En son güncellemeler 24 Mayıs 2019 iş günü sonunda yapılmıştır.

Kanunum'un elektronik hukuk yayıncılığına yaklaşımını anlatan ve IOS Press tarafından yayınlanmış olan makalemizin Türkçe çevirisi için tıklayın.

Elektronik Hukuk Yayıncılığı ve Hukuki Verideki Boşluklara Hakkını Vererek Eğilmek (1)

 
Melih KARAKULLUKÇU *, Yeşim ERİBOL**, Tuğba KARAER ***
 
*Hukuk veritabanı Kanunum.com (Karakullukçu Danışmanlık Ltd Şti) kurucu ortağı. 
 
** Hukuk Danışmanı ve Kanunum Uzmanı
 
*** Kanunum Uzmanı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yükseklisans öğrencisi 
 
Giriş
 
Kullanıcılar, özel ya da kamuya ait elektronik hukuk araştırma araçlarına hukuki sorularına yanıt aramak üzere erişiyorlar. Kullanıcılara istediğini vermek, bu servisler için zorlu bir araştırma operasyonu gerektirir. Bunun nedeni, geniş, sınırları belirsiz ve anlamsal olarak birbirine bağlı “yasa” dediğimiz hukuki alanda, doğru cevapları alabilmenin, boşluk bırakmayan bir araştırmayı gerektirmesidir. “Yasa” sadece tüzük, yönetmelik ve yüksek mahkeme kararları değil, aynı zamanda kayıt altına alınmış idari düzenlemeler, alt mahkeme kararları, idari işlemler, yurttaşların sorularına verilmiş resmi yanıtlar ve benzerlerini içerir. Birçok hukuk sisteminde, son tahlilde, vatandaş için “yasa”nın ne olduğunu belirleyen şey, devlet çalışanlarının bir kanun ya da mahkeme kararı uyarınca yaptıkları idari işlemlerdir. Bunun yanı sıra, bu mevzuat, işlem veya kararlardan herhangi birinin hakkını vererek anlaşılabilmesi, diğerleriyle birlikte analiz edilmesi sonucu mümkün olabilir. Hukuki bilgi bu şekilde anlaşıldığında, külliyatın bir bölümü, çoğu AB ülkesinin çok sayıdaki idari birimi ile büyüklüğü göz önüne alındığında, elektronik (ve hatta basılı) hukuk yayınlarında hep eksik kalacaktır. Ne var ki, hukuki kurallar uzayının bütünsel ve tutarlı olması gereği nedeniyle, elektronik hukuk araştırma hizmeti verenler, bu eksik verileri göz ardı etme lüksüne sahip değiller. Bu makale ile, Kanunum olarak bizim bu meseleye nasıl baktığımızı ve eksik hukuk verisi sorununa karşı ne gibi çözümler ürettiğimizi anlatmaya çalıştık. Ama önce, “Kanunum” un ne olduğu, “bilgi” ya da “veri” nin bizim için ne anlama geldiği konusuna değinelim.  
 
