoruz. “Sanatçılara dokunmayın!“ çağrısını Meclisten yapmak istiyorum. Sezen Aksu, hem çok değerli bir sanatçı hem de bu toplumun çok önemli bir değeri, aynı zamanda vicdanıdır. Milyonlarca insana arkadaşlık etmesi bir yana Sezen Aksu’ya saldıranlar şunu aklından çıkarmasınlar: Ne milyonların ona olan sevgisini ne de onun ışığını asla söndüremeyecekler. Sezen Aksu’ya laf söyleyenler onunla asla yarışamayacaklarını da akıllarının bir köşesine kazısınlar. Son çağrım şu: Sanatçılara dokunmayın! İyi ki varsın Sezen Aksu, seni seviyoruz.

Sayın Başkan, Adıyaman’da tütün üreticilerine yönelik saldırılar, getirilen hapis cezalarıyla ilgili geçen dönem Adıyaman Milletvekilimiz sevgili Behçet Yıldırım, burada çokça açıklama yapmıştı ve biz grup olarak da bu yasaya karşı aktif bir muhalefet sergilemiştik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hakikaten tütün ticaretine hapis öngören düzenlemeyle ölüm sessizliğine bürünen Adıyaman Tütüncüler Çarşısı’nda esnaf, bir bir kepenk kapatmaya devam ediyor. Binlerce ailenin Adıyaman’da tek geçim kaynağı tütündür ve yasal düzenleme geldiğinde bütün bunları ayrıntılarıyla ifade etmiştik ve yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte birçok ocağa ateş de düştü. Tütün satan yaklaşık 400 adet iş yerinin olduğu Adıyaman’da, on beş gün içinde, her gün birer, ikişer, tütün esnafı kepenk kapatmak zorunda kaldı. Yasal düzenlemeyle birlikte, tütün, kaçak eşya olarak değerlendiriliyor ancak kaçak eşyalarda bir yıl ila üç yıl olan hapis cezası tütünde üç ila altı yıl olarak öngörülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Adıyaman esnafının, tütünden geçimini sağlayan 500 bin ailenin, 2 milyon yurttaşın yanında olmaya devam edeceğiz. Rant uğruna insanların yaşamlarının söndürülmesini asla kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum ve tütün üreticilerinin lehine yeni düzenlemeleri tekrar gündeme almamız ivedidir çağrısını da yapmak istiyorum. Bu konuda çalışmaktan asla geri durmayacağız. Bu arada, tütün üreticilerine, bütün esnaflarımıza da buradan sevgi ve selamlarımızı da göndermek istiyorum.

Sayın Başkan, önceki dönem Hakkâri Milletvekilimiz Leyla Güven’le ilgili sıklıkla burada gündemler oluyor ve biz getiriyoruz. Leyla Güven Vekilimizin, geçen hafta, tehdit edildiğine dair burada bir beyanda bulunduk ve dün kızıyla bir görüşme yaptı, tehdit eden hakkında soruşturma açılmadı ama Leyla Güven hakkında soruşturma açıldığını öğrendik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hakikaten, artık, akli melekelerimizle oynanıyor duygusuna kapılıyoruz. Garibe Gezer’in ölümünü protesto eden Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak ve diğer arkadaşlarımız hakkında disiplin soruşturması açıldı ama Garibe Gezer’in ölümüne sebep olanlar hakkında kılları kıpırdamadı. Leyle Güven’i tehdit edenle ilgili bir soruşturma yok, tehdit edilen Leyla Güven hakkında disiplin soruşturması yapıldı, yapılıyor. Cezaevlerindeki bu uygulamalar artık acil bir hâl almıştır, acil müdahale gerektiren bir tabloyu oluşturmaktadır. Ve sevgili Leyla Güven’e yönelik bu uygulamaları çok ciddiye alıyoruz, çok önemsiyoruz. Tabii, kendisiyle birlikte diğer cezaevlerinde tutulan herkes gibi onun da yaşam hakkının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) –  …iktidar tarafından korunması gerektiğinin Anayasa’nın emredici ve yasaların emredici hükümleri gereği olduğunu söylemek istiyorum.

 Cezaevlerinde bir diğer uygulama, Konya Cezaevinden gelen bir bilgi var elimizde. Artık sevk sırasında Jandarmalar mahpusların ağızlarının içini arıyor. Sadece Konya’da değil birçok hapishanede bu yapılıyor ve bu onur kırıcı bir yaklaşımdır. Ağız içi araması tıpkı çıplak arama gibi hâlâ uygulanmaya devam ediliyor. Doğrudan insanların onuruna yönelen bir uygulamadır, bunun kaldırılmasını istiyoruz. Neden bunları söylüyoruz her gün? Çünkü cezaevlerinden sayısız başvuru alıyoruz ve işkence, ihlal, sistematik baskı artık bütün sınırları açmış durumda. İktidar grubuna bu konuda bir an önce gerekli denetimleri yapması, önlemleri alması çağırımızı da buradan ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

 

 

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, Şehit Bebek Mustafa Bedirhan Üs Bölgesinde nöbet sırasında yaralanan ve kaldırıldığı hastanede şehit olan Jandarma Uzman Çavuşumuz Ayberk Soyutemiz’e Allah’tan rahmet, milletimize de başsağlığı diliyorum.

Uzun süredir tedavi gördüğü karaciğer kanserine yenik düşerek hayatını kaybeden Bayburt İl Başkanımız Necip Erel’i hafta sonu son yolculuğuna uğurladık. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dilerken çeşitli siyasi partilerin çok çeşitli mecralarda konuyla ilgili taziye dileklerini okuduk, dinledik; kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Dün, İstanbul’da, tek tutuklu sanığın Osman Kavala olduğu, Gezi davasının ve Beşiktaş Çarşı davasının bir torba dava olarak bir kez daha birleştirildiği, aslında yargılanan herkesin çeşitli kademe mahkemelerde ayrı ayrı beraat ettiği ama kendisini hukuk sistemimizde olmayan bir jürinin Başkanı olarak gören Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Birileri bunları beraat ettirmeye çalıştı.” diyerek, hâkimler tarafından, Türk milleti adına karar verdiği söylenen ve altında imzaları olan hâkimler tarafından serbest bırakıldıktan saatler sonra aynı suçlamalar, aynı delillerle, yeni bir iddianameyle Osman Kavala’nın tutukluluk hâlinin devam ettirildiği ve bu zulmün bin beş yüz kırk gündür sürdüğü davanın duruşmasını takip ettik. Avrupa Konseyinin bu konudaki savunma talebinin son günlerine birkaç gün kala, ülkemizin kurucusu olduğu Avrupa Konseyinden yaptırıma maruz kalacak olması gibi başlı başına bir skandalın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …ve hepimizi rencide edecek, üzecek olan bir sürecin içinde, bir sayın hâkimin karşı oyuna rağmen, ikiye bir oyla ve bir hukuki karardan çok, hepimizin gözünün önünde cereyan eden bir saray talimatıyla tutukluluk sürdü, yargılama sürüyor. Bu ayıbın bir an önce sona ermesi gerektiğini tutanaklar altında, tarih önünde bir kez daha kayda geçirmek isteriz.

Pek çok intihar olayıyla her birimizin yüreği yanıyor. Enes Kara ve Bahadır Odabaşı kardeşlerimizin intiharlarıyla sarsıldık. Bu ülkenin gençlerinin hayattan beklentilerinin düştüğünün, umutlarını yitirdiklerinin, 100 gençten 70-75’inin kendisine yurt dışında bir hayal kurduğunun tüm partilerin önünde olan anket sonuçlarına yansıdığı bir dönemde siyasetin, Parlamentonun bu meseleyi temel meselesi olarak gündemine alması gerektiğinin altını çizmek isteriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yüksek KPSS puanlarına rağmen, iktidar partisinin kendisine yakın kurum ve kuruluşların listelerinde yer almadığı ya da “birtakım istihbarat raporları” diye kişilerin alınlarına da ilave bir sosyal leke ve kara sürüldüğü bir süreçte 18, 20, 22 yaşındaki kişiler haksız mülakat puanlarıyla elenmektedir, bu büyük bir infial yaratmaktadır. Enes’in ölümünden önce bıraktığı, içleri dağlayan videodaki mesajlardan sonra umutsuzluğa kapılan gençlere yönelik yaptığımız çağrıyla -100’ün üzerindeki gencimiz ki bunları önümüzdeki dönemde Parlamentoyla, gruplarla paylaşacağız- Türkiye'nin dört bir yanından, son derece sakıncalı, pedagojiyle bağdaşmayan, barınma hakkıyla bağdaşmayan, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmayan, ibadet özgürlüğüyle bağdaşmayan, yoksulluğu bir fırsat olarak görüp bunu bir cendere olarak görüp yoksul çocuklar üzerinde baskıya dönüştüren bu yapıları deşifre etmeye, bu yapıların yaptıklarını Parlamento üzerinden milletimize şikâyet etmeye kararlıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)         

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Liyakatin ayaklar altına alındığı bu süreçte, gençlerimiz üzerindeki baskıların ve onların üzerindeki umutsuzluğun mücadelesini hep birlikte vereceğiz, bu konuda tüm siyasi partilere görev düştüğünü bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, son dönemde iktidar partisi ve onun arkasında duran güçler ve onların medyası memlekette korkunç bir linç kültürünü geliştirmeye ve yükseltmeye çalışıyorlar. Bir sanatçının, Sezen Aksu’nun 2017 yılında çıkardığı bir albümün 2022 yılının Ocak ayında fark ediliyor olmasına inanmamızı bekliyorlar ve buna tepki göstererek sanatçıları yıldırmaya, sanatı ablukaları altına almaya, toplumu korkularıyla sindirmeye çalışıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)         

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sanat elbette sanatçılar tarafından icra edilir, toplum beğenir ya da beğenmez, bu takdir herkesindir ama ülkeyi şu duruma getiremezsiniz: 2017 yılında bandrol alıp denetimden geçip çıkmış, kimsenin söz söylemediği bir şarkı sözüne 2022 yılında “Biz yeni duyduk.” deyip uyguladığınız baskı, beş yılda memleketi getirmeye çalıştığınız sürecin kendisine işaret ediyor; buna teslim olmayız. Hangi görüşten olursa olsun, hangi fikirden olursa olsun sanatçıların lincine, evlerinin önünde size müzahir, kendileri suç odağına dönüşmüş bazı yapıların protesto çağrılarına sessiz kalanlara söyleyecek sözümüz şudur…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kim söylerse söylesin, ne söylerse söylesin şiddete çağırmadan ve şiddet içermeden her fikir özgürce söylenebilir; bu baskınıza teslim olmayız.

Son çağrımız şudur: Sağlıkta şiddet ve sağlıkçılara verilen sözler, ikisi bir yerde ele alınmak durumunda.

Aralık ayı içinde Sayın Bakan geldi, burada gruplardan destek istedi, destek verildi; sağlıkçıların bir kısmıyla ilgili düzenleme yapıldı. “Daha iyisini yapalım.” dediler, “Olur.” dedik, geri çektiler ama bir ay geçti, sağlıkçılara verilen söz, Parlamentoya verilen söz tutulmuyor. Sağlık Bakanı “Ben de istiyorum, görev Parlamentonun.” diyor.

Kendi gündemimize hâkimsek kimden ne bekliyoruz? Sağlık Komisyonu ne bekliyor? Gruplar, iktidar partisi grubu ne bekliyor? Bu konuda verilmiş sözler niye tutulmuyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, son…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayrıyeten, daha dün yaşanan, biraz önce siyasi parti gruplarının da eleştirdikleri, bizim de yüreğimizi sızlatan bir sağlık çalışanına şiddet görüntüsü ortada. Sağlık alanındaki meslek örgütlerini dinlemiyorsunuz, oradaki sendikaları dinlemiyorsunuz, sağlıkçı vekilleri dinlemiyorsunuz; “Biz yaptık, oldu.” dediğiniz sağlığa yönelik, sağlıkta şiddete karşı hiçbir mücadele kanunu işlemiyor. Bir kez olsun ortak akılla hareket edelim ve bu işe son verelim.

Sayın Başkanım, 2 tane de sataşma niteliğinde konuşma oldu. Biz eleştiriyi hak gören bir muhalefet partisi olarak yerel yönetimlerimizin de eleştirilmesini hak görürüz ancak İzmir’deki yönetimi olur olmaz sözlerle eleştirenlere hep İzmir’in karşısına çıkıp da aldıkları oyları hatırlatırız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın milletvekilimiz daha iyi yöneteceğini iddia ediyorsa –şahsına son derece de saygılıyım- aday olur, İzmirli seçmenler gelecek seçimde karar verir.

Mersin Büyükşehirle ilgili bir sürü iddia oldu, biraz önce onlarda yenilendi. Sayın Başkan, 28 Ocak 2021, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 3 değerli müfettişi, altında imzaları var, hani ne derler, daha dumanı üzerinde, ilgili paragrafı okuyorum: “Personellerin görevlendirilmesinde, herhangi bir siyasi, din, dil, ırk, cinsiyet, özel durum ayrımcılığının gözetilmediği, çalışanlarla iletişim içinde bulunulduğu, işçileri yıldırmaya yönelik ve psikolojik taciz amaçlı sistematik bir uygulamanın yapılmadığına rastlanmıştır.” diyor müfettiş. Aile Bakanlığının müfettişi bunu diyorsa Cumhur İttifakı’nın vekilleri Mersin’e iftirayı bıraksın artık. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ünal…

 

 

 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli üyeler; güzel bir yasama haftası geçirmeyi temenni ediyorum.

Geçtiğimiz günlerde, Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinde 4,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremi hisseden tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yine Hakkâri Yüksekova’da Uzman Çavuş Ayberk Soyutemiz geçirdiği elim kaza sonucu şehit oldu, ailesine ve yakınlarına Allah’tan sabır, milletimize başsağlığı diliyoruz.

Yine geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin ilk millî istihbarat gemisi TCG Ufuk Deniz Kuvvetlerine katıldı, bu mavi vatan açısından son derece güzel bir gelişmeydi. İnşallah, yakında hava savunma muhribimiz TF-2000’in yapımına başlıyoruz.

Yine Sayın Başkan, cumartesi günü Aydın Söke’de alanında Avrupa’nın en büyüğü olan Batı Kipaş Kâğıt Fabrikasının 1 milyar dolarlık bir yatırımının Cumhurbaşkanımızın katılımıyla açılışı gerçekleştirildi. Buradan Kahramanmaraşlı yatırımcılarımızı, KİPAŞ Holdingi de buradan tebrik ediyorum.

Yine aynı gün Aydın Koçarlı’da Cumhurbaşkanımızla Adnan Menderes Demokrasi Müzesinin açılışını gerçekleştirdik ve bu bize tabii Yassıada demokrasi müzesini hatırlattı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Adnan Menderes’in doğduğu yerdeki bu müze, Adnan Menderes’in kişisel tarihi, bu ülkeye olan sevgisi, mücadelesi ve gelecek nesillerin hafızasında yer etmesi açısından son derece kıymetliydi. Bizim bir şeyi unutmamızı kimse beklemesin, kimse de hafızamızla alay etmesin. Ben 1970’leri, 80’leri, 90’ları hatırlıyorum. 1970’lerde biz 1950’lerin, 60’ların sorunlarını konuşurduk. Sonra 1980’lerde, 90’larda yine 50’lerin, 60’ların, 70’lerin, 80’lerin 90’ların sorunlarını konuşurduk. Öğrenilmiş çaresizlik âdeta kaderimiz hâline gelmişti ve “Böyle gelmiş, böyle gider.” diye konuşurdu insanlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ama 14 Ağustos 2001 günü bir parti kuruldu ve Recep Tayyip Erdoğan o gün “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” dedi ve biz 50’lerin, 60’ların, 70’lerin, 80’lerin, 90’ların artık kronik hâle gelmiş sorunlarını hamdolsun bu milletin iradesiyle ve güveniyle çözdük. Bugün 2005’lerin, 2010’ların sorunlarını bile konuşmuyoruz. Bugün, bugünün sorunlarını konuşuyoruz. Bugünün sorunları: Özellikle pandemiden kaynaklanan tedarik zincirinin kırılması, navlun, lojistik, termin, hiperenflasyon.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Dünya birçok sorun yaşıyor ama milletimiz şunu çok iyi biliyor: Bu ülkenin elli yıllık, altmış yıllık sorunlarını çözen, bu milletin çözüm kapasitesini temsil eden AK PARTİ Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugünün sorunlarını da çözecek kudrettedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kısa bir…

BAŞKAN –  Buyurun Sayın Beştaş.

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Süleyman Soylu bugün bir açıklama yapmış, demiş ki: “Dünyada toplumsal olaylara müdahale ediliyor, bizde müzakere ediliyor.” Niye bunu söyledim? Meclis kapısında 9 kadın gözaltına alındı. Evet, neden gözaltına alındı? Şöyle, ondan önce şunu söyleyeyim: Mens dönemlerinde pedlerin üzerindeki KDV’nin kaldırılması ya da asgariye düşürülmesi, lüks tüketim vergisinin alınmaması konusunda aslında Türkiye’de kadınların ezici çoğunluğunun çok ciddi bir talebi var ve geliri olmayan kadınların da ücretsiz olarak ped edinebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması talebi de hepimizin sahip çıktığı ve arkasında durduğu bir talep. Şimdi, buna ilişkin açıkçası birçok meselede olduğu gibi toplumsal gösteri hakkını, protesto hakkını ya da taleplerini ifade etmek için bu meselede…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – … kadınların çok haklı olduğu bu meselede, bu taleplere bile müdahale ediliyor. Evet, biz de buradan söylüyoruz: Kadınlara özgün, tüketim malzemesi olan pedlerin geliri olmayanlara ücretsiz verilmesi gerekiyor, KDV’nin kaldırılması ya da düşürülmesi gerekiyor, lüks tüketim vergisi kapsamından çıkarılması gerekiyor. Ve kadınların bu konudaki taleplerini ifade eden bir grup kadının, Kampüs Cadıları ve Mor Dayanışma üyesi kadınların gözaltına alınması kınıyoruz, derhâl serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Süleyman Soylu herhâlde müdahaleyi müzakere olarak yorumluyor ya da işte gözaltını müzakere olarak yorumluyor. Buna da şaşırmıyoruz doğrusu.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

 

 

 

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Altı yıl önce, 18 Ocak 2016’da Kilis ilimize Suriye’den atılan roket, bir okula isabet etmiş; saldırıda 1 vatandaşımız hayatını kaybederken 7’nci sınıf öğrencisi 1 evladımız ağır yaralanmıştı. Aynı yıl Suriye’den Kilis’e 95 roket atılmış; 1’i polis 14 vatandaşımız hayatını kaybederken, 109 vatandaşımız yaralanmış, 86 araç, 18 kamu binası, 38 iş yeri ile 367 ev zarar görmüştür. Ne yazık ki bu saldırılarda kaybettiğimiz vatandaşlarımıza “terörden zarar gören vatandaş” diye hitap edilmiştir.

Yüce Mecliste birçok kere dile getirmemin yanında, 2018 yılında sunduğum Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’yle Kilis’e düzenlenen saldırılarda hayatlarını kaybetmiş vatandaşlarımızın “şehit”, yaralılarımızın da “gazi” statüsüne alınmalarını istediğim teklifim hâlen Komisyondadır. Konuyu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının dikkatine sunuyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 1 tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop ve beraberindeki Parlamento Heyeti’nin Katar Şura Meclisi Başkanı Sayın Hassan Bin Abdulla Al Ghanim ve Birleşik Arap Emirlikleri Federal Ulusal Konsey Başkanı Sayın Saqr Ghobash’ın vaki davetlerine icabet etmek üzere 18-19 Ocak 2022 tarihleri arasında Katar’a, 19-20 Ocak 2022 tarihleri arasında ise Birleşik Arap Emirlikleri’ne resmî ziyaretlerde bulunması hususu 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Mustafa Şentop

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

 

 

18/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 18/1/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Erhan Usta

                                                                                           Samsun

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Mersin Milletvekili Behiç Çelik ve 19 milletvekili tarafından, ticari amaçla yük taşımacılığı yapan kamyoncu ve nakliyeci esnafımızın yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla 15/10/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 18/01/2022 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik.

Buyurun Sayın Çelik. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerinde konuşma yapmak için söz aldım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bahse konu Meclis araştırması önergesi iş hayatında kanayan büyük bir yaraya işaret etmektedir. Hayatın bütün yönlerine etki eden taşımacılık sektörünün iktidarın beceriksizliği ve duyarsızlığı nedeniyle nasıl bir çukura yuvarlandığını görüyoruz. Esasında kötü ekonomi yönetimi yani maliye politikaları ve para politikaları ehliyetsiz insanların elinde bir deneme tahtasına dönüşmüş; üretimi, istihdamı, yatırımı, tasarrufu, ihracatı, ithalatı ve dövizi olumsuz etkilemiştir. AKP'nin bu beceriksiz yönetimi her şeye ama ekmekten mazota, domatesten gübreye, etten şekere, süt ve süt ürünlerine yüzde 30’dan yüzde 150’ye kadar zamlara neden olmuştur.

Değerli arkadaşlar, mazot fiyatlarındaki artış özellikle nakliyecilik esnafını da vurmuştur. İki ay önce 6,30 lira olan mazot şimdi 13,80 Türk lirasıdır. İki ay önce Mersin'den Ankara'ya 3 bin lira artı KDV'ye gelen bir kamyon, bugün 3.200 TL artı KDV'ye geliyor. Mazot zammına uygun olarak, aynı kamyonun, hâlbuki, en az 6 bin lira artı KDV'ye yük taşıyor olması gerekirdi. Burada mağdur olan aşikârdır ki taşımacı esnafıdır. Bunlara yazık değil mi? Yine İstanbul'a iki ay önce bir kamyon 5 bin lira artı KDV'ye giderken, şimdi 5.400 artı KDV'ye gidiyor. Görüyorsunuz, bir sektörü bütünüyle ve kasten çökertmek ancak böyle mümkündür.

Bununla da yetmiyor. Otoban ve köprülerin çok olması ve fahiş geçiş ücreti uygulanması ayrı bir dert olarak karşımıza çıkıyor. Bahsettiğim kamyonun Çorlu'ya yük götürürken geçiş ücreti olarak ortalama 1.100 TL ödemesi gerekiyor. Bu soygun değil mi arkadaşlar? Zaten fazlasıyla zor şartlarda çalışan vatandaşlarımız bir de AKP'nin cahilane inadı yüzünden zarar üstüne zarar etmektedir. Artan enflasyon, döviz kurunda yükselmeyi ve hayatın birçok alanında fazlasıyla hissedilen pahalılığı beraberinde getirmiştir. Başta akaryakıt sektörü olmak üzere, yedek parçada, otoyollarda, köprülerde, sigorta ve kaskolarda yükselen fiyatlara bir de her yıl artan vergiler eklenmiştir. Bakınız, geçiş ücretlerini belirleyen yönetmeliğe göre, ücretli yolda giriş çıkış saati on iki saat aşıldığında en uzun mesafe ücreti alınıyor; bu yapılan hem ayıp hem de zulümdür arkadaşlar. Üstelik, durum bununla da sınırlı değil; Trafik Yönetmeliği’ne göre, ticari araçta görev yapan bir şoförün toplamda dokuz saat ve devamlı olarak dört buçuk saatten fazla araç sürmesi yasaklanmıştır. Tek sürücü için bu ekonomik şartlarda, dokuz saat uygulaması iflasa sebep oluyor. Dokuz saati geçen sürücüye takograf incelemesinden sonra 800 TL ceza veriliyor. Talep, dokuz saatin on iki saate çıkarılmasıdır. İnsanları göz göre göre açlığa mahkûm ediyorsunuz ama fark etmiyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, büyük firmalarla mücadele eden, yıkıcı rekabetle ezilen ve gittikçe küçülen bu sektörde çalışanlar hakkına düşen payı alamıyor; zamlarla, vergilerle, cezalarla ezilen bu insanlar araçlarının muayenesini bile yaptıramaz hâle geliyor. Sorumlu kimdir? Tabii ki sorumlu bellidir. Sürücü olabilmek için SRC belgesi çıkarmak gerekiyor. Diğer taraftan, K belgesi yani taşıma belgesi olmadan aracın kara yoluna çıkması zaten yasaktır; bu belge bugün 23 bin TL’dir, bir ara 9 bin liraya çekildi ama yine artırıldı. Mesleğini yürütmek için büyük fedakârlıklar gösteren, ömrünü, hayatını yollarda geçiren bu insanlar, zorluklar nedeniyle taşımacılığı bırakmak durumunda kalıyorlar.

Gelin, kamyoncu ve nakliyeci esnafımızın sorunlarını araştıralım. Gelin, ülkenin dört bir yanına mal ve hizmet götüren bu insanların çalışma huzurunu sağlayalım arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Piyasalarda güven ve istikrar, ancak bu sektöre destek vermekle, destek çıkmakla sağlanır. Aksi hâlde, dün Polatlı’da gerçekleşen kamyoncu esnafının eyleminin ülke geneline yayılmasına yol açarsınız, bunun altından da kalkamazsınız.

Önergemizi kabul etmenizi diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bingöl Milletvekili Sayın Erdal Aydemir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, önce diğer grubu alsanız.

BAŞKAN – Biraz sonra söz verelim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZKAN YALIM (Uşak) – Yüce Divana, değerli milletvekili arkadaşlarıma ve de bizi izleyen tüm vatandaşlarıma saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Evet, ilk önce, İYİ Partinin vermiş olduğu önergeyle alakalı; kesinlikle destekçisi olduğumuzu ve oyumuzun “evet” olduğunun bilinmesini isteriz çünkü nakliyeci vatandaşlarımız, esnafımız gerçekten zor durumdalar. Neden? Çünkü dünyanın yükünü taşıyan, oturduğunuz evdeki koltuktan, kanepeden yediğiniz ekmekten içtiğiniz suya kadar her şeyi nakliyeci arkadaşlarımız, kamyoncu vatandaşlarımız taşıyor. Peki, ne oldu? Ben çok fazla geriye gitmek istemiyorum, sadece aralık ayına gideceğim. Aralık ayından bu güne kadar yaklaşık kırk günde çok şey değişti ülkede; inanın, nakliyecinin sırtına zaten çekmiş olduğu ağır yükün üzerine ekstra yükler geldi. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir kere ne oldu? En önemli gideri tabii ki akaryakıt. Bu sebepten dolayı da geçtiğimiz hafta sonu Polatlı’da yaklaşık onlarca kamyoncunun katıldığı, bu eyleme de destek verdiğimizi çünkü başka türlü nakliyecinin, kamyoncunun sesini duyurmadığını buradan belirtiyorum ve de bu eyleme katılan Polatlı’daki nakliyeci, kamyoncu, şoför arkadaşlarımı da buradan selamlıyorum, her zaman da yanlarında olduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum. Bakın, aralık ayında mazot 9 TL idi, bugün 13,85. Yalnız 13,85 sadece gece 12’ye kadar. Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; özellikle de AK PARTİ milletvekillerine sesleniyorum: Bugün, gece yine 52 kuruş daha zam var motorine yani 14,40’a dayandı. Ya, bu demek oluyor? Artık kamyoncu kontağını çeviremez hâle geldi, yükünü taşıyamaz hâle geldi. Bakın, son kırk günde yani bir ayda değişenlerden bir tanesi yüzde 52’lik motorin zammı, bunun yanında yüzde 150 lastik arttı, bakın, yedek parça maliyetleri yüzde 80, motorlu taşıtlar vergisi yüzde 25, sigorta yüzde 25, kasko yüzde 45, TÜV yüzde 25, emisyon yüzde 25, şoför ücretleri yüzde 40 ile 50 arasında arttı, köprüler, vergiler, BAĞ-KUR’lar, vesaire devam ediyor da ediyor yani yüzde 25’ler katlana katlana yüzde 40’lara, yüzde 90’lara hatta yüzde 150’lere kadar giden bir maliyet artışı oldu, nakliyeci kontağını çeviremez hâle geldi.

Ben size çok basit bir iki daha örnek vermek istiyorum. Biraz önce İYİ Parti’den Vekil arkadaşımızın bıraktığı yerden devam edeyim. Bakın, 2021’de İstanbul’dan çıkan bir araç İzmir’e 3.878 TL’lik bir ücretle giderken bugün, 2022’de 5.168 TL ödemektedir yani yüzde 33’lük bir zam daha gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Teşekkür ederim.

Yani 2021’de 3.878 TL ödeyen bir tır bugün 5.168 TL’yle İstanbul’dan İzmir’e varmaktadır ancak navlun fiyatları maalesef sadece yüzde 10, yüzde 15’te kalmaktadır. Bunun yanında kullanamadıkları köprüler.