Kanunum, Türk bir KOBİ eliyle, 2008 yılında, Türkiye’de iş yapanların çevrimiçi hukuki araştırma ihtiyaçlarına yönelik bir hukuk bilişim projesi olarak başlatıldı. Kanunum, 2009 yılının sonuna gelindiğinde artık, hâlihazırda geçerli olan mevzuat ile onların metinsel değişiklik bilgileri ile birlikte yüksek mahkeme kararlarını da içeren, güncel ve arama yapılabilir durumda, www.kanunum.com adresinden canlı yayına başlamıştı. 2011 yılının ortalarında Kanunum, genişletilmiş veri tabanı ile ücret karşılığı arama yapılabilen bir konuma erişmişti. Ancak, yayın hayatını halen özel finansman ve devlet AR-GE desteğiyle sürdürebiliyordu. Kanunum’a can veren ekip, Doğal Dil İşleme teknolojileri konusunda uzman iki bilgisayar mühendisi, bir başmühendis, birkaç yazılımcı, hukuk editörleri ile beş kişilik Yayın Kurulu’ndan (Kanunum Uzmanı) oluşuyordu. AR-GE ayağında hedefimiz, günlük hukuki verinin edinilmesi ve güncel ve kullanıma hazır bir halde tutulması konusunda olabildiğince insan emeğini azaltmak ve arama performansımızı geliştirmek oldu. Çalışmalarımızdaki genel yaklaşımımız konusuna gelirsek, şirket olarak yerimizi ve rolümüzü tanımlamak üzerine biraz düşündük: Kanunum, resmi hukuk metinlerinin, çevirimiçi ortamda yayımını sağlar. Biz, bu anlamda, çevirimiçi hukuk araştırma servislerini basılı hukuk yayıncılığının devamı olarak görüyoruz ve onların da hedefi olan, hukuk metinlerinin doğru, anlaşılır, kullanışlı bir şekilde okuyucuya ulaştırılması ereğini paylaşıyoruz. Hedefi bu şekilde belirlediğimizde, elektronik çevirimiçi alanda karşılaştığımız farklı fırsat ve güçlüğü bir ‘dönüştürme’ işlemi olarak tanımlayabiliriz: web üzerinde bulunan düzensiz ve sürekli değişen elektronik hukuki içeriği alıp, doğru, zaman hassasiyeti olan, kullanıcı sorgularına yanıt olarak görüntülenen kullanıcı dostu hukuki metin ve yan metin ekranlarına dönüştürmek.
 
Bu perspektif ışığında, “veri”yi, resmi normatif bir metni verili bir zamanda, metinsel bir hata yapmadan, temel bağlamında sunmamızı sağlayan materyal olarak tanımlıyoruz (örnek. verili bir gündeki kanun maddesinin lafzını, o gün o maddenin uygulamasını belirleyen uygulama mevzuatına dair bilgilerle birlikte sunmak). Bu tanım göz önüne alındığında, önemli “veri” nin neden her zaman eksik kalacağını, bunun neden bir problem olduğunu ve verinin eksik ya da güven vermeyen bir konumda olduğunda ne yapılması gerektiğini aşağıda yalın bir biçimde ve anekdotlarla detaylandırdık. Ele aldığımız diğer bir husus da, yetkili makamların daha fazla “veri”yi ulaşılabilir kılması konusundaki hukuki girişimlerimiz ve takip ettiğimiz usul.
 

1. Elektronik Hukuk Yayıncılığını, Bilgi Boşluklarını Yönetmek olarak anlamak

 
Kanunum kullanıcıları, diğer çevirimiçi hukuki araştırma servislerinin sitelerine olduğu gibi, bu siteye de arama çubuğu yardımıyla belli sorgulamaları yapmak üzere geliyor. Bu hizmet, aranan terimin öne çıkarıldığı bir sonuç listesi üretiyor. Kullanıcı, ilgili görünen sonuca tıkladığında istenen metin görüntüleniyor. Kanunlar özelinde konuşursak, içerik görüntüleyici, o kanundaki değişikliklerin izlenebileceği zaman çizelgesini sayfanın üst tarafında getirirken, sayfanın farklı bir alanında da o kanun ile ilgili diğer yasal düzenlemeler ile yargı kararlarının sıralandığı bir seçkiyi gösterir. Bu bilgi, o kanunun ekranda görüntülenen tüm maddeleri için maddelerin hemen yanında ayrı ayrı tekrarlanır. Böylece, kanun sayfasında, kanun maddesine bakıldığında, o maddenin değiştirildiği tarihlerin ne olduğu ve yüksek mahkemece askıya alınmış, durdurulmuş ya da iptal edilmiş olup olmadığı bilgisi görülebilir. Zaman çizelgesi üzerinde, işaretli bir tarihe tıklandığında, açılan yeni pencerede o tarihte metinsel değişiklik yapan yasama ya da yargı metni görüntülenir. Bu metinsel bilgi dışında, kanunun içerik görüntüleyicisi temyiz mahkemesi kararları ya da kanunu yorumlayan düzenlemeleri ve/veya özel maddeyi göstermeye çalışır. İçerik görüntüleyici ayrıca, o madde ile ilgili kullanıcıyı, gelecekte gerçekleşebilecek muhtemel değişiklikler konusunda da uyarmaya çalışır. 
 
Kanunum, bu hizmeti sağlayabilmeyi öncelikle veritabanında arama yapan Doğal Dil İşleme teknolojilerine borçludur. Hukuki içerik veritabanına gelirsek, metinler öncelikle resmi elektronik kaynaklardan toplanmaktadır.  Toplanan bu verinin makine tarafından algılanabilir üst veri ve elektronik metin yapısına kavuşturulması, metinsel değişikliklerin güncel olarak işlenmesi ve metinlerin bütünselliği olan ilişkilendirilmiş bir veritabanı yapısı içinde tutulması için, bünyemizde geliştirilen yazılım araçları ile konusunda uzman editörlerimizin yürüttüğü iş akışına güveniyoruz. 
 
Hukuki metinleri arayıp tarayıp toparlar ve görüntülerken süreç bir dizi yolla önemli bilgi hataları ve bilgi boşlukları üretir. Yaptığımız işte bilgi kirliliğinin oluşabileceği ilk yer iş akışının teknik ayağı olabilir. Editörlerin günlük resmi gazete ile diğer hukuki kaynak analizleri sonucu gündeme gelen metinsel ilişkileri girmek için kullandıkları yazılım uygulamaları ile metinleri ilişkilendirilmiş veri olarak muhafaza etmeye ve görüntülemeye yarayan veri yönetim sistemi kırılmanın yaşanabileceği teknik ayaklar olarak dile getirilebilir.  Kurumların çoğu için, yazılım iyileştirmelerine ne kadar yatırım yapılırsa yapılsın, özellikle gelişimin ilk aşamasında öngörülemeyen (ve yazılımcılarca “böcek” olarak adlandırılan) bu yazılım aksilikleri kaçınılmazdır.  Elektronik Hukuk Yayıncılığı bağlamında bu aksiliklerin önem derecesi büyük değişkenlik gösterir. Bir örnek vermek gerekirse, diğer hukuki metinlere referans bulduğunda XML dosyalarını otomatik olarak etiketleyen bir aracın deneme aşamalarında şunu keşfettik, bu araç (gözüken o ki rastgele) XML dosyasını etiketleme sırasında orijinal metni de siliyor. Kısmen, silinen bölümler öylesine genişti ki metinleri anlaşılmaz kılıyordu. Ancak çoğu zaman da öylesine küçüktü ki metin rahatlıkla okunabiliyor ve boşluklar da fark edilemiyordu, bu durumda hatayı erken tespit etmek zorlaşıyordu. 
 
Bilgide yanlışların, boşluk ya da hataya neden olduğu bir başka yer de editörlerin metinleri analiz, değiştirme ve metinler arası ilişkilerle veri ile üstveri (metadata) yaratımı ile sürece dahil oldukları noktadır. Yanlışları bulmak için yaptığımız kontroller sırasında yaygın olarak karşılaştığımız editoryal hataları, değişiklik için yanlış yürürlülük tarihi girişi, böyle bir durum söz konusu değilken yüksek mahkeme kararı ile metin arasında bir ilişki kurmak, ya da Resmi Gazete yayım tarihinin hatalı girişi olarak sıralayabiliriz. 
 
Sonuç olarak, bu tür elde olmayan müdahalelere ek olarak, verideki eksiklikler, devletin çeşitli organlarının yayım kararlarının sonucu da oluşmuş olabilir. Daha önce de belirtildiği gibi, araştırması esnasında kullanıcı için mevzuata ait bir metinle karşı karşıya geldiğinde mevzuatı doğru yorumlaması, ilgili yönetmelikleri, düzenleyici işlemleri ve idari uygulama pratiği bilgisini gerektirir. Ancak, düzenlemelerin bazıları hâlihazırda resmi olarak yayımlanmıyor olabilir, düzenleyici işlemler her zaman resmi yayın organlarına bildirilmeyebilir ve bazen ilgili mevzuat maddesine dair ilga edilme ya da iptal bilgisi herhangi bir resmi kaynakta mevcut olmayabilir. Ayrıca, elektronik ortamdaki metinler kullanıcı talebi üzerine görüntülenir ve kullanıcı tarafındaki kanı, sunulan bilginin görüntülendiği anda güncel olduğu yönündedir. Yani, yetkililer bilgi paylaşımında istekli olsalar dahi, çevirimiçi kullanıcıların güncellik konusundaki yüksek beklentilerini karşılama konusunda istemeden yetersiz kalabilirler. 
 