Buradan tüm vatandaşlarımızın ve de özellikle de milletvekili arkadaşlarımızın dikkatine sunmak istiyorum. Bakın, deli dumrul köprüsü dediğimiz köprü var, biliyorsunuz Osmangazi Köprüsü. 2021 yılında 468,50 kuruş ödenen bu köprüye 2022’de 585,50 TL yani siz milletvekili arkadaşlarımız kendi otomobilinizle geçerken o verdiğiniz paraya yanıyorsunuz ama siz o kene gibi yapışan, kene gibi hazinemize 5’li çeteye para vermekten, parasını artırmaktan da hâlâ geri durmuyorsunuz. Maalesef 585 TL’yi kamyoncu ödeyemiyor, bunun için alternatif yolları kullanmak durumunda kalıyorlar.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bingöl Milletvekili Sayın Erdal Aydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime başlamadan önce özellikle son iki, üç günden beridir âdeta AKP, Cumhur İttifakı'nı oluşturan partiler tarafından linçe tabi tutulan Sezen Aksu'nun yalnız olmadığını, Sezen Aksu şahsında Türkiye'deki bütün sanatçıların da -hükûmet ve benzeri güçlerin öfkesinden, baskısından duydukları düşünceleri- yalnız olmadıklarını, onları asla ve kata yalnız bırakmayacağımızı bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum; Sezen Aksu yalnız değildir.

Değerli milletvekilleri, verilen önerge gerçekten çok yerinde ve zamanında verilmiştir. Özellikle kamyoncu esnafı ve şehirler arası taşımacılık yapan büyük otobüsler çok ciddi bir şekilde sıkıntı çekmektedirler. Bu sıkıntıların başında özellikle akaryakıt; akaryakıta her gün, iki günde bir, haftada bir yapılan zamlardan kaynaklı uğramış oldukları zararlardır. Yine, otobüs işletmecileri otogara giriş çıkışları esnasında… Örneğin, Bingöl Otogarına girip 2 yolcu alacak, bu yolcudan dolayı otogara giriş çıkış yapmak zorunda kalıyor bundan dolayı eğer yolcunun ücreti 100 TL'yse otogara giriş çıkış ücreti 50 TL ödemek zorunda kalıyor. Bu da otobüsçü esnafını çok ciddi bir şekilde sıkıntıya sokmakta, sıkıntı yaşamasına sebep olmaktadır. Bir diğer sorunu ise kazanmış oldukları ücreti bağlı bağlı oldukları firmalara belirli bir yüzde ödemek zorunda kalmalarıdır.

Yine, tır ve kamyon şoförleri tonaj sıkıntısı çekmektedirler. Harcamış oldukları akaryakıtla kamyonlarıyla, tırlarıyla çekmiş oldukları yüklerin tonu arasındaki aşırı orantısızlıktan kaynaklı çekmiş oldukları yükün harcamış oldukları akaryakıtı karşılamaması sıkıntısını yaşamaktalar. Araçların lastik değişimi 3 bin liradan 9 bin liraya çıkmıştır. Yedek parçalara yüzde 200’den yüzde 300’e yakın zam yapılmıştır. Yine, özellikle büyük kamyon ve otobüslerin yağ değişimiyle ilgili çok ciddi zamlarla karşı karşıyadırlar. Bir motor yağı değişimi bin liraya yapılırken şu anda 3 bin liraya çıkmış durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Bütün bu sıkıntıların Hükûmet tarafından giderilmesini beklemektedirler. Hatta Bingöl’de bir kamyoncu esnafımız, kamyon şoförü sahibi esnafımız kaynakla ilgili mutlak suretle Meclis kürsüsünden ifade etmemi istediği bir husus var. “Eğer Beştepe’deki sarayın günlük gideri 12 milyon, eski parayla 12 trilyon lira tutuyorsa bizimle ilgili yaşamış olduğumuz bu problemlerin çözümü için de kaynak bulunmaması gibi bir mazerete sığınmalarını bekleyemeyiz, kabul etmiyoruz.” dediler. Buradan da bütün esnaf; kamyon esnafı, otobüs esnafı vatandaşlarımızın yalnız olmadıklarını, HDP olarak verilen önergeye destek vererek bu konunun çözüme kavuşturulmasını buradan ifade ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kars Milletvekili Sayın Ahmet Arslan.

Buyurun Sayın Arslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ARSLAN (Kars) – Saygıdeğer milletvekilleri, değerli Başkanım; ben de hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Elbette ki nakliye esnafı da kamyoncu esnafı da taşımacılık yapan bütün esnafımız da bizim için diğer esnaflarımız gibi çok kıymetli ve çok değerli. Bunu bilerek özellikle on dokuz yıldır AK PARTİ iktidarlarında sektörün disiplin altına girmesi, arz talep dengesinin sağlanması, atıl kapasite oluşmaması adına ciddi düzenlemeler yaptık ve on dokuz yılda gördük ki bu düzenlemelerden hem ülkemiz taşımacısı hem nakliyecisi ziyadesiyle memnun ve disiplin altına gelen sektörle birlikte özellikle büyüyen ihracatımıza da bu taşımacılarla birlikte cevap verebilir ve ihracatımızı rekor seviyeye getirir hâle geldik. Bunu özellikle vurgulamak isterim.

Özellikle, son dönemlerde “Bu sektör çok ciddi sıkıntı yaşıyor.” diyenlere, “Kamyonlar taşımacılıktan çıkıyor, nakliyeciler taşımacılıktan çıkıyor.” diyenlere iki rakam vermek isterim. 1 Ocak 2020’de sektörde faaliyet gösteren firma sayısı 509 bin arkadaşlar, bugün itibarıyla 565 bin yani yüzde 11 artış gerçekleşmiş ve yine 1 Ocak 2020’de bu sektörde faaliyet gösteren taşıt sayısı 1 milyon 278 bin, bugün itibarıyla  bu rakam 1 milyon 482 bin yani iki yıllık periyotta araçtaki artış sayısı yüzde 16. “Bu sektörü bırakıyorlar, kamyoncular batıyor.” söylemine en güzel cevap bu olsa gerek ve yine “Otoyollarda, özellikle erişim kontrollü yollarda çok uzunca bir süre duramıyorlar, cezai müeyyide uygulanıyor.” deniyor, herhangi bir cezai müeyyide yok. Özellikle, gayri yasal konaklamaların engellenmesi, cal, mal güvenliğinin bu yollarda sağlanması için süre tahdidi vardır ki en fazla uzun mesafeli yolun ücreti alınmaktadır, herhangi bir cezai uygulama yoktur. C2 yetki belgesi almak çok zordur; uluslararası taşımacılık yapan C2 yetki belgesine sahip araçlar elbette ki içeride de taşımacılık yapıyorlar, bu da önemli bir şey.

65 yaş sınırı, özellikle geçen yıl düzenleme yapıldı, 31 Aralık 2023’e kadar 69 yaşına getirildi, bu çok önemli. Özellikle, “Otoyolları kullananlar efendim mağdur oluyorlar.” deniyor ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AHMET ARSLAN (Devamla) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, unutmayınız ki otoyol yapılan her yerde alternatif bir devlet yolu zaten var, bu faaliyeti yürütenler zaten devlet yolunu kullanabiliyor. Biz, bu otoyolları yapmamış olsaydık, trafiğin bir kısmı otoyollara gelmemiş olsaydı eski yollardaki trafiğin daha da yüksek olacağını buradaki özellikle zaman kaybını, akaryakıt kaybını, karbondioksit emisyonunu varın siz hesaplayın. Eğer bugün bölünmüş yolları 6.100 kilometreden 28.500 kilometreye getirmişsek, BSK’lı yolu 8.600 kilometreden yaklaşık 29 bin kilometreye getirmişsek, seksen yılda 50 kilometre tünel yapılmışken on dokuz yılda biz, bunu 13 katına çıkarmışsak hiç şüpheniz olmasın ki bu kamyoncu esnafımızın da, nakliyeci esnafımızın da işini kolaylaştırmak, ticaretini kolaylaştırmak anlamına geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET ARSLAN (Devamla) – Bundan sonra da yine onlar için gerekli bütün düzenlemeleri yapmaya devam edeceğimizi özellikle vurguluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, Sayın Hatip… Uygun görürseniz, konuyla ilgili konuşmacımıza bir dakika söz…

BAŞKAN – Özkan Bey, buyurun.

 

 

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önceki Ulaştırma Bakanı Sayın Ahmet Arslan bazı şeyleri söylüyor ama yanlış söylüyor. Kesinlikle de yanlış söylediği şuradan belli: Bakın, bir kere “Ceza ödemez.” diyor. Sayın Ahmet Bey, ilk önce yap-işlet-devret modeliyle Osmangazi, Yavuz Sultan veya Kuzey Marmara Yolu’ndan geçenlere, HGS’yi herhangi bir gözün  okumaması sebebiyle herhangi bir bildirim yapılmamakta ve de 4+1, 5 kat ceza ödemektedir. Siz diyorsunuz ki: “Ceza alınmamaktadır.” Kesinlikle ceza alınıyor. Çıkın da bir görün, nakliyecilere veya herhangi bir vatandaşa, herhangi bir muhtarlığa gidin, o kadar çok tebligat var ki bu konuyla alakalı. Yüzde yüz yanlış söylediğiniz apaçık ortada.

Bunun yanında, Osmangazi Köprüsü, geçen yıl 468’ken bu yıl 585 TL oldu. Yavuz Sultan Selim Köprüsü 213’ken bu sefer geliş-gidiş 147+147, 294 TL’ye çıktı, vatandaş geçemiyor. 40 bin geçiş garantisi verdiniz Osmangazi Köprüsü’nden, maalesef yanılma payınız yüzde 75; bunu da özellikle belirtmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ahmet Arslan Bey’in bir söz talebi var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

 

 

AHMET ARSLAN (Kars) – Değerli Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Ben yanlış bir şey de yanıltıcı bir şey de söylemedim. Grup önerisinde diyor ki: “On iki saatten fazla erişme kontrollü yollarda duran araçlara ceza kesiliyor.” Ben de dedim ki: “Hayır, onlara ceza kesilmiyor, sadece, o güzergâhtaki en uzun mesafeli yolun ücreti alınıyor.” Bunu söyledim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Daha başka ceza ne olacak?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Cezanın adına “rant” deyince ceza olmaktan çıkıyor mu?

AHMET ARSLAN (Kars) – Tekrar söylüyorum, ben bu kürsüden milleti yanıltacak, yalan olacak hiçbir ifadeyi kullanmadım, bundan sonra da kullanmayacağım. Dolayısıyla benim sözlerimle ilgili ifadede bulunanlar buna dikkat ederse çok memnun olurum. Zira, ekranı başında bizleri izleyenleri yanıltmak gibi bir hakkımız yok deyip saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaadenizle…

BAŞKAN – Buyurun Özgür Bey.

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, “Herhangi bir ceza uygulanmıyor.” diyor ama ceza olarak en uzun mesafe… Ben sadece şunu hatırlatayım: İzmir Bornova’dan girip Osmangazi Köprüsü’nden çıkan bir kamyona 5.139 lira ücret var, saat geçtiği takdirde bu ücret ceza olarak uygulanıyor; beyefendi bunu küçük bir para olarak görüyor. Kamyonculara sesleniyoruz: 5.139 lira para ödemek “Ceza değildir.” diyorsanız Ahmet Arslan’a, “Cezadır.” diyorsanız Milletvekilimiz Özkan Yalım’a inanın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – “Küçük para” diye bir ifadesi olmadı Sayın Bakanın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Ceza yok.” dedi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Olmadı, öyle bir ifade olmadı.

AHMET ARSLAN (Kars) – Değerli Başkanım, özellikle kayıtlara geçmesi adına arz etmek isterim.

O güzergâhta insanlar eğer dinleniyorlarsa dinlenme tesisleri bellidir. Dolayısıyla ben söz istemedim, kayıtlara geçsin dedim.

Dolayısıyla, Değerli Başkanım, sürücü bir kontrollü yola yani otoyola girdiğinde ne kadar süre durabileceğini biliyor zaten. Dolayısıyla da dinlenme yerleri de belli, bu kurallara uyduğu sürece herhangi bir cezai müeyyide yoktur ancak süreyi aşarsa da en uzun mesafeli parayı vereceği bellidir.

BAŞKAN – Bunu kapatalım isterseniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, biz konuyu bire bir yaşıyoruz. Manisalı yüzlerce, binlerce kamyoncu aynı şeyden muzdarip. Otoyolun üzerinde dinlenme yeri var, orada duruyor mu? Duruyor. Otoyolun üzerinde mola vermiş; “Yarım saat, bir saat, iki saat kestireyim dedim, süre geçtiği zaman 5.139 lira.” diyor,  biz buna ceza diyoruz, Ahmet Arslan “Ceza değil, en uzun yolun alınması.” diyor. Bizim bahsimiz bundan ibarettir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza…

 

 

III. YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Öneriyi oylamadan evvel yoklama talebi vardır.

Sayın Özel, Sayın Şeker, Sayın Şahin, Sayın Arı, Sayın Sümer, Sayın Özer, Sayın Hakverdi, Sayın Köksal, Sayın Zeybek, Sayın Erbay, Sayın Yıldız, Sayın Bülbül, Sayın Polat, Sayın Özkan, Sayın Berberoğlu, Sayın Özcan, Sayın Yalım, Sayın Özdemir, Sayın Aydın, Sayın Köse.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.43

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Sevda ERDAN KILIÇ (İzmir), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

 

      III. - Y O K L A M A

 

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisinin oylamasından önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Necati Bey, buyurun.

 

 

 

NECATİ TIĞLI (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Görele Çavuşlu beldemizde II. sınıf Katı Atık Bertaraf Tesisi faaliyetine devam etmektedir. Çevreye yaydığı kötü koku, görüntü kirliliği, dere ve içme suyu kaynaklarına olan yakınlığı ve sızıntı nedeniyle vatandaşlarımızdan gelen yoğun şikâyetlerden sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, 2019 yerel seçimleri öncesinde iktidar temsilcileriyle birlikte incelemelerde bulunarak rehabilitasyon işlemleriyle ilgili sorunların giderileceğini ifade etmişti. Bu konuda hem Çevre Bakanına hem de İçişleri Bakanına yönelttiğimiz sorulara verilen yanıtlardan görülmektedir ki sorunlar hâlâ devam etmektedir. Kapasite artışına “ÇED Olumlu” kararı verilmesinin ardından ön işlem tesisi rehabilitasyon ve çevre düzenlemesi, enerji üretim tesisi kurulumu gibi konularda neler yapıldı? Beldenin su ihtiyacını karşılayacak içme suyu tesisi inşaatı yapım işleri ne oldu? Bunların hepsinin Giresunlu hemşehrilerim adına açıklanmasını istiyoruz.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

18/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 18/1/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Meral Danış Beştaş          

Siirt

Grup Başkan Vekili

Öneri:

18 Ocak 2022 tarihinde Siirt Milletvekili, Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili, Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından (16650 grup numaralı) Hrant Dink cinayetinin tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 18/1/2022 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Yaşamı boyunca Türkiye halklarının barış içinde yaşaması için mücadele veren sevgili Hrant Dink, bundan on beş yıl önce devletin bütün varlığıyla içinde olduğu organize bir cinayetle aramızdan alındı ve on beş yıldır Hrant yok, on beş yıldır bir arada yaşamı savunan Hrant Dink’siz yaşamaya maalesef mahkûm edildik.

Hrant Dink benim gibi Malatyalıydı ve Hrant Dink, içinde doğduğu fakir evde kolu kanadı kırılmış bir halkın evladı olarak bu dünyaya geldi. Hrant Dink, yaşadığı Malatya’da halkından geride kalanlardan büyük felaketi öğrendi, dedelerinin, ninelerinin yaşadığı büyük felaketi öğrendi. Bu yetmemiş gibi yeni felaketlerle de Ermeni halkı yüz yüze kaldı; varlık vergisini öğrendi Hrant Dink, 6-7 Eylül 1955 pogromunu öğrendi.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Büyük felaketin Türkçesini söylesene.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ama bu halkın felaketlerini kimse konuşmuyordu çünkü Ermeni halkından geride kalanlar bir sessizliğe mahkûm edilmişlerdi. Bu sessizliğin ötesinde Ermeni halkına karşı nefret söylemleri kullanılıyordu. Bu, Hrant Dink’te gücü büyük bir acıya sebebiyet veriyordu.

1990’lı yıllarda da bu nefret söylemlerinin en yakıcı bir şekilde devam ettiği yıllarda Hrant Dink Türkiye halklarının gerçek hikâyesini, Ermeni halkının hikâyesini, yaşadığı acıları Türkiye halklarına Türkçe olarak anlatmaya karar verdi. Bunun için Ermeni aydınlarla birlikte AGOS gazetesini kurdu. Hrant Dink hem geçmişle yüzleşmek ve bu yönde adalet bulmak istiyordu hem de halkların bir arada barış içinde yaşaması için adil bir gelecek mücadelesi veriyordu. Çünkü bu halklar yüzlerce yıl bir arada yaşamışlardı ama yaşadığımız büyük acılarla yüzleşerek adil bir geleceğe yürünebileceğini Hrant Dink iddia ediyordu. Bunun için de bıçak sırtında olan bir yolu tercih etti; hem halkının acısını onurla sırtladı hem de bir arada yaşadığı halkları incitmeden bunu anlatmanın ve adalete ulaşmanın yollarını aradı Hrant Dink. Çünkü Ermeni halkı büyük bir travma yaşıyordu ama şunu çok biliyordu Hrant Dink, Ermeni halkının doktoru Türkiye halklarıydı, Türkiye halklarının doktoru da Ermeni halklarıydı; Hrant Dink bunu defalarca dillendirdi.

Hrant Dink etkiliydi ve dokunduğu herkesi barışa ve adalete ikna ediyordu. Bunun için de tehlikeli görüldü, müesses nizamın zebanileri Hrant Dink’i bir tehdit olarak görüyordu ve organize bir şekilde medyada Hrant Dink’le ilgili nefret söylemleri organize edildi. Aynı zamanda devreye sokulan yargı da  “Hrant Dink'in Türklüğe hakaret ettiği.” İddiasıyla Hrant Dink'e bir yafta yapıştırmaya çalıştı. Hrant Dink, Irkçı saldırılara maruz kalıyordu ama o günlerde devletin içindeki karanlık Hrant Dink'i susturmaya karar vermişti ve Hrant Dink 19 Ocak 2007 günü organize bir cinayetle, devletin bütün varlığıyla içinde bulunduğu bir cinayetle katledildi. Yüz binlerce Türkiyeli Hrant Dink için, adalet için cenazesinde yürüdü. Türkiye'de hiç kimseye nasip olmamış bir şekilde, bugüne kadar Hrant Dink'le ilgili adalet talebi en yüksek şekilde dillendirildi. Değerli arkadaşlar, peki, ülkenin yargısı ne yaptı? On beş yıl boyunca bizimle dalga geçti. Önce cinayet için “Ergenekoncu” denilenler yargılanmaya çalışıldı -bir gösteriydi yalnızca- daha sonra siyasi dengeler değişince “cemaatçi” denilenler önümüze konuldu ama hiçbir zaman bu devletin içindeki karanlıkla yüzleşilmedi. “Hrant Dink'i öldür.” diyenler yargılanmadı değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

GARO PAYLAN (Devamla) – Şimdi, bakın, yalnızca sekiz ay önce Süleyman Soylu Hrant Dink cinayetinin baş sorumlularından “Erhan Tuncel'i Sedat Peker'le kim ortak yapar?” diyebildi -İçişleri Bakanı bu kişi- üzerinden sekiz ay geçti hiçbir savcı harekete geçmedi ve Süleyman Soylu bununla ilgili bildiklerini gidip yargıya anlatmadı. Bu bile, Hrant Dink cinayetinin Ankara'nın karanlık dehlizlerinde hâlâ o karanlıkta tutulma iradesinin korunduğunu gösteriyor değerli arkadaşlar. Bu ülkenin aydınlarından, bu ülkenin vicdanlı insanlarından Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden on beş yıl geçti ve sevgili Rakel Dink’in Hrant Dink cenazesinde söylediği gibi, bebeklerden katil yaratan karanlıkla yüzleşmenin artık zamanıdır arkadaşlar. Bu konuda biz Hrant Dink’e borçluyuz ve bu borcumuzu ancak adaletle yerine getirebiliriz. “…”(x)

(HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu.

Buyurun Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hrant Dink dostumuzdu, arkadaşımızdı yani buradan bir kez daha ifade ediyorum, öldürüldüğü gün de İstanbul’daydım ve otopsisindeydim. Neredeyse bütün yargılamalarına on beş yıl boyunca katıldım, bütün duruşmaları izledim ama maalesef bu cinayet Adalet ve Kalkınma Partisinin mutlak iktidarı döneminde planlandı, mutlak iktidarı döneminde gerçekleşti ve mutlak iktidarı döneminde de yargılaması yapıldı; maalesef kirli ilişkiler, organize ilişkiler Adalet ve Kalkınma Partisinin siyasi ilişkisiyle ortaya çıkarılmadı. Bunun bizzat tanığıyım.

Hrant Dink gerçekten, Türkiye’de halkların barış içerisinde, kardeşçe yaşamasından yanaydı ve bu iradesini her ortamda büyük cesaretle ortaya koyuyordu. Bunu yapıyordu ve Türkiye’nin her yerinde yapıyordu ama maalesef aramızdan alındı, alçakça bir suikastla aramızdan ayrıldı.

Şimdi, kayıtlara geçmesi açısından burada söyleyeceğim, hep söylüyorum; bakın, değerli arkadaşlar, AK PARTİ'liler; sizlere sesleniyorum: İstanbul'da bir operasyon heyeti kurdunuz, operasyon heyeti -isimlerini burada vermeyeceğim ama ne söylediğimi çok iyi biliyorsunuz- o heyet ilk önce 26. Ağır Ceza Mahkemesi olarak Selahattin Demirtaş'a ve Sırrı Süreyya Önder'e ağır cezalar verdi, orada rüşdünü ispatladıktan sonra 37. Ağır Ceza Mahkemesine tayin edildiler. Orada Sözcü gazetesine, Canan Kaftancıoğlu'na, akademisyenlere, Çağdaş Hukukçular Derneği üyelerine ağır cezalar verdiler. Sonra ne oldu biliyor musunuz, değerli arkadaşlar, sizlere sesleniyorum: Bu operasyon heyeti 37. Ağır Ceza Mahkemesinden alındı, 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Neden sonra biliyor musunuz, neden sonra? 14. Ağır Ceza Mahkemesi bu cinayette çok önemli olan, MİT mensuplarının dinlenmesine karar vermişti, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ama ne yaptınız? 37. Ağır Ceza Mahkemesini siz, Adalet ve Kalkınma Partisinin siyasi iradesi, bu operasyon heyetini aldınız, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti yaptınız, aynı adliye içerisinde, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti,  meşhur heyet ne yaptı biliyor musunuz? MİT mensuplarının dinlenmesi kararından vazgeçti. Eğer ortak değilseniz bu cinayete, siyasi olarak ortak değilseniz gelin, burada bu yargı operasyonunu neden yaptığınızı, o heyeti 37. Ağır Ceza Mahkemesinden alıp 14. Ağır Ceza Mahkemesine neden gönderdiğinizi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – …ve 14. Ağır Ceza Mahkemesinin MİT mensuplarını dinleme kararından neden vazgeçtiğini gelin burada açıklayın; açıklayamazsınız çünkü bu siyasi cinayet sizin zamanınızda, sizin mutlak iktidarınız döneminde oldu ve sizin siyasi sorumluluğunuz var. Ama, Hrant, yattığı yerde, o delikli ayakkabısıyla, tabanıyla sizleri mahkûm etmeye devam edecek. Bir kez daha buradan ailesine, sevgili Rakel'e, çocuklarına ve torunlarına başsağlığı diliyorum. CHP Grubu olarak üzüntülerimizi bir kez daha buradan ifade ediyorum ve seni unutmayacağız “…”(x) diyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Sayın Pakize Mutlu Aydemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) ­–Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerine AK PARTİ grubum adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, toplumda karşılığı olan, fikirleri ve duruşuyla, demokratik çizgisiyle toplumun benimsediği, saydığı bir kişilik olan merhum Hrant Dink'i rahmetle anıyoruz. Toprağı bol olsun, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu ve benzeri cinayetlerin esas sebebi meşru iktidarı hedef alıp, kaotik ortam oluşturup illegal yollardan amaca ulaşmaktır. Nitekim, 28 Şubat sürecinde, 80 ihtilali gibi dönemlerde işlenen faili meçhullerin sebepleri de budur. Hrant Dink hiçbir zaman bu ülkede bir nefret söylemi çıkarmadı, bir nefret söylemine imza atmadı. Hrant Dink, maalesef, 19 Ocak 2007 tarihinde menfur bir saldırı neticesinde vefat etmiş ve akabinde, hemen idari ve adli soruşturma ve kovuşturmalar başlamıştır. Adalet önünde faillerin cezalandırılmaları için davalar açılmıştır. Olayın faili Ogün Samast yakalandığında 18 yaşından küçük olması nedeniyle İstanbul 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması sonucu 2011 tarihinde adam öldürme suçundan yirmi iki yıl on ay hapis cezasıyla cezalandırılmış, kararı Yargıtay tarafından 2012 tarihinde onanmıştır. Diğer sanıklar hakkında ise İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 17/11/2012 tarihinde kararlar verilmiş, yapılan temyiz incelemesi sonucunda da bozma kararları ve onama kararları gerçekleşmiştir. Ayrıca, yapılan idari soruşturmalar neticesinde bazı kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde her alanda elde etmiş olduğumuz kazanımlar ve reformlar sayesinde artık ülkemiz, faili meçhullerin aydınlatılmadığı bir ülke olmaktan çıkmıştır. Adalet Bakanlığımızın adalet alanında yapmış olduğu reformlar, günümüz şartlarına uygun yayımladığı genelgelerle AK PARTİ hükûmetlerinin faili meçhuller başta olmak üzere adalet konusundaki hassasiyetlerini göz önüne koymaktadır.

Önergede bahsedilen olaylar yargının gündemine gelmiş, bağımsız yargı tarafından soruşturulmuş, bir kısım soruşturma da hâlen devam etmektedir.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir soru sordum, bir soru; birisi  bunun cevabını versin.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Kes sesini konuşma!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir soru sordum: MİT mensupları neden dinlenilmekten vazgeçildi?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Mecbur mu? Sana mı cevap verecek? Meclise cevap verecek. Allah Allah!

 YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Dinleyeceksin, dinleyeceksin, dinleyeceksin; konuşma, konuşma.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Meşru bir soru sordum: MİT mensupları neden dinlenilmekten vazgeçildi?

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Biz, seni dinledik, dinleyeceksin.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Otur yerine.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Meşru bir soru soruyorum.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Muhatap olma Mutlu!

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Ancak davanın seyrinin özellikle 17-25 Aralık yargı darbesinden sonra, yargının içerisindeki ve  Emniyetteki illegal yapının ortaya çıkmasından sonra nasıl değiştiğini de hep beraber görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Ve hazırlanan üçüncü iddianameyle beraber davadaki sürecin hızlandığını da söylemek artık mümkün.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Nereye yazdırdınız onu nereye?

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Esas itibarıyla bu cinayetin içerisindeki bu illegal yapılar 15 Temmuz’dan sonra da temizlenmiştir. Cinayetin FETÖ/PDY terör örgütü bağlantısına dair delillerin ortaya çıktığı üçüncü iddianameyi okuduğumuzda daha net anlıyoruz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Neden MİT mensupları dinlenmedi? Neden? Neden mahkeme…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Bak, dinle, dinle.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Hatibi dinle!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Biz dinliyoruz da onlar dinlememişler; dinlemekten vazgeçmişler.

BAŞKAN – Evet.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iddianamede özellikle şundan bahsediliyor.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Neden?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Savcı çözmek istememiş, “Çözdük.” demişler.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Dink cinayetini gerçekleştiren bazı kamu görevlilerinin eylemi başından sonuna kadar planlayıp icrasının yolunu açtıkları ve denetledikleri, cinayetin işlenmesine nezaret ettiklerini, potansiyel şüphelileri ve eylemi gerçekleştirenleri bildikleri hâlde FETÖ/PDY amaçları doğrultusunda Dink’in öldürülmesini engellemedikleri aksine suça iştirak ettikleri belirtiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Çok kısa Sayın Başkanım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Devam et sen.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Devamla) – Eğer devlet içerisinde çöreklenen illegal yapılar varsa yine bu illegal yapıların hukuki çerçevesinde, zaman içerisinde nasıl ortaya çıkarıldığını ve hukuk önünde hesap verdiklerini unutmamak gerekiyor. Devam eden davayla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması da İç Tüzük gereği mümkün değildir. Bu nedenle önerinin aleyhinde oy vereceğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 60’a göre kısa bir söz hatibimize istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden söz vereyim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Garo Bey’e bizim adımıza.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, AKP adına konuşan milletvekili yargı sürecinin devam ettiğini söyledi ancak yargı sürecinde bir karış ilerleme yok Sayın Vekilim.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Olmaz mı ya, olmaz mı? Ogün Samast almadı mı ceza?