Bizce bu sorunlar herhangi bir ürün ya da hukuk sisteminde değişik derecelerde olagelmiştir. Özellikle kaynakların sınırlı olduğu hallerde eksik ya da hatalı veriler sorununun tamamen ortadan kaldırılması bir seçenek değildir. Diğer taraftan, daha önce de belirtildiği gibi, bazı veri boşlukları, ilgili boşluğu barındıran elektronik hukuk yayınını kullanılmaz kılacak kadar vahim olabilir.  Kanunum’un kaynaklarını göz önünde bulundurarak, eksik bilgi sorununun, ilk elde, iki yöntemle üstesinden gelmeye çalıştık, biri hatalı veri taraması, diğeri de olabilecek yanlışlıklar konusunda kullanıcıları uyarmak. 
 
Verimizdeki hatalar ve eksiklikler için seçerek tarama yapıyoruz. Bunun için de, verideki belli eksiklikler diğerlerinden daha önemlidir belirlemesi gibi hoş olmayan tespitler yapmak durumunda kalıyoruz. Eksiklerdeki önem derecesini belirlerken kararımızın tutarlılığı açısından, iki faktör üzerinde anlaşmaya vardık: (i) eksikliğin okuyucu tarafından kolayca farkedilebilecek nitelikte olup olmadığı ve (ii) eksikliğin kullanıcıya verebileceği olası zarar. Bu nedenle, yukarıda tanımlanan teknik aksilik içinde, metni anlaşılmaz hale getirmeden anlamını değiştiren küçük metin kayıplarını, yaygın ve açık metin kayıplarından daha önemli buluyoruz. Ya da, bir başka örnek vermek gerekirse, kullanıcı açısından, resmi bir mahkeme belgesinde bir karardan söz ederken resmi gazete numarasını yanlış göstermek, henüz yürürlükte olmayan kanuni dile dayanmaktan daha az zararlıdır. Bu ve benzeri bulgular ışığında, otomatik ya da manuel hata kontrolü yaratırken belli bilgi ve ilişki tiplerine öncelik tanıyoruz. 
 
İkinci olarak, bizce kullanıcılar özel elektronik hukuk yayıncılarının ekranlarında gördükleri bilginin doğruluğu ve geçerliliği konusunda sınırlar ve boşluklar olacağını bilmelidir. ‘Resmi kaynakların her zaman göz önünde bulundurulması gerektiği’ gibi genel uyarılar sunarken, yayıncılar gerekli olan yerde daha ayrıntılı ve belirli yönlendirmeleri de dahil etmeliler diye düşünüyoruz. Örneklemek gerekirse, kanunların tarihçesini gösterirken, geçmiş bütçe dönemlerinde geçici bir süre için askıya alınmış fıkralarla ilgili bilgilerin tarihçeye dahil edilip edilmediği kullanıcının bilmesi gereken bir ayrıntıdır.
 
Yetkili mercilerin resmi olarak metinleri erişime açmadıklarında oluşan eksiklikler durumunda, biz yine yukarıda sözü edilen yöntemleri kullanmaya devam ediyoruz. Ama, gerçekten kararlı olanlar için, böylesi durumlarda her zaman başka bir seçenek daha vardır: Eksik metinleri isteyebilirsiniz. Bir sonraki bölümde, kısaca, bu seçeneği kendi hukuk sistemimiz içinde nasıl irdelediğimizi anlatıyoruz.
 
2. İçtihatı kamuoyunun bilgisine açmak için yetkilileri ikna etmek – Emsal Yaratma amaçlı bir Deneme (2)
 
Diğer pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, mahkeme kararları ve özellikle yüksek mahkeme kararları, resmi kurumlar nezdinde önemli ve emsal niteliğindedir. Ancak, davaların sadece seçilmiş bir kısmı resmi kaynaklar ve internet sitelerinde yayımlanıyor, bu yayınlardaki metinler de bire-bir metinler değil, daha çok alıntılar ya da özetler şeklinde oluyor. Resmi olarak yayımlanmayan yüz binlerce yüksek mahkeme kararı içinden önemli olanlarından bazıları, özel yayınlar ya da internet sitelerinde gün yüzüne çıkıyorlar. Bunun sonucu olarak, özel elektronik hukuk araştırma servislerinin, yayımladıkları içtihat seçkisinin başka hiçbir yerde bulunamayacak önemli kararlar içermesiyle ilgili böbürlenmeleri sıkça rastlanan bir durum.  Hal böyle iken, elektronik hukuk yayıncılığı alanında faaliyet gösteren bir firma için “yayımlanmamış” kararlara erişim konusu ciddi değerlendirme gerektiren bir sorun. 
 
Kanunum’un “yayımlanmamış” kararlara özel bir erişimi yoktu.  Bu nedenle biz de farklı bir yol denemeye karar verdik.  Öncelikle, devletin kesinleşmiş tüm yargı kararlarını ve özellikle yüksek yargı kararlarını, kesinleştikleri tarihte, elektronik ortamda kural olarak yayımlaması gerektiğini bir hukuki sav olarak öne sürmek istedik.  Düşüncemize göre, bir yargı kararının elektronik yayından istisna edilmesi rutin bir uygulama olmamalı, sadece özel ve tanımı yapılmış durumlarda mümkün olmalıdır.  İkinci olarak da, yayınevi ve benzeri özel kişi ve kurumların bazı “yayımlanmamış” kararları nasıl ve hangi dayanakla temin ettikleri üzerine resmi ve kamuya açık bir tartışmaya girmek istedik.  
 
Bu amaçla 2008 Mayıs ayı başında Danıştay’a bir mektup yazdık. Mektubumuzda, mahkeme kararları gibi resmi hukuki metinleri elektronik ortamda yayımlamayı isteyen bir şirket olduğumuzu, bu noktada yüksek mahkemenin bize, dijital ortamda bulunan kararlarını edinmemiz konusunda yol göstermesi durumunda minnettar kalacağımızı belirttik. Bu ilk yazışmadan olumlu bir sonuç alınamayınca, Kanunum Uzmanları, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na dayanarak Danıştay’a resmi bir bilgi edinme başvurusunda bulundu. Mayıs 2010’da Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde yaptığımız bu başvurumuzda, (1) Danıştay tarafından elektronik ortamda yayımlanmış veya kitap/dergi olarak basılmış tüm İçtihat Birleştirme Kararlarının (İBK) esas, karar numaraları ve karar tarihleri, (2) bunlar dışında kalan İBK’lara erişim hakkı ve (3) mahkeme üyelerinin özel yayıncılar yoluyla kararları yayımlamaları uygulamasını düzenleyen (varsa) kurumsal tüzük maddesi ve prosedürlerle ilgili ayrıntıları talep ettik.  31 Mayıs 2010’da Danıştay taleplerimizin tamamını reddetti.  Danıştay’a göre yüksek mahkeme, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamındaki bilgi talebimizi karşılamak zorunda değildi, çünkü taleplerimiz Kanun’un (i) “ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge” için yapılan talepleri kapsam dışı bırakan 7nci maddesi (3), ya da (ii) “tavsiye ve mütalaa taleplerini” kapsam dışı bırakan 27nci madde (4) altında reddedilebilir nitelikteydi.  Danıştay red yanıtında, her halukarda, mahkemenin yargısal faaliyetlerine dair bilgilerin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun kapsamı dışında olduğunu belirtti.  Danıştay’ın yanıtı bunun yanında, genel olarak, mahkeme kararlarına sınırsız erişim önündeki teknik ve hukuki engelleri vurguluyordu.  Mahkeme bizi internet sitesinde yayımlanan seçkiye ve mahkeme arşivine erişimi düzenleyen yönetmeliğe yönlendirdi. (5) Bu yönetmeliğin Danıştayca atıf yapılan ve bizi ilgilendiren bölümünde, araştırıcıların Danıştay Genel Sekreterliği’nin izniyle, ve araştırma nedenlerini bildirmek kaydı ile, araştırma yapabilecekleri belirtilmektedir. (6) 
 