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Bakın, on beş yıldır önce “Ergenekoncu” denilenlerle uğraştırdınız yargıyı ama gerçek sorumlulara yürümediniz, şimdi de “cemaatçi” denilenlerle uğraştırıyorsunuz. Ama bakın, Hrant Dink 2005 yılında valiliğe çağrılıp MİT yetkililerince tehdit edildi. Bu yetkililerin mahkeme önüne çıkarılması için karar verildi geçen yıl, bu yıl bu karar kaldırıldı. Bu kararı neden kaldırttınız?

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Mücadele ediyoruz, biz bu yapıyla mücadele ediyoruz.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Erhan Tuncel’i Sedat Peker’e kim emanet eder?” dedi, bunula ilgili İçişleri Bakanı -bugüne kadar sekiz ay geçti- bildiklerini savcılığa anlatmadı.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Siz beni dinlememişsiniz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Bak ne diyor? “Beni dinlememişsin.” diyor, dinlememişsin.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) –Bu cinayetin üstü örtülüyor. Üstündeki sis perdesinin kaldırılması için siyasi bir irade gerekir, bunun için bu araştırma önergemizi destekleyin, bu cinayetin üzerindeki sis perdesini hep beraber kaldıralım.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Sayın Paylan, beni dinlememişsiniz.

 

 

 

 

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza…

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET GÖKER (Burdur) – Yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Yoklama talebi mi var?

MEHMET GÖKER (Burdur) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Göker, Sayın Bakırlıoğlu, Sayın Karabıyık, Sayın Şeker, Sayın Köksal, Sayın Tokdemir, Sayın Özer, Sayın Sümer, Sayın Bülbül, Sayın Tuncer, Sayın Erbay, Sayın Ünsal, Sayın Tanrıkulu, Sayın Zeybek, Sayın Özkan, Sayın Özdemir, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Şahin, Sayın Berberoğlu, Sayın Aydın.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

Pusula veren arkadaşlar çıkmasınlar.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın Veysel Eroğlu? Burada.

Sayın Akbaşoğlu? Burada.

Sayın Kıvırcık? Burada.

Sayın Mustafa Arslan? Yok.

Sayın Yusuf Başer? Yok.

Ya, beyler, diyoruz ki pusula gönderen çıkmasın. Bu ne tahammülsüzlük arkadaşlar.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kendisi burada değil ki.

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                       Kapanma Saati: 17.33

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Sevda ERDAN KILIÇ (İzmir), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

 

III. - Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulanamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Burcu Hanım, buyurun.

 

 

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Afyonkarahisar Kocatepe kasabası, eski adıyla Büyükkalecik’te sit alanı olarak belirlenen yerlerde vatandaş tarlasına, bağına, bahçesine çivi çaksa ceza alırken Doğa Koruma ve Milli Parklar, savaşın geçtiği yerlerde, Kocatepe Anıtı’nın etrafında kepçe çalıştırıyor, her türlü işlem yapıyor ama kimse ses çıkarmıyor. Bu çifte standart niye? Doğa Koruma ve Milli Parklar, geçmişimize ve tarihimize böyle mi özen gösteriyor; atalarımızın mirasına zarar vererek mi sahip çıkıyor? Yasalar kişiye göre işletilmemeli, hukuk kişiye göre uygulatılmamalı.

Ayrıca, Kocatepe beldesinde yaşayan hemşehrilerimizin tapu ve imardan kaynaklı çok ciddi sıkıntıları vardır. Bu konuda da Bakanlık tarafından gerekli incelemenin ivedilikle yapılması, orada neler olup bittiğinin artık anlaşılması gerekiyor.

Kocatepe bizim tarihimizdir, geçmişimizdir, destanımızdır.

 

 

 

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım, oylarınıza sunacağım.

 

 

                                                                                           18/1/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 18/1/2022 Salı günü (bugün) toplanmadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                     Özgür Özel

                                                                                           Manisa

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Kanal İstanbul Projesi’nin Paris Anlaşması kapsamında ortaya çıkan uluslararası yükümlülükler çerçevesinde incelenmesi amacıyla verilmiş olan (10/5300) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 18/1/2022 Salı günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın İbrahim Özden Kaboğlu, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli vekiller; Paris Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin sürdürülebilir gelişmeyi sağlamayı öngören hükümlerini güçlendirmeyi amaçlamakta ve küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre belli seviyenin altında tutulmasına yönelik çabaların sürdürülmesini hedeflemektedir. Sözleşme ve anlaşma, ekosistem ve ekolojik denge bağlamında çevresel haklar ekseninde yer almaktadır. Türkiye’nin iklim değişikliğinin engellenmesi, çevre sorunlarının çözümü ve bu sorunların kökenine müdahale etmek konusunda etkili adımlar atma yönünde üstlendiği yükümlülükler, Paris Anlaşması’nın ve onun bir tür anayasası olan çerçeve sözleşmenin kapsamında yer almaktadır. Paris Anlaşması, Anayasa’mıza göre, madde 90 gereği yasaların üstünde, yasalara göre öncelikli bir yere sahiptir. Paris Anlaşması’nın başta 56’ncı madde ve diğer maddeler olmak üzere anayasal temelleri vardır. Bu bakımdan Kanal İstanbul Projesi…

(Uğultular)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, konuşmasınlar lütfen.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın milletvekilini duymakta zorluk çekiyoruz, konuşma yapan, sohbet eden arkadaşlarımız kulise geçsinler.

Buyurun Sayın Milletvekili.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Oysa Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı Türkiye’nin Paris Anlaşması’ndan kaynaklanan uluslararası yükümlülüklerini ihlal eder niteliktedir. Tam da Sayın Cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletlerde, 21 Eylülde söylediği gibi, yapılaşma ve nüfus yoğunluğunun artması sera gazı salınımlarını artıracak, doğal alanların yok edilmesiyle yutak kapasiteleri azalacak ve söz konusu değişiklikler ısı adalarının oluşmasına ve gazların iklim değişikliğine etkilerinin artmasına yol açacaktır. Paris Anlaşması’nın özellikle başlangıç, madde 2, 4, 5, 12 ve 13’üncü maddelerine aykırılık söz konusudur.

Zira, Kanal İstanbul, iklim değişikliğini önlemek veya en aza indirmek ve zararlı etkilerini azaltmak amacıyla önleyici önlemler almak ve sera gazı salınımının azaltılmasını hızlandırmak hedef ve yükümlülüklerine aykırı düşmektedir; yatırım öncelikleri açısından da madde 3’e, 4’e ve 13’e aykırı bulunmaktadır; yatırımlarda çevresel bütünlük, saydamlık, doğruluk, tamlık, karşılaştırılabilirlik ilkeleri öne çıkmaktadır; yatırımların saydamlığını gerekli kılan maddelerine aykırılık oluşturmaktadır. Proje’yle toplam orman alanı olarak -madde 5 ve bizim Anayasa’mızda madde 169- 13.400 hektar orman arazisi yok olacak; ormanların özel izinlerle farklı kullanımlara özgülenmesi kentin geleceği açısından onarımı güç, olumsuz etkiler yaratacak; sera gazı, yutak ve rezervuar işlevi gören ormanların yok edilmesi anlaşma madde 5’e ve Anayasa’mız madde 169’a aykırılık teşkil etmektedir. Madde 12 çevresel etki değerlendirmesi, katılım, saydamlık ve etkililik ilkelerini öne çıkarmaktadır; bu bakımdan da sorunlu bir inşaat söz konusu olacaktır.

Başlangıç kısmı çerçeve oluşturmakta, bütün ekosistemlerin “toprak ana” olarak adlandırdığı biyoçeşitliliğin korunmasının önemi ve iklim değişikliğine müdahalede faaliyete geçerken “iklim adaleti” kavramının önemi vurgulanmaktadır. Tüm bu söylenenler ve diğerleri ışığında, belirtilemeyen maddeler ışığında, proje alanı, 9 ilçede, bugün yerleşik 316 bin nüfusu etkileyen 350 milyon metrekarelik bir alan olup birçok ülkenin yüz ölçümünden daha büyüktür. Yalnızca Kanal İstanbul inşaatının yılda 1,7 milyon ton ek karbondioksit salınımına neden olacağı ÇED raporunda belirtilmiştir. Projeyle, toplam 13.400 hektar orman arazisi yok olacak, 394 bin ağaç kesilecektir; İstanbul içme suyunun yüzde 29’unu karşılayan kaynaklar yok olacak, yılda 55 milyon metreküp su kaybı yaşanacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Hocam, buyurun.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1,2 milyon kişinin bir yıllık oksijeni kaybolacak, Marmara Denizi’nde mevcut kirliliğe ek olarak 13 milyon kişinin atık su yüküne eş değer 107 ton azot ve 7 milyon kişinin atık su yüküne eş değer 9,5 ton fosfor birikecek. Oysa, 5 Kasım 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Marmara Denizi ve Adalar özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiştir. En az 2 milyon nüfusun buraya yerleşmesi söz konusudur. Kaba inşaat için en az 350 milyar TL harcanacaktır. İstanbul trafiği yüzde 10 artacaktır.

Sayın vekiller, Kanal İstanbul, Paris Anlaşması'na aykırılık oluşturacağı kadar başta Barselona, ve Bükreş gelmek üzere taraf olduğumuz birçok…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, o gürültü nedeniyle…

BAŞKAN – Hiç kimseye vermedim. Bir dakika verdim, size de verdim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)  – Sayın Başkan, o uğultunun yarattığı dikkat dağınıklığına…

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Uğultu nedeniyle…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)  – Teşekkür ederiz Sayın Başkan.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Konu çok önemlidir, Sayın vekiller. Sayın vekiller, sadece Paris Anlaşması değil, tarafı olduğumuz, öncüsü olduğumuz, bölgesel Karadeniz ve Akdeniz sözleşmelerinde aykırılık oluşturacaktır. Bilgilenme hakkı adına, halkı doğru bilgilendirme adına, milletin temsilcileri olarak burada kurulacak komisyonla atalarımızdan devraldığımız bu yeryüzü parçasını gelecek kuşaklara nasıl intikal ettireceğimize dair olan bu alanda Meclis araştırma komisyonu, bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirecek. Hukuk olarak ulusal, bölgesel ve uluslararası hukuka aykırılık; mekân olarak İstanbul, Marmara, Karadeniz, Akdeniz Havzaları söz konusu ve aynı zamanda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – …vatanın bölünmez bütünlüğü andı adına da bunun araştırılması ülkemizin geleceği açısından yaşamsaldır. Olumlu oy vereceğinize inanıyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Hayrettin Nuhoğlu.

Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kanal İstanbul Projesi’nin Paris Anlaşması çerçevesinde incelenmesi hakkındaki Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerine İYİ Parti adına söz aldım. Selamlarımı sunarım.

Ülkemiz açısından 11 Ekim 2021’de yürürlüğe giren Paris Anlaşması’nın bazı maddelerine aykırılık göstermesi bakımından Kanal İstanbul’un taşıdığı risklerin tespit edilmesinin önemli olduğunu görüyoruz ve peşinen, önergeye destek verdiğimizi ifade etmek istiyoruz. “Kanal İstanbul” denilen su yolu düşüncesi aslında sadece Paris Anlaşması yönüyle değil, çok geniş açıdan her yönüyle değerlendirilmelidir çünkü henüz proje vasfını kazanmamıştır, ÇED raporu çelişkilerle doludur ve çelişkilerin giderilmesi için bir gayret yoktur; fizibilite raporu ortada yoktur, hazırlandığı basında yer aldı ama biz bile ulaşamadık. Böylesine büyük bir yatırım söz konusu iken ihale dosyası hazır değil, ihale metodu belli değil, projeler ve şartnameler yok, sözleşme tasarıları yok; sadece konuşuluyor.

Değerli arkadaşlar, konuşuluyor ama karşı fikirde olanların ne dediğine bakan yok. Böyle olur mu? Hem bu milletin geleceği söz konusu olacak hem de karşı düşüncede olanlarla konuşmayacaksınız. Dünyanın en büyük yatırımı olacağı söylenmedi mi? Avrupa basınında 65 milyar dolarlık yatırım olduğu yazıldı. Neresinden tutarsanız tutun, 2022 bütçesinin yarısından çok bir bedel söz konusudur. Bazı bilim insanları “Şayet yapılırsa geriye dönüşü olmayacak şekilde Marmara Denizi ölür.” demektedirler. Biz, bütün bölgenin öleceğini söylüyoruz, acil bir ihtiyaç değildir diyoruz, onun yerine faydalı çok iş yaparız diyoruz ve yapacaklarımızı da ifade ediyoruz (İYİ Parti sıralarından alkışlar) ama Cumhurbaşkanı “Dünyada sükse yapacak.” diyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı “Çok gemi geçecek, kazaları önleyeceğiz, tarihî mirası koruyacağız, kanaldan çok para kazanacağız.” diyor, hatta “Kanal yapılırsa müsilajı bile önleyeceğiz.” diyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı “Depreme dayanıklı akıllı şehir kuracağız.” diyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili burada “Avrupa Kıtası’nın sınırını değiştireceğiz.” dedi. Bizce bu söylenenlerin tamamı boş sözdür, hiçbirinin sağlam gerekçesi yoktur, bizim hepsine karşı sağlam gerekçelerimiz vardır. Şimdi soruyorum: Fikrinize, projenize, gerekçelerinizin doğruluğuna inanıyorsanız niçin konuşamıyoruz? Gelin konuşalım, bu önerge vesile olsun, kuralım bir komisyon, üç ay dört ay çalışalım, her yönüyle inceleyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – Bölgemizin, ülkemizin, Türk milletinin geleceği için çok önemli olan bu konuda mutabakata varmaya çalışalım.

Son olarak, fikirle ilgili çok sevdiğim anonim bir sözü hatırlatmak istiyorum: “Bende bir elma var, sizde bir elma, bendeki elmayı size verdim, sizdeki elmayı bana verdiniz, bende gene bir elma, sizde gene bir elma. Bende bir fikir var, sizde de bir fikir var; ben fikrimi size verdim, siz de fikrinizi bana verdiniz, şimdi bende iki fikir var, sizde de iki fikir var. Bundan daha güzeli ne olabilir?”

Önergenin kabul edilmesini, kurulacak komisyon vasıtasıyla faydalı bir çalışma yapılmasını diliyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA OYA ERSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, Kanal İstanbul Projesi’nin bir ulaşım projesi değil, devasa bir gayrimenkul projesi olduğunu defalarca bu kürsüden söyledik, ekolojist hareket senelerdir meydanlardan, sokaklardan söylüyor. Evet, daha ihalesi yapılmadan kanal manzaralı projeler için imzalar atmaya başladınız. Her bir adımınızda bir kere daha teyit ediyorsunuz bizi, doğruluyorsunuz. Öncelikle, bu yaptığınız, onayladığınız Paris İklim Anlaşması’na göre hareket etmek değildir ama sizin derdiniz zaten bizim “Ekolojik kriz" dediğimiz, sizin “İklim krizi” dediğiniz krizle uğraşmak değil. O, alelacele onayladığınız Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasının bir nedeni vardı, o iklim fonlarına ulaşma amacındaydınız. E, bu amaç da anladığım kadarıyla ortadan kalktı. Biz haftalardır iklim krizi konusunda oluşturmuş araştırma komisyonunun hazırladığı raporun bu Genel Kurula gelmesini ve tartışmayı beklerken siz, ekolojik kırımı daha da derinleştiren faaliyetlerinize hız kesmeden uygulamaya devam ediyorsunuz. Öncelikle bu proje iklim krizinin asıl nedenlerinden bir tanesi betonlaşma, tarım arazilerinin ve orman alanlarının ranta açılması olarak bilim insanları tarafından söyleniyor ve biz de senelerdir bunu savunuyoruz, söylüyoruz, uyarıyoruz. Siz bu yaptıklarınızla, son bir iki haftadır yaptıklarınızla İstanbul’un tarım alanlarını, köylerini, ormanlık alanlarını bu proje kapsamında imara açıyorsunuz. Evet, şehir plancılığından tarımsal kalkınma projelerine kadar birçok alanda iklim politikaları iklim krizinin önüne geçmek için bir revizyondan geçirilmek zorunda ve betona ve ranta dayalı inşaat ve kentsel dönüşüm projelerinden vazgeçilmeli diyoruz biz. Siz ne yapıyorsunuz? Kanal İstanbul üzerinde olan köyleri, tarım arazilerini bölgede yaşayan halktan alıp o halkın, artık sokaklarından bile geçemeyeceği rezidanslar kurmaya kalkıyorsunuz ve bunun planlarını yapıyorsunuz. Üstelik, bunu nerede yapıyorsunuz? Bilim insanlarının “büyük İstanbul depremi” diye çığlık attığı dönemde, 3 aktif fay hattının geçtiği bölgede yapıyorsunuz ve nüfus ve yapılaşma baskısı yüklüyorsunuz bu bölgeye. Yani, yaptığınız şey ne doğadan yana ne insandan yana ne halkı düşünen bir proje; tamamen o “Ya Resulullah!” dediğiniz inşaat sektörünü düşünen bir proje.

Evet, iklim krizinin sonucu kuraklık ve su krizi, bunu herkes söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

OYA ERSOY (Devamla) – Betonlaşmaya ilişkin önlem alınmazsa İstanbul’da ve Türkiye’de ciddi bir su krizi yaşanması beklenirken siz bu projeyle, sekiz bin beş yüz yıldır var olan İstanbul’un tüm tatlı su kaynağı varlıklarını kaybettirmeyi projelendiriyorsunuz; milyonlarca ton karbondioksit salınımıyla iklim krizini derinleştirmeye çalışıyorsunuz. Kanal İstanbul, İstanbul için bitki ve hayvan soykırımı demek; bu çok açık. Projeyle toplam 250 milyon metrekarelik verimli tarım ve orman alanını ortadan kaldırmış olacaksınız ve iklim krizi bir sonuçtur sebep, sizin inşaat ve enerji sektörüne dayalı, doğanın yağmasına dayalı saray rejiminizin kendisidir diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Erol Kaya.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EROL KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Kanal İstanbul hakkında verdiği Meclis önergesi hakkında söz aldım. Bütün Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hem yazılı metni okudum hem de buradaki arkadaşlarımızı dinledim. Bir İstanbul Milletvekili olarak “Kanal İstanbul” denilince aklımıza gelenleri sırayla paylaşmak isterim sizlerle.

2011 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Haliç Kongre Merkezinde “Çılgın bir proje” olarak açıkladığı bir projeden bahsediyoruz. Bu projeyle ülkemizin en büyük metropolü olan İstanbul ve yine ülkemizin en büyük değerleri olan boğazlar hakkında tarihin en büyük adımının atıldığına hep birlikte şahidiz. Aslında özetle, İstanbul ve boğazların İstanbul’a teslim edildiğinin de altını çizelim.

Kıymetli arkadaşlar, deniz yolu taşımacılığıyla ilgili dünyadaki trendlere baktığımızda birkaç veriyi sizlerle paylaşmak isterim. Dünyada küresel boyutta ticaretin yüzde 80’i yüzde 90’ı deniz yolu taşımacılığıyla yapılıyor. 1978 yılında deniz yoluyla taşınan petrol 1,5 milyar ton iken bugün 1,9 milyar tona, kimyasal atıklarınsa 0,35 milyar tondan bugün 1,3 milyar tona ulaştığı bir gerçek. İstanbul’un taşımacılıkta boğazlardaki rakamlarına baktığımızda, yıllık ortalama 43 bin geminin geçiş yaptığını ve 9 bininin de tanker olduğunu bilmekteyiz. 2018 yılında İstanbul Boğazı’ndan 150 milyon ton tehlikeli yük taşındığının altını çizeyim. Aslında bir mukayese olsun diye ifade edeyim:                                    Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan yılda 50 milyon ton petrol naklediliyor, İstanbul Boğazı’ndan 150 milyon ton. Yani aslında İstanbul Boğazı’nın bir boğaz olmaktan çıkmış, bir boru hattına dönüşmüş olduğunun da altını çizeyim.

Yine, İstanbul’da, İstanbul ulaşımıyla birlikte, yaklaşık 2 bine yakın geminin ve teknenin geçiş yaptığı bir boğazın varlığını da ifade edelim. İstanbul Boğazı’nın 30 kilometrelik boyuyla, 80 derecelik dönüşleriyle dünyanın en tehlikeli deniz yolu olduğunu ifade edelim.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)- Tehlikeli olan kanaldır, kanal.

EROL KAYA (Devamla) - Kaza ve yangınlara baktığımızda… Ben bir İstanbulluyum, 1979’da Independenta’nın yandığını seyretmiştim. Dolayısıyla devasa yangınların yaşandığını; çok değil, 4 Aralıkta yani yaklaşık bir buçuk ay önce, 2021’de KARADENİZ-5 gemisinin de bir tekneye çarptığını ifade edelim.

Şimdi, CHP önergesine baktım, Paris Anlaşması’nı esas almış yani 6 Ekim 2021’de bu Mecliste kabul edilen anlaşmayı esas almışlar, arkadaşlara teşekkür ediyorum. Ancak Türkiye denince İstanbul’dan bahsetmemenin, İstanbul denince de boğazı anmamanın, ne şairlerin ne siyasetçilerin ne ediplerin ne de ressamların yaptığının eksik olacağının altını çizeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaya.

EROL KAYA (Devamla) - Dolayısıyla İstanbul’dan bahsederken boğazlardan bahsetmemeyi -neyle ifade edeceğimizi- hayretle ifade etmek isterim.

Değerli arkadaşlar, gelinen sürece baktığımızda, 2011 yılında başlanan bu süreçte, 5 ayrı alternatif koridorun çalışıldığı, 11 üniversite, 34 bilim adamı, 200’e yakın bilim insanının çalıştığı bir proje olduğunu, jeolojik, jeoteknik, hidrolojik etütlerin yapıldığını ve depremle ilgili risklerin, tsunami modellemelerinin gerçekleştiğini ifade edelim. ÇED raporu Ocak 2020’de alınmış, planların 1/100.000, 1/25.000, 1/5.000 1/1.000’likleri onaylanmış, 26 Haziran 2021’de de Kanal İstanbul’un ilk yapısı olan Sazlıdere Köprüsü’nün temeli atılmış.

Şimdi, son olarak şunu ifade edeyim: Ticari gemiler için güvenli bir geçiş yolu rotası oluşturacak, boğazlardan  tehlikeli tankerlerin geçişini durduracak, deprem riskini azaltacak yapılarla ilgili “İnşa yapılacak.” diyen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL KAYA (Devamla) – Başkanım, bir cümleyle bitirebilir miyim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz de bir uğultu yaptık Başkanım.

EROL KAYA (Devamla) – Boğaz ve İstanbul’un hemşehrilerimize kazandırılacağı, boğaz kültürünün yeniden inşa edileceği, Türkiye ve İstanbul’un kazanacağı bu dev projenin İstanbul’a ve Türkiye’ye hayırlı olmasını temenni ediyorum. Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –  Sayın Başkanım, sayın hatip konuşmasında “Kanal’dan bahsedeceksiniz, boğazlardan bahsetmeyeceksiniz.” diyerek bu konuda, boğazlarla ilgili konuda bir duyarsızlığımız olduğunu söyledi. Cevap hakkı olmasa da yerinden Sayın Kaboğlu’na açıklama olarak bir dakika süre talep ederiz efendim.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Başkanım, hiç biri sağlam bir gerekçe değil ki ya.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Özgür Bey, Kaboğlu’nun haberi yok.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

 

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bugünkü araştırma önergesinin konusu İstanbul Boğazı değildir, İstanbul Boğazı’na paralel olarak açılması öngörülen Kanal İstanbul’dur; Kanal İstanbul’un Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri açısından değerlendirilmesiydi, Türkiye’nin bölgesel sözleşmeler ve uluslararası sözleşmeler ışığında değerlendirilmesiydi. Bu, aynı zamanda çevresiyle, doğasıyla, İstanbul’uyla, Marmara Bölgesi’yle, Karadeniz ve Akdeniz havzasıyla birlikte değerlendirilmesiydi.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Bir de Türkiye için değerlendir, Türkiye için.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Bu değerlendirme aynı zamanda yüce Meclisin kurduğu Komisyonlar açısından, yarattığı çelişkiler açısından da ele alınması gereken bir konuydu. Beş dakikada ancak o kadar sunabildik ama konunun Boğazlara yönlendirilmesi bu bilgiden saptırılması anlamına geliyor.

 

 

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

         

 

 

18/1/2022

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 18/1/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                 Mahir ÜNAL

                                                               Kahramanmaraş

                                                              AK PARTİ Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 302 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin bu kısmın 2'nci sırasına, 123 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ise yine bu kısmın 5'inci sırasına alınması ve bu kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

1 Şubat 2022 Salı günkü birleşiminde 300 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nun görüşülmesi ve bu birleşimde Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

18 Ocak 2022 Salı günkü (bugün) birleşiminde 301 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

19 Ocak 2022 Çarşamba günkü birleşiminde Anayasa Mahkemesinde boşalacak bir üyelik için seçimin yapılması ve aynı birleşimde 302 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamalarının tamamlanmasına kadar,

20 Ocak 2022 Perşembe günkü birleşiminde 123 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

20 Ocak 2022 Perşembe günkü birleşiminde 123 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde haftalık çalışma günlerinin dışında 21 Ocak 2022 Cuma günü saat 14.00'te toplanması ve bu Birleşiminde denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve aynı birleşimde 123 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

21 Ocak 2022 Cuma günkü birleşiminde 123 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde haftalık çalışma günlerinin dışında 22 Ocak 2022 Cumartesi günü saat 14.00'te toplanması ve bu Birleşiminde denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve aynı birleşimde 123 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

20, 21 veya 22 Ocak 2022 Perşembe, Cuma veya Cumartesi günkü birleşimlerinde 123 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması hâlinde 25, 26 ve 27 Ocak 2022 Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri toplanmaması,

302 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması önerilmiştir.

 

302 sıra sayılı Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 Milletvekilinin Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi

(2/4056)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.Bölüm

1 ila 6’ncı

maddeler

6

2.Bölüm

7 ila 12’nci maddeler

7 (geçici 1’inci madde dâhil)

Toplam Madde Sayısı

13

 

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

 

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Süleyman Ekici, 63 yaşında, 2 çocuk babası, seyyar kömürcü, Muğla Marmaris’te boş arazide sattığı mangal kömürü çuvallarını, zabıtanın kaldırmasını istemesi üzerine hayatına son verdi bugün. Şimdi, size soruyorum: Hanginiz 63 yaşında zorlu işlerde çalışırsınız?

Evet, bütün vekillere tavsiyem İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisini sosyal medyadan takip edin ve gerçek hayatı görün çünkü bazılarınız hayatı oturduğu koltuktan ya da bulunduğu partiden ibaret sanıyor ama hayat böyle değil, 2021 yılında en az 2.170 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Her şeye rağmen mücadele eden tüm işçileri selamlıyorum.

 

 

 

 

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş.    

Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi ve ekranları başında bizi izleyen halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Önce bir çağrıyla başlamak istiyorum: 22 Ocakta Diyarbakır’da büyük bir mitinge hazırlanıyoruz. Evet “HDP’yi savunuyoruz” mitingine, ev ev, sokak sokak her yerde halkımızı bu mitinge davet etme çalışmalarımız devam ediyor şu anda. Aylardır hem ilçelerde hem illerde her yerde köylere kadar bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve halkımızla birlikte Diyarbakır’da, 22 Ocakta İstasyon Meydanı’ndan ses vereceğiz. (HDP sıralarından alkışlar) Bütün Diyarbakırlıları, kumpas ve komplolara karşı, demokratik siyasetin engellenmesi çabalarına karşı cevap vermeye davet ediyoruz. Demokratik siyaset, barış, özgürlük talepleriyle düzenleyeceğimiz mitinge şimdiden hayırlı olsun diyorum ve bütün Diyarbakır’ı selamlıyorum.

Sayın Başkan, diğer konu daha ağır bir konu: Aysel Tuğluk. Hepinizin aslında, yakından tanıdığı bir arkadaşımız, siyasetçi. Daha önce, partimizden önceki partilerde Eş Genel Başkanlık yapmış ve 2016 yılında Eş Genel Başkan Yardımcısıyken tıpkı diğer arkadaşlarımız gibi siyasi gerekçelerle rehin alınan sevgili Aysel. Şu anda cezaevinde maalesef, ağır bir hastalık geçiriyor. Bugüne kadar buradan bunu dillendirmedik çünkü kendisinin izlemesini de, duymasını da istemiyoruz.

Sevgili Aysel hafıza kaybetmeyle ilgili ciddi bir problemle karşı karşıya. Evet, ne olmuştu? Annesinin cenaze töreninde, kendisi tutukluyken dışarı çıkarıldı, cenaze merasimi saldırıya maruz kaldı ve defin işlemine gidenler taşlarla, sopalarla yaralandı. Sonra, Aysel -cezaevinden çıktığı için- o travmayı bizzat gözleriyle gördü, annesinin naaşı defnedildiği yerden çıkarıldı ve memleketi olan Dersim’e götürüldü. Kendisini tedavi eden, görüşen doktorlar da o travmanın etkisiyle bu demans hastalığını yaşadığını ve gittikçe ağırlaştığını tespit ediyorlar, bunu raporlarına da yazıyorlar.