2010 Haziran’ında, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında reddedilen taleplerle ilgili itirazları inceleyen idari organ, T.C. Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’na (BEDK), itirazda bulunduk. Başvurumuzda, yargısal faaliyetler Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında olsun veya olmasın, nihai karar metinleriyle ilgili istenen bilgilerin Danıştay’ın yargısal faaliyetine ilişkin bilgiler olmadığını, mahkemenin bu metinleri arşiv materyali olarak muhafaza ettiğini ve hukuk camiasının da emsal olarak bu kararlara muhtaç olduğunu izah ettik. Böylece, yargısal faaliyet Bilgi Edinme Hakkı Kanunu dışında tutulmuş olsa bile, talebimizin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesi dışında olmadığını belirtmiş olduk. Mahkeme üyelerinin özel yayıncılar yoluyla mahkeme kararlarını yayımlamasıyla ilgili bilgi talebimizin, bir mütalaa talebi değil, mahkemenin mevcut kural ve uygulamaları ile ilgili bir bilgi talebi olduğunu kaydettik.  (7) Temmuz 2010’da BEDK, Danıştay’ın, mahkeme üyelerinin, özel yayıncılar yoluyla mahkeme kararlarını yayımlaması ile ilgili kural ve prosedürler konusunda bilgi vermesi gerektiğini kabul etti. BEDK, yayımlanmış Danıştay İçtihat Birleştirme kararlarının numarası ve tarihi ile ilgili talebimizin, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Madde 7’deki “ayrı veya özel bir çalışma” istisnası altında geri çevrilebileceğini belirtti. Yayımlanmamış kararlar için ise mahkemenin cevabını yeterli buldu. (8) Danıştay, BEDK kararı uyarınca verdiği 2010 Ağustos tarihli yanıtında, özel yayıncıların Danıştay kararlarını yayımlamaları ve toplamalarını düzenleyen bir mevzuatı olmadığını bildirdi. Mahkeme, istediğimiz kararlarla ilgili olarak da, hangi Danıştay Daire’since alındığı, karar numarası ve tarihinin belirtilmesi durumunda, talebimizin ilgili Danıştay Dairesi’nce dikkate alınabileceğini belirtti. 
 
Kanunum Uzmanları, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun yayımlanmamış mahkeme kararlarını talep etmek için kullanılıp kullanılamayacağı sorusuna BEDK’nın yaklaşımını kesin olarak sınamak için Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, Madde 7 “ayrı veya özel çalışma” istisnasına takılmayacak darlıkta yeni bir başvuru yapılması yönünde karar aldı. 2010 Eylül’ünde Kanunum, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, Danıştay’a yeni bir dilekçe ile başvuruda bulundu.  Bu kez belli bir Daire’yi adres göstererek, Daire’de Haziran ve Eylül aylarında belirtilen bir kaç hafta içinde verilmiş ve kesinleşmiş tüm kararların esas, karar numaralarını sordu. Mahkeme, talebimizi, Madde 7 uyarınca ‘ayrı veya özel çalışma’ gerektirdiği gerekçesi ile reddetti ve BEDK itirazımız da itiraz tarihiyle ilgili nedenlerle usul yönünden reddedildi.  (9) Bu sırada, makalemizin yazarları arasında da yer alan bir Kanunum Uzmanının akademik araştırmasına yönelik Yargıtay içtihadına ihtiyacı oldu.  Kanunum uzmanları, BEDK’dan net bir karar elde edebilmek adına bunun yeni bir fırsat olduğunu gördü ve yazarın başvuru ve muhtemel BEDK itiraz sürecine danışmanlık vermeye ve destek olmaya karar verdi.  
 
Şubat 2011’de yazarımız, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, Yargıtay’a bireysel başvuruda bulundu ve Yargıtay Dairelerinden birinin 6-10 Aralık 2010 tarihleri arasında verilmiş tüm kesinleşmiş kararlarının esas ve karar numaralarını sordu. Bu dairenin aldığı son kararlara hiçbir resmi kaynaktan ulaşılamadığı konusu da başvuruda öne çıkarıldı. (10) Yargıtay yanıt vermedi, yazarımız yanıt için BEDK’ya başarılı bir itirazda bulundu (11) ve bunu müteakiben 2011 Haziran’ında Yargıtay, yargısal faaliyetleri açısından Kanun’un kapsamı dışında olduğunu gerekçe göstererek başvuruyu reddettiğini bildirdi (12). Yazar, 2011 Temmuz’unda BEDK’ya itirazını iletti.  Kanunum Uzmanı itirazında, kesinleşmiş kararlara dair bilgi taleplerinin yargısal faaliyete dair istemler olmadığını çünkü kararların kesinleşmesiyle yargısal faaliyetin sona erdiğini belirtti.  Bu kararlar, hukukun temel kaynaklarından birini oluşturan kamuya ait belgelerdi. İçtihada dair Bilgi Edinme taleplerinin tamamının “yargısal faaliyet” olarak kapsam dışı tutulmadığına dayanak olarak, yazarımız Kanunum’un önceki BEDK itirazında verilen karara atıfta bulundu.  Son olarak, dilekçede çerçevesi kısıtlı bilgi talebemizin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Madde 7 “ayrı veya özel inceleme” istisnası uyarınca da reddedilemeyeceği vurgulandı. 
 
Ağustos 2011’de BEDK 6’ya karşı 3 hayır oyu ile haklılığımızı onayladı. Kurul, yargı organlarınca tesis edilmiş olmakla birlikte ilgili yargısal sürecin sona ermesiyle yargı organlarının el çektikleri kararların yargısal faaliyet kapsamından çıkarak arşiv bilgisi vasfını kazandıklarını, kararlara dair dokümanların Türk Milleti'nin malı birer idari belge haline geldiklerini, dolayısıyla bu kararlara dair taleplerin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında ele alınması gerektiğini, itiraza konu bilgi edinme başvurusu ile talep edilen bilgilerin Kanunda yer alan istisnalar kapsamında olmadıklarını belirtti.  Kurul, yazarın istediği bilgilerin yazarın erişimine sunulmaları gerektiğine karar verdi. (13)  
 
Üç karşı oy arasından biri, Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulamasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin, Kanunun kapsamını açıklayan 2’inci Maddesi altında (14), talebin yargısal süreci ilgilendiren bir talep olarak reddedilebileceği görüşünü tekrarladı. Bu oya göre herhalükarda Yargıtay’a Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca gelen talep “ayrı veya özel inceleme” gerektiriyordu. Muhalefet şerhinin devamında ayrıca Yargıtay kararlarının kesinleşmesinden sonra, yargısal faaliyet kapsamının dışına çıktığı düşüncesinin, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 1. maddesinde belirtilen "Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir" hükmüne aykırılık oluşturduğu söylenmekteydi. (15) Geriye kalan iki karşı oyun ortak şerhinde, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun yargı kararlarıyla ilgili bilgi talep edilmesi için uygun bir araç olmadığı belirtildi.  Bu karşı görüşe göre, kararlar yargılamada aleniyet esası çerçevesinde istenmeli ve değerlendirilmeliydi. (16)
 