Hakikaten tarihin görüp göreceği en korkunç kötülüklerden biridir; bir insanın annesinin naaşının kendi gözleri önünde, saldırı eşliğinde mezardan çıkarılması ve Aysel Tuğluk hâlâ cezaevinde, hâlâ tutuklu ve tek başına ihtiyaçlarını gideremeyecek durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Size hastalığına dair sadece şunu söyleyeceğim: Günlük işlerinizi unuttuğunuzu düşünün; yemek yemeyi unuttuğunuzu düşünün, su içmeyi unuttuğunuzu düşünün, tek başınıza yaşayabilir misiniz? Hayır, yaşayamazsınız. Kocaeli Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı 8 hocayla, uzun bir raporla “Cezaevinde kalamaz." dedi ama İstanbul Adli Tıp Kurumu üç beş dakikalık bir görüşmeyle “Hayır, cezaevinde kalabilir.” dedi. Adli Tıp Kurumu tamamen siyasetin, siyasi iradenin bir enstrümanı olarak çalışıyor, siyasi bir kurul olarak çalışıyor. Biz de sevgili Aysel’i gidip görüyoruz, onun ne yaşadığına tanıklık ediyoruz. Doktor olmaya gerek yok, Adli Tıp Kurumunun bırakın tıp etiğini düşünmesini tıpla uzaktan yakından bir ilgisi yok. Aysel Tuğluk serbest bırakılsın diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Umarım bizi izlemiyordur, eğer izliyorsa kendisini burada sevgiyle kucaklıyoruz ve hep birlikte olacağız, yanında olacağız diyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Hüseyin Yıldız.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, AK PARTİ'nin gündemi farklı, milletin gündemi farklı ama şunu söyleyeyim: Sayın Erdoğan cumartesi günü Aydın ilimizi ziyaret etti ve konuşmalarını televizyondan dinledim, hayretler içinde kaldım. Bu arada üç günden beri binlerce telefon geldi. Birinci konuşmasında Aydın-İzmir Otoyolu’nu kendisinin yaptığını söylüyor, “Ben yaptım.” diyor. Aydın-İzmir Otoyolu’nun temelini rahmetli Özal attı, 1996’da SHP ve Doğruyol zamanında da açılışı oldu. Döndü, dedi ki: “Aydın’a Havaalanı yaptım.” Aydın Havaalanı için rahmetli Mustafa Çıldır adlı vatandaş 70 bin dönüm arazisini hibe etti, rahmetli Menderes açtı ama maalesef söylüyorum: AK PARTİ zamanında o havaalanını aldınız Türk Hava Yollarına kiraya verdiniz ve orada eğitim uçuşları oluyor, havaalanımız da yok. Madem havaalanı vardı, neden Erdoğan cumartesi geldiğinde İzmir'e indi? Havaalanı varken niye Aydın Havaalanı’na inmedi? (CHP sıralarından alkışlar) Olmayan bir havaalanına “Havaalanı var.” diyor. Sayın Erdoğan'a şunu söyleyeyim: Evet, Aydın'da temeli atılan devlet hastanesi şu an durdu, para yok. Evet, yirmi yıl sonra ne yaptınız biliyor musunuz? Aydın       -Denizli Otoyolu ihalesini yaptınız, yap-işlet-devret modeline yılda 12 milyon 400 bin araba garantisini verdiniz, yılda 97 milyon 158 bin euro garanti verdiniz. On yedi yıl boyunca o şirket yönetecek ve gidiş ücreti kaç para biliyor musunuz arkadaşlar? 5,5 euro yani şu anki parayla 80 lira. Peki, devletin yaptığı Aydın-İzmir arasındaki otoyola, bir de Selatin Tüneli’ne vatandaş kaç para ödüyor biliyor musunuz? 7 lira ödüyor, 7 lira. Siz vatandaşın geçeceği yolu yapmıyorsunuz, siz sadece, yandaş müteahhitleri zengin yapmak için onlara iş yaratıyorsunuz. Aradaki fark bu değerli arkadaşlar. Buradan bütün Aydınlılara sesleniyorum: Biz Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında havaalanını açacağız sivil havacılığa.

İki: Aydın ile Denizli arasındaki otoyolu Aydınlılar çevre yolu olarak bedava kullanacak arkadaş, ücret vermeyecekler.

Yine, Didim Devlet Hastanesinin iki yıl önce ihalesi oldu, bir tane çivi bile çakmadınız değerli arkadaşlar. Yani siz rahmetli Adnan Menderes’in gerçekten… Yassıada’yı bile otellere çevirdiniz, beton alanlara çevirdiniz. Sizin saygınız bu kadar işte. Adnan Menderes’in kestiği tırnağı olamazsınız siz, kusura bakmayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Adnan Menderes’i de ağzınıza alırken 10 sefer ağzınızı fırçalayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Ya, siz idam ettiniz adamı, idam ettiniz be! Adnan Menderes’i idam ettiniz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Astınız siz onu, astınız!

 

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır: Sayın Özel, Sayın Bakırlıoğlu, Sayın Emecan, Sayın Şeker, Sayın Köksal, Sayın Kaya, Sayın Özer, Sayın Şevkin, Sayın Durmaz, Sayın Erbay, Sayın Kaya, Sayın Hancıoğlu, Sayın Kayan, Sayın Zeybek, Sayın Tokdemir, Sayın Ünsal, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Kayışoğlu, Sayın Berberoğlu, Sayın Ünver.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN – Pusula veren milletvekillerimiz dışarıya çıkmasınlar.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım, oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/1302 esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                        Bedri Yaşar

                                                                                           Samsun

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

(2/1302) esas numaralı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum.

Bu kanun teklifini 7 Kasım 2018 tarihinde Parlamentoya verdik. O zaman, tabii, Samsun Bafra Hayvan Barınağında hayvanlara karşı uygulanan kötü muamelenin hemen sonrasında gündeme getirmiştik ama maalesef geçen zaman dilimi içerisinde buna çok fazla itibar etmediniz. Ondan sonra, 2019 yılında bu konuyla ilgili bütün siyasi partilerin ortak önergesiyle araştırma komisyonu kuruldu, daha sonra da 19 maddelik yasa değişikliği 2021 yılında Meclise getirildi. Biz de o gün hem araştırma önergesine hem de kanunla ilgili teklife “evet” oyu vermiştik. Hâlbuki o zaman işin muhalefet iktidar yönüne bakmayıp bir samimiyet göstergesi olarak bu teklifi kabul etmiş olsaydınız, ne araştırma önergesine ne de çıkardığımız 19 maddelik kanun teklifine ihtiyaç vardı. Kanunu çıkarmış olmamıza rağmen, maalesef, eksikliklerin tamamı karşılanmadı. Özellikle bizim kanun teklifimizde –“hayvan hakları kanunu” olarak biz bunu isimlendirmiştik– yine buna paralel olarak hayvanların hissi varlıklar olduğuna dair düzenlemeler de yer almıştı. Kanun teklifimizde hayvanlar üzerinden ekonomik çıkar sağlanması yasaklanmaktaydı. Sahipli ya da sahipsiz hayvanı öldüren veya zarar veren kişiler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası bizim kanun teklifimizde yer almıştı. Maalesef, bugün, istediğimiz karşılığı bu kanun yerine getirmedi. Eğer bu oylamayla da bunu kabul ederseniz en azından bundan önce kabul ettiğimiz kanunun da bir noktada eksikliklerini gidermiş oluruz.

Tabii, illa bir olay çıkacak ki Türkiye'de konular gündeme gelsin. Geçtiğimiz günlerde de Gaziantep'te 2 pitbull köpeği 4 yaşındaki Asiye'ye saldırmış ve küçük Asiye ölümden dönmüştü. Onun üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız olaya el koydu, işte belli yasaklar getirdi. Hâlbuki bu kanunun bunu karşılaması lazım. Yine aynı şekilde, bu açıklamanın üzerinden daha zaman geçmeden yine Bahçeşehir'de yabancı uyruklu bir vatandaş böyle, sanki eğlenircesine 2 köpeğin üzerine arabasına sürmüş, birinin ölmesine sebep olmuştu. Kişi, buna paralel olarak da maalesef, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış idi.

Şimdi, demek ki kanunları çıkarmak bir noktada yetmiyor; bunun, en azından bunlarla ilgili sonuçların da muhakkak takipçisi olmak lazım. Sayın Cumhurbaşkanının da söylediği gibi, hayvanların kapalı ortamlarda değil, kendi doğal ortamlarında muhafaza edilmesi lazım. Biz, buna örnek olarak Samsun Kızılırmak Delta havzasını gösterebiliriz. Bugün, Kızılırmak Deltası’nın toplam 56 bin hektar alanı bulunmaktadır; deltada birinci, ikinci, üçüncü derecede doğal sit alanları ve yaban hayatını geliştirme sahasının yanı sıra, Ramsar alanları da bulunmaktadır. Delta, sulak alanları, doğal işlevleri ve ekonomik değerleriyle dünyanın en önemli ekosistemlerinden birini oluşturmaktadır; 355 ayrı bitki türüne sahiptir; delta, balık türü bakımından da oldukça zengindir. Yine, birçok balık türüne ev sahipliği yapan deltada 11 familyaya ait 29 çeşit balık türü bulunmaktadır. Türkiye’de bulunan 483 kuş türünün 354’ü yine Kızılırmak Deltası’nda yaşamaktadır. Kuş Cenneti, kuşların üreme, kışlama ve göç bakımından da önemli bir konuma sahiptir. Delta, göç yolunda 150 bin kuşa barınma imkânı sağlamaktadır. Ülkemizde bulanan memeli türünün yüzde 22’si yine Kızılırmak Deltası’nda bulunmaktadır. Yine, aynı şekilde, doğal hayatın tarifi açısından belki de Türkiye’de ender olan yılkı atlarının özgürce yaşadığı bir ortam Kızılırmak Deltası’nda mevcuttur. Buna paralel olarak Türkiye’deki manda varlığının önemli bir kısmı Bafra bölgesindedir; yine, burada, doğal ortamda yaşamaktadır. Dolayısıyla, hayvanların yaşayacağı ortamlar kendi doğal ortamlarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Tamamlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yaşar.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Belediyelerin, kendi bütçeleriyle bunu yapması mümkün değildir; muhakkak, merkezî bütçeden bununla ilgili pay ayrılması lazım ki hayvanların doğal ortamında yaşamasına yönelik yatırımlar yapılabilsin.

Tabii, bütün bunları konuşurken biz, henüz, hayvanlara sağlanan mamaların üzerindeki yüzde 18 KDV’yi çözmüş değiliz. Yani bunun bir izahı yok, bu salondaki hiçbir milletvekili bunun izahını yapamaz.

Sayın Başkan Vekilimiz, inşallah, hiç olmazsa bu hayvan mamaları üzerindeki KDV’yi yüzde 18’den yüzde 1’e düşürürüz diye ümit ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – KDV üzerinde yeniden bir sadeleştirme yapılıyor, çalışılıyor.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Evet, zaman zaman bu kürsüden bazı ifadelerde bulunduk; özellikle, doğal gaz ücretlerinin tekrardan kademelendirilmesine yönelik çalışma olsun, müteahhitlerin haklarının Fiyat Farkı Kararnamesi’yle sağlanması gibi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – İnşallah, bu da öyle bir şeye vesile olur, hayvan mamasındaki KDV yüzde 1’e düşer diyor, bu kanun teklifine olumlu oy vereceğinizi ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Alınan karar gereğince, denetim konularını görüşmüyor, gündemin, “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”  kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

 

1. Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301)(x)

 

 

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

13/1/2022 tarihli 46’ncı birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümünde yer alan 11’inci maddesi üzerinde son önerge olan Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında kalınmıştı.

Sayın Elitaş'ın yerinden bir söz talebi vardır.

Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –  Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Geçen hafta 11’inci maddeyle ilgili verdiğimiz önergeden uygulama yönünden bazı problemlerin olacağı anlaşıldığından dolayı bir redaksiyon ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Eğer uygun görürseniz imza sahipleri olarak geçen haftaki verdiğimiz önergeyi biraz önce Başkanlığınıza arz ettiğimiz önergeyle değiştirilerek yeniden oylanmasının dikkate alınmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN -  Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -  Sayın Başkanım, geçen hafta son anda bu maddeyle ilgili bu önerge geldiğinde bütün muhalefet partisi grupları yüksek hassasiyet göstermiş, itiraz etmişler; İç Tüzük'ten kaynaklı yoklama talebimiz sonucunda da yeterli çoğunluk, toplantı yeter sayısı sağlanamadığı için oturum ve birleşim kapanmış ve bugüne kalmıştı. Bugün, önerge üzerinde kamu yararı olarak görebildiğimiz tamamen mükemmel bir hâle dönüşmüş değil, imza atmış değiliz, oy vermeyeceğiz ama geçen haftakine göre kamu yararını daha gözeten birtakım değişiklikler var. İmza sahiplerinin aynı kişiler olduğunu da gözeterek ve bunda kamu yararı olduğunu gözeterek Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak önergenin bu hâliyle tekrar okunmasını ve yeniden oya sunulmasını ileride örnek teşkil etmemek ya da edecekse tüm grupların mutabakatını arama örneğini teşkil etmek üzere kabul ediyorum efendim.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Usta, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet Sayın Başkan, bu 11’inci maddedeki önerge gerçekten geçen hafta verilen orijinal hâliyle çok keyfî uygulamalara yol açacak hükümler içeriyordu, Sayın Cumhurbaşkanına farklı oranlar belirleme yetkisi veriyordu. Bugünkü görüşmeler çerçevesinde bu biraz daha makul hâle getirildi. O anlamda, biz de TOKİ’ye iş yapan iş insanlarımızın da mağdur olmaması açısından, burada ilave fiyat farkı verilebilmesi açısından yapılacak bu uygulamaya yani önergenin değiştirilmesi uygulamasına biz de İYİ Parti Grubu olarak herhangi bir şekilde sorun çıkarmayacağız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın siyasi parti gruplarından bir itiraz olmaması nedeniyle, emsal teşkil etmemek üzere önerge metni değiştirilmiştir.

Önergenin yeni hâlini okutacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 11’inci maddesiyle 4735 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5’inci maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından birinci fıkrada sayılan nedenlerle, 01/12/2021 tarihinden önce ihale edilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte devam eden sözleşmelerle ilgili olarak; 01/07/2021 tarihi ile 31/12/2021 tarihleri arasındaki iş programına göre gerçekleştirilemeyen iş miktarı için süre uzatımı ve fiyat farkı verilmesine yönelik Cumhurbaşkanı tarafından düzenlemeler yapılabilir.”

“Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve üst birliklerinin taraf olduğu veya bu kuruluş veya birliklerin kaynaklarıyla karşılanan mal ve hizmet alımı ile yapım işlerine ilişkin Türk Lirası üzerinden yapılan sözleşmelerde, bu maddeye göre fiyat farkı ödenebilmesine yönelik ilgili kuruluş veya üst birliğin mevzuatında düzenleme yapılabilir.”

       Mustafa Elitaş                        Erkan Akçay                   Abdullah Güler

           Kayseri                                 Manisa                                İstanbul

      İbrahim Aydemir                      Oğuzhan Kaya              Yusuf Ziya Yılmaz

           Erzurum                                Çorum                                 Samsun

                                                Bayram Özçelik

                                                      Burdur

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde 3 önerge vardır, ilk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Mahmut Toğrul                              Hüda Kaya                             Garo Paylan

                 Gaziantep                                   İstanbul                                 Diyarbakır

       Gülüstan Kılıç Koçyiğit                       Ayşe Sürücü                        Züleyha Gülüm

                     Muş                                      Şanlıurfa                                    İstanbul

                                                      Mahmut Celadet Gaydalı

                                                                   Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                 Cavit Arı                          Emine Gülizar Emecan                    Serkan Topal

                  Antalya                                    İstanbul                                      Hatay

         İlhami Özcan Aygun                        Alpay Antmen                           Fikret Şahin

                 Tekirdağ                                     Mersin                                     Balıkesir

            Süleyman Bülbül                           Rafet Zeybek                       Faruk Sarıaslan

                   Aydın                                      Antalya                                    Nevşehir

                                                           Süleyman Girgin

                                                                  Muğla

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşmacı Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Değerli arkadaşlar, Anayasa’mıza göre sosyal bir devletiz ve sosyal bir devletin görevi sosyal eşitsizlikleri gidermektir. Peki, arkadaşlar, saray ne yapıyor? Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapacak düzenlemelere imza atıyor.

Şimdi, dolar bazında geçiş garantili köprü, otoyol gördü bu ülke, dolar bazında hasta garantili şehir hastaneleri gördü bu ülke, dolar bazında yolcu garantili havalimanları da gördü; bütün bu projeler bir avuç yandaşı zenginleştirdi. Milyarlarca dolarlık vergi, halktan, yoksullardan toplanan vergi bir avuç yandaşa aktarıldı. Yeter mi? Yetmez, şimdi de dolar garantili faiz geldi arkadaşlar. Niye? Çünkü bunlar zenginlerin iktidarı, zenginleri daha zengin yapmaya ahdetmişler değerli arkadaşlar. Halkın sırtına binmişler, halktan vergileri topluyorlar, bir avuç yandaşlarına aktarıyorlar.

Sayın Nebati diyor ki: “Sisteme 150 milyar TL girdi.” Şimdi, teşvik ediyorsunuz bu dolar garantili faizi, bu sisteme yakın bir vadede 600 milyar TL girdiğimizi farz edelim, yarın öbür gün, üç vakte kadar bu dolar yeniden patladığında ne olacak? 600 milyar karşılığında 300 milyar lira faiz bir avuç zengine, para babasına aktarılacak. Nereden aktarılacak? Ekmekten alınan vergiden, benzinden alınan vergiden, sigaradan, iğneden ipliğe tüm ürünlerden alınan vergilerden toplanan paralar bir avuç para babasına aktarılacak.

Değerli arkadaşlar, şimdi halka zam yağdıranlar, doğal gaza, elektriğe, benzine, mazota zam yağdıranlar bu vergileri halktan topluyorlar, yarın öbür gün dolar arttığında paraları bir avuç dolar babasına aktaracaklar. Adında “adalet” kelimesi geçen partinin düştüğü hâle bakın değerli arkadaşlar, bunlar dolar babalarının partisi çünkü; adalet madalet geçmiş olsun.

Değerli arkadaşlar, biz sosyal bir devletiz, Anayasa’mıza göre de vergiler kamu giderlerini karşılamak üzere harcanmak zorunda; Anayasa’ya aykırı bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Halk vergi verecek, halk harç ödeyecek; siz bu vergileri alıp bir avuç zengine, para babasına, dolar baronlarına aktaracaksınız.

Peki, arkadaşlar, şunu hiç düşünmez misiniz ya: Zenginlere bu paraları aktarıyorsunuz da geçen gün bir gencimiz yurt meselesi yüzünden intihar etti. Bak, barınamayan milyonlarca gencimiz var, “Yurtları yapalım.” deyince “Kaynak yok.” diyorsunuz. 10 milyar lirayla yurt sorunu çözülür; bak, bir yandan 300 milyar lira para babalarına aktarılacak diyorum ama yurt sorununu çözmek için 10 milyar aktarmaya “Kaynak yok.” diyorsunuz.

Peki, yangın söndürme uçaklarıyla ilgili 2 milyara ihtiyaç var “Kaynak yok.” diyorsunuz. Tarlasını ekemeyen çiftçiler için tarlasına gübre atamayan çiftçilerin gübre atabilmesi için 20 milyar lira destek yeterliydi “Kaynak yok.” diyorsunuz. Emeklilere 2 bin 500 lirayı reva gördünüz, en düşük emekli maaşını 4 bin 250 liraya çıkarmak için 80 milyar lira lazımdı “Kaynak yok.” diyorsunuz ama iş dolar garantili faize gelince yüz milyarlarca lira kaynağı bir avuç zengine aktarmak için “Kaynak var.” diyorsunuz. Emeklilikte yaşa takılanlara “Kaynak yok.” diyorsunuz, ataması yapılmayan öğretmenlere “Kaynak yok.” diyorsunuz, “Esnafa destek verin.” diyoruz, “Kaynak yok.” diyorsunuz. Kadınlara, gençlere “Kaynak yok.” diyorsunuz ama dolar garantili faize gelince arkadaşlar, yüz milyarca lirayı aktarmayı hak görüyorsunuz.

Saraydan gelen bu vicdansız, adaletsiz ve ahlaksız düzenlemeye karşı milletin vekilleri mutlaka ses çıkarmalılar. Peki, yeter mi? Yetmez. Daha dün Plan ve Bütçe Komisyonuna bir önerge daha geldi, dediler ki: “Aynı uygulamayı şirketlere de açacağız.” Nasıl açacağız? “Şirketlerin kasasında dolar var, bunları bozdurmuyorlar.” Niye? “Çünkü bunları damat beyin söylediği zamanlarda 6 liradan, 5 liradan aldılar. Şimdi bozdururlarsa milyarca lira kur farkı vergisi ödeyecekler.” Ne yapacağız? Elbette, şirketlere jest yapacaksınız değil mi? Şirketlere diyorsunuz ki: “6 liradan damat beyden aldığın doları 14 liraya bozdur…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

GARO PAYLAN (Devamla) – “6 liraya damat beyden aldığın 128 milyar doları, 14 liradan bozdur, 5 kuruş vergi verme.” Bu mudur hak, adalet arkadaşlar? Bu hak mıdır? Bu adalet midir? Ve diyorsunuz ki: “14 liradan bozdu ya, bundan sonra dolar 20 lirada olsa, 30 lirada olsa 5 kuruş kur farkı geliri almayacağım. Verdiğim faizlerden 5 kuruş vergi almayacağım.” Bak, ekmekten vergi alıyorsun, sütten vergi alıyorsun, pirinçten, buğdaydan, mercimekten vergi alıyorsun, “Rantiyeciden, tefeciden, faizciden vergi almayacağım.” diyorsunuz. Türkiye tarihi, belki dünya siyasi tarihi sizin gibi faizci, sizin gibi tefeci seven bir iktidar daha görmemiştir değerli arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz Bursa Milletvekili Sayın Lale Karabıyık’a ait.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç ayda politika faizini 5 puan indirdiniz ve şimdi her şeyi onun için yapıyoruz aslında. Biz istemez miyiz politika faizi insin? Biz tabii ki isteriz ama doğru bir ekonomi politikasıyla, böyle değil.

Peki, ne oldu? Bir tabela faizi bu, 5 puan inen. Aynı dönemde dolar 8,66’dan 18’e tırmandı; enflasyon yüzde 20’den yüzde 36’lara çıktı, bu ayın sonunda belki 50’yi bile görürsünüz, o da ÜFE’den dolayı maalesef. Ne oldu? Merkez Bankası artık daha yüksek bir maliyetten borçlanıyor; hazinenin ihaleleri daha yüksek bir faizden maliyetle oluşuyor; taşıt kredisi, ihtiyaç kredisi gibi krediler de daha yüksek bir maliyetle faiz oranından vatandaşa ulaşıyor. Ne oldu? Faiz indirdiniz.

Peki, 8,66’dan 18’e çıkan kur için ne yaptınız? E, müdahale ettiniz tabii. 3 Aralıkta 504 milyon dolar, 10 Aralıkta 687 milyon dolar, 13 Aralıkta 3 milyar 120 milyon dolar, 17 Aralıkta 2 milyar 123 milyon dolar, toplam 7 milyar 278 milyon dolar kuru tutmak için sattınız. Yedi yıl önce müdahale ettiğinizde en azından üç hafta dayanmıştı; geçen yıl 6,86’dan müdahale ettiğinizde yetmiş beş gün dayandı; şimdi üç dört saatten fazla dayanmıyor. Tabii bu durumda yeni bir enstrüman getirmek gerektiğini düşündünüz kur korumalı vadeli TL mevduatını getirdiniz. İşte, bugün de bunun altyapısını hazırlayan bir madde üzerinde konuşmaktayız.

Önce şunları ifade edeyim: Bakın, bu yöntemi getirdiniz, bocaladınız. Önce “Her gün on birde alış kuru açıklanacak.” dediniz; alış kuru, satış kuru, çapraz kur, ne varsa açıklandı. Sonra dediniz ki: “Artık saat başı açıklanacak.” Buna döndünüz, tabii kur korumalı vadeli TL mevduatı için bir faiz oranı gerekiyordu, yüzde 14 olarak açıkladınız. Sonra dediniz ki: “Bu olmaz, tavan olmalı.” Hadi üç gün sonra “Artı 3 puan üzerinde olabilir.” diye bir cümle ilave ettiniz. Ayrıca, TL hesabı açtırana faiz tavanı yok ama dövizini bozdurup TL hesabı açtırana faiz tavanı var.

Gerçek kişiler vardı önce sistemde, tüzel kişilere yoktu bu uygulama, bu enstrüman ama herhâlde çok itibar görmedi ki, çok hesap gelmedi ki tüzel kişileri de aldınız. Onlara da 3, 6, 9, 12 ay yerine 6 ve 12 aylık bir vade tanıdınız yani bocalaya bocalaya gittiniz. Ne kadarlık bir hesap var bilmiyoruz ama kur korumalı vadeli hesaba gelen miktar olarak 120 milyar gibi bir rakamın olduğu ifade ediliyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, şu konuda dikkatinizi çekmek isterim: Bakın, şu anda bankalardaki toplam mevduat 5 trilyon 193 milyar. Bunun 4,97 trilyonluk kısmı yurt içindeki yerleşik gerçek ve tüzel kişilere ait, bunun da yüzde 60’ı döviz cinsinden. Şimdi, size gelen miktar ise -çok itibar görmediği için- bunun yüzde 2’si kadar yani devede kulak, bunda başarılı olamadınız. Bunda ne zaman başarılı olurdunuz? Bunda eğer o ülkede faiz oranı düşükse, enflasyon oranı düşükse ve risk düşükse o zaman başarılı olabilirdiniz. Bizde hangisi düşük? Döviz kuru mu düşük? Enflasyon mu düşük? Risk derseniz CDS’lerin geldiği noktayı zaten size anlatmama gerek yok.

Şimdi, bu maddeyle aslında Anayasa’ya aykırı bir durum söz konusu hâle getiriyorsunuz. Bir kere TL üzerinden verilen faiz ile kur artışı arasında bir fark olması durumu kamu gideri sayılamaz, olmaz, olamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) – Bir dakika alabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun.

LALE KARABIYIK (Devamla) – Bu kamu gideri sayılamayacağı için de yine Anayasa’nın 73’üncü maddesine aykırıdır çünkü kamusal külfetlere katlanmada eşitlik ilkesine aykırılık söz konusudur. Çünkü, değerli milletvekilleri herkes vergi veriyor ama vergi veren herkesin döviz mevduat hesabı, TL mevduat hesabı yok. Bakın, şimdi, siz bu miktarı, az önce bahsettiğim miktarın hepsinin bu yeni enstrümana gelmesini istiyorsunuz. Dün, Plan ve Bütçe Komisyonuna getirdiğiniz, geçen maddelerde de bunların kur farkı kârı ve kambiyo kârlarını da vergiden istisna ediyorsunuz. Bakın, sadece bu bile devlete getirdiği yük olarak kur 14 lira olursa 230 milyar, 17 lira olursa 900 milyarı aşan bir zarar, 18 lira olursa 1 milyar 150 milyon zarar yazıyor Hazineye. Bu, vatandaşın sırtından çıkacak, sizin büyük bir yanlışınızdır. Bu uygulama yanlıştır, Anayasa’ya da aykırıdır; bir kez daha altını çizmek isterim.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

        Hüseyin Örs                Mehmet Metanet Çulhaoğlu               Ayhan Erel

           Trabzon                                 Adana                                Aksaray

       Ayhan Altıntaş                   Arslan Kabukcuoğlu

            Ankara                               Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aksaray Milletvekili Ayhan Erel.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYHAN EREL (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerinde partim İYİ Parti adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu, bilimsel karşılığı olmayan ekonomik uygulamalar sonucu ekonomi altüst olmuş, dar gelirli insanların mali yapıları iyice bozulmuş, dizginlenemeyen döviz artışları karşısında AK PARTİ Hükûmeti apar topar kur korumalı mevduat sistemini geliştirmiştir. Aslında, Türkiye benzer uygulamayı 1967 yılında tecrübe etmiştir, bu hesapları Merkez Bankası karşılayamamış, Hükûmet yüklenmek zorunda kalmıştır. Başbakan rahmetli Turgut Özal 1989 yılında yaptığı basın toplantısında burada oluşan borçların Türkiye ekonomi tarihi yazıldığında bilgisizliğin vesikası olarak ortaya konulacağını ifade etmiştir.

“Faiz nedendir, enflasyon sonuç.” furyası 15 Aralıkta ekonomik fırtınayı kopardı. Toplumsal panikle dolar 18 liraya kadar yükseldi, kur korumalı mevduat uygulamaya girinceye kadar yüksek kurdan milyarlarca dolar satıldığı, kur düştükten sonra ucuzlayan dövizlerin yeniden alındığı iddiası ortaya atıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi de değişik zamanlarda 20 Aralık 2021’de ne kadar döviz satılıp alındığı sorusunun Hükûmet kanadınca cevapsız kalması sağlanmış, kısa zamanda fahiş kazancın kime gittiği anlaşılamamıştır. Döviz garantili mevduat hesabı açılmadan önce bankalardaki mevduatın yüzde 65’i döviz hesabındaydı. On dört gün zarfında bu mevduat düştüyse de tekrar yüzde 67’ye kadar yükseldiği görülmüştür. Bu esnada ticari kredilerde faizler yüzde 33’e yükselmiş, TÜFE TÜİK'e göre yüzde 36, ENAG’a göre de yüzde 80’e; ÜFE de yüzde 80’e yükselmiştir. 2019 yerel seçimlerinde tüketilen Merkez Bankasının 128 milyar doları sonrası Hükûmet dövizdeki ani sıçrayışlarda biçare kalmış, piyasa üzerinde kontrolü iyice zayıflamıştır. “Faiz neden, döviz sonuçtur.” sloganı yerinde kaldı, piyasalar ise bildik, kontrolsüz ekonomilerin yaşadığı tüm fırtınaları yaşadı, döviz garantili mevduat hesaplarının ülkeye getireceği yükün ne olduğunu zamanı gelince göreceğiz. Daha doğrusu elli yıl önceki yaşadıklarımızı tekrar yaşayacağız. Yaşanan ekonomik uygulamaların sonucunda fakirin yaşam faturası oldukça ağırlaşmıştır. Çiftçi çaresizdir; gübre, mazot, tohum, elektrik faturası çiftçiyi canından bezdirmiştir. Dar gelirlinin bütçesindeki yüzde 30’u teşkil eden gıda, yoksul için daha ulaşılmaz hâle gelmiştir. Ülkemizde toplam ücretlerin yüzde 60’ından fazlasına tekabül eden asgari ücretliler, yoksulluğu çok derinden hissetmekte, yine yüzde 11 işsizin ne yapacağını anlatmaya kelimeler yetmemektedir.

Ülkemizde kiralar anormal yükseldi, toplam nüfusun yüzde 31’inin kiracı olduğu ve dar gelirlilerin giderlerinin yüzde 31’ine tekabül eden kira bedelini de ödeyemeyecek duruma gelmişlerdir. Ülkelerin ekonomilerini sürdürmelerinde iç tüketimin önemi bilinmektedir. İç tüketimin azalması üreticiyi zorda bırakacak, işsizlik başta olmak üzere bir dizi fakirlik zinciri ülkemizde sahnelenecektir. Yirmi yıl ülkeyi idare eden iktidarın ülkemizi getirdiği aşama budur. Yirmi yılda hükûmetin icraatı Türkiye'yi devraldıkları dönemin çok daha gerisine götürmüştür. Büyük şair Mehmet Akif Ersoy “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?” der.

Dövize çevrilen mevduat hesaplarının kapatılması münasebetiyle basın toplantısı yapan merhum Turgut Özal: “Kendilerini akıllı, uyanık sananlar böyle bir yol buldular. İnşallah, gençlerimiz bundan ders alır, bir daha böyle hesapsız, kitapsız hatalar yaparak gelecek nesilleri zor taşınan yük altına sokmazlar.” demişti. Merhum büyük şairimiz bir kez daha haklı çıkarken merhum Başbakan mezarında ters dönmüş olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

AYHAN EREL (Devamla) – İYİ Parti olarak sorunların farkındayız, yetkin kadrolarımızın reçeteleri hazır biz bu sorunları çözmeye hazırız diyor, hepinizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 12’nci madde kabul edilmiştir.

13’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               

         Hüda Kaya                           Murat Çepni Mahmut Toğrul                

           İstanbul                                  İzmir                               Gaziantep

 

        Ayşe Sürücü                        Züleyha Gülüm     Mahmut Celadet Gaydalı

          Şanlıurfa                               İstanbul                                  Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Murat Çepni.

Buyurun Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız, 13 milyon emekli yurttaşımız bugün açlığa mahkûm edilmiş durumda. 13 milyon emekli AKP’den yardım talep etmiyor ama AKP 13 milyon emekliye havadan para isteyen, oturduğu yerden destek isteyen insan muamelesi yapıyor oysa emeklilik çalışmaya bağlı bir haktır. Yani insanlar sizden yardım istemiyor, insanlar sizden özel olarak yardım dilenmiyor, haklarını istiyorlar. Bir başka deyişle sizin onlardan çaldığınız emekleri geri istiyorlar; emekliler devlete verdikleri emeklerin karşılığını istiyorlar. Yani çalıştılar, ürettiler ve şimdi kazandıkları hakkın gereğini istiyorlar. Açlık sınırı 4 bin TL, emekli maaşı ise 2.500 TL ve bunu büyük bir lütuf olarak sunuyorlar, AKP bunu büyük bir lütuf olarak sunuyor.

Emekliler 2000’li yıllardan itibaren çok ciddi hak gasplarıyla karşı karşıya kaldı. AKP’li yıllar içerisinde maaşların rakamsal olarak artışını yine AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan büyük bir başarı olarak sunuyor oysa meseleye alım gücü açısından baktığınızda durum tam olarak tersi. Bakın, Cumhurbaşkanı açıklamalarında 2002’den 2021’e kadar millî gelirin 18,36 kat büyüdüğünü açıklıyor ama aynı dönemde emekli maaşları 9,72 kat büyümüş. Yine SSK emeklisi 2002 yılında 9,5 adet çeyrek altın alabilirken şimdi sadece 1,5 adet alabiliyor yani AKP’nin rakamlara takla attırarak gerçekleri örtmesi mümkün değil, her şey gün gibi ortada, insanlar yaşadıkları mağduriyeti zaten çok net olarak hissediyorlar.

Yine, 2002’de emekli maaşı asgari ücretin yüzde 39 üzerindeyken bugün asgari ücretin yüzde 42 altındadır yani toplam payı yüzde 81. Yine bir aldatmaca daha söz konusu bu düzenlemede. Sözüm ona bütün emekli maaşlarını 2.500 liraya çıkartarak yine büyük bir adım atmış oluyorlar. Oysa, zaten enflasyon oranlarına göre 2.500 olacak olan maaşlar zaten kendi mecrasında yürüyor fakat artışla 2.500 lira olamayacak olan emekli maaşları peşin zam alıyorlar yani insanlar süreç içerisinde alacakları zammı peşinen almış oluyorlar, oysa ortada bir zam olmadığını söylemek de mümkün. 13,5 milyon emeklinin 9,5 milyonu kendi ödediği prim karşılığı maaş alıyor, yaklaşık 4 milyonu ise dul ve yetim maaşı alıyorlar ve bu insanlar yakınlarından kalan maaşın yüzde 50’sini aldıkları için 2.500 TL zaten alamayacaklar yani burada da bir mağduriyet söz konusu.

Evet, emekli örgütleri, emekli sendikaları bu konuda açıklamalar yaptılar ve emeklilerin, bu 13,5 milyon emeklinin talepleri şunlar: Emekli maaş alt sınırı en az asgari ücrete eşitlenmelidir, maaşlar millî gelire endeksli olmalıdır, ücret farkları giderilmelidir, EYT mağduriyeti, gaspı giderilmelidir, sağlık hizmetlerinde katkı payı kaldırılmalıdır, emekli sendikalarına kapatma davaları geri çekilmeli, örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Emeklilerin sorunu çalışanların sorunudur. Çalışırken kölece çalıştırılan, açlıkla, işsizlikle, iş cinayetleriyle yaşamları çalınan emekliler, emekli olabilirlerse de insan yerine koyulmuyorlar; zamanı geçmiş makine parçası gibi hayatın dışına atılıyorlar. Emeklilere para yok “Bütçede sıkıntı var.” diyor AKP; oysa sadece yazlık, kışlık sarayların bakımı, onarımı, donanımı için harcanacak bu yılki para 470 milyon TL. Evet “saray” dediğiniz de bir avuç kan emicinin ekonomisidir, “saray”  dediğiniz halka açlık, yoksulluk, din, iman; kendilerine ise şatafat, maaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Evet, emekli maaşları gündeme geldiğinde AKP'den bir ses geldi; dertleri neymiş? Emekli vekillerin yaşadıkları mağduriyetmiş. Bütün bu tablo içerisinde dikkat çektikleri tek şey, emekli vekil maaşlarının yaşadığı mağduriyetmiş. Evet, şimdi tablo bu; tablo açlık, yoksulluk ve işsizlik tablosu. Peki, bu tablo nasıl yönetilecek? Yine, hamasetle yönetilecek.

İşte -burada adını anmak istiyorum- Sezen Aksu örneğinde olduğu gibi, yine ne olduğu belli olmayan, kaçak polis kimlikleriyle dolaşanların, ülkenin her türlü varlığının peşkeş çekildiği koşullarda yine vatan, millet, din, iman edebiyatıyla bu açlık ve yoksulluk tablosu ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Evet, Sezen Aksu’ya biz de destek oluyoruz, Sezen Aksu’ya sahip çıkıyoruz. Saraya biat etmeyen sanatçıların yanındayız, saraya biat etmeyen sanatçıları buradan bir kez daha selamlıyoruz, yüreği kocaman minik serçeyi buradan selamlıyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) -  Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylamadan evvel karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –  Yok efendim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – 30 kişi bile yok.

BAŞKAN - Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, yok.

BAŞKAN - Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

                                                                       Kapanma Saati: 19.05

 

 DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Sevda ERDAN KILIÇ (İzmir), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

13’üncü madde üzerinde İzmir Milletvekili Murat Çepni ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Karar yeter sayısı vardır.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Madde üzerinde diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 13- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1.500 Türk lirasından” ibaresi “yürürlükte olan net asgari ücret tutarından” şeklinde, birinci fıkranın ikinci cümlesi ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ölüm sigortasından ve iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından ölüm aylığı veya sürekli iş göremezlik ölüm geliri alan hak sahiplerinin hisseleri oranı esas alınarak yapılan ödemeler tutarının 1500 TL'den az olması durumunda 1500 TL'ye iblağ edilir.”

Cavit Arı                                           Emine Gülizar Emecan          İlhami Özcan Aygun

Antalya                                                      İstanbul                                    Tekirdağ

Serkan Topal                                              Çetin Arık                       Süleyman Bülbül

Hatay                                                         Kayseri                                      Aydın

Rafet Zeybek                                           Alpay Antmen                       Faruk Sarıaslan

Antalya                                                       Mersin                                     Nevşehir

Fikret Şahin                                           Süleyman Girgin

Balıkesir                                                      Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kayseri Milletvekili Çetin Arık.

Buyurun Sayın Arık. (CHP sıralarından alkışlar)

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi yani en düşük emekli maaşının 2.500 lira olmasının düzenlenmesi üzerine söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, daha yeni yılın ilk dakikalarında doğal gaza yüzde 25, elektrik faturalarına kademeli olarak yüzde 100’ün üzerinde zam yapıp “Emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz.” deyip “En düşük emekli maaşı 2.500 lira oldu, müjde.” diye açıklama yapmak kelimenin tam anlamıyla adaletsizliktir, vicdansızlıktır, ayıptır. Sayın milletvekilleri, açlık sınırının 4 bin liranın üzerinde olduğu bir ülkede en düşük emekli maaşını 2.500 lira yapmak emekliyi açlığa mahkûm etmek demektir. Emekli kimdir? Emekli, bu ülkenin anasıdır, babasıdır. Hiç insan anasını, babasını açlığa mahkûm eder mi? Etmez. (CHP sıralarından alkışlar) İşte bu zalim iktidar ediyor, yazıklar olsun.

Sayın milletvekilleri, bugün emekli 100 gram et alamıyor, köye gidip kuzu da kesemiyor, bırakın kuzu kesmeyi tavuk bile kesemiyor, eti bayramdan bayrama zor görüyor. Emekli, domatesi kiloyla değil, taneyle alıyor. Doğal gaz faturalarının altında ezilmemek için kat kat giyiniyor. Romantizm olsun diye değil, elektrik faturaları çarpmasın diye mum ışığında oturuyor. Spor olsun diye değil, bayramlarda harçlık veremedikleri torunlarından kaçıyor. Kara kışta Halk Ekmek büfelerinde ucuz ekmek için saatlerce kuyruk bekliyor.

Sayın milletvekilleri, hele bir de emekli dul ve yetimler var ki onların aralarında 627 lira aylık alanlar var. Şimdi, soruyorum size: Bu ücretle bir ay geçinilebilir mi? Bırakın bir ay geçinmeyi, doğal gaz faturasını dahi ödeyemez. Bu insanlar ısınmayacak mı, ekmek yemeyecek mi, su içmeyecek mi? Sayın milletvekilleri, emekliler de insan, emekliler de bu ülkenin vatandaşı, emeklinin de insanca yaşamaya hakkı var ve bunu sağlamak da siz bu iktidarın görevidir. Geliniz sayın milletvekilleri, en düşük emekli maaşını hiç olmazsa asgari ücret seviyesine çıkartalım. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Sayın Erdoğan Uluslararası Yatırım Zirvesi’nde “Ülkemizde hukukta, demokraside ve ekonomide yeni bir reform seferberliği başlattık.” dedi. Ne zaman? 7 Aralık 2007’de. Hani nerede bu reformlar? Hani nerede? Siz fabrikalar kurdunuz da biz mi görmedik? Üretim yapıyorsunuz da biz mi görmüyoruz? Yani reform kim, siz kim. Sizin reform anlayışınız babalar gibi satmaktan ibarettir. Hayırsız evlat gibi ne varsa sattınız ve yediniz, bu milletin kefen parasını bile harcadınız. Şimdi, el âlemden avuç açıp para dileniyorsunuz. Onlar da “Size para veririz ama bir şartla.” diyorlar. Ne? “Merkez Bankasına yatıracağımız paraya haciz konulmayacağına garanti verin, bu konuda kanun teklifi çıkartın, verelim.” diyor. Siz ne yapıyorsunuz? “Hayhay, derhâl, çıkartırız. Çoğunluğumuz var, emriniz olur.” diyorsunuz. Vallahi sizi bilmem ama bu tavır bu milletin bir ferdi olarak benim gücüme gidiyor, kanıma dokunuyor. Bir de kalkıp “Yerliyiz ve millîyiz.” diyorsunuz. Böyle millîlik yere batsın, böyle yerlilik yere batsın.

Gerçekten söylediğiniz gibi hukukta, demokraside, ekonomide reform seferberliği başlatsaydınız, bugün emekliyi açlığa mahkûm etmeyecektiniz. Gerçekten samimi olsaydınız, el âleme avuç açıp para dilenmeyecektiniz. Bu ülkenin göz bebeği kurumlarını babalar gibi yabancılara satmayacaksınız ama velhasıl samimi değilsiniz. Yalancı çoban gibisiniz, artık size kimse inanmıyor, kimse size güvenmiyor ama milletimiz müsterih olsun, bu harami düzenin sonu geldi. Yani hani araç garantili yol yaptınız ya, hani hasta garantili hastane de yaptınız ya, hani yolcu garantili havaalanı da yaptınız ya, hani döviz garantili mevduat da getirdiniz ya, yapılacak ilk seçimde de bu milletimiz sizi bir daha geri gelmemek üzere, geri gelmemek garantisiyle sandığa gömecek ve “bay bay” diyecek; geliyor gelmekte olan.

Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Madde 13- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1.500” ibaresi “4.250” şeklinde değiştirilmiştir.

 

        Hüseyin Örs                Mehmet Metanet Çulhaoğlu               Ayhan Erel

           Trabzon                                 Adana                                Aksaray

 

       Ayhan Altıntaş                                                                Dursun Ataş

            Ankara                                                                           Kayseri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kayseri Milletvekili Sayın Dursun Ataş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, kanun teklifinin görüşülen bu maddesi en düşük gelir ve aylık ödemesinin 2.500 lira olmasını düzenlemektedir. Yani 1.500 lira olan en düşük emekli maaşının bin lira artışla 2.500 liraya çıkarılmasını öngörmektedir. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz dikkate alındığında bu miktarın ne kadar yetersiz olduğu da ortadadır. Sadece bir yılda yüzde 100’e yaklaşan bir enflasyonla karşı karşıyayız, bundan en çok etkilenen kesim de kuşkusuz ki emeklilerimizdir. Ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık gelir alanların sayısı 13 milyonun üzerindedir. Bu rakam, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sı kadardır yani ülkemizin yüzde 16’sı ömrünü çalışarak geçirmiş, emeklilik döneminde rahat bir hayat sürmeyi hayal etmiş ancak bugün zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma gelmiştir. Oysa eskiden emekli olan biri ikramiyesiyle evini ve arabasını alırken bugün emekli olan biri bırakın, ev almayı bir araba almayı bile hayal edemez olmuştur. Eskiden emekli olan biri emekli maaşıyla rahatça yaşarken bugün emeklilerimizin birçoğu ilerleyen yaşına rağmen ek bir iş yapmak zorunda kalmakta, sabah ucuz ekmek, akşam ucuz pazar kuyruğunda kendilerine yer bulmaya çalışmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin emekli vatandaşlarının refahı o ülkenin ne kadar geliştiğinin ciddi bir göstergesidir. Bizi kıskanan Avrupa’nın emekli bir vatandaşı dünyayı gezerken bizim emeklilerimiz kendi köyüne dahi gidemez, torununa bir hediye alamaz hâle getirilmiştir. AKP’nin emeklilere reva gördüğü yer halk ekmek bayileri önündeki uzun kuyruklardır. Açlık sınırının 4.013 lira olduğu, yoksulluk sınırının 10 bin liranın üstüne çıktığı bu dönemde AKP’nin emeklilere reva gördüğü maaş ise 2.500 liradır. Yani emekliler ekmeğe muhtaç, simide hasret hâle gelmiştir. Sayın Maliye Bakanı 2 yerden, danışmanları 3-5 yerden ballı maaşları aldıkları için anlamazlar belki ama biz soralım: Bir emekli 2.500 lirayla nerede barınabilir, ne yiyebilir, hangi doktora görünebilir, hangi tedaviyi karşılayabilir, nasıl geçinebilir? AKP iktidarı emeklileri açlığa mahkûm etmiştir. Yapılan bu 1.000 liralık artış elektrikten doğal gaza, akaryakıttan gıdaya, kısaca iğneden ipliğe her şeye gelen zamlarla daha emeklinin cebine girmeden eriyip bitmiştir.

Emeklilikte insan onuruna yakışan bir maaşı her emekli hak etmektedir. Bu yüzden İYİ Parti olarak Komisyonda “En düşük emekli asgari ücrete endekslensin.” teklifi verdik ancak Cumhur İttifakı üyeleri tarafından reddedildi; şimdi, burada, bu önergeyi tekrar veriyoruz. Tam olarak yeterli olmasa bile en düşük emekli maaşının asgari ücrete yani 4.250 liraya çıkarılması gerekmektedir. Ayrıca, emekliler için muayene, ilaç katılım payı ve fark ücreti kaldırılmalıdır. Ramazan ve Kurban Bayramlarında emeklilere verilen ikramiye en az asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.

AKP’nin 2008 yılında çıkardığı yasayla bozulan sistem adil bir intibak yasasıyla düzenlenmeli, Bağ-Kur ve SSK emeklileri ile 2008 öncesi ve sonrası emekli olanların maaşları arasındaki farklılıklar giderilmelidir. Öğretmenler, polisler, hemşireler gibi meslek gruplarında çalışanlara 3600 ek gösterge hakkı tanınmalı, böylece emeklilik koşullarında da ciddi bir şekilde iyileştirme yapılmalıdır. Emeklilikte yaşa takılanların sorunları da bir an önce çözülmelidir.

Değerli milletvekilleri, enflasyonun yüzde 80’lere ulaştığı, ekonomik krizin her geçen gün büyüdüğü, açlık sınırının 4.000 liranın üzerinde olduğu bir ortamda yapılan bu düzenleme kabul edilemez çünkü emeklilere yapılan bu zam yoksulluk ve açlık çeken 13 milyon insanın geçim sıkıntısını çözmekten çok uzaktır. Emekli, cebindeki üç kuruşu sağlıkta katkı payına mı bir dilim ekmeğe mi yoksa elektrik, su, doğal gaz faturasına mı vereceğinin hesabını yaparken iktidar, saraylarda israf ve lüks içinde yaşam sürmektedir; emekli, ay sonunu getirmenin hesabını yaparken iktidar, yandaşlarına üçer beşer maaşlar dağıtmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN ATAŞ (Devamla) – Resmi Gazete’de vergi istisnası yayınlayarak yandaşlarının bir gecede 9 milyar lira vergi borcunu silen; geçilmeyen köprülere, tünellere, uçak inmeyen havaalanlarına 43 milyar lira ödeyen AKP, emeklilerine 3-5 milyar lirayı veremiyor. 13 milyon emekli yoksulluğun, açlığın pençesinde yaşam mücadelesi verirken AKP iktidarının bu düzenlemeyi getirme amacı göz boyamaktan başka bir şey değildir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 13’üncü madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 14- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında bulunan (a) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiş ve bendin son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“4) Tam mükellefiyete tabi diğer yatırım fonu katılma paylarından elde ettikleri kâr payları (portföyünde yabancı para birimi cinsinden varlık ve altın ile diğer kıymetli madenler ve bunlara dayalı sermaye piyasası araçları bulunan yatırım fonlarından elde edilen kazançlar hariç).”

“Diğer yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları bu istisnadan yararlanamaz.”

           Mehmet Bekaroğlu                            Cavit Arı                Emine Gülizar Emecan

                  İstanbul                                     Antalya                                     İstanbul

              Serkan Topal                           Süleyman Bülbül                       Alpay Antmen

                   Hatay                                       Aydın                                       Mersin

         İlhami Özcan Aygun                        Rafet Zeybek                       Faruk Sarıaslan

                 Tekirdağ                                    Antalya                                    Nevşehir

            Süleyman Girgin                            Fikret Şahin

                   Muğla                                     Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu 14’üncü maddeyle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde değişiklik yapılıyor ve yatırım fonlarından elde edilen gelirlerdeki istisnalar genişletiliyor. Kurumlar Vergisi mükelleflerinin tam mükellefiyetine tabii, girişim sermayesi yatırım fonlarının katılma payları ile girişim sermayesinin yatırım ortaklıkları hisse senetlerinden elde ettikleri kârlardan zaten vergi alınmıyordu. Maddeyle bu istisnanın kapsamı genişletiliyor.

Değerli arkadaşlarım, son zamanlarda Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti hâlâ adını koymadığı ama çok ciddi bir ekonomik kriz içinde ve âdeta –âdeta diyorum yani hemen yanlış anlamayın- müflis bir tüccar gibi eski defterleri karıştırıyor, masanın üzerindeki notlara bakıyor, kâğıtlara bakıyor nereden ne elde edilebilir, nasıl bir şey yapabiliriz de birtakım… Ya, bu şekilde olmaz değerli arkadaşlarım. Yani bir inat uğruna gelinen bu yerde bundan sonra çok ciddi radikal tedbirler almazsanız bunları yapamazsınız. Alamazsınız da böyle radikal tedbirler çünkü sizin ölçünüz yok değerli arkadaşlarım. Geçenlerde yani bundan bir süre önce, 30 ve 31 Aralıkta öyle bir iş yaptınız ki bu işi yapan bir siyasi heyet; bundan sonra Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili çok ciddi kararlar alacak ve tekrar ekonomiyi yoluna koyacak, böyle bir inanç, his uyandıracak vatandaşta, mümkün değil. Ne yaptınız değerli arkadaşlar? Bir şekilde kendi Merkez Bankanızı soydunuz. Bir şekilde diyorum ha, benzetme yapıyorum, teşbihte hata olmaz. Bakın, Merkez Bankası 70 milyar TL zarardaydı -30 Aralık bilançolarında böyle görünüyor- o gece hayalî bir şekilde, sanki bir alışveriş yapılmış gibi -ya hazineyle ya merkez bankalarıyla ya kamu bankalarıyla, bunları açıklamadınız, sanki işte daha evvel ucuza alınmış şey pahalıya satılmış gibi; bunu yaparlar, bu vatandaş da yapar, güya Allah’ı kandırır, faiz değil başka bir şey yapıyoruz diye- satıyormuş gibi gösterdiler. “Efendim, 7 liraya aldığımız dövizi sattık işte 13 liraya, şu kadar kâr ettik.” Ne kadar? “Efendim, 130 milyar lira…” Aynı gün aynı saatte tekrar geri satıyorlar, orada alırlarken bir zarar yok, “Satarken kâr ettik…” 130 milyar lirayı 31 Aralıkta “kâr”a yazdılar ve dediler ki: “60 milyar lira kâr etti, Merkez Bankasının 60 milyar kârı var.” Sonra ne yaptılar? Sonra, mayıs ayında, haziran ayında toplanması gereken Merkez Bankası Yönetim Kurulu Şubat ayında -erken- toplanıyor değerli arkadaşlar ve bu kârı hazineye devredecek yani bu hâle geldi, Türkiye Cumhuriyeti bu hâle geldi. Okus pokusla, finans cambazlıklarıyla, üç kuruş oradan oraya konulacak, bu şekilde gidecek; gitmez. Bunları ne kadar yaparsanız -bu işleri- o kadar güven kaybediyorsunuz. Ekonomi biraz güven işidir, bunu herkes söyler. Sürekli olarak güven kaybediyorsunuz ve bu iş daha terse doğru gidiyor. Değerli arkadaşlarım, aslında bu heyetin yapacağı şey bir an evvel bırakıp ülkeyi seçime götürmek yani. Hadi tekrar kazanırsanız güven yenilemiş olursunuz, devam edersiniz ama kazanamayacaksınız. Niye? Çünkü arkadaşlar, siz bu ekonomide baştan beri büyük yanlışlıklar yaptınız, başkalarının parasıyla büyük harcamalar yaptınız. Getirdiniz o paraları işte “Biz bu işi biliyoruz, büyük işler yapıyoruz. Şu kadar duble yol, şu kadar…” diye betona gömdünüz, yandaş müteahhitlere paraları dağıttınız. “Şimdi, sırası geldi, hadi bakalım, gelin, borçları ödeyin…” Bunu eski Başbakanınız Binali Yıldırım da söyledi, itiraf etti “Dünya kadar para aldık, şimdi sırası geldi...” diye. Aldığınız paraları ne yaptınız? Asfalta, şuraya, betona gömdünüz, o parayla herhangi bir yatırım, araştırma geliştirme, fabrika, böyle şeyler yapmadığınız için kazanamıyorsunuz. Eğer o parayla böyle yatırımlar yapsaydınız şimdi orası da çalışırdı, gelirleriniz olurdu, öderdiniz. Şimdi Türkiye bunları yapamıyor. Cambazlıklarla, okus pokuslarla, oradan alıp oraya aktarmakla, kendi Merkez Bankasını soymakla bu iş devam edemez. Gerçekten size bir şey söyleyeyim ve bunu yapın, gidin Sayın Cumhurbaşkanına anlatın, anlatın arkadaşlar, çekinmeyin, deyin ki: “Biz seçime gidelim, artık yürümüyor bu iş. Seçime gidelim bu millet tekrar karar versin.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Bir cümle daha Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Hep böyle demiyor musunuz? Siz meşruiyeti sürekli millette aramıyor musunuz değerli arkadaşlarım? Hadi bakalım, tekrar millete gidin, millet karar versin; eğer sizi onaylarsa yolunuza devam edersiniz, onaylamazsa da kimi onaylarsa ona devredersiniz değerli arkadaşlarım. Bunu yapın, bunu yapın, bu ülke çok daha fazla zarar etmesin, daha büyük sıkıntılar içine girmeyelim diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesi arz ve teklif ederiz.

                Ayhan Erel                                Ümit Beyaz         Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                  Aksaray                                    İstanbul                                      Adana

               Hüseyin Örs                                                                        Ayhan Altıntaş

                  Trabzon                                                                                    Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ÜMİT BEYAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; artık temel yasa yapma yöntemine dönüşen yeni bir torba kanun paketinin 14’üncü maddesi üzerine İYİ Parti adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün işinize geldiği için dört elle sarıldığınız bu torba yasa yöntemi, Parlamentomuzun yasa yapma sorumluluğunu gayriciddi ve etkisiz kılmaktadır. Bu usul, bütüncül bir anlayışla kanun yapmamıza engel olmaktadır. Bu özensiz teklif hazırlama yöntemiyle durmadan değişikliğe uğrayan, günü geçiren ve ana odaklanan bir mevzuat sistemi yaratılmıştır.