3. Sonuç
 
Hatalı ve eksik metinlerin tamamlanması ve sorumlu yönetimi bir yayıncının işinin ana parçasıdır. Deneyimlerimiz üzerinden de anlatmaya çalıştığımız gibi bu elektronik hukuk yayıncılığı için daha da böyledir. Resmi kaynaklardan hukuki metinleri elde etme çabamızla ilgili olarak biz, ticari yayıncıların bu mücadelesinin kamu yararı içerdiğine işaret etmeye çalıştık. Bu yarar, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde yaptığımız ve desteklediğimiz başvurulardaki motivasyonun bir parçasıydı. Bu bağlamda, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinin mahkeme kararlarını da içerecek şekilde genişletilmesiyle ilgili olarak mahkemelerin ve diğerlerinin duyduğu endişeyi anlıyoruz. Öte yandan, devletin bir yandan yargı içtihadının ülkenin hukukunun parçası olduğunu ifade ederken, diğer yandan kararların tamamı veya tamamına yakınını resmi elden yayımlamayı reddetmesinin ve bu kararlardan bazılarını bir prosedür gözetmeden bazı özel yayıncılarla paylaşıyor olmasının iyi bir uygulama olmadığı konusunda ısrarcıyız. 
 
Metni Türkçeleştiren Ebru Tutu
 
NOTLAR:
 
(1) IOS Press’in müsaadesiyle basılmıştır. İngilizce orjinali, Gaps in Legal Data and Commercial Electronic Legal Search Services, Melih Karakullukçu, Yeşim Eribol, Tuğba Karaer, adıyla, IOS Press tarafından basılan Frontiers in Artificial Intelligence and Applications (Yapay Zeka ve Uygulamaları Alanında Yenilikler) dergisinin "From Information to Knowledge, Online Access to Legal Information: Methodologies, Trends and Perspectives" (eds. M.A. Biasiotti and S. Faro) adlı Cilt 236 (sf 83-89) özel sayısında yayınlanmıştır. (Copyright 2011 www.iospress.nl; http://ebooks.iospress.nl/publication/6718)
 
(2) Ç.N. Amerikan Hukuk Sistemi’nde uygulaması olan ‘Test Case’ ifadesini ‘Emsal Yaratma Amaçlı Bir Deneme’ olarak Türkçeleştirdik.
 
(3) 4982 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (4982), T.C. Resmi Gazete 25269 (24 Ekim 2003), Madde 7
 
(4) 4982 Madde 27
 
(5) Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu (BEDK) Kararı 2010/1272 (29 Temmuz 2010).  BEDK kararları için, BEDK ile iletişim içine girilebilir. (www.bedk.gov.tr)
 
(6) Danıştay Arşiv Yönetmeliği, T.C. Resmi Gazete 24657 (31 Aralık 2002)
 
(7) Kanunum.com merkez ofisinde arşivlenen itiraz dilekçelerinin ayrıntıları için, Kanunum.com uzmanlarıyla iletişim içine geçilebilir. (www.kanunum.com)
 
(8) BEDK Kararı 2010/1272 (29 Temmuz 2010)
 
(9) BEDK Kararı 2010/2159 (30 Aralık 2010)
 
(10) BEDK Kararı 2011/1214 (11 Ağustos 2011)
 
(11) BEDK Kararı 2011/788 (26 Mayıs 2011)
 
(12) BEDK Kararı 2011/1214 (11 Ağustos 2011)
 
(13) BEDK Kararı 2011/1214 (11 Ağustos 2011)
 
(14) Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulamasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik, T.C. Resmi Gazete 25445 (27 Nisan 2004), Madde 2.  Bu madde, Bilgi Edinme Hakkı kullanılarak bilgi talep edilebilecek kurumları tanımlamaktadır.
 
(15) Anladığımız kadarıyla bu karşı oy gerekçesinde kastedilen, halkın kamu kurumlarını ve yönetimi sorgulama ve denetleme hakkı olarak görülebilecek bilgi edinme hakkının Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu tarafından yargıya yönelik olarak genişletilmesinin, kanunun yürütme organına yönelik gibi gözüken genel mantığına uymadığı ve, belki, demokratik hukuk devletlerinde gözetilen yargının bağımsızlığı ilkesi bağlamında rahatsızlık verici olduğudur.
 
(16) BEDK Kararı 2011/1214 (11 Ağustos 2011)