Değerli milletvekilleri, bir yapboz ekonomisi uygulanan ülkemiz, yeni yıla zam kabusuyla girdi. 20 Aralık akşamı faiz indirme bahanesiyle küçük yatırımcıyı çarpan iktidar, 31 Aralık gecesi de elektrikten doğal gaza, akaryakıttan köprülere, vergilerden harçlara, iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı yüzde 50 zammı da çarpmış oldu; bununla da kalmadı, zammı gece yarısından sonra geçerli ilan ederek zamları enflasyondan kaçırıp milyonlarca memur ve emeklimizin yeni yıl zammını da çarpmış oldu. Yeni yılın daha ilk saatlerine rekor seviyede zamlarla girdik. Doğal gaza konutta yüzde 25, sanayide yüzde 50 zam geldi; benzine 68 kuruş zam yapıldı; sadece aralık ayında LPG fiyatları yüzde 80 arttı; elektriğe yüzde 52 ila yüzde 130 aralığında zam geldi; köprü geçişlerinde çift yönlü tarifeye geçildi. İyi ama teoriye göre fiyatlar, faiz inince düşecekti, dolar yükselince fiyatlar artmayacak, faize bağlı düşüşler olacaktı. Meşhur teorimize göre faizleri indirince piyasada her şey bahar havasına bürünecekti, oysa Merkez Bankası faizleri düşürdüğünde piyasada faizler dahi yükseldi.

Değerli milletvekilleri, kabul edelim ki Türkiye’de 2006 sonrasında yurt sayılarında olağanüstü bir artış yaşandı. Yaptığınız düzenlemelerle cemaat ve tarikat yurtlarının açılmasını kolaylaştırdınız, teşvik ettiniz. Kamuya ait taşınmazların bedelsiz kullanımına izin verdiniz. Bu yurtlar üzerindeki Millî Eğitim Bakanlığı denetimini kaldırdınız. Gençlerimizi önce yoksulluğa, sonra, yoksulluk sebebiyle bu yurtlara mahkûm ettiniz. İşte Enes Kara; henüz 20 yaşında, tıp fakültesi 2’nci sınıf öğrencisiydi, birkaç gün önce intihar ederek yaşamına maalesef son verdi. Enes’in geride bıraktığı video ve not çok önemli. Enes bu videoda zorunlu olarak cemaat yurdunda kaldığını ve hayattan nasıl koparıldığını, yaşama sevincini nasıl kaybettiğini tek tek anlattı. Bir genç “Yaşama sevincimi kaybettim.” diyerek intihar ediyorsa bu kürsülerde susamayız, gençlerin geleceğini karartanlara, yaşamdan kopartanlara göz yumamayız. Gençlerimize umut olmak, güvence olmak zorundayız. Büyük devlet olmak öğrencilerinin barınma ihtiyacını karşılamak demektir. Büyük devlet olmak çocuklarını kimseye mahcup, muhtaç etmemek demektir. Eğer, bir ülkede öğrencilerin barınabileceği yurt sayısı yetersizse öğrencilerimiz istemeye istemeye aile baskısı ve ekonomik koşullar sebebiyle tarikat ve cemaat yurtlarında kalmak zorunda bırakılıyorsa burada büyük devlet yok demektir, hatta orada maalesef devlet yok demektir. Gelin el ele verelim gençlerimize daha çok destek olalım, hiçbir gencimiz kendisini yalnız ve çaresiz hissetmesin, bu gençlerimizi devletin denetimi olmayan hiçbir yere mahkûm etmeyelim.

Değerli milletvekilleri “Adil bir Türkiye, özgür bir toplum.” idealiyle yoluyla çıkan İYİ Parti olarak bu kürsüden milletin sesi olmayı sürdüreceğiz, vatandaşlarımızın dertlerini bütün Türkiye’ye duyurarak devam edeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in dediği gibi “Ne yapılırsa yapılsın, hangi tezgâh kurulursa kurulsun biz milletimizle buluşacak, milletimizin sesi olacağız. Kulakları sağır, gönülleri millete kapalı olanlara rağmen biz 2022 yılında da milletin partisi olmaya devam edeceğiz.” diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde yer alan “aşağıdaki” ibaresinin “aşağıda bulunan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Musa Piroğlu                               Hüda Kaya                             Ayşe Sürücü

                  İstanbul                                    İstanbul                                   Şanlıurfa

             Züleyha Gülüm                           Mahmut Toğrul           Gülüstan Koçyiğit Kılıç

                  İstanbul                                   Gaziantep                                      Muş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Ülkede tam bir kriz hâli yaşanıyor, her konuda bir kriz var. Tek adamın kararlarına mahkûm edilen ülke, ne yazık ki iflasın eşiğine gelmiş durumda. Yoksulun, emeklinin, emekçinin, öğrencilerin, kadınların geleceğini yok eden kararlar alınıyor. Ülkenin dört bir yanında açlık var, yoksulluk var, kıtlık var. Kim için var tabii? Ezilenler, emekçiler, çalışanlar için var. Bir avuç zengin için saraylarda yaşamak var tabii ki, “tüm halk için” derken elbette ki bir avuç zengini kastetmiyoruz.

Artık, insanlar ucuz ekmek alabilmek için Halk Ekmek büfe kuyruklarında beklemek zorunda kalıyor, mahalle marketlerinden su bardağıyla yağ satın alıyor, pazarlarda artık kiloyla değil, taneyle alışveriş yapılabiliyor. Eskişehir’de kahvehane işletmecisi 28 yaşındaki Özgür Pehlivan kredi borçlarını ödeyemediği için, artık kendisini döndüremediği için intihar etti. 28 yaşında bir insanı umutsuzluğa sürüklemekten bahsediyorum.

Çiftçiler üretmenin değil, üretememenin maliyetini hesaplıyorlar. “Acaba üretmezsem ne kadar daha az zarar ederim?” diyerek ekinlerini bile ekmekten geri duruyorlar. Türkiye'nin dört bir yanından gelen çiftçiler Tarım ve Orman Bakanlığı önünde eylem yaptı. Eylem yaptı da muhatap bulabildi mi? Bulamadı tabii ki, Bakanlık hiçbir şekilde muhatap olmadı. Oysaki çiftçiler şunu söylüyordu: Türkiye tarihinde ilk kez bu kadar çiftçinin üretim araçları, traktörleri, mal varlıkları haczedildi.” ama tabii, ortada bunu da duymak istemeyen bir Bakanlık vardı.

Sadece çiftçiler mi? Sağlık politikalarınız da iflas etti “Sağlıkta dönüşüm.” dediniz, sağlık kurumlarını ticarethaneye; insanları, hastaları müşteriye dönüştürdünüz. “Kuyruklar yok.” diye övünüyorsunuz, görünmez kuyruklar oluşturdunuz; evet, eskiden hastane önünde bekliyordu insanlar, şimdi, internetten, randevu sisteminden aylar sonrasına randevu alabiliyor ve siz bununla “Kuyruk yok.” diye övünüyorsunuz. Sağlık emekçilerine sömürüyü, otuz altı saati aşan nöbeti, beş dakika da bir randevuyu, saymakla bitiremeyeceğimiz kölelik koşullarını dayattınız. 2012’de, Türk Tabipleri Birliğinden yurt dışına çıkabilmek amaçlı belge almak için başvuran hekim sayısı 59 iken, bu sayı 2021’de 1.405’e çıktı ama sizin umurunuzda mı? Tıkanan sağlık hizmetlerinde halk karşısında muhatap bulamadıkça, sağlıkta şiddet dili körüklendikçe bu sefer sağlıkçılar, maalesef, şiddetle karşı karşıya kalıyor; şiddet artıyor, buna karşı siz sağlıkta şiddete karşı etkili bir yasal düzenleme yapılması talebini, meslek hastalığı yasası talebini görmezden geliyorsunuz. Açlık sınırına kadar gerilemiş gelirleri ve özlük haklarıyla ilgili bir tasarı geldi, sağlık çalışanları dedi ki: “Yeterli değildir, daha fazla genişletilmesi gerekir.” siz ne yaptınız? Var olanı bile geri çektiniz, hiçbir düzenleme yapmadınız. Türkiye'nin en güvenilir kurumlarından biri olan Türk Tabipleri Birliğini sizin yanlışlarınızı deşifre ediyor, halkı aydınlatıyor diye hedef aldınız. Tüm saldırılarınıza rağmen sağlık emekçileri hem kendi hakları hem de halkın sağlık hakkı için direnmeye devam ediyor. Beyaz Yürüyüş’ten Beyaz Forum’a, 15 Aralık grevinden 4 Ocaktaki bordrolarını faks çekme eylemlerine kadar hem ekonomik hem özlük hem de demokratik hakları için dört bir yanda mücadele veren sağlık emekçilerine, Türk Tabipleri Birliğine buradan selam olsun diyoruz.

Ülkenin dört bir yanından yoksulluğun, adaletsizliğin çığlığı yükseliyor. Doların yükselişini tırmandırdınız, halk elindeki birikimi dövize yatırdı ve hatta kredi çekerek döviz almak zorunda kaldı; 20 Aralık 2021 akşamında dolar kuru 18,40 TL seviyesinden birdenbire 11 TL seviyelerine düştü, haberdar ettikleriniz yüksek kurlardan dolarlarını bozup daha fazla zenginleşirken üç beş kuruşunu dövize yatıran halk yani emekçiler sayenizde daha fazla yoksullaştı. Sizin vurgun yaptığınız 20 Aralık günü Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde borç gerekçesiyle elektriği kesilen bir ailede 2 yaşındaki Yunus Emre Binen bebek soğuktan dolayı hayatını kaybetti. “Ay'a çıkacağız.” “Yerli otomobil, uçak üreteceğiz.” “Büyük çapta doğal gaz kaynağı keşfettik.” “Dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olacağız.” yalanlarınıza inanan yok artık. Siz inanıyorsanız eğer önden buyurun, yandaşlarınızı alın uzaya yerleşin, bu ülkede bir nefes alsın diyoruz. Bütün bu düzenlemeleri, halkın refaha kavuşmasını elbette ki iktidardan, sizlerden beklemiyoruz. O yüzden buradan halka seslenmek istiyorum: Bu iktidarın bir avuç zengini zengin etme dışında halka verebileceği hiçbir seçenek kalmamıştır ama şunu da söyleyelim: Kimse umutsuzluğa kapılmasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

 ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) – Çözüm bir avuç iktidar ve yandaşları karşısında milyonlar olan ezilenlerin, emekçilerin ellerinde, yüreğinde. Bir olursak, örgütlenirsek, dayanışmamızı güçlendirirsek, demokrasi, adalet talebimizi birlikte söylersek inanın ki biz kazanacağız. Milyonlarca insanın yoksulluğunun sebebi dış güçler falan değil. Halk yoksullaşıyor çünkü iktidar zenginlere çalışıyor; onlar zengin oldukça halk, emekçiler, kadınlar, gençler yoksullaşıyor. Halkı, ezilenleri böl-parçala-düşmanlaştır yöntemiyle kendi iktidarlarına razı etmeye çalışanlara ikna olmayın. Bu oyuna gelmeyelim. Bu ülkenin kaynakları, halkın refah içerisinde yaşayabileceği kadar büyük, yeter ki halk için kullanılsın. Çözüm belli: Ampulü söndürün, söndürdüğünüz ampullerin yerine yeni ampuller değil, kendi iktidarınızı kurun.

Gerçek bir halk iktidarı için topyekûn mücadeleye diyorum, zafer direnenlerin olacak! (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 14’üncü madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Mahmut Toğrul                              Hüda Kaya                                 Sait Dede

                 Gaziantep                                   İstanbul                                     Hakkâri

               Ayşe Sürücü                            Züleyha Gülüm           Gülüstan Kılıç Koçyiğit

                 Şanlıurfa                                   İstanbul                                       Muş

             Erdal Aydemir

                   Bingöl

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle AKP Hükûmetiyle birlikte adaletin, hukukun, yargının ne hâle geldiğiyle ilgili iki çarpıcı örnek vermek istiyorum. Hep eleştirirler 12 Eylül 1980 darbesini ve Kenan Evren’i. Kenan Evren ne yaptı? 17 yaşında Nihat Eren’in yaşını küçültüp… (“Erdal Eren” sesleri)

Erdal Eren’i… Özür dilerim, özür, özür… Kenan Evren ne yaptı? Erdal Eren’in yaşını küçülttü, 17 yaşında olan Erdal Eren’in yaşını küçültüp idam etti ama… (“Büyüttü” sesleri) Büyüttü, özür, özür, özür…

Arkadaşlar, arkadaşlar, Erdal Eren, Kenan Evren tarafından yaşı büyütülüp 17 yaşındayken, 17 yaşındayken yaşı büyütülüp idam edildi, idam edildi. Bakın, AKP Hükûmeti ne yaptı? Aynı Kenan Evren gibi, aynı Kenan Evren gibi Bager Sayak… 17 yaşında, 17 yaşında olan bu kişinin yaşını büyütüp ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırdı. Kim yaptı bunu? Recep Tayyip Erdoğan’ın yürütmenin başı olduğu hükûmet yaptı.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Hani nerede belgesi?

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Arkadaşlar, kim bu? AKP grubu, küçük ortağı MHP grubu. Türkiye yargı tarihinin, Türkiye yargı tarihinin en uzun süreli, yirmi yıl tutuklu yaşayan -bakın, tutuklu yaşayan, tutuklu- tutuklu yaşayan birisi İlhan Çomak ve hâlen cezaevinde. 20 yaşında tutuklandı, yirmi sekiz yıldır cezaevinde; sizlerin de kardeşi var, sizlerin de abisi, akrabası var. Tam yirmi sekiz yıldır cezaevinde tutuluyor, hiçbir delili yok.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Size göre zaten…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Dinleyin ya. Neye itiraz ediyorsunuz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu, AK PARTİ döneminde olmamış, “yirmi sekiz sene” diyor, önce olmuş.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – 2 defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiği dolayısıyla dosyası bozulmuş ve yerel mahkemelere gönderilmiş bir kişi, İlhan Çomak şu anda bile cezaevinde. Cezaevinde olurken de yazmış olduğu romanlar ve şiir kitaplarından dolayı defalarca uluslararası alanda ödül almış birisi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Yalnız bunu maydanoza nasıl bağlayacak, merak ediyorum. Bir de ampul var.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Evet, arkadaşlar, şimdi nereye gelelim? Adıyaman’da bir grup başkan vekilinin katılmış olduğu bir toplantıda Ali Avcı diye bir AKP’li sandık başkanı, görevlisi olan bir arkadaşımız ne dedi? Dedi ki: “Bu anlattığınızı boş verin, hamaseti boş verin, ‘Uçak ürettik, Çanakkale’den daldık, Atlas Okyanusu’ndan çıktık.’ bunları boş verin; işsizim, işsizim, açım, açım. Açlığıma çare bulun.” Ne yapıldı karşılığında? Ama grup başkan vekilini tebrik ediyoruz. Kendi partilisi Ali Avcı’ya şunu demedi: “Ananı da al git.” demedi. Tabii.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Salondan dışarı çıkarılmadı, salondan dışarı çıkarılmadı.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – “Seni çıktığın yere kadar kovalarım.” demedi. Tebrik ediyoruz, muazzam tebrik ediyoruz. Ama şunu da demedi… 2002 yılına kadar, bu bardak var ya bardak, ey AKP Grubu, Türkiye'de bu bardak üretilmemişti, AKP sayesinde üretildi(!) (HDP sıralarından gülüşmeler, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Evet, evet, niye? Elbistan'da bardaktan su içilmiyordu. Neyle su içiliyordu? Fötrden su içiliyordu, fötrden.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Maydanozla bağlantısını nasıl kuracaksın?

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Bakın, bakın arkadaşlar, bu kim biliyor musunuz, bu kim? Semra, Semra Arslan, iyi bakın, iyi bakın.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Semra Güzel mi? Semra Güzel mi o?

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili iyi bakın. Semra Arslan Gebze'de, Gebze'de bir pazar esnafı. Ne satıyor biliyor musunuz? Ha bu maydanoz var ya maydanoz, bu maydanozu satıyor.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Semra Güzel nerede?

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Maydanozu satarken de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Semra Güzel şu maydanozu satıyor, şu maydanozu satıyor. Satarken de ne diyor biliyor musunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Semra Güzel değil.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Diyor ki: “Bu maydanozun bana maliyeti 2 lira 75 kuruş. Ben bu maydanozdan 2,5 kuruş kazanıyorum.” Bana dedi ki: “Çocuğum, git Mecliste bunu ifade et.” (AK PARTİ sıralarından “Kim?” sesleri)  Ne et dedi? “Ben şimdiye kadar AKP'ye oy verdiğim için pişmanım.” dedi. Bakın, bu kim, bu ne? Bu sizin ampulünüz. Bu ampulü kim patlatacak biliyor musunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Semra Güzel mi?

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – İlk seçimde, ilk seçimde bu ampulü Semra Arslan Gebze'deki pazar esnafı, koyun üreticisi AKP'li Ali Avcı patlatacak. (HDP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Var mı zaman?

METİN YAVUZ (Aydın) – Güzel, güzel patlatacak, patladı da; sizi de patlattı, HDP’yi de patlattı.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Saygılar(!)

METİN YAVUZ (Aydın) – HDP’yi de patlattı.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Ampulü kimlerin yakacağı çok belli; yirmi yıldır kim yaktıysa onlar yakacaklar ampulü.

METİN YAVUZ (Aydın) – Siz gidin, dağlarda resim verin, sonra da ağlayın.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Ama öğretmenlikten önce maddi durumun neydi? Şu anda milyar dolar içerisinde yüzüyorsunuz. Bunu da açıklayın.

METİN YAVUZ (Aydın) – Ah Semra, patlattın; hem kendini patlattın hem HDP’yi patlattın!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu “öğretmenlik” ifadesi bana mıydı?

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Heyecanlandım.

Cehennemin kapısında zebaniler sizleri bekliyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal.

 

 

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şimdi Sayın Başkan, 11/2/2021 tarihinde “Mahir Ünal’ın ‘Türkiye’de bardak yoktu.’ sözleri çarpıtıldı; işte gerçek.” diye Halk TV bile kullandı ve sözlerin nasıl bir dezenformasyon aracı hâline getirildiğini Halk TV bile kabul etti o dönemde.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Niye “bile bile” diyorsun yani ne bile?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Çünkü Halk TV bu konularda…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – A Haber “iki kere iki dört” bile demez; Tayyip Erdoğan “beş” derse “beş” der.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şimdi A Haber’le Halk TV’yi yarıştırmak için konuşmuyoruz. Sadece bir gerçeğin altını çiziyoruz

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tayyip Erdoğan “iki kere iki beş” derse A Haber “beş” der, “Reis kerrat cetvelini tadil etti.” der.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Şimdi, Özgür Bey, Adıyaman’da cuma günü İl Danışma Meclisi toplantısında konuşma yaptığım esnada…

BAŞKAN – Buyurun.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – …bir vatandaşımız orada bir ifade kullandı. Ya, görüntülerde de var, diyorum ki: “Güzel kardeşim, konuşmamı bitireyim, seninle konuşacağım.” Dolayısıyla, salondan çıkarılmadı; aynı salonda konuşmam bittikten sonra kendisiyle görüştüm, kendisiyle konuştum ve maalesef -İşte, Sayın Özgür Özel, şimdi “Neden Halk TV?” diye sordu- Halk TV ertesi gün Ali Avcı’yı televizyonlara çıkarıp benimle konuştuğunun aksine, başka beyanlar ortaya koydu.

Bu konunun burada tartışılmasını ya da uzatılmasını da istemiyorum. Sayın hatip konuyu açtığı için gerekli açıklamayı yapma gereği duydum.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, izin verirseniz 60’a göre…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sataşmada bulunmadım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sataşma demedim zaten.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bir şey yok.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Hayır, hayır; Başkanım, Başkanım…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dur, dur; bir yapsın, oylamadan sonra…

BAŞKAN – Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, izninizle sadece bir dakika.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir dakika Erdal Bey…

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli Genel Kurul; şu anda edindiğimiz bir bilgiye göre Ali Avcı 100 tane koyun sahibi, koyunlar isyan etmiş, “Sayın Mahir Ünal neden bizi terör örgütü ve Ali Avcı’yı da terör örgütünün lideri olmamakla itham etmediği için…” Şu anda, bize böyle bir talepleri var, Sayın Meclisle paylaşıyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Genel Kurul böyle lüzumsuz bir ironiyle meşgul edilmemeli.

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) –  Evet(!)

Yalnız bir şeyi de atlattı: Öğretmenken serveti neydi, şu anda serveti nedir? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Ya, böyle bir ironi mi olur, Genel Kurulun bir mehabeti var ya!

BAŞKAN – Şimdi okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri okutup…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –  Sayın Başkan, söz talebim var.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Her yıl mal bildiriminde bulunuyoruz Meclise.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi, Sayın Mahir Ünal birkaç şeyi birden yapıyor. Birincisi; “Halk TV bile yaptı.” diyerek Halk TV’yi eleştiriyor. Oysa Halk TV şunu söylemiş, hemen açtım baktım. Süleyman Soylu’nun bana kazandırdığı bir özellik var; bir AK PARTİ’li ne derse desin, akla çok yakın da gelse kaynağına git bak. Yalan bitmeden doğru konuşmuyorlar.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Hoş bir şey değil söylediğin. Hiç hoş değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Döndüm baktım, sekiz saniyelik kısmı “Bizden önce bırakın suyu, bardak bile yoktu.” dediği kısmı kırpmışlar.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Evet.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Halk TV diyor ki: “Bulun, dönün tamamına bakın.” Tamamında diyorsunuz ki: “Bardağın yüzde 70’i dolu, 30’u boş. Hep boş tarafa bakıyorsunuz ama biraz da doluyu konuşalım. Bırakın bardağı, bizden önce su bile yoktu.” Halk TV, esas ironiyi, sizin savunduğunuz kısmın üzerinden, olmayana ergi yöntemiyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Peki, Halk TV gayet iyi, gayet güzel, gayet mükemmel, inanılmaz iyi yayın yapıyor(!)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …sizin yapmaya çalıştığınız bir saptırmayı… Bakın, dediği gibi, “Sekiz saniyeyi değil, tamamını yayınlayalım.” demiş. Okuyunca insan daha çok ürperiyor.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Seni tebrik ediyorum; Halk TV’yi bile bu kadar iyi savunuyorsun, seni tebrik ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İkincisi; sizin çıktığınız, aldığınız, dışarıya çıkardığınız kişiyi Anadolu Ajansının önünde, mevcutlu getirip kendi il başkanlığınızda sorgulayacaksınız…

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Mevcutlu getirmedik, salondaydı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …orada bir sorun yok.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Salondaydı, salondaydı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ondan sonra Halk TV gidip mikrofon uzatacak, o zaman “Orada başka bir şey var.”

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bir yere getirilmedi, salondaydı zaten.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -  Eğer bir baskı varsa AKP Grup Başkan Vekilinin AKP il binasında devletin ajansını kullanarak vatandaşı sorguya çektiği anda baskı vardır, Halk TV’nin röportajında değil.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Anka Ajansı da oradaydı, Anka Ajansı da oradaydı.

 

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

 

 

 

BAŞKAN – Şimdi okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin  birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

     Ayhan Erel                Ayhan Altıntaş     Mehmet Metanet Çulhaoğlu                       Aksaray                                Ankara                                  Adana                                                   Hüseyin Örs Fahrettin Yokuş                                                                                                Trabzon            Konya

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Abdüllatif Şener                               Cavit Arı Emine Gülizar Emecan                                                       Konya                                 Antalya           İstanbul                                     Süleyman Girgin     Süleyman Bülbül                  İlhami Özcan Aygun                                          Muğla                                   Aydın                                Tekirdağ                                                  Rafet Zeybek Alpay Antmen      Faruk Sarıaslan                                                                     Antalya            Mersin                                Nevşehir                                            Serkan Topal                         Fikret Şahin                                                                                         Hatay                                Balıkesir                                                          

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş’a aittir.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

15’inci maddeyle sanayi sicil belgesine haiz ve fiilen üretim veya ihracat yapan kurumların söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların kurumlar vergisi oranında yüzde 1’lik indirim uygulanması amaçlanmaktadır. Yani üretimin ve ihracatın artırılmasının bir nebze teşvik edilmesi amaçlanıyor. Üretimin ve ihracatın artmasını tabii ki destekliyoruz, bunu buradan da sık sık söyledik. Borçla ve hazır birikimleri satarak elde edilen büyüme kalıcı olmaz; nitekim on dokuz yıl denediniz, sonuçta cumhuriyetin kazanımlarını sattınız, ülkeyi  borca soktunuz, hayatı pahalılandırdınız, vatandaşı enflasyona ezdirdiniz, gençleri işsiz ve umutsuz bıraktınız. Hâlbuki ülkelerin kalkınmasının ana unsuru üretimdir; tarımsal üretim ve sanayi üretimi, teknolojik üretim, ara malı üretimi gibi katma değer sağlayacak üretim büyüme ve kalkınmanın ön şartıdır. Üretimin ve ihracatın artırılmasının teşvik edilmesini de gerekli buluyoruz fakat bu teşvik ve desteklerin amacına ulaşması için sistematik ve kalıcı olması gerektiğini de düşünüyoruz. Dönemsel teşviklerle, günü kurtarma uygulamalarıyla, ileri geri politikalarla bir yere varamazsınız.

Değerli arkadaşlar, ekonominin büyümesi istikrar ve güvenle mümkündür ancak siz hâlâ ani politika değişiklikleriyle yol almaya çalışıyorsunuz. Geçen sene 254 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle kurumlar vergisini yüzde 20’den yüzde 25’e, bu sene için de yüzde 23’e yükseltmiştiniz. Bugün kalktınız, bunun doğru olmadığını düşündünüz, üretime ve ihracata katkı sağlamak için, yükselttiğiniz vergide şimdi de yüzde 1’lik indirim teklif ediyorsunuz. Kurumlar vergisinde yüzde 1’lik indirim gerekliyse yüzde 5 artışın faydalı olmayacağı da ortadadır. Bunu her 2 kanun teklifinde de imzası olan vekillere sormak istiyorum. 254 sıra sayılı Teklif’te 45 milletvekilinin imzası var, bu 45 vekilin 30’unun bu 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nde de imzası var. Buradan iki sonuç çıkıyor: Ya bu vekil arkadaşlar hiç incelemeden ve üzerinde fikir beyan etmeden her iki kanun teklifine de yalnızca imza atmışlar ya da “Biz hata yaptık.” diyerek tekrar yeni bir kanun teklifinde bir araya gelmişler. Her iki sonuç da maalesef takdir edilecek uygulamalara işaret etmiyor.

Değerli iktidar milletvekilleri, iktidarınızın her uygulamasında bu tür belirsizlikler var. İktidar bir gün dövizin yükselmesini istiyor, yükseleceği mesajını en tepeden veriyor, akşam saatlerinde ise karar değiştiriyor, doları düşürmek için farklı bir uygulama getiriyor, hatta sonra da “Çarpılan küçük yatırımcıydı.” diyor. Bu kadar belirsiz ve kararsız politikalarla en temel sistemlere, mesela bireysel emeklilik sistemine bile güvenimiz kalmadı. Ekonomiyle ilgili neredeyse bütün icraatlar böyle, ipten düşmemeye çalışan cambaz gibi. Bu gösteri belki dışarıdan izleyenler için eğlencelidir ancak tehlikeye atılan ekonomik sıkıntı içine soktuğunuz vatandaş olunca üzücü oluyor. Vatandaşın gerçeklerinden kopuk yaşamaya başladınız, öyle ki “Karnımı doyurmak için kendimi geliştiriyorum. Açlığımı aklımdan çıkarmaya çalışıyorum. Bazen fazla su içiyorum.” diyen çocukların olduğu bir memlekette kalkıp “100 liralık et almıyorum, kuzu kestiriyorum.” diyebilen ortaklarınız var.

Bir an önce kendinize gelip vatandaşın feryadını duymaya davet ediyoruz, aksi hâlde Türk milleti önümüzdeki seçimde kendi sesini duyanlara iktidar görevini verecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Konya Milletvekili Abdüllatif Şener’e aittir.

Buyurun Sayın Şener. (CHP sıralarından alkışlar)

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 15’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge nedeniyle söz aldım, heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu, 15’inci madde, diğer maddeler gibi, Hükûmetin izlemiş olduğu yanlış politikalar neticesinde ekonomiyi krize sokmuş olması, bütün ekonomik göstergeleri bozması ve bunun arkasından çözüm arama arayışları içerisinde ortaya çıkmış bir metindir. Ancak bu düzenlemeler, şu anda ekonominin içinde bulunduğu sorunları giderecek nitelikte değildir. 15’inci maddeye baktığımızda da zaten bunun bir derde şifa olmayacağını hemen anlayabiliriz. Ne diyor 15’inci maddede? “İhracat yapan kurumların kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanır.” diyor. Diğer bentte de “Fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanır.” diyor yani “Üretim yapanlar, ihracat yapanlar kurumlar vergisini 1 puan daha düşük ödeyeceklerdir.” demek istiyor. Ancak, içinde bulunduğumuz durumu gözden geçirecek olursak en büyük sıkıntıyı tüketiciler çekmektedir. Korkunç bir enflasyon var, başta akar yakıt fiyatları, doğal gaz, elektrik olmak üzere Türkiye yangın yerine dönmüştür; marketlerde, pazarlarda ucuz hiçbir mal kalmamıştır; mutfakta yangın vardır, tencere kaynamıyor. Böyle bir ortamda toplam vergi gelirlerinin yüzde 66’sının harcamalardan alınan vergiler olduğu düşünülecek olursa 84 milyon insanın yaşadığı bu yangın ortamında giderler üzerindeki vergilerin azaltılması öncelenmeliydi ancak “Üretim ve ihracatı artırmak fiyatları düşürür mü?” derseniz, bu yüzde 1’lik indirimin hiçbir işe yaramayacağı da açıktır çünkü bu indirimlerden kim yararlanacaktır? Bu indirim yapılmasa dahi üretim faaliyetinde veya ihracat faaliyetinde bulunanlar yararlanmış olacaklardır, ilave bir katkı sağlamayacaktır.

İkinci bir durum ise; bakıyoruz, her şeyi dağıtan, altını üstüne getiren Hükûmet bu maddeyle de bir dağınıklık ortaya çıkarmıştır. Nedir o dağınıklık? Şu anda Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre kurumlar vergisi oranı yüzde 20’dir, bu maddeye göre ise ihracat yapan ve üretim faaliyetleriyle iştigal edenler için 1 puan indirileceğine göre yüzde 19’dur ama 2022 yılı için geçici kurumlar vergisi oranı ise yüzde 23’tür yani aynı dönem itibarıyla bir yüzde 23’lük kurumlar vergisi var, bir yüzde 20’lik kurumlar vergisi var, bir de yüzde 19 oranında uygulanan kurumlar vergisi var. Böylesine dağınık, rastgele ve köklü bir kanunun temel bir maddesini anlaşılmaz hâle sokmanın hiçbir faydası olmadığı da açıktır. Kanun yapma tekniği açısından bu düzenleme kabul edilemez, savunulamaz niteliktedir.

Diğer taraftan, öngördükleri ekonomik etkinin de ortaya çıkmayacağı kesindir ama fiyat artışlarından rahatsız olan geniş kitlelerin de bu madde nedeniyle ulaşabilecekleri hiçbir rahatlık yoktur. Dolayısıyla, bu maddenin, bu içinde bulunduğumuz konjonktüre uygun ve katkı sağlayacak bir madde olmadığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz gibi, sistemi anlaşılmaz hâle getirmesi nedeniyle de bunun faydadan çok zarar getirebileceği kanaatindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Bu bakımdan, bu önergemizde gerekli değişikliğin yapılmasında fayda olduğu kanaatindeyim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 15’inci madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

             Hüda Kaya                       Mahmut Toğrul               Hasan Özgüneş

               İstanbul                             Gaziantep                              Şırnak

     Gülüstan Kılıç Koçyiğit                 Ayşe Sürücü                 Züleyha Gülüm

                 Muş                                Şanlıurfa                             İstanbul

                                                     Oya Ersoy

                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERSOY (İstanbul) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, bu maddeyle kamu emekçileri ve kamu emekçileri emeklilerinin ücretlerine yüzde 30,95 zam yapıyorsunuz; zaten asgari ücreti de yüzde 50 artırarak 4.250 liraya çıkardınız. Doları 18’lerden 12 liraya düşürdünüz bir gecede; zaten çarşı, pazar enflasyonunu, gıda zamlarını yapan marketler, onların suçu; zamlar karşısında “Geçinemiyoruz.” demek iktidarı itibarsızlaştırma çabası, şer ittifakının zam kumpası; evet, kiralardaki artış ise o açgözlü ev sahiplerinin suçu. Sizin işte bu yaratmaya çalıştığınız yalan dünyası var ya, bu, geçen hafta evlere gelmeye başlayan elektrik faturalarıyla tuzla buz oldu.

Evet, 2022’nin ilk saatlerinde elektriğe yüzde 127, doğal gazda yüzde 25, vergi, resim ve harçlarda yüzde 36, köprülerin geçiş ücretlerinde yüzde 25 oranında zam yaptınız. Temel gıda maddelerindeki son bir yıldaki zam yüzde 80’leri buldu. Ülkede 4 kişilik bir ailenin hem açlık hem de yoksulluk sınırı yüzde 55 arttı ve açlık sınırı 4 bin lira, yoksulluk sınırı ise 13 bin lirayı aştı. Şimdi, bu teklifte kamu çalışanlarına, kamu emekçilerinin emeklilerine yüzde 30,95 dediğiniz zam var ya önümüzdeki yılın altı ayı için yüzde 7,5’luk maaş zammını ve enflasyon farkını öne çekmekten ibaret olan yüzde 2,5’luk artışı refah payı diye yutturmaktan ibaret. 2020 başında 4.450 lira, 2021 yılında 5,156 lira olan ortalama kamu emekçisi maaşı bu ocakta 7,151 liraya çıkmış olacak.

Değerli arkadaşlar, Türkiye tarihinin en yüksek artışını yapmakla övündüğünüz asgari ücret de, bu teklifteki işte bu düzenlemede daha yasalaşmadan bırakın erimeyi, buharlaştı uçtu gitti. Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir yoksullaşma tehdidiyle karşı karşıyayız. Saray rejimi ülkeyi ekonomik bir felakete sürüklerken 5’li çeteyi, yandaş sermayeyi, bankaları korumakta üstüne yok ve bütün bunları yaparken de tüm faturayı halka kesiyor. Döviz krizine çare diye getirdiğiniz o kur korumalı TL vadeli mevduat birkaç yüz bin servet ve sermaye sahibini, zengini daha fazla zengin, yoksulu daha fazla yoksul edecek bir düzenlemeden ibaret. 80 milyon yurttaşı, sayısı birkaç yüz bin olan zenginlere borçlandırıyorsunuz ve ülkenin geleceğini ipotek altına alıyorsunuz. Saray iktidarı diyor ya, o “Ekonomik kurtuluş savaşı” sloganı var ya, bu slogan memleketin geleceğini dolara ve avroya bağlamaktan ibarettir.

Geçen hafta evlerimize, iş yerlerimize, esnafa gelmeye başlayan devasa elektrik faturaları -onlar 5’li çetenin- enerji şirketlerinin kârı için halka kesilen faturalardır. Dağıtım şirketleri devletten kilovat kuruşunu 31,86 liraya aldığını 134,88 liraya satıyor. Yaklaşık 4 katından fazla bir al-sat kârı koyuyor bu, bu demek. Üzerine de dağıtım bedeli olarak yüzde 32,95 koyuyor, tüketiciye geldiğinde bu fiyat 206 liraya çıkıyor yani halkın cebinden neredeyse yaklaşık 7 katına yakın bir para çıkıyor. Bu açıkça, adı adınca bir soygundur. Özelleştirmelerle birlikte bu alana bir sürü şirket devasa yatırım yaptı. Şimdi, bu soygunun nedeni bu ve bu yatırımlar için de dövize endeksli krediler kullandı ve şu an dövizdeki artışla beraber ve Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizle beraber bu borcu ödeyemez hâlde. Barajlar yapıldı, binleri aşan küçük ölçekli HES projeleri kuruldu, kömürlü termik santraller açıldı. Dolayısıyla, çok fazla elektrik üretildi ama bunu karşılayacak bir tüketim talebi şu an bu ülkede yok. Tüketimi artırmak için iktidar yaz saati uygulamasını kalıcı hâle getirdi, şirketler teşvik edildi, alım garantisi, yatırım teşvikleri, vergi muafiyetleri verildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

OYA ERSOY (Devamla) – Şu anda da halka kesilen bu faturalarla onların kârdan zarar etmesinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Çünkü özelleştirmeden sonra doğal gazla ve ithal linyit kömürüyle çalışan termik santrallere yatırım yapıldı. Biz az üretimden değil, tam tersi çok üretimden kaynaklı sorunla karşı karşıyayız. Bu elektrikteki enflasyonun nedeni budur. O kadar çok arz var ki karşılayacak tüketim yok, şirketlere alım garantisi verildiği için hem şirketlerin zararlarını karşılamak için teşvik veriliyor hem de zamlarla piyasayı iktidar dengelemeye çalışıyor. Yani, ölü yatırımların bedelini halk ödüyor; ihtiyacımız olmayan enerjinin, gereksiz yatırımların parasını ödüyoruz biz. Bütün kurulu güç arttıkça da hem doğa ekokırıma uğruyor hem de elektriğe daha fazla para ödemekle uğraşıyoruz. Bütün bu soygun düzeni ancak ve ancak bu özelleştirmelerin ve enerji şirketlerinin payının düşürülmesiyle mümkün.

Öncelikle, bu kara kış koşullarında halkın cebinden elinizi çekin ve bu zamları derhâl geri alın. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 16 - 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 38- 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre düzenlenen Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşmenin İkinci Kısım Birinci Bölümünün 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca %5 artış oranı üzerinden belirlenmiş olan katsayılar, sözleşme ücreti artış oranları ve ücret tavanları ile 7 nci madde uyarınca 2022 yılının birinci altı aylık dönemi için belirlenmiş olan ortalama ücret toplamı üst sınırı % 10.25 oranına göre yeniden belirlenerek uygulanır. Aynı Bölümün 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan %5 oranı % 10.25 olarak uygulanır.

           Cavit Arı                     Emine Gülizar Emecan               Serkan Topal

           Antalya                                İstanbul                                 Hatay

   İlhami Özcan Aygun                    Alpay Antmen                Süleyman Bülbül

           Tekirdağ                                Mersin                                  Aydın

        Rafet Zeybek                      Süleyman Girgin               Faruk Sarıaslan

           Antalya                                 Muğla                                Nevşehir

        Fikret Şahin

           Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Muğla Milletvekili Süleyman Girgin.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu madde görüşülürken biz Komisyonda kamu görevlilerinin aylıklarında 2022’nin ilk altı ayı için artış oranının yüzde 5 yerine yüzde 7,5 olarak uygulanmasını, çekincelerimizi belirterek, CHP'li üyeler olarak olumlu karşılamıştık. Toplu iş sözleşmesi hukuku bakımından esas çekincemiz ise imzalanmış bir toplu iş sözleşmesinin bir kanunla çalışan aleyhine de değiştirilebilmesi konusunda iktidarı yüreklendirmesidir, oysa yapılması gereken neydi? Yapılması gereken, Ekonomik ve Sosyal Konseyi hemen toplayıp toplu sözleşme yapan kesimlerin ek protokol yapmalarını, toplu sözleşme yapamayan kesimlere ise başka desteklemelerin yapılması konusunda bir toplumsal uzlaşı oluşturulmasıydı. Yapmadınız. Neden? Çünkü Ekonomik ve Sosyal Konsey size rafa kaldırdığınız Anayasa'yı, demokrasiyi hatırlatıyor. “Ne gerek var, toplumun bütün kesimlerini kapsayan istişarelere ne gerek var; saraydaki, her şeyi biliyor, o talimat verir, gönderir, biz de onaylarız, bu iş biter.” diyorsunuz. Öyle değil arkadaşlar. Bu anlayışın hepimizi getirdiği nokta şu: 2018’den beri saraydan talimat rejimi hepimize cumhuriyet tarihinin en kötü dönemini yaşatıyor. Biz rakam vermekten bıktık, siz bıkmadınız. İşsizlik mi diyeyim, zamlar mı diyeyim, enflasyon mı diyeyim, dış borç mı diyeyim? Bütün hedefleriniz tepetaklak. Karşımızda tel tel dökülen bir tek adam rejimi var. Ülke tek bir adamın iki dudağı arasına sıkışmış, kalmış. Yandaşlığın liyakate tercih edildiği, tamamen iktidara yakınlığı belirleyici olan bu sistem, bol torpilli, bol imtiyazlı bu sistem bugün ülkenin tüm kılcal damarların da dolaşır oldu. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, KPSS puanı yüksek olup mülakatta elenen ve atanamayan öğretmenlerin sorununu gündeme getirmişti; karşısına zincirli kapıları çıkardınız. AKP'nin yirmi yıldır süregelen iktidar kayığını yüzdürürken adaletsizliği nasıl kürek olarak kullandığının sadece tek örneğidir bu. Unutmayın ki biz adalet mücadelesinin karşısına çıkartılan bütün zincirleri aça aça yolumuzda yürüyeceğiz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ülkenin parasını pul edenler, ülkeyi 3 dolara muhtaç edenler şimdi de dolar garantili faiz sistemi getiriyor. Artık, faizi bankalar değil, Hazineden halkımız ödeyecek. Yetmedi, Plan ve Bütçe Komisyonunda dün görüşülen teklifle kur korumalı mevduat hesabı açtıran şirketler için kur farkı kadar faiz, yine, devletin Hazinesinden çıkacak yani halkın cebinden çıkacak, bir de bu kazançları vergi muaf olacak. Faizci AKP iktidarına soruyorum: Geçimini sağlayamayan, karnını doyuramayan, kirasını ödeyemeyen emekçiye, yoksula, emekliye zenginin faizini ödettirmek hangi kitap yazıyor? (CHP sıralarından alkışlar) Döviz kurları artmasın diye faizden alıp zengine vermek hangi vicdana sığar? Zenginin bankaya yatırdığı paraya ne hakla dolara endeksli faiz garantisi veriyorsunuz? 85 milyonun bütçesi bu şirketlere kaynak aktarmak için mi yapılıyor?

Değerli milletvekilleri, ülkemiz yeni yılın sabahına zam yağmuruyla uyandı. Doğal gazdan elektriğe ve akaryakıta kadar pek çok ürün zamlandı. Böylece elektrik fiyatları son dört yılda 5’e katlanmış oldu. “Sade vatandaşın dolarla ne işi var ki?” diyerek âdeta vatandaşın aklıyla alay edenlere sormak istiyorum: Bu zamların gerekçesi nedir? Eğer kur artışlarından kaynaklıysa hani kurla vatandaşın işi yoktu? Enerji şirketlerini zenginleştirip halkı yoksulluğa, karanlığa ittiniz. Elektriğe yüzde 124, doğal gaza şimdilik yüzde 25 zam yapan Enerji Bakanı bir de mesaj gönderiyor.

BAŞKAN – Tamamlayın.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) – “Aklınla verimli yaşa.” diyerek aklımızla dalga geçiyor. Resmen “Herkes başının çaresine baksın.” diyor. Aklını kullanacak vatandaş, hiç endişeniz olmasın.

Değerli milletvekilleri, geçen hafta partili Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan: “Fahiş fiyat artışlarıyla insanımızın alım gücünü düşürenlerin gözlerinin yaşına bakmayacağız.” dedi. Soruyorum: Fahiş fiyat zammı derken yaptığı yüzde 125 elektrik zammını mı kastediyor acaba yoksa mazot, benzin, doğal gaz zammını mı, yoksa yüzde 36 yeniden değerlemeyle gelen zamları mı, hangisi? Sanki zamları başkası yapıyor. Kendisi yapıp başkasını suçluyor ancak siyaset literatüründe teflon politikası olarak geçebilecek bu anlayışın da sonu geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) –  Ülke ne yazık ki tarihinin en büyük krizini yaşıyor. Aslında siz de biliyorsunuz, getirin sandığı, sorumlu kimmiş herkes görsün.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Hüseyin Örs                     Ayhan Erel                   Ayhan Altıntaş       

   Trabzon                             Aksaray                          Ankara

   Fahrettin Yokuş                  Mehmet Metanet Çulhaoğlu

       Konya                                 Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizin tarımı can çekişiyor. Çiftçilerimiz, besicilerimiz ekonomik sıkıntıların içinde bir çıkış yolu arıyorlar. İktidarın plansız tarım ve besicilik politikası ise Türkiye'yi ithalata  bağımlı hâle getirmiş durumda. Gübreye, tohuma, hayvan yemine gelen zamlar üretimi zorlaştırıyor. Çiftçilerimizin büyük bir bölümü tarlasını ekemeyeceğini, besicilerimiz ise hayvanlarını kestirmek zorunda kaldıklarını söylüyorlar. Üzülerek söylemek isterim ki, 2022 yılı 2021 yılından daha zor geçecek hem çiftçilerimiz için hem halkımız için. Çiftçimizin bahar dönemi gübre atımından evvel desteklenmesi şarttır. Eğer çiftçimiz, besicimiz desteklenmezse ve onları kaderine terk ederseniz bu yıl başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarındaki fahiş artışlarla karşı karşıya kalacağımız aşikârdır. Geçen yıl ocak ayında üre gübresinin tonu 2.740 TL idi, bugün bu fiyat 14 bin lirayı geçti. Mazotun litresi geçen yıl 7 liraydı, bu yıl katlandı, 14 liraya o da vardı. Allah aşkına, traktörüne koyduğu mazota 2 kat zam gelen, gübresine 5 6 kat zam gelen çiftçimiz toprağını nasıl eksin? Size çok hazin bir durumdan bahsetmek istiyorum, bugün Konya’mızda çiftçilerimizin yüzde 80’i arazisine DAP gübresini atamadı, kullanamadı. Topraklarımız ekildi ancak önümüz bahar yani üre gübresi kullanmak şart. Üre gübresinin tonu 14 bin lirayı aştı; dönümüne 25 kilogram gübre atan çiftçi, belki 10 kilogram bile atamayacak. Üre gübresi gerektiği kadar kullanılmayınca mahsulde “kardeşleme” dediğimiz gelişim ve boy uzaması olmayacak. Daha acısı, bu süreçlerden sonra atılan CAN gübresi son iki yıldır doğru dürüst kullanılmıyor; CAN gübresi kullanılamayan tarladan kaliteli ürün alamazsınız. Tabiri caizse, tavuğa yem olarak atamayacağınız mahsulü insanımızın önüne un olarak getireceksiniz.

Değerli milletvekilleri, bu yıl yağışlar iyi başladı, inşallah böyle devam eder. Bu yağışlarla beraber çiftçilerimiz üre ve CAN gübrelerini kullanabilirse verimli ve kaliteli ürün alınması mümkün olabilir. Bu duruma kayıtsız kalmayın; gelin, çiftçimizi destekleyelim.

Tarım Kanunu’yla belirlenen gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 1’i oranında olması gereken tarımsal desteklerin bugüne kadar yarısını bile vermediniz. 2006 yılından bu yana çiftçimizin iktidardan toplam alacağı 200 milyar Türk lirasını geçti. Bu destekleri vermediğiniz için bugün çiftçilerimiz perişandır.

Bakınız, siz çiftçilerimizin yasal hakkını vermezken Çin, Rusya, Hindistan, ABD gibi dünyanın en büyük tarım alanlarına sahip olan ülkelerde gübre, yıllık sabit fiyat garantisiyle veriliyor; bu ülkelerde gübre fiyatları devlet tarafından sübvanse ediliyor. Ülkemizde ise gübre fiyatları dövizle yarışır şekilde, füze hızıyla artmaktadır; buna bir an önce dur demeliyiz.

Değerli milletvekilleri, acilen, gübre fiyatlarının yüzde 50 oranındaki tutarı bütçeden karşılanacak şekilde bir düzenleme yapınız ki çiftçilerimiz üre ve CAN gübresini ekim alanlarına yeterli miktarda kullanabilsin.

1 Ocak 2022 yılı itibarıyla akaryakıt fiyatları başta olmak üzere elektrik ve doğal gaza fahiş oranlarda artışlar yapılmıştır. Bu zamların tüm vatandaşlarımızın bütçesine ağır bir yük getireceği aşikârdır. Çiftçilerimiz özellikle akaryakıt ve elektrik girdileri yüzünden daha da büyük mağduriyetler yaşayacaktır. Bu nedenle, çiftçilerimizin tarımda kullandığı akaryakıt ve elektrik maliyetlerinin de yarı yarıya düşürülmesi gerekmektedir. Pandemi sürecinde pek çok sosyal kesime, yeterli olmasa da, bazı destekler sağlanmıştır, ancak bu destekler çiftçimize ve besicilerimize çok görülmüştür. Acilen çiftçi ve besicilerimizin Tarım Kredi Kooperatifi borçları başta olmak üzere, bankalara olan borçları yeniden yapılandırılmalı, faizler kaldırılmalı, borç ödemeleri ise en az üç dört yıla yayılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, üreticilerimiz yaşamış oldukları bağ, bahçe, tarla ve traktör hacizlerinden mutlaka kurtarılmalıdır; bu utançtan kurtarmalıyız.

Bilindiği gibi, çiftçilerimizin 2022 yılı BAĞ-KUR primleri yüzde 45 oranında artarak 1.668 TL olmuştur. Çiftçilerimizin büyük bir bölümünün aylık 1.668 TL BAĞ-KUR primi ödemesi mümkün değildir. Gerçekten, üreticilerin emeğine saygınız varsa prim ödeme gün sayısını ayda on beş güne indiririz.

Değerli milletvekilleri, çiftçilerimiz “Biz gübre atamıyoruz, devletten gübre istiyoruz; zenginlerin bankadaki mevduatlarına kur koruması veren siyasi iktidar, bizim kullanmak zorunda olduğumuz gübreye de kur  koruması yapmalıdır. Biz vatandaş değil miyiz?” diye soruyor.

Sözün özü, çiftçi ve besicilerimiz siyasi iktidardan lütuf istemiyorlar, haklarının verilmesini istiyorlar; ayrımcılık değil, adalet istiyorlar diyor hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza…

III. - Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Madde oylamasında yoklama talebimiz var efendim.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Geçti, geçti.

SALİH CORA (Trabzon) – İşleme geçtiniz Başkanım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Madde oylamasında, önergede değil.

İYİ Partiye bir saygısızlık yapmayalım, maddede istiyoruz.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Başkanım, tüm ayağa kalkanların hepsini yazın.

BAŞKAN – Sayın Özel, Sayın Sümer, Sayın Gökçel, Sayın Özer, Sayın Tanal, Sayın Arı, Sayın Adıgüzel, Sayın Hancıoğlu, Sayın Kılınç, Sayın Şevkin, Sayın Süllü, Sayın Emecan, Sayın Özkan, Sayın Aydın, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Ünver, Sayın Ünlü, Sayın Yılmazkaya, Sayın Ceylan, Sayın Bakırlıoğlu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

1.- Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve 77 Milletvekilinin Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4058) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 301) (Devam)

 

 

BAŞKAN – 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

       Züleyha Gülüm                         Hüda Kaya                       Ayşe Sürücü

           İstanbul                                İstanbul                              Şanlıurfa

 

       Mahmut Toğrul                 Gülüstan Kılıç Koçyiğit                  Nuran İmir

          Gaziantep                                 Muş                                   Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şırnak Milletvekili Nuran İmir.

Buyurun Sayın İmir. (HDP sıralarından alkışlar)

NURAN İMİR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve sevgili halkımız; görüşülmekte olan kanun teklifinin 17’nci maddesi hakkında partim adına söz almış bulunmaktayım.

Bu kanun teklifi aslında yine bir torba yasadır. Torba yasaların varlığı bu ülkenin otoriter bir yapıda olduğunun yasama boyutundaki en önemli göstergesidir. Yasaları bu şekilde tekelleştiren iktidar toplumu ve yurttaşı asıl gündemden saptırmak istiyor. Ülkenin kanayan yarasına dönüşen hukuksuzluk ve adaletsizlik, yine her gün yaşanan kadın cinayetleri, derinleşen ekonomik kriz karşısında hiçbir tedbir alamayan iktidar her gün yeni bir hamaset ve algı peşinde, o yüzden kendileri gibi düşünmeyen ve kendilerine biat etmeyenlere saldırmaktadır. Yaklaşık iki aydır Şırnak ve ilçelerinde sistematik bir gözaltı uygulanıyor. Çoğunluğu parti yöneticimiz ve halkın çok farklı kesimlerinden insanlar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Son iki aydır Şırnak’ta yaklaşık 140 kişi gözaltına alınmış ve bunlardan 43’ü tutuklanmıştır. Peki, kim bunlar? Suçları nedir? Tek bir kişi hakkında somut tek bir delil yok ortada. Tek suçları HDP’li olmaları ve HDP binalarına gitmeleri. Sizlere şunu sormak istiyorum: Bir imam neden tutuklanıyor? Somut hiçbir delil yokken toplum içinde işi namaz kılmak, taziyeye gitmek, mevlit okumak ve benzeri dinî vecibeleri yapan bir imam ödüllendirilmeli mi, cezalandırılmalı mı?

Sırf bizimle hareket ettikleri için on beş gün içerisinde Cizre'de 2 imam ne yazık ki tutuklandı. Bunlardan Mele Kasım Yiğit bütün Şırnak ve ilçelerinde tanınan, sevilen bir insandır. Halkın benimsediği, dini konularda referans olarak gösterdiği âlim bir kişiliktir. Mele Kasım tutuklandığında şu soru soruluyor kendisine: Halk seni neden bu kadar seviyor? Ne zamandan beri halkın bir insanı sevmesi, sayması suç olmuştur? Hangi yasada ya da hangi toplumun kurallarında böyle bir şey vardır? Mele Kasım'ı sadece tutuklamakla kalmadılar, içeride de ibadetini yapmasını engellediler, ailesinin gönderdiği Kur'an-ı Kerim ve elbiseleri kendisine verilmedi, iki hafta boyunca hücrede tutuldu, ibadetini ve temizliğini yapamadı, sürekli kullandığı ilaçları bile alamadı. Diğer imam Mele Sait Özdemir 2016’dan beri üç kez tutuklanıyor, altı yıldır adli kontrol uygulanıyor, her gün emniyete gidip imza atan biri. Hayali gizli tanıklar dışında 63 yaşındaki Mele Sait'in tutuklanma gerekçesini ne yazık ki ne kendisi biliyor ne karar verenler biliyor ne de toplum biliyor.

Yine, gözaltına alınan ve tutuklanan kadın arkadaşlarımız gözaltında çıplak aramaya ve kötü muameleye tabi tutulmuşlar. “Çıplak arama katiyen yoktur.” diyenler bu durumu araştıracak mı, gereğini yapacaklar mı, yoksa birçok yerde olduğu gibi “Bu doğru değil.” deyip üstü kapatılacak mı?

Değerli arkadaşlar, iktidarın ıslahevlerine dönüştürdüğü, en ağır ihlallerin yaşandığı cezaevlerinin durumu her yönüyle ciddiyet arz ediyor. Bütün çaba ve çağrılarımıza rağmen Aysel Tuğluk ve onlarca hasta tutsak, mahpuslar için olumlu tek bir adım atılmış değil. Cezaevlerinde hak ihlalleri konusu olmayan uygulama neredeyse yok durumda. İnsan onuruna dokunan ne varsa rutine dönüşmüş ya da mevzuata uydurulmuştur. Cezaevlerinden her gün bize hak ihlallerine ilişkin onlarca mektup geliyor.  Neredeyse her cezaevinin durumu aynı. İzmir 2 No.lu Kırıklar Cezaevinden bize gelen bir mektuba göre, siyasilerin olduğu bir odada, uyuşturucu kullanmaktan ve insan yaralamadan cezaevinde olan, şizofreni teşhisi konulan bir kişi, doktor raporlarına rağmen ne tahliye ediliyor ne de diğer mahpuslardan ayrı tutuluyor. Mektupta belirtildiği üzere hem kendisinin hem de yanında kaldığı mahpusların yaşamları risk altındadır. “Adalet Bakanlığı bundan haberdar mı? Neden bu sorunlar giderilmiyor?” diye sormak istiyoruz bir kez daha. Ve biz, bunları ifade ettiğimiz için her gün hedef gösteriliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

NURAN İMİR (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bilinmelidir ki bizim işimiz görmezden gelerek ihmal ettiğiniz, haklarını ihlal ettiğiniz, zafiyet gösterdiğiniz ne varsa söylemektir ve çözüm yaratmaktır. Bunu yapmaya devam edeceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 301 sıra sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 17 – Bu Kanunun;

a) 12 nci maddesi 21/12/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 13 üncü maddesi 2022 yılı Ocak ayı ödeme döneminden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

c) 14 üncü ve 15 inci maddeleri 1/1/2022 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 16 ncı maddesi 1/1/2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

d)       Diğer maddeleri yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer.

 

          Cavit Arı                      Emine Gülizar Emecan      İlhami Özcan Aygun

           Antalya                                İstanbul                               Tekirdağ

 

      Süleyman Girgin                       Rafet Zeybek                    Alpay Antmen

             Muğla                                 Antalya                                 Mersin

 

      Süleyman Bülbül                       Serkan Topal                       Fikret Şahin

             Aydın                                   Hatay                                Balıkesir

 

      Faruk Sarıaslan

           Nevşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Antalya Milletvekili Cavit Arı.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; öncelikle hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu getirilmeye çalışılan düzenlemelere şöyle bir baktığımızda neredeyse baştan sona AKP iktidarının ülkeyi getirdiği çıkmazdan “Nasıl kurtulabiliriz?” diye bir çırpınış içerisinde olduğunu görüyoruz. Ama bu kötü yönetim, bu anlayış ve ülkeyi içine soktuğunuz güven bunalımı nedeniyle ne yaparsanız yapın, artık sizin ülkeye vereceğiniz hiçbir şey kalmadı. Vatandaşın size güveni kalmadı; vatandaş “Artık bu iktidar bir an evvel gitsin.” diye beklenti içerisinde. Ve yapılacak olan ilk seçimde gidici olduğunuzu siz de biliyorsunuz. Bu nedenledir ki, son dönemde yapılan düzenlemelere şöyle baktığımızda “Bizimle birlikte hareket edenlerin geleceğini nasıl garanti altına alabiliriz?” anlayışı olduğunu görüyoruz.

Bakın, limanları... Geçenlerde buradan limanlarla ilgili bir düzenleme geçti; siz, kırk dokuz yıl süreyle limanların kiralanmasıyla ilgili bir düzenleme getirdiniz. Antalya Havalimanı, daha kira süresinin bitimine beş yıl var, beş yıl sonra geçerli olmak üzere yirmi yıl süreyle kira sözleşmesinin süresini yenilediniz. Bunların hepsi sizin gidici olduğunuzu ve yandaşınızı koruyabilmek adına çırpınışınızı göstermekte.

Bakın, bu düzenlemenin, bu torba yasanın 1’inci maddesiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki yabancı ülke merkez bankalarına ait para, alacak, mal, hak ve varlıkların haczedilemeyeceğine dair bir hüküm getirdiniz. Size Komisyonda da söyledik; bakın, bu madde Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını zedeleyen bir maddedir. Böyle bir düzenlemeye niye ihtiyaç görüldü? Hangi devletin, hangi merkez bankasının böyle bir talebi oldu? Bugüne kadar böyle bir ihtiyaç oldu mu? Veya bu yatırılmaya çalışılan ve haczedilmesin diye koruma altına alınmaya çalışılan bu paralar kimin? Bu soru vatandaşın kafasında. Vatandaş diyor ki: “Acaba bu para birilerinin parası da dışarıdan Türkiye’ye sokulacak…” Vatandaş, sizin, “Haczini önleyelim mi?” diye bir düşünceniz olduğunu zannetmekte.

Yine, bu düzenleme içerisinde, bakın, bölgesel ve iklimsel koşullar dikkate alınarak, il veya bölge bazında kademeli doğal gaz satış fiyatı uygulaması… Değerli arkadaşlar, böyle bir düzenleme bölgesel ayrımcılık yapar. Hani ayrımcılığa karşıydık? Soğuk bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın doğal gaz fiyatlarının yüksekliği nedeniyle desteklenmesine biz de taraftarız. Oradaki vatandaşlarımız yüksek doğal gaz fiyatlarının altında eziliyor, doğru çünkü sizin kötü ekonomik yönetiminiz nedeniyle. Bakın, doğal gazda tutulamayan bir artış var, hele hele bugünlerde; bugünlerde sizler de gerek sosyal medyalarda gerekse sizlere ulaşan şikâyetlerle belki görüyorsunuzdur, duyuyorsunuzdur. Geçen ay ile bu ay arasında 2 katına çıkmış elektrik faturaları. Vatandaş “Elektrik faturası gelecek.” diye korkar olmuş ve diyor ki: “Beşten sonra -yani 17.00’den sonra- artık  dükkânlarımızı açmaya korkar olduk.” Yani, düşünün ki bir ilde iş yerlerini açma korkusu sarmış; nedeni sizsiniz, elektrik faturaları. İşte, yarın sıcak bölgelerde de yine doğal gaz faturalarından dolayı vatandaşlar mağdur olacak. Başta Antalya olmak üzere sıcak bölgelerde doğal gaz yüksek bedellere çıkacak, oradaki vatandaşımız mağdur olacak. Bu düzenlemeden de derhâl vazgeçin. Bu oylama yapılmadan bu düzenlemeden vazgeçin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAVİT ARI (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

CAVİT ARI (Devamla) – Aksi hâlde, bakın, “sıcak bölge” diye tanımladığınız illerdeki vatandaşımız yüksek doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalacaktır.

Değerli arkadaşlar, kısacası, bu düzenleme içerisinde vatandaşın lehine olan hususları biz de destekleriz ama siz öyle maddeler getirdiniz ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarının zedelenmesi, yine bölgesel iklim koşulları gibi gerekçelerle de özellikle doğal gaz konusunda vatandaşın kazıklanması…

Bu düzenlemelerden vazgeçin diyorum. Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “yayımı tarihinde” ibaresinin “yayımı tarihinden 10 gün sonra” ibaresiyle değiştirilmesini  arz ve teklif ederiz.

             Ayhan Altıntaş                             Bedri Yaşar                              Ayhan Erel

                  Ankara                                     Samsun                                     Aksaray

            Fahrettin Yokuş                            Hüseyin Örs        Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                   Konya                                     Trabzon                                      Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Samsun Milletvekili Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetini saygıyla selamlıyorum.

Tabii geldik yürürlük maddesine. Kanunun görüşülmeye başladığı andan itibaren desteklediğimiz maddeler var tabii, şerh koyduğumuz maddeler var; özellikle BES’in yüzde 25’ten 30’a çıkması, minimum maaşın 2.500 TL olması veyahut da çalışanlara yüzde 2,5 zam yapılması gibi maddeleri bizler de destekliyoruz.

Yine, doğal gazda kademeli geçiş derken… Bununla ilgili -daha önce- kanun teklifimiz de var; hem coğrafi şartlara göre hem de gelir durumuna göre kademelendirilmesini, kademeli tarifeye geçirilmesi önermiştik. Dolayısıyla Antalya’da gaz kullananla Erzurum’da gaz kullananın arasında… Muhakkak Erzurum’da hava şartları biraz daha farklı olduğu için orada dar gelirli daha yüksek miktarda gaz kullanacaktır, Antalya’da belki daha az miktarda gaz kullanacaktır. Önemli olan, asgari geçim şartlarını haiz olan birinin, devlet nasıl olsa sübvanse ediyor, ona dokunmayacak şekilde sübvanse edilmesi; yoksa şu an yapılmakta olan, belli bir miktara kadar, gelir durumu ne olursa olsun, devlet onu sübvanse ediyor. Geçtiğimiz günlerde zaten bu konuyla ilgili 80 milyar lira civarında rakamı BOTAŞ’ın hesaplarına aktardı.

Gelmek istediğim nokta özellikle bu fiyat farkı kararnamesiyle ilgili. Bugün -sizi de muhakkak müteahhitlerimiz arıyordur- bütün mücadelemize rağmen bu verilen fiyat farkının yeterli olmadığını, fiyat farkının daha ne olduğu konusunda da bir netlik olmadığını, sadece yetki verdiğimizi bu kanunda görüyoruz. Arkadaşlarımızın genel manada istediği şu: Hiç olmazsa bir tasfiye hakkının verilmesini istiyorlar. Yani ihaleler  yapıldı, daha yüzde 10’da, 15’te, 20’de olan işler var. Yani bunların fiyat farkıyla düzelmesi mümkün değil. Hangi fiyatı verirseniz verin, bugün demir fiyatı bundan yedi sekiz ay önce 3 bin liraydı 12 bin liraya çıktı. Bakın, dolar kuru 18 lirayken demir fiyatı 13 bin liraydı, şu an kur 13’e düşmesine rağmen demir fiyatı hâlâ 12 bin lirada yani kurlarla arasında doğru bir orantı yok. Aynı şekilde, çimento ton fiyatları bugün 500 TL civarında, beton fiyatları yine 500 liraların üzerinde. Yani kuru olduğu gibi fiyatlara yansıttılar -ben buradan sizi uyarıyorum- kur düşmesine rağmen maalesef fiyatlarda bir gerileme yok. E, bu fiyatlarla hangi fiyat farkını verirseniz verin firmaların bu işin altından kalkma şansı yok. Hiç olmazsa düşük imalatlarda iş yapan firmalara bizim bir tasfiye hakkı vermemiz gerekirdi. Vermediğiniz takdirde ne olur? Üç aşağı beş yukarı aynı sonuca çıkar. Yapacakları işlem belli. Teminatı yaktığı zaman maliyeti nedir, işi yaparsa maiyeti nedir? Yüzde 70’i, 80’i teminatı yakacaktır. Bunun devlete maliyeti eğer bugünkü şartlarda 1 ise, bu işi yaptıkları zaman maliyeti 4’e, 5’e çıkacaktır. Çünkü görüyoruz, bakın, 1.400 liralarla, 1.500 liralarla yaptığınız ihalelere bugün katılanların sayısı 1’e, 2’ye düştü, 3.400, 3.500 liralık metrekare fiyatlarına teklif veren firma yok. Yani bugün fiyatlar yüzde 100 artmasına rağmen maalesef firmalar bu talepleri oluşturmuyor. Bu rakamlarla bu işlerin altından kalkmaları mümkün değil. Yani çok garip talepleri de yok, diyorlar ki: “Hiç olmazsa bu fiyat farkıyla beraber süre uzatımını verin, bu baz fiyatı 2021 tarihine getirin; aynı şekilde bu uygulamayı, hiç olmazsa bu tasfiye uygulamasını bize verin çünkü tersi devlete daha pahalıya mal olacaktır.” 2001 krizinde de ben bu Parlamentodaydım, o zaman da böyle bir fiyat farkı kararnamesi çıkmıştı ama o zaman orada tasfiye hakkını vermiştik. Tabii, müteahhitler deyince genelde hep burada kürsüden de söylüyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki: “Dünya 5’ten büyüktür.” Hakikaten, bakın, bu sektörde iş yapan firma sayısı 40 bin, 50 bin civarındadır, bunları topladığınız zaman da o sizin bahsettiğiniz beş on müteahhidin böyle bir derdi yok. Onların yolcu garantisinin, araç garantisinin, hasta garantisinin, rakamlarının tamamı dolar endeksli; böyle bir derdi yok, talepleri de yok. Bu kesimde çalışan insan sayısı bugün yüzde 4, yüzde 5 civarında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Bugün toplam istihdam sayısı 27-30 milyonlar civarında olduğu zaman yani yaklaşık 700-800 bin çalışanı olan bir sektörü ilgilendirir ki aileleriyle beraber -dörtle çarparsanız- ciddi manada bir nüfusa hitap ettiğini görürsünüz. O  da yetmez, bunların yanları var yani bugün inşaat sektöründe elektrikçisi var, mekanikçisi var, bimsçisi var, seramikçisi var; yaklaşık 300-400 kaleme hitap eden bir sektörden bahsediyoruz. Onun için daha vakit varken biz yine de buradan son kez… Çünkü telefonlarımıza ha bire bu mesajlar yağıyor. Son kez buradan size diyorum ki: Vakit geçmeden hiç olmazsa bu tasfiye konusunda, süre uzatımı konusunda, 2022’den itibaren fiyat farkı konusunda düzenleme yapılırken bu işi tekrar gözden geçirelim yoksa bunun sonu uçurum, bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok.

Ben kanunun hayırlı uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17’nci madde kabul edilmiştir.

18’inci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere 3 önerge vardır, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 18- Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür.”

     Mehmet Metanet Çulhaoğlu                     Ayhan Erel                             Hüseyin Örs

                   Adana                                     Aksaray                                     Trabzon

             Ayhan Altıntaş                          Fahrettin Yokuş                            Erhan Usta

                  Ankara                                      Konya                                      Samsun

Aynı mahiyetteki ikinci önergenin imza sahipleri:

             Mahmut Toğrul                              Hüda Kaya                             Ayşe Sürücü

                 Gaziantep                                   İstanbul                                   Şanlıurfa

       Gülüstan Kılıç Koçyiğit                     Züleyha Gülüm          Mahmut Celadet Gaydalı

                     Muş                                       İstanbul                                      Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

        Emine Gülizar Emecan                          Cavit Arı                   İlhami Özcan Aygun

                  İstanbul                                     Antalya                                    Tekirdağ

            Süleyman Girgin                            Fikret Şahin                          Alpay Antmen

                   Muğla                                     Balıkesir                                     Mersin

              Serkan Topal                           Süleyman Bülbül                     Faruk Sarıaslan

                   Hatay                                       Aydın                                     Nevşehir

              Rafet Zeybek

                  Antalya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşmacı Samsun Milletvekili Erhan Usta.

Buyurun Sayın Usta. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlarım.

Görüştüğümüz 301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin son maddesine gelmiş bulunuyoruz. Ben şöyle çok kısa bir şekilde, bu konuşmamda görüşümüzü toparlayacağım, ifade edeceğim.

Şimdi, burada, tabii, bu kanun teklifinde bizim desteklediğimiz maddeler var. Bunlardan bir tanesi emekli maaşlarının, asgari emekli maaşının 1.500 liradan 2.500 liraya çıkartılması yani bunu yeterli bulmamakla birlikte en azından yapılan bu değişikliği elbette destekliyoruz emeklilerimiz açısından ama emeklilerimizin daha fazla gelire ihtiyacı olduğunu, bu paranın da emeklilerimizin geçinmesi açısından yetersiz olduğunu da ifade etmek gerekir.

Diğer desteklediğimiz bir madde kamu görevlilerine, işte, ilave 2,5 puanlık bir artış yapılması meselesi. Bu da yine desteklediğimiz maddelerden bir tanesi.

Doğal gazda kademeli fiyat uygulaması meselesi de yine bir nebzede olsa… Tabii, yapılan doğal gaz fiyat artışları çok fahiş oldu, son derece yanlış oldu, insanlar çok sıkıntı çekiyor, sadece hane halkları değil, sanayi de çok sıkıntı çekiyor. Bu kadar doğal gaz artışını gerektirecek yurt dışı emtia fiyat artışı yok yani bunları, yurt dışındaki petrol fiyat artışı veya doğal gaz fiyat artışına bağlamak yanlıştır, bunların sadece -ben, burada Maliye Bakanlığı bütçesinde de Maliye Bakanlığına sormuştum- bizim hesaplamalarımıza göre yapılan artışların sadece dörtte 1’lik kısmı aslında uluslararası fiyat artışlarından geliyor, dörtte 3’lük kısmı BOTAŞ’ın kötü yönetilmesinden ve kurlardaki TL-dolar kurundaki çok yüksek artıştan geliyor yani Türkiye'nin kendi meselelerinden geliyor. Dolayısıyla, çok yüksek fiyatla tüketiliyor veya bu faturalar gerçekten el yakıyor. O nedenle kademeli bir uygulama yapılması da yine bizim, bu anlamda benimsediğimiz maddelerden bir tanesi fakat bunun yanı sıra sıkıntılı gördüğümüz ve benimsemediğimiz maddeler oldu. Bunlardan bir tanesi Merkez Bankası nezdinde yabancı merkez bankalarınca para, alacak, mal ve hakların haczedilememesi meselesi. Bu hem Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının hem de Türkiye'nin itibarı açısından son derece yanlış olmuştur. Bu maddeyi desteklemiyoruz.

Bireysel emeklilikte devlet katkısının tasarrufları artırıcı etkisi olduğu söyleniyor. Bu, tekniksel olarak da çalıştığımız bir konuydu ancak bunun şu anda üst gelir grubuna ciddi bir şekilde transfer olmaktan öteye gitmediğini, zaten insanların, alt gelir gruplarının bırakın tasarruf etmeyi ihtiyaçlarını zor karşıladığını görüyoruz. Dolayısıyla bu 25’ten 30’a çıkarılması meselesi çok doğru olmamıştır, ciddi bir maliyeti vardır; yaklaşık 1,7 milyar lira sadece bu artışın maliyeti var. Bu keşke yapılmamış olsaydı.

Tabii, en şiddetli karşı çıktığımız madde bu kur korumalı TL mevduat meselesidir. Burada, tabii, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervleri maalesef tüketildi; “128 milyar dolar” olarak sembolleşen, ondan sonra da bu son operasyonlarla, 9 milyar dolar daha yine, arka kapı operasyonlarıyla Merkez Bankasının olmayan rezervleri harcandı. Şimdi Merkez Bankasında biraz rezerv biriktirmek için yapılmadık iş kalmadı. Önce bireylerle başladı bu, şimdi tüzel kişilere getiriliyor; yarın onun kurumlar vergisi istisnası büyük ihtimal Mecliste görüşülecek. Yani, bu şekilde sürekli genişletiliyor. Bunlar son derece yüksek maliyetli operasyonlardır. Ne olacağını da kimse bilmiyor. “Faiz artışına karşıyız, faiz indiriyoruz.” derken Hükûmet burada zımni ve sınırsız bir faiz artışına gitmektedir ve aslında, çok üst gelir grubunu destekleyen bir madde olmuştur. Alt gelir gruplarından veya 84 milyondan topladığımız vergilerin, faiz geliri elde eden bir kısım kişilere aktarılmasından başka bir şey değildir. Dolayısıyla çok ciddi riskleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu maddeye bu nedenle şiddetle karşı çıkıyoruz. Keşke bu düzenleme yapılmasaydı, keşke bu madde bu kanun teklifi içerisinden çıkartılsaydı. Yine, bununla paralel bir şekilde, yatırım fonlarından elde edilen kâr paylarına da kurumlar vergisi istisnası getirilmektedir. Yani bu Hükûmet bir yandan “Faiz lobisi.” diyor, bir yandan “Üst gelir gruplarını daha fazla vergilendireceğim.” diye birtakım söylemleri var ancak uygulaması ve yaptığı düzenlemeler tamamen üst gelir gruplarını ödüllendiren niteliktedir, bunu net olarak da görmek lazım, milletimizin de bunu bilmesini ifade ediyorum.

Bütün bunlara rağmen, eğer kanun teklifi geçecekse bizim nihai oyumuz “hayır” olacaktır ama ülkemize de hayırlı olmasını temenni ediyorum ve hepinize iyi akşamlar diliyorum.

Sağ olun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE SÜRÜCÜ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle cezaevlerinde rehin tutulan tüm yoldaşlarımızı buradan selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli halkımız, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine her gün yenileri ekleniyor. Koşullu tahliye hakkı olan mahpusları içeride tutmak için disiplin suçları ve akıl dışı gerekçeler üretiliyor. Bakın, bize Sincan Kadın Kapalı Cezaevinden gelen bir mektupta şöyle yazıyor: “Rojdan Erez’in 25 Ekimde gerçekleşmesi gereken koşullu tahliyesi eşini öldürdüğü ve çıkarsa eşine yeniden zarar verebileceği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Rojdan Erez evlenmemiş, cezaevine de eşini öldürmekten dolayı girmemiş siyasi bir mahpustur. Yani bir adli tutukluluk gerekçesi Rojdan Erez için kullanılmıştır. Yine, Hanım Yıldırım’ın koşullu tahliyesi de “Ağabeyi cemaat suçlamasıyla tutuklu.” denilerek iptal edilmiştir. Yani Hanım Yıldırım için de bir başka tutuklunun gerekçesi kullanılmıştır. Bu şekilde ciddiyetsiz, mantıksız davranan gözlem kurullarını gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz? Ayrıca adli mahpusların bulunduğu kısımlarda sıkça oda değişimleri yapılırken siyasi mahpuslara pandemi gerekçe gösterilerek oda değişimi yapılmamaktadır. Bu uygulamalardan vazgeçin, ayrımcılığa son verin.

Yine Sincan’da kadın mahpus Sidar Varlu tek kaldığı hücrede şiddet görerek, sürüklenip başka bir hücreye götürülmüştür. Görüyoruz ki Garibe Gezer nasıl intihara sürüklendiyse diğer mahpuslara da aynı şekilde onur kırıcı yaklaşımlar gösterilerek intihara sürüklenmekteler. Mahpuslar, ilgili Bakanlığa onlarca dilekçe gönderiyor ama hiçbirine cevap verilmiyor. Adalet Bakanı bütçe görüşmeleri sırasında “Bana ulaşan bir hak ihlali yok.” demişti fakat Meclise, benim odama kadar gelen bu mektuplar ve dilekçe örnekleri size nasıl ulaşmıyor Sayın Bakan? Bu evraklar ya Bakandan saklanıyor ya da Bakanın kendi Bakanlığından haberi yok. Adalet Bakanı böyle ise adaleti arayanlar ne hâldedir? Bunu da görüyoruz zaten.

Evet, değerli halkımız, son dönemlerde özellikle İstanbul Sözleşmesi'nin iptaliyle kadına şiddet tam anlamıyla bu iktidarın erkeğe bir politik öğretisi hâline gelmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği çocukların gördüğü mevcut eğitimle zihinlere ve toplumsal yaşama nakledilmektedir. Oysa ki okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine dersler verilmeliyken YÖK “toplumsal cinsiyet” kavramının işlendiği dersleri bile üniversitelerden kaldırdı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, söz konusu mülteci kadınlar olduğunda çok daha derin ve hak ihlalleriyle dolu oluyor. 2’nci eş olarak evlenmeye ikna ve zorlama, sömürü nesnesi olarak görülüp ekonomik şiddeti daha derinden hissetme ve cinsel suç çeteleri tarafından hedef hâline getirilmek gibi çok ciddi tehlike ve hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktalar.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sınır kenti Urfa’da mülteci kadın ve kız çocukları için çok daha ağır bir boyutta geçmektedir. Örneğin, mültecilere karşı hukuki ve sosyal sorumlulukları almak istemeyen iktidar, artık yaşamayan 13 yaşındaki Amara Dwla’dan haberdar mıdır? Filistin’den Suriye’ye, oradan da Urfa’ya gelen Amara Dwla babası tarafından kendi evliliği için bir erkeğe berdel olarak verilmek isteniyordu. Amara, bunu kabul etmeyince babası tarafından saçları kesildi, işkence gördükten sonra yakılarak katledildi; Urfa’da kimsesizler mezarlığına gömüldü. Geride bıraktığı günlüğünde “İçimdeki çığlıklar beni yutuyor.” diye yazmıştı. Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’ni iptal eden bu iktidar; cinsel istismarı, kadın cinayetlerini, mülteci kadınların uğradığı hak ihlallerini, ırkçılığı ve cinsiyetçiliği kendi iktidarını sağlamlaştırmak adına cezasız bırakarak normalleştirmektedir. Bizler de diyoruz ki bu ırkçı, cinsiyetçi, kadın düşmanı iktidara karşılık olarak: Kadınlar bu iktidarı gönderecek.

Değerli halkımız, yine, ilim Urfa’da yaşanan önemli bir soruna da değinmek istiyorum. Urfa-Suruç arasındaki 45 kilometrelik yol Suruçlular tarafından “ölüm yolu” olarak adlandırılmaktadır. Her yıl feci kazaların yaşandığı, onlarca insanın yaşamını yitirdiği bu yolda hiçbir önlem alınmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) – Başkanım, toparlayabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) – Tek şerit genişliğinde ve dar olan fakat çift yön olarak ikiye bölünmüş hâlde kullanılan Suruç Yolu’nun hızlıca güvenli hâle getirilip duble yol yapılması gerekmektedir. Ayrıca Birecik-Halfeti arasında Kelaynak Yolu’nda kayalardan kopan parçalar sık sık seyir hâlindeki araçların üstüne düşmektedir. Önlem olarak oraya sadece kırmızı bir ışık yerleştirilmiş fakat bu ışığın kopan kayaları nasıl durduracağını anlayabilmiş değiliz. Gidip yerinde incelediğimiz yolda, kayalar o anda bile üstümüze düşebilirdi. Kayalarda oluşan çatlaklar uzaktan bile fark edilip görülebiliyordu ama hâlen çelik halat ve ağlarla gerekli önlemler alınmamıştır. Bu konuyla ilgili defalarca kez önergeler verdik fakat hiçbir adım atılmadı ve bir çözüm getirilmedi. Bu konuda yetkilileri görev ve sorumluluğa davet ediyor, tüm halkımızı ve Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde üçüncü konuşmacı İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) – Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 301 sayılı Kanun Teklifi’nin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şu anda 18’inci madde, yani yürütme maddesi üzerine konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, daha önce yaptığımız konuşmalarda da değindiğimiz gibi, Komisyonda da değindiğimiz gibi yine her zamanki gibi bir torba kanun, birbirine benzemez bir sürü maddenin içinde olduğu bir kanun teklifi getirdiniz ama getirdiğiniz kanun tekliflerinin içeriğine bakınca, artık ülkeyi hakikaten yönetemediğinizin ve palyatif çözümler peşinde nasıl da koştuğunuzun en iyi göstergelerinden bir tanesi de bu kanun teklifi. İçinde elbette ki desteklediğimiz maddeler var. Özellikle bireysel emeklilikle ilgili getirilen maddeler vatandaşlarımızın, bireysel emeklilik sistemine giren vatandaşlarımızın lehine olduğu için onları destekliyoruz. Elbette diğer bazı desteklediğimiz maddeler de var ancak bireysel emeklilik maddeleri de dâhil, aslında sizlerin para toplamak amacıyla bu kanun teklifini getirdiğiniz de ortada.

Bir maddeden bahsetmek istiyorum yine, çok tartışılan 12’nci madde. 12’nci maddeyle ne getirdiniz? Kamuoyuna açıklandığı şekliyle tarif edeyim: Kur korumalı Türk lirası vadeli mevduat hesabı açılması. Gerekçeniz de ne? “Finansal istikrara katkı sağlamak ve gerçek kişilerin mevduat ve katılma hesaplarının getirilerini kur artışlarına karşı desteklemek.” gibi bir gerekçe.

Değerli arkadaşlar, şunu soralım önce size: Ya, fiyat istikrarını kim bozdu? Biz mi bozduk, Ayşe teyze mi bozdu, çiftçi Mehmet amca mı bozdu; kim bozdu da şimdi siz fiyat istikrarı sağlamak için bu düzenlemeleri getiriyorsunuz? Neden bu, kur farkı üzerinden, yine, parası olan zenginlerin parasından para kazanmasına sebep olacak düzenlemeleri getiriyorsunuz?

Faizi indirdiniz “Faiz sebep, enflasyon…” diyerek, dolar kurunu, döviz kurunu havaya fırlattınız, enflasyonu yükselttiniz, sonra birdenbire indirdiniz, şimdi de “Finansal istikrara katkı sağlamak” falan diyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, doları belli bir seviyede tutmak için dört günde 7 milyar TL para sattınız siz, dolar sattınız. Şimdi, o nedenle, bu getirdiğiniz uygulamanın çok da başarılı olmadığı görüldü ki dün yine Plan Bütçe Komisyonunda 4 maddelik bir kanun teklifi görüştük; bu, gerçek kişilere getirilen düzenlemeyi şimdi de kurumlara getirdiniz, kurumlarla ilgili bir düzenleme. O düzenlemeyi kanun teklifi içerisinde görüşeceğiz ama bu getirdiğiniz yeni ekonomi modeli maalesef patlamış durumda. (CHP sıralarından alkışlar) Etki analizinde de şöyle bir durum var. Etki analizinde de bu maddeyle ilgili hiçbir düzenleme yok. “Söz konusu uygulamanın etkileri iki temel değişken tarafından belirlenmekte olup maliyet hesaplamaları sisteme katılacak mevduat seviyesine ve ilgili dönemde gerçekleşecek kur değişiminin mevduat faizinin üzerinde gerçekleşmesine göre değişiklik gösterdiğinden mali etkisi tam ölçülememektedir.” Yani aslında bir beklentiniz olmadan kanun düzenlemeleri getiriyorsunuz hâlbuki bunun yerine, artık bu tüketim ekonomisinden vazgeçip üretim ekonomisine geçseniz belki bir şeyler bu ülkede düzelecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, madde 13’le 5510 sayılı kanunun ek 19’uncu maddesinde yapılması önerilen değişiklikle hâlen 1.500 lira olan en düşük emekli aylığının Ocak 2022 ödeme döneminden itibaren 2.500 TL'ye çıkarılmasıyla ilgili bir düzenleme yaptık. Şimdi bizim bu düzenleme madde 13’le ilgili bir önergemiz oldu Komisyonda. Önergede ne teklif ettik, ne istedik? “Ölüm sigortasından ve iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından, ölüm aylığı veya sürekli iş göremezlik ölüm geliri alan hak sahiplerinin hisseleri oranı esas alınarak yapılan ödemeler tutarının 1.500 TL'den az olması durumunda 1.500 TL'ye iblağ edilir.” dedik ama siz bunu kabul etmediniz. Ne demek bu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) – Aslında bir sosyal ve hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasa’nın 60’ıncı maddesine de uygun olarak aslında herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olmasından dolayı bu verilen yardımların ailede işte eş ve çocuklar arasında kişi başına bölündüğü zaman 1.500’ün altında kalması durumunda bugünkü enflasyon koşullarında, bugünkü gelen zamlar koşullarında en azından asgari 1.500 liraya çıkarılmasını talep ettik. Ne sakınca vardı bunda sormak istiyorum.

Madde 13’ün etki analizinde şu var: “Yapılacak düzenlemeden 1 milyon 265 bin kişi faydalanacak olup düzenlemenin yıllık maliyeti 3,5 milyar TL'dir.” Müteahhitlere para aktarırken şu yoksulları, öksüzleri, yetimleri de sevindirseydiniz de şu 3,5 milyar biraz daha fazla olsaydı olmaz mıydı? Vatandaşın lehine düzenleme yapsaydınız olmaz mıydı? (CHP sıralarından alkışlar) Bu kanun teklifi sizin artık bu ülkeyi yönetemediğinizin en güzel göstergelerindendir. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum, saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.41

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Sevda ERDAN KILIÇ (İzmir), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 47’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

301 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından alınan karar gereğince, Anayasa Mahkemesinde boşalacak 1 üyelik için seçim yapmak ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 19 Ocak 2022 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 21.43



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı         üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan bir kelime ifade edildi.

(x) 301 S. Sayılı Basmayazı 11/1/2022 tarihli 44’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Maddeye git

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